<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dopamin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/dopamin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dopamin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 13:52:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Dopamin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dopamin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dijital dünyada aile olmak mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-aile-olmak-mumkun-635349</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 13:52:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[kuşak]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635349</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan "Aileye Bilgelik Aşısı" adlı kitabında, dijital dünyanın aile içindeki sorunları ve çözüm önerilerini ele aldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-aile-olmak-mumkun-635349">Dijital dünyada aile olmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan &#8220;Aileye Bilgelik Aşısı&#8221; adlı kitabında, dijital dünyanın aile içindeki sorunları ve çözüm önerilerini ele aldı. </p>
<p><strong>Dijital bağımlılık, kişinin özgür iradesini ortadan kaldırabilir</strong></p>
<p>Dijital bağımlılığı kişinin dijital araçlarla kontrolsüz ve işlevselliğini bozacak düzeyde meşgul olması olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, bu durumu ikiye ayırıyor ve “Birincisi dependence dediğimiz kötüye kullanım. İkincisi ise addiction dediğimiz, kişiyi adeta esir alan bağımlılık. Bu aşamada artık kişinin özgür iradesi zayıflar, davranışı bağımlılık yönetir. Bağımlılığın ilk belirtisi, kişinin yaptığı davranışların, eylemlerin hayatındaki en öncelikli ve önemli bir konu haline gelmesidir. 60 dakikanın 50 dakikasında onu düşünür. Bir şeylere ilgilenirken bile ‘Ne yaparım da hemen dijital oyun oynarım, ne yaparım da hemen dijital bir ortama girerim’ tarzında devamlı aşırı zihinsel uğraş içindedir. Dijital kumar bağımlılığı da dijital oyun bağımlılığı gibi dijital bağımlılık içine girer.” dedi.</p>
<p><strong>Beyinde dopamin sistemi nasıl etkileniyor?</strong></p>
<p>“Son yapılan araştırmalarda bağımlılığın da şeker hastalığı gibi benzer hastalık olduğu tespit edildi.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Bağımlılıkta da dijital, eğlence, madde haz unsurlarıyla meşgul olanlarda bir müddet sonra preaddiction, yani bağımlılık öncesi bir durum oluyor ve beynindeki dopamin reseptörleri bozuluyor. Şekerdeki insülin reseptörleri bozulduğu gibi, dopamin reseptörleri de bozuluyor. Bir müddet sonra dopamin reseptörleri daha çok dopamin istiyor, daha çok haz istiyor. Bundan sonra da dopamin yetmezliği sendromu, yani ödül yetmezliği sendromu başlıyor. Böylece kişi hayatının merkezine bağımlılık maddesini alıyor. Bu dijital/sanal olur, kimyasal olur, hiç fark etmez aynı dopamin sistemi beyninde etkileniyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kuşakların sosyalleşme araçları</strong></p>
<p>Son yıllarda X, Y, Z kuşaklarından söz edildiğini ve kuşakları teknolojiyle ilişkilendirerek tanımladığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Ben bu kuşakları yaştan bağımsız değerlendirmeye çalışıyorum. X kuşağı, radyo kuşağıdır ve radyonun döneminde doğmuş, büyümüşlerdir. Radyo ile hayatla iletişim kurarak sosyalleşmişlerdir. Y kuşağı da televizyonla sosyalleşmiştir. Z kuşağı da sosyal medyayla kuşağıdır ve sosyal medya ile sosyalleşmişler, iletişim kurmuşlardır. Z kuşağı, sosyal medyayı hayatlarında en önemli iletişim unsuru haline getirmiş bir kuşaktır. Bu üç kuşak arasında çok hızlı değişimler yaşanmış, önemli farklılıklar vardır. Eski kuşaklar zorluk içerisinde olgunlaşıyorlardı. Sosyal medya kuşağı ise her şeye kolay eriştikleri için varlık içerisinde olgunlaşmak durumundalar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital bağımlılık nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>Dijital bağımlılığın anlaşılmasında madde bağımlılığındaki ölçütlerin kullanıldığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu ölçütleri dijital bağımlılığa, ekran maruziyetine uygulamasını yaptığımız zaman, aşırı zihinsel uğraş, başarısız bırakma girişimlerini görüyoruz. Yani kişinin, kötü sonuçlarını gördüğü halde devam etmesi, tehlikeli kullanımlar ortaya çıkıyor. Özellikle gençlerin yaşadığı dijital dünyada, öğrenilmiş otizm vakaları artıyor. Gençlerin, başkalarıyla anlamlı iletişim kurmakta zorlandığı, sosyal ortamlarda kendilerini ifade etmekte güçlük çektiği, duygularını ifade etmekte ve anlamakta zorlandıkları görülüyor. Bu durum, dijital dünyanın getirdiği öğrenme ve iletişim biçimlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.”</p>
