<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>değiştiriyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/degistiriyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/degistiriyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>değiştiriyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/degistiriyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Akın Aytop]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mevsim geçişleri, vücutta biyolojik değişimlere neden olur!</strong></p>
<p>Bahar denildiğinde zihnimizde çoğunlukla benzer imgeler canlandığını ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “İlkbahar yağmuruyla ıslanan toprağın kokusu, yeşeren ağaçlar ve çimler, rengârenk çiçekler, uçuşan kelebekler, cıvıl cıvıl kuş sesleri ve güneşin içimizi ısıtan enerjisi… Doğadaki bu canlanma hali, çoğu zaman bizde de bir ferahlama ve yenilenme duygusu yaratır.” dedi.</p>
<p>Pek çok kişinin baharla birlikte enerjisinin arttığını, daha motive ve pozitif hissettiğini düşündüğünü dile getiren Aytop, “Gerçekten de mevsim geçişleri, özellikle bahar ayları, vücudumuzda bazı biyolojik değişimlere yol açar. Gün ışığının artmasıyla birlikte serotonin ve dopamin gibi ‘iyi hissettiren’ nörokimyasalların üretimi desteklenebilir. Bu da ruh halimizde iyileşme, enerjide artış ve daha olumlu bir bakış açısı ile ilişkilendirilebilir. Kısacası, baharın gelişiyle birlikte iç dünyamızda da güneş açtığını hissedebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Herkes bu değişimlerden aynı şekilde etkilenmez! </strong></p>
<p>Ancak bu tablonun herkes için aynı olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bazı bireyler baharı enerjik ve neşeli karşılarken, bazıları için bu dönem daha dalgalı bir ruh halini beraberinde getirebilir. Kimi zaman içsel hava durumumuz güneşli değil; parçalı bulutlu, yağışlı ya da fırtınalı olabilir. Bu nedenle baharın etkilerini tek tip bir deneyim olarak değerlendirmek doğru olmaz.” dedi.</p>
<p>Bahar aylarında doğada önemli değişimler yaşandığını yineleyen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte havadaki iyon dengesi de değişebilir. Aynı zamanda bitkilerin uyanmasıyla birlikte polen üretimi artar ve bu polenler rüzgâr aracılığıyla geniş alanlara yayılır. Tüm bu çevresel değişimlerin hem fiziksel hem de ruhsal süreçlerimiz üzerinde etkileri olabilir. Ancak burada üç önemli noktayı vurgulamak gerekir: Herkes bu değişimlerden etkilenmek zorunda değildir; etkilenen kişilerde bu etkilerin şiddeti farklı olabilir; ayrıca bu etkiler herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Çünkü genetik yapı, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek sistemleri ve çevresel koşullar gibi bireysel farklılıklar bu süreci doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Mevsim geçişi uyku düzenini bozabiliyor! </strong></p>
<p>Baharın gelişiyle birlikte biyolojik ritmimizde de değişiklikler yaşanabildiğini aktaran Emine Akın Aytop, “Özellikle melatonin hormonunun üretiminde azalma ve sirkadiyen ritimde kaymalar görülebilir. Bu durum uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Uykunun, hem bedensel hem de zihinsel yenilenme açısından kritik öneme sahip olduğunu hatırlatan Aytop, “Uyku düzenindeki bozulmalar, ruhsal ve fiziksel pek çok sorunu tetikleyebilir. Bunun yanı sıra, serotonin ve dopamin düzeylerindeki dalgalanmalar farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyonlar, nezle ve grip gibi enfeksiyonlar, cilt problemleri, mide-bağırsak rahatsızlıkları veya kalp-damar sistemiyle ilgili sorunlar bahar aylarında artış gösterebilir ya da mevcut şikâyetler şiddetlenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, dikkatli olunmalı! </strong></p>
<p>Bahar aylarında sıkça karşılaşılan durumlardan birinin de ‘bahar yorgunluğu’ olduğunu kaydeden Emine Akın Aytop, “Bu durum; enerji düşüklüğü, isteksizlik, çabuk yorulma, motivasyon kaybı ve erteleme davranışları ile kendini gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, sabahları uyanmakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü de görülebileceğine işaret eden Aytop, “İyi haber ise, bu belirtiler genellikle birkaç hafta içinde, vücudun yeni mevsime uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden azalır. Ancak bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, daha dikkatli olunmalı. Sürekli üzüntü hali, umutsuzluk, ilgi kaybı, yoğun yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler bahar depresyonuna işaret edebilir. Böyle bir durumda profesyonel destek almak oldukça önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Belirtilere karşı farkındalık ve gerektiğinde uzman desteği önemli! </strong></p>
<p>Öte yandan, baharın bazı bireylerde tam tersine aşırı enerji artışıyla kendini gösterebildiği bilgisini paylaşan Emine Akın Aytop, “Özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde ilkbahar, manik ya da hipomanik dönemleri tetikleyebilir. Bu dönemlerde kişi kendini aşırı enerjik, güçlü ve hareketli hissedebilir; daha az uykuya ihtiyaç duyar, konuşkanlığı artar, düşünceleri hızlanır ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle bu tür belirtilere karşı farkındalık geliştirmek ve gerektiğinde uzman desteği almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Baharın getirdiği bu değişimleri daha sağlıklı yönetebilmek için yaşam tarzında bazı düzenlemeler yapılması gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek, kafein alımını sınırlamak ve uyku hijyenine dikkat etmek bu sürecin temel taşlarıdır. Düzenli fiziksel aktivite, hem bedensel sağlığı destekler hem de ruh halini iyileştirir. Bunun yanı sıra, sosyal medya ve ekran kullanımını sınırlamak, zihinsel yükü azaltabilir. Sağlıklı hobiler edinmek ve iş-özel yaşam dengesini kurmak da bu süreçte önemli rol oynar.</p>
<p>Bilinçli farkındalık (mindfulness) uygulamaları da bahar döneminde içsel dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Bu uygulamalar, kişinin dikkatini yargılamadan ‘şimdi ve burada’ya yöneltmesini sağlar. Doğayla temas kurmak da oldukça etkili bir yöntemdir. Özellikle dikkatli farkındalıkla yapılan yürüyüşler, hem zihinsel hem de fiziksel açıdan iyileştirici olabilir. Yavaş tempoda, duyulara odaklanarak yapılan bir yürüyüş; görme, işitme, dokunma ve koklama duyularını aktive ederek kişinin anda kalmasını destekler. Duygularımızı fark etmek, adlandırmak ve hangi durumlarda ortaya çıktıklarını gözlemlemek de önemli bir beceridir. Bu noktada duygu günlüğü tutmak, içsel süreçleri anlamayı kolaylaştırabilir.</p>
<p>Son olarak, ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek almak önemli bir güç kaynağıdır. Psikolojik destek, bireyin hem içsel hem de çevresel kaynaklarını fark etmesini ve etkili bir şekilde kullanmasını sağlar. Bu süreç; duygusal dengeyi güçlendirmeye, stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeye ve psikolojik dayanıklılığı artırmaya yardımcı olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meslek Fabrikası hayatları değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meslek-fabrikasi-hayatlari-degistiriyor-623204</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 07:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hayatları]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[satış]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623204</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, yıllarca seyyar satıcılık yapan ve zorluklarla mücadele eden yurttaşlara umut oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meslek-fabrikasi-hayatlari-degistiriyor-623204">Meslek Fabrikası hayatları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, yıllarca seyyar satıcılık yapan ve zorluklarla mücadele eden yurttaşlara umut oldu. Aldıkları eğitimlerle belediye denetiminde stantlarda satış yapmaya başlayan kursiyerler, artık ailelerine güvenli bir şekilde ekmek götürebiliyor ve çocuklarına daha iyi bir gelecek sunuyor. Meslek fabrikası sayesinde hayata yepyeni bir başlangıç yapanlar, meslek fabrikasına dokunulmaması çağrısı yapıyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, bugüne kadar 145 bin 77 kursiyere ulaştı ve binlerce hanede yeni bir hikâye başlattı. Halkapınar Kurs Merkezi’nde 2016 yılından bu yana açılan 531 kurstan mezun olan 13 bin 149 kişi, hayatlarına yeni bir yön verdi. 35 alan ve 215 branşta verilen eğitimler, kimi için ilk iş, kimi için yeniden ayağa kalkma, kimi için ise çocuklarına daha iyi bir gelecek sunmanın anahtarı oldu. Yolu Meslek Fabrikası’ndan geçen seyyar satıcılar, eğitimlerin ardından belediye denetiminde stantlarda çalışmaya başladı; daha önce kayıt dışı çalıştıkları için zabıta ekiplerinden kaçanlar artık huzurlu ve güvenli bir şekilde hizmet sunuyor. Nesiller boyu aynı meslekle evini geçindiren ve çocuklarını okutabilen kursiyerler, Büyükşehir Belediyesi’ne minnettar.</p>
