<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cilt | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cilt/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cilt</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>cilt | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cilt</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mevsim geçişi cildi zorluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Bariyeri]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[geçişi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Peeling]]></category>
		<category><![CDATA[Ürünle]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839">Mevsim geçişi cildi zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. Bahar aylarıyla birlikte ise sıcaklık artıyor, nem oranı değişiyor ve güneş ışınları daha güçlü hissedilmeye başlıyor. Ayrıca bahar aylarında artan ağaç ve çimen polenleri ile küf sporları gibi çevresel alerjenler de daha yoğun hale geliyor. Bu çevresel etkenler nedeniyle, cilt bakımına dikkat edilmediğinde; ciltte kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, pullanma,  lekelenme ve yağ üretiminin artmasına bağlı akne oluşumu gibi sorunlar gelişebiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> “Kışın uygulanan yoğun ve besleyici bakım rutinlerinin bahar aylarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, cildin bu geçiş sürecine daha sağlıklı  uyum sağlaması için çok önemlidir” diyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> bahar aylarında cilt sağlığının korunmasında üç temel kuralın öne çıktığını belirterek, “İlk olarak, cildi sabah ve akşam nazik bir temizleyici ürünle düzenli olarak temizlemek gerekir. Her gün SPF 50 olan bir güneş koruyucu kullanmak, cilt lekelerini ve güneş hasarını önlemede büyük önem taşır. Bunların yanı sıra cilt tipine uygun, daha hafif yapılı bir nemlendiriciyle cildin nem dengesini korumak da son derece önemlidir. Bu üç basit ama etkili adım, cildin mevsim geçişine daha sağlıklı uyum sağlamasına yardımcı olur ve birçok dermatolojik sorunun önlenmesine önemli katkı sağlar” diye konuşuyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> bahar aylarında cilt sağlığı için dikkat edilmesi gereken 7 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Cildinizi günde iki kez temizleyin</strong></p>
<p>Bahar aylarında artan sıcaklık ve nem oranı, cildin sebum üretimini artırabiliyor. Bu durum gözeneklerin tıkanmalarına ve akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez, cilt tipine uygun nazik bir temizleyici ürünle cildin temizlenmesi gerektiğini belirterek, “Cilt pH’ına yakın temizleyicilerin tercih edilmesi cilt bariyerinin korunmasına yardımcı olur. Özellikle akşam temizliği; makyaj, güneş koruyucu ve gün boyunca biriken çevresel kirletici etkenlerin uzaklaştırılması açısından önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Güneşten korunmayı rutin haline getirin</strong></p>
<p>Bahar aylarında UV ışınlarının yoğunluğu artmaya başlıyor ve bu durum ciltte fotoaging (ışığa bağlı yaşlanma) ile pigmentasyon artışına, yani cilt lekelerinin gelişimine yol açabiliyor. Bu nedenle her gün geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) ve SPF 50 içeren bir güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşıyor.  Dr. Name Cemşitoğlu, “Güneş koruyucular sadece plajda değil, günlük yaşamda da uygulanmalı ve dış ortamda uzun süre kalınacaksa 2-3 saatte bir yenilenmelidir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Mevsime uygun nemlendirici kullanın</strong></p>
<p>Cilt bariyerinin sağlıklı olması, çevresel faktörlere karşı cildin direncini artırıyor. Ancak kış aylarında kullanılan yoğun ve yağ bazlı nemlendiriciler, bahar aylarında bazı cilt tiplerine ağır gelebiliyor ve gözeneklerin tıkanmalarına neden olabiliyor. Dolayısıyla, bahar aylarında daha hafif yapılı, su bazlı veya jel formundaki nemlendiricilerin tercih edilmesi öneriliyor. Hyaluronik asit, gliserin ve seramid içeren ürünler, cildin nem dengesini korumaya ve bariyerini güçlendirmeye katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Haftada 1-2 kez peeling yapın, ancak…</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde, cilt yüzeyinde biriken ölü hücreler, cildin mat ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,<strong> </strong>cilt sağlığı için<strong> </strong>haftada 1-2 kez nazik peeling uygulamalarını önerdiklerine işaret ederek, “Peeling cildin üst tabakasındaki hücre yenilenmesini destekleyerek daha pürüzsüz görünmesine yardımcı olur. Özellikle AHA veya PHA içeren hafif eksfoliyanlar, yani ciltten nazikçe ölü tabakayı arındıran asit içerikli peelingler kontrollü şekilde kullanılabilir” diyor. Ancak aşırı peeling uygulamalarının cilt bariyerine zarar verebileceğini belirten Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle peeling yönteminin hekimin önerileri doğrultusunda uygulanması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Günde 2-2.5 litre su için</strong></p>
<p>Yeterli sıvı alımı, vücudun genel metabolik fonksiyonlarının yanı sıra cilt sağlığı için de önem taşıyor. Özellikle bahar aylarında artan fiziksel aktivite ve terleme nedeniyle vücudun sıvı ihtiyacı da artabiliyor. Su tüketimi tek başına etkili olmasa da sağlıklı bir cilt bakımını destekliyor. Günlük ortalama 2-2.5 litre su tüketimi hücrelerin nem dengesini, bir başka deyişle cilt sağlığı için gerekli olan su miktarını karşılamasıyla cildin daha canlı görünmesine katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>Cilt bariyerini destekleyen içerikleri tercih edin</strong></p>
<p>Mevsim geçişleri bazı kişilerde cilt hassasiyetini artırabiliyor. “Bu nedenle cilt bakım ürünlerinde bariyer onarıcı içeriklerin bulunması fayda sağlayabilir” diyen Dr. Name Cemşitoğlu, şu bilgileri paylaşıyor: “Güçlü bir cilt bariyeri cildin çevresel stres faktörlerine karşı daha dirençli olmasını sağlar. Seramidler, niasinamid, panthenol ve hyaluronik asit gibi içerikler cildimizin üst tabakasında bariyer fonksiyonunu destekleyerek, ciltten<strong> </strong>su kaybını azaltmaya yardımcı olur.”</p>
<p><strong>Cildi tahriş edebilen ürünlerden kaçının</strong></p>
<p>Alkol oranı yüksek tonikler, yoğun parfüm içeren kozmetikler veya aşındırıcı peeling ürünleri bazı ciltlerde hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde cilt bariyeri daha kırılgan hale gelebileceği için bu tür ürünlerden kaçınılması öneriliyor. Dermatolojik olarak test edilmiş, hassas ciltlere uygun ve minimal içerikli ürünlerin tercih edilmesi cilt sağlığı açısından daha güvenli olabiliyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839">Mevsim geçişi cildi zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kök Hücre Tedavisi ile Ameliyatsız İyileşebilen 4 Cilt Problemi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-ameliyatsiz-iyilesebilen-4-cilt-problemi-624595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatsız]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[eksozom]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[Kök Hücre]]></category>
		<category><![CDATA[problemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yileşebilen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kök hücre temelli tedaviler, hasar görmüş dokuların onarılmasını destekleyerek yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, aynı zamanda yaşlanma etkilerinin azalmasında da umut vadediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-ameliyatsiz-iyilesebilen-4-cilt-problemi-624595">Kök Hücre Tedavisi ile Ameliyatsız İyileşebilen 4 Cilt Problemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kök hücre temelli tedaviler, hasar görmüş dokuların onarılmasını destekleyerek yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, aynı zamanda yaşlanma etkilerinin azalmasında da umut vadediyor. Yenileyici tıbbın en önemli yapı taşlarından biri olan bu yöntemler, estetik ve fonksiyonel iyileşmeyi bir arada hedefliyor. Memorial Ankara Hastanesi Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, kök hücre ve eksozom tedavileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p>2000’li yılların başında kök hücrelerin keşfiyle birlikte tıpta önemli bir paradigma değişimi yaşandı. Daha önce yaşlanma ve doku hasarına yönelik tedaviler sınırlı kalırken, iyileşmenin büyük ölçüde mevcut hücrelerin kapasitesiyle gerçekleştiği düşünülüyordu. Ancak kök hücrelerin farklı hücre tiplerine dönüşebilme ve bulundukları dokuyu yeniden düzenleyebilme özellikleri sayesinde, dokuların orijinal yapısıyla onarılabileceği ortaya kondu. Bu gelişme, özellikle estetik ve plastik cerrahi alanında yeni tedavi yaklaşımlarının önünü açtı.</p>
<p><strong>Vücut kendi hücreleriyle kendini onarıyor</strong></p>
<p>İnsan vücudu aslında doğuştan güçlü bir yenilenme kapasitesine sahiptir. Anne karnında tek bir kök hücreden gelişen bu yapı, erişkin dönemde de vücutta varlığını sürdürür. Çoğunlukla yağ dokusu içinde bulunan kök hücreler; travma, stres veya açlık gibi durumlarda aktive olarak onarım sürecini başlatır. Günümüzde bu hücreleri kontrollü şekilde elde edip çoğaltarak yeniden hastaya uygulamak mümkün hale gelmiştir.</p>
<p><strong>Yağ dokusundan elde edilen doğal tedavi </strong></p>
<p>Klinik uygulamalarda en sık tercih edilen yöntem, hastanın kendi yağ dokusundan kök hücre elde edilmesidir. Lokal anestezi altında alınan yağ dokusu özel işlemlerden geçirilerek kök hücreden zengin bir içerik haline getirilir. Bu hücreler ihtiyaç duyulan bölgeye enjekte edildiğinde;</p>
<ul>
<li>İnflamasyonu azaltır,</li>
<li>Kolajen yıkımını yavaşlatır,</li>
<li>Kanlanmayı artırır.</li>
</ul>
<p>Böylece hem doku onarımı desteklenir hem de yaşlanma belirtilerinde belirgin iyileşme sağlanır. Hastanın kendi hücreleri kullanıldığı için tedavi tamamen doğal ve biyouyumlu bir yapıdadır.</p>
<p><strong>Ciltteki problemler ameliyatsız iyileşebiliyor</strong></p>
<p>Hücresel tedaviler günümüzde pek çok alanda etkili sonuçlar sunmaktadır. Bu yöntemler sayesinde büyük cerrahi işlemlere gerek kalmadan, daha konforlu ve tatmin edici sonuçlar elde edilebilmektedir. Genellikle aşağıdaki durumlarda tercih edilmektedir:</p>
<ol>
<li>Yüz gençleştirme,</li>
<li>Erkek tipi saç dökülmesi,</li>
<li>Yara ve iz tedavileri,</li>
<li>Kronik yaraların iyileştirilmesi</li>
</ol>
<p><strong>Kişiye özel tedavi planlanıyor</strong></p>
<p>Kök hücre tedavilerinin bazı sınırlılıkları da bulunmaktadır. Yağ dokusundan elde edilmesi gerektiği için cerrahi işlem açısından uygun olmayan hastalarda uygulanamayabilir. Ayrıca hücre kalitesi yaşla birlikte azaldığından ileri yaş hastalarda tedavi etkinliği düşebilir. Tekrarlayan uygulamalarda yeniden doku alınması gerekliliği de bir diğer önemli faktördür.  </p>
<p>Son yıllarda yapılan çalışmalar, kök hücrelerin etkilerini büyük ölçüde salgıladıkları “eksozom” adı verilen biyolojik veziküller aracılığıyla gösterdiğini ortaya koymuştur. Eksozomlar; hücreler arası iletişimi sağlayan, DNA, RNA ve protein taşıyan mikro yapılardır. Hedef hücreye ulaştıklarında onarım ve yenilenme süreçlerini tetiklerler. Bu sayede kök hücrenin kendisini kullanmadan da benzer biyolojik etkiler elde edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Cerrahiye alternatif güçlü bir seçenek</strong></p>
<p>Eksozom tedavileri; </p>
<ul>
<li>Cerrahi işlem gerektirmemesi,</li>
<li>Bağışıklık sistemi tarafından düşük reddedilme riski,</li>
<li>Daha kolay saklanabilmesi</li>
</ul>
<p>gibi avantajlarıyla öne çıkmaktadır. Özellikle kök hücre tedavisi için uygun olmayan hastalarda önemli bir alternatif sunmaktadır. Her ne kadar eksozom tedavileri henüz gelişim aşamasında olsa da, dozlama ve uygulama standartlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar hızla devam etmektedir. İnsan vücudundaki milyarlarca hücre sürekli bir iletişim halindedir. Bu iletişimi doğru şekilde yönlendirmek, hastalığın kökenine inmeyi mümkün kılmaktadır. Kök hücre ve eksozom tedavilerinin, modern tıbbın en güçlü ve en doğal iyileşme araçlarından biri olarak önümüzdeki yıllarda çok daha yaygın kullanılacağı öngörülmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-ameliyatsiz-iyilesebilen-4-cilt-problemi-624595">Kök Hücre Tedavisi ile Ameliyatsız İyileşebilen 4 Cilt Problemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menemen tarihi 2 cilt kitap oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menemen-tarihi-2-cilt-kitap-oldu-616477</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 12:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[19. Yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yapılan arkeolojik çalışmalarla geçmişi 8 bin yıla dayanan Menemen'in Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi tarihi kitap oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menemen-tarihi-2-cilt-kitap-oldu-616477">Menemen tarihi 2 cilt kitap oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Son yapılan arkeolojik çalışmalarla geçmişi 8 bin yıla dayanan Menemen&#8217;in Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi tarihi kitap oldu. 38 akademisyenin katkısıyla ortaya çıkan iki ciltlik çalışmanın önemine dikkat çeken Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Belediyecilik kentinize, bölgenize topyekûn sahip çıkmak demektir. Bilim insanlarının kıymetli araştırmalarıyla ortaya çıkan bu eser, gelecekte yapılacak araştırmalara ışık tutacak nitelikte kıymetli bir çalışmadır.&#8221; dedi.</i></b></p>
<p>Binlerce yıllık kadim bir tarihle içinde arkeolojik alanlardan Türk-İslam mimarisine kadar çok kıymetli eserler barındıran Menemen&#8217;in tarihi, Menemen Belediyesi&#8217;nin öncülüğünde Tarihi Sosyal ve Kültürel Yönleriyle Menemen adı altında iki ciltlik kitaba dönüştü. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemini kapsayacak şekilde 38 akademisyenin katkılarıyla hazırlanan çalışmanın editörlüğünü Bakırçay Üniversitesi Tarih Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Nurgül Bozkurt yaparken, Menemen Belediyesi adına proje koordinatörlüğünü ise araştırmacı yazar Oktay Özengin üstlendi.</p>
<p><b>&#8220;Bu eser kentimizin tarihine ışık tutmaktadır&#8221;</b></p>
<p>Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, ortaya çıkan eserin gelecekte yapılacak birçok araştırmaya da ışık olacağını söyledi. Başkan Pehlivan, &#8220;Menemen, 8 bin yıllık tarihsel birikile yalnızca bir yerleşim alanı değil, medeniyetlerin iz bıraktığı, kültürlerin yoğrulduğu yaşayan ve yaşatan bir kenttir. Binlerce yıllık süreçte bu topraklarda farklı uygarlıklar doğmuş, büyümüş ve iz bırakmıştır. Ortaya çıkan bu kıymetli eser, Menemen&#8217;in tarihsel, sosyal ve kültürel serüvenini bilimsel bir titizlikle ela alan, arşiv belgelerine ve birilcil kaynaklara dayanan nitelikli akademik çalışmaların bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Osmanlı&#8217;dan cumhuriyete uzanan geniş zaman diliminde Menemen&#8217;in geçirdiği dönüşümü; idari yapıdan nüfus hareketlerine, ekonomik ilişkilerden toplumsal hafızaya kadar çok yönlü bir perspektifle ele alan bu çalışma, ilçemizin geçmişine dair önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bu eserin bundan sonra yapılacak araştırmalara kaynaklık edeceğine ve Menemen&#8217;in tarihine dair bilginin daha da derinleşmesine katkı sunacağına yürekten inanıyorum. Kentimizin tarihine ışık tutan bu çalışmalara destek vermeyi de görev olarak kabul ediyorum. Çünkü Tarihini bilmeyen, geçmişiyle bağ kuramayan bir kent, geleceğe de güvenle yürüyemez. Belediyecilik sadece kaldırım yapmaktan değil, kente topyekûn sahip çıkmaktan geçer. Bizler de bu kenti okuyarak, anlayarak, sahiplenerek yarınlara hazırlıyoruz. Çalışmamızda emeği geçen tüm yazarlarımıza şükranlarımı sunuyorum.&#8221; dedi.</p>
<p><b>İşte iki ciltlik çalışmada yer alan makaleler ve yazarları;</b></p>
<p><b>1. CİLT OSMANLI DÖNEMİ</b></p>
<p><b>Tanzimattan Cumhuriyete Menemen kazasının nüfus ve idari taksimatı</b><br />Nejdet Bilgi</p>
<p><b>İzmir Menemen İlçesi&#8217;nin mekânsal avantajları ve doğal çevresinin tarihsel gelişim üzerindeki rolü</b><br />Şermin Tağıl</p>
<p><b>Evliya Çelebi Seyahatnamesi&#8217;nde &#8220;Oğuzlar Vilayeti&#8221; Menemen</b><br />Mehmet Yaşar Ertaş</p>
<p><b>19. yy seyahat anlatılarında Menemen</b><br />Uğur Avcı</p>
<p><b>Menemen&#8217;de bir Horasan Ereni Haykıran Baba ve zaviyesi</b><br />Kemal Ramazan Haykıran</p>
<p><b>Osmanlı döneminde bir valide sultan hassı: Menemen Hassı (16-19. yy arası)</b><br />Zübeyde Güneş Yağcı &#8211; Serdar Genç</p>
<p><b>18 ve 19. yüzyıllarda Menemen voyvodaları ve faaliyetleri</b><br />Serdar Genç &#8211; Zübeyde Güneş Yağcı</p>
<p><b>18. yüzyılda Menemen civarında eşkıyalık, kaçakçılık ve asayiş olayları</b><br />Bekir Gökpınar</p>
<p><b>Osmanlı Devleti&#8217;nde Menemen Kazası kaymakamları (1872-1908)</b><br />Emine Gedik</p>
<p><b>Menemen&#8217;de belediye teşkilatının kuruluşu ve Osmanlı&#8217;dan Cumhuriyet&#8217;e belediye başkanları</b><br />Uğur Avcı &#8211; Aysun Sarıbey Haykıran</p>
<p><b>Osmanlı bürokrasisinde Menemen doğumlu memurlar: 19. yy sicill-i ahval kayıtları üzerine bir değerlendirme</b><br />Mehmet Başaran</p>
<p><b>19. yüzyılda Menemen&#8217;de değişim ve dönüşüm</b><br />Hilal Ortaç</p>
<p><b>Ayniyat defterlerinde Menemen kazasına ait kayıtlar (1812-1865)</b><br />Zeynep Gürel &#8211; Ertan Gökmen</p>
<p><b>Arşiv kayıtlarına göre tanzimat döneminde Menemen&#8217;de gayrimenkul mülkiyetine yapılan müdahaleler</b><br />Arzu Taşcan</p>
<p><b>Tanzimat döneminde Menemen kazasında işlenen cinayetler örneğinde Osmanlı ceza kanunlarının uygulanması</b><br />Melis Merve Ocak &#8211; Arzu Taşcan</p>
<p><b>Menemen Redif Taburu&#8217;nun kuruluşu ve faaliyetleri</b><br />Aysun Sarıbey Haykıran</p>
<p><b>Arşiv belgelerine göre yakın çağda Menemen&#8217;de kadın</b><br />Özlem Soyer Zeyrek</p>
<p><b>Osmanlı Devleti döneminde Menemen tuzlası</b><br />Emine Dingeç</p>
<p><b>Menemen İskelesi&#8217;nin Osmanlı dönemindeki yeri ve önemine dair bir araştırma</b><br />Cansu Uçar</p>
<p><b>Tarihe açılan bir yol: Menemen&#8217;in demiryolu ile buluşması</b><br />Arif Kolay</p>
<p><b>19. yüzyılın son çeyreğinde Menemen&#8217;de bir maden imtiyazı talebi ve düşündürdükleri</b><br />Erol Karcı</p>
<p><b>19. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar Menemen&#8217;de imar faaliyetleri</b><br />Ayşe Özdemir Kızılkan</p>
<p><b>Menemen Belediyesi&#8217;nin 1916 ve 1918 bütçeleri</b><br />Ertan Gökmen &#8211; Zeynep Gürel</p>
<p><b>Menemen Erkek Rüşdiye Mektebi (1875-1912)</b><br />Kevser Değirmenci</p>
<p><b>Ulema sicil dosyalarına göre Menemen&#8217;de görev yapmış olan Bab-ı Meşihat personeli (1879-1909)</b><br />Selim Hilmi Özkan</p>
<p><b>19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında Menemen Kazası&#8217;nda Baltazzi Ailesi</b><br />Simge Sarçın Çalışkan</p>
<p><b>Osmanlı Devleti&#8217;nde son dönemi Menemen Kazası&#8217;nda Rumların kilise ve mektep inşa ve tamir faaliyetleri</b><br />Nurgül Bozkurt</p>
<p><b>2. Cilt Cumhuriyet Dönemi</b></p>
<p><b>Yunan işgalinin Menemen ve çevresinde yarattığı tahribat</b><br />Günver Güneş</p>
<p><b>Cumhuriyet döneminde Menemen&#8217;de seçimler (1923-1950)</b><br />Beral Alacı</p>
<p><b>TBMM&#8217;de Menemen doğumlu milletvekilleri ve yasama çalışmaları</b><br />Nurettin Gülmez</p>
<p><b>Cumhuriyetin ilk yıllarında Menemen&#8217;in sosyo kültürel gelişiminde Türk Ocağı ve Halkevi</b><br />Günver Güneş &#8211; Müslime Güneş</p>
<p><b>Bir anıtın hikâyesi: Kubilay Abidesi</b><br />Oktay Özengin</p>
<p><b>1935-1950 yılları arasındaki nüfus sayımlarına göre Menemen&#8217;de nüfusun demografik yapısı, özellikleri ve değişimi</b><br />Betül Karcı</p>
<p><b>Menemen Ovası&#8217;nda taşkınları engelleme ve tarımı canlandırma çabası: Emiralem regülatörü örneği (1938-1945)</b><br />Hasan Daşdemir</p>
<p><b>Ahıska Türklerinin vatan hasretleri İzmir-Menemen</b><br />Aybüke Güzay</p>
<p><b>Menemen İlçesi suç kayıtlarının istatiksel analizi (1980-1985)</b><br />Ahmet Çelik</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menemen-tarihi-2-cilt-kitap-oldu-616477">Menemen tarihi 2 cilt kitap oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:53:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akne]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor. Öyle ki 25 yaş ve üzerindeki her 5 kadından 1’i akne problemiyle mücadele ediyor. Akne çoğu zaman ‘nasılsa geçer’ düşüncesiyle ihmal edildiği için ağrılı kistlere, ciltte kalıcı iz ve leke oluşumuna yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi </strong><em> </em><strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> bu nedenle aknelerin mutlaka erken dönemde tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Tedaviye erken başlanması aknenin şiddetlenmesini ve ciltte kalıcı iz ile leke bırakmasını engelleyebiliyor. Ancak, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesi için hekimin önerdiği tedavinin aksatılmaması büyük bir önem taşıyor. Geçmiş yıllarda aknenin cilt ile sınırlı olduğu ve sadece bakım ürünleri   veya  cilt üzerine sürülen ilaçlarla iyileşeceği düşünülüyordu. Günümüzde ise aknenin sistemik bir metabolizma sorununun parçası olduğu biliniyor. Bu nedenle, akne tedavisinde bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor” diyor.   Aknenin oluşumunda genetik yatkınlıktan çok hormonal değişimler, inflamasyon ve hatalı yaşam alışkanlıklarının sorumlu olduğunu belirten <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> akneye neden olabilen yaşam alışkanlıklarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Gece bu saatler arasında uyanık kalmak</strong></p>
<p>Gece geç saatlere kadar uyanık kalınması akneye sebep olan etkenler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Melatonin hormonu gece 23:00 &#8211; 02:00 saatleri süresince salgılanıyor. Bu zaman diliminde, melatonin hormonu, beyin başta olmak üzere, bağ dokusunun ve cildin yenilenmesini sağlıyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz, sağlıklı gece uykusunun cildi içten temizlediğini ve parlaklık sağladığını, hatta en etkili cilt bakım ürünlerinden bile daha faydalı olduğunu belirtiyor. Bu saat aralığında uyanık kalmak ise cildin doğal onarım sürecini önlüyor ve akne oluşumuna zemin hazırlıyor. </p>
<p><strong>Kozmetik ürünlerini bilinçsizce uygulamak</strong></p>
<p>Bilinçsizce satın alınan yıkama ve peeling ürünleri çoğu zaman cilt bariyerine zarar veriyor. Hekim olmayan kişilerin önerisiyle ürün alan, peeling gibi işlemleri sık sık ve hatalı şekilde uygulayan kişilerde en sık görülen sorun cilt pH’ının bozulması oluyor. Peeling işlemi cildin üst tabakasını aldığı için parlak görünüm sağlasa da  cildin koruyucu tabakasını zayıflatıyor. Bariyerini kaybeden cilt ise bakteriyel enfeksiyonlara açık hale geliyor ve bunun sonucunda akne gelişebiliyor. Hekim önerisi olmadan kullanılan doğal ürünler de akne oluşumunun diğer nedenlerinden. Koruyucu bariyerini kaybeden cilt bakteriyel enfeksiyonlara daha açık hale gelince, akne gelişimi kaçınılmaz oluyor. </p>
<p><strong>Siyah noktaları sıkmak</strong></p>
<p>Aknenin ilk evresi genelde komedon, halk arasındaki bilinen adıyla siyah nokta oluyor. Bu lezyonların sıkılması veya koparılması, bakterilerin eklenmesiyle süreci daha da şiddetlendiriyor ve derin izlerle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle, sadece komedon sorunu olsa bile dermatoloji uzmanına başvurulması ve hekim önerisiyle uygun cilt bakım ürünlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Vitamin ve mineral takviyelerini hatalı kullanmak</strong></p>
<p>D vitamini, ferritin, folik asit, çinko ile magnezyum gibi vitamin ve mineraller cilt sağlığı açısından büyük önem taşıyorlar. D vitamini seviyesi 50’nin altına düştüğünde aknenin daha da şiddetlendiği biliniyor. Gerekli zamanlarda A vitamini ve türevleri de tedaviye eklenebiliyor. Dr. Vildan Şengöz, akne tedavisinde bu takviyelerin doğru zamanda ve doğru dozda alındığında iyileşmeyi desteklediklerini ve iz kalma riskini azalttıklarını anlatarak, “Ancak, vitamin ve mineral takviyeleri mutlaka kişiye özel değerlendirilmeli. Çünkü, yanlış veya yüksek dozda alındıklarında akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Fazla kahve içmek</strong></p>
<p>Yetişkinlerde aşırı kahve tüketimi kafeinin diüretik etkisi nedeniyle hücrelerdeki su ve minerallerin vücuttaki atılımını hızlandırıyor. Zaten yağ oranı yüksek olan cildin iyice nemini kaybetmesine ve bunun sonucunda akne oluşumuna sebep olabiliyor.  </p>
<p><strong>İşlenmiş gıdalar ve şekerli besinler tüketmek</strong></p>
<p>Aşırı işlenmiş ve besin değerini yitirmiş paketli gıdalar, şekerli besinler ile trans yağları içeren gıdaların yanı sıra proteinden fakir ve karbonhidrattan zengin beslenme şekli insülin direncini arttırıyor. Ciltte yağ üretimini hızlandıran insülin direnci de akne oluşumuna yol açan ve şiddetini tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Kızartmalar ve trans yağlara dikkat! </strong></p>
