<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çoğu | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cogu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cogu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Apr 2026 09:29:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>çoğu | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cogu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Makineler sanal güvenlik açıkları gerçek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/makineler-sanal-guvenlik-aciklari-gercek-624339</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:29:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[açıkları]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[makine]]></category>
		<category><![CDATA[makineler]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624339</guid>

					<description><![CDATA[<p> Bulut sanal makineler hız, ölçek ve esneklik sunuyor ancak kendi başlarına bırakıldıklarında risk oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/makineler-sanal-guvenlik-aciklari-gercek-624339">Makineler sanal güvenlik açıkları gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>  <strong>Bulut sanal makineler hız, ölçek ve esneklik sunuyor ancak kendi başlarına bırakıldıklarında risk oluşturuyor. Amazon Web Services’in  2000’lerin ortasında S3 ve ardından EC2 hizmetlerini devreye alması, modern bulut depolama ve bilgi işlem dönemini başlatmıştı. Bugün ise iş yüklerini buluta taşımayan veya taşımayı planlamayan çok az kurum bulunuyor. Bazıları tamamen bulutta, bazıları ise çoklu bulut kurulumlarında bulut iş yüklerini şirket içi kaynaklarla eşleştirerek çalışıyor. </strong></p>
<p><strong>Tüm bu yapılar içinde öne çıkan ortak sorun ise aynı: Sanal makine (VM) yayılması. Yani, zamanla kendi başına bırakılan sanal makinelerin kontrolsüz şekilde çoğalması. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET sanal makinelerdeki güvenlik açıklarını mercek altına aldı.</strong></p>
<p><strong> </strong>Bulut servis sağlayıcıları yeni sanal makinelerin oluşturulmasını kolaylaştırıyor ancak bu devreden çıkarılması çoğu zaman aynı hızla yapılmıyor. Çoklu bulut ortamlarında bu durum, güvenlik operasyonlarının dışında kalan iş yüklerinin artmasına neden oluyor. Genel bulut hizmeti sağlayıcıları       </p>
<p>(CSP) temel koruma sağlasa da işletim sistemi güncellemeleri, izleme ve erişim politikalarının güncellenmesi müşteriye ait sorumluluklar arasında yer alıyor. Bu nedenle sanal makinelerin fark edilmeden “kontrolden çıkma” riski artıyor.</p>
<p>Bulut görünürlüğü ise birçok kuruluş için kalıcı bir sorun. Kuruluşların yalnızca yüzde 23’ü tüm iş yüklerine kapsamlı şekilde hâkim olduklarını belirtiyor. VM filolarının kontrolsüz büyümesi bu sorunu daha da derinleştiriyor. Yanlış yapılandırılmış depolama alanları ve açık API’ler ihlallerde öne çıkarken, sanal makine kötüye kullanımı genellikle fark edilmesi zor bir şekilde gerçekleşiyor. Bir makine öğrenimi mühendisi için hazırlanan ve geniş okuma, yazma erişimi verilen bir VM, proje sona erdikten sonra çoğu kez olduğu gibi kendi haline bırakılabiliyor. Bu ise saldırganlar için önemli bir fırsat alanı oluşturuyor.</p>
<p><strong>Terk edilmiş sanal makineler ciddi risk taşıyor</strong></p>
<p>Terk edilen bir VM, yalnızca kullanılmayan bir kaynak değil; aynı zamanda kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilebilecek bir varlık. VM’ler aynı sanal özel bulut  (VPC)  veya sanal ağ  (VNet) içinde kısıtlama olmadan iletişim kurabildiğinden, bir VM komşu örnekleri inceleyebilir, veri tabanlarına erişebilir ve izinleri kötüye kullanabilir. Ağ mikro-bölümlendirme çoğu zaman zor olduğu için bu risk büyüyor. Hibrit kimlikli hibrit ortamlarda karmaşıklık daha da artıyor.</p>
<p>Geçmiş saldırı örnekleri de bu riski doğruluyor. Bir saldırı kampanyasında tehdit aktörleri, dâhili RDP ile AWS EC2 örnekleri arasında hareket etmiş, sızdırdıkları veriyi sanal makinelere taşımış ve fidye yazılımı yaymıştı. İzleme sistemleri bunu tespit etmiş olsa da otomatik yanıt mekanizması olmadığından saldırı devam etmişti. Başka örneklerde ise ele geçirilen hesaplar üzerinden kısa ömürlü VM’ler saldırı altyapısı olarak kullanıldı.</p>
<p><strong>Yayılmayla mücadelede zorluklar</strong></p>
<p>BT ve güvenlik ekipleri genellikle küçük ve yoğun bir iş yüküne sahip. Platform bağımlı karmaşık ürünler, sanal makine yayılması gibi gözden kaçan risklerin yönetimini daha da zorlaştırıyor. Bir olay kimlik suistimalini içeriyorsa, sahte bir VM üzerinden yapılan işlemler normal görünebilir. Bu nedenle, anormallikleri tespit edebilmek için VM içindeki faaliyetlerin kimliğin genel ortamda yaptıklarıyla ilişkilendirilmesi gerekiyor. Entra ID ve Active Directory entegrasyonu bu süreçte kritik önem taşıyor.</p>
