<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>denge | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/denge/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/denge</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 09:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>denge | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/denge</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 09:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz Diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[Glüten]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[korur]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar, şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688">Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar, şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor. Oysa bilimsel veriler, sağlıklı beslenmenin tek bir besini hedef almakla değil; dengeli ve sürdürülebilir bir modelle mümkün olduğunu gösteriyor. Üstelik bu denge yalnızca kilo kontrolü için değil, kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalığın riskini azaltmada da kritik rol oynuyor. </p>
<p>Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kanser riskine etkileri ve Akdeniz diyetinin bu süreçteki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Akdeniz diyeti koruyucu etki gösteriyor</strong></p>
<p>Araştırmalar sebze, meyve, zeytinyağı, tam tahıl ve balık ağırlıklı beslenmenin, özellikle kolorektal kanser başta olmak üzere birçok kanser türünde risk azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu etkinin temelinde; antioksidanlardan zengin beslenme, düşük inflamasyon ve bağırsak sağlığının korunması yer almaktadır. Yıllardır dünyanın en sağlıklı beslenme modeli olarak kabul edilen Akdeniz diyeti, yalnızca kalp sağlığını değil, kanser riskini de doğrudan etkileyen bir özelliğe sahiptir. Akdeniz diyeti modeli, güçlü bilimsel kanıtlarla da etkisini göstermektedir.</p>
<p><strong>Fakir sofrasından modern tıbbın rehberine</strong></p>
<p>Akdeniz diyeti, bir moda akımı değil; tarihsel bir gerçekliğin ürünüdür. 2. Dünya Savaşı sonrası yoksulluk döneminde şekillenen bu beslenme biçimi, 1950’lerde Amerikalı bilim insanı Ancel Keys tarafından yapılan çalışmalarla bilim dünyasının dikkatini çekmiştir. “Yedi Ülke Çalışması”, beslenme ile kronik hastalıklar arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur ve bugün hala referans alınan en önemli araştırmalardan biridir.</p>
<p><strong>Kanserden korunmada asıl mesele “bütüncül beslenme”</strong></p>
<p>Kanser gelişiminde tek bir besin suçlu değildir. Risk; uzun vadeli beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve metabolik dengeyle ilişkilidir. Akdeniz diyeti işlenmiş gıdaları sınırlar, liften zengin beslenmeyi destekler, sağlıklı yağları ön plana çıkarır ve anti-inflamatuvar etki gösterir. Bu bütüncül yaklaşım, hücresel hasarı azaltarak kanser gelişimini önleyici bir ortam oluşturur.</p>
<p><strong>Tek suçlu gluten olarak görülmemeli</strong></p>
<p>Son yıllarda gluten, kanser dahil birçok hastalığın nedeni gibi gösterilmektedir. Oysa bilimsel veriler bu yaklaşımı desteklememektedir. Toplumun yalnızca küçük bir kısmında görülen çölyak hastalığı dışında, glutenin genel popülasyon için doğrudan bir kanser riski oluşturduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Asıl problem çoğu zaman gluten değil; işlenmiş, rafine ve düşük lifli besinlerin fazla tüketimidir.</p>
<p>Glutensiz ürünler çoğu zaman daha az lif içerir ve besin değeri açısından zayıf olabilir. Oysa tam tahıllar; bağırsak sağlığını destekleyen ve özellikle kolorektal kanser riskini azaltan önemli bileşenlerdir. Bu nedenle beslenmede hedef, belirli bir bileşeni tamamen çıkarmak değil; sağlıklı dengeyi kurmaktır.</p>
<p><strong>Beslenme planınızda sebze, tam tahıl ve zeytinyağı var mı?</strong></p>
<p>Akdeniz diyeti yasaklar üzerine değil, denge üzerine kuruludur. Rafine yerine doğal olanı, aşırılık yerine ölçülülüğü savunur. Kanserden korunmada da en kritik nokta, kısa süreli radikal değişiklikler değil, sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklardır. Kanserden korunma, tek bir besini hayatımızdan çıkarmakla değil; doğru beslenme modelini istikrarlı şekilde sürdürmekle mümkündür. Bu nedenle sofraya bakarken yalnızca “neyi çıkardığımıza” değil, “neyi eklediğimize” odaklanmak gerekir. Sebze var mı? Tam tahıl var mı? Zeytinyağı var mı? Bu kontrolleri yapmamız gerekir. Sağlık çoğu zaman radikal değişimlerde değil, doğru dengeyi sürdürebilmekte gizlidir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688">Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bitkisel Ürün Denge Tabloları, 2025</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-623262</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 09:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2024 2025]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşti]]></category>
		<category><![CDATA[Tabloları]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[Yeterlilik Derecesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bitkisel ürünlerde en yüksek yeterlilik derecesi %594,9 ile kayısı ve zerdalide gerçekleşti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-623262">Bitkisel Ürün Denge Tabloları, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><strong>Bitkisel ürünlerde en yüksek yeterlilik derecesi %594,9 ile kayısı ve zerdalide gerçekleşti</strong></p>
<p>Tahıl ürünleri toplamı için 2024-2025 piyasa döneminde yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi (yeterlilik derecesi) %91,1 olarak gerçekleşti. Toplam tahıl üretiminde en büyük paya sahip olan buğdayın yeterlilik derecesi %104,3 (durum buğdayında %202,0, diğer buğdayda %92,3); yem sanayinin en önemli girdilerini oluşturan arpanın yeterlilik derecesi %84,6, mısırın yeterlilik derecesi %73,1, soyanın yeterlilik derecesi ise %4,2 olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong> Seçilmiş tarla ürünlerinde yeterlilik dereceleri, 2024-2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-0-AvzKaYw4.png"/><br />Meyveler ve içecek bitkilerinde 2024-2025 piyasa döneminde en yüksek yeterlilik derecesi %594,9 ile kayısı ve zerdalide gerçekleşti. Turunçgiller grubunda yer alan meyvelerin tamamında üretimin kendine yeterli olduğu görüldü. Yeterlilik derecesi çayda %96,1, muzda %80,7, cevizde %82,8 oldu.</p>
<p><strong> Seçilmiş meyve ürünlerinde yeterlilik dereceleri, 2024-2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-1-lPqUMOJb.png"/><br />Sebze ürünleri toplamı için 2024-2025 piyasa döneminde yurt içi üretimin, yurt içi talebi karşılama derecesi %108,8 oldu. Sebzelerde en yüksek yeterlilik dereceleri sakız kabakta %116,2, hıyarda %115,7, domateste ise %112,3 olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Seçilmiş sebze ürünlerinde yeterlilik dereceleri, 2024-2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-2-sPwfRAuA.png"/></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-623262">Bitkisel Ürün Denge Tabloları, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Gerçeği Sanayinin Yönünü Değiştiriyor: Konya Yeni Üretim Dengesinde Stratejik Konuma Yerleşiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-gercegi-sanayinin-yonunu-degistiriyor-konya-yeni-uretim-dengesinde-stratejik-konuma-yerlesiyor-622406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 17:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altyapısı]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[sanayinin]]></category>
		<category><![CDATA[şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yönünü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de sanayi yatırımlarının mekânsal dağılımı yeniden şekilleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-gercegi-sanayinin-yonunu-degistiriyor-konya-yeni-uretim-dengesinde-stratejik-konuma-yerlesiyor-622406">Deprem Gerçeği Sanayinin Yönünü Değiştiriyor: Konya Yeni Üretim Dengesinde Stratejik Konuma Yerleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de sanayi yatırımlarının mekânsal dağılımı yeniden şekilleniyor. Marmara havzasında yoğunlaşan üretim altyapısının, deprem riski ve tedarik zinciri kırılganlıkları nedeniyle daha dengeli bir yapıya kavuşturulması artık stratejik bir gereklilik olarak ele alınıyor. Bu dönüşüm sürecinde Konya; organize sanayi kapasitesi, genişleme potansiyeli ve lojistik bağlantılarıyla yeni üretim dengesinde kritik şehirlerden biri olarak konumlanıyor.</p>
<p>Bu çerçevede Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Anadolu’da yeni ve büyük ölçekli endüstri alanlarının oluşturulmasına yönelik somut adımları kamuoyuyla paylaştı. 16 Ocak 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan kararla 16 mega endüstri bölgesinin ilan edilmesi, Türkiye’nin sanayi yerleşim stratejisinde yeni bir dönemin başladığını gösteriyor.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da son dönemde yaptığı değerlendirmede üretimin Anadolu’ya dengeli dağılımının stratejik önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Türkiye’nin üretim gücünü tek bir bölgeye bağımlı bırakmadan, daha dirençli ve sürdürülebilir bir sanayi altyapısı inşa ediyoruz. Yeni mega endüstri bölgeleriyle birlikte Anadolu şehirlerimiz üretimin yeni merkezleri olacak. Deprem riski görece düşük, altyapısı güçlü ve lojistik avantajı bulunan şehirlerimiz önümüzdeki dönemde yatırımın ana adresi haline gelecek.”</p>
<p><strong>Sanayide Yeni Denge Arayışı: Riskten Dayanıklılığa</strong></p>
<p>Sanayinin deprem riski yüksek havzalarda yoğunlaşması; yalnızca tesis güvenliği değil, tedarik zinciri sürekliliği ve ihracat akışı açısından da kırılganlık yaratıyor. Bu nedenle üretimin daha dengeli dağıldığı, planlı büyümeye elverişli ve genişleme kapasitesi bulunan şehirler stratejik öncelik kazanıyor. Yeni mega endüstri bölgeleri kararı, risk odaklı üretim modelinden dayanıklılık odaklı bir modele geçişin kurumsal çerçevesini oluşturuyor.</p>
<p><strong>Konya: Coğrafi Avantajdan Stratejik Güce</strong></p>
<p>Anadolu’nun merkezinde konumlanan Konya; kara ve demiryolu bağlantıları, gelişmiş organize sanayi altyapısı ve geniş arazi rezerviyle bu dönüşümün somut yansımalarının izlenebileceği şehirlerden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye Deprem Tehlike Haritası’na göre Marmara havzasına kıyasla daha düşük sismik risk bandında yer alması, yatırım kararlarında uzun vadeli güvenlik perspektifini destekleyen unsurlar arasında değerlendiriliyor.</p>
<p>Şehir, hem iç pazara erişim hem de liman bağlantılarına ulaşım açısından lojistik avantaj sunarken; büyük ölçekli üretim ve yaşam alanı projeleri için genişleme kapasitesi sağlıyor</p>
<p><strong>Sanayi Hareketinin Konut Piyasasına Etkisi</strong></p>
<p>Sanayi yatırımları yalnızca üretim kapasitesini değil; istihdam kompozisyonunu ve şehirlerin demografik yapısını da dönüştürüyor. Orta ve üst düzey yönetici kadroları, teknik ekipler ve tedarik zinciri firmalarının şehirde konumlanması, konut talebini nicelikten çok nitelik eksenine taşıyor.</p>
<p>Bu süreçte genellikle kiralık konut talebinde artış, ardından satılık konut pazarında segment farklılaşması ve planlı, mühendislik altyapısı güçlü projelere yönelim gözlemleniyor. Konya’da oluşan yeni üretim ivmesi, konut tarafında bu yapısal dönüşümün zeminini oluşturuyor.</p>
<p><strong>Stratejik Perspektif</strong></p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Aydın Yatırım Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cihad Aydın, üretimin mekânsal dönüşümünün şehirlerin yaşam altyapısını da dönüştüreceğini belirtiyor:</p>
<p>“Üretimin daha dengeli ve dirençli bir zemine taşınması, şehirlerin yalnızca sanayi kapasitesini değil yaşam kalitesini de doğrudan etkiler. Konya’da oluşan yeni sanayi ivmesi, konut talebini planlı, güvenli ve uzun vadeli değer üreten projelere yönlendirecektir. Önümüzdeki dönemde şehirlerin rekabeti yalnızca üretim gücüyle değil, sundukları yaşam standartlarıyla da ölçülecek.”</p>
<p>Türkiye’de üretim coğrafyasının yeniden tanımlandığı bir dönemde Konya; sanayi, lojistik ve yaşam altyapısını birlikte taşıyabilen yapısıyla yeni ekonomik dengenin kritik şehirleri arasında yer alıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-gercegi-sanayinin-yonunu-degistiriyor-konya-yeni-uretim-dengesinde-stratejik-konuma-yerlesiyor-622406">Deprem Gerçeği Sanayinin Yönünü Değiştiriyor: Konya Yeni Üretim Dengesinde Stratejik Konuma Yerleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serebral Palside Ortopedik Sorunların 5 Sinyali</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/serebral-palside-ortopedik-sorunlarin-5-sinyali-617790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[kalça]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Ortopedi]]></category>
		<category><![CDATA[ortopedik]]></category>
		<category><![CDATA[palside]]></category>
		<category><![CDATA[serebral]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sorunların]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında görülen ve duruş bozukluklarına yol açan nörolojik bir hastalık olarak bilinen Serebral Palsi (SP), beraberinde önemli ortopedik sorunları da getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serebral-palside-ortopedik-sorunlarin-5-sinyali-617790">Serebral Palside Ortopedik Sorunların 5 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında görülen ve duruş bozukluklarına yol açan nörolojik bir hastalık olarak bilinen Serebral Palsi (SP), beraberinde önemli ortopedik sorunları da getirebiliyor. En sık karşılaşılan sorunların başında, spastisite ve buna bağlı ortaya çıkan denge sorunları,  kalça çıkığı ve omurga deformiteleri geliyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Rafik Ramazanov, serebral palsili çocuklarda görülen ortopedik sorunlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yürüme ve duruş bozuklukları sık görülüyor</strong></p>
<p>Serebral palsinin ağırlık derecesine bağlı olarak farklı sorunların görülme oranları da farklılık gösterebilmektedir. En sık karşılaşılan sorunlar spastisite ve buna bağlı ortaya çıkan yürüyüş ve denge sorunları, eklemlerde kontraktürler (eklem hareketliliğini etkileyen kasların, tendonların, bağların veya derinin kalıcı olarak gerilmesi veya kısalması) deformiteler, kalça çıkığı ve omurga ve ayak deformiteleridir. Hastalığın şiddetine bağlı olarak kalça çıkığı görülme oranları %15-20’den %75’lere kadar çıkabilir. Aynı şekilde, omurga deformitelerinin de görülme sıklığı hastalığın şiddeti arttıkça artmakta ve en şiddetli şeklinde %85’lerin üzerine çıkmaktadır. Bu sorunların görülme sıklığı Kaba Motor Sınıflama Sistemi derecesi arttıkça (GMFCS I-V) artış göstermektedir. </p>
<p><strong>Bu 5 belirtiyi hafife almayın!</strong></p>
<p>Aileler genelde bir Fizik Tedavi doktoru yönlendirmesi sonrasında Çocuk ortopedistine başvurmaktadır. Erken çocukluk döneminde bu belirtiler var ise mutlaka uzmana başvurulması gerekmektedir;</p>
<ol>
<li>Çocuğun tonusunda artma veya azalma </li>
<li>Yürüyen çocuklarda parmak ucu yürüme</li>
<li>Dizlerde ve kalçalarda bükülme</li>
<li>Perineal hijyen sırasında çocuğun kalçalarını açamama veya kalçaların açılma derecesinde bir asimetri ve ağrı </li>
<li>Omurgada eğrilik </li>
</ol>
<p><strong>Zamanında müdahale edilmezse ilerliyor </strong></p>
<p>Uzun süre parmak ucunda yürüme, dengede bozulma, ayakaltında nasırlar, ayak kemiklerinde geriye döndürülemeyen taraklanma ile kalıcı hale gelebilir. Aynı şekilde müdahale edilmeyen diz ve kalça fleksiyon kontraktürleri, içe basmaya neden olan yüksek femoral anteversiyon gibi sorunlar beyin hasarı nedeni ile zaten denge sorunları olan çocukların yürüme dengesini iyice bozmaktadır. En önemli konuların başında kalça çıkığı ve omurga deformiteleri gelmektedir. Yürüyemeyen çocuklarda bile kalça ve omurga sorunlarının giderilmesi gerekmektedir. Tedavi edilmeyen omurga deformiteleri kaburgaların leğen kemiğine teması ile ağrılı hale gelir. Öte yandan artmış deformite ile batın ve göğüs kafesi hacimleri azalmaktadır. Göğüs kafesi hacminin azalması akciğer (solunum sorunları ve enfeksiyonlar) ve ilerledikçe de kalp sorunlarına neden olur. Aynı zamanda batın hacminin azalması beraberinde beslenme sorunlarını getirmektedir. Beslenme sonrasında gıda aspirasyonlarının görülme sıklığını artırmaktadır. </p>
<p><strong>Düzenli kalça muayenesi ihmal edilmemeli </strong></p>
