<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocukluk | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cocukluk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocukluk</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Apr 2026 11:16:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>çocukluk | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocukluk</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-deneyimleri-kiskancligi-sekillendiriyor-630591</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:16:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimleri]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[edilme]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630591</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında, kıskançlığın psikolojik kökenleri, ortaya çıkış nedenleri, davranışlara yansımaları ve doğru yönetildiğinde nasıl sağlıklı bir duyguya dönüşebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-deneyimleri-kiskancligi-sekillendiriyor-630591">Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında, kıskançlığın psikolojik kökenleri, ortaya çıkış nedenleri, davranışlara yansımaları ve doğru yönetildiğinde nasıl sağlıklı bir duyguya dönüşebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kıskançlık doğuştan gelen, normal bir duygu!</strong></p>
<p>Kıskançlığın psikolojide kişinin değer verdiği bir ilişkiyi, statüyü ya da sahip olmak istediği bir şeyi kaybetme ihtimali karşısında ortaya çıkan karmaşık bir duygusal tepki olarak tanımlandığını ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çoğu zaman korku, öfke, yetersizlik ve kaygı ile birlikte yaşanır. Burada önemli bir ayrım vardır: kıskançlık daha çok bir ilişkiyi kaybetme tehdidiyle ilgiliyken, haset başkasının sahip olduklarına odaklanır.” dedi.</p>
<p>Bilimsel çalışmaların, kıskançlık duygusunun evrimsel olarak ilişkileri korumaya ve sosyal bağları sürdürmeye hizmet ettiğini gösterdiğini dile getiren Aydın, “Bu nedenle kıskançlık her insanda görülebilen, doğuştan gelen ve temelde normal bir duygudur; ancak sağlıklı ya da sorunlu hale gelmesi, bu duygunun yoğunluğu ve ifade ediliş biçimiyle ilgilidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güvensizlik, özsaygı düşüklüğü ve sosyal medya kıskançlığı artırıyor!</strong></p>
<p>Kıskançlığın yaşamın farklı dönemlerinde görülse de bazı süreçlerde daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çocuklukta kardeş rekabetiyle, ergenlikte kimlik gelişimi ve sosyal karşılaştırmalarla, yetişkinlikte ise romantik ilişkiler ve kariyer alanıyla daha sık ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Özellikle belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğü gibi durumların kıskançlığı artıran önemli faktörler olduğunu aktaran Aydın, “Günümüzde sosyal medya da bu duyguyu tetikleyen güçlü bir ortam haline geldi; çünkü insanlar başkalarının hayatlarının genellikle en iyi ve filtrelenmiş anlarını görerek kendi gerçek yaşamlarıyla kıyaslama yapma eğilimine girer.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsanlar kendilerinden daha iyi durumda olanlarla kıyaslama yapar ve eksiklere odaklanır!</strong></p>
<p>İnsan zihninin kendini değerlendirebilmek için başkalarını referans alma eğiliminde olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu durum psikolojide sosyal karşılaştırma olarak adlandırılır ve Leon Festinger tarafından açıklanmıştır. İnsanlar özellikle kendilerinden daha iyi durumda olduğunu düşündükleri kişilerle kıyaslama yapmaya daha yatkındır ve bu da çoğu zaman eksiklere odaklanmayı beraberinde getirir. Evrimsel açıdan bu mekanizma gelişim için işlevsel olsa da günümüzde özellikle sosyal medya etkisiyle gerçekçi olmayan standartlara göre yapılan karşılaştırmalar, kişide yetersizlik duygusunu ve kıskançlığı artırabilmektedir.”</p>
<p><strong>Çocukluk deneyimleri, bireyin ilerleyen yaşamda kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkiliyor!</strong></p>
<p>Çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğine vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle bağlanma kuramı kapsamında ortaya konan çalışmalar, erken dönem ilişkilerin duygusal tepkiler üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Güvenli bağlanma geliştiren bireylerin ilişkilerde daha az tehdit algılarken, kaygılı ya da güvensiz bağlanma yaşayan bireylerin ilerleyen yaşamda terk edilme korkusu nedeniyle daha yoğun kıskançlık yaşayabileceklerini aktaran Aydın, ayrıca çocuklukta sık sık karşılaştırılan, eleştirilen ya da duygusal olarak ihmal edilen bireylerin yetişkinlikte kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya daha yatkın olduğunun görüldüğünü söyledi.</p>
<p><strong>Kıskançlık çoğu zaman, dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıkar!</strong></p>
<p>Kıskançlık çoğu zaman doğrudan ifade edilmediğini, daha çok dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıktığını dile getiren Aydın, “Örneğin başkalarının başarılarını küçümsemek, sürekli eleştirmek, alaycı ya da ima içeren yorumlar yapmak, başarıyı şansa bağlamak, mesafe koymak ya da görmezden gelmek bu davranışlar arasında sayılabilir. Özellikle ilişkilerde aşırı kontrol etme, sorgulama ya da pasif-agresif tepkiler de fark edilmeyen kıskançlık göstergeleridir. Kişi çoğu zaman bu davranışların altında yatan duygunun kıskançlık olduğunu fark etmez ve bunu daha çok ‘haklı eleştiri’ ya da ‘gerçekçi değerlendirme’ olarak yorumlayabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Gerçeklikle bağın zayıflamasına yol açan kıskançlık psikolojik destek gerektirir!</strong></p>
<p>Kıskançlığın, süreklilik kazandığında, yoğunluğu arttığında ve kişinin düşünce dünyasını sürekli meşgul etmeye başladığında artık işlevsel olmaktan çıktığına değinen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle ilişkileri zedeleyen, kontrol davranışlarına, öfke patlamalarına ya da temelsiz suçlamalara yol açan, hatta gerçeklikle bağın zayıfladığı durumlarda bu duygu psikolojik destek gerektiren bir hal alır.” dedi.</p>
<p>Aydın, ortada somut bir kanıt yokken sürekli aldatılma düşüncesiyle hareket etmenin ya da karşı tarafın yaşam alanını kısıtlayacak düzeyde kontrolcü davranmanın, kıskançlığın artık bir duygu olmaktan çıkıp bir sorun haline geldiğini gösterdiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir!</strong></p>
<p>Kıskançlığın, doğru şekilde ele alındığında ilhama dönüşebilecek bir duygu olduğuna vurgu yapan Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir. Bu dönüşüm için öncelikle duyguyu fark etmek ve adlandırmak, ardından karşılaştırmayı yeniden çerçevelemek gerekir; ‘Neden onda var?’ yerine ‘O bunu nasıl başardı ve ben ne öğrenebilirim?’ sorusunu sormak bu noktada kritik bir adımdır. Kendi değerlerini netleştirmek, ulaşılabilir hedefler belirlemek ve sahip olunanları fark etmeye yönelik şükran pratiği yapmak da bu süreci destekler. Bu yaklaşım sayesinde kıskançlık, kişiyi tüketen bir duygudan çıkıp gelişim ve motivasyon sağlayan bir iç kaynağa dönüşebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-deneyimleri-kiskancligi-sekillendiriyor-630591">Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Sağlık Buluşmaları&#8217;nda çocukluk aşılarının önemi vurgulandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-saglik-bulusmalarinda-cocukluk-asilarinin-onemi-vurgulandi-627918</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 08:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılarının]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi tarafından “Çocukluk Çağı Aşıları Koruyucu Sağlığın Temeli” konulu bilgilendirme semineri gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-saglik-bulusmalarinda-cocukluk-asilarinin-onemi-vurgulandi-627918">Nilüfer Sağlık Buluşmaları&#8217;nda çocukluk aşılarının önemi vurgulandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi tarafından “Çocukluk Çağı Aşıları Koruyucu Sağlığın Temeli” konulu bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilara Yılmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı seminere, ebeveynler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.  </p>
<p>Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen seminerde, aşıların bağışıklık sistemini eğiten en önemli unsurlardan biri olduğunu açıklayan Dr. Dilara Yılmaz, toplum bağışıklığının korunması için aşılama oranının yüzde 85’in altına düşmemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin aşılama konusunda başarılı bir ülke olduğunu ifade eden Yılmaz, çiçek hastalığının dünya üzerinden silinmesi ve çocuk felcinin ülkemizde son bulmasının bu başarının kanıtı olduğunu dile getirdi.  </p>
<p><b>YANLIŞ BİLİNEN GERÇEKLER</b><br />Sosyal medya spekülasyonları ve ebeveynlerin aşı kararsızlığına da değinen Dr. Yılmaz, aşıların otizm veya kısırlık yaptığına dair iddiaların hiçbir bilimsel temeli olmadığını açıkladı. Aşılardaki belli içeriklerin sanılanın aksine vücuda zarar verecek düzeyde olmadığını, hatta günlük hayatta maruz kalınan miktarlardan çok daha düşük olduğunu kaydeden Yılmaz, “Doğal yolla hastalık geçirmek daha iyidir inanışı yanlıştır. Aşısız geçirilen kızamık gibi hastalıkların yıllar sonra ölümle sonuçlanabilecek hasarlara yol açabileceğini unutmamak gerekir” dedi.  </p>
