<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>doç | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/doc/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/doc</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Feb 2026 07:29:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>doç | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/doc</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AR-GE ve inovasyon artık zorunluluk!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ar-ge-ve-inovasyon-artik-zorunluluk-613047</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 07:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ar-ge]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[zorunluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Başkan Yardımcısı, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “16 Şubat İnovasyon” Günü dolayısıyla girişimcilik ve inovasyonun dönüşümünü değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ar-ge-ve-inovasyon-artik-zorunluluk-613047">AR-GE ve inovasyon artık zorunluluk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Başkan Yardımcısı, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “16 Şubat<strong> </strong>İnovasyon” Günü dolayısıyla girişimcilik ve inovasyonun dönüşümünü değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yeni nesil girişimler ‘önce doğrula sonra ölçekle’ yaklaşımını benimsiyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, 21. yüzyılda girişimciliğin geleneksel modellerden hız, esneklik ve belirsizlik yönetimi açısından belirgin biçimde ayrıldığını belirterek, “Geçmişte girişimcilik daha çok sermaye, fiziksel yatırım ve uzun vadeli planlamaya dayanıyordu. Bugün ise dijital altyapılar sayesinde düşük maliyetle hızlı deneme-yanılma yapılabilen çevik yapılar öne çıkıyor. Yeni nesil girişimler ‘önce kur sonra büyüt’ yerine, ‘önce doğrula sonra ölçekle’ yaklaşımını benimsiyor. Bu dönüşüm, üniversiteleri yalnızca eğitim veren kurumlar olmaktan çıkararak girişimcilik ekosisteminin aktif bir parçası haline getirmektedir. Nitekim Üsküdar Üniversitesi BrainPark Teknoloji transfer ofisin bünyesinde yürütülen çalışmalar, akademik bilginin ticarileşmesi ve toplumsal faydaya dönüşmesi açısından bu yeni yaklaşımın somut örneklerini oluşturmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Rekabet artık bilgi üretme kapasitesiyle ölçülüyor</strong></p>
<p>Ar-Ge ve inovasyonun günümüzde bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Artık kurumlar yalnızca üretim kapasitesiyle değil, bilgi üretme ve bu bilgiyi ürüne dönüştürme becerisiyle yarışıyorlar. Bu noktada teknoloji transfer ofisleri, akademik araştırmalar ile sanayi arasındaki köprüyü kurarak bilginin ekonomik değere dönüşmesini sağlıyor. Üniversite içinde geliştirilen projelerin fikri mülkiyet süreçlerinin yönetilmesi, patentlenmesi, lisanslanması ve şirketleşmesi gibi adımlar, sistematik destek mekanizmalarıyla mümkün hale getirmektedir. Bu süreçler, Ar-Ge’nin teorik bir faaliyet olmaktan çıkıp doğrudan ekonomik kalkınmanın motoru olmasını amaçlamaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijitalleşme girişim fikirlerini kökten dönüştürüyor</strong></p>
<p>Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin girişimcilik anlayışını dönüştürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri odaklı teknolojiler, girişim fikirlerinin şekillenmesini kökten değiştirirken, teknoloji transfer yapılarının da çalışma modelini dönüştürüyor. BrainPark Teknoloji Transfer Ofisi tarafından yürütülen mentorluk programları, proje geliştirme eğitimleri, üniversite-sanayi iş birliği organizasyonları ve girişim hızlandırma faaliyetleri; araştırmacıların ve genç girişimcilerin dijital temelli iş modelleri geliştirmesine olanak tanımaktadır. Üsküdar Üniversitesinde veri analitiği, sağlık teknolojileri, yapay zekâ uygulamaları, iş sağlığı ve güvenliği ve nöroteknoloji gibi alanlarda geliştirilen projeler, disiplinler arası çalışmanın girişimcilikteki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır.”</p>
<p><strong>Girişimci kimliği çok boyutlu yetkinlik gerektiriyor</strong></p>
<p>21.yüzyıl girişimcisinin yalnızca bir iş fikrine sahip olmasının yeterli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “21. yüzyıl girişimcisinde bulunması gereken temel yetkinlikler, teknik uzmanlık ile yenilikçi düşünme becerisinin birleşimini gerektiriyor. Günümüz girişimcisi yalnızca bir iş fikrine sahip olmakla yetinmeyip; proje yazma, fon kaynaklarına erişme, ulusal ve uluslararası destek programlarını yönetme, fikri hak süreçlerini anlama ve çok paydaşlı iş birlikleri kurabilme yetkinliğine sahip olmalı. Teknoloji transfer ofisleri tarafından verilen eğitim, danışmanlık ve kuluçka destekleri bu yetkinliklerin gelişmesini sağlayarak araştırmacıları aynı zamanda girişimci kimliğiyle güçlendirmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnovasyon artık sosyal etki de üretmeli</strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik ve yeşil inovasyon başlıklarının öne çıktığını belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon ve sosyal etki konularının öne çıkması, girişimciliğin yalnızca ekonomik değil, çevresel ve toplumsal değer üretme sorumluluğu taşıdığını gösteriyor. Günümüzde destek programları ve yatırım mekanizmaları, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu projelere öncelik veriyor. Üniversite-temelli girişimcilik yapıları da sağlık, çevre, toplumsal refah ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümleri destekleyerek ‘sosyal etki odaklı inovasyon’ anlayışını yaygınlaştırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Üniversiteler üretilen bilginin ticarileşmesini destekleyen stratejik merkezler haline geliyor</strong></p>
<p>Türkiye’de Ar-Ge temelli girişimciliğin gelişen teknoparklar, artan kamu destekleri ve üniversite-sanayi iş birlikleri sayesinde ivme kazandığını belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Teknoloji geliştirme bölgeleri ve teknoloji transfer ofisleri; akademisyen, öğrenci ve sanayi temsilcilerini aynı ekosistemde buluşturarak araştırmanın ticarileşme sürecini hızlandırıyor. Önümüzdeki dönemde uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi ve derin teknoloji alanlarına yapılan yatırımların artmasıyla, üniversiteler yalnızca bilginin üretildiği değil, aynı zamanda üretilen bilginin ticarileşmesini destekleyen stratejik merkezler haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ar-ge-ve-inovasyon-artik-zorunluluk-613047">AR-GE ve inovasyon artık zorunluluk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Ersin Uygun: &#8220;Deprem bölgesinde ruhsal iyileşme psikososyal desteğin sürekliliğiyle mümkün&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ersin-uygun-deprem-bolgesinde-ruhsal-iyilesme-psikososyal-destegin-surekliligiyle-mumkun-610759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ersin]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610759</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı öğretim üyesi Doç. Dr. Ersin Uygun, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümünde, deprem bölgesindeki ihtiyaçlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ersin-uygun-deprem-bolgesinde-ruhsal-iyilesme-psikososyal-destegin-surekliligiyle-mumkun-610759">Doç. Dr. Ersin Uygun: &#8220;Deprem bölgesinde ruhsal iyileşme psikososyal desteğin sürekliliğiyle mümkün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı öğretim üyesi Doç. Dr. Ersin Uygun, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümünde, deprem bölgesindeki ihtiyaçlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Depremin ilk günlerinden itibaren BİLGİ Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı olarak öğrenci ve öğretim üyeleriyle sahadaki ihtiyaçlara yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Doç. Dr. Uygun “Depremin hemen ardından bölgede çalışmalara başladık. Bu kapsamda, bireysel psikolojik destek görüşmeleri, çocuklar ve ergenlere yönelik oyun ve grup temelli uygulamalar; aileler, öğretmenler ve saha çalışanlarına yönelik destek ve psiko-eğitim çalışmaları ile yerel ihtiyaçlara göre şekillenen topluluk temelli ruh sağlığı uygulamalarını hayata geçirdik. Bu çalışmalarla travmanın akut etkilerinin hafifletilmesi kadar, uzun vadeli ruhsal iyilik hâlinin desteklenmesini amaçladık” dedi.</p>
<p>Depremin yol açtığı en ağır sonuçlardan birinin, çoğu zaman gözle görülmeyen ancak günlük yaşamı derinden etkileyen ruhsal yıkım olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Uygun, “Travma, yalnızca yaşanan ana ait bir deneyim değil; zaman içinde biçim değiştirerek bireyin ve toplumun hayatına etki eden bir süreç. Travma uzun süre bireyin hayatına eşlik edebilir. Bu nedenle deprem bölgesinde ruhsal iyileşme, psikososyal desteğin sürekliliğiyle mümkün” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Psikososyal destek kısa süreli projelerle sınırlı kalmamalı’</strong></p>
<p>Doç. Dr. Uygun, “Travma sonrası belirtiler çoğu zaman kendiliğinden ortadan kalkmaz; ertelenmiş biçimlerde yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle psikososyal destek hizmetlerinin kısa süreli projelerle sınırlı kalmaması büyük önem taşıyor. Özellikle çocuklar ve gençler için ruh sağlığı desteği, eğitimin ve toplumsal iyileşmenin ayrılmaz bir parçası olarak görülmeli” dedi.</p>
<p>Depremden etkilenen bireylerin uzun süreli ruh sağlığı desteğine erişiminin önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Uygun, “Bugün deprem bölgesinde ihtiyaçlar, acil yardım aşamasının ötesine geçmiş durumda. Kalıcı, güvenli ve sağlıklı koşullarda barınma ihtiyacının tamamen karşılanması; sürekli, erişilebilir ve toplum temelli bir psikososyal perspektifle sunulan ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi; eğitimde sürekliliği destekleyen akademik ve psikososyal programların yaygınlaştırılması; yerel istihdamı ve ekonomik toparlanmayı destekleyen uygulamaların artırılması önümüzdeki dönemin temel ihtiyaçları arasında yer alıyor.” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ersin-uygun-deprem-bolgesinde-ruhsal-iyilesme-psikososyal-destegin-surekliligiyle-mumkun-610759">Doç. Dr. Ersin Uygun: &#8220;Deprem bölgesinde ruhsal iyileşme psikososyal desteğin sürekliliğiyle mümkün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayat kurtarabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bugun-yapilacak-bir-tarama-yarin-bir-hayat-kurtarabilir-610107</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[yapılacak]]></category>
		<category><![CDATA[yarın]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610107</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanserle mücadelede en güçlü silahın farkındalık ve erken tanı olduğunu söyleyen İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, bilimsel veriler ve ulusal–uluslararası kılavuzlar doğrultusunda tarama programlarının etkili olduğu başlıca kanser türlerinin meme kanseri, kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, rahim ağzı (serviks) kanseri ve prostat kanseri olarak sıralandığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bugun-yapilacak-bir-tarama-yarin-bir-hayat-kurtarabilir-610107">Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayat kurtarabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Kanserle mücadelede en güçlü silahın farkındalık ve erken tanı olduğunu söyleyen </span></span></span></b><b><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, bilimsel veriler ve ulusal–uluslararası kılavuzlar doğrultusunda tarama programlarının etkili olduğu başlıca kanser türlerinin meme kanseri, kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, rahim ağzı (serviks) kanseri ve prostat kanseri olarak sıralandığını söyledi. </span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Bu kanser türlerinde düzenli taramanın, hastalığın erken evrede saptanmasını sağlayarak tedavi başarısını belirgin şekilde artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Emine Yıldırım, “K</span></span></span></span></b><b><span><span><span><span>anserden korkmak yerine, geç kalmaktan korkmalıyız. Düzenli taramalar, bilinçli bireyler ve güçlü bir sağlık sistemi ile kanserle mücadelede çok daha yol alabiliriz. Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayatı kurtarabilir” diye konuştu.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Her bireyin kanser yolculuğu kendine özgüdür</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Her yıl 4 Şubat’ta kutlanan Dünya Kanser Günü’nün, Uluslararası Kanser Kontrol Birliği öncülüğünde yürütülen küresel bir farkındalık hareketi olduğunu söyleyen </span></span></span><span><span><span><span>Doç. Dr. Emine Yıldırım, “</span></span></span></span><span><span><span>2026 yılında ‘Eşsiz Olanla Birleşmiş’ temasıyla 26. kez düzenlenecek olan bugün bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır: Her bireyin kanser yolculuğu kendine özgüdür fakat çözüm ancak toplum olarak birlikte hareket edilirse mümkündür” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Kanserle mücadelede farkındalık ve erken tanı büyük öneme sahip</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Kanserde erken tanının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Emine Yıldırım, “</span></span></span></span><span><span><span>Kanser günümüzde dünya genelinde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biridir. Ancak çoğu zaman gözden kaçan çok önemli bir gerçek vardır: Kanserlerin önemli bir bölümü önlenebilir ya da erken tanı ile başarılı şekilde tedavi edilebilir hastalıklardır<b>.</b> Bu nedenle kanserle mücadelede en güçlü silahımız, farkındalık ve erken tanıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her 8 kadından biri meme kanseriyle yüzleşiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kadın sağlığı açısından bakıldığında meme kanserinin hem görülme sıklığı hem de erken tanı ile yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmesi nedeniyle ayrı bir yerde durduğunu kaydeden </span></span></span><span><span><span><span>Doç. Dr. Emine Yıldırım</span></span></span></span><span><span><span>, “Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türüdür ve her 8 kadından biri yaşamının bir döneminde bu hastalıkla yüzleşmektedir. Bu rakam ürkütücü gibi görünse de erken tanı sayesinde bugün meme kanseri artık büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Asıl hedef, hastalığı ileri evrede tedavi etmek değil; erken evrede yakalayarak kadının yaşam süresini, beden bütünlüğünü ve yaşam kalitesini korumaktır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kanser taramalarının önemi çok büyük</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Henüz herhangi bir şikâyet ortaya çıkmadan hastalığın erken evrede saptanmasını amaçlayan testler olan kanser taramalarının önemini vurgulayan </span></span></span><span><span><span><span>Doç. Dr. Emine Yıldırım, “</span></span></span></span><span><span><span>Erken evrede yakalanan kanserlerin tedavisi daha başarılı, daha az yıpratıcı ve hastalar açısından çok daha umut vericidir. Bazı kanser türlerinde tarama sayesinde yalnızca erken tanı sağlanmaz, aynı zamanda kanser gelişimi tamamen önlenebilir. Özellikle meme kanseri ve kolorektal (kalın bağırsak) kanseri gibi hastalıklarda tarama programları, kanserle mücadelenin temel taşlarından biridir. Bu nedenle taramalar, bireysel bir tercih olmanın ötesinde, toplum sağlığını doğrudan etkileyen koruyucu sağlık hizmetleridir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Taramanın etkili olduğu bazı kanser türleri </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Emine Yıldırım, bilimsel veriler ve ulusal–uluslararası kılavuzlar doğrultusunda tarama programlarının etkili olduğu başlıca kanser türlerinin meme kanseri, kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, rahim ağzı (serviks) kanseri ve prostat kanseri olduğunu belirterek<b> “</b>Bu kanser türlerinde düzenli tarama, hastalığın erken evrede saptanmasını sağlayarak tedavi başarısını belirgin şekilde artırmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Meme kanserinde düzenli ve yıllık takip hayat kurtarır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kadınların 40 yaşından itibaren düzenli olarak meme kanseri taraması yaptırması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Meme kanseri taramasında en önemli mesaj şudur: Düzenli ve yıllık takip hayat kurtarır. Radyoloji derneklerinin ve uluslararası bilimsel kılavuzların önerileri doğrultusunda 40 yaşından itibaren tüm kadınlarda yıllık mamografi meme kanseri taramasının temelini oluşturur. Yoğun meme dokusu bulunan veya ek risk faktörleri olan kadınlarda, mamografiye ek olarak ultrasonografi yapılması önerilir. Bu yaklaşım, meme kanserinin erken evrede yakalanmasını artırmakta ve kişiye özel bir tarama stratejisi geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Her kadının meme yapısı ve risk profili farklıdır; bu nedenle tarama da kişiye göre planlanmalıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlık Bakanlığı Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40–69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini ve bu taramaların KETEM’lerde ücretsiz olarak yapıldığını hatırlatan Doç. Dr. Emine Yıldırım, ancak klinik pratiğe yansıyan güncel bilimsel yaklaşımda, yıllık mamografi takibinin esas kabul edildiğini kaydetti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kolorektal kanser taraması 50 yaşından itibaren yapılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kolorektal kanserlerin çoğu zaman iyi huylu poliplerden geliştiğini ve bu sürecin yıllar aldığını ifade eden Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Bu nedenle tarama programları, bu kanser türünün önlenmesinde son derece etkilidir. Sağlık Bakanlığı önerileri doğrultusunda 50–70 yaş arası kadın ve erkeklerde, 2 yılda bir gaitada gizli kan testi ve 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Bu sayede kanser oluşmadan önce poliplerin saptanması ve çıkarılması mümkün olmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kanserden korunmada bireysel sorumluluklara dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kanserle mücadelenin yalnızca taramalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Sağlıklı beslenme, ideal kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımından uzak durmak, güneşten korunmak ve düzenli hekim kontrolleri kanser riskini belirgin şekilde azaltır. Unutulmamalıdır ki kanserden korunma, büyük değişimlerden değil; günlük yaşamda sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklardan geçer” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ailesinde kanser öyküsü olanlar için öneriler</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Ailede meme veya kolorektal kanser öyküsü bulunması, bireyin mutlaka kanser olacağı anlamına gelmez” diyen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Ancak bu kişiler için risk artmış olabilir. Bu nedenle ailesel öyküsü olan bireylerin tarama programlarına daha erken yaşta başlaması ve takiplerinin kişiselleştirilmesi büyük önem taşır. Gerekli durumlarda genetik danışmanlık da sürece dâhil edilmelidir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kanserden değil, geç kalmaktan korkulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kanserin tek bir bireyin değil, tüm toplumun ortak sorunu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Emine Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Dünya Kanser Günü’nün bu yılki teması olan ‘Eşsiz Olanla Birleşmiş’, bize her bireyin hikâyesinin farklı olduğunu; ancak çözümün ortak bilinçle mümkün olduğunu hatırlatmaktadır. Bir genel cerrah olarak altını özellikle çizmek isterim ki; kanserden korkmak yerine, geç kalmaktan korkmalıyız. Düzenli taramalar, bilinçli bireyler ve güçlü bir sağlık sistemi ile kanserle mücadelede çok daha yol alabiliriz. Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayatı kurtarabilir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bugun-yapilacak-bir-tarama-yarin-bir-hayat-kurtarabilir-610107">Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayat kurtarabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Onur Oral, &#8220;Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onur-oral-obezite-ile-mucadele-bilimsel-ve-uzun-vadeli-bir-yasam-kulturuyle-basariya-ulasabilir-608559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[oral]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, toplum sağlığını tehdit eden kronik sorunlara yönelik bilimsel çözüm arayışlarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onur-oral-obezite-ile-mucadele-bilimsel-ve-uzun-vadeli-bir-yasam-kulturuyle-basariya-ulasabilir-608559">Doç. Dr. Onur Oral, &#8220;Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, toplum sağlığını tehdit eden kronik sorunlara yönelik bilimsel çözüm arayışlarını sürdürüyor. Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan obezitenin en temel sorunlarından biri hareketsiz yaşam olarak biliniyor. Bu kapsamda spor genetiği ve obezite alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Oral, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.  Obezitenin salt estetik bir kaygıdan ibaret olmadığını, aksine çok boyutlu metabolik bir problem teşkil ettiğini vurgulayan Doç. Dr. Oral, kalıcı çözümün ancak sürdürülebilir bir yaşam disipliniyle mümkün olacağına dikkat çekti.</p>
<p>Obezite tedavisinde en sık yapılan hatanın süreci yalnızca kısıtlı diyetlerle yürütmeye çalışmak olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oral, “Bir akademisyen olarak, obeziteyi sadece estetik bir ‘ayna görüntüsü’ kaygısı olarak değil, kökleri genetik ve metabolik süreçlere dayanan küresel bir sağlık sorunu olarak ele almamız gerektiğini vurgulamak isterim. Obezite, beden kitle indeksinin 30’un üzerine çıkmasıyla tanımlanan, vücutta aşırı yağ depolanması durumudur ve bu durum damar sertliği (ateroskleroz), diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, kemik-eklem sorunları ve hatta Alzheimer gibi ciddi hastalıkların zeminini hazırlar. Fiziksel etkilerinin yanı sıra, kişinin psikolojik dengesini, sosyal yaşamını ve iş verimini etkileyen çok yönlü bir problemdir; bu nedenle tanı ve tedavi süreci ciddiyetle yönetilmelidir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Diyet ve egzersiz, yaşam biçimi haline gelmeli”</b></p>
<p>Kilo kontrolü ve obezite tedavisi, diyet ve sporla sürdürülebilen, ‘iki ayaklı’ bir sistem olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oral, “Sert diyetler metabolizmayı yavaşlatarak uzun vadede daha fazla kilo artışına neden olur. Sağlıklı bir kilo kaybının ayda en fazla 1–1,5 kilo olması gerekir. Obezite tedavisi yürümeye benzer; iki ayağınız da sağlam olmazsa ilerleyemezsiniz. Bu sürecin bir ayağı beslenme ise diğer ayağı mutlaka egzersiz olmalıdır. Özellikle su içi egzersizlerinin (Aqua Biking ve aqua jimnastik) çok avantajlı olduğunu düşünüyorum. Suyun kaldırma kuvveti sayesinde eklemlere binen yük azaldığı için kişi daha uzun sure egzersiz yapabiliyor. Suyun direnci, karadaki egzersizlere kıyasla daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Bu yöntem, özellikle eklem ve diz ağrısı çeken obez bireyler için hem güvenli hem de yüksek verimli bir seçenektir” dedi.</p>
<p><b>“Egzersizi çocukluktan başlayarak yaşama yaymalıyız”</b></p>
<p>Bu sürecin biyolojik ve genetik arka planını da göz önünde bulundurmak gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Oral,   “İnsülin direncini kırmak ve yağ yakımını destekleyen irisin hormonunu artırmak için fiziksel aktivite elzemdir. Ayrıca sağlıklı bir uyku düzeni, iştah mekanizmasını dengeleyerek beslenme yönetimini kolaylaştırır; zira uykusuzluk veya aşırı uyku metabolik dengeyi bozar. Akdeniz tipi beslenme gibi doğal ve dengeli modelleri benimseyerek, egzersizi çocukluktan yaşlılığa kadar hayatın her evresine yaymak zorundayız. Unutulmamalıdır ki amacımız kısa süreli estetik değişimler değil, metabolik dengemizi koruyarak sağlıklı yaşlanmayı mümkün kılan kalıcı bir yaşam disiplini oluşturmaktır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Sağlık yaşam için spor kavramını hayatımıza dâhil etmeliyiz”</b></p>
<p>Spor salonu veya havuz imkânı bulunmayan bireyler için en erişilebilir çözümün yürüyüş olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Oral, “Ofis çalışanları ve ekran bağımlılarının yürüyüşü bir rutin haline getirilmeleri gerekir. Haftada beş gün, en az 30 dakika tempolu yürüyüş; aynen diş fırçalamak gibi günlük bir alışkanlık haline gelmeli. İşe giderken birkaç durak erken inmek veya öğle aralarını kısa yürüyüşlerle değerlendirmek, uzun vadede obeziteyle mücadelede büyük fark yaratır. Egzersizin yaşı yoktur.  Her birey kendi bedenine ve kendi kapasitesine göre hareket etmelidir Kaliteli yaşam ve sağlıklı yaşlanmak adına ‘Sağlıklı yaşam için spor’  ilkesini hayatımıza dâhil etmemiz gerekiyor. Haftada beş gün yapılan 45 dakikalık, nabzı hafifçe yükselten ve terleten aktiviteler, obezitenin önlem ve tedavisinde etkili olacaktır. Obeziteyle mücadelede ancak bilimsel, dengeli ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabiliriz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onur-oral-obezite-ile-mucadele-bilimsel-ve-uzun-vadeli-bir-yasam-kulturuyle-basariya-ulasabilir-608559">Doç. Dr. Onur Oral, &#8220;Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç.Dr. Özhan Çetindağ; “Angelina Jolie’nin Kararı Meme Kanserinde Küresel Farkındalık Yarattı”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ozhan-cetindag-angelina-jolienin-karari-meme-kanserinde-kuresel-farkindalik-yaratti-607941</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 18:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[angelina]]></category>
		<category><![CDATA[çetindağ]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[jolie]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[özhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü oyuncu Angelina Jolie’nin BRCA1 gen mutasyonu taşıdığını açıklamasının ardından koruyucu amaçla yaptırdığı subkutan mastektomi ameliyatı, meme kanseri riskinin yönetiminde dünya genelinde önemli bir farkındalık oluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ozhan-cetindag-angelina-jolienin-karari-meme-kanserinde-kuresel-farkindalik-yaratti-607941">Doç.Dr. Özhan Çetindağ; “Angelina Jolie’nin Kararı Meme Kanserinde Küresel Farkındalık Yarattı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü oyuncu Angelina Jolie’nin BRCA1 gen mutasyonu taşıdığını açıklamasının ardından koruyucu amaçla yaptırdığı subkutan mastektomi ameliyatı, meme kanseri riskinin yönetiminde dünya genelinde önemli bir farkındalık oluşturdu. Jolie’nin bu kararı, binlerce kadının genetik test yaptırmasına ve erken önlem seçeneklerini araştırmasına öncülük etti.</p>
<p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Özhan Çetindağ, Angelina Jolie’nin kamuoyuyla paylaştığı bu sürecin, meme kanseriyle mücadelede yalnızca bireysel değil, küresel bir etki yarattığını belirterek, “Bu karar sayesinde kadınlar meme kanseri riskini daha erken dönemde sorgulamaya ve bilimsel risk yönetimi yöntemlerini öğrenmeye başladı” dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/01/docdr-ozhan-cetindag-angelina-jolienin-karari-meme-kanserinde-kuresel-farkindalik-yaratti-0-77lHHUXk.jpg"/></p>
<p><b>Bir Kadının Kararı, Milyonlarca Kadının Hayatına Dokundu</b></p>
<p>Angelina Jolie’nin annesinin genç yaşta meme kanseri, daha sonra da yumurtalık kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Doç. Dr. Çetindağ, aile öyküsünün genetik açıdan yüksek risk anlamına geldiğini vurguladı. Yapılan genetik testlerde BRCA1 gen mutasyonu saptanmasının ardından Jolie’nin, henüz kanser gelişmeden koruyucu subkutan mastektomi ameliyatı olmayı tercih ettiğini ifade eden Çetindağ, şu bilgileri paylaştı: “Bu ameliyat sonrası meme kanseri riski yüzde 80’lerden yüzde 10’lara kadar düşebilmektedir. Risk tamamen sıfırlanmaz ancak ciddi ölçüde azaltılır. Angelina Jolie’nin bu süreci açıklamasının ardından dünya genelinde on binlerce kadın genetik danışmanlık merkezlerine başvurdu ve BRCA testi yaptırdı.”</p>
<p><b>Subkutan Mastektomi Nedir, Nasıl Yapılır?</b></p>
<p>Subkutan mastektomi, yüksek genetik risk taşıyan ancak henüz kanser tanısı almamış kadınlarda uygulanan koruyucu bir cerrahi yöntemdir. Bu operasyonda meme dokusu tamamen çıkarılırken, meme cildi ve meme başı korunur. Boşaltılan dokunun yerine silikon protez yerleştirilerek estetik bütünlük sağlanır. BRCA1 gen mutasyonu taşıyan kadınlarda meme kanseri riskinin yüzde 60–80’e, yumurtalık kanseri riskinin ise yüzde 40–60’a kadar çıkabildiğini belirten Doç. Dr. Çetindağ, bu nedenle bazı hastalarda cerrahinin güçlü bir koruyucu seçenek olabildiğini söyledi.</p>
<p><b>Kimler Subkutan Mastektomi Ameliyatı Olabilir?</b></p>
<p>• Ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunanlar<br /> • BRCA1 veya BRCA2 gen mutasyonu saptanan kadınlar<br /> • Genetik danışmanlık ve multidisipliner değerlendirme sonrası uygun görülen hastalar</p>
<p>Doç. Dr. Çetindağ, bu cerrahinin yanlış anlaşılmaması gerektiğini vurgulayarak, şu ifadeyi kullandı:</p>
<p>“Bu bir korku ameliyatı değildir. Bu ameliyat, bilimsel verilere dayanan bir risk yönetimi ameliyatıdır.” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ozhan-cetindag-angelina-jolienin-karari-meme-kanserinde-kuresel-farkindalik-yaratti-607941">Doç.Dr. Özhan Çetindağ; “Angelina Jolie’nin Kararı Meme Kanserinde Küresel Farkındalık Yarattı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç.Dr. Ayhan Kul, “Sahada Ayak Basmadık Yer Bırakmadık”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ayhan-kul-sahada-ayak-basmadik-yer-birakmadik-605183</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 23:18:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayhan]]></category>
		<category><![CDATA[basmadık]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[kül]]></category>
		<category><![CDATA[sahada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç.Dr. Ayhan Kul, "Sahada Ayak Basmadık Yer Bırakmadık" dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ayhan-kul-sahada-ayak-basmadik-yer-birakmadik-605183">Doç.Dr. Ayhan Kul, “Sahada Ayak Basmadık Yer Bırakmadık”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>İzmir İl Sağlık Müdürü Doç.Dr. Ayhan Kul, görevi geldiği günden beri müdürlük yöneticileri ile birlikte saha ziyaretleri yaptığını belirterek, “Son 4,5 ay içerisinde il müdürlüğüne başladığımızdan itibaren sahada ayak basmadık yer bırakmadık” dedi.  2025 İzmir İl Sağlık müdürlüğü değerlendirmesi. 10 Ocak çalışan gazeteciler gününü de tebrik ediyorum. Vatanımıza, milletimize, şahsınıza ailelerinize ve kurumlarınıza hayırlı olmasını diliyorum.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonu ile Sağlık Bakan Prof.Dr. Kemal Memişoğlu, liderliğinde Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Doç.Dr. Ayhan Kul, “Tüm basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyorum” diye konuştu.</span></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/01/docdr-ayhan-kul-sahada-ayak-basmadik-yer-birakmadik-0-lzbWcrUZ.jpeg"/></p>
<p><b><strong>“Yerinde tespit yapıp, olaylara hızlı müdahale etmeye çalıştık”</strong></b></p>
<p><span>“2055 yılında Sağlık Bakanlığı poliktilarını yerine getirme adına, vizyonu hastaları, çalışanlarımıza ortaya koyma adına sık saha ziyaretleri yaparak bakanlık politikalarını yaşatmaya çalıştık” diyen Kul, “Bundan dolayı son 4,5 ay içerisinde il müdürlüğüne başladığımızdan itibaren sahada ayak basmadık yer bırakmadık. Hastanelerimizi ilçe sağlık müdürlüklerimizi, aile sağlığı merkezlerine sağlık evlerimizi, sağlıklı hayat merkezleri, ağız diş sağlığı merkezlerimiz sık sık ziyaret ettik personele pozitif motivasyon sağlamaya çalıştık.  Vatandaşlarımızla mutlaka diyaloğa girdik, onların derdini problemini yerinide dinledik.  Bu saha ziyaretleri kapsanında bizim ve idare arkadaşlarıni ziyaretlerinde çalışanlarlı işbirliği ve eliştimi güçlendirmeyi esass aldık. pozitif motivasyonlar desteklemeye çalıştık.  Yerinde tespit yapıp olaylara hızlı müdahale etmeye çalıştık. En ekonomik kararları da almaya çalıştık. 2026 yılı önümdeki yılını İzmir’de saha ziyaretleri yılı olarak ilan ettik. Ben ve tüm ekip arkadaşlarımızı haftanın her günü mutlaka sahada olacağız. Sahayı bırakmayacağız çalışanlarımıza ve vatandaşlarımızla çok sıkı ilişki içerisinde olacağız” şeklinde konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ayhan-kul-sahada-ayak-basmadik-yer-birakmadik-605183">Doç.Dr. Ayhan Kul, “Sahada Ayak Basmadık Yer Bırakmadık”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Canan Uraz, &#8220;Ev ve iş yeri ilaçlamalarında ruhsatlı firmalarla çalışılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-canan-uraz-ev-ve-is-yeri-ilaclamalarinda-ruhsatli-firmalarla-calisilmali-599764</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[canan]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[uraz]]></category>
		<category><![CDATA[yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirlenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatın ve endüstriyel üretim süreçlerinin vazgeçilmez bir parçası olan kimyasallar, doğru yönetilmediğinde insan sağlığı, iş güvenliği ve çevre için ciddi tehditler oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-canan-uraz-ev-ve-is-yeri-ilaclamalarinda-ruhsatli-firmalarla-calisilmali-599764">Doç. Dr. Canan Uraz, &#8220;Ev ve iş yeri ilaçlamalarında ruhsatlı firmalarla çalışılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatın ve endüstriyel üretim süreçlerinin vazgeçilmez bir parçası olan kimyasallar, doğru yönetilmediğinde insan sağlığı, iş güvenliği ve çevre için ciddi tehditler oluşturuyor. Son günlerde gündeme gelen kimyasal madde zehirlenmeleri, özellikle mekanların haşerelerden arındırılmasında kullanılan maddeleri ve yöntemleri tartışmalı hale getirdi.  Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Uraz, kimyasal risklerin ancak doğru bilgi, eğitim ve bilinçli uygulamalarla minimize edilebileceğini belirterek hayati uyarılarda bulundu.</p>
<p>Kimyasal maddelerin kullanımından kaynaklanan risklerin sağlık, güvenlik ve çevre olmak üzere üç ana eksende değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Canan Uraz, “Kimyasal maddeler; meslek hastalıklarından iş kazalarına, yangınlardan ekosistem bozulmalarına kadar geniş bir yelpazede tehdit oluşturabiliyor. Özellikle ilaçlama yapan personelin yetkin olması gerekiyor. Tarım, sağlık veya çevre kontrolünde kullanılan kimyasallar yüksek dikkat gerektiriyor. Bu nedenle çalışanların kimyasal güvenliği, ilk yardım, ekipman kullanımı, yasal mevzuatlar ve atık yönetimi gibi konularda kapsamlı eğitimlerden geçmesi gerekiyor.  Bu konuda sadece eğitimler yeterli değil, düzenli denetimler ve saha uygulamaları da bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır” diye konuştu.</p>
<p><b>“İş yerlerinde kurallara tam uyum şart”</b></p>
<p>İş yerlerinde güvenli bir ilaçlama süreci için uyulması gereken kritik adımları anlatan Doç. Dr. Uraz, “ Güvenli bir ilaçlama süreci doğru ilaç seçimi ve etiket talimatlarının titizlikle okunmasıyla başlar.  Çalışanların maske ve eldiven gibi uygun kişisel koruyucu donanımları kullanması, uygulama sırasında alanın boşaltılması ve rüzgâr gibi hava koşullarına dikkat edilmesi bir zorunluluktur. İlaçlamalar genellikle sabah veya akşam saatlerinde, hava sıcaklığının daha düşük olduğu saatlerde yapılmalıdır. İşlem sonrasında ise alanın yeterince havalandırılması, kimyasal atıkların doğru yönetilmesi, sızıntılara karşı önlem alınması ve acil durum planlarının hazır bulundurulması gerekir. İlaçlama sonrası ortaya çıkan kimyasal atıklar (artık ilaçlar, ambalajlar, temizleme suyu vb.) çevreye zarar vermemek adına doğru şekilde toplanmalı ve bertaraf edilmelidir” dedi.</p>
<p><b>“Zehirlenme belirtileri sinsice ilerleyebilir”</b></p>
<p>Kimyasal zehirlenme belirtilerinin her zaman anında ortaya çıkmayabileceği konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. Uraz, “Semptomlar kimyasalın türüne ve maruziyet süresine göre değişebiliyor. Solunum güçlüğü, ciltte yanma, bulanık görme, bulantı, baş dönmesi ve kalp çarpıntısı gibi belirtilerin görülmesi durumunda zaman kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekiyor. Özellikle bilinç kaybı ve nöbet gibi ağır tablolarda acil müdahale hayat kurtarır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Ev ilaçlamalarında gıda güvenliğine dikkat”</b></p>
