<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocuğunuz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cocugunuz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocugunuz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Apr 2026 09:02:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>çocuğunuz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cocugunuz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuğunuz kulağını çok sık çekiyorsa dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat-626266</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çekiyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[kulağı]]></category>
		<category><![CDATA[kulağını]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[Kulak Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kulak Enfeksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Kulak]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5’inde 3 yaşına kadar görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat-626266">Çocuğunuz kulağını çok sık çekiyorsa dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5’inde 3 yaşına kadar görülebiliyor. Kulak ağrısına yol açan enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmediğinde işitme kayıpları yaşanabiliyor. Konuşma yetisi olmayan küçük çocuklar ve bebekler ise ağrının varlığını kulaklarını çok sık çekerek belli edebiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi. <strong> </strong></p>
<p><strong>Çocuklarda kulak ağrısının 8 nedeni</strong></p>
<p>Kulak enfeksiyonları ve diğer kulak, burun ve boğaz sorunları nedeniyle ebeveynler çocuklarını doktora çok sık getirmektedir. Çocuklarda kulak enfeksiyonlarının sık görülmesinin nedeni ise kulak zarının arkasında sıvı birikmesine neden olan östaki tüplerinin yetişkinlere oranla iyi çalışmaması ve bağışıklık sistemlerinin henüz gelişme aşamasında olmasıdır. Kulak enfeksiyonları, çocuklarda iştahsızlığa, uyku ve zamanla duyma problemine yol açmaktadır. </p>
<p>Çocuklarda kulak ağrısının nedeni şunlar olabilir;</p>
<ol>
<li>Kulak enfeksiyonu (Orta kulak veya dış kulak enfeksiyonu olarak da adlandırılır).</li>
<li>Kulakta biriken sıvı. </li>
<li>Yüzücü kulağı (Suya maruz kalma).</li>
<li>Kulak kirinin kanalı tıkaması.</li>
<li>Kulağa sokulan ve orada sıkışıp kalan cisimler (Pamuk çubuklarının kullanımında kalan parçalar).</li>
<li>Kulak kanalının tahriş olması ya da ortaya çıkan yaranın olması.  </li>
<li>Diş çürüğü veya diş çıkarma gibi bir diş probleminin varlığı.</li>
<li>Sık tekrarlanan boğaz ağrısı. </li>
</ol>
<p><strong>Enfeksiyon aniden başlar </strong></p>
<p>Çocuklardaki kulak enfeksiyonu çoğu zaman orta kulakta aniden ortaya çıkar. Orta kulak, kulak zarı ile iç kulağın arasında bulunan hava dolu boşluktur. Bu boşlukta, ses titreşimlerini kulak zarından iç kulağa ileten hassas kemikler bulunur. Orta kulağı, boğaz arkasına bağlayan kanalda ise östaki tüpleri vardır. Bu tüpler kulaktaki hava basıncını düzenler ve orta kulak boşluğunda sıvı birikmesini önler. Östaki borusundaki sorunlar ise orta kulak boşluğundan sıvı boşalmasının zorlaşmasına ve bu da işitme kaybına neden olabilir. Kulak enfeksiyonları da orta kulakta sıvı birikmesine yol açar. Sonuç olarak sıvı birikimi orta kulağın enfekte olmasının en önemli nedenidir. </p>
<p><strong>Kulak enfeksiyonları etkili</strong></p>
<p><strong>Orta kulak enfeksiyonları:</strong> Virüsler veya bakteriler çocukların kulak zarının arkasındaki alandaki boşlukta enfekte olarak kulak ağrısına, ateş veya işitme kaybına neden olur. Genellikle 7 yaşın altındaki çocuklarda sık rastlanan bu durum, özellikle de soğuk algınlığı sonrasında etkili olur. Orta kulak ile burnun arka kısmını birbirine bağlayan östaki tüplerinin gelişmemiş olması nedeniyle orta kulakta sıvı birikir. Bu nedenle zararlı bakteriler bu alanda çoğalır.</p>
<p><strong>Dış kulak enfeksiyonları:</strong> En önemli nedeni dış kulak kanalının enfekte olmasıdır. Sonuç olarak ağrı veya akıntı ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar büyük çocuklarda yaygın bir durumdur. Aşırı suya maruz kalma (yüzücü kulağı), tırnak ya da pamuk çubuklarıyla kulak kanalının tahriş edilmesinden kaynaklanabilir. </p>
<p><strong>Oluşmaması için önlem alınmalı</strong></p>
<p>Kulak ağrısı ile başlayan sürecin önlenmesinde, aşağıdaki yöntemler etkili olabilmektedir;</p>
<ul>
<li>Çocuklara grip aşısının sezon başında yaptırılması enfeksiyonun oluşma olasılığını düşürecektir. </li>
<li>Çocukların kulağı, pamuk çubukları veya sivri cisimlerle kesinlikle temizlenmemelidir. </li>
<li>Mevsimsel nezlesi olan kişilerden çocuklar uzak tutulmalıdır.  </li>
<li>Diğer çocuklarla etkileşim halinde olan çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır.</li>
<li>Bebeklere yatar vaziyette kesinlikle biberon verilmemelidir. </li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat-626266">Çocuğunuz kulağını çok sık çekiyorsa dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Çocuğunuz Horluyorsa Dikkat!” Geniz Eti ve Bademcik Uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-horluyorsa-dikkat-geniz-eti-ve-bademcik-uyarisi-626194</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 07:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bademcik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[geniz]]></category>
		<category><![CDATA[horluyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626194</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Çocuğunuz Horluyorsa Dikkat!” Geniz Eti ve Bademcik Uyarısı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-horluyorsa-dikkat-geniz-eti-ve-bademcik-uyarisi-626194">“Çocuğunuz Horluyorsa Dikkat!” Geniz Eti ve Bademcik Uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Kadri Sert, çocuklarda sık görülen geniz eti ve bademcik büyümesi konusunda ebeveynleri uyardı. Özellikle son yıllarda artan alerjen maruziyeti ve enfeksiyonların, bu hastalıkların görülme sıklığını belirgin şekilde artırdığına dikkat çekti.</span></p>
<p><span>Erken yaşta kreşe başlama, kapalı ortamlarda uzun süre kalma ve hasta bireylerle temasın çocukların maruz kaldığı mikrop yükünü artırdığını belirten Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi Sert, “Buna ek olarak paketli gıdalar ve hava kirliliği gibi çevresel faktörler çocukları daha alerjik hale getiriyor. Bu da geniz eti ve bademcik problemlerini daha sık görmemize neden oluyor” dedi.</span></p>
<p><b><b>Gece Horlama ve Ağız Açık Uyuma Önemli Bir Uyarı</b></b></p>
<p><span>Geniz eti büyümesinin en önemli belirtilerinden birinin gece horlama ve ağız açık uyuma olduğunu vurgulayan Sert, şu uyarılarda bulundu: </span><span>“Geniz eti büyüdüğünde çocuklar burundan rahat nefes alamaz. Bu durum ağızdan nefes almaya, horlamaya ve uyku sırasında solunum duraklamalarına yol açabilir. Tedavi edilmediğinde kandaki oksijen düzeyi düşebilir ve bu durum kalp üzerine ek yük bindirebilir.”</span></p>
<p><b><b>Yüz ve Diş Yapısını Bile Etkileyebilir</b></b></p>
<p><span>Uzun süreli geniz eti problemlerinin sadece solunumu değil, yüz gelişimini de etkileyebileceğini belirten Sert, “Ağızdan solunum; alt çenede geride kalma (retrognati), damakta daralma (kubbe damak), dişlerde çapraşıklık ve çürük riskinde artışa neden olabilir” dedi. Çene ve diş problemleri de çiğneme veriminde azalmaya, konuşmada (özellikle bazı sesler) bozulmalara, dil-itim alışkanlıklarının gelişmesine yol açabilir  </span></p>
<p><b><b>Kulakta Sıvı ve İşitme Kaybına Dikkat</b></b></p>
<p><span>Geniz eti büyümesinin kulak sağlığını da etkilediğini belirten Sert, “Orta kulakta sıvı birikmesi başlangıçta geçici işitme kaybına neden olur. Ancak tedavi edilmezse kalıcı işitme sorunlarına ve okul başarısında düşüşe yol açabilir” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><b><b>Hangi Durumda Ameliyat Gerekir?</b></b></p>
<p><span>İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda cerrahinin gündeme geldiğini belirten Sert, şu bilgileri verdi:</span></p>
<ul>
<li><span>İşitme kaybı artıyorsa</span></li>
<li><span>Kulakta sıvı birikimi devam ediyorsa</span></li>
<li><span>Uyku kalitesi ciddi şekilde bozulmuşsa</span></li>
<li><span>Geniz eti hava yolunu belirgin daraltıyorsa</span></li>
</ul>
<p><span>“Bu durumlarda cerrahi tedavi önerilir. Ameliyat sonrası çocuklar genellikle kısa sürede rahatlar ve günlük hayatlarına hızlıca döner.”</span></p>
<p><b><b>Sık Enfeksiyon Geçiren Çocuklarda Bademcik Alarmı</b></b></p>
<p><span>Bademcik büyümesinin de benzer sorunlara yol açtığını belirten Sert, “Bir yılda 7 veya daha fazla, son iki yılda ise yılda en az 5’er kez enfeksiyon geçirilmesi ameliyat açısından değerlendirilmelidir” dedi. Bademciklerde en sık ameliyat nedenleri arasında sık geçirilen bademcik enfeksiyonları, bademciklerde aşırı büyüme nedeniyle havayolu tıkanıklıkları, bademcik absesi ve asimetrik büyüme olduğunu ifade etti.  </span><span>Termal welding yöntemiyle yapılan ameliyatlarda daha az ağrı, daha az kanama ve daha hızlı iyileşme sağlandığını belirten Sert, geniz eti ve bademcik problemleri tek başına görülebildiği gibi çoğu zaman birlikte görüldüğünü ve birlikte tedavi edilebildiğini vurguladı. Çocuğunuzda bu belirtiler varsa bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmanız önerilir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-horluyorsa-dikkat-geniz-eti-ve-bademcik-uyarisi-626194">“Çocuğunuz Horluyorsa Dikkat!” Geniz Eti ve Bademcik Uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selfie&#8217;lerin görünmeyen yüzü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selfielerin-gorunmeyen-yuzu-616317</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[lerin]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[selfie]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[yüzü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların bugün yaşadığı hayat, 20 hatta 40 yıl öncesine göre çok farklı. Bu farkın ana nedeni ise teknoloji. İyi ya da kötü, akıllı telefonların ve sosyal medyanın ortaya çıkışı, çocukların birbirleriyle ve çevrelerindeki dünyayla etkileşim kurma şeklini kökten değiştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selfielerin-gorunmeyen-yuzu-616317">Selfie&#8217;lerin görünmeyen yüzü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukların bugün yaşadığı hayat, 20 hatta 40 yıl öncesine göre çok farklı. Bu farkın ana nedeni ise teknoloji. İyi ya da kötü, akıllı telefonların ve sosyal medyanın ortaya çıkışı, çocukların birbirleriyle ve çevrelerindeki dünyayla etkileşim kurma şeklini kökten değiştirdi. Siber güvenlik şirketi ESET, çocukların mutlu bir dijital yaşam sürmelerini sağlarken potansiyel risklerin nasıl yönetebileceğini inceledi, önerilerini paylaştı. </strong></p>
<p>Farklı düşünceler olsa da  sosyal medya doğası gereği kötü değildir. Bazı yönlerden, gençlere kendini ifade edebilecekleri güvenli bir alan veya hikâyelerini paylaşabilecekleri, arkadaşlık kurabilecekleri benzer düşünen insanlardan oluşan bir topluluk sağlayarak fayda bile sağlayabilir. Bazı çocuklar, ebeveynlerine soramadıkları konular ile ilgili  sosyal medya hesapları aracılığıyla resmî kaynaklardan bilgi edinebilir; destek bile isteyebilirler. Ancak bağlam her şeydir. Önemli bir açıklama, çocuklarınızın sosyal medyayı esas olarak iletişim kanalı olarak mı, fotoğraf ve videolara yorum yapmak için mi yoksa içerik paylaşmak için mi kullandıklarıdır. Ya da kendilerinin videolarını ve selfie&#8217;lerini çokça paylaşıyorlar mı? Profilleri kilitli ve sık sık kontrol edilmedikçe bu durum bazı sorunlara yol açabilir.</p>
