<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>doğasını | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/dogasini/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dogasini</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>doğasını | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dogasini</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biçimi]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğasını]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimin]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[samimi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, değişen iletişim dili konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574">Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, değişen iletişim dili konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Her an ulaşılabilir olma kültürü doğdu</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, mesajlaşma uygulamalarının iletişimi zamansal ve mekânsal sınırlarından arındırarak gündelik etkileşimin doğasını dönüştürdüğünü belirterek, “Artık iletişim, belirli bir zaman dilimine ya da mekâna bağlı bir eylem olmaktan çıktı; kesintili ama sürekli bir akış hâline geldi. Bu durum hem kişisel hem de kamusal ilişkilerde ‘her an ulaşılabilir olma’ kültürünü doğurdu.” dedi.</p>
<p><strong>Dil, jestlerle yeniden buluştu</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin hız ve gündelikliğinin dil kullanımını da dönüştürdüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Gramerin, noktalamanın ve hatta kelime seçiminin bile daha duygusal, jestsel, ve görsel biçimlerde yeniden tanımlanmasına yol açtı. Emojiler, GIF’ler, sesli notlar ya da tepki butonları, yazılı sözcüklerin yerini kısmen devralarak dilin jestlerle yeniden birleştiği bir melez form yarattı.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca mesajlaşma uygulamalarının, kamusal ile özel arasındaki sınırı da bulanıklaştırdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Kişisel sohbetler, iş yazışmaları, politik tartışmalar ya da duygusal paylaşımlar aynı arayüzde iç içe geçiyor. Bu da bireyin dijital ortamlarda kendini temsil etme biçimini, tonlamasını ve hatta sessizliğini bile anlamlı bir iletişim jestine dönüştürüyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yazılı mesajlaşma gençler arasında açık ara önde</strong></p>
<p>Araştırmaların da bu eğilimi desteklediğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “2011 yılında ABD’de üniversite öğrencileri üzerine yapılmış bir araştırmada katılımcıların yüzde 60’ı yazılı mesajlaşmayı aramaya tercih ettiklerini söylüyorlar; üstelik bu rakam o dönemde bir yıl öncesine nazaran yüzde 53 artış göstermiş. Daha yakın bir zamanda, 2020 yılında, Pakistan’da bir üniversitede 17 ila 36 yaşında lisans öğrencileri üzerine yapılan araştırmada da benzer sonuçlar elde ediliyor, bu grup içerisinde iletişimin yüzde 83’ü yazılı mesajlarla gerçekleştiriliyor. Yazılı mesajlaşma, özellikle genç kuşaklar arasında, görüntülü ve sesli aramalara kıyasla açık ara daha fazla tercih ediliyor. Bunun nedeni yalnızca pratiklik değil yazılı iletişimin sağladığı denetim duygusu. Mesaj hem zaman hem de ifade üzerinde bir kontrol alanı sunar, kişi ne zaman yanıt vereceğini, nasıl bir ton kullanacağını ve ne kadar açık olacağını kendi belirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yazılı mesajlaşma bir tür dijital tampon görevi görüyor</strong></p>
