<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>diyetler | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/diyetler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/diyetler</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 08:59:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>diyetler | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/diyetler</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dikkat! Kış kilolarından kurtulmak isterken!..</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikkat-kis-kilolarindan-kurtulmak-isterken-626575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[isterken]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Verme]]></category>
		<category><![CDATA[kilolarından]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelişiyle birlikte birçok kişi, kışın aldıkları fazla kilolardan kurtulmak ve ‘yaza fit girmek’ için harekete geçiyor. Kimi spora başlayıp beslenmesini düzenlerken, kimileri ise hızlı sonuç alma isetğiyle internet ve sosyal medyada karşılaştığı şok diyetler ve zayıflama çaylarına yönelerek sağlığını ciddi riske atabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-kis-kilolarindan-kurtulmak-isterken-626575">Dikkat! Kış kilolarından kurtulmak isterken!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelişiyle birlikte birçok kişi, kışın aldıkları fazla kilolardan kurtulmak ve ‘yaza fit girmek’ için harekete geçiyor. Kimi spora başlayıp beslenmesini düzenlerken, kimileri ise hızlı sonuç alma isetğiyle internet ve sosyal medyada karşılaştığı şok diyetler ve zayıflama çaylarına yönelerek sağlığını ciddi riske atabiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven</strong> “Kışın azalan hareket ve değişen beslenme alışkanlıkları sonrası bahar dönemi adeta bir başlangıç fırsatı olarak görülür. Ancak çoğu zaman tüm çabalara rağmen kilo kaybı beklenen hızda ilerlemez. Bunun nedeni genellikle fark edilmeden yapılan hatalı alışkanlıklardır” diyor.</p>
<p>Hızlı kilo verme amacıyla uygulanan şok diyetlerin, vücutta kas kaybına yol açarak metabolizmayı yavaşlattığını ve sürdürülebilir olmadığını belirten Güven, kontrolsüz tüketilen zayıflama çaylarının ise karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi hasarlara neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Güven, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Öğün atlamak ve uzun süre aç kalmak</strong></p>
<p>Öğün atlamak çoğu kişinin düşündüğünün aksine kilo vermeyi hızlandırmaz, tam tersine metabolizmayı yavaşlatabilir. Uzun süre aç kalan vücut kendini korumaya alarak enerji harcamasını azaltır. Bunun sonucunda bir sonraki öğünde daha fazla yemek yeme eğilimi ortaya çıkar. Ayrıca uzun süreli açlık, kan şekeri dengesini bozarak özellikle tatlı ve yüksek kalorili besinlere yönelimi artırır. Gün sonunda farkında olmadan alınan toplam kalori yükselir ve kilo verme süreci sekteye uğrar.  </p>
<p><strong>Yetersiz protein alımı</strong></p>
<p>Protein hem kas kütlesinin korunması hem de metabolizmanın aktif çalışması için temel bir besin öğesidir. Yetersiz protein alımında kas kaybı yaşanabilir ve bu da metabolizma hızının düşmesine yol açar. Oysa protein, aynı zamanda tokluk hissini artırarak gereksiz atıştırmaların önüne geçer. Günlük beslenmede yumurta, yoğur, et, tavuk ve baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına yeterince yer vermek, hem kilo kontrolünü destekler hem de daha dengeli bir beslenme sağlar. </p>
<p><strong>Yetersiz su tüketimi</strong></p>
<p>Su, metabolizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmezdir. Yetersiz su tüketimi, metabolik süreçlerin yavaşlamasına neden olabilir. Ayrıca vücut susuz kaldığında bu durum çoğu zaman açlık hissiyle karıştırılır ve gereksiz kalori alımına yol açar. Gün içinde yeterli miktarda su içmek, hem iştah kontrolünü kolaylaştırır hem de yağ yakım süreçlerini destekler. Bu nedenle günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimi, kilo kontrolünün en basit ama en etkili adımlarından biridir. </p>
<p><strong>Çok düşük kalorili diyetler </strong></p>
<p>Hızlı kilo vermek için yapılan aşırı düşük kalorili diyetler, kısa vadede sonuç verebilse de uzun vadede sürdürülebilir olmadığı gibi ciddi riskler taşır. Bu tür diyetlerde vücut yeterli enerji alamadığı için kas kaybı yaşanır ve metabolizma hızı düşer. Ayrıca bu beslenme şekli sürdürülebilir olmadığı için diyet bırakıldığında veriln kilolar hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı, dengeli ve yeterli beslenme ile mümkündür. Aşırı kısıtlamalar yerine sürdürülebilir bir plan tercih edilmelidir. </p>
<p><strong>Hareketsizlik</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven “Sadece diyet yapmak kilo verme sürecinde çoğu zaman yeterli olmaz. Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, harcanan enerinin düşük kalmasına ve kilo kaybının yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş ve egzersiz, hem yağ yakımını hızlandırır hem de kas kütlesini korur. Hareketli bir yaşam tarzı, sağlıklı kilo kontrolünde vazgeçilmez bir önem taşımaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Yetersiz uyku</strong></p>
