<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>diline | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/diline/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/diline</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 08:39:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>diline | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/diline</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Haber diline dikkat, kahramanlaştırabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/haber-diline-dikkat-kahramanlastirabilir-628204</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diline]]></category>
		<category><![CDATA[duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[görüntüleri]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanlaştırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorumlu]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628204</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, son dönemde artan şiddet olaylarının medyada sunuluş biçimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haber-diline-dikkat-kahramanlastirabilir-628204">Haber diline dikkat, kahramanlaştırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, son dönemde artan şiddet olaylarının medyada sunuluş biçimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Şiddet haberlerinde ayrıntı taklit riskini artırıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Süleyman İrvan, araştırmaların, şiddet olaylarının medya tarafından ayrıntılı, dramatize edilmiş ve sürekli tekrar edilen biçimde sunulmasının bazı kırılgan bireylerde taklit davranışı riskini artırabildiğini gösterdiğine işaret ederek, “Özellikle öfke dolu, yalnızlık duygusu, dışlanmışlık duygusu taşıyan kişiler için bu türden ayrıntılı şiddet haberleri tetikleyici etki yapabiliyor. Şiddet olayının haberleştirilmesi sürecinde failin eylemi adım adım anlatıldığında, bu bir ‘yöntem kılavuzu’ gibi algılanabiliyor. Failin isminin, fotoğrafının, kişisel hikayesinin haberde öne çıkarılması, benzer özellikler taşıyan bireylerde ‘tanınma motivasyonu’ oluşturabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Haber alma hakkı ile zarar vermeme ilkesi arasında denge şart</strong></p>
<p>Bu türden olumsuz etkiler bağlamında medya etik kodlarında şiddetin haberleştirilme biçimine ilişkin ilkeler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İrvan, “Örneğin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Hak ve Sorumluluk Bildirgesine göre, ‘Gazeteci şiddeti özendirici yayın yapmamalıdır.’” diye konuştu. </p>
<p>“Medya haber yaparken toplumun haber alma hakkı ile zarar vermeme ilkesi arasında bir denge kurabilmelidir.” diyen Prof. Dr. İrvan, “Haberi vermeli ama sorumlu biçimde vermelidir. Failin adını, fotoğrafını ve hayat hikâyesini gereksiz biçimde öne çıkarmamalı, saldırganı ve eylemi yüceltici ifadelerden kaçınmalı, yöntem, araç, zamanlama gibi taklit edilebilir detayları vermemeli, sansasyonel betimlemelerden kaçınmalıdır.” ifadesinde bulundu. </p>
<p><strong>Sansasyonel dil toplumsal algıyı şekillendiriyor</strong></p>
<p>Medya dilinde sıkça kullanılan “kan donduran”, “dehşet anları” gibi ifadelerin de yalnızca dikkat çekici olmadığını, aynı zamanda toplumun olayları algılama biçimini şekillendirdiğini söyleyen Prof. Dr. İrvan, “Bu ifadeler risk algısını abartır, toplumda korku ve kaygı yaratır. Özellikle hassas bireylerde çaresizlik duygusunu besler. Çok sık tekrarlandıklarında da toplumda duyarsızlaşmaya neden olabilir. İnsanlar şiddete alışır ve empati duygumuz körelmeye başlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bilgi verme sorumluluğu ile toplumsal ruh sağlığını koruma arasında denge kurabilmenin gazeteciliğin en zor ama en temel meselelerinden biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Çözüm, bunlardan birinden vazgeçmekten değil, haberi etik ilkeler çerçevesinde oluşturmaktan geçer. Bu da sorumlu gazeteciliğin bir gereğidir. Elbette özellikle dijital medyanın tık odaklı habercilik anlayışı içinde bu önerilerin hayata geçirilmesi hiç kolay değil. Bu noktada iyi gazeteciliği teşvik edecek mekanizmalar bulmamız ve geliştirmemiz gerekiyor.” dedi.    <strong> </strong></p>