<p>Hız da bir diğer önemli konu. Güvenliği ihlal edilen bir iş yükü, şirket içi kaynaklara kısa sürede ulaşabilir. Yanal hareket başlamadan VM’nin otomatik olarak izole edilmesi büyük önem taşıyor. Bu noktada yapay zekâ destekli korelasyon ve çalışma zamanı algılama teknolojileri devreye giriyor. Yakın dönem anketlerine göre, her üç KOBİ’den biri saldırı sonrası para cezası aldı. NIST 800-53 ve PCI DSS 4.0 gibi çerçeveler, bulut iş yükü güvenliği konusunda giderek daha spesifik hale geliyor.</p>
<p><strong>Bulut ve şirket içi ortamlar için büyük resim</strong></p>
<p>IBM’in bir raporuna göre ihlallerin yüzde 30’u birden fazla ortamı etkiledi. İhlallerde maliyetler, saldırganların sisteme eriştiği süreyle doğrudan ilişkili. Görünürlüğü sınırlı olan kuruluşlar, çoğu kez müşteri şikâyeti gibi dış sinyallerle ihlali fark ediyor ve bu süre içinde saldırgan haftalar boyunca erişim sağlayabiliyor.</p>
<p>Sanal makineler bulutun en eski ve en sık kullanılan kaynakları arasında yer alıyor. VM yayılması sessizce ilerliyor ve çoğu kez sorun ortaya çıktıktan sonra fark ediliyor. Korunmasız iş yükleri kimlik taşıyor ve ortamlarda geleneksel güvenlik denetimlerinin yakalayamayacağı trafik modelleriyle iletişim kuruyor.</p>
<p>Bu nedenle her kuruluşun, tüm bulut platformlarındaki VM filolarını envantere dahil etmesi, izinleri gözden geçirmesi ve gereksiz erişim açıklıklarına karşı kontroller yapması gerekiyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/makineler-sanal-guvenlik-aciklari-gercek-624339">Makineler sanal güvenlik açıkları gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Lenf Bezi Büyümesinin İşaretlerine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesinin-isaretlerine-dikkat-609957</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bezi]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesinin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf Bezi Büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf Bezleri]]></category>
		<category><![CDATA[şaretlerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda lenf bezi büyümesi, ailelerin en sık endişe yaşadığı sağlık sorunlarından biridir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesinin-isaretlerine-dikkat-609957">Çocuklarda Lenf Bezi Büyümesinin İşaretlerine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda lenf bezi büyümesi, ailelerin en sık endişe yaşadığı sağlık sorunlarından biridir. Lenf bezleri bağışıklık sisteminin doğal bir parçasıdır ve çocukluk çağında sık olarak büyüyebilir. Çoğu zaman bu durum basit enfeksiyonlara bağlıdır ve kendiliğinden düzelir. Ancak bazı durumlarda lenf bezi büyümeleri ciddi hastalıkların habercisi olabilir ve daha dikkatli değerlendirme gerektirebilir. Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Hematoloji/Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Gül Nihal Özdemir, çocuklarda lenf bezi büyümelerinin nedenleri ve hangi durumlara dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgilendirmede bulundu. </p>
<p><strong>Lenf bezleri neden büyür?</strong></p>
<p>Lenf bezleri, bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır. Vücutta çok sayıda lenf nodu bulunur ve bu yapılar lenfatik damarlar aracılığıyla birbirine bağlıdır. Lenfadenopati, lenf düğümlerinin normalden büyük hale gelmesi olarak tanımlanır. Çocuklarda lenf bezi büyümesi sık görülür ve çoğu zaman iyi huyludur. Enfeksiyonlardan bağışıklık sistemi hastalıklarına, ilaçlara ve nadiren kansere kadar çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Yalnızca tek bir bölgede sınırlı olabileceği gibi, vücudun farklı bölgelerinde yaygın olarak da görülebilir. Tek bir lenf nodunun ya da aynı bölgedeki birkaç lenf nodunun büyümesi bölgesel lenfadenopati, komşu olmayan ikiden fazla bölgede lenf nodu büyümesi ise yaygın lenfadenopati olarak tanımlanır.</p>
<p><strong>Lenf bezi büyümesinin en sık nedeni enfeksiyonlar</strong></p>
<p>Çocuklarda lenf bezi büyümesinin en sık nedeni enfeksiyonlardır. Viral enfeksiyonlar (Epstein-Barr virüsü gibi), bakteriyel enfeksiyonlar (streptokok ve stafilokok enfeksiyonları), mikobakteriyel enfeksiyonlar (tüberküloz gibi) ve fungal enfeksiyonlar lenf bezi büyümesine yol açabilir. Enfeksiyona bağlı lenf bezi büyümelerinde genellikle lenf bezlerinde ağrı, kızarıklık ve ısı artışı görülür. Buna ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik gibi enfeksiyona ait belirtiler eşlik edebilir. Tüberküloz lenfadenitlerinde ise çoğunlukla tek taraflı ve ağrısız lenf bezi büyümesi dikkat çekerken, tifo gibi bazı enfeksiyonlarda yaygın lenfadenopati ortaya çıkabilir.</p>
<p>Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları boyun ve çene altındaki lenf bezlerinde büyümeye neden olabilir. Saçlı deri enfeksiyonlarında kafa derisinde, göz ve kulak enfeksiyonlarında kulak çevresinde, üst solunum yolu enfeksiyonlarında boyunda, kedi tırmığı hastalığında koltuk altında, küçük bebeklerde bez bölgesi enfeksiyonlarında ise kasık lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Mide ve bağırsak enfeksiyonları ile apandisit gibi durumlarda karın içi lenf bezleri de etkilenebilir.</p>
