<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dekanı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/dekani/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dekani</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Aug 2025 08:54:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>dekanı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dekani</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur: &#8220;Yapay zekâ hekimin yerini alacak savı ne hekimliği ne de yapay zekâyı anlamamaktır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-fakultesi-dekani-prof-dr-haydar-sur-yapay-zeka-hekimin-yerini-alacak-savi-ne-hekimligi-ne-de-yapay-zekayi-anlamamaktir-561106</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 08:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alacak]]></category>
		<category><![CDATA[anlamamaktır]]></category>
		<category><![CDATA[dekanı]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[haydar]]></category>
		<category><![CDATA[hekimin]]></category>
		<category><![CDATA[hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[savı]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yerini]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<category><![CDATA[zekyı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, tıbbın, tarihinin en köklü ve hızlı değişimini yaşadığını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-fakultesi-dekani-prof-dr-haydar-sur-yapay-zeka-hekimin-yerini-alacak-savi-ne-hekimligi-ne-de-yapay-zekayi-anlamamaktir-561106">Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur: &#8220;Yapay zekâ hekimin yerini alacak savı ne hekimliği ne de yapay zekâyı anlamamaktır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, tıbbın, tarihinin en köklü ve hızlı değişimini yaşadığını anlattı.</p>
<p><strong>Hekimlik asla tarihe karışmayacak</strong></p>
<p>Teknolojinin tıp mesleğini ortadan kaldıracağı yönündeki endişe ve sorulara cevap veren Prof. Dr. Haydar Sur, “Yaşadığımız günler, tıp tarihinin on binlerce yıllık süreci içinde geçirdiği tüm değişimlerin en hızlı ve en köklü olanlarının yaşandığı yıllardır. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; tıp uygulamaları ve hekimlik mesleği de eskisi gibi olmayacak. Bunun farkındayız. Ancak ‘Yapay Zekâ hekimin yerini alacak’ savı tümden yanlıştır. Bunu konuşan insanlar ne hekimliği ne de yapay zekâyı anlamıştır. Çünkü yapay zekânın fayda vereceği durumlar, hep insanın o yapay zekâyı kontrol altında tuttuğu durumlar olacaktır. Bu nedenle hekimlik asla tarihe karışmayacağı gibi, yapay zekâyı en fazla kullanan mesleklerden biri olacaktır. Bu da bizim, 21. yüzyılın hekim profilini bugünden öngörmemizi kolaylaştırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Yapay zekâyı da en iyi kullanan insanlar hekimler olacak</strong></p>
<p>“Hekimler hep zeki insanlar olmuşlardır; yapay zekâyı da en iyi kullanan insanlar hekimler olacaktır.” diyen Prof. Dr. Sur, &#8220;Yapay Zekâ hekimin yerini alacak savının tersini ben şöyle dillendirebilirim: Hekimler, yapay zekâyı en çok kullanan meslek grupları arasında yer alacaktır. Değişim bu yönde gerçekleşecek. O zaman biz teknolojiyle, makine öğrenmesiyle, nesnelerin internetiyle yakın ilişkimizi sürdüreceğiz ve onun, insan beyninin kusursuz filtresine veri aktarmasını sağlayacağız. İşimiz çok kolaylaşacak, çok daha isabetli hekimlik yapabileceğiz, becerilerimiz gelişecek ve tanılarımızda, tedavi yöntemlerimizde, laboratuvar bulgularının değerlendirilmesinde çok daha az hata yapan hekimler haline geleceğiz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tıp ve mühendislik yakınlaşıyor</strong></p>
