<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>damar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/damar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/damar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 11:59:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>damar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/damar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden-637397</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 11:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[14]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[şaşırtıcı]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyen]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden-637397">Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yalnızlık, uyku apnesi, susuzluk, ağrı kesici kullanımı, bazı bitkisel takviyeler ve tiroid problemleri gibi günlük yaşamda çoğu zaman önemsenmeyen faktörler de tansiyon değerlerini yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon ise zamanla kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığı üzerinde ciddi hasarlara yol açabilir” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir” dedi.</p>
<p>Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı:</p>
<p><strong>Yalnızlık</strong></p>
<p>Yalnızlık hissi, özellikle uzun vadede büyük tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kendisini yalnız hisseden kişilerin büyük tansiyonunda dört yıl içinde 14 puandan fazla artış olduğu ortaya kondu.</p>
<p><strong> Beyaz önlük sendromu</strong></p>
<p>Doktor kontrolü sırasında ölçülen tansiyon değerleriyle evde ölçülen değerler arasında fark görülebilir. “Beyaz önlük etkisi” olarak adlandırılan bu durum, yalnızca muayene ortamında bulunmaya bağlı olarak büyük tansiyonda 10, küçük tansiyonda ise 5 puana kadar yükselmeye neden olabilir. Bu artışın genellikle stres ve kaygıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.</p>
<p><strong> Tuvalete gitmeyi geciktirmek</strong></p>
<p>Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek de tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırmada, en az 3 saat boyunca tuvalete gitmeyen orta yaşlı kadınların büyük tansiyonunda ortalama 4, küçük tansiyonunda ise 3 puan artış görüldü. Benzer etkilerin farklı yaş gruplarındaki kadın ve erkeklerde de ortaya çıkabileceği belirtildi.<strong> </strong></p>
<p><strong>Duygusal konuşmalar</strong></p>
<p>Dinlenme halindeki kan basıncı, konuşmaya başlanmasıyla birlikte geçici olarak yükselebilir. Bu artışın seviyesi, konuşulan konunun içeriğine ve duygusal yoğunluğuna göre değişebilir. Benzer etki telefon görüşmeleri sırasında da görülebilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Susuzluk</strong></p>
<p>Vücudun yeterli suya sahip olmaması, kan damarlarının daralmasına neden olarak tansiyonu yükseltebilir. Susuz kalan vücut sıvıyı korumaya çalışırken damarlar daha fazla sıkışabilir ve böbrekler daha az idrar üretmeye başlayabilir. Bu durum da kalp ve beyindeki küçük damarlar üzerinde ekstra baskı oluşturabilir.</p>
<p><strong> Şeker</strong></p>
<p>Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren işlenmiş şekerler, kan basıncının yükselmesinde tuz kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkili olabilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bitkisel takviyeler</strong></p>
<p>Ginkgo, ginseng, guarana, efedra, acı portakal ve sarı kantaron gibi bazı bitkisel takviyeler kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca bu ürünler, yüksek tansiyon ilaçları da dahil olmak üzere bazı ilaçların etkisini değiştirebilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Uyku apnesi</strong></p>
<p>Uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diğer kalp hastalıkları riskini artırabilir. Uyku sırasında solunumun sık sık durup yeniden başlaması, sinir sisteminin kan basıncını yükselten kimyasallar salgılamasına neden olabilir. Ayrıca bu durumun yol açtığı oksijen eksikliği damar duvarlarına zarar vererek vücudun tansiyonu düzenlemesini zorlaştırabilir.</p>
<p><strong> Tiroid problemleri</strong></p>
<p>Vücudun yeterince tiroid hormonu üretmemesi, kalp atış hızının yavaşlamasına ve damarların esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de yükseltebilir ve bu da damar sertliğine yol açarak tansiyonu artırabilir. Nadiren de olsa tiroid hormonunun fazla salgılanması, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışmasına neden olarak kan basıncını yükseltebilir.</p>
<p><strong> Doğum kontrol ilaçları</strong></p>
<p>Doğum kontrol hapları, iğneleri ve bazı diğer yöntemler, kan damarlarını etkileyen hormonlar içerdiği için tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu riskin özellikle 35 yaş üstü, fazla kilolu veya sigara kullanan kadınlarda daha yüksek olduğu düşünülüyor.</p>
<p><strong>Antidepresanlar</strong></p>
<p>Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyen antidepresan ilaçlar, kan basıncında değişikliklere yol açabilir. Özellikle serotonin üzerinde etkili ilaçların birlikte kullanılması durumunda tansiyon değerleri yükselebilir.</p>
<p><strong>Ağrı kesici kullanımı</strong></p>
<p>Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar hem sağlıklı kişilerde hem de hipertansiyon hastalarında tansiyon değerlerinin yükselmesine neden olabilir. Artış genellikle birkaç puanla sınırlı kalsa da bazı kişiler bu ilaçlardan çok daha fazla etkilenebilir.</p>
<p><strong> Potasyum eksikliği</strong></p>
<p>Böbreklerin kandaki sıvı dengesini koruyabilmesi için sodyum ve potasyumun dengeli olması gerekir. Bu nedenle düşük tuzlu besleniliyor olsa bile yeterince meyve, sebze, fasulye, az yağlı süt ürünleri ya da balık tüketilmemesi tansiyonun yükselmesine neden olabilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Ağrı</strong></p>
<p>Tansiyonu yükselten alışılmadık nedenlerden biri de ağrı olabilir. Ani ya da şiddetli ağrılar, sinir sistemini hızlandırarak kan basıncının yükselmesine yol açabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden-637397">Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram Sofralarında Kalbinizi Koruyan Bu Önerilere Kulak Verin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-sofralarinda-kalbinizi-koruyan-bu-onerilere-kulak-verin-637049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 08:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[Et Tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[kalbinizi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[koruyan]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[Olumsuz Etki]]></category>
		<category><![CDATA[önerilere]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sofralarında]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[verin]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı; aile sofralarının kurulduğu, et tüketiminin belirgin şekilde arttığı özel dönemlerden biridir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-sofralarinda-kalbinizi-koruyan-bu-onerilere-kulak-verin-637049">Bayram Sofralarında Kalbinizi Koruyan Bu Önerilere Kulak Verin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı; aile sofralarının kurulduğu, et tüketiminin belirgin şekilde arttığı özel dönemlerden biridir. Ancak bu dönemde kontrolsüz kırmızı et tüketimi, fazla tuz, ağır yemekler ve hareketsizlik özellikle kalp-damar hastalığı olan kişiler için ciddi risk oluşturabiliyor. Hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, stent öyküsü, ritim bozukluğu veya kalp yetersizliği bulunan bireylerin bayram boyunca beslenmelerine ekstra dikkat etmesi büyük önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Özge Özden Kayhan, Kurban Bayramı’nda kalp sağlığını korumak için önemli önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Yeni kesilen et tüketimi çarpıntı ve yüksek tansiyona neden olabilir </strong></p>
<p>Toplumda sık söylenen “eti dinlendirmek gerekir” ifadesinin bilimsel bir karşılığı bulunmaktadır. Kesim sonrası ette “rigor mortis” yani ölüm sertliği adı verilen doğal bir biyolojik süreç gelişmektedir. Bu süreçte kas hücrelerinde enerji kaynağı olan ATP azalmakta ve kas lifleri geçici olarak sertleşmektedir. Bu nedenle yeni kesilmiş et hem daha sert olmakta hem de sindirimi zorlaşmaktadır. Özellikle mide hassasiyeti, reflü veya kalp hastalığı olan kişilerde ağır sindirim yükü; çarpıntı, tansiyon yükselmesi ve nefes darlığı gibi yakınmaları artırabilmektedir. Etin ideal olarak 12-24 saat dinlendirilmesi önerilmektedir.</p>
<p><strong>Fazla tüketilen kırmızı et damar fonksiyon bozukluğuna neden olabilir</strong></p>
<p>Kırmızı et kaliteli bir protein kaynağıdır ancak fazla miktarda tüketildiğinde yüksek doymuş yağ ve kolesterol içeriği nedeniyle damar sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratabilmektedir. Özellikle yağlı etlerin yoğun tüketimi sonrası kandaki trigliserid seviyeleri hızla yükselebilmektedir. Bilimsel çalışmalar; ağır yağlı öğünlerin damar iç yüzeyinde geçici fonksiyon bozukluğu oluşturabildiğini göstermektedir. Bu durum damarların gevşeme kapasitesini azaltabilmekte ve özellikle kalp hastalarında risk oluşturabilmektedir. Bu nedenle et tüketiminde porsiyon kontrolünün sağlanması önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Bayram sofralarındaki fazla tuz tüketimi nefes darlığına neden olabilir</strong></p>
<p>Bayram sofralarında kavurma, sucuk, işlenmiş etler ve fazla tuzlu gıdalar sık tüketilmektedir. Fazla tuz alımı vücutta sıvı tutulmasına neden olurken tansiyonun yükselmesine yol açabilmektedir. Özellikle kalp yetersizliği hastalarında nefes darlığı, bacaklarda şişlik ve tansiyon yükselmesi görülebilmektedir. İleri yaş hastalarda ani tansiyon yükselmeleri inme riskini de artırabilmektedir. Bu nedenle yemeklere ilave tuz eklenmemesi ve işlenmiş et tüketiminin sınırlandırılması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Kontrolsüz ateşte pişirilen et, damar sağlığınızı olumsuz etkileyebilir</strong></p>
<p>Etin yüksek ateşte yakılarak pişirilmesi sırasında damar sağlığı açısından zararlı bazı kimyasallar ortaya çıkabilmektedir. Özellikle kömürleşmiş et tüketiminin uzun vadede hem damar sağlığı hem de genel sağlık üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Etin kontrollü ateşte, yakmadan ve aşırı yağ kullanımından kaçınılarak pişirilmesi daha sağlıklı bir tercih oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Bilinçsiz şeker ve tatlı tüketimi kalp hastalığı riskini artırabilir</strong></p>
<p>Bayram döneminde sadece et değil, şerbetli tatlı ve şeker tüketimi de ciddi şekilde artmaktadır. Ani şeker yükselmeleri özellikle diyabet hastalarında damar yapısını olumsuz etkileyebilmektedir. Aynı zamanda yüksek şeker tüketimi trigliserid seviyelerini artırarak kalp-damar hastalığı riskine katkıda bulunabilmektedir. Tatlı tüketiminde porsiyon kontrolünün sağlanması ve mümkün olduğunca hafif alternatiflerin tercih edilmesi önerilmektedir.</p>
<p><strong>Hareketsiz bayram günleri de kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir</strong></p>
<p>Bayram döneminde uzun süre oturmak, ağır yemekler tüketmek ve günlük hareketin azalması kalp sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle gün içinde yeterli su tüketilmesi, hafif yürüyüşlerin ihmal edilmemesi ve düzenli ilaç kullanımının aksatılmaması önem taşımaktadır. Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıktığında ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Bayram sofraları keyif versin, sağlığı zorlamasın</strong></p>
<p>Bayramlar; aile ile vakit geçirilen, sosyal bağların güçlendiği özel dönemlerdir. Kontrollü beslenme, yeterli hareket ve dengeli tüketim ile hem bayramın keyfini çıkarmak hem de kalp sağlığını korumak mümkündür.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-sofralarinda-kalbinizi-koruyan-bu-onerilere-kulak-verin-637049">Bayram Sofralarında Kalbinizi Koruyan Bu Önerilere Kulak Verin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fazla tuzun 7 zararı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fazla-tuzun-7-zarari-634545</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 08:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dündar]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz Tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[tuzun]]></category>
		<category><![CDATA[zararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşamın hızına ayak uydururken beslenme alışkanlıkları da giderek değişiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fazla-tuzun-7-zarari-634545">Fazla tuzun 7 zararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Modern yaşamın hızına ayak uydururken beslenme alışkanlıkları da giderek değişiyor. Hazır ve işlenmiş gıdaların günlük yaşamda daha fazla yer almasıyla birlikte, farkında olmadan tüketilen tuz miktarının arttığına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, “Fazla tuz tüketimi yalnızca sofradaki lezzeti değil, uzun vadede sağlığımızı da doğrudan etkiliyor. Özellikle kalp-damar sistemi ve böbrekler üzerinde kritik sonuçlara yol açabilen aşırı tuz tüketimi, yaşam kalitesini düşüren sağlık sorunlarının başlıca nedenleri arasında” dedi.</strong></p>
<p>Yoğun tuz tüketimi ilk olarak kalp-damar sistemi ve böbrekleri etkiliyor. Özellikle aralıklı tansiyon yükselmeleri ve bacaklarda şişlik oluşmasının, aşırı tuz tüketiminin ardından görülebilen ilk değişiklikler arasında yer aldığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, “Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin yaklaşık 5 gram yani bir çay kaşığı ile sınırlandırılmasını öneriyor. Ancak günümüzde birçok kişi farkında olmadan bu miktarın 2-3 katını tüketiyor. Türkiye’nin de tuzu seven bir toplum olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ülkemizde günlük tuz tüketimi ortalama 15-19 gram seviyelerine kadar çıkabiliyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Fazla tuz böbrekleri zorlayıp ödem oluşturabiliyor </strong></p>
<p>Fazla tuz tüketiminin vücutta sodyum birikimine yol açtığını belirten Dündar, “Sodyum suyu tutma eğilimindedir. Bu durum damar dışına sıvı geçişini artırarak dokular arasında su birikmesine neden olur. Böbrekler fazla sodyumu atmakta zorlandığında ise vücut dengeyi sağlamak için daha fazla su tutar. Sonuç olarak özellikle ayaklar, bilekler, bacaklar ve yüzde şişlik yani ödem ortaya çıkar. Bu tablo genellikle gün içinde artan, akşam saatlerinde belirginleşen bir şişlik şeklinde kendini gösterebilir. Sürekli tekrar eden ödem şikâyetlerinin ise mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>“Gizli tuz”a dikkat </strong></p>
<p>Gizli tuzun, yemeklere eklenen tuz dışında gıdaların doğal yapısında veya işlenme sürecinde bulunan tuz olduğunu dile getiren Dündar, “Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, soslar, cipsler, salçalar, kuruyemişler, turşu ve salamura gıdalar, işlenmiş et ve şarküteri ürünleri ile paketli ürünler en önemli gizli tuz kaynaklardır. Bu nedenle kişi bu ve benzeri besinlere tuz eklemediğini düşünse bile günlük alım farkında olmadan yükselir. Bu nedenle öncelikle gizli tuz kaynaklarının farkına varmak gerekir. Paketli ve işlenmiş gıdaların tüketimini azaltmak, etiket okumak önemli bir adımdır. Yemeklerin tuz eklemeden önce tadına bakmak ve miktarı kademeli olarak azaltmak damak tadının uyum sağlamasını kolaylaştırır. Limon, sirke, sarımsak ve çeşitli baharatlar tuz yerine lezzet artırıcı olarak kullanılabilir. Ayrıca evde yeme alışkanlığı kazanmak ve dışarıda hazır gıda tüketimini azaltmak da tuz alımını belirgin şekilde düşürür” şeklinde konuştu.</p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, uzun vadede yüksek tuz tüketiminin zararlarını sıraladı:</p>
<ol>
<li>Yüksek tansiyon: Damar basıncını artırarak hipertansiyona yol açar. </li>
<li>Kalp hastalıkları: Kalbin yükünü artırarak kalp krizi ve kalp yetmezliği riskini arttırır.</li>
<li>Böbrek hasarı: Böbrek fonksiyonlarının azalmasına, protein kaçağına ve hatta kronik böbrek hastalığına zemin hazırlayabilir.</li>
<li>Felç riski: Beyin damarlarında hasar oluşturarak inme riskini artırır. </li>
<li>Ödem: Vücutta sıvı tutulmasına ve şişliklere yol açar. </li>
<li>Kemik kaybı: Kalsiyum atılımını artırarak kemik sağlığını olumsuz etkiler. </li>
<li>Mide hastalıkları: Mide mukozasını etkileyerek gastrit ve bazı mide hastalıklarına zemin hazırlar.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fazla-tuzun-7-zarari-634545">Fazla tuzun 7 zararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnmede &#8220;Yüz, Kol, Konuşma Testi&#8221; hayat kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inmede-yuz-kol-konusma-testi-hayat-kurtariyor-633578</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[nmede]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında felç olarak da adlandırılan inmenin en basit anlatımıyla, “beynin bir bölgesine giden kan akışının kesilmesi” olarak tanımlanabileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, inme belirtilerini tanımanın hayat kurtaracağını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmede-yuz-kol-konusma-testi-hayat-kurtariyor-633578">İnmede &#8220;Yüz, Kol, Konuşma Testi&#8221; hayat kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında felç olarak da adlandırılan inmenin en basit anlatımıyla, “beynin bir bölgesine giden kan akışının kesilmesi” olarak tanımlanabileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, inme belirtilerini tanımanın hayat kurtaracağını söyledi. “İnme geldiğinde size haber verir. Bu belirtileri tanımak hayat kurtarır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, yüz, kol ve konuşma testi yapılmasını önerdi. “Yüz testinde kişiden gülümsemesini isteyin. Yüzün bir tarafında kayma veya sarkma var mı? Her iki kolunu havaya kaldırmasını isteyin. Bir kol aşağıya doğru düşüyor mu? Konuşmayla ilgili olarak da basit bir cümleyi tekrarlatın (&#8220;Bugün hava çok güzel&#8221; gibi). Kelimeler peltekleşiyor mu, konuşma tuhaflaşıyor mu? Eğer bu belirtilerden biri bile varsa vakit kaybeden 112 Acil Servisi arayın” dedi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, 10 Mayıs Dünya İnme Önleme ve Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada inmenin önlenmesine ilişkin alınacak tedbirleri değerlendirdi.</p>
<p>İnme bir kader değildir</p>
<p>Halk arasında felç olarak bilinen inmenin bir kader olmadığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şunları söyledi: “Her yıl binlerce insan, hayatını bir anda değiştiren o sessiz düşmanla karşılaşıyor: İnme. Oysa birçoğumuzun &#8220;felç&#8221; olarak bildiği bu tablo, aslında çoğu zaman bağıra bağıra geliyor. 10 Mayıs Dünya İnme Önleme Günü vesilesiyle, bir nöroloji uzmanı olarak size en net mesajımı başta vermek istiyorum: İnme bir kader değildir; önlenebilir, tedavi edilebilir ve en önemlisi zamanla yarışarak yenilebilir!”</p>
<p>İnme Nedir? Beyinde Neler Oluyor?</p>
<p>Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, en basit anlatımıyla inmenin, beynin bir bölgesine giden kan akışının kesilmesi olduğunu belirterek “Bunu bir sulama sistemine benzetebiliriz. Eğer boru tıkanırsa (İskemik İnme) veya boru patlarsa (Hemorajik İnme), bahçedeki bitkiler (yani beyin hücrelerimiz) susuz kalır ve hızla kurumaya başlar. Beyin hücreleri ölürse, o bölgenin yönettiği konuşma, hareket veya hafıza gibi fonksiyonlar da ne yazık ki durur” diye konuştu.</p>
<p>Belirtileri Ezberleyin: &#8220;Yüz, Kol, Konuşma!&#8221;</p>
<p>İnme geldiğinde yapılması gereken üç test olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şöyle devam etti: </p>
<p>“İnme geldiğinde size haber verir. Bu belirtileri tanımak hayat kurtarır. Kendinizde veya yakınınızda şu üç testi yapın:</p>
<p>• Yüz: Kişiden gülümsemesini isteyin. Yüzün bir tarafında kayma veya sarkma var mı?</p>
<p>• Kol: Her iki kolunu havaya kaldırmasını isteyin. Bir kol aşağıya doğru düşüyor mu?</p>
<p>• Konuşma: Basit bir cümleyi tekrarlatın (&#8220;Bugün hava çok güzel&#8221; gibi). Kelimeler peltekleşiyor mu, konuşma tuhaflaşıyor mu?</p>
<p>Eğer bu belirtilerden biri bile varsa, &#8220;biraz uyusun geçer&#8221; ya da &#8220;tansiyonu çıkmıştır, limonlu su içirelim&#8221; diyerek vakit kaybetmeyin! Tek yapmanız gereken derhal 112 Acil Servis&#8217;i aramaktır.”</p>
<p>Risk faktörlerine dikkat!</p>
<p>İnmede çeşitli risk faktörleri olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Bazı riskleri değiştiremeyiz; yaşımız, cinsiyetimiz veya aile geçmişimiz gibi. Ancak asıl suçluları kontrol etmek bizim elimizdedir” diyerek bu faktörleri şöyle sıraladı:</p>
<p>Yüksek Tansiyon: İnmenin bir numaralı dostu, sizin ise baş düşmanınızdır.</p>
<p>Sinsi Şeker Hastalığı: Damarların yapısını bozarak pıhtı oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p>Kalp Ritim Bozuklukları: Kalpte oluşan bir pıhtının beyne fırlatılmasına neden olabilir.</p>
<p>Kötü Alışkanlıklar: Sigara, aşırı alkol ve hareketsiz yaşam, beyin damarlarını hızla yaşlandırır.</p>
<p>İnme yüzde 80 oranında önlenebilir!</p>
<p>İnmenin yüzde 80 oranında önlenebildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, yaşam tarzında yapılacak küçük değişikliklerin inmeden büyük oranda koruyucu etkisi olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>
<p>Hareket Edin: Günde 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş bile damarlarınızı genç tutar.</p>
<p>Tabağınızı Renklendirin: Akdeniz mutfağına (zeytinyağı, sebze, balık) şans verin.</p>
<p>Tuzu Azaltın: Tansiyonunuzu dengede tutmanın en kısa yolu budur.</p>
<p>Zaman Beyindir!</p>
<p>İnme geçiren bir hastada her dakika yaklaşık 1,9 milyon beyin hücresinin öldüğünü kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Bu yüzden nörolojide bizim bir mottomuz vardır: Zaman beyindir! Eğer hastaneye ilk 4,5 saat içinde ulaşılırsa, damar açıcı ilaçlarla veya anjiyo benzeri yöntemlerle (trombektomi) pıhtıyı çekip almak mümkündür. Erken müdahale edilen hastaların birçoğu, hiçbir hasar kalmadan normal hayatına dönebilmektedir” dedi.</p>
<p>İnme karşısında en güçlü silahınız bilgi ve hızdır</p>
<p>İnme geçirmiş olmanın damar sistemindeki bir zafiyeti gösterdiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak doktorunuzun verdiği kan sulandırıcı ilaçları düzenli kullanır, risk faktörlerini kontrol altına alırsanız, ikinci bir inme riskini çok düşük seviyelere çekebilirsiniz. Sonuç olarak; İnme geliyorum der. Belirtileri öğrenin, sevdiklerinize anlatın ve unutmayın; inme karşısında en güçlü silahınız bilgi ve hızdır. Beyniniz vücudunuzun komuta merkezidir. Onu korumak için bugün bir adım atın.”</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmede-yuz-kol-konusma-testi-hayat-kurtariyor-633578">İnmede &#8220;Yüz, Kol, Konuşma Testi&#8221; hayat kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Cerrahisinin Yeni Gücü: Yapay Zekâ</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-cerrahisinin-yeni-gucu-yapay-zeka-630868</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 07:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisinin]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Yapa]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630868</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelecek 10 yıl içinde kalp ve damar cerrahisinde devrim niteliğinde pek çok değişim yaşanacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-cerrahisinin-yeni-gucu-yapay-zeka-630868">Kalp Cerrahisinin Yeni Gücü: Yapay Zekâ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelecek 10 yıl içinde kalp ve damar cerrahisinde devrim niteliğinde pek çok değişim yaşanacak. En belirgin değişimlerden biri, daha az travmatik cerrahi yaklaşımların yaygınlaşması olacak. Çok küçük kesilerin uygulanacağı teknikler, robotik cerrahi ve hibrit prosedürler giderek standart hale gelecek. Önümüzdeki yıllarda ayrıca kateter bazlı çözümler de artacak ve cerrahi ile girişimsel kardiyoloji arasındaki sınırlar giderek daha fazla bulanıklaşacak. Bu nedenle kalp cerrahlarının hibrit ameliyathanelerde çalışan multidisipliner ekiplerin liderlerinden biri olması kaçınılmaz görünüyor. </p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Civelek, robotik platformların daha kompakt, daha ekonomik ve daha erişilebilir hale geleceğine dikkat çekiyor. Bu sayede koroner bypass cerrahisi, mitral kapak onarımı ve bazı doğumsal kalp ameliyatlarının önemli bir kısmı robotik destekli yapılabilecek. Bu gelişme aynı zamanda cerrahların eğitim süreçlerini de değiştirecek. Simülasyon tabanlı eğitim, sanal gerçeklik ve dijital cerrahi platformlar cerrahi öğrenmenin önemli bileşenleri haline gelecek.</p>
