<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocuğunuzun | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cocugunuzun/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocugunuzun</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Feb 2026 07:32:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>çocuğunuzun | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocugunuzun</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Influencer Olmak İstiyorum!&#8221;: Çocuğunuzun Hayallerine Siber Güvenli Bir Şekilde Nasıl Destek Olabilirsiniz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/influencer-olmak-istiyorum-cocugunuzun-hayallerine-siber-guvenli-bir-sekilde-nasil-destek-olabilirsiniz-615802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 07:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hayallerine]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[influencer]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[stiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[teklif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alfa Kuşağı çocuklarının %30'undan fazlası sosyal medya içerik üreticisi olmayı hedeflediklerini belirtirken; araştırmalar, 12-15 yaş aralığındaki çocukların yaklaşık %32'sinin "YouTuber" olmayı hayallerindeki meslek olarak tanımladığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influencer-olmak-istiyorum-cocugunuzun-hayallerine-siber-guvenli-bir-sekilde-nasil-destek-olabilirsiniz-615802">&#8220;Influencer Olmak İstiyorum!&#8221;: Çocuğunuzun Hayallerine Siber Güvenli Bir Şekilde Nasıl Destek Olabilirsiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alfa Kuşağı çocuklarının %30&#8217;undan fazlası sosyal medya içerik üreticisi olmayı hedeflediklerini belirtirken; araştırmalar, 12-15 yaş aralığındaki çocukların yaklaşık %32&#8217;sinin &#8220;YouTuber&#8221; olmayı hayallerindeki meslek olarak tanımladığını gösteriyor. Birçok çocuk için dijital içerik üreticileri birer rol model teşkil ediyor ve çevrimiçi dünyada parlama arzusu henüz ergenlik öncesinde filizleniyor. Bu noktada ebeveyn katılımı sadece yardımcı bir unsur değil, kritik bir rol üstleniyor. Ebeveynler; platformların nasıl çalıştığını öğrenerek, gizlilik ve güvenlik ayarlarını çocuklarıyla birlikte yapılandırarak ve sınırlar hakkında açık diyaloglar kurarak sürece aktif dahil olduklarında; bu ortak dijital yolculuk, potansiyel riskleri birer eğitim fırsatına dönüştürüyor. Böylece çocuklar, yaratıcılıklarını güvenle keşfetme konusunda yetkinlik kazanıyor.</p>
<p><strong>1. Eleştirel değil, meraklı olun. Açık yaklaşımınız onların güvenlik ağıdır.</strong></p>
<p>Bir çocuk “YouTuber olmak istiyorum” dediğinde ebeveynlerde kaygı oluşması doğaldır. Ancak ilk refleks olarak bu isteği bastırmak yerine diyalog başlatmak daha sağlıklı bir zemin oluşturur. Çocuğun çevrimiçi içerik üretme motivasyonunu, planladığı içerik türlerini ve takip ettiği dijital eğilimleri anlamaya çalışmak süreci daha bilinçli yönetmeyi sağlar.</p>
<p>Bu yaklaşım iki açıdan önem taşır: Öncelikle çocuğun ilgi alanlarının ciddiye alındığını göstererek güven ilişkisini güçlendirir. Aynı zamanda gizlilik ayarları, içerik sınırları ve çevrimiçi görünürlükle başa çıkma gibi güvenlik başlıklarının doğal bir şekilde gündeme gelmesine imkân tanır.</p>
<p>Bu konuşmaları desteklemek amacıyla yaşa uygun kaynaklardan yararlanılabilir. Örneğin Kaspersky’nin ücretsiz olarak sunduğu Cybersecurity Alphabet adlı dijital kitap, çocuklara temel dijital hijyen kurallarını sade ve anlaşılır bir dille aktarıyor. Renkli görseller ve basit anlatımı sayesinde dolandırıcılık girişimlerini tanıma, verileri koruma ve çevrimiçi ortamda güvenli kalma konularında farkındalık oluşturuyor.</p>
<p><strong>2. Hesapları Birlikte Oluşturun</strong></p>
<p>Çocuğa yalnızca bir cihaz vermek yerine hesap kurulum süreçlerinin birlikte ilerletilmesi, erken aşamada güvenlik bilinci kazandırır. İster YouTube, ister TikTok veya Instagram olsun;</p>
<ul>
<li>Gizlilik ayarlarının dikkatle yapılandırılması (gönderileri kimlerin görebileceği, yorum yapabileceği veya mesaj gönderebileceği gibi),</li>
<li>Konum etiketleme özelliğinin varsayılan olarak kapatılması,</li>
<li>Güçlü ve benzersiz şifrelerin tercih edilmesi,</li>
<li>İki faktörlü kimlik doğrulamanın (2FA) etkinleştirilmesi gibi adımlar temel koruma sağlar</li>
</ul>
<p>Bu yaklaşım yalnızca siber saldırı veya veri ifşası riskini azaltmakla kalmaz; aynı zamanda çocuğun dijital hijyen alışkanlıklarını erken yaşta kazanmasına katkı sunar.</p>
<p><strong>3. Paylaşım sınırları konusunda farkındalık oluşturun</strong></p>
<p>Çocuklar içerik üretme heyecanıyla nerede olduklarını, ne yaptıklarını ve kiminle olduklarını paylaşma eğiliminde olabilirler. Ancak dijital dünyada büyümenin bir parçası da her bilginin kamuya açık olmaması gerekir. Ev adresi, okul adı veya üniforması, tatil planları, sık gidilen mekânlar gibi bilgilerin paylaşılmasının risk oluşturabileceği açıklanmalıdır. Bu tür detaylar; fotoğraflar, konum etiketleri veya zaman damgalarıyla birleştiğinde fiziksel takibi kolaylaştırabilir. Eğlenceli içerik üretmek ile güvenlik riskleri yaratabilecek paylaşımlar arasındaki farkın somut örneklerle anlatılması, çocukların bilinçli kararlar almasını destekler.</p>
<p><strong>4. Kullanıcı Adını Düzenli Olarak Arma Motorlarında Aratın </strong></p>
<p>Çocuğunuz bir takma adla içerik paylaşmaya başladığında, çevrimiçi görünürlüğünün izlenmesi önem taşır. Bunun pratik yollarından biri, kullanılan takma adın belirli aralıklarla arama motorlarında sorgulanmasıdır. Kullanıcı adını aratarak çıkan sonuçları inceleyin: Paylaşılmaması gereken kişisel fotoğraflar, konum bilgileri veya yorumlar var mı? İçerikleri kopyalanmış mı veya birileri onun kimliğine bürünmeye mi çalışıyor?</p>
<p><strong>5. Şüpheli iş birlikleri ve dolandırıcılık teklifleri konusunda uyarın</strong></p>
<p>Görünürlüğü artan genç içerik üreticileri, çeşitli markalardan geldiği iddia edilen ücretsiz ürün, sponsorluk ya da iş birliği teklifleri alabilir. Çocuklar için bu mesajlar bir hayalin gerçekleşmesi gibi görünebilir; ancak çoğu zaman dolandırıcılık girişimidir.</p>
<p>Çocuğunuza beklenmedik her teklife temkinli yaklaşması gerektiğini anlatın. Sahte iş birliği teklifleri genellikle doğrudan mesaj veya e-posta yoluyla gelir ve kimlik bilgilerini, kişisel verileri hatta banka bilgilerini ele geçirmeyi amaçlayan oltalama (phishing) bağlantıları içerebilir. Bazı dolandırıcılar sahte hediyeler için “kargo ücreti” talep eder ya da zararlı uygulamalar yükletmeye çalışır.</p>
<p>Dikkat edilmesi gereken uyarı işaretleri şunlardır:</p>
<ul>
<li>Dil bilgisi hataları ve aşırı aciliyet içeren ifadeler (“hemen harekete geç!”)</li>
<li>Kişisel bilgi veya parola talebi</li>
<li>Şüpheli bağlantılar ve güven vermeyen web siteleri</li>
<li>Gerçek markaları taklit eden, doğrulanmamış hesaplar</li>
</ul>
<p>Küçük yaştaki çocuklar söz konusu olduğunda, tüm ticari etkileşimlerin — doğrudan mesajların incelenmesi, marka tekliflerinin değerlendirilmesi ve iş birliği taleplerine yanıt verilmesi dahil — ebeveyn gözetiminde yürütülmesi daha sağlıklı bir yaklaşım sunar.</p>
<p><strong>6. Çevrimiçi yabancılar hakkında açıkça konuşun</strong></p>
<p>Çocuğunuz kitle oluşturmaya başladıkça yalnızca hayranlar değil, manipülatif ya da uygunsuz niyetli kişiler de dikkatini çekebilir. Özellikle hayatına dair detaylar paylaşan genç içerik üreticileri için çevrimiçi istismar ve “grooming” ciddi bir risktir.</p>
<p>Çocuğunuza internette nazik görünen herkesin iyi niyetli olmayabileceğini anlatın. Grooming uygulayan kişiler genellikle destekleyici bir arkadaş gibi davranır; içerikleri över, yardım teklif eder ya da benzer ilgi alanlarına sahipmiş gibi yaklaşır. Zamanla kişisel bilgiler, özel fotoğraflar talep edebilir ya da sohbeti daha az güvenli platformlara taşımaya çalışabilir.</p>
<p>Uyarı işaretleri arasında şunlar yer alır:</p>
<ul>
<li>Yabancı bir kişinin sık ve aşırı kişisel mesajlar göndermesi</li>
</ul>
<ul>
<li>Gizlilik talebi (“ailene söyleme”)</li>
<li>Özel bilgi veya görüntü paylaşması için baskı yapılması</li>
<li>Suçluluk, aşırı övgü ya da tehdit yoluyla duygusal manipülasyon</li>
</ul>
<p>En kritik unsur ise çocuğun, herhangi bir durumda cezalandırılma korkusu yaşamadan ebeveynine başvurabileceğini bilmesidir.</p>
<p><strong>Kaspersky Gizlilik Uzmanı Anna Larkina</strong> konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “<em>Bir çocuk influencer olmak istediğinde aslında kimliğini ve yaratıcılığını ifade etmenin bir yolunu arıyordur. Yetişkinler olarak görevimiz, bu hedefi desteklerken görünürlüğün beraberinde getirdiği dijital riskleri de anlamalarını sağlamaktır. Kaspersky Safe Kids</em> <em>gibi araçlar, ebeveynlerin müdahaleci olmadan sürece dahil olmasına yardımcı olur; çocukların çevrimiçi aktivitelerine dair içgörü sunar, ekran süresini yönetmeye olanak tanır ve potansiyel tehlikelere karşı uyarı sağlar. Doğru destek ve açık iletişimle genç içerik üreticilerinin seslerini güvenliklerinden ödün vermeden duyurmalarına yardımcı olabiliriz.”</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influencer-olmak-istiyorum-cocugunuzun-hayallerine-siber-guvenli-bir-sekilde-nasil-destek-olabilirsiniz-615802">&#8220;Influencer Olmak İstiyorum!&#8221;: Çocuğunuzun Hayallerine Siber Güvenli Bir Şekilde Nasıl Destek Olabilirsiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun baş ağrısına bu belirtiler eşlik ediyorsa…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bas-agrisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-583028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 09:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Baş Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[eşlik]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda son yıllarda ekran kullanım süresinin uzaması, uyku düzensizlikleri, okul stresi ve sağlıksız beslenme nedeni ile baş ağrısı sorunu yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bas-agrisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-583028">Çocuğunuzun baş ağrısına bu belirtiler eşlik ediyorsa…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda son yıllarda ekran kullanım süresinin uzaması, uyku düzensizlikleri, okul stresi ve sağlıksız beslenme nedeni ile baş ağrısı sorunu yaygınlaşıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Aydınlı,<strong> </strong>baş ağrısının masum nedenleri olduğu gibi, ciddi hastalıklara işaret eden tehlikeli nedenlerinin de olabildiğini belirterek “Ülkemizde özellikle okul çağı çocuklarında baş ağrısı yaygın bir sağlık sorunu haline gelmiştir. İlköğretim çağındaki çocukların yaklaşık yarısı, lise çağındaki çocukların ise üçte ikisinin değişen sıklıklarla baş ağrısı yaşadığı saptanmıştır. Baş ağrısının altında bazen açlık ve susuzluk gibi basit nedenler yatabilirken, bazen de ciddi sorunlardan kaynaklanabilir” diyor. Bu nedenle ailelerin özellikle bazı belirtilere çok dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aydınlı, çocuklarda baş ağrısına yol açan etkenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Uyku düzeni ve beslenme bozuklukları </strong></li>
</ul>
<p>Yetersiz uyku, düzensiz uyku saatleri, açlık ve susuzluk çocuklarda baş ağrısı gelişimine zemin hazırlar. Düzenli uyku ve yeterli beslenme ağrıları azaltabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Psikolojik Stres ve Anksiyete</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda okul stresleri, arkadaş ilişkileri veya aile problemleri baş ağrısını tetikleyebilir. Bu durumlarda ebeveynlerin davranışları ve çocuğa yaklaşımları önemlidir, psikolojik destek gerekli olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Migren </strong></li>
</ul>
<p>Migren çocuklarda çok sık görülen baş ağrısı tipidir. Zonklayıcı, genellikle tek taraflıdır ve ışık, ses hassasiyeti, mide bulantısı gibi eşlik eden semptomlar olabilir. Atağı başlatan tetikleyiciler stres, açlık, uyku düzensizliği olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Göz sorunları </strong></li>
</ul>
<p>Yanlış numaralı gözlük kullanımı, göz yorgunluğu, ekrana uzun süre maruz kalma veya göz hastalıkları baş ağrısına neden olabilir. Özellikle okul çağındaki çocuklarda görme muayenesi ve uygun gözlük seçimi önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Gerilim tipi baş ağrısı</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda en sık görülen baş ağrısı türlerinden biri de gerilim tipi baş ağrısıdır. Stres, okul baskısı, duruş bozukluğu, psikolojik sıkıntılar bu baş ağrısına yol açabilir. Ağrı genellikle baş çevresinde sıkıştırıcı veya baskı hissi şeklindedir.</p>
<ul>
<li><strong>Sinüzit ve Enfeksiyonlar</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk algınlığı, sinüs enfeksiyonu gibi durumlarda sinüslerin iltihaplanması baş ağrısı oluşturabilir. Bu ağrılar genellikle yüz ve başın ön kısmında hissedilir, burun tıkanıklığı gibi belirtilerle birlikte olur.</p>
<ul>
<li><strong>Kafa travmaları ve organik nedenler </strong></li>
</ul>
<p>Kafa yaralanmaları, kafa içi basınç artışları, nadiren tümör gibi ciddi nedenler de baş ağrısının sebebi olabilir ve mutlaka ciddi değerlendirme gerektirir. </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeyin</strong></p>
<p>Çocuklarda baş ağrısı konusunda toplumda en sık yapılan hatalar arasında; yanlış ağrı kesici kullanımı, baş ağrısını ihmal etme veya stres ve psikolojik etkenleri göz ardı etme geliyor. Prof. Dr. Nur Aydınlı, baş ağrısına özellikle bazı belirtiler eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden çocuk nöroloğu veya sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiğini belirterek, baş ağrısında ihmale gelmez durumları şöyle sıralıyor; </p>
<p>•        Ani başlayan, şiddetli veya sürekli ilerleyici baş ağrıları varsa</p>
<p>•        Baş ağrısına kusma, mide bulantısı, görme bozukluğu, bilinç değişikliği eşlik ediyorsa</p>
<p>•        Baş ağrısı uykudan uyandırıyorsa veya sabahları daha şiddetliyse</p>
<p>•        Kafa travması sonrası baş ağrısı varsa</p>
<p>•        Ağrı kesiciye yanıt vermiyorsa</p>
<p>•        Haftada iki veya daha fazla tekrarlıyorsa</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bas-agrisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-583028">Çocuğunuzun baş ağrısına bu belirtiler eşlik ediyorsa…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Tatilinde Çocuğunuzun Ruhunu da Dinlendirmek İçin Önemli Öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-tatilinde-cocugunuzun-ruhunu-da-dinlendirmek-icin-onemli-oneriler-546397</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 09:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[dinlendirmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[ruhunu]]></category>