<p>Uyku düzeninin bozuk olması, vücuttaki açlık hormonlarını doğrudan etkileyerek daha fazla yeme isteğine neden olabilir. Aynı zamanda gün içinde yorgunluk ve enerji düşüklüğü yaratarak fiziksel aktiviteyi azaltır. Bu durum, hem kalori alımını artırır hem de harcamayı düşürür. Düzenli ve kaliteli uyku, kilo kontrolü açısından en az beslenme kadar önemlidir. </p>
<p><strong>Stres ve duygusal yeme</strong></p>
<p>Stres altında birçok kişi farkında olmadan daha fazla ve genellikle sağlıksız besinler tüketir. Bu durum özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelimi artırır. Bu durum ‘duygusal yeme’ olarak adlandırılır ve kilo alımının en önemli nedenlerinden biridir. Stresi doğru yönetmek, sadece ruh sağlığı için değil, kilo kontrolü için de kritik bir unsurdur. Nefes egzersizleri, yürüyüş ve sosyal destek gibi yöntemler bu süreçte yardımcı olabilir. </p>
<p><strong>Şok diyetler uygulama</strong></p>
<p>Hızlı kilo verme isteğiyle uygulanan şok diyetler, vücuda yeterli enerji ve besin öğesi sağlamadığı için kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu tür diyetler kısa vadede kilo kaybı sağlasa da sürdürülebilir değildir ve diyet bırakıldığında verilen kilolar hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı için dengeli ve düzenli beslenme temel olmalıdır. </p>
<p><strong>Zayıflama çaylarını bilinçsiz tüketmek</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven “Zayıflama çayları genellikle bağırsakları hızlandırarak geçici kilo kaybı hissi oluşturur. Ancak bu durum yağ kaybı değil, sıvı kaybıdır. Kontrolsüz tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozabilir, ayrıca bazı bitkisel içerikler karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle bu tür ürünler mutlaka uzman onayında ve kontrolünde kullanılmalıdır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-kis-kilolarindan-kurtulmak-isterken-626575">Dikkat! Kış kilolarından kurtulmak isterken!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, son yıllarda popülerliği giderek artan tek tip diyetleri değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481">Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, son yıllarda popülerliği giderek artan tek tip diyetleri değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sadece meyve veya sıvı ağırlıklı diyetler sağlıklı çözüm sunmuyor</strong></p>
<p>Sadece meyve, detoks veya sıvı ağırlıklı diyetlerin kısa sürede kilo kaybı sağlıyor gibi görünse de vücut için kalıcı ve sağlıklı bir çözüm sunmadığını belirten Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sadece meyve, detoks veya sıvı ağırlıklı diyetler; vücudun ihtiyaç duyduğu protein, yağ, vitamin ve mineralleri yeterince karşılamaz. Bu diyetler genellikle kısa sürede ağırlık kaybı sağlasa da bu kaybın büyük kısmı yağdan değil; kas dokusu ve sudan olur. Kişi, diyeti bıraktığında ise kaybedilen vücut ağırlığı hızlıca geri alınır. Yani bu yöntemler kalıcı ve sağlıklı bir çözüm sunmaz.” dedi.</p>
<p><strong>“Doğal ve temiz” gibi söylemlerle pazarlanması tehlikeli</strong></p>
<p>Bu tür diyetlerin tehlikeli yönünün, “doğal”, “temiz”, “vücudu arındıran” gibi ifadelerle pazarlanması olduğuna işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Özellikle genç ve hızlı sonuç arayan bireyler, bu söylemlere kolayca inanabiliyor. Oysa sağlıklı yaşam; tek bir besin grubuna odaklanmak değil, dengeyi koruyup çeşitliliği sağlamaktır. Yanlış diyetler, sağlıklı yaşam adı altında normalleştirildiğinde, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarının önü açılabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sadece meyveyle beslenmenin metabolik bedeli ağır</strong></p>
<p>Meyvenin sağlıklı bir besin grubu olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ifade eden Hatunoğlu, “Sadece meyveyle beslenildiğinde aşırı fruktoz alımı olur, kan şekeri dalgalanır. Aynı zamanda B12, demir, çinko ve esansiyel yağ asitleri gibi hayati besin ögeleri yetersiz alınır. Bu durum halsizlik, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu ve bağışıklık zayıflığına yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Karaciğer sağlığı sessizce bozulabiliyor</strong></p>
<p>Protein ve sağlıklı yağ eksikliğinin karaciğer üzerinde ciddi bir yük oluşturduğuna dikkat çeken Hatunoğlu, “Protein ve sağlıklı yağlar, metabolik dengenin korunması için gereklidir. Uzun süre bu besinleri almamak, karaciğerde yağ birikimini artırabilir. Özellikle meyve ağırlıklı beslenmede aşırı fruktoz alımı, karaciğerde yük oluşturur ve zamanla yağlanmaya neden olabilir. Bu durum alkol kullanılmasa bile karaciğer sağlığını olumsuz etkileyebilir. Yanlış ve dengesiz beslenme alkol kullanılmadan da karaciğer hastalıklarına, hatta siroza kadar ilerleyen tablolara neden olabilir. Bu hastalıklar çoğu zaman ‘sessiz’ ilerler; kişi uzun süre belirti hissetmez. Belirtiler ortaya çıktığında ise hastalık genellikle ileri evrededir. Bu yüzden düzenli beslenme ve koruyucu sağlık kontrolleri büyük önem taşır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemi dengeyle güçleniyor</strong></p>
