<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>demeyin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/demeyin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/demeyin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Mar 2026 07:39:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>demeyin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/demeyin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 07:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzda]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatsizliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619081</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081">Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor. Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıktığını belirten <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman</strong>, ebeveynlere mutlaka çocuklarının görme yetisini karanlık bir ortamda test etmeleri gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kahraman, erken tanının kritik önem taşıdığı, henüz kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, günümüzde bazı önlemlerle ilerleme seyrini yavaşlatmanın mümkün olabildiği Retinitis Pigmentosa (tavuk karası, gece körlüğü) hastalığını anlattı, anne-babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. <strong> </strong></p>
<p>Tavukların gece iyi görememesinden dolayı, benzer bulgular ile seyreden Retinitis Pigmentosa hastalığı halk arasında ‘tavuk karası’ ve ‘gece körlüğü’ olarak biliniyor. Zamanla kişide görme alanında yanlardan daralma başlayıp, ilerleyen evrelerde ise gündüz ve merkezi görmeleri de etkileniyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman</strong>, bugüne dek 80’den fazla genin tavuk karası hastalığı ile ilişkilendirilmiş durumda olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Retinitis pigmentosa, ışığı algılayan hücrelerimizin yer aldığı gözün iç kısmını bir duvar kağıdı gibi kaplayan retina tabakasının genetik bir hastalığıdır. Hastalıkta ilk olarak loş ışıkta görmeyi sağlayan hücreler bozulur. Bu nedenle hastalarda önce gece görme zorluğu ve karanlık adaptasyonunda güçlük gözlenir. Retina hastalıklarında 300, retinitis pigmentosadaysa 80’i aşkın gen tanımlanmıştır. Genetik bir hastalık olmasına rağmen; stres, düzensiz beslenme, sigara-alkol kullanımı, yetersiz uyku gibi faktörler hastalığın ilerleme hızını etkileyebilir. Bu nedenle sağlıkl ıyaşam alışkanlıkları büyük önem taşımaktadır.” </p>
<p><strong>Genetik test çok önemli! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; tavuk karasının dünya genelinde yaklaşık 4 bin kişide bir görüldüğünü belirten Doç. Dr. Kahraman “Ancak ülkemizde akraba evliliklerinin görece yüksek olması nedeniyle çekinik geçişli formların (anne ve babadan gizli olarak taşınması) daha sık görülebileceği belirtiliyor” diyor. Hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıktığını, ergenlik döneminde ilerlemesinin hızlandığını belirten Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, erken tanı ve genetik testin hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Genetik test yalnızca tanıyı doğrulamakla kalmıyor; hastalığın kalıtım türünü, diğer aile bireylerinin risk durumunu ve gelecek nesillere aktarım ihtimalini ortaya koyuyor. Ayrıca gebelik planlamasında yol gösterici oluyor. Bazı genetik tiplerde göz dışı sistemler de etkilenebildiğinen dolayı, genetik test bu açıdan da kritik rol oynuyor.”</p>
<p><strong>Anne-babalar dikkat! Çocuğunuzu karanlıkta test edin!</strong></p>
<p>Gece görüşündeki bozulma hastanın kendisi tarafından fark edilmeyebiliyor ve hastalık sinsice ilerliyor. Sokak aydınlatmalarının yeterli olması ya da kişinin -herkesin gece kendisi gibi gördüğünü düşünmesi- tanıyı geciktirebiliyor. Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hastanın uzun süre bunu fark edemediğini belirten Doç. Dr. Kahraman anne-babalara şu tavsiyelerde bulunuyor: ”Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hasta tarafından algılanması zordur. Gece görme sorunu yaşayan, sık sık eşyalara çarpma ve takılma şikayeti olması durumunda bunu sakarlık ya da dikkatsizlik olarak görmeyip, hele de ailesinde benzer öykü varsa gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak kritik önem taşıyor.  Çünkü hastalık ilerledikçe çevre görüşü daralır ve ‘hasta tünel’ görüşü dediğimiz sadece merkezden görmeye başlar. Bu nedenle ailelerin bu sinsi hastalığa karşı tetikte olmaları, çocuklarına ara sıra karanlıkta görme denemeleri yapmaları çok faydalıdır. Örneğin; elin bazı parmaklarını gösterip kaç parmak olduğunu söyletmek, odanın içerisinde bir eşyayı işaret edip adını sormak vb sorunun erken fark edilmesini sağlayabilir.”</p>
<p><strong> xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong> Tanıda İleri Teknoloji Kullanılıyor</strong></p>
<p>Tanı sürecinde damlalı göz muayenesi ile retina değerlendirmesi yapılırken; retina fotoğrafları ve optik koherens tomografi (OCT) ile retina katmanları ayrıntılı olarak inceleniyor. Erken dönemde bulgular belirgin değilse elektroretinografi (ERG) testi ile retina hücre yanıtları ölçülerek tanı konulabiliyor.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kök Hücre ve Gen Tedavileri umut vaadediyor </strong></p>