<p>Görüntülü ya da sesli aramaların daha doğrudan ve samimi olsa da aynı zamanda daha “istilacı” algılanabildiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yazılı mesajlaşma ise bir tür dijital tampon görevi görüyor; mesafe, sessizlik ya da gecikme bile anlam üretme biçimine dönüşüyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde, yazılı mesajlaşma hem bireysel hem profesyonel iletişimde bir tür ‘varsayılan’ kanal haline geldi. Kısacası, yazılı mesajlaşma artık yalnızca bir iletişim biçimi değil, bir düşünme, hissetme ve mesafe kurma pratiği hâline geldi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yazılı iletişim modern insanın kontrol alanı haline geldi</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin, modern insanın hem hız hem de denetim ihtiyacına yanıt veren bir form haline geldiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yüz yüze veya sesli konuşma, doğrudanlık ve açıklık gerektirir; oysa yazışma, söylenmek istenenle söylenebilecek olan arasına bir mesafe koyar. Bu mesafe, kimi zaman duygusal bir tampon, kimi zaman da özneyi koruyan bir sınır işlevi görür. Ayrıca yazılı mesajlaşma, çoklu mevcudiyet çağının en işlevsel araçlarından biridir. İnsanlar aynı anda birden fazla iletişim kanalında bulunabilir, yanıt verme zamanını erteleyebilir, sessizliği bile bir stratejiye dönüştürebilir. Bu, iletişimin doğasını ‘anlık tepki’den ‘kontrollü ifade’ye doğru kaydırır. Kısacası, yazışmayı tercih etmek yalnızca kolaylık değil, aynı zamanda modern bireyin mahremiyetini ve duygusal ritmini koruma biçimidir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital iletişim duyguların aktarım biçimini değiştirdi</strong></p>
<p>Dijital iletişimin, duyguların aktarım biçimini hem genişlettiğini hem de dönüştürdüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yüz ifadeleri, ses tonları, beden dili gibi geleneksel göstergelerin yerini artık emojiler, GIF’ler, ‘okundu’ işaretleri, hatta çevrim içi olma durumu aldı. Bu unsurlar, dijital duygulanımın yeni semiyotik repertuarını oluşturuyor. Ancak bu dönüşüm, duyguların aktarımını hem yoğunlaştırıyor hem de yüzeyselleştiriyor. Bir ‘kalp’ emojisi, bazen söylenemeyen bir duyguyu kolayca iletebilir; ama aynı zamanda duygusal emeği, yani kelimeyle inşa edilen yakınlığı da kısaltabilir. Dolayısıyla dijital ortam, duyguların dolaşımını hızlandırırken onların derinliğini zamansal olarak sıkıştırıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital kültürde samimiyetin yeni biçimi</strong></p>
<p>İletişimdeki “samimiyet” kavramına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Eğer samimiyeti bedensel yakınlık, göz teması ve spontan tepkiyle ilişkilendirirsek, yazışma bu türden doğrudanlığı azaltıyor. Ancak dijital kültürde samimiyet artık yalnızca fiziksel bir mevcudiyetle ölçülmüyor. Yazılı mesajlar, gecikmeli yanıtlar, hatta sessizlikler bile duygusal bağın parçası haline gelebiliyor. Mesajlaşma, kişiye kendi duygusunu düzenleme ve ifade etme alanı tanıyor; yani samimiyetin biçimi değişiyor, ama bütünüyle ortadan kalkmıyor. Dolayısıyla yazışarak iletişim kurmak, samimiyeti eksiltmekten çok, onu başka bir zamansallık ve ifade rejimine taşıyor. Samimiyet artık yüz yüze ‘an’da değil, ekranlar arasında süren bir yazışmanın ritminde üretiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital jestler yeni bir duygu dili haline geldi</strong></p>
<p>Emojiler, GIF’ler, çıkartmalar ve sesli notların dijital çağın jestsel dili olarak okunabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu araçlar, yazının soyutluğunu bedenselleştiriyor; duyguları görsel ve işitsel biçimlerde yeniden somutlaştırıyorlar. Bir emoji, bir GIF, bir sesli not, editlenmiş kısa bir video; bir nefes veya tereddüt kadar anlam taşıyabiliyor. Böylece dijital platformlarda dil, salt sözcüklerden değil, imgelerden, tepkilerden ve mikro-davranışlardan oluşan çok katmanlı bir doku haline geliyor. Bu yeni dil, ne tamamen evrensel ne de tamamen bireysel; kültürel bağlama, grup dinamiklerine ve platformun normlarına göre değişiyor. Fakat şunu açıkça söylemek mümkün; dijital iletişimde duygular artık yalnızca kelimelerle değil ritimle, memlerle, görsellerle, kısa editlenmiş videolarla ve paylaşımlara tepkilerle ifade ediliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler iletişimi yeniden tanımlama eğiliminde</strong></p>