<p>Tek yönlü beslenmenin, bağışıklık sistemini doğrudan zayıflattığını çünkü bağışıklığın güçlü kalabilmesi için karbonhidrat, protein ve yağların dengeli alınması gerektiğini ifade eden Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Yetersiz protein alımı, bağışıklık hücrelerinin ve antikorların üretimini azaltırken; sağlıklı yağ eksikliği hücre zarlarının yapısını bozarak bağışıklık hücreleri arasındaki iletişimi olumsuz etkiler. Aşırı veya dengesiz karbonhidrat tüketimi ise kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak vücudun savunma yanıtını zayıflatabilir. Bunun yanında tek tip diyetlerde A, C ve D vitaminleri ile çinko, demir ve selenyum gibi bağışıklık için önemli vitamin ve minerallerin eksikliği sık görülür. Bu mikro besin yetersizlikleri, kişinin daha sık hastalanmasına ve hastalık sonrası iyileşme sürecinin uzamasına neden olabilir; bu nedenle bağışıklık sistemi ancak besin çeşitliliği ve dengeyle güçlü kalabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Hollywood diyetlerinin bilimsel karşılığı yok</strong></p>
<p>Ünlü isimler üzerinden pazarlanan diyet programlarının büyük bölümünün bilimsel dayanağı olmadığını belirten Hatunoğlu, “Hollywood diyeti, ünlü diyeti gibi isimlerle sunulan programların büyük çoğunluğunun bilimsel bir temeli yoktur. Sağlıklı kilo vermenin olmazsa olmazı; kişiye özel, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme planıdır. Hızlı kilo değil, kalıcı sağlık hedeflenmelidir. Düzenli öğünler, yeterli protein, sağlıklı yağlar, sebze-meyve dengesi ve hareketli bir yaşam temel yaklaşımlardır. Beslenme bir cezalandırma yöntemi değil, vücudu destekleme aracıdır. Sağlıklı yaşam; yasaklarla değil, dengeyle mümkündür. En doğru yol, bilimsel bilgiye dayalı ve bireye uygun beslenme alışkanlıkları kazanmaktır.” diyerek sözlerine son verdi</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481">Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 12:17:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetle]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp-damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[popüler]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sıra]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, başlıca risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenebileceğini söyledi. Tansiyon ve kan yağlarının yükselmesinin kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörleri arasında geldiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, günümüzde popüler olan bazı hatalı diyetlerin kalp-damar hastalıklarına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Prof. Dr. Alphan, “Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar” uyarısında bulundu.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlıklı ve dengeli beslenmenin kalp sağlığına etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><b>Kalp damar hastalıkları, ölüm nedenlerinin ilk sırasında geliyor</b></p>
<p>Kalp damar hastalıklarının dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin birinci sırasında yer aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalıklarının yüksek kan kolesterol düzeyi ile ilişkili olduğu ve kan kolesterol düzeyinin düşürülmesinin kalp hastalıkları görülme riskini azalttığı bilinir. Kan kolesterol düzeyi yükseldikçe, kalp hastalığı oluşma olasılığı da artar. 29 Eylül Dünya Kalp Günü, insanları her yıl tüm dünyada yaklaşık 18 milyon kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan kalp hastalıkları ve inmenin, başlıca ölüm nedeni olduğuna ilişkin bilgilendirmek için düzenleniyor” dedi.</p>
<p><b>Ülkemizde ölüm nedenlerinin ilk sırasında dolaşım sistemi hastalıkları var</b></p>
<p>Kalp damar hastalığına bağlı ölüm oranlarına ilişkin bilgileri paylaşan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalığının en yaygın görüldüğü ülkeler ABD, Orta Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri olsa da kalp-damar hastalığına bağlı gerçekleşen ölümlerin yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde olduğu tespit edilmiştir. Orta Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinin ise bu hastalığa bağlı ölüm oranlarının en yüksek olduğu ülkeler arasında olduğu bildirilmiştir. Kalp-damar hastalığı nedeniyle en düşük ölüm oranlarına sahip ülkeler ise Güney Kore, Fransa, Japonya, İsrail ve Portekiz’dir. TÜİK verilerine göre; Türkiye’de de dünyada olduğu gibi ölüm nedenlerinin birinci sırasında 2024 yılında yüzde 36,0 ile dolaşım sistemi hastalıkları yer aldı. 2023 yılında bu oran yüzde 33,6 idi” dedi.</p>
<p><b>Erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenmesi mümkün</b></p>
<p>Kalp hastalığını tetikleyen faktörleri sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı olarak sıralayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’i önlenebilir” dedi.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada beslenmenin yeri önemli</b></p>