<p><strong>Selfie&#8217;ler nasıl risk oluşturabilir?</strong></p>
<p>Bir selfie sosyal medya sitesine yayımlanır yayımlanmaz, çocuğunuz onun üzerinde belirli bir kontrolünü kaybeder. Silse bile çocuğunuz görüntünün arkadaşları ve takipçileri tarafından yeniden paylaşıldığını ve yayıldığını görebilir.  Bu &#8220;dijital kalıcılık&#8221; fikri, gençler çevrimiçi paylaşım yaparken akıllarına gelmeyebilir. Ancak yapay zekâ botlarının büyük dil modellerini eğitmek için sosyal medya içeriğini taradığı bir çağda, bu konu her zamankinden daha önemli hâle geldi. Bu durum, özel içeriğin kamuya açık alana sızma riskini artırmaktadır. </p>
<p>Ebeveynler için daha da endişe verici olan, bir selfie&#8217;nin aşağıdaki riskleri doğurabileceğidir: </p>
<p>·       Avlarını arayan avcıları çekebilir.</p>
<p>·       Müstehcen içerik oluşturmak için yapay zekâ &#8220;nudifier&#8221; araçlarını besleyecek görüntüler arayan avcıları ve şantajcıları çekebilir. Bu içerik çevrimiçi olarak paylaşılabilir veya kurbana şantaj yapmak için kullanılabilir.</p>
<p>·    Doğum tarihi veya okul adı gibi kişisel bilgileri içerebilir ve bu bilgiler diğer bilgilerle birleştirilerek kimlik hırsızlığı için kullanılabilir.</p>
<p>·    Siber zorbalar ve troller tarafından çocuğunuzu çevrimiçi olarak mağdur etmek için kullanılabilir.</p>
<p>·     Gelecek yıllarda işverenler veya ileri eğitim kurumları tarafından görülebilecek utanç verici veya uygunsuz ayrıntılar içerebilir.</p>
<p><strong>Selfie&#8217;ler ruh sağlığını etkiler mi?</strong></p>
<p>Ayrıca selfie paylaşmak da dâhil olmak üzere sosyal medya kullanımının psikolojik zarara yol açabileceğini gösteren kanıtlar da giderek artıyor. 2017 yılında 8. ve 12. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırma, 2010-2015 yılları arasında depresif belirtilerin yüzde 33 arttığını ortaya koydu. Aynı dönemde bu yaş grubundaki kızların intihar oranı yüzde 65 artmıştı.</p>
<p>Burada doğrudan bir nedensel bağlantı yoktur. Ancak korelasyon açık çünkü Batı&#8217;da akıllı telefon ve sosyal medyanın yaygınlaşmasının arttığı döneme denk geliyor. Uzmanlar ayrıca sosyal medyanın gençlerin özgüvenini, fiziksel sağlığını ve uyku kalitesini etkileyebileceğini iddia ediyor. Yapay zekâ filtrelerinin selfie&#8217;lerle birlikte kullanılması, teorik olarak, duygusal ve psikolojik olarak savunmasız olduğumuz bir dönemde, görünüşe karşı sağlıksız bir takıntıya yol açabilir. Bu, 2023 yılında ABD Sağlık Bakanı&#8217;nın Sosyal Medya ve Gençlerin Ruh Sağlığı hakkında bir tavsiye yayımlamasının nedenlerinden biridir.</p>
<p><strong>Ebeveyn rehberliği zamanı</strong></p>
<p>Ebeveynlerin sınırlar belirlemek, en iyi uygulamaları öğretmek, çocuklara duygusal ve psikolojik destek sağlamak konusunda benzersiz ve önemli bir rolü var.  Kışkırtıcı görüntüler veya adres ve kimlik bilgilerini içeren her türlü içerik gibi, hangi tür selfie&#8217;lerin yasak olması gerektiği konusunda net kurallar belirleyin. Ancak bunu, çocuklarınıza profilini kısıtlama, coğrafi konumunu kapatma ve başkalarının fotoğraflarında onları etiketlemesi için manuel onay gerektirme gibi gizlilik ayarlarını öğreterek dengeleyin. Onlara, kimlerin kendilerini takip etmesine izin verecekleri konusunda neden seçici olmaları gerektiğini (yani, sadece gerçek hayatta arkadaş oldukları kişiler) öğretin. Neden birkaç ayda bir “dijital bahar temizliği” yapıp belirli takipçileri ve diğer kişileri silmenin yararlı olabileceğini anlatın.</p>
<p>Özellikle çocuğunuz siber zorbalık veya cinsel şantaj gibi rahatsız edici veya utanç verici bir konu hakkında sizinle konuşmak istediğinde dürüstlüğü teşvik etmek için yargılayıcı olmayan, saygılı bir ortam yaratmak önemlidir. Ancak bu güvenin bozulduğunu düşünüyorsanız ekran süresini ve belirli içeriklere ve uygulamalara erişimi sınırlamak için ebeveyn denetim araçlarını kullanabilirsiniz. </p>
<p><strong>Çocuklar teknolojiyle daha iyi bir ilişki kurmalı</strong></p>
<p>Önemli olan çocuğunuzun selfie paylaşmasını yasaklamak değil  onlara çevrimiçi olarak ne paylaşacaklarına dair rasyonel, riske dayalı kararlar alabilmeleri için bilgi vermektir. Bu, onları avcılar, zorbalar ve dolandırıcılardan korumayı da içeriyor. Aynı zamanda aşırı sosyal medya kullanımının potansiyel zihinsel sağlık üzerindeki etkilerine dair uyarıları da kapsıyor. Bu nedenle, evde ekran süresini en aza indirmek, masada telefon kullanımını yasaklamak ve hafta sonu bir veya iki saatinizi aile etkinliklerine ayırmak gibi önlemleri mutlaka deneyin. Ancak aynı zamanda örnek de olmalısınız. 2024 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ebeveynlerin yüzde 75&#8217;i çocuklarının fotoğraflarını, videolarını ve diğer içeriklerini adresinde paylaşıyor. Çocuklarınızın çevrimiçi ortamda selfie paylaşmasının artıları ve eksileri hakkında bir konuşma başlatmadan önce kendi &#8220;paylaşım&#8221; davranışınızı kontrol altına almayı unutmayın.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selfielerin-gorunmeyen-yuzu-616317">Selfie&#8217;lerin görünmeyen yüzü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Oyun Oynarken Öfkeleniyorsa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-oyun-oynarken-ofkeleniyorsa-dikkat-609600</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 16:04:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeleniyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[oynarken]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609600</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital oyunların çocukların yaşamında giderek daha fazla yer kapladığını belirten uzmanlar, oyun bağımlılığının ebeveynler için önemli bir endişe kaynağı hâline geldiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-oyun-oynarken-ofkeleniyorsa-dikkat-609600">Çocuğunuz Oyun Oynarken Öfkeleniyorsa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oyun bağımlılığının yalnızca ekran süresinin artmasıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun duygusal, sosyal ve akademik yaşamını etkileyen ciddi bir sorun olarak ele alınması gerekir.” dedi. Oyun oynarken öfke kontrolünde zorlanma, uyku düzeninin bozulması ve sorumlulukların ihmal edilmesi gibi belirtilerin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, ebeveynlerin bu süreçte rehberlik edici ve denetleyici bir rol üstlenmesinin, koruyucu bir yaklaşım sunduğunu vurguladı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, çocuklarda oyun bağımlılığının belirtileri, ailelerin dikkat etmesi gerekenleri, korunma yolları ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Oyun bağımlılığı, çocuğun yaşamını çok yönlü etkileyen ciddi bir sorun!</strong></p>
<p>Dijital teknolojilerin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, çocuklar ve gençlerin oyunlarla çok daha erken yaşlarda ve yoğun biçimde karşılaştığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu durum, ebeveynlerde ‘Çocuğum oyun bağımlısı mı?’ sorusunu da beraberinde getiriyor.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Çetin, oyun bağımlılığının, yalnızca oyun oynama süresinin artmasıyla sınırlı olmayan; çocuğun duygusal, sosyal ve akademik yaşamını etkileyen ciddi bir sorun olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Bu belirtiler oyun bağımlılığına işaret ediyor!</strong></p>
<p>Oyun bağımlılığına işaret edebilecek pek çok önemli belirteç bulunduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun ekran karşısında geçirdiği sürenin giderek artması; bu sürenin cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da oyun konsolu aracılığıyla gerçekleşmesi fark etmeksizin dikkatle değerlendirilmeli.” dedi.</p>
<p>Özellikle çocuğun, planladığından ya da ebeveynleri tarafından uygun görülen süreden daha fazla oyun oynamaya başlamasının önemli bir uyarı işareti olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Çetin sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bunun yanı sıra, oyun oynadığı zamanlarda öfke kontrolünde zorlanması, oyunu bırakması istendiğinde yoğun tepkiler vermesi ve gündelik yaşam düzeninin oyun nedeniyle bozulması da dikkat edilmesi gereken belirtiler arasındadır. Uyku düzeninin bozulması, sosyal ilişkilerden uzaklaşma ve sorumluluklarını ihmal etme gibi durumlar, oyunla kurulan ilişkinin sağlıklı sınırların dışına çıktığını gösterebilir.”</p>
<p><strong>Ebeveynler rehberlik edici ve denetleyici bir rol üstlenmeli!</strong></p>
<p>Elektronik cihazların yaygınlaşmasının yanında, çocukların bu araçlarla temasının belirli bir kontrol ve sınır çerçevesinde olmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun cep telefonu ve diğer dijital cihazları kullanımı, yaşamının merkezine yerleşmemeli; kullanım süreleri ve zamanları ebeveynler tarafından belirlenmeli.” dedi.</p>
<p>Bilgisayar ya da oyun konsolu ile vakit geçirmek isteyen çocukların, ebeveynlerin uygun gördüğü saat ve sürelerde oyun oynamasına izin verilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Kuralların net, tutarlı ve takip edilebilir olması koruyucu bir yaklaşım sunar. Ebeveynlerin rehberlik edici ve denetleyici rolü, çocuğun sağlıklı bir dijital denge kurmasına yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Tedavide psikoterapi süreci önemli!</strong></p>
<p>Oyun bağımlılığı tedavisinde ilk adımın, bireyin kendisi ve yakınlarıyla yapılan ayrıntılı değerlendirme süreci olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu süreçte, oyun davranışının günlük yaşamın ne kadarını kapladığı, hangi alanlarda işlev kaybına yol açtığı ve kişinin nerede durmakta zorlandığı ayrıntılı biçimde ele alınır.” dedi.</p>
<p>Gerekli görüldüğünde beyin tetkikleri ve psikolojik değerlendirme testleri uygulandığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tedavi sürecinde, bazı durumlarda oyun oynama isteğini azaltmaya yönelik ilaç tedavileri ya da eşlik eden ruhsal sorunlara yönelik farmakolojik destekler kullanılabilir. Ancak oyun bağımlılığında tek başına ilaç tedavisi yeterli değildir. Mutlaka psikoterapi sürecinin tedaviye eşlik etmesi gerekir. Psikoterapi sürecinde, oyunu kontrol edebilme becerilerinin geliştirilmesi ve bağımlılığı besleyen faktörlerin ele alınması hedeflenir. Uygun görülen vakalarda, beyin uyarım tedavileri de tedavi seçenekleri arasında yer alabilir.”</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-oyun-oynarken-ofkeleniyorsa-dikkat-609600">Çocuğunuz Oyun Oynarken Öfkeleniyorsa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz oyunu bırakamıyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-oyunu-birakamiyor-mu-609493</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bırakamıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çetin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, çocuklarda oyun bağımlılığının belirtileri, ailelerin dikkat etmesi gerekenleri, korunma yolları ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-oyunu-birakamiyor-mu-609493">Çocuğunuz oyunu bırakamıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, çocuklarda oyun bağımlılığının belirtileri, ailelerin dikkat etmesi gerekenleri, korunma yolları ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Oyun bağımlılığı, çocuğun yaşamını çok yönlü etkileyen ciddi bir sorun!</strong></p>