<p>Özellikle genç kuşaklarda sesli ya da yüz yüze konuşmaktan kaçınma eğilimi giderek daha görünür hale geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu ‘kaçınma’, iletişimden geri çekilme anlamına gelmiyor; daha çok iletişim biçimini yeniden tanımlama arayışı olarak okunmalı. Gençler, çoğu zaman yazılı mesajlaşmayı daha güvenli bir alan olarak görüyorlar. Bu güvenlik duygusu hem zaman hem de duygusal mesafe üzerinde kontrol kurabilme imkânından kaynaklanıyor. Yazışmak, ‘anında yanıt verme baskısını’ ortadan kaldırıyor; kişi, söylemeden önce düşünebiliyor. Bu da dijital kültürün öznesi için bir tür savunma mekaniği haline geliyor. Ayrıca sosyal medyanın ve sürekli görünürlük hâlinin yarattığı performatif baskı, birçok genci spontane sözlü iletişimden uzaklaştırıyor. Kısacası, konuşmaktan kaçınma davranışı iletişim isteksizliğinden çok iletişimdeki kırılganlığı yönetme biçimi olarak ortaya çıkıyor.”</p>
<p><strong>Yazılı iletişim dili hızlandırdı</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin dijital ortamlarda yoğunlaşmasının, dili hem sadeleştirdi hem de hızlandırdığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu hız; kısaltmaların, ses taklitlerinin, melez dillerin yaygınlaşmasına yol açtı. Örneğin ‘nbr’, ‘slm’, ‘ok’ ya da İngilizce kelimelerin Türkçe cümle içinde akışkan biçimde kullanılması, yeni bir ‘dijital lehçe’nin oluştuğunu gösteriyor. Ancak bu değişim yalnızca yozlaşma olarak okunmamalı. Dil, her zaman bulunduğu teknolojik ortama göre şekillenir. Dijital yazışmalar, tıpkı sözlü kültürdeki jestler gibi, anlamı hızla üretme ve paylaşma ihtiyacına yanıt veriyor. Yazım hataları bile bazen bilinçli bir üslup tercihi hâline geliyor; örneğin küçük harf kullanımı ya da noktalama eksikliği, samimiyetin veya duygusal tonun göstergesi olabiliyor. Bu nedenle, dijital dildeki değişim bir ‘bozulma’ değil yeni bir ifade ekonomisinin işareti olarak düşünülmeli.” dedi.</p>
<p><strong>Yazılı iletişim ikinci bir düşünme alanı sağlıyor</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin, bireye ikinci bir düşünme alanı sağladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu da dijital ortamlarda öznenin kendini daha bilinçli ve kurmaca biçimde ifade etmesine yol açıyor. Buna karşın konuşma, anlık tepkilerin ve bedenin eşlik ettiği bir ifade biçimi; dolayısıyla beraberinde belli bir kırılganlık, açıklık da getiriyor. Dijital iletişim çağında okur-yazarlık biçimlerinde görülen dönüşüm özneleşme biçimlerini de etkiliyor. İnsan, artık yalnızca konuşan ya da yazan bir varlık değil bildirimlerle yaşayan bir varlık haline geldi. Mesajlaşma uygulamaları, duyguların, ilişkilerin ve hatta sessizliklerin ritmini belirliyor. ‘<em>Yazıyor..</em>.’ ifadesi bile yoğun anlamlar yüklenen bir gösterge haline geldi. Bu tür mikro göstergeler modern ilişkilerin yeni nabzı hâline geldi. Dolayısıyla mesele yalnızca iletişim biçimlerinin değişmesi değil, öznenin zaman, mekân ve kendilik deneyiminin de dönüşmesi.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574">Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Muğla&#8217;nın Doğasını Korumak İçin 189 Dava</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-muglanin-dogasini-korumak-icin-189-dava-427184</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Dec 2023 11:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirden]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[doğasını]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[muğlanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427184</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi kentin doğasını, çevresini ve kıyılarını korumak için hukuki yollardan mücadele etmeye devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi 189 dava açarak usulsüz imar uygulamaları ve çevreye zarar verebilecek düzenlemeleri engellemeye çalışıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-muglanin-dogasini-korumak-icin-189-dava-427184">Büyükşehir&#8217;den Muğla&#8217;nın Doğasını Korumak İçin 189 Dava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir’den Muğla’nın Doğasını Korumak İçin 189</p>
