<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dehb | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/dehb/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dehb</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Feb 2026 08:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>dehb | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dehb</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[şareti]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden daha fazla dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite göstermesi olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328">Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden daha fazla dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite göstermesi olarak tanımlanıyor. Çocukluk çağında başlayan ve tedavi edilmezse erişkin yaşta da devam edebilen DEHB, sadece dikkat dağınıklığı ve hareketlilikle sınırlı kalmıyor kişinin yaşam kalitesini de düşürüyor. Memorial Ankara Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Klinik Psikolog Eda Atay, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu hakkında bilgi vererek, erken tanı ve bütüncül olarak uygulanan tedavilerin önemine değindi. </p>
<p>Günümüzde DEHB’in fark edilme oranı artış göstermektedir. Daha önce “Çok yaramaz” ya da “Dalgın” olarak adlandırılan çocukların aslında dikkat eksikliği ya da dürtüsellik belirtileri gösterdiği artık bilinmektedir. Günümüzde çocuklar çok sayıda uyaranla karşılaşmaktadır. Gün içinde ekran maruziyeti sürelerinin artması, hızlı uyarıcı akışına alışma, dopamin sistemini etkileyerek dikkat süresini kısaltabilmektedir. Bu durum DEHB belirtilerini daha fark edilir hale getirmektedir. Artık hem aileler hem öğretmenler hem de uzmanlar bu belirtileri daha erken tanıyabilmektedir. </p>
<p><strong>Bu belirtiler DEHB için sinyal veriyor olabilir!</strong></p>
<ol>
<li><strong>Dikkat Eksikliği:</strong> Detaylara dikkat etmeme, görevleri tamamlama konusunda zorlanma, dikkatin kolayca dağılması, ödev/görev unutma ve eşya kaybetme gibi durumlarla kendini belli etmektedir. </li>
<li><strong>Hiperaktivite:</strong> Sürekli hareket ihtiyacı, aşırı konuşma, sabretmekte zorlanma olarak gözlemlenir. </li>
<li><strong>Dürtüsellik:</strong> Sıra bekleyememe, düşünmeden hareket etme, başkalarının sözünü kesme, riski gözetememe olarak tanımlanabilir. Belirtilerin hangi alanda olduğu ve şiddeti kişi özelinde değişiklik gösterebilir. Belirtiler üç alanda birden gözlemlenebileceği gibi ayrı ayrı da gözlemlenebilir. Bireysel değerlendirmeler sonucu kişinin DEHB düzeyi ve zorlanmalarının hangi alanlarda, ne derece şiddetli olduğu belirlenir. Bunun yanı sıra sessiz ve sakin olarak nitelendirilen, bu yüzden de daha geç fark edilen hipoaktif olarak gözlemlenmesine rağmen dikkatini toplamakta zorlanan çocuklar da vardır. Sakin olarak nitelendirdiğimiz çocuklarda da dikkat eksikliği gözlemlenebilir, bu çocuklar da gözden kaçırılmamalıdır.</li>
</ol>
<p><strong>Erişkinlerde de görülüyor</strong></p>
<p>DEHB, çocukluk çağında tanılanması sebebiyle toplumda genellikle çocukluk çağına özgü bir durum olarak düşünülse de aslında sadece çocukluk çağına özgü bir durum değildir. Çoğu bireyde belirtiler ergenlik ve yetişkinlik döneminde de devam eder. Klinikte, çocukluk çağında tanılanmamış ancak DEHB belirtileri taşıyan yetişkin bireylerle de karşılaşıyoruz. Yaş ilerledikçe sosyal uyuma bağlı olarak hiperaktiviteye yönelik şikayetler genellikle azalır ancak dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve organizasyon güçlükleri yetişkin yaşamda da etkisini sürdürür. Yetişkinlikte DEHB, çocukluktaki kadar belirgin özellikler yerine içsel huzursuzluk ve dağınıklık hissiyle kendini göstermektedir.  </p>
<p><strong>Kişiye özel bütüncül tedaviler ile başarılı sonuçlar elde ediyor </strong></p>
<p>Bireysel değerlendirme sonucuna bağlı olarak, ilaçlar ve davranış terapileri ortak kullanılmaktadır. İlaç tedavisi her çocuk için zorunlu değildir. Belirtilerin şiddeti, çocuğun yaşı ve yaşam alanlarındaki işlevsellik düzeyi dikkate alınarak tedavi planı yapılır. Hafif düzeydeki vakalarda yalnızca davranışsal terapiler ve çevre düzenlemeler yeterli olabilmektedir. Ancak akademik ve sosyal yaşam belirgin şekilde etkileniyorsa ilaç tedavisi gerekebilir. İlaçlar beynin kimyasal sistemindeki farklılığı düzenlerken, davranışsal psikoterapiler ile semptomları hafifletmek, öğrenme becerilerini geliştirmek mümkün hale gelir. Tedavi yöntemleri uzun süreli ve bütüncül olarak uygulandığında, belirgin gelişmeler ve kalıcı fayda sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Erken tanı başarı oranını artırıyor </strong></p>
<p>Erken tanı ve tedavi, çocuğun akademik başarısını, özgüvenini ve sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkiliyor. Müdahale edilmediğinde özsaygı düşüklüğü, okul başarısızlığı ve davranış sorunları görülebiliyor. Erken destek, bu zinciri kırarak çocuğun potansiyelini sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor. Durumun erken fark edilmesi ve doğru yönetilmesi, bireyin yaşam boyu uyumunu güçlendirir.</p>
<p><strong>Tedavide aile ve öğretmenlerin rolü büyük!</strong></p>
