<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocuklukta | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cocuklukta/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocuklukta</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 16:18:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>çocuklukta | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocuklukta</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Narsisizmin kökeni çocuklukta şekilleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/narsisizmin-kokeni-cocuklukta-sekilleniyor-628812</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Karşı Taraf]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[narsisizmin]]></category>
		<category><![CDATA[Narsistik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özellik]]></category>
		<category><![CDATA[şekilleniyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, narsisizmin  gelişim nedenleri, ilişkilerdeki dinamik etkileri ve narsistik özelliklerle karşılaşıldığında nasıl sağlıklı iletişim kurulabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narsisizmin-kokeni-cocuklukta-sekilleniyor-628812">Narsisizmin kökeni çocuklukta şekilleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, narsisizmin  gelişim nedenleri, ilişkilerdeki dinamik etkileri ve narsistik özelliklerle karşılaşıldığında nasıl sağlıklı iletişim kurulabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Narsistik bireyler için özür dilemek tehdit olarak algılanabiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde sıkça kullanılan ‘narsisizm’ kavramının, çoğu zaman yanlış ve yüzeysel biçimde ele alınabildiğini ifade eden Dr. Bahruz Shukurov, “Bu nedenle, bu kavramı bir ‘etiketleme aracı’ olarak kullanmak yerine, altında yatan dinamikleri anlamak ve benzer özelliklerle karşılaşıldığında nasıl davranılabileceğini değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olur.” dedi.</p>
<p>Narsisizmin; kişinin kendini aşırı derecede merkeze alması, kendini üstün görmesi ve başkalarının ihtiyaç ve duygularına karşı duyarsız kalmasıyla karakterize edilen bir kişilik örüntüsü olduğunu aktaran Dr. Shukurov, “Bu kişiler genellikle bencildir; her şeyi kendilerine hak görme eğilimindedirler. Kuralları esnetebilir, değiştirebilir veya tamamen yok sayabilirler. Kendini beğenme tek başına olumsuz bir özellik değildir. Ancak narsisizmde bu durum, başkalarını küçümseme ve değersizleştirme üzerine inşa edilir. Bu nedenle daha çok ‘kibir’ kavramına karşılık gelir. Kişi kendini üstün görürken, diğerlerini aşağıda konumlandırır. Bir diğer önemli özellik ise sürekli onay ihtiyacıdır. Narsistik yapıdaki bireyler, değer duygularını içsel olarak değil, dışarıdan gelen takdir ve beğeniyle beslerler. Empati kurmakta zorlanırlar; başkalarının duygularına karşı bir tür ‘körlük’ söz konusudur. Ayrıca içten bir pişmanlık yaşamak ya da samimi bir şekilde özür dilemek onlar için oldukça zorlayıcıdır. Özür dilemek, benliklerine yönelik bir tehdit olarak algılanabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Narsisizm gelişiminde çocukluk deneyimleri belirleyici bir rol oynuyor!</strong></p>
<p>‘Narsisizm’ kavramının, mitolojik olarak Narkissos’un kendi yansımasına aşık olması hikâyesine dayandığını hatırlatan Dr. Bahruz Shukurov, “Ancak burada önemli olan, kişinin kendine değil, kendi zihninde oluşturduğu idealize edilmiş yansımasına hayranlık duymasıdır. Bu, aslında kırılgan bir benliğin, şişirilmiş bir benlik algısıyla telafi edilmeye çalışılmasıdır.” dedi.</p>
