<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>davranışı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/davranisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/davranisi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Feb 2026 08:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>davranışı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/davranisi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[şareti]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden daha fazla dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite göstermesi olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328">Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden daha fazla dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite göstermesi olarak tanımlanıyor. Çocukluk çağında başlayan ve tedavi edilmezse erişkin yaşta da devam edebilen DEHB, sadece dikkat dağınıklığı ve hareketlilikle sınırlı kalmıyor kişinin yaşam kalitesini de düşürüyor. Memorial Ankara Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Klinik Psikolog Eda Atay, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu hakkında bilgi vererek, erken tanı ve bütüncül olarak uygulanan tedavilerin önemine değindi. </p>
<p>Günümüzde DEHB’in fark edilme oranı artış göstermektedir. Daha önce “Çok yaramaz” ya da “Dalgın” olarak adlandırılan çocukların aslında dikkat eksikliği ya da dürtüsellik belirtileri gösterdiği artık bilinmektedir. Günümüzde çocuklar çok sayıda uyaranla karşılaşmaktadır. Gün içinde ekran maruziyeti sürelerinin artması, hızlı uyarıcı akışına alışma, dopamin sistemini etkileyerek dikkat süresini kısaltabilmektedir. Bu durum DEHB belirtilerini daha fark edilir hale getirmektedir. Artık hem aileler hem öğretmenler hem de uzmanlar bu belirtileri daha erken tanıyabilmektedir. </p>
<p><strong>Bu belirtiler DEHB için sinyal veriyor olabilir!</strong></p>
<ol>
<li><strong>Dikkat Eksikliği:</strong> Detaylara dikkat etmeme, görevleri tamamlama konusunda zorlanma, dikkatin kolayca dağılması, ödev/görev unutma ve eşya kaybetme gibi durumlarla kendini belli etmektedir. </li>
<li><strong>Hiperaktivite:</strong> Sürekli hareket ihtiyacı, aşırı konuşma, sabretmekte zorlanma olarak gözlemlenir. </li>
<li><strong>Dürtüsellik:</strong> Sıra bekleyememe, düşünmeden hareket etme, başkalarının sözünü kesme, riski gözetememe olarak tanımlanabilir. Belirtilerin hangi alanda olduğu ve şiddeti kişi özelinde değişiklik gösterebilir. Belirtiler üç alanda birden gözlemlenebileceği gibi ayrı ayrı da gözlemlenebilir. Bireysel değerlendirmeler sonucu kişinin DEHB düzeyi ve zorlanmalarının hangi alanlarda, ne derece şiddetli olduğu belirlenir. Bunun yanı sıra sessiz ve sakin olarak nitelendirilen, bu yüzden de daha geç fark edilen hipoaktif olarak gözlemlenmesine rağmen dikkatini toplamakta zorlanan çocuklar da vardır. Sakin olarak nitelendirdiğimiz çocuklarda da dikkat eksikliği gözlemlenebilir, bu çocuklar da gözden kaçırılmamalıdır.</li>
</ol>
<p><strong>Erişkinlerde de görülüyor</strong></p>
<p>DEHB, çocukluk çağında tanılanması sebebiyle toplumda genellikle çocukluk çağına özgü bir durum olarak düşünülse de aslında sadece çocukluk çağına özgü bir durum değildir. Çoğu bireyde belirtiler ergenlik ve yetişkinlik döneminde de devam eder. Klinikte, çocukluk çağında tanılanmamış ancak DEHB belirtileri taşıyan yetişkin bireylerle de karşılaşıyoruz. Yaş ilerledikçe sosyal uyuma bağlı olarak hiperaktiviteye yönelik şikayetler genellikle azalır ancak dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve organizasyon güçlükleri yetişkin yaşamda da etkisini sürdürür. Yetişkinlikte DEHB, çocukluktaki kadar belirgin özellikler yerine içsel huzursuzluk ve dağınıklık hissiyle kendini göstermektedir.  </p>
<p><strong>Kişiye özel bütüncül tedaviler ile başarılı sonuçlar elde ediyor </strong></p>