<p>Çocuklar için planlanan tedavilere ek olarak ailelerin de bu konuya yönelik ebeveyn danışmanlığı alması önemlidir. Ailelerin öncelikle bu durumun çocuğun elinde olmayan, kasıtlı olmayan bir durum olduğunu bilmeleri, çocuğun davranışlarını “İnat” veya “Tembellik” olarak yorumlamamaları önemlidir. Net kurallar, kısa yönergeler, olumlu pekiştirme ve öngörülebilir rutinler çocuğun uyumunu kolaylaştırmaktadır. Ayrıca çocuğun çabasını fark edip takdir etmek motivasyon açısından değerlidir. Öğretmenler, DEHB’li öğrencilerin potansiyellerini fark edip, öğrenme ortamını buna göre düzenleyerek sürece destek olabilirler. Kısa ve net yönergeler vermek, olumlu gerim bildirimlerde bulunmak, sık ama kısa molalar tanımak, görsel materyaller kullanmak, sınıf ortamında öğretmenlerin kullanabileceği etkili yöntemlerdendir. Ayrıca sınıf içinde öğrenciyi etiketlemeden, bireysel farklılıklara duyarlı bir yaklaşım sergilemek önemlidir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328">Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEHB&#8217;in genetik temeli çok güçlü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dehbin-genetik-temeli-cok-guclu-596574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 09:51:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[temeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, DEHB’in genetik temeli, çevresel risk faktörleri ve beyin gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dehbin-genetik-temeli-cok-guclu-596574">DEHB&#8217;in genetik temeli çok güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, DEHB’in genetik temeli, çevresel risk faktörleri ve beyin gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>DEHB’de genetik aktarım oranı yüzde 76!</strong></p>
<p>DEHB’in (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) genetik aktarımın en yüksek oranda gözlendiği psikiyatrik bozukluklardan biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Aile çalışmalarında ebeveynlerdeki hastalığın çocuklarda riski yaklaşık 8 kat artırdığı görüldü.” dedi</p>
<p>Kardeş çalışmalarında ise DEHB tanısı almış olanların kardeşlerinde normal popülasyona göre riskin yaklaşık 3 kat arttığının belirlendiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Çalışmalar DEHB’de genetik aktarım oranının yüzde 76 gibi hayli yüksek bir oranda olduğunu göstermiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>En önemli neden genetik aktarım </strong></p>
<p>Prematürite veya düşük doğum ağırlığı gibi fiziksel sağlık sorunlarının, gebelik döneminde ve doğum sonrası dönemde ki çevresel faktörlerin DEHB riskini etkileyebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Fakat önemli nokta şu; DEHB’in nedeni şudur diyemiyoruz. Çoklu nedensellik söz konusu. En önemli neden genetik aktarım. Çevresel faktörler de genetik yatkınlığı olanlarda riski arttırıyor gibi görünmekte.” dedi.</p>
<p>Kimyasal maddelerin, özellikle sigara veya alkol tüketimi gibi zararlı maddelerin maruziyetinin, etkilerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Genetik yatkınlıkta riski arttırıyor. Burada kimyasal madde kullanımında risk daha fazla görünüyor. Şunu da biliyoruz ki; DEHB’li bireylerin sigara, alkol ve madde kullanma ihtimali de diğer insanlara göre daha fazla. Anlayacağınız çift taraflı bir ilişki var.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>DEHB’li kişilerin beyin gelişimi yaşıtlarına göre 2 yıl geriden geliyor! </strong></p>
<p>Yapılan araştırmalara göre DEHB’li kişilerin beyin gelişiminin yaşıtlarına göre yaklaşık 2 yıl geriden geldiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Beyin görüntüleme çalışmalarıyla beynin özellikle frontal bölgesinin DEHB’de daha az kanlandığı bilinmektedir. Ayrıca ilaç tedavisi sonrası bu kanlanmanın hızla düzeldiği yine görüntüleme çalışmalarıyla ortaya konmuştur. Görüntüleme çalışmaları DEHB’i daha iyi anlayabilmek ve bu bozuklukta yeni tedavi yöntemleri geliştirebilmek adına yardımcı olmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dehbin-genetik-temeli-cok-guclu-596574">DEHB&#8217;in genetik temeli çok güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 10:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kesici]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[Parasetamol]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEBH) 2000’li yıllarda %5 oranındayken, günümüzde bu oran %9’lara kadar çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311">Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEBH) 2000’li yıllarda %5 oranındayken, günümüzde bu oran %9’lara kadar çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünülüyor. Ancak son zamanlarda parasetamol gibi sık kullanılan ilaçların bu rahatsızlıklara neden olduğu yönünde iddialar anne adaylarının kafasında soru işaretleri oluşturabiliyor. Bilimsel veriler, bu konudaki kaygıların çoğunun abartılı olabileceğini gösteriyor. Çünkü bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar, parasetamol ile otizm veya DEHB arasında doğrudan bir nedensellik kurulamamış olduğunu gösteriyor. Aksine, hamilelikte tedavi edilmemiş yüksek ateşin bebeğe verebileceği zararın, kontrollü ilaç kullanımına göre çok daha ciddi olabileceği kabul ediliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Taha Takmaz, hamilelikte parasetamol kullanımı ve bebeğe etkisi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>İlaçlarınızı doktor kontrolünde kullanın</strong></p>
<p>Son 10 yılda yayımlanan bazı gözlemsel yani bilimsel verilere dayalı olmayan çalışmalarda, hamilelikte parasetamol kullanımının çocuklarda otizm veya DEHB riskini az da olsa artırabileceğini iddia edilmektedir. Ancak bu çalışmaların çoğu, annenin kendi beyanına dayanmakta ve kullanılan ilacın dozu, süresi, hangi haftada alındığı gibi ayrıntılar net olmamaktadır. Yani bilimsel verilere göre; hamilelikte enfeksiyon veya grip gibi nedenlerle anne adayının ateşinin çıkması, parasetamol kullanımından daha ciddi riskler doğurabilmektedir. Mevcut klinik uygulamada parasetamol bu durumda en güvenli ve en sık kullanılan seçenektir. Dikkat edilmesi gereken asıl hususlar ise gerektiğinde, en düşük etkili doz, en kısa süre kullanım, kronik ve yüksek dozdan uzak durmaktır.</p>
<p><strong>Yüksek ateş anne ve bebeği için risk oluşturabilir</strong> </p>
