<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dönüşmesin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/donusmesin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/donusmesin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Jul 2026 07:59:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>dönüşmesin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/donusmesin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Havuz keyfi faciaya dönüşmesin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/havuz-keyfi-faciaya-donusmesin-645972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[çevresinde]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşmesin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[faciaya]]></category>
		<category><![CDATA[havuz]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[keyfi]]></category>
		<category><![CDATA[Klor]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, havuz güvenliği ve havuz kimyasallarının doğru kullanımına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/havuz-keyfi-faciaya-donusmesin-645972">Havuz keyfi faciaya dönüşmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, havuz güvenliği ve havuz kimyasallarının doğru kullanımına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Yüzme havuzlarının düzenli kontrolü önemli</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Uçan, havaların ısınmasıyla birlikte insanların ıslak alan kullanım taleplerinin arttığını belirterek, artan kullanıcı ve kullanım sıklığı ile ıslak alanlarda düzenli bakım ve güvenlik önlemleri dikkate alınmadığı zaman insan sağlığı için tehdit oluşmasına neden olduğunu söyledi.</p>
<p>Özellikle ıslak alan kullanımında en çok tercih edilenlerin başında ‘yüzme havuzları’ geldiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Yüzme havuzları, düzenli kontrollerin, periyodik bakımlarının ve çevresinde güvenlik tedbirlerinin alınması gibi sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Yüzme havuzları ile ilgili asgari koşulların sağlanmasında birincil sorumluluk işletmecilerde olduğu gibi toplu yaşam alanlarına ait ortak yüzme havuzlarında ise site yönetimi sorumlu tutulmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Havuzda bu önlemlere dikkat!</strong></p>
<p>Yüzme havuzlarındaki asgari gerekliliklere dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Boğulmaların önüne geçebilmek için havuz derinliği 1,50 metre yükseklikten fazla olması durumunda cankurtaran bulundurulması gerekmektedir. Çocuk havuzları yüksekliği 50 cm’den fazla olmamalıdır. Eğer, uygun alan bulunmuyorsa derin havuzun bir köşesi çocuk havuzu olarak düzenlenmesiyle güvenli kullanım alanı yaratılabilir. Burada çocukların yanında aile büyüklerinden biri mutlaka bulunmalıdır. Herhangi bir boğulma riskine karşı can güvenliğini sağlamak için can simidi gibi kurtarma ekipmanları havuzunun yakınında hazır bulundurulmalıdır. Kurtarma ekipmanlarının yanı sıra ilk yardım çantası olası yaralanmalara karşı tüm gerekli malzemelerle donatılmış halde hazırda tutulmalıdır. Yüzme havuzu kenarında acil durumlarda kullanılmak üzere telefon bulundurulmalıdır.”</p>
<p><strong>Havuz çevresi güvenli hale getirilmeli</strong></p>
<p>Havuz çevresinde alınması gereken önlemlerin de son derece önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Havuzların çevresi en az 120 cm yüksekliğinde güvenlik bariyerleri/korkuluklar oluşturulmalıdır. Böylece havuz diğer ortak kullanım alanlarından fark edilecek şekilde ayrıştırılmalıdır. Havuza giriş olarak belirtilen kapının kullanım saatleri dışında kilitlenebilir mekanizmada olması sağlanmalıdır. Havuz çevresinde herkes tarafından görülebilen, okunaklı ‘Havuz Kullanım Talimatları’ asılmalıdır. Özellikle açık alan havuzları, kullanılamadığı veya havuzun boş olduğu durumlarda üzerleri güvenlik ağları ile örtülmelidir. Havuzlara düşme veya yaralanma durumlarının önüne geçilmelidir.”</p>
