<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>diyabet | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/diyabet/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/diyabet</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 18:13:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>diyabet | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/diyabet</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yapay zekâ diyetleri, diyabetliler açısından güvenli mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-diyetleri-diyabetliler-acisindan-guvenli-mi-625805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açısından]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetliler]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[Tip 2 Diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zekâ Uygulamaları]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625805</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyeleri tarafından yapılan bir çalışma, yapay zekâ uygulamaları tarafından diyabetliler için oluşturulan diyet listelerinin, Tip 2 diyabet için kılavuzlara dayalı referans diyetlerden sistematik sapmalar gösterdiğini ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-diyetleri-diyabetliler-acisindan-guvenli-mi-625805">Yapay zekâ diyetleri, diyabetliler açısından güvenli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyeleri tarafından yapılan bir çalışma, yapay zekâ uygulamaları tarafından diyabetliler için oluşturulan diyet listelerinin, Tip 2 diyabet için kılavuzlara dayalı referans diyetlerden sistematik sapmalar gösterdiğini ortaya koydu. Yapay zekâ uygulamalarının Tip 2 diyabetli bireyleri büyük ölçüde homojen bir grup olarak ele aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, yapay zekâ uygulamalarının önerdiği listelere göre proteinlerin fazla alınmasının nefropati oluşumuna neden olabileceği; karbonhidrat ve posanın düşük alınmasının da kan şekeri regülasyonunun sağlanmasında zorluk yaratma gibi risklere yol açabileceği uyarısında bulundu.  Prof. Dr. M. Emel Alphan, cinsiyet, yaş, vücut ağırlığı ve eşlik eden hastalıklar gibi klinik faktörlerin bireysel enerji ve protein gereksinimlerini önemli ölçüde etkileyebileceğine dikkat çekti.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyeleri tarafından yapılan bir çalışmada, yapay zekâ uygulamaları tarafından oluşturulan diyet listelerinin diyabetliler açısından güvenilirliği araştırıldı. <br />Diyabet dünya çapında hızla artıyor<br />Araştırmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabetin dünya çapında yarım milyardan fazla insanı etkileyen kronik metabolik bir hastalık olduğunu belirterek “Diyabetin bu hızlı artışı, diyabete eşlik eden hastalıkların, diyabete bağlı ölümlerin ve sağlık harcamalarının artmasına da neden olur. Tip 2 diyabetin artışının nedenleri arasında dünyada genel olarak yaşlı nüfusun artışı, fiziksel hareketsizlik ve sedanter yaşam tarzları, Batı diyeti olarak adlandırılan enerjisi yoğun ve besin öğeleri açısından fakir diyet modellerinin benimsenmesi gelir” dedi. <br />Tıbbi beslenme tedavisi, Tip 2 diyabet yönetiminin temel taşı<br />Tıbbi beslenme tedavisinin, Tip 2 diyabetin yönetiminin temel taşı olduğunu söyleyen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Tıbbi beslenme tedavisi, kan şekeri kontrolünün sağlanmasında, kardiyometabolik risk faktörlerinin azaltılmasında ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesinde kritik bir rol oynar. Tıbbi beslenme tedavisinin de Tip 2 diyabetli bireylere diyabet alanında uzmanlaşmış bir diyetisyen tarafından verilmesi gerekir. Oysaki son zamanlarda Tip 2 diyabetli bireylerin beslenme planlamaları (diyetler) için yapay zekâ uygulamalarının kullanımının arttığını görüyoruz” dedi.  <br />Yapay zekanın önerdiği diyet planları ne kadar güvenli?<br />Bilgisayarı ve interneti olan herkesin yapay zekâ uygulamaları yolu ile beslenme planlarını oluşturmaya çalıştıklarını kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, fakat yapay zekâ uygulamaları tarafından oluşturulan diyet planlarının klinik güvenliği, nicel doğruluğu ve kılavuzlara uygunluğu konusunun oldukça belirsiz olduğunu söyledi.<br />6 ayrı yapay zekâ uygulamasının diyet planları ile karşılaştırıldı<br />Bu nedenlerle Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyeleri olarak bu çalışmayı gerçekleştirdiklerini kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Çalışmamızda Amerikan Diyabet Birliği, Avrupa Diyabet Birliği, Dünya Diyabet Birliği ve ulusal kılavuzlara uygun olarak bir diyabet diyetisyeni tarafından Tip 2 diyabetliler için tasarlanmış standart üç günlük 1800 kalorilik referans diyet planları, 6 ayrı yapay zekâ uygulamasının oluşturduğu diyet planları ile karşılaştırıldı” dedi.<br />Standart diyet planlarına göre sapmalar gözlendi<br />Prof. Dr. M. Emel Alphan, çalışmanın detaylarına ilişkin şunları söyledi:<br />“Yapay zekâ uygulamalarının diyet planları ile standart diyetin birbirleri ile uyumlu olup olmadığını belirlemek için bu diyet planlarının enerji, karbonhidrat, yağ ve posa değerleri istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Kılavuzlara uyum ve klinik uygunluk, diyabet diyetisyenleri tarafından bağımsız olarak puanlandı. Yapay zekâ uygulamalarının hepsinin standart diyet planından sapmalar gösterdiği, toplam enerji, karbonhidrat ve posa miktarının daha düşük ve proteinin daha yüksek olduğu görüldü.<br />Karbonhidrat eksik, posa düşük hesaplandı<br />Referans diyete göre 6 yapay zekâ uygulaması, enerjiyi 200 ila 400 kalori düşük, bir yapay zekâ uygulaması ise yaklaşık 200 kalori fazla hesapladı. Karbonhidrat açısından bakıldığında ise yapay zekâ uygulamalarının hepsinin karbonhidratı 102 gram ila 75 gram eksik hesapladığı posanın da daha düşük miktarlarda hesaplandığı belirlendi. Protein açısından değerlendiğinde referans diyete göre ise 30 gram ila 10 gramlık yüksek değerler elde edildiği belirlendi.” <br />Hastanın bireysel özelliklerine dayalı uyarlamalar içermiyor<br />Bu çalışmanın, yapay zekâ uygulamalarının Tip 2 diyabet için kılavuzlara dayalı referans diyetlerden sistematik sapmalar gösteren diyet planları ürettiğini ortaya koyduğunu söyleyen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Çalışmamızda, yapay zekâ tarafından üretilen diyetlerin referans diyete göre özellikle enerji ve karbonhidrat miktarlarında düşük, proteinin ise bir miktar fazla olduğu tespit edilirken; hastaya bireysel özelliklere dayalı uyarlamaların içermediği belirlendi” dedi.<br />Önemli riskler oluşabilir<br />Prof. Dr. M. Emel Alphan, referans diyete göre belirlenen bu sapmalara bağlı olarak proteinlerin fazla alınmasının nefropati oluşumuna neden olabileceği gibi, karbonhidrat ve posanın düşük alınmasının da kan şekeri regülasyonunun sağlanmasında zorluk yaratabileceği uyarısında bulundu. <br />Yapay zekâ, destekleyici araçlar olarak kullanılabilir<br />Yapay zekâ uygulamalarının Tip 2 diyabetli bireyleri büyük ölçüde homojen bir grup olarak ele almış gibi göründüğünü, oysa cinsiyet, yaş, vücut ağırlığı ve eşlik eden hastalıklar gibi klinik faktörlerin bireysel enerji ve protein gereksinimlerini önemli ölçüde etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: <br />“Ayrıca standartlaştırılmış bir uyarı verildiğinde, yapay zekâ uygulamaları bireyselleştirmeyi desteklemek için ek bilgi talep etmedi ve kişiselleştirilmiş diyet önerileri sunmada başarısız oldu. Bu durumun bireyselleştirilmiş beslenme tedavisi ilkesiyle çeliştiği ve diyetisyen rehberliğinin Tip 2 diyabet yönetiminde esas olduğunu vurgulaması açısından çok önemlidir. Bununla birlikte, gelişen dijital ortamda, yapay zekâ uygulamalarının varlığının yadsınamayacağını ve diyabetin beslenme tedavisi kapsamında diyetisyenler tarafından destekleyici araçlar olarak kullanılabileceğini düşünüyoruz.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-diyetleri-diyabetliler-acisindan-guvenli-mi-625805">Yapay zekâ diyetleri, diyabetliler açısından güvenli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manisa Büyükşehir&#8217;den Diyabet Hastalarına Büyük Destek: Şeker Ölçüm Sensörleri Büyükşehir&#8217;den</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/manisa-buyuksehirden-diyabet-hastalarina-buyuk-destek-seker-olcum-sensorleri-buyuksehirden-623133</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 13:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623133</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisa-buyuksehirden-diyabet-hastalarina-buyuk-destek-seker-olcum-sensorleri-buyuksehirden-623133">Manisa Büyükşehir&#8217;den Diyabet Hastalarına Büyük Destek: Şeker Ölçüm Sensörleri Büyükşehir&#8217;den</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek.</p>
<p>Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak.</p>
<p><b>Başvurular Dijital Ortamda Alınacak</b></p>
<p>18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, https://yonetisim.manisa.bel.tr/WebBasvuru/tip-1-diyabet-sensoru-talep-basvuru-formu#/ başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak.</p>
<p><b>“Bu Cihazlar Lüks Değil, Hayati Bir İhtiyaçtır”</b></p>
<p>Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: “Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisa-buyuksehirden-diyabet-hastalarina-buyuk-destek-seker-olcum-sensorleri-buyuksehirden-623133">Manisa Büyükşehir&#8217;den Diyabet Hastalarına Büyük Destek: Şeker Ölçüm Sensörleri Büyükşehir&#8217;den</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belediye Personeline Sağlıklı Yaşam Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belediye-personeline-saglikli-yasam-semineri-622947</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[personeline]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, sosyal sorumluluk projesi kapsamında kalp hastalıkları, diyabet, diyet ile sağlıklı beslenme konularında bilgilendirme ve farkındalık semineri düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-personeline-saglikli-yasam-semineri-622947">Belediye Personeline Sağlıklı Yaşam Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Keçiören Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, sosyal sorumluluk projesi kapsamında kalp hastalıkları, diyabet, diyet ile sağlıklı beslenme konularında bilgilendirme ve farkındalık semineri düzenledi. Meclis salonunda belediye personeline yönelik gerçekleştirilen seminerde, sağlıklı yaşam hedefleri doğrultusunda bilinçli davranışların kazandırılmasına yönelik bilgilendirme yapıldı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Yüksek tansiyon, diyabet ve beslenme önerileri verildi</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Alanında uzman isimler tarafından verilen eğitimde konuşan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Alpaslan, “Yüksek Tansiyon ve Kalp Hastalıklarının Belirtileri” başlıklı sunum yaparak tansiyon değerleri, yüksek tansiyonun zararları, kalp hastalıklarının belirtilerini detaylı olarak anlattı. Alpaslan, yüksek tansiyonun çoğunlukla belirti vermeden ilerlediğini, düzenli takip ve gerektiğinde ilaç tedavisinin önemini vurguladı. Dâhiliye Uzmanı Dr. Abdullah Yalçın ise diyabet tanısı, tedavisi, beslenme ve hipoglisemi yönetimi konularında katılımcılara bilgi verip; diyabetin nasıl tedavi edildiğini ve hastalığın zararlı etkilerini açıkladı. Diyetisyen Gizem Turan da kalp ve diyabet hastalıklarında beslenme yöntemlerini anlatarak uygulanabilecek diyet programı örneklerini katılımcılarla paylaştı. </span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-personeline-saglikli-yasam-semineri-622947">Belediye Personeline Sağlıklı Yaşam Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[Araz]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ergene]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622851</guid>

					<description><![CDATA[<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851">Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde ciddi komplikasyonlara ve erken ölümlere yol açtığını vurguladı.</p>
<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş KİGEM Kadın İşgücünü Geliştirme Merkezi’nde Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, Servier Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla Türkiye’de ilk defa 14 derneğin iş birliği ile hayata geçen “Türkiye 2030’da yüzde 50” projesi kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. Hasta, hasta yakını, sağlık profesyonelinin katıldığı ve katılımcıların tansiyon değerlerinin ölçülmesiyle başlayan etkinliğin moderatörlüğünü tiyatro sanatçısı-yönetmen Mert Öner yaptı.</p>
<p><strong>Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz, </strong>Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Kronik hastalıkların uzun vadede organ ve dokularda ciddi hasarlara yol açtığını ifade eden Araz, “En sık görülen hastalıklar arasında hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Bu hastalıklar; kalp, damar, böbrek ve sinir sistemi gibi birçok organda hasara neden olarak uzun vadeli komplikasyonlara ve ölüm riskinde artışa yol açıyor” dedi.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de kronik hastalık oranları yüksek&#8221;</p>
<p>Türkiye’de hipertansiyonun erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 31’inde, diyabetin ise yüzde 16’sında görüldüğünü aktaran Araz, bu oranların yüksekliğine dikkat çekti. Kontrol oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Araz, kronik hastalıklarda hedef değerlere ulaşma oranının yüzde 30-40 civarında olduğunu kaydetti.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de tedaviye uyum oranı yüzde 36&#8221;</p>
<p>Tedaviye uyumun hem dünyada hem de Türkiye’de yeterli düzeyde olmadığını dile getiren Araz, “Hastaların tedaviye uyum oranı dünya genelinde yüzde 30 ila 50 arasında. Türkiye’de ise bu oran yaklaşık yüzde 36 seviyesinde” diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Uyum artarsa ölüm ve komplikasyonlar azalıyor&#8221;</p>
<p>Tedaviye uyumun artırılmasının önemli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Araz, “Tedaviye uyum sayesinde ölüm oranlarında yaklaşık yüzde 21 azalma, organ hasarı ve komplikasyonlarda ise yüzde 30 ila 50 oranında düşüş sağlamak mümkün” dedi.</p>
<p>&#8220;2030’da tedavi başarı hedefi yüzde 50&#8221;</p>
<p>2030 yılına yönelik hedeflere de değinen Araz, tedaviye uyumu artırarak tedavi başarısında artışa yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti ve “Amacımız Türkiye’de tedavi başarı oranını diyabette yüzde 36,7’den, hipertansiyonda ise yüzde 22,2’den %50’ye çıkarmak. Bu sayede hastalıkların uzun vadede oluşturduğu zararları azaltmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> &#8220;Metabolik hastalıklar erken ölümlerin başlıca nedeni&#8221;</p>
<p><strong>Kalp Damar Hastalıklarından Korunma ve Farkındalık Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene</strong> ise diyabet, obezite ve hipertansiyonun birbiriyle bağlantılı olduğunu belirterek, bu hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde erken ölüm riskinin ciddi şekilde arttığını söyledi.</p>
<p>Metabolik hastalıkların temelinde obezite ve glikoz kontrol bozukluğunun yer aldığını belirten Ergene, “Diyabet, kalp ve böbrek hastalıkları birbiriyle ilişkili. Bu hastalıklar orta ve uzun vadede ciddi organ hasarlarına yol açarak dünyada erken ölümlerin en önemli nedenlerinden biri haline geliyor” dedi.</p>
<p>&#8220;50 yaş sonrası risk hızla artıyor&#8221;</p>
<p>ABD’de yapılan bir araştırmaya değinen Oktay Ergene, belirli yaşın üzerindeki bireylerde bu hastalıklardan en az birinin görülme oranının yüzde 90’ların üzerine çıktığını belirterek, “50 yaş sonrası 10 kişiden 9’unda bu hastalıklardan en az biri görülüyor” diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de obezite ve diyabet oranı yüksek&#8221;</p>
<p>Türkiye’de obezite oranının erişkin nüfusta yüzde 36-40 seviyelerinde olduğunu, diyabetin ise yaklaşık yüzde 17 oranında görüldüğünü aktaran Ergene, bu oranların Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de yaşam süresi daha kısa&#8221;</p>
<p>Türkiye’de yaşam süresinin gelişmiş ülkelere göre daha kısa olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oktay Ergene, “Gelişmiş ülkelerde ortalama yaşam süresi 80’li yaşların üzerine çıkarken, Türkiye’de bu rakam 77 civarında. Arada 10 yıla varan farklar bulunuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazanılmalı&#8221;</p>
<p>Hastalıkların önlenmesinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret eden Ergene, yaşam tarzının genç yaşlarda düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Hastalık geliştikten sonra ise ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.</p>
<p>&#8220;Hipertansiyon çoğu zaman ciddiye alınmıyor&#8221;</p>
<p>Hipertansiyonun çoğu zaman hafife alındığını dile getiren Prof. Dr. Oktay Ergene, “Hipertansiyon, dünyadaki ölümlerin ve kalp hastalıklarının önemli bir kısmından sorumlu. Ancak toplumda yeterince ciddiye alınmıyor ve ilaç kullanımı ihmal ediliyor. Türkiye’de sağlık sisteminde ilaca erişim çok iyi durumda iken kronik hastalıklar için düzenli ilaç kullanım oranlarımız çok düşük.” dedi.</p>
<p>&#8220;Tuz tüketiminin azaltılması önemli&#8221;</p>
<p>Toplumsal önlemlerin önemine de değinen Ergene, tuz tüketiminin azaltılmasının hipertansiyonla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtti.</p>
<p>&#8220;70 yaşında hipertansiyon oranı yüzde 70&#8221;</p>
<p>İleri yaşlarda hipertansiyon görülme sıklığının arttığını ifade eden Ergene, “30 yaşındaki bireylerde hipertansiyon görülme oranı %30 iken, 40 yaşındaki bireylerde %40, 70 yaşındaki bireylerde ise bu oranı %70’i buluyor. Yani 10 kişiden 7’sinde hipertansiyon var” dedi. </p>
<p> &#8220;Tansiyon kontrolü hayati önem taşıyor&#8221;</p>
<p>Kan basıncının kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ergene, “Günümüzde artık biliyoruz ki tansiyonun 130/80 mmHg’nin altına indirilmesi gerekiyor. Aksi halde kalp krizi ve inme riski ciddi şekilde artıyor. Basit bir ilaç tedavisiyle bu riskleri büyük ölçüde azaltmak mümkün” diye konuştu.</p>
<p>“Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır.”</p>
<p><strong>Tiyatro sanatçısı Mert Öner</strong> ise aynı takvimde buluşan Dünya Tedaviye Uyum Günü ve Dünya Tiyatro Günü’nün adeta hayatın dengesine vurgu yaptığını söyledi: “27 Mart’ın iki anlamı var: Dünya Tiyatro Günü ve Tedaviye Uyum Günü. Aynı günde buluşmaları, hayatın hem sahnede hem bedenimizde aynı incelikli dengeyle aktığını hatırlatıyor; bu rastlantının içinde tuhaf bir sevinç, derin bir anlam var.   Sahne, insanın doğayla yeniden aynı ritmi aradığı yerdir. Bir nefes, bir söz, bir beden…  Hepsi görünmeyen bir uyumun parçası. Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır. Hikâyeler ise unuttuklarımızı iyileştirir. Bizi birbirimize, toprağa, hayata yeniden bağlar. Çünkü dünya, ancak hikayelerimizi paylaştığımız sürece dengede kalır.” diye konuştu.</p>
<p>“Türkiye 2030’da yüzde 50 projesi”</p>
<p>Dünyada veriler her iki hastadan birinin tedaviye uyumsuz olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre dünyada 1.3 milyar kişi hipertansiyon, 800 milyondan fazla kişi de diyabet hastası. Her 9 kişiden biri diyabetle yaşadığının farkında değil. OECD verileri, tedaviye uyumun artmasıyla uzun dönemde ölüm oranlarının yüzde 21 azaltılabileceğini gösteriyor. Aynı araştırma, yüksek hasta uyumunun sağlık harcamaları üzerinde yıllık 125 milyar Euro katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.  </p>
<p>Türkiye’de ise tüm erişkinlerin yüzde 31’i hipertansiyon, yüzde 16,6’si diyabet hastası. Hipertansiyon tedavisine başlayan hastaların yarısı ilk iki yılda tedavilerini yarım bırakıyor. Tedaviye uyum sağlamayan hastaların hastaneye yatışlar üzerindeki artış oranı yüzde 20’ye varıyor. Alarm veren bu tablonun değişmesine katkı sağlamak için hayata geçen Türkiye 2030’da %50 projesi 13 uzmanlık 1 hasta derneğinin katılımıyla ortaya çıkan ve hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda hastanın tedaviye uyumu ve tedavi başarısının yükselmesini hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesidir.  Servier Türkiye’nin koşulsuz desteklediği bu projenin amacı 2030 yılına kadar hipertansiyonda %22,2, diyabette yüzde 36,7 olan tedavi başarı oranını %50’ye çıkartmaktır.</p>
<p>“14 dernek ortak amaç için birleşti”</p>
<p>Hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda tedaviye uyum oranlarını yükselterek hastalık kontrol başarısını 2030&#8217;a kadar en az yüzde 50&#8217;ye ulaştırmayı hedefleyen bu projede, Ateroskleroz Derneği, Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, Dahiliye Uzmanları Derneği, İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği, Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği, Kardiyovasküler Akademi Derneği, Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği, Metabolik Sendrom Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Girişimsel Kardiyoloji Vakfı, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği yer alıyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851">Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimine]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar… Ancak dikkat! ‘Bir taneden zarar gelmez’ diyerek yediğiniz tatlıları ya da günlük yaşamdaki şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik</strong> “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalp ve damar hastalıklarına yol açar</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. </p>
<p><strong>İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır</strong></p>
<p>Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.</p>
<p><strong>Karaciğer yağlanmasına neden olur</strong></p>
<p>Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor.  Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. </p>
<p><strong>Obeziteye zemin hazırlar</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen </p>
<p>bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor.  </p>
<p><strong>Diş çürüklerini artırır</strong></p>
<p>Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. </p>
<p><strong>Bağımlılık yaratır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Böbrek Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nefroloji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298">Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişinin kronik böbrek hastalığıyla yaşadığı tahmin ediliyor. [1] Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı prevalansı yaklaşık %15,7 olarak hesaplanıyor. Bu oran, Türkiye’de yaklaşık her 6–7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunu ortaya koyuyor.[2] </p>
<p>Kronik böbrek hastalığı yalnızca önemli bir sağlık sorunu oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi hastalığın gelişimine de zemin hazırlayabiliyor[3]. Hastalığın ortaya çıkmasında hipertansiyon, diyabet, ileri yaş, ailede böbrek hastalığı öyküsü, sık idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşı gibi faktörler önemli rol oynarken; hipertansiyon hastalarında kan basıncının ve diyabet hastalarında kan şekerinin kontrol altında tutulmaması da hastalığın ilerlemesine neden olabiliyor.[4]</p>
<p>Türk Nefroloji Derneği, Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, dünyada ve Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan kronik böbrek hastalığında erken teşhisin önemine ve kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekti.</p>
<p>“Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al” temasıyla gerçekleştirilen basın toplantısı; Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve derneğin yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla düzenlendi. Toplantıda kronik böbrek hastalığına ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması, hastalığa yol açan risk faktörleri ve erken tanının böbrek fonksiyonlarını korumadaki kritik rolü hakkında bilgiler paylaşıldı.</p>
<p>Toplantıda ayrıca Türk Nefroloji Derneği’nin destekleyici olduğu Boehringer Ingelheim Türkiye tarafından gerçekleştirilen <strong>KRM United</strong> projesine de start verildi. Futbolun takım ruhundan ilham alan KRM United kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye vurgu yaparak bu sistemlerden birinde ortaya çıkan sorunun diğerlerini de etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Proje kapsamında sağlık profesyonelleri, kurumlar ve toplum arasında farkındalık yaratmaya yönelik iletişim ve bilgilendirme çalışmaları yürütülmesi planlanıyor. </p>
<p><strong>Kronik Böbrek Hastalığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunudur</strong></p>
<p><strong> </strong>Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren <strong>Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen</strong>, böbrek yetmezliğinin ileri evrelerinde en etkili tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“İleri evre böbrek yetersizliğinde en ideal tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek transplantasyonu diyalize kıyasla hem daha uzun yaşam süresi hem de daha iyi bir yaşam kalitesi sunar. Ancak ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyalize başlarken yılda yaklaşık 3.500–4.000 civarında böbrek nakli yapılabiliyor. Organ bağışı bilincinin artırılması hem hastalarımız hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.” </p>
<p>Türkmen ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilen böbrek nakillerinin %80’den fazlasının canlı donörlerden yapıldığını, kadavradan organ bağışının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. </p>
<p><strong>Obezite, Diyabet ve Kalp Hastalıkları Böbrek Sağlığını Etkiliyor</strong></p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır</strong>, kronik böbrek hastalığının küresel ölçekte artışına dikkat çekerek; “Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası bulunuyor ve bu hastaların önemli bir kısmında diyabet kaynaklı kronik böbrek hastalığı görülüyor. Diyabetin giderek yaygınlaşması kronik böbrek hastalığını daha görünür bir sağlık sorunu haline getiriyor. Son yıllarda geliştirilen yeni tedavi seçenekleri sayesinde böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Bu tedavilerin yaygınlaştırılması ve erken tanı ile kronik böbrek hastalığının hem bireyler hem de sağlık sistemi üzerindeki yükünü azaltabileceğimize inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu</p>
<p>Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik hastalıkların birbirini tetikleyen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan <strong>Türk Nefroloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Savaş Öztürk</strong> ise; “Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu. Obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları böbrek hastalığının en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle obezitenin artışı diyabet ve hipertansiyon sıklığını artırarak böbrek hastalıklarının görülme oranını da yükseltiyor. Böbrek hastalığı ile kalp-damar hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı böbrek fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Nefroloji Alanında Uzman İhtiyacı Artıyor</strong></p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör</strong> ise nefroloji alanının sağlık sistemi açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti:</p>
<p>“Diyabet, hipertansiyon ve obezitenin giderek artması böbrek hastalıklarının görülme sıklığını da artırıyor ve bu durum nefrolojiyi sağlık sistemi açısından kritik bir branş haline getiriyor. Ancak nefroloji uzmanı sayımız mevcut ihtiyacın oldukça altında. Ülkemizde yaklaşık 500 erişkin nefroloji uzmanı bulunuyor ve bu oran Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük. Artan hasta yükü ve azalan uzman sayısı önümüzdeki yıllarda ciddi bir sağlık hizmeti sorunu yaratabilir. Bu nedenle nefroloji branşının güçlendirilmesi ve uzmanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi büyük önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy </strong>ise; “ Kronik böbrek hastalığı sinsi bir hastalıktır ve birçok kişi yıllarca herhangi bir belirti hissetmeden yaşamına devam edebilir. Oysa böbrekler yalnızca vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlamaz; sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasından kan basıncının düzenlenmesine, kemik sağlığından kan yapımına kadar yaşam için hayati pek çok görevi üstlenir. Bu nedenle kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrekleri değil, kalp-damar sağlığını, kemik yapısını, yaşam kalitesini ve hatta yaşam süresini etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak sevindirici olan şu ki hastalık erken dönemde basit kan ve idrar testleriyle saptanabilir. Erken tanı sayesinde tansiyon ve diyabet kontrolü, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, komplikasyonlar azaltılabilir ve hastaların yaşam kalitesi korunabilir. Biz nefrologlar sadece böbrek yetmezliğini tedavi etmek istemiyoruz; böbrek hastalığını erken fark etmek, ilerlemesini önlemek ve toplumda böbrek sağlığı bilincini güçlendirmek istiyoruz. Dünya Böbrek Günü’nün bu açıdan çok önemli bir farkındalık fırsatı olduğuna inanıyoruz. Çünkü böbrek hastalığı sessiz ilerleyebilir; ama toplumun, hekimlerin ve sağlık sisteminin bu konuda sessiz kalmaması gerekir.”  </p>
<p><strong>Kalp, Böbrek ve Metabolizma Bir Takım Gibi Çalışıyor</strong></p>
<p><strong>Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü ve İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner </strong>ise,<strong> </strong>dünya çapında yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası, 589 milyon diyabet hastası[5] ve 64 milyon kalp yetersizliği[6] hastasının bulunduğunu ancak FIFA verilerine göre, dünyanın en yaygın takip edilen sporu olan futbolun, yaklaşık 5 milyar kişi tarafından ilgiyle takip edildiğini söyledi. Bu içgörüden hareketle <strong>KRM United projesini başlattıklarını vurgulayan Güner şunları söyledi: </strong></p>
<p>“Kardiyovasküler, renal ve metabolik sistemler arasındaki ilişki, aslında bir takım oyunu gibidir. Tıpkı sahadaki bir futbol takımında olduğu gibi, diyabet, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı gibi sorunlar yalnızca tek bir organı değil, tüm sistemi ve dolayısıyla tüm vücudu etkileyebilir. KRM United projesiyle bu bağlantıyı odağımıza alıyor, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, bu hastalıklarda erken teşhisin önemine dair farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bugün yeni tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize gidişin 10–15 yıla kadar geciktirilebildiğini görüyoruz. Bu gelişme, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırırken aynı zamanda sağlık sisteminin üzerindeki yükün de ciddi oranda azalmasına katkı sağlıyor. Çünkü Boehringer Ingelheim olarak sadece ilaç geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlığa katkı sunmayı da faaliyetlerimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298">Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Retinopati]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[Görme Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Retina]]></category>
		<category><![CDATA[şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923">Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,</strong> diyabetik retinopatinin diyabetin en sık görülen ve tedavi edilmediği takdirde körlüğe neden olabilen en önemli komplikasyonu olduğunu belirterek, “Retina, gözün içini kaplayan ve görüntüyü algılayarak beyne ileten sinir tabakasıdır. Aslında görme fonksiyonunu gerçekleştiren ana yapıdır. Diyabetik retinopatide bu yapı yüksek kan şekerine bağlı olarak hasar görür ve tedavide gecikildiğinde kalıcı görme kaybı oluşur” diyor.  <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,</strong>  bu nedenle diyabetik retinopatinin erken dönemde tedavi edilmesinin göz sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, &#8220;Diyabet tanısının ardından, hiçbir yakınmaları olmasa bile hastaların düzenli göz kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Bu sayede, ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, görme kaybı riskini önemli ölçüde azaltır ve çoğu zaman önlenebilir hale getirir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Her 10 hastadan yaklaşık 3’ünde görülüyor!</strong></p>
<p>Gözün sinir tabakası olan retinanın<strong> </strong>hasar görmesiyle meydana gelen diyabetik retinopati, diyabetik hastaların yaklaşık yüzde 30–35’inde görülüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, retinopati gelişme riskinin hastalığın süresiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Genellikle diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra gözde ilk patolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar ve hastalık süresi uzadıkça retinopati görülme sıklığı da artar. Türk Diyabetik Retinopati Epidemiyoloji Çalışması’na göre, diyabet süresi 15 yılı aştığında hem kadınlarda hem erkeklerde görülme oranı yaklaşık yüzde 66’ya yükselir. Ayrıca, kan şekeri düzeylerinin iyi kontrol edilememesi ve hipergliseminin uzun süre devam etmesi, retinal hasarın şiddetini de belirgin şekilde artırır” diyor. <strong> </strong></p>
<p><strong>Kalıcı görme kaybına neden olabilir!</strong></p>
<p>Diyabet temel olarak bir damar hastalığı olduğu için kanda yüksek düzeydeki glukozun uzun süre damar içinde dolaşması, damar duvarında yapısal bozulmaya yol açıyor. Bu hasar sonucu kan hücreleri, serum, proteinler ve lipidler, gözün sinir tabakası olan retinaya sızarak, ödem ve kanamalara neden oluyor. Bu tablo görme keskinliğinde azalmayla sonuçlanıyor.  Prof. Dr. Berna Özkan, hastalık ilerledikçe hasar gören damar duvarlarının zayıfladığını ve damarlarda tıkanmalar oluştuğunu belirterek, ”Bunun sonucunda retina yeterli kan ile oksijen alamaz; iskemi olarak adlandırılan süreç meydana gelir ve retina hücrelerinde kayıp başlar.  Bu evrede ortaya çıkan görme kaybı sinir hücrelerinin yenilenme kapasitesi olmadığı için çoğu zaman geri dönüşsüz, yani kalıcı olur” diye konuşuyor.  Hastalığın ilerlemesi durumunda retina dekolmanı gelişebileceği uyarısında bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, “Bu evreye geldiğinde görme seviyesi yalnızca ışığı ayırt edebilecek seviyeye düşebilir” diyor. </p>
<p><strong>Glokomdan katarakta… </strong></p>
<p>Diyabet, retina dışında gözün başka yapılarını da etkileyebiliyor. Katarakt, glokom (göz tansiyonu), kornea ve oküler yüzey hastalıkları ile enfeksiyonlara yatkınlık bu etkiler arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, özellikle enfeksiyonlara yatkınlığın klinik açıdan büyük önem taşıdığını anlatarak,  şöyle devam ediyor: “Diyabetik hastalarda immün yanıtın zayıflaması nedeniyle, normalde vücutta zararsız şekilde bulunabilen ya da günlük yaşamda karşılaşılan mikroorganizmalar, göz içinde ciddi, hatta görmeyi tehdit eden enfeksiyonlara (endoftalmi) yol açabilir. Ayrıca diyabet, göz hareketlerini sağlayan kranial sinirlerde mikroiskemik hasara neden olarak göz kaslarında felçlere ve buna bağlı çift görmeye (diplopi) sebep olabilir.”</p>
<p><strong>Yılda bir kez</strong> <strong>göz muayenesi çok önemli!</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatide ilk damar değişiklikleri başladığında hastanın görme keskinliği hemen etkilenmeyebiliyor. Bu nedenle, diyabet tanısı konulduğunda düzenli göz muayeneleri ve ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, ciddi görme kaybının önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabet tanısı alan ve henüz göz bulgusu saptanmayan hastaların yılda bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini anlatarak, “Erken dönem retinopati bulguları tespit edildiğinde takip aralığı genellikle 6 aya indirilmektedir. İleri evre bulguların varlığında ise muayene sıklığı, hastalığın şiddetine ve klinik durumuna göre daha da artırılır” diyor. Prof. Dr. Berna Özkan, kontrol zamanı henüz gelmemiş olsa bile görme keskinliğinde azalma ve görme alanında kayıp fark edildiğinde veya şiddetli bir göz ağrısı oluştuğunda zaman kaybetmeden göz hekimine başvurmanın son derece önemli olduğunu vurguluyor. </p>
<p><strong>Görme keskinliğinde artış sağlanabiliyor!</strong></p>