<p><strong>Dijital oyun bağımlılığı</strong></p>
<p>Dijital oyun bağımlılığı popülerliğinin özellikle pandemi döneminden sonra arttığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü insanlar içe kapandı, evde yalnız kaldılar. Bir eğlence ve ilgi alanı olarak oyunlara çok yöneldiler. Dünyada yapılan araştırmalarda, pandemi döneminde bağımlılık tanısı %50 artış gösterdi. Pandemi geçtikten sonra bunun yavaş yavaş normale dönmesi lazım ama çok normale dönmedi. Dijital bağımlılık da bir bağımlılık türü olarak literatüre girdi. Çocuklarda, özellikle gençlerde daha çok ortaya çıkıyor. Zevk alacakları başka alanlara yönelmekten daha kolay zevk alacakları için buna yöneliyorlar. Oyunların çoğu da tek kişilik oyunlar değil, çevrimiçi gruplarla oynanan strateji tarzı oyunlar. TÜİK&#8217;in 2021&#8217;de, 6-15 yaşlarındaki çocuklarda yaptığı istatistikte önceki yıllara göre %66 artış olduğu görüldü. Kendi klinik tecrübelerimizde de bunu çok görüyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital oyunlardaki şiddet</strong></p>
<p>Dijital oyunlarda yönetilmenin özellikle çocukların ilgisini çektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Sanal ortamda ellerinde silahla insanları öldürüyorlar, bu da çocukların hoşuna gidiyor. Soyut düşünce ve beceri gelişmediği için çocuklar eğlence olarak görüyorlar. Mesela şu anda çocuklara özellikle Gazze&#8217;deki olaylar örnek gösterilerek, ‘Bak, sen oynuyorsun sanal şiddet oyununu ama bunun gerçeğinde çocuklar annesiz, babasız, yuvasız kaldı’ denebilir. Yahut ‘Bu bir oyundur, oyun olarak oyna, her insan beyninin eğlenmeye de ihtiyacı var ama bu insanın günlük zamanı içerisinde %20&#8217;yi geçmemeli. Diğer eğlenceler var, arkadaşlarla sohbet gibi, bunlara da zaman ayırmalısın’ önerisi sunulabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Empati eğitiminin önemi</strong></p>
<p>“Şu anda dünyadaki bütün kötülükleri bir odaya doldurun kapısını empati yoksunluğu açar. Çünkü empati olmayan bir kimse sadece kendi çıkarından olaylara bakar ve karşı tarafın acı çekmesinden rahatsız olmaz.” diyen Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Anne babalarıyla zaman geçirmeyen çocuklarda oyun bağımlılığını daha fazla görüyoruz. Hatta bu çocuklar öyle oyun bağımlısı oluyor ki vakit kaybetmemek için tuvaletini odasında pet şişeye yapıyor. Oyun bağımlılığı, beyindeki ödül ceza sistemini bozuyor, yani kokain bağımlılığından farklı değil. ‘Ne olacak bir oyun!’ dememek lazım. Birçok anne de ‘Aman evde, gözümün önünde oyun oynuyor. Ne olacak ki!’ deyip, çok dikkate almıyor. Dikkate almadığında da çocuk bir müddet sonra artık başka şeyden haz almamaya başlıyor. Artık bağımlılara ödül yetmezliği sendromu deniyor. Bu kişilerde beyin ödüllere, hazzı aramaya çok daha kolay ulaşıyorlar. O bölgeyi tedavi etmek gerekiyor ama tabii ki kişi isterse bu tedavi oluyor.”</p>
<p>Bağımlılık tedavisinde nörobilimsel yöntemlerin kullanıldığı belirten Prof. Dr. Tarhan, “Beyindeki bozulan ödül sistemi manyetik uyarılarla yeniden düzenlenmeye çalışılıyor. Ancak kişi istemezse hiçbir tedavi işe yaramaz.