<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dikkate | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/dikkate/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dikkate</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Oct 2025 10:06:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>dikkate | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dikkate</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 10:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bezlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tipler]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomada, yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956">Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomada, yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınıyor. Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, “Lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bir kısmı yavaş seyirli olup sadece izlenebilirken, hızlı seyirli olanların erken tanıyla tedavi edilme oranı çok yüksektir” dedi.<strong> Lenfomanın artık korkulacak bir hastalık olmadığının altını çizen </strong></em><strong>Prof. Dr. Ateşoğlu,</strong><em><strong> </strong>doğru zamanda konulan tanı ve uygun tedavi planının hastalığın gidişatını tamamen değiştirebileceğine dikkat çekti. </em></p>
<p>Lenfomanın bağışıklık sisteminin doğal parçası olan lenf bezlerinden kaynaklanan bir hastalık olduğunu anlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastaneleri Hematoloji Bilim Dalı Bölüm Başkanı ve Kemik İliği Nakli Direktörü Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, “Halk arasında lenf kanseri olarak biliniyor. Bir kısmı yavaş seyirlidir ve tedavisiz izlenebilir. Hızlı seyirli olanlarda ise tedavi edilme oranı yüksektir. Ancak doğru zamanda konulan tanı ve uygun tedavi planı hastalığın gidişatını tamamen değiştirebilir” diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Ateşoğlu, “Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomanın erken tanıyla tedavi edilme oranı yüz güldürücüdür. Kalıcı lenf bezi büyümeleri, gece terlemeleri, açıklanamayan kilo kaybı ve ateş ihmal edilmemelidir” dedi. </p>
<p><strong>“ADI KANSER OLSA DA BİR KISMI YAVAŞ SEYİRLİDİR”</strong></p>
<p>Lenfomanın bir lenf bezi hastalığı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, şunları söyledi: “Lenfoma, halk arasında ‘lenf kanseri’ olarak bilinen, lenf bezlerinin büyümesiyle kendini gösteren bir hastalıktır. Son yıllarda farkındalık günlerinin de etkisiyle toplumda tanınırlığı giderek artıyor. Bu çok önemli çünkü lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Seksenin üzerinde alt tipi bulunur; bazıları tedavi gerektirmeden izlenebilir, bazıları ise daha hızlı seyrettiği için tedaviye ihtiyaç duyar. Bu nedenle her lenfoma tanısından korkmamak gerekir.”</p>
<p>“Adı kanser olsa da bir kısmı yavaş seyirlidir ve hızlı seyirli olanların da tedavisi mümkündür” diye konuşan Prof. Dr. Ateşoğlu, “Erken tanı ile erken tedavi sağlanır, bu da yüz güldürücü sonuçlara ulaşmamızı sağlar. Doğru zamanda, doğru biyopsi ve patoloji raporlarıyla konan tanı çok önemlidir çünkü her alt tipin tedavisi farklıdır. Yıllarca nüks etmeden yaşayan pek çok lenfoma hastası vardır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GECE TERLEMELERİNE DİKKAT”</strong></p>
<p>Lenf bezlerinin bağışıklık sisteminin doğal bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ateşoğlu, şunları söyledi: “Lenf bezlerimiz vücudun savunma hattıdır. Enfeksiyonlarla savaşırken geçici olarak büyüyebilirler ve çoğu kişi bunu enfeksiyona bağlayarak önemsemez. Evet, her enfeksiyonda lenf bezi büyüyebilir ancak <strong>uzun süren, giderek büyüyen ve kaybolmayan lenf bezleri mutlaka araştırılmalıdır. </strong>Bu her zaman lenfoma anlamına gelmez, farklı nedenlerden de kaynaklanabilir ama sebebin netleşmesi için doktora başvurmak gerekir.” Prof. Dr. Ateşoğlu, şüphelenilmesi gereken bulgular konusunda şu bilgileri verdi: “Gece uykudan uyandıracak kadar yoğun terleme, istemsiz kilo kaybı, iştah azalması, nedeni açıklanamayan ateşler ve geçmeyen kaşıntılar bizim için önemlidir. Bu belirtiler enfeksiyon sırasında da görülebilir fakat enfeksiyon bittiğinde kaybolması beklenir. Eğer devam ediyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır.”</p>
<p><strong>“LENFOMADAN ŞÜPHELENMEK İÇİN İLERİ YAŞTA OLMAK GEREKMEZ”</strong></p>
<p>Lenfomanın bazı alt tiplerinin erkeklerde, bazılarının ise kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Elif Birdal Ateşoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de bu konuda net bir veri tabanı yok ancak mevcut veriler, ülkemizdeki sıklığın Avrupa ülkelerine benzer olduğunu gösteriyor. Dünyanın farklı bölgelerinde bazı alt tipler daha sık görülebiliyor; Türkiye’deki dağılım Avrupa’ya yakın. Lenfoma genellikle ileri yaş hastalığıdır ancak gençlerde de görülebilir. Bu nedenle lenfomadan şüphelenmek için ileri yaşta olmak gerekmez.”</p>
<p><strong>“TEDAVİ BAŞARISI ERKEN TANIYA BAĞLI”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinin evreye göre tedavi edilen bir hastalık olduğunu anlatan Prof. Dr. Ateşoğulu, tedavi yaklaşımları konusunda şu bilgileri aktardı: “Lenfomanın yavaş seyirli tipleri bazen yalnızca takip edilirken, agresif tiplerde tanıyı ne kadar erken koyarsak tedavi süresi o kadar kısalır ve başarı oranı o kadar yükselir. Geçmişte tedavi yalnızca kemoterapiyle yapılırken, bugün tedavi seçenekleri büyük ölçüde gelişmiş durumda. İmmünoterapiler bu alanda adeta bir çığır açtı. Lenfomaların iki ana tipi vardır: B hücreli ve T hücreli. Özellikle B hücreli tiplerde kullanılan hedefe yönelik ilaçlar tedavi yaklaşımını tamamen değiştirdi. Artık kemoterapi tek başına değil, immünoterapi ile birlikte uygulanıyor. T hücreli lenfomalarda da hedefe yönelik yeni ilaçlar geliştirildi ve hastalara daha etkili tedavi imkânı sağlanıyor.”<strong> </strong></p>
<p><strong>“KEMİK İLİĞİ NAKLİ NE ZAMAN GÜNDEME GELİR?”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinde kemik iliği naklinden de yararlandıklarını anlatan Prof. Dr. Elif Birdal Ateşoğlu, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bazı agresif lenfomalarda, ilk tedaviden sonra hastalığın geri gelmesini önlemek için otolog (kendinden) kök hücre nakli yapılır. Bazı hastalarda ise nakil gerekmez, yalnızca hastalık tekrarladığında uygulanır. Dirençli ve genç hastalarda allojenik (vericiden) nakil seçeneği de gündeme gelebilir.”</p>