<p>Bu hastaların büyük çoğunluğu fizik tedavi aldığı için sürekli profesyonel bir gözün takibinde olmaktadır. Bu yüzden SP’li hastaların tümü için rutin ortopedik muayene gerekmemektedir. Genel olarak, fizik tedavi doktorlarının ilerleyemediği, spastisite kontrolününün fizik tedavi ile sağlanamadığı veya kontraktürlerin geliştiği zamanlarda hastalar tarafımıza yönlendirilmektedir. Ama bundan bağımsız olarak kalça muayenesinin rutin olarak yapılması ve radyografilerle kalçanın durumunun kontrol edilmesi gerekir. GMFCS I ve II hastalara rutin filme gerek yoktur. Semptom varsa film görülmelidir. Ama GMFCS III, IV ve V hastalara 6 ayda bir klinik muayene ve yıllık radyografilerle kontrol edilmesi gerekir. Bu kontroller iskelet büyümesinin tamamlanmasına kadar sürdürülmektedir. </p>
<p><strong>Kişiye ve hastalığa özel tedavi planı uygulanıyor </strong></p>
<p>Serebral palsili çocuklarda var olan patolojiye yönelik ortopedik tedaviler uygulanmaktadır. Spastisite kontrolü için en sık kullanılan yöntemlerden bir tanesi kas içine Botulinium Toksini enjeksiyonudur. Bununla kas-sinir kavşağında geçici bir felç durumu sağlanır ve spastisite çözülür. Kontraktürler geliştikten sonra artık bu yöntem işe yaramamaktadır. Bu dönemde artık kas gevşetmeleri yapılması gerekir. Bazı ayak ve üst ekstremite deformitelerinde fazla çalışan tendonun tamamı veya bir kısmı alınarak transfer edilir. Kemiklerdeki deformiteler veya kas gevşetmesi ile düzeltilemeyecek deformiteler için kemik ameliyatları devreye girmektedir. Yine, kalça çıkığı için de hem kemik ameliyatı hem de yumuşak doku ameliyatının birlikte yapıldığı kombine cerrahiler uygulanmaktadır. Omurga deformiteleri gelişen hastalarda spinal enstrümantasyon ve füzyon ameliyatı yapılır. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serebral-palside-ortopedik-sorunlarin-5-sinyali-617790">Serebral Palside Ortopedik Sorunların 5 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmatik olaylardan kaçınmak doğal, ancak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmatik-olaylardan-kacinmak-dogal-ancak-617025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 12:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınma]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[olaylardan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[Travmatik Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[uluğ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile ortaya çıkabilen kaçınma davranışlarının nedenleri, türleri ve etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-olaylardan-kacinmak-dogal-ancak-617025">Travmatik olaylardan kaçınmak doğal, ancak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile ortaya çıkabilen kaçınma davranışlarının nedenleri, türleri ve etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile kaçınma gerçekleşebilir! </strong></p>
<p>Kaçınma davranışının; bir kişinin bazen kasıtlı bazen de kasıtsız olarak, sıkıntı verici veya rahatsız edici bir olay yahut bir durum sonrası, hızlı ve geçici bir şekilde rahatlama ihtiyacı doğrultusunda reddetmeye-inkâr etmeye yönelik bir kaçış tepkisi olarak tanımlanabileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kaçınma bilişsel (belirli konular üzerine düşünmekten kaçınmak), duygusal (belirli duygu veya hisleri yaşamaktan kaçınmak) veya bağlamsal (olaylardan durumlardan kaçınmak) olarak sınıflandırılabilir.” dedi.</p>
<p>Travmatik olaylardan kaçınma davranışlarının, empati, korku, geçmiş deneyimler ve kontrol ihtiyacı gibi bir dizi psikolojik faktörün bir sonucu olarak ortaya çıkabileceğini kaydeden Beyaz, “Bu davranışlar, kişinin duygusal dengeyi koruma ve stresle başa çıkma çabalarının bir yansımasıdır. Ancak bu tür kaçınma davranışları uzun vadede kişinin kendi travmalarıyla yüzleşme sürecini geciktirebilir. Savaşlar, depremler ve doğal afetler gibi travmatik olaylar, insanlığın tarihi boyunca deneyimlediği acı verici olaylar arasında yer alır. Ancak bazı kişiler, bu tür olaylara doğrudan maruz kalmamış olsalar bile, kaçınma davranışları sergileyebilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Travmatik olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin korku ve endişelerini artırabilir! </strong></p>
<p>Bu durumun nedenleri hakkında bilgi veren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Birçok kişi, haberlerde veya medyada bu tür travmatik olayları gördüğünde, empati ve duyarlılık gösterme eğilimindedir. Duygusal olarak etkilenen bu kişiler, olaylardan kaçınma eğilimine girebilirler. Empati, başkalarının acılarına karşı duyarlı olma yetisini yansıtır ve bu nedenle kişiler bu tür haberleri izlememek veya konuşmaktan kaçınmak isteyebilirler. Travmatik olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin korku ve endişelerini artırabilir.</p>
<p>Özellikle olayların görsel ve sesli medya aracılığıyla sunulduğu durumlarda, bu korkular daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenle, kişiler bu tür haberlerden ve olaylardan uzak durmayı tercih edebilirler. Geçmişte benzer bir travmatik olaya doğrudan maruz kalan veya böyle bir olayı yaşayan kişiler, bu tür olaylardan kaçınma davranışlarını daha belirgin bir şekilde sergileyebilirler.”</p>
<p><strong>Kaçınma, kişinin kontrol ve güven arayışının bir yansıması olabilir! </strong></p>
<p>Bu durumun, geçmiş deneyimlerin travmatik olayların hatırlanması ve tekrar yaşanması korkusundan kaynaklanabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin kendilerini daha güvensiz hissetmelerine neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür durumlarda, kaçınma davranışlarının, kişinin olaylar üzerinde bir miktar kontrol sahibi olma çabasının bir yansıması olabileceğine değinen Beyaz, bilgi edinmeden uzaklaşarak, kişinin kendisini güvende hissetmeye çalışabileceğine işaret etti.</p>
<p><strong>Kaçınma, kişinin kendi duygusal sağlığını koruma girişimi olarak başlar! </strong></p>
<p>Kaçınma davranışlarının nedenine atıfta bulunan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Kaçınma davranışları, kişinin kendini koruma mekanizmalarının bir yansıması olarak başlar. Özellikle travmatik olaylardan kaçınmak, kişinin duygusal dengeyi koruma amacını taşır. Bu tür olaylardan kaçınma, kişinin anksiyete ve stres seviyelerini kontrol etmeye ve duygusal zararlardan kaçınmaya çalıştığını gösterir. Kısacası, kaçınma, kişinin kendi duygusal sağlığını koruma girişimi olarak başlar.”</p>
<p><strong>Kaçınma başlangıçta korur, ama uzun vadede sorunları derinleştirebilir! </strong></p>
<p>Ancak, bu kaçınma davranışlarının uzun vadede sorunları daha da derinleştirebileceğine dikkat çeken Beyaz, “Özellikle kişi olayları sürekli olarak görmezden gelirse bu, olayların etkilerini ele almak ve duygusal olarak iyileşmek için gerekli olan adımları atmamak anlamına gelebilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun, travmatik olayların kişinin zihinsel sağlığına daha fazla zarar vermesine yol açabileceğini vurgulayan Beyaz, “Kaçınma davranışları, kişinin olayların etkileriyle yüzleşmek ve gerektiğinde destek aramak yerine sorunları ertelemesine neden olabilir. Özetle, kaçınma davranışları, başlangıçta kişinin kendini korumasını temsil edebilir, ancak uzun vadede bu davranışlar sorunları daha da derinleştirebilir. Bu nedenle, travmatik olaylarla başa çıkmak için sağlıklı bir yol, olayların etkileriyle yüzleşmek, duygusal destek aramak ve gerektiğinde profesyonel yardım almaktır. Bu, kişinin duygusal iyileşme sürecini başlatmasına yardımcı olabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Denge önemli! </strong></p>
<p>Kişilerin savaş veya diğer travmatik olaylar hakkında kaçınma davranışları göstermelerinin doğal bir tepki olabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ruh sağlığı açısından bazı durumlarda gereklidir. Ancak bu, kişinin savaş veya diğer travmatik olaylarla hiç maruz kalmaması gerektiği anlamına gelmez. Ruh sağlığı açısından denge sağlamak önemlidir ve bu denge kişiden kişiye değişebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ruh sağlığında denge, kişinin duygusal sınırlarını tanımasıyla ilgili! </strong></p>
<p>Travmatik olaylardan tamamen kaçınmanın olumsuz etkilerinin de olabileceğinin altını çizen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişilerin belli bir oranda bu tür olaylarla karşılaşmaları ve bu olaylara dair bilgi sahibi olmaları, dünya olayları hakkında bilinçli ve bilgili olmalarına yardımcı olabilir. Bu, empati geliştirme, bilinçlenme ve hatta yardım sağlama isteğini destekleyebilir. Ruh sağlığı açısından denge, kişinin duygusal ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımakla ilgilidir. Bazen bu, travmatik olaylardan bir süre uzak durmayı içerebilirken, diğer zamanlarda bilinçli bir şekilde olaylar hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirebilir. Her kişinin ihtiyaçları farklıdır, bu nedenle denge kişisel bir tercihe dayalıdır.</p>
<p>Sonuç olarak, kişilerin savaş veya diğer travmatik olaylar hakkında kaçınma davranışları göstermeleri doğru bir tepki olabilir, ancak bu kaçınma, ruh sağlığı açısından dengeli bir yaklaşımla bir arada kullanılmalıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-olaylardan-kacinmak-dogal-ancak-617025">Travmatik olaylardan kaçınmak doğal, ancak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklarınızda]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İltihap]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğinizde]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşınız]]></category>
		<category><![CDATA[yazıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda öne çıkan “bağırsak yaşı” kavramı uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha güçlü bir yer ediniyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524">Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda öne çıkan “bağırsak yaşı” kavramı uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha güçlü bir yer ediniyor. Son yıllarda bilim dünyası, sağlıklı yaş almanın anahtarını şaşırtıcı bir şekilde bağırsak sisteminde arıyor. Yaşa bağlı hastalıkların arkasındaki sessiz biyolojik süreç mikrobiyotamız olabilir.  <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong> bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın dengesinin bozulmasının; kalp hastalıklarından diyabete, unutkanlıktan bağışıklık sorunlarına kadar birçok tabloyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. <strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, sağlıklı yaşlanmanın anahtarının sindirim sisteminde gizli olduğunu vurguluyor ve bağırsakları genç tutmanın yollarını anlatıyor. </p>
<p><strong>Yaşlanmanın Temeli Bağırsaklarda!</strong></p>
<p>Yaşlanmayı çoğu zaman aynadaki görüntümüzle ya da takvim yaşımızla ilişkilendiririz; oysa gerçek biyolojik yaşımızın önemli bir kısmı bağırsaklarımızda saklıdır. Son yıllarda bilim dünyası, yaşlanma sürecini ve yaşa bağlı hastalıkları anlamada bağırsak mikrobiyotasını merkeze alıyor. Bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın sindirimden bağışıklığa, ruh hâlinden beyin sağlığına kadar birçok sistemi etkilediğini belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağırsaklar adeta dinamik bir ekosistem oluşturuyor.  Genç ve sağlıklı bireylerde bu mikroorganizmalar çeşitlilik gösterir ve dengeli bir uyum içinde çalışır. Ancak yaş ilerledikçe bu denge bozulur; faydalı bakterilerin azalması ve iltihap artırıcı türlerin çoğalmasıyla ortaya çıkan bu tablo, tıpta “disbiyozis” olarak adlandırılır ve sağlıksız yaşlanmanın temel biyolojik zeminlerinden biri olarak kabul edilir” diyor. </p>
<p><strong>Mikrobiyota ile Kronik İltihap Arasındaki İlişki…</strong></p>
<p>Yaşla birlikte vücutta ortaya çıkan en önemli biyolojik değişimlerden birinin çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen kronik iltihap süreci olduğuna dikkat çeken <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bilim dünyasında bu tablo “inflammaging” olarak tanımlanır. Bu sessiz iltihaplanma; kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, Alzheimer ve bazı kanser türleri için uygun bir zemin oluşturabilir. Bu noktada bağırsaklar kritik bir rol oynar. Bozulmuş bir mikrobiyota dengesi, bağırsak duvarının geçirgenliğini artırarak zararlı maddelerin kana karışmasına yol açabilir. Bunun sonucunda bağışıklık sistemi sürekli tetikte kalır ve vücut, farkında olmadan uzun vadede kendi dokularını yıpratan bir savunma hâline girer” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Mikrobiyota, Yediklerimiz ve Hastalıklar Arasındaki İnce Çizgi </strong></p>
<p>Son yıllardaki bilimsel verilerle birlikte tip 2 diyabet ve obezitenin yalnızca kalori fazlasıyla açıklanamayacağını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağırsak mikrobiyotası metabolik denge üzerinde belirleyici rol oynar. Bağırsak bakterileri, liften zengin besinleri fermente ederek kısa zincirli yağ asitleri üretir; bu biyolojik bileşikler kan şekeri kontrolünü desteklerken iltihap düzeylerini de baskılamaya yardımcı olur. Ancak yaşla birlikte bu koruyucu bakterilerin azalması, insülin direncinin artmasına zemin hazırlayabilir. Öte yandan bazı bağırsak mikroorganizmaları, özellikle kırmızı et tüketimi sonrasında damar sertliğiyle ilişkilendirilen metabolitlerin oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu mekanizmalar, kalp-damar hastalıklarının yaş ilerledikçe daha sık görülmesini açıklayan önemli biyolojik bağlantılar arasında yer alır” diyor. </p>
<p><strong>Alzheimer ve Parkinson’da Mikrobiyota Etkisi </strong></p>
<p>Bağırsaklarla beyin arasında kesintisiz bir iletişim ağı bulunduğunu söyleyen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bu biyolojik ilişki “beyin–bağırsak ekseni” olarak tanımlanır. Son yıllarda Alzheimer ve Parkinson hastaları üzerinde yürütülen araştırmalar, bu nörodejeneratif hastalıkların bağırsak mikrobiyotasındaki değişimlerle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Mikrobiyota dengesinin bozulması yalnızca sindirimi değil, sinir sistemi üzerinden bilişsel fonksiyonları ve ruh hâlini de etkileyebilir. Bu nedenle bazı bireylerde sindirim şikâyetlerine eşlik eden unutkanlık, odaklanma güçlüğü veya duygudurum değişiklikleri görülebilir. Başka bir deyişle, tablo her zaman yalnızca beyinde başlamaz; biyolojik süreç çoğu zaman bağırsak düzeyinde şekillenir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Bağırsaklarınızı Genç Tutmanın Formülü</strong></p>
<p>Mikrobiyota ile ilişkili sorunların bir kader olmadığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Sağlıklı yaşlanan ve ileri yaşına rağmen aktif yaşamını sürdüren bireylerin mikrobiyota profilleri incelendiğinde, bakteri çeşitliliğinin büyük ölçüde korunduğu görülüyor. Longevity araştırmaları da benzer biçimde, sağlıklı yaş alan bireylerin ortak özelliklerinden birinin zengin ve dengeli bir bağırsak mikrobiyotası olduğunu ortaya koyuyor. Science dergisinde yayımlanan çalışmalarda 90 yaş üzerindeki sağlıklı bireylerde bile bu çeşitliliğin korunabildiği bildiriliyor” diyor. </p>
<p>Üstelik bunun için karmaşık ya da “mucize” çözümlere ihtiyaç yok” diyen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, bağırsak yaşının genç kalmasına katkı sağlayan 5 maddeyi sıralıyor. </p>
<ul>
<li>Liften zengin sebze ve meyvelerle beslenmek, </li>
<li>Yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaları tüketmek, </li>
<li>Düzenli hareket etmek, </li>
<li>Kaliteli uyumak ve </li>
<li>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak.</li>
</ul>
<p>Yaşlanmanın yalnızca takvimle ilgili olmadığını belirten <strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, “Bağırsaklarımız ne kadar sağlıklıysa, genel sağlığımız da o kadar güçlü kalıyor. Sindirim sistemine özen göstermek, aslında kalbi, beyni ve uzun vadeli yaşam kalitesini korumak anlamına geliyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524">Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören Belediyesi&#8217;nden Denge ve Denetleme Oyunu Eğitici Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinden-denge-ve-denetleme-oyunu-egitici-egitimi-612590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 10:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[denetleme]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[eğitici]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcı]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ve Genç Düşünce Enstitüsü iş birliğiyle, “Denge ve Denetleme Oyunu – Eğitici Eğitimi” düzenlendi. Atatürk Cumhuriyet Kulesi’nde gerçekleşen eğitim Genç Düşünce Enstitüsü Başkanı Muratcan Işıldak ile Ufuk Üniversitesi Araştırma Görevlisi Hasan Ali Güçlü tarafından verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinden-denge-ve-denetleme-oyunu-egitici-egitimi-612590">Keçiören Belediyesi&#8217;nden Denge ve Denetleme Oyunu Eğitici Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ve Genç Düşünce Enstitüsü iş birliğiyle, “Denge ve Denetleme Oyunu – Eğitici Eğitimi” düzenlendi. Atatürk Cumhuriyet Kulesi’nde gerçekleşen eğitim Genç Düşünce Enstitüsü Başkanı Muratcan Işıldak ile Ufuk Üniversitesi Araştırma Görevlisi Hasan Ali Güçlü tarafından verildi. Programda; eğitimciler aracılığıyla aktif vatandaşlık, katılımcı demokrasi ve yerel yönetimlerde şeffaflık bilincinin yaygınlaşması amaçlandı. Demokratik kültürün güçlendirilmesine katkı sunan eğitim, önemli bir kapasite geliştirme çalışması olarak öne çıktı.</p>