<p><strong>Islak zemin ciddi kazalara davetiye çıkarabilir</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, ıslak zeminlerin neden olabileceği kayıp düşmelerin ciddi sorunlara yol açabileceğini vurgulayarak “Bu nedenle, havuz ve çevresinde olası tehlikelere karşı bilgilendirme levhaları mutlaka asılmalıdır. Havuzun çevresinde derinlik bilgi levhaları kullanıcıların görebileceği şekilde havuz kenarına en az 4 yönde yazılmalıdır ve dalışın yasak olduğunu belirten güvenlik işaretlerinden faydalanılmalıdır. Yüzme havuzu çevresindeki yürüme alanı, duş yeri ve çevresinin zemini düzgün ve kaymaya yol açmayan malzemeden yapılmalıdır. Boşaltma mazgalı mutlaka kapalı durumlarda bulunmalıdır. Özellikle konut havuzlarında tahliye boruları yuvarlak kapaklarla kapatılmalı, kapaklarda ve çatlak veya eksik vida olmamalıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Elektrik tesisatı ve havuz aydınlatmaları düzenli kontrol edilmeli</strong></p>
<p>Havuz malzemesinin izolasyonunun da mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, elektrik tesisatının mevzuata uygunluğunun her yıl yetkili firmalar veya Elektrik Mühendisleri Odası tarafından düzenli olarak yapılmasını, işletmeci veya site yönetimi tarafından takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Havuz içinde veya çevresindeki elektrik akımının 50 Voltun altında tehlikesiz gerilim olarak nitelendirilen koşulu sağlamasına mutlaka dikkat edilmelidir. Havuzlarda 12 volt (AC) aydınlatma ve temizlik robotları kullanılmalıdır. Havuz içi temizliğinde kullanılan filtre sistemlerinin vakum oluşturmayacak şekilde uygulanması ve suyun temizlenmesi için havuzda yer alan filtre kapaklarının (kırık, çatlak veya boşluklu olmaması) uygunluğu düzenli olarak kontrol edilmelidir. Süs havuzları veya şişme çocuk havuzlarında hiçbir şekilde 3 metre etrafında elektrik olmamalıdır. Özelikle süs havuzlarında ışıklandırma 12 volt (A.C) olmalıdır. Kaçak akım rölesi mutlaka olması gereklidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Havuz kimyasalları rastgele kullanılmamalı</strong></p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen ise havuz suyunun temizliği için kullanılan kimyasalların yanlış kullanımının da ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade ederek, “Havuz kimyasalları depolama, elleçleme ve dozajlama sırasında en kritik nokta; kimyasalları asla birbiriyle karıştırmamak, serin–kuru ortamda saklamak ve dozaj sonrası en az 30 dakika beklemeden havuza girmemek gerekir. Sudan çıktıktan sonra mutlaka temiz suyla duş almak tavsiye edilir.” dedi.</p>
<p>Nemden ve güneş ışığından uzak, havalandırmalı, serin ve kuru bir depo seçilmesi gerektiğine işaret eden Gezen, “Asit ve kloru aynı rafta veya dolapta bulundurmak ciddi tepkime riskine neden olur. Kimyasallar başka bir kaba aktarılmamalı; orijinal kaplarda etiket ve kapak korunmalıdır. Dökülme durumunda zemine yayılmayı ve karışmayı önlemek amacıyla ambalajların altında sızıntı havuzları bulundurulmalıdır. Kimyasallar, çocukların ve izinsiz kişilerin erişimini önlemek için kilitli depolarda saklanmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Koruyucu ekipman kullanılmalı</strong></p>
