<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çünkü | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cunku/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cunku</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Oct 2025 21:55:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>çünkü | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cunku</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 21:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[aslında]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[galalarını]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587081</guid>

					<description><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p>Akran zorbalığını konu alan “Bağlantı Hatası”nın, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’ndaki gösterimin ardından film ekibi, seyircilerin sorularını cevapladı. Söyleşiye; yönetmen Gökçen Usta ve yapımcı Ömer Faruk Sorak ile genç oyuncular Asena Keskinci, Derinsu Sorak, Utku Coşkun, Fatih Berk Şahin, Arda Akgenç, Arda Görgen, Oğulcan Çiftçioğlu ve Doğum Özüm katıldı. </p>
<p>“Zorbalık da çözümü de ailede başlar”</p>
<p>Senaryoyu birkaç kez baştan yazdıklarını ancak her seferinde yolun ‘aile’ye çıktığını gördüklerini dile getiren yönetmen Usta, “Sonunda filme, ‘zorbalık ailede başlar’ cümlesiyle devam ettik. Ama çözümü de ailede başlar! Araştırmalar gösteriyor ki zorbalığa uğrayan ya da zorbalık yapan çocuklar, aileleriyle en az 6 ay terapiye gittiklerinde çözüme ulaşılıyor” diye konuştu. Usta, filmin adının da buna işaret ettiğini belirterek “Filmimizin adı da bu yüzden Bağlantı Hatası; yani aileyle kurulan sevgi bağının, iletişim bağının kopmasından kaynaklı” dedi. </p>
<p>Filmin yapımcılarından, aynı zamanda yönetmen kimliğiyle tanınan Ömer Faruk Sorak ise akran zorbalığının çok hızlı yayıldığına dikkat çekerek “Filmi yaptığımız dönemle bugün arasındaki farkı görünce bizim filmin çok soft kaldığını düşünüyorum” diye konuştu. Sorak, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“2006’da ‘Sınav’ filmini çekmiştik; üniversite sınavına giren çocukların gelecek kaygısıyla ilgili bir filmdi. Ama o günden bugüne Türkiye&#8217;de gençlik o kadar başka bir yere evrildi ki! Şu an; geleceğinin farkında bile olmayan, ânı yaşayan ve ânı da aslında o olmadığı halde, ‘mış gibi’ yaşayan bir kitle oluştu” </p>
<p>“Sorun, ekonomik değil” </p>
<p>Filmdeki hikâyenin bir devlet okulunda değil de özel okulda geçmesini özellikle tercih ettiklerini söyleyen Sorak, bu tercihin sebebini de şöyle açıkladı: </p>
<p>“Çünkü ekonomik seviyesi iyi olan ebeveynlerin, çocuklarına okul, servis parası verip ceplerine harçlıklarını koyduklarında görevlerinin bittiğini sanan ebeveynlerin de derdi bu. Özellikle özel okul seçtik ki ekonomik durumu iyi olmayan ebeveynler ve çocukların, ‘paramız olsaydı böyle şeylerin yaşanmadığı okullarda eğitim alırdık’ gibi bir hayali varsa bunun, büyük ölçüde gerçek olmadığını bilsinler” </p>
<p>“Bu film Z kuşağının gururu olmalı”</p>
<p>Filmde hem zorbalık yapan hem de zorbalığa uğrayan çocukları canlandıran genç oyuncularsa kendi tecrübelerinin filmdekinden çok da farklı olmadığını açıkladı:</p>
<p>Asena Keskinci: Senaryoyu okuduğumda dedim ki ben Eylül olmalıyım. Eylül sayesinde aslında bir katarsis yaşayacaktım. Çünkü bizim lisemiz filmdeki liseye o kadar benziyordu ki… Ben de o lisenin mağdurlarından biriydim; sözlü tacizden fiziksel şiddete kadar çok normalleşmişti bizim okulda. Ben bu zorbalığın ne demek olduğunu ve bunun karşısında o çaresizliğin ne demek olduğunu, insanın, annesiyle dahi bunu paylaşamıyor olmasının ne demek olduğunu çok iyi bilen birisiyim. İnsan annesiyle bile paylaşamazken biz bunun filmini yaptık. Z kuşağının gururu olmalıdır bu film. </p>
<p>Derinsu Sorak: Bence liseden önce ortaokulda da bazı şeyler çok normalleşmişti. Eğitim hayatımı çok etkilemişti, okula gitmek istemiyordum bir dönem. Yakın arkadaşlarımın zorbalık yüzünden sakatlandığına dahi şahit oldum, bazıları okul değiştirmek zorunda kaldı. Bu işi okuduğumda heyecanlandım. Çünkü İrem karakteri bana aşırı zıt ama aynı zamanda benzediğimiz yerler de buldum. Zorbalık yapmadım ama zorbalık yapan birinin de nasıl problemlerle savaştığını gördüm; aynanın o yüzünü de görmek güzel oldu. </p>
<p>Utku Coşkun: Benim lisemde de bazı şeyler fazlasıyla normalleştiriliyordu. Hatta ben bundan dolayı sene sonunda okul değiştirdim. Bir arkadaşım vardı, çocuğu zorbalıyorlardı. “Niye yapıyorsunuz?” dediğimde &#8220;Genciz biz, böyle şakalar olur” deniyordu. Ama o şaka değil; çok zarar verici yerlere gidebiliyor fakat kimse umursamıyordu. </p>
<p>“Lütfen ses çıkarın, ‘dur’ deyin!”</p>
<p>Fatih Berk Şahin: Ben biraz zorbaydım lisedeyken. Çünkü farkında değildim. Ne güzel ki şu anda bu konuyu açıklıkla konuşabiliyoruz ve insanlar aslında istemeden birbirlerine yaptıkları kötülüklerin farkına varabiliyor; bu çok kıymetli. </p>
<p>Arda Akgenç: Görmezden geldiğin zaman bir şeyler değişmiyor. Susmaya, görmemeye çalıştım ama görmediğinde bitmiyor; tersine bazen cesaret kazandırabiliyor karşı tarafa. O yüzden insanların birbirini kollaması lazım. Belli sınırlar aşıldığında sesini çıkarıp ‘dur’ demek lazım. Lütfen sesinizi duyurun!</p>
<p>Arda Görgen: Ben zorbalayan da zorbalanan da değildim. Ama yakın arkadaşlarım zorbalayan taraftaydı. Ben onlarla sadece eğleniyordum. Utku&#8217;nun da dediği gibi çünkü aklım ermiyordu. </p>
<p>Oğulcan Çiftçioğlu: Zorbalık bulaşıcı bir şey aslında. </p>
<p>Doğum Özüm: Ben de zamanında birçok kez kilomdan dolayı zorbalığa uğradım. Ama o zaman da hiçbir zaman yapmadığım gibi umutsuzluğa kapılmadım. </p>
<p>İzmir’in köyünde imece usulü bir film: Gündüz ve Gece </p>
<p>Altın Portakal’da günün ikinci galası, “Gece ve Gündüz”dü. yönetmen Ali Altınöz ile oyuncular Muttalip Müjdeci, Özgür Cem Tuğluk ve Gülşah Büktür, AKM Perge Salonu’ndaki gösterimin ardından gerçekleşen söyleşiye katıldı. </p>
<p>Annesinin intiharının ardından memleketine dönen Tufan’ın, bir şeyleri değiştirme çabasının umutsuz hikayesini anlatan hikâyeyi, filmin kurgusunu da yapan Ataberk Kuru ile ortaya çıkardıklarını söyleyen Altınöz, süreci şöyle anlattı: </p>
<p>“Ataberk&#8217;le Bolu&#8217;nun Mudurnu ilçesinde ‘hadi bir hikaye anlatalım, bir şeyler yapalım’ diye başlamıştık. Eski bir film vardır ya &#8220;Taşların Sırrı&#8221;; öyle bir şey yapalım istedik. 3 senelik bir hikayeydi”</p>
<p>“Gülşen’i çocukluğumdan tanıyorum”</p>
<p>Role hazırlanma süreçlerini paylaşan, oyunculardan Muttalip Müjdeci, “Bir Anadolu hikayesi. Çok zor şartlarda ama imece usulü, birlik olarak çalıştık” derken Gülşah Büktür; canlandırdığı, çoklu kişilik bozukluğundan muzdarip olduğu için ahıra kapatılan Gülşen karakteri için çocukluk hatıralarından yararlandığını anlattı: “Bilecik&#8217;te ben çocukken bir kız çocuğu vardı ve eve bağlıyorlardı maalesef. Çok etkilenmiştim; o kızın görüntüsünü hiç unutmuyorum. Salonun ortasında bağlı bir şekilde ve çıkardığı sesler vesaire&#8230; Oradan bir bağ kurdum Gülşen karakteriyle. Benim için çok bildik tanıdık bir hikayeydi Gülşen&#8217;inki” </p>
<p>Oyunculardan Özgür Cem Tuğluk ise çekimleri gerçekleştirdikleri köy ortamından bahsederek “Sanırım burada çoğumuz, şehirde yaşayan insanlarız ve köyün dinamiklerinin ne kadar farklı olduğunu bu filmde gördük. Bazı şeyler bize yanlış veya farklı görünebilir ama o şartlar içindeki, o dinamikler içindeki değer yargıları farklı” dedi. Tuğluk, canlandırdığı Davur karakteri içinse “Davut&#8217;un da kendine göre doğru ve yanlışları var ve çok köşeli, sert bir karakter. Aslında özünde iyi bir insan ve iyilik yapmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu. </p>