		<category><![CDATA[tatilinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz tatilleri, çocukların zorlu bir okul yılının ardından dinlenip yeniden enerji topladıkları önemli bir zaman dilimidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatilinde-cocugunuzun-ruhunu-da-dinlendirmek-icin-onemli-oneriler-546397">Yaz Tatilinde Çocuğunuzun Ruhunu da Dinlendirmek İçin Önemli Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilleri, çocukların zorlu bir okul yılının ardından dinlenip yeniden enerji topladıkları önemli bir zaman dilimidir. Bu süreç çocuklar için de durmak, yavaşlamak, düşünmek, hissetmek ve yeniden başlamak için önemli bir aralıktır. Bu nedenle “verimli” bir yaz tatili; çocuğun iç dünyasına iyi gelen, gelişimini destekleyen ve ihtiyaçlarını gözeten bir dönem olmalıdır. Memorial Şişli Hastanesi<strong> </strong>Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı (Çocuk Psikiyatrisi) Bölümü’nden Uz. Dr. Berna Aygün, yaz tatilinde çocuğun sadece bedenini değil, ruhunu da dinlendiren aktiviteler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocukların ruhsal gelişimini destekleyin</strong></p>
<p>Okul döneminde çocukların zihinsel yükleri yoğundur. Ancak ruhsal gelişim sadece akademik başarıyla değil, duygusal deneyimlerle de ilerler. Yaz tatili, çocuğun kendisiyle ilgili farkındalık kazanabileceği, düşünebileceği, dinleyebileceği bir dönem olabilir. Bu da çocuğun daha dayanıklı, özgüvenli ve esnek bir ruhsal yapı geliştirmesine olanak sağlayabilir.</p>
<p><strong>Tatili çocuğun kendi sesini duyabileceği bir alana dönüştürün</strong></p>
<p>Bazı çocuklar içe dönük, bazıları dışa dönük, bazıları hareketli bazıları daha sakin olabilir. Her çocuğun tatilden beklentisi ve ihtiyacı farklıdır. Önemli olan, çocuğu bir “tatil kalıbına” sokmak değil; onun doğasını, ritmini, mizacını göz önünde bulundurarak bir alan açmaktır.</p>
<p><strong>Sıkılmasına izin verin, boş zamanlar çocuğun yaratıcılığının doğduğu yer olabilir</strong></p>
<p>Günümüzde birçok bakım veren, çocuklarının sıkılmasından kaygı duymaktadır. Oysa can sıkıntısı, çocuğun ruhsal gelişimi için gerekli bir durak olup, kendiyle baş başa kalabildiği, hayal gücünü devreye sokabildiği bir alandır. Sürekli etkinliklerle doldurulmuş bir tatil, çocuğun iç dünyasını genişletmeye yer bırakmaz. Belirli sürelerle sıkılmak, çocuğun kendi oyununu kurmasının ve yaratıcı yollarla düşünmesinin önünü açar. Kendi düşüncelerine dalmasına alan açmak, çocuğun bağımsızlığını ve yaratıcılığını destekleyebilir.</p>
<p><strong>Serbest oyun çocuğun gerçek öğrenmenin alanıdır</strong></p>
<p>Yapılandırılmamış, özgürce oynanan oyunlar; çocuğun duygularını, hayal gücünü ve yaşadıklarını işleyebileceği en sağlıklı yollardan biridir. Çamurla oynamak, taş biriktirmek, sokakta arkadaşlarıyla bisiklete binmek ya da evde kendi oyuncaklarıyla dünyalar kurmak çocuğun psikolojik gelişimi için oldukça değerlidir. Çünkü çocuk, oyunla hem dünyayı hem de kendini anlamaya çalışır. Çocuk, oyun oynarken aslında duygularını işler. Bir çamurdan kale yaparken yıl boyu içinde biriktirdiği öfkeyi boşaltabilir, taş dizerek kendi iç düzenini kurabilir. Oyuncak bebekleriyle bir gün kendi yaşadıklarını tekrar ederken, bazen sizi kaygılandıran bir konuyu dışa vurabilir. Oyun, çocuğun dili; dikkatli bir yetişkin için bir pencere gibidir.</p>
<p><strong>Sınırlı telefon tablet imkanı sağladığınız çocuğunuzla bol temaslı ilişki kurun</strong></p>
<p>Ekran süresi konusunda elbette günümüz koşullarında esneklik payı bırakılmalıdır. Ancak bir çocuğun ruhsal olarak beslendiği esas yer, gerçek ilişkiler kurabildiği alanlardır. Göz teması, birlikte gülmek, sohbet etmek, yemek pişirmek, yürüyüş yapmak gibi basit etkileşimler, çocuğun kendini değerli ve ait hissetmesini sağlar.</p>
<p><strong>Ailece birlikte geçirilen zaman çocuğun aidiyet hissiyatını artırır</strong></p>
<p>Yaz tatili, çocuk için sadece eğlenme değil; aynı zamanda “yeterince iyi eşlik” ile bakım verenleriyle olan bağını yeniden kurma, hikayeler dinleme, kökleriyle temas etme zamanıdır. Üst nesillerle birlikte geçirilen gün, bakım verenlerin kendi çocukluğunu anlattığı bir akşam, birlikte bakılan eski fotoğraflar… Tüm bunlar çocuğun aidiyet hissini pekiştirir.</p>
<p><strong>Doğa ile temas çocuğun ruhsal besindir</strong></p>
<p>Ağaçlara tırmanmak, toprağa basmak, çiçek toplamak, denizde yüzmek, çimenlere uzanmak… Tüm bunlar çocuğun hem duyusal hem de ruhsal regülasyonunu sağlar. Mümkünse bu yaz, çocukları doğayla buluşturun. Şehirde yaşıyorsanız bile park yürüyüşleri, birlikte gökyüzünü izlemek, suyla oynamak gibi küçük fırsatlarla doğa duygusunu yaşatabilirsiniz.</p>
<p><strong>Yaz kurslarını çocuğunuzla birlikte planlayın</strong></p>
<p>Elbette yaz tatilinde kısa süreli kurslar veya sosyal aktiviteler planlanabilir. Ama temel ilke sadece “boş kalmasın” diye haftanın altı günü yaz okuluna göndermek değil de, çocuğun gerçekten istediği bir şeye gönüllü olarak katılması olmalıdır. Ruhsal gelişim, serbest deneyimlerde olur.</p>
<p><strong>Oyunlaştırılmış etkinliklerle ders tekrarları yaptırabilirsiniz </strong></p>
<p>Yıl boyunca zorlanan çocuklar için bir süre dinlenmek iyi olabilir. Ancak sonlara doğru kısa süreli tekrarlar, oyunlaştırılmış etkinlikleri de dahil ederek yapılandırılabilir. Okulları tarafından verilen ev ödevleri düzenli ama esnek bir günlük yaşam aktivitesi ile birlikte yapmasını sağlayın. Yaz tatili çocuk için yalnızca bir zaman aralığı değil; öznelleşebileceği, dinlenebileceği ve büyüyebileceği bir alandır. Bu süreci çocuğun üstün yararını gözeterek tasarlayabilmek için ona hem yeterince alan hem yeterince sınır hem de yeterince eşlik sunmak gerekir. Bir çocuk yaz tatilinde duyduğu sevgiyi, oynadığı oyunu, hissettiği özgürlüğü yetişkin olduğunda bir iç kaynak olarak hatırlar. Bu yüzden yaz tatilini planlarken sadece ne yapacağını değil, nasıl hissedeceği düşünülmelidir.</p>
<p><strong>Yaratıcılığı teşvik eden basit etkinlikler planlayın </strong></p>
<p>Çocuğunuzun yaşına göre bu etkinlikler uygulanabilir;</p>
<p> <strong>Hayal günlüğü:</strong> Çocuğunuza her gün ne düşündüğünü, neler hayal ettiğini yazdığı ya da çizdiği bir defter hediye edin.</p>
<p> <strong>Ev içi tiyatro:</strong> Çocuğunuz kendi yazdığı bir hikâyeyi oynarken tüm aile bireyleri ile birlikte izleyin.  </p>
<p> <strong>Doğadan sanat:</strong> Taş, dal, yaprak gibi doğal malzemelerle yapılan küçük oyun araçları veya heykeller yapmaları çocukların hem özgüvenini he de yaratıcılığını artırır.</p>
<p> <strong>Kitap yazmak:</strong> Çocuğunuzun kendi kitabını yazmasını teşvik edin.</p>
<p> <strong>Mekansız oyunlar:</strong> Çocuğunuzla birlikte şehir turları yapın ama her durakta onlarla farklı farklı oyunlar oynayın.  </p>
<p> <strong>Hikaye tamamlama oyunları:</strong> Çocuğunuzla birlikte hikaye tamamlama oyunları oynayın. Bu oyunda bir kişi başlar, diğerleri sırayla devam ederler. Bu oyun çocuğunuzun duygusal gelişimi için faydalı olacaktır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatilinde-cocugunuzun-ruhunu-da-dinlendirmek-icin-onemli-oneriler-546397">Yaz Tatilinde Çocuğunuzun Ruhunu da Dinlendirmek İçin Önemli Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skolyoz Çocuğunuzun Sağlıklı Ve Hareketli Büyümesini Engellemesin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/skolyoz-cocugunuzun-saglikli-ve-hareketli-buyumesini-engellemesin-541149</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 07:10:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[engellemesin]]></category>
		<category><![CDATA[hareketli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[skolyoz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541149</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omurgaya önden ya da arkadan bakıldığında sağa veya sola doğru eğrilik görülmesi ile anlaşılan skolyoz, genellikle büyüme çağındaki çocuklarda çoğunlukla genetik faktörlere bağlı olarak oluşuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyoz-cocugunuzun-saglikli-ve-hareketli-buyumesini-engellemesin-541149">Skolyoz Çocuğunuzun Sağlıklı Ve Hareketli Büyümesini Engellemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Omurgaya önden ya da arkadan bakıldığında sağa veya sola doğru eğrilik görülmesi ile anlaşılan skolyoz, genellikle büyüme çağındaki çocuklarda çoğunlukla genetik faktörlere bağlı olarak oluşuyor. Omurganın sağ ya da sola S ve ya C şeklinde eğilmesi, kendi etrafında dönmesi olarak tarif edilen skolyoz, hastanın gelişim dönemini olumsuz etkileyebiliyor. Skolyoz tedavisi, hastanın yaşı, eğriliğin derecesi ve büyümesi yani ilerleme potansiyeline göre kişiye özel olarak planlanıyor. Bu tedavi uygulamalarından biri de ipli skolyoz, füzyonsuz skolyoz ameliyatı ya da omurgada gerdirme metodu olarak adlandırılıyor ve gögüs bölgesindeki omurlarda olan yani idiopatik skolyoz tiplerinin büyük bir kısmında kullanılabiliyor. Bu yöntem, skolyoz hastasının boy uzamasını engellemeyerek büyüme sırasında eğriliğin de düzelmesini sağlıyor. Memorial Şişli ve Bahçelievler Hastaneleri İleri Omurga Merkezi’nden Prof. Dr. Mehmet Aydoğan, 1-30 Haziran Skolyoz Farkındalık Ayı için, ipli skolyoz yöntemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Skolyoz ergenlik döneminde sık görülüyor</strong> </p>
<p>Skolyoz, omurganın sağa veya sola doğru eğriliği olarak tanımlanır. Skolyoz yani omurgadaki eğrilikler hafif gelişebileceği gibi, ileri derecelerde de görülebilmektedir. Ergenlikte ortaya çıkan “Adölesan İdiyopatik Skolyoz” en yaygın görülen skolyoz tipidir.</p>
<p>Skolyoz hastalığında tedavi prensipleri her hasta özelinde değerlendirilerek uygulanmaktadır. Skolyoz tedavisi; hastanın yaşı, eğriliğin yeri, derecesi ve büyüme potansiyeline göre kişiye özel planlanmaktadır. Skolyoz hastalığın erken saptanması hastanın takibi ve doktor kontrolünde olması açısından hastaya önemli avantaj sağlayabilmektedir. Ancak erken yaşlarda saptanan skolyozda çocuğun büyüme potansiyeli aynı zamanda eğilme ihtimali anlamına da gelmektedir. Erken başlayan skolyozlarda çocuk uzadıkça omurga eğilmeye devam etmektedir.</p>
<p><strong>Skolyozun derecesi çok önemli</strong></p>
<p>Skolyozun derecesi 20 derecenin altında ise hasta gözlem tedavisine alınır. Büyüme potansiyeline göre 4-6 ay aralarla kemik gelişimi tamamlanana kadar hasta takip edilir. İlk doktora başvurduğunda 20-45 derece arasında olan veya 20 derecenin altında olan ancak takiplerde 5 dereceden fazla ilerleme saptanan hastalar konservatif tedavi denilen ameliyatsız tedaviler uygulanır. Bunlar; fizik tedavi, egzersiz ve korse tedavileri gibi yöntemlerdir. Bel eğrilikleri için 35, sırt eğrilikleri için 40 derecenin üzerindeki hastalar cerrahi süreç açısından değerlendirmeye alınmaktadır. </p>
<p><strong>Çocukların büyüme ve gelişmesini destekleyen yöntem: İpli skolyoz</strong></p>
<p>Skolyoz hastalığında ameliyatla eğriliğin düzeltilmesi ve kaynatılması esastır. Birleşen omurlar düz ancak hareketsiz hale gelmektedir. Hareketsiz hale gelen omurların uzaması da olmayacağı için büyüme çağındaki çocuklara kaynatma ameliyatı mümkün olmamaktadır. Ancak ülkemizde sayılı merkezlerde uygulanan ipli skolyoz yöntemi ile skolyoz hastası çocukların bu sıkıntısı büyük oranda ortadan kalkmaktadır. Bu yöntem göğüs bölgesindeki omurlarda olan idiopatik skolyoz tiplerinin büyük bir kısmında kullanılmaktadır. Hastanın boy uzamasını engellemez, büyüme döneminde eğriliğin uzama ile birlikte düzelmesini sağlar.</p>
<p>İpli skolyoz yöntemi, laparoskopik olarak göğüs kafesinden açılan deliklerle kamera yardımıyla yapılmaktadır. Sistem eğriliğin olduğu omurlara ulaşılıp bu omurlarda eğriliğin dış bükey tarafına konan vidalar ve bu vidalara bağlanarak gerdirilen bantlardan oluşmaktadır.  Gerdirme işlemi sırasında akut bir miktar düzelme olur, vidalar ve gerdirilen bant eğriliğin dış (dışbükey)  tarafının daha yavaş iç tarafının daha hızlı büyümesini sağlar, bu sayede hasta uzarken oluşan eşitsiz büyüme eğriliği düzelir. Burada operasyon sırasında germe yapılarak gelişen düzeltme miktarı eğriliğin esnekliği ile orantılı olmaktadır, esnek bir eğrilikte operasyon sonrası belirgin düzelme sağlanmaktadır. </p>
<p>İpli skolyoz, tüm skolyoz hastalarına uygulan bir yöntem değildir. Bu yöntem için öncelikle uygun hastalar seçilmelidir. Göğüs bölgesindeki omurlarında 30-60 derece arası eğrilik olan kemik büyümesinin başında olan ve boy uzamasının devam edeceği, uzama kıkırdakları açık olan skolyoz hastalarına uygulanmaktadır. Gerdirme yönteminin uygulanması için omurganın belirli bir güce sahip olması gerekmektedir. Hastanın fiziksel özellikleri ve gelişmişliği göz önünde bulundurularak değerlendirilmekle birlikte sıklıkla bu yöntem 10 yaşından sonra uygulanmaktadır.</p>
<p>Boy uzaması tamamlamış ancak esnek (hastayı sağa veya sola eğerek çekilen röntgenlerde eğrilikte belirgin düzelme görülüyorsa) bir eğriliğe sahip genç erişkin hastalarda hareketi koruması avantajı göz önünde bulundurularak kullanılabilmektedir.</p>
<p><strong>Hastalar ameliyat sonrası dans edip, spor yapabilir</strong></p>
<p>İpli skolyoz yöntemi, hastada göğüs kafesi kenarlarından açılan küçük deliklerden yapılmaktadır ve oldukça konforlu bir ameliyat tekniğidir. Hastanın kanama miktarı ve ameliyat sonrası ağrısı az olur. Ameliyat sonrası hastanede kalış süresi kısadır. Skolyoz hastalığında en önemli kıstas hastanın eğriliğini düzeltirken, hareket kapasitesini korumaktır. Bu nedenle skolyoz tedavisinde uzun yıllardır hekim ve hastaların tedaviye karar verirken sordukları “Düz ancak hareketsiz bir omurga mı? Eğik ancak hareketli bir omurga mı?” sorusu yerini “Hem düz hem hareketli bir omurga” cevabına bırakmıştır. Bu nedenle ipli skolyoz yöntemi  hastalara hareketli bir omurga sunmaktadır. Hastalar bu sayede ameliyat sonrası dans, bale, spor gibi her türlü aktiviteyi herhangi bir kısıtlama olmadan rahatlıkla yapabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyoz-cocugunuzun-saglikli-ve-hareketli-buyumesini-engellemesin-541149">Skolyoz Çocuğunuzun Sağlıklı Ve Hareketli Büyümesini Engellemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun omurgasını hiç kontrol ettiniz mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-omurgasini-hic-kontrol-ettiniz-mi-524019</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 10:43:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[ettiniz]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[omurgasını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=524019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda ortaya çıkmaya başlayan skolyozun belirtileri, teşhisi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-omurgasini-hic-kontrol-ettiniz-mi-524019">Çocuğunuzun omurgasını hiç kontrol ettiniz mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda ortaya çıkmaya başlayan skolyozun belirtileri, teşhisi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Skolyoz bu belirtilerle kendini gösteriyor!</strong></p>