<p><b>Demokratik bilinç ve denge-denetim mekanizmaları</b></p>
<p>Aktif vatandaşlık, katılımcı demokrasi ve yerel yönetimlerde şeffaflık konularının ele alındığı eğitimde katılımcılara, demokratik sistemlerin sürdürülebilirliğinde güçler ayrılığı ilkesinin önemi ve hesap verebilirlik kültürünün rolü anlatıldı. Program kapsamında yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge ve denetim mekanizmaları interaktif yöntemlerle işlendi. Katılımcılar, parlamenter sistem simülasyonu içerisinde milletvekili, komisyon üyesi ve sivil toplum temsilcisi rollerini üstlenerek; gensoru mekanizması, meclis soru ve araştırma süreçleri, bütçe denetimi ile şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini uygulamalı olarak gerçekleştirdikleri oyunlarla deneyimledi.</p>
<p><b>Uzman eğitmenler ve yaygınlaştırma hedefi</b></p>
<p>Alanında uzman isimlerin gerçekleştirdiği eğitimde, teorik bilgiler uygulamalı çalışmalarla desteklenirken, katılımcıların demokratik refleks geliştirmesi amaçlandı. Düzenlenen programla 18 yaş ve üzeri Keçiörenli vatandaşlara, gençlik çalışmaları yürüten birimlere ve ilgili sivil toplum paydaşlarına bilgi ve becerilerin yerelde yaygınlaştırılması hedeflendi. Eğitim sonunda katılımcılara Eğitici Yetkinlik Belgesi verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinden-denge-ve-denetleme-oyunu-egitici-egitimi-612590">Keçiören Belediyesi&#8217;nden Denge ve Denetleme Oyunu Eğitici Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hızlı rahatlama mitine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hizli-rahatlama-mitine-dikkat-611083</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[mitine]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sultan Tarlacı]]></category>
		<category><![CDATA[rahatlama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[Vagus Siniri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sosyal medyadaki abartılı iddialara karşı, vagus sinirinin beden–beyin dengesindeki rolünü bilimsel gerçekler ışığında açıkladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizli-rahatlama-mitine-dikkat-611083">Hızlı rahatlama mitine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sosyal medyadaki abartılı iddialara karşı, vagus sinirinin beden–beyin dengesindeki rolünü bilimsel gerçekler ışığında açıkladı. </p>
<p><strong>Vagus siniri, vücudun sakinleşme ve denge mekanizmasında kilit rol oynuyor!</strong></p>
<p>Vagus sinirinin, beynin alt bölümlerinden çıkarak kalp, akciğerler, mide-bağırsak sistemi ve bağışıklık sistemiyle doğrudan bağlantı kuran çok önemli bir sinir olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Vücudun ‘sakinleşme, toparlanma ve dengeye dönme’ süreçlerinde kilit rol oynar. Kalp atım hızının yavaşlaması, nefesin derinleşmesi, sindirimin düzenlenmesi ve stres hormonlarının baskılanması gibi etkiler bu sinir üzerinden gerçekleşir.” dedi.</p>
<p>Günümüzde vagus sinirinin, yalnızca bir sinir değil; beyin ile beden arasında sürekli çalışan bir düzenleyici ağın merkezi olarak kabul edildiğini aktaran Prof. Dr. Tarlacı, bu nedenle stres, kaygı, uyku sorunları ve bazı nörolojik hastalıklarla ilişkisinin giderek daha fazla araştırıldığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Sinir sistemi, kısa sürede mucizevi biçimde değişebilen bir mekanizma değil!</strong></p>
<p>Sosyal medyada vagus sinirinin çoğu zaman bilimsel bağlamından koparılarak ‘tek hareketle rahatlama’, ‘bedeni resetleme’ gibi iddialarla sunulduğuna değinen Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Oysa sinir sistemi bu kadar basit çalışan bir yapı değildir.” dedi.</p>
<p>Bu tür söylemlerin bilimsel olarak doğru olmasa da, neden bu kadar ilgi gördüklerini anlamanın zor olmadığına işaret eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi:</p>
<p>“Günümüzde insanlar yoğun stres, kaygı ve belirsizlik içinde yaşıyor ve hızlı, kolay çözümler arıyor. Vagus siniri de bu arayışta somut ve biyolojik bir umut sembolüne dönüşüyor. Sorun, bilginin basitleştirilmesi değil; gerçeğin yerini abartılı vaatlerin almasıdır. Özellikle ruhsal ya da bedensel sorunları olan bireylerde ‘hızlı rahatlama’ vaat eden bu yaklaşımlar<strong> </strong>yanlış umutlara yol açabilir. Sinir sistemi, kısa sürede mucizevi biçimde değişebilen bir mekanizma değildir. Kalıcı rahatlama ve denge, genellikle zamana yayılan ve düzenli uygulamalarla mümkündür. ‘Bir dakikada sakinleş’, ‘tek dokunuşla stres sil’ gibi söylemler, bilimsel tedavilerin değerini gölgede bırakabilir ve kişilerin profesyonel destek arayışını geciktirebilir. Bu nedenle hızlı rahatlama söylemleri yerine, gerçekçi ve sürdürülebilir yaklaşımlar vurgulanmalıdır.”</p>
<p><strong>Vagus siniriyle ilgili uygulamalar bilimsel temelli! </strong></p>
<p>Vagus siniriyle ilgili bilimsel ve tıbbi uygulamaların var olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Vagus siniriyle ilgili bilimsel çalışmalar onlarca yıldır sürüyor. Bu alanda geliştirilen tıbbi teknolojiler, özellikle epilepsi, depresyon, migren ve küme baş ağrısı gibi hastalıklarda destekleyici tedavi seçenekleri olarak kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Bu tür cihazların bazılarının, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından belirli hastalıklar için onaylanmış veya kullanım izni almış olduklarını ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, “Burada önemli olan nokta şudur: Bu uygulamalar ‘mucize tedaviler’ değil, belirli hasta gruplarında fayda sağlayabilen, bilimsel temelli yaklaşımlardır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Cihazlar uygun kişilerde destekleyici bir araç!</strong></p>
<p>Giyilebilir vagus siniri cihazlarının etkinliği konusunda bilim dünyasında temkinli ama umutlu bir yaklaşım hâkim olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu tür cihazların genel olarak güvenli olduğu kabul edilmekle birlikte, etkinlikleri kişiden kişiye değişebilir.” dedi.</p>
<p>Bazı bireylerde belirgin faydalar görülürken, bazı kişilerde etkilerin sınırlı kalabildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Tarlacı, “Bilimsel çalışmalar hâlâ devam ediyor ve uzun dönem sonuçlara ihtiyacımız var. Uzmanlar, bu cihazların tek başına çözüm olarak görülmemesi, uygun kişilerde ve doğru çerçevede destekleyici bir araç olarak kullanılması gerektiği konusunda hemfikir. Geliştirilen transkütanöz auriküler vagus siniri uyarımı (taVSU) cihazı, vagus sinirinin kulak kepçesindeki yüzeyel dallarını hedef alan, dışarıdan uygulanan bir nöromodülasyon teknolojisidir. Cerrahi girişim gerektirmemesi, bu yaklaşımı daha erişilebilir ve güvenli kılar. Amaç, sinir sisteminin dengeleyici mekanizmalarını desteklemek ve stresle ilişkili fizyolojik yükü azaltmaya yardımcı olmaktır. taVSU, başta stres, kaygı, otonom dengesizlikler ve bazı nörolojik-psikiyatrik tablolar olmak üzere, bilimsel araştırmalar ve klinik gözlemler kapsamında değerlendirilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinir sistemi aceleye gelmez!</strong></p>
<p>Nefes, meditasyon, yoga gibi yöntemlerin vagus sinirini doğrudan uyarmaktan ziyade, nefes ritmi, beden farkındalığı ve dikkat odağı üzerinden sinir sisteminin sakinleşmesine katkı sağladığını aktaran Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Düzenli uygulandığında stres düzeyini azaltabilir, uyku kalitesini artırabilir ve genel iyi oluş hâlini destekleyebilir. Ancak her yöntem herkes için uygun değildir. Panik atak, travma öyküsü veya bazı nörolojik sorunları olan bireylerin bu uygulamaları mutlaka uzman görüşüyle değerlendirmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>‘Sinir sistemini sakinleştirme’ konusunda önerilerde bulunan Prof. Dr. Tarlacı sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sinir sistemini düzenlemek, tek bir egzersizle ya da tek bir cihazla mümkün değil. Sağlıklı uyku, düzenli fiziksel hareket, dengeli beslenme, sosyal ilişkiler ve stres yönetimi bir bütün olarak ele alınmalı. Gerektiğinde tıbbi ve psikolojik destek almak da bu yol haritasının önemli bir parçası. Vagus siniri bu bütünün merkezinde yer alır; taVSU gibi bilimsel temelli teknolojiler, doğru kişide ve doğru amaçla kullanıldığında destekleyici olabilir. En önemli mesaj şudur: Sinir sistemi aceleye gelmez; bilim, sabır ve gerçekçilik en güvenli rehberdir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizli-rahatlama-mitine-dikkat-611083">Hızlı rahatlama mitine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beynin detoksu kaliteli uyku!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beynin-detoksu-kaliteli-uyku-608091</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 11:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[detoksu]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, günlük hayatta sıkça kullanılan ‘beyin detoksu’ kavramını bilimsel açıdan değerlendirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beynin-detoksu-kaliteli-uyku-608091">Beynin detoksu kaliteli uyku!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, günlük hayatta sıkça kullanılan ‘beyin detoksu’ kavramını bilimsel açıdan değerlendirdi. </p>
<p><strong>Beyin detoksu olarak adlandırılan süreçler, bilimsel karşılığı farklı olan mekanizmaları ifade ediyor!</strong></p>
<p>‘Beyin detoksu’ kavramının, nöroloji ve nörobilim literatüründe tanımlanmış, klinik olarak kullanılan bir terim olmadığını aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bilimsel çalışmalarda beyni belirli bir sürede toksinlerden arındırmayı hedefleyen standart bir detoks yaklaşımından söz edilmez.” dedi.</p>
<p>Bu kavramın toplumda ilgi görmesinin altında yatan nedenin, beynin gerçekten de kendi iç dengesini koruyan ve kendini düzenleyen bir yapıya sahip olması olduğunu dile getiren Alp, “Günlük dilde ‘detoks’ olarak adlandırılan süreçler, aslında beynin doğal fizyolojik işleyişine atıfta bulunan, ancak bilimsel karşılığı farklı olan mekanizmaları ifade eder. Bu nedenle mesele, kavramın kendisinden çok, nasıl ve ne amaçla kullanıldığıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ‘detoksu’, uyku ve fizyolojik denge ile ilişkili!</strong></p>
<p>Beynin temel temizlik sisteminin, glimfatik sistem olarak adlandırılan ve beyin omurilik sıvısı aracılığıyla çalışan bir yapı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu sistem, metabolik faaliyetler sonucu ortaya çıkan atık maddelerin beyinden uzaklaştırılmasını sağlar ve en aktif olduğu dönem derin uyku evreleridir. Özellikle öğrenme, hafıza ve nörodejeneratif hastalıklarla ilişkilendirilen proteinlerin temizlenmesi büyük ölçüde uyku sırasında gerçekleşir. Buna ek olarak kan-beyin bariyeri zararlı maddelerin beyne geçişini sınırlandırırken, mikroglial hücreler hücresel düzeyde temizlik ve onarım süreçlerinde rol alırlar. Dolayısıyla beynin ‘detoksu’, uyanıkken yapılan uygulamalardan ziyade, uyku ve fizyolojik denge ile ilişkilidir.”</p>
<p><strong>Bilimsel temeli olmayan ‘detoks’ uygulamaları, faydadan çok zarara yol açabilir!</strong></p>
<p>Detoks adı altında sunulan besinler, kürler ya da takviyelerin beyni doğrudan temizlediğini gösteren güçlü bilimsel kanıtlar bulunmadığına vurgu yapan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Dengeli ve yeterli beslenme, beynin enerji ihtiyacını karşılamak ve sinaptik işlevleri desteklemek açısından önemlidir; ancak bu, belirli bir ürünün kısa sürede zihinsel arınma sağlayacağı anlamına gelmez.” dedi.</p>
<p>Kontrolsüz kullanılan takviyelerin, özellikle yüksek dozda alındığında, karaciğer ve böbrek üzerinde yük oluşturabileceğini ve bazı nörolojik ya da psikiyatrik belirtileri olumsuz etkileyebileceğini hatırlatan Alp, kullanılan ilaçlarla etkileşime girme riskinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Alp, bilimsel temeli olmayan ‘detoks’ uygulamalarının, faydadan çok zarara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>‘Doğal’ ürünlerin güvenli olduğu düşüncesi, nörolojik hastalıklar söz konusu olduğunda geçerli değil!</strong></p>
<p>Nörolojik hastalığı olan bireylerde beyin dengesinin zaten hassas bir sistem üzerinden korunduğunu kaydeden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Epilepsi, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı, migren ya da multipl skleroz gibi durumlarda ani beslenme değişiklikleri, uzun süreli açlık uygulamaları veya kontrolsüz takviye kullanımı bazı semptomları artırabilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle bu tür uygulamaların, genel öneriler yerine kişiye özel olarak ele alınması gerektiğini hatırlatan Alp, “‘Doğal’ olarak tanımlanan ürünlerin her koşulda güvenli olduğu düşüncesi, nörolojik hastalıklar söz konusu olduğunda geçerli değildir. En sağlıklı yaklaşım, bu tür girişimleri mutlaka hekim ve alan uzmanlarıyla birlikte değerlendirmektir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sürekli ekrana maruz kalmak toksik yükten çok, zihinsel dengeyi zorlayan kronik bir uyarılma hâli!</strong></p>
<p>Sürekli ekrana maruz kalmanın beyin üzerinde kimyasal anlamda bir toksin birikimine yol açtığının söylenemeyeceğini dile getiren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Ancak uzun süreli ekran kullanımı, beynin dikkat, uyanıklık ve bilgi işleme sistemleri üzerinde belirgin bir yük oluşturur.” dedi.</p>
<p>Özellikle sürekli değişen görsel uyaranların ve bildirimlerin, beynin dinlenme ağlarının yeterince devreye girmesini zorlaştırabileceğine işaret eden Alp, “Bu durum zamanla zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku düzeninde bozulmalar şeklinde kendini gösterebilir. Dolayısıyla burada söz konusu olan bir toksik yükten çok, zihinsel dengeyi zorlayan kronik bir uyarılma hâlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Beyin sağlığı, sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam düzeniyle korunur!</strong></p>
<p>Beyin sağlığını korumak en önemli alışkanlığın düzenli ve kaliteli uyku olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri düzenler, gereksiz uyarıları ayıklar ve kendini yeniler. Ayrıca duygusal düzenleme ve stresle başa çıkma kapasitesi de büyük ölçüde uyku kalitesiyle ilişkilidir. Yeterli uyku olmadığında, sağlıklı beslenme, egzersiz ya da diğer destekleyici alışkanlıkların etkisi sınırlı kalabilir. Bu nedenle beyin sağlığı, kısa süreli çözümlerden çok, sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam düzeniyle korunur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beynin-detoksu-kaliteli-uyku-608091">Beynin detoksu kaliteli uyku!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2026’da Konut Piyasasında Denge Arayışı Öne Çıkacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2026da-konut-piyasasinda-denge-arayisi-one-cikacak-605887</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Çimen]]></category>
		<category><![CDATA[çıkacak]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[öne]]></category>
		<category><![CDATA[piyasasında]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605887</guid>

					<description><![CDATA[<p>Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, Türkiye konut piyasasında 2025’in temkinli bir geçiş yılı olduğunu belirtirken, 2026’da finansman koşulları, seçici talep ve doğru proje–lokasyon dengesinin öne çıkacağını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2026da-konut-piyasasinda-denge-arayisi-one-cikacak-605887">2026’da Konut Piyasasında Denge Arayışı Öne Çıkacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, Türkiye konut piyasasının 2025 performansını ve 2026 yılına yönelik beklentilerini değerlendirdi. 2025’te konut sektöründe kontrollü bir hareketlilik yaşandığını ifade eden Çimen, faiz oranları ve finansman koşullarının alıcı davranışlarını belirleyici rol oynadığını vurguladı. 2026’da ise piyasanın belirsizlikten çok denge arayışıyla şekilleneceğini belirten Çimen, yatırımcılar açısından doğru lokasyon, sürdürülebilir getiri ve uzun vadeli değer yaratmanın her zamankinden daha kritik hale geleceğini dile getirdi.</p>