<p><strong>“ÖNÜMÜZDEKİ YILARDA TEDAVİDE ÇOK DAHA ETKİLİ SONUÇLAR BEKLİYORUZ”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinin hızla geliştiği ve önümüzdeki yıllarda çok daha etkili sonuçlar alınabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Ateşoğlu, “Yeni ilaçlar ve hedefe yönelik tedaviler sayesinde, daha önce dirençli olan hastalarda bile yüz güldürücü sonuçlar elde edilebiliyor. Özellikle CAR-T hücre tedavisi, kemoterapiye yanıt vermeyen hastalarda büyük bir umut haline geldi. Bağışıklık sistemini aktive ederek hastalığı yok etmeyi amaçlayan bu tedavilerin, önümüzdeki yıllarda çok daha etkili sonuçlar sağlaması bekleniyor.” diye konuştu. </p>
<p>Lenfoma bir kanser hastalığıdır ancak çok yavaş seyirli tipleri de vardır; bazı hastalar yıllarca sadece düzenli kontrollerle izlenebilir. Agresif tiplerde ise tedavi gerekir ve en iyi sonuçlar erken evrede tanı konulduğunda alınır. Tedaviden sonra hastalık tekrarlayabilir ama nüks en sık ilk iki yılda görülür; beş yıl sonrasında tekrarlama riski belirgin şekilde azalır. Sonuç olarak, lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Gelişen tedavi seçenekleri sayesinde her geçen gün daha başarılı ve umut verici sonuçlar elde ediyoruz.”</p>
<p><strong>İŞARETLERİN FARK EDİLMESİNDE TOPLUMSAL FARKINDALIK ŞART!</strong></p>
<p>Erken tanıyla tedavide elde edilen başarının önemine işaret eden Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması gerekliliğini değinerek, “Bu konuda birçok sivil toplum kuruluşu da önemli çalışmalar sürdürüyor. Halen Lenfoma Bilimsel Alt Komite Başkanlığı görevini yürüttüğüm Türk Hematoloji Derneği’ nde de hem bilimsel hem de toplumsal çalışmaları ulusal ve uluslararası boyutta sürdürüyoruz. Amacımız tüm toplumlarda lenfomanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ancak erken tanının ne denli önemli olduğunu anlatmak” diye konuştu</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956">Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer belirtisi olabilecek farklılıklar dikkate alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-belirtisi-olabilecek-farkliliklar-dikkate-alinmali-576953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 12:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[farklılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[olabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[topçuoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada en sık görülen demans (bunama) tipi olan Alzheimer hastalığında beyin hücre ölümünün çok hızlı ve erken olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, günlük yaşamda ortaya çıkan birtakım değişikliklerin iyi gözlemlenmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-belirtisi-olabilecek-farkliliklar-dikkate-alinmali-576953">Alzheimer belirtisi olabilecek farklılıklar dikkate alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Tüm dünyada en sık görülen demans (bunama) tipi olan Alzheimer hastalığında beyin hücre ölümünün çok hızlı ve erken olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, günlük yaşamda ortaya çıkan birtakım değişikliklerin iyi gözlemlenmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Unutkanlık, plan yapma ve problem çözme yetilerinde zayıflama, halihazırda bildiği görevleri tamamlamada güçlük, yer ya da zamana ait kafa karışıklıkları, konuşma ve yazmada kelime bulma problemi gibi belirtiler mutlaka dikkate alınmalı ve uzmana başvurulmalı” uyarısında bulundu. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada hastalığın ilerleyici bir nörodejeneratif hastalık olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beyin hücre ölümü, çok hızlı ve erken gerçekleşiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer hastalığının tüm dünyada en sık görülen demans (bunama) tipi olduğunu belirten   </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu</span></span></span><span><span><span>, “Alzheimer hastalığı, henüz nedeni tam aydınlatılamayan şekilde beyin hücrelerinin programlanandan daha erken ölmesi nedeniyle olmaktadır. Yaşla beraber her kişide beyin hücre ölümü olmaktadır ama Alzheimer hastalığında bu süreç çok hızlı ve erken olmaktadır. Hücre ölümüyle birlikte beyin yavaş büzüşmeye başlar ve küçülür. Alzheimer hastalığı yaşlanmanın doğal bir sonucu değil, ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bu belirtiler göz ardı edilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer belirtilerinden bahseden </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu</span></span></span><span><span><span>, “Unutkanlık, plan yapma ve problem çözme yetilerinde zayıflama, halihazırda bildiği görevleri tamamlamada güçlük, yer ya da zamana ait kafa karışıklıkları, konuşma ve yazmada kelime bulma problemi önemli belirtiler arasındadır. Eşyaları yanlış yere koyma ve sonrasında koyduğu yeri bulamama, muhakeme yeteneğinin bozulması, iş hayatından ve sosyal aktivitelerden kaçınma, duygudurum ve kişilik değişiklikleri de diğer belirtiler arasında sıralanabilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mekânsal ilişkiyi anlamada güçlük çekilebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, g</span></span></span><span><span><span>örsel olarak objeleri ve bunların mekânsal ilişkilerini anlamada güçlük çekmenin de bir başka belirti olduğunu söyledi. Bunu bir örnekle açıklayan </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Örneğin p</span></span></span><span><span><span>encereden bakarken gördüğü bir cismi kendine ait bir eşyaya benzetme ve eliyle uzanırsa ya da pencereden aşağıya adım atarsa ona ulaşabileceğini sanmak da belirtiler arasında yer almaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Unutkanlığın farklı nedenleri olabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Her unutkanlığın Alzheimer habercisi olmadığını ancak ciddiye alınması gerektiğini belirten </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “</span></span></span><span><span><span>Unutkanlık bir semptomdur. Alzheimer dışında da pek çok hastalık ya da tıbbi durumlarda görülebilir. Bu durumlar ciddiyet açısından bazı vitamin ya da mineral eksikliklerinden beyin tümörlerine kadar geniş bir yelpazede olabilirler. O nedenle unutkanlık yakınması da tüm diğer semptomlar gibi ciddiye alınıp hekime başvurulmalıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aile öyküsü, kafa travması, depresyon risk faktörleri arasında…</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer’da risk faktörlerine dikkat çeken </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu</span></span></span><span><span><span>, bu faktörleri yaş, aile öyküsü, kafa travması, geçirilmiş depresyon öyküsü, kalp-damar ya da beyin- damar hastalıkları, düşük eğitim düzeyi ve ApoE4 taşıyıcılığı olarak sıraladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İşleyen beyin ışıldar</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer’in ortaya çıkmasının önlenemeyeceğini ancak bu durumun yaşam koşullarına bağlı olarak daha ileri yaşlara ertelenebileceğini