<p><b>AŞILANMAYAN HER ÇOCUK TOPLUMU TEHDİT EDİYOR</b><br />Seminerin sonunda aşı takibinin hem aile hekimleri hem de çocuk doktorları tarafından titizlikle yapıldığını belirten Dr. Dilara Yılmaz, “Aşılanmayan her çocuk, toplumdaki diğer çocukların da sağlığını tehdit etmektedir. Aşılar hayat kurtarır” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-saglik-bulusmalarinda-cocukluk-asilarinin-onemi-vurgulandi-627918">Nilüfer Sağlık Buluşmaları&#8217;nda çocukluk aşılarının önemi vurgulandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-2-613184</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 12:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk Çağı Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[veren]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613184</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni bir dönemin heyecanı ve umudu yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-2-613184">Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni bir dönemin heyecanı ve umudu yaşanıyor. Bu yıl 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü çok umut veren gelişmelerle karşıladıklarını belirten <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu</strong> “Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktadayız. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun iyileşmesinin ötesinde, sağlıklı bir erişkin olması” diyor. Prof. Dr. Çorapçıoğlu, <strong>15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni dönemi anlattı, ailelere önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Çocukluk çağında yaygın görülen lösemi ve lenfoma gibi kanserler, son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler sayesinde başarıyla tedavi edilebiliyor. 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü öncesinde bilim dünyasında heyecan yaratan bir haber aldıklarını belirten Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu şöyle konuşuyor: “Çocuklarda kanser tedavisinde başarı oranı geçmişe kıyasla çok önemli noktalara geldi. Öyle ki; artık neredeyse tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır diyebiliriz. Amerikan Kanser Derneği’nin 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla açıkladığı orana göre; çocukluk çağı kanserleri 1970’lerde yüzde 50-60 civarında tedavi edilebilirken, günümüzde tedavide çok ciddi ilerleme kaydedilmiş ve başarı oranı yüzde 87’lere çıkmıştır. Bu veri son derece ciddiye alınması gereken ve büyük umut veren bir bilgidir.” </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedavi çok önemli!</strong></p>
<p>Tedavinin başarısında; kanserin türü, evresi ve çocuğun yaşının önemli faktörler olduğunu belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu noktada ailelere çok önemli görevler düştüğünü belirterek “Ebeveynler çocuklarını çok iyi gözlemlemeli, özellikle bacak, bel ya da kemik ağrısı, ateş, çabuk yorulma, halsizlik, vücutta morluklar ya da sık sık burun/ diş eti kanamaları gibi belirtiler varsa mutlaka ciddiye alarak altında yatan nedenin bulunması için ısrarcı ve takipçi olmalıdır. Bazen ‘büyüme ağrısıdır’ denilen ve geçmeyen ağrıların altında çocukluk çağı kanserleri yatabiliyor” diyor. Erken tanı sayesinde özellikle lösemi, lenfoma ve sarkomlarda oldukça başarılı sonuçlar alınsa da bazı saldırgan beyin tümörlerinde daha fazla ilerlemeye ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu alanda da çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Moleküler Çağ: “Tam 12’den Vurmak”</strong></p>
<p>Son yılların en önemli gelişmelerinden birinin de; kanserin moleküler özelliklerinin daha iyi anlaşılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Her tümör kendine özgü genetik ve moleküler değişiklikler taşıyor. Bu değişikliklere yönelik geliştirilen ilaçlar tedavide yeni bir dönem başlattı. Elimizde moleküler tetkikler varsa ve hedefi doğru belirleyebiliyorsak, doğrudan o değişikliğe yönelik ilaçlar kullanabiliyoruz. Buna adeta ‘tam 12’den vurmak’ diyebiliriz. Bazı hastalarda hedefli tedaviler ve immünoterapiler sayesinde kemoterapiye hiç ihtiyaç duymadan tedaviyi sağlayabiliriz. Bazı durumlardaysa bu yeni ilaçları kemoterapinin etkisini artırmak için kullanıyoruz. Eskiden sadece kemoterapiye dayalı tedaviler varken, bugün çok daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım söz konusu. Bu, çocukluk çağı kanserlerinde çok çok büyük bir kazanım.”</p>
<p><strong>Proton tedavisiyle daha az yan etki!</strong></p>
<p>Günümüzde bir başka çok önemli kazanımın da; çocuk onkolojisinde önemli bir yer tutan radyoterapi alanında yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu “Radyoterapideki teknolojik gelişmeler çocukları koruyarak tedavi etmeye olanak sağlıyor. Bu gelişmeler arasında proton tedavisi öne çıkıyor ki, özellikle beyin tümörlerinde bu yöntemin büyük avantaj sağladığını görüyoruz. Proton tedavisi, çevre dokulara daha az zarar vererek tümörü hedef alabiliyor. Özellikle gelişim çağındaki çocuklarda büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>Amaç sadece iyileştirmek değil, sağlıklı erişkinler yetiştirmek</strong></p>
<p>Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde bugün artık sadece çocuğu iyileştirmeyi değil, onun ileride sağlıklı bir erişkin olmasını da hedeflediklerini vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu, bu nedenle verdikleri her tedavinin uzun dönemli etkilerini dikkatle gözetlediklerini belirterek “15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü umut veren gelişmelerle karşılıyoruz. Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun sağlıklı bir geleceğe ulaşması” diyor. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-2-613184">Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağı kanserlerinin üçte biri lösemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinin-ucte-biri-losemi-613125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 13:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanserlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[üçte]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinin-ucte-biri-losemi-613125">Çocukluk çağı kanserlerinin üçte biri lösemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü. Çocukluk döneminde görülen kanserler arasında en sık karşılaşılan türün lösemi olduğunu ve tüm çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık üçte birini oluşturduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Lösemiye en sık ilk 5 yaşta rastlıyoruz. Bu nedenle özellikle küçük yaş grubunda ortaya çıkan uzun süren halsizlik, sık enfeksiyon ya da nedeni açıklanamayan morluklar dikkatle takip edilmeli” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinin kesin nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini ancak vakaların küçük bir bölümünde kalıtsal faktörlerin etkili olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Çocuklarda kansızlık, karında şişlik ya da dolgunluk hissi, lenf bezlerinde belirgin şişlik, ciltte kolay oluşan morluklar, iki taraflı burun kanaması, uzun süren ateş ve sık enfeksiyonlar löseminin belirtileri arasında sayılabilir. Bu bulgulara ek olarak kan tahlillerinde beyaz kan hücrelerinde görülen anormal değişiklikler de tanı sürecinde yol gösterici olabilir. Bu şikâyetler farklı hastalıklarda da ortaya çıkabilir ancak uzun sürmesi ya da bir arada görülmesi durumunda ailelerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması kıymetli” dedi.</p>
<p><strong>Geçmeyen halsizlik sıradan bir yorgunluk olmayabilir</strong></p>
<p>Çocuklarda görülen kanser belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırılabildiğini ifade eden Kansoy, “Özellikle uzun süren halsizlik çoğu zaman basit bir enfeksiyon ya da kansızlıkla, nedeni açıklanamayan morluklar çarpma veya düşmelerle, sık tekrarlayan enfeksiyonlar bağışıklığın geçici olarak zayıflamasıyla, geçmeyen ateş ise üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilebiliyor. Lenf bezlerindeki şişlikler de genellikle enfeksiyonlara bağlanabiliyor. Her belirti lösemi anlamına gelmez ancak bu şikâyetler uzun sürüyor ya da bir arada görülüyorsa ailelerin durumu göz ardı etmeden bir uzmana başvurması erken tanı açısından büyük önem taşır” dedi.</p>
<p><strong>Lösemi tedavisi uzun ve sabır isteyen bir süreç</strong></p>
<p>Löseminin farklı türleri bulunduğunu açıklayan Kansoy, “Löseminin en sık görülen tipleri akut lenfoblastik, akut miyeloblastik ve kronik miyelositer lösemidir. Tanı, kan tahlilleri ve kemik iliğinden alınan örneklerin incelenmesiyle konur. Hastalığın özelliklerine ve risk durumuna göre tedavi planı belirlenir. Çoğu hastada kemoterapi uygulanır, bazı durumlarda ise kök hücre nakli gündeme gelebilir ve tüm bu tedavi süreci 1-2 yılı kapsayabilir. Bu uzun ve yorucu dönemde hem çocukların hem de ailelerin psikolojik destek alması süreci daha sağlıklı atlatmaları açısından büyük önem taşır” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinin-ucte-biri-losemi-613125">Çocukluk çağı kanserlerinin üçte biri lösemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-613035</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 07:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk Çağı Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[veren]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni bir dönemin heyecanı ve umudu yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-613035">Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni bir dönemin heyecanı ve umudu yaşanıyor. Bu yıl 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü çok umut veren gelişmelerle karşıladıklarını belirten <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu</strong> “Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktadayız. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun iyileşmesinin ötesinde, sağlıklı bir erişkin olması” diyor. Prof. Dr. Çorapçıoğlu, <strong>15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni dönemi anlattı, ailelere önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Çocukluk çağında yaygın görülen lösemi ve lenfoma gibi kanserler, son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler sayesinde başarıyla tedavi edilebiliyor. 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü öncesinde bilim dünyasında heyecan yaratan bir haber aldıklarını belirten Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu şöyle konuşuyor: “Çocuklarda kanser tedavisinde başarı oranı geçmişe kıyasla çok önemli noktalara geldi. Öyle ki; artık neredeyse tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır diyebiliriz. Amerikan Kanser Derneği’nin 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla açıkladığı orana göre; çocukluk çağı kanserleri 1970’lerde yüzde 50-60 civarında tedavi edilebilirken, günümüzde tedavide çok ciddi ilerleme kaydedilmiş ve başarı oranı yüzde 87’lere çıkmıştır. Bu veri son derece ciddiye alınması gereken ve büyük umut veren bir bilgidir.” </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedavi çok önemli!</strong></p>