<p>Özden Çimen, Türkiye konut piyasasının 2025 performansını ve 2026 yılına ilişkin beklentilerini değerlendirdi. 2025 yılının sektör açısından temkinli toparlanma yılı olduğunu belirten Çimen, 2026’da ise finansman koşulları ve talep dengesinin belirleyici olacağını vurguladı.</p>
<p><strong>“2025, bekleme sürecinin öne çıktığı bir yıl oldu”</strong></p>
<p>2025 yılını genel hatlarıyla değerlendiren Özden Çimen, konut piyasasında yıl boyunca kontrollü bir hareketlilik yaşandığını ifade etti. Çimen, “2025, alıcıların kararlarını ertelediği, satıcıların ise piyasa koşullarına uyum sağlamaya çalıştığı bir yıl oldu. Talep tamamen kaybolmadı ancak daha seçici ve temkinli bir yapıya büründü,” dedi.</p>
<p><strong>“Talebi belirleyen ana unsur finansman koşullarıydı”</strong></p>
<p>2025’te konut talebini etkileyen en kritik faktörün finansman olduğunu vurgulayan Çimen, “Faiz oranları, ödeme planları ve erişilebilir kredi imkanları, alıcı davranışlarını doğrudan belirledi. İhtiyaç amaçlı alımlar devam ederken, yatırım amaçlı alımlarda daha temkinli bir yaklaşım gördük,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Faizler, alıcıyı daha küçük ve erişilebilir konutlara yöneltti”</strong></p>
<p>Konut kredisi faizlerinin alım kararlarını ciddi şekilde etkilediğini belirten Çimen, “2025’te alıcılar daha ulaşılabilir fiyatlı, metrekare olarak daha küçük ve amortisman süresi daha kısa konutlara yöneldi. Bu durum, segmentler arası talep dağılımını da değiştirdi,” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yabancı yatırımcı ilgisi tamamen bitmedi, şekil değiştirdi”</strong></p>
<p>Yerli ve yabancı yatırımcı ilgisine de değinen Özden Çimen, “Yabancı yatırımcı ilgisi 2025’te önceki yıllara kıyasla daha sınırlı olsa da tamamen ortadan kalkmadı. Daha çok uzun vadeli değer koruma ve kira geliri potansiyeli sunan projelere odaklanan, daha bilinçli bir yatırımcı profili öne çıktı,” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“2026’da denge ve seçicilik öne çıkacak”</strong></p>
<p>2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Çimen, konut piyasasında denge arayışının belirleyici olacağını söyledi. Çimen, “Faiz politikaları, enflasyon görünümü ve ekonomik istikrar 2026’nın seyrini belirleyecek. En büyük risk belirsizlik, en güçlü beklenti ise kontrollü bir normalleşme süreci,” dedi.</p>
<p><strong>“Yatırımcı için doğru proje ve doğru lokasyon her zamankinden daha önemli”</strong></p>
<p>Parcel Estates’in 2026 stratejisine de değinen Özden Çimen, yatırımcılara net bir mesaj verdi. Çimen, “Artık her konut yatırım değildir. 2026’da yatırımcılar için doğru lokasyon, doğru proje ve sürdürülebilir getiri her zamankinden daha kritik olacak. Biz Parcel Estates olarak yatırımcılara kısa vadeli beklentilerden ziyade, uzun vadeli değer ve güven odaklı bir yaklaşım sunmaya devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2026da-konut-piyasasinda-denge-arayisi-one-cikacak-605887">2026’da Konut Piyasasında Denge Arayışı Öne Çıkacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karlı ve buzlu zeminlerde oluşabilecek kazalara dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karli-ve-buzlu-zeminlerde-olusabilecek-kazalara-dikkat-603946</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 08:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[bileği]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[buzlu]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Düşme]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kârlı]]></category>
		<category><![CDATA[kazalara]]></category>
		<category><![CDATA[olası]]></category>
		<category><![CDATA[oluşabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[yaralanma]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<category><![CDATA[zeminlerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yurdun bazı kesimlerinde yoğun kar yağışı ve buzlanma yaşamı zorlaştırırken günlük yaşamda alınabilecek tedbirler, karlı ve buzlu zeminlerdeki olası yaralanmaları önleyebilir. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karli-ve-buzlu-zeminlerde-olusabilecek-kazalara-dikkat-603946">Karlı ve buzlu zeminlerde oluşabilecek kazalara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Yurdun bazı kesimlerinde yoğun kar yağışı ve buzlanma yaşamı zorlaştırırken günlük yaşamda alınabilecek tedbirler, karlı ve buzlu zeminlerdeki olası yaralanmaları önleyebilir.  İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Araştırma Görevlisi Kevser Burma, kaygan zeminlerde oluşacak kazaların el bileği, diz, ayak bileği ve kalça bölgesini etkileyen yaralanmalara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yoğun kar yağışının görüldüğü günlerde güvenli yürüyüşün düşme riskini azaltacağını belirten Kevser Burma, “penguen adımı” olarak tanımlanan yavaş, kısa ve dengeli adımlarla yürümeyi önerdi. Dengenin sağlanması için ellerin ceplerde tutulmaması gerektiğini söyleyen Burma, kaymaz tabanlı ve kış koşullarına uygun ayakkabı tercih edilmesini önerdi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Araştırma Görevlisi Kevser Burma, karlı ve buzlu zeminde güvenli şekilde yürümeye ilişkin tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yoğun kar yağışı ve buzlanmanın, günlük yaşamı zorlaştırmanın yanı sıra özellikle dış ortamda yürüyen bireyler için ciddi düşme ve yaralanma risklerini de beraberinde getirdiğini kaydeden Kevser Burma, “Karlı ve buzlu zeminler, denge kontrolünü zorlaştırarak travmatik yaralanmalara zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle, olası kazaların önlenmesi ve meydana gelen yaralanmalarda doğru müdahalenin yapılması büyük önem taşımaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaşlar için kırık riski daha çok artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Karlı veya buzlu zeminlerde meydana gelen düşmelerin, en sık el bileği, diz, ayak bileği ve kalça bölgesini etkileyen yaralanmalara yol açtığını belirten Kevser Burma, “Refleks olarak ellerle yere tutunma eğilimi, el bileği kırıkları ve bağ yaralanmalarını artırırken; ani ve kontrolsüz düşmeler kalça kırıkları, diz bağ yaralanmaları veya omurga travmaları ile sonuçlanabilmektedir. Özellikle ileri yaş grubunda kemik yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak kırık riski daha da artmaktadır. Bunun yanı sıra yumuşak doku zedelenmeleri, kas-tendon yaralanmaları ve burkulmalar da kış aylarında sık karşılaşılan sorunlar arasında yer almaktadır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düşme ve yaralanma halinde ilk müdahale nasıl olmalı?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Olası bir düşme durumunda ilk yapılması gereken şeyin, sakin kalmak ve yaralanmanın boyutunu doğru şekilde değerlendirmek olduğunu belirten Kevser Burma, “Şiddetli ağrı, şekil bozukluğu, şişlik, morarma ya da hareket kısıtlılığı varlığında yaralı bölge zorlanmamalı ve kişi mümkün olduğunca hareket ettirilmemelidir. Özellikle baş, kalça veya omurga travmasından şüpheleniliyorsa profesyonel sağlık ekiplerinin müdahalesi beklenmelidir. Burkulma veya yumuşak doku yaralanmalarında ise etkilenen bölgenin dinlendirilmesi, kalp seviyesinin üzerinde tutulması ve soğuk uygulama yapılması ağrı ve ödemin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Soğuk uygulama, ciltle doğrudan temas etmeyecek şekilde 10 dakika süreyle uygulanmalıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Güvenli yürüyüş ile düşme riski azaltılabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yoğun kar yağışının görüldüğü günlerde güvenli yürüyüşün, düşme riskini azaltmada temel faktör olduğunu belirten Kevser Burma, “Bu koşullarda ‘penguen adımı’ olarak tanımlanan yavaş, kısa ve dengeli adımlarla yürümek önerilmektedir. Ağırlığın her iki ayağa eşit dağıtılması, ani yön değişikliklerinden ve hızlı adımlardan kaçınılması dengeyi korumaya yardımcı olur. Kaymaz tabanlı, kış koşullarına uygun ayakkabı tercih edilmesi büyük önem taşırken; ellerin ceplerde tutulmaması, dengeyi sağlamak açısından kritik bir noktadır</span></span></span><span><span><span>. Ellerin serbest olması, olası bir dengesizlik anında vücudun kendini koruyabilmesini sağlar. Ayrıca buzlanma ihtimali olan yokuşlar, merdivenler ve gölgede kalan alanlarda ekstra dikkatli olunmalı, mümkünse bu bölgelerden kaçınılmalıdır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düşme sonrası tedavi, yaralanma şekline göre planlanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşme ya da yaralanma sonrasındaki tedavi sürecinde yapılması gerekenlere değinen Kevser Burma, “Düşme sonrası tedavi süreci, yaralanmanın türüne göre planlanmalıdır. Basit burkulma ve yumuşak doku yaralanmalarında erken dönemde dinlenme ve uygun yüklenme dengesi sağlanmalıdır. Ağrı geçmesine rağmen erken dönemde günlük aktivitelere kontrolsüz dönüş, iyileşme sürecini uzatabilir ve kronik sorunlara zemin hazırlayabilir. Kırık, ciddi bağ yaralanmaları veya uzun süreli ağrı varlığında mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalı ve fizyoterapi süreci ihmal edilmemelidir. Doğru planlanmış rehabilitasyon, hem fonksiyonel iyileşmeyi hızlandırır hem de tekrar düşme riskini azaltır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yoğun kar yağışının etkili olduğu bu günlerde alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Kevser Burma, sözlerini şöyle tamamladı: “Bireylerin çevresel koşullara dikkat ederek hareket etmesi, uygun ayakkabı seçimi ve güvenli yürüyüş tekniklerini benimsemesi büyük önem taşımaktadır. Alınacak basit ama etkili önlemlerle düşme riskinin azaltılması ve olası yaralanmaların önüne geçilmesi mümkündür. Tüm bu öneriler doğrultusunda, herkesin kış mevsiminin sunduğu bu güzel manzaranın sağlıklı, güvenli ve keyifli bir şekilde tadını çıkarmasını diliyoruz.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karli-ve-buzlu-zeminlerde-olusabilecek-kazalara-dikkat-603946">Karlı ve buzlu zeminlerde oluşabilecek kazalara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlanmayı Bağırsaklar Mı Yavaşlatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-bagirsaklar-mi-yavaslatiyor-603313</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 07:51:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklar]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşlatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı yaşam artık yalnızca genetik mirasla açıklanmıyor. Bilim, yaşlanma hızımızın büyük ölçüde günlük alışkanlıklarımız, biyolojik ritmimiz ve bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizma tarafından belirlendiğini ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-bagirsaklar-mi-yavaslatiyor-603313">Yaşlanmayı Bağırsaklar Mı Yavaşlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı yaşam artık yalnızca genetik mirasla açıklanmıyor. Bilim, yaşlanma hızımızın büyük ölçüde günlük alışkanlıklarımız, biyolojik ritmimiz ve bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizma tarafından belirlendiğini ortaya koyuyor. Bağırsak mikrobiyotası; sindirimden bağışıklığa, uyku kalitesinden metabolik dengeye kadar pek çok hayati sistemi etkileyerek longevity’nin merkezinde yer alıyor. Yaşla birlikte bozulan bu denge ise kronik inflamasyon, enerji düşüklüğü ve hızlanan hücresel yaşlanma süreçlerini tetikleyebiliyor. <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Uzun yaşam bir şans meselesi değil; mikrobiyota, biyolojik ritim ve beslenme alışkanlıklarının birlikte yönetildiği bilinçli bir yaşam tercihidir” vurgusunda bulunuyor.</p>
<p><strong>Longevity’nin Merkezinde Mikrobiyota Var</strong></p>
<p>Yaşlanmayı yalnızca takvimde ilerleyen yıllar olarak görmenin büyük bir yanılgı olduğunu belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Bilim artık yaşlanmanın; genetik mirasımız, yaşam tarzımız, hormonlarımız, bağışıklık sistemimiz ve mikrobiyomumuzun birlikte şekillendirdiği karmaşık ve dinamik bir süreç olduğunu ortaya koyuyor. Vücudumuz yaş aldıkça dayanıklılığını bir miktar kaybediyor; savunma mekanizmaları zayıflıyor ve hastalıklara karşı kırılganlık artıyor. Ancak çoğu kişinin farkında olmadığı kritik bir gerçek var: Yaşlanma sürecinin merkezinde, bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın oluşturduğu mikrobiyota yer alıyor” diyor.</p>
<p><strong>Mikrobiyota Dengesi Bozulunca Yaşlanma Başlıyor</strong></p>
<p>Bağırsak mikrobiyotasının yalnızca sindirim sürecini destekleyen pasif bir sistem olmadığını ifade eden <strong>Belinda İrem Ardal</strong>, “Bağışıklık yanıtından ruh haline, metabolik dengeden bilişsel fonksiyonlara kadar pek çok hayati mekanizmanın aktif bir düzenleyicisidir. Bilimsel araştırmalar, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan düşük dereceli kronik inflamasyonun — literatürde <em>“inflammaging”</em> olarak tanımlanan sürecin — mikrobiyota dengesinin bozulmasıyla doğrudan ilişkili olabileceğini gösteriyor. Nitekim yapılan çalışmalar, genç bireylerle ileri yaş grubundaki bireylerin bağırsak mikrobiyotası arasında çeşitlilik, baskın bakteri türleri ve fonksiyonel kapasite açısından belirgin farklar bulunduğunu ortaya koyuyor” diyerek bu değişimin, yalnızca sindirim sağlığını değil; yaşlanma hızını ve hastalıklara yatkınlığı da etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıktığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Beslenme Sadece Kilo Kontrolünde Etkili Değil!</strong></p>
<p>Longevity’yi belirleyen en güçlü mekanizmalardan biri olarak biyolojik saatimizin öne çıktığını belirten <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Biyolojik ritim; gündüz saatlerinde enerjimizi ve zihinsel performansımızı artırırken, gece boyunca hücresel onarım ve yenilenme süreçlerini devreye sokuyor. Öğünler arasında yeterli aralıklar oluşturulmasıyla birlikte otofajiyi — yani hasarlı hücrelerin temizlenmesini sağlayan doğal onarım mekanizmasını — destekler. Besinlerle alınan antioksidanlar, polifenoller ve anti-inflamatuar bileşikler ise oksidatif stresi azaltarak enerji düşüklüğü, kronik yorgunluk, hafıza ve konsantrasyon sorunları, kas-eklem ağrıları, cilt yaşlanması, bağışıklık zayıflığı, sindirim problemleri ve uyku bozuklukları gibi yaşla birlikte sık görülen belirtilerin hafiflemesine katkı sağlar. Böylece beslenme, yalnızca kilo kontrolü değil; hücresel gençliğin korunmasında da temel bir rol üstlenir” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>8 Adımda Mikrobiyota Nasıl Desteklenir?</strong></p>
<p><strong>1. Küçük ve Sürdürülebilir Değişikliklerle Başlayın</strong></p>
<p>Büyük ve ani beslenme değişimleri mikrobiyota üzerinde stres yaratabilir. <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Mikrobiyota istikrarı sever; sürdürülebilir alışkanlıklar, kısa vadeli diyetlerden çok daha kalıcı fayda sağlar” diyor.</p>
<p><strong>2. Yeterli ve Düzenli Sıvı Tüketin</strong></p>
<p>Su, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması ve bağırsak geçiş süresinin dengelenmesi için kritik öneme sahiptir. Yetersiz sıvı alımı, kabızlık ve mikrobiyota dengesizliğine zemin hazırlayabilir.</p>
<p><strong>3. Öğünlerde Denge ve Çeşitliliği Önceliklendirin</strong></p>
<p>Her öğünde farklı renkler, farklı besin grupları ve dengeli makro dağılımı hedeflemek mikrobiyota çeşitliliğini artırır. <strong>Belinda İrem Ardal</strong>’a göre, “Ne kadar çeşitli beslenirsek, bağırsaklarımızda o kadar dirençli ve fonksiyonel bir bakteri ekosistemi oluştururuz.”</p>
<p><strong>4. Lif Alımını Artırın</strong></p>
<p>Lifler, mikrobiyotanın en önemli besin kaynağıdır. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller; faydalı bakterilerin çoğalmasını destekler. Liften fakir beslenme ise mikrobiyota çeşitliliğini azaltır.</p>
<p><strong>5. Sağlıklı Yağlara Yer Açın</strong></p>
<p>Zeytinyağı, avokado, ceviz ve omega-3 kaynakları anti-inflamatuar etkileriyle bağırsak bariyerini destekler. Uzmanlar, özellikle Akdeniz tipi beslenmenin mikrobiyota üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>6. Fermente Gıdaları Rutine Ekleyin</strong></p>
<p>Doğru koşullarda fermente edilmiş kefir, yoğurt, ev yapımı lahana turşusu gibi probiyotik kaynaklar mikrobiyotayı güçlendirir.</p>
<p><strong>7. Vücudun Sinyallerini Dinleyin</strong></p>
<p>Açlık–tokluk hissi, şişkinlik, yorgunluk veya baş dönmesi gibi belirtiler mikrobiyota dengesine dair önemli ipuçları verir. Bu sinyalleri bastırmak yerine anlamak, uzun vadeli denge için kritiktir.</p>
<p><strong>8. Sosyal Yaşam ve Biyolojik Ritmi Göz Ardı Etmeyin</strong></p>
