<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dürtü | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/durtu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/durtu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 09:32:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Dürtü | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/durtu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aç Değilken Yediren 4 Neden 4 Çözüm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ac-degilken-yediren-4-neden-4-cozum-634771</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aç]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[değilken]]></category>
		<category><![CDATA[diyor]]></category>
		<category><![CDATA[Dürtü]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenle]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yediren]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gün içinde kendinizi ya buzdolabının önünde buluyorsunuz ya da yeni yemek yemiş olsanız da “o tatlıyı mutlaka yemeliyim” diyebiliyorsunuz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ac-degilken-yediren-4-neden-4-cozum-634771">Aç Değilken Yediren 4 Neden 4 Çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gün içinde kendinizi ya buzdolabının önünde buluyorsunuz ya da yeni yemek yemiş olsanız da “o tatlıyı mutlaka yemeliyim” diyebiliyorsunuz. Bazen çevrenizdekiler yediklerinize tepki bile gösterebilir, siz ise kendinizi hep şu cümleyi söylerken buluyor olabilirsiniz: “Aç değilim ama yemek istiyorum”. Bu durum çoğu zaman iradesizlik ya da kontrolsüzlük olarak yorumlansa da aslında yeme davranışının altında derinden sebepler yatıyor olabilir. Bu davranışın yalnızca fiziksel açlıkla açıklanamayacağını belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Karaman</strong>, “Bu durum özellikle stresli, yorgun ya da duygusal olarak zorlayıcı anlarda ortaya çıkıyor. Bu nedenle asıl soru “Ne kadar yiyorum?” değil, “Neden yiyorum?” olmalı” diyor ve duygusal yemenin 4 neden ve 4 çözümünü anlatıyor. </p>
<p><strong>GERÇEKTEN AÇ MISINIZ? </strong></p>
<p>Fazla yemek yeme davranışı çoğu zaman yalnızca fiziksel açlıkla değil, duygusal ihtiyaçlar ve içsel gerilimlerle de ilişkilidir; ancak her yeme isteğini duygusal olarak etiketlemek de doğru değildir. Bazen beden gerçekten enerjiye ihtiyaç duyarken, bazen de stres, yalnızlık ya da yorgunluk gibi duygular bu davranışı tetikleyebilir. Bu nedenle önemli olan, yeme davranışını yargılamak yerine kaynağını anlayabilmektir. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Karaman</strong>, “Asıl soru ne kadar yediğimiz değil, neden yediğimizdir. Kişi ‘Şu an hissettiğim şey açlık mı, yoksa başka bir ihtiyacın ifadesi mi?’ diye sormaya başladığında değişim de başlar” diyor.</p>
<p>Duygusal yemek yeme davranışının farklı nedenlerle, alışkanlıklarla ortaya çıkabileceğini belirten <strong>Cansu Karaman</strong> 4 neden ve 4 çözümü sıralıyor. </p>
<p><strong>FAZLA YEMEYE İTEN 4 NEDEN – 4 ÇÖZÜM</strong></p>
<p><strong>1. Neden: Duygusal düzenleme zorluğu</strong></p>
<p>Fazla yemek yeme davranışının en yaygın nedenlerinden birinin duygularla baş etmede yaşanan zorluklar olduğunu belirten Klinik Psikolog Cansu Karaman, “Kaygı, yalnızlık, stres ya da sıkıntı gibi duygular yoğunlaştığında, yemek birçok kişi için hızlı ve erişilebilir bir rahatlama aracı haline gelebilir. Bu noktada yeme davranışı fiziksel bir ihtiyaçtan çok, duygusal bir boşluğu doldurma ya da içsel gerilimi azaltma işlevi görür. Ancak bu rahatlama genellikle kısa sürelidir ve sonrasında suçluluk duygusu ile birlikte döngü yeniden başlar” diyor. </p>