<p>Bireysel değerlendirme sonucuna bağlı olarak, ilaçlar ve davranış terapileri ortak kullanılmaktadır. İlaç tedavisi her çocuk için zorunlu değildir. Belirtilerin şiddeti, çocuğun yaşı ve yaşam alanlarındaki işlevsellik düzeyi dikkate alınarak tedavi planı yapılır. Hafif düzeydeki vakalarda yalnızca davranışsal terapiler ve çevre düzenlemeler yeterli olabilmektedir. Ancak akademik ve sosyal yaşam belirgin şekilde etkileniyorsa ilaç tedavisi gerekebilir. İlaçlar beynin kimyasal sistemindeki farklılığı düzenlerken, davranışsal psikoterapiler ile semptomları hafifletmek, öğrenme becerilerini geliştirmek mümkün hale gelir. Tedavi yöntemleri uzun süreli ve bütüncül olarak uygulandığında, belirgin gelişmeler ve kalıcı fayda sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Erken tanı başarı oranını artırıyor </strong></p>
<p>Erken tanı ve tedavi, çocuğun akademik başarısını, özgüvenini ve sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkiliyor. Müdahale edilmediğinde özsaygı düşüklüğü, okul başarısızlığı ve davranış sorunları görülebiliyor. Erken destek, bu zinciri kırarak çocuğun potansiyelini sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor. Durumun erken fark edilmesi ve doğru yönetilmesi, bireyin yaşam boyu uyumunu güçlendirir.</p>
<p><strong>Tedavide aile ve öğretmenlerin rolü büyük!</strong></p>
<p>Çocuklar için planlanan tedavilere ek olarak ailelerin de bu konuya yönelik ebeveyn danışmanlığı alması önemlidir. Ailelerin öncelikle bu durumun çocuğun elinde olmayan, kasıtlı olmayan bir durum olduğunu bilmeleri, çocuğun davranışlarını “İnat” veya “Tembellik” olarak yorumlamamaları önemlidir. Net kurallar, kısa yönergeler, olumlu pekiştirme ve öngörülebilir rutinler çocuğun uyumunu kolaylaştırmaktadır. Ayrıca çocuğun çabasını fark edip takdir etmek motivasyon açısından değerlidir. Öğretmenler, DEHB’li öğrencilerin potansiyellerini fark edip, öğrenme ortamını buna göre düzenleyerek sürece destek olabilirler. Kısa ve net yönergeler vermek, olumlu gerim bildirimlerde bulunmak, sık ama kısa molalar tanımak, görsel materyaller kullanmak, sınıf ortamında öğretmenlerin kullanabileceği etkili yöntemlerdendir. Ayrıca sınıf içinde öğrenciyi etiketlemeden, bireysel farklılıklara duyarlı bir yaklaşım sergilemek önemlidir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328">Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sultan Tarlacı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Fiziksel şiddet, ruhsal yapıyı; ruhsal şiddet de fiziksel yapıyı etkiler! </strong></p>
<p>Şiddetin hem ruhsal ve hem de fiziksel olabileceğini aktaran Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “İnsan ruhsal ve bedensel yapıdan oluşur. Bu iki kavram sıkı ilişki içerisindedir. Dolayısıyla bedene alınan bir şiddet, ruhsal yapıyı etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Ruhsal alınan bir şiddetin de aynı doğrultuda fiziksel yapıyı bozabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, “İki kavram da insanda iç içe geçtiği için ayırmak pek kolay olmayabilir. Şiddete maruz kalan kişide ruhsal, fiziksel, psikolojik veya cinsel bir değişim olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati ve öz kontrol bozulur, suç ve şiddet eğilimi artar! </strong></p>
<p>Şiddet uygulayan kişide kendine özgü beyinsel kişilik davranış özelliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Âşık biri, sevdiği kişi tarafından reddediliyorsa beyin bir yas durumuna girer. Depresyon, üzüntü ve ağlama vardır ancak beynine bakıldığında büyük bir acı görürüz.” dedi.</p>
<p>Suçlu beyin özelliğinin çok boyutu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “1848’li yıllarda beyni hasar görmüş kişilerin davranışlarının değiştiği görüldü. Araştırmalar neticesinde, öz kontrolümüzün bulunduğu beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati, normlara uyma, öz kontrolün bozulduğu ve yaptığı eylemin sonucunu tahmin edememe gibi bulgular saptandı. Bunun sonucunda da suç ve şiddet eğilimi artar.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekilleniyor! </strong></p>
<p>Aileden gelen genetik bağlantıların da suça yatkınlık olasılığını artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Beynin kimyasını dengeleyen bir enzim ya da beyindeki kimyasalı parçalayan bir protein vardır. Bu kısım, olası bir gen alımında şiddet özelliğinin arttığını bize göstermiştir. Diğer adı savaşçı gendir. Ama bu tek başına suçlu sayılmaz.” dedi.</p>