<p>Kalp ve damar sağlığını korumada alınacak önlemlere dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sigara ve alkol kullanımı ile hipertansiyon yani yüksek tansiyon ve kan yağlarının yükselmesi, kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörlerindendir. Hipertansiyon ve kan yağlarının yükselmesini önlemek için beslenme önerilerine göre, birinci kural özellikle doymuş yağdan (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı vb.) ve zeytinyağı bile olsa aşırı yağ tüketiminden kaçınarak kan kolesterol düzeyinin yükselmesini önlemek son derece önemlidir. Aslında kolesterol, dışarıdan diyetle alındığı gibi vücutta da yapılan yağa benzer bir yapısı olan, vücuttaki pek çok hormonun (östrojen, progesteron, testosteron vb.) ön maddesidir ve vücut için gereklidir” dedi.</p>
<p><b>Zeytinyağı tüketiminde ölçüye dikkat edilmeli</b></p>
<p>Aşırı kolesterol ve doymuş yağ alımı ne kadar zararlı ise tamamen yağsız bir beslenmenin de vücut için o kadar zararlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Zayıflamak amacıyla yağsız bir diyet uygulayanlarda hormon dengesizliği nedeniyle kadınlarda adet döngüsü bozulur. O yüzden sağlıklı beslenme için belirli bir yağa ihtiyaç vardır ki bu oranın enerjinin yüzde 20’sinin altına düşürülmemesi gerekir. Yapılan yanlışlardan birisi de zeytinyağının faydalı olduğunu düşünerek bardak bardak zeytinyağı içilmesidir. Unutmayın ki 1 çay bardağı zeytinyağı ile vücuda bir günlük enerji ihtiyacınızın yarısını (yaklaşık 900 kalori) almış olursunuz” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada bu önerilere dikkat!</b></p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, kalp-damar hastalığını önlemek ve kolesterolü yükseltmemek için önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>-Doymuş yağ içeren tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi yağları ve trans yağ içeren besinleri tüketmemek. Özellikle zeytinyağını ve diğer bitkisel yağları tercih etmek.</p>
<p>-Kırmızı et, tavuk ve balık tüketiminin günde 1 porsiyonla sınırlandırılması gerekir. Kolesterol sadece kırmızı ette yoktur, balık ve tavuk da benzer miktarlarda kolesterol içerir.</p>
<p>-Hayvansal kaynaklı besinleri azaltırken, bitkisel kaynaklı proteinlerin alımını (kurubaklagiller) arttırmak.  Mümkünse her gün kurubaklagilleri tüketmek.</p>
<p>-Beyin, böbrek, dil, karaciğer, dalak, işkembe gibi organ etlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Sucuk, salam, sosis, pastırma gibi şarküteri ürünlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Yemek pişirme metodu olarak kızartılmış besinleri (et vb. hamur ve sebze kızartmaları da dahil) tüketmemek, aşırı yağlı yemek tüketiminden kaçınmak.</p>
<p>-Az yağlı süt, yoğurt vb. süt ürünlerini tercih etmek.</p>
<p>-Sebze ve meyve tüketiminin günlük 5-10 porsiyon olması.</p>
<p>-Fındık, fıstık, ceviz ve badem vb. sert kabuklu yemişleri günde 20-25 gramı aşmayacak miktarlarda tüketmek (Çünkü bu besinlerin 100 gramı 650-700 kalori içerir).</p>
<p>-Rafine şeker tüketimini azaltmak, kompleks karbonhidratları ve dolayısıyla posalı besinlerin özellikle tam tahılların (tam buğday ekmeği, çavdarlı ve yulaflı ekmekler) tüketimini arttırmak.</p>
<p><b>Akdeniz, DASH ve vejetaryen diyetler kalp-damar sağlığını korumada etkili</b></p>
<p>Dünyada en sağlıklı beslenme modeli olan Akdeniz ve DASH diyetleri ile vejetaryen ve düşük yağlı diyetlerin hipertansiyon ve kalp-damar hastalığından korumada etkili olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Hipertansiyonu olanların da tuzu az tüketmelerinin yanı sıra DASH diyetini uygulaması onların kalp-damar hastası olmasını önleyecektir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: “Kalp krizi geçirenlerin yüzde 50’sinin kan kolesterollerinin<b> </b>düşük olması, kalp damar hastalığı riskine neden olan başka faktörlerin de olduğunu ortaya koymuştur. Kalp-damar hastalıklarında D vitamininin düşük olması, homosisteinin yüksek olması ve inflamasyonun (iltihabi durumun) rolü hakkındaki bilgilerin artması ve mikrobiyota denilen vücudun ikinci beyini olarak kabul edilen vücudumuzdaki yararlı mikroorganizmaların zararlı mikroorganizmalarla yer değiştirmesi (disbiyozis) sonucu oluşan endotoksemi, ateroskleroz (damar sertliği) varlığını ve aterosklerozun derecesini göstermek için kullanılan belirteçlerdir.</p>
<p><b>Popüler diyetlere dikkat!</b></p>
<p>Zayıflamak amacıyla diyet yapanlar bazen hatalı diyetleri uygulayabiliyor. Bu hatalı diyetler de kalp-damar hastalığına zemin hazırlayabiliyor. Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p>Ayrıca aralıklı açlık diyetlerinin kısa vadede kilo kaybı ile glikoz ve insülin duyarlılığı gibi metabolik avantajları olmasına rağmen, 2024 yılında Sebastian SA ve arkadaşları tarafından yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre, bu tarz beslenmenin uzun vadede olumsuz etkileri olabileceği öne sürülmüştür. 20 bin kişide yapılan bir çalışmanın sonuçları; yiyeceklerini günde 8 saatten az bir sürede tüketen kişilerde kardiyovasküler hastalıktan ölüm riskinin yüzde 91 daha yüksek olduğu bulunmuştur.”</p>
<p><b>Kalp sağlığını koruyan mucize bir besin yok</b></p>
