<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>değişimler | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/degisimler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/degisimler</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>değişimler | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/degisimler</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Akın Aytop]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mevsim geçişleri, vücutta biyolojik değişimlere neden olur!</strong></p>
<p>Bahar denildiğinde zihnimizde çoğunlukla benzer imgeler canlandığını ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “İlkbahar yağmuruyla ıslanan toprağın kokusu, yeşeren ağaçlar ve çimler, rengârenk çiçekler, uçuşan kelebekler, cıvıl cıvıl kuş sesleri ve güneşin içimizi ısıtan enerjisi… Doğadaki bu canlanma hali, çoğu zaman bizde de bir ferahlama ve yenilenme duygusu yaratır.” dedi.</p>
<p>Pek çok kişinin baharla birlikte enerjisinin arttığını, daha motive ve pozitif hissettiğini düşündüğünü dile getiren Aytop, “Gerçekten de mevsim geçişleri, özellikle bahar ayları, vücudumuzda bazı biyolojik değişimlere yol açar. Gün ışığının artmasıyla birlikte serotonin ve dopamin gibi ‘iyi hissettiren’ nörokimyasalların üretimi desteklenebilir. Bu da ruh halimizde iyileşme, enerjide artış ve daha olumlu bir bakış açısı ile ilişkilendirilebilir. Kısacası, baharın gelişiyle birlikte iç dünyamızda da güneş açtığını hissedebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Herkes bu değişimlerden aynı şekilde etkilenmez! </strong></p>
<p>Ancak bu tablonun herkes için aynı olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bazı bireyler baharı enerjik ve neşeli karşılarken, bazıları için bu dönem daha dalgalı bir ruh halini beraberinde getirebilir. Kimi zaman içsel hava durumumuz güneşli değil; parçalı bulutlu, yağışlı ya da fırtınalı olabilir. Bu nedenle baharın etkilerini tek tip bir deneyim olarak değerlendirmek doğru olmaz.” dedi.</p>
<p>Bahar aylarında doğada önemli değişimler yaşandığını yineleyen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte havadaki iyon dengesi de değişebilir. Aynı zamanda bitkilerin uyanmasıyla birlikte polen üretimi artar ve bu polenler rüzgâr aracılığıyla geniş alanlara yayılır. Tüm bu çevresel değişimlerin hem fiziksel hem de ruhsal süreçlerimiz üzerinde etkileri olabilir. Ancak burada üç önemli noktayı vurgulamak gerekir: Herkes bu değişimlerden etkilenmek zorunda değildir; etkilenen kişilerde bu etkilerin şiddeti farklı olabilir; ayrıca bu etkiler herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Çünkü genetik yapı, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek sistemleri ve çevresel koşullar gibi bireysel farklılıklar bu süreci doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Mevsim geçişi uyku düzenini bozabiliyor! </strong></p>
<p>Baharın gelişiyle birlikte biyolojik ritmimizde de değişiklikler yaşanabildiğini aktaran Emine Akın Aytop, “Özellikle melatonin hormonunun üretiminde azalma ve sirkadiyen ritimde kaymalar görülebilir. Bu durum uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Uykunun, hem bedensel hem de zihinsel yenilenme açısından kritik öneme sahip olduğunu hatırlatan Aytop, “Uyku düzenindeki bozulmalar, ruhsal ve fiziksel pek çok sorunu tetikleyebilir. Bunun yanı sıra, serotonin ve dopamin düzeylerindeki dalgalanmalar farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyonlar, nezle ve grip gibi enfeksiyonlar, cilt problemleri, mide-bağırsak rahatsızlıkları veya kalp-damar sistemiyle ilgili sorunlar bahar aylarında artış gösterebilir ya da mevcut şikâyetler şiddetlenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, dikkatli olunmalı! </strong></p>
<p>Bahar aylarında sıkça karşılaşılan durumlardan birinin de ‘bahar yorgunluğu’ olduğunu kaydeden Emine Akın Aytop, “Bu durum; enerji düşüklüğü, isteksizlik, çabuk yorulma, motivasyon kaybı ve erteleme davranışları ile kendini gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, sabahları uyanmakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü de görülebileceğine işaret eden Aytop, “İyi haber ise, bu belirtiler genellikle birkaç hafta içinde, vücudun yeni mevsime uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden azalır. Ancak bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, daha dikkatli olunmalı. Sürekli üzüntü hali, umutsuzluk, ilgi kaybı, yoğun yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler bahar depresyonuna işaret edebilir. Böyle bir durumda profesyonel destek almak oldukça önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Belirtilere karşı farkındalık ve gerektiğinde uzman desteği önemli! </strong></p>
<p>Öte yandan, baharın bazı bireylerde tam tersine aşırı enerji artışıyla kendini gösterebildiği bilgisini paylaşan Emine Akın Aytop, “Özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde ilkbahar, manik ya da hipomanik dönemleri tetikleyebilir. Bu dönemlerde kişi kendini aşırı enerjik, güçlü ve hareketli hissedebilir; daha az uykuya ihtiyaç duyar, konuşkanlığı artar, düşünceleri hızlanır ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle bu tür belirtilere karşı farkındalık geliştirmek ve gerektiğinde uzman desteği almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Baharın getirdiği bu değişimleri daha sağlıklı yönetebilmek için yaşam tarzında bazı düzenlemeler yapılması gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek, kafein alımını sınırlamak ve uyku hijyenine dikkat etmek bu sürecin temel taşlarıdır. Düzenli fiziksel aktivite, hem bedensel sağlığı destekler hem de ruh halini iyileştirir. Bunun yanı sıra, sosyal medya ve ekran kullanımını sınırlamak, zihinsel yükü azaltabilir. Sağlıklı hobiler edinmek ve iş-özel yaşam dengesini kurmak da bu süreçte önemli rol oynar.</p>