<p>Retinitis Pigmentosa için hastalığı tamamen tedavi eden, onaylanmış bir yöntem yok ancak kök hücre tedavisi bir umut olarak öne çıkıyor. Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Kök hücreye yönelik mevcut araştırmalar daha çok kalan hücrelerin korunmasına ve hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılmasına odaklanıyor” diyor.  Dünyada gen tedavilerinde de son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirten Doç. Dr. Kahraman şöyle konuşuyor: “2017 yılında FDA onayı alan ilk gen tedavisi ürünü olan Luxturna bu alandaki en önemli adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Farklı genlere yönelik klinik çalışmalar ise devam ediyor. Bu nedenle doğru tanı ve genetik test, hastaların kendi genlerine yönelik gelişmeleri takip edebilmesi açısından büyük önem taşıyor.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081">Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gencim]]></category>
		<category><![CDATA[henüz]]></category>
		<category><![CDATA[kalbim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlam]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597587</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. Bu ölümlerin büyük çoğunluğunu kalp krizi ve inme oluştururken,  Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 verileri de Türkiye’de her 3 ölümden 1’inin dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu grupta her 10 ölümden yaklaşık 4’ü kalp krizi nedeniyle gerçekleşiyor, bu da ülkemizde her yıl on binlerce kişinin kalp krizine bağlı yaşamını yitirdiğini gösteriyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery</strong>, üstelik kalp krizlerinin genç erişkinlerde artış gösterdiğini vurgulayarak, “Kalp krizleri genellikle 50-70 yaş aralığında görülmektedir. Ancak, son yıllarda yaşam tarzındaki değişimler ve belirti vermeyen risk faktörleri nedeniyle  erken başlangıçlı, yani 45 yaş altı kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış olduğu belirtilmektedir. Uluslararası çalışmalar, tüm kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 5–10’unun 45 yaş ve altındaki kişilerde görüldüğünü ve bu oranın son 10–15 yılda kademeli olarak yükseldiğini göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Gizli risk faktörlerine dikkat! </strong></p>
<p>Kalp krizi (tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü), kalbi besleyen koroner damarların ani şekilde tıkanmaları sonucu kalp kasına yeterli kan ve oksijenin ulaşamaması ile ortaya çıkan ve hayati tehlike taşıyan klinik bir tablo. Bu tıkanma çoğunlukla damar duvarında bulunan aterosklerotik plağın yırtılması ve bölgede hızla pıhtı oluşmasıyla gelişiyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> özellikle sigara, obezite, sağlıksız beslenme ve yoğun stresin genç erişkinlerde kalp krizi riskini hızla yükselttiğine dikkat çekerek,   “Bunlara ek olarak,  özellikle ailevi kolesterol sorunları, yüksek tansiyon ve insülin direnci gibi çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ‘gizli’ risk faktörleri genç erişkinlerde fark edilmeden  yıllarca damar hasarı oluşturabilmektedir” bilgisini veriyor.  <strong>Dr. Redwan Seid Busery,</strong> bu nedenle, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan veya kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi metabolik riskler taşıyan genç yaş  grubundaki kişilerin düzenli olarak taranmalarının büyük önem taşıdığını belirterek, “Erken farkındalık, zamanında yapılan kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları genç yaş grubunda kalp krizinin önemli ölçüde önlenmesini sağlayabilmektedir” diyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> genç yaş yaşta görülen kalp krizinin 8 nedenini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Sigara ve tütün ürünleri </strong></p>
<p>Sigara ve tütün ürünleri genç yaşta kalp krizi geçirmenin en güçlü risk faktörlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Büyük uluslararası analizlerde, aktif sigara içen bireylerde kalp krizi riskinin hiç içmeyenlere kıyasla yaklaşık üç kata yakın arttığı gösterilmiş. Tütünün damar iç yüzeyini bozması, pıhtılaşmayı artırması ve ani damar tıkanıklığına yol açması bu ilişkiyi açıklıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Nikotin replasman tedavileri ve profesyonel destek programlarıyla sigaranın bırakılması kalp krizi riskini kısa sürede belirgin şekilde azaltıyor.</p>
<p><strong>Ailevi hiperkolesterolomi </strong></p>
<p>Ailevi hiperkolesterolemi, LDL kolesterolün (kötü huylu kolesterol)  genetik olarak çok yüksek seyrettiği bir durum ve genç erişkinlerde kalp krizi oluşumunun en önemli nedenlerinden biri. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Genç yaşta görülen ‘beklenmedik’ kalp krizlerinin önemli bir bölümü ailevi hiperkolesterolomi sebebiyle gelişmektedir” diye konuşuyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Ailede erken kalp krizi öyküsü olan kişiler 20’li yaşlardan itibaren düzenli LDL kolesterol ölçümü yaptırmalı; gerekirse ileri değerlendirme planlanmalı.</p>