<p>Kalp hastalığını önleyen mucize bir besin, sebze ya da meyve olmadığını kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sağlıklı beslenme bir bütündür.  Bahsedilen diyetlerin içerdiği besinlerin her birisinin vücuda farklı yararları vardır.  O yüzden bütün besin gruplarının yer aldığı sağlıklı beslenme tarzı, kalp-damar hastalıklarından koruyucu olduğu gibi kalp-damar hastalarının da uygulayabileceği bir beslenme tarzı olacaktır. Kalp-damar hastalarında, omega-3 yağ asidi, C, D, E vitaminleri, beta-karoten ve kalsiyum dahil olmak üzere besin desteklerinin kullanımı, akut kardiyovasküler hastalık riskini azaltmada faydalı değildir. Bunun yerine sağlıklı beslenme yoluyla bu besin öğelerinin besinlerden alınması yararlı olacaktır. Çünkü besinlerde vücuda gerekli olan vitamin ve mineraller gibi besin öğelerinin yanı sıra, özellikle sebze ve meyvelerde pek çok hastalıktan koruyucu oldukları kanıtlanmış olan fitonutrientler ile antioksidan ve antiinflamatuar etkileri olan, besin öğesi olmayan bileşenler de bulunur. O yüzden tek başına kalsiyum, magnezyum vb. takviye almak yerine, farklı renklerdeki sebze ve meyveleri her gün tüketerek pek çok besin öğesini ve besin öğesi olmayan bileşenlerini almak mümkün olacaktır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ev dışında yemek, büyük porsiyonlar, moda diyetler kilo alımını artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ev-disinda-yemek-buyuk-porsiyonlar-moda-diyetler-kilo-alimini-artiriyor-531041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[dışında]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün en önemli sağlık problemlerinden biri olan obezite, sadece estetik bir sorun değil, kronik bir hastalık olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-disinda-yemek-buyuk-porsiyonlar-moda-diyetler-kilo-alimini-artiriyor-531041">Ev dışında yemek, büyük porsiyonlar, moda diyetler kilo alımını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Günümüzün en önemli sağlık problemlerinden biri olan </span></span></span></b><b><span><span><span>obezite, sadece estetik bir sorun değil, kronik bir hastalık olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin, obezite oranı açısından dünyada 17’nci sırada, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, enerji alımının artmasının nedenlerini aşırı yağlı ve yüksek enerjili fast-food tarzı beslenme, ev dışında yemek yeme alışkanlığının artması, şeker yerine fruktoz bazlı şekerlerin içeceklerde kullanılmasının artması, porsiyonların büyümesi ve internetteki moda diyetlerin kullanılması olarak sıraladı. Alphan’a göre, obezitenin önlenmesinde toplumun sağlıklı beslenme konusunda eğitilmesi ve fiziksel aktivitenin artırılarak bir davranış biçimine dönüştürülmesi gerekiyor.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 17 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada obezitenin </span><span>uzun süreli pozitif enerji dengesinin sonucu olarak vücutta yağ dokusunun aşırı artması ve yağların depolanmasıyla (esas olarak TG) oluşan kronik bir sağlık sorunu olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezite, sadece estetik bir sorun değil…</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obeziteye sadece estetik bir sorun olarak bakmanın doğru olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Alphan, “Çünkü obezite, diyabet, kalp-damar hastalığı, hipertansiyon ve bazı kanser türleri için en önemli risk faktörlerinden birisidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) veri tabanına göre; Avrupa’daki yetişkinlerde hipertansiyonun yüzde 55’inden, kalp hastalıklarının yüzde 35’inden, Tip 2 diyabetin yüzde 80’inden obezite sorumludur ve bunların her yıl 1 milyondan fazlası ölüm ile sonuçlanmaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>BKİ yükseldikçe hastalık riski yükseliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obezite ile fazla kilolu olmanın birbirinden farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Alphan, “Obezite ile fazla kilolu olmak aynı şey değildir. Obezitenin değerlendirilmesinde kullanılan Beden Kütle İndeksi (BKİ) adı verilen, insanların vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir buna göre elde edilen sonuçlarla insanların ağırlıkları değerlendirilir. Aşağıdaki tabloda BKİ sınıflandırılması ve sağlık açısından değerlendirilmesi verilmiştir. Buna göre hafif şişmanlık (kiloluluk), BKİ’nin 25-30 kg/m2 arasında olmasıdır ve bu kişilerde hastalık riski artmaya başlamış, BKİ 35 kg/2’nin üzerinde ise hastalık riski çok yükselmiştir” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezite, vücuttaki yağlanmanın artmasıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>BKİ’nin bazı durumlarda da yüksek olabileceğini belirten Prof. Dr. Alphan, “BKİ’nin yüksek olması, her zaman obeziteyi göstermez. Unutulmamalıdır ki obezite vücuttaki yağlanmanın artmasıdır. Düzenli spor yapanlarda ya da elit sporcularda kas dokusunun artışı nedeniyle BKİ yüksek çıkabilir fakat BKİ’nin yüksek çıkması sporcuların obez oldukları anlamına gelmez ve aşağıdaki değerlendirme