<p>Omurganın ön arka planında sağa ya da sola doğru oluşan eğriliğinin skolyoz olarak tanımlandığını aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Belirti olarak da özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda ilk ortaya çıkan bulgulardan bir tanesi sırttan baktığınızda görülen eğrilik.” dedi.</p>
<p>Yaman diğer belirtileri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Arkadan baktığınızda bu çocukların omuzları arasında bir asimetri vardır. Bir omuz diğerine göre daha yukarıda ya da aşağıda olabilir. Çocuk pantolon giydiğinde ya da kemer giydiğinde bunda bir asimetri, bir tarafın diğerinden yüksek durması gibi farklılıklar görülebilir. Bu çocuklar öne doğru eğildiğinde bir tarafta diğerine göre bir tümseğin olduğunu görülür. Bu noktada skolyozun kesin teşhisi için bir doktora başvurmaları gerekir.”</p>
<p><strong>Ailelere önemli görev düşüyor!</strong></p>
<p>Skolyozun teşhisinde anne babalara önemli bir görev düştüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Onur Yaman, “Çocuklarının sırtını incelemeli, omuzlar arasında bir asimetri, kalçada birinde diğerine göre bir yükseklik farkı ya da sırtında bir tümseklik bir eğrilik varsa mutlaka doktora başvurmalılar.” dedi.</p>
<p>Yaman, doktorun gereklilik halinde çekeceği skolyoz filmiyle çocukta skolyoz olup olmadığını çok kısa sürede belirleyebileceğini kaydetti.</p>
<p><strong>Skolyoz ilerleyici olabildiğinden takip edilmesi önemli!</strong></p>
<p>Skolyozun ilerleyici bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Onur Yaman, “Cinsiyete, skolyozun tipine, bulunduğu bölgeye ve yaşa göre ilerleme eğilimi değişebilir. Dolayısıyla bu hastaların sıkı ve yakından takip edilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Skolyozun formlarına göre tedavi seçenekleri olduğunun altını çizen Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle ergenlik döneminde boyun hızlı uzamasıyla birlikte uygun olan çocuklarda korse tedavisi uygulanabilir. Bazen bazı formlarında da bu çocuklarda shot egzersiz dediğimiz sırt egzersizleriyle beraber skolyozun ilerlemesini engelleyebiliriz. Bunu engelleyemediğimiz dönemlerde derecenin belirli bir limitin üstüne çıktığı hallerde de bu çocuklarda cerrahi olarak bunları tedavi edebilmekteyiz.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-omurgasini-hic-kontrol-ettiniz-mi-524019">Çocuğunuzun omurgasını hiç kontrol ettiniz mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı uyardı! Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarını, oyun hesaplarını kontrol edin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-cocugunuzun-sosyal-medya-hesaplarini-oyun-hesaplarini-kontrol-edin-445971</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Mar 2024 21:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[edin]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplarını]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445971</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların dijital izinin, çevrimiçi ortamda paylaştıkları her şey olduğunu dile getiren uzmanlar, bunun, sosyal medya gönderileri, web siteleri ziyaretleri, çevrimiçi uygulamalar ve oyunlar, hatta çevrimiçi olarak paylaştıkları kişisel bilgiler anlamına geldiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-cocugunuzun-sosyal-medya-hesaplarini-oyun-hesaplarini-kontrol-edin-445971">Uzmanı uyardı! Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarını, oyun hesaplarını kontrol edin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukların dijital izinin, çevrimiçi ortamda paylaştıkları her şey olduğunu dile getiren uzmanlar, bunun, sosyal medya gönderileri, web siteleri ziyaretleri, çevrimiçi uygulamalar ve oyunlar, hatta çevrimiçi olarak paylaştıkları kişisel bilgiler anlamına geldiğini söylüyor. “Çocuklarınızın çevrimiçi hesaplarını kontrol edin.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Çocuğunuzun sosyal medya, oyun ve diğer çevrimiçi hesaplarını kontrol edin. Gizlilik ayarlarını kontrol edin ve çocuğunuzun paylaşılan bilgilerini gözden geçirin.” uyarısında bulundu. Siber Güvenlik Yüksek Lisans Anabilim Dalı Öğr. Gör. Murat Demirci ise çocuklarla güvenli çevrimiçi etkinliklere katılmanın önemine vurgu yaptı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, Yapay Zeka Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl ve Siber Güvenlik Yüksek Lisans Anabilim Dalı Öğr. Gör. Murat Demirci, ailelerin çocukların dijital ayak izini nasıl kontrol edebileceği konusunda bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çevrimiçi ortamda paylaşılan her şey dijital iz…</strong></p>
<p>“Çocukların dijital izi, çevrimiçi ortamda paylaştıkları her şeydir.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, bunun, sosyal medya gönderileri, web siteleri ziyaretleri, çevrimiçi uygulamalar ve oyunlar, hatta çevrimiçi olarak paylaştıkları kişisel bilgiler anlamına geldiğini kaydetti.</p>
<p>Çocukların dijital izlerini kontrol etmenin önemli olduğunu, çünkü onları çevrimiçi ortamda güvende tutmaya yardımcı olabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Çocuklar, çevrimiçi olarak karşılaşabilecekleri risklerden haberdar olmayabilirler. Örneğin, kişisel bilgilerini çevrimiçi olarak paylaşmak, onları kimlik avı, dolandırıcılık veya istismar gibi tehlikelere karşı savunmasız hale getirebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklarınızın çevrimiçi faaliyetlerini takip edin…</strong></p>
<p>Çocukların dijital izlerini kontrol etmek için yapılacakları sıralayan Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Onlarla çevrimiçi faaliyetleri hakkında konuşun. Çocuklarınızla çevrimiçi ne yaptıklarını, hangi sitelere gittiklerini, hangi uygulamaları kullandıklarını öğrenin. Onlarla çevrimiçi güvenlik ve mahremiyet hakkında konuşun. Çocuklarınızın çevrimiçi faaliyetlerini takip edin. Çocuğunuzun internet kullanımını takip etmek için çeşitli araçlar kullanabilirsiniz. Bu araçlar, çocuğunuzun hangi sitelere gittiğini, ne kadar zaman geçirdiğini ve hangi tür içeriklere eriştiğini takip etmenizi sağlar. Çocuklarınızın çevrimiçi hesaplarını kontrol edin. Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarını, oyun hesaplarını ve diğer çevrimiçi hesaplarını kontrol edin. Gizlilik ayarlarını kontrol edin ve çocuğunuzun paylaşılan bilgilerini gözden geçirin. Çocuklarınıza dijital güvenlik eğitimi verin. Çocuklarınıza çevrimiçi güvenlik ve mahremiyet hakkında bilgi verin. Onları, kişisel bilgilerini çevrimiçi ortamda paylaşmanın tehlikeleri konusunda uyarın.” diye aileleri uyardı.</p>
<p><strong>Aile internet planı, ebeveynlerin çocuklarının internet kullanımını izlemelerini sağlıyor</strong></p>
<p>Çocukların internet kullanımını kontrol etmek için kullanılabilecek çeşitli araçlar ve yöntemler olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Bu araçlar ve yöntemler, çocuğun yaşı, ilgi alanları ve ebeveynlerin endişeleri gibi faktörlere göre değişebilir. Ebeveyn denetimi yazılımı, ebeveynlerin çocuklarının internet kullanımını takip etmelerini ve kısıtlamalarını sağlar. Yönetilen cihazlar, ebeveynlerin çocuklarının cihazlarını uzaktan kontrol etmelerini sağlar. Bu cihazlar, çocuğunuzun hangi uygulamaları kullanabileceğini, ne kadar süreyle internette kalabileceğini ve hangi web sitelerine erişebileceğini kontrol etmenize olanak tanır. Aile internet planı, ebeveynlerin çocuklarının internet kullanımını izlemelerini ve kısıtlamalarını sağlayan bir internet planıdır. Bu planlar, ebeveynlerin çocuklarının ne kadar süreyle internette kalabileceğini ve hangi web sitelerine erişebileceğini kontrol etmelerine olanak tanır.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Dijital izleme ve sınırlama yöntemleriyle, çocukların mahremiyeti nasıl korunur?</strong></p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Siber Güvenlik Yüksek Lisans Anabilim Dalı Öğr. Gör. Murat Demirci de dijital izleme ve sınırlama yöntemlerinin, çocukların mahremiyetini korumak için çeşitli şekillerde kullanılabileceğine dikkat çekerek, “Bu yöntemler, çocukların çevrimiçi ortamda karşılaşabilecekleri riskleri azaltmaya yardımcı olabilir ve onları çevrimiçi ortamda güvenli kararlar vermeye teşvik edebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ebeveynler, çocuklarının çevrimiçi faaliyetlerini takip ederken onlara bilgi vermeli</strong></p>
<p>Dijital izleme ve sınırlama yöntemlerinin çocukların mahremiyetini korumak için kullanılabileceği bazı yollara da işaret eden Öğr. Gör. Murat Demirci, “Çocukların çevrimiçi faaliyetlerini takip etmek, onları istismar veya taciz gibi çevrimiçi tehditlerden korumaya yardımcı olabilir. Ebeveynler, çocuklarının çevrimiçi faaliyetlerini takip ederek, çocukların uygunsuz içeriklere erişip erişmediğini veya tehlikeli kişilerle etkileşime girip girmediğini belirleyebilirler. Çocukların çevrimiçi hesaplarının gizlilik ayarlarını kontrol etmek, onların kişisel bilgilerini çevrimiçi ortamda paylaşmalarını önlemeye yardımcı olabilir. Çocuklara çevrimiçi güvenlik ve mahremiyet hakkında bilgi vermek, onları çevrimiçi ortamda güvenli kararlar vermeye teşvik etmeye yardımcı olabilir. Bu yöntemlerin çocukların mahremiyetine saygılı bir şekilde kullanılması önemlidir. Ebeveynler, çocuklarının çevrimiçi faaliyetlerini takip ederken gizliliklerine saygı göstermeli ve hesaplarını kontrol ederken onlara bilgi vermelidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun gizliliğini ihlal etmemeye dikkat edin</strong></p>
<p>“Çocuğunuzun mahremiyetine saygı gösterin. Çocuğunuzun çevrimiçi faaliyetlerini takip ederken, çocuğunuzun gizliliğini ihlal etmemeye dikkat edin.” diyen Demirci, “Çocuklar dijital medyaya erken yaşta maruz kalır, bu nedenle dijital medya eğitimini erken başlatmak önemlidir. Çocuğunuzla dijital medya hakkında konuşun ve onunla açık ve dürüst bir iletişim kurun.” dedi.</p>
<p>Çocuklara güvenlik ve mahremiyet hakkında bilgi verilmesinin önemine de vurgu yapan Demirci, “Onları, kişisel bilgilerini çevrimiçi ortamda paylaşmanın tehlikeleri konusunda uyarın.</p>
<p>Çocuklarınıza güvenli çevrimiçi ortamlarda bulunmaları için fırsatlar sunun. Çocuğunuzla birlikte güvenli çevrimiçi etkinliklere katılın. Birlikte çevrimiçi oyunlar oynayabilir, çevrimiçi derslere katılabilirsiniz. Bu adımlar, çocuklarınızın çevrimiçi ortamda karşılaşabilecekleri riskleri azaltmaya ve onları çevrimiçi ortamda güvenli kararlar vermeye yardımcı olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-cocugunuzun-sosyal-medya-hesaplarini-oyun-hesaplarini-kontrol-edin-445971">Uzmanı uyardı! Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarını, oyun hesaplarını kontrol edin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ara tatilde çocuğunuzun hem eğleneceği hem de öğreneceği etkinlik önerileri </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ara-tatilde-cocugunuzun-hem-eglenecegi-hem-de-ogrenecegi-etkinlik-onerileri-419560</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Nov 2023 10:24:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ara]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[eğleneceği]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[hem]]></category>
		<category><![CDATA[öğreneceği]]></category>
		<category><![CDATA[önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[tatilde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabah telaşla evden çıkmaya, akşam servisi karşılamaya, pazar günlerine sarkan ödev saatlerine küçük bir mola zamanı; ara tatil haftası geldi. 13-17 Kasım arasında okullar kapanıyor ve bir haftalık tatil süreci başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ara-tatilde-cocugunuzun-hem-eglenecegi-hem-de-ogrenecegi-etkinlik-onerileri-419560">Ara tatilde çocuğunuzun hem eğleneceği hem de öğreneceği etkinlik önerileri </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ara tatilde çocuğunuzun hem eğleneceği hem de öğreneceği etkinlik önerileri </strong></p>
<p><strong>Sabah telaşla evden çıkmaya, akşam servisi karşılamaya, pazar günlerine sarkan ödev saatlerine küçük bir mola zamanı; ara tatil haftası geldi. 13-17 Kasım arasında okullar kapanıyor ve bir haftalık tatil süreci başlıyor. Bu dönemde çocukların hem sosyalleşmesi hem de dinlenirken keyifli vakit geçirmesi için süreci iyi yönetmek gerekiyor. Planlı olmanın en büyük öncelik olduğunu söyleyen Ay Koleji Rehberlik ve Psikolojik Danışmanı Doğukan Uludeveci, adrenalin dolu aktivitelerden çocuk dostu müzelere, ailece doğada keşfedilecek adreslerden renkli rotalara kadar birçok tavsiyede bulunuyor. </strong></p>
<p>Ara tatiller, çocukların rutinin dışında dinlenmelerinin yanı sıra çeşitli alanlarda kendilerini geliştirmeleri için büyük fırsat oluşturuyor. Bu dönemde ebeveynlerin çocuklarının doğal mentoru olarak; onlara zamanlarını iyi kullanmak için yol göstermelerinin ve deneyimlerini paylaşarak yol göstermelerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan <strong>Ay Koleji Rehberlik ve Psikolojik Danışmanı Doğukan Uludeveci, </strong>hem eğlenmek hem de dinlenmek için çeşitli önerilerde bulunuyor. </p>
<p><strong><u>“Planladığınız etkinlikleri bir takvime yerleştirin”</u></strong></p>