<p><strong>Obezite, insülin direnci ve diyabet</strong></p>
<p>Erken koroner arter hastalığının ana belirleyicileri arasında yer alan obezite, insülin direnci ve diyabet genç nüfusta giderek yaygınlaşıyor. Sistematik derlemeler, bu metabolik bozuklukların kalp krizi riskini anlamlı biçimde artırdığını gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,<strong>  </strong>obeziteye eşlik eden inflamasyon, damar sertliği ve metabolik stresin bu riskin temel mekanizmalarını oluşturduğunu söylüyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite ve metabolik risklerin erken tespiti koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Düşük fiziksel aktivite</strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivite yapmayan genç erişkinlerde obezite, dislipidemi (kandaki yağ düzeylerinin normalin üzerine çıkması veya dengesizleşmesi) ve yüksek tansiyon gibi risk faktörleri kalp krizi riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı<strong> </strong>çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu etkisi net biçimde gösterilmiş ve haftalık aktivitenin artmasıyla riskin azaldığı saptanmış.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz (yürüyüş, koşu, bisiklet) hedeflenmeli; günlük sedanter, yani hareketsiz geçirilen süre mümkün olduğunca azaltılmalı.</p>
<p><strong>Erken yaş hipertansiyonu</strong></p>
<p>Genç yaşta fark edilmeyen veya tedavi edilmeyen yüksek tansiyon damar duvarını hızla yıpratarak erken ateroskleroz (damar sertliği) ile kalp ve damar hastalığı riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı çalışmalar, kan basıncındaki her 10 birimlik (10 mmHg) kontrolün kalp krizi ve inme gibi ciddi kalp ve damar olaylarının riskini belirgin şekilde azalttığını gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Genç erişkinlerin yılda en az bir kez kan basıncını ölçtürmeleri gerekiyor. Risk grubunda olanların ise daha sık takip edilmeleri öneriliyor.</p>
<p><strong>Viral enfeksiyonlar ve miyokardit</strong></p>
<p>Bazı viral enfeksiyonlar, özellikle COVID-19, gençlerde kalp kasında iltihaba (miyokardit) neden olarak ciddi aritmilere ve kalbin fonksiyon bozukluğuna yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Bu tabloda gelişen kalp hasarı, aterosklerotik kalp krizinden farklı bir mekanizma ile ortaya çıksa da genç erişkinlerde hayatı tehdit eden sonuçlara neden olabilmektedir” diyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Enfeksiyon sonrasında göğüs ağrısı, çarpıntı, halsizlik veya nefes darlığı yaşayan genç erişkinlerin gecikmeden tıbbi değerlendirmeye başvurmaları yaşamsal önem taşıyor.</p>
<p><strong>Psikososyal stres, anksiyete ve uyku bozuklukları</strong></p>
<p>Kronik stres, depresyon ile uyku düzensizliği genç erişkinlerde kalp ve damar hastalıkları<strong> </strong>riskini artıran önemli faktörler olarak tanımlanıyor. Büyük uluslararası çalışmalarda psikososyal stres düzeyi yüksek kişilerde kalp krizi riskinin anlamlı ölçüde yükseldiği saptanmış. Zira, stres hem hormonal yanıtı değiştiriyor hem de sigara kullanımı ve kötü beslenme gibi davranışsal riskleri artırıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Stres yönetimi, düzenli uyku, gerekirse psikolojik destek ve iş–yaşam dengesi odaklı yaşam düzenlemeleri koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Uyarıcı maddeler ve enerji içecekleri </strong></p>
<p>Uyarıcı maddeler gençlerde ani koroner damar spazmı ve kalp kriziyle sonuçlanabilen ciddi ritim bozukluklarına neden olabiliyor. Enerji içecekleri için uzun dönem kalp krizi riski verileri sınırlı olmakla birlikte, mevcut çalışmalar, bu ürünlerin kısa sürede kalp atım hızını ve kan basıncını yükselterek olumsuz kardiyak etkilere yol açabileceğini gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Uyarıcı maddelerden uzak durulmalı; enerji içeceklerinin tüketimi ise özellikle yoğun stres, sınav veya çalışma dönemlerinde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duyduk Duymadık Demeyin! Dinkum &#8216;Gece Pazarı&#8217; Açılıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duyduk-duymadik-demeyin-dinkum-gece-pazari-aciliyor-548866</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 13:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[dinkum]]></category>
		<category><![CDATA[duyduk]]></category>
		<category><![CDATA[duymadık]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[pazarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548866</guid>

					<description><![CDATA[<p>KRAFTON, Inc. masaüstü bilgisayarlar için geliştirilen yaşam simülasyon oyunu Dinkum'a gelen yeni güncelleme ‘Night Market’’ı ('Gece Pazarı') yayınladığını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duyduk-duymadik-demeyin-dinkum-gece-pazari-aciliyor-548866">Duyduk Duymadık Demeyin! Dinkum &#8216;Gece Pazarı&#8217; Açılıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KRAFTON, Inc. masaüstü bilgisayarlar için geliştirilen yaşam simülasyon oyunu <em>Dinkum</em>&#8216;a gelen yeni güncelleme ‘Night Market’’ı (&#8216;Gece Pazarı&#8217;) yayınladığını duyurdu.</p>