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-aile-olmak-mumkun-635349">Dijital dünyada aile olmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihinsel Sağlıkta Dijital Dönüşüm: YZ ve Beyin Haritalama Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zihinsel-saglikta-dijital-donusum-yz-ve-beyin-haritalama-bulustu-628809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:18:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[haritalama]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vurgu]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[yz]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628809</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD’nin Los Angeles kentinde 16–19 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen Society for Brain Mapping and Therapeutics (Beyin Haritalama ve Tedavileri Derneği’nin) SBMT 23. Yıllık Nöroteknoloji Kongresi, nörobilim, yapay zekâ ve psikiyatrinin kesiştiği önemli bilimsel paylaşımlara sahne oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihinsel-saglikta-dijital-donusum-yz-ve-beyin-haritalama-bulustu-628809">Zihinsel Sağlıkta Dijital Dönüşüm: YZ ve Beyin Haritalama Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin Los Angeles kentinde 16–19 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen Society for Brain Mapping and Therapeutics (Beyin Haritalama ve Tedavileri Derneği’nin) SBMT 23. Yıllık Nöroteknoloji Kongresi, nörobilim, yapay zekâ ve psikiyatrinin kesiştiği önemli bilimsel paylaşımlara sahne oldu.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi, yaklaşık 10 yılı aşkın süredir içinde yer aldığı küresel nöroteknoloji konsorsiyumu kapsamında kongreye güçlü bir akademik ve uzman kadroyla katıldı. Heyete, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan başkanlık ederken; Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, Prof Dr. Türker Ergüzel, Prof. Dr. Barış Metin, Dr. Alptekin Çetin ve NPISTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu üyesi Fırat Tarhan iki ayrı oturumda depresyonda ve bağımlılıkta anhedoni, anhedoninin ekonomik performans ile ilişkisi, elektrofizyolojik biyobelirteçler ve dönüştürücü bulanık mantık tabanlı YZ modelleri sunumlarıyla katkı sağladı.</p>
<p><strong>Anhedoniye çok boyutlu yaklaşım</strong></p>
<p>“Anhedoninin Nörogenetik Temelleri ve Tedavi Yaklaşımları” başlıklı sunumunda Prof. Dr. Nevzat Tarhan, anhedoniyi çok boyutlu bir nöropsikiyatrik durum olarak ele aldı ve bireyin normalde haz aldığı aktivitelerden keyif alamaması şeklinde tanımlanan anhedoninin; motivasyon eksikliği, haz alamama ve ödülden öğrenememe gibi farklı bileşenlerden oluştuğunu vurguladı.</p>
<p>Sunumunda özellikle beynin mezolimbik dopamin sistemi üzerinde duran Prof. Dr. Tarhan, ventral striatum ile prefrontal korteks arasındaki iletişim bozukluğunun bu durumun temelinde yer aldığını ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, ayrıca inflamasyonun dopamin üretimini baskılayarak anhedoniyi derinleştirdiğini, nöroenflamasyonun ise önemli bir risk faktörü olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>“Yalnızca serotonin odaklı tedaviler çoğu zaman yetersiz”</strong></p>
<p>Anhedoninin genetik altyapısına da dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, dopamin reseptörleri, BDNF ve stresle ilişkili genlerin hastalığa yatkınlıkta rol oynadığını aktardı. Klinik açıdan yalnızca serotonin odaklı tedavilerin çoğu zaman yetersiz kaldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, dopaminerjik ve glutamaterjik yaklaşımların daha etkili olabileceğini dile getirdi.</p>
<p>Davranışsal aktivasyon ve pozitif psikoterapi gibi yöntemlerin tedaviye önemli katkılar sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, umut duygusunun nöropsikolojik temelleri üzerinden beynin yeniden yapılandırılmasının mümkün olabileceğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Bağımlılık ve anhedoni birbirini besliyor</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi, NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz,<strong> </strong>“Anhedoni ve Bağımlılık İlişkisi” başlıklı sunumunda, anhedoni ile bağımlılık arasındaki ilişkiyi ele alarak, ödül sistemindeki bozulmaların yalnızca haz alma kapasitesini azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda bireyleri bağımlılık davranışlarına daha yatkın hale getirdiği vurguladı. </p>
<p>Prof. Dr. Dilbaz, özellikle dopamin temelli ödül mekanizmalarının zayıflaması sonucu bireylerin doğal ödüllerden yeterli tatmin sağlayamadığı ve bu boşluğu madde kullanımı ya da bağımlılık oluşturan davranışlarla doldurma eğilimine girdiğini ifade etti.</p>