<p>Dava</p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi kentin doğasını, çevresini ve kıyılarını</p>
<p>korumak için hukuki yollardan mücadele etmeye devam ediyor. Bu</p>
<p>kapsamda Büyükşehir Belediyesi 189 dava açarak usulsüz imar</p>
<p>uygulamaları ve çevreye zarar verebilecek düzenlemeleri engellemeye</p>
<p>çalışıyor.</p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi, usulsüz olarak imara açılan ve çevreye zarar</p>
<p>verebilecek düzenlemelere karşı hukuki mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi bugüne kadar toplam 189 çevre ve imar davası açtı.</p>
<p>Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinin başında gelen</p>
<p>Muğla’da, Büyükşehir Belediyesi bir yandan çevre yatırımları</p>
<p>gerçekleştirirken diğer yandan da çevreye ve doğaya zarar</p>
<p>verebilecek düzenlemelere karşı hukuki mücadelesini</p>
<p>sürdürüyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi sit derecelerinin değiştirilerek eşsiz</p>
<p>koyların yapılaşmaya açılması, tarım alanlarının korunması ve farklı inşaat</p>
<p>çalışmalarının yapılmasının önüne geçilmesi için bu güne kadar toplam 189</p>
<p>dava açtı. Bu davalardan 24 tanesini Büyükşehir Belediyesi kazandı ve</p>
<p>sonuçlanarak karara bağlandı. 42 dava da Büyükşehir Belediyesi lehine</p>
<p>sonuçlandı ve bir üst mahkemede devam ediyor. 25 dava Büyükşehir aleyhine</p>
<p>sonuçlandı ve itirazlarla birlikte 78 dava da devam ediyor.</p>
<p>Başkan Gürün; “Gelecek nesillere miras Muğla için yatırımlar yanında</p>
<p>hukuk mücadelemizde sürüyor”</p>
<p>Muğla’nın doğal ve tarihi güzellikleri ile dünyanın en özel şehirlerinden biri</p>
<p>olduğunu söyleyen Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün</p>
<p>yaşadıkları şehri koruyarak geleceğe taşımak için yatırımlar yanında hukuk</p>
<p>mücadelesi de verdiklerini belirtti.</p>
<p>Başkan Gürün; “Herkesin Muğla ile ilgili bir anısı, yaşanmışlığı vardır ya da</p>
<p>olacaktır. Muğla sadece nüfusa kayıtlı olanların yaşadığı bir şehir değil, her</p>
<p>mevsim yerli ve yabancı misafirleri ağırlayan, sevgi, hoşgörü ve güler yüzün</p>
<p>şehridir. Eşsiz güzellikleri ile bir çekim merkezi olan şehrimizi korumak, </p>
<p>gelecek nesillere yeşili ve mavisiyle çok güzel bir Muğla miras bırakmak için</p>
<p>çalışıyor, projeler üretiyoruz. Çevreye saygılı yatırımlarımız yanında,</p>
<p>yeşilimize, mavimize zarar verebilecek düzenlemelere karşı hukuk</p>
<p>mücadelemizi de sonuna kadar sürdürüyoruz. Muğla için açtığımız davalar,</p>
<p>verdiğimiz hukuk mücadelesi ile gelecek nesiller de bu özel şehirde yaşamaktan</p>
<p>mutlu olacak ve bu şehrin kıymetini bilecek” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-muglanin-dogasini-korumak-icin-189-dava-427184">Büyükşehir&#8217;den Muğla&#8217;nın Doğasını Korumak İçin 189 Dava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pera Öğrenme &#8220;Yaratıcılığın Doğası&#8221;nı keşfe çağırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pera-ogrenme-yaraticiligin-dogasini-kesfe-cagiriyor-359480</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 10:28:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[çağırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[doğasını]]></category>