<p>Bilinçli farkındalık (mindfulness) uygulamaları da bahar döneminde içsel dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Bu uygulamalar, kişinin dikkatini yargılamadan ‘şimdi ve burada’ya yöneltmesini sağlar. Doğayla temas kurmak da oldukça etkili bir yöntemdir. Özellikle dikkatli farkındalıkla yapılan yürüyüşler, hem zihinsel hem de fiziksel açıdan iyileştirici olabilir. Yavaş tempoda, duyulara odaklanarak yapılan bir yürüyüş; görme, işitme, dokunma ve koklama duyularını aktive ederek kişinin anda kalmasını destekler. Duygularımızı fark etmek, adlandırmak ve hangi durumlarda ortaya çıktıklarını gözlemlemek de önemli bir beceridir. Bu noktada duygu günlüğü tutmak, içsel süreçleri anlamayı kolaylaştırabilir.</p>
<p>Son olarak, ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek almak önemli bir güç kaynağıdır. Psikolojik destek, bireyin hem içsel hem de çevresel kaynaklarını fark etmesini ve etkili bir şekilde kullanmasını sağlar. Bu süreç; duygusal dengeyi güçlendirmeye, stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeye ve psikolojik dayanıklılığı artırmaya yardımcı olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Tunçez; &#8220;İklim Değişikliği ile Mücadelede, Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geçmeliyiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-tuncez-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-gelecegimiz-icin-bugunden-harekete-gecmeliyiz-612665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 11:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[kurak]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tunçez]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde gözlenen sıcaklık artışları ve yağış rejimlerindeki değişimler, iklimde yaşanan dönüşümün etkilerini daha belirgin hale getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-tuncez-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-gelecegimiz-icin-bugunden-harekete-gecmeliyiz-612665">Dr. Tunçez; &#8220;İklim Değişikliği ile Mücadelede, Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geçmeliyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Dünya genelinde gözlenen sıcaklık artışları ve yağış rejimlerindeki değişimler, iklimde yaşanan dönüşümün etkilerini daha belirgin hale getiriyor. Bu süreç, bilimsel çalışmaların odağında yer almasının yanı sıra günlük yaşamda da giderek daha fazla fark ediliyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Enerji Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatma Didem Tunçez, iklim değişikliğine ilişkin güncel gelişmeler ve alınabilecek önlemler hakkında değerlendirmelerde bulundu. </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Buzullar Eriyor, Kuraklık Daha Sık Yaşanıyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Enerji Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatma Didem Tunçez, küresel iklimde yaşanan değişimlerin özellikle yarı kurak kuşakta yer alan Türkiye açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirterek; “Bilimsel veriler, son yüzyılda dünya yüzey sıcaklığının yaklaşık 0,6°C arttığını, atmosferin alt katmanlarında ise her on yılda ortalama 0,15°C’lik bir yükseliş kaydedildiğini gösteriyor. Kar ve deniz buzullarındaki azalma, iklim sistemindeki dönüşümün önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Buzul alanlarında ve kar örtüsünde gözlenen değişimler ile birlikte sıcak hava dalgaları ve kurak dönemlerin daha belirgin hale geldiği görülüyor. Bu sürecin etkileri Akdeniz Havzası’nda da yakından izlenmektedir. Kuzey Kutbu’nda buz kalınlığının yaz aylarında yaklaşık %40 oranında inceldiği tespit edilirken; orta ve yüksek enlemlerde şiddetli yağışların arttığı, subtropikal bölgelerde ise kurak koşulların daha yaygın hale geldiği ifade ediliyor. Ayrıca sıcak günlerin sayısında artış gözlenirken, soğuk hava dalgalarının daha sınırlı yaşandığı değerlendirilmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“İklim Değişikliği, Tarımsal Üretimi de Etkiliyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Tunçez, küresel ısınmanın Türkiye ve tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’nin büyük bir bölümünün yarı kurak iklim kuşağında yer alması, iklim değişikliğinin etkilerinin daha yakından izlenmesini gerekli kılıyor. Çölleşme eğilimleri, tarım topraklarında nem dengesinin korunması, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve kıyı alanlarının korunması gibi başlıklar önem kazanıyor. Bununla birlikte sel, taşkın ve orman yangınlarına karşı önleyici tedbirlerin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. İklim değişikliği tarımsal üretim süreçlerini de yeniden şekillendiriyor. Sıcaklık artışları ve yağış rejimindeki değişimler, ürün verimliliğinin korunmasına yönelik yeni uygulamaları gündeme getirirken; hasat takvimlerinin planlanması, sulama imkânlarının etkin kullanımı ve hayvancılıkta verimliliği artıracak stratejiler üzerinde duruluyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>İklim Değişikliğinin Turizm ve Enerjiye