<p>Vatandaşların evlerinde yaptırdığı ilaçlamalarda da büyük hatalar yapılabildiğine değinen Doç. Dr.  Uraz, işlem öncesinde evcil hayvanların ve hane halkının ortamdan uzaklaştırılması, gıdaların, mutfak gereçlerinin ve kişisel eşyaların ise mutlaka koruma altına alınması gerekiyor. Kimyasalların gıdalara veya mutfak yüzeylerine bulaşması ciddi zehirlenmelere yol açabilir. Bu durum bazen gıda zehirlenmesiyle karıştırılarak yanlış tedaviye sebep olabiliyor. Kimyasal maddelere maruz kalma durumunda, antidotlar, göz yıkama istasyonları ve acil müdahale kitleri gibi ilk yardım malzemeleri kolayca erişilebilecek bir yerde bulundurulmalıdır. Riskleri en aza indirmek için ruhsatlı firmalarla çalışılması, işlem sonrası detaylı temizlik ve etkili havalandırma yapılması sağlık açısından hayati önem taşıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-canan-uraz-ev-ve-is-yeri-ilaclamalarinda-ruhsatli-firmalarla-calisilmali-599764">Doç. Dr. Canan Uraz, &#8220;Ev ve iş yeri ilaçlamalarında ruhsatlı firmalarla çalışılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kültür Üzerine&#8221; Söyleşi Dizisinin İlk Konuğu Doç. Dr. Serhan Ada Oldu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kultur-uzerine-soylesi-dizisinin-ilk-konugu-doc-dr-serhan-ada-oldu-599603</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 13:20:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dizisinin]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[konuğu]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[üzerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599603</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr. Ziya Taşkent’in sunduğu “Kültür Üzerine” başlıklı söyleşi serisi, kültür kavramını tarihî kökenlerinden günümüzün dönüşen dinamiklerine kadar çok boyutlu bir biçimde ele almayı amaçlıyor. Her oturumda alanında uzman isimler kültür kavramına kendi perspektiflerinden bakıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kultur-uzerine-soylesi-dizisinin-ilk-konugu-doc-dr-serhan-ada-oldu-599603">&#8220;Kültür Üzerine&#8221; Söyleşi Dizisinin İlk Konuğu Doç. Dr. Serhan Ada Oldu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Ziya Taşkent’in sunduğu “Kültür Üzerine” başlıklı söyleşi serisi, kültür kavramını tarihî kökenlerinden günümüzün dönüşen dinamiklerine kadar çok boyutlu bir biçimde ele almayı amaçlıyor. Her oturumda alanında uzman isimler kültür kavramına kendi perspektiflerinden bakıyorlar. Aralık ayında Doç. Dr. Serhan Ada, kültürün gündelik yaşamla, kimlikle, değerlerle ilişkisini; toplumsal bellek üzerindeki etkisini, dönüştürücü gücünü ve kültür politikalarını ele aldı.</p>
<p>“Kültür Üzerine” adlı söyleşi dizisi, kültürün toplumsal yapı, kimlik, şehir, ekonomi ve teknolojiyle kurduğu karmaşık ilişkilere odaklanıyor. Dr. Ziya Taşkent’in sunduğu söyleşide Doç. Dr. Serhan Ada, kültürün gündelik yaşamla, kimlikle, değerlerle ilişkisi; toplumsal bellek üzerindeki etkisi, dönüştürücü gücü ve kültür politikaları hakkında konuştu. Söyleşi, 16 Aralık Salı akşamı saat 19.30’da Zeytinburnu Kültür Sanat’ta başladı.</p>
<p>“Yerele ait olanla ilişkimizi kesmeyelim.”</p>
<p>Doç. Dr. Serhan Ada, söyleşiye kültür hakkında bazı açıklama ve önerilerle başladı:</p>
<p> “Toprakla ilgimizi kesmememiz lazım. Bu konu Ziya Gökalp’in ‘hars’ına kadar gider. Yerele ait olanla ilişkimizi kesmeyelim. Zeytinburnu’nun tarihsel, coğrafi, insani gelişimiyle Bakırköy’ünki bir değil. Farklı düşünmek lazım. Bunu siyaset açısından söylemiyorum. Tamamen yerle ilgili. Buna ek olarak kültür demek büyük sabır demektir. Uzun dönem demektir. Bugün yapıp yarın sonuç alamazsınız.” </p>
<p>“Fransız ekolü, merkezi belirliyor.”</p>
<p>Doç. Dr. Serhan Ada, kültür diplomasinin tarihini ve güncel durumunu anlattı:</p>
<p>“Kültür diplomasisi, sömürgeci güçlerin başka ülkelerdeki vatandaşlarının kültürlerini kaybetmemeleri için başlamış. Bu alanda faaliyet yürütmek zor. Almanlar Alman Lisesi’ni, İngilizler Robert Koleji’ni kurmuşlar. Böyle başlamış. İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sırasında bu sistem bir propaganda makinesine dönmüş. O sırada elde sadece radyo var. Şimdiyse bir Fransız ekolü var. Onlar bir merkez belirliyor. Paris’ten nelerin dolaşıma sokulacağına karar veriliyor. Almanlarda ise federal yapı nedeniyle her kültür örgütü başka bir şehirde.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kultur-uzerine-soylesi-dizisinin-ilk-konugu-doc-dr-serhan-ada-oldu-599603">&#8220;Kültür Üzerine&#8221; Söyleşi Dizisinin İlk Konuğu Doç. Dr. Serhan Ada Oldu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Gündoğdu, &#8220;Şiddet bir kader değildir, toplumsal bir sorun olarak değiştirilebilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gundogdu-siddet-bir-kader-degildir-toplumsal-bir-sorun-olarak-degistirilebilir-594853</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:32:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değildir]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[etkin]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gündoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi topluma katkı misyonu doğrultusunda bilimsel faaliyetlerini sürdürüyor. Kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı ile 1999 yılında ilan edilen Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gundogdu-siddet-bir-kader-degildir-toplumsal-bir-sorun-olarak-degistirilebilir-594853">Doç. Dr. Gündoğdu, &#8220;Şiddet bir kader değildir, toplumsal bir sorun olarak değiştirilebilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi topluma katkı misyonu doğrultusunda bilimsel faaliyetlerini sürdürüyor. Kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı ile 1999 yılında ilan edilen Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenleniyor. Bu kapsamda güçlü bir müktesebata sahip olan Ege Üniversitesi (EÜ) Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAM) alana yönelik bilimsel katkı sunmaya devam ediyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Vildan Koçoğlu Gündoğdu, “Şiddet bir kader değildir; toplumsal bir sorun olarak değiştirilebilir” mesajını öne çıkararak, günümüzde şiddetin azalmadığı, yalnızca biçim değiştirerek dijital ve ekonomik alanlarda artış gösterdiğini dile getirdi. Kadına yönelik şiddetin, toplumsal dinamiklerle beslenen bir insan hakları ihlali olduğunu belirten Doç. Dr. Gündoğdu, “Kadınlara yönelik şiddet, benim için kesinlikle bireysel bir sorun değil; toplumsal, kültürel ve yapısal dinamiklerle beslenen çok yönlü bir insan hakları ihlali. Şiddetin her türü, kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü, geleceğini ve toplumsal hayata katılımını doğrudan tehdit ediyor. Bu yüzden şiddetle mücadeleyi hem hukuki hem de sosyal politikalarla bütüncül bir şekilde ele almak zorundayız. Bence en yaygın şiddet türü psikolojik şiddet. Hakaret, tehdit, kontrol etme, izolasyon, değersizleştirme gibi davranışlar çoğu zaman görünmez oluyor ve bu yüzden tespit edilmesi çok zor. Ama etkileri en az fiziksel şiddet kadar yıkıcı. Psikolojik şiddeti ekonomik, dijital ve fiziksel şiddet takip ediyor” dedi.</p>
<p><b>“Farkındalık ve dayanışmayı güçlendirmek temel amacımızdır”</b></p>
<p>Kadınlara yönelik şiddetle mücadelede çeşitli düzeylerde çalışmaların yürütüldüğünden bahseden Doç. Dr. Gündoğdu, “Eğitim ve farkındalık programlarıyla, çeşitli etkinliklerimizle öğrenciler, akademik personel ve idari çalışanlara yönelik seminerler ve bilgilendirme etkinlikleri yapmaktayız. Örneğin bu yaz çalışanlara yönelik Çalışma Yaşamında Cinsiyet Eşitliği adlı bir sertifika programımız oldu. İçeriğinde çalışma yaşamında kadınların maruz kaldığı psikolojik şiddetle ilgili epeyce bilgiler yer aldı. Yine 8 Mart etkinliğimiz doğrudan şiddet üzerineydi. Katılımcıların çoğunluğunun öğrencilerin olduğu etkinlik kapsamında alanın uzmanları olan bir psikolog, bir hukukçu ve şiddet önleme merkezi yöneticisinin katıldığı bir panel düzenlendi ve konu ayrıntılarıyla konuşuldu. Eylül ayında düzenlediğimiz Dijital Bağımlılık ve Aile İçi İletişime Etkileri adlı panelde, dijital şiddet üzerine de konuşulmuş ve bilgilendirme yapılmıştır. Bugün, yani 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için Aile İçi Şiddet ve Sağlık konulu bir panelle konuyu bu bağlamda ele alacağız. Amacımız hem üniversite içinde hem de toplumda farkındalığı artırmak ve dayanışmayı güçlendirmektir. Bununla ilgili olarak daha fazla farkındalık ve bilgilendirme etkinliği ile çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>“Sessizlik şiddetin en büyük destekçisidir”</b></p>
<p>Farkındalığın artırılmasında eğitimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Gündoğdu, “Bugün hâlâ 25 Kasım’ın önemini koruduğunu söyleyebiliriz çünkü kadına yönelik şiddet tüm dünyada yaygınlığını sürdürmeye devam ediyor; günümüzde şiddet azalmış değil, sadece biçimleri değişiyor, dijital ve ekonomik şiddet artıyor ve kadın-erkek eşitliği hâlâ tam olarak sağlanabilmiş değil” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Gündoğdu “Ailede başlayan süreçte çocuk, şiddetten uzak, güvenilir ve empati ile donatılmış bireyler olarak temel eğitimi almalı ve ardından okul yaşamına atılmalı; kadın-erkek eşitliğini merkeze alan eğitimlerin erken yaşlardan itibaren verilmesi oldukça önemli. Çağımız dijital çağ ve hızlı değişiyor; bu nedenle farkındalık kampanyalarında teknoloji ve medyanın etkin şekilde kullanılması gerekiyor. Şiddetin hiçbir gerekçesi yoktur ve sessizlik şiddetin en büyük destekçisidir. Gençlerin duyarlı olması, çevrelerinde şiddete tanık olduklarında müdahil olmaları, destek mekanizmalarını bilmeleri ve eşitlikçi bir toplumun savunucusu olmaları çok değerli; her bireyin yaşadığı veya tanık olduğu şiddeti görünür kılması ve destek istemekten çekinmemesi hayati önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<p>Eğitim seviyesi ve şiddet arasındaki bağa da değinen Doç. Dr. Gündoğdu, “Eğitim seviyesi aslında ne yazık ki şiddeti tam anlamıyla önlemiyor. Eğitim seviyesiyle şiddet yok olmuyor; ancak türleri ve yoğunluğu değişiyor. Yasalarda şiddeti önlemeye yönelik hükümler var. Bunların uygulanmasında da aslında herhangi bir sorun yok ama öncelikle şiddet olgusunun gündeme getirilmesi gerekir ki hem hukuki hem de sosyokültürel boyutlarıyla bu soruna çözüm yolları arayabilelim.” dedi.</p>
<p><b>“Eşitlik fikrinin öncelikle zihinlerde yerleşmesi gerekli”</b></p>
<p>EKAM Müdür Yardımcısı Doç. Dr. İlkay Südaş ise, “Eşitlik fikrinin öncelikle zihinlerde yerleşmesi gerekli. Kadınların toplumsal statülerinin yükselmesinin, erkeklerin anlam dünyasında krize yol açmadığı bir dünya inşa etmeliyiz. Dolayısıyla, bu şiddetle mücadelede sadece kadınların değil, esasen erkeklerin de büyük bir görevi, değişim ve dönüşüm sorumluluğu var. Ayrımcılığın, ancak ayrımcılık yapan kişinin, ayrımcılık yaptığını kabul etmesiyle ortadan kalkabileceği fikri önemlidir. Günümüz dünyasında erkeklerin her anlamda daha avantajlı konumda oldukları bir gerçektir ve kadınların toplumsal statülerinin yükselişinin erkekler açısından yol açtığı konfor kaybı ne yazık ki cinsiyet ayrımcılığının da farklı biçimlerini gündeme getirmektedir. Erkekler söz konusu konumlarını sorgulamadığı sürece de ayrımcılığın hiçbir biçimi son bulmaz. Bu bağlamda, kadınların statüsünün yükselmesi bir tehdit olarak algılanmamalı. Kadınların toplumsal, siyasal, ekonomik her alanda yer edinmeleri, karar verici konumlara gelmeleri gereklidir ve çabalarımız bu yöndedir. Kritik nokta ise, erkeklerin bu değişimi nasıl karşıladıklarıdır. Dolayısıyla amacımız, kadına yönelik şiddetin farklı biçimleriyle mücadelede erkeklerin yaklaşımlarına da odaklanmak ve eşitlikçi bir perspektifi yerleştirmek olmalıdır” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gundogdu-siddet-bir-kader-degildir-toplumsal-bir-sorun-olarak-degistirilebilir-594853">Doç. Dr. Gündoğdu, &#8220;Şiddet bir kader değildir, toplumsal bir sorun olarak değiştirilebilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Sinan Ateş Adalet Parkı Salihli&#8217;de Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sinan-ates-adalet-parki-salihlide-acildi-593512</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 19:57:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Sinan Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[parkı]]></category>
		<category><![CDATA[salihli]]></category>
		<category><![CDATA[sinan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Salihli Belediyesi tarafından kente kazandırılan Doç. Dr. Sinan Ateş Adalet Parkı, düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sinan-ates-adalet-parki-salihlide-acildi-593512">Doç. Dr. Sinan Ateş Adalet Parkı Salihli&#8217;de Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salihli Belediyesi tarafından kente kazandırılan Doç. Dr. Sinan Ateş Adalet Parkı, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine Doç. Dr. Sinan Ateş’in kıymetli ailesi, CHP Manisa İl Başkanı Sayın İlksen Özalper, CHP Manisa Milletvekili Sayın Selma Aliye Kavaf, İYİ Parti Manisa İl Başkanı Yunus Koca, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Besim Dutlulu, Salihli Belediye Başkanı Sayın Mazlum Nurlu, çevre ilçelerden belediye başkanları, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p>Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. İlk konuşmayı Doç. Dr. Sinan Ateş’in ailesi adına Doç. Dr. Mustafa İçen gerçekleştirdi. Konuşmasında Sinan Ateş’in adaleti hayatının merkezine alan, bilimsel üretimiyle ülkesine hizmet etmiş önemli bir değer olduğunu vurgulayan İçen, Ataş’ın adının Salihli’de böyle anlamlı bir projede yaşatılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.</p>
<p>Ardından söz alan CHP Manisa Milletvekili Sayın Selma Aliye Kavaf, Sinan Ateş’in akademik başarısının yanı sıra fikirleri, çalışkanlığı ve toplumsal etkisiyle gelecek nesiller için örnek bir isim olduğunu belirterek açılışa katkı sunan herkese teşekkür etti.</p>
<p>Törende konuşan Salihli Belediye Başkanı Sayın Mazlum Nurlu, parkın Salihli’ye kazandırılmasından duyduğu mutluluğu ifade ederek şunları söyledi:</p>
<p>“Bugün sadece bir park açmıyoruz; adaletin, emeğin ve hafızanın simgeleştiği bir alanı Salihli’mize kazandırıyoruz. Doç. Dr. Sinan Ateş’in hepimize bıraktığı değerlere sahip çıkmak ve gelecek nesillere aktarmak en önemli sorumluluğumuzdur.”</p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Besim Dutlulu da konuşmasında birlik, hizmet ve halk odaklı belediyecilik anlayışıyla çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirterek Salihli’ye kazandırılan bu parkın toplum açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.</p>
<p>Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kurdele kesimi yapılarak park resmi olarak hizmete açıldı. Çocuk oyun alanları, yeşil alan düzenlemeleri ve sosyal donatılarıyla dikkat çeken Doç. Dr. Sinan Ateş Adalet Parkı, Salihli halkına keyifli ve nitelikli bir yaşam alanı sunacak.</p>
<p>Açılış, günün anısına hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sinan-ates-adalet-parki-salihlide-acildi-593512">Doç. Dr. Sinan Ateş Adalet Parkı Salihli&#8217;de Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otellerde yapılan ilaçlamalar sağlık açısından büyük riskler taşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/otellerde-yapilan-ilaclamalar-saglik-acisindan-buyuk-riskler-tasiyor-592418</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açısından]]></category>
		<category><![CDATA[alanlar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[oteller]]></category>
		<category><![CDATA[otellerde]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, haşerelerle mücadelenin doğru şekilde yapılmaması durumunda ciddi sağlık risklerinin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otellerde-yapilan-ilaclamalar-saglik-acisindan-buyuk-riskler-tasiyor-592418">Otellerde yapılan ilaçlamalar sağlık açısından büyük riskler taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, haşerelerle mücadelenin doğru şekilde yapılmaması durumunda ciddi sağlık risklerinin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Oteller haşere ve kemirgenlerin üremesi için ideal ortamlar oluşturuyor…</strong></p>
<p>Otellerin, yoğun insan sirkülasyonunun olduğu, gıda servisinin yapıldığı ve farklı iklim koşullarında sürekli kullanılan alanlar olduğunu bunun da haşere ve kemirgenlerin üremesi için ideal ortamları beraberinde getirdiğini kaydeden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Hamamböceği, tahtakurusu, kemirgen, sinek ve sivrisinek gibi zararlılar yalnızca konforu bozmakla kalmaz; salmonella, escherichia coli, leptospiroz, hantavirüs ve alerjen partiküller gibi halk sağlığını tehdit eden riskleri taşır. Bu nedenle ilaçlama uygulamaları hem gıda güvenliğini hem misafir sağlığını hem de işletmenin yasal yükümlülüklerini korumak için kritik öneme sahiptir. Doğru pestisit kontrol stratejileri, otelleri biyolojik bulaşlardan ve hijyen skandallarından koruyarak işletmenin sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler.” dedi.</p>
<p><strong>Pestisitler kontrollü kullanılmadığında akut ve kronik sağlık riskleri doğurabiliyor</strong></p>
<p>“Otellerde yapılan ilaçlamalar sağlık açısından büyük riskler taşır.” diyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Pestisitler kontrollü kullanılmadığında akut ve kronik sağlık riskleri doğurabilir. Akut etkiler arasında solunum yolu irritasyonu, göz-kulak-burun yanması, baş ağrısı, mide bulantısı, ciltte kızarıklık veya nörolojik belirtiler bulunur. Kronik maruziyetlerde ise endokrin sistem bozuklukları, bazı kanser türleri, nörotoksik etkiler ve üreme sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar literatürde yer almaktadır. Özellikle kapalı alanlarda yapılan sisleme, fumigasyon veya yüksek hacimli uygulamalar sonrası yüzeylerde pestisit kalıntısı kalabilir ve bu kalıntılar çocuklar, yaşlılar, hamileler ve astım hastaları için daha ciddi riskler yaratır. Yanlış doz, etiket dışı kullanım ve yetersiz havalandırma zehirlenme riskini artıran başlıca faktörlerdir.”</p>
<p><strong>Otel ilaçlamasında İSG açısından dikkat edilmesi gereken kurallar!</strong></p>
<p>Otellerde ilaçlama yapılırken İSG açısından dikkat edilmesi gereken temel kurallar bulunduğuna işaret eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Türkiye’de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre işveren, çalışanlarını kimyasal risklere karşı bilgilendirmek, uygun kişisel koruyucu donanım (maske, gözlük, eldiven, tulum) sağlamak ve güvenlik bilgi formlarını (SDS/MSDS) erişilebilir kılmak zorundadır. Uygulama sırasında yalnızca eğitimli ve yetki belgesine sahip personel çalışmalı, kapalı alanlarda havalandırma sağlanmalı ve alanda yetkisiz kişilerin bulunmasına izin verilmemelidir. Ayrıca risk değerlendirmesi yapılmalı, kullanılan kimyasalların etiket talimatlarına uyulmalı ve tekrar giriş süreleri kayıt altına alınmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tamamı ruhsatlandırılmış ürünler olmak zorunda!</strong></p>
<p>Türkiye’de otellerde ilaçlama ile ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde<strong> </strong>otellerde kullanılan pestisitlerin tamamının, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış halk sağlığı amaçlı ürünler olmak zorunda olduğunu anlatan Doç. Dr. Müge Ensari Özay,  “Halk Sağlığı Alanında Haşere ile Mücadele Usul ve Esasları” ve “Biyosidal Ürünler Yönetmeliği” nin hangi ürünlerin, hangi dozlarda, hangi alanlarda kullanılabileceğini düzenlediğini söyledi ve “Uygulamayı yapan firmaların sorumlu müdür bulundurması, uygulayıcılarının yetki belgesine sahip olması ve yapılan işlemlerin kayıt altına alınması zorunludur. Ayrıca 6331 sayılı İSG Kanunu, kimyasalların kullanımı sırasında işverenin eğitim, bilgilendirme ve koruma yükümlülüklerini belirler. Bu çerçevede oteller hem sağlık hem de mevzuat uyumunu sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Uyarı notu bırakılmalı, uygulama saatleri önceden duyurulmalı!</strong></p>
<p>İlaçlama hizmeti veren firmaların denetiminin, İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri ile Tarım ve Orman Bakanlığı birimleri tarafından yapıldığını da dile getiren Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak sıklık, illere, turizm yoğunluğuna ve şikâyet bildirimlerine göre değişkenlik gösterebilir. Firmaların ruhsat geçerliliği, kullanılan ürünlerin etiket ve ruhsat uygunluğu, uygulayıcı sertifikaları ve kayıt tutma süreçleri düzenli olarak kontrol edilir. Oteller ilaçlama süreçlerinde personel bilgilendirmesi yasal bir zorunluluktur. 6331 sayılı kanun gereği çalışanların maruz kalabileceği kimyasallar hakkında bilgilendirilmesi, eğitim verilmesi ve gerekli koruma ekipmanının sağlanması gerekir. Misafir bilgilendirmesi ise mevzuatta açık bir zorunluluk olarak yer almasa da uluslararası iyi uygulamalarda oda kapısına uyarı notu bırakılması, uygulama saatlerinin önceden duyurulması veya kapatma sürelerinin misafirlere bildirilmesi önerilir.” </p>
<p><strong>En koruyucu yaklaşım 24 saatlik bekleme ve güçlü havalandırma</strong></p>
<p>İlaçlamadan sonra odalar veya ortak alanların kullanım süresinin, kullanılan ürünün türüne ve uygulama metoduna göre değiştiğini de ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Etiket talimatlarında belirtilen ‘tekrar giriş (re-entry)” süresi temel referanstır; bazı yüzey spreylerinde 1–2 saatlik havalandırma yeterliyken sisleme veya fumigasyon gibi yoğun uygulamalarda süre 12–24 saati aşabilir. Oda veya ortak alan tekrar kullanılmadan önce mutlaka havalandırılmalı, temas yüzeyleri temizlenmeli ve gıda hazırlama alanlarında ekstra hijyen sağlanmalıdır. Etiket talimatı net değilse, en koruyucu yaklaşım 24 saatlik bekleme ve güçlü havalandırmadır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otellerde-yapilan-ilaclamalar-saglik-acisindan-buyuk-riskler-tasiyor-592418">Otellerde yapılan ilaçlamalar sağlık açısından büyük riskler taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Burhan İşliyen &#8220;Evlilikte Dikkat Edilecek Hususları Anlattı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-burhan-isliyen-evlilikte-dikkat-edilecek-hususlari-anlatti-591921</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 11:52:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[burhan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[edilecek]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[okulu]]></category>
		<category><![CDATA[şliyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591921</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi’nin AHİD iş birliğinde düzenlediği “Aile Okulu” seminerlerinin beşinci haftasında Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti 2. Başkanı Doç. Dr. Burhan İşliyen İnegöllülerle buluştu. İşliyen, “Evlilikte Dikkat Edilecek Hususlar” konusunda anlatımlarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-burhan-isliyen-evlilikte-dikkat-edilecek-hususlari-anlatti-591921">Doç. Dr. Burhan İşliyen &#8220;Evlilikte Dikkat Edilecek Hususları Anlattı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi’nin AHİD iş birliğinde düzenlediği “Aile Okulu” seminerlerinin beşinci haftasında Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti 2. Başkanı Doç. Dr. Burhan İşliyen İnegöllülerle buluştu. İşliyen, “Evlilikte Dikkat Edilecek Hususlar” konusunda anlatımlarda bulundu.</p>
<p>İnegöl Belediyesi’nin Aile Hayatı İyileştirme Derneği (AHİD) iş birliğinde bu yıl 7’ncisini düzenlediği “Aile Okulu” seminerleri devam ediyor. Bu yıl “Aile Yılı Özel” konseptiyle gerçekleştirilen programların beş haftası tamamlandı. Toplumun temelini oluşturan ailenin önemi, mutlu ve huzurlu aile olabilmenin yöntemleri, çocuk yetiştirmenin püf noktaları gibi çeşitli eğitim ve seminerlerin yer aldığı Aile Okulu eğitim programları 2 hafta daha her Cuma 20.30’da Sani Konukoğlu Konferans Salonunda yapılmaya devam edecek.</p>
<p>Aile Okulu seminerlerinin bu haftaki konuğu Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti 2. Başkanı Doç. Dr. Burhan İşliyen oldu. “Evlilikte Dikkat Edilecek Hususlar” konulu seminer ile İnegöllülerle buluşan Doç. Dr. Burhan İşliyen’e programda Belediye Başkan Yardımcısı Melih Ateş, meclis üyeleri ve AK Partili yöneticiler, İnegöl Müftüsü İsmail Hatipoğlu, AHİD Başkanı Naci Köseoğlu ve İnegöl Din Görevlileri Derneği Başkanı Lokman Yurdigül’de eşlik etti. İlçe halkı da seminere yoğun ilgi gösterdi. Doç. Dr. İşliyen, seminerde evlilikte dikkat edilmesi gereken hususlarla birlikte, mutlu ve huzurlu yuvanın da şifrelerini paylaştı. Özellikle eşlerin karşılıklı anlayış, sevgi ve saygısının sağlam evliliklerin temelini oluşturduğuna dikkat çekti.</p>
<p>AİLE OKULUNUN KALAN PROGRAMLARI<br />Aile Okulu programının devam eden haftalarda yapılacak seminerleri ise şöyle: 21 Kasım’da Eğitimci-İlahiyatçı Prof. Dr. Ali Akpınar “Hz. Peygamberin (sav) Önderliğinde Güçlü Aile” semineri, 28 Kasım’da Araştırmacı-Eğitmen-Yazar Ali Erkan Kavaklı “Başarılı ve Ahlaklı Çocuk Eğitimi”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-burhan-isliyen-evlilikte-dikkat-edilecek-hususlari-anlatti-591921">Doç. Dr. Burhan İşliyen &#8220;Evlilikte Dikkat Edilecek Hususları Anlattı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken menopozda östrojen tedavisi yaşam kalitesini iyileştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-menopozda-ostrojen-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-584861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 15:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopozda]]></category>
		<category><![CDATA[östrojen]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erken menopoz diğer adıyla Primer Over Yetmezliği (POI) tanısı, 40 yaşın altındaki kadınlarda ortaya çıkan, adet düzensizliği ve Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) konsantrasyonlarının menopoz sonrası aralıkta olması durumu olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-menopozda-ostrojen-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-584861">Erken menopozda östrojen tedavisi yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Erken menopoz diğer adıyla Primer Over Yetmezliği (POI) tanısı, 40 yaşın altındaki kadınlarda ortaya çıkan, adet düzensizliği ve Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) konsantrasyonlarının menopoz sonrası aralıkta olması durumu olarak tanımlanıyor. Erken menopozda bazı önlemlerin alınması gerektiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, erken menopozda östrojen tedavisinin önemine dikkat çekti. Östrojen tedavisine karşı mutlak bir kontrendikasyon olmadığı sürece erken menopozda olan tüm kadınların osteoporoz ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak için östrojen tedavisi alması gerektiğini belirten Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Hormon tedavisinin rolü, östrojen eksikliği semptomlarını yönetmek, erken menopoz ile ilişkili uzun vadeli sağlık risklerini (osteoporoz, koroner kalp hastalığı, felç) önlemek, yaşam kalitesini iyileştirmek ve cinsel işlevi korumaktır” diye konuştu.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Menopoz Topluluğu (IMS) tarafından tüm dünyadaki kadınların menopozla ilgili bilinçlendirilmesini sağlamak ve farkındalık yaratmak amacıyla her yıl 18 Ekim Dünya Menopoz Günü olarak kutlanıyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, Dünya Menopoz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada erken menopoz ve bu dönemde alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erken menopozda adet görülebilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopozda tanı koymak için adet görmemenin şart olmadığını belirten Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Erken menopoz diğer adıyla Primer Over Yetmezliği (POI) tanısı, 40 yaşın altındaki kadınlarda, adet düzensizliği ve Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) konsantrasyonlarının menopoz sonrası aralıkta (ölçüm laboratuvarı tarafından tanımlandığı şekilde) olması durumudur. Erken menopoz, yaşamı değiştiren bir tanıdır. Erken menopoz tanısı koymak için adet görmemek şart değildir. Erken menopozda sıklıkla aralıklı yumurtalık fonksiyonu ve kendiliğinden adet görme, ilk başvurularından yıllar sonra bile görülebilir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erken menopoz tanısı, çoğu kadın için travmatik olabiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, kadınların tanı konulduktan sonraki ilk saatlerdeki duygusal durumlarını tanımlamak için kullandıkları en yaygın kelimelerin &#8220;yıkılmış&#8221;, &#8220;şokta&#8221; ve &#8220;kafası karışmış&#8221; olduğunu söyledi. Doç. Dr. Sivri Aydın, “Erken menopoz tanısı, çoğu kadın için duygusal olarak travmatiktir çünkü aile kurma konusundaki yaşam planlarını, umutlarını ve hayallerini altüst eder. Erken menopozlu kadınlar, depresyon ve anksiyete bozuklukları geliştirebilirler” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Adet fonksiyonunda değişiklik ve ateş basması görülebilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopozun belirtilerine değinen Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Erken menopoz, adet fonksiyonunda değişiklik (uzun aralıklarla adet görme veya hiç adet görmeme) ve ateş basması ve vajinal kuruluk gibi östrojen eksikliği semptomlarıyla karakterizedir. Ancak aralıklı yumurtalık fonksiyonu, bu kadınların yaklaşık yüzde 50 ila yüzde 75&#8217;inde görüldüğünden ateş basması, terleme veya vajinal kuruluk olmaması, adet düzensizliği olan bir kadında erken menopoz tanısını düşünmekten alıkoymamalıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Östrojen replasman tedavisi koruyucu etkiye sahip</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Östrojen replasman tedavisi almayan erken menopozlu kadınların bir dizi semptom ve eşlik eden hastalık açısından daha yüksek risk altında olduğunu kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Bazı kadınlarda vazomotor semptomlar dediğimiz ateş basması, terleme, sıkıntı hissi, anormal adet döngülerinin gelişmesinden önce başlayabilir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopozun kemik kaybı ve osteoporoz için önemli bir risk faktörü olduğunu kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, bu kadınlarda ayrıca osteoporotik kırık sıklığının daha yüksek olduğunu belirtti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Östrojen eksikliği ve psikososyal sorunlar, cinsel işlevi ve refahı bozabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopoz döneminin önlem alınmaması halinde kadın sağlığı açısından bazı sorunlara yol açabileceğini ifade eden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Adet görmeme ve derin östrojen eksikliğinin ilerlemesiyle atrofik vajinit ve ilişki sırasında ağrı semptomları (östrojen yerine konmazsa) belirginleşir. Östrojen eksikliği ve psikososyal sorunlar, cinsel işlevi ve refahı bozabilir. Erken menopoz, artmış kardiyovasküler morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. Erken menopozlu kadınlarda meme kanseri riski artmış olabilir. Bazı çalışmalar erken menopozlu kadınların demans ve bilişsel gerileme açısından daha yüksek risk altında olduğunu göstermektedir” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erken menopoz için risk faktörlerine dikkat!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Olası erken menopozlu bir kadının tıbbi öyküsünün altta yatan etiyoloji hakkında ipuçları sağlayabileceğini kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Daha önce yumurtalık ameliyatı, kemoterapi veya radyasyon tedavisi geçirmiş olmak, hipotiroidizm veya Graves hastalığı, primer adrenal yetmezlik, vitiligo, miyastenia gravis, hipoparatiroidizm, tekrarlayan mukokutanöz kandidiyazis veya tip 1 diyabet tek başına veya kombinasyon halinde kişisel veya ailesel otoimmün hastalık öyküsü, ailede (anne ve kız kardeşte) erken menopoz öyküsü, Turner Sendromu, Fragile X gibi bazı kromozomal bozukluklar erken menopoz riskini arttırabilir. Sigara kullanımı, menopoz başlangıcını 1-2 yıl öne alabilir. Vakaların yaklaşık yüzde 10&#8217;u aileseldir.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erken menopozda östrojenin yararlı etkisinden yoksun kalınıyor </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopozda östrojenin azalmasının uzun süre etkileri olduğunu kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Erken menopoz, östrojen hormonunun koruyucu etkisinden uzun süre yoksun kalmak anlamına gelir. Bunun uzun vadeli etkileri; kemik erimesi (osteoporoz), kalp-damar hastalıkları, bilişsel fonksiyonlarda azalma, demans riski artışıdır, vajinal kuruluk ve libido kaybı gibi cinsel sağlık sorunları olarak sıralanabilir. Depresyon, kaygı ve benlik saygısında düşüş gibi durumlar da ortaya çıkabilir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Östrojen tedavisi alınmalıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Östrojen tedavisine karşı mutlak bir kontrendikasyon olmadığı sürece, erken menopozda olan tüm kadınların, osteoporoz ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak için östrojen tedavisi alması gerektiğini belirten Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Ayrıca östrojen tedavisi cinsel sağlığı ve yaşam kalitesini korumak ve gerekirse menopozun genitoüriner sendromunu (vajinal östrojenle) tedavi etmek için önemlidir. Hormon tedavisinin rolü, östrojen eksikliği semptomlarını yönetmek, erken menopoz ile ilişkili uzun vadeli sağlık risklerini (osteoporoz, koroner kalp hastalığı, felç) önlemek, yaşam kalitesini iyileştirmek ve cinsel işlevi korumaktır. Bazı kadınların sistemik östrojene ek olarak vajinal östrojene ihtiyacı olabilir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hormon tedavisine en kısa zamanda başlanmalıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Hormon replasman tedavisine, erken menopoz tanısı konduktan sonra mümkün olan en kısa sürede başlanması ve ortalama menopoz yaşına (ortalama 51) kadar devam edilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “İstisnai olarak ailesinde meme kanseri öyküsü olan erken menopozlu kadınlarda 45 yaşında hormon replasmanının durdurulması önerilir. Bu süreçte hormon tedavisi, vücudu doğal hormonal dengeye yakın tutarak kemik ve kalp sağlığını korur. Hormon tedavisi, tek başına yeterli değildir. Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, stres yönetimi ve kaliteli uyku, tedaviyi destekleyen ve yaşam kalitesini artıran temel taşlardır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yumurta veya embriyo dondurma seçenek olabilir</span></b> </span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopoz teşhisi konan ve çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için yumurta veya embriyo dondurmanın bir seçenek olabileceğini kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Bu kadınlar tedavi olmaksızın gebe kalsa da gebelik oranları çok düşüktür. (Yüzde 5 ila yüzde 10) Erken menopoz teşhisi konan ve çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için yumurta veya embriyo dondurma bir seçenek olabilir. Bu kadınlar genellikle yaklaşan veya teşhis edilen erken menopoz sırasında yumurta dondurma olasılığını sorarlar. Yumurta dondurma, yumurtalık fonksiyonları azalmadan önce erken menopoz için bilinen genetik riski olan kadınlarda (örneğin Turner mozaiği) erken menopoz gelişmeden yapılabilir ancak yumurtalıkta kalan oosit sayısının azlığı nedeniyle erken menopoz teşhisi sırasında faydalı olma olasılığı daha düşüktür” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yalnız değilsiniz!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: “Erken menopoz zorlu bir süreç olabilir ancak yalnız değilsiniz. Bu konuda deneyimli bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile iş birliği içinde olmak ve gerekirse psikolojik destek almak, süreci sağlıklı ve güçlü bir şekilde yönetmenize yardımcı olacaktır.”</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-menopozda-ostrojen-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-584861">Erken menopozda östrojen tedavisi yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-583281</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asbest]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümde]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[metaller]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[toz]]></category>
		<category><![CDATA[tozları]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583281</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi AR-GE ve Yenilikçi Politikaları Direktörü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, kentsel dönüşüm projelerinde bina yıkımlarının çevre ve halk sağlığı üzerindeki potansiyel ciddi etkileri hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-583281">Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi AR-GE ve Yenilikçi Politikaları Direktörü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, kentsel dönüşüm projelerinde bina yıkımlarının çevre ve halk sağlığı üzerindeki potansiyel ciddi etkileri hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Bina yıkım tozları asbest ve ağır metaller içerebiliyor</strong></p>