<p>Tıp fakültesi eğitimine teknolojik değişimi kısmen yansıttıklarını dile getiren Prof. Dr. Sur, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu yetmez. Önümüzdeki yıllarda çok daha fazlasını yapmak zorundayız. Çünkü şu bir gerçek: Hekimlik mesleği, mühendislik mesleğine doğru yaklaşmaktadır. Biyomühendislik, biyomedikal mühendislik, moleküler biyoloji ve genetik çalışmaları dolayısıyla bu iki meslek arasındaki mesafe gittikçe daralmaktadır ve ortak projelerde buluşmak zorunluluğumuz vardır. Ne tek başına hekimler bu değişimi tam olarak yönetebilecek kadar hâkim olabilir ne de mühendisler. Çünkü onlar da sağlık tarafını bilmiyorlar. Biz güçlerimizi birleştirerek yapay zekâyı insana en iyi hizmet eden hekim yetiştirme noktasını bulmada beraberce çalışacağız.”</p>
<p><strong>Multidisipliner çalışmanın çok büyük önemi var</strong></p>
<p>Sağlık bilişimi ve teknolojileri kısmında mühendislik fakülteleriyle ortak derslerin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sur, “Fakat bu yeterli değil. Hücre düzeyinden başlayıp bütün sağlıkta kullandığımız tanı ve tedavi yöntemlerine varıncaya kadar, multidisipliner çalışmanın çok büyük önemi var. İnsan vücudunun bilinmezlikleri hâlâ çok fazla. Bildiğimiz, bilmediğimizin yanında çok az kalır. İşte o bilinmezlikleri beraberce keşfetme yolculuğunda multidisipliner çalışmalar kritik olacaktır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Proje yönetimi bazlı hekimlik… </strong></p>
<p>Hekimliğin, bundan sonra hiç olmadığı kadar proje yönetimi bazlı yürüyeceğini de anlatan Prof. Dr. Haydar Sur, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu, inovatif bir duruş gerektirir. Bilinmezlikleri tahmin etmede, ‘Şu yöntemle ben bunu araştırabilirim’ demede insan beyni yine var olacaktır. Bunun hipotez haline getirilip sorgulanmasında bize o verileri sağlayan makineler ve yapay zekâ olacaktır. Büyük veriyi analiz ederek bize hipotez üretmede de ışık tutacaktır. Ancak bu büyük veriden çıkan sonuçların yine insan vücuduna, insan hayatına, insan ruhuna aksettirilip daha sağlıklı bireyler ve toplum inşasına katkısı yine insan beyniyle olacaktır. Yapay zekâ bize verileri ve sonuçları ölü rakamlar olarak sunarken, insan beyni bunu canlandıracak, hayata uyarlayacak ve insanın ‘Ben bu dünyaya niye geldim?’ sorusuna cevap arayışında bile büyük katkılar sunacaktır.”</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde eğitim</strong></p>
<p>Kaliteli tıp eğitiminin üçlü bir sacayağı üstünde yükseldiğini belirten Prof. Dr. Sur, “Birincisi, eğitim altyapısının, ortamlarının ve bilişim sistemlerinin güzel kurgulanması; ikincisi, bunun dershane düzeyinde güzel öğretilmesi; üçüncüsü ise mesleğin pratik uygulamasında usta-çırak ilişkisinin sağlanması. Üsküdar Tıp Fakültesi&#8217;nde 40&#8217;ı aşkın temel bilim hocasıyla ilk üç sene zımba gibi bir eğitim veriyoruz. Öğrencilerimiz 2. ve 3. sınıfta çok yoğun bir eğitimden geçiyorlar ama fizyoloji, anatomi, histoloji gibi dersler onları hekimliğe çekiyor. Dördüncü, beşinci ve altıncı sınıflarda ise hem kendi afiliye hastanelerimizde hem de Sağlık Bakanlığı Eğitim Araştırma Hastanelerinde uygulamalı stajlar görüyorlar. Böylece her ortamı görerek dört duvarı sağlam bir pratik eğitim alıyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Öğrenciler ikinci sınıftan itibaren bilim dünyasına entegre oluyor</strong></p>
<p>Mezunların “Gittiğimiz zaman çok takdir gördük, meğer ilk 3 senede bize ne güzel şeyler öğretmişsiniz” dediğini ifade eden Prof. Dr. Sur, “Eğitim altyapımızda eksiklik yok; kadavralarımız, salonlarımız, kütüphanemiz tam. Öğrencilerimiz ikinci sınıftan itibaren bilim dünyasına entegre oluyorlar. Kütüphanede harıl harıl, birbirlerini şevklendirerek çalışan öğrencilerimizi gördüğümde 60 yılın yorgunluğu üstümden gidiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kurucu dekan olmanın gururu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Haydar Sur, bu yıl ilk mezunları veren fakülteyle ilgili duygularını da şöyle dile getirdi:</p>