<p>Bağımlılık ve anhedoninin birbirini besleyen iki süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dilbaz, kronik madde kullanımının ödül sistemini daha da bozarak anhedoniyi derinleştirdiğini belirtti. Prof. Dr. Dilbaz, bu nedenle tedavi yaklaşımlarında yalnızca bağımlılık davranışının değil, altta yatan anhedonik yapının da hedef alınması gerektiği vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Dilbaz, araştırma merkezleri bünyesinde yürütülen çalışmaların, bu iki durumun birlikte ele alınmasının tedavi başarısını artırdığını ortaya koyduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Alkol ve madde bağımlılığında</strong> <strong>Deep TMS tedavisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, ikinci sunumunda depresyon ve anksiyete gibi zihinsel sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılan Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) uygulamalarının, bağımlılıkla mücadelede de umut verici sonuçlar sunduğunu ifade etti.</p>
<p>Özellikle Deep TMS’in, beynin derin bölgelerine etki ederek daha güçlü ve hedefe yönelik bir tedavi sağlamak amacıyla geliştirildiğini belirten Prof. Dr. Dilbaz, bu yöntemin alkol ve madde bağımlılığı ile diğer davranışsal bağımlılık türlerinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.</p>
<p>Deep TMS tedavisinin bağımlılık üzerindeki etkilerinin, son dönemde yapılan klinik araştırmalarla daha net ortaya konmaya başladığını dile getiren Prof. Dr. Dilbaz, beynin ödül sistemi üzerinde doğrudan etkili olan bu yöntemin, geleneksel tedavilere kıyasla daha az yan etkiyle başarılı sonuçlar sağlayabildiğini ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Dilbaz, Deep TMS’in özellikle tedaviye dirençli bireyler için güvenli bir alternatif sunduğunu ve bağımlılıkla mücadelede yeni bir umut oluşturduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Yapay zekâ ve bulanık mantık sağlıkta yeni kapılar açıyor</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, “Sağlıkta Hibrid Bulanık Mantık ve Dönüştürücü Model Uygulamaları” başlıklı sunumunda, sağlık alanında bulanık mantık (fuzzy logic) tekniklerinin gelişimini ve modern yapay zekâ sistemleriyle entegrasyonunu ele aldı.</p>
<p>Prof. Dr. Ergüzel, bulanık mantığın klasik doğru-yanlış yaklaşımının ötesine geçerek belirsizlik ve muğlaklık içeren verileri analiz edebilme yeteneği sayesinde sağlık verilerinde önemli avantajlar sağladığını ifade ederek, özellikle MRI, CT ve EEG gibi medikal görüntüleme ve biyosinyal analizlerinde yaygın olarak kullanılan bu yöntemlerin, tanı ve klinik karar destek süreçlerinde yüksek doğruluk oranlarına ulaştığını ifade etti.</p>
<p><strong>Yakın gelecekte gerçek zamanlı klinik karar destek sistemleri daha yaygın kullanılacak</strong></p>
<p>Son yıllarda bulanık mantığın makine öğrenmesi ve derin öğrenme teknikleriyle birleşerek hibrit modeller oluşturduğu ve bu sayede performans ile yorumlanabilirliğin birlikte sağlanabildiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, “NP Model” başlığı altında bu hibrit sistemleri kullandıklarını ve oldukça etkili sonuçlar elde ettiklerini paylaştı.</p>
<p>Sunumda ayrıca, bulanık mantık tabanlı sistemlerin avantajlarının yanı sıra bazı sınırlılıklarına da dikkat çeken Prof. Dr. Ergüzel, özellikle model karmaşıklığı, hesaplama maliyetleri ve genellenebilirlik gibi konuların hâlen geliştirilmesi gereken alanlar olduğunu anlattı.</p>
<p>Yakın gelecekte bu tekniklerin kişiselleştirilmiş tıp, gerçek zamanlı klinik karar destek sistemleri ve çoklu veri entegrasyonu gibi alanlarda daha yaygın kullanılmasının beklendiğini vurgulayan Prof. Dr. Ergüzel, araştırmaların, bulanık mantığın derin öğrenme ile entegrasyonu sayesinde sağlık alanında daha güvenilir ve açıklanabilir yapay zekâ çözümlerinin geliştirilebileceğini ortaya koyduğunu, özellikle nöroteknoloji alanında hibrit modellerin önemi bir kez daha gösterdiğini vurguladı.</p>