<p>Kentsel dönüşümün, şehirlerin dirençliliğini artırma ve modern altyapılar oluşturma hedefiyle yürütülen bir süreç olduğunu kaydeden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Ancak bu dönüşümün en önemli aşamalarından biri olan bina yıkımları, bilimsel metodoloji ve titizlikle ele alınmadığı takdirde, halk sağlığı ve çevre için ciddi riskler içermektedir. Yıkım faaliyetleri, binanın yapısına bağlı olarak çeşitli tehlikeli maddelerin atmosfere karışmasına neden olabilir. Bu tehlikeler, özellikle eski yapılarda yaygın olarak kullanılan malzemelerden kaynaklanmaktadır. Yıkım tozları, organik ve inorganik maddelerin bir karışımını içerir. Bu kapsamda asbest, ağır metaller, kristalin silika ve radyasyon başlıca tehlikelerdir.” dedi.</p>
<p><strong>1980&#8217;lerden önce inşa edilen binalarda asbest tehlikesi!</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, yıkımlar sırasında ortaya çıkabilecek tehlikeli maddeleri ve sağlık üzerindeki etkilerini detaylandırarak, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>“Asbest:</strong> 1980&#8217;lerden önce inşa edilen binalarda yalıtım, çatı kaplama ve boru malzemelerinde yaygın olarak kullanılan lifli bir mineraldir. Havaya karışan asbest lifleri, solunduğunda akciğer kanseri, mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) ve asbestoz gibi ölümcül hastalıklara yol açabilen Grup 1 kanserojen olarak sınıflandırılmıştır.</p>
<p><strong>Ağır Metaller:</strong> Eski boyalarda, borularda ve endüstriyel ekipmanlarda bulunan kurşun ve kadmiyum gibi ağır metaller, yıkım sırasında toz partikülleriyle birlikte serbest kalabilir. Bu metaller sinir sistemi, böbrekler ve diğer organlar üzerinde toksik etkilere neden olur.</p>
<p><strong>Kristalin Silika (SiO2):</strong> Beton, tuğla ve taş gibi yapı malzemelerinin parçalanmasıyla ortaya çıkan tozun önemli bir bileşenidir. Yeterli önlem alınmadığında silika tozuna maruziyet, silikoz gibi kalıcı ve tedavisi olmayan akciğer hastalıklarına neden olur.</p>
<p><strong>Radyasyon:</strong> Bazı eski binalarda kullanılan malzemelerde doğal olarak oluşan radyoaktif elementler (örneğin uranyum) veya özel tıbbi ya da endüstriyel tesislerdeki radyasyon kaynakları, yıkım sırasında risk oluşturabilir.”</p>
<p><strong>Kahramanmaraş depremi sonrası kritik tespit: &#8220;Solunabilir toz sınır değerin 2 katı üstünde!&#8221;</strong></p>
<p>Bu tehlikeli maddelerin açığa çıkmasının hem yıkım işçileri hem de çevrede yaşayan halk için akut ve kronik sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyleyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Yıkım bölgelerinde yapılan ölçümler, özellikle solunabilir toz konsantrasyonlarının çok yüksek seviyelere ulaştığını göstermektedir. Örneğin, Kahramanmaraş deprem sonrası Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü olarak gerçekleştirdiğimiz TÜBİTAK projesi araştırmasında enkaz kaldırma çalışmalarında, solunabilir tozun ortalama konsantrasyonu sınır değerin 2 katının üstünde olduğu tespit edilmiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İşçilerde akciğer kanseri gibi ölümcül hastalıklara yol açabilir</strong></p>
<p>İşçilerin tehlikeli maddelere doğrudan ve en yoğun maruz kalan grup olduğunu belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Akut maruziyet, solunum yolu tahrişleri, alerjik reaksiyonlar ve cilt problemleri gibi sorunlara neden olurken, kronik ve yüksek seviyeli maruziyet; asbestoz, silikoz, akciğer kanseri ve mezotelyoma gibi uzun vadede gelişen, ölümcül meslek hastalıklarına yol açabilir. Hastalığın ilerleme hızı, tozlu ortamda geçirilen süre, partikül büyüklüğü ve ortamın kapalı veya açık olması gibi faktörlere göre değişmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireylere dikkat</strong></p>
<p>Rüzgarla yayılan toz ve toksik maddelerin, yıkım alanına yakın bölgelerde yaşayan halk için de ciddi riskler oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Çevrede yaşayan halk için risklere bakıldığında, rüzgarla yayılan toz ve toksik maddeler, yıkım alanına yakın bölgelerde yaşayan halk için de ciddi riskler oluşturur. Partikül büyüklüğü azaldıkça, tozun havada asılı kalma süresi artar ve daha uzun mesafelere taşınabilir. Bu durum, solunum yolu hastalıklarını (astım ve bronşit), alerjileri ve genel toksik maruziyeti tetikleyebilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler bu risklere karşı daha hassastır.” dedi.</p>
<p><strong>Riskleri en aza indirmenin yolları neler?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, bu riskleri en aza indirmek için bilimsel ve yasal standartlara uygun bir yaklaşımın şart olduğunu dile getirerek, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Ön analiz yapılmalı. Yıkım öncesinde, binada potansiyel tehlikeli maddelerin (asbest, kurşun vb.) varlığı uzmanlar tarafından belirlenmelidir. Tehlikeli maddelerin sökümü, deneyimli ve sertifikalı ekipler tarafından, toz yayılımını engelleyecek şekilde, özel ekipmanlar kullanılarak yapılmalıdır. Toz kontrolü için yıkım alanında su püskürtme ve nemlendirme gibi toz bastırma yöntemlerinin sürekli olarak uygulanması, partiküllerin havaya karışmasını önlemede kritik bir öneme sahiptir.</p>
<p>İşçiler, maske (filtreli), koruyucu tulum, eldiven ve gözlük gibi uygun (Kişisel Koruyucu Ekipman) KKD&#8217;leri mutlaka kullanmalıdır. Yıkım çalışmalarında uygulanan çevre ve iş sağlığı denetimleri, ulusal ve uluslararası mevzuatlara uygun olarak gerçekleştirilmelidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-583281">Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beykoz Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman&#8217;a Anlamlı Veda Yemeği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beykoz-cumhuriyet-bassavcisi-doc-dr-baris-dumana-anlamli-veda-yemegi-582799</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 11:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[başsavcı]]></category>
		<category><![CDATA[başsavcısı]]></category>
		<category><![CDATA[beykoz]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duman]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) ara kararnamesiyle Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na atanan Doç. Dr. Barış Duman onuruna veda yemeği düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beykoz-cumhuriyet-bassavcisi-doc-dr-baris-dumana-anlamli-veda-yemegi-582799">Beykoz Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman&#8217;a Anlamlı Veda Yemeği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hakimler ve Savcılar Kurulu&#8217;nun (HSK) ara kararnamesiyle Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;ndan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na atanan Doç. Dr. Barış Duman onuruna veda yemeği düzenlendi. Programa hakimler, savcılar ve adliye personeli yoğun katılım gösterdi.</p>
<p>Beykoz Kemankeş Restoran’da gerçekleştirilen programa; Beykoz Cumhuriyet Başsavcısı Harun Bulut, Beykoz Kaymakamı Dr. Fatih Ürkmezer, Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel ve eşi Mustafa Gürzel, Beykoz İlçe Emniyet Müdürü Uğur Kurak, Beykoz İlçe Müftüsü Muhammed Likoğlu, İstanbul Boğaz Komutanı Tuğamiral Özgür Erken, İstanbul Sualtı Harekat Komutanı Tuğamiral Eren Günay, Beykoz Muhtarlar Derneği Başkanı Cengizhan Turaman, ilçe muhtarları, hakim ve savcılar ile adliye, kaymakamlık ve belediye personeli katıldı.</p>
<p><strong>“Barış Duman Beykoz’da kalıcı bir iz bıraktı”</strong></p>
<p>Programın açılış konuşmasını Gaziosmanpaşa Adliyesi’nden Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanan Harun Bulut yaptı. Başsavcı Bulut, Beykoz Adliyesi’nde görev süresi boyunca önemli hizmetlerde bulunan Doç. Dr. Barış Duman’a teşekkür ederek, yeni görevinde başarılar diledi.</p>
<p>Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel ise konuşmasında, Duman’ın görev süresince sergilediği özverili çalışmalarla Beykoz’da örnek bir duruş sergilediğini belirtti. Gürzel, “Adaletin temsilinde gösterdiği örnek duruş, görev anlayışı ve insani yaklaşımıyla bizlerin hayatında kalıcı bir iz bıraktı. Yeni görevinde de çok başarılı olacağına yürekten inanıyorum.”<br />ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Görevini gönül huzuruyla devretti”</strong></p>
<p>Beykoz Kaymakamı Dr. Fatih Ürkmezer de Başsavcı Duman ile kısa sürede güçlü bir dostluk kurduklarını belirterek, “Sayın Başsavcımız yeni bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuğun kendisi, ailesi ve memleketimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Görev almak kadar, o görevi gönül huzuruyla teslim etmek de önemlidir. Başsavcımız’ın bu huzurla devrettiğini biliyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>“Kalbim hep Beykoz’da olacak”</strong></p>
<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman da konuşmasında, Beykoz’da geçirdiği sürecin kendisi için büyük anlam taşıdığını belirterek, “Beykoz Başsavcılığı’na atanmak benim için ayrı bir onurdu. Beykoz’un tarihini, dokusunu ve insanını çok benimsedim. Buradan kalp kırmadan ayrıldığıma inanıyorum.” diyen Duman, görev süresi boyunca hukuk ve adalet adına uyumlu bir ekip çalışması yürüttüklerini söyledi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda duygusal anlar yaşayan Duman,“Artık Bakırköy’de görev yapacağım ama kalbim hep Beykoz’da olacak. Bu yüzden ikametimi değiştirmiyorum, kapım her zaman Beykozlulara açık.” ifadelerini kullandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beykoz-cumhuriyet-bassavcisi-doc-dr-baris-dumana-anlamli-veda-yemegi-582799">Beykoz Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman&#8217;a Anlamlı Veda Yemeği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu proje ile Türkiye&#8217;nin su ürünleri yetiştiricilik ve avcılık sektörüne yeni bir tür kazandırılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-turkiyenin-su-urunleri-yetistiricilik-ve-avcilik-sektorune-yeni-bir-tur-kazandirilacak-581165</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 09:05:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[avcılık]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Su Ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştiricilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581165</guid>

					<description><![CDATA[<p>Japon denizhıyarının Türkiye kıyılarında doğal üreme biyolojisi ve yetiştiricilik potansiyeli ilk defa Egeli bilim insanı Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon ve ekibi tarafından araştırılacak</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-turkiyenin-su-urunleri-yetistiricilik-ve-avcilik-sektorune-yeni-bir-tur-kazandirilacak-581165">Bu proje ile Türkiye&#8217;nin su ürünleri yetiştiricilik ve avcılık sektörüne yeni bir tür kazandırılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Japon denizhıyarının Türkiye kıyılarında doğal üreme biyolojisi ve yetiştiricilik potansiyeli ilk defa Egeli bilim insanı Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon ve ekibi tarafından araştırılacak</p>
<p><b> </b><b>Bu proje ile</b> <b>Türkiye’nin su ürünleri yetiştiricilik ve avcılık sektörüne yeni bir tür kazandırılacak</b></p>
<p><b> </b><b>İZMİR(Ege Ajans)-</b> Ege Üniversitesi (EÜ) Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon’un yürütücüsü olduğu “Japon Denizhıyarı’nın (<i>Apostichopus japonicus</i>, Selenka 1867) Türkiye’nin Marmara ve Ege Denizi’nde Moleküler Tanımlanması, Üreme Biyolojisi ve Larval Dönem Yetiştiriciliği İncelemeleri” başlıklı proje, TÜBİTAK-ARDEB 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Desteklenen proje ile doğal yayılım alanlarından oldukça uzak bir bölge olan Türkiye’nin Marmara ve Ege kıyılarında varlığı 2023 ve 2024 yılları arasında tespit edilen Japon deniz hıyarının ülkemiz kıyılarındaki tür varyasyonları, üreme gücü ve yetiştiriciliği ilk defa incelenecek.</p>
<p>Proje yürütücüsü Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon’u makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz bilim ekibi tarafından, Türkiye kıyılarında varlığı tespit edilen Japon deniz hıyarının varyasyonları, üreme gücü ve yetiştiriciliği konusunda hazırlanan proje TÜBİTAK-ARDEB Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Üniversitemiz Su Ürünleri Fakültesi ekosisteminde gerçekleştirilecek proje alanında bir ilk olacak. Ülkemiz ekonomisi için stratejik önemi bulunan bir alanda yenilikçi bir anlayışla araştırmalar yürüten bilim ekibini tebrik ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>“Japon denizhıyarı, dünyanın en değerli denizhıyarı türüdür”</b></p>
<p>Projenin içeriği ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon, “Kuzeybatı Pasifik&#8217;i kapsayan bölgelerin yerel bir türü olan, Japonya, Rusya ve Kore Yarımadası gibi ülkelerdeki önemli popülasyonları bulunan Japon denizhıyarı, dünya denizhıyarı ticaretinin en başat ve en çok tercih edilen türü olarak yıllık üretimi yaklaşık 262 bin 500 tona ulaşmıştır. Bu üretimin 255 bin 660 tonu başta Japonya olmak üzere Güney Kore, Çin ve Rusya’da bulunan yetiştiricilik tesislerinde üretilmektedir. Yıllık yaklaşık 1 milyar 631 milyon dolar ekonomik değeri ile dünyanın en değerli denizhıyarı türüdür” diye konuştu.</p>
<p><b>“Proje, ekonomik ve ekolojik faydaları gözetilerek gerçekleştirilecek”</b></p>
<p>Yürütülecek olan araştırmanın Japon denizhıyarının Türkiye kıyılarındaki varyasyonlarını, üreme gücünü ve yetiştiriciliğini kapsadığını ifade eden Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon,  “Ülkemizin yerel türleri arasında yer almayan ancak dünyanın herhangi bir bölgesinde de istilacı tür olarak rapor edilmemiş olan bu yabancı deniz hıyarı türü, 2023 yılında ilk defa Marmara Denizi’nin İzmit Körfezi kıyılarında varlığı tespit edilmesi sonrasında yayılımını genişleterek Akdeniz’in Ege Kıyılarında önemli popülasyonlar oluşturmuştur. Ülkemiz sularına dahil olan bu ılıman deniz hıyarı türünün denizlerimizdeki popülasyonlarının genetik özellikleri ile üreme biyolojisi ise halen bilinmemektedir.  Bu değerli deniz hıyarı türünün gerek ekonomik gerekse ekolojik faydaları gözetilerek gerçekleştirilecek ilk ve öncü proje ile Türkiye’nin su ürünleri yetiştiricilik ve avcılık sektörüne potansiyel yeni bir tür kazandırılması ve denizlerimizde avcılık baskısı ile popülasyonları azalma riski ile yüzleşen yerel türlerin ekolojik faydalarının alternatif bir tür ile desteklenebilmesi yönünden gerek duyulan temel ve özgün veriler ileri araştırma yöntemleri ve analizler ile sağlanacaktır” dedi.</p>
<p> Denizhıyarı türlerinde öncü ulusal ve uluslararası araştırma ve bilimsel yayınlara ev sahipliği yapan Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nin gelişmiş araç-gereç ve laboratuvar altyapısı ile gerçekleştirilecek proje araştırmalarında fakültenin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Adnan Tokaç, Prof. Dr. Şule Gürkan, Doç. Dr. Serhat Engin ve Dr. Öğr. Üyesi Emel Özcan Gökçek araştırmacı olarak görev alırken Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Raziye Işık Kalpar proje danışmanı olarak katkı sunacak. Yürütülecek proje, 15 ay süresince görev alacak bir lisans ve bir lisansüstü öğrenciye burs olanağı sağlayarak aynı zamanda üniversitemizin genç bilim insanı yetiştirme misyonuna da katkı sunacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-turkiyenin-su-urunleri-yetistiricilik-ve-avcilik-sektorune-yeni-bir-tur-kazandirilacak-581165">Bu proje ile Türkiye&#8217;nin su ürünleri yetiştiricilik ve avcılık sektörüne yeni bir tür kazandırılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 11:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bankası]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Düşme]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[görüyor]]></category>
		<category><![CDATA[işlevi]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580802</guid>

					<description><![CDATA[<p>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor” dedi.  Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada ileri yaşta görülen düşmelere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düşmeler pek çok etkenden kaynaklanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmelerin tek bir sebepten değil, bir araya gelen biyolojik, çevresel ve davranışsal etkenlerden kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Örneğin kas gücü ve denge azalması, görme–işitme sorunları, çoklu ilaç kullanımı (özellikle tansiyon ve uyku ilaçları), yürüme paternindeki değişiklikler, nörolojik–bilişsel etkilenmeler ve kırılganlık tablosu riski artırır. Evde gevşek halılar, yetersiz aydınlatma, tutunma barlarının olmaması gibi düzenlenebilir faktörler de tabloya eklenince düşme olasılığı yükselir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tekrar düşme riski yüzde 50 artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşlı bireylerde düşmelerin, önemli yaralanmalara ve hatta ölüm riskini arttıracak tablolara yol açabilecek bir sorun olduğunu ve ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Yani her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor. Bu yüzden ‘düştü geçti’ demek yerine, mutlaka profesyonel değerlendirme ve önleyici programlar planlamak gerekiyor” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Egzersizle risk azaltılabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, fizyoterapistlerin kişiye özel kuvvet–denge–koordinasyon odaklı egzersiz programlarıyla riski azaltılabileceğini belirterek buna eşlik eden ev içi güvenlik düzenlemeleri ve uygun ayakkabı seçiminin de etkiyi artıracağını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaşta da kuvvetlenmek mümkün!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Düşmenin kemiklerin zayıflaması sonucu mu ortaya çıktığı, yoksa kişi düştüğü için mi kırıkların oluştuğuna” ilişkin sorunun yanıtının merak edildiğini belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bu soru, ikisi de şeklinde yanıtlanabilir. Düşme, kırığı başlatan dış olaydır; kemik kalitesi (osteoporoz/osteopeni) ise aynı düşmenin kırığa dönüşme olasılığını belirgin şekilde artırır. Yani düşük şiddetli bir düşme, sağlam kemikte çoğu kez küçük sıyrıkla atlatılırken; kırılgan kemikte kalça–el bileği–omurga kırıkları görülebilir. Bu nedenle koruma stratejileri çift yönlü olmalıdır: Düşmeyi önlemek için fizyoterapist eşliğinde zorluk seviyesi kademeli artırılan kas–denge–yürüme eğitimleri, ev güvenliği, uygun ayakkabı, yardımcı cihazlar, görme–işitme kontrolleri yapılırken, diğer yandan kemiği güçlendirmek için düzenli yüklenmeli–dirençli egzersiz, yeterli beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerine gidilmelidir. Sizi temin edebilirim ki ‘Bu yaştan sonra olmaz kuvvetlenemem’ diye düşünen her yaşlı, doğru egzersiz programıyla güçlenmiş ve daha iyi fonksiyonel seviyeye ulaşmıştır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Risk faktörleri mutlaka değerlendirilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle 65 yaştan itibaren bir fizyoterapist tarafından risk faktörlerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, alınacak önlemleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Dünya Sağlık Örgütü’nün “genç yaşlı” olarak tanımladığı 65 yaş ve üzerinde, düşmeler daha hassas hale gelir. Bu dönemde mutlaka bir fizyoterapist tarafından kas gücü, denge, yürüme, esneklik, bilişsel işlevler ve evdeki risk faktörleri değerlendirilmelidir. Çünkü basit görünen bir halı kayması ya da loş bir ışık, ciddi bir düşmeye yol açabilir. Bu yaş grubunda oturup kalkma, çömelme, farklı hız ve zeminde yürüme, yerden kalkma gibi günlük yaşamı taklit eden egzersizler çok değerlidir. Gerekirse tai chi veya temel yöresel danslarımız gibi dengeye odaklı aktiviteler yaşam içine dahil edilebilir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Ayrıca görme ve işitme kontrolleri, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, doğru ayakkabı seçimi ve evde banyo veya merdivenlerde tutunma barlarının yerleştirilmesi gibi küçük dokunuşlar büyük fark yaratır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Özellikle kırılganlık riski taşıyan yaşlı bireylerde egzersizden kaçınmak yerine, güvenli şekilde kademeli artırılan direnç ve aerobik programlarla kas kaybını durdurmak ve dayanıklılığı artırmak mümkündür. Bilimsel veriler gösteriyor ki yaşlı yetişkinler de kuvvetlenmeye gençler kadar olumlu yanıt verebilir. Kısacası düşmeleri önlemek için önlemler, erken yaşlardan başlar ama 65 yaş sonrasında fizyoterapist ile kapsamlı ve çok boyutlu bir planlama şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın; &#8220;Ahilik, geleceğimizin en sağlam pusulasıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-doc-dr-tahir-buyukakin-ahilik-gelecegimizin-en-saglam-pusulasidir-579040</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:35:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ahilik]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[tahir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkan Tahir Büyükakın Ahilik Haftası dolayısıyla yayımladığı mesajında, Ahilik kültürünün günümüzün ihtiyaç duyduğu en güçlü toplumsal reçetelerden biri olduğuna vurgu yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-doc-dr-tahir-buyukakin-ahilik-gelecegimizin-en-saglam-pusulasidir-579040">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın; &#8220;Ahilik, geleceğimizin en sağlam pusulasıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Tahir Büyükakın Ahilik Haftası dolayısıyla yayımladığı mesajında, Ahilik kültürünün günümüzün ihtiyaç duyduğu en güçlü toplumsal reçetelerden biri olduğuna vurgu yaptı.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, Ahilik Haftası dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Adeta bir tüketim çılgınlığının yaşandığı günümüz dünyasında Ahilik kültürüne sıkı sıkıya sarılmamız gerektiğini ifade eden Başkan Büyükakın, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Bir toplumun çarşısına ve pazarına bakarak ahlakını anlarsınız. Çünkü esnafın terazisi, aslında toplumun vicdanını tartar. İşte bu yüzden Ahilik, adaletin, güvenin ve kardeşliğin yüzyıllar boyunca hayat bulduğu bir medeniyet ocağıdır.</p>
<p><b>BUGÜN BİLE BİZE YOL GÖSTERİYOR</b></p>
<p>Asırlar önce Ahi Evran’ın dilinden dökülen, ‘Harama bakma, haram yeme, haram içme, yalan söyleme’ nasihati; bugün de bize yol gösteriyor. Modern dünyanın tüketim hırsına, israfına ve haksız kazancına karşı Ahiliğin sesi hâlâ gür bir şekilde yükseliyor. Ahilik, üretmeden tüketmeye karşı bir haykırıştır. Güçlünün zayıfı ezmediği, emeğin ibadet sayıldığı, çarşıların aynı zamanda mektep olduğu bir düzendir. Düşünün; Osmanlı esnafı iş yerini ‘Hak kapısı’ saymış, işini ibadete eş görmüştür. İşte bu anlayış, yüzyıllar boyunca iç huzuru ve toplumsal barışı ayakta tutmuştur. Bugün de esnaflarımız, güven, ahlak, kardeşlik veren insanlardır. Onların iş yerleri, birer dükkân olmanın ötesinde; şehrin vicdanı, toplumun aynasıdır. Eğer esnafımızın kapısından dürüstlük giriyorsa, biliniz ki o şehirde huzur da vardır, umut da vardır.</p>
<p><b>“BÜYÜKŞEHİR OLARAK YANINIZDAYIZ”</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak bizler, Ahiliğin bu kutlu mirasına sahip çıkmayı, dayanışma ruhunu yaşatmayı ve alın terini helalle yoğuran tüm esnaflarımızın yanında durmayı asli bir görev biliyoruz. Ahiliğin, geleceğin en sağlam pusulası olması bilinciyle, esnaflarımıza yönelik hizmetlerimizi artırarak sürdürüyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, emekleriyle şehrimize değer katan, ahlaklarıyla toplumumuza güven aşılayan tüm esnaflarımızın ve hemşehrilerimizin Ahilik Haftası’nı kutluyor; bu eşsiz mirasın gelecek nesillere aktarılmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-doc-dr-tahir-buyukakin-ahilik-gelecegimizin-en-saglam-pusulasidir-579040">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın; &#8220;Ahilik, geleceğimizin en sağlam pusulasıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Dans Sanatçısı, Koreograf ve Eğitmen Doç. Aslı Öztürk&#8217;ten &#8220;Kız Doğdu/ III 7. İstanbul Fringe Festival Sahnesindem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cagdas-dans-sanatcisi-koreograf-ve-egitmen-doc-asli-ozturkten-kiz-dogdu-iii-7-istanbul-fringe-festival-sahnesindem-563188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 13:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aslı]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[dans]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[doğdu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitmen]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[fringe]]></category>
		<category><![CDATA[iii]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[koreograf]]></category>
		<category><![CDATA[öztürkten]]></category>
		<category><![CDATA[sahnesindem]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın bedeninin gücünü, direncini ve dayanışmasını görünür kılan performans, 25 Eylül’de izleyiciyle buluşuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cagdas-dans-sanatcisi-koreograf-ve-egitmen-doc-asli-ozturkten-kiz-dogdu-iii-7-istanbul-fringe-festival-sahnesindem-563188">Çağdaş Dans Sanatçısı, Koreograf ve Eğitmen Doç. Aslı Öztürk&#8217;ten &#8220;Kız Doğdu/ III 7. İstanbul Fringe Festival Sahnesindem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın bedeninin gücünü, direncini ve dayanışmasını görünür kılan performans, 25 Eylül’de izleyiciyle buluşuyor.</p>
<p>Türkiye çağdaş dans sahnesinin özgün ve etkili isimlerinden, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı Çağdaş Dans Bölümü öğretim üyesi Doç. Aslı Öztürk, imzasını taşıyan “Kız Doğdu / III” adlı eseriyle bu yıl 7. kez düzenlenecek İstanbul Fringe Festival’de sahne alacak. Ulusal ve uluslararası platformlarda üretimleriyle dikkat çeken Öztürk, bu kez izleyiciyi, kadın bedeninin dayanıklılığı ve dayanışmasının güçlü bir anlatımıyla buluşturacak.</p>
<p><strong>Eserin Yolculuğu</strong></p>
<p>İlk olarak 2014 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi MDTİstanbul Projesi kapsamında, iki bedenin diyalogu üzerine kurulu bir düet olarak doğan “Kız Doğdu”, 2015’te Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nda farklı bir sahneleme anlayışıyla yeniden hayat buldu. 2025’te, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı Modern Dans Anasanat Dalı için altı dansçıya genişletilerek yeni bir dramaturji ve koreografik derinlik kazandı.</p>
<p>Bağımsız bir yapım olarak bugüne ulaşan eser; zamana yayılan yaratım süreci, farklı bağlamlar arasında dönüşerek edindiği katmanlar ve bedenler arası ilişkilerle izleyiciye yaşayan bir koreografi sunuyor.</p>
<p> Kız Doğdu / III, doğumu hüzünle özdeşleştiren toplumsal algıya karşı, kadın bedeninin gücünü, direnişini ve dayanışmasını sahneye taşıyor. Altı kadın dansçının fiziksel sınırlarını zorladığı performans, seyirciye bedensel ifade aracılığıyla dönüştürücü bir deneyim sunuyor.</p>
<p>Doç. Aslı Öztürk “Aslında Kız Doğdu/ III, doğumu sessizlikle karşılanan, değeri eksiltilmiş tüm kadın hikâyelerinin sesi. İstanbul Fringe gibi disiplinlerarası ve kapsayıcı bir festivalde, bu sesi uluslararası seyirciyle buluşturmak benim için önemli ve mutluluk verici.” dedi.  </p>
<p><strong>Eser Künyesi</strong></p>
<p>&#8211; Koreografi / Konsept: Doç. Aslı Öztürk</p>
<p>&#8211; Dansçılar: Ayyüce Uzunlular, Beste Demir, Ece Gül, Eylül Doğan, İlayda Kolaylı, Nil Saraçoğlu</p>
<p>&#8211; Müzik: Ah! Kosmos</p>
<p>&#8211; Işık Tasarımı: Kemal Yiğitcan / Utku Kara</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cagdas-dans-sanatcisi-koreograf-ve-egitmen-doc-asli-ozturkten-kiz-dogdu-iii-7-istanbul-fringe-festival-sahnesindem-563188">Çağdaş Dans Sanatçısı, Koreograf ve Eğitmen Doç. Aslı Öztürk&#8217;ten &#8220;Kız Doğdu/ III 7. İstanbul Fringe Festival Sahnesindem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Necmi Eren: &#8220;Türkiye&#8217;de her beş hastadan biri, polikistik böbrek hastalığının genetik olduğunu bilmiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-necmi-eren-turkiyede-her-bes-hastadan-biri-polikistik-bobrek-hastaliginin-genetik-oldugunu-bilmiyor-560108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 08:44:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beş]]></category>
		<category><![CDATA[bilmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[eren]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastadan]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığının]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[necmi]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de 7 farklı nefroloji merkezinde yürütülen çok merkezli bir araştırma, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ODPBH) olan bireylerin hastalık farkındalığına dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-necmi-eren-turkiyede-her-bes-hastadan-biri-polikistik-bobrek-hastaliginin-genetik-oldugunu-bilmiyor-560108">Doç. Dr. Necmi Eren: &#8220;Türkiye&#8217;de her beş hastadan biri, polikistik böbrek hastalığının genetik olduğunu bilmiyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de 7 farklı nefroloji merkezinde yürütülen çok merkezli bir araştırma, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ODPBH) olan bireylerin hastalık farkındalığına dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Beş yüzün üzerinde hastayla yapılan çalışmaya göre, her beş hastadan biri bu hastalığın genetik geçişli olduğunu bilmiyor.</p>
<p><strong>ODPBH hastalarının %18’i hastalığın kalıtsal olduğunu bilmiyor!</strong><br /> Araştırmaya katılanların %82’si hastalığın genetik bir bozukluk olduğunu bildiğini ifade etti. Oysa ODPBH, dünyada en yaygın görülen kalıtsal böbrek hastalıklarından biri olarak biliniyor. Ülkemizde yapılan araştırmalara göre diyaliz tedavisi gören ya da böbrek nakli yapılan hastalarda böbrek hastalığının dördüncü sıradaki nedeni olarak saptanmıştır. Hastalık farkındalığı arttıkça, hastaların erken tanı, etkin takip ve uygun tedavi seçeneklerine ulaşması kolaylaşıyor.</p>
<p><strong>Farkındalık yaşla birlikte azalıyor</strong><br />Farkındalık puanları yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde, yaş ilerledikçe hastalık bilgisi anlamlı biçimde azalıyor. Özellikle 65 yaş üstü bireylerde farkındalık düzeyinin belirgin şekilde düştüğü gözlemlendi.</p>
<p><strong>Bölgeler arasında fark var</strong><br />Bölgesel farkındalık düzeyleri incelendiğinde, İç Anadolu Bölgesi’ndeki hastaların hastalık bilgisi, Akdeniz Bölgesi’ndekilere kıyasla daha yüksek çıktı. Bu farkın, bazı merkezlerde düzenli olarak yapılan hasta eğitim toplantılarından kaynaklandığı düşünülüyor.</p>
<p><strong>Semptom yaşayanlarda farkındalık daha yüksek</strong><br />Bel ağrısı, idrar yolu taşı ve hematüri (idrarda kan saptanması) gibi belirti gösteren bireylerin farkındalık düzeylerinin, semptom göstermeyenlere kıyasla daha yüksek olduğu tespit edildi. Bu bulgu, hastalıkla yaşam kalitesi etkilenen bireylerin daha sık sağlık danışmanlığı aldığına işaret ediyor.</p>
<p><strong>Aile taraması hayat kurtarabilir</strong><br />Çalışmada dikkat çeken bir başka bulgu ise, ailesinde hastalık öyküsü bulunan bireylerin yalnızca %67’sinin aile bireylerini taramaya yönlendirdiği. Ancak bu kişilerin aile üyelerinde %70 oranında hastalık tespit edildi. Bu oran, aile taramasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Tedaviye erken erişim için farkındalık şart</strong><br />Günümüzde ODPBH’nın seyrini yavaşlatabilen, dolayısıyla diyaliz tedavisi ihtiyacını 8-10 yıl kadar geciktiren özel tedaviler mevcuttur. Ancak hastaların bu tedavilere ulaşabilmesi için hastalık hakkında bilinçli olması ve doğru zamanda doğru sağlık hizmetine başvurması gerekmektedir. Ailenizde benzer semptomlar varsa tarama için bir nefroloji hekimine başvurabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-necmi-eren-turkiyede-her-bes-hastadan-biri-polikistik-bobrek-hastaliginin-genetik-oldugunu-bilmiyor-560108">Doç. Dr. Necmi Eren: &#8220;Türkiye&#8217;de her beş hastadan biri, polikistik böbrek hastalığının genetik olduğunu bilmiyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Manolya Kara Uyarıyor: Bulaşıcılığa Dikkat, Hijyen Kurallarına Özen Gösterin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-manolya-kara-uyariyor-bulasiciliga-dikkat-hijyen-kurallarina-ozen-gosterin-559373</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 08:45:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıcılığa]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[gösterin]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kurallarına]]></category>
		<category><![CDATA[manolya]]></category>
		<category><![CDATA[özen]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559373</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adı az bilinmekle birlikte özellikle yaz aylarında sık görülen “Molluscum contagiosum” enfeksiyonuna dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. E. Manolya Kara, enfeksiyonun her mevsim görülmekle birlikte özellikle yaz aylarında bulaşma yollarının artması nedeniyle vaka sayısında belirgin artış yaşanabileceğini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-manolya-kara-uyariyor-bulasiciliga-dikkat-hijyen-kurallarina-ozen-gosterin-559373">Doç. Dr. Manolya Kara Uyarıyor: Bulaşıcılığa Dikkat, Hijyen Kurallarına Özen Gösterin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Adı az bilinmekle birlikte özellikle yaz aylarında sık görülen “Molluscum contagiosum” enfeksiyonuna </strong>dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. E. Manolya Kara, enfeksiyonun her mevsim görülmekle birlikte özellikle yaz aylarında bulaşma yollarının artması nedeniyle vaka sayısında belirgin artış yaşanabileceğini belirtti. Doç. Dr. Kara, bu nedenle özellikle yazın hijyen kurallarına daha fazla dikkat edilmesi gerektiğine işaret etti. </em></p>
<p>Ciltte küçük, inci parlaklığında kabarcıklarla kendini gösteren Molluscum contagiosum, özellikle çocukları etkileyen yaygın bir viral enfeksiyon olarak öne çıkıyor. Çiçek virüsü ailesinden (Poxviridae) gelen molluscum contagiosum virus (MCV) adlı bir DNA virüsünün neden olduğu bu hastalık hakkında Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p>Molluscum contagiosumun; ağrısız, bazen kaşıntılı olabilen, merkezinde çukur bulunan küçük kabarık lezyonlarla karakterize bir enfeksiyon olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kara, en sık 1–10 yaş arası çocuklarda görüldüğünü ve bağışıklığı zayıf bireylerde yayılımın daha fazla olduğunu anlattı. </p>
<p><strong>“ÖZELLİKLE ÇOCUKLARDA SIK KARŞILAŞILIYOR”</strong></p>
<p>ABD’de dermatolojik vakaların yaklaşık yüzde 1’inin molluscum contagiosum ile ilişkili olduğunu belirten Doç. Dr. Kara, çocuklar arasında yüzde 5–12 oranında görüldüğüne dikkat çekti. Son yıllarda özellikle ABD ve İngiltere gibi ülkelerde vaka sayılarında artış yaşandığını belirten Doç. Dr. Kara, bu durumun olası nedenlerini şöyle sıraladı: “Bağışıklık sistemi baskılı bireylerin artışı, çocukların toplu ortamlarda daha sık bulunması, ortak eşya kullanımı ve hastalığın farkındalığının artması olarak sayılabilir.”</p>
<p><strong> DOĞRUDAN TEMASLA BULAŞIYOR</strong></p>
<p>Hastalığın en yaygın “doğrudan bulaşma” yani hasta kişiyle doğrudan fiziksel temas sonucu olduğunu anlatan Doç. Dr. Kara, şu bilgileri verdi: “Virüsü taşıyan giysi, havlu, yatak örtüsü, oyuncak, spor ekipmanı gibi eşyaların paylaşılmasıyla da bulaşabilir. Lezyonlar kaşındığında ya da kazındığında, ellerden diğer vücut bölgelerine yayılabilir. Yetişkinlerde genital bölgede görülen molluscum, cinsel temasla bulaşabilmektedir. Özellikle çocuklarda havuz, duş, spor salonu gibi ortak ıslak zeminli ortamlarda da bulaşma riski vardır.”</p>
<p><strong>NEDEN ÇOCUKLARDA DAHA YAYGIN?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Kara, çocukların hem bağışıklık sistemlerinin henüz tam gelişmemiş olması hem de sosyal alışkanlıklarının (oyuncak paylaşımı, yakın temas, ortak alan kullanımı) bulaşma riskini artırdığını vurguladı. Ayrıca deri bariyerindeki bozuklukların da enfeksiyonun yayılımını kolaylaştırdığını anlattı.<strong> </strong></p>
<p><strong>BELİRTİLER KARIŞTIRILABİLİYOR!</strong></p>
