<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocuğunuza | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cocugunuza/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocugunuza</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 May 2025 08:12:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>çocuğunuza | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocugunuza</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bahar Ayları Çocuğunuza Kâbus Olmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bahar-aylari-cocugunuza-kabus-olmasin-528006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 08:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayları]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuza]]></category>
		<category><![CDATA[kbus]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan “alerjik nezle (rinit)” ya da bilinen diğer adıyla “saman nezlesi” oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-aylari-cocugunuza-kabus-olmasin-528006">Bahar Ayları Çocuğunuza Kâbus Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan “alerjik nezle (rinit)” ya da bilinen diğer adıyla “saman nezlesi” oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabilmektedir. Alerjik nezle çoğunlukla soğuk algınlığıyla karıştırılır. Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelmelidir. Böyle durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Mehmet Ali Duman, çocuklarda alerjik nezle ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p> <strong>Çocuğunuz hapşırma krizine giriyorsa&#8230;</strong></p>
<p>Bahar aylarında burun akıntı veya tıkanıklığı nedeni ile doktora başvuran çocukların yaklaşık yarısı alerjik rinittir. Alerjik rinit ya yıl boyu sürer ya da mevsimseldir. Mevsimsel alerjik rinitte genellikle çiçek açmayan ve polenleri rüzgar ile saçılan bitkiler etkendir. Sıklıkla bahar aylarında özellikle bitkilerdeki tozlaşma döneminin başlamasıyla, üst solunum yollarını etkiler.  </p>
<p>Her çocukta belirtiler farklı olabilir, yaygın belirtiler aşağıdaki gibidir;</p>
<ul>
<li>Hapşırma</li>
<li>Burun tıkanıklığı</li>
<li>Burun akıntısı</li>
<li>Kaşıntılı burun, boğaz, gözler ve kulaklar</li>
<li>Burun kanamaları</li>
<li>Kulaklarda tıkanma</li>
<li>Gözlerde kızarıklık, sulanma, yanma veya kaşıntı </li>
</ul>
<p>Yıl boyu alerjik rinitli çocuklarda ayrıca şu şikayetler de görülebilir;</p>
<ul>
<li>Tekrarlayan kulak enfeksiyonları</li>
<li>Horlama</li>
<li>Ağızdan nefes alma</li>
<li>Koku alamama</li>
<li>Kaşıntılı burnu sık sık silmekten veya kaşımaktan kaynaklanan burun köprüsünde çizgi veya kırışıklık </li>
</ul>
<p><strong>Astımlı çocuklarda daha çok görülüyor</strong></p>
<p>Egzama, gıda alerjisi ve astım gibi diğer alerjik hastalıkları olan çocukların alerjik rinit geçirme olasılığı daha yüksektir. Astımlı çocukların yaklaşık 10&#8217;da 8&#8217;inde alerjik rinit de vardır. Bu çocuklar için alerjenler astım ataklarının yaygın bir nedenidir. Ebeveynleri alerjisi olan çocuklar da alerji geliştirme riski daha yüksektir.</p>
<p><strong>Sadece polenler değil, ev tozu da etkiliyor!</strong></p>
<p>Evlerde bulunan çiçek ve bitkilerin polenlere karşı duyarlı olan çocukları çok fazla etkilemezken; açık havada, yeşillik alanlarda, ormanda, kırda görülen bitkilerin alerjik nezle şikayetlerinin artmasına neden olabilir. Alerjik nezleye polenlerin yanı sıra; evdeki toz, hayvan tüyleri, tütün dumanı gibi alerjenler de yol açabilmektedir. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalığın, kişinin tüm hayatı boyunca birlikte yaşamayı öğrenmesi gereken bir durum haline gelebilir. </p>
