<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>davranış | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/davranis/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/davranis</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 07:42:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>davranış | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/davranis</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalara]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kaygılı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[motive]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor.</strong></p>
<p><strong>Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha “öfkeli” değil, daha ziyade “kaygılı ve üzgün” hale geldiğini gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfkenin insani ve evrensel nitelikte temel bir duygu olduğunu unutmamamız lazım. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün” diyerek öfke yönetimiyle ilgili önemli bilgiler veriyor… </strong></p>
<p>Öfke, psikoloji araştırmalarında mutluluk, üzüntü, korku, iğrenme ve şaşkınlık ile birlikte altı temel duygu kategorisinden biri olarak kabul ediliyor. Buna rağmen popüler kültürde sürekli pozitif kalma baskısı öfkeyi “zararlı” bir duygu gibi konumlandırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt bu yanlış algıya dikkat çekerek, “Sanki her an pozitif kalınması, olumsuz hislerin bir kenara itilmesi ve öfkenin her zaman bastırılması gereken yıkıcı bir duygu olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Oysa öfke, bizim değişen çevresel koşullara uyum sağlamamıza yardımcı olan, karşımıza çıkan engelleri aşmamıza yardımcı olan evrimsel değeri yüksek motive edici bir duygudur. Öfke, halk arasında sanki saldırganlıkla eş değermiş gibi algılanıyor. Öfke bir duygudur, saldırganlık ise bu duygunun kontrol edilmeden açığa çıkmış bir davranış formudur” diyor.</p>
<p><strong>Beyinde Öfke Nasıl Kontrol Ediliyor?</strong></p>
<p>Texas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Heather Lench ve ekibinin 2023 yılında yayımladığı kapsamlı çalışma, öfkenin performansı artıran motive edici bir duygu olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle zorlayıcı görevlerde öfke, bireyi “eyleme hazırlık” durumuna sokuyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Özellikle zorluk düzeyinin yüksek olduğu görevlerde öfke motive edici bir rol üstlenir; ancak bu durum bazen bireylerin etik kuralları ihlal etmesine ya da ahlaki normların dışına çıkmasına neden olabilir” diyor.</p>
<p>Beyin, öfke karşısında otomatik ve kontrolsüz bir patlama yaratmıyor; aksine bir denge mekanizması kuruyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Beynimizdeki Amigdala bölgesi tehdit veya engel algılandığında duygusal tepkiyi ateşler. Ancak aynı anda ventromedial prefrontal korteks devreye girerek bu tepkiyi kontrol eder ve yönetir” diyor. Alkol ve madde kullanımının bu dengeyi bozduğunu belirten Prof. Dr. Murat Kurt, “Bu maddeler kontrol mekanizmasını devre dışı bırakır ve amigdalanın tek başına hareket etmesine neden olur” diyor.</p>
<p><strong>Öfke, Yıkıcı Bir Boyuta Ulaşmamalı </strong></p>
<p>Öfke genellikle bir hedefin engellenmesi, beklenen bir ödülün alınamaması, haksızlığa uğrama, tehdit edilme veya başkalarının planlarımızı etkilemesi sonucu ortaya çıkıyor. Bunun yanında uykusuzluk, sosyal dışlanma ve stres de öfkeyi tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bir olayı nasıl algıladığımız ve nasıl yorumladığımızla doğrudan ilişkilidir; bu nedenle oldukça öznel ve kişiye özgü bir duygudur” diyor.</p>
<p>Öfke; üzüntü, korku veya depresyon gibi geri çekilmeye neden olan duyguların aksine bireyi harekete geçirir. Bir başka deyişle öfke bir “yaklaşma duygusudur.” Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bireyi pasif bir bekleyişten çıkarıp aktif bir eyleme iter; sınırların korunmasına, adaletsizliğe karşı harekete geçilmesine yardımcı olur. Öfkenin kendisi aslında “kötü” bir duygu değildir. Esas olan öfkenin nasıl ifade edildiğidir, bir başka deyişle öfkeyi dışarıya nasıl yansıttığımız ve öfkenin tetiklediği davranışların yıkıcı bir boyuta dönüşüp dönüşmemesi önemlidir. Böyle baktığımızda öfkenin bireyler açısından işlevsel bir değeri vardır. Bireyi motive eder, engellerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, sınırların korunmasına yardımcı olur, adaletsizliğe karşı bireyi harekete geçirir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Dünya Öfkeli Değil, Daha Ziyade Kaygılı Ve Üzgün </strong></p>
<p>Davranışsal bilimler ve psikoloji alanlarında önemli araştırmaları olan bilim insanları Dr. Michael Daly ve Dr. Lucia Macchia tarafından 113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan geniş çaplı analiz, 2009-2021 yılları arasında küresel duygusal sıkıntının %25’ten %31’e çıktığını gösteriyor. Ancak öfke seviyelerinde yalnızca %1.61’lik, istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir değişim gözleniyor.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, “Aslında daha öfkeli bir dünyada değil, daha ziyade kaygılı ve üzgün bir dünyada yaşıyoruz. Araştırmalar duygusal sıkıntılardaki artışın özellikle düşük eğitim ve gelir seviyesine sahip gruplarda daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum ise ekonomik güvensizliğin ve toplumsal istikrarın bozulmasının biyolojimizi nasıl doğrudan etkilediğinin bir kanıtıdır” diyor.</p>
<p><strong>Önemli Olan Öfkeyi Sağlıklı Bir Şekilde İfade Etmek</strong></p>
<p>Öfke evrensel ve insani bir duygudur; bastırılması değil, sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Kontrol edilemediğinde ise saldırganlığa dönüşebilir ve hem bireye hem çevresine zarar verebilir. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfkenin en yıkıcı formu saldırganlıktır. Esas olan, öfkeyi yıkıcı bir davranışa dönüştürmeden sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir” diyor.</p>
<p>Saldırganlığın, bir başkasına bağırmaktan fiziksel olarak zarar vermeye kadar uzanan geniş yelpazedeki birçok davranışı kapsadığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Saldırganlık sadece başkalarına değil bizzat bireyin kendisine yönelik de olabilir. Öfkenin sağlıklı bir şekilde ifade edilememesi, hele bu durumun kronikleşmesi yani sürekli olarak öfkenin bastırılması bireyin kendisine zarar verir; psikosomatik hastalıklara ve depresyona yol açabilir. Esas olan öfkeyi, işlevsel olmayan yıkıcı bir saldırganlığa dönüştürmeden, sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir. Aile içerisinde ve toplumda bireylerin kendisini ifade etmelerine fırsat verildiğinde ve diğerlerinin de yaşam alanlarına saygının esas tutulduğu toplumlarda, öfke sağlıklı bir şekilde ifade edilebilir. Bu durum, toplumun ve bireylerin gelişmesi için itici bir güç kaynağı bile olabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Öfke Kontrol Edilebilir </strong></p>
<p>Öfke kontrolü öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri aslında. Prof. Dr. Murat Kurt, “İlk adım, ‘şu an öfkeliyim’ diyebilmek. Eğer bunu kendinize ifade edebilirseniz öfkenin yıkıcı etkilerini kontrol edebilirsiniz. Böylelikle dikkatinizi o an öfkelendiğiniz şeyden başka bir şeye çekebilirsiniz. İkinci aşamada; öfkelendiğiniz ana eşlik eden ya da öfkelenmenize neden olan düşüncelerinizi sorgulayın; düşüncelerinizin, o anki inanışlarınızın abartılı olup olmadığını değerlendirin. Üçüncü aşamada, sizi öfkelendiren şeyleri, yani tetikleyicileri tanıyın. Eğer öfkelendiren şeyleri önceden bilirseniz, kendiniz için olası eylem senaryoları hazırlayabilirsiniz ve böylelikle hazırlıksız yakalanmamış olursunuz. Bir sonraki adım ve en önemlisi; tepkiyi yani dürtüyü kontrol etmek. Öfkelendiren şeye hemen o an tepki vermek mi gerekiyor? Birkaç saniye geç tepki vermek bile öfkenin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi için yeterli bir zaman sağlayabilir. Bu zaman zarfında öfkeyi kontrol etmediğinde başına gelebilecek olası kötü senaryoları gözden geçirebilir, alternatif davranışlar geliştirebilir ve böylelikle dürtü kontrolü sağlayabilirsiniz” diyor. </p>
<p>Profesyonel desteğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke güçlü ama yönetilmesi zor bir duygudur. Bu nedenle öfke kontrolünde zorlanan bireyler psikolojik destek almaktan çekinmemelidir. Psikolojik destek ile birlikte saldırganlığa yol açabilecek hatalı inançlar ve düşünceler ile yıkıcı davranışlar kontrol altına alınabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören Belediyesi&#8217;nde Personele Etik Davranış Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinde-personele-etik-davranis-egitimi-624568</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[personele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624568</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, Etik Haftası dolayısıyla personele yönelik farkındalık oluşturmayı amaçlayan bir eğitim programı daha gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinde-personele-etik-davranis-egitimi-624568">Keçiören Belediyesi&#8217;nde Personele Etik Davranış Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, Etik Haftası dolayısıyla personele yönelik farkındalık oluşturmayı amaçlayan bir eğitim programı daha gerçekleştirdi. Kamu Görevliler Etik Kurulu Eğitim Uzmanı Burcu Kumrulu tarafından Belediye Meclis Salonu’nda personele verilen eğitimde, “Kamu Yönetiminde Etik ve Etik Davranış İlkeleri” başlıklı sunumla 18 ilkeden oluşan kamu etiği yönetmeliği anlatıldı.</p>
<p><b>Etik değerler hizmet kalitesini artırıyor</b></p>
<p>Programda; tarafsızlık, dürüstlük, adalet, eşitlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi temel etik ilkeler ele alınarak kamu çalışanlarının günlük görevlerini yerine getirirken bu değerlere nasıl bağlı kalmaları gerektiği hususları anlatıldı. Sunumda, etik odaklı bir hizmet anlayışıyla hem çalışanların hem de vatandaşların haklarının korunmasının mümkün olduğu ifade edilirken; etik bilincin kamu hizmetlerinde verimliliği artırdığına da dikkat çekildi. Hizmet kalitesini daha da artırmak amacıyla bu tür eğitimlerin belirli aralıklarla devam edeceği vurgulandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinde-personele-etik-davranis-egitimi-624568">Keçiören Belediyesi&#8217;nde Personele Etik Davranış Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl Belediyesi Personelinden Örnek Davranış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-personelinden-ornek-davranis-623136</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 13:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[personelinden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623136</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl’de elektrikli scooter ile seyir halindeyken çantasını düşüren bir vatandaşın 200 bin TL’si, belediye personelinin dikkati sayesinde bulunarak sahibine ulaştırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-personelinden-ornek-davranis-623136">İnegöl Belediyesi Personelinden Örnek Davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span>İnegöl’de elektrikli scooter ile seyir halindeyken çantasını düşüren bir vatandaşın 200 bin TL’si, belediye personelinin dikkati sayesinde bulunarak sahibine ulaştırıldı.</span></span></p>
<p><span><span>İnegöl’de örnek bir olay yaşandı. Adnan Menderes Bulvarı üzerinde adliye kavşağı bölgesinde elektrikli scooter ile seyir halinde olan Hanefi Serkek isimli vatandaş, içerisinde 200 bin TL bulunan çantasını yolda düşürdü. O sırada aynı güzergâhta ilerleyen İnegöl Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne bağlı araçta görevli personel Serhat Özkan, yolda bulunan çantayı fark ederek muhafaza altına aldı. Duyarlı personel, çantanın sahibinin bulunarak teslim edilmesi amacıyla İnegöl Belediyesi Zabıta Müdürlüğüne başvurdu.</span></span></p>
<p><span><span><b>DUYARLI DAVRANIŞ TAKDİR TOPLADI</b></span></span></p>
<p><span><span>Olayın ardından harekete geçen zabıta ekipleri parayı düşüren Hanefi Serkek’e ulaştı ve belediye binasına davet edildi. Belediyeye gelen Serkek’e içerisinde 200 bin TL bulunan çantası eksiksiz şekilde teslim edildi. Parasına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan vatandaş, örnek bir davranış sergileyen belediye personeli Serhat Özkan’a teşekkür etti. Bu tür duyarlı davranışların toplumsal güven ve dayanışma açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.</span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-personelinden-ornek-davranis-623136">İnegöl Belediyesi Personelinden Örnek Davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:43:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dokunan]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygulara]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[Oksitosin]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde, Osmangazililere vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki güçlü etkileri anlatıldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde, Osmangazililere vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki güçlü etkileri anlatıldı. Atölyede, insan vücudunda salgılanan bu kimyasalların duygu, düşünce ve davranışlar üzerindeki belirleyici rolü bilimsel veriler ışığında ele alındı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi’de yaşayan vatandaşların farklı alanlarda bilinçlenerek kendilerini geliştirmelerine katkı sunan Osmangazi Belediyesi, düzenlediği çeşitli atölye çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde katılımcılara, duygu durumunu olumsuzdan olumluya çevirebilecek kelime ve ifade biçimleri öğretildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen atölyeye konuşmacı olarak katılan İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Sezgin Akgün Hacızade, sunumunda beyin kimyasallarının insan davranışları üzerindeki etkilerini örneklerle anlattı. Hacızade, özellikle mutluluk, motivasyon ve bağ kurma süreçlerinde rol oynayan hormonlara dikkat çekerek katılımcılara önemli bilgiler aktardı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Eğitimde ayrıca, karşılıksız yapılan iyiliklerin insan vücudunda oksitosin hormonunun salgılanmasını artırdığı vurgulandı. Bu hormonun, bireyin hem kendisine hem de çevresine karşı daha şefkatli, anlayışlı ve merhametli olmasını desteklediği ifade edildi. Katılımcılar, küçük iyiliklerin yalnızca bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da güçlendirdiği konusunda farkındalık kazandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Olumsuz Kurulan Cümleler İnsan İlişkilerini Olumsuz Anlamda Etkiliyor”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Vücut ve beynimizde salgıladığımız kimyasalların duygularımız, davranışlarımız ve düşüncelerimiz üzerine çok büyük etkileri olduğunu belirten İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Hacızade, “Kullandığımız kelimeler ve beden dilimizle duygularımıza müdahale edebilir, onları dönüştürebiliriz. Bugün katılımcılarımıza, hangi kelimelerle oksitosin ve serotonin gibi hormonların salgılanmasını destekleyebileceğimizi ve duygu durumumuzu olumsuzdan olumluya nasıl çevirebileceğimizi anlatmaya çalıştık. Özellikle ‘ama’ kelimesi çok kritik. Bir kişiyi överken ya da eleştirirken ‘ama’ kelimesini kullandığımızda, öncesinde söylediğimiz tüm olumlu ifadeleri adeta yok saymış oluyoruz. Bu da iletişimi zayıflatıyor. Olumsuz ifadelerle kurulan cümleler, insan ilişkilerini de olumsuz etkiliyor. Örneğin, ‘Ben filanca kişiyle anlaşamıyorum’ dediğimizde, beynimiz bu durumu kesin bir yargı olarak kabul ediyor ve çözüm üretme sürecini durduruyor. Oysa ‘Filanca kişiyle henüz anlaşma yolunu bulamadım’ dediğimizde, beynimiz iletişime açık kalıyor ve çözüm aramaya devam ediyor.” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span> “Karşılıksız İyilik Yaptığımızda Oksitosin Salgılıyoruz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Omuzları çökük biçimde bilgisayar başında uzun süre durulduğunda vücudun beyine olumsuz anılar komutu gönderdiğini söyleyen Hacızade, “Bu konu, bilimsel araştırmalarla da destekleniyor. Dik durduğumuzda ve daha aktif hareket ettiğimizde, beynimize daha olumlu düşünceler gelmeye başlıyor. İnsanların sizi dinlemesi için öncelikle kişinin kendini dinlemesi gerekiyor. Kendini dinlemeyen ve fark etmeyen birini, başkalarının fark etmesi de mümkün değildir. Çünkü iletişim, her şeyden önce kişinin kendi içinde başlar. Bu noktada kendimize karşı şefkatli ve merhametli olmamız büyük önem taşıyor. Herkes hata yapabilir ve yapılan hataların büyük bir kısmı telafi edilebilir. İyi bir iletişim kurabilmek ise insanın hayatına çok önemli katkılar sağlar. Oksitosin, beyin ve kalpte salgılanan önemli bir kimyasaldır. İyi niyetli, yapıcı ve olumlu davranışlar sergilediğimizde bu hormonun salgılanmasını artırırız. Oksitosin, öncelikle kişinin kendisine karşı daha şefkatli ve anlayışlı olmasını destekler. Bu kimyasal en kolay, karşılıksız iyilik yaptığımızda salgılanır. Herhangi bir beklenti olmadan birine yardım ettiğimizde, hem kendimiz hem de çevremiz için olumlu bir etki oluştururuz. Bugünkü atölye çalışmasını özetleyecek olursak; ‘Duruşunu değiştir, duygun değişsin’ diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”ne katılan vatandaşlar çok önemli bilgiler öğrendiklerini söyleyerek Bu güzel etkinliği düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti. </span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 09:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[Belirgin]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliklere]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hülya Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509">Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi. İçe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi gibi fiziksel belirtilerin de önemli bir işaret olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Mutlaka ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına danışılmalıdır” dedi.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, Yeşilay Haftası kapsamında madde ve alkol bağımlılığı, tedavi yöntemleri ve bağımlılıkla mücadele konusunda bilgiler verdi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Madde bağımlılığı, ruhsal bir bozukluktur</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanımının bir ruhsal bozukluk olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “En son uluslararası kabul edilen Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabına göre (DSM-5), “kötüye kullanım” ve “bağımlılık” ayrımı kaldırılmış; bunlar tek bir başlık altında, hafif, orta ve ağır düzey olarak sınıflandırılmıştır. Madde kullanım bozukluğu, klinik olarak belirgin bozulmaya veya sıkıntıya yol açan, sorunlu bir madde kullanım örüntüsü ile karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bu bozukluk; bilişsel, davranışsal ve fizyolojik belirtilerle seyreder ve kişinin madde kullanımını kontrol etme kapasitesinde azalma ile tanımlanır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılığın kriterleri var</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Halk arasındaki bilinir haliyle madde (uyuşturucu) bağımlılığı diyebilmek için bazı kriterlerin bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılık yapıcı bir maddenin planlanandan daha fazla ya da uzun süreli kullanımı, maddeyi bırakma veya azaltma girişimlerine rağmen başarısız olunması, madde temini ve kullanımına aşırı zaman ayrılması tanı kriterlerinin başında gelmektedir. Madde kullanımına karşı şiddetli istek (craving) duyulması, iş, okul ve aile sorumluluklarında aksamaya neden olması ve yaşanılan sosyal sorunlara rağmen kullanımı sürdürme çabasının olması tanı konulmasında önemli kriterler arasında yer almaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Son bir yıl içinde en az ikisi varsa bağımlılık tanısı konulabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Hülya Ensari, madde bağımlılığı tanı kriterleri arasında her geçen gün daha fazla madde alımına ihtiyaç göstermek yani tolerans gelişimi olması ve maddenin alınmadığı zamanlarda maddeye özel yoksunluk belirtileri yaşanmasının da yer aldığını belirterek “Son bir yıl içinde tüm bu sayılanlardan en az ikisi bile bulunuyorsa madde bağımlılığı tanısı için yeterli olmaktadır” diye konuştu. Prof. Dr. Hülya Ensari, tanı koyarken de belirtilerin şiddetine göre hafif, orta ve ağır düzeyde bağımlılık şeklinde sınıflandırma yapıldığını söyledi.     </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılık, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir hastalık</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bağımlılığın yalnızca davranışsal değil, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir beyin hastalığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılıkta özellikle mezolimbik dopamin sistemi etkilenmekte, tekrar eden kullanım nöroadaptasyona ve kompulsif davranış örüntüsüne yol açmaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılık yapıcı maddeler</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Hülya Ensari, DSM-5’e göre madde kullanım bozukluklarının farklı farmakolojik gruplar altında sınıflandırıldığını belirterek bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>1. Tütün (Nikotin</span></b><span>): Yüksek bağımlılık potansiyeline sahiptir. Dopamin salınımını artırır ve yoksunluk belirtileri belirgindir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>2. Alkol:</span></b><span> GABAerjik sistemi güçlendirir, glutamaterjik sistemi baskılar. Tolerans ve yoksunluk gelişir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>3. Opiyatlar (Opioidler):</span></b><span> Morfin, eroin, kodein, metadon vb. µ-opioid reseptör agonistleridir. Yüksek bağımlılık ve ciddi yoksunluk riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>4. Uyarıcılar (Stimülanlar</span></b><span>): Amfetamin, kokain, MDMA; dopamin ve noradrenalin artışı yapar. Psikotik belirtiler gelişebilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>5. Sedatif-Hipnotikler</span></b><span>: Barbitüratlar, benzodiazepinler; GABA üzerinden etki eder. Ani kesilme nöbet riski oluşturabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>6. Halüsinojenler</span></b><span>: LSD, psilosibin vb.; serotonerjik sistem üzerinden algı değişikliklerine yol açar. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>7. Uçucu Maddeler</span></b><span>: Tiner, benzen, yapıştırıcılar; özellikle ergenlerde nörotoksisite riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>8. Kannabis:</span></b><span> THC içeriği ile algı ve bilişsel işlevleri etkiler; yatkın bireylerde psikoz riskini artırabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>9. Diğer Maddeler</span></b><span>: PCP, ketamin, GHB, anabolik steroidler ve nitritler farklı mekanizmalarla bağımlılık riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Alkol kullanım bozukluğu, ruhsal hastalıklarla eş zamanlı seyredebiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Alkol kullanım bozukluğunun DSM-5’e göre; alkolün problemli bir kullanım örüntüsü ile klinik olarak belirgin bozulma ya da sıkıntıya yol açması durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tanı ölçütleri madde kullanım bozukluğu ile paraleldir ve yine son 12 aylık dönem esas alınır. Alkol kullanım bozukluğunda genetik yatkınlık, erken yaşta başlama, erkek cinsiyet (epidemiyolojik olarak daha yüksek oran), eşlik eden psikiyatrik bozukluklar, travma öyküsü, yüksek stres düzeyi risk faktörleri arasında sayılabilir. Alkol kullanım bozukluğu, sıklıkla depresyon ve anksiyete bozuklukları ile eş zamanlı seyretmektedir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Aileler madde bağımlılığında bu belirtilere dikkat etmeli      </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış, son zamanlarda içe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi vb. fiziksel belirtiler görülmesi halinde ailelerin aklına madde kullanımı ihtimali gelmelidir. Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Ancak kesin tanı klinik değerlendirme ile ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından konur. Suçlayıcı değil destekleyici bir iletişim yaklaşımı erken müdahale açısından kritik öneme sahiptir” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli yaklaşım gerektiriyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanım bozukluğunun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli bir yaklaşım gerektirir. Tıbbi değerlendirme ve detoksifikasyon, farmakolojik tedaviler (maddeye özgü), bilişsel davranışçı terapiler, motivasyonel görüşmeler, aile terapileri, grup terapileri, rehabilitasyon ve relaps önleme programları ile bireyin ihtiyacına özgü tıbbi ve psikolojik takip, tedavi ve rehabilitasyon planlanır. Yine bireyin ihtiyacına özel sosyal, ekonomik, barınma ve iş desteği kurumlararası iş birliği ile sağlanarak madde kullanım bozukluğu olan bireyin damgalanmadan, toplumla bütünleşmesi hedef alınır. Nüks görülebilir; bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez; hastalığın kronik doğasının bir parçası olduğunu kabul edip; tedavi ve rehabilitasyon sürecine devam edilir” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde bağımlılığının önlenmesinde ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Öncelikle aile içinde açık ve güvenli iletişimin temelleri atılmalıdır. Çocuğun/gencin kendisini ifade etmesine imkân sağlanmalıdır. ‘Hayır’ diyebilme becerisinin geliştirilmesi önemlidir. Bunların yanı sıra stres yönetimi, stresle sağlıklı baş etme yöntemi olarak spor, sanat ve güvenli sosyal etkinliklere yönlendirme etkili yöntemler arasında yer almaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yaşam becerileri erken yaşlardan itibaren kazandırılmalıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken yaşta yaşam becerileri eğitiminin kazandırılmasının da madde bağımlılığının önlenmesinde etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Özellikle ergenlik döneminde yargılayıcı, eleştirici yaklaşımdan uzak; aşırı koruyucu kollayıcı da olmadan, ilişkilerde sınır koymasını bilen, arkadaş seçimine özen gösteren, özgüvenli, aile bağları güçlü bireyler yetiştirmek ailelerin birincil görevi olmalıdır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Aileden başlayarak topluma da önemli görevlerin düştüğünü belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Toplum olarak iyi birer rol model olma sorumluluğunu üstlenmemiz gerekiyor. Evde önce aile, sonra okulda öğretmenler bu rolü üstlenirken; artık sosyal medya kullanıcısı olarak hepimiz ve özellikle de medya iletişim kanallarında bağımlılık yapıcı maddeleri özendirici reklam, tutum ve davranışlardan uzak olmak gerekiyor. Madde ve alkol kullanım bozuklukları; biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenlerin etkileşimi ile ortaya çıkan kronik beyin hastalıklarıdır. Erken tanı, damgalamanın azaltılması, önleyici toplum temelli programlar ve erişilebilir ruh sağlığı hizmetleri bağımlılıkla mücadelede temel stratejilerdir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılıkla topyekûn mücadele gerekiyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uyuşturucu madde ve alkol kullanım bozukluğu ile mücadelede toplumsal desteğin önemini vurgulayan Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Koruyucu önlemlerden sonra erken müdahale için damgalama ile mücadele, bağımlılığın irade sorunu olmaktan çıkıp; kronik bir beyin hastalığı olduğu bilincinin topluma yayılması son derece önemlidir. Bağımlılığın her türlüsünün tedavi edilebilir bir durum olduğu bilinci ile topyekûn mücadele yapılmalıdır. Bunun için Alo 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı, aile hekimlikleri, sağlıklı yaşam merkezleri, en yakın devlet hastanesindeki ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı poliklinikleri, AMATEM, ÇEMATEM, YEDAM (Yeşilay Danışmanlık Merkezi)’ne başvurabilir; danışmanlık ve destek alabilirsiniz.”</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509">Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigara bırakmada ilaç ve davranış terapisi birlikte etkili oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigara-birakmada-ilac-ve-davranis-terapisi-birlikte-etkili-oluyor-616658</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmada]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duman]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[nargile]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[tütün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara bağımlılığının kronik, tedavi edilebilen, tıbbi destek gerektirebilen bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, en etkili yaklaşımın ilaç tedavisi ve davranış terapisinin birlikte uygulanması olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-birakmada-ilac-ve-davranis-terapisi-birlikte-etkili-oluyor-616658">Sigara bırakmada ilaç ve davranış terapisi birlikte etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Sigara bağımlılığının kronik, tedavi edilebilen, tıbbi destek gerektirebilen bir hastalık olduğunu belirten <span>İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, e</span>n etkili yaklaşımın ilaç tedavisi ve davranış terapisinin birlikte uygulanması olduğunu söyledi. Tedavisiz bırakma girişimlerinde 1 yıllık başarı oranının genellikle yüzde 3–5 civarında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dilek Toprak, farmakolojik destekle bu oranın yüzde 15–35’e kadar çıkabildiğini, kombine tedavilerde oranın daha da arttığını söyledi. Nargilenin içim süresi, dumanın miktarı ve kullanılan tütünün yapısı nedeniyle sigaradan daha zararlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Dilek Toprak, </span></b><b><span>bir nargile seansında, bir kişinin 100 ya da daha fazla sigara dumanı kadar duman soluduğunu kaydetti.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, Yeşilay Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada nikotin bağımlılığı, sigara ve nargile kullanımının etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Sadece tek kullanım bile bağımlılık riskini artırıyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sigaranın temel bağımlılık yapıcı maddesinin nikotin olduğunu belirten<span> Prof. Dr. Dilek Toprak, “</span>Nikotin, beyindeki dopamin salınımını tetikleyerek kişide keyif ve ödül hissi yaratır. Bu his, zamanla beynin nikotine karşı tolerans geliştirmesine ve aynı etkiyi elde etmek için daha fazla maddeye ihtiyaç duymasına neden olur. Nikotin son derece bağımlılık yapıcıdır, sadece bir kez kullanmak bile, beyniniz üzerindeki anlık etkisi nedeniyle bağımlı hale gelme riskini artırır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Fiziksel ve psikolojik bağımlılık ortaya çıkıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Nikotin bağımlılığında, fiziksel ve psikolojik olarak, vücudun sürekli olarak bu kimyasala &#8220;bağımlı&#8221; hale geldiğini kaydeden <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, “</span>Fiziksel bağımlılık, vücudun </span><span><span><span>yoksunluk belirtilerinden</span></span></span><span> kaçınmak için nikotine ihtiyaç duyması durumudur. Yoksunluk belirtileri nikotin kullanımını bıraktığınızda yaşadığınız huzursuzluk, sinirlilik, konsantrasyon güçlüğü gibi hoş olmayan hislerdir. Psikolojik bağımlılıkta ise o alışkanlık, günlük rutininizin bir parçası olmuştur. Kahve ile sigara içmek, sinirlenince sigara içmek gibi eşleşmeler yapılır. Bu gibi durumlarda içme ihtiyacı hissedilir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tütün salgını, en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tütünün yaygın kullanımı için &#8220;tütün salgını&#8221; ifadesini kullandığını belirten <span>Prof. Dr. Dilek Toprak</span>, “Dünya Sağlık Örgütü, bunun şimdiye kadar karşılaştığımız en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olduğunu söylüyor ve yılda 8 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olduğunu bildiriyor. Bu ölümlerin 1,2 milyonu pasif içicilikten kaynaklanıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, 700 milyon çocuk yani dünyadaki çocukların yarısı tütün ürünü dumanına maruz kalmaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sigara bağımlılığı nasıl anlaşılır?</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sigara bağımlılığının DSM-5 denilen evrensel tanı kriterleri olduğunu ifade eden <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, b</span>u tanı kriterlerine göre son 12 ay içinde aşağıdaki kriterlerden en az 2’sinin bulunmasının nikotin bağımlılığını düşündürdüğünü söyledi. <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, bu kirterleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span>Planlanandan daha fazla veya daha uzun süre sigara içme</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Bırakma girişimlerinin başarısız olması</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Sigara temini ve içimi için aşırı zaman harcama</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Güçlü içme isteği</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>İş, okul veya sosyal sorumlulukların aksaması</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Zararlı etkiler bilinmesine rağmen devam etme</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Tolerans gelişimi</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Yoksunluk belirtileri görülmesi</span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span>Sigara bağımlılığında ilaç tedavileri etkili oluyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sigara bağımlılığının tedavi edilebildiğini ve etkili tedavi yöntemleri olduğunu belirten <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, “</span>En yüksek başarı oranı davranışsal destek ve ilaç tedavisi birlikteliği ile elde edilir. Bunların tek başına kullanımı bile bırakma oranlarını artırmaktadır. Farmakolojik tedavi yani ilaç tedavisinde Nikotin Replasman Tedavisi (NRT) ve bupropion preparatlarını oldukça sık kullanmaktayız Tedavisiz bırakma girişimlerinde 1 yıllık başarı oranı genellikle yüzde 3–5 civarındadır. Farmakolojik destekle bu oran yüzde 15–35’e kadar çıkabilir. Kombine tedavilerde oran daha da artar” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tedavi sürecinde relaps görülmesi normal</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Tedavi sürecinde relaps (nüks) görülebildiğini belirten <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, “</span>Bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez, bağımlılığın kronik doğasının göstergesidir. Sigara bağımlılığı kronik, tedavi edilebilen, tıbbi destek gerektirebilen bir hastalıktır. En etkili yaklaşım ilaç tedavisi ve davranış terapisinin birlikte uygulanmasıdır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bir nargile seansı 100 sigara dumanına bedel</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>N</span></span><span>argilenin sigaradan daha zararlı olabildiğini belirten </span><span><span>Prof. Dr. Dilek Toprak, b</span></span><span>unun nedeninin nargile içiminin süresi, dumanın miktarı ve kullanılan tütünün yapısı olduğunu ifade ederek nargilenin sigaraya kıyasla daha zararlı olmasının bazı nedenleri:</span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span>Nargile kömürle yakıldığı için, karbonmonoksit gibi toksik gazlar da solunur. Ayrıca nargile dumanı, sigara dumanından daha fazla ağır metal, katran ve kanserojen maddeler içerebilir. </span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span>Nargile genellikle 30-60 dakika gibi uzun bir sürede içilir. Bu süre zarfında, bir nargile içicisi, sigara içen birinin aldığından çok daha fazla duman solur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bir nargile seansının, bir kişinin 100 ya da daha fazla sigara dumanı kadar duman solumasına neden olabileceğini belirtmiştir.</span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span>Nargilede genellikle ağızlıklar paylaşıldığı için enfeksiyon riski fazladır. Tüberküloz, Herpes ve diğer enfeksiyon hastalıklarının yayılması daha kolaydır.</span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span>Nargiledeki su zararlı maddeleri yeterince filtrelemez ve duman hâlâ toksinler içerir.</span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><span>Nargile kullanımının sigaraya göre daha zararsız olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu belirten </span><span><span>Prof. Dr. Dilek Toprak</span></span><span>, “Her ikisi de ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir ancak nargilenin daha fazla duman çekilmesi ve karbonmonoksit gibi ek riskler taşıması nedeniyle daha tehlikeli olabileceği kabul edilmektedir​” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Tütün bağımlılığının önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Tütün bağımlılığının önlenmesi noktasında hedefin </span></span><span>sigaraya başlamanın önlenmesi olması gerektiğini söyleyen <span>Prof. Dr. Dilek Toprak</span>, gençlerin ve çocukların bu tehlikeden korunması ve hiç başlamamaları için gayret gösterilmesi gerektiğini söyledi. <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, önerlerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Ailelerin özellikle ebeveynlerin bilinçlendirmesi ve gençler üzerinde olumlu model olmaları önemlidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Elektronik sigara bir sigara bırakma yöntemi değildir. Sağlık açısından önemli riskler taşır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Ailece düzenli ve kaliteli zaman geçiren, iletişimi güçlü ailelerin çocuklarının sigara ve alkolü bırakma oranı, diğer ailelere kıyasla daha yüksektir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Çocuğun akademik becerilerini desteklemek, okul dışı farklı aktivitelere yönlendirmek, daha olumlu arkadaş çevrelerine girmesine destek olmak da katkı sağlayacaktır.</span><span> Gençlerin spora, sanata ya da hobilerine yönlendirilmesi, boş zamanlarını sağlıklı aktivitelerle doldurmalarına yardımcı olur. Böylece riskli davranışlardan uzak kalabilirler a</span><span>ncak ebeveynlerden biri veya her ikisi sigara içiyorsa; çocuğunuzla konuşmanız, yasaklamanız, cezalar vermeniz pek de işe yaramayacaktır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Sigarayı bırakmak için Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı profesyonellerin görev yaptığı ve ülkemizin her bölgesinde kolayca ulaşılabilen Sigara Bırakma Polikliniklerinden yardım alabilirsiniz. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Sigara kullanımı hakkında eğitimler ve farkındalık çalışmaları, okullarda yaygın olarak yapılmalıdır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Televizyon, radyo ve sosyal medya üzerinden sigaranın zararlarına yönelik bilinçlendirme kampanyaları yapılması etkili olur. Ünlü ve popüler kişilerin sigara karşıtı mesajlar vermesi, gençler üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Ergenler arasında sigaraya başlamanın altında yatan nedenler çoğu zaman stres, anksiyete veya depresyon gibi psikolojik sorunlar olabilir. Bu durumda, gençlere psikolojik destek sağlamak ve duygusal problemlerle başa çıkmalarını öğretmek önemli bir adımdır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>&#8211; Erken yaşta sigaraya başlamayı önlemek için bu adımlar hem devlet politikaları hem de toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşır. Gençlerin sağlıklı tercihler yapabilmesi için doğru rehberlik ve destek almaları, uzun vadede toplum sağlığını iyileştirmeye katkı sağlar</span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-birakmada-ilac-ve-davranis-terapisi-birlikte-etkili-oluyor-616658">Sigara bırakmada ilaç ve davranış terapisi birlikte etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-iyilikler-buyuk-mutluluklar-getiriyor-616462</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[getiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirici]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[iyilikler]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluklar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616462</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, yardım etmenin hem birey hem toplum için psikolojik, biyolojik ve sosyal açıdan iyileştirici etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-iyilikler-buyuk-mutluluklar-getiriyor-616462">Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, yardım etmenin hem birey hem toplum için psikolojik, biyolojik ve sosyal açıdan iyileştirici etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yardım etmek, başkası kadar kendi ruh sağlığınızı da iyileştiriyor!</strong></p>