<p>“1986&#8217;da kendim mezun olduğumda çok heyecanlanmıştım. Ama açık söyleyeyim, kendi ellerimizle kurduğumuz fakültenin ilk mezunlarına diplomalarını verirken daha çok heyecanlandım. Birçok gence hayata atılırken tıbbi etik, insan sevgisi ve sağlığın korunması gibi değerleri aşılamak, bir hoca için doyumsuz bir mutluluk ve çok büyük bir tatmindir.”</p>
<p>Tıp fakültesini, özellikle de Üsküdar Tıbbı seçen öğrencilerin çok bilinçli tercih yaptığını ve &#8220;Hocaların tamamının özgeçmişini okuyup geldik, biz sizi tanıyoruz.” dediklerini söyleyen Prof. Dr. Sur, “Ailece oturup bütün hocaların özgeçmişini okuyorlar. Üsküdar Tıp Fakültesi&#8217;nin bir üstünlüğü de budur; burada hasbelkader gelmiş bir tane hoca gösteremezsiniz. Her birinin ülkemizin köklü tıp fakültelerinde bir başarı öyküsü vardır. Bu deneyimi buraya taşıdılar. Sanki 40 yıllık bir fakülteymişiz gibi başladık. Eğer öğrencilerimiz böyle bilinçli ve sorgulayıcı olmazsa, benim de çaba göstermem için bir nedenim kalmaz. Bir öğrencim öyle bir soru sordu ki, ‘Çocuklar ben bunu bilmiyorum, müsaade edin haftaya okuyup geleyim’ dedim. Gittim, çalıştım ve ertesi hafta anlattım. Soruyu soran öğrenci, ‘Hocam, buna inanmamıştım ama siz ciddiye almışsınız, bana değer verdiğinizi anladım’ dedi. Bir hocanın en büyük enerji kaynağı, aküsü; öğrencisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tıp eğitiminin zorluğu ve kadavranın önemi</strong></p>
<p>“Tıp fakültesi 6 yıllık bir eğitimdir ve 42 tane anabilim dalı vardır. Bir pratisyen hekimin bu 42 dalın her birinde bilgi ve görgü sahibi olması gerekir. Bu görgü, dershanede değil, pratikte öğrenilir.” diye konuşan Prof. Dr. Sur, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tıp eğitiminde kadavra ile eğitim çok önemlidir. Bizde hem en prestijli markalardan alınmış maket laboratuvarımız var hem de kadavra salonumuz. Önce maket üzerinde gösterir, sonra kadavra üstüne götürürüz. Kadavra, cansız da olsa bir insan bedeniyle ilk karşılaşma seansıdır. Orada bir yandan insan vücudunu çözümlemeyi, bir yandan da insana ve insan yapısına saygıyı öğretiriz. Diyoruz ki: ‘Bu kişi, bedenini bilime bağışlayarak sizin birçok insanın hayatını kurtarmanıza vesile olmaktadır. Eğer bu kişiye saygı duymazsanız, canlı olan insana da saygı duyamazsınız.’ O salon bizim için aziz bir mekândır. Öğrencilerimizin bu disiplini alması, nasıl bir hekim olarak şekillenecekleri açısından çok önemlidir.”</p>
<p><strong>Geleceğin hekim adaylarına mesaj</strong></p>
<p>Geleceğin hekim adaylarına da seslenen Prof. Dr. Sur, “İnsanla uğraşmayı seviyorsanız, onun yaşamına doğrudan etki eden bir mesleğin mensubu olmak istiyorsanız, sadece maddi gelir değil, insan sevgisini ve minnettarlığını da kazanmak istiyorsanız hekimlikten daha iyi bir meslek bulamazsınız. Hekimliği elde etmek biraz zordur ama o kadar da zor değildir. Sevgiyle yapılan hiçbir şey insana zor gelmez. Elinizi kalbinizin ta derinliklerine koyun. ‘Ben insanı seviyorum, insanla uğraşan bir mesleğin sahibi olacağım’ diyorsanız, seçeceğiniz en iyi meslek hekimliktir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Tıp öğrencilerine ezber bozan yan dal fırsatı!</strong></p>
<p>Sağlık ve davranış bilimleri alanındaki tematik eğitim modeliyle öne çıkan Üsküdar Üniversitesi’nin Tıp ve Diş Hekimliği eğitiminde geleneksel sınırları yıkan bir adımla öğrencilerine yepyeni ufuklar da attığına dikkat çeken Sur, yan dal olanaklarıyla öğrencilerini multisipliner yetiştirdiklerini vurguladı. Sur, “Tıp ve Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri artık mühendislikten psikolojiye, adli bilimlerden sağlık yönetimine kadar birçok farklı alanda yan dal yaparak kariyerlerine multidisipliner bir vizyon katabiliyor. Bu yeni olanak sayesinde bir tıp öğrencisi, Bilgisayar veya Yazılım Mühendisliği&#8217;nde yan dal yaparak gelecekte sağlıkta yapay zekâ uygulamaları