<p>Bu güncellemeyle oyunseverler, yepyeni bir karakter olan Night Merchant’a (Gece Tüccarı) merhaba diyecekler. Gece Tüccarı her oyun ayının 19&#8217;unda adanın ziyaretçi alanında belirecek ve Gizemli Çantalar ile nadir eşyalar satıyor olacak. Üç rastgele eşya içeren rastgele bir kutu olan Gizemli Çanta yalnızca Gece Tüccarı&#8217;ndan satın alınabilen bir eşya. Gece Pazarı çadırının içerisinde oyuncuların küpe gibi çeşitli aksesuar ürünlerini malzemeler kullanarak üretebilecekleri bir de Mücevher Masası bulunuyor.</p>
<p>Bu güncellemeyle oyuna Steam başarımları da ekleniyor. Oyuncular çeşitli oyun içi aktivitelere katılarak toplamda 25 başarının kilidini açabilecekler. Bu başarıların sekizi, geçtiğimiz mayıs ayında oyuncu topluluğuna özel bir yarışmayla seçildi.</p>
<p>Bitmedi! Güncellemeyle birlikte <em>Dinkum</em>, Steam Yaz İndirimlerine de katılıyor. Steam tarafından her yıl düzenlenen geniş kapsamlı bir indirim etkinliği olan Steam Yaz İndirimleri bu yıl 26 Haziran&#8217;da başlayıp 10 Temmuz&#8217;a kadar sürecek.</p>
<p><em>Dinkum</em>, Erken Erişim&#8217;de yaklaşık üç yıl geçirdikten sonra Nisan ayında resmi olarak çıkışını gerçekleştirdi ve piyasaya sürüldüğünde oyuncuların beğenisini kazanarak Steam&#8217;in &#8220;Ayın En İyi Yeni Oyunları&#8221; kategorisinde kendisine yer buldu. Avustralya kırsalından esinlenen bir adada geçen oyun, oyuncuların kendi köylerini tasarlamak için toplayıcılık, avcılık, madencilik yapma, balık tutma ve bina inşa etmelerine olanak tanıyor. Oyuncular, benzersiz tarzlarını ifade etmek için çevrelerini ve binalarını dilediklerince özelleştirebiliyorlar.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duyduk-duymadik-demeyin-dinkum-gece-pazari-aciliyor-548866">Duyduk Duymadık Demeyin! Dinkum &#8216;Gece Pazarı&#8217; Açılıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bir kereden bir şey olmaz demeyin!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-kereden-bir-sey-olmaz-demeyin-445694</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[kereden]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü tarafından geliştirilen “Bağımlılığa Farklı Bakış” projesi kapsamında “Tütün Salgınında Bir Sonraki Aşama” konulu söyleşi düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kereden-bir-sey-olmaz-demeyin-445694">&#8220;Bir kereden bir şey olmaz demeyin!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü tarafından geliştirilen “Bağımlılığa Farklı Bakış” projesi kapsamında “Tütün Salgınında Bir Sonraki Aşama” konulu söyleşi düzenlendi. Çevrimiçi gerçekleşen ve moderatörlüğünü Enstitü Müdürü Doç. Dr. Görkem Yararbaş üstlendiği söyleşiye; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hür Hassoy,  Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Oya Mortan Sevi ve Demokrasi Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Hasan Tahsin Kılıç konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p>Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Doç. Dr. Görkem Yararbaş “Bağımlılık, tüm toplumları az veya çok etkiliyor. Bazı toplumlar, bağımlılık konusunda bizim bugün yaşadığımızı geçmişte yaşadıkları için bizden daha iyi durumdalar. Bugünü güzel yönetebilirsek olumlu sonuçlara ve bağımlılık yapan madde tüketim sıklığında daha az sayılara ulaşmamızda yapısal anlamda engel yok” diye konuştu.</p>
<p><b>“Her şey bir kere denemekle başlıyor”</b></p>
<p>Bağımlılığın, “hayır” diyemeyen düşük özgüvenli bireylerde daha kolay ortaya çıktığına değinen Doç. Dr. Oya Mortan Sevi “Bağımlılık; genelde “Ben nasılsa bağımlı olmam’ deyip maddeyle tanışmakla, bir kere denemekle başlıyor. Özellikle ergenlik ve yetişkinliğe giriş dönemlerinde yeterli özgüvene sahip olmayan bireylerde akran baskısı, kabul görme isteği, ortama uyum sağlama gibi çeşitli durumlarda maddeyle tanışıldığını görüyoruz. Aileler; en başta sınır koyabilen, hayır diyebilen bireyler yetiştirmeli. Sonrasında ise çocuklarına model olmalı. Araştırmalara göre anne-babası sigara içen gençlerin içmeyenlere oranla 4 kat daha fazla içme riskine sahip olduğu söyleniyor” dedi.</p>
<p><b>“Sosyo-ekonomisi düşük gruplarda sigara kullanımı daha fazla”</b></p>
<p>Stres gibi psikolojik etmenlerin bireyleri bağımlılığa daha fazla ittiğini söyleyen Prof. Dr. Hür Hassoy “Ülkemizde artan işsizlikle beraber özellikle erkek bireylerde sigara kullanımının daha fazla olduğu görülüyor. Yapılan araştırmalar; düşük sosyo-ekonomisi olan gruplarda sigara kullanımının daha fazla olduğunu söylüyor. Sigarada kullanımındaki pik noktamız hala devam ediyor. Buradan sonrasında bir düşüş yaşanmazsa bu pikte devam edebiliriz. Bu da bizim alacağımız koruyucu önlemlere ve müdahalelerimizin etkinliğine, yaptığımız faaliyetlerin başarısına bağlı” diye konuştu.</p>