<p>Psikoloji literatüründe ‘yardım etmek iyileştirir’ ifadesinin, bireyin başkasına destek sunduğunda yalnızca karşı tarafın değil, kendi psikolojik iyilik halinin de güçlendiğini anlattığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar, yardım etme davranışının beyinde dopamin, oksitosin ve serotonin gibi iyi hissettiren kimyasalların artmasına yol açtığını, bunun da kişinin ruh halini düzenlediğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Yaşlı bir komşunun alışverişini taşımak ya da bir arkadaşının zor anında yanında olmak gibi küçük bir desteğin bile kişide ‘değerliyim, işe yarıyorum’ duygusunu tetiklediğini ifade eden Aydın, bu nedenle yardım etmenin yalnızca dışa dönük bir prososyal davranış değil; aynı zamanda kişinin içsel dünyasında bir iyileşme döngüsü başlatan psikolojik bir süreç olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Yardım etmek, beden ve ruh üzerinde iyileştirici bir etki yaratıyor!</strong></p>
<p>Yardım etmenin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin biyolojik, psikolojik ve sosyal mekanizmalar üzerinden açıklandığını dile getiren Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bilimsel çalışmalar, yardım eden kişilerin stres hormonlarında azalma, mutluluk hormonlarında artış yaşadığını, bağışıklık sisteminin bile güçlendiğini ortaya koyuyor. Gönüllülük üzerine yapılan uzun dönemli araştırmalar, düzenli yardım eden kişilerin depresyon oranlarının anlamlı şekilde düşük olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni, yardım etmenin kişide bir ‘anlam hissi’ oluşturması, kimlik duygusunu güçlendirmesi ve kişinin kendini daha işlevsel hissetmesini sağlamasıdır. Böylece yardım etme davranışı, hem biyolojik hem duygusal hem de bilişsel düzeyde iyileştirici bir etki yaratır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Güçlü toplumsal bağlar, güçlü ruhsal dayanıklılık demek!</strong></p>
<p>Yardım etmenin toplumsal bağları belirgin şekilde güçlendirdiğini kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu bağların güçlü psikolojik etkileri vardır.” dedi.</p>
<p>Bir toplumda insanların birbirine destek verdikçe aralarındaki güvenin arttığına işaret eden Aydın, “‘Bu toplumun bir parçasıyım’ duygusu pekişir ve yalnızlık hissi azalır. Sosyal destek ağlarına sahip bireylerin stres karşısında daha dayanıklı olduğu, travmatik olayları daha hızlı atlattığı, hatta yaşam memnuniyetlerinin daha yüksek olduğu araştırmalarla ortaya konmuştur. Apartmanda komşusuna yardım eden veya iş yerinde bir arkadaşının yükünü hafifleten bir kişi, farkında olmadan kendi psikolojik direnç kapasitesini de artırır. Toplumsal bağlar güçlendikçe bireylerin ruhsal dayanıklılığı ve yaşamla başa çıkma becerileri de güçlenir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Uzun vadeli iyileşme, küçük ama sürekli iyiliklerle mümkün!</strong></p>
<p>Küçük günlük iyiliklerle büyük çaplı yardım eylemleri arasında etki derinliği açısından fark olduğuna değinen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak ikisi de olumlu psikolojik sonuçlar doğurur.” dedi.</p>
<p>Günlük küçük iyiliklerin hızlı bir moral yükselmesi sağladığını vurgulayan Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Kapıyı tutmak, birine nazikçe gülümsemek veya bir arkadaşına kısa bir mesaj göndermek bile bu etkiye örnektir. Bu davranışlar kişide anlık bir iyi olma hali yaratırken, düzenli bir sosyal sorumluluk projesine katılmak gibi büyük çaplı yardım eylemleri daha kalıcı bir anlam ve kimlik duygusu sağlar. Ancak büyük yardım eylemleri daha fazla zaman, enerji ve duygusal kapasite gerektirdiğinden sürdürülebilirlik çoğu zaman küçük iyiliklerde daha fazladır. Bu nedenle psikolojik açıdan en dengeli ve uzun vadeli iyileşme, küçük ama sürekli yapılan iyiliklerle sağlanır.”</p>
<p><strong>Zorunlu yardım iyileştirmez!</strong></p>
<p>Yardım davranışının zorunlulukla ya da baskı altında yapıldığında, beklenen iyileştirici etkinin genellikle ortaya çıkmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çünkü bu durumda kişi içsel motivasyonla değil, dışsal baskıyla hareket eder.” dedi.</p>
<p>Psikolojide bu durumun ‘dışsal motivasyon’ olarak adlandırıldığını belirten Aydın, “Nörobiyolojik olarak ödül sistemini aktive etmez. Bu nedenle kişi yardım ederken kendini yorgun, baskılanmış ya da tükenmiş hissedebilir. Örneğin aile baskısıyla bir akrabaya bakım veren ya da iş yerinde zorunlu gönüllülük programına katılan bir kişinin ruhsal açıdan rahatlamak yerine daha fazla stres yaşaması sık görülür. Yardım etmenin iyileştirici etkisinin ortaya çıkması için eylemin gönüllülük, özgür irade ve içten bir istekle gerçekleşmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yardım kusursuz olmak zorunda değil; bazen sadece dinlemek de yeter!</strong></p>
<p>Yardım etmenin iyileştirici etkisini günlük yaşama entegre etmenin, büyük adımlar gerektirmediğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Küçük ama düzenli davranışlarla bu süreç kolayca yerleşir.” dedi.</p>
<p>Her gün bir kişiye küçük bir iyilik yapmanın, ihtiyaç duyan birine kısa bir mesaj göndermenin, aile içinde daha fazla teşekkür etmenin, bir komşunun ya da arkadaşın küçük bir işine destek olmanın bu döngüyü güçlendireceğini dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gönüllülük çalışmalarına küçük adımlarla başlamak hem kişinin toplumla bağını güçlendirir hem de stres düzeyini düşürür. Günlük hayatın içine yerleştirilen bu küçük destek davranışları, kişinin hem topluma katkı sağladığını hissetmesine hem de kendi ruh sağlığını korumasına yardımcı olur.</p>
<p>Yardım etmek isteyip çekingen davranan kişilere ilk öneri, yardım davranışını büyük sorumluluklar gibi görmek yerine küçük sosyal temaslarla başlatmalarıdır. Çoğu çekingen birey ‘yanlış anlaşılırım’, ‘yardımım yeterli olmaz’ ya da ‘rahatsız ederim’ düşünceleriyle geri durur; ancak bilişsel davranışçı terapinin de gösterdiği gibi bu düşünceler gerçeklikten çok kaygı odaklıdır. Bu nedenle kişinin küçük adımlarla pratik yapması önemlidir; birine gülümsemek, küçük bir teşekkür notu yazmak ya da yakın çevresinde kısa süreli bir destek sunmak bu süreci başlatabilir. Ayrıca kişinin, hayvanlarla çalışmak, çevrimiçi gönüllülük yapmak veya birebir iletişimi az olan etkinliklere katılmak gibi ilgi alanına uygun yardım yollarını seçmesi kaygıyı azaltır. Yardımın kusursuz olmasına gerek yoktur; bazen sadece birini dinlemek bile hem yardım eden hem de yardım alan için iyileştirici bir temas yaratır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-iyilikler-buyuk-mutluluklar-getiriyor-616462">Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zorba]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor. Zorbalık; fiziksel şiddet, dışlama, alay etme, küçük düşürme, tehdit, sosyal medyada ifşa ve dijital taciz gibi farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak</strong> “Son yıllarda dijital ortamın da yaygınlaşmasıyla akran zorbalığı çok daha sık görülmektedir. Akran zorbalığını “çocuklar arasında olur böyle şeyler” diyerek görmezden gelmek sorunu küçültmez, büyütür; çocuğun ruh sağlığını ve akademik geleceğini son derece olumsuz etkiler. Erken fark edilip doğru şekilde müdahale edildiğinde, çocuğa bazı önlemler öğretildiğinde önlenebilir” diyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak, akran zorbalığına uğrayan çocuklarda 7 önemli belirtiyi sıraladı, akran zorbalığına karşı alınabilecek 9 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Yalnız kalmamak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalığın genellikle içe kapanık, sosyal olarak izole edilmiş ve yalnız görülen çocukları hedef aldığını belirten Dr. Barış Sancak “Grup içindeki bir çocuğa yönelme ihtimali belirgin şekilde azalır. Özellikle teneffüslerde, okul çıkışlarında ve servis beklerken çocuğun tek başına olmaması koruyucu bir önlemdir. Bir arkadaşla olmak hem caydırıcıdır hem de güç verir. Bu nedenle güvenli bir arkadaş edinmek etkili bir savunma mekanizmasıdır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Kararlı şekilde, kısa ve net cümleyle sınır koymak </strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık karşısında uzun açıklama yapmak ya da tartışmaya girmek çoğu kez işe yaramaz. Aksine zorbanın ilgisini artırır. Kararlı bir beden dili ve göz temasıyla “Bunu istemiyorum”, “Dur” ya da “Bana böyle seslenmeni istemiyorum” gibi kısa ve net cümleyle sınır koymak, oradan uzaklaşıp bir yetişkine (öğretmen, okul idaresi) başvurmak ve aileye anlatmak en etkili yöntemdir. Yardım istemenin ‘şikayet’ değil, güvenlik talebi olduğu çocuğa öğretilmelidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığı mutlaka aileye anlatmak </strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Ne yazık ki birçok çocuk; utandığı, daha fazla hedef alınmaktan korktuğu, ailesini üzmek istemediği ya da kendisinin başa çıkacağını düşündüğü için yaşadığı zorbalığı kimseye anlatmıyor. Birçoğu da ‘abartıyorum sanırlar’ düşüncesine kapılabiliyor. Oysa bir zorbalığa maruz kaldığınızda bunu ailenizle ve okul yöneticilerinizle mutlaka paylaşın. Yaşadıklarınızı içinize atmayın. Böylece sorun daha fazla büyümeden çözülebilir” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Çocuğu yargılamamak, yanında olduğunuzu hissettirmek</strong></li>
</ul>
<p>Ailelere, çocuklarıyla mutlaka düzenli iletişim kurmalarını ve sorunlarını küçümsememelerini öneren Dr. Barış Sancak şöyle konuşuyor: “Çocuğunuza ‘ne olursa olsun bana anlatabilirsin, seni suçlamam, yanında olurum’ diyerek yaklaşın. ‘Arkadaşın şaka yapmıştır’, ‘çocukça atışma, halledersiniz’ gibi normalleştirici sözlerle yaklaşmayın. Baskı yapmadan, yargılamadan dinleyin. Size her şeyi anlatabileceğini hissetmesi son derece önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Güvenli iletişim alanı oluşturmak</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğunuza  ‘Bugün okul nasıldı’ yerine, ‘bugün seni en çok mutlu eden şey neydi’, ‘seni zorlayan bir an oldu mu’ gibi açık uçlu sorular sorun. “Bir şey yok” diyorsa hemen vazgeçmeyin. Akşam yatmadan önce sakin bir ortamda, göz teması kurarak konuşmayı deneyin. Soruna hemen çözüm üretmek yerine önce duygusunu anlamaya çalışın. Konuşmak, dinlemek ve işbirliği yapmak en güçlü çözümdür. </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığın tanımını öğretmek</strong></li>
</ul>
<p>Birçok çocuk maruz kaldığı davranışın zorbalık olduğunu fark etmeyebilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak “Çocuğa şunu öğretmek önemlidir: “Bir davranış seni incitiyorsa, tekrar ediyorsa ve dur demene rağmen devam ediyorsa bu zorbalıktır.” Örneğin; sürekli lakap takılması “şaka” değildir. Birçok kez gruba alınmamak “arkadaş seçimi” değil, sistematik dışlama olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Okulla işbirliği kurmak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık bireysel değil, sistemsel bir mesele olduğundan öğretmen, rehberlik servisi ve okul yönetimiyle mutlaka iletişime geçin. Sorunu dramatize etmeden ama net şekilde ifade edin. Olayların tarihini ve içeriğini not almak süreci kolaylaştırır. Örnek: “Çocuğum arkadaşları tarafından dışlanıyor” demek yerine, “Son üç haftadır teneffüslerde aynı üç öğrenci tarafından oyuna alınmadığını ve alay edildiğini söylüyor” gibi somut bilgi verin. </p>
<ul>
<li><strong>Empati ve tanıklık kültürü geliştirmek</strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Zorbalık sadece mağdur ve zorba arasında değildir; izleyiciler de sürecin parçasıdır” derken, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğunuza şunu öğretin: “Birine yapılan haksızlığa sessiz kalmak, o davranışı güçlendirebilir. Oysa, zorbalığa maruz kalan arkadaşının yanına oturmak, öğretmene haber vermek, “Bence sana yapılan bu davranış doğru değil” demek bile zorbalığı azaltabilir.”</p>
<ul>
<li><strong>Dijital zorbalığa karşı kayıt almak</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde whatsapp grupları, sosyal medya paylaşımları ve çevrim içi oyunlar üzerinden zorbalığın 7/24 devam edebildiğini, bu durumun çocukta çaresizlik hissini artırdığını belirten Dr. Sancak “Özellikle dijital zorbalıkta kanıt saklamak (ekran görüntüsü almak) önemlidir. Zorbalık durumunda çocuğa karşılık vermek yerine kanıt saklamayı, kişiyi engellemeyi ve bir yetişkine bildirmeyi öğretmek gerekir. En önemlisi, çocuk yaşadığının kendi suçu olmadığını ve ailesinin yanında olduğunu net biçimde hissetmelidir” diyor.</p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p>Çocuğunuzda bu 7 belirti varsa!</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, çocuklarda akran zorbalığına maruz kalındığına işaret eden, ailelerin dikkat etmesi gereken 7 önemli belirtiyi şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Okula gitmek istememe, karın ağrısı veya baş ağrısı şikayetlerinde artış</li>
<li>Ani içe kapanma, odasına çekilme, depresif duygudurum, özgüven kaybı, kaygı bozukluğu</li>
<li>Eşyalarının kaybolması ya da zarar görmesi</li>
<li>Telefonunu saklama, sosyal medya kullanımında ani değişim</li>
<li>Uyku düzeninde bozulma</li>
<li>Beslenmesinde normal olmayan davranışlar, aşırı yeme ya da hiç yememe</li>
<li>Ders başarısında düşüş</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Zorbalık yapan çocuğa ailesi nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak şöyle diyor: “En önemli nokta, davranışının yanlış olduğunu çok net ifade etmek ama çocuğu ‘kötü’ olarak etiketlememektir. “Sen kötüsün” değil, “Bu yaptığın kabul edilemez” denilmelidir. Bu çocukların bir kısmı empati becerisi zayıf, dürtü kontrolünde zorlanan ya da kendisi de farklı şekillerde zorlanmış çocuklardır. Bu nedenle sebebini anlamak önemlidir. Sadece nasihatle değil, tutarlı sınırlar konularak ve empati eğitimiyle çocuğa davranışının karşı tarafta nasıl bir etki yarattığı gösterilmeli, alternatif davranış yolları öğretilmeli ve tekrar etmemesi için somut bir plan uygulanmalıdır. Okulla işbirliği yapılmalı, gerekirse profesyonel destek alınmalıdır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asperger]]></category>
		<category><![CDATA[Asperger Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sendromunda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Asperger, davranış sorunu değil; nörogelişimsel bir bozukluk!</strong></p>
<p>Asperger sendromu olan bireylerin ortalama ya da ortalamanın üstünde dil ve zeka yetenekleri olduğunun gözlemlendiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Çoğu otizmliden farklı olarak insan ilişkilerine heveslidirler ancak çoğunlukla kendi ilgi alanları doğrultusunda ilişki kurmak isterler. İyi sözel becerileri ve özellikle ilgi alanlarında ciddi bir bilgi birikimleri vardır ancak basit imalı lafları bile anlamada güçlük veya temel sosyal normlar için gerekli olan basit konuşmalarda zorluk gözlemlenir.” dedi.</p>
<p>Toplumda Asperger sendromu hakkında sık karşılaşılan yanlış inanışlar olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Asperger sendromlu bireylerin duygusal olarak soğuk ve ilgisiz oldukları, sosyal becerilerden tamamen yoksun oldukları ve Asperger sendromu olan herkesin otizmin bütün belirtilerine sahip olduğu düşünceleri sık karşılaşılan yanlış inançlardır. Asperger sendromunun basit bir davranış bozukluğu olduğu inancı da sık karşılaşılan yanlışlardan biridir. Asperger sendromu nörogelişimsel bir bozukluktur ve  sosyal, duygusal ve davranışsal anlamda bazı zorlanmalara neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Erken teşhis, doğru destek ve eğitimle yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor!</strong></p>
<p>Asperger sendromunun yaşamın erken döneminden itibaren başladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aileler çocuklarında küçük yaşlardan itibaren uygun davranışlarda bulunmama, konuşmaya uygun cevap verememe  gibi sosyal ilişkilerde beceriksizlik; yüz ifadesi, beden dili gibi sosyal mesajları anlayamamak, konuşmada  mizahı ve alaycılığı ya da normal konuşma için önemli olan jestleri ve sosyal ipuçlarını anlamakta zorlanma gibi önemli belirtileri gördüklerinde muhakkak bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmalıdırlar.” dedi.</p>
<p>Tek bir konuya aşırı ve yoğun ilgi gösterme ve İlgi duyduğu konuya tekrar tekrar dönmenin de yine önemli bir gösterge olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Erken teşhis, bireylerin yaşam kalitesini artırmak için çeşitli stratejiler ve destek mekanizmalarının geliştirilebilmesi için zamanında müdahale edilme şansı vermesi nedeniyle oldukça önem taşır.  Bireylerin güçlü yönlerini anlamak ve zorluklarına yönelik doğru yaklaşımlar geliştirmek ve bireylerin ihtiyaçları olan doğru eğitim programına erken yaşta yönlendirilmeleri ileri yaşlarda yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Asperger’de tedavi, yaşam kalitesini artırmaya yönelik kişiye özel bir destek!</strong></p>
<p>Sosyal ilişkilerin, Asperger sendromlu bireyler için en çok zorlanılan alan olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sosyal ipuçlarını okuma, empati kurma ve karşılıklı sohbeti sürdürme konusunda oldukça zorlanabilirler. Bu durum, bireyin yalnızlaşmasına ve sosyal izolasyona yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Asperger sendromu tedavisinin, durumu ‘iyileştirmek’ yerine bireyin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen destekleyici terapileri içerdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Tedavi planı, zayıf ve güçlü yönleri birlikte ele alınarak ‘kişiye özel’ oluşturulmalıdır. Sosyal Beceri Eğitimi, bilişsel davranışçı terapi (BDT), davranışsal destekler, özel eğitim müdahaleleri ve anne-baba eğitimi ve yönlendirmesi gibi yöntemlerle yaşanan zorlukların yönetilmesi hedeflenebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İşveren farkındalığı ve esnek düzenlemeler, iş hayatına entegrasyonu kolaylaştırır! </strong></p>
<p>Yetişkin Asperger’li bireylerin iş yaşamında hangi desteklere ihtiyaç duydukları hakkında da bilgi veren<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İşyerinde ekip çalışması gibi sosyal beceri gerektiren durumlar zorlayıcı olabilir. İşverenlerin farkındalığı, esnek çalışma düzenlemeleri ve mentorluk programları, bu bireylerin iş hayatına entegrasyonunu kolaylaştırır. Sosyal etkileşimde yaşanan zorluklar iş yerinde yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu bireyler genellikle belirli bir konuya yüksek düzeyde ilgi duyarlar ve bu konuyu öğrenmek için aşırı miktarda zaman harcayabilirler, bu da bir işe dikkatlerini verme veya aynı anda birden fazla görevi yerine getirme becerilerini engelleyebilir. İşyerinde açık ve doğrudan iletişim stratejileri geliştirmek faydalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 04:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[üzerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok işçi toksik yöneticilerin hayatlarını etkilediğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küçük bir halkla ilişkiler ajansındaki iş imkanı, kağıt üzerinde ideal görünüyordu: Uyumlu bir ekip, yüksek profilli müşteriler ve hızlı ilerleyen bir kariyer inşa etme şansı.</strong> </p>