<p>Tedavinin başarısında; kanserin türü, evresi ve çocuğun yaşının önemli faktörler olduğunu belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu noktada ailelere çok önemli görevler düştüğünü belirterek “Ebeveynler çocuklarını çok iyi gözlemlemeli, özellikle bacak, bel ya da kemik ağrısı, ateş, çabuk yorulma, halsizlik, vücutta morluklar ya da sık sık burun/ diş eti kanamaları gibi belirtiler varsa mutlaka ciddiye alarak altında yatan nedenin bulunması için ısrarcı ve takipçi olmalıdır. Bazen ‘büyüme ağrısıdır’ denilen ve geçmeyen ağrıların altında çocukluk çağı kanserleri yatabiliyor” diyor. Erken tanı sayesinde özellikle lösemi, lenfoma ve sarkomlarda oldukça başarılı sonuçlar alınsa da bazı saldırgan beyin tümörlerinde daha fazla ilerlemeye ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu alanda da çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Moleküler Çağ: “Tam 12’den Vurmak”</strong></p>
<p>Son yılların en önemli gelişmelerinden birinin de; kanserin moleküler özelliklerinin daha iyi anlaşılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Her tümör kendine özgü genetik ve moleküler değişiklikler taşıyor. Bu değişikliklere yönelik geliştirilen ilaçlar tedavide yeni bir dönem başlattı. Elimizde moleküler tetkikler varsa ve hedefi doğru belirleyebiliyorsak, doğrudan o değişikliğe yönelik ilaçlar kullanabiliyoruz. Buna adeta ‘tam 12’den vurmak’ diyebiliriz. Bazı hastalarda hedefli tedaviler ve immünoterapiler sayesinde kemoterapiye hiç ihtiyaç duymadan tedaviyi sağlayabiliriz. Bazı durumlardaysa bu yeni ilaçları kemoterapinin etkisini artırmak için kullanıyoruz. Eskiden sadece kemoterapiye dayalı tedaviler varken, bugün çok daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım söz konusu. Bu, çocukluk çağı kanserlerinde çok çok büyük bir kazanım.”</p>
<p><strong>Proton tedavisiyle daha az yan etki!</strong></p>
<p>Günümüzde bir başka çok önemli kazanımın da; çocuk onkolojisinde önemli bir yer tutan radyoterapi alanında yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu “Radyoterapideki teknolojik gelişmeler çocukları koruyarak tedavi etmeye olanak sağlıyor. Bu gelişmeler arasında proton tedavisi öne çıkıyor ki, özellikle beyin tümörlerinde bu yöntemin büyük avantaj sağladığını görüyoruz. Proton tedavisi, çevre dokulara daha az zarar vererek tümörü hedef alabiliyor. Özellikle gelişim çağındaki çocuklarda büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>Amaç sadece iyileştirmek değil, sağlıklı erişkinler yetiştirmek</strong></p>
<p>Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde bugün artık sadece çocuğu iyileştirmeyi değil, onun ileride sağlıklı bir erişkin olmasını da hedeflediklerini vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu, bu nedenle verdikleri her tedavinin uzun dönemli etkilerini dikkatle gözetlediklerini belirterek “15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü umut veren gelişmelerle karşılıyoruz. Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun sağlıklı bir geleceğe ulaşması” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-613035">Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[şareti]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden daha fazla dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite göstermesi olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328">Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden daha fazla dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite göstermesi olarak tanımlanıyor. Çocukluk çağında başlayan ve tedavi edilmezse erişkin yaşta da devam edebilen DEHB, sadece dikkat dağınıklığı ve hareketlilikle sınırlı kalmıyor kişinin yaşam kalitesini de düşürüyor. Memorial Ankara Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Klinik Psikolog Eda Atay, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu hakkında bilgi vererek, erken tanı ve bütüncül olarak uygulanan tedavilerin önemine değindi. </p>
<p>Günümüzde DEHB’in fark edilme oranı artış göstermektedir. Daha önce “Çok yaramaz” ya da “Dalgın” olarak adlandırılan çocukların aslında dikkat eksikliği ya da dürtüsellik belirtileri gösterdiği artık bilinmektedir. Günümüzde çocuklar çok sayıda uyaranla karşılaşmaktadır. Gün içinde ekran maruziyeti sürelerinin artması, hızlı uyarıcı akışına alışma, dopamin sistemini etkileyerek dikkat süresini kısaltabilmektedir. Bu durum DEHB belirtilerini daha fark edilir hale getirmektedir. Artık hem aileler hem öğretmenler hem de uzmanlar bu belirtileri daha erken tanıyabilmektedir. </p>
<p><strong>Bu belirtiler DEHB için sinyal veriyor olabilir!</strong></p>
<ol>
<li><strong>Dikkat Eksikliği:</strong> Detaylara dikkat etmeme, görevleri tamamlama konusunda zorlanma, dikkatin kolayca dağılması, ödev/görev unutma ve eşya kaybetme gibi durumlarla kendini belli etmektedir. </li>
<li><strong>Hiperaktivite:</strong> Sürekli hareket ihtiyacı, aşırı konuşma, sabretmekte zorlanma olarak gözlemlenir. </li>
<li><strong>Dürtüsellik:</strong> Sıra bekleyememe, düşünmeden hareket etme, başkalarının sözünü kesme, riski gözetememe olarak tanımlanabilir. Belirtilerin hangi alanda olduğu ve şiddeti kişi özelinde değişiklik gösterebilir. Belirtiler üç alanda birden gözlemlenebileceği gibi ayrı ayrı da gözlemlenebilir. Bireysel değerlendirmeler sonucu kişinin DEHB düzeyi ve zorlanmalarının hangi alanlarda, ne derece şiddetli olduğu belirlenir. Bunun yanı sıra sessiz ve sakin olarak nitelendirilen, bu yüzden de daha geç fark edilen hipoaktif olarak gözlemlenmesine rağmen dikkatini toplamakta zorlanan çocuklar da vardır. Sakin olarak nitelendirdiğimiz çocuklarda da dikkat eksikliği gözlemlenebilir, bu çocuklar da gözden kaçırılmamalıdır.</li>
</ol>
<p><strong>Erişkinlerde de görülüyor</strong></p>
<p>DEHB, çocukluk çağında tanılanması sebebiyle toplumda genellikle çocukluk çağına özgü bir durum olarak düşünülse de aslında sadece çocukluk çağına özgü bir durum değildir. Çoğu bireyde belirtiler ergenlik ve yetişkinlik döneminde de devam eder. Klinikte, çocukluk çağında tanılanmamış ancak DEHB belirtileri taşıyan yetişkin bireylerle de karşılaşıyoruz. Yaş ilerledikçe sosyal uyuma bağlı olarak hiperaktiviteye yönelik şikayetler genellikle azalır ancak dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve organizasyon güçlükleri yetişkin yaşamda da etkisini sürdürür. Yetişkinlikte DEHB, çocukluktaki kadar belirgin özellikler yerine içsel huzursuzluk ve dağınıklık hissiyle kendini göstermektedir.  </p>
<p><strong>Kişiye özel bütüncül tedaviler ile başarılı sonuçlar elde ediyor </strong></p>
<p>Bireysel değerlendirme sonucuna bağlı olarak, ilaçlar ve davranış terapileri ortak kullanılmaktadır. İlaç tedavisi her çocuk için zorunlu değildir. Belirtilerin şiddeti, çocuğun yaşı ve yaşam alanlarındaki işlevsellik düzeyi dikkate alınarak tedavi planı yapılır. Hafif düzeydeki vakalarda yalnızca davranışsal terapiler ve çevre düzenlemeler yeterli olabilmektedir. Ancak akademik ve sosyal yaşam belirgin şekilde etkileniyorsa ilaç tedavisi gerekebilir. İlaçlar beynin kimyasal sistemindeki farklılığı düzenlerken, davranışsal psikoterapiler ile semptomları hafifletmek, öğrenme becerilerini geliştirmek mümkün hale gelir. Tedavi yöntemleri uzun süreli ve bütüncül olarak uygulandığında, belirgin gelişmeler ve kalıcı fayda sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Erken tanı başarı oranını artırıyor </strong></p>
<p>Erken tanı ve tedavi, çocuğun akademik başarısını, özgüvenini ve sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkiliyor. Müdahale edilmediğinde özsaygı düşüklüğü, okul başarısızlığı ve davranış sorunları görülebiliyor. Erken destek, bu zinciri kırarak çocuğun potansiyelini sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor. Durumun erken fark edilmesi ve doğru yönetilmesi, bireyin yaşam boyu uyumunu güçlendirir.</p>
<p><strong>Tedavide aile ve öğretmenlerin rolü büyük!</strong></p>