<p><b>“İnsanlar tıbbi destek almaktan çekiniyor”</b></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Hasan Tahsin Kılıç ise “Bağımlılık konusunda bilgi eksikliği çok yüksek. Bu konuda iyi hizmet sağlayan birimlerin iyi reklamı yapılması gerekiyor. Çünkü insanlar bu hizmetlerin iyi yapıldığını gösteren verilere ulaşamadığından tıbbi destek almaktan çekiniyor. Bu bilgi eksikliği giderilmeli” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kereden-bir-sey-olmaz-demeyin-445694">&#8220;Bir kereden bir şey olmaz demeyin!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Daha Bebek, Ne Anlar&#8217; Demeyin! Erken Okuryazarlık Bebeklik Döneminden Başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/daha-bebek-ne-anlar-demeyin-erken-okuryazarlik-bebeklik-doneminden-basliyor-411826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Oct 2023 12:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlar]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklik]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[döneminden]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[okuryazarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin gelişiminin yüzde 80’inden fazlasının yaşamın ilk 3 yılında oluştuğunu belirten uzmanlar, 5 yaş altı çocukların kaliteli okul öncesi eğitime erişimleri ve tüm çocukların okullaşma oranlarının arttırılmasının önemine dikkat çekiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/daha-bebek-ne-anlar-demeyin-erken-okuryazarlik-bebeklik-doneminden-basliyor-411826">&#8216;Daha Bebek, Ne Anlar&#8217; Demeyin! Erken Okuryazarlık Bebeklik Döneminden Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beyin gelişiminin yüzde 80’inden fazlasının yaşamın ilk 3 yılında oluştuğunu belirten uzmanlar, 5 yaş altı çocukların kaliteli okul öncesi eğitime erişimleri ve tüm çocukların okullaşma oranlarının arttırılmasının önemine dikkat çekiyor. <strong>Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi </strong>Demet<strong> </strong>Gülaldı<strong>, </strong>çocukların erken yaşlarda kitap ile tanışmasının, okul başarısı ve erken okuryazarlık becerileri için önemli olduğuna vurgu yapıyor. Bebeklikte kitap tutmanın dahi okula hazırlık olduğunu ifade eden Gülaldı, bebeklik dönemini bilgi ve becerilerin kazanıldığı önemli bir dönem olarak tanımlıyor. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, çocuklarda kitap okuma alışkanlığı ve kitap seçimi konusunda bilgi verdi.</p>
<p><strong>Beyin gelişiminin yüzde 80’i ilk 3 yılda oluşuyor…</strong></p>
<p>Beyin gelişiminin yüzde 80&#8217;inden fazlasının yaşamın ilk 3 yılında oluştuğunu ve bu dönemdeki deneyimlerin, beynin gelişimini önemli ölçüde etkilediğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, yaşamın bu değerli yıllarında ebeveynlerin ve bakım verenlerin çocukların gelişimini desteklemelerinin en iyi yollarından birinin birlikte kitap okumak olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Bebeklikte kitap tutma bile okula hazırlıyor…</strong></p>
<p>Kitap okuma ve kitaplarla tanışmanın bebeklik döneminden itibaren çocuklara dil açısından zengin deneyimler sunduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Dil açısından zengin etkileşimlerde bulunmak çocukların iletişim becerileri ve olumlu sosyal ilişkileri geliştirmelerine, ebeveyn-çocuk iletişimine, akademik başarısına ve erken okur yazarlığın desteklenmesine yardımcı olur. Bu becerilerin hepsi okulda ve yaşamda başarı için kritik öneme sahip.  Basit bir kitap tutma eylemi bile bebeklikten itibaren okula hazır oluş durumunu destekler.” diye ifade etti.</p>
<p><strong>Duyguları anlama ve ifade etme becerileri de kazanıyorlar</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletlerin yayınladığı 2030 Sürdürülebilir Kalkınma hedefleri arasında 5 yaş altı çocukların kaliteli okul öncesi eğitimine erişmeleri ve tüm çocukların okullaşma oranlarının arttırılmasının bulunduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu amaçla çocukların erken yaşlarda kitap ile tanışması, okula başarısı ve erken okuryazarlık becerileri için öneriliyor. Erken okuryazarlık bebeklik döneminden başlayan, okuryazarlığa ilişkin bilgi ve becerilerin kazanıldığı bir gelişimsel süreç olarak tanımlanıyor. Erken dönemde kitapla tanışan çocuklar okur gibi yapma, yazı yönünü anlama, dil bilgisi ve fonolojik farkındalık, öykü dinleme, anlama ve anlatma, empati kurma, duyguları anlama, duyguları ifade etme gibi becerileri kazanıyor.”</p>
<p><strong>Çocuğa uygun kitap seçilmeli</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, ebeveynlere çocuklarıyla birlikte kitap okumalarını önerirken, çocuğun gelişim düzeyine uygun ve çocuğun ilgisini çekecek kitaplar olmasına dikkat edilmesi gerektiğini de söyledi.</p>
<p>Gelişimsel seviyelerine uygun olmayan kitapların çocukların ilgisini çekmeyeceğini, eğlenceli ve eğitici olması beklenen kitabı okumanın sıkıcı bir duruma dönüşebileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, şunları da kaydetti:</p>
<p>“Günümüzde çocuk kitapları hikaye, şiir, masal, bulmaca, alıştırma gibi çeşitli içeriklerde, kalın kartlar, plastik, kumaş, bol resimli, hareketli gibi çeşitli fiziksel yapılarda, davranış ve duygulara yönelik kitaplar, eğitici, eğlendirici, yaratıcı ve neredeyse bebeklik döneminden başlayarak geniş bir yelpazede bulunuyor.”</p>
<p><strong>Yaşlara göre kitap seçimi nasıl olmalı?</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, yaşlara göre kitap seçiminin nasıl olması gerektiğini de şöyle sıraladı:</p>