<p>Ancak Maya&#8217;nın (gerçek adı değil) beklemediği şey, &#8220;inanılmaz derecede yüksek standartlar&#8221; koyan ve bunları karşılamayan personeli alenen azarlayan &#8220;toksik bir patron&#8221;du.</p>
<p>&#8220;Düzenli olarak tüm ekibin önünde insanlara &#8216;kalın kafalı mısın&#8217; ve &#8216;bu iş saçmalık&#8217; gibi hakaretler savururdu&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Maya, yöneticisinin davranışlarının çoğu zaman performans yönetiminin ötesine geçip kişisel saldırılara dönüştüğünü söylüyor.</p>
<p>Hatta bir meslektaşı düğünü öncesinde kişisel antrenör tuttuğunu söylediğinde patronu masasına kilolu bir gelin fotoğrafı bırakmış. </p>
<p>Maya, işe başladıktan birkaç ay sonra &#8220;her bir meslektaşının neredeyse her gün ağladığını&#8221; fark etti.</p>
<p>Ekipte &#8220;kötü ruh sağlığı nedeniyle&#8221; sürekli hastalıklar yaşanıyordu. Maya sonunda işten ayrıldı.</p>
<p><b>Toksik mi yoksa kişilik çatışması mı?</b></p>
<p>Maya yalnız değil: Araştırmalara göre her üç kişiden biri toksik bir işyeri ya da kötü bir yönetici nedeniyle işten ayrılıyor.</p>
<p>Ancak Chartered Management Institute CEO&#8217;su Ann Francke, her kötü yöneticinin toksik olmadığını ve aradaki farkı anlamanın önemli olduğunu vurguluyor. </p>
<p>Birçok lider, enstitünün &#8220;tesadüfi yönetici&#8221; olarak adlandırdığı kategoriye giriyor: Bu kategoride insanlar liderlik becerilerinden ziyade teknik becerileri nedeniyle terfi ettiriliyor.</p>
<p>Bu gibi durumlarda, kötü davranışlar genellikle kasıttan değil, deneyimsizlik veya belirsizlikten kaynaklanıyor.</p>
<p>Toksik bir patron ise kötü yöneticilerin aksine &#8220;hem empatiden hem de genellikle öz farkındalıktan yoksun oluyor&#8221;.</p>
<p>Francke, &#8220;Ekiplerini aktif olarak baltalayabilir, başkalarının çalışmalarından kendilerine pay çıkarabilir veya korkuyla yönetip gerçekçi olmayan beklentilere sahip olabilirler&#8221; diyor. </p>
<p>Bu etki, kişilik çatışmalarının ötesine geçerek hem ruh sağlığına hem de performansa zarar verebilecek bir kaygı yaratır:</p>
<p>&#8220;Pazartesi sabahı midenizde bir düğüm varsa, yüzleşmekten kaçınmak için sürekli koridorlarda siniyorsanız veya cezalandırılma korkusuyla toplantılarda konuşmaktan korkuyorsanız, bu bir kişilik çatışması değil, toksikliktir.&#8221;</p>
<p>Josie (gerçek adı değil) yıllarca kendisini sürekli gözetim altında tutan bir yönetici için çalıştığını anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Sabah 7&#8217;den akşam 10&#8217;a kadar durmaksızın beni arar, yazılı ve sesli mesajlar atardı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Çalışmadığı günlerde bile her zaman nerede olduğunuzu bilmek isterdi.&#8221;</p>
<p>Ayrıca projeleri Josie&#8217;den alıp başkalarına verdi ve ekip üyelerini grup öğle yemeklerinden dışladı.</p>
<p>BBC&#8217;nin konuştuğu bir diğer işçi Hannah (gerçek adı değil) büyük bir süpermarket zincirinde çalışırken patronu tarafından düzenli olarak aşağılandığını söylüyor.</p>
<p>Bir keresinde kurumsal bir etkinliğe konuklardan biriyle aynı kazağı giyerek gelmiş.</p>
<p>&#8220;Patronum Kasım ayında kazağımı çıkarttırıp yeleğimle etkinlikte çalışmamı istedi. Kendimi aptal gibi hissettim ve çok aşağılayıcıydı&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Bu yıl vizyona giren, bir uçak kazasının ardından ıssız bir adada birlikte mahsur kalan bir yönetici ve çalışanın, çözümlenmemiş işyeri gerilimleriyle yüzleşmek zorunda kaldıkları karanlık ve komik bir hayatta kalma gerilimi olan Send Help (Yardım Çağrısı) filminde, toksik zehirli bir patron ile ekip üyelerinden biri arasındaki gerilim ele alınıyor.</p>
<p>Haksızlığa uğrayan çalışanı canlandıran Rachel McAdams, film prömiyerinde yaptığı konuşmada, zor işyerlerinde çalışmak zorunda kaldığını ve bir yaz işinde özellikle kötü bir patrona denk geldiğini söylüyor:</p>
<p>&#8220;Ben sadece bıraktım ve tavsiyem eğer yapabiliyorsanız sessizce bırakmanız, yapamıyorsanız da biraz zen pratiği yapmanız.&#8221;</p>
<p><b>Toksik bir patronla nasıl başa çıkılır?</b></p>
<p>Ancak çoğu kişi için başka bir rol bulana kadar işi bırakmak bir seçenek değildir.</p>
<p>Francke, bir sonraki adımın ne olacağına karar verirken durumu idare etmenin yolları olduğunu söylüyor.</p>
<p>Şunları öneriyor:</p>
<p><strong>&#8211; Birine anlatın:</strong> Doğrudan yöneticiniz olmayan, kurumu tanıyan ve size dürüst, bağımsız tavsiyeler verebilecek bir danışman bulun.</p>
<p><strong>&#8211; Davranışa meydan okuyun:</strong> Patronunuza tuzak kurmayın, bir toplantı ayarlayın ve endişelerinizi belirli örneklerle sakin ve resmi bir şekilde dile getirin. İş arkadaşlarınız da etkileniyorsa, daha geniş etkiyi göstermek için birlikte ele almayı düşünün. Patronunuz davranışlarıyla neden olduğu zararın farkında olmayabilir.</p>
<p><strong>&#8211; Kendinizi koruyun: </strong> Sınırlar belirleyin, sağlığınıza öncelik verin ve iş dışında kendinize alan yaratın. Zor olabilir, ancak kendinizi bir durumdan nasıl ayıracağınızı öğrenmek, perspektifinizi yeniden kazanmanıza ve sonraki adımları planlamanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>&#8211; İK&#8217;yı dikkatli kullanın:</strong> Kuruluşunuzda iyi bir İK (İnsan Kaynakları) varsa, onlara kesinlikle güvenebilirsiniz, ancak kötü davranışları görmezden gelmek yerine bunlarla mücadele etme konusunda bir geçmişleri olup olmadığını kontrol etmeye değer.</p>
<p><strong>&#8211; Olayı ne zaman büyüteceğinizi bilin:</strong> Davranış taciz içeriyorsa veya itibar riski oluşturuyorsa, resmi bir ihbar süreci gerekli olabilir, ancak cezalandırılma korkusuyla bunu yapmak daha zor olabilir.</p>
<div><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-0-VqsCLAB8.png"/></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bed]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[rotting]]></category>
		<category><![CDATA[sanıldığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yatakta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde sosyal medyada ‘bed rotting’ akımı ile sıkça karşılaşıldığını belirten uzmanlar, bu durumun masum bir dinlenme hali değil; çoğu zaman ruhsal zorlanmaların sessiz bir işareti olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872">&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu davranışın, kişinin dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi görülebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir.” dedi. Dinlenme kişiyi yenilerken, bed rottingin daha yorgun, suçlu ve hayattan kopuk hissettirebildiğini aktaran Beyaz, özellikle depresyonda bu durumun, hem hastalığın sonucu hem de onu besleyen bir kısır döngüye dönüşebildiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bed rotting bir tanı değil, uzadığında zararlı olabilen bir geri çekilme davranışı!</strong></p>
<p>‘Bed rotting’ kavramının, özellikle son zamanlarda sosyal medyada akım şeklinde popülerleşip karşımıza çıkan, bireylerin yorganın altına saklanmış, yanında atıştırmalıkları, elinde telefonuyla saatlerce yataktan çıkmayan hali olarak tarif edilebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum bir nevi psikolojide geri çekilme savunma mekanizmasının modern ve biraz da dijitalleşmiş bir hali.” dedi.</p>
<p>Klinik literatürde böyle resmi bir tanı söz konusu olmadığını, bunun daha çok bir davranış biçimi olduğunu ifade eden Beyaz, “Bu durum bir tanı olmasa da, bu davranışın bir semptom olma ihtimali olabilir. Yani kişinin dış dünyanın hızı, gürültüsü ve talepleri karşısında, bunaldığı ve yetişemediğini düşündüğü durumlarda bir çeşit rahatlama kaçınması; dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi. Buradaki önemli husus,  kişinin rahatlayabilmek için bu eyleme yöneldikten sonra bunun uzaması onun lehine işlemeyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yatakta kalmak kişiyi daha yorgun hissettiriyorsa bu dinlenme değil, psikolojik bir alarmdır!</strong></p>
<p>Yatakta uzun süre kalmanın ne zaman dinlenme ne zaman psikolojik bir sorun sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğine değinen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu ikisi arasında önemli bir fark var ve bunu fark etmek mümkün.” dedi.</p>
<p>Bu farklara açıklık getiren Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Dinlenme, şarj olmak, yenilenmek gibidir. Bittiğinde yataktan daha enerjik, tazelenmiş vaziyette gündelik hayata dönmeye istekli kalkılır. Dinlenme bir onarım sürecidir. Ama bed rotting dediğimiz şeyde durum daha farklı. Eğer yataktan çıkıldığında ya da yatmaya devam edilirken daha yorgun, daha uyuşmuş, suçlu ve zihinsel olarak bulanık hissediliyorsa, bu artık bir dinlenme değil de bir tür kaçıştır. Yatakta geçirilen zaman keyif vermekten ziyade, zamanı öldürmeye ve düşüncelerini susturmaya yarıyorsa, burada psikolojik bir alarm çalıyor denilebilir. Vücut burada ‘baş edemiyorum’ demektedir. Yatakta keyif yapmakla, birkaç gün boyunca duş almadan yatmak arasındaki fark, niyet ve sonuçtaki duygudur aslında.”</p>
<p><strong>Depresyonu besleyen bir kısır döngüye neden oluyor!</strong></p>
<p>Yatakta çürüme davranışının depresyon, tükenmişlik sendromu ve anksiyete ile etkileşimi bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Tükenmişlik sendromunda, bu davranış bedenin iflas bayrağını çekmesidir. Öz enerji o kadar bitmiştir ki, kişi biyolojik olarak hareket edemez hale gelir.” dedi.</p>
<p>Anksiyetede ise yatağın bir tür sığınak gibi görüldüğünü dile getiren Beyaz, “Dış dünya tehditlerle doludur ve yorganın altı, o tehditlerin ulaşamayacağı güvenli bir liman olarak algılanabilir. Ancak en güçlü bağ depresyonla kurulur. Depresyonda olan çökkünlük hali nedeniyle kişiye kolunu kaldırmak bile büyük yük kaldırmak gibi gelir. ‘Bed rotting’, depresyonun hem bir sonucu hem de onu besleyen bir etkeni gibi. Kişi depresif olduğu için yatar, yattıkça hayatı kaçırır, hayatı kaçırdıkça daha çok depresif hisseder. Bu kısır döngü, kişiyi yavaş yavaş daha da olumsuz bir hale getirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bed rotting, kişinin hayata katılım isteğinin azaldığını gösterir! </strong></p>
<p>Bed rottingin, kişinin duygusal olarak ne yaşadığının bir göstergesi olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bed rotting kavramı tanımıyla uyumlu olacak şekilde bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir. Yani  bunu kişinin hayattan kopmaya başladığının, daha doğrusu hayata katılım gösterme isteğinde bir azalma olduğunun işareti olarak görebiliriz. Bu izole hal ile kişi yatakta kaldıkça, dış dünyadaki rolünü donduruyor gibi olur ve bu hal uzadıkça da, o rollere geri dönmek daha endişe edilesi bir hale gelir.”</p>
<p><strong>Bed rotting, bir semptom olarak başlar; kontrolsüz bırakıldığında bir probleme dönüşür! </strong></p>
<p>Bed rottingin bir semptom mu, yoksa başlı başına ele alınması gereken bir problem mi olduğu konusunu değerlendiren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Aslında her ikisinin de bir karşılığı bulunmakta. ‘Bed rotting’, günlük hayatın stresi veya tükenme gibi altta yatan bir sorunun semptomudur; bir sonuçtur. Ancak kontrolsüz bırakıldığında da, kendi başına bir problem haline dönüşebildiğini söyleyebiliriz. Çünkü uzun süre yatakta vakit geçirmek uyku hijyenini bozar, beslenme düzenine zarar verir, sosyal bağlar zayıflayabilir ve fiziksel sağlığı da bir miktar tehdit eder. Yani yangının dumanı olarak başlar ama müdahale edilmediğinde de yangının kendisi haline gelebilir. Bu yüzden terapide bunu sadece bir depresyon belirtisi olarak geçiştirmeyiz; aynı zamanda davranışsal aktivasyon teknikleriyle kırılması gereken, başlı başına zararlı bir alışkanlık döngüsü olarak ele alırız.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sorunlardan kaçınmak onların olduğundan daha şiddetli algılanmasına neden olur!</strong></p>
<p>Bed rotting eğilimi olan bireylerin öncelikle gerçekçi, basit ancak ısrarlı adımlarla başlaması gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bazı kurallar belirlemeli ve buna uymaya gayret gösterilmeliler.” dedi.</p>
<p>Yatağın sığınılacak bir liman olmadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yatak sadece uyku için kullanılmalı. Film izlemek, yemek yemek ya da telefona bakmak için yatak yerine muhakkak koltuğa geçilmeli. Bed rotting hali oluyorsa da kısa süreliğine de olsa yataktan çıkaracak diş fırçalama, markete gidip gelme gibi bazı hedefler koyulabilir. Sonrasında yataktan çıkmak daha kolaylaşacaktır. Odanın karanlık veya loş olmaması sağlanmalı bu vesileyle de özellikle sabahları uyanınca güneş ışığını alabilmek, beynindeki ‘uyan’ sinyallerini tetikler ve ruh halini düzenleyen serotonin üretimini artırır. Bu öneriler işe yaramadığında, ruhsal bir çökkünlük ve beraberinde de isteksizlik baş gösterdiğinde, günlük sorumluluklar hatta kişisel hijyen ihmal edilmeye başlandığında yardım için sinyaller çalıyor demektir. Unutulmamalı ki sorunlardan kaçınmak onları olduğundan daha şiddetli bir şekilde algılamamızla sonuçlanır.” </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872">&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dinlenme mi, kaçış mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dinlenme-mi-kacis-mi-605714</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 11:35:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenme]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[halı]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[Yatakta]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605714</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenme-mi-kacis-mi-605714">Dinlenme mi, kaçış mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bed rotting bir tanı değil, uzadığında zararlı olabilen bir geri çekilme davranışı!</strong></p>
<p>‘Bed rotting’ kavramının, özellikle son zamanlarda sosyal medyada akım şeklinde popülerleşip karşımıza çıkan, bireylerin yorganın altına saklanmış, yanında atıştırmalıkları, elinde telefonuyla saatlerce yataktan çıkmayan hali olarak tarif edilebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum bir nevi psikolojide geri çekilme savunma mekanizmasının modern ve biraz da dijitalleşmiş bir hali.” dedi.</p>
<p>Klinik literatürde böyle resmi bir tanı söz konusu olmadığını, bunun daha çok bir davranış biçimi olduğunu ifade eden Beyaz, “Bu durum bir tanı olmasa da, bu davranışın bir semptom olma ihtimali olabilir. Yani kişinin dış dünyanın hızı, gürültüsü ve talepleri karşısında, bunaldığı ve yetişemediğini düşündüğü durumlarda bir çeşit rahatlama kaçınması; dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi. Buradaki önemli husus,  kişinin rahatlayabilmek için bu eyleme yöneldikten sonra bunun uzaması onun lehine işlemeyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yatakta kalmak kişiyi daha yorgun hissettiriyorsa bu dinlenme değil, psikolojik bir alarmdır!</strong></p>
<p>Yatakta uzun süre kalmanın ne zaman dinlenme ne zaman psikolojik bir sorun sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğine değinen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu ikisi arasında önemli bir fark var ve bunu fark etmek mümkün.” dedi.</p>
<p>Bu farklara açıklık getiren Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Dinlenme, şarj olmak, yenilenmek gibidir. Bittiğinde yataktan daha enerjik, tazelenmiş vaziyette gündelik hayata dönmeye istekli kalkılır. Dinlenme bir onarım sürecidir. Ama bed rotting dediğimiz şeyde durum daha farklı. Eğer yataktan çıkıldığında ya da yatmaya devam edilirken daha yorgun, daha uyuşmuş, suçlu ve zihinsel olarak bulanık hissediliyorsa, bu artık bir dinlenme değil de bir tür kaçıştır. Yatakta geçirilen zaman keyif vermekten ziyade, zamanı öldürmeye ve düşüncelerini susturmaya yarıyorsa, burada psikolojik bir alarm çalıyor denilebilir. Vücut burada ‘baş edemiyorum’ demektedir. Yatakta keyif yapmakla, birkaç gün boyunca duş almadan yatmak arasındaki fark, niyet ve sonuçtaki duygudur aslında.”</p>
<p><strong>Depresyonu besleyen bir kısır döngüye neden oluyor!</strong></p>
<p>Yatakta çürüme davranışının depresyon, tükenmişlik sendromu ve anksiyete ile etkileşimi bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Tükenmişlik sendromunda, bu davranış bedenin iflas bayrağını çekmesidir. Öz enerji o kadar bitmiştir ki, kişi biyolojik olarak hareket edemez hale gelir.” dedi.</p>
<p>Anksiyetede ise yatağın bir tür sığınak gibi görüldüğünü dile getiren Beyaz, “Dış dünya tehditlerle doludur ve yorganın altı, o tehditlerin ulaşamayacağı güvenli bir liman olarak algılanabilir. Ancak en güçlü bağ depresyonla kurulur. Depresyonda olan çökkünlük hali nedeniyle kişiye kolunu kaldırmak bile büyük yük kaldırmak gibi gelir. ‘Bed rotting’, depresyonun hem bir sonucu hem de onu besleyen bir etkeni gibi. Kişi depresif olduğu için yatar, yattıkça hayatı kaçırır, hayatı kaçırdıkça daha çok depresif hisseder. Bu kısır döngü, kişiyi yavaş yavaş daha da olumsuz bir hale getirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bed rotting, kişinin hayata katılım isteğinin azaldığını gösterir! </strong></p>
<p>Bed rottingin, kişinin duygusal olarak ne yaşadığının bir göstergesi olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bed rotting kavramı tanımıyla uyumlu olacak şekilde bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir. Yani  bunu kişinin hayattan kopmaya başladığının, daha doğrusu hayata katılım gösterme isteğinde bir azalma olduğunun işareti olarak görebiliriz. Bu izole hal ile kişi yatakta kaldıkça, dış dünyadaki rolünü donduruyor gibi olur ve bu hal uzadıkça da, o rollere geri dönmek daha endişe edilesi bir hale gelir.”</p>
<p><strong>Bed rotting, bir semptom olarak başlar; kontrolsüz bırakıldığında bir probleme dönüşür! </strong></p>
<p>Bed rottingin bir semptom mu, yoksa başlı başına ele alınması gereken bir problem mi olduğu konusunu değerlendiren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Aslında her ikisinin de bir karşılığı bulunmakta. ‘Bed rotting’, günlük hayatın stresi veya tükenme gibi altta yatan bir sorunun semptomudur; bir sonuçtur. Ancak kontrolsüz bırakıldığında da, kendi başına bir problem haline dönüşebildiğini söyleyebiliriz. Çünkü uzun süre yatakta vakit geçirmek uyku hijyenini bozar, beslenme düzenine zarar verir, sosyal bağlar zayıflayabilir ve fiziksel sağlığı da bir miktar tehdit eder. Yani yangının dumanı olarak başlar ama müdahale edilmediğinde de yangının kendisi haline gelebilir. Bu yüzden terapide bunu sadece bir depresyon belirtisi olarak geçiştirmeyiz; aynı zamanda davranışsal aktivasyon teknikleriyle kırılması gereken, başlı başına zararlı bir alışkanlık döngüsü olarak ele alırız.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sorunlardan kaçınmak onların olduğundan daha şiddetli algılanmasına neden olur!</strong></p>
<p>Bed rotting eğilimi olan bireylerin öncelikle gerçekçi, basit ancak ısrarlı adımlarla başlaması gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bazı kurallar belirlemeli ve buna uymaya gayret gösterilmeliler.” dedi.</p>