<p><strong>EEG biyobelirteçleri tedaviye yön veriyor</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi, NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin de sunumunda, depresyon tedavisinde elektroensefalografi (EEG) ve özellikle kantitatif EEG (qEEG) kullanımının önemine dikkat çekerek, elektrofizyolojik biyobelirteçlerin tanımlanması yoluyla tanı, tedavi planlaması ve prognoz öngörüsünün önemli bir araştırma alanı haline geldiğini vurguladı.</p>
<p>EEG’nin non-invaziv, düşük maliyetli ve tekrarlanabilir bir yöntem olması nedeniyle klinik pratikte yüksek uygulanabilirliğe sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Metin, biyobelirteçlerin tedavi direncinin öngörülmesi, uygun farmakoterapinin seçilmesi ve yüksek riskli bireylerin belirlenmesinde kullanılabileceğini ifade etti.</p>
<p>NPİSTANBUL Hastanesi’nde yürütülen çalışmalardan örnekler paylaşan Prof. Dr. Metin, derin öğrenme temelli analiz yaklaşımlarının, ön tedavi EEG verileri üzerinden antidepresan yanıtını yüksek doğruluk oranlarıyla sınıflandırabildiğini aktardı. Prof. Dr. Metin, özellikle Sertralin, Bupropion ve plasebo yanıtlarının öngörülmesinde anlamlı sonuçlar elde edildiğini belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Metin ayrıca EEG’de yüksek gama aktivitesinin intihar davranışı ile ilişkili olabileceğine ve belirli elektrot bölgelerinde artan güç değerlerinin potansiyel bir biyobelirteç olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekti. </p>
<p>Sunumunun sonunda Prof. Dr. Metin, tedavi sonlandırma zamanının belirlenmesi, relaps riskinin öngörülmesi ve dirençli olguların tanımlanmasına yönelik uzunlamasına EEG çalışmalarına ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Depresyonda anhedoniye odaklı tedavi gerekliliği</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Depresyonda Anhedoni” başlıklı sunumunda anhedoninin, depresyonun temel belirtilerinden biri olmasına rağmen çoğu zaman yeterince hedef alınmadığını vurguladı.</p>
<p>Anhedoninin yalnızca haz kaybı değil; aynı zamanda motivasyon, ilgi ve ödül beklentisinde azalma ile karakterize çok boyutlu bir yapı olduğunu ifade eden Çetin, araştırmaların, anhedoninin sadece depresyona özgü olmadığını; şizofreni, bağımlılık ve çeşitli nörolojik hastalıklar gibi birçok durumda ortaya çıkan “transdiagnostik” bir belirti olduğunu gösterdiğini aktardı.</p>
<p>Ayrıca anhedoninin işlevsellik kaybı, tedavi direnci, nüks riski ve intihar eğilimi ile güçlü bir ilişki içinde olduğunu kaydeden Dr. Çetin, sunumda beynin ödül sistemine dair bulgulara da yer vererek, özellikle dopaminin motivasyon ve ödül öğrenme süreçlerindeki rolüne dikkat çekti. Dr. Çetin, Nörogörüntüleme çalışmalarında, anhedonisi olan bireylerde ventral striatum aktivitesinin azaldığı ve prefrontal korteks ile bağlantıların zayıfladığını söyledi. </p>
<p>Tedavi açısından klasik antidepresanların bazı durumlarda sınırlı kaldığını belirten Dr. Çetin, dopaminerjik ajanlar, ketamin gibi hızlı etkili tedaviler ve nöromodülasyon yöntemlerinin umut vadettiğini dile getirdi ve ayrıca kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımları ile beyin haritalama tekniklerinin gelecekte daha önemli bir rol oynayacağını sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Zihinsel sağlık ekonomiyi de etkiliyor</strong></p>
<p>NPISTANBUL Hastanesi yönetim Kurulu Üyesi Fırat Tarhan, “Dopaminden GSYİH’ye: Anhedoninin Ekonomik Performansla İlişkisi” başlıklı sunumunda zihinsel sağlığı, küresel ekonominin görünmeyen belirleyicilerinden biri olarak ele aldı.</p>
<p>“Dopaminden GSYİH’ye” başlıklı çalışmada, bireylerin motivasyonunu yöneten dopamin sisteminin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda ekonomik sonuçlar da doğurduğunu vurgulayan Fırat Tarhan, “Anhedoni, yani haz ve motivasyon kaybı, bireylerin hedefe yönelik davranışlarını zayıflatarak üretkenliği doğrudan düşürüyor.” dedi.</p>
<p>Araştırmada özellikle “istemek” (motivasyon) boyutundaki kaybın, bireylerin çaba gösterme ve ekonomik faaliyetlere katılımını azalttığı, bunun da mikro düzeyde verimlilik kaybına yol açtığını ifade eden Fırat Tarhan, bu bireysel etkilerin zamanla makroekonomik sonuçlara dönüştüğünü ve anhedoninin küresel ölçekte ciddi bir üretkenlik maliyeti oluşturduğunu belirtti.</p>