<p><strong>“Umudu söndürmeyelim”</strong></p>
<p>Meslek Fabrikası’nda alınan eğitimler, kursiyerlerin hayatına doğrudan yansıyor. İzmir Seyyar Esnaf Meclisi Kurucusu ve İzmir Doğa İncisi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Heptepe de dezavantajlı grupların Meslek Fabrikası’nda aldığı eğitimlerin ardından meslek kollarına göre sertifika sahibi olduklarını ve hayata tutunduklarını belirterek, şunları söyledi: “Meslek Fabrikası’nın ışığını söndürmek, geleceğin ışığını söndürmek olur. Çünkü bu insanlar Meslek Fabrikası’nda aldıkları eğitimlerle istihdam edildi. Meslek Fabrikası’na sahip çıkalım. Umudu söndürmeyelim. İzmir’e miras bırakılan Meslek Fabrikamızın ışığını hiçbir zaman kapatmayalım.”</p>
<p><strong>“Dezavantajlı yurttaşlar topluma kazandırıldı”</strong></p>
<p>Sokak Emekçileri ve Balık Ekmekçiler Derneği Başkanı Semih Çavdarcı ise Meslek Fabrikası’nın kapanmasının birçok yurttaşı olumsuz etkileyeceğini belirtti. Çavdarcı, “Meslek Fabrikası’nın kapanması demek bazı insanların karanlık güçlere teslim olması anlamına geliyor. Karanlık güçlere teslimiyeti demek yeniden uyuşturucuya tekrar dönmesi demek. Oysa Meslek Fabrikası sayesinde meslek sahibi olan insanlar, topluma kazandırıldı. Bu insanların çoğu toplum dışına itiliyordu. Bunların yeniden yaşanmaması gerekiyor. Atatürk’ün İzmir’e mirası olan Meslek Fabrikası’na dokunulmaması gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>“Arkadaşlarımıza ekmek kapısı açıldı”</strong></p>
<p>Güzel İzmir Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Yüksel Ördekoglu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendilerine Meslek Fabrikası üzerinden ekmek kapısı açtığını söyledi. Önce hijyen belgesi ve sertifikalarını aldıklarını belirten Ördekoğlu, “Arkadaşlarımıza ekmek kapısı açıldı. Daha önce stantlarımızı zabıtadan dolayı açamıyorduk. Ama her şey değişti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bize hediye ettiği stantlarda ekmeğimizi kazanıyoruz. O nedenle Meslek Fabrikası’nın kapanmasını kesinlikle istemiyoruz. Cemil Başkanımızın sonuna kadar arkasındayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Meslek Fabrikası bize çok şey kazandırdı”</strong></p>
<p>Ege İncisi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı ve Ege Bölgesi Kestane ve Mısırcılar Dernek Başkanı Şerif Akbulut, 1972 yılından bu yana 3 nesil aynı işi yaptıklarını belirtti.</p>
<p>Akbulut, “Bizim başka bir gelirimiz, başka bir işimiz yok. Tek işimiz bu. Daha önce seyyar satıcılık yapıyorduk. Ancak Büyükşehir Belediyesi sayesinde tezgahlarımız tek tip oldu. Hijyen koşullarını en üst seviyeye çıkararak hizmet sunuyoruz. Bunların hepsi İzmir Büyükşehir Belediyesi sayesinde oldu. Meslek Fabrikası’ndaki eğitimleri tamamlayıp sertifika aldıktan sonra çok mutlu ve huzurlu olduk. O gün biz resmen tanındık. İşimizi belediye denetiminde sürdürüyoruz. Meslek Fabrikası bize çok şey kazandırdı. Daha iyi koşullarda çalışmamızı oraya borçluyuz. Kapanmasını istemiyoruz. Her zaman İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanındayız” dedi.</p>
<p><strong>Büyükşehir denetiminde çalışıyorlar</strong></p>
<p>Meslek Fabrikası’nda satış yaparken dikkat etmesi gereken hijyen kurallarının yanı sıra müşteri ile sağlıklı ve doğru iletişim konusunda eğitim alana evli ve 2 çocuk babası 33 yaşındaki Mert Altınar da “Meslek Fabrikası sayesinde bu işi yapıyoruz. O nedenle kapanmasını istemiyoruz.</p>
<p>Onun sayesinde ekmek yiyoruz” dedi. Daha önce zabıta ekiplerini gördüklerinde kaçtıklarını, Büyükşehir Belediyesi ile yaptıkları iş birliği sayesinde yetkililerin denetiminde satış yaptıklarını ifade eden Altınar, şimdi zabıta ekiplerini gördüğü zaman kaçmadan, huzurlu şekilde çalıştıklarını söyledi.</p>
<p><strong>“Binlerce arkadaşımız evine ekmek götürmeye başladı”</strong></p>
<p>43 yaşında 3 çocuk babası çiçek satıcısı Emin Demirdöven’in hayatına da Meslek Fabrikası dokundu.  Daha güzel buket yaparken,  daha iyi satış yapmayı öğrendiğini vurgulayan Demirdöven, “Meslek Fabrikası’nın bize çok büyük katkısı oldu. Daha önce yaptığımız buketler biraz zayıftı ancak aldığımız eğitimlerin ardından daha şık çiçek buketleri hazırlamayı öğrendik. Görsel olarak daha da zenginleştik. Bu da satışlarımıza yansıdı. Meslek Fabrikası’nda eğitim alan binlerce arkadaşımız evine ekmek götürmeye başladı. O nedene lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın” dedi.</p>
<p><strong>“Bu sayede ekmek yemeye başladık”</strong></p>
<p>15 yıl boyunca eşi ile büyük zorluklarla seyyar çiçekçilik yapan 3 çocuk babası Rafet Keski’in yolu da Meslek Fabrikası ile kesiştikten sonra değişti. Meslek Fabrikası’ndan aldıkları eğitimlerin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de kendilerine çiçek satış tezgahı verdiğini ve yine belediyenin belirlediği noktada satış yapmaya başladığını anlattı. Rafet Keski, “Daha önce çalışma şartlarımız çok zordu. Yağmur çamurda satış yapmaya çalışıyorduk. Zabıta gelince kaçıyorduk. Çoğu zaman da yakalanıyorduk ve çiçeklerimize el konuyordu. Meslek Fabrikası hayatımızı değiştirdi. Artık zabıtadan kaçmadan satış yapıyoruz. Bu sayede ekmek yemeye başladık. Hayatımızda çok şey değişti. Çok güzel günler yaşıyoruz. Lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın. Ekmeğimizi onun sayesinde kazanıyoruz. Çocuklarımı burada büyüttüm ve bu tezgah sayesinde çocuklarıma ekmek yediriyorum. Bunun sayesinde onları okutabiliyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Meslek Fabrikası hayatıma renk kattı”</strong></p>
<p>Mesleği tekstilcilik olan ancak alanında iş bulamadığı için İnciraltı’nda balık ekmek satışı yaparak geçimini sağlayan Fatma İnan, Meslek Fabrikası’ndan aldığı eğitimlerin ardından hayatında yaşadığı değişimi şu sözlerle anlattı: “Aile bütçesine katkı sunmak isteyen ancak eğitimi veya mesleği olmayan kadınlar, Meslek Fabrikası sayesinde hayatlarını değiştirdi. Meslek Fabrikası’na giden kadınlar, ilgi alanlarına göre mesleklerini seçerek çalışmaya başladı. Meslek Fabrikası hayatıma renk kattı. Hem aile bütçesine daha fazla destek sağlayabildim hem de yaptığım iş hakkında daha çok bilgim var. İşimi daha profesyonel şekilde yapıyorum. Balığı daha iyi kızartma konusunda çok güzel eğitimler aldım. Daha güzel sunum yapıyorum. O nedenle Meslek Fabrikası’nın kapatılması toplum açısından zararlı. Orada meslek edinmek için eğitim alan gençler de var. Bu tür yerler insanlara yol gösteriyor. O nedenle lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın.”</p>
<p><strong>Bir eğitimden fazlası</strong></p>
<p>Meslek Fabrikası, kursiyerler için yalnızca meslek öğrenilen bir yer değil, aynı zamanda bir dönüşüm alanı. Burada edinilen bilgi ve beceriler, insanların hayatına doğrudan dokunuyor. Kuşaklar boyu seyyar olarak çiçek satıcılığı yaptıklarını anlatan Hanım Dalak’ın da hayatı Meslek Fabrikası sayesinde değişti. Yaptığı işin kendisini son derece mutlu ettiğini anlatan Dalak, “Meslek Fabrikası’ndan aldığımız eğitimler sayesinde çok güzel çiçekler yapmayı öğrendik. Müşteriye daha iyi sunum yapıyoruz. İşin inceliklerini öğrendik. Bilmediğimiz modelleri öğrendik. Daha şık buketler hazırlıyoruz. İzmirliye daha güzel hizmet sunuyoruz. Evimize ekmek götürüyoruz. Çok memnunuz. Çocuklarımıza buradan ekmek götürüyoruz. Bu işten başka bir iş bilmiyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meslek-fabrikasi-hayatlari-degistiriyor-623204">Meslek Fabrikası hayatları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Z kuşağı çalışanlar neden sürekli iş değiştiriyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-calisanlar-neden-surekli-is-degistiriyor-622842</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlar]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[kuşak]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[Z Kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622842</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in hazırladığı Kuşak Analiz Raporu’na göre, X kuşağı bir işte ortalama 2 yıl kalırken, Y kuşağı 1,5 yıl, Z kuşağı 7 ay kalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-calisanlar-neden-surekli-is-degistiriyor-622842">Z kuşağı çalışanlar neden sürekli iş değiştiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in hazırladığı Kuşak Analiz Raporu’na göre, X kuşağı bir işte ortalama 2 yıl kalırken, Y kuşağı 1,5 yıl, Z kuşağı 7 ay kalıyor. Z kuşağının istifa oranı ise yüzde 35. Araştırmaya göre, Z kuşağının kısa iş süresi, bu neslin iş yerinde hızlı deneyim kazanma ve çeşitlilik arayışında olduğunu gösteriyor. Y kuşağının ise orta vadeli kalma süresi, kariyer fırsatlarına bağlılıklarını yansıtıyor. Ancak bu durum şirketler için zorlayıcı olabiliyor. Peki, işverenler çalışan sadakatini nasıl sağlayabilir? Y ve Z kuşağını işte tutmanın sırları neler?</p>