<p>Yatağın sığınılacak bir liman olmadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yatak sadece uyku için kullanılmalı. Film izlemek, yemek yemek ya da telefona bakmak için yatak yerine muhakkak koltuğa geçilmeli. Bed rotting hali oluyorsa da kısa süreliğine de olsa yataktan çıkaracak diş fırçalama, markete gidip gelme gibi bazı hedefler koyulabilir. Sonrasında yataktan çıkmak daha kolaylaşacaktır. Odanın karanlık veya loş olmaması sağlanmalı bu vesileyle de özellikle sabahları uyanınca güneş ışığını alabilmek, beynindeki ‘uyan’ sinyallerini tetikler ve ruh halini düzenleyen serotonin üretimini artırır. Bu öneriler işe yaramadığında, ruhsal bir çökkünlük ve beraberinde de isteksizlik baş gösterdiğinde, günlük sorumluluklar hatta kişisel hijyen ihmal edilmeye başlandığında yardım için sinyaller çalıyor demektir. Unutulmamalı ki sorunlardan kaçınmak onları olduğundan daha şiddetli bir şekilde algılamamızla sonuçlanır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenme-mi-kacis-mi-605714">Dinlenme mi, kaçış mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Gül Esra Atalay: &#8220;Yüz yüze söyleyemediğimiz hiçbir şeyi, dijital ortamda da söylememeliyiz!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-gul-esra-atalay-yuz-yuze-soyleyemedigimiz-hicbir-seyi-dijital-ortamda-da-soylememeliyiz-600077</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 18:29:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde hayata geçirdiği Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerlerinin üçüncüsünü düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-gul-esra-atalay-yuz-yuze-soyleyemedigimiz-hicbir-seyi-dijital-ortamda-da-soylememeliyiz-600077">Prof. Dr. Gül Esra Atalay: &#8220;Yüz yüze söyleyemediğimiz hiçbir şeyi, dijital ortamda da söylememeliyiz!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde hayata geçirdiği Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerlerinin üçüncüsünü düzenledi. “Netiket: Dijital Dünyada Davranış Kuralları – Farkında Ol, Fark Yarat” başlığıyla gerçekleştirilen seminer, çevrimiçi düzenlendi ve programa ilgi yoğun oldu. </p>
<p>Seminerde İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay konuşmacı olarak yer aldı. Netiketin, sosyal medyanın işleyişini anlamak için bir mekanizma olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, “Dijital ortamlarda nezaket, empati ve sorumluluk gibi değerler çoğu zaman kendiliğinden oluşmuyor; bilinçli şekilde öğrenilmesi ve sürdürülmesi gereken etik pratikler olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle dijital iletişimde bu kavramlar ne kadar çok tartışılır ve farkındalık artarsa, çevrim içi deneyimler de o ölçüde olumlu hale geliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Geleneksel medyadan dijital dünyaya</strong></p>
<p>Dijital teknolojiler öncesinde toplumlar, gazete, radyo ve televizyon gibi geleneksel kitle iletişim araçlarının hâkim olduğu bir medya düzeni olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atalay, “Günümüzde ise web siteleri, bloglar, forumlar ve sosyal medya mecraları toplumsal yaşamın neredeyse her alanına nüfuz etmiş durumda. Türkiye de sosyal medyayı yoğun kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Facebook, X (Twitter), Instagram gibi platformlar; bireylerin eş zamanlı ya da eş zamansız biçimde iletişim kurabildiği, kendini ifade edebildiği, ürün ve hizmet tanıtımı yapabildiği dijital alanlar olarak öne çıkıyor. Dijital çağla birlikte fiziksel ortamlarda gerçekleşen pek çok etkileşim sanal ortamlara taşınmış durumda.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle pandemi sonrası dönemde sanal dünyada geçirilen zamanın ciddi biçimde arttığını kaydeden Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Fiziksel olarak nadiren ya da hiç görüşülmeyen kişilerle dijital ortamda uzun saatler boyunca toplantılar, eğitimler ve görüşmeler yapılabiliyor. Bu durum, sanal ortamlarda sergilenen davranışların da en az yüz yüze iletişim kadar önemli hale gelmesine neden oluyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Netiket kurallarının bilinmesi ve uygulanması artık bir tercih değil, zorunluluk</strong></p>
<p>“Netiket”in yalnızca kibar olmakla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Atalay, “Başkalarının özgürce konuşmasına ve kendini ifade etmesine alan tanımak, aynı zamanda demokratik bir iletişim ortamının da temel şartı.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Özellikle bazı sosyal medya mecralarında linç kültürünün giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, “Konuşanı susturmak neredeyse bir sosyal medya sporu haline geldi. Bu durum hem nezaketsiz hem de antidemokratik bir ortam yaratıyor. Netiket dediğimiz zaman internetteki görgü kuralları, davranış kuralları, nezaket kuralları diye tanımlayabiliriz basit bir tanımla. Yaklaşık 20–25 yıldır literatürde yer alan netiket, özellikle iletişim, eğitim ve psikoloji alanlarında araştırma konusu oluyor. Dijital dünyada daha sağlıklı, saygılı ve demokratik bir iletişim için netiket kurallarının bilinmesi ve uygulanması artık bir tercih değil, zorunluluk.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bu kurallar çocuklar gençler için çok önemli</strong></p>
<p>Prof. Dr. Gül Esra Atalay, özellikle çocuklar ve gençler açısından bu kuralların yetişkinlere kıyasla daha da önemli olduğuna işaret ederek, “Çünkü dijital mecralarda en fazla vakit geçiren grupların başında gençler geliyor. Psikoloji alanındaki araştırmalar ‘Çevrimiçi Disinhibisyon Etkisi’ne işaret ediyor. Amerikalı psikolog John Suler tarafından ortaya atılan bu kavram, insanların dijital ortamda yüz yüze iletişimde asla söyleyemeyecekleri sözleri çok daha rahat dile getirebildiklerini ifade ediyor.” dedi.</p>
<p><strong>Anonimlik daha saldırgan olmaya neden olabiliyor</strong></p>
<p>Bir ekranın arkasında olmanın kişiye görünmezlik hissi verdiğini, karşıdakinin mimiklerini, duygusal tepkilerini görememenin de empatiyi zayıflattığını anlatan Prof. Dr. Atalay, “Anonimlik, fiziksel mesafe ve ‘nasıl olsa karşılaşmayız’ düşüncesi, bireyleri daha saldırgan ya da kırıcı davranmaya itebiliyor. Bu durum, gerçek hayatta içselleştirilen ahlaki ve sosyal ‘frenlerin’ dijital ortamda zayıflamasına yol açıyor. Pek çok kullanıcı, internette olan biteni gerçek hayattan ayrı bir alan gibi algılayabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnternette olan, İnternette kalmıyor</strong></p>
<p>Günümüzde bireylerin yalnızca fiziksel hayattaki davranışlarıyla değil, dijital ortamdaki paylaşımlarıyla da değerlendirildiğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsan kaynakları departmanlarının, adayları görüşmeye çağırmadan önce sosyal medya hesaplarını ve dijital izlerini incelemesi artık yaygın bir uygulama. Uygunsuz bir paylaşım, bir fotoğraf ya da bir ifade, kişinin iş fırsatlarını kaybetmesine neden olabiliyor. Benzer şekilde tüketiciler de bir ürün ya da hizmet almadan önce internet yorumlarına bakıyor. Bu durum, dijital itibarın hem bireyler hem de kurumlar için ne kadar önemli hale geldiğini gösteriyor. Aranabilirlik özelliği nedeniyle herkes dijital dünyadaki varlığından ve paylaşımlarından sorumlu.”</p>
<p><strong>Dijital içerikler yıllar sonra bile yeniden karşımıza çıkabiliyor</strong></p>
<p>Netiketin önemini anlamak için yeni medyanın yapısal özelliklerine de dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, “Araştırmacı Danah Boyd, yeni medyanın dört temel özelliğini şöyle sıralıyor; kalıcılık, aranabilirlik, tekrarlanabilirlik ve görünmez izleyiciler. Dijital içerikler kalıcı; yıllar sonra bile yeniden karşımıza çıkabiliyor. Aranabilirlik sayesinde kişi ve kurumlar hakkında geçmiş paylaşımlara kolayca ulaşılabiliyor. İçerikler birebir kopyalanıp tekrar tekrar paylaşılabiliyor ve paylaşımlar, kim olduğu tam olarak bilinmeyen geniş bir kitle tarafından görülebiliyor. Bu durum, paylaşılan her içeriğin kontrolünün kullanıcıdan çıkmasına yol açıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sosyal medyada editoryal denetim son derece sınırlı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, sosyal medyada yaşanan “bağlam çöküşü”ne de dikkat çekerek, “Fiziksel hayatta farklı ortamlarda farklı roller üstlenen bireyler, sosyal medyada tüm bu bağlamların tek bir yerde birleşmesiyle ne söyleyip ne söyleyemeyeceğini kestirmekte zorlanıyor. Aile, iş çevresi, arkadaşlar ve tanıdıklar aynı dijital alanda buluşuyor. Bu karmaşayı azaltmak için platformlar çeşitli araçlar sunsa da netiket farkındalığı hâlâ büyük önem taşıyor. Çünkü sosyal medya, kullanıcı üretimi içeriğe dayanıyor ve editoryal denetim son derece sınırlı. Faydalı ve olumlu içeriklerin yanında; hakaret, zorbalık ve saldırgan dil de bu nedenle hızla yayılabiliyor. Araştırmalar, netiket konusunda farkındalığı yüksek olan bireylerin —özellikle gençlerin— siber zorbalığa daha az maruz kaldığını ve dijital ortamlarda daha az olumsuz deneyim yaşadığını gösteriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital dünyanın görgü kuralları</strong></p>
<p>Netiketin, dijital dünyanın normlarını ifade ettiğini kaydeden Prof. Dr. Atalay, “Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi, dijital ortamlarda da kurallar olmazsa kaos kaçınılmaz hale geliyor. Sosyal medya mecralarında var olabilmek, sağlıklı diyaloglar kurabilmek ve olumlu bir dijital kimlik inşa edebilmek için bu kuralların bilinmesi ve içselleştirilmesi gerekiyor. Netiket, dijital çağın yeni görgü rehberi olarak öne çıkıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dünya genelinde internet kullanımının yüzde 70’e yaklaştığını hatırlatarak, dijital ortamlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte nezaket ve davranış kurallarının her zamankinden daha kritik hale geldiğini vurguladı.</p>
<p>“İnsanlar eğitimden işe, sosyalleşmeden eğlenceye kadar pek çok ihtiyacını artık dijital mecralar üzerinden karşılıyor. Ancak netiket, yani dijital görgü kuralları konusunda farkındalık eksikliği, bireylerin hem itibarını zedeleyen hem de ileride pişmanlık yaratabilecek paylaşımlara yol açabiliyor.” diyen Prof. Dr. Atalay, özellikle çocuklar ve gençler açısından bu konunun hayati olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Dijital ayak izi herkes için belirleyici</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, dijital ayak izi kavramının artık yalnızca kurumlar için değil, bireyler için de belirleyici olduğunu ifade ederek, dijital ayak izinin, bireyin çevrim içi ortamdaki izlenebilir tüm davranışlarının toplamı olduğunu, bu izlerin pasif ve aktif olmak üzere ikiye ayrıldığını söyledi.</p>
<p>Pasif dijital ayak izlerinin; IP adresi, konum bilgisi, çerezler ve arama geçmişi gibi çoğu zaman kontrol edilemeyen verilerden oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Atalay, aktif dijital ayak izlerinin ise bireyin bilinçli olarak bıraktığı paylaşımlar, yorumlar, beğeniler, fotoğraflar ve videolar olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Algoritmalar da bizi tanıyor</strong></p>
<p>Dijital ayak izlerinin yalnızca diğer kullanıcılar tarafından değil, algoritmalar tarafından da analiz edildiğini kaydeden Prof. Dr. Atalay, bırakılan izler üzerinden kişisel profiller oluşturulduğunu ve buna göre içerik ve reklam sunulduğunu dile getirdi. Algoritmaların, sınırlı sayıda beğeniyle bile bireyleri yakından tanıyabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, bu durumun dijital şeffaflığı artırdığını söyledi.</p>
<p>Günümüzde prestijli üniversitelerin öğrenci kabul süreçlerinde, şirketlerin işe alımlarda ve bazı ülkelerin vize başvurularında sosyal medya hesaplarını incelediğini hatırlatan Prof. Dr. Atalay, geçmiş paylaşımlar nedeniyle elenen adaylar olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>1990’lı yılların anonim sohbet odalarından, gerçek isim ve fotoğraflarla kullanılan sosyal medya kültürüne geçildiğini vurgulayan Prof. Dr. Atalay, bugün dijital ortamlarda yapılan her davranışın doğrudan kişiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Prof. Dr. Atalay, “Temel kural; ‘kalabalık bir caddede bağırarak söyleyemeyeceğimiz hiçbir şeyi dijital ortamda da söylememek’ olmalı.” dedi.</p>
<p><strong>Netiket sadece sosyal medyayla sınırlı değil</strong></p>
<p>Netiketin; e-posta, forumlar, bloglar, sosyal medya ve mobil telefon kullanımını da kapsadığını belirten Prof. Dr. Atalay, özellikle mobil telefonlarla kamusal alanlarda yüksek sesle konuşmanın da bir nezaket sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Son yıllarda öne çıkan “sosyotelizm” kavramına da değinen Prof. Dr. Atalay, yüz yüze iletişim sırasında telefona odaklanmanın aile içi ve sosyal ilişkileri zayıflattığını söyledi.</p>
<p>Araştırmalara göre çevrim içi iletişimde kullanıcıların en çok rahatsız olduğu davranışlar arasında spam e-postalar, izinsiz etiketlemeler, WhatsApp gruplarında yersiz mesajlar, tamamı büyük harfle yazılmış iletiler, gereksiz “hepsine gönder” kullanımı ve mesafesiz hitap biçimlerinin yer aldığını anlatan Prof. Dr. Atalay, farklı kuşakların yazım ve iletişim normlarının da değişebildiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>E-Posta yazımında temel kurallar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, özellikle gençler için e-posta yazımına dair temel netiket kurallarına da dikkat çekerek, resmi yazışmalarda uygun hitapla başlanması, konu kısmının doldurulması, mesajın sade ve anlaşılır olması, ek gönderiliyorsa mutlaka metin yazılması ve takma isimli e-posta adresleriyle iş başvurusu yapılmaması gerektiğini hatırlattı.</p>
<p>Sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların bağlamından kopuk şekilde değerlendirilebileceğini belirten Prof. Dr. Atalay, mahrem bilgilerin, rahatsız edici görüntülerin ve başkalarının zor anlarını yansıtan fotoğrafların paylaşılmaması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Atalay, dijital dünyada geçerli temel kuralı “Yüz yüze söyleyemediğimiz hiçbir şeyi, dijital ortamda da söylememeliyiz.” diye tanımladı.</p>
<p><strong>Google hiçbir şeyi unutmuyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Gül Esra Atalay, internet ve sosyal medya paylaşımlarının bireyin kimliğinin bir parçası haline geldiğine dikkat çekerek, “Google’ın hiçbir şeyi unutmadığını aklımızda tutmalıyız. Sözcüklerimiz kimliğimizi oluşturuyor ve kullandığımız her ifade doğrudan bizimle ilişkilendiriliyor” dedi.</p>
<p>Gerçek yaşamda olduğu gibi dijital ortamda da kibar olmanın temel bir ilke olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Atalay, yüksek sesle ya da birinin yüzüne karşı söylenemeyecek sözlerin WhatsApp ya da sosyal medya üzerinden de paylaşılmaması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Dijital dil, dil becerilerini zayıflatıyor</strong></p>
<p>Sosyal medya ile birlikte dil kullanımında ciddi bir değişim yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Atalay, kelime haznesinin giderek daraldığını ve yazım kurallarının ihmal edildiğini söyledi. Türkçenin doğru kullanımına özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Atalay, imla hatalarından kaçınılmasını, aşırı kısaltma kullanımının sınırlandırılmasını ve gençler arasında yaygınlaşan yabancı ağırlıklı dijital jargonun dil becerilerini zayıflatabileceğini sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-gul-esra-atalay-yuz-yuze-soyleyemedigimiz-hicbir-seyi-dijital-ortamda-da-soylememeliyiz-600077">Prof. Dr. Gül Esra Atalay: &#8220;Yüz yüze söyleyemediğimiz hiçbir şeyi, dijital ortamda da söylememeliyiz!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe Zabıtası&#8217;ndan Yürek Isıtan Davranış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepe-zabitasindan-yurek-isitan-davranis-599540</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 11:17:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[isıtan]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[yürek]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599540</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi Zabıta ekipleri, ilçe pazarında gerçekleştirdikleri rutin denetimler sırasında düşürülen bir cüzdanı buldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-zabitasindan-yurek-isitan-davranis-599540">Kartepe Zabıtası&#8217;ndan Yürek Isıtan Davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kartepe Belediyesi Zabıta ekipleri, ilçe pazarında gerçekleştirdikleri rutin denetimler sırasında düşürülen bir cüzdanı buldu. Dikkat ve duyarlılıkla hareket eden ekipler, cüzdanın sahibine ulaşabilmek için zaman kaybetmeden titiz ve özverili bir çalışma başlattı.</strong></p>
<p><strong>Duyarlılık Mutlulukla Sonuçlandı</strong></p>
<p>Zabıta ekiplerinin yürüttüğü detaylı kimlik tespiti ve iletişim çalışmaları neticesinde cüzdanın sahibi kısa sürede belirlendi. İçerisinde bulunan para ve kişisel eşyalarla birlikte cüzdanını Kartepe Belediyesi Zabıta Müdürü Ali Özbayraklı’nın elinden teslim alan Elif Ayçiçek, yaşadığı mutluluğu gizleyemedi.</p>
<p><strong>Teşekkür Etti</strong></p>
<p>Bu örnek davranıştan dolayı zabıta ekiplerine teşekkür eden Elif Ayçiçek gösterilen ilgi ve hassasiyetin kendisini derinden etkilediğini ifade etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-zabitasindan-yurek-isitan-davranis-599540">Kartepe Zabıtası&#8217;ndan Yürek Isıtan Davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya&#8217;da belediye şoföründen örnek davranış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalyada-belediye-soforunden-ornek-davranis-596719</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 14:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Vekili]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[şoför]]></category>
		<category><![CDATA[şoföründen]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596719</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı toplu taşıma şoförü Yusuf Yevlal, örnek bir davranış sergiledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalyada-belediye-soforunden-ornek-davranis-596719">Antalya&#8217;da belediye şoföründen örnek davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı toplu taşıma şoförü Yusuf Yevlal, örnek bir davranış sergiledi. Yevlal araçta unutulan 4000 Euro’yu kayıp eşya birimine bildirerek sahibine ulaşılması için gerekli süreci başlattı. Bulunan para Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir tarafından sahibine teslim edildi. Özdemir, örnek bir davranış sergileyen şoför Yevlal’a da teşekkür belgesi takdim etti.  </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yurt dışından tatil için Antalya’ya gelen ve Havalimanından Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 800 numaralı hattına binen 80 yaşındaki İbrahim Gedik içerisinde pasaportu, cep telefonu ve 4000 Euro bulunan çantasını otobüste unuttu. Aracın </span><span>şoförü Yusuf Yevlal, hattı tamamladıktan sonra araç içerisinde İbrahim Gedik’e ait unutulmuş çantayı buldu. Yevlal, içerisinde 4000 Euro olan çantayı Antalya Büyükşehir Belediyesi kayıp eşya bürosundaki görevlilere teslim etti. Yapılan çalışmalar sonucu paranın sahibi kısa sürede tespit edildi. Yetkililer çantanın sahibi 80 yaşındaki İbrahim Gedik’in yakınlarına ulaşarak çantanın kendilerinde olduğunu iletti. Unutulan çantanın sahibi İbrahim Gedik ve şoför Yusuf Yevlal’ı makamında ağırlayan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Gedik’e geçmiş olsun dileklerini ileterek çantasını ve unutulan parayı teslim etti. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>BAŞKAN VEKİLİ ÖZDEMİR KAYIP ÇANTAYI TESLİM ETTİ</span></span></span></p>