ifade eden </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“</span></span></span><span><span><span>Her ne kadar hastalığın oluş mekanizmasını önlemeye yönelik tedavi çalışmaları sürse de Alzheimer hastalığının ortaya çıkması, günümüz koşullarında önlenememektedir. Ancak her zaman söylediğimiz gibi, işleyen beyin ışıldar. Eğitimli, sosyal hayatın içinde, üretmeye çalışan insanlarda semptomlar çok daha geç ortaya çıkabilecekken, düşük eğitim düzeyi, sosyal izolasyon, hayatın dışında kalma gibi unsurlar, hastalık belirtilerinin çok daha erken ortaya çıkmasına neden olur. Bu da kişinin yaşam kalitesi açısından çok önem taşır.” </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-belirtisi-olabilecek-farkliliklar-dikkate-alinmali-576953">Alzheimer belirtisi olabilecek farklılıklar dikkate alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknolojiyle büyüyen nesil dijital tehditleri ne kadar dikkate alıyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/teknolojiyle-buyuyen-nesil-dijital-tehditleri-ne-kadar-dikkate-aliyor-565415</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 08:40:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyen]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[oran]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tehditler]]></category>
		<category><![CDATA[tehditleri]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojiyle]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital yerliler olarak tanımlanan gençler bağlantılı teknolojilere karşı içgüdüsel bir rahatlık geliştirmiş durumdalar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknolojiyle-buyuyen-nesil-dijital-tehditleri-ne-kadar-dikkate-aliyor-565415">Teknolojiyle büyüyen nesil dijital tehditleri ne kadar dikkate alıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dijital yerliler olarak tanımlanan gençler bağlantılı teknolojilere karşı içgüdüsel bir rahatlık geliştirmiş durumdalar. Bu rahatlık; aşırı güven, dikkatsizlik ve sabırsızlıkla birleştiğinde önemli riskler doğurabiliyor. Gençlerin siber güvenliğe dair farkındalık kazanması için klasik &#8220;ders verme&#8221; yaklaşımından ziyade, empati ve anlayışla bilgi paylaşımı ön plana çıkmalı.  Güvenli bir dijital yaşam için her yaştan bireyin bilinçlenmesinin öneminden hareket eden siber güvenlik şirketi ESET, gençler  çevrimiçi güvenliklerini nasıl artırabilirler sorusuna cevap aradı, önerilerini paylaştı. </strong></p>
<p>Dijital yerliler olarak adlandırılan genç nesiller, teknolojik cihazlar ve internetle iç içe büyümüş bireyler olarak dijital dünyaya oldukça hâkim. Ancak bu hâkimiyet, onları siber tehditlere karşı bağışık kılmıyor. Araştırmalar, bu grubun çevrimiçi dolandırıcılık ve diğer tehditler karşısında daha savunmasız olduğunu, risklere daha fazla maruz kaldığını ve bu risklerin sonuçlarını yeterince önemsemeyebildiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Dijital yerlilerin paradoksu</strong></p>
<p>Genç nesilleri siber risklere karşı daha hassas kılan bir dizi faktör bulunuyor. National Cybersecurity Alliance tarafından yapılan bir araştırma, gençlerin internette geçirdiği sürenin daha ileri yaştaki bireylere kıyasla daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, Z kuşağının %65’i ve Y kuşağının %64’ü her zaman internete bağlı olduklarını belirtiyor. Buna ek olarak, Z kuşağının %38’i ve Y kuşağının %36’sı 10’dan fazla çevrimiçi hesaba sahipken bu oran Sessiz kuşakta yalnızca %23. Çevrimiçi hesap sayısının artması, potansiyel siber tehditlere maruz kalma riskini de artırıyor. Ancak daha çarpıcı olan, özellikle Z kuşağının dijital hijyen alışkanlıklarının oldukça zayıf olduğuna işaret eden veriler. Aynı araştırmaya göre:</p>
<ul>
<li>Z kuşağının yüzde 46’sı, işverenlerinin bilgisi olmadan hassas iş bilgilerini yapay zekâ araçlarıyla paylaştığını kabul ediyor (diğer çalışanlarda bu oran  yüzde 38).</li>
<li>Her hesap için benzersiz parolalar kullanan Z kuşağı oranı yalnızca yüzde 58 iken Baby Boomers kuşağında bu oran yüzde 71.</li>
<li>Z kuşağının sadece  yüzde 56’sı çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanıyor. Baby Boomers’ın  yüzde 71’i ve X kuşağının yüzde 70’i bu yöntemi tercih ediyor.</li>
<li>Yazılım güncellemelerini her zaman ya da sık sık yüklediğini belirten Z kuşağı oranı yüzde 44.</li>
<li>Z kuşağının yalnızca yüzde 68’i çevrimiçi güvenliği “öncelikli” olarak gördüğünü ifade ederken bu oran sessiz kuşakta yüzde 91, Baby Boomers’ta ise yüzde 89.</li>
</ul>
<p><strong>Gençler siber tehditlerin ateş hattında</strong></p>
<p>Tüm bu veriler, Z kuşağı ve Y kuşağının X kuşağı ve Baby Boomers’a kıyasla kimlik avı ve çevrimiçi dolandırıcılıklara daha kolay kanabileceğini gösteriyor. Z kuşağı ve Millennials grubu, çevrimiçi dolandırıcılıklar sonucu maddi ya da kişisel veri kaybı yaşama riski açısından daha üst sırada yer alıyor.Bu riskin artmasında sabırsızlık, naiflik, aşırı özgüven gibi faktörlerin yanı sıra, teknolojiyi çok erken yaşta deneyimleme kaynaklı bir &#8220;her şeyi biliyorum&#8221; yanılgısı da etkili olabilir.</p>
<p><strong>Gençlerin karşı karşıya olduğu başlıca çevrimiçi tehditler</strong></p>
<p>Genç kullanıcıların karşılaştığı siber tehditler, yetişkinlerin karşılaştıklarına benzerlik gösterse de bu tehditlerin gençler üzerindeki duygusal ve psikolojik etkileri çok daha ağır olabilir. Öne çıkan tehdit başlıkları:</p>
<ul>
<li><strong>Cinsel şantaj:</strong> Gençler, açık içerikli fotoğraf ya da videolar göndermeye ikna edilip daha sonra şantaja uğrayabiliyor. Bu tehdit, yapay zekâ ile üretilen çıplaklaştırma görselleri ya da kötü amaçlı yazılımlarla kullanıcıyı izlendiğine inandıran e-postalarla da şekillenebiliyor.</li>
<li><strong>Hesap ele geçirme:</strong> Güçlü parolalar ve MFA kullanılmaması hâlinde sosyal medya ve oyun hesapları gibi platformlar, kaba kuvvet saldırılarıyla kolayca ele geçirilebiliyor.</li>
<li><strong>Çevrimiçi dolandırıcılık:</strong> Sosyal medya, yatırım vaadi sunan ve kişisel bilgi ya da para talep eden dolandırıcılıkların ana kanallarından biri hâline geldi. Deepfake teknolojileri, ünlü isimlerin sözde onaylarıyla kandırma yöntemini daha da inandırıcı kılıyor.</li>
<li><strong>Kötü amaçlı indirmeler:</strong> Ücretsiz uygulamalar, oyunlar ya da korsan içerikler; parola hırsızlığı, reklam yazılımı bulaşması ve cihazın kontrolünü ele geçirme gibi riskler barındırıyor. Bütçesini düşünen gençler bu içeriklere yönelme eğiliminde olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Dijital yerliler için güvenlik ipuçları</strong></p>
<p>Tüm internet kullanıcıları gibi gençlerin de temel siber güvenlik uygulamalarını benimsemesi gerekiyor. Dijital yerlilerin çevrimiçi tehditlere karşı kendilerini daha iyi koruyabilmesi için şu adımlar öneriliyor:</p>