<p>Hastalığın belirtilerinin pek çok dermatolojik hastalıkla karıştırılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Kara, ayırt edici belirtiler konusunda şunları anlattı: “Molluscum, küçük, parlak, 2–5 mm çapında, künt kubbe gibi, merkezinde çukurluk bulunan kabarıklıklar şeklindedir. Rengi bazen ten renginde, ya da pembe olabilir. Genelde ağrısızdır; kaşıntı veya hafif kızarıklık olabilir. Çocuklarda sıklıkla yüz, gövde, kol–bacak, koltuk altında, yetişkinlerde genital bölgede de görülebilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden hekime başvurmak gerekir.”</p>
<p><strong>KENDİLİĞİNDEN İYİLEŞME SÜRESİ UZAYABİLİR</strong></p>
<p>Tanının çoğu olguda klinik görünüm ile kolayca konulacağını anlatan Doç. Dr. Kara, tanı ve tedavi süreci konusunda şunları anlattı: “Hastalığın çoğu zaman kendi kendini sınırlayan bir seyir göstermesi nedeniyle tedavi gerekip gerekmediği duruma göre değerlendirilir. Molluscum lezyonları çoğu zaman 6–12 ay içinde kendiliğinden geriler. Ancak yeni lezyonlar ortaya çıkabileceğinden, bu süreç 1–2 yılı bulabilir. Estetik kaygılar, yayılım riski, kaşıntı veya ikincil enfeksiyon gibi durumlarda tedavi (topikal tedaviler, küretaj, lazer, kriyoterapi) tercih edilir.”<strong> </strong></p>
<p><strong>KORUNMAK İÇİN HİJYEN KURALLARINA UYUM ŞART!</strong></p>
<p>“Çocukların okula devamı mümkündür; ancak hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve temasın azaltılması gerektiği unutulmamalıdır” diyen Doç. Dr. Manolya Kara, korunma yöntemleri konusunda şunları anlattı: “Evde, okulda ya da kalabalık ortamlarda Molluscum contagiosum bulaşmasını azaltmak için en etkili yöntem, su geçirmez bandaj veya uygun kıyafetle lezyonları mümkün olduğunca kapalı tutmak, düzenli ve özenli el yıkamaktır. Ayrıca kaşımayı engellemek, tırnakları kısa tutmak ve lezyonların bulunduğu bölgeleri çizmemek önemlidir. Ortak kullanılan havuz, banyo veya spor ekipmanı gibi ıslak alanlarda eşyalar kişiye özel olmalı, bandajlar her kullanımda değiştirilmeli, ayrıca oyuncak, havlu ve benzer ürünler ayrı tutulmalıdır. Çocuklarda okula ya da kreşe devam etmek mümkündür, ancak hijyen ve kapatma önlemleri ile yakın temas azaltılmalıdır. Bu şekilde hem bireysel yayılım hem de başkalarına bulaşma riski ciddi şekilde azaltılabilir. Eğer lezyonlar kaşınmaz, koparılmaz ve ikincil enfeksiyon eklenmezse genellikle iz bırakmaz.”</p>
<p><strong>AİLELERE ÖNERİLER</strong></p>
<p>Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara, ebeveynlerin çocuklarının cildinde şüpheli kabarcıklar fark ettiklerinde sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini vurguladı: “Lezyonların kapatılması, hijyen kurallarının çocuklara uygun bir dille anlatılması, eşyaların sık yıkanması ve paylaşılmaması gibi önlemlerin enfeksiyonun yayılmasını büyük ölçüde önleyeceğini ifade etti. Ayrıca, sınıf ortamında eşyaların paylaşılmaması gerektiği çocuklara mutlaka öğretilmeli.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-manolya-kara-uyariyor-bulasiciliga-dikkat-hijyen-kurallarina-ozen-gosterin-559373">Doç. Dr. Manolya Kara Uyarıyor: Bulaşıcılığa Dikkat, Hijyen Kurallarına Özen Gösterin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Pelin Önder Erol, &#8220;Aile, toplumsal düzenin temel direğidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-pelin-onder-erol-aile-toplumsal-duzenin-temel-diregidir-554452</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 11:39:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[direğidir]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[düzenin]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[önder]]></category>
		<category><![CDATA[pelin]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554452</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025 yılının "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi dolayısıyla Ege Üniversitesinde de ailenin güçlendirilmesine yönelik farkındalığı artıran, ailenin sosyo- kültürel gelişimine katkı sunan önemli bilimsel çalışmalar yapılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-pelin-onder-erol-aile-toplumsal-duzenin-temel-diregidir-554452">Doç. Dr. Pelin Önder Erol, &#8220;Aile, toplumsal düzenin temel direğidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025 yılının &#8220;Aile Yılı&#8221; olarak ilan edilmesi dolayısıyla Ege Üniversitesinde de ailenin güçlendirilmesine yönelik farkındalığı artıran, ailenin sosyo- kültürel gelişimine katkı sunan önemli bilimsel çalışmalar yapılıyor. Başta aile sosyolojisi olmak üzere doğurganlık, yaşlanma sosyolojisi ve kuşaklar arası ilişkiler üzerine birçok akademik çalışması bulunan aynı zamanda “İzmir&#8217;de Aile ve Doğurganlık” kitabının yazarı olan Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Pelin Önder Erol, Türkiye&#8217;deki aile yapılarının ve doğurganlık oranlarının zamanla nasıl değiştiğini, sosyo-ekonomik faktörlerin aile kurumuna nasıl etki ettiğini anlattı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türkiye’de 2025 yılının Aile Yılı olarak ilan edilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Pelin Önder Erol, “Türk toplumu tarih boyunca aileyi, toplumun temel yapı taşı olarak görmüştür. Aile, sadece bireylerin biyolojik ilişkilerinden ibaret değil, aynı zamanda kültürel değerlerin, geleneklerin ve toplumsal normların kuşaklar arası aktarılmasını sağlayan bir kurumdur. 2025 yılının ‘Aile Yılı’ olarak ilan edilmesi, bu önemli yapının toplumsal bilinçle ele alınmasının önünü açacaktır. Ailenin güçlendirilmesi, yalnızca bireylerin yaşam kalitesini artırmakla kalmaz, aynı zamanda toplumun genel sağlık, eğitim ve refah düzeyini de doğrudan etkiler. Türkiye’de geleneksel olarak bireysel gereksinimlerin karşılanmasında başat kurum olan ailenin hızla zayıflaması, bireyi toplumsal ve ekonomik sorunlar karşısında güçsüz kılacaktır. Güçlü bir aile yapısının varlığı, güçlü bir toplumun temellerini atar ve bireyler arasında daha sağlam bağlar oluşturur. Türk toplumunun, aileyi kolektif bir değer olarak gördüğünü unutmamak gerekir. Ailenin sağlam kalması, toplumun dayanışma gücünü artırır, toplumsal sorunlara karşı daha dirençli bir toplum yapısı oluşturur. Bugün karşı karşıya kaldığımız hızlı değişim, aile yapısının güçlenmesini zorunlu kılmaktadır. 2025, bu anlamda aileyi yeniden merkezine alarak, toplumsal yapıyı güçlendirmek için bir fırsat sunmaktadır. Aile, sadece bireyleri bir arada tutan değil, aynı zamanda toplumsal düzenin de temel direğidir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“<b>Doğurganlık oranındaki düşüş aile yapısını olumsuz etkiliyor”</b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ülkemizdeki doğurganlık oranındaki düşüşe işaret eden Doç. Dr. Pelin Önder Erol, &#8220;Türkiye&#8217;de özellikle son yıllarda doğurganlık oranlarındaki düşüş, ailenin yapı, işlev ve dinamiklerini etkileyen ve aynı zamanda bunlardan etkilenen önemli bir faktör haline gelmiştir. Yapmış olduğum bilimsel araştırmalar, özellikle evli olan ve çocuk sahibi olma niyeti taşıyan çiftlerin çocuk bakımına dair ekonomik ve sosyal yükleri kaldıramadığında bir baş etme stratejisi olarak ya çocuk sahibi olmamaya ya da doğurganlığını sadece bir çocukla sınırlandırmaya başvurduklarını göstermiştir, bu durum da doğurganlık oranlarında düşüş olarak kendini göstermektedir. Bu nedenle, doğurganlık hızını artırmak için toplumsal düzeyde zorunlu adımlar atılması gerektiği kanaatindeyim. Örneğin, kurumsal çocuk bakımının yaygınlaştırılması ve bu hizmetin ücretsiz ve kaliteli hale getirilmesi, çiftlerin aile kurma ve çocuk yetiştirme konusunda daha istekli olmalarını sağlayabilir. Çocuk, Türk toplumunda ailenin meyvesi, tamamlayıcısı olarak görülür ve her ailenin bu &#8216;meyveyi&#8217; yetiştirmeye yönelik imkanlara sahip olmasının temin edilmesi gerekir. Ailelerin çocuk yapma konusunda daha az endişe duyması sağlandığında, doğurganlık oranlarının artması ve toplumdaki demografik dengesizliklerin minimize edilmesi mümkün olacaktır. Doğurganlık oranlarındaki düşüşle mücadele edebilmek ve aile yapısını sürdürülebilir kılmak için, çocuk bakımına yönelik yapılan uygulamalarda daha kapsamlı kurumsal düzenlemeler gerekmektedir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Aile sosyolojisinin önemi her geçen gün daha da artmaktadır” </span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Doç. Dr. Pelin Önder Erol, “Akademik kariyerim boyunca aile sosyolojisi üzerine birçok önemli çalışma gerçekleştirdim ve bu alandaki araştırmalarım sürekli olarak toplumsal değişimlerin izini sürmeyi amaçladı. Aile yapısı, toplumun temel yapı taşı olduğu için, aile içindeki dinamiklerin değişimini anlamak, toplumu anlamakla doğrudan bağlantılıdır. Özellikle doğurganlık, yaşlanma sosyolojisi ve kuşaklar arası ilişkiler üzerine yaptığım çalışmalar, toplumsal yapının nasıl dönüştüğünü ve bireylerin bu dönüşümde nasıl şekillendiğini ve bu dönüşümü nasıl şekillendirdiğini irdelememi sağladı. Bu alanda en önemli çalışmalarım arasında İzmir&#8217;de Aile ve Doğurganlık kitabım da yer almaktadır. Kitap, İzmir&#8217;deki aile yapılarının ve doğurganlık oranlarının zamanla nasıl değiştiğini, sosyo-ekonomik faktörlerin aile kurumuna nasıl etki ettiğini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Aile, sadece bireylerin bir arada yaşadığı bir birim değil, aynı zamanda toplumsal normların, değerlerin ve kültürel kodların aktarıldığı bir mekanizmadır. Türkiye’de toplumun geleceği, ailelerin sağlıklı ve güçlü olmasına bağlıdır; bu yüzden aile sosyolojisinin önemi her geçen gün daha da artmaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-pelin-onder-erol-aile-toplumsal-duzenin-temel-diregidir-554452">Doç. Dr. Pelin Önder Erol, &#8220;Aile, toplumsal düzenin temel direğidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Leman Figen Yılmaz&#8217;a Fransa&#8217;dan Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-leman-figen-yilmaza-fransadan-sanat-ve-edebiyat-sovalyesi-nisani-553816</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 09:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[figen]]></category>
		<category><![CDATA[fransadan]]></category>
		<category><![CDATA[leman]]></category>
		<category><![CDATA[nişanı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[şövalyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553816</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Leman Figen Yılmaz, uluslararası kültürel iş birliklerine sunduğu katkılar nedeniyle Fransa Kültür Bakanlığı tarafından verilen en saygın unvanlardan biri olan Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanına (Chevalier dans l'Ordre des Arts et des Lettres) layık görüldü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-leman-figen-yilmaza-fransadan-sanat-ve-edebiyat-sovalyesi-nisani-553816">Doç. Dr. Leman Figen Yılmaz&#8217;a Fransa&#8217;dan Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Leman Figen Yılmaz, uluslararası kültürel iş birliklerine sunduğu katkılar nedeniyle Fransa Kültür Bakanlığı tarafından verilen en saygın unvanlardan biri olan Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanına (Chevalier dans l&#8217;Ordre des Arts et des Lettres) layık görüldü. </p>
<p>1957 yılından bu yana Fransa Kültür Bakanlığı tarafından verilen Sanat ve Edebiyat Nişanı, sanat, edebiyat ve kültürel mirasın tanıtımı ile yaygınlaştırılması alanlarında ulusal ve uluslararası düzeyde önemli katkılarda bulunan isimlere takdim ediliyor. Üç dereceden oluşan bu nişanın Şövalye rütbesi, yaratıcı üretim yapan ya da kültür-sanat alanının gelişimine katkı sunan kişilere veriliyor.</p>
<p>Doç. Dr. Leman Figen Yılmaz, özellikle sahne sanatları alanındaki uluslararası iş birlikleri ve Fransa-Türkiye kültürel diyaloğuna sağladığı katkılar nedeniyle bu prestijli nişana Şövalye unvanıyla layık görüldü.</p>
<p>Doç. Dr. Yılmaz, akademik çalışmalarının yanı sıra farklı ülkelerden sanat kurumlarıyla gerçekleştirdiği projeler, kültürel değişim programlarına sunduğu katkılar ve kültür politikaları alanındaki çok yönlü çalışmalarıyla tanınıyor. Sanat ve edebiyat aracılığıyla uluslararası etkileşimi güçlendirmeyi amaçlayan bu nişan, aynı zamanda Fransa’nın kültürel diplomasisinin önemli araçlarından biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Nişan, Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton tarafından, Fransız Sarayı’nda düzenlenen törende kendisine takdim edildi.</p>
<p>Duygu ve düşüncelerini paylaşan Doç. Dr. Leman Figen Yılmaz, &#8220;Benim için çok değerli bir ödül. Sahne sanatları alanında çok çalıştım, çok önemli uluslararası iş birliklerine imza attım. Hem Fransa ile geliştirdiğimiz ortak projelerde hem diğer ülkelerle yaptığım ortak işlerde ortaya konan tüm bu çabanın, emeğin görünür kılınması beni çok mutlu etti. Fransız Kültür Bakanlığı&#8217;na çok teşekkür ederim. &#8220;dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-leman-figen-yilmaza-fransadan-sanat-ve-edebiyat-sovalyesi-nisani-553816">Doç. Dr. Leman Figen Yılmaz&#8217;a Fransa&#8217;dan Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Bilge Bayraktar: Çocuk sağlığı artık tercih edilmiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-bilge-bayraktar-cocuk-sagligi-artik-tercih-edilmiyor-549170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jun 2025 17:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[bilge]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[edilmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Bayraktar, Haberler.com'da Meral Karadağ'ın konuğu oldu. Bayraktar, çocuk sağlığı ve hastalıklarının TUS'ta tercih edilme oranının düşmesinden, asistanlık döneminin zorluklarına ve öğrenciler için pratik yapmanın önemine kadar çarpıcı açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-bilge-bayraktar-cocuk-sagligi-artik-tercih-edilmiyor-549170">Doç. Dr. Bilge Bayraktar: Çocuk sağlığı artık tercih edilmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde eğitim veren ve Neonatoloji alanında uzman olan Doç. Dr. Bilge Bayraktar, tıp eğitimine dair önemli bilgiler paylaştı. Özellikle çocuk sağlığı branşının günümüzde hekim adayları tarafından neden daha az tercih edildiğini ve bu alandaki zorlukları Haberler.com izleyicileriyle paylaştı.</p>
<p><b>ÇOCUK SAĞLIĞI TERCİHTE GERİDE KALIYOR</b></p>
<p>Bayraktar, çocuk sağlığı ve hastalıklarının hekim adayları arasında eski popülaritesini kaybettiğini belirterek, &#8220;Günümüzde çocuk sağlığı ve hastalıkları değerini kaybetti, TUS&#8217;ta en az seçilen bölümümüz.&#8221; ifadelerini kullandı. Bayraktar, branşın öneminin yitirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>ASİSTANLIK DÖNEMİ HASSASİYET VE SABIR GEREKTİRİYOR</b></p>
<p>Asistanlık sürecine değinen Bayraktar, &#8220;Asistanlık dönemi çok zor geçiyor, çocuklar çok hassas; titiz ve dikkatli olmanız gerekiyor, bu da yıpratıcı bir durum.&#8221; sözleriyle, alana ilgi duyanların süreçte karşılaşabileceği zorluklara dikkat çekti.</p>
<p><b>ÖĞRENCİLER PRATİKLE GÜÇLENİYOR</b></p>
<p>Biruni Üniversitesi&#8217;nin klinik avantajına da vurgu yapan Bayraktar, &#8220;Biz tıp fakültesiyiz ama aynı zamanda hastanemiz de var, bu önemli bir avantaj; öğrencilerimizin çok fazla pratik yapma şansları oluyor.&#8221; diyerek, teorik bilginin uygulamayla pekiştirildiği bir eğitim modelini benimsediklerini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-bilge-bayraktar-cocuk-sagligi-artik-tercih-edilmiyor-549170">Doç. Dr. Bilge Bayraktar: Çocuk sağlığı artık tercih edilmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak: Hürmüz Boğazı&#8217;nın Kapatılması Türkiye&#8217;de Enflasyonla Mücadele Sürecini Zorlaştırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istinye-universitesi-ogretim-uyesi-doc-dr-caner-ozdurak-hurmuz-bogazinin-kapatilmasi-turkiyede-enflasyonla-mucadele-surecini-zorlastirabilir-547726</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 09:14:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[boğazının]]></category>
		<category><![CDATA[caner]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[hürmüz]]></category>
		<category><![CDATA[istinye]]></category>
		<category><![CDATA[kapatılması]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[özdurak]]></category>
		<category><![CDATA[sürecini]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[zorlaştırabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547726</guid>

					<description><![CDATA[<p>İran Meclisi, Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararını onayladı. Kararın ardından gözler petrol fiyatlarına çevrildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istinye-universitesi-ogretim-uyesi-doc-dr-caner-ozdurak-hurmuz-bogazinin-kapatilmasi-turkiyede-enflasyonla-mucadele-surecini-zorlastirabilir-547726">İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak: Hürmüz Boğazı&#8217;nın Kapatılması Türkiye&#8217;de Enflasyonla Mücadele Sürecini Zorlaştırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran Meclisi, Hürmüz Boğazı&#8217;nı kapatma kararını onayladı. Kararın ardından gözler petrol fiyatlarına çevrildi. Peki, dünya petrol ticaretinin önemli bir ayağı olan Hürmüz Boğazı&#8217;nın kapanması ticareti nasıl etkileyecek? Bu kararın petrol fiyatlarına etkisi ne olacak? İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak merak edilenleri yanıtladı. “Hürmüz Boğazı&#8217;nın kapanmasıyla tetiklenecek petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye&#8217;nin enerji faturasını önemli ölçüde artıracak ve bu durum cari açığın derinleşmesine neden olacaktır” diyen Doç. Dr. Özdurak, enerji maliyetlerindeki yükselişin tüm sektörlerde üretim maliyetlerini artıracağına, fiyatları yukarı çekeceğine ve bu durumun enflasyonla mücadele sürecini daha da zorlaştıracağına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25&#8217;i bu boğazdan geçiyor</strong></p>
<p>Hürmüz Boğazı’nın dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25&#8217;inin geçtiği stratejik bir su yolu olduğunu belirten Doç. Dr. Caner Özdurak, “Bu boğazın herhangi bir nedenle kapanması, küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilecek potansiyele sahip. Böyle bir senaryonun petrol fiyatları, Türkiye ekonomisi ve enflasyon üzerindeki etkilerini çeşitli boyutlarıyla ele almak gerekiyor” diyor.</p>
<p><strong>“Petrol arzında ani ve önemli bir daralma yaşanacaktır”</strong></p>
<p>Boğazın kapanmasının petrol fiyatları üzerinde oluşabilecek etkilerini değerlendiren Özdurak, şunları söylüyor:</p>
<p>“Hürmüz Boğazı&#8217;nın kapanması durumunda, petrol arzında ani ve önemli bir daralma yaşanacaktır. Bu durum, kısa vadede petrol fiyatlarını 120-130 dolar seviyelerine taşıyabilir. Zira, piyasalarda oluşan panik ve arz endişesi, spekülatif hareketleri tetikleyerek fiyatları yukarı çekecektir. Ancak, bu seviyelerin orta vadede sürdürülebilir olması beklenmiyor. Küresel ekonomideki yavaşlama eğilimi, alternatif enerji kaynaklarına yönelim ve stratejik petrol rezervlerinin devreye sokulması gibi faktörler, fiyatların bir miktar aşağı yönlü düzeltme yapmasına neden olabilir. Ancak, bu düşüş, boğazın kapalı kalma süresi ve küresel enerji arz-talep dengesine bağlı olarak farklılık gösterecektir.”</p>
<p><strong>“Enflasyonla mücadele sürecini daha da zorlaştıracak”</strong></p>
<p>Boğazın kapatılmasının Türkiye ekonomisine etkilerini değerlendiren Özdurak, şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Türkiye, enerji ithalatına bağımlı bir ülke ve petrol fiyatlarındaki artış, cari açığı doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı&#8217;nın kapanmasıyla tetiklenecek petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye&#8217;nin enerji faturasını önemli ölçüde artıracak ve bu durum cari açığın derinleşmesine neden olacaktır. Bu durum, Türk lirası üzerinde baskı yaratarak döviz kurlarında yukarı yönlü bir hareketlenmeyi tetikleyebilir. Artan enerji maliyetleri, üretim maliyetlerini yükselterek sanayi sektörünü olumsuz etkileyecek ve rekabet gücünü azaltacak. Petrol fiyatlarındaki artış, enflasyon üzerinde çok yönlü bir baskı yaratacaktır. Akaryakıt fiyatlarındaki artış, ulaştırma maliyetlerini yükselterek nihai ürün ve hizmet fiyatlarına yansıyacak. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, tüm sektörlerde üretim maliyetlerini artırarak genel fiyat seviyesini yukarı çekecektir. Bu durum, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) için enflasyonla mücadele sürecini daha da zorlaştıracaktır.”</p>
<p><strong>“FED&#8217;in para politikası kararlarını daha da karmaşık hale getirecek”</strong></p>
<p>Bu durumun FED&#8217;in para politikası kararlarını daha da karmaşık hale getireceğini belirten Özdurak, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“TCMB, bu belirsiz ortamda bir miktar ‘bekle gör’ politikası güdebilir. Petrol fiyatlarındaki kısa vadeli yükselişin orta vadede kalıcı olmayacağı beklentisi, TCMB&#8217;nin temmuz ayında faiz indirimi konusunda veriye odaklanarak karar vermesine neden olacaktır. Enflasyon görünümü ve ekonomik aktivite verileri, olası bir faiz indirimi kararında belirleyici olacaktır. Federal Rezerv (FED) için ise durum daha karmaşık. Zaten tarifelerin enflasyon ve ekonomi üzerindeki etkilerinin kalıcılığı belirsizliğini korurken, enflasyon düşüşündeki temel argümanlardan biri petrol fiyatlarındaki düşüş idi. Hürmüz Boğazı&#8217;nın kapanmasıyla petrol fiyatlarında yaşanacak kısa vadeli yükseliş, FED&#8217;in enflasyonla mücadele stratejisini zorlayacak ve faiz indirimleri konusunda daha temkinli adımlar atmasına neden olacaktır. Küresel ekonomik görünümdeki belirsizlik ve jeopolitik riskler, FED&#8217;in para politikası kararlarını daha da karmaşık hale getirecektir.”</p>
<p><strong>“Boğazın kapanması Çin ekonomisi üzerinde ciddi bir baskı oluşturacak”</strong></p>
<p>Boğazın kapatılmasının Çin ekonomisi üzerinde ciddi bir baskı oluşturacağına dikkat çeken Özdurak, “Çin, dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biridir ve enerji güvenliği, Pekin&#8217;in dış politikasının temel direklerinden birini oluşturur. Çin&#8217;in Hürmüz Boğazı&#8217;ndan geçen petrol ithalatı, ülke ekonomisi için hayati öneme sahip. Bu nedenle, boğazın kapanması Çin ekonomisi üzerinde ciddi bir baskı oluşturacak ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve alternatif ticaret rotaları bulma çabalarını hızlandıracaktır. Çin&#8217;in bu bölgedeki stratejik çıkarları, krizin çözümünde diplomatik ve ekonomik olarak aktif rol oynamasına neden olabilir” diyor.</p>
<p><strong>“Küresel üre ihracatının yaklaşık yüzde 40&#8217;ı risk altında”</strong></p>
<p>Gıda fiyatlarında artış riskini de değerlendiren Özdurak, şu yorumu yapıyor:</p>
<p>“İsrail&#8217;in İran&#8217;ın nükleer programını ve askeri liderliğini hedef alan önleyici füze saldırısı olarak adlandırdığı eylemle İran ve İsrail arasında gerilim tırmandı. Dört gün sonra, her iki taraf da gübre sektörü de dahil olmak üzere kilit altyapıya ve kapanan endüstrilere yönelik saldırılardan olumsuz etkileniyor. Independent Commodity Intelligence Services&#8217;da gübre kıdemli editörü Mark Milam&#8217;a göre, İran, İsrail&#8217;in potansiyel hedefi olabileceği endişesiyle yedi üre ve amonyak tesisini kapattı. StoneX&#8217;e göre, İran 2024’te yaklaşık 4,5 milyon ton ihracat hacmiyle, Çin&#8217;in ihracat hacmine yakın büyüklükte, üçüncü en büyük üre ihracatçısıydı. Milam, ülkenin yılda yaklaşık 8,9 milyon ton üretim kapasitesine sahip olduğunu ve Türkiye, Brezilya ve Arjantin gibi pazarlara hizmet verdiğini belirtti. İran aynı zamanda önemli bir amonyak ihracatçısıdır. İran-İsrail çatışması gübre piyasaları için büyük önem taşıyor. Küresel üre ihracatının yaklaşık yüzde 40&#8217;ı risk altında. İran, yedi amonyak-üre tesisinin tamamını kapattı. Mısır&#8217;daki üre üretimi ise İsrail&#8217;den gelen gaz arzının kesilmesi nedeniyle durmaya devam ediyor. Fiyatlar şimdiden yükselişe geçti. Mevcudiyet ve fiyat endişelerini artıran bir diğer faktör de Çin&#8217;in gübre ihracatından sürekli geri çekilmesi. Hem Çin&#8217;in fosfat hem de üre ihracatları tarihsel seviyelerin gerisinde kalıyor. Çin tipik olarak yılda yaklaşık 5,5 milyon ton üre ihraç ederken, bu yıl Pekin&#8217;in yalnızca yaklaşık 2 milyon ton ihracata izin vereceği belirtildi. Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı&#8217;nın kapanması gibi bir senaryo, küresel ekonomide domino etkisi yaratacak ve ülkelerin enerji politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olacak. Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ülkeler için bu durum, ekonomik istikrarı koruma adına ek tedbirler alınmasını gerektirecek.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istinye-universitesi-ogretim-uyesi-doc-dr-caner-ozdurak-hurmuz-bogazinin-kapatilmasi-turkiyede-enflasyonla-mucadele-surecini-zorlastirabilir-547726">İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak: Hürmüz Boğazı&#8217;nın Kapatılması Türkiye&#8217;de Enflasyonla Mücadele Sürecini Zorlaştırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim insanı Doç. Dr. Burçin Kaymaz&#8217;dan yenilikçi ve özgün bir proje daha…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-doc-dr-burcin-kaymazdan-yenilikci-ve-ozgun-bir-proje-daha-545068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 08:37:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[burçin]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[insani]]></category>
		<category><![CDATA[kaymazdan]]></category>
		<category><![CDATA[özgün]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Burçin Kaymaz’ın yürütücülüğünü yaptığı “Çinko Tabanlı Metal Organik Çerçeve Taşıma Sistemi ile Yeni Sentetik Kannabinoidlerin Lösemide İmatinib Direncinin Kırılması Üzerine Etkilerinin Proteomiks ve RNA Dizileme Bütünleşik Biyoinformatik Aracılı Bir Yaklaşımla Terapötik Etkinliğinin Araştırılması” başlıklı proje TÜBİTAK 1001 Ar-Ge Proje Çağrıları kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-doc-dr-burcin-kaymazdan-yenilikci-ve-ozgun-bir-proje-daha-545068">Egeli bilim insanı Doç. Dr. Burçin Kaymaz&#8217;dan yenilikçi ve özgün bir proje daha…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Burçin Kaymaz’ın yürütücülüğünü yaptığı “Çinko Tabanlı Metal Organik Çerçeve Taşıma Sistemi ile Yeni Sentetik Kannabinoidlerin Lösemide İmatinib Direncinin Kırılması Üzerine Etkilerinin Proteomiks ve RNA Dizileme Bütünleşik Biyoinformatik Aracılı Bir Yaklaşımla Terapötik Etkinliğinin Araştırılması” başlıklı proje TÜBİTAK 1001 Ar-Ge Proje Çağrıları kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje ile kronik myeloid lösemi hastalığının tedavisinde kullanılan İmatinib’e karşı geliştirilen ilaç direnci sebebiyle, sentetik kannabinoidlerin KML üzerindeki terapötik etkinliği ve biyouyumlu ilaç sistemleri olan metal organik kafesler kullanılarak bu etkinliğin artırılması biyoinformatik ile bütünleyici bir yaklaşımla araştırılacak.</p>
<p>Doç. Dr. Burçin Kaymaz’ı makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, kendisini çalışmalarından dolayı tebrik ederek başarılar diledi. Rektör Prof. Dr. Budak, “Ege Üniversitesi ülkemizin güçlü sağlık altyapısına sahip yükseköğretim kurumları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Bünyesindeki sağlık temalı akademik birimleri ile bir yandan insan ve toplum sağlığına yönelik tanı ve tedavi hizmeti sunarken diğer yandan da yürütülen bilim çalışmalarla literatüre önemli katkılar sunuyor. Bu kapsamda Tıp Fakültemiz öğretim üyesi Doç. Dr. Burçin Kaymaz’ın yürütücülüğünü yaptığı, multidisipliner bilim ekibi tarafından hazırlanan proje TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu.   Türkiye Yüzyılı’nda üniversitemizi sağlık alanında dünyanın referans aldığı bir sağlık merkezi konumuna yükselmesine katkı sunan hocamızı ve ekibini çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum. Tam akredite bir araştırma üniversitesi olarak sağlık temalı çalışmalarımızı tüm birimlerimizle multidisipliner bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Burçin Kaymaz, “Bu proje kapsamında yeni tasarım sentetik kannabinoidlerin (4F-MDMB-BUTICA, ADB-BUTINACA, MDMB-4en-PINACA ve daha eski JWH-018) tekil ve tirozin kinaz inhibitörü İmatinib ile kombinasyonlu terapötik çalışmaları, sağlıklı kontrol lenfosit hücre hattı NCIBL2171, İmatinib yanıtlı K562 ve İmatinib’ e direnç kazandırılmış K562/İma1.2 KML hücre modellerinde gerçekleştirilecektir. İlaç direncini kırma ve sağlıklı hücrelerin maruz kaldığı ilaç toksisitesi azaltma amacıyla bu proje kapsamında biyouyumlu çinko tabanlı metal-organik kafesler ilaç taşıma sistemi olarak kullanılacaktır. Bu ilaç taşıma sistemi ile sağlıklı hücrelere ilaç salınımının engellenmesi, ilaç etkinliğinin sadece kanserli hücrelerde görülmesi beklenmektedir. Projede kullanılan sentetik kannabinoidlerin BCR::ABL1 onkojenik kimerik proteinini hedef almasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda gerçekleştirilen in-silico moleküler kenetleme çalışmaları ile, seçilen SK’lerin BCR::ABL1’ e bağlanma afinitesi saptanmış ve İmatinib’in bağlanma afinitesi ile karşılaştırılarak terapötik etkide bulunacağı önbulgu olarak gösterilmiştir. Bu amaçla gerçekleştirilecek sitotoksisite ve kombinasyon analizleri, apoptotik-hücre döngüsü tutulması-ROS deteksiyonu analizleri sonrasında proteomiks ve RNASeq-dizileme sonuçlarının biyoinformatik analizlerle entegrasyonu ile SK’lerin tekil ve kombinasyon terapötik etkinlikleri belirlenecektir. Multidisipliner bir yaklaşımla hazırladığımız bu proje önerisindeki analizlerle in vitro olarak belirlenen İmatinib ilaç yanıtı ve direncine ilişkin potansiyel hedef genler ve/veya yolaklar ile hasta örneği veri setleri arasında bir korelasyon olup olmadığı araştırılacak ve klinik bağlantı ilk kez ortaya konacaktır” dedi.</p>
<p><b>“Proje multidisipliner bilim ekibi tarafından hazırlandı”</b></p>
<p>Yürütücülüğünü Doç. Dr. Burçin Kaymaz’ın yaptığı proje ekibinde; İYTE Fen Fakültesi Kimya ABD öğretim üyesi Prof. Dr. Gülşah Şanlı ve Araş. Gör. Ezgi Vural, İEÜ Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Yağmur Kiraz Durmaz ve yüksek lisans öğrencisi Tuğba Yeni, EÜ Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Serap Annette Akgür, EÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ABD Doktora Öğrencisi Hülya Çinar ve Dr. Ecz. Fazilet Esra Düzdağ yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-doc-dr-burcin-kaymazdan-yenilikci-ve-ozgun-bir-proje-daha-545068">Egeli bilim insanı Doç. Dr. Burçin Kaymaz&#8217;dan yenilikçi ve özgün bir proje daha…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Elif Ulu, &#8220;Sınav stresini yönetmede ailelerin desteği çok önemli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-elif-ulu-sinav-stresini-yonetmede-ailelerin-destegi-cok-onemli-544064</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 09:44:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerin]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[elif]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[stresini]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınav dönemleri,  aileleri ve öğrencileri hem fiziksel hem de ruhsal olarak etkiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-elif-ulu-sinav-stresini-yonetmede-ailelerin-destegi-cok-onemli-544064">Doç. Dr. Elif Ulu, &#8220;Sınav stresini yönetmede ailelerin desteği çok önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sınav dönemleri,  aileleri ve öğrencileri hem fiziksel hem de ruhsal olarak etkiliyor. </span></span><span><span>Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Elif Ulu, sınav süreci boyunca öğrencilerin yaşadığı stres ve ailelerin süreçteki rollerine dair açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Elif Ulu, sınav dönemlerinde hem öğrencilerin hem de ailelerin aynı stresi paylaştıklarını, fakat ailenin rolünün sınav dönemindeki çocukların stresini yönetmek olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sınavların, hayatın bir parçası olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ulu, “Öğrencilerin bu süreçte strese kapılmaları oldukça normal bir durum. Kaygıyı tamamen yok etmek değil, onu yönetmeyi öğrenmek önemli. Belirli düzeyde bir stres, öğrencinin performansını olumlu yönde etkileyebilir. Sorun, bu stresin yoğunlaşıp kişinin işlevselliğini bozmasıdır” dedi.  </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Ulu, “Sınav dönemlerinde aileler de kendilerini baskı altında hissediyor. Ancak bazı ailelerin bu süreci fazlasıyla içselleştirmesi çocuklar üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Sanki sınava çocuk değil de aile giriyormuş gibi davranılıyor. Bu durum öğrencinin ‘başaramazsam ailem beni sevmeyecek’ gibi düşüncelerle baş başa kalmasına neden oluyor. Aileler, çocuklarının kişisel değerini sınav sonuçlarıyla ilişkilendirmemeli. Destekleyici ama baskısız bir yaklaşım göstermeli” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><b><span>“Sonuca değil sürece odaklanılmalı”</span></b></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sınavın sonucuna değil sürece odaklanılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Ulu, “Çocuklara her koşulda değerli oldukları hissettirilmeli. Eskilerin söylediği gibi; ‘Elinden geleni yap. Olursa ne güzel, olmazsa da hayat devam ediyor’ Çocuğa bunu hissettirmek, özgüvenini ayakta tutar. Sınava az bir süre kala öğrencilerin günlük rutinlerini sürdürmesi, psikolojik olarak denge sağlamada etkilidir. Özellikle son gece yaşanan uyku sorunları büyütülmemeli. Bir gece uykusuz kalmak, çocuğun başarısını mahvetmez. Bu tür durumlarda paniklemek yerine nefes egzersizi, rahatlama teknikleri gibi yöntemler daha etkili olur” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-elif-ulu-sinav-stresini-yonetmede-ailelerin-destegi-cok-onemli-544064">Doç. Dr. Elif Ulu, &#8220;Sınav stresini yönetmede ailelerin desteği çok önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli spor bilimci Doç. Dr. Utku Işık&#8217;ın yenilikçi projesine TÜBİTAK&#8217;tan destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-spor-bilimci-doc-dr-utku-isikin-yenilikci-projesine-tubitaktan-destek-541276</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 09:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimci]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[işıkın]]></category>
		<category><![CDATA[projesine]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tübitaktan]]></category>
		<category><![CDATA[utku]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Utku Işık’ın yürütücülüğünü yaptığı “Sosyal Kolaylaştırmanın Sanal Egzersiz Bisiklet Performansına Etkisinin İncelenmesi: Zihinsel Dayanıklılık ve Kişilik Özelliklerinin Rolü” başlıklı proje, TÜBİTAK 3501 Kariyer Geliştirme Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-spor-bilimci-doc-dr-utku-isikin-yenilikci-projesine-tubitaktan-destek-541276">Egeli spor bilimci Doç. Dr. Utku Işık&#8217;ın yenilikçi projesine TÜBİTAK&#8217;tan destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Utku Işık’ın yürütücülüğünü yaptığı “Sosyal Kolaylaştırmanın Sanal Egzersiz Bisiklet Performansına Etkisinin İncelenmesi: Zihinsel Dayanıklılık ve Kişilik Özelliklerinin Rolü” başlıklı proje, TÜBİTAK 3501 Kariyer Geliştirme Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Projede, sosyal kolaylaştırma teorilerinin (Aktivasyon Teorisi, Değerlendirme Teorisi ve Dikkat Dağıtma-Çatışma Teorisi gibi) sanal ortamlara aktarılmasıyla literatürdeki önemli boşlukların giderilmesi ve dijital olarak aracılık edilen ortamlarda insan performansına ilişkin bilgilerin genişletilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Proje ekibini makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ege Üniversitesi olarak, TÜBİTAK projelerindeki başarımızı sürdürüyoruz.  Üniversitemizin spor bilimleri alanında köklü bilimsel birikimi ve büyük bir müktesebatı bulunuyor. Spor Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Utku Işık’ın yürütücülüğünde TÜBİTAK 3501 Kariyer Geliştirme Programı tarafından desteklenen bu proje, hem bireysel performans hem de dijital ortamda sosyal etkileşimlerin etkisini bilimsel açıdan ortaya koyması bakımından oldukça kıymetli. Proje yürütücüsü Doç. Dr. Utku Işık hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Utku Işık, “Dijital teknolojinin günlük yaşama entegre olması, sosyal etkileşimlerin ve bireysel performansın doğasını önemli ölçüde dönüştürmüştür. Eğitimden profesyonel işbirliğine, egzersizden e-spora kadar pek çok alanda sanal ortamların yaygınlaşması, yerleşik psikolojik teorilerin bu yeni bağlamlarda nasıl işlediğini anlamayı gerekli kılıyor. Bu noktada, bireylerin başkalarının varlığından nasıl etkilendiğini açıklayan sosyal kolaylaştırma teorilerini sanal ortama taşıyarak literatürdeki önemli boşlukları ele almayı amaçlıyoruz. Aktivasyon Teorisi, Değerlendirme Teorisi ve Dikkat Dağıtma-Çatışma Teorisi gibi yaklaşımları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirerek dijital performans ortamlarını daha iyi anlamayı hedefliyoruz. Sanal ortamlarda ‘varlığın’ artık sadece fiziksel değil; avatarlar, görüntülü görüşmeler ve gerçek zamanlı geri bildirim gibi farklı biçimlerde ortaya çıkıyor. Bu proje ile klasik teorilerin dijital ortamlardaki karşılıklarını değerlendiriyoruz. Sanal sosyal varlığın, fiziksel ortamla benzer şekilde performans üzerinde etkili olup olmadığını sorguluyoruz. Bu durum yalnızca akademik bilgi üretimine katkı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda dijital performans, motivasyon ve etkileşim stratejilerine de ışık tutuyor” diye konuştu.</p>