<p><span><span><span>İbrahim Gedik’e geçmiş olsun dileklerini ileten Başkan Vekili Özdemir, “Antalya’ya hoş geldiniz. Gelir gelmez küçük bir kaza yaşamışsınız. Arkadaşlarımız size unuttuğunuz telefondan ulaşmış. İçinde pasaportunuz, yüklü miktarda döviz varmış. Bulmuşlar, ulaşmışlar. Biz de size ait olanları iade etmek üzere bir araya geldik. İyilik bulaşıcıdır. Bir daha yaşanmaması ve hep iyi insanlara denk gelmeniz dileğiyle geçmiş olsun İbrahim Bey” dedi. </span><span>Parasına ve çantasına yeniden kavuşan İbrahim Gedik de Başkan vekili Büşra Özdemir’e, belediye yetkililerine ve şoför Yusuf Yevlal’a teşekkür etti. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>ŞOFÖR YEVLAL’A TEŞEKKÜR BELGESİ </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Vekili Özdemir, gösterdiği örnek davranış nedeniyle şoför Yusuf Yevlal’a teşekkür belgesi takdim ederek kendisini tebrik etti. Özdemir, “</span><span>Yusuf Bey’e belediyemiz adına çok teşekkür ediyorum. Sadece görev bilinciyle değil, ahlaki bilinçle de hareket ettiğimizin çok büyük bir göstergesi. Tavrı bizleri çok mutlu etti. Bunun aslında bir görev olduğunu biliyoruz. Ama bu sorumluluk, bu ahlaki değeri taşıdığı için de kurumumuz adına kendisine de çok teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>İNSANLIK GÖREVİMİZİ YERİNE GETİRDİK</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde 2015 yılından bu yana toplu ulaşım şoförü olarak çalışan Yusuf Yevlal yaşananları şu şekilde anlattı: “Havalimanında 800’lü hatta çalışırken beyefendi araca bindi. Tekrar inerken de çantasını unutmuş. Ben de çantasını bularak depolama görevlimize tutanak karşılığı teslim ettim. Onlar da kendisini arayarak bilgilendirme yaptılar. Telefonu vardı, pasaportu vardı, yüklü bir miktarda da dövizi vardı. Bunları fotoğraflandırarak depolamaya teslim ettim. Ben çantayı aldığımda içine bakmadım. Depolama görevlisi ile beraber açtık. İçinde ne olduğunu orada gördük. Onunla beraber tutanak altına aldık, teslim ettik. İnsanlık görevimizi yerine getirdik. Kendisine emanet ettik” dedi.  </span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalyada-belediye-soforunden-ornek-davranis-596719">Antalya&#8217;da belediye şoföründen örnek davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afetler ve iklim krizi, genç gönüllülüğünü tetikliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afetler-ve-iklim-krizi-genc-gonullulugunu-tetikliyor-596601</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 10:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afetler]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülüğünü]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülük]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[saha]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596601</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji Koordinatörü ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, 5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü kapsamında dijital çağda gönüllülük konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetler-ve-iklim-krizi-genc-gonullulugunu-tetikliyor-596601">Afetler ve iklim krizi, genç gönüllülüğünü tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji Koordinatörü ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, 5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü kapsamında dijital çağda gönüllülük konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>“Gönüllülük iyi olma ve iyilik yapma amacıyla gönülden verilen emektir”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, gönüllülüğün pozitif psikoloji literatüründeki yerine dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“Gönüllülük kavramı; bir kişinin ya da bir grubun, herhangi bir sorumluluğu ve mecburiyeti olmamasına rağmen, hiçbir maddi karşılık beklemeden, topluma, bir gruba veya ihtiyaç sahibi bireylere zamanını, bilgisini, emeğini sunması olarak tanımlanmaktadır. Gönüllülük iyi olma ve iyilik yapma amacıyla gönülden verilen emektir. Bu faaliyeti gerçekleştirenlere ‘gönüllü’ denilmektedir.</p>
<p>Gönüllülüğün özgecilik, anlam duygusu (meaning), sosyal bağlılık (relatedness) ve öz-yeterlik mekanizmaları üzerinden iyi oluşu artırdığı görülmektedir. Yanı sıra sosyal sorumluluk projelerinde gönüllü olarak yer almanın bireylerde öz-değer ve öz-yeterliği güçlendirdiği, anlam ve amaç duygusunu derinleştirdiği, duygu düzenleme becerilerini geliştirdiği, mutluluk, şefkat, minnettarlık, aidiyet gibi pozitif duyguları artırdığı ifade edilmektedir.”</p>
<p><strong>Gençler ‘Ben kimim ve dünyadaki yaşam amacım nedir?’ diye gönüllü oluyor</strong></p>
<p>Dijital çağda büyüyen gençlerin gönüllülük motivasyonlarını da değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Dijital dünyada büyüyen gençlerin gönüllülük çalışmaları noktasındaki içsel motivasyonlarını; anlam ve amaç arayışı, empati ve adalet duyarlılığı, toplumsal katkı sağlama ihtiyacı olarak ifade edebiliriz. Gençler ‘Ben kimim ve dünyadaki yaşam amacım nedir?’ sorusunu cevaplamak amacıyla gönüllülük çalışmalarına katılmaktadırlar. Ayrıca dünyadaki sosyal eşitsizlik, iklim krizi, insan ve hayvan hakları gibi konular gençlerde yoğun duygusal duyarlılık oluşturmaktadır. Yanı sıra dünyanın farklı coğrafyalarında meydana gelen doğal afetler, salgın hastalıklar, savaşlar ve göçler nedeniyle oluşan kriz dönemlerinde gençlerdeki ‘faydalı olma’ isteği daha görünür hale gelmektedir.”</p>
<p><strong>Akran dayanışmasının etkisi sosyal sorumluluk projelerine katılımı artırıyor</strong></p>
<p>Gönüllüğün sosyal motivasyonlarını ise ait olma ve topluluk duygusu, akran etkisi olarak anlatan Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Olumlu yönde gelişim sağlayan dijital topluluklar gençleri harekete geçiren bir sosyal bağ oluşturmakta ve akran dayanışmasının etkisi ile sosyal sorumluluk projelerine katılım artmaktadır. Dijital dünyada büyüyen gençler sosyal sorumluluk projelerine katılım sağlayan arkadaşlarında liderlik özellikleri, iletişim becerileri, dijital içerik üretimleri, proje yönetimi gibi yetkinliklerin olumlu yönde geliştiğini görmekte, böylece gönüllülük faaliyetlerinde yer alma noktasında motivasyonları artmaktadır. Ayrıca üniversite ve iş başvurularında sosyal sorumluluk deneyimleri akranları arasında önemli bir fark yarattığı için gençler bu alanı kariyer sermayesi olarak da değerlendirmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sosyal medya ‘göstermelik gönüllülük’ riskini de beraberinde getiriyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın gönüllülük üzerindeki etkisine değinen Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sosyal medya gençlerin gönüllülük davranışlarını; farkındalık eşiğini düşürmek, eyleme kolay ve hızlı erişilebilirlik sağlamak, sosyal norm oluşturmak ve güçlü duygusal uyaranlar ortaya koymak suretiyle arttırabilmektedir ve bu sayede gençler yardım edecekleri kampanyaları çok daha hızlı duymakta, bağış linkleri, dijital imza kampanyaları, online eğitim projeleri gibi eylemlere daha çabuk erişilebilmektedirler. Video, kısa film, hikaye formatındaki içerikler gençlerin empati duygusunu harekete geçirerek olumlu davranışların artmasını da sağlamaktadır. Ancak sosyal medyadaki içerikler ‘göstermelik gönüllülük’  (slacktivizm) riskini de beraberinde getirmektedir. Örneğin; ‘beğen’, ‘paylaş’, ‘story at’ gibi yüzeysel davranışlar gerçek gönüllülüğün yerini alabilmekte ve beğeni, görünürlük, takipçi kazanma gibi dışsal motivasyonlar gönüllü davranışını gerçekçi olmaktan uzaklaştırmaktadır. Sosyal sorumlulukla ilgili paylaşım yapan bazı gençler ise ‘ben görevimi yaptım’ düşüncesiyle sahadaki gerçek gönüllülükten uzak kalmaktadır.”</p>
<p><strong>Deprem ve afetler gönüllüğü dönüştürüyor</strong></p>
<p>Deprem ve afet gibi kriz dönemlerinin gönüllülük hareketlerini dönüştürdüğünü vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Kriz dönemleri gönüllülük motivasyonlarının hem artmasını hem de yeniden şekillenmesini sağlamaktadır. Böyle önemli dönemlerde bireylerin toplumsal dayanışma ihtiyacı artmaktadır. Deprem, sel, yangın gibi afetler toplumun ‘birlik olma’ düşüncesini, empati ve sorumluluk duygusunu aktifleştirmektedir.  Krizler somut ve hızlı destek ihtiyacı oluşturduğu için gençlerde ‘ihtiyacı olan kişilerin yardımına koşma ve yanında olma’ davranışını arttırmaktadır.” dedi.</p>
<p>Kriz dönemlerinde gönüllülük davranışının daha profesyonel hale geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Belediyeler, AFAD, sivil toplum kuruluşları gibi kurumlarla koordinasyon gerçekleşmektedir.  Kurumsal güven önem kazanmakta ve gençler şeffaf kurumları tercih etmektedirler. Özellikle doğal afetlerde travmatik deneyimler yaşayan gençler gönüllülük davranışının sürdürülebilir olması ve sosyal sorumluluk projelerinin yaygınlaşması yönünde davranış sergilemektedirler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital gönüllük sahayı destekliyor</strong></p>
<p>Dijital gönüllülüğün sahadaki gönüllülüğü desteklediğini de ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Dijital gönüllülük, sahadaki gönüllülüğün yerine geçemez ama onu tamamlar ve dönüştürür. Dijital gönüllülüğün bu noktadaki olumlu etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz. Herhangi bir nedenle evinden çıkamayan, öğrenci olan veya uzakta yaşayan gençler için erişilebilirliğin artırılmasına katkı sunabilir. Uzmanlık temelli destek sağlayarak; akademik mentorluk, çeviri, içerik üretimi gibi katkılar ile yeni gönüllülük türlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Veri analizi, sosyal medya yönetimi, kampanya tasarımı gibi dijital beceriler ile saha ekiplerine destek olarak saha organizasyonunu güçlendirebilir. Dijital kampanyalar sayesinde çok daha geniş kitlelere ulaşılabilir ve bu durum bağış toplama gücünü arttırabilir.”</p>
<p><strong>Saha çalışmaları daha yoğun emek gerektiriyor</strong></p>
<p>Dijital gönüllülük konusunda dikkat edilmesi gereken etkilere de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Bu etkileri şu şekilde sıralayabiliriz. Bazı gençlerde online destek yeterlidir<em> </em>algısının oluşması sonucu sahadan kopma ve ayrı kalma riski ortaya çıkabilir. Dijital ortam, gerçek temasın dönüştürücü etkisini taşımayabilir ve bu durum duygusal mesafe oluşmasına neden olabilir. Saha çalışmaları daha yoğun emek gerektirirken dijital içerik daha fazla görünür olabilir; bu da emek görünürlüğünün azalmasına neden olarak motivasyonun azalmasına neden olabilir. Dünyayı güzelleştirmenin yolunun gönüllülük çalışmalarından geçtiğini belirtmek istiyorum.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetler-ve-iklim-krizi-genc-gonullulugunu-tetikliyor-596601">Afetler ve iklim krizi, genç gönüllülüğünü tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöllü Gençlerden Örnek Davranış: 32 Fidan Toprakla Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegollu-genclerden-ornek-davranis-32-fidan-toprakla-bulustu-595277</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 12:51:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[32]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[duyarlı]]></category>
		<category><![CDATA[fidan]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerden]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[negöllü]]></category>
		<category><![CDATA[Orman Yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[taban]]></category>
		<category><![CDATA[toprakla]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Alan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşanan orman yangınları sonrası duyarlılık göstererek bir tavır ortaya koymak isteyen Zirve Grup isimli İnegöllü gençler, kendi temin ettikleri 32 fidanı İnegöl Belediyesi’nin koruluk olarak düzenlediği alanda toprakla buluşturdu. Fidan dikiminde Belediye Başkanı Alper Taban da gençlere destek verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegollu-genclerden-ornek-davranis-32-fidan-toprakla-bulustu-595277">İnegöllü Gençlerden Örnek Davranış: 32 Fidan Toprakla Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Yaşanan orman yangınları sonrası duyarlılık göstererek bir tavır ortaya koymak isteyen Zirve Grup isimli İnegöllü gençler, kendi temin ettikleri 32 fidanı İnegöl Belediyesi’nin koruluk olarak düzenlediği alanda toprakla buluşturdu. Fidan dikiminde Belediye Başkanı Alper Taban da gençlere destek verdi.</span></span></p>
<p><span><span>Son yıllarda yaşanan orman yangınları her duyarlı bireyi derinden üzerken, İnegöl’de Zirve Grup adıyla bilinen 20 dolayında genç, bu konuda örnek olacak bir davranışa imza attı. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’a ulaşarak kendi aralarında topladıkları parayla temin ettikleri 32 adet fidanı dikmek için yer talep eden gençler için Yeniceköy Mahallesinde koruluk alan oluşturuldu. 863. Sokakta planda yeşil alan olan 670 m2’lik alan Park Bahçeler Müdürlüğü tarafından düzenlenerek fidan dikimine hazır hale getirildi. Perşembe günü Belediye Başkanı Alper Taban’ın da katılımıyla gençler tarafından fidanlar toprakla buluşturuldu.</span></span></p>
<p><span><span><b>DUYARLILIKLARI İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM</b></span></span></p>
<p><span><span>Fidan dikimi sonrası açıklama yapan Belediye Başkanı Alper Taban, gençlere ortaya koydukları duyarlılık için teşekkür etti. Yenice Mahallesi 863. Sokakta yeşil alan olarak planlanan bölgede henüz ağaçlandırma yapılmadığını hatırlatan Taban, “Genç arkadaşlarımızın teklifi ve katkılarıyla bugün 32 adet fidanın dikimi için buradayız. Park Bahçeler Müdürlüğümüze de teşekkür ediyorum, alanın hazırlanması adına emek verdiler. Gençlerimiz özellikle son dönemde ülkemizde yaşanan orman yangınlarından rahatsız olduklarını ifade ettiler. Bunun üzerine yeni fidanları toprakla buluşturmak istediler. Bu fidanları bizzat kendileri parasını ödeyerek temin ettiler. Bizim ekiplerimiz de alanı hazırlayarak bu ortamı sağladı. Gönül ister ki orman yangınları hiç yaşanmasın. Bu vesileyle buradan da topluma bir mesaj vermiş olalım; ağaçları dikmek elbette görevimiz. Ancak bunları korumakta bir görev ve sorumluluk. Keşke hiç bu alan etrafına tel örgü çekmek durumunda kalmasak. Ancak içinde bulunduğumuz durum, fidanları korumak için bunu yapmamıza sebep oluyor. Çünkü birileri gelip buna zarar verebiliyor. Böyle şeyler de maalesef var. Ancak buradaki arkadaşlarımız gibi duyarlı insanlarımız da var” dedi.</span></span></p>
<p><span><span><b>YEŞİL ALANLARI EL ELE ARTTIRACAĞIZ</b></span></span></p>
<p><span><span>İnegöl’de her alanda ve her fırsatta yeşil alan miktarını arttıracak adımları attıklarını ifade eden Başkan Taban, “Burası toplam 670 metrekarelik bir alan. 540 metrekaresi yeşil alan, 130 metrekaresi ise tretuvar alanından oluşuyor. Şehrimizdeki ağaç ve yeşil alan miktarını el ele arttıracağız. İnegöl’ümüz bu anlamda şanslı. Ancak biz yine de tüm imkanlarımızı seferber ederek yeşil alan oluşturma çabamızı sürdüreceğiz. Dönem başında 1 milyon metrekare ilave yeşil alan hedefi koyduk. İnşallah ulaşacağız” diye konuştu.</span></span></p>
<p><span><span><b>AMACIMIZ ÖRNEK OLABİLMEK</b></span></span></p>
<p><span><span><span>Zirve grup adına konuşan Muharrem Gökçe isimli genç ise kendilerine bu imkan tanındığı için teşekkür etti. Orman yangınlarının herkesi derinden üzdüğünü ifade eden Gökçe, “Biz de bir fidanda bizden olsun diyerek bu çalışmayı başlattık. Bugün de topraklarımızı geleceğe nefes olacak fidanlarımızla buluşturduk. Grubumuz 20 kişilik. Organizasyonlarda garson gibi hizmetler veriyoruz. İnşallah amacımız örnek olabilmek” şeklinde konuştu</span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegollu-genclerden-ornek-davranis-32-fidan-toprakla-bulustu-595277">İnegöllü Gençlerden Örnek Davranış: 32 Fidan Toprakla Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmen-öğrenci ilişkisi güvene dayalı olmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ogretmen-ogrenci-iliskisi-guvene-dayali-olmali-593530</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 07:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dayalı]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[güvene]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Luş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen-öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sağlıklı bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurmanın önemi, sınırların belirlenmesi ve bireysel ihtiyaçlara dikkat edilmesinin öğrencilerin gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogretmen-ogrenci-iliskisi-guvene-dayali-olmali-593530">Öğretmen-öğrenci ilişkisi güvene dayalı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sağlıklı bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurmanın önemi, sınırların belirlenmesi ve bireysel ihtiyaçlara dikkat edilmesinin öğrencilerin gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öğretmen-öğrenci ilişkisi, güven, saygı, empati ve açık iletişime dayalı olmalı!</strong></p>
<p>Öğretmen-öğrenci ilişkisinin, öğretmenler ile öğrencileri arasında onları motive eden, kişisel olarak büyümelerine yardımcı olan, öğretmenlerin neredeyse bir rol model olarak kabul edildiği karşılıklı anlayış ve güvene dayalı bir iletişimi ifade ettiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bu ilişki hem öğrenme ortamını olumlu etkilemeli, hem de öğrencilere güvenlik duygusu vermeli. Güven, saygı, empati ve açık iletişim bu ilişkinin en önemli özellikleridir.” dedi. </p>
<p>Öğretmenlerin, öğrenciler ahlaki, etik ve hatta sosyal açıdan gelişmeleri için motive ettiklerini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Bu gelişim, öğrencilerde sorumluluk duygusunu besleyerek akademik açıdan daha pozitif bir gelişim göstermelerini sağlar. Olumlu sınıf ortamı oluşturarak akademik açıdan zorlanan öğrencilerin bu zorluklarını ifade etmeleri için olumlu koşullar yaratır, sınıf içinde daha aktif ve katılımcı olmalarına yardımcı olur. Hem de bu öğrencilere yardımcı olarak bireyin başarılı olma duygusunu hissetmesini sağlar. Doğal olarak öğrencilerin akademik başarıları da olumlu yönde artar.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Öğretmenlerin bireysel ihtiyaçlara dikkat etmemesi, öğrencilerin gelişimini olumsuz etkiler!</strong></p>
<p>Her öğrencinin ihtiyaçlarının farklı olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Becerileri ve zorlandıkları alanlar, psikolojik dayanıklılıkları değişiklik gösterir. Öğretmenlerin bunlara dikkat etmemesi ve iletişime özen göstermemesi; sadece sınıf düzeyinde değil, öğrencilerin bireysel olarak da duygusal, fiziksel ve sosyal gelişimlerinde aksamalar olacağı anlamına gelir.” dedi.</p>
<p>Öğretmen-öğrenci ilişkisinin olumsuz olması durumunda, öğrencilerin tavırlarını ve performanslarını düzeltmek için zamanında ve yapıcı geri bildirimlerden de mahrum kalacağına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Luş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğun davranışını anlamadan, sabırsızca hareket eden bir öğretmen çocukta kaygı problemleri oluşmasına neden olabilir; ya da öğrencinin hangi alanlarda yeteneği olduğunu keşfedemeyebilir. Kendilerine güvenli birer yetişkin olmaları zorlaşabilir. Daha iyi davranışlar için onları etkili bir şekilde yönlendiremeyen öğretmen, disiplin konusunda da başarı sağlayamayabilir. Bu da özellikle davranış problemleri olan çocukların bu sorunu devam ettirmelerine neden olabilir.”</p>
<p><strong>Öğretmen ve öğrenci arasındaki sınır, öğrencilerin yaşına ve gelişim düzeyine göre belirlemeli!</strong></p>
<p>Sağlıklı bir ilişki için öğretmen ve öğrenci arasındaki sınırların nasıl belirlenmesi gerektiğine değinen<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sınırları öğrencilerin yaşına ve gelişim düzeyine göre, onunla konuşarak, duygu ve düşüncelerini ifade etmesine izin vererek belirlemek gerekir.” dedi.</p>