<p>Çekimlerin köyde gerçekleştirilmesinin avantaj ve dezavantajları sorulduğunda ise oyuncular köyün avantajları üzerinde hemen hemen hemfikirdi. “Aslında bir yönden çok çok iyi; trafik yok” diyen Müjdeci’nin tercihini etkileyen bir diğer şey de çay tiryakisi olması olmuş: “Köydeki kahveden hiç gitmeyeyim istedim. Çaycıyımdır biraz; adam da çok güzel çay yapıyordu! Şahsen İstanbul dışında film çekmeyi çok seviyorum. Neresi olursa olsun yeter ki İstanbul dışında olsun” Tuğluk da “Karaktere girmek çok daha kolay. Çünkü kesintisiz bir süre bilfiil orada yaşıyorsunuz ve kendi adıma biraz daha rahat çıkıyor karakter” sözleriyle rol arkadaşını destekledi. Büktür ise köyün kadınlarıyla kurdukları ve zaman içinde ilerleyen dostluklarının, motivasyon adına büyük katkısı olduğunu dile getirdi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fikirden F-35&#8217;e: Türk Mucidin Başarı Yolculuğu Gençlere İlham Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fikirden-f-35e-turk-mucidin-basari-yolculugu-genclere-ilham-oldu-583793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 20:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[f-35]]></category>
		<category><![CDATA[fikirden]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[malzeme]]></category>
		<category><![CDATA[mucidin]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583793</guid>

					<description><![CDATA[<p>F-35’lere görünmezlik sağlayan polimerleri geliştiren Türk mucit, mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, Yeditepe Üniversitesi’nde yeni akademik yıl açılış dersi olarak düzenlenen, ‘Çığır Açan İşler Tek Fikirle Başlar’ başlıklı konferansta öğrencilerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fikirden-f-35e-turk-mucidin-basari-yolculugu-genclere-ilham-oldu-583793">Fikirden F-35&#8217;e: Türk Mucidin Başarı Yolculuğu Gençlere İlham Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>F-35’lere görünmezlik sağlayan polimerleri geliştiren Türk mucit, mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, Yeditepe Üniversitesi’nde yeni akademik yıl açılış dersi olarak düzenlenen, ‘Çığır Açan İşler Tek Fikirle Başlar’ başlıklı konferansta öğrencilerle buluştu. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konferansta, F-35 savaş uçaklarına görünmezlik sağlayan polimerlerin geliştirilme sürecini anlatan Kırlıkovalı, gençlere ‘Tek bir fikir dünyayı değiştirebilir’ mesajı verdi. Kırlıkovalı, “Ar-Ge durmaz, çünkü yarın ne olacağı belli değil. Üzerinde çalıştığımız 6 yeni malzeme var” dedi. </p>
<p>Integrated Polymer Industries Inc.’in Kurucusu ve Başkanı, Türk mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, öğrencilerle yaratıcılık, inovasyon ve sürekli öğrenmenin önemine dair deneyimlerini paylaştı. </p>
<p><strong>‘Büyük İşler Tecrübeyle Başarılır’</strong></p>
<p>Konferansın açılışında konuşan Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, “Yeditepe Üniversitesi’nin yeni akademik yılı hepimize hayırlı, uğurlu olsun. Başarı dolu bir yıl olmasını diliyorum. Büyük işler tecrübe kazanılarak başarılır. Ancak unutmayınız ki tecrübe, hayatınız boyunca yaptığınız bütün hataların toplamıdır. Akıllı insan, kendisinden önce hata yapmış ve tecrübe kazanmış insanların deneyimlerinden istifade eder” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>‘B-2’lerdeki Başarımız, Bize F-35 Projesindeki Başarının Yolunu Açtı’</strong></p>
<p>Integrated Polymer Industries Inc.’in Kurucusu ve Başkanı, Türk mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, “B-2’lerdeki başarımız, bize F-35 projesindeki başarının yolunu açtı. Bizi ihaleyle davet ettiler, bizden malzeme talep ettiler. Bunun üzerine yapabileceğimizi düşündük ve altı aylık çok sıkı bir çalışma yürüttük. Zorlu test süreçlerinden geçtik. 2006 yılından bu yana oranın tek tedarikçisiyiz. 19 yıldır bu görevi sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>‘Altı Aylık Yoğun Bir Çalışmanın Ardından Prototip Bir Malzeme Geliştirdik’</strong></p>
<p>Kırlıkovalı, “Beni ihaleye davet ettiler. O ihalede çok büyük firmalar vardı ama ben tek başıma katıldım. İstenilen hem çok zor hem de elastik yapıda bir malzemeydi. Birçok yarışmacı bu nedenle yarışmadan çekildi. Ben ise o dönemde bunu yapabileceğime inanıyordum. Altı aylık yoğun bir çalışmanın ardından prototip bir malzeme geliştirdik. Kör testlerde en başarılı malzeme bizimki oldu. Bu testler yaklaşık 3,5-4 yıl sürdü. 1992 yılından bu yana, yani 30 yılı aşkın süredir B2’lerin tek tedarikçisiyiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>‘Ar-Ge Asla Durmamalı’</strong></p>
<p>Ar-Ge’nin önemine değinen Kırlıkovalı, “Ar-Ge durmaz, çünkü yarın ne olacağı belli değil. Zaten çok sayıda dergiye aboneyiz; oralardan gelen yenilikleri takip ediyoruz. Bazen ekstra bilgiler istiyoruz, ‘Bunları biz yaratabilir miyiz?’ diye bakıyoruz. Mevcut malzemeleri daha da geliştirebilir miyiz, onun üzerinde çalışıyoruz. Şu anda üzerinde çalıştığımız altı yeni malzeme var. Bunların üçü pazarlamaya oldukça yakın aşamada. Şunu özellikle belirtmek isterim; bir başarı yakaladığınızda oturup bekleyemezsiniz. Çalışmaya devam etmelisiniz, çünkü sizin gibi binlerce insan daha var. Bu yüzden Ar-Ge asla durmamalı” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Gençlerin Önünü Açmak Gerekiyor’</strong></p>
<p>Gençlere önerilerde bulunan Kırlıkovalı, “Gençlerin önünü açmak gerekiyor. Onlara düşünme, deneme ve yanılma alanları yaratmalıyız. Aksi halde mevcut yöntemlerle büyük bir gelişme beklemek mümkün değil. Ancak yeni laboratuvarlar, deneme ve araştırma alanları oluşturulursa, gençler bilgiyi deneyerek, yenileyerek öğrenir ve eninde sonunda başarırlar” dedi.</p>
<p><strong>‘Fikirler Yeniliğin Kapısını Aralayacaktır’</strong></p>
<p>“Yaratıcılıkla inovasyonu birbirinden ayırıyoruz” diyen Kırlıkovalı, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“Yaratıcılık, güzel bir fikir ya da çözüm bulmaktır; ancak bir fikri hayata geçirmek, yani uygulamaya dönüştürmek inovasyondur. Asıl çalışmanın yapılması gereken nokta da burasıdır. Bu nedenle yedi aşamalı bir sistem geliştirdim. Bunların iki–üçü bilinen, üç–dördü ise yeni yöntemler. Öncelikle dün, bugün, yarın taraması yapılmalı, ardından inovasyon sürecine geçilmeli. Bu süreç testlerle ve tasarımlarla desteklenmeli. Bizde ayrıca ‘tezatlar sistemi’ var. Şu anda elimde 40 kadar tezat bulunuyor: büyük–küçük, az–çok, ışıklı–ışıksız gibi. Bu zıt kavramları kullanarak beyin fırtınası yapılmalı. Bu süreçte fikirlerin yüzde 95’i elense bile, kalan yüzde 5’lik aralık yeniliğin kapısını aralayacaktır” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Üniversitede Öğrenmeyi Öğreniyorsunuz’</strong></p>
<p>Kırlıkovalı, “Ben gençlere hep şunu söylüyorum, siz üniversitede öğrenmeyi öğreniyorsunuz. Üniversiteyi bitirdim, artık her şeyi biliyorum düşüncesine kapılmayın; bu, yapılabilecek en büyük hatadır. Gerçek hayata adım attığınız anda, aslında çok daha fazla öğrenmeniz gerektiğini göreceksiniz. İpleri bırakmayın; daha çok öğrenin, daha disiplinli olun. Hayal edin, hayallerinizin peşinden gidin. Kendinizi sürekli geliştirin, yapay zekayı ve interneti etkin şekilde kullanın” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>‘Lisanınızı Güzel Kullanın’</strong></p>
<p>Dilin ve iletişimin önemine değinen Kırlıkovalı, “Lisanınızı güzel kullanın. En önemlisi ne kendinizin ne de karşınızdaki insanın vaktini boşa harcayın. Türkçemizi doğru, güzel ve düzgün konuşun. Çünkü gerçek hayatta derdinizi açık ve net anlatmanız gerekir. Az sözle, en etkili şekilde anlatın. Ayrıca İngilizceyi mutlaka öğrenin. İngilizce bildiğinizde, Rusça ya da Çince bilmenize gerek kalmaz; çünkü onlar da İngilizce yazıyor. Fransızca veya İspanyolca öğrenmenize de gerek olmuyor demiyorum, ancak İngilizceyi çok iyi öğrenin. Çünkü en fazla bilgi ve kaynak İngilizcedir” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fikirden-f-35e-turk-mucidin-basari-yolculugu-genclere-ilham-oldu-583793">Fikirden F-35&#8217;e: Türk Mucidin Başarı Yolculuğu Gençlere İlham Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Belediyesi Spor Okullarıyla bu yaza da damga vurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-spor-okullariyla-bu-yaza-da-damga-vurdu-566399</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 16:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[anda]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarımızı]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[organizasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566399</guid>