<ul>
<li><strong>Sadece resmi uygulama mağazalarını kullanın</strong> ve korsan içerik indirmeyin. Bu, kötü amaçlı yazılım bulaşma riskini azaltır.</li>
<li><strong>Yeni bir uygulamayı indirmeden önce</strong> yorumları ve geliştiricinin geçmişini kontrol edin.</li>
<li><strong>İşletim sistemlerini ve yazılımları güncel tutun.</strong> Bu, cihazın en son güvenlik yamalarına sahip olmasını sağlar.</li>
<li><strong>Tüm cihazlara güvenilir güvenlik yazılımları yükleyin.</strong> Bu, kötü amaçlı yazılım bulaşmalarını ve zararlı indirmeleri engellemeye yardımcı olur.</li>
<li><strong>Kimlik avına karşı dikkatli olun.</strong> Şüpheli e-posta veya mesajlardaki bağlantılara tıklamayın, ekleri açmayın. Gönderenin adresini kontrol edin, şüpheli mesajları doğrudan ilgili kurumla doğrulayın.</li>
<li><strong>Sosyal medya dolandırıcılıklarına karşı tetikte olun.</strong> Tıklamalar konusunda dikkatli olun, tanıdığınız kişilerden gelen mesajlara bile temkinli yaklaşın.</li>
<li><strong>Gizlilik ayarlarını gözden geçirin.</strong> Sosyal medyada fazla bilgi paylaşmak, hedefli saldırılar veya deepfake içerik üretimi için veri sağlayabilir.</li>
<li><strong>Gerçek olamayacak kadar iyi görünen şeylere şüpheyle yaklaşın.</strong> Dolandırıcılar çoğunlukla bu tür &#8220;fırsatları&#8221; kullanarak kandırır.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknolojiyle-buyuyen-nesil-dijital-tehditleri-ne-kadar-dikkate-aliyor-565415">Teknolojiyle büyüyen nesil dijital tehditleri ne kadar dikkate alıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun vücudundaki morlukları dikkate alın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-vucudundaki-morluklari-dikkate-alin-400381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Aug 2023 10:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[morlukları]]></category>
		<category><![CDATA[vücudundaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda bazen sadece basit bir çarpma ile oluşan morluklar kimi zaman çok ciddi hastalıkların da habercisi olabilir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-vucudundaki-morluklari-dikkate-alin-400381">Çocuğunuzun vücudundaki morlukları dikkate alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuklarda bazen sadece basit bir çarpma ile oluşan morluklar kimi zaman çok ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Bu nedenle ‘’Çocuğum sadece çarpmıştır, birkaç güne zaten geçecektir’’ söylemleri her zaman hafife alındığı kadar kolay olmayabilir. Fakat belirti gösteren her morlukta endişeli yaşamak ve en olumsuz senaryoyu düşünmek de yanlıştır. Liv Hospital Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan çocuklardaki morlukların hangi durum ve seviyelerde ciddiye alınması gerektiği konusunu anlattı.</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Morluk sayısını ve boyutunu mutlaka takip edin                                          </strong><br />Çocuğunuz hareketli ve yerinde duramayan bir yapıdaysa morarmalarını normal karşılayabilirsiniz Çünkü dizinin altında, özellikle kaval kemiğinin üzerinde destek doku az olduğundan dolayı çarpması ya da düşmesi sonucu dizlerinde morlukların oluşması çok doğaldır. Ancak çocuğunuzun yalnızca diz altında değil vücudunun diğer bölgelerinde de varsa ve travma olmadan veya küçük çarpmalarla bile büyük morluklar oluşuyorsa bu bir kan hastalığının belirtisi olabilir. Bu nedenle bu konuda dikkatli olmanız, morluk sayısı ve boyutlarını takip etmeniz çok önemli.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ayrıntılı muayene önemli</strong><br />Vücudumuz kanama olmasını engellemek üzere programlanmış bir sistemin bütünüdür. Damar duvarı, kan pulcukları (trombosit) ve pıhtılaşmaya yarayan faktörler sayesinde hasarlanan yerde pıhtı oluşup kanama olmasını engeller. Bu 3 faktör iyi çalışmazsa veya sayılarında azalma olursa morluklar oluşmaya başlar. Morluklar ile gelen bir hastada iyi bir öykü, dikkatli fizik muayene ve basit birinci basamak testleri ile yüzde 80’den fazla durumda tanı konulabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>TANIDA, MORLUĞA EŞLİK EDEN AĞRI VE ATEŞ ÖNEMLİ</strong></p>
<p><strong>Tanı nasıl konuluyor?</strong><br />Sizde ya da diğer çocuklarınızda bir şikayetin bulunup bulunmadığı ve morluklara eşlik eden ağrı, ateş gibi başka semptomların görülüp görülmediği konusu tanı için önemlidir. Düşünülen tanıya uygun tetkikler istenerek, genelde tam kan sayımı ve periferik yayma denilen mikroskopla, hücrelere bakılarak tanı konulur. Bazen pıhtılaşma testleri ve kemik iliği aspirasyonu gibi ileri tetkiklerin de yapılması gerekebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kemik iliği kanseri habercisi olabilir</strong><br />Morarmalar trombosit yani kan pulcuk sayısı ve fonksiyon bozuklukları İTP (immün trombositopenik purpura, glanzmann trombastenisi, vb), Hemofili A ve Hemofili B, vWF gibi pıhtılaşma faktör eksiklikleri ve lösemi, nöroblastom gibi kemik iliğini tutan tümör hastalıklarının habercisi olabilir. Aynı zamanda bazı karaciğer ve böbrek hastalıklarının ilk belirtisi de morlukların sayı ve büyüklüklerinin fazla olması şeklinde klinik bulgu verebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tek başına morluk lösemi demek değildir<br /> </strong>Bacaklarda morarma sıklıkla görülen bir lösemi belirtisi olabilir ama lösemi tek başına sadece morluklarla bulgu vermez. Bu morarmaların nedeni blast denilen hücrelerin kemik iliğini istila ederek iyi hücrelerin üremesini engellemesinden kaynaklanmaktadır. Kemik iliğinde yaşam için gerekli olan eritrosit (Kırmızı kan hücreleri) azalınca çocukların rengi solar, halsizleşir, çabuk yorulur, yerinden kalkmak istemez, çok üşürler; kan pulcukları (trombositler) azalınca hastada morluklar ve peteşi denilen minik kanamalar yanında burun, ağız, idrar, dışkı, mide kanamaları oluşabilir. Lökositler azalınca ve artınca ateşli hastalıklar oluşur. Bu nedenle morlukların lösemiyi düşündürmesi için çocuklarda genellikle beraberinde kilo kaybı, vücutta çeşitli bölgelerde bezeler, diş etlerinde şişkinlik ve eklem ağrıları, ateş ve düzelmeyen enfeksiyonlar olmalıdır. Eklem ve bacak ağrıları romatizmal çocuk hastalıklarına bağlı olabileceği gibi lösemiye de bağlı olabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ne zaman endişelenmek gerekir?