<p><strong>“Y ve Z kuşakları gelişim imkânı, esneklik ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor”</strong></p>
<p>İdenfit Kurucusu ve CEO’su Onur Bayındır, bu konuyla ilgili değerlendirmesinde şu görüşleri paylaştı:</p>
<p>“Kuşak Analiz Raporumuz, şirketlerde çalışan bağlılığını anlamak açısından önemli veriler ortaya koyuyor. Bulgularımız, X kuşağının iş yerinde daha uzun süre kalma eğiliminde olduğunu ve kendi isteğiyle ayrılma oranının diğer kuşaklara kıyasla daha düşük seyrettiğini gösteriyor. Y ve Z kuşaklarında ise beklentiler ve motivasyon dinamikleri farklılaşıyor. Bu kuşaklar yalnızca bir pozisyona sahip olmayı değil; gelişim imkânı, esneklik, anlam ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor. Özellikle eğitim programları, net kariyer yolları ve mentorluk uygulamaları, genç kuşakların kuruma olan bağlılığını artıran temel faktörler arasında yer alıyor. Sürekli öğrenme kültürü sunan şirketler, yeteneklerini daha uzun süre bünyesinde tutabiliyor. Bununla birlikte esnek ve hibrit çalışma modelleri artık bir yan hak değil, güçlü bir beklenti. İş-yaşam dengesini destekleyen uygulamalar, çalışan memnuniyetini doğrudan etkiliyor. Z kuşağı açısından anlamlı ve sosyal etki yaratan projelerde yer almak da önemli bir motivasyon kaynağı. Şirketlerin sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı alanındaki adımları, genç yeteneklerin bağlılığını güçlendiriyor. Teknoloji odaklı bir çalışma ortamı, dijital araçların etkin kullanımı ve açık iletişim kültürü de Y ve Z kuşakları için belirleyici unsurlar arasında. Düzenli geri bildirim mekanizmaları ve şeffaf yönetim anlayışı güven duygusunu pekiştiriyor. Elbette rekabetçi ücret ve yan haklar da işveren kaynaklı ayrılıkları azaltmada kritik rol oynuyor. Kısacası, kuşakların farklı beklentilerini doğru analiz eden ve insan kaynakları stratejilerini bu doğrultuda şekillendiren şirketler hem çalışan bağlılığını artıracak hem de uzun vadede daha güçlü ve sürdürülebilir bir organizasyon yapısı oluşturacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-calisanlar-neden-surekli-is-degistiriyor-622842">Z kuşağı çalışanlar neden sürekli iş değiştiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Gerçeği Sanayinin Yönünü Değiştiriyor: Konya Yeni Üretim Dengesinde Stratejik Konuma Yerleşiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-gercegi-sanayinin-yonunu-degistiriyor-konya-yeni-uretim-dengesinde-stratejik-konuma-yerlesiyor-622406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 17:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altyapısı]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[sanayinin]]></category>
		<category><![CDATA[şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yönünü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de sanayi yatırımlarının mekânsal dağılımı yeniden şekilleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-gercegi-sanayinin-yonunu-degistiriyor-konya-yeni-uretim-dengesinde-stratejik-konuma-yerlesiyor-622406">Deprem Gerçeği Sanayinin Yönünü Değiştiriyor: Konya Yeni Üretim Dengesinde Stratejik Konuma Yerleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de sanayi yatırımlarının mekânsal dağılımı yeniden şekilleniyor. Marmara havzasında yoğunlaşan üretim altyapısının, deprem riski ve tedarik zinciri kırılganlıkları nedeniyle daha dengeli bir yapıya kavuşturulması artık stratejik bir gereklilik olarak ele alınıyor. Bu dönüşüm sürecinde Konya; organize sanayi kapasitesi, genişleme potansiyeli ve lojistik bağlantılarıyla yeni üretim dengesinde kritik şehirlerden biri olarak konumlanıyor.</p>
<p>Bu çerçevede Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Anadolu’da yeni ve büyük ölçekli endüstri alanlarının oluşturulmasına yönelik somut adımları kamuoyuyla paylaştı. 16 Ocak 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan kararla 16 mega endüstri bölgesinin ilan edilmesi, Türkiye’nin sanayi yerleşim stratejisinde yeni bir dönemin başladığını gösteriyor.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da son dönemde yaptığı değerlendirmede üretimin Anadolu’ya dengeli dağılımının stratejik önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Türkiye’nin üretim gücünü tek bir bölgeye bağımlı bırakmadan, daha dirençli ve sürdürülebilir bir sanayi altyapısı inşa ediyoruz. Yeni mega endüstri bölgeleriyle birlikte Anadolu şehirlerimiz üretimin yeni merkezleri olacak. Deprem riski görece düşük, altyapısı güçlü ve lojistik avantajı bulunan şehirlerimiz önümüzdeki dönemde yatırımın ana adresi haline gelecek.”</p>
<p><strong>Sanayide Yeni Denge Arayışı: Riskten Dayanıklılığa</strong></p>
<p>Sanayinin deprem riski yüksek havzalarda yoğunlaşması; yalnızca tesis güvenliği değil, tedarik zinciri sürekliliği ve ihracat akışı açısından da kırılganlık yaratıyor. Bu nedenle üretimin daha dengeli dağıldığı, planlı büyümeye elverişli ve genişleme kapasitesi bulunan şehirler stratejik öncelik kazanıyor. Yeni mega endüstri bölgeleri kararı, risk odaklı üretim modelinden dayanıklılık odaklı bir modele geçişin kurumsal çerçevesini oluşturuyor.</p>
<p><strong>Konya: Coğrafi Avantajdan Stratejik Güce</strong></p>
<p>Anadolu’nun merkezinde konumlanan Konya; kara ve demiryolu bağlantıları, gelişmiş organize sanayi altyapısı ve geniş arazi rezerviyle bu dönüşümün somut yansımalarının izlenebileceği şehirlerden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye Deprem Tehlike Haritası’na göre Marmara havzasına kıyasla daha düşük sismik risk bandında yer alması, yatırım kararlarında uzun vadeli güvenlik perspektifini destekleyen unsurlar arasında değerlendiriliyor.</p>
<p>Şehir, hem iç pazara erişim hem de liman bağlantılarına ulaşım açısından lojistik avantaj sunarken; büyük ölçekli üretim ve yaşam alanı projeleri için genişleme kapasitesi sağlıyor</p>
<p><strong>Sanayi Hareketinin Konut Piyasasına Etkisi</strong></p>
<p>Sanayi yatırımları yalnızca üretim kapasitesini değil; istihdam kompozisyonunu ve şehirlerin demografik yapısını da dönüştürüyor. Orta ve üst düzey yönetici kadroları, teknik ekipler ve tedarik zinciri firmalarının şehirde konumlanması, konut talebini nicelikten çok nitelik eksenine taşıyor.</p>
<p>Bu süreçte genellikle kiralık konut talebinde artış, ardından satılık konut pazarında segment farklılaşması ve planlı, mühendislik altyapısı güçlü projelere yönelim gözlemleniyor. Konya’da oluşan yeni üretim ivmesi, konut tarafında bu yapısal dönüşümün zeminini oluşturuyor.</p>
<p><strong>Stratejik Perspektif</strong></p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Aydın Yatırım Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cihad Aydın, üretimin mekânsal dönüşümünün şehirlerin yaşam altyapısını da dönüştüreceğini belirtiyor:</p>
<p>“Üretimin daha dengeli ve dirençli bir zemine taşınması, şehirlerin yalnızca sanayi kapasitesini değil yaşam kalitesini de doğrudan etkiler. Konya’da oluşan yeni sanayi ivmesi, konut talebini planlı, güvenli ve uzun vadeli değer üreten projelere yönlendirecektir. Önümüzdeki dönemde şehirlerin rekabeti yalnızca üretim gücüyle değil, sundukları yaşam standartlarıyla da ölçülecek.”</p>
<p>Türkiye’de üretim coğrafyasının yeniden tanımlandığı bir dönemde Konya; sanayi, lojistik ve yaşam altyapısını birlikte taşıyabilen yapısıyla yeni ekonomik dengenin kritik şehirleri arasında yer alıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-gercegi-sanayinin-yonunu-degistiriyor-konya-yeni-uretim-dengesinde-stratejik-konuma-yerlesiyor-622406">Deprem Gerçeği Sanayinin Yönünü Değiştiriyor: Konya Yeni Üretim Dengesinde Stratejik Konuma Yerleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo verme süreci çoğu zaman sadece fiziksel bir değişim olarak görülüyor. Oysa bedenle birlikte zihnin ve duyguların da bu sürece uyum sağlaması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872">Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kilo verme süreci çoğu zaman sadece fiziksel bir değişim olarak görülüyor. Oysa bedenle birlikte zihnin ve duyguların da bu sürece uyum sağlaması gerekiyor. Kilo yönetimi sürecinin yalnızca fiziksel ölçütlere göre planlanmaması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Zayıflama ilaçları ve cerrahi yöntemler kilo kaybı sağlamada etkili olabilir ancak kişi psikolojik olarak hazır değilse ve yeni bir yaşam düzenini benimsemezse bu yöntemlerden kalıcı sonuç almak zorlaşır” dedi.</strong></p>