<p>Dijital teknolojilerin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, çocuklar ve gençlerin oyunlarla çok daha erken yaşlarda ve yoğun biçimde karşılaştığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu durum, ebeveynlerde ‘Çocuğum oyun bağımlısı mı?’ sorusunu da beraberinde getiriyor.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Çetin, oyun bağımlılığının, yalnızca oyun oynama süresinin artmasıyla sınırlı olmayan; çocuğun duygusal, sosyal ve akademik yaşamını etkileyen ciddi bir sorun olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Bu belirtiler oyun bağımlılığına işaret ediyor!</strong></p>
<p>Oyun bağımlılığına işaret edebilecek pek çok önemli belirteç bulunduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun ekran karşısında geçirdiği sürenin giderek artması; bu sürenin cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da oyun konsolu aracılığıyla gerçekleşmesi fark etmeksizin dikkatle değerlendirilmeli.” dedi.</p>
<p>Özellikle çocuğun, planladığından ya da ebeveynleri tarafından uygun görülen süreden daha fazla oyun oynamaya başlamasının önemli bir uyarı işareti olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Çetin sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bunun yanı sıra, oyun oynadığı zamanlarda öfke kontrolünde zorlanması, oyunu bırakması istendiğinde yoğun tepkiler vermesi ve gündelik yaşam düzeninin oyun nedeniyle bozulması da dikkat edilmesi gereken belirtiler arasındadır. Uyku düzeninin bozulması, sosyal ilişkilerden uzaklaşma ve sorumluluklarını ihmal etme gibi durumlar, oyunla kurulan ilişkinin sağlıklı sınırların dışına çıktığını gösterebilir.”</p>
<p><strong>Ebeveynler rehberlik edici ve denetleyici bir rol üstlenmeli!</strong></p>
<p>Elektronik cihazların yaygınlaşmasının yanında, çocukların bu araçlarla temasının belirli bir kontrol ve sınır çerçevesinde olmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun cep telefonu ve diğer dijital cihazları kullanımı, yaşamının merkezine yerleşmemeli; kullanım süreleri ve zamanları ebeveynler tarafından belirlenmeli.” dedi.</p>
<p>Bilgisayar ya da oyun konsolu ile vakit geçirmek isteyen çocukların, ebeveynlerin uygun gördüğü saat ve sürelerde oyun oynamasına izin verilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Kuralların net, tutarlı ve takip edilebilir olması koruyucu bir yaklaşım sunar. Ebeveynlerin rehberlik edici ve denetleyici rolü, çocuğun sağlıklı bir dijital denge kurmasına yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Tedavide psikoterapi süreci önemli!</strong></p>
<p>Oyun bağımlılığı tedavisinde ilk adımın, bireyin kendisi ve yakınlarıyla yapılan ayrıntılı değerlendirme süreci olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu süreçte, oyun davranışının günlük yaşamın ne kadarını kapladığı, hangi alanlarda işlev kaybına yol açtığı ve kişinin nerede durmakta zorlandığı ayrıntılı biçimde ele alınır.” dedi.</p>
<p>Gerekli görüldüğünde beyin tetkikleri ve psikolojik değerlendirme testleri uygulandığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tedavi sürecinde, bazı durumlarda oyun oynama isteğini azaltmaya yönelik ilaç tedavileri ya da eşlik eden ruhsal sorunlara yönelik farmakolojik destekler kullanılabilir. Ancak oyun bağımlılığında tek başına ilaç tedavisi yeterli değildir. Mutlaka psikoterapi sürecinin tedaviye eşlik etmesi gerekir. Psikoterapi sürecinde, oyunu kontrol edebilme becerilerinin geliştirilmesi ve bağımlılığı besleyen faktörlerin ele alınması hedeflenir. Uygun görülen vakalarda, beyin uyarım tedavileri de tedavi seçenekleri arasında yer alabilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-oyunu-birakamiyor-mu-609493">Çocuğunuz oyunu bırakamıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz sonbahar hastalıklarına hazırlıklı mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sonbahar-hastaliklarina-hazirlikli-mi-575994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin sona erip sonbahara girilmesi ve okulların açılmasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere hastalıkların görülme sıklığı artıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sonbahar-hastaliklarina-hazirlikli-mi-575994">Çocuğunuz sonbahar hastalıklarına hazırlıklı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin sona erip sonbahara girilmesi ve okulların açılmasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere hastalıkların görülme sıklığı artıyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş,</strong> özellikle kapalı alanlarda daha uzun süre zaman geçirilmesi nedeniyle, sağlığımızı korumak için önlem almanın çok daha önemli hale geldiğini belirterek “Sonbahar ve kış aylarında ağırlıklı olarak üst solunum yolu enfeksiyonlarını görüyoruz. Bu enfeksiyonlar öksürme, hapşırma hatta konuşma esnasında havaya yayılan damlacıklar yoluyla kolayca ve hızla bulaşıyor. Bu nedenle bazı basit önlemler almak, mikropların konsantrasyonunu azaltmada ve hastalıklardan korunmada büyük önem taşıyor” diyor. Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, sonbaharda çocukları enfeksiyonlardan korumanın 7 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Ortamı sık sık havalandırın</strong></li>
</ul>
<p>Sınıflar ve odaların çocuklar yokken iyice havalandırılması, mikroplarla karşılaşma riskini azaltacaktır. Ders aralarında bu havalandırma yapılabilir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Bazı hastalıkların bulaştırıcılığı klinik bulgu vermeden başlar. Havalandırma ile bulaş riski, mikrop konsantrasyonu azaltılır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Hijyenin önemini öğretin</strong></li>
</ul>
<p>Hastalıklardan korunmada el temizliği başta olmak üzere hijyen kurallarına dikkat etmek son derece önemlidir. Çocuklara özellikle tuvaletten sonra ve yemeklerden önce ellerini sabunla, doğru bir şekilde yıkamanın önemi öğretilmeli, bu konuda rol model olunmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Bu eşyaların kişiye özel olduğunu anlatın</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklar sınıfta birbirlerinin eşyalarını (özellikle su kabı, çatal, bıçak vb) kullanmamalıdır. Aksi halde bulaş ağız yoluyla kolaylıkla olacaktır. Aynı şekilde kalemleri ağıza değdirmemek ve elleri gün içinde özellikle ağız ve gözlere sürmemek de çok önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Grip aşısı yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Grip aşısı kış sezonu öncesinde çocukları gripten korumada önemli bir rol oynamaktadır. Aşıların ihmal edilmemelidir. Grip aşısı, grip sonrası ortaya çıkabilecek kulak iltihabı ve zatürre gibi komplikasyonları da önler” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Hasta ise okula göndermeyin</strong></li>
</ul>
<p>Çocukların hastayken kreşe götürülmemesi ve okula gönderilmemesi, kapalı alanlarda enfeksiyonların yayılmasını büyük ölçüde azaltır. Ailelerin buna çok dikkat etmesi gerekir. Gerekirse maske kullanılmalı ve maske dört saatte bir değiştirilmelidir. </p>
<ul>
<li><strong>Açık havada zaman geçirmesini sağlayın</strong></li>
</ul>
<p>Sonbaharla birlikte güneş yavaş yavaş yerini bulutlu ve serin havaya bıraksa da, fırsat buldukça mutlaka çocuğunuzun açık havada güneşten faydalanmasını sağlayın. Bu sayede hem D vitamini almış olacak hem de bağışıklık sistemi güçlenecektir.</p>
<ul>
<li><strong>Gelişigüzel vitamin ve mineral takviyesi kullanmayın</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Ebeveynler çocuklarının bağışıklığını kuvvetlendirmek için; internetten, sosyal medyadan ya da arkadaş çevresinden duyduklarıyla takviye ürünler kullandırabiliyorlar. Oysa çocuğun kan testi ile değerlerine bakılarak, vitamin ve mineral takviyesine gerek görüldüğü durumda doktor önerisiyle başlanmalıdır. Aksi taktirde fayda yerine çok ciddi zararlara yol açabilir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sonbahar-hastaliklarina-hazirlikli-mi-575994">Çocuğunuz sonbahar hastalıklarına hazırlıklı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz solaksa dikkat! Baskın eli değiştirmeye çalışmak nörogelişimsel risk taşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-solaksa-dikkat-baskin-eli-degistirmeye-calismak-norogelisimsel-risk-tasiyor-565558</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 10:41:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[baskın]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirmeye]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[eli]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[motor]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişimsel]]></category>
		<category><![CDATA[özellik]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[solaksa]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, solaklığın beyin işleyişi, genetik ve çevresel faktörlerle ilişkisi, nörogelişimsel etkileri, yaratıcılık ve zeka ile bağlantısı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-solaksa-dikkat-baskin-eli-degistirmeye-calismak-norogelisimsel-risk-tasiyor-565558">Çocuğunuz solaksa dikkat! Baskın eli değiştirmeye çalışmak nörogelişimsel risk taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, solaklığın beyin işleyişi, genetik ve çevresel faktörlerle ilişkisi, nörogelişimsel etkileri, yaratıcılık ve zeka ile bağlantısı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>El tercihi doğuştan gelen, genetik ve çevresel etkenlerle şekillenen bir özellik!</strong></p>
<p>El tercihinin doğuştan gelen, büyük oranda beynin işleyişine bağlı bir özellik olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Beynimizin motor komutları veren bölümleri, özellikle de karşı beyin yarımküresiyle çalışan motor korteks, hangi elimizi baskın kullandığımızı belirler.” dedi.</p>
<p>Sağ elini kullananların motor sisteminin genellikle sol beyin yarımküresiyle daha aktif çalışırken, solaklarda bu durumun çoğunlukla tersi olduğunu aktaran Alp, “Solaklık genetik faktörlerden de etkilenir. Ailede solak bireylerin bulunması, çocuğun da solak olma ihtimalini artırır. Ancak bu aktarım matematiksel olarak öngörülebilir bir şekilde gerçekleşmez. Genetik yatkınlık kadar, çevresel etkenler ve hatta doğum öncesi gelişim süreci de belirleyicidir. Yani bir çocuk, genetik olarak solaklığa eğilimli olabilir, ancak çevresel baskılar ya da nörogelişimsel faktörler onun sağ el kullanmasını da şekillendirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Solaklarda dil işlevleri daha esnek dağılıyor!</strong></p>
<p>Beynimizin vücudun karşı tarafını kontrol ettiğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Dolayısıyla solak bir birey yazı yazarken ya da bir işi sol eliyle yaparken, beyninin sağ yarımküresi daha yoğun çalışır. Fakat işin ilginç yanı şu, solak bireylerin beyin yapısında, özellikle sağ ve sol beyin yarımküreleri arasındaki iletişimi sağlayan ‘korpus kallozum’ gibi bazı yapılarda daha fazla bağlantı gözlemlenmiştir.” dedi.</p>
<p>Dil gibi karmaşık işlevlerde, sağlak bireylerde genellikle sol beyinin daha baskın olduğunu kaydeden Alp, solaklarda ise bu dağılımın daha esnek olduğunu, bazı solakların dili sağ beyinle işlediğini, bazılarının ise her iki beyni birlikte kullandıklarını vurguladı. Alp, bu esnekliğin, onların farklı bilişsel stratejiler geliştirmesine de olanak tanıyabildiğini aktardı.</p>
<p><strong>Solak bireylerin genel zeka düzeyi veya öğrenme becerilerinde belirgin bir fark yok!</strong></p>