<p>Cilt sağlıklı yağlara ihtiyaç duyuyor. Zeytinyağı, ceviz, keten tohumu ve balık gibi omega-3 içeren gıdaların düzenli tüketilmeleri cilt sağlığını destekliyor. Kızartmalar ve trans yağlar ise inflamasyonu artıran ve hormon dengesini bozan etkileri nedeniyle akne oluşumuna sebep olabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilde Kış Koruması Sağlayan 9 Altın Önlem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilde-kis-korumasi-saglayan-9-altin-onlem-607172</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[cilde]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Egzama]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[koruması]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruluk]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarıyla birlikte cilt, her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Soğuk hava, rüzgar ve kapalı alanlarda yoğun kullanılan ısıtma sistemleri cildin nem dengesini bozuyor, koruyucu bariyerini zayıflatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilde-kis-korumasi-saglayan-9-altin-onlem-607172">Cilde Kış Koruması Sağlayan 9 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarıyla birlikte cilt, her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Soğuk hava, rüzgar ve kapalı alanlarda yoğun kullanılan ısıtma sistemleri cildin nem dengesini bozuyor, koruyucu bariyerini zayıflatıyor. Bu süreçte ortaya çıkan kuruluk, gerginlik ve hassasiyet çoğu zaman geçici bir mevsim etkisi olarak görülüyor. Oysa kış mevsimi, cilt sağlığının en fazla özen gerektirdiği zaman dilimlerinden biri olarak gösteriliyor, doğru bakım alışkanlıkları ise bu dönemde cildi korumanın en etkili yolunu oluşturuyor. Memorial Göztepe Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sümeyre Ertekin, kış aylarında cilt sağlığını korumanın yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kış mevsimi cilt için neden zorlayıcı?</strong></p>
<p>Kış ayları, cildin doğal dengesinin en kolay bozulduğu dönemlerin başında gelir. Hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte dış ortamın nem oranı azalır; iç mekanlarda kullanılan kalorifer ve ısıtma sistemleri ise havayı daha da kurutur. Bu durum cilt yüzeyinden su kaybını artırarak cildin savunma mekanizmalarını zayıflatır. Sonuç olarak kuruluk, gerginlik, kızarıklık ve kaşıntı gibi şikâyetler sık görülmeye başlar.</p>
<p><strong>Nem kaybı ve cilt bariyerinin zayıflaması</strong></p>
<p>Soğuk havanın daha az nem tutması, transepidermal su kaybının (TEWL) belirgin biçimde artmasına neden olur. Artan su kaybı ile birlikte cildi dış etkenlere karşı koruyan doğal lipid bariyer incelir. Bariyer bütünlüğünün bozulması, cildi hem tahrişe hem de çevresel faktörlere karşı daha savunmasız hale getirir.</p>
<p><strong>Kış aylarında en sık görülen cilt sorunları</strong></p>
<p>Kış mevsiminde dermatoloji polikliniklerine başvuruların büyük bir kısmını cilt kuruluğu ve buna bağlı gelişen kuruluk egzaması oluşturur. Atopik dermatit alevlenmeleri, sedef hastalığı atakları, dudaklarda kuruluk ve çatlamalar ile dudak kenarında görülen egzama ve mantar enfeksiyonları bu dönemde sık karşılaşılan sorunlardır. Özellikle sık el yıkamaya bağlı gelişen irritan kontakt dermatit (el egzaması), kış aylarında en yaygın şikâyetler arasındadır.</p>
<p><strong>Kimler daha fazla etkilenir?</strong></p>
<p>Atopik dermatit yani, egzama öyküsü olanlar, bebekler, küçük çocuklar ve ileri yaş grubu bireyler kış aylarında cilt sorunlarını daha yoğun yaşayabilir. Bunun yanı sıra sık el yıkamak zorunda kalan sağlık çalışanları, hizmet sektörü çalışanları ve dış mekanda çalışan kişiler de artan kuruluk ve tahriş açısından risk altındadır.</p>
<p><strong>Cilt ihmal edildiğinde ne olur?</strong></p>
<p>Cilt kuruluğu ve egzama belirtileri çoğu zaman basit önlemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak ihmal edildiğinde kaşıntıya bağlı uyku bozukluklarına, yaşam kalitesinde belirgin düşüşe ve ikincil enfeksiyonların gelişmesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle kış aylarında cilt bakımına bilinçli ve düzenli bir şekilde yaklaşmak büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Kış aylarında cilt sağlığı için 9 öneri</strong></p>
<ol>
<li>Duş ve banyolarda çok sıcak su yerine ılık su tercih edin, süreyi 5-10 dakika ile sınırlayın.</li>
<li>Sert lif, kese ile cildi ovalamaktan kaçının.</li>
<li>Parfümsüz, boyasız ve cilt pH’ına uygun nazik temizleyiciler kullanın.</li>
<li>Duş sonrası cildi havluyla ovalamadan, hafif nemli kalacak şekilde tamponlama hareketiyle kurulayın.</li>
<li>Duştan hemen sonra, ilk 3 dakika içinde cilt tipine göre su ya da yağ bazlı bir nemlendiriciyi tüm vücuda uygulayın.</li>
<li>Giyinmeden önce nemlendiricinin cilt tarafından emilmesi için birkaç dakika bekleyin.</li>
<li>Soğuk havalarda dışarı çıkarken mutlaka eldiven kullanarak ellerinizi koruyun.</li>
<li>Yün ve naylon gibi tahriş edici kumaşlar yerine pamuklu ve yumuşak dokulu giysiler tercih edin.</li>
<li>Şiddetli kuruluk veya egzaması olan kişilerde iç ortam nemini yüzde 30-60 arasında tutmak cildi rahatlatır.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilde-kis-korumasi-saglayan-9-altin-onlem-607172">Cilde Kış Koruması Sağlayan 9 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk hava ve rüzgar cildi kurutuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-hava-ve-ruzgar-cildi-kurutuyor-604511</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 09:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[duş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[kurutuyor]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk hava ve rüzgar, cildin yağ ile nemden oluşan bariyer dengesini zayıflatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-hava-ve-ruzgar-cildi-kurutuyor-604511">Soğuk hava ve rüzgar cildi kurutuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk hava ve rüzgar, cildin yağ ile nemden oluşan bariyer dengesini zayıflatıyor. Bunun sonucunda, doğru bakım yapılmazsa, ciltte kuruluk, hassasiyet ve tahriş oluşabiliyor.  Ayrıca, cilt neminin azalmasıyla birlikte bazı egzama türleri kış aylarında daha sık görülüyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural,</strong> kış aylarında yüz, el ve dudak gibi bölgelerin dış etkenlere maruz kalmaları nedeniyle soğuktan daha çok etkilendiklerini belirterek, “Cilt sağlığını korumak için özellikle bu bölgelerin temizleme, nemlendirme ve koruma   aşamalarında kış mevsimine uygun ürünlerin seçilmesi son derece önemlidir” diyor.  <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural,</strong> soğuk havalarda doğru ürün seçimi ve düzenli bakım ile cilt sağlığının korunabileceğini, olası problemlerin ise büyük ölçüde önlenebileceğini ifade ediyor.  <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural,</strong> cilt kuruluğuna karşı dikkat etmemiz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Cildinizi doğru ürünlerle nemlendirin</strong></p>
<p>Soğuk havalarda cilt bariyeri zayıfladığı için özellikle kuru ve hassas ciltleri nemlendirmek son derece önemli.  Yağlı ve genç ciltler için su bazlı nemlendiriciler yeterli olurken, kuru ve olgun ciltlerde  ise daha yoğun ürünler öneriliyor. Vücut için uygun olan nemlendiricilerin banyodan hemen sonra uygulanması, ciltte emilimi artırıyor ve krem kalıntısı kalmadığı için kullanım kolaylığı sağlıyor.</p>
<p><strong>Sıcak suyla duş almayın! </strong></p>
<p>Kış aylarında cildin kurumaması için banyo ile duş sıklığının azaltılması, uzun süre ve sıcak suyla yıkanmaktan kaçınılması gerekiyor. Duş süresinin 10 dakikayı geçmemesi, su sıcaklığının ise beden ısısının üzerinde olmaması, yaklaşık 36 derece civarında tutulması önem taşıyor. Sert kese ve liflerin cildi tahriş edebileceği uyarısında bulunan Dr. Yasemin Kural, bu nedenle yumuşak liflerin tercih edilmesi gerektiğini belirterek, “Sık duş alınıyorsa, her seferinde lif kullanımından kaçınılmalıdır. Ayrıca, özellikle kuru ciltlerde banyo yağı içeren temizleyiciler kullanılmalıdır” diyor. Dr. Yasemin Kural, bacaklarda da kuruluk, kaşıntı ve kızarıklık oluşabileceği için duş sonrasında mutlaka nemlendirme işlemi yapılmasına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>El ve dudaklarınızı ihmal etmeyin </strong></p>
<p>Kış aylarında yüz, eller ve dudaklar daha hızlı kuruyorlar. Dolayısıyla, soğuk havaya çıkmadan önce, yüz ve ellerde nemlendirici  kullanılması, ellere eldiven takılması, ciltte kuruluk ile egzama riskini azaltıyor. Sık yıkanan ellerin her yıkama sonrasında hemen nemlendirilmesi  gerektiğini ifade eden Dr.<strong> </strong>Yasemin Kural,<strong> </strong>“Dudaklar için de pratik kullanımlı dudak nemlendiricilerin  gün içinde sık uygulanmaları fayda sağlamaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Kışın da güneşten mutlaka korunun</strong></p>
<p>Kışın her ne kadar güneş ışınlarına yaz aylarına nazaran daha az maruz kalınsa da, özellikle karlı havalarda ve kayak tatili sırasında yansıyan ışınlar, güneş yanıklarına kolayca neden olabiliyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, dağlık bölgelerde, yüz için etkili olan yüksek faktörlü güneş koruyucuların ve UV korumalı gözlüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken,<strong>   </strong>“Leke oluşumuna yatkın ciltlerde ise güneş koruyucuların dört mevsim kullanılmaları son derece önemlidir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>A ve C vitamini çok önemli! </strong></p>
<p>Sağlıklı ve doğru beslenmek de cildin hasar görmesini önlemede büyük bir önem taşıyor. Antioksidan açısından zengin, A ve C vitamini içeren mevsim sebze ile meyveleri vücut direncini artırıyor ve bu etkisiyle cildimizi koruyor<strong>.</strong>   Her mevsimde olduğu gibi, kışın da 1.5 – 2 litre su tüketiminin yanı sıra bitki çayları ve ceviz gibi yağlı tohumlar da cilt sağlığını destekliyor. Ayrıca, beta glukan, çinko ve D vitamini takviyeleri viral enfeksiyonlardan korurken, cilt sağlığı için de faydalı oluyor.</p>
<p><strong>Pamuklu ve yumuşak kumaşları tercih edin</strong></p>
<p>Özellikle alerjik ve kuru cilt yapısına sahip kişilerde, yün ve sentetik giysilerin doğrudan cilde temas etmeleri kaşıntıya yol açabiliyor. Dolayısıyla, pamuklu ve yumuşak kumaşların tercih edilmesi gerekiyor. Yün giysilerin ise bu kıyafetlerin üzerinde kullanılabileceği belirtiliyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-hava-ve-ruzgar-cildi-kurutuyor-604511">Soğuk hava ve rüzgar cildi kurutuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlik Aşıları Bir Efsane mi? Kolajen Gerçekten Cildi Gençleştiriyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclik-asilari-bir-efsane-mi-kolajen-gercekten-cildi-genclestiriyor-mu-604385</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 07:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşıları]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Yaşlanması]]></category>
		<category><![CDATA[dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gençleştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik Aşıları]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[kolajen]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda “gençlik aşıları” ve kolajen takviyeleri, cilt sağlığını desteklemek isteyen pek çok kişinin gündeminde yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclik-asilari-bir-efsane-mi-kolajen-gercekten-cildi-genclestiriyor-mu-604385">Gençlik Aşıları Bir Efsane mi? Kolajen Gerçekten Cildi Gençleştiriyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda “gençlik aşıları” ve kolajen takviyeleri, cilt sağlığını desteklemek isteyen pek çok kişinin gündeminde yer alıyor. Bu uygulamaların nasıl etki gösterdiği, kimler için ne ölçüde fayda sağlayabileceği ve beklentilerin nasıl şekillendirilmesi gerektiği ise en az uygulamaların kendisi kadar önemli. <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>, gençlik aşıları ve kolajenin cilt kalitesini destekleyen uygulamalar olduğunu ve doğru etkiyi görebilmek için nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyor. </p>
<p><strong>Gençlik Aşısı Gerçekten Gençlik mi Sağlıyor?</strong></p>
<p>Pek çok kişinin gençlik aşılarıyla daha canlı, daha parlak ve daha sağlıklı görünen bir cilt elde etmeyi hedeflediğini belirten <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>, “Ancak bu noktada kavramı doğru tanımlamak önem taşıyor. Gençlik aşıları, adının çağrıştırdığının aksine klasik anlamda bir aşı değildir. Bu uygulamalar; cildin ihtiyacına göre hyalüronik asit, vitaminler ve benzeri destekleyici içeriklerin cilt altına verilmesini amaçlayan dermatolojik işlemler olarak tanımlanır. Temel amaç, cildin nem dengesini desteklemek ve genel cilt görünümünü iyileştirmektir” diyor. </p>
<p><strong>Kolajen Cilt Yaşlanmasını Durduruyor Mu?</strong></p>
<p>Kolajen kullanımı ile ilgili de bilgi veren <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>,” Güncel bilimsel çalışmalar, düzenli kullanılan kolajen takviyelerinin cildin elastikiyetini ve nem dengesini destekleyebileceğini gösteriyor. Ancak bu etki, kolajenin tek başına cilt yaşlanmasını durdurduğu ya da cildi yıllar öncesine taşıdığı anlamına gelmiyor. Elde edilen faydalar; kişinin yaşı, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve günlük cilt bakım rutiniyle yakından ilişkili. Bu nedenle kolajen ve benzeri takviyeler, tek başına bir çözüm olarak değil, cilt sağlığını korumaya yönelik bütüncül bir yaklaşımın tamamlayıcı bir parçası olarak değerlendirilmelidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Cilt Yaşlanmasında Tek Bir Çözüm Yok</strong></p>
<p>Ne gençlik aşıları ne de kolajen takviyelerinin cilt yaşlanmasını tek başına tersine çeviremeyeceğini belirten <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı, </strong>“Çünkü cilt yaşlanması yalnızca takvim yaşıyla değil; güneş ışınlarına maruz kalma, çevresel etkenler ve yaşam tarzı gibi pek çok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir süreçtir. Bu nedenle en etkili yaklaşım, cildi tek bir yöntemle değil; güneşten korunma, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış topikal ürünler, uygun dermatolojik uygulamalar ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının birlikte ele alındığı, kişiye özel bir stratejiyle desteklemektir” diyor. </p>
<p><strong>Gerçekçi Beklentilerle Daha Sağlıklı Bir Cilt</strong></p>
<p>Gençlik aşıları ve kolajen uygulamalarının doğru hasta seçimi ve gerçekçi beklentilerle ele alındığında cilt kalitesini destekleyici yaklaşımlar sunduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, </strong>“Bu uygulamaların bilimsel sınırlarının net biçimde çizilmesi, abartılı pazarlama söylemlerinden ayrıştırılması ve mutlaka dermatoloji uzmanı rehberliğinde planlanması büyük önem taşır. Estetik dermatolojide kalıcı ve sürdürülebilir sonuçlar; kısa vadeli vaatlerden çok, bilimsel kanıta dayalı, kişiye özel ve uzun vadeli cilt sağlığını merkeze alan yaklaşımlarla mümkün olmaktadır” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclik-asilari-bir-efsane-mi-kolajen-gercekten-cildi-genclestiriyor-mu-604385">Gençlik Aşıları Bir Efsane mi? Kolajen Gerçekten Cildi Gençleştiriyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsim Geçişlerinde Cilt Bariyeri Alarm Veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecislerinde-cilt-bariyeri-alarm-veriyor-599659</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[bariyeri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[geçişlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk ve rüzgârlı havaların etkisine girdiğimiz bu günlerde cildimiz için yeni bir dönem başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecislerinde-cilt-bariyeri-alarm-veriyor-599659">Mevsim Geçişlerinde Cilt Bariyeri Alarm Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk ve rüzgârlı havaların etkisine girdiğimiz bu günlerde cildimiz için yeni bir dönem başlıyor. Mevsim geçişleri dönemlerinde yaşanan ani değişimler cilt üzerinde yıpratıcı etkiler gösterebiliyor. Peki, bu hızlı ve keskin hava değişimleri karşısında cildinizi nasıl koruyacağınızı ve mevsim geçişlerinin getirdiği kuruluk, hassasiyet ile cilt problemlerine karşı nasıl önlem alacağınızı merak ediyor musunuz? Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Aslı Tatlıparmak, bu dönemde özellikle cilt bariyerinin zayıfladığına; güneş ışınları, rüzgâr, nem farklılıkları ve sıcaklık değişimlerinin ciltte kuruluk, hassasiyet, kaşıntı, pullanma ve lekelenme gibi sorunlara yol açabildiğine dikkat çekerek mevsim geçişlerinde cilt sağlığının korunması için önemli açıklamalarda bulundu.<br /><strong>Soğuk havalar cildinizde kuruluğa neden olabilir <br /> </strong>Sonbahar ve yaz aylarında uzun süreli UV ışığına maruz kalmak, sıcaklık değişimleri, rüzgâr ve nem farklılıkları cildimizde sandığımızdan çok daha fazla zarara yol açabilmektedir. Bu hava değişikliklerinin neden olduğu cilt kuruluğu, oldukça sık rastlanan bir deri problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı şekilde kışa geçerken yaşanan nem kaybı, cildin mat ve cansız görünmesine de neden olmaktadır.<br /><strong>Kronik cilt hastaları daha fazla etkileniyor<br /> </strong>Özellikle rozasea ve egzama (atopik dermatit) gibi kronik deri problemleri olan kişiler, güneş ışığı, rüzgâr ve sıcaklık değişimlerinden çok daha fazla etkilenmektedir. Rozasea hastalarında kızarıklık ve damar belirginliği bu dönemlerde artarken, egzama hastalarında da yazın klimalı ortamların etkisiyle sıcak-soğuk geçişleri cilt bariyerini daha da bozarak kaşıntı, kuruluk ve lezyonlarda artışa neden olabilmektedir.<br /><strong>Güneş lekesine yalnızca estetik bir sorun olarak bakmayın<br /> </strong>Sonbahar ve kış aylarına girilen geçiş döneminde güneş ışığına (UV) bağlı ciltte güneş lekeleri kendini göstermeye başlamaktadır. Güneş ışınları melanin üretimini artırarak zamanla “güneş lekesi” olarak bilinen hiperpigmentasyon sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu lekeler özellikle elmacık kemikleri, alın ve burun çevresinde belirgin hale gelirken, cilt tonunun düzensizleşmesine ve daha yaşlı bir görünüm oluşmasına yol açabilmektedir. Güneş lekeleri yalnızca estetik bir sorun değil; aynı zamanda cildin UV hasarına karşı verdiği biyolojik bir tepkidir. Bu nedenle hem önleyici koruma hem de tedavi protokolü büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Leke tedavisinin ilk basamağını öncelikle melanin üretimini baskılayan, cilt tonunu dengeleyen ve hücre yenilenmesini destekleyen özel formülasyonlara sahip kremler oluşturmaktadır. Retinoik asit, C vitamini, niasinamid veya azelaik asit gibi içerikler ciltteki pigmentasyonu düzenlemeye yardımcı olurken; aynı zamanda güneş koruyucu içeren nemlendirici ürünlerle cilt bariyerinin onarımını desteklemektedir. Bu aşamada düzenli kullanım ve sabır, tedavinin başarısı açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. </p>
<p><strong>Cilt tedavilerinde de teknolojiden yararlanmak mümkün</strong><br /> Özellikle son yıllarda gelişmiş lazer sistemi teknolojisi, leke tedavisinde büyük bir ilerleme ve kolaylık sağlamaktadır. Oldukça kısa süreli seanslar ile gerçekleştirilen bu uygulamalar, minimal düzeyde ısı enerjisiyle çalıştığı için acısız ve hastanın işlem sonrası günlük yaşamına hemen dönebildiği konforlu bir süreç sunmaktadır.  Seans sonrası deride yalnızca hafif bir kızarıklık görülebilmekte, ancak bu durum da genellikle birkaç saat içinde kaybolmaktadır. Ciltte soyulma ya da kabuklanmaya yol açmadığından işlem sonrası aynı gün sosyal yaşamına rahatlıkla dönülebilmektedir.</p>
<p>Leke tedavisinde oldukça konforlu ve etkili bir lazer uygulaması olan ve işlem esnasında özellikle cilt altındaki melanin yoğunluğunu hedef alan Q-Switch ve Fraksiyonel lazer sistemleri lekeleri güvenli şekilde açarken, aynı zamanda cilt yenilenmesini desteklemektedir. Böylece leke görünümünde iyileşme sağlarken aynı zamanda daha sağlıklı bir cilt için çalışmaktadır. Yenilikçi ve profesyonel lazer uygulamalarının doktor kontrolünde ve klinik ortamda uygulanması son derece önemlidir. Bu işlemler yalnızca Dermatoloji uzmanı tarafından uygulanmalıdır. Cilt yapısı, şikayet, lekenin derinliği gibi değişkenlere bağlı olarak hangi lazer uygulaması ile tedavinin yapılacağı ve ne kadar süre devam edeceğine de uzman hekimin karar verebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Gerekli önlemleri aldığınızdan emin olun!</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde yaşanan cilt lekesi ve kuruluk problemlerine karşı önlem almak son derece önemlidir. İlk ve en önemli adım, güneş kremi kullanımını ihmal etmemektir. Bu yalnızca güneşin yoğun olduğu günlerde değil, yıl boyu uygulanması gereken etkili bir koruma yöntemidir. Böylece UV ışınlarına bağlı cilt problemlerini minimuma indirebilirsiniz. Bir diğer önemli adım ise cildin nem dengesini korumaktır. Özellikle havaların soğuduğu bu günlerde tüm cilt tipleri daha fazla neme ihtiyaç duymaktadır. Cilt yapınıza uygun bir nemlendirici kullanarak cildinizin nemini koruduğunuzdan emin olmalısınız. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecislerinde-cilt-bariyeri-alarm-veriyor-599659">Mevsim Geçişlerinde Cilt Bariyeri Alarm Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından kozmetik ürün seçimi uyarısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-kozmetik-urun-secimi-uyarisi-595113</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:09:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetik]]></category>
		<category><![CDATA[onay]]></category>
		<category><![CDATA[seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[ürünlerin]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanından]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Programı Başkanı Öğr. Gör. Birgül Erbaş, kozmetik ürünlerin seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-kozmetik-urun-secimi-uyarisi-595113">Uzmanından kozmetik ürün seçimi uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Programı Başkanı Öğr. Gör. Birgül Erbaş, kozmetik ürünlerin seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Ürün içeriği mutlaka okunmalı</strong></p>
<p>Kozmetik sektörünün, her geçen gün yeni ürünlerin piyasaya çıkmasıyla hızla büyüdüğünü, tüketicilerin güvenli ve doğru ürünlere yönelmesinin, cilt sağlığı açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Öğr. Gör. Birgül Erbaş, dikkat edilmesi gereken temel adımları şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>“</strong>Ürünün cilt tipine uygun olması, kişinin cilt ihtiyaçlarını karşılaması önemlidir. Ürünün ihtiyaç doğrultusunda temiz içeriklere sahip olması (danışman yardımı gerekebilir) önemlidir. Ürün içeriği mutlaka okunmalı. Tüketicinin cildinde alerjik reaksiyonlara ya da hassasiyetlere yol açabilecek maddeler içermemelidir. Örneğin parfüm alerjisi olan kişiler PARFUM FREE ürünleri tercih edebilir.<br /> &#8211; Güvenilir platformlardan kullanıcı yorumları ve puanlaması araştırılabilir. Barkod, üretim ve son kullanma tarihi kontrol edilmeli. Ambalajı bozulmuş, üzerinde Türkçe etiket bulunmayan ürünler tercih edilmemelidir. Sağlık Bakanlığı onayı olan ürünler seçilmeli. Kozmetik ürünlerin kaydı Ürün Takip Sistemi (ÜTS) üzerinden sorgulanabiliyor.”</p>
<p><strong>“Cildi Beyazlatıyor” gibi iddialara dikkat!</strong></p>
<p>Piyasada “cildi beyazlatıyor”, “leke tamamen yok oluyor” gibi vaatlerle satılan ürünlerin sıkça görüldüğünü de anlatan Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “Ancak bu tür iddialar çoğu zaman bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Mineral maddeler içeren ürünler ne kadar da masum görünse, yüksek oranda kimyasal veya yasaklı madde içeren ürünler ciltte ciddi hasara yol açabilir. Güvenli ürün için; Dermatolojik testlerden geçmiş olması, İçeriğin açık ve şeffaf biçimde belirtilmiş olması, Bakanlık tarafından yayınlanan yönetmeliklere uygunluğu ve onaylı markalara yönelmek büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p><strong>Influencer tanıtımları zaman zaman denetimsiz ürünlerin yayılmasına neden olabiliyor</strong></p>
<p>Son yıllarda sosyal medya üzerinden tanıtılan ürünlerin büyük ilgi gördüğünü de dile getiren Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “Ancak her önerilen ürün güvenli olmayabilir. Influencer tanıtımları zaman zaman denetimsiz ürünlerin yayılmasına neden olabiliyor. Tüketiciler, yalnızca reklam ve popülerlik üzerinden değil, bilimsel güvenilirlik ve resmi onay üzerinden karar vermelidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Riskli ürünleri ayırt etmenin yolları</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Erbaş, riskli ürünleri ayırt etmenin en güvenli yollarına işaret ederek, “Ambalajında Türkçe bilgilendirme ve onay etiketi olmayan ürünlerden uzak durun. ‘Mucize etkiler’ vaat eden ürünlere şüpheyle yaklaşın. Çok düşük fiyata satılan markasız ürünler genellikle risklidir. Güvenilir eczane, dermokozmetik mağazaları ve yetkili satıcılardan alışveriş yapın.” uyarılarında bulundu.</p>
<p><strong>Doğru ürün seçimi sağlık meselesi </strong></p>