Yansımaları</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İklim değişikliğinin tarımın yanı sıra turizm ve enerji sektörüne de etki ettiğine değinen Tunçez; “İklimde yaşanan değişimler, farklı sektörlerde planlama ve uyum çalışmalarının önemini artırıyor. Kış turizmi bölgelerinde sezon sürelerinin yeniden şekillenebileceği, yaz aylarında ise artan sıcaklıkların destinasyon tercihlerinde değişimlere yol açabileceği öngörülüyor. Enerji tarafında, hidroelektrik üretiminin su seviyelerindeki dalgalanmalardan etkilenmesi ve artan soğutma ihtiyacının elektrik talebini desteklemesi söz konusu olabilir. Bu süreç, enerji arz ve talep dengesinin dikkatle yönetilmesini gerekli kılıyor. Ayrıca güneş enerjisi santrallerinin sıcak ve kurak dönemlerde oluşabilecek çevresel etkilere karşı hazırlıklı olması, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının ise tüm enerji tesisleri açısından önemini koruduğu değerlendirilmektedir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Geleceğimiz İçin Bilinçli Adımlar Atmalıyız”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı uyum kapasitesini güçlendirecek politikalarla önemli bir dönüşüm fırsatına sahip olduğuna dikkat çeken Tunçez; “Geleceğimiz için doğru planlama ve zamanında atılacak bilinçli adımlar ile olası riskleri yönetilebilir düzeye indirebiliriz. Türkiye’nin sahip olduğu doğal kaynaklar, genç nüfus ve teknik altyapı, bu sürecin başarıyla yönetilmesinde önemli avantajlar sağlıyor. İklim değişikliğini doğru strateji ile ele alındığımızda çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve ekonomik dayanıklılık açısından yeni fırsatlar da sunabilir. Etkin su yönetimi ve tasarruf uygulamalarının yaygınlaştırılması, kuraklığa dayanıklı ve verimliliği artıran tarım tekniklerinin geliştirilmesi gibi adımlar hem çevresel dengeyi korumaya hem de ekonomik istikrarı güçlendirmeye katkı sağlayacaktır” diyerek bilinçli ve duyarlı adımlar atılmasının, sürdürülebilir bir gelecek inşasında belirleyici olacağını ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-tuncez-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-gelecegimiz-icin-bugunden-harekete-gecmeliyiz-612665">Dr. Tunçez; &#8220;İklim Değişikliği ile Mücadelede, Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geçmeliyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsim Geçişlerinde Cilt Bariyeri Alarm Veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecislerinde-cilt-bariyeri-alarm-veriyor-599659</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bariyeri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[geçişlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk ve rüzgârlı havaların etkisine girdiğimiz bu günlerde cildimiz için yeni bir dönem başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecislerinde-cilt-bariyeri-alarm-veriyor-599659">Mevsim Geçişlerinde Cilt Bariyeri Alarm Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk ve rüzgârlı havaların etkisine girdiğimiz bu günlerde cildimiz için yeni bir dönem başlıyor. Mevsim geçişleri dönemlerinde yaşanan ani değişimler cilt üzerinde yıpratıcı etkiler gösterebiliyor. Peki, bu hızlı ve keskin hava değişimleri karşısında cildinizi nasıl koruyacağınızı ve mevsim geçişlerinin getirdiği kuruluk, hassasiyet ile cilt problemlerine karşı nasıl önlem alacağınızı merak ediyor musunuz? Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Aslı Tatlıparmak, bu dönemde özellikle cilt bariyerinin zayıfladığına; güneş ışınları, rüzgâr, nem farklılıkları ve sıcaklık değişimlerinin ciltte kuruluk, hassasiyet, kaşıntı, pullanma ve lekelenme gibi sorunlara yol açabildiğine dikkat çekerek mevsim geçişlerinde cilt sağlığının korunması için önemli açıklamalarda bulundu.<br /><strong>Soğuk havalar cildinizde kuruluğa neden olabilir <br /> </strong>Sonbahar ve yaz aylarında uzun süreli UV ışığına maruz kalmak, sıcaklık değişimleri, rüzgâr ve nem farklılıkları cildimizde sandığımızdan çok daha fazla zarara yol açabilmektedir. Bu hava değişikliklerinin neden olduğu cilt kuruluğu, oldukça sık rastlanan bir deri problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı şekilde kışa geçerken yaşanan nem kaybı, cildin mat ve cansız görünmesine de neden olmaktadır.<br /><strong>Kronik cilt hastaları daha fazla etkileniyor<br /> </strong>Özellikle rozasea ve egzama (atopik dermatit) gibi kronik deri problemleri olan kişiler, güneş ışığı, rüzgâr ve sıcaklık değişimlerinden çok daha fazla etkilenmektedir. Rozasea hastalarında kızarıklık ve damar belirginliği bu dönemlerde artarken, egzama hastalarında da yazın klimalı ortamların etkisiyle sıcak-soğuk geçişleri cilt bariyerini daha da bozarak kaşıntı, kuruluk ve lezyonlarda artışa neden olabilmektedir.<br /><strong>Güneş lekesine yalnızca estetik bir sorun olarak bakmayın<br /> </strong>Sonbahar ve kış aylarına girilen geçiş döneminde güneş ışığına (UV) bağlı ciltte güneş lekeleri kendini göstermeye başlamaktadır. Güneş ışınları melanin üretimini artırarak zamanla “güneş lekesi” olarak bilinen hiperpigmentasyon sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu lekeler özellikle elmacık kemikleri, alın ve burun çevresinde belirgin hale gelirken, cilt tonunun düzensizleşmesine ve daha yaşlı bir görünüm oluşmasına yol açabilmektedir. Güneş lekeleri yalnızca estetik bir sorun değil; aynı zamanda cildin UV hasarına karşı verdiği biyolojik bir tepkidir. Bu nedenle hem önleyici koruma hem de tedavi protokolü büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Leke tedavisinin ilk basamağını öncelikle melanin üretimini baskılayan, cilt tonunu dengeleyen ve hücre yenilenmesini destekleyen özel formülasyonlara sahip kremler oluşturmaktadır. Retinoik asit, C vitamini, niasinamid veya azelaik asit gibi içerikler ciltteki pigmentasyonu düzenlemeye yardımcı olurken; aynı zamanda güneş koruyucu içeren nemlendirici ürünlerle cilt bariyerinin onarımını desteklemektedir. Bu aşamada düzenli kullanım ve sabır, tedavinin başarısı açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. </p>