<p>Solak bireylerin genel zeka düzeyi veya öğrenme becerilerinde belirgin bir fark olmadığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ancak beynin bilgiyi işleme biçimindeki farklılıklar nedeniyle, zaman zaman bazı avantajlar veya farklı yollar izlenebilir. Örneğin solak bireyler bazı görevlerde daha üretken, daha farklı düşünebilen bireyler olarak tanımlanır. Bu, beynin iki yarımküresi arasındaki daha dengeli ya da farklı iletişim yollarından kaynaklanıyor olabilir. Bazı araştırmalar, solakların uzamsal becerilerde, örneğin harita okuma ya da şekil tanımada daha başarılı olabileceğini öne sürüyor. Ancak bunlar tüm solaklar için geçerli genel kurallar değildir; bireysel farklılıklar her zaman ön plandadır.”</p>
<p><strong>Nörolojik hastalıklarda solaklık, tek başına bir risk faktörü değil! </strong></p>
<p>Solak bireylerde bazı nörolojik hastalıklara yatkınlığın daha fazla olup olmadığı konusunda bilimsel tartışmaların devam ettiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Ancak bazı araştırmalar solaklık ile bazı nörolojik veya gelişimsel farklılıklar arasında ilişki olabileceğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Disleksi, dikkat eksikliği ya da şizofreni gibi sorunların solak bireylerde biraz daha yüksek oranda rapor edildiğini belirten Alp, “Ancak burada önemli olan şu: Solaklık, tek başına bir risk faktörü değildir. Beyindeki bazı farklı yapılanmalar, hem solaklığı hem de bu tür hastalıklarla ilişkili olabilecek bilişsel örüntüleri beraberinde getirebilir. Yani bu, neden-sonuç ilişkisi değil, daha çok ‘ortak bir yolun kesişimi’ gibi düşünülebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çocuğun baskın elini değiştirmeye zorlamak, nörogelişimsel süreçte çeşitli zorluklara yol açabilir!</strong></p>
<p>El tercihinin, doğumdan sonra yavaş yavaş netleşen bir özellik olduğuna işaret eden Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Genellikle 3 ila 6 yaş arasında baskın el belirginleşir. Bazı çocuklar bu süreçte başlangıçta sol elini daha fazla kullansa da zamanla sağ eli tercih etmeye başlar. Bu dönüşüm bazen doğal gelişimin parçasıdır, bazen de çevresel yönlendirmelerle olur.” dedi.</p>
<p>Beynin oldukça esnek bir yapıda olduğunu ve özellikle çocukluk döneminde kullanılan elin sinirsel temsili güçlendiğini vurgulayan Alp, şunları söyledi:</p>
<p>“Ancak bu dönüşüm dış baskılarla oluyorsa, örneğin çocuk yazı yazarken sol eliyle yazmak istiyor ama sağ elle yazmaya zorlanıyorsa, bu durum çocuğun nörogelişimsel sürecinde bazı zorluklara yol açabilir. Bu tür zorlamalar, yazı yazma güçlüklerinden ince motor becerilerde gerilemeye kadar uzanan çeşitli etkiler yaratabilir. Hatta bazı durumlarda dikkat dağınıklığı veya konuşma akıcılığı sorunları da gözlemlenmiştir.</p>
<p>Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalı. Günlük yaşamdaki bazı alışkanlıklar, örneğin yemek yeme gibi pratik davranışlar, bireyin el tercihi ne olursa olsun zamanla sağ elle de yapılabilir hale gelebilir. Nitekim, bir davranışın motor düzeyde kolayca öğrenilebilmesi ile bireyin baskın motor elini değiştirmek aynı şey değildir. El tercihi bir yönelimdir, alışkanlıklar ise öğrenilebilir ve şekillendirilebilir.”</p>
<p><strong>Solaklar daha mı yaratıcı? </strong></p>
<p>Solaklık ile yaratıcılık ya da sanatkârlık arasında bir ilişki olup olmadığı konusunda değinen Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bilimsel çalışmalarda zaman zaman sol elini kullanan bireylerin problem çözme yaklaşımlarında veya sanatsal ifade alanlarında biraz daha farklı yollar izleyebildiği gözlemlenmiş. Özellikle görsel-uzamsal algı, özgün düşünme stratejileri gibi alanlarda bazı eğilimler söz konusu olabiliyor. Ama bu, her solak bireyin sanatla iç içe olduğu ya da mutlaka farklı düşündüğü anlamına gelmiyor.” dedi.</p>
<p>Beynin iki yarımküresi arasındaki iletişimin solak bireylerde daha esnek olabildiğinin düşünüldüğünü dile getiren Alp, “Bu da bazı durumlarda olaylara farklı açılardan bakabilmelerine katkı sağlayabilir. Elbette bu her birey için geçerli değil; kişisel yatkınlıklar ve çevresel faktörler burada çok belirleyici. Kısacası, bu alanda bazı ilginç bulgular var ama doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisi kurmak için elimizde yeterince net veri yok.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-solaksa-dikkat-baskin-eli-degistirmeye-calismak-norogelisimsel-risk-tasiyor-565558">Çocuğunuz solaksa dikkat! Baskın eli değiştirmeye çalışmak nörogelişimsel risk taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz çevresel uyaranlara yeteri kadar maruz kalıyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-cevresel-uyaranlara-yeteri-kadar-maruz-kaliyor-mu-548444</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 21:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[uyaranlara]]></category>
		<category><![CDATA[yeteri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, çocuklarda çevresel uyaran eksikliğinin neden olduğu sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-cevresel-uyaranlara-yeteri-kadar-maruz-kaliyor-mu-548444">Çocuğunuz çevresel uyaranlara yeteri kadar maruz kalıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, çocuklarda çevresel uyaran eksikliğinin neden olduğu sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuk çevresel uyaranlara maruz kalmıyorsa bazı sorunlar gelişebilir!</strong></p>
<p>Çocuğun gelişim çağına, yaşına göre maruz kalması gereken çevresel faktörlerin yeterli düzeyde sunulamaması sonucu sosyal becerilerin gelişmemesi durumunun uyaran eksikliği olarak adlandırıldığını ifade eden Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Küçük yaş grubu için bir hareket, görüntü, ses, sosyal ortam, anne ve babayla geçirdiği bir zaman bile çocuk için bir uyarandır. Bu uyaranlar olmadığı zaman beyindeki nörol aktivite bölümünü geliştiremez ve bazı sorunlar ile karşılaşılabilir.” dedi. </p>
<p>Uyaran eksikliği belirtilerinden bahseden Kaya, “Öfke problemleri, anlamada yaşanan zorluklar, inatlaşma, gelişiminde yaşıtları ile arasında oluşan fark, komutları gerçekleştirememe sorunları, göz teması kuramama, konuşma problemleri, uzun süre ekrana bakma isteği, akranları ile iletişime geçme zorlukları gibi belirtiler görülebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Otizm bir tanı grubu, uyaran eksikliği bir sebep/neden!</strong></p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu ile uyaran eksikliği arasındaki farka değinen Emrullah Harun Kaya, “En büyük fark otizmin bir tanı grubu,  uyaran eksikliğinin ise bir sebep/neden olmasıdır.” dedi. </p>
<p>Otizmli bireyin seslenildiği zaman tepki vermezken uyaran eksikliği olan bireyin tepki verebildiğini dile getiren Kaya, “Otizm ve uyaran eksikliği; aynı belirtiler, çok fazla iletişim kurulmamış olması, ekran maruziyeti, sözel iletişimin az kurulması, birlikte oyun oynamamak veya oyunların sessiz bir şekilde oynanması, akranları ile aynı ortamda bulunmaması veya az bulunması gibi durumlardan dolayı karışabiliyor. Tam bir tespit yapılması için mutlaka bir uzman kuruluşun çocuk psikiyatristi görmesi ve değerlendirmesi gerekmektedir. Erken müdahale etmek çok önemlidir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Ergoterapi, uyaran eksikliği olan çocuklara yaşam uyumu sağlar!</strong></p>
<p>Uyaran eksikliğinin özellikle 0-3 yaş döneminde çevresel uyaranlara oldukça az maruz kalması sonucu sosyal becerilerin gelişmemesi ya da oldukça az gelişmesi olarak ifade edildiğini yineleyen Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Örneğin bir yemek tarifine baktınız ve hoşunuza gitti, bunu yapmak için o yemek tarifinin yapılış aşamasında olan planlama becerisi daha önceki deneyimlediğimiz duyguyu, yemeği pişirirken gördüğünüz görselliğini, yediğinizde tat uyarısını deneyimlediniz. Böylece yapabileceklerinizi keşfediyor ve yeni deneyimlere açık oluyorsunuz. Uyaran eksikliği olan çocuklarda bu durum tam tersi olmuş oluyor.” dedi.</p>
<p>Farklı uyaranlar deneyimlendiğinde fiziksel, bilişsel, duygusal, iletişimsel, sosyal ve duygusal açıdan zenginleştirip geliştirilebileceğine vurgu yapan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Uyaran eksikliği olan bireylerde aileler, çeşitli uyaranlarla birlikte bir uzman eşliğinde çocuğun dış dünyayı keşfetmesini sağlayabilir. Ergoterapistler uyaran eksikliği olan çocuklara uyguladıkları testten sonra; hangi duygusal sistemde ya da çevreden gelen hangi uyaranları fark etmede güçlük yaşıyorsa, bunlara karşı uygun cevap üretme, yorumlama gibi durumlarda duyu bütünleme, motor planlama, çevresini fark etmesini ve çevreden gelen uyaranlara doğru tepki vermesini, yani günlük yaşama uyum sağlamsında destek olur. Unutulmaması gereken bir konu ailelerin de uzmana destek olması gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-cevresel-uyaranlara-yeteri-kadar-maruz-kaliyor-mu-548444">Çocuğunuz çevresel uyaranlara yeteri kadar maruz kalıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Grip Mevsimine Hazır mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-grip-mevsimine-hazir-mi-421135</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 07:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421135</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar ayları mevsim değişikliğinin en çok hissedildiği dönemdir ve kış mevsiminin habercisidir. Hastalıkların sık görüldüğü bu aylarda, yetişkinler ve çocuklarda en sık görülen rahatsızlıkların başında ise ‘Paçavra Hastalığı’ olarak da bilinen grip geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-grip-mevsimine-hazir-mi-421135">Çocuğunuz Grip Mevsimine Hazır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUĞUNUZ GRİP MEVSİMİNE HAZIR MI?</strong></p>
<p>Sonbahar ayları mevsim değişikliğinin en çok hissedildiği dönemdir ve kış mevsiminin habercisidir. Hastalıkların sık görüldüğü bu aylarda, yetişkinler ve çocuklarda en sık görülen rahatsızlıkların başında ise ‘Paçavra Hastalığı’ olarak da bilinen grip geliyor. Çocuklar, ‘süper saçıcılar’ olarak gribin hızlı bir şekilde yayılmasına neden olabiliyor. Ne kadar sağlıklı olunursa olunsun, herkes gribe yakalanabiliyor, bu nedenle gripten korunmak önem taşıyor. Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Utkucan Uçkun, grip ve tedavisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Grip, influenza adı verilen virüsler tarafından meydana gelen hastalık tablosuna denir. İnfluenza virüsünün; A, B ve C tipleri bulunmaktadır. Grip vakalarının çoğuna ise influenza A ve B neden olmaktadır. Her kış farklı bir tip influenza virüsü, hızla yayılarak birçok kişiyi etkileyen bir grip salgınına neden olmakta ve ‘mevsimsel grip’ olarak adlandırılan bu salgın genellikle kışın 6-8 haftalık bir dönemde meydana gelmektedir. </p>
<p><strong>Damlacık yolu ve temas ile bulaşıyor</strong></p>
<p>Grip, enfekte bir kişinin hapşırması veya öksürmesi sonucu etrafa saçılan damlacıkların solunmasıyla kişiden kişiye bulaşabildiği gibi canlı veya cansız yüzeylerde bulunan virüsle temas sonucu da bulaş gerçekleşebilmektedir. </p>
<p>Yetişkinlerde ve büyük çocuklarda yaygın grip belirtileri şunlardır:</p>
<ul>
<li>Yüksek ateş</li>
<li>Terleme</li>
<li>Kas ve eklem ağrıları</li>
<li>Kuru öksürük</li>
<li>Boğaz ağrısı</li>
<li>Hapşırma</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Mide bulantısı</li>
</ul>
<p>Bebeklerde ve küçük çocuklarda yaygın grip belirtileri ise şunlardır:</p>
<ul>
<li>Ateş</li>
<li>Terleme</li>
<li>Öksürük</li>
<li>Boğaz ağrısı</li>
<li>Hapşırma</li>
<li>Nefes almakta güçlük</li>
<li>Bitkinlik</li>