<p><strong>Alerjiye neden olan madde tespit edilmeli</strong></p>
<p>Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, aile alerjiye neden olan etkenleri fark edebileceği gibi alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testlerine ihtiyaç da duyulabilir. Ayrıca, burun akıntılarında alerji hücrelerinin yüzdesinin ölçüldüğü “nasal eosinofili” testi de alerjik nezle tanısı için kullanılan bir yöntemdir. Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir.  </p>
<p><strong>İlaç tedavisi yetersiz kalırsa aşı tedavisi uygulanabilir</strong></p>
<p>Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye neden olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da tedavi altında yeşil alanlarda bulunması sağlanmalıdır. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisi etkili bir yöntem olacaktır. Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikayetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, “immünoterapi” uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-aylari-cocugunuza-kabus-olmasin-528006">Bahar Ayları Çocuğunuza Kâbus Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuza Özgüven Aşılayacağım Derken Zarar Verebilirsiniz!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuza-ozguven-asilayacagim-derken-zarar-verebilirsiniz-447119</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2024 21:03:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşılayacağım]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuza]]></category>
		<category><![CDATA[derken]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[verebilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=447119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Billur Örnek, ebeveynlerin çocuklarında olumlu kendilik algısı oluşturmaya yani onlara özgüven aşılamaya çalışırken psikolojik sağlıklarını olumsuz etkileyebilecekleri uyarısında bulunarak çocukların kendilerini gerçeğe uygun şekilde tanımalarını sağlamak için önerilerde bulundu </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuza-ozguven-asilayacagim-derken-zarar-verebilirsiniz-447119">Çocuğunuza Özgüven Aşılayacağım Derken Zarar Verebilirsiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Billur Örnek, ebeveynlerin çocuklarında olumlu kendilik algısı oluşturmaya yani onlara özgüven aşılamaya çalışırken psikolojik sağlıklarını olumsuz etkileyebilecekleri uyarısında bulunarak çocukların kendilerini gerçeğe uygun şekilde tanımalarını sağlamak için önerilerde bulundu </strong></p>
<p> </p>
<p>“Kendilik Algısı”, kişinin kendisini nasıl gördüğünü, algıladığını veya tanımladığını anlatan bir olgu olarak psikoloji literatüründe yerini almış durumda. Tamamen sübjektif olan bu durum, kişinin doğası ve özelliklerinin yanı sıra deneyimleri, akranlar ve yetişkinlerle olan etkileşimleri, çevresindekilerin kişiye karşı olan davranışları ve ifadeleriyle şekilleniyor. Dolayısıyla bir kişinin kendisiyle ilgili algısı, çevresinde onu gözlemleyen diğer kişilerin algısından çok farklı bir noktada olabiliyor. Uzmanlar ise ebeveynlerin çocuklarında olumlu kendilik algısı oluşturmaya çalışırken psikolojilerini bozabilecekleri uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>“Kendilik Algısı Tüm Yaşamı Etkiler”</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Billur Örnek, kendilik algısına ilişkin bilgi verdi. Kendilik algısının, kişinin diğerleriyle olan etkileşiminde, kendisi ile olan ilişkisinde, yaşamda seçtiği yollar ve verdiği kararlarda büyük ölçüde etkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Örnek, “Kendisini sosyal olarak sevilir ve kabul edilir gören kişi daha rahat ve doğal iletişim kurar. Aksine kabul edileceğinden emin olmayan bir kişi ise etkileşimden kaçınır ve sonuçta sosyal becerileri yeterince gelişmeyebilir” dedi. </p>