					<description><![CDATA[<p>·Selçuklu Belediyesi bu yaz döneminde de farklı branşlarda binlerce çocuğu sporla buluşturdu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-spor-okullariyla-bu-yaza-da-damga-vurdu-566399">Selçuklu Belediyesi Spor Okullarıyla bu yaza da damga vurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>·<b>Selçuklu Belediyesi bu yaz döneminde de farklı branşlarda binlerce çocuğu sporla buluşturdu.  Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı yaz  spor okulunda  eğitim alan öğrencileri ziyaret ederek çocukların bu keyifli ve disiplinli sürecine ortak oldu.</b></p>
<p>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı Selçuklu Belediyesi  tarafından geleneksel hale getirilen Yaz Spor Okulları’nda eğitim alan öğrencileri ziyaret etti. Çocukları sporla buluşturarak  onların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerine katkı sunmaya devam ettiklerini ifade eden Başkan Pekyatırmacı ziyarette  her bir öğrenciyle yakından ilgilendi.  Her yaz olduğu gibi büyük ilgi gören Yaz Spor Okulları’na 15 farklı branşta 14 bin 209 öğrenci katılım sağladı. Eğitimler 35 farklı tesiste ve 60 spor salonunda 176 antrenör gözetiminde gerçekleşti.  </p>
<p>Eğitimleri  yerinde görerek sporcuları izleyen Başkan Pekyatırmacı’ya Selçuklu Belediyespor Kulübü Başkanı Mustafa Yavuz Tezcan da eşlik etti.</p>
<p><b>Başkan Pekyatırmacı:“Türkiye’nin en büyük spor organizasyonuyla sporda başarılara imza atmaya devam edeceğiz”</b></p>
<p>Konya&#8217;da aslında Türkiye&#8217;deki en büyük spor  organizasyonu gerçekleştirdiklerine vurgu yapan Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı: “Çünkü Selçuklu Belediyesi Spor kulübümüzün ve Spor Müdürlüğümüzün organizasyonunda gerçekleştirdiğimiz spor okullarında şu anda 14 binin  üzerinde gencimiz, çocuğumuz burada spor yapıyor. 15 farklı branşta, yüzmeden basketbola, voleybola, futboldan, tekvando,güreş, judo, tenise, masa tenisine kadar , çok farklı alanlarda çocuklarımız, spor yapma imkanını elde ediyorlar.Burada tesislerimizin tamamında biz spor okullarında çocuklarımızın bu spor faaliyetlerine katılması için tesislerimizin tamamını kullanıyoruz. Şu anda 35 tesiste 55 salonda bu faaliyetlerimiz devam ediyor. 14 bin çocuğumuzun bu spor organizasyonuna aynı anda dahil olması aslında çok büyük bir operasyon. Çünkü çocuklarımızı biz servislerle evlerinden alıyoruz, kapalı spor salonumuza getiriyoruz oradan diğer salonlarımıza da çocuklarımızın branşlarına göre aktarmalarını yapıyoruz. Ben özellikle hem gençlerimize, çocuklarımıza hem de velilerimize teşekkür etmek istiyorum. Çünkü onların ilgisi, alakası olmasa, onların yoğun şekilde bu talepleri olmasa bu organizasyonu bu ölçekte, bu büyüklükte gerçekleştirmemiz mümkün değil. 14 bin gencimize spor yaptırıyoruz ama biz kapasitemizi artırdığımız zaman bu sayılar 20 binlere, 30 binlere çıkacak bunu biliyoruz. Çünkü çok yoğun bir ilgi var. Şu anda en çok ilgi gören branşlarımız futbol, yüzme branşları, basketbol, voleybol  branşları. 2 binin  üzerinde bu branşlarda şu anda spor okullarında gencimiz var. Biz biliyoruz ki kapasitemizi artırdığımız zaman bu sayılar 3 binlere 4 binlere çıkacak. Tabi bu branşlardaki çocuklarımızın sayısının artması bizim için şöyle önemli. Çünkü sayımız arttıkça aslında çocuklarımızın içerisinden yetenekli çocuklarımızı seçme imkanımız da artmış oluyor. Sayıyı da çoğaltmış oluyoruz.Hedefimiz Konyamızdan, Selçuklumuzdan yetenekli gençlerimizi hem spora kazandırmak hem onların sporla ilgili faaliyetlere katılmalarını sağlamak. Bir taraftan da gerçek anlamda spora gönül vermiş ve yeteneği olan, kabiliyeti olan gençlerimizi de branşlara seçerek onlara özel çalışmalarla onları lisanslı sporcu haline getirmek ve sonrasında da milli sporcu olarak ülkemizi, Türkiyemizi hem ulusal manada hem de uluslararası manada temsil etmelerini sağlayabilmek. Bu anlamda buradaki yaptığımız spor okulu faaliyetlerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.İnşallah önümüzdeki süreçte yeni yaptığımız Sporcu Seçimi Yetiştirme Merkezimizin de tamamlanmasıyla birlikte spor okulu faaliyetlerimizin kapsamında inşallah genişletmiş olacağız. Bugünkü mevcut sayımızı ikiye katlayacak şekilde spor okullarındaki öğrencilerimizin sayısını artırmış olacağız.” şeklinde konuştu.  </p>
<p><b>“Ailelerimizin ilgisi bizi ayrıca memnun ediyor”</b></p>
<p>Türkiye&#8217;deki en büyük spor organizasyonunu hayata geçirdiklerini ve bu organizasyonda ailelerin yoğun ilgisinin  altını çizen Başkan Pekyatırmacı: “  Tabii ki bir teşekkürü de mutlaka ailelerimize yapmak istiyorum. Bütün branşlarda her gittiğimiz yerde ben görüyorum işte anneler, babalar, anneanneler, babaanneler çocuklarıyla, torunlarıyla birlikte buradalar. Onların bu ilgi ve alakası neticesinde inşallah biz yeni sporcuları buradan seçme imkanına kavuşmuş olacağız. Yine hep söylüyoruz hedefimiz olimpiyatlara sporcu yetiştirmek .Bu anlamda da hem tesisleşme çalışmalarıyla hem de spor müdürlüğünde ve kulübümüzde yaptığımız çalışmalarla Konyamızdan nice gençlerimizin milli takıma, milli sporcu olarak yetişmesi için gayret ediyoruz. Ben bu organizasyonda yer alan, bu organizasyonun gerçekleşmesinde çok büyük emekleri olan spor müdürlüğümüze, Selçuk Belediyespor Kulübümüze, değerli antrenörlerimize, hocalarımıza idarecilerimize ve bu ekibin içerisinde yer alan tüm arkadaşlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-spor-okullariyla-bu-yaza-da-damga-vurdu-566399">Selçuklu Belediyesi Spor Okullarıyla bu yaza da damga vurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt tipinize uygun olması çok önemli, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-tipinize-uygun-olmasi-cok-onemli-cunku-555041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 07:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tipinize]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutluluk hormonu salgılatıyor, uyku kalitesini artırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, sağlığımızın vazgeçilmezi D vitamininin sentezlenmesini sağlıyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-tipinize-uygun-olmasi-cok-onemli-cunku-555041">Cilt tipinize uygun olması çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mutluluk hormonu salgılatıyor, uyku kalitesini artırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, sağlığımızın vazgeçilmezi D vitamininin sentezlenmesini sağlıyor… Yaz mevsiminde tüm yakıcılığını hissettiren güneş, sağlığımız üzerinde son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, kontrolsüz olarak maruz kaldığımızda güneşin ultraviyole (UV) ışınları cildimizde pek çok olumsuz etkiye yol açabiliyor. Cilt yaşlanmasının hızlanması, lekelenme, foto yaşlanma ve cilt kanseri, UV ışınlarının en sık neden olduğu sorunlardan. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük,</strong> aslında güneş koruyucular cilt tipine uygun seçildiğinde, doğru şekilde ve düzenli kullanıldığında güneş hasarının büyük ölçüde önlenebildiğini belirterek, “Doğru koruma alışkanlıkları, cilt yaşlanmasını ve cilt kanseri riskini azaltmada büyük rol oynar. Dolayısıyla, güneş koruyucu günlük cilt bakımı rutinimizin   vazgeçilmez bir parçası olmalıdır. Ancak, hiçbir ürün yüzde 100 koruma sağlamaz. Bu nedenle, gölgede kalmak, koruyucu kıyafetler giymek ve şapka kullanmak da çok önemlidir” diyor. Güneş koruyucuların mutlaka cilt tipine uygun olması gerektiğini vurgulayan <strong>Dermalotoji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük,</strong> “Zira, yanlış ürün seçimi; ciltte tahriş, alerji ve sivilce artışı gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca yeterince koruma sağlayamayan ürünler lekelenmeye ve foto yaşlanmaya neden olabilir, çok daha önemlisi, ilerleyen yıllarda cilt kanseri riskini artırabilir” uyarısında bulunuyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, </strong>güneş koruyucuların yeterli koruma sağlayabilmeleri için dikkat etmemiz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><strong>Üç temel kural çok önemli! </strong></p>