<p><strong>Ne zaman kanserden şüphelenilmeli?</strong></p>
<p>Daha nadir olmakla birlikte, çocukluk çağı kanserlerinde lenf bezi büyümesi görülebilir. Lösemi (kan kanseri) ve lenfomalar (lenf bezi kanserleri) başta olmak üzere bazı kanser türlerinde lenf bezi büyümesine aşağıdaki belirtiler eşlik edebilir:</p>
<ul>
<li>Nedeni açıklanamayan ve uzun süren ateş</li>
<li>Kilo kaybı</li>
<li>Halsizlik ve iştahsızlık</li>
<li>Gece terlemeleri</li>
<li>Vücutta morluk ve kanama</li>
</ul>
<p>Kanserle ilişkili lenf bezi büyümelerinde lenf nodları genellikle sert, hareketsiz ve ağrısızdır. Kızarıklık ve ısı artışı gibi enfeksiyon bulguları çoğunlukla görülmez. Lösemi şüphesinde kan sayımı ve periferik yayma önemli ipuçları verirken, kesin tanı için kemik iliği aspirasyonu ve/veya biyopsi gerekebilir.</p>
<p><strong>İlaçlar ve aşılar da lenf bezi büyümesine yol olabilir</strong></p>
<p>Bazı ilaçlar, aşılar ve bağışıklık sistemi bozuklukları da lenf bezi büyümesine neden olabili. Özellikle BCG(tüberküloza karşı) aşısı sonrası koltuk altı lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Bu durum çoğunlukla geçicidir, ancak mutlaka takip edilmelidir.</p>
<p><strong>Bu 4 işaret varsa hemen doktora başvurmalı!</strong></p>
<p>Lenf bezi şişliğinin süresi, zaman içinde büyüyüp büyümediği ve uygulanan tedavilere yanıt verip vermediği büyük önem taşır. Bölgesel lenf bezi büyümelerinde ilgili bölgede enfeksiyon bulguları değerlendirilmelidir. Bu durumlarda mutlaka hekime başvurulmalıdır:</p>
<ol>
<li>Lenf bezinin hızla büyümesi</li>
<li>6 haftadan uzun süren lenfe bezinde şişlik</li>
<li>Ateş, kilo kaybı ve gece terlemesinin eşlik etmesi</li>
<li>Yorgunluk, eklem ağrısı veya döküntü görülmesi</li>
</ol>
<p>Seyahat öyküsü, hayvan teması, böcek ısırıkları, beslenme alışkanlıkları, ilaç kullanımı, aşı öyküsü ve kronik hastalık varlığı ayrıntılı şekilde sorgulanmalıdır. Ergen çocuklarda ise cinsel öykü ve madde kullanımı da değerlendirmeye dahil edilmelidir.</p>
<p><strong>Lenf bezi büyümesinde tanı süreci</strong></p>
<p>Öncelikle lenf bezlerinin yeri, boyutu, kıvamı, hareketliliği, hassasiyeti ve büyüme hızı değerlendirilir. Çocuklarda boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde küçük lenf nodlarının hissedilmesi normal kabul edilebilir. Ancak genellikle 2,5 cm’nin üzerindeki lenf bezleri anormal olarak değerlendirilir. Enfeksiyona bağlı lenfadenopatiler çoğunlukla 4-6 hafta içinde kendiliğinden ya da uygun tedaviyle geriler. Özellikle 6 haftadan uzun süren, sert, hareketsiz ve ağrısız lenf bezleri ise kanser açısından araştırılmalıdır.</p>
<p>Tanısal testler klinik bulgulara göre planlanır. Kan sayımı ve periferik yayma ilk değerlendirmede önemlidir. Gerekli durumlarda ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve biyopsi gibi ileri tetkiklere başvurulabilir. Kanser veya atipik enfeksiyon şüphesinde lenf nodunun çıkarılarak incelenmesi gerekebilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesinin-isaretlerine-dikkat-609957">Çocuklarda Lenf Bezi Büyümesinin İşaretlerine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çoğu erkek &#8216;kadın kanseri&#8217; sanıyor ama…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cogu-erkek-kadin-kanseri-saniyor-ama-605560</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 08:05:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydoğan]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklerde Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde erkeklerde meme kanseri, kadınlara göre nadir görülse de son yıllarda giderek artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cogu-erkek-kadin-kanseri-saniyor-ama-605560">Çoğu erkek &#8216;kadın kanseri&#8217; sanıyor ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde erkeklerde meme kanseri, kadınlara göre nadir görülse de son yıllarda giderek artış gösteriyor. Toplumumuzda ‘erkeklerde meme kanseri olmaz’ gibi yanlış bir algı olduğunu belirten <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Aydoğan</strong> “Türkiye&#8217;de yılda yaklaşık 25 bin kadında, 200-250 erkekte meme kanseri teşhis ediliyor. Erkeklerde kadınlardan daha ileri dönemde 65-70 yaşlarında görülmektedir. En sık yapılan hataların başında; meme kanserinin sadece kadınlara özgü bir hastalık sanılması, gelişen kitlelerin önemsenmemesi ve doktora geç başvurulması gelmektedir. Bilimsel araştırmalar; erkeklerde meme kanserinin çoğunlukla geç fark edildiğini gösteriyor” diyor. </p>