<p><strong>“Kendilik Algısı Çevreyle Yakından İlişkili”</strong></p>
<p>Kişinin kendisini nasıl algıladığının, yetişme koşullarında ebeveynlerinin, önemli diğer yetişkinlerin ve akranların tepkileriyle çok bağlantılı olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Billur Örnek, “Karşıdan bakıldığında üst düzeyde başarılı bir kariyeri olan kişilerin, çocuklukta ebeveynlerin mükemmeliyetçiliği ile karşılaştığı için kendisini hiçbir zaman yeterli ve başarılı hissedemediğini gözlemliyoruz. Bu durum, ebeveynlerin tepkileri nedeniyle kendilik algısı grafiğinin olumsuza doğru düşüşe geçmesi olarak düşünülebilir. Kişi kendisini ortaya koyduğundan daha yetersiz, düşük standartlarda algılamaktadır. Terapide kişinin kendisini başkasının gözünden görerek edindiği algısını, ortaya koyduğu gerçeklere tekrar bakarak değiştirmesine odaklanırız” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Kendilerini Koruyor Olabilirler”</strong></p>
<p>Zaman zaman da bunun aksinin olduğuna işaret eden Billur Örnek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Örneğin kişi, kendisini başkalarının tabi olduğu kuralların üstünde, şişmiş bir kendilik algısıyla tanımlıyor olabilir. Bu bazen çocukluğundan itibaren kişiye ayrıcalıklı davranılması nedeniyle, bazen de tam tersine yetersiz olduğu çok fazla ifade edilmiş kişilerin kendini koruma kalkanı olarak görülebiliyor. Her iki durumda da terapide kendilik algısını gerçekliğe yakın noktaya çekmeyi amaçlıyoruz. Yani şişmiş kendiliği de sönmüş kendiliği de olabildiğince objektif bir yere getirerek kişinin kendisini buradan görebilmesini amaçlıyoruz.”  </p>
<p><strong>“Gerçeklikten Uzaklaşmayın”</strong></p>
<p>Son yıllarda ebeveynlerin çocuklarda/gençlerde “olumlu kendilik algısı” oluşturma çabasının yoğun olduğunu gözlemlediklerini belirten Billur Örnek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Olumlu kendilik algısı elbette istenen bir durumdur. Fakat gerçeklikten uzaklaşacak kadar olumlu kendilik algısı, çocuğun eninde sonunda hayal kırıklığı yaşaması ve kendine yabancılaşması ile sonuçlanacaktır. Olumlu kendilik algısı oluşturmaktansa gerçekçi bir kendilik algısı oluşturması yönünde gençlere/ çocuklara rehberlik etmenin çok daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. Bu şekilde çocuk/genç gerçekten güçlü olan yönlerini parlatırken çok da güçlü olmayan yönlerini geliştirme yoluna gidecektir. Sahte bir ‘mükemmel kendilik algısı’ çocuğu/genci güçlü kılmaktan çok psikolojik bozukluklara açık ve kırılgan hale getirir.”</p>
<p><strong>“İnsan Kendini Önce Başkalarının Gözünde Tanır”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Billur Örnek, sağlıklı bir kendilik algısı için neler yapılabileceğine ilişkin şunları kaydetti: </p>