<p>Güneş koruyucularını genellikle gelişigüzel seçiyor, güneşe çıktıktan sonra sürüyor ve tekrarlamayı ihmal ediyoruz. Oysa, cildimizi güneşin zararlı etkilerinden koruyabilmeleri için bazı kurallara dikkat etmemiz şart. Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, güneş koruyucularından etkili sonuç alabilmemiz için alışkanlık edinmemiz gereken en önemli 3 kuralı şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Doğru ürün seçmek (cilt tipine ve kullanım alanına uygun)</li>
<li>Doğru zamanda uygulamak (güneşe çıkmadan en az 20–30 dakika önce)</li>
<li>Doğru miktarda ve sıklıkta uygulamak (her 2 saatte bir ve yüzme/terleme sonrasında tekrarlamak)</li>
</ul>
<p><strong>Fiziksel veya kimyasal özellik taşıyor</strong></p>
<p>Cildimizi güneşin zararlı UV ışınlarından koruyan ürünler olan güneş koruyucular fiziksel (mineral) ve kimyasal olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Fiziksel (mineral) filtreler ışınları yansıtarak; kimyasal filtreler ise UV ışınlarını emerek etkisiz hale getiriyorlar. Güneş koruyucuları; krem, losyon, sprey ve jel formlarında bulunabiliyor. </p>
<p><strong>Fiziksel filtreler:</strong> Çinko oksit ve titanyum dioksit cilt yüzeyinde kalarak ışınları yansıtıyorlar. Genellikle daha az alerjik etki göstermeleri nedeniyle; hamileler, emziren anneler, bebekler ve hassas ciltli bireyler için öneriliyor. </p>
<p><strong>Kimyasal filtreler:</strong> Avobenzone ve octocrylene kimyasalları içeren ürünler cilt tarafından emiliyor ve zararlı ultraviyole ışınlarını kimyasal olarak absorbe ediyorlar. Ancak, bazı hassas ciltlerde irritasyon yapabiliyorlar.</p>
<p>Cilt tipinize uygun ürün seçin</p>
<p>Etkin bir koruma için mutlaka cilt tipinize uygun ürün seçmeniz gerekiyor. Yağlı ciltlerde su bazlı, matlaştırıcı etkili ve &#8216;non-komedojenik&#8217;, bir başka deyişle sivilce oluşturmayan;  kuru ciltlerde ise nemlendirici özellikli güneş koruyucular öneriliyor. Ayrıca ciltte kuruma ve kaşıntı gibi sorunlar oluşturabileceği için kuru ciltte jel formunu kullanmamak gerekiyor. Alerjik ve hassas ciltler için parfüm, alkol ile kimyasal filtre içermeyen ürünler tavsiye ediliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, bazı kimyasal içeriklerin hassas ciltlerde alerji yapabileceği uyarısında bulunarak, “Bu nedenle, alerjik yapıya sahip bireyler dermatoloğa danışarak uygun ürün seçmelidir. Yeni bir ürünü önce küçük bir alanda test etmek faydalı olabilir” diyor. </p>
<p>Güneşe çıkmadan 30 dakika önce sürün</p>
<p>Güneş koruyucu ürünlerde yapılan en önemli hatalardan biri, güneşe çıkarken uygulamak oluyor. Oysa, yeterli koruma sağlamaları için ürünleri güneşe çıkmadan 20–30 dakika önce uygulamanız çok önemli. Her 2 saatte bir tekrar etmeniz gereken güneş koruyucuları; terleme, havluyla silinme ve yüzme sonrasında, süreyi dikkate almadan mutlaka yenilemeyi alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Vücut için 2 yemek kaşığı şart! </strong></p>
<p>Güneş koruyucu ürünlerin etkili olabilmeleri için doğru miktarda sürülmeleri büyük bir öneme sahip. “Az miktarda ürün cildinizi yeteri kadar korumazken, fazlası ise gözenekleri kapatarak sivilceye neden olabilir” uyarısında bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, sözlerine şöyle devam ediyor: “Etkili bir korunma için koruyucu ürün; yüz, boyun, kulak arkası, dekolte, el üstleri ve ayak üstleri gibi tüm açık bölgelere dikkatlice sürülmeli. İnce değil, homojen ve yeterli miktarda bir tabaka halinde uygulanmalı. Yüz ve boyun için bir dolu çay kaşığı yeterli olurken, tüm vücut için yaklaşık 2 yemek kaşığı kadar ürün kullanmanız gerekiyor. </p>
<p><strong>SPF değerine dikkat edin! </strong></p>
<p>Açılımı Sun Protection Factor olan SPF, ürünün UVB ışınlarına karşı sağladığı koruma derecesini gösteriyor. Bir başka deyişle, güneş altında kalabileceğimiz süreyi tanımlıyor. Günlük kullanımda SPF 50 ve üzeri ürünleri tercih etmeniz öneriliyor.  </p>
<p><strong>Güneş altında asla bırakmayın! </strong></p>
<p>Yüksek ısı ve güneş ışığına maruz kalan ürünlerin içeriği bozulabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, ürünün etkisinin azalması nedeniyle cildin daha hızlı yaşlanması ve lekelenme, çok daha önemlisi zamanla cilt kanseri gibi istenmeyen sonuçların oluşabileceğini vurgulayarak, “Dolayısıyla, güneş koruyucular plajda iken güneş altında asla bırakılmamalı, mutlaka gölgede ve serin bir yerde muhafaza edilmelidir” diyor. </p>
<p>Bulutlu havalarda da kullanmanız şart</p>
<p>Güneşin zararlı ultraviyole ışınları bulutlu havalarda ve gölgede de cildimize ulaşabiliyor. Bu nedenle,  güneş koruyucu ürünü sadece güneşli günlerde değil, her hava koşulunda kullanmayı alışkanlık haline getirmeniz cilt sağlığınız için büyük önem taşıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-tipinize-uygun-olmasi-cok-onemli-cunku-555041">Cilt tipinize uygun olması çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulağınızı asla nemli bırakmayın, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kulaginizi-asla-nemli-birakmayin-cunku-552731</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 07:39:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asla]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmayın]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[kulağınızı]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552731</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde havaların ısınmasıyla birlikte hemen hepimizin aklına deniz, havuz ve açık hava aktiviteleri geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulaginizi-asla-nemli-birakmayin-cunku-552731">Kulağınızı asla nemli bırakmayın, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde havaların ısınmasıyla birlikte hemen hepimizin aklına deniz, havuz ve açık hava aktiviteleri geliyor. Ancak dikkat! Özellikle sıcak hava, nem ve suyla sık temas, kulak sağlığımızı olumsuz etkileyebiliyor.  <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Yayla Özker,</strong>  yaz aylarında özellikle dış kulak yolu iltihabı ve kulak mantarının görülme sıklığında ciddi bir artış yaşandığına  dikkat çekerek, “Kulakta ağrı, kaşıntı, akıntı, tıkanıklık hissi ve çınlama gibi belirtilerle kendini belli eden bu hastalıklar uyku bozukluklarından sosyal iletişim sorularına kadar birçok önemli soruna yol açabilir, yaz aktivitelerini sekteye uğratabilir. Üstelik belirtiler ihmal edilirse, tedavi süreci uzayabilir, hatta kalıcı işitme kaybı gelişebilir. Aslında alınacak olan basit yöntemlerle kulak sağlığını korumak mümkündür” diyor.</p>
<p><strong>Deniz ve havuzda uzun süre kalmayın!</strong></p>
<p>Deniz ve havuz suyuna uzun süre maruz kalmanın yaz aylarında kulak sağlığını tehdit eden en önemli etkenlerin başında geldiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Yayla Özker, “Kulağa kaçan su kulak kanalının doğal yapısını bozarak, kulak kirinin şişmesine ve kanalın tıkanmasına yol açabilir. Bu durum, bakteri ve mantarların üremeleri için uygun bir ortam yaratır. Nem ve sıcaklık ise bakteri ile mantar gibi mikroorganizmaların hızla çoğalmasına zemin hazırlar. Ayrıca, yüzme sonrasında kulağın yeterince kurulanmaması da kulak kanalı çevresindeki nemin uzun süre kalmasıyla dış kulak yolu enfeksiyonları ve kulak mantarı başta olmak üzere birçok kulak hastalığına davetiye çıkarır” diyor. Yaz aylarında kulak sağlığımızla ilgili dikkat etmemiz gereken en önemli kuralın kulağımızı nemden korumak ve hijyenine özen göstermek olduğunu söyleyen <strong>Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Yayla Özker,</strong> ihmal etmememiz gereken 6 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu</p>