<p>Kişinin yeme alışkanlıkları, duygularıyla baş etme biçimi ve değişime ne kadar hazır olduğu bu sürecin sonucunu belirler. Duygusal yeme ve gerçekçi olmayan beklentilerin hem ilaç hem de cerrahi sonrası uyumu zorlaştırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Hızlı kilo kaybı sadece bedeni değil, zihni de etkiler. Birçok kişi yeni bedenine uyum sağlamakta zorlanabilir. Aynadaki görüntü ile kişinin kendini algılayışı her zaman aynı olmayabilir. Uzun yıllar kilolu kimliğiyle yaşamış bireylerde kilo kaybı benlik algısında boşluk hissi yaratabilir. Çevreden gelen ilgi bazı kişilerde öz güveni artırırken bazılarında kaygı ve kontrol ihtiyacını artırabilir. Bu nedenle herkes bu değişime aynı şekilde uyum sağlayamaz” dedi.</p>
<p><strong>Yeme davranışı sadece açlıkla ilgili değil</strong></p>
<p>Yeme davranışının çoğu zaman duygusal ihtiyaçlara da hizmet ettiğini belirten Unutmaz, “Kaygı, yalnızlık, öfke ya da boşluk gibi duygular yemek yoluyla bastırılabilir. Kilo verme sürecinde bu alışkanlık kısıtlandığında, daha önce geri planda kalan duygular daha görünür hale gelir. Bu nedenle yeme davranışını yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir sorun olarak değil, geçmişte işe yarayan bir baş etme yolu olarak değerlendirmek gerekir. Sağlıklı kilo yönetimi, duyguları düzenlemek için yeni yollar geliştirmeyi gerektirir. Kilo kaybı bedeni değiştirir ama zihni de dönüştürür. Bu nedenle kalıcı sonuç için kişinin zihinsel hazırlığı, yeme alışkanlıkları ve beden algısı mutlaka birlikte ele alınmalı” dedi.</p>
<p><strong>Kilo kaybı her sorunu çözmez</strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde en sık yapılan hatanın, zayıflamanın psikolojik iyileşmenin şartı olarak görülmesi olduğunu belirten Unutmaz, “Birçok kişi beden değiştiğinde öz güveninin ve yaşam doyumunun kendiliğinden artacağını düşünür. Oysa zihinsel altyapı değişmeden gerçekleşen kilo kaybı kalıcı bir iyilik hali sağlamayabilir. Kaygı ortadan kalkmak yerine biçim değiştirebilir, kontrol ihtiyacı artabilir ve bu da sürecin devamını zorlaştırabilir. Kilo yönetimi sadece bedeni değil, kişinin benlik algısını, duygularını yönetme biçimini ve yaşamla kurduğu ilişkiyi de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872">Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asperger]]></category>
		<category><![CDATA[Asperger Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sendromunda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Asperger, davranış sorunu değil; nörogelişimsel bir bozukluk!</strong></p>
<p>Asperger sendromu olan bireylerin ortalama ya da ortalamanın üstünde dil ve zeka yetenekleri olduğunun gözlemlendiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Çoğu otizmliden farklı olarak insan ilişkilerine heveslidirler ancak çoğunlukla kendi ilgi alanları doğrultusunda ilişki kurmak isterler. İyi sözel becerileri ve özellikle ilgi alanlarında ciddi bir bilgi birikimleri vardır ancak basit imalı lafları bile anlamada güçlük veya temel sosyal normlar için gerekli olan basit konuşmalarda zorluk gözlemlenir.” dedi.</p>
<p>Toplumda Asperger sendromu hakkında sık karşılaşılan yanlış inanışlar olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Asperger sendromlu bireylerin duygusal olarak soğuk ve ilgisiz oldukları, sosyal becerilerden tamamen yoksun oldukları ve Asperger sendromu olan herkesin otizmin bütün belirtilerine sahip olduğu düşünceleri sık karşılaşılan yanlış inançlardır. Asperger sendromunun basit bir davranış bozukluğu olduğu inancı da sık karşılaşılan yanlışlardan biridir. Asperger sendromu nörogelişimsel bir bozukluktur ve  sosyal, duygusal ve davranışsal anlamda bazı zorlanmalara neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Erken teşhis, doğru destek ve eğitimle yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor!</strong></p>
<p>Asperger sendromunun yaşamın erken döneminden itibaren başladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aileler çocuklarında küçük yaşlardan itibaren uygun davranışlarda bulunmama, konuşmaya uygun cevap verememe  gibi sosyal ilişkilerde beceriksizlik; yüz ifadesi, beden dili gibi sosyal mesajları anlayamamak, konuşmada  mizahı ve alaycılığı ya da normal konuşma için önemli olan jestleri ve sosyal ipuçlarını anlamakta zorlanma gibi önemli belirtileri gördüklerinde muhakkak bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmalıdırlar.” dedi.</p>
<p>Tek bir konuya aşırı ve yoğun ilgi gösterme ve İlgi duyduğu konuya tekrar tekrar dönmenin de yine önemli bir gösterge olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Erken teşhis, bireylerin yaşam kalitesini artırmak için çeşitli stratejiler ve destek mekanizmalarının geliştirilebilmesi için zamanında müdahale edilme şansı vermesi nedeniyle oldukça önem taşır.  Bireylerin güçlü yönlerini anlamak ve zorluklarına yönelik doğru yaklaşımlar geliştirmek ve bireylerin ihtiyaçları olan doğru eğitim programına erken yaşta yönlendirilmeleri ileri yaşlarda yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Asperger’de tedavi, yaşam kalitesini artırmaya yönelik kişiye özel bir destek!</strong></p>
<p>Sosyal ilişkilerin, Asperger sendromlu bireyler için en çok zorlanılan alan olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sosyal ipuçlarını okuma, empati kurma ve karşılıklı sohbeti sürdürme konusunda oldukça zorlanabilirler. Bu durum, bireyin yalnızlaşmasına ve sosyal izolasyona yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Asperger sendromu tedavisinin, durumu ‘iyileştirmek’ yerine bireyin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen destekleyici terapileri içerdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Tedavi planı, zayıf ve güçlü yönleri birlikte ele alınarak ‘kişiye özel’ oluşturulmalıdır. Sosyal Beceri Eğitimi, bilişsel davranışçı terapi (BDT), davranışsal destekler, özel eğitim müdahaleleri ve anne-baba eğitimi ve yönlendirmesi gibi yöntemlerle yaşanan zorlukların yönetilmesi hedeflenebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İşveren farkındalığı ve esnek düzenlemeler, iş hayatına entegrasyonu kolaylaştırır! </strong></p>
<p>Yetişkin Asperger’li bireylerin iş yaşamında hangi desteklere ihtiyaç duydukları hakkında da bilgi veren<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İşyerinde ekip çalışması gibi sosyal beceri gerektiren durumlar zorlayıcı olabilir. İşverenlerin farkındalığı, esnek çalışma düzenlemeleri ve mentorluk programları, bu bireylerin iş hayatına entegrasyonunu kolaylaştırır. Sosyal etkileşimde yaşanan zorluklar iş yerinde yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu bireyler genellikle belirli bir konuya yüksek düzeyde ilgi duyarlar ve bu konuyu öğrenmek için aşırı miktarda zaman harcayabilirler, bu da bir işe dikkatlerini verme veya aynı anda birden fazla görevi yerine getirme becerilerini engelleyebilir. İşyerinde açık ve doğrudan iletişim stratejileri geliştirmek faydalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sultan Tarlacı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Fiziksel şiddet, ruhsal yapıyı; ruhsal şiddet de fiziksel yapıyı etkiler! </strong></p>
<p>Şiddetin hem ruhsal ve hem de fiziksel olabileceğini aktaran Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “İnsan ruhsal ve bedensel yapıdan oluşur. Bu iki kavram sıkı ilişki içerisindedir. Dolayısıyla bedene alınan bir şiddet, ruhsal yapıyı etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Ruhsal alınan bir şiddetin de aynı doğrultuda fiziksel yapıyı bozabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, “İki kavram da insanda iç içe geçtiği için ayırmak pek kolay olmayabilir. Şiddete maruz kalan kişide ruhsal, fiziksel, psikolojik veya cinsel bir değişim olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati ve öz kontrol bozulur, suç ve şiddet eğilimi artar! </strong></p>
<p>Şiddet uygulayan kişide kendine özgü beyinsel kişilik davranış özelliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Âşık biri, sevdiği kişi tarafından reddediliyorsa beyin bir yas durumuna girer. Depresyon, üzüntü ve ağlama vardır ancak beynine bakıldığında büyük bir acı görürüz.” dedi.</p>