<p>Hamilelikte bilinen çiğ balık yememek, ağır sporlardan kaçınmak veya uykuya dikkat etmek gibi tavsiyelerin yanında genellikle doktorlar “parasetamol içeren ilaçları kullanmayın” gibi bir uyarıda bulunmamaktadır. 40 haftaya yakın süren hamilelik sürecinde anne adayları grip dr olabilir, enfeksiyon riskiyle karşılaşabilir veya yüksek ateş şikayetleri yaşayabilir. Bu noktada anne adayını takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanının hem anneyi hem de bebeği düşünerek önerdiği bazı ilaçlar olabilmektedir. Bu ilaçlar anne adayının iyileşmesi için önemlidir. Anne adayının sağlıklı olması, bebeğin de sağlıklı olması anlamına gelmektedir.</p>
<p>Parasetamol genellikle ateş ve enfeksiyon için kullanılmaktadır; hamilelikte yüksek ateşin kendisinin bile bebek için riskli olabileceği unutulmamalıdır. Yani ilacın kendisi değil, ilacı gerektiren hastalık da otizm ve DEHB’ten sorumlu olabilir. Çoğu zaman altta yatan faktörler; örneğin annenin ateşi, enfeksiyonu veya genetik eğilimler bu ilişkiyi açıklayabilmektedir. Bilimde buna korelasyon denir; korelasyonun varlığı tek başına nedensellik anlamına gelmez.</p>
<p><strong>Araştırmalar otizm ve DEHB’in parasetamol içeren ilaçlarla doğrudan nedensellik ilişkisi olmadığını söylüyor</strong></p>
<p>2024’te JAMA’da (Journal of the American MedicalAssociation) yayımlanan ve 2,5 milyon çocuk içeren İsveç çalışmasında hamilelikte parasetamol kullanımının otizm, DEHB veya zihinsel gerilik riskini artırmadığı gösterilmektedir. Bu sonuç, önceki küçük risk sinyallerinin aslında ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşündürmektedir. 2025 yılında Mount Sinai Hastanesi’nden çıkan bir derlemede 46 çalışma incelenmiş ve “yüksek kaliteli araştırmalarda risk sinyali biraz daha belirgin” denilmiştir. Harvard’lı araştırmacılar da “nedensellik kanıtlanmamış olsa da, özellikle uzun süreli veya yüksek doz kullanımda temkinli olunmalı” çağrısı yapmıştır.</p>
<p>Bu açıklamalar basında “parasetamol otizm yapıyor” başlıklarıyla yer bularak halk arasında korku ve endişeye neden olsa da bugün ACOG (Amerikan Obstetri ve Jinekoloji Derneği), “Nedensellik yok, parasetamol hâlâ güvenli ve gerekli bir seçenek” demektedir. SMFM (Maternal-Fetal Tıp Derneği), “Kanıtlar sonuçsuz, ama ilacı bırakmak anne-bebek sağlığına zarar verebilir” uyarısında bulunmaktadır. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ise Eylül 2025’te, parasetamol ile otizm arasında tutarlı bir ilişki bulunmadığını açıklamıştır.</p>
<p><strong>Peki neden bazen “risk artışı” iddia ediliyor?</strong></p>
<p>Bilim insanları bazen risk artışı görünmesinin dört temel nedeni olabileceğini belirtmektedir. Parasetamol çoğunlukla ateş ve enfeksiyon için kullanılmaktadır. Asıl riskli olan durum ilaç değil, hastalığın kendisi olabilir. Çalışmalarda annelerden “hamileliğinizde ilaç aldınız mı?” diye sorulmaktadır; bu veri hatalı olabilir, çünkü yıllar sonra alınan bir beyana dayanmaktadır. Tek seferlik kullanım ile aylarca yüksek doz kullanım arasında ayrım olmamaktadır. Bu nedenle bilimsel bir dayanağı yoktur.</p>
<p>Mevcut bilimsel veriler hamilelikte yüksek ateşin tedavi edilmediği takdirde bebek için ciddi riskler doğurabileceğini söylemektedir. Mevcut klinik uygulamada parasetamol bu durumda en güvenli ve en sık kullanılan seçenektir. Dikkat edilmesi gereken asıl hususlar ise; gerektiğinde, en düşük etkili doz, en kısa süre kullanım, kronik ve yüksek dozdan uzak durmak olarak sıralanabilmektedir.</p>
<p>Bugünkü bilgilerimiz; parasetamolün hamilelikte otizme yol açtığına dair güçlü bir kanıt olmaması, büyük ve güvenilir çalışmaların bu iddiayı desteklemiyor oluşu, alandaki değerli ve önemli kuruluşların parasetamolün gerekli olduğunda güvenle kullanılabileceğini söylüyor olması şeklinde özetlenebilir. Ancak bilim kesin bir noktada değildir; yüksek doz ve uzun süreli kullanım konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunun da unutulmaması gerekir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311">Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetişkinlerde DEHB ve teknoloji kullanımı: Dijital dünyada dikkat sınavı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-dehb-ve-teknoloji-kullanimi-dijital-dunyada-dikkat-sinavi-586192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 18:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[Bildirim]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlerde]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital çağın herkesin dikkatini zorlayan bir dönem olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, sürekli yanıp sönen bildirimler, bitmeyen içerik akışları, kısa videolar ve sosyal medya platformlarının beynin ‘ödül’ sistemini sık sık uyardığını, DEHB’li bireylerde bu etkinin daha belirgin olduğunu vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-dehb-ve-teknoloji-kullanimi-dijital-dunyada-dikkat-sinavi-586192">Yetişkinlerde DEHB ve teknoloji kullanımı: Dijital dünyada dikkat sınavı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital çağın herkesin dikkatini zorlayan bir dönem olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, sürekli yanıp sönen bildirimler, bitmeyen içerik akışları, kısa videolar ve sosyal medya platformlarının beynin ‘ödül’ sistemini sık sık uyardığını, DEHB’li bireylerde bu etkinin daha belirgin olduğunu vurguladı. Dijital dünyada dikkati korumak için tavsiyelerde bulunan Doğan Bektaş, süre sınırlaması getirilmesini, bildirimlerin azaltılmasını, fiziksel planlayıcılar kullanılmasını, düzenli egzersiz yapılmasını, ekransız zaman dilimleri oluşturulmasını, uyku ve beslenme düzeninin korunmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, yetişkinlerde görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile teknoloji kullanımı arasındaki bağlantıya ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ekim ayının Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Farkındalık Ayı olarak kutlandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, çocukluk çağında başlayan ancak yaşamın ilerleyen dönemlerinde de devam eden DEHB’nin yalnızca ‘dikkatini toplayamama’ sorunu olmadığını söyledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>DEHB, yetişkinlikte de belirti verebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Bu bozukluk; planlama, organize olma, dürtüleri kontrol etme, zamanı yönetme ve duygusal dengeyi sürdürme becerilerini etkileyen nörogelişimsel bir bozukluktur. Bugün artık biliyoruz ki DEHB çocuklukta tanı konmamış olsa bile yetişkinlikte de belirti verebilir. Ancak bu belirtiler çoğu zaman günlük hayatın karmaşasında gözden kaçar. Kişi, sürekli dağınık hissedebilir, yaptığı işleri tamamlamakta zorlanabilir, e-posta yazarken veya bir toplantıya hazırlanırken kolayca başka bir şeye kayabilir. Zaman kavramı bulanıklaşır; ‘sadece beş dakika’ diye başlayan bir sosyal medya gezintisi, farkına bile varmadan bir saati bulabilir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yetişkinlerde DEHB’nin yaşamsal etkileri</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yetişkin DEHB’sinin genellikle üç temel alanda belirti verdiğini ancak bu belirtilerin çocuklukta olduğu kadar gözle görülür olmayabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, bunları dikkat eksikliği, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik olarak sıraladı: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dikkat eksikliği:</span></span></span></b><span><span><span> Uzun süre odaklanmayı gerektiren görevlerde çabuk sıkılma, yapılan işleri yarım bırakma, unutkanlık ve organize olamama sık görülür. Kişi genellikle dağınık hisseder ve öncelik belirlemekte zorlanır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dürtüsellik:</span></span></span></b><span><span><span> Düşünmeden hareket etme, sabırsızlık, söz kesme veya acele karar verme gibi davranışlar iş ve sosyal ilişkileri zorlayabilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hiperaktivite (içsel huzursuzluk):</span></span></span></b><span><span><span> Çocukluktaki yerinde duramama hali, yetişkinlikte sürekli bir “zihinsel hareketlilik” olarak kendini gösterebilir. Kişi dinlenmekte zorlanır, sürekli bir şeylerle meşgul olma ihtiyacı duyar.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İş hayatında sorunlar ortaya çıkabiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>DEHB’li yetişkinlerin genellikle “potansiyelini kullanamadığını” ifade ettiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş,             “İş performansında dalgalanmalar, sık iş değişiklikleri, randevulara geç kalma, finansal planlama güçlükleri veya ilişkilerde sabırsızlık gibi sorunlarla karşılaşabilirler. Bu durum, zamanla benlik saygısını da etkileyebilir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital kullanım DEHB’li bireyleri daha fazla etkiler</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dijital çağın herkesin dikkatini zorlayan bir dönem olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Sürekli yanıp sönen bildirimler, bitmeyen içerik akışları, kısa videolar ve sosyal medya platformları, beynimizin ‘ödül sistemi’ni sık sık uyarır. DEHB’li bireylerde bu etki daha belirgindir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Çünkü beyinleri dopamin gibi ödül ve motivasyonla ilişkili kimyasallara karşı daha duyarlıdır. Hızlı geri bildirim sağlayan içerikler, bu kişiler için adeta çekim alanı oluşturur. Ancak bu durum, dikkat süresinin daha da kısalmasına, odaklanma kapasitesinin azalmasına ve erteleme davranışlarının artmasına yol açabilir. Kaydırılan ekranlar, yeni uyarıcılara kolay geçiş olanağı sunduğu için beyni sürekli bir ‘yenilik arayışında’ tutar. Bu, uzun süreli konsantrasyon gerektiren işlerde performansın düşmesine neden olur” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uyku düzeni de olumsuz etkileniyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, teknoloji kullanımının aynı zamanda uyku düzenini de etkileyebileceğine dikkat çekerek “Özellikle akşam saatlerinde ekran ışığına maruz kalmak uykuya dalmayı güçleştirir, sabahları yorgun uyanmaya sebep olabilir. Bu da DEHB belirtilerini —dikkat dağınıklığı, sabırsızlık, unutkanlık— daha da belirgin hale getirir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital dünyada dikkati korumak için 6 tavsiye</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak gerçekçi değil; ancak onu bilinçli yönetmek mümkün” diyen Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, tavsiyelerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>&#8211; Süre sınırlaması getirin: </span></span></span></b><span><span><span>Pomodoro gibi zaman yönetim teknikleri (25 dakika odaklanma, 5 dakika mola) üretkenliği artırabilir. Sosyal medya için ekran süresi sınırlayıcı uygulamalar kullanmak da faydalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>&#8211; Bildirimleri azaltın: </span></span></span></b><span><span><span>Anlık mesajlar ve bildirimler, DEHB’li bireylerin odaklarını en çok bozan etkenlerdendir. Gerekli olmayan bildirimleri kapatmak, dikkat bölünmesini azaltır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>&#8211; Fiziksel planlayıcılar kullanın: </span></span></span></b><span><span><span>Dijital uygulamalar yerine ajanda, defter veya yazılı listeler, zihni sabitlemeye yardımcı olur. “Yapılacaklar listesi”ni görmek, görev tamamlamayı kolaylaştırır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>-Düzenli egzersiz yapın: </span></span></span></b><span><span><span>Fiziksel aktivite, dopamin ve noradrenalin düzeylerini artırarak dikkat ve motivasyonu destekler. Günlük yürüyüşler, yoga, bisiklet veya dans gibi aktiviteler ruh halini dengelemeye de yardımcı olur.