<p>Narsisizmin gelişiminde farklı etkenler rol oynasa da, çocukluk deneyimlerinin belirleyici bir yer tuttuğuna işaret eden Dr. Shukurov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu noktada iki temel model öne çıkar. İlki, aşırı koruyucu ve şımartıcı tutum. Çocuğun hiçbir zorlukla karşılaşmasına izin verilmez, tüm ihtiyaçları anında karşılanır. Bu durum, çocuğun gerçekçi bir benlik algısı geliştirmesini engeller. İkincisi ise duygusal yoksunluk ve koşullu sevgi. Çocuk, olduğu haliyle değil; yalnızca başarıları ve performansı üzerinden kabul görür. Sevgi, koşullara bağlıdır. Bu da çocuğun kendini değerli hissetmesini zorlaştırır.</p>
<p>Özellikle erken çocukluk döneminde (1-5 yaş), çocuğun ‘hissedildiğini hissetmesi’ büyük önem taşır. Yani anlaşılmak, dinlenmek ve duygularının karşılık bulduğunu görmek… Bu ihtiyaç karşılanmadığında, birey ilerleyen yaşamında kırılgan benliğini korumak için savunma mekanizmaları geliştirir. Zamanla bu savunmalar bir ‘zırh’ haline gelir. Ancak bu zırh, sadece incinmeyi değil; sevgi, yakınlık ve duygusal bağ kurma kapasitesini de sınırlar.”</p>
<p><strong>Narsistik ilişkiler aslında karşılıklı bir dinamik!</strong></p>
<p>Narsistik özelliklerin, ilişkilerde çoğu zaman tek taraflı bir sorun olarak görülse de, aslında karşılıklı bir dinamik içerdiğini dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, “Bu tür ilişkilerde sıklıkla ‘anahtar-kilit’ uyumu söz konusudur.” dedi.</p>
<p>Narsistik özellikler gösteren kişilerin; kendini sürekli suçlayan, sınır koymakta zorlanan, terk edilmekten korkan bireylerle daha kolay ilişki kurabildiğini kaydeden Dr. Shukurov, “Narsistik kişi Terk edilme korkusunu bastırarak ‘kimseye ihtiyaç duymuyorum’ tavrı sergilerken; karşı taraf tam tersine ilişkiye tutunmak için kendinden ödün verebilir. Narsistik birey kusurluluk/utanç duygusundan kaçmak için kendini yüceltirken; karşı taraf ‘ben zaten bunu hak ediyorum’ düşüncesiyle olumsuz davranışlara katlanabilir. Bu durum, ilişkide dengesiz ve sağlıksız bir bağ oluşmasına neden olur. Hatta bazı kişiler, ilişki içinde kendilerini yalnızken hissettiklerinden daha yalnız hissedebilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>En önemli nokta, karşı tarafı değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmek!</strong></p>
<p>Narsistik özelliklerle karşılaşıldığında nasıl davranılması gerektiğine değinen Dr. Bahruz Shukurov, “En önemli nokta, karşı tarafı değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmektir. Çünkü birini değiştirmek doğrudan mümkün değildir. Ancak kişinin kendi tutumlarını değiştirmesi, karşı taraf üzerinde dolaylı bir etki yaratabilir.” dedi.</p>
<p>Bu noktada izlenebilecek temel adımları da sıralayan Dr. Shukurov sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Farkındalık geliştirmek önemeli. Kişi önce kendi duygularını, düşüncelerini ve bedensel tepkilerini fark etmeli. ‘Şu an ne hissediyorum?, Bu durum bende nasıl bir etki yaratıyor?’ gibi sorular, sağlıklı tepkiler verebilmenin ilk adımıdır.</p>
<p>Sempati değil empati kurmak gerekir. Karşı tarafın ne hissettiğini anlamaya çalışmak önemlidir. Ancak bu, onun davranışlarını onaylamak anlamına gelmez. Empati, doğru tepkiyi verebilmek için bir araçtır.</p>
<p>Eleştiri yapılacaksa kişiliğe değil, davranışa yönelik olmalıdır. Örneğin; ‘sen böylesin’ yerine ‘bu davranışın beni şu şekilde etkiledi’ demek daha yapıcıdır.</p>
<p>Dengeli bir tutum benimsenmeli. Ne tamamen boyun eğmek ne de saldırgan bir tavır sergilemek çözüm değildir. Amaç, karşı tarafı incitmek değil; farkındalık kazandırmaktır.</p>
<p>Yumuşak ama net iletişim kurulmalı.<strong> </strong>Sınırlar açık bir şekilde ifade edilmeli; ancak bu süreçte kırıcı ve saldırgan bir dil kullanılmamalı. Sert tepkiler, narsistik savunmaları daha da güçlendirebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narsisizmin-kokeni-cocuklukta-sekilleniyor-628812">Narsisizmin kökeni çocuklukta şekilleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sultan Tarlacı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Fiziksel şiddet, ruhsal yapıyı; ruhsal şiddet de fiziksel yapıyı etkiler! </strong></p>