<p>Suçlu beyin özelliğinin çok boyutu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “1848’li yıllarda beyni hasar görmüş kişilerin davranışlarının değiştiği görüldü. Araştırmalar neticesinde, öz kontrolümüzün bulunduğu beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati, normlara uyma, öz kontrolün bozulduğu ve yaptığı eylemin sonucunu tahmin edememe gibi bulgular saptandı. Bunun sonucunda da suç ve şiddet eğilimi artar.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekilleniyor! </strong></p>
<p>Aileden gelen genetik bağlantıların da suça yatkınlık olasılığını artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Beynin kimyasını dengeleyen bir enzim ya da beyindeki kimyasalı parçalayan bir protein vardır. Bu kısım, olası bir gen alımında şiddet özelliğinin arttığını bize göstermiştir. Diğer adı savaşçı gendir. Ama bu tek başına suçlu sayılmaz.” dedi.</p>
<p>Çevre faktörlerinin de etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarlacı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Beyin, anne karnından 21 yaşına kadar gelişme gösterir. O süreç içerisinde beslenmenizden soluduğunuz hava ve duygu-iletişim durumunu kazanıp kazanmama gibi faktörler de ekleniyor. Genetik kaderi kabul etmiyoruz. Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekillenir. Halk arasında psikopat dediğimiz ve sürekli suç işlemeye meyli olan insanlar da var. Bu insanlarda beyin bölgesinde empati ve öz kontrol eksikliği görülmüş. Ancak psikopat beyin de olsa toplum, kültür, aile, iyi eğitim ve destek bu insanı tamamen suç işlemeyen bir birey haline çevirebiliyor.” </p>
<p><strong>Çocuğa erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller!</strong></p>
<p>Ailenin ilk öğrenme ortamı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Eğer ailede sevgi görülmüş, dinlenilmiş, duygularını ifade eden bir birey olarak yetişmişse, baskı yapılmamışsa ve şiddetten uzaklaştırılmışsa ileride o çocuk iyi bir insan haline gelir. Çocuklar konuşmadıkları dönemlerde aynalama yaparlar. Erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller.” dedi.</p>
<p>İki kardeşin birbirinden tamamen farklı davranışlar gösterdiğine işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, “Biz anne-babamızdan genleri alırken onların tüm kopyalarını almayız. Yarı anneden ve yarı babadan alıyoruz. Kendi içerisinde çaprazlaşma dediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. Kişilik ve mizaç anne ve babamızdan otomatik olarak gelir. Karakteri ise toplum, aile ve okul gibi unsurlar şekillendirir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor! </strong></p>
<p>Dönemlere bağlı genetik olarak biyolojik çeşitlilik olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Belli bir kesim daha yaratıcı, üretken olabilirken stres, baskı ve hayattaki zorluklarla daha kolay başa çıkabiliyor. Diğer bir kesimi ise yaratıcılığı az, hayatla mücadeleden kaçınan bireyler olarak görüyoruz. Çocuk, ailede şiddeti bir çözüm yolu olarak görmüşse bunu kendine modeller.” dedi.</p>
<p>Beyin açısından bakıldığında erkeklerin 24, kadınların 21 yaşında hayatla mücadele edebilecek bireylere dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı sözlerini söyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor. Hücreler arası bozukluk ve duygu durum bozukluğu da ortaya çıkabiliyor. Bu insan, insanlara hem az güvenir hem de dünyayı tehdit olarak görmeye başlar. 20-30 senedir takip edilen çocuklar var. Hayvana şiddet, okuldan kaçma ve akranlarına zorbalık gibi 12 parametre dikkate alındığı zaman, ilkokul veya ortaokul döneminde görülmüşse ileride yasal ve kriminal bir dosyası oluyor. O halde bu çocuklarla ilgili tedbirler alınabilir. Hiçbir çocuk şiddeti talep etmez. Hiperaktif çocukların fazla hareketli olmasının illaki bir anlamı vardır. Onu anlayıp ona göre bir çözüm yolu bulmak gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli, Büyükşehir ile kabuk değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-ile-kabuk-degistiriyor-598741</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Dec 2025 10:37:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[geniş]]></category>
		<category><![CDATA[hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Kabuk]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[metro]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, fuar merkezinden metro hatlarına, sosyal yaşam ve spor tesislerinden kentsel dönüşüm ve millet bahçelerine kadar geniş bir yelpazede hayata geçirdiği projelerle kentin ulaşımını, sosyal yaşamını ve altyapısını dönüştürerek Kocaeli’yi daha modern, yaşanabilir ve dirençli bir şehir haline getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-ile-kabuk-degistiriyor-598741">Kocaeli, Büyükşehir ile kabuk değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, fuar merkezinden metro hatlarına, sosyal yaşam ve spor tesislerinden kentsel dönüşüm ve millet bahçelerine kadar geniş bir yelpazede hayata geçirdiği projelerle kentin ulaşımını, sosyal yaşamını ve altyapısını dönüştürerek Kocaeli’yi daha modern, yaşanabilir ve dirençli bir şehir haline getiriyor.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR PROJELERİ KENTİN HER NOKTADA YÜKSELİYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Mutlu Şehir Kocaeli” vizyonuna uygun ulaşımdan sosyal yaşama, kentsel dönüşümden spor altyapısına kadar pek çok alanda eş zamanlı sürdürdüğü dev yatırımlarla Kocaeli’nin geleceğini şekillendiriyor. Yalnızca bugünün ihtiyaçlarına çözüm üretmekle kalmayan Büyükşehir, Kocaeli’yi daha yaşanabilir ve daha dirençli bir şehir haline getirmeyi hedefleyen vizyoner adımlar atıyor. Yeni fuar merkezinden metro hatlarına, sosyal yaşam komplekslerinden spor tesislerine kadar birçok büyük ölçekli çalışma kentin dört bir yanında hızla yükselirken, doğa ile iç içe yaşam alanları, modern ulaşım çözümleri ve güçlü altyapı yatırımlarıyla Kocaeli kabuk değiştiriyor.</p>
<p><b>ULUSLARARASI FUAR MERKEZİ’NDE ÇALIŞMALAR BAŞLADI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yalnızca günün ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp, Kocaeli’nin gelecekteki vizyonuna da yön vermeye devam ediyor. Cengiz Topel Havalimanı’nın yanında 320 dönümlük geniş bir alanda hayata geçirilecek Uluslararası Kocaeli Fuar Merkezi için çalışmalara başlandı. Projenin ilk etabının 2026 Kocaeli Kitap Fuarı’na yetiştirilmesi planlanırken, tamamlandığında kongre ve konferans salonları, ticari alanlar, otel ve geniş park alanları ile kente yeni bir yaşam ve organizasyon üssü kazandırılacak.</p>
<p><b>KENTİN KALBİNE YENİ BİR SOSYAL YAŞAM MERKEZİ</b></p>
<p>Kocaeli’nin kalbinde inşa edilerek kentsel yaşamın sosyal ve kültürel bileşenlerini şekillendirecek Sosyal Yaşam Yaşam Merkezi’nde ise start verildi. Eski İnterterks Fuar Alanı’nda yükselecek kompleks tamamlandığında Kocaeli’ye sosyal donatıları zengin, modern ve işlevsel bir yaşam alanı kandıracak. 17.390 metrekare kapalı alana sahip olan merkezde geniş kapasiteli çok amaçlı salonun yanında derslikler, konservatuar sınıfı, atölye ve workshop alanları yer alacak.</p>
<p><b>KARTEPE TRAMVAY HATTI İLE RAYLI SİSTEM AĞI GENİŞLİYOR</b></p>
<p>Otogardan Kocaeli Stadyumu’na uzanan Alikahya Stadyum Tramvay Hattı’nın açılmasının ardından Büyükşehir, raylı sistem ağının genişlemesi için yeni hat için ara vermeden hazırlıklara başladı. Kentin ulaşım altyapısını güçlendirecek Kartepe Tramvay Hattı projesi kapsamında Vatan Caddesi’nde çalışmalar başladı. İlk aşamada 1,4 kilometrelik hattaki 2 durak EDOK Komutanlığı ve Nesibe Aydın Okulları yakınında konumlandıracak. Etap bittiğinde tramvay ağı hattı 18,9 kilometreye ulaşacak ve proje Kartepe Kent Meydanı’na doğru genişleyecek.</p>
<p><b>KÖRFEZ SEVİNDİKLİ’YE MODERN SPOR ÜSSÜ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, spor altyapısını güçlendirmek için hız kazanan yatırımları kapsamında Körfez Sevindikli’ye ise profesyonel ve nitelikli bir spor alanı hazırlıyor. İnşaat çalışmaları başlayan spor üssü 75 dönümlük arazi üzerinde yükselecek. 7 futbol sahası, 1.032 seyirci kapasiteli iki tribün ve birçok donatısı ile profesyonel altyapıya sahip bir tam donanımlı bir tesis, Kocaelispor’un daha iyi yerlere gelmesine katkı sağlayacak.</p>