<p>Kimyasallarla çalışırken mutlaka eldiven, koruyucu gözlük ve maske kullanılması gerektiğini ifade eden Gezen, “Uygun eldiven, koruyucu gözlük ve maske kullanılmalı. Özellikle klor ürünlerinin ambalajını açarken toksik buhar solunması riski vardır. Taşıma, depolama ve kullanım sırasında kimyasalların suyla teması önlenmelidir (özellikle klor ürünleri). Klor ürünleri tablet veya granül formda, difüzör veya çözelti halinde uygulanmalı. Yoğun kullanım veya yağmur sonrası, tercihen akşam saatlerinde şok klorlama yapılmalıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Havuza girmek için en az 30 dakika beklenmeli</strong></p>
<p>Havuz suyunun pH değerinin 7,2-7,6 aralığında tutulmasının önemine değinen Gezen, “Normal dozaj klorlama sonrasında suya girmek için en az 30 dakika beklenmeli. Şok klorlama sonrasında genellikle 8–12 saat beklenmesi önerilir; suyun pH ve klor değerleri test kitleriyle ölçülmeden önce suya girilmemeli. Gözlerin havuz kimyasallarından etkilenmemesi için, yüzücü gözlüğü kullanılması önerilir. Havuzdan çıktıktan sonra, ciltte ve gözde tahrişi önlemek ve kimyasal kalıntıyı uzaklaştırmak için temiz suyla duş alınması önerilir. Kimyasal kalıntılar özellikle çocukların hassas ciltleri üzerinde daha hızlı bir etki yapar.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/havuz-keyfi-faciaya-donusmesin-645972">Havuz keyfi faciaya dönüşmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın doğa keyfiniz kabusa dönüşmesin! Keneye dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-doga-keyfiniz-kabusa-donusmesin-keneye-dikkat-639053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[dik]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşmesin]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kabusa]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kene]]></category>
		<category><![CDATA[keneye]]></category>
		<category><![CDATA[keyfiniz]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte piknik, kamp, tarım ve doğa aktiviteleri yoğunlaşırken, açık alanlarda kene tutunmasına bağlı olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski de artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-doga-keyfiniz-kabusa-donusmesin-keneye-dikkat-639053">Yazın doğa keyfiniz kabusa dönüşmesin! Keneye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte piknik, kamp, tarım ve doğa aktiviteleri yoğunlaşırken, açık alanlarda kene tutunmasına bağlı olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski de artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilara Akman</strong>, özellikle kırsal, çayırlık ve ormanlık alanlarda daha sık görülen kene tutunmasının erken fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğini belirterek “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, enfekte kenelerin insan vücuduna tutunmasıyla bulaşsa da, yine kenelerin enfekte ettiği hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas ya da hastaların kan ve vücut sıvılarıyla korunmasız temas sonucu da bulaşabilmektedir. Özellikle bahar ve yaz aylarında doğayla temas arttığından bu konuda doğru bilgilenme hayati önem taşımaktadır” diyor.  </p>
<p>Hastalığın genellikle kene tutunmasından 1-3 gün sonra, en geç 10 gün içinde belirti verdiğini belirten Dr. Akman “İlk bulgular ani başlayan yüksek ateş, halsizlik, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı ve ishal şeklindedir. İlerleyen dönemde ciltte morluklar, burun veya diş eti kanaması, idrar ya da dışkıda kanama gibi bulgular ortaya çıkabilir. Özellikle ateşle birlikte yaygın vücut ağrısı ve kanama bulguları olan hastalarda KKKA mutlaka akla getirilmelidir” diyor. Erken tanı ve doğru tedavinin hayat kurtarıcı olduğunu vurgulayan Dr. Akman, KKKA hastalığının belirtilerini ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı ihmale gelmez kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Açık alanlarda koruyucu kıyafet giyin</strong></p>