<p>Çocuklar için planlanan tedavilere ek olarak ailelerin de bu konuya yönelik ebeveyn danışmanlığı alması önemlidir. Ailelerin öncelikle bu durumun çocuğun elinde olmayan, kasıtlı olmayan bir durum olduğunu bilmeleri, çocuğun davranışlarını “İnat” veya “Tembellik” olarak yorumlamamaları önemlidir. Net kurallar, kısa yönergeler, olumlu pekiştirme ve öngörülebilir rutinler çocuğun uyumunu kolaylaştırmaktadır. Ayrıca çocuğun çabasını fark edip takdir etmek motivasyon açısından değerlidir. Öğretmenler, DEHB’li öğrencilerin potansiyellerini fark edip, öğrenme ortamını buna göre düzenleyerek sürece destek olabilirler. Kısa ve net yönergeler vermek, olumlu gerim bildirimlerde bulunmak, sık ama kısa molalar tanımak, görsel materyaller kullanmak, sınıf ortamında öğretmenlerin kullanabileceği etkili yöntemlerdendir. Ayrıca sınıf içinde öğrenciyi etiketlemeden, bireysel farklılıklara duyarlı bir yaklaşım sergilemek önemlidir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328">Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken Çocukluk Döneminde Belediye Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Çalıştayı Yapıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-cocukluk-doneminde-belediye-hizmetlerinin-guclendirilmesi-calistayi-yapildi-607276</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 10:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi, erken çocukluk dönemine yönelik yerel hizmetlerin güçlendirilmesi ve aile ve toplum temelli yaklaşımların birlikte ele alınması amacıyla Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ‘Erken Çocukluk Döneminde Belediye Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Çalıştayı’nı düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-cocukluk-doneminde-belediye-hizmetlerinin-guclendirilmesi-calistayi-yapildi-607276">Erken Çocukluk Döneminde Belediye Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Çalıştayı Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi, erken çocukluk dönemine yönelik yerel hizmetlerin güçlendirilmesi ve aile ve toplum temelli yaklaşımların birlikte ele alınması amacıyla Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ‘Erken Çocukluk Döneminde Belediye Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Çalıştayı’nı düzenledi.</p>
<p>Çalıştay öncesinde moderatörlüğünü Devlet Tiyatrosu sanatçısı Hakkı Ergök’ün yaptığı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Dilara Fatoş Özer, Face Klinik Psikoloji’den Dr. Öğr. Üyesi Yunus Emre Ayna ve Küçükçekmece Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Saniye Yıldız’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Toplum Temelli Erken Çocukluk Hizmetlerinin Geleceği’ adlı panel düzenlendi. Panele; Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, başkan yardımcıları, birim müdürleri, meclis üyeleri, muhtarlar, akademisyenler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve yerel ilçe belediye çalışanları katıldı.</p>
<p><b>İlyas Dikici:</b> <b>Çocuklara yapılan yatırım bir kentin geleceğine yapılan tüm yatırımların başında gelmektedir</b></p>
<p>Panelde konuşma yapan Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, ‘’Erken çocukluk dönemi artık tüm dünyada bir iyi niyet alanı değil kanıta dayalı kamu politikalarının merkezinde yer alan stratejik bir başlıktır. Göreve geldiğimizde ilçemizde hiç belediye kreşi yoktu, bugün itibariyle 17 gündüz çocuk bakımevimiz aktif şekilde hizmet vermektedir. Aynı anlayışla BiMola Engelsiz Yaşam Merkezi, çocuk oyun evlerimiz, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerimizi de hayata geçirdik. Hedefimiz erken çocukluk dönemi alanında iyi niyetli uygulamaların ötesine geçerek yerel yönetimler için ölçülebilir, mevzuata uyumlu ve finansal olarak sürdürülebilir bir belediye hizmeti modeli ortaya koymaktır. Çocuklara yapılan yatırım bir kentin geleceğine yapılan tüm yatırımların başında gelmektedir’’ dedi.</p>
<p><b>Yunus Emre Ayna: Akran zorbalığına karşı çocukların duygularını ifade etmesine olanak sağlamak gerekiyor</b></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Yunus Emre Ayna son zamanlarda giderek artan akran zorbalığı hakkında, ‘’Çocuklara yönelik akran zorbalığının en önemli davranışsal örüntüsü yetişkinlere yönelik yapamadığı, iletemediği duygularını ve öfkesini kime gücü yetiyorsa ona uygulaması. Çocuklar bunu bir güç gösterisine de dönüştürebiliyor. Bu çeteleşmeler, kendi aralarında bir hiyerarşik yapılar oluşturulması gibi. Bunun çözümü bu tür film, dizi ve çizgi filmlerden uzak tutmak, çocuklarla vakit geçirmek ve onların duygularını ifade etmesine olanak sağlamak’’ dedi.</p>
<p><b>Saniye Yıldız: Hedefimiz çocukların hayata eşit koşullarda başlayabilmesini sağlamak</b></p>
<p>Küçükçekmece Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Saniye Yıldız ise; ‘’Erken çocukluk hizmetleri sadece kreş ve gündüz çocuk bakımevleri ile sınırlamak çocuğun hayatını görmezden gelmek ve birçok projeyi kısıtlamak anlamına geliyor. Bu nedenle belediyeler olarak sadece çocuğa değil aslında çocuğa bakım verenlere de ulaşmamız gerektiğini düşündüğümüz için ebeveyn destek programlarından psiko danışmanlık, ev temelli ziyaretlerden erişebilirlik, bakım hizmetleri ve dezavantajlı çocukların gelişim fırsatlarını güçlendiriyoruz. Buradaki temel hedefimiz çocukların hayata eşit koşullarda başlayabilmesini sağlamak’’ dedi.</p>
<p>Oyunların çocuklarla ilişki kurma aracı olduğunu belirten Prof. Dr. Dilara Fatoş Özer ise; ‘’Oyun çocuğun ilişkilerini geliştirme, insanlarla bağ kurma aracıdır. Anne ve babanın çocukla bağını geliştirmesi için de oyun çok önemli bir araçtır. Oyun oynamak için illa bir oyuncağa ihtiyacınız yoktur. Günümüz teknoloji çağında çocukların çok daha fazla iletişime ihtiyacı var’’ dedi.</p>
<p>Panel sonrası düzenlenen çalıştayda erken çocuklukta gelişim, öğrenme ve oyun ekosistemi, yerel yönetimlerde aile ve toplum temelli erken çocukluk hizmetlerinin güçlendirilmesi, erken çocuklukta akran ilişkilerini güçlendirme ve zorbalığı önleme modelleri ve erken çocuklukta dijital güvenlik, riskler ve dijital istismar ile mücadele gibi dört tema başlıkları ele alındı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-cocukluk-doneminde-belediye-hizmetlerinin-guclendirilmesi-calistayi-yapildi-607276">Erken Çocukluk Döneminde Belediye Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Çalıştayı Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehir Tiyatroları Atatürk&#8217;ün Çocukluğunu &#8220;Merhaba Çocuk&#8221;la Anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-ataturkun-cocuklugunu-merhaba-cocukla-anlatti-590973</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:15:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluğunu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[tasarımını]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[un]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590973</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Merhaba Çocuk” Atatürk’ün yeteri kadar bilinmeyen çocukluğunu çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-ataturkun-cocuklugunu-merhaba-cocukla-anlatti-590973">Şehir Tiyatroları Atatürk&#8217;ün Çocukluğunu &#8220;Merhaba Çocuk&#8221;la Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>“Merhaba Çocuk” Atatürk’ün yeteri kadar bilinmeyen çocukluğunu çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor.</b></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluğunun anlatıldığı, 10 Kasım’a özel olarak hazırlanan “Merhaba Çocuk” oyununu seyirciyle buluşturdu.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği <b>“</b>Merhaba Çocuk<b>” </b>10 Kasım 2025 Pazartesi günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ücretsiz olarak sahnelendi.</p>
<p>Oyunun gösterimine İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel, Kültür Daire Başkanı Tolga Volkan Aslan, Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Enif Yavuz Dipşar, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, Şehir Tiyatroları Müdürü Oytun Askeroğlu, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem, Müdür Yardımcıları Nilüfer Batmaz ve Berna Beyazkılınç Tezcan katıldı.</p>
<p>Oyunun başında söz alan Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever:</p>
<p>“Bugün burada olmayı tercih ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Atatürk’ü kaybetmenin 87. senesinin idrakindeyiz.</p>
<p>Atatürk’ün en az bilinen yönü ve evresi çocukluk dönemidir. Çocukluk dönemini ve insan Atatürk’ü anlatalım istedik. Bu sıradan bir oyun değildir. Şehir Tiyatroları olarak böyle bir oyunu gerçekleştirmiş olmaktan gurur duyuyoruz. “Merhaba Çocuk” bir liderin çocukluktan itibaren karakterinin nasıl liderliğe evrildiğini anlatan bir serüvendir. Bunu size anlatmak Şehir Tiyatrosu olarak boynumuzun borcuydu. Bu konuda teşekkür etmek istediğim kişiler var. Çünkü sezon içerisinde bir oyun çıkarmak çok zordur. Sabah gelirsiniz saat 4’e kadar prova yapabilirsiniz. Hemen akabinde akşam oynayacak oyunun söküm işlemleri başlar ve dekor kurulur. Bu en azından 20 gün boyunca böyle devam etti. Bütün Şehir Tiyatrosu olarak çok meşakkatli bir işin altına girdik. Çok hızlı karar verdik. Bütün Şehir Tiyatrosu gizli bir mutabakatla hiç kimse ses çıkarmadan, gönülle, birazdan seyredeceğiniz oyunu bütün detaylarıyla gerçekleştirdi.</p>
<p>Ben burada özellikle yönetmenimiz Yiğit Sertdemir’e teşekkür ediyorum. Atatürk ile ilgili bir şey yapmak çok önemlidir, çok özeldir ve çok özen ister.</p>
<p>Bütün dramaturji ekibimiz güzel bir çalışma yaptılar. Atatürk’ün hiç bilinmeyen özelliklerini ve yönlerini okuyarak, araştırarak bir bilgi yumağı haline getirdiler. Gökhan Aktemur da bu bilgi yumağından harika bir oyun yazdı. Ona da çok teşekkür ediyorum. Bugün burada olmayı tercih ettiği için başkanımıza çok teşekkür ediyorum. İBB Başkan Vekili Nuri Aslan’ı sahneye davet ediyorum” dedi.</p>
<p><b>Şehir Tiyatroları Sanatçı ve Personeli Atatürk’ü Saygı Duruşuyla Andı</b></p>
<p>10 Kasım Pazartesi günü saat 9’u 5 geçe, hayat tüm Türkiye’de 1 dakikalığına durdu. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 87. yılında düzenlenen törenlerle anıldı. Şehir Tiyatroları idarecileri, sanatçıları ve personeli de çalınan sirenle birlikte Atatürk’ü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin önünde, 1 dakikalık saygı duruşuyla andılar. </p>