<p><strong>Çözüm: “Dur – fark et – isimlendir” yaklaşımı</strong><br /> Yeme isteği ortaya çıktığında otomatik şekilde harekete geçmek yerine kısa bir duraksama yaratmak kritik bir adımdır. Kendinize “Şu an gerçekten aç mıyım, yoksa bir duyguyla mı baş etmeye çalışıyorum?” sorusunu sormak, farkındalığı artırır. Ardından hissettiğiniz duyguyu isimlendirmek (örneğin “şu an gerginim” ya da “yalnız hissediyorum”) duygunun yoğunluğunu azaltır ve davranış üzerinde kontrol hissi oluşturur. Bu basit ama etkili adım, otomatik yeme davranışını bilinçli bir tercihe dönüştürür.</p>
<p><strong>2. Neden: “Ya hep ya hiç”</strong></p>
<p>Birçok kişi beslenme sürecini katı kurallar üzerinden yürütür. Bu nedenle küçük bir kaçamak bile “her şey bozuldu” düşüncesini tetikleyebilir. Bu siyah-beyaz bakış açısı, kişinin kendini başarısız hissetmesine ve “nasıl olsa bozuldu” diyerek daha fazla yeme davranışına yönelmesine neden olur. Böylece tek bir küçük sapma, kontrol kaybına dönüşebilir.</p>
<p><strong>Çözüm: Esnek ve sürdürülebilir düşünme geliştirmek</strong><br /> Beslenmede mükemmeliyetçi yaklaşım yerine esnekliği benimsemenin önemine değinen Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Karaman, “Bir öğünde plan dışına çıkmak, tüm sürecin başarısız olduğu anlamına gelmez. “Her öğün yeni bir başlangıçtır” bakış açısı, kişinin süreci sürdürebilmesini sağlar” diyor. </p>
<p><strong>3. Neden: Dürtüye anında tepki verme alışkanlığı</strong></p>
<p>Yeme isteğinin ardında çoğu zaman anlık bir dürtü olabilir. Bu dürtüye hemen yanıt vermek, davranışın otomatikleşmesine ve alışkanlık haline gelmesine yol açar. Oysa bilimsel olarak bu tür dürtülerin büyük bir kısmı kısa süre içinde kendiliğinden azalır. </p>
<p><strong>Çözüm: Ertele</strong><br /> Yeme isteği geldiğinde kendinize 10 dakika gibi kısa bir süre tanıyın. Bu süre içinde ortam değiştirebilir, su içebilir, kısa bir yürüyüş yapabilir ya da dikkatinizi başka bir aktiviteye yönlendirebilirsiniz. Klinik psikolog Cansu Karaman, bu yöntemle kişinin dürtüsü ile davranışı arasında “boşluk” oluşturmasını sağladığını ve kontrolünü kuvvetlendirdiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>4. Neden: Kendine karşı eleştirel ve sert iç ses</strong></p>
<p>Fazla yemek yeme davranışından sonra ortaya çıkan “Yine başaramadım”, “Hiç iradem yok” gibi düşünceler, kişinin kendine karşı sert ve yargılayıcı bir tutum geliştirmesine neden olabilir. Bu içsel eleştiri suçluluk ve utanç duygularını artırarak kişinin yeniden yemekle rahatlama aramasına yol açabilir. Böylece kısır bir döngü oluşur.</p>
<p><strong>Çözüm: Öz-şefkat ve destekleyici iç konuşma geliştirmek</strong><br /> Kendine daha anlayışlı yaklaşmanın bu döngüyü kırmanın en önemli adımlarından biri olduğunu belirten Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Karaman, “Şu an zorlandım ama bu normal” ya da “Tekrar dengeyi kurabilirim” gibi daha gerçekçi ve destekleyici bir iç konuşma, hem duygusal yükü azaltır hem de kişinin yeniden kontrol kazanmasına yardımcı olur. Öz-şefkat, değişimin önündeki en büyük engellerden biri olan suçluluk duygusunu azaltarak daha sürdürülebilir bir iyileşme süreci sağlar” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ac-degilken-yediren-4-neden-4-cozum-634771">Aç Değilken Yediren 4 Neden 4 Çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklukta DEHB tanısı alan her üç kişiden birinde belirtiler devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-dehb-tanisi-alan-her-uc-kisiden-birinde-belirtiler-devam-ediyor-569884</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 13:44:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bektaş]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dürtü]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlikte]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yetişkinlikte görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) kişiyi