<p>Genetik yatkınlık ve ailede meme kanseri öyküsü olmasının riski artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Aydoğan buna karşın bazı yanlış yaşam alışkanlıklarının da meme kanserine zemin hazırlayabildiğini vurguluyor. <strong>Onkoloji Cerrahisi</strong> <strong>Uzmanı Prof. Dr. Fatih Aydoğan</strong>, erkeklerde meme kanserine neden olan 7 etkeni sıraladı, erkeklerde meme kanserine yönelik uluslararası dergide yayınlanan bilimsel çalışmalarında ortaya çıkan çarpıcı sonucu paylaştı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Aşırı alkol kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Alkol, karaciğer fonksiyonlarını bozarak hormon dengesini etkileyebilir. Karaciğerin düzgün çalışmaması, vücutta östrojenin artmasına yol açar. Bu durum meme dokusunu olumsuz etkileyerek kanser riskini artırabilir. Düzenli ve aşırı alkol tüketimi, erkeklerde meme kanseriyle ilişkilendirilmiştir.</p>
<ul>
<li><strong>Fazla kilo ve obezite</strong></li>
</ul>
<p><strong>Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Aydoğan</strong> “Fazla kilo, erkeklerde meme kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Yağ dokusu arttıkça vücutta kadınlık hormonu olarak bilinen östrojenin düzeyi yükselir. Bu hormon artışı meme dokusunu olumsuz etkileyebilir. Obezite aynı zamanda bağışıklık sistemini zayıflatır ve vücuttaki iltihabi durumu artırır. Bu nedenle kilo kontrolü büyük önem taşır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Hareketsiz yaşam</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli fiziksel aktivitenin olmaması, meme kanseri riskini artıran faktörler arasındadır. Hareketsiz yaşam kilo alımına, hormon dengesinin bozulmasına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş, egzersiz ve aktif yaşam tarzı hem kilo kontrolünü sağlar hem de kanser riskini azaltır. Özellikle masa başı çalışan erkeklerde bu risk daha belirgindir.</p>
<ul>
<li><strong>Aile öyküsü ve genetik yatkınlık</strong></li>
</ul>
<p>Ailede meme kanseri öyküsü olan erkeklerde risk artar. Özellikle anne, kız kardeş ve erkek akrabalarda meme kanseri bulunması önemlidir. Bazı erkekler doğuştan meme kanseri riskini artıran genetik değişiklikler taşıyabilir. En bilineni BRCA2 genidir. Ancak ailede kanser öyküsü olmayan erkeklerde de meme kanseri görülebilir. </p>
<ul>
<li><strong>İleri yaş</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Aydoğan “Erkek meme kanseri en sık ileri yaşlarda görülür. Özellikle 60 yaşından sonra risk belirgin şekilde artar. Yaş ilerledikçe vücutta hormon dengesi değişir ve hücrelerde birikmiş hasar artar. Bu durum kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Erkeklerde meme kanserinin kadınlara göre daha geç yaşlarda ortaya çıkmasının en önemli nedenlerinden biri budur” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Göğüs bölgesine radyasyon maruziyeti</strong></li>
</ul>
<p>Daha önce göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış erkeklerde meme kanseri riski artabilir. Özellikle genç yaşta alınan radyasyonun etkisi daha fazladır. Lenfoma gibi hastalıklar nedeniyle göğüs bölgesine radyasyon alan kişilerde bu risk yıllar sonra ortaya çıkabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hormon dengesizliği ve bazı hastalıklar </strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Aydoğan “Erkeklerde hormon dengesini bozan bazı durumlar meme kanseri riskini artırabilir. Karaciğer hastalıkları, testosteron düşüklüğü ve bazı endokrin sorunlar buna örnektir. Ayrıca Klinefelter sendromu gibi doğuştan gelen bazı durumlarda meme kanseri riski belirgin şekilde yükselir” diyor.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Bilimsel araştırmada çarpıcı gerçek! </strong></p>
<p><strong>Duygusal ve sosyal destek tıbbi tedavi kadar hayati rol oynuyor!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Fatih Aydoğan’ın da yer aldığı ekibin, uluslararası dergide yayınlanan çalışması, meme kanserinde çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Prof. Dr. Aydoğan şöyle konuşuyor: “Özellikle meme kanseri olan erkeklerde, toplumdaki önyargılar ve yanlış algılar nedeniyle yalnızlık sık görülebiliyor. Kanser tedavisinde ilaç kadar önemli olan bir şey varsa, o da moral ve paylaşım duygusudur. Yaptığımız bilimsel araştırmanın sonuçları; duygusal ve sosyal desteğin tıbbi tedavi kadar hayati olduğunu gösteriyor. Tedavi sürecinde hastanın yanında onu anlayan ve motive eden biri ya da birilerinin varlığı -ki bu aile bireyleri, arkadaş, komşu, hekim ekibi hatta hasta destek grupları olabilir- sağkalımı doğrudan etkileyebiliyor.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cogu-erkek-kadin-kanseri-saniyor-ama-605560">Çoğu erkek &#8216;kadın kanseri&#8217; sanıyor ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş ışınlarının azı yararlı, çoğu zararlı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunes-isinlarinin-azi-yararli-cogu-zararli-546346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 08:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azı]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[ışınlarının]]></category>
		<category><![CDATA[yararlı]]></category>