<p>Piknik, kamp, doğa yürüyüşü veya tarla-bahçe işleri sırasında mümkün olduğunca uzun kollu giysiler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Açık renkli kıyafetler kullanılması, kenelerin daha kolay fark edilmesini sağlar.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kene kovucu ürünlerden yararlanın</strong></p>
<p>Cilde veya kıyafetlere uygulanabilen, Sağlık Bakanlığı onaylı kene kovucu ürünler özellikle riskli bölgelerde koruyucu olabilir. Ancak bu ürünlerin kullanım talimatlarına uygun uygulanması gerekir.</p>
<p><strong> Doğadan döndükten sonra mutlaka vücut kontrolü yapın</strong></p>
<p>Kene genellikle saçlı deri, kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi, diz arkası gibi fark edilmesi zor alanlara tutunmakla birlikte vücudun her yerinde olabilir. Açık alandan dönüşte, kişinin hem kendisini hem de çocuklarını tüm kıyafetlerini çıkararak dikkatlice kontrol etmesi büyük önem taşır. Kene vücuttan ne kadar kısa sürede uzaklaştırılırsa hastalık riski o kadar azalır.</p>
<p><strong> Keneyi yanlış yöntemlerle çıkarmaya çalışmayın</strong></p>
<p>Kenenin üzerine kolonya, sigara, sabun, deterjan veya kimyasal madde dökmek son derece yanlış bir uygulamadır. Bu uygulamalar kenenin strese girerek taşıdığı virüsü daha fazla salgılamasına neden olabilir ve bulaş riskini artırabilir. </p>
<p><strong> Keneye çıplak elle temas etmeyin</strong></p>
<p>Kene ezilmemeli, çıplak elle tutulmamalıdır. Çünkü virüs, ezilen kenenin vücut sıvılarıyla temas sonrası da bulaşabilir. Bir cımbız veya kene kartı yardımıyla, kenenin vücuda girdiği en yakın noktadan (baş kısmından) tutularak tek hamlede dik bir şekilde çekilmelidir. Eğer kişi kendine güvenemiyorsa, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.</p>
<p><strong>Hayvan teması sırasında da dikkatli olun</strong></p>
<p>Sadece kene değil, enfekte hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas da hastalık bulaşına neden olabilir. Özellikle hayvancılıkla uğraşan kişilerin eldiven ve koruyucu ekipman kullanması büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Kene tutunmasından sonra 10 gün belirtilere dikkat edin</strong></p>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilara Akman, kene tutunması durumunda kişinin ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı veya kanama bulguları açısından dikkatli olması gerektiğini belirterek şöyle diyor: “Özellikle ilk 10 gün kritik önem taşır. Herhangi bir şikayet gelişmesi halinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, tedavisi ihmal edildiğinde ağır sonuçlara yol açabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Tüm tedavi yöntemlerine rağmen bazen ağır vakalar kaybedilebildiği için, korunma önlemleri kritik önem taşımaktadır. Doğru bilgi, erken farkındalık ve basit korunma yollarıyla hastalık büyük ölçüde önlenebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-doga-keyfiniz-kabusa-donusmesin-keneye-dikkat-639053">Yazın doğa keyfiniz kabusa dönüşmesin! Keneye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balık keyfiniz kabusa dönüşmesin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/balik-keyfiniz-kabusa-donusmesin-526861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 13:13:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşmesin]]></category>
		<category><![CDATA[kabusa]]></category>