<p><b>KUZEY VE GÜNEY METRO HATLARI İLE ULAŞIMDA YENİ DÖNEM</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, şehirde raylı sistemi daha konforlu ve etkin hale getirmek amacıyla dev projelerle ulaşımı güçlendiriyor. Bu kapsamda hayata geçirilen Kuzey Metro Hattı, şehrin doğu-batı ekseninde toplam 58 km’lik gidiş-dönüş hattı ve 18 durağıyla günlük 300 binden fazla yolcuya hizmet verecek şekilde planlanıyor ve 2028 yılında tamamlanması hedefleniyor. Bunun yanı sıra projelendirilen 21 kilometrelik Güney Metro Hattı, İzmit ile Gölcük arasını 28 dakikaya indirerek özellikle yoğun sabah ve akşam trafiğini rahatlatacak. Kuzey Metro Hattı ile entegre çalışacak hat, Gölcük’ten Körfez veya Kartepe’ye kesintisiz metro ulaşımı sağlayacak.</p>
<p><b>BAŞİSKELE KAVŞAĞI KORİDOR PROJESİ İLE RAHAT ULAŞIM</b></p>
<p>Şehir içi ulaşımı yeniden şekillendirecek olan Başiskele Kavşağı Koridor Projesi tüm hızıyla sürüyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulanan projede; 300 bin metreküplük kazı ve dolgu, 167 bin ton PMT ve asfalt çalışması ile 30 bin metreküplük beton dökümünü kapsayan kapsamlı bir altyapı çalışması yürütülüyor. Bölgedeki yoğunluğu uzun vadeli olarak azaltması beklenen projede, toplam 1002 adet fore kazığın büyük kısmı tamamlanırken, bu imalatlarda yüzde 44’lük bir ilerleme oranına ulaşıldı.</p>
<p><b>KENTSEL DÖNÜŞÜMLE GÜVENLİ VE DİRENÇLİ BİR KOCAELİ</b></p>
<p>Daha güvenli ve modern yaşam alanları oluşturmak için adım atan Büyükşehir, kentte 7 ilçedeki 14 bölgede, 5 bin bağımsız birimin dönüşümü için harekete geçti. Kentsel dönüşümdeki en büyük engellerden biri olan finansman ise Dünya Bankası’ndan hak sahiplerine 180 ay vade ile yüzde 0,69 sabit oran ve 3 milyon TL’ye kadar kredi imkânı ile sağlandı. Etap etap ilerleyecek proje tamamlandığında eski ve riskli yapılar tamamen yenilenerek Kocaeli dirençli bir şehir haline gelecek.</p>
<p><b>MİLLET BAHÇELERİ İLE KENT NEFES ALIYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi; İzmit, Dilovası, Başiskele, Çayırova, Darıca, Derince, Gebze ve Gölcük’te hizmete aldığı 8 Millet Bahçesi ile kente nefes aldıran yeni yaşam alanları kazandırdı. Şehrin yoğun temposundan uzaklaşıp doğa ile buluşma imkânı sunan millet bahçeleri, sahip oldukları spor alanları, restoran &#038; kafe bölümleri ve oturma alanları gibi sosyal donatılar sayesinde vatandaşların sosyal yaşamına da canlılık katıyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-ile-kabuk-degistiriyor-598741">Kocaeli, Büyükşehir ile kabuk değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gonca&#8217;da hidroterapi tedavisi hayatları değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goncada-hidroterapi-tedavisi-hayatlari-degistiriyor-597695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 11:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[duru]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gonca]]></category>
		<category><![CDATA[hayatları]]></category>
		<category><![CDATA[hidroterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hizmet veren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, sunduğu birçok terapi uygulamalarıyla hayatları değiştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goncada-hidroterapi-tedavisi-hayatlari-degistiriyor-597695">Gonca&#8217;da hidroterapi tedavisi hayatları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hizmet veren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, sunduğu birçok terapi uygulamalarıyla hayatları değiştiriyor. Bu bağlamda gelişimsel ve fiziksel destek sağlayan hidroterapi, 4 yaşındaki serebral palsili hastası Duru Atasoy’un hayatına önemli dokunuş yaptı. Güçlü kulaçlarıyla suyun tadını çıkaran küçük Duru’nun gelişimi aile tarafından da memnuniyetle takip ediliyor.</p>
<p><b>SUYUN GÜCÜYLE REHABİLİTASYON</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı faaliyetlerini sürdüren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, özel gereksinimli bireyler için birçok terapi hizmeti sağlıyor. Psikolojik danışmanlıktan dil ve konuşma terapisine, duyu bütünlemeden fizyoterapiye kadar birçok hizmet Gonca üyelerinin ihtiyaçlarına göre uygulanıyor. Bunlardan en çok dikkat çekeni ise suyun içerisinde yapılan hidroterapi. Hidroterapi, suyun doğal özelliklerini kullanarak eklem yükünü azaltan, hareket kapasitesini artıran ve tedavi sürecini hızlandıran önemli bir yöntem olarak öne çıkıyor. Suyun kaldırma kuvveti hareketi kolaylaştırırken, su sıcaklığının gevşetici etkisi kaslardaki ağrıyı azaltıyor ve dolaşımı güçlendiriyor. Böylece bireyler için rehabilitasyon süreci hem daha konforlu hem de daha etkili hâle geliyor.</p>
<p><b>KİŞİYE ÖZEL PROGRAMLARLA PROFESYONEL DESTEK</b><br />Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde hidroterapi, fizyoterapistler tarafından bireylerin farklı gelişim düzeyleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanıyor. Uzman ekipler, seanslarda uygulanan egzersizleri düzenli olarak değerlendiriyor ve ilerlemeleri takip ederek tedavi sürecini sürekli güncelliyor. Bu sayede terapi, tamamen kişiye özel ve bilimsel verilere dayalı bir şekilde yürütülüyor.</p>
<p><b>MODERN REHABİLİTASYON TEKNİKLERİ</b><br />Merkezde kullanılan gelişmiş ölçüm ve analiz sistemleri, bireyin su içerisindeki hareketlerinin detaylı olarak takip edilmesine imkân sağlıyor. Bu teknolojik altyapı sayesinde fizyoterapistler, seansları daha güvenli şekilde yönetirken tedavi programları da objektif verilere dayanarak şekilleniyor. Böylece hidroterapi, klasik yaklaşımın ötesine geçerek modern bir rehabilitasyon niteliği kazanıyor.</p>
<p><b>KÜÇÜK DURU, SUYUN TADINI ÇIKARIYOR</b><br />Gonca’da hidroterapi eğitimi alan üyelerden biri de küçük Duru. Merkezde fizik tedavi ve hidroterapi desteği alan 4 yaşındaki serebral palsili hastası Duru Atasoy, seanslara aktif bir şekilde katılıyor. Duru için su içinde vücut farkındalığı, denge ve kol kuvvetlendirme çalışmaları uygulanıyor. Uzman hocalar eşliğinde yapılan seanslar hem eğlenceli hem de motive edici bir ortamda geçerken, Duru’nun gelişimi aile tarafından da memnuniyetle takip ediliyor.</p>
<p><b>AİLELERİN GÜVEN DUYDUĞU HİZMET</b><br />Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, hidroterapi dâhil tüm terapi hizmetlerinde özel gereksinimli bireylerin gelişimsel, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını merkeze alıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle sürdürülen bu hizmetler, modern rehabilitasyon anlayışının şehirdeki en güçlü örneklerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu hizmetler sayesinde hem bireyler mutlu oluyor hem de aileler maddi ve manevi açıdan önemli bir destek alıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goncada-hidroterapi-tedavisi-hayatlari-degistiriyor-597695">Gonca&#8217;da hidroterapi tedavisi hayatları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Erasmus Yapan Öğrenciler Yalnızca Ülke Değil, Bakış Açısı Değiştiriyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erasmus-yapan-ogrenciler-yalnizca-ulke-degil-bakis-acisi-degistiriyor-562356</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 09:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bakış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562356</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erasmus+ ve diğer değişim programlarının öğrencilere sunduğu katkıların önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yeşim Ekinci, “Günümüzde uluslararası deneyim artık bir lüks değil, zorunluluk haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erasmus-yapan-ogrenciler-yalnizca-ulke-degil-bakis-acisi-degistiriyor-562356">&#8220;Erasmus Yapan Öğrenciler Yalnızca Ülke Değil, Bakış Açısı Değiştiriyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erasmus+ ve diğer değişim programlarının öğrencilere sunduğu katkıların önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yeşim Ekinci, “Günümüzde uluslararası deneyim artık bir lüks değil, zorunluluk haline geldi. Değişim programlarından yararlanan öğrencilerimiz yalnızca ülke değil, bakış açısı değiştiriyor. Bu programlar, öğrencilere akademik vizyon kazandırmanın yanı sıra, kültürel ve kişisel anlamda da büyük bir dönüşüm sağlıyor” diye konuştu.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Akademik İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. F. Yeşim Ekinci, Erasmus+ ve diğer değişim programlarının öğrencilere sunduğu katkıları anlattı. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi’nin temel stratejilerinden birinin uluslararasılaşma olduğunu belirten Prof. Dr. Ekinci, “Amacımız dünyayla etkileşim hâlinde olan, kültürel açıdan donanımlı bireyler yetiştirmek. Erasmus+ başta olmak üzere çok sayıda uluslararası program ve ikili iş birliği ile öğrencilerimize bu vizyonu kazandırıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Avrupa’dan Asya’ya Uzanan İş Birliği Ağı</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi’nin Avrupa genelinde geniş bir iş birliği ağı oluşturduğuna işaret eden Prof. Dr. Ekinci, “Bugüne kadar Avrupa’nın çok sayıda ülkesindeki yükseköğretim kurumlarıyla başarılı değişim programları yürüttük ve öğrenci hareketliliğinde istikrarlı bir artış yakaladık. Avrupa dışındaki kıtalarla yapılan ikili anlaşmalar sayesinde de uluslararası ağımızı her geçen gün genişletiyoruz. Böylece öğrencilerimize yalnızca Avrupa ile sınırlı kalmayan, çok boyutlu ve zengin bir uluslararası deneyim sunuyoruz” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Kariyerlerine de Katkı Sağlıyor”</strong></p>