<p>Yargılama ve önyargı olmaksızın düzenli ve açık bir iletişim sürdürmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öğrencilerin fikir ve endişelerini paylaşabilecekleri etkileşimli etkinlikler, tartışmalar düzenlemek bunun için iyi bir örnek olabilir. Öğrencilere sorumluluk duygusu ve ekip çalışmasını öğreten işbirlikçi yaklaşım da oldukça faydalıdır. Bu şekilde öğrenciler eylemlerinin ve öğrenmelerinin sorumluluğunu üstlenirler; bu da problem çözme becerilerini geliştirir. Sınır, bunlara dikkat ederek açık bir şekilde öğrenciye ifade edilebilir. Sonrasında, ceza olmayan, yeni bir davranış önererek seçenek sunulabilir. İstenilen davranışı uygulayabilmesi için uygun ortamlar oluşturarak fırsat verilebilir. Öğrenci çabası için takdir edilebilir. Buna rağmen öğrenci olumsuz davranışını sürdürmeye devam ediyorsa yaptığı davranışın sorumluluğunu üstlenmesi sağlanabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogretmen-ogrenci-iliskisi-guvene-dayali-olmali-593530">Öğretmen-öğrenci ilişkisi güvene dayalı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Vekili İbrahim Akın&#8217;dan örnek davranış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-vekili-ibrahim-akindan-ornek-davranis-590586</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[brahim]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[vekili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590586</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın, kedi sahiplenerek herkese örnek oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-vekili-ibrahim-akindan-ornek-davranis-590586">Başkan Vekili İbrahim Akın&#8217;dan örnek davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın, kedi sahiplenerek herkese örnek oldu. Sahiplendiği kediye Duman ismini veren ve onu Başkanlık makamına alan Akın, “Biz Allah’ın yarattığı tüm canları, tüm canlıları seviyoruz.” dedi.<br />Yapılan bir araştırmaya Türkiye’de kedi ve köpek popülasyonunun yaklaşık yüzde 48’inin bir evi bulunmuyor. Bir diğer ifadeyle Türkiye’deki can dostlarımızın yarısı sahiplenilmeyi bekliyor. <br />Can dostlarımız sahiplenilmeyi beklerken, Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın kedi sahiplenerek herkese örnek oldu.<br />AKIN: HİÇBİR ‘CAN DOSTUMUZU’ BELEDİYEDEN UZAKLAŞTIRMADIK<br />Sahiplendiği kediye Duman ismini veren ve onu Başkanlık makamına alan Akın, “Biz Allah’ın yarattığı tüm canları, tüm canlıları seviyoruz. İddia edildiği gibi hiçbir can dostumuzu belediyeden uzaklaştırmadık, uzaklaştırmıyoruz. Aksine sahiplenerek onları en yakınımıza alıyoruz. Duman’ı da sahiplendik ve o şimdi Başkanlık makamında.” açıklamasında bulundu.<br />KEDİNİN BELEDİYDEN ATILDIĞI İDDİA EDİLMİŞTİ<br />Geçtiğimiz günlerde, bazı basın yayın organlarında çıkan haberlerde Bulut isimli kedinin AK Parti yönetimi tarafından Bayrampaşa Belediyesi’nden atıldığı iddia edilmişti.<br />Gerçekte ise Bulut isimli kedinin belediyeden atılmadığı, CHP’li Bayrampaşa Belediye Meclis Üyesi Arzu Doyran’ın talebi doğrultusunda Bulut’un Doyran’a teslim edildiği öğrenilmişti.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-vekili-ibrahim-akindan-ornek-davranis-590586">Başkan Vekili İbrahim Akın&#8217;dan örnek davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Doğal Yaşam Parkı&#8217;nda Davranış Zenginleştirme Atölyesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-dogal-yasam-parkinda-davranis-zenginlestirme-atolyesi-587205</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 12:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[parkı]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zenginleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587205</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi tarafından bu yıl “Dirlik” temasıyla düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir_10 etkinlikleri kapsamında İzmir’deki üniversitelerin Endüstriyel Tasarım Bölümlerinden öğretim elemanları ile öğrenciler, “Doğalda Dirlik: Davranış Zenginleştirme Tasarım Atölyesi”nde buluştu.  Planlanan tasarımlarla parkta yaşayan yaban hayvanlarının zihinsel ve fiziksel refahının artırılması hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-dogal-yasam-parkinda-davranis-zenginlestirme-atolyesi-587205">İzmir Doğal Yaşam Parkı&#8217;nda Davranış Zenginleştirme Atölyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi tarafından bu yıl “Dirlik” temasıyla düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir_10 etkinlikleri kapsamında İzmir’deki üniversitelerin Endüstriyel Tasarım Bölümlerinden öğretim elemanları ile öğrenciler, “Doğalda Dirlik: Davranış Zenginleştirme Tasarım Atölyesi”nde buluştu.  Planlanan tasarımlarla parkta yaşayan yaban hayvanlarının zihinsel ve fiziksel refahının artırılması hedefleniyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi tarafından düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir_10, bu yıl “Dirlik” temasıyla gerçekleştiriliyor. Etkinlik kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Doğal Yaşam Parkı ve İzmir’deki üniversitelerin Endüstriyel Tasarım Bölümlerinden öğretim elemanları ile öğrenciler,  İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda “Doğalda Dirlik: Davranış Zenginleştirme Tasarım Atölyesi” için bir araya geldi. Parkta yaşayan yaban hayvanlarının zihinsel ve fiziksel refahını artırmayı hedefleyen atölye İzmir Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Serkan Eğrilmez, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Elif Kocabıyık ve Gizem Saraçer, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Fulya Ertem Başkaya, Yaşar Üniversitesi’nden Devrim Ülkebaş ve Ege Üniversitesi’nden Gizem Hediye Eren yürütücülüğünde gerçekleşti. Toplam 35 endüstriyel tasarım öğrencisi, fil, aslan, ayı, lemur ve keçi özelinde hayvan refahını zenginleştiren tasarımlar üzerinde çalıştı. </p>
<p><strong>Kılavuz hazırlanacak</strong></p>
<p>Bu ortak çalışma, tasarımın yalnızca insanlar için değil, tüm canlılar için daha iyi bir yaşam kurma potansiyelini gösterdi.  Atölye çalışmasının odağında hayvanların yaşam kalitesi yer aldı. Katılımcılar, hayvanların doğadaki davranışlarını destekleyecek; oyun, hareket, keşif ve sosyalleşme olanaklarını artıracak zenginleştirme kriterleri geliştirdi, nesneler tasarladı. Rehabilitasyona ihtiyaç duyan veya doğada yaşama şansı kalmamış hayvanlara daha yaşanabilir alanlar yaratılması amaçlandı. Parkın mevcut üretim altyapısı ve buluntu malzemeler kullanılarak sürdürülebilir, dayanıklı ve yeniden üretilebilir biçimde geliştirilmesi hedeflendi. Atölye sonunda ortaya çıkan zenginleştirme tasarım kriterleri ve nesneleri hazırlanacak kılavuzda yer alacak. Kılavuz yalnızca İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda değil, diğer doğal yaşam parklarında da uygulanabilecek bir rehber niteliği taşıyacak.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-dogal-yasam-parkinda-davranis-zenginlestirme-atolyesi-587205">İzmir Doğal Yaşam Parkı&#8217;nda Davranış Zenginleştirme Atölyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet anında doğru davranış hayat kurtarır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-aninda-dogru-davranis-hayat-kurtarir-586738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 08:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[anında]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlar]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[tatbikat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586738</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi afete hazırlık çalışmaları kapsamında, yüzlerce çalışanın bulunduğu Kültürpark’ta deprem ve yangın tatbikatı düzenledi. “Afet anında doğru davranış hayat kurtarır” sloganıyla düzenlenen tatbikatta, kurum çalışanlarının bu tür durumlarda bilinçli hareket etmelerinin önemi anlatıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-aninda-dogru-davranis-hayat-kurtarir-586738">Afet anında doğru davranış hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi afete hazırlık çalışmaları kapsamında, yüzlerce çalışanın bulunduğu Kültürpark’ta deprem ve yangın tatbikatı düzenledi. “Afet anında doğru davranış hayat kurtarır” sloganıyla düzenlenen tatbikatta, kurum çalışanlarının bu tür durumlarda bilinçli hareket etmelerinin önemi anlatıldı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, olası afet durumlarına hazırlık kapsamında Kültürpark içerisinde binlerce personelin bulunduğu 4 holde eş zamanlı deprem ve yangın tatbikatı yaptı. Tatbikatta senaryo gereği önce deprem meydana geldi. Ardından yangın çıktı. Durumun itfaiye ekiplerine bildirilmesi üzerine olay yerinde hemen arama ve kurtarma çalışmaları başlatıldı. Yine senaryo gereği hollerde çalışanlar da tahliye edildi. Ekipler, içeride 5 kazazedenin bulunduğu yönündeki bilgi üzerine çalışmalarını genişletti. </p>
<p><strong>Afet anında güvenli alanlara tahliye canlandırıldı</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı öncülüğünde İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ve Eşrefpaşa Hastanesi tarafından düzenlenen tatbikatta kurumlar arası iş birliği, haberleşme, tahliye, ilk yardım ve olay sonrası müdahale süreçleri test edildi. Çalışanların yanı sıra yurttaşların afet anında güvenli alanlara tahliyesi canlandırıldı. </p>
<p><strong>Hem yurttaşlar hem de çalışanlar için farkındalık </strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afete Hazırlık Şube Müdürü Özlem Özant, afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemine değindi. Özlem Özant, “Dirençli kentler oluşturmanın önemli adımlarından biri afetlere hazırlık. Tatbikatlar, hem personelin hem de yurttaşların acil durumda nasıl davranması gerektiğini öğrenmesi açısından büyük önem taşıyor. Birimler arası koordinasyonun sağlanması, ilk yardım ve afet sonrası müdahalenin doğru şekilde yürütülmesi için bu tatbikatları bir nevi prova olarak görüyoruz. Bu çalışmaların düzenli şekilde devam etmesi gerekiyor” dedi. <br />Olası bir afet anında çalışanların paniğe kapılmadan güvenli bölgelere ulaşmasını sağlamak istediklerini aktaran Özant, “Kurum çalışanlarımız afet anında kendi güvenliklerini sağlarken, aynı zamanda vatandaşa destek verebilecek bilgi ve reflekslere sahip olacak” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Böyle tatbikatlarla kendimizi güçlendiriyoruz”</strong><br />Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram da ekibi ile tatbikata katıldı. Bayram, “Sağlık ekipleri, mobil sağlık ünitesi ve ambulansla geldik. Yaralıların durumlarını değerlendirdik. Onları önceliklerine göre sıralandırdık. Durumu ağır olanları ambulansla hastaneye naklettik. Diğer yaralıları da mobil hastanemizde tedavi ettik. Böyle tatbikatlarla olası afet durumlarına karşı kendimizi güçlendiriyoruz. Ekipmanımızla, organizasyonumuzla, ekibimizin bu konudaki bilinci ile afet durumlarında görev yapmaya hazır olduğumuzu söyleyebilirim” dedi. </p>
<p><strong>“Tahliyeler hızlı ve organize şekilde yapıldı”</strong><br />Tatbikatın tahliye sürecini sahada yöneten İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda görevli İtfaiye Amiri Engin Karakoyun ise tahliye hızına ve ekiplerin reflekslerine dikkat çekti. Karakoyun, şunları söyledi: “Asıl amacımız, afet anında hollerin sağlıklı şekilde tahliye edilmesini göstermekteydi. Tahliyeler son derece hızlı ve organize biçimde gerçekleşti. Arkadaşlarımızın afet anındaki reaksiyonları yüksek. Tatbikat ciddiyeti herkes tarafından benimsendi. Bu sayede gerçek bir olayda karşılaşılabilecek zorluklara karşı farkındalık oluştu.”<br />İzmir Büyükşehir Belediyesi, afet hazırlık çalışmalarını personel eğitimi, saha uygulamaları ve düzenli tatbikatlarla sürdürmeyi hedefliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-aninda-dogru-davranis-hayat-kurtarir-586738">Afet anında doğru davranış hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir otobüs şoföründen duyarlı davranış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-otobus-soforunden-duyarli-davranis-586373</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 12:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[duyarlı]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[şoföründen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586373</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde otobüs şoförü olarak görev yapan Ahmet Taşkın, seyir halindeyken rahatsızlanan yolcuyu fark ederek hızlı bir şekilde Kocaeli Şehir Hastanesi’ne yetiştirdi. Duyarlı otobüs sürücüsünün yaptığı bu davranış yolcular tarafından takdirle karşılandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-otobus-soforunden-duyarli-davranis-586373">Büyükşehir otobüs şoföründen duyarlı davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde otobüs şoförü olarak görev yapan Ahmet Taşkın, seyir halindeyken rahatsızlanan yolcuyu fark ederek hızlı bir şekilde Kocaeli Şehir Hastanesi’ne yetiştirdi. Duyarlı otobüs sürücüsünün yaptığı bu davranış yolcular tarafından takdirle karşılandı.</p>
<p><b>ROTA ŞEHİR HASTANESİ’NE ÇEVRİLDİ</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı’na bağlı Otobüs İşletmesi Şube Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren şoför Ahmet Taşkın, görevi sırasında fenalaşan yolcuyu kısa sürede hastaneye yetiştirerek, duyarlı bir davranışa imza attı. Olay, İzmit-Kandıra Karayolu Mini Köşk mevkiinde yaşandı. Bir kadın yolcunun fenalaşması üzerine trafik ışıklarında duran kaptan Taşkın, hiç tereddüt etmeden rotasını Kocaeli Şehir Hastanesi’ne çevirdi. Kısa sürede hastaneye ulaştırılan yolcu, tedavi altına alındı.</p>
<p><b>DUYARLI ŞOFÖR GÖREVİNİ TAMAMLADI</b><br />Olay sırasında yolcunun sağlığını düşünerek hızlı ve bilinçli hareket eden şoför Ahmet Taşkın, diğer yolcular tarafından takdir edildi. Yolcunun acil serviste sağlık ekiplerine teslim edilmesinin ardından otobüs, güzergâhına geri dönerek görevini tamamladı. Büyükşehir Belediyesi yönetimi, duyarlılığı ve soğukkanlı tavrıyla örnek davranış sergileyen personeline teşekkür etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-otobus-soforunden-duyarli-davranis-586373">Büyükşehir otobüs şoföründen duyarlı davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Provokasyonla obsesyon ve bağımlılık kontrol altına alınabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/provokasyonla-obsesyon-ve-bagimlilik-kontrol-altina-alinabiliyor-585402</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 14:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aktive]]></category>
		<category><![CDATA[alınabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[altına]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkili]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[obsesyon]]></category>
		<category><![CDATA[Obsesyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Provokasyon]]></category>
		<category><![CDATA[provokasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, provokasyon eşliğinde Derin TMU (derin transkraniyal manyetik uyarım) tedavisinin obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık gibi rahatsızlıklarda nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/provokasyonla-obsesyon-ve-bagimlilik-kontrol-altina-alinabiliyor-585402">Provokasyonla obsesyon ve bağımlılık kontrol altına alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, provokasyon eşliğinde Derin TMU (derin transkraniyal manyetik uyarım) tedavisinin obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık gibi rahatsızlıklarda nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Provokasyon uygulaması, çeşitli bozuklukların tedavisinde kullanılabilir!</strong></p>
<p>Derin TMU, Deep TMS, dTMS gibi isimlerle anılan ‘derin transkraniyal manyetik uyarım tedavisi’nin hastanın semptomlarının sistematik ve kontrollü bir şekilde geçici olarak tetiklenmesi olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu işlem, uzman bir klinik psikolog tarafından provokasyon uygulamasıyla gerçekleştirilir. Böylece semptomlarla ilişkili beyin devreleri aktive edilerek Derin TMU cihazının hedeflenen beyin bölgelerini daha etkili biçimde uyarması ve beyin aktivitesini düzenlemesi desteklenir.” dedi.</p>
<p>Etkisinin tek başına izole edilememiş olsa da araştırmaların, provokasyon eşliğinde yapılan uyarımın, provokasyonsuz uygulamalara kıyasla daha etkili olabileceğine işaret ettiğini dile getiren Aytop, “Provokasyon uygulaması, obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık başta olmak üzere, hekimin uygun gördüğü çeşitli bozuklukların tedavisinde Derin TMU’ya eşlik eden destekleyici bir yöntem olarak uygulanabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Provokasyonla tetiklenen obsesyonlar kompulsiyon gerçekleştirilmeden yönetilir!</strong></p>
<p>Obsesif kompulsif bozukluğun tedavisinde provokasyonlu derin TMU kullanımından bahseden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Obsesyon, bireyin kontrol edemediği, rahatsız edici ve genellikle kişinin değerleri ya da inançlarıyla çelişen düşüncelerdir. Yoğun kaygıya neden olan bu düşünceler, tekrarlayan, istenmeyen imgeler veya dürtüler şeklinde ortaya çıkar. Kompulsiyon ise obsesyonlardan kaynaklanan kaygıyı azaltmak için yapılan, zihinsel ya da fiziksel olabilen tekrarlayıcı davranışlardır. Bu davranışlar kısa vadede kaygıyı hafifletse de uzun vadede rahatsızlığın sürmesine neden olur.” dedi.</p>
<p>OKB’nin tedavisinde provokasyon uygulamasının, Derin TMU sırasında hastanın obsesyonlarını tetikleyen uyaranlara kontrollü bir şekilde maruz bırakılmasını içerdiğini kaydeden Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu takıntılı düşünceleri tetiklemede faydalı olabilecek çeşitli görsel materyallerden ve imajinasyon yönteminden yararlanılabilir. Örneğin, kir ve mikrop ile ilişkili obsesyonları olan bir hastaya kir ve mikrop temalı görseller gösterilerek obsesyonlarının aktive olması sağlanır. Provokasyonla tetiklenen obsesyonlar, hastada kompulsif davranış isteği uyandırır; ancak bu davranış gerçekleştirilmez. Bu süreç, işlevsel bozukluk gösteren beyin devrelerini aktive ederek Derin TMU’nun OKB ile ilişkili bölgeleri etkili bir şekilde modüle etmesini destekleyebilir.”</p>
<p><strong>Tetikleyicilere tekrarlı biçimde maruz bırakılmak, zamanla duyarsızlaşma gelişmesini sağlayabilir!</strong></p>
<p>Bu etkiye ek olarak, provokasyon uygulamasının bilişsel, duygusal ve davranışsal açıdan da tedavi sürecine katkı sağlayabildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Provokasyon sırasında hasta obsesyonlarıyla ilişkili tetikleyicilere tekrarlı biçimde maruz bırakıldığında, zamanla duyarsızlaşma (habituation) gelişebilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun takıntılı düşüncelerin daha sıradan hale gelmesine ve tetikleyici etkilerinin azalmasına katkıda bulunabildiğine açıklık getiren Aytop, “Böyle bir süreç, kaygı düzeyinde azalmaya, obsesyon–kompulsiyon bağı üzerinde zayıflamaya ve hastanın kompulsiyonlara başvurmadan kaygıyı tolere edebileceğini deneyimlemesine yardımcı olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağımlılıkla ilişkili beyin devrelerinin aktive olması beynin daha etkili uyarılmasını sağlıyor!</strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisinde de provokasyon uygulamasının kullanıldığını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Derin TMU sırasında kişinin bağımlılığıyla ilişkili uyaranlara sistematik bir şekilde maruz bırakılması yoluyla aşermesi tetiklenir. Bu uyaranlar görseller, videolar veya zihinsel imajinasyon yoluyla sunulabilir.” dedi.</p>
<p>Provokasyonla ortaya çıkan aşermenin, bağımlılıkla ilişkili beyin devrelerinin aktive olmasını sağladığına dikkat çeken Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu aktivasyon, Derin TMU cihazının hedeflenen beyin bölgelerini daha etkili bir şekilde uyarmasını kolaylaştırarak dopamin ve diğer nörotransmitterlerin salınımını düzenleyen kapsamlı bir nöromodülasyonu destekler. Ayrıca, provokasyon sırasında kişinin bağımlılıkla ilişkili tetikleyici uyaranlara sistematik biçimde maruz bırakılması, zamanla koşullanmış tepkilerinin zayıflamasına ve bu çeldirici uyaranlara karşı duyarsızlaşmasına katkı sağlayabilir. Böylece birey, aşermeyi tetikleyen faktörler ile bağımlılık davranışı arasındaki otomatik bağlantının zayıfladığını deneyimleyebilir. Bu süreç, aynı zamanda duygusal regülasyonu destekleyerek kişinin aşermeyi tolere etme ve yönetme kapasitesini güçlendirebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/provokasyonla-obsesyon-ve-bagimlilik-kontrol-altina-alinabiliyor-585402">Provokasyonla obsesyon ve bağımlılık kontrol altına alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den gençlere yönelik keşif atölyeleri sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-genclere-yonelik-kesif-atolyeleri-suruyor-582501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 10:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[atölyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[sürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582501</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin iyi olma hâlini ve ruh sağlığını güçlendirmek, kişisel gelişim alanında farkındalık kazanmalarını sağlamak amacıyla “Keşif Atölyeleri” serisi başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-genclere-yonelik-kesif-atolyeleri-suruyor-582501">Büyükşehir&#8217;den gençlere yönelik keşif atölyeleri sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin iyi olma hâlini ve ruh sağlığını güçlendirmek, kişisel gelişim alanında farkındalık kazanmalarını sağlamak amacıyla “Keşif Atölyeleri” serisi başlattı. “İlişkilerde Düşünce Hataları” ve “Öz Sabotajı Dönüştürme” oturumları yapıldı. Atölye serisi her hafta çarşamba günü farklı temalarla devam edecek.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin gelişimine yönelik programlarını sürdürüyor. Son olarak Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı iş birliğiyle &#8220;Keşif Atölyeleri&#8221; serisi başladı. Gençlerin kişisel gelişim alanında farkındalık kazanmasını sağlamak amacıyla düzenlenen atölye serilerinin ilki “İlişkilerde Düşünce Hataları” başlığı ile yapıldı. Gençler atölyede bilişsel-davranışçı terapi (BDT) ilkeleri çerçevesinde düşünce-duygu-davranış ilişkisini keşfetti. Katılımcılar, sık karşılaşılan bilişsel çarpıtmaları tanıyarak sağlıklı iletişim becerileri geliştirme üzerine interaktif etkinlikler ve grup çalışmalarına katıldı. 120 dakika süren atölyede gençler, kendi yaşantılarından örnekler üzerinden çalışarak daha işlevsel düşünce ve davranış modelleri geliştirme fırsatı buldu.</p>