</strong><br />Ağrı iki haftadan uzun sürüyorsa, sık tekrarlıyorsa, vücut ağrı kesicilere yanıt vermiyorsa, hareket kısıtlanması varsa, gece ağrı ile uyanılıyorsa mutlaka araştırılması gerekir. Çok sayıda olan, kendi kendine gelişen, travmanın şiddetiyle ters orantılı olan, beraberinde burun ve diş eti kanamalarının eşlik ettiği morluklarda da alarma geçilmesi gerekir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-vucudundaki-morluklari-dikkate-alin-400381">Çocuğunuzun vücudundaki morlukları dikkate alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Bu Önerileri Dikkate Alın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-sagligimizi-korumak-icin-bu-onerileri-dikkate-alin-389126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2023 08:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alın]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hem bilişsel hem de fiziksel işlevlerimizi en iyi şekilde gerçekleştirmek için beyin sağlığının mutlaka korunması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-sagligimizi-korumak-icin-bu-onerileri-dikkate-alin-389126">Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Bu Önerileri Dikkate Alın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Hem bilişsel hem de fiziksel işlevlerimizi en iyi şekilde gerçekleştirmek için beyin sağlığının mutlaka korunması gerekiyor. Üstelik yaşam kalitemizin artırılması için de bu konunun son derece önemli olduğunu söyleyen Nöroloji uzmanı Dr. Yüksel Dede, “Aslında genel sağlığımızı korumamıza yönelik yaptığımız her şey aynı zamanda beyin sağlığımızı korumamıza da yardımcı olur” dedi.</em></p>
<p>Beyin sağlığımız yaşam tarzımız, alışkanlıklarımız ve günlük etkinliklerimizle güçlü ilişkisi olan bir durum. Dolayısıyla günlük yaşamımızda yapacağımız küçük değişikliklerin beyin sağlığımızı korumamıza katkı sağlayacağının altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yüksel Dede, “Dünya Beyin Günü”nde bu konuda yapabileceklerimiz konusunda önerilerde bulundu. </p>
<p>Bilişsel ve fiziksel işlevlerimizi sorunsuz yerine getirebilmenin yanında hayat kalitemizi de yükseltmek için sağlıklı bir beyne sahip olmamız gerektiğine işaret eden Uzm. Dr. Dede, günlük yaşamımızda beslenmeden uyku düzenine, egzersiz alışkanlığından stresi kontrol edebilme becerimize kadar pek çok unsurun beyin sağlığımız ile birebir ilişkili olduğunu anlattı. </p>
<p><strong>“AKDENİZ TİPİ BESLENİN”</strong></p>
<p>Sağlığımızın temelini oluşturan en önemli unsurlardan biri olan beslenmenin beyin sağlığı için de olmazsa olmazların başında geldiğini söyleyen Uzm. Dr. Dede, özellikle Akdeniz tipi beslenmenin beyin sağlığını korumaya yönelik etkisinin bilimsel olarak da kanıtlandığını ifade etti.   Uzm. Dr. Dede, liften zengin meyve ve sebzenin bol tüketilmesi, tam tahıl, kuruyemiş ve protein kaynaklarının dengeli kullanılması, omega 3 yağ asitlerinden zengin balık, ceviz, keten tohumu gibi besinlerin günlük beslenme düzeninde mutlaka olması gerektiğini söyledi. </p>
<p><strong>“AKTİF BİR HAYAT SÜRÜN”</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz yapmanın ve fiziksel açıdan aktif bir hayat sürmenin beyin sağlığına olumlu etki yaptığını anlatan Uzm. Dr. Dede, “Egzersiz sırasında kan dolaşımı artar, beyne daha fazla oksijen taşınır. Aynı zamanda egzersiz yapmak stresin de azalmasına katkı sağlar. Bu nedenle hangi yaşta olursanız olun mutlaka kendinize uygun bir egzersizi hayatınıza alın. Yürüyüş, koşu, pilates ya da farklı bir egzersiz. Önemli olan nokta bunu düzenli hale getirebilmektir” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GÜNDE MUTLAKA 7 SAAT UYUYUN”</strong></p>
<p>Bedenin uykuyla kendini yenileyip dinlendirebildiğini hatırlatan Uzm. Dr. Dede, kaliteli ve yeterli bir uykunun beyin sağlığı için olmazsa olmaz bir unsur olduğunu belirti.  “Günde en az 7 saat uyku uyumak beynin onarım ve dinlenme süreci için gereklidir. Daha kaliteli bir uyku için öğleden sonra kafein tüketilmemeli, uykudan önce ağır yemekler yememeye çalışılmalı, belirli bir uyku düzeni oluşturulmalı ve karanlık, sessiz, uygun sıcaklıkta iyi bir uyku ortamı sağlanmalıdır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“STRESİNİZİ KONTROL ETMEYE ÇALIŞIN”</strong></p>
<p>Beyin sağlığı için yapılması gerekenlerle birlikte yapılmaması gerekenlerin de bulunduğunu ve bunların başında da stresin geldiğini söyleyen Dr. Dede, “Kronik stresin beyin sağlığını olumsuz etkilediği biliniyor. Bu önlemek için yoga, meditasyon, nefes egzersizleri gibi stresle başa çıkma yöntemlerini kullanmak, hobilere vakit ayırmak, doğada vakit geçirmek faydalı olacaktır” dedi. </p>
<p><strong>“SOSYALLEŞİN VE BEYNİNİZİ ZİNDE TUTACAK AKTİVİTELER YAPIN”</strong></p>
<p>Beynin sürekli aktif tutulmasının ve bunu sağlarken de keyif verici, stres azaltıcı aktivitelere yönelmenin her yaşta pozitif etkileri olacağını belirten Dr. Yüksel Dede, “Beyni zinde tutmak için düzenli olarak zihinsel aktivite yapmak önemlidir. Yeni bir dil öğrenme, kitap okuma, bulmaca çözme, satranç oynama, yeni beceriler edinme gibi zihinsel aktiviteler beyin sağlığına büyük katkı sağlar” diye konuştu. </p>
<p>Bununla birlikte sosyal bir hayat sürmenin sosyalleşmenin ve farklı insanlarla etkileşimde bulunmanın de sağlıklı bir beyin için önemli bir unsur olduğunu belirten Dr. Dede, sözlerine şöyle devam etti: “Sosyal etkileşimde bulunmanın, aile ve arkadaşlarla vakit geçirmenin, beyin sağlığını olumlu yönde etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle her yaş dönemindeki ama özellikle ileri yaştaki kişilerin yalnız kalmamalarını, farklı ortamlara girmelerini ve beyinlerini aktif tutacak çalışmalarda bulunmalarını tavsiye ediyoruz.” </p>
<p><strong>SİGARA VE ALKOLDEN UZAK DURUN</strong></p>
<p>Sadece beyin sağlığı değil genel sağlığın korunması için de sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerden uzak durmak gerektiğini hatırlatan Dr. Dede, “Bu maddelerin kalp ve damar sağlığına olumsuz etkilerinin yanı sıra kaliteli bir uykunun sağlanmasına ve beynin bilişsel fonksiyonlarına da olumsuz etkileri biliniyor. Bu nedenle bu alışkanlıklar varsa geç kaldım diye düşünmeden hemen bırakılmalı” diye konuştu. </p>
<p><strong>KAFA TRAVMALARINA KARŞI KENDİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Son derece önemli olmakla birlikte zaman zaman gözden kaçan bir durum olan kafa travmalarının da beyin sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunu belirten Dr. Dede, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu noktada özellikle travmaya mahal verebilecek sporları yaparken gerekli önlemlerin alınması önemli. Gerekli ve doğru ekipmanların kullanılması ve emniyetin sağlanması her yaştaki kişilerin için mutlaka alınması gereken önlemler arasında yer alıyor.”</p>
<p><strong>KRONİK HASTALIKLARINIZ İÇİN DÜZENLİ KONTROLLERİNİ İHMAL ETMEYİN</strong></p>