<p>Sosyal bağlar, stres düzeyi ve uyku düzeni mikrobiyota üzerinde doğrudan etkilidir. Yemek saatlerini sosyal yaşamla uyumlu hâle getirmek ve biyolojik ritmi desteklemek, sindirim sağlığını güçlendirir.<strong> Belinda İrem Ardal, </strong>“Mikrobiyota yalnızca ne yediğimizle değil; nasıl yaşadığımızla da şekillenir” diyerek yaşam tarzının altını çiziyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-bagirsaklar-mi-yavaslatiyor-603313">Yaşlanmayı Bağırsaklar Mı Yavaşlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören Belediyesi&#8217;nde Sosyal Denge Sözleşmesi Yeniden İmzalandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinde-sosyal-denge-sozlesmesi-yeniden-imzalandi-601680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 08:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[memur]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, çalışanlarının haklarını gözeten uygulamalara bir yenisini daha ekleyerek, memur ve sözleşmeli personel için Sosyal Denge Sözleşmesi’ni (SDS) yeniledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinde-sosyal-denge-sozlesmesi-yeniden-imzalandi-601680">Keçiören Belediyesi&#8217;nde Sosyal Denge Sözleşmesi Yeniden İmzalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, çalışanlarının haklarını gözeten uygulamalara bir yenisini daha ekleyerek, memur ve sözleşmeli personel için Sosyal Denge Sözleşmesi’ni (SDS) yeniledi. Keçiören Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen imza töreninde, Başkan Özarslan ve Tüm Yerel Yönetim Çalışanları Sendikası temsilcileri arasında, 8. Dönem Toplu Sözleşme tavan tutarına dayalı SDS protokolü imzalandı.</p>
<p>Sözleşme kapsamında, çalışanlara en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) brüt tutarının yüzde 120’si oranında Sosyal Denge Tazminatı ödemesi yapılacak. Bu sözleşmeyle Keçiören Belediyesi’nde görev yapan memur ve sözleşmeli memur personelin mali ve sosyal haklarında önemli kazanımlar elde edilmesi, haklarının korunması ve güvence altına alınması amaçlanıyor.</p>
<p><b>&#8220;Hiçbirimizin üstünlüğü yok, hepimiz halk için çalışıyoruz&#8221;</b></p>
<p>İmza töreninde konuşan <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, çalışanlara önemli kazanımlar sağlayan protokolün, hayırlı olmasını temenni ederek şunları söyledi:</p>
<p>“Ülkemiz gerçekten de zorlu bir dönemden geçiyor. Bizler sokağında, caddesinde, pazarında ve halk günlerinde, insanların ekonomik sıkıntılarını, dar gelirli vatandaşlarımızın dertlerini yakından dinliyoruz. Bu süreç, ülkemizin dar bir boğazdan geçtiğinin bir göstergesidir. Ancak, bizim belediyecilik anlayışımızda şu önemli şiar vardır: ‘Komşusu aç yatan bizden değildir.’ Bu anlayışı, Türk milletinin asil insanları olma özelliğinden alıyoruz. Bu dünyada kimse, kimseden üstün değildir. Bizim için burada, halkımızla birlikte çalışan herkes eşittir. Hiçbirimizin üstünlüğü yoktur. Biz, sadece bir takım çalışması yapıyoruz ve bu çalışmanın adı insanlığa hizmettir. Siz değerli çalışma arkadaşlarımız, bu süreçte bizim için çok kıymetlisiniz ve her zaman öyle olacaksınız. Hep birlikte, halkımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Yöneticilerimiz, sendikamız ve tüm ekip, bu konuda sürekli olarak yanımızda duruyor ve daha iyi nasıl çözüm üretebiliriz diye birlikte kafa yoruyoruz. İleriye dönük olarak, bu sistemin daha da güçlenmesini ve kalıcı hale gelmesini istiyoruz.”</p>
<p><b>“Sosyal Denge Tazminatı’nı en üst sınırdan veriyoruz”</b></p>
<p>Başkan Özarslan, çalışanlara daima destek olduklarını vurgulayarak, bu doğrultuda Sosyal Denge Sözleşmesi’ni en üst sınırdan imzaladıklarını belirterek, “Hep birlikte halkımızın hizmetkârı olmaya devam edeceğiz. Ben de üzerime düşen görevi yerine getirmek için daima yanınızda olacağım. Kıymetli çalışma arkadaşlarımız için yapabileceğimiz en yüksek katkıyı sağladık; sosyal denge tazminatlarını en üst sınırdan veriyoruz. Hep birlikte başarıya ulaşacağımıza olan inancımız tamdır. Hayırlı ve uğurlu olsun.” dedi.</p>
<p><b>“Sosyal Denge Sözleşmesi karşılıklı uzlaşıyla hazırlandı”</b></p>
<p><b>Tüm Yerel Yönetim Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Mücahit Dede</b> ise  “Keçiören Belediyesi’nin mali gerçeklerine uygun, karşılıklı uzlaşıyla bir sosyal denge sözleşmesi hazırlanmıştır. Bu sürece katkı sunan başta Belediye Başkanımız olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyor, sözleşmenin tüm çalışanlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İmza töreninin ardından Başkan Özarslan, Sosyal Denge Sözleşmesi’nin hayırlı olması temennisiyle belediye personeline lokma ikramında bulundu. Memurlar, imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesi’nden duydukları memnuniyeti belirterek Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinde-sosyal-denge-sozlesmesi-yeniden-imzalandi-601680">Keçiören Belediyesi&#8217;nde Sosyal Denge Sözleşmesi Yeniden İmzalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakan Şimşek: Cari Açık Sürdürülebilir Seviyelerde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakan-simsek-cari-acik-surdurulebilir-seviyelerde-599338</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 22:47:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[açık]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[cari]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[seviyelerde]]></category>
		<category><![CDATA[şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ekim ayında cari dengenin 0,5 milyar dolar fazla verdiğini duyurdu. Şimşek, yıllık cari açığın ise 22 milyar dolar seviyesinde kalarak sürdürülebilir bir görünüm sergilediğini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-simsek-cari-acik-surdurulebilir-seviyelerde-599338">Bakan Şimşek: Cari Açık Sürdürülebilir Seviyelerde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ekim ayı cari denge verilerini paylaşarak, altın hariç cari dengenin program döneminde belirgin şekilde iyileştiğini duyurdu. Bakan Şimşek, Ekim ayında altın hariç cari dengenin 3,2 milyar dolar fazla verdiğini, yıllık açık seviyesinin ise 2,6 milyar dolar olduğunu belirtti.</p>
<p>Bakan Şimşek, altının tasarruf tercihleri içindeki önemli rolüne ve fiyatındaki artışın dış ticaret açığına etkisine dikkat çekerken, enerji fiyatlarındaki olumlu görünüm ve ihracat performansının cari dengeyi desteklemeye devam edeceğini vurguladı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/bakan-simsek-cari-acik-surdurulebilir-seviyelerde-0-4brwzepm.jpeg"></p>
<p>“Elde ettiğimiz kazanımları kalıcı hâle getirmek için yapısal reformları kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz” diyen Bakan Şimşek, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir dış denge performansı sergilediğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-simsek-cari-acik-surdurulebilir-seviyelerde-599338">Bakan Şimşek: Cari Açık Sürdürülebilir Seviyelerde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Path of Exile 2: The Last of the Druids ile 12 Aralık&#8217;ta içindeki vahşi ruhu serbest bırak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/path-of-exile-2-the-last-of-the-druids-ile-12-aralikta-icindeki-vahsi-ruhu-serbest-birak-597103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 08:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[12]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[druid]]></category>
		<category><![CDATA[druids]]></category>
		<category><![CDATA[Düşmanları]]></category>
		<category><![CDATA[exile]]></category>
		<category><![CDATA[Formu]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[last]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[of]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[path]]></category>
		<category><![CDATA[Support]]></category>
		<category><![CDATA[the]]></category>
		<category><![CDATA[Vaal]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Path of Exile 2: The Last of the Druids 12 Aralık güncellemesi ile birlikte ölümcül bir kurda, yıkıcı bir ayıya veya ateş püskürten bir wyvern’e dönüş 12 – 15 Aralık tarihleri arasında PC, Steam, PlayStation, Xbox, ve Epic Games Store’da ücretsiz oyna ve Druid’in çok yönlü yeteneklerini, yeni dungeon-crafting lig mekaniğini ve güçlü yeni bir Pinnacle endgame boss’unu deneyimle.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/path-of-exile-2-the-last-of-the-druids-ile-12-aralikta-icindeki-vahsi-ruhu-serbest-birak-597103">Path of Exile 2: The Last of the Druids ile 12 Aralık&#8217;ta içindeki vahşi ruhu serbest bırak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Path of Exile 2: The Last of the Druids</strong> 12 Aralık güncellemesi ile birlikte ölümcül bir kurda, yıkıcı bir ayıya veya ateş püskürten bir wyvern’e dönüş 12 – 15 Aralık tarihleri arasında PC, Steam, PlayStation, Xbox, ve Epic Games Store’da ücretsiz oyna ve Druid’in çok yönlü yeteneklerini, yeni dungeon-crafting lig mekaniğini ve güçlü yeni bir Pinnacle endgame boss’unu deneyimle.</p>
<ul>
<li><em><strong>Ayı</strong>, <strong>Kurt</strong> veya </em><b><em>Wyvern</em></b><em> formuna dönüşerek Druid olarak oynayın ve </em><b><em>Oracle</em></b><em> ya da </em><b><em>Shaman</em></b><em> sınıflarını keşfedin.</em></li>
<li><em>Yeni <strong>Path of Exile 2: Fate of the Vaal League</strong>’de kendi tapınağınızı inşa edin ve hem </em><b><em>Royal Architect</em></b><em>’e hem de yeni bir </em><b><em>Pinnacle Boss: Atziri</em></b><em>’ye meydan okuyun.</em></li>
<li><em>Oyundaki performans optimizasyonu ve azaltılmış Delirium fog dâhil olmak üzere kapsamlı <strong>geliştirme </strong>ve </em><b><em>denge güncellemeleri</em></b><em>.</em></li>
<li><em>Birden fazla <strong>Lineage Support</strong> dahil olmak üzere </em><b><em>30’dan fazla yeni Support Gem</em></b><em> ve </em><b><em>250’den fazla pasif skill</em></b><em> içeren genişletilmiş bir passive yetenek ağacı.</em></li>
<li><em><strong>Ücretsiz Hafta Sonu</strong>, 13 – 16 Aralık tarihlerinde gerçekleşecek.</em></li>
</ul>
<p> <strong> Doğanın Gazabı Vücut Buluyor!</strong></p>
<p>Mist Kralı tarafından vatanı yok edildikten sonra Druid, insanlığının son kalıntılarını da geride bırakmış ve Ogham ormanlarında dolaşmaya başlamıştı. Şimdi yeniden uyanmış hâlde, geçmişinden geriye ne kaldığını arıyor; kayıp eşini bulmak ve insanlığını yeniden kazanmak için bir yolculuğa çıkıyor.</p>
<p>Druid, <strong>Draiocht</strong> gücünü çağırarak şekil değiştirmesini sağlayan yeni bir silah türü olan <strong>Talisman</strong> kullanır. Her Talisman, seçilmiş bir forma erişim sağlar ve Druid’in çok daha ölümcül bir canlıya dönüşmesine olanak tanır:</p>
<ul>
<li><strong>Wolf:</strong> Ay enerjisini durmaksızın bir saldırıya dönüştürerek soğuk hasarıyla düşmanlarını dondur. Gerçek bir alfa olarak, wolf formu yanında savaşmaları için bir minion sürüsü çağırabilir.</li>
<li><strong>Bear:</strong> Ham yıkımın vücut bulmuş hâli. Rage biriktirerek düşmanlarını ez ve attığın her <strong>kükreme</strong>, yıkıcı gücünü daha da artırır.</li>
<li><strong>Wyvern:</strong> Savaş alanının üzerinde süzül ve yeni öldürülmüş düşmanları tüketerek yeteneklerini güçlendir. Ayrıca düşmanlarının üzerine elektrik, ateş ve geniş menzilli havaî yıkım salabilir.</li>
</ul>
<p>İnsan formundayken Druid, <strong>earth</strong> ve <strong>storm</strong> üzerinde hüküm sürer — düşmanlarının altında volkanlar patlar, kökler onları yerinde sabitler ve şimşekler saflarını parçalar. Yeni <strong>Spell Totem</strong> yeteneği kontrol etmeyi unutma; bu yetenek, seçtiğin herhangi bir büyüyü bir süre boyunca otomatik olarak kullanan bir totem oluşturur.</p>
<p>Bir totem yaratmak için <strong>endurance</strong> veya <strong>power charge</strong> gerekir; bunları Bear formunda <strong>rage tüketerek</strong> ya da Wyvern formunda <strong>cesetleri yiyerek</strong> üretebilirsin.</p>
<p><strong>Doğanın Öfkesine Yüksel</strong></p>
<p>Doğanın öfkesini silahlandır ve <strong>Shaman</strong>’a yüksel; burada <strong>Rage</strong> tüketerek meteor, elemental fırtınalar ve durmaksızın büyüsel güç gibi yıkıcı yetenek etkilerini artırır.</p>
<p>Kadim <strong>Azmerian Maji</strong> bilgisini kullanarak, Shaman yeni uyanan <strong>Runes</strong> ve <strong>Idols</strong>’lardan muazzam güç çekebilir. <strong>Wisdom of the Maji</strong>’yi açtığında, her Rune ve Idol yalnızca Shaman’a özel modifierlar kazanır ve gelişmiş build özelleştirmeleri için geniş seçenekler sunar.</p>
<p><strong>Bringer of the Apocalypse</strong> node’una yatırım yaparak, Shaman elemental yıkımın yaşayan bir kanalına dönüşür. Sürekli elemental hasar, zincirleme çok-elemental fırtınalar tetikler ve doğanın öfkesine meydan okumaya cesaret eden tüm düşmanları ezip geçer</p>
<p>Zamanı ve kaderi bükün; Druid’in ikinci ascendancy sınıfı <strong>Oracle</strong> ile <strong>Foresight</strong> kullanarak hareketleri gerçekleşmeden önce tahmin edin ve gelecekteki skill kullanımına dair önseziler elde edin. Bu vizyonları takip ederek aynı yetenekleri aktifleştirmek, hasarı önemli ölçüde artırır.</p>
<p><strong>Converging Paths</strong>, düşmanların Freeze, Stun veya Electrocution’a savunmasız olduğu kritik anlarda savaş hassasiyetini daha da yükseltir; böylece Oracle, <strong>Moment of Vulnerability</strong>’yi tetikleyebilir ve gelecekle şimdiki zaman çizgilerini birleştirerek her ikisine aynı anda saldırabilir.</p>
<p><strong>Oracle</strong> olarak yükseldiğinizde, Druid ağacında 130’dan fazla ek pasif erişilebilir hâle gelir. <strong>The Unseen Path</strong>’e yatırım yaparak Oracle, alternatif geleceklerden güç çekebilir ve normalde ulaşılamayacak yeteneklere erişebilir; örneğin <strong>Self-Sacrificing</strong>, minion’ların Spirit ihtiyacını azaltarak toplam sayısını artırır ancak daha yüksek reservation maliyeti getirir, ya da <strong>Corruption Endures</strong>, nadiren ölümü önleme şansı tanır.</p>
<p> <strong>Dengeleme, Değişiklikler ve Ek Support Gem’ler</strong></p>
<p>Birden fazla <strong>Lineage Support</strong> dahil olmak üzere 30’dan fazla yeni <strong>Support Gem</strong>, build çeşitliliğinde önemli artış sağlıyor. Bu gem’ler, <strong>Accelerated Growth</strong> gibi volkanik botanik patlamalara yol açan yeteneklerden, ek zincirleme slam içeren <strong>Tectonic Slams</strong>’e kadar uzanıyor ve her sınıfın yıkıcı etkiler yaratmasını mümkün kılıyor.</p>
<p>Bu güncelleme, 11 yeni <strong>Unique Eşya</strong> ve onlarca diğer eşya için kapsamlı denge ayarlamaları sunuyor. 21 <strong>Lineage Support</strong> yeniden düzenlendi ve buna dokuz tamamen yeni ekleme eşlik ediyor. İki yeni Druid Ascendancy’si dışında, mevcut hemen tüm Ascendancy’ler de denge güncellemeleri aldı; bazıları daha kapsamlı revizyonlardan geçti, örneğin <strong>Smith of Kitava</strong>.</p>
<p>Druid yeteneklerinin ötesinde, tüm sınıflardan 90’dan fazla aktif skill yeniden dengelendi. Bu geniş kapsamlı güncellemenin tamamlayıcısı olarak, <strong>passive yetenek ağacı</strong> 250’den fazla yeni pasif skill ile genişletildi.</p>
<p><strong>Savaş netliğini artırmak için</strong>, yüksek seviye haritalarda canavar yoğunluğu artık artmayacak. Bunun yerine zorluk ve ödüller orantılı olarak ölçeklenecek: %40 daha fazla canavar yerine, düşmanlar artık %40 daha fazla eşya düşürecek, %40 daha fazla deneyim ve %40 daha fazla cana sahip olacak — boss’lar hariç. Canavar hız modifier’ları da oyuncuların etrafında yığılmalarını önlemek için azaltıldı. Görsel iyileştirmeler açısından, <strong>Delirium fog</strong> da önemli ölçüde hafifletildi.</p>
<p>CPU yükü, multithreading ve performans optimizasyonu da ana odaklardan oldu. Oyuncular, özellikle konsollarda, en az %25 daha yüksek kare hızı ve çok daha az frame spike bekleyebilir. Ek performans iyileştirmeleri aktif olarak geliştiriliyor ve önümüzdeki aylarda oyunculara sunulmaya devam edecek.</p>
<p><strong>Fate of the Vaal’de Yükselen Bozulmayı Fethet</strong></p>
<p>Vaal medeniyetinin zirvesine geri dönün. <strong>Queen Atziri</strong>, imkânsızı başarma arzusu olan ebedi gençliği elde etme peşinde, imparatorluğunu feda etmeye hazırlanıyor. Geçmişin hâlâ yeniden yazılabilecek bir yönüne direnmek için <strong>Royal Architect</strong> ve Atziri’nin sadık takipçilerini alt edin.</p>
<p>Wraeclast genelinde bozulma yeniden yükselirken, yerden yükselen Vaal beacon’larının kötü niyetli enerjisini yenin ve özlerini geri yönlendirin. Beacon’ları enerjilendirerek, eski bir tapınak olan <strong>Lira Vaal</strong>’a açılan bir geçit ortaya çıkacak. </p>
<p><strong>Tapınağını Özelleştir</strong></p>