<p><strong>Yüzdükten sonra kulaklarınızı mutlaka kurulayın</strong></p>
<p>Islak kalan kulak içi bakteriler ve mantarlar için uygun bir üreme alanı oluşturuyor. Bu nedenle, “yüzücü kulağı” adı verilen dış kulak yolu enfeksiyonu, özellikle yaz aylarında sık görülüyor. Kulak sağlığınız için denize veya havuza girdikten sonra kulaklarınızı mutlaka kurulayın. Havluyla kulağınızın dış kısmını silin ve başınızı yana eğerek suyun dışarı çıkmasını sağlayın.</p>
<p><strong>Soğuk suya aniden girmeyin</strong></p>
<p>Yeterince klorlanmayan havuzlar ve kirli deniz suları kulak enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Özellikle mantar enfeksiyonları (otomikoz) kirli sularda daha sık görülüyor. Aynı şekilde kulağın soğuk suyla ani teması, özellikle dış kulak hassasiyeti olan kişilerde enfeksiyona neden olabiliyor. Dolayısıyla, güvenli ve temiz su kaynaklarını tercih etmeniz ve soğuk suya aniden girmemeniz kulak sağlığınız için büyük bir önem taşıyor.</p>
<p><strong>Kulak tıkacı kullanın</strong></p>
<p>Havuz veya denize sık giriyorsanız dikkat etmeniz gereken en önemli kural, kulağa su kaçmasını önlemek. Zira, özellikle mikroplu ve klorlu su enfeksiyon riskini çok artırıyor. Bu nedenle, denize veya havuza girerken yüzme tıkaçları kullanmanızda fayda var. Tıkaçların kulağın suyla temasını önleyerek enfeksiyon riskini azalttığını belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Yayla Özker, “Özellikle daha önce kulak enfeksiyonu geçirmiş kişilerde tıkaç kullanımı nüksü önleyici etkiye sahiptir. Ancak tıkaçlar hijyenik olmalı ve her kullanımdan sonra mutlaka dezenfekte edilmelidir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Pamuklu çubuklarla temizlemeyin</strong></p>
<p>Pamuklu çubuklar, kulağın iç kısmını temizlemek yerine, kiri daha da içeri itebiliyorlar. Bu durum kulakta tıkanıklık veya enfeksiyonla sonuçlanabiliyor. Ayrıca, pamuklu çubuklar kulak zarına zarar da verebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, hatalı kulak temizleme alışkanlığının işitme kaybına yol açma riskinin her yaş grubunda yüzde 20’ye yakın olduğunu bildiriyor. Dr. Berna Yayla Özker, bu nedenle kulak temizliğinin sadece dış kısımla sınırlı kalması gerektiğini vurgulayarak, “Gerekirse, kulak kiri kulak, burun ve boğaz uzmanı bir hekim tarafından temizlenmelidir” diyor.</p>
<p><strong>Kulaklık kullanımını sınırlayın</strong></p>
<p>Seyahatlerde, plajda veya spor yaparken kulaklıkla uzun süre müzik dinlemek terlemeyle birleşince kulakta nem oranı artıyor ve bakteriler daha kolay çoğalıyor. Dolayısıyla kulaklığınızı sık sık dezenfekte etmeyi ve kullanım süresini sınırlamayı ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Bu şikayetleriniz varsa, beklemeyin!</strong></p>
<p>Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışı mikroorganizmaların çoğalmalarını kolaylaştırıyor. Dolayısıyla kulakta tıkanıklık, ağrı veya akıntı sorunu yaşıyorsanız, zaman kaybetmeden bir hekime başvurun. Bu belirtilerin yaz aylarında genellikle enfeksiyon habercisi olduğunu anlatan Dr. Berna Yayla Özker,<strong> </strong>sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle çocuklarda bu belirtiler hızla ilerleyebilir. Sorunların kendi kendine geçmesini beklemek yerine mutlaka bir hekime başvurmak gerekir. Erken dönemde tedaviye başlanması, hem ağrının azalmasını hem de işitme kaybı gibi komplikasyonların önlenmesini sağlar.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulaginizi-asla-nemli-birakmayin-cunku-552731">Kulağınızı asla nemli bırakmayın, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eti pişirdikten sonra en az 5-10 dakika dinlendirin, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eti-pisirdikten-sonra-en-az-5-10-dakika-dinlendirin-cunku-542432</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 09:26:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[dinlendirin]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[pişirdikten]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı denildiğinde çoğumuzun aklına bolca tüketilen kırmızı etler, tatlılar ve sevdiklerimizle birlikte uzun zamanlar geçirdiğimiz yemek sofraları geliyor. Ancak bu günlerde sağlıklı beslenmeye özen göstermek, sağlığımızı korumak ve bayramı daha keyifli hale getirmek açısından oldukça önemli. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eti-pisirdikten-sonra-en-az-5-10-dakika-dinlendirin-cunku-542432">Eti pişirdikten sonra en az 5-10 dakika dinlendirin, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı denildiğinde çoğumuzun aklına bolca tüketilen kırmızı etler, tatlılar ve sevdiklerimizle birlikte uzun zamanlar geçirdiğimiz yemek sofraları geliyor. Ancak bu günlerde sağlıklı beslenmeye özen göstermek, sağlığımızı korumak ve bayramı daha keyifli hale getirmek açısından oldukça önemli. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan,  </strong>“Kırmızı etin iyi bir protein ve  demir kaynağı olduğunu biliyoruz. Ancak, aşırı ve dengesiz tüketiminin sindirim sistemini zorlayabileceğini ve özellikle kavurma gibi yağlı ve tuzlu pişirme yöntemleriyle hazırlanan etlerin kolesterol ile tansiyonu yükselteceğini ve kalp damar hastalıkları riskini artırabileceğini unutmamak gerekiyor. Bu sebeple, bayram sürecinde diğer besin gruplarıyla tabaklarımızda denge kurmak ve bağırsak sağlığımızı desteklemek önceliğimiz olmalı. Bayram sofralarında mutlaka bol yeşillikli salatalara, yoğurt gibi fermente gıdalara ve tam tahıllı ürünlere de yer vermemiz son derece önemli” diyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan,</strong> Kurban Bayramı’nı sağlıklı geçirmemiz için 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Etin yanında mutlaka sebze olsun</strong></p>
<p>Kırmızı etin yanında mutlaka posadan zengin sebzeler tüketerek kabızlığı önleyebilirsiniz. Zira, kırmızı etle birlikte lif açısından zengin sebzeleri tüketmek sindirimi kolaylaştırıyor ve vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ile mineralleri sağlıyor. Sebzeler ayrıca güçlü antioksidan içerikleriyle vücudun bağışıklığını da destekliyorlar. Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan,<strong> </strong>sebzelerin sadece çiğ halde tüketilecek salatalardan ibaret olmadığını belirterek, “Gaz ve şişkinliği önlemek için etin yanında sotelenmiş, fırında pişirilmiş veya haşlanmış sebzeleri tercih ederek çeşitliliği arttırabilirsiniz” diyor. </p>
<p><strong>Sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih edin </strong></p>
<p>Kırmızı eti haşlama, ızgara, fırında veya az yağda pişirme gibi yöntemlerle hazırlamak en sağlıklısı. Zira, kızartma ve çok yüksek sıcaklıklarda pişirme esnasında yüksek seviyelerde kanserojen maddeler oluşabiliyor. Ayrıca uzun vadede kalp damar sağlığına da bir tehdit oluşturuyor. </p>
<p><strong>Kahvaltıda kavurma yemeyin </strong></p>
<p>Sabah saatlerinde sindirim sistemimiz daha hassas olduğu ve yavaş çalıştığı için kahvaltıda kırmızı et tüketiminden   kaçının. Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan,  bu nedenle sabah saatlerinde tüketilen etin hazımsızlık yapabileceğine işaret ederek, “Bayramda kahvaltıda kavurma tüketmemek, öğle veya akşam yemeklerine bırakmak sindirim sisteminizi rahatlatacaktır” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Eti doğru şekilde muhafaza edin </strong></p>
<p>Gıda zehirlenmelerini önlemek için kırmızı eti doğru şekilde muhafaza etmeniz, buzdolabında uygun soğuklukta saklamanız ve iyice pişirmeniz çok önemli. Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan, kesimden hemen sonra et tüketmenin sindirimi oldukça zorlayacağını belirterek, şöyle devam ediyor: “Tüketeceğiniz eti en az 12 ila 24 saat arasında buzdolabında (4 °C ) dinlendirmeniz gerekiyor. Bu sayede etin kas liflerindeki sertliği azalacak ve et çok daha yumuşak ve lezzetli olacaktır.”  <strong> </strong></p>