<p><b>“Harekete dayalı e-spor kültürüne bilimsel katkı”</b></p>
<p>Egzersiz içeren sanal oyunlara dikkat çeken Doç. Dr. Işık, “Genellikle e-spor denildiğinde akla strateji ve savaş oyunları geliyor. Oysa biz, hareket içeren sanal oyunların da e-sporun bir parçası olabileceğini ortaya koymak istiyoruz. Özellikle pandemi gibi zorunlu koşullarda ya da bireysel tercihle hareketin dijital ortama taşınması, sürdürülebilir yaşam kalitesi açısından çok değerli. Projemiz, bu anlamda harekete dayalı e-spor kültürünün bilimsel temellerle gelişmesine katkı sağlayabilir” dedi.</p>
<p><b>  “Bireylerin yaşam kalitelerinde sürdürülebilir bir iyileşme hedefliyoruz”</b></p>
<p>Projede bireysel farklılıkları da göz önünde bulundurduklarını belirten Doç. Dr. Işık, “Katılımcıların kişilik özellikleri ve zihinsel dayanıklılık düzeyleri, sosyal kolaylaştırma etkisini anlamamız açısından önemli. Grup halinde yapılan egzersizlerde, bu değişkenler ışığında ortaya çıkacak bulgular, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde egzersiz kalitesini artırmaya yönelik değerli bilgiler sağlayacaktır. Böylece performans artışıyla birlikte bireylerin yaşam kalitelerinde de sürdürülebilir bir iyileşme hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Utku Işık’ın yürütücülüğünü yaptığı projede Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinden Doç. Dr. Ayşe Meliha Canpolat, Arş. Gör. Meral Sevinç Tırpan ve Arş. Gör. Ahmet Köksal; Bursa Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Recep Görgülü; Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Deneysel Psikoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Gülin Kaça yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-spor-bilimci-doc-dr-utku-isikin-yenilikci-projesine-tubitaktan-destek-541276">Egeli spor bilimci Doç. Dr. Utku Işık&#8217;ın yenilikçi projesine TÜBİTAK&#8217;tan destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Ulu, &#8220;Stres karar verme ve dikkat mekanizmamızı bozuyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ulu-stres-karar-verme-ve-dikkat-mekanizmamizi-bozuyor-540790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 08:41:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[mekanizmamızı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[verme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ)  70. Yıl Kariyer Günleri ve Bilim Şenliği kapsamında EÜ Fen Fakültesi Konferans Salonunda, Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim  üyesi Doç. Dr. Elif Ulu’nun konuşmacı olduğu  “İş Yaşamında Stres ve Kaygı Yönetimi Semineri” düzenlendi. Etkinliğe akademisyenler, idari çalışanlar ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ulu-stres-karar-verme-ve-dikkat-mekanizmamizi-bozuyor-540790">Doç. Dr. Ulu, &#8220;Stres karar verme ve dikkat mekanizmamızı bozuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ)  70. Yıl Kariyer Günleri ve Bilim Şenliği kapsamında EÜ Fen Fakültesi Konferans Salonunda, Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim  üyesi Doç. Dr. Elif Ulu’nun konuşmacı olduğu  “İş Yaşamında Stres ve Kaygı Yönetimi Semineri” düzenlendi. Etkinliğe akademisyenler, idari çalışanlar ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Stres ve kaygının birbirlerinden farklı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Elif Ulu “Stres, bireyin içsel ya da dışsal taleplerin, baş etme kaynaklarını aştığını algıladığı bir durumdur. Kaygı ise belirsiz bir tehdit algısına karşı ortaya çıkan, geleceğe yönelik ve çoğu zaman kişiyi zorlayabilen bir duygulanımdır. Stres, bir baskıdır. Kaygı ise bu baskının yarattığı zihinsel senaryolardır” dedi.</p>
<p>İş hayatında stresin kaynaklarını sıralayan Doç. Dr. Elif Ulu, “İş hayatındaki rol çatışması,  iş yükü, zaman baskısı, ilişkisel problemler, kontrol eksikliği gibi nedenlerle ortaya çıkan stres; kişinin karar verme ve dikkat mekanizmasını bozar, öğrenmeyi ve hafızayı zayıflatır, bedende savaş ya da kaç mekanizması başlatır” diye konuştu</p>
<p><b>Stres ve kaygıya karşı nefes egzersizleri düzenlendi</b></p>
<p>Seminere katılan öğrencilerle beraber kaygıyı yönetmeye yönelik nefes egzersizleri gerçekleştirildi. Öğrenciler, akademisyenler ve tüm katılımcılar, Doç. Dr. Elif Ulu yardımıyla stres ve kaygıyı günlük yaşamlarında yönetebilmek için bu nefes egzersizine katıldı. Egzersizin ardından katılımcılar arasında soru-cevap etkinliği yapıldı. Doç. Dr. Ulu, salonda kaygı ve stres yönetimi hakkında merak edilen soruları yanıtladı. Seminerin bitiminde, Doç. Dr. Ulu’ya katılımı için teşekkür belgesi takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ulu-stres-karar-verme-ve-dikkat-mekanizmamizi-bozuyor-540790">Doç. Dr. Ulu, &#8220;Stres karar verme ve dikkat mekanizmamızı bozuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Sinem Ünaldılar, &#8220;Türkiye, arabulucu kimliğiyle yeniden pozisyon alıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sinem-unaldilar-turkiye-arabulucu-kimligiyle-yeniden-pozisyon-aliyor-531693</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 08:08:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[arabulucu]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[pozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[sinem]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ünaldılar]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531693</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sinem Ünaldılar, dış politikanın sıcak gündemi Rusya–Ukrayna–Türkiye ilişkileri konusunda değerlendirmelerde bulundu.  Doç. Dr. Ünaldılar, Türkiye’nin uluslararası sistemdeki stratejik rolüne dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sinem-unaldilar-turkiye-arabulucu-kimligiyle-yeniden-pozisyon-aliyor-531693">Doç. Dr. Sinem Ünaldılar, &#8220;Türkiye, arabulucu kimliğiyle yeniden pozisyon alıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sinem Ünaldılar, dış politikanın sıcak gündemi Rusya–Ukrayna–Türkiye ilişkileri konusunda değerlendirmelerde bulundu.  Doç. Dr. Ünaldılar, Türkiye’nin uluslararası sistemdeki stratejik rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Türkiye’nin, Rusya- Ukrayna sorununda iki tarafla da konuşabilen nadir aktörlerden biri olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ünaldılar, “Türkiye, savaşın ilk günlerinden bu yana Rusya-Ukrayna krizinde aktif bir arabuluculuk rolü üstleniyor. Bu çaba, Türkiye&#8217;nin uzun süredir uluslararası düzeyde emek verdiği bir pozisyon. 2022’deki Antalya Diplomasi Forumu&#8217;nda Lavrov ve Zelenski&#8217;yi bir araya getiren bir görüşme gerçekleşmişti. İstanbul’da gerçekleşecek olan barış görüşmeleri ve tahıl koridoru girişimiyle Türkiye, diplomatik kapasitesini bir kez daha gösterdi. Barış yönünde atılacak önemli bir adımda Türkiye&#8217;nin buna dahil olması çok anlamlı olacaktır. Başından beri müzakerelerde yer alma isteğini ortaya koyan Türkiye, bu pozisyonunu yeniden güçlendirme fırsatına sahip olacak” dedi.</p>
<p>Rusya-Ukrayna Savaşının transatlantik ilişkilerin doğasına doğrudan etki ettiğini dile getiren Doç. Dr. Ünaldılar, “Savaşın ilk yıllarında Biden yönetimi ile Avrupa Birliği arasındaki yakın iş birliği, transatlantik ittifakını yeniden canlandırdı. NATO’nun Madrid Stratejisi’ne de yansıyan bu iş birliği, Avrupa ve Amerika’nın ortak tehdit algısıyla şekillendi. Ancak Trump’ın yeniden iktidara gelmesiyle bu birliktelik sorgulanmaya başladı.  Trump’ın Amerika’nın Ukrayna’ya desteği çekebileceği yönündeki açıklamaları, Avrupa ile arasındaki dayanışma duygusunu zayıflattı. Avrupa Birliği bu duruma karşı kendi savunma kapasitesini artırmaya yöneldi. Army Europe ve European Readiness 2030 gibi girişimler, Avrupa&#8217;nın savunma özerkliğini güçlendirme arayışının bir parçası. Bu da Türkiye’yi Avrupa için yeniden stratejik bir ortak haline getiriyor” dedi.</p>
<p>“Türkiye Avrupa savunmasında daha değerli bir aktöre dönüşebilir”<br />          Doç. Dr. Ünaldılar, “Avrupa Birliği ile ilişkilerinde sorunlar yaşamış bir ülke olarak Türkiye, güvenlik ve savunma konularındaki yetkinliği sayesinde yeniden önemli bir aktör olarak gündeme geldi. Türkiye&#8217;nin NATO içindeki ikinci büyük orduya sahip olması ve savunma sanayindeki ilerlemeleri, AB’nin Türkiye’yi yanına alma ihtiyacını artırabilir” diye konuştu.</p>
<p><b>       &#8220;Barış sürecine yaklaşıyoruz&#8221;</b></p>
<p>Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair öngörülerini paylaşan Doç. Dr. Ünaldılar, “Taraflar ekonomik ve siyasi olarak yıprandı. Tarafların kendi halklarına bir zafer sunma mecburiyeti, barış sürecini zorlaştırsa da tarafsızlık, Kırım ve doğu bölgelerinin statüsü gibi başlıklar üzerinden müzakereler yürütülebilir. Trump’ın baskıları ve Batı’nın desteğinde yaşanan yorgunluk, süreci hızlandırabilir. Barış müzakerelerinin ne kadar süreceği belirsiz olsa da, kısa vadede kanın durması yönünde gelişmeler beklenebilir” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sinem-unaldilar-turkiye-arabulucu-kimligiyle-yeniden-pozisyon-aliyor-531693">Doç. Dr. Sinem Ünaldılar, &#8220;Türkiye, arabulucu kimliğiyle yeniden pozisyon alıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşilay&#8217;ın Yeni Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yesilayin-yeni-genel-baskani-doc-dr-mehmet-dinc-oldu-463082</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 08:41:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[dinç]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=463082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşilay’ın 74. Olağan Genel Kurul Toplantısı 25 Mayıs Cumartesi günü İstanbul’da Yeşilay Genel Merkezi Sepetçiler Kasrı’nda gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilayin-yeni-genel-baskani-doc-dr-mehmet-dinc-oldu-463082">Yeşilay&#8217;ın Yeni Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Başkan seçiminin yapıldığı ve yeni yönetim kurulu üyelerinin belirlendiği Olağan Genel Kurul Toplantısı’na Yeşilay’ın şube temsilcileri ve delegeleri katıldı. </p>
<p>Alkol, tütün, madde, kumar ve teknoloji bağımlılıklarıyla mücadele eden Yeşilay’ın genel başkanlık görevini son 3 dönemdir Prof. Dr. Mücahit Öztürk sürdürüyordu. Prof. Öztürk’ün görev süresince Yeşilay, yurtiçi ve yurt dışında hizmet sahasını daha da genişletti. Yeşilay Danışma Merkezlerinin (YEDAM) sayısı bu süre içerisinde KKTC dâhil olmak üzere Türkiye’nin 81 ilinde <strong>107</strong>’ye ulaştı.</p>
<p>YEDAM Danışma Hattı’nı (115) arayanların sayısı ise <strong>1 milyonu</strong> geçti. Yeşilay şubelerinin sayısı Türkiye genelinde <strong>120</strong>’ye ulaşırken, dünya genelindeki <strong>Ülke Yeşilaylarının sayısı 97’ye </strong>yükseldi. </p>
<p>Yeşilay, Türkiye genelinde uygulanan Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) Eğitim Programı ile her yıl <strong>10 milyonu aşkın öğrenciye ve 3 milyon yetişkine</strong> bağımlılıklara karşı farkındalık kazandırıyor.</p>
<p>Okulda Bağımlılığa Müdahale Programı kapsamında 2019 yılından bugüne kadar risk tespit edilerek program uygulanan <strong>3.110</strong> öğrenci bulunurken, öğrencilerle yapılan toplam görüşme sayısı <strong>5.994’e,</strong> ailelerle yapılan görüşme sayısı ise <strong>957’ye</strong>ulaştı. </p>
<p>Yeşilay Yaşam Becerileri Eğitim Programı’nda ise, 2019 yılından bugüne kadar risk tespit edilerek program uygulanan <strong>3.110</strong> öğrenci bulunurken, öğrencilerle yapılan toplam görüşme sayısı <strong>5.994’e,</strong> ailelerle yapılan görüşme sayısı ise <strong>957’ye</strong> ulaştı. </p>
<p>Yeşilay farkındalık ayağında da birçok faaliyet yürütüyor ve bu faaliyetlerle milyonlarca insana temas ediyor. Türkiye genelinde <strong>110 kulüp sayısına ulaşan Yeşilay Spor Kulübü</strong> bünyesinde toplam <strong>lisanslı sporcu sayısı 2073’e</strong>, <strong>faal sporcu sayısı da 1203</strong>. 2017 yılından itibaren düzenlenen Uluslararası Yeşilay Karikatür Yarışması’na 2023 yılı itibariyle toplam 10.069 eser başvurdu. T.C. Millî Eğitim Bakanlığının iş birliğiyle organize edilen Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek Yetenek Yarışması’na ise bugüne dek <strong>1.179.396 eser</strong> başvurdu. Sağlıklı Fikirler Kısa Film Yarışması’na gönderilen eser sayısı ise <strong>5.660.</strong></p>
<p>Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Yeşilay’ın Türkiye’de ve dünyada bağımlılıklarla mücadelesini daha da güçlendirerek sürdüreceğinden hiç şüphesi olmadığını söyledi ve şunları ifade etti:</p>
<p>“Yeşilay, tüm dünyada en gözde sivil toplum kuruluşlarından biri olmasını neye borçludur? Yeşilay, Dünya Sağlık Örgütünün ‘bağımlılık’ olarak tanımladığı tüm bağımlılık türleriyle aynı anda mücadele eden yegâne sivil toplum kuruluşudur. Bu kıymetli kurumda göreve başladığım ilk gün, bütün faaliyetlerimizin bilimsel temelli olması gerektiğini vurgulamıştım. Başkanlık görevim süresince de bunu yapmaya gayret ettik.”</p>
<p>Prof. Dr. Mücahit Öztürk, kendisinin başkanlık görevi süresince Yeşilay’ın hayata geçirdiği projelerden şöyle bahsetti:</p>
<p>“Yeşilay’ın hizmetlerini yalnızca ülkemizin değil dünyanın dört bir yanına da taşıdık. Bu anlamda önemli mesafeler kat ettik. Bağımlılıklardan kurtulma, rehabilitasyon, bilgilendirme ve eğitim konularına ağırlık verdik. 115 Danışma Hattımız <strong>1 milyonun üzerinde çağrı</strong> yanıtladı. Ülke genelinde <strong>120 şubemiz</strong>, <strong>107 Yeşilay Danışmanlık Merkezimiz, 120 bine yakın Yeşilay gönüllüsü</strong> var. Uzman personel sayımızı daha da genişlettik. Yeşilay bundan sonra da sağlıklı ve bağımlılıktan uzak nesiller yetişmesi hedefiyle çalışmalarına devam edecek. Bugün burada üyelerimizin teveccühü ile seçilen 74. Dönem Genel Başkanımız Sayın Doç. Dr. Mehmet Dinç’e ve Yönetim Kurulumuza bağımlılıklarla mücadelelerinde başarılar diliyorum.”</p>
<p><strong>Yeşilay Genel Başkanlığı görevini Prof. Dr. Mücahit Öztürk’ten devralan, 71., 72. ye 73. dönem Yeşilay Yönetim Kurulu üyesi olan Doç. Dr. Mehmet Dinç</strong> ise şunları ifade etti: “Yeşilay’ın bugüne kadar hayata geçirdiği faaliyetlerin başarısının temelinde ise, kurumun kendini sürekli yenilemesi, dinamik yapısını koruması ve aktif bir sivil toplum kuruluşu olması yatıyor. Önümüzdeki dönemde de Yeşilay’ın gelişimine katkıda bulunacağız ve bağımlılıkla mücadele bayrağını çok daha yukarılara çıkaracağız.”</p>
<p>74. Genel Kurul’da yapılan açık oylamadan çıkan sonuca göre, Yeşilay 74. Dönem Yönetim Kurulu ise şu isimlerden oluştu:</p>
<p><strong>YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELER</strong></p>
<p><strong>Doç. Dr. Mehmet Dinç </strong></p>
<p><strong>Doç. Dr. Muhammed Tayyip Kadak </strong></p>
<p><strong>Sümeyye Ceylan </strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Murat Şentürk </strong></p>
<p><strong>Dr. Mehmet Güllüoğlu </strong></p>
<p><strong>Çetin Dönmez </strong></p>
<p><strong>Ülkenur Büke </strong></p>
<p><strong>Çağrı Soyer</strong></p>
<p><strong>Dr. Şeyma Halaç</strong></p>
<p><strong>Doruk Malhan</strong></p>
<p><strong>Yasin Erol </strong></p>
<p><strong>Gaye Somuncu Yılmaz </strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Şule Alan</strong></p>
<p><strong>YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELER</strong></p>
<p><strong>Samet Koca </strong></p>
<p><strong>Dr. Hüseyin Hayri Nuroğlu </strong></p>
<p><strong>Dr. Sena Sezgin </strong></p>
<p><strong>Siret Albayrak </strong></p>
<p><strong>Neslihan Karagöz </strong></p>
<p><strong>Fatih Kışla </strong></p>
<p><strong>Ecz. Elif Yaman</strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilayin-yeni-genel-baskani-doc-dr-mehmet-dinc-oldu-463082">Yeşilay&#8217;ın Yeni Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. İpekçioğlu, &#8220;Çini sanatı, Türk-İslam kültüründe önemli bir yere sahip&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ipekcioglu-cini-sanati-turk-islam-kulturunde-onemli-bir-yere-sahip-451295</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2024 12:54:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çini]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[ipekçioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kültüründe]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[türkislam]]></category>
		<category><![CDATA[yere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saray, cami, türbe gibi Türk İslam eserlerinde süsleme sanatı olarak yer verilen çini sanatı özgün bir kültür olarak geçmişten geleceğe aktarılmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ipekcioglu-cini-sanati-turk-islam-kulturunde-onemli-bir-yere-sahip-451295">Doç. Dr. İpekçioğlu, &#8220;Çini sanatı, Türk-İslam kültüründe önemli bir yere sahip&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saray, cami, türbe gibi Türk İslam eserlerinde süsleme sanatı olarak yer verilen çini sanatı özgün bir kültür olarak geçmişten geleceğe aktarılmaya devam ediyor.</p>
<p>Topkapı Sarayı Valiaht Dairesi, Akşehir Ulu Camii, İstanbul Takkeci İbrahim Ağa Camii ve Konya Sahip Ata Hankahı’nda yer alan çiniler başta olmak üzere çini sanatı, Türk İslam kültüründe akla ilk gelen unsurlardan biri olarak varlığını koruyor. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk ve İslam Sanatları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu, çini sanatı ile ilgili bilgi verdi. Doç. Dr. İpekçioğlu “Türk, İran, Moğol, Arap ve Berber asıllı toplumların, Orta Asya’dan İspanya’ya kadar uzanan bir coğrafyada, 7. yüzyıldan günümüze kadar sürekli geliştirdikleri çini ve seramik sanatı, her bölgede farklı gelişim izlemiştir. Farklı teknik ve üslup özellikleriyle karşımıza çıkan çiniler; renk ve desen repertuarı ile göz kamaştırıcı örnekler sunmaya devam ediyor” dedi.</p>
<p>Çininin oluşumundan bahseden Doç. Dr. İpekçioğlu “Kil, kuvars ve özlü maddeler birleştirildikten sonra istenilen formda çini plakalar meydana getirilir. Bisküvi fırınlaması yapılan çini plakalar, lüster, sıraltı, tek renk sırlı ya da renkli sır teknikleri kullanılarak bezenir ve içeriğinde cam ve kuvars bulunan sırça ile sırlanır. Bu işlemlerin ardından çini plakalar tekrar fırınlanır ve yüksek ateşte eriyen ve şeffaflaşan sırça, çinini yüzeyini kaplar” dedi.</p>
<p><b>“Dini ve sivil mimari çinileri farklılık gösterir”</b></p>
<p>Çini sanatının tarihi hakkında konuşan Doç. Dr. İpekçioğlu, “Abbasiler döneminde üretilmeye başlanan lüster teknikli çiniler, renk, desen ve motif özellikleriyle yüksek kalite bir üretimin örnekleridir. Bu çiniler birçok ustaya ilham olmuş, devirler boyu kullanılmaya devam etmiştir. Çini sanatı özellikle Büyük Selçuklular döneminde gelişim gösterir. Lüster, sıraltı, tek renk sırlı vb. birçok teknikle çiniler başarıyla üretilmiş ve gerek cami, türbe, medrese gibi dini yapıları gerekse saray, köşk, hamam, çeşme gibi sivil yapıları süslemiştir. Bu çinilerde konular, dini ve sivil mimariye göre değişkenlik gösterir. Dini yapıları süsleyen çinilerde; bitkisel ve geometrik bezemelerin yanı sıra yazı kullanılmıştır. Sivil mimaride ise daha çok figürlü süslemeler tercih edilmiştir. Bu figürlü bezemelerde; insan, hayvan ve fantastik hayvan (siren, sfenks, grifon, çift başlı kartal, ejder) motifleri belirli kompozisyonlarda işlenmiştir. Konular taht, av, sevgili, müzisyenler ve atlı avcılardır. Anadolu Selçukluları döneminde çini mozaik tekniği çok gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. Cami, türbe, medrese ve şifahane gibi yapıların mihrapları, kubbe ve tonoz yüzeyleri, kemerler ve pencere alınlıkları çini mozaik teknikli çinilerle bezenmiştir” dedi.</p>
<p><b>“Anadolu, gerçek bir çini kültürüne sahip”</b></p>
<p>Türk-İslam kültüründe çinin önemine değinen Doç. Dr. İpekçioğlu, “Çini, Anadolu Türk sanatında çok önemli bir süsleme malzemesidir. Kullanılan tekniklerin çeşitliliği, uygulanan alanlar ve desen repertuarı çok gelişmiştir. Aslında çini yerine kullanılabilecek çok daha ucuz ve kolay yöntemler olmasına karşın, ustalar bütün zorluklarına rağmen çini süslemeyi tercih etmiştir. Bu da Anadolu’da gerçek anlamda bir çini kültürünün oluşmasını sağlamıştır. Kaliteli, renkli ve şeffaf camsı yüzeyiyle çiniler yapıların isimlerine dahi yansımıştır. Örneğin, Bursa Yeşil Cami, ismini caminin bütün iç duvarlarını ve mihrabını süsleyen çinilerinden alır” diye konuştu.</p>
<p>Ülkemizde çini üretiminin halen devam ettiğini vurgulayan Doç. Dr. İpekçioğlu, “Günümüzde geleneksel yöntemlerle çiniler üretilmeye ve gelecek nesillere aktarılmaya devam ediyor. Özellikle, İznik ve Kütahya’da yüksek kaliteli çiniler, yerel ustaların elinde şekilleniyor. Bu çiniler, yeni inşa edilen yapıların dekorasyonunda tercih edilebildiği gibi tarihi yapılarda da restorasyon gerekliliklerine göre kullanılabiliyor” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ipekcioglu-cini-sanati-turk-islam-kulturunde-onemli-bir-yere-sahip-451295">Doç. Dr. İpekçioğlu, &#8220;Çini sanatı, Türk-İslam kültüründe önemli bir yere sahip&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır Bayramda Glikoz Hassasiyetine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-binnur-okan-bakir-bayramda-glikoz-hassasiyetine-dikkat-448946</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 11:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakır]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[binnur]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[glikoz]]></category>
		<category><![CDATA[hassasiyetine]]></category>
		<category><![CDATA[okan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, Ramazan boyunca aç kalmaya alışan bedenin glikoz hassasiyetinin artabileceğini belirterek vücudun besin alımına vereceği tepki çok daha hızlı ve hassas olacağı için bayramda beslenmeye dikkat edilmesi uyarısında bulundu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-binnur-okan-bakir-bayramda-glikoz-hassasiyetine-dikkat-448946">Doç. Dr. Binnur Okan Bakır Bayramda Glikoz Hassasiyetine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, Ramazan boyunca aç kalmaya alışan bedenin glikoz hassasiyetinin artabileceğini belirterek vücudun besin alımına vereceği tepki çok daha hızlı ve hassas olacağı için bayramda beslenmeye dikkat edilmesi uyarısında bulundu</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca tuttuğunuz oruçla birlikte vücudunuzun öğün ve saat düzeni, tükettiğiniz besin miktarı ve çeşitliği fazlasıyla değişti. Bayram ziyaretlerinde ise vücut henüz rutin düzenine geçemeden hem porsiyon olarak fazla hem de yağ ve şeker oranı yüksek ikramlar dolayısıyla kalp, şeker ve tansiyon rahatsızlığınız varsa riskler sizi bekliyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, Ramazan Bayramında beslenme önerilerinde bulundu.</p>
<p><strong>Kan Şekerindeki Dengesizlik Besin Alımını Artırabilir</strong></p>
<p>Bir ay tutulan orucun ardından rutin beslenme düzenine yavaş yavaş dönülmesi gerektiği halde  Ramazan Bayramında çok sayıda ziyaretle birlikte beslenme aralıklarının daha da sıklaştığına işaret eden Binnur Okan Bakır, “Ramazan boyunca uzun saatler aç kalmaya alışan bedenlerde glikoz hassasiyeti artabilir yani vücudumuzun karbonhidratlar başta olmak üzere besin alımına vereceği tepki çok daha hassas ve hızlı olabilmektedir. Ani kan şekeri yükselmeleri de kan şekerinde hızlı düşüşlerle sonuçlanıp, daha fazla besin alımına neden olabilmektedir” dedi.</p>
<p><strong>Porsiyon Kontrolü Sağlayın</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerimiz ve bayram sofralarında tüketeceğimiz yiyecekleri dikkatle seçmenin faydalı olacağını ifade eden Doç. Dr. Bakır, “Sosyal, psikolojik ve kültürel olarak önemli bir yeri olan bayram ikramları tabii ki alışılageldik düzenimizin üzerinde besin alımıyla sonuçlanabilir. Bireyler,  rutin hayatlarında sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeninde ise birkaç gün olağandan daha fazla beslenmek çok büyük bir sorun yaratmayacaktır.  Bayramda ikramların ve yemeklerin tüketimi sırasında porsiyon kontrolü yapmak ve dengeli bir örüntü yaratmak faydalı olacaktır” diye konuştu. </p>
<p><strong>İkramlıklara Kuru ve Yaş Meyve Ekleyin</strong></p>
<p>Kan şekeri üzerinde olumlu etkisi olan besinlere de dikkat çeken Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, “İkramlara basit karbonhidrat içeren şerbetli tatlı, şeker, çikolata yerine kuru ve yaş meyvelere de yer verilmesi önemlidir. Kan şekeri üzerinde olumlu etki sağlayabilir. Sofralarımızda ise yine tercih edilecek besinlerin dengeli bir şekilde dağıtılması, besin çeşitliliği ve porsiyon kontrolü yapılması önerilir. Bayram boyunca da yaşamımızın tümünde olması gerektiği gibi yeterli sıvı ve su tüketimi unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şok Diyetlerden Kaçının</strong></p>
<p>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, bayram sonrasında sağlıklı beslenme düzenine dönüşle ilgili de önemli uyarılarda bulundu:</p>
<p>“Bayram sonrası rutin beslenme düzenine döndüğümüzde kısa bir süre içerisinde vücudumuz dengelenecektir. Bu nedenle bayram sonrası çok kısıtlayıcı diyetler veya telafi edici davranışlarda bulunmak gereksizdir. Bayram ertesi ya da özel günlerden sonra, 3-4 gün vücudu toparlamak için bir akım olarak uygulanan şok ve detoks gibi programlar var. Bu programlardan kaçınılması gerekiyor. Bu hem zihinsel hem de bedensel bir eziyettir. Detoks adı altında sebze sularıyla geçirilen günlerin literatürde hiçbir şekilde yeri yoktur. ‘Bayramdan sonra detoks yapacağım’ diye 2-3 gün sadece sıvı besinlerle, sebze sularıyla beslenerek bunu telafi etmeye kalktığınızda mutlaka hem zihinsel hem de bedensel zararları olacaktır.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-binnur-okan-bakir-bayramda-glikoz-hassasiyetine-dikkat-448946">Doç. Dr. Binnur Okan Bakır Bayramda Glikoz Hassasiyetine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov ile 27 Mart Çarşamba günü gerçekleştirilecek webinarın konusu &#8220;Geçmeyen Depresyon&#8221;…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/np-feneryolu-tip-merkezi-psikiyatri-uzmani-doc-dr-serdar-nurmedov-ile-27-mart-carsamba-gunu-gerceklestirilecek-webinarin-konusu-gecmeyen-depresyon-446654</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Mar 2024 21:07:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çarşamba]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[feneryolu]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirilecek]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[konuşu]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nurmedov]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[serdar]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[webinarın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446654</guid>

					<description><![CDATA[<p>NP Sağlık Grubu’nun sağlık alanında toplumu bilgilendirmeyi hedefleyen "NP Toplumu Bilgilendiriyor" adlı webinar serisi her ayın son çarşamba günü yapılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/np-feneryolu-tip-merkezi-psikiyatri-uzmani-doc-dr-serdar-nurmedov-ile-27-mart-carsamba-gunu-gerceklestirilecek-webinarin-konusu-gecmeyen-depresyon-446654">NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov ile 27 Mart Çarşamba günü gerçekleştirilecek webinarın konusu &#8220;Geçmeyen Depresyon&#8221;…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NP Sağlık Grubu’nun sağlık alanında toplumu bilgilendirmeyi hedefleyen &#8220;<strong>NP Toplumu Bilgilendiriyor</strong>&#8221; adlı webinar serisi her ayın son çarşamba günü yapılıyor. </p>
<p><strong>27 Mart Çarşamba </strong>günü yapılacak webinarda NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, tedavi edilmezse uzun vadeli etkileri olan ve kronikleşerek geçmeyen depresyon hakkında soruları yanıtlayarak detaylı bilgiler paylaşacak. Webinarın konusu “<strong>Geçmeyen Depresyon</strong>”. </p>
<p>Moderatörlüğünü NPİSTANBUL Hastanesi Kurumsal İletişim Yöneticisi Simge Yıldırım Yurğa’nın yapacağı ve Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov’un konuşmacı olarak yer alacağı webinar, <strong>27 Mart Çarşamba </strong>günü <strong>12.00 – 12.30 </strong>saatleri arasında gerçekleşecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/np-feneryolu-tip-merkezi-psikiyatri-uzmani-doc-dr-serdar-nurmedov-ile-27-mart-carsamba-gunu-gerceklestirilecek-webinarin-konusu-gecmeyen-depresyon-446654">NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov ile 27 Mart Çarşamba günü gerçekleştirilecek webinarın konusu &#8220;Geçmeyen Depresyon&#8221;…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov ile 27 Mart Çarşamba günü gerçekleştirilecek webinarın konusu &#8220;Geçmeyen Depresyon&#8221;…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/np-feneryolu-tip-merkezi-psikiyatri-uzmani-doc-dr-serdar-nurmedov-ile-27-mart-carsamba-gunu-gerceklestirilecek-webinarin-konusu-gecmeyen-depresyon-2-446653</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Mar 2024 21:07:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çarşamba]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[feneryolu]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirilecek]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[konuşu]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nurmedov]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[serdar]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[webinarın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446653</guid>

					<description><![CDATA[<p>NP Sağlık Grubu’nun sağlık alanında toplumu bilgilendirmeyi hedefleyen "NP Toplumu Bilgilendiriyor" adlı webinar serisi her ayın son çarşamba günü yapılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/np-feneryolu-tip-merkezi-psikiyatri-uzmani-doc-dr-serdar-nurmedov-ile-27-mart-carsamba-gunu-gerceklestirilecek-webinarin-konusu-gecmeyen-depresyon-2-446653">NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov ile 27 Mart Çarşamba günü gerçekleştirilecek webinarın konusu &#8220;Geçmeyen Depresyon&#8221;…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NP Sağlık Grubu’nun sağlık alanında toplumu bilgilendirmeyi hedefleyen &#8220;<strong>NP Toplumu Bilgilendiriyor</strong>&#8221; adlı webinar serisi her ayın son çarşamba günü yapılıyor. </p>
<p><strong>27 Mart Çarşamba </strong>günü yapılacak webinarda NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, tedavi edilmezse uzun vadeli etkileri olan ve kronikleşerek geçmeyen depresyon hakkında soruları yanıtlayarak detaylı bilgiler paylaşacak. Webinarın konusu “<strong>Geçmeyen Depresyon</strong>”. </p>
<p>Moderatörlüğünü NPİSTANBUL Hastanesi Kurumsal İletişim Yöneticisi Simge Yıldırım Yurğa’nın yapacağı ve Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov’un konuşmacı olarak yer alacağı webinar, <strong>27 Mart Çarşamba </strong>günü <strong>12.00 – 12.30 </strong>saatleri arasında gerçekleşecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/np-feneryolu-tip-merkezi-psikiyatri-uzmani-doc-dr-serdar-nurmedov-ile-27-mart-carsamba-gunu-gerceklestirilecek-webinarin-konusu-gecmeyen-depresyon-2-446653">NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov ile 27 Mart Çarşamba günü gerçekleştirilecek webinarın konusu &#8220;Geçmeyen Depresyon&#8221;…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Çakmak, &#8220;Türk kültüründe hamamlar önemli bir yere sahiptir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cakmak-turk-kulturunde-hamamlar-onemli-bir-yere-sahiptir-444659</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 08:54:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[hamamlar]]></category>
		<category><![CDATA[kültüründe]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sahiptir]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesinde “Müze Söyleşileri” kapsamında “Türk Hamam Kültürü” konulu söyleşi düzenlendi. Moderatörlüğünü EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko’nun üstlendiği söyleşiye konuşmacı olarak EÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şakir Çakmak ve Timuçin Vasfi Ozan katıldı. Söyleşide akademisyenler, konuya ilgi duyanlar ve öğrenciler yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cakmak-turk-kulturunde-hamamlar-onemli-bir-yere-sahiptir-444659">Doç. Dr. Çakmak, &#8220;Türk kültüründe hamamlar önemli bir yere sahiptir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesinde “Müze Söyleşileri” kapsamında “Türk Hamam Kültürü” konulu söyleşi düzenlendi. Moderatörlüğünü EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko’nun üstlendiği söyleşiye konuşmacı olarak EÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şakir Çakmak ve Timuçin Vasfi Ozan katıldı. Söyleşide akademisyenler, konuya ilgi duyanlar ve öğrenciler yer aldı.</p>
<p>Söyleşinin açılış konuşmasını gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko  katılımcılara teşekkür ederek, Türk Hamamları kültürü üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleşeceğini dile getirdi.</p>
<p>Türk hamamların mimarisinden bahseden Doç. Dr. Şakir Çakmak “Türk hamamları, Roma hamamları ile birçok yönde benzerlik gösteriyor. Türk kültüründe hamamlar çok önem verilen yapılardan birisi. Hem temizlik hem dini gereksinimler hamamları olmazsa olmaz kılmıştır. Hamamlar, camiler kadar önemliydi. Halkın maddi durumu o zamanlar iyi değildi. Bu yüzden hamam parası denen bir kavram vardı ve o zamanın en küçük para birimi ile hamama girebiliyordunuz. Hamamlar için yazılmış birçok atasözümüz de bulunuyor. Hamamlarda genel kurgu olarak; soyunma, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve cehennemlik alanları vardı. Bu alanlarda kademe kademe ısı geçişleri bulunuyor. Sıcaklık hamamında birçok tür görebiliriz. Türk hamamlarında soğukluk tipi ancak özel hamamlarda karşımıza çıkabilir. Türk hamamları tek veya çifte hamam şeklinde tasarlanırdı. Bu, nüfusa bağlı olarak değişen bir özellikti. Çifte hamamlarda genellikle erkekler kısmı daha büyük inşa edilirdi. Hamamlarda genelde ortada fıskiyeli bir havuz karşımıza çıkar. Aynı zamanda mekân el veriyorsa bir kahvehane bulunur. Hamamın duvarlarında da bir sanat söz konusu. Ancak nemden etkilendiği için duvarlara neme uygun tasarımlar yapılırdı” diye konuştu.</p>
<p><b>“Hamamlar aynı zamanda sosyalleşme alanlarıdır”</b></p>
<p>Türk hamam kültüründeki obje ve geleneklerden bahseden Timuçin Vasfi Ozan “Hamamlar bir nevi sosyalleşme alanlarıdır. Özellikle kadınlar için sosyal bir ortam. Hamamlarda sadece yıkanma ve arınma gerçekleşmiyor. Türk hamamlarında bazı gelenekler görebiliriz. Tarihte gelin hamamı, lohusa hamamı, kırk hamamı, kız beğenme hamamı, sünnet hamamı, damat hamamı, arife hamamı gibi birçok hamam geleneği görebiliriz. Günümüzde bu geleneklerin örneklerini görüyoruz ancak birçok fark ile. Türk hamam tarihine baktığımızda birçok malzemenin kullanıldığını ve bu ürünlerin çok ince işçilikle işlendiğini görebiliriz. Hamam tası, zeytinyağından yapılmış sabun, peştamal, kese, takunya, hamam bohçası, havlu, tarak gibi hepsi ince işçilik ile işlenmiş ve Türk hamam kültürüne ait malzemelerdir” dedi.</p>
<p>Etkinlik sonunda konuşmacılara  Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko tarafından “Teşekkür Belgesi” ve çiçek takdim edildi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cakmak-turk-kulturunde-hamamlar-onemli-bir-yere-sahiptir-444659">Doç. Dr. Çakmak, &#8220;Türk kültüründe hamamlar önemli bir yere sahiptir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Fatih Kocabaş&#8217;a TÜBA-GEBİP Ödülü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-fatih-kocabasa-tuba-gebip-odulu-431579</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Dec 2023 08:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[fatih]]></category>
		<category><![CDATA[kocabaşa]]></category>
		<category><![CDATA[ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[tübagebip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=431579</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Fatih Kocabaş, Türkiye Bilimler Akademisi’nin (TÜBA) genç bilim insanlarını teşvik amacıyla düzenlediği Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı (GEBİP) ödülüne değer görüldü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-fatih-kocabasa-tuba-gebip-odulu-431579">Doç. Dr. Fatih Kocabaş&#8217;a TÜBA-GEBİP Ödülü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Fatih Kocabaş, Türkiye Bilimler Akademisi’nin (TÜBA) genç bilim insanlarını teşvik amacıyla düzenlediği Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı (GEBİP) ödülüne değer görüldü.</p>