<p><strong>Beacon karşılaşmaları</strong>, tapınak odalarına erişimi açar. Altı oda bir araya getirilerek istediğiniz bir düzen oluşturulabilir. Her defasında bazı odalar kalıcı olurken, diğerleri yıkım tarafından tüketilir. Beacon’ları temizlemeye devam etmek, yeni odalar, daha karmaşık yapılar ve artan ödül potansiyeli sunar. Bir düzineden fazla oda türü mevcut olup, her biri farklı <strong>unique düşmanlar</strong>, mekanikler ve ödül havuzları sunar.</p>
<p>Her odanın konumu önemlidir; maksimum getiriyi sağlamak için stratejik yerleştirme gerekir. Örneğin, oyuncular bir <strong>Commander</strong> yerleştirerek bir <strong>Garrison of Troops</strong>’u kontrol edebilir; bu, canavarları hem daha zor hem de daha ödüllendirici hâle getirir. Tapınağı keşfederken, bazı odalar istikrarsız hâle gelir ve her seferinde altı yeni oda eklemek size kalır, bu da tapınağın boyutunu artırır.</p>
<p>Ayrıca, oda davranışlarını yeniden şekillendiren <strong>Medallion’lar</strong>, double-corruption fırsatları ve uzuvları mekaniklerle değiştirebilen deneysel <strong>Vaal mekanizmaları</strong> keşfedebilirsiniz!</p>
<p><strong>Yeni Vaal Üretim Mekanizmaları</strong></p>
<p>Tapınakta bulunan özel üretim mekanizmalarıyla <strong>Çürüme</strong> gücünü kontrol altına alın:</p>
<ul>
<li><strong>Juatalotli’s Triumph:</strong> Corrupted <strong>Vaal Unique Item</strong>’ı değiştirir ve özelleştirmeleri Vaal’e özgü varyantlarla ikame eder.</li>
<li><strong>Precursor Machine:</strong> Tabletlere eski enerjiyle <strong>bozulma</strong> ekler.</li>
<li><strong>Jiquani’s Triumph:</strong> <strong>Soul Core</strong>’ları çarpıtır.</li>
<li><strong>Kishara’s Acquisition:</strong> Ekipmandan <strong>soketleri</strong> kurtarmaya çalışır; başarı oranı değişkenlik gösterir!</li>
</ul>
<p><strong>Royal Architect ve Yeni Pinnacle Boss: Atziri ile Yüzleş</strong></p>
<p><strong>Xipocado</strong>, Atziri’ye bağlı olarak oyuncunun daha derin tapınaklara erişimini engelliyor. Onu alt etmek, ek üretim araçlarına erişim ve kraliçeyle yüzleşmeye bir adım daha yaklaşma imkânı sunar. Benzersiz güzelliği için tapılan <strong>Atziri</strong>, takipçilerini çöküşe sürükleyen ünlü kraliçeydi; şimdi ise yeni bir <strong>Pinnacle Boss</strong> olarak karşımıza çıkıyor. Tarihi yeniden yazın ve <strong>Vaal</strong>’in kaderini değiştirin.</p>
<p>Onun <strong>bozulmuş</strong> formunu yenmenin ödüllerinden biri, tüm bozulmuş gem’leri yükselten ve oyuncuların hayatlarını hasar artırımı için takas edebileceği güçlü yeni bir staff olan <strong>Atziri’s Rule</strong>’dür. Kullanıldığında, savaş alanında periyodik olarak <strong>Mirrors of Refraction</strong> belirir; bu aynalara atılan projectilelar, bölünen bir nova şeklinde patlar ve bir aynadan diğerine zincirlenebilir, böylece saldırı potansiyelini dramatik şekilde artırır.</p>
<p><strong>Rise of the Abyssals Core’a Gidiyor<br /> Abyssal’lar</strong>, Atlas pasifleri ve yeni endgame Tablet’leri ile birlikte kalıcı bir endgame mekaniği olarak kalacak. Yarıklarını kapatın ve <strong>Unique</strong> ve diğer değerli ödüller kazanın. <strong>Abyssal üretim</strong> ve <strong>Waystone’larda Instilling</strong> kaldırıldı; gereksiz sürtüşme ve görsel karmaşayı azaltmak için. Bunu dengelemek amacıyla, Tablet’lerdeki modifier’lar önemli ölçüde güçlendirildi. <strong>Arbiter of Ash</strong> yenildikten sonra, oyuncular standart para birimi kullanarak Tablet’leri dört değişken ile <strong>Rare</strong> kaliteye yükseltebilme yeteneği kazanacak.</p>
<p><strong>İçinizdeki Vahşi Doğayı Uyandırın<br /> The Last of the Druids</strong>, 12 Aralık tarihinde tüm platformlarda eş zamanlı olarak lansman yapacak. Yeni oyuncular, <strong>Early Access Supporter Pack</strong> aracılığıyla herhangi bir zamanda katılabilir; bu paket, genişlemeye ve özel kozmetiklere erişim içerir ve PC, Steam, PlayStation, Xbox ve Epic Games Store’da geçerlidir.</p>
<p>Daha fazla bilgi için duyuru sayfasını ziyaret edin: pathofexile2.com/druids<br /> <strong>The Last of the Druids</strong> medya kiti burada mevcuttur: Medya Kiti</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/path-of-exile-2-the-last-of-the-druids-ile-12-aralikta-icindeki-vahsi-ruhu-serbest-birak-597103">Path of Exile 2: The Last of the Druids ile 12 Aralık&#8217;ta içindeki vahşi ruhu serbest bırak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KKTC&#8217;de Türkiye ile çatışma değil yeni bir denge hedefleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kktcde-turkiye-ile-catisma-degil-yeni-bir-denge-hedefleniyor-587072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 21:55:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Erhürman]]></category>
		<category><![CDATA[halkı]]></category>
		<category><![CDATA[hedefleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İle]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Kuzey Kıbrıs'taki seçim sonuçlarını değerlendirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kktcde-turkiye-ile-catisma-degil-yeni-bir-denge-hedefleniyor-587072">KKTC&#8217;de Türkiye ile çatışma değil yeni bir denge hedefleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Kuzey Kıbrıs&#8217;taki seçim sonuçlarını değerlendirdi.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kuzey Kıbrıs Türk halkı son yıllarda biriken tepkisini sandığa yansıttı</strong></p>
<p>“Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Tufan Erhürman’ın seçimleri açık farkla kazanması, Kuzey Kıbrıs Türk halkının son yıllarda biriken tepkisini sandığa yansıttığını gösteriyor.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu sonuç, Ankara ile tam uyumlu ancak iç siyasette yolsuzluk iddialarıyla yıpranmış bir yönetim tarzına karşı bir tepki olarak okunabilir. Erhürman’ın seçilmesi, Kıbrıs Türk siyasetinde daha kurumsal, daha dengeli ve toplumun seküler hassasiyetlerine saygılı bir çizginin öne çıkacağına işaret ediyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Erhürman, denge mesajı veriyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, bir önceki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar döneminde Türkiye ile tam uyumlu bir dış politika yürütüldüğünü hatırlatarak, “Ancak Tufan Erhürman, Türkiye ile iş birliğini sürdürme niyetinde olsa da bu ilişkiyi ‘eşitlik temelinde’ yürütmekten yana. Yani tamamen kopuş değil, daha özerk ve karşılıklı saygıya dayalı bir ilişki anlayışı bekleniyor. Erhürman, ‘Türkiye ile koordinasyon içinde olacağız’ diyerek denge mesajı veriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Seçim sonuçları tepki oyu olarak görülmeli</strong></p>
<p>Bu seçimin, doğrudan bir çözüm modeli referandumu olmadığına işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ancak sonuçlar, halkın federasyona dönüşten ziyade mevcut yönetime ve Türkiye’nin iç işlerine fazla müdahalesine duyduğu rahatsızlığın ifadesi. Dolayısıyla bu sonuç ‘federasyon isteği’nden çok ‘tepki oyu’ olarak görülmeli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Seçimlere katılım oranının düşük olmasının, halkın genel olarak siyasete ve mevcut partilere duyduğu güvensizliği gösterdiğini de dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Seçmenlerin bir kısmı sandığa gitmeyerek tepkisini ortaya koydu. Ancak bu ilgisizlik, siyasal sistemin meşruiyetine değil, yöneten kadroların tutumuna yönelik bir eleştiri niteliğinde.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Erhürman’ın ‘Devlet geleneğimiz devam edecek’ sözlerinin, ‘Kıbrıs Türk halkı kendi kurumlarına sahip çıkar, ancak Türkiye ile ilişkiler de devam edecek’ anlamına geldiğini söyleyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu, bağımsızlık vurgusunu korurken Türkiye ile ilişkileri koparmak istemeyen bir denge mesajı olarak okunmalı.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye–KKTC ilişkilerinde daha özerk bir diplomatik yaklaşım beklenebilir mi?</strong></p>
<p>Türkiye–KKTC ilişkilerinde daha özerk bir diplomatik yaklaşım beklenebileceğini de ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Yeni dönemde daha dengeli bir yaklaşım bekleniyor. Erhürman’ın çizgisi, Ankara’ya karşı değil, ancak Ankara’ya tam bağımlı da değil. Özellikle iç işlerine müdahale konusundaki hassasiyetin dikkate alınacağı, karar süreçlerinde KKTC’nin kurumsal iradesine daha fazla önem verileceği düşünülüyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikası stratejik bir öncelik olmaya devam ediyor</strong></p>
<p>Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikasının Erhürman döneminde de stratejik bir öncelik olmaya devam edeceğini kaydeden eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ancak bu süreçte söylem ve üslup farkı görülebilir. Erhürman, sert restleşmeler yerine diplomatik diyalog ve hukuk temelinde hareket etmeyi tercih edebilir. Yani Türkiye’nin pozisyonuna karşı değil, ama yöntemde daha yumuşak bir çizgi.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderinin tebrik mesajı ne anlama geliyor?</strong></p>
<p>Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in tebrik mesajının, iki taraf arasında yeniden diyalog zemini oluşturabileceğini söyleyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Erhürman, Rum tarafıyla müzakereye tamamen kapalı değil; ancak ‘eşit statü’ ve ‘güvenlik garantileri’ gibi temel konularda geri adım atmayacağını açıkça belirtiyor.” dedi.</p>
<p>Erhürman’ın, iki eşit tarafın tanınmasına dayalı bir müzakere süreci önerdiğine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu yaklaşım, BM çerçevesinde yeni bir sayfa açılmasına katkı sağlayabilir; ancak Rum tarafının bu önerileri kabul etmesi zor görünüyor. Yine de Erhürman’ın diplomatik dili, Türkiye’nin tezlerini uluslararası alanda daha kabul edilebilir hale getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erhürman yönetimi, Türkiye ile çatışma değil, yeni bir denge kurmayı hedefliyor</strong></p>
<p>Kuzey Kıbrıs’taki seçim sonucunun, yalnızca hükümet değişikliğini değil, halkın ‘saygı, denge ve özerklik’ arayışını da gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Arslan, “Erhürman yönetimi, Türkiye ile çatışma değil, karşılıklı saygıya dayalı yeni bir denge kurmayı hedefliyor. Bu da hem iç siyasette hem de dış politikada daha temkinli ama daha kurumsal bir dönemin işareti olabilir.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kktcde-turkiye-ile-catisma-degil-yeni-bir-denge-hedefleniyor-587072">KKTC&#8217;de Türkiye ile çatışma değil yeni bir denge hedefleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Finansal Wellbeing: Rakamların Ötesinde, Finansal Denge, Güven ve Huzurun Yeni Tanımı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/finansal-wellbeing-rakamlarin-otesinde-finansal-denge-guven-ve-huzurun-yeni-tanimi-582189</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 10:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[huzurun]]></category>
		<category><![CDATA[ötesinde]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[rakamların]]></category>
		<category><![CDATA[wellbeing]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomik dalgalanmalar, küresel belirsizlikler ve teknolojinin yarattığı hızlı dönüşüm… Günümüz insanı artık salt para kazanmanın ötesinde, huzurlu, güvenli ve sürdürülebilir bir yaşamı nasıl kurabileceğini sorguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/finansal-wellbeing-rakamlarin-otesinde-finansal-denge-guven-ve-huzurun-yeni-tanimi-582189">Finansal Wellbeing: Rakamların Ötesinde, Finansal Denge, Güven ve Huzurun Yeni Tanımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomik dalgalanmalar, küresel belirsizlikler ve teknolojinin yarattığı hızlı dönüşüm… Günümüz insanı artık salt para kazanmanın ötesinde, huzurlu, güvenli ve sürdürülebilir bir yaşamı nasıl kurabileceğini sorguluyor. Bu noktada, dünyada hızla önem kazanan bir kavram öne çıkıyor: ‘Finansal Wellbeing – Finansal İyi Oluş’.</p>
<p><strong>GG &#038; Trusted Advisors Kurucusu Gamze Gedikoğlu</strong>, ‘finansal wellbeing’ kavramının Türkiye’deki öncü isimlerinden biri. Ona göre bu kavram, yalnızca rakamların değil, yaşamın merkezinde yer alan bir farkındalık halidir:</p>
<p>“Finansal wellbeing, bir varış noktası değil; yaşamın ritmine eşlik eden bir bilinç durumudur. Asıl güç; bilgi, farkındalık ve planlamayı birleştirip parayı, yaşamın kontrolünü kazanmanın aracına dönüştürebilmektir.” — Gamze Gedikoğlu</p>
<p><strong>Kaostan Wellbeing’e Uzanan Yolculuk</strong></p>
<p><u>Finansal kaos</u>, yaşamın kontrolünü başkalarına bırakmanın sonucu olarak ortaya çıkan belirsizlik ve savrulma halidir.</p>
<p><u>Finansal kaçınma</u>, karar vermeyi erteleyerek sorunları görmezden gelen bir tutumu temsil eder.</p>
<p><u>Finansal farkındalık</u>, bireyin para akışını anlamaya ve mali yaşamını sistemli biçimde şekillendirmeye başladığı aşamadır.</p>
<p><u>Finansal istikrar</u>, bütçenin dengelendiği, tasarruf ve yatırım bilincinin yerleştiği güvenli temeldir.</p>
<p><u>Finansal güvenlik</u>, temel ihtiyaçların ve acil durumların karşılanabildiği, finansal gücün ve dayanıklılığın kazanıldığı aşamadır.</p>
<p><u>Finansal bağımsızlık</u>, bireyin kendi yaşam hedefleri doğrultusunda özgürce karar alabildiği bir dönemi ifade eder.</p>
<p><u>Finansal özgürlük</u>, bireyin yaşamı boyunca maddi güvenliğini sağlamış olması ve kendi değerleri ile hedefleri doğrultusunda özgürce bir yaşam tasarlayabilmesidir. Bu aşama, para kaygısından bağımsız kararlar alarak zamanını ve kaynaklarını kendisi için anlamlı olana yönlendirebildiği olgun bir finansal denge durumunu ifade eder.</p>
<p>Finansal wellbeing, bireyin finansal anlamda tamamen güven ve huzur hissinde olduğu aşamadır. Yalnızca finansal durumu açısından değil, hayatta duygusal tatmin ve yaşam amacına ulaşmıştır. Bu evrede para, bir amaç değil; değerlerle uyumlu bir yaşamın destekçisidir.</p>
<p><strong>Türkiye İçin Yeni Bir Gündem</strong></p>
<p>Birçok ülke, finansal wellbeing’i kamu politikalarına ve kurumsal programlara entegre etmiş durumda. Türkiye’de ise kavram yeni yeni gündeme geliyor. Gedikoğlu, uluslararası deneyimiyle bireylerin finansal farkındalıklarını artırmayı ve wellbeing yaklaşımını sürdürülebilir bir yaşam stratejisine dönüştürmelerine katkı sağlamayı hedefliyor:</p>
<p>Gedikoğlu’na göre bu noktaya ulaşmanın en sağlam temeli, 2000’li yıllardan itibaren dünyada çok yaygın olarak uygulanan kişiye özel finansal planlama metodolojilerinin bütünsel varlık yönetimi stratejileriyle entegre edilmesidir.</p>
<p>Finansal wellbeing, daha dengeli ve anlamlı bir yaşam için güçlü bir pusuladır ve yaşam doyumunu da etkileyen bütünsel bir olgudur. Objektif göstergelerin yanı sıra bireyin algıları ve psikolojik dayanıklılığı da bu denklemin ayrılmaz parçasıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/finansal-wellbeing-rakamlarin-otesinde-finansal-denge-guven-ve-huzurun-yeni-tanimi-582189">Finansal Wellbeing: Rakamların Ötesinde, Finansal Denge, Güven ve Huzurun Yeni Tanımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 14:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Denge Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[dengesini]]></category>
		<category><![CDATA[İç Kulak]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyinde denge kaybının nedenleri, belirtileri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesine etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918">Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyinde denge kaybının nedenleri, belirtileri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesine etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Beyin, beyincik ve iç kulak arasındaki iletişimin bozulması beynin dengesini de bozuyor!</strong></p>
<p>Beyinde denge kaybının, günlük yaşamda fark edilmese bile kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Düşme riskini artıran, baş dönmesi ve sersemlik hissiyle kendini gösteren bu durumun ardında basit nedenler olabileceği gibi ciddi hastalıklar da yatabilir.” dedi.</p>
<p>Beyinde denge kaybının, merkezi sinir sisteminde dengeyi sağlayan beyin, beyincik ve iç kulak arasındaki iletişimin bozulması sonucu ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Metin, “Bu durum, kişinin yürüme, oturma veya ayakta durma gibi temel hareketlerinde dengesizlik, sendeleme veya baş dönmesi hissetmesine yol açar. Denge, yalnızca beyincik tarafından değil, gözler, iç kulak ve sinir sisteminden gelen bilgilerin bütünleşmesiyle sağlanır. Bu sistemdeki en küçük bir aksama bile kişinin günlük yaşamını zorlaştıran semptomlara neden olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyinde denge kaybı pek çok nedenle ortaya çıkabilir!</strong></p>