sporcular için kullanılamaz” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bel çevrenizi mutlaka ölçün</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bel çevresi ölçümünün önemini vurgulayan Prof. Dr. Alphan, “Bel çevresi ölçümü de hastalık riskinin önemli bir göstergesidir. Sağlıklı olabilmek için bel çevresinin kadınlarda 88 cm’nin altında, erkeklerde ise 102 cm’nin altında olması gerekir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezite oranında Avrupa’da birinciyiz</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türkiye’nin, obezite oranı açısından dünyada 17’nci sırada, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. Alphan, “2024 yılında Türkiye&#8217;de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 32,1&#8217;inin obez, yüzde 34,6&#8217;sının ise fazla kilolu olduğu, toplamda ise bu oranının yüzde 66,7 ye ulaştığını söylemek mümkün. </span><span>Türkiye’de obeziteye ilişkin hastalıklardan olan diyabet, koroner kalp hastalığı, felç ve kanserden 2,4 milyon kişinin etkilendiği Dünya Sağlık Örgütü’nün-2024 raporunda belirtilmiştir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Neden bu kadar kilo alıyoruz? </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Toplum geneline bakıldığında geçmiş kuşaklara göre daha kilolu olmamızın nedenlerine değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, yaşam şeklindeki değişikliklere dikkat çekti. Prof. Dr. Alphan, “Obezite, aşırı enerji tüketimi, yetersiz enerji harcaması (sedanter yaşam tarzı, Bazal Metabolizmanın düşük olması veya halk arasındaki tanımıyla metabolizmanın yavaş olması) veya her ikisinin neden olduğu uzun süreli enerji dengesizliği ile kişinin genleri ve çevresi arasındaki kompleks etkileşimlerinin bir sonucu olarak gelişen kronik bir hastalıktır. Obezite, sedanter yaşam tarzı ve aşırı besin alımını destekleyen sosyo-kültürel çevrede gelişir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Ev dışında yemek ve büyük porsiyonlar kilo aldırıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Enerji alımının artması ve enerji harcanmasının azalması ile dokularda yağ birikimi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Alphan, şunları söyledi: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Enerji alımının artmasının nedenleri arasında son yıllarda yaygın olan tüketilen aşırı yağlı ve yüksek enerjili fast-food tarzı beslenme, ev dışında yemek yiyenlerde artış olması, şeker yerine fruktoz bazlı şekerlerin içeceklerde kullanılmasının artması, porsiyonların büyümesi ve ayrıca internetteki moda diyetlerin kullanılması ile aniden aşırı kilo vermeler ve hatalı diyetin bırakılması ile aşırı kilo alımının olması, beslenme ile ilgili yapılan hatalar olarak sayılabilir. Besinlerle aşırı enerji tüketimi, araba kullanımının artması, yürüyen merdivenler ve asansörler nedeniyle fiziksel aktivitenin yetersizliği ile birleşince obezite kaçınılmaz olarak artmaktadır.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezitenin altındaki faktörler iyi tespit edilmeli!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obezitenin diğer nedenlerine de dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Obeziteyi sadece aşırı beslenme ve fiziksel aktivitenin azalmasına bağlamak doğru değildir. Obezitenin diğer nedenleri arasında; genetik faktörler, hormonal nedenler, bazı hastalıklar, çevresel faktörler, psikolojik faktörler, çeşitli ilaçların kullanımı, uyku bozuklukları (vardiyalı çalışma), sosyo-ekonomik faktörler, ilkim değişikliği gibi faktörler de sayılabilir. O yüzden öncelikle obeziteye neden olan altta yatan faktörün tespitinin yapılması ve ona göre tedavi edilmesi gereklidir.  Obeziteye neden olan pek çok faktörün varlığından dolayı obezitenin tedavisi de oldukça zordur” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bilinçlendirme ve hayata geçirme önemli </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obezitenin önlenmesinde bireysel ve toplumsal bilinçlenmenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Alphan, şunları söyledi: “Obezitenin önlenebilmesi için bireylerin, bireyleri oluşturan ailenin ve dolayısıyla bütün toplumun sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak hareketli olması için bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve hem sağlıklı beslenmenin hem de hareketli olmanın davranış biçimine dönüştürülmesi gerekir. Bunu başarmak çok zordur. Bütün toplumlarda obezite ile mücadele programları vardır ama obezite ile ilgili belirlenen hedefe ulaşmanın gerçekten çok zor olduğu hemen hemen bütün toplumlarda giderek artan obezite prevalansından anlaşılmaktadır.