<p>Günümüz tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam görme kaybının önüne geçmek mümkün olabiliyor. Diyabetik retinopati geliştiğinde, damar sızıntısına bağlı retina ödemi oluşmuşsa, göz içi enjeksiyon tedavileriyle ödem azaltılabiliyor. Bu tedavi sayesinde çoğu hastada görme keskinliğinde artış sağlanabildiğini aktaran Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastalık ilerleyip retina damarlarında tıkanmaya bağlı iskemi, yani doku tahribatı geliştiğinde ise iskemik retina alanlarına lazer fotokoagülasyon uygulanması gerekir. Daha ileri evrelerde diyabetik retinopatiye bağlı göz içi kanama, traksiyonel retina dekolmanı veya bağışıklık sistemindeki zayıflığa bağlı göz içi enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda vitreoretinal cerrahiyle kanamalar temizlenebilir, retina yeniden yatıştırılabilir ve gözün bütünlüğü korunabilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923">Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Hastalarına 5 Kritik Oruç Uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-5-kritik-oruc-uyarisi-616411</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:03:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[Hipoglisemi]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç Tutma]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616411</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında diyabet hastalarının en sık sorduğu soru “Oruç tutabilir miyim?” oluyor. Diyabet; kan şekeri dalgalanmalarına bağlı olarak hipoglisemi, hiperglisemi ve diyabetik koma gibi ciddi riskler barındırabilen kronik bir hastalık olduğu için oruç kararı kişiye özel tıbbi değerlendirme gerektiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-5-kritik-oruc-uyarisi-616411">Diyabet Hastalarına 5 Kritik Oruç Uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında diyabet hastalarının en sık sorduğu soru “Oruç tutabilir miyim?” oluyor. Diyabet; kan şekeri dalgalanmalarına bağlı olarak hipoglisemi, hiperglisemi ve diyabetik koma gibi ciddi riskler barındırabilen kronik bir hastalık olduğu için oruç kararı kişiye özel tıbbi değerlendirme gerektiriyor. Bazı hasta gruplarında riskler hayati boyuta ulaşabiliyorken uygun hastalarda, doğru planlama ve düzenli takip ile oruç süreci güvenli bir şekilde yürütülebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Serap Yavuzer, Ramazan ayında oruç tutmak isteyen diyabet hastalarının dikkat etmesi gereken önemli noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>1&#xfe0f;. Oruç kararı doktor kontrolüyle verilmeli</strong></p>
<p>Her diyabet hastası, takip edildiği hekimin mevcut durumunu değerlendirerek onay vermesi ve daha önemlisi güvenli oruç tutma sorumluluğunu alacak şekilde eğitim alması koşuluyla oruç tutabilir. Bu karar mutlaka kişinin durumu değerlendirilerek özel olarak verilmelidir. Kişi sağlıklı bir şekilde oruç tutmak istiyorsa öncelikle doktoruna başvurmalıdır. Yaş, diyabet tipi, ek hastalıklar, kullanılan tüm ilaçlar, hastalığın kontrol düzeyi ve hatta hastanın yaşam koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Kontrolsüz diyabeti olan, HbA1c değeri 9’un üzerinde seyreden, sık hipoglisemi yaşayan veya yakın zamanda diyabet koması geçiren hastalar yüksek risk grubunda kabul edilir ve bu hastaların genellikle oruç tutması önerilmez.</p>
<p><strong>2&#xfe0f;. Kan şekerinin kritik sınırları aşmamasına dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Kan şekerinin 70 mg/dl’nin altına düşmesi ya da 300 mg/dl’nin üzerine çıkması diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur. Bu nedenle oruç sürecinde kan şekeri değerlerinin güvenli aralıkta seyretmesine özellikle dikkat edilmelidir. Hipoglisemi; titreme, soğuk terleme, çarpıntı, bulanık görme, konuşma bozukluğu ve bilinç kaybı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu tür şikayetlerin ciddiye alınması ve kan şekeri takibinin ihmal edilmemesi gerekir. Kan şekeri ölçümü gün içinde ihtiyaç duyulan her an ölçüm yapılması, olası risklerin erken fark edilmesi açısından önem taşır.</p>
<p><strong>3&#xfe0f;. İlaç ve insülin dozları yeniden planlanmalı</strong></p>
<p>Oruç tutmayı planlayan diyabet hastalarında ilaç saatleri iftar ve sahura göre yeniden düzenlenmelidir. İnsülin kullanan hastalarda özellikle sahur dozu hipoglisemi riskine karşı azaltılabilir, iftar dozu ise alınan kaloriye göre ayarlanmalıdır. Doz ayarlaması yapmadan oruç tutmak ciddi risk oluşturabileceği için dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong>4&#xfe0f;. Sahurda protein, iftarda dengeli karbonhidrat</strong></p>
<p>Sahur, uzun açlık sürecine geçiş öğünü olduğu için içeriği büyük önem taşır. Böbrek fonksiyonları uygunsa; süt, yoğurt, kefir ve peynir gibi süt ürünleri, yumurta, az tuzlu zeytin, tavuk gibi protein açısından zengin besinler tercih edilmelidir. Bu öğüne domates ve salatalık gibi lif oranı yüksek sebzeler ile gereğinde tam tahıllar eklenebilir. Protein içeren besinler midede daha uzun süre kaldığı için tokluk süresini uzatır ve hipoglisemi riskini azaltmaya yardımcı olur.</p>
<p>İftarda ise uzun süren açlık sonrası hızlı ve aşırı karbonhidrat tüketimi kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Pide, hamur işleri, pirinç pilavı ve şerbetli tatlılar sınırlandırılmalıdır. İftara çorbayla başlamak hem sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur hem de daha kontrollü bir geçiş sağlar. Sebze ve zeytinyağlı yemeklere ağırlık verilmesi, kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur pilavı gibi glisemik indeksi düşük besinlerin tercih edilmesi gün içindeki kan şekeri dengesine katkı sağlar. Büyük porsiyonlar yerine daha küçük ve dengeli öğünler önerilir. Tatlı tüketilecekse küçük porsiyonlu sütlü tatlılar tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>5&#xfe0f;. İftardan sahura kadar sıvı ihtiyacını sağlanmalı</strong></p>
<p>Diyabetli hastada gün içi su ve sıvı alımının azalması ile oluşan sıvı açığı kan şekerinde dengesizlik yaratabilir. Sıvı açığı hipoglisemi, hiperglisemi ve ketoasidoz dahil tüm diyabetik komaların gelişimi için risk oluşturabilir. Bu nedenle iftara bol su ile başlamak, iki ana öğün ve aralarda yeterince su ve şekersiz içecekler ile vücudun sıvı dengesini düzenlemek gerekir. Ayrıca kahve ve çay gibi idrar söktürücü etki ile sıvı kaybını arttıran ve şeker ilave edilmiş meyve suyu, komposto, şurup gibi kan şekerini hızlıca arttıran içecekler en aza indirilmelidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-5-kritik-oruc-uyarisi-616411">Diyabet Hastalarına 5 Kritik Oruç Uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Artık İlaçsız da Tedavi Edilebilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-artik-ilacsiz-da-tedavi-edilebilecek-615796</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 07:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilecek]]></category>
		<category><![CDATA[Fonksiyonel Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[laçsız]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası otoriteler, “Remisyondaki Diyabet” tanısını uluslararası hastalık sınıflandırma sistemine dahil ederek diyabet için yeni bir tanımlama getirdi. Buna göre Tip 2 diyabet artık, fonksiyonel tıp (modern yaşam tarzı tıbbı) protokolleri ile iyileşebilir bir hastalık olarak tanımlanıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-artik-ilacsiz-da-tedavi-edilebilecek-615796">Diyabet Artık İlaçsız da Tedavi Edilebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası otoriteler, “Remisyondaki Diyabet” tanısını uluslararası hastalık sınıflandırma sistemine dahil ederek diyabet için yeni bir tanımlama getirdi. Buna göre Tip 2 diyabet artık, fonksiyonel tıp (modern yaşam tarzı tıbbı) protokolleri ile iyileşebilir bir hastalık olarak tanımlanıyor. </p>
<p><strong>Metabolik Yaş Geriye Sarılıyor </strong></p>
<p>Yıllardır kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak kabul edilen Tip 2 Diyabet Mellitus (T2DM) için tıp literatürü yeniden yazılıyor. Fonksiyonel Tıp (Yoğun Terapötik Yaşam Tarzı Tıbbı &#8211; ITLM) programlarıyla hastalar; kan şekerlerini ilaçsız bir şekilde normal seviyelere çekebiliyor ve hastalığın komplikasyonlarından kurtulabiliyor. Bu bilimsel dönüşümün en somut adımı, uluslararası hastalık sınıflandırma sistemi olan ICD-10 kodlarında atıldı. Artık hekimler, yaşam tarzı müdahalesi ile sağlığına kavuşan hastalar için “Remisyonda Tip 2 Diyabet Mellitus” kodunu kullanabiliyor. Bu yeni gelişme, aynı zamanda diyabetin artık “iyileşebilir” bir hastalık olduğunun da klinik kanıtı. </p>
<p><strong>Uzm. Dr. Hande Namal Türkyılmaz</strong>, sürecin sadece “şekeri kesmekten” ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söylüyor: <em>“Diyabeti geri döndürmek, kişiye özel tasarlanmış biyokimyasal bir tamir sürecidir. Fonksiyonel tıp bakış açısıyla temel hedef; hücrenin insülin direncini kırmak, mikrobiyotayı düzenlemek, stres aksını yönetmek ve sirkadiyen ritmi geri kazanmak. Bu kapsamda uygulanan yoğun programlarla, hastalar ilaç tedavilerine ihtiyaç duymuyor, metabolik yaşları da geriye sarılıyor.”</em></p>
<p><strong>Fonksiyonel Tıp Nasıl Bir Tedavi İçeriyor?</strong></p>
<p>Kişiselleştirilmiş ve fonksiyonel tıp uygulamaları, multidisipliner bir ekibin kontrolünde ilerleyen kapsamlı bir süreci içeriyor. Doktorun merkezde olduğu ekipte; psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, spor koçu, sağlık koçu, eczacı, hatta bazen mutfak şefleri de yer alabiliyor. Kronik hastalıkların önlenmesinde, tedavisinde ve geri döndürülmesinde yaşam tarzı değişikliklerini öncelik olarak hedefleyen bu branşta uygulanan programlar ise şu adımlardan oluşuyor: </p>
<ul>
<li><strong>Sürekli Glukoz Takibi (CGM):</strong> Besinlerin kan şekerine anlık etkisinin kişi özelinde analizi. </li>
<li><strong>Terapötik Beslenme Planları:</strong> Kalori hesabı değil, metabolik onarım odaklı gıda stratejileri.</li>
<li><strong>Hücresel Destek Protokolleri:</strong> Eksik vitamin ve minerallerin fonksiyonel tıp testleriyle tamamlanması.</li>
<li><strong>Bütünsel Koçluk:</strong> Değişimin kalıcı olması için uzman desteği. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Tip 2 diyabet, hem Türkiye’de hem de dünyada en sık görülen diyabet türü ve tedavi edilmediğinde pek çok organ hasarına neden olabilen, yaşam kalitesini düşüren bir hastalık. İlaç ve insülin tedavilerinin yaygın kullanıldığı diyabet alanındaki bu yeni gelişme, diyabet hastalarının tedavi pratiğini kökten değiştirecek ve yeni bakış açıları getirecek bir adım olarak değerlendiriliyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-artik-ilacsiz-da-tedavi-edilebilecek-615796">Diyabet Artık İlaçsız da Tedavi Edilebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şekerini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615649</guid>

					<description><![CDATA[<p> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Diyabet hastaları için düzenli ve dengeli beslenme hayati önem taşır. Ramazan ayında uzun saatler süren açlık ise kan şekeri dengesini bozarak özellikle diyabet hastaları açısından risk oluşturabilir. Oruç kararı öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “İnsülin takviyesi alanların oruç tutması, kan şekeri seviyesinde ciddi dalgalanmalara yol açabileceği için riskli olabilir” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’de 2024 verileriyle 12 milyondan fazla diyabet hastası bulunduğunu belirten Prof. Dr. Fulya Akın, “Ramazan’da özellikle iftar sonrasında tatlı ve hamur işi tüketiminde belirgin bir artış yaşanıyor. Şerbetli ve yoğun karbonhidrat içeren tatlılar kan şekerini kısa sürede hızla yükseltebilir, ardından ani düşüşlere yol açarak dalgalanmalara neden olabilir. Bu durum diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur ve kan şekeri kontrolünü zorlaştırır. Bu nedenle diyabet hastaları oruç tutmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeli. Özellikle Tip 1 diyabeti olanlara ve kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 hastalarına oruç önermiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Karbonhidrat ağırlıklı beslenme kan şekerini hızla yükseltiyor</strong></p>
<p>Oruç süresince beslenme alışkanlıklarının daha planlı olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akın, “Ramazan ayı boyunca mideyi uzun süre tok tutan, sindirimi daha yavaş olan, protein ve liften zengin besinler tercih edilmeli. İftarda uzun saatlerin ardından bir anda kızartma gibi ağır yemeklere yüklenmek yerine hafif bir başlangıç yapmak ve ana yemeği yavaş yavaş tüketmek kan şekerinin ani yükselmesini engellemeye yardımcı olur. Beyaz ekmek, pizza, makarna ve pasta gibi rafine karbonhidratların fazla tüketilmesi kan şekeri dengesini bozabilir, bu nedenle bu besin türlerinin de porsiyon kontrolü kıymetli. Ayrıca iftar ile sahur arasında yeterli su içmek hem vücudun susuz kalmasını önler hem de gün içindeki kan şekeri dalgalanmalarını azaltmaya destek olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ek hastalığı olan diyabetliler için oruç daha riskli</strong></p>
<p>Diyabete ek olarak hamile olan ya da böbrek hastalığı bulunan kişilerde riskin daha da arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Kan şekerindeki ani değişimler hem anne hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Uzun süre susuz kalmak ise böbrek fonksiyonlarını daha da zorlayabilir. Bu nedenle hamile diyabet hastalarına ve böbrek yetmezliği bulunan diyabetlilere oruç tutmalarını önermiyoruz. Ayrıca böbrek hastalığı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü riski de daha yüksek olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de diyabetle mücadelede yeni adım: Farkındalık Merkezi açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-diyabetle-mucadelede-yeni-adim-farkindalik-merkezi-acildi-615542</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetle]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615542</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Girne Bulvarı üzerinde faaliyete geçen Diyabet Farkındalık Merkezi, diyabet öncesi dönemi de kapsayan danışmanlık, yönlendirme ve eğitim hizmetlerini sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-diyabetle-mucadelede-yeni-adim-farkindalik-merkezi-acildi-615542">İzmir&#8217;de diyabetle mücadelede yeni adım: Farkındalık Merkezi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Girne Bulvarı üzerinde faaliyete geçen Diyabet Farkındalık Merkezi, diyabet öncesi dönemi de kapsayan danışmanlık, yönlendirme ve eğitim hizmetlerini sunuyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyeti kendisine ait olan ve uzun süredir atıl durumda bulunan Karşıyaka Girne Bulvarı üzerindeki üç daireyi sağlık merkezine dönüştürdü. Aynı yapı içinde yer alan Diyabet Farkındalık Merkezi çalışmalarına başlarken, Otizm Etkinlik Merkezi ve Psikolojik Destek Birimi de kısa süre içinde faaliyete geçecek. Diyabet Farkındalık Merkezi hem diyabet hastalarına hem de diyabet öncesi risk grubundaki bireylere yönelik hizmet veriyor. Diyabet Farkındalık Merkezi’nde şeker ve tansiyon ölçümleri yapılarak kişiye uygun bir program hazırlanıp yönlendirmeler yapılıyor, diyabetle ilgili eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriliyor.</p>
<p><strong>Yönlendirmeler de yapılıyor</strong></p>
<p>Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlıklı Yaşam Şube Müdürü Ferhat Yıldız, “Merkezde bulunan hemşiremiz, diyabete karşı eğitimler verip obezite gibi risk faktörlerini değerlendirerek danışmanlık yapıyor. Şeker ve tansiyon ölçümü ile yara bakımını da kapsayan ilk değerlendirmeden sonra kişinin ihtiyaçlarına göre bütüncül bakış açısıyla yönlendirmelerde bulunuyoruz. Beslenme programına ihtiyaç varsa kişiyi, merkezimizde bulunan diyetisyenimize, fiziksel aktivite ihtiyacı varsa Küçük Çiğli’deki İZSEM’e, diyabete bağlı komplikasyonlar geliştiyse de Eşrefpaşa Hastanemize yönlendiriyoruz. Burada ayrıca diyabete ilişkin farkındalık oluşturmak için eğitimler de yürüteceğiz. Yurttaşlar yüz yüze, 153 Hemşehri İletişim Merkezi üzerinden ya da 0232 294 24 21 numaralı telefonu arayarak merkezimize ulaşabilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-diyabetle-mucadelede-yeni-adim-farkindalik-merkezi-acildi-615542">İzmir&#8217;de diyabetle mücadelede yeni adım: Farkındalık Merkezi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Erden]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta. Özellikle henüz teşhis edilmemiş şeker hastalığı ve buna bağlı gelişen diyabetik retinopati, Ramazan’daki beslenme düzeni değişikliğiyle birlikte ilk sinyallerini vermeye başlayabiliyor. </p>
<p>Diyabetik retinopatinin şeker hastalığının en ciddi komplikasyonlarından olduğunu belirten Doç. Dr. Burak Erden, retinopatinin sinsice ilerlediğine dikkat çekerek, Ramazan ayı bağlamında şu kritik bilgileri paylaşıyor:</p>
<p>&#8220;Uzun süreli açlık sırasında kan şekeri dalgalanmaları yaşanabilir. Eğer kişide gizli bir diyabet varsa, bu dalgalanmalar gözün en hassas tabakası olan retinadaki kılcal damarlarda sızıntılara veya genişlemelere yol açar. Gözde bulanık görme veya ışık parlaması şeklinde belirti gösterebilir. Diyabetik retinopati, şeker hastalığının görme kaybı ile sonuçlanabilen en ciddi komplikasyonlarından biridir ve ne kadar erken teşhis edilirse, ilerlemesini önleme veya mevcut hasarı tedavi etme şansımız o kadar yüksek olur.”</p>
<p><strong>Her 10 yetişkinden biri diyabetli </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ilk kez bulaşıcı niteliğe sahip olmayan salgın bir hastalık olarak nitelendirilen diyabetin ulaştığı rakamlar korkunç.   Diyabetli bireylerin sayısı hızla artarken, bu hastalığın göz sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri de giderek büyüyor. Doç. Dr. Erden, rakamlar hem Türkiye’de hem de dünyada endişe verici şekilde arttığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Diyabet, gözleri de vuruyor.   Diyabetik retinopati ise 50 yaş altındaki kişilerde körlüğe bile yol açabiliyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.”  </p>
<p><strong>Ramazan öncesi muayene tavsiyesi</strong></p>
<p>Birçok göz hastalığının, özellikle retinopatinin erken evrelerde hiçbir belirti vermeden de ilerleyebileceğini hatırlatan Doç. Dr. Burak Erden, rutin göz muayenesinin altını çiziyor ve Ramazan öncesi yapılacak muayene ile birçok göz rahatsızlığının erken evrede teşhis edilebileceğini söylüyor.</p>
<p>Doç. Dr. Erden, “Ramazan öncesi yapılacak kontrollerde henüz belirti vermemiş diyabeti, yüksek tansiyonun damarlardaki tahribatını, glokom (göz tansiyonu) riskini görebiliyoruz. Ramazan’da değişen metabolizma hızı ve sıvı alımındaki azalma, göz içi dengelerini değiştirebileceği için, muayeneyi oruç öncesine çekmek kritik bir öneme sahiptir.&#8221;</p>
<p><strong>Kalıcı görme kaybı oluşur</strong></p>
<p>Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, “Bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabilir. Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Retinadaki kılcal damarları bozuyor</strong></p>
<p>‘Diyabetik retinopati’nin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, şöyle dedi: “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.”</p>
<p><strong>Göz kuruluğu Ramazan’da belirginleşebiliyor</strong></p>
<p>Sadece retina hastalıkları değil göz kuruluğu gibi problemlerin de Ramazan’da belirginleşebileceğini belirten Doç. Dr. Burak Erden, sözlerini şöyle tamamlıyor:</p>
<p>&#8220;Vücudun uzun süre susuz kalması, gözyaşı kalitesini düşürerek şiddetli göz kuruluğuna ve buna bağlı bulanık görmeye neden olabilir. Bu nedenle, özellikle ailesinde şeker hastalığı öyküsü olanlar, 40 yaş üstü bireyler ve yüksek miyopisi bulunanların Ramazan öncesi kapsamlı bir göz taramasından geçmesi, oldukça önemlidir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:28:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[candan]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Bangin Bekir Candan, diyabetik ayağın çoğu zaman küçük bir ihmalin sonucu olarak ortaya çıktığını belirterek, doğru bilgilendirme ve basit önlemlerle bu tablonun büyük oranda önlenebileceğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990">Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<b>Diyabet Sadece Şeker Yüksekliği Değildir”</b></p>
<p>Diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı bir hastalık olmadığını belirten Op. Dr.  Bangin Bekir Candan, uzun süre kontrol altına alınamayan diyabetin damarları ve sinirleri etkilediğini söyledi. Bu durumun özellikle ayaklarda ciddi problemlere yol açtığını ifade eden Candan, diyabetik ayağın bu sürecin en ağır sonuçlarından biri olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin diyabetik ayak nedeniyle uzuv kaybı yaşadığını hatırlatan Candan, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 30 saniyede bir kişinin diyabete bağlı komplikasyonlar nedeniyle ayağını kaybettiğini belirtti. Candan, Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 10 bin kişinin diyabete bağlı nedenlerle uzuv kaybı yaşadığını söyledi.</p>
<p><b>“Diyabetik Ayak Nasıl Oluşuyor?”</b></p>
<p>Diyabetik ayak yaralarının oluşumunda iki temel mekanizmanın rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Candan, bunlardan birinin sinir hasarı yani nöropati olduğunu ifade etti.</p>
<p>Ayakta his kaybı geliştiğinde hastanın ağrıyı, sıcaklığı ya da basıncı algılayamadığını belirten Candan, ayakkabı içindeki yabancı cisimlerin fark edilmediğini ve uzun süre aynı noktaya basılmasıyla yaraların oluştuğunu söyledi.</p>
<p>İkinci önemli nedenin damar tıkanıklığı olduğunu vurgulayan Candan, damar daralması nedeniyle dokulara yeterli oksijen gitmediğini, bu nedenle yaraların geç iyileştiğini ve enfeksiyon riskinin arttığını dile getirdi.</p>
<p><b>“Basit Kontroller Hayat Kurtarıyor”</b></p>
<p>Diyabetik ayağın önlenmesinde farkındalığın çok önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, hastaların her gün ayaklarını kontrol etmeleri gerektiğini söyledi. Ayak tabanı ve parmak aralarının mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Candan, iki ayak arasında sıcaklık farkı hissedilmesinin ya da dokunma hissinde azalma fark edilmesinin erken uyarı işareti olabileceğini ifade etti.</p>
<p><b>“Günlük Ayak Bakımı İhmal Edilmemeli”</b></p>
<p>Ayak bakımının diyabet hastaları için hayati önem taşıdığını belirten Candan, ayakların ılık suyla yıkanması ve iyice kurulanması gerektiğini söyledi. Cilt kuruluğunu önlemek için uygun ayak kremlerinin kullanılmasının önemine dikkat çeken Candan, tırnakların düz kesilmesi, nasırların bilinçsizce kazınmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Pamuksu çorapların tercih edilmesi, ayakların kuru tutulması ve ortopedik özellikte ayakkabıların kullanılması gerektiğini söyleyen Candan, ayakkabının giymeden önce mutlaka içinin kontrol edilmesi gerektiğini de hatırlattı. Candan ayrıca en ufak bir kızarıklık ya da yara fark edildiğinde ise vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>“Teknoloji Diyabetik Ayakta Umut Oluyor”</b></p>
<p>Teknolojik gelişmelerin diyabetik ayakla mücadelede önemli bir rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Bangin Bekir Candan, akıllı tabanlıkların basınç ve sıcaklık değişimlerini takip ederek ülser riskini erken dönemde haber verebildiğini belirtti. Dr. Candan, ısı sensörlü çoraplar ve 3D yazıcılarla kişiye özel üretilen tabanlıkların da ayak sağlığının korunmasına katkı sunduğunu ifade etti.</p>
<p><b>“Diyabetik Ayak Kader Değil”</b></p>
<p>Diyabetik ayağın önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, “Bu tablo kader değil. Doğru bilgilendirme, düzenli takip ve küçük önlemlerle diyabete bağlı uzuv kayıplarının büyük bir kısmını engellemek mümkün. Küçük bir ihmal, büyük kayıplara yol açabilir” açıklamalarında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990">Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de &#8220;Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru&#8221; Paneli Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-diyabeti-tani-sagligini-koru-paneli-duzenlendi-601740</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 12:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlendi]]></category>
		<category><![CDATA[eczacı]]></category>
		<category><![CDATA[koru]]></category>
		<category><![CDATA[lions]]></category>
		<category><![CDATA[panel]]></category>
		<category><![CDATA[paneli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601740</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediyesi, Lions International (Lions Kulüpleri), Türk Eczacılar Birliği 25. Bölge Mersin Eczacı Odası, Uluslararası Lions Dernekleri 118-U Yönetim Çevresi Federasyonu ve Anadolu Lions Diyabet Teşhis Tedavi ve Eğitim Vakfı (ALDİVAK) iş birliğiyle düzenlenen “Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru” paneli, Yenişehir Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-diyabeti-tani-sagligini-koru-paneli-duzenlendi-601740">Yenişehir&#8217;de &#8220;Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru&#8221; Paneli Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Mersin Yenişehir Belediyesi, Lions International (Lions Kulüpleri), Türk Eczacılar Birliği 25. Bölge Mersin Eczacı Odası, Uluslararası Lions Dernekleri 118-U Yönetim Çevresi Federasyonu ve Anadolu Lions Diyabet Teşhis Tedavi ve Eğitim Vakfı (ALDİVAK) iş birliğiyle düzenlenen <strong><span>“Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru”</span></strong> paneli, Yenişehir Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleştirildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İnsülin kullanan hastalar ve diyabet yakınlarına yönelik düzenlenen panelde, diyabet konusunda farkındalık oluşturulması ve sağlıklı yaşam bilincinin artırılması amaçlandı.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span>Panelin açılış konuşmasını yapan <strong><span>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit</span></strong>, diyabetin erken teşhis edilmediğinde ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek “Diyabet farkında olunursa hastalık bile sayılmaz ama farkında olmazsak içten içe bizi tüketir, organlar zarar görür. Bir gün bakmışız ki her şey için çok geç kalınmış.” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bilgilenmenin ve uzmanlara danışmanın önemine vurgu yapan Başkan Özyiğit, eczacıların bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini belirterek, “Eczacınıza danışmak çok önemli. Bu nedenle bugün burada bir farkındalık ve eğitim toplantısı için bir aradayız,” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sağlıklı ve yaşanabilir bir kent hedefini yineleyen Özyiğit, “Daha sağlıklı, güzel ve yaşanabilir bir kenti; el ele, omuz omuza, dayanışma içinde inşa edeceğiz.” diyerek katkı sunan tüm kurum ve katılımcılara teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panelde ayrıca Uluslararası Lions Dernekleri 118-U Yönetim Çevresi Genel Yönetmeni <strong><span>Faruk Birsen</span></strong>, Mersin Eczacı Odası Başkanı <strong><span>Aliye Akgül Aydın</span></strong> ve <strong><span>ALDİVAK Başkanı Tülin Koçoğlu</span></strong> da açılış konuşmaları yaptı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Açılış konuşmalarının ardından alanında uzman isimler katılımcılara önemli bilgiler aktardı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uzm. Ecz. <strong><span>Cansu Korkmaz</span></strong> “Diyabet nedir, belirtileri nelerdir?”, Psikolog <strong><span>Tuğçe Derkuş</span></strong> “Diyabette Aile ve Sosyal Destek”, Diyetisyen <strong><span>Hazal Asfuroğlu Dönmez</span></strong> “Diyabette Dikkat Edilmesi Gerekenler”, Diyetisyen <strong><span>Seza Berran Kaya</span></strong> “Diyabette Yaşam ve Pratik Beslenme Önerileri” ve Fizyoterapist <strong><span>Güler Kılıç</span></strong> ise “Fiziksel Aktivitenin Diyabetteki Rolü” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panel sonunda konuşmacılara plaket takdim edilirken, <strong><span>insülin iğnesi kullanan katılımcılara iğnelerini yanlarında güvenle taşıyabilmeleri amacıyla insülin çantaları ücretsiz olarak dağıtıldı.</span></strong></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-diyabeti-tani-sagligini-koru-paneli-duzenlendi-601740">Yenişehir&#8217;de &#8220;Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru&#8221; Paneli Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açtığı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Yalnızca kan şekerini değil, zamanla sinirleri, damarları ve yara iyileşmesini de etkileyen; kalpten böbreklere dek birçok organa zarar verebilen diyabetin yol açtığı en ciddi sorunlardan biri de ayak yaraları! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>“Diyabetik ayak yaraları konusunda ülkemizde farkındalık ne yazık ki son derece az hatta yok denecek seviyededir. Toplumda en sık yapılan yanlışlardan biri; ayakta meydana gelen bir yaranın ‘önemsemeyerek’ geçer diye beklenilmesi ya da bilinçsizce kişisel müdahalede bulunulmasıdır. Oysa diyabetli bireylerde ayakta gelişen küçük bir çatlak, basit bir su toplaması ya da fark edilmeyen minik bir kesik kısa sürede kronik yaraya dönüşebilmekte, bu yaralar zamanında ve doğru tedavi edilmediğinde enfeksiyonlara, uzuv kaybına ve hatta yaşam kaybına neden olabilmektedir” diyor. Diyabetik ayak yaralarının önlenebilir bir sorun olduğunu vurgulayan KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, 7 kritik önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kan şekerinizi mutlaka düzenli ölçtürün</strong></li>
</ul>
<p>Diyabet hastalarının diyabetik ayak gelişimini önlemek için alacağı en önemli önlemlerin başında; kan şekeri düzeylerinin düzenli kontrol altında tutulması ve düzenli hekim kontrollerinin aksatılmaması gelmektedir. Bu farkındalığın oluşması ve düzenli kontrollerin yaptırılması diyabetik ayak gelişme riskini büyük ölçüde azaltır. Kan şekeri kontrolü iyi olmayan bireylerde yaralar daha geç iyileşir ve enfeksiyon riski artar. </p>
<ul>
<li><strong>Ayak bakımınıza önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Günlük ayak bakımını sadece estetik ya da fuzuli olarak görmeyip, özellikle diyabet hastalarında zaruri bir ihtiyaç olduğunu bilmek gerekir. Diyabetik ayak yaralarına karşı günlük ayak bakımı büyük önem taşır. Ayaklar ne çok sıcak ne de çok soğuk suyla yıkanmalı, iyice kurulanmalı ve özellikle parmak araları nemli bırakılmamalıdır. Tırnaklar düz şekilde kesilmeli, nasır ve sertleşmeler bilinçsizce kesilmemelidir. Gerekirse ayak bakımı için diyabet konusunda bilgili sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Ayağınızı bakarak kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetli bireylerde sinir hasarı nedeniyle his kaybı yaygın olduğundan ayaktaki yaralar geç fark edilebilir. Bu nedenle ayaklar mutlaka her gün bakılarak incelenmeli, kızarıklık, çatlak, su toplaması, yara, akıntı veya renk değişikliği fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Ayak tabanı görülemiyorsa ayna kullanılmalıdır. Çünkü diyabet hastalarında ayakta küçük bir su toplaması, nasır ya da renk değişikliği bile ciddi bir sorunun habercisi olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>‘Geçer’ diye bekleyerek zaman kaybetmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetik ayak yaraları kolayca enfekte olabilir ve enfeksiyon hızla kemiğe kadar ilerleyebilir.<br /> Gecikmeden uygun antibiyotik tedavisi, gerekli durumlarda cerrahi temizlik (debridman) hayat kurtarıcı olabilir. Evde bilinçsiz pansuman, alkol, oksijenli su, rastgele antibiyotikli kremler ya da bitkisel ürünler ayakta sorunu daha da kötüleştirebilmekte, bu nedenle sorunun tedavisi çok daha karmaşık ve zor hale gelebilmektedir. Her yara tıbbi değerlendirme gerektirir. </p>
<ul>
<li><strong>Çıplak ayakla yere basmayın</strong></li>
</ul>
<p>Evde çok sık yapılan yanlışlardan biri de; evde çıplak ayakla yere basılmasıdır. Oysa diyabetik ayak yaralarının önemli bir kısmı ev içinde oluşur. Diyabet hastalarının yere çıplak ayakla basmaması, ayaklarını mutlaka koruması, hele de kumsal vb yerlerde kesinlikle terlik olmadan dolaşmaması gerekir. Parmak arası terlik ya da ucu açık terliklerden uzak durulmalı, terliğin önü kapalı olmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Damar tıkanıklığı sorununuz var mı mutlaka öğrenin</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>diyabetik ayak yaralarının en önemli nedenlerinden birinin damar tıkanıklıkları olduğunu belirterek “Günlük yaşamda yanlış alışkanlıklarımızın da etkisiyle damar tıkanıklıkları hızla yaygınlaşmaktadır. Diyabetik ayakta da; ayaktaki kan dolaşımı yetersizse, en iyi yara bakımı bile iyileşme sağlamaz. Bu nedenle tedavinin ilk adımlarından biri, ayak damarlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve gerekiyorsa damarların açılmasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Ayakkabı seçiminize önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Ayakkabı alırken görünüşünden ziyade sağlık açısından doğru ve rahat olmasına dikkat edilmelidir. Dar, sert, dikişli ya da ayağı sıkan ayakkabılar, fark edilmeden yaraya yol açabilir. Ayağı sıkmayan yumuşak ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayakkabı ayağa tam uyumlu ve yumuşak tabanlı olmalı, iç dikişi bulunmamalı, vurma yapmayan özellikte olmalıdır. Yeni ayakkabılar ayakta vurma yapmaması için başlangıçta kısa sürelerle giyilmelidir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Erken müdahale ve multidisipliner tedavi kritik önem taşıyor!</strong></p>
<p>KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabetik ayak tedavisinde erken müdahale ve multidisipliner tedavinin kritik önem taşıdığını belirterek şöyle konuşuyor: “Diyabetik ayak yaraları, tek bir hekimin değil; kalp-damar cerrahisi, endokrinoloji, yara bakım, enfeksiyon hastalıkları, ortopedi ve plastik cerrahi gibi uzmanların birlikte çalışmasını gerektirir. Multidisipliner yaklaşımın yanısıra günümüzde gelişen damar açıcı (endovasküler) tedaviler ve modern yara bakım yöntemleri sayesinde, diyabetik ayak hastalarının büyük bölümünde uzuv kaybı önlenebilmektedir. Diyabetik ayak kader değildir. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ayaklar korunabilir, hayatlar kurtarılabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den &#8220;sosyal belediyecilik&#8221; hamlesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-sosyal-belediyecilik-hamlesi-599698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 09:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyecilik]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[daire]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599698</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyeti kendisine ait olan ve uzun süredir atıl durumda bulunan Karşıyaka’daki üç daireyi, kapsamlı bir dönüşüm çalışmasıyla yeni bir sağlık merkezi olarak kente kazandırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-sosyal-belediyecilik-hamlesi-599698">Büyükşehir&#8217;den &#8220;sosyal belediyecilik&#8221; hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyeti kendisine ait olan ve uzun süredir atıl durumda bulunan Karşıyaka’daki üç daireyi, kapsamlı bir dönüşüm çalışmasıyla yeni bir sağlık merkezi olarak kente kazandırıyor. Yenilenen yapı; İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi (İZSEM) bünyesinde Diyabet Farkındalık Merkezi, Otizm Etkinlik Merkezi ve Psikolojik Destek Birimi olarak hizmet verecek.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentte koruyucu ve destekleyici sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak, farklı yaş ve ihtiyaç gruplarına yönelik erişilebilir ve bütüncül bir hizmet modeli oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Karşıyaka Girne Bulvarı üzerindeki üç daire sağlık merkezine dönüştürülüyor. Yapı İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Belde Apartmanı’nın zemin katında yer alan ve uzun süredir atıl durumda bulunan dairelerde ve bahçede tadilat yapıldı. Baştan sona yenilenen mekânlar kısa bir süre sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi (İZSEM) bünyesinde hizmet verecek. Yeni sağlık merkezinde; Diyabet Farkındalık Merkezi, Otizm Etkinlik Merkezi ve Psikolojik Destek Birimi olmak üzere üç ayrı birim, İzmirlilere yönelik koruyucu ve destekleyici sağlık hizmetleri sunacak.</p>
<p><strong>Neler yapıldı?</strong><br />Çalışmalar kapsamında dairelerdeki eski parkeler sökülerek yenileriyle değiştirildi; duvarlar, tavanlar ve zeminler baştan sona yenilenerek mekânlar modern ve temiz bir görünüme kavuşturuldu. Ayrıca yapıların elektrik ve mekanik tesisat sistemleri tamamen elden geçirildi. İç mekân düzenlemelerinin yanı sıra, Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından çocukların güvenle kullanabileceği oyun grubu oluşturuldu. Bahçe alanının zemin düzenlemeleri yenilenirken, açık alana piknik masaları ve oturma alanları yerleştirilerek, kullanıcıların faydalanabileceği sosyal bir yaşam alanı yaratıldı. </p>