<li>Beslenme güçlüğü</li>
</ul>
<p>Ayrıca, grip olan bazı küçük çocuklarda ateşli havale de gözlenebilmektedir. </p>
<p><strong>Grip belirtileri 2 gün şiddetli seyrediyor</strong></p>
<p>Tipik olarak bulgular ilk 1-2 gün oldukça şiddetli seyreder ve sonrasında birkaç gün içinde yavaşça şiddetini kaybederek 2 ila 7 gün içinde iyileşme ile sonuçlanır. Rahatsız edici nitelikteki öksürük, diğer belirtiler geçtikten sonra bir hafta kadar daha devam edebilir. </p>
<p>Grip için bulaş olasılığı genellikle ilk beş gün oldukça yüksektir. Bu sürenin mümkün olduğunca evde istirahat edilerek geçirilmesi enfeksiyonun başkalarına bulaşmasını önleyebilmek açısından önemlidir. Ayrıca bulaşı önlemek için eller sık sık sabun ve ılık suyla yıkanmalı, hapşırma ve öksürme sırasında bir mendille ağız ve burun kapatılmalı ve kullanılan mendil kapalı bir çöp poşetinde ortamdan uzaklaştırılmalıdır.</p>
<p><strong>Grip tedavisinde antibiyotik kullanılmaz</strong></p>
<p>Parasetamol veya ibuprofen içeren ilaçlar ateşi ve aynı zamanda ağrıları hafifletmek için çocuk doktoru tarafından çocuğun kilosuna uygun bir şekilde düzenlenebilir. Vücutta oluşabilecek sıvı eksikliğini (dehidrasyon) önlemek için bol sıvı tüketimi teşvik edilmelidir. Burun açıcı damla veya spreyler, boğaz pastilleri üst solunum yolu belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir, ancak özellikle 6 yaşın altındaki çocuklarda reçetesiz satılan öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları önerilmemektedir. Bu tür ilaçların işe yaradığına dair bir kanıt olmadığı gibi alerjik reaksiyonlar, uyku üzerine etkiler ve halüsinasyon gibi yan etkilere neden olabilmektedirler. Grip tablosu bir viral enfeksiyon tablosu olduğu için rutin antibiyotik tedavisi söz konusu değildir. Ancak, bazı durumlarda virüsün çoğalmasını önleyen antiviral ilaçlar, tercihen grip belirtilerinin başlangıcını veya grip olan biriyle teması takip eden 48 saat içinde bu belirtilerin şiddetini ve süresini 1-2 gün kısaltabilmek ve komplikasyon gelişme riskini azaltabilmek amaçlı çocuk doktorunun kontrolünde başlanabilmektedir. </p>
<p><strong>Çocuklar virüsleri daha kolay yayabiliyor</strong></p>
<p>Çocuklar erişkinlere oranla daha çok nesne ve insanla temas ederler, ellerini daha az yıkarlar ve daha çok şeyi ağızlarına götürürler. Gribe yakalandıklarında, çoğu hayatında ilk kez bu virüsle karşılaştığı için bağışıklık sistemleri bu duruma alışık değildir. Bu da, ağız ve burunlarında virüs çoğalmasının daha uzun süre devam etmesine neden olur. Bu yüzden çocuklar &#8220;süper saçıcılar&#8221; olarak bilinir. Çocukların aşılanması, komplikasyonlarla karşılaşma olasılığı yüksek yetişkinlerin sayısının da azalması anlamına gelir. </p>
<p><strong>Bebekler 6. aydan itibaren gribe karşı aşılanabiliyor</strong></p>
<p>Grip sezonu her yıl değişmekle birlikte, genellikle Aralık ayının sonlarına doğru veya yeni yılın başlarında başlar ve 2-3 ay sürer. Grip aşısının etkisini göstermesi yaklaşık iki hafta sürer. Bu yüzden aşılamaya genellikle her yılın Ekim veya Kasım aylarında başlanmaktadır. Aşı kas içine enjeksiyon şeklinde uygulamaktadır. Çocuklar 6 aylıktan itibaren aşılanabilmektedir. İlk kez aşılanacak 6 ay – 9 yaş arası çocuklarda ilk uygulamaya özgü olarak aralıklı 2 doz uygulama önerilmektedir. Bu uygulama sonrası yıllık tek doz uygulamaya devam edilmektedir. 9 yaş üstü çocuklarda ise yıllık tek doz uygulama yeterli görülmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-grip-mevsimine-hazir-mi-421135">Çocuğunuz Grip Mevsimine Hazır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Kepçe Kulak Nedeniyle Akran Zorbalığı Yaşıyorsa</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-kepce-kulak-nedeniyle-akran-zorbaligi-yasiyorsa-417907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 08:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[kepçe]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[nedeniyle]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kepçe kulak, en sık görülen kulak şekil bozukluklarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Toplumda yüzde 5 oranında görülen bu sorun, kulak kepçesinin kafatasından 2 cm’den fazla ayrık olması olarak tanımlanıyor. İşitme ile ilgili herhangi bir probleme yol açmayan kepçe kulakların tedavisinin çocukların psikolojileri açısından okul öncesi dönemde planlanması öneriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-kepce-kulak-nedeniyle-akran-zorbaligi-yasiyorsa-417907">Çocuğunuz Kepçe Kulak Nedeniyle Akran Zorbalığı Yaşıyorsa</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUĞUNUZ KEPÇE KULAK NEDENİYLE AKRAN ZORBALIĞI YAŞIYORSA</strong></p>
<p>Kepçe kulak, en sık görülen kulak şekil bozukluklarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Toplumda yüzde 5 oranında görülen bu sorun, kulak kepçesinin kafatasından 2 cm’den fazla ayrık olması olarak tanımlanıyor. İşitme ile ilgili herhangi bir probleme yol açmayan kepçe kulakların tedavisinin çocukların psikolojileri açısından okul öncesi dönemde planlanması öneriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Orhan, kepçe kulak sorunu ve tedavi yöntemi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Çocuklukta akran zorbalığı, yetişkinlikte ilişki sorunlarına yol açabiliyor</strong></p>
<p>Kepçe kulak sorunu kulak fonksiyonlarını etkilememekte yani duyma konusunda bir farklılığa neden olmamaktadır. Ancak, kulağın normal görüntüsü dışında farkı bir yapıda olması çocuklar arasında alay konusu olunmasına, akran zorbalığına neden olabilir. Bu durum da zamanla kişide özgüven eksikliğine yol açabilmektedir. Bu da erişkinlik döneminde ikili ilişkilerde yakınlık kurabilme noktasında özellikle görüntüden kaynaklanan özgüven eksikliği nedeniyle olumsuz sonuçlara sebebiyet verebilmektedir. </p>
<p><strong>En doğru zaman çocuğunuz okula başlamadan hemen önce!</strong></p>
<p>Kulak kepçesi 6 yaşında erişkin boyutunun yaklaşık yüzde 80’ine ulaşmaktadır. Kepçe kulak ameliyatının çocuk okula başlamadan hemen önce yapılması uygundur. Kepçe kulak ameliyatı kulak patolojisine bağlı olarak farklı tekniklerle yapılabilmektedir. Kepçe kulak cerrahisinin temel mantığı, kalıcı sütürler kullanılarak kulak kepçesine yeniden şekil verilmesi esasına dayanmaktadır. Kepçe kulak ameliyatı, kulak arkasından yapılan cilt kesisi ile gerçekleştirilmektedir. Kesi yapılmadan sütür teknikleri de bazı bilimsel çalışmalarda tarif edilmesine karşın kalıcı nüks oranı yüksek olduğu için tercih edilmemektedir. Ameliyat sonrası 1 hafta dinlenme süresi ve 2-3 hafta kulak bandajı takılması önerilmektedir. Eriyen dikiş kullanıldığı için dikiş alma işlemine de gerek bulunmamaktadır. </p>
<p><strong>Çocuğunuza kepçe kulak operasyonu yaptırdıktan sonra bunlara dikkat edin!</strong></p>
<ul>
<li>Ameliyat sonrası 3 hafta bandaj takılması, kulak kepçesinin yeni pozisyonunun kalıcılığında oldukça önemlidir.</li>
<li>Operasyon sonrası bir hafta duş alınmamalıdır. </li>
<li>Antibiyotik kullanılması enfeksiyon gelişimini önlemektedir. </li>
</ul>
<p><strong>Ameliyat sonrası en belirgin gelişme: Hastalardaki özgüven artışı</strong></p>
<p>Kepçe kulak operasyonu sonrası hastalar kulaklarını kapatmak için çeşitli yollara başvurmayı bırakmakta ve özgüvenleri artmaktadır. Örneğin bazı hastalar saçlarını toplayamamaktan, hep açık bırakmak zorunda kalmaktan ya da kısa kestirememekten şikayet ediyorken, ameliyat sonrası rahatça istenilen saç modeli uygulanabilmektedir. Hatta kepçe kulak sorununda bazen kulak yapıştırıcısı, bant kullanımı gibi uygulamalar da kişinin kulak sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Tüm bu durumlar bu konuda deneyimli uzmanlar tarafından, tam donanımlı merkezlerde gerçekleştirilen kepçe kulak operasyonu ile ortadan kalkmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-kepce-kulak-nedeniyle-akran-zorbaligi-yasiyorsa-417907">Çocuğunuz Kepçe Kulak Nedeniyle Akran Zorbalığı Yaşıyorsa</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Sık Hastalanıyorsa Bilmeniz Gereken 17 Gerçek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sik-hastalaniyorsa-bilmeniz-gereken-17-gercek-405956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 08:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalanıyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk hastalıkları polikliniklerine başvuruların en sık sebeplerinden biri de ebeveynlerin, çocuklarının sık hastalandığından endişe etmesi oluyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sik-hastalaniyorsa-bilmeniz-gereken-17-gercek-405956">Çocuğunuz Sık Hastalanıyorsa Bilmeniz Gereken 17 Gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk hastalıkları polikliniklerine başvuruların en sık sebeplerinden biri de ebeveynlerin, çocuklarının sık hastalandığından endişe etmesi oluyor. Çok sık hastalanma durumu aileleri kaygılandırıyor ancak aslında bu çocukların yarısı tamamen sağlıklı olarak kabul ediliyor. Oldukça küçük bir oranda, immün (bağışıklık) yetmezlik ya da kronik hastalık bulunuyor. Çocuklarının sık hastalandığı düşüncesi ile doktora başvuran ailelerin çocuk hastalıkları konusunda bilinçli olması önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Anıl Doğan Bektaş, sık hastalanan çocuklara yaklaşım ile ilgili önemli bilgiler paylaştı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuk yılda 10-12 kez ÜSYE geçirebilir </strong></p>
<p>Çoğunlukla 5 yaşın altında, kreşe veya okula giden ya da kreş veya okula giden kardeşi olan çocuklarda, üst solunum yolu enfeksiyonları yılda 10-12 kez geçirilebilir. Bir üst solunum yolu enfeksiyonunun da ortalama 7-15 gün arası sürdüğü düşünüldüğünde,  bu çocuklar yılın yarısını hasta şekilde geçirebilmektedirler. Bu, sık hastalanma olarak kabul edilmemelidir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bağışıklık yetmezliği araştırılmalıdır</strong></p>
<p>Yılda 2-3 defadan fazla ağır enfeksiyon, 3’ten fazla otit, sinüzit, bronşiolit, bronşit gibi enfeksiyonlar, sık karşılaşılan enfeksiyon etkenleri dışındaki etkenlerle enfekte olmak, iki aydan daha uzun süreli antibiyotik kullanımı, beklenmeyen bir komplikasyon gelişen, çoğunlukla ayaktan ve ağızdan tedavi yeterli olmayan hastalarda bağışıklık yetmezliği araştırılmalıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sık hastalanan çocuklarla ilgili bilmeniz gerekenler</strong></p>
<ol>
<li>Kreş ve anaokuluna giden çocukların özellikle ilk iki yılda enfeksiyon geçirme sıklığı oldukça yüksektir.</li>
<li>Pasif sigara içiciliği de üst solunum yolu enfeksiyon riskini artırmaktadır.</li>
<li>5 yaş altı çocuklar sonbahar-kış sezonunda 5-6 defa üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilirler.</li>
<li>Sağlıklı çocuklar, yaşamlarının ilk 3 yılında genellikle 1 pnömoni (zatürre) ve 2 otitis media (orta kulak enfeksiyonu) dışında ciddi bir enfeksiyon geçirmezler, tedaviye yanıtları iyidir ve büyüme gelişmeleri normal olarak izlenmektedir.</li>
<li>Tekrarlayan enfeksiyonları olan çocukların %30 kadarının altta yatan alerjik yapıları vardır, bu nedenle kronikleşmiş alerjik rinit (saman nezlesi) olan çocuklar yanlışlıkla sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonu tanısı alabilmektedir.</li>
<li>Ancak alerjik alt yapısı olan çocuklar otit, sinüzit ile dirençli ve uzun süreli üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha yatkındır, bu çocukların da büyüme ve gelişmeleri normaldir. </li>