<p>Değişim programlarının öğrenciler üzerindeki etkisinin çok yönlü olduğuna dikkat çeken Ekinci, “Yurt dışında eğitim gören öğrencilerimiz farklı bir kültür, başka bir dil, yeni bir sosyal çevre ve farklı bir eğitim sistemiyle tanışıyor. Bu deneyim, kişisel gelişimlerine olduğu kadar kariyer yolculuklarına da doğrudan katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Başvuru Süreci Adım Adım Destekleniyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ekinci, Erasmus programına başvuru sürecinin, üniversitenin Uluslararası Değişim ve İş Birliği Ofisi tarafından desteklendiğini belirterek, “Başvurudan hibeye kadar tüm aşamalar planlı ve kolay bir şekilde ilerliyor. Süreç boyunca öğrencilere danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Yurt dışı eğitim deneyimi öğrenci ile birlikte ailesi için de bir süreç. Özellikle ilk kez yurt dışına çıkacak öğrenciler için aile desteği büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Yaratıcı Alanlara İlgi Artıyor</strong></p>
<p>Erasmus+ programının tüm bölümlere açık olduğunu belirten Ekinci, sözlerini şöyle sürdürdü:<br /> “Bazı alanlar daha yoğun ilgi görüyor. Özellikle sosyal bilimler, idari bilimler ve mühendislik gibi geleneksel olarak güçlü alanlar aktifliğini korurken, son yıllarda sanat, tasarım ve gastronomi gibi yaratıcı alanlardan gelen başvurularda da önemli bir artış gözlemleniyor.” </p>
<p><strong>Dijitalleşme ile Yeni Dönem Başladı</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin de hızlanmasıyla birlikte, online dersler ve sanal değişim programlarının, coğrafi sınırları ortadan kaldırdığını anımsatan Prof. Dr. Ekinci, bu sayede üniversitelerin öğrencilere daha kapsayıcı ve esnek eğitim modelleri sunduğunu anımsattı. Ekinci “2025-2026 döneminde dijital yeterliliği yüksek, daha esnek bir sistem öne çıkacaktır” dedi. </p>
<p><strong>“Uluslararası Deneyim Artık Lüks Değil, Zorunluluk”</strong></p>
<p>Üniversite adaylarına da seslenen Prof. Dr. Yeşim Ekinci, “Günümüzde uluslararası deneyim artık bir lüks değil, zorunluluk haline geldi. Üniversite seçiminizi yaparken, kurumun sunduğu değişim ve hareketlilik programlarını mutlaka değerlendirin. Çünkü bu programlar, sadece bir diploma kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda sizi global dünyaya hazırlayan, dünya vatandaşı bilinci kazandıran eşsiz fırsatlardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erasmus-yapan-ogrenciler-yalnizca-ulke-degil-bakis-acisi-degistiriyor-562356">&#8220;Erasmus Yapan Öğrenciler Yalnızca Ülke Değil, Bakış Açısı Değiştiriyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber Saldırılar Hedef Değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-saldirilar-hedef-degistiriyor-374409</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2023 09:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cyber Security Day’de, İş Dünyasını Bekleyen Siber Güvenlik Riskleri Tartışıldı: “Quantum Güvenliği Dönemine Hazır Mısınız?”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-saldirilar-hedef-degistiriyor-374409">Siber Saldırılar Hedef Değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Cyber Security Day’de, İş Dünyasını Bekleyen Siber Güvenlik Riskleri Tartışıldı:   “Quantum Güvenliği Dönemine Hazır Mısınız?”</u></strong></p>
<p><strong>İş dünyasında güçlü siber güvenlik altyapısına sahip işletmeler verilerini korurken, iş sürekliliğini ve karlılıklarını sağlayıp, itibarlarını güven altında tutabiliyor. Günümüz dijital çağında, işletmelerin karşılaştığı siber güvenlik tehditleri giderek daha sofistike ve karmaşık hale geliyor. Doğuş Teknoloji, iş dünyasından çok sayıda temsilcinin katılımıyla gerçekleştirdiği Cyber Security Day’de şirketlerin siber güvenlik yatırımları ile artan risklere karşı dirençli hale gelmesi gerekliliğine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Şirket üst yöneticilerinin ve siber güvenlik liderlerinin görüşleriyle şekillenen World Economic Forum’un 2023 Küresel Siber Güvenlik Görünümü raporuna göre saldırılar değişime uğruyor. Yapılan gözlemler odağında siber saldırganların artık, iş sürekliliği bozulması (%52) ve itibar zararı (%50) gibi konulara odaklandığı düşünülüyor. Aynı rapor, katılımcıların büyük çoğunluğunun(%91) yakın gelecekte yaygın, felaket niteliğinde bir siber olayın gerçekleşme olasılığını beklediğini ve %43&#8217;ünün ise, önümüzdeki iki yıl içinde kendi kuruluşlarını önemli ölçüde etkileyebilecek bir siber saldırının olasılık dahilinde olduğunu düşündüklerini de gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p>Doğuş Teknoloji’nin, çözüm ortakları Picus, Brandefense ve Fortinet’in katkılarıyla iş dünyasından çok sayıda temsilcinin katılımıyla gerçekleştirdiği Cyber Security Day’de şirketlerin siber güvenlikte nasıl bir kültür oluşturmaları gerektiğine ve siber güvenlik alanındaki trendlere dikkat çekildi.</p>
<p><strong>Proaktif ve güçlü bir siber güvenlik kültürü</strong> <strong>olmazsa olmaz</strong></p>
<p><strong>Doğuş Teknoloji’nin Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Eray Gözener,</strong> etkinlikte yaptığı konuşmada proaktif bir siber güvenlik yaklaşımının gelecekte daha fazla önem kazanacağına inandıklarını belirterek, “Artık potansiyel tehditleri öngörerek değerlendirmek, zayıf noktaları belirleyerek olası riskleri minimize edecek uygun önemleri almak, siber güvenlik stratejilerinin ana odağı olacak. İşletmeler ve bireyler, sürekli olarak güvenlik önlemlerini güncellemeli, yeni teknolojileri benimsemeli ve güçlü bir siber güvenlik kültürü oluşturmalıdır. Siber saldırganların sürekli olarak yeni yöntemler geliştireceği ve tehditlerin karmaşıklığının artacağı da göz önünde bulundurmak gerekir. Bu nedenle, siber güvenlik stratejisini odağa alarak sürekli güncellenen güvenlik önlemlerini desteklemek büyük önem taşıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Siber güvenlik tüm çalışanların sorumluluğu</strong></p>
<p>Sektördeki güvenlik eğilimlerini ve yeni tehditleri izlemek için siber güvenlik uzmanlarıyla iş birliği yapmanın önemine de değinen Eray Gözener, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Doğuş Teknoloji olarak, siber güvenlik teknolojilerini partnerlerimize sunduğumuz profesyonel destek ile birleştirerek müşterilerimizin güvenliğini artırıyor, siber tehditlere karşı daha dirençli hale gelmelerini destekliyoruz. Sunduğumuz hizmetler arasında güvenlik mimarisi tasarımı, network, bulut ve web2 ve web3 uygulama güvenliği, zafiyet yönetimi, sızma testi ve risk değerlendirmesi, güvenlik olay yönetimi, kimlik ve erişim yönetimi gibi uzmanlık alanlarımız bulunuyor. Siber güvenlik sadece güvenlik veya IT personelinin değil, herkesin sorumluluğu. Bu nedenle güvenlik politikalarında bireysel farkındalığının artırılması ve sürekli kılınması çok önemli.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-saldirilar-hedef-degistiriyor-374409">Siber Saldırılar Hedef Değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurumların kaderini krizler değil, kriz yönetimi değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurumlarin-kaderini-krizler-degil-kriz-yonetimi-degistiriyor-364821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 11:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kaderini]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[krizler]]></category>