pek çok yönden etkileyebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Dalgınlık ya da unutkanlık diye geçiştirilen bazı sorunların arkasında DEHB olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-dehb-tanisi-alan-her-uc-kisiden-birinde-belirtiler-devam-ediyor-569884">Çocuklukta DEHB tanısı alan her üç kişiden birinde belirtiler devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yetişkinlikte görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) kişiyi pek çok yönden etkileyebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Dalgınlık ya da unutkanlık diye geçiştirilen bazı sorunların arkasında DEHB olabilir. Yetişkinlikte bile doğru tanı ve tedaviyle daha düzenli, verimli ve dengeli bir yaşam mümkündür” dedi. Araştırmalara göre çocuklukta tanı alan her üç kişiden birinde yetişkinlikte belirtilerin sürdürdüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Yaş ilerledikçe belirtilerin şekli değişebilir. Çocuklarda daha çok hareketlilik göze çarparken, yetişkinlerde dikkatsizlik, zaman yönetiminde zorluk, plansızlık ve dağınıklık ön plana çıkabilir” dedi.<br />
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, yetişkinlerde görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) etkileri ve tedavilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />
DEHB’li beyin farklı şekilde tepki veriyor<br />
DEHB’yi “beynin dikkat, planlama, dürtü kontrolü ve hareket düzenleme mekanizmalarını etkileyen süreğen bir nöropsikiyatrik bozukluk” olarak tanımlayan Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Bu kişilerdeki durum nöroçeşitliliğe (neurodivergent) bağlıdır. Nörotipik kişilerle karşılaştırıldığında DEHB&#8217;li kişilerin iki ana beyin bölgesinde farklılıklar vardır: frontal lob ve bazal gangliyonlar. Frontal lob, yönetici işlevler, dikkat, karar verme ve dürtü kontrolünde önemli bir rol oynarken, bazal gangliyonlar ödül işleme ve hareket için hayati önem taşır. DEHB&#8217;li kişi, bir görev üzerinde çalışırken nörotipik bir beyinden daha farklı şekilde tepki verir” dedi.<br />
Yetişkinlikte görülen DEHB, pek çok yönüyle etkileyebiliyor<br />
Yetişkinlikte görülen DEHB’nin kişiyi pek çok yönüyle etkileyebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Çoğu zaman belirtiler çocukluk çağında başlar ancak etkileri yaşam boyu sürebilir. Sadece ders çalışmayı ya da okul başarısını değil; iş, sosyal yaşam, ilişkiler ve günlük görevler gibi birçok alanı etkiler. Ağırlıklı olarak dikkatsizliğin görüldüğü tip ve ağırlıklı olarak hiperaktif /dürtüsel tip olarak iki farklı tipte görülebilir. Bu nedenle her DEHB vakası birbirinin aynı şikayetlerle başvurmayabilir” diye konuştu.<br />
Yaş ilerledikçe belirtilerin şekli değişebiliyor<br />
DEHB’nin sadece çocukluk dönemiyle sınırlı olmadığını, yetişkinlikte de görülebildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Araştırmalar, çocuklukta tanı alan her üç kişiden birinin yetişkinlikte de belirtilerini sürdürdüğünü gösteriyor. Yaş ilerledikçe belirtilerin şekli değişebilir. Çocuklarda daha çok hareketlilik göze çarparken, yetişkinlerde dikkatsizlik, zaman yönetiminde zorluk, plansızlık ve dağınıklık ön plana çıkabilir. Çocukluktan bu yana uzun yıllar DEHB belirtileri ile yaşayan yetişkinler, bu belirtilerle baş etmek için yöntemler bulabilir ve aldıkları önlemler ile işlevselliklerini koruyabilirler, örneğin eşyalarını sık sık bir yerlerde unutan birisinin odadan çıkmadan önce masada neler olduğunu kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmesi gibi. Fakat yetişkin DEHB vakalarında kişilerin aldığı tüm bu önlemlere rağmen günlük hayatlarını etkileyecek düzeyde sorunlar yaşadıklarını görmekteyiz” dedi.<br />
Ailede DEHB öyküsü, riski artırıyor<br />