<p>Çevre faktörlerinin de etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarlacı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Beyin, anne karnından 21 yaşına kadar gelişme gösterir. O süreç içerisinde beslenmenizden soluduğunuz hava ve duygu-iletişim durumunu kazanıp kazanmama gibi faktörler de ekleniyor. Genetik kaderi kabul etmiyoruz. Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekillenir. Halk arasında psikopat dediğimiz ve sürekli suç işlemeye meyli olan insanlar da var. Bu insanlarda beyin bölgesinde empati ve öz kontrol eksikliği görülmüş. Ancak psikopat beyin de olsa toplum, kültür, aile, iyi eğitim ve destek bu insanı tamamen suç işlemeyen bir birey haline çevirebiliyor.” </p>
<p><strong>Çocuğa erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller!</strong></p>
<p>Ailenin ilk öğrenme ortamı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Eğer ailede sevgi görülmüş, dinlenilmiş, duygularını ifade eden bir birey olarak yetişmişse, baskı yapılmamışsa ve şiddetten uzaklaştırılmışsa ileride o çocuk iyi bir insan haline gelir. Çocuklar konuşmadıkları dönemlerde aynalama yaparlar. Erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller.” dedi.</p>
<p>İki kardeşin birbirinden tamamen farklı davranışlar gösterdiğine işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, “Biz anne-babamızdan genleri alırken onların tüm kopyalarını almayız. Yarı anneden ve yarı babadan alıyoruz. Kendi içerisinde çaprazlaşma dediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. Kişilik ve mizaç anne ve babamızdan otomatik olarak gelir. Karakteri ise toplum, aile ve okul gibi unsurlar şekillendirir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor! </strong></p>
<p>Dönemlere bağlı genetik olarak biyolojik çeşitlilik olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Belli bir kesim daha yaratıcı, üretken olabilirken stres, baskı ve hayattaki zorluklarla daha kolay başa çıkabiliyor. Diğer bir kesimi ise yaratıcılığı az, hayatla mücadeleden kaçınan bireyler olarak görüyoruz. Çocuk, ailede şiddeti bir çözüm yolu olarak görmüşse bunu kendine modeller.” dedi.</p>
<p>Beyin açısından bakıldığında erkeklerin 24, kadınların 21 yaşında hayatla mücadele edebilecek bireylere dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı sözlerini söyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor. Hücreler arası bozukluk ve duygu durum bozukluğu da ortaya çıkabiliyor. Bu insan, insanlara hem az güvenir hem de dünyayı tehdit olarak görmeye başlar. 20-30 senedir takip edilen çocuklar var. Hayvana şiddet, okuldan kaçma ve akranlarına zorbalık gibi 12 parametre dikkate alındığı zaman, ilkokul veya ortaokul döneminde görülmüşse ileride yasal ve kriminal bir dosyası oluyor. O halde bu çocuklarla ilgili tedbirler alınabilir. Hiçbir çocuk şiddeti talep etmez. Hiperaktif çocukların fazla hareketli olmasının illaki bir anlamı vardır. Onu anlayıp ona göre bir çözüm yolu bulmak gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateşle oynamak nadir bir sorunun belirtisi olabilir! Yangına karşı durdurulamayan tutku: Piromani</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atesle-oynamak-nadir-bir-sorunun-belirtisi-olabilir-yangina-karsi-durdurulamayan-tutku-piromani-578848</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 13:20:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ateşle]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[oynamak]]></category>
		<category><![CDATA[Piromani]]></category>
		<category><![CDATA[sorunun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[Yangın Çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[yangına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578848</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, piromani ve yangın çıkarma davranışlarının farkları, erken işaretleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesle-oynamak-nadir-bir-sorunun-belirtisi-olabilir-yangina-karsi-durdurulamayan-tutku-piromani-578848">Ateşle oynamak nadir bir sorunun belirtisi olabilir! Yangına karşı durdurulamayan tutku: Piromani</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, piromani ve yangın çıkarma davranışlarının farkları, erken işaretleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Piromanlar, yangın çıkarma isteğine engel olamıyorlar!</strong></p>