<p><strong>Cerrahide Yapa Zekâ Kullanımı Artacak </strong></p>
<p>Yapay zekâ, kalp ve damar cerrahisinin birçok aşamasında karar destek sistemi olarak kullanılacak. Ameliyat öncesinde gelişmiş görüntüleme teknikleri ve yapay zekâ algoritmaları, cerrahlara hastaya özgü üç boyutlu anatomik modeller sunabilecek. Bu modeller sayesinde cerrahlar ameliyatı operasyon </p>
<p>öncesinde sanal ortamda planlayarak farklı stratejileri değerlendirebilecek. Bu yaklaşım özellikle kompleks aort cerrahisi, doğumsal kalp hastalıkları ve kapak onarımları için önemli bir avantaj. Ameliyat sonrası dönemde de yapay zekâ ile yoğun bakım yönetimi daha optimize hale gelecek. Böylece, komplikasyonların erken saptanması mümkün olacak. Giyilebilir sağlık teknolojileri ve uzaktan hasta izleme sistemleri sayesinde hastaların kalp ritmi, kan basıncı ve fiziksel aktivite düzeyleri kesintisiz takip edilebilecek. Bu teknolojiler sayesinde komplikasyonların erken saptanması mümkün olurken, hastaların hastaneye yeniden yatış oranları da azalabilecek. </p>
<p>Yakın geleceğin en heyecan verici gelişmelerinden biri de biyomühendislik alanında bekleniyor. Doku mühendisliği ve biyobaskı teknolojileri sayesinde biyolojik olarak uyumlu damar greftleri ve kapak dokuları geliştiriliyor. Benzer şekilde, büyüyebilen biyolojik kalp kapakları özellikle çocuk hastalarda tekrar ameliyat gereksinimini azaltabilecek bir potansiyele sahip. Genetik ve moleküler biyolojideki ilerlemeler sayesinde ayrıca kalp ve damar hastalıklarının tedavisi giderek daha fazla kişiselleştirilecek.</p>
<p><strong>Yarının Kalp Cerrahı Nasıl Olacak? </strong></p>
<p>Geleceğin kalp cerrahı yalnızca teknik olarak yetkin bir operatör değil; aynı zamanda teknolojiyi etkin kullanan, veri analizi yapabilen ve multidisipliner ekipleri yöneten bir klinisyen olacak. Elbette kalp cerrahisinin temelinde olan, insan hayatını koruma ve hastalara daha kaliteli bir yaşam sunma amacı yerini korumaya devam edecek. Cerrahlar artık girişimsel kardiyologlar, biyomühendisler, veri bilimcileri ve görüntüleme uzmanlarıyla daha yakın çalışacak. Bu nedenle eğitim programlarının da bu yeni gerçekliğe uygun biçimde güncellenmesi en önemli başlıklardan biri. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-cerrahisinin-yeni-gucu-yapay-zeka-630868">Kalp Cerrahisinin Yeni Gücü: Yapay Zekâ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[torun]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden birinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, toplumda kalp ve damar hastalıklarının yaygın şekilde görülmesinde yaşam tarzı ve tercihlerin etkili olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085">Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden birinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, toplumda kalp ve damar hastalıklarının yaygın şekilde görülmesinde yaşam tarzı ve tercihlerin etkili olduğunu söyledi.</span></span></span> Y</b><b><span><span><span>aşam alışkanlıklarının değiştirilerek kan şekeri, tansiyon ve kolesterol bozukluklarının önüne geçilmesinin etkili bir önlem olacağını belirten Torun, “Doğru ve dengeli beslenme, mümkün olduğunca fazla yüksek nabızla hareketi arttırmak, sigara ve alkolden uzak durmak olası birçok kalp ve damar hastalığının önüne geçecektir” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, 25-31 Mart Kalp Haftası kapsamında kalp sağlığının korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp ve damar hastalıkları, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Günümüzde kalp ve damar hastalıklarının kanserle birlikte en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Sadece hayatı tehdit etmekle kalmayan bu hastalık grubu, aynı zamanda kişinin yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyebilen çeşitli rahatsızlıklardan meydana geliyor.  Bu rahatsızlıklar genel olarak kalp damar tıkanıklığı, boyun ve bacak damar tıkanıklıkları, kalp yetmezliği ve kapak hastalıkları ile kalp ritim bozukluklarından oluşmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp hastalıkları, yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu hastalıkların bir kısmının önlenebilir olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Bu hastalıkların bir kısmı doğuştan olabilmekle birlikte birçoğu sonraki tercihlerimiz neticesinde oluşmaktadır. Örneğin kalp krizine baktığımız zaman buna birçok sebep etki ederken bu sebeplerin yüzde 90’ı değiştirilebilir faktörlerden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle yüzde 90’ı bizim yanlış tercihlerimiz neticesinde oluyor. Belki genetik risklerden kaçamayız ama yaşam tarzı alışkanlıklarımızla bunların bir çoğunluğunun önüne geçmek mümkün” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her üç ölümden biri kalp damar hastalıklardan kaynaklanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp ve damar hastalıklarına ilişkin verilere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, şu bilgileri verdi: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden biri kalp damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Yıllık olarak baktığımızda bir yetişkinin kalp krizi riski ülkemizde yüzde 0,5-1 arasında gözükmektedir. Kalp damar hastalıklarının yanına ritim bozukluklarını, kalp yetmezliklerini ve kapak hastalıklarına da eklersek ülkemizde yaklaşık 5 milyon kalp damar hastası olduğu düşünülmektedir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşam tarzı en önde gelen risk faktörleri arasında yer alıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ülkemizde kalp ve damar hastalıklarının bu denli yaygın olmasının ana sebeplerinden birinin yaşam tarzı olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımız zaman Türk toplumunda kalp ve damar hastalıklarının daha sık olduğunu görüyoruz. Bunun en büyük sebebi, maalesef bizim tercihlerimiz. Biz Avrupa’nın en çok sigara içen ülkesiyiz ve en obez ülkesiyiz. Bunun yanında düzenli spor alışkanlığı en düşük ülkeyiz. Hal böyle olunca kalp damar hastalıkları majör risk faktörleri arasında yer alan bu faktörler, ülkemizde daha çok kalp damar hastalıklarının görülmesinde başı çeken sebepler olarak öne çıkıyor. Bunların dolaylı etkileri olarak da hipertansiyon, şeker hastalığı ve kolesterol bozuklukları meseleyi daha da olumsuz hale getiriyor. Bilimsel gerçekler bu denli ortadayken ve ülke olarak son derece olumsuz birinciliklerimiz varken kalp damar hastalığı yönünden ortalama bir Avrupa vatandaşına göre çok daha riskliyiz” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>40 yaş sonrası kardiyoloji kontrolleri yaptırılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için alınacak tedbirlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, şu tavsiyelerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Kalp ve damar hastalıklarında değiştirilebilir ve değiştirilemez risk faktörleri vardır. Dolayısıyla her şeyden önce yaşam alışkanlıklarımızı değiştirerek kan şekeri, tansiyon ve kolesterol bozukluklarının önüne geçilmeye çalışılmalıdır. Diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında tutulması, doğru ve dengeli beslenme, mümkün olduğunca fazla yüksek nabızla hareketi arttırmak, sigara ve alkolden uzak durmak olası birçok kalp ve damar hastalığının önüne geçecektir. Bunun yanında günümüz teknolojisiyle kalp damar hastalıkları çok erken dönemde yakalanabilmektedir. 40 yaş sonrası yaptırılacak kardiyoloji kontrolleri, olumsuz bir sürprizle karşılaşmadan büyük oranda kalp hastalıklarının kontrol altına alınmasında etkili olacaktır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085">Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimine]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar… Ancak dikkat! ‘Bir taneden zarar gelmez’ diyerek yediğiniz tatlıları ya da günlük yaşamdaki şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik</strong> “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalp ve damar hastalıklarına yol açar</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. </p>
<p><strong>İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır</strong></p>
<p>Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.</p>
<p><strong>Karaciğer yağlanmasına neden olur</strong></p>
<p>Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor.  Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. </p>
<p><strong>Obeziteye zemin hazırlar</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen </p>
<p>bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor.  </p>
<p><strong>Diş çürüklerini artırır</strong></p>
<p>Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. </p>
<p><strong>Bağımlılık yaratır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Retinopati]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[Görme Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Retina]]></category>
		<category><![CDATA[şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923">Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,</strong> diyabetik retinopatinin diyabetin en sık görülen ve tedavi edilmediği takdirde körlüğe neden olabilen en önemli komplikasyonu olduğunu belirterek, “Retina, gözün içini kaplayan ve görüntüyü algılayarak beyne ileten sinir tabakasıdır. Aslında görme fonksiyonunu gerçekleştiren ana yapıdır. Diyabetik retinopatide bu yapı yüksek kan şekerine bağlı olarak hasar görür ve tedavide gecikildiğinde kalıcı görme kaybı oluşur” diyor.  <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,</strong>  bu nedenle diyabetik retinopatinin erken dönemde tedavi edilmesinin göz sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, &#8220;Diyabet tanısının ardından, hiçbir yakınmaları olmasa bile hastaların düzenli göz kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Bu sayede, ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, görme kaybı riskini önemli ölçüde azaltır ve çoğu zaman önlenebilir hale getirir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Her 10 hastadan yaklaşık 3’ünde görülüyor!</strong></p>
<p>Gözün sinir tabakası olan retinanın<strong> </strong>hasar görmesiyle meydana gelen diyabetik retinopati, diyabetik hastaların yaklaşık yüzde 30–35’inde görülüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, retinopati gelişme riskinin hastalığın süresiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Genellikle diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra gözde ilk patolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar ve hastalık süresi uzadıkça retinopati görülme sıklığı da artar. Türk Diyabetik Retinopati Epidemiyoloji Çalışması’na göre, diyabet süresi 15 yılı aştığında hem kadınlarda hem erkeklerde görülme oranı yaklaşık yüzde 66’ya yükselir. Ayrıca, kan şekeri düzeylerinin iyi kontrol edilememesi ve hipergliseminin uzun süre devam etmesi, retinal hasarın şiddetini de belirgin şekilde artırır” diyor. <strong> </strong></p>
<p><strong>Kalıcı görme kaybına neden olabilir!</strong></p>
<p>Diyabet temel olarak bir damar hastalığı olduğu için kanda yüksek düzeydeki glukozun uzun süre damar içinde dolaşması, damar duvarında yapısal bozulmaya yol açıyor. Bu hasar sonucu kan hücreleri, serum, proteinler ve lipidler, gözün sinir tabakası olan retinaya sızarak, ödem ve kanamalara neden oluyor. Bu tablo görme keskinliğinde azalmayla sonuçlanıyor.  Prof. Dr. Berna Özkan, hastalık ilerledikçe hasar gören damar duvarlarının zayıfladığını ve damarlarda tıkanmalar oluştuğunu belirterek, ”Bunun sonucunda retina yeterli kan ile oksijen alamaz; iskemi olarak adlandırılan süreç meydana gelir ve retina hücrelerinde kayıp başlar.  Bu evrede ortaya çıkan görme kaybı sinir hücrelerinin yenilenme kapasitesi olmadığı için çoğu zaman geri dönüşsüz, yani kalıcı olur” diye konuşuyor.  Hastalığın ilerlemesi durumunda retina dekolmanı gelişebileceği uyarısında bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, “Bu evreye geldiğinde görme seviyesi yalnızca ışığı ayırt edebilecek seviyeye düşebilir” diyor. </p>
<p><strong>Glokomdan katarakta… </strong></p>
<p>Diyabet, retina dışında gözün başka yapılarını da etkileyebiliyor. Katarakt, glokom (göz tansiyonu), kornea ve oküler yüzey hastalıkları ile enfeksiyonlara yatkınlık bu etkiler arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, özellikle enfeksiyonlara yatkınlığın klinik açıdan büyük önem taşıdığını anlatarak,  şöyle devam ediyor: “Diyabetik hastalarda immün yanıtın zayıflaması nedeniyle, normalde vücutta zararsız şekilde bulunabilen ya da günlük yaşamda karşılaşılan mikroorganizmalar, göz içinde ciddi, hatta görmeyi tehdit eden enfeksiyonlara (endoftalmi) yol açabilir. Ayrıca diyabet, göz hareketlerini sağlayan kranial sinirlerde mikroiskemik hasara neden olarak göz kaslarında felçlere ve buna bağlı çift görmeye (diplopi) sebep olabilir.”</p>
<p><strong>Yılda bir kez</strong> <strong>göz muayenesi çok önemli!</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatide ilk damar değişiklikleri başladığında hastanın görme keskinliği hemen etkilenmeyebiliyor. Bu nedenle, diyabet tanısı konulduğunda düzenli göz muayeneleri ve ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, ciddi görme kaybının önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabet tanısı alan ve henüz göz bulgusu saptanmayan hastaların yılda bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini anlatarak, “Erken dönem retinopati bulguları tespit edildiğinde takip aralığı genellikle 6 aya indirilmektedir. İleri evre bulguların varlığında ise muayene sıklığı, hastalığın şiddetine ve klinik durumuna göre daha da artırılır” diyor. Prof. Dr. Berna Özkan, kontrol zamanı henüz gelmemiş olsa bile görme keskinliğinde azalma ve görme alanında kayıp fark edildiğinde veya şiddetli bir göz ağrısı oluştuğunda zaman kaybetmeden göz hekimine başvurmanın son derece önemli olduğunu vurguluyor. </p>
<p><strong>Görme keskinliğinde artış sağlanabiliyor!</strong></p>
<p>Günümüz tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam görme kaybının önüne geçmek mümkün olabiliyor. Diyabetik retinopati geliştiğinde, damar sızıntısına bağlı retina ödemi oluşmuşsa, göz içi enjeksiyon tedavileriyle ödem azaltılabiliyor. Bu tedavi sayesinde çoğu hastada görme keskinliğinde artış sağlanabildiğini aktaran Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastalık ilerleyip retina damarlarında tıkanmaya bağlı iskemi, yani doku tahribatı geliştiğinde ise iskemik retina alanlarına lazer fotokoagülasyon uygulanması gerekir. Daha ileri evrelerde diyabetik retinopatiye bağlı göz içi kanama, traksiyonel retina dekolmanı veya bağışıklık sistemindeki zayıflığa bağlı göz içi enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda vitreoretinal cerrahiyle kanamalar temizlenebilir, retina yeniden yatıştırılabilir ve gözün bütünlüğü korunabilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923">Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Erden]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta. Özellikle henüz teşhis edilmemiş şeker hastalığı ve buna bağlı gelişen diyabetik retinopati, Ramazan’daki beslenme düzeni değişikliğiyle birlikte ilk sinyallerini vermeye başlayabiliyor. </p>
<p>Diyabetik retinopatinin şeker hastalığının en ciddi komplikasyonlarından olduğunu belirten Doç. Dr. Burak Erden, retinopatinin sinsice ilerlediğine dikkat çekerek, Ramazan ayı bağlamında şu kritik bilgileri paylaşıyor:</p>
<p>&#8220;Uzun süreli açlık sırasında kan şekeri dalgalanmaları yaşanabilir. Eğer kişide gizli bir diyabet varsa, bu dalgalanmalar gözün en hassas tabakası olan retinadaki kılcal damarlarda sızıntılara veya genişlemelere yol açar. Gözde bulanık görme veya ışık parlaması şeklinde belirti gösterebilir. Diyabetik retinopati, şeker hastalığının görme kaybı ile sonuçlanabilen en ciddi komplikasyonlarından biridir ve ne kadar erken teşhis edilirse, ilerlemesini önleme veya mevcut hasarı tedavi etme şansımız o kadar yüksek olur.”</p>
<p><strong>Her 10 yetişkinden biri diyabetli </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ilk kez bulaşıcı niteliğe sahip olmayan salgın bir hastalık olarak nitelendirilen diyabetin ulaştığı rakamlar korkunç.   Diyabetli bireylerin sayısı hızla artarken, bu hastalığın göz sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri de giderek büyüyor. Doç. Dr. Erden, rakamlar hem Türkiye’de hem de dünyada endişe verici şekilde arttığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Diyabet, gözleri de vuruyor.   Diyabetik retinopati ise 50 yaş altındaki kişilerde körlüğe bile yol açabiliyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.”  </p>
<p><strong>Ramazan öncesi muayene tavsiyesi</strong></p>
<p>Birçok göz hastalığının, özellikle retinopatinin erken evrelerde hiçbir belirti vermeden de ilerleyebileceğini hatırlatan Doç. Dr. Burak Erden, rutin göz muayenesinin altını çiziyor ve Ramazan öncesi yapılacak muayene ile birçok göz rahatsızlığının erken evrede teşhis edilebileceğini söylüyor.</p>
<p>Doç. Dr. Erden, “Ramazan öncesi yapılacak kontrollerde henüz belirti vermemiş diyabeti, yüksek tansiyonun damarlardaki tahribatını, glokom (göz tansiyonu) riskini görebiliyoruz. Ramazan’da değişen metabolizma hızı ve sıvı alımındaki azalma, göz içi dengelerini değiştirebileceği için, muayeneyi oruç öncesine çekmek kritik bir öneme sahiptir.&#8221;</p>
<p><strong>Kalıcı görme kaybı oluşur</strong></p>
<p>Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, “Bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabilir. Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Retinadaki kılcal damarları bozuyor</strong></p>
<p>‘Diyabetik retinopati’nin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, şöyle dedi: “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.”</p>
<p><strong>Göz kuruluğu Ramazan’da belirginleşebiliyor</strong></p>
<p>Sadece retina hastalıkları değil göz kuruluğu gibi problemlerin de Ramazan’da belirginleşebileceğini belirten Doç. Dr. Burak Erden, sözlerini şöyle tamamlıyor:</p>
<p>&#8220;Vücudun uzun süre susuz kalması, gözyaşı kalitesini düşürerek şiddetli göz kuruluğuna ve buna bağlı bulanık görmeye neden olabilir. Bu nedenle, özellikle ailesinde şeker hastalığı öyküsü olanlar, 40 yaş üstü bireyler ve yüksek miyopisi bulunanların Ramazan öncesi kapsamlı bir göz taramasından geçmesi, oldukça önemlidir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastanede ölçülen tansiyon daha yüksek çıkabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hastanede-olculen-tansiyon-daha-yuksek-cikabiliyor-611780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 08:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[hastanede]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ölçülen]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar sağlığını değerlendirmede tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi ölçümler birlikte ele alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastanede-olculen-tansiyon-daha-yuksek-cikabiliyor-611780">Hastanede ölçülen tansiyon daha yüksek çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp ve damar sağlığını değerlendirmede tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi ölçümler birlikte ele alınıyor. Bu değerler arasında yüksek tansiyonun en kritik göstergelerden biri olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yüksek tansiyon damar duvarlarına ani ve şiddetli bir baskı uygular. Bu durum beyin kanaması, kalp krizi veya aort yırtılması gibi hayati sonuçlara neden olabilir. ‘Sessiz katil’ olarak adlandırılan hipertansiyon, herhangi bir belirti vermese bile tek bir yüksek ölçümde dahi acil tıbbi değerlendirme gerektirir” dedi.</strong></p>
<p>Kan basıncı; stres, heyecan veya fiziksel aktiviteye bağlı olarak anlık değişebilir. Bu nedenle hipertansiyon tanısı için tek bir ölçümün yeterli olamayacağını açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Farklı zamanlarda yapılan ölçümler büyük önem taşır. Örneğin hastane ortamında strese bağlı yüksek çıkan değerlere ‘beyaz önlük hipertansiyonu’, muayenede normal olan ancak evde yüksek seyreden değerlere ise ‘maskeli hipertansiyon’ adı verilir. Ev ölçümleri, günlük yaşam koşullarını daha doğru yansıttığı için tanı ve takipte kritik rol oynar. Dolayısıyla şüpheli durumlarda tüm ölçümlerin doktor tarafından bir bütün olarak değerlendirilmesi en doğru yaklaşım” dedi.</p>
<p><strong>Damar sertliği kalp krizi riskini artırıyor</strong></p>
<p>Klinik açıdan hem büyük hem de küçük tansiyon değerlerinin kalp ve damar sağlığının önemli göstergeleri arasında yer aldığını belirten Koylan, “Büyük tansiyon, kalbin kanı pompaladığı anda damar duvarlarına uygulanan basıncı, küçük tansiyon ise kalbin gevşediği sırada damarlarda kalan basıncı ifade eder. Sertlik arttıkça damarlar esnekliğini kaybeder ve kalpten pompalanan kanı karşılamakta zorlanır. Bu durum, büyük tansiyonun yükselmesine ve kalbin daha fazla eforla çalışmasına neden olur. Özellikle 50 yaş üstü bireylerde bu yük artışı, kalp krizi ve inme riskini de beraberinde getirir. Gençlerde ise küçük tansiyon yüksekliği daha ön plandadır. Bu nedenle tansiyon değerlendirmesi yapılırken tek bir değere bakmak yerine kişinin yaşı ve genel sağlık durumu birlikte ele alınmalı” dedi.</p>
<p><strong>Genetik mirasın etkileri sağlıklı yaşamla azaltılabilir</strong></p>
