<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>diyabetin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/diyabetin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/diyabetin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>diyabetin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/diyabetin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açtığı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Yalnızca kan şekerini değil, zamanla sinirleri, damarları ve yara iyileşmesini de etkileyen; kalpten böbreklere dek birçok organa zarar verebilen diyabetin yol açtığı en ciddi sorunlardan biri de ayak yaraları! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>“Diyabetik ayak yaraları konusunda ülkemizde farkındalık ne yazık ki son derece az hatta yok denecek seviyededir. Toplumda en sık yapılan yanlışlardan biri; ayakta meydana gelen bir yaranın ‘önemsemeyerek’ geçer diye beklenilmesi ya da bilinçsizce kişisel müdahalede bulunulmasıdır. Oysa diyabetli bireylerde ayakta gelişen küçük bir çatlak, basit bir su toplaması ya da fark edilmeyen minik bir kesik kısa sürede kronik yaraya dönüşebilmekte, bu yaralar zamanında ve doğru tedavi edilmediğinde enfeksiyonlara, uzuv kaybına ve hatta yaşam kaybına neden olabilmektedir” diyor. Diyabetik ayak yaralarının önlenebilir bir sorun olduğunu vurgulayan KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, 7 kritik önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kan şekerinizi mutlaka düzenli ölçtürün</strong></li>
</ul>
<p>Diyabet hastalarının diyabetik ayak gelişimini önlemek için alacağı en önemli önlemlerin başında; kan şekeri düzeylerinin düzenli kontrol altında tutulması ve düzenli hekim kontrollerinin aksatılmaması gelmektedir. Bu farkındalığın oluşması ve düzenli kontrollerin yaptırılması diyabetik ayak gelişme riskini büyük ölçüde azaltır. Kan şekeri kontrolü iyi olmayan bireylerde yaralar daha geç iyileşir ve enfeksiyon riski artar. </p>
<ul>
<li><strong>Ayak bakımınıza önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Günlük ayak bakımını sadece estetik ya da fuzuli olarak görmeyip, özellikle diyabet hastalarında zaruri bir ihtiyaç olduğunu bilmek gerekir. Diyabetik ayak yaralarına karşı günlük ayak bakımı büyük önem taşır. Ayaklar ne çok sıcak ne de çok soğuk suyla yıkanmalı, iyice kurulanmalı ve özellikle parmak araları nemli bırakılmamalıdır. Tırnaklar düz şekilde kesilmeli, nasır ve sertleşmeler bilinçsizce kesilmemelidir. Gerekirse ayak bakımı için diyabet konusunda bilgili sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Ayağınızı bakarak kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetli bireylerde sinir hasarı nedeniyle his kaybı yaygın olduğundan ayaktaki yaralar geç fark edilebilir. Bu nedenle ayaklar mutlaka her gün bakılarak incelenmeli, kızarıklık, çatlak, su toplaması, yara, akıntı veya renk değişikliği fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Ayak tabanı görülemiyorsa ayna kullanılmalıdır. Çünkü diyabet hastalarında ayakta küçük bir su toplaması, nasır ya da renk değişikliği bile ciddi bir sorunun habercisi olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>‘Geçer’ diye bekleyerek zaman kaybetmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetik ayak yaraları kolayca enfekte olabilir ve enfeksiyon hızla kemiğe kadar ilerleyebilir.<br /> Gecikmeden uygun antibiyotik tedavisi, gerekli durumlarda cerrahi temizlik (debridman) hayat kurtarıcı olabilir. Evde bilinçsiz pansuman, alkol, oksijenli su, rastgele antibiyotikli kremler ya da bitkisel ürünler ayakta sorunu daha da kötüleştirebilmekte, bu nedenle sorunun tedavisi çok daha karmaşık ve zor hale gelebilmektedir. Her yara tıbbi değerlendirme gerektirir. </p>
<ul>