<p><b>Merhaba Çocuk (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen çocukluk dönemine dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında çocukluk evresinin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş anma etkinliğiyle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p>Dramaturgisini Dramaturji Birimi’nin, müziğini Emrah Can Yaylı’nın, koreografisini Özge Midilli’nin, dekor tasarımını Barış Dinçel’in, kostüm tasarımını Eylül Gürcan’ın, ışık tasarımını Osman Aktan’ın, efekt tasarımını Emrah Can Yaylı’nın, video tasarımını Enes Altuğ Avşar, Seda Özel’in yaptığı, fotoğraflarını Tuğçe Keçeci’nin çektiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor.</p>
<p>Oyun, 16 Kasım 2025 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-ataturkun-cocuklugunu-merhaba-cocukla-anlatti-590973">Şehir Tiyatroları Atatürk&#8217;ün Çocukluğunu &#8220;Merhaba Çocuk&#8221;la Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 08:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağının]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720">Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat</strong>, hastalığın özellikle 2-5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü belirterek, anne-babaların sıkı gözlemleri sayesinde erken teşhisin mümkün olduğunu vurguluyor. Çocukluk çağı kanserlerine karşı toplumsal farkındalığın artırılmasının, tedavi başarısında son derece önemli rol oynadığını, bu nedenle her yıl <strong>2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası</strong> kapsamında etkinlikler yapıldığını belirten Prof. Dr. Canpolat, löseminin 5 öncü sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Teknolojiyle iç içe, hızlı tüketimin merkezde olduğu modern yaşam, çocuk sağlığını sessiz ama güçlü biçimde tehdit ediyor. Artan hava kirliliği, hazır gıdalar, kimyasal içerikli oyuncaklar ve ekran karşısında geçirilen uzun saatler, çocukluk çağı lösemilerinin görülme oranının son yıllarda artmasına neden oluyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat </strong>bu durumun sadece genetik değil, çevresel faktörlerle de yakından ilişkisi olduğunu belirterek “Özellikle içinde bulundouğumuz modern çağda çevresel faktörlerin çok daha etkili olduğunu görüyoruz. Pestisit içeren gıdalar, hava kirliliği, plastik kullanımındaki artış ve elektromanyetik alanlar derken çocukların bağışıklık sistemi zayıflıyor. Ailelerin bu konuda bilinçli olması, erken farkındalık açısından kritik rol oynuyor” diyor. </p>
<p><strong>Sinsice ilerliyor, erken tanı büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Löseminin sinsice ilerleyen bir hastalık olduğu için belirtilerinin de genellikle yorgunluk, solunum yolu enfeksiyonları ya da kansızlık gibi durumlarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Cengiz Canpolat sözlerine şöyle devam ediyor: “Oysa erken tanı, sadece yaşam süresini değil, tedavinin başarısını da kökten etkiliyor. Erken fark edilen her gün, çocuğun bağışıklık sisteminde önemli kazanımlar sağlıyor. Hastalığın ilk evrelerinde tespit edilmesi durumunda çocukların büyük bölümü tamamen sağlığına kavuşabiliyor. Ancak tanı geciktikçe kanserli hücreler çoğaldığından dolayı tedavi süreci uzuyor, ilaç dozları artıyor ve küçük bedenlerinin yükü ağırlaşıyor. Bu nedenle ailelerin en küçük şüphede bile vakit kaybetmeden uzmana danışmaları gerekiyor.”</p>
<p><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşımlar öne çıkıyor</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserleri içerisinde yüzde 30 ile en sık görüleni lösemi. Bilim dünyası çocukluk çağı lösemisinin tedavisinde son yıllarda büyük bir dönüm noktasına ulaştı. Günümüzde artık sadece kanser hücrelerini yok etmek değil, sağlıklı hücreleri koruyarak yaşam kalitesini yükseltmenin hedeflendiğini vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Canpolat şöyle konuşuyor: “Geçmişte lösemi tedavisinde kullanılan kemoterapiler, vücuttaki tüm hızlı bölünen hücreleri etkilerdi. Günümüzde ise hedefe yönelik ilaçlarla sadece lösemi hücrelerine yöneliyoruz. Bu sayede saç dökülmesi, mide bulantısı gibi yan etkiler daha az görülüyor ve çocuklar tedavi sürecini çok daha iyi tolere ediyor.”</p>
<p><strong>Lösemide bu belirtileri ihmal etmeyin!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cengiz Canpolat, löseminin üç öncü belirtisini sıralayarak, anne babalara bu belirtileri kesinlikle dikkate almalarını vurguluyor. İşte o belirtiler;</p>
<ul>
<li><strong>Sebepsiz morluklar</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğun cildinde bir çarpma sonucu değil, sebepsiz yere oluşan morluklar erken tanıda çok büyük önem taşıyor. Anne babalar genellikle ‘çocuk bu, sürekli düşüyor’ diyerek bacakların özellikle üst kısımlarında oluşan morlukları geçiştirmemeli. Eğer morluklar sık tekrarlıyor, geç iyileşiyor ya da farklı bölgelerde nedeni belirsiz şekilde ortaya çıkıyorsa mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. </p>
<ul>
<li><strong>Burun ve diş eti kanamaları</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda ara sıra burun veya diş eti kanaması normal olsa da, bu durum sıklaştığında önemli bir sinyal olabilir. Özellikle kendiliğinden başlayan, uzun süren ya da tekrarlayan burun kanamaları ve fırçalama sırasında kolayca kanayan diş etleri, kanın pıhtılaşma mekanizmasında bir sorun olduğuna işaret edebilir. Bu nedenle bu belirtileri hafife almamak, dikkatle izlemek ve zaman kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. </p>
<ul>
<li><strong>Sık tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sistemi zayıfladığı için çocuk sık sık ateşlenir, basit bir soğuk algınlığı uzun sürer veya tekrarlayan boğaz iltihapları görülür. Bu durum, vücudun savunma mekanizmasının lösemi hücreleri tarafından baskılandığını gösterebilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaştığı için, aileler bu duruma karşı uyanık olmalı, sık tekrarlayan ateş, enfeksiyon ve kol-bacak ağrıları olması durumunda çocuk onkoloji uzmanına başvurmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Lenf bezlerinde büyüme</strong></li>
</ul>
<p>Çocukların enfeksiyon sırasında özellikle boyun, koltuk altı ya da kasık bölgesinde lenf bezlerinin büyüyebilir. Ancak tedavi süresi sona erdiğinde lenf bezlerinde hala bir küçülme olmamışsa hatta daha da büyümüşse, üzerine dokununca hassasiyet olmuyorsa ve lenf bezi büyümesine yüksek ateş eşlik ediyorsa mutlaka Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümüne başvurulmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Bitmeyen halsizlik ve yorgunluk</strong></li>
</ul>
<p>Eskiden enerjik olan bir çocuğun oyunlara ilgisini kaybetmesi, sık sık dinlenmek istemesi ve yüzünde belirgin bir solgunluk oluşması, kansızlıktan çok daha fazlasını işaret edebilir. Lösemi, kemik iliğindeki sağlıklı hücrelerin yerini kanserli hücrelerin almasıyla oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Çocuğunuzun günlük yaşamda hareketlilik seviyesini, uyku düzenini iyi takip ederek geçmeyen halsizlik, yorgunluk ve uykuya dalma güçlüğü durumunda doktora başvurun. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720">Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Görünürde Normal Aile&#8217; gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorunurde-normal-aile-gizli-kalmis-bir-cocukluk-cagi-travmasidir-522307</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 13:07:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[görünürde]]></category>
		<category><![CDATA[kalmış]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[travmasıdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ‘görünürde normal aile’ kavramından bahsederek, dışarıdan mükemmel görünen ancak çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamayan ailelerin, fark edilmeyen çocukluk travmalarına nasıl yol açabileceği konusuna açıklık getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunurde-normal-aile-gizli-kalmis-bir-cocukluk-cagi-travmasidir-522307">&#8216;Görünürde Normal Aile&#8217; gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ‘görünürde normal aile’ kavramından bahsederek, dışarıdan mükemmel görünen ancak çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamayan ailelerin, fark edilmeyen çocukluk travmalarına nasıl yol açabileceği konusuna açıklık getirdi.</p>
<p><strong>Görünürde normal aile tehlikesi</strong></p>
<p>Çocukluk çağı travmalarının, duygusal ihmal ve istismar, fiziksel ihmal ve istismar ile cinsel istismar olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak son çalışmalar ‘aşırı koruyucu kollayıcı aile’ alt başlığının da çocukluk çağı travmalarına dahil edildiğini söylüyor. Yani ebeveynleriniz siz büyürken sizi aşırı kontrol etmeye çalışıyorsa, sürekli tüm arkadaşlarınızla tanışmak istiyorlarsa, siz yokken odanızı karıştırıp, günlüğünüzü okuyorlarsa, ihtiyaçlarınızı karşılıyor gibi görünüyor ancak duygusal açıdan kendinizi yalnız hissediyorsanız, görünürde normal bir aileye sahip olabilirsiniz. Ve bu da gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ailedeki bakımın niteliği, bireyin yetişkinliğe adımında önde yer almasını sağlar</strong></p>
<p>Görünürde normal ailelerle dolu bir toplum haline geldiğimize işaret eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Dışardan mükemmel aile, anne-baba uyumlu, çocuklarıyla ilgili görünüm mevcut. Çocuk çeşitli kurslara gönderiliyor, eğitimler alıyor, hafta sonu gezileri oluyor, akademik açıdan destekleniyor. ‘Ben çocuğuma her şeyi veriyorum, her türlü ihtiyacını karşılıyorum’ diyor ebeveyn.” dedi.</p>
<p>Ailenin, sağlıklı bireylerin yetişmesi için birincil bakım alınan yer olduğunu kaydeden Demir, “Bu bakımın niteliği, bireyin yetişkinliğe adımında önde yer almasını sağlar. Ancak aile içi travmalar yoğunsa kişi akranlarına kıyasla bir adım geriden hayatına devam eder. Burada önemli bir kavram olan, gizli kalmış, belki de farkına varılmayan bir aile türü mevcut. Psikoloji literatüründe bu aileye ‘Görünürde Normal Aile’ denmekte.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çocuklar, dış dünyaya gösterilen olumlu imajın gölgesinde büyür </strong></p>