<p><strong>Yemeklerinizi küçük tabaklarda tüketin</strong></p>
<p>Günlük et tüketiminde ideal miktar; kiloya, vücudun ihtiyacına, kronik hastalık durumuna hatta cinsiyete göre bile oldukça değişiyor. Vücudun ihtiyaç duyduğu protein, demir ve diğer besin öğelerini yeterli alma konusunda ise günlük alım miktarları çok önemli. Ancak Kurban Bayramı gibi ölçülü davranamadığımız günlerde önerilen günlük doymuş yağ ve kolesterol alım miktarlarını aşabiliyoruz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan,   “Bu sebeple et tüketimindeki porsiyonu doğru ayarlamak ve günün her öğününde yememek daha faydalı olacaktır. Porsiyon kontrolünü sağlamak için yemeğinizi küçük tabaklarda yemeğe dikkat edin. Tabağınızı az miktarda birçok çeşit üründen oluşturursanız hem kalori alımını dengelersiniz hem de sindirim problemlerinin önüne geçebilirsiniz” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Pişirdikten sonra en az 5 – 10 dakika dinlendirin</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan,<strong>  </strong>etlerin aceleye getirilmemesinin hem tadı hem de sağlığımız için önemli olduğunu belirterek,<strong> </strong>&#8220;Dinlendirmek, etin suyunun yeniden dağılmasını sağlıyor ve daha yumuşak, lezzetli bir kıvam oluşturuyor. Ayrıca sindirimi kolaylaştırıyor. Bu nedenle, eti pişirdikten sonra en az 5-10 dakika dinlendirmeyi alışkanlık edinin” diyor. <strong> </strong></p>
<p><strong>Baharatları rutine ekleyin, fazla tuzdan kaçının </strong></p>
<p>Pişirme sonrasında ete ekleyeceğimiz kimyon ve nane gibi baharatlarla etin sindirimini destekleyebilirsiniz. Bu sayede gaz ve şişkinlik riski de  azalacaktır. Ayrıca kavurma gibi yemeklerde de sıkça kullanılan tuz konusunda dikkatli olmanız gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan,<strong> </strong>aşırı tuz tüketiminin kan basıncını yükseltebileceği uyarısında bulunarak, “Günlük tuz alımında bir çay kaşığını geçmemek sağlığımız için kritik bir önemdedir” diyor. </p>
<p><strong>Sakatat tüketiminiz ölçülü olsun</strong></p>
<p>Kurban etinin yağlı kısımları ve sakatatlar (ciğer, böbrek gibi) yüksek kolesterol ile A vitamini içeriyorlar. Dolayısıyla bu tür etleri sınırlandırmak sağlığımız için çok önemli. Haftada bir kez tüketimleri porsiyon kontrolü açısından güvenli oluyor ve kalp sağlığımızı korumaya yardımcı oluyor. </p>
<p><strong>Bol bol su içmeyi unutmayın </strong></p>
<p>Bayram sürecinde et ağırlıklı beslenmek vücudun su ihtiyacını artabiliyor. Yeterli su tüketimi sindirimin düzenlenmesinde kilit rol oynuyor; su bağırsak hareketlerini hızlandırıyor ve kabızlığın önüne geçiyor. Ayrıca, yoğun yağ içeren et ürünleri ve şekerli yiyecekler tüketildiğinde vücuda alınan toksin miktarı artıyor. Su, bu toksinlerin atılmasına yardımcı olurken böbreklerin sağlıklı çalışmalarını da destekliyor. Bu nedenle bayram boyunca her gün kilo başına 30-35 ml su tüketmeyi ihmal etmeyin. </p>
<p><strong>Sütlü tatlıları tercih edin</strong></p>
<p>Bayramda artan şeker ve tatlı tüketimi kan şekerinin dengesini bozabiliyor. Tatlıyı sınırlı miktarda ve yemeklerden farklı zamanlarda porsiyon kontrolüyle ara öğün olarak tüketmek, bayram boyunca bir anda yoğun miktarda kalori alımını önlüyor ve kan şekeri dengesini destekliyor. Ayrıca bayram ziyaretlerinde sunulan şerbetli tatlılar kan şekerinde ani yükselmelere sebep olduğu için tercihinizi sütlü tatlılar ya da meyvelerden yana kullanmanızda fayda var. Yoğun kalorili şerbetli tatlıların ise porsiyonlarını küçülterek kan şekerindeki ani dalgalanmaları önleyebilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eti-pisirdikten-sonra-en-az-5-10-dakika-dinlendirin-cunku-542432">Eti pişirdikten sonra en az 5-10 dakika dinlendirin, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel fıtığı gençlerde giderek yaygınlaşıyor, çünkü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bel-fitigi-genclerde-giderek-yayginlasiyor-cunku-538117</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 07:01:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=538117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tablet, telefon veya bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek, sporda yanlış teknikle ağırlık kaldırmak, fazla kilolu olmak… </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-fitigi-genclerde-giderek-yayginlasiyor-cunku-538117">Bel fıtığı gençlerde giderek yaygınlaşıyor, çünkü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tablet, telefon veya bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek, sporda yanlış teknikle ağırlık kaldırmak, fazla kilolu olmak… Tüm bunlar ve daha pek çok etken nedeniyle bel bölgesinin omurları arasında yer alan diskler kayma veya yırtılma sonucu, sinirler ile omuriliğin geçtiği kanala doğru yer değiştiriyorlar. Bel fıtığı olarak adlandırılan bu tabloda disklerin sinire baskı yapmaları sebebiyle gelişen bel ağrısı, bacaklara yayılan ağrı, uyuşukluk ve kas zayıflığı gibi sorunlar, hastaların günlük aktivitelerini ciddi boyutlarda kısıtlayabiliyor. Genellikle 30-50 yaş arasında başlayan bel fıtığının son yıllarda katlanarak artan bir oranda yükseldiği belirtiliyor.  <strong>Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir,  </strong>üstelik bel fıtığının son yıllarda gençler arasında da giderek daha sık görüldüğüne dikkat çekerek, “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2022 yılında yapılan Türkiye Sağlık Araştırması’na göre;  15 yaş ve üzeri kişilerde son 12 ay içinde bel bölgesi sorunlarının görülme oranı yüzde 29,7 olarak belirlenmiş.  Ülkemizde, 15-49 yaş aralığındaki kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada da; bel ağrısı nedeniyle tanı alanların yüzde 67,5’ine bel fıtığı teşhisi konulduğu bildirilmiş.  Bu veriler, Türkiye’de her yıl bel fıtığı tanısının ne kadar yüksek oranda olduğunu ve görülme yaşının ne kadar düştüğünü göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Az hareket etmekten hatalı teknikle ağırlık kaldırmaya… </strong></p>
<p>Bel fıtığının son yıllarda dünyada ve ülkemizde gençlerde daha sık görülmesinde modern yaşam tarzı ve çevresel faktörler rol oynuyor.  Fizik Tedavi ve  Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir,  <strong>  </strong>gençlerde giderek yaygınlaşan daha az hareket etme şeklindeki yaşam tarzının bel fıtığının gelişiminde çok önemli bir etken olduğunu belirterek, “Spor ve açık hava aktiviteleri yerine; tablet, telefon ve bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek ve öne eğilmek ya da kambur oturmak gibi hatalı duruş alışkanlıkları omurganın üzerinde ciddi baskı oluşmaktadır” uyarısında bulunuyor.  Prof. Dr. Ferda Özdemir, gençlerde trend haline gelen ağırlık kaldırmaya yönelik sporun da bu yaş grubunda görülen bel fıtığının bir başka önemli sebebi olduğuna işaret ederek,  “Yanlış teknikle ağırlık kaldırmak veya taşımak da omurga sağlığını olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla, gençlerin ağırlık kaldırma egzersizlerinden önce mutlaka ısınma hareketleri yapmaları ve bir uzmandan ağırlıkları doğru kaldırma konusunda bilgi edinmeleri gerekmektedir” bilgisini veriyor.  Prof. Dr. Ferda Özdemir, çağımızın önemli sorunu olan obezitenin, sürekli stres altında olmanın ve sigara kullanımın da gençlerde yaygın görülen diğer bel fıtığı sebepleri olduğunu söylüyor.</p>
<p><strong>Ani ve zorlayıcı hareket sonrasında başlıyorsa, dikkat! </strong></p>
<p><strong> </strong>Bel bölgesindeki omurlar arasında yer alan diskler, omurganın esnekliğine ve vücut dengesine yardımcı oluyorlar. Bu disklerin yaşlanma, aşırı zorlanma veya ani hareketler nedeniyle zarar görmeleri durumunda fıtık gelişebiliyor ve sinirlere baskı yapabiliyor. Bunun sonucunda, hastada yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek boyuta ulaşabilen çeşitli yakınmalar gelişebiliyor. Prof. Dr. Ferda Özdemir, “Özellikle ani ve zorlayıcı hareket sonrasında başlayan bel ağrısının yanı sıra istirahatte bile geçmeyen; öksürme, hapşırma veya ıkınma ile artan; özellikle bacağa yayılan ağrı; ayakta ya da parmaklarda uyuşma ve güçsüzlük, bel fıtığının tipik belirtilerini oluşturmaktadır” diye konuşuyor.   </p>