<p>Beyin sağlığının genel vücut sağlığı ile çok yakın ilişkide olduğunu ve genel sağlığın iyi ya da kötü olmasının beyni birebir etkilediğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yüksel Dede, özelikle kronik hastalıkları olan kişilerin sağlık muayenelerini düzenli olarak yaptırmaları gerektiğinin belirtti. Dr. Dede, “Diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği gibi kronik hastalıklar kalp ve damar sağlığının yanı sıra beyin sağlığı üzerinde de etkili olabilir. Bu nedenle kronik hastalıkların kontrol altında tutulması gerekir. Aynı zamanda genel sağlığın kontrolü ve potansiyel sorunların çözümü için de düzenli hekim kontrolleri sağlanmalıdır” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-sagligimizi-korumak-icin-bu-onerileri-dikkate-alin-389126">Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Bu Önerileri Dikkate Alın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Z Kuşağı İşte Saygı Görmek ve Dikkate Alınmak İstiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-iste-saygi-gormek-ve-dikkate-alinmak-istiyor-380792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 13:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alınmak]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[görmek]]></category>
		<category><![CDATA[işte]]></category>
		<category><![CDATA[istiyor]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380792</guid>

					<description><![CDATA[<p>ATA Holding ve Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Z kuşağı hakkında üniversite-sanayi iş birliğine ışık tutacak bir araştırma gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-iste-saygi-gormek-ve-dikkate-alinmak-istiyor-380792">Z Kuşağı İşte Saygı Görmek ve Dikkate Alınmak İstiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATA Holding ve Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Z kuşağı hakkında üniversite-sanayi iş birliğine ışık tutacak bir araştırma gerçekleştirdi. Çalışma, Z Kuşağı bireylerinin çalışma yaşamına ilişkin görüş ve beklentilerini anlamak amacıyla hayata geçirildi. Araştırmanın çalışma grubunda Ata Holding Z Kuşağı çalışanları ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde eğitimlerine devam eden Z kuşağı öğrenciler yer aldı. Ocak-Ağustos 2022 tarihleri arasında BAU CO-OP Direktörlüğü koordinasyonunda gerçekleşen akademik çalışmaya, Bahçeşehir Üniversitesi Endüstri Mühendisliği, Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik, Bilgisayar Mühendisliği, Siyasal Bilimler ve Uluslararası İlişkiler gibi farklı bölümlerde öğrenim gören öğrenciler katıldı. Bu alanda yapılan çok katılımlı anket tarzı soru cevap yönteminden farklı olarak, her bir katılımcıyla derinlikli röportaj yoluyla ve boylamsal bir çalışma yürütüldü.</p>
<p>Projenin yürütücüleri arasında, Bahçeşehir Üniversitesinden Prof. Dr. Hatice Necla Keleş ve Bahçeşehir Üniversitesi CO-OP Direktörü Bahri Toper, proje ekibindeyse ATA Holding Koordinatörü Tuncer Köklü, Ata Holding- Milgo İş Geliştirmeden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ecehan Kurdoğlu, Ata Holding İnsan Kaynakları Müdürü Gizem Menderes, CO-OP Kariyer Psikolojik Danışmanları Cansu Mat ve Neyzen Aydın Yanık, CO-OP Uzman Yardımcısı Beril Çağlayan, CO-OP Asistan Öğrencileri Vanesa Yeruşalmi ve Zeynep Yılmaz yer aldı. Tüm kuşakların birbirini daha iyi anlayabilmesine ışık tutacak çalışmada, üniversite mezuniyetinden iş yaşamına geçişte Z kuşağının çalışma hayatından beklentileri incelendi. Araştırma sonucunda şirketlere rehber olacak çeşitli veriler elde edildi. </p>
<p> </p>
<p>Araştırma sonucu 6 ana konu başlığı altında toplandı.</p>
<p>Çalışma Yaşamına Bakış Açısı</p>
<p>İdeal Çalışma Düzeni</p>
<p>İdeal Yönetici Tutumu</p>
<p>İdeal Çalışma Ortamı</p>
<p>Geleceğe Yönelik Bulgular</p>
<p>Çalışma Arkadaşlığı</p>
<p><strong>“Gençler slogana değil uygulamaya bakıyor”</strong></p>
<p>Z kuşağı çalışan ve öğrenci grubuna çalışma hayatının tanımı, ideal çalışma ortamı, çalışma arkadaşlığının anlamı, başarılı yöneticilerin özellikleri neler olmalıdır gibi iş hayatına dair görüşleri soruldu. Z kuşağı gençleri, iş hayatında en çok değer görmeyi, fikirlerinin sorulmasını ve saygı beklediklerini söylerken, iş ortamında özellikle yöneticilerinin iletişim dilinin yapıcı olmasını beklediklerini de vurguladı İş ortamındaki paylaşım ve arkadaşlıklara önem verdiklerini, bu nedenle belirli bir profesyonellik içinde kalarak iş sonrası sosyal paylaşımlarının ve birlikteliklerin faydasına inandıklarını da belirtti. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> <strong>“Monotonluğu tehdit olarak görüyor”</strong></p>
<p> Z kuşağı çalışanları iş yeri ortamının profesyonel ama bir o kadar da eğlenceli olmasını tercih ediyor. Sürekli aynı işi yaparak monotonlaşmayı hayatlarında büyük bir tehdit olarak görürken, kurum içi projeler ve girişimcilikle bunun aşılabileceğine inanıyor. Bir kısmı ise iş deneyiminden sonra kendi girişimiyle ilerlemeyi tercih edeceğini belirtiyor. Hemen hemen tamamı yurt dışı fırsatlarını ve yurt dışında çalışarak yaşamayı en öncelikli idealleri arasında tutarken, tamamına yakını çalışacakları firmanın global firma olmasını ve yurt dışı fırsatı sunmasını tercih ediyor. Staj esnasında verilen işlerin de çalışanlarda olduğu gibi ekibe katkı sağlayacak ve performanslarını yansıtabilecekleri işler olmasını bekliyor. Z kuşağı çalışanlar, performanslarıyla ilgili geri bildirimleri 3 veya 6 aylık dönemlerde almayı ve bu geri bildirimlerin dikkate alınarak iş tanımları dâhil tüm süreçlerinin güncellenmesini bekliyor. Gençler, aynı firmada 10-15 yıl gibi sürelerle çalışmayı da pek anlamlı bulmadıklarını ayrıca ifade ediyor.</p>
<p><strong>“Beklenti sadece maddiyat değil”</strong></p>
<p>Firmaların insan kaynakları arasındaki yetenek savaşlarını genç çalışanların sık iş değiştirmesinde önemli bir etken olarak gördüklerini belirten Z kuşağı çalışanları, özellikle Linkedln’den kolaylıkla verilere ulaşılabildiğini, bu sayede işini seven memnun bir çalışanın bile alacağı daha cazip bir teklifle başka firmaya geçebildiğini söylüyor. Maaşı önemli bulsalar bile sadece ücret için iş değiştirmeyeceklerini özellikle vurguluyor. İşini severek yapmanın ve iş yerinde mutlu olmanın da en az alınan ücret kadar önemli bir etken olduğuna dikkat çekiyor. Z kuşağı, çalışma düzeni olarak hibrit ve esnek çalışma düzenini tercih ederken, tamamen online çalışmayı tercih etmediğini net şekilde belirtiyor.</p>
<p>Çalışma, ülkemizde oldukça önemli bir çoğunluğa sahip Z kuşağının iş hayatında daha iyi anlaşılabilmesi adına hem araştırma sonucu hem de önerileri ile birlikte önemli bir kılavuz niteliği taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-iste-saygi-gormek-ve-dikkate-alinmak-istiyor-380792">Z Kuşağı İşte Saygı Görmek ve Dikkate Alınmak İstiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Perakende şirketleri tüketici taleplerindeki değişimi dikkate almalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/perakende-sirketleri-tuketici-taleplerindeki-degisimi-dikkate-almali-370670</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 13:02:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[almalı]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[perakende]]></category>