veya teletıp sistemleri geliştirme konularında uzmanlaşabilecek. Benzer şekilde, Biyomühendislik yan dalı ile genetik, doku mühendisliği gibi alanlarda derinlemesine bilgi sahibi olabilecek. Bir diş hekimliği öğrencisi ise Psikoloji yan dalı yaparak, özellikle dental fobi yaşayan hastalarla iletişim kurma ve tedavi süreçlerini yönetme konularında fark oluşturabilecek. Bu multidisipliner yaklaşım, mezunlara sadece ikinci bir uzmanlık sertifikası değil, aynı zamanda modern sa</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-fakultesi-dekani-prof-dr-haydar-sur-yapay-zeka-hekimin-yerini-alacak-savi-ne-hekimligi-ne-de-yapay-zekayi-anlamamaktir-561106">Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur: &#8220;Yapay zekâ hekimin yerini alacak savı ne hekimliği ne de yapay zekâyı anlamamaktır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan: &#8220;Ortak Sınavlarla Eğitim Sisteminin Emarı Çekilecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bogazici-universitesi-egitim-fakultesi-dekani-prof-dr-irfan-erdogan-ortak-sinavlarla-egitim-sisteminin-emari-cekilecek-404728</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 08:10:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[çekilecek]]></category>
		<category><![CDATA[dekanı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[emarı]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sisteminin]]></category>
		<category><![CDATA[sınavlarla]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404728</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan yeni eğitim-öğretim dönemi başlarken tartışılan yeni düzenlemeleri değerlendirdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bogazici-universitesi-egitim-fakultesi-dekani-prof-dr-irfan-erdogan-ortak-sinavlarla-egitim-sisteminin-emari-cekilecek-404728">Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan: &#8220;Ortak Sınavlarla Eğitim Sisteminin Emarı Çekilecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan yeni eğitim-öğretim dönemi başlarken tartışılan yeni düzenlemeleri değerlendirdi. Ortaöğretim düzeyinde ortak sınav uygulamasını olumlu bulduğunu belirten Prof. Dr. Erdoğan, bunun öğrenci ve öğretmenleri motive edeceğini ifade etti. Ancak bu uygulamanın etkisiyle okulların dershaneye dönüşmemesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini de vurguladı.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın 11 Eylül’de başlayan 2023-2024 eğitim-öğretim yılında uygulanması planlanan yeni düzenlemeleri yorumladı. Ortaöğretim düzeyinde ortak sınavların uygulanmasını ve ilkokul düzeyinde sınavların kaldırılmasını yerinde adımlar olarak değerlendiren Prof. Dr. Erdoğan, Türkiye’nin uluslararası değerlendirmelerle birlikte kendi sisteminin başarısını sürekli ölçümleyebilecek bir sisteme ihtiyacı olduğunu de belirtti. Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın değerlendirmelerinden öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÖNLÜK, EĞİTİM ATMOSFERİ İÇİN DAHA UYGUN”</strong></p>
<p>Okulların başlangıç sınıflarının eğitim ve öğretime bir hafta önce başlaması oldukça yararlı. Aynı şekilde hem öğretmen için hem de öğrenciler için düşünülen önlük kullanımıyla ilgili kararı da yerinde görüyorum. Önlüksüz ve önlüklü dönemi yaşadık. Her iki halin de belli açılardan yararlı ve sakıncalı yönleri var. Ancak son yıllarda önlüğe yönelik aileler ve eğitimcilerden de daha fazla talep geldiğini görüyoruz. Bunun ilk ve ortaöğretimdeki öğrencilerimiz için daha olumlu bir eğitim atmosferinin oluşmasına katkı sağladığını gözlemliyoruz.</p>
<p> </p>
<p><strong>“İLKOKULDA SINAV BASKISI TAMAMEN ORTADAN KALKIYOR”</strong></p>