<p><strong>‘Apparently Normal Family’</strong> yani ‘Görünürde Normal Aile’ kavramının, çocukluk çağı travmalarını inceleyen literatürde, sorunsuz, işlevsel ve ‘mükemmel’ görünen ancak derinlerde duygusal ihmal, kontrolcülük ya da psikolojik baskı barındıran aileleri tanımlamak için kullanıldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu tür ailelerde çocuklar, dış dünyaya gösterilen olumlu imajın gölgesinde büyürken, gerçek duygusal ihtiyaçları ya göz ardı edilir ya da bastırılır.” dedi.</p>
<p>Görünürde normal olan bu aile yapısında, travmanın genellikle fark edilmediğini ve çocuğun kendi duygusal ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlandığına vurgu yapan Demir, “İşte gizli tehlike buradadır. Travmatik ortamın adı koyulmaz ve çocuk bu ortamda kendi olmak yerine ebeveyni odaklı olur. Kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>‘Kusursuz aile’ imajını sürdürme çabası, çocuğun travmatik deneyimlerini göz ardı edebilir</strong></p>
<p>“Araştırmaların, dışarıdan normal görünen ailelerde büyüyen çocukların, çoğu zaman duygusal ihmal yaşadığını ve bunun uzun vadede derin psikolojik etkiler bırakabildiğini göstermektedir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ayrıca araştırmaların, görünürde normal ailelerde büyüyen çocukların, çoğu zaman ‘duygusal güvenlik’ eksikliği hissettiklerini ve bu durumun ilerleyen yaşlarda depresyon, anksiyete ve bağlanma sorunlarına yol açabileceğini belirttiğini dile getirdi. </p>
<p>Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu ailelerde, ebeveynler çocuklarına fiziksel anlamda gerekli olan her şeyi sağlayabilir, hatta dış dünyaya karşı mükemmel bir aile imajı çizebilirler. Ancak, asıl sorun duygusal desteğin, empati kurmanın ve çocuğun iç dünyasına gerçek anlamda temas etmenin eksikliğidir. Bu durum çocukta, ebeveynlerine karşı ‘görünmez’ olma hissini ve sürekli bir tatminsizlik duygusunu tetikler. Görünürde normal ailelerdeki en temel sorunlardan biri, çocuğun duygusal olarak güvende hissetmemesi ve bu yüzden de kendi kimliğini oluşturmada zorlanmasıdır. Ebeveynlerin ‘kusursuz aile’ imajını sürdürme çabası, çocuğun travmatik deneyimlerini göz ardı eder ve bu durum, travmaların hem fark edilmesini hem de işlenmesini zorlaştırır. Çocuk, gerçek duygularını ve acılarını bastırmaya zorlanarak, ilerleyen yaşlarda kendilik değerini sorgulayan, başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanan bir bireye dönüşebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunurde-normal-aile-gizli-kalmis-bir-cocukluk-cagi-travmasidir-522307">&#8216;Görünürde Normal Aile&#8217; gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer Belediyesi&#8217;nden &#8220;Savaşsız Çocukluk Projesine&#8221; destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesinden-savassiz-cocukluk-projesine-destek-457609</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2024 21:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[projesine]]></category>
		<category><![CDATA[savaşsız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaşsız Çocukluk Projesi Türkiye Ortaklık Direktörü Natalia Olieinikova ve projenin bağış kampanyası sorumlusu Rianska Yana, Kemer Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Derya Baytekin’i makamında ziyaret etti. Ziyarette, Kemer Belediyesi Meclis Üyesi Cansın Efir de yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesinden-savassiz-cocukluk-projesine-destek-457609">Kemer Belediyesi&#8217;nden &#8220;Savaşsız Çocukluk Projesine&#8221; destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Yardımcısı Baytekin’i ziyaret eden Savaşsız Çocukluk Projesi Türkiye Ortaklık Direktörü Natalia Olieinikova ve projenin bağış kampanyası sorumlusu Rianska Yana, proje hakkında Başkan Yardımcısı Baytekin’e bilgi verdi.</p>
<p>Baytekin, Kemer Belediyesi olarak Rusya – Ukrayna savaşından kaçarak gelen Ukraynalı çocukların genel ihtiyaçlarının karşılanması hususunda destek vereceklerini  söyledi.</p>
<p>Savaşsız Çocukluk Projesi Türkiye Ortaklık Direktörü Natalia Olieinikova ise desteklerinden dolayı Başkan Yardımcısı Baytekin’e teşekkür ettiğini kaydetti.</p>
<p>Ziyaret sonrası Baytekin, Savaşsız Çocukluk Projesi Türkiye Ortaklık Direktörü Natalia Olieinikova ve projenin bağış kampanyası sorumlusu Rianska Yana ile hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesinden-savassiz-cocukluk-projesine-destek-457609">Kemer Belediyesi&#8217;nden &#8220;Savaşsız Çocukluk Projesine&#8221; destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gönüllülerin desteğiyle çocukluk çağı kanserlerine farkındalık arttı sarıyıfarket projesi milyonlara ulaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gonullulerin-destegiyle-cocukluk-cagi-kanserlerine-farkindalik-artti-sariyifarket-projesi-milyonlara-ulasti-444069</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 21:10:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttı]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[desteğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülerin]]></category>
		<category><![CDATA[kanserlerine]]></category>
		<category><![CDATA[milyonlara]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[sarıyıfarket]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444069</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanserli Çocuklara Umut Vakfı, (KAÇUV) 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanserleri Günü'nde #sarıyıfarket sloganıyla başarılı işlere imza attı. Çocukluk çağı kanserleriyle mücadelede tedavi ve hastalığın önlenmesine yönelik bilgilendirme çalışmaları da gerçekleştiren KAÇUV, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanserleri Günü için Türkiye’nin dört bir yanındaki gönüllerinin ve ünlü isimlerin desteğiyle toplumun çocukluk çağı kanserleri ve tedavi imkânlarına dair farkındalığını arttırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gonullulerin-destegiyle-cocukluk-cagi-kanserlerine-farkindalik-artti-sariyifarket-projesi-milyonlara-ulasti-444069">Gönüllülerin desteğiyle çocukluk çağı kanserlerine farkındalık arttı sarıyıfarket projesi milyonlara ulaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanserli Çocuklara Umut Vakfı, (KAÇUV) 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanserleri Günü&#8217;nde #sarıyıfarket sloganıyla başarılı işlere imza attı. Çocukluk çağı kanserleriyle mücadelede tedavi ve hastalığın önlenmesine yönelik bilgilendirme çalışmaları da gerçekleştiren KAÇUV, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanserleri Günü için Türkiye’nin dört bir yanındaki gönüllerinin ve ünlü isimlerin desteğiyle toplumun çocukluk çağı kanserleri ve tedavi imkânlarına dair farkındalığını arttırdı.</strong></p>
<p>Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), kanser riski taşıyan ya da tedavisi devam eden çocuklara; uygun tedavi ortamları sağlıyor, psikolojik ve psiko-sosyal destek veriyor, eğitimlerine devam edebilmelerine destek oluyor ve erken teşhis ile doğru tedavinin önemini vurgulamak adına farkındalık çalışmaları gerçekleştiriyor. </p>
<p>KAÇUV, 2013 yılından itibaren15 Şubat Çocukluk Çağı Kanserleri Günü kapsamında kamuoyunun dikkatini çekmek ve toplumu bilinçlendirmek amacıyla projeler geliştiriyor. Çocukluk çağı kanseri hakkında kamuoyunda farkındalık yaratarak, hastalıkta erken teşhisin önemine dikkat çekmek, korunma yolları ve belirtileri konusunda bireyleri bilinçlendirmeyi hedefleyen KAÇUV, #sarıyıfarket sloganıyla basın, medya ve tanınmış kişiler aracılığı toplumun önemli bir kesimine ulaşma imkânı buluyor.</p>
<p>Geçmişten günümüze hayata geçen tüm etkinliklerde çocukluk çağı kanserlerine dikkat çekmek için #sarıyıfarket sloganıyla hareket eden KAÇUV, Türkiye’nin dört bir yanındaki gönüllüleriyle birlikte bu yıl da oldukça başarılı projelere imza attı. KAÇUV bünyesinde yer alan doktorların basılı ve görsel basın yoluyla bireylere ulaşmasının yanı sıra VakıfBank Spor Kulübü Menajeri Banu Can Schürmann, Başantrenör Giovanni Guidetti ve Voleybolcu Cansu Özbay, kanser tedavisi gören çocuklar için “Umut Kafe”de satış yaparak alışveriş yapanlara KAÇUV logolu tişört de hediye ettiler. Birçok farklı kurumda, farkındalık sunumları gerçekleştiren KAÇUV, 15 Şubat haftasında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü sarı ile renklendirerek, çocukluk çağı kanserlerine ışık tuttu. KAÇUV 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanserleri Günü için özel hazırladığı filmle de kanser tedavisi gören bir çocuğun umut dolu hikâyesini ve başarıyla tamamlanan tedavi sürecinin ardından arkadaşlarına bıraktığı sevgiyi en saf haliyle izleyicilere aktardı. Ünlü isimlerde bu filmi kendi sosyal medya hesaplarında paylaşarak KAÇUV’un farkındalık çalışmasına destek oldular.</p>
<p><strong>“DESTEKLERLE UMUDUMUZU BÜYÜTÜYORUZ”</strong></p>