		<category><![CDATA[şirketleri]]></category>
		<category><![CDATA[taleplerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370670</guid>

					<description><![CDATA[<p>EY araştırması, tüketicilerin beklentilerindeki değişime bağlı olarak, perakendecilerin müşteri odaklı değer sunmaya her zamankinden daha fazla odaklanmaları gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/perakende-sirketleri-tuketici-taleplerindeki-degisimi-dikkate-almali-370670">Perakende şirketleri tüketici taleplerindeki değişimi dikkate almalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> EY araştırması, tüketicilerin beklentilerindeki değişime bağlı olarak, perakendecilerin müşteri odaklı değer sunmaya her zamankinden daha fazla odaklanmaları gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi şirketi EY, <strong>Future of Retail (Perakendenin Geleceği)</strong> raporuyla tüketicilerin temel beklentilerine ışık tutuyor ve şirketlere içinde bulunduğumuz yeni döneme yönelik öneriler sunuyor. Perakendecilerin, müşteri odaklı değer sunma konusunda her zamankinden daha fazla baskı altında olduğuna dikkat çeken rapor; tüketici beklentilerindeki değişimleri dikkate almalarını ve sundukları değerlerin tüketiciler için ne anlama geldiğini yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini gösteriyor. </p>
<p>EY’ın Future of Retail raporuna göre, tüketiciler markalardan hayatlarını daha kolay, daha iyi ve daha tatmin edici hale getirmelerini bekliyor. Tüketici talepleri, markalar için yol gösterici nitelikte olan üç temel unsuru (the Three I’s) ortaya çıkarıyor: <strong>Görünmezlik (</strong><strong>Invisibility)</strong>, <strong>Vazgeçilmezlik (</strong><strong>Indispensability) </strong>ve <strong>Samimiyet (</strong><strong>Intimacy).</strong></p>
<p><strong>Görünmezlik (Invisibility)</strong>: Perakendeciler; tüketicilerin ihtiyaç duyduğu ürünlere istedikleri yerde ve zamanda rahatlıkla ulaşmalarını sağlayarak hayatlarını kolaylaştırabilir ve satın alma işlemini neredeyse temassız ve farkında olmadıkları, otomatik bir süreç haline getirebilir.</p>
<p><strong>Vazgeçilmezlik (Indispensability):</strong> Perakendeciler, tüketicilerin yaşamını iyileştirmek için ürünleri birbiriyle bağlantılı ve bütünsel olarak paket hizmet halinde sunabilir. Ürün ve hizmetlerin bir ekosistem aracılığıyla bir araya getirilmesi, tüketicilerin yaşam tarzı odaklı bütünsel önceliklerini çözmek için güven sağlayabilir.</p>
<p><strong>Samimiyet (Intimacy): </strong>Perakendeciler, tüketicilere kendilerini ve temel değerlerini yansıtan daha iyi deneyimler sunarak daha tatmin edici hale gelebilir. Ayrıca, kişiselleştirilmiş harika deneyimler sunmak sadakati arttırabilir.</p>
<p> </p>
<p>EY raporuna göre markalar, tüketici ilgisini kazanmak ve korumak için bu üç değer unsurunu ideal bir şekilde harmanlayarak sunmalı; müşterilere zaman kazandırmak için hıza, rahatlığa ve verimliliğe odaklanan bir yaklaşım benimsemeli. Ayrıca, tüketici ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap verebilmek için hizmeti ve deneyimi rekabette farklılaştırmalı.</p>
<p>Diğer yandan, çevrimiçi deneyim yepyeni fırsatlar yaratıyor. <strong>Doğrudan tüketici (D2C) modeli</strong>, markaları giderek daha fazla “perakendeci” olmaya yönlendirirken, <strong>özel etiket (private label)</strong> kavramı perakendecilerin de giderek daha fazla markalaşmasına olanak sunuyor.</p>
<p>Fiziksel ve dijital perakende satış kanallarının hızla arttığı ve tedarik zincirlerinin hızla küreselleştiği günümüzde; seçenek, şeffaflık ve bulunabilirlik konularında yükseliş söz konusu. Bir zamanlar sadece birkaç marka ve birkaç mağaza ile sınırlı olan tüketici seçimi, şimdi yeni ürünleri ve kanalları içeren zengin bir satın alma seçeneğini kapsıyor. </p>
<p>Günümüzde tüketiciler sorunsuz ve ultra konforlu alışveriş beklentisi içindeler. EY raporu, perakendenin nasıl evrimleşmesi gerektiğini ve gelecekte önemli olacak değer önerilerinin sonuçlarını ele alıyor. Tüketiciye ihtiyaç duydukları anda kolay ve hızlı bir perakende deneyimi sunmak önem kazanıyor. Ayrıca, ürünleri ve hizmetleri iş ortakları aracılığıyla bir araya getirerek, tüketicilerin yaşam tarzı odaklı önceliklerini bütünsel olarak çözmek güven sağlıyor. Bunların yanı sıra tüketiciler, kişiselleştirilmiş deneyimlere ve ortak değerlere önem veriyor.</p>
<p><strong>Yeniliklerin ve teknoloji platformlarının hızlı gelişimi beklentileri yükseltiyor </strong></p>
<p><strong>EY Türkiye Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Kaan Birdal</strong>: </p>
<p>“<em>Perakendecilerin faaliyet tanımlarında artık tüketici daha merkezde yer alıyor. İnternet ortamı daha fazla bilgi, seçenek ve şeffaflık sağlarken; çevrimiçi platformlar tüketicilere nelerin mümkün olduğunu göstererek beklentileri yeniden tanımlıyor. Günümüzde hem dijital hem de fiziksel mağazalar, deneyime yepyeni boyutlar kazandırmaya devam ediyor. Tüketicilerin ürünlere erişme ve satın alma şeklini geliştirmeyi sürdürüyor. </em></p>
<p><em>Bugün tüketiciler; diledikleri zaman, diledikleri yerde sürdürebildikleri ve kolayca tamamlayabildikleri alışveriş deneyimlerini benimsiyor ve bu deneyimleri alışverişlerinde giderek daha fazla tercih ediyor. Tüketiciler, arama motorlarını hızlı bir şekilde, şeffaf bilgileri ve ürün seçeneklerini toplamak için kullanıyor. Hız ve konfora yönelik beklentiler gittikçe artıyor. Yani artık tüketici istediğini, istediği zaman ve istediği yerde görme olanağına sahip oluyor. </em></p>
<p><em>Sosyal ve çevresel değerler; tüketicilerin ne satın aldıklarından kimden satın aldıklarına kadar giderek daha belirleyici hale geliyor. Markalar için başarı ölçütü, sadece ürün satışına odaklı basit bir işlem olmaktan çıkıp, tüketiciyle güvenilir ve uzun vadeli ilişki kurabilme yeteneğiyle de tanımlanıyor. </em></p>
<p><em>Perakende alanına yönelik değerli içgörüler sunan EY Future of Retail (Perakendenin Geleceği)</em> <em>raporu, perakendecilerin, somut ve soyut değerler sunarak müşterilerinin hayatlarına dokunma ve entegre olmanın yollarını bulması gerektiğini ortaya koyuyor.</em>” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/perakende-sirketleri-tuketici-taleplerindeki-degisimi-dikkate-almali-370670">Perakende şirketleri tüketici taleplerindeki değişimi dikkate almalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Deprem Sonrası Yapılacak Planlama Çalışmaları, Bütüncül Bakışla ve Ekosistem Dikkate Alınarak Yapılmalıdır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-deprem-sonrasi-yapilacak-planlama-calismalari-butuncul-bakisla-ve-ekosistem-dikkate-alinarak-yapilmalidir-354191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 11:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alınarak]]></category>