		<category><![CDATA[keşfe]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılığın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pera Müzesi Öğrenme Programları, Zamane İstanbulları ve Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi sergileri kapsamında yetişkinlere yönelik disiplinlerarası atölyeler düzenliyor. “Yaratıcılığın Doğası” adlı program 7 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde devam edecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pera-ogrenme-yaraticiligin-dogasini-kesfe-cagiriyor-359480">Pera Öğrenme &#8220;Yaratıcılığın Doğası&#8221;nı keşfe çağırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pera Müzesi Öğrenme Programları, </strong><em><strong>Zamane İstanbulları</strong></em><strong> ve </strong><em><strong>Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi</strong></em> <strong>sergileri kapsamında yetişkinlere yönelik disiplinlerarası</strong> <strong>atölyeler düzenliyor. “Yaratıcılığın Doğası” adlı program 7 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde devam edecek.</strong></p>
<p>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Öğrenme Programları, <em>Zamane İstanbulları</em> ve <em>Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi</em> sergileri kapsamında yetişkinlere yönelik atölyeler tasarladı. 18 yaş ve üzerindeki herkesin katılabildiği <strong>“Yaratıcılığın Doğası”</strong> başlıklı atölye programında sanatseverler, usta hikâye anlatıcısı Paula Rego’nun eserlerinden ve <em>Zamane İstanbulları</em> sergisinin çok katmanlı yapısından ilhamla farklı yolculuklara çıkıyor.</p>
<p>Paula Rego’nun masalsı hikâyeler anlattığı eserlerinden yola çıkarak hazırlanan <strong>Bedenselleşen Hikâyeler</strong> atölyesi <strong>24 Mart</strong>’ta yapılacak. Hareket terapisti Derya Dinç’in eşlik ettiği atölyede, katılımcılar, duygularını sanat yoluyla keşfetme ve ifade etmenin farklı biçimlerini keşfedecekler. Kişinin içinden gelen hareketin kaynaklarını fark etmesini sağlayan “Otantik Hareket” tekniğini kullanan katılımcılar, hareketlerini büyük bir kağıt üzerine aktardıktan sonra, ortaya çıkardıkları çizgi, sembol ve renklerden oluşan hikâyeyi hep birlikte yorumluyorlar. </p>
<p>Çıkış noktasını <em>Zamane İstanbulları</em> sergisinden alan <strong>Hikâye Anlatıcılığı: Kentin Fısıldadıkları </strong>atölyesinde katılımcılar, sergiden seçilmiş fotoğraflardan ilhamla çeşitli yaratıcı yazma teknikleri aracılığıyla bir şehrin hikâyesini kurguluyor. Yazar, kent tarihi araştırmacısı Ekin Can Göksoy’un yürütücülüğündeki atölye <strong>31 Mart</strong>’ta gerçekleşecek.  </p>
<p>Pera Öğrenme ve DenizTemiz Derneği (TURMEPA) işbirliğinde <u>ücretsiz</u> olarak düzenlenen <strong>Sürdürülebilirlik: Doğa Dostu Deterjan</strong> atölyesinde katılımcılar, ekolojik farkındalıklarını geliştirme imkânı yakalarken, sürdürülebilirliği gündelik hayatlarına dahil etmenin pratik yollarını keşfedecekler.<strong> </strong>Ali Taptık’ın <em>Zamane İstanbulları</em> sergisinde yer alan ve eski isimlerinden biri “kutsal sular şehri” olan İstanbul’un kaybolan su kaynakları hakkındaki çalışmasından ilham alan atölye<strong> 1 Nisan</strong>’da gerçekleşecek.</p>
<p>Düşüncelerin yarattığı duyguları sanat terapisi pratikleriyle keşfetmeye çağıran <strong>Terapötik Sanat: Farkındalıkla Resim</strong> atölyesi ise <strong>7 Nisan</strong>’da, Rego sergisine yönelik rehberli turla başlayacak. Hazal Altun’un yürütücülüğünde düzenlenen atölyede, bilinç ve bilinç dışındaki duygu ve düşünceleri kelimelere ihtiyaç duymadan ifade edebilmek için guaj ve akrilik boyalarla iç dünyalarını tuvale yansıtan sanatseverler, ortaya çıkan şekiller üzerinden duygu ve düşüncelerini yorumlayacak.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pera-ogrenme-yaraticiligin-dogasini-kesfe-cagiriyor-359480">Pera Öğrenme &#8220;Yaratıcılığın Doğası&#8221;nı keşfe çağırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