<li><strong>Çıplak ayakla yere basmayın</strong></li>
</ul>
<p>Evde çok sık yapılan yanlışlardan biri de; evde çıplak ayakla yere basılmasıdır. Oysa diyabetik ayak yaralarının önemli bir kısmı ev içinde oluşur. Diyabet hastalarının yere çıplak ayakla basmaması, ayaklarını mutlaka koruması, hele de kumsal vb yerlerde kesinlikle terlik olmadan dolaşmaması gerekir. Parmak arası terlik ya da ucu açık terliklerden uzak durulmalı, terliğin önü kapalı olmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Damar tıkanıklığı sorununuz var mı mutlaka öğrenin</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>diyabetik ayak yaralarının en önemli nedenlerinden birinin damar tıkanıklıkları olduğunu belirterek “Günlük yaşamda yanlış alışkanlıklarımızın da etkisiyle damar tıkanıklıkları hızla yaygınlaşmaktadır. Diyabetik ayakta da; ayaktaki kan dolaşımı yetersizse, en iyi yara bakımı bile iyileşme sağlamaz. Bu nedenle tedavinin ilk adımlarından biri, ayak damarlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve gerekiyorsa damarların açılmasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Ayakkabı seçiminize önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Ayakkabı alırken görünüşünden ziyade sağlık açısından doğru ve rahat olmasına dikkat edilmelidir. Dar, sert, dikişli ya da ayağı sıkan ayakkabılar, fark edilmeden yaraya yol açabilir. Ayağı sıkmayan yumuşak ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayakkabı ayağa tam uyumlu ve yumuşak tabanlı olmalı, iç dikişi bulunmamalı, vurma yapmayan özellikte olmalıdır. Yeni ayakkabılar ayakta vurma yapmaması için başlangıçta kısa sürelerle giyilmelidir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Erken müdahale ve multidisipliner tedavi kritik önem taşıyor!</strong></p>
<p>KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabetik ayak tedavisinde erken müdahale ve multidisipliner tedavinin kritik önem taşıdığını belirterek şöyle konuşuyor: “Diyabetik ayak yaraları, tek bir hekimin değil; kalp-damar cerrahisi, endokrinoloji, yara bakım, enfeksiyon hastalıkları, ortopedi ve plastik cerrahi gibi uzmanların birlikte çalışmasını gerektirir. Multidisipliner yaklaşımın yanısıra günümüzde gelişen damar açıcı (endovasküler) tedaviler ve modern yara bakım yöntemleri sayesinde, diyabetik ayak hastalarının büyük bölümünde uzuv kaybı önlenebilmektedir. Diyabetik ayak kader değildir. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ayaklar korunabilir, hayatlar kurtarılabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetin tüm paydaşları &#8220;diyabetin mavi masası&#8221; etrafında buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-tum-paydaslari-diyabetin-mavi-masasi-etrafinda-bulustu-422627</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 09:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[etrafında]]></category>
		<category><![CDATA[masası]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[paydaşları]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin (TEMD), Boehringer Ingelheim’ın koşulsuz katkılarıyla gerçekleştirdiği Diyabetin Mavi Masası projesi, TEMD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Kubat Üzüm, TEMD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mine Adaş, Diyetisyen Elvan Odabaşı, Eski Milli Voleybolcu Neslihan Demir ve Şef Şerife Aksoy’u bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-tum-paydaslari-diyabetin-mavi-masasi-etrafinda-bulustu-422627">Diyabetin tüm paydaşları &#8220;diyabetin mavi masası&#8221; etrafında buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYABETİN TÜM PAYDAŞLARI ‘DİYABETİN MAVİ MASASI’ ETRAFINDA BULUŞTU</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin (TEMD), Boehringer Ingelheim’ın koşulsuz katkılarıyla gerçekleştirdiği <strong>Diyabetin Mavi Masası</strong> projesi, TEMD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Kubat Üzüm, TEMD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mine Adaş, Diyetisyen Elvan Odabaşı, Eski Milli Voleybolcu Neslihan Demir ve Şef Şerife Aksoy’u bir araya getirdi.</p>