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>-Ekransız zaman dilimleri oluşturun: </span></span></span></b><span><span><span>Yemek saatlerinde, yatmadan önce veya sabah uyanır uyanmaz ekransız kalmak, zihinsel dinlenme sağlar.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>-Uyku ve beslenme düzenini koruyun: </span></span></span></b><span><span><span>Kafein tüketimini azaltmak, düzenli uyku saatleri oluşturmak ve akşamları ekran maruziyetini sınırlamak, belirtileri hafifletebilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Teknolojiyi yönetmek, kendini yönetmektir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Teknoloji doğru kullanıldığında DEHB’li bireylerin yaşamını kolaylaştırabildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Hatırlatma uygulamaları, zamanlayıcılar, görev yöneticileri ya da dikkat artırıcı uygulamalar doğru şekilde kullanıldığında işlevselliği destekler. Burada önemli olan, teknolojinin kişiyi yönetmemesi; kişinin teknolojiyi kendi yararına kullanmasıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Farkındalık, anlama ve destek zamanı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, sözlerini şöyle tamamladı: “DEHB bir karakter özelliği ya da ‘disiplin eksikliği’ değildir; biyolojik temeli olan bir nörogelişimsel farklılıktır. Erken farkındalık, uygun tedavi ve yaşam düzenlemeleriyle, bu bireyler potansiyellerini en verimli şekilde ortaya koyabilirler. Bu farkındalık ayı, DEHB’li yetişkinler ve yakınları için bir hatırlatma niteliğinde:<br />Dijital dünyanın hızına kapılmadan, kendi ritmini bulmak mümkündür ve çoğu zaman, iyileşmenin ilk adımı kendini anlamaktan geçer.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-dehb-ve-teknoloji-kullanimi-dijital-dunyada-dikkat-sinavi-586192">Yetişkinlerde DEHB ve teknoloji kullanımı: Dijital dünyada dikkat sınavı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEHB tedavisinde hekim-aile-öğretmen iş birliği şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dehb-tedavisinde-hekim-aile-ogretmen-is-birligi-sart-583986</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 11:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hekim-aile-öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı konmuş öğrencilerin eğitim sürecinde yaşadığı zorluklar, etkili öğrenme yöntemleri ve tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dehb-tedavisinde-hekim-aile-ogretmen-is-birligi-sart-583986">DEHB tedavisinde hekim-aile-öğretmen iş birliği şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı konmuş öğrencilerin eğitim sürecinde yaşadığı zorluklar, etkili öğrenme yöntemleri ve tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dikkat eksikliği, dersi dinleme ve görev tamamlama güçlüğüyle ilişkili!</strong></p>
<p>DEHB belirtilerinin okul başarısı üzerinde olumsuz etki gösterdiğinin bilindiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Dikkat eksikliği, dersi dinlemekte güçlük, ders sırasında dalıp gitme, verilen ödevlerde dağılma ve görevleri tamamlamakta güçlük ile ilişkilidir.” dedi.</p>
<p>DEHB’li öğrencilerin öğrenim yönteminin nasıl olması gerektiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Sınavlarda soruların daha kısa olması ya da alt bölümlere ayrılmış olması, sınav süresinin kısa tutulması, uzun sınavlarda gözetmen eşliğinde sınıfa girip çıkmaya izin verilmesi gibi uygulamalar DEHB’li öğrencilerin dikkatlerini sürdürebilmelerine olanak sağlayabilir, daha az dikkat hatası yapmalarına vesile olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ödevler ilgi çekici hale getirilmeli, karmaşık ödev veya görevler parçalara ayrılmalı! </strong></p>
<p>DEHB tanısı konmuş çocuklar için eğitimde özel ihtiyaçlar ve yaklaşımlar olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “DEHB &#8216;li öğrencilerin öğretmene yakın yerlerde oturması gerekir. Bu şekilde dikkatlerini öğretmenin anlattıklarına daha kolay yönlendirebilirler.” dedi.</p>
<p>Uymaları gereken kuralların DEHB’li öğrencilere net bir şekilde öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “İstenen biçimde davranmanın ve davranmamanın doğuracağı sonuçların neler olacağı belirlenip öğrenci tarafından bilinmesi sağlanmalı. Yapacakları ödevler olabildiğince ilgi çekici hale getirilmeli, karmaşık ödev veya görevler parçalara ayrılmalı ve adım adım ilerlemeleri sağlanmalı.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>DEHB tedavisinde hekim-aile-öğretmen ekip olmalı!</strong></p>
<p>DEHB’li öğrencilerin ders sırasında yerinde oturmakta zorlandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Ders anlatılırken kalkıp dolaşabilir. Oturmayı sürdürse dahi kıpır kıpırdır, oturduğu yerde bacağını sallar veya bir başka arkadaşı ile uğraşabilir.” dedi.</p>
<p>Bu davranışları yönetmenin öncelikle psikiyatrik takip ve tedavi ile mümkün olduğunu dile getiren  Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, şunları söyledi:</p>
<p>“DEHB ile ilgili kişiye ve aileye psikoeğitim verilmeli, yaşanan zorlukların DEHB ile ilgili olduğu anlatılmalı. Psikiyatrist ile aile ve öğretmen arasındaki iş birliği tedavi için önem taşır. Etkin müdahale ve tedavi stratejileri için hekim-aile-öğretmen iletişim içerisinde olmalı. Özetle, DEHB tedavisi ekip çalışmasıdır. DEHB’li kişinin ne tür zorluklar yaşadığının ailesi ve öğretmeni tarafından fark edilmesi, kişinin anlaşılmış hissetmesini ve tedaviye motivasyonunun artmasını sağlar.”</p>