<p>TÜBA-GEBİP ödülünü, kanserin hayatta kalmak için kullandığı MEIS proteinini farklı kanser türlerinde araştırdığı ve bu proteini küçük moleküllerle hedefleyerek kanserin büyümesini önlediği çalışmalarıyla kazanan Fatih Kocabaş, ödülünü önceki gün düzenlenen törenle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. </p>
<p>Sağlık Bilimleri Tıbbi Biyoloji alanında kazandığı TÜBA-GEBİP ödülüne ilişkin konuşan Kocabaş, “Bu önemli ödül, kanser araştırmalarına olan katkılarımızın, MEIS proteinlerinin hedeflenmesi ve tedavi potansiyelinin takdir edilmesi açısından büyük bir onurdur” dedi. </p>
<p><strong>Doç. Dr. Fatih Kocabaş Hakkında: </strong></p>
<p>Ankara’da 1983 yılında doğan Doç. Dr. Fatih Kocabaş, 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden mezun oldu. Caltech ve UCSF’de yaptığı araştırmaların ardından, 2012 yılında University of Texas Southwestern Tıp Merkezi’nde doktorasını tamamladı. Marie Curie-TÜBİTAK programı kapsamında Türkiye&#8217;ye dönen Doç. Dr. Fatih Kocabaş, şu anda Yeditepe Üniversitesi&#8217;nde Genetik ve Biyomühendislik Bölümü&#8217;nde görev yapıyor. </p>
<p>Doç. Dr. Fatih Kocabaş, TÜBİTAK, Türk Hematoloji Derneği, ICGEB, Avrupa Ufuk 2020 Marie Skłodowska-Curie Programı, Bilim Akademisi, Gilead ve ERA-CVD gibi önde gelen kuruluşların desteklediği çeşitli projelerde liderlik yaptı. Kalkınma Bakanlığı destekli kök hücre merkezi projesinde araştırmacı olarak görev alan Doç. Dr. Kocabaş, üniversite öğrencilerinin TÜBİTAK 2209-A destekli altı projesinde danışmanlık yaptı. TÜBİTAK 1512 BiGG ve Avrupa KOBİ programları ile desteklenen Meinox İlaç Teknolojileri’nin de kurucusudur.</p>
<p>Uluslararası Hematoloji&#038;Onkoloji Ödülü (İsveç, 2018) ve TÜBİTAK Teşvik Ödülü’nün de (2022) bulunduğu 15’ten fazla ödül kazanan Fatih Kocabaş’ın, Nature, Cell Stem Cell, Blood gibi alanında çok prestijli dergilerde yayınları yer aldı. Doç. Dr. Fatih Kocabaş’ın bilime sağladığı en önemli katkılar; kök hücre metabolizmasının anlaşılması, hücre çoğaltma teknolojilerinin geliştirilmesi, kalp rejenerasyon mekanizmalarının aydınlatılması, yeni etken madde (MEIS ve OTU inhibitörleri) ve RNA teknolojilerin geliştirilmesi olarak sıralanabilir. </p>
<p>Doç. Dr. Fatih Kocabaş’ın Türkiye, ABD, Avrupa, Avustralya, Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya ve Rusya&#8217;da patenti, 50&#8217;nin üzerinde yayını (makale ve kitap bölümü) ve 100&#8217;ün üzerinde bildirisi bulunuyor. &#8220;Tıp 2.0: GEN ve RNA Terapi&#8221; kitabının yazarı olan Doç. Dr. Fatih Kocabaş&#8217;ın H-index değeri 14 (Web of Science-Kasım 2023) olup, çalışmaları 2600&#8217;den fazla atıf almıştı</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-fatih-kocabasa-tuba-gebip-odulu-431579">Doç. Dr. Fatih Kocabaş&#8217;a TÜBA-GEBİP Ödülü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Dülgerler, &#8220;Hepimiz Doğuştan Ruh Sağlığı Hakkına Sahibiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-dulgerler-hepimiz-dogustan-ruh-sagligi-hakkina-sahibiz-413727</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 12:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[doğuştan]]></category>
		<category><![CDATA[dülgerler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkına]]></category>
		<category><![CDATA[hepimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sahibiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413727</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı ve EÜ Öğrenci Dekanlığı iş birliğinde “Dünya Ruh Sağlığı Günü” dolayısıyla bir etkinlik gerçekleştirildi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-dulgerler-hepimiz-dogustan-ruh-sagligi-hakkina-sahibiz-413727">Doç. Dr. Dülgerler, &#8220;Hepimiz Doğuştan Ruh Sağlığı Hakkına Sahibiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı ve EÜ Öğrenci Dekanlığı iş birliğinde “Dünya Ruh Sağlığı Günü” dolayısıyla bir etkinlik gerçekleştirildi. EÜ Öğrenci Dekanlığı bahçesinde  düzenlenen “Temel Hakkım Ruh Sağlığım” konulu söyleşiye Öğrenci Dekanı Doç. Dr. Fırat Sarsar, Öğrenci Dekanlığı Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Taylan Günay, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Söyleşiyi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Şenay Dülgerler verdi.</p>
<p>Söyleşi öncesi konuşan Öğrenci Dekanı Doç. Dr. Fırat Sarsar, Dünya Ruh Sağlığı gününün önemine değindi. Doç. Dr. Sarsar, “Dünya Ruh Sağlığı Günü etkinlikleri kapsamında Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı ve Öğrenci Dekanlığımız işbirliği ile ‘Temel Hakkım Ruh Sağlığım’ konulu söyleşi Doç. Dr. Şeyda Dülgerler Hocamızın moderatörlüğünde gerçekleştirilecek.  Rektör Hocamız Prof. Dr.  Necdet Budak’ın öğrenci odaklı üniversite misyonuyla öğrencisinin her zaman yanında olduğunu bilmenizi isterim. Covid-19 süreci ve ülkemizin yaşadığı deprem felaketi tüm halkımızda travma etkisi yarattı. Ancak travma sonrası büyüme ve güçlenmek mümkün. Bunun için de temel hakkımız olan ruh sağlığı hakkımızı korumalıyız” dedi.</p>
<p><b>“Olgun insan olmak temel ruh sağlığı ile mümkün”</b></p>
<p>Doç. Dr. Şenay Dülgerler ise ruh sağlığının tanımı ve ruh sağlığını etkileyen faktörler hakkında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Dülgerler, “Konuşmamın başında öncelikle sizlere sağlığın tanımını hatırlatmak istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü anayasasında sağlık şöyle tanımlanmıştır. ‘Sağlık sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik halidir.’ Bu tanımda bedence ve ruhça iyilik hali sağlığın bilinen yönüdür. Hepimiz doğuştan ruh sağlığı hakkına sahibiz. Öncelikle bu hakkımızı sonuna kadar savunmalıyız. Covid-19 süreci ve yaşadığımız deprem felaketi sonucu hepimiz doğrudan ya da dolaylı olarak travma yaşadık. Özellikle Covid-19 sürecinde yaşadığımız izolasyon sonucu ikili ilişkilerimiz bozuldu” dedi.</p>
<p>Olgun insan olmanın ruh sağlığı ile bağlantılı olduğuna değinen Doç. Dr. Dülgerler, “Olgun insan tanımını yapacak olursak ruh sağlığı yerinde olan ve kendini seven birisinin tanımı yapmak yerinde olacaktır. Bu tanımdan yola çıkarak olgun insan olmak için temel ruh sağlığı hakkımızı aramalıyız” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-dulgerler-hepimiz-dogustan-ruh-sagligi-hakkina-sahibiz-413727">Doç. Dr. Dülgerler, &#8220;Hepimiz Doğuştan Ruh Sağlığı Hakkına Sahibiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Yavuz Dizdar, İşitmenin Önemine Dikkat Çekti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-yavuz-dizdar-isitmenin-onemine-dikkat-cekti-406871</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2023 13:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çekti]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dizdar]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[işitmenin]]></category>
		<category><![CDATA[önemine]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406871</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenen ve Zahide Yetiş’in sunuculuğunu yaptığı “İşitmeye Devam Et” programında Doç. Dr. Yavuz Dizdar, işitme kaybını etkileyen faktörler ve kemoterapi süreci hakkında bilgi verdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-yavuz-dizdar-isitmenin-onemine-dikkat-cekti-406871">Doç. Dr. Yavuz Dizdar, İşitmenin Önemine Dikkat Çekti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağcılar Belediyesi ile İCAAD (İşitme Cihazları Akustik ve Odyoloji Derneği) iş birliğiyle işitme bilincine dikkat çekmek amacıyla bir etkinlik düzenledi. Başkanlık Sahnesi’nde gerçekleşen “İşitmeye Devam Et” isimli konferansa özellikle kadınlar yoğun ilgi gösterdi. Sunuculuğunu ünlü televizyoncu Zahide Yetiş’in yaptığı programda Doç. Dr. Yavuz Dizdar, işitme kaybını etkileyen faktörler ve kemoterapi sürecini anlattı.</p>
<p>İşitmeyi sadece ses olarak algılamayın</p>
<p>İnsan kulağının 20 Hz ile 20 bin Hz arasındaki frekanstaki sesleri algıladığını söyleyen Dizdar, “Düşük frekans kalın, yüksek frekanslar ise ince seslere aittir. 20 Hz’yi yarasanın kanat çırpışı gibi hissedebilirsiniz. 20 bin Hz ise çok yüksek. Bu sesi ancak çok gençler duyabilir. Genellikle duyulamıyor” dedi. İşitmenin sadece sesi duymak olmadığına da dikkat çeken Dizdar, şöyle devam etti: “İşitmeyi sadece sesi duymak olarak algılamayın. Sosyal yaşamın içinde kalmak, insanlarla muhabbet etmek de işitmenin içindedir. Yoksa sosyal ağınızı yitirirsiniz. İşitme fonksiyonu sizi hayata bağlayan şeydir. Ayrıca işitmek dengeyi korumaktır.”</p>
<p>Toplumun her sorunuyla ilgileniyoruz</p>
<p>Konuklara çiçek takdim eden Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de “Bağcılar Belediyesi olarak hayatın her alanına önemli katkılar sunma gayreti içindeyiz. Toplumun her sorunuyla ilgilenen belediyecilik anlayışını devam ettiriyoruz. Bu anlamda kıymetli bir program oldu” dedi. İCAAD Başkanı Mehmet Emin Ağaç da programa emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-yavuz-dizdar-isitmenin-onemine-dikkat-cekti-406871">Doç. Dr. Yavuz Dizdar, İşitmenin Önemine Dikkat Çekti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyen Doç. Dr. Hasan Akbaba&#8217;dan Kansere Karşı Bağışıklığı Güçlendirecek Proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-hasan-akbabadan-kansere-karsi-bagisikligi-guclendirecek-proje-405971</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 08:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[akbabadan]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirecek]]></category>
		<category><![CDATA[hasan]]></category>
		<category><![CDATA[kansere]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405971</guid>

					<description><![CDATA[<p>Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde oluşturduğumuz sürdürülebilir bilim iklimi çerçevesinde üretken akademisyenlerimiz tarafından hazırlanan projeler, TÜBİTAK nezdinde desteklenmeye devam ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-hasan-akbabadan-kansere-karsi-bagisikligi-guclendirecek-proje-405971">Egeli akademisyen Doç. Dr. Hasan Akbaba&#8217;dan Kansere Karşı Bağışıklığı Güçlendirecek Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücülüğünü üstlendiği “Meme Kanserine Karşı Bağışıklık Sistemi Tarafından Tanınabilen Yapay Kanser Hücresi ile İmmün Stimülasyonunun Sağlanması, Terapötik ve Kanser Aşısı Potansiyelinin Araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje kapsamında çağın hastalığı olan kanserin tedavisine yönelik olarak bağışıklık sisteminin stimülasyonunu sağlayan yapay kanser hücreleri geliştirilecek.</p>
<p>Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde oluşturduğumuz sürdürülebilir bilim iklimi çerçevesinde üretken akademisyenlerimiz tarafından hazırlanan projeler, TÜBİTAK nezdinde desteklenmeye devam ediyor. Eczacılık Fakültesi öğretim üyemiz Doç. Dr. Hasan Akbaba ve ekibinin gerçekleştirdiği proje ile kanserin tedavisine yönelik yapay kanser hücreleri geliştirilecek. Ayrıca meme kanserine karşı koruyucu bir aşı geliştirilesi de hedefleniyor. Hocamızı ve ekibini çalışmalarından ötürü tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p>“Yapay kanser hücreleri ile bağışıklık desteklenecek” Proje kapsamında kanserin tedavisine yönelik olarak bağışıklık sisteminin stimülasyonunu sağlayan yapay kanser hücreleri geliştirileceğini ifade eden Doç. Dr. Hasan Akbaba, “Bağışıklık sisteminin heterojen stimülasyonu ve immünolojik sinapstaki etkileşimi artırmak üzere kanserli hücrelerin genetik modifikasyon ile tanınabilirliğinin artırılması, dolayısıyla bağışıklık sistemine karşı duyarlılığının artırılması amaçlanmıştır. Bu temelde ortaya koyduğumuz hipotez; T hücreleri yerine kanser hücrelerinde gerçekleştirilecek genetik modifikasyonlar ile kanser hücrelerinin bağışık sistemden kaçış mekanizmalarının ortadan kaldırılması ve antijen sunumunun stimülasyonu ile kanser hücrelerinin kamuflajının önlenmesidir. Organizmadaki anti-tümör T hücre aktivitesi artırılarak tümör immunosurveillance kapsamında bağışıklık sistem lehine denge sağlanabilecektir. Bu amaçla proje önerimizde antijen sunumunun dentritik hücre membranı aracılığıyla ve gen ekspresyonu ile stimüle edildiği ve immün kaçıştan sorumlu genlerin nakavt edildiği yapay kanser hücreleri formüle edilerek bağışıklık sisteminin bilinçli olarak yönlendirilmesi, bir anlamda ‘eğitilmesi’ ile bağışıklık sisteminin desteklenmesi planlanmaktadır. Geliştirilen yapay kanser hücresinin in vitro ve in vivo T hücresi aktivitesi analiz edilecek, meme kanseri fare ortotopik modelinde hem terapötik hem de kanser aşısı potansiyelinin değerlendirilmesi gerçekleştirilecektir” dedi. Projenin gelişim sürecini anlatan Doç. Dr. Akbaba, “Bu proje, lisansüstü eğitimim sırasında edindiğim nanotaşıyıcı sistemler ve Harvard Medical School Immunoloji Bölümünde doktora sonrası araştırmacı olduğum dönemde edindiğim altyapı birleştirilerek tasarlanmıştır. Proje önerimiz bir önceki yürütücülüğünü gerçekleştirdiğim ve geçtiğimiz şubat ayında tamamladığımız TÜBİTAK 1001 projesinin devamı niteliğinde olup proje ekibimizin nihai hedefi meme kanserine karşı koruyucu ve terapötik bir aşının geliştirilmesidir” diye konuştu.</p>
<p>Multidisipliner araştırma ekibi Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücü olduğu proje ekibinde; Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşe Gülten Kantarcı ve Ege Üniversitesi Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mert Döşkaya danışmanlık görevini üstlenirken, Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Karakavuk araştırmacı olarak yer alıyor. Projenin kurum dışı paydaşları ise İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Gülşah Erel Akbaba ve İzmir Biyotıp ve Genom Merkezinden Doç. Dr. Şerif Şentürk.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-hasan-akbabadan-kansere-karsi-bagisikligi-guclendirecek-proje-405971">Egeli akademisyen Doç. Dr. Hasan Akbaba&#8217;dan Kansere Karşı Bağışıklığı Güçlendirecek Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nesibe Aydın Basketbol Takımı Asbaşkanı Ali Kavaklıoğlu ve Doç. Dr. Tuğrul Yıldırım D-Smart ekranlarında yayınlanan &#8220;Gündem Özel&#8221; programına konuk oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nesibe-aydin-basketbol-takimi-asbaskani-ali-kavaklioglu-ve-doc-dr-tugrul-yildirim-d-smart-ekranlarinda-yayinlanan-gundem-ozel-programina-konuk-oldu-393785</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 13:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[asbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[dsmart]]></category>
		<category><![CDATA[ekranlarında]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[kavaklıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[konuk]]></category>
		<category><![CDATA[nesibe]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[programına]]></category>
		<category><![CDATA[takımı]]></category>
		<category><![CDATA[tuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[yayınlanan]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393785</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nesibe Aydın Basketbol Takımı Asbaşkanı Ali Kavaklıoğlu ve Doç. Dr. Tuğrul Yıldırım D-Smart ekranlarında yayınlanan “Gündem Özel” programına konuk oldular. Serhat Türk’ün sorularını yanıtlayan sporcular, özetle şunları söyledi:</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nesibe-aydin-basketbol-takimi-asbaskani-ali-kavaklioglu-ve-doc-dr-tugrul-yildirim-d-smart-ekranlarinda-yayinlanan-gundem-ozel-programina-konuk-oldu-393785">Nesibe Aydın Basketbol Takımı Asbaşkanı Ali Kavaklıoğlu ve Doç. Dr. Tuğrul Yıldırım D-Smart ekranlarında yayınlanan &#8220;Gündem Özel&#8221; programına konuk oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nesibe Aydın Basketbol Takımı Asbaşkanı Ali Kavaklıoğlu ve Doç. Dr. Tuğrul Yıldırım D-Smart ekranlarında yayınlanan “Gündem Özel” programına konuk oldular. Serhat Türk’ün sorularını yanıtlayan sporcular, özetle şunları söyledi:</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>“NESİBE AYDIN OLARAK BİZ BASKETBOLU VE BÜTÇEYİ MATEMATİK OLARAK DEĞİL DE KİMYA OLARAK BAKIYORUZ”</b></p>
<p><b> </b>Nesibe Aydın Basketbol Takımı Asbaşkanı Ali Kavaklıoğlu: Women NBA’ de oynayan oyuncular Nisan’ın başında Women NBA kampına katılmak zorundadır. Lig 13 Eylül’de başlatılıyor. Kulüplerle yapılan toplantıda Kulüpler dört yabancı oyuncu olsun dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Tuğrul Yıldırım: Kadın basketçiler biraz daha fazla yaralanmalara maruz kalabiliyor. Nesibe Aydın’dan da basketbolcularımıza biz hizmet veriyoruz. Oyuncularımızın tanı ve tedavisini yürütüyoruz. Bunun haricinde ayak bileği burkulmasıyla bize sık başvuruyorlar. Basketbolcuların en sık görülen rahatsızlığıdır ayak bileği burkulması. Aslında ayak bileği burkulmasından sonra basketbolcularda görülen şey el yaralanmalarıdır.</p>
<p>Nesibe Aydın Basketbol Takımı Asbaşkanı Ali Kavaklıoğlu: Hedef final diyoruz. Geçen sene Play Off’a kaldık. Play Off’ta Galatasaray’la eşleştik. İstanbul’da kaybettik, Ankara’da farkı 25’lere çıkarttık. Biz çok inandık. Bu sene niye olmasın diyoruz. Ankara’daki öğrencilerin hem akademik başarıları çok üst düzeyde. Siz doğru bir şey yaptığınız zaman kamuoyu da onun hakkını veriyor.</p>
<p>Yabancı oyuncuyu Türkiye’ye getiren kadın basketbolumuzdaki Fenerbahçe, Galatasaray ve Çukurova’nın başarılarından bahsederek getirebiliyorsunuz. Çünkü en iyi 3 takımdan birini gelmiş oluyorlar.</p>
<p>Doç. Dr. Tuğrul Yıldırım: Arda Güler, sakatlandığı pozisyonda futbolcuya müdahale ediyor gibi gözükse de aslında bir müdahale yok. Dönme hareketi sırasında iç yan bağ ve menisküse güç binmiş olma ihtimali çok yüksek. Dizini direk yere çarpsaydı yaralanmaya yol açmazdı.</p>
<p>Arda’nın üstünde büyük bir baskı var. Kendini takıma karşı ispat etmek istiyor. Bazı menisküs yırtıklarını ameliyat etmek yerine takip etmeyi seçiyoruz. Ameliyatlık bir durumu olduğunu düşünmüyorum.</p>
<p>Nesibe Aydın Basketbol Takımı Asbaşkanı Ali Kavaklıoğlu: 12-13 Tane oyuncuyu altyapıdan aldığınız zaman bütçenizde rahatlık yaratıyorsunuz. Kendi oyuncularımız oldukları için kulübe olan aidiyet duyguları da daha farklı oluyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nesibe-aydin-basketbol-takimi-asbaskani-ali-kavaklioglu-ve-doc-dr-tugrul-yildirim-d-smart-ekranlarinda-yayinlanan-gundem-ozel-programina-konuk-oldu-393785">Nesibe Aydın Basketbol Takımı Asbaşkanı Ali Kavaklıoğlu ve Doç. Dr. Tuğrul Yıldırım D-Smart ekranlarında yayınlanan &#8220;Gündem Özel&#8221; programına konuk oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Tunç &#8220;Çocuğun Babayla Olan İlişkisi Kişilik Özelliklerine Yansıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-tunc-cocugun-babayla-olan-iliskisi-kisilik-ozelliklerine-yansiyor-385060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jun 2023 11:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[babayla]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[özelliklerine]]></category>
		<category><![CDATA[tunç]]></category>
		<category><![CDATA[yansıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk gelişiminde annenin olduğu kadar babaların da çocuklarıyla doğru iletişim ve etkileşim içinde olması gerektiğinin altını çizen Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Serhat Tunç, baba-çocuk iletişimi güçlü olan çocukların olumlu kişilik özellikleri geliştirmesinin yanında hayatla kurdukları bağı da güçlendireceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-tunc-cocugun-babayla-olan-iliskisi-kisilik-ozelliklerine-yansiyor-385060">Doç. Dr. Tunç &#8220;Çocuğun Babayla Olan İlişkisi Kişilik Özelliklerine Yansıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Çocuk gelişiminde annenin olduğu kadar babaların da çocuklarıyla doğru iletişim ve etkileşim içinde olması gerektiğinin altını çizen Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Serhat Tunç, baba-çocuk iletişimi güçlü olan çocukların olumlu kişilik özellikleri geliştirmesinin yanında hayatla kurdukları bağı da güçlendireceğini söyledi. Doç. Dr. Tunç, “Çocuğun düşünsel, sosyal-duygusal, cinsel-rol ve kimlik gelişimi üzerinde baba ile etkileşimin önemli rolü bulunur” dedi. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Baba-çocuk etkileşiminin çocukların gerçek dış dünyaya hazırlanmalarının yanında sosyal-duygusal-iletişim becerilerini geliştirmesinde de son derece önemli olduğunun altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Serhat Tunç, bu nedenle ebeveynlerin çocuk yetiştirirken sorumluluğu paylaşmalarının önemine dikkat çekti. Çocuk gelişiminde baba figürünün önemini anlatan Doç. Dr. Tunç, şu bilgileri verdi: </p>
<p>“Sağlıklı çocuk gelişiminde hem annenin hem de babanın etkileşiminin farklı sonuçları vardır. Örneğin çocuğun düşünsel, sosyal-duygusal, cinsel-rol ve kimlik gelişimi üzerinde baba ile etkileşimin önemli rolü bulunur. Bununla birlikte baba-çocuk etkileşimi çocukta farklılaşmayı başlatır, bağımsızlaştırır ve yaratıcılık kazandırır. Bu nedenle babalar da çocuklarıyla oyun oynamalı onlara kitap okumalı ve rol model olmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>“<strong>KIZ ÇOCUKLARI GÜVEN, ERKEKLER SABIR SEMBOLÜ OLARAK GÖRÜYOR”</strong></p>
<p>Kız çocukları babayı daha çok emniyet ve güven sembolü olarak algılarken erkek çocuklarının kararlı olmak ve sabırlı olmak konusunda rol modeli olarak aldıklarını söyleyen Doç. Dr. Tunç, baba çocuk ilişkisinin çocuğun başkalarıyla olan iletişimini de etkilediğini anlattı. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>0-6 YAŞ ARASI ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Özellikle 0-6 yaş arasının çok önemli olmakla birlikte her çocuğun ayrı gelişimsel süreçleri olduğu ve her gelişimsel dönemde farklı noktalara dikkat etmek gerektiğini anlatan Doç. Dr. Serhat Tunç, “Kişiliğin esas yapısı altı yaşına kadar oluşur. <em>Baba-çocuk iletişimi güçlü olan çocuklar olumlu kişilik özellikleri geliştirdikleri görülüyor. İyi bir baba-çocuk ilişkisinin çocuğun hayatla kurduğu ilişkiyi de güçlendirdiği unutulmamalı.”</em></p>
<p>Ebeveynlerin zorlanabildikleri ergenlik döneminde de bazı noktalara dikkat etmek gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Serhat Tunç, “Bu dönemde ergenler için arkadaşları ön plana geçer. Dolayısıyla iyi iletişim için ebeveynlerin ergenlerin arkadaşlarını tanımaları ve olumlu ilişkilerini desteklemeleri önemli. Olumsuz gördükleri ilişkilerinde ise mutlaka bu görüşlerini nedenleriyle açıklayarak ifade etmeleri gerekir.” </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İLİŞKİYİ GÜÇLENDİRECEK SOMUT ÖNERİLER</strong></p>
<p>Baba çocuk ilişkisinde en önemli noktanın çocuğa sevildiğini ve değerli olduğunu hissettirmek olduğunun altını çizen Doç. Dr. Tunç, doğru iletişim kurmak için yapılabilecekleri şöyle sıraladı: </p>
<p>“Babalar çocuğa sevildiklerini sözlü olarak da mutlaka söylemeli. Bununla birlikte davranışsal olarak da gösterdiği ilgiyle bunu hissettirmeli.  Çocuklar öfkelendiğinde onları yargılamadan, suçlamadan sadece dinlemeye çalışarak duygularını anlamaya çalışılmalı ve çocuğun düşünceleri dinlenilmelidir. Ayrıca babanın rol model olarak örnek olabilmek için söyledikleriyle yaptıkları da tutarlı olmalı. En önemli noktalardan biri de çocukla gerçekten kaliteli vakit geçirilmeli. Bunun için ayrılacak zamanın süresinden ziyade birlikte yaptıkları paylaşım önem taşır. Ve bir aradayken baba sadece çocuğa odaklanmalı.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÇOCUKLARI KALİTESİZ UYARANLARDAN UZAK TUTUN”</strong></p>
<p>İçinde bulunduğumuz dönemin en önemli sorun ve zorluklarından birinin ekran maruziyeti olduğuna işaret eden Doç. Dr. Serhat Tunç, “Çocuklar sosyal ilişki ve etkileşimleri modelleyerek sosyal beceri kazanırlar. Ancak ne yazık ki uyaranların yoğun olduğu ve yüz yüze sosyal iletişimin azaldığı bir dönem içerisindeyiz. Dolayısıyla ebeveynlerin çocuklarını kalitesiz uyaranlardan uzak tutmaları da ayrıca önem taşıyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>ÇOCUĞUNUZLA İLİŞKİNİZDE BU YANLIŞLARA DÜŞMEYİN</strong></p>
<p>Sağlıklı bir iletişimde yapılması gerekenler kadar yapılmaması gerekenlerin de önem taşıdığının altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Bağdat Caddesi Polikliniği’nden Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Serhat Tunç, bu konuda ebeveynlere şu önerilerde bulundu. </p>
<p>“Babaların annelere saygı duymaması çocukları olumsuz etkiler. Ayrıca sevgilerini sözel ve davranışsal olarak ifade etmemeleri, ilgi, alaka ve sevgilerini göstermemeleri, söyledikleriyle yaptıklarının tutarlı olmaması yapılmaması gerekenler listesinin başında yer alıyor. </p>
<p>Zaman zaman ebeveynlerin iletişim kurma isteği ya da farklı nedenlerle çocuklarıyla sıkıntılarını paylaşabiliyor. Ebeveynin çocuğu bu şekilde dert ortağı gibi görmesi çocuk üzerine ağır bir sorumluluk duygusu yükleyebileceği unutulmamalı. Akademik beklenti konusunda çocuklarının istekleri, talepleri, kapasiteleri dikkate alınmalı ve bu konuda çok yüksek beklentilere girilmemeli ve bu yüksek beklentiler dayatılmamalı.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-tunc-cocugun-babayla-olan-iliskisi-kisilik-ozelliklerine-yansiyor-385060">Doç. Dr. Tunç &#8220;Çocuğun Babayla Olan İlişkisi Kişilik Özelliklerine Yansıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov NP Feneryolu Tıp Merkezi&#8217;nde hasta kabulüne başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatri-uzmani-doc-dr-serdar-nurmedov-np-feneryolu-tip-merkezinde-hasta-kabulune-basladi-377585</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 May 2023 08:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[feneryolu]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kabulüne]]></category>
		<category><![CDATA[merkezinde]]></category>
		<category><![CDATA[nurmedov]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[serdar]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=377585</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi, alanında deneyimli uzmanlarla hizmet vermeye devam ediyor. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov NP Feneryolu Tıp Merkezi’nde hasta kabul etmeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatri-uzmani-doc-dr-serdar-nurmedov-np-feneryolu-tip-merkezinde-hasta-kabulune-basladi-377585">Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov NP Feneryolu Tıp Merkezi&#8217;nde hasta kabulüne başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi, alanında deneyimli uzmanlarla hizmet vermeye devam ediyor. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov NP Feneryolu Tıp Merkezi’nde hasta kabul etmeye başladı.   </strong></p>
<p>Halen Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi olarak görev alan ve aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nde hasta kabulüne devam eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda ve Rusya Federasyonu dahil birçok ülkede psikiyatri ve bağımlılık rehabilitasyon merkezlerinde gözlemci olarak bulundu.</p>
<p>Ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanan 50’ye yakın bilimsel makalesi, ulusal ve uluslararası kongrelerde yaptığı sunumları, ödülleri, kitap ve kitap bölümleri bulunan Doç. Dr. Nurmedov’un, yayınları bugüne kadar 1000’den fazla atıf almıştır.</p>
<p>Halen Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya devam eden ve “Genel Psikiyatri, Bağımlılık, Sinirbilim ve Psikoterapi” alanlarında araştırmalarını sürdüren Psikiyatrist Doç. Dr. Serdar Nurmedov, Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nde madde kullanımına bağlı psikotik bozukluklar, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), erişkin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dürtü kontrol bozuklukları, yetişkinlerde otizm, yeme bozuklukları, duygudurum bozuklukları, anksiyete bozuklukları ve tedaviye dirençli psikoz başta olmak üzere birçok farklı alanda hasta kabul etmektedir.</p>
<p><strong>Doç Dr. Serdar Nurmedov kimdir? </strong></p>
<p>1976 yılında Türkmenistan Daşoguz’da doğan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, 1996 yılında Trabzon Kanuni Anadolu Lisesini, 2002 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesini bitirdi. Aynı sene Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalında araştırma görevlisi olarak işe başladı ve 2009 yılında Psikiyatri Uzmanı oldu. Uzman olduktan sonra 2015 yılına kadar NPİSTANBUL Hastanesi’nde çalıştı ve bu süre zarfında Türkiye’nin ilk özel Bağımlılık Tedavi Merkezinin kuruluşunda aktif görev aldı. 2015-2023 yılları arasında Acıbadem Sağlık Grubunda çeşitli görevlerde bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatri-uzmani-doc-dr-serdar-nurmedov-np-feneryolu-tip-merkezinde-hasta-kabulune-basladi-377585">Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov NP Feneryolu Tıp Merkezi&#8217;nde hasta kabulüne başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. İlker Kiriş, Dora Magazin sağlık sohbetlerine katıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ilker-kiris-dora-magazin-saglik-sohbetlerine-katildi-374469</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2023 09:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[dora]]></category>
		<category><![CDATA[ilker]]></category>
		<category><![CDATA[katıldı]]></category>
		<category><![CDATA[kiriş]]></category>
		<category><![CDATA[magazin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetlerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dora Magazin'in ev sahipliğinde Doç. Dr. İlker Kiriş'in konuşmacı olduğu yemek İzmir'in seçkin mekanlarından Alliance Restoran'da gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ilker-kiris-dora-magazin-saglik-sohbetlerine-katildi-374469">Doç. Dr. İlker Kiriş, Dora Magazin sağlık sohbetlerine katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dora Magazin&#8217;in ev sahipliğinde Doç. Dr. İlker Kiriş&#8217;in konuşmacı olduğu yemek İzmir&#8217;in seçkin mekanlarından Alliance Restoran&#8217;da gerçekleşti. Zafer Canbaz, Volkan Sintaç, Erdal Taşkıran ve Pınar Aylin gibi özel konukların katıldığı 20 kişilik seçkin bir grup keyifli zaman geçirdi.</p>
<p>Alliance Restoran, leziz yemekleri ve güler yüzlü personeliyle misafirlerin beğenisini kazandı. Gece boyunca sohbetlerin devam ettiği etkinlikte sektörün önde gelen isimleri ve sosyal medya fenomenleri bir araya geldi.</p>
<p>İzmir&#8217;de gerçekleşen etkinlikte Doç. Dr. İlker Kiriş yapmış olduğu küçük bir bilgilendirmede varisin oluşma nedenlerini ve risk faktörlerini açıklarken, korunma yöntemlerine de değindi. Sağlıklı bir beslenme</p>
<p>alışkanlığı, egzersiz yapmak, uzun süre ayakta durmak yerine aralıklarla yürüyüşler yapmak, dar giysiler yerine rahat kıyafetler tercih etmek, düzenli aralıklarla bacaklara masaj yapmak, uygun ayakkabılar giymek gibi basit ama etkili önlemlerle varisten korunmak mümkün olduğunu belirtti.</p>
<p>Gece sonunda tüm konuklar Doç. Dr. İlker Kiriş&#8217;e ve Dora Magazine böyle özel bir etkinlikten dolayı teşekkür ederek ayrıldı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ilker-kiris-dora-magazin-saglik-sohbetlerine-katildi-374469">Doç. Dr. İlker Kiriş, Dora Magazin sağlık sohbetlerine katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyen Doç. Dr. Sarıkahya ve ekibi meme kanserine karşı endemik bitki türü ile araştırma yapacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-sarikahya-ve-ekibi-meme-kanserine-karsi-endemik-bitki-turu-ile-arastirma-yapacak-373896</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 08:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[endemik]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[sarıkahya]]></category>
		<category><![CDATA[turu]]></category>
		<category><![CDATA[yapacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya’nın yürütücülüğünü yaptığı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) “Stratejik Sağlık Teknolojilerine Yönelik Ar-Ge Proje Çağrısı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-sarikahya-ve-ekibi-meme-kanserine-karsi-endemik-bitki-turu-ile-arastirma-yapacak-373896">Egeli akademisyen Doç. Dr. Sarıkahya ve ekibi meme kanserine karşı endemik bitki türü ile araştırma yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya’nın yürütücülüğünü yaptığı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) “Stratejik Sağlık Teknolojilerine Yönelik Ar-Ge Proje Çağrısı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Doç. Dr. Sarıkahya ve ekibi  “Endemik ‘Cephalaria’ Türlerinden İzole Edilen İmmunomodülatör Saponin Adjuvan Adaylarının Meme Kanseri Aşılarında Aşı Antijeni Her2/Neu Peptidi ile kullanım potansiyelinin araştırılması” projesinde meme kanserine yönelik araştırmalarda bulunacak.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya ve ekibini makamında ağırlayarak tebrik etti. Prof. Dr. Budak, “ Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim üyemiz Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya hocamız ve ekibinin meme kanserine yönelik geliştirdikleri proje TUSEB tarafından desteklenmeye hak kazandı. Hocamızı ve ekibini tebrik eder, çalışmalarında başarılar dilerim” dedi.</p>
<p>Adjuvan kullanımı ile aşı geliştirilecek</p>
<p>Meme kanseri vakalarında “HER2” pozitif türünün etkin olduğunu buna yönelik araştırmalarda bulunduklarını ifade eden Doç. Dr. Sarıkahya, “ “Bilimsel verilere göre ülkemiz kadınlarında yüzde 43 gibi yüksek bir oranla ilk sırada yer alan meme kanser vakalarının yüzde 20-30’u HER2 pozitif türdür. Günümüzde HER2 pozitif meme kanserine karşı klinikte HER2 spesifik monoklonal antikorlar uzun yıllardır etkin tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Günümüzde biyoteknolojik yöntemlerle üretilen bu antikorlar kadar aktif olarak bağışıklık sistemini indükleyecek HER2 peptidi içeren aşı formülasyonlarının geliştirilmesi önem arz ediyor. Son yıllarda güçlü koruyucu yanıt oluşturmada adjuvan kullanımına ihtiyaç duyan farklı orijine sahip aşılar ve antijenler birçok araştırmanın konusunu oluşturuyor.  Adjuvan kullanımı sayesinde immünojenitesi az olan bir antijenin immünojenitesi artırılabilmekte, daha az antijenle immün yanıt indüklenebilmekte ve aşının etkinliği uzatılabilmektedir. Son yıllarda adjuvanların kombinasyon şeklinde kullanılması üzerinde çalışılıyor. Bu sayede immün sistem üzerinde daha güçlü bir etkinin oluşturulması hedefleniliyor. Saponinler, bir triterpenik veya steroidal yapı üzerinde şeker üniteleri taşıyan sekonder metabolitlerdir. İmmün sistem üzerindeki etkilerinden dolayı sahip oldukları immünomodülatör etkileri nedeniyle adjuvan potansiyeli göstermektedirler” diye konuştu.</p>
<p>Cephalaria endemik bitkisi ile aşı kombinasyonları yapılacak</p>
<p>Proje hakkında detaylı bilgi veren Doç. Dr. Sarıkahya, “Bu proje kapsamında, meme kanseri tedavisinde HER2/Neu onkoproteinpeptid antijeni ile Cephalaria bitkilerinden elde edilen potansiyel saponin adjuvanı içeren aşı kombinasyonlarının geliştirmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, ülkemiz endemik Cephalaria spp. türlerinden elde edilen adjuvan potansiyeline sahip saponin molekülleri ile  etkili aşı kombinasyonunun tümör boyutunu küçültmesi, tamamen ortadan kaldırması veya oluşumunu engellemesini sağlayacak bir formülün geliştirilmesi projenin en kayda değer sonucu olacaktır. Bu çalışma ile HER2/Neu peptidi, Cephalaria spp. saponin adjuvanı kombinasyonunun ilk kez denenmesi ve alınacak olumlu sonuçlar, meme kanserine karşı oluşturulan bu kombinasyonun ileride farklı antijenlerle kullanımını da yaygınlaştıracak, sağlık sektöründeki ve adjuvan olarak üretiminin ticari boyutta üretim değerini de artıracak. Ayrıca ticarileşme basamağında elde edilecek kombinasyon verileri yerli firmalara sunularak ülkemizdeki imkanlarla üretilmesine potansiyel oluşturacak yönde önemli bir adımın atılması sağlanacak” dedi</p>
<p>Yürütücülüğünü Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya’nın yaptığı projede EÜ Biyomühendislik Bölümünden Prof. Dr. Ayşe Nalbantsoy, Eczacılık Fakültesinden Prof. Dr. Emel Öykü Çetin Uyanıkgil, Nükleer Bilimler Enstitüsünden Prof. Dr. Fatma Yurt Onaran, Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Osman Zekioğlu ve  Öğr. Gör. Gürdeniz Serin, Akdeniz Üniversitesi Botanik Bölümünden Prof. Dr. Ramazan Süleyman Göktürk, Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji Bölümünden Prof. Dr. Nesrin Özören  ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesinden Uzm. Bio. Burçin Çıngay yer alıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-sarikahya-ve-ekibi-meme-kanserine-karsi-endemik-bitki-turu-ile-arastirma-yapacak-373896">Egeli akademisyen Doç. Dr. Sarıkahya ve ekibi meme kanserine karşı endemik bitki türü ile araştırma yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat Holding ana sponsorluğunda gerçekleşen UEZ 2023, T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Doç. Dr. Nureddin Nebati&#8217;nin açılış konuşmasıyla başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hayat-holding-ana-sponsorlugunda-gerceklesen-uez-2023-tc-hazine-ve-maliye-bakani-doc-dr-nureddin-nebatinin-acilis-konusmasiyla-basladi-371024</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 11:22:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ana]]></category>