<p><strong>Çalışmalar tamamlanmak üzere</strong><br />Yapı İşleri Dairesi Başkanlığı Tesisler Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü Şantiye Şefi Nihat Kurtar, çalışmalarda sona yaklaşıldığını belirterek şu bilgileri verdi: “Burada öncelikle alçı ve sıva tamiratları, ıslak hacimlerde bakım ve onarım çalışmaları ile seramik imalat ve yenileme işlemleri gerçekleştirildi. Bahçe alanımızı çocuklarımızın etkinlik yapabileceği bir alana dönüştürdük. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ekiplerimiz de çevre düzenleme çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalarımızı kısa süre içerisinde tamamlamayı hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>Diyabetlilere rehberlik edecek</strong><br />Dönüşümü gerçekleştirilen yapının hizmet kapsamına ilişkin bilgi veren İZSEM Sorumlusu, Halk Sağlığı Hekimi Dr. Hilal Sipahi, Diyabet Farkındalık Merkezi’nin hem diyabet hastalarına hem de diyabet öncesi risk grubundaki bireylere yönelik önemli bir boşluğu dolduracağını belirtti. Dr. Sipahi, “Diyabet Farkındalık Merkezi’nde, diyabetli bireylerin sağlıklı yaşamlarını nasıl sürdürebilecekleri ve kendi sağlık bakımlarını nasıl yönetebilecekleri konusunda destek sunacağız. Diyabet öncesi dönemde ise hastalığın gelişimini önlemeye yönelik yapabileceğimiz pek çok çalışma bulunuyor. Bu noktada kurumumuz rehberlik edecek. Merkezimizde sağlıklı beslenme konusunda danışmanlık hizmeti verilecek, aynı zamanda ruh sağlığı alanında psikologlarımız destek sağlayacak. Diyabetli bireylerin kendi sağlık bakımlarına ilişkin bilinçlenmelerini ve doğru bilgiye ulaşmalarını hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Diyabet öncesi hem eğitim hem danışmanlık</strong><br />Başkan Dr. Cemil Tugay’ın, diyabet hastalarına yönelik destekleyici ve önleyici sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması konusunda öncü bir yaklaşım benimsediğini vurgulayan Sipahi, “İlimizde ve Karşıyaka’da birinci basamakta diyabet farkındalığına yönelik hizmet veren merkez sayısı oldukça sınırlı. Hastanelerde bulunan diyabet eğitim birimleri daha çok diyabet tanısı konulmuş bireylere hizmet veriyor. Ancak Diyabet Farkındalık Merkezi, diyabet öncesi dönemi de kapsayacak şekilde hem eğitim hem de danışmanlık hizmeti sunacak” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-sosyal-belediyecilik-hamlesi-599698">Büyükşehir&#8217;den &#8220;sosyal belediyecilik&#8221; hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan Şekeriniz 24 Saat Takipte</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-sekeriniz-24-saat-takipte-597524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 07:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[Dalgalanmaları]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[glikoz]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şekeriniz]]></category>
		<category><![CDATA[takipte]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kan şekeri dalgalanmaları, sanılanın aksine yalnızca diyabetle ilgili değildir; glikozdaki ani yükseliş ve düşüşler, obeziteden insülin direncine, kalp-damar hastalıklarından metabolik sendroma kadar pek çok kronik hastalığın erken uyarı işaretlerini verebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-sekeriniz-24-saat-takipte-597524">Kan Şekeriniz 24 Saat Takipte</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kan şekeri dalgalanmaları, sanılanın aksine yalnızca diyabetle ilgili değildir; glikozdaki ani yükseliş ve düşüşler, obeziteden insülin direncine, kalp-damar hastalıklarından metabolik sendroma kadar pek çok kronik hastalığın erken uyarı işaretlerini verebilir. Bu nedenle yıllarca sadece diyabetli bireylerle anılan Sürekli Glikoz Takibi (CGM) teknolojisi, artık sağlıklı yaşam takibinin en güçlü araçlarından biri haline geldi. Çünkü  CGM, vücudun besinlere, strese, uykuya ve egzersize verdiği tepkileri gerçek zamanlı görünür kılarak kişiye benzersiz bir biyolojik farkındalık sağlıyor. <strong>Acıbadem Life Danışmanı ve Acıbadem Üniversitesi Diyabet Araştırma ve Uygulama Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. M. Temel Yılmaz</strong>, “CGM teknolojisi bize metabolizmanın perde arkasını gösteriyor. Diyabetli olsun olmasın herkes için glikoz dalgalanmaları, gelecekteki metabolik risklere dair çok değerli bilgiler taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>METABOLİZMANIZI AN BE AN TAKİP EDİN</strong></p>
<p>Sürekli Glikoz Takibi (CGM) teknolojisinin yaygınlaşmasını insanların kendi biyolojik tepkilerini gerçek zamanlı izleme ihtiyacının artışına bağlayan <strong>Prof. M. Temel Yılmaz</strong>, CGM ile bireylerin yedikleri bir öğünün kan şekerini ne kadar yükselttiğini, kısa bir yürüyüşün glikozu nasıl dengelediğini, stresin ya da uykusuzluğun metabolizmayı nasıl etkilediğini anlık olarak görebildiğini belirtiyor. Bu görünürlüğün metabolizmayı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine taşıdığını vurgulayan <strong>Prof. Yılmaz</strong>, “CGM verileri kişiye, hangi yiyeceklerin kendisi için uygun olduğunu, hangi egzersiz süresinin kan şekerini stabilize ettiğini ve hangi alışkanlıkların metabolik yük oluşturduğunu objektif biçimde öğretiyor. Böylece teknoloji, yalnızca sağlık takibi yapan bireylerin değil; sporcuların, kilo yönetimi hedefleyenlerin ve yaşam tarzını iyileştirmek isteyenlerin de vazgeçilmez bir aracı hâline geliyor. CGM, “görerek öğrenmeyi” sağlıyor ve metabolizmayı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp günlük hayata taşıyor. İnsanlar yedikleri bir öğünün, yaptıkları bir yürüyüşün ya da dün geceki uykularının kan şekerine nasıl yansıdığını görerek daha bilinçli davranış değişikliklerine yöneliyor” diyor. </p>
<p><strong>CGM, ERKEN UYARI SİSTEMİ GİBİ…</strong></p>
<p>Diyabeti olmayan bireylerde bile gün boyunca belirgin glikoz dalgalanmaları yaşanabiliyor. Bu dalgalanmaların CGM teknolojisi ile ortaya konabildiğini söyleyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Prof. Dr. M. Temel Yılmaz</strong>, “Saatlik glikoz kayıtları sayesinde öğün sonrası ani “pikler”, gecelik düşüşler ve gün içindeki sık iniş–çıkışlar objektif biçimde görülebiliyor. Son araştırmalar, özellikle obezite ve prediyabet grubundaki kişilerde bu glikoz değişkenliğinin yüksek olduğunu ve bunun erken metabolik bozulmanın güçlü bir göstergesi olabileceğini kanıtlıyor. Hatta tamamen sağlıklı görünen bazı bireylerin bile CGM takiplerinde zaman zaman prediabetik seviyelere ulaştığı; bu dalgalanmaların insülin direnci, kilo artışı ve uzun vadede kalp–damar hastalıkları riskleriyle ilişkili olabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle CGM, yalnızca mevcut hastalığı izlemek için değil, gelecekte gelişebilecek metabolik sorunlara karşı bir erken uyarı sistemi gibi çalışıyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>DİYABETTE EVDEN TAKİP SİSTEMİ, SAĞLIK YÖNETİMİNİ KÖKTEN DEĞİŞTİRİYOR</strong></p>
<p>CGM’in bireylerin kendi metabolik verilerine doğrudan ulaşmasını sağlayarak kişisel sağlık yönetimini kökten değiştirdiğine dikkat çeken <strong>Prof. Dr. M. Temel Yılmaz</strong>, “Teknoloji doğru şekilde yorumlandığında diyabetli bireylerde tedavi uyumunu güçlendirirken, diyabeti olmayan kişilerde de beslenme, uyku ve egzersiz gibi günlük alışkanlıkların metabolik etkilerini görünür kılarak yaşam tarzı farkındalığını belirgin biçimde artırıyor. Herkesin glukoz tepkisi benzersizdir; aynı yiyecek bir kişide yüksek bir glikoz yükselmesi yaratırken bir başkasında çok daha hafif bir yanıt oluşabilir. CGM bu farklılıkları gözler önüne sererek kişiye özel beslenme planlarının, bireye göre düzenlenmiş egzersiz önerilerinin ve daha etkili uyku–stres yönetimi stratejilerinin geliştirilmesini mümkün kılıyor. Bu nedenle CGM verilerinin yaygınlaşması, önümüzdeki yıllarda kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımının en güçlü bileşenlerinden biri olarak değerlendiriliyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-sekeriniz-24-saat-takipte-597524">Kan Şekeriniz 24 Saat Takipte</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 14:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetli]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[emel]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596396</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, ülkemizde resmi veriler ve TURDEP-I ve II çalışmalarına göre diyabetli sayısının 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıktığını belirterek “Yüzde 90 oranında bir artış var.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396">Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi <span>Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, ülkemizde resmi veriler ve TURDEP-I ve II çalışmalarına göre diyabetli sayısının 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıktığını </span>belirterek “Yüzde 90 oranında bir artış var.  Şu anda Türkiye’de diyabet prevalansının yüzde 17-18 olduğunu bildiren çalışmalar var. Ülkemizde her 5 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye, Rusya ve Almanya’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından “Diyabet, Beslenme ve Genetik” başlığında düzenlenen Dünya Diyabet Günü kapsamında düzenlenen konferansta diyabet ve beslenme ilişkisi ile özellikle Tip2 diyabetle ilgili son dönemde yapılan genetik çalışmalar ele alındı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabet ve Beslenme” başlıklı sunumunda diyabetin tanımı, diyabet ve beslenme ilişkisi, beslenmede dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Uygun bakım ve refah desteğine erişim sağlanmalı”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Diyabet Günü 2025 yılı temasının “Diyabet Bakımına Erişim: Şimdi Değilse Ne Zaman?” şeklinde belirlendiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bu yılki tema, diyabet ve refahtır. Dünyada 160’tan fazla ülkede kutlanan dünyanın en büyük diyabet kampanyası olan 14 Kasım kampanyasının odak noktası ise diyabet ve iş yeridir.  Uygun bakım ve refah desteğine erişim sağlandığında diyabetliler iyi yaşama şansına sahip olacak. Milyonlarca diyabetli evde, işte ve okulda günlük öz yönetimlerini sağlamada zorluklarla karşılaşıyor. Diyabet bakımı, genellikle sadece kan şekerine odaklanır ve bu da diyabetlileri bunaltabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>25 yılda diyabetli sayısı 4 kat arttı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya genelinde diyabet artış oranının yüzde 45 olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet insidansının tüm dünyada artmaya devam ettiğini vurgulayarak “Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) tarafından yapılan tahminlere göre dünyada 2050 yılında ulaşılacağı düşünülen 853 milyon diyabetli sayısına 2024 yılında ulaşılmış durumda. 2000 yılından 2025 yılına kadarki dönemde diyabetli sayısı 151 milyondan 589 milyona çıkmış, diyabetli sayısı 4 kat artmış. Bu çok ciddi bir oran. <span>1998 ve 2010 yılında yapılan </span>Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans (TURDEP I ve II) çalışmaları sonuçlarına göre, 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıkmış. Yüzde 90 oranında bir artış var<span>. Şu anda diyabet prevalansının yüzde 17-18 civarında olduğunu bildiren çalışmalar var. Yani ülkem</span>izde her 5 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyleyebiliriz ki diyabetli olmayan kişiler arasında <span>sayılan ama diyabet tanısı almayan çok kişi var. Türkiye, Rusya ve Almanya’nın ardından üçü</span>ncü sırada yer alıyor. Teknoloji hayatımızda önemli ölçüde yer alıyor. Toplum olarak spor ve egzersiz yapmayı sevmiyoruz. Beslenme tipimiz maalesef kötü, özellikle fastfood beslenme kültürü yaygın. Son zamanlarda şişmanlığın artışıyla birlikte çocuklarda da Tip 2 diyabet görülmeye başlandı” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyabet yönetiminde sadece kan şekerine odaklanılmamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Obezitenin Tip 2 diyabete yol açan en önemli faktörlerden biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Tip 2 diyabet tanısı konulan kişilerde, yüzde 80 oranında obezite tespit edilmiş” dedi. Diyabet yönetiminde sadece kan şekerine değil, diyabetin yol açacağı risklere karşı alınacak önlemlere de odaklanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Yüksek kan şekeri uzun vadede kalp ve damar sağlığını, böbrekleri, göz <span>sağlığını ve sinir sistemini etkilemektedir. Diyabetin kontrol altında tutulması için egzersiz, sağlıklı beslenme, sigara ve alkol kullanmamak, uyku kalitesi ve uyku düzenine dikkat etmek gibi yaşam tarzı </span>değişiklikleri ile ilgili pek çok önlem alınmalıdır. Diyabet tedavisi ve kontrolü, birçok disiplinin bir arada çalıştığı bir alan olmalıdır. Diyabetin doğru yönetilmesinde farkındalık ve eğitimin yeri çok önemlidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Belgin Süsleyici, Tip2 diyabette kişiselleştirilmiş tıpla ilgili çalışmaları anlattı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Marmara Üniversitesi Moleküler Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belgin Süsleyici, “Tip2 Diyabette Kişiselleştirilmiş Tıp: Gelecekte Bizi Neler Bekliyor?” başlıklı sunumunda diyabet tedavisinde son dönemde öne çıkan yenilikçi tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gen tedavileri, CRSPR çalışmaları ve farmakogenetik alanında Tip 2 diyabetle ilgili kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri üzerinde çalışmaların yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Belgin <span>Süsleyici, farmakogenetik analizi yapan merkezler olduğunu, bu merkezlerde kan örneklerinin analiz edilerek, kişinin genetik özelliklerine uygun olan ilaç tedavilerinin planlandığını söyledi. </span>Prof. Dr. Belgin Süsleyici, gen terapisi ile Tip2 diyabet tedavisinin mümkün olduğun kaydetti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kişiselleştirilmiş tıp alanında ülkemizde son 5 yıl içerisinde çok önemli çalışmalar yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Belgin Süsleyici, “Bu alandaki çalışmalar önce nadir hastalıklar konusunda başladı. Ülkemizde yaygın olan akraba evlilikleri nedeniyle ortaya çıkan birçok genetik hastalık var. Bu hastalıklara öncelik verildi. Şimdi kanser ve kronik hastalıklarla ilgili çalışmalar yürütülüyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396">Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 12:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[lif]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık. Ancak yapılan araştırmalar, hastaların önemli bir kısmının beslenmede farkında olmadan hatalar yaptığını gösteriyor. Diyetisyen Harika Özkaya Yurttadur, diyabet yönetiminde beslenmenin kritik bir rol oynadığını belirterek, “Basit görünen yanlış alışkanlıklar bile kan şekeri dengesini bozarak komplikasyon riskini artırabilir” uyarısında bulundu. Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının en sık yaptığı 10 beslenme hatasını ve doğru yaklaşımları anlattı.</em></p>
<p><strong>KAHVALTIYI ATLAMAK</strong></p>
<p>Kahvaltıyı atlamanın diyabet hastaları için kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen en önemli beslenme hatalarından biri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, “Gece boyunca uzun süren açlık süresi kan şekerinin düşmesine neden olurken, sabah saatlerinde vücut enerji ihtiyacını karşılamak için glikojen depolarından kana şeker salınımını artırır ve bu da ani yükselmelere yol açabilir” dedi. Kahvaltı yapılmadığında bu dalgalanmaların daha belirgin hale geldiğini ve gün boyu kan şekeri dengesini sağlamak zorlaştığını anlatan Dyt. Yurttadur, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Yapılan araştırmalar, kahvaltıyı atlamanın diyabet yönetiminde olumsuz sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Nitekim 317 diyabet hastası üzerinde yapılan bir çalışmada, katılımcıların yaklaşık yüzde 7’sinin kahvaltı yapmadığı belirlenmiştir. Bu grubun, kahvaltı yapanlara kıyasla daha genç olduğu, sigara kullanımının daha yaygın olduğuna ve en önemlisi de HbA1c düzeyleri ile gün içindeki şeker dalgalanmalarının anlamlı biçimde yüksek seyrettiği saptanmıştır.’ Bu sonuçların kahvaltının diyabet kontrolünde vazgeçilmez bir rol oynadığını ve düzenli kahvaltı alışkanlığının kan şekeri dengesini korumada temel bir adım olduğunu gösterdiğini söyleyen Dyt. Yurttadur, önerilerini şöyle sıraladı: “Güne yumurta ve peynir gibi sağlıklı protein kaynakları, avokado, zeytin ve ceviz gibi sağlıklı yağlar ile tam tahıllı ekmek, yulaf, kepekli galeta gibi lifli karbonhidrat kaynaklarını içeren bir kahvaltıyla başlamak, kan şekeri kontrolünü destekleyecektir.”</p>
<p><strong>ŞEKERSİZ ÜRÜNLERE GÜVENMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastaları arasında yaygın bir başka yanılgının da şekersiz ibaresi taşıyan her ürünün güvenli olduğu düşüncesi olduğunu belirten Dyt. Yurttadur, “Oysa birçok şekersiz gıda, kan şekerini etkilemeyen tatlandırıcılar içerse de, yüksek oranda karbonhidrat, yağ veya kalori barındırabilir. Bu ürünler, özellikle aşırı tüketildiklerinde kan şekeri dengesini olumsuz yönde etkileyebilir ve kilo artışına zemin hazırlayabilir.”</p>
<p>Ayrıca bazı şekersiz ürünlerde kullanılan yapay tatlandırıcıların, iştah artışına ve tatlı isteğinin sürmesine yol açabileceğine işaret eden Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle şekersiz etiketi, bir ürünün diyabet dostu olduğu anlamına gelmez. Diyabet hastalarının ürün etiketlerini dikkatle okumaları, karbonhidrat ve kalori içeriklerini değerlendirmeleri büyük önem taşır. En doğru yaklaşım doğal ve dengeli beslenme planına sadık kalmak, işlenmiş şekersiz gıdaları ise içindekiler kontrolü yaparak ölçülü tüketmek olacaktır.”</p>
<p><strong>LİF TÜKETİMİNİ İHMAL ETMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında lif alımının yetersiz olmasının kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen önemli bir beslenme hatası olduğunun altını çizen Dyt Yurttadur, bu gıdaların sağlığı yararlar konusunda şu bilgileri verdi: “Lifli gıdalar, özellikle çözünür lifler, sindirimi yavaşlatarak glikozun kana daha dengeli bir şekilde geçmesini sağlar ve ani kan şekeri yükselmelerini önler. Ayrıca lif, tokluk hissini artırarak aşırı yemeyi engeller ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Ancak birçok diyabet hastası, sebze, meyve, tam tahıllar ve baklagiller gibi lif kaynaklarını yeterince tüketmemektedir. Bu durum, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de bağırsak sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açabilir.</p>
<p>Çözünebilir lif yönünden zengin olan bezelye, kuru fasulye, barbunya, yulaf, bazı sebze ve meyveler diyabetlilerde, yemeklerden sonra kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlar. Posalı besinler, çok çiğneme gerektirdiğinden yemek yeme zamanını uzatırlar, midedeki sindirimi ve mide boşaltma hızını yavaşlatarak tokluk hissini arttırırlar. Böylece tip 2 DM çok sık görülen şişmanlığın tedavisinde lif, ağırlık kaybedilmesinde de yardımcı olmaktadır.”</p>
<p><strong>PORSİYON KONTROLÜNÜ SAĞLAYAMAMAK</strong></p>
<p>En sık yapılan hatalardan biri sağlıklı besin tercihlerine rağmen porsiyon kontrolü yapılmaması olduğunu söyleyen Dyt. Yurttadur, “Ne yazık ki bazı diyabet hastaları, sağlıklı gıdalar tüketseler bile miktarlara dikkat etmedikleri için kan şekeri kontrolünde zorluk yaşayabiliyor. Aşırı yemek, özellikle karbonhidrat ve yağ açısından yoğun öğünler, kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir ve kilo artışına neden olabilir. Bu durum hem diyabet yönetimini hem de genel sağlığı olumsuz etkileyebilir” dedi. </p>
<p><strong>SIVILARDAN ALINA GİZLİ KALORİLER</strong></p>
<p>Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının fark etmeden sıvılardan yüksek miktarda kalori alabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Çay, kahve, meyve suyu, gazlı içecekler ve hazır içeceklerdeki eklenen şeker ve krema, günlük kalori alımını hızla artırıyor. Çoğu kişi sıvının etkisi olmaz diye düşünse de bu küçük eklemeler kan şekerinde ani yükselmelere ve uzun vadede kilo artışına yol açabiliyor. Bu nedenle içeceklerin içeriklerini kontrol etmek ve mümkün olduğunca şekersiz, doğal seçenekleri tercih etmek büyük önem taşıyor.”</p>
<p><strong>KARBONHİDRAT KAYNAKLARINI BİLMEMEK</strong></p>
<p>Karbonhidrat kaynaklarını yeterince tanımamanın ve sadece ekmek, makarna veya pilavı karbonhidrat kaynağı olarak görmenin de sık yapılan bir başka yanılgı olduğunu anlatan Dyt. Yurttadur, yoğurt, süt, bazı sebzeler, meyveler ve hatta paketli atıştırmalıkların da kan şekerini yükselten karbonhidrat içerdiğini hatırlattı. Dyt. Yurttadur konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bir dilim ekmeğin veya bir kâse pirincin karbonhidrat miktarı küçük görünebilir, ama bir öğünde birkaç karbonhidrat kaynağını bir arada tüketmek kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir. Paketli gıdalarda karbonhidrat miktarının farkında olmamak da yaygın bir sorun. Az şekerli veya şekersiz ürünler de yüksek karbonhidrat içerebilir, etiket okumak bu nedenle önemli. Meyve suları, smoothie’ler, sütlü içecekler gibi sıvılar da hızlı emilen karbonhidrat içerir ve bunlar genellikle göz ardı edilir.”</p>
<p>Bu gıdaların miktarı kontrol edilmediğinde, özellikle birden fazla karbonhidrat kaynağı aynı öğünde tüketildiğinde, kan şekerinin hızla yükseldiğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle hangi yiyeceklerin karbonhidrat içerdiğini bilmek ve miktarlarını düzenlemek, kan şekeri dalgalanmalarını önlemenin en etkili yollarından biridir” dedi. </p>
<p><strong>YETERSİZ SU TÜKETİMİ</strong></p>
<p>Diyabet hastaları için su tüketiminin çok kritik bir rol oynadığını söyleyen Dyt. Yurttatur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeterli su almak, kanda biriken fazla glikozun idrar yoluyla atılmasını kolaylaştırır ve böylece hiperglisemi riskini azaltır. Bu nedenle diyabetlilerin, kan şekerini dengelemeye destek olmak için günlük en az 2,5 litre su içmeye özen göstermesi gerekir.”</p>
<p><strong>GÜN İÇİNDE ÖĞÜN ATLAMA VE SONRASINDA AŞIRI YEME / YANLIŞ ARA ÖĞÜN TERCİHİ</strong></p>
<p>Gün içinde öğün atlamak, diyabet hastalarının sık yaptığı hatalardan biri. Uzun süre aç kalmanın kan şekerinin düşmesine yol açtığını ve bir sonraki öğünde aşırı yemek yeme isteğini tetiklediğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Özellikle kahvaltı veya öğle öğününü atlayanlarda bu durum daha belirgin. Bir diğer sorun ise yanlış ara öğün tercihleri. Çikolata, paketli atıştırmalıklar veya şekerli içecekler, kan şekerini hızla yükseltiyor ve kısa süre sonra tekrar açlık hissi yaratıyor. Bu döngü, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de kilo kontrolünün zorlaşmasına neden oluyor. Diyabet yönetiminde, öğünlerin atlanmaması ve ara öğünlerde sağlıklı seçenekler tercih edilmesi, kan şekeri dengesini korumanın ve gün boyunca enerjiyi dengede tutmanın temel yollarından biri diyebiliriz.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>YAĞ KAYNAKLARININ KALİTESİNE DİKKAT ETMEME</strong></p>
<p>“Diyabet hastalarının beslenmesinde sadece yağ miktarının değil, yağın kalitesinin de büyük önem taşıdığını anlatan Dyt. Yurttadur, “Doymuş ve trans yağlar açısından zengin besinler, hem kan damarlarını olumsuz etkileyerek kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor hem de kilo kontrolünü zorlaştırıyor. Oysa zeytinyağı, avokado, fındık ve balık gibi sağlıklı yağ kaynakları, kan şekeri dengesinin korunmasına ve kalp sağlığının desteklenmesine yardımcı oluyor.” Dedi. </p>
<p><strong>PROFESYONEL DESTEK ALMAMAK</strong></p>
<p>“Diyabetli kişiler, beslenme konusunda kendi başlarına karar verdiklerinde yanlış alışkanlıklar geliştirebilir. Hangi besinleri ne miktarda tüketmeleri gerektiğini bilmemek, kan şekeri dalgalanmalarına ve uzun vadede komplikasyon riskine yol açabilir” diyen Dyt. Harika Özkaya Yurttadur, sözlerini şöyle tamamladı: “Uzman bir diyetisyenden alınacak kişiye özel öneriler, hem kan şekeri kontrolünü hem de sağlıklı kilo yönetimini destekler. Profesyonel rehberlik olmadan yapılan denemeler, sık yapılan beslenme hatalarının kalıcı hale gelmesine neden olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2025 12:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obeziteyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593697</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabet ve obezitenin önlenmesi ve sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697">İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabet ve obezitenin önlenmesi ve sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı” düzenledi. 20 Kasım 2025’te Esenler İBB Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleşen konferans, akademi dünyası, sağlık profesyonelleri ve sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımıyla toplam 500 kişiyi bir araya getirdi.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nın düzenlediği “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı”nda İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, diyabet ve obeziteyle mücadelede güncel tedavi, teknoloji ve koruyucu sağlık yaklaşımlarını paylaştı.</p>
<p><strong>“OBEZİTE VE DİYABET TÜRKİYE’NİN EN KRİTİK SAĞLIK BAŞLIKLARI”</strong></p>
<p>Konferansın açılışında söz alan <strong>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Önder Yüksel Eryiğit</strong>, Türkiye’nin diyabet ve obezitede Avrupa’nın en yüksek oranlarına ulaştığına dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p>“Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre obezite; 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir.  Türkiye’de, günümüzde her üç kişiden biri obez. Bu oran, bizi Avrupa&#8217;da ilk sıraya koymaktadır. Dahası İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içinde de obezitede Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra en yüksek ikinci ülke konumundayız.”</p>
<p><strong>“EN İYİ TEDAVİ KORUNMAKTIR”</strong></p>
<p>Açılışın ikinci konuşmacısı İstanbul Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ ise modern yaşamın obeziteyi artırdığını belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Son yıllarda en önemli mesaj şudur: En iyi tedavi korunmaktır. Obezite ve diyabeti yalnızca ilaçla ya da cerrahi ile çözmemiz mümkün değil. Toplumun tamamına yayılan sağlıklı yaşam farkındalığı şart. Bu nedenle yerel yönetimlerin bu konudaki öncü rolü son derece değerlidir.”</p>
<p><strong>KATILIMCILARDAN DİKKAT ÇEKEN UYARILAR</strong></p>
<p>Konferans boyunca söz alan akademisyen ve sağlık uzmanları, diyabet ve obezitenin yalnızca tıbbi değil, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla da ele alınması gerektiği ortak görüşünde birleşti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan Satman:</strong></p>
<p>“Türkiye’de diyabet görülme sıklığı son 20 yılda iki katına çıktı. Bu çok kritik bir artış. Erken tarama, iş yerinde sağlık programları ve dijital takip teknolojileri artık zorunlu hale gelmeli.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gülşah Yenidünya Yalın:</strong></p>
<p>“Obezite yalnızca fazla kilo değildir; hormonal, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir araya geldiği kompleks bir tablodur. Tedavide kişiye özel yaklaşım hayati önem taşır.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Özlem Soyluk Selçuk Biricik:</strong></p>
<p>“Pelemir gibi yerli ürünlerin kan şekeri üzerindeki olumlu etkilerinin bilimsel verilerle doğrulanması, hem beslenme politikaları hem de tarımsal üretim açısından stratejik önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Diyetisyen Hanife Köksal:</strong></p>
<p>“Beslenme tedavisi doğru uygulanmadığında diyabet yönetimi neredeyse imkânsız hale geliyor. En büyük sorun, yanlış bilginin sosyal medya üzerinden hızla yayılması.”</p>
<p><strong>Diyabet Hemşiresi Melike Çevikdizici:</strong></p>
<p>“İnsülin pompaları, sürekli glikoz ölçüm sistemleri ve mobil uygulamalar sayesinde hastaların tedavi farkındalığı ciddi şekilde artıyor.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Bülent Bayraktar:</strong></p>
<p>“Egzersiz, sıfır maliyetli en güçlü ilaçtır. Doğru planlanan fiziksel aktivite, diyabet riskini yüzde 50 azaltabilmektedir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Akın Savaş Toklu:</strong></p>
<p>“Diyabetik ayak, geç kalındığında en ağır sonuçları doğuran komplikasyonlardan biridir. Erken bakım, uygun yara tedavileri ve hiperbarik uygulamalar hastaların yaşam kalitesini doğrudan yükseltir.”</p>
<p><strong>5 OTURUMDA YENİ TEDAVİLER, BESLENME YAKLAŞIMLARI VE TEKNOLOJİLER </strong></p>
<p>1. Oturum: Diyabet ve İş Yeri – Prof. Dr. İlhan Satman</p>
<p>2. Oturum: Obezitenin Tanısı ve Tedavisi – Prof. Dr. Gülşah Yenidünya Yalın</p>
<p>3. Oturum: Beslenmede Bilimsel Yaklaşımlar – Prof. Dr. Özlem Soyluk Selçuk Biricik</p>
<p>4. Oturum: İnsülin Tedavisi, Dijital Teknolojiler ve Egzersiz – Hanife Köksal, Melike Çevikdizici, Prof. Dr. Bülent Bayraktar</p>
<p>5. Oturum: Diyabetik Ayak ve Yara Yönetimi – Prof. Dr. Akın Savaş Toklu</p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE VE AVRUPA’DA DİYABET GÖRÜLME SIKLIĞI</strong></p>
<p>DSÖ verilerine göre Türkiye’de 18 yaş üzeri diyabet sıklığı 2022 itibarıyla %16,6’ya ulaştı. Avrupa ülkelerinde ortalama oran %7–8 civarındayken Türkiye bu oranı neredeyse ikiye katlıyor. Türkiye&#8217;de her altı yetişkinden biri diyabet hastası konumuna gelmiş bulunuyor. Risk özellikle 30 yaş üzeri grupta çok daha belirgin şekilde seyretmekte. Bu durum, önleyici sağlık hizmetlerinin kritik önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>Oturumlar sonunda konuşmacılara İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Önder Yüksel Eryiğit ve Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürü Uzm. Dr. Hakan Yılmaztürk tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Program, tüm katılımcıların sahnede çekilen toplu fotoğrafıyla sona erdi.</p>
<p><strong>İBB’NİN HEDEFİ: “HASTALIK OLUŞMADAN ÖNCE KORUYUCU SAĞLIK”</strong></p>
<p>İBB Sağlık İşleri Dairesi, diyabet ve obezite gibi hızla büyüyen sağlık sorunlarına karşı halkı bilinçlendiren sempozyum, eğitim ve bilimsel etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. İstanbul’un uzun vadede bir “sağlık kenti” olarak güçlendirilmesi ve koruyucu sağlık yaklaşımının toplumsal davranışa dönüşmesi hedefleniyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697">İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca&#8217;da diyabet sorunu masaya yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bucada-diyabet-sorunu-masaya-yatirildi-593353</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 11:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yatırıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593353</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün en yaygın kronik hastalıkları arasında yer alan ve halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet sorunu, Buca’da masaya yatırıldı. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, amaçlarının bu konuda farkındalığı artırmak ve diyabetle yaşayan tüm vatandaşların yaşam kalitesine katkı sunmak olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bucada-diyabet-sorunu-masaya-yatirildi-593353">Buca&#8217;da diyabet sorunu masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzün en yaygın kronik hastalıkları arasında yer alan ve halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet sorunu, Buca’da masaya yatırıldı. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, amaçlarının bu konuda farkındalığı artırmak ve diyabetle yaşayan tüm vatandaşların yaşam kalitesine katkı sunmak olduğunu söyledi.</p>
<p>Buca Belediyesi, Dünya Diyabet Günü’nde “Diyabetle Kolay Yaşam” semineri düzenledi.  Tınaztepe Üniversitesi Endokrinoloi Uzmanı Doktor İlker Altun, Uzman Diyetisyen Batuhan Çitemel ve Diyabet Eğitim Hemşiresi Pelin Serim’in konuşmacı olarak katıldığı seminerde diyabet hastalığının nedenleri ve tedavi yöntemleri ele alındı. Seminerin açılış konuşmasını gerçekleştiren Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, yerel yönetimler olarak önceliklerinin yalnızca altyapı ve üstyapı hizmetleri sunmakla sınırlı olmadığını belirterek, hemşehrilerinin sağlıklı ve nitelikli bir yaşam sürmesi için çalışmalar yapmanın da temel sorumlulukları arasında yer aldığını ifade etti.</p>
<p>“DİYABET SENSÖRÜ DESTEK PROGRAMI” ÜLKEYE ÖRNEK OLDU<br />Bu anlayışla hareket ederek, diyabetli çocuklar ve gençlerin yaşamını kolaylaştırmak üzere geçtiğimiz yıl “Diyabet Sensörü Destek Programı”nı hayata geçirdiklerini hatırlatan Başkan Görkem Duman, “Bu proje, bir yerel yönetimin inisiyatifiyle hayata geçirilen Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyordu. Kısa sürede ne kadar doğru bir adım attığımızı hem sahadan gelen geri bildirimlerle hem de ülke genelinde kazandığımız ödüllerle görmüş olduk. Fakat bizim için en büyük ödül, bu adımın ülke çapında bir dönüşüme vesile olmasıdır. Attığımız bu öncü adımın ardından Sosyal Güvenlik Kurumu’nun diyabet sensörlerini ücretsiz karşılamaya başlaması, bu projenin ne denli anlamlı ve doğru olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir” diye konuştu.</p>
<p>“GENETİK FAKTÖRLER ÇOK ÖNEMLİ”<br />Tınaztepe Üniversitesi Endokrinoloi Uzmanı Doktor İlker Altun ise Tip 2 diyabette genetik faktörlerin çok önemli olduğunu ifade ederek, “Tip 1 diyabet çocukluk yaşlarda başlıyor ve nedenini bilmiyoruz. Ancak, anne ya da babanız Tip 2 ise sizin de diyabet olma olasılığınız yüzde 60 veya 80 oranındadır” şeklinde konuştu.</p>
<p>“DÜNYADA 500 MİLYON DİYABET HASTASI VAR”<br />Dünyada yaklaşık 500 milyon diyabet hastası olduğunu belirten Endokrinoloi Uzmanı Doktor İlker Altun ise, “Bundan yaklaşık 10 sene sonra da 700 küsur milyon olmasını bekliyoruz. -Yani dünyada her 10 kişiden biri diyabet hastası” dedi.</p>
<p>PROTEİN AĞIRLIKLI BESLENİLMELİ<br />Uzman Diyetisyen Batuhan Çitemel, diyabet hastalarına uygun örnek beslenme öğünlerinden bahsederek, hastaların karbonhidrattan olabildiğince kaçınarak protein ağırlıklı beslenmelerini önerdi.  Diyabet Eğitim Hemşiresi Pelin Serim ise doğru insülin kalemi kullanma tekniklerini anlattı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bucada-diyabet-sorunu-masaya-yatirildi-593353">Buca&#8217;da diyabet sorunu masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boehringer Ingelheim Türkiye ve İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği&#8217;nden Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiye-ve-ic-hastaliklari-uzmanlik-egitim-arastirma-derneginden-diyabet-farkindaligina-yonelik-proje-592486</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:48:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[boehringer]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ingelheim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592486</guid>

					<description><![CDATA[<p>​​​​​​​Diyabet; dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiye-ve-ic-hastaliklari-uzmanlik-egitim-arastirma-derneginden-diyabet-farkindaligina-yonelik-proje-592486">Boehringer Ingelheim Türkiye ve İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği&#8217;nden Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>Diyabet; dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Sosyal ve ekonomik yüküyle toplum sağlığını ve sağlık sistemlerini pek çok güçlükle karşı karşıya bırakan diyabetin, görülme sıklığı ise tüm dünyada artmaktadır. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF)’nun rakamları dünyada her 9 kişiden 1&#8217;inin diyabet hastası olduğunu ve bu hastalığa sahip her 2 kişiden 1&#8217;inin de bu hastalığa sahip olduğunu bilmediğini ortaya koyuyor. </p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği (İÇHASDER), Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle, Dünya Diyabet Günü kapsamında yürüttüğü “O aramızda” kampanyası çerçevesinde, diyabet farkındalığını artırmak amacıyla “Mavi Yeryüzü” adlı etkileyici bir sanat enstalasyonunu hayata geçirdi. Dernek, bu proje ile sanatın dönüştürücü gücünü kullanarak toplumda diyabet bilincini artırmayı hedefliyor.</p>
<p>Multidisipliner sanatçı Uğur Acil tarafından tasarlanan “Mavi Yeryüzü”, diyabetin görünmeyen etkilerini bedensel ve duygusal bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. İki büyük mavi halkadan oluşan form, kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemlerin beden içinde kurduğu hassas dengeye sembolik bir gönderme yapıyor. Birbirine temas eden halkalar, bu sistemlerin döngüsel uyumunu temsil ederken; mavi renk, diyabetin evrensel simgesinin yanı sıra süreklilik, dayanıklılık ve yaşam döngüsü fikirlerini de yansıtıyor. Formun yumuşak ve nefes alan yapısı, insan bedeninin kırılganlık ile direnç arasındaki hassas dengesine dikkat çekiyor. Ziyaretçiler böylece diyabetin yalnızca fiziksel değil, duygusal boyutuna da dokunan bir sanat deneyimiyle buluşuyor. “Mavi Yeryüzü”, 17–24 Kasım tarihleri arasında Terminal Kadıköy’de ziyaret edilebilecek.</p>
<p>Eserin açılışında konuşan <strong>İÇHASDER</strong> Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Abdülbaki Kumbasar, diyabetin görülme sıklığının giderek arttığını ancak çoğu zaman geç fark edildiğini vurguladı. Prof. Dr. Kumbasar “Bugün diyabetli her iki kişiden birinin hastalığından haberdar olmaması bunun en çarpıcı göstergesi. İÇHASDER olarak amacımız, yalnızca diyabet farkındalığı oluşturmak değil; aynı zamanda özellikle tip 2 diyabetin kalp, böbrek ve metabolik sistemler üzerindeki etkilerini görünür kılmak. ‘O aramızda’ kampanyası ve ‘Mavi Yeryüzü’ enstalasyonu, diyabeti görünür hale getirirken bireyleri erken tanı, düzenli takip ve sağlıklı yaşam konusunda düşünmeye davet ediyor. Bu çalışmanın toplumda önemli bir farkındalık yaratacağına inanıyoruz” diye konuştu. </p>