		<category><![CDATA[keyfiniz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=526861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Balık, yüksek biyolojik değere sahip proteinleri, omega-3 yağ asitleri (özellikle EPA ve DHA), D vitamini ve iyot gibi önemli mikro besinleri içeren değerli bir hayvansal besin kaynağıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balik-keyfiniz-kabusa-donusmesin-526861">Balık keyfiniz kabusa dönüşmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Balık, yüksek biyolojik değere sahip proteinleri, omega-3 yağ asitleri (özellikle EPA ve DHA), D vitamini ve iyot gibi önemli mikro besinleri içeren değerli bir hayvansal besin kaynağıdır. Ancak bazı bireylerde bağışıklık sistemi tarafından alerjen olarak tanımlanarak ciddi reaksiyonlara yol açabilir. Balık alerjisi çocuklukta başlayabileceği gibi, erişkinlikte de gelişebilir ve genellikle yaşam boyu sürebilir. Bu durumda, bireylerin balığın sağladığı temel besin öğelerini başka kaynaklardan karşılaması, dengeli bir diyet sürdürebilmesi ve çapraz temaslardan korunması son derece önemlidir.</em></p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü&#8217;nden Dyt. Beste Mum, balık alerjisi olan bireylerin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için dikkat etmeleri gereken noktalara dair açıklamalarda bulundu.</strong></p>
<p><strong>Protein Açığını Karşılamak Mümkün</strong></p>
<p>Balık, yüksek kaliteli protein içermektedir. Ancak balık tüketemeyen bireyler için alternatifler mevcuttur. Tavuk, hindi, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal kaynaklar ile birlikte mercimek, nohut, kuru fasulye, bezelye, soya ürünleri ve tam tahıllar da yeterli proteini sağlayabilir. Özellikle yumurta ve süt ürünleri, balık proteinine yakın biyoyararlanım sağlar.</p>
<p><strong>Omega-3 Yağ Asitleri Bitkisel Kaynaklardan Sağlanabilir</strong></p>
<p>Bitkisel kaynaklı omega-3’ler, alfa-linolenik asit (ALA) formundadır. Ceviz, keten tohumu, chia tohumu, semizotu, kenevir tohumu ve kanola yağı ALA yönünden zengindir. Ayrıca mikroalglerden elde edilen takviyeler, doğrudan EPA ve DHA içerdiğinden balıktaki omega-3’e alternatif olarak düşünülebilir.</p>
<p><strong>Balık Alerjisi Olan Bireyler Nasıl Dengeli Beslenebilir?</strong></p>
<p>Balık alerjisi olan bireyler için protein, sağlıklı yağlar, vitamin ve mineraller açısından zengin, dengeli bir beslenme planı oluşturulması önemlidir. Protein için yumurta, süt ürünleri ve baklagiller; omega-3 için bitkisel kaynaklar ve mikroalg takviyeleri; D vitamini için yumurta sarısı, güçlendirilmiş süt ürünleri ve güneş ışığı; iyot içinse iyotlu tuz önerilir. Diyet, bireyin yaşına, cinsiyetine ve sağlık durumuna göre kişiselleştirilmelidir.</p>
<p><strong>Balık Yağı Takviyelerine Dikkat</strong></p>
<p>Balık alerjisi olan bireylerin balık yağı içeren takviyelerden kaçınması gerekir. Balık yağı takviyeleri, ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabilir.  Ürün etiketlerinde &#8220;fish oil&#8221;, &#8220;marine oil&#8221;, &#8220;omega-3 from fish&#8221;, &#8220;cod liver oil&#8221; gibi ibarelere dikkat edilmeli, ambalaj üzerindeki alerjen uyarıları kontrol edilmelidir.</p>
<p><strong>Çocuklarda Gelişim Desteklenmeli</strong></p>
<p>Çocuklarda büyüme ve gelişme desteklenmeli; protein, D vitamini, omega-3, çinko ve iyot eksiklikleri önlenmelidir. Yumurtanın diyet içinde yeri önemlidir. Ayrıca süt ürünleri, kuru baklagiller, tahıllar ve ceviz gibi yağlı tohumlar uygun şekilde diyete entegre edilmelidir. Gerekli durumlarda D vitamini ve omega-3 takviyesi düşünülebilir; doktor ve diyetisyen kontrolünde verilmelidir.</p>
<p><strong>Dışarıda Yemek Yerken Çapraz Temas Riski Göz Ardı Edilmemeli</strong></p>