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sağlıklı beslenme ve hayat tarzı değişikliği şart </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obezitede birinci tedavi yönteminin sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak aktif olmayı da içeren hayat tarzı değişikliği olduğunu vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sağlıklı beslenme; az yağlı süt ve ürünleri, yağsız et, balık, tavuk, yumurta ile kurubaklagiller ve az miktarlarda kabuklu kuruyemişleri de içeren, rafine olmayan tam tahıllardan ve günde 5-10 porsiyon sebze ve meyveden oluşan bir beslenme modelidir. Doymuş yağ ve trans yağ içermeyen, az miktarda bitkisel sıvı yağ (zeytinyağı ve diğer bitkisel yağların karışımı) kullanılarak yemeklerin yapılması ve şeker ve şekerli besinler ile içeceklerin minimum düzeyde alınması ve su tüketiminin arttırılması da enerji dengesi ve obeziteye bağlı hastalık risklerini en aza indiren bir yaklaşım olacaktır. Bu tarz beslenme modelleri, tüm dünyada sağlıklı olduğu kabul edilmiş olan Akdeniz Diyeti, DASH Diyeti ile vejetaryen beslenmedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Popüler diyetler hastalık riski oluşturuyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Popüler diyetler konusunda da uyarıda bulunan Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Zayıflamak amacıyla popüler diyetlere yönelmek (Aralıklı açlık diyetleri, Ketojenik diyet, Kan Grubu diyetleri, Alkali diyet veya tek besin diyetleri vb.)  kısa vadede zayıflamayı sağlasa da bu tür diyetlerin uzun vadede uygulanabilirliği ve ömür boyu sürdürülebilir olması mümkün olmadığı gibi bazı hastalıkların oluşturma riskini arttırdıkları da bir gerçektir.”</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-disinda-yemek-buyuk-porsiyonlar-moda-diyetler-kilo-alimini-artiriyor-531041">Ev dışında yemek, büyük porsiyonlar, moda diyetler kilo alımını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış diyetler zayıflatmıyor tam aksi kilo aldırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-zayiflatmiyor-tam-aksi-kilo-aldiriyor-455944</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2024 12:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflatmıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455944</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanların çok kısa bir sürede hızlı şekilde kilo vermeyi hedeflediklerinde çok yanlış diyetlere yöneldiklerini kaydeden uzmanlar, zayıflama hedefiyle başlanılan süreçte uygulanan yanlış listeler, yetersiz ve dengesiz beslenmenin temeline dayalı zayıflama listeleri obeziteyi de beraberinde getirdiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-zayiflatmiyor-tam-aksi-kilo-aldiriyor-455944">Yanlış diyetler zayıflatmıyor tam aksi kilo aldırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Popüler diyetlerin başarısız olmasındaki nedeninin uygulanabilir olmaması olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, “Çünkü her diyet, hazırlanan her beslenme listesi bireyin parmak izi gibidir, o kişiye özeldir. Bireye uygun hazırlanmamış listeler olmalı.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, hızlı zayıflama ve şok diyetler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Dengesiz beslenmenin temeline dayalı zayıflama listeleri obeziteyi de beraberinde getiriyor”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, yanlış diyetlerin aslında kilo alımını tetikleyebileceği ve sağlığı olumsuz etkileyebileceğini ifade ederek, dengesiz beslenme ve hızlı kilo verme hedeflerinin, çoğu zaman beklenmeyen sonuçlara yol açabildiğini dile getirerek, “Yeterli ve dengeli beslenme; insanın vücudunun alması gereken enerji, makro ve mikro besin ögelerinin yani karbonhidratın da proteinin de yağın da vücudun ihtiyacı olduğu miktarlarla vücuda alınmasıdır. İnsanlar çok kısa bir sürede hızlı bir şekilde kilo vermeyi hedeflediklerinde çok yanlış diyetlere yöneliyorlar. Zayıflama hedefiyle başladıkları bu süreçte tam tersi bir etki oluyor ve çok fazla kilo alıyorlar. Uygulanan yanlış listeler, yetersiz ve dengesiz beslenmenin temeline dayalı zayıflama listeleri obeziteyi de beraberinde getiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Ciddi yetersiz ve dengesiz beslenmeye paralel olarak sistem bozuklukları olabiliyor”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, diyetler konusunda sosyal medyada çok ciddi bir bilgi kirliliği var olduğunu kaydederek, diyetisyenlere birçok kanaldan ulaşılabileceğini ama bu işin eğitimini almamış insanların yanlış bilgiler verdiklerini belirterek, “Ciddi yetersiz ve dengesiz beslenmeye paralel olarak sistem bozuklukları ve paralelinde birçok sağlık sorunları olabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Diyet bir pazar haline geldi maalesef…”</strong></p>
<p>“Beslenme tarihine bakıldığında her dönem popüler diyet listeleri gündeme geliyor.” diyen Doç. Dr. Müge Arslan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Taş devri diyeti vardı, kan grubu diyeti geldi. Hollywood diyetleri, Kore diyetleri…  Gelecek tarihlerde de devam edecek. Neden? Çünkü diyet bir pazar haline geldi maalesef. Ve bireylerin bu konudaki bilgi yetersizlikleri, zayıflama sürecinin ne olduğuna dair bilgi sahibi olmamaları, hızlı ve geçici çözümlere yönelmeleri bu diyetleri popüler hale getirdi. Bunların hiçbirini önermiyorum. Çünkü bu diyetlerin tamamı isim değişiklikleriyle birlikte aynı temele dayanıyor. Tek besin grubu, yetersiz ve dengesiz beslenme temeline dayanıyor. </p>