<p><strong>Cilt tedavilerinde de teknolojiden yararlanmak mümkün</strong><br /> Özellikle son yıllarda gelişmiş lazer sistemi teknolojisi, leke tedavisinde büyük bir ilerleme ve kolaylık sağlamaktadır. Oldukça kısa süreli seanslar ile gerçekleştirilen bu uygulamalar, minimal düzeyde ısı enerjisiyle çalıştığı için acısız ve hastanın işlem sonrası günlük yaşamına hemen dönebildiği konforlu bir süreç sunmaktadır.  Seans sonrası deride yalnızca hafif bir kızarıklık görülebilmekte, ancak bu durum da genellikle birkaç saat içinde kaybolmaktadır. Ciltte soyulma ya da kabuklanmaya yol açmadığından işlem sonrası aynı gün sosyal yaşamına rahatlıkla dönülebilmektedir.</p>
<p>Leke tedavisinde oldukça konforlu ve etkili bir lazer uygulaması olan ve işlem esnasında özellikle cilt altındaki melanin yoğunluğunu hedef alan Q-Switch ve Fraksiyonel lazer sistemleri lekeleri güvenli şekilde açarken, aynı zamanda cilt yenilenmesini desteklemektedir. Böylece leke görünümünde iyileşme sağlarken aynı zamanda daha sağlıklı bir cilt için çalışmaktadır. Yenilikçi ve profesyonel lazer uygulamalarının doktor kontrolünde ve klinik ortamda uygulanması son derece önemlidir. Bu işlemler yalnızca Dermatoloji uzmanı tarafından uygulanmalıdır. Cilt yapısı, şikayet, lekenin derinliği gibi değişkenlere bağlı olarak hangi lazer uygulaması ile tedavinin yapılacağı ve ne kadar süre devam edeceğine de uzman hekimin karar verebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Gerekli önlemleri aldığınızdan emin olun!</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde yaşanan cilt lekesi ve kuruluk problemlerine karşı önlem almak son derece önemlidir. İlk ve en önemli adım, güneş kremi kullanımını ihmal etmemektir. Bu yalnızca güneşin yoğun olduğu günlerde değil, yıl boyu uygulanması gereken etkili bir koruma yöntemidir. Böylece UV ışınlarına bağlı cilt problemlerini minimuma indirebilirsiniz. Bir diğer önemli adım ise cildin nem dengesini korumaktır. Özellikle havaların soğuduğu bu günlerde tüm cilt tipleri daha fazla neme ihtiyaç duymaktadır. Cilt yapınıza uygun bir nemlendirici kullanarak cildinizin nemini koruduğunuzdan emin olmalısınız. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecislerinde-cilt-bariyeri-alarm-veriyor-599659">Mevsim Geçişlerinde Cilt Bariyeri Alarm Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş aralıklarına göre anne kalbinde değişimler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-araliklarina-gore-anne-kalbinde-degisimler-527880</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 06:39:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[kalbinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527880</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kadının hayatındaki en anlamlı ve eşsiz kimliklerden biri şüphesiz anneliktir. Bir annenin kalbi, sadece sevgiyle değil, fetadarlıkla, sabırla ve sonsuz bir özveriyle çocukları için çarpar, her zaman onları korumaya, en iyi şekilde yetiştirmeye odaklanır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-araliklarina-gore-anne-kalbinde-degisimler-527880">Yaş aralıklarına göre anne kalbinde değişimler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kadının hayatındaki en anlamlı ve eşsiz kimliklerden biri şüphesiz anneliktir. Bir annenin kalbi, sadece sevgiyle değil, fetadarlıkla, sabırla ve sonsuz bir özveriyle çocukları için çarpar, her zaman onları korumaya, en iyi şekilde yetiştirmeye odaklanır. Ancak anneler bu büyük sevgi ve özveri içinde hayatın yükünü omuzlarında taşırken, çoğu zaman kendi sağlıklarını geri plana atabiliyorlar! <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut</strong> “Annelerin kalbi stres ve üzüntülere karşı daha hassastır, kaygı seviyesi daha yüksektir. Bu durum çarpıntı ve ritim bozukluklarını tetikleyebildiği gibi, ani gelişen derin üzüntüler de kırık kalp hastalığına ve kalp yetersizliğine yol açabiliyor” diyor. </p>
<p>Özellikle kalp sağlığının, kadınlarda yaş ilerledikçe dikkat edilmesi gereken önemli bir sorun haline gelebildiğini, bu nedenle çocuklarını yürekten seven annelerin kendi kalplerine de aynı özeni göstermeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Karabulut “Zira kadınlarda kalp-damar hastalıkları zamanında önlem alınmadığında ciddi riskler taşıyabiliyor. Eğitim ve kariyer açısından ertelenen evlilikler özellikle günümüzde gebeliklerin daha çok 30 yaş üzerine kaymasına yol açmıştır. İleri yaşlarda gerçekleşen gebelikler anneler için ek risk oluşturabilir. Özellikle 40 yaş üstü gebeliklerde gebeliğe bağlı hipertansiyon, diyabet ve kalp yetersizliği daha sık izlenebilir. İş yükü ve gebeliğin getirdiği yükler birleşince de annelerin üzerindeki yükler artmaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, <strong>11 Mayıs Anneler Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, yaş aralıklarına göre anne kalbinde değişimleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>30-40 yaş</strong></li>