<p>Menülerde balık içerip içermediği net olmayan ürünler mutlaka sorgulanmalıdır. Özellikle Asya mutfağında kullanılan balık sosu, hamsi içeren salata sosları, bazı çorbalar ve kızartma yağlarında daha önce balık pişirilmiş olabilir. Bu nedenle “balık alerjim var, kesinlikle tüketmemem gerekiyor” uyarısı net bir şekilde yapılmalı; çapraz kontaminasyon riski sorulmalıdır.</p>
<p><strong>Alternatif Protein ve Deniz Ürünleri Kaynakları</strong></p>
<p>Balık alerjisi genellikle kabuklu deniz ürünlerine karşı da duyarlılık gösterebilir, bu nedenle deniz ürünleri tamamen diyet dışı bırakılabilir. Bitkisel protein alternatifleri olarak mercimek, nohut, kuru fasulye, soya, kinoa, tofu, tempeh, ceviz, chia ve keten tohumu gibi kaynaklar önerilir</p>
<p><strong>Bağışıklığı Destekleyen Beslenme Planı</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi için antioksidanlardan zengin, yeterli protein ve omega-3 içeren bir beslenme planı önerilir. C vitamini (narenciye, kivi, biber), E vitamini (badem, ay çekirdeği), A vitamini (havuç, ıspanak), çinko (kabak çekirdeği, kırmızı et), selenyum (yumurta, tam tahıllar) ve probiyotik kaynakları (yoğurt, kefir) diyette yer almalıdır.</p>
<p><strong>Bitkisel Omega-3’ün Dönüşüm Oranı Düşük</strong></p>
<p>Bitkisel omega-3’ler (ALA), vücutta EPA ve DHA&#8217;ya düşük oranda dönüşür (yaklaşık %5-10). Bu nedenle, özellikle çocuklar, gebeler ve kalp hastalığı riski taşıyan bireylerde mikroalg kaynaklı EPA-DHA takviyesi düşünülebilir. Takviye gereksinimi bireysel değerlendirme ile belirlenmelidir.</p>
<p><strong>Balık Alerjisi Olan Bireyin Günlük Beslenmede Yer Alması Gereken Besin Grupları</strong></p>
<p>Balık alerjisi olan bireylerin günlük menüsünde mutlaka yer alması gereken temel besin grupları şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Protein:</strong> Yumurta, süt ürünleri, baklagiller</li>
<li><strong>Yağlar:</strong> Zeytinyağı, ceviz, chia, keten tohumu</li>
<li><strong>Tam tahıllar:</strong> Bulgur, esmer pirinç, yulaf</li>
<li><strong>Meyve-sebze:</strong> Renkli sebzeler, turunçgiller, yeşil yapraklılar</li>
<li><strong>Takviye gerekirse:</strong> D vitamini, omega-3 (mikroalg bazlı), iyot</li>
</ul>
<p>Menü bireyselleştirilmeli ve gıda çeşitliliği sağlanmalıdır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balik-keyfiniz-kabusa-donusmesin-526861">Balık keyfiniz kabusa dönüşmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Tatili Abur Cubur Tatiline Dönüşmesin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-tatili-abur-cubur-tatiline-donusmesin-391474</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jul 2023 15:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cubur]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşmesin]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[tatiline]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=391474</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatil mevsimi, çocuklar için en heyecan verici zamanlardan biridir. Okulların kapandığı ve yazın tadını çıkarmanın zamanıdır. Özellikle abur cubur tüketimi ve diş sağlığı gibi konularda ebeveynlerin bilinçli olmaları gerekmektedir. İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Pedodonti Bölümünden, Öğr. Gör. Dr. Başak Bölükbaşı açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatili-abur-cubur-tatiline-donusmesin-391474">Yaz Tatili Abur Cubur Tatiline Dönüşmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tatil mevsimi, çocuklar için en heyecan verici zamanlardan biridir. Okulların kapandığı ve yazın tadını çıkarmanın zamanıdır. Özellikle abur cubur tüketimi ve diş sağlığı gibi konularda ebeveynlerin bilinçli olmaları gerekmektedir. İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Pedodonti Bölümünden, Öğr. Gör. Dr. Başak Bölükbaşı açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Abur cubur, çocuklar arasında yaygın bir atıştırmalık seçeneğidir, ancak aşırı tüketimi sağlık açısından ciddi riskler taşıyabilir. Abur cubur tüketimini azaltmak için bazı önlemler alınabilir;</p>