<p>Genetik yatkınlığın tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi değerleri etkileyebileceğini belirten Koylan, “Ancak yatkınlık, hastalığın kaçınılmaz olduğu anlamına da gelmez. Beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz ve stres kontrolü, bu değerleri önemli ölçüde etkileyen ve tedavinin temelini oluşturan unsurlar arasında yer alır. Özellikle sınırda değerlere sahip birçok kişide, yaşam tarzında yapılacak doğru değişiklikler ilaç ihtiyacını ortadan kaldırabilir ya da uzun süre erteleyebilir. İlaç tedavisi şart olan kişilerde bile, sağlıklı bir yaşam tarzı tedavinin etkinliğini artırır, daha düşük dozlarla kontrol sağlanmasına yardımcı olur ve hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler. Bu nedenle risk faktörlerinin yönetiminde genetik kadar günlük yaşam alışkanlıkları da belirleyici rol oynar” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastanede-olculen-tansiyon-daha-yuksek-cikabiliyor-611780">Hastanede ölçülen tansiyon daha yüksek çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 08:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk Hava]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[yükü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589">Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor. 2022 yılı verilerine göre, dünya çapında 19 milyon 800 bin kişi kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)  verilerine göre, ülkemizde de 2024 yılında gerçekleşen yaklaşık 490 bin ölümün yüzde 36’sı, yani yaklaşık 176 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, </strong>özellikle kış aylarında kalp  ve damar hastalıklarına bağlı risklerin belirgin şekilde arttığını vurgulayarak, “Vücudumuz soğuk havada ısısını koruyabilmek için kan damarlarını daraltır.   Büzüşen damarlar kan akışını zorlaştırarak kan basıncının yükselmesine neden olur. Bunun sonucunda kalp, vücuda kan pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Kalp kası üzerinde oluşan bu ek yük, özellikle yüksek tansiyonu olan hastalarda kontrolsüz tansiyon yükselmelerine, kalp krizine ve inmeye yol açabilir. Ayrıca, soğuk havada kanın akışkanlığının azalması da yine kalp krizi ve inmeyle sonuçlanabilir. Yapılan çalışmalara göre, tüm bu etkenler nedeniyle, soğuk havada kalp krizi riski yaklaşık 3 kat artış göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,</strong> bu nedenle, özellikle yüksek tansiyon ve  kalp-damar hastalığı olan kişilerin kış aylarında çok daha dikkatli olmaları gerektiğini belirtirken, kalp krizine karşı alınması gereken önlemleri anlattı; önemli uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Vücudunuzu sıcak tutun</strong></p>
<p>Kış aylarında vücudu sıcak tutmak, kalp sağlığını korumanın en önemli kuralını oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, kalbinizi korumak için soğuk havalarda tek bir kalın kıyafet yerine, kat kat giyinmeye özen göstermeniz gerektiğini ifade ederek, “Çünkü bu şekilde giyinmek, bir çeşit yalıtım görevi gören, fazladan bir hava tabakası oluşturur. Böylece vücut ısısının daha iyi korunmasını sağlar” diyor.  Ayrıca, başınız, elleriniz ve ayaklarınız soğuk havalarda hızla ısı kaybediyor. Dolayısıyla, şapka, eldiven ve atkı kullanarak bu bölgelerinizi korumanız çok önemli. Soğuk ve yağışlı havalarda yanınızda su geçirmez mont ve şemsiye bulundurmayı da alışkanlık edinmenizde fayda var. </p>
<p><strong>Ani sıcaklık değişimlerinden kaçının</strong></p>
<p>Sıcak bir ortamdan soğuk dış ortama ani geçiş yapmak vücudunuzu şok edebiliyor. Dışarıya çıkmadan önce kat kat olacak şekilde kalın giyinmeniz, vücudun soğuk hava koşullarına adaptasyonunu kolaylaştırıyor.   Benzer şekilde, eve döndüğünüzde de vücut sıcaklığının yavaş yavaş normale dönmesi için kendinize zaman tanıyın. Daha hızlı ısınmak için sıcak su, elektrikli ısıtıcı, ısı lambası veya sıcak yastık gibi doğrudan ısı veren kaynaklar kullanmayın. Kıyafetleriniz ıslak ise kuru kıyafetler giyinip, sıcak ortama girmeniz yeterli olacaktır.</p>
<p><strong>Soğuk havada mümkünse dışarıya çıkmayın</strong></p>
<p>Hava ne kadar soğuk olursa, kalp vücudu sıcak tutmak için o kadar çok çalışmak zorunda kalıyor.  Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,  özellikle sabah erken ve akşam geç saatler olmak üzere, soğukların en yoğun hissedildiği zamanlarda dışarı çıkmaktan kaçınmanız gerektiğini belirterek, “Dışarı çıkmak zorundaysanız, işlerinizi kısa sürede tamamlayıp, sıcak bir ortama dönmeniz, kalp sağlığınız için çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Açık havada egzersiz yapmayın</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz sağlığınız için önemli olsa da kış aylarında açık havada egzersiz yapmak risk oluşturabiliyor. Bunun yerine, evinizde yoga, esneme hareketleri veya sabit bisiklet gibi hafif aktiviteleri tercih etmenizde fayda var. Kapalı alanda yapacağınız egzersizler ile kalbinizin sert hava koşullarına maruz kalmasını önlemiş olursunuz. </p>
<p><strong>Ellerinizi sık sık yıkayın</strong></p>
<p>Ciddi soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilen mikroplar kalbimize zarar verebiliyor. Mikroplardan korunmak için ellerinizi sık sık en az 20 saniye boyunca sabunlu suyla yıkayın,   kapalı ortamlarda mümkün olduğunca bulunmayın ve hasta kişilerle yakın temastan kaçının.</p>
<p><strong>Tansiyonunuzu düzenli ölçün</strong></p>
<p>Kış aylarında soğuk havalar tansiyonun beklenmedik şekilde yükselmesine neden olabiliyor. Dolayısıyla, evde tansiyon aleti bulundurun ve kan basıncınızı düzenli olarak ölçün. Değerlerde önemli değişiklikler fark ederseniz, gecikmeden kardiyoloğunuza başvurun. </p>
<p><strong>Aşılarınızı ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Grip ve zatürre enfeksiyonlarında vücutta artan iltihap (inflamasyon), damar duvarlarını olumsuz etkiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, bu durumun kalp damarlarında plakların yırtılmasına ve kalp krizinin tetiklenmesine<strong> </strong>yol açabildiğini söyleyerek, “Bu nedenle, 65 yaşın üstündeyseniz veya diyabet gibi kronik bir hastalığınız varsa, grip ve pnömokok (zatürre ) aşısı için hekiminize mutlaka danışın” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Kardiyolojik kontrollerinizi yaptırın </strong></p>
<p>Düzenli kardiyolojik değerlendirmeler, kardiyovasküler hastalıkların erken tanısı ve takibinde kritik bir önem taşıyor. Doç. Dr. Emrah Erdoğan, hiçbir şikayetiniz olmasa bile belirli aralıklarla kardiyoloji uzmanına başvurmanızın yaşamsal önem taşıdığına vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>Kalp dostu beslenin</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenmek, özellikle kış aylarında kalp sağlığının korunmasında önemli bir rol oynuyor. Öğünlerinize bol miktarda taze meyve, yeşil sebze ve tam tahıl ekleyin. Kolesterolü yükseltebilen kızarmış veya tuzlu atıştırmalıkların tüketimini ise azaltın. Sıcak bir kase sebze çorbası hem rahatlatıcı hem de besleyici olabilir.</p>
<p><strong>Susuz kalmayın</strong></p>
<p>Kış aylarında susama hissi azaldığı için su içmeyi ihmal edebiliyoruz. Ancak, vücudun susuz kalması yaz aylarında olduğu gibi kışın da kalbimizi zorlayabiliyor. Bu nedenle, gün boyunca 2-2.5 litre ılık su ve bitkisel içecekler tüketmeyi alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Kahve ve alkolü sınırlayın </strong></p>
<p>Kışın sıcak bir fincan kahve veya çay içmek keyif verse de aşırı kafein   kan basıncını yükseltebiliyor. Alkol de benzer bir etkiye neden olabiliyor. Dolayısıyla, susuzluğunuzu gidermek ve rahatlamak için sıcak bitki çayları veya yeni hazırlanmış taze çorba gibi sağlıklı alternatifleri tercih etmenizde fayda var. </p>
<p><strong>Derin nefes alın, hobi edinin!</strong></p>
<p>Kış ayları birçoğumuz için stresli bir dönem olabiliyor ve stres kalp sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle, rahatlamayı ve size keyif veren aktivitelere zaman ayırmayı alışkanlık edinin. Derin nefes egzersizleri, meditasyon ve hobi edinmek gibi yöntemler stresi daha iyi yönetmenize katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-kutu bilgisi&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</strong></p>
<p><strong>Soğuk hava kalp krizini tetikleyebiliyor! </strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,<strong> </strong>soğuk hava koşullarının kalpte yol açabileceği sorunları şu şekilde sıralıyor: </p>
<ul>
<li><strong>Kalp krizini tetikleyebiliyor:</strong> Soğuk nedeniyle oluşan stresin kan basıncını, yani tansiyonu yükseltmesi, kalp krizini tetikleyebiliyor.</li>
<li><strong>İnme (felç) riskini artırıyor:</strong> Kış aylarında yükselen tansiyon ve pıhtılaşma eğilimi inme riskini artırıyor.</li>
<li><strong>Angina (göğüs ağrısı) gelişebiliyor:</strong> Atardamar tıkanıklığı olan hastalarda, soğuk havada yapılan fiziksel aktiviteler sırasında   göğüs ağrıları gelişebiliyor.</li>
<li><strong>Kalp yetmezliği kötüleşebiliyor:  </strong>Kalp kasları zayıflamış olan hastalarda soğuk hava, semptomların şiddetlenmesine neden olabiliyor.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589">Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 11:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dondurucu]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[günlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[testleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja</strong> “Kış ayları yalnızca soğuklarla değil; solunum yolu enfeksiyonlarının artması, kronik hastalıkların alevlenmesi, bağışıklığın zayıflaması ve kalp-damar hastalıklarının sıklaşmasıyla da bilinir. Bu nedenle kış aylarında yapılacak kapsamlı bir check-up, pek çok sağlık riskini erkenden fark etmeye ve mevsimsel hastalıklardan korunmaya fayda sağlar. Kış öncesi bazı testlerin yapılması; özellikle 50 yaş üzeri kişiler, kronik hastalığı olanlar, sigara içenler, fazla kilolu bireyler ve sık enfeksiyon geçirenler için kritik önem taşır” diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sağlıklı bir kış için yaptırılması gereken tetkikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Temel kan testleri</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle kışın sık görülen halsizlik, sık hastalanma vb şikayetlerin nedeninin basit bir kan testiyle ortaya çıktığını belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tam Kan Sayımı (Hemogram): Anemi, enfeksiyon veya bağışıklık sorunları açısından önemlidir. CRP / Sedimantasyon: Vücutta gizli enfeksiyon ya da inflamasyonu gösterir. Kan Şekeri, insülin direnci, HbA1c: Diyabet eğilimi veya kontrolsüz diyabeti tespit eder. Elektrolitler (Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum): Su dengesi ve kalp ritim bozukluğu açısından önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Karaciğer ve Böbrek Fonksiyon Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Karaciğer ve böbrekler, vücudun filtre sistemi olarak görev yapar. Ancak bu organlardaki sorunlar çoğunlukla sinsice ilerler. Kışın ilaç kullanımının artması, yetersiz su tüketimi ve  beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler bu iki organı zorlayabilir. Yapılacak testlerle, olası sorunların erken dönemde fark edilerek önlem alınabileceğini belirten Dr. Murrja bu testleri şöyle sıralıyor: “ALT, AST: Karaciğer yağlanması veya hasarını gösterir. Üre – Kreatinin: Böbrek fonksiyon bozukluklarını erken yakalamada kritik önem taşır.”</p>
<ul>
<li><strong>Kolesterol Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında hareket azalırken, yüksek kalorili ve yağlı besinlere yönelim artabildiğinden,  kolesterol seviyeleri olumsuz etkilenebilir. Kolesterol testleri, kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan kişilerin erken dönemde belirlenmesini sağlar. Özellikle fark edilmeyen yüksek kolesterol, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Dr. Murrja; “LDL (kötü kolesterol), HDL (iyi kolesterol) ve Trigliserid değerleri kalp-damar sağlığının en temel belirteçleridir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Tiroit Fonksiyonları</strong></li>
</ul>
<p>Üşüme, kilo alma, halsizlik, unutkanlık ve ruh hali değişimleri kışın sık görülür. Bu şikayetlerin nedeninin bazen tiroit bezinin düzensiz çalışması olabildiğini belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tiroit fonksiyon testleri, metabolizmanın dengede olup olmadığını gösterdiğini ve şikayetlerin kaynağını netleştirmeye yardımcı olur. Kış aylarında özellikle Hashimoto tiroiditi ve hipotroidi belirtileri daha kolay alevlenebilir. TSH ve fT4 düzeylerinin tespiti çok önemlidir.” </p>
<ul>
<li><strong>Vitamin ve Mineral Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Kışın güneş ışığı azaldığından D vitamini eksikliği sık görülür. D vitamininin yanı sıra B12, demir ve magnezyum gibi değerlerin de eksikliği enfeksiyonlara daha açık hale gelinmesine neden olabilir. Dr. Edvin Murrja vitamin ve mineral değerlerine yönelik testler yaptırılmadan gelişigüzel vitamin ve mineral kullanımının fayda yerine çok ciddi zararlara yol açabileceğini vurgulayarak şöyle diyor: “Vitamin D, B12-Folat, Demir ve Ferritin değerlerine mutlaka bakılmalı, eksiklik varsa doktor önerisiyle takviye kullanılmalıdır.”</p>
<ul>
<li><strong>Akciğer Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava, grip ve benzeri solunum yolu enfeksiyonları akciğerleri doğrudan etkiler. Sigara içenler veya sık öksüren, nefes darlığı yaşayan, sık enfeksiyon geçirenler için akciğer değerlendirmesi büyük önem taşır. Erken yapılan kontrollerin, olası risklerin büyümeden kontrol altına alınmasında kritik önem taşıdığını belirten Dr. Edvin Murrja “Akciğer Grafisi ve Fiziksel muayene mutlaka yaptırılmalıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Kardiyovasküler Tarama</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava damarların büzülmesine neden olarak kalbin daha fazla efor sarf etmesine yol açar. Bu durum özellikle kalp-damar hastalığı riski taşıyanlar için önemlidir. Kardiyovasküler taramalar, kalbin yükünü ve damar sağlığını ortaya koyarak olası riskleri önceden gösterir. Dr. Murrja “Kışın hipertansiyon ve kalp krizi riski arttığından, tansiyon takibinin düzenli yapılması, EKG ve gerekli kişilerde EKO hayati önem taşır. Özellikle de göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma gibi şikayetler varsa geciktirilmeden yapılmalıdır” diye konuşuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Yalnızca kan şekerini değil, zamanla sinirleri, damarları ve yara iyileşmesini de etkileyen; kalpten böbreklere dek birçok organa zarar verebilen diyabetin yol açtığı en ciddi sorunlardan biri de ayak yaraları! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>“Diyabetik ayak yaraları konusunda ülkemizde farkındalık ne yazık ki son derece az hatta yok denecek seviyededir. Toplumda en sık yapılan yanlışlardan biri; ayakta meydana gelen bir yaranın ‘önemsemeyerek’ geçer diye beklenilmesi ya da bilinçsizce kişisel müdahalede bulunulmasıdır. Oysa diyabetli bireylerde ayakta gelişen küçük bir çatlak, basit bir su toplaması ya da fark edilmeyen minik bir kesik kısa sürede kronik yaraya dönüşebilmekte, bu yaralar zamanında ve doğru tedavi edilmediğinde enfeksiyonlara, uzuv kaybına ve hatta yaşam kaybına neden olabilmektedir” diyor. Diyabetik ayak yaralarının önlenebilir bir sorun olduğunu vurgulayan KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, 7 kritik önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kan şekerinizi mutlaka düzenli ölçtürün</strong></li>
</ul>
<p>Diyabet hastalarının diyabetik ayak gelişimini önlemek için alacağı en önemli önlemlerin başında; kan şekeri düzeylerinin düzenli kontrol altında tutulması ve düzenli hekim kontrollerinin aksatılmaması gelmektedir. Bu farkındalığın oluşması ve düzenli kontrollerin yaptırılması diyabetik ayak gelişme riskini büyük ölçüde azaltır. Kan şekeri kontrolü iyi olmayan bireylerde yaralar daha geç iyileşir ve enfeksiyon riski artar. </p>
<ul>
<li><strong>Ayak bakımınıza önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Günlük ayak bakımını sadece estetik ya da fuzuli olarak görmeyip, özellikle diyabet hastalarında zaruri bir ihtiyaç olduğunu bilmek gerekir. Diyabetik ayak yaralarına karşı günlük ayak bakımı büyük önem taşır. Ayaklar ne çok sıcak ne de çok soğuk suyla yıkanmalı, iyice kurulanmalı ve özellikle parmak araları nemli bırakılmamalıdır. Tırnaklar düz şekilde kesilmeli, nasır ve sertleşmeler bilinçsizce kesilmemelidir. Gerekirse ayak bakımı için diyabet konusunda bilgili sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Ayağınızı bakarak kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetli bireylerde sinir hasarı nedeniyle his kaybı yaygın olduğundan ayaktaki yaralar geç fark edilebilir. Bu nedenle ayaklar mutlaka her gün bakılarak incelenmeli, kızarıklık, çatlak, su toplaması, yara, akıntı veya renk değişikliği fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Ayak tabanı görülemiyorsa ayna kullanılmalıdır. Çünkü diyabet hastalarında ayakta küçük bir su toplaması, nasır ya da renk değişikliği bile ciddi bir sorunun habercisi olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>‘Geçer’ diye bekleyerek zaman kaybetmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetik ayak yaraları kolayca enfekte olabilir ve enfeksiyon hızla kemiğe kadar ilerleyebilir.<br /> Gecikmeden uygun antibiyotik tedavisi, gerekli durumlarda cerrahi temizlik (debridman) hayat kurtarıcı olabilir. Evde bilinçsiz pansuman, alkol, oksijenli su, rastgele antibiyotikli kremler ya da bitkisel ürünler ayakta sorunu daha da kötüleştirebilmekte, bu nedenle sorunun tedavisi çok daha karmaşık ve zor hale gelebilmektedir. Her yara tıbbi değerlendirme gerektirir. </p>
<ul>
<li><strong>Çıplak ayakla yere basmayın</strong></li>
</ul>
<p>Evde çok sık yapılan yanlışlardan biri de; evde çıplak ayakla yere basılmasıdır. Oysa diyabetik ayak yaralarının önemli bir kısmı ev içinde oluşur. Diyabet hastalarının yere çıplak ayakla basmaması, ayaklarını mutlaka koruması, hele de kumsal vb yerlerde kesinlikle terlik olmadan dolaşmaması gerekir. Parmak arası terlik ya da ucu açık terliklerden uzak durulmalı, terliğin önü kapalı olmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Damar tıkanıklığı sorununuz var mı mutlaka öğrenin</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>diyabetik ayak yaralarının en önemli nedenlerinden birinin damar tıkanıklıkları olduğunu belirterek “Günlük yaşamda yanlış alışkanlıklarımızın da etkisiyle damar tıkanıklıkları hızla yaygınlaşmaktadır. Diyabetik ayakta da; ayaktaki kan dolaşımı yetersizse, en iyi yara bakımı bile iyileşme sağlamaz. Bu nedenle tedavinin ilk adımlarından biri, ayak damarlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve gerekiyorsa damarların açılmasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Ayakkabı seçiminize önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Ayakkabı alırken görünüşünden ziyade sağlık açısından doğru ve rahat olmasına dikkat edilmelidir. Dar, sert, dikişli ya da ayağı sıkan ayakkabılar, fark edilmeden yaraya yol açabilir. Ayağı sıkmayan yumuşak ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayakkabı ayağa tam uyumlu ve yumuşak tabanlı olmalı, iç dikişi bulunmamalı, vurma yapmayan özellikte olmalıdır. Yeni ayakkabılar ayakta vurma yapmaması için başlangıçta kısa sürelerle giyilmelidir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Erken müdahale ve multidisipliner tedavi kritik önem taşıyor!</strong></p>
<p>KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabetik ayak tedavisinde erken müdahale ve multidisipliner tedavinin kritik önem taşıdığını belirterek şöyle konuşuyor: “Diyabetik ayak yaraları, tek bir hekimin değil; kalp-damar cerrahisi, endokrinoloji, yara bakım, enfeksiyon hastalıkları, ortopedi ve plastik cerrahi gibi uzmanların birlikte çalışmasını gerektirir. Multidisipliner yaklaşımın yanısıra günümüzde gelişen damar açıcı (endovasküler) tedaviler ve modern yara bakım yöntemleri sayesinde, diyabetik ayak hastalarının büyük bölümünde uzuv kaybı önlenebilmektedir. Diyabetik ayak kader değildir. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ayaklar korunabilir, hayatlar kurtarılabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölümlerin başlıca nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713">Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölümlerin başlıca nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları yer alıyor. Kötü kolesterol (LDL) yüksekliği,  bu hastalıkların gelişiminde önemli bir risk faktörü  olarak öne çıkıyor. Çünkü, kanda gereğinden fazla bulunduğunda “aterosklerotik plak” adı verilen sert birikintiler oluşmasına neden olabiliyor.   Toplumda “damar sertliği” olarak bilinen ateroskleroz ise kalp ve damar sisteminde ciddi hasarlara ve bunun sonucunda kalp krizi ile felç (inme) gibi hayatı tehdit eden hastalıklara yol açabiliyor. Üstelik, çağımızın büyük sorunları arasında yer alan hareketsizlik ve obezite probleminin 20’li yaşlara kadar inmesi, kötü kolesterolü artık gençler için de önemli bir sağlık sorunu haline getiriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya,</strong> kolesterol değerlerinin düzenli takip edilmesinin kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabileceğini vurgulayarak, “Bu nedenle, hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 20 yaşından itibaren düzenli olarak kolesterol ölçümü yaptırması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.   </p>
<p><strong>Kalp krizi ve felç riskini artırıyor!</strong></p>
<p>Vücudumuzun temel yapı taşları olan yağlar iyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL) olmak üzere ikiye ayrılıyor.  Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, kolesterolde yüksek olması istenilen tek değerin iyi kolesterol (HDL) olduğunu hatırlatarak, “İyi kolesterolde ideal olan, değerin 50-55’in üzerinde olmasıdır.  Kötü kolesterol (LDL) ise kanda ihtiyaç duyulandan daha fazla olursa, atar damar duvarlarında birikerek; kalbe giden kan akışını engelleyen koroner arter hastalığı, kollara ve bacaklara giden kan akışının bozulmasıyla ortaya çıkan periferik damar hastalığı ve beyne giden kan akımını bozan karotid arter hastalığına yol açabilmektedir. Bu hastalıklar da kalp krizi ve felç ile sonuçlanabilmektedir.  Dolayısıyla, kötü kolesterolün kandaki seviyesi 130&#8217;un altında olmalı ve 190&#8217;ın üzerine çıkmasına kesinlikle izin verilmemelidir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Erken tanı için 20 yaşından itibaren…</strong></p>
<p>Kötü kolesterol (LDL) çoğu zaman hiçbir belirti vermeden damarlarda birikebiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, bu nedenle kolesterol seviyelerinin düzenli aralıklarla kontrol edilmesinin hayati önem taşıdığına vurgu yapıyor. Kolesterolde yaş ve cinsiyet, takip sıklığının önemli etkenlerini oluşturuyor. <strong> </strong>Erken tanı için kolesterole erkeklerde 20-44 yaş arasında 5 yılda bir, 45-60 arasında yılda bir veya 2 yılda bir, 65 yaş sonrasında her yıl bakılması öneriliyor. Kadınlarda ise menopoz dönemine kadar 5 yılda bir, menopoz sonrasında östrojenin damar sağlığını koruyucu etkisi kaybolduğundan yılda bir bakılması tavsiye ediliyor. Yaş ve cinsiyetin dışında diğer risk faktörlerinin de takip sıklığını belirlemede önem taşıdığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, “Ailede  kalp, inme veya felç gibi damar hastalığı öyküsü ya da diyabet gibi damar sağlığını tehdit eden bir başka hastalık varsa, hasta obeziteli bir bireyse veya sigara içiyorsa, hekim daha sıkı takip isteyebilmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıkları ve egzersiz önemli!</strong></p>