<p><strong>Mağdur görüntüleri ikincil travmayı derinleştiriyor</strong></p>
<p>Mağdurlara ait görüntülerin ve özel bilgilerin paylaşılmasının ise “ikincil travma” yarattığını vurgulayan Prof. Dr. İrvan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Mağdurlara ait görüntülerin ve özel bilgilerin paylaşılması, yalnızca olayın kendisiyle sınırlı bir etki yaratmaz, ikincil travma dediğimiz dolaylı travmaya ve kalıcı sonuçlara yol açabilir. Aileler açısından, yakınını kaybetmiş ya da zarar görmüş kişiler için, görüntülerin tekrar tekrar yayınlanması saldırı anını zihinde sürekli yeniden canlandırır<strong>. </strong>Ailelerde kontrol kaybı ve öfke duygusu yaratır. Acıları kalıcılaştırır. Toplum da yoğum ve dramatik görüntülere maruz kaldıkça bundan olumsuz biçimde etkilenebilir. Tehdit algısının büyütür ve hiçbirimiz güvende değiliz duygusunu yaygınlaştırır.”</p>
<p><strong>Saldırganın hikâyesi kahramanlaştırma riskini artırıyor</strong></p>
<p>Saldırganın hayat hikâyesine odaklanan haber dilinin dolaylı bir “kahramanlaştırma” riski taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. İrvan, “Medya neyi uzun uzun anlatırsa, okur/izleyici onu önemli saymaya başlar. Medyanın böyle bir gücü olduğunun farkında olmamız gerekiyor. Saldırganın çocukluğuna, travmalarına, aile yaşantısına odaklanıldığında, toplumda bu kişi incelenmeye değer duygusu oluşur. Ayrıca, saldırganın kendisine benzeyen akranları arasında özdeşleşme hissi oluşturur, o da benim gibiymiş, ben de yapabilirim duygusuna yol açabilir. Medya, bu türden saldırılarda odağına saldırganı değil, mağdurları ve çözüm yollarını almalıdır.” diye konuştu.  </p>
<p><strong>Kontrolsüz paylaşımlar risk oluşturuyor…</strong></p>
<p>Sosyal medyada kontrolsüz biçimde yayılan görüntülerin de ciddi riskler barındırdığını belirten Prof. Dr.  İrvan, “Bu konu sadece gazetecileri değil, her biri bir ‘mikro-yayıncı’ haline gelen tüm sosyal medya kullanıcılarını ilgilendiriyor. Olay anına ait görüntülerin sosyal medyada kontrolsüz biçimde paylaşımına sıkça tanık oluyoruz. Bazıları bunu farkında olmadan yapıyor bazıları da beğeni almak, takipçi kazanmak için yapıyor. Ancak her sosyal medya kullanıcısının sorumlu birer yayıncı gibi hareket etmesi ve öncelikle doğrulanmamış bilgileri paylaşmaktan kaçınması gerekir. İkinci olarak, saldırı anını gösteren görüntülerin de paylaşılmaması gerekir çünkü b türden paylaşımlar öğretici olabilir ve taklit saldırılara yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Önleyici ve çözüm odaklı gazetecilik öne çıkıyor</strong></p>
<p>Medyanın yalnızca şiddeti aktaran değil, aynı zamanda çözüm üreten bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu konu önleyici gazetecilik ve çözüm gazeteciliği olarak adlandırılan iki önemli gazetecilik yaklaşımını gündeme getiriyor. Önleyici gazetecilik, toplumsal sorunları kriz aşamasına gelmeden önce görünür kılmayı amaçlayan bir habercilik anlayışıdır. Bu yaklaşımda medya, yalnızca gerçekleşmiş olayları aktaran bir mecra değil, potansiyel riskleri erken aşamada tespit eden ve kamuoyunu uyaran bir işlev üstlenir. Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkar: Geleneksel olarak “olay olduktan sonra haber yapma” refleksi üzerine kurulu bir medya düzeninde, gerçekten önleyici bir gazetecilik ne kadar mümkün olabilir? Bu soru, sadece gazetecilik pratiğini değil, aynı zamanda medya kurumlarının yapısını ve habercilik önceliklerini de tartışmayı gerektirir. İkinci olarak, çözüm gazeteciliği yaklaşımı, haberin odağını sorunların aktarımından çıkararak çözüm yollarına ve iyi uygulama örneklerine genişleten bir yaklaşımı ifade eder. Bu anlayışa göre gazetecilik, sadece “ne oldu?” sorusunu değil, aynı zamanda “bu sorun nasıl çözülebilir?” sorusunu da görünür kılmalıdır. Özellikle şiddet haberleri bağlamında bu yaklaşım, yalnızca olayın kendisine odaklanmak yerine, uzman görüşlerine, önleyici politikalara, uluslararası deneyimlere ve uygulanabilir çözüm önerilerine yer verilmesini önerir.”</p>