<p>Kozmetik ürün seçiminin yalnızca estetik değil, aynı zamanda sağlık meselesi olduğunu söyleyen Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “Doğru ürünleri seçmek için içerik, onay, marka ve satış noktası mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Bilinçli tüketici olmak hem cilt sağlığını korur hem de risklerden uzak tutar.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-kozmetik-urun-secimi-uyarisi-595113">Uzmanından kozmetik ürün seçimi uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 08:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[lenfödeme]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593332</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lenf dolaşımının doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bazı durumlar nedeniyle bozulması sonucu proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle oluşan lenfödem  tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332">Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lenf dolaşımının doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bazı durumlar nedeniyle bozulması sonucu proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle oluşan lenfödem  tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.  Genellikle kol veya bacaklarda şişlik ve dolgunluk hissiyle kendini gösteren bu hastalık, tedavide gecikildiğinde oluşan enfeksiyonlar, ağrı, ağırlık hissi ve ciltte derin yaralar gibi önemli sorunlara yol açması nedeniyle hastaların yaşam kalitelerini düşürüyor. Hastalık ilerlediğinde kıyafet seçimi zorlaşırken, yazı yazmak, yürümek ve ayakkabı giymek gibi basit işler bile güçleşebiliyor. Lenfödemin sadece fiziksel değil, psikolojik yönü de önemli. Hastalar, estetik kaygılar veya hareket kısıtlılığı nedeniyle sosyal ortamlardan uzaklaşırken, aile ve iş hayatında da sorunlarla karşılaşabiliyor.  Tüm bunlar kaygı bozukluğuna ve depresyona yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, </strong>erken tanının lenfödem tedavisinden etkin sonuç alınmasında kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Erken tanı için kol veya bacak  bölgesinde hassasiyet, dolgunluk,  ağırlık hissi veya hafif bir şişlik olduğunda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı bu ilk adımda hastanın öyküsü ile detaylı bir fizik muayene, ihtiyaç halinde laboratuvar tetkikleri ve görüntüleme yöntemleriyle lenfödemi tespit edebilmektedir. Erken tanı sayesinde, ciltte enfeksiyon ve derin yaralar gibi gelişebilecek olan sorunlara yönelik önleyici tedbirler alınabilmektedir. Erken tanı ve tedavinin yanı sıra hastaların kontrollerini düzenli olarak yaptırmaları tedavinin başarısı için çok önemlidir” diyor.   </p>
<p><strong>Dünyada yaklaşık 250 milyon kişi bu sorunu yaşıyor!</strong></p>
<p>Bebeklik döneminden itibaren her yaşta görülebilen lenfödem dünyada ve ülkemizde   yaygın görülen bir sorun. Öyle ki dünya çapında yaklaşık 250 milyon insanın lenfödemden etkilendiği belirtiliyor. Ülkemizde de benzer şekilde yaygın görülen bu hastalığın son yıllarda daha sık teşhis edildiğini belirten Prof. Dr. Meltem Vural, “Bunun en önemli nedeni ise kanser gibi hastalıkların artmasıdır. Bu hastalıklarda uygulanan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler sonrasında ikincil sebeplerle lenfödem gelişebilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>En riskli grup meme kanseri hastaları olsa da… </strong></p>
<p>Lenfödem; lenf bezleri ile damarlarının gelişim sorunları ve lenfatik akım bozuklukları nedeniyle oluşuyor. Sıklıkla kol veya bacaklarda görülse de genital bölge, baş ile boyun gibi vücudun farklı bölgelerinde de rastlanabiliyor. Cerrahi girişimler, radyoterapi, travma veya enfeksiyon gibi sebeplerin yanı sıra doğuştan da görülebiliyor. Ancak, kanser hastalarının en yüksek risk grubunda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Meltem Vural, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanserle ilişkili lenfödem sebebi olarak en sık meme kanseri karşımıza çıkmaktadır. Meme kanseri sonrasında lenfödem gelişme oranı yaklaşık yüzde 25 civarındadır. Hastalarda tedavi sonrasında çoğunlukla  kol, önkol ve el bölgesinde lenfödem gelişebilmektedir. Bu durum genellikle lenf nodlarının alınması veya radyoterapi sonrasında ortaya çıkmaktadır. En önemli nedeni, işlemler sebebiyle dokularda oluşan etkilenmeler sonucunda lenfatik akımın bozulması ve dokular arasında lenf sıvısının birikmesidir.” </p>
<p><strong>Tedavisinde gecikmeyin, çünkü!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin genellikle etkilenen kol veya bacak bölgesinde; şişlik, dolgunluk, hassasiyet ve ağırlık hissiyle kendini gösterdiğini belirterek, “Örneğin, yüzük veya kıyafetler dar gelmeye başlamışsa, dikkatli olunmalıdır. Şişlik ve dolgunluk hissi başlangıç evresinde hafifken; zamanında müdahale edilip tedavi edilmezse karşımıza daha ciddi bulgular çıkabilir. Şişlik artabilir, ciltte renk değişiklikleri, kalınlaşmalar, ağrı ve enfeksiyonlar gelişebilir” diyor. Prof. Dr. Meltem Vural, ilerleyen durumlarda ciltte yaraların, derinlemesine çukurların, papillom  adı verilen kabartıların ve skar dokularının da oluşabileceğine işaret ederek, “Gelişen bu sorunlar nedeniyle elde, kolda veya bacakta fonksiyon kaybı sonucunda; ellerini kapatma, bir şeyi kavrama, kaldırma, itme, çekme, yürüme ve oturup-kalkma  gibi aktivitelerde hareket kısıtlılıkları oluşabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Erken tedaviyle kontrol altına alınabiliyor! </strong></p>
<p>Lenfödem tedavi edilebilir olmakla birlikte tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değil. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin erken tanı ve tedaviyle önemli ölçüde kontrol altına alınabildiğini ve ilerlemesinin önlenebildiğini vurgulayarak, “Lenfödemin tüm dünyada altın standart tedavi yöntemi; lenfödem rehabilitasyonu, yani  hastaların eğitimi, manuel lenf drenajı, çok tabakalı bandaj,  kompresyon giysileri, egzersiz ve cilt bakımıdır. Hastaların düzenli takip ve tedavilerinin yapılması da vazgeçilmezdir” diye konuşuyor.<strong>  </strong>Bazı özel durumlarda  veya ileri evrelerde cerrahi müdahale gerekebildiğini ifade eden Prof. Dr. Meltem Vural, “Süper mikrocerrahi teknikleri, lenf sıvısının dolaşıma kazandırılmasını sağlayarak şikayetleri azaltabilmektedir. Lenfovenöz anastomoz (LVA) ve lenf nod transferi (LNT) gibi yeni cerrahi yöntemler, lenfödem tedavisinde uygulanabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</strong></p>
<p>Lenfödem açısından riskli olan kişilerin veya lenfödem sorunu yaşayan hastaların kol ve bacak gibi uzuvlarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödeme karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Sorunlu olan kol veya bacağınıza yönelik zorlayıcı aktivitelerden kaçının. Ağırlık kaldırma, itme veya çekme gibi güç gerektiren hareketler yapmayın. </li>
<li>Etkilenen kol bölgesinden tansiyon ölçümü yapmayın. Damar yolu açılacaksa lenfödem sorunu olduğunuzu bildirin, bu durumda işlem diğer kolunuzdan yapılacaktır. </li>
<li>Cilt temizliğine ve kuruluğuna önem verin. Etkilenen bölgeye uygun PH içeriğine sahip temizleyici ürünlerle yıkanın. Ardından, cildinizi nazik bir şekilde kurulayın ve yağsız dermatolojik nemlendiriciler ile nemlendirin. Tırnaklarınızı cildinize zarar vermeyecek şekilde kısaltın.</li>
<li>İlgili bölgelerinizi güneşten koruyun, yüksek faktörlü güneş kremlerini tercih edin.</li>
<li>Etkilenen uzuvlarınızı böcek ısırmalarına, yara ve çiziklere karşı koruyun.</li>
<li>Sıkı ve dar giysilerden, takılardan kaçının. </li>
<li>Uyurken, etkilenen uzvun altta kalmamasına dikkat edin. </li>
<li>Uçak yolculuklarında basınç değişimlerine karşı bası giysileri giyin. </li>
<li>Dengeli beslenin ve kilo kontrolüne özen gösterin. </li>
<li>Hekiminizin önerileri doğrultusunda; tempolu yürüyün,  temiz olduğu bilinen denizde yüzün, lenfödeme yönelik egzersizler ve nefes egzersizleri yapın. Ayrıca, uzun süre hareketsiz kalmamaya çalışın. </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332">Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:44:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[özgen]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yıllarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar ve kış ayları, solunum yolu enfeksiyonları gibi birçok hastalığın artış gösterdiği dönemler olarak bilinse de, bazı sağlık sorunlarının tedavisi için en uygun zaman dilimini de oluşturuyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varis tedavisinin de bu aylarda yapılmasının avantajlı olduğunu belirterek, “Sıcak havaların etkisinin azalması, tedavi sürecini daha konforlu hâle getirir ve iyileşmeyi hızlandırır” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923">Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="656" data-end="1170">Varis hastalığı, bacak toplardamarlarındaki kapakçıkların görevini yerine getirememesi sonucu damar yapısının bozulması ve genişlemesiyle ortaya çıkıyor. Hem ağrıya yol açması hem de estetik açıdan rahatsız edici olması nedeniyle tıbbi ve kozmetik açıdan önem taşıyor. Dr. Özgen, varisin bacaklarda ağrı, şişlik, yanma, kaşıntı ve gece krampları gibi belirtilerle kendini gösterdiğini vurguluyor. Tedavisi geciken varis, ciltte renk değişiklikleri, ödem ve venöz ülser gibi ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor.</p>
<p data-start="1172" data-end="1208"><strong data-start="1172" data-end="1206">Sonbahar ve kış tedaviye uygun</strong></p>
<p data-start="1210" data-end="1534">Dr. Özgen, “Bu mevsimler hem hastaların konforunu bozmaz hem de tedaviden daha hızlı sonuç almamızı sağlar. Lazer, köpük (skleroterapi) ve radyofrekans gibi modern yöntemlerden sonra bir süre varis çorabı kullanılması gerekir. Soğuk havalar cilt iyileşmesini destekler ve güneş ışığının azlığı leke riskini azaltır” diyor.</p>
<p data-start="1536" data-end="1576"><strong data-start="1536" data-end="1574">Dikkat edilmesi gereken belirtiler</strong></p>
<p data-start="1578" data-end="1898">Bacaklarda belirgin damarlar, dolgunluk hissi veya ağrı gibi şikâyetleri olan kişilerin vakit kaybetmeden bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini söyleyen Dr. Özgen, varisin sadece estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini, tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlar gelişebileceğini belirtiyor.</p>
<p data-start="1900" data-end="1933"><strong data-start="1900" data-end="1931">Varise karşı 8 etkili önlem</strong></p>
<p data-start="1935" data-end="2057">Dr. Özgen, varisin genetik yatkınlığa bağlı olsa da yaşam tarzıyla tetiklenebileceğini belirterek şu önlemleri öneriyor:</p>
<ol data-start="2059" data-end="2807">
<li data-start="2059" data-end="2164">
<p data-start="2062" data-end="2164"><strong data-start="2062" data-end="2092">Uzun süre ayakta kalmayın:</strong> Bacakları zaman zaman kalp seviyesinin üstüne kaldırarak dinlendirin.</p>
</li>
<li data-start="2165" data-end="2284">
<p data-start="2168" data-end="2284"><strong data-start="2168" data-end="2197">Hareketsizlikten kaçının:</strong> Düzenli yürüyüş ve masa başında kısa hareket molalarıyla kan dolaşımını destekleyin.</p>
</li>
<li data-start="2285" data-end="2371">
<p data-start="2288" data-end="2371"><strong data-start="2288" data-end="2319">Bacak bacak üstüne atmayın:</strong> Kan akışını zorlaştıran bu alışkanlıktan kaçının.</p>
</li>
<li data-start="2372" data-end="2448">
<p data-start="2375" data-end="2448"><strong data-start="2375" data-end="2400">İdeal kiloyu koruyun:</strong> Fazla kilolar bacak damarlarına yük bindirir.</p>
</li>
<li data-start="2449" data-end="2544">
<p data-start="2452" data-end="2544"><strong data-start="2452" data-end="2484">Su tüketimine özen gösterin:</strong> Günlük 1,5–2 litre su içmek damar sağlığı için önemlidir.</p>
</li>
<li data-start="2545" data-end="2638">
<p data-start="2548" data-end="2638"><strong data-start="2548" data-end="2594">Yüksek topuklu ayakkabıyı sık kullanmayın:</strong> Baldır kaslarının pompa etkisini azaltır.</p>
</li>
<li data-start="2639" data-end="2724">
<p data-start="2642" data-end="2724"><strong data-start="2642" data-end="2675">Hamam ve saunadan uzak durun:</strong> Aşırı sıcak damarların genişlemesine yol açar.</p>
</li>
<li data-start="2725" data-end="2807">
<p data-start="2728" data-end="2807"><strong data-start="2728" data-end="2751">Sigara kullanmayın:</strong> Damar duvarlarını zayıflatarak varis riskini artırır.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="2809" data-end="2938">Dr. Özgen, bu önlemlerle hem varis riskinin azaltılabileceğini hem de tedavi sürecinin daha başarılı geçebileceğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923">Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cildiniz kışa hazır mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cildiniz-kisa-hazir-mi-581475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 07:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cildiniz]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[dudak]]></category>
		<category><![CDATA[elmas]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, soğuk havaların cilt üzerindeki olumsuz etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildiniz-kisa-hazir-mi-581475">Cildiniz kışa hazır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, soğuk havaların cilt üzerindeki olumsuz etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Soğuk havada cilt, nemini kaybediyor!</strong></p>
<p>Soğuk havanın cildin nemini kaybetmesine yol açtığını dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, “Bunun nedeni, havadaki nem oranının düşmesi ve soğuk rüzgârların cildin doğal koruyucu tabakasını zayıflatmasıdır. En çok etkilenen bölgeler ise açıkta kalan yüz, dudaklar ve ellerdir. Bu bölgelerde kuruluk, kızarıklık, çatlama ve hassasiyet sık görülür.” dedi.</p>
<p><strong>Soğukta cilt yüzeyindeki yağ tabakası azalıyor </strong></p>
<p>Soğukta el, yüz ve dudaklarda sık görülen kuruluk ve çatlamaların nedenlerini de değerlendiren Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, “Soğukta cilt yüzeyindeki yağ tabakası azalır, bu da suyun ciltten buharlaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca rüzgâr ve düşük sıcaklıklar cildin kan dolaşımını yavaşlatır. Sonuç olarak ciltte kuruma, gerginlik, çatlama ve hatta bazen kanama görülebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Krem, yaz kış kullanılmalı! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, soğuk havalarda cilt bakım rutininde yapılması gereken değişikliklere değinerek, “Temizlik ürünleri nazik ve sabun içermeyen türlerden seçilmelidir. Nemlendirici kullanımı artırılmalı, özellikle banyodan sonra mutlaka uygulanmalıdır. Güneş koruyucu krem yaz kış kullanılmalıdır çünkü kış güneşi de zararlıdır. El ve dudak bakımına özel önem verilmelidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Cilt tipine uygun nemlendirici seçilmeli</strong></p>
<p>Nemlendirici seçiminde dikkat edilmesi gereken noktaları da aktaran Prof. Dr. Elmas, “Nemlendirici seçerken cilt tipine uygun ürün tercih edilmelidir. Kuru ciltlerde yoğun ve yağ bazlı kremler faydalıdır. Hassas ciltlerde parfümsüz ve hipoalerjenik ürünler tercih edilmelidir. Doğal içerikler (shea yağı, badem yağı) faydalı olsa da dermokozmetik ürünler bilimsel olarak geliştirilmiş formülleri sayesinde genellikle daha etkilidir.” dedi.</p>
<p><strong>Dudakları yalamak kuruluğu artırır </strong></p>
<p>Soğuk havalarda dudak çatlamasını önlemek için uygulanabilecek yöntemlere değinen Prof. Dr. Elmas, “Hindistan cevizi yağı, shea yağı veya zeytinyağı dudaklara sürülebilir. Dudakları yalamaktan kaçınılmalıdır çünkü bu durum kuruluğu artırır. Bol su içmek de dudak sağlığı için önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cilt temizliğinde suyun sıcaklığına dikkat edilmesi gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Elmas, “Çok sıcak su cildin koruyucu yağ tabakasını daha da hızlı yok eder. Bu da kuruluğu artırır ve cildi tahriş eder. Ilık suyla yıkamak cilt sağlığı için en uygun seçenektir.” diye konuştu.</p>
<p>Evde uygulanabilecek doğal bakım önerileri de paylaşan Prof. Dr. Elmas, “Yarım olgun avokado ezmesi 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile karıştırılıp, yüze uygulanır. 20 dakika bekletilip durulanır. Zeytinyağı ve birkaç damla E vitamini yağı karışımı ciltte koruyucu bariyer oluşturur. Bu doğal yöntemler haftada 1-2 kez uygulanabilir.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildiniz-kisa-hazir-mi-581475">Cildiniz kışa hazır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir cilt için önce bağırsaklarınızı iyileştirin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-cilt-icin-once-bagirsaklarinizi-iyilestirin-574805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 11:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklarınızı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirin]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cildinizde sık sık döküntüler, sivilceler ya da kuruluk mu yaşıyorsunuz? Sorunun kaynağı düşündüğünüzden çok daha derinlerde, bağırsaklarınızda olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-cilt-icin-once-bagirsaklarinizi-iyilestirin-574805">Sağlıklı bir cilt için önce bağırsaklarınızı iyileştirin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cildinizde sık sık döküntüler, sivilceler ya da kuruluk mu yaşıyorsunuz? Sorunun kaynağı düşündüğünüzden çok daha derinlerde, bağırsaklarınızda olabilir. Sağlıklı bir cildin temeli sağlıklı bağırsaklardan geçiyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, bağırsak sağlığının cilt hastalıklarıyla olan doğrudan ilişkisine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p><strong>Sağlıklı bir cilt için sadece kozmetik ürünler ya da dışarıdan yapılan uygulamalar yeterli değil. “Bağırsak mikrobiyotasının dengesi, cilt sağlığının temel belirleyicilerinden biri” diyen Prof. Dr. Murat Baş, bağırsak sağlığı ile cilt hastalıkları arasındaki ilişkinin önemli olduğunu vurguluyor…</strong></p>
<p>Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca bakteri sadece sindirimi değil, bağışıklık sistemini ve cilt sağlığını da etkiliyor. Prof. Dr. Murat Baş, bağırsaklarda yer alan mikrobiyal dengenin bozulmasının birçok cilt hastalığını tetikleyebileceğini belirterek, “Sağlıklı bir bağırsak, cilt hastalıklarından korunmamız açısından çok önemli. Mikrobiyotadaki değişiklikler; rosacea, alopesi areata (saçkıran), hidradenitis suppurativa, eritema nodozum, pyoderma gangrenosum ve sedef gibi hastalıklara yol açabilir” diyor.</p>
<p>Bağırsak mikrobiyotasını etkileyen en önemli faktörlerin başında ise beslenme geliyor. Prof. Dr. Murat Baş, “Diyetin türü ve içeriği mikrobiyota bileşimini doğrudan etkiler. Ayrıca gereksiz antibiyotik kullanımı da yararlı bakterileri öldürerek dengeyi bozabilir. Egzersiz mikrobiyal çeşitliliği artırırken, genetik faktörler de bu yapının şekillenmesinde rol oynar” ifadelerini kullanarak sağlıklı bağırsak tanımında bütüncül yaklaşımın esas alınması gerektiğini belirtiyor. “Sağlıklı bir bağırsak, yapısal ve işlevsel olarak iyi durumda olan ve mikrobiyotasının dengeli olduğu bir bağırsaktır. Bu noktada mikrobiyal çeşitlilik ve faydalı bakterilerin varlığı önemli” diyen Prof. Dr. Murat Baş, bütüncül yaklaşımın bu yapının değerlendirilmesinde en doğru yöntem olarak öne çıktığını vurguluyor. </p>
<p><b><strong>En Çok Önerilen Akdeniz Tipi Beslenme</strong></b></p>
<p>Beslenme düzeni hem bağırsak hem de cilt sağlığını doğrudan etkiliyor. Prof. Dr. Murat Baş’a göre badem gibi kuruyemişler kırışıklıkları azaltabiliyor, soya fasulyesi ise cilt nemini artırarak özellikle menopoz dönemindeki kadınlar için fayda sağlayabiliyor. Soya, içerdiği östrojen benzeri izoflavonlar sayesinde ciltteki kuruluk, kırışıklık ve yara iyileşmesine olumlu katkı sağlıyor.</p>
<p>Mikrobiyota ve cilt sağlığı için en çok önerilen beslenme modelinin Akdeniz tarzı beslenme olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş; sebze, meyve, zeytinyağı, balık ve tam tahıllar gibi doğal ve çeşitli gıdaları içeren bu beslenme biçiminin, sağlıklı bakterilerin bağırsakta çoğalmasına katkıda bulunduğunu belirtiyor. </p>
<p>Sağlıklı bir bağırsak ve cilt için yaşam tarzının da etkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li>Bolca kahkaha atın</li>
<li>Dengeli ve doğal beslenin</li>
<li>Egzersizi hayatınızdan eksik etmeyin</li>
<li>Stres yönetimine önem verin</li>
<li>Üretken olun, hayattan keyif alın</li>
<li>Kendinize dinlenme alanı yaratın</li>
<li>Sevdiklerinizle zaman geçirin</li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Murat Baş, iç dengenin dış görünüşle doğrudan bağlantılı olduğunu hatırlatarak, cilt sağlığı için bağırsakların da ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor: “İçeride ne varsa dışarıya o yansır. Cildin güzelliği dışarıdan değil, içeriden başlar. Bağırsak sağlığınızı korumadan cildinizi tam anlamıyla iyileştiremezsiniz”…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-cilt-icin-once-bagirsaklarinizi-iyilestirin-574805">Sağlıklı bir cilt için önce bağırsaklarınızı iyileştirin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her mevsim sağlıklı ve ışıltılı bir cilt mümkün…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-mevsim-saglikli-ve-isiltili-bir-cilt-mumkun-572515</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 08:44:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[erbaş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[makyaj]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Programı Başkanı Öğr. Gör. Birgül Erbaş, sağlıklı ve ışıltılı bir cilt için kritik uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-mevsim-saglikli-ve-isiltili-bir-cilt-mumkun-572515">Her mevsim sağlıklı ve ışıltılı bir cilt mümkün…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Programı Başkanı Öğr. Gör. Birgül Erbaş, sağlıklı ve ışıltılı bir cilt için kritik uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Sıcak ve nem cildi sağlığını etkiliyor </strong></p>
<p>Güneşin sıcak etkisi ve nemin artışının cilt sağlığını olumsuz etkilediğini ifade eden Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “Cildimizi korumak ve aynı zamanda bakımlı görünmek için doğru ürünleri seçmek büyük önem taşıyor. Her mevsim güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmanın en etkili yolu güneş koruyucu kullanmaktır. En az SPF 30 içeren, UVA-UVB filtreli güneş kremleri düzenli olarak yenilenmeli, ayrıca şapka ve gözlük gibi fiziksel koruyucular da tercih edilmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>Su bazlı nemlendirici kullanılmalı</strong></p>
<p>Sıcak havanın cildin nem kaybını artırdığına işaret eden Erbaş, “Bu nedenle su bazlı, hafif nemlendiriciler kullanılmalıdır. Aloe vera ve hyaluronik asit içeren ürünler cildi ferahlatır, nemi hapseder. Düzenli nemlendirme cilt lekelerinin oluşumunu da azaltır. Ciltte en sık görülen sorunlardan biri güneş lekeleridir. C vitamini gibi antioksidan içerikli serumlar lekelerin oluşmasını önlemeye yardımcı olur. Var olan lekeler içinse uzman desteğiyle tedavi uygulanmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Makyajı cildi yormadan yapın</strong></p>
<p>Özellikle sıcak aylarda makyajda amacın cildi yormadan doğal bir ışıltı yakalamak olduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “İnce yapılı BB/CC kremler veya hafif fondötenler, suya ve tere dayanıklı maskara ve eyeliner ile doğal tonlarda ruj ve allıklar tercih edilebilir. Sıcak havada makyajın kalıcı olması için ürünlerin üzerinde waterproof (suya dayanıklı) ve long-lasting (uzun süre kalıcı) ibareleri aranmalıdır. Suya dayanıklı makyaj ürünleri çift fazlı veya yağ bazlı temizleyicilerle arındırılmalıdır. Gece makyajla uyumak, cildin nefes almasını engelleyerek en sık yapılan hatalardan biridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güneşten korunmayı alışkanlık haline getirmeliyiz</strong></p>
<p>Koruyucusuz güneşe çıkma, aşırı ağır makyaj yapma, yeterince su içmeme, makyajı temizlemeden uyumanın cilt sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “Cildimizi korumanın sırrı; doğru ürünleri seçmek, hafif makyajla cilde nefes aldırmak ve güneşten korunmayı alışkanlık haline getirmektir. Bu sayede hem sağlıklı hem de ışıltılı bir görünüme sahip olmak mümkündür.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-mevsim-saglikli-ve-isiltili-bir-cilt-mumkun-572515">Her mevsim sağlıklı ve ışıltılı bir cilt mümkün…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cildinizin Yaşlanmasını Geciktiren 4 Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cildinizin-yaslanmasini-geciktiren-4-onlem-568475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 07:48:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş ışınları, hava kirliliği, sigara kullanımı, stres ve çevresel faktörler cilde zarar vererek hızlı yaşlanmaya neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildinizin-yaslanmasini-geciktiren-4-onlem-568475">Cildinizin Yaşlanmasını Geciktiren 4 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş ışınları, hava kirliliği, sigara kullanımı, stres ve çevresel faktörler cilde zarar vererek hızlı yaşlanmaya neden oluyor. Genetik faktörlerin de hızlandırdığı yaşlanma süreci, günümüzün yeni nesil tedavi yöntemleriyle önemli ölçüde yavaşlatılabiliyor. Somon DNA ile yüzün doğal ifadesi bozulmadan cildin genç ve parlak bir görünüm alması sağlanabiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Topçular Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Ebru Okyay, Somon DNA uygulaması hakkında bilgi verdi ve cilt yaşlanmasını önlemek için önemli önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>25 yaşından sonra cildinize daha fazla özen gösterin</strong></p>