<p>“Bebeklikten itibaren çocuklara resimli kartlar görme alanı içerisinde gösterilerek kitaplarla ilk tanışması sağlanabilir. Resimler yalın olmalı, karmaşık olmamalı. Canlı ve kontrast renkler bebeğin ilgisini çeker. 6 &#8211; 18 ay arasındaki bebek ve çocuklar bu dönemde çevreyi keşfetmekle meşgul olduklarından kitapları da oyuncak gibi görürler ve yere atarak, vurarak, ağzına alarak keşfetme davranışları gösterirler. Bu nedenle bebeklere kalın kartlardan, farklı dokularda kumaşlardan yapılmış küçük boyutlardaki kitaplar önerilir. Bu dönemde sesli kitaplar, masal okuyan, şarkı söyleyen kitaplar yerine yetişkinin mimiklerini ve farklı ses tonlarını kullanacağı şekilde şarkılar ve tekerlemelerle kitap okuması önerilir. 24-36 aydan sonra çocuklar kitaplardaki resimleri tanıma, gösterme, yorumlama gibi becerileri kazanmaya başlarlar. Bu dönemde daha büyük boyutlarda bol resimli hikayeler oldukça ilgi çekici olur.”</p>
<p><strong>Aşırıya kaçmak çocuğun diğer öğrenme fırsatlarından mahrum kalmasına neden olabilir</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı daha sonraki yıllarda ise çocukların ilgi ve becerilerine yönelik kitaplar seçilirken, içeriğinin çocuğun dünyası ile uyumlu olmasına, kültürel, evrensel ve ahlaki değerlere uygun olmasına, dil açısından anlaşılır, zengin bir dil yapısı ve düzgün ifadelerin olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Çocuğun ilgi alanını bilmenin kitap seçiminde önemli olduğunu da kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Çocuğun kitap seçim sürecine katılmasına izin vermek, onun kendi ilgi alanlarına ve tercihlerine daha fazla sahip olmasını sağlar. Kitap alışverişine birlikte gitmek, çocuğunuzun kitap seçimine dahil olmasına yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, kitap okuma konusunda da aşırıya kaçma ve baskı yapmanın bir takım olumsuz durumlara yol açabileceğini ifade ederek, “Her ne kadar kitap okuma, çocukların dil gelişimi, düşünme becerileri, hayal gücü ve genel bilgi birikimi için son derece faydalı bir alışkanlık olsa da diğer aktivitelerle dengelenmesi gerekir. Aksi takdirde sürekli kitap okumak, çocuğun sosyal etkileşimlerden, fiziksel aktivitelerden veya diğer öğrenme fırsatlarından mahrum kalmasına neden olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/daha-bebek-ne-anlar-demeyin-erken-okuryazarlik-bebeklik-doneminden-basliyor-411826">&#8216;Daha Bebek, Ne Anlar&#8217; Demeyin! Erken Okuryazarlık Bebeklik Döneminden Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yaşım ilerledi, unutmam normal&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasim-ilerledi-unutmam-normal-demeyin-400660</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2023 08:40:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[ilerledi]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[unutmam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı  ‘unutkanlık’  özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de, aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan ‘Alzheimer hastalığının ilk uyarılarından biri de olabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasim-ilerledi-unutmam-normal-demeyin-400660">&#8220;Yaşım ilerledi, unutmam normal&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı  ‘unutkanlık’  özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de, aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan ‘Alzheimer hastalığının ilk uyarılarından biri de olabiliyor! Türkiye’de net veriler olmasa da 600 binin üzerinde Alzheimer hastası olduğu ve uzayan insan ömrüyle birlikte bu sayının 65 yaş üzerinde her beş yılda bir iki katına çıktığı belirtiliyor.<strong> Acıbadem Ataşehir Hastanesi Demans ve Davranış Nörolojisi</strong> <strong>Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer</strong>, Alzheimer hastalığında erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Erken tanı sayesinde hastalığın ilerleme hızı belirli bir süre yavaşlatılabiliyor, hatta bazı tablolarda durdurulması bile mümkün olabiliyor. Alzheimer en sık unutkanlık gibi yakın bellek sorunlarıyla başlıyor. Hastalığın özelliği, önce yeni olaylar unutulurken eski yaşantıların detaylı bir şekilde hatırlanması. Bu durum hasta yakınlarını şaşırtabiliyor ve unutkanlığın gerçek olup olmadığının sorgulanmasına neden oluyor. Yıllar içinde hastanın belleğindeki bilgiler en yeniden en eskiye doğru bir bir siliniyor ve en eski anılar da kayboluyor. Dolayısıyla erken tanı için özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerde oluşan  ‘unutkanlık’ sorununda zaman kaybetmeden konunun uzmanı bir nöroloji hekimine başvurmak gerekiyor” diyor.  <strong>Alzheimer’ın 10 erken sinyali!</strong>Alzheimer hastalığına erken tanı konulması tedaviden etkin sonuç alınmasında büyük öneme sahip.<strong>  </strong>Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer’ın erken dönem belirtilerini şöyle sıralıyor:  </p>
<ul>
<li>Unutkanlık giderek artıyorsa ve günlük yaşamı artık etkiler hale geldiyse</li>
<li>Konuşmada bozulma varsa</li>
<li>Zaman ve yer algısında kayıp başladıysa</li>
<li>İç görü ve yargılamada bozulma varsa ve hastalık inkar ediliyorsa</li>