<p>Kolesterol değerlerinizi bilmek kalp hastalığı riskinizi anlamanıza yardımcı olsa da bu rakamlar tablonun sadece bir parçasını oluşturuyor. Dolayısıyla hekimler, kolesterol dışında genel sağlık durumunuzu da değerlendirerek risk analizi yapıyorlar. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya,<strong> </strong>kötü kolesterolün tedavisinde, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin yanı sıra ilaç tedavisine de başvurulabildiğini belirterek, “Vücutta oluşan kötü kolesterol miktarını azaltmak için hatalı beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve yakılan kolesterol miktarını artırmak için daha fazla egzersiz yapılması gerekmektedir. İhtiyaç halinde önerilen ilaçlar da karaciğerde üretilen kolesterol miktarını azaltmaktadır.  Bu ilaçlar çok etkili ve kalp-damar hastalıklarının taşıdıkları risklerle karşılaştırıldığında son derece güvenlidir” bilgisini veriyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713">Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bacakta Ağırlık Hissi ve Kaşıntı Varis Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bacakta-agirlik-hissi-ve-kasinti-varis-habercisi-olabilir-599127</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 07:51:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[bacakta]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599127</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayakta fazla kalan kişilerde ve kadınlarda daha sık görülen varis, estetik görünümün yanı sıra yaşam kalitesini en çok olumsuz etkileyen kalp- damar hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacakta-agirlik-hissi-ve-kasinti-varis-habercisi-olabilir-599127">Bacakta Ağırlık Hissi ve Kaşıntı Varis Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayakta fazla kalan kişilerde ve kadınlarda daha sık görülen varis, estetik görünümün yanı sıra yaşam kalitesini en çok olumsuz etkileyen kalp- damar hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor. Varisin en önemli belirtileri arasında yer alan bacaklarda dolgunluk ve içi su dolmuşçasına ağırlık hissi, ağrı, kaşıntı ve krampların çoğu zaman yorgunluktan kaynaklandığı sanılıyor ve bu sorun ihmal edilebiliyor. Varisler günümüzde cerrahi tekniklerin yanı sıra radyofrekans, lazer ve doku yapıştırıcı gibi kateter bazlı yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Yusuf Kuserli, varis tedavileri için ağırlıklı olarak sonbahar ve kış aylarının tercih edildiğini belirterek “varisin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bacaklarınızın gönderdiği sinyalleri dikkate alın</strong></p>
<p>Damar hastalıklarının başında gelen varis, bacak toplardamarlarının genişleyip kıvrımlı hale gelmesidir. Normalde toplardamarlardaki küçük kapakçıklar, kanı kalbe doğru taşır. Ancak bu kapakçıklar bozulduğunda kan geriye kaçar, damar içinde birikir ve zamanla o bildiğimiz mavi, kabarık damarlar ortaya çıkar. Bu durumdaki bacaklarımız da bize sessizce sinyal verir. </p>
<p><strong>Fazla kilolar da varis riskini artırıyor</strong></p>
<p>Varis, sadece yaşlıları değil günümüzde gençleri de etkileyen önemli bir damar hastalığıdır. Uzun süre ayakta çalışan kuaförler, öğretmenler, hemşirelerde varis riski daha fazladır. Gün boyu masa başında oturanlar ve hareketsiz kalan kişiler de risk altındadır. Varis, kadınlarda gebelik ve hormon değişimleri nedeniyle daha sık görülür. Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite de varis riskini artırmaktadır. </p>
<p><strong>İhmal edilen varis, pıhtı oluşumuna da neden olabilir</strong></p>
<p>Varisin ilk belirtileri genelde günün sonunda bacaklardaki yorgunluklardır. Bu yorgunluklar ihmal edildiği zaman varis daha da ilerleyerek şişlik, ağrı, gece krampları, kaşıntı ve ciltte renk değişiklikleri ile kendisini göstermeye başlar. Bu belirtilere rağmen zamanında tedavi edilmeyen varislerle ciltte yaralar açılabilir ve bu yaralar aylarca kapanmayabilir, hastada pıhtı oluşumuna (tromboflebit) kadar gidebilir. Erken dönemde varis çorapları büyük fayda sağlar. Varis çorapları bacaklara dıştan basınç uygulayarak kanın kalbe dönmesini kolaylaştırır. İlk birkaç gün zor geçebilir ama kısa sürede bacak yorgunluğu ciddi şekilde azalır. Aynı zamanda damar duvarını güçlendiren, dolaşımı destekleyen ilaçlar da mevcuttur. Ancak ilaçlar sorunu tamamen ortadan kaldırmaz sadece şikâyetleri azaltır ve varis ilerlemesini yavaşlatır.</p>
<p><strong>Günübirlik işlemlerle tedavi </strong></p>
<p>Günümüzün gelişen teknolojileri sayesinde varisler ameliyatsız yöntemlerle de tedavi edilebilmektedir. Hastanın aynı gün içinde taburcu olmasını sağlayan ameliyatsız yöntemler damar içinden yapılan lazer, radyofrekans ve doku yapıştırıcı teknikleri olarak sayılabilir. Varis tedavilerindeki işlemler lokal anestezi altında, 30 dakika gibi kısa bir süre içinde yapılmaktadır. </p>
<ul>
<li><strong>Lazer ve Radyofrekans:</strong> İnce bir tel yardımıyla damar içine girilip, ısı verilerek sorunlu damar kapatılır.</li>
<li><strong>Yapıştırıcı:</strong> Damar özel bir tıbbi yapıştırıcıyla kapatılır, ısı kullanılmadığı için ağrı çok az olur.</li>
</ul>
<p><strong>Bekleyeyim varisim geçer demeyin</strong></p>
<p>Varis, beklenince geçecek bir damar hastalığı değildir. Erken dönemde alınacak önlemlerle tamamen kontrol altına alınabilir. Modern tıpta varis tedavisi acısız, dikişsiz ve güvenli şekilde yapılabilmektedir. Her hastalıkta olduğu gibi varis de erken teşhis ve tedavi ile kontrol altına alınabilmektedir. Varisin oluşmasını önlemek ya da ilerlemesi yavaşlatmak için bu önerilere dikkat edilmesi önemlidir: </p>
<ul>
<li>Gün içinde uzun süre ayakta kalıyorsanız ara ara yürüyün</li>
<li>Masa başında çalışıyorsanız her 30 dakikada bir kalkıp hareket edin</li>
<li>Bacaklarınızı kalp hizasının üzerine kaldırarak dinlendirin</li>
<li>Aşırı kilo alımından kaçının</li>
<li>Düzenli yürüyüş, bisiklet veya yüzme başta varis olmak üzere tüm damar sağlığı için en iyi egzersizdir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacakta-agirlik-hissi-ve-kasinti-varis-habercisi-olabilir-599127">Bacakta Ağırlık Hissi ve Kaşıntı Varis Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gencim]]></category>
		<category><![CDATA[henüz]]></category>
		<category><![CDATA[kalbim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlam]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597587</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. Bu ölümlerin büyük çoğunluğunu kalp krizi ve inme oluştururken,  Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 verileri de Türkiye’de her 3 ölümden 1’inin dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu grupta her 10 ölümden yaklaşık 4’ü kalp krizi nedeniyle gerçekleşiyor, bu da ülkemizde her yıl on binlerce kişinin kalp krizine bağlı yaşamını yitirdiğini gösteriyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery</strong>, üstelik kalp krizlerinin genç erişkinlerde artış gösterdiğini vurgulayarak, “Kalp krizleri genellikle 50-70 yaş aralığında görülmektedir. Ancak, son yıllarda yaşam tarzındaki değişimler ve belirti vermeyen risk faktörleri nedeniyle  erken başlangıçlı, yani 45 yaş altı kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış olduğu belirtilmektedir. Uluslararası çalışmalar, tüm kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 5–10’unun 45 yaş ve altındaki kişilerde görüldüğünü ve bu oranın son 10–15 yılda kademeli olarak yükseldiğini göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Gizli risk faktörlerine dikkat! </strong></p>
<p>Kalp krizi (tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü), kalbi besleyen koroner damarların ani şekilde tıkanmaları sonucu kalp kasına yeterli kan ve oksijenin ulaşamaması ile ortaya çıkan ve hayati tehlike taşıyan klinik bir tablo. Bu tıkanma çoğunlukla damar duvarında bulunan aterosklerotik plağın yırtılması ve bölgede hızla pıhtı oluşmasıyla gelişiyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> özellikle sigara, obezite, sağlıksız beslenme ve yoğun stresin genç erişkinlerde kalp krizi riskini hızla yükselttiğine dikkat çekerek,   “Bunlara ek olarak,  özellikle ailevi kolesterol sorunları, yüksek tansiyon ve insülin direnci gibi çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ‘gizli’ risk faktörleri genç erişkinlerde fark edilmeden  yıllarca damar hasarı oluşturabilmektedir” bilgisini veriyor.  <strong>Dr. Redwan Seid Busery,</strong> bu nedenle, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan veya kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi metabolik riskler taşıyan genç yaş  grubundaki kişilerin düzenli olarak taranmalarının büyük önem taşıdığını belirterek, “Erken farkındalık, zamanında yapılan kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları genç yaş grubunda kalp krizinin önemli ölçüde önlenmesini sağlayabilmektedir” diyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> genç yaş yaşta görülen kalp krizinin 8 nedenini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Sigara ve tütün ürünleri </strong></p>
<p>Sigara ve tütün ürünleri genç yaşta kalp krizi geçirmenin en güçlü risk faktörlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Büyük uluslararası analizlerde, aktif sigara içen bireylerde kalp krizi riskinin hiç içmeyenlere kıyasla yaklaşık üç kata yakın arttığı gösterilmiş. Tütünün damar iç yüzeyini bozması, pıhtılaşmayı artırması ve ani damar tıkanıklığına yol açması bu ilişkiyi açıklıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Nikotin replasman tedavileri ve profesyonel destek programlarıyla sigaranın bırakılması kalp krizi riskini kısa sürede belirgin şekilde azaltıyor.</p>
<p><strong>Ailevi hiperkolesterolomi </strong></p>
<p>Ailevi hiperkolesterolemi, LDL kolesterolün (kötü huylu kolesterol)  genetik olarak çok yüksek seyrettiği bir durum ve genç erişkinlerde kalp krizi oluşumunun en önemli nedenlerinden biri. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Genç yaşta görülen ‘beklenmedik’ kalp krizlerinin önemli bir bölümü ailevi hiperkolesterolomi sebebiyle gelişmektedir” diye konuşuyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Ailede erken kalp krizi öyküsü olan kişiler 20’li yaşlardan itibaren düzenli LDL kolesterol ölçümü yaptırmalı; gerekirse ileri değerlendirme planlanmalı.</p>
<p><strong>Obezite, insülin direnci ve diyabet</strong></p>
<p>Erken koroner arter hastalığının ana belirleyicileri arasında yer alan obezite, insülin direnci ve diyabet genç nüfusta giderek yaygınlaşıyor. Sistematik derlemeler, bu metabolik bozuklukların kalp krizi riskini anlamlı biçimde artırdığını gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,<strong>  </strong>obeziteye eşlik eden inflamasyon, damar sertliği ve metabolik stresin bu riskin temel mekanizmalarını oluşturduğunu söylüyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite ve metabolik risklerin erken tespiti koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Düşük fiziksel aktivite</strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivite yapmayan genç erişkinlerde obezite, dislipidemi (kandaki yağ düzeylerinin normalin üzerine çıkması veya dengesizleşmesi) ve yüksek tansiyon gibi risk faktörleri kalp krizi riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı<strong> </strong>çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu etkisi net biçimde gösterilmiş ve haftalık aktivitenin artmasıyla riskin azaldığı saptanmış.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz (yürüyüş, koşu, bisiklet) hedeflenmeli; günlük sedanter, yani hareketsiz geçirilen süre mümkün olduğunca azaltılmalı.</p>
<p><strong>Erken yaş hipertansiyonu</strong></p>
<p>Genç yaşta fark edilmeyen veya tedavi edilmeyen yüksek tansiyon damar duvarını hızla yıpratarak erken ateroskleroz (damar sertliği) ile kalp ve damar hastalığı riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı çalışmalar, kan basıncındaki her 10 birimlik (10 mmHg) kontrolün kalp krizi ve inme gibi ciddi kalp ve damar olaylarının riskini belirgin şekilde azalttığını gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Genç erişkinlerin yılda en az bir kez kan basıncını ölçtürmeleri gerekiyor. Risk grubunda olanların ise daha sık takip edilmeleri öneriliyor.</p>
<p><strong>Viral enfeksiyonlar ve miyokardit</strong></p>
<p>Bazı viral enfeksiyonlar, özellikle COVID-19, gençlerde kalp kasında iltihaba (miyokardit) neden olarak ciddi aritmilere ve kalbin fonksiyon bozukluğuna yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Bu tabloda gelişen kalp hasarı, aterosklerotik kalp krizinden farklı bir mekanizma ile ortaya çıksa da genç erişkinlerde hayatı tehdit eden sonuçlara neden olabilmektedir” diyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Enfeksiyon sonrasında göğüs ağrısı, çarpıntı, halsizlik veya nefes darlığı yaşayan genç erişkinlerin gecikmeden tıbbi değerlendirmeye başvurmaları yaşamsal önem taşıyor.</p>
<p><strong>Psikososyal stres, anksiyete ve uyku bozuklukları</strong></p>
<p>Kronik stres, depresyon ile uyku düzensizliği genç erişkinlerde kalp ve damar hastalıkları<strong> </strong>riskini artıran önemli faktörler olarak tanımlanıyor. Büyük uluslararası çalışmalarda psikososyal stres düzeyi yüksek kişilerde kalp krizi riskinin anlamlı ölçüde yükseldiği saptanmış. Zira, stres hem hormonal yanıtı değiştiriyor hem de sigara kullanımı ve kötü beslenme gibi davranışsal riskleri artırıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Stres yönetimi, düzenli uyku, gerekirse psikolojik destek ve iş–yaşam dengesi odaklı yaşam düzenlemeleri koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Uyarıcı maddeler ve enerji içecekleri </strong></p>
<p>Uyarıcı maddeler gençlerde ani koroner damar spazmı ve kalp kriziyle sonuçlanabilen ciddi ritim bozukluklarına neden olabiliyor. Enerji içecekleri için uzun dönem kalp krizi riski verileri sınırlı olmakla birlikte, mevcut çalışmalar, bu ürünlerin kısa sürede kalp atım hızını ve kan basıncını yükselterek olumsuz kardiyak etkilere yol açabileceğini gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Uyarıcı maddelerden uzak durulmalı; enerji içeceklerinin tüketimi ise özellikle yoğun stres, sınav veya çalışma dönemlerinde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik Venöz Yetmezlik Tedavi Edilmezse Ciddi Sağlık Sorunlarına Yol Açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-venoz-yetmezlik-tedavi-edilmezse-ciddi-saglik-sorunlarina-yol-acabiliyor-592794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 09:09:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[edilmezse]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[venöz]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezlik]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle günün sonuna doğru artan bacak ağrısı ve şişlik sadece yorgunluk belirtisi olmayabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-venoz-yetmezlik-tedavi-edilmezse-ciddi-saglik-sorunlarina-yol-acabiliyor-592794">Kronik Venöz Yetmezlik Tedavi Edilmezse Ciddi Sağlık Sorunlarına Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle günün sonuna doğru artan bacak ağrısı ve şişlik sadece yorgunluk belirtisi olmayabilir. Bu şikayetlerin, toplardamar kapakçıklarındaki bozulmaya bağlı gelişen kronik venöz yetmezliğin ilk sinyalleri olabileceğine dikkat çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Baran Şimşek, kadınlarla daha sık rastlanan bu sorunun hareketsiz yaşam ve obezitenin artmasıyla birlikte gençlerde de arttığını söyledi. Hastalığın ilerlemesini önlemede erken tanı kilit rol oynuyor. </em></p>
<p>Toplardamarlardaki kapakçık bozukluklarına bağlı gelişen kronik venöz yetmezlik, sadece estetik bir sorun değil, aynı zamanda ciddi bir sağlık tehdidi oluşturabiliyor. Özellikle genç ve ayakta sabit pozisyonda çalışan bireylerde görülme sıklığının arttığını belirten Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Baran Şimşek, “Kronik venöz yetmezlik, venöz kapakçıkların bozulması sonucu kanın bacaklarda göllenmesiyle ortaya çıkan, ilerleyici bir damar hastalığıdır. Bu durum kronik ve ilerleyici olduğu için özellikle çalışan, genç yaş grubunda tedavi edilmediği taktirde ciddi sorunlara yol açabiliyor. Bu yüzden önlenmesi gereken bir hastalık” dedi.</p>
<p><strong>‘KRONİK VENÖZ YETMEZLİK TEDAVİ EDİLMEDİĞİNDE CİDDİ SORUNLARA YOL AÇABİLİR’</strong></p>
<p>Kronik venöz yetmezliğin özellikle genç ve çalışan bireylerde tedavi edilmediğinde ciddi sorunlara yol açabileceğinin altını çizen Doç. Dr. Şimşek, “Kapakçıkların bozulması sonucu kanın bacaklarda göllenmesiyle ortaya çıkan kronik venöz yetmezlik, ilerleyici bir damar hastalığıdır. Bu durum kronik olduğu için özellikle çalışan, genç yaş grubunda tedavi edilmediğinde ciddi sorunlara yol açabiliyor. Bu yüzden önlenmesi gereken bir hastalık.” Diye konuştu. </p>
<p><strong>GENÇLERDE DE GÖRÜLME SIKLIĞI ARTIYOR</strong></p>
<p>Kadınların östrojen hormonunun etkilerine bağlı olarak toplardamar duvarlarında gevşeme ve genişlemeye daha yatkın olduğunu ve bunun da kadınları daha riskli hale getirdiğini anlatan Doç. Dr. Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Kadınlarda ayrıca gebelik döneminde bebeğin özellikle 6. Aydan itibaren karın içi ana toplar damarlara yaptığı bası nedeniyle venöz yetmezlik daha sık görülebiliyor. Gebelik sayısı arttıkça venöz yetmezliğin derecesi ve şiddeti de artıyor. Yaş ilerledikçe risk artsa da artık gençlerde, hatta 21 yaş altı bireylerde bile damar gelişim anomalilerine bağlı olarak venöz yetmezliğe rastlayabiliyoruz” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Şimşek, obezite ve hareketsiz yaşam tarzının hastalığın görülme sıklığını artırdığını vurgulayarak, “Özellikle COVID-19 döneminden sonra bu etkileri daha net gördük. Obeziteyi kontrol altına almak, hastalığın seyrini belirgin şekilde değiştiriyor. Obezite cerrahisi geçiren ve sonrasında diyetine, egzersizine dikkat eden hastalarda ilerleme durabiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong> ‘İLK BELİRTİLER: AĞRI, DOLGUNLUK HİSSİ VE GECE KRAMPLARI’</strong></p>
<p>Hastaların genellikle bacaklarda ağrı, dolgunluk hissi, gece krampları ve özellikle bacak ve ayaklarda şişlik şikayetleriyle başvurduğunu ifade eden Doç. Dr. Şimşek, “Bu şikayetler sabahları genellikle olmaz ama gün içinde, özellikle ayakta kalma süresi uzadıkça oluşmaya başlar ve artış gösterir. Başlangıçta dinlenmeyle rahatlasa da hastalık ilerledikçe sabahları da devam eden ağrılar ve şişlikler ortaya çıkabilir.”</p>
<p>Hastalığın bazen kas, kemik veya eklem problemleriyle karıştırılabildiğini ve görmezden gelinebildiğini anlatan Doç. Dr. Şimşek, “Tanı; hastanın öyküsü, fizik muayene ve görüntüleme yöntemleriyle netleşir. Özellikle venöz doppler ultrasonografi tetkiki, hastalığın tanısını ve tedavi yöntemlerini belirlememizde en önemli görüntüleme yöntemidir. Tedavi edilmezse ciltte renk değişiklikleri, sertleşme ve yaralar gelişebilir ki bizim amacımız o aşamaya gelmeden hastalığı tedavi edebilmek. Uygun ve doğru zamanda tanı koyulup, tedaviye başlandığında hastalık bu evrelere ilerlemeden durdurulabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“VARİS BU HASTALIĞIN SONUCUDUR”</strong></p>
<p>Venöz yetmezlik ve varisin de karıştırılan kavramlar olduğunun altını çizin Doç. Dr. Şimşek, konuya şöyle açıklık getirdi: Kronik venöz yetmezliğin temelinde toplar damarlardaki kaçak ve buna bağlı artmış basınç var. Varisler bu hastalığın sonucu olarak ortaya çıkar diyebiliriz. Varislerde, C0’dan C6’ya kadar giden uluslararası bir evreleme sistemi kullanıyoruz. C0’da hiçbir belirti yokken, C1’de örümcek ağı şeklinde telenjiektazi adını verdiğimiz damarlar, C2’de retiküler ven dediğimiz daha geniş damarlar görülür. C3’te ödem, C4’te cilt değişiklikleri, C5’te iyileşmiş, C6’da ise iyileşmeyen yaralar ortaya çıkar.” </p>
<p><strong>“TEDAVİDE ÖNCELİK KORUYUCU YÖNTEMLERDİR”</strong></p>
<p>Tedavide öncelikle koruyucu yöntemlere başvurulduğunu ifade eden Doç. Dr. Şimşek, “En bilinen yöntem varis çoraplarıdır. Bacaktan yukarıya doğru basınç uygulayarak kanın kalbe dönüşünü kolaylaştırır. Erken evre hastalarda ilerlemeyi önler, şikayetleri azaltır. İkinci aşamada ağızdan alınan ilaçlarla venöz yetmezliğe ikincil gelişen ağrı, şişlik ve kramp gibi bulguları rahatlatabiliyoruz. Aynı zamanda orta ve ileri evre venöz yetmezlikte mutlaka kan sulandırıcı tedavide başlıyoruz. Üçüncü aşamada ise cerrahi tedaviye geçiyoruz. Artık klasik açık cerrahi yerine endovenöz lazer ablasyonu (EVLA) veya radyofrekans ablasyon (RFA) gibi modern yöntemleri kullanıyoruz. Bu işlemlerle kaçak yapan damar kapatılarak hastalık tamamen ortadan kaldırılıyor ve şikayetler azaltılıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong> ‘ERKEN TANI, OBEZİTEYLE MÜCADELE VE HAREKETLİ YAŞAM ŞART’</strong></p>
<p>Kronik venöz yetmezliğin erken dönemde fark edilip tedaviye başlandığı taktirde kontrol altına alınabileceğinin altını çizen Doç. Dr. Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı: “Cerrahi yöntemler dışında ayrıca Köpük tedavisi (skleroterapi) dediğimiz yöntemi kullanarak, küçük çaplı varislerin içine ince iğnelerle köpük haline getirilmiş ilaç enjekte ediyoruz. Böylece varisler kayboluyor ve görünmez hale geliyor. Hem estetik hem de fonksiyonel olarak hastalara fayda sağlıyor. Sonuç olarak kronik venöz yetmezlik, erken dönemde fark edilip tedaviye başlandığında kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Obeziteyle mücadele, hareketli yaşam, spor yapmak ve düzenli takip bu sürecin en önemli parçalarıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-venoz-yetmezlik-tedavi-edilmezse-ciddi-saglik-sorunlarina-yol-acabiliyor-592794">Kronik Venöz Yetmezlik Tedavi Edilmezse Ciddi Sağlık Sorunlarına Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aort Anevrizması Riskini Azaltan 5 Altın Önlem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aort-anevrizmasi-riskini-azaltan-5-altin-onlem-592445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aort]]></category>
		<category><![CDATA[Aort Anevrizması]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı hastalıklar hiç belirti vermeden, vücutta sinsi bir şekilde ilerleyerek hayati riske yol açabilecek boyutlara geldiğinde kendisini belli ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aort-anevrizmasi-riskini-azaltan-5-altin-onlem-592445">Aort Anevrizması Riskini Azaltan 5 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı hastalıklar hiç belirti vermeden, vücutta sinsi bir şekilde ilerleyerek hayati riske yol açabilecek boyutlara geldiğinde kendisini belli ediyor. Abdominal aort anevrizması, yani karın ana atardamarının balonlaşması da bu rahatsızlıkların başında geliyor. Sigara, yüksek tansiyon ve damar sertliğinin neden olabildiği abdominal aort anevrizmaları erken teşhisle tedavi edilebiliyor. Takip ve tedavi edilmediği takdirde iç kanamalar dahil birçok rahatsızlığı sebep olabilen abdominal aort anevrizması, balonlaşmanın çapı ve yerleşimine göre hastaya özel tedavi planlarıyla ortadan kaldırılabiliyor. 5 cm’nin altındaki anevrizma genişlemeleri olan hastalar takip altına alınırken, daha geniş balonlaşmalar açık veya kapalı ameliyatlarla onarılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, abdominal aort anevrizması ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Aort damarındaki problemler tüm vücudu etkiliyor</strong></p>
<p>Aort, kalpten çıkan ve vücuttaki tüm organ ve dokulara temiz kan taşıyan en büyük damar olduğu için, bu damarla ilgili problemler bütün vücudu olumsuz etkileyebilir. Zamanla damar duvarı zayıflarsa, özellikle karın bölgesinde bir kısım genişleyip balon gibi şişer. Bu genişleme Abdominal Aort Anevrizması (AAA) olarak isimlendirilir. Normalde aort çapı yaklaşık 2 santimetredir. Eğer bu çap 3 santimetreyi geçerse anevrizmadan bahsedilir. 5–5.5 santimetreye ulaşırsa, patlama (rüptür) riskini artırır. Anevrizmanın en önemli nedenleri şunlardır; </p>
<ul>