<p>Denge kaybının en sık ileri yaş grubunda görülse de gençlerde de rastlanabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, “Beyinde denge kaybı pek çok nedenle ortaya çıkabilir. Yaşla birlikte beyincik dokusunda hücresel kayıplar ve sinir iletim hızının düşmesi dengeyi etkiler.” dedi.</p>
<p>Beyincik hasarının ve koordinasyon merkezinin etkilenmesinin yürüyüşte bozulma ve yalpalamaya yol açabileceğini aktaran Prof. Dr. Metin, diğer problemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“İç kulak problemleri, yani vestibüler sistemdeki enfeksiyonlar ve Meniere hastalığı dengeyi doğrudan bozabilir. Beyin tümörleri nedeniyle oluşan basınç artışı dengeyi etkiler. İnme ve damar tıkanıklığı gibi sorunlar beyne giden kan akışının azalmasına neden olarak ani denge kaybına yol açabilir. Multipl skleroz, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar sinir iletimini etkiler. Özellikle B12 eksikliği sinir sistemini olumsuz etkileyerek denge sorunlarını tetikler.”</p>
<p><strong>Çeşitli fiziksel belirtilerle kendini gösterebilir! </strong></p>
<p>Beyinde denge kaybının belirtilerine değinen Prof. Dr. Barış Metin, “Yürüme veya ayakta durmada sağa sola yalpalama, sürekli veya tekrarlayan baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma, kulakta uğultu ve baş ağrısı, bulanık görme veya çift görme, ileri vakalarda konuşmada bozulma, kas güçsüzlüğü ve titreme ortaya çıkabilir. Bazı hastalar odanın döndüğünü hissederken, bazıları ayaklarının altındaki zemin kayıyormuş gibi tarif eder. İleri vakalarda bilinç bulanıklığı görülebilir.” dedi.</p>
<p>Denge kaybının kaynağını belirlemek için bazı yöntemler kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Metin, “Hastanın hikayesi dinlenir ve fiziksel muayeneyapılır. MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri ile beyin tümörü, kanama veya damar tıkanıklığı olup olmadığı tespit edilir. Romberg testi başta olmak üzere denge ölçümleri yapılır. İç kulak kaynaklı sorunlar ile vitamin eksiklikleri ve metabolik nedenler araştırılır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru teşhis ve tedavi ile denge kaybı düzelebilir!</strong></p>
<p>Tedavinin, altta yatan nedene göre planlandığını kaydeden Prof. Dr. Barış Metin, “Neden tespit edildikten sonra, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, cerrahi müdahale, yaşam tarzı düzenlemeleri ve psikolojik destek yöntemlerinden biri veya birkaçı hastaya önerilebilir.” dedi.</p>
<p>Beyinde denge kaybının, kendi başına ölümcül olmasa da düşme riskini artırarak özellikle yaşlılarda kırık ve yaralanma riskini yükseltebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çoğu durumda doğru teşhis ve tedavi ile denge kaybı düzelebilir veya kontrol altına alınabilir. Bu duruma en sık B12 vitamini eksikliği yol açarken, yoğun stres ve anksiyete de bazı kişilerde baş dönmesi ve dengesizlik hissi yaratabilir. Denge kaybı yaşayan kişilerin öncelikle nöroloji uzmanına başvurması önerilir; iç kulak kaynaklı sorunlarda KBB uzmanı da değerlendirme yapabilir. Her zaman kalıcı olmamakla birlikte, altta yatan neden tedavi edilirse denge genellikle düzelir. Ayrıca vestibüler rehabilitasyon ve denge egzersizleri, beynin denge mekanizmasının yeniden uyum sağlamasına yardımcı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918">Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük adımlar büyük fark yaratıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-adimlar-buyuk-fark-yaratiyor-581481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 08:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımlar]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Spor Uzmanı Selami Uçar, fitness ve düzenli egzersizin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerindeki olumlu etkilerini, motivasyonu koruma yollarını ve günlük yaşama hareket katmanın önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-adimlar-buyuk-fark-yaratiyor-581481">Küçük adımlar büyük fark yaratıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Spor Uzmanı Selami Uçar, fitness ve düzenli egzersizin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerindeki olumlu etkilerini, motivasyonu koruma yollarını ve günlük yaşama hareket katmanın önemini anlattı.</p>
<p><strong>Fitness, hayat kalitesini yükselten basit ama güçlü bir yatırım! </strong></p>
<p>Modern yaşamın bizi hareketsizliğe sürükleyebildiğini ifade eden Spor Uzmanı Selami Uçar, “Her sabah telefonunuzu kontrol ederken geçen bir saat, oturduğunuzda biriken kas gerginliği, iş çıkışı yorgunluğunuz… Hemen hemen herkes bu durumları yaşıyor.” dedi.</p>
<p>Fitnessın sadece estetik değil; daha iyi hissetmek, daha güçlü olmak ve daha sağlıklı yaşlanmak demek olduğunu dile getiren Uçar, “Düzenli hareket; kalp ritmini, kan şekerini, ruh halini ve uyku kalitesini olumlu etkiler. Hareketsizlik ise yorgunluk, eklem problemleri ve metabolik riskleri beraberinde getirir. Yani fitness, günlük hayat kalitesini yükselten basit ama güçlü bir yatırım.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İyi dengelenmiş, düzenli egzersiz hem ruhsal hem fiziksel sağlığı destekler! </strong></p>
<p>Fitnessın sağlık açısından faydalarına değinen Spor Uzmanı Selami Uçar, “Enerjiyi artırır, gün içinde daha az yorgun daha fazla üretken hissettirir, ruh halini düzeltir, stresi azaltır, kaygıyı hafifletir ve daha iyi uyku getirir.” dedi.</p>
<p>Diğer birçok hastalığa da iyi geldiğini kaydeden Uçar, şunları söyledi:</p>
<p>“Kalp-damar problemleri, bazı metabolik hastalıklar ve yaşam kalitesini düşüren durumların riski düşer. Kas kaybını, dengede bozulmaları ve kırılma riskini azaltarak yaşlanma ile mücadeleye yardımcı olur. İyi dengelenmiş, düzenli egzersiz bağışıklığı destekler, vücudun savunma hücreleri daha aktif dolaşır, kronik iltihaplanma işaretleri azalır. Ancak aşırı ve dinlenmeden yapılan antrenmanlar bağışıklığı zayıflatabilir, dengeli ilerlemek gerekir. Vücut ağırlığı, bantlar, serbest ağırlık gibi direnç antrenmanları kasları güçlendirir, eklemleri çevreleyen desteği artırır ve kemik sağlığını olumlu etkiler. Bu, günlük işlerin daha rahat yapılmasını sağlar. Merdiven çıkmak, çocuk kaldırmak, uzun yürüyüşler daha kolay olur. Yaş ilerledikçe kas ve denge çalışmaları, bağımsızlığı korumada kritik rol oynar.”</p>
<p><strong>Teknikten önce süreklilik önemli!</strong></p>
<p>Gün boyu oturmanın sadece bel ağrısına neden olmadığına vurgu yapan Spor Uzmanı Selami Uçar, “Metabolizmayı yavaşlatır, kan dolaşımını etkiler ve enerjiyi düşürür. Telefon molalarında 5 dakikalık yürüyüşler, masa başında ayakta durma araları, asansör yerine merdiven küçük ama güçlü çözümlerdir. Yani hareketi gün içine serpiştirmek, sağlığınızı korur.” dedi.</p>
<p>Yeni başlayanlar için basit ve uygulanabilir önerilerde bulunan Uçar, “Küçük başlamaktan korkmayın. İlk hedef, ‘bugün 10 dakika’ demek olsun. Devam ettikçe süre artar. Haftada iki gün kuvvet çalışması ekleyin. Squat (çömelme), kalça köprüsü, şınavın kolaylaştırılmış versiyonu, plank gibi hareketler bütün vücudu çalıştırır. Yürüyüşü hafife almayın. Tempolu yürüyüş, kalp sağlığı ve enerji için mükemmeldir. Isınma ve esneme yapın. Kısa ısınma (hafif yürüyüş, eklem döndürme) sakatlanmayı azaltır. Teknikten önce süreklilik. Doğru form önemlidir ama asıl hedef; düzenli olmak. İlerledikçe ağırlık, tekrar veya süreyi artırın. Sağlık sorunlarınız varsa profesyonelle konuşun. Kalp, yüksek tansiyon, eklem sorunu gibi durumlar yönlendirme gerektirir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bugün atacağınız küçük adım, yarının daha güçlü haline açılan kapıdır! </strong></p>
<p>Motivasyonu korumanın bazen zor olabildiğini aktaran Spor Uzmanı Selami Uçar, “Hedefleri küçük parçalara bölmek önemli. ‘Bu hafta 3 gün’ gibi ulaşılabilir hedefler sizi motive eder.” dedi.</p>
<p>Ritüeller oluşturmanın da motivasyonu korumak için gerekli olduğunun altını çizen Uçar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aynı saatte egzersiz, hazır kıyafet koymak, antrenman çantanızı hazırlamak gibi tetikleyiciler işe yarar. Sosyal destek alın. Arkadaşla yürüyüş, grup dersleri veya bir eğitmen sorumluluk hissi kazandırır. İlerlemenizi görünür kılın. Adımlar, süreler veya sayılar kaydedildiğinde devam etmek kolaylaşır. Keyif alın. Sevdiğiniz müzik, doğada yürüyüş, dans ya da reformer gibi zevk aldığınız aktiviteyi seçin.</p>
<p>Bugün küçük bir meydan okuma için harika bir gün. 15 dakikalık tempolu yürüyüş, gün içinde üç kere 5 dakikalık hareket molası ve akşam kısa bir vücut ağırlığı antrenmanı; küçük ama tamamlanabilir. Harekete başlamak için mükemmel bir zaman yok; ama ertelenen küçük adımlar büyük farklar yaratıyor. Bugün atacağınız küçük adım, yarının daha güçlü haline açılan kapıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-adimlar-buyuk-fark-yaratiyor-581481">Küçük adımlar büyük fark yaratıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 11:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bankası]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Düşme]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[görüyor]]></category>
		<category><![CDATA[işlevi]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580802</guid>

					<description><![CDATA[<p>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor” dedi.  Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada ileri yaşta görülen düşmelere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düşmeler pek çok etkenden kaynaklanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmelerin tek bir sebepten değil, bir araya gelen biyolojik, çevresel ve davranışsal etkenlerden kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Örneğin kas gücü ve denge azalması, görme–işitme sorunları, çoklu ilaç kullanımı (özellikle tansiyon ve uyku ilaçları), yürüme paternindeki değişiklikler, nörolojik–bilişsel etkilenmeler ve kırılganlık tablosu riski artırır. Evde gevşek halılar, yetersiz aydınlatma, tutunma barlarının olmaması gibi düzenlenebilir faktörler de tabloya eklenince düşme olasılığı yükselir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tekrar düşme riski yüzde 50 artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşlı bireylerde düşmelerin, önemli yaralanmalara ve hatta ölüm riskini arttıracak tablolara yol açabilecek bir sorun olduğunu ve ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Yani her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor. Bu yüzden ‘düştü geçti’ demek yerine, mutlaka profesyonel değerlendirme ve önleyici programlar planlamak gerekiyor” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Egzersizle risk azaltılabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, fizyoterapistlerin kişiye özel kuvvet–denge–koordinasyon odaklı egzersiz programlarıyla riski azaltılabileceğini belirterek buna eşlik eden ev içi güvenlik düzenlemeleri ve uygun ayakkabı seçiminin de etkiyi artıracağını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaşta da kuvvetlenmek mümkün!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Düşmenin kemiklerin zayıflaması sonucu mu ortaya çıktığı, yoksa kişi düştüğü için mi kırıkların oluştuğuna” ilişkin sorunun yanıtının merak edildiğini belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bu soru, ikisi de şeklinde yanıtlanabilir. Düşme, kırığı başlatan dış olaydır; kemik kalitesi (osteoporoz/osteopeni) ise aynı düşmenin kırığa dönüşme olasılığını belirgin şekilde artırır. Yani düşük şiddetli bir düşme, sağlam kemikte çoğu kez küçük sıyrıkla atlatılırken; kırılgan kemikte kalça–el bileği–omurga kırıkları görülebilir. Bu nedenle koruma stratejileri çift yönlü olmalıdır: Düşmeyi önlemek için fizyoterapist eşliğinde zorluk seviyesi kademeli artırılan kas–denge–yürüme eğitimleri, ev güvenliği, uygun ayakkabı, yardımcı cihazlar, görme–işitme kontrolleri yapılırken, diğer yandan kemiği güçlendirmek için düzenli yüklenmeli–dirençli egzersiz, yeterli beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerine gidilmelidir. Sizi temin edebilirim ki ‘Bu yaştan sonra olmaz kuvvetlenemem’ diye düşünen her yaşlı, doğru egzersiz programıyla güçlenmiş ve daha iyi fonksiyonel seviyeye ulaşmıştır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Risk faktörleri mutlaka değerlendirilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle 65 yaştan itibaren bir fizyoterapist tarafından risk faktörlerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, alınacak önlemleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Dünya Sağlık Örgütü’nün “genç yaşlı” olarak tanımladığı 65 yaş ve üzerinde, düşmeler daha hassas hale gelir. Bu dönemde mutlaka bir fizyoterapist tarafından kas gücü, denge, yürüme, esneklik, bilişsel işlevler ve evdeki risk faktörleri değerlendirilmelidir. Çünkü basit görünen bir halı kayması ya da loş bir ışık, ciddi bir düşmeye yol açabilir. Bu yaş grubunda oturup kalkma, çömelme, farklı hız ve zeminde yürüme, yerden kalkma gibi günlük yaşamı taklit eden egzersizler çok değerlidir. Gerekirse tai chi veya temel yöresel danslarımız gibi dengeye odaklı aktiviteler yaşam içine dahil edilebilir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Ayrıca görme ve işitme kontrolleri, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, doğru ayakkabı seçimi ve evde banyo veya merdivenlerde tutunma barlarının yerleştirilmesi gibi küçük dokunuşlar büyük fark yaratır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Özellikle kırılganlık riski taşıyan yaşlı bireylerde egzersizden kaçınmak yerine, güvenli şekilde kademeli artırılan direnç ve aerobik programlarla kas kaybını durdurmak ve dayanıklılığı artırmak mümkündür. Bilimsel veriler gösteriyor ki yaşlı yetişkinler de kuvvetlenmeye gençler kadar olumlu yanıt verebilir. Kısacası düşmeleri önlemek için önlemler, erken yaşlardan başlar ama 65 yaş sonrasında fizyoterapist ile kapsamlı ve çok boyutlu bir planlama şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enflasyonist Ortamda Konut Piyasası &#8220;Fiyat &#8211; Denge Arayışı&#8221;na Girdi: Konutta Arz Canlandı, Talep Beklemede</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/enflasyonist-ortamda-konut-piyasasi-fiyat-denge-arayisina-girdi-konutta-arz-canlandi-talep-beklemede-551725</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 08:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arayışına]]></category>
		<category><![CDATA[arz]]></category>
		<category><![CDATA[beklemede]]></category>
		<category><![CDATA[canlandı]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyonist]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[konutta]]></category>
		<category><![CDATA[ortamda]]></category>
		<category><![CDATA[piyasası]]></category>
		<category><![CDATA[talep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551725</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de yüksek enflasyonun gölgesinde geçen son on sekiz ay, konut piyasasında arz ve talebin birbirine yaklaştığı sıra dışı bir denge sürecini tetikledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enflasyonist-ortamda-konut-piyasasi-fiyat-denge-arayisina-girdi-konutta-arz-canlandi-talep-beklemede-551725">Enflasyonist Ortamda Konut Piyasası &#8220;Fiyat &#8211; Denge Arayışı&#8221;na Girdi: Konutta Arz Canlandı, Talep Beklemede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yüksek enflasyonun gölgesinde geçen son on sekiz ay, konut piyasasında arz ve talebin birbirine yaklaştığı sıra dışı bir denge sürecini tetikledi. Gayrimenkul alım–satım, dijital değerleme ve online ihale süreçlerini tek çatı altında sunan Gaboras’ın platform içi istatistiklerine göre, 2025’in ilk altı ayında satışa çıkan konut adedi geçen yılın aynı dönemine kıyasla belirgin biçimde artarken, işlem hacmindeki büyüme bu artışı aynı hızla takip etmedi. Satışların temposu, halen yüksek kalan finansman maliyetleri nedeniyle sınırlı seyrederken; alıcı tarafında fiyat duyarlılığı ve bekleme süresi öne çıkıyor. </p>
<p>Satıcı tarafındaki yükseliş, özellikle nakde dönmek isteyen mülk sahiplerinin sayısının çoğalmasına bağlanıyor; buna karşın alıcı tarafında kredi faizlerinin yüksek seyretmesi, bekleme ve pazarlık eğilimini güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Gaboras Genel Müdürü Ruhi Konak: “Talep frene bastı, satıcı fiyat esnekliğine yöneliyor”</strong></p>