<li>İş planlama ve takipte zorluk başladıysa </li>
<li>Aynı soruları tekrar tekrar sorma, eşyaları yanlış yere koyma dikkat çeker hale geldiyse</li>
<li>Kişilik ve davranış değişikliği gözleniyorsa</li>
<li>Yol, yön bulma güçlüğü nedeniyle artık dışarı çıkmak zor oluyorsa</li>
<li>İçe kapanma, sosyal ortamlara girememe sorunu başladıysa</li>
<li>Hobi ve uğraşlardan vazgeçme olduysa </li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Beyindeki değişimler 20-30 yıl önce başlıyor </strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının nedenleriyle ilgili çok sayıda çalışma ve teori mevcut. Beyinde asetil kolin azalması bir neden olarak biliniyor. Yapılan çalışmalara göre; beynin kabuk kısmında hücre içi ve hücreler arasında anormal protein birikimi oluyor, buna bağlı olarak hücreler ölüyor ve hücreler arası bağlantılar geri dönüşümsüz kayboluyor. Bunun sonucunda beyinde hafızayla ilgili görev yapan aracı kimyasalların (asetil kolin) düzeyi azalıyor. Alzheimer hastalığında beyindeki bu değişimler belirtiler ortaya çıkmadan 20-30 yıl önce başlıyor. Dolayısıyla hastalık bulguları ilerledikten sonra tedavilerin faydası sınırlı kalıyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Aile öyküsü önemli bir risk faktörü </strong></p>
<p>Beyindeki proteinlerin neden bazı kişilerde biriktiği tam olarak bilinmese de hastalığa yatkınlık oluşturan etkenler üzerine tıp dünyasının kapsamlı çalışmaları sürüyor. Alzheimer’de en önemli risk faktörünün ilerleyen yaş olduğu belirtiliyor. Bunun yanı sıra düşük eğitim düzeyi ve sedanter yaşam, ağır beyin travmalarına maruz kalmak, hipertansiyon ve diyabet gibi damar yapısını bozan hastalıkların kontrolsüz şekilde var olması, kadın cinsiyeti, tedavi edilmemiş depresyon, obezite, sigara ve alkol tüketimi, hatta hava kirliliği ve zehirli gazlar gibi pek çok etken hastalığın başlamasında etkili oluyor. Prof. Dr. Neşe Tuncer, aile öyküsünün Alzheimer’da önemli bir risk faktörü olabileceğine işaret ederek, Alzheimer hastalığının bazı ailesel formlarında hastalığa yakalanma riskinin normal popülasyona göre 3-4 kat fazla görülebileceği belirtiliyor. Üstelik ailesinde Alzheimer hastalığı olan kişilerde hastalık 65 yaş öncesinde başlayabiliyor ve bu tablo ‘erken başlangıçlı Alzheimer’ olarak nitelendiriliyor. Bu nedenle aile öyküsü olan kişilerde genetik araştırma yapılması önem taşıyor.   </p>
<p> </p>
<p><strong>Yeni tedaviler umut veriyor! </strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının tedavisinde Amerika Birleşik Devletleri’nde onay alan, henüz Avrupa’da onay almamış bazı yeni ilaçlar mevcut. Amiloid aşıları olarak geçen bu moleküller beyinde biriken anormal proteinleri temizleyerek etkili oluyorlar. Bilim dünyası her gün bu tedavileri geliştiriyor; etkinliğini arttıran ve yan etkilerini azaltan formlar üzerinde çalışıyor. Çalışmaları yakından takip ettiklerini belirten Prof. Dr. Neşe Tuncer, “Yakın bir dönemde ülkemizde de hastalarımıza verebileceğimiz yeni tedaviler için umutluyuz.” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hastalığın ilerleme hızı yavaşlatılabiliyor</strong></p>
<p>Halihazırda kullanılan ilaç tedavisi ve yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemelerle hastalığın ilerleme hızı yavaşlatılarak hastanın fonksiyonel kapasitesi artırılabiliyor. Demans ve Davranış Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,<strong> </strong>ancak tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için ilaç kullanımına mutlaka erken dönemde başlanması gerektiğine dikkat çekerek, “Özellikle, hastalığın bulgularını yavaşlatmakta etkili olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmış olan ilaçların tedavisine erken dönemde başlandığında, tedavinin etkinliği daha uzun süreli oluyor. Erken teşhisin bir başka önemi ise bunamaya neden olan Alzheimer dışındaki tiroit hastalıkları, vitamin yetmezlikleri, depresyon ve diğer sistemik hastalıkların tedavi edilmesidir” bilgisini veriyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bedensel ve zihinsel yöntemler önemli</strong></p>
<p>Prof. Dr. Neşe Tuncer, ilaç tedavisinin yanı sıra bilişsel stimülasyon, hastanın zihinsel kapasitesinin arttırılmasına yönelik hobiler, faaliyetler, egzersizler, sosyalliğin arttırılması, fiziksel egzersiz programları, beslenme alışkanlıklarında yapılan düzenlemeler (yeşil sebze, meyve, tahıllardan zengin kolesterolden  fakir Akdeniz diyeti ile beslenme) gibi bedensel ve zihinsel yöntemlerin de hastalığın ilerlemesini önlemede etkili olduğunu belirtiyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasim-ilerledi-unutmam-normal-demeyin-400660">&#8220;Yaşım ilerledi, unutmam normal&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Ağrınız Varsa Daha Sonra Doktora Giderim Demeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-agriniz-varsa-daha-sonra-doktora-giderim-demeyin-364776</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 10:28:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrınız]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[giderim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364776</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ağrısı, kalp