<p><strong>“Kore diyeti… Kesinlikle önermiyorum…”</strong></p>
<p>Örneğin; Kore diyeti denilen diyet sıvının ağırlıklı olduğu, meyve ve sebzenin ağırlıklı olduğu diyettir ya da protein ağırlıklı diyetler var. Bunların hiçbiri sağlık açısından kabul edilebilir diyetler değillerdir. Kesinlikle önermiyoruz. </p>
<p>Önemli olan yeterli ve dengeli beslenme temelinde sağlıklı kilo vermek. Popüler diyetlerin başarısız olmasındaki neden uygulanabilir olmaması. Çünkü her diyet, hazırlanan her beslenme listesi bireyin parmak izi gibidir, o kişiye özeldir. Bireye uygun hazırlanmamış listeler olmalı. Bizim sağlıklı beslenme dediğimiz aslında öğün atlamadan beslenmedir.”</p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme takıntısı Ortoreksiya…</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, Ortoreksiya denilen aşırı derecede sağlıklı beslenme takıntısı hastalığına işaret ederek, “Bir hastalık haline getirip, ‘şu kadar gram karbonhidrat yemişim, bunun içerisinde şu kadar yağ varmış bunu yapmayayım’ süreçleri Ortoreksiyaya geçme oluyor. Bunun ileriki etaplarında artık vücut şeklini de beğenmeme pozisyonu oluyor. Sağlıklı bir vücut şekline sahip olmasına rağmen kendini aynada kilolu görmeye başlıyor. O işte o zaman anoreksiyaya kayma oluyor. Ondan sonra daha sağlıksız biz süreç başlıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Ekmeksiz bir liste doğru mu?</strong></p>
<p>Acaba kilo alacak mıyım korkusuyla hapishane hayatıyla beslenmenin doğru olmadığına işaret eden Doç. Dr. Müge Arslan, yeterli ve dengeli beslenmede içerisinde karbonhidrat, protein ve yağı da barındıran listelerin olduğunu, ekmek de bir karbonhidrat çeşidi olduğu için ekmeksiz bir listenin söz konusu olmadığını söyledi. </p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, “Ekmeğin türü çok önemli. Beyaz ekmek önermiyoruz çünkü glisemik indeks kavramı söz konusu oluyor. Şeker miktarı yüksek besinler önerilmiyor. Ama ekmeksiz liste de kesinlikle önermiyoruz. Bu tarz şeyleri de doğru bulmuyoruz. Ekmek olabilir ama miktarı önemli. Ekmek yemiyorum diyen bir insana da zorla ekmek vermek de doğru değil. Onun da muadilleri var. Çorba tüketebilir, pilav tüketebilir ama bulgur pilavı tercih edilmesinden yanayız. Tek besin grubu ve yasakların olduğu listelerle bir yere kadar gidilebiliyor ve verilen kilo da kilo kaybı olmuyor, su kaybı oluyor. Sonra fazlasıyla tekrar geri alınıyor.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Kan şekeri dengesi önemli!</strong></p>
<p>Tahıllı, posa miktarı yüksek olan ekmekleri önerdiklerini de kaydeden Doç. Dr. Müge Arslan, “Tahıllı ekmek olabilir, siyez unundan yapılmış olabilir, çavdar ekmeği olabilir, bu tarz ekmeklere yönelim istiyoruz çünkü bu tarz ekmeklerin içindeki şeker miktarı düşük oluyor. Bu nedenle gün içerisindeki kan şekerinin dengelenmesi sürecinde daha destekleyici özelliğe sahip oluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Şok diyetlere dikkat! </strong></p>
<p>Şok diyetlerin kilo değil su kaybına neden olduğunu ifade eden Doç. Dr. Müge Arslan, “Sauna etkisi gibi düşünün. Saunaya girip çıktığınızda iki kilo daha düşük çıkarsınız ve kilo verdim diyemezsiniz çünkü su kaybıdır. Şok diyetlerin etkisi de bu. Kısa sürede hızlı bir şekilde tartıdaki o rakamın düşmesini hedef alan şeylerdir. Şok diyetler kesinlikle uygulanmaması gereken diyetlerdir.” diye vurguladı.</p>
<p><strong>“Tek öğün beslenerek yaşamınızın sonuna kadar gidemezsiniz” </strong></p>
<p> </p>
<p>Bir öğün beslenmenin de doğru olmadığını ifade eden Doç. Dr. Müge Arslan, “Olmaz çünkü yaşam süreci bir metabolik süreçten ibarettir. Günlük hayatınızı devam ettirebilecek enerjiye sahip olmanız gerekir. Tek bir öğün beslenip 24 saat boyunca o tek öğünle bu enerji ve metabolik süreçlerin devamlılığını sağlamanız imkansız ve çok zor. Bunu yaparsanız da arka planda bazı şeyleri bozuyor oluyorsunuz.  3 temel öğün yani kahvaltı, öğle ve akşam öğünlerinin kesinlikle yapılması gerekiyor. Ara öğünler de kişinin yaşam tarzına adapte olarak yapılabilir. Tek öğün beslenerek yaşamınızın sonuna kadar gidemezsiniz.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>‘Bunu yediğim zaman mutlu oluyorum’ diye bir şey yok…</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, “Vücut bir makine aslında, içeriye verdiğinizin çalışma şekliyle yaşamınızı devam ettiriyorsunuz. Bunun için de o dengeye çok dikkat etmeniz gerekiyor.” dedi.</p>
<p>Bilim beslenmenin psikolojisine döndüğünü dile getiren Doç. Dr. Müge Arslan, “İnsanlar ya çok mutlu olduğunda kutlamak için yemek yerler ya da çok mutsuz olduklarında.  Bunun temelinde psikolojik faktörler vardır.  O mutsuzluk halinden kurtulabilmek için genellikle kolay ulaşabileceğimiz besinleri tercih ederiz. Bunlar da cipstir, çikolatadır…  ‘Bunu yediğim zaman mutlu oluyorum’ diyenler var, hayır öyle bir şey yok, sağlıklı besinlerle de mutlu olabiliyorsunuz.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-zayiflatmiyor-tam-aksi-kilo-aldiriyor-455944">Yanlış diyetler zayıflatmıyor tam aksi kilo aldırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