<p>Çocuklarla birlikte bir ara tatili planı yapmanın onların zamanlarını daha verimli geçirmeleri için son derece faydalı olacağına dikkat çeken <strong>Doğukan Uludeveci; </strong><em>“</em>Tatiller yapmak isteyip de yapmaya vakit bulamadığınız etkinlikleri gerçekleştirmek için fırsattır. Bu nedenle öncelikle çocukların keyif alacağı faaliyetler yapmak son derece önemlidir. Zamanı etkin kullananlar için bu ara tatil uzun bir süre ve bu süre içerisine birçok faaliyet sığdırabilirsiniz. Bunun için tatil başlamadan önce <em>tatilde çocuğunuzla neler yapmak istediğinizi düşünün, zihninizde canlandırın ve kağıda dökün. Listenizi hazırlarken çocuğunuzun tatile dair hayallerini dinleyin. Çocuklarınızın ilgi ve yeteneğinin kesiştiği noktada hayal ettikleri şeye yoğunlaşın. Oyundan teknolojik aletlerle vakit geçirmeye kadar hey şey olabilir. Bununla ilgili neler yapabiliriz diye düşünün ve karar verdikten sonra adım atabilmek bu tatil sürecinde deneyimleyeceğimiz en güzel anlardan birisi olabilir.</em> <em>Planladığınız etkinlikleri bir takvime yerleştirin. Planda arkadaşlarıyla birlikte olunacak zamana da yer ayırın. Aile etkileşiminin, paylaşımının bol olacağı, birbirinize vakit ayıracağınız bir tatil geçirmeye özen gösterin”</em> diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Uludeveci</strong>, etkinlik önerilerini ise şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Okuma Etkinlikleri Düzenleyin</strong></p>
<ul>
<li>Kitaplar sizi ve çocuğunuzu mutlu ederek rahatlamanıza yardımcı olabilir. Bu nedenle çocuğunuzun keyif alabileceği ilham verici ve motive edici kitaplarla okuma günleri düzenlemek iyi bir fikir olacaktır. Tatili süresince tamamlayacağınız kitap sayısını birlikte yapacağınız bir oylamayla belirleyebilir ve günün belirli saatlerini bu etkinlik için ayırabilirsiniz. Böylelikle hem eğlenceli hem de hedefe yönelik bir aktive planlamış olabilirsiniz. Bu konudaki en önemli nokta kitap okuma saatlerinizi birlikte gerçekleştirmeniz. Sonrasında ise okuduğunuz kitaplarla ilgili düşüncelerinizi konuşarak ortak bir ilgi alanında buluştuğunuzu çocuğunuza hissettirebilir ve kitap okuma alışkanlığı edinmesini kolaylaştırabilirsiniz.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Doğa Aktivitesi Yapın</strong></p>
<ul>
<li>Ormanda, sahil kenarında, parkta ya da arazi koşullarının uygun olduğu bir zeminde ailece bisiklet sürmeyi denemediyseniz bu ara tatil iyi bir fırsat olabilir. Bisiklet sürmek, hem fiziksel aktivite sağlar hem de doğayla iç içe olma fırsatı sunar. Aile olarak doğanın tadını çıkararak kaliteli zaman geçirebilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İstanbul Oyuncak Müzesi’ni Ziyaret Edin</strong></p>
<ul>
<li>Şair ve yazar Sunay Akın tarafından 2005 yılında kurulan bu müzede 1700’lü yıllardan günümüze kadar oyuncak tarihinin en önemli parçaları sergileniyor. 5 katlı tarihi bir köşkün içinde yer alan bu müzede çocuklar sayısız oyuncağı inceleme fırsatı bulurken aynı zamanda anlatılan döneme ait de bilgi sahibi olurlar. Oyuncak sevmeyen çocuğun olmadığını düşünürsek ara tatil için çocuklarınızı mutlu etmek isterseniz İstanbul Oyuncak Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Gönüllü Faaliyetlerine Katılın</strong></p>
<ul>
<li>Gönüllülük esasına dayanan faaliyetlerle topluma, çevreye, yardıma muhtaç insanlara ya da canlılara yardım edebilirsiniz. Birlikte haftanın belirli günlerinde vakıfların gönüllülük faaliyetlerine katılmak, geri dönüşüm aktiviteleri yapmak gibi faaliyetler planlayabilirsiniz. Böylece birlikte hem yeni şeyler öğrenebilir hem de yeni insanlarla etkileşim kurabilirsiniz. Gönüllü faaliyetleriyle çocuklarınızın sosyal hoşgörü ve empati kazanmalarına destek olabilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yeni Beceriler Kazanmasını Sağlayın</strong></p>
<ul>
<li>Tatildeyken yemek yapmak, fotoğraf çekmek, bir müzik aleti çalmak gibi beceriler arasından çocuğunuza uygun olanı bularak yeni şeyler öğrenmesine katkı sağlayabilirsiniz. Çocuğunuz özellikle lise çağından küçük bir yaşta ise birkaç beceri deneyebilir ve hangisine daha ilgili olduğunu görebilirsiniz. Örneğin, birlikte yemekler hazırlayarak içindeki küçük şefin ortaya çıkmasını sağlayabilirsiniz.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Bir Gününüzü Tamamen Onun Planlamasına İzin Verin </strong></p>
<ul>
<li>Bir gününüzü tamamen çocuğunuzun istekleri üzerine düzenleyerek onun ilgi alanlarını keşfedin. Böylelikle çocuğunuzun istekleri, ilgi alanları ve sevdiği şeyler konusunda daha fazla fikir sahibi olabilirsiniz. Bir günü çocuğunuzun planlaması ara tatil boyunca planladığınız şeyleri yaparken zorunluluk gibi hissetmemesini ve daha çok ilgi göstermesini sağlayacaktır.</li>
</ul>
<p><strong>              Ailecek Film İzleyin</strong></p>
<ul>
<li><strong>Ters Yüz: </strong>Ters Yüz, küçük bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Küçük Riley için hayat, babasının San Francisco’da yeni bir işe başlamasıyla baştan aşağıya değişir. Orta-Batı’daki yaşamını geride bırakan Riley&#8217;ı şimdi yeni bir ev, okul ve arkadaşlar beklemektedir. Peki içindeki duyguları o ne söyler? Neşe (Amy Poehler), Korku (Bill Hader), Öfke (Lewis Black), Nefret (Mindy Kaling) ve Üzüntü (Phyllis Smith)&#8230; Riley&#8217;in zihninin içinde yaşayan, ona günlük hayatında tavsiyeler veren duyguları bu yeni hayata alışırken ufak bir kaosa neden olacaktır. Neşe, Riley’nin en önemli duygusudur ve onu hep pozitif tutmaya çalışır ama diğer duygular bu yeni hayatına uyum sağlama konusunda biraz şaşkındır…</li>
<li><strong>Yukarı Bak (UP): </strong>Yukarı Bak&#8217;ta rastlantı eseri yolları kesişen iki çocuk, yıllarca sürecek tatlı ve dokunaklı bir hikayenin başkahramanlarıdır. Maceracı doğan ve hayattaki her şeye dair çocuksu saf meraklar barındıran Ellie’nin tek hayali dünyayı gezebilmektir. Carl ise sessizliği ve dinginliğiyle örttüğü maceraperestliği ve kocaman kalbiyle Ellie’nin tek isteğini gerçekleştirebilmeyi dilemektedir. İki küçük çocuk büyür, evlenir, yaşlanır&#8230; Ölüm Ellie’nin kapısını çalar, Carl ise sevdiğinden kalan tek şeyi, bu çocuksu hayali gerçekleştirmeye koyulur.</li>
<li><strong>Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap: </strong>İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanların Londra&#8217;ya düzenlediği hava saldırılarında Peter, Susan, Edmund ve Lucy adlı dört çocuk ailelerinden ayrı düşerler. Güvenlik amacıyla ülkelerine gönderilen Peter, Susan, Edmund ve Lucy, orada sihirli bir gardrop bulurlar. Gardrobun içine girince Narnia adlı mistik bir ülkeye geçiş yaparlar. Bir zamanlar barış ve huzur dolu bir ülke olan Narnia&#8217;nın özelliği konuşan canavarların, cücelerin ve devlerin ülkesi olmasıdır. Ancak, şeytani güçlere sahip Beyaz Cadı tarafından dondurulmuştur. Küçük dostlarımız büyüyü bozup Narnia&#8217;yı eski haline getirmek için bir aslandan yardım alırlar.</li>
<li><strong>Mucize: </strong>Auggie Pullman (Jacob Tremblay) 5. sınıfa geçmek üzere olan bir çocuktur. Ancak doğuştan gelen yüzündeki kalıcı deformasyon geçirdiği onlarca ameliyata rağmen düzelmemiştir. O yaşına dek hiç okula gitmemiş, evde ailesi tarafından eğitim almış ve dışarıyla ilişkisi, hep bir kask aracılığıyla olmuştur. Sıradan bir okul olan Beecher&#8217;a başladığı günden itibaren bazılarının alay konusu olsa da aslında çoğu kişiden bir farkı olmadığını gösterecek, dış görünüşün ne kadar önemsiz olabileceğini kanıtlayacaktır. Mucize filmi, 2012&#8217;de R. J. Palacio&#8217;nun yazdığı aynı adlı romandan uyarlandı.</li>
<li><strong>Zootropolis: Hayvanlar Şehri </strong>Zootopia, hayvanların bir arada yaşadığı çok büyük bir şehirdir. Bu şehirde yaşayan bir tavşan olan Judy Hopps polis teşkilatına yeni yazılmıştır. Nick adlı tilki ise küçük dolandırıcılık işleri yaparak köşeyi dönmeyi hedeflemektedir. Bir gün Nick, işlemediği bir suçla itham edilir. Nick adını temize çıkarmak, Judy de davayı çözmek için daha önceden hiç tahmin edemeyecekleri bir işbirliği yapmak zorunda kalırlar. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ara-tatilde-cocugunuzun-hem-eglenecegi-hem-de-ogrenecegi-etkinlik-onerileri-419560">Ara tatilde çocuğunuzun hem eğleneceği hem de öğreneceği etkinlik önerileri </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Steel Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO&#8217;su Abdullah Özcan: &#8220;Çocuğunuzun Geleceğini Sigortasız Bırakmayın!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/steel-sigorta-ve-reasurans-brokerligi-ceosu-abdullah-ozcan-cocugunuzun-gelecegini-sigortasiz-birakmayin-411618</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 16:26:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmayın]]></category>
		<category><![CDATA[brokerliği]]></category>
		<category><![CDATA[ceosu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğini]]></category>
		<category><![CDATA[özcan]]></category>
		<category><![CDATA[reasürans]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[sigortasız]]></category>
		<category><![CDATA[steel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anaokulundan başlayarak üniversite eğitiminin sonuna kadar tüm eğitim dönemini içine alan eğitim sigortasının, anne babaların yaşamları boyunca karşılaşabilecekleri risklere karşı çocuklarının eğitimlerinin kesintiye uğramamasını güvence altına aldığını söyleyen Özcan, bu ürünün ana teminatının vefat olduğunu ancak isteğe bağlı olarak maluliyet, istem dışı işsizlik, kritik hastalıklar gibi ek teminatlarla poliçenin tam bir koruma kalkanı haline getirilebileceğini söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/steel-sigorta-ve-reasurans-brokerligi-ceosu-abdullah-ozcan-cocugunuzun-gelecegini-sigortasiz-birakmayin-411618">Steel Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO&#8217;su Abdullah Özcan: &#8220;Çocuğunuzun Geleceğini Sigortasız Bırakmayın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anaokulundan başlayarak üniversite eğitiminin sonuna kadar tüm eğitim dönemini içine alan eğitim sigortasının, anne babaların yaşamları boyunca karşılaşabilecekleri risklere karşı çocuklarının eğitimlerinin kesintiye uğramamasını güvence altına aldığını söyleyen Özcan, bu ürünün ana teminatının vefat olduğunu ancak isteğe bağlı olarak maluliyet, istem dışı işsizlik, kritik hastalıklar gibi ek teminatlarla poliçenin tam bir koruma kalkanı haline getirilebileceğini söyledi. </strong></p>
<p>Anne babaların en büyük endişelerinden biri çocuklarının kesintisiz bir eğitim görmelerini sağlamak. Türkiye’de yaklaşık 10 yıldan bu yana sigorta şirketleri tarafından sunulan Eğitim Sigortası ürünü içerdiği teminatlar ve her bütçeye uygun tasarlanmış paketleriyle velilerin bu kaygılarını en aza indirgeyen, kullanıcı dostu bir poliçe.</p>
<p>Steel Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Abdullah Özcan, eğitim sigortasının en inovatif ve sunduğu katkı açısından en değerli sigorta ürünlerinden biri olduğuna işaret ederken, buna rağmen sigortalı sayısının yaklaşık 400 bin adetlerde olduğunu söyledi. Eğitim sigortasının ebeveynlerin başlarına gelebilecek olumsuzluklara karşı çocuklarının eğitim hayatlarına kesintisiz bir şekilde devam etmelerini sağladığını belirten Özcan, “Çocuğun eğitimini teminat altına alan eğitim sigortası ile velinin bir kaza sonucu vefatı veya kalıcı bir sakatlık sonrası öğrencinin arda kalan eğitimini tamamlayabilmesi için gerekli olan tutarın ödenmesi sağlanıyor. Bu nedenle çocuğunuzun geleceğini sigortasız bırakmayın” dedi.</p>
<p>Bugün pek çok şirket tarafından sunulan eğitim sigortası poliçesine sahip anne babaların çocuklarının geleceği ile ilgili endişelerinin ortadan kalktığını kaydeden Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu üründen 18-65 yaş arasındaki tüm ebeveynler yararlanabiliyor. Teminat tutarına, yıllık eğitim masraflarına, beklenti ve sigorta süresine göre sigortalı karar veriyor. Eğitim sigortasında öğrencinin eğitim gideri yıl geçtikçe düşeceği için poliçenin teminatı da buna uyumlu olarak azalıyor. Örneğin, öğrencinin yıllık eğitim masrafının 60 bin lira olduğunu ve 10 yıllık bir eğitim süresi kaldığını varsaydığımızda ilk yılın sigorta teminatı 600 bin lira olarak hesaplanır. İkinci yıldan itibaren bu teminat her yıl eşit tutarda azalır”</p>
<p>Eğitim sigortasının ana teminatının vefat olduğunu ancak isteğe bağlı olarak maluliyet, istem dışı işsizlik, kritik hastalıklar gibi ek teminatların da poliçeye dahil edilebileceğini kaydeden Özcan, “Eğitim amaçlı hayat sigortaları çocukların eğitim giderlerini karşılayacak tutarın sağlanması için finansal bir araçtır temelde. Bu nedenle pek çok sigorta şirketi eğitim sigortası kapsamında verdikleri teminatları sigortalının talebine bağlı olarak genişletebiliyorlar. Poliçe; destek maaşı, tam maluliyet, toplu ödeme gibi farklı teminatları da kapsam içine alabiliyor. Yine sigortalı dövize endeksli bir poliçe de satın alabiliyor” dedi.</p>
<p>Sigorta poliçesinin süresinin 2 yıl ile 20 yıl arasında belirleyebildiğini de belirten Özcan, ödenecek primin; yaş, teminat tutarı ve sigorta süresine bağlı olarak değişebildiğini kaydetti. Özcan, primlerin tek seferde veya sigorta süresine eşit dağılacak şekilde taksitlendirilebildiğini belirtti.</p>
<p><strong>Önemli bir vergi avantajı sağlıyor</strong></p>
<p>Sigortalının, 18 yaş altındaki çocukları için ödediği primleri de belli oranlarda vergiden düşebildiğine dikkat çeken Abdullah Özcan, “Önemli bir vergi muafiyeti avantajı mevcut. Ücretli çalışansanız aylık brüt ücretin yüzde 15’ini ve yıllık brüt asgari ücretin toplam tutarını; serbest meslek sahibiyseniz, yıllık beyan edilen gelirin yüzde 15’ini ve yıllık brüt asgari ücretin toplam tutarını aşmamak kaydıyla vergi indirim avantajından da yararlanabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/steel-sigorta-ve-reasurans-brokerligi-ceosu-abdullah-ozcan-cocugunuzun-gelecegini-sigortasiz-birakmayin-411618">Steel Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO&#8217;su Abdullah Özcan: &#8220;Çocuğunuzun Geleceğini Sigortasız Bırakmayın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun İşitme KaybıI Okul Başarısını Etkilemesin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-isitme-kaybii-okul-basarisini-etkilemesin-410543</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 14:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarısını]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[etkilemesin]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[kaybıi]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410543</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşitme kaybı, doğuştan gelen bir rahatsızlık olup en sık görülen problemlerden biridir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-isitme-kaybii-okul-basarisini-etkilemesin-410543">Çocuğunuzun İşitme KaybıI Okul Başarısını Etkilemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İşitme kaybı, doğuştan gelen bir rahatsızlık olup en sık görülen problemlerden biridir. Her bin canlı doğumdan 1 ila 3’ü sağırlık derecesinde, binde 30 ila 60’ı da değişik şiddetlerde işitme kaybı ile doğar. Okul dönemi, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık dönemleri de hesaba katıldığında toplumdaki işitme kaybı oranı %50’leri geçmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi KBB Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldırım Ahmet Bayazıt, “işitme kaybının okul başarısı üzerindeki etkisi”yle ilgili ebeveyn ve eğitimcilere dikkat edilmesi gereken bilgilendirmeler yaptı</strong></p>