<p>Cildin yaşlanması zaman içinde gelişen doğal bir süreçtir. Bu değişim genetik yapı, hormonlar, yaşam tarzı ve çevresel etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkar. Genellikle 25 yaş sonrası ciltte bazı değişiklikler başlar. Kolajen ve elastin üretimi azalır, cilt sıkılığını kaybetmeye başlar. Hücre yenilenme hızı düşer. Cilt daha donuk ve mat görünür, hyaluronik asit seviyesi azalır. Cilt nemini kaybeder, kuruluk artar. İnce çizgiler özellikle mimik bölgelerinde (göz çevresi, alın) ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Cildinizdeki yaşlanma belirtilerini azaltıyor</strong></p>
<p>Somon DNA uygulamasında somon balığından elde edilen ve polinükleotid adı verilen DNA yapısında moleküller içeren bir madde kullanılır.  Bu moleküller, cildin kendi kendini yenileme kapasitesini artırarak cilde kaybettiği nemi ve elastikiyeti geri kazandırmaya yardımcı olur, yaşlanma belirtilerini azaltarak cildi canlandırmaya katkı sağlar. Deride kolajen ve elastin üretimini destekler. Antioksidan etkisi sayesinde yaşlanma sürecini yavaşlatır. Biyolojik olarak uyumlu bir molekül olduğu için alerji yapma ihtimali düşüktür. Gençlik aşısı olarak adlandırılan hyalüronik asit içerikli ürünler ise hacmine göre 10 kat daha fazla su tutma gücüne sahiptir. Bu sayede nem dengesini korumaya yardımcı olur ve özellikle kuru ve yıpranmış ciltlerdeki hasarı onarır.</p>
<p><strong>Etkisini ilk seansta gösteriyor</strong></p>
<p>Somon DNA ve hyaluronik asit içeren özel bir serum, ince iğnelerle deri altına enjekte edilir. Yüz, boyun, dekolte bölgesi ve eller gibi yaşlanma belirtilerinin görüldüğü bölgelere uygulanabilir. Uygulama protokolü 2-3 hafta aralıklarla 3-4 seans şeklindedir. İşlem sonrası hafif kızarıklık, şişlik veya morarma olabilir, ancak genellikle birkaç gün içinde kaybolur. Etkisini ilk seanstan itibaren gösterir ancak tam sonuçlar birkaç hafta sonra gözle görülür hale gelir.</p>
<p><strong>Bu ipuçları cildi genç tutuyor</strong></p>
<p><strong>Güneşte geçirdiğiniz zamanı sınırlayın:</strong> Güneş ışınlarının en güçlü olduğu zamanlarda güneşte bulunmaktan kaçının. Örneğin yaz aylarında, 10:00-16:00 saatleri arasında güneşten uzak durmaya çalışın. Gökyüzü bulutlu olsa bile dikkatli olmak önemlidir. Güneşin UV ışınları bulutların arasından geçebilir.</p>
<ol>
<li><strong>Güneş kremi kullanın: </strong>15 veya daha yüksek SPF (güneş koruma faktörü) içeren güneş kremleri kullanın. Etiketinde &#8220;geniş spektrumlu&#8221; yazan güneş kremlerini seçmek en iyisidir. Güneş kremini dışarı çıkmadan 15 ila 30 dakika önce sürün. Güneş kremi en az iki saatte bir tekrar uygulanmalıdır. Yüzüyorsanız, terliyorsanız veya cildinizi havluyla ovuyorsanız daha sık güneş kremi sürmeniz gerekir.</li>
<li><strong>Koruyucu giysiler ve güneş gözlüğü takın:</strong> Geniş kenarlı bir şapka boynunuzu, kulaklarınızı, gözlerinizi ve başınızı gölgeleyebilir. Güneş ışınlarının %99 ila %100&#8217;ünü engelleyen güneş gözlüklerini seçin. Güneşe çıkmayı planlıyorsanız bol, hafif, uzun kollu gömlekler ve uzun pantolonlar veya uzun etekler giyin.</li>
<li><strong>Bronzlaşmaktan kaçının:</strong> Güneş lambaları veya bronzlaşma yatakları kullanmayın. Bronzlaştırıcı losyonlar veya kremler kullanmadan önce dikkatli olun ve doktorunuzla görüşün. Güneşsiz bronzlaştırıcı spreyler ve losyonlar genellikle dihidroksiaseton (DHA) adı verilen bir kimyasal içerir ve bu kimyasal ağzınıza, burnunuza veya gözlerinize kaçarsa tehlikeli olabilir. Bronzlaştırıcı haplar FDA tarafından onaylanmamıştır ve güvenli olmayabilir.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildinizin-yaslanmasini-geciktiren-4-onlem-568475">Cildinizin Yaşlanmasını Geciktiren 4 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önümüzdeki 10 yılda milyonlarca insan etkilenecek!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onumuzdeki-10-yilda-milyonlarca-insan-etkilenecek-567949</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:11:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[güngör]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[Melanom]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567949</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde dünyada en sık görülen kanserler arasında ilk sırada yer alan cilt kanseri, erken dönemde tedavi edilmediğinde hayatı tehdit edebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onumuzdeki-10-yilda-milyonlarca-insan-etkilenecek-567949">Önümüzdeki 10 yılda milyonlarca insan etkilenecek!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde dünyada en sık görülen kanserler arasında ilk sırada yer alan cilt kanseri, erken dönemde tedavi edilmediğinde hayatı tehdit edebiliyor. Üstelik, eskiden genellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde görülürken, son yıllarda özellikle 20-40 yaş aralığında melanom tipi cilt kanserinde belirgin artış yaşanıyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör,</strong>  yoğun güneşlenme alışkanlığının, güneşten koruyucu kremlerin yetersiz uygulanmasının ve solaryumun gençleri daha riskli hale getirdiğine işaret ediyor.   Özellikle en tehlikeli cilt kanseri türü olan melanom erken evrede tedavi edilebilirken, geç kalındığında ise hızla lenf bezlerine ve diğer organlara metastaz yapıyor. Melanom dışı cilt kanserleri ise genellikle daha yavaş ilerlemelerine ve metastaz riski düşük olmalarına rağmen tedavisinde geç kalınırsa büyük doku kayıplarına ve ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör,</strong> bu nedenle cilt kanserlerinde erken teşhisin yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekerek,   “Tümörü ne kadar erken yakalarsak tedavisi de o kadar kolay olur. Dolayısıyla, erken teşhis için ayda bir kez ayna yardımıyla benlerin ve cildin hem güneş gören hem de görmeyen bölgelerinin incelenmesi büyük bir önem taşır” diyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör,</strong> bu sayede var olan benlerdeki değişikliklerin erkenden fark edileceğini belirterek, “Özellikle 40 yaş sonrasında yeni çıkan her türlü cilt kabarıklığında, benin hızla büyüdüğü durumlarda, iyileşmeyen yaralarda, var olan benlerdeki değişikliklerde zaman kaybetmeden dermatoloji hekimine başvurmak, hayat kurtarmaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Önümüzdeki 10 yılda milyonlarca insan etkilenecek</strong></p>
<p>Dünyada, melanom dışı, yani bazal hücreli ve skuamöz hücreli kanserler tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Bu rakamlar cilt kanserinin en sık görülen kanser türü olduğunu gösteriyor. Melanom ise tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1-2’sini oluşturuyor ve 6. sırada yer alıyor. Ülkemizde de melanom dışı cilt kanserlerinin ilk sırada, melanomun ise ilk 10 içinde yer aldığı belirtiliyor.  Dünya Sağlık Örgütü, cilt kanserinde önümüzdeki yıllarda küresel çapta artış beklendiği uyarısında bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2022 yılında, dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyon yeni melanom dışı cilt kanseri ve 330 bin yeni melanom vakası raporlandı. 2030 yılına kadar bu sayının melanom dışı cilt kanserlerinde yüzde 20-25, melanomda ise yüzde 35-40 oranında artacağı düşünülüyor. 2030’lu yıllarda her yıl milyonlarca kişinin cilt kanserinden etkileneceği öngörülüyor. Bu rakamların nüfus artışı ve yaşlanmaya bağlı olarak önümüzdeki 10 yılda yüzde 50 oranında artabileceği bildiriliyor.</p>
<p><strong>Cilt kanseri iki gruba ayrılıyor</strong></p>
<p>Cildimizde yer alan her hücre tipinden farklı türde kanser tipleri gelişiyor. Bunlar arasında en sık melanom ve melanom dışı cilt kanserleri görülüyor. Melanom dışı cilt kanserleri kendi içinde bazal hücreli kanser (BHK) ve skuamöz (yassı) hücreli kanser (SHK) olarak iki başlıkta sınıflandırılıyor. Cildin bazal tabakasındaki hücrelerinde gelişen bazal hücreli kanser çoğunlukla yüzde, özellikle burun üzerinde görülürken; daha az olarak göğüs, sırt, kollar, bacaklar veya saçlı deride ortaya çıkabiliyor. Cildin üst katmanlarını oluşturan çok katlı skuamöz hücrelerin kanseri olan skuamöz (yassı) hücreli kanser de özellikle yüz ve dudaklarda görülüyor ve bazal hücreli kansere göre daha hızlı büyürken yakınındaki lenf bezlerine ve uzak organlara sıçrama riski de oluyor. Deriye renk veren melanosit adlı hücrelerin kanserleşmesiyle oluşan melanom ise ciltte var olan benlerin üzerinden gelişebileceği gibi, herhangi bir öncü lezyon olmadan da ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><strong>Cilt kanserinin 8 önemli sinyali! </strong></p>
<p>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, benlerinizde aşağıda yer alan değişiklikler varsa, zaman kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına muayene olmanız gerektiği uyarısında bulunuyor.</p>
<ul>
<li>Yeni bir ben çıkması ve hızla büyümesi</li>
<li>Var olan benlerde büyüklük, renk ve şekil değişikliği</li>
<li>Diğerlerinden farklı bir ben oluşumu</li>
<li>Benin asimetrik bir şekilde olması</li>
<li>Ben kenarlarının girintili ve çıkıntılı olması</li>
<li>Ben üzerinde iki veya daha fazla renk olması</li>
<li>Bende kaşıntı, kanama ve/veya sulantı olması</li>
<li>Bene dokunulduğunda pürüzlü veya pul pul hissedilmesi</li>
</ul>
<p><strong>En önemli risk faktörü güneş ışınları</strong><br />
Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, cilt kanserinde en önemli risk faktörünün ultraviyole (UV) ışınlarına yoğun maruz kalmak olduğunu belirterek,  “Bronzlaşmak için uzun süre güneşlenen, özellikle kısa tatillerde yoğun güneş ışığına maruz kalan kişilerin riski daha fazladır. Ayrıca, solaryum cihazları da bu nedenle ciddi risk oluşturur” diyor. Prof. Dr. Emel Güngör, yaşla birlikte biriken ultraviyole dozunun, katran-arsenik ve bazı endüstriyel kimyasallara maruziyetin, ayrıca radyoterapi uygulanmış bölgelerin riski artırdığına işaret ederek, “Açık tenli, çilli, sarı veya kızıl saçlı, renkli gözlü kişiler ile ailesinde veya kendisinde cilt kanseri öyküsü bulunan kişilerde de risk artar. Bunların yanı sıra çok sayıda ve özellikle düzensiz şekilli atipik benlere sahip olanlar, yine özellikle   çocukluk döneminde su dolu şiddetli güneş yanığı geçirenler, açık havada uzun süre çalışmaları nedeniyle güneşe yoğun maruz kalanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, kalıtsal hastalık olarak güneş ışığına hassasiyeti olan ve güneş hasar onarım mekanizmalarında sorun yaşayan kişiler risk grubunda yer alır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Cilt kanserinden korunmak için 5 kritik kural! </strong></p>
<p>Melanom ve melanom dışı cilt kanserlerinden korunmanın en önemli yolu, güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına maruziyeti azaltmaktan geçiyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, cilt kanserine karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Güneş ışınlarının en güçlü olduğu saatlerde (10:00-15:00) güneş altında durmayın. Cildinizin kızarmasına izin vermeyin.</li>
<li>SPF 30 ve üzeri güneş koruyucu kremler kullanın. UV filtrelerinin yaş grubuna ve cilt tiplerine göre seçilmesi gerekiyor. Yine yüz ve gövde için farklı ürünler tavsiye ediliyor. Bu nedenle, güneşten koruyucu seçiminde dermatoloji hekiminizden yardım alın.</li>
<li>Güneşten koruyucu kremleri dışarıya çıkmadan en az 20 dakika önce sürün ve her iki saatte bir tekrarlayın. Terleme sonrasında ve deniz veya havuza girip çıktığınızda iki saati beklemeyin, ürünü tekrar sürün.</li>
<li>Geniş kenarlı şapkalar, güneş gözlükleri, uzun kollu ve sıkı dokunmuş giysilerle cildiniz ile güneş ışınları arasına bariyer koyun. Sörf ve kano gibi sporlarda UV filtreli giysiler giyin, açık cilt alanlarına tercihen suya dayanıklı güneş koruyucu kremler uygulayın.</li>
<li>Solaryumdan kaçının.</li>
</ul>
<p><strong>Tedavideki ilk basamak cerrahi yöntem </strong></p>
<p>Melanom ve melanom dışı cilt kanserlerinde tanı biyopsiyle kesinleşiyor ve kanserin tipi ile alt tipi belirleniyor. Tedavinin şekline ise hastanın yaşına, tümörün yerleştiği alana, tipine, büyüklüğüne ve hastanın eşlik eden diğer sağlık problemlerine göre karar veriliyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör,<strong> </strong>cilt kanserlerinin tedavisinde ilk basamak olarak cerrahi yöntem uygulandığını belirterek, süreci şöyle özetliyor: “Melanom dışı cilt kanserlerinde tümörün büyüklüğüne göre çıkarılması gereken sağlam cilt alanı belirlenir ve ikinci seansta güvenilir alan tespit edilerek tümör cerrahi yöntemle çıkarılır. Melanom tedavisinde ise güvenli cerrahi sınır genişliği melanomun deri içindeki kalınlığına bağlı olarak belirlenir. Melanomun kalınlığı arttıkça ilk olarak lenf bezlerine daha sonra da diğer organlara yayılma riski yükselir. Bu nedenle, melanom hücrelerinin cilt içindeki seviyesine göre evreleme yapılır ve bu evrelemeye göre gerekirse komşu lenf bezleri incelenir, hatta ileri evre melanomlarda tüm vücut olası metastazlar açısından taranır.”  Prof. Dr. Emel Güngör, cerrahiye uygun olmayan melanom dışı cilt kanserinde ise özel kremler, kriyoterapi, elektrokoterizasyon ve radyoterapi gibi farklı seçeneklere başvurulduğunu belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onumuzdeki-10-yilda-milyonlarca-insan-etkilenecek-567949">Önümüzdeki 10 yılda milyonlarca insan etkilenecek!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyardı: &#8220;Cilt Kanserine Karşı Mutlaka Koruyucu Ekipmanlar ve Güneş Koruyucu Kullanılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-cilt-kanserine-karsi-mutlaka-koruyucu-ekipmanlar-ve-gunes-koruyucu-kullanilmali-559757</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 08:55:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[ekipmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, personele yönelik ‘Sağlıklı Hayat’ konulu eğitim düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-cilt-kanserine-karsi-mutlaka-koruyucu-ekipmanlar-ve-gunes-koruyucu-kullanilmali-559757">Uzmanlar Uyardı: &#8220;Cilt Kanserine Karşı Mutlaka Koruyucu Ekipmanlar ve Güneş Koruyucu Kullanılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, personele yönelik ‘Sağlıklı Hayat’ konulu eğitim düzenledi. Seminerde güneş ışınlarının cilt kanseri için risk faktörü olduğunu belirten Doktor Ebru Aldal Gerboğa, ‘’Cilt kanseri riskini azaltmak için mümkünse saat 12.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkılmamalı, çıkmak zorunda olanlar ise şapka ve uzun kollu kıyafetler gibi fiziksel koruyucu ekipmanlar ile güneş koruyucu kullanılmalı’’ dedi.</p>
<p>Eğitimde Doktor Ebru Aldal Gerboğa ve Doktor Büşra Özkan; ilçedeki koruyucu sağlık hizmetleri merkezleri ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p>Psikolog Ebru Aşılı ise; ruh sağlığı, teknoloji bağımlılığı, bağımlılıkla mücadele ve iletişim becerileri gibi konularda personeli bilgilendirerek, yardım alabilecekleri merkezler hakkında personeli bilgilendirdi.  </p>
<p><b>Ebru Aldal Gerboğa: Vatandaşların sağlık alanında bilgi sahibi olmasını hedefliyoruz</b></p>
<p>Sağlıklı Hayat Akademisi eğitimlerini daha fazla kişiye ulaştırabilmek amacıyla eğitimler düzenlediklerini belirten Doktor Ebru Aldal Gerboğa, ‘’Eğitimde Sağlıklı Hayat Merkezlerini duyuruyor ve vatandaşların sağlık alanında temel bilgi sahibi olmasını hedefliyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; fizyoterapist, diyetisyen, psikolog ve çocuk gelişim uzmanları vatandaşlara hizmet veriyor. Ayrıca ücretsiz kanser taraması yapılıyor. Küçükçekmece’de Soğuksu, Kemalpaşa ve Atakent’te Sağlıklı Hayat Merkezleri bulunuyor. Vatandaşlar telefonla ya da direkt başvurarak merkezlerden randevu alabilirler’’ dedi.</p>
<p>Psikolog Ebru Aşılı ise günümüzün en önemli sorunlarından biri olan teknoloji bağımlılığı konusunda, ‘’Teknoloji bağımlılığında çeşitli tedavi yöntemleri mevcut. Tıbbi tedavi, psikolojik destek, aile desteği ve sosyal destek kanalları var. Ergenlik çağındakiler ve üniversite öğrencileri teknoloji bağımlılığı en çok görülen yaş grubu. Bu eğitimlerde de teknoloji bağımlılığı konusunda ebeveynleri bilgilendirmeye, farkındalık kazandırmaya çalışıyoruz’’ diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-cilt-kanserine-karsi-mutlaka-koruyucu-ekipmanlar-ve-gunes-koruyucu-kullanilmali-559757">Uzmanlar Uyardı: &#8220;Cilt Kanserine Karşı Mutlaka Koruyucu Ekipmanlar ve Güneş Koruyucu Kullanılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt tipinize uygun olması çok önemli, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-tipinize-uygun-olmasi-cok-onemli-cunku-555041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 07:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tipinize]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutluluk hormonu salgılatıyor, uyku kalitesini artırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, sağlığımızın vazgeçilmezi D vitamininin sentezlenmesini sağlıyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-tipinize-uygun-olmasi-cok-onemli-cunku-555041">Cilt tipinize uygun olması çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mutluluk hormonu salgılatıyor, uyku kalitesini artırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, sağlığımızın vazgeçilmezi D vitamininin sentezlenmesini sağlıyor… Yaz mevsiminde tüm yakıcılığını hissettiren güneş, sağlığımız üzerinde son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, kontrolsüz olarak maruz kaldığımızda güneşin ultraviyole (UV) ışınları cildimizde pek çok olumsuz etkiye yol açabiliyor. Cilt yaşlanmasının hızlanması, lekelenme, foto yaşlanma ve cilt kanseri, UV ışınlarının en sık neden olduğu sorunlardan. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük,</strong> aslında güneş koruyucular cilt tipine uygun seçildiğinde, doğru şekilde ve düzenli kullanıldığında güneş hasarının büyük ölçüde önlenebildiğini belirterek, “Doğru koruma alışkanlıkları, cilt yaşlanmasını ve cilt kanseri riskini azaltmada büyük rol oynar. Dolayısıyla, güneş koruyucu günlük cilt bakımı rutinimizin   vazgeçilmez bir parçası olmalıdır. Ancak, hiçbir ürün yüzde 100 koruma sağlamaz. Bu nedenle, gölgede kalmak, koruyucu kıyafetler giymek ve şapka kullanmak da çok önemlidir” diyor. Güneş koruyucuların mutlaka cilt tipine uygun olması gerektiğini vurgulayan <strong>Dermalotoji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük,</strong> “Zira, yanlış ürün seçimi; ciltte tahriş, alerji ve sivilce artışı gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca yeterince koruma sağlayamayan ürünler lekelenmeye ve foto yaşlanmaya neden olabilir, çok daha önemlisi, ilerleyen yıllarda cilt kanseri riskini artırabilir” uyarısında bulunuyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, </strong>güneş koruyucuların yeterli koruma sağlayabilmeleri için dikkat etmemiz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><strong>Üç temel kural çok önemli! </strong></p>
<p>Güneş koruyucularını genellikle gelişigüzel seçiyor, güneşe çıktıktan sonra sürüyor ve tekrarlamayı ihmal ediyoruz. Oysa, cildimizi güneşin zararlı etkilerinden koruyabilmeleri için bazı kurallara dikkat etmemiz şart. Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, güneş koruyucularından etkili sonuç alabilmemiz için alışkanlık edinmemiz gereken en önemli 3 kuralı şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Doğru ürün seçmek (cilt tipine ve kullanım alanına uygun)</li>
<li>Doğru zamanda uygulamak (güneşe çıkmadan en az 20–30 dakika önce)</li>
<li>Doğru miktarda ve sıklıkta uygulamak (her 2 saatte bir ve yüzme/terleme sonrasında tekrarlamak)</li>
</ul>
<p><strong>Fiziksel veya kimyasal özellik taşıyor</strong></p>
<p>Cildimizi güneşin zararlı UV ışınlarından koruyan ürünler olan güneş koruyucular fiziksel (mineral) ve kimyasal olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Fiziksel (mineral) filtreler ışınları yansıtarak; kimyasal filtreler ise UV ışınlarını emerek etkisiz hale getiriyorlar. Güneş koruyucuları; krem, losyon, sprey ve jel formlarında bulunabiliyor. </p>
<p><strong>Fiziksel filtreler:</strong> Çinko oksit ve titanyum dioksit cilt yüzeyinde kalarak ışınları yansıtıyorlar. Genellikle daha az alerjik etki göstermeleri nedeniyle; hamileler, emziren anneler, bebekler ve hassas ciltli bireyler için öneriliyor. </p>
<p><strong>Kimyasal filtreler:</strong> Avobenzone ve octocrylene kimyasalları içeren ürünler cilt tarafından emiliyor ve zararlı ultraviyole ışınlarını kimyasal olarak absorbe ediyorlar. Ancak, bazı hassas ciltlerde irritasyon yapabiliyorlar.</p>
<p>Cilt tipinize uygun ürün seçin</p>
<p>Etkin bir koruma için mutlaka cilt tipinize uygun ürün seçmeniz gerekiyor. Yağlı ciltlerde su bazlı, matlaştırıcı etkili ve &#8216;non-komedojenik&#8217;, bir başka deyişle sivilce oluşturmayan;  kuru ciltlerde ise nemlendirici özellikli güneş koruyucular öneriliyor. Ayrıca ciltte kuruma ve kaşıntı gibi sorunlar oluşturabileceği için kuru ciltte jel formunu kullanmamak gerekiyor. Alerjik ve hassas ciltler için parfüm, alkol ile kimyasal filtre içermeyen ürünler tavsiye ediliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, bazı kimyasal içeriklerin hassas ciltlerde alerji yapabileceği uyarısında bulunarak, “Bu nedenle, alerjik yapıya sahip bireyler dermatoloğa danışarak uygun ürün seçmelidir. Yeni bir ürünü önce küçük bir alanda test etmek faydalı olabilir” diyor. </p>
<p>Güneşe çıkmadan 30 dakika önce sürün</p>
<p>Güneş koruyucu ürünlerde yapılan en önemli hatalardan biri, güneşe çıkarken uygulamak oluyor. Oysa, yeterli koruma sağlamaları için ürünleri güneşe çıkmadan 20–30 dakika önce uygulamanız çok önemli. Her 2 saatte bir tekrar etmeniz gereken güneş koruyucuları; terleme, havluyla silinme ve yüzme sonrasında, süreyi dikkate almadan mutlaka yenilemeyi alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Vücut için 2 yemek kaşığı şart! </strong></p>
<p>Güneş koruyucu ürünlerin etkili olabilmeleri için doğru miktarda sürülmeleri büyük bir öneme sahip. “Az miktarda ürün cildinizi yeteri kadar korumazken, fazlası ise gözenekleri kapatarak sivilceye neden olabilir” uyarısında bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, sözlerine şöyle devam ediyor: “Etkili bir korunma için koruyucu ürün; yüz, boyun, kulak arkası, dekolte, el üstleri ve ayak üstleri gibi tüm açık bölgelere dikkatlice sürülmeli. İnce değil, homojen ve yeterli miktarda bir tabaka halinde uygulanmalı. Yüz ve boyun için bir dolu çay kaşığı yeterli olurken, tüm vücut için yaklaşık 2 yemek kaşığı kadar ürün kullanmanız gerekiyor. </p>
<p><strong>SPF değerine dikkat edin! </strong></p>
<p>Açılımı Sun Protection Factor olan SPF, ürünün UVB ışınlarına karşı sağladığı koruma derecesini gösteriyor. Bir başka deyişle, güneş altında kalabileceğimiz süreyi tanımlıyor. Günlük kullanımda SPF 50 ve üzeri ürünleri tercih etmeniz öneriliyor.  </p>
<p><strong>Güneş altında asla bırakmayın! </strong></p>
<p>Yüksek ısı ve güneş ışığına maruz kalan ürünlerin içeriği bozulabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Kübra Nursel Bölük, ürünün etkisinin azalması nedeniyle cildin daha hızlı yaşlanması ve lekelenme, çok daha önemlisi zamanla cilt kanseri gibi istenmeyen sonuçların oluşabileceğini vurgulayarak, “Dolayısıyla, güneş koruyucular plajda iken güneş altında asla bırakılmamalı, mutlaka gölgede ve serin bir yerde muhafaza edilmelidir” diyor. </p>
<p>Bulutlu havalarda da kullanmanız şart</p>
<p>Güneşin zararlı ultraviyole ışınları bulutlu havalarda ve gölgede de cildimize ulaşabiliyor. Bu nedenle,  güneş koruyucu ürünü sadece güneşli günlerde değil, her hava koşulunda kullanmayı alışkanlık haline getirmeniz cilt sağlığınız için büyük önem taşıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-tipinize-uygun-olmasi-cok-onemli-cunku-555041">Cilt tipinize uygun olması çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda güneş yanığı cilt kanseri riskini 3 kat artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gunes-yanigi-cilt-kanseri-riskini-3-kat-artiriyor-549725</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 08:07:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[yanığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549725</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında çocuklar genellikle açık havada daha fazla zaman geçiriyorlar. Güneş ışınları D vitamini nedeniyle çocuklar için faydalı olsa da, gerekli önlemler alınmadığında güneş çarpması, güneş yanıkları ve dehidratasyon (susuz kalma) gibi pek çok sorun oluşabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gunes-yanigi-cilt-kanseri-riskini-3-kat-artiriyor-549725">Çocuklarda güneş yanığı cilt kanseri riskini 3 kat artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında çocuklar genellikle açık havada daha fazla zaman geçiriyorlar. Güneş ışınları D vitamini nedeniyle çocuklar için faydalı olsa da, gerekli önlemler alınmadığında güneş çarpması, güneş yanıkları ve dehidratasyon (susuz kalma) gibi pek çok sorun oluşabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan,    </strong>özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda sıcağa ve güneşe maruz kalmanın çok daha riskli sonuçlar oluşturabileceği uyarısında bulunarak, “Bebekler ve küçük çocuklar; ciltlerinin çok daha ince ve geçirgen  olması, ciltteki koruyucu bariyer tabakalarının henüz tam oluşmaması nedeniyle, güneşin zararlı etkilerinden çok daha fazla etkilenirler. Dolayısıyla, güneş yanıkları daha hızlı oluşur.  Yapılan çalışmalar göstermiştir ki güneş yanıkları gelişen çocuk ve gençlerin erişkinlik dönemlerinde cilt kanseri riskinde 3 kat artış olmaktadır. Güneşe maruziyet arttıkça bu artan etkiyle risk daha da yükselmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan, </strong>bu nedenle, çocukları güneşin ve sıcağın zararlı etkilerinden korumanın son derece önemli olduğunu belirterek, “Özellikle, ilk 6 ay bebeklerde, güneşin zararlı ışınlarına karşı alınması gereken önlemlerden ilki ve en önemlisi, mekanik önlemlerdir. Yani, yaşına uygun şapka ile güneş gözlüğü kullanmak ve 10:00 – 16:00 saatleri arasında güneşe çıkarmamak, bunlardan en önemlileridir. 6 ay ve üzeri bebek ile çocuklarda ise bu mekanik önlemlere ilaveten, yine yaşına uygun içerikte, en az 30 SPF olacak şekilde mineral filtreli, hem UVA hem UVB koruyucu özelliği olan güneş koruyucuların kullanılması ve 2 saat arayla tekrarlanması da çok önemlidir” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>İlk 6 ay güneş koruyucu kullanmayın!</strong></p>