<p>Boehringer Ingelheim Türkiye’nin insan sağlığını etkileyen ve toplumda büyük bir yük oluşturan hastalıklara dikkat çekmeyi kurumsal bir sorumluluk olarak gördüğünü dile getiren <strong>Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü Okan Güner</strong> şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle tip 2 diyabet hem ülkemizde hem de dünyada milyonlarca insanı etkileyen en önemli sağlık sorunlarından biri. ‘O aramızda’ kampanyası ve ‘Mavi Yeryüzü’ enstalasyonuyla, diyabet farkındalığının önemini vurgularken kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemlerin birbiriyle olan bağlantılarına da dikkat çekmeyi amaçladık. Çünkü özellikle tip 2 diyabetli bireylerin kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ve böbrek hastalığı geliştirme riski daha yüksektir. Bu nedenle bu çalışmanın, geniş kitlelerde bilinç oluşturacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Toplumda farkındalık yaratacak bir çalışmada yer almaktan mutluluk duyduğunu belirten <strong>sanatçı Uğur Acil</strong> ise “Mavi Yeryüzü ile bedenin görünmeyen ekosistemini görünür kılmak istedik. Diyabet yalnızca kan şekeriyle ilgili bir durum değil; özellikle tip 2 diyabetli kişilerde kalp, böbrek ve metabolik sistemler arasında kurulan hassas bir denge. Bu denge bozulduğunda tüm beden bunu hissediyor. Enstalasyon, bu iç içe geçmişliği mekânsal bir deneyime dönüştürüyor. Ziyaretçiler mavi halkalar arasında dolaşırken kendi ritimlerini, nefeslerini ve kalp atışlarını fark edecek. Bu geçidi yalnızca bir sanat üretimi olarak değil; bedenle, hastalıkla ve yaşamla kurulan barışçıl bir farkındalık yolculuğu olarak görüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Dünya Çapında 500 Milyondan Fazla Kişi Diyabetli</strong></p>
<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun Diabetes Atlas 11th Edition (2025) verileri, dünya genelinde yaklaşık 589 milyon kişinin diyabetle yaşadığını ortaya koyuyor ve bu sayının 2050 yılına kadar 852,5 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise 20–79 yaş aralığında 9,6 milyon kişinin diyabetli olduğu biliniyor ve bu rakam Türkiye’yi Avrupa’da en yüksek diyabet prevalansına sahip ülke konumuna taşıyor.[1]</p>
<p>Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrin Hastalıklar Prevalans Çalışması TURDEP II ise, Türk toplumunda diyabetin beklenenden daha hızlı bir biçimde arttığını ortaya koyuyor. TURDEP-II’ye göre Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığının %13,7’ye ulaştığı görülüyor.[2]</p>
<p><strong>Kardiyovasküler, Böbrek ve Metabolik Sistemleri Etkiliyor</strong></p>
<p>Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemler birbiriyle yakın bir etkileşim içindedir. Bu sistemlerden birini etkileyen hastalıklar çoğu zaman diğer sistemler üzerinde de olumsuz etkilere yol açar. Tip 2 diyabeti olan hastalarda kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ve hatta böbrek hastalığı gelişme riski artar. Tip 2 diyabeti olan hastalar, kardiyovasküler hastalık geliştirme ve bu nedenle hayatını kaybetme konusunda iki kat daha yüksek risk altındadır.[3] Ayrıca kalp yetersizliği geliştirme riskleri de artmıştır.[4] Diyabet, böbrek hastalığı gelişme ihtimalini arttırır. Günümüzde diyabeti olan her 3 yetişkinden yaklaşık 1’inde kronik böbrek hastalığı bulunmaktadır. Düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve erken teşhis ile zamanında müdahalenin sağlanması, diyabetin yol açacağı hastalıkların önünü kesebilir.[5] </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiye-ve-ic-hastaliklari-uzmanlik-egitim-arastirma-derneginden-diyabet-farkindaligina-yonelik-proje-592486">Boehringer Ingelheim Türkiye ve İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği&#8217;nden Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O Şekerden Uzak Durun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/o-sekerden-uzak-durun-592415</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[durun]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[şekerden]]></category>
		<category><![CDATA[şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok kişi şekeri yalnızca tatlılarda veya gazlı içeceklerde arıyor, oysa günlük hayatımızda tükettiğimiz unlu mamuller, kahvaltılık gevrekler, soslar ve özellikle “light” etiketli ürünler bile yüksek miktarda gizli şeker içeriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/o-sekerden-uzak-durun-592415">O Şekerden Uzak Durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok kişi şekeri yalnızca tatlılarda veya gazlı içeceklerde arıyor, oysa günlük hayatımızda tükettiğimiz unlu mamuller, kahvaltılık gevrekler, soslar ve özellikle “light” etiketli ürünler bile yüksek miktarda gizli şeker içeriyor. Bu ürünlerin çoğu, özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu ile tatlandırılıyor ve vücutta ciddi metabolik bozulmalara yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Fruktoz, özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu formunda alındığında en agresif ve zararlı şeker türüdür. Karaciğerde doğrudan yağ üretimini tetikler, ürik asidi yükseltir ve insülin direncini hızlandırır. Fazla fruktoz, non-alkolik karaciğer yağlanması ve metabolik sendrom gelişiminin temel nedenlerinden biridir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>ŞEKER VÜCUDUNUZA BUNLARI YAPIYOR </strong></p>
<p>Şekerin vücut üzerindeki etkisi yalnızca alınan kaloriyle sınırlı değil; fazla glikoz ve özellikle fruktoz, hücre düzeyinde biyokimyasal değişimlere yol açıyor. Şekerin proteinlerle kontrolsüz birleşmesi sonucu ileri glikasyon ürünleri (AGEs) adı verilen bileşikler oluşuyor. Bu maddeler, dokulardaki protein, lipid ve DNA yapılarında çapraz bağlanmalara neden olarak doku elastikiyetini azaltıyor, hücrelerin fonksiyonlarını bozuyor ve yaşlanma sürecini hızlandırıyor.</p>
<p><strong>5 MADDEDE ŞEKERİN VÜCUDA YAPTIĞI HARABİYET </strong></p>
<ul>
<li><strong>Hücre yaşlanmasını hızlandırır:</strong> Glikozun proteinlerle kontrolsüz birleşmesi sonucu oluşan ileri glikasyon ürünleri (AGEs), doku elastikiyetini azaltır ve hücrelerin yenilenme kapasitesini düşürür.</li>
<li><strong>Damar yapısını bozar:</strong> AGEs birikimi, damar sertliğine yol açarak kalp-damar hastalıklarının zeminini hazırlar.</li>
<li><strong>Organ hasarına neden olur:</strong> Böbrek, göz ve sinir dokularında dejeneratif hasarlar oluşturur; diyabetin uzun vadeli komplikasyonlarını tetikler.</li>
<li><strong>Bağımlılık benzeri etki yaratır: </strong>Şeker, beyinde dopamin salınımını artırarak geçici bir haz oluşturur ve bu da sürekli tatlı yeme isteğini körükler.</li>
<li><strong>Bağışıklığı zayıflatır:</strong> Fazla şeker, nötrofil fonksiyonlarını yüzde 40’a kadar düşürerek vücudun enfeksiyonlara karşı savunmasını zayıflatır.</li>
</ul>
<p><strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız;</strong> “Şeker yalnızca kilo aldırmaz; hücre yaşlanmasını hızlandırır, damar yapısını bozar ve bağışıklığı zayıflatır. Bu nedenle diyabetle mücadelede asıl hedef, şekeri sadece azaltmak değil, vücudun biyolojik dengesini korumaktır. ”diyor. </p>
<p><strong>DİYABETİ NASIL UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMIN ANAHTARI YAPARSINIZ?</strong></p>
<p>Yüksek şeker alımı, pankreası sürekli insülin üretmeye zorlayarak hücrelerin bu hormona karşı duyarsızlaşmasına neden olur. Bu durum, insülin direnci ve ardından tip 2 diyabetin gelişimini tetikler. Ancak diyabet yalnızca fazla şeker tüketiminden değil; genetik yatkınlık, stres, uyku eksikliği ve hareketsizlik gibi faktörlerin birleşiminden doğan çok boyutlu bir metabolik sorundur. Dr. Erkan Sarıyıldız, bundan 40–50 yıl önce diyabet tanısı alan bireylerin yaşam süresinin kısa olduğunu, ancak bugün durumun tamamen değiştiğini vurgulayarak “Geçmişte diyabet erken ölüm anlamına gelirdi. O dönemde kan şekeri takibi kısıtlı, ilaç seçenekleri sınırlıydı. Bugünse sürekli glikoz ölçüm sistemleri, modern ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde diyabet yönetilebilir bir kronik hastalık haline geldi ”ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>DİYABETİNİ YÖNETEN SAĞLIĞINI DA YÖNETİR!</strong></p>
<p>Diyabetin artık sadece kan şekerini kontrol altında tutmak değil, tüm yaşam biçimini dengelemek anlamına geldiğini belirten <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Düzenli beslenme, yeterli uyku, stres yönetimi ve hareketli yaşam, diyabeti bir “risk”ten çıkarıp “yaşam rehberi”ne dönüştürüyor. Diyabetini doğru yöneten bir kişi, ortalama nüfusa göre daha uzun ve daha kaliteli bir hayat sürebilir. Çünkü bu hastalık, kişiyi disiplinli, farkındalığı yüksek ve sağlıklı bir yaşama yönlendirir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/o-sekerden-uzak-durun-592415">O Şekerden Uzak Durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den diyabetli çocuklara moral dolu etkinlik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-diyabetli-cocuklara-moral-dolu-etkinlik-592376</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 07:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetli]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[moral]]></category>
		<category><![CDATA[tramvay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592376</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Lokomotif Çocuk Köyü, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında Kocaeli Üniversitesi’nde tedavi gören çocuklar için anlamlı bir farkındalık etkinliği düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-diyabetli-cocuklara-moral-dolu-etkinlik-592376">Büyükşehir&#8217;den diyabetli çocuklara moral dolu etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Lokomotif Çocuk Köyü, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında Kocaeli Üniversitesi’nde tedavi gören çocuklar için anlamlı bir farkındalık etkinliği düzenledi. UlaşımPark iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, çocukları hem bilgilendirdi hem de keyifli bir gün geçirmesini sağladı.</p>
<p><b>TRAMVAY ONLAR İÇİN SÜSLENDİ</b></p>
<p>14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında Kocaeli Üniversitesi’nde tedavi gören çocuklar, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin misafiri oldu. UlaşımPark iş birliğiyle düzenlenen farkındalık etkinliğinde çocuklar unutamayacakları bir gün yaşadı. Bu kapsamda Lokomotif Çocuk Köyü öğretmenleri tarafından tramvay özel olarak süslendi. Renkli balonlar, afişler ve farkındalık temalarıyla donatılan tramvay, çocukları neşeli bir şehir turuna çıkardı. Ayrıca tramvay içerisinde resim ve mozaik atölyesi kuruldu.</p>
<p><b>MASKOT ULAŞCAN ÇOCUKLARI EĞLENDİRDİ</b></p>
<p>Programa katılan çocuklar, ilk olarak Tramvay Bakım Atölyesini gezerek tramvayların nasıl çalıştığını, bakım süreçlerini ve günlük operasyonların nasıl yürütüldüğünü yerinde görme fırsatı buldu. Eğitici ve eğlenceli geçen atölye gezisi, çocukların merak ettiği pek çok soruya uzman ekipler tarafından yanıt verilmesiyle tamamlandı. Gezi sırasında çocuklara UlaşımPark’ın maskotu Ulaşcan eşlik etti.</p>
<p><b>TRAMVAYLA ŞEHİR TURU</b></p>
<p>Minik katılımcılar, diyabet farkındalığı temalı resimler çizerek hem kendilerini ifade etti hem de günlük tedavi süreçlerinden uzaklaşıp keyifli zaman geçirdi. Mozaik çalışmalarında ise el becerilerini geliştirdi. Günün sonunda özel tasarlanmış tramvayla çocuklar ve aileleri için şehir turu düzenlendi. Kocaeli’nin çeşitli noktalarından geçen turda çocuklar hem şehri farklı bir açıdan görme fırsatı yakaladı hem de moral buldu.</p>
<p><b>14 KASIM DİYABET GÜNÜ</b></p>
<p>14 Kasım Dünya Diyabet Günü, her yıl diyabetin erken teşhisi, doğru tedavisi ve toplumda farkındalık oluşturulması için önemli bir hatırlatma görevi görüyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda çocuklara yönelik projeler ve etkinliklerle farkındalık çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-diyabetli-cocuklara-moral-dolu-etkinlik-592376">Büyükşehir&#8217;den diyabetli çocuklara moral dolu etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetle İyi Yaşam Programı Başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetle-iyi-yasam-programi-basliyor-592291</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 13:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetle]]></category>
		<category><![CDATA[eczacıbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eczacıbaşı İlaç Pazarlama ve Evital, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında hastalık konusunda toplumsal bilinci artırmak ve çalışanlarında farkındalık yaratmak amacıyla güçlü bir farkındalık çalışması ve kapsamlı bir sağlık destek programı başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetle-iyi-yasam-programi-basliyor-592291">Diyabetle İyi Yaşam Programı Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eczacıbaşı İlaç Pazarlama ve Evital, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında hastalık konusunda toplumsal bilinci artırmak ve çalışanlarında farkındalık yaratmak amacıyla güçlü bir farkındalık çalışması ve kapsamlı bir sağlık destek programı başlattı.</strong></p>
<p>Türk Diyabet Cemiyeti, Türkiye Diyabet Vakfı, Diyabet Hemşireleri Derneği ve Diyabet Diyetisyenleri Derneği iş birliğiyle hayata geçirilen “Diyabetle İyi Yaşam Programı”, hastalıkla yaşayan ya da diyabetli yakınları bulunan Eczacıbaşı çalışanlarına bilimsel bilgi ve psikolojik destek sunmayı amaçlıyor. Ayrıca program, günlük hayata uyarlanabilir yaşam alışkanlıkları kazandırmayı hedefleyen 8 haftalık ücretsiz bir gelişim süreci olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Bilimsel Yaklaşım ile Dijital Kolaylık Bir Arada</strong></p>
<p>Program kapsamında katılımcılar, uzman sağlık profesyonelleriyle interaktif oturumlara katılarak sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, egzersiz ve nefes çalışmaları gibi yaşamı destekleyici içeriklere erişebiliyor. Diğer yandan çalışanlar, psikolojik danışmanlık ve motivasyon desteği alarak özel olarak hazırlanmış dijital eğitim materyallerine Eczacıbaşı Topluluğu’nun uzaktan sağlık hizmeti platformu Evital üzerinden ulaşabiliyor. Bu iş birliği, çalışanların hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarını güçlendirirken kurumlar arası dayanışmanın da etkili bir örneğini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Dünya Diyabet Günü Farkındalığı spor sahasına taşındı</strong></p>
<p>Dünya Diyabet Günü kapsamında hastalık konusunda toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalar bu yıl spor sahasına taşındı. 16 Kasım Pazar günü oynanan Eczacıbaşı Dynavit – Fenerbahçe voleybol maçında, Dünya Diyabet Günü’ne özel bir farkındalık mesajı verildi. Eczacıbaşı çalışanları tribünlerde özel olarak hazırlanan farkındalık tişörtleriyle yer alarak diyabet bilincine destek verdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetle-iyi-yasam-programi-basliyor-592291">Diyabetle İyi Yaşam Programı Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca Belediyesi&#8217;nden diyabet semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-diyabet-semineri-592276</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 09:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buca Belediyesi, diyabet vakalarına dikkat çekmek ve halkı bilinçlendirmek amacıyla yarın (18 Kasım Salı) “Diyabetle Kolay Yaşam” semineri düzenleyecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-diyabet-semineri-592276">Buca Belediyesi&#8217;nden diyabet semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buca Belediyesi, diyabet vakalarına dikkat çekmek ve halkı bilinçlendirmek amacıyla yarın (18 Kasım Salı) “Diyabetle Kolay Yaşam” semineri düzenleyecek.</p>
<p>Toplum sağlığı konusunda ilçeye değer katan çalışmalarıyla öne çıkan Buca Belediyesi,  Dünya Diyabet Günü kapsamında  “Diyabetle Kolay Yaşam”  semineri gerçekleştirecek.  Buca Belediyesi Meclis Salonu’nda saat 13.00’te başlayacak etkinliğe Tınaztepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Endokrinoloi Uzmanı Doktor İlker Altun, Uzman Diyetisyen Batuhan Çitemel ve Diyabet Eğitim Hemşiresi Pelin Serim konuşmacı olarak katılacak. Seminerde, diyabetle mücadelede atılacak önemli adımlar, sağlıklı yaşam tarzı ve bilinçli beslenme konuları masaya yatırılacak</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-diyabet-semineri-592276">Buca Belediyesi&#8217;nden diyabet semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayraklı Belediyesi&#8217;nden önleyici sağlık adımı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayrakli-belediyesinden-onleyici-saglik-adimi-591954</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 20:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımı]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[Bayraklı Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önleyici]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi,  Dünya Diyabet Günü kapsamında, "Diyabet ve İyi Olmak" temasıyla Sevgi Yolu’nda farkındalık etkinliği düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrakli-belediyesinden-onleyici-saglik-adimi-591954">Bayraklı Belediyesi&#8217;nden önleyici sağlık adımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi,  Dünya Diyabet Günü kapsamında, &#8220;Diyabet ve İyi Olmak&#8221; temasıyla Sevgi Yolu’nda farkındalık etkinliği düzenledi. Belediye Başkanı İrfan Önal, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır. Vatandaşlarımızın sağlığı, belediyemizin en temel önceliklerinden biridir&#8221; dedi. </p>
<p>Bayraklı Belediyesi, kronik halk sağlığı sorunlarından biri olan diyabete dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinliğe imza attı. Dünya Diyabet Günü dolayısıyla, Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından ilçenin en işlek noktalarından olan Bayraklı Sevgi Yolu’nda özel bir sağlık standı kuruldu.</p>
<p>ÜCRETSİZ DİYABET VE TANSİYON ÖLÇÜMÜ </p>
<p>Gün boyunca hizmet veren sağlık standında, diyabetin erken tanısına yönelik hayati öneme sahip AKŞ (Açlık ve Tokluk Kan Şekeri) ve Tansiyon Ölçümleri ücretsiz olarak gerçekleştirildi. Ekipler, standı ziyaret eden vatandaşlara diyabetin nedenleri ve kontrol yöntemleri hakkında detaylı bilgi verdi. Kan şekeri takibinin, sağlıklı beslenmenin ve düzenli egzersizin yaşam kalitesini artırmadaki önemi vurgulandı. Vatandaşların sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi amacıyla ziyaretçilere hijyen paketleri de dağıtıldı.</p>
<p>SAĞLIK HİZMETLERİ POLİKLİNİKLERDE DEVAM EDİYOR</p>
<p>Bayraklı Belediyesi, toplum sağlığını koruma ve bilinçlendirme çalışmalarına aktif olarak katkı sunmaya sağlık polikliniklerinde devam ediyor. Bu tür farkındalık çalışmalarından ve sağlık hizmetlerinden faydalanmak isteyen tüm vatandaşlar, Bayraklı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü polikliniklerini ziyaret edebilirler.</p>
<p>BAŞKAN ÖNAL: “SAĞLIK TEMEL ÖNCELİĞİMİZ”</p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Diyabet, ne yazık ki toplumumuzun önemli bir kesimini etkileyen kronik bir hastalıktır. Biz, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde vatandaşlarımızın bu hastalığa karşı bilinçlenmesini ve en önemlisi erken teşhisin hayat kurtarıcı etkisini hatırlatmak istedik. Sağlık, belediyemizin en temel önceliklerinden biridir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve düzenli tıbbi takip, yaşam kalitesini artırmanın anahtarıdır. Bayraklı Belediyesi olarak halk sağlığını önceleyen bu tür farkındalık çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrakli-belediyesinden-onleyici-saglik-adimi-591954">Bayraklı Belediyesi&#8217;nden önleyici sağlık adımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;ya diyabet dostu menüler geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovaya-diyabet-dostu-menuler-geliyor-591951</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 20:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[menü]]></category>
		<category><![CDATA[menüler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591951</guid>

					<description><![CDATA[<p>14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde Ege Diyabetliler Derneği Başkanı Gamze Bakkallar ve Başkan Yardımcısı Gül Öndöl’ü ağırlayan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, belediyeye bağlı kafelerde diyabet hastalarına özel menülerin hazırlanacağını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovaya-diyabet-dostu-menuler-geliyor-591951">Bornova&#8217;ya diyabet dostu menüler geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde Ege Diyabetliler Derneği Başkanı Gamze Bakkallar ve Başkan Yardımcısı Gül Öndöl’ü ağırlayan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, belediyeye bağlı kafelerde diyabet hastalarına özel menülerin hazırlanacağını açıkladı.</p>
<p>Diyabetin geniş kesimleri etkileyen bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Başkan Eşki, “Önümüzdeki yıl, Bornova Belediyesi’nin işlettiği tüm kafeleri hem fiziksel imkanları hem de mutfakları açısından yenileyeceğiz.  Bundan böyle kafelerimizde beslenme uzmanlarının önerileri doğrultusunda menü hazırlanacak. Bu kapsamda bazı kafelerimiz çölyak hastalarına uygun hale getirilecek. Tüm kafelerimizde de diyabetlilere uygun menüler oluşturmayı planlıyoruz. Ayrıca Kent Market’lerde diyabet dostu ürünler için özel bir alan da oluşturmak istiyoruz” dedi.</p>
<p>Ege Diyabetliler Derneği iş birliği ile yapılacak çalışma ile diyabetlilere uygun ürünlerin yanı sıra menülerde yer alacak QR kodlar aracılığıyla, müşteriler yiyecek ve içeceklerin karbonhidrat, şeker ve kalori değerlerine kolayca ulaşabilecek.</p>
<p><b><strong>“Sağlıklı toplum için yerel yönetimlerin rolü büyük”</strong></b></p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, yerel yönetimlerin sadece altyapı hizmetleriyle değil, halk sağlığı konusunda da sorumluluk taşıdığını vurguladı. Başkan Eşki “Sağlıklı bireyler, sağlıklı bir toplumun temelidir. Biz, belediye olarak toplumun her kesimine dokunan, yaşam kalitesini yükselten projeler üretmeye devam edeceğiz. Bornova’daki her vatandaşın sağlıklı, bilinçli ve mutlu bir yaşam sürmesi en büyük hedefimiz” dedi.</p>
<p>Eşki, diyabete duyarlı menü uygulamasının önümüzdeki dönemde Bornova genelindeki tüm belediye işletmelerinde hayata geçirileceğini de sözlerine ekledi.</p>
<p><b><strong>Dernekten teşekkür: “Duyarlılık örnek olmalı”</strong></b></p>
<p>Ege Diyabetliler Derneği Başkanı Gamze Bakkallar, Bornova Belediyesi’nin diyabet farkındalığına gösterdiği hassasiyetin tüm yerel yönetimler için örnek olduğunu söyledi. Bakkallar, “Toplumsal bilincin artırılması ve diyabetlilerin yaşam kalitesinin yükseltilmesi adına gösterdiği duyarlılık için Sayın Başkan Eşki’ye teşekkür ediyoruz. Bu yaklaşımın diğer yerel yönetimlere de örnek olmasını diliyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovaya-diyabet-dostu-menuler-geliyor-591951">Bornova&#8217;ya diyabet dostu menüler geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Dünya Diyabet Günü&#8217;nde farkındalık çalışmaları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-591891</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 08:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591891</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) Dünya Diyabet Günü nedeniyle  diyabet ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi konulu seminer düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-591891">Büyükşehir&#8217;den Dünya Diyabet Günü&#8217;nde farkındalık çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) Dünya Diyabet Günü nedeniyle  diyabet ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi konulu seminer düzenledi. Ayrıca Kültürpark’ta ücretsiz kan şekeri ölçümü yapılırken, diyabetle sağlıklı yaşam konusunda bilgiler verildi. </p>
<p>Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla artan küresel bir halk sağlığı sorunu. Dünya Diyabet Federasyonu verilerine göre dünyadaki her dokuz yetişkinden birisi diyabet hastası. Türkiye’de ise 10 milyonu aşkın diyabet hastası bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabetli yurttaşların yaşam kalitesini artırmak ve risk altındaki vatandaşları bu hastalıktan korumak için eğitim ve danışmanlık çalışmaları yapıyor. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü&#8217;nde de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çiğli’deki İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) bilgilendirme ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi üzerine seminer gerçekleştirildi. Ayrıca Eşrefpaşa Hastanesi iş birliği ile Kültürpark’ta vatandaşlara ücretsiz kan şekeri ölçümü yapıldı. Etkinlikte, diyabetle sağlıklı yaşam konusunda bilgiler verildi.  </p>
<p><strong>Diyetisyenden altın değerinde nasihatler</strong><br />İZSEM’de düzenlenen eğitimde ise Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Diyetisyen Emre Turhan, diyabet farkındalığını artırmak ve diyabet eğitimini yaygınlaştırmak için köy köy, mahalle mahalle diyabet farkındalığı eğitimleri düzenlediklerini belirtti. Turhan, “Bu eğitimlerde diyabetin nasıl bir hastalık olduğu, diyabette beslenme, fiziksel aktivite ve öz bakımın önemini anlatıyoruz. Şeker hastalarının en büyük korkularından birisi de ‘yediklerimiz kan şekerimi yükseltir mi?’ korkusudur. Bu noktada diyabet hastalarının özellikle karbonhidratlardan korkmamaları gerekir. Burada önemli olan kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidratları tüketmektir. Kompleks karbonhidratlar tam tahıllar, kuru baklagiller, sebzeler ve meyvelerde bulunur. Yüksek şeker zarar verir, düşük şeker öldürür. Bu nedenle şeker hastalarının hipoglisemi tehlikesine karşın mutlaka yanlarında kan şekerini hızlı artıracak karbonhidratları taşımaları ve ara öğün yapmaları çok önemlidir. Yine kan şekeri ölçümü yapmak hayat kurtarır. Beslenmenin düzenlenmesi için bir diyabet diyetisyenine gidilmesinin yanı sıra hekimin verdiği ilaçları düzenli kullanmak ve düzenli hekim kontrolüne gitmek de çok önemlidir” dedi.  </p>
<p><strong>Diyabet ve egzersiz</strong><br />Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Fizyoterapist Hülya Yıldız ise “Düzenli yapılan fiziksel aktivite kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlar ve diyabetin oluşturabileceği diğer hastalıkların, yani komplikasyonların oluşmasını geciktirir. Egzersize başlamadan önce mutlaka kan şekeri ölçümü yapılmalı, yüksek seyreden şeker seviyeleri varsa ağır egzersizler yapılmamalıdır. Orta şiddette yapılan direnç egzersizleri ve aerobik egzersizler kan şekerini dengeleyerek diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Gün içinde 10 dakikadan az olmamak şartıyla orta şiddette yapılan yürüyüş aktiviteleri genel iyilik halini artırarak diyabetle yaşamı kolaylaştırır. Diyabetin iyi yönetilmesinde sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri çok önemlidir. Bu nedenle düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve düzenli hekim kontrolü diyabet tedavisinde olmazsa olmazdır” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-591891">Büyükşehir&#8217;den Dünya Diyabet Günü&#8217;nde farkındalık çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Podoloji Bölümü Öğretim Elemanları ve Öğrencilerinden Dünya Diyabet Günü&#8217;nde Tarama Seferberliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/podoloji-bolumu-ogretim-elemanlari-ve-ogrencilerinden-dunya-diyabet-gununde-tarama-seferberligi-591870</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 07:28:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[elemanları]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[kızılcahamam]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerinden]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[podoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591870</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı öğretim elemanları ve öğrencileri, “14 Kasım Dünya Diyabet Günü” kapsamında Kızılcahamam’da dikkat çeken bir diyabet farkındalık etkinliğine imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/podoloji-bolumu-ogretim-elemanlari-ve-ogrencilerinden-dunya-diyabet-gununde-tarama-seferberligi-591870">Podoloji Bölümü Öğretim Elemanları ve Öğrencilerinden Dünya Diyabet Günü&#8217;nde Tarama Seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı öğretim elemanları ve öğrencileri, “14 Kasım Dünya Diyabet Günü” kapsamında Kızılcahamam’da dikkat çeken bir diyabet farkındalık etkinliğine imza attı.<br />Kaymakamlık, Belediye Başkanlığı ve İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle bu yıl 2.’si düzenlenen etkinlikte, Kızılcahamam Belediyesine ait Emekliler Lokali ve Büyük Kaplıca’da kurulan sağlık noktalarında yüzlerce vatandaşa tansiyon ve glukoz ölçümünden ayak muayenesine, oksijen seviyesi ölçümü, monofilament ve diapazon testlerinden diyabetik ayak sağlığı eğitimine kadar kapsamlı taramalar yapıldı.<br />2 gün boyunca yoğun ilgi gören etkinlikte, her yaştan Kızılcahamamlı hem tarama hizmetlerinden yararlandı hem de diyabetle ilgili bilinçlendirildi. Şikâyeti tespit edilen vatandaşlar ilgili sağlık birimlerine yönlendirilirken, özellikle ilk kez diyabetik ayak eğitimi alan katılımcılar programdan büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.<br />Etkinlik kapsamında, “Diyabet Farkındalık Slogan Yarışması”nı kazanan Podoloji Programı 2. sınıf öğrencisi Kardelen Baysal’a ödülü takdim edildi. “Şekerin değil, yaşam kaliten yüksek olsun”, “Diyabetin gözü ayakta, işin çözümü podologta”, “Diyabetin gölgesi ayağına düşmesin”, “Şeker yüksekse risk ayakta, tedbir podologta” sloganları yarışmada dikkat çeken sloganlar arasında yer aldı. <br />Etkinliğe video mesaj gönderen Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, diyabetin hem Türkiye’de hem dünyada giderek büyüyen bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. <br />Konfora dayalı yaşantı sebebiyle kiloların arttığını, kalp ve diğer kronik hastalıkların da artış gösterdiğini ifade eden Ünüvar, bunların başında diyabet hastalığının geldiğini söyledi. Bu konuda 14 Kasım Dünya Diyabet Günü vesilesiyle düzenlenen etkinliklerin son derece kıymetli olduğunu belirten Ünüvar, “Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulumuzu bu etkinlik için gönülden tebrik ediyorum. Birlikte hareket edersek, en önemlisi hareket edersek diyabeti yenebileceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.<br />Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Yusuf Yaylı da etkinliğin bu yıl 2.’sinin düzenlendiğine işaret ederek, “Podoloji Programımızın uygulamalarının bu kadar ilgi görmesi bizi çok mutlu etti. Emeği geçen hocalarımıza, öğrencilerimize ve destek sağlayan yetkililere teşekkür ediyorum. Bu etkinlik artık bir gelenek haline geldi, bundan sonraki yıllarda daha da geliştirerek sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/podoloji-bolumu-ogretim-elemanlari-ve-ogrencilerinden-dunya-diyabet-gununde-tarama-seferberligi-591870">Podoloji Bölümü Öğretim Elemanları ve Öğrencilerinden Dünya Diyabet Günü&#8217;nde Tarama Seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl Belediyesi&#8217;nden Dünya Diyabet Gününe Özel Seminer</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesinden-dunya-diyabet-gunune-ozel-seminer-591815</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 13:15:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[gününe]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[Tip-1]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591815</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında Bursa Tip-1 Diyabetliler Derneği iş birliğinde Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Eren’in konuşmacı olarak katıldığı “Tip-1 Diyabette Güncel Gelişmeler” konulu seminer düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesinden-dunya-diyabet-gunune-ozel-seminer-591815">İnegöl Belediyesi&#8217;nden Dünya Diyabet Gününe Özel Seminer</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İnegöl Belediyesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında Bursa Tip-1 Diyabetliler Derneği iş birliğinde Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Eren’in konuşmacı olarak katıldığı “Tip-1 Diyabette Güncel Gelişmeler” konulu seminer düzenledi.</span></span></p>
<p><span><span>Belirli gün ve haftalar kapsamında programlar düzenleyerek farkındalık ortaya koyan İnegöl Belediyesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Gününde de özel bir seminerle ilçe halkın buluşturdu. Bugün 10.30’da İnegöl Belediye Binası zemin katında bulunan konferans salonunda Bursa Tip-1 Diyabetliler Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Tip-1 Diyabette Güncel Gelişmeler” konulu seminer, vatandaşlardan da yoğun ilgi gördü.</span></span></p>
<p><span><span><b>DİYABETTE GÜNCEL GELİŞMELER PAYLAŞILDI</b></span></span></p>
<p><span><span>Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Eren’in konuşmacı olarak katıldığı seminerde, diyabetle yaşayan bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik güncel bilimsel gelişmeler, yeni tedavi yöntemleri ve teknoloji destekli izlem sistemleri katılımcılara anlatıldı.</span></span></p>
<p><span><span>Dünya Diyabet Günü kapsamında düzenlenen etkinlik aynı zamanda toplumda diyabet farkındalığını artırmayı hedeflerken, özellikle Tip-1 diyabetle yaşayan bireylerin ve ailelerinin bilgiye erişiminin kolaylaştırması amaçlandı. Diyabetin yalnızca hastayı değil ailesini ve sosyal çevresini de etkileyen kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekilen seminerde, bu tür bilinçlendirme etkinlikleriyle hem farkındalık oluşturulması hem de vatandaşların doğru bilgiye ulaşmasının hedeflendiği de dile getirildi.</span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesinden-dunya-diyabet-gunune-ozel-seminer-591815">İnegöl Belediyesi&#8217;nden Dünya Diyabet Gününe Özel Seminer</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Haftasına Özel Farkındalık Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-haftasina-ozel-farkindalik-semineri-591770</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[haftasına]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591770</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramankazan Belediyesi ve Özel Ortadoğu Hastanesi iş birliğiyle Diyabet Haftası kapsamında farkındalık semineri düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-haftasina-ozel-farkindalik-semineri-591770">Diyabet Haftasına Özel Farkındalık Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kahramankazan Belediyesi ve Özel Ortadoğu Hastanesi iş birliğiyle Diyabet Haftası kapsamında farkındalık semineri düzenlendi.</b></p>
<p>Belediye Nikah Salonunda, Sağlık İşleri Müdürlüğünün koordinasyonuyla gerçekleştirilen seminere Kahramankazan Belediye Başkan Yardımcısı Cemal Öztürk, birim müdürleri, belediye personeli ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p>Seminerin konuşmacısı Uzm. Dyt. Sümeyye Şerifoğlu, diyabetin erken teşhisi, diyabetle yaşam, doğru beslenme alışkanlıkları ve hastalığın kontrol altında tutulmasında bireysel farkındalığın önemi üzerine bilgi verdi. Şerifoğlu, diyabetin yalnızca tıbbi bir durum değil, aynı zamanda sağlıklı yaşam bilincinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.</p>
<p>Katılımcılar diyabetle ilgili güncel bilgiler edinirken, uzmanla birebir görüşerek merak ettikleri sorulara detaylı yanıtlar alma fırsatı buldu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-haftasina-ozel-farkindalik-semineri-591770">Diyabet Haftasına Özel Farkındalık Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağın Hastalığı Diyabet Tadınızı Kaçırmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cagin-hastaligi-diyabet-tadinizi-kacirmasin-591626</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 07:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağın]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırmasın]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tadınızı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde yaklaşık 540 milyon yetişkin (20-79 yaş) diyabetle yaşıyor. Tahminlere göre bu sayı, 2030 yılına kadar 640 milyonu geçecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cagin-hastaligi-diyabet-tadinizi-kacirmasin-591626">Çağın Hastalığı Diyabet Tadınızı Kaçırmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde yaklaşık 540 milyon yetişkin (20-79 yaş) diyabetle yaşıyor. Tahminlere göre bu sayı, 2030 yılına kadar 640 milyonu geçecek. Uluslararası Diyabet Federasyonu ise, 2045 yılına gelindiğinde her 8 yetişkinden birinin, yani 783 milyon kişinin diyabet hastası olacağını tahmin ediyor. Türkiye’de de artış devam ediyor. Güncel rakamlara göre ülkemizde diyabet sıklığı özellikle son 20 yılda %7’den %14’e yükseldi. </p>
<p>Diyabet doğru bir şekilde tedavi edilmediğinde görme kaybı, böbrek yetmezliği, kalp-damar hastalıkları ve inme gibi ağır komplikasyonları da beraberinde getiren ciddi bir sağlık sorunu. Hastalığın nedenleri için aile öyküsü, hipertansiyon ve yüksek trigliserid değerlerini saymak mümkün ancak diyabetin önlenebilir risk faktörleri de var. En sık görülen diyabet türü olan Tip 2 diyabet vakalarının yaklaşık yüzde 80’i; obezite, fiziksel hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi önlenebilir nedenlere bağlı. Bu noktada erken tanının hayati önemini vurgulayan <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Açık</strong>, <em>“Diyabet aslında, hastalara sağlıklı bir yaşam biçimi sunuyor. Yaşam tarzı değişiklikleriyle diyabetliler de uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor. Unutmayalım ki, d</em><em>iyabet tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hastalar için eğitim, düzenli tarama ve tedavilerle diyabetin yol açacağı olası organ hasarları önlenebilir ya da geciktirilebilir. Açlık kan şekeri, HbA1c ve oral glukoz tolerans (şeker yükleme) testleriyle erken tanı konması ve böylelikle tüm bu olası riskleri azaltarak süreci doğru yönetmek mümkün.”</em></p>