<p> </p>
<p>İşitmenin normal olması özellikle yeni doğan bebekler, eğitim çağındaki çocuklar ve bireyler için önemlidir. Erken dönemde tedavi edilmeyen kişilerde kalıcı işitme ve konuşma problemleri ortaya çıkabilir ve okul çağındaki çocuk ve bireylerdeki işitme kaybı akademik, sosyal ve nöropsikolojik problemlere neden olabilir.</p>
<p> </p>
<p>İşitme kaybı hafitten ağıra kadar farklı derecelerde, tek veya çift taraflı olabilir. Bununla birlikte dış ve orta kulak iletim problemlerine ya da iç kulak ve beyin arasında cereyan eden sinirsel problemlere bağlı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Okul çağındaki hemen hemen 10 çocuktan 1’inde işitme kaybı var</strong></p>
<p> </p>
<p>Son yıllarda ağır işitme kaybı oranları düşmeye başlamakla birlikte, hafif işitme kaybı oranları daha da artmaya başlamıştır. Okul çağındaki hemen hemen on çocuktan birinde farklı nedenlere bağlı işitme kaybı vardır. Bunlar arasında en sık görülen ve en kolay tedavi edilebilen ve halk arasında kulak kiri olarak bilinen “serumen” yer almaktadır. İkinci sırada ise sinsi şekilde seyreden ve kulakta sıvı varlığı şeklinde tarif edilen orta kulak inflamasyonları yer alır; ancak çocukların %5’inin her iki kulağında da sinirsel tip işitme kaybı vardır. Sinirsel tip kayıp sadece bir kulakta da görülebilir ve bu çocukların diğer kulakları normaldir. Bu durum okul çağındaki çocukların %3’ünde görülmektedir. Başka bir deyişle okul çağındaki çocuklarda, bebeklere oranla işitme kaybı sıklığı yaklaşık on kat artmıştır; ancak bu durumun erken teşhis ve tedavi edilebilmesini engelleyen birçok problem ve zorluk vardır. Bu problemler genellikle ebeveynlerin ve işitme kayıplı okul çağındaki çocuğun durumu kabullenmesi ve hekiminin önerilerine uyum sağlamasıyla alakalıdır. </p>
<p> </p>
<p><strong>İşitme kaybının beyin fonksiyonları üzerindeki etkisi nedir?</strong></p>
<p> </p>
<p>Beynimizin üst merkezlerindeki bilişsel ve psikolojik yollara ait bölgelerin normal olarak gelişmesi, işitsel girdilerin ne kadar normal olduğuna bağlıdır. İşitsel girdilerdeki zayıflık, beyin üst merkez bağlantılarının ve korteksinin organizasyonunu değiştirir. Mesela; bir kişinin sağ kulağında işitme kaybı varsa, ana işitme merkezinin bulunduğu beynin sol beyin yarım küresindeki korteks gelişimi zayıflar. İşitme merkezinin, konuşma ve bilişsel fonksiyon bölgeleriyle olan bağlantıları da farklılaşmaya ve doğal olarak, tüm bunların nörobiyolojik ve nöropsikolojik yansımaları da kendini göstermeye başlar. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tek taraflı işitme kaybında problem gözden kaçabiliyor</strong></p>
<p> </p>
<p>İki kulağında da işitme kaybı olan bebek ve çocukların teşhisi daha erken yapılır; çünkü yenidoğan tarama programları veya çocuğun işitsel algısındaki zayıflık nedeniyle bir sağlık kuruluşuna müracaat edilir. Bununla birlikte hafif işitme kaybı veya tek taraflı işitme kaybı varlığında problem gözden kaçabilir. Bu tarz çocuklar genellikle okul öncesi dönemde günlük hayat için yeterli dil ve konuşma gelişimi gösterirler; fakat çocuk okul çağına geldiğinde bocalamalar başlar. Bu çocukların bilişsel gelişimlerinin veya zekâlarının zayıf olduğu, saldırgan oldukları, davranış bozuklukları gösterdikleri şeklinde bildirimler gelmeye başlar ve okul başarılarının düşük olduğu kabul edilerek bazen alt kategorideki sınıflara nakledilmeleri önerilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>İşitme engelli çocuk sınıfta kalabiliyor</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İşitme engelli okul çağındaki çocuklarda akademik ve sosyal konularda dikkat eksikliği ortaya çıkabilir. Bu çocukların yaklaşık üçte birinin sınıfta kalacak hale gelebildiği bilinmektedir. Bu oran normal topluma göre on kat daha fazladır.</p>
<p> </p>
<p>İlginç bir şekilde, ağır işitme kaybı olanların akademik başarısı hafif işitme kaybı olanlara göre daha yüksektir. Bunun nedeni ağır işitme kaybı olanların daha erken yaşlarda teşhis ve tedavi şansını yakalaması ve performanslarını yükseltmesidir ve aynı zamanda ailenin, çocuğun, sosyal çevrenin ve okul görevlilerinin duruma daha rahat adapte olabilmeleridir. Hafif işitme kaybı olanlar ise durumu fark edemediği, önemsemediği veya gizlediği için tedavi edilemezler ve başarıları düşer. Bunun nedeni genellikle işitme kaybının utanç verici bir eksiklik olduğu düşüncesidir.</p>
<p> </p>
<p>Diğer taraftan tedavi edilmeyen bir işitme kaybı varlığında, öğrenci özellikle fon gürültüsü varken konuşmayı anlamada güçlük çeker. Bazen de normal konuşmayı anlarken, fısıltı seslerini kaçırabilir. Kişi, başını daha iyi duyan kulak yönünde çevirmek zorunda kalır. Bu durumun her gün tekrarlanması sonucunda kişi veya öğrenci daha da utangaç hale gelebilir ve kendini sosyal alanlardan izole etmeye başlayabilir. Aynı zamanda konuşmayı anlamak için sarf ettiği çaba erken yorulmaya ve sıkılganlığa neden olabilir. </p>
<p> </p>
<p>Sonuç olarak, özellikle okul çağındaki işitme engelli çocukların tanı ve tedavilerinin yapılmaması halinde, akademik ve sosyal problemlerin ortaya çıkacağı artık bilinen bir gerçektir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-isitme-kaybii-okul-basarisini-etkilemesin-410543">Çocuğunuzun İşitme KaybıI Okul Başarısını Etkilemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Bağışıklığını Güçlendirmenin Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bagisikligini-guclendirmenin-yollari-409385</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2023 14:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığını]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirmenin]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde kuvvetlendirilmesi yetişkinlik döneminde sağlıklı bir yaşam sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bagisikligini-guclendirmenin-yollari-409385">Çocuğunuzun Bağışıklığını Güçlendirmenin Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><strong>Anne sütü en önemli besin kaynağı</strong></b></p>
<p>Bağışıklık sisteminde en önemli besin kaynağı tabii ki anne sütüdür. Anne sütü içeriğindeki koruyucu faktörleri bebeğe direkt olarak geçmekte ve bireyin ömür boyu onu koruyacak olan bağışıklığının temellerini atar.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemini daha kuvvetli tutmak elinizde</strong></p>
<p><strong>Daha çok meyve ve sebze: Sofrada C vitamini, karoten ve antioksidanların daha fazla olduğu renkli sebzeleri bulundurun. Yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, biberler, havuç, </strong>bal kabağı<strong> portakal, </strong>kayısı, tropik meyveler gibi…<strong> </strong></p>
<p><strong>Daha az şeker ve tatlandırıcı</strong>: Yapılan bilimsel çalışmalar şeker katkılı yiyeceklerin akyuvar çalışmasını olumsuz etkilediğini gösteriyor. Özellikle hastalık dönemlerinde tatlandırıcılar, şekerin her türü, dışarıdan alınan paketli tatlı yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Bunların yerine bal, pekmez ya da doğal meyve şekerinden faydalanmak daha doğrudur. </p>
<p><strong>Yağ asitlerinden en faydalısı Omega-3 yağları: </strong>Özellikle soğuk sularda dolaşan yağlı balıklarda olan bu madde çok değerli bir bağışıklık desteğidir. Omega yağ asitleri, bakterileri yiyen hücrelerin aktivitesini arttırırlar. Haftada 3 gün yağlı balık yemek veya bulunamıyorsa, yine de lokal taze balık ve haftada bir kaç kez balık yağı içeren bir kapsül yeterlidir.  Keten tohumu yağı da, balık yağı kadar kuvvetli olmasa da, iyi bir Omega 3 kaynağıdır.</p>
<p><strong>Yeterli uyku: </strong>Çalışmalar, çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi uykusuzluğun mikrop öldüren hücrelerin gücünü azalttığı gösteriyor. Özellikle gün boyu yuvada değişik aktivitelerle heyecanlı saatler geçiren küçük çocukların uyumadıklarını düşünürsek,  erken yatmalarının çok gerekli ve önemli olduğunu anlarız. Bu yaştaki çocukların 12-13 saat, okul öncesi çocukların 10 saat uykuya gereksinimleri var.</p>
<p><strong>Normal kilo: Şişmanlık antikor yapımını yavaşlatarak bağışıklık sistemine olumsuz etki etmektedir. Çocuğunuzu aktif tutarak hem kilosunu, hem de bağışıklık sistemini kontrol altında tutmaya çalışın.</strong></p>
<p><strong>Kişisel temizliğe önem verin: Bağışıklığı doğrudan arttırmasa da, bağışıklık sisteminin yorulmasını engelleyebilir. Sabunla el yıkamaya önem verin. Okuldan gelince, yemekten önce ve sonra, burun sildikten sonra, tuvaleti kullandıktan sonra mutlaka eller sabunla yıkanmalı. Diş fırçaları beraber duruyorsa, hasta olanın fırçasını hemen atıp yenisini almakta fayda var.</strong></p>
<p><strong>Yanında sigara içmeyin:</strong> Çocuklar sigaranın zararlı etkilerine daha da açıklar çünkü dakikada daha fazla soluyorlar. Bronşit, kulak enfeksiyonu, astım riskini arttırmak istemiyorsanız, çocuğunuzun pasif içici olmasına izin vermeyin.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bagisikligini-guclendirmenin-yollari-409385">Çocuğunuzun Bağışıklığını Güçlendirmenin Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Okul Çantası Omurga Sağlığını Etkilemesin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-okul-cantasi-omurga-sagligini-etkilemesin-405923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 07:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çantası]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[etkilemesin]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelişme çağındaki çocuklarda uygunsuz çanta kullanımının ileri yaşlarda kalıcı sağlık sorunları oluşturmaması için ebeveynler dikkatli olmalı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-okul-cantasi-omurga-sagligini-etkilemesin-405923">Çocuğunuzun Okul Çantası Omurga Sağlığını Etkilemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul zili çaldı, yeni eğitim öğretim yılı heyecan ve coşkuyla başladı bile.</p>
<p>Ebeveynler çocuklarının yaş gruplarına göre tüm listeleri tamamlama telaşında. Özellikle okul çantası;    ihtiyaçlar listesinde ilk sırada yer alıyor. Sırtta veya elde taşınacak olan okul çantalarının çocuğun omurga sağlığı üzerindeki etkisi ve bunu en sağlıklı şekilde ayarlama yapma görevi ise anne babalara düşüyor. Peki o halde okul çantası konusunda nelere dikkat edilmeli, neler yapılmalı?</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden, Doç. Dr. Sinan Karaca ‘okul çantası kullanımının omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve alınabilecek önlemler’e dikkat çekti</strong></p>
<p>Okul çantası, birçok öğrencinin günlük yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. Öğrencilerin kitaplar, defterler, kırtasiye malzemeleri ve hatta bazen dizüstü bilgisayarlar gibi önemli eşyalarını taşımak için kullandığı bu çantalar, çocukların eğitim hayatında vazgeçilmezleridir. Bununla birlikte, okul çantalarının yanlış kullanımı veya aşırı ağırlıkla doldurulması, çocukların sağlığına zarar verebilecek ciddi sorunlara yol açabilir.</p>
<p><strong>Okul çantasının çocukların omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir?</strong></p>
<p>Okul çantasının ağırlığı ve yanlış kullanımı, çocukların omurga sağlığına zarar verebilir. İşte bu olumsuz etkilerin bazıları:</p>
<p><strong>Bel ve Sırt Ağrıları:</strong> Aşırı ağırlık taşıma veya yanlış taşıma biçimleri, çocuklarda bel ve sırt ağrılarına yol açabilir.</p>
<p><strong>Kötü Duruş Alışkanlıkları:</strong> Ağır çantaları tek omuzda taşıma veya eğilmiş bir şekilde yürüme, çocuklarda kötü duruş alışkanlıklarına neden olabilir.</p>
<p><strong>Omurga Deformiteleri:</strong> Hızlı büyüme döneminde çocukların omurgası hızla gelişir. Aşırı ağırlık taşımak veya yanlış taşıma biçimleri, omurga deformitelerine sebep olabilir.</p>
<p><strong>Sinir Sıkışmaları:</strong> Ağır çantaların neden olduğu sürekli baskı, omurga etrafındaki sinirleri sıkıştırabilir.</p>
<p><strong>Omurga Esnekliğinin Azalması:</strong> Yanlış taşıma biçimleri, omurganın doğal esnekliğini azaltabilir.</p>
<p><strong>Okul çantalarının çocukların omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini gidermek için neler yapılabilir?</strong></p>
<p><strong>Doğru Çanta Seçimi:</strong> Çocuğunuz için uygun bir okul çantası seçmek önemlidir. Omuz askıları rahat ve ayarlanabilir olmalıdır. Sırt çantası şeklinde tasarlanmış çantalar, yükü daha iyi dağıttığından omurga sağlığı için daha uygun bir seçenektir.</p>
<p><strong>Ağırlık Kontrolü:</strong> Okul çantasının ağırlığı, çocuğun vücut ağırlığının %10&#8217;unu geçmemelidir. Ağırlığı kontrol etmek için çocuklarınıza düzenli olarak çanta içeriğini gözden geçirmelerini ve gereksiz eşyaları çıkarmalarını öğretmelisiniz.</p>
<p><strong>Dengeli Taşıma:</strong> Okul çantasının omuz askıları, çantanın her iki omuza eşit olarak dağıtılmasını sağlamalıdır. İki omuz askısının kullanılması, yükün eşit olarak taşınmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>Ara Sıra Mola Verme:</strong> Çocuğunuzun okul çantasını her zaman sırtında taşımasını engellemek için, ara sıra çantayı yerde veya bir masada dinlendirmesini teşvik edin. Bu, omurga üzerindeki sürekli baskıyı azaltacaktır.</p>
<p><strong>Egzersiz ve Doğru Duruş:</strong> Çocuklarınıza düzenli egzersiz yapmalarını ve doğru duruş alışkanlıkları kazanmalarını öğretin. Bu alışkanlıklar, omurga sağlığına olumlu katkılarda bulunur.</p>