<p><strong>İlaç tedavisi sonuçları yüz güldürücü… </strong></p>
<p>İlaç tedavisinin, DEHB tanısı konmuş öğrencilerin sınıf içindeki performansını nasıl etkileyebileceği hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “DEHB’de ilaç tedavisi sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. DEHB’de ilaç tedavisi ile kişinin potansiyelini ortaya koyması mümkün olur. Kişinin akademik performansında, sınıf içi ve arkadaşlık ilişkilerindeki uyumunda düzelme gözlenir. Bu noktada öğretmen ve velilerin empatik ve kapsayıcı rolü süreci olumlu etkiler.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dehb-tedavisinde-hekim-aile-ogretmen-is-birligi-sart-583986">DEHB tedavisinde hekim-aile-öğretmen iş birliği şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklukta DEHB tanısı alan her üç kişiden birinde belirtiler devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-dehb-tanisi-alan-her-uc-kisiden-birinde-belirtiler-devam-ediyor-569884</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 13:44:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bektaş]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dürtü]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlikte]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yetişkinlikte görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) kişiyi pek çok yönden etkileyebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Dalgınlık ya da unutkanlık diye geçiştirilen bazı sorunların arkasında DEHB olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-dehb-tanisi-alan-her-uc-kisiden-birinde-belirtiler-devam-ediyor-569884">Çocuklukta DEHB tanısı alan her üç kişiden birinde belirtiler devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yetişkinlikte görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) kişiyi pek çok yönden etkileyebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Dalgınlık ya da unutkanlık diye geçiştirilen bazı sorunların arkasında DEHB olabilir. Yetişkinlikte bile doğru tanı ve tedaviyle daha düzenli, verimli ve dengeli bir yaşam mümkündür” dedi. Araştırmalara göre çocuklukta tanı alan her üç kişiden birinde yetişkinlikte belirtilerin sürdürdüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Yaş ilerledikçe belirtilerin şekli değişebilir. Çocuklarda daha çok hareketlilik göze çarparken, yetişkinlerde dikkatsizlik, zaman yönetiminde zorluk, plansızlık ve dağınıklık ön plana çıkabilir” dedi.<br />
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, yetişkinlerde görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) etkileri ve tedavilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />
DEHB’li beyin farklı şekilde tepki veriyor<br />
DEHB’yi “beynin dikkat, planlama, dürtü kontrolü ve hareket düzenleme mekanizmalarını etkileyen süreğen bir nöropsikiyatrik bozukluk” olarak tanımlayan Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Bu kişilerdeki durum nöroçeşitliliğe (neurodivergent) bağlıdır. Nörotipik kişilerle karşılaştırıldığında DEHB&#8217;li kişilerin iki ana beyin bölgesinde farklılıklar vardır: frontal lob ve bazal gangliyonlar. Frontal lob, yönetici işlevler, dikkat, karar verme ve dürtü kontrolünde önemli bir rol oynarken, bazal gangliyonlar ödül işleme ve hareket için hayati önem taşır. DEHB&#8217;li kişi, bir görev üzerinde çalışırken nörotipik bir beyinden daha farklı şekilde tepki verir” dedi.<br />
Yetişkinlikte görülen DEHB, pek çok yönüyle etkileyebiliyor<br />
Yetişkinlikte görülen DEHB’nin kişiyi pek çok yönüyle etkileyebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Çoğu zaman belirtiler çocukluk çağında başlar ancak etkileri yaşam boyu sürebilir. Sadece ders çalışmayı ya da okul başarısını değil; iş, sosyal yaşam, ilişkiler ve günlük görevler gibi birçok alanı etkiler. Ağırlıklı olarak dikkatsizliğin görüldüğü tip ve ağırlıklı olarak hiperaktif /dürtüsel tip olarak iki farklı tipte görülebilir. Bu nedenle her DEHB vakası birbirinin aynı şikayetlerle başvurmayabilir” diye konuştu.<br />
Yaş ilerledikçe belirtilerin şekli değişebiliyor<br />
DEHB’nin sadece çocukluk dönemiyle sınırlı olmadığını, yetişkinlikte de görülebildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Araştırmalar, çocuklukta tanı alan her üç kişiden birinin yetişkinlikte de belirtilerini sürdürdüğünü gösteriyor. Yaş ilerledikçe belirtilerin şekli değişebilir. Çocuklarda daha çok hareketlilik göze çarparken, yetişkinlerde dikkatsizlik, zaman yönetiminde zorluk, plansızlık ve dağınıklık ön plana çıkabilir. Çocukluktan bu yana uzun yıllar DEHB belirtileri ile yaşayan yetişkinler, bu belirtilerle baş etmek için yöntemler bulabilir ve aldıkları önlemler ile işlevselliklerini koruyabilirler, örneğin eşyalarını sık sık bir yerlerde unutan birisinin odadan çıkmadan önce masada neler olduğunu kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmesi gibi. Fakat yetişkin DEHB vakalarında kişilerin aldığı tüm bu önlemlere rağmen günlük hayatlarını etkileyecek düzeyde sorunlar yaşadıklarını görmekteyiz” dedi.<br />
Ailede DEHB öyküsü, riski artırıyor<br />
DEHB’nin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlığın önemli bir rol oynadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Ailede DEHB öyküsü bulunması riski artırır. Ayrıca beyin kimyasındaki farklılıklar, gebelik ve doğum sırasındaki bazı risk faktörleri, çocukken kurşun gibi toksinlere maruz kalmak gibi erken çocukluk dönemindeki olumsuz çevresel koşullar da etkili olabilir. Eski binalarda daha sık rastlanan boyalarda ya da borularda yer alan kurşunun çocukta DEHB riskini artırdığı gösterilmiştir. Annenin gebelikte sigara, alkol ya da madde kullanımının çocukta DEHB riskini artırır. Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı da DEHB riskini artıran faktörlerdendir” dedi.<br />