<ol>
<li><strong>Bilinçli alışveriş</strong>: Market alışverişlerinizi yaparken, abur cubur içeren ürünlere alternatif, daha sağlıklı olan taze meyve, sebze, yoğurt, kuruyemiş ve kuru meyveler gibi besleyici atıştırmalıkları tercih etmek çocuğunuzun sağlığını destekleyecektir.</li>
<li><strong>Dengeli beslenme</strong>: Ana öğünlerde çocuğunuza sağlıklı ve dengeli besinler sunarak atıştırmalıklara olan ihtiyacı azaltabilirsiniz. Protein, lif ve sağlıklı yağlar içeren yemekler çocuğunuzun tok kalmasını sağlayacak ve abur cubura olan isteği azaltacaktır.</li>
<li><strong>Sınır koymak</strong>: Abur cuburları yasaklamak yerine, ölçülü ve kontrollü bir şekilde sunun. Bu, çocuğunuzun atıştırmalıkları daha az tüketmesine yardımcı olabilir.</li>
<li><strong>Ödül yerine alternatifler</strong>: Çocuğunuzun başarılarını ödüllendirmek istediğinizde, abur cubur yerine daha sağlıklı ödüller düşünebilirsiniz. Örneğin, ona sinema bileti alabilir, birlikte spor yapabilir veya kitap hediye edebilirsiniz.</li>
</ol>
<p><strong>Tatilde doğru diş bakımı nasıl olmalıdır?</strong></p>
<p>Tatil süresince, çocukların diş sağlığına özen göstermek önemlidir. Unutmayın, tatilin tadını çıkarırken bile doğru diş bakımı aşağıda belirtilen basit adımlarla sağlanabilir:</p>
<ol>
<li><strong>Diş fırçalama alışkanlığını devam ettirin</strong>: Tatildeyken bile düzenli diş fırçalama alışkanlığını sürdürmek çok önemlidir. Günde en az iki kez diş fırçalayarak çocuğunuzun dişlerini temiz tutun.</li>
<li><strong>Diş fırçası ve diş macunu seçimi</strong>: Çocuğunuzun yaşı ve diş yapısına uygun bir diş fırçası ve çocuklar için özel olarak formüle edilmiş diş macunu kullanın.</li>
<li><strong>Bol su tüketimi</strong>: Özellikle yaz döneminde vücudun ihtiyacı olan su tüketimini arttırmak diş sağlığı için de katkı sağlayacaktır. Tatil döneminde artan ara öğün tüketimi sürecinde dişlerin fırçalama ile temizlenemediği durumlarda su tüketimi ve su ile ağzın çalkalanması diş yüzeylerinin temizlenmesine katkı sağlar.</li>
<li><strong>Dengeli beslenme</strong>: Tatil sırasında çocuğunuzun abur cubur tüketimini sınırlayarak ve daha sağlıklı besinlere yönlendirerek diş sağlığını destekleyebilirsiniz.</li>
<li><strong>Acil durumlar için önlem alın</strong>: Tatil sırasında diş ağrısı veya acil diş sorunlarıyla karşılaşmamak için seyahat öncesinde bir diş hekimine danışmak ve acil durumlar için iletişim bilgilerini yanınızda bulundurmak akıllıca olacaktır.</li>
<li><strong>Diş tedavisi için uygun zaman</strong>: Tatil dönemi, okul süresince ihmal edilen diş kontrolleri tedavilerinin uygulanması için en uygun zamanlardan biridir. Gerekli tedaviler yapılıp koruyucu önlemler alınarak, bu sayede ileride ciddi diş problemlerinin önüne geçilebilir.</li>
</ol>
<p>Tatilin tadını çıkarırken, çocuklarınızın sağlığına dikkat etmek için bu ipuçlarını uygulamak, onların mutlu ve sağlıklı bir yaz geçirmelerini sağlayacaktır. Unutmayın, ebeveynler olarak sağlıklı alışkanlıkların kazandırılması çocukların geleceğini olumlu yönde etkileyecektir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatili-abur-cubur-tatiline-donusmesin-391474">Yaz Tatili Abur Cubur Tatiline Dönüşmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