<p>Dünya genelinde milyarlarca iş gününün kaybedildiğine ve yaklaşık 1 trilyon dolarlık ekonomik kaybın önemli ölçüde motivasyon eksikliğinden kaynaklandığına dikkat çeken Fırat Tarhan, anhedoninin tüketim, yenilikçilik ve iş gücü piyasası üzerinde de olumsuz etkiler yarattığını ifade etti. Tarhan, bu kapsamda bireylerin daha az risk aldığı, daha az tükettiği ve uzun vadeli hedeflere daha az yatırım yaptığını vurguladı.</p>
<p>Fırat Tarhan, zihinsel sağlığın yalnızca bireysel değil, aynı zamanda ekonomik büyüme ve kalkınma açısından da temel bir politika alanı olarak ele alınması gerektiğini dile getirerek, sunumunu anhedoninin ekonomik performansla ilişkisini ortaya koyan güncel istatistikler ve sayısal verilerle tamamladı.</p>
<p><strong>Fiziksel engeller, doğru nöroteknolojik eşleşmelerle aşılabilir</strong></p>
<p>SBMT-2026 / 23. Nöroteknoloji Kongresi, nörobilim, yapay zekâ ve psikiyatri alanlarının kesiştiği önemli buluşmalara da sahne oldu. Kongrede, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve psikiyatrist Nevzat Tarhan, geçirdiği trafik kazası sonrası kuadripleji tanısı alan ancak buna rağmen bilimsel çalışmalarını sürdüren Scott Imbrie ile buluşma gerçekleştirdi. Omurilik felci yaşamış olmasına rağmen mücadelesinden vazgeçmeyen Imbrie, bu çalışmalar aracılığıyla hareket kabiliyetini yeniden kazanma yolunda kararlılıkla ilerliyor.</p>
<p>Görüşmede konuşan Prof. Dr. Tarhan, sağlık ve teknoloji alanındaki iş birliklerinin geleceği ve nöroteknolojik uygulamaların paralize hastaların tedavilerine potansiyel katkılarına vurgu yaparken,<br /> “İnsan beyninin potansiyeli ile nöromühendislik yaklaşımlarının doğru eşleşmesi, fiziksel engellerin aşılmasında yeni bir çağ başlatıyor. Scott Imbrie’nin yaşamı, bilimin insan iradesiyle birleştiğinde nelerin mümkün olabileceğinin somut bir örneğidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Scott Imbrie ise “Bugün geldiğim noktada hekimlerin, araştırmacıların ve nöroteknolojik gelişmelerin rolü çok büyük. Özellikle yapay zekâ destekli BCI sistemleri, rehabilitasyon süreçlerinde yepyeni kapılar açıyor. Bu teknolojiler sadece hareketi değil, yeniden bağımsızlığı da mümkün kılıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Dr. Keerthy Sunder&#8217;a &#8220;Bilgelik Psikolojisi&#8221; Kitabını İmzaladı</strong></p>
<p>Kongrede Prof. Dr. Tarhan’ın bir diğer önemli teması, bütüncül psikiyatri yaklaşımıyla tanınan Keerthy Sunder ile gerçekleşti. Prof. Dr. Tarhan, ruh sağlığı ve bağımlılıktan kurtulma konusunda bütünleştirici yaklaşımları ile tanınan psikiyatrist Keerthy Sunder&#8217;a önemli eserlerinden Mesnevi Terapi (Rumi Therapy), İnanç Psikoloji (Faith in the Laboratory), Bilgelik Psikolojisi (The Neuropsychology of Wisdom) kitaplarını takdim etti. </p>
<p><strong>Beyin haritalama, tedavinin kişiselleştirilmesinde kritik rol oynuyor</strong></p>
<p>Kongrede ayrıca, beyin haritalama ve terapötik müdahaleler alanındaki çalışmalarıyla tanınan Vicky Yamamoto ile de bir araya gelen Prof. Dr. Tarhan, Yamamoto’ya “Women’s Psychology” ve “The Neuropsychology of Wisdom” kitaplarını hediye etti.</p>
<p>Dr. Yamamoto’nun, Society for Brain Mapping and Therapeutics (SBMT) gibi prestijli kuruluşlarda yürüttüğü liderlik görevleri ve bilimsel çalışmaları, kongrede önemli bir şekilde vurgulandı ve onun bu alandaki katkılarının değeri bir kez daha ifade edildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihinsel-saglikta-dijital-donusum-yz-ve-beyin-haritalama-bulustu-628809">Zihinsel Sağlıkta Dijital Dönüşüm: YZ ve Beyin Haritalama Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Kitapseverlerden Kolektif Okuma Etkinliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-kitapseverlerden-kolektif-okuma-etkinligi-607175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitapseverlerden]]></category>