		<category><![CDATA[bakışla]]></category>
		<category><![CDATA[bütüncül]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yapılacak]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalıdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354191</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat’ta meydana gelen ve Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini etkileyen depremler on binlerce yurttaşımızın canının, yüz binlerce yurttaşımızın malının ve geçmişinin yok olmasına neden oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-deprem-sonrasi-yapilacak-planlama-calismalari-butuncul-bakisla-ve-ekosistem-dikkate-alinarak-yapilmalidir-354191">TEMA Vakfı: Deprem Sonrası Yapılacak Planlama Çalışmaları, Bütüncül Bakışla ve Ekosistem Dikkate Alınarak Yapılmalıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>6 Şubat’ta meydana gelen ve Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini etkileyen depremler on binlerce yurttaşımızın canının, yüz binlerce yurttaşımızın malının ve geçmişinin yok olmasına neden oldu. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, deprem sonrası yapılacak planlama çalışmalarının anlık ihtiyaçlara göre değil, bütüncül bakışla ve ekosistem dikkate alınarak yapılması gerektiğine vurgu yaparak, “Yıkım yaşamış bu geniş coğrafya için hem bölge insanının hem de doğanın haklarına aykırı kararlar, tarihsel ve kültürel bağlamından kopuk yeni yerleşim alanlarının oluşmasına ve geri dönüşü mümkün olmayacak yeni sorunlara neden olacaktır” dedi. </strong></p>
<p>Afetten derin bir biçimde etkilenmiş yurttaşlarımızın barınma ihtiyaçları acilen giderildikten sonra şehirlerin sürdürülebilir bir şekilde yeniden kurgulanmasının çok ciddi bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Deniz Ataç, “126 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesini değerlendirdiğimizde ise meraların ve ormanların korunacağından, yıkıntı atıklarının çevre ve insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde bertaraf edileceğinden ve depremden etkilenen illerin  bütüncül bir yaklaşımla planlanarak inşa edileceğinden endişe duyuyoruz. Yıkım yaşamış bu geniş coğrafya için hem insan hem de doğanın haklarına aykırı kararlar, tarihsel ve kültürel bağlamından kopuk yeni yerleşim alanlarının oluşmasına ve geri dönüşü mümkün olmayacak yeni sorunlara neden olacaktır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Öncelikle afetzedelere, en kısa sürede nitelikli geçici yaşam alanları sağlanmalıdır”</strong></p>
<p>“Kentlerin yeniden inşası uzun vadeye yayılan, etaplar halinde uygulanabilecek ve çok aktörlü katılımla gerçekleştirilebilecek bir konudur” diyen Ataç, “Bu süreç yürütülürken kısa ve orta vadede, insanların yaşam alanlarını kalıcı şekilde terk etmek zorunda kalmadan şehirlerine, kültürlerine ve doğal varlıklarına sahip çıkabilmelerini sağlayacak nitelikli geçici barınma koşulları sağlanmalıdır. İnsanların var olan toplumsal ve mekânsal ilişkilerini sürdürmelerini sağlayacak ve doğal alanlara zarar vermeyecek, çevreye uyumlu çözümler ortak akılla, hiçbir grup dışlanmadan geliştirilmelidir. Kentsel ve kırsal toplumların ihtiyaçları farklıdır. Bu farklılığın gözetildiği ve ihtiyaç çeşitliliğine uygun çözümlerin sağlanabildiği geçici barınma türleri, uygun yerlerde ve biçimlerde sunulmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Ekolojik gerçeklerle uyumlu güvenli yaşam alanları planlanmalıdır”</strong></p>
<p>Ataç, yıkımın ardından kentsel ve kırsal alanlarda kaybedilenin sadece konut alanları olmadığını hatırlatarak, “Tarımıyla, sanayisiyle, kültür varlıklarıyla ve eşsiz coğrafyasıyla çok değerli bir sistem çökmüştür. Bu çöküşün giderilmesinin tek yöntemi, bütüncül ve ekosistem tabanlı kalkınma planları, bölge planları, çevre düzeni planları ve devamında bunlara bağlı olarak yapılacak imar planlarıdır. </p>
<p>Salgın hastalıklar, yangınlar, seller, depremler, kuraklık gibi art arda yaşanan afetler artık toplum olarak çok riskli koşullarda yaşadığımızı bize sürekli hatırlatmaktadır. Dolayısıyla deprem, iklim krizi gibi üst üste binen risk unsurlarına karşı dirençli bir yaşamı kurgulamak için şehir ve bölge planlama elimizde bulunan en güçlü araçtır” şeklinde konuştu.  </p>
<p><strong>“Toplum demokratik yöntemlerle planlama ve tasarım süreçlerine mutlaka dahil edilmelidir”</strong></p>
<p>Planlama konusunda bir diğer önemli konunun da halkı bölgeden koparan, karar süreçlerinin dışında tutan yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği olduğunu belirten Deniz Ataç, afet sonrası yeniden toparlanma süreci ne kadar şeffaf ve katılımcı yürütülürse kayıpların onarılmasının ve bölgede yeni bir yaşam kurulmasının o kadar sağlıklı olacağını söyledi. Ataç, “Güvenli kentlerde uzun vadede barış, huzur ve refah içinde yaşanacak şehirler ancak planlama yoluyla yeniden üretilebilir” diyerek, “Planlama; tüm bu süreçlerdeki eylem ve programları bütüncül şekilde kurgulamayı, toplumsal ve mekânsal olarak kültürel, sosyal ve iktisadi hayatı bir bütün olarak üretmeyi hedefler. Bu denli önemli bir aracı devre dışı bırakıp afet sonrası kentlerin yeniden var edilmesini sadece yer-yapı analizleri sonrasında verilecek mühendislik hizmetleri yoluyla konut üretimi olarak anlamak ve uygulamak yeterli ve doğru olmayacaktır. Ayrıca insanların kendi yaşam alanlarının kurgulanması sırasında sürece katılımının da tamamen önünün kapatılmasına sebep olacaktır” ifadelerini kullandı. </p>
<p>“Olağanüstü bir durum içerisinde olduğumuzun farkındayız” vurgusunda bulunan Ataç, “Bu denli büyük bir yıkımın ardından birlikte yaraları sarmaya, acıları paylaşarak azaltmaya çalıştığımız bugünlerde insan onuruna, değerlerine, gereksinimlerine uygun ve doğayla barışık bir sürecin örgütlenmesinin önemle altını çiziyoruz. Kadim kentlerimizin, yüzyıllar boyunca kentsel ve kırsal yaşama ev sahipliği yaptığı bilinciyle anlık kararlarla değil; uzun vadeli, her bir aşaması hesaplanmış ve öngörülmüş, bütüncül ve ekosistem tabanlı planlama süreçleri işletilerek kalıcı, etkin, başka sorunlara yol açmayacak çözümlerle planlanması için tüm karar vericilere çağrıda bulunuyor, sürece katkıda bulunacak herkese peşinen teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-deprem-sonrasi-yapilacak-planlama-calismalari-butuncul-bakisla-ve-ekosistem-dikkate-alinarak-yapilmalidir-354191">TEMA Vakfı: Deprem Sonrası Yapılacak Planlama Çalışmaları, Bütüncül Bakışla ve Ekosistem Dikkate Alınarak Yapılmalıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