<p>Diyabet, sinsi ilerleyen bir hastalık olduğundan, zaman içinde ortaya çıkan belirtileri arasında; sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, bulanık görme, çok su içme, sürekli açlık hissi gibi şikayetler önde geliyor. Açlık kan şekeri ölçümü, 100-125 mg/dl ise gizli şeker (pre-diyabet) olabilir. Ancak 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabet varlığını gösteriyor. Son üç aylık şeker ölçümünde (Hba1c testi) sonuca göre 5.7-6.4 pre-diyabet, 6.5 ve üzeri değerler ise diyabet olarak kabul ediliyor. </p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Hasan Açık</strong>, tedavisi göz ardı edildiğinde hastaların yaşam kalitesini düşüren diyabetten korunmak için Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği yaşam tarzı değişikliklerini paylaştı: </p>
<p><strong>Sağlıklı Beslenme:</strong> Dengeli ve sağlıklı bir diyet, diyabet riskini ciddi oranda azaltmada etkilidir. Meyve, sebze ve lif açısından zengin gıdaların tüketimine özen gösterin, şeker, beyaz ekmek ve tatlı gibi rafine karbonhidratları azaltın. Aynı şeklide kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketiminizi de sınırlandırarak balık ve beyaz et tercih edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Düzenli Fiziksel Aktivite:</strong> Doktorunuzun sizin için önereceği egzersizleri düzenli yaparak diyabet riskinizi düşürün. Örneğin, hafif tempoda yürüyüş ya da yüzme gibi sporlar pek çok açıdan sağlığınıza faydalıdır. </p>
<p><strong>Sağlıklı Kilo Yönetimi:</strong> Fazla kilolu olmak diyabet riskini artıran önemli bir faktör. İdeal kilonuzda kalarak kan şekeri kontrolünüzü dengede tutabilirsiniz. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cagin-hastaligi-diyabet-tadinizi-kacirmasin-591626">Çağın Hastalığı Diyabet Tadınızı Kaçırmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 12:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetlilerin]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[Ketojenik Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi. Diyabetin kontrol altında tutulmasında en önemli görevin diyabetlilere ait olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” dedi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada diyabetlilerin beslenmesinde dikkat etmeleri gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.<br />Diyabetin iyi yönetilmesi çok önemli… <br />Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetin tedavisinde amacımız kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmektir. Burada en önemli görev diyabetlilere aittir. Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” uyarısında bulundu<br />Beslenme, diyabet tedavisinin temelini oluşturuyor<br />Beslenme, kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesinde en önemli faktör olduğu için beslenmenin diyabetin tedavisinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, ayrıca beslenmenin diyabetle ilgili komplikasyon riskini azaltmaya ve diyabetlilerin genel olarak sağlıklı olmalarına yardımcı olduğunu söyledi. Prof. Dr. M. Emel Alphan, doğru ve dengeli beslenmenin önemli olduğu üç noktayı şöyle açıkladı:<br />Kan şekeri kontrolü: Besinlerdeki karbonhidratlar, kan şekeri seviyelerini doğrudan etkilediği için diyabetliler, öğünlerde karbonhidrat sayımı yaparak ve glisemik indeksi düşük besinleri tercih ederek kan şekeri seviyelerini daha iyi kontrol edebilirler.<br />Komplikasyon riskinin azaltılması: Sağlıklı beslenme, diyabete bağlı oluşabilecek kalp-damar hastalığı, böbrek hastalığı (nefropati), görme bozukluğu (retinopati) ve sinir hasarı (nöropati)  gibi komplikasyonların riskini azaltmaya yardımcı olur.<br />Ağırlık yönetimi: Diyabetlilerin çoğu tanı konulduğu zaman şişmandırlar. Diyabetlilerin tanı konulduktan sonra ağırlıklarının yüzde 10’unu kaybetmeleri bile kan şekerlerinin, kan basıncının, kan yağlarının (toplam kolesterol, trigliserid, LDL-K), 3 aylık kan şekeri ortalamalarının (HbA1c), kullanılan ilaç (ağızdan alınan ilaçlar veya insülin vb.) dozlarının azalmasına neden olur. O yüzden diyabetliler için sağlıklı ağırlık yönetimi çok önemlidir. Kişiye özel beslenme planı, kilo verme veya kilo koruma hedeflerine ulaşmada yardımcı olabilir.<br />Özel bir beslenme planı oluşturulmalı<br />Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme, diyabetlilerin enerji seviyelerini iyileştirmeye ve yorgunluklarını azaltmaya da yardımcı olabilir. Her bireyin beslenme ihtiyacı farklı olduğu için, diyabetlilerin bir diyetisyen ile ya da diyabet alanında uzman bir diyetisyen ile çalışarak kişiye özel bir beslenme planı oluşturmaları önemlidir.<br />Diyabetli bireylerin beslenmesinde bu noktalara dikkat!<br />Diyabetlilerin beslenmelerinde dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktalara da değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bunlar genel önerilerdir. Her diyabetlinin, diyabet diyetisyeni ile birlikte oluşturdukları kendilerine özel bir beslenme planı olmalıdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı: <br />Karbonhidrat sayımı: Kan şekerini etkileyen en önemli faktör karbonhidrattır. Diyabetlilerin karbonhidrat alımlarını takip etmeleri, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmaları için önemlidir. Diyabetlilerin karbonhidrat kaynağı besinleri ve karbohidrat içeriklerini bilmeleri ve önerilen karbonhidratları öğünlerine dengeli olarak dağıtmaları çok önemlidir.  Tam tahıllar (tam buğday ekmeği, çavdarlı ekmek ile bulgur vb. posalı tahıllar), sebzeler, meyveler ve kurubaklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Ayrıca süt, yoğurt, kefir vb. besinlerde de karbonhidrat bulunur.<br />Glisemik indeks: Glisemik indeksi ve glisemik yükü düşük besinler seçilmelidir. Glisemik indeks, 50 gram karbonhidrat içeren besinlerin kan şekerine olan etkisini gösterirken, glisemik yük; besinlerin yenilen miktarının kan şekerine olan etkisini gösterir. Bu besinler kan şekerini daha yavaş yükseltir. Bu besinlere örnek olarak tam buğday ekmeği, yulaf, baklagiller, sebzeleri verebiliriz. Ama miktar çok önemlidir. Örneğin 4-5 yemek kaşığı tüketilen mercimeğin glisemik indeksi ve glisemik yükü düşüktür. Fakat bu miktarın üzerine çıkıldığında glisemik yük arttığı için kan şekeri seviyeleri yükselebilir. Düşük glisemik indeksli meyveler seçilmelidir.<br />Posalı besinler: Posa, kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur.   Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller posa açısından zengindir. Özellikle çözünebilir posadan zengin olan sebzeler, meyveler ve baklagiller kan şekerini ve kan yağlarını düşürmede etkilidir.<br />Proteinli besinler: Sağlıklı beslenmede önemli bir yeri olan proteinli besinlerin yağsız olanları tercih edilmelidir (yağsız et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller ile az yağlı süt, yoğurt, peynir vb.)<br />Yağlar: Doymuş yağlardan ve trans yağlardan kaçınmak gerekir.  Yemeklerde tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi doymuş yağlar yerine zeytinyağı ve fındık yağı ile ayçiçek yağı, soya yağı gibi bitkisel sıvı yağların az miktarda kullanılmasına özen gösterilmelidir. Ayrıca trans yağların en önemli kaynağı olan paketli besinler (bisküvi, kraker, kurabiye vb.), fast food restoranlarda defalarca yanmış yağda kızartılan patatesler, cipsler ve hidrojene edilmiş yağlardan uzak durulmalıdır.<br />Porsiyon kontrolü: Porsiyon boyutlarına dikkat edilmelidir. Aşırı miktarlarda yenilen her yemek kan şekeri seviyelerini olumsuz etkileyebilir.<br />Sıvı tüketimi: Diyabetlilerin su içmeleri çok önemlidir. Şekerli meşrubatlardan ve içeceklerden kaçınılmalı, çay, kahve şekersiz içilmelidir, gerektiğinde belirli miktarlarda yapay tatlandırıcı kullanılabilir.<br />Ara öğünler: Meyveler, sebzeler ve belirli ölçüde kuruyemişler ara öğünlerde tercih edilebilir. Elma, armut, şeftali, portakal ve çilek gibi düşük glisemik indeksli meyveler ara öğünler için uygundur.<br />Alkol ve şekerli besinler: Alkol tüketilmemeli ya da çok az alınmalı. Şekerli besinler ve içecekler tüketilmemelidir.<br />Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır<br />Diyabetli bireylerin şeker, çikolata ve tatlı tüketmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetlilere eskiden şeker, şekerli içecekler, çikolata ve tatlılar belli ölçülerde karbonhidratlı besinlerin yerine sayılarak veriliyordu. Fakat Amerikan Diyabet Derneği, son rehberinde bu tür besinlerin ve içeceklerin kesinlikle yenilmemesi ve içilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun nedeni; bu olayın diyabetliler tarafından abartılması, özellikle tip 1 diyabetlilerin karbonhidrat miktarlarını gözetmeden tatlı vb. besin ve içecekleri tüketerek uyguladıkları insülin dozlarını çok fazla arttırmalarıdır. İnsülin tedavisinde olan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin insülin dozlarının çok yüksek olması istenmez. Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır. O yüzden diyabetlilerin içecek olarak sadece su tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Unutulmaması gereken en önemli konu; diyabetlilerin tedavilerinde ilaç/insülin olsa bile sağlıklı beslenme ile birlikte bu ilaçların etkinliğinin artacağını bilmeleridir” diye konuştu.<br />Ketojenik diyetler diyabetliler için uygun mu?<br />Karbonhidratın yer almadığı ketojenik diyetlere de değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Son yıllarda ketojenik diyetler popüler diyetler arasında yerini aldı. Aslında ketojenik diyetlerin tedavi edici özelliği sadece epileptik çocuklarda kanıtlandı ve epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. Ketojenik diyet ve obezite ile ilgili araştırmalar, 1960&#8217;lı yıllarda başladı ve ilk sonuçlar net değildi, zayıflamada başarılı olduğunu iddia eden çalışmalar var. Ketojenik diyetlerin kan yağları üzerine etkili olduğu yönünde yapılan çalışmaların sonuçları da karışıktır. Yapılan çalışmaların ya vaka sunumu ya da küçük gruplarda yapılan çalışmalar olduğu ve bu çalışmaların uzun süreli olmadığı ve büyük popülasyonlarda yapılmadığı bilinmektedir. Ketojenik diyetler, kilo vermeye yardımcı olsa da vücuttan su kaybına (dehidratasyon), hipotansiyona (tansiyon düşüklüğü), baş dönmesine, yorgunluğa, besin öğesi eksikliklerine, posa eksikliği nedeniyle kabızlığa ve böbrek taşlarının oluşumuna neden olabilir. Başlangıçta kan lipidlerini düzelttiği iddia edilse de uzun dönemde kan yağlarının yükselmesine neden olduğu için kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon riskini arttırabilir” uyarısında bulundu.<br />Diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor<br />Ketojenik diyetlerinin karbonhidrat miktarının çok az olduğu (enerjinin yüzde 5’i), yağ ve proteinlerin fazla miktarlarda verildiği diyetler olduğunu ifade eden Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: <br />“Beslenme rehberleri, obez ve diyabetliler için ketojenik diyetlerin kullanımını desteklemiyorlar. Rehberlere göre diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor. Bu da enerjinin yüzde 40’ının karbonhidrattan gelmesi demektir. Ketojenik diyetlerin kısa vadede genel olarak güvenli olduğu bulunmuş olsa da uzun süreli uygulanamazlar. Uzun süreli, kesintisiz ketojenik diyetlerin güvenliği üzerine herhangi bir çalışma yapılmamıştır.  Meyve, baklagiller ve yüksek posalı tam tahılları yememek, birçok faydalı besin öğesinin vücuda alınmaması demektir ve bu besin öğeleri takviyelerle yerine konulmazsa yan etkilerin görülme olasılığı daha da artar. Bu bahsettiğimiz besinler yukarıda da anlatıldığı gibi diyabetlilerin mutlaka alması gereken besinlerdir.  Özellikle tip 1 diyabetlilerde ketojenik diyetler, ketoasidoz komasını tetikleyebilir, hipoglisemi (şeker düşüklüğü) riskini arttırabilir. Ayrıca, alınan yüksek miktarlardaki yağ ve protein nedeniyle kalp-damar hastalığı riski artabilir, nefropati oluşumuna zemin hazırlayabilir. Ayrıca alınan aşırı protein kemiklerden kalsiyumun çekilerek idrarla atılmasına ve osteoporoz (kemik erimesi) riskinin artmasına neden olur.”<br />Diyabet yönetiminde yaşam tarzı değişikliği yapılmalı<br />Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet yaşam boyu süren bir hastalık olduğu için sağlıklı beslenmeyi uygulayarak yaşam tarzı değişikliği yapmak (sağlıklı beslenmek, fiziksek olarak aktif olmak, sigara/alkol kullanmamak, kaliteli ve düzenli uyku ve güneşten yeterince yararlanarak D vitamini almak) diyabetlilerin sağlıklı olarak uzun yaşamalarına neden olduğu bir gerçektir.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Sağlığında Salgın: Diyabet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-salgin-diyabet-591526</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 11:43:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[noktada]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığında]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-salgin-diyabet-591526">Göz Sağlığında Salgın: Diyabet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.</p>
<p> Diyabetin, kanda glikoz oranının yükselmesiyle ortaya çıkan ciddi bir metabolik hastalık olduğunu vurgulayan Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan, “Yüksek şeker düzeyi retina damarlarında bozulmaya yol açarak görme kaybına neden olur. Bu nedenle diyabet hastalarının göz muayenelerini düzenli aralıklarla yaptırmaları büyük önem taşır,” dedi.</p>
<p><strong>Erken Tanı Görmeyi Kurtarabilir</strong></p>
<p>Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabileceğini söyledi.<br /> “Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor,” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hastalığın Hızını Yavaşlatmak Mümkün</strong></p>
<p>Araştırmalara göre Türkiye’de diyabet hastalarının yüzde 82’si bu hastalık nedeniyle günlük yaşamında zorlanıyor, tamamı ise hastalığın ruhsal durumlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Op. Dr. Fevzi Akkan, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Hareketli bir yaşam tarzı benimseyin.</strong></li>
<li><strong>Kan şekeri dengesini koruyun</strong>, açlık-tokluk farklarını azaltın.</li>
<li><strong>İşlenmiş gıdalardan uzak durun.</strong></li>
<li>Erken evrede teşhis edilen hastalarda, <strong>sarı nokta ödemine yönelik göz içi ilaç enjeksiyonları</strong> ve <strong>kanamalı damarlarda lazer tedavisi</strong> ile görme uzun süre korunabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Düzenli Kontroller Hayati Önem Taşıyor</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatinin, 50 yaş altındaki bireylerde körlüğe yol açan en yaygın neden olduğunu hatırlatan Op. Dr. Fevzi Akkan, hastaların özellikle diyabetin 5’inci yılından itibaren yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini söyledi.</p>
<p>Hastalığı teşhis edilen bireylerde ise 3 ila 4 ayda bir düzenli muayenenin şart olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Göz Sağlığını Korumak Elinizde</strong></p>
<p>Diyabetin gözde en sık neden olduğu hastalık olan diyabetik retinopatinin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, şu uyarılarda bulundu:<br /> “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.”</p>
<p><strong>Göz Muayenesini İhmal Etmeyin</strong></p>
<p>Op. Dr. Fevzi Akkan, diyabetin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, ancak düzenli takip ve uygun tedaviyle gözdeki olumsuz etkilerin yavaşlatılabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:<br /> “Diyabet hastaları, görme yetilerini korumak istiyorlarsa yılda en az bir kez göz muayenesi olmalı. Unutmayın, erken tanı hayat kurtarır, göz sağlığınızı korur.”</p>
<p><strong>Dünyagöz Hastaneler Grubu Hakkında:</strong></p>
<p>1996 yılında hizmet vermeye başlayan Dünyagöz, gözün tüm branşlarında sunduğu yüzlerce farklı tedavi yöntemiyle ve en gelişmiş teknolojilerle göz ve göz çevresi sağlığına dair her türlü soruna çözüm sunmaktadır. Branş hastaneciliği anlayışıyla Türkiye’de yeni bir dönem başlatan Dünyagöz, günlük 8.000 poliklinik ve 1.000 ameliyat kapasitesiyle yurt içi ve yurt dışında toplam 31 noktada etik ve ilkeli sağlık hizmeti vermektedir.</p>
<p>Dünyagöz; 350’si öğretim üyesi ve uzman doktor olmak üzere 800 kişilik medikal kadrosu, 3.500’ün üzerinde çalışanı ve çağdaş yönetim anlayışıyla kısa sürede dünyanın sayılı merkezleri arasında yer almıştır. Türkiye genelinde İstanbul, Ankara, Antalya, İzmit, Adana, Samsun, Tekirdağ, Bursa, Konya, Sakarya, Gaziantep ve İzmir olmak üzere 12 ilde 21 şubesi; yurt dışında ise Almanya (Frankfurt, Köln), Gürcistan (Tiflis), Azerbaycan (Bakü), Kosova (Priştine), Kırgızistan (2 noktada Bişkek), Özbekistan (Taşkent) ve Bulgaristan (Haskovo) olmak üzere toplam 10 noktada hizmet vermektedir.</p>
<p>Dünyagöz, Türkiye’de sağlık turizminin öncülerinden biri olarak, yılda ortalama 120.000 yabancı hastaya 7/24 hizmet vermekte; dünyanın 171 farklı ülkesinden gelen hastalarına ileri düzey göz sağlığı çözümleri sunmaktadır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-salgin-diyabet-591526">Göz Sağlığında Salgın: Diyabet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Riskin]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yapmamız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591460</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli. Bu oranın özellikle 30 yılda önemli ölçüde artış gösterdiğine işaret eden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre Türkiye’de de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 16’sının diyabetli olduğunu hatırlattı. </p>
<p>Bu artışın temel nedenlerinin başında sağlıksız yaşam, beslenme alışkanlıklarındaki değişim ve obezitenin geldiğini söyleyen Dr. Öztürk, “Ancak doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir” dedi.  Dr. Öztürk, “Verilere bakıldığında, diyabetin sadece tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığı, aynı zamanda önlenmesi mümkün bir halk sağlığı sorunu olduğu ortaya çıkıyor” diye konuşarak, bilimsel verilerin ışığında Tip 2 diyabeti önlemek için hayatımızda yapmamız gereken önerileri sıraladı…</p>
<p><strong>HAREKET EDİN, DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN</strong></p>
<p>Egzersiz ile diyabet riskinin yüzde 40 oranında azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, “Finlandiya ‘da 2001 yılında yayınlanan bir çalışmada; egzersiz ve kalori kısıtlaması ile diyabet riskinin yaklaşık yüzde 58 oranında azaltılabileceği gösterilmiş. Ayrıca, aerobik (dayanıklılık) egzersizlerinin yanı sıra kas güçlendirmesini sağlayacak direnç egzersizlerinin de insülin duyarlılığını artırdığı ve kan şekeri kontrolünü geliştirdiği gösterilmiştir.” diye konuştu. </p>
<p>Herkesin fiziksel kapasitesine uygun bir egzersiz programını seçerek bugünden egzersize başlaması gerektiğine işaret eden Dr. Öztürk, “En kolay yapılabilecek egzersiz 30 dakikalık yürüyüştür. Mümkünse haftanın her günü olacak şekilde en az haftanın üç günü yürümeye dikkat edin. Ayrıca haftanın iki günü de kas güçlendirici hareket faydalı olacaktır.”</p>
<p><strong>SAĞLIKLI BESLENİN, KİLO KONTROLÜNÜ SAĞLAYIN</strong></p>
<p>Beslenme şekli, sağlıklı ürünlerden oluşan bir diyetin, diyabetin önlenmesinde kilit bir rol oynadığını hatırlatan Dr. Öztürk, “Örneğin Akdeniz diyeti üzerin yapılan metaanalizler, Akdeniz tarzı beslenmeye yüksek uyum sağlayan kişilerde tip 2 diyabet riskinin yaklaşık yüzde 20-30 oranında daha düşük olduğunu gösteriyor.”</p>
<p>2024’te Çin’de 12.575 kişiyle yapılan bir başka çalışmada da Akdeniz diyetine uyum arttıkça yeni diyabet gelişim riskinin her bir puan artışta yüzde 17 azaldığının tespit edildiğini anlatan Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, balık ve sağlıklı yağlar (özellikle zeytinyağı) ön planda olmalı. Kırmızı ve işlenmiş etler, ilave şeker içeren gazlı içecekler, rafine karbonhidratlar ve aşırı yağ‑şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı. Unutmayın, hızla kilo verdiğiniz ancak sonrasında sürdüremediğiniz bir beslenme modelinin kilo kontrolünde ve diyabeti önlemede faydası yok.”</p>
<p><strong>AİLE RİSKİNİZİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Tip 2 diyabetin genetik yatkınlığın etkili olduğu hastalıklardan biri olduğunu anlatan Dr. Funda Öztürk, “Birinci derece yakınlarınızda tip 2 diyabet varsa sizin de diyabet riskinizin yüksek olabileceğini unutmayın. Ailenizdeki birinci ve ikinci derece yakınlarınızın hangi hastalıkları taşıdığını öğrenin ve yaşam tarzı değişiklikleriniz için bir uyarı işareti olarak görün. Riskin varlığı sizi önlem almak için teşvik etmelidir.”</p>
<p><strong>MAVİ EKRAN SÜRESİNİ KONTROL EDİN</strong></p>
<p>“Günümüzde televizyon, bilgisayar, telefon gibi cihazlar karşısında geçirilen uzun sürelerin fiziksel aktivitenin azalmasına, hareketsizliğe ve dolaylı olarak diyabet riskine katkıda bulunabilir” diyen Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Bilimsel çalışmalar, hareketli yaşam tarzına kıyasla oturmanın uzun süreli olması, insülin direncini artırdığını ve dolayısıyla metabolik sağlığı olumsuz şekilde etkilediğini gösteriyor. Bu nedenle ekran başında geçen süreyi azaltmak, aktif molalar vermek, cihaz kullanımını sınırlamak önemlidir. Cihazlarda ekran süresi için zamanlayıcı kurmak, sosyal medya ya da online alışveriş gibi hareketsiz kalmaya yol açan etkinlikleri sınırlamak yarar sağlayabilir.”</p>
<p><strong>UYKU DÜZENİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Uyku kalitesi ve düzeninin, metabolizma ve hormon dengesi açısından kritik öneme sahip olduğunu anlatan Dr. Öztürk, “Uyku yetersizliği veya düzensizliği; insülin duyarlılığını azalttığı, kan şekeri kontrolünü bozduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Uyku en önemli sağlık göstergelerinden biridir. Bu nedenle hiçbir zaman uyku ritminizin bozulmasına izin vermeyin. Uyku ritminiz bozulduysa yeniden düzenlemeye gayret gösterin. Bazen bunun için en az üç haftalık bir süre gerekebileceğini unutmayın.”</p>
<p><strong>HEKİM KONTROLÜNDE VERİLEN İLAÇLARI DÜZENLİ KULLANIN</strong></p>
<p>Yaşam tarzında yapılacak değişimler diyabeti önlemede çok önemli olmakla birlikte özellikle yüksek riskli kişilerle tıbbi değerlendirme ve gerekirse koruyucu ilaç kullanımının da gündeme geldiğini anlatan Dr. Funda Öztürk, “Hekimin yapacağı tetkikler ve hastalık geliştirme riskine göre bazı ilaçlar kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, bu ilaçların bazılarında yüzde 30-40 oranında diyabeti geciktirebildiği gösterilmiştir. Ancak bu noktada hekim değerlendirmesi ve hastanın tedaviye uyumu çok önemlidir. Ayrıca, 45 yaş üstü bireyler için yılda en az bir kez açlık kan şekeri, HbA1c gibi testlerin yapılması gerekir. Zira, erken tanı ve önlem açısından bu oldukça önemlidir.”</p>
<p><strong>STRESİNİZİ KONTROL ETMEYİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Stresin diyabeti önleme ve kontrolde de çok önemli bir unsur olduğunu söyleyen Dr. Funda Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Stres uyku kalitenizi; diyet uyumunuzu, hareket kapasitenizi değiştiren en önemli faktörlerden biridir. Bilimsel olarak da süreklilik, spor ya da diyet gibi müdahalelerde en güçlü etkiye sahip unsur olarak görülmektedir. Bu nedenle kendinize katı kurallar koyup yıkılınca  strese girmeyin. Yaşam tarzı değişikliklerini kademeli yaparak, o anının tadını çıkarmaya odaklanın. Kontrolde çok zorlanıyorsanız profesyonel yardım almayı ihmal etmeyin. Zaman zaman; beslenme ve egzersiz düzeniniz aksasa bile her günün yeni bir gün olduğunu hatırlayarak gayret göstermeye devam edin.”</p>
<p>  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet alarmı: 2045&#8217;te hasta sayısı 700 milyona ulaşabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-alarmi-2045te-hasta-sayisi-700-milyona-ulasabilir-591307</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 12:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[2045]]></category>
		<category><![CDATA[700]]></category>
		<category><![CDATA[alarmı]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde en yaygın kronik hastalıklardan biri olan diyabet, yaşam kalitesini ve genel sağlığı ciddi biçimde etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-alarmi-2045te-hasta-sayisi-700-milyona-ulasabilir-591307">Diyabet alarmı: 2045&#8217;te hasta sayısı 700 milyona ulaşabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde en yaygın kronik hastalıklardan biri olan diyabet, yaşam kalitesini ve genel sağlığı ciddi biçimde etkiliyor. Kandaki glikoz düzeyinin artmasıyla idrarın tatlılaştığını fark eden Mısırlıların, milattan önce 1500’lü yıllarda bu hastalığı “tatlı idrar” olarak tanımladıklarını aktaran Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Yüzyıllardır bilinen bu hastalıkta düzenli takip, sağlıklı beslenme, yeterli fiziksel aktivite, stres kontrolü ve ideal kilonun korunması büyük önem taşıyor. Bu alışkanlıklarla diyabet riskini azaltmak ve hastalığın ilerlemesini önlemek mümkün” dedi.</strong></p>
<p>İnsülin direnci, insülin eksikliği ya da her iki durumun birlikte görülmesiyle ortaya çıkan ve yüksek kan şekeriyle seyreden diyabet, dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Diyabetli birey sayısının 2045’te 700 milyon olacağının öngörüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Ülkemizde 20 yaş üzeri her 100 kişiden yaklaşık 15’inin diyabetli olduğu tahmin ediliyor. Şu anda Avrupa’da en fazla diyabetli bireye sahip üçüncü ülke olan Türkiye’nin 2045’te de dünyada en yüksek diyabetli nüfusa sahip ilk 10 ülke arasında yer alması bekleniyor” dedi.</p>
<p><strong>Tip 1’de insülin tedavisi şart</strong></p>
<p>Diyabetin temel olarak Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki farklı türü bulunduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Tip 1 diyabette genetik yatkınlığa ek olarak bazı çevresel tetikleyiciler hastalığın ortaya çıkmasına neden olur ve vücut insülin üretemez hale gelir. Dolayısıyla Tip 1 diyabette insülin tedavisi yaşam için zorunludur. Tip 2 ise daha çok yaşam tarzı, obezite ve hareketsizlikle ilişkilidir ve vücut insülini yeterince kullanamaz. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabetin önüne geçmek ve hastalığı kontrol altında tutmak mümkün” dedi.</p>
<p><strong> Kazalardan sonra en sık amputasyon nedeni diyabet</strong></p>
<p>Diyabetin, trafik kazalarından sonra en sık görülen ayak kesilme nedeni olduğunu vurgulayan Akın, “Bu durum, diyabetin ciddiyetinin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini en çarpıcı şekilde gösteriyor. Böbrek yetmezliğinin en önemli nedenlerinden biri olan diyabetin yaygın belirtileri arasında sık idrara çıkma, aşırı susama, iştah artışı, halsizlik ve ağız kuruluğu yer alıyor. Tedavi edilmediğinde böbrekler, damarlar ve kalp başta olmak üzere birçok organı etkileyen hastalık, kalp-damar hastalığı riskini üç kata kadar artırıyor. Ayrıca erişkinlerde körlüğe ve ciddi dolaşım bozukluklarına da yol açabiliyor” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-alarmi-2045te-hasta-sayisi-700-milyona-ulasabilir-591307">Diyabet alarmı: 2045&#8217;te hasta sayısı 700 milyona ulaşabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl Belediyesi’nden Dünya Diyabet Günü’ne Özel Seminer Daveti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesinden-dunya-diyabet-gunune-ozel-seminer-daveti-590755</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 07:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[Tip-1]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590755</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Bursa Tip-1 Diyabetliler Derneği iş birliğiyle düzenlenecek “Tip-1 Diyabette Güncel Gelişmeler” konulu seminer, 14 Kasım Cuma günü saat 10.30’da İnegöl Belediye Binası zemin kattaki konferans salonunda gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesinden-dunya-diyabet-gunune-ozel-seminer-daveti-590755">İnegöl Belediyesi’nden Dünya Diyabet Günü’ne Özel Seminer Daveti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="612" data-end="987">Seminerin konuşmacısı, <strong data-start="635" data-end="713">Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Eren</strong> olacak. Prof. Dr. Eren, diyabetle yaşayan bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik <strong data-start="802" data-end="833">güncel bilimsel gelişmeleri</strong>, <strong data-start="835" data-end="863">yeni tedavi yöntemlerini</strong> ve <strong data-start="867" data-end="908">teknoloji destekli izlem sistemlerini</strong> katılımcılara aktaracak. Etkinlik, tüm vatandaşların katılımına açık olacak.</p>
<h3 data-start="994" data-end="1030"><strong data-start="998" data-end="1030">“Amaç Farkındalık ve Bilinç”</strong></h3>
<p data-start="1032" data-end="1289">İnegöl Belediye Başkanı <strong data-start="1056" data-end="1071">Alper Taban</strong>, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında düzenlenecek etkinlikle, toplumda diyabet farkındalığını artırmayı ve özellikle Tip-1 diyabetle yaşayan bireylerin bilgiye erişimini kolaylaştırmayı hedeflediklerini belirtti.</p>
<p data-start="1291" data-end="1610">Başkan Taban, “Diyabet sadece hastayı değil, ailesini ve sosyal çevresini de etkileyen kronik bir rahatsızlık. Bu tür bilinçlendirme faaliyetleriyle hem farkındalık oluşturmayı hem de vatandaşlarımızın doğru bilgiye ulaşmasını amaçlıyoruz. Tüm hemşerilerimizi bu değerli seminere davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesinden-dunya-diyabet-gunune-ozel-seminer-daveti-590755">İnegöl Belediyesi’nden Dünya Diyabet Günü’ne Özel Seminer Daveti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 22:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[diyabette]]></category>
		<category><![CDATA[En Büyük]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı. </b></p>
<p><b>Diyabette dünya çapındaki en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun. Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz” diye konuştu. </b></p>
<p><b>Günümüzde diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar sayesinde hastalığın kontrol altında tutulabildiğini kaydeden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz” dedi.</b></p>
<p>ABD’deki Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı ve dünya çapında diyabet araştırmalarının öncüsü olan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs’te adının verildiği oditoryumda  “Bir Ustanın İzinde: Prof. Dr. DeFronzo ile Diyabetin Geleceği” başlıklı konferans verdi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Merak olmadan bilimsel keşif yapmak imkansız”</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, konferansın açılış konuşmasında Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’yu isminin verildiği oditoryumda ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek  “Bugün Atlas Üniversitesi olarak bilim ve tıp dünyası için çok özel, çok müstesna bir ismi, buluşlarıyla diyabet tedavisinde çığır açmış bir bilim insanını ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Bilim insanlarının en büyük özelliğinin zeka ve merak duygusuna sahip olması olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bilim insanlarının ya da keşif yapan insanların en büyük özellliğinin zeka olduğu düşünülür. Bir bakıma belki doğrudur, bununla beraber bu başarı için başka parametreler de var. Bunların başında da merak duygusu geliyor. Merak olmadan bilimsel keşif yapmak neredeyse imkansız. Tabii bu merakı bilimin sistemize edilmiş yollarıyla geçerek başarıya ulaştırmak mümkün. Bununla beraber dirençli ve sabırlı olmak ve bu yolda ilerleyebilmek gerekiyor” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Başarı için dirençli ve sabırlı olmak şart”</b></p>
<p>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Einstein’a atfedilen bir anektod vardır, kendisine diyorlar ki ‘Siz çok zeki olduğunuz için bu kadar önemli başarılar elde ettiniz.’ Einstein’ın cevabı, ders niteliğinde, diyor ki: ‘Hayır, çok zeki olduğum için değil, bence dirençli ve sabırlı olduğum için buralara geldim. Bir mektup pulu gibi olun ve varacağınız adrese ulaşmadan ondan ayrılmayın.’ Aslında belki de başarının en büyük parametresi bu. O yüzden yapabildiklerimiz, hayal ettiklerimizle sınırlı” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo,  diyabet tedavisinde uygulanan yöntemleri anlattı</b></p>
<p>İnsülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan, tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, özellikle tip 2 diyabet konusunda yapılan çalışmalar ve araştırmalardan örnekler verdi.</p>
<p>Konferansta diyabetin sebeplerine değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetin yalnızca insülin direnci veya beta hücre yetmezliği olmadığını, “Uğursuz Sekizli” (Ominous Octet) adını verdiği 8 temel bozukluktan kaynaklandığını söyledi. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetle ilgili yapılan çalışmalardan örnekler sundu. Prof. Dr. DeFronzo, tip2 diyabet tedavisinde birden fazla patofizyolojik kusuru düzeltmek için birden fazla ilacın bir arada kullanılmasının gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tedavide kullanılan metamorfin reçetesinin HBA1c üzerindeki etkilerini gösteren çalışmalardan örnekler de sundu.</p>
<p><b>“Erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek komplikasyonları önleyebiliyoruz” </b></p>
<p>Konferansta soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, diyabet için kalıcı bir tedavi olup olmadığına ilişkin soru üzerine “Keşke diyabet için kalıcı bir tedavi olsaydı. Elbette bu konuda çok çalışıyoruz. Ama bence hikâyenin güzel tarafı şu: Artık diyabetli hastalarımızı tedavi etmek için mükemmel ilaçlarımız var. Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz. Örneğin körlüğü önleyebiliyoruz, böbrek hastalığını önleyebiliyoruz, kalp krizi ve felçleri önleyebiliyoruz. Harika ilaçlarımız var, çok şey öğrendik, ama sanırım kalıcı tedaviye ulaşmamıza biraz daha zaman var” diye konuştu.</p>
<p><b>“Diyabetteki en büyük ilerleme, hastalarda çok sayıda sorunun fark edilmesi oldu”</b></p>
<p>Son yıllarda diyabet tedavisindeki değişimlere de değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Bence en büyük ilerlememiz, diyabetli hastalarda çok sayıda farklı sorunun olduğunu fark etmemiz oldu. Diyabetli bir hastayı tedavi ederken, mevcut tüm bozuklukları düzeltmek için birden fazla ilacı birlikte kullanmamız gerektiğini artık biliyoruz. İyi haber şu ki artık birçok farklı kategoride çok sayıda etkili ilacımız var ve bu ilaçları birlikte nasıl kullanacağımızı öğrendik. Böylece hastalarımızı çok daha etkili bir şekilde tedavi edip; uzun vadeli komplikasyonların önüne geçebiliyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Obezite salgını diyabeti tetikliyor”</b></p>
<p>Diyabette en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aslında diyabette dünya çapındaki en büyük sorun obezite. Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun.Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. İyi tarafı şu: Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz.”</p>
<p>Konferans sonunda Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’ya Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın tarafından plaket takdim edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 08:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Serter]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor. Vücudun bütün organ ve sistemlerini bozan bir hastalık olan diyabetin, tedavi edilmediğinde kalp, damar, göz, böbrek ve sinirleri harap ettiğini, cinsel işlevi bozduğunu belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter </strong>“ Hipertansiyon, damar tıkanmaları, enfarktüs, inme, kalp yetmezliği, körlük, böbrek yetmezliği en olumsuz sonuçlardır. Kapanmayan yaralara, iyileşmeyen enfeksiyonlara ve bacak ampütasyonlarına yol açabilir” diyor. </p>
<p>Ülkemizde 20-80 yaş arasında diyabetli hasta sayısının 2030 yılında 10,8 milyona çıkmasının beklendiğini, hastalığın artış hızının korkutucu düzeyde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serter, 4 milyonu aşkın kişinin de prediyabeti yani gizli şekeri olduğunu söylüyor. Tedavi edilmeyen prediyabetin bir süre sonra diyabete ilerlediğini, eskiden sadece yetişkinlerde görülen Tip 2 diyabetin sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezite nedeniyle artık çocukluk çağına kadar indiğini söyleyen Prof. Dr. Serter, diyabetten korunmak için 6 etkili önlemi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetten korunmak için alınması gereken en önemli önlemlerden biri; doğru beslenme ile fazla kilo alımının ve aşırı yağlanmanın önlenmesidir. Örneğin; hızla kana karışan karbonhidratları içeren glisemik indeksi yüksek gıdalardan (beyaz ekmek, poğaça, börek, kek, beyaz pirinç vb) uzak durmak gerekir. Risk altındaki bireyler bu konuda eğitim almalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Yemekte karnınızı tıka basa doyurmayın</strong></li>
</ul>
<p>Alınan toplam kalori önemli kriterdir. Tıka basa doymak yerine açlığın giderilmesi düzeyinde gıda alımı ile yetinmek hedeflenmelidir. Unutmamak gerekir ki; en sağlıklı gıdaların dahi aşırı miktarda tüketilmesi kilo alımına ve yağlanmaya yol açabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz yaparak (örneğin; hafta içi en az 3 gün 1 saat tempolu yürüyüş) fazla kilo alımı ve aşırı yağlanmanın önlenmesi çok önemlidir. Vücut kaslarının düzenli kullanılması yağlanmayı önleyici en önemli tedbirlerden birisidir. Sıklığı, süresi ve şiddeti belirlenmiş fiziksel aktiviteler egzersiz olarak tanımlanır.</p>
<ul>