<p>Şiddetin hem ruhsal ve hem de fiziksel olabileceğini aktaran Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “İnsan ruhsal ve bedensel yapıdan oluşur. Bu iki kavram sıkı ilişki içerisindedir. Dolayısıyla bedene alınan bir şiddet, ruhsal yapıyı etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Ruhsal alınan bir şiddetin de aynı doğrultuda fiziksel yapıyı bozabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, “İki kavram da insanda iç içe geçtiği için ayırmak pek kolay olmayabilir. Şiddete maruz kalan kişide ruhsal, fiziksel, psikolojik veya cinsel bir değişim olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati ve öz kontrol bozulur, suç ve şiddet eğilimi artar! </strong></p>
<p>Şiddet uygulayan kişide kendine özgü beyinsel kişilik davranış özelliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Âşık biri, sevdiği kişi tarafından reddediliyorsa beyin bir yas durumuna girer. Depresyon, üzüntü ve ağlama vardır ancak beynine bakıldığında büyük bir acı görürüz.” dedi.</p>
<p>Suçlu beyin özelliğinin çok boyutu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “1848’li yıllarda beyni hasar görmüş kişilerin davranışlarının değiştiği görüldü. Araştırmalar neticesinde, öz kontrolümüzün bulunduğu beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati, normlara uyma, öz kontrolün bozulduğu ve yaptığı eylemin sonucunu tahmin edememe gibi bulgular saptandı. Bunun sonucunda da suç ve şiddet eğilimi artar.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekilleniyor! </strong></p>
<p>Aileden gelen genetik bağlantıların da suça yatkınlık olasılığını artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Beynin kimyasını dengeleyen bir enzim ya da beyindeki kimyasalı parçalayan bir protein vardır. Bu kısım, olası bir gen alımında şiddet özelliğinin arttığını bize göstermiştir. Diğer adı savaşçı gendir. Ama bu tek başına suçlu sayılmaz.” dedi.</p>
<p>Çevre faktörlerinin de etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarlacı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Beyin, anne karnından 21 yaşına kadar gelişme gösterir. O süreç içerisinde beslenmenizden soluduğunuz hava ve duygu-iletişim durumunu kazanıp kazanmama gibi faktörler de ekleniyor. Genetik kaderi kabul etmiyoruz. Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekillenir. Halk arasında psikopat dediğimiz ve sürekli suç işlemeye meyli olan insanlar da var. Bu insanlarda beyin bölgesinde empati ve öz kontrol eksikliği görülmüş. Ancak psikopat beyin de olsa toplum, kültür, aile, iyi eğitim ve destek bu insanı tamamen suç işlemeyen bir birey haline çevirebiliyor.” </p>
<p><strong>Çocuğa erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller!</strong></p>
<p>Ailenin ilk öğrenme ortamı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Eğer ailede sevgi görülmüş, dinlenilmiş, duygularını ifade eden bir birey olarak yetişmişse, baskı yapılmamışsa ve şiddetten uzaklaştırılmışsa ileride o çocuk iyi bir insan haline gelir. Çocuklar konuşmadıkları dönemlerde aynalama yaparlar. Erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller.” dedi.</p>
<p>İki kardeşin birbirinden tamamen farklı davranışlar gösterdiğine işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, “Biz anne-babamızdan genleri alırken onların tüm kopyalarını almayız. Yarı anneden ve yarı babadan alıyoruz. Kendi içerisinde çaprazlaşma dediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. Kişilik ve mizaç anne ve babamızdan otomatik olarak gelir. Karakteri ise toplum, aile ve okul gibi unsurlar şekillendirir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor! </strong></p>