<p><strong>Yasakçı yaklaşımlar kalıcı çözüm üretmiyor</strong></p>
<p>Şiddet olaylarının ardından sıkça gündeme gelen yasakçı yaklaşımların kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Prof. Dr. İrvan, “Son olarak şunu eklemek isterim. Ülkemizde ne zaman bir terör saldırısı olsa genelde ilk akla gelen çözüm, sosyal medyaya girişi kısıtlayalım, oyunları yasaklayalım şeklinde oluyor. Ancak bu türden çözümlerin çare olmadığını da görüyoruz. Yapmamız gereken, sorumlu gazetecilik pratiklerini teşvik etmek, sosyal medyanın sorumlu kullanımına ilişkin sosyal medya okuryazarlığını yaygınlaştırmak, şiddet üreten koşulların ortadan kaldırılması için çaba harcamaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haber-diline-dikkat-kahramanlastirabilir-628204">Haber diline dikkat, kahramanlaştırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüferli kadınlar, doğanın diline Deniz Gezgin&#8217;le kulak verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferli-kadinlar-doganin-diline-deniz-gezginle-kulak-verdi-585673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 17:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çal]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[diline]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğanın]]></category>
		<category><![CDATA[etkin]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kırsal]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[nilüferli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin kırsal mahallelerdeki kadınlara okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla 2010 yılında başlattığı “Nilüfer’de Kadın Hayata Yakın” etkinliğinin konuğu araştırmacı, öykü ve roman yazarı Deniz Gezgin oldu. Gezgin, “Doğa Defteri” kitabı üzerinden katılımcılarla doğa ile yaşam arasındaki bağları ve modern hayatın eksikliklerini konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferli-kadinlar-doganin-diline-deniz-gezginle-kulak-verdi-585673">Nilüferli kadınlar, doğanın diline Deniz Gezgin&#8217;le kulak verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin kırsal mahallelerdeki kadınlara okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla 2010 yılında başlattığı “Nilüfer’de Kadın Hayata Yakın” etkinliğinin konuğu araştırmacı, öykü ve roman yazarı Deniz Gezgin oldu. Gezgin, “Doğa Defteri” kitabı üzerinden katılımcılarla doğa ile yaşam arasındaki bağları ve modern hayatın eksikliklerini konuştu.</p>
<p>​“Nilüfer’de Kadın Hayata Yakın” etkinliği bu kez araştırmacı, öykü ve roman yazarı Deniz Gezgin’i ağırladı. Nilüfer’in kırsal mahallelerinde yaşayan 400 kadının katıldığı programda, yazarın “Doğa Defteri” kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirildi. Gezgin, daha önceden dağıtılan kitabı üzerine Çalı, Görükle, Balkan, 30 Ağustos Zafer, İrfaniye, Ahmet Yesevi, Balat, Özlüce, Atlas, Büyükbalıklı, Çatalağıl, Dağyenice, Demirci, Fadıllı, Gölyazı, Gümüştepe, Hasanağa, Işıktepe, Yaylacık ve Kurtuluş Mahalleleri’nden gelen kadınlarla bir araya geldi. Nilüfer Belediyesi Nikahevi’nde düzenlenen etkinliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Başkan Yardımcıları Okan Şahin ve Şirin Arıbaş, Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Elifhan Köse Çal ve muhtarlar da katıldı.</p>
<p>15 YILLIK DAYANIŞMA VE PAYLAŞIM HİKAYESİ<br />​Etkinlik öncesinde konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Nilüfer’de Kadın Hayata Yakın” buluşmalarının 40’ıncısını gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Başkan Şadi Özdemir, bu buluşmayı 15 yıldır süren dayanışma, paylaşım ve yol arkadaşlığı hikayesi olarak özetledi. 50 kadının katılımıyla başlayan bu yolculuğun bugün 800 kadının oluşturduğu güçlü bir çembere dönüştüğünü aktaran Başkan Şadi Özdemir, şunları dile getirdi:<br />​“‘Nilüfer’de Kadın Hayata Yakın’ buluşmaları, ilçemiz kırsalında ve merkezinde yaşayan kadınların hayatla, kültürle ve edebiyatla kurduğu güçlü bir bağın simgesidir. Bu etkinlikte birbirinden değerli yazarlarla kadınları buluşturduk, onların bu şekilde daha da güçlendiğini görüyoruz.”</p>