<p> </p>
<p>Dünyada 415 milyon kişiyi etkileyen ve ülkemizde de ciddi bir halk sağlığı sorunu olan diyabet hastalığının yaklaşık %95 gibi büyük bir oranını Tip 2 diyabet oluşturuyor. Proje, Tip 2 diyabetin yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğine dikkat çekerken, hastalığın ileri safhalarda organlarda yol açabileceği hasarlar konusunda da kamuoyunu bilgilendirmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Basın Bülteni, Türkiye –</em> Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD), önemli bir halk sağlığı sorunu olan diyabete dikkat çekmek ve yaşam tarzı değişikliğini teşvik etmek amacıyla 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında Boehringer Ingelheim&#8217;ın koşulsuz desteğiyle “Diyabetin Mavi Masası” projesini hayata geçirdi. Dijital mecralarda 4 bölüm halinde yayınlanacak olan Diyabetin Mavi Masası, konuyla ilgili birbirinden farklı alanlardaki uzmanları tek masa etrafında topladı.</p>
<p><em>Dünyada 415 milyon kişiyi etkileyen “sessiz salgın” diyabet1, ileri düzeyde organ hasarına yol açabiliyor</em></p>
<p>Diyabetin Mavi Masası Projesi, diyabetin dünya üzerindeki sembolü olan mavi renginden ve mavi halkadan yola çıkarak TEMD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayşe Kubat Üzüm’ü, TEMD Yönetim Kurulu Üyesi Mine Adaş’ı, Diyetisyen Elvan Odabaşı’nı ve Eski Milli Voleybolcu Neslihan Demir’i ve Şef Şerife Aksoy’u mavi tema ile hazırlanmış bir sofrada buluşturdu. </p>
<p>Şef Şerife Aksoy’un hem diyabet hastalarının hem de diyabetten korunmak isteyenlerin rahatça tüketebileceği lezzetli ve sağlıklı yemeklerle hazırladığı Diyabetin Mavi Masası’nda, diyabetin nedenleri, risk grupları, diyabetin neden olabileceği organ hasarları, diyabetli yaşamda sağlıklı beslenme ve sporun önemi gibi konulara keyifli bir sohbet eşliğinde değinildi. </p>
<p>Prof. Dr. Ayşe Kubat Üzüm ve Prof. Dr. Mine Adaş, dünyada 415 milyon kişiyi etkileyen “sessiz salgın” diyabetin nedenlerine, risk faktörlerine ve yol açabileceği ileri düzeydeki organ hasarlarına değindi. Tip 2 diyabetin sağlıklı beslenme ve hareketle kontrol altına alınabileceği, sağlıklı ve uzun bir hayat sürülebileceği vurgulandı. </p>
<p>Diyetisyen Elvan Odabaşı ve Neslihan Demir ise sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve hareketi günlük rutine kazandırmayı kolaylaştıracak tüyolardan bahsetti. </p>
<p><em>Teşhis edilen vakaların yaklaşık %95’i Tip 2 diyabet  </em></p>
<p>Dünyada yaklaşık 415 milyon yetişkin insan diyabet hastalığı ile yaşıyor2. Durumun küresel etkisini ele almak için önemli bir adım atılmadığı takdirde bu sayının önümüzdeki 25 yıl içinde 700 milyonun üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.4 Teşhis edilen tüm diyabet vakalarının yaklaşık %95 gibi büyük bir oranını Tip 2 diyabet oluşturuyor.5  Sağlıklı bir yaşam tarzı ile önlenebilen tip 2 diyabet, erken tanı ve bütünsel bir bakış açısıyla ele alındığında ise yönetilebilir bir hastalık olarak kabul ediliyor. </p>
<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu ve T.C. Sağlık Bakanlığı&#8217;na göre, Türkiye’de ise diyabetin görülme sıklığı yüzde 15 olarak tahmin ediliyor6 ve bu oran her geçen yıl artıyor. Boehringer Ingelheim ise bu tabloya dur demek amacıyla her yıl diyabete yönelik toplumsal bilinci artırma hedefiyle pek çok çalışmayı destekliyor. </p>