		<category><![CDATA[kolektif]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin okuma kültürünü yaygınlaştırmak ve kültürel birlikteliği artırmak amacıyla hayata geçirdiği Kolektif Okuma etkinliğinde Dr. Serkan Karaismailoğlu’nun ‘Kalk Bi Dopamin Demle’ kitabı ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-kitapseverlerden-kolektif-okuma-etkinligi-607175">Osmangazi&#8217;de Kitapseverlerden Kolektif Okuma Etkinliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin okuma kültürünü yaygınlaştırmak ve kültürel birlikteliği artırmak amacıyla hayata geçirdiği Kolektif Okuma etkinliğinde Dr. Serkan Karaismailoğlu’nun ‘Kalk Bi Dopamin Demle’ kitabı ele alındı.</p>
<p>Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’nde düzenlenen Kolektif Okuma Etkinliği’nde bir araya gelen kitapseverler, Dr. Serkan Karaismailoğlu’nun ‘Kalk Bi Dopamin Demle’ adlı kitabı üzerinden nörobilimin penceresinden insan davranışlarını masaya yatırdı. Katılımcılar; alışkanlıklar, bağımlılıklar ile çağımızın ‘haz odaklı’ davranış kalıplarını dopamin mekanizmasıyla ilişkilendirerek, neden bazı davranışları tekrar tekrar sergilediğimizi, zaman zaman motive olmakta zorlandığımızı ve ‘iyi hissetme’ arzusunun yönümüzü nasıl kontrolsüzce belirleyebildiğini tartıştı. Keyifli bir sohbet ortamında gerçekleşen etkinlikte katılımcılar, kitap okuyarak yeni bilgiler edinmenin mutluluğunu yaşadı.</p>
<p>“Kalk Bi Dopamin Demle Kitabını İnceledik”</p>
<p>Osmangazi Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü Kütüphane Hizmetleri Birimi olarak her ay bir kolektif okuma etkinliği düzenlediklerini ifade eden Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Ersel Nalbant, “Bugünkü etkinlikte Dr. Serkan Karaismailoğlu’nun ‘Kalk Bi Dopamin Demle’ kitabını inceledik. Kitapta yazar, sosyal medyada arzu içeren ve alışveriş duygularını dışa çıkaran dopaminin istek ve uyarıcı yönlerini ele almış. Etkinlikte kitapseverler, okudukları kitabın incelemesini yaparak fikir alışverişinde bulundu. Kitap hakkında çeşitli yorumlar yapıldı. Daha önce diğer kütüphanelerimizde farklı kitapların incelemelerini yaptık. Bugün de Hasan Âli Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’nde bir aradayız.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Etkinliğe katılan kitapseverler ise böyle faydalı ve güzel etkinlikleri düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-kitapseverlerden-kolektif-okuma-etkinligi-607175">Osmangazi&#8217;de Kitapseverlerden Kolektif Okuma Etkinliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital içerikler dopamini sömürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-icerikler-dopamini-somuruyor-566027</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 08:39:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[dopamini]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sömürüyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, dijital çağda sosyal medya ve hızlı dijital içerik tüketiminin beyindeki etkileri, olumsuz sonuçları ve dengeli kullanımın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-icerikler-dopamini-somuruyor-566027">Dijital içerikler dopamini sömürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, dijital çağda sosyal medya ve hızlı dijital içerik tüketiminin beyindeki etkileri, olumsuz sonuçları ve dengeli kullanımın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<h3><strong>Beynin dikkat sistemi dijitalleşmeyle doğrudan hedef alınıyor ve bilişsel fonksiyonlar etkileniyor</strong></h3>
<p>Çağımızın en büyük getirisi olan dijitalleşmenin kişinin dış dünyayla kurduğu ilişki biçimlerini dönüştürmekle kalmadığını aktaran Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Aynı zamanda zihinsel yapılanmasını, duygusal düzenleme kapasitesini ve davranış örüntülerini de belirgin şekilde etkiliyor. Özellikle sosyal medya platformlarının işleyişi kullanıcıya sürekli yeni, çarpıcı ve yüksek uyarım içeren içerikler sunuyor. Bu da beynin dikkat sistemini doğrudan hedef alıyor ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde belirgin bir etki yaratıyor.” dedi.</p>
<p>İnsan beyninde dikkat sisteminin merkezinde yer alan prefrontal korteksin, dış uyaranlar arasında seçim yapmayı, dikkat odağını sürdürmeyi ve dürtüleri kontrol etmeyi sağladığını kaydeden Erol, “Sosyal medya uygulamaları, özellikle reels, shorts, stories gibi kısa süreli içeriklerle bu bölgeleri sürekli uyararak, dopaminerjik ödül sisteminde yapay bir aşırı duyarlılık oluşturur.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Dijital içerik tüketimi dopamin dengesini bozuyor! </strong></h3>