<li>Sigara kullanımı (en büyük risk faktörü)</li>
<li>Hipertansiyon (yüksek tansiyon)</li>
<li>Damar sertliği (ateroskleroz)</li>
<li>Erkek cinsiyet</li>
<li>İleri yaş</li>
<li>Genetik yatkınlık </li>
</ul>
<p><strong>Ailede varsa risk 4-6 kat artıyor</strong></p>
<p>Ailesinde aort anevrizması öyküsü olan kişilerde bu hastalığın görülme riski 4–6 kat artar. Bu nedenle ailesinde “aort anevrizması” tanısı olan kişilerin birinci derece yakınlarının mutlaka tarama yaptırması gerekir. Özellikle baba veya erkek kardeşinde anevrizma olan erkeklerin 55 yaşından sonra, kadınların ise 65 yaşından sonra taramadan geçmesi önerilir. Tarama çok basittir, sadece karın ultrasonu (Abdominal Ultrasonografi) ile anevrizma varlığı saptanabilir. Gerektiğinde daha detaylı inceleme için BT anjiyo yapılır. Anevrizma geliştiğini ilaçla küçültmek mümkün değildir. Ancak alınan bu önlemlerle büyüme hızı yavaşlatılabilir;    </p>
<ol>
<li>Sigaradan uzak durmak</li>
<li>Tansiyonu kontrol altında tutmak</li>
<li>Kolesterol ve şekeri düzenlemek</li>
<li>Ağır kaldırmaktan kaçınmak</li>
<li>Düzenli doktor kontrolünü yaptırmak</li>
</ol>
<p><strong>Karındaki el bombası olarak ifade ediliyor</strong></p>
<p>Abdominal aort anevrizması, sessiz ama tehlikeli bir hastalıktır. Kendini hissettirmeden yıllarca büyür. Bu nedenle damar hekimleri tarafından karındaki el bombası olarak isimlendirilir. Çünkü bir gün patladığında hastada ölümcül sonuçlar doğurabilir. Aort anevrizması patladığında, karın içine ani ve büyük miktarda kanama olur. Hastalar çoğu zaman hastaneye ulaşamadan hayatını kaybeder. Rüptüre olmuş anevrizmalarda ölüm oranı %80’in üzerindedir. Bu yüzden erken tanı, tedaviden bile önemlidir. Karında atım hissi, sürekli dolgunluk ya da ailede anevrizma öyküsü olan kişilerin vakit kaybetmeden mutlaka bir kalp damar cerrahına başvurması gerekir. </p>
<p><strong>Tedavi kişiye özel olarak planlanıyor</strong></p>
<p>Abdominal aort anevrizması erken teşhis ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Tedavi, anevrizmanın büyüklüğüne ve yerine göre değişir. 5,5 santimetreyi geçen veya hızla büyüyen anevrizmalarda cerrahi tedavi gerekebilir. Açık cerrahide karın açılarak, balonlaşan damar bölümü sentetik bir damar greftiyle değiştirilir. Kapalı (EVAR &#8211; Endovasküler Anevrizma Onarımında ise kasık damarından girilerek, stent-greft adı verilen özel bir protez damarın içine yerleştirilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aort-anevrizmasi-riskini-azaltan-5-altin-onlem-592445">Aort Anevrizması Riskini Azaltan 5 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Sağlığında Salgın: Diyabet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-salgin-diyabet-591526</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 11:43:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[noktada]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığında]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-salgin-diyabet-591526">Göz Sağlığında Salgın: Diyabet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.</p>
<p> Diyabetin, kanda glikoz oranının yükselmesiyle ortaya çıkan ciddi bir metabolik hastalık olduğunu vurgulayan Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan, “Yüksek şeker düzeyi retina damarlarında bozulmaya yol açarak görme kaybına neden olur. Bu nedenle diyabet hastalarının göz muayenelerini düzenli aralıklarla yaptırmaları büyük önem taşır,” dedi.</p>
<p><strong>Erken Tanı Görmeyi Kurtarabilir</strong></p>
<p>Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabileceğini söyledi.<br /> “Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor,” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hastalığın Hızını Yavaşlatmak Mümkün</strong></p>
<p>Araştırmalara göre Türkiye’de diyabet hastalarının yüzde 82’si bu hastalık nedeniyle günlük yaşamında zorlanıyor, tamamı ise hastalığın ruhsal durumlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Op. Dr. Fevzi Akkan, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Hareketli bir yaşam tarzı benimseyin.</strong></li>
<li><strong>Kan şekeri dengesini koruyun</strong>, açlık-tokluk farklarını azaltın.</li>
<li><strong>İşlenmiş gıdalardan uzak durun.</strong></li>
<li>Erken evrede teşhis edilen hastalarda, <strong>sarı nokta ödemine yönelik göz içi ilaç enjeksiyonları</strong> ve <strong>kanamalı damarlarda lazer tedavisi</strong> ile görme uzun süre korunabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Düzenli Kontroller Hayati Önem Taşıyor</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatinin, 50 yaş altındaki bireylerde körlüğe yol açan en yaygın neden olduğunu hatırlatan Op. Dr. Fevzi Akkan, hastaların özellikle diyabetin 5’inci yılından itibaren yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini söyledi.</p>
<p>Hastalığı teşhis edilen bireylerde ise 3 ila 4 ayda bir düzenli muayenenin şart olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Göz Sağlığını Korumak Elinizde</strong></p>
<p>Diyabetin gözde en sık neden olduğu hastalık olan diyabetik retinopatinin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, şu uyarılarda bulundu:<br /> “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.”</p>
<p><strong>Göz Muayenesini İhmal Etmeyin</strong></p>
<p>Op. Dr. Fevzi Akkan, diyabetin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, ancak düzenli takip ve uygun tedaviyle gözdeki olumsuz etkilerin yavaşlatılabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:<br /> “Diyabet hastaları, görme yetilerini korumak istiyorlarsa yılda en az bir kez göz muayenesi olmalı. Unutmayın, erken tanı hayat kurtarır, göz sağlığınızı korur.”</p>
<p><strong>Dünyagöz Hastaneler Grubu Hakkında:</strong></p>
<p>1996 yılında hizmet vermeye başlayan Dünyagöz, gözün tüm branşlarında sunduğu yüzlerce farklı tedavi yöntemiyle ve en gelişmiş teknolojilerle göz ve göz çevresi sağlığına dair her türlü soruna çözüm sunmaktadır. Branş hastaneciliği anlayışıyla Türkiye’de yeni bir dönem başlatan Dünyagöz, günlük 8.000 poliklinik ve 1.000 ameliyat kapasitesiyle yurt içi ve yurt dışında toplam 31 noktada etik ve ilkeli sağlık hizmeti vermektedir.</p>
<p>Dünyagöz; 350’si öğretim üyesi ve uzman doktor olmak üzere 800 kişilik medikal kadrosu, 3.500’ün üzerinde çalışanı ve çağdaş yönetim anlayışıyla kısa sürede dünyanın sayılı merkezleri arasında yer almıştır. Türkiye genelinde İstanbul, Ankara, Antalya, İzmit, Adana, Samsun, Tekirdağ, Bursa, Konya, Sakarya, Gaziantep ve İzmir olmak üzere 12 ilde 21 şubesi; yurt dışında ise Almanya (Frankfurt, Köln), Gürcistan (Tiflis), Azerbaycan (Bakü), Kosova (Priştine), Kırgızistan (2 noktada Bişkek), Özbekistan (Taşkent) ve Bulgaristan (Haskovo) olmak üzere toplam 10 noktada hizmet vermektedir.</p>
<p>Dünyagöz, Türkiye’de sağlık turizminin öncülerinden biri olarak, yılda ortalama 120.000 yabancı hastaya 7/24 hizmet vermekte; dünyanın 171 farklı ülkesinden gelen hastalarına ileri düzey göz sağlığı çözümleri sunmaktadır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-salgin-diyabet-591526">Göz Sağlığında Salgın: Diyabet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:44:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[özgen]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yıllarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar ve kış ayları, solunum yolu enfeksiyonları gibi birçok hastalığın artış gösterdiği dönemler olarak bilinse de, bazı sağlık sorunlarının tedavisi için en uygun zaman dilimini de oluşturuyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varis tedavisinin de bu aylarda yapılmasının avantajlı olduğunu belirterek, “Sıcak havaların etkisinin azalması, tedavi sürecini daha konforlu hâle getirir ve iyileşmeyi hızlandırır” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923">Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="656" data-end="1170">Varis hastalığı, bacak toplardamarlarındaki kapakçıkların görevini yerine getirememesi sonucu damar yapısının bozulması ve genişlemesiyle ortaya çıkıyor. Hem ağrıya yol açması hem de estetik açıdan rahatsız edici olması nedeniyle tıbbi ve kozmetik açıdan önem taşıyor. Dr. Özgen, varisin bacaklarda ağrı, şişlik, yanma, kaşıntı ve gece krampları gibi belirtilerle kendini gösterdiğini vurguluyor. Tedavisi geciken varis, ciltte renk değişiklikleri, ödem ve venöz ülser gibi ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor.</p>
<p data-start="1172" data-end="1208"><strong data-start="1172" data-end="1206">Sonbahar ve kış tedaviye uygun</strong></p>
<p data-start="1210" data-end="1534">Dr. Özgen, “Bu mevsimler hem hastaların konforunu bozmaz hem de tedaviden daha hızlı sonuç almamızı sağlar. Lazer, köpük (skleroterapi) ve radyofrekans gibi modern yöntemlerden sonra bir süre varis çorabı kullanılması gerekir. Soğuk havalar cilt iyileşmesini destekler ve güneş ışığının azlığı leke riskini azaltır” diyor.</p>
<p data-start="1536" data-end="1576"><strong data-start="1536" data-end="1574">Dikkat edilmesi gereken belirtiler</strong></p>
<p data-start="1578" data-end="1898">Bacaklarda belirgin damarlar, dolgunluk hissi veya ağrı gibi şikâyetleri olan kişilerin vakit kaybetmeden bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini söyleyen Dr. Özgen, varisin sadece estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini, tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlar gelişebileceğini belirtiyor.</p>
<p data-start="1900" data-end="1933"><strong data-start="1900" data-end="1931">Varise karşı 8 etkili önlem</strong></p>
<p data-start="1935" data-end="2057">Dr. Özgen, varisin genetik yatkınlığa bağlı olsa da yaşam tarzıyla tetiklenebileceğini belirterek şu önlemleri öneriyor:</p>
<ol data-start="2059" data-end="2807">
<li data-start="2059" data-end="2164">
<p data-start="2062" data-end="2164"><strong data-start="2062" data-end="2092">Uzun süre ayakta kalmayın:</strong> Bacakları zaman zaman kalp seviyesinin üstüne kaldırarak dinlendirin.</p>
</li>
<li data-start="2165" data-end="2284">
<p data-start="2168" data-end="2284"><strong data-start="2168" data-end="2197">Hareketsizlikten kaçının:</strong> Düzenli yürüyüş ve masa başında kısa hareket molalarıyla kan dolaşımını destekleyin.</p>
</li>
<li data-start="2285" data-end="2371">
<p data-start="2288" data-end="2371"><strong data-start="2288" data-end="2319">Bacak bacak üstüne atmayın:</strong> Kan akışını zorlaştıran bu alışkanlıktan kaçının.</p>
</li>
<li data-start="2372" data-end="2448">
<p data-start="2375" data-end="2448"><strong data-start="2375" data-end="2400">İdeal kiloyu koruyun:</strong> Fazla kilolar bacak damarlarına yük bindirir.</p>
</li>
<li data-start="2449" data-end="2544">
<p data-start="2452" data-end="2544"><strong data-start="2452" data-end="2484">Su tüketimine özen gösterin:</strong> Günlük 1,5–2 litre su içmek damar sağlığı için önemlidir.</p>
</li>
<li data-start="2545" data-end="2638">
<p data-start="2548" data-end="2638"><strong data-start="2548" data-end="2594">Yüksek topuklu ayakkabıyı sık kullanmayın:</strong> Baldır kaslarının pompa etkisini azaltır.</p>
</li>
<li data-start="2639" data-end="2724">
<p data-start="2642" data-end="2724"><strong data-start="2642" data-end="2675">Hamam ve saunadan uzak durun:</strong> Aşırı sıcak damarların genişlemesine yol açar.</p>
</li>
<li data-start="2725" data-end="2807">
<p data-start="2728" data-end="2807"><strong data-start="2728" data-end="2751">Sigara kullanmayın:</strong> Damar duvarlarını zayıflatarak varis riskini artırır.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="2809" data-end="2938">Dr. Özgen, bu önlemlerle hem varis riskinin azaltılabileceğini hem de tedavi sürecinin daha başarılı geçebileceğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923">Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitimsiz ellerden gelen felç tehlikesi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egitimsiz-ellerden-gelen-felc-tehlikesi-589863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 11:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçsiz]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimsiz]]></category>
		<category><![CDATA[ellerden]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kütletme]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyan]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yırtılma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde sosyal medyada sıkça görülen ‘boyun kütletme’ videolarına karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, bilinçsiz yapılan bu hareketin ciddi sonuçları olabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimsiz-ellerden-gelen-felc-tehlikesi-589863">Eğitimsiz ellerden gelen felç tehlikesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemde sosyal medyada sıkça görülen ‘boyun kütletme’ videolarına karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, bilinçsiz yapılan bu hareketin ciddi sonuçları olabileceğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Boyun omurlarına yapılan ani ve sert hareketlerin, beyne kan taşıyan damar duvarlarında yırtılmaya neden olabileceğine dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Arter duvarında meydana gelen bu yırtılma kanın pıhtılaşmasını tetikleyerek hayati önem taşıyan damarları tıkayabilir. Bu durum, ‘inme’ olarak bilinen beyin enfarktüsüne yol açar.” dedi. Bilinçsiz manipülasyonların, yalnızca damarları değil omurilik ve sinir köklerini de zedeleyebileceğini vurgulayan Dr. Şalçini, bu işlemlerin yalnızca eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından uygulanması gerektiği uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, halk arasında ‘boyun kütletme’ olarak bilinen servikal manipülasyonun, bilinçsizce yapıldığında neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ani ve sert hareketler, boyundaki hassas damar duvarlarında yırtılmaya neden olabilir!</strong></p>
<p>Halk arasında &#8216;boyun kütletme&#8217; olarak bilinen servikal manipülasyonun, boyun omurlarına ani ve kontrollü bir kuvvet uygulanarak yapıldığını dile getiren Dr. Celal Şalçini, “Bu hareket sırasında duyulan &#8216;kütleme&#8217; sesi, eklem sıvısı içindeki gaz kabarcıklarının serbest kalmasından kaynaklanır ve geçici bir rahatlama hissi verebilir.” dedi.</p>
<p>Ancak bu işlemin zararlarının, sağladığı rahatlamadan çok daha ağır olabileceğine dikkat çeken Dr. Şalçini, “En büyük risk, boyun omurlarının içinden geçerek beyne kan taşıyan vertebral arterlerde (beyni besleyen ana damarlardan biri) meydana gelebilecek hasarlardır. Ani ve sert bir döndürme hareketi, bu hassas damar duvarlarında yırtılmaya (diseksiyon) neden olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Pıhtı oluşumu tetiklenebilir ve beyne taşınarak hayati önem taşıyan damarları tıkayabilir!</strong></p>
<p>Arter duvarında meydana gelen bu yırtılmanın, kanın pıhtılaşmasını tetikleyeceğini ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Oluşan pıhtı, kan akımıyla beyne taşınarak hayati önem taşıyan damarları tıkayabilir. Bu durum, ‘inme’ olarak bilinen beyin enfarktüsüne yol açar.” dedi.</p>
<p>Dr. Şalçini ayrıca, özellikle beynin arka kısmını (beyin sapı ve beyincik) besleyen damarların tıkanmasının, denge kaybı, şiddetli baş dönmesi, görme bozuklukları, konuşma güçlüğü ve bilinç kaybı gibi son derece ciddi nörolojik tablolara sebep olacağını aktardı.</p>
<p><strong>Boyun kütletme felç edebilir mi?</strong></p>
<p>Uzman olmayan kişilerce yapılan sert boyun masajları ve bilinçsiz manipülasyonların, &#8216;kütletme&#8217; işlemiyle benzer riskler taşıdığına vurgu yapan Dr. Celal Şalçini, “Boyun, son derece karmaşık ve hassas bir anatomik yapıdır. Bilinçsizce yapılan baskı veya ani hareketler, sadece damarlara değil, aynı zamanda omurilikten çıkan sinir köklerine veya doğrudan omuriliğin kendisine de zarar verebilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür bir travma sonucu gelişen inmenin, vücudun bir tarafında veya daha kötüsü, her iki kol ve bacakta kalıcı güç kaybı (tetrapleji) ile sonuçlanabileceği uyarısında bulunan Dr. Şalçini, “Beyin sapı inmeleri, solunum ve kalp atışı gibi temel yaşamsal fonksiyonları kontrol eden merkezleri etkileyerek koma veya ani ölüme dahi yol açabilir. Dolayısıyla, ‘boyun kütletme felç edebilir mi?’ sorusunun yanıtı, maalesef ‘evet’tir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Eğitimsiz kişilere boyun manipülasyonu yaptırmak, kalıcı sorunlara neden olabilir! </strong></p>
<p>Boyun ağrısı yaşayan kişilerin sosyal medyada gördükleri uygulamalara itibar etmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Boyun manipülasyonu, yalnızca bu konuda eğitim almış fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimleri, eğitimli fizyoterapistler veya kayropraktörler gibi lisanslı sağlık profesyonelleri tarafından, detaylı bir muayene ve risk değerlendirmesi sonrası gerekli görülürse uygulanmalı. Berber, masör veya spor salonu eğitmeni gibi eğitimsiz kişilere boyun manipülasyonu yaptırmak, geri dönülmez sağlık sorunlarına davetiye çıkarabilir. Boyun ağrıları için en güvenli yol, bir hekime başvurarak altta yatan nedenin tespit edilmesi ve ilaç, egzersiz, nazik tıbbi masaj gibi uygun tedavi yöntemlerinin planlanmasıdır.” </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimsiz-ellerden-gelen-felc-tehlikesi-589863">Eğitimsiz ellerden gelen felç tehlikesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kafeinin kalp sağlığı üzerinde etkileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kafeinin-kalp-sagligi-uzerinde-etkileri-580955</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 09:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinin]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580955</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada sıklıkla tüketilen çay ve kahve, içerdikleri kafein sebebiyle kalp sağlığını hem olumlu hem de olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kafeinin-kalp-sagligi-uzerinde-etkileri-580955">Kafeinin kalp sağlığı üzerinde etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm dünyada sıklıkla tüketilen çay ve kahve, içerdikleri kafein sebebiyle kalp sağlığını hem olumlu hem de olumsuz etkileyebiliyor. Kafeinin, merkezi sinir sistemini uyararak enerji seviyesini artırırken odaklanmayı da kolaylaştırdığını açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kahve çekirdekleri, çay yaprakları ve kakao gibi bitkilerde bulunan kafeinin kısa vadeli faydaları arasında dikkat artışı, daha iyi odaklanma ve fiziksel performansta iyileşme olsa da, özellikle kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda hala pek çok soru işareti bulunuyor” dedi</strong></p>
<p>Kafein, tüketilen miktara ve kişisel farklılıklara bağlı olarak kalp atış hızı, tansiyon ve kan damarları üzerinde çeşitli etkiler gösterebilir. Kafeine duyarlı kişilerde, fazla tüketim sonrası çarpıntı görülebileceğini belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Ancak bu durum genellikle geçicidir ve düşük miktarlarda kafein tüketimiyle kontrol altına alınabilir. Hipertansiyon hastası değilseniz ya da kalp atışı düzensizliği probleminiz yoksa ideal kabul edilen günlük maksimum 400 mg sınırını aşmamak, kafeinin olumsuz etkilerinden çok, faydalarından yararlanmanızı sağlayabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>2-3 fincan kahve kalp hastalığı riskini azaltıyor</strong></p>
<p>Kahvenin, hücre hasarını önlemeye ve kalp hastalığına yol açan iltihaplanmaları azaltmaya yardımcı güçlü antioksidanlar içerdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Koylan, “Bu nedenle düzenli fakat ölçülü kahve tüketiminin kalp-damar sağlığını koruyabileceği düşünülüyor. Bazı araştırmalar düzenli kahve tüketiminin, kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörü olan tip 2 diyabet ihtimalini azalttığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla, diyabet riskinin azalması kalp sağlığını da dolaylı olarak olumlu etkileyebilir. Ayrıca orta derecede kahve tüketiminin, kalp hastalıkları tehlikesini direkt olarak azalttığını gösteren çalışmalar da mevcut. Örneğin, günde 2-3 fincan kahve içen bireylerde, bu miktardan daha az kahve içenlere göre daha düşük kalp hastalığı riski bulunduğu gözler önüne serildi” dedi.</p>
<p><strong>Kafeinin kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileri</strong></p>
<ol>
<li>Dikkat ve odaklanmayı artırarak stresi dolaylı olarak azaltabilir.</li>
<li>Güçlü antioksidan içeriğiyle damar sertliğine karşı koruyucu etki gösterebilir.</li>
<li>Düzenli ve ölçülü tüketimle, tip 2 diyabet riskini azaltarak kalp hastalığı riskini düşürebilir.</li>
<li>Orta düzey kahve tüketimi (günde 2-3 fincan), kalp-damar hastalığı riskini azaltabilir.</li>
<li>Egzersiz performansını artırarak kalp sağlığını destekleyen fiziksel aktiviteye katkıda bulunabilir.</li>
</ol>
<p><strong>Kafeinin kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri</strong></p>
<ol>
<li>Yüksek miktarda alındığında çarpıntı ve kalp atış hızında artışa yol açabilir.</li>
<li>Tansiyonu geçici olarak yükseltebilir, özellikle hipertansiyon hastalarını tehlikeye sokar.</li>
<li>Kan damarlarında daralmaya neden olabilir.</li>
<li>Kalp ritim bozukluğu olan kişilerde düzensiz atımları tetikleyebilir.</li>
<li>Fazla tüketimle anksiyete ve uyku bozukluğu yaparak kalbi dolaylı şekilde zorlayabilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kafeinin-kalp-sagligi-uzerinde-etkileri-580955">Kafeinin kalp sağlığı üzerinde etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 10:25:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasında çift yönlü bir ilişki var! </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, kalp ve damar hastalıklarının, dünya genelinde en yaygın ölüm ve engellilik nedenleri arasında yer aldığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 verilerine göre ise, ülkemizde gerçekleşen ölümler arasında yüzde 36 oranı ile kalp ve damar hastalıkları ilk sırada yer alıyor.” dedi.</p>
<p>Kalp-damar hastalıklarına yol açan pek çok farklı etken bulunduğunu ve bu etkenlerin kişiden kişiye değişebildiğini aktaran Aytop, “Fiziksel risk faktörlerine ek olarak, ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasındaki ilişkinin de önemli olduğu bilimsel çalışmalarla destekleniyor. Depresyon, anksiyete ve kronik stres gibi psikolojik sorunlar, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma riskini artırabilir ve mevcut hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca sosyal izolasyon, yetersiz sosyal destek ve yalnızlık gibi etkenler de hem kalp sağlığını hem de tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları fiziksel sınırlılıklar, sosyal ve iş yaşamında değişiklikler, maddi sıkıntılar ve belirsizlikler gibi etkenler aracılığıyla depresyon ve anksiyete gelişimine zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Depresyon, kalp-damar hastalıkları riskini hem doğrudan hem de yaşam tarzı üzerinden artırıyor! </strong></p>
<p>Ruhsal iyilik hâlinin hem kalp-damar hastalıklarından korunmada hem de tedavi sürecine uyum sağlamada olumlu katkılar sağladığının bilindiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kalp sağlığının yerinde olması da ruhsal iyiliği destekler. Bu nedenle, kalp sağlığını değerlendirirken bireyin ruhsal durumunu da dikkate almak, hastalığın önlenmesi ve tedavisinde daha etkili bir yaklaşım sağlar.” dedi.</p>