		<category><![CDATA[zararlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında açık havada daha çok vakit geçiriyor, deniz ve havuza girmeye bayılıyoruz. Ama yazın bu keyiflerin tatsız sonuçlarıyla karşılaşmamak için risklerine karşı önlem almak da gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-isinlarinin-azi-yararli-cogu-zararli-546346">Güneş ışınlarının azı yararlı, çoğu zararlı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında açık havada daha çok vakit geçiriyor, deniz ve havuza girmeye bayılıyoruz. Ama yazın bu keyiflerin tatsız sonuçlarıyla karşılaşmamak için risklerine karşı önlem almak da gerekiyor. Yaz aylarının en büyük riski, güneş ışınları. Uzmanlar, aşırı güneş ışığına maruz kalmanın, güneş yanıklarına ya da onarılması güç başka hasarlara neden olduğuna ve cildi yaşlandırdığına dikkat çekiyor. Ama korkulan başka bir sonuç daha var; deri kanseri. Güneşten gelen ultraviyole ışınlarına maruz kalmak deri kanserlerinin önlenebilir sebeplerinin en başında geliyor. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun kanser istatistik verilerine göre; 2009 yılında 353 melanom vakası varken 2014 yılında bu sayı 610’a yükselmiş. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan,</strong> “Güneş sanıldığı kadar masum değil. Güneşin zararlı etkileri zamanla ince, kırışık, lekeli bir cilde ve hatta deri kanserlerine yol açabiliyor. Deri kanserinden korunmanın en etkili yolu ise güneşle teması bilinçli sınırlamaktan geçiyor. Özellikle gündüz saatlerinde doğrudan güneşe çıkmayın, mutlaka çıkmanız gerekirse de gölgede kalmaya çalışın, güneş kremi kullanın, güneş gözlüğü ve şapka takın” sözleriyle uyarıda bulunuyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan</strong> güneşin zararlı etkilerinden korunmak için alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:</p>
<p><strong>Güneş kremiyle korunun</strong></p>
<p>En az SPF 30 ve üzeri koruma sağlayan bir güneş kremi kullanmaya özen gösterin. Bu konuda tartışmalar olsa da güneş kremlerinin insan sağlığı üzerinde uzun dönemde kanserojenik bir etkiye sahip olduğunu gösteren bilimsel bir çalışma bulunmuyor. Hatta bazı çalışmalar tam tersini, yani güneş kremi korumasından sonra deri kanserlerinin azaldığını ortaya koyuyor. Bu nedenle cildimize düzenli güneş kremi uygulayarak deri kanseri gelişimini engelleyebiliriz. </p>
<p><strong>Çinko oksit kremler ışınları geri yansıtır</strong></p>
<p>Özellikle gebeler, emziren anneler, 6 ay ve üzeri yaştaki çocuklar başta olmak üzere, tüm yaş grupları için titanyum dioksit, çinko oksit gibi fiziksel filtre içeren ürünler daha güvenli bir tercih sunuyor. Bu filtreler ciltten emilmez ve sistemik dolaşıma katılmadığı için hormonal, sistemik yan etki riski taşımaz. Güneş ışınlarını geri yansıtarak cildi güneş ışınlarından korur. Dışarı çıkmadan yarım saat önce iki parmak uzunluğu kadar güneş kremini yüzünüze, sonrasında aynı miktarda kremi sırasıyla boyun, dekolte, kulak üzeri ve el üzerine sürün. Her 2-3 saatte bir ya da deniz, havuz sonrası yenileyin.</p>
<p><strong>Kışın da krem sürmeyi ihmal etmeyin!</strong></p>
<p>Ultraviyole ışınlarının camdan ve buluttan kolaylıkla geçip cildimize ulaşması nedeniyle yaz, kış, bulutlu, güneşli gün, evde ve dışarıda her zaman güneş kremi sürmek gerektiğini unutmayın.</p>
<p><strong>Süresi geçen üründen kaçının</strong></p>
<p>Güneş kremi ambalajı üzerindeki ibareleri dikkatle okuyun. UVA ve UVB işaretleri ultraviyole A ve B’den korur, bu nedenle her iki dalga boyundan koruma sağlayan ürünleri tercih edin. Artı sayısı “+” koruyuculuk gücünü gösterir, mümkünse “++++” ibaresi bulunan ürünleri seçin. Kapağı açık kutu işaretinin ürünün ömrünü gösterdiğini aktaran Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan, “Genellikle 6 ay ya da 1 yıl olarak belirlenen süre içerisinde ürünün tüketilmesi gerekir. Kullanım süresini geçen ürün yeterli koruyuculuk sağlayamayacağı için yanıklara, lekelenmelere, uzun dönemde deri kanserlerine neden olabilir” diyor. </p>
<p><strong>Geniş çeperli şapka ve gözlük takın</strong></p>
<p>Güneşe maruz kalan vücut alanı ne kadar küçük olursa cilt hasarı da o kadar azalır. Bu amaçla sıklıkla yüzünüzün alın, kulak ve ense kısmını kapatan geniş çeperli şapkalar ve gözlük takın. Mümkünse bu ürünlerin ultraviyole koruması içeren formlarını tercih edin. Ayrıca ince kumaştan kolları ve bacakları örten giysilerin de vücudun güneşten korunmasına katkı sağlayacağını unutmayın.</p>
<p><strong>10:00-16:00 saatleri arasında güneşe çıkmayın </strong></p>
<p>Güneş ışınlarının dik olduğu yaz aylarında saat 10:00-16:00 arasında güneşe çıkmamaya özen göstermek ultraviyole maruziyetini kısıtlamak açısından çok değerlidir. Bu saatler güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği saatler olup hem güneş yanıkları açısından hem de lekelenme ve deri kanseri gelişimi açısından riskli saatlerdir. </p>