<p>İlkokulda 4’üncü sınıfa gelene kadar sınavlar halihazırda kaldırılmıştı. Şimdi son sınıflar için de böyle bir düzenlemeye gidiliyor. Bu yerinde bir adım. O yaş düzeyinde sınav baskısı çocuklarımızın gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Bu düzeylerde kazanımlara odaklı, sınav baskısından etkilenmeyen eğitim-öğretim uygulaması genelde tüm dünyada tercih edilen bir yaklaşım.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ORTAK SINAVLAR HAREKETLİLİK OLUŞTURACAK”</strong></p>
<p>Ortaöğretim düzeyinde ortak sınav uygulamasını kendimize ayna tutmamızı sağlayacak bir düzenleme olarak görüyorum. Özellikle son yıllarda PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Program) ve TIMSS (Uluslararası Matematik ve Fen Bilimleri Araştırması) gibi uluslararası değerlendirmeler üzerinden kendimizi tanımaya çalıştık. Oysa bunu öncelikle biz yapmalıydık. Okul, ilçe, il ve ülke genelinde çocuklarımızın ne durumda olduğunu belirlemesi beklenen bu ortak sınav uygulaması sağlayacağı detaylı verilerle oldukça işlevsel olacak. İnanılmaz boyutlarda kaynak ayırdığımız eğitim sistemini bu şekilde daha iyi tanımış olacağız. Sistemin adeta emarı çekilmiş olacak. Ortak sınav uygulaması hem öğrencileri hem öğretmenleri sürekli tetikte tutacak. Bu durum okul, ilçe ve iller bazında da bir hareketlilik de oluşturacaktır.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ORTAK SINAVLAR OKULLARIN DERSHANELEŞMESİNE YOL AÇMAMALI”</strong></p>
<p>Ancak uygulanması tasarlanan ortak sınavların merkezi bir konuma gelmesiyle ilgili bir endişe taşıyorum. Bu olursa okulların doğallığı ve otantik yerelliği zedelenir. Öğretmen ve öğrenci de teknikleşebilir, nesneleşebilir. Böyle bir sonuçsa okullarımızın dershaneleşmesine yol açabilir. Eğitim böylece kurs mantığıyla iyice öğretim cenderesine hapsolabilir. Bu sonuçların doğmaması için tedbirler alınmak durumundayız. Bunun için birkaç yıllığına ortak sınav sonuçları saklı tutularak sadece politika geliştirmek için kullanılabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ANADOLU LİSELERİNDE DEĞİŞEN DERS ÇİZELGESİ OLUMLU”</strong></p>
<p>Bu öğretim yılında yapılan bir başka önemli düzenleme de Anadolu liselerinin ders çizelgeleriyle ilgili. Bu lise türümüzde aslında “iki artı iki” şeklinde örtük bir yapılanmaya gidildi. 9 ve 10’uncu sınıfta temel bilimlere dayalı ortak bir ders çizelgesi hazırlandı. 11 ve 12’nci sınıfta ise ağırlıklı olarak seçmeli derslerden oluşan bir ders havuzu oluşturuldu. Zira bu sınıflardaki seçmeli derslerin toplam saati toplam zorunlu ders saatini geçiyor. Bu yönüyle öğrencilerin ilgi ve potansiyelleri doğrultusunda serbestçe yönelim içinde olmaları sağlanıyor. Bu aslında zaten ağır olan programı rahatlatma anlamına da geliyor. Ayrıca 12’nci sınıflara devam eden öğrencilerin de bu ders çizelgesiyle üniversiteye geçiş hazırlıklarını daha rahatça yapabilmeleri sağlanıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİYE ÇOK TALİMAT VERDİK”</strong></p>
<p>Sistemi, öğretmeni ve öğrenciyi temel alarak artık biraz rahat bırakmalıyız. Özellikle son yıllarda öğretmen ve öğrenciye çok fazla talimat verdik, işlerini fazla tarif ettik. Bu içinden çıkılmaz bitmeyen bir döngüye dönüştü. Oysa en iyi eğitim atılımları, tarif ve talimatnamelerin en az verildiği dönemlerde yaşandı. Bu nedenle öğretmen ve öğrencinin, öğretme ve öğrenmeye dair kendi sorumluluğunu alacağı bir sistem ve kültür inşa etmek üzerinde de çalışmak gerekir. Eğitim sistemimizi çok yetersiz ve problemli görmeyelim. Çünkü öyle de değil, gerçekten sistemimiz toptan yetersiz ve başarısız da değil. Düzeltilecek geliştirilecek yönleri var. Dolayısıyla sistemi itibarsızlaştıran düşünce ve yargılardan kaçınmak gerekir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bogazici-universitesi-egitim-fakultesi-dekani-prof-dr-irfan-erdogan-ortak-sinavlarla-egitim-sisteminin-emari-cekilecek-404728">Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan: &#8220;Ortak Sınavlarla Eğitim Sisteminin Emarı Çekilecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