<p>“Çocukluktan itibaren yetişkinlerin hem çocukla olan kendi iletişimlerine dikkat etmesi hem de önemli diğerlerinin çocukla nasıl iletişim kurduğunu takip etmesi gerekir. İnsan önce başkalarının gözlerinde görerek tanır kendini. Bu nedenle yetişme aşamalarında nasıl davranıldığının çok büyük önemi var. Ne sahte bir mükemmellik ile ne de mevcut güçlü yönlerini görmezden gelerek; çocuğun/gencin açıkça güçlü taraflarını da, geliştirilmesi gereken taraflarını da konuşarak ilerlemekten bahsediyorum. Bir gencin iletişim becerileri çok güçlü fakat sabır göstermekte zorluk yaşıyor olabilir; bir diğeri de çok sabırlı fakat sınır çizip haklarını korumakta güçlük çekiyor olabilir. Her ikisinin hem güçlü yanları hem geliştirilmeye açık yanları var. Kendisini bu gerçekçilik ile tanımasına izin verilen kişinin sağlıklı bir yetişkin olması, kendisinin farkında ve kendisiyle barışık olması çok daha kolaydır.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuza-ozguven-asilayacagim-derken-zarar-verebilirsiniz-447119">Çocuğunuza Özgüven Aşılayacağım Derken Zarar Verebilirsiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuza Deprem Gerçeğini Ona Sarılarak Anlatın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuza-deprem-gercegini-ona-sarilarak-anlatin-350439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2023 09:45:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlatın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuza]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeğini]]></category>
		<category><![CDATA[ona]]></category>
		<category><![CDATA[sarılarak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzyılın en yıkıcı felaketlerinden biri olarak kabul edilen, ülkemizin 10 ilinde çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan Kahramanmaraş merkezli depremin psikolojik etkileri özellikle çocuklar üzerinde kendini gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuza-deprem-gercegini-ona-sarilarak-anlatin-350439">Çocuğunuza Deprem Gerçeğini Ona Sarılarak Anlatın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzyılın en yıkıcı felaketlerinden biri olarak kabul edilen, ülkemizin 10 ilinde çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan Kahramanmaraş merkezli depremin psikolojik etkileri özellikle çocuklar üzerinde kendini gösteriyor. Sel, yangın ve şiddetli fırtına gibi diğer doğal afetlerden farklı olarak hiçbir belirti vermeyen aniden hızlı bir şekilde ortaya çıkan deprem, çocuklar ve gençler üzerinde unutulması zor derin ve yıkıcı izlere neden oluyor. Deprem çocuklarda, “güvenlik” ve “normallik-olağanlık-“ duyularının sarsılması, duygusal ve fiziksel olarak tükenmişlik, bazı çocuklarda ise diğer arkadaşlarının yaralanması ya da hayatını kaybetmesinden dolayı suçluluk gibi duyguların gelişmesine de yol açabiliyor. Ebeveynlerin sakin davranarak ve deprem hakkında konuşmaktan kaçınmadan çocuklarına sarılarak onların yanına olduğunu hissettirmesi bu süreçte büyük önem taşıyor. </p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikolojisi Bölümü’nden Pedagog Dr. Melda Alantar, çocukluk çağı ve ergenlik döneminde, depremin yıkıcı psikolojik etkinin kontrol altına alınması için önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Çocuklar yaş ve gelişimsel olgunluk düzeylerine göre farklı tepkiler gösterir</strong></p>