</ul>
<p>30-40 yaş aralığı özellikle çalışan anneler için hızlı geçen bir zaman dilimidir. Ailesel kalp hastalığı olmayan kişilerde bu yaş aralığında kalp damar hastalıkları nadirdir. Genellikle yoğun iş temposu ve ev işlerinin getirdiği strese bağlı çarpıntı atakları izlenir. Hareket ve egzersiz için zaman bulamayan kişilerde sık sık nefes darlığı ortaya çıkar. Uyku düzensizlikleri yoğun vücut ağrılarına yol açabilir. Çocuk sahibi olmak isteyen kişiler bu zaman diliminde planlama yapmalı ve hamileliği 40’lı yaşlara ertelememelidir. Bu yaş grubunda anne adayının/annenin kansızlık, demir ve vitamin eksikliği açısından takibi faydalı olacaktır.</p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>40-50 yaş</strong></li>
</ul>
<p>Bu zaman dilimi özelikle kilolu annelerin yüksek tansiyon ya da diyabet gibi kronik hastalıklar ile karşılaşabileceği dönemdir. Aralıklı tansiyon ölçümü faydalıdır. Hareket ve egzersiz kronik hastalık gelişimini engelleyecektir. Bu zaman dilimindeki gebelikler çoğunlukla riskli gebelik sınıfına girer. Gebelik sürecinde kilo alımı sınırlandırılmalı, mutlaka hareket edilmelidir. Doğum sonrası gelişen inatçı nefes darlıkları ve ödem gebeliğe bağlı kalp yetersizliğini düşündürür. Muayene ve tetkik faydalı olacaktır. Adet düzensizlikleri erken menopoz belirtisi olabilir. Erken menopoz kalp hastalıkları için risk faktörüdür.</p>
<ul>
<li><strong>50-60 yaş</strong></li>
</ul>
<p>Menopoz sürecinin başladığı dönemdir. Bu dönemde hormonal değişimler annelerde hem fiziksel hem de psikolojik değişimlere yol açar. Uykusuzluk sık izlenir ve mutlaka düzeltilmelidir. Bu dönemde annelerin kaygı seviyesi daha fazladır. Aile içi sorunlardan daha fazla etkilenme gözlenebilir ve depresyon riski artar. Menopoz sonrası kadınlarda kalp hastalığı riskinde artış izlenir. Bu durum özellikle sağlıksız bir yaşam tarzı olan kilolu kadınlarda daha fazladır. Kilo kontrolü ve hareket bu dönem için de çok önemlidir. 50 yaş üzerinde fazla kilosu olan kadınlarda hipertansiyon oldukça sık izlenir. Tansiyon ölçümü yapmak ve hastalığı erken dönemde saptamak olası riskleri azaltacaktır.</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Dikkat! Kalp krizi kadınlarda da yaygınlaşıyor!</strong></p>
<p>Kalp krizinin uzun yıllar erkek hastalığı olarak görülmekle birlikte, günümüzde kadınlarda da giderek yaygınlaştığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut “Özellikle anneler hem evin yükünü hem duygusal sorumlulukları omuzlarken kendi kalplerini ihmal edebiliyor. Son yıllarda aşırı stres, sigara kullanımı, fazla kilo ve sağlıksız beslenme derken kalp-damar hastalıklarının kadınlarda da ciddi artış gösterdiği görülmektedir” diyor. Kadınlarda kalp krizi belirtilerinin erkeklerden biraz farklı olabildiğini belirten Prof. Dr. Karabulut “Klasik göğüs ağrısı yerine, sırt ağrısı, mide ağrısı, baş dönmesi, ani gelişen bitkinlik ve yorgunluklar kalp krizi belirtisi olabilir. Özellikle ailesel kalp hastalığı olanlar, tütün kullanımı ve diyabeti olan anneler düzenli olarak kalp muayenesi yaptırmalıdır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-araliklarina-gore-anne-kalbinde-degisimler-527880">Yaş aralıklarına göre anne kalbinde değişimler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin CFO&#8217;ları cesur değişimler yapan duygusal zekası yüksek kişilerden oluşacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecegin-cfolari-cesur-degisimler-yapan-duygusal-zekasi-yuksek-kisilerden-olusacak-392471</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 21:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[cesur]]></category>
		<category><![CDATA[cfoları]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerden]]></category>
		<category><![CDATA[oluşacak]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zekası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392471</guid>

					<description><![CDATA[<p>EY; dünya genelinde 1.000 CFO ve üst düzey finans yöneticisiyle anket yaparak, CFO’ların DNA’sını çıkardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-cfolari-cesur-degisimler-yapan-duygusal-zekasi-yuksek-kisilerden-olusacak-392471">Geleceğin CFO&#8217;ları cesur değişimler yapan duygusal zekası yüksek kişilerden oluşacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EY; dünya genelinde 1.000 CFO ve üst düzey finans yöneticisiyle anket yaparak, CFO’ların DNA’sını çıkardı. Rapora göre; birçok finans lideri CFO rolünü CEO pozisyonuna giden bir basamak olarak görüyor. Araştırma ayrıca geleceğin CFO’larında aranacak en önemli özelliğin “duygusal zekâ” olduğunu gösteriyor. </strong></p>
<p><strong>Finans liderlerinin yüzde 67&#8217;si kısa ve uzun vadeli önceliklerin nasıl dengeleneceği konusunda liderlik içinde gerilimler ve anlaşmazlıklar yaşıyor. CFO’ların %50&#8217;si uzun vadeli önceliklerde kesintiler yaparak kısa vadeli kazanç hedeflerini tutturduklarını söylüyor. Bu durumdan en çok etkilenen programların başında ise Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim programları geliyor.</strong></p>
<p>Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst &#038; Young), finans liderlerinin görev ve sorumlulukları bakımından geçirdiği dönüşümü mercek altına alan CFO’nun DNA’sı raporunun 2023 yılı sonuçlarını açıkladı. Dünya genelinde 1.000 CFO ve üst düzey finans yöneticisiyle gerçekleştirilen anket sonucu oluşturulan rapor; finans ekiplerinde daha cesur değişimler gerçekleştiren CFO&#8217;ların gelecekte kendilerine yer edinebileceklerini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>CFO; CEO pozisyonuna giden yol </strong></p>