<p>Depresyon yaşayan kişilerde kalp-damar hastalıklarının daha sık görülmesinin nedenlerine değinen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Depresyon, duygu, düşünce ve davranışları olumsuz etkileyen ciddi bir ruh sağlığı sorunudur. Kronik, düşük dereceli iltihaplanmaya yol açarak damar iç yüzeyinde hasara ve damar daralmasına neden olabilir. Depresyon sırasında artan kortizol, adrenalin ve noradrenalin gibi kimyasallar kan basıncını yükseltebilir, kalp ritim bozukluklarına ve bağışıklık sistemi işlevlerinin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca trombosit aktivitesini artırarak kalp krizi veya inme riskini yükseltebilir.</p>
<p>Davranışsal olarak depresyon, sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıklarının gelişmesine zemin hazırlar; sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite eksikliği ve ilaç tedavisine uyumsuzluk daha sık görülür. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları tanısı alan bireylerde yaşanan değişiklikler depresyon ve anksiyete gelişimi için risk oluşturur.”</p>
<p><strong>Sağlıklı bir ruh hali, sağlıklı bir kalp demek!</strong></p>
<p>Ruhsal açıdan sağlıklı bireylerin, duygularla daha dengeli başa çıkabildiklerini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu kişilerin psikolojik dayanıklılıkları güçlüdür, sorunlarla başa çıkma kapasitesine sahiptir ve gerektiğinde destek aramaktan çekinmezler.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bireylerin bedenlerine özen gösterdiğini, sağlıklı beslendiğini, düzenli uyuduğunu ve fiziksel aktiviteyi yaşamlarına dahil ettiğini dile getiren Aytop, “Stres tepkileri uyumludur ve tedavi süreçlerine uyum sağlarlar. Bu bilişsel, duygusal ve davranışsal artılar; kalp ritmi, tansiyon, damar esnekliği ve inflamatuar süreçler üzerinde koruyucu etki yaratır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikoterapi ve stres yönetimi kalp sağlığını koruyor!</strong></p>
<p>Psikoterapi ve stres yönetimi tekniklerinin kalp sağlığına etkilerine değinen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Psikoterapi, bireyin bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerini fark etmesine ve daha işlevsel biçimde yapılandırmasına yardımcı olur. Psikolojik dayanıklılık, özyeterlilik, özgüven, özdeğer ve içsel motivasyon güçlenir. Bu süreç, kalp-damar sağlığını destekleyen fizyolojik mekanizmaları dengeler, inflamasyonu azaltır, damar yapısını korur ve kan akışını düzenler. Psikoterapi ayrıca sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmaya yardımcı olur.</p>
<p>Nefes çalışmaları, gevşeme egzersizleri, meditasyon ve farkındalık temelli uygulamalar yani stres yönetimi teknikleri otonom sinir sistemi üzerinde dengeleyici etki oluşturur, kalp atım hızını ve kan basıncını düzenler. Uzun vadede stresin kalp-damar sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır.”</p>
<p><strong>Kalp ve zihin sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğu kabul edilmeli!</strong></p>
<p>Psikolojik sorunların kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebileceğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu nedenle, sorunları göz ardı etmemek, sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmek ve gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarından destek almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Tedavi sürecinde ilaç kullanımı ve kontrollerin aksatılmaması ve kalp fonksiyonlarının düzenli olarak izlenmesi gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sağlıklı beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite, zararlı alışkanlıklardan uzak durma ve sosyal destek güçlü tutulmalıdır. Kalp ve zihin sağlığını birlikte korumanın en önemli adımı, bunların ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul etmek ve fiziksel ile psikolojik sağlığa bütüncül bir yaklaşımla özen göstermektir. Bu, sağlıklı yaşam tarzı, dengeli yaşam ve gerektiğinde profesyonel destek almayı kapsar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağcılar Belediyesi, Bilek Güreşi Dünya Şampiyonası&#8217;na damga vurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-bilek-guresi-dunya-sampiyonasina-damga-vurdu-577217</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2025 10:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[bağcılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bağcılar Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilek]]></category>
		<category><![CDATA[Bilek Güreşi]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[güreşi]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[madalya]]></category>
		<category><![CDATA[na]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[Sol Kol]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577217</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağcılar Belediyesi Engelliler Spor Kulübü sporcuları Akın Demir ile Erkan Damar, Bulgaristan’da düzenlenen Bilek Güreşi Dünya Şampiyonası’nda büyük bir başarıya imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-bilek-guresi-dunya-sampiyonasina-damga-vurdu-577217">Bağcılar Belediyesi, Bilek Güreşi Dünya Şampiyonası&#8217;na damga vurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong><span>Bağcılar Belediyesi Engelliler Spor Kulübü sporcuları Akın Demir ile Erkan Damar, Bulgaristan’da düzenlenen Bilek Güreşi Dünya Şampiyonası’nda büyük bir başarıya imza attı. 55 kiloda Demir, sol kolda dünya şampiyonu, sağ kolda dünya ikincisi olurken 75 kiloda yarışan Damar da sol kolda dünya ikinciliği elde etti.</span></strong></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dünya Bilek Güreşi Şampiyonası, Bulgaristan’ın Albena kentinde gerçekleştirildi. Bağcılar Belediyesi Engelliler Spor Kulübü’nden de Akın Demir ile Erkan Damar şampiyonaya katıldı. Zorlu geçen müsabakalar, Bağcılarlı sporcuların büyük başarısına sahne oldu. 55 kiloda yarışan Akın Demir, sol kolda finale kadar çıktı. Finalde Ukraynalı rakibini de yenen Demir, altın madalyayı kazandı. Demir sağ kolda ise ikinci olarak gümüş madalya kazandı. Bağcılarlı diğer sporcu Erkan Damar da 75 kilo kategorisinde ikinci olarak gümüş madalyayı elde etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Herhalde ünlü geçiyor dedim meğerse beni tebrik ediyorlarmış</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Çocukluktan beri bilek güreşine merakı olduğunu ve son 8 yıldır profesyonel olarak bu sporu yaptığını söyleyen Demir, “Final maçım gitti geldi. Son anda maç bana döndü. Rabbim nasip etti kazandım. Herkes bağırıyordu. Herhalde bir ünlü geçiyor dedim meğerse beni tebrik ediyorlarmış. Bu sene çok güzel skorlar aldım. Yıl içinde toplam 5 altın bir tane de gümüş madalya kazandım” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Çalışmalara devam edeceğiz</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bağcılar Belediyesi Engelliler Spor Kulübü’nde hem antrenör hem de sporu olan Damar da “Güzel bir maç oldu ama kaybettik. İkinci oldum. Çalışmalara devam edeceğiz. Belediyemiz engelliler konusunda bize çok destek oluyor. Bize desteklerinden dolayı başkanımız Yasin Yıldız’a teşekkür ediyorum. Madalyamı da Bağcılar Belediyesi’ne hediye ediyorum” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Üstün başarılarının devamını diliyorum</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bulgaristan&#8217;da tarihî başarı elde eden sporcuların başarısından duyduğu mutluluğu dile getiren Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız ise şunları söyledi: “Bulgaristan’da düzenlenen Dünya Bilek Güreşi Şampiyonası’nda ay-yıldızlı bayrağımızı dalgalandıran ve İstiklal Marşımızı tüm dünyaya dinleten sporcularımızı tebrik ediyor, üstün başarılarının devamını diliyorum. Her zaman sporcularımızın yanındayız.”</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Avrupa Şampiyonu olmuşlardı</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Demir ve Damar bu yıl içinde Romanya’da 34 ülkenin katılımıyla gerçekleşen 2025 Avrupa Bilek Güreşi Şampiyonası’nda da ülkemizi temsil etmişti. Demir, sağ ve sol kol yarışmalarında iki altın madalya, Damar ise sol kolda altın madalya kazanmıştı.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-bilek-guresi-dunya-sampiyonasina-damga-vurdu-577217">Bağcılar Belediyesi, Bilek Güreşi Dünya Şampiyonası&#8217;na damga vurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anjiyo Yöntemi ile Hemoroid Tedavisi Hızlı İyileşme Sağlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anjiyo-yontemi-ile-hemoroid-tedavisi-hizli-iyilesme-sagliyor-571522</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 08:36:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571522</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hareketsiz yaşam, hamilelik, yanlış beslenme alışkanlıkları gibi nedenlerle ortaya çıkan hemoroid, ağrı ve kanama şikayetleriyle yaşam konforunu olumsuz etkileyen ve her yaşta görülebilen bir sağlık sorunudur. Cerrahi kesiye gerek olmadan kol ya da kasık damarından girilerek uygulanan ve konforlu bir iyileşme süresi sunan Hemoroidal Arter Embolizasyonu (HAE) yöntemi, özellikle ameliyat olamayan ve olmak istemeyen hemoroid hastaları için etkili bir tedavi olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anjiyo-yontemi-ile-hemoroid-tedavisi-hizli-iyilesme-sagliyor-571522">Anjiyo Yöntemi ile Hemoroid Tedavisi Hızlı İyileşme Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hareketsiz yaşam, hamilelik, yanlış beslenme alışkanlıkları gibi nedenlerle ortaya çıkan hemoroid, ağrı ve kanama şikayetleriyle yaşam konforunu olumsuz etkileyen ve her yaşta görülebilen bir sağlık sorunudur. Cerrahi kesiye gerek olmadan kol ya da kasık damarından girilerek uygulanan ve konforlu bir iyileşme süresi sunan Hemoroidal Arter Embolizasyonu (HAE) yöntemi, özellikle ameliyat olamayan ve olmak istemeyen hemoroid hastaları için etkili bir tedavi olarak öne çıkmaktadır. Memorial Ataşehir Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ali Fırat, ameliyatsız hemoroid tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kasık ya da kol damarından girilerek işlem uygulanıyor</strong></p>
<p>Halk arasında sıklıkla basur olarak da bilinen hemoroid problemi günümüzde her yaştan kişinin yaşamını olumsuz etkileyen bir sağlık problemidir. Anüs ve rektumun alt kısmında yer alan damarların iltihaplanması, genişlemesi ve şişmesi ile oluşur. Hareketsiz yaşam, kabızlık, yanlış beslenme alışkanlıkları, aşırı kilo gibi birçok neden hemoroidin oluşmasına yol açabilir. Hemoroidal arter embolizasyonu (HAE), hemoroidleri besleyen damarların özel tıkayıcı maddelerle kapatılarak bu bölgedeki basıncın azaltılmasını hedefler. Cerrahi kesi ya da genel anestezi gerektirmeyen bu işlem, girişimsel radyoloji uzmanları tarafından uygulanır. Anjiyografi ünitesinde lokal anestezi</p>
<p>lpğü</p>
<p>altında kasık ya da kol damarından girilerek hemoroid bölgesini besleyen damarlar görüntülenir ve tıkayıcı materyallerle kapatılır. İşlem kişinin durumuna göre yaklaşık olarak 30-60 dakika kadar sürer.</p>
<p><strong>Kimler için uygun?</strong></p>
<p>Bu tedavi özellikle 2. ve 3. derece hemoroid hastaları için uygundur. Ameliyat olmak istemeyen, cerrahi olması riskli bulunan, daha önce hemoroid ameliyatı geçirmiş fakat şikayetleri devam eden, kronik kabızlık ve kanama şikayetleri olan kişiler için önerilen bir tedavi yöntemidir. Sadece 4. derece hemoroid, şiddetli enfeksiyon veya uygunsuz damar yapısı olan hastalarda cerrahi yöntemler tercih edilebilir.</p>
<p><strong>Makat bölgesine temas edilmiyor</strong></p>
<p>Hemoroidi olan kişiler çoğunlukla utanıp çekinerek muayene ve tedaviden kaçınmaktadır. Bu yöntemde anal bölgeye bir temas olmadığı için kişiler genellikle rahat bir tedavi süreci yaşadığını ifade etmektedir. İşlem kol ya da kasık damarından girilerek yapılır ve makat bölgesine dokunulmaz. Bu da hastalar açısından oldukça konforlu olmaktadır. Ameliyatsız bir yöntemdir. Cerrahi kesi, dikiş veya genel anesteziye gerek duyulmaz. İşlem sırasında ağrı hissi minimumdur. Girişimsel bir işlem olduğu için kısa sürede taburcu olma imkanı sağlar. Hastalar çoğunlukla aynı gün taburcu edilir. İyileşme süresi de hızlıdır. Genellikle 1-2 gün içinde sosyal normal yaşama dönüş mümkündür.</p>
<p><strong>Tedavi sonrası bunlara dikkat!</strong></p>
<p>Uygun hasta seçimi ve doğru teknikle işlem başarı oranları oldukça yüksektir. Ancak her tıbbi yöntemde olduğu gibi hemoroid embolizasyonunda da tekrarlama ihtimali olabilir. Beslenme alışkanlıkları düzeltilmezse ve kabızlık devam ederse nüks riski artabilir. Bu noktada rahatsızlığın tekrarlama ihtimalini önlemek için;</p>
<ul>
<li>Kabızlığa karşı bol su tüketilmeli,</li>
<li>Lifli beslenilmeli,</li>
<li>İlk birkaç gün ağır kaldırma ve efordan kaçınılmalı,</li>
<li>Anal hijyene özen gösterilmeli,</li>
<li>Hekimin verdiği ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.<strong> </strong></li>
</ul>
<p>Hemoroid embolizasyonu, özellikle ameliyat istemeyen veya cerrahiye uygun olmayan hastalar için yeni nesil, konforlu bir tedavi seçeneği sunmaktadır. Makat bölgesine müdahale edilmemesi, aynı gün taburculuk imkanı olması ve hızlı iyileşme süresi gibi avantajlarıyla günümüzde sık tercih edilen tedavi yöntemi olmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anjiyo-yontemi-ile-hemoroid-tedavisi-hizli-iyilesme-sagliyor-571522">Anjiyo Yöntemi ile Hemoroid Tedavisi Hızlı İyileşme Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğum Günü Hediyesi Hayat Oldu: 20 Yıllık Eşinden Böbrek Bağışı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogum-gunu-hediyesi-hayat-oldu-20-yillik-esinden-bobrek-bagisi-570677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 11:54:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[Umman]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sakarya’da yaşayan 42 yaşındaki ev hanımı Deniz Ağca, eşinin verdiği anlamlı doğum günü hediyesiyle hayata tutundu. Gebeliğinde tanı konan diyabet ve hipertansiyona bağlı olarak böbrekleri iflas eden Ağca’ya, 20 yıllık eşi polis memuru eşi İsmail Ağca böbreğini bağışladığı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-gunu-hediyesi-hayat-oldu-20-yillik-esinden-bobrek-bagisi-570677">Doğum Günü Hediyesi Hayat Oldu: 20 Yıllık Eşinden Böbrek Bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Sakarya</em>’<em>da yaşayan 42 yaşındaki ev hanımı Deniz Ağca, eşinin verdiği anlamlı doğum günü hediyesiyle hayata tutundu. Gebeliğinde tanı konan diyabet ve hipertansiyona bağlı olarak böbrekleri iflas eden Ağca</em>’<em>ya, 20 yıllık eşi polis memuru eşi İsmail Ağca böbreğini bağışladığı. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman ve ekibinin Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi</em>’<em>nde gerçekleştirdiği başarılı operasyonun ardından Ağca ailesi sağlığına kavuştu. </em></p>
<p>16 yıl önce hamileliği sırasında diyabet teşhisi konulan iki çocuk annesi Deniz Ağca, yıllar içinde hipertansiyon, görmede azalma ve kilo problemleriyle mücadele etti. Tüp mide ve katarakt ameliyatları geçirdi. Ancak takipleri yapılırken bir kontrolde, böbreklerinin artık tamamen iflas ettiği anlaşılan Deniz Ağca için böbrek nakli gerekliliği ortaya çıktı.</p>
<p><strong>HAMİLELİKTE BAŞLAYAN SAĞLIK SORUNLARI BÖBREK YETMEZLİĞİNE DÖNÜŞTÜ</strong></p>
<p>Deniz Ağca yaşadıklarını şu cümlelerle aktardı: “Hamile kaldığımda diyabet tanısı kondu. O günden beri insülin kullanıyorum. Zaten annemde, ablamda ve abimde de vardı; yani genetik bir durumdu. Doğumdan sonra da insülin kullanmaya devam ettim. Ancak uzun yıllar devam eden kilo problemim de vardı ve bu nedenle iki yıl önce tüp mide ameliyatı olmaya karar verdim. Ameliyat sonrası 30 kilo verdim ve diyabetim kontrol altına alındı. Ama herhalde genetik kaynaklı olduğu için tamamen geçmedi; sadece değerlerim düşüktü.”</p>
<p>Zamanla görme problemleri yaşamaya başlayan Ağca, “Gözlerim de bulanık görme başladı. Doktora gittiğimde katarakt olduğunu öğrendim. Ameliyat oldum, ardından kanamalar başladı. Gözlerime lazer tedavileri uygulandı. Bu arada göz dibi muayenesi yapan doktorum tansiyonumu düzenli kontrol etmemi önerdi. Eve gidip ölçtüğümde 19 çıkınca çok şaşırdım. Çünkü hiçbir belirtim yoktu, ağrım da yoktu. Vücudumdan başka hiçbir sinyal almamıştım.”</p>
<p>“<strong>DİYALİZLE TANIŞMAM, HER ŞEYİN DEĞİŞTİĞİ ANDI”</strong></p>
<p>Yükselen tansiyonun ardından yapılan tetkikler, Deniz Ağca’nın böbreklerinin artık görevini yapamadığını ortaya koydu. Yaşadığı şaşkınlığı ve bu sürecin kendisinde yarattığı etkiyi şu sözlerle aktardı: “Devlet hastanesinde dahiliyeye gittim. Doktor sonuçlara baktıktan sonra, ‘Senin böbreklerin iflas etmiş. Nakil olman gerekli’ dedi. Dünyam başıma yıkıldı. Çünkü bugüne kadar hiç böbrek ağrım olmamıştı ve idrarımı yapabildiğim için iyiyim sanıyordum. Sonra Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Gülçin Kantarcı ardından nakil sürecini yürüten Doç. Dr. Veysel Umman ile tanıştım. Her ne kadar iyi ellerde olduğumu bilsem de çok korkuyordum. Bu süreçte diyalize başlamam gerekti. Yaklaşık iki ay boyunca haftada üç gün, dörder saat diyalize girdim.”</p>
<p>‘<strong>EŞİM DOĞUM GÜNÜ HEDİYEM OLARAK BÖBREĞİNİ VERDİ’</strong></p>
<p>Nakil gerektiği söylendiğinde ise aklından geçen ilk cümle, onu hayata bağlayacak bir gelişmenin kapısını aralayan Deniz Ağca, duygularını şöyle aktardı: “Bana böbrek nakli olmam gerektiğini söylediklerinde aklıma gelen tek şey; ‘Ben kimseye, bana böbreğini ver diyemem’ olmuştu. Eşim bu sözümü telefonda konuşurken duymuş. ‘Senin böbrek aramana gerek yok. Ben sana doğum günü hediyesi olarak böbreğimi veririm.” Dedi.</p>
<p>“<strong>VERİCİ OLMANIN İŞİMİ ETKİLEMEYECEĞİNİ ÖĞRENİNCE İÇİM RAHATLADI”</strong></p>
<p>Deniz Ağca’nın eşi, polis memuru İsmail Ağca, eşinin böbrek yetmezliği haberini aldığında yaşadığı duyguları ve verici olma kararını şu sözlerle anlattı: “Eşim, ‘Ben kimden böbrek alacağım?’ dediğinde içimden dedim ki: ‘Hiç canını sıkma, ben bağış yaparım sana.’ Onun üzülmesini istemedim. Tahlil ve tetkik sürecimiz başladı, doku uyumlarımız da uygun çıkınca kesin kararımı verdim.” Ağca, bu karar öncesinde aklındaki en büyük sorunun mesleğini etkileyip etkilemeyeceği olduğunu ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “İşimi etkiler mi diye kaygılarım vardı. Hocalarımız, herhangi bir kısıtlama olmayacağını, görevime devam edebileceğimi söyledi. Bu güvenceyle rahatladım. Ayrıca nakil sürecinde herhangi bir ücret ödemediğimizi, her şeyin devlet tarafından karşılandığını öğrenince içimiz daha da rahatladı.”</p>
<p><strong>DOÇ.DR. UMMAN </strong>“<strong>NAKİL, BU HASTA İÇİN TEK ÇÖZÜMDÜ”</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Organ Nakli Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman, Deniz Ağca’nın böbrek fonksiyonlarının artık geri dönülmez biçimde bozulduğunu ve naklin kaçınılmaz hale geldiğini ifade ederek şu bilgileri verdi: “Deniz Hanım bize geldiğinde oldukça yorgun, bitkin ve hem fiziksel hem psikolojik olarak dirençsizdi. Birkaç aydır devam eden böbrek yetmezliği şikayeti sebebiyle takip altındaydı ve böbrek nakli araştırması içerisindeydi. Deniz Hanım’ın durumu biraz özel bir durumdu. Diyabete ek olarak obezite cerrahisi geçirmiş, hipertansiyonu vardı. Bu hastalıklar, böbrek damar yapısına zarar vererek zamanla fonksiyon kaybına yol açmıştı. Artık böbrekler çalışmıyordu, diyaliz sürecine girmişti ve nakil tek çareydi.”</p>
<p>‘<strong>NAKİL KARARI KONSEY TARAFINDAN ALINDI</strong>’</p>
<p>Hastanın, hastane bünyesindeki multidisipliner nakil konseyi tarafından ayrıntılı değerlendirmelerden geçirildiğini belirten Doç. Dr. Umman, operasyon sürecini anlattı: “Nefroloji, cerrahi ve diğer ilgili branşlardan uzmanların katılımıyla hasta ve verici adayı detaylıca değerlendirildi. Alıcı-verici uyum testleri yapıldı. Hem alıcı, hem verici tarafın da ameliyata uygun olduğuna karar verildikten sonra yaklaşık 5-6 saat süren başarılı bir operasyonla nakli gerçekleştirdik.”</p>
<p>Bu vakanın cerrahi anlamda da zorlu bir vaka olduğunun altını çizen Doç. Dr. Umman şunları anlattı: “Deniz Hanım’ın ameliyatını normalden daha güç hale getiren iki önemli etken vardı. İlki, hastamızın vücut kitle indeksinin yüksek olmasıydı. Bu durum, böbreği yerleştirirken ve yeni damar bağlantılarını yaparken daha derin bir alanda çalışmamızı gerektiriyor, bu da cerrahiye erişimi oldukça zorlaştırıyordu. Ancak esas zorluk, böbreğin bağlanacağı damarların hem diyabet hem de hipertansiyon nedeniyle zarar görmüş ve plaklarla kaplı olmasıydı. Bu durumda uygun damar alanını bulmak, damar içindeki plakları temizlemek ve kan akışının kesintisiz sağlanmasını garanti etmek için titiz bir çalışma gerekiyordu.’’ <strong> </strong></p>
<p>“<strong> HEM HASTAMIZ HEM VERİCİMİZİN GENEL DURUMU İYİ”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Umman, ameliyat sonrası dönemin sorunsuz geçtiğini ve hem hasta hem vericinin  günlük yaşantılarına sağlıklı şekilde döndüğünü söyledi: “İsmail Bey şu anda istirahat döneminde, yakında işine dönecek. Deniz Hanım ise günlük hayatına adapte oldu, herhangi bir komplikasyon yaşanmadı.”</p>
<p>‘<strong>ERKEN TANI, BÖBREK YETMEZLİĞİNİ ÖNLEYEBİLİR</strong>’</p>
<p>Doç. Dr. Veysel Umman, böbrek yetmezliğine yol açan hastalıkların erken dönemde kontrol altına alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklar, zamanında kontrol altına alınmazsa organ yetmezliğiyle sonuçlanabilir. Şeker hastalığı sanki kronik ve ailmde de vardı ve uzun süre bununla yaşayabilirim gibi düşünülüp ihmal edilebilen aslında gizli gizli gözden böbrek damarlarına kadar tüm vücut damar ağını bozan bir hastalık. Hastamız obezite cerrahisi geçirmesine rağmen tekrar kilo alımı olmuş ve diyabeti devam etmiştir. Bu hasta grubunun diyabetinin tüm hasarlarının ve özelikle de böbrek hasarının farkında olmaları çok önemlidir. Erken tanı, bu tür dramatik sonuçların önüne geçilmesi açısından çok değerli. Ancak böbrek yetmezliği gelişmişse ve verici uyumu sağlanabiliyorsa, nakil hastanın hayatını kurtarabilecek bir çözümdür.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-gunu-hediyesi-hayat-oldu-20-yillik-esinden-bobrek-bagisi-570677">Doğum Günü Hediyesi Hayat Oldu: 20 Yıllık Eşinden Böbrek Bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Damar Hastalıkları O Yaştan Sonra Daha Riskli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-damar-hastaliklari-o-yastan-sonra-daha-riskli-542267</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 00:50:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<category><![CDATA[yaştan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp damar hastalıkları 65 yaşından sonra daha riskli hale geliyor. Uzmanlar erken müdahalenin önemine vurgu yapıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-damar-hastaliklari-o-yastan-sonra-daha-riskli-542267">Kalp Damar Hastalıkları O Yaştan Sonra Daha Riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp damar hastalıkları 65 yaşından sonra daha riskli hale geliyor. Uzmanlar erken müdahalenin önemine vurgu yapıyor.</p>
<p>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, yaşla birlikte önemi artarken kalp kapak hastalıklarının zamanında tanı ve uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.Bu hastalıkların özellikle nefes darlığı, yorgunluk ve ritim bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. İsbir, erken tanı ve tedaviyle yaşam kalitesinin yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde  kalp kapak hastalıklarında artık yaşam boyu tedavi algoritmasını uyguladığını söyledi.</p>