<p>​Bugün Çalı’dan Görükle’ye, Gölyazı’dan Fadıllı’ya, Işıktepe’den Balat’a kadar pek çok mahalleden 400 kadının bir arada olduğunu belirten Başkan Özdemir, sözlerine şöyle devam etti:<br />​“Bir kent, kadınları kadar üretken, umutlu ve güçlüdür. Biz, kadınların yaşamın her alanında daha görünür, daha etkin ve daha özgür olması için çalışıyoruz. Kültürde, sanatta, tarımda, istihdamda; hayatın olduğu her yerde bu çabayı sürdürüyoruz. Bu proje, okumanın ötesinde, kadınların birbirine el uzattığı, birbirinden güç aldığı bir yaşam kültürüdür.”</p>
<p>​Başkan Şadi Özdemir, konuşmasının ardından araştırmacı, öykü ve roman yazarı Deniz Gezgin’e katılımından dolayı teşekkür etti.</p>
<p>İNSANLAR ÖĞRENDİKLERİNİ HAYATLA TEMAS ETTİRMELİ<br />Daha sonra Deniz Gezgin, hayatı, kitapları, doğa ve yaşam üzerine katılımcılarla söyleşi gerçekleştirdi. Nilüfer Belediyesi’nin halkın her kesiminden insanla bir araya gelme mücadelesini önemsediğini ve takdir ettiğini belirten Gezgin, bunun bir parçası olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.<br />​<br />Gezgin, “Doğa Defteri” isimli kitabını, 87 yaşında kaybettiği ve paylaşımda bulunduğu Cevriye Teyze’ye ithaf ettiğini söyledi. Yazar, insanların hayatta öğrendiklerini hayatla temas ettirmesi gerektiğini belirterek, bu kitabı o yüzden yazdığını ve okuyanların da bunu sürdüreceğine inandığını aktardı. ​</p>
<p>Daha önce “Ahraz” isimli kitabında sağır ve dilsiz kağıt toplayan bir çocuğun hikayesini konu ettiğini belirten Gezgin, doğanın diline dikkat çekti:<br />​“Onu ağaç, bitki, yağmur damlası gibi düşündüm. Onların da bir dili var. Sağır, dilsiz de olsa her varlığın bir dili var. Biz onları kendi dilimizle duymasak, konuşmasak da bu doğaya biraz daha farklı gözle bakmamızı sağladı.”</p>
<p>DOĞANIN DİLİNİ DUYMUYORUZ<br />​Doğada her hareketin bir etkisi olduğunu anlatan Gezgin, kırsaldaki insanın doğayı nasıl algıladığını şöyle anlattı:<br />​“Aslında yağmur, rüzgar bir tane değil. Kırsaldaki insan, hayvan, bitki, mevsim için her esen rüzgarın bir manası var. Bazı rüzgarlar vardır, filizleri kırar; bu ağaçları, bitkileri daha da güçlendirir. Eskiler buna ‘Filizkıran fırtınası’ demiş. Bazı rüzgarlar vardır; çiçeklerin tozlaşmasını, meyveye dönmesini sağlar. Doğadan uzak insanlar için bu sadece şiddetli veya sevimsiz bir rüzgar gibi gelebilir. Ama aslında onun bir manası, işlevi ve misyonu vardır. Bunu kırsaldaki insanlar bilir. Onların bu bilgisi, bugün teknolojinin ve modern hayatın hakim olduğu bu yaşantılarda geri plana itildi.”</p>
<p>​Yazar, günümüzde yaşanan felaketlere ve doğaya dönüş çabasına değinirken, bu durumu “can havli” olarak değerlendirdi. Gezgin, “Şu an felaketler kapıyı çalıyor, dünyanın her yerinde insanlar telaşa kapılmış durumda. Neredeyse can havliyle doğaya sarılmaya çalışıyorlar ama tanımadıkları, yabancı oldukları bir doğa bu. Gökdelenlerdeki ofis çalışanları, kendilerini rahat hissetmek için yağmur sesi dinliyor. Her yeri kapalı, göğü görmeyen ofislerinde bu sesleri dinleyerek, stres atmaya çalışıyorlar. Buldukları her anda taşa dokunmaya, suya basmaya çalışıyorlar. Artık o suları da bulamaz hale geldik” dedi.</p>
<p>​Yazarın aktarımlarının ardından konuklar söz alarak, bu buluşmanın kendilerini çocukluklarına götürdüğünü ve çok güzel günleri tekrar anımsadıklarını dile getirdi. Kadınlar, çocuklarını yetiştirirken kitapta belirtilen hususlara dikkat etmeleri gerektiğini belirterek, düzenlenen etkinlik için Nilüfer Belediyesi ve yazar Deniz Gezgin’e teşekkür ettiler.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferli-kadinlar-doganin-diline-deniz-gezginle-kulak-verdi-585673">Nilüferli kadınlar, doğanın diline Deniz Gezgin&#8217;le kulak verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
