<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çıkmalı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cikmali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cikmali</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 10:28:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>çıkmalı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cikmali</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşlılık politikaları bakım odaklı olmaktan çıkmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslilik-politikalari-bakim-odakli-olmaktan-cikmali-624906</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:28:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmalı]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[olmaktan]]></category>
		<category><![CDATA[politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı bünyesinde hazırlanan yüksek lisans tezi, İstanbul Kadıköy’de yaşayan 65 yaş ve üzeri kadınların “yerinde yaşlanma” deneyimlerini çok boyutlu bir perspektifle ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilik-politikalari-bakim-odakli-olmaktan-cikmali-624906">Yaşlılık politikaları bakım odaklı olmaktan çıkmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı bünyesinde hazırlanan yüksek lisans tezi, İstanbul Kadıköy’de yaşayan 65 yaş ve üzeri kadınların “yerinde yaşlanma” deneyimlerini çok boyutlu bir perspektifle ele aldı. Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan danışmanlığında, Elif Berber Tiryakioğlu tarafından hazırlanan “Yaşlı Kadınların Yerinde Yaşlanma Deneyimleri ve Değişen İhtiyaçları: İstanbul Kadıköy Örneği” başlıklı tez, yaşlılığı yalnızca sağlık ve bakım ekseninde değil; ev, mahalle, aidiyet, güvenlik ve bağımsızlık bağlamında değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yaşlılığı yaşamın içinden okumak tezin en güçlü yönü</strong></p>
<p>Çalışmayı akademik ve toplumsal açıdan önemli bulduğunu belirten Tez Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan, “Çalışma, yaşlılığı yalnızca sağlık sorunları ya da bakım ihtiyacı üzerinden değerlendirmiyor; ev, mahalle, komşuluk ilişkileri, aidiyet duygusu, güvenlik hissi ve bağımsızlık isteği gibi gündelik hayatın temel unsurlarıyla birlikte ele alıyor. Yaşlılık meselesini yaşamın içinden okumak, bu tezin en güçlü yönlerinden biri.” dedi.</p>
<p><strong>Yerinde yaşlanma yalnızca konut tercihi değil</strong></p>
<p>“Yerinde yaşlanma” kavramının önemine dikkat çeken Doğan, “Yerinde yaşlanma, kişinin yaşlandıkça hayatından kopmadan, mümkün olduğunca kendi evinde, kendi mahallesinde ve alışık olduğu sosyal çevre içinde yaşamını sürdürebilmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım yalnızca bir konut tercihi değildir; kişinin bağımsızlığını, sosyal ilişkilerini, günlük rutinlerini ve yaşamla kurduğu anlam bağını korumasıyla ilgilidir. Kişi tanıdığı bir çevrede kaldığında kendini daha güvende hisseder, gündelik yaşamını daha rahat organize eder, sosyal temaslarını daha kolay sürdürür ve bu durum psikolojik iyi oluşu destekler. Buna karşılık yaşanılan çevreden kopmak ya da kişinin kendi yaşam düzeni üzerinde söz hakkını kaybetmesi, yalnızlık, kaygı, yabancılaşma ve kırılganlık hissini artırabilir. Bu nedenle yerinde yaşlanma, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikososyal açıdan da koruyucu bir çerçeve sunar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yaşlı kadınların görünmeyen deneyimleri görünür kılındı</strong></p>
<p>Araştırmanın özellikle yaşlı kadınlara odaklanmasının önemine değinen Doğan, “Yaşlı kadınların deneyimleri çoğu zaman genel ‘yaşlılık’ başlığı içinde görünmez hale gelebiliyor. Oysa kadınların yaşam boyu karşılaştıkları ekonomik, sosyal ve bakım temelli eşitsizlikler, yaşlılık döneminde daha belirgin hale geliyor. Bu çalışma tam da bu görünmeyen alanı görünür kılıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kadıköy, İstanbul’un 39 ilçesi içinde en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilçe</strong></p>
<p>Kadıköy’ün araştırma sahası olarak seçilmesinin isabetli olduğunu belirten Doğan, “Türkiye’de yaşlı nüfus oranı yüzde 10’u aşmış durumda. Kadıköy’de ise bu oran Türkiye ortalamasının belirgin biçimde üzerinde. TÜİK verilerine göre ilçede yaşayan 65 yaş ve üzeri nüfus 96 bin 