<p>Piromaninin, psikiyatride ‘dürtü kontrol bozuklukları’ sınıfında yer aldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu bozukluğa sahip kişiler, tekrarlayan ve bilinçli olarak yangın çıkarma isteğine engel olamazlar.” dedi.</p>
<p>Tanı için aranan temel ölçütleri sıralayan Aydın, “Birden fazla kez kasıtlı yangın çıkarmak, yangın öncesinde yoğun bir gerginlik veya heyecan yaşamak, yangın sırasında ya da sonrasında rahatlama veya haz duymak, yangının maddi çıkar, öç, ideolojik amaç gibi nedenlerle çıkarılmaması, bu davranışın psikoz, mani veya zayıf muhakeme gibi başka bir durumla açıklanamaması gerekir. Örneğin 17 yaşındaki bir genç, ‘içimdeki sıkışma ancak kibriti çaktığımda geçiyor’ diyorsa ve bu davranıştan maddi bir kazanç elde etmiyorsa, bu tablo piromaniyi düşündürebilir. Elbette kesin tanı yalnızca uzmanlar tarafından konur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Travmalar yangın çıkarma riskini artırabilir ama her çocuk piromani geliştirmez!</strong></p>
<p>Her yangın çıkaran kişinin piromanik olmadığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yangın çıkarma davranışı, kaza, çıkar sağlama, ideolojik amaç, öfke ya da suç işleme niyetiyle de olabilir. Kundaklama (arson), hukuki bir terimdir ve genellikle zarar verme amacı taşır. Piromani ise tamamen farklıdır. Burada kişi yalnızca yangın çıkarmanın kendisinden haz alır, başka bir amaç yoktur.” dedi.</p>
<p>Araştırmaların, özellikle ergenlerde aile içi çatışma, ebeveyn ilgisizliği, gözetim eksikliği ve travmatik yaşantıların yangın çıkarma davranışlarını artırabileceğini gösterdiğini kaydeden Aydın, “Ancak piromani bu davranışların çok küçük ve nadir bir alt grubudur. Yani travma ve sorunlu aile ortamı yangın çıkarma riskini artırabilir ama her çocuk piromani geliştirmez.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bu davranışlar piromaniye işaret ediyor olabilir!</strong></p>
<p>Toplum verilerine göre yangın çıkarma davranışının en çok 18–29 yaş arası erkeklerde görüldüğünü dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak piromani tanısının kendisi oldukça nadirdir. Kundaklama suçundan hüküm giymiş kişilerin yalnızca yaklaşık yüzde 3’ü piromani kriterlerini karşılar.” dedi.</p>
<p>Piromaniyi düşündürebilecek erken işaretlere dikkat çeken Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Ateşe, yangınlara, itfaiyeye aşırı ilgi, küçük çaplı ateşler yakma davranışı, yangın öncesinde huzursuzluk, sonrasında rahatlama, yangınların çıkar sağlamak ya da mesaj vermek amacıyla yapılmaması. Aileler ve öğretmenler için uyarı sinyalleri ise şöyle sıralanabilir: Çocuğun gizlice kibrit ya da çakmak taşıması, eşyalarının arasında yanık kokulu materyaller bulunması, sık sık küçük ateşler yakması, yangın sonrası ‘içim ferahladı’ gibi ifadeler kullanması.”</p>
<p><strong>Tedavinin temeli terapi!</strong></p>
<p>Tedavi için piromaniye özgü bir ‘ilaç’ olmadığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak tedavi, özellikle psikoterapi ile mümkün.” dedi.</p>
<p>Bilişsel davranışçı terapide dürtüyü fark etme, geciktirme, yerine başka yollar koyma, yangın güvenliği eğitimi gibi teknikler kullanıldığını aktaran Aydın, diğer tedavi yöntemlerinden bahsederek sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aile temelli programlarda çocuk ve ergenler aileyle birlikte yürütülen programlara alınır ve bunlar çok önemlidir. Multisistemik terapide çocuk, aile, okul, arkadaş çevresi ve toplumla birlikte ele alınır. Bu yöntem, yangın çıkarma davranışı da dâhil olmak üzere birçok riskli davranışı azaltmada etkili bulunmuştur. İlaç desteği eşlik eden depresyon, kaygı, dürtüsellik gibi bazı vakalarda kullanılabilir. Antidepresanlar veya naltrekson gibi ilaçlar vaka bazında tercih edilebilse de kanıtlar sınırlıdır. Tedavi süresi kişiye göre değişir. Çoğunlukla birkaç aylık yoğun terapi ve sonrasında uzun süreli takip gerekir. Başarı oranı, özellikle erken dönemde fark edilirse ve aile-uzman işbirliği sağlanırsa oldukça artar.