<p>Dönemlere bağlı genetik olarak biyolojik çeşitlilik olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Belli bir kesim daha yaratıcı, üretken olabilirken stres, baskı ve hayattaki zorluklarla daha kolay başa çıkabiliyor. Diğer bir kesimi ise yaratıcılığı az, hayatla mücadeleden kaçınan bireyler olarak görüyoruz. Çocuk, ailede şiddeti bir çözüm yolu olarak görmüşse bunu kendine modeller.” dedi.</p>
<p>Beyin açısından bakıldığında erkeklerin 24, kadınların 21 yaşında hayatla mücadele edebilecek bireylere dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı sözlerini söyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor. Hücreler arası bozukluk ve duygu durum bozukluğu da ortaya çıkabiliyor. Bu insan, insanlara hem az güvenir hem de dünyayı tehdit olarak görmeye başlar. 20-30 senedir takip edilen çocuklar var. Hayvana şiddet, okuldan kaçma ve akranlarına zorbalık gibi 12 parametre dikkate alındığı zaman, ilkokul veya ortaokul döneminde görülmüşse ileride yasal ve kriminal bir dosyası oluyor. O halde bu çocuklarla ilgili tedbirler alınabilir. Hiçbir çocuk şiddeti talep etmez. Hiperaktif çocukların fazla hareketli olmasının illaki bir anlamı vardır. Onu anlayıp ona göre bir çözüm yolu bulmak gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken Çocuklukta Sürdürülebilir Sosyal Duygusal İyi Oluşu Destekleme Projesi için bir araya geldiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-cocuklukta-surdurulebilir-sosyal-duygusal-iyi-olusu-destekleme-projesi-icin-bir-araya-geldiler-385996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2023 08:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[destekleme]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[geldiler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[oluşu]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emotion Coaching Türkiye Enstitü Kurucusu Doç. Dr Nalan Kuru; geçtiğimiz günlerde  Emotion Coaching İngiltere kurucularından Dr. Louise Gilbert'in de katıldığı bir projeyi hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-cocuklukta-surdurulebilir-sosyal-duygusal-iyi-olusu-destekleme-projesi-icin-bir-araya-geldiler-385996">Erken Çocuklukta Sürdürülebilir Sosyal Duygusal İyi Oluşu Destekleme Projesi için bir araya geldiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TÜBİTAK 1001 projeleri kapsamında desteklenen  &#8220;Erken Çocuklukta Sürdürülebilir Sosyal Duygusal İyi Oluşu Destekleme Projesi&#8221; için bir araya geldiler.</p>
<p>Emotion Coaching Türkiye Enstitü Kurucusu Doç. Dr Nalan Kuru; geçtiğimiz günlerde  Emotion Coaching İngiltere kurucularından Dr. Louise Gilbert&#8217;in de katıldığı bir projeyi hayata geçirdi. Kısa adı ECSODİM olan  projede erken çocukluk döneminde sürdürülebilir sosyal duygusal iyi<br />oluşu desteklemek için duygu koçluğu ve sosyal duygusal iyi oluş temelli tüm okul<br />yaklaşımına dayanan tasarım tabanlı bir model geliştirilmesi, uygulanması ve etkililiğinin<br />incelenmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Proje ilinde üçü deney biri kontrol grubu olmak üzere gönüllü olan dört<br />bağımsız anaokulunda bulunan paydaşlardan (çocuk, öğretmen, veli, yönetici, idari personel<br />ve diğer personel) oluşturuldu ve bu doğrultuda okul eylem planı<br />çıkarılması planlandı. </p>
<p>Projenin Yürütücüsü olan  Emotion Coaching (Duygu Koçluğu) Uluslararası Akredite Uygulayıcı<br />Eğitmeni ve okul öncesi eğitimi alanında görev yapan Doç. Dr. Nalan Kuru ve projenin yurtdışı danışmanı  Emotion Coaching (Duygu Koçluğu) İngiltere Enstitüsü kurucularından<br />eğitim psikolojisi alanında doktor ünvanına sahip Dr. Louise Gilbert bu projede böylelikle bir araya geldi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-cocuklukta-surdurulebilir-sosyal-duygusal-iyi-olusu-destekleme-projesi-icin-bir-araya-geldiler-385996">Erken Çocuklukta Sürdürülebilir Sosyal Duygusal İyi Oluşu Destekleme Projesi için bir araya geldiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