<p><strong> Tedaviyle ağrı kontrol altına alınıyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Bel fıtığının tedavisinde temel hedef;  omurganın hareketliliğini yeniden kazandırmak, sinir üzerindeki baskıyı ortadan   kaldırmak, böylece ağrıyı azaltmak oluyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, tüm bel fıtığı hastalarının sadece  yüzde 5-10’u ameliyat gerektiriyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir,<strong> </strong>sinir hasarı olmayan tabloların yüzde 80-90’ında; ilaç, fizik tedavi ve egzersizlerden oluşan konservatif tedaviyle ağrının kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek,  şunları söylüyor: “Bel fıtığında erken teşhis, iyiliğin korunmasında ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Özellikle düzenli yapılan egzersizlerle kaslar güçlenmekte,  omurga daha iyi desteklenmekte ve sinir baskısı azalmaktadır.   Bu etkiler  sayesinde ağrı uzun süreli olarak önemli ölçüde hafiflemekte hatta bazı hastalarda geçmektedir.”  Ancak hasta hatalı duruş, hareketsizlik ve ağır kaldırma gibi istenmeyen hataları yapmaya devam ederse ağrının tekrar başlayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ferda Özdemir,   “Düzenli egzersiz yapmak, doğru oturma ve yük kaldırma tekniklerine dikkat  etmek, omurgayı destekleyen kasları güçlendirmek ve kilo kontrolü sağlamak bel fıtığından korunmada önemli faktörlerdir” diyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-fitigi-genclerde-giderek-yayginlasiyor-cunku-538117">Bel fıtığı gençlerde giderek yaygınlaşıyor, çünkü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat! Tırnaklarınızı İyi Gözleyin, Çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikkat-tirnaklarinizi-iyi-gozleyin-cunku-373941</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 09:16:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gözleyin]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[tırnaklarınızı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tırnaklarınızı en son ne zaman dikkatlice gözlemlediniz? Üzerindeki olası değişikliklerin bazı hastalıkların sinyalini verebildiğini biliyor muydunuz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-tirnaklarinizi-iyi-gozleyin-cunku-373941">Dikkat! Tırnaklarınızı İyi Gözleyin, Çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tırnaklarınızı en son ne zaman dikkatlice gözlemlediniz? Üzerindeki olası değişikliklerin bazı hastalıkların sinyalini verebildiğini biliyor muydunuz? Örneğin; kırmızı dik çizgiler kalp kapak hastalıklarının habercisi olabilirken, mavi renge dönmüş bir tırnak kan dolaşımında oksijen seviyesindeki düşmenin, beyaz lekeler çinko veya B12 vitamin eksikliğinin, kalınlaşmış tırnaklar mantar, sedef ya da tiroit hastalığının sinyalini verebiliyor. Liste uzun! <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Apti Sengkioun</strong> bu nedenle tırnaklara özen gösterip iyi gözlemlemek gerektiğini belirtiyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Apti Sengkioun tırnaklardaki değişikliklerin hangi hastalıkların sinyallerini verebildiğini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.   </p>
<p>Tırnaklarımız, parmak uçlarımız için destek ve koruma sağlayan bir protein olan yarı saydam keratin yapısından oluşuyor. El tırnakları ayda ortalama 3 mm, ayak tırnakları ise 1 mm uzuyor. Sağlıklı tırnakların pürüzsüz, sert, parlak ve pembemsi renkte olması, çocuklarda ise çok daha ince olduğundan bakım ve gözleminin çok dikkatli yapılması gerektiğini belirten <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Apti Sengkioun</strong> şöyle konuşuyor: “Tırnaklarda yaşa bağlı deformasyonlar ve yıpranmalar olması normaldir ancak bazı değişiklikler çeşitli hastalıkların sinyalleri olabileceğinden iyi gözlenmeli; el ve ayak tırnaklarında renk, doku ya da şekil değişikliği fark edildiğinde Dermatoloji Uzmanına başvurulmalıdır. Sık oje sürüldüğünde kimyasal etki ile tırnaklarda sararma ve çabuk kırılmalar görülebilir bu nedenle tırnakları gözlemlemeyi ihmal etmemek gerekir.”</p>
<p><strong>Tırnak bakımında bu noktalara dikkat!</strong></p>
<p>Tırnak bakımının düzenli yapılması gerektiğini belirten Dr. Özlem Apti Sengkioun, özellikle duş ve banyo sonrası yumuşak bir tırnak fırçası ile temizlenmesini öneriyor. Tırnakların bebeklik döneminde hafifçe törpülenmesi, çocukluk ve erişkinlik döneminde ise kişiye özel bir tırnak makası ile düzenli aralıklarla kesilmesi gerekiyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Apti Sengkioun, sık sık su ve kimyasal maddeye temas edenlerin mutlaka eldiven kullanmasını, ellerini iyice kuruladıktan sonra tırnak ve çevresine uygun nemlendirici uygulanmasını tavsiye ediyor. Ayak tırnaklarının ise yuvarlak değil küt bir şekilde kesilmesinin tırnak batması gibi problemleri önleyeceğini belirten Dr. Özlem Apti Sengkioun, ayrıca tırnaklara baskı yapan dar ve sert ayakkabılar giyilmemesini, manikür ve pedikür yapılıyorsa tırnak etlerinin derin temizlenmesinden kaçınılmasını ve kullanılan aletlerin steril aynı zamanda kişiye özgü olması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Tırnaklardaki belirtiler hangi hastalıkların sinyali olabiliyor?</strong></p>
<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Apti Sengkioun, tırnaklardaki değişikliklerin bazı hastalıkların sinyalini verebildiğini belirterek, o değişiklikleri ve hastalıkları şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li><strong>Tırnakların sık kırılması: </strong>Çinko, saç ve cilt sağlığı için gerekli biotin, B12 ve A vitamini eksikliğine veya tiroit hastalığına işaret edebilir.</li>
<li><strong>Tırnak uçlarında ayrışmalar: </strong>Sedef hastalığı, tırnak mantarı habercisi olabileceği gibi manikür ilişkili travmaya bağlı da görülebilir.</li>
<li><strong>Dikey çizgiler:</strong> Sağlıklı tırnaklarda da silik çizgiler görülebilmekle birlikte, eğer çizgiler belirgin ise yaşlanmaya bağlı olabileceği gibi demir eksikliği, cilt hastalığı liken ve otoimmün hastalık olan lupus ve bazı eklem hastalıklarının habercisi olabilir.</li>
<li><strong>Yatay çizgiler: </strong>Çinko eksikliği, diyabet ve böbrek hastalıklarında görülebilir.</li>
<li><strong>Tırnakta çukurlar ve çentikler: </strong>Saçkıran, egzama ve sedef hastalığında tırnakta çukur ve çentikler olabilir.</li>
<li><strong>Soluk tırnaklar:</strong> Sağlıklı tırnakta tırnak yatağı canlı, pembemsi renktedir. Irksal farklılıklar olabileceği gibi soluk renk anemi (kansızlık) ya da metabolik hastalıkların göstergesi olabilir.</li>
<li><strong>Mavi tırnaklar:</strong> Kan dolaşımında oksijen seviyesindeki düşmenin habercisidir. Eğer tırnağın bir yarısı mavi görünümde ise zehirlenme göstergesi olabilir.</li>
<li><strong>Beyaz noktalar:</strong> Tırnakta gözlenen beyazlıklar kalıtsal olabileceği gibi en çok travma, çinko ve B12 vitamin eksikliği ile ilişkilidir. </li>
<li><strong>Beyaz bantlar:</strong> Kronik böbrek hastalıkları ya da karaciğer sirozu belirtisi olabilir. Ayrıca enine beyaz çizgiler protein eksikliğinin belirtisi olabilir.</li>
<li><strong>Kalınlaşma:</strong> Tırnak mantarı, sedef gibi deri hastalıklarının yanında dolaşım ve tiroit fonksiyon bozukluklarında görülebilir.</li>
<li><strong>Koyu kırmızı dikey çizgiler:</strong> Kalp kapak hastalıklarında görülebilir.</li>
<li><strong>Yeşil tırnak:</strong> Psödomonas olarak adlandırılan bakterilerin enfeksiyonu sonucu görülebilir.</li>
<li><strong>Siyah tırnak:</strong> Tırnak mantarı ve   birtakım ilaçların kullanımına bağlı olabileceği gibi melanom olarak isimlendirilen çok tehlikeli bir deri kanserinin ilk bulgusu olarak da ortaya çıkabilir.</li>