DEHB’nin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlığın önemli bir rol oynadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Ailede DEHB öyküsü bulunması riski artırır. Ayrıca beyin kimyasındaki farklılıklar, gebelik ve doğum sırasındaki bazı risk faktörleri, çocukken kurşun gibi toksinlere maruz kalmak gibi erken çocukluk dönemindeki olumsuz çevresel koşullar da etkili olabilir. Eski binalarda daha sık rastlanan boyalarda ya da borularda yer alan kurşunun çocukta DEHB riskini artırdığı gösterilmiştir. Annenin gebelikte sigara, alkol ya da madde kullanımının çocukta DEHB riskini artırır. Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı da DEHB riskini artıran faktörlerdendir” dedi.<br />
Çocukluk döneminde belirtiler başlıyor<br />
DEHB’nin genellikle çocuklukta başladığını ancak bazı kişilerde belirtilerin çocuklukta fark edilmediği veya hafif seyrettiği için tanı konulmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Yetişkinlikte artan sorumluluklar, iş ve aile yaşamının getirdiği stres, bu belirtileri daha görünür hale getirebilir. Yani ‘sonradan ortaya çıktı’ gibi görünse de çoğu zaman kökeni çocukluğa dayanır, kronik bir bozukluktur” dedi.<br />
Bu belirtilere dikkat!<br />
Yetişkinlerde görülen DEHB belirtilerinin kişinin yaşamında olumsuz etkileri olabileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, bu belirtileri şöyle sıraladı:<br />
-Başlanan işleri tamamlayamama<br />
-Toplantılarda veya konuşmalarda dikkat kaybı<br />
-Zaman yönetiminde güçlük<br />
-Organizasyon becerilerinde yetersizlik, plan yapamama<br />
-Dürtüsel kararlar alma, öfke patlamaları<br />
-Dürtüsellik fiziksel olarak tehlikeli etkinliklere girişme, sırasını bekleyememe, diğerlerinin konuşmalarını bölmeyi içerebilir. Dürtüsel davranış kişilerarası ilişkilerde sorunlara, tartışmalara neden olabilir. DEHB olguları ödüllerin gecikmesine dayanamazlar ve dürtüsel davranışlarla kısa dönemdeki ödülleri uzun dönemdeki daha büyük ödüllere tercih ederler.<br />
-Sık eşya kaybetme, unutkanlık<br />
-Trafikte riskli davranışlar<br />
-İlişkilerde gerginlik ve çatışma<br />
-Kontrolsüz alışveriş yapma, dürtüselliğin bir belirtisi olarak görülebilir.<br />
İlişkilerde sorunlara yol açabilir<br />
DEHB’nin tedavi edilmediğinde kişinin yaşamını olumsuz yönde etkileyebileceği uyarısında bulunan Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Kişinin iş verimliliğini düşürebilir, ilişkilerde sorunlara yol açabilir. Sık iş değiştirme, maddi sorunlar, düşük özgüven, kaygı ve depresyon gibi ek ruhsal problemlerle sonuçlanabilir. Bazı kişilerde hızlı araç kullanma ve madde kullanımı gibi riskli davranışlar daha sık görülür” dedi.<br />
Dalgınlık ya da unutkanlık diye geçiştirilmemeli<br />
Yetişkinlerde DEHB’nin tedavi edilebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, doğru tanı ve tedaviyle verimli ve dengeli yaşamın mümkün olabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Tedavi yaklaşımı genellikle iki ana ayağa dayanır: İlaç tedavisi ve psikoterapi. İlaçlar dikkati toplama, dürtü kontrolünü artırma ve hiperaktiviteyi azaltma konusunda etkilidir. Psikoterapi ise özellikle zaman yönetimi, planlama, problem çözme ve duygusal düzenleme becerilerini geliştirmeye yardımcı olur. Erken tanı ve doğru tedavi ile yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileşebilir. ‘Dalgınlık’ ya da ‘unutkanlık’ diye geçiştirilen bazı sorunların arkasında DEHB olabilir. Yetişkinlikte bile doğru tanı ve tedaviyle daha düzenli, verimli ve dengeli bir yaşam mümkündür.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-dehb-tanisi-alan-her-uc-kisiden-birinde-belirtiler-devam-ediyor-569884">Çocuklukta DEHB tanısı alan her üç kişiden birinde belirtiler devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