<p>KAÇUV Genel Müdürü Kübra Avtepe, toplumun tüm kesimlerinden gelen destek ve bağışlar sayesinde, #sarıyıfarket projesinin büyük bir başarıya ulaştığını söyledi. Her bir katkının, umutla yeşeren bir fidana dönüştüğünü ifade eden Avtepe, “#sarıyıfarket projesiyle yapılan çalışmalar, toplumda büyük bir duyarlılık ve dayanışma örneği olarak karşılık buldu ve bir başarı hikayesi oluştu. KAÇUV’a yapılan her destek, bir çocuğun hayatında umut oluyor ve sağlıklı bir geleceğin temellerinin atılmasına katkı sağlıyor. İyiliği yaymak için el ele verdiğimizde ışığın daha da parlamasına destek oluyoruz. Katkıda bulunan herkese en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sizlerin desteğiyle, tüm çocuklarımızın geleceğe umut dolu gözlerle bakmasını sağlamak için elimizden gelenin daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz. Nerede UMUT varsa orada YAŞAM var” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gonullulerin-destegiyle-cocukluk-cagi-kanserlerine-farkindalik-artti-sariyifarket-projesi-milyonlara-ulasti-444069">Gönüllülerin desteğiyle çocukluk çağı kanserlerine farkındalık arttı sarıyıfarket projesi milyonlara ulaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAÇUV, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü&#8217;nde sarıyıfarket diyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kacuv-15-subat-cocukluk-cagi-kanser-gununde-sariyifarket-diyor-440812</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 09:40:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[diyor]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[kaçuv]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[sarıyıfarket]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=440812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağı kanserlerinde, erken teşhis ve doğru tedaviyle iyileşme oranı yüzde 70-80</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kacuv-15-subat-cocukluk-cagi-kanser-gununde-sariyifarket-diyor-440812">KAÇUV, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü&#8217;nde sarıyıfarket diyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukluk çağı kanserlerinde, erken teşhis ve doğru tedaviyle iyileşme oranı yüzde 70-80</strong></p>
<p><strong>Dünya genelinde yılda 300 bin, Türkiye’de ise nükslerle birlikte 5 bine yakın çocuk ve gence kanser teşhisi konuyor. 0-18 yaş arasında sıklıkla görülen kanser türleri arasında ilk üç sırada; lösemi (kan kanseri), beyin tümörü, lenfoma (lenf bezi kanseri) yer alıyor. Kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan uygun tedavi ortamının yaratılması ve tedavinin sürdürebilirliğinin sağlanmasını amaçlayan Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü’nde “Çocukluk çağı kanserini erken teşhis et” diyor ve #sarıyıfarket projesiyle kamuoyunda farkındalık oluşturmayı hedefliyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğini sağlamak, kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan psikososyal hizmetler sunmak ve çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamının sağlanması ve desteklenmesi amacıyla kurulan Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), 2013 yılından itibaren çocukluk çağı kanserlerine dikkat çekmek amacıyla projeler geliştiriyor. </p>
<p>15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü özelinde ay boyunca #sarıyıfarket projesi ile kamuoyunda dikkat çekmek için farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştiren KAÇUV, Türkiye’nin farklı illerinde #sarıyıfarket etiketiyle etkinlikler düzenliyor. İstanbul’un farklı semtlerindeki billboardlar ve afiş alanlarında #sarıyıfarket diyerek çocukluk çağı kanserine dikkat çeken KAÇUV, alışveriş merkezlerinde LED ekranlarda yayınladığı videolar ve spor müsabakalarında açılan pankartlarla farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Bu gün özelinde doktorlarla birlikte kurumları ziyaret ederek farkındalık sunumları gerçekleştiren, hastalıkta erken teşhisin önemine dikkat çekerek korunma yolları ve belirtileri konusunda bireyleri bilinçlendiren KAÇUV ayrıca, 15 Şubat haftasında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü sarı ile renklendirerek, çocukluk çağı kanserlerine ışık tutuyor.</p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE HER YIL 5 BİN ÇOCUĞA, ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERİ TEŞHİSİ KONUYOR</strong></p>
<p>Kanser hastalığı denildiğinde her ne kadar akla yetişkinler gelse de 0-18 yaş arasında çocuklarda ve gençlerde de görülüyor. Erişkinlerde çocuklardan 100 kat daha sık görülüyor ve tümör tipleri de farklı oluyor. Ancak buna rağmen her yıl dünyada 300 bin, ülkemizde ise yaklaşık olarak nükslerle birlikte 5 bin çocuğa çocukluk çağı kanserleri teşhisi konuyor. Erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da erken tanı çok büyük önem taşıyor. Yenidoğan döneminden ergenlik dönemine kadar her yaşta görülebilen çocukluk çağı kanserlerinde, erken teşhis ve doğru tedaviyle yüzde 70-80 oranında iyileşme sağlanabiliyor.</p>
<p><strong>ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİNDE İLK SIRADA LÖSEMİ YER ALIYOR</strong></p>
<p>Türkiye’de ve dünyada çocukluk çağında görülen kanserlerin yüzde 30’unu lösemi oluşturuyor. Her yıl yaklaşık 2 bin çocuğa lösemi teşhisi konuyor. Geçmiş yıllarda yüzde 70 civarında olan bu oran bu sene yüzde 70-80 oranında değişiklik gösteriyor. Kanser sıklığında ülkemizde önceki yıllarda ikinci sıklıkta lenf bezi kanserleri görülürken, artık gelişmiş ülkelerdeki gibi Türkiye’de de ikinci sırada beyin tümörleri geliyor. Onu sırası ile Lenfoma (Hodgkin ve Hodgkin Dışı Lenfoma), Nöroblastom, Wilms Tümörü, Yumuşak Doku Sarkomları (Rabdomiyosarkom) izliyor. Kemik, deri göz ve karaciğer tümörleri ile ise daha nadir karşılaşılıyor.</p>
<p><strong>ERKEN ÇOCUKLUK KANSERLERİ BELİRTİLERİ</strong></p>
<p>Her kanser türünün belirtileri farklı oluyor. Örneğin lösemi; çocuklarda aşırı halsizlik, iyileşmeyen enfeksiyonlar, solukluk, deride kanamalar, karaciğer dalak büyüklüğü, lenf bezi şişmeleriyle kendini belli ediyor. Böbrek kanseri, böbrek üstü bezi, lenfoma dediğimiz beze kanserlerinin kendine özgü belirtileri bulunuyor. Lenfomalar, beze şişlikleriyle geliyor. Böbrek ve böbrek üstü bezi tümörleri, karında şişlikler veya devamlı karın ağrısıyla kendini gösterebiliyor. Kemik tümörleri ise daha büyük yaştaki çocuklarda kemikte bir şişlik ve ağrıyla ortaya çıkıyor. Bu nedenle ailelerin en ufak bir belirti bile gördüğünde ihmal etmeden mutlaka doktora başvurmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>KORUNMA YOLLARI</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinin çok az bir kısmı kalıtsal olsa da ailede çok fazla tümör vakası varsa kansere yatkınlıktan bahsetmek mümkün. Erişkin kanserlerinde olduğu gibi çocukluk kanserlerinde de yapısal ve çevresel nedenlerin rol oynadığı biliniyor. Ailevi yatkınlık, doğumsal hastalıklar ve anomaliler, gen bozuklukları, bağışıklık sistemi bozuklukları başlıca yapısal nedenler arasında yer alıyor. Çevresel nedenler arasında ise; fizik (radyasyon), kimya (ilaç, endüstri tarım ürünleri), virüsler ve beslenme gibi faktörler bulunuyor. Akraba evlilikleri çocukluk çağı kanserlerinde önemli bir faktör. Bu nedenle korunmanın başlıca yollarından biri de akraba evliliklerinin önüne geçilmesi. Kanser ve yanı sıra pek çok hastalık açısından, doğum anından itibaren çocuğun güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olması için gereken tedbirlerin alınması gerekiyor. Bunların başlıcaları ise doğru beslenme, temizlik ve çocukluk aşıları.</p>
<p><strong>DEPREMZEDELER UNUTULMADI</strong></p>
<p>KAÇUV aynı zamanda 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanseri Günü’ne dikkat çekmek üzere hayata geçirilen #sarıyıfarket projesi kapsamında depremzedelere ve o bölgede tedavi gören çocuklara da destek oluyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremin olumsuz etkilerini hafifletmek ve çocuklara motivasyon desteği sağlamak amacıyla birçok proje ve etkinlik gerçekleştiren KAÇUV, 2024’te de o bölgede bulunan ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılamalarına destek olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde, deprem bölgesindeki bir hastane içerisinde oyun odası yapmayı planlayan KAÇUV, çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>Siz de #sarıyıfarket etiketiyle yapacağınız bireysel etkinliklerle, çocukluk çağı kanserlerine dikkat çekebilir, farkındalığın artmasına destek olabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kacuv-15-subat-cocukluk-cagi-kanser-gununde-sariyifarket-diyor-440812">KAÇUV, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü&#8217;nde sarıyıfarket diyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginda-yasanan-travmatik-olaylar-bellege-kaydediliyor-423789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 08:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belleğe]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[kaydediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini kaydeden uzmanlar, “Bunlardan en önemlisi de bellek üzerine olan etkisidir.” diyor.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginda-yasanan-travmatik-olaylar-bellege-kaydediliyor-423789">Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</strong></p>
<p><strong>Travmatik bir olay yaşama veya şahit olma duygusal bellekte işlenmeden kalıyor</strong></p>
<p><strong>Aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük ve zil çalsa zıplamak gibi belirtiler görülüyor</strong></p>
<p><strong>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini kaydeden uzmanlar, “Bunlardan en önemlisi de bellek üzerine olan etkisidir.” diyor.  Travmatik bir olay yaşama, böyle bir olaya şahit olmanın özellikle duygusal bellekte işlenmeden kalacağını kaydeden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, günlük yaşantı sırasında aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük, sese duyarlılık, zil çalsa zıplamak gibi belirtilerin görüldüğünü söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik belleğe ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, bunlardan en önemlisinin de bellek üzerine olan etkisi olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Beynin hafıza merkezi olaylara zaman damgası vuruyor</strong></p>