<p>Sonuç olarak, okul çantası kullanımında dikkatli olunması ve çocuklara doğru taşıma teknikleri öğretilmesi son derece önemlidir. Omurga sağlığını korumak için çocukların omuzlarına yüklenen ağırlık kontrol edilmeli ve çantalar doğru şekilde taşınmalıdır. Unutmayın, çocukların sağlığı geleceğin teminatıdır ve bu nedenle omurga sağlığını korumak, uzun vadeli bir yatırımdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-okul-cantasi-omurga-sagligini-etkilemesin-405923">Çocuğunuzun Okul Çantası Omurga Sağlığını Etkilemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun beslenme çantası obezite riskini arttırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-beslenme-cantasi-obezite-riskini-arttirabilir-401996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 21:24:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çantası]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenmenin her dönemde olduğu gibi okul çağı çocuklarında da önemli olduğun belirten uzmanlar okul başarısının artmasını ve bilişsel aktivitelerin güçlenmesini sağlıklı beslenmeye bağlıyor </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-beslenme-cantasi-obezite-riskini-arttirabilir-401996">Çocuğunuzun beslenme çantası obezite riskini arttırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beslenmenin her dönemde olduğu gibi okul çağı çocuklarında da önemli olduğun belirten uzmanlar okul başarısının artmasını ve bilişsel aktivitelerin güçlenmesini sağlıklı beslenmeye bağlıyor. </strong><strong>Okula giden çocukların sabahları mutlaka <strong>proteinli bir kahvaltı yapmaları gerektiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, mümkün olmayan durumlarda ders arasında tüketilebilecek peynirli yeşillikli bir sandviç, meyveli bir yoğurt veya süt-meyve hazırlanmasını öneriyor. Çocukların beslenme çantalarına konulan meyve suyu ve kekten uzaklaşılmasını öneren Yiğit, sabah saatlerinde alınan basit şekerlerin odaklanma sorunlarına, daha çok acıkmaya ve obeziteye sebep olabileceğine dikkat çekiyor.</strong></strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, okul çağındaki çocukların beslenme düzenlerinin nasıl olması gerektiğine dair açıklamalarda bulundu ve önerilerini paylaştı.</p>
<p><strong>Okul başarısını arttırmak için beslenme önemli </strong></p>
<p>Beslenmenin hayatımızın her döneminde olduğu gibi okul çağı çocuklarında, öğrencilik döneminde de oldukça önemli olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Okul başarısını arttırmak ve bilişsel aktiviteleri güçlendirmek için vücuda gerekli vitamin, mineral ve proteini almak bu dönemde daha da önem kazanır.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklar protein ağırlıklı bir kahvaltı yapmalı </strong></p>
<p>Okula giden çocukların beslenmesine yönelik önerilerde bulunan Yiğit, öncelikle kahvaltının önemine dikkat çekti. Yiğit, “Sabahları mümkünse çocuklar okula gitmeden önce proteinli bir kahvaltı yapıp gitsin istiyoruz ama bu durum maalesef her zaman mümkün olmuyor. Bazen vakit yetmiyor bazen de çocuklar iştahsız olabiliyor. Bu tarz durumlarda en azından ders arasında tüketilebilecek peynirli yeşillikli bir sandviç, meyveli bir yoğurt veya süt-meyve evden götürülebilir. Sürekli olmasa da evde hafta sonundan hazırlanan sağlıklı yağlarlar ve esmer unlar eklenerek yapılan poğaçalar, kuru meyveli-cevizli kurabiyeler beslenme çantalarında yer almalı.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Kahvaltıda yüksek şeker tüketilmemeli</strong></p>
<p>Çocukların beslenme çantalarına konulan meyve suyu ve kekten uzaklaşılması gerektiğini ifade eden Yiğit, “Çünkü sabahtan bu kadar yüksek oranda basit şekerin vücuda alınmasını önermiyoruz. Bu tarz besinler odaklanma sorunlarına, daha çok acıkmaya ve günün sonunda obeziteye sebep olabilmektedir.” dedi.</p>
<p>Sabahları süt ile karıştırılan çikolatalı mısır gevreklerinin de bu gruba dahil olduğunun altını çizen Yiğit, “Bunları en azından her gün tercih etmemekte, sınırlandırmakta fayda var. Sabahları sık tercih edilen sürülebilir çikolatalar yerine, şekersiz, ballı olanlar, daha doğal içerikli fındık ezmeleri veya oldukça besleyici olan tahin pekmez tercih edilebilir.” önerisinde bulundu ve fazladan alınan şeker veya fruktozun uzun vadede dikkat dağınıklığına, unutkanlığa ve depresyona sebep olabileceğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Multivitaminler sağlıklı beslenmenin yerini tutmaz </strong></p>
<p>Bağışıklık güçlendirmek için kullanılan besin takviyelerine de değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Günlük dozda D vitamini ve Omega 3 desteği kış dönemlerinde tercih edilebilir. Ancak bu takviyeler kullanılırken, gerekli onayları almış güvenilir markalar tercih edilmeli. Multivitaminlere gelecek olursak, hiçbir zaman sağlıklı beslenmenin yerini tutmayacaklardır. Ancak çocukta iştahsızlık, yetersiz beslenme durumu var ise destekleyici olarak tercih edilebilirler.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-beslenme-cantasi-obezite-riskini-arttirabilir-401996">Çocuğunuzun beslenme çantası obezite riskini arttırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun vücudundaki morlukları dikkate alın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-vucudundaki-morluklari-dikkate-alin-400381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Aug 2023 10:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[morlukları]]></category>
		<category><![CDATA[vücudundaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda bazen sadece basit bir çarpma ile oluşan morluklar kimi zaman çok ciddi hastalıkların da habercisi olabilir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-vucudundaki-morluklari-dikkate-alin-400381">Çocuğunuzun vücudundaki morlukları dikkate alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuklarda bazen sadece basit bir çarpma ile oluşan morluklar kimi zaman çok ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Bu nedenle ‘’Çocuğum sadece çarpmıştır, birkaç güne zaten geçecektir’’ söylemleri her zaman hafife alındığı kadar kolay olmayabilir. Fakat belirti gösteren her morlukta endişeli yaşamak ve en olumsuz senaryoyu düşünmek de yanlıştır. Liv Hospital Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan çocuklardaki morlukların hangi durum ve seviyelerde ciddiye alınması gerektiği konusunu anlattı.</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Morluk sayısını ve boyutunu mutlaka takip edin                                          </strong><br />Çocuğunuz hareketli ve yerinde duramayan bir yapıdaysa morarmalarını normal karşılayabilirsiniz Çünkü dizinin altında, özellikle kaval kemiğinin üzerinde destek doku az olduğundan dolayı çarpması ya da düşmesi sonucu dizlerinde morlukların oluşması çok doğaldır. Ancak çocuğunuzun yalnızca diz altında değil vücudunun diğer bölgelerinde de varsa ve travma olmadan veya küçük çarpmalarla bile büyük morluklar oluşuyorsa bu bir kan hastalığının belirtisi olabilir. Bu nedenle bu konuda dikkatli olmanız, morluk sayısı ve boyutlarını takip etmeniz çok önemli.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ayrıntılı muayene önemli</strong><br />Vücudumuz kanama olmasını engellemek üzere programlanmış bir sistemin bütünüdür. Damar duvarı, kan pulcukları (trombosit) ve pıhtılaşmaya yarayan faktörler sayesinde hasarlanan yerde pıhtı oluşup kanama olmasını engeller. Bu 3 faktör iyi çalışmazsa veya sayılarında azalma olursa morluklar oluşmaya başlar. Morluklar ile gelen bir hastada iyi bir öykü, dikkatli fizik muayene ve basit birinci basamak testleri ile yüzde 80’den fazla durumda tanı konulabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>TANIDA, MORLUĞA EŞLİK EDEN AĞRI VE ATEŞ ÖNEMLİ</strong></p>
<p><strong>Tanı nasıl konuluyor?</strong><br />Sizde ya da diğer çocuklarınızda bir şikayetin bulunup bulunmadığı ve morluklara eşlik eden ağrı, ateş gibi başka semptomların görülüp görülmediği konusu tanı için önemlidir. Düşünülen tanıya uygun tetkikler istenerek, genelde tam kan sayımı ve periferik yayma denilen mikroskopla, hücrelere bakılarak tanı konulur. Bazen pıhtılaşma testleri ve kemik iliği aspirasyonu gibi ileri tetkiklerin de yapılması gerekebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kemik iliği kanseri habercisi olabilir</strong><br />Morarmalar trombosit yani kan pulcuk sayısı ve fonksiyon bozuklukları İTP (immün trombositopenik purpura, glanzmann trombastenisi, vb), Hemofili A ve Hemofili B, vWF gibi pıhtılaşma faktör eksiklikleri ve lösemi, nöroblastom gibi kemik iliğini tutan tümör hastalıklarının habercisi olabilir. Aynı zamanda bazı karaciğer ve böbrek hastalıklarının ilk belirtisi de morlukların sayı ve büyüklüklerinin fazla olması şeklinde klinik bulgu verebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tek başına morluk lösemi demek değildir<br /> </strong>Bacaklarda morarma sıklıkla görülen bir lösemi belirtisi olabilir ama lösemi tek başına sadece morluklarla bulgu vermez. Bu morarmaların nedeni blast denilen hücrelerin kemik iliğini istila ederek iyi hücrelerin üremesini engellemesinden kaynaklanmaktadır. Kemik iliğinde yaşam için gerekli olan eritrosit (Kırmızı kan hücreleri) azalınca çocukların rengi solar, halsizleşir, çabuk yorulur, yerinden kalkmak istemez, çok üşürler; kan pulcukları (trombositler) azalınca hastada morluklar ve peteşi denilen minik kanamalar yanında burun, ağız, idrar, dışkı, mide kanamaları oluşabilir. Lökositler azalınca ve artınca ateşli hastalıklar oluşur. Bu nedenle morlukların lösemiyi düşündürmesi için çocuklarda genellikle beraberinde kilo kaybı, vücutta çeşitli bölgelerde bezeler, diş etlerinde şişkinlik ve eklem ağrıları, ateş ve düzelmeyen enfeksiyonlar olmalıdır. Eklem ve bacak ağrıları romatizmal çocuk hastalıklarına bağlı olabileceği gibi lösemiye de bağlı olabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ne zaman endişelenmek gerekir?</strong><br />Ağrı iki haftadan uzun sürüyorsa, sık tekrarlıyorsa, vücut ağrı kesicilere yanıt vermiyorsa, hareket kısıtlanması varsa, gece ağrı ile uyanılıyorsa mutlaka araştırılması gerekir. Çok sayıda olan, kendi kendine gelişen, travmanın şiddetiyle ters orantılı olan, beraberinde burun ve diş eti kanamalarının eşlik ettiği morluklarda da alarma geçilmesi gerekir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-vucudundaki-morluklari-dikkate-alin-400381">Çocuğunuzun vücudundaki morlukları dikkate alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak Havalarda Çocuğunuzun Sağlığı İçin Bunlara Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-cocugunuzun-sagligi-icin-bunlara-dikkat-395149</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 09:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bunlara]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[havalarda]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395149</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz sıcakları bu dönemde etkisini daha fazla hissettiriyor. Gece gündüz arası sıcaklık farkı yazın soğuk yiyecekler ve içecekler tüketme alışkanlığı, deniz ve havuza girilmesi, klima kullanımı gibi pek çok etken özellikle çocuklarda yaz hastalıklarına zemin hazırlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-cocugunuzun-sagligi-icin-bunlara-dikkat-395149">Sıcak Havalarda Çocuğunuzun Sağlığı İçin Bunlara Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcakları bu dönemde etkisini daha fazla hissettiriyor. Gece gündüz arası sıcaklık farkı yazın soğuk yiyecekler ve içecekler tüketme alışkanlığı, deniz ve havuza girilmesi, klima kullanımı gibi pek çok etken özellikle çocuklarda yaz hastalıklarına zemin hazırlıyor. Ebeveynlerin, çocukların sağlığını korumak için bazı önemli noktalara dikkat etmesi gerekiyor. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Taşkesen, sıcak havalarda çocukların sağlıklı kalması için anne babalara önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Isı dengesizliklerine karşı önlem alın</strong></p>
<p>Çocukluk çağında mevsimsel olarak farklı hastalıklar görülebilir.  Bunun en önemli sebebi hastalık yapıcı mikroorganizmaların her mevsimde değişkenlik göstermesidir. Örneğin; kış mevsiminde etkili olan bakteriler veya virüsler daha çok üst solunum yolu enfeksiyonu ile ilişkili nezle, grip, boğaz, kulak ve akciğer enfeksiyonu gibi durumlara daha çok yol açar. Yaz mevsiminde ise görülen mikroorganizmalar ise daha çok ishal, kusma, bulantı, karın ağrısı, döküntü, cilt hastalıkları gibi durumlara sebep olabilmektedirler. Bundan dolayı mevsimler arası geçiş dönemlerinde ebeveynlerin alması gereken bir takım önlemler önerilir. Özellikle yaz mevsimlerinde klima karşısında gün geçirilmesi ve daha sonra güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde dışarıya çıkılması yetişkinlerde sağlık sorunlarına yol açabileceği gibi, gelişim evresinde olan çocukların sağlık durumunu daha ciddi tabloların oluşmasına neden olacaktır. Isı kontrolü bu evrede oldukça önemlidir. </p>
<p><strong>Dış ortamlarda dikkat etmeniz gerekenler</strong></p>
<p>Yaz mevsiminde havaların sıcaklığına bağlı olarak dış ortamlarda geçirilen süre giderek artar. Aynı zamanda dış ortamda yiyecek ve içecekler de aynı şekilde bu sıcak havada daha çabuk bozulur. Bu durum mikro organizma üremesi için uygun ortam oluşturur dolayısıyla özellikle dışarıdan alınan yiyecek ve içeceklere özellikle dikkat edilmelidir.  Kapalı ve soğuk ortamda korunmayan besinlerden uzak durulmalıdır. Çocukların beslenmesine bu konuda oldukça dikkat edilmelidir. Beslenme biçiminin yanı sıra hijyenik olmayan havuzlara girilmemelidir. Böcek sinek ve benzeri canlılar da yaz mevsiminde çoğalma gösterir. Özellikle park, orman, piknik alanları gibi açık hava yerlerde çocuklar sineklik, koruyucu sprey, krem vb ile böcek ısırıklarından korunmalıdır. Aynı zamanda yazın güneşin zararlı etkilerinden korunmak için güneş ışınlarının daha yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamalı ve gerekirse şapka, gözlük, güneş koruyucu krem kullanılmalıdır. </p>
<p><strong>Tatil dönemi hastalıklardan korunmak için;</strong></p>
<p>Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte tatile çıkma fikri çoğu zaman önlem almayan ebeveynler için kabusa dönüşebilir. Yeni çocuk sahibi olmuş anne ve babaların bu süreçte en çok merak ettiği konuların arasında ilk 6 ay tatile gidilip gidilmeyeceği konusu gelir. Çocuklar ile her yaş döneminde tatile gidilebilir. Ancak özellikle yenidoğan 3 aylık dönemde daha çok dikkat edilmesi gerekir. Çocuklu tatile çıkacak çiftler için valize eklenmesi gereken ürünlerin başında güneş kremi, gözlük ve şapka dışında basit ısırıklar ve güneş yanıkları için krem, ateş düşürücü, probiyotik türü ilaçlar gelmektedir.</p>
<p>Özellikle güvenlik ve sağlık için ilk dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır;</p>
<ul>
<li>Havuz ve denizde çocuklar gözlenmelidir,</li>
<li>Yüzme bilmeyen çocuklar için daha dikkatli olunmalıdır, </li>
<li>Kolluk ve can simidi kullanılmalıdır. Ayrıca her çocuğun yüzme eğitimi almaları önemlidir </li>
<li>Beslenme konusunda daha fazla sıvı tüketilmesi gerekir </li>
<li>Bu mevsimde özellikle mevsime özgü sebze ve meyvelerin tüketimi önemlidir</li>
<li>Yaz mevsimi için özel olarak alınması önerilen bir vitamin yoktur.</li>