<li><strong>Sarı tırnak:</strong> Sert ve sarı tırnaklar lenfödem, lenfoma ve iltihaplı romatizmal hastalıkların belirtisi olabilir.</li>
<li><strong>Enine oluk görünümü:</strong> Ateşli bir hastalık sonrası tırnak üretiminin durmasına bağlı görülür. Ateşli hastalık ne kadar uzun sürerse oluk o kadar derin olabilmektedir. Uzama sürecinde tırnak ayrışmasına neden olabilir.</li>
<li><strong>Kaşık tırnak:</strong> Demir eksikliği ve beslenme yetersizliği yanında gluten duyarlılığı habercisi olabilir.</li>
<li><strong>Çomak tırnak:</strong> Tırnak yatağında bombeleşmeyi ifade eden çomak tırnağın en sık nedeni akciğer ve kalp hastalıkları olmakla birlikte çölyak gibi farklı hastalıklarda da görülebilmektedir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-tirnaklarinizi-iyi-gozleyin-cunku-373941">Dikkat! Tırnaklarınızı İyi Gözleyin, Çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Ayak İzlerine Dikkatli Bakın, Çünkü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-ayak-izlerine-dikkatli-bakin-cunku-348552</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 09:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[bakın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatli]]></category>
		<category><![CDATA[izlerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğunuzun gelişimini yakından takip ediyor, adeta gözünün içine bakıyorsunuz. Peki hiç ayak izlerine baktınız mı!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-ayak-izlerine-dikkatli-bakin-cunku-348552">Çocuğunuzun Ayak İzlerine Dikkatli Bakın, Çünkü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzun gelişimini yakından takip ediyor, adeta gözünün içine bakıyorsunuz. Peki hiç ayak izlerine baktınız mı! Ya da bir çift ayakkabının teki tam olup, diğeri biraz sıktığında bunun altında ortopedik bir sorun yatabildiğini düşündünüz mü? <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp </strong>çocuklarda<strong> </strong>bir bacağın diğerine göre kısalığının (uzuv kısalığı) yaygın görülen bir sorun olduğunu, ancak özellikle 2 cm’in altındaki kısalıkların dikkatli bakılmadıkça fark edilemeyebildiğini söylüyor. Bu nedenle ailelere, çocuklarını dikkatlice gözlemlemelerini, özellikle de banyo sonrası ya da kumsalda gezinirken ayak izlerine bakmalarını tavsiye eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp, çocuklarda bacak (uzuv) kısalıkları hakkında açıklamalar yaptı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Toplumumuzda çok yaygın olan bel ağrısı şikayetlerinin altında, bir bacağın boyunun diğerinden daha kısa olmasının da yatabildiğini biliyor muydunuz? Peki, aldığınız ayakkabının tekinin normal olup diğer ayağı sıkmasının da aynı nedenden kaynaklanabildiğini? Günlük yaşantıda normal gibi görünen hatta hiç fark edilmeyen bazı sorunlar sadece ailelerin dikkatli gözlemleriyle ortaya çıkabiliyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp </strong>bu noktada anne babaların çocuklarını, onların dikkatini çekmeden ve psikolojik rahatsızlığa yol açmadan dikkatlice gözlemlemeleri gerektiğini belirterek “Bacak boyunun eşit olmaması (uzuv kısalığı) ancak bu dikkatli gözlemler sonucu anlaşılabilen hastalıklardan biridir. Günlük yaşantıda gözle görülen herhangi bir değişikliğe yol açmadığı için özellikle 2 santime kadar olan tek bacak kısalığı genellikle fark edilmiyor.” diyor. Prof. Dr. Levent Eralp şöyle konuşuyor: “Bacak kısalığı denilen sorunda, kalçadan parmak ucuna kadar olan bütün uzuvdan bahsediyoruz. Vücudun bir ya da birkaç noktasında tek bacak kısalığına sebep olan bozukluk olabilir. Amerika’da yapılan bir araştırma çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor; devlet tarafından liselere bir halk sağlığı görevlisi atanıyor. Kadın görevliler bütün kız öğrencileri vücutlarını görecek şekilde muayene ettiklerinde, bir çoğunda o güne dek hiç fark edilmemiş sırt eğrilikleri olduğunu görüyorlar. Böylece yüzde 4-5 olan skolyoz oranı bir anda yaklaşık 3 kat artıyor. Yani bir takım iskelet sistemi değişiklikleri ya da bozukluklarında göze çarpmayan, ailenin önemsemediği, çünkü günlük hayatı sekteye uğratmayan aksaklıklar söz konusu olabiliyor. Ancak özellikle bunlar çocukluk çağında artma eğiliminde olduğu için tanıda gecikmemek gerekiyor. Skolyozda olan sorun, tek bacağın kısalığında da geçerli.”</p>
<p><strong>Ayak izine dikkatlice bakın!</strong></p>
<p>Sağ ve sol bacak ya da kollar arasında uzunluk farkı olmasına uzuv kısalığı denildiğini belirten Prof. Dr. Levent Eralp, kollar arasında 5 cm altında uzunluk farkı olmasının, görüntü dışında, kullanma bozukluğuna neden olmayacağını, bu nedenle uzuv kısalığının daha çok bacaklarda yaşandığında çeşitli sorunlar ortaya çıkarabildiğini söylüyor. Tek bacağın kısalığına; doğuştan kemik hastalıkları, geçirilmiş kazalar, çocukluk çağında geçirilen kemik iltihapları, romatizmal ya da nörolojik hastalıkların yol açabildiğini söyleyen Prof. Dr. Levent Eralp teşhis konusunda “çocuğunuzun ayak izlerine dikkatli bakın” diyor ve şöyle anlatıyor: “Toplumumuzda yaygın görülen bir sorun olan tek bacak kısalığını fark etmek için anne babalar çocuklarının kışın banyo sırasında bedenlerine dikkatlice bakmalı, banyodan çıktıktan sonra da her iki ayak izini kıyaslamalıdır! Çocuk banyodan çıkar ve ıslak ayakla yere basar ama ama iki ayağının izi birbirinin aynı değildir. Dikkat etmezseniz gözden kaçırırsınız ama dikkat ederseniz görürsünüz. Veya yazın kumsalda yürürken çocuğun iki ayağının izi birbirinden farklı ise tek bacak kısalığı olduğunu tespit edebilirsiniz. Dolayısıyla çocuğun ayak izlerine ve özellikle yavaş yürürken aksamasının olup olmadığına dikkat etmek gerekir.”</p>
<p><strong>Tek bacak kısalığında tedavi yöntemleri!</strong></p>
<p>Anne babaların çocuklarının bacağını mezura ile ölçmeye kalkmamaları, çünkü bunun yanıltıcı olacağını söyleyen Prof. Dr. Levent Eralp sadece gözlem yapmaları ve gerekli durumlarda ihmal etmeyip hekime başvurmaları gerektiğini vurguluyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp 2 cm’e kadar olan, 2-5 cm arası ve 5 cm’in üzerindeki tek bacak kısalığının tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor: “Bacaklarda 2 cm altındaki boy farklarında, kısa olan tarafın ayakkabısının içine ya da altına yapılacak takviyeler ile boy farkının ortadan kaldırılması en uygun tedavidir. 2-5 cm arasındaki farkta ise cerrahi tedavi şarttır. Bu durumda çocuklarda iki taraf uzuvlarının boyunu eşitlemek için ya kısa taraf uzatılır ya da uzun olan tarafın uzaması yavaşlatılır. Uygun tekniğe hekim altta yatan hastalık ve boy uzaması için geride kalan süre gibi faktörleri değerlendirerek karar vermelidir. 5 cm’den fazla ise; mutlaka kısa olan tarafı uzatmak gerekir ancak yine hekimin yapacağı değerlendirmelerle tekniğe karar verilmelidir.”</p>
<p><strong>Bel ağrısından eklem kireçlenmelerine!</strong></p>
<p>2 cm’den kısa da olsa bacak uzunluğu farkının bel ağrısı şikayetlerine neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Levent Eralp “Ayak bileği, diz, kalça ve bel esasında birbirine uyumlu çalışan dişli çarklar gibidirler, birbiriyle bağlantılı olarak bir düzen içerisinde çalışır. Ancak eğer bu dişlilerden bir tanesi diğerleriyle uyumlu dönmüyorsa zaman içinde diğerlerinin dişlerini aşındırır. Dolayısıyla cerrahi tedavi gerektirmeyen 2 cm’in altındaki kısalıklar bile bel ağrısı ve zaman içerisinde eklem kireçlenmelerine yol açabilir.” uyarısında bulunuyor. Anne babaların, çocuklarında tek bacak kısalığı durumunda doğru bilinen yanlışlara dikkat etmeleri ve bunlardan uzak durmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Levent Eralp, örneğin; ip atlamak, seksek oynamak, tek ayağını öne doğru savurmak gibi yöntemlerin bacak uzatmada etkisinin olmadığı, aksine tedavide gecikmeye yol açabileceği konusunda uyarıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-ayak-izlerine-dikkatli-bakin-cunku-348552">Çocuğunuzun Ayak İzlerine Dikkatli Bakın, Çünkü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