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesle-oynamak-nadir-bir-sorunun-belirtisi-olabilir-yangina-karsi-durdurulamayan-tutku-piromani-578848">Ateşle oynamak nadir bir sorunun belirtisi olabilir! Yangına karşı durdurulamayan tutku: Piromani</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerin davranışı pes dedirtti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerin-davranisi-pes-dedirtti-538604</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 11:58:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[dedirtti]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[peş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=538604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşların rahat ve konforlu bir ulaşım sağlamaları için kent genelinde yaygınlaştırdığı yürüyen merdivenler kendini bilmez kişi ya da kişilerin hedefi oluyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-davranisi-pes-dedirtti-538604">Gençlerin davranışı pes dedirtti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların güvenliği ve konforu için kentin pek çok noktasında inşa ettiği yürüyen merdiven ve asansörler, kendini bilmez kişilerin hedefi oluyor. Artık alışık olduğumuz görüntülere maalesef yenileri ekleniyor.</p>
<p>Kameraya yansıyan görüntülerde bir grup gencin yürüyen merdivenleri kullanma biçimi bu kadarına da pes dedirtti.</p>
<p> </p>
<p><b>KAMU MALI HEPİMİZİN</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşların güvenliği ve konforu için kentin pek çok noktasında inşa ettiği asansör ve yürüyen merdivenler, kendini bilmez kişi ya da kişiler tarafından çirkin görüntülere maruz kalıyor. Özellikle dezavantajlı gruplar için hayati öneme sahip asansör ve yürüyen merdivenlerde kaydedilen son görüntüler bu kadarına da pes dedirtti. Bir üst geçitte güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde iki gencin yürüyen merdivenleri kullanma biçimi çirkin anları beraberinde getirdi. Gençlerin yürüyen merdivenleri kullanmak yerine yürüyen merdivenlerin tutunma bandına binerek kaymaları ve bunları eğlenceye dönüştürmeleri tepki çekti.</p>
<p> </p>
<p><b>ANLIK OLARAK TAKİP EDİLİYOR</b></p>
<p>Kent genelinde hizmet veren yürüyen merdiven, asansör ve engelli platformlarının bakım, onarım ve tadilatlarını düzenli olarak gerçekleştiren Büyükşehir Belediyesi, üniteleri kamera ve izleme sistemleri ile 7/24 takip ediyor. Böylelikle duyarsız vatandaşlar tarafından zarar verilen üniteler için gerekli onarım çalışmaları başlatılıyor.</p>
<p> </p>
<p><b>37 YÜRÜYEN MERDİVEN, 144 ASANSÖR</b></p>
<p>Kocaeli geneli üst geçitlerde toplam 37 yürüyen merdiven ve 144 asansör bulunuyor. Bu yürüyen merdiven ve asansörlerin periyodik bakım ve onarımları ilgili yönetmelikler doğrultusunda yapılıyor. Aylık periyodik bakımların yanı sıra yürüyen merdiven ve asansörlerde çıkabilecek arızalara da müdahale ve onarım hizmeti Enerji Aydınlatma ve Mekanik İşler Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülüyor. Böylece tüm yürüyen merdiven ve asansörlerin sunduğu hizmet kalitesi artırılmakla beraber vatandaşlar bu hizmetten sorunsuz olarak faydalanmış oluyor.</p>
<p> </p>
<p><b>SORUMLULAR YASAL İŞLEM ALTINDA</b></p>
<p>Yürüyen merdivenlerin ve asansörlerin kasıtlı olarak durdurulması hem kamu malına zarar veriyor hem de günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Ayrıca ünitelere kasıtlı olarak zarar verdiği tespit edilen ve olumsuz hareketlerde bulunan kendini bilmez kişiler için yasal işlem başlatılıyor. Hizmette aksamaların etkin ve hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması amacıyla kamera ve izleme sistemleri ile takibi yapılıyor.</p>
<p> </p>
<p><b>BAKIM, ONARIM VE ARIZA TAKİBİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde hizmet veren yürüyen merdiven ve asansörlerin bakım ve onarımını aksatmadan sürdürüyor. Arıza ihbarlarını hızla değerlendiren Büyükşehir ekipleri, 153 Çağrı Merkezi’ne gelen bildirimlere anında müdahale ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-davranisi-pes-dedirtti-538604">Gençlerin davranışı pes dedirtti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