</ul>
<p>Tatil dönemi olduğu için beslenme düzeni bozulabilir.   Abur cubur hazır ve paketlenmiş yiyecek- içecek tüketimini sınırlamaya dikkat edilmelidir. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-cocugunuzun-sagligi-icin-bunlara-dikkat-395149">Sıcak Havalarda Çocuğunuzun Sağlığı İçin Bunlara Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun diş doktoru korkusu mu var?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-dis-doktoru-korkusu-mu-var-394060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Aug 2023 12:24:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doktoru]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen hemen her ebeveyn, çocuğunu diş doktoru ile tanıştırırken birtakım sıkıntılar yaşıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-dis-doktoru-korkusu-mu-var-394060">Çocuğunuzun diş doktoru korkusu mu var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hemen hemen her ebeveyn, çocuğunu diş doktoru ile tanıştırırken birtakım sıkıntılar yaşıyor. Çocuk hastalarla ilk tanışmanın çoğunlukla diş ağrısı sebebi ile olduğunu ifade eden <strong>Çocuk Diş Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Demir “</strong>Bazı çocuklarımız deneyimledikleri diş ağrısının tedirginliği ile isteksiz, arkadaşlarından duydukları hikayelerle endişeli veya olumlu geçmeyen eski diş tedavisi randevularının sebep olduğu korku ile geliyorlar” açıklamasında bulunarak, çocuk hastalara yaklaşım ve tedavi yöntemleri ile önemli açıklamalarda bulundu.      </p>
<p>“Çocukların ön yargı ve korkularını yıkarak diş tedavilerini klinik koşullarda tamamlamak her zaman mümkün olmuyor.” Diyen <strong>Çocuk Diş Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Demir </strong>bu durumlarda diş tedavilerinin uyutularak yapılmasının tek tedavi seçeneği olduğunu vurgulayarak “Diş hekimi fobisi veya kontrol edilemeyen bulantı refleksi varlığında, korku ve kaygı düzeyinin çok yüksek olduğu vakalarda, bazı sistemik hastalıkların sebep olduğu ve hastamızın koltukta yapılan işlemlere uyum göstermesini engelleyen özel durumlarda ve özel gereksinimli hastalarımızda diş tedavilerini sedasyon veya genel anesteziyle yapıyoruz” dedi.<strong> Dr. Nurgül Demir tedavi yöntemlerini şöyle açıkladı:</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Sedasyon Mu, Genel Anestezi Mi?</strong></p>
<p>Sedasyon, sedatif ilaçlar ile bilinç düzeyinin kontrollü olarak baskılandığı, derinliğin ayarlanabildiği bir uyku halidir. Çocuk hastalarda kısa işlemlerde uygulanır. Genel anestezide ise, hastanın ameliyathane ortamında, anestetik ilaçların etkisiyle derin bir uyku haline geçmesi sağlanır. Solunum ve dolaşım fonksiyonlarının düzenli olarak kontrol altında tutulduğu geri dönüşlü bu derin uyku halinde, işlem tamamlanana kadar hastaya devamlı olarak solunum desteği sağlanır. Çocuk diş hekimliğinde sedasyon veya genel anestezi kararı; hastanın yaşı, yapılacak olan diş tedavileri ve planlanan tedavi süresi göz önünde bulundurularak, Amerikan Pediatrik Diş Hekimleri Derneğinin yönergelerine göre verilir. Her iki yöntemde de hasta işlem sonrasında bir şey hatırlamaz. Özellikle çocuklarda uyutularak yapılan tedaviler ile ilerleyen yaşlara taşınabilecek bir diş hekimi fobisinin önüne geçilebilir.” </p>
<p>Çocuk hastamızın genel anestezi altında yapılması planlanan farklı tıbbi işlemleri ile diş tedavilerinin aynı seansta yapılması da mümkündür. Sünnet, geniz eti operasyonu, kulağa tüp takılması gibi cerrahi işlemler diş tedavileri ile aynı seansta yapılabilecek işlemlerin en sık uygulananlarıdır. İlgili tıp doktorunun da onay vermesi halinde, ortak bir işlem planlanabilir. Bu nedenle genel anestezi ile tedavi planlaması yapılan çocuk hastalarda tıbbi hikâyenin sorgulanması ek bir genel anestezi ihtiyacını ortadan kaldırması açısından önemlidir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Uyutularak diş tedavisinde süreç nasıl ilerler?</strong></p>
<ul>
<li>Çocuk hastanın tüm diş tedavileri planlandıktan sonra hastaya sedasyon ya da genel anestezi uygulanması için karar verilir. </li>
<li>Anestezi uzmanı tarafından anestezi öncesi tetkikleri yapılır. </li>
<li>Hastanın detaylı tıbbi özgeçmiş (öncesinde geçirdiği ameliyat ve hastalıklar sürekli kullandığı ilaçlar vb.) bilgileri edinilip, fizik muayenesi gerçekleşir. </li>
<li>Hastanın diyabet, konjenital kalp hastalığı, kanama problemi ve pıhtılaşma bozukluğu, geçirilmiş/planlanan kalp ameliyatı veya radyoterapi/kemoterapi gibi özel durumlarında mutlaka doktorundan konsültasyon istenerek, doktorun yönlendirmesine göre ön hazırlık yapılır. </li>
<li>Planlanan tedaviler ameliyathane ortamında, anestezi uzmanı ile tamamlanır.</li>
<li>Anestezi altında çocuk hasta için planlanan diş tedavileri tamamlandıktan sonra hasta anestezi uzmanı tarafından uyandırılır ve bir süre gözetim altında tutulduktan sonra taburcu edilir. Hastanın takip altında olduğu herhangi bir sistemik hastalığı yoksa hastanede kalmasına gerek olmaksızın aynı gün içinde hastaneden çıkış yapabilir. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-dis-doktoru-korkusu-mu-var-394060">Çocuğunuzun diş doktoru korkusu mu var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Omurgasını da Gözlemleyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-omurgasini-da-gozlemleyin-379142</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:25:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[gözlemleyin]]></category>
		<category><![CDATA[omurgasını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379142</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda, özellikle hızlı büyüme dönemlerinde omurgada eğrilikler yaşanabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-omurgasini-da-gozlemleyin-379142">Çocuğunuzun Omurgasını da Gözlemleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda, özellikle hızlı büyüme dönemlerinde omurgada eğrilikler yaşanabiliyor. Bu dönemlerde çocukların omuzları arasındaki dengesizlik, kürek kemikleri ve karın bölgesindeki asimetriler skolyozun ilk belirtileri olabiliyor. Zayıf çocuklarda skolyoz daha rahat fark edilebilirken kilolu çocuklarda bu belirtiler gözden kaçabiliyor. Aşırı kilolu çocuklarda karın bölgesinde kilodan kaynaklanan boğumlar arasında asimetri olup olmadığının kontrol edilmesi skolyoz ile ilgili anne babalara fikir verebiliyor. Skolyozun tedavisinde eğriliğin derecesi ve yaş önemli bir faktör oluştururken sporla ilgilenen çocuklarda ipli skolyoz ameliyatı ön plana çıkıyor. Memorial Şişli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Oltulu, skolyoz hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Büyüme döneminde çocuğunuzu yakından gözlemleyin</strong></p>
<p>Omurgaya karşıdan bakıldığı zaman düz olması gerekmektedir. Omurganın sağa sola C ya da S şeklinde bir eğrilik oluşturması skolyoz olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca omurgaya yandan bakıldığında da var olan kavisler skolyoz rahatsızlığında kaybolmaktadır. Omurgadaki 10 derecenin altındaki eğrilikler skolyoz olarak değil daha çok eğrilik olarak değerlendirilmektedir. Özellikle büyüme dönemine giren çocuklarda hızlı boy uzamasına da bağlı olarak omurgada eğrilikler yaşanabilmektedir. Anne babaların bu dönemde çocuklarını daha yakından gözlemlemesi skolyozun erken tanısı bakımından önemlidir. Büyüme dönemleri genellikle kız çocuklarında 10-14 yaş aralığında artarken erkek çocuklarında 10-18 yaş aralığında olabilmektedir. Çocuklarda bu dönemde en sık görülen skolyoz belirtileri şu şekildedir; </p>
<ul>
<li>Önden ya da arkadan bakıldığında çocuğun omuzlarının yüksekliği arasında fark olabilir. </li>
<li>Çocuğa karşıdan bakıldığında karın boşlukları bölgesinde asimetri yaşanabilir. Bir taraf daha düz görünürken diğer taraf çukur şeklinde olabilir.  </li>
<li>Meme uçları arasında asimetri oluşabilir. </li>
<li>Arkadan bakıldığı zaman kürek kemikleri arasında yükseklik farkı ortaya çıkabilir. </li>
<li>Kalçadaki leğen kemiklerinden biri daha yüksekte görülebilir. </li>
<li>Kilolu çocuklarda düşük dereceli skolyozların belirlenmesi daha güç olabilmektedir. Bu çocuklarda karın bölgesinde kilodan kaynaklı boğumların arasındaki asimetriye dikkat edilmelidir. </li>
</ul>
<p>Skolyoz çok ileri seviyelerde olmadıkça çocuklarda yürüme bozukluğuna yol açmamaktadır. Ancak bacaklar arasında var olan yükseklik farkının skolyoza neden olabileceği unutulmamalıdır. </p>
<p><strong>Çanta skolyoz değil ağrı yapar</strong></p>
<p>Anne babaların ilk aklına gelen soruların başında çocukların ağır çanta taşımasının skolyoza neden olup olmadığıdır. Çocukların tek taraflı çanta asarak taşıması skolyoza neden olmamaktadır. Ancak uzun süreli ağır çantaların tek taraflı taşınması vücudun bir tarafına sürekli yük binmesine neden olmaktadır. Bu da çocuklarda omurga ağrısına yol açabilmektedir. Bunun yerine çocukların sırt çantasını her iki koluna takarak taşıması ve ağır çantaları uzun süreli taşımamaları önerilmektedir. </p>
<p><strong>Tedavi çocuğa ve skolyoza göre belirleniyor</strong></p>
<p>Skolyoz tedavisi için belirlenmiş kriterler bulunmaktadır. Çocuğun yaşı, eğriliğin derecesi ve eğriliğin tam bölgesi skolyoz tedavisinin planlanmasında önemlidir. Skolyoz ameliyatı için eğriliğin 40-45 derecelerin üzerinde olması gerekmektedir. Daha düşük skolyoz derecelerinde farklı tedaviler uygulanabilmektedir. </p>
<ul>
<li>20 derecenin altındaki eğriliklerde belirli aralıklarla gözlem ve röntgen kontrolü yapılmalıdır. Büyümesini tamamlamamış çocuklarda 6 ayda bir kontrol grafisi çektirmek önemlidir. Bu kontrollerde eğrilik çok fazla artış göstermiyorsa radyasyona maruziyeti azaltmak için grafiler 1 seneye uzatılabilmektedir. Çocuğun yaşı fizik tedavi yapmaya uygunsa Schroth egzersizleri tedavide uygulanabilmektedir. </li>
<li>Büyümekte olan çocuklarda eğrilik 20 derecenin üstündeyse korse tedavisi uygulanmaktadır. Vücutla uyumlu, günlük aktiviteleri engellemeyecek şekilde çocuğun ölçülerine göre özel olarak yapılan bu korselerin 23 saat kullanılması önerilmektedir. Bu çocuklarda da uygunsa fizik tedavi uygulanabilir. </li>
</ul>
<p><strong>Çocuğunuzun oturuşuna dikkat edin</strong></p>
<p>Skolyoz olan çocukların egzersiz ya da sporlardan uzak tutulmasına gerek yoktur. Ancak çocukların ders çalışırken, bilgisayar ya da tablet başında zaman geçirirken oturmasına dikkat edilmelidir. Omurgayı düz tutacak şekilde hareket etmeleri önemlidir. </p>
<p><strong>Güneş ışığı kemik sağlığı için önemli</strong></p>
<p>Skolyoz tedavisi gören çocukların duruş bozukluklarına dikkat etmelerinin yanı sıra beslenmesi de önemlidir. Kemik kalitesini artırmak için güneş ışığından mümkün olduğu kadar faydalanılmalıdır. Kalsiyum ve protein ağırlıklı beslenmek kemikleri güçlendirmek için ihmal edilmemelidir. Gerek görülürse D vitamini takviyesi kullanılabilmektedir. </p>
<p><strong>Spor yapan çocuklar için ipli skolyoz ameliyatı ön plana çıkıyor</strong></p>
<p>Skolyoz ameliyatları genel olarak füzyonlu ve füzyonsuz skolyoz ameliyatı olarak iki ana başlık altında değerlendirilmektedir. Füzyonlu skolyoz ameliyatında omurganın arka tarafından açık kesi yöntemiyle girilerek eğrilik olan omurların arasına vida yerleştirilmektedir. Omurgayı düzeltme işlemi bu vidaların arasına koyulan sert çubuklarla yapılmaktadır. Bu ameliyatlarda vida koyulan omurgaların hareketi yok olmaktadır. Füzyonsun skolyoz ameliyatı olarak da bilinen ipli skolyoz ameliyatları ise daha çok sporla ilgilenen çocuklarda ön plana çıkmaktadır. Küçük kesilerle gerçekleştirilen ipli skolyoz ameliyatında vidaların arasına özel bir ip yerleştirilmektedir. Bu ipler sayesinde çocuğun hareket kabiliyetinde her hangi bir kayıp yaşanmamaktadır. Bu sayede çocuklar ilgilendikleri sporu devam ettirebilmekte erken dönemde spor hayatına dönebilmektedir. İpli skolyoz ameliyatı omurganın esnekliğini koruyabilmesinin yanında daha kozmetik bir ameliyat olması ile de dikkat çekmektedir.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-omurgasini-da-gozlemleyin-379142">Çocuğunuzun Omurgasını da Gözlemleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Deprem Psikolojisini Yönetmek İçin 4 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-deprem-psikolojisini-yonetmek-icin-4-oneri-350875</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2023 11:18:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojisini]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350875</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem afetini yaşayan, yaşananlara şahitlik eden, tanıdığı kişilerin bedensel ve ruhsal örselenmelerini öğrenmek durumunda kalan çocuklar, deprem sonrası “Akut Stres Bozukluğu” sorunu ile karşı karşıya kalabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-deprem-psikolojisini-yonetmek-icin-4-oneri-350875">Çocuğunuzun Deprem Psikolojisini Yönetmek İçin 4 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem afetini yaşayan, yaşananlara şahitlik eden, tanıdığı kişilerin bedensel ve ruhsal örselenmelerini öğrenmek durumunda kalan çocuklar, deprem sonrası “Akut Stres Bozukluğu” sorunu ile karşı karşıya kalabiliyor. Deprem anı tekrar yaşanıyor gibi hissetme, afetten etkilenen çocuklarda sık görülen bir sorunu oluşturuyor. Ailelerin, bu anormal sürece çocuklarının verdiği tüm tepkileri normal ve olağan karşılamaları, öncelikle çocuklarının davranışlarını takip ederek gerektiğinde uzman desteği almaları, deprem travmasının daha doğru yönetilmesine olanak sağlıyor. </p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü’nden Uz. Dr. Leyla Alkaş, çocukluk çağı ve ergenlik döneminde depremin neden olduğu yıkıcı psikolojik etkinin kontrol altına alınması için önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Önce çocuğunuzun ruh sağlığının nasıl etkilendiğini anlayın! </strong></p>
<p>Deprem, çocuğumun ruhunda nasıl bir etkiye yol açtı? Aileler, öncelikle bu sorunun yanıtını bulmak için çocuklarının hareketlerini gözlemlemeli ve verdikleri tepkileri kontrol ederek çocuklarına doğru yaklaşım yolu izlemelidir. </p>
<p>Çocuklarda deprem gibi doğal afetler sonucu gelişebilecek bazı davranış değişiklikleri şunlardır:   </p>
<ul>
<li>Deprem anıyla ilgili oyun, söylem ve düşünceler yaşamak,</li>
<li>Uyku, iştah sorunları, bebeksileşmek, yetişkinlerden ayrılmayacak şekilde vücut temasında bulunmak, </li>
<li>Öfkeli, yaramaz, hırçın, huzursuz, aşırı hareketli davranmak,</li>
<li>Sessizleşip, içe kapanıp, kaygıyla hareketsizleşmek,</li>
<li>Depremle ilgili, hatırlatıcı her şeyden kaçınmak,</li>