<li><strong>Ölçümlerinizi düzenli yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Rüştü Serter “Özellikle fazla kilolu bireyler ve ailesinde birinci derece yakınlarında diyabet olanlar yüksek risk grubundadır. Bu kişilerin doktora başvurarak insülin direnci, kan şekeri tablolarını doktorun uygun gördüğü aralıklarla kontrol ettirmeleri erken önlem almak için önemlidir. Ailesinde diyabet öyküsü bulunan kişilerin bir de fazla kiloları varsa risk daha da yüksektir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Alkolden uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Alkolden özellikle de aşırı alkol tüketiminden uzak durulmalıdır. Aşırı alkol tüketimi vücutta yağlanmaya yol açarak insülin direnci-prediyabet sürecini hızlandırır.</p>
<ul>
<li><strong>Gerekirse ilaç kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Serter “Diyet ve düzenli egzersize ek olarak doktor tarafından gerekli görüldüğünde düzenlenecek ilaç tedavisinin de koruyucu etkisi çoktur ve aksatılmamalıdır. Bütün bu tedbirlerin uygulanmasının ‘ömür boyu sağlıklı yaşam tarzı’ olarak benimsenmesi önemlidir. Bu yaşam tarzından çıkıldığı zaman daha evvel düzeltilmiş olan risklerin hızla geri geleceği unutulmamalıdır. Ayrıca biraz düzelme olunca tedavinin bırakılması çoğu bireyde nükslere yol açmaktadır. Doktorun onayı olmadan hiçbir şekilde tedavi bırakılmamalıdır” diyor. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Prediyabet ve Diyabetin belirtilerine dikkat!</strong></p>
<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter “Prediyabet sinsi bir tablo olsa da bazı ipuçları bu konuda uyarıcı olabilmektedir. Gün içerisinde sık acıkmalar, tatlı yeme atakları, yemek sonrası tekrar acıkma, yemek sonrası uyku basması, kilo vermenin giderek zorlaşması bunlardan başlıcalarıdır. Şekerin yükselmesi ile birlikte sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, çok susama, ağız kuruluğu, el ve ayaklarda yanma uyuşma, vücut direncinde düşme, sık enfeksiyona yakalanma görülebilir. Şeker çok yükseldiğinde kilo kaybı başlar” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğum Günü Hediyesi Hayat Oldu: 20 Yıllık Eşinden Böbrek Bağışı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogum-gunu-hediyesi-hayat-oldu-20-yillik-esinden-bobrek-bagisi-570677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 11:54:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[Umman]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sakarya’da yaşayan 42 yaşındaki ev hanımı Deniz Ağca, eşinin verdiği anlamlı doğum günü hediyesiyle hayata tutundu. Gebeliğinde tanı konan diyabet ve hipertansiyona bağlı olarak böbrekleri iflas eden Ağca’ya, 20 yıllık eşi polis memuru eşi İsmail Ağca böbreğini bağışladığı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-gunu-hediyesi-hayat-oldu-20-yillik-esinden-bobrek-bagisi-570677">Doğum Günü Hediyesi Hayat Oldu: 20 Yıllık Eşinden Böbrek Bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Sakarya</em>’<em>da yaşayan 42 yaşındaki ev hanımı Deniz Ağca, eşinin verdiği anlamlı doğum günü hediyesiyle hayata tutundu. Gebeliğinde tanı konan diyabet ve hipertansiyona bağlı olarak böbrekleri iflas eden Ağca</em>’<em>ya, 20 yıllık eşi polis memuru eşi İsmail Ağca böbreğini bağışladığı. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman ve ekibinin Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi</em>’<em>nde gerçekleştirdiği başarılı operasyonun ardından Ağca ailesi sağlığına kavuştu. </em></p>
<p>16 yıl önce hamileliği sırasında diyabet teşhisi konulan iki çocuk annesi Deniz Ağca, yıllar içinde hipertansiyon, görmede azalma ve kilo problemleriyle mücadele etti. Tüp mide ve katarakt ameliyatları geçirdi. Ancak takipleri yapılırken bir kontrolde, böbreklerinin artık tamamen iflas ettiği anlaşılan Deniz Ağca için böbrek nakli gerekliliği ortaya çıktı.</p>
<p><strong>HAMİLELİKTE BAŞLAYAN SAĞLIK SORUNLARI BÖBREK YETMEZLİĞİNE DÖNÜŞTÜ</strong></p>
<p>Deniz Ağca yaşadıklarını şu cümlelerle aktardı: “Hamile kaldığımda diyabet tanısı kondu. O günden beri insülin kullanıyorum. Zaten annemde, ablamda ve abimde de vardı; yani genetik bir durumdu. Doğumdan sonra da insülin kullanmaya devam ettim. Ancak uzun yıllar devam eden kilo problemim de vardı ve bu nedenle iki yıl önce tüp mide ameliyatı olmaya karar verdim. Ameliyat sonrası 30 kilo verdim ve diyabetim kontrol altına alındı. Ama herhalde genetik kaynaklı olduğu için tamamen geçmedi; sadece değerlerim düşüktü.”</p>
<p>Zamanla görme problemleri yaşamaya başlayan Ağca, “Gözlerim de bulanık görme başladı. Doktora gittiğimde katarakt olduğunu öğrendim. Ameliyat oldum, ardından kanamalar başladı. Gözlerime lazer tedavileri uygulandı. Bu arada göz dibi muayenesi yapan doktorum tansiyonumu düzenli kontrol etmemi önerdi. Eve gidip ölçtüğümde 19 çıkınca çok şaşırdım. Çünkü hiçbir belirtim yoktu, ağrım da yoktu. Vücudumdan başka hiçbir sinyal almamıştım.”</p>
<p>“<strong>DİYALİZLE TANIŞMAM, HER ŞEYİN DEĞİŞTİĞİ ANDI”</strong></p>
<p>Yükselen tansiyonun ardından yapılan tetkikler, Deniz Ağca’nın böbreklerinin artık görevini yapamadığını ortaya koydu. Yaşadığı şaşkınlığı ve bu sürecin kendisinde yarattığı etkiyi şu sözlerle aktardı: “Devlet hastanesinde dahiliyeye gittim. Doktor sonuçlara baktıktan sonra, ‘Senin böbreklerin iflas etmiş. Nakil olman gerekli’ dedi. Dünyam başıma yıkıldı. Çünkü bugüne kadar hiç böbrek ağrım olmamıştı ve idrarımı yapabildiğim için iyiyim sanıyordum. Sonra Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Gülçin Kantarcı ardından nakil sürecini yürüten Doç. Dr. Veysel Umman ile tanıştım. Her ne kadar iyi ellerde olduğumu bilsem de çok korkuyordum. Bu süreçte diyalize başlamam gerekti. Yaklaşık iki ay boyunca haftada üç gün, dörder saat diyalize girdim.”</p>
<p>‘<strong>EŞİM DOĞUM GÜNÜ HEDİYEM OLARAK BÖBREĞİNİ VERDİ’</strong></p>
<p>Nakil gerektiği söylendiğinde ise aklından geçen ilk cümle, onu hayata bağlayacak bir gelişmenin kapısını aralayan Deniz Ağca, duygularını şöyle aktardı: “Bana böbrek nakli olmam gerektiğini söylediklerinde aklıma gelen tek şey; ‘Ben kimseye, bana böbreğini ver diyemem’ olmuştu. Eşim bu sözümü telefonda konuşurken duymuş. ‘Senin böbrek aramana gerek yok. Ben sana doğum günü hediyesi olarak böbreğimi veririm.” Dedi.</p>
<p>“<strong>VERİCİ OLMANIN İŞİMİ ETKİLEMEYECEĞİNİ ÖĞRENİNCE İÇİM RAHATLADI”</strong></p>
<p>Deniz Ağca’nın eşi, polis memuru İsmail Ağca, eşinin böbrek yetmezliği haberini aldığında yaşadığı duyguları ve verici olma kararını şu sözlerle anlattı: “Eşim, ‘Ben kimden böbrek alacağım?’ dediğinde içimden dedim ki: ‘Hiç canını sıkma, ben bağış yaparım sana.’ Onun üzülmesini istemedim. Tahlil ve tetkik sürecimiz başladı, doku uyumlarımız da uygun çıkınca kesin kararımı verdim.” Ağca, bu karar öncesinde aklındaki en büyük sorunun mesleğini etkileyip etkilemeyeceği olduğunu ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “İşimi etkiler mi diye kaygılarım vardı. Hocalarımız, herhangi bir kısıtlama olmayacağını, görevime devam edebileceğimi söyledi. Bu güvenceyle rahatladım. Ayrıca nakil sürecinde herhangi bir ücret ödemediğimizi, her şeyin devlet tarafından karşılandığını öğrenince içimiz daha da rahatladı.”</p>
<p><strong>DOÇ.DR. UMMAN </strong>“<strong>NAKİL, BU HASTA İÇİN TEK ÇÖZÜMDÜ”</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Organ Nakli Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman, Deniz Ağca’nın böbrek fonksiyonlarının artık geri dönülmez biçimde bozulduğunu ve naklin kaçınılmaz hale geldiğini ifade ederek şu bilgileri verdi: “Deniz Hanım bize geldiğinde oldukça yorgun, bitkin ve hem fiziksel hem psikolojik olarak dirençsizdi. Birkaç aydır devam eden böbrek yetmezliği şikayeti sebebiyle takip altındaydı ve böbrek nakli araştırması içerisindeydi. Deniz Hanım’ın durumu biraz özel bir durumdu. Diyabete ek olarak obezite cerrahisi geçirmiş, hipertansiyonu vardı. Bu hastalıklar, böbrek damar yapısına zarar vererek zamanla fonksiyon kaybına yol açmıştı. Artık böbrekler çalışmıyordu, diyaliz sürecine girmişti ve nakil tek çareydi.”</p>
<p>‘<strong>NAKİL KARARI KONSEY TARAFINDAN ALINDI</strong>’</p>
<p>Hastanın, hastane bünyesindeki multidisipliner nakil konseyi tarafından ayrıntılı değerlendirmelerden geçirildiğini belirten Doç. Dr. Umman, operasyon sürecini anlattı: “Nefroloji, cerrahi ve diğer ilgili branşlardan uzmanların katılımıyla hasta ve verici adayı detaylıca değerlendirildi. Alıcı-verici uyum testleri yapıldı. Hem alıcı, hem verici tarafın da ameliyata uygun olduğuna karar verildikten sonra yaklaşık 5-6 saat süren başarılı bir operasyonla nakli gerçekleştirdik.”</p>
<p>Bu vakanın cerrahi anlamda da zorlu bir vaka olduğunun altını çizen Doç. Dr. Umman şunları anlattı: “Deniz Hanım’ın ameliyatını normalden daha güç hale getiren iki önemli etken vardı. İlki, hastamızın vücut kitle indeksinin yüksek olmasıydı. Bu durum, böbreği yerleştirirken ve yeni damar bağlantılarını yaparken daha derin bir alanda çalışmamızı gerektiriyor, bu da cerrahiye erişimi oldukça zorlaştırıyordu. Ancak esas zorluk, böbreğin bağlanacağı damarların hem diyabet hem de hipertansiyon nedeniyle zarar görmüş ve plaklarla kaplı olmasıydı. Bu durumda uygun damar alanını bulmak, damar içindeki plakları temizlemek ve kan akışının kesintisiz sağlanmasını garanti etmek için titiz bir çalışma gerekiyordu.’’ <strong> </strong></p>
<p>“<strong> HEM HASTAMIZ HEM VERİCİMİZİN GENEL DURUMU İYİ”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Umman, ameliyat sonrası dönemin sorunsuz geçtiğini ve hem hasta hem vericinin  günlük yaşantılarına sağlıklı şekilde döndüğünü söyledi: “İsmail Bey şu anda istirahat döneminde, yakında işine dönecek. Deniz Hanım ise günlük hayatına adapte oldu, herhangi bir komplikasyon yaşanmadı.”</p>
<p>‘<strong>ERKEN TANI, BÖBREK YETMEZLİĞİNİ ÖNLEYEBİLİR</strong>’</p>
<p>Doç. Dr. Veysel Umman, böbrek yetmezliğine yol açan hastalıkların erken dönemde kontrol altına alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklar, zamanında kontrol altına alınmazsa organ yetmezliğiyle sonuçlanabilir. Şeker hastalığı sanki kronik ve ailmde de vardı ve uzun süre bununla yaşayabilirim gibi düşünülüp ihmal edilebilen aslında gizli gizli gözden böbrek damarlarına kadar tüm vücut damar ağını bozan bir hastalık. Hastamız obezite cerrahisi geçirmesine rağmen tekrar kilo alımı olmuş ve diyabeti devam etmiştir. Bu hasta grubunun diyabetinin tüm hasarlarının ve özelikle de böbrek hasarının farkında olmaları çok önemlidir. Erken tanı, bu tür dramatik sonuçların önüne geçilmesi açısından çok değerli. Ancak böbrek yetmezliği gelişmişse ve verici uyumu sağlanabiliyorsa, nakil hastanın hayatını kurtarabilecek bir çözümdür.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-gunu-hediyesi-hayat-oldu-20-yillik-esinden-bobrek-bagisi-570677">Doğum Günü Hediyesi Hayat Oldu: 20 Yıllık Eşinden Böbrek Bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ani kalp ölümüne neden olabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ani-kalp-olumune-neden-olabiliyor-567612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 09:15:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[ila]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koroner arter hastalığı, kalbi besleyen atardamarların, yani koroner arterlerin, ateroskleroz olarak adlandırılan bir patolojik mekanizmayla yapısal olarak bozulmasını ifade ediyor. Bu yapısal bozulma çoğu kez damarda akut veya kronik daralma veya tıkanmayla kendini gösterip, hayatı tehdit edebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kalp-olumune-neden-olabiliyor-567612">Ani kalp ölümüne neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koroner arter hastalığı, kalbi besleyen atardamarların, yani koroner arterlerin, ateroskleroz olarak adlandırılan bir patolojik mekanizmayla yapısal olarak bozulmasını ifade ediyor. Bu yapısal bozulma çoğu kez damarda akut veya kronik daralma veya tıkanmayla kendini gösterip, hayatı tehdit edebiliyor. Öyle ki tedavi edilmemiş veya kötü yönetilmiş koroner arter hastalığı; ani kalp ölümüne, aritmilere ve kalp yetersizliğine sebep olabiliyor. Üstelik, tüm dünyada ve ülkemizde, ölüm istatistiklerinde, bulaşıcı olmayan hastalıklar listesinin ilk sırasında, iskemik kalp hastalığı (koroner arter hastalığının farklı bir adlandırması)  yer alıyor.  <strong>Acıbadem   International Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar,  </strong> bu nedenle   koroner arter hastalığında risk faktörlerine karşı önlem alınmasının yaşamsal öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “2019 yılında yayımlanan bir makalede; yaş, cinsiyet ve genetik etkenler gibi değiştirilemez faktörlerin, hastalığın meydana gelmesindeki öngörücü performansın yüzde 63 ila 80’ini oluşturduğu, değiştirilebilir risk faktörlerinin ise daha sınırlı etkide olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla, koroner arter hastalığına bağlı klinik olaylarda anlamlı azalmalar olduğu görülmüştür. Düzenli sağlık kontrolleri yapıldığı ve risk faktörleri yönetildiği takdirde koroner arter hastalığına bağlı klinik olaylarda belirgin bir azalma sağlanabilmektedir. Risk faktörlerini yönetmek ise iyi beslenmekten, yeterli fiziksel aktiviteden, sigaradan uzak kalmaktan ve gerekiyorsa ilaç tedavisinden geçmektedir” diyor.</p>
<h2><strong>20 yaşında kalp ve damar sağlığına yönelik muayene çok önemli!  </strong></h2>
<p>Koroner arter hastalığı (KAH) çoğu kez belirti vermeden ilerliyor. Dolayısıyla, kalp ve damar sağlığı açısından risk oluşturan faktörlerin araştırılması ve gerekiyorsa ileri tanı yöntemlerinden faydalanılması için şikayet olmasa bile ilgili branşlara başvurulması büyük bir öneme sahip. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, “Bu nedenle, 20 yaşında yapılacak bir doktor başvurusu sonrasında takip zorunluluğu doğmazsa erkekler için 35 yaşında, kadınlar için 45 yaşında tarama muayenesi önerilir. Bu muayenelerden sonra takip sıklığı kişiye özel olarak belirlenir” diye konuşuyor.</p>
<h2><strong>KORONER ARTER HASTALIĞININ 10 ÖNEMLİ NEDENİ! </strong></h2>
<h3><strong>Yaş</strong></h3>
<p>Koroner arter hastalığının yaygınlığı, hem erkeklerde hem de kadınlarda 35 yaşından sonra artış gösteriyor. 40 yaşından sonra KAH geliştirme riski erkeklerde yüzde 49, kadınlarda ise yüzde 32 oranında seyrediyor. Erkeklerde 45 yaşından sonra, kadınlarda ise 55 yaşından sonra risk belirgin olarak artıyor.</p>
<h3><strong>Cinsiyet</strong></h3>
<p>Erkekler, kadınlara kıyasla daha yüksek koroner arter hastalığı riski altında oluyor.</p>
<h3><strong>Aile öyküsü</strong></h3>
<p>Aile öyküsü de önemli bir risk faktörü. Bir çalışmaya göre; babasında ya da erkek kardeşinde 55 yaşından önce, annesinde ya da kız kardeşinde 65 yaşından önce KAH tanısı konulmuş olması risk faktörü kabul ediliyor.</p>
<h3><strong>Hipertansiyon </strong></h3>
<p>Arteryal hipertansiyon,  atardamar duvarında oluşturduğu oksidatif ve mekanik stres yoluyla koroner kalp hastalığı için en önemli risk faktörü olarak kabul ediliyor. Her 3 hastadan yaklaşık 1’inde hipertansiyon bulunuyor. 2009 yılında yapılan ve 12 değiştirilebilir risk faktörünün karşılaştırıldığı bir derlemeye göre, hipertansiyon ile sigara kullanımı en fazla ölüme neden olan etkenler olarak öne çıkıyor.</p>
<h3>
<strong>Hiperlipidemi</strong></h3>
<p>Hiperlipidemi, iskemik kalp hastalığı için en yaygın ikinci risk faktörü olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, yüksek kolesterol seviyesi yaklaşık 2.6 milyon ölüme neden olmuş. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, yüksek trigliserid seviyelerinin de koroner arter hastalığı ile ilişkilendirildiğini belirterek, “Ancak bu ilişki daha karmaşıktır, çünkü santral obezite, insülin direnci ve kötü beslenme gibi diğer risk faktörlerine göre ayarlandığında bu ilişki zayıflamaktadır. Bu nedenle, trigliseridlerin koroner arter hastalığı üzerindeki izole etkisini belirlemek zordur” bilgisini veriyor.</p>
<h3><strong>Diyabet</strong></h3>
<p>Prediyabet (Kandaki şeker seviyelerinin normalden yüksek, ancak diyabet tanısı konulacak kadar yüksek olmaması)  ile diyabet; kalp hastalığı ve inmeye yol açabilen önemli risk faktörlerinden. Öyle ki diyabetli erişkin hastalarda kalp  hastalığı oranı, diyabeti olmayanlara kıyasla erkeklerde 2.5 kat,  kadınlarda ise 2.4 kat daha fazla görülüyor. 2017 yılında yapılan bir meta-analiz; Hemoglobin A1C seviyesi yüzde 7.0’nin üzerinde olan diyabet hastalarının, Hemoglobin A1C seviyesi yüzde 7.0’nin altında olanlara kıyasla kardiyovasküler ölüm açısından yüzde 85 oranında daha yüksek riske  sahip olduklarını ortaya koymuş.</p>
<h3>
<strong>Obezite </strong></h3>
<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, obezitenin koroner kalp hastalığı için bağımsız bir risk faktörü olduğunu belirtiyor. Obezitenin  aynı zamanda hipertansiyon, hiperlipidemi ve diyabet gibi diğer risk faktörlerinin gelişme riskini de artırdığını belirten Dr. Ahmet Arif Ağlar,<strong>   </strong>“Yakın tarihli bir çalışmada; demografik özellikler, sigara kullanımı, fiziksel aktivite ve alkol alımı gibi değişkenler ayarlandıktan sonra, obezite sorunu yaşayan kişilerin koroner kalp hastalığına yakalanma olasılığının 2 kat daha fazla olduğu  gösterilmiştir” bilgisini veriyor.</p>
<h3>
<strong>Sigara kullanımı</strong></h3>
<p>Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi&#8217;ne (FDA) göre, kardiyovasküler hastalıklar yılda 800 bin ölüme ve 400 bin erken ölüme neden oluyor. Bu ölümlerin sırasıyla yaklaşık 5’te 1’i ve 3’te biri sigara kullanımına bağlı görülüyor. 2015 yılında yapılan bir meta-analiz, sigara kullanımının diyabet hastalarında koroner kalp hastalığı riskini yüzde 50 oranında artırdığını ortaya koymuş. Başka bir 2015 meta-analizi  ise 60 yaş üzerindeki hastalardan sigara kullananların kardiyovasküler hastalık riskinin iki kat arttığını, sigara kullanımını sonlandırmış olanlarda ise riskin yüzde 37&#8217;ye düştüğünü  göstermiş. Ayrıca, sigara kullanmayan, ancak pasif olarak sigara dumanına düzenli olarak maruz kalan bireylerde, maruz kalmayanlara kıyasla koroner arter hastalığı riskinin yüzde 25 ila yüzde 30 oranında daha yüksek olduğu belirtiliyor.</p>
<h3><strong>Kötü beslenme</strong></h3>
<p>Doymuş yağ, uzun yıllar koroner kalp hastalığının gelişiminde önemli bir neden olarak görülürken, daha yeni derlemeler bu ilişkiye dair şüpheleri artırıyor ve rafine şekerlerin yeniden öne çıkan temel risk faktörü olduğuna dikkat çekiyor.   Araştırmalar, trans yağların lipit profili, endotelyal fonksiyon, insülin direnci ve enflamasyon üzerindeki olumsuz etkileri yoluyla kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını daha net şekilde ortaya koyuyor. Son dönem çalışmalar ve sistematik derlemeler, kırmızı ve işlenmiş et tüketimi üzerine odaklanıyor. Bu çalışmalar; kırmızı et tüketiminin koroner kalp hastalığı ve kardiyovasküler olay riskini yüzde 15 ila 29, işlenmiş et tüketiminin ise yüzde 23 ila 42 artırdığını tutarlı bir şekilde ortaya koyuyor. Çalışmaların çoğunda günlük yaklaşık 50 ila 100 gram tüketim dikkate alınmış.</p>
<h3><strong>Sedanter yaşam tarzı </strong></h3>
<p>Sedanter yaşam tarzının, yani hareketsiz yaşamın, her türlü hastalık için risk faktörü olduğu söylenebilir. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, “Özellikle kalp ve damar sisteminin sağlığı için oluşturduğu tehlikeyi, düzenli egzersizin sağladığı faydaları ortaya koyunca daha iyi anlarız” diyerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Egzersiz, koroner arter hastalığının  gelişimini önlemede koruyucu bir faktör. 2004 yılında 52 ülkede, tüm kıtaları temsil eden ve 15 bin 152 vaka ile 14 bin 820 kontrol bireyin katıldığı bir olgu-kontrol çalışmasında, yetersiz fiziksel aktivitenin miyokardiyal enfarktüs üzerindeki riski yüzde 12,2 olarak bulunmuş. Çeşitli gözlemsel çalışmalar, egzersizi kendi tercihleriyle düzenli olarak yapan bireylerin morbidite ve mortalite oranlarının daha düşük olduğunu göstermiş. Bu koruyucu etkinin olası mekanizmaları arasında; endotelyal nitrik oksit üretiminin artması, reaktif oksijen türlerinin daha etkili bir şekilde etkisiz hale getirilmesi ve gelişmiş damar oluşumu (vaskülogenezis) yer almaktadır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kalp-olumune-neden-olabiliyor-567612">Ani kalp ölümüne neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-2-558627</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:18:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun süreli yüksek seviye kan şekeri, sinir hücrelerine büyük zarar verir. Bu sinir hasarı da genellikle ayaklarda başlar ve zamanla yaralara sebep olur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-2-558627">Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzun süreli yüksek seviye kan şekeri, sinir hücrelerine büyük zarar verir. Bu sinir hasarı da genellikle ayaklarda başlar ve zamanla yaralara sebep olur. Tedavi için geç kalındığında enfeksiyonlara hatta ampütasyona sürükleyebilen diyabetik ayak tehlikesinin; düzenli kontrol, doğru bakım ve beslenme ile çoğunlukla önlenebilir olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, “Diyabetik ayaktan korunmanın ilk adımı kan şekerinin yükselmesini önlemektir. Bunun için de sağlıklı ve dengeli beslenme önem kazanır. Lif oranı yüksek, rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan arındırılmış bir beslenme planı hem kan şekeri dalgalanmalarını önler hem de damar ve sinir sağlığını koruyarak ayak sağlığını korur” dedi.</strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, diyabet hastalarının beslenme alışkanlıklarında dikkat etmeleri gereken önemli noktaları paylaştı:</p>
<p><strong>Baklagiller kan şekerini dengeliyor</strong></p>
<p>Diyabetik ayak yaralarının tedavisinde en önemli faktör, kan şekerinin kontrol altına alınması. Yüksek kan şekeri, vücudun iyileşme süreçlerini olumsuz etkileyebilir ve yaraların enfekte olmasına yol açabilir. Doğru beslenme, kan şekerini dengelemeye yardımcı olur. Örneğin karbonhidratlar, insülin seviyelerini doğrudan etkiler. Tam tahıllar ve baklagiller gibi yavaş sindirilen karbonhidratlar kan şekerinin dengede kalmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>Yüksek protein yara iyileşme sürecini hızlandırıyor</strong></p>
<p>Yaraların iyileşmesi için vücudun yeterli miktarda proteine ihtiyacı var. Proteinler, hücre ve doku onarımında önemli bir rol oynar. Yüksek kaliteli protein kaynaklarının başında; tavuk, hindi, balık, yumurta, baklagiller ve az yağlı süt ürünleri gelir.</p>
<p><strong>Sağlıklı yağlar enflamasyonu azaltıyor</strong></p>
<p>Somon, ceviz ve chia tohumu gibi omega-3 yağ asidi açısından zengin gıdalar, vücuttaki enflamasyonu azaltarak yaraların iyileşmesini hızlandırır.</p>
<p><strong>C ve E vitamini bağışıklık sistemini güçlendiriyor</strong></p>
<p>C vitamini ve E vitamini, bağışıklık sistemini güçlendiren ve yara iyileşmesini hızlandıran önemli antioksidanlardır. C vitamini bakımından zengin; portakal, kivi, biber ve brokoli gibi gıdalar, cilt onarımını ve kolajen üretimini destekler. E vitamininden zengin fındık, yeşil yapraklı sebzeler ve ay çekirdeği gibi gıdalar ise doku iyileşmesini teşvik eder ve oksidatif stresi azaltır.</p>
<p><strong>Magnezyum enerji üretimini artırıyor</strong></p>
<p>Mineraller yara iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Özellikle çinko ve magnezyum, vücudun hücresel onarım süreçlerine yardımcı olur. Çinko; et, deniz ürünleri, kabak çekirdeği ve fasulye gibi gıdalarda; magnezyum ise koyu yeşil yapraklı sebzeler, fındık ve tam tahıllarda bolca bulunur.</p>
<p><strong>Rafine gıdalar kan şekerini hızlı yükseltiyor</strong></p>
<p>Şekerli ve rafine gıdalar, kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltir bu da diyabetik ayak yaralarının iyileşmesini engeller. Yüksek şekerli besinlerden uzak durularak kan şekerinin kontrol altında tutulması önemli.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-2-558627">Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-558780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:12:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi... Uzun süreli yüksek seviye kan şekeri, sinir hücrelerine büyük zarar verir. Bu sinir hasarı da genellikle ayaklarda başlar ve zamanla yaralara sebep olur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-558780">Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi… Uzun süreli yüksek seviye kan şekeri, sinir hücrelerine büyük zarar verir. Bu sinir hasarı da genellikle ayaklarda başlar ve zamanla yaralara sebep olur.</p>
<p>Tedavi için geç kalındığında enfeksiyonlara hatta ampütasyona sürükleyebilen diyabetik ayak tehlikesinin; düzenli kontrol, doğru bakım ve beslenme ile çoğunlukla önlenebilir olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, “Diyabetik ayaktan korunmanın ilk adımı kan şekerinin yükselmesini önlemektir. Bunun için de sağlıklı ve dengeli beslenme önem kazanır. Lif oranı yüksek, rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan arındırılmış bir beslenme planı hem kan şekeri dalgalanmalarını önler hem de damar ve sinir sağlığını koruyarak ayak sağlığını korur” dedi.</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, diyabet hastalarının beslenme alışkanlıklarında dikkat etmeleri gereken önemli noktaları paylaştı:</p>
<p><b><strong>Baklagiller kan şekerini dengeliyor</strong></b></p>
<p>Diyabetik ayak yaralarının tedavisinde en önemli faktör, kan şekerinin kontrol altına alınması. Yüksek kan şekeri, vücudun iyileşme süreçlerini olumsuz etkileyebilir ve yaraların enfekte olmasına yol açabilir. Doğru beslenme, kan şekerini dengelemeye yardımcı olur. Örneğin karbonhidratlar, insülin seviyelerini doğrudan etkiler. Tam tahıllar ve baklagiller gibi yavaş sindirilen karbonhidratlar kan şekerinin dengede kalmasına yardımcı olur.</p>
<p><b><strong>Yüksek protein yara iyileşme sürecini hızlandırıyor</strong></b></p>
<p>Yaraların iyileşmesi için vücudun yeterli miktarda proteine ihtiyacı var. Proteinler, hücre ve doku onarımında önemli bir rol oynar. Yüksek kaliteli protein kaynaklarının başında; tavuk, hindi, balık, yumurta, baklagiller ve az yağlı süt ürünleri gelir.</p>
<p><b><strong>Sağlıklı yağlar enflamasyonu azaltıyor</strong></b></p>
<p>Somon, ceviz ve chia tohumu gibi omega-3 yağ asidi açısından zengin gıdalar, vücuttaki enflamasyonu azaltarak yaraların iyileşmesini hızlandırır.</p>
<p><b><strong>C ve E vitamini bağışıklık sistemini güçlendiriyor</strong></b></p>
<p>C vitamini ve E vitamini, bağışıklık sistemini güçlendiren ve yara iyileşmesini hızlandıran önemli antioksidanlardır. C vitamini bakımından zengin; portakal, kivi, biber ve brokoli gibi gıdalar, cilt onarımını ve kolajen üretimini destekler. E vitamininden zengin fındık, yeşil yapraklı sebzeler ve ay çekirdeği gibi gıdalar ise doku iyileşmesini teşvik eder ve oksidatif stresi azaltır.</p>
<p><b><strong>Magnezyum enerji üretimini artırıyor</strong></b></p>
<p>Mineraller yara iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Özellikle çinko ve magnezyum, vücudun hücresel onarım süreçlerine yardımcı olur. Çinko; et, deniz ürünleri, kabak çekirdeği ve fasulye gibi gıdalarda; magnezyum ise koyu yeşil yapraklı sebzeler, fındık ve tam tahıllarda bolca bulunur.</p>
<p><b><strong>Rafine gıdalar kan şekerini hızlı yükseltiyor</strong></b></p>
<p>Şekerli ve rafine gıdalar, kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltir bu da diyabetik ayak yaralarının iyileşmesini engeller. Yüksek şekerli besinlerden uzak durularak kan şekerinin kontrol altında tutulması önemli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-558780">Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Hastaları Yazın Bu Hatalardan Kaçınmalı! Uzman Uyarıları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalari-yazin-bu-hatalardan-kacinmali-uzman-uyarilari-556908</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 08:09:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[hatalardan]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıları]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556908</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve obezitenin etkisiyle son yıllarda görülme sıklığı hızla artan diyabet, artık çocuk yaşlarda da kapıyı çalıyor. Yaz mevsiminde yapılan bazı yaygın hatalar ise hastalıkla ilgili riski daha da artırabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalari-yazin-bu-hatalardan-kacinmali-uzman-uyarilari-556908">Diyabet Hastaları Yazın Bu Hatalardan Kaçınmalı! Uzman Uyarıları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve obezitenin etkisiyle son yıllarda görülme sıklığı hızla artan diyabet, artık çocuk yaşlarda da kapıyı çalıyor. Yaz mevsiminde yapılan bazı yaygın hatalar ise hastalıkla ilgili riski daha da artırabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Kırım</strong>, diyabetin hem dünyada hem de ülkemizde çılgın bir hızla arttığını belirterek “Yapılan çalışmalar, diyabeti olan bireylerin yaklaşık yarısının hastalığının farkında bile olmadığını göstermektedir. Oysa diyabet tedavi edilmediğinde hayati risklere yol açabilir. Yaz aylarında farkında olmadan yapılan küçük hatalar da, diyabetli bireyler için ciddi sonuçlar doğurabilir” uyarısında bulunuyor. Doç. Dr. Sinan Kırım, diyabette en yaygın yapılan ve tehlikeyi artıran 6 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Yeterince su tüketmemek</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Sinan Kırım “Yazın hem hava sıcaklığının hem de açık havada fiziksel aktivitenin artması nedeniyle vücutta sıvı kaybı riski çok artmaktadır. Vücudun susuz kalması kan şekerini sanılandan çok daha fazla yükseltir. Dehidrasyon bazen çok yavaş gelişebildiğinden fark edilemeyebilir. Aşırı sıcaklarda yeterince su tüketmemek, çay, kahve, bira ve meyve sularının ise kaybedilen sıvıyı yerine koyacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Vücudun sıvı ihtiyacı çoğunlukla su ile karşılanmalıdır. Günde bir-iki bardak maden suyu ya da ayran da tüketilebilir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Sıcak kumsalda yalınayak yürümek</strong></li>
</ul>
<p>Sıcak kumsalda yalınayak yürümek çok sık yapılan yanlışlardandır. Çünkü çıplak ayakla yürümek çok ciddi riskler içermektedir. Özellikle sinir hasarları olan hastalar kumdaki aşırı sıcaklığı hissedemedikleri için tabanlarının yanmasına neden olmaktadırlar. Yine kum içindeki cam kırıkları, iğne vs gibi yabancı cisimler ayak tabanına batarak yara ve enfeksiyona neden olabilirler. Bu nedenle diyabeti olanların kumsalda kesinlikle terliksiz gezmemesi gerekir. Deniz tabanında da keskin kaya kenarları ya da sivri cisimler olabileceği için denize de mutlaka deniz ayakkabısı ile girilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Yaz önlemlerini ihmal etmek</strong></li>
</ul>
<p>Diyabette yaz mevsimine yönelik bazı kurallara dikkat etmek gerekse de pek çok hasta bu önlemleri göz ardı edebilmektedir. Örneğin; kumsalda uzun süreler güneşe doğrudan maruz kalmamak, bol, rahat ve havalandırması güzel olan giysiler giymek, şapkasız ve terliksiz güneşe çıkmamak gerekir. Diyabet hastalarında katarakt riski arttığından dolayı UV koruması da bulunan güneş gözlükleri terich edilmelidir. Kapalı ortamlarda klima kullanırken ısı 24 derece civarında tutulmalı, daha düşük derecelerden kaçınılmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>İlaçları yaz sıcağına maruz bırakmak</strong></li>
</ul>
<p>Yazın ilaçların aşırı sıcaklara ve güneşe sıkça maruz bırakılabildiğini belirten Doç. Dr. Sinan Kırım “Özellikle insülin kullanan hastalar soğuk zincire daha fazla dikkat etmelidirler. Hava sıcaklığının yüksek olması nedeniyle dışarda kalan insülin daha çabuk bozulabilir. İnsülin pompası aşırı sıcakta ve güneşte kaldığında pompadaki insülinin etkisi azalabilmektedir. Yazın cilt ısısı da artacağı için ya da egzersizin artırılması nedeniyle insülin kana daha çabuk karışıp önce şeker düşmesine, çabucak kullanılıp bittiği için de daha sonra şekerin yükselmesine neden olabilir. O nedenle insülin enjeksiyonu doğrudan güneş ışığı almayan bölgelere ve daha az kas hareketi olan bölgelere yapılmaldır. Örneğin; koşmayı planlayan bir hasta bacağına yapmamalıdır” diyor</p>
<ul>
<li><strong>Meyve tüketiminde ölçüyü kaçırmak</strong></li>
</ul>
<p>Yaz meyveleri iştah kabarttığından tüketiminde sıkça aşırıya kaçılabilmektedir. Ancak bol sulu ve serinletici etkileri olsa da şeker içeriği zengin olduğundan meyve tüketiminde günde iki porsiyonu geçmemek ve avuç içi kadar tüketmek gerekir. Akşamları özellikle meyve yedikten sonra hareketsiz kalınırsa, örneğin uyunursa, hem kan şekeri hem de kolesterol değeri yükselir. Bu nedenle gündüz saatleri idealdir. Yaz lezzetlerinin vazgeçilmezlerinden dondurmanın da fruktoz şurubu kullanılanarak yapılanlarından uzak durulmalı, doğal şekerle yapılanları tercih edilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Şekerli içecekler tüketmek</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Sinan Kırım “Yaz aylarında şekerli ve gazlı içecekler ile alkol tüketiminde artış diyabetli bireyler için büyük risk oluşturmaktadır. Şekerli içecekler, alkol ve kokteyllerde kullanılan meyve sularının kan şekerini önce yükseltip sonra düşürebileceği akılda tutulmalıdır. Alkol tüketimi, diyabet hastalarında şeker düzeyinde tehlikeli düşmelere ve sıvı kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle alkol sınırlandırılmalı ve aç karnına kesinlikle tüketilmemelidir” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalari-yazin-bu-hatalardan-kacinmali-uzman-uyarilari-556908">Diyabet Hastaları Yazın Bu Hatalardan Kaçınmalı! Uzman Uyarıları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Gözleri Tehdit Ediyor: 50 Yaş Altı Körlüğün Ana Nedeni</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-gozleri-tehdit-ediyor-50-yas-alti-korlugun-ana-nedeni-555964</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 08:58:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altı]]></category>
		<category><![CDATA[ana]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[gözleri]]></category>
		<category><![CDATA[körlüğün]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Washington Üniversitesi Sağlık Ölçüm ve Değerlendirme Enstitüsü'nün yaptığı araştırmada 2050'de yılına kadar diyabet vakalarının 1,3 milyarı aşacağı öngörülürken önümüzdeki 30 yıl içinde hiçbir ülkenin diyabet oranında düşüş görülmesi beklenmiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-gozleri-tehdit-ediyor-50-yas-alti-korlugun-ana-nedeni-555964">Diyabet Gözleri Tehdit Ediyor: 50 Yaş Altı Körlüğün Ana Nedeni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Washington Üniversitesi Sağlık Ölçüm ve Değerlendirme Enstitüsü&#8217;nün yaptığı araştırmada 2050&#8217;de yılına kadar diyabet vakalarının 1,3 milyarı aşacağı öngörülürken önümüzdeki 30 yıl içinde hiçbir ülkenin diyabet oranında düşüş görülmesi beklenmiyor.</p>
<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olmasının yanı sıra küçük damarları etkileyen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan, “Diyabet, retinanın küçük damarlarını tıkayarak beslenmesini engeller. Diyabetik retinopati denilen bu durum eğer zamanında müdahale edilmezse retinanın tamamen kaybına ve körlüğe kadar ilerleyebilir. Geçici görme bozukluklarından kalıcı görme kaybına kadar birçok göz sorununa yol açan diyabet, özellikle sebep olduğu diyabetik retinopati hastalığıyla Türkiye’de ve dünyada 50 yaş altı körlüğün birinci nedeni olarak karşımıza çıkıyor” diyor.</p>
<p><strong>Diyabet göze sinsice zarar veriyor!</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatinin erken başladığını ancak göze yavaş yavaş hasar verdiğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, “Retinadaki kılcal damarların yapısını bozan diyabet, hücre kaybına yol açarak damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Beslenmeyen alanlardan salgılanan bazı faktörler ise retinada yeni küçük damarların gelişmesine yol açar. Normal retina damarlarından farklı olan bu küçük damarlar çok kolay kanama eğilimindedir. Göz içindeki bu kanamalar, retina yüzeyinde zarların gelişmesi ve retinanın yerinden ayrılması gibi birçok sorunu da beraberinde getirir” diyor.</p>
<p><strong>10 yıllık diyabet hastasında görülme riski yüzde 90</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatinin gelişmesindeki temel faktörün hastalığın süresi olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Fevzi Akkan, hastalık yaşı uzadıkça diyabetik retinopatinin gelişme riskinin de arttığına dikkat çekiyor. 5 yıldan bu yana diyabet hastası olan bir kişide diyabetik retinopati gelişme riskinin yüzde 50 olduğunu söyleyen Op. Dr. Fevzi Akkan, 10 yıllık bir diyabet hastasında ise bu oranın yüzde 90’lara kadar çıktığını belirtiyor.</p>
<p><strong>Gebelik ve hipertansiyon hastalığın tablosunu ağırlaştırıyor</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatide kan şekeri kontrolünün önemli bir faktör olduğunu söyleyen Op. Dr. Fevzi Akkan, “Kan şekerinin düzensiz seyretmesi, ani kan şekeri yükselmesi ve düşmesi, retinanın bozulmasını ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırırken; gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği (hiperlipidemi) ve böbrek hastalıkları ise retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörler arasında yer alıyor” diyor.</p>