<p><strong>Gaboras Genel Müdürü Ruhi Konak,</strong> konuyla ilgili değerlendirmesinde “Piyasada satıcı sayısı büyürken alıcı tarafı fiyat hassasiyetini koruyor. Satışla sonuçlanan işlemlerin önemli bir bölümünde ilk istenen rakamdan geri adım atılması, piyasa süreçlerinde açıkça görülüyor. Platformumuzda oluşan ortalama indirim oranı, yıl başından bu yana kademeli olarak artıyor. Bu veri, konut sahibinin likidite ihtiyacını öne çıkardığını, alıcının ise finansman maliyetini dengelemek adına pazarlık gücünü kullandığını gösteriyor” dedi. Konak’a göre dijital değerleme raporları da bu yeni dönemde kritik rol oynuyor; satıcı ve alıcı aynı veri setine bakarak müzakere ediyor, gayrimenkulün gerçekçi fiyatına daha hızlı ulaşılabiliyor.</p>
<p>Gaboras ekosisteminde satıcıların en çok yararlandığı araçların başında, şeffaf rekabete dayalı online ihale modülü geliyor. Konak, “Talep fren yapmış olsa da, alıcı dip fiyatı net görmek istiyor. İhale mantığı, ilan sürelerini kısaltırken mülkün pazar fiyatını gerçek zamanlı ispat ediyor. Aynı zamanda veri tabanımızdaki konum, ulaşım ve demografik parametrelerle desteklenen dijital değerleme, pazarlığın ortak dili haline geliyor. Satıcı elindeki raporu teklif sahipleriyle paylaşınca süreç kişisel yorumdan çıkıyor, objektif verilere dayanıyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Alıcı talebleri faiz politikası ve enflasyon beklentilerine bağlı olacak</strong></p>
<p>Sektör temsilcileri, yılın ikinci yarısında konut arzının benzer hızda devam edeceğini, buna karşın alıcı talebinin faiz politikası ve enflasyon beklentilerine bağlı olarak temkinli seyrini koruyacağını öngörüyor. Gaboras’ın değerleme motoruna düşen son veriler, İstanbul’un bazı merkezi ilçelerinde küçük metrekareli dairelerin amortisman süresinin kısaldığını, kira getirisi yüksek bölgelerde yatırımcı ilgisinin tamamen bitmediğini de ortaya koyuyor. Bununla birlikte, Konak’a göre asıl belirleyici unsur, “dijitalleşme sayesinde fiyatın şeffaf ve doğrulanabilir hale gelmesi”: “Bu veri, piyasanın güven barometresi. Kimin alıcı, kimin satıcı olduğunu değil fiyat ve değer ilişkisinin nereye oturduğunu analiz ediyoruz”.</p>
<p>Gaboras, Temmuz ayı itibarıyla kullanıcı deneyimini sadeleştiren ve karar alma sürecini hızlandıran yeni dijital modüllerini devreye alırken; hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılara yönelik olarak anlık değerleme ve işlem takip araçlarını yaygınlaştırmayı planlıyor. Bu araçlar, değer tespiti, pazarlık ve satış kararlarının şeffaf veriyle desteklenmesini mümkün kılıyor.</p>
<p><strong>Gaboras’tan güvenli piyasa vurgusu: Tapuda gerçek değer görünür olmalı</strong></p>
<p>Türkiye gayrimenkul piyasasında son dönemde yeniden gündeme gelen “tapuda gerçek değer gösterimi” tartışmaları, hem kamunun vergi kaybı açısından hem de piyasada güven eksikliği açısından önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Gaboras,, bu konuyu uzun süredir kamuoyunda gündeme taşıyan ve işlem şeffaflığı çağrısını sürdüren kurumlardan biri.</p>
<p>Genel Müdür Ruhi Konak, konuyla ilgili olarak, “Konut satışlarında piyasa değeri ile beyan edilen tapu değeri arasındaki fark, sadece vergi değil güven kaybına da neden oluyor. Dijital değerleme sistemimiz, bu farkın objektif biçimde tespit edilmesini sağlıyor. Gerçek değerin görünür olduğu bir piyasa, herkes için daha güvenli bir zemin oluşturur. Sektörün geleceği; hem alıcının hem satıcının aynı veriye baktığı, işlem güvenliğinin kurumsal altyapıyla desteklendiği modellerde” diyerek hem tapu sisteminin dönüşümüne hem de sektörün dijitalleşme yönündeki ihtiyacına dikkat çekiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enflasyonist-ortamda-konut-piyasasi-fiyat-denge-arayisina-girdi-konutta-arz-canlandi-talep-beklemede-551725">Enflasyonist Ortamda Konut Piyasası &#8220;Fiyat &#8211; Denge Arayışı&#8221;na Girdi: Konutta Arz Canlandı, Talep Beklemede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanayici, Kurda Denge İstiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanayici-kurda-denge-istiyor-407020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Sep 2023 06:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[istiyor]]></category>
		<category><![CDATA[kurda]]></category>
		<category><![CDATA[sanayici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407020</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORSİAD Yönetimi; ihracatçının üretimde potansiyelini kaybetmemesi için krediyle ilgili engellemelerin ortadan kaldırılması ve kurda dengenin sağlanması gerektiği uyarısında bulundu. ORSİAD Başkanı Çamur, “Kur’u dizginlemeye çalışırken ihracatçıyı vurmamak lazım” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanayici-kurda-denge-istiyor-407020">Sanayici, Kurda Denge İstiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ORSİAD Yönetimi; ihracatçının üretimde potansiyelini kaybetmemesi için krediyle ilgili engellemelerin ortadan kaldırılması ve kurda dengenin sağlanması gerektiği uyarısında bulundu. ORSİAD Başkanı Çamur, “Kur’u dizginlemeye çalışırken ihracatçıyı vurmamak lazım” dedi.</p>
<p>OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Sanayici İş İnsanları Ve Yöneticileri Derneği (ORSİAD) Yönetim Kurulu adına bir açıklama yapan Başkanı Levent Çamur, OVP açıklandıktan sonra finansmanla ilgili bir takım gelişmeler olduğunu, bu gelişmeleri olumlu karşıladıklarını söyledi. Orta Vadeli Program’da reel sektörün destekleneceğine, üretimin; savunma sanayi başta olmak üzere yatırımların devam edeceğine, para politikalarının geliştirileceğine yönelik pozitif hedefler, açıklamalar olduğunu anımsatan Başkan Çamur, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu Adımları Çok Önemsiyoruz”</p>
<p>“OVP açıklandıktan sonra finansmanla ilgili bazı gelişmeler de oldu. İhracatçının uygun finansmana uzun dönemli ulaşması için adımlar atıldı. Öncelikli Merkez Bankası’nın kredi kullanımını ve ihracatçıların finansmana erişimini desteklemek amacıyla günlük reeskont kredisinde günlük limiti 1,5 milyar TL&#8217;den 3 milyar TL&#8217;ye yükseltilmesi son derece olumlu. TİM’in 11 bankayla yaptığı anlaşma özellikle KOBİ’ler için çok önemli. Kur baskısının, enflasyon baskısının ve girdi maliyetlerindeki artışın, ayrıca yurtdışı pazarlarındaki küçülmenin hepimizin ekonomisini ne kadar olumsuz etkilediği malum. Bu anlamda OVP’yi önemsiyoruz…”</p>
<p>“Kur’u Dizginlerken İhracatçı Zora Girmesin”</p>
<p>İhracatçının üretimde potansiyelini kaybetmemesi için krediyle ilgili engellemelerin ortadan kaldırılması ve kur’da dengenin sağlanması gerektiğini vurgulayan Başkan Çamur, “Kur’u dizginlemeye çalışırken ihracatçıyı vurmamak lazım. İhracat yapmadan döviz elde edemeyiz. Döviz için sadece turizm geliri yetmez. Kısa vadeli yükümlülüklerimiz için, dış borç yükümlülüklerimiz için dövize ihtiyaç var. İçerde maliyetler sürekli artıyor ama kur artmayınca rekabetçi olamıyoruz. Bakın; düşük kur yüzünden Ortadoğu pazarında Çin bizi çok ciddi zorluyor. Arz talep dengesinde sıkıntı çekiyoruz. Kurun düşük olması, ithalatı da özendirir. Kurla alakalı bir dengeleme mekanizması olmalı ki ihracatçı çalışsın” dedi.</p>
<p>“İnsanlar Üretmek İçin Can Atıyor Ama…”</p>
<p>ORSİAD Başkanı Levent Çamur; OVP’nin uygulanmasıyla ilgili sürecin uzun sürmemesi gerektiğine de işaret etti. “Üretim soğursa, tekrar ısıtmak çok zor” uyarısında bulunan Başkan Çamur, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanlar üretmek için can atıyor. Ancak bunun için önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor. Faizden ağzı yanan üreticinin; teşvikler ve desteklerle yeniden iştahı kabartılmalı.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanayici-kurda-denge-istiyor-407020">Sanayici, Kurda Denge İstiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş dönmesi ve denge probleminiz varsa, kulak kistalleriniz oynamış olabilir  </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-donmesi-ve-denge-probleminiz-varsa-kulak-kistalleriniz-oynamis-olabilir-393239</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 14:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kistalleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[oynamış]]></category>
		<category><![CDATA[probleminiz]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hepimiz dönem dönem nedenini bilmediğimiz baş dönmeleri yaşayabiliyoruz. Bunu bazen sıcak havaya, bazen yorgunluğa, bazen de kullanılan ilaçlara bağlıyoruz. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-donmesi-ve-denge-probleminiz-varsa-kulak-kistalleriniz-oynamis-olabilir-393239">Baş dönmesi ve denge probleminiz varsa, kulak kistalleriniz oynamış olabilir  </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİKKAT VERTİGO OLABİLİRSİNİZ …</strong></p>
<p>Hepimiz dönem dönem nedenini bilmediğimiz baş dönmeleri yaşayabiliyoruz. Bunu bazen sıcak havaya, bazen yorgunluğa, bazen de kullanılan ilaçlara bağlıyoruz. </p>
<p>Peki ya öyle değilse? Baş dönmelerinin çok basit sebepleri olabileceği gibi, bazı hastalıkların da habercisi olabilir.</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi KBB Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldırım Ahmet Bayazıt; halk arasında kristal oynaması olarak bilinen ‘Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV)’ ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu</strong></p>
<p>Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV), en yaygın olarak görülen baş dönmesi nedenidir. Halk arasında ‘<strong>kristal oynaması’</strong> olarak da ifade edilir. </p>
<p><strong>Kristaller neden oynar?</strong></p>
<p>BPPV’nin hastada ortaya çıkış nedeni bilinmemektedir; ancak <strong>kafa travması</strong>, denge sinirinin iltihaplanması, <strong>üst solunum yolu enfeksiyonu</strong>, bazı cerrahi operasyonlar, ileri yaş, hareket hastalığı, migren, uzun yatak istirahati sonrası görülebilmektedir.</p>
<p>Hastalığın nedeni; iç kulakta bulunan ve yer çekimini algılamamızı sağlayan küçük kalsiyum kristallerinin (kanalitler), iç kulağın vestibül adı verilen bölümünde normalde yapışık olarak durdukları bölgeden koparak iç kulak sıvısı içinde serbest olarak kalmasıdır. Bu durumda kristaller, iç kulağın yanlış kısmında veya yanlış kanalındaki sensörler üzerinde yüzmeye ve/veya sıkışmaya başlar.</p>
<p><strong>Kristal oynaması nasıl belli olur?</strong></p>
<p>BPPV’yi farklı deneyimleyenler olabilir; ancak yine de ortak belirtiler vardır. En sık görülen belirtiler; belirli baş hareketleri ile ortaya çıkan ani başlayan baş dönmesi, mide bulantısı ve bazen kusma hissidir. Bu belirtiler saniyelerden dakikalara kadar bir süre zarfında yoğun hissedilebilir. BPPV çoğunlukla hasta yatağa yattığında veya yataktan kalktığında, yatakta döndüğünde, başını arkaya eğdiğinde veya öne doğru eğildiğinde ortaya çıkmaktadır. Sürekli baş dönmesi ve dengesizlik hissine sahip olabilirler; ancak bu belirtiler atak geçtikçe hafifleyecektir.</p>
<p><strong>Kristal oynaması daha çok kimlerde görülür?</strong></p>
<p>BPPV’nin yaşam boyu ortaya çıkış oranı %2,4’tür ve 60 yaşın üstündeki hastalarda 18-39 yaş arasındaki hastalara kıyasla 7 kat daha fazla görülür. BPPV kadınlarda, her yaş grubundaki erkeklerden daha sık görülür.</p>
<p><strong>Kristal oynaması nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Hastalık çoğu zaman kendiliğinden kısa sürede geçer; ancak bazı hastalarda kendiliğinden iyileşme olmaz. Bu hastaların doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir. BPPV’de en sık uygulanan tedavi repozisyon manevraları yani kristallerin tekrar orijinal yerine gönderildiği manevralardır. Epley Manevrası, posterior (arka) yarım daire kanalı BPPV’sinde en sık kullanılan manevradır. Lateral (yan) yarım daire kanalı BPPV’sinde ise sıklıkla Barbekü Manevrası kullanılır. Bu manevralar bir seferde %80-90 oranında hastalığın düzelmesini sağlar. Bazen ikinci ya da üçüncü manevrayı yapmak gerekir ve bu sayede hastaların % 90’nında düzelme sağlanır. Başarısız olunan hastalarda habituasyon egzersizleri uygulanarak sorun büyük oranda çözümlenir. Nadiren, tüm tedavilere rağmen hastalarda düzelme olmayabilir. Bu durumda cerrahi tedaviler gündeme gelir. Cerrahi olarak hastalıklı yarım daire kanalı kapatılabilir ya da hastalıklı taraftaki denge siniri kesilebilir.</p>
<p><strong>Kristal oynaması tekrarlar mı?</strong><br />BPPV tekrarlayabilen bir hastalıktır. Hastaların ilk yıl içinde 1/3’ünde, ilk 5 yıl içerisinde ise en az yarısında tekrar BPPV atağı görülmektedir; ancak bu korkulacak bir durum değildir. Genellikle ilk hastalıkta olduğu gibi düzeltici manevralarla tedavi edilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-donmesi-ve-denge-probleminiz-varsa-kulak-kistalleriniz-oynamis-olabilir-393239">Baş dönmesi ve denge probleminiz varsa, kulak kistalleriniz oynamış olabilir  </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Çekiç, &#8220;Depremin ardından pek çok afetzede işitme ve denge sorunu yaşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cekic-depremin-ardindan-pek-cok-afetzede-isitme-ve-denge-sorunu-yasiyor-363113</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 09:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afetzede]]></category>
		<category><![CDATA[ardından]]></category>
		<category><![CDATA[çekiç]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[pek]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü tarafından çevrimiçi olarak deprem bölgesinde yaşanan denge ve işitme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla “Deprem Bölgesinde İşitme ve Denge Sorunları: Türkiye OKSUD Deprem Koordinasyon Süreçleri” etkinliği düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cekic-depremin-ardindan-pek-cok-afetzede-isitme-ve-denge-sorunu-yasiyor-363113">Doç. Dr. Çekiç, &#8220;Depremin ardından pek çok afetzede işitme ve denge sorunu yaşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Ege Üniversitesi (EÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü tarafından çevrimiçi olarak deprem bölgesinde yaşanan denge ve işitme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla “Deprem Bölgesinde İşitme ve Denge Sorunları: Türkiye OKSUD Deprem Koordinasyon Süreçleri” etkinliği düzenlendi. Moderatörlüğünü Engelsiz Ege Birim Koordinatörü ve Odyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Pelin Piştav Akmeşe’nin üstlendiği etkinliğe konuşmacı olarak Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Derneği (OKSUD) Genel Sekreteri Doç. Dr. Şule Çekiç katıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Konuşmasına OKSUD ile ilgili bilgiler vererek başlayan Doç. Dr. Şule Çekiç, “1995 yılında kurulmuş ve odyologların buluşturulduğu derneğimizle benim tanışmam 2006 yılında oldu. Derneği tanıdıkça aktif rol aldım ve şu anda bu derneğin bir üyesi olmaktan gurur duyuyorum. Odyoloji, bir sağlık birimidir. Sağlık alanında yer alan her mesleğin bir derneği var. Bizim derneğimize üye olmadan da orada görevli olabilirsiniz. Topluma yararlı pek çok faaliyet yürütüyoruz” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Depremin ardından işitme ve denge sorunları ikinci plana atıldı”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Deprem bölgesinde yaşanan işitme ve denge sorunlarının ikinci plana atıldığını söyleyen Çekiç, “Deprem sonrasında işitme engeli olan bireyler, işitme cihazlarının yanlarında olmaması ya da kaybetmeleri sebebiyle hayati önem arz eden sesleri duyamadılar. Bölgede birçok kişinin depremden sonra denge bozukluğu ve baş dönmesi sorunu ortaya çıktı. Afetin olduğu andan itibaren mesleğimizin bilinci ile bölgedeki işitme sıkıntısı yaşayan vatandaşlarımız için tek yürek olduk. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Depremden iki gün sonra üyelerimiz tarafından daha önce geliştirilmiş olan dijital platform uygulaması, depremden etkilenen vatandaşlarımızın kullanımına sunuldu. Derneğimiz aracılığı ile işitme sağlığı noktaları için konteynerler alındı ve dört noktaya kuruldu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gönüllü odyologlara ulaşmak için çağrı yapıldı. Koordinasyon ekibimiz genişletildi. Yenidoğan işitme taraması yapılmaya başlandı. Bölgede kullanılacak değerlendirme formları oluşturuldu. Temel cihazlar kuruldu ve gönüllülerimiz çalışmaya başladı. Gönüllülere yönelik psikolojik ilk yardım eğitimleri verildi. İşitme cihazları, piller, kablolar ve gerekli alet edevatlar bölgeye ulaştırıldı” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sunumun ardından Doç. Dr. Şule Çekiç, katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. </span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cekic-depremin-ardindan-pek-cok-afetzede-isitme-ve-denge-sorunu-yasiyor-363113">Doç. Dr. Çekiç, &#8220;Depremin ardından pek çok afetzede işitme ve denge sorunu yaşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