<p><strong>Gölgede kalın</strong></p>
<p>Dışarıda geçirdiğiniz zaman boyunca mümkün olduğunca gölgede kalmaya çalışın. Ancak gölgede kalındığı zaman da yerden yansıyan güneş ışınları nedeniyle ultraviyole maruziyetinin devam ettiğini unutmayın. Bu nedenle gölgede kalacak olsanız bile istenmeyen saatlerde dışarı çıkarken güneş kremini ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Güneş altında geçireceğiniz süreyi kısaltın</strong></p>
<p>Eğer dışarıda vakit geçirmek zorundaysanız güneş altında geçirmeniz gereken süreyi kısıtlamaya özen gösterin. Tüm korunma önlemlerine rağmen güneşte 15 -20 dakika fazla zaman geçirilmesi yüksek ultraviyole maruziyetine neden olur. Gününüzü buna göre planlamaya çalışın.</p>
<p><strong>Koruyucu hap alabilirsiniz</strong></p>
<p>Tüm bu önlemlere ek olarak, deri kanserine genetik yatkınlığı, güneş alerjisi, deri kanseri öyküsü, güneş ile alevlenen deri hastalığı gibi özellikli hastalıkları olan kişilerde ayrıca güneş koruyucu hap gibi ek önlemler de alınabilir. Ancak bu hapların da tek başına güneşten koruma etkisinin kremlerden daha az olması nedeniyle diğer önlemlere ek olarak ve doktor tavsiyesiyle alabilirsiniz. </p>
<p><strong>Solaryumdan uzak durun</strong></p>
<p>Son olarak güneşten neredeyse 10 kat daha fazla ultraviyole maruziyetine neden olan solaryumdan uzak durmak gerektiğinin altını çizen Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan,<strong> </strong>“Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen olarak adlandırılan solaryum cihazlarının uygulanmasından sonra cilt kanserlerinde ciddi artış gelişimini bildiren çok sayıda çalışma bulunuyor. Bu nedenle yaz kış solaryumdan kaçının” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-isinlarinin-azi-yararli-cogu-zararli-546346">Güneş ışınlarının azı yararlı, çoğu zararlı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Sertaslan, &#8220;Tarımda çoğu ilin yapamadığını yaptık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-sertaslan-tarimda-cogu-ilin-yapamadigini-yaptik-421930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Nov 2023 11:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu]]></category>
		<category><![CDATA[ilin]]></category>
		<category><![CDATA[sertaslan]]></category>
		<category><![CDATA[tarımda]]></category>
		<category><![CDATA[yapamadığını]]></category>
		<category><![CDATA[yaptık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421930</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Türkiye’nin en kaliteli sofralık zeytini olan Gemlik zeytininde hasat dönemi başladı. Sabah erken saatlerde yola çıkan çiftçiler, yıl boyunca zeytin vermesi için bakımını gerçekleştirdikleri ağaçlarındaki mahsulü toplarken, tüccar ve kooperatifler tarafından oluşturulan alım noktalarına zeytinlerini satmak için getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sertaslan-tarimda-cogu-ilin-yapamadigini-yaptik-421930">Başkan Sertaslan, &#8220;Tarımda çoğu ilin yapamadığını yaptık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Başkan Sertaslan, “Tarımda çoğu ilin yapamadığını yaptık”</b></p>
<p>  Türkiye’nin en kaliteli sofralık zeytini olan Gemlik zeytininde hasat dönemi başladı. Sabah erken saatlerde yola çıkan çiftçiler, yıl boyunca zeytin vermesi için bakımını gerçekleştirdikleri ağaçlarındaki mahsulü toplarken, tüccar ve kooperatifler tarafından oluşturulan alım noktalarına zeytinlerini satmak için getirdi. Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan Umurbey’deki alım noktasını ziyaret ederek, çiftçilerin sorunlarını hakkında görüş alışverişinde bulundu ve hayırlı mahsuller diledi.</p>
<p>  Başkan Sertaslan ziyaretinde Gemlik Belediyesinin çiftçinin yararına çok sayıda yeniliğe imza attığını ifade ederken, üreticinin her zaman yanında olduklarını vurguladı.</p>
<p><b>Sertaslan, “Çiftçimizin her zaman yanındayız”</b></p>
<p>  Gemlik Belediyesi’nin çiftçinin yararına çok sayıda projeye imza attığını ifade eden Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan, bu konuda çoğu ilin yapamadığını kendi döneminde gerçekleştirdiklerini belirtti. Türkiye’nin en kaliteli sofralık zeytininin marka değerini yükseltmek için çalışmalara devam edeceklerini vurgularken, “Gemlik’in gözbebeği olan zeytin için geçmiş dönem yönetimleri maalesef ki elini hiçbir zaman taşın altına koymamıştı. Biz Gemlik Belediyesi olarak çiftçilerimizin hayatlarını kolaylaştıracak çok sayıda projeye imza attık. Umurbey’de kurduğumuz kırsal kalkınma ofisimiz ile birlikte çiftçilerimize bilimsel tarımın önünü açtık. Bu laboratuvara toprak numunelerini getiren çiftçilerimiz analizlerini yaptırıyor ve eksik olan minerallere göre gübreleme ve ilaçlama yapıyor. Bu sayede çiftçilerimizin milyonlarca lirası cebinde kalıyor. İlçemizin yedi farklı bölgesinde sulama havuzu yaparak su ihtiyacını kısmen ortadan kaldırdık. Her yıl 500 bin fideyi