<p><strong>Diyabet hastaları için göz dibi muayenesi şart!</strong></p>
<p>Diyabetin komplikasyonlar oluşmadan kontrol altına alınması gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Fevzi Akkan, Tip 1 diyabet hastalarının hastalığın beşinci yılından itibaren, Tip 2 diyabet hastalarının ise tanı konur konmaz göz muayenesine gitmesi gerektiğini belirtiyor. Op. Dr. Fevzi Akkan, diyabetik retinopati tanısı konulduğunda hastaların zaten yaklaşık 5 yıldır fark edilmemiş diyabeti olduğunun da altını çiziyor. Özellikle diyabetik retinopati teşhisi konulan hastaların 3-4 ay aralıklarla kontrole gitmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Akkan, “Diyabetik retinopati düzenli takip edilmesi gereken ciddi bir hastalıktır. Retinada meydana gelen değişikliklerin erken safhada tespit edilebilmek ve tedavideki başarı oranını korumak için özellikle diyabet hastalarının göz dibi muayenelerini aksatmamaları büyük önem taşıyor” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-gozleri-tehdit-ediyor-50-yas-alti-korlugun-ana-nedeni-555964">Diyabet Gözleri Tehdit Ediyor: 50 Yaş Altı Körlüğün Ana Nedeni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin diyabet tedavisinde başrol, yüksek teknoloji yöntemlerin olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecegin-diyabet-tedavisinde-basrol-yuksek-teknoloji-yontemlerin-olacak-548441</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 21:28:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başrol]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemlerin]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi Diyabet Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİYAM) ile ABD’de diyabet alanında ilk 5 merkez arasında yer alan UCSF (University of California San Francisco) Diyabet Teknoloji Merkezi arasında diyabet hastalığında ortak bir iş birliği protokolü imzalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-diyabet-tedavisinde-basrol-yuksek-teknoloji-yontemlerin-olacak-548441">Geleceğin diyabet tedavisinde başrol, yüksek teknoloji yöntemlerin olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Acıbadem Üniversitesi Diyabet Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİYAM) ile ABD’de diyabet alanında ilk 5 merkez arasında yer alan UCSF <strong>(University of California San Francisco) Diyabet Teknoloji Merkezi </strong>arasında diyabet hastalığında ortak bir iş birliği protokolü imzalandı. Uzun yıllardır diyabet teknolojisi üzerinde yaptıkları araştırmalarla bilinen <strong>UCSF’den Prof. Dr. Eda Cengiz </strong>ile<strong> DİYAM Koordinatörü Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, </strong>bu önemli anlaşma ve diyabet tedavilerinin geleceği hakkında bilgi verdi.  </em></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “sessiz pandemi” olarak adlandırılan diyabet, görülme sıklığı hızla artan hastalıklar arasında ilk sıralarda yer alıyor. Dünya Diyabet Federasyonu’nun verilerine göre; dünyada halen 537 milyon diyabetli birey var ve bu rakamın 2045 yılında 630 milyona yükseleceği öngörülüyor. Diyabetin en hızlı arttığı 5 ülke arasında yer alan Türkiye’de, 9 milyon diyabet hastası olduğu belirtiliyor. Diyabet; kalp damar hastalıklarının, kronik böbrek yetmezliğinin, geri dönüşümü olmayan görme kaybının en önemli ve en sık görülen sebeplerinden biri olduğu için erken teşhis ve tedavi yaşamsal önem taşıyor. Modern yaşamla birlikte gelen sağlıksız beslenme alışkanlıkları  ve fiziksel aktivitelerin azalması, bunlara bağlı  olarak obezitenin artması ve nüfusun yaşlanması, diyabetin hızla artmasının temel nedenlerini oluşturuyor.  </p>
<p>Tüm dünyada hızla yaygınlaşan diyabet önemli bir halk sağlığı sorunu haline geliyor. Hal böyle olunca tıp dünyası diyabeti önlemenin yanı sıra tedavisinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.  Diyabet tedavisindeki teknolojik yenilikler ise bu hastalıkla mücadelede hekimlerin ve hastaların yüzünü güldürüyor.  Yeni bilimsel bilgilerin paylaşılması ve araştırmaların yapılması amacıyla diyabetin tanı ve tedavisine odaklanan merkezler ise işbirliği yapıyor. </p>
<p><em><strong>ABD’de diyabet alanında ilk 5 merkezden biri olan UCSF ile ortak iş birliği protokolü imzalandı</strong></em></p>
<p>Acıbadem Üniversitesi Diyabet Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİYAM) ile ABD’de diyabet alanında kanaat önderi olarak ilk 5 merkez arasında yer alan UCSF <strong>(University of California San Francisco) Diyabet Teknoloji Merkezi </strong>arasında diyabet hastalığında ortak bir iş birliği protokolü imzalandı. Protokolün imzası ise  alanında küresel uzman kabul edilen iki Türk hekim arasında gerçekleştirildi; uzun yıllardır diyabet teknolojisi üzerinde yaptıkları araştırmalarla bilinen <strong>UCSF Pediatric Diyabet Programı Başkanı Prof. Dr. Eda Cengiz </strong>ile<strong> Acıbadem Üniversitesi Diyabet Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİYAM) Koordinatörü Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, </strong>bu önemli anlaşmaya iki kurum adına imza atan isimler oldu. </p>
<p><strong>Tedavide çığır açan gelişmeler yolda</strong></p>
<p>Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, iki merkezin ortak çalışmalarıyla diyabet tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşanacağını belirterek, “DİYAM merkezimizde, proaktif ve yüksek teknoloji odaklı mobil sağlık takip sistemleri, sensör teknolojileri ve yapay zeka destekli cihazlar ile tedavide mükemmeliyeti sağlamayı hedeflemekteyiz. Merkezimizde ayrıca çok sayıda önemli bilimsel yayın ve araştırmalara devam etmekteyiz. University of California San Francisco Diyabet Teknoloji Merkezi ile yaptığımız  ortak iş birliği protokolü ile bu çalışmalarımız daha da güçlenecektir.<strong> </strong>Merkez Başkanı Prof. Dr.<strong> </strong>Eda Cengiz hocamızın da bir Türk bilim insanı olarak Amerika’nın en büyük ve eski üniversitelerinden birinde bu kadar önemli bir bölümün başkanı olması hepimiz için bir gurur kaynağıdır” dedi. </p>
<p><strong>Ortak bilimsel araştırmalar gerçekleştirilecek</strong></p>
<p>Prof. Dr. M. Temel Yılmaz,   ortak iş birliği protokolünde düzenli olarak bilgi alışverişi sağlanacağını ve ortak bilimsel araştırmalar gerçekleştirileceğini belirterek, “Ortak iş birliği protokolünde amacımız; diyabetin tanı ve tedavisinde yer alan tüm ekipler arasında bilgi alışverişi yapmak, ortak bilimsel araştırmalar gerçekleştirmek ve bunların belli bir standardizasyon içinde olmasını sağlamaktır. Bunların yanı sıra hastaların tanı ve tedavisine yönelik iş birliği içinde bulunmak da bizim için çok önemlidir” diye konuştu.   </p>
<p><strong>Türkiye’de 1,7 milyon hasta insülin tedavisi görüyor!</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre;  ülkemizde tedavi altında olan 9 milyon diyabetli var. Diyabetin tip 1 ve tip 2 olmak üzere iki tipi mevcut. Vücutta insülin hormonunun salgılanmadığı tip 1 diyabet genel olarak çocuklarda ve gençlerde görülüyor. <strong>DİYAM Koordinatörü Prof. Dr. M. Temel Yılmaz,</strong> ancak tip 2 gibi tedavi edilirken aslında tip 1 diyabet olduğu atlanmış olan ileri yaştaki hastaların da görüldüğünü vurgulayarak, “Bu tip hastalar tip 2 diyabetin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Bir başka deyişle, ülkemizde yaklaşık 1. 7 milyon insülin kullanan hasta var. Diyabet bu grup hastalarda çok agresif seyrediyor; vücutta insülin hormonu bulunmadığı zaman kan şekeri kontrolü neredeyse imkansız hale geliyor. Kan şekeri gün içinde hem çok hızlı düşüyor hem de 400’lere 500’lere yükselen bir seyir izliyor. Doğal olarak da diyabete bağlı organ hasarları bu grupta çok daha yüksek görülüyor” dedi.</p>
<p><strong>Diyabet tedavisinde çığır açan gelişmeler</strong></p>
<p>Kontrol altına alınamayan Tip 1 diyabet grubunun tedavisinde eskiden imkanlar çok sınırlı iken son 10 yılda teknoloji alanında çok hızlı gelişmeler yaşandığına işaret eden  Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, yapay pankreas ve akıllı insülin sistemleri gibi inovasyonların yanı sıra bireyselleştirilmiş tedavilerin diyabetle mücadelede devrim yaratacağına dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti: “Diyabet yönetiminde yeni teknolojiler, diyabetli bireylerin yaşamını kolaylaştırmakta ve hastalık kontrolünü daha etkili hale getirmektedir. Yapay pankreas, insülin pompası ve sürekli glukoz ölçüm cihazı (CGM) ile entegre çalışan bu sistemler, kan şekeri seviyelerini sürekli izlemekte ve gerektiğinde insülin dozunu otomatik olarak ayarlamaktadır. Kan şekeri düşerken insülin akışını durdurur ve yükseldiğinde insülin dozunu artırır. Bu sayede, kan şekeri seviyeleri daha dengeli tutulur ve hipoglisemi veya hiperglisemi riski azalmaktadır.&#8221;</p>
<p><strong>“Hedefimiz dünyadaki diyabet tedavisini birlikte geliştirmek”</strong></p>
<p><strong>Amerika’nın diyabet alanında  en saygın kuruluşlarından biri olan UCSF Pediatric Diyabet Programı’nın Başkanı Prof. Dr. Eda Cengiz,  </strong>Türkiye ve  Amerika’nın bu alanda önde gelen iki merkezi arasında imzalanan ortak iş birliği protokolüyle; dünyanın geliştirdiği en yüksek teknolojinin alışverişine, bilgi aktarımına ve aynı zamanda daha ileriye götürülmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirileceğini belirtti. İş birliğine öncülük eden iki Türk hekimden biri olan Prof. Dr. Eda Cengiz, “Ayrıca, diyabet takım çalışması olduğu için diyetisyeninden hemşiresine ve doktoruna kadar tüm sağlık personelini en son tekniklerle yetiştirmeye yönelik çalışmalar yapacağız. Türkiye’deki doktorlarımız çok yetkin, çok çalışkan ve inanılmaz yaratıcı fikirleri olan meslektaşlarımız. Birlikte dünyadaki diyabet tedavisini geliştirmemiz bir sonraki basamağımız olacak” dedi.  </p>
<p><strong>Diyabet hastalarına müjde: “Süper akıllı cihazlar insülin dozunu kendi ayarlayacak”</strong></p>
<p><strong>University of California San Francisco Diyabet Teknoloji Merkezi</strong>’nde diyabet hastalarının yaşam  konforunu artırmak amacıyla yaptıkları diyabet teknolojisi çalışmalarında önemli gelişmeler kaydettiklerinin altını çizen Prof. Dr. Eda Cengiz,  halen geliştirdikleri,  otomatik bir sistemle çalışan ve insülin değerini kendi ayarlayan cihazın, diyabet hastalarının tedavilerinde büyük bir kolaylık sağlayacağını anlatarak, sözlerine şöyle devam etti: “Günümüzde geliştirilen sensör teknolojisiyle artık kan şekerinizi telefonunuzdan 24 saat boyunca takip edebiliyorsunuz. Ancak yine de yemek yediğiniz zaman bunu sisteme belirtmeniz ve kalori hesabı yapmanız gerekiyor. Biz de ‘insülin tedavisini teknolojiden faydalanarak daha akıllı hale getirebilir miyiz?’ diye düşündük ve hayalimiz olan tamamıyla otomatik bir sistem üzerine yoğun çalışmalara başladık. Bu sistemde vücudunuza taktığınız minik bir cihaz; vücudunuzun insüline verdiği tepkiyi öğreniyor, insülin değerine göre dozunu artırıyor veya azaltıyor. Yani, kişiye özel tedavi uyguluyor. Sistem artık o kadar gelişti ki dün yediğiniz yemeğe nasıl tepki verdiğinizi, ne kadar yediğinizi bildiği için insülin dozunu kendisi ayarlıyor. Artık bizim akıllı dediğimiz pompalar daha da akıllı, hatta süper akıllı oldular”  </p>
<p><strong>“Cihazlar mikro seviyede olacak!”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Eda Cengiz, yaptıkları çalışmalarla, Silikon Vadisi’nde yerleşik teknoloji geliştiricilerin dikkatini ‘diyabet tedavisi’ konusuna çektiklerini vurgulayarak son teknolojilerin hasta konforu açısından diğer getirilerini de şöyle  açıkladı: “Nasıl ki cep telefonlarımız gitgide küçüldü ama boyutlarının aksine bir dolu iş yapabiliyorlar, artık diyabet tedavisinde kullanılan cihazlar da mikro seviyeye inecekler. Mesela, nano-teknolojinin gelişmesiyle cilt altına veya üstüne yapıştırılacak olan ve içerisinde insülin bulunan pompaları, artık minicik bir yara bandı şeklinde olacak. Ayrıca sistemsel kök hücre tedavisi, yani diyabetin önlenmesi alanında da teknolojiyi kullanabiliyoruz. Mesela şu anda sensörleri daha oluşmadan önce diyabeti nasıl öngörebiliriz ve oluşmasını nasıl engelleyebiliriz konusunda da yüksek teknolojinin yardımıyla araştırmalar yapıyoruz.   Yeni yöntemler geliştirmeye çalışıyoruz. Teknoloji; sonuçta diyabeti hem önlemek hem de tanı koymak için yani iki koldan yok etmek için verdiğimiz savaşta, kazanmamızı sağlayacak önemli bir olanak olarak öne çıkıyor.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-diyabet-tedavisinde-basrol-yuksek-teknoloji-yontemlerin-olacak-548441">Geleceğin diyabet tedavisinde başrol, yüksek teknoloji yöntemlerin olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Uluslararası Diyabet Yüksek Teknoloji Merkezi Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-uluslararasi-diyabet-yuksek-teknoloji-merkezi-acildi-452652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Apr 2024 10:56:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452652</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’den, dünyanın farklı ülkelerindeki diyabetliler için yapay pankreas programı başlatılıyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-uluslararasi-diyabet-yuksek-teknoloji-merkezi-acildi-452652">Acıbadem Uluslararası Diyabet Yüksek Teknoloji Merkezi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><span>Ülkemizde 12 milyon diyabetli var. Üstelik artış hızı dünya ortalamasının 2 katı, Avrupa ortalamasının da 3 katından fazla! İyi tedavi edilmediğinde ciddi organ hasarlarına da yol açan diyabet yaşamı tehdit edebiliyor! Günümüzde teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde ise hastaların etkin tedavisini yapmak ve yaşam kalitelerini artırmak mümkün! Bugün açılışı gerçekleştirilen Acıbadem Uluslararası Diyabet Yüksek Teknoloji Merkezi’nde yüksek teknoloji ile diyabet hastalarının yaşam kalitesinin artırılması ve Türkiye’den farklı ülkelerdeki diyabet hastalarına özel hizmet verilmesi hedefleniyor. Koordinatörlüğünü Endokrinoloji ve İç hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. M. Temel Yılmaz’ın yaptığı <strong>Acıbadem Uluslararası Diyabet Yüksek Teknoloji Merkezi’nin açılışında, </strong>ilgili tüm branşlarda hizmet verecek olan uzman medikal ekip basın mensupları ile biraraya geldi. </span></em></p>
<p><span>Dünyada 600 milyon, ülkemizde 12 milyondan fazla diyabetli bulunuyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde diyabetin görülme sıklığının her 10 yılda bir yüzde 100 oranında arttığını gösteriyor. Üstelik bu artış hızı dünya ortalamasının 2 katı, Avrupa ortalamasının da 3 katından fazla! Yaşamı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olan diyabet; iyi tedavi edilmediğinde koroner kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, görme kaybı ve nöropati gibi ciddi organ hasarlarına yol açabiliyor. Acıbadem, diyabetin tanı ve tedavisinde bütünsel bir yaklaşım anlayışıyla tek merkezden hızlı çözümler sunan, ülkemizde ve farklı ülkelerdeki diyabet hastalarını takip edebilen Acıbadem Uluslararası Diyabet Yüksek Teknoloji Merkezi’ni hizmete sundu. Koordinatörlüğünü Prof. Dr. M. Temel Yılmaz’ın yapacağı Acıbadem Uluslararası Diyabet Yüksek Teknoloji Merkezi’nde; Endokrinolog, İç Hastalıkları Uzmanları, Diyabet Diyetisyenleri, Diyabet Hemşireleri ve Psikolog gibi ilgili tüm branşlardan oluşan uzman bir medikal ekip multidisipliner yapıda hizmet verecek. Açılışta merkezin öne çıkan ve fark yaratan özelliklerini anlatan <strong>Acıbadem Uluslararası Diyabet Yüksek Teknoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. M. Temel Yılmaz</strong> “Kuruluş amacımız olarak ülkemizde uluslararası standartlarda bir diyabet yönetimini ve diyabetli hastalara komplikasyonsuz ve kaliteli yaşam sağlayacak bir merkez olmayı hedefledik. Bu amaçla öncelikle klasik bir diyabet tedavi merkezi yerine proaktif bir diyabet yüksek teknoloji merkezi kurmayı planladık. Başarılı bir diyabet tedavisi ancak multidisipliner bir yaklaşım ve ekip çalışması ile mümkündür. Temel felsefemiz diyabet ve diyabete bağlı sağlık sorunlarının tek merkezde en kısa zamanda ve doğru çözümüdür” dedi. </span></p>
<p><strong><span>‘Yapay pankreas’tan, ‘24 saat evden takip’e yüksek teknoloji çözümler… </span></strong></p>
<p><span>Diyabetin takip ve tedavisinde güncel teknolojilerin yaşamımıza girmesiyle hastalık yönetiminde birçok kuralın değiştiğini belirten Prof. Dr. M. Temel Yılmaz şöyle konuştu: “Diyabetle ilgili tüm sorunları aynı merkezde çözümleyecek multidisipliner yaklaşım ve organizasyonla 24 saat evden takipten dünyanın her tarafında kan şekerini izlemeye, kapalı döngü yapay pankreastan diyabetik giyilebilir teknolojilere ve kızıl ötesi ışınlarla 360 derece vücut analizi tekniklerine kadar en gelişmiş teknolojileri biraraya getirdik. Ayrıca tedaviye dirençli yüksek kilolu obezite kliniğinden gebelik diyabetine, farklı diyabet hastalarına özel ilk ihtisas polikliniklerinden diyabette Teletıp uygulamalarına dek birçok yeniliği hayata geçirdik. Diyabette teknoloji kullanımı çok zayıf; halen kan şekeri ölçümü klasik parmak delme yöntemiyle, insülin enjeksiyonu da insülin kalemiyle yapılıyor. Oysa glikoz ölçüm aletlerinin zorluklarını ortadan kaldıran ve her iki üç dakikada bir kan şekerini ölçebilen (Sürekli Glikoz Ölçüm Sistemleri-CGM) sistemlerle, hasta, izni olduğu taktirde diyabet ekibi tarafından 24 saat takip altında olabiliyor. Bu cihazlar ani kan şekeri düşüklüğünde (hipoglisemi) veya ani kan şekeri yüksekliğinde size ya da sağlık ekibine ve sizi izleyen yakınlarınıza alarm ile uyarı gönderebiliyor. Sağlıklı insan pankreasının insülin salgı dinamiğine en yakın olan sistem de sürekli insülin infüzyon pompa sistemleridir. İnsülin pompaları, kablolu insülin pompaları ve yeni kuşak cilde yapışan patch pumplar olarak iki gruba ayrılmaktadır. Bu sistemlerle insan pankreası gibi en az 3 gün enjeksiyon yapmadan bazal ve bolus insülini uzaktan kumanda ile vermek mümkün.</span></p>
<p><strong><span> </span></strong></p>
<p><strong><span>Yapay pankreasla yaşayan hastaların çarpıcı öyküsü</span></strong></p>
<p><strong><span>Yahya Tan: 50 yaşında-Yapay kalp ve yapay pankreasla yaşıyor!</span></strong></p>
<p><span>Diyabeti üç yıl önce fark edilen Yahya Tan halen yapay kalp ve yapay pankreas ile yaşamını sürdürüyor. 7 yıl önce motor kullandığı esnada aşırı terleme ve göğüs ağrısı şikayetiyle kendini hastaneye zor atan Tan “Doktor kalp krizi geçirdiğimi söyledi. Yapılan tetkiklerde nakil hastası olduğum ortaya çıktı ve 2017’den bu yana yapay kalp destek cihazı ile yaşıyorum. Yoğun bakımda tedavi gördükten sonra bu kez de diyabet hastası olduğum ortaya çıktı. Hastanede şekerim 500’lerdeymiş ama haberim yoktu. İnsülin kullanmaya başladım ama Temel hocamızla tanıştıktan sonra Şeker Ölçüm Cihazı (CGM) ve İnsülin Pompası kullanmaya başladım. İnsülin kullanırken çok zorlanıyordum; her zaman ölçüm alamıyor, saatlerini kaçırıyor ve ölçmede sorunlar yaşıyordum ama şimdi yapay pankreas ile bu sorunlar ortadan kalktı ve diyabetin hiçbir sıkıntısını yaşamıyorum. Şimdi şekerim 90-100’den yukarı çıkmıyor” dedi.</span></p>
<p><strong><span>Şükran Usta (32 yaşında)- Yapay pankreasla anne oldu!</span></strong></p>
<p><span>Halen 3,5 aylık bebeği olan Şükran Usta ise diyabet hastalığı ile pandemi sürecinde karşılaşmış. Bir anda çok zayıfladığını ve halsizlikten yürüyemez hale geldiğini, aşırı su içme isteği olduğunu belirten Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Usta, sık idrara çıkma şikayetiyle doktora başvurduğunda Tip-1 diyabet tanısı almış. Şekerinin 400-500’lerde seyrettiğini öğrenen Kaya insülin tedavisi başlandığını ama o dönem insülin kullanmakta çok zorlandığını, psikolojisinin alt üst olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Yapay pankreasla tanıştıktan sonra psikolojim düzeldi. Hamileliğimin 4. ayında insülin pompası kullandım. Hamilelik sürecinde bebeğime bir şey olacak diye çok korkuyordum ama CGM cihazı ve insülin pompası hayatımı kolaylaştırdı. CGM cihazı sayesinde sürekli parmak ölçümü yapmak zorunda kalmadım, ayrıca anlık şeker değerini gösterdiği için ani çıkış ve inişlere hemen müdahale ediyordum. Hamileliğimi çok rahat geçirdim, şekerim dengesine kavuştu. Bu cihazlar çok pahalı olduğu için sürdürülebilirliği mümkün olamayabiliyor; devlet eliyle ücretsiz verilse diyabet hastaları için son derece iyi olur.”</span></p>
<p><span> </span></p>
<p><strong><span>Janset Burcu Kubat Kırmızıgül (34 yaşında)-“Kızım her şeyim”</span></strong></p>
<p><span> </span></p>
<p><span>2,5 yaşında kızı olan Janset Burcu Kubat Kırmızıgül de toplantıda yaptığı konuşmada; 20 yaşında diyabet tanısı aldığını belirterek “O dönem çok kilo vermeye başlamıştım. Aşırı abur cubur yiyordum, 2 günde 1 sebil su bitiriyordum. Tip 1 diyabetim olduğu ortaya çıktı. Şekerim çok yüksek seyrediyordu, hamileliğimin başından itibaren inülin pompası ve CGM cihazı takmaya başladım, şekerimi ideal seviyeye indirdik. Şimdi artık şeker seviyeme göre ara ara cihazı kullanıyorum; benim diyabet hastalığım sayesinde kızım ve eşimle sağlıklı besleniyoruz ve hastalığın dezavantajlarını avantaja çevirdik. Yapay pankreas kesinlikle ülkemizde herkesin alıp kullanabileceği fiyatlarda olmalı çünkü gerçekten lüks değil hayati bir ihtiyaç. Ayrıca çocuklar için de olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorum.”</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-uluslararasi-diyabet-yuksek-teknoloji-merkezi-acildi-452652">Acıbadem Uluslararası Diyabet Yüksek Teknoloji Merkezi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenlerden Antep fıstığı kabuğundan diyabet soruna yönelik önemli proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerden-antep-fistigi-kabugundan-diyabet-soruna-yonelik-onemli-proje-442188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Feb 2024 21:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenlerden]]></category>
		<category><![CDATA[antep]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[fıstığı]]></category>
		<category><![CDATA[kabuğundan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[soruna]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=442188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seher Kumcuoğlu’nun “Üç boyutlu Kriyojenik Baskı Tekniği ile α-amilaz ve α-glukozidaz İnhibitör Özelliği Olan Aerojel Üretimi ve Glisemik İndeksi Azaltma Etkisinin Belirlenmesi” projesi “TÜBİTAK 1001– Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerden-antep-fistigi-kabugundan-diyabet-soruna-yonelik-onemli-proje-442188">Egeli akademisyenlerden Antep fıstığı kabuğundan diyabet soruna yönelik önemli proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seher Kumcuoğlu’nun “Üç boyutlu Kriyojenik Baskı Tekniği ile α-amilaz ve α-glukozidaz İnhibitör Özelliği Olan Aerojel Üretimi ve Glisemik İndeksi Azaltma Etkisinin Belirlenmesi” projesi “TÜBİTAK 1001– Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje kapsamında Antep fıstığı kabuklarından elde edilecek bileşenler kullanılarak üç boyutlu kriyojenik baskı tekniği ile aerojel oluşturularak gıdalarda glisemik indeksi düşürmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek.  </p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kumcuoğlu, “Proje kapsamında, kullanıldığı gıdalarda glisemik indeksi düşürmeye yönelik, ‘α-amilaz ve α-glukozidaz’ enzim inhibitörü özelliği gösteren Antep fıstığı kabukları kaynaklı fenolik bileşikleri içeren aerojellerin üretilmesini hedefledik” dedi.</p>
<p>Diyabet dünya çapında en yaygın kronik hastalık</p>
<p>Doç. Dr. Kumcuoğlu, “Yaşam standartlarının ve beslenme alışkanlıklarının değişimi ile diyabet, dünya çapında en yaygın kronik hastalıklardan biri haline gelmiştir. Tip II diyabet ve obezite gibi metabolik sendromların artışının nedeni ise yüksek glisemik indeksli gıdaların tüketilmesindeki artıştır. Antep fıstığının dış kırmızı kabuğunda bulunan fenolik maddelerin, kan şekerinin yükselmesine neden olan ‘α-amilaz ve α-glukozidaz’ enzimlerine karşı inhibitor etkisi gösterdiği çalışmalarla kanıtlanmıştır” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Kumcuoğlu, “Üç boyutlu baskı teknolojileri, üretim adımlarının sayısını azaltarak, küçük ölçekli üretime izin vererek, ilaç ve dozaj kombinasyonları oluşturabilmekle birlikte, karmaşık geometriler ile yüzey oranı artışı oluşturarak etken madde salımını doğru bir şekilde kontrol edip yan etkileri azaltarak ilaç ve gıda takviyesi endüstrisi için birçok fırsat sunmaktadır” diye konuştu.</p>
<p>Yürütücülüğünü Doç. Dr. Seher Kumcuoğlu’nun üstlendiği projede Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Tavman, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi İsmail Eren, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Gıda Teknolojisi Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Ayça Aydoğdu Emir araştırmacı olarak yer alıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerden-antep-fistigi-kabugundan-diyabet-soruna-yonelik-onemli-proje-442188">Egeli akademisyenlerden Antep fıstığı kabuğundan diyabet soruna yönelik önemli proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziemir&#8217;de diyabet ve obezite hastalığı işlenecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-diyabet-ve-obezite-hastaligi-islenecek-435410</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2024 07:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[gaziemirde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[işlenecek]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435410</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının üçüncüsünde, doktorlar diyabet ve obezite hastalığını ve tedavisini anlatacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-diyabet-ve-obezite-hastaligi-islenecek-435410">Gaziemir&#8217;de diyabet ve obezite hastalığı işlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının üçüncüsünde, doktorlar diyabet ve obezite hastalığını ve tedavisini anlatacak.</p>
<p>Gaziemir Belediyesi ile Sağlıklı Yaşıyoruz iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının üçüncüsü 14 Ocak Pazar günü Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.</p>
<p>Sağlıklı Yaşıyoruz kurucuları Nurçin Çağlar ve A. Okan Çağlar’ın moderatörlüğünde düzenlenecek toplantı, Diyabet ve Obezite ile Mücadele başlığıyla düzenlenecek. Sağlıklı Yaşıyoruz doktorlarının, obezite ve diyabetin kök sebeplerinin yanı sıra diğer kronik hastalıklarla ilişkisinin de masaya yatıracağı toplantıda bu hastalıklardan korunma ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaşılacak. Toplantıda, Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, “Diyabet Yaşam Şekli Sorunu: Vücudunuz Size Bir Şeylerin Yolunda Gitmediğini Anlatmaya Çalışıyor,” Opr. Dr. Sultan Kaya Ünsal, “Diyabetin Göze Etkileri” ve Dr. Vahap Almasulu “Çağımızın Salgını Diyabeti Durduralım” başlıklarında sunum yapacak. Nurçin Çağlar ile Okan Çağlar, diyabet ve obeziteden nasıl kurtulduklarını, bu süreçte yaşadıkları deneyimleri dinleyicilere anlatacak.</p>
<p>Doktorlar, sunumlarının ardından vatandaşların obezite ve diyabet hakkında kendilerine yönelteceği soruları cevaplandıracak. 14 Ocak Pazar günü saat 13.00’te başlayacak Diyabet ve Obezite ile Mücadele toplantısı, saat 17.00’ye kadar devam edecek.</p>
<p>Her ayın ikinci pazar günü düzenlenecek Sağlıklı Yaş Alma temalı toplantılarda sırasıyla Kalp ve Damar Sağlığı, Tiroid Sağlığı &#8211; Depresyon, Kanserden Korunma ve Mücadele, Menopozu Yönetme &#8211; Prostatı Koruma konuları işlenecek. Toplantıların sonuncusu, 12 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-diyabet-ve-obezite-hastaligi-islenecek-435410">Gaziemir&#8217;de diyabet ve obezite hastalığı işlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜTF Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı &#8220;Uluslararası Eğitim Merkezi&#8221; olarak seçildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eutf-cocuk-endokrinoloji-ve-diyabet-bilim-dali-uluslararasi-egitim-merkezi-olarak-secildi-422534</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 08:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dalı]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[endokrinoloji]]></category>
		<category><![CDATA[eütf]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[seçildi]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı diyabet alanında Uluslararası Eğitim Merkezi olarak kabul edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eutf-cocuk-endokrinoloji-ve-diyabet-bilim-dali-uluslararasi-egitim-merkezi-olarak-secildi-422534">EÜTF Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı &#8220;Uluslararası Eğitim Merkezi&#8221; olarak seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;den ilk ve tek merkez EÜTF Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim</p>
<p>Dalı oldu</p>
<p>EÜTF Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı</p>
<p>“Uluslararası Eğitim Merkezi” olarak seçildi</p>
<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve</p>
<p>Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı diyabet</p>
<p>alanında Uluslararası Eğitim Merkezi olarak kabul edildi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim</p>
<p>Dalı Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı, önemli bir başarıya imza</p>
<p>atarak diyabet alanında uluslararası tanınırlık kazandı. Uluslararası Çocuk ve</p>
<p>Ergen Diyabet Birliği (ISPAD) tarafından, dünya genelinde diyabet hastalığı ile</p>
<p>ilgilenen ve bu alanda eğitim gören hekimlere yüksek kalitede mesleki eğitim</p>
<p>fırsatları sunan &#8220;Allan Drash Fellowship&#8221; programı kapsamında Türkiye&#8217;den ilk</p>
<p>ve tek merkez olarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji ve</p>
<p>Diyabet Bilim Dalı seçildi.</p>
<p>“Dünyanın her yerinden diyabet uzmanları artık</p>
<p>EÜTF’de</p>
<p>yetişecek”</p>
<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim</p>
<p>Dalı Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Damla Gökşen,</p>
<p>Doç. Dr. Samim Özen ve Öğretim Görevlisi Deniz Özalp Kızılay’ı, makamında</p>
<p>ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam Akredite,</p>
<p>Öğrenci Odaklı, Araştırma Üniversitemizin Tıp Fakültesi; tıp eğitimi ve klinik</p>
<p>araştırma alanında ülkemizin hatta Avrupa’nın referans merkezlerinin başında</p>
<p>geliyor. Sürdürdüğü bilimsel çalışmalar, son teknolojik cihaz altyapısı ile</p>
<p>gerçekleştirdiği yenilikçi tanı ve tedavi yöntemleriyle hem literatüre hem de</p>
<p>insanlığın sorunlarının çözümüne yönelik nitelikli katkı sunuyor. Bilimsel</p>
<p>potansiyelini ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla paylaşan Tıp</p>
<p>Fakültemiz, her geçen gün başarı ivmesini daha ileri noktaya taşıyarak gurur</p>
<p>kaynağımız olmaya devam ediyor. Üniversitemiz Tıp Fakültesi Çocuk</p>
<p>Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı, ISPAD tarafından, tüm dünyada diyabet</p>
<p>ile ilgilenen ve eğitim alan hekimlerin gelişmiş diyabet merkezlerinde mesleki</p>
<p>eğitimleri amacı ile organize edilen ‘Allan Drash Fellowship’ programı için</p>
<p>ülkemizden ilk ve tek merkez olarak seçildi. Diyabet alanında uluslararası</p>
<p>‘Sweet Registry’ tarafından ‘Center of Reference’ olarak kabul edilen</p>
<p>merkezimiz aynı zamanda dünyanın her tarafından diyabet alanında uzmanlık</p>
<p>eğitimi almak isteyen hekimlere eğitim de verecek. Uluslararasılaşma</p>
<p>misyonumuza önemli katkı sunan bu başarıya imza atarak bizleri gururlandıran </p>
<p>başta Tıp Fakültemiz üst yönetimi olmak üzere emeği geçen mensuplarımızı</p>
<p>tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p>“Bilim Dalımızın uluslararası arenada tanınırlığını gösteriyor”</p>
<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Samim Özen</p>
<p>ise</p>
<p>“Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalımız, bir ilki daha başararak</p>
<p>ISPAD’ın diyabet alanında ‘Allan Drash Fellowship’ programı kapsamında</p>
<p>Uluslararası Eğitim Merkezi olarak kabul ettiği merkezlerden birisi oldu. Aynı</p>
<p>zamanda uluslararası ‘Sweet Registry’ tarafından ‘Center of Reference’ olarak</p>
<p>kabul edilen merkezimize dünyanın her tarafından diyabet alanında uzmanlık</p>
<p>eğitimi için hekimler eğitime gelebilecek. “Allan Drash Fellowship” programı,</p>
<p>diyabetle ilgili eğitim almak ve uzmanlık kazanmak isteyen hekimlere dünya</p>
<p>genelinde prestijli bir fırsat sunuyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinin bu</p>
<p>programa dahil edilmesi, ülkemizin çocuk diyabet alanında uluslararası arenada</p>
<p>tanındığını ve kabul gördüğünü göstermektedir. Bu, Türkiye&#8217;nin diyabet</p>
<p>tedavisi, araştırması ve eğitiminde daha fazla etkin bir rol oynamasına olanak</p>
<p>sağlayabilir.</p>
<p>Bilim Dalımız ayrıca, diyabet alanında uluslararası Sweet Registry tarafından</p>
<p>Center of Reference olarak da kabul edildi. Merkezimizin diyabetle ilgili</p>
<p>çalışmalarının ve tedavi hizmetlerinin yüksek kalite ve uzmanlık seviyesini</p>
<p>yansıtmaktadır. Sweet Registry tarafından Center of Reference olarak kabul</p>
<p>edilmesi, merkezin dünya genelinden hekimlere diyabet konusunda eğitim</p>
<p>verme kapasitesini artırırken, aynı zamanda uluslararası düzeyde diyabetle ilgili</p>
<p>veri paylaşımını ve işbirliğini teşvik edebilir” diye konuştu.</p>
<p>“Hekimler ve hastalar için umut verici bir gelişme”</p>
<p>Prof. Dr. Damla Gökşen “Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk</p>
<p>Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı&#8217;nın bu başarıları, diyabetle mücadelede</p>
<p>daha etkili bir şekilde çalışmak isteyen hekimler ve hastalar için umut verici bir</p>
<p>gelişmedir. Aynı zamanda bu gelişmeler, Türkiye&#8217;nin diyabetle mücadelede daha</p>
<p>etkili bir rol oynamasını teşvik ederken, hekimlere ve hastalara diyabetle ilgili</p>
<p>daha iyi hizmet sunma fırsatları sağlayabilir” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eutf-cocuk-endokrinoloji-ve-diyabet-bilim-dali-uluslararasi-egitim-merkezi-olarak-secildi-422534">EÜTF Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı &#8220;Uluslararası Eğitim Merkezi&#8221; olarak seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet hastalarının üçte biri hastalığın farkında değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-ucte-biri-hastaligin-farkinda-degil-422189</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Nov 2023 07:40:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[farkında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[üçte]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet hastalarının yaklaşık üçte birinin hasta olduğunun farkında olmadıklarını dile getiren Medical Park Tokat Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, “Ailede diyabet, fazla kilo veya obez, gebelik şekeri, fazla kilolu bebek doğurma öyküleri olan; tansiyon ve kalp hastalıkları gibi risk faktörlerini taşıyan kişiler hiçbir şikâyetleri olmasa da diyabet açısından belirli aralıkla tetkik edilmelidir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-ucte-biri-hastaligin-farkinda-degil-422189">Diyabet hastalarının üçte biri hastalığın farkında değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyabet hastalarının üçte biri hastalığın farkında değil</strong></p>
<p><strong>Diyabet hastalarının yaklaşık üçte birinin hasta olduğunun farkında olmadıklarını dile getiren Medical Park Tokat Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, “Ailede diyabet, fazla kilo veya obez, gebelik şekeri, fazla kilolu bebek doğurma öyküleri olan; tansiyon ve kalp hastalıkları gibi risk faktörlerini taşıyan kişiler hiçbir şikâyetleri olmasa da diyabet açısından belirli aralıkla tetkik edilmelidir” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, diyabet hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Diyabetin tanımını yapan Prof. Dr. Kutlutürk, “Diyabet (şeker Hastalığı), başta kalp, böbrek, göz olmak üzere tüm organları olumsuz etkileyen toplumda en sık kronik hastalıklardan biridir. 1921 yılında insülini keşfederek ilk kez bir kronik hastalığın tedavisinde çığır açan Dr Frederic Banting’in doğum günü olan 14 Kasım, Dünya Diyabet Günü olarak kutlanmaktadır. Diyabet önemi anlatmak, diyabet farkındalığını artırmak için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>FİZİKSEL AKTİVİTENİN AZ OLMASI DİYABETE NEDEN OLABİLİR</strong></p>
<p>Diyabetin görülme sıklığına değinen Prof. Dr. Kutlutürk, “ÜlkemizAvrupa ülkeleri arasında aynı obezitede olduğu gibi diyabet görülme sıklığı açısından da ilk sıralarda yer almaktadır. Ülkemizde 40 yaş üstü bireylerin yaklaşık üçte biri diyabet veya gizli şeker olarak da adlandırılan diyabet öncesi kan şekeri düzensizliklerini yaşamaktadır. Fiziksel aktivite azlığı, yeme davranış bozuklukları, masa başı çalışma saatlerinin fazlalığı, televizyon, tablet gibi elektronik cihazlara bağımlılığın artması obezite ve diyabetteki artışın nedenlerdir” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>RİSK FAKTÖRLERİ</strong></p>
<p>Diyabet hastalarının yaklaşık üçte birinin hasta olduğunun farkında olmadıklarını söyleyen Prof. Dr. Kutlutürk, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p> </p>
<p>“Ailede diyabet öyküsü, fazla kilolu veya obez, gebelik şekeri öyküsü, fazla kilolu bebek doğurma öyküsü olan, tansiyon ve kalp hastalıkları gibi risk faktörlerini taşıyan kişiler hiçbir şikâyetleri olmasa da diyabet açısından belirli aralıkla tetkik edilmelidir. Diyabet halen kalp hastalıklarının, görme kaybının, diyaliz gerektiren böbrek yetmezliğinin, iyileşmeyen ayak yaralarının en sık nedenidir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIK HALİNE GETİRİLMELİ</strong></p>