		<category><![CDATA[bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşen]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hazine]]></category>
		<category><![CDATA[holding]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmasıyla]]></category>
		<category><![CDATA[maliye]]></category>
		<category><![CDATA[nebatinin]]></category>
		<category><![CDATA[nureddin]]></category>
		<category><![CDATA[sponsorluğunda]]></category>
		<category><![CDATA[uez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371024</guid>

					<description><![CDATA[<p>Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından 2012 yılından bu yana düzenlenen, ana sponsorluğunu Hayat Holding’in üstlendiği; iş ve ekonomi dünyasının önemli aktörlerini buluşturan Zirve; T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Doç. Dr. Nureddin Nebati, Hayat Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İcra Kurulu Başkanı M. Avni Kiğılı ve Capital, Ekonomist, Start Up Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük’ün açılış konuşmalarıyla başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hayat-holding-ana-sponsorlugunda-gerceklesen-uez-2023-tc-hazine-ve-maliye-bakani-doc-dr-nureddin-nebatinin-acilis-konusmasiyla-basladi-371024">Hayat Holding ana sponsorluğunda gerçekleşen UEZ 2023, T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Doç. Dr. Nureddin Nebati&#8217;nin açılış konuşmasıyla başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından 2012 yılından bu yana düzenlenen, ana sponsorluğunu Hayat Holding’in üstlendiği; iş ve ekonomi dünyasının önemli aktörlerini buluşturan Zirve; T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Doç. Dr. Nureddin Nebati, Hayat Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İcra Kurulu Başkanı M. Avni Kiğılı ve Capital, Ekonomist, Start Up Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük’ün açılış konuşmalarıyla başladı. </p>
<p>Gelecek nesiller için daha nitelikli yarınlar yaratmak adına <em>“Tek Dünya, Ortak Gelecek: Yeni Nesiller İçin Yarını Şekillendirecek Politikalar Ve İş Stratejileri” </em>teması altında gerçekleştirilen Zirvede, sosyal ve ekonomik politikalar dengesinde daha iyi bir geleceği paylaşma bilinci ile iş stratejilerinin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği, geleceğe hep birlikte ortak olunacağının farkındalığı gündeme getirilecek. </p>
<p>Zirve’nin açılış konuşmasında <strong>Capital, Ekonomist, Start Up Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük</strong>, “Zirvemizde tek dünyayı ve ortak geleceği paylaşmaya vurgu yapacağız ve gelecek neslin daha iyi geleceği için stratejileri ele alacağız. Yeni nesiller için iş stratejileri ve politikalar, Türkiye’nin 100’üncü yılında apayrı anlam taşıyor. Bugün nüfusu 85 milyonu aşan ülkemizde bu genç insanlarımızın ve çocuklarımızın iyi ve nitelikli, modern ve sağlıklı eğitimler almaları gerekiyor. Ayrıca yuva bildikleri yaşam alanlarının güvenliği için çalışmak, biz yetişkinlerin boynunun borcu. Yeni nesillere yüksek kalitede eğitim sağlamalıyız. Nasıl daha iyi bir dünyaya ulaşabileceğimizi ve daha mutlu ve iyi gençliğe sahip olabileceğimizi tartışacağımız Zirvemizde bulunan herkese teşekkür ederiz” dedi.</p>
<p><strong>Hayat Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İcra Kurulu Başkanı M. Avni Kiğılı</strong>, “Dünyanın bir köşesinde birinin canı yandı mı hepimizin canı acıyor. Bu yılki tema bu nedenle son derece önemli ve Hayat Holding olarak ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Bugün dünyada 8 milyar insan var ve yakın gelecekte 10 milyarı aşacağız. Global çapta ihtiyaçları sınırlandıran ekosistem içerisinde olmamıza neden olacak ve talebe cevap vermek için maliyet baskısı ile karşı karşıya kalacağız. Bu ise bizi ihtiyaçları karşılamanın pahalılaştığı, enflasyon ve fakirliğin olduğu bir sarmala götürecek. Sürdürülebilir bir dünya için mevcut tüketim alışkanlıklarını iyiye doğru dönüştürmemiz gerekiyor. Yaşamın neredeyse sıfır noktasına geldiği noktada iş dünyası olarak güçlerimizi birleştirmeliyiz. Çünkü tek dünya, ortak gelecek demek, en yalın anlamıyla kader birliği yapmak demek” dedi.</p>
<p><strong>Bakan Nebati: “Krizlerin zirve yaptığı 2022 yılında dahi yüzde 5,6 büyüdük”</strong></p>
<p>Açılış konuşmasında<strong> T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Doç. Dr. Nureddin Nebati, </strong>kendi dinamikleriyle uyumlu şekilde politikalar uygulayıp kurumsal ve geleneksel yapılarımızı dikkate alarak ilerlediklerini belirterek, “Milletimizin refahı için gereken tüm adımları atmaktan asla geri durmuyoruz. Her ülkenin kendi ekonomik koşullarına göre farklı politika setlerini devreye aldığı bu süreçte bizler, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı Türkiye Ekonomi Modelimizi devreye aldık. Böylelikle, krizlerin zirve yaptığı 2022 yılında dahi yüzde 5,6 büyüyen ekonomimiz, sergilediği güçlü performansla G20 ve OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olmayı başardı. 11 ilimizi ve 14 milyondan fazla insanımızı doğrudan etkileyen deprem felaketine rağmen, 2023 yılında da ekonomik aktiviteye dair öncü göstergeler de büyümenin sürdüğüne işaret ediyor. Tüketici Güven Endeksi 87,5 ile salgın öncesi seviyelerine yükselmiş durumda. Küresel sarsıntılarla geçen salgın sonrası dönemde, siz değerli iş insanlarımızın, oluşan yeni fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilmeniz için gereken her türlü tedbiri aldık, tüm desteği sağladık. Böylece, ihracatımız Mart 2023 itibarıyla yıllık 255,7 milyar dolara ulaşmış, her geçen gün yeni rekorlar kırmaya devam etmiştir. Keza turizmde gerçekleştirdiğimiz pazar çeşitlendirme ve tanıtım faaliyetleriyle turizm gelirimizi 2022 yılında yine Cumhuriyet tarihimizin rekor seviyesi olan 46,3 milyar dolara kadar yükselttik. Sergilediğimiz bu güçlü performans, istihdam bakımından da yeni zirvelere ulaşmamızı sağladı. Toplam istihdamımızı Şubat 2023 itibarıyla 31,5 milyon kişiye çıkardık. İşsizlik oranını ise aynı dönemde yüzde 10 seviyesine düşürdük. Bu zirvenin gündem maddelerinden biri olan iş yaşamı ve refaha katkı sağlayan toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında da önemli mesafeler kat ettik. Hükümet olarak, almış olduğumuz tedbirler ve geliştirdiğimiz teşvik mekanizmaları sayesinde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 30,4 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Kadın istihdamına, kadın girişimcilerimize ve kadın kooperatiflerine sağladığımız kapsamlı destekleri ilerleyen dönemde de artarak sürdüreceğiz” diye konuştu.</p>
<p>Küresel salgının başlamasıyla birlikte tüm dünyada ortaya çıkan talep yönlü enflasyon sorununun, 2022 itibarıyla enerji ve gıda başta olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanan yüksek artışlar nedeniyle arz yönlü bir yapıya dönüştüğünü aktaran Bakan Nebati, artan enflasyon ve hayat pahalılığına karşı alınan tedbirler ve küresel normalleşmenin de katkısıyla enflasyonu düşürmeye başladıklarını ve tedrici olarak tek haneli seviyelere inmesinin sağlanacağını belirtti. Küresel enflasyon baskıları karşısında uygulamaya konan sıkı para politikalarının, küresel finansın geleceği için bir tehdit unsuru olmanın yanı sıra dünya ekonomisinin giderek resesyona sürüklenme riskini de artırdığını ifade eden Bakan Nebati, küresel ekonomiye dair bu uyarıların uzun zamandan bu yana yapıldığını ve ne kadar haklı olunduğu konusunun giderek daha net anlaşıldığını söyledi. Sıkı para politikaları nedeniyle ABD ve Avrupa’da yaşanan banka iflasları, küresel ekonomi için tehdit oluştururken Türk bankacılık sektörünün aktif kalitesi, güçlü sermaye tamponları ve süreklilik arz eden kârlılığıyla sağlam bir duruş sergilemeye devam etiğini hatırlattı. Yeni teknolojiler ve inovatif girişimlerin hem firmaların hem de ülkenin rekabet gücünü önemli ölçüde artıran faktörler olduğunun bilincinde olduklarını aktaran Bakan Nebati, Ar-Ge yatırımlarının artması yönünde sağlam adımlar atıldığını, stratejik sektörleri ve teknoloji yoğun yatırımların selektif kredi politikasıyla desteklendiğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Bakan Nebati: “Sanayide enerji verimliliği sağlayan teknolojiler kullanılmasına önem veriyoruz”</strong></p>
<p>Bakan Nebati, “Yeşil ve dijital süreçlerin iç içe geçtiği İkiz Dönüşüm için enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrikli araç ve şarj altyapısı ile dijitalleşme gibi alanlarda desteklerimizi kesintisiz sürdürüyoruz. Tüm dünyayı etkisi altına alan iklim değişikliği nedeniyle üretim anlayışımızı ve ihtiyaçlarımızı birlikte ele almamız ve bu noktadan hareketle adımlar atmamız gerekiyor. Bu nedenle, başta çevreyle uyumlu, dijitalleşen bir endüstri için yeni teknolojilere, inovasyona ve girişimciliğe dayanan üretim süreçlerini destekliyoruz. Diğer taraftan, enerjiyi verimli ve sürdürülebilir hale getiriyoruz. Bu kapsamda, sanayide enerji verimliliği sağlayan teknolojiler kullanılmasına önem veriyoruz. Tarımsal sulamada kullanılan elektriğin güneş enerjisi ile sağlanması için Güneş Enerji Santralleri ve Sulama Kanalları Projesi’ni hayata geçirdik. Dönüşümün en önemli unsurlarından biri olan yeşil yatırımlar için finansman konusunda başta bankalara rehber oluşturması amacıyla sürdürülebilir finansman çerçeve dokümanını, yeşil borçlanma aracı ve yeşil kira sertifikası rehberini yayınladık. Diğer yandan, Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak yakın zamanda ilk yeşil tahvil ihracımızı da gerçekleştirerek sürdürülebilirlik kapsamında önemli bir adım attık” dedi.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde bankacılık, katılım finans, sermaye piyasaları ve fintek alanlarında hayata geçirilecek reform ve politika adımlarıyla finansal sektörün bir bütün içinde sağlıklı biçimde gelişmesinin sağlanacağını belirten Bakan Nebati, bu doğrultuda finans sektörünün farklı oyuncularını tek bir çatı altında birleştirecek olan İstanbul Finans Merkezi’nin açılışını geçtiğimiz hafta başında gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu merkezin Türk finans sektörüne katacağı ivmeyle yatırım olanaklarını artıracağını, ülkemizin kalkınmasını güçlü bir şekilde destekleyeceğini de ekledi. İstanbul Finans Merkezi kısa vadede bölgesel, orta vadede ise küresel bir merkez olarak dünyanın önde gelen finans merkezleri arasında yerini alacağını aktaran Bakan Nebati, 10 yıl içinde dünyanın ilk 10 finans merkezi arasındaki yerini alması için gereken tüm çalışmayı yapacaklarını açıkladı.</p>
<p>Bugün gelinen noktada küresel ekonomiye tam anlamıyla eklemlenmiş, finansal altyapısı gelişmiş, dünyanın en ileri ekonomilerinin arasına girmeye aday bir ülke olarak yeni bir yüzyıla adım atıldığını söyleyen Bakan Nebati, “Verilerin de ortaya koyduğu şekilde 1975-2001 arası 26 yıllık dönemde ülkemize gelen toplam doğrudan yabancı yatırım girişi sadece 14 milyar dolar olmuştur. İktidara geldiğimiz 2002 yılından 2023 Şubat dönemine kadar geçen yaklaşık 21 yıldaysa bu rakam 254,2 milyar dolara ulaşmıştır. Hiç şüphesiz ki bu, küresel ekonomide önemli bir aktör olarak ülkemizin konumunu teyit eden bir husustur. İşte bu şiarla, bugün ülkemizi küresel bir finans merkezine, bir üretim merkezine, teknoloji, lojistik ve turizm merkezine dönüştürme yolunda kararlı adımlarla ilerliyoruz. Türkiye, son yıllarda yaşanan salgın, küresel enflasyon ve asrın felaketi deprem gibi krizlerin ekonomik etkilerini bertaraf etmeye çalışırken; liberal, yönlendirici ve sosyal devlet anlayışının kimi yönlerinin harmanlandığı; yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı önceleyen bir ekonomi politikasını ortaya koymuştur” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hayat-holding-ana-sponsorlugunda-gerceklesen-uez-2023-tc-hazine-ve-maliye-bakani-doc-dr-nureddin-nebatinin-acilis-konusmasiyla-basladi-371024">Hayat Holding ana sponsorluğunda gerçekleşen UEZ 2023, T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Doç. Dr. Nureddin Nebati&#8217;nin açılış konuşmasıyla başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege&#8217;li akademisyen Doç. Dr. Duygu Ateş&#8217;in üç projesine TÜBİTAK&#8217;tan destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-duygu-atesin-uc-projesine-tubitaktan-destek-368339</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 08:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[ateşin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[projesine]]></category>
		<category><![CDATA[tübitaktan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi akademisyenleri tarafından yürütülen projeler, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenmeye devam ediyor. EÜ Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Duygu Ateş tarafından yürütülen üç proje, TÜBİTAK’ın değerlendirmeleri sonucunda desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-duygu-atesin-uc-projesine-tubitaktan-destek-368339">Ege&#8217;li akademisyen Doç. Dr. Duygu Ateş&#8217;in üç projesine TÜBİTAK&#8217;tan destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi akademisyenleri tarafından yürütülen projeler, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenmeye devam ediyor. EÜ Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Duygu Ateş tarafından yürütülen üç proje, TÜBİTAK’ın değerlendirmeleri sonucunda desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Üretken bir akademik kadroya sahip olduklarını belirten Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “ Üniversitemiz bünyesinde oluşturduğumuz bilim iklimi, bizi TÜBİTAK nezdinde en başarılı üniversitelerden biri yapmaya devam ediyor. Doç. Dr. Duygu Ateş hocamızın ceviz bitkisine yönelik iki, mısır bitkisine yönelik bir projesi, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Ekonomik çıktıları olacak olan bu projelerinden ötürü hocamızı ve çalışma ekibini tebrik ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ekonomik değeri yüksek cevizler yetiştirilecek”</strong></p>
<p>Kabul gören projeler ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Duygu Ateş, “ Ceviz bitkisine yönelik iki projemiz var. Bunlardan birisi ‘Cevizde Demir, Çinko, Fosfor ve Potasyum Elementlerinin Konsantrasyon Seviyesini Kontrol Eden Genlerle İlişkili SNP Markörlerinin GWAS Metodu ile Saptanması’ projesi. Bu proje ile yüksek makro ve mikro besin elementi içeriğine sahip ceviz genotiplerinin belirlenmesi hedefleniyor. Böylece kısa zamanda besin değeri yükseltilmiş ceviz çeşitleri geliştirilebilecek. Besin değeri yükseltilmiş ceviz çeşitlerinin ekonomik değerinin diğer çeşitlere göre daha yüksek olacağını düşünüyoruz. Ayrıca bu ceviz genotipleri ilk defa ülkemizde geliştirilirse, bunların ihracat yoluyla da ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını varsayıyoruz. ‘Cevizde Antraknoz Hastalığına Dayanıklılık Genleri ile İlişkili SNP Markörlerinin Exom Capture Array ve GWAS Yolu ile Geliştirilmesi’ isimli projemizde ise cevizde Antraknoz hastalığına dayanıklılık ile ilişkili SNP markörleri saptanacak. Saptanan markörlerin, hastalığa dayanıklı ceviz genotiplerinin ıslahında marköre dayalı seleksiyonda (MAS) kullanılabilecek olması, ıslah programlarında sürenin kısalmasına ve ıslah programında ilgili genleri taşıyan bireylerin seçiminde isabetli kararların verilmesine yardımcı olacak” dedi. Ayrıca Antraknoz hastalığına dayanıklı çeşitler geliştirildiğinde, bu hastalığa karşı pestisit uygulamasının artık gerekli olmayacağını belirterek, bu sayede tarım ilacı kullanımının azalacağını, hedef dışı organizmalara olan toksik etkinin ortadan kalkacağını ve dolayısı ile doğanın ve doğal dengenin korunacağını vurguladı.  </p>
<p><strong>Mısırda “Kömür Çürüklüğü” ile mücadele</strong></p>
<p>Bir diğer projenin mısır bitkisinde Kömür Çürüklüğü ile mücadeleye yönelik olduğunu belirten Doç. Dr. Ateş, “Mısırda Kömür Çürüklüğünün Yaygınlığı, Genetik Karakterizasyonu, Biyolojik Mücadele Olanakları ve GWAS Yaklaşımı ile Kömür Çürüklüğü Hastalığına Dayanıklılık Genleri ile İlişkili SNP Markörlerinin Saptanması’ projemizde ise Ülkemizdeki mısır alanlarında Kömür Çürüklüğüne neden olan ‘Macrophomina phaseolina’ etmeninin yaygınlık haritasını çıkaracağız. Böylece bu etmene karşı dayanıklı mısır çeşitlerini belirleyeceğiz. Ayrıca tohum ilaçlaması dışında mücadele yöntemi olmayan söz konusu hastalığa karşı, biyolojik mücadelede kullanılabilecek potansiyel ‘Trichoderma’ ve Rizobakteri türlerini belirleyerek ileride yapılacak olan çalışmalarda preparat oluşturulması için veri elde ederek, organik tarıma destek sağlayacağız ”dedi. <br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-duygu-atesin-uc-projesine-tubitaktan-destek-368339">Ege&#8217;li akademisyen Doç. Dr. Duygu Ateş&#8217;in üç projesine TÜBİTAK&#8217;tan destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 22:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bandı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[bridge]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kası]]></category>
		<category><![CDATA[mazlum]]></category>
		<category><![CDATA[myokardial]]></category>
		<category><![CDATA[şahinden]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Mazlum Şahin, kalp kası bandı hastalığı ve tedavisi konusunda hastaları bilgilendirerek, uygun tanı ve tedavi yöntemleri ile hastaların sağlıklarını en iyi şekilde yönetmeyi hedeflemektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751">Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalbi besleyen damarlar kalbin üzerinde seyreder. Kalbin üzerinde değil, bir kısmının veya tamamının kalp kası içinden geçmesine &#8220;Kalp Kası Bandı Hastalığı&#8221; veya &#8220;Miyokardiyal Bridge&#8221; veya &#8220;Kalp Kası Köprüsü&#8221; denir. Bu durum, kalp kasının kasılması sırasında damarlara bası yaparak kan akımının geçişini engelleyebilir ve kalp damar tıkanıklığı gibi belirtilere neden olabilir.</p>
<p>Tanı, genellikle anjiyo yöntemi ile konulmaktadır. İlk olarak ilaç tedavisi ile hastaların şikayetleri kontrol altına alınmaya çalışılır. Ancak ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda stent veya cerrahi müdahale gerekebilir. Stent kullanımı, bandın basısına bağlı erken tıkanıklık riski taşıdığından dezavantajları bulunmaktadır.</p>
<p>Cerrahi tedavi, kalıcı bir çözüm olarak görülmektedir. Cerrahi müdahalede, kalp kası bandı kesilerek koroner damar rahatlatılmaktadır. Gerektiğinde eş zamanlı olarak koroner bypass ameliyatı da yapılabilmektedir.</p>
<p>Kalp Kası Bandı Hastalığı hakkında bilgilendirme yapan Doç. Dr. Mazlum Şahin, bu durumun tanı ve tedavisi hakkında şunları söyledi: &#8220;Kalp damarlarının kalp kası içinden geçtiği durum olan Kalp Kası Bandı Hastalığı, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Tanı genellikle anjiyo ile konulmaktadır. İlaç tedavisi ile şikayetleri kontrol altına alınamayan hastalarda stent veya cerrahi müdahale gerekebilir. Ancak stentin erken tıkanıklık riski bulunduğundan cerrahi tedavi, kesin ve kalıcı bir çözüm olarak tercih edilebilir. Hastaların durumuna göre, kalp kası bandı kesilerek koroner damar rahatlatılabilir ve gerektiğinde koroner bypass da yapılabilir.&#8221;</p>
<p>Doç. Dr. Mazlum Şahin, kalp kası bandı hastalığı ve tedavisi konusunda hastaları bilgilendirerek, uygun tanı ve tedavi yöntemleri ile hastaların sağlıklarını en iyi şekilde yönetmeyi hedeflemektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751">Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Çekiç, &#8220;Depremin ardından pek çok afetzede işitme ve denge sorunu yaşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cekic-depremin-ardindan-pek-cok-afetzede-isitme-ve-denge-sorunu-yasiyor-363113</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 09:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afetzede]]></category>
		<category><![CDATA[ardından]]></category>
		<category><![CDATA[çekiç]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[pek]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü tarafından çevrimiçi olarak deprem bölgesinde yaşanan denge ve işitme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla “Deprem Bölgesinde İşitme ve Denge Sorunları: Türkiye OKSUD Deprem Koordinasyon Süreçleri” etkinliği düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cekic-depremin-ardindan-pek-cok-afetzede-isitme-ve-denge-sorunu-yasiyor-363113">Doç. Dr. Çekiç, &#8220;Depremin ardından pek çok afetzede işitme ve denge sorunu yaşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Ege Üniversitesi (EÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü tarafından çevrimiçi olarak deprem bölgesinde yaşanan denge ve işitme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla “Deprem Bölgesinde İşitme ve Denge Sorunları: Türkiye OKSUD Deprem Koordinasyon Süreçleri” etkinliği düzenlendi. Moderatörlüğünü Engelsiz Ege Birim Koordinatörü ve Odyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Pelin Piştav Akmeşe’nin üstlendiği etkinliğe konuşmacı olarak Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Derneği (OKSUD) Genel Sekreteri Doç. Dr. Şule Çekiç katıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Konuşmasına OKSUD ile ilgili bilgiler vererek başlayan Doç. Dr. Şule Çekiç, “1995 yılında kurulmuş ve odyologların buluşturulduğu derneğimizle benim tanışmam 2006 yılında oldu. Derneği tanıdıkça aktif rol aldım ve şu anda bu derneğin bir üyesi olmaktan gurur duyuyorum. Odyoloji, bir sağlık birimidir. Sağlık alanında yer alan her mesleğin bir derneği var. Bizim derneğimize üye olmadan da orada görevli olabilirsiniz. Topluma yararlı pek çok faaliyet yürütüyoruz” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Depremin ardından işitme ve denge sorunları ikinci plana atıldı”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Deprem bölgesinde yaşanan işitme ve denge sorunlarının ikinci plana atıldığını söyleyen Çekiç, “Deprem sonrasında işitme engeli olan bireyler, işitme cihazlarının yanlarında olmaması ya da kaybetmeleri sebebiyle hayati önem arz eden sesleri duyamadılar. Bölgede birçok kişinin depremden sonra denge bozukluğu ve baş dönmesi sorunu ortaya çıktı. Afetin olduğu andan itibaren mesleğimizin bilinci ile bölgedeki işitme sıkıntısı yaşayan vatandaşlarımız için tek yürek olduk. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Depremden iki gün sonra üyelerimiz tarafından daha önce geliştirilmiş olan dijital platform uygulaması, depremden etkilenen vatandaşlarımızın kullanımına sunuldu. Derneğimiz aracılığı ile işitme sağlığı noktaları için konteynerler alındı ve dört noktaya kuruldu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gönüllü odyologlara ulaşmak için çağrı yapıldı. Koordinasyon ekibimiz genişletildi. Yenidoğan işitme taraması yapılmaya başlandı. Bölgede kullanılacak değerlendirme formları oluşturuldu. Temel cihazlar kuruldu ve gönüllülerimiz çalışmaya başladı. Gönüllülere yönelik psikolojik ilk yardım eğitimleri verildi. İşitme cihazları, piller, kablolar ve gerekli alet edevatlar bölgeye ulaştırıldı” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sunumun ardından Doç. Dr. Şule Çekiç, katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. </span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cekic-depremin-ardindan-pek-cok-afetzede-isitme-ve-denge-sorunu-yasiyor-363113">Doç. Dr. Çekiç, &#8220;Depremin ardından pek çok afetzede işitme ve denge sorunu yaşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Sezen Köse &#8220;Otizmde erken tanı ve tedavi oldukça önemli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sezen-kose-otizmde-erken-tani-ve-tedavi-oldukca-onemli-361841</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2023 08:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[oldukça]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otizmde]]></category>
		<category><![CDATA[sezen]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Otizme dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla, Birleşmiş Milletler tarafından 2008 yılından itibaren 2 Nisan, “Dünya Otizm Farkındalık Günü” kapsamında çeşitli etkinlikler ve farkındalık çalışmaları düzenleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sezen-kose-otizmde-erken-tani-ve-tedavi-oldukca-onemli-361841">Doç. Dr. Sezen Köse &#8220;Otizmde erken tanı ve tedavi oldukça önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Otizme dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla, Birleşmiş Milletler tarafından 2008 yılından itibaren 2 Nisan, “Dünya Otizm Farkındalık Günü”  kapsamında çeşitli etkinlikler ve farkındalık çalışmaları düzenleniyor.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Gelişimsel Yetersizlikler ve Otizm <span>İzlem </span>Birimi Sorumlusu Doç. Dr. Sezen Köse, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) hakkında bilgiler verdi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Otizm spektrum bozukluğunun tanımı belirtileri ve sıklığı ile ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Köse,<b> “</b>Otizm Spektrum Bozukluğu kişilerin başkalarıyla ve dünyayla nasıl etkileşime girdiğini etkileyen ve belirtileri yaşamın ilk yıllarında başlayan nörogelişimsel bir tablodur. Özellikle sosyal ilişkiler ve iletişim becerileri olmak üzere hayatın pek çok alanındaki işlevselliğe yansıyan beyin gelişimi, bağlantıları ve işleyişinin etkilendiği bir bozukluktur. Yani beyin gelişiminde yaşamın erken döneminde ortaya çıkan farklılıklardan kaynaklanır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ayrıca tekrarlayıcı ve takıntılı davranışlar, ilgi alanları, duyusal hassasiyetler yani ses duyarlılığı, koku, tat, dokunma duyarlılığı gibi farklılıklar da tanı kriterleri arasında yer alır. Günümüzde 4 yaşındaki çocukların yüzde 2,1’inde, 8 yaşındaki çocukların ise yüzde 2,7’sinde yani 36 çocuktan 1’inde OSB saptandığı bildiriliyor. Yani çocukların yaklaşık olarak yüzde <span>2’sini</span> etkiliyor” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“OSB’nin belirtileri her çocukta farklı olabilir” </span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Otizm belirtilerinin genel olarak bir yaş civarı anlaşılabildiğini ifade eden Doç. Dr. Köse, “Hatta ileriki dönemde otizm tanısı almış olan bebeklerin 6-10 aylık iken karşısındaki yüzlere bakış süresi ve beyin yanıtlarının yetersiz olduğu, 6 aylık bebekken bile yüzlere bakma sürelerinin daha kısa olduğu saptanmıştır. Geç başlangıçlı bazı olguların belirtilerinin ise 18-24 ay arasında görülmeye başlayabileceği belirtilmektedir. Otizm belirtilerinin hafiften ağıra doğru bir yelpazede yer aldığını ve zaman içinde bazı değişimler görülebileceğini, belirtilerin yaş dönemine ve çocuğun gelişimsel düzeyine göre görünümlerinin farklılaşabildiğini bilmekteyiz, bu nedenle tablo otizm spektrumu olarak ifade edilmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>OSB’nin belirtilerinin her çocukta farklılık gösterdiğini söyleyen Doç. Dr. Köse, “</span></span><span><span>Bazı çocuklarda zihinsel yetersizlik, dil-konuşma becerileri ve öz bakım becerilerinde belirgin gerilikler, sosyal iletişim ve etkileşime hiç girmeme, kaçınma, göz teması kurmama, adına yanıt vermeme, başına buyruk davranışlar görülebilirken; bazı çocukların ise zihinsel işlevselliği, dil ve konuşma becerileri ve akademik başarısı normal olabilir. Olguların yaklaşık yüzde 60’inda zihinsel yetersizlik yoktur. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>OSB’li bazı olgular </span>sosyal ilişkiye istekli ve aktif olabilirler ancak davranışlarını ortama uygun şekilde ayarlama, empati ve duygu düzenleme sorunları nedeniyle akranları tarafından tuhaf karşılanıp dışlanmaya, zorbalığa maruz kalabilirler. Bazı OSB’li çocuklar ise özel bir alanda çok yetenekli olabilmektedirler. Yani, OSB belirtileri, çocuğun gelişimsel düzeyine ve gelişimsel dönemlere göre, her çocukta farklı seyredebilir. Eğer çocuğunuzun sosyal, iletişimsel yetersizlikleri olduğunu düşünüyor ve takıntılı, tekrarlayıcı davranışlar ya da ilgi ve merakları konusunda endişeliyseniz mutlaka OSB konusunda deneyimli bir Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi uzmanına başvurulmalıdır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Anne ve babanın davranışları ve ilgi yetersizliği otizme neden olmaz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Otizmin oluşumunda etkili olan faktörlerden de bahseden Doç. Dr. Köse,<b> “</b>Otizm Spektrum Bozukluğunun, çoğul genetik faktörler ve gen ile çevre etkileşimi sonucu beyin gelişimi, bağlantıları ve işlevselliğinin etkilenmesi ile ortaya <span><span>çıktığı kabul edilmektedir</span></span></span></span><span><span><span><span>.</span></span></span></span> <span><span>Yani beyin gelişiminde yaşamın erken döneminde ortaya çıkan farklılıklardan kaynaklanır. <span><span>Özellikle belirtmeliyiz ki </span></span>anne babanın davranışları ve ilgi yetersizliği otizme neden olmaz. Aşılar kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı dahil besinler ve ağır metaller ile otizm arasında hiçbir bağlantı bulunamamıştır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Otizmin tedavi edilebilen bir bozukluk olduğunu da ifade eden Doç. Dr. Köse, “Otizmin bilinen, bilimsel dayanaklı en yaygın müdahale yöntemi iyi yapılandırılmış bireysel ve grup özel eğitim uygulamalarıdır. Erken tanı ve uygun müdahale, tedavi yanıtında çok önemlidir. 2,5 yaşından önce tanı almış ve tedaviye başlayan grupta sosyal belirtilerde iyileşme oranlarının yüzde 65’e vardığı bildirilmiştir. Yani erken tanı ve erken başlayan uygun, bireyselleştirilmiş özel eğitim uygulamaları seyirde çok önemlidir. OSB’li her çocuk aynı olmadığı için eğitim ihtiyaçları ve eğitime cevap süreleri de değişmektedir. Ancak her çocuk farklı hız ve düzeylerde de olsa özel eğitimden faydalanır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Otizm tedavisinde aile eğitimi çok önemli </span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Otizmin tedavisinde aile eğitiminin çok önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Köse, “Bireysel ve grup özel eğitimin yanı sıra ailelere yönelik eğitim programları, duyuların düzenlenmesi ve bedensel aktivitelere yönelik eğitsel yaklaşımlar da tedavi programlarının içinde yer almaktadır.  Tipik gelişim sürecinde de çocuğun prososyal davranışlarının gelişimi kademeli ve komplekstir, hem kalıtımdan hem çevreden etkilenir. Tipik çevresel faktörlerin başında aile atmosferi, öğretmen-çocuk ilişkisi ve yaşıt ilişkileri gelmektedir. Ebeveynlerin kabullenici, sıcak, olumlu, cesaretlendirici, zorlayıcı olmayan disiplin ve rehberlik sağlayabilmelerinin de önemli olduğunu görmekteyiz. Bu noktada ebeveynlerin kendi fiziksel ve ruhsal sağlıklarını da ihmal etmemeleri önemli olmaktadır. Otizmde ilaç tedavileri, çocuğun gelişimsel ilerlemesini, günlük işlevselliğini ve eğitim almasını engelleyen eşlik eden şiddetli ve uyum bozucu olan davranış sorunlarının yönetiminde ve eşlik eden mevcut psikiyatrik tabloları tedavi etmek ve işlevselliği arttırmak için kullanılmaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Doç. Dr. Köse, “Sonuç olarak, otizm belirtileri her bireyde farklı düzeyde görünebilmektedir. Erken dönemdeki en önemli belirtiler göz temasında yetersizlik, adına tepki vermeme, ortaklaşa dikkat oluşturmama, parmakla işaret etmeme, sevinçlerini paylaşmama, uyku, beslenme sorunları ve dil gelişiminde gerilikler olarak kendini gösterebilmektedir. Otizmli bireylerin farklı işlevsellik düzeyi ve eşlik eden farklı durumları nedeniyle farklı ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu nedenle bireysel ve bütüncül çok yönlü tedavi programları hazırlanmalıdır. Erken tanı ve uygun özel eğitim müdahalelerinin tedavi başarısı yüksektir. Tedavinin çocuğun dönemsel ve gelişimsel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dinamik, kademeli ve bireyselleştirilmiş olarak sunulması önemlidir.  Tedaviye ailenin katılımı ve iş birliğinin çok önemli olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“</span></span></b><b><span><span>Otizme Çok Yönlü Bakış” başlıklı sempozyum düzenlenecek </span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Doç. Dr. Köse, “Bu yıl EÜTF Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı olarak 14 Nisan’da ‘Otizme Çok Yönlü Bakış’ başlıklı bir sempozyum düzenleyeceğiz. Çok değerli hocalarımızdan otizmin klinik, nörolojik, genetik yönünü, <span>bilimsel kanıtlanmış </span>özel eğitim uygulamalarını, öğretim katılım hakkı ve kapsayıcı eğitim uygulamalarını ve bu alanlardaki son verileri dinleyeceğiz. İlgilenen herkesi sempozyumumuza bekleriz, halkımıza açıktır ve katılım ücretsizdir. Programın ayrıntılarına farkindayim.org sitesinden ulaşabilirsiniz” dedi.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sezen-kose-otizmde-erken-tani-ve-tedavi-oldukca-onemli-361841">Doç. Dr. Sezen Köse &#8220;Otizmde erken tanı ve tedavi oldukça önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Gülay Ceylaner: &#8220;Nadir Hastalıklar &#8216;Sekiz Milyon&#8217; Kişinin Canını Yakıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gulay-ceylaner-nadir-hastaliklar-sekiz-milyon-kisinin-canini-yakiyor-359894</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 08:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[canını]]></category>
		<category><![CDATA[ceylaner]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[gülay]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[sekiz]]></category>
		<category><![CDATA[yakıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nadir Hastalık Gönüllüleri Derneği Başkanı Doç Dr. Gülay Ceylaner, Nadir hastalıkların tüm dünyada gözlenen ve birçok ülkede ‘öncelik alanı’ olarak belirlenmiş bir konu olduğunu ifade ederek “Konuyu ‘Nadir hastalık’ ismi ile anlatınca, toplumda 1/2000 gözlenen hastalıklardır dediğimizde sanki çok da önemli olmayan küçük bir grup gibi anlaşılmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gulay-ceylaner-nadir-hastaliklar-sekiz-milyon-kisinin-canini-yakiyor-359894">Doç. Dr. Gülay Ceylaner: &#8220;Nadir Hastalıklar &#8216;Sekiz Milyon&#8217; Kişinin Canını Yakıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2020 yılında kurulan ve nadir hastalıklara tanı koyan tıp doktorları, genetik uzmanlar, biyomühendisler, moleküler biyologlar, eğitimciler ve avukatlardan oluşan bir akademik birlikteliğin adı olan Nadir Hastalık Gönüllüleri Derneği, Nadir Hastalıklar konusunda Türkiye’nin ve tüm Dünya’nın bilimsel ve sosyal politikaların belirlenmesine yönelik projeler geliştirilmesi ve bu konudaki mücadelede farkındalık oluşturulması yönünde herkese görev düştüğünü bildirdi.</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Nadir Hastalık Gönüllüleri Derneği Başkanı Doç Dr. Gülay Ceylaner, </strong>Nadir hastalıkların tüm dünyada gözlenen ve birçok ülkede ‘öncelik alanı’ olarak belirlenmiş bir konu olduğunu ifade ederek “Konuyu ‘Nadir hastalık’ ismi ile anlatınca, toplumda 1/2000 gözlenen hastalıklardır dediğimizde sanki çok da önemli olmayan küçük bir grup gibi anlaşılmaktadır. Aslında tüm nadir ve tanısız hastalıkları işin içine katınca ‘Her 10 kişiden biri’ veya ‘Polikliniğe başvuran her 5 hastadan biri’ veya ‘Türkiye’de 7-8 milyon hasta olduğu düşünülmektedir’ tanımları kullanılınca işin ciddiyeti ortaya çıkmaktadır” dedi. </p>
<p>Nadir hastalıkların tek sebebinin akraba evliliği olmadığını ve akraba evliliği ile hiç ilişkisi olmayan çok sayıda hastalık bulunduğunu belirten <strong>Doç. Dr. Gülay Ceylaner</strong>, şunları söyledi: “Nadir hastalıkların çok büyük bir kısmı genetik kökenlidir. Bu hastalık gruplarında akraba evliliği riski çok artırmaktadır. Ülkemizde akraba evliliği oranı ise çok yüksektir. Bu özenle üzerinde durulması gereken bir konudur. Ülkemizdeki evliliklerin %25’inden fazlasının akraba evliliği olduğu bilinmektedir. ‘Aynı köy/yakın köy’ evlilikleri de katıldığı zaman ki bu evliliklerde de çok yakın gen benzerlikleri olduğu bilinmektedir, risk ciddi oranda artmaktadır. Fakat bu hastalıkların tek sebebi akraba evliliği değildir. Nadir hastalıklar akraba evliliğine bağlı olmadan da ortaya çıkabilir. Bu sebeple evlenecek tüm çiftlerin bu konularda bilinçlendirilmesi bizlerin en önemli görevlerinden biridir. Tıbbın tüm branşlarının en önemli amacı koruyucu hekimliktir. Hastalıklar oluştuktan sonra nasıl tedavi edeceğiz diye düşünmek yerine riskli kişileri önceden belirleyip hastalık olmadan önlemek ilk hedefimiz olmalıdır. “</p>