Çocukluk döneminde belirtiler başlıyor<br />
DEHB’nin genellikle çocuklukta başladığını ancak bazı kişilerde belirtilerin çocuklukta fark edilmediği veya hafif seyrettiği için tanı konulmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Yetişkinlikte artan sorumluluklar, iş ve aile yaşamının getirdiği stres, bu belirtileri daha görünür hale getirebilir. Yani ‘sonradan ortaya çıktı’ gibi görünse de çoğu zaman kökeni çocukluğa dayanır, kronik bir bozukluktur” dedi.<br />
Bu belirtilere dikkat!<br />
Yetişkinlerde görülen DEHB belirtilerinin kişinin yaşamında olumsuz etkileri olabileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, bu belirtileri şöyle sıraladı:<br />
-Başlanan işleri tamamlayamama<br />
-Toplantılarda veya konuşmalarda dikkat kaybı<br />
-Zaman yönetiminde güçlük<br />
-Organizasyon becerilerinde yetersizlik, plan yapamama<br />
-Dürtüsel kararlar alma, öfke patlamaları<br />
-Dürtüsellik fiziksel olarak tehlikeli etkinliklere girişme, sırasını bekleyememe, diğerlerinin konuşmalarını bölmeyi içerebilir. Dürtüsel davranış kişilerarası ilişkilerde sorunlara, tartışmalara neden olabilir. DEHB olguları ödüllerin gecikmesine dayanamazlar ve dürtüsel davranışlarla kısa dönemdeki ödülleri uzun dönemdeki daha büyük ödüllere tercih ederler.<br />
-Sık eşya kaybetme, unutkanlık<br />
-Trafikte riskli davranışlar<br />
-İlişkilerde gerginlik ve çatışma<br />
-Kontrolsüz alışveriş yapma, dürtüselliğin bir belirtisi olarak görülebilir.<br />
İlişkilerde sorunlara yol açabilir<br />
DEHB’nin tedavi edilmediğinde kişinin yaşamını olumsuz yönde etkileyebileceği uyarısında bulunan Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Kişinin iş verimliliğini düşürebilir, ilişkilerde sorunlara yol açabilir. Sık iş değiştirme, maddi sorunlar, düşük özgüven, kaygı ve depresyon gibi ek ruhsal problemlerle sonuçlanabilir. Bazı kişilerde hızlı araç kullanma ve madde kullanımı gibi riskli davranışlar daha sık görülür” dedi.<br />
Dalgınlık ya da unutkanlık diye geçiştirilmemeli<br />
Yetişkinlerde DEHB’nin tedavi edilebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, doğru tanı ve tedaviyle verimli ve dengeli yaşamın mümkün olabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Tedavi yaklaşımı genellikle iki ana ayağa dayanır: İlaç tedavisi ve psikoterapi. İlaçlar dikkati toplama, dürtü kontrolünü artırma ve hiperaktiviteyi azaltma konusunda etkilidir. Psikoterapi ise özellikle zaman yönetimi, planlama, problem çözme ve duygusal düzenleme becerilerini geliştirmeye yardımcı olur. Erken tanı ve doğru tedavi ile yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileşebilir. ‘Dalgınlık’ ya da ‘unutkanlık’ diye geçiştirilen bazı sorunların arkasında DEHB olabilir. Yetişkinlikte bile doğru tanı ve tedaviyle daha düzenli, verimli ve dengeli bir yaşam mümkündür.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-dehb-tanisi-alan-her-uc-kisiden-birinde-belirtiler-devam-ediyor-569884">Çocuklukta DEHB tanısı alan her üç kişiden birinde belirtiler devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 100 erişkinden 3&#8217;ünde DEHB görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-100-eriskinden-3unde-dehb-goruluyor-420934</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Nov 2023 21:04:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinden]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[ünde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=420934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun yıllar boyunca Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’na (DEHB) çocukluk çağı ya da ergenlik dönemi hastalığı olarak bakıldığını dile getiren uzmanlar, DEHB’nin genellikle çocukluk çağında başladığını ve erişkinlikte de devam edebilen bir psikiyatrik bozukluk olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-100-eriskinden-3unde-dehb-goruluyor-420934">Her 100 erişkinden 3&#8217;ünde DEHB görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Her 100 erişkinden 3’ünde DEHB görülüyor</strong></p>
<p><strong>Uzun yıllar boyunca Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’na (DEHB) çocukluk çağı ya da ergenlik dönemi hastalığı olarak bakıldığını dile getiren uzmanlar, DEHB’nin genellikle çocukluk çağında başladığını ve erişkinlikte de devam edebilen bir psikiyatrik bozukluk olduğunu söylüyor. Çocukluk çağında DEHB tanısı alanların yaklaşık olarak yüzde 15 ile yüzde 35’inde erişkinlik dönemde de dikkat DEHB belirtileri olduğunun gözlendiğini ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Erişkin popülasyonuna baktığımızda ortalama yüzde 3 civarında erişkinde DEHB olduğu biliniyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk,<strong> </strong>erişkin tipi DEHB hakkında bilgi verdi.</p>
<p>“DEHB genellikle çocukluk çağında başlayan ve erişkinlikte de devam edebilen bir psikiyatrik bozukluktur.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, uzun yıllar boyunca DEHB’na çocukluk çağı ya da ergenlik dönemi hastalığı olarak bakıldığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hem yapılan araştırmalarda hem de gözlemsel çalışmalarda erişkinlerde DEHB belirtilerinin görülebileceği gözlemlenmiştir. Çocukluk çağında DEHB tanısı alanların yaklaşık olarak yüzde 15 ile yüzde 35’inde erişkinlik dönemde de DEHB belirtileri olduğu gözlenmektedir. Erişkin popülasyonuna baktığımızda ortalama yüzde 3 civarında erişkinde DEHB olduğu yapılan çalışmalarla birlikte söylenebiliyor.”</p>
<p><strong>Yaş ilerledikçe belirtiler azalıyor </strong></p>
<p>DEHB’nun özellikle çocukluk çağında hiperaktivite bileşeniyle ön plandayken ergenlik döneminde hiperaktivite bileşeni yanına dürtüsellik bileşeninin de eklendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları kaydetti:</p>