<p>Tedavi yollarından bahseden Prof. Dr. Kutlutürk, “Günümüzde gerek tanı gerekse tedavideki gelişmeler diyabeti tamamen tedavi edilebilir bir hastalık haline getirmiştir. Diyabet için vazgeçilmez olan zamanında tanı konulması, hastanın tedaviye katılımıyla birlikte düzenli kontrollere devam edilmesi, sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının kazandırılması ve etkin ilaç veya insülin tedavilerinin uygulanmasıyla sağlıklı bir ömrü mümkün hale getirmektedir. ‘Diyabetin Farkında ol, Farklı ol’ sloganını benimseyerek diyabetten ve diyabetin olumsuz etkilerinden hem kendimizi hem çevremizdekileri koruyabiliriz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-ucte-biri-hastaligin-farkinda-degil-422189">Diyabet hastalarının üçte biri hastalığın farkında değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim&#8217;den diyabet  özel &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteni</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahimden-diyabet-ozel-bilimsel-gundem-bulteni-421964</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Nov 2023 12:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteni]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahimden]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü’nden, diyabete özel “Bilimsel Gündem” bülteni... Tıp alanındaki son araştırmalara ve faydalı bilgilere yer verilen bültenlerin diyabet özel içeriği ile yayımlanan son sayısında, “diyabet riskine deneysel yaklaşım”, “diyabetik hastalarda idrar yolu enfeksiyonları” ve “tip 2 diyabet hastalarına bitkisel gıda önerileri” gibi çarpıcı başlıklar öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahimden-diyabet-ozel-bilimsel-gundem-bulteni-421964">Abdi İbrahim&#8217;den diyabet  özel &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim’den diyabet </strong></em></p>
<p><em><strong>özel ‘Bilimsel Gündem’ bülteni</strong></em></p>
<p> </p>
<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü’nden, diyabete özel “Bilimsel Gündem” bülteni&#8230; Tıp alanındaki son araştırmalara ve faydalı bilgilere yer verilen bültenlerin diyabet özel içeriği ile yayımlanan son sayısında, “diyabet riskine deneysel yaklaşım”, “diyabetik hastalarda idrar yolu enfeksiyonları” ve “tip 2 diyabet hastalarına bitkisel gıda önerileri” gibi çarpıcı başlıklar öne çıkıyor.</strong></em></p>
<p> </p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenleri, bu hafta diyabet özel içeriği ile yayımlandı. Bu özel sayıda hastalığa ve tedavisine dair son araştırmalara ve çok yararlı bilgilere yer verildi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Açlık kan şekerini dengeleyen gıdalar hangileri?</strong></p>
<p> </p>
<p>Diyabet özel sayısında özetle şu konular yer alıyor: </p>
<ul>
<li>İnsülin direnci olan yetişkin katılımcılar ile yapılan deneyde, 40 hastanın 20’si bir tür larva veya plasebo ile enfekte edildi ve hastalar 2 yıl boyunca takip edildi. Elde edilen çarpıcı sonuçları, Bilimsel Gündem bülteninde bulmak mümkün.</li>
<li>Diyabetik hastalarda sıkça görülen idrar yolu enfeksiyonları, bültendeki bir diğer önemli başlık. </li>
<li>Açlık kan şekerini önemli ölçüde azalttığı tespit edilen gıdalar da yine Bilimsel Gündem diyabet özel bülteninde.</li>
</ul>
<p><strong>Spotify ve YouTube’a da yükleniyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p>Abdi İbrahim Bilimsel Gündem bültenlerine şu adreslerden ulaşabilirsiniz: </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahimden-diyabet-ozel-bilimsel-gundem-bulteni-421964">Abdi İbrahim&#8217;den diyabet  özel &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Huzurevi sakinlerine diyabet eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/huzurevi-sakinlerine-diyabet-egitimi-421815</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Nov 2023 07:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[huzurevi]]></category>
		<category><![CDATA[sakinlerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421815</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Zübeyde Hanım Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerine 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde hastalığa ilişkin bilgi verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huzurevi-sakinlerine-diyabet-egitimi-421815">Huzurevi sakinlerine diyabet eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Huzurevi sakinlerine diyabet eğitimi</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Zübeyde Hanım Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerine 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde hastalığa ilişkin bilgi verildi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Zübeyde Hanım Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi&#8217;nde, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeniyle diyabet hastalığına ilişkin bilgilendirme yapıldı. Medicana International İzmir Hastanesi’nden Uzman Dr. Hümeyra Bozoğlan tarafından verilen eğitime merkezin hekimi Dr. Ayşe Özge Güler de eşlik etti. Hekimler, huzurevi sakinlerine diyabet hastalığından korunmak için yapılması gerekenleri, hastalığın yol açtığı sorunları ve diyabet ile yaşarken dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. Eğitimin ardından katılanlara şeker ölçümü de yapıldı.</p>
<p><strong>Dünya Diyabet Günü</strong></p>
<p>1921 yılında insülini bularak milyonlarca diyabet hastasının tedavi olmasını mümkün kılan Kanadalı hekim Frederick Banting’in doğum günü olan 14 Kasım, Uluslararası Diyabet Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından Dünya Diyabet Günü olarak kutlanıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huzurevi-sakinlerine-diyabet-egitimi-421815">Huzurevi sakinlerine diyabet eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet en çok gözleri etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-en-cok-gozleri-etkiliyor-421391</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 07:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gözleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421391</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği (TOD), 14 Kasım Dünya Diyabet Günü ile ilgili yaptığı açıklamada diyabetin en çok görüldüğü Avrupa ülkesinin Türkiye olduğuna dikkat çekerek diyabetinin varlığından habersiz hastaların görme kaybı yaşama riski olduğunu açıkladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-en-cok-gozleri-etkiliyor-421391">Diyabet en çok gözleri etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği, Dünya Diyabet Günü ile ilgili açıklama yaptı</p>
<p><strong>Diyabet en çok gözleri etkiliyor</strong></p>
<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği (TOD), 14 Kasım Dünya Diyabet Günü ile ilgili yaptığı açıklamada diyabetin en çok görüldüğü Avrupa ülkesinin Türkiye olduğuna dikkat çekerek diyabetinin varlığından habersiz hastaların görme kaybı yaşama riski olduğunu açıkladı. </strong></p>
<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Tıbbi Retina Birimi Başkanı Prof. Dr. Nurten Ünlü</strong>, diyabetin en çok zarar verdiği organlardan birinin göz olup yüzyılın vebası olarak kabul edilen bu hastalığın önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, diyabet hastalarının gözlerinden şikayeti olmasa bile yılda en az bir kez göz doktoruna gitmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Diyabette Avrupa lideriyiz</strong></p>
<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Tıbbi Retina Birimi Başkanı Prof. Dr. Nurten Ünlü,</strong> her yıl 14 Kasım’da kutlanan ‘<strong>Dünya Diyabet Günü</strong>’ ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Ünlü, Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) rakamlarına göre, Türkiye’de 20-79 yaş aralığında tespit edilen yaklaşık 7 milyon diyabet hastası bulunduğunu, bu rakamın toplam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’ine denk geldiğini ve bu oranla Türkiye’nin diyabet görülme oranının <strong>en yüksek </strong>Avrupa ülkesi olduğunu ifade etti.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Kör kalma riski çok yüksek</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nurten Ünlü, diyabetin basit gelip geçici görme değişikliklerinden, kalıcı görme kaybına kadar geniş bir yelpazede gözlerimizi etkileyeceğini belirti. Diyabetli hastalarda kataraktı daha sık görüldüğünü, onun dışında hastalarda çift görme şikayetleri olabileceğini ifade etti. Ayrıca diyabetik retinopati adı verilen durumun gelişimi sonucu retina kan damarlarında hasarlanma ve anormal yeni kan damarların oluşması ile görme kaybına neden olabildiğini söyledi. “Diyabetik makula ödemi ise diyabetik retinopatinin seyri sırasında herhangi bir zamanda zayıflayan damarlardan sızan kan ve sıvının makula adı verilen görme merkezinde birikmesidir.” bilgisini veren Ünlü şöyle devam etti: </p>
<p> </p>
<p>“Diyabetin süresi uzadıkça diyabetik retinopati nedeniyle görme kaybı riski de artar. Diyabete eşlik eden diğer risk faktörleri; yüksek tansiyon, yüksek kolesterol düzeyleri, obesite, böbrek hastalığı, kansızlık, uyku apnesi ve gebeliktir. Diyabetik makuler ödemin belirtileri ise bulanık görme, renkleri soluk görme, cisimlerin şekillerini ve boyutlarını farklı görme, görme alanında siyah noktalar, düz çizgileri dalgalı ya da kesik görmedir. Diyabetik hastalarda görme bozukluğu ve körlüğe neden olabilen diyabetik makuler ödem, hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde bozar ve hem hastalığın kendisiyle hem de diyabetle başa çıkma olasılığını azaltır. Diyabetik makuler ödem özellikle üretken çağdaki insanlarda görüldüğünden hem bireyin kendisi hem de toplum açısından büyük bir yüke neden olmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Erken tanı hayati önem taşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nurten Ünlü hem dünyada hem de ülkemizde diyabetli hastaların yaklaşık yüzde 50’sinin tespit edilebildiğini, büyük orandaki diyabet hastalarının göz muayenesi sırasında diyabet hastası olduğunu öğrendiğini sözlerine ekleyerek, “Bu sebeple erken tanı ve erken başlanan tedavi büyük önem taşımaktadır. Erken tanı için diyabet hastalarının düzenli olarak göz muayenesine gitmesi gerekir. Tedaviye erken başlamak görme kaybının gelişimini durdurabilir ya da yavaşlatabilir. Tedavide diyabetle ilişkili metabolik bozuklukların da düzeltilmesi önemlidir. Kan glukoz düzeylerinin, kan basıncının, serum lipidlerinin, kalp ve böbrek fonksiyonlarının mümkün olduğunca normal değerlerde tutulması amaçlanmalıdır. Bunun yanı sıra düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve sağlıklı bir kiloda kalma ile pek çok risk faktörü değiştirilebilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-en-cok-gozleri-etkiliyor-421391">Diyabet en çok gözleri etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 6 saniyede bir kişi diyabet nedeniyle yaşamını yitiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-6-saniyede-bir-kisi-diyabet-nedeniyle-yasamini-yitiriyor-421231</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 09:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[nedeniyle]]></category>
		<category><![CDATA[saniyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamını]]></category>
		<category><![CDATA[yitiriyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421231</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmalar 2021'de 529 milyon olan diyabet hastası sayısının 2050'de 1,3 milyarın üzerine çıkacağını öngörüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-6-saniyede-bir-kisi-diyabet-nedeniyle-yasamini-yitiriyor-421231">Her 6 saniyede bir kişi diyabet nedeniyle yaşamını yitiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her 6 saniyede bir kişi diyabet nedeniyle yaşamını yitiriyor</strong></p>
<p><strong>Araştırmalar 2021&#8217;de 529 milyon olan diyabet hastası sayısının 2050&#8217;de 1,3 milyarın üzerine çıkacağını öngörüyor. Dünyada her 6 saniyede bir kişinin şeker hastalığına bağlı sorunlar nedeniyle yaşamını yitirdiğini kaydeden Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer,</strong> <strong>“Diyabet hastalığının  bu kadar artmasında hareketsiz yaşam tarzı, doğal  beslenmenin yerine hazır gıda tüketiminin artması, spor yapma alışkanlığının olmaması ve stesin artması en önde gelen nedenlerden.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla diyabet hastalığına dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Aytaç Atamer, yanlış beslenme ve hareketsizliğin yaygınlaşmasıyla birlikte halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin görülme sıklığı hızla arttığını belirterek, şeker hastalığının her yaş gurubundan insanı tehdit ederken, dünyada her 6 saniyede bir kişinin şeker hastalığına bağlı sorunlar nedeniyle yaşamını yitirdiğini kaydetti.</p>
<p><strong>2040 yılında 650 milyon diyabet hastası olacağı bekleniyor</strong></p>
<p>Dünya Diyabet Federasyonu’nun dünya genelinde 2040 yılında 650 milyon diyabet hastası olacağını ön gördüğünü, dünyada ayrıca 320 milyon prediyabet halk arasında bilinen adıyla gizli şeker hastası bulunduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Atamer, “Diyabet hastalığının  bu kadar artmasında hareketsiz yaşam tarzı, doğal  beslenmenin yerine hazır gıda tüketiminin artması, spor yapma alışkanlığının olmaması ve stesin artması en önde gelen nedenlerden.” dedi.</p>
<p><strong>Diyabette tam bir iyileşme sağlanamıyor</strong></p>
<p>Şeker hastalığının pankreasın yeterince insülin üretemediğinde veya vücut  onu  doğru kullanamadığında  kan dolaşımında glikozun  birikmesi ve kan şekerinin yükselmesi ile birlikte ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu anlatan Prof. Dr. Atamer, “Şeker hastalığında ilaçsız tedavi, erken tanı döneminde özelikle yüzde 10’ları bulan kilo kontrolu sağlandığı taktirde Tip 2 diyabet hastaları başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Ama hastalık için tam bir iyileşme sağlanamaz. Diyabet hastaları için hastaların durumuna göre tedavi belirlenir. Diyabeti tedavi edici doğal bir ürün henüz bulunmuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Haftanın en az 5 günü düzenli olarak en az 30 dakika yürüyüş şart</strong></p>
<p>Tip 1 şeker hastalığının önlenmesini sağlayacak etkin bir tedavi yönteminin günümüzde mevcut olmadığını da ifade eden Prof. Dr. Atamer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tip 2 şeker hastalığı ve komplikasyonlarından korunmak için yeterli ve dengeli beslenme sağlanmalı, günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmeli. Hareketli yaşam tarzı benimsenmeli, haftanın en az 5 günü düzenli olarak en az 30 dakika orta yoğunlukta aktivite yapılmalı, örnek olarak tempolu yürüyüş önerilebilir. Fazla kilolar verilmeli sigara tüketilmemeli, aşırı alkolden uzak durulmalı.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-6-saniyede-bir-kisi-diyabet-nedeniyle-yasamini-yitiriyor-421231">Her 6 saniyede bir kişi diyabet nedeniyle yaşamını yitiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet ilaçları intihar riskini arttırıyor mu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-ilaclari-intihar-riskini-arttiriyor-mu-390919</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 09:10:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo verme amaçlı kullanılan bazı ilaçlarda da aynı tehlike söz konusu olabilir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-ilaclari-intihar-riskini-arttiriyor-mu-390919">Diyabet ilaçları intihar riskini arttırıyor mu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kilo verme amaçlı kullanılan bazı ilaçlarda da aynı tehlike söz konusu olabilir</strong></p>
<p><strong>Avrupa İlaç Ajansı tarafından Tip-2 diyabet hastalarının kullandığı ancak kilo vermek için de kullanılan liraglutid ve semaglutid içeren ilaçlar hakkında intihar riskini artırma olasılığına dair soruşturma açılmasını değerlendiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir, bu tür ilaçların bazı bireylerde intihar düşüncesi ve benzeri dürtüsel ve ajite edici etkileri olabileceğine dikkat çekti. Kilo vermek amaçlı kullanılan bazı ilaçlarda da aynı intihar eğilimi tehlikesinin olabileceğine dikkat çeken Kesebir, kilo verme ilaçları yerine, ideal kiloya sahip olmak ve bunu korumak için, fiziksel egzersiz, düzenli ve uygun beslenme alışkanlığının elzem olduğuna da vurgu yaptı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir, Tip-2 diyabet hastalarının kullandığı ancak kilo vermek için de kullanılan liraglutid ve semaglutid içeren ilaçlarda gündeme gelen ‘intihar riskini arttırma’ olasılığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Liraglutid ve semaglutid içeren ilaçlar psikolojik sağlık üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir</strong></p>
<p>Tip-2 diyabet hastalarının kullandığı ancak kilo vermek için de kullanılan liraglutid ve semaglutid içeren ilaçlar hakkında Avrupa İlaç Ajansı tarafından intihar riskini artırma olasılığına dair soruşturma açılmıştı. Bu etken maddelerin özelliklerine değinen Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Glukagon benzeri peptid 1 agonisti bu ilaçlar, kan şekerinin düzenlenmesi yanında lipid (yağ) metabolizması üzerine de etkilidirler. Pankreastan glukagon ve insülin salınımı üzerine etkileri ile birlikte hipotalamopitüiter tiroid aksı, adrenal ve gonadal aks ile de ilişkilidirler.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>GLP-1 reseptör agonistleri gereğinden az ya da fazla olmamalı</strong></p>
<p>GLP-1 reseptör agonistlerinin, iştahı bastırmak ve kilo kaybına yardımcı olmak için pankreasta üretilen bir hormonu taklit ettiğini belirten Kesebir, bu hormonun beyin ve psikolojik sağlık üzerindeki olası etkilerini şöyle açıkladı:</p>
<p>“Temelde bir nörotrofik faktör (sinir hücrelerini besleyici) olarak varsayılan GLP1’in belirttiğim sistemlerle olan ilişkisi çift yönlüdür. Gereğinden az olmaması kadar yeterinden fazla olmaması da önemlidir. Tıpkı antidepresanların uygunsuz kullanımı gibi, bazı bireylerde intihar düşüncesi ve benzeri dürtüsel ve ajite edici etkileri olabilir.”</p>
<p><strong>Kilo verme amaçlı kullanılan bazı ilaçlarda da aynı tehlike söz konusu olabilir</strong></p>
<p>Genel olarak kilo vermek amaçlı kullanılan ve bazıları kaçak getirilen, reçetesiz kullanılan veya internet üzerinden satılan ilaçlarda da aynı intihar eğilimi tehlikesinin olabileceğine dikkat çeken Kesebir, “Depresyon veya bipolar bozukluk olsun duygudurum bozukluğu, aynı zamanda enerjinin, başka bir deyişle psikomotor aktivitenin düzenlenmesindeki bir bozukluktur. Dolayısıyla metabolizmanın ve endokrin sistemler üzerine etkili her hastalık ve her tedavinin duygudurum üzerine de etkileri olacaktır. İntihar düşüncesi bunlardan biridir.” dedi. </p>
<p>Kesebir, kilo verme ilaçları yerine, ideal kiloya sahip olmak ve bunu korumak için, fiziksel egzersiz, düzenli ve uygun beslenme alışkanlığının elzem olduğuna da vurgu yaptı.</p>
<p><strong>Kilo vermek için hekim dışı yönlendirmeler uygun değil</strong></p>
<p>Fiziksel egzersiz ve beslenme alışkanlığının bireye özgü olarak düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir, bu noktada çevreden duyulan yahut hekim dışı yönlendirmelerin uygunsuz olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Kesebir, bu tür ilaçları kullananların alması gereken önlemlere değinerek sözlerini tamamladı:</p>
<p>“Genel tıbbi duruma (bedensel hastalıklara) yönelik tedaviler sırasında ortaya çıkan psikolojik belirtilerden, önce tedaviyi yapan hekim haberdar edilmeli, gerekirse psikiyatri konsültasyonu istenmeli<strong>.”</strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-ilaclari-intihar-riskini-arttiriyor-mu-390919">Diyabet ilaçları intihar riskini arttırıyor mu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi tansiyon, kalp ve diyabet tedavilerine engel değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-tansiyon-kalp-ve-diyabet-tedavilerine-engel-degil-380840</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 14:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavilerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemoterapi, insan vücudunda kontrolsüz çoğalarak sağlıklı dokulara zarar veren kanser hücrelerinin büyüme ve çoğalmalarını durdurmayı ve yok etmeyi amaçlayan özel ilaç tedavisidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-tansiyon-kalp-ve-diyabet-tedavilerine-engel-degil-380840">Kemoterapi tansiyon, kalp ve diyabet tedavilerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kemoterapi, insan vücudunda kontrolsüz çoğalarak sağlıklı dokulara zarar veren kanser hücrelerinin büyüme ve çoğalmalarını durdurmayı ve yok etmeyi amaçlayan özel ilaç tedavisidir. Kemoterapi sırasında ilaçların yan etkilerini azaltmak için destek tedavi ilaçlarının verilebildiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Tansiyon yüksekliği, kalp hastalığı, şeker veya enfeksiyon hastalıkları gibi nedenlerle kullanılan ilaçların büyük bir kısmının kemoterapi üzerine olumsuz bir etkisi yoktur, hasta bunlara devam edebilir. Ancak bazı ilaçlar kemoterapi ilaçları ile etkileşebilirler, ilaçların olumlu etkileri azalabilir veya yan etkileri artabilir. Bu nedenle kullanılan tüm ilaçlar mutlaka kemoterapiyi planlayacak hekime bildirilmeli” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Kemoterapide ilaçların dozları, uygulama şekilleri ve uygulama sürelerinin hastalığın tipine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü,<strong> “</strong>Hastanın yaşı, genel sağlık durumu, hastalığın yaygınlık derecesi ve hastalık dışı sağlık problemlerine göre de tedavi süresi ve sıklığı değişiyor. Bu nedenle aynı teşhisi olan hastalarda bile farklı tedavi şemaları uygulanabiliyor. Kemoterapi protokollerinde genellikle bir tedavi dönemini bir dinlenme dönemi takip ediyor. Bu faktörler göz önünde tutularak, tedaviler her gün, haftada bir, 14 günde bir, 21 veya 28 günde bir uygulanabiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kemoterapi ilaçları farklı yollarla vücuda aktarılıyor</strong></p>
<p>Kemoterapi ilaçlarının ağız yoluyla tablet veya kapsül olarak, serum içinde veya doğrudan damar içine enjekte edilerek, cilt altına veya kas içine enjeksiyon şeklinde, ayrıca direkt olarak tümörün olduğu bölgeye ilaç verme şeklinde uygulanabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Kemoterapi ilaçları hangi yol ile verilirse verilsinler kan ile tüm vücuda dağılarak tümör hücrelerine etkilerini gösterebilirler” dedi.</p>
<p><strong>Kanser tedavisi sürecinde nefes egzersizi ya da yoga faydalı </strong></p>
<p>Kanser tedavisi sürecinin strese veya tükenmişliğe neden olabildiğini ve duygusal yaşantıyı etkileyebileceğini paylaşan Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Bu sorunları kontrol edebilmek için destek alabileceğiniz çeşitli programlar ve yöntemler bulunuyor. Uygulamak istediğiniz herhangi bir rahatlama programını doktorunuzla paylaşarak ve sizin için bir sakıncası olup olmadığını öğrenerek, bu yöntemlerden faydalanabilirsiniz. Masaj terapisi, fiziksel egzersiz, nefes egzersizi veya yoga yapılabilir. Ayrıca aile, yakın çevre ve hasta grupları ile paylaşımlar da çok önemli. Çevrenizdeki pek çok kişi tarafından size tıp dışı çeşitli tedavi yöntemleri önerilecektir. Hasta tüm bu önerilen yöntemlerin bilimsel dayanağını doktorundan öğrenmeden uygulamamalı. Çünkü çok masum olduğunu varsayarak kullandığınız yöntemler gerçek tedavinin etkinliğini azaltabilir veya organ fonksiyonlarını bozabilir” hatırlatmasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-tansiyon-kalp-ve-diyabet-tedavilerine-engel-degil-380840">Kemoterapi tansiyon, kalp ve diyabet tedavilerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-diyabet-dis-eti-hastaligina-davetiye-cikariyor-363913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 10:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[davetiye]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığına]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363913</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı dişler ve diş eti genellikle estetik bir sorun olarak ele alınıyor. Oysa düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı gibi ağız bakım alışkanlıkları, kalp hastalıkları, bakteriyel zatürre hatta felçten dahi koruyabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-diyabet-dis-eti-hastaligina-davetiye-cikariyor-363913">Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı dişler ve diş eti genellikle estetik bir sorun olarak ele alınıyor. Oysa düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı gibi ağız bakım alışkanlıkları, kalp hastalıkları, bakteriyel zatürre hatta felçten dahi koruyabiliyor. </p>
<p><strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere </strong>ağız sağlığının doğrudan tüm vücut sağlığı ile ilgili olduğunun unutulmaması gerektiğine vurgu yaparak şunları söylüyor “Günde iki kez diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli doktor kontrolü, sağlıklı beslenme gibi basit ve etkili alışkanlıkları yaşam boyu sürdürmek büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p>Ağzımızda çoğunlukla zararsız bakteriler bulunduğunu söyleyen Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere “Ağzımız sindirim ve solunum sisteminize giriş noktasıdır ve ağız yoluyla giren bazı bakteriler hastalıklara yol açabilir. Ağız hijyeni olmayan bireylerde bu bakteriler, diş çürüğü ve diş eti hastalığı gibi ağız enfeksiyonlarına yol açabilecek seviyelere ulaşabilir. Ayrıca kullanılan bazı ilaçların da tükürük akışını bozması ağız hijyenini olumsuz etkileyebiliyor. Çünkü tükürük, ağzımıza giren yiyecekleri yıkar ve ağızdaki bakteriler tarafından üretilen asitleri nötralize ederek mikroplardan korunmaya yardımcı olur” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Çocuk sahibi olmak isteyenler dikkat!</strong></p>
<p>Sağlıksız ağız yapısının kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra, felç, bakteriyel zatürre gibi hayati sorunlara yol açabileceğini kaydeden Dr. Eda Özdere, hamilelere de uyarılarda bulunuyor. ABD’deki Kuzey Carolina Üniversitesi&#8217;nde yapılan beş yıllık bir araştırmaya göre periodontal hastalığı olan hamilelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskinin 7 kat arttığını anlatan Dr. Eda Özdere, “Diyabeti olan kişilerde diş eti çekilmesi daha sık ve şiddetli seyrediyor. Yapılan çalışmalar, diş eti hastalığı olan kişilerin kan şekeri seviyelerini kontrol etmekte daha zorlandıklarını da ortaya koyuyor. Kısacası düzenli ağız ve diş bakımı, diyabet kontrolünü kolaylaştırabiliyor. Yani kontrolsüz diyabet, diş eti hastalıklarına davetiye çıkartırken diyabetli bireylerde tedavi edilmeyen bu hastalıklar diyabetin kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor” diyor.</p>
<p><strong>Kalp hastalığı riski üç katına çıkıyor</strong></p>
<p>Ağız bakterilerinin ve diş eti iltihabının birtakım kronik hastalıklara da yol açtığını aktaran Dr. Eda Özdere şunları söyledi: “Kalpte meydana gelen ve endokardit adı verilen enfeksiyon, genellikle ağız yoluyla vücuda giren bakteri veya diğer mikropların kan dolaşımı yoluyla kalbin belirli bölgelerine ulaşmasıyla ortaya çıkar. Araştırmalara göre periodontal (diş ve dişetlerini etkileyen iltihap) hastalığı olan kişilerin kalp hastalığına yakalanma riski üç kat fazla.” </p>
<p><strong>Ağız sağlığını korumak için 5 temel alışkanlık</strong></p>
<p>Peki, sağlıklı diş ve diş eti için neler yapılması gerekiyor? Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere, bu sorunun cevabı olan yöntemleri şöyle özetliyor:</p>
<p>-Dişlerinizi günde iki kez düzenli olarak fırçalamayı ihmal etmeyin.</p>
<p>-Dişlerin arasına kaçan gıdaların ağız kokusuna, diş etinde tahrişe ve hastalığa neden olmasını önlemek için günlük diş ipi kullanmaya özen gösterin.</p>
<p>-Oluşabilecek sorunları önlemek veya erken aşamalarında tespit edebilmek için diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret edin. </p>
<p>-Sağlıklı ve dengeli beslenin.</p>
<p>-Sigara kullanmayın.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-diyabet-dis-eti-hastaligina-davetiye-cikariyor-363913">Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. İskender Ekinci: &#8220;35 yaşından itibaren herkes 3 yılda bir diyabet taraması yaptırmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-iskender-ekinci-35-yasindan-itibaren-herkes-3-yilda-bir-diyabet-taramasi-yaptirmali-346428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 11:06:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ekinci]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[iskender]]></category>
		<category><![CDATA[itibaren]]></category>
		<category><![CDATA[skender]]></category>
		<category><![CDATA[taraması]]></category>
		<category><![CDATA[yaptırmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşından]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabetin ilk evrede bulgu vermeden ilerleyebildiğini kaydeden Doç. Dr. İskender Ekinci, “Bu nedenle herhangi bir risk faktörü olmayan kişilerin 35 yaşından itibaren her 3 yılda bir açlık kan şekeri düzeyi ile diyabet açısından taranması önerilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-iskender-ekinci-35-yasindan-itibaren-herkes-3-yilda-bir-diyabet-taramasi-yaptirmali-346428">Doç. Dr. İskender Ekinci: &#8220;35 yaşından itibaren herkes 3 yılda bir diyabet taraması yaptırmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyabetin ilk evrede bulgu vermeden ilerleyebildiğini kaydeden Doç. Dr. İskender Ekinci, “Bu nedenle herhangi bir risk faktörü olmayan kişilerin 35 yaşından itibaren her 3 yılda bir açlık kan şekeri düzeyi ile diyabet açısından taranması önerilir” dedi.</strong></p>
<p>Halk arasında “şeker hastalığı” olarak da bilinen diyabet hakkında açıklamalarda bulunan <strong>Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İskender Ekinci</strong>, birçok hastalık gibi diyabette de erken teşhisin çok büyük öneme sahip olduğunu söyledi. Doç. Dr. Ekinci, “Diyabet tedavisine erken başlanması hastalığın uzun vadeli seyrini olumlu bir şekilde etkiler” derken, “Fakat diyabette hastalığın mevcut olduğu ama henüz bulgu vermediği bir dönem vardır. Bu nedenle herhangi bir risk faktörü olmayan kişilerin 35 yaşından itibaren her 3 yılda bir açlık kan şekeri düzeyi ile diyabet açısından taranması önerilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Dünyada 600 milyon diyabet hastası var”</strong></p>
<p>Diyabeti “Kan şekerini düzenleyen insülin hormonunun pankreas tarafından yeterince üretilememesi veya üretilen insülinin hedef dokularda istenilen etkiyi gösterememesinden kaynaklanan metabolik bir hastalık” olarak tanımlayan Doç. Dr. Ekinci, “Dünya genelinde toplam 600 milyona yakın bilinen diyabet vakası var ve bu sayı hızla artıyor. Diyabet sık susama ve sık idrara çıkma ihtiyacı, sürekli açlık hissi, kilo kaybı, görme değişiklikleri, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi gibi şikayetlerle kendini belli eder” diye konuştu. Vakaların çoğunun Tip-2 Diyabet olduğunu kaydeden ve çoğunlukla obezite ve fiziksel aktivite azlığının diyabetle yakın ilişkili olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ekinci, “Sağlıklı bir diyet, düzenli fiziksel aktivite, normal vücut ağırlığının korunması ve sigara içmekten kaçınmak diyabet gelişimini önleyen veya geciktiren en temel yaklaşımlardır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Risk faktörü taşıyanlara yılda bir tarama önerisi</strong></p>
<p>Doç. Dr. Ekinci, “Birinci ve ikinci derece yakınlarında diyabet hastalığı bulunan kişiler, obez bireyler, insülin direnci tespit edilmiş olan bireyler, daha önce pre-diyabet tanısı konulmuş olan kişiler, gebelikte gebelik diyabeti teşhisi konulmuş olan kadınlar, sedanter (hareketsiz) yaşamı olan ve fiziksel olarak yeterince aktif olmayan kişiler, yağdan zengin posalı gıdalardan fakir beslenen kişiler, uzun süre steroid (kortizon) kullanan hastalar, yüksek tansiyonu, kolesterol yüksekliği veya kalp hastalığı olan kişiler, polikistik over sendromu olan kişiler, organ nakli yapılmış olan kişiler ve 4 kilodan daha ağır bebek doğuran kadınların yılda en az bir defa açlık kan şekeri düzeyinin diyabet açısından taranması tavsiye edilir” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-iskender-ekinci-35-yasindan-itibaren-herkes-3-yilda-bir-diyabet-taramasi-yaptirmali-346428">Doç. Dr. İskender Ekinci: &#8220;35 yaşından itibaren herkes 3 yılda bir diyabet taraması yaptırmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van Büyükşehir Belediyesi kentte bulunan 300 Tip 1 diyabet hastası çocuğa şeker ölçüm cihazı ile 7 bin sensör dağıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/van-buyuksehir-belediyesi-kentte-bulunan-300-tip-1-diyabet-hastasi-cocuga-seker-olcum-cihazi-ile-7-bin-sensor-dagitti-345089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 09:22:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[bulunan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[dağıttı]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kentte]]></category>
		<category><![CDATA[ölçüm]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sensör]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[van]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı öncülüğünde, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü işbirliğiyle sürdürülen proje kapsamında kent genelindeki ilkokullarda 'Tip1 Diyabet' konulu seminerler düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/van-buyuksehir-belediyesi-kentte-bulunan-300-tip-1-diyabet-hastasi-cocuga-seker-olcum-cihazi-ile-7-bin-sensor-dagitti-345089">Van Büyükşehir Belediyesi kentte bulunan 300 Tip 1 diyabet hastası çocuğa şeker ölçüm cihazı ile 7 bin sensör dağıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı öncülüğünde, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü işbirliğiyle sürdürülen proje kapsamında kent genelindeki ilkokullarda &#8216;Tip1 Diyabet&#8217; konulu seminerler düzenlendi. Düzenlenen seminerlerle öğretmenlere diyabetli çocukların okulda geçirebilecekleri ataklar konusunda ilk yardım bilgileri verilirken kentte bulunan diyabetli çocukların ailelerine de ulaşılarak seminerlere katılımları istendi. Yapılan bilgilendirici seminerlerin ardından tespiti yapılan 300 diyabetli çocuk için Büyükşehir Belediyesi tarafından sensörlü şeker ölçüm cihazı alınarak ailelere teslim edildi. Birçok aile bugüne kadar maliyeti nedeniyle alamadığı cihazları kullanmaya başlamasıyla birlikte büyük bir rahatlığa kavuşurken çocuklar ise canları yanmadan değerlerine anında kolay bir şekilde bakabiliyor.</p>
<p><strong> “300 AİLEMİZE ÖLÇÜM CİHAZI İLE 7 BİN SENSÖR HEDİYE ETTİK”</strong></p>
<p>Sensörlü şeker ölçüm cihazı hediye edilen Tutal ailesini ziyaret eden Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Selma Biçek ölçüm cihazıyla birlikte ailelerin çocuklarının değerlerine onların canını yakmadan rahatlıkla ulaşabildiğini belirterek projenin birçok çocuğun hayatına dokunduğunu söyledi. Biçek “Diyabetli aileler bize gelip sorun ve sıkıntılarını anlattılar. Biz de hemen onlara yardımcı olabilmek için gerekli çalışmaları başlattık. Sayın Valimiz ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ozan Balcı’nın talimatlarıyla çok güzel bir projeyi hayata geçirdik. Projeyle birlikte seminerler düzenleyip 300 aileye ölçüm cihazı ile 7 bin sensör dağıtımı yaptık. Bu cihazlar özellikle annelere, okullarda ise öğretmenlere büyük kolaylık sağladı. Bu cihazlar pahalı olduğu için birçok aile bu cihazları alamıyordu. Yapılan projeden ailelerimiz çok memnun bizlerde ailelerimizin mutluluğuna ortak olduğumuz için çok sevinçliyiz” dedi.</p>
<p><strong> “ARTIK ÇOCUKLARIMIZIN CANI YANMIYOR”</strong></p>
<p>Oğlunun 5 yıl önce diyabet tanısı aldığını belirten 3 Çocuk annesi Sultan Tutal, “Diyabeti ilk tanıdığımızda diyabetle ilgili hiçbir şey bilmiyorduk. Evde, okulda şeker ölçümünü parmak delerek yapıyorduk. Bu süreçte hem oğlum hem ben baya zorlandık. Bazen oğlum için saatlerce okulda kalıyordum. Çok şükür Sayın Valimiz sesimizi duydu. Ekonomik olarak ulaşamadığımız bu cihazların bize ulaşması için yardım etti. Valimiz sayesinde şeker ölçüm cihazımız alarak kullanmaya başladık. Cihazla birlikte hayatımızda hem maddi hem de manevi yönden büyük değişiklikler oldu. Artık parmak delmiyoruz çocuklarımızın canı yanmıyor. Allah devletimizden Valimizden razı olsun” dedi.</p>
<p>13 yaşındaki Diyabet hastası Mert Tutal ise “Önceden ölçüm yapabilmek için parmağımı delmek zorundaydım bu da canımı çok yakıyordu. Şimdi sensör sayesinde anlık ölçüm yapabiliyorum. Aileme öğretmenime ölçtüğüm değeri yine aynı anda söyleyebiliyorum. Cihaz birçok konuda hayatımızı kolaylaştırdı hem de parmak acılarından kurtuldum. Herkese çok teşekkür ederim” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/van-buyuksehir-belediyesi-kentte-bulunan-300-tip-1-diyabet-hastasi-cocuga-seker-olcum-cihazi-ile-7-bin-sensor-dagitti-345089">Van Büyükşehir Belediyesi kentte bulunan 300 Tip 1 diyabet hastası çocuğa şeker ölçüm cihazı ile 7 bin sensör dağıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