kasına yeteri kadar kanın ulaşamadığı durumlarda ortaya çıkan göğüs ağrısı veya göğüs bölgesinde rahatsızlık hissi olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-agriniz-varsa-daha-sonra-doktora-giderim-demeyin-364776">Kalp Ağrınız Varsa Daha Sonra Doktora Giderim Demeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ağrısı, kalp kasına yeteri kadar kanın ulaşamadığı durumlarda ortaya çıkan göğüs ağrısı veya göğüs bölgesinde rahatsızlık hissi olarak tanımlanıyor. Aniden ortaya çıkan ve çoğu zaman kalp krizi zannedilerek paniğe sebep olan kalp ağrısı pek çok nedenle gelişebiliyor. Kalp krizi geçiren hastalarda da görülen bu rahatsız edici ağrının görmezden gelinmemesi ve en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna gidilerek kalp kontrollerinin yapılması gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hatice Betül Erer,  &#8220;Kalp Sağlığı Haftası &#8221; kapsamında kalp ağrısı ve kalp krizi belirtileri konularında bilgi verdi.</p>
<p>Kalp, insan sağlığı ve yaşam için çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle kalp ağrısı çoğu zaman paniğe ve heyecana neden olmaktadır. Kalp ağrısı, istirahatte ya da efor (yürüme, merdiven çıkma, koşma) gibi durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Efor ile oluşan göğüs bölgesinde, ağırlık hissi ve baskı hissi şeklinde hissedilen göğüs ağrısının, kalpten kaynaklanması çok yüksek ihtimaldir. Durumun ciddi olup olmadığını anlamak için ise en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Kalp ağrısının birçok farklı nedeni olabiliyor</strong></p>
<p>Anlık gelişen kalp krizi belirtileri arasında mide ağrısı şikayetleri de yer almaktadır.</p>
<p>Kalp krizinin yanı sıra, kalp damar hastalıklarının temel belirtisi arasında kalp ağrısı ve kol uyuşması bulunmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarında görülen tipik göğüs ağrısı, göğsün ön kısmında baskı şeklinde olan bir ağrı olup, kollara ve boyna yayılabilmektedir. İstirahat sırasında da oluşabildiği gibi tipik olarak eforla gelişir. Hasta dinlendiğinde de dakikalar içerisinde azalır ve kaybolur. Yaygın damar hastalıklarında ya da kalp spazmı sırasında dakikalar içerisinde kaybolmaz ve saatlerce devam edebilir. Kalp dışı nedenlerden kaynaklı olarak da göğüs kafesi içerisinde olan sinir ve kas sistemi rahatsızlıkları, akciğer rahatsızlıklarında göğüs ağrıları olabilmekte ve günlerce devam edebilmektedir.</p>
<p>Kas, sinir hastalıkları ve boyun fıtıkları da aynı şekilde kol uyuşması ile bulgu vermektedir. Anlık gelişen kalp krizi belirtileri arasında mide ağrısı şikayetleri de yer almaktadır. Ağrı merkezi kalp olmasına rağmen diğer iç organlarda bu ağrı ve sızı şiddetinden dolayı kasılmalar, sıkışmalar hissedilebilmektedir.</p>
<p><strong>Mutlaka uzmana başvurulmalı</strong></p>
<p>Kalp damarlarının darlığı ya da spazmı ile ortaya çıkan anjina pektoriste ise egzersiz sonrasında oluşan ve 15 ila 20 dk arasında devam eden göğüste yanma, baskı ve ağrı hissi oluşturmaktadır. Daha kısa sürebileceği gibi daha uzun sürede görülebilecek bu ağrılar erken dönemde tedavi gerektirmektedir. Bu tür şikayetleri olan hastaların kalp ve damar hastalıkları uzmanına başvurması gerekir. Kalp damar hastalıkları için efor ile ortaya çıkan nefes darlığı ve tıkanma hissi, göğüste ağrı en büyük belirti olarak karşımıza çıkmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarının tespiti için efor testleri, kalp sintigrafisi, stres eko tetkikleri yapılır. Kesin tanı için koroner anjiyografi ve bilgisayarlı koroner anjiyo uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>Kalp krizi belirtileri herkeste aynı şekilde ortaya çıkmıyor</strong></p>
<p>Kalp krizi semptomları genellikle aniden başlar, ancak yavaş yavaş da fark edilebilir hale gelebilirler. Kalp krizi esnasında şiddetli baş dönmesi, mide bulantısı, kol, ense, ağrıları olabilir ve hastalar ritim bozukluğu ile bayılabilir. Ağrı beş dakikadan fazla sürer ve dinlenmekle düzelmez. Böyle bir durumdan şüphe duyulduğunda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerekebilir. Kalp krizi belirtileri herkeste aynı değildir. Göğüs sıkışması veya ağrısı olmadan da ortaya çıkabilir. Özellilkle kadın hastalar, yaşlılar ve diyabet ya da kalp yetmezliği olan kişiler tipik göğüs ağrısını daha az hissedebilir ya da daha farklı atipik özellikte yakınmalar tarif edebilirler. </p>
<p><strong>Kalp krizinin 9 belirtisine dikkat!</strong></p>
<ol>
<li>Göğüste güçlü bir sıkışma veya basınç hissi</li>
<li>Göğüs kemiğinin arkasında bıçaklama, yanma veya baskı yapan ağrı</li>
<li>Sol veya sağ kola, sırta, boyuna veya üst karına yayılan ağrı</li>
<li>Omuzlara, boğaza, boyuna ve çeneye yayılabilen üst vücut ağrısı veya uyuşma </li>
<li>Nefes darlığı</li>
<li>Bulantı, kusma</li>
<li>Terleme veya soğuk terleme</li>
<li>Solgunluk</li>
<li>Baş dönmesi</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-agriniz-varsa-daha-sonra-doktora-giderim-demeyin-364776">Kalp Ağrınız Varsa Daha Sonra Doktora Giderim Demeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