<p>Çocukların ciltlerinin zarar görmemesi için güneş koruyucu ürünler çok önemli olsalar da ilk 6 aydan önce kullanımları önerilmiyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan, bebeklerin bu dönemde ciltlerinin daha ince ve daha hassas olduğunu belirterek, “Ayrıca, ciltlerinin geçirgenliği de daha yüksektir. Dolayısıyla, koruyucu güneş kremleri ciltten emilerek  bebeklerin kan dolaşımına kadar geçebilir ve bu emilimin uzun dönem sonuçlarıyla ilgili ne yazık ki yeterli bilimsel  çalışma yoktur. Bebeklerde 6. aydan sonra ise güneş koruyucular güvenle kullanılabilir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bu saatlerde doğrudan güneşe maruz kalmasın!</strong></p>
<p>Çocuğunuzun  10:00 &#8211; 16:00 saatleri arasında doğrudan güneşe maruz kalmaması çok önemli. Bu saatler arasında çocuğunuzla dışarıya çıkmayın, mecbursanız güneşten koruyucu önlemleri ihmal etmeyin. Çünkü, bu saatlerde güneş ışınları yeryüzüne daha dik açıyla geldiği için UVA ile UVB nedenli cilt hasarı ve yanık, dolayısıyla yetişkinlik döneminde cilt kanseri riski çok daha fazla oluyor. </p>
<p><strong>Geniş siperlikli şapka takın</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan,<strong> </strong>çocuğunuzu güneşe çıkardığınızda mutlaka yaşına uygun, geniş siperlikli, kulakları ve enseyi de koruyan ultraviyole filtreli şapkalar kullanmanız gerektiğini vurgulayarak, “Unutmayalım ki en önemli korunma, öncelikle mekanik korunmadır” diyor. </p>
<p><strong>Her iki saatte bir tekrarlayın</strong></p>
<p>Çocuğunuzun cildine, 6’ıncı aydan itibaren, mutlaka en az 30 SPF olacak şekilde, UVA ve UVB mineral filtreli güneş koruyucu sürün.  Ürünü, güneşe çıkmadan 30 dakika önce, yeterli bir miktarda ve kalınlıkta uygulayın. Her iki saatte bir tekrarlayın ve çocuğunuz her havuza ya da denize girdiğinde yenileyin. </p>
<p><strong>Ultraviyole korumalı gözlük şart</strong></p>
<p>Güneşin zararlı ışınları, çocukların cildine olduğu kadar gözlerine de zarar verebiliyor. İlerleyen yaşlarda miyopi ve hipermetropi riskini artırıyor. Bu nedenle, özellikle 3 yaşından itibaren  çocuğunuzun yüzüne uygun, yumuşak, kırılmayan ve ultraviyole korumalı güneş gözlüğü takmayı alışkanlık edinin.</p>
<p><strong>Mayo seçimine dikkat edin</strong></p>
<p>Güneşin zararlı etkilerine karşı dikkat etmeniz gereken bir başka konu ise mayo seçimi olmalı. Cildinin hasar görmemesi için uzun kollu ve uzun paçalı, yine ultraviyole korumalı mayoları tercih etmeye özen gösterin. </p>
<p><strong>Bol bol su içmesini sağlayın</strong></p>
<p>Çocuğunuzun cildini güneşin zararlı ışınlarından korumak için almanız gereken en önemli önlemlerden biri, vücuttaki sıvı kaybını önlemek. Bebeklerin güneşe ve ısıya maruz kalmalarıyla birlikte, ciltlerinin geçirgen olması nedeniyle, sıvı kayıpları daha hızlı ve daha yoğun oluyor. Bunun sonucunda, bebek ve çocukların ciltlerinde, ağız, dil ve mukozalarda kuruluk, idrar miktarında  azalma, huzursuzluk, bitkinlik, bıngıldakta çökme, solunum ve kalp hızının artması gibi belirtiler görülebiliyor. Özellikle sıcağa daha yoğun maruz kalınan tatil beldelerinde ve deniz kenarlarında çocuğunuzun bol bol su içmesini ve sulu meyveler tüketmesini sağlayın.</p>
<p><strong>Kıyafetleri açık renk olsun</strong></p>
<p>Yaz aylarında, pişik gibi cilt döküntüleri oluşmaması için çocuğunuza vücuttaki teri hapseden naylon içerikli kumaştan hazırlanmış kıyafetler giydirmeyin. İçinde rahat edebileceği; doğal, pamuklu, terletmeyen ve açık renkli (beyaz, bej, sarı, açık mavi, pembe) kıyafetler giydirmeye dikkat edin. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gunes-yanigi-cilt-kanseri-riskini-3-kat-artiriyor-549725">Çocuklarda güneş yanığı cilt kanseri riskini 3 kat artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt sağlığı için doğal kolajen desteği tahinde saklı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-sagligi-icin-dogal-kolajen-destegi-tahinde-sakli-544091</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 10:11:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kolajen]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[saklı]]></category>
		<category><![CDATA[tahinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji Yüksek Lisans Programı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, susamdan elde edilen tahinin, içerdiği zengin vitamin ve mineraller sayesinde cildin en önemli yapı taşı olan kolajen üretimini doğal yollarla desteklediğini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-sagligi-icin-dogal-kolajen-destegi-tahinde-sakli-544091">Cilt sağlığı için doğal kolajen desteği tahinde saklı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji Yüksek Lisans Programı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, susamdan elde edilen tahinin, içerdiği zengin vitamin ve mineraller sayesinde cildin en önemli yapı taşı olan kolajen üretimini doğal yollarla desteklediğini anlattı.</p>
<p><strong>Tahin cilt sağlığını destekleyici rol oynuyor</strong></p>
<p>Tahinin doğrudan kolajen içermediğini ancak kolajen sentezi için kritik öneme sahip bileşenler barındırdığını dile getiren Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Tahin, susam tohumlarından elde edilen bir besin maddesi olup, içerdiği vitamin, mineral, yağ asitleri ve antioksidanlar sayesinde cilt sağlığı üzerinde birçok fayda sağlayabilir. Bunlar arasında amino asitler, E vitamini, B vitaminleri (özellikle B1 ve B6), mineraller (çinko, bakır, demir, kalsiyum, magnezyum) ve yağ asitleri içerir. Bu besinler cilt hücrelerinin yenilenmesine ve cildin genel sağlığının korunmasına yardımcı olur. Tahinde bulunan lignan adı verilen antioksidanlar (sesamin ve sesamol gibi) serbest radikallerin neden olduğu cilt hasarını önlemeye yardımcı olur. Bu, erken yaşlanma belirtilerinin (ince çizgiler, kırışıklıklar) gecikmesine katkıda bulunur ve cildin daha genç ve taze kalmasını sağlar.” dedi.</p>
<p>Tahinin içerdiği sağlıklı yağ asitleri (linoleik asit, stearik asit, palmitik asit) ve E vitamini sayesinde cildin nem dengesini koruduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Kuruluğu önler ve cilt bariyerini güçlendirir. Bu, cildin daha yumuşak, pürüzsüz ve esnek olmasına katkıda bulunur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Tahindeki çinko, kolajen üretiminde önemli bir rol oynuyor</strong></p>
<p>Tahinin, çinko gibi mineraller açısından zengin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Çinko, kolajen üretiminde önemli bir rol oynar. Kolajen, cildin elastikiyetini ve sıkılığını sağlayan temel bir proteindir, bu da cildin daha güçlü ve pürüzsüz görünmesine yardımcı olur. Bununla beraber, susam tohumları, vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olan bileşikler içerir, bu da dolaylı olarak cildin daha sağlıklı ve canlı görünmesini sağlayabilir. Antioksidanlar ve vitaminler sayesinde cilt lekelerinin görünümünü azaltmaya ve cilt tonunu eşitlemeye yardımcı olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İdeal tüketim miktarı ne olmalı?</strong></p>
<p>Kolajen üretimini desteklemek için ideal tüketim miktarına da değinen Prof. Dr. Konuk, “Günde birkaç yemek kaşığı (15-20 gram) tahin tüketmenin sağlığa faydası oldukça etkilidir. Sabah kahvaltılarında veya gün içinde enerji veren sağlıklı bir atıştırmalık olarak tercih edilebilir. Salata ve mezelerde sos olarak da kullanılabilir. Bilindiği gibi, Akdeniz mutfaklarında yaygın şekilde kullanıldığı herkesçe bilinmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p> <strong>Limon ile birlikte tüketildiğinde direnci artırıyor</strong></p>
<p>Aç karnına tahin yemenin metabolizmayı hızlandırabildiğini de söyleyen Prof. Dr. Konuk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Enerji verebilir ve kan şekerini dengeleyebilir. Ayrıca içerdiği sağlıklı yağlar ve proteinler sayesinde uzun süre tok kalmanızı sağlayabilir. Sabah aç karnına tüketilen tahin, vücudunuza gün boyu ihtiyaç duyacağı besin öğelerini sağlar. Tahin tek başına tüketilebileceği gibi pek çok tarifin içinde de kullanılabilir. Örneğin, salata soslarına eklenebilir. Humus gibi gıdaların yapımında tercih edilebilir. Ayrıca kahvaltıda tüketmek veya tatlı ihtiyacını karşılamak üzere pekmezle karıştırılarak yenebilir. Bol C vitamini kaynağı limon ve tahin vücuttaki kan yapıcı madde sayısını artırarak gün içerisinde daha dinç hissetmenizi sağlar. Hastalıklara karşı direnç oluşturarak birçok hastalığa yakalanma riskini en aza indirebilir. Ayrıca, Vücudumuzun günlük vitamin ve mineral eksikliğini gideren bu etkili karışım, özellikle demir, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve bakır gibi maddeleri vücuda kazandırır.”</p>
<p><strong>Tahin mi, kolajen takviyesi mi?</strong></p>
<p>Hazır kolajen takviyeleri ile tahin tüketimi arasındaki farka dikkat çeken Prof. Dr. Konuk, şu değerlendirmeyi yaptı: </p>
<p>“Kolajen, cildin genel yapısının çoğunu veren ve cildin daha gençken sahip olduğu pürüzsüz, genç görünümden çoğunlukla sorumlu olan, hücre dışı matris olarak bilinen ciltteki bir bileşende en bol bulunan proteindir. Kolajen bir protein olduğu için, vücuttaki diğer proteinlere çok benzer. Çünkü sürekli bir devir halindedir ve değiştirilmesi gerekir. Kolajen takviyesinin vücudun kolajen üretimini arttırdığı gösterildiğinden, kolajen takviyesinin cilt kalitesini ve görünümünü iyileştirebileceği yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Kolajen takviyesinin de tahinde olduğu gibi C ve E vitamini desteğiyle alınması tavsiye edilmektedir.</p>
<p>Cilt sağlığı için kolajen takviyesi alınıyorsa, etkinliğini artırmak için bu takviyenin vitaminlerle desteklenmesi gerekir. Diğer yandan tahin, kolajen üretimi için gerekli bu desteği doğal olarak sunmasının yanı sıra; cilt hücrelerini yenileme, antioksidan koruma sağlama, cildi nemlendirme, sıkılaştırma ve cilt tonunu eşitleme gibi çok yönlü faydalar da sağlar. Bu bütünsel yaklaşım göz önüne alındığında, tercih kişisel ihtiyaçlara göre yapılmalıdır.”</p>
<p><strong>Susam yağı da doğal bir nemlendirici</strong></p>
<p>Tahinin genellikle beslenme yoluyla tüketildiğinde bu faydaları sağladığını dile getiren Prof. Dr. Konuk, “Ancak susam yağı formunda doğrudan cilde uygulanarak da nemlendirme ve onarıcı etkilerinden yararlanılabilir. Susam yağı, doğal bir nemlendirici ve güneş koruyucu olarak da kullanılabilir, ancak doğrudan güneşe çıkmadan önce mutlaka bir uzmana danışmak önemlidir. Ayrıca, herhangi bir alerjiniz veya özel bir cilt rahatsızlığınız varsa, tahini veya susam ürünlerini cildinizde kullanmadan önce bir uzmana danışmanız tavsiye edilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-sagligi-icin-dogal-kolajen-destegi-tahinde-sakli-544091">Cilt sağlığı için doğal kolajen desteği tahinde saklı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-525388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 May 2025 07:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=525388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cilt kanseri, cildin en dış tabakası olan epidermisteki hücrelerin, onarılmamış DNA hasarı kaynaklı anormal bir şekilde büyümesi ile ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-525388">Cilt Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cilt kanseri, cildin en dış tabakası olan epidermisteki hücrelerin, onarılmamış DNA hasarı kaynaklı anormal bir şekilde büyümesi ile ortaya çıkıyor. Hücrelerdeki büyüme, cilt hücrelerinin hızla çoğalmasına ve kötü huylu tümörler oluşturmasına sebebiyet veriyor. Üç farklı türü bulunuyor ve erken evrede tespit edilmesi sayesinde tedavisinde yüz güldürücü sonuçlar almak mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Aslı Tatlıparmak, cilt kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri aktardı. </p>
<p>Cilt kanseri, toplumda oldukça sık görülmektedir. Bazal hücreli karsinom (BCC), skuamöz hücreli karsinom (SCC) ve melanom olmak üzere üç farklı türe sahiptir. Yaygın belirtiler olarak bilinen cilt üzerinde gözle görülür bende oluşan değişiklikler, yaralar, kanamalar ve derideki soyulmalar, cilt kanserinin en erken evrede tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. Ciltte oluşan şüpheli değişimlerin kontrol edilmesi başarılı cilt kanseri tedavisi için oldukça fayda sağlamaktadır. </p>
<p><strong>Erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülüyor</strong></p>
<p>Cilt kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Sıklığı yıllar içinde artmaya devam etmektedir. Erkeklerde 5’inci, kadınlarda ise 7’inci en sık görülen kanser türü cilt kanseridir. Toplumda görülme sıklığı ise %2 gibi oldukça yüksek bir orandır. Genellikle yaşlı bireylerde daha sık görülmektedir. Çünkü yaş ilerledikçe cilt daha fazla UV ışınlarına maruz kalmış olmakta ve hücrelerde DNA hasarı birikimi artmaktadır. Ayrıca, cilt kanseri erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülmektedir.</p>
<ol>
<li>Cilt kanserinden şüphelenmek için sayılabilecek belirtiler aşağıdaki gibidir;</li>
<li>Ciltte iyileşmeyen (2-3 hafta boyunca), kanayan, kabuk bağlayan ve iyileşip sonra tekrar kanayan yara oluşumları, </li>
<li>Kubbe şeklindeki büyüme, yani ciltten kabaran kitle oluşumu, bazen kabuklanan bazen de kanayan kitle veya yara oluşumları,</li>
<li>Sınırları düzensiz, asimetrik leke büyümeleri,</li>
<li>Çapı 6 mm&#8217;den büyük benlerin gözlenmesi.</li>
</ol>
<p><strong>Fiziki muayene ve biyopsi ile tanı konulabiliyor</strong></p>
<p>Öncelikle uzman bir dermatolog vücuttaki mevcut benlerde veya diğer cilt lekelerinde değişiklik fark edilip edilmediğini veya yeni ben büyümeleri olup olmadığını değerlendirmektedir. Daha sonra saç derisi, kulaklar, avuç içleri, ayak tabanları, ayak parmakları ve diğer özel bölgeler dahil olmak üzere tüm cilt üzerinde fizik muayene yapmak en doğru adım olacaktır. Fizik muayenenin ardından cilt kanserinden şüphelenilecek bir durum gözlemlenmiş ise biyopsi yöntemine başvurulabilmektedir. Biyopside, bir doku örneği alınmakta ve patoloji uzmanı tarafından mikroskop altında incelenmesi sağlanmaktadır. Örneğin incelenmesi sonrasında ciltteki değişimlerin cilt kanseri olup olmadığı ve eğer cilt kanseri mevcut ise hangi tür bir cilt kanseri olduğu kanıtlanmış olmakta ve tedavi süreci başlamaktadır. </p>
<p><strong>Cilt kanserinde tedavi etkilenen alanın durumuna göre değişkenlik gösteriyor</strong></p>
<p>Cilt kanseri tedavisi; kişiye özel tedavi edilmesi gereken bir kanser türüdür. Tümörün büyüklüğü, yeri, derinliği ve hastanın genel sağlık durumu bu tedavinin planlanmasında belirleyici etken olacaktır. Genelde cilt kanserinin tedavisinde eksizyonel cerrahi uygulaması yapılmaktadır. Bu işlemde tümör ve çevresindeki bir miktar sağlıklı dokuyu içerecek şekilde tümör çıkarılmaktadır. Bir diğer işlem de Mohs mikrografik cerrahisi olarak bilinmektedir. Özellikle yüz gibi kritik alanlardaki kanserler için tercih edilen bu yöntemde, tümör katman katman çıkarılmakta ve her katman mikroskop altında incelenmektedir. İşlem, kanserli hücreler tamamen temizlenene kadar devam etmektedir. Bu yöntem, sağlıklı dokunun korunmasını maksimize etmekte ve nüks oranını azaltmaktadır. Bu tedavilerin dışında cilt kanserinde, topikal tedaviler de uygulanmaktadır. Bazı yüzeysel bazal hücreli karsinomlar için topikal kremler (örneğin, imikimod veya 5-fluorourasil içeren kremler) kullanılabilmektedir. Ayrıca Fotodinamik terapi (PDT) de cilt kanserinin tedavisinde etkili olması sebebiyle kullanılabilmektedir. Bu yöntemde, öncelikle kanserli dokuya duyarlaştırıcı bir kimyasal uygulanmaktadır. Birkaç saat sonra bölgeye belirli dalga boyunda ışık verilmektedir. Bu işlemde verilen ışık, uygulanan kimyasalın kanserli hücreleri yok etmesini tetiklemektedir. Tüm bu tedavilerin hangi hastaya uygulanacağı ise hekimin muayenesi ve patoloji sonucuna göre kişiye özel planlanmalıdır. </p>
<p><strong>Her 2 saatte bir güneş koruyucuyu tazelemek gerekiyor</strong></p>
<p>Cilt kanserine neden olan risk faktörleri ve UV ışınlarından korunmak için uygulanması gereken bazı durumlar şunlardır:</p>
<ul>
<li>Her gün SPF&#8217;si 15 veya daha yüksek olan geniş spektrumlu bir güneş koruyucu kullanmayı unutmayın.</li>
<li>Gün içinde güneş kreminizi her iki saatte bir yenileyin.</li>
<li>Bulunduğunuz alanda gölge mevcut ise mutlaka gölgede kalmaya dikkat edin.</li>
<li>Mümkünse hafif ve uzun kollu bir gömlek, pantolon, geniş kenarlı bir şapka ve UV korumalı güneş gözlükleri kullanmaya özen gösterin.</li>
<li>Derinizi takip edin, düzenli olarak cildinizi inceleyin ve gözlemlediğiniz dikkat çeken bir değişiklikte doktorunuza başvurmayı ihmal etmeyin.</li>
</ul>
<p><strong>Güneşin zararlı etkilerinden korunmak cilt kanseri riskini düşürüyor</strong></p>
<p>Doğrudan güneş maruziyetinden kaçınmak, güneş ışınlarının en güçlü olduğu 10:00 ile 14:00 saatleri arasında dışarıda olmamaya özen gösterilmek cilt kanseri oluşumunu önlemenin en önemli adımıdır.  Eğer dışarıda bulunulması gerekli ise gölge bir alanda beklemeye dikkat etmek gerekmektedir. Özellikle hem kadın hem de erkeklerin sıklıkla estetik amaçlı tercih ettikleri solaryum gibi zararlı işlemlerden uzak durulması oldukça önemlidir. Solaryumda vücuda verilen ultraviyole ışık, cilt kanserine ve erken cilt yaşlanmasına neden olabilmektedir. Korunmasız ve kontrolsüz güneş maruziyetinin deri kanseri oluşumunun en önemli sebebi olduğunun unutulmaması önemlidir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-525388">Cilt Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Huzurevi Annelerine Saç ve Cilt Bakım Sürprizi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/huzurevi-annelerine-sac-ve-cilt-bakim-surprizi-458435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 May 2024 09:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[annelerine]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[huzurevi]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[sürprizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tunçlar Holding, 12 Mayıs Anneler Günü öncesinde, Dört Mevsim Yaşam Köşkü Huzurevi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanan annelere cilt ve saç bakımı yaptırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huzurevi-annelerine-sac-ve-cilt-bakim-surprizi-458435">Huzurevi Annelerine Saç ve Cilt Bakım Sürprizi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Huzurevi sakinleri bu jest karşısında çok duygulandı ve duygularını kendi yazdıkları şiiri okuyarak gösterdiler.</p>
<p>12 Mayıs Anneler Günü’nde gıda, enerji, inşaat ve turizm alanlarında faaliyet gösteren Tunçlar Holding, Dört Mevsim Yaşam Köşkü Huzurevi sakinlerine unutulmaz bir gün yaşattı. Huzurevinde yaşayan kadılara anneler günü öncesinde saç ve cilt bakımı yapıldı. Mutluluğu gözlerinden okunan anneler duygularını kendi yazdıkları şiirle ifade ettiler.</p>
<p>Huzurevinde kalan erkeklerde annelere özel yazdıkları şiirlerini okuyarak huzurevinde kalan annelerin kıymetini şiirlerindeki mısralarla anlattılar. Saç ve cilt bakımı sırasında Tunçlar Holding, huzurevi sakinlerine ise sağlıklı atıştırmalıklar hediye etti.  Etkinlik esnasında huzurevi sakinleri anılarını paylaşırken, bazı sakinler kaybettikleri annelerini andı, bazı sakinler ise özel günlerden çocukları ile yaşadıkları anıları paylaştı.</p>
<p>“Tunçlar Holding olarak, annelerimizin kıymetini bilmek ve onlara özel hissettirmek amacıyla, Anneler Günü&#8217;nü unutulmaz kılmak için özel bir etkinlik düzenledik” diyen Tunçlar Holding Yönetim Kurulu Vekili Abdullah Tunç, “Huzurevindeki değerli annelerimizi ziyaret ederek onlara olan sevgimizi göstermeye gayret ettik. Annelerimizin değerini bir kez daha hatırlayarak onlara minnettarlığımızı gösterme fırsatı yakaladık.  Bu özel günde, annelerimizi özel kılmak ve onların ruhunu beslemek için saç ve cilt bakımları gibi hizmetler sunduk ve hediyeler takdim ettik. Tunçlar Holding ailesi olarak, annelerimizin yanında olmak ve yaşamlarına renk katmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huzurevi-annelerine-sac-ve-cilt-bakim-surprizi-458435">Huzurevi Annelerine Saç ve Cilt Bakım Sürprizi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt Lekesi Kronik Bir Hastalıktır ve Kişiye Özel Tedavi Gerektirir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-lekesi-kronik-bir-hastaliktir-ve-kisiye-ozel-tedavi-gerektirir-440734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 08:38:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[gerektirir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıktır]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[lekesi]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=440734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cilt lekelerinin farklı faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabileceğini ve bazı tip lekelerin ciddiye alınması gerektiğini söyleyen Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, boyut, şekil ve renk değiştiren cilt lekelerine karşı uyardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-lekesi-kronik-bir-hastaliktir-ve-kisiye-ozel-tedavi-gerektirir-440734">Cilt Lekesi Kronik Bir Hastalıktır ve Kişiye Özel Tedavi Gerektirir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boyut, Şekil Ve Renk Değiştiren Cilt Lekelerine Dikkat: Basit Bir Leke Olmayabilir</strong></p>
<p> </p>
<p><em>Cilt lekelerinin farklı faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabileceğini ve bazı tip lekelerin ciddiye alınması gerektiğini söyleyen Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem  Gülcan, boyut, şekil ve renk değiştiren cilt lekelerine karşı uyardı. Bazı lekelerin cilt kanserinin habercisi olabileceğini ifade eden Dr. Aliye Sevdem  Gülcan, “Eğer cildinizdeki basit bir güneş lekesi boyut, şekil ve renk değiştiriyorsa mutlaka dermatoloji uzmanı bir doktora gitmeniz gerekiyor. Her leke basit bir leke olmayabilir ve cilt kanserinin bir işareti olabilir. Bazen kişiler, bu tip ciddi lekeleri güzellik merkezlerinde tedavi ettirmeye çalışıyorlar ve iş işten geçmiş oluyor” uyarısında bulundu.  </em></p>
<p> </p>
<p>Güneş maruziyeti, genetik faktörler, hormonal dengesizlikler ve cilde uygulanan kontrolsüz işlemlerin cilt lekelerine sebebiyet verebileceğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, uzman olmayan ellerde yapılan işlemlere karşı uyarılarda bulundu. Hekimler dışında uzman olmayan kişiler tarafından yapılan işlemlerin çok daha kötü sonuçlara yol açabileceğine işaret eden Dr. Gülcan, risk faktörleri ve leke tedavisinde kişiye özel uygulanan işlemler hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>“YÜZ BÖLGESİNE YAPILAN AĞDA VE KİMYASAL PEELİNG CİLT LEKELERİNE SEBEP OLABİLİYOR” </strong></p>
<p>Cilde rengini veren melanin pigmentinin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucunda cilt lekelerinin oluştuğunu söyleyen Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, “Cilt lekelerinin oluşmasında tetikleyici birkaç risk faktörü bulunuyor. En önemli risk faktörlerinden biri güneş maruziyeti, yani ultraviyole ışık. Bunun dışında cilde verdiğimiz kontrolsüz hasarlar da lekelere sebebiyet veriyor. Yüz bölgesine yapılan ağda, güzellik merkezlerinde yapılan dermapen, kimyasal peeling gibi işlemlerin kontrolsüz yapılması da cilt lekelerine neden olabiliyor. Bunun dışında doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçların kullanımı ile gebeliğin sebep olduğu bazı hormonal durumlar da cilt lekelerine oluşmasında etken olabiliyor” dedi.  </p>
<p><strong>UZMAN OLMAYAN ELLERDE YAPILAN İŞLEMLER GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN SONUÇLARA YOL AÇABİLİR” </strong></p>