<p>Dört bölüm halinde yayınlanacak olan “Diyabetin Mavi Masası” serisinin ilk videosu, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde TEMD, Boehringer Ingelheim ve katılımcıların sosyal medya hesapları üzerinden izleyicilerle buluştu.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-tum-paydaslari-diyabetin-mavi-masasi-etrafinda-bulustu-422627">Diyabetin tüm paydaşları &#8220;diyabetin mavi masası&#8221; etrafında buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetin Az Bilinen Belirtilerine Dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-az-bilinen-belirtilerine-dikkat-421421</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 08:26:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtilerine]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, hem genç hem de yetişkin yaş grubunda sıklıkla karşımıza çıkabilecek hastalıkların başında geliyor. Sık görülen belirtiler ile Tip 2 diyabetin tanısının konulması daha kolay iken, halk arasında gizli şeker olarak bilinen prediyabetin ise tanısının konulmasında ise öncelikle şüphe, sonrasında kılavuzlara uyumlu tetkiklerin yapılması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-az-bilinen-belirtilerine-dikkat-421421">Diyabetin Az Bilinen Belirtilerine Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYABETİN AZ BİLİNEN BELİRTİLERİNE DİKKAT</strong></p>
<p> </p>
<p>Diyabet, hem genç hem de yetişkin yaş grubunda sıklıkla karşımıza çıkabilecek hastalıkların başında geliyor. Sık görülen belirtiler ile Tip 2 diyabetin tanısının konulması daha kolay iken, halk arasında gizli şeker olarak bilinen prediyabetin ise tanısının konulmasında ise öncelikle şüphe, sonrasında kılavuzlara uyumlu tetkiklerin yapılması gerekiyor. Prediyabet, ilerleyen evrelerinde diyabetle sonuçlanan, ilk dönemlerinde ciddi bulgular göstermeyen ve erken fark edildiğinde tedavisi mümkün olan bir hastalık olarak biliniyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Eylem Çağıltay, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü için diyabet ve prediyabet hakkında detaylı bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sık ve nadir görülen diyabet semptomlarına dikkat</strong></p>
<p>Klasik diyabet semptomları; çok idrara çıkma, çok su içme, aşırı yemek yeme veya iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma, ağız kuruluğu, gece idrara çıkma şeklinde görülmektedir. Doğal olarak bir semptomun birden fazla nedeni olabileceği de akılda tutulmalıdır. Bu semptomların diyabete bağlı olup olmadığı sağlık kurumlarınca araştırılmalıdır. Eğer şikayetler ilerlerse karın ağrısı, kramplar, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı gibi diyabetik ketoasidoz (halk arasında şeker koması) semptomları ortaya çıkabilmektedir. Daha az görülen diyabet semptomları ise; bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, inatçı enfeksiyonlar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları ve açıklanamayan kaşıntılardır. </p>
<p><strong>Diyabet tarama yaşı 35’e çekildi</strong>            </p>
<p>Diyabet konusunda ciddi bulgular göstermeyen, plazma glukoz düzeyleri normalden yüksek olan fakat diyabet tanı kriterlerini karşılamayan hastalara prediyabet tanısı konulmaktadır. Erken fark edildiğinde tedavisi mümkün olan bu hastalık, tanısı konmakta gecikildiğinde ise diyabet hastalığı kaçınılmaz olmaktadır. ABD Önleyici Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafınca Ağustos 2021 yılında yapılan bir araştırma, 2015 yılındaki araştırmaya kıyasla büyük bir değişikliğe imza atmaktadır. Diyabete atfedilen hiçbir semptomu olmayan ancak kilolu veya obezitesi olan yetişkinlerin diyabet öncesi dönem ve Tip 2 diyabet tarama yaşını 40 yaştan 35 yaşa çekmiştir.</p>
<p><strong>Kilolu veya obezitesi olan yetişkinler risk altında</strong></p>