<li>Bu çocuklarda alerjik alt yapılı çocuklara özgü yüz görünümleri (burunda sürekli ellerle burnu silmeye bağlı yatay çizgi vb.) olabilir.</li>
<li>Alerjik alt yapısı olan çocuklarda kanda IgE düzeyleri yüksek saptanabilir, genellikle ailede de alerjik yatkınlık mevcuttur.</li>
<li>Alerjik yatkınlığı olan çocuklarda bağışıklık yetmezliği alerji ile birlikte görülebilir.</li>
<li>Sık hastalanan çocukların %10’unda kronik bir hastalık da vardır ve bu çocukların aynı zamanda büyüme gelişmeleri de yaşıtlarına kıyasla geride kalmıştır.</li>
<li>Bağışıklık (immün) yetmezliği olan çocuklar, sık hastalanan çocukların yaklaşık %10’unu oluşturur. Bu çocuklarda büyüme gelişme geriliği, ailede bağışıklık yetmezliği olan birey varlığı, erken kardeş ölümü, tedaviye dirençli ve genellikle hastane yatışı gerektiren enfeksiyonlar geçirme sık karşılaşılmayan enfeksiyon etkenleri ile sık hastalanma, kronik ishal, sık tekrarlayan apseler, iyileşmeyen cilt yaraları, yaygın cilt lezyonları, lösemi ve lenfoma gibi kanser türleri nedeniyle bağışıklığı baskılanmış çocuklar olabilir.</li>
<li>Sık hastalanma şikayeti olan çocuklarda detaylı bir öykü ve fizik muayene, bunun gerçekten sık hastalanma mı yoksa normal bir durum mu olduğunun ayırt edilmesinde en kıymetli tanı aracıdır.</li>
<li>Hastalanma yaşı, sıklığı, hangi bölgede geçirilen enfeksiyon olduğu gibi detaylar hem etkenin belirlenmesinde hem de gerçekten bağışıklık sorunu olup olmadığının saptanmasında çok önemli bir yer tutmaktadır.</li>
<li>Çocuğu değerlendiren pediatri hekimi, gerekli tetkikleri istedikten sonra hastada bağışıklık hücrelerinin yaşa göre normal sınırlarda olup olmadığını, anemi veya alerjik yatkınlığı olup olmadığını inceler. Sonrasında ise gerekli görülen çocuklarda ileri inceleme kararını verir.</li>
<li>Çocuklarda enfeksiyon sıklığını azaltabilmek ve geçirilen enfeksiyonların daha kolay atlatılmasını sağlayabilmek için, çocukları mümkün oldukça havasız ve kalabalık ortamlardan korumalı, pasif sigara içiciliğinden uzak tutmalı, dengeli beslenme ve yeterli uyku uyuduklarına dikkat edilmeli, alerjik yatkınlığı olan çocuklarda alerjenlerden mümkün oldukça kaçınılmalıdır.</li>
<li>Bağışıklık yetmezliği olan çocuklarda da tanının zaman kaybedilmeden konulması ve bu çocukların özellikle ağır enfeksiyonlara karşı korunması çok önemlidir.</li>
<li>Çocuklar paketli gıdalardan uzak tutulmalı, hareketsiz yaşamdan uzak tutulmalı, uygun psikolojik ortam sağlanmalı ve sık antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sik-hastalaniyorsa-bilmeniz-gereken-17-gercek-405956">Çocuğunuz Sık Hastalanıyorsa Bilmeniz Gereken 17 Gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz İçin Bir Astım Eylem Planınız Var mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-icin-bir-astim-eylem-planiniz-var-mi-402278</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 12:41:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[planınız]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklar arasında en sık gözlenen kronik hastalıklardan biri olan astım; hırıltı, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve öksürüğe yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-icin-bir-astim-eylem-planiniz-var-mi-402278">Çocuğunuz İçin Bir Astım Eylem Planınız Var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar arasında en sık gözlenen kronik hastalıklardan biri olan astım; hırıltı, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve öksürüğe yol açabiliyor. Astımın nedenleri arasında; aile öyküsü, sigara, hava kirliliği ve alerjenler (toz akarları, hayvan tüyleri, polenler) ile maruziyet, solunum yolu enfeksiyonları, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı gibi faktörler bulunuyor.  Çocukluk çağı astımı, doğru şekilde yönetildiğinde çocuğun günlük yaşamını etkilemeden kontrol altına alınabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Utkucan Uçkun, astım ataklarına karşı alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Astım, çocukların solunum yollarında daralma ve iltihaplanma sonucu ortaya çıkan kronik bir solunum yolu hastalığıdır. Düzenli, doğru ilaç kullanımı ve tetikleyicilerden uzak kalmak astım tedavisinin ana unsurudur. Eğer atak önleyici ilaçlar düzenli ve doğru bir şekilde kullanılmamışsa, bu solunum yollarının tetikleyicilere karşı korunmasız kaldığı anlamına gelir. Yapılan araştırmalar astımı olan çocukların yaz tatilinden okula döndüklerinde bir önceki aya kıyasla hastaneye başvurma olasılıklarının yaklaşık üç kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni çoğunlukla astımın bu dönemde virüsler tarafından tetiklenmesidir. Dolayısıyla uzman hekim ile birlikte oluşturulan bir astım eylem planına sahip olmak oldukça önemlidir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Astım eylem planı her zaman yanınızda bulunmalı</strong></p>
<p>Astım tedavisi genellikle bulguları kontrol altında almayı ve astım atağını önlemeyi amaçlar. İlaçlar, tetikleyicilerden kaçınma ve yaşam tarzı değişiklikleri, astım yönetiminde kullanılan yaygın yöntemlerdir.   Ebeveynlerin çocuklarının yazılı astım eylem planının bir resmini telefonlarında saklamaları ve bu planı onlara bakan diğer kişilerle paylaşmaları önemlidir. Bu plan bir çocuğun astım ilaç rutini konusunda bilgiler içerdiği gibi çocuğun astımı kötüleşiyorsa belirtilerin nasıl fark edileceği ve bu durumda ne yapılacağını açıklayıcı nitelikte olmalıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Önleyici ilaçları düzenli ve doğru şekilde kullanın  </strong></p>
<p>Önleyici ilaçlar yalnızca reçete edildiği şekilde kullanılırsa çocukları astım atağından koruyabilir. Steroid içerikli bu ilaçlar, bir çocuğun hava yollarındaki hassasiyet, ödem ve iltihabı zaman içinde azaltarak tetikleyicilere karşı yanıt verme olasılıklarını dolayısıyla da astım bulgularını azaltmış olurlar. Bulguları hemen gidermedikleri gibi tam etkinin oluşması 7 ila 14 gün sürebilir. Bu nedenle, ebeveynlerin çocuklarının bu önleyici ilaçları her gün almaya devam ettiklerinden emin olmaları gerekmektedir. Bunun için telefonda bir hatırlatıcı veya duvarda bir ilaç tablosu bulundurmak faydalı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Astım ataklarına karşı hazırlıklı olun</strong></p>
<p>Bir astım atağı yaşamı tehdit edici nitelikte olabilir dolayısıyla ebeveynlerin her zaman yanlarında bir rahatlatıcı ilaç (genellikle yeşil sprey) bulundurmaları önemlidir. Bu ilaçlar astım bulguları geliştiğinde bulguları rahatlatmak için kullanılan ve hızlı etkiyen ilaçlardır.  Bir çocuk astım krizi geçirirse;</p>
<ul>
<li>Ebeveynler çocuğun oturup sakinleşmesine yardımcı olmalı ve rahatlatıcı spreyden almalarını sağlamalıdır.</li>
<li>Bulgular kötüleşiyorsa, rahatlatıcı ilaç tedavisine rağmen çocuk kendini iyi hissetmiyorsa veya herhangi bir zamanda çocuğun durumundan endişe duyuluyorsa acil tıbbi yardım alınmalıdır. </li>
</ul>
<p><strong>Temel ilaçları her zaman çantanızda bulundurun   </strong></p>
<p>Bir çocukta astımın yanı sıra saman nezlesi de varsa antihistaminikler ve burundan uygulanan steroid içerikli spreyleri de yanınıza almayı unutmayın. Saman nezlesi, astım için en önemli tetikleyicilerden biridir. Bu nedenle saman nezlesi bulgularını tedavi etmek astım atağı riskini de azaltmaya yardımcı olacaktır. Tatile gidildiğinde ebeveynler, fazladan bir hafta daha yetecek şekilde yedekler de dahil olmak üzere ilaçları kaybolma riskine karşı el bagajlarında taşımalıdırlar.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-icin-bir-astim-eylem-planiniz-var-mi-402278">Çocuğunuz İçin Bir Astım Eylem Planınız Var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullar Açılmadan Önce Çocuğunuz İçin En Uygun Laptopu Seçin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okullar-acilmadan-once-cocugunuz-icin-en-uygun-laptopu-secin-401302</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 23:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[laptopu]]></category>
		<category><![CDATA[okullar]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[seçin]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün dijital dünyasında bilgisayarlar en önemli eğitim araçları haline geldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullar-acilmadan-once-cocugunuz-icin-en-uygun-laptopu-secin-401302">Okullar Açılmadan Önce Çocuğunuz İçin En Uygun Laptopu Seçin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Günümüzün dijital dünyasında bilgisayarlar en önemli eğitim araçları haline geldi</li>
<li>Dizüstü bilgisayar seçiminde taşınabilirlikten performansa birçok faktörün göz önünde tutulması gerekiyor</li>
<li>Öğrenciler için uygun fiyatlı, giriş seviyesi Acer Aspire 3 A314-510P, yüksek bellek ve depolama kapasitesiyle Acer Aspire 3 A315-59 ve grafik, video düzenleme ve oyun için Acer Nitro 5 AN515-58 modelleri öne çıkıyor</li>
</ul>
<p>Yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte okulların açılmasına sayılı günler kaldı. Birçok öğrenci için yeni bir eğitim yılı, heyecan verici bir başlangıç anlamına geliyor. Ancak günümüzün hızla dijitalleşen dünyasında eğitim de hızla dijitalleşmeye devam ediyor. Ders programları, ödevler ve hatta bazı dersler artık internet üzerinden veriliyor. Öğrenciler, araştırma yapmak, ders çalışmak veya ödevlerini hazırlamak için bilgisayarları kullanıyorlar. Bu nedenle okula yeni başlayan veya öğrenimine devam eden öğrenciler, etkili bir öğrenme deneyimi ve verimli bir öğrenme ortamı için bir dizüstü bilgisayara ihtiyaç duyuyorlar. Öğrenciler için dizüstü bilgisayar seçerken dikkate almaları gereken birkaç önemli faktör bulunuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Dizüstü bilgisayarın hangi amaçlar için kullanılacağını belirleyin</strong></p>
<p>Dizüstü bilgisayar satın almadan önce cihazın hangi amaç ya da amaçlar için kullanılacağının belirlenmesi gerekiyor. Örneğin yalnızca ödev ya da tez hazırlamak, not tutmak, internette gezinmek, kelime işlem programları gibi basit uygulamalar kullanılacaksa giriş düzeyi özelliklere sahip bir dizüstü bilgisayar yeterli olacaktır. Ancak, grafik, çizim, video düzenleme, mühendislik tasarım ya da benzeri yüksek performans gerektiren uygulamalar kullanılacaksa ya da oyun oynanacaksa yüksek performanslı bir dizüstü bilgisayar tercih edilmesi çok akıllıca olacaktır. Bunun için dizüstü bilgisayarın hangi amaçla kullanılacağını belirlemek büyük önem taşıyor. Çünkü bazı uygulamalar yüksek grafik kartı performansı gerektirirken bazı uygulamalar için yalnızca yüksek işlemci gücü yeterli olabilecektir. En iyi performans/fiyat oranına ulaşmak için kullanım amacını net bir şekilde belirlemek gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>En önemli kriterlerden biri taşınabilirlik</strong></p>
<p>Öğrenciler açısından dizüstü bilgisayar seçiminde en önemli kriterler arasında taşınabilirlik ve boyut yer alıyor. Sürekli ev ve okul arasında taşıyacakları için hafif ve kompakt bir dizüstü bilgisayar seçmek öğrencilerin işini kolaylaştıracaktır. Hafif ve kompakt bir dizüstü bilgisayar, sınıfta, ders arasında ya da kütüphanede daha kolay çalışmalarına olanak tanıyacaktır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Seçeceğiniz bilgisayarın zorlu koşullara uygun olduğundan emin olun</strong></p>