<p>“Düşük bütçeler nedeniyle işlem yaptırılmasındansa hiç yapılmamasını öneririm” diyen Dr. Aliye Sevdem Gülcan, sözlerine şöyle devam etti: “Bunun yerine cildinizi güneşten korumanız çok daha faydalı olacaktır. Cilt lekelerine karşı yapılan işlemlerin alanında uzman hekimler tarafından yapılmasını tavsiye ediyorum. Çünkü uzman olmayan hekimler dışında yapılan işlemler çok daha kötü sonuçlara yol açabiliyor. Örneğin geçtiğimiz gün bize bir hasta geldi. Güzellik merkezinde kimyasal peeling yaptırmış ve güzellik merkezindeki kişiler üç gün boyuncu yüzünü yıkamaması gerektiğini söylemiş. Bunun sonucunda da yüzünde inanılmaz bir leke oluşmuştu. Bu şekilde daha az maliyetli diye yaptırılan işlemler sonrasında maliyetli çok daha yüksek olan bir sürece neden oluyor. En önemlisi de bilinçsiz işlemler sonrasında bazen ciltte geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlar yaşanabilmesi.” </p>
<p><strong>“SİGARA VE KÖTÜ BESLENME CİLT LEKELERİNE MEYİLLİ HALE GETİRİYOR” </strong></p>
<p>Beslenme faktörünün cilt lekeleriyle doğrudan bir ilişkisi olmadığını belirten Gülcan, “Kötü ve sağlıksız beslenme sonucunda vücudumuzdaki iltihap ve oksidasyon bizi cilt lekelerine daha meyilli bir hale getiriyor. Sigara da çok önemli bir faktör. Sigara vücutta inflamasyonu artırıyor ve cilt lekelerine karşı yatkınlığı tetikliyor. Diğer yandan su tüketimi her şeyde olduğu gibi cildimiz için de son derece önemli. Bu nedenle bol bol su tüketilmesini öneriyorum“ diye konuştu.  </p>
<p><strong>“HER LEKE BASİT BİR LEKE OLMAYABİLİR” </strong></p>
<p>Ciltteki bazı lekeleri ciddiye almak gerektiğini ifade eden Dr. Aliye Sevdem Gülcan, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Lekeden lekeye çok fark var. Bazı lekeler cilt kanserinin belirtisi olabiliyor. Eğer cildinizdeki basit bir güneş lekesi boyut, şekil ve renk değiştiriyorsa mutlaka dermatoloji uzmanına başvurmak gerekiyor. Yapılan ilk inceleme sonrasında eğer ciddi ve tehlikeli bir problem tespit edilirse patolojik inceleme gerekebiliyor. Kısaca her leke basit bir leke olmayabilir ve cilt kanserinin bir işareti olabilir.”  </p>
<p><strong> “LEKE, KRONİK BİR HASTALIKTIR; TEKRARLAYABİLİR” </strong></p>
<p>Hamilelik döneminde melazma denilen cilt lekelerine rastladıklarını anlatan Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem  Gülcan, “Bu lekeler, hormonal faktörler sonucu ortaya çıkan lekelerdir. Doğum kontrol haplarının kullanımı da bu lekeleri tetikliyor. Hamilelik döneminde güneşten korunma dışında cilt lekelerine karşı tedavi önermiyoruz. Hamilelik sonrası tedaviye başlayabiliyoruz. Leke tedavisinde elimiz güçlü. Fakat şunu iyi bilmek gerekiyor. Leke tıpkı şeker hastalığı gibi kronik bir hastalıktır. Bu nedenle tedavinin düzenli bir şekilde uygulanması son derece önem arz ediyor. Çünkü melazma, genellikle tekrarlıyor. Hamilelikte görülen melazmadan tek bir seferde yapılan işlemle kurtulmak mümkün değil. Sosyal medyada bu yönde de yanlış bir algı var” diye konuştu.  </p>
<p><strong> “ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ DERİN SİVİLCELER TEDAVİ EDİLMEZSE LEKE BIRAKABİLİR” </strong></p>
<p>Ergenlik dönemindeki sivilcelerin de ciltte leke oluşumuna neden olabileceğini belirten Dr. Aliye Sevdem Gülcan, “Ergenlik döneminde görülen sivilceler konusunda ailelerin tedaviye gerek olmadığı yönünde genel bir yanılgısı oluyor. Ancak tedaviye mutlaka erken dönemde başlanması gerekiyor. Eğer tedaviye geç kalınırsa nodülokistik dediğimiz derin sivilceler ciltte leke bırakabilir. Ergenlik döneminde görülen sivilcelerle kesinlikle oynanmamalı ve güneş maruziyetine karşı önlem alınmalıdır.” şeklinde konuştu.  </p>
<p><strong>“LEKEYE VE KİŞİYE GÖRE TEDAVİ PLANLANMALIDIR”</strong></p>
<p>Leke tedavisinin kişiye özel olduğunu ve lekenin tipine göre değişkenlik gösterdiğini de sözlerine ekleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, şu bilgileri paylaştı:  </p>
<p>“Lekenin tipine göre tedavi yöntemi de değişiyor. Lentigo dediğimiz güneş lekelerinde broad band light (BBL) dediğimiz lazerden çok ciddi fayda görüyoruz. Ortalama 3 hafta ara ile yapılan 3 seansla güneş lekelerinde belirgin azalma görebiliyoruz. Bunun dışında hamilelik döneminde rastlanan melazma dediğimiz lekelerde daha çok mezoterapilerden (cilt içine yapılan vitamin enjeksiyonları), enzimatik peeling tedavilerinden fayda görüyoruz. Aynı zamanda deri bariyerini kuvvetlendirmek ve deride kolajen üretimini arttırıp melanin sentezini baskılamak amacıyla fraksiyonel lazer ve mikroiğneli radyofrekans diğer bilinen adıyla altın iğne de sıklıkla kullandığımız tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Leke tedavisi kişiye özel yapılan bir uygulamadır. Tedavinin uzunluğu ve seans sıklığı lekenin tipine göre farklılık gösteriyor. Her tedavi her lekeye iyi gelmez. Hastaların bir uzmana danışmadan rastgele bir krem kullanarak evde tedavi uygulamasını kesinlikle önermiyoruz. Leke bir hastalık ve bunun tedavisinin uzmanlar tarafından yapılması gerekiyor. Sosyal medya fenomenlerinin ürün önerileriyle hareket edilmesi de bu anlamda doğru değil.” </p>
<p><strong>“CİLT LEKELERİNDE GENETİK ÖNEMLİ BİR FAKTÖR” </strong></p>
<p>Özellikle melazma olarak adlandırılan cilt lekelerinde genetiğin son derece önemli bir faktör olduğunu söyleyen Gülcan, “Şu an bu konuda gen tedavisine yönelik çalışmalar da yapılıyor. Bu işin kesin çözümü de bu çalışmalar sonucunda bulunacak” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-lekesi-kronik-bir-hastaliktir-ve-kisiye-ozel-tedavi-gerektirir-440734">Cilt Lekesi Kronik Bir Hastalıktır ve Kişiye Özel Tedavi Gerektirir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Daha Genç, Daha Sıkı Bir Cilt için Ameliyatsız Çözüm; Endolift!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/daha-genc-daha-siki-bir-cilt-icin-ameliyatsiz-cozum-endolift-439433</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2024 22:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatsız]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[endolift]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[sıkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmet verdiği her alanda, mükemmeliyetçi, güvenilir, global ve lider bir marka olma vizyonuyla yola çıkan Doku Clinic, İstanbul’un merkezi Şişli’de 5 bin m2 genişliğindeki kliniği ile medikal estetik ve plastik cerrahi alanında A+ hizmet sunmaya devam ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/daha-genc-daha-siki-bir-cilt-icin-ameliyatsiz-cozum-endolift-439433">Daha Genç, Daha Sıkı Bir Cilt için Ameliyatsız Çözüm; Endolift!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmet verdiği her alanda, mükemmeliyetçi, güvenilir, global ve lider bir marka olma vizyonuyla yola çıkan Doku Clinic, İstanbul’un merkezi Şişli’de 5 bin m2 genişliğindeki kliniği ile medikal estetik ve plastik cerrahi alanında A+ hizmet sunmaya devam ediyor.</p>
<p>Danışanlarına yeni, güzel ve değerli bir dünyanın kapılarını açan Doku Clinic ulusal ve uluslararası sağlık standartlarının ışığında, son teknolojiyi etik değerler çerçevesinde kullanmaya özen göstererek, hastalarının geleceğine değer katma hedefi taşıyor.</p>
<p>Saç ekimi, cilt gençleştirme, bölgesel incelme, lazer tedavileri, dolgu uygulamaları ve plastik cerrahi alanlarındaki başarılı çalışmaları ile adından sıkça söz ettirirken uzun yıllardır hastalarına en doğru ve en doğal çözümleri sunan Doku Clinic’in en çok tercih edilen uygulamalarından biri olan Endolift hakkında bilmek istediğiniz tüm detayları sizler için derledik.</p>
<p> </p>
<p><b>Yüzünüzü yenilemek ve gençleştirmek için en ideal seçenek Endolift!</b></p>
<p>Zamanla cilt, yaşlanma belirtileri, yerçekimi etkisi ve çevresel faktörlerle mücadele ederken genç görünümünü ve canlılığını kaybedebilir. İşte bu noktada Endolift, genç ve canlı bir cilt görünümünü yeniden kazandırmak için ameliyatsız bir tedavi seçeneği sunuyor.</p>
<p>Özel mikrofiber uçların kullanılmasıyla gerçekleştirilen etkili bir cilt yenileme ve sıkılaştırma tedavisi olan <b>Endolift </b>cildin alt tabakalarına hassas bir lazer enerjisi ile odaklanarak kollajen üretimini artırır, cilt sıkılaşmasını sağlar, kırışıklıkları azaltır ve genel cilt tonunu iyileştirir. Daha genç ve canlı bir cilt görünümü elde etmek isteyenler için ideal bir seçenektir.</p>
<p> </p>
<p><b>Endolift hangi bölgelere uygulanabilir? </b></p>
<p>Ameliyatsız yüz germe uygulaması olan Endolift, cilt deformasyonlarının bütüncül bir yaklaşımla tedavi edilmesine olanak sağlayan bir uygulamadır; göz altı, gıdı, çene bölgesi ile birlikte cilt yenilemedeki ve cilt altındaki yağ dokularını eritmedeki başarısı nedeniyle vücutta bacak, diz kapağı ve kalça bölgesinde de uygulanmakla birlikte selülit için de yoğun etkili bir tedavi imkânı yaratmaktadır. Sadece kırışıklıkları değil cilt altında biriken fazla yağ dokusuna da müdahale edilmesini sağlayan Endolift, vücuttaki birçok bölgeye güvenle uygulanabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><b>Endolift tek seanslık bir işlem midir? </b></p>
<p>Endolift uygulaması, uygulanacak bölgeye bağlı değişkenlik göstermekle birlikte 30 ila 60 dakika arasında sürebilen tek seanslık bir uygulamadır. Hafif ve orta dereceli yüz sarkmalarında bir seanslık işlem ideal olarak nitelendirilir. Uygulamanın devamında 1-2 ay sonrasında tedavinin etkisi zamanla artarak devam etmektedir. 6 aya kadar uygulandığı alanda maksimum etki gözlemlenebilir.</p>
<p> </p>
<p><b>Endolift’in sonucunu hemen görebilir miyiz?</b></p>
<p>İşlemden hemen sonra cilt sıkılığı çok net bir şekilde görülebilir. Vücudun kolajen sentezi ve esas istenen tekrar yapılanma süreci için ise yaklaşık 3-6 ay gibi bir süreye ihtiyaç duyulmaktadır. 6. haftadan başlayıp 12. haftaya kadar uzanan gözlemleme süresinde cildin kalitesindeki artış rahatlıkla hissedilebilir.</p>
<p> </p>
<p><b>Endolift’in kalıcılığı ne kadar sürüyor? </b></p>
<p>İşlem yapıldıktan sonraki süreçte yaklaşık 4 ila 6 ay boyunca cildin kendini toparlaması ve yenilenme süreci devam eder. 6 aya kadar görülen maksimum etki ile birlikte kişinin yaşlanma sürecine göre değişkenlik gösterebilir, uzun süreli kalıcılık sunan Endolift tedavisi eğer istenirse 2 ya da 3 yıl sonra da tekrar uygulanabilir.</p>
<p> </p>
<p><b>Peki, Endolift güvenli bir işlem midir? </b></p>
<p>Endolift uygulaması güvenliği kanıtlanmış FDA onaylı bir uygulamadır. Bununla birlikte dikkat edilmesi gereken en önemli nokta Endolift uygulamasının bu işin eğitimini almış, bu işte tecrübe sahibi  uzman hekimler tarafından uygulanmasıdır.</p>
<p>Endolift eğer cilt sıkılaştırma için uygulanacaksa, sosyal hayata dönüş hemen söz konusu olabilir. Yağ bölgesi eritme işlemi için uygulandığında birkaç hafta ödem gözlemlenebilir. Yüzde yaşanabilecek geçici uyuşma için ise gün içinde kişinin kendi uygulayabileceği bir iki dakikalık masaj önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><b>Doku Clinic, doğru, güvenilir ve çözüm odaklı hizmet sunmayı amaçlıyor.</b></p>
<p>Tüm bu genel çerçevenin altında, medikal estetik ve plastik cerrahi alanında hizmet sunan Doku Clinic, danışanlarına sonsuz konfor, güvenli, açık ve anlaşılır bir süreç sunarken ömür boyu müşteri hizmeti ile hayatlara dokunmaktan mutluluk duyuyor.</p>
<p>Doğuştan gelen güzelliğinizi yalnızca korumakla kalmayıp geliştiren, mevcut çekiciliğinizden ödün vermeden özelliklerinizi hassas bir şekilde vurgulayan lüks bir bakımın keyfini çıkarmak istiyorsanız Doku Clinic’in sunduğu tüm  hizmetler için dokumedical.com web sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p>Unutmayın, güzellik yolculuğunuzda kendinizi sevme ve doğal güzelliğinizi korumak her zaman en önemli adımdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/daha-genc-daha-siki-bir-cilt-icin-ameliyatsiz-cozum-endolift-439433">Daha Genç, Daha Sıkı Bir Cilt için Ameliyatsız Çözüm; Endolift!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saç, cilt ve diş sağlığı için C vitamini çok önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sac-cilt-ve-dis-sagligi-icin-c-vitamini-cok-onemli-436493</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 10:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük beslenme ile karşılanması gereken C vitamini ihtiyacı, bazı durumlar ve düzensiz beslenme alışkanlıklarıyla karşılanamayabiliyor. Günlük beslenme ile C vitamini eksikliğinin olmadığına vurgu yapan Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Özellikle kronik ishal durumunda, yanıklarda ya da cerrahi girişimlerden sonra düzensiz beslenen kişilerde, alkol, sigara kullananlarda C vitamini eksikliği ortaya çıkıyor.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-cilt-ve-dis-sagligi-icin-c-vitamini-cok-onemli-436493">Saç, cilt ve diş sağlığı için C vitamini çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük beslenme ile karşılanması gereken C vitamini ihtiyacı, bazı durumlar ve düzensiz beslenme alışkanlıklarıyla karşılanamayabiliyor. Günlük beslenme ile C vitamini eksikliğinin olmadığına vurgu yapan Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Özellikle kronik ishal durumunda, yanıklarda ya da cerrahi girişimlerden sonra düzensiz beslenen kişilerde, alkol, sigara kullananlarda C vitamini eksikliği ortaya çıkıyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, C vitamini eksikliği konusunu değerlendirerek, C vitamini eksikliği nasıl giderilir bilgi verdi.</p>
<p><strong>C vitamini turunçgillerde bol miktarda bulunuyor</strong></p>
<p>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, normal koşullarda günlük beslenme ile C vitamini eksikliğinin olmadığına işaret ederek, “Çünkü C vitamini turunçgiller adını verdiğimiz besinlerde bol miktarda bulunuyor. Fakat yeteri kadar dengeli beslenilmeyen durumlarda özellikle kronik ishal durumunda, yanıklarda ya da cerrahi girişimlerden sonra düzensiz beslenen kişilerde, alkol, sigara kullananlarda C vitamini eksikliği ortaya çıkıyor.” dedi.</p>
<p>Bu gibi durumlarda C vitamini takviyesi gerektiğine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Düzenli bir yaşam, saç, cilt ve diş sağlığı için C vitamini oldukça önemlidir.” diye bilgi verdi.</p>
<p><strong>C vitamini eksikliği nasıl giderilir?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aytaç Atamer, “C vitamini eksikliği normal koşullarda pek fazla görülmüyor. C vitamini eksikliği olan durumlarda oral denilen yolla, damar ya da kalçadan doktor tavsiyesi ile takviye alınabilir. Özellikle kış aylarına girdiğimiz dönemde üst solunum yolu enfeksiyonları artmaktadır. Bu enfeksiyonları daha kolay atlatmak için C vitamini takviyeleri almak gerekir” dedi.</p>
<p><strong>C vitamini eksikliği belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>C vitamininin ısıya dayanıksız, vücutta üretilmeyen bir vitamin olduğunu da söyleyen Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“C vitamini çok önemli bir antioksidan kaynağıdır, bu nedenle enfeksiyonların, kanserin oluşmasını önleyen önemli bir vitamindir. Bunun dışında C vitamini vücudumuzdaki kolajen sentezinde önemli rol oynuyor ve kolajen yapısını oluşturuyor. Kolajen eksikliğinde ciltte buruşukluk, saçlarda kuruma, kolay kırılma ortaya çıkıyor. C vitamini aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirdiği için özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarında vücut direncini de artırıyor ve hastalığın iyileşmesinde önemli bir rol oynuyor. C vitaminin eksikliğinde diş eti kanaması, eklemlerde ağrı şişlik ve kolay morarmalar da görülüyor.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-cilt-ve-dis-sagligi-icin-c-vitamini-cok-onemli-436493">Saç, cilt ve diş sağlığı için C vitamini çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkekler için cilt bakım ipuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkekler-icin-cilt-bakim-ipuclari-430615</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2023 09:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ipuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430615</guid>

					<description><![CDATA[<p> Nasıl her kişinin giyim zevki ve damak tadı değişikse cilt tipi de farklıdır. Cilt bakımında "herkese uyan tek beden" yaklaşımı yoktur. Birine iyi gelen diğerine iyi gelmeyebilir. Hangi cilt tipine sahip olduğunuzdan emin olmanız ve kremlerinizi, losyonlarınızı ona göre seçmeniz son derece önemli. Durduk yere cildinizde sivilce oluşmasına ya da cildinizin yağlanmasına sebep olacak ürünler seçmeye gerek yok öyle değil mi?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkekler-icin-cilt-bakim-ipuclari-430615">Erkekler için cilt bakım ipuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ERKEKLERİN SAĞLIKLI CİLT BAKIM RUTİNLERİNİ GELİŞTİRECEK 6 İPUCU</strong></p>
<p><strong> Nasıl her kişinin giyim zevki ve damak tadı değişikse cilt tipi de farklıdır. Cilt bakımında &#8220;herkese uyan tek beden&#8221; yaklaşımı yoktur. Birine iyi gelen diğerine iyi gelmeyebilir. Hangi cilt tipine sahip olduğunuzdan emin olmanız ve kremlerinizi, losyonlarınızı ona göre seçmeniz son derece önemli. Durduk yere cildinizde sivilce oluşmasına ya da cildinizin yağlanmasına sebep olacak ürünler seçmeye gerek yok öyle değil mi? Cildinize nasıl bakım yapacağınız konusunda Liv Hospital Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tuğba Özkök Akbulut 6 ipucu önerisinde bulundu.</strong></p>
<p>Günümüzde daha fazla erkek sağlıklı ve daha genç görünen bir cildin peşinde koşuyor; bu yazı da erkeklerin cilt bakım rutinlerini değerlendirmeleri ve vücutlarının en büyük organına nasıl bakacakları hakkında daha fazla bilgi edinmelerini sağlayacak veriler sunuyor. Erkek ve kadın cildi arasında önemli farklılıklar olsa da (örneğin, erkeklerin cildi kadınlarınkinden daha kalındır), etkili bir cilt bakımı planının temel unsurları her iki cinsiyette de aynı kalır.</p>
<p><strong>Cilt tipleri:</strong></p>
<p><strong>Hassas cilt: </strong>Herhangi bir ürün kullanımından sonra ciltte acı ya da yanma hissedebilir.</p>
<p><strong>Normal cilt:</strong> Olağandır, hassas değildir.</p>
<p><strong>Kuru cilt:</strong> Pul pul, kaşıntılı veya pürüzlüdür.</p>
<p><strong>Yağlı cilt</strong>: Parlak ve yağlıdır</p>
<p><strong>Karma cilt:</strong> Bazı bölgeleri kuru, bazı bölgeleri ise yağlıdır.</p>
<p>Cilt tipinizi anlamak, cildinize nasıl bakım yapacağınızı öğrenmenize ve size uygun cilt bakım ürünlerini seçmenize yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Erkeklerin sağlıklı cilt bakım rutinlerini geliştirecek 6 ipucu</strong></p>
<ol>
<li><strong>Ürün etiketlerini ve içeriklerini göz önünde bulundurun:</strong> Seçeceğiniz cilt bakım ürünleri cilt tipinize uygun olmalıdır. Akneye yatkın bir cildiniz varsa gözeneklerinizi tıkamayacağından &#8220;yağsız&#8221; veya &#8220;komedojenik olmayan&#8221; yazan temizleyiciler ve nemlendiriciler arayın. Hassas bir cildiniz varsa hafif, “koku içermeyen” ürünler kullanın, çünkü koku içeren ürünler ciltte tahriş ve kuruluk hissi bırakabilir. Ancak &#8220;kokusuz&#8221; olarak etiketlenen bazı ürünlerde dahi cildinizi tahriş edebilecek maskeleyici kokular içerebilir.</li>
<li><strong>Yüzünüzü her gün ve özellikle spordan sonra da yıkayın</strong>: Sıradan kalıp sabunlar genellikle cildi kurutabilecek sert maddeler içerdiğinden, yüzünüzü yumuşak bir yüz temizleyici ve ılık (sıcak değil) suyla yıkayın.</li>
<li><strong>Tıraş tekniğinize dikkat edin</strong>: Bazı erkekler çok bıçaklı tıraş makinelerinden memnun olabilir ve cildini çok sık aralarla tıraş edebilir. Sık sık jilet darbeleri, jilet yanıkları veya batık tüylerle karşılaşıyorsanız, bunun yerine tek veya çift bıçaklı bir tıraş makinesi kullanın ve tıraş sırasında cildinizi gergin tutmayın. Tıraş olmadan önce cildinizi ve saçınızı yumuşatmak için ıslatın. Nemlendirici bir tıraş kremi kullanın ve tüylerin uzama yönünde tıraş edin. Tıraş makinesini her kullandıktan sonra durulayın ve tahrişi en aza indirmek için beş ile yedi tıraştan sonra bıçağınızı değiştirin.</li>
<li><strong>Cildinizi günlük olarak nemlendirin:</strong> Nemlendirici, cildinizdeki suyu hapsederek çalışır. Bu da ince çizgilerin görünümünü azaltmaya ve cildinizin daha parlak ve genç görünmesine yardımcı olabilir. En iyi sonuçları elde etmek için banyodan, duştan veya tıraştan hemen sonra cildiniz hala nemliyken yüzünüze ve vücudunuza nemlendirici uygulayın.</li>
<li><strong>Cildinizi düzenli olarak kontrol edin:</strong> Kaşınan, kanayan veya renk değiştiren yeni lekeler veya benler genellikle cilt kanserinin erken uyarı işaretleridir. Herhangi bir şüpheli nokta fark ederseniz dermatoloğa görünmek için randevu alın. 50 yaşın üzerindeki erkeklerde cilt kanserinin en ölümcül türü olan melanom gelişme riski genel popülasyona göre daha yüksektir. Ancak erken yakalandığında cilt kanserinin tedavi edilebilirliği oldukça yüksektir.</li>
<li><strong>Açık havada her zaman güneş koruyucu kullanın:</strong> Kırışıklara, yaşlılık lekelerine ve hatta cilt kanserine yol açabilecek güneş hasarlarını önlemeye yardımcı olmak için, dışarı çıkmadan önce saç deriniz, kulaklarınız, boynunuz ve dudaklarınız da dahil olmak üzere cildinizin güneşe maruz kalan tüm bölgelerine güneş kremi uygulayın. En iyi koruma için, geniş spektrumlu, suya dayanıklı, SPF&#8217;si 30 veya daha yüksek olan bir güneş koruyucu kullanın ve her iki saatte bir veya yüzme veya terlemeden hemen sonra yeniden uygulayın. Ayrıca gölge arayarak ve hafif ve uzun kollu gömlek, pantolon, geniş kenarlı şapka ve mümkünse UV korumalı güneş gözlüğü gibi güneşten koruyucu giysiler giyerek de cildinizi koruyabilirsiniz. Daha etkili güneş koruması için ultraviyole koruma faktörü (UPF) etiketi olan giysileri seçin.</li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkekler-icin-cilt-bakim-ipuclari-430615">Erkekler için cilt bakım ipuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bugünlerde en sık görülen 5 cilt sorunu !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bugunlerde-en-sik-gorulen-5-cilt-sorunu-425479</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2023 06:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bugünlerde]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havaların soğuduğu, nem oranının azaldığı sonbaharda mevsimsel olumsuz etkenlere, çevresel faktörler ve yanlış yaşam alışkanlıklarının da eklenmesiyle cildin yapısı hızla bozuluyor, bazı sorunlarda artış yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bugunlerde-en-sik-gorulen-5-cilt-sorunu-425479">Bugünlerde en sık görülen 5 cilt sorunu !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğuk havada cilt sağlığını korumanın püf noktaları!</strong></p>
<p><strong>Dikkat! Bu etkenler cildi tehdit ediyor!</strong></p>
<p><strong>BUGÜNLERDE EN SIK GÖRÜLEN 5 CİLT SORUNU!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Havaların soğuduğu, nem oranının azaldığı sonbaharda mevsimsel olumsuz etkenlere, çevresel faktörler ve yanlış yaşam alışkanlıklarının da eklenmesiyle cildin yapısı hızla bozuluyor, bazı sorunlarda artış yaşanıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ömer Gezdur </strong>son günlerde özellikle egzama, kepeklenme, ellerde ve dudaklarda kuruma, çatlama ve kanama gibi sorunlara sıkça rastlandığını belirterek  “Alınacak bazı basit ama etkili önlemlerle cilt sağlığımızı korumamız mümkün. Ancak her bir cilt sorunu, cilt tipine ve hastalığın şiddetine göre farklılık gösterebildiğinden herhangi bir cilt sorunuyla karşılaşıldığında da dermatoloğa ya da uzman bir doktora görünmeyi ihmal etmemek gerekir” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Ömer Gezdur, bugünlerde en sık görülen 5 cilt sorununu anlattı, korunmaya yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Atopik Dermatit (Egzama)</strong></p>
<p> </p>
<p>Sonbaharda hızla düşen nem seviyesiyle birlikte oluşan deri sorunlarının başında atopik dermatit yani egzama geliyor. Deri kuruluğu, kaşıntı, kızarıklık ve çatlama gibi belirtilerle kendini gösteren egzama zamanla bu çatlaklardan giren mikroorganizmalar nedeniyle enfeksiyonlara yol açarken, tedavisi daha uzun sürebiliyor ve günlük yaşam konforunu olumsuz etkileyebiliyor. </p>
<p><strong>Korunma yolları:</strong> Egzamadan korunmak için; cidimizdeki nemi korumanın ve cilt bariyerimizi güçlendirmenin çok önemli olduğunu belirten Dr. Ömer Gezdur “Cildinizin kuruma olan bölgelerine ekstra özen göstermek ve dermatoloğunuzun tavsiyesi ile atopik cilt tipine uygun içerikli, nemlendirici ve bariyer kremler kullanmak gerekir. Ayrıca egzamalı hastaların ev temizliği, bulaşık, bahçe işleri ya da boya vs gibi aktiviteler sırasında ellerini doğru malzeme seçimi ve eldiven kullanımı ile korumaları gerekmektedir” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Deri Kuruluğu</strong></p>
<p> </p>
<p>Deri kuruluğu sonbaharda cilt bariyerimizin zorlanması sonucu oluşan ve bugünlerde en sık görülen sorunlar arasında yer alıyor. Soğuk hava ve azalan nemle birlikte, sıcak suyla banyo yapmak, yeterli sıvı alınmaması, bazı ilaçların yan etkileri ve deterjanlar da olumsuz etkileyerek cilt sorunlarına yol açıyor.  </p>
<p><strong>Korunma yolları:</strong> Dermatoloji Uzmanı Dr. Ömer Gezdur özellikle kuru ciltli hastaların mutlaka sıcak suyla duştan kaçınması ve ılık suyla banyo yapması, nemlendiricili temizleyiciler kullanması, bol su içilmesi, sert lifler ve kurutucu içerikteki sabun ve duş jellerinden uzak durması gerektiğini vurguluyor. Kaliteli nemlendirici kremle doğal nem dengesini korumak ve doğal aromatik yağlarla cildi beslerken vücudun özellikle kuruyan bölgelerine dikkat etmek gerektiğini belirten Dr. Gezdur “Bu dönemde hassas peeling etkisi yapacak uygulamalar ve nem sağlayıcı maskelerle cildimizi rahatlatmak, buhar banyosu gibi bakım rutinlerine özen göstermekte fayda var. Doğru ürün kullanımının yanısıra doğru giysi seçimi de cildi korumada etkili olacaktır. Soğuk hava koşullarında vücudu korumak için atkı ve eldiven kullanarak elleri ve boynu korumak cok önemlidir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Seboreik Dermatit (Kepeklenme)</strong></p>