<p><b>Kalp Kapak Hastalıkları</b></p>
<p>Kalp sağlığı açısından oldukça önemli bir başlığı oluşturan kalp kapak hastalıkları arasında en sık mitral ve aort kapak bozukluklarının görüldüğünü hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak hem hastalığın tipi hem de şiddetinin farklılık gösterebildiğini söyledi. Prof. Dr. İsbir, kalp kapak hastalıklarıyla ilgili gözden kaçabilecek belirtilere ve özellikle hastaların en çok merak ettiği “Ne zaman ve kimlere ameliyat gerekir?” sorusuna açıklık getirdi.</p>
<p><b>Kalp Hastalığı, Bu Belirtileri Hafife Almayın</b></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında yorgunluk, nefes darlığı gibi son derece önemli belirtilerin farklı sorunlara bağlandığı için önemsenmeyebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerine şöyle devam etti: “Kapak hastalıkları ileri dönemlerde ritim bozukluğu olarak da kendini gösterir. Ancak belirtilerin önemsenmemesi erken tanının önüne geçebiliyor ve hastalığın ilerleyerek daha ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kapak hastalıkları ilerleyen dönemlerde kalp kasını zayıflatarak kalp yetmezliği ile sonuçlanır”</p>
<p><b>Kalp Kapak Hastalığı Olan Herkes Ameliyat Olmalı mı</b></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında ilaç tedavisinin yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini vurgulayan Prof. Dr. İsbir, “Yapısal bozuklukları ilaçla düzeltmek mümkün değil. İlaç tedavisi kalp kapak hastalıklarını iyileştirmez ama kalp kapak hastalıklarına bağlı ortaya çıkan kalp fonksiyonlarındaki bozuklukları önler. Ancak her hasta ameliyat olacak diye bir kural da yok. Kapak bozukluğu kalp fonksiyonlarını etkilemeye başlamışsa, özellikle nefes darlığı ve ritim bozukluğu görülüyorsa, cerrahi gündeme alınmalıdır” diye konuştu.</p>
<p><b>Ritim Bozukluğu Başlamışsa Dikkat !</b></p>
<p>Kalp kapak hastalığı tanısı konulan hastalarda düzenli takip ve erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. İsbir, “Kalp kasılma gücünün azalması, kalp boyutlarının büyümesi ya da ritim bozuklukları başlamışsa, cerrahi kaçınılmazdır. Bu evreye gelmeden müdahale edilmesi, ameliyatın başarı şansını yükseltir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Cerrahide Güvenli Yöntem Seçimi Önemli</b></p>
<p>Klasik yöntemin açık kalp ameliyatı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, teknolojik gelişmeler sayesinde uygun hastalarda minimal invaziv ve robotik yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini söyledi. Ancak bu yöntemlerin her hastaya uygun olmadığını belirterek, “Kalp ameliyatlarında önemli olan kesi büyüklüğü değil, hasta için en güvenli yöntemin seçilmesidir” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde hastaların en çok karıştırdığı, merak ettiği konulardan biri olan kapak tamiri ve değişimi ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Kapak tamiri, hastanın kendi dokusu kullanılarak kapağın onarılması yöntemidir. En önemli avantajı, hastanın kendi dokuları kullanıldığı için kalp fonksiyonları ameliyat sonrası daha iyi korunur. En sık tamir ettiğimiz ve de en başarılı olduğumuz kapaklar kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak ve gene sağ tarafta yer alan triküspit kapaktır. Kireçlenmemiş kapaklarda ve genç hastalarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir”  Prof. Dr. İsbir, “Biyolojik kapaklar kan sulandırıcı gerektirmediği için tercih sebebidir ancak ömürleri sınırlıdır. Genç hastalarda genellikle mekanik kapak kullanılır, ancak bu da ömür boyu kan sulandırıcı ilaç gerektirir. Hastaya özel planlama yapılmalı, tercihler hasta profiline göre belirlenmelidir” diye konuştu.</p>
<p><b>Yaşam Boyu Tedavi Algoritması</b></p>
<p>“Bu bilgiler ışığında kalp kapak hastalıklarının tedavisinde artık yaşam boyu tedavi adını verdiğimiz bir algoritma uygulamaktayız” diyen Prof. Dr. İsbir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların yaşına ve diğer bir takım özelliklerine bakarak onlar için bir tedavi şeması uygulamaktayız. Örneğin; bir hasta eğer kan sulandırıcı ilaç kullanmak istemiyorsa veya tıbbi açıdan bu hasta için kan sulandırıcı tedavi bir risk oluşturuyorsa, hasta genç olsa bile bu hastaya eğer kalp kapağını tamir edemiyorsak biyolojik kapak kullanıyoruz. Bu  kapak zamanla dejenere olduğunda ameliyatsız kapak değişimi ya da gerekiyor ise ikinci bir kalp ameliyatı ile bu şansı veriyoruz”</p>
<p><b>Ameliyat Sonrası Enfeksiyon Görülme Riski</b></p>
<p>Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin ortalama 5-6 gün olduğunu ve tam iyileşmenin yaklaşık 3-4 hafta sürdüğünü belirten Kalp Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemil İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken iki faktör, enfeksiyon ve kan sulandırıcı tedavidir. Özellikle kan sulandırıcı tedavi mekanik kapak kullanılan hastalar için hayati öneme haizdir. İlacın kan seviyeleri belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve ilaç dozu kan seviyesine göre ayarlanmalıdır. Enfeksiyon diğer çok önemli bir faktördür. Hastalar enfeksiyon açısından kendilerini korumalıdırlar. Aksi halde protez kapakları enfeksiyona bağlı olarak zarar görebilir ve bu durum hayati sorunlara yol açabilir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-damar-hastaliklari-o-yastan-sonra-daha-riskli-542267">Kalp Damar Hastalıkları O Yaştan Sonra Daha Riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği&#8217;nden 10 Mayıs Dünya İnme Farkındalığı Günü&#8217;nde Anlamlı Kampanya: &#8220;İnmede Çare Erken Müdahale&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-beyin-damar-hastaliklari-derneginden-10-mayis-dunya-inme-farkindaligi-gununde-anlamli-kampanya-inmede-care-erken-mudahale-529889</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 08:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[care]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[derneğinden]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[inmede]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529889</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, 10 Mayıs İnme Farkındalığı Günü kapsamında toplumda inme farkındalığını artırmayı ve hayat kurtaracak bilgilerin daha fazla kişiye ulaşmasını hedefleyen bir kampanya hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-beyin-damar-hastaliklari-derneginden-10-mayis-dunya-inme-farkindaligi-gununde-anlamli-kampanya-inmede-care-erken-mudahale-529889">Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği&#8217;nden 10 Mayıs Dünya İnme Farkındalığı Günü&#8217;nde Anlamlı Kampanya: &#8220;İnmede Çare Erken Müdahale&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, 10 Mayıs İnme Farkındalığı Günü kapsamında toplumda inme farkındalığını artırmayı ve hayat kurtaracak bilgilerin daha fazla kişiye ulaşmasını hedefleyen bir kampanya hayata geçiriyor. “İnmede Çare Erken Müdahale” söylemiyle başlatılan kampanya, erken müdahalenin hayat kurtarıcı olduğunu ve inmenin etkilerinin azaltılmasındaki rolünü ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>İnme Belirtilerini Tanıyın, Hayat Kurtarın!</strong></p>
<p>Halk arasında beyin felci olarak bilinen inme, kalıcı engellilik ve ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alan ciddi bir sağlık sorunudur. Her bir dakikada yaklaşık 1,9 milyon nöronun kaybedildiği inme vakalarında hızlı tanı ve müdahale, kalıcı etkileri önleyebilmek açısından kritik önem taşıyor.</p>
<p>İnme anında hızlı hareket etmek için belirtileri bilmenin önem taşıdığını vurgulayan Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ethem Murat Arsava, “Erken teşhis ve doğru tedavi, inme geçiren bir kişinin hayati fonksiyonlarının korunmasında ve iyileşmesinde en kritik rolü oynar. Erken teşhis ve hızlı müdahale için ise herkesin inme belirtilerini bilmesi gerekir. Yüzde ani asimetri, kolda veya bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma, anlama veya tepki vermede güçlük, şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu inme habercisi olabilir. Bu belirtilerden herhangi birinin görülmesi durumunda kişinin stabilize edilmesi, hareket ettirilmemesi, sırt üstü yatırılması gerekmektedir ve zaman kaybetmeden 112 aranmalıdır” diyor.</p>
<p><strong> Dijitalleşme Gençlerde İnme Riskini Artırıyor</strong></p>
<p>Geleneksel olarak ileri yaş hastalığı olarak bilinse de son yıllarda yapılan araştırmalar inmenin genç bireyler arasında da ciddi oranda arttığını gösteriyor. Amerikan Kalp Derneği&#8217;nin 2024 verilerine göre, 18-44 yaş arası bireylerde iskemik inme oranı son 10 yılda %14,6 oranında artış gösterdi.</p>
<p>Bu artışın arkasında dijital çağın getirdiği yaşam alışkanlıkları yatıyor. Uzun süre ekran başında kalmak, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, kronik stres ve uyku bozuklukları gençlerde inme riskini artırıyor. Sosyal izolasyon, dijital bağımlılık ve zihinsel yorgunluk gibi durumlar da inme riskini artıran faktörler arasında sayılıyor.</p>
<p>Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ethem Murat Arsava, “İnme belirtileri sadece ileri yaşlarda görülmez. 30’lu, hatta 20’li yaşlarda bile karşımıza çıkabiliyor. Ancak gençlerde inme belirtileri çoğu zaman göz ardı ediliyor veya geç tanınıyor. Oysaki erken müdahale, hayat kurtarıcıdır,” diyerek konuya dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>İnmede Erken Tanının Gücü Yapay Zeka ile Artıyor</strong></p>
<p>Sağlık teknolojilerinde yaşanan ilerlemeler, inme tanı ve tedavisinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Özellikle acil servislerde kullanılan yapay zekâ destekli görüntüleme sistemleri, beyin tomografilerini saniyeler içinde analiz ederek sağlık ekiplerini hızla yönlendirebiliyor. Yapay zekadan; tomografi ve MR görüntülerinin otomatik analiz edilmesi, acil servislerde hekim dışı sağlık personelinin tanıya erişimini kolaylaştırma ve tedavi kararlarını hızlandırarak zaman kaybını önlemede yararlanılabiliyor. Böylece tedavi sürecine daha erken başlama ve beyin dokusunun korunma şansı artıyor.</p>
<p>“Yapay zekâ algoritmaları, damar tıkanıklığı ile beyin kanamasını hızlıca ayırt edebiliyor. Bu sayede tedaviye geçiş süresi %30 oranında kısalıyor,” diyen Prof. Dr. Arsava, teknolojinin inme yönetiminde oynadığı hayati role dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>İnme Riski Azaltılabilir</strong></p>
<p>İnme, yalnızca kriz anında değil, öncesinde de önlenebilir bir sağlık sorunudur. Haftada en az 150 dakika egzersiz yapılması, sağlıklı beslenme, tansiyon ve kolesterol seviyelerinin kontrol altında tutulması, sigara ve alkol kullanımının sınırlandırılması, ekran süresinin azaltılması, düzenli uyku ve stres yönetimi inme riskini önemli ölçüde azaltabilir.</p>
<p><strong>İnmede Çare Erken Müdahale</strong></p>
<p>10 Mayıs’ı sadece bir sağlık takvimi günü değil; yaşam kurtaran bilgiyi ve teknolojiyi topluma ulaştırma fırsatı olarak gören Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz desteği ile “İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyasını hayata geçiriyor. Dernek, dijital ve fiziksel görünürlük sağlayan çalışmalarıyla inme konusunda kamuoyunu bilinçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-beyin-damar-hastaliklari-derneginden-10-mayis-dunya-inme-farkindaligi-gununde-anlamli-kampanya-inmede-care-erken-mudahale-529889">Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği&#8217;nden 10 Mayıs Dünya İnme Farkındalığı Günü&#8217;nde Anlamlı Kampanya: &#8220;İnmede Çare Erken Müdahale&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Damar Tikanıklarını Önlemenin 7 Etkili Yolu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/damar-tikaniklarini-onlemenin-7-etkili-yolu-454306</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Apr 2024 07:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[önlemenin]]></category>
		<category><![CDATA[tikanıklarını]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454306</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından biri olan damar tıkanıklıklarının görülme sıklığı dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/damar-tikaniklarini-onlemenin-7-etkili-yolu-454306">Damar Tikanıklarını Önlemenin 7 Etkili Yolu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından biri olan damar tıkanıklıklarının görülme sıklığı dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de giderek artıyor.</p>
<p>Artık genç yaşlarda da ortaya çıkabilen damar tıkanıklığı tedavi edilmediğinde kalp krizi ile doku ve organ kaybına yol açarak hayatı tehdit edebiliyor! <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar </strong>“Genetik yatkınlık, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, sigara, alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, diyabet, stres ve hareketsiz yaşam gibi etkenlerle son yıllarda hızla yaygınlaşan bu hastalığın tedavisi kadar, ortaya çıkmasının ve nüksetmesinin önlenmesi de temel hedefimiz olmalıdır” diyor. Teknoloji ve tıpta yaşanan hızlı gelişmeler sayesinde artık damar tıkanıklığı tedavisinin daha etkili yapılabildiğini belirten Doç. Dr. Taşar, bunun yanı sıra bilimsel çalışmalar ışığında alacağımız basit ama etkili tedbirlerle bu ciddi sorundan büyük ölçüde korunmanın mümkün olduğunu vurguluyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar damar tıkanıklıklarını önlemenin 7 etkili yolunu ve tedavide yeni nesil yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. <strong> </strong></p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirin</strong></p>
<p>Doymuş yağlardan zengin hayvansal yağlar yerine bitkisel kökenli doymamış yağ asitleri içeren sıvı yağlar tüketin. Akdeniz tipi beslenmeyi benimseyin. Şeker, beyaz ekmek vb nişastalı ürünlerden uzak durun. Günlük tuz tüketiminde 5 gramı aşmayın. Liften zengin tam tahıllar, meyveler, sebzeler, baklagiller ve kuruyemişler de damar tıkanıklıklarını önleyen temel gıdalar olarak sayılabilir. </p>
<p><strong>Kırmızı et yerine beyaz et tüketin</strong></p>
<p>Haftada en az bir porsiyon fırında pişirilmiş balık tüketin. Özellikle kendinden yağlı balıklar zengin omega-3 yağ asidi kaynaklarıdır ve damar tıkanıklığından korur. Kırmızı eti de haftada 500 gramı geçmemek şartıyla mümkün olduğunca yağsız olanlardan yemeli, işlenmiş kırmızı et ve et ürünlerinden olabildiğince uzak durmalıyız. </p>
<p><strong>Bol su için, şekerli ve gazlı içeceklerden kaçının</strong></p>
<p>Günde iki buçuk litre su tüketmek genel vücut sağlığı gibi damarlarımızın sağlığı açısından da çok önemli. Yeterli sıvı tüketimi dolaşımı düzenler ve damarları korur. Ancak sıvı tüketiminin su, ayran, kefir gibi içeceklerden karşılanması, şekerli ve gazlı içeceklerin zararları nedeniyle bu tür içeceklerden kaçınılması gerekir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Sigara ve alkolden uzak durun </strong></p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmaların; sigara ve alkolün damar sağlığı açısından da zararlarını ortaya koyduğunu vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Nargile, tütün, tütün ürünleri, elektronik sigara ve alkollü içeceklerden uzak durmak genel vücut sağlığı açısından olduğu gibi damar sertliği ve damar tıkanıklığının önlenmesinden de çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Kahve ve çay tüketimini düzenleyin </strong></p>
<p>Günlük bir ila üç kupa arası içilen filtre edilmiş ve kaynatılmamış kahve tüketmenin, başta damar tıkanıklığı temelli ölümler olmak üzere bazı ritim bozuklukları, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kolesterol yüksekliği ve yaratacağı etkileri önlediği kanıtlanmıştır. Yine günlük üç ila altı kupa kadar tüketilen siyah çayın ve bir kupa yeşil çayın damar tıkanıklıklarını az da olsa önlediği düşünülmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></p>
<p>Hareketsiz (sedanter) yaşam damar sağlığımızı da tehdit eden başlıca unsurlardan birini oluşturuyor. Bu nedenle düzenli egzersize mutlaka zaman ayırın ve günlük yaşam alışkanlıklarınız arasına katın. Kadınların haftada toplam 150 dakika, erkeklerin 300 dakika egzersiz yapması damar sağlığını korumada çok büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Uyku saatlerini düzenleyin</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar; düzenli, yeterli ve kaliteli uykunun da damar sağlığı açısından önemli rolü olduğunu belirterek, özellikle gece saatlerinde en az 7-8 saat uyumak gerektiğini söylüyor. ‘Az uyku bana yetiyor’ şeklinde düşünülmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Taşar, vücudumuzun gece uykusunda kendini yenilediği göz önüne alınarak özellikle gece 23:00’den itibaren mutlaka uykuda olunması gerektiğini vurguluyor. </p>
<p><strong>Damar tıkanıklığı tedavisinde yeni yöntemler</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar damar tıkanıklığı tedavisinde yeni yöntemleri  şöyle anlatıyor: “Günümüzde teknoloji ve tıptaki çok hızlı ilerlemeler sayesinde artık damar tıkanıklıkları ultra ince yapıdaki, metal protez yükünü azaltan yeni nesil stentler ile başarıyla açılabiliyor. Stente olanak tanımayan küçük çaplı damarlar ilaç salımlı balonlarla tedavi edilebiliyor. Yine ultrasonik dalgalar yardımıyla tıkanıklığa yol açan kireçli dokular eritilerek damarlar açılabilirken, ’’Rotablasyon’’ denen yöntemle damar içinde tıkanıklık yapan doku tıraşlanarak hasta sağlığına kavuşturulabiliyor.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/damar-tikaniklarini-onlemenin-7-etkili-yolu-454306">Damar Tikanıklarını Önlemenin 7 Etkili Yolu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziemir&#8217;de kalp ve damar sağlığı işlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-sagligi-islendi-441166</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 13:09:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[gaziemirde]]></category>
		<category><![CDATA[işlendi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz platformu iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsünde, doktorlar kalp-damar hastalıklarını ve tedavi yöntemlerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-sagligi-islendi-441166">Gaziemir&#8217;de kalp ve damar sağlığı işlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz platformu iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsünde, doktorlar kalp-damar hastalıklarını ve tedavi yöntemlerini anlattı. </p>
<p>Gaziemir Belediyesi ile Sağlıklı Yaşıyoruz platformunun iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” temalı toplantıların dördüncüsü Kalp ve Damar Sağlığı konusunda yapıldı. Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nde, Sağlıklı Yaşıyoruz kurucuları Nurçin Çağlar ve A. Okan Çağlar’ın moderatörlüğünde düzenlenen etkinlikte, kalp ve damar hastalıklarının kök sebeplerinin yanı sıra diğer kronik hastalıklarla ilişkisi, bu hastalıklardan korunma ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaşıldı. Etkinliğin ilk bölümünde, sunumlar yapan doktorlar, ikinci bölümde ise dinleyicilerden gelen soruları cevapladı.</p>
<p>Toplantı Uzm. Dr. Baybars Türel’in, “Kalp krizi riskinizi en çok ne artırıyor? Damar sertliği miktarı mı damar darlığı derecesi mi? Su tesisatçısı mantığına eleştirel bir bakış” sunumuyla başladı. Dr. Baybars Türel, kalp krizi, kalp ve damar hastalıkları ve bu hastalıkların tedavisinde uygulanan yöntemler hakkında bilgi verdi. Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde geliştirilen yöntemler ve hipotezleri anlatan Dr. Türel, “Kalp krizi riskimizi en çok arttıran şey o güne kadar geliştirdiğimiz aterosklerotik plak yükümüzdür. Plak yükü kadar, bu plakların hangisinin ne şekilde davranacağını öngörmemizi sağlayacak ve ilk işaretlerini veren yeni görüntüleme tekniklerine kapımızı açık tutalım. Kalp ve damar hastalıklarından korunmak için en basit, en bilinen, en burun bükülen ama en çok da fayda veren şeyleri hiç ama hiç göz ardı etmeyelim. Sağlıklı beslenmeye, sporu hayatımızın bir parçası haline getirmeye, tütünden uzak durmaya, hipertansiyonun, kan şekerinin ve lipidlerinin kontrol altına alınmasına çok büyük bir inatla özen gösterelim” diye konuştu.  </p>
<p>Uzm. Dr. Zülfikar Daneoğlu, “Kalp damar hastalıklarında ne nedir? Yaşam tarzında nereleri hedefliyoruz? Kapak problemi, damar problemi, aort anevrizması, varis problemi birbirinden ayrılsın” başlığında sunum yaptı. “Bir kimsenin biyolojik, psikolojik ve sosyal olarak kendini iyi hissetme halidir” diyerek sağlığın tanımını yaparak konuşmasına başlayan Uzm. Dr. Zülfikar Daneoğlu, “Klasik tıbbın her şeyi ilaçla ya da ameliyatla çözebileceğini düşünmesi; fonsiyonel, tamamlayıcı ya da bütüncül tıbbın da her şeyin beslenmeyle, yaşam tarzıyla çözebileceğini düşünmesi ikisinin de ortak hatasıdır. Bazı durumlarda klasik tıbbı, bazı durumlarda da fonksiyonel, bütüncül tıbbı kabul etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde sıkıntılar yaşanır” diye konuştu.</p>
<p><b>Yaşam tarzına dikkat</b>!<br />Damar sağlığı hakkında bilgi veren, damar hastalıklarından korunmak için önerilerde bulunan Uzm. Dr. Zülfikar Daneoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Damarlardaki problem, teflon tabaka dediğimiz tabakanın bozulmasıyla başlıyor. Bu tabaka kolestorelü, şekeri yapıştırmamak için görev yapıyor. Problemler burada başlıyor. Yaşam tarzıyla, beslenmeyle hedeflediğimiz bu noktanın sağlığı. Yediğimiz yemekler, şeker hastalığı, sigara kullanımı önce bu tabakayı bozuyor. O yüzden hedefimiz bu kısmın sağlığı. Yıllar içinde damarlarımızın içinde oluşan birikmeyle damar sertliği meydana geliyor. Doğru yaşam tarzıyla, 10 kişiden 8’i kendini kalp hastalıklarından koruyor. Sağlıklı beslenip, sağlıklı yaşam tarzı geliştirirseniz bu hastalıkları durdurma, hatta geriletme şansımız var. Kalp ve damar hastalıklarından korunmak için yeterince su için, haftada 150 dakika egzersiz yapın, kaliteli beslenin, kaliteli uyuyun, stresle mücadele edin, hayatta amacınız olsun, mutlu olacağınız bir yaşam tarzı geliştirin.”</p>
<p><b>“Sağlıklı ağız, organlarınızı korur”</b><br />“Diş eti, ağız sağlığı ve kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişki” başlığında sunum yapan Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, “Diş etlerini enfekte ederek diş eti iltihabına ve periodontite neden olan bakteriler, aynı zamanda vücudun başka yerlerindeki kan damarlarına da giderek kan damarı iltihabına ve hasarına neden olurlar. Küçük kan pıhtıları, kalp krizi ve felç durumu bunu takip edebilir. Ağız boşluğunda yaklaşık 800 bakteri türü tespit edilmiştir ve periodontal hastalık toplumda en sık görülen ağız hastalığıdır. Kulağa garip gelse de, dişlerinizi düzenli olarak fırçalamak ve diş ipi kullanmak, gelecekteki bir kalp krizi ile aranızda duran şey olabilir. Araştırmalar, bazı Streptococcus cinsi bakterileri kalp arterlerinde yağlı plak birikimiyle ilişkilendirmiştir. Ağız için sağlıklı olan, vücudun geri kalanı için de sağlıklıdır ve bunun tersi de geçerlidir. Sonuç olarak; bağlantı ister doğrudan ister dolaylı ister tesadüfi olsun, sağlıklı bir ağız ve onu bu şekilde tutmaya yönelik bir rejim dişlerinizi ve organlarınızı korumanıza yardımcı olabilir. Önlem almak için şekeri ve basit karbonhidrat alımını acilen durdurun, tuzlu su ile ağız çalkalama, çay ağacı yağı veya kekik yağı, kekik suyu ürünleriyle ağzınızı çalkalayın” diye konuştu.</p>