<p>Beynin, doğası gereği hazla bağlantılı olan dopamin salınımını öğrenme, keşfetme ve bağlantı kurma gibi anlamlı aktivitelerde deneyimlemeye programlandığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Ancak dijital içeriklerin hızlı tüketimi, bu dopaminerjik sistemi kolay hazlar üzerinden uyarır ve uzun vadede dopaminin doğal salınımını bozar.” dedi.</p>
<p>Bu durumun, nörobiyolojik düzlemde ödül sisteminde tolerans gelişimine, haz eşiğinin yükselmesine ve sıradan uyarıcıların artık yeterli tatmin sağlamamasına neden olduğuna dikkat çeken Erol, şöyle devam etti:</p>
<p>“Diğer bir ifadeyle kişi artık basit bir yürüyüşten, kitap okumaktan ya da bir sevdiği insanlarla zaman geçirmekten keyif alamamaya başlar, çünkü beyin yüksek uyarana koşullanmıştır. Bu değişimlerin davranış boyutunda karşılığı ise dikkat eksikliği, dürtüsel kararlar, tahammülsüzlük, sabırsızlık, düşük içsel motivasyon ve ilişkilerde yüzeysellik olarak kendini gösterir. Özellikle genç bireylerde odaklanma zorluğu ve içsel huzursuzluk şikayetleriyle başvuran vakalarda, temel sorun çoğu zaman dikkat eksikliğinden değil, haz eşiğinin yükselmesinden ve odaklanma sürelerinin kısalmasından kaynaklanır. Beyin artık kendi başına sessiz bir ortamda kalmakta zorlanır, dışardan keyif veren bir uyarıcı olmadığında boşluk ya da anlamsızlık hissiyle yüzleşir.”</p>
<h3><strong>Sağlıklı psikoloji, olumsuz duygulara da yer açabilmeyi gerektirir! </strong></h3>
<p>Psikolojik yansımaları açısından ele alındığında ise haz odaklı zihinsel yapılanmanın kişinin duygu düzenleme becerilerini zayıflattığının görüldüğüne vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Anlam üretimi, sabretme, bekleme, belirsizliğe tahammül etme gibi zihinsel beceriler körelir. Oysa sağlıklı bir psikolojik işleyiş için yalnızca pozitif uyaranlarla değil, olumsuz duygularla da temas edebilme ve bu duygulara yer açabilme becerisi gerekir.” dedi.</p>
<p>Haz odaklı sistemin, bireyi sürekli olumlu deneyimlere yönlendirdiğini dile getiren Erol, “Bu nedenle hüzün, öfke, yalnızlık gibi duygularla karşılaşıldığında birey bunlarla baş etmek yerine kaçınma, bastırma ya da anlık dikkat dağıtma yollarına başvurur. Bu durum duyguların işlenmeden zihinde kalmasına, uzun vadede ise anksiyete, boşluk hissi ve duygusal tükenmişlik gibi belirtilere neden olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<h3><strong>Sosyal medya dengeli kullanıldığında içsel kontrol yeniden kazanılır!</strong></h3>
<p>Dijital çağın sunduğu imkânlardan tamamen uzaklaşmanın gerekli olmadığının altını çizen Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Yönetilebilir hale gelmesi için kişinin ekran karşısında geçirdiği zamanı bilinçli bir şekilde yapılandırması, dijital farkındalık kazanması ve dopamin sistemini düzenleyen doğal aktivitelere yönelmesi büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte yapılabilecek bazı temel müdahalelerden bahseden Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günde belirli saatlerde telefondan tamamen uzaklaşmak, özellikle günün ilk ve son saatlerinde ekran maruziyetini azaltmak. Egzersiz yapmak, doğada vakit geçirmek, üretken faaliyetlerde bulunmak; çizim, yazı, el işi gibi, anlamlı sohbetler ve gönüllülük faaliyetleri gibi etkinliklere katılmak. Meditasyon, nefes çalışmaları, mindful yürüyüşler gibi pratiklerle dikkat kasını yeniden güçlendirmek. Anlık iyi hissetmelerin uzun vadeli doyum sağlamadığını; sürdürülebilir tatminin ancak değer temelli anlam yüklü eylemlerle mümkün olduğunu içselleştirmek. Başkalarının paylaştığı görüntülerin gerçekliği yansıtmadığını, hayatın yalnızca en iyi anlarından oluşmadığını hatırlamak.</p>
<p>Kişi sosyal medya kullanımı pasif değil dengeli bir eyleme dönüştürürse içsel kontrol hissini yeniden kazanmaya başlar.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-icerikler-dopamini-somuruyor-566027">Dijital içerikler dopamini sömürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