<p> </p>
<p>Seboreik Dermatit (kepeklenme) sorunu; ciltte seboreik bölgelerde yani saçlı deri, kaşlar ve yüz bölgesinde kızarıklık, pullanma ve kaşıntıya neden oluyor. Hastalık ayrıca iç- dış ortam arası ısı farkları ve sabit olmayan nem düzeyine bağlı olarak da tetiklenebiliyor. Normal bir kepeklenmeden farklı olan seboreik dermatitte saç derisi ve ciltte beyaz ya da sarımsı kepekler, kızarıklıklar ve pullanmalar oluşurken yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. </p>
<p><strong>Korunma yolları:</strong> Soğuk ve kuru hava bu sorunun oluşumunu tetiklediğinden mevsimsel olumsuz etkenlerden korunmak ve beslenmeye dikkat etmek gerekir. Dermatoloji uzmanının önerisiyle saç derisini arındırıp rahatlatan uygun bir şampuanı kullanabilir yine doktorunuzun önereceği çeşitli kremler veya losyonlar ile kaşıntı ve kızarıklığa karşı korunabilirsiniz.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dudak çatlaması</strong></p>
<p> </p>
<p>Dudak derisi cildin en hassas noktalarından biri olduğu için, en ufak ısı değişiminden bile etkileniyor. Estetik açıdan kişiyi rahatsız eden bir görüntüye yol açan dudak çatlaması, önlem alınmadığında oluşan yarık ve çatlaklardan enfeksiyon kapılmasına da yol açabiliyor. Ayrıca bazı hastalıklarda ve vitamin eksikliklerinde de dudak çatlaması görülebildiğinden sık tekrarlıyorsa bu durumu sadece mevsimsel olumsuz etkenlere bağlamamak ve doktora görünmek gerekiyor. </p>
<p><strong>Korunma yolları:</strong> Soğuk ve rüzgarlı sonbahar günlerinde dudaklarımızın kuruyarak çatlamasını engellemek için dudak balsamları etkili olacaktır. Shea yağı, badem yağı, panthenol içerikli, dudakları nemlendiren ve besleyen balsamlarla dudaklara gün içinde bakım yapmanın yanısıra, bu dönemde bol su içmek ve kafein, alkol kullanımını azaltmak dudak kuruluğundan korur. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Gül Hastalığı (Rosacea)</strong></p>
<p> </p>
<p>Halk arasında ‘gül hastalığı’ olarak bilinen yüzde ani kızarıklık, yanma ve deri lezyonları ile kendini gösteren, kronik sayılabilecek bir deri hastalığı olan Rosacea, soğuk hava ve rüzgarla tetiklenebiliyor. </p>
<p><strong>Korunma yolları:</strong> Rosacea semptomlarını kontrol altına almak için güneşten ve rüzgardan, soğuktan korunmak önemli bir rol oynamaktadır. Beslenmeyi düzenlemek ve tetikleyici faktörlerden kaçınmak çok etkilidir. Baharatlı yiyecekler, sıcak içecekler ve alkol, Rosacea belirtilerini artıracağı için bunları tüketmemek ve süreçte tedavi planını düzenli uygulamak gerekir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bugunlerde-en-sik-gorulen-5-cilt-sorunu-425479">Bugünlerde en sık görülen 5 cilt sorunu !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın Cilt Kuruluğunu Önlemek İçin Önemli Öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kurulugunu-onlemek-icin-onemli-oneriler-424156</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 08:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluğunu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte rüzgarlı ve soğuk havalarda ciltte kurumaya bağlı tahriş ve pullanma gibi sorunlar görülebiliyor. Bu da kış aylarında cilt bakımı rutininin değiştirilmesiyle ilgili soru işaretlerini akıllara getiriyor. Cildi nemlendirmenin önemli olduğu soğuk günlerde, cilt tipine uygun nemlendiricilerin kullanılması öneriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kurulugunu-onlemek-icin-onemli-oneriler-424156">Kışın Cilt Kuruluğunu Önlemek İçin Önemli Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIŞIN CİLT KURULUĞUNU ÖNLEMEK İÇİN ÖNEMLİ ÖNERİLER </strong></p>
<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte rüzgarlı ve soğuk havalarda ciltte kurumaya bağlı tahriş ve pullanma gibi sorunlar görülebiliyor. Bu da kış aylarında cilt bakımı rutininin değiştirilmesiyle ilgili soru işaretlerini akıllara getiriyor. Cildi nemlendirmenin önemli olduğu soğuk günlerde, cilt tipine uygun nemlendiricilerin kullanılması öneriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Asude Kara Polat, kış aylarında cilt bakımı ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>Cildi uygun şekilde nemlendirmek önemli</strong></p>
<p>Cilt bakım rutininde temizleme, nemlendirme ve güneşten korunma temel basamaklardır. İlk basamak olan temizlemede önemli olan banyo yaparken sıcak su kullanılmamasıdır. Çok sıcak su cildin doğal yağ tabakasını bozar ve cildi daha kuru hale getirir. Bunun yerine ılık su tercih edilmelidir. Banyoda sabun kullanılmamalı, duş jelleri veya sabun içermeyen temizleyiciler kullanılmalıdır.  Kuru cilt yapısına sahip kişiler bebek ürünleri de tercih edebilir. Yine bu kişiler kese yapmaktan ve uzun süre banyoda kalmaktan kaçınmalıdırlar. Kuru ciltlerde tonikler cildi tahriş edebilir ve kızarıklığa yol açabilir.</p>
<p>Cildin nemlendirilmesi çok önemlidir. Bu noktada cilt tipine uygun olacak şekilde nemlendiricilerin kullanılması gerekir. Her banyo sonrası tüm vücut krem, losyonlar ile nemlendirilmelidir. Yine yağ bazlı yoğun nemlendiriciler kışın daha çok tercih edilebilir. Kışın dudaklarda da kuruluk, çatlama, kabuklanma gözlenebilir. O yüzden dudakların da nemlendirilmesi önemlidir.  Buna göre piyasada çok sayıda yoğun nemlendirici özelliği olan lip stickler bulunmaktadır ve bunların gün içinde tekrarı önemlidir.</p>
<p>Ortam havasız ve kuru ise ortam nemini sağlamak için nemlendirici cihazlar kullanılabilir. Bu sayede cildin daha fazla kuruması engellenir. Özellikle kuru ve hassas bir cilde sahip kişiler kış aylarında temizleyici olarak süt, losyon tercih edebilir ve yağlı nemlendirici yüz kremleri cilt bakımınızın vazgeçilmezi olabilir. Karma, yağlı bir cilde sahip kişiler de yoğun nemlendirici ajanlara sahip ürünler kullanabilir. Cilt tipinin ne olduğuna bakılmaksızın günde minimum iki kez cildinizi nemlendirmek gerekir</p>
<p><strong>Rüzgar ve soğuk hava ellerinizi kurutabilir</strong></p>
<p>Eller kışın rüzgardan ve soğuktan fazlası ile etkilenir. Dışarı çıkarken eldiven giyilmesi koruyucu olur. Sabah mutlaka nemlendirici krem kullanılması ve her el yıkama sonrası yeniden ellerin nemlendirilmesi kışın önemlidir. Ev temizlik ürünleri ile temas etmemek için pudrasız eldiven kullanılması gerekir.</p>
<p>En doğru bakım malzemesi kişinin cilt tipine uygun olan, cildin sağlığını korumak ve sağlamak için gereken malzemedir. Bu noktada önemli olan ise herkes için ortak olan cilde uygun temizleyici, nemlendirici ve güneş koruyucu krem, losyon, sticklerdir. Elbette bu noktada düzenli ve sürekli kullanım söz konusu olmalıdır.</p>
<p><strong>Hindistan cevizi yağı ile kuruyan saçlarınızı güçlendirebilirsiniz</strong></p>
<p>Saç ve tırnak için de kışın nemlendirme önemlidir. Saç bakım yağları,  nem maskeleri, tırnaklar için koruyucu balmlar kullanılabilir. Kuruyan saç ve cilt için çeşitli doğal yağlar önerilmektedir. Kuruyan ve yıpranmış saçlar için Hindistan cevizi yağı ve jojoba yağı, argan yağı gibi organik yağlar kullanılabilir. Saçı beslemekte ve onarmaktadır.  Yapılan bir çalışmada tatlı badem, çuha çiçeği ve jojoba yağlarının cilt bakımı uygulamalarındaki etkinliği ve faydaları incelenmiş ve cilt bakımı preparatlarında cildin en üst tabakası olan stratum korneumun bütünlüğünü, iyileşmesini ve lipit oranını güçlendirmek için etkili bileşenler olarak gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Güneş kremi sadece yazın değil kışın da kullanılmalı</strong></p>
<p>Cilt sağlığını korumak için güneş koruyucular kremlerin, losyonların veya sticklerin kışın da kullanılması gerekmektedir. Ultraviyole ışınlarının etkisi hava güneşli olmasa dahi devam etmektedir. Özellikle karlı havalarda yansıma olacağı için cilt üzerinde ultraviyole ışınlarının etkisi artmaktadır. Bu nedenle güneşten koruma faktörü yani SPF (sun protection factor) en az 30 olacak şekilde güneş koruyucu kremlerin uygulanması gerekmektedir. Gün içinde bu kremlerin 2 veya 3 saatte bir yenilenmesi önemlidir.</p>
<p>Cilt bakımı için yapılacak dermokozemtik işlemler mevsimsel olarak farklılık gösterebilmektedir. Kış aylarında birçok kozmetik işlem yapılabilmektedir. Yaz döneminde lekelenme nedeniyle uygulanamayan kimyasal peeling tedavileri, dermabrazyon, fraksiyonel karbondioksit lazer tedavileri gibi uygulamalar kış dönemi yapılabilmektedir. Kış ayları lekelerin, derin akne izlerinin tedavisi için en uygun dönemlerdendir.</p>
<p>Sadece kış mevsiminde değil cilt sağlığımız için bol su içmek, yeterli sebze, meyve ve baklagil tüketerek sağlıklı beslenmek ve sigara kullanmamak önemlidir. Sigara cilt yaşlanmasını tetikleyen faktörlerden birisidir. Yine kışın yeterli güneş ışığı alamama dolayısı ile ciltte sentezlenen D vitamini yeterli olamayabileceği için D vitamini takviyesi doktor tavsiyesi ile kullanılabilir.  Yine yeterli balık tüketmeyen kişiler için Omega 3 takviyeleri kullanmak cilt sağlığı için önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kurulugunu-onlemek-icin-onemli-oneriler-424156">Kışın Cilt Kuruluğunu Önlemek İçin Önemli Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt gençleştirmede Altın İğne</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-genclestirmede-altin-igne-423415</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 08:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[gençleştirmede]]></category>
		<category><![CDATA[iğne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cildin onarılmasını ve yenilenmesini sağlayan, doğal kolajen üretimini arttıran, kan akışını iyileştiren bir işlem olan altın iğne uygulaması son dönemde sıklıkla tercih edilen yöntemler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-genclestirmede-altin-igne-423415">Cilt gençleştirmede Altın İğne</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Cilt gençleştirmede Altın İğne</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Cildin onarılmasını ve yenilenmesini sağlayan, doğal kolajen üretimini arttıran, kan akışını iyileştiren bir işlem olan altın iğne uygulaması son dönemde sıklıkla tercih edilen yöntemler arasında yer alıyor. Altın iğne uygulamasının enerji bazlı bir sistem olduğunu, yani cihaz ile yapıldığını ve herhangi bir madde enjekte edilmediğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Süslü, “Altın iğne uygulaması ciltte yenilenme, sıkılaşma, yüz germe, gözeneklerde küçülme, sebum dengelenmesi, ince kırışıklıklarda azalma, akne (sivilce) tedavisi, akne izlerinin tedavisi, ameliyat izlerinin azaltılması, çene hattının belirginleşmesi, göz çevresinin sıkılaşması, cilt çatlakları görünümünün azaltılması ve cilt lekelerinin azaltılmasında kullanılıyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Altın iğne işlemi sonrasında ciltte gözle görülür bir biçimde onarım ve yeniden yapılanma sağlandığını ve bu yapılanmanın kişinin tamamen doğal bileşenleri, yani kendi öz dokusu ile gerçekleştirildiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Süslü, “Cihazın uç kısmına güvenli ve tamamen kişiye özel başlıklar takılır. Bu başlıklarda cildin alt tabakalarına radyofrekans enerjisi ileten, derinliği ayarlanabilir 25 adet mikro iğne bulunur. Bu mikro iğneleme teknolojisi ile cildin en üst tabakasına zarar vermeden, cildin alt tabakalarına radyofrekans enerjisi iletilir. Bu sayede cilt etkili bir şekilde tedavi edilirken yan etki oranı da en aza indirilmiş olur” dedi.</p>
<p><strong>Altın iğne ilk seansta bile ciltte gözle görülür fark yaratıyor</strong></p>
<p>Altın iğnenin toplumda sıklıkla rastlanan ve çokça şikayet edilen cilt problemlerine etkin bir çözüm sunduğunu paylaşan Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Süslü, “Ciltte yenilenme, sıkılaşma, yüz germe, gözeneklerde küçülme, sebum dengelenmesi, ince kırışıklıklarda azalma, akne (sivilce) tedavisi, akne izlerinin tedavisi, ameliyat izlerinin azaltılması, çene hattının belirginleşmesi, göz çevresinin sıkılaşması, cilt çatlakları görünümünün azaltılması, cilt lekelerinin azaltılmasında kullanılan altın iğne tedavisi; kişiye göre değişiklik göstermekle birlikte genellikle 3-6 haftada bir, 3-4 seans yapılması önerilir. Seans sayısını ve aralığını hekim hasta ile beraber ihtiyaca göre belirleyebilir. İlk seanstan sonra bile ciltte yarattığı etki hemen görülür ve etki kademeli olarak her seansta artar. Her yıl tekrarı önerilir ya da belirli aralıklarla idame dozlar önerilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Altın iğne hamilelerde veya kalp pili olanlara uygulanamıyor</strong></p>
<p>Hem etkili hem ağrısız bir işlem olması sebebiyle talebin gittikçe arttığı altın iğne tedavisi esnasında minimum ağrı hissedildiğini paylaşan Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Süslü, “Bu ağrıyı azaltmak için tedaviden 30 dakika önce lokal anestezik krem ile hasta işleme hazırlanır. İşlem süresi uygulanacak bölgeye göre değişmekle birlikte 30-60 dakika sürer. Ancak hamile ve emziren kişilerde, kalp pili olan kişilerde, uygulama bölgelerinde açık yara ya da enfeksiyon varlığında altın iğne işlemi uygulanmamalı” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Altın iğne yaz-kış uygulanabiliyor</strong></p>
<p>İşlem sonrasında ciltte kızarıklık oluşmasının normal olduğunu ve oluşan kızarıklığın genellikle birkaç saat içerisinde kendiliğinden kaybolduğunu belirten Dr. Hülya Süslü, “Hasta sosyal yaşamına hemen geri dönebilir. Altın iğne tedavisi hem yaz hem de kış aylarında uygulanabilir. Bazı hastalarda kızarıklık 3-4 gün sürebilir. İşlem sonrası cilt güneş ışınlarına karşı yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu kremler ile korunmalı” dedi.</p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-genclestirmede-altin-igne-423415">Cilt gençleştirmede Altın İğne</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çukurova&#8217;da cilt bakım kursu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cukurovada-cilt-bakim-kursu-419506</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Nov 2023 08:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[çukurovada]]></category>
		<category><![CDATA[kursu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419506</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çukurova Belediyesi kadın odaklı sosyal hizmetleri hem kazandırıyor, hem de ülke ekonomisine destek olurken yeni yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Yeni becerileriyle hem kendi sağlıklarını korumanın ince çizgilerini keşfeden kadınlar, hem de güzel görünmenin formüllerini öğreniyorlar</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cukurovada-cilt-bakim-kursu-419506">Çukurova&#8217;da cilt bakım kursu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çukurova’da cilt bakım kursu</p>
<p>Çukurova Belediyesi kadın odaklı sosyal hizmetleri hem kazandırıyor, hem de ülke ekonomisine destek olurken yeni yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Yeni becerileriyle hem kendi sağlıklarını korumanın ince çizgilerini keşfeden kadınlar, hem de güzel görünmenin formüllerini öğreniyorlar</p>
<p>Tesisler Müdürlüğü tarafından ücretsiz olarak verilen ve Çukurovalıların büyük ilgi gösterdiği meslek</p>
<p>ve hobi kursları, birçok kadına yeni iş kapıları açıyor. Son yılların gözde iş kolları arasında yer alan</p>
<p>başta cilt bakımı, epilasyon ve makyaj teknikleri olmak üzere farklı alanlarda mesleki eğitimleri alan</p>
<p>kadınlar, hem meslek sahibi oluyor hem de kurslardan kazançlı ayrılıyor. Bu farklı ve güncel yaşama</p>
<p>uygun kurs çalışması için Belediye Başkanı Soner Çetin’e teşekkürlerini ileten kursiyerler, geleceğe</p>
<p>güvenle bakmanın heyecanını yaşıyor.</p>
<p>Çukurova Belediyesinin açtığı mesleki kurslar hem istihdama ve ülke ekonomisine destek oluyor, hem</p>
<p>de vatandaşların yeni becerilerini ortaya çıkarıyor. Belediyenin Tesisler Müdürlüğü’nün sürekli olarak</p>
<p>açtığı ücretsiz mesleki kurslardan olan ve son yılların en gözde iş kolları arasında yer alan cilt bakımı,</p>
<p>temel makyaj, masaj, lazerli epilasyon, protez tırnak gibi meslek alanlarında verdiği eğitimlere</p>
<p>kadınların ilgisi oldukça fazla oluyor.</p>
<p>Hem meslek sahibi olmak hem de bu yeteneklerini kazanca dönüştürmek isteyen kadınların yoğun</p>
<p>talebi nedeniyle hafta içi her gün, iki seansa çıkartılan kurslara katılan kadınlar, fark yaratan</p>
<p>kurslardan mutlu şekilde ayrılıyor. Geleceğe daha güvenle bakmanın keyfini yaşayan kursiyer</p>
<p>kadınlar, teorik ve uygulamalı eğitimlerin dışında cilt bakımının ve epilasyon uygulamalarının püf</p>
<p>noktalarını, sağlıklı yaşamın teknik bilgilerini uzman eğitmenler tarafından alıyor.</p>
<p>Cilt anatomisinden analizine, doğru beslenmeden hijyene, sağlıklı yüz masajı tekniklerinden, doğru</p>
<p>makyaja, kaş ve kirpik bakımından, doğru epilasyon ve depilasyon uygulamalarına kadar pek çok</p>
<p>modül konuda eğitimden geçiyor. Yeni becerileriyle hem kendi sağlıklarını korumanın ince çizgilerini</p>
<p>keşfeden kadınlar, hem de güzel görünmenin formüllerini öğreniyorlar.</p>
<p>Çukurova Belediyesi’nin kapılarını açtığı ve tüm imkânları seferber ettiği, Çukurova Aytekin Kuru Halk</p>
<p>Eğitim Merkezi’nin destek verdiği bu kursları bitiren kadınlar, Millî Eğitim Bakanlığı Onaylı sertifikalar</p>
<p>alarak, kendi iş yerlerini açabiliyor, ya da çeşitli merkezlerde çalışma imkânı yakalıyor. Kursta eğitim</p>
<p>veren usta öretici Hülya Uygur, her geçen gün kadınların ilgisinin giderek arttığını söyleyerek,</p>
<p>ekonomik anlamda büyük kazanç sağlayan meslek eğitimlerine tüm Çukurovalıları davet etti.</p>
<p>Belediye Başkanı Soner Çetin’e memnuniyetlerini dile getiren Hülya Uygur ve kursiyerler, meslek</p>
<p>sahibi olmanın heyecanını yaşarken, yarınlara daha emin adımlarla girecek olmanın mutluluğunu</p>
<p>yaşıyorlar.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cukurovada-cilt-bakim-kursu-419506">Çukurova&#8217;da cilt bakım kursu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dermatoloji ve Güneşten Korunma: Cilt Kanseri Riskini Azaltmanın Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dermatoloji-ve-gunesten-korunma-cilt-kanseri-riskini-azaltmanin-yollari-414348</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Oct 2023 13:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltmanın]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[güneşten]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414348</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanserin her türünden korunmak, hastalıkla mücadele etmek kadar önemlidir. Kanser nedeni olduğunu bildiğimiz güneşin zararlı ışınları da bunlar arasında yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dermatoloji-ve-gunesten-korunma-cilt-kanseri-riskini-azaltmanin-yollari-414348">Dermatoloji ve Güneşten Korunma: Cilt Kanseri Riskini Azaltmanın Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanserin her türünden korunmak, hastalıkla mücadele etmek kadar önemlidir. Kanser nedeni olduğunu bildiğimiz güneşin zararlı ışınları da bunlar arasında yer alıyor. Cilt kanseri nedenlerinden birisi olarak gösterilen ultraviyole ışınlarından korunma yöntemlerini, Dermatoloji uzmanı Uzm. Dr. Sevda Orhon açıklıyor.</p>
<p>Güneşin zararlı etkileri konusunda bilinçlenmek ve cilt kanserine karşı korunmak için alınabilecek önlemler hakkında bilgi sahibi olmak son derece önemlidir. Bu sayede bireysel tedbirlerinizi alabilir ve daha korunaklı hale gelebilirsiniz. Bu kapsamda başlıca uymanız gereken kuralları, aşağıdaki gibi listeleyebiliriz.</p>
<p>UV Işınlarından Kaçının</p>
<p>Güneşin zararlı etkilerinden korunmanın temel yolu, UV ışınlarından kaçınmaktır. UV ışınları, cilt kanseri riskini artıran en büyük faktörlerden biridir. Güneşe çıkarken, özellikle 11:00-16:00 saatleri arasındaki yoğun güneş ışınlarından kaçınmak önemlidir. Bu saatlerde güneşin zararlı etkileri daha yüksektir. Eğer güneşe çıkmak zorundaysanız, cildinizi koruyan giysiler giymek, geniş kenarlı bir şapka takmak ve UV filtreli güneş gözlüğü kullanmak cilt kanseri riskini azaltmada yardımcı olabilir. Ayrıca yüksek koruma faktörlü güneş kremleri kullanarak açıkta kalan cilt bölgelerini korumak da önemlidir. Ancak sadece güneş kremi kullanarak güvende olamazsınız, diğer koruyucu önlemleri de uygulamak gereklidir. UV ışınlarından korunmak, cilt kanseri riskini önemli ölçüde azaltır ve cildin sağlığını uzun vadede korur.</p>
<p>Çocukları Güneşten Koruyun</p>
<p>Çocukları güneşten korumak, cilt kanseri riskini azaltmada kritik bir rol oynar. Çocukların ciltleri yetişkinlere göre daha hassastır ve güneş ışınlarına karşı daha savunmasızdır. Bu nedenle çocukları güneşten korumak için özel önlemler almak önemlidir. Öncelikle, çocukları 11:00-16:00 saatleri arasındaki yoğun güneş ışınlarından mümkün olduğunca uzak tutmalısınız. Güneşe çıkılması gerektiğinde, geniş kenarlı bir şapka takmak ve gözleri güneş gözlüğü ile korumak önemlidir. Ayrıca çocuklara ciltlerini koruyan giysiler giydirmek gereklidir. Giysilerin kolları ve bacakları örtmesine dikkat edin. Güneş koruyucu krem kullanımı da çocukları güneş yanıklarına karşı korumanın bir yolu olabilir, ancak bu tek başına yeterli değildir. En önemlisi, çocukları gölgede oynamaya teşvik etmek ve güneşin zararlı etkileri hakkında onları bilgilendirmektir.</p>
<p>Kalıtımsal Riskleri Değerlendirin</p>
<p>Kalıtımsal riskler, melanom gelişme riskini etkileyen önemli bir faktördür. Ailenizde melanom öyküsü veya çok sayıda atipik beniniz varsa, bu genetik faktörler cilt kanseri riskinizi artırabilir. Bu nedenle kalıtımsal riskleri değerlendirmek ve anlamak önemlidir. Aile geçmişinizi ve kişisel risk faktörlerinizi göz önünde bulundurarak bir genetik danışman ile görüşmek, potansiyel riskinizi belirlemenize yardımcı olabilir. Genetik testler, melanom riskinizi daha iyi anlamanıza ve gerekli önlemleri almanıza yardımcı olabilir. Ayrıca bu bilgiler, aile üyelerinizi de potansiyel riskler hakkında bilgilendirmenize ve koruyucu önlemler almanıza olanak sağlar. </p>
<p>Benlerinizi İzleyin</p>
<p>Benlerinizi izlemek, cilt kanseri riskinizi azaltmanın önemli bir adımıdır. Benler, melanosit adı verilen pigment üreten hücrelerin biriktiği deri lezyonlarıdır. Cilt kanseri genellikle benlerden kaynaklanır ve bu nedenle benlerinizi düzenli olarak kontrol etmek, potansiyel sorunları erken teşhis etmek için kritik bir öneme sahiptir. Benlerinizi izlerken dikkat etmeniz gereken birkaç önemli faktör vardır. İlk olarak, benlerin asimetrisini gözlemlemelisiniz. Bir benin bir yarısı diğer yarısına benzerse, bu olumlu bir işarettir. Sınırı incelemek de önemlidir; düzensiz, girintili çıkıntılı veya belirsiz sınırlara sahip benlere dikkat etmelisiniz. Renk değişiklikleri, özellikle birden fazla renk içeren benler, endişe kaynağı olabilir. Benlerin çapı 6 mm&#8217;den büyükse veya zaman içinde büyüyorsa, bir doktora başvurmanız gerekebilir. Ayrıca benlerin üzerinde herhangi bir değişiklik veya belirtiler, kaşıntı, hassasiyet veya ağrı gibi, cilt kanseri riski açısından dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Dermatolojik Muayeneler</p>
<p>Dermatolojik muayeneler, cilt kanseri riskini yönetmek ve erken teşhis etmek için kritik bir rol oynar. Bir dermatologla düzenli olarak görüşmek, ciltteki potansiyel anormallikleri ve kanser belirtilerini erken aşamada yakalamanızı sağlar. Bu muayeneler sırasında uzman, cildinizdeki benleri ve lezyonları inceleyerek herhangi bir anormalliği tespit edebilir. Ayrıca geçmiş cilt kanseri öyküsü veya diğer risk faktörlerine sahipseniz, dermatolog, kişiselleştirilmiş bir izleme planı geliştirebilir. Erken teşhis, cilt kanseri tedavisinin etkinliğini artırır ve komplikasyonları önler. Bu nedenle düzenli dermatolojik muayeneler, cilt sağlığınızı koruma açısından son derece önemlidir ve cilt kanseri riskinizi yönetmek için önemli bir adımdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dermatoloji-ve-gunesten-korunma-cilt-kanseri-riskini-azaltmanin-yollari-414348">Dermatoloji ve Güneşten Korunma: Cilt Kanseri Riskini Azaltmanın Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı ve Pürüzsüz Bir Cilt için</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-ve-puruzsuz-bir-cilt-icin-408848</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2023 15:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[pürüzsüz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408848</guid>

					<description><![CDATA[<p>Estetik uygulamalarında kök hücre yöntemleri son yıllarda öne çıkıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-ve-puruzsuz-bir-cilt-icin-408848">Sağlıklı ve Pürüzsüz Bir Cilt için</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Estetik uygulamalarında kök hücre yöntemleri son yıllarda öne çıkıyor. Eksozomlar yani yenidoğan göbek bağı dokusundan elde edilen kök hücreler ise özellikle son 30 yılın en önemli buluşlarından biri olarak gösteriliyor. Doku onarımı için hayati önem taşıyan eksozomlar, teknolojinin gelişmesiyle birlikte cilt sağlığı ve güzelliği için yeni nesil tedavi yöntemi olarak sıkça tercih ediliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Asude Kara Polat, eksozom ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Güneş lekeleri ve akne izlerine de iyi geliyor</strong></p>