çiftçilerimize ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Çiftçilerimizin özellikle hasat sezonunda yaşadığı ulaşım sıkıntısını da her yıl yaptığımız arazi yolları düzenleme çalışmalarımızla ortadan kaldırıyoruz. Gemlik zeytininin marka değerini arttırmak için kendi adımızla marka oluşturduk. Biz Gemlik Belediyesi olarak çiftçimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sertaslan-tarimda-cogu-ilin-yapamadigini-yaptik-421930">Başkan Sertaslan, &#8220;Tarımda çoğu ilin yapamadığını yaptık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harran Üniversitesi Hastanesinden Ayrılan Doktorların Çoğu Geri Dönüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-hastanesinden-ayrilan-doktorlarin-cogu-geri-donuyor-358574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 09:03:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılan]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu]]></category>
		<category><![CDATA[doktorların]]></category>
		<category><![CDATA[dönüyor]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[harran]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesinden]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şanlıurfa ve bölge illerine kaliteli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunan Harran Üniversitesi Hastanesinin sağlık kadrosunu güçlendirme yolunda adımlar atılmaya başlandı. Üniversite Hastanesindeki doktorlarla bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu, hastanenin en iyi hale kısa sürede getirileceğinin müjdesini verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-hastanesinden-ayrilan-doktorlarin-cogu-geri-donuyor-358574">Harran Üniversitesi Hastanesinden Ayrılan Doktorların Çoğu Geri Dönüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Şanlıurfa ve bölge illerine kaliteli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunan Harran Üniversitesi Hastanesinin sağlık kadrosunu güçlendirme yolunda adımlar atılmaya başlandı. Üniversite Hastanesindeki doktorlarla bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu, hastanenin en iyi hale kısa sürede getirileceğinin müjdesini verdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hastane ve TIP fakültesi ile ilgili bir çalıştay yapılarak yol haritası belirlendi. Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üniversite Hastanesi yönetimi ve doktorları ile İyileştirme Çalıştayı gerçekleştirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Osmanbey Yerleşkesi Rektörlük Senato Odasında gerçekleşen çalıştaya, Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nihat Denek, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Çiftçi, Harran Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İdris Kırhan, Genel Sekreter Zübeyir Zorlu, bölüm başkanları ve doktorlar katıldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Üniversite Hastanesinde bölgenin sağlık ihtiyaçlarını karşılamak adına çalışmalar daha fazla ivme kazanacak</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Harran Üniversitesi Hastanesinin en son teknolojik cihazlarıyla, alanında yetkin akademisyenlerinin köklü birikimiyle, eğitim öğretim, araştırma, tanı ve tedavi alanlarında bölgeye hizmet ettiğini söyleyen Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu; “Akademik kadrosu ve donanımlı laboratuvarları ile hastalıkların tanı ve tedavisinde öncü olan Harran Üniversitesi Hastanemiz son teknolojik cihazlarla hizmet veriyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yeni dönemimizde hep birlikte önemli çalışmalara imza atacağız. Kadromuzu daha da güçlendirmek için çalışmalarımızı başlattık. Hastanemizde ülkemizin en ileri modern teknolojileri mevcuttur. Değerli hocalarımızla ulusal ve uluslararası standartlarda eğitim, araştırma, tanı ve tedavi hizmeti sunuyoruz. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Üniversiteler birikimli hocalarıyla güçlüdür. Donanımlı ve kendini kanıtlamış doktorlarımızın üniversite hastanemizi tercih etmeleri konusunda elimizden gelen çabayı sarfedeceğiz.  İyileştirme Çalıştayımıza katılan ve yol haritamızı oluşturmamıza katkı sağlayan çalışma arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-hastanesinden-ayrilan-doktorlarin-cogu-geri-donuyor-358574">Harran Üniversitesi Hastanesinden Ayrılan Doktorların Çoğu Geri Dönüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tuzun azı da çoğu da zarar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tuzun-azi-da-cogu-da-zarar-354775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 09:42:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azı]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu]]></category>