<p>Kasırga, bora, hortum gibi diğer doğa olaylarından farklı olarak depremler herhangi bir uyarı meydana gelmeden oluşur. Birkaç dakika içinde geniş çaplı yıkımlara neden olur. Bu durum, felaket kurbanlarında başa çıkmayı kolaylaştırıcı psikolojik uyumun azalmasına sebebiyet verir. Hayatta kalanlar artçı şokların sarsıntıları, patlama sesleri, yıkımı hatırlatan duman, is gibi gerçeklerle karşılaşmak zorunda kalırlar. Özellikle çocuklar için karmaşa ve şaşkınlık yaratan bu durumla başa çıkmak çok zordur. Yıkık ve terk edilmiş mekânlar, her yeri kaplayan çamur ve soğuk insanları çaresizliğe sürükler. Doğal afetler sonrası insanlar, olaylar denetimlerinin dışında meydana geldiği için, kendilerini güçsüz hissedip, olumsuz duygusal tepkiler sergilerler. Çocuklar ise yaş ve gelişimsel olgunluk düzeylerine göre farklı tepkiler ortaya koyar. Doğal felaketler sonrası çocuklarda sıklıkla gözlemlenen ortak duygular da bulunmaktadır. İnsanlar doğa olaylarını tümüyle engelleyebilme yetisine sahip değildir. Bu nedenle çocuklarda da her şeyin denetim dışı olduğu duygusu çok belirgindir. Afetler doğal, alışılmış düzenin bozulmasına yol açar. Çocuk “Böyle bir felaket yaşanıyorsa, başıma her türlü kötülük gelebilir” düşüncesiyle güvenini yitirebilir. Emniyette olmadığı duygusuna kapılır.</p>
<p><strong>Doğal afetler sonrası çocuklarda sık görülen bazı belirtiler şunlardır:</strong></p>
<ul>
<li>Okul öncesi çağ çocuklarında bebeksi davranışlar sergileme, parmak emme, alt ıslatma, anne-babaya sıkıca sarılma, yaramazlık, uyku bozuklukları, iştahsızlık, karanlıktan korkma, arkadaşlarından ve olağan günlük düzenden uzaklaşma gibi belirtiler gözlemlenebilir.</li>
<li>İlkokul dönemi çocuklarında öfke, saldırganlık, gece kabusları, okul reddi, dikkat dağınıklığı, arkadaş ve etkinliklerden uzaklaşma, akademik ve davranışsal açılardan gerilemeler görülebilir.</li>
<li>Ergenlerde beslenme ve uyku düzensizlikleri, karmaşık duygular, çelişkiler, sinirlilik, fiziksel şikayetler (baş ve mide ağrıları vb.), dikkat dağınıklığı, okul başarısızlığı, suç işleme, alkol, sigara ve uyuşturucu kullanma gibi belirtiler gözlemlenebilir.</li>
<li>Bazı çocuklar felaketin kendilerinin daha önceden yapmış oldukları kabahatler yüzünden olduğunu düşünüp, suçluluk duyabilir. Yaşanan olaylar üzerinde konuşmaktan kaçınanlar bulunduğu gibi sürekli bu konu üzerinde konuşmayı isteyenler de olabilir. Bazı çocuklar bu davranışların hiçbirini göstermeyebilir, yaşadıkları sıkıntı dıştan fark edilmeyebilir. Kimi çocuklarda ise bu sıkıntılara bağlı davranışlar haftalar veya aylar sonra ortaya çıkabilir.  </li>
</ul>
<p> <strong>Anne-babalar doğal afetlerden etkilenen çocuklarına nasıl yardımcı olabilirler? </strong></p>
<p> Ani yaşanan şiddetli tehdit duygusunun ardından çocuklar olayların etkileriyle başa çıkabilmek için yaşamlarında önemli olan yetişkinleri örnek alırlar. Anne-baba, öğretmen ve diğer erişkinler doğal afetin ardından sakin davranarak ve başlarına kötü bir şey gelmeyeceği konusunda inandırıcı konuşarak çocuk ve gençlere yardım edebilirler. </p>
<p> </p>
<p>Anne ve babalar, depremden etkilenen çocuklarına doğru yaklaşım için özellikle şu noktalara dikkat etmelidir:  </p>
<ul>
<li>Olaylar hakkında konuşmaktan kaçınmayın. Olanlardan sonra aklınıza kelime gelmiyorsa, ona sarılarak “Bu gerçekten hepimiz için zor bir durum” demek her zaman işe yarar. Sakin davranarak anne-baba olarak her zaman onun yanında olacağınızı belirtin. Olanlar konusunda çocuğunuza dürüst davranın. Durumun ciddiyetini inkar etmeyin. “Üzülme her şey yolunda” demek çocuğun endişelerini azaltmaz. Çocuk yakın bir gelecek için bunun doğru olmadığını bilir. Ona karşı sıcak ve sevecen davranın.</li>