<p>Diyabete yönelik hiçbir semptomu olmayan ancak kilolu veya obezitesi olan yetişkinlerin 40 yaşında tarama yaptırmalarını öneren kılavuza göre; prediyabet tanılı ve tanı almamış diyabeti olan bireylerin yalnızca %50’sinin tanısının konulması önemli bir ayrıntı olarak karşımıza çıkmaktadır. CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) Amerikan Ulusal Diyabet İstatistik raporuna göre 2020 yılında, ABD’de yaşayan erişkin yaş grubu popülasyonunda diyabet görülme oranının %13, prediyabet görülme oranının %34,5 olduğunu değerlendirmektedir. Bu durumda diyabet hastalığı öncesi dönemde hastaların tespit edilmeleri büyük önem taşımakta ve etkin bir şekilde diyabet engelleme girişiminde bulunulması gereklilik arz etmektedir.</p>
<p><strong>Ülkemizde erişkinlerin %42’si diyabetik veya prediyabetik</strong></p>
<p>Ülkemizde yapılan TURDEP-II Çalışması verilerine göre, ülkemizdeki erişkin nüfusun %42’si diyabetik ya da prediyabetiktir. Ülkemizde yapılan TEMD-1 çalışması verilerine göre ise, üçüncü basamak sağlık merkezlerinde takip edilen Tip 1 diyabetli hastaların sadece %15’inde, Tip 2 diyabetli hastaların ise sadece %40’ında glisemik kontrol sağlanabilmektedir. Ülkemizde yapılmış olan büyük çaplı tarama çalışmalarında da diyabet ve prediyabetik hastaların yarıya yakının henüz tanı almamış olduğu saptanmıştır. Prediyabet tanılı kişilerin ise kardiyovasküler risk faktörleri açısından mutlaka değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde bireysel değerlendirme önemli</strong></p>
<p>Diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde hedefler bireyseldir. En başta hastadan istenecek ilk adım yaşam tarzı düzenlenmesidir. Bu düzenleme ile hasta beslenme tedavisini ve kişiye özel egzersiz planlamasını yapmalıdır. Genel olarak beslenme alışkanlıklarının oluşmasını sağlayarak ve destekleyerek; kan glukoz düzeylerinde, kalp hastalıkları riskini azaltacak lipid profilinde, kan basıncında (KB) ve vücut ağırlığında bireysel hedefleri sağlamak ve korumak hedeflenmektedir. Kişinin beslenmesi; prediyabetli veya diyabetli kişinin bireysel ihtiyaçlarına, gerekli değişiklikleri yapabilme durumuna, değişime istekliliğine göre belirlenmelidir. Bireyin beslenmesinde olduğu gibi tedavide de glisemik hedefler (şeker kontrolü) bireyselleştirilmelidir. Ağızdan tablet ve enjeksiyon şeklinde verilen diyabet ilaçları kişiye özel şekilde hekimin ve hastanın tedavi başarısını en yüksek seviyede tutacak şekilde kullanılmalıdır. Tedavi protokollerinde; kombine verilen, etkinliği yüksek, yeni ilaçlar mevcuttur.</p>
<p>Tip 2 diyabet ve prediyabetin öncelikle oluşmasının engellenmesi, eğer oluştuysa etkin tedavi edilmesi, diyabete bağlı ortaya çıkacak mortalite (ölüm) ve komplikasyonların (hedef organlarda meydana getirdiği tahribat) önüne geçilmesini sağlayacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-az-bilinen-belirtilerine-dikkat-421421">Diyabetin Az Bilinen Belirtilerine Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 10:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[ozon]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor. Ozon terapinin hücresel metabolizmayı artırarak şeker hastalarında yoğun egzersizin yarattığı faydalı etkiye benzer bir etki oluşturduğunu, dokuların enerji açığının giderildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi, insülin hormonunun yaptığı bir dizi fonksiyonu oluşturuyor. Şeker hastalarında çok sık görülen susuzluk hissini, idrara çıkma sıklığını, ağız kuruluğunu, cilt kaşıntılarını, el ve ayak yanmalarını azaltıyor. Düzenli ozon tedavisi sonrası hastaların ilaç dozları ve kullanmaları gereken insülin miktarı azalıyor. Bağışıklık sistemini düzenlediğinden ve direnci arttırdığından şeker hastalarında çok sık görülen ayak enfeksiyonlarını, idrar yolları enfeksiyonlarını ve yaraları tedavi ediyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p> </p>