<p>Araştırma sonuçlarına göre birçok finans lideri CFO rolünü CEO pozisyonuna giden bir basamak olarak görüyor. Ankete katılanların %84&#8217;ü CFO rolünün oldukça zorlayıcı olduğunu kabul ederken, CEO’luk yolunda zorluklara hazırlanmak için gereken stratejik temeli ve değerli deneyimleri edindiğini düşünüyor.</p>
<p>Araştırma, “duygusal zekanın” geleceğin CFO&#8217;ları için önemini vurguluyor. Veriler; önümüzdeki beş yıl içinde başarılı CFO&#8217;lardan beklenen en önemli beceri veya özelliğin, yüksek düzeyde gelişmiş duygusal zekâ, çeşitlilik ve refah gibi insani konularda deneyim olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Ankete katılan finans liderlerinin yalnızca %16&#8217;sı finans fonksiyonlarını teknoloji ve iş modeli gibi temel değişim öncelikleri açısından sınıfının en iyisi olarak görüyor.</p>
<p>Aynı şekilde finans liderlerinin yalnızca %14&#8217;ü fonksiyonu geleceğe yönelik dönüştürmek için cesur bütünsel değişiklikler yaptıklarını söylüyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Finansal Muhasebe ve Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Ozan Özarıkça: araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak </strong>&#8220;Cesur değişimler gerçekleştiren CFO&#8217;ların hem bugün hem de gelecekte değer yaratma olasılığı, değişime direnen CFO’lara kıyasla yüksek. Cesur değişimler gerçekleştiren CFO&#8217;lar farklı öncelikleri benimsiyor ve finans dönüşümü için bir yol haritası sunuyor. Aynı zamanda finans ekiplerinin kültürünü değiştirmeye, teknoloji ve analitiği dönüştürmeye, liderlik becerilerini geliştirmeye ve yeni nesil liderleri belirlemeye daha fazla önem veriyor. İşletmenin geneline fayda sağlamak için CFO&#8217;lar bir yandan uzun vadeli değere yönelik bir strateji ortaya koyarken diğer yandan ulaşılabilir hedefler belirlemeli ve etkin performans yönetimi uygulamalı. CFO&#8217;lar stratejik görevlerini yerine getirmeye ve geleceğin CFO&#8217;larını yetiştirmeye odaklanmalıdır. Bu alanlara öncelik vererek, zorlukların üstesinden gelmek ve kurumları üzerinde anlamlı bir etki yaratmak için daha donanımlı olacaklardır&#8221; değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Araştırmada deneyimlerini paylaşan katılımcıların yarısı, uzun vadeli öncelikler olarak kabul edilen alanlarda finansmanı keserek kısa vadeli kazanç hedeflerini karşıladıklarını söylüyor. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim programları bu kesintilere karşı en savunmasız olanlar arasında yer alıyor. Katılımcıların %37&#8217;si ESG&#8217;yi uzun vadeli bir öncelik olarak görmelerine rağmen kuruluşlarının yıllık planı içinde harcamaları azaltmayı veya duraklatmayı planlıyor.</p>
<p>Ancak CFO&#8217;lar, sürdürülebilirliğin uzun vadeli değer yaratmadaki önemi göz önüne alındığında, bu alandaki harcamaları kısma konusunda temkinli olmaları gerektiğinin farkında.</p>
<p>Ankete katılanların yüzde 67&#8217;si, liderlik ekipleri içinde kısa ve uzun vadeli öncelikleri dengeleme sürecinde gerginlikler ve anlaşmazlıklar olduğunu söylüyor. Kısa vadeli talepleri uzun vadeli değerle etkili bir şekilde dengelemek, finans liderleri ile yönetici ekip arasında iş birliği, yardımlaşma ve güven gerektiriyor. Ancak, gerginlikler ve anlaşmazlıklar bu ortak çabayı baltalayabiliyor ve bu noktada çözüm için en önemli rol CFO’ya düşüyor.</p>
<p>Bu rolü yerine getirmek için de CFO’nun, CEO ve yönetici ekibine meydan okuyabilecek güvenilirliğe ve etkiye sahip olması gerekiyor. Ancak araştırma, finans liderlerinin fikirlerini her zaman dile getirmeye istekli olmadığını gösteriyor. Katılımcıların üçte birinden azı (%32’si) farklı bir görüşe sahip olduğunda sesini yükseltiyor ve sadece %30&#8217;u önemli bir konuda aynı fikirde olmadıklarında yönetim ekibine &#8220;her zaman&#8221; güçlü bir şekilde meydan okuyabiliyor.</p>
<p><strong>Riski inovasyon ve cesur dönüşümle dengelemek gerekiyor</strong></p>
<p>Katılımcıların %72&#8217;si geleneksel ofis davranışı ve zihniyetlerinin finans fonksiyonunun modernizasyonunu yavaşlattığını düşünüyor. CFO&#8217;lar sürdürülebilir, uzun vadeli büyümeyi desteklemek için dijitalleştirilmiş finans fonksiyonları oluşturmaya çalışırken, en önemli öncelikleri finans teknolojisini dönüştürmek ve gelişmiş veri analitiği.</p>
<p>Bununla birlikte, katılımcıların sadece %19&#8217;u bahsetmiş olsa da “iş gücü” nün başarılı bir dönüşüm için öncelikler arasında yer alması gerekmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-cfolari-cesur-degisimler-yapan-duygusal-zekasi-yuksek-kisilerden-olusacak-392471">Geleceğin CFO&#8217;ları cesur değişimler yapan duygusal zekası yüksek kişilerden oluşacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası ticaretteki gelişmeler, küresel ekonomik değişimler lojistik sektörünü nasıl etkiliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ticaretteki-gelismeler-kuresel-ekonomik-degisimler-lojistik-sektorunu-nasil-etkiliyor-384817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 14:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünü]]></category>