		<category><![CDATA[kurumların]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurumların kaderini değiştirenin krizin kendisi değil, kriz yönetimi süreci olduğunu belirten uzmanlar, öngörülebilir kriz sebeplerini saptayan bir kurumun proaktif kriz yönetimi anlayışını benimseyerek olası krizleri engelleyebildiğini ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurumlarin-kaderini-krizler-degil-kriz-yonetimi-degistiriyor-364821">Kurumların kaderini krizler değil, kriz yönetimi değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurumların kaderini değiştirenin krizin kendisi değil, kriz yönetimi süreci olduğunu belirten uzmanlar, öngörülebilir kriz sebeplerini saptayan bir kurumun proaktif kriz yönetimi anlayışını benimseyerek olası krizleri engelleyebildiğini ifade ediyor. Kriz anlarında doğru bilginin aktarılması ve şeffaflığın dikkate alınmasının da büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Pınar Aslan, strateji belirlemenin kriz yönetimini kolaylaştırdığına ve bu süreçte en önemli paydaşın kurum çalışanları olduğuna dikkat çekiyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Aslan, kurumlarda kriz durumlarını değerlendirdi ve kriz süreçlerinin nasıl yönetilmesi gerektiği ile ilgili tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Proaktif yönetimle krizler önlenebiliyor</strong></p>
<p>Krizlerin olağanüstü durumlar olarak değerlendirildiğini ve kurumların normal işleyişinin aksamasına neden olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Pınar Aslan, “Kriz sebepleri öngörülebilir ve öngörülemez olarak ikiye ayrılıyor. Öngörülebilir kriz sebeplerini saptayan bir kurum, proaktif kriz yönetimi anlayışını benimseyerek bu olası krizleri engelleyebilir. Öte yandan, her kurumun öngörülemez krizler yaşama ihtimali de vardır ve özellikle günümüz iletişim teknolojilerinin getirdiği hız, krizlerin patlama ve yayılma hızını artırdığı için her kurumun bu tür krizler yaşayabileceğini söylemek mümkün.” dedi.</p>
<p><strong>Kriz anlarında şeffaflık ilkesi dikkate alınmalı</strong></p>
<p>Kriz durumunda yapılması gerekenler listesinin ilk sırasında şeffaflığın yer alması gerektiğini belirten Doç. Dr. Pınar Aslan, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Kriz anları doğrunun daha da önem kazandığı zamanlardır. Özellikle de günümüz iletişim ortamları göz önünde bulundurulduğunda dezenformasyon ve bilgi boşluğu gibi riskli ortamlardan kaçınmak isteyen bir kurumun kendine yapabileceği en büyük iyiliğin krizin varlığını kabul etmesi ve ne olursa olsun doğruyu söylemekten vazgeçmemesi olduğu anlaşılacaktır. İtibar yönetimi çerçevesinde düşünüldüğünde de kriz anlarında doğruyu söylemeyi seçerek itibara da olumlu katkı yapıldığı, bu sayede en azından minimum hasarla krizden çıkmanın mümkün olduğu unutulmamalı. Kriz anlarında doğru bilginin aktarılması ve şeffaflık sürecinde süreklilik ilkesinin dikkate alınması da büyük önem taşıyor. Hedef kitlenin açıklama ve bilgi akışı beklentisi boşa çıkarılmamalı, ‘En doğru bilgiyi en hızlı şekilde bizden alabilirsiniz’ mesajına ters düşecek davranışlardan kaçınılmalı. Bu sayede hedef kitle, alternatif bir bilgi kaynağı arayışına girme ihtiyacı duymayacaktır.”</p>
<p><strong>Strateji belirlemeden kriz yönetimini başlatmak hata! </strong></p>
<p>Kriz durumunda izlenmesi gereken adımların sırasıyla strateji belirlenmesi, hızlı aksiyon alınması, ön araştırma yapılması, iç iletişim sürecine öncelik verilmesi ve hedef kitlenin bilgilendirilmesi şeklinde olması gerektiğine değinen Doç. Dr. Pınar Aslan, “Strateji belirlemeden kriz yönetimi sürecini başlatmak sık yapılan bir hatadır. Birçok kurum, kriz anında hazırlıksız yakalanmanın verdiği endişeyle düşünmeden harekete geçiyor ve bu da krizin daha da büyümesine neden oluyor. Strateji belirlemek krizi yönetmeyi kolaylaştırıyor. Kriz anında ne olduğunu anlamaya, doğru bilgiye ulaşmaya çalışan kurumun samimiyetle ‘Biz de ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz ve araştırıyoruz’ temalı bir mesaj vermesi bile yeterli olacaktır. Bunun yanında hızla eyleme geçilmesi önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Krizin varlığını kabul etmemek önemli bir hata</strong></p>
<p>Kurumların yaptığı bir diğer hatanın da krizin varlığını kabul etmemek ve eyleme geçme konusunda geç davranmak olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Pınar Aslan, “Bu nedenle krizin varlığını kabul eden bir kurumun belirlediği strateji çerçevesinde hızla eyleme geçmesi, krizin gidişatını değiştirecek bir durumdur. Bu süreçte araştırma yapmak ve duruma dair bilgi sahibi olmak büyük önem taşıyor. Hiçbir araştırma yapmadan, hedef kitlenin ne düşündüğünü bilmeden bir sonraki adımı tayin etmek riskleri de beraberinde getiriyor. Günümüz teknolojilerinin özellikle hedef kitlenin krizi nasıl karşıladığını ölçümleme konusunda büyük bir fırsat sunduğunu söylemek mümkün. Bu nedenle hedef kitle ve medyanın ilk tepkisini araştırıp eyleme geçmek, krize dair yapılacak açıklamanın içeriğinin nasıl olması gerektiğini gösterir yöndedir.” dedi.</p>
<p><strong>Kriz anlarının en önemli paydaşı çalışanlar!</strong></p>
<p>Kriz anlarında dikkat edilmesi gereken en önemli paydaşın kurum çalışanları olduğunun altını çizen Doç. Dr. Pınar Aslan, “Kriz anları iç iletişimin stratejik bir önem kazandığı zamanlardır. Çalışanların herkesten önce bilgilendirilmesi krizin kontrol altına alınabilmesini kolaylaştıracaktır. Günümüzde yaşanan krizleri düşündüğümüzde özellikle de sosyal medyaya sızan videolarda çalışanların olası payının unutulmaması gerekiyor. Doğru bilgilendirilmiş, çalıştığı kuruma güvenen bir çalışan kurumun elçisi olarak önemli bir temsiliyet sağlar ve kriz yönetimi sürecine artı değer katar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kriz yönetimi kurumların kaderini değiştiriyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Pınar Aslan, kriz durumunda bir diğer önemli aşamanın hedef kitlenin bilgilendirilmesi olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Şeffaflık, süreklilik ve samimiyet hedef kitlenin bilgilendirilmesi sürecinde asla unutulmaması gereken konulardır. Krizler her kurumun karşılaşabileceği olağanüstü durumlardır ve kurumların kaderini değiştiren krizin kendisi değil kriz yönetimi sürecidir. Özellikle hedef kitlenin erişim sağladığı tüm kanallardan bilgilendirilmesi büyük önem taşıyor. İç ve dış hedef kitlesiyle güvene dayalı ve şeffaf bir ilişki kurmayı başarmış bir kurum kriz anlarından minimum hasarla çıkabilecekken itibar yönetimini de başarıyla devam ettirme fırsatı yakalayacaktır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurumlarin-kaderini-krizler-degil-kriz-yonetimi-degistiriyor-364821">Kurumların kaderini krizler değil, kriz yönetimi değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca Belediyesi hayvancılığın kaderini değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-hayvanciligin-kaderini-degistiriyor-345555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2023 07:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[hayvancılığın]]></category>
		<category><![CDATA[kaderini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345555</guid>

					<description><![CDATA[<p>SÜRDÜRÜLEBİLİR kırsal kalkınma projesi ile üreticiye büyük destek veren Buca Belediyesi, hayvan yemi giderlerinde yüzde 60 tasarruf sağlayan hasıl (yeşil) yem üretimi kapasitesini günlük 5 tona çıkarttı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-hayvanciligin-kaderini-degistiriyor-345555">Buca Belediyesi hayvancılığın kaderini değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SÜRDÜRÜLEBİLİR kırsal kalkınma projesi ile üreticiye büyük destek veren Buca Belediyesi, hayvan yemi giderlerinde yüzde 60 tasarruf sağlayan hasıl (yeşil) yem üretimi kapasitesini günlük 5 tona çıkarttı. Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç, “İlçemizde hayvancılığın kaderini değiştiriyoruz” dedi.</p>
<p>Buca Belediyesi, Sürdürülebilir Kırsal Kalkınma Programı kapsamında, ilçede hayvancılık faaliyetlerini geliştirmek için hasıl yem üretimine başladı. Üreticiyi kalkındıran proje büyük ilgi görürken Belediye, köyler bölgesinde 24 metrekarelik alanda başladığı hasıl üretiminde yeni yatırım kararı aldı.</p>
<p><strong>1,5 YILDA 84 BİN KİLO YEM DAĞITTIK</strong><br />Yaptıkları yatırım sayesinde günlük hasıl yem üretim kapasitesini 5 tona çıkarttıklarını belirten Başkan Erhan Kılıç, “İlçemizde hayvancılığın kaderini değiştiriyoruz. Hasıl yem üretimini iyi tarım teknolojileri kullanarak, iklim koşullarına bağlı olmaksızın topraksız tarımla yapıyoruz.</p>
<p>Geçtiğimiz bir buçuk yıl içinde çiftçilerimize 84 bin kilo yem desteği verdik. Ücretsiz olarak dağıttığımız hasıl yem sayesinde, hayvan yetiştiriciliğindeki giderlerin yüzde 80&#8217;lik bölümünü oluşturan yem giderlerinde yüzde 60&#8217;a varan oranlarda tasarruf sağlanıyor. Ayrıca hayvanlarda süt artışı ve beside artış oluyor” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-hayvanciligin-kaderini-degistiriyor-345555">Buca Belediyesi hayvancılığın kaderini değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