<p>“Ergenlik dönemi sonlarına doğruysa hem hiperaktivite hem de dürtüsellik azaldığı bilinmektedir. Erişkinlik döneminde ise daha çok dikkat eksikliği bileşeni ön plana çıkmaktadır. Yaş ilerledikçe de insanlarda DEHB belirtilerinin azaldığı söylenebilir.”</p>
<p><strong>Okulda da işte de başarabileceklerinin altında çalışıyor</strong></p>
<p>Bu kişilerin, iş yaşamlarında genellikle başarabilecekleri görevin bir tık altındaki işlerde çalıştığını anlatan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu durum aynı zamanda akademik yaşamda da karşımıza çıkıyor. İş hayatlarında yaşadıkları zorluklardan bir tanesi kendilerine verilen işleri planlamada, programlamada güçlük çekmeleri. İşe başlamada ve başladıkları işleri bitirmede sorun yaşıyorlar. Genellikle iş saatine uymakta sorun yaşıyorlar, işe geç gitme ya da iş saatini tamamlamadan erken çıkmak gibi bazı problemler nedeniyle işverenlerle sorun yaşıyorlar. </p>
<p><strong>Çok fazla iş değiştiriyor ve başarılı olamıyorlar</strong></p>
<p>Yine en büyük problemlerden bir tanesi çok fazla iş değiştirmeleri. Genellikle başladıkları işlerde tutunamıyorlar ve yeni projelerle bambaşka işlere geçiyorlar. Genelde de o işlerde başarılı olamadıkları gözlemleniyor.</p>
<p>O yüzden DEHB olan bireylerin iş yaşamlarında çok büyük sıkıntılar çektiğini görüyor ve bu yüzden de medikal tedaviler almaları gerektiğini öngörüyoruz.”</p>
<p><strong>Erişkinlerde huzursuzluğa ve kaygıya neden oluyor</strong></p>
<p>DEHB, erişkinlikte her ne kadar hiperaktivite komponenti olsa dahi genellikle dikkat eksikliği bileşenini daha fazla hissettirdiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şu bilgileri de verdi:</p>
<p>“Çocuklukta hiperaktivite belirtileri ön plandayken erişkinlikte hiperaktivite belirtileri; huzursuzluğa ve kaygıya bırakıyor. DEHB olan erişkinler toplantıda oturmakta zorluk çekerler. Saatler sonra oturmaları gereken herhangi bir aktiviteden kaçınırlar. Bu kişilerde genel olarak içsel huzursuzluk halleri söz konusudur. Sabırsızlıklar gözlenir ve beraberinde toplumsal yaşamda bazı sıkıntılar ortaya çıkar.” </p>
<p><strong>Hızlı araba kullanma, kırmızı ışıkta durmak istememe de DEHB belirtisi</strong></p>
<p>Trafik kurallarına riayet etmekte güçlük çekmenin de DEHB belirtileri arasında olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kırmızı ışıkta durmak istememe, aşırı derecede hızlı araba kullanma, zaman zaman kötü akran ilişkileri, dürtüsel davranışlar, şiddet içerikli davranışlar, alkol ve madde kullanımı ve uyumsuz davranışlarla karşımıza çıkar. Bazen de gereğinden fazla, süreli olarak ya da hayatının en temel noktası olarak bazı hobileri de uygulayabiliyorlar. Aşırı spor yapma DEHB olan kişilerde gözlenebiliyor.</p>
<p><strong>Karşısındaki kişinin sık sık sözünü kesiyor ve dinleyemiyorlar</strong></p>
<p>İkili ilişkilerde özellikle söz kesme ve araya girme ya da karşıdaki insanın söylediklerine kulak kabartamama, o sırada başka şeyler düşünme ve konuşulan şeylerle alakasız bir şekilde araya girme bu kişilerin sık karşılaştığı bazı olumsuzluklardır.”</p>
<p><strong>Zamanında atılması gereken mailleri atmakta güçlük çekiyor</strong></p>
<p>Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan bireylerin en sık karşılaştığı sorunlardan bir tanesinin yakın bellek işlevlerinde bazı sorunlar olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yeni öğrendikleri isimleri, yüzleri hatırlayamama, yeni öğrendikleri tarifleri yapamama ve zamanında atılması gereken mailleri atmakta güçlük çekme veya evrakları saklayamama, anahtar veya cüzdanı evde unutma gibi olumsuz özellikler gözlemleniyor.</p>
<p><strong>Evlilikleri sürdürmekte güçlük de görülüyor</strong></p>
<p>Sık iş değiştirme, aile içi şiddet, adli olaylar, alkol ve madde kullanımı, evlilikleri sürdürememe hiperaktivite bozukluğunda gözlemlenen bazı olumsuzluklar. Evliliklerde hiperaktivite bozukluğu olan kişilerin evliliklerini sürdürememe oranı, bu bozukluğu olmayan insanlara göre 2 kat daha fazla. </p>
<p>Çok sık iş değiştirdiklerinden, yeni işlere katılımları ya da yeni işverenler tarafından işe alınmalarının da diğer insanlara göre daha fazladır. Bütün bunlar bu insanların sosyal hayatlarında ve adaptasyonlarında uyum sağlamalarında çok ciddi anlamda problemler yaratıyor.”</p>
<p><strong>Erişkinlerde tedavi </strong></p>
<p>DEHB’nda özellikle çocukluk çağında tanının konulması ve buna uygun tedavinin başlanmasının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocukluk çağında tanı konmayan ve tedavi almayan bireylerde ilerleyen yaşantılarında özellikle aile, iş ve sosyal hayatta çok ciddi problemler yaşadıkları gözlemleniyor. Çocukluk çağında DEHB tanısı konan çocukların yüzde 15 ile 35’inin erişkinlik yaşantısında da bu tanıyı almaya ve belirtileri göstermeye devam ettikleri bilinmekte. Toplumda yaklaşık olarak erişkinlerin yüzde 3’ünde DEHB olduğu biliniyor.</p>
<p>Bu kişilerin çoğu da ne yazık ki ya doktora gitmemekten dolayı ya da tedavi almaktan kaçındıklarından dolayı veya bu belirtilerin ne anlama geldiğini bilmediklerinden dolayı tedaviden mahrum kalıyor. Bu yüzden dikkat eksikliği olan bireylerde erken tanı çok önemseniyor. Tedavide genellikle uyarıcı ilaçlar kullanılıyor. DEHB belirtileri olan ve buna yönelik tedavi alan bireylerde belirtilerin çok büyük oranda ortadan kalktığı, sosyal, aile ve iş yaşantılarına daha iyi bir şekilde devam edebildikleri söylenebilir.”</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-100-eriskinden-3unde-dehb-goruluyor-420934">Her 100 erişkinden 3&#8217;ünde DEHB görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