		<category><![CDATA[ticaretteki]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lojistik sektörü, küresel ticaretin en önemli destekleyicilerinden biri olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ticaretteki-gelismeler-kuresel-ekonomik-degisimler-lojistik-sektorunu-nasil-etkiliyor-384817">Uluslararası ticaretteki gelişmeler, küresel ekonomik değişimler lojistik sektörünü nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Lojistik sektörü, küresel ticaretin en önemli destekleyicilerinden biri olarak görülüyor. Son yıllarda dünya ekonomisinde yaşanan değişimler ve uluslararası ticaretteki gelişmeler, lojistik sektörüne de yansıyor. Lojistik firmaları, tedarik zinciri yönetimindeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri takip ederek küresel ticaretin gelişimine katkı sağlıyor. Bu süreçte, lojistik sektöründeki lider firmaların fikirleri ve stratejileri, küresel ekonomiye yön veren önemli bir kaynak haline geliyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Küresel ekonominin can damarı olan lojistik sektörü, dünya ticaretinin her geçen gün daha da büyümesinde önemli bir rol oynuyor. Lojistik firmaları, tedarik zinciri yönetimi, depolama, taşıma, gümrük işlemleri gibi pek çok alanda hizmet sunarak, küresel ticaretin gelişimine katkı sağlıyor. Son yıllarda yaşanan dünya ekonomisindeki değişimler ve uluslararası ticaretteki gelişmeler, lojistik sektörünü de etkiliyor. Lojistik firmaları, bu zorlu süreçte müşterilerine özel çözümler sunarak ve tedarik zincirlerini yöneterek küresel ticaretin can damarı haline geliyor. Aynı zamanda, sektör liderleri de tedarik zinciri yönetimi, teknolojik yenilikler ve dijital dönüşüm gibi konularda stratejilerini güncelleyerek, küresel ticaretin gelişimine yön veriyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin önde gelen lojistik şirketlerinden biri olan BATI Innovative Logistics Uluslararası Satış Direktörü Kaan Aydın, 2023 yılının ikinci çeyreğinde lojistik sektörünün mevcut durumunu ve geleceğini değerlendirdi. Aydın, sektördeki güncel trendleri ve zorlukları ele alarak, gelecek dönemde beklenen gelişmeler hakkında önemli bilgiler paylaşıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaan Aydın, lojistik sektörünün son yıllarda hızla büyüdüğünü ve geliştiğini belirtiyor. Küreselleşme, e-ticaretin yükselişi ve tüketici beklentilerindeki değişimler gibi faktörler, lojistik sektörünün daha da önem kazanmasına neden oluyor. Aydın, bu büyüme trendinin 2023 yılının ikinci çeyreğinde de devam ettiğini vurguluyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Aydın lojistik sektöründe ortaya çıkan bazı önemli trendleri ele alıyor. E-ticaretin hızla büyümesiyle birlikte, lojistik şirketlerin hızlı teslimat ve verimlilik konularına odaklandığını belirtiyor. Aydın, teknolojinin lojistik süreçlerindeki rolünün giderek arttığını ve yapay zekâ, otomasyon ve veri analitiği gibi alanlarda yapılan yeniliklerin sektöre büyük avantajlar sağladığını ifade ediyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Lojistik sektöründe yaşanan zorlukları da değerlendiren Aydın, artan rekabet, yüksek yakıt maliyetleri ve işgücü sorunlarının sektörün önündeki başlıca engeller olduğunu dile getiriyor. Aydın, bu zorluklarla başa çıkmak için şirketlerin inovasyona ve iş birliklerine önem vermesi gerektiğini belirtiyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Son olarak Aydın, lojistik sektörünün geleceği hakkında iyimser bir görüş dile getiriyor. E-ticaretin hızla büyümeye devam edeceğini ve bu durumun lojistik sektörünün daha da önemli hale gelmesini sağlayacağını ifade ediyor. Aydın, teknolojik gelişmelerin ve çevre dostu uygulamaların sektörün geleceğini şekillendireceğini ve şirketlerin bu alanlara yatırım yapması gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ticaretteki-gelismeler-kuresel-ekonomik-degisimler-lojistik-sektorunu-nasil-etkiliyor-384817">Uluslararası ticaretteki gelişmeler, küresel ekonomik değişimler lojistik sektörünü nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelik dönemindeki hormonal değişimler psikolojik sorunlara gebe olabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelik-donemindeki-hormonal-degisimler-psikolojik-sorunlara-gebe-olabiliyor-383720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 09:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[dönemindeki]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hormonal]]></category>
		<category><![CDATA[olabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın vücudunda yeni bir hayatın oluştuğu, heyecan verici bir süreç olan hamilelik, hayatın en unutulmaz ve değerli anlarından da biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelik-donemindeki-hormonal-degisimler-psikolojik-sorunlara-gebe-olabiliyor-383720">Hamilelik dönemindeki hormonal değişimler psikolojik sorunlara gebe olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadın vücudunda yeni bir hayatın oluştuğu, heyecan verici bir süreç olan hamilelik, hayatın en unutulmaz ve değerli anlarından da biri. Hamileliğin fiziksel değişikliklerin yanı sıra, kadınların duygusal ve psikolojik sağlığını da etkilediğini belirten Hiwell Online Terapi Platformu Uzman Klinik Psikoloğu Dilara Cura İçten, “Gebelikte hormonal değişimler, kaygı, stres, duygusal dalgalanmalar gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu sorunlar, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Hamilelikte eşlerin anne adaylarına destek olmaları, duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri çok önemli. Bu süreçte psikolojik sorunlar yaygın olabilir, ancak destek ve tedaviyle anne adayları sağlıklı bir hamilelik ve doğum geçirebilir” dedi.</strong></p>