<p><strong>Öz sabotaj: Kendi kendine engel olma davranışı</strong></p>
<p>Keşif atölyeleri serisi, “Öz Sabotajı Dönüştürme” oturumu ile devam etti. Katılımcılar, atölye çalışmasıyla kendini daha iyi tanıma becerisi kazandı. Alsancak Talâtpaşa Gençlik Merkezi’nde düzenlenen atölye çalışmasında gençler; kendi kendine engel olma (öz-sabotaj) davranışlarını fark etme fırsatı buldu. Program süresince bu davranışların kökenleri ele alındı ve daha işlevsel düşünce–davranış kalıpları geliştirme üzerine çalışmalar yapıldı. Atölye sonunda, katılımcıların kişisel potansiyellerini ortaya çıkararak günlük yaşamlarında daha sağlıklı adımlar atmalarına katkı sağlandı.</p>
<p><strong>Yeni beceriler kazanacaklar</strong></p>
<p>Alanında uzman ekip tarafından hazırlanan &#8220;Keşif Atölyeleri&#8221; serisi, pozitif psikoloji, bilinçli farkındalık ve uygulamalı egzersizlerle gençlere günlük yaşamda kullanabilecekleri beceriler kazandırmayı hedefliyor. Atölye serisi her hafta çarşamba günü farklı temalarla devam edecek. Detaylı bilgi için https://www.gencizmir.com/internet sitesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gençlik çalışmalarından haberdar olmak için &#8220;@izbbgencizmir&#8221; kullanıcı adlı instagram hesabı takip edilebiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-genclere-yonelik-kesif-atolyeleri-suruyor-582501">Büyükşehir&#8217;den gençlere yönelik keşif atölyeleri sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Disiplinin altın kuralı, kibar ve kararlı olmak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/disiplinin-altin-kurali-kibar-ve-kararli-olmak-566606</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 08:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kilit]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, çocuk disiplininde ödül-ceza dengesinin nasıl kurulması gerektiği ve doğru disiplin yöntemlerinin nasıl uygulanması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/disiplinin-altin-kurali-kibar-ve-kararli-olmak-566606">Disiplinin altın kuralı, kibar ve kararlı olmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, çocuk disiplininde ödül-ceza dengesinin nasıl kurulması gerektiği ve doğru disiplin yöntemlerinin nasıl uygulanması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Önemli olan, davranışın artırılması ya da azaltılması…</strong></p>
<p>Çocukların disiplinin 3 yaşından itibaren başladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Ardından her yaşa uygun şekilde bir disiplin verilerek devam eder. Disiplin, edimsel koşullandırma sistemiyle başlatılır.” dedi.</p>
<p>Edimsel koşullandırmanın, pekiştireçler ve cezalandırıcıları içeren bir süreç olduğunu aktaran Kilit, “Burada önemli olan, çocuğun yapmış olduğu bir davranışın arttırılması veya azaltılması yönündeki sistemlerdir. Mesela, çocuk yeni yemekleri tatmak istemiyorsa pozitif pekiştireçlerle davranış artırılabilir. Çocuk evde pişen yemeği tattıktan sonra, hemen arkasından onun sevmiş olduğu yemekten biraz vererek yeni yemekleri tatma davranışını pekiştirebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Her zaman ödül vermek rüşvete dönüşebilir!</strong></p>
<p>Ödül-ceza mekanizmasında unutulmaması gereken en önemli noktanın, üç ödüle karşılık bir ceza olması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Esas olan ödül mekanizmasıyla gitmektir. Ama buradaki en büyük risk, ödülün rüşvete dönüşmemesi gerekliliği. Yani çocuğa bir şey yaptırmak için her zaman ödül verilmez. Çünkü iş rüşvete doğru döner.” dedi.</p>
<p>Ceza sisteminde pozitif cezalar ve negatif cezalar olduğunu dile getiren Kilit, “Pozitif ceza, yapılan davranışın artmasını sağladığı için her ne kadar adı pozitif olsa da aslında istemediğimiz bir yöntem olarak karşımıza çıkar. Yani çocuğu dövmek, çocuğa bağırmak, çocuğu aşağılamak, çocuğu odasına kilitlemek ve odasından saatlerce çıkmasına izin vermemek gibi cezalardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru cezalandırma, hak mahrumiyeti şeklinde olmalı!</strong></p>
<p>Doğru cezanın nasıl olması gerektiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Doğru cezalar hak mahrumiyeti şeklinde olmalı. Tıpkı bizim normal hayatta yapmış olduğumuz hatalar karşılığında bize verilen cezalar gibi. Mesela bir çalışan ay boyunca işe gitmez, görevlerini yerine getirmezse kimse ona bağırmaz, dövmez, azarlamaz; ama parasını vermez. Çocuğa da bu mantıkla ceza verilmeli.” dedi.</p>
<p>Doğru ceza sistemine örnek veren Kilit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diyelim ki çocuğun bugün yarım saat ekran kullanma süresi var. Ama o gün yarım saatine uymadı ya da ödevini yaptıktan sonra yarım saat ekran kullanma süresi var fakat o gün ödevini yapmadı. Ne olmalı? O gün yarım saat ekran kullanma süresini almamalı. Ama ertesi gün üstüne düşen sorumluluğu yerine getirirse o yarım saati tekrar almalı. Cezalar üç günden fazla verilmez. Özellikle küçük çocuklarda üç günden fazla cezayı çocuk kafasında tutamaz, neden cezalandırıldığını bile hatırlamaz. O yüzden doğru cezalandırma, hak mahrumiyeti şeklindedir ve çocuğa bu durumun kibar ama kararlı bir şekilde anlatılması gerekir. ‘Kibar ama kararlı’ buradaki anahtar kelimedir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/disiplinin-altin-kurali-kibar-ve-kararli-olmak-566606">Disiplinin altın kuralı, kibar ve kararlı olmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Çevre Günü’nde Edirneli Öğrencilerden Örnek Davranış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-cevre-gununde-edirneli-ogrencilerden-ornek-davranis-545334</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 12:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[edirneli]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerden]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545334</guid>

					<description><![CDATA[<p>Raşit Efendi İlkokulu 3/C sınıfı öğrencileri, öğretmenleri ve velileriyle birlikte Keşan çarşı merkezindeki esnafı ziyaret ederek atık pillerin zararları konusunda bilgilendirme yaptı, dükkanlara atık pil kutuları yerleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-cevre-gununde-edirneli-ogrencilerden-ornek-davranis-545334">Dünya Çevre Günü’nde Edirneli Öğrencilerden Örnek Davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edirne&#8217;de Keşan’da faaliyet gösteren Raşit Efendi İlkokulu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında önemli bir farkındalık projesine imza attı. Okulda yürütülen &ldquo;Sıfır Atık Projesi&rdquo; çerçevesinde, dün saat 13.30’da, 3/C Sınıfı öğrenci ve velileri, sınıf öğretmeni ve Çevre Koruma Kulübü Danışman Öğretmeni Selime Erkul eşliğinde Keşan çarşı merkezindeki esnafı ziyaret etti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/06/16/whatsapp-gorsel-2025-06-12-saat-15-24-33-bb3d54a8-1750071828-474-x750.jpeg"></p>
<p><strong>ESNAFA ATIK PİL KUTUSU BIRAKILDI</strong></p>
<p>Ziyaretlerde öğrenci ve veliler, atık pilin çevreye zararları hakkında bilgilendirmelerde bulundu ve her esnafa atık pil toplama kutuları teslim etti. Hem öğrencilere hem de topluma çevre bilinci kazandırmayı amaçlayan bu etkinlik, esnaf tarafından da memnuniyetle karşılandı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/06/16/whatsapp-gorsel-2025-06-12-saat-15-24-34-5c1e4655-1750071916-458-x750.jpeg"></p>
<p><strong>Ö&#286;RENCİLERE TEŞEKKÜR MESAJI</strong></p>
<p>Etkinlik sonunda okul müdürü Bülent Erkul, tarafından yapılan açıklamada, &ldquo;Çevreye olan duyarlılıkları için öğretmenimiz, öğrencilerimiz ve değerli velilerimize teşekkür ederiz.&rdquo; ifadelerine yer verildi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-cevre-gununde-edirneli-ogrencilerden-ornek-davranis-545334">Dünya Çevre Günü’nde Edirneli Öğrencilerden Örnek Davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerden üzücü davranış; kamu malına zarar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerden-uzucu-davranis-kamu-malina-zarar-541787</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 09:04:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerden]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[malına]]></category>
		<category><![CDATA[üzücü]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’nde gün geçmiyor ki Büyükşehir Belediyesi’nin inşa ettiği asansör ve yürüyen merdivenlere zarar verilmesin.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerden-uzucu-davranis-kamu-malina-zarar-541787">Gençlerden üzücü davranış; kamu malına zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’nde gün geçmiyor ki Büyükşehir Belediyesi’nin inşa ettiği asansör ve yürüyen merdivenlere zarar verilmesin. Bunun son örneği Çayırova Şehit Eren Bülbül Üst Geçidi’nde yaşandı. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde bir genç, asansörün kabin kasetine tekme ile zarar verdi.</p>
<p><b>KABİN KASETİNİ TEKMELEDİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kent genelinde inşa ettiği onlarca asansör ve yürüyen merdiven kendini bilmez kişi ya kişiler tarafından saldırıya uğruyor. Bunun son örneği Çayırova Şehit Eren Bülbül Üst Geçidi’ndeki asansörde yaşandı. Üstgeçit asansörüne binen iki gençten biri, asansörün kabin kasetini tekmeleyerek zarar verdi. Kamu malına zarar veren gencin bu çirkin davranışı asansör kabininin güvenlik kamerasına anbean yansıdı.</p>
<p><b>HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILIYOR</b></p>
<p>Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Enerji ve Aydınlatma Şube Müdürlüğü, Kocaeli genelinde 37 adet yürüyen merdiven ve 144 adet asansörün periyodik bakım ve onarımlarını yerine getiriyor. Bazı zamanlarda kullanım hatası veya kişi ya da kişilerin verdikleri zararlar ile devre dışı kalan asansör ve yürüyen merdivenlere gerekli müdahaleler yapılıyor. Bu ve benzeri durumlarda hem hizmette aksamaların etkin ve hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması hem de gerekli hukuki süreçlerin başlatılması amacıyla asansör ve yürüyen merdivenler kamera ve izleme sistemleri ile 7/24 takip ediliyor. Bu tür olaylarda vatandaşlar 153 Çağrı Merkezi’ni arayarak ihbar bırakabiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerden-uzucu-davranis-kamu-malina-zarar-541787">Gençlerden üzücü davranış; kamu malına zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe kar-mek örnek davranış lösev&#8217;e destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepe-kar-mek-ornek-davranis-loseve-destek-430861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 07:54:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[karmek]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[löseve]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman’ın öncülüğünde kadınların meslek sahibi olması amacıyla yeni eğitim döneminde güzel işlere imza atan Uzunçiftlik KAR-MEK kursiyerleri Lösev’e destek projeleriyle takdir topladılar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-kar-mek-ornek-davranis-loseve-destek-430861">Kartepe kar-mek örnek davranış lösev&#8217;e destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman’ın öncülüğünde</p>
<p>kadınların meslek sahibi olması amacıyla yeni eğitim döneminde güzel</p>
<p>işlere imza atan Uzunçiftlik KAR-MEK kursiyerleri Lösev’e destek</p>
<p>projeleriyle takdir topladılar.</p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman’ın öncülüğünde hizmet veren</p>
<p>KAR-MEK kurslarında binlerce kursiyer yeteneklerini geliştirirken, meslek sahibi</p>
<p>olanlar da var. Uzunçiftlik KAR-MEK kursiyerleri hayata geçirdikleri Lösev’e</p>
<p>destek projesiyle ile örnek oldular.</p>
<p>KOCAMAN’DAN TEBRİK VE DESTEK</p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ferhat</p>
<p>Dilek, Halk Eğitim Kartepe Şube Müdürü Hüseyin Gürkaş, Uzunçiftlik KAR-MEK</p>
<p>kursunda eğitim gören kursiyerleri ziyaret ettiler.</p>
<p>4 BİN KURSİYER</p>
<p>Uzunçiftlik KAR-MEK kursiyerlerini ziyaret eden Kartepe Belediye Başkanı</p>
<p>Av.M.Mustafa Kocaman, “Emeğin başarıya dönüştüğü yerdir KARMEK. 33 hizmet</p>
<p>binasında bugüne kadar 4000 kursiyerimiz dilediği branşta yeteneklerini</p>
<p>geliştirdi. Uzunçiftlik KARMEK kursiyerlerimiz LÖSEV yararına el emeği göz nuru</p>
<p>ürünler üretiyorlar. Böylesi değerli bir amaç için emek veren tüm kursiyerlerimizi</p>
<p>canıgönülden tebrik ediyorum. Üreten, ev ve ülke ekonomisine katkı sağlayan</p>
<p>tüm kadınlarımızın yanındayız. Çocuklarımızın sağlıkla ve mutlu yaşaması için</p>
<p>destek olmak bu dünya için yapılacak en kıymetli katkılardan biridir” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-kar-mek-ornek-davranis-loseve-destek-430861">Kartepe kar-mek örnek davranış lösev&#8217;e destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belediye işçisinden örnek davranış Sokakta bulduğu 15 bin lirayı sahibine teslim etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belediye-iscisinden-ornek-davranis-sokakta-buldugu-15-bin-lirayi-sahibine-teslim-etti-394624</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Aug 2023 15:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[bulduğu]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[işçisinden]]></category>
		<category><![CDATA[lirayı]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[sahibine]]></category>
		<category><![CDATA[sokakta]]></category>
		<category><![CDATA[teslim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde çalışan Tugay Karacan, Sevgi Yolu’nu süpürdüğü sırada yerde 15 bin TL buldu! Çevredeki vatandaşların ve esnafın yönlendirmesiyle paranın sahibine ulaşan Karacan, banka makbuzunu gördükten sonra parayı sahibine teslim etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-iscisinden-ornek-davranis-sokakta-buldugu-15-bin-lirayi-sahibine-teslim-etti-394624">Belediye işçisinden örnek davranış Sokakta bulduğu 15 bin lirayı sahibine teslim etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde çalışan Tugay Karacan, Sevgi Yolu’nu süpürdüğü sırada yerde 15 bin TL buldu! Çevredeki vatandaşların ve esnafın yönlendirmesiyle paranın sahibine ulaşan Karacan, banka makbuzunu gördükten sonra parayı sahibine teslim etti. Bu örnek davranış yüzleri güldürürken, Başkan Sandal da çalışanını altınla ödüllendirdi.</p>
<p><strong>KOŞA KOŞA PARANIN SAHİBİNİ ARADI</strong></p>
<p>Bayraklı Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde çalışan Tugay Karacan, Bayraklı Sevgi Yolu’nda sabah saatlerinde rutin temizliğini yaparken, 200 liralık banknotlardan oluşan bir deste para buldu. İlk olarak çevredeki vatandaşlara düşüreni görüp görmediklerini soran Karacan’a bir esnaf paranın sahibini tanıdığını ve az önce bankadan para çektiğini söyledi. İşaret edilen yöne doğru koşan Karacan, sonunda Ali Rıza Yarar’ı gördü ve parasını düşürüp düşürmediğini sordu. Parayı düşürdüğünü o an fark eden Yarar, bankadan çektiği emekli maaşının makbuzunu gösterdi. Bayraklı Belediyesi personeli Karacan da parasını Yarar’a teslim etti.</p>
<p><strong>SANDAL’DAN HEDİYE</strong></p>
<p>Belediye personelinin bu örnek davranışı hem esnafın hem de olaya şahit olan vatandaşların beğenisini kazandı. Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal da makamında ağırladığı Karacan’a altın hediye etti, örnek davranışından dolayı teşekkür etti.</p>
<p><strong>BAŞKAN SANDAL: GURUR DUYUYORUZ</strong></p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, “Yaşanan olayı haber aldığımda hem çok mutlu oldum hem de duygulandım. Paranın miktarı önemli olmamakla birlikte, sergilenen tavır hepimizin özlediği, görmek istediği örnek bir davranış. Bu nedenle mesai arkadaşımı kutluyorum. Bayraklı Belediyesinde çalıştığı için ayrıca gurur duyuyorum. Umarım bu davranışın Türkiye’ye örnek olur. Seninle gurur duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-iscisinden-ornek-davranis-sokakta-buldugu-15-bin-lirayi-sahibine-teslim-etti-394624">Belediye işçisinden örnek davranış Sokakta bulduğu 15 bin lirayı sahibine teslim etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kütüphane Haftası&#8217;nda Konaklı çocuklardan örnek davranış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kutuphane-haftasinda-konakli-cocuklardan-ornek-davranis-361489</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2023 09:40:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklardan]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[haftasında]]></category>
		<category><![CDATA[konaklı]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361489</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konaklı çocuklar deprem bölgesindeki yaşıtlarına yazdıkları duygu dolu mektupları ve onlar için seçtikleri hediye kitapları gönderdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kutuphane-haftasinda-konakli-cocuklardan-ornek-davranis-361489">Kütüphane Haftası&#8217;nda Konaklı çocuklardan örnek davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konaklı çocuklar deprem bölgesindeki yaşıtlarına yazdıkları duygu dolu mektupları ve onlar için seçtikleri hediye kitapları gönderdi.</b></p>
<p>Konak Belediyesi İzmir Milli Kütüphane Konak Şubesi, Kütüphane Haftası’nda örnek bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kemal Reis İlkokulu 3. sınıf öğrencilerinin konuk olduğu kütüphaneden seçilen kitaplar, öğrencilerin kendi getirdikleri kitaplar ve sevgi dolu mektupları eşliğinde deprem bölgesindeki çocuklara gönderildi. Çocukların, depremden etkilenen yaşıtlarına olan desteklerini ve sevgilerini mektuplar ve kitaplar aracılığıyla anlatma fırsatı bulduğu etkinlikte çocukları İzmir Milli Kütüphane Vakfı Başkanı ve Konak Belediyesi Meclis Üyesi Ulvi Puğ, CHP Konak İlçe Başkanı Akın Küçükoğullarından ve Konak Belediyesi Meclis Üyesi Şamil Sinan An da yalnız bırakmadı.</p>
<p><b>Çocuklardan duygulandıran mektuplar</b></p>
<p>Karataş semtindeki Konak Belediyesi İzmir Milli Kütüphane Konak Şubesi’nde oyun, müzik ve kitap okuma etkinlikleriyle Kütüphane Haftası’nı kutlayan Kemal Reisli çocuklar, etkinliklerin ardından, depremzede arkadaşlarına yazdıkları mektupları okudu. Mektuplarda yer alan “Sizleri seviyoruz, üzülmeyin, yanınızdayız, sevdiğim kitapları size gönderiyorum, kötü günler geçecek” ifadeleri çocukların nasıl duyarlı olduğunu gösterdi, saf ve içten sevgilerini gözler önüne serdi. Etkinliğin ardından çocukların mektupları ve kitaplar, Konak Belediyesi’nin Kahramanmaraş’taki çadır kentine doğru yola çıktı.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kutuphane-haftasinda-konakli-cocuklardan-ornek-davranis-361489">Kütüphane Haftası&#8217;nda Konaklı çocuklardan örnek davranış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