<li>Çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine izin verin. Bazı çocuklar olayları tekrar tekrar anlatmak isterler, bu yaraları sarma sürecinin bir parçasıdır. Onu dikkatle dinleyin. Küçük çocuklar ise itfaiye aracı, ambulans gibi oyuncaklarla oynayarak duygularını ortaya koyabilirler.</li>
<li>En kısa sürede olaylardan önceki ev düzenini sağlamaya ya da yeni bir düzen oluşturmaya çalışın. Aile üyelerinin bir arada olmasına özen gösterin. Çocuğunuzun yetişkinlere yeniden güvenmesini sağlamak için ona verdiğiniz sözleri mutlaka tutun. </li>
<li>Çocuklarınıza medyada sık yer alan afetlere ilişkin haber ve programları izletmeyin. Seyredebilecekleri diğer program önerilerinden söz edin.</li>
<li>Olaylarda yakınlarını ve arkadaşlarını kaybeden çocuklara destek verilmelidir. Yetişkinler ölümle ilgili konuşmalardan, törenlerden çocukları uzak tutarak onları koruyacaklarını zannederler. Bu durum çocukta kaygı ve şaşkınlık yaratır. Ölümü anlatırken basit bir dil kullanın. Çocuğun yaşına uygun kısa, doğru bilgi verin. İsterse törene katılabileceğini söyleyin ve orada nelerle karşılaşacağına dair bilgi verin.</li>
<li>Her kriz bir fırsattır. Çocuğunuza bu doğal afetlerin toplumumuzdaki ve dünyadaki tüm insanları bir araya getirdiğini anımsatın.</li>
<li>Profesyonel destek alın. Okullarda görev yapan psikolojik danışmanlardan, hastane ve diğer kurumlarda çalışan pedagog, psikolog ve psikiyatrlardan yardım alabilirsiniz.</li>
</ul>
<p> <strong>Eğitimciler, doğal afetlerden etkilenen öğrencilere nasıl yardım edebilir?</strong> </p>
<ul>
<li>Genellikle en kısa zamanda olağan günlük programa dönmek uygundur. Ancak öğrenciler huzursuzsa okul gününün başlangıcında grup halinde olaylar üzerinde konuşulabilir. Öğretmenler günlük ders programının dışına çıkarak şu soruları yöneltebilirler: “Olay olduğunda neredeydin? Ne olduğunu, ne gördüğünü, neler işittiğini anlatmak ister misin? En zor, en kötü an ne zamandı? Duyguların neydi? Şimdi ne hissediyorsun? Seni en çok ne korkuttu ?” gibi…</li>
<li>Kağıt, boya, kil, hamur gibi farklı malzemeler kullanarak resim yapma, öykü yazma, anı köşesi oluşturma gibi etkinlikler öğrencilere duygularını ifade etme olanağı sağlar.</li>
<li>Dersleri daha kısa tutarak, daha az ödev verin. Doğal afetlerin nasıl meydana geldiğini öğrencilerinizle konuşun.</li>
<li>Çocuklar hayatlarını denetleyebildikleri duygusunu yeniden kazanmak için somut bazı etkinlikler içinde yer alabilir; örneğin zarar görenler için bağışta bulunmak, yakınlarına kart veya mektup göndermek, ölenleri anmak için ağaç dikmek.</li>
<li>Okulda ölüm haberini duyurabilecek en uygun kişi müdürdür. Ölümü ilan ederken bu bilgiyi tüm öğrencilerin aynı anda duyabilecekleri merkezi anons sistemini kullanın. Daha sonra sınıfları tek tek dolaşın. Özellikle en çok etkilenenlere gidin. Ölen çocuğun sırasını veya eşyalarını kaldırmak için acele etmeyin. Bu işlemleri yaparken çocuğun arkadaşlarından yardım alın. Ölen çocuğun veya eğitimcinin ailesini ziyaret etmeleri, evine mektup yollamaları için öğrencileri cesaretlendirin. Cenaze törenleriyle ilgili düzenlemeler yapılmalı, genel ilke olarak isteyen öğretmen ve öğrencilerin cenazeye katılmalarına izin verilmelidir.</li>
<li>Öğrencilerinize yaşadıklarının zor ancak geçici olduğunu ve her şeyin mutlaka yoluna gireceğini sıklıkla hatırlatın.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuza-deprem-gercegini-ona-sarilarak-anlatin-350439">Çocuğunuza Deprem Gerçeğini Ona Sarılarak Anlatın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