<p>Kadın bedeninin ve ruhunun bir arada büyüme ve dönüşüm yaşadığı bir zaman dilimi olan hamilelik döneminde anne adayları, hayatlarının en güzel ve unutulmaz deneyimlerini yaşıyor. Bebeğin ilk hareketlerini hissetmek ve onun gelişimini izlemek, gebeliğin en özel anlardan biri olsa da anne adayları bu dönemde fiziksel ve psikolojik olarak hassas bir dönemden geçebiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Hiwell Online Terapi Platformu Uzman Klinik Psikoloğu Dilara Cura İçten, hamileliğin heyecan verici olsa da hormonal değişiklikler, fiziksel rahatsızlıklar ve gelecekle ilgili endişeler gibi birçok stres etkenini de beraberinde getirebileceğinin altını çizdi. Anne adayının hamilelik döneminde heyecanlı olabileceği gibi sürecin belirsizliği nedeniyle kaygılı hissedebileceğini de belirten Dilara Cura İçten, “Bebeğim sağlıklı olacak mı?”, “İyi bir anne olabilecek miyim?”, “Eşimle olan ilişki doğumdan sonra nasıl olacak?”, “Çok mu kilo alacağım?”, “Eşim doğumdan sonra da beni beğenmeye devam edecek mi?”, “Kariyerim nasıl şekillenecek?”, “Sosyal hayatım değişecek mi?” gibi birçok kaygı dolu soru, anne adayında stres yaratabiliyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“BEKLENMEYEN GEBELİKLERDE DEPRESYON RİSKİ VAR”</strong></p>
<p>Hamileliğin ilk dönemlerinde kaygıların ve soru işaretlerinin normal olduğunu ifade eden Dilara Cura İçten, “Bu duygusal süreç boyunca desteğe ihtiyacı olan anne adayının yanında olmak ve bunu hissettirmek çok önemli. Anne adayları bu dönemde günlük hayatını olumsuz etkileyecek boyutta; uykusuzluk, bulantı, sinir, sürekli mutsuzluk hali, iştahsızlık, tahammülsüzlük, öfke gibi durumları yaşayabilir. Planlı ya da arzu edilen bir hamilelikte anne adayları mutlu hissetseler bile yoğun duygusal iniş-çıkışlar yaşayabiliyorken, istenmeyen ya da beklenmeyen gebelikler depresyon riskini de beraberinde getirebiliyor. Özellikle hamileliği sürpriz olan anne adaylarının; hem vücudunda oluşabilecek değişimlere hem de ruh haliyle ilgili gelecekte yaşayabilecekleri kaygılarla ilgili profesyonel destek almalarında fayda var” diye konuştu. </p>
<p><strong>EŞ DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Hamilelik döneminin, aile hayatına geçiş süreci için çok büyük sorumluluk olduğunu söyleyen Dilara Cura İçten, “Çiftler, bebekle birlikte farklı bir role bürünecekleri bir döneme adım atıyor ve anne-baba olmaya hazırlanıyor. Eşinin ve ailesinin desteğini gördüğünü hisseden anne adayı, gebeliğini daha mutlu ve huzurlu geçirir. Eşlerin, anne adaylarının konforunu sağlamayarak, ona yardımcı olarak ve iş bölümü yaparak anne adayına destek olmaları gerekiyor. Gebelik döneminde eşlerin bu duruma ve rollerine adapte olmaya çalışırken birbirilerine saygı, sevgi ve anlayış göstermeleri gerekiyor. Unutulmamalı ki mutlu bir anne ve baba, mutlu çocuk demektir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“BEBEKLER, ANNENİN HİSSETTİĞİ BÜTÜN DUYGULARI HİSSEDER”</strong></p>
<p>Anne adayının rahat bir hamilelik geçirmesinin de çok önemli olduğunu vurgulayan Dilara Cura İçten, “Aksi halde bebek, ihtiyaç duyduğu oksijen ve besini yeteri kadar alamaz. Ayrıca bebek, hormonlar sayesinde annenin hamilelik sürecinde hissettiği bütün duyguları hisseder ve anne karnındaki bebeğin huzursuz olmasına yol açabilir. Bu nedenle de anne adayının bebeğiyle temas kurması çok önemli. Karına dokunmak, duyguları paylaşmak gibi annenin bebeğiyle birlikte yapacağı sohbetler, anne ve bebeği birbirine bağlar” diye konuştu.</p>
<p><strong>“MÜKEMMEL ANNE” OLMAK YERİNE “YETERİ KADAR İYİ ANNE” OLMAYA YOĞUNLAŞIN”</strong></p>
<p>Anne adaylarının hamilelik sürecini “mükemmel anne” olma hedefiyle geçirebildiğini de söyleyen  Dilara Cura İçten, bu hedefin çoğu anne adayının kendini yormasına, yeterliliğini sorgulamasına ve kendisini eksik hissetmesine neden olabileceğini de ifade etti. Anne adaylarının bunun yerine “yeteri kadar iyi anne” olmaya yoğunlaşmasının çok daha önemli olduğunu söyleyen Cula, hamilelik döneminde kendine zaman ayırmak ve arkadaş çevresiyle birlikte keyifli vakit geçirmenin bu fikirden uzaklaşmalarına yardımcı olacağını da bildirdi.</p>
<p><strong>HAMİLELİK SONRASI DEPRESYONA DİKKAT!</strong></p>
<p>Hamilelik düresinin geride kalmasıyla birlikte bebeklerine eline alan ve tüm zorlukları geride bıraktığını düşünen annelerin lohusalık hüznü yaşayabileceğini söyleyen Dilara Cura İçten, “Bu durum, doğumdan sonra başlıyor ve genellikle birkaç gün sürebiliyor. Anne bu dönemde; sıkıntı, sinir, ağlama ve unutkanlık gibi duygular yaşayabiliyor. Bazı durumlarda yeni annelerin içinde bulunduğu üzüntülü hislerle birlikte daha yoğun yaşamasına neden olabiliyor. Hamilelik sürecinde ya da doğumdan sonraki bir yıl içinde ortaya çıkabilen doğum sonrası depresyonu ise şiddeti hafif ve kısa süreliden, çok ağır ve uzun süreliye kadar değişkenlik gösterebiliyor. Bu durumda doğumdan sonraki ilk üç ay içinde azalması bekleniyor. Aksi takdirde profesyonel yardım alınması oldukça önemli” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelik-donemindeki-hormonal-degisimler-psikolojik-sorunlara-gebe-olabiliyor-383720">Hamilelik dönemindeki hormonal değişimler psikolojik sorunlara gebe olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