<p>Dünyada diyabetik olan bireylerin sayısı giderek artıyor. Dünyada 2000 yılında 171 milyon olan diyabetli sayısının 2030 yılında 366 milyon olması bekleniyor. Türkiye’de de diyabetli sayısının 5 milyona yaklaştığını hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Hareketsiz yaşam tarzının artması, aşırı obezite, sağlıklı olmayan beslenme alışkanlıkları diyabetin görülme sıklığını artırıyor” dedi. </p>
<p>Şeker hastalığının önemli komplikasyonlarından biri olan ve diyabetin yarattığı olumsuz zeminde gelişen diyabetik ayak ülserleri, iyileşmeyen yara ve kangren nedeniyle ekstremite, hatta hayat kaybına yol açabilen ciddi olgular olduğunu söyleyen Dr. Sadi Kayıran, “Tüm diyabetlilerin yüzde 15’i hayatları boyunca bir kez diyabetik ayak sorunu yaşarlar. Travma dışı amputasyonların yüzde 50’si diyabetik ayak nedenidir. Kan kimyasında değişimler, damarsal yapılarda bozulmalar ve periferik sinirlerde bozulmalar” olduğunu paylaştı.</p>
<p><strong>Diyabet belirtileri dikkate alınmalı</strong></p>
<p>Aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybının sık görülen belirtiler olmakla birlikte bazen de hiçbir belirtisinin olmadığının altını çizen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Belirtilerden biri veya birkaçı var ise vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmeli. Tip 1 diyabetin ortaya çıkışı genelde ani ve dramatik olur. Tip 1 diyabetin belirtileri daha az sıklıkta ama aynı biçimde tip 2 diyabetli kişilerde de olabilir. Tip 2 diyabetin ortaya çıkışı daha yavaştır ve bu yüzden tespiti de daha zordur. Bazı tip 2 diyabetli kişilerde hiçbir erken belirti görülmez ve başlangıçtan birkaç yıl sonra çeşitli diyabet komplikasyonları varlığıyla teşhis koyulur” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ozon terapi damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesini destekliyor</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında ozon terapinin etkin olduğunun bilindiğini ve genelde prediyabet hastalarında ve insülin direnci olan hastalarda oldukça yararlı bir tedavi süreci olduğunun altını çizen Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi için herhangi bir yaş sınırlaması yok. Sadece gebelerde uygulanmıyor. Tedavinin etkin ve faydalı olması için en az 8-10 seans tedavi gerekiyor. Ozon terapi uygulamaları antioksidan sistemi güçlendirdiği için vücudun enerji döngüsüne önemli bir katkı sağlamakta ve bu sayede hastalıklar ile mücadelede olumlu etlkileri olmaktadır. Ozon terapi yara üzerindeki doku oksijenizasyonunu arttırır, damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesine ve immün sistemi güçlendirdiğinden enfeksiyonla mücadelede yardımcı olur” dedi.</p>
<p><strong>Diyabet hastalarının tedavisine ozon terapisi eklemek yaşam kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Diyabet tedavisinde en önemli hususlardan birisi dokulara daha fazla oksijen ulaştırmak olduğunu ifade eden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapinin uygulandığı diyabet hastaları, tedaviye ek olarak bir süre boyunca beslenme programında doktorun önerileri doğrultusunda sağlıklı değişiklikler yaparlarsa, özellikle de sebze ağırlıklı beslenirlerse vücutta herhangi bir dokuda, uzuvda kangren oluşumuna neden olacak doku kaybının engellendiği görülüyor. Vücudun oksijen miktarının artarak hastanın metabolik hızının ve enerjiyi kullanma verimliliğinin de artmasıyla vücudun kan şekerini daha iyi kullanması sağlanabiliyor. Diyetine dikkat eden, bağışıklık sitemini dengede tutan, ilaçlarını düzenli kullanan, egzersiz yapan ve ozon terapi alan diyabet hastalarının yaşam kalitesi yüksek olduğu görülüyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