<p>Sürekli hareket halinde olan ve koşuşturma içinde olan öğrenciler için dizüstü bilgisayarın sağlamlığı ayrı bir önem taşıyor. Öğrenciler otobüse yetişmeye çalışırken ya da derse girerken dizüstü bilgisayarı yanlışlıkla düşürebilirler. Sırada masanın üzerindeyken yanlışlıkla üzerine su dökülebilir. Bu nedenle mümkünse su dökülmelerine ya da düşmelerine karşı dayanıklı bir cihaz seçmek mantıklı bir seçim olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Uzun süre ve kesintisiz kullanım için yüksek çözünürlüklü ekran tercih edin</strong></p>
<p>14 veya 15,6 inç ekran boyutuna sahip cihazları tercih edebilirsiniz. Yüksek çözünürlüklü ve kullanıcıların mavi ışığa daha az maruz kalmalarını önleyen modeller göz sağlığınızı korumanıza yardımcı olacaktır. Grafik ve video düzenleme uygulamalarıyla çalışılacaksa ya da oyun amaçlı da kullanılacaksa 17,3 inç büyüklüğüne sahip cihazlar da tercih edilebilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Her yerden bağlanabilirlik için zengin bağlantı seçenekleri olduğundan emin olun</strong></p>
<p>Tercih ettiğiniz dizüstü bilgisayarın zengin bağlantı seçeneklerine sahip olduğundan emin olun. Yetersiz USB bağlantı sayısı çevre birimlerini bağlarken sıkıntı yaşamanıza neden olabilir. Her yerden bağlantıya ihtiyaç duyan öğrenciler için yüksek hızlı Wi-Fi ve Ethernet bağlantısı internete erişimi kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bütçenizi zorlamayacak en iyi dizüstü bilgisayarı seçin</strong></p>
<p>Günümüz ekonomik şartlarında en önemli hususlardan biri bütçe. Bu nedenle hem uygun fiyatlı hem de ihtiyaçları karşılayan bir dizüstü bilgisayar büyük önem taşıyor. Sonuç olarak farklı ihtiyaçlara cevap veren, farklı özelliklere ve fiyat seçeneklerine sahip çeşitli alternatifler bulunuyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Acer Aspire 3 &#8211; A315-510P</strong></p>
<p>Okullarda kullanıma yönelik olarak ultra taşınabilir ve bütçe dostu olarak tasarlanan Acer Aspire 3 A315-510P, hafif tasarımı, üstün özellikleri ve uygun fiyatıyla öğrenciler için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor. En son teknolojilerle donatılan ve yalnızca 1,7 kg ağırlığında olan cihaz, internette gezinmeden oyun oynamaya, uzaktan çalışmadan uzaktan eğitime ve temel iş uygulamalarını çalıştırmaya kadar birçok amaç için kullanılabiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Acer Aspire 3 &#8211; A315-59</strong></p>
<p>Öğrenciler için diğer bir ideal seçenek olarak öne çıkan Aspire 3 A315-59, 15,6 inç Full HD (1920 x 1080) ekranıyla öğrencilerin günlük kullanım ve oyun ihtiyaçlarını kolayca karşılayabiliyor. Eğitime yönelik uygulamaları ve birçok güncel oyunu uyumlu ve sorunsuz bir şekilde çalıştırabiliyor. Yüksek kapasiteli piliyle prize takma ihtiyacı olmadan uzun süre günlük kullanım sağlayan cihaz kullanıcıların yüksek performans ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda dosyaları ve medya içerikleri için yeterli miktarda depolama alanı sağlıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Acer Nitro 5 &#8211; AN515-58 </strong></p>
<p>Nitro 5 AN515-58, üstün performansı ve kusursuz çoklu görev yürütme esnekliğiyle öne çıkıyor. Yeni inovatif mimarisiyle internette gezinirken, sohbet ederken, oyun oynarken, düzenleme yaparken, canlı yayın yaparken ya da video kaydederken herhangi bir performans kaybı ya da kesinti olmadan kullanım sunuyor. 15,6 inç yüksek çözünürlüklü ekranı, ışık hızındaki 165 Hz yenileme hızı ve 3 ms tepki süresi ve diğer gelişmiş özellikleriyle öğrenciler için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Fiyat ve Bulunabilirlik</strong></p>
<p>Acer Aspire 3 A315-510 TP 9.999 TL’den, Acer Aspire 3 A315-59 17.799 TL’den, Acer Nitro 5 AN515-58 ise 36.999 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullar-acilmadan-once-cocugunuz-icin-en-uygun-laptopu-secin-401302">Okullar Açılmadan Önce Çocuğunuz İçin En Uygun Laptopu Seçin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Nöbet Geçiriyorsa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-nobet-geciriyorsa-dikkat-2-372237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 09:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geçiriyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ailelerin genellikle epilepsi ile karıştırdığı çocuklardaki yüksek ateşli nöbetler 1 ay ile 5 yaş arasında görülüyor. 5 yaşından sonra görülmeyen ateşli nöbetler genellikle enfeksiyon kaynaklı olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-nobet-geciriyorsa-dikkat-2-372237">Çocuğunuz Nöbet Geçiriyorsa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ailelerin genellikle epilepsi ile karıştırdığı çocuklardaki yüksek ateşli nöbetler 1 ay ile 5 yaş arasında görülüyor. 5 yaşından sonra görülmeyen ateşli nöbetler genellikle enfeksiyon kaynaklı olabiliyor. Epilepsi ise nedeni halen tam olarak bilinmemekle birlikte, yaklaşık yüzde 60-65 ’i tedavi edilebilir bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Tedavi edilemeyen dirençli epilepsilerde de cerrahi yöntemlerin yanı sıra ketojenik diyet ve epilepsi pilleri tedavide önemli bir yer tutuyor. Nöbet geçiren çocukların ailelerinin ve yakınlarının doğru müdahale konusunda bilinçli olması da büyük önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Pediatrik Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Selvinaz Edizer, nöbet geçiren çocuklara yapılması gereken müdahaleler hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Ateşli nöbetler genelde genetik oluyor </strong></p>
<p>Ateşli nöbetler, çocuğun ateşe direncinin düşük olmasıyla alakalı bir durumdur ve genellikle altta bir ailevi öykü bulunmaktadır. Bunlara spesifik bir tedavi veya takip yapılmamaktadır ancak sık tekrarladığı ve ailevi nedenler olduğu zaman EEG ile bakılması veya ilaç başlanması gerekebilir.</p>
<p>Epilepsi çocukluk çağında yüzde 1-5 oranında görülen bir hastalıktır. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genelde genetik, metabolik ve gelişimsel süreçle ilgili birçok nedeni olabilmektedir. Çocuk beyni erişkin beyni zamanına gelene kadar bir takım anormal elektriklenmeler yaşayabilir, bunların çoğu da epilepsi nöbeti olarak görülür. Epilepsi tedavisi gerektirebilir. Her zaman ateşli şekilde olmaz ama ateşi de tetikleyebilir. Epilepsinin yüzde 60-65’i tedavi edilebilir türlerindendir. Yaklaşık yüzde 50-60’ı da çocukluk çağının iyi huylu epilepsilerinden oluşur. Geriye kalan yüzde 20-25’lik grup da dirençli epilepsiyi oluşturur.</p>
<p><strong>Dirençli epilepside ilaç dışı tedaviler dikkat çekiyor</strong></p>
<p>Epilepsi hastalarının yüzde 25 &#8216;i epilepsi ilaçlarına dirençli gruptur. İki ve daha fazla antiepileptik ilaca rağmen, nöbetleri devam eden hastalara dirençli epilepsi denmektedir. Bu hastalarda artık, ek bir ilaçtan fayda görme oranı yüzde1-5 arasında değişmektedir. Bu nedenle bu hastalara ilaç dışı tedaviler önerilmektedir. Bu tedaviler hastanın uygunluğuna göre: epilepsi cerrahisi, ketojenik diyet tedavisi ve vagal sinir stimülasyonu adı verilen epilepsi pili tedavisidir. Epilepsi cerrahisi; hastanın epileptik aktivitesini başlatan odağın ameliyat ile çıkarılması işlemidir. Uygun hastalarda başarılıdır. Ancak operasyon sonrası komplikasyonları olan bir işlemdir.</p>
<p><strong>Dirençli epilepsi hastalarında uygulanan ketojenik diyet, medikal bir tedavi yöntemidir </strong></p>
<p>Ketojenik diyet tedavisi; tamamen medikal bir tedavi diyetidir. Dirençli epilepsisi olan grupta; yüksek yağ ile düşük protein ve karbonhidrat oranı şeklinde ayarlanan menülerle uygulanan bir diyet şeklidir. Nöbet durdurucu etkisi yüzde 45- 66 arasında bildirilmiş olup, uygun hasta gruplarında bu oran daha da artmaktadır. Uygulaması bir miktar zor ve komplikasyonları olan bir tedavi şeklidir. Ailenin uyumu, hastanın uyumu ile takibi yapabilmesi çok önemlidir. Nöbet durdurucu etkisi yanında mekanizması şimdiye kadar anlaşılamamış bir şekilde hareket kapasitesini bir miktar artırdığı ve algısal fonksiyonları da düzelttiği çoğu hasta grubunda görülmüştür.</p>
<p><strong>Epilepsi pili nöbetleri azaltıyor bazı hastalardaysa tamamen ortadan kaldırabiliyor</strong></p>
<p>Epilepsi pili (vagal sinir stimülasyonu) uygun dirençli epilepsi hastalarında, örneğin 2 ve üzeri ilaç kullanmış ancak halen nöbetleri devam eden çocuklarda değerlendirilebilmektedir. Uygunluk durumuna göre cerrahi işlem şeklinde bir pil tedavisi uygulanmaktadır. Pilin mantığı hastanın uzun süren nöbetlerini durdurmak ve uzun dönemde adeta bir ilaç gibi hastanın nöbetlerini azaltıp, bazı hastalarda da sonlandırmak şeklinde bir tedavi metodudur. Bilekte bir mıknatıs vardır, boyunda bir elektrotu vardır. Uzun süren nöbetleri olan, uzun süre yoğun bakım yatışları olan çocuklarda mıknatıs boyna değdirilerek nöbet sonlandırılabilir. </p>
<p><strong>Bunları öğrenmeden nöbet geçiren çocuğa müdahalede bulunmayın </strong></p>
<p>Nöbet sırasında doğru şekilde müdahale edilmelidir. En önemlisi hava yolunu kontrol altına almaktır. Çocuk sert bir zemine yatırılmalıdır. Sağ ya da sol tarafına çevrilmelidir. Çünkü ağız içi sekresyon ve tükürüğün geri kaçmaması gerekmektedir. Ağzına hiçbir şey sokulmamalıdır ve dili çıkarılmaya çalışılmamalıdır. Kafa hafif geride tutularak yan pozisyonda takip edilmelidir. Nöbetin 2-3 dakika sürmesi ve devam etmesi halinde 112 aranarak hastaneye gitmek üzere hazırlık yapılmalıdır. Çocuk kesinlikle suyun altına sokulmamalıdır veya üzerine su dökülmemelidir. Bilinçsiz yaklaşımlar çocuklarda görülen bu tabloyu daha da kötüleştirebilir. Anne babaların bu konuda bilgili olması ve doktorları ile iletişimde kalması çok önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-nobet-geciriyorsa-dikkat-2-372237">Çocuğunuz Nöbet Geçiriyorsa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Dalgın Bakıyorsa…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-dalgin-bakiyorsa-369890</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 09:14:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakıyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[dalgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369890</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında havale ya da sara krizi olarak da bilinen epilepsi, herhangi bir tetikleyici neden olmadan hastanın nöbet geçirmesi ve bu nöbetlerin tekrarlayıcı olması şeklinde gelişen kronik bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-dalgin-bakiyorsa-369890">Çocuğunuz Dalgın Bakıyorsa…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında havale ya da sara krizi olarak da bilinen epilepsi, herhangi bir tetikleyici neden olmadan hastanın nöbet geçirmesi ve bu nöbetlerin tekrarlayıcı olması şeklinde gelişen kronik bir hastalık. Doğum sırasında veya sonrasında herhangi bir nedenle beyin hasarı oluşan kişilerde gelişen epilepsi, çocuklarda erişkinlere nazaran daha sık görülüyor. Bunun nedeni ise çocukluk döneminde henüz gelişme aşamasında olan genç beynin epilepsi eşiğinin daha düşük olması ve doğumsal – genetik epilepsi sendromlarının daha çok bu yaşlarda görülmesi. Epilepsi,  tedavide gecikildiğinde zihinsel ve  bedensel geriliğe neden olabilen, böylece çocuğun okul ve sosyal yaşantısını olumsuz etkileyebilen bir hastalık. Dahası ilerleyen zamanda kalıcı hasarlar da bırakabiliyor. Toplumda epilepsinin tedavi edilemediğine yönelik yaygın bir kanı olsa da, aslında nöbetler kontrol altına alınabiliyor ve çocuklar okul ile günlük yaşamlarına sorunsuz devam edebiliyor. </p>