<p>Eksozomlar, çok sayıda büyüme faktörü, aminoasitler içeren ve mezenkimal kök hücrelerin kültür ortamında özel işlemler ile saflaştırarak elde edilen protein kesecikleridir. Yenidoğan göbek bağı dokusundan elde edilen eksozomlar kültür ortamında özel işlemlerle saflaştırılarak elde edilen protein kesecikleridir. Eksozomlar çok küçük 30-200 mm çapındadır. Hücrelerin binde biri boyutunda olan bu kesecikler etki ettiği hücrenin fonksiyonlarını güçlendirmekte ve o hücreyi onarabilmektedir. Eksozom tedavisi, estetik amaçlı yapılmasının yanı sıra bazı hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır. Leke tedavisi, cilt gençleştirme, akne izi tedavisi, atopik egzama, saç dökülmesi, yara iyileşmesi veya yanık tedavisi gibi alanlarda başarılı sonuçlar elde edilmektedir.</p>
<p>Eksozom tedavisinde diğer kök hücre yöntemlerinin aksine, hastadan kemik iliği veya karın yağı alınmaz. Bu nedenle kök hücre tedavisine kıyasla çok daha pratik bir yöntem olmasıyla tanınır. </p>
<p> </p>
<p><strong>30 dakikalık işlem sonrası günlük yaşama devam edilebiliyor </strong></p>
<p>Eksozom homojen süspansiyon olarak steril şekilde soğuk zincir ile saklanmaktadır. Uygulamadan yaklaşık 30 dakika kadar önce hastanın cildi temizlenerek lokal anestezik krem sürülmektedir. Eksozom tedavisinde kök hücrelerden alınan eksozomlar belirlenmiş alana dermal olarak mikroiğneler yardımı ile enjekte edilmektedir. Eksozom cilt serumu enjekte edildikten sonra hasarlı olan hücrelerde onarım başlamaktadır.  Hastalar işlem sonrası günlük yaşantılarına rahatlıkla devam edebilmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tek seansta istenilen sonuç elde edilebiliyor </strong></p>
<p>Ciltte istenilen bölgeye uygulanacak olan eksozom tedavisi tek seans olarak uygulanmaktadır. Bir kez uygulanacak bu işlem sonrasında zaman içinde istenen sonuç elde edilmektedir. Eksozom hücre enjekte edilir edilmez hızlıca hasarlı olan bölgede hücrelerin onarım işlemi başlamaktadır. Eksozom hücrenin onarım gücü oldukça yüksektir.<br /> Uygulanacak hastalık veya duruma göre tedavi kişiye göre planlanır. Örneğin saç dökülmesinde süreç 3-8 seans aralığında olabilmektedir. İşlemler genellikle 7-14 günlük arayla yapılmaktadır. Saç ekimi sonrasında da uygulanabilmektedir. Ekim sonrası yapıldığında ekilen saçların desteklemesi sağlanmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-ve-puruzsuz-bir-cilt-icin-408848">Sağlıklı ve Pürüzsüz Bir Cilt için</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt Gençleştirmede 4 Boyutlu Yöntem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-genclestirmede-4-boyutlu-yontem-403789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 12:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[boyutlu]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[gençleştirmede]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403789</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlerleyen teknolojiler sayesinde her geçen gün gelişen yöntemler arasında yer alan fotona 4D lazer tedavisi, ağrısız ve ameliyatsız bir şekilde cildi gençleştiriyor, sıkılaşmayı ve sarkmaların düzeltilmesini sağlıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-genclestirmede-4-boyutlu-yontem-403789">Cilt Gençleştirmede 4 Boyutlu Yöntem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlerleyen teknolojiler sayesinde her geçen gün gelişen yöntemler arasında yer alan fotona 4D lazer tedavisi, ağrısız ve ameliyatsız bir şekilde cildi gençleştiriyor, sıkılaşmayı ve sarkmaların düzeltilmesini sağlıyor. Yaşla birlikte ciltte oluşan kırışıklıklar ve sarkmalar, lekelenmelerin insanları yaşlı, yorgun ve cansız gösterebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hazal Sönmezler Selek, “Fotona 4D uygulaması cildin tüm katmanları ve yapılarını hedef alan ve tedavi eden bir işlemdir. Bu işlem 4 boyutlu bir cilt gençleştirme ve yenileme sağlar. Lazer enerjisi derinin tüm katmanlarına farklı dalga boyu ve dozlarda uygulanır. Bu sayede kolajen üretimi ve cilt yenilenmesi tetiklenir” dedi.</strong></p>
<p>Fotona 4D işleminin oldukça konforlu bir uygulama olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hazal Sönmezler Selek, “2 farklı dalga boyundaki lazer ışığı, 4 farklı modda işlem yapılan bölgeye uygulanır. İşlem hem ağız içerisinden hem de cilt yüzeyinden yapılır. Bu sayede cilt her katmandan kolajen üretimi, yenilenme ve sıkılaşma tetiklenmiş olur. İşlem oldukça konforludur, ciltte herhangi bir yara oluşmaz ancak hafif bir kızarıklık ve hassasiyet oluşur, bu da birkaç gün içerisinde geriler. Bu süreçte güneşten korunmak çok önemli” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yaş ilerledikçe ciltteki kolajen üretimi düşüyor</strong></p>
<p>Yaş ilerledikçe cilt yapısındaki kolajen üretiminin düştüğünün altını çizen Dr. Hazal Sönmezler Selek, “Bu üretimin düşmesi de yıllar içerisinde ciltte kırışmalar ve çizgiler oluşturuyor. Fotona Lazer, uygulanmaya başlanmasının ardından birkaç hafta içerisinde ciltte yeni kolajen üretiminin başlamasını sağlıyor. Cildin farklı katmanlarında farklı seviyelerde çalışılarak, gevşeyen cilde kolajen desteği sağlayan Fotona 4D, cilde canlılık ve parlaklık sağlamasının yanı sıra sıkılaşmış ve yeniden şekillenmiş genç bir görünüm de kazandırıyor” dedi.</p>
<p><strong>Cildin doğal bir görünüme ulaşmasına destek oluyor</strong></p>
<p>Yüze uygulanan Fotona 4D ile kırışıklıklarda azalma, ciltte sıkılaşma, lifting, ciltte yenilenme ve uzun vadeli yatırım ile daha genç ve doğal bir cilt elde edilebildiğini vurgulayan Dermatoloji Uzmanı Dr. Hazal Sönmezler Selek, “Ciltte oluşan sarkma gibi problemlere karşı kullanılan son teknoloji olan Fotona 4D lazer seçeneği ile cildimizde doğal ve canlı görünüme kolaylıkla ulaşılabilir” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-genclestirmede-4-boyutlu-yontem-403789">Cilt Gençleştirmede 4 Boyutlu Yöntem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt kanseri sıklığı giderek artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-kanseri-sikligi-giderek-artiyor-390865</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 08:24:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cilt kanseri, günümüzde en sık görülen kanserler arasında ilk sırada yer alıyor. Yaz aylarında uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmak ise cilt kanserinin en önemli risk faktörünü oluşturuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-kanseri-sikligi-giderek-artiyor-390865">Cilt kanseri sıklığı giderek artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cilt kanseri, günümüzde en sık görülen kanserler arasında ilk sırada yer alıyor. Yaz aylarında uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmak ise cilt kanserinin en önemli risk faktörünü oluşturuyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya</strong>,<strong> </strong>bu nedenle cilt kanseri oluşumunu önlemek için güneşten korunma yöntemlerinin mutlaka doğru uygulanması gerektiğine dikkat çekerek, “Güneş koruyucu ürünlerin etkinliği ispatlanmış olsa da cilt kanserine karşı en iyi korunma güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına maruz kalmamaktır. Bu nedenle mümkünse öğle saatlerinde dışarıya çıkmamalıyız. Eğer mecbursak güneş koruyucu ürünümüzü mutlaka kullanmalı, deniz ve havuza girmek için sabah veya akşam saatlerini tercih etmeliyiz” diyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya</strong>, yaz aylarında cilt kanserinden korunmak için almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu saatler arasında güneşe çıkmayın</strong></p>
<p>Güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 10:00- 14:00 saatleri arasında, cildimize koruyucu ürün sürmüş olsak bile güneş altında kaldığımızda cilt kanserinin gelişme riski artıyor. Dolayısıyla mümkünse bu saatlerde dışarıya çıkmayın.</p>
<p> </p>
<p><strong>Güneş koruyucunuzu mutlaka kullanın!</strong></p>
<p>Güneşe çıkmanız gerekiyorsa almanız gereken en önemli önlemlerden biri, cildinize uygun güneş koruyucu ürünü yeterli miktarda ve sıklıkta kullanmak olmalı. Güneş koruyucu ürünün etkili olabilmesi için hem UVB hem de UVA ışınlarından koruyan özellikte ve SPF değerinin 50 veya üzerinde olması gerekiyor. Deniz kenarındaysanız güneş altında kalmak yerine, gölge yerlerde zaman geçirmeye dikkat edin. Ayrıca gölgede bulunduğunuz süre boyunca güneş koruyucu ürünü cildinize sürmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p> </p>
<p><strong>Dışarıya çıkmadan 30 dakika önce uygulayın</strong></p>
<p>Güneş koruyucu ürünleri genellikle sokağa çıkmadan hemen önce veya plajda kullanmak gibi önemli bir hataya düşüyoruz. Oysa bu ürünlerin ciltten emilmeleri ve koruyucu özelliklerinin başlaması belirli bir zaman alıyor. Dolayısıyla güneşten koruyucunuzu dışarıya çıkmadan 30 dakika önce sürmeyi alışkanlık edinmelisiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Her iki saatte bir tekrarlayın, ancak…</strong></p>
<p>Güneş koruyucunuzu her iki saatte bir tekrarlamanız çok önemli. Ancak yüzme ve terleme sonrasında bu süreyi beklemeden ürünü cildinize yeniden uygulamanız gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>2 yemek kaşığından az olmasın!  </strong></p>
<p>Güneş koruyucular cilde yeterli miktarlarda uygulanmadıklarında gereken etkiyi sağlayamıyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya, bu nedenle ürünleri cildinize ideal miktarda sürmenin koruyucu etkisi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, şöyle devam ediyor: “Vücudumuza santimetrekare başına iki mg koruyucu sürmemiz gerekiyor. Tüm vücut için düşündüğümüzde bu miktar 2 yemek kaşığına denk geliyor. Yüzümüz için de yaklaşık 1/3 çay kaşığı öneriliyor. İşaret parmağı ve orta parmağınıza çizgi halinde sıktığınız güneş koruyucuyu yüz ve boynunuza uyguladığınızda, yüzünüz için ideal miktar ürünü kullanmış oluyorsunuz.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Solaryumdan uzak durun</strong></p>
<p>Sadece güneşin ultraviyole ışınları değil yapay ışık kaynakları da cilt kanserine yol açabiliyor. 2009 yılında, Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı tarafından ‘solaryumlar’ kanser sebebi olarak tanımlandı. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya, bilinen zararlarına rağmen solaryumun günümüzde kullanılmaya devam ettiğini vurgulayarak, “Solaryum sadece cilt kanseri değil, ciltte erken yaşlanma, leke, damarlanma artışı ve cilt yapısının bozulması gibi pek çok soruna yol açabiliyor. Cildimiz üzerinde ciddi tehdit oluşturan solaryum kullanımından mutlaka kaçınmalıyız.” diye konuşuyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kıyafetleriniz UV korumalı olsun</strong></p>
<p>Cilt kanserinden korunmak için uzun kollu, beyazlatılmamış özelliğe sahip sık dokulu ve UV absorbsiyonu ile koruma özelliği daha fazla olduğu için koyu renk kıyafetler giymelisiniz. Deniz kenarında veya açık alanda durmanız gerekiyorsa, UV korumalı kıyafetleri tercih etmenizde fayda var. Geniş tenteli şapkalar, UVA ile UVB filtresi olan geniş güneş gözlükleri takmayı da alışkanlık edinin.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bulutlu havalarda da korunmak şart!</strong></p>
<p>Pencereden, araba camlarından, balkondan ve bilgisayar ekranlarında gelen ışıklar da cildimizi olumsuz etkileyebiliyorlar. Bunların yanı sıra bulutlu havalarda da cildimizi korumamız çok önemli! Dolayısıyla bulutlu günlerde, evde veya araçta olduğunuzda SPF 15 veya üzeri koruma faktörü içeren güneş koruyucunuzu ihmal etmeyin.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Benlerinizi ayna karşısında kontrol edin!</strong></p>
<ul>
<li>Cilt kanseri melanom ve melanom dışı olmak üzere iki gruba ayırılıyor. Bazal hücreli veya skuamöz hücreli olarak iki gruptan oluşan melanom dışı cilt kanserleri tüm dünyada oldukça sık görülüyor. Melanom daha nadir görülmekle birlikte erken tanı konulmazsa ölümcül olabiliyor.</li>
<li>Cilt kanseri kırmızı pullanan bir lezyon şeklinde görülebileceği gibi, deriden kabarık bir lezyon, iyileşmeyen bir yara veya asimetri, sınırları düzensiz, çoklu renge sahip, çapı büyüyen bir ben olarak da ortaya çıkabiliyor.  </li>
<li>Cilt kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir kanser türleri arasında yer alıyor. Erken teşhis için ayna karşısında cildinizi 3 ayda bir muayene etmeniz büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya, “Kendinizi muayene ederken değişen bir ben, iyileşmeyen bir yara, yeni ortaya çıkmış ve büyüyen bir lezyon fark ettiğinizde dermatoloji uzmanına başvurmanız erken teşhis için oldukça önemlidir. Ayrıca hiçbir yakınmanız olmasa bile yıllık dermatolojik muayenenizi ihmal etmeyin.” diyor.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-kanseri-sikligi-giderek-artiyor-390865">Cilt kanseri sıklığı giderek artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın cilt sağlığımız tehlikede</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-cilt-sagligimiz-tehlikede-386791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jun 2023 07:10:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımız]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikede]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında havaların ısınması, güneşin sert ışınları ve artan nem cildimizde değişikliklere ve bazı sorunlara yol açabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-cilt-sagligimiz-tehlikede-386791">Yazın cilt sağlığımız tehlikede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında havaların ısınması, güneşin sert ışınları ve artan nem cildimizde değişikliklere ve bazı sorunlara yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Andaç Salman</strong>, gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda cilt sağlığı için gerekli önlemleri almanın son derece önemli olduğunu vurgularken “Yazın artan sıcaklık ciltte yağlanmaya ve tıkanmış gözeneklere yol açarak sivilceleri yaygınlaştırabiliyor. Ciltte su kaybı oluştuğundan kuruluk, pul pul dökülme ve donuk bir görünüme yol açıyor. Bilimsel araştırmalar da; güneş ışınlarının ciltte kırışıklığın artması, güneş yanığı, güneş lekeleri, erken yaşlanma ve cilt kanseri riskinin artmasında çok büyük etkisi olduğunu gösteriyor” diyor. Cildimizi yaz aylarının olumsuz etkilerinden korumak ve yaz ışıltısı sağlamak için bazı kurallara dikkat etmek hatta bunları yaşam alışkanlığı haline getirmek gerektiğini belirten Doç. Dr. Andaç Salman, 7 altın ipucunu sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Güneş kremini ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Mutlaka güneş kremi ile korunun. Yüksek SPF&#8217;li (koruma faktörü en az 30), hem UVA hem de UVB’ye karşı koruma sağlayan bir güneş kremini yeterli miktarda ve özellikle dışarıda vakit geçirirken iki saatte bir yeniden uygulayın. Güneş kremi, cildinizi zararlı UV ışınlarından koruyarak güneş yanığını, erken yaşlanmayı ve koyu lekelerin gelişimini önler. </p>
<p><strong>Derinizi içten ve dıştan nemlendirin</strong></p>
<p>Vücudunuzu ve cildinizi nemli tutmak için gün boyunca bol su için. Ayrıca nem seviyelerini en ideal ölçüde korumak için cilt tipinize uygun, hafif, yağsız bir nemlendirici kullanın. İyi nemlendirilmiş cilt dolgun, parlak ve sağlıklı görünür.</p>
<p><strong>Düzenli olarak cildinizi temizleyin</strong></p>
<p>Ölü cilt hücrelerini ortadan kaldırmak, taze ve parlak cildi ortaya çıkarmak için cilt bakım rutininize nazik bir temizleme ürünü ekleyin. Hücre yenilenmesini desteklemek ve daha pürüzsüz bir cilt elde etmek için alfa-hidroksi asitler (AHA&#8217;lar) veya beta-hidroksi asitler (BHA&#8217;lar) gibi bileşenler içeren bir temizleyici seçin. Güneş ışınlarına duyarlılık yaratmaması açısından bu ürünleri özellikle gece kullanmaya özen gösterin. Deride tahribata neden olabilecek sert fiziksel ovmalardan kaçının.</p>
<p><strong>Antioksidanlarla beslenin</strong></p>
<p>Diyetinize çilek, yeşillikler, turunçgiller ve fındık gibi antioksidan açısından zengin yiyecekler ekleyin. Antioksidanlar, güneşe maruz kalmanın neden olduğu serbest radikallerle savaşarak cilde verilen zararı en aza indirmeye ve cildinizdeki ışıltıyı korumaya yardımcı olur. Ek koruma için C vitamini serumları gibi antioksidan içeren cilt bakım ürünlerini de kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong> Hijyene özen gösterin</strong></p>
<p>Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Andaç Salman “Cildinizi temiz tutmaya özen gösterin. Ancak yüzünüzü yıkarken kuruluğa ve tahrişe neden olabileceğinden, derinin doğal yağlarını olumsuz etkileyen sert sabunlardan veya temizleyicilerden kaçının. Günde iki kez dermokozmetik cilt temizleyici ile cildinizi yıkayarak temiz tutun. Bu, gözenekleri tıkayabilen ve cildin görünümünü matlaştırabilen kir, ter ve fazla yağı gidermeye yardımcı olur” diyor.  </p>
<p><strong>Mümkünse gölgede kalın</strong></p>
<p>Özellikle güneş ışınlarının en güçlü olduğu yoğun saatlerde, doğrudan güneş ışığında geçirdiğiniz süreyi sınırlayın. Güneşe maruz kalmayı en aza indirmek için gölge arayın, koruyucu giysiler giyin, geniş kenarlı şapkalar ve güneş gözlüğü kullanın. Doğrudan güneşe maruz kalmayı azaltarak cildinizin parlaklığının korunmasına ve güneş yanıklarının önlenmesine yardımcı olursunuz.</p>
<p><strong>Sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürün </strong></p>
<p>Genel yaşam alışkanlıklarınız cilt sağlığınızı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle uykusuz kalmamaya dikkat edin, yeterli süre ve kaliteli uyuyun. Düzenli egzersiz yapın ve stres seviyenizi yönetin. İyi dinlenmiş bir vücut ve sağlıklı bir yaşam tarzı, canlı bir cilde katkıda bulunur. Uyku, cildinizin yenilenmesini ve onarılmasını sağlarken, egzersiz kan dolaşımını hızlandırarak cildinize sağlıklı bir ışıltı verir. Meditasyon veya derin nefes alma gibi stres yönetimi teknikleri, stresin cildiniz üzerindeki etkisini en aza indirmeye yardımcı olabilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-cilt-sagligimiz-tehlikede-386791">Yazın cilt sağlığımız tehlikede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın Cilt Kuruluğuna Karşı 10 Etkili Önlem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kuruluguna-karsi-10-etkili-onlem-347478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 08:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluğuna]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında özellikle soğuk hava ve rüzgar cilt sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Ciltte kuruluk, bu mevsimde en sık görülen cilt sorunları arasında ilk sıralarda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kuruluguna-karsi-10-etkili-onlem-347478">Kışın Cilt Kuruluğuna Karşı 10 Etkili Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında özellikle soğuk hava ve rüzgar cilt sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Ciltte kuruluk, bu mevsimde en sık görülen cilt sorunları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Soğuk ve rüzgarlı hava cildimizin koruyucu bariyerinde hasar oluşturuyor. Bunun sonucunda cildimizin su tutma kapasitesi azalıyor. Cildimizde oluşan sıvı kaybı nedeniyle de cildimiz kurumaya başlıyor. Ciltte kuruluk vücudun hemen her bölgesinde görülse de, kış aylarında en sık soğuk havaya maruz kalan ellerde, yüz bölgesinde ve dudaklarda oluşuyor. Cildimiz kuruduğunda yaygın olarak pul pul dökülmeler, gerilme hissi ve kaşıntı gibi sorunlar gelişerek yaşam kalitemizi olumsuz etkiliyor. Önlem alınmadığı takdirde ise kuruluğun artmasıyla birlikte ciltte geniş ve derin çatlaklar, egzama, enfeksiyon ve alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi tablolar ortaya çıkabiliyor! </p>
<p><strong>Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl</strong>, bu nedenle ciltte oluşan kuruluğun hafife alınmaması gerektiğini belirterek, “Kuru cilt tedavi edilmezse egzama gelişebildiği gibi, daha önceden egzaması olan kişilerde de hastalık aktifleşiyor. Ciddi kuruluklar cilt bariyerinin yıkılmasına neden olarak enfeksiyonlar için bir odak olabiliyor. Bunların yanı sıra alerjenler hasar görmüş olan cilt bariyerinden vücuda çok daha rahat girerek alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Dolayısıyla alınan önlemlere rağmen ciltte oluşan kuruluğun şiddeti artıyorsa, zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak büyük önem taşıyor” diyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl,</strong> kış aylarında ciltte oluşan kuruluğa karşı almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Günde 2 kez nemlendirin</strong></p>
<p>Cilt kuruluğuna karşı nem koruyucu önlemler almanız ve cildinizi sık sık nemlendirmeniz büyük önem taşıyor. Nemlendirici ürünleri günde 2 kez ve banyodan hemen sonra, cildinizin gözenekleri henüz açık iken sürmeye özen gösterin. Üre, seramid veya alfa hidroksi asit içeren nemlendirici ürünleri ılık banyonun ardından kullanabilirsiniz. Ayrıca<strong> </strong>kış mevsiminde cildi nemli tutan yağ oranı yüksek nemlendirici ürünleri tercih edin. </p>
<p><strong>Cildinizi sabunla temizlemeyin</strong></p>
<p>Cilt temizliğinde sabun kullanımından kaçının. Zira bu ürünler cilde nem veren yağ tabakasını ciltten uzaklaştırarak kuruluğun şiddetini artırabiliyorlar. Cildinizi kurutmayan, yani alkali olmayan temizleyici ürünleri tercih edin. Yüzünüzü, ciltteki koruyucu yağ tabakası azalacağı için günde iki kereden fazla yıkamaktan kaçının.  </p>
<p><strong>Çok sıcak suyla duş almayın</strong></p>
<p>Çok sıcak su ciltte kuruluğu arttırdığı için ılık suyla duş almayı alışkanlık edinin. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl,<strong> </strong>“Ayrıca uzun süreli ve sık banyo yapmayın. Günde en fazla bir kez duş almanız yeterli gelecektir. Duş alımından hemen sonrasında cildinize uygulayacağınız nemlendiriciler de cilt kuruluğunu kontrol altında tutmanızda fayda sağlayabiliyor.” diyor.</p>
<p><strong>Odanın nem oranına dikkat! </strong></p>
<p>Hava kuruluğunu önlemek için odaların nem oranına dikkat edin. Böylece ciltte gelişen kuruluğun şiddetlenmesini engelleyebilirsiniz. Odalardaki nem oranının yüzde 50- 60 arasında olması öneriliyor. Ayrıca sıcak ve soğuk hava da cilt kuruluğunu şiddetlendirdiği için oda sıcaklığını 21-25 derece arasında tutmayı alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Cilde ‘nefes aldıran’ kıyafetler giyin!</strong></p>
<p>Kış aylarında doğru kıyafet seçimi cilt sağlığımız açısından da önem taşıyor. Cildinizi soğuk ve rüzgardan korumak için bere, eldiven ve atkı takmayı ihmal etmeyin. Naylon tarzı kumaşlar cildin nefes almasını önlüyor. Bu nedenle hava dolaşımını sağlayan ve ter emen pamuklu kıyafetleri tercih edin, eldivenlerinizin içine de yine pamuklu eldivenler giyerek cildinizin nemini korumaya çalışın. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, cilt kuruluğuna karşı pamuklu giysiler giymenizin transepidermal su kaybını önlediğini belirterek, “Cildin bütünlüğünün korunmasında; cildin bariyer fonksiyonu, terleme, yağ hücreleri ile enflamasyonun kontrol altında tutulması önem taşıyor. Dolayısıyla kış aylarında pamuklu kumaşlar gibi hava alabilen kumaşları tercih edin.” bilgisini veriyor.   </p>
<p><strong>Aşırı baharatlı gıdalar tüketmeyin</strong></p>
<p>Aşırı baharatlı gıdalar terlemeyi arttırarak ciltte kuruluk oluşturuyor. Özellikle kırmızıbiber ile karabiber kaçınmanız gereken baharatlar arasında ilk sıralarda yer alıyor. </p>
<p><strong>Sıcak içeceklere dikkat!</strong></p>
<p>Kış aylarında içecekleri genellikle sıcak tüketmeyi tercih ediyoruz. Ancak sıcak içeceklerin sinirsel yolaklar üzerinden cildin bariyer fonksiyonunu bozduğu ve iltihaplanmayı arttırdığı, bu etkileri nedeniyle de ciltte kuruluğu şiddetlendirdiği düşünülüyor. </p>
<p><strong>Çok dar kıyafetler giymeyin</strong></p>
<p>Şiddetli cilt kuruluğu sorununuz varsa çok dar kıyafetler giymeyin. Aksi halde sürtünmeden dolayı cilt kolayca hasarlanabiliyor. Bunun sonucunda enfeksiyon ve alerji tetiklenerek daha büyük sorunlar gelişebiliyor.</p>
<p><strong>Bol bol su için</strong></p>
<p>Sağlıklı bir cilt yapısı için nem dengesini sağlamak son derece önemli. “Dıştan nem kaybını önlemeye yönelik tedbirlerimizin yanı sıra günlük ihtiyacımız olan su miktarını tüketmeye özen göstermeliyiz” diyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, “Günlük tüketmeniz gereken su miktarını; vücut ağırlığınızı (kg) 33 ml ile çarparak kolayca hesaplayabilirsiniz. Mesela 60 kilo iseniz 1980 ml, yani yaklaşık 2 litre su tüketmeniz gerekiyor” diyor.</p>
<p><strong>Alkol ve kahveyi kısıtlayın</strong></p>
<p>Alkol, kahve ve çay diüretik etkileri nedeniyle vücuttan su atılımına yol açıyor. Ciltte kuruluğun artmaması için bu tür içecekleri sınırlı tüketmeli, hemen ardından mutlaka bir bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kuruluguna-karsi-10-etkili-onlem-347478">Kışın Cilt Kuruluğuna Karşı 10 Etkili Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