<li>Zevk aldığı şeylerden uzaklaşma, rüyada gibi, dalgın olmak. </li>
</ul>
<p><strong>Depremden yoğun olarak etkilenen çocuğunuzu takip edin onun yanında olun! </strong></p>
<p>Ailelerin, çocuktan önce kendilerini sakinleştirerek bu konuda doğru bilgileri alması uygun olur. Sonrasında çocukları rahatlatıcı ve onlara güven sağlayıcı şu davranış modelleri geliştirilmelidir: </p>
<ul>
<li>Küçük çocuğunuza sarılın. </li>
<li>Bebeğinizi emzirirken, çocuğunuzu beslerken zihninizi depremle değil gelecek güzel günlerle meşgul etmeye çalışın. </li>
<li>Sorumlu olduğunuz çocuğu gerçekten anlayarak, sevgiyle ve kabul ederek görün. </li>
<li>Çocuğunu gözlemleyin, anlamlandırın, yanında olduğunuz güvenini verin, konuşmaya zorlamadan dinleyin, sakinleştirip yanında olun. </li>
<li>Kendini ifade etmesi için küçük çocukların oyununu, sözünü kesmeden, yorumlamadan; resim yapmasına, oyun oynamasına, konuşmasına izin verin. </li>
</ul>
<p><strong>Çocuğunuzun deprem korkusunu ve depremle ilgili fikirlerini dinleyin!</strong></p>
<p>Çocukların, “Burada deprem olur mu?” gibi ailelerinin, yetişkinlerin de korkularını tetikleyecek soruları karşısında; sakin, dürüst ve yapıcı kalmak hiç kolay değildir. Bu nedenle örneğin; “Depremler dünyada birçok yerde az veya çok oluyor, üzerinde yaşadığımız çok derindeki yaşlı kayalar yerlerine yerleşmeye çalışıyor. Dünyamızdaki doğal güzellikler böyle şekilleniyor” sözleri ile deprem gerçeğinin var olduğunu ona anlatmak daha uygundur. Bunun yanında, depreme karşı alınması gereken önlemler konusunda çocuğa bilgi verilmesi ya da onun fikirlerinin sorulması da rahatlatıcı bir etki sağlayacaktır. “Deprem olursa neler yapmalıyız?”, “Depreme nasıl hazırlanmalıyız, sana göstereyim mi?”, “Belki senin de bu konuda fikirlerin vardır” soruları ile onunla bağ kurarak, ondan düşüncelerini aktarması istenebilir. Çocuk, aileye göre anlamsız bir çözümden söz etse de onu destekleyip dinlemek çok önemlidir. Çocuğun depremle ilgili görüntü ve dehşet verici konuşmalara şahit olmasını engellemek gerekir. Onu yaramaz, mutsuz, kaygılı olduğu için suçlamayıp, utandırmamaya çok dikkat edilmelidir. Tutulamayacak sözler vermemeli, yanlış söz ve bilgileri onunla paylaşmamalı, sorunun ve korkunun değil, çözümün ve iyileşmenin parçası olmalarının desteklenmesi gerekir. </p>
<p><strong>Çocuğunuzda ruhsal bir hastalık oluşması durumunda profesyonel yardıma başvurun!</strong></p>
<p>Çocuğun ani stres reaksiyonu nedeniyle oluşan davranış değişikliklerinin sıklığına, şiddetine ve günlük rutinlerini bozma seviyesine bakarak takip edilmesi uygun olur. Çocuk deprem travmasına ne kadar yakından maruz kaldıysa, ne kadar kayıplar ve üzüntüler içindeyse “Travma Sonrası Stres Bozukluğu”, “Çocuklarda Basit veya Kompleks Yas Bozuklukları” ve hatta tekrarlayan ikinci travmalara bağlı “Depresyon Anksiyete Bozuklukları” o kadar sık görülmektedir. </p>
<p>Güvende ve direkt etkilenmemiş çocuklarda süreç 2 ile 4 hafta içinde azalır. Belirtilerin sıklığı ve şiddeti azalmıyor hatta artıyorsa, uyku-yemek-oyun-günlük aktiviteler bozulduysa, okula gitmek, ödev yapmak giderek zorlaştıysa yakın takibe almak hatta profesyonel destek almak gerekebilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-deprem-psikolojisini-yonetmek-icin-4-oneri-350875">Çocuğunuzun Deprem Psikolojisini Yönetmek İçin 4 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Ayak İzlerine Dikkatli Bakın, Çünkü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-ayak-izlerine-dikkatli-bakin-cunku-348552</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 09:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[bakın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatli]]></category>
		<category><![CDATA[izlerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğunuzun gelişimini yakından takip ediyor, adeta gözünün içine bakıyorsunuz. Peki hiç ayak izlerine baktınız mı!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-ayak-izlerine-dikkatli-bakin-cunku-348552">Çocuğunuzun Ayak İzlerine Dikkatli Bakın, Çünkü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzun gelişimini yakından takip ediyor, adeta gözünün içine bakıyorsunuz. Peki hiç ayak izlerine baktınız mı! Ya da bir çift ayakkabının teki tam olup, diğeri biraz sıktığında bunun altında ortopedik bir sorun yatabildiğini düşündünüz mü? <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp </strong>çocuklarda<strong> </strong>bir bacağın diğerine göre kısalığının (uzuv kısalığı) yaygın görülen bir sorun olduğunu, ancak özellikle 2 cm’in altındaki kısalıkların dikkatli bakılmadıkça fark edilemeyebildiğini söylüyor. Bu nedenle ailelere, çocuklarını dikkatlice gözlemlemelerini, özellikle de banyo sonrası ya da kumsalda gezinirken ayak izlerine bakmalarını tavsiye eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp, çocuklarda bacak (uzuv) kısalıkları hakkında açıklamalar yaptı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Toplumumuzda çok yaygın olan bel ağrısı şikayetlerinin altında, bir bacağın boyunun diğerinden daha kısa olmasının da yatabildiğini biliyor muydunuz? Peki, aldığınız ayakkabının tekinin normal olup diğer ayağı sıkmasının da aynı nedenden kaynaklanabildiğini? Günlük yaşantıda normal gibi görünen hatta hiç fark edilmeyen bazı sorunlar sadece ailelerin dikkatli gözlemleriyle ortaya çıkabiliyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp </strong>bu noktada anne babaların çocuklarını, onların dikkatini çekmeden ve psikolojik rahatsızlığa yol açmadan dikkatlice gözlemlemeleri gerektiğini belirterek “Bacak boyunun eşit olmaması (uzuv kısalığı) ancak bu dikkatli gözlemler sonucu anlaşılabilen hastalıklardan biridir. Günlük yaşantıda gözle görülen herhangi bir değişikliğe yol açmadığı için özellikle 2 santime kadar olan tek bacak kısalığı genellikle fark edilmiyor.” diyor. Prof. Dr. Levent Eralp şöyle konuşuyor: “Bacak kısalığı denilen sorunda, kalçadan parmak ucuna kadar olan bütün uzuvdan bahsediyoruz. Vücudun bir ya da birkaç noktasında tek bacak kısalığına sebep olan bozukluk olabilir. Amerika’da yapılan bir araştırma çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor; devlet tarafından liselere bir halk sağlığı görevlisi atanıyor. Kadın görevliler bütün kız öğrencileri vücutlarını görecek şekilde muayene ettiklerinde, bir çoğunda o güne dek hiç fark edilmemiş sırt eğrilikleri olduğunu görüyorlar. Böylece yüzde 4-5 olan skolyoz oranı bir anda yaklaşık 3 kat artıyor. Yani bir takım iskelet sistemi değişiklikleri ya da bozukluklarında göze çarpmayan, ailenin önemsemediği, çünkü günlük hayatı sekteye uğratmayan aksaklıklar söz konusu olabiliyor. Ancak özellikle bunlar çocukluk çağında artma eğiliminde olduğu için tanıda gecikmemek gerekiyor. Skolyozda olan sorun, tek bacağın kısalığında da geçerli.”</p>
<p><strong>Ayak izine dikkatlice bakın!</strong></p>
<p>Sağ ve sol bacak ya da kollar arasında uzunluk farkı olmasına uzuv kısalığı denildiğini belirten Prof. Dr. Levent Eralp, kollar arasında 5 cm altında uzunluk farkı olmasının, görüntü dışında, kullanma bozukluğuna neden olmayacağını, bu nedenle uzuv kısalığının daha çok bacaklarda yaşandığında çeşitli sorunlar ortaya çıkarabildiğini söylüyor. Tek bacağın kısalığına; doğuştan kemik hastalıkları, geçirilmiş kazalar, çocukluk çağında geçirilen kemik iltihapları, romatizmal ya da nörolojik hastalıkların yol açabildiğini söyleyen Prof. Dr. Levent Eralp teşhis konusunda “çocuğunuzun ayak izlerine dikkatli bakın” diyor ve şöyle anlatıyor: “Toplumumuzda yaygın görülen bir sorun olan tek bacak kısalığını fark etmek için anne babalar çocuklarının kışın banyo sırasında bedenlerine dikkatlice bakmalı, banyodan çıktıktan sonra da her iki ayak izini kıyaslamalıdır! Çocuk banyodan çıkar ve ıslak ayakla yere basar ama ama iki ayağının izi birbirinin aynı değildir. Dikkat etmezseniz gözden kaçırırsınız ama dikkat ederseniz görürsünüz. Veya yazın kumsalda yürürken çocuğun iki ayağının izi birbirinden farklı ise tek bacak kısalığı olduğunu tespit edebilirsiniz. Dolayısıyla çocuğun ayak izlerine ve özellikle yavaş yürürken aksamasının olup olmadığına dikkat etmek gerekir.”</p>
<p><strong>Tek bacak kısalığında tedavi yöntemleri!</strong></p>
<p>Anne babaların çocuklarının bacağını mezura ile ölçmeye kalkmamaları, çünkü bunun yanıltıcı olacağını söyleyen Prof. Dr. Levent Eralp sadece gözlem yapmaları ve gerekli durumlarda ihmal etmeyip hekime başvurmaları gerektiğini vurguluyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp 2 cm’e kadar olan, 2-5 cm arası ve 5 cm’in üzerindeki tek bacak kısalığının tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor: “Bacaklarda 2 cm altındaki boy farklarında, kısa olan tarafın ayakkabısının içine ya da altına yapılacak takviyeler ile boy farkının ortadan kaldırılması en uygun tedavidir. 2-5 cm arasındaki farkta ise cerrahi tedavi şarttır. Bu durumda çocuklarda iki taraf uzuvlarının boyunu eşitlemek için ya kısa taraf uzatılır ya da uzun olan tarafın uzaması yavaşlatılır. Uygun tekniğe hekim altta yatan hastalık ve boy uzaması için geride kalan süre gibi faktörleri değerlendirerek karar vermelidir. 5 cm’den fazla ise; mutlaka kısa olan tarafı uzatmak gerekir ancak yine hekimin yapacağı değerlendirmelerle tekniğe karar verilmelidir.”</p>
<p><strong>Bel ağrısından eklem kireçlenmelerine!</strong></p>
<p>2 cm’den kısa da olsa bacak uzunluğu farkının bel ağrısı şikayetlerine neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Levent Eralp “Ayak bileği, diz, kalça ve bel esasında birbirine uyumlu çalışan dişli çarklar gibidirler, birbiriyle bağlantılı olarak bir düzen içerisinde çalışır. Ancak eğer bu dişlilerden bir tanesi diğerleriyle uyumlu dönmüyorsa zaman içinde diğerlerinin dişlerini aşındırır. Dolayısıyla cerrahi tedavi gerektirmeyen 2 cm’in altındaki kısalıklar bile bel ağrısı ve zaman içerisinde eklem kireçlenmelerine yol açabilir.” uyarısında bulunuyor. Anne babaların, çocuklarında tek bacak kısalığı durumunda doğru bilinen yanlışlara dikkat etmeleri ve bunlardan uzak durmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Levent Eralp, örneğin; ip atlamak, seksek oynamak, tek ayağını öne doğru savurmak gibi yöntemlerin bacak uzatmada etkisinin olmadığı, aksine tedavide gecikmeye yol açabileceği konusunda uyarıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-ayak-izlerine-dikkatli-bakin-cunku-348552">Çocuğunuzun Ayak İzlerine Dikkatli Bakın, Çünkü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Ateşi Varsa Dikkat Etmeniz Gereken 6 Kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-atesi-varsa-dikkat-etmeniz-gereken-6-kural-344822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2023 09:36:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında bulaşıcı hastalıkların da görülme oranı artıyor. Covid-19 pandemisi nedeniyle de aileler çocukların ateşinin çıkması durumunda normalden daha fazla paniğe kapılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-atesi-varsa-dikkat-etmeniz-gereken-6-kural-344822">Çocuğunuzun Ateşi Varsa Dikkat Etmeniz Gereken 6 Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında bulaşıcı hastalıkların da görülme oranı artıyor. Covid-19 pandemisi nedeniyle de aileler çocukların ateşinin çıkması durumunda normalden daha fazla paniğe kapılıyor. Bebeklerde 38 dereceyi geçen ve 48 saatten uzun süren ateş yükselmesinin ciddiye alınması gerekiyor. Öncelikle ateş ölçümünün doğru şekilde yapılması öneriliyor ve endişe ile yanlış uygulamalardan kaçınılarak ateşin nasıl düşürülebileceğinin bilinmesi önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Mümine Türksoylu, çocuklarda yüksek ateş durumunda doğru müdahale için önemli önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Ateşi nasıl ölçtüğünüze dikkat edin</strong></p>
<p>Çocuklarda normal vücut ısısının 36.5-37 derece olması gerekir ve bu değerin üzerindeki durumlar “ateş” olarak adlandırılır. Koltuk altından ölçümlerde 37.5 derecenin, makattan yapılan ölçümlerde 38 derecenin, kulaktan yapılan ölçümlerde ise 37.8 derecenin üzerinde bir ateş var ise; bebeğin ateşinin yükseldiği söylenebilir. Bebeğin vücut ısısı; ortama, kıyafete göre ya da sabah ve akşam saatlerine göre değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle saat 17.00-18.00 arasında vücudun ısısının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla; her ısı değişikliği bir hastalığa işaret etmiyor olabilir. </p>
<p><strong>48 saatten uzun süren ateşe dikkat!</strong></p>
<p>Bebeklerde 1,5-2 yaşına kadar devam eden aşı döneminde yüksek ateş bir yan etki şeklinde görülebilir. Aşı sonrası görülen ateş normaldir; ancak çok yüksek olmaması gereken bu ateş 38 dereceyi geçip, 48 saatten uzun sürer ise vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Öte yandan boğaz, kulak, sinüzit, akciğer enfeksiyonu gibi durumlar veya diş çıkarma dönemleri ateşe neden olabilirken; romatizmal hastalıklar, hematolojik ve onkolojik rahatsızlıklar da yüksek ateş sebebi olabilir.</p>
<p><strong>İlk 3 ay çok önemli!</strong></p>
<p>Özellikle bebeğin doğumundan sonraki ilk 3 ay boyunca ateşin yükseldiği fark edilince, bu dönemde bağışıklık sistemi de tam olarak gelişmediği için, bebek hemen doktora götürülmelidir. 3 ayı geçen bebeklerde, eğer ateş 24 saat sonrasında devam ediyorsa, bir doktorun muayenesi şarttır. Ateş yüksekliğine, kusma, bulantı, ishal gibi bulgular da eşlik ediyorsa durumun ciddiyeti algılanmalıdır. </p>
<p><strong>Ateşli nöbet geçiren çocuklarda bunlara dikkat edilmeli</strong></p>
<ol>
<li>Çocuklar ateşlendiğinde düzenli ateşleri ölçülmeli, gerekli görülürse ateş düşürücü ilaç verip, üzerindeki kıyafetler inceltilmelidir.</li>
<li>Ateş düşürücü ilacın etkisi 1 saatten önce başlamaz ve tam etkisi ise 3-4 saatin sonunda ortaya çıkar. Bu yüzden panik yapılmamalıdır.</li>
<li>Ateş düşürücü verdikten sonra eğer ateş 38.5-39 civarına ulaşıyorsa, ılık suyla vücuduna kompres yapmak ateşin düşmesine yardımcı olur. </li>
<li>Ateşi yüksek olan çocuğun su kaybının fazla olacağı, iştahının azalacağı akılda tutularak bol sıvı verilmeye çalışılmalı, yemek konusunda ısrarcı olunmamalıdır.</li>
<li>Çocuk eğer ateşli havale nöbeti geçiriyorsa 3 &#8211; 4 dakika içinde sona erecektir.</li>
<li>Nöbet daha uzun sürüyorsa 112 aranıp yardım istenmelidir. </li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-atesi-varsa-dikkat-etmeniz-gereken-6-kural-344822">Çocuğunuzun Ateşi Varsa Dikkat Etmeniz Gereken 6 Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