		<category><![CDATA[tuzun]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, sağlıklı ve normal şartlarda yaşamını sürdüren erişkinlerin günlük tüketmesi gereken tuz miktarının 5 gram olmasını öneriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuzun-azi-da-cogu-da-zarar-354775">Tuzun azı da çoğu da zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü, sağlıklı ve normal şartlarda yaşamını sürdüren erişkinlerin günlük tüketmesi gereken tuz miktarının 5 gram olmasını öneriyor. </strong></p>
<p><strong>Fazla tuz tüketimi kadar az tuz tüketmenin de sağlık için zararlı olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “İçine tuz atmadan yediğimiz ve içtiğimiz hemen her doğal besinin içeriğinde tuz vardır.</strong></p>
<p><strong>Bir ekmek fırınında ekmek pişiren bir kimse ile bilgisayar karşısında çalışan bir insanın su ve tuz gereksinimi aynı değildir. Tuzu az tüketmek önemli ancak sodyum eksikliği de ciddi sağlık sorularına yol açabilir. Kronik hastalığı olanların rutin kontrollerinde kanda sodyum ve klor düzeylerinin de tetkik edilmesi gerekir” açıklamasında bulundu&#8230;</strong></p>
<p>Tuzu az tüketmenin önemli olduğunu ancak sodyum eksikliğinin de ciddi sağlık sorularına yol açabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Bildiğimiz sofra tuzu, sodyum klorür molekülünden oluşmaktadır. Kanda sodyum eksikliği sıklıkla hastanede yatan hastalar ve yaşlı bireylerde görülmektedir. Hiponatremi saptanan hastalarda halsizlik, yorgunluk, bulantı, kusma, huzursuzluk ve baş ağrısı gibi belirtiler yanında ileri evrelerde beyin ödemi sonucunda bilinç kaybı, hatta koma durumu bile gelişebilir” diyerek tuzu az tüketmenin de fazla tüketmenin de zararlarına dikkat çekti&#8230;</p>
<p><strong>Böbrek sağlığını korumada sıvı almak ve sağlıklı beslenmek önemli</strong></p>
<p>Yeterli sıvı almak ve dengeli beslenmenin altını çizen Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Aşırı tuz tüketiminden sakınmak, fazla kilolardan kurtulmak, tansiyon ve şeker düzeyinin aralıklı kontrol edilmesi, sigara kullanılmaması, düzenli olarak orta düzeyde egzersiz yapmak, özellikle ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçları uzun süreli ve sık kullanmaktan kaçınmak böbreklerin sağlıklı kalması için başlıca önlemler olarak sayılabilir” hatırlatmasında bulundu.</p>
<p><strong>Sodyum eksikliği farklı hastalıklara yol açabilir</strong></p>
<p>İshal, kusma yoğun idrar söktürücü ilaç kullanımı durumlarında hem su hem de sodyum kaybı nedeni ile hiponatremi görülebildiğini belirten Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Sağlıklı olduğunu düşünerek günde 5-6 litre su içilmesi halinde, kanın su kısmı artarken sodyum düzeyi ona paralel yükselmediği için hiponatremi gelişebilir. Benzer bir mekanizma ile tiroid bozukluğu, kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği ve böbrek yetmezliğinde de hiponatremi görülebilir. Diğer bir hiponatremi nedeni ise beyinde hipofizden salgılanan anti-diüretik hormonun fazla salgılanması, bu hormonunun etkisine böbreğin yanıt vermemesi veya bazı kanser türlerinde ADH benzeri moleküllerin yapımı nedeni ile hiponatremi gelişebilir” dedi.    </p>
<p><strong>Her besinin içerisinde sodyum bulunur</strong></p>
<p>Sodyum içeriği yüksek olan besinlere işlenmiş etler, konserve gıdalar, turşu, ketçap-mayonez, kavrulmuş tuzlu kuruyemişin örnek olarak verilebileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Her besinin içerisinde doğal olarak sodyum da bulunuyor. Normal şartlarda böbrekler vücuttaki suyu idrar ile atarken beraberinde bir miktar tuzu da atar. Sağlıklı böbrekler vücudun su ve tuz dengesini bozmayacak şekilde bu görevini yerine getirir ve sodyum düzeyi sabit tutulur. Böbreklerin kapasitesini aşan miktarda su içilmesi durumunda su-tuz dengesi bozulabilir” hatırlatmasında bulundu.</p>
<p><strong>Böbrek fonksiyonlarının bozulması böbrek yetmezliğine yol açabilir</strong></p>
<p>Böbreklerin kanı toksinlerden arındırarak idrarla vücuttan atılmalarını sağlayan organlar olduğunu ve böbreklerin fonksiyonlarının bozulması durumunda vücutta zararlı toksinler ve fazla sıvı birikerek böbrek yetmezliği belirtilerinin oluşabileceğini vurgulayan İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Bu belirtiler arasında yüksek tansiyon, aşırı yorgunluk veya uyuşukluk, inatçı baş ağrıları, yüz ve ayak bileklerinde şişlik, vücutta sıvı birikimi veya bel ağrısı, idrar renginde koyulaşma, nefes darlığı, bulantı-kusma sayılabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Böbreklerde görülen hastalıkların böbrek hastalığının tipine, şiddetine ve gelişme hızına bağlı olarak değişiklik gösterebileceğini belirten Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “İdrar renginin koyulaşması, idrar köpük, idrar miktarının azalması, yan ağrısı, tansiyon yükselmesi, bulantı, kusma, iştahsızlık, vücutta ödem, baş ağrısı, görme bozukluğu, kalp ritim bozuklukları, bilinç değişikliği, koma gibi durumlar gelişebilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuzun-azi-da-cogu-da-zarar-354775">Tuzun azı da çoğu da zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