<p><strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi</strong> <strong>Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahattin Tanrıkulu</strong>,<strong> </strong>epilepsi tedavisinden başarılı sonuç alınmasında erken teşhis ve doğru tedavinin son derece önemli bir rol oynadığını belirterek, “Tedavide ilk basamağı ağız yolu ile alınan ilaçlar oluşturuyor. İlaç tedavisi sayesinde çocukların yüzde 70’inde nöbetler kontrol altına alınabiliyor. Tedaviden yanıt alınamayan ve ‘ilaca dirençli epilepsi’ olarak adlandırılan türlerinde ise uygun hastalarda cerrahi yöntemden oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Ancak tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için ilk nöbetten sonra mutlaka çocuk nöroloji uzmanına ve gerekli durumlarda çocuk beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurmak gerekiyor ” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Çok farklı sebepleri var</strong></p>
<p>Epilepsi beynin bir bölgesinde yer alan hücrelerin ani ve kontrolsüz olarak elektrik sinyali yollaması sonucu gelişiyor. Nöronların yapısal proteinlerindeki değişiklikler ya da nöronların dizilimlerindeki yanlışlıklar nedeniyle oluşan anormal elektriksel aktivitenin çok hızlı bir şekilde yayılması sonucu fazla sayıda nöron aktive oluyor. Bunun klinik yansıması da genellikle bilinç kaybı, nöbet sırasında idrar veya gaita kaçırma, kol ve bacaklarda atmalar ile ağızdan köpük gelmesi şeklinde görülüyor. Epilepsi hastası çocukların çoğunda altta yatan neden bilinmiyor. Genetik etkenler, bazı tümörler, doğumsal sendromlar (tuberoskleroz gibi), enfeksiyonlar,  inflamasyonlar (Rasmussen ensefaliti gibi) hamartomlar ile mezial temporal skleroz gibi pek çok faktörün epilepsiye yol açtığı biliniyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sinsi belirtilere dikkat! </strong></p>
<p>Çocuklarda görülen epilepsinin belirtileri ile sıklığı hastalığın türüne ve şiddetine göre değişiyor. Epilepsi genellikle hastanın yüzünde, kollarında ve bacaklarında atma tarzında tekrarlayıcı hareketler, ağızdan salya akması, idrar ve gaita kaçırma gibi tipik belirtilerle gelişiyor. Özellikle 5 yaş altı çocuklarda beyinde altta yatan yapısal bir bozukluk olmamasına rağmen yüksek ateş nöbetleri tetikleyebiliyor. Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahattin Tanrıkulu, epilepsinin gözden kaçabilen sinyallerinin de oluşabileceğine dikkat çekerek, şöyle devam ediyor: “Epilepsi nöbetleri çocuklarda başın öne düşmesi, çevreye boş gözlerle bakma,  gözlerin bir tarafa dönük şekilde kalması, aslında olmayan kötü kokular hissetme ile değişik renkler ve ışıklar görme gibi çevredeki insanlar tarafından anormal olduğunun anlaşılması zor sinsi belirtilerle de kendini gösterebiliyor. Bu nedenle oyun çağı çocuğunda oyuncaklarla oynarken ani duraksama, ardından hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden oyuna devam etme, gün içerisinde normal karşılanabilen ama tekrarlayan idrar kaçırmalar, ara ara donuk ve ifadesiz bakmalar epilepsi habercisi olabiliyor.” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Nöbetler ilaç tedavisiyle kontrol edilebiliyor</strong></p>
<p>Erken teşhis hemen her hastalıkta olduğu gibi epilepside de büyük önem taşıyor. Zira tedavi edilmeyen epilepsi nöbetleri ilerleyen zamanda büyük nöbetlere dönüşebiliyor. Bunun sonucunda ağır zihinsel ve bedensel gerilikler oluşabiliyor. Bir kez nöbet geçiren çocuklarda hemen tedavi başlanmıyor, öncelikle elektroensefalografi (EEG) tetkiki yapılıyor. Eğer EEG de anormallik yoksa çoğunda nöbet tekrarlamıyor. EEG de bozukluk olan ve nöbeti tekrarlayan çocuklarda ise ilk tedavi seçeneğini ağız yoluyla alınan ilaçlar oluşturuyor. İlaç tedavisiyle nöbetleri tamamen durdurmak, bu mümkün değilse sıklığı ile şiddetini azaltmak hedefleniyor. Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahattin Tanrıkulu,<strong> </strong>ilaçların çocukların yaklaşık yüzde 70’inde başarı sağladığını belirterek, “Epilepsi hastası çocuklarda nöbetler tek bir ilaç ile genellikle kontrol altına alınabiliyor, bazen ise birden fazla ilaca ihtiyaç duyulabiliyor. Nöbetler en az 2 yıl görülmezse ve EEG de anormallik saptanmazsa ilaç tedavisi yavaş yavaş azaltılıp sonlandırılabiliyor. İlaçlara dirençli olgularda ise özel bir beslenme türü olan ketojenik diyete başvuruluyor. Hiçbir yöntem fayda sağlamazsa hastalar epilepsi cerrahisine uygunluğu açısından değerlendiriliyor.” bilgisini veriyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Cerrahi tedavide yüksek başarı sağlanabiliyor</strong></p>
<p>İlaçlara ve ketojenik diyete yanıt vermeyen çocuklarda ise epilepsi cerrahisi gündeme geliyor. Çocuğun cerrahi yöntemden fayda görüp göremeyeceğini değerlendirmek için epilepsi cerrahisi evalüasyonu, bir başka deyişle yüksek rezolüsyonlu 3 tesla MR, en az 48 saat video EEG ve gerekirse PET ile SPECT metabolik tetkiklerinden oluşan ayrıntılı inceleme yapılıyor. Doç. Dr. Bahattin Tanrıkulu, cerrahi yöntemlerin rezeksiyon, diskoneksiyon ve fonksiyonel cerrahiler olmak üzere kabaca 3 gruba ayrıldığını belirterek, yöntemleri şöyle özetliyor: “Tümör ve kortikal displazi gibi lezyon varlığında, bunların tümüyle çıkarılmasını hedefleyen rezeksiyon cerrahileri yapılabiliyor. Diskoneksiyon cerrahilerinde ise epileptik odağın normal beyin dokusuyla bağlantılarının kesilmesi hedefleniyor. Her iki cerrahi yöntemde ortalama yüzde 70 oranında başarı sağlanıyor. Bu iki yöntemin etkili olamayacağı düşünülen tablolarda da fonksiyonel cerrahi yöntem olan ve nöbetleri tamamen veya kısmen durdurmayı amaçlayan epilepsi pili (vagal sinir stimülatörü) takılabiliyor. Bu yöntemin de başarı şansı yüzde 40 civarında oluyor.”   </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-dalgin-bakiyorsa-369890">Çocuğunuz Dalgın Bakıyorsa…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Nöbet Geçiriyorsa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-nobet-geciriyorsa-dikkat-361040</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 08:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geçiriyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda ateşli nöbetler genelde 1 ay- 5 yaş arasında görülüyor ve aileler tarafından genellikle epilepsi ile karıştırılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-nobet-geciriyorsa-dikkat-361040">Çocuğunuz Nöbet Geçiriyorsa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda ateşli nöbetler genelde 1 ay- 5 yaş arasında görülüyor ve aileler tarafından genellikle epilepsi ile karıştırılıyor. Oysa ateşli nöbet genelde 5 yaşından sonra görülmüyor ve ateşli nöbetlerde çoğunlukla bir enfeksiyon durumu söz konusu oluyor. Epilepsi ise nedeni halen tam olarak bilinmemekle birlikte, yaklaşık yüzde 60-65 ’i tedavi edilebilir bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Tedavi edilemeyen dirençli epilepsilerde de cerrahi yöntemlerin yanı sıra ketojenik diyet ve epilepsi pilleri tedavide önemli bir yer tutuyor. Nöbet geçiren çocukların ailelerinin ve yakınlarının doğru müdahale konusunda bilinçli olması da büyük önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Pediatrik Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Selvinaz Edizer, nöbet geçiren çocuklara yapılması gereken müdahaleler hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Ateşli nöbetler genelde genetik oluyor </strong></p>
<p>Ateşli nöbetler, çocuğun ateşe direncinin düşük olmasıyla alakalı bir durumdur ve genellikle altta bir ailevi öykü bulunmaktadır. Bunlara spesifik bir tedavi veya takip yapılmamaktadır ancak sık tekrarladığı ve ailevi nedenler olduğu zaman EEG ile bakılması veya ilaç başlanması gerekebilir.</p>
<p>Epilepsi çocukluk çağında yüzde 1-5 oranında görülen bir hastalıktır. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genelde genetik, metabolik ve gelişimsel süreçle ilgili birçok nedeni olabilmektedir. Çocuk beyni erişkin beyni zamanına gelene kadar bir takım anormal elektriklenmeler yaşayabilir, bunların çoğu da epilepsi nöbeti olarak görülür ve tedavi gerektirebilir. Her zaman ateşli şekilde olmaz ama ateşi de tetikleyebilir. Epilepsinin yüzde 60-65’i tedavi edilebilir türlerindendir. Yaklaşık yüzde 50-60’ı da çocukluk çağının iyi huylu epilepsilerinden oluşur. Geriye kalan yüzde 20-25’lik grup ise dirençli epilepsiyi oluşturur.</p>
<p><strong>Dirençli epilepside ilaç dışı tedaviler dikkat çekiyor</strong></p>
<p>Epilepsi hastalarının %25’i epilepsi ilaçlarına dirençli gruptur. İki ve daha fazla antiepileptik ilaca rağmen, nöbetleri devam eden hastalara dirençli epilepsi denmektedir. Bu hastalarda artık, ek bir ilaçtan fayda görme oranı %1-5 arasında değişmektedir. Bu nedenle bu hastalara ilaç dışı tedaviler önerilmektedir. Bu tedaviler hastanın uygunluğuna göre: epilepsi cerrahisi, ketojenik diyet tedavisi ve vagal sinir stimülasyonu adı verilen epilepsi pili tedavisidir. Epilepsi cerrahisi; hastanın epileptik aktivitesini başlatan odağın ameliyat ile çıkarılması işlemidir. Uygun hastalarda başarılıdır. Ancak operasyon sonrası komplikasyonları olan bir işlemdir.</p>
<p><strong>Dirençli epilepsi hastalarında uygulanan ketojenik diyet, medikal bir tedavi yöntemidir </strong></p>
<p>Ketojenik diyet tedavisi; tamamen medikal bir tedavi diyetidir. Dirençli epilepsisi olan grupta; yüksek yağ ile düşük protein ve karbonhidrat oranı şeklinde ayarlanan menülerle uygulanan bir diyet şeklidir. Nöbet durdurucu etkisi %45-%66 arasında bildirilmiş olup, uygun hasta gruplarında bu oran daha da artmaktadır. Uygulaması bir miktar zor ve komplikasyonları olan bir tedavi şeklidir. Ailenin uyumu, hastanın uyumu ile takibinin yapabilmesi çok önemlidir. Nöbet durdurucu etkisi yanında mekanizması şimdiye kadar anlaşılamamış bir şekilde hareket kapasitesini bir miktar artırdığı ve algısal fonksiyonları da düzelttiği çoğu hasta grubunda görülmüştür.</p>
<p><strong>Epilepsi pili nöbetleri azaltıyor bazı hastalardaysa tamamen ortadan kaldırabiliyor</strong></p>
<p>Epilepsi pili (vagal sinir stimülasyonu) uygun dirençli epilepsi hastalarında, örneğin iki ve üzeri ilaç kullanmış ancak halen nöbetleri devam eden çocuklarda değerlendirilebilmektedir. Uygunluk durumuna göre cerrahi işlem şeklinde bir pil tedavisi uygulanmaktadır. Pilin mantığı hastanın uzun süren nöbetlerini durdurmak ve uzun dönemde adeta bir ilaç gibi hastanın nöbetlerini azaltıp, bazı hastalarda da sonlandırmak şeklinde bir tedavi metodudur. Bilekte bir mıknatıs vardır, boyunda bir elektrotu vardır. Uzun süren nöbetleri olan, uzun süre yoğun bakım yatışları olan çocuklarda mıknatıs boyna değdirilerek nöbet sonlandırılabilir. </p>
<p><strong>Bunları öğrenmeden nöbet geçiren çocuğa müdahalede bulunmayın </strong></p>
<p>Nöbet sırasında, nöbet geçirenlere doğru şekilde müdahale edilmelidir. En önemlisi hava yolunu kontrol altına almaktır. Çocuk sert bir zemine yatırılmalıdır. Sağ ya da sol tarafına çevrilmelidir. Çünkü ağız içi sekresyon ve tükürüğün geri kaçmaması gerekmektedir. Ağzına hiçbir şey sokulmamalıdır ve dili çıkarılmaya çalışılmamalıdır. Kafayı hafif geride tutarak yan pozisyonda takip edilmelidir. Nöbetin 2-3 dakika sürmesi ve devam etmesi halinde 112 aranarak hastaneye gitmek üzere hazırlık yapılmalıdır. Çocuk kesinlikle suyun altına sokulmamalıdır veya üzerine su dökülmemelidir. Bilinçsiz yaklaşımlar çocuklarda görülen bu tabloyu daha da kötüleştirebilir. Anne babaların bu konuda bilgili olması ve doktorları ile iletişimde kalması çok önemlidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-nobet-geciriyorsa-dikkat-361040">Çocuğunuz Nöbet Geçiriyorsa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