<p>Travmatik bir olay yaşama, böyle bir olaya şahit olmanın özellikle duygusal bellekte işlenmeden kalacağını kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Yani güncel bilgilerimizin belleği olan hipokampüs (beynin hafıza merkezi), olayları işlerken zaman damgası vurur. ‘Bu 10 yıl önceydi’ der. Bu bilgi beynin duygu üretiminde ve davranış yönetiminde önemlidir. Duygu yükü yüksek olaylar yani travma sonrası bilgi hipokampüste işlenemez ve örtük bellekte kalır. Yani herhangi bir durum, nesne geçmişi hatırlattığında sanki bugün olmuş gibi beyin yeniden bu olayı yaşar. Neredeyse hatırlamaz yeniden yaşar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dünya hakkında olumsuz düşüncelerde artış görülüyor</strong></p>
<p>Travmatik belleğin kişilerde ne tür belirtilere neden olduğunu anlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Günlük yaşantılar sırasında aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük, sese duyarlılık, zil çalsa zıplamak, kendi ya da dünya hakkında olumsuz düşüncelerde artış, sebepsiz anksiyete atakları, bedensel yakınmalar, sebebi bulunamamış ağrı bozuklukları, olumsuz ilişkilerden ayrılamama, sürekli kendini sabote etme, dikkat ya da bellek sorunları gibi belirtiler görülüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kendine ya da dünyaya yabancılaşma olabiliyor</strong></p>
<p>Bu durumun kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini de kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Günlük yaşamda kişinin işlevselliğinde bozulma olacaktır. Kişiler arası ilişkilerde bozulma, depresif yakınmalar ya da sürekli hep aynı hataları yapma gibi kendine ya da dünyaya yabancılaşma olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Posttravmatik stres bozukluğunun (PTSD) travma sonrası gelişen bir psikiyatrik hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eryılmaz, “PTSB’de de travmatik bellek vardır.” dedi.</p>
<p>Travmatik belleğin; travmanın özel tedavisi, EMDR (bir psikoterapi çeşidi), gerekirse ilaç tedavileri ile tedavi edildiğini anlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik bellekle ilgili şu örneği de verdi:</p>
<p>“Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar sonrası duygusal biri olarak kendini tanımlamak&#8230; Kişi kendisini ‘duygusal tepkiler veririm, hep duygum ön plandadır, bu nedenle hiç aklımı kullanmam’ dediği noktada duygusallık aslında travmatik belleğin bir belirtisi olabilir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginda-yasanan-travmatik-olaylar-bellege-kaydediliyor-423789">Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Oluşturmanın Önemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-doneminde-saglikli-beslenme-aliskanligi-olusturmanin-onemi-417480</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 09:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturmanın]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, beslenmenin bireyin özellikle gelişim çağında hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-doneminde-saglikli-beslenme-aliskanligi-olusturmanin-onemi-417480">Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Oluşturmanın Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Oluşturmanın Önemi</b></p>
<p>Uzmanlar, beslenmenin bireyin özellikle gelişim çağında hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. Beslenme alışkanlıklarının gelişim çağı sonrasındaki hayatı ciddi şekilde etkiliyor olması da bu süreçte dikkatli olunmasını gerekli kılıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Hakan Tokbay, çocukluk döneminde sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmenin önemini anlatıyor.</p>
<p>Çocukların yaşamları boyunca sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmaları, fiziksel ve zihinsel gelişimleri için kritik bir rol oynamaktadır. Bu alışkanlıkların erken yaşlarda oluşturulması, çocukların sağlıklı yetişkinler olmalarına katkı sağlar. </p>
<p>Temel Besin İhtiyaçlarının Karşılanması</p>
<p>Temel besin ihtiyaçlarının karşılanması, çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmeleri için hayati bir öneme sahiptir. Protein, vitaminler, mineraller ve diğer besin maddeleri, vücudun temel işlevlerini sürdürmesi için gereklidir. Örneğin, proteinler, hücrelerin ve dokuların inşa edilmesine yardımcı olurken, vitaminler ve mineraller birçok biyokimyasal reaksiyonun düzgün çalışmasını sağlar. Kalsiyum, kemiklerin güçlenmesine katkıda bulunurken, demir kan hücrelerinin taşıdığı oksijeni vücuda dağıtır. Bu besin maddeleri eksik olduğunda, büyüme gelişme bozuklukları ve hastalıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocukların günlük beslenmeleri, protein, vitamin ve mineral açısından zengin ve dengeli bir şekilde olmalıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, çocukların enerji ihtiyaçlarını karşılamalarına ve sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olur.</p>
<p>Enerji Dengelemesi ve Hareket</p>
<p>Enerji dengesi ve fiziksel aktivite, çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmeleri için hayati öneme sahiptir. Doğru beslenme, vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayarak çocukların günlük aktivitelerini sürdürebilmelerini sağlar. Bu enerji, büyüme, metabolizma ve vücut fonksiyonlarını desteklemek için kullanılır. Aynı zamanda, enerji alımı ile harcanan enerji arasındaki denge sağlıklı bir vücut ağırlığının korunmasına yardımcı olur. Çocuklar için fiziksel aktivite, kemik ve kas gelişimi, dolaşım sistemi sağlığı, enerji harcamasının artırılması ve obezitenin önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Sağlıklı bir yaşam tarzının temeli olan düzenli egzersiz, çocuklara fiziksel beceriler kazandırırken aynı zamanda enerji dengesini korumalarına yardımcı olur. Bu nedenle çocukların sağlıklı büyümelerini ve gelişmelerini desteklemek için doğru beslenme ile düzenli fiziksel aktivitenin bir arada olması büyük önem taşır.</p>
<p>Büyüme ve Gelişim</p>
<p>Büyüme ve gelişim, çocukların sağlıklı beslenme alışkanlıklarının en önemli sonuçlarından biridir. Doğru besin maddelerini almaları, kemiklerin, kasların ve diğer vücut dokularının büyümesine ve yeniden yapılanmasına olanak tanır. Özellikle protein, kalsiyum ve demir gibi besin maddeleri, çocukların büyümesini destekleyen temel yapı taşlarıdır. Protein, hücrelerin ve dokuların gelişimini sağlarken, kalsiyum kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur. Demir ise kan hücrelerinin üretiminde rol oynar ve enerji seviyelerini artırır. Bu nedenle çocukların doğru beslenmeye erken yaşlarda alışmaları, fiziksel büyüme ve gelişimlerini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olur. Ayrıca sağlıklı bir diyet, bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyonlara karşı daha iyi bir direnç sağlar, böylece çocuklar daha sağlıklı bir yaşam sürerler.</p>
<p>Zekâ Gelişimi ve Öğrenme Yeteneği</p>
<p>Zekâ gelişimi ve öğrenme yeteneği, çocukların beslenme alışkanlıklarıyla yakından ilişkilidir. Özellikle Omega-3 yağ asitleri, B vitaminleri ve demir gibi besin maddeleri, beyin fonksiyonlarını destekler. Omega-3 yağ asitleri, özellikle balık gibi yiyeceklerde bulunur ve zeka gelişimi için önemlidir. B vitaminleri, öğrenme ve hafıza için gereklidir ve tahıllar, etler ve süt ürünleri gibi birçok besinde bulunur. Demir, beyin fonksiyonlarına katkı sağlar ve demir eksikliği öğrenme güçlüğüne neden olabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, çocukların beyinlerinin sağlıklı bir şekilde gelişmesini ve öğrenme yeteneklerini en üst düzeye çıkarmalarını destekler. Bu nedenle çocukların düzenli olarak bu besin maddelerini içeren bir diyetle beslenmeleri, okulda daha başarılı olmalarına yardımcı olur.</p>
<p>Hastalıkları Önleme</p>
<p>Sağlıklı beslenme alışkanlıkları çocuklara birçok hastalığı önleme fırsatı sunar. Doğru ve dengeli bir diyet, obezite riskini azaltarak çocukların sağlığını korur. Aynı zamanda kalp hastalıkları, diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik sağlık sorunlarının gelişme riskini düşürür. Lif açısından zengin gıdalar, sindirim sağlığını iyileştirir ve kabızlık gibi sorunları engeller. Sağlıklı beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirir, böylece enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale gelirler. Düzenli olarak meyve ve sebzeler tüketmek, antioksidan alımını artırır ve kanser riskini azaltır. Bu nedenle çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak, onların uzun vadeli sağlığını korumak için önemlidir.</p>
<p>Beslenme Bilinci ve Alışkanlığı</p>
<p>Beslenme bilinci ve alışkanlığı, çocukların sağlıklı bir yaşam sürmeleri için temel bir unsur olarak öne çıkar. Bu kavram, çocuklara doğru besin seçimlerini yapma yeteneği kazandırmayı ve bu seçimleri günlük yaşamlarının bir parçası haline getirmeyi içerir. Çocuklar, beslenme bilinci sayesinde hangi besinlerin vücutlarına faydalı olduğunu öğrenirler. Aynı zamanda sağlıklı beslenme alışkanlığı, çocuklara yemekleri paylaşmanın, yemeğin tadını çıkartmanın ve porsiyon kontrolünün önemini öğretir. Bu alışkanlık, aşırı yeme veya yetersiz beslenme gibi sorunları önlerken, obezite gibi sağlık sorunlarının da önüne geçer. Ayrıca beslenme bilinci ve alışkanlığı çocukların gelecekteki yaşamlarında sürdürülebilir bir şekilde sağlıklı beslenmeyi devam ettirmelerine yardımcı olur, böylece daha uzun ve daha sağlıklı bir yaşamın temelleri atılmış olur.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-doneminde-saglikli-beslenme-aliskanligi-olusturmanin-onemi-417480">Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Oluşturmanın Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