<p>“Varis ve Şiş Bacak Kader mi” başlığında sunum yapan Prof. Dr. Öztekin Oto, Tip 1, Tip 2, Tip 3 ve Tip 4 olmak üzere varisin dört çeşidi olduğunu ve varis tedavisinde geliştirilen yeni yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Öztekin Oto, yaptığı sunumda şu bilgileri paylaştı:<br />“Bacakta derin ve yüzeyel toplardamarlar var. Varis yüzeyel toplardamarların hastalığı. Toplardamarlardaki kanın aşağı doğru gitmesini engelleyen kapakçıkların bozulmasıyla, kan aşağı doğru kaçıyor ve damarların genişlemesiyle varisler oluşuyor. Şişmanlık, varislerin temel nedenidir.<br />Büyük varislerin oluşumunu kilo vermekle engelleyebiliyorsunuz ama kılcal varislerin oluşumunu engelleyemiyorsunuz. Günümüzde, birçok yöntemle varislerin tedavisini başarılı bir şekilde yapabiliyoruz. Hareketsizlik, geçirilen ameliyatlar, pıhtılaşmaya genetik yatkınlık şiş bacak hastalığının nedenleridir. Bacakta derin toplardamarlarında yaşanacak tıkanıklık kalbe pıhtı atmaya ve ölümlere yol açıyor. Bacak, kalça ameliyatı olanlar, sezaryen doğum yapanlar şiş bacak hastalığından korunmak için hemen varis çorabı giymelidir ve ameliyatlardan sonra erken ayağa kalkmalıdır.”</p>
<p>Kasım ayından bu yana her ayın ikinci pazar günü düzenlenen Sağlıklı Yaş Alma temalı toplantılarında sırasıyla Tiroid Sağlığı &#8211; Depresyon, Kanserden Korunma ve Mücadele, Menopozu Yönetme &#8211; Prostatı Koruma konuları işlenecek. Toplantıların sonuncusu, 12 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilecek.<br />Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-sagligi-islendi-441166">Gaziemir&#8217;de kalp ve damar sağlığı işlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziemir&#8217;de kalp ve damar hastalıkları işlenecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-hastaliklari-islenecek-439292</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2024 17:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[gaziemirde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[işlenecek]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsünde, doktorlar kalp-damar hastalıklarını ve tedavisini anlatacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-hastaliklari-islenecek-439292">Gaziemir&#8217;de kalp ve damar hastalıkları işlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsünde, doktorlar kalp-damar hastalıklarını ve tedavisini anlatacak.  </p>
<p>Gaziemir Belediyesi ile Sağlıklı Yaşıyoruz iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsü 11 Şubat Pazar günü Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleştirilecek. Sağlıklı Yaşıyoruz kurucuları Nurçin Çağlar ve A. Okan Çağlar’ın moderatörlüğünde düzenlenecek toplantı, Kalp ve Damar Sağlığı başlığıyla düzenlenecek. Sağlıklı Yaşıyoruz doktorlarının, kalp damar hastalıklarının kök sebeplerinin yanı sıra diğer kronik hastalıklarla ilişkisini de masaya yatıracağı toplantıda, bu hastalıklardan korunma ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaşılacak. Özellikle kalp krizi ve varislerin masaya yatırılacağı toplantıda, kalp-damar hastalıklarında ağız sağlığı gibi sıklıkla gözden kaçırılan faktörlere de dikkat çekilecek.</p>
<p>Toplantıda, Prof. Dr. Öztekin Oto, “Varis ve şiş bacak bir kader mi? Varis tedavisinde yeni ne var?” Uzm. Dr. Baybars Türel, “Kalp krizi riskinizi en çok ne artırıyor? Damar sertliği miktarı mı damar darlığı derecesi mi? Su tesisatçısı mantığına eleştirel bir bakış,” Uzm. Dr. Zülfikar Daneoğlu, “Kalp damar hastalıklarında ne nedir? Yaşam tarzında nereleri hedefliyoruz? Kapak problemi, damar problemi, aort anevrizması, varis problemi birbirinden ayrılsın,” Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, “Diş eti, ağız sağlığı ve kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişki” başlıklarında sunum yapacak.</p>
<p>Doktorlar, sunumlarının ardından vatandaşların kalp ve damar hastalıkları hakkında kendilerine yönelteceği soruları cevaplandıracak. 11 Şubat Pazar günü saat 13.00’te başlayacak Kalp ve Damar Sağlığı toplantısı, saat 17.00’ye kadar devam edecek.</p>
<p>Kasım ayından bu yana her ayın ikinci pazar günü düzenlenen Sağlıklı Yaş Alma temalı toplantılarında sırasıyla Tiroid Sağlığı &#8211; Depresyon, Kanserden Korunma ve Mücadele, Menopozu Yönetme &#8211; Prostatı Koruma konuları işlenecek. Toplantıların sonuncusu, 12 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-hastaliklari-islenecek-439292">Gaziemir&#8217;de kalp ve damar hastalıkları işlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harran Üniversitesi Hastanesinde Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümü Hizmete Girdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-hastanesinde-cocuk-kalp-damar-cerrahi-bolumu-hizmete-girdi-426628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 07:25:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[harran]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesinde]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harran Üniversitesi Hastanesi, gelişen teknolojiyi takip ederek yeni cihazları ve bölgede olmayan poliklinikleriyle vatandaşlarına hizmet etmeye devam ediyor. Bölgenin sağlık üssü olma yolunda hızla ilerleyen Harran Üniversitesi Hastanesi’nde, bölgede eksikliği hissedilen Çocuk Kalp Damar Cerrahi bölümü hizmete girdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-hastanesinde-cocuk-kalp-damar-cerrahi-bolumu-hizmete-girdi-426628">Harran Üniversitesi Hastanesinde Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümü Hizmete Girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harran Üniversitesi Hastanesinde Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümü Hizmete Girdi</p>
<p>Harran Üniversitesi Hastanesi, gelişen teknolojiyi takip ederek yeni cihazları ve bölgede</p>
<p>olmayan poliklinikleriyle vatandaşlarına hizmet etmeye devam ediyor.</p>
<p>Bölgenin sağlık üssü olma yolunda hızla ilerleyen Harran Üniversitesi Hastanesi’nde, bölgede</p>
<p>eksikliği hissedilen Çocuk Kalp Damar Cerrahi bölümü hizmete girdi.</p>
<p>Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu’nun çabalarıyla ivme kazanan</p>
<p>bilimsel ve akademik çalışmalar meyvelerini vermeye başladı. Sağlık alanında ise Üniversite</p>
<p>Hastanesi’nde de değişim ve dönüşüm devam ediyor.</p>
<p>Hastaneye birçok doktorun kazandırılmasında emeği bulunan Rektör Güllüoğlu’nun</p>
<p>girişimleri sonucu bölgede bir ilk olan Çocuk Kalp Cerrahisi bölümü açıldı.</p>
<p>Yeni açılan bölüm ile açıklamalarda bulunan Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi</p>
<p>Prof. Dr. Abdussemet Hazar; “Ülkemizde yıllardır ciddi bir eksik olan ve bölgede tek olma</p>
<p>özelliği taşıyan bu bölümü Şanlıurfa’mıza ve hastanemize kazandıran Rektör hocamıza çok</p>
<p>teşekkür ediyoruz. Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümümüz bu alanda ihtiyaç duyan herkese</p>
<p>kapısını açmıştır” dedi.</p>
<p>Bölgenin ihtiyaç duyulan bölümlerini Üniversite Hastanesine kazandırmaya devam</p>
<p>edeceklerini belirten Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu;</p>
<p>“Hastanemizde, bölgenin ihtiyacı olan bölümleri açmak için çalışmalar başlatmıştık ve</p>
<p>meyvesini almaya başladık. Patoloji, Onkoloji, Plastik Cerrahi ve şimdi de Çocuk Kalp</p>
<p>Damar Cerrahisi bölümünü açarak vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Çalışmalarımız</p>
<p>devam ediyor. Son aylarda birçok son teknoloji cihazların alınması, yeni bölümlerin açılması</p>
<p>ve alanında uzman doktorların gelmesiyle Şanlıurfa’mız ve bölgemizde sağlık sektöründe</p>
<p>ihtiyaca cevap verecek duruma geldik. Amacımız il içi ve il dışından gelen hastalarımıza</p>
<p>kaliteli hizmet sunmaktır” diye konuştu.</p>
<p>Harran Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İdris Kırhan ise hastanede Çocuk Kalp</p>
<p>Cerrahisi bölümünün açılmasında emeği geçen Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet</p>
<p>Tahir Güllüoğlu’na teşekkür etti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-hastanesinde-cocuk-kalp-damar-cerrahi-bolumu-hizmete-girdi-426628">Harran Üniversitesi Hastanesinde Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümü Hizmete Girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koç Üniversitesi Hastanesi&#8217;nde &#8220;Bacak Damar Tıkanıklığı&#8221; Konulu Çalıştay Yapıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koc-universitesi-hastanesinde-bacak-damar-tikanikligi-konulu-calistay-yapildi-386350</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 07:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesinde]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[konulu]]></category>
		<category><![CDATA[tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yapıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koç Üniversitesi Hastanesi 15-16 Haziran 2023 tarihlerinde Endovasküler Uzmanlık Akademisi’nin “Bacak Damar Tıkanıklığı” konusunda gerçekleştirdiği çalıştaya ev sahipliği yaptı. Avrupa'nın farklı ülkelerinden gelen 30 doktor, bacak damar tıkanıklığı tedavileri üzerine tartıştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koc-universitesi-hastanesinde-bacak-damar-tikanikligi-konulu-calistay-yapildi-386350">Koç Üniversitesi Hastanesi&#8217;nde &#8220;Bacak Damar Tıkanıklığı&#8221; Konulu Çalıştay Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Koç Üniversitesi Hastanesi 15-16 Haziran 2023 tarihlerinde Endovasküler Uzmanlık Akademisi’nin “Bacak Damar Tıkanıklığı” konusunda gerçekleştirdiği çalıştaya ev sahipliği yaptı. Avrupa&#8217;nın farklı ülkelerinden gelen 30 doktor, bacak damar tıkanıklığı tedavileri üzerine tartıştı.</strong></p>
<p>Boston Scientific öncülüğünde kurulan ve Avrupa&#8217;nın farklı ülkelerinden 14 medikal dernek tarafından desteklenen Endovasküler Uzmanlık Akademisi, 15-16 Haziran 2023 tarihlerinde Koç Üniversitesi Hastanesi&#8217;nde “Bacak Damar Tıkanıklığı” konusundaki çalıştayını gerçekleştirdi. . Rahmi M. Koç İleri Düzey Girişimsel Tıp, Eğitim ve Simülasyon Merkezi&#8217;nde (RMK AIMES) uygulamalar üzerinde tartışıldı.</p>
<p>Açılışı Boston Scientific Periferik İşlemler Gelişmekte Olan Bölgeler Direktörü Fevzi Aran ve Pazarlama Müdürü Pelin İçil tarafından gerçekleştirilen ve 11 farklı ülkeden 14 medikal dernek tarafından desteklenen Endovasküler Uzmanlık Akademisi eğitim programları, uzaktan eğitim, hasta üzerinde canlı vakalar ve rotasyon programları ile damar içi tedaviler konusunda doktorların uzmanlığını geliştirmeyi hedefliyor. Programın 2023 yılı konusu, “Bacak Damar İçi Tedavileri” olarak belirlendi.</p>
<p>Prof. Dr. Levent Oğuzkurt’un liderliğinde Koç Üniversitesi Hastanesi’nde düzenlenen çalıştayda, bacak tıkanıklıklarında hastaların yaşam kalitesinin nasıl artırılabileceği üzerine güncel bilimsel veriler ve deneyimler aktarıldı. Eğitim serisini yöneten Prof. Dr. Oğuzkurt akademiye ilişkin paylaştığı açıklamada; “Dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen sessiz bir salgının tedavisine ışık tutuyoruz ve bu alanda hekimler arası bilgi paylaşımını güçlendiriyoruz.  Akademide yer alan hekimlerin ortak çalışmalarının sağladığı sinerjiyle, bacak damar içi tedavileri konusunda hastalar için önemli faydalar sağlanacak,” diye konuştu.</p>
<p>Hasta yönetimi ve tedavi uygulaması konusunda bilimsel verilerin paylaşıldığı çalıştayda, ayrıca RMK AIMES’de (Rahmi M. Koç İleri Düzey Girişimsel Tıp, Eğitim ve Simülasyon Merkezi) hasta üzerinde uygulama da yapılarak, en uygun tedavi yöntemleri konusunda bilgi verildi.</p>
<p><strong>Bacak Damar Tıkanıklığı</strong></p>
<p>Bacak damar tıkanıklığı, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Sigara içme, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, obezite gibi risk faktörleri gelişme olasılığını artırır. Bacak damar tıkanıklığı olan kişiler genellikle yürüme sırasında bacak ağrısı veya kramp yaşarlar. Ayak veya bacaklarda hissizlik veya güçsüzlük, iyileşmeyen yaralar veya ülserler, ileri vakalarda ayaklarda soğukluk veya cilt renginde değişiklik gibi belirtiler görülebilir. </p>
<p>Bu durumun erken teşhisi ve tedavisi hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirebilir ve ciddi komplikasyonları önleyebilir. Bu belirtiler zamanında teşhis ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir. Endovasküler tedaviler, özellikle belirli hasta gruplarında açık ameliyat ile kıyaslandığında daha düşük riskli bir alternatif sunmaktadır. İşlemi yapan doktorun bilgi birikimi ve deneyiminin yanında, ilaç salınımlı balonlar veya damar tıraşlama gibi yeni nesil teknolojiler işlem başarısını artırabilmekte ve hastaların daha uzun süre konforlu yaşamasına olanak sağlamaktadır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koc-universitesi-hastanesinde-bacak-damar-tikanikligi-konulu-calistay-yapildi-386350">Koç Üniversitesi Hastanesi&#8217;nde &#8220;Bacak Damar Tıkanıklığı&#8221; Konulu Çalıştay Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hareketsizlik Ve Sigara Kullanımı Damar Tıkanıklığına Yol Açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hareketsizlik-ve-sigara-kullanimi-damar-tikanikligina-yol-acabilir-365507</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 09:40:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hareketsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tıkanıklığına]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atar ve toplardamarlarda oluşan daralma ve tıkanmalar doku, organ ve uzuvlarda beslenme bozukluklarına yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hareketsizlik-ve-sigara-kullanimi-damar-tikanikligina-yol-acabilir-365507">Hareketsizlik Ve Sigara Kullanımı Damar Tıkanıklığına Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atar ve toplardamarlarda oluşan daralma ve tıkanmalar doku, organ ve uzuvlarda beslenme bozukluklarına yol açabiliyor. Periferik arter hastalığı olarak da bilinen bu rahatsızlık ailesel geçişin yanı sıra şeker ve kolesterol yüksekliği olan, sigara kullanan, kilo fazlası olan ve hareketsiz bir yaşam tarzı benimseyen kişilerde daha çok görülüyor.</p>
<p>Bazı hastalarda hiçbir belirti vermeyen bu rahatsızlık, oluştuğu yere göre farklı bulgular gösterebiliyor. Tıkalı damarların anjiyografik yani girişimsel işlemlerle açılması ve uygun tedavinin yapılması büyük önem taşıyor. Açık cerrahi ile benzer oranda başarı sağlayan bu işlem hastalara daha kısa sürede günlük hayata dönüş, daha az ağrı ve daha düşük enfeksiyon riski, kesi olmaması gibi avantajlar sağlıyor.</p>
<p>Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Gümüş, periferik arter hastalığında anjiyografik girişimsel tedavi yöntemi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Damar rahatsızlıkları doku, organ ve uzuvların beslenmesini bozar</strong></p>
<p>Perifer (çevresel) arter, kalp ve beyin dışındaki diğer tüm doku ve organları besleyen atar damarlara verilen isimdir. Bu damarlarda oluşabilen tıkanıklık ve daralma gibi rahatsızlıklar önemli doku, organ, el ve bacaklarda beslenme bozukluklarına neden olabilir. Bu hastalık durumuna periferik arter hastalığı denmektedir. Damar tıkanıklıkları daha çok şeker ve kolesterolü yüksek olan, yoğun sigara kullanan, uzun süreli tansiyonu olan ve ailesel damar sertliğine yatkın hasta gruplarında daha sık görülmektedir.</p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam tarzı ve tütün kullanımı damar tıkanıklığı risk faktörleridir</strong></p>
<p>Periferik arter hastalığının nedenleri genetik ve kazanılmış nedenlere bağlı olmakla birlikte birçok faktörden kaynaklanabilmektedir. Ailesel damar sertliği (ateroskleroz), sigara kullanımı, buerger hastalığı, yüksek lipid ve kolestrol değerlerine sahip olmak, hareket azlığı, obezite, kontrolsüz şeker hastalığı, gut hastalığı, kronik böbrek yetmezliği bu hastalığa yatkınlık oluşturabilecek ana nedenlerdir. </p>
<p><strong>Belirtiler tıkanıklık oluşan bölgeye göre farklılaşabilir</strong></p>
<p>Periferik damar hastalıkları bazı hastalarda hiçbir şekilde bulgu vermeyebilir. Bununla birlikte tuttuğu atar damarın beslediği organ ve dokulara göre farklı belirtilerle de ortaya çıkabilmektedir. Bacaklarda ortaya çıkan damar tıkanıklığı yürüme mesafesinde kısalma, kas ağrıları, ayak parmaklarında soğukluk, uyuşukluk gibi belirtiler verebilirken; beyin beslenmesine katkıda bulunan karotis arter tıkanıklarında ise ani felç ile kendini gösterebilmektedir.</p>
<p><strong>Anjiyografik işlemler ile tıkalı damarlar hızlı bir şekilde açılabilir </strong></p>
<p>Periferik arter hastalığının tanısı için öncelikle bir kalp ve damar cerrahına başvurulmalıdır. Uzman hekim tarafından yapılan detaylı bir fizik muayene sonrası, nabız kontrolü, doppler ultrasonografi, MRI, bilgisayarlı tomografik anjiografi ve tanısal anjiografik incelemeler sonucunda tanı koyulabilmektedir. Bu hastalığın tedavisinde uygun ilaç düzenlemesinin yanı sıra; tıkalı damarların anjiyografik işlemlerle açılması ve tıkalı bölgelere uygun stentleme/balon dilatasyon işlemlerinin yapılması son derece önemlidir. Bu işlemler deneyimli merkezlerde erken dönemde yapıldığında beslenme bozukluğuna uğramış bölgede ciddi geri dönüşü ve sağlığa hızlı kavuşmayı sağlamaktadır. Anjiyografik işlemlerin yapılamadığı hasta gruplarında açık cerrahi ile yapay veya doğal damarlar kullanılarak da bypass cerrahisi ve tromboendarterektomi işlemlerinin yapılması hayat kurtarıcı olabilmektedir. </p>
<p><strong>Girişimsel anjiyografik işlemler hastaya avantajlar sağlar </strong></p>
<p>Damar tıkanıklıklarında uygulanan girişimsel tedaviler anjiografik işlemlerden açık cerrahi işlemlere kadar geniş bir yelpazede kümelenmektedir. Bu işlemlerin sağladığı avantajlar şu şekilde sıralanabilir:</p>
<ul>
<li>Tıkalı damar bölgeleri stent veya balon anjioplasti yapılarak kısa sürede açılabilir </li>
<li>Açık cerrahiye gitmeden ve kesiye gerek kalmadan girişimsel yolla tedavi edilebilir</li>
<li>Genel anesteziye gerek duyulmadığı için anestezi riskleri söz konusu olmaz</li>
<li>Deneyimli ekip ve uygun ekipmanlar ile yapıldığında cerrahi ile benzer oranda başarı sağlar</li>
<li>Vücutta kesi olmadığı için yara iyileşmesi sorunu oluşmaz ve enfeksiyon riski azalır</li>
<li>Hastanede kalış süresi kısalır ve hasta günlük yaşamına daha kısa sürede döner</li>
<li>Ağrı seviyesi ve kan kaybı daha az olur</li>
<li>Anjiografi ile müdahalenin uygun olmadığı hasta gruplarında açık cerrahi ile damar akımının tekrar sağlanması da tedavinin ana bileşeni olmaktadır.</li>
</ul>
<p><strong>Damar tıkanıklığı riskini düşürebilirsiniz</strong></p>
<p>Periferik arter hastalığından korunmak için öncelikle risk faktörlerinden uzak durmak gerekmektedir. Sigara kullanılmaması, yağlı/şekerli diyet beslenmesinin azaltılması, düzenli hekim kontrolünden geçilmesi ve uygun durumlarda destekleyici ilaç kullanılması ile periferik arter hastalığı riski minimalize edilebilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hareketsizlik-ve-sigara-kullanimi-damar-tikanikligina-yol-acabilir-365507">Hareketsizlik Ve Sigara Kullanımı Damar Tıkanıklığına Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü: Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirtti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzm-dr-hatice-irem-uzumcu-kalp-ve-damar-hastaliklarinin-tum-dunyada-baslica-olum-nedeni-oldugunu-belirtti-365432</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 08:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlıca]]></category>
		<category><![CDATA[belirtti]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarının]]></category>
		<category><![CDATA[hatice]]></category>
		<category><![CDATA[irem]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[uzm]]></category>
		<category><![CDATA[üzümcü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hastanemizde Kardiyoloji Uzmanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü, Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirterek, hastalıkların henüz oluşmadan önlenebilmesi için toplumda gerekli farkındalığın oluşturulmasının altını çizdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzm-dr-hatice-irem-uzumcu-kalp-ve-damar-hastaliklarinin-tum-dunyada-baslica-olum-nedeni-oldugunu-belirtti-365432">Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü: Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirtti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hastanemizde Kardiyoloji Uzmanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü, Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirterek, hastalıkların henüz oluşmadan önlenebilmesi için toplumda gerekli farkındalığın oluşturulmasının altını çizdi.</p>
<p>Kalp ve Damar Hastalıklarının her yıl yaklaşık 19 milyon ölüme yol açtığını belirten Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü, “Kalp ve damar hastalıkları tüm dünyada başlıca ölüm nedenidir. Her yıl yaklaşık 19 milyon ölüme yol açmakta olup toplumun beklenen yaşam süresinin artışı ile birlikte bu oranın giderek yükselmesi beklenmektedir. Oluşturduğu morbidite nedeniyle toplumlara ciddi ekonomik yük oluşturmaktadır. Tüm bu nedenlerle kardiyovasküler hastalıkların henüz oluşmadan önlenebilmesi için toplumda gerekli farkındalığı oluşturmak çok önemlidir. Başta aile hekimleri olmak üzere tüm hekimler; koruyucu hekimlik adına önlenebilir kardiyovasküler risk faktörlerini tespit ederek kişileri uygun yaşam tarzı değişikliğine yönlendirmelidir. Yüksek kardiyovasküler risk faktörlerine sahip bireyler ise erken tespit edilerek ileri inceleme ve tedavi için kardiyoloji hekimlerine sevk edilmelidir” dedi.</p>
<p>Kalp sağlığını olumsuz etkileyen faktörleri sıralayan Uzm. Dr. Üzümcü, “Hayatımızda yapacağımız ufak değişiklikler bizi kalp hastalıklarından koruyabilir. Kalp hastalıklarının temelinde genetik, ırk, yaş, cinsiyet, ailede kalp hastalığı öyküsü olması gibi değiştiremeyeceğimiz faktörlerin yanı sıra yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara-alkol tüketimi, yüksek kan kolesterol seviyeleri, obezite, uygunsuz diyet, hareketsiz yaşam tarzı gibi değiştirilebilir faktörler de bulunmaktadır” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir kalp için önerilerde bulunan Uzm. Dr. Üzümcü, “Dünyada her saniye bir kişi kalp ve damar hastalıklarından hayatını kaybetmektedir. Kötü beslenme alışkanlıkları dünyadaki en sık 10 ölüm nedeninden 4’ü ile doğrudan bağlantılıdır. Bu sebeple sağlıklı beslenme çok önemlidir. Fiziksel aktivite yetersizliğinin sonucu olan obezite, özellikle çocukluk çağından itibaren görüldüğünde ileride kalp hastalığı gelişme riskini büyük oranda artırır. Kendi kalp sağlığınız için haftada en az 5 gün en az 30 dakika orta zorlukta egzersiz önermekteyim. Dünyada tütün içen her iki kişiden biri tütünle ilişkili hastalıklar nedeniyle ölmektedir. Bu sebeple tütün ve tütün ürünlerinden mutlaka uzak durulmalıdır. Tüm bunların yanı sıra kendi vücudunuzu tanıyın ve kan değerinizi sık sık takip edin. Hem kendimiz hem çocuklarımızın geleceği için yaşam tarzımızı değiştirmeye bugünden başlayalım” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzm-dr-hatice-irem-uzumcu-kalp-ve-damar-hastaliklarinin-tum-dunyada-baslica-olum-nedeni-oldugunu-belirtti-365432">Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü: Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirtti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