<p><strong>“Doğum öncesi tanı ve tüp bebek yöntemleri kullanılarak hastalıklar önlenebilir”</strong></p>
<p>Ülkemizde tüm hastalıklar için tanı çalışmalarının yapılabildiğini söyleyen <strong>Doç. Dr. Ceylaner</strong>, şunları ifade etti: “Biz ailelerle gebelik öncesi görüşüp genetik testlerini yaptığımız zaman taşıyıcı oldukları hastalıkları önceden belirleyebiliyoruz. Böylece gebelikte doğum öncesi tanı yapabiliyoruz. Ya da ailenin istemesi durumunda tüp bebekle gebelik planlanması durumunda yapılacak genetik testlerle sağlıklı bebeği seçebilmekteyiz. </p>
<p>Bu hastalıklara tek tek baktığımızda toplumda görülme oranları düşüktür. Ama binlerce nadir hastalık bulunmaktadır. Resme yukardan baktığımızda aslında hiç de nadir olmayan bir tablo karşımıza çıkmaktadır. </p>
<p><strong>Doç. Dr. Ceylaner</strong> ayrıca şunları belirtti: “Televizyonlarda sıkça gördüğünüz SMA (Spinal müsküler atrofi) hastalığı herkesin dikkatini çekti. Çünkü gen tedavisi çıktı. Sivil toplum örgütleri, bakanlıklar, medya bir anda ciddi bir farkındalık yaşandı. Önceden bu hastalığı kimse bilmezken artık insanlar evlerde yaptıkları buluşmalarda SMA’yı konuşmaya başladılar. SMA taşıyıcılığının ülkemizde 1/35 olduğu bilinmektedir. Yani evlenmeden bu hastalığın taşıyıcılığının taranması gerçekten çok önemlidir. Ama bunun yanında bazı kas hastalıkları, bağışıklık sistemi hastalıkları, metabolik hastalıkların da taşıyıcılıkları çok yüksektir. Türkiye de yaklaşık 7-8 milyon nadir hastalıklı birey olduğu düşünülüyor. Yenileri doğuyor, ileri yaşlarda yeni tanı alanlar oluyor. Maalesef bir kısmı tanı bile alamadan kaybediliyor. Bu açıdan bakıldığında bu hastalıkların hiç de nadir olmadığı net bir şekilde görülmektedir. “</p>
<p><strong>Ne zaman nadir hastalık düşünülmektedir?</strong></p>
<p>• Bir hastalık normalden erken başlamışsa,</p>
<p>• Doktor hastalık için “Atipik seyirli” diyorsa,</p>
<p>• Ailede birden fazla aynı hastalığa sahip hasta varsa,</p>
<p>• Tedavi sırasında veya hastalık seyri sırasında “Komplikasyon” dediğimiz beklenmeyen ek bulgular çıkıyorsa,</p>
<p>• Birçok hasta tedaviye cevap verirken hastada “Tedavi başarısızlığı” varsa,</p>
<p>• Wolfram sendromunda olduğu gibi şeker hastalığı ve sağırlık gibi birbirinden bağımsız birden fazla bulgu varsa,</p>
<p>• Altta yatan sebebi bulunamayan bir hastalıksa,</p>
<p>• Tanısız yıllarca dolaşan bir hastaysa veya bir türlü şifa bulmuyorsa,</p>
<p> • Ailede erken yaşta ortaya çıkan veya birden fazla kişide kanser varsa bir nadir hastalığın sebep olabileceği göz ardı edilmemelidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gulay-ceylaner-nadir-hastaliklar-sekiz-milyon-kisinin-canini-yakiyor-359894">Doç. Dr. Gülay Ceylaner: &#8220;Nadir Hastalıklar &#8216;Sekiz Milyon&#8217; Kişinin Canını Yakıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Tutu, &#8220;Veysel, Türk kültür ve sanat hayatının zirvelerinden birisidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-tutu-veysel-turk-kultur-ve-sanat-hayatinin-zirvelerinden-birisidir-359852</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 08:27:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[birisidir]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[hayatının]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[tutu]]></category>
		<category><![CDATA[veysel]]></category>
		<category><![CDATA[zirvelerinden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359852</guid>

					<description><![CDATA[<p>Âşık Veysel EÜ’de çeşitli etkinliklerle anlatılacak</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-tutu-veysel-turk-kultur-ve-sanat-hayatinin-zirvelerinden-birisidir-359852">Doç. Dr. Tutu, &#8220;Veysel, Türk kültür ve sanat hayatının zirvelerinden birisidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu irfan kültürünün ve âşıklık geleneğinin en önemli temsilcilerinden olan Halk Ozanı Âşık Veysel&#8217;in vefatının 50’nci yıl dönümü, UNESCO tarafından anma ve kutlama yıl dönümleri programına alındı. Ayrıca,  Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 2023 yılının “Âşık Veysel Yılı” olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ulusal ve uluslararası etkinliklerle anılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Türkiye’nin önerisi ve Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Makedonya Macaristan, Özbekistan ile Ukrayna’nın desteğiyle Âşık Veysel’in vefatının 50. yıl dönümü olan 2023 yılı, UNESCO tarafından  “Âşık Veysel Yılı” olarak ilan edildi. Bünyesinde Edebiyat, Eğitim, İletişim Fakülteleri ile Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü ve Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı bulunan Ege Üniversitesi tarafından,   Âşık Veysel’i,  eserlerini, yaşam felsefesini ve müziğini anlatmak için çeşitli etkinlikler düzenlenecek.</p>
<p>Ülkemizde Türk müziği eğitimi veren en köklü kurumlardan olan Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı hem eğitimciler, akademisyenler ve sanatçılar yetiştiriyor hem de geleneksel müzik ve dans kültürü ile yazılı ve sözlü kültür içinde yetişen ozan, şair ve sanatçılar üzerine araştırmalar yürütüyor. Âşık Veysel’in hayatı, eserleri ve müzik kimliği üzerine araştırmalar yapan Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı öğretim üyesi Doç. Dr. Sıtkı Bahadır Tutu, Âşık Veysel’in Türk kültür ve sanat hayatının zirvelerinden birisi olduğunu söyledi.</p>
<p><b>“Toplumsal değerlere zenginlik kattı”</b></p>
<p> Doç. Dr. Bahadır Tutu, “Âşıklık geleneği mensupları, bir başka deyişle âşıklar, sadece şair ya da sadece müzik, saz icracıları değildir. Onlar, etrafında adeta Türkçemiz gibi tanıyarak, anlayarak bütünleştiğimiz söz ve müzik sanatlarının biriktirilmesi yüzyıllarca sürmüş kodlarının ayrıca toplumca yüce tutulan değerlerin taşıyıcısı, aktarıcısı, düşünürler olmuşlardır” dedi. Aşık Veysel’in toplumsal değerlere zenginlik kattığını ifade eden Doç. Dr. Tutu, “1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesi Sivrialan köyünde dünyaya gelen Şatıroğlu’nun, 20’nci yüzyılın en tanınmış âşığı olduğu değerlendirmesini yapmak yanlış olmayacaktır. Plak, kaset, cd, günümüzde internet ortamlarında icra kayıtları defalarca yayınlanmış olan Şatıroğlu’nun şiirleri, benim doktora tezimi tamamladığım 2008 yılı itibariyle yüzden fazla kitapta yer almıştı. Özellikle yarattığı ya da yeniden yorumladığı ‘Uzun İnce Bir Yol’, ‘Benim Sadık Yârim Kara Topraktır’ gibi metaforlarla kültür dünyamıza, bunun da ötesinde toplumsal değerlerimize zenginlik katmıştır. O, bizden biriydi, Âşık Veysel artık ‘Veysel’ olarak atıf alan bir fenomendi. Veysel, görmeyen gözlerin sahibi, bize gönül gözüyle bakmayı öğütlemiş, ancak gönül gözüyle görülen gerçekleri, güzellikleri anlatmıştı ki, o dünyada seni, beni hor görmek yasaktı” diye konuştu</p>
<p><b>“Sözle ezgiyi ustaca birleştiriyor”</b></p>
<p>Âşık Veysel’in söz ile ezgiyi birleştirmesindeki başarısından söz eden Doç. Dr. Tutu, “Bir âşığın ustalığını belirleyen en önemli husus, şiiri ne kadar uyaklı söylediği, sazı teknik anlamda ne kadar başarılı çaldığı veyahut bir ezgiyi ne kadar özgün şekilde bestelediği değildir. Zira, âşıkların icra ettikleri, yüzyıllarca işlenerek mükemmelleşmiş ezgilerin motifleri, cümleleri, hatta bazen ezginin tamamı âşıktan âşığa miras bırakılmakta, âşıklar arasında ödünçlenmektedir. Önemli olan, yeni olan sözü geleneksel unsurlarla yoğurup, ezgiyle en başarılı şekilde eşleştirmek ve işlemektir ki, Veysel göçünce geride kalan sazı garip bülbül gibi ah-u zar etmesin. Veysel’in Türk kültür ve sanat hayatının zirvelerinden biri olmasının sebebi işte budur; sözle ezgiyi birleştirmedeki başarısı tüm insanlığa birlik olmanın gereğini ve yollarını anlatabilmesini sağlamıştır” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Tutu, “Veysel’in ününün yayılmasında ve eserlerinin hâlâ pazarda rağbet görmesinde, siyasal, kültürel ve sosyal değişkenlerin dışında sözünü ettiğimiz estetik boyutun büyük rolü vardır. Eserlerinin sadece sözleri ya da sadece ezgileri birbirinden ayrı olarak dinlendiğinde bile duygularımız harekete geçebilmektedir. Bunun temelinde yatan sebep ise, yaratma sürecinde söz ve ezginin birbirlerini şekillendirirken aynı zamanda mükemmelleştirmiş olmasıdır. Veysel, eserlerinin bütünlüğünü, geleneksel uygulamalar ve kendi sezgi becerisi sayesinde, söz-müzik katmanlarını bazen basit bir simetri, bazen de asimetri ile birleştirerek sağlamıştır. Farklı alanlardaki birçok sanatçı, Veysel’in türkülerini yeniden ve kendi stilleri ile çok farklı çevre ve dönemlere taşımıştır. Böylece Veysel, sözünü ettiğim kadim mirasın üzerinden taşındığı bir köprü olma işlevini kazanmıştır” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-tutu-veysel-turk-kultur-ve-sanat-hayatinin-zirvelerinden-birisidir-359852">Doç. Dr. Tutu, &#8220;Veysel, Türk kültür ve sanat hayatının zirvelerinden birisidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Şahin, &#8221; Türkiye olarak hızla yaşlanıyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sahin-turkiye-olarak-hizla-yaslaniyoruz-358541</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 08:50:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[şahin]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanıyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358541</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege 3. Yaş Üniversitesi bu dönemki eğitimlerinde 60 yaş üstü depremzede bireylere odaklanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sahin-turkiye-olarak-hizla-yaslaniyoruz-358541">Doç. Dr. Şahin, &#8221; Türkiye olarak hızla yaşlanıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege 3. Yaş Üniversitesi bu dönemki eğitimlerinde 60 yaş üstü depremzede bireylere odaklanıyor</p>
<p>Ege Üniversitesinde faaliyetlerini sürdüren “Ege 3. Yaş Üniversitesi” 60 yaş üstü bireylerin daha sağlıklı, üretken ve aktif olmaları için gönüllü öğreticilerin verdiği derslerle eğitimlerine devam ediyor.</p>
<p>Ege 3. Yaş Üniversitesi Proje Yürütücüsü, Tıp Fakültesi Dâhili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevnaz Şahin, “Yaşlılara Saygı Haftası” kapsamında projeye dair açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Şahin, “Toplumda yaşlı nüfus çok ciddi oranda artıyor. Türkiye olarak hızla yaşlanıyoruz. Zira yaşlıların sadece sağlık konusunda talepleri bulunmuyor. Eğitim, kültür ve sosyal aktiviteler gibi çeşitli taleplerini göz ardı etmemiz mümkün değil. Bu kapsamda yaşlılarımızı bilgi toplumundan soyutlamamak amacıyla 2016 yılında ‘Ege 3. Yaş Üniversitesi’ isimli sosyal sorumluluk projemizi hayata geçirdik. Buraya gelen öğrencilerimiz bilgi sahibi olmanın yanı sıra, sosyal ağlarını artırıyor. Buna ek olarak, çeşitli vücut hareketleri ve dans figürleri öğrenerek sağlıklı bir yaşam sürebiliyor” dedi.<b>  </b></p>
<p><b>“Projenin katkıları, her kuşağı etkiliyor”</b></p>
<p>Ege 3. Yaş Üniversitesi’nin yaş almış bireyler gibi gençlere de katkı sunduğunu belirten Doç. Dr. Sevnaz Şahin, “Şu anda bine yakın öğrencimiz bulunuyor. Öğrenciler, aldıkları 3 yıllık eğitimin akabinde en az bir sosyal sorumluluk projesinde çalışarak mezun olabiliyor. Bu da onların sivil toplum kuruluşlarında kalıcı olarak çalışmasına yol açıyor. Bugüne kadar 225 öğrencimizi mezun ettik. Mezunlarımızın bugün hala çoğu sivil toplum kuruluşunda aktif olarak çalışıyor. Üniversitemizden mezun olan öğrencilerin kuşaklar arası iletişimde farkındalık kazanması da projenin bir diğer katkısı olarak göze çarpıyor. Yaptığımız projelerle yaşlılar; tecrübelerini ve birikimlerini gençlere aktarıyorlar. Bu da kuşaklar arası iletişimi artırıyor. İletişim kanalı çok yönlü olan yaşlı birey, kendi ailesiyle daha sağlıklı bir ilişki içerisine girebiliyor. Maalesef son yıllarda gerek bireysel gerekse toplumsal sağlığımızı etkileyen pandemi ve depremin neden olduğu afetler yaşadık. Okulumuz hepimizi etkileyen bu olağan dışı durumlarda en çok zararı görme riski olan gruplardan olan yaşlılar için neler yapılabilir noktasına odaklandı. Geçtiğimiz 3 yıl pandemi merkezli eğitimimizi afet merkezli hale dönüştürdük ve afetlerde yaşlıların desteklenmesi temasına göre odaklandık.  Bu sene ‘Yaşlıya Saygı Haftası’nda da afet ve yaşlılar konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak istedik” diye konuştu.</p>
<p><b>“Depreme maruz kalan yaşlılarımıza sosyal destek sunuyoruz”</b></p>
<p>Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında öğrencilerin depremzede yaşlılara yönelik sosyal destekte bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Şahin  “Pandemi sürecinde hızlı bir şekilde örgütlenerek toplumsal bir direnç oluşturan öğrencilerimiz, bugün de deprem felaketi için aynı tutumu sergiliyor. Hepimiz biliyoruz ki, deprem sonrası yaraların sarılabilmesi için en etkili yöntemlerin başında sosyal destek ağlarımız geliyor. Sosyal destek ağlarımız;  ailemiz ve akrabalarımızdan başlıyor,  dostlarımız, ait olduğumuz sosyal gruplar, sivil toplum örgütleri olarak genişliyor. Bu süreçte 3. Yaş öğrencileri depreme maruz kalan akranlarının sosyal desteklerini artırmak amacıyla dayanışma grupları kurdular. Bizler de bu dayanışmanın en uygun şekilde olması için Sürekli Eğitim Merkezi tarafından sertifikalandırılan 22 saatlik ‘Yaşlılara Afet Sonrası Akran Destek Eğitimi’ planladık ve 200’e yakın 60 yaşın üzerindeki bireye eğitim verdik. Ege 3. Yaş Üniversitesinin çalışmalarında maddi manevi desteklerini esirgemeyen başta Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak olmak üzere Üniversite ve Tıp Fakültesi üst yönetimlerimize teşekkür ediyorum” dedi</p>
<p><b>“Üniversite sayesinde yeni bir dünyayla tanıştık”</b></p>
<p>Projenin hayatına pek çok yenilik getirdiğini söyleyen Ege 3. Yaş Üniversitesi mezunu, emekli öğretmen Osman Tartılacı, “Okul sayesinde çok güzel insanlarla tanışma fırsatı buldum. Üniversite arkadaşlarının kalıcı olduğundan bahsedilir. Üniversitemizde tanıştığım arkadaşlarım da benim için öyle oldular. Buradaki sinerji beni o kadar etkiledi ki, mezun olmama rağmen hala gönüllü olarak bizim mutfak dediğimiz programın uygulanmasında aktif görev alan ekipte yer alıyorum. Yeni bir dünyayla tanıştığımı söyleyebilirim. Burada insanlar özgüven sahibi oluyor, bilgi ve yeniliğe kapalı tavırlarını bir kenara atarak modern dünyaya entegre olabiliyorlar. Mesela pandemi süreciyle beraber bütün bir dünyanın dijitale dönüşü, bizleri de buna sevk etmişti. Teknolojiyle alakası olmayan çoğu sınıf arkadaşım, bu yeni yaşama kolayca entegre olup dijital bir bilgi birikimine sahip oldular. Üniversitemizin bu anlamda katkısı çok önemli” dedi.</p>
<p>Ege 3. Yaş Üniversitesinde, 60 yaş üstü bireyler; geriatri, arkeoloji, halk sağlığı, mitoloji, palyatif bakım, hastalıkta ve sağlıkta bakım, psikoloji teorik derslerinin yanı sıra psikodrama, tango, halk dansları, örgü, aikido, yoga, metin atölyesi gibi uygulamalı pratik dersleri öğreniyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sahin-turkiye-olarak-hizla-yaslaniyoruz-358541">Doç. Dr. Şahin, &#8221; Türkiye olarak hızla yaşlanıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Erol Köroğlu: Daha farklı bir Türkiye için eleştirel okurlar yetiştirmeyi başarmalıyız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-erol-koroglu-daha-farkli-bir-turkiye-icin-elestirel-okurlar-yetistirmeyi-basarmaliyiz-358072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 18:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[köroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[okurlar]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştirmeyi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358072</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde konuşan Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erol Köroğlu, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılının önemsenmesi gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-erol-koroglu-daha-farkli-bir-turkiye-icin-elestirel-okurlar-yetistirmeyi-basarmaliyiz-358072">Doç. Dr. Erol Köroğlu: Daha farklı bir Türkiye için eleştirel okurlar yetiştirmeyi başarmalıyız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde konuşan Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erol Köroğlu, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılının önemsenmesi gerekiyor. Daha iyi bir yüzyılı yaşamak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Daha farklı bir Türkiye için eleştirel okurlar yetiştirmeyi başarmalıyız” dedi.</p>
<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’ne katılan Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erol Köroğlu, “Bu Yüzyılda Okur Yetiştirmeyi Başaracak Mıyız?” ve “İnsan Sermayesinin Gelişiminde Beşeri Bilimler Eğitimi ve Eleştirel Okuryazarlığın Vazgeçilmezliği” başlıklı bir sunum yaptı.<br />Sunuma kongrenin önemine değinerek başlayan Doç. Dr. Erol Köroğlu, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılının önemsenmesi gerekiyor. Ayrıca daha iyi bir yüzyılı yaşamak için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor. Bu acılı ve heyecanlı günlerde bu toplantının olması çok önemli” dedi.</p>
<p><strong>“Temelsiz görüşleri birbirine dayatmayı terk edecekler”</strong><br />Edebiyat ve şiir üzerine konuşan Doç. Dr. Erol Köroğlu, “Bir metinde sözün nasıl dizildiğini anladıktan sonra metnin anlamını ortaya çıkarmanın kolaylaşacağını onlara anlatabilmeliyiz. Gençlerimizin bunu yapabilmesini sağlayabilmemiz lazım. O zaman ideolojik yönelimlere, politik taraflara göre temelsiz görüşleri birbirine dayatmayı terk edecek ve temelleri daha sağlam, kanıtlarla desteklenen yorumlar üretecek bir gençlik yetiştirebiliriz. Bu sayede insan sermayesi çok daha farklı ve olumlu yönlere ulaşacak. Bunu gerçekleştiremediğimizde, zekâlarını körelttiğimiz gençler, eleştirellikten uzak ve adata kör dövüşünü andıran bir iletişim alanını gün geçtikçe daha fazla büyütüyor hale gelecekler” dedi.</p>
<p><strong>“Beşeri bilimler eğitimini yeniden düşünmeliyiz”</strong><br />Doç. Dr. Erol Köroğlu, bu durumun zararlarını kendilerinde gördüklerini belirterek, şunları söyledi: “Kendi başarısızlıklarımızı biliyoruz. Bunları giderme yolunda çaba harcamadığımızda her şeyin nasıl daha kötüye gittiğini de biliyor ve gözlemliyoruz. O zaman anlama, yorumlama ve anlamlandırmaya öncelik veren beşeri bilimler eğitimini yeniden düşünmeliyiz. Bu konuda verilecek hiçbir emek, yapılacak hiçbir harcama boşa gitmiş olmaz. Daha farklı bir Türkiye için eleştirel okurlar yetiştirmeyi başarmalıyız.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-erol-koroglu-daha-farkli-bir-turkiye-icin-elestirel-okurlar-yetistirmeyi-basarmaliyiz-358072">Doç. Dr. Erol Köroğlu: Daha farklı bir Türkiye için eleştirel okurlar yetiştirmeyi başarmalıyız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Sezen Köse: &#8220;İnsanın şifası insandadır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sezen-kose-insanin-sifasi-insandadir-357385</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 09:48:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[insandadır]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[sezen]]></category>
		<category><![CDATA[şifası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Sezen Köse, deprem ve sonrasında çocuklar için ‘dayanışma, anlayış, şefkat ve yanında olmanın’ önemini vurguladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sezen-kose-insanin-sifasi-insandadir-357385">Doç. Dr. Sezen Köse: &#8220;İnsanın şifası insandadır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Sezen Köse, deprem ve sonrasında çocuklar için ‘dayanışma, anlayış, şefkat ve yanında olmanın’ önemini vurguladı    </p>
<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sezen Köse,   deprem süreci içinde çocukların duygu ve davranışlarını düzenlemede güçlük çekebileceklerini belirterek, “Hırçınlık, öfke nöbetleri yaşayan yavrularımızda okul öncesi dönemde dikkat sorunları, yatak ıslatma, anneye aşırı bağlılık, yapışma, parmak emme, uyku güçlükleri görülebilir” dedi.  </p>
<p>Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve ülkemizi derinden etkileyen deprem felaketinin özellikle çocuklar üzerinde yarattığı olumsuzluklarla baş etme yolları konusunda Akademik Platformun ve  Ege Üniversitesi  Özel Eğitim Uygulama ve Araştırma  Merkezi’nin  desteğiyle yürütülen çalışmaya katılan Doç. Dr. Sezen Köse, çocuklar açısından; dayanışma, anlayış, şefkat ve  yanında olmanın önemini vurguladı. Doç. Dr. Köse, “İnsanın şifası insandadır” dedi.</p>
<p><b>  “En önemli destek insani dayanışma”   </b></p>
<p> Felakete maruz kaldıkları için fiziksel ve ruhsal travmalar yaşayan çocuklar konusunda neler yapılması gerektiği sorusunu yanıtlayan EÜ Özel Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Sezen Köse “Burada önemli olan nokta, travma ve kayba verilen yanıtın travmatik olayın boyutuna ailesel, bireysel ve çevresel faktörlere göre değişebilmesi. Akut dönemde barınma, beslenme ve uyku ihtiyacının karşılanması fiziksel ve duygusal güvenli ortamın sağlanması, aile ve yakınlarıyla birlikte olmak, çocuğa zaman ayırmak, kendini ifade etmesine izin vermek, duyguların paylaşılması, sorularına dürüst ve gerçekçi cevap vermek, birlikte yapılan resim-oyun gibi aktiviteler önemli. Özetle dinlemek, anlamak, duygusuna değer vermek, yanında olduğunu ve yalnız olmadığını hissettirmek çok önemli. İlk dönemde en önemli destek insani dayanışma diyebiliriz” diye konuştu.</p>
<p><b>Medyanın Olumlu ve Olumsuz Etkileri</b></p>
<p>Platform Başkanı EÜ İletişim Fakültesi emekli öğretim üyesi Dr. Öğretim Üyesi Oğuzhan Kavaklı ise felaketlerin insanlar üzerinde her yaşta derin izler bıraktığını belirterek, medyanın haber sunumunda gerekli özeni göstermediği takdirde insan ruhunda açılan yarayı büyüteceğini ifade etti. Felaketi yaşayan insan sayısının da etkilenme oranı konusunda önem taşıdığını söyleyen Kavaklı, “Bölgede 11 milyon insan bu acıyı yaşadı. 12 gazeteci hayatını kaybetti. Toplamda can kaybı 48 bini aştı. Birçok gazeteci çok olumsuz koşullarda görevini sürdürerek insanları habersiz bırakmama gayreti içinde oldu” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sezen-kose-insanin-sifasi-insandadir-357385">Doç. Dr. Sezen Köse: &#8220;İnsanın şifası insandadır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Önder Erol, &#8220;Toplumsal ayrımlar silikleşti, Türkiye tek yürek oldu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onder-erol-toplumsal-ayrimlar-siliklesti-turkiye-tek-yurek-oldu-352273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımlar]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[önder]]></category>
		<category><![CDATA[silikleşti]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yürek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzyılın felaketini olarak tanımlanan Kahramanmaraş Depremi, sadece bölgede depremi birebir yaşayanları değil herkesi derinden etkileyerek toplumsal travmalara neden oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onder-erol-toplumsal-ayrimlar-siliklesti-turkiye-tek-yurek-oldu-352273">Doç. Dr. Önder Erol, &#8220;Toplumsal ayrımlar silikleşti, Türkiye tek yürek oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzyılın felaketini olarak tanımlanan Kahramanmaraş Depremi, sadece bölgede depremi birebir yaşayanları değil herkesi derinden etkileyerek toplumsal travmalara neden oldu.  Depremin yarattığı toplumsal travmanın geniş bir etki alanına yayıldığını ifade eden Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Pelin Önder Erol, “Kahramanmaraş Depremi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülen en yıkıcı deprem olarak tarihe geçmiştir. Gerek coğrafi erimi gerekse şiddeti bakımından eşi benzeri görülmemiş bu depremin vurduğu Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Malatya, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Diyarbakır, Kilis ve Şanlıurfa illerinin toplam nüfusu, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sını oluşturuyor. Bu oran felaketten doğrudan etkilenen, bir başka deyişle birincil travma yaşayan nüfusa işaret ediyor” dedi.</p>
<p>Depremin toplumun tamamını derinden etkilediğini ifade eden Doç. Dr. Önder Erol, “ 45 bine yakın canımızı yitirdik, halen binlerce yaralımız var. Ağır hasarlı bina sayısı 200 bini aştı; bu durum, milyonla ifade edilecek sayıda insanımızın evsiz kalması anlamına geliyor. Bu acı tablo hiç kuşkusuz toplumun tamamını derinden etkiledi, deprem bölgesi dışında yaşayan bireyler olarak halen sekonder travma yaşıyoruz. Toplumsal hafızamıza kazınacak son derece üzücü bu olayın yaralarını sarmaya çabalıyoruz” dedi.</p>
<p><b>Toplum dayanışması ortaya çıktı</b></p>
<p>Türkiye’nin depremde tek yürek olduğunu söyleyen Doç. Dr. Erol, “Toplumsal kohezyonun en canlı örneklerinden birinin sergilendiği 6 Şubat depremi sonrasındaki süreç, toplum olarak ne denli duyarlı olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Toplumsal ayrımlar silikleşti ve hep ifade edildiği gibi Türkiye tek bir yürek oldu. Toplumumuzda zaten baskın olan yardımlaşma ve dayanışma kültürü derhal devreye girdi. Toplum olarak ayni ve nakdi yardımlarda ve konut örgütleme çalışmalarının yanı sıra depremden doğrudan etkilenen bireyleri manevi olarak desteklemede adeta yarışıyoruz. Bunların tümü sosyolojik bağlamda ele alındığında, bu dayanışmanın toplumumuza özgü bir geleneği temsil ettiği görülmektedir” diye konuştu.</p>
<p>Toplumun, ailenin yerine geçtiğini belirten Doç. Dr. Pelin Önder Erol, “Bireyin gereksinimlerini karşılayan üç temel organ devlet, piyasa ve ailedir. Türkiye’de bireyin gereksinimlerini karşılamada en fazla sorumluluk üstelenen organ, normal şartlar altında ailedir. Dolayısıyla Türkiye’de Akdeniz toplumlarının ailecilik ve toplulukçuluk kültürü hakimdir. Ancak depremden etkilenen bireylerin genellikle aileleri de depremden etkilendi. Biz, burada bireyin gereksinimini karşılamada dördüncü bir organ olarak toplumun da gücünü gördük. Toplum, ailenin yerine geçti ve büyük bir boşluğu doldurdu, hepimiz her bir depremzedeyi ailemizin bir ferdi olarak görüyoruz, bu önemli. Toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma, depremzede bireylerin yaralarını sarmada son derece işlevsel oldu. Romantik bağlamının ötesinde dayanışmanın, ancak doğru bir biçimde örgütlendiği koşullar altında işlevsel olduğunu, bu bağlamda sivil toplumun gücünü de bu vesileyle görmüş olduk” dedi.</p>
<p><b>Deprem, göç olgusunu doğuruyor</b></p>
<p>Doç. Dr. Önder Erol, “Toplumda kırılgan gruplar arasında yer alan kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar ve göçmenlerin depremle birlikte çifte hatta üçlü tehlike dediğimiz, katmanlı kırılganlık durumunu tecrübe etmelerinin önüne geçmek için bu gruplara özgü uyumlaştırma çalışmaları gerekmektedir. Her bir grubun kendine özgü beklenti ve sorunları bulunmaktadır ki, bunlar da jenerik çözümlerle ortadan kaldırılamamaktadır. Depremin yarattığı sosyal problemlerin hafifletilmesinde gerek devletin ilgili organlarına gerekse sivil toplum örgütlerine ilerleyen zamanlarda ciddi görevler düşeceği açıktır” dedi.</p>
<p>Depremin toplumsal değişim olan göç dalgasına da neden olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Önder Erol, “Deprem bölgesi aynı zamanda hem iç göç hem de dış göçün merkezi olagelmiş bir coğrafyada bulunuyor. Bu illerin uzun yıllar Türkiye’nin diğer bölgelerine göç vermiş olması nedeniyle depremzede vatandaşların depremden etkilenmeyen illerde yaşayan akrabalarının varlığı da sigorta görevi gördü. Depremin hemen ardından bölgeden tahliye edilen vatandaşlarımızın, bu akrabaları tarafından misafir edilmeye başlandığını  gördük. Bu durum Türkiye’de akrabalığın önemine bir kez daha işaret etmiştir. Bununla birlikte yine bu coğrafya Suriye göçünün önemli bir destinasyonu olması bakımından da ayırt edici bir nitelik taşıyor. İç savaştan kaçarak Türkiye’ye iltica etmiş olan Suriyelilerin depremden etkilenmesinin bir başka göç dalgasını tetiklemesi olası görülüyor. Bireylerin ontolojik güvenliklerini tehdit eden böylesi büyük bir felaketin, toplumsal dinamiklerin yeniden örgütlenmesinde etkili olması kaçınılmazdır” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onder-erol-toplumsal-ayrimlar-siliklesti-turkiye-tek-yurek-oldu-352273">Doç. Dr. Önder Erol, &#8220;Toplumsal ayrımlar silikleşti, Türkiye tek yürek oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. İskender Ekinci: &#8220;35 yaşından itibaren herkes 3 yılda bir diyabet taraması yaptırmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-iskender-ekinci-35-yasindan-itibaren-herkes-3-yilda-bir-diyabet-taramasi-yaptirmali-346428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 11:06:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ekinci]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[iskender]]></category>
		<category><![CDATA[itibaren]]></category>
		<category><![CDATA[skender]]></category>
		<category><![CDATA[taraması]]></category>
		<category><![CDATA[yaptırmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşından]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabetin ilk evrede bulgu vermeden ilerleyebildiğini kaydeden Doç. Dr. İskender Ekinci, “Bu nedenle herhangi bir risk faktörü olmayan kişilerin 35 yaşından itibaren her 3 yılda bir açlık kan şekeri düzeyi ile diyabet açısından taranması önerilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-iskender-ekinci-35-yasindan-itibaren-herkes-3-yilda-bir-diyabet-taramasi-yaptirmali-346428">Doç. Dr. İskender Ekinci: &#8220;35 yaşından itibaren herkes 3 yılda bir diyabet taraması yaptırmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyabetin ilk evrede bulgu vermeden ilerleyebildiğini kaydeden Doç. Dr. İskender Ekinci, “Bu nedenle herhangi bir risk faktörü olmayan kişilerin 35 yaşından itibaren her 3 yılda bir açlık kan şekeri düzeyi ile diyabet açısından taranması önerilir” dedi.</strong></p>
<p>Halk arasında “şeker hastalığı” olarak da bilinen diyabet hakkında açıklamalarda bulunan <strong>Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İskender Ekinci</strong>, birçok hastalık gibi diyabette de erken teşhisin çok büyük öneme sahip olduğunu söyledi. Doç. Dr. Ekinci, “Diyabet tedavisine erken başlanması hastalığın uzun vadeli seyrini olumlu bir şekilde etkiler” derken, “Fakat diyabette hastalığın mevcut olduğu ama henüz bulgu vermediği bir dönem vardır. Bu nedenle herhangi bir risk faktörü olmayan kişilerin 35 yaşından itibaren her 3 yılda bir açlık kan şekeri düzeyi ile diyabet açısından taranması önerilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Dünyada 600 milyon diyabet hastası var”</strong></p>
<p>Diyabeti “Kan şekerini düzenleyen insülin hormonunun pankreas tarafından yeterince üretilememesi veya üretilen insülinin hedef dokularda istenilen etkiyi gösterememesinden kaynaklanan metabolik bir hastalık” olarak tanımlayan Doç. Dr. Ekinci, “Dünya genelinde toplam 600 milyona yakın bilinen diyabet vakası var ve bu sayı hızla artıyor. Diyabet sık susama ve sık idrara çıkma ihtiyacı, sürekli açlık hissi, kilo kaybı, görme değişiklikleri, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi gibi şikayetlerle kendini belli eder” diye konuştu. Vakaların çoğunun Tip-2 Diyabet olduğunu kaydeden ve çoğunlukla obezite ve fiziksel aktivite azlığının diyabetle yakın ilişkili olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ekinci, “Sağlıklı bir diyet, düzenli fiziksel aktivite, normal vücut ağırlığının korunması ve sigara içmekten kaçınmak diyabet gelişimini önleyen veya geciktiren en temel yaklaşımlardır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Risk faktörü taşıyanlara yılda bir tarama önerisi</strong></p>
<p>Doç. Dr. Ekinci, “Birinci ve ikinci derece yakınlarında diyabet hastalığı bulunan kişiler, obez bireyler, insülin direnci tespit edilmiş olan bireyler, daha önce pre-diyabet tanısı konulmuş olan kişiler, gebelikte gebelik diyabeti teşhisi konulmuş olan kadınlar, sedanter (hareketsiz) yaşamı olan ve fiziksel olarak yeterince aktif olmayan kişiler, yağdan zengin posalı gıdalardan fakir beslenen kişiler, uzun süre steroid (kortizon) kullanan hastalar, yüksek tansiyonu, kolesterol yüksekliği veya kalp hastalığı olan kişiler, polikistik over sendromu olan kişiler, organ nakli yapılmış olan kişiler ve 4 kilodan daha ağır bebek doğuran kadınların yılda en az bir defa açlık kan şekeri düzeyinin diyabet açısından taranması tavsiye edilir” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-iskender-ekinci-35-yasindan-itibaren-herkes-3-yilda-bir-diyabet-taramasi-yaptirmali-346428">Doç. Dr. İskender Ekinci: &#8220;35 yaşından itibaren herkes 3 yılda bir diyabet taraması yaptırmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim insanı Doç. Dr. Evran&#8217;dan, kan hastalıklarının tedavisine katkı sağlayacak proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-doc-dr-evrandan-kan-hastaliklarinin-tedavisine-katki-saglayacak-proje-345326</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2023 08:06:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[evran]]></category>
		<category><![CDATA[evrandan]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarının]]></category>
		<category><![CDATA[insani]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayacak]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Serap Evran’ın yürütücülüğünü üstlendiği, uluslararası COST aksiyonu çerçevesinde TÜBİTAK tarafından desteklenen “Histon Deasetilaz 10 (HDAC10) Aktivitesinin İnhibisyonu İçin Spesifik DNA Aptamerinin Geliştirilmesi” projesi çalışmaları devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-doc-dr-evrandan-kan-hastaliklarinin-tedavisine-katki-saglayacak-proje-345326">Egeli bilim insanı Doç. Dr. Evran&#8217;dan, kan hastalıklarının tedavisine katkı sağlayacak proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Serap Evran’ın yürütücülüğünü üstlendiği, uluslararası COST aksiyonu çerçevesinde TÜBİTAK tarafından desteklenen “Histon Deasetilaz 10 (HDAC10) Aktivitesinin İnhibisyonu İçin Spesifik DNA Aptamerinin Geliştirilmesi” projesi çalışmaları devam ediyor. EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, nitelikli çalışmalarından dolayı Doç. Dr. Serap Evran’ı ve proje ekibini tebrik ederek başarılar diledi.</p>
<p>Yürütücülüğünü Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Serap Evran’ın yaptığı Fen Bilimleri Enstitüsü Biyokimya Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi Ezgi Man’ın bursiyer olarak görev aldığı projede, HDAC10 enzim aktivitesine karşı aptamer adı verilen, tek iplikli DNA yapısında yeni bir molekülün geliştirilmesi çalışmaları devam ediyor. Proje sonucunda elde edilecek aptamerin potansiyel bir ilaç adayı olarak kronik GVHD tedavisi çalışmalarına katkı yapması hedefleniyor.</p>
<p>Projenin detayları ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Serap Evran, “Allojenik hematopoietik kök hücre nakli kemik iliği yetmezliği, hemoglobin kaynaklı kan hastalıkları ve talasemi gibi hastalıklar için önemli bir tedavi seçeneğidir.  Bunun için aile üyeleri, aileden olmayan kişiler veya kordon kanı ünitelerinden elde edilen hücreler kullanılmaktadır. Bu tedavinin en önemli komplikasyonu nakil sonrasında ortaya çıkabilen graft versus host (GVHD) hastalığıdır. GVHD hastalığının nedeni, bağışçının beyaz kan hücrelerinin alıcı hücreleri yabancı olarak algılamasıdır” diye konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Serap Evran, “GVHD, akut veya kronik formda ortaya çıkmaktadır. Akut GVHD’nin önlenmesi ve tedavisi ile ilgili gelişmeler olmasına rağmen, kronik GVHD pek çok hastayı olumsuz etkilemekte ve ölümlere yol açmaktadır. Kronik GVHD tedavisinde bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak, bazı hastaların tedaviye cevap vermemesi ve uzun süreli ilaç kullanımının neden olduğu yan etkiler nedeni ile yeni tedavi yöntemlerine ihtiyaç vardır. Kronik GVHD tedavisinde düzenleyici T hücreleri adı verilen ve bağışıklık tepkisini baskılayan hücrelerin kullanımı umut vericidir. Bu hücrelerin GVHD tedavisinde kullanılabilmesi için, Foxp3 adı verilen bir protein gereklidir. Foxp3 proteinin üretimi için de histon deasetilaz 10 (HDAC10) adı verilen enzimin aktivitesini durdurucu yeni ilaçlar gereklidir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-doc-dr-evrandan-kan-hastaliklarinin-tedavisine-katki-saglayacak-proje-345326">Egeli bilim insanı Doç. Dr. Evran&#8217;dan, kan hastalıklarının tedavisine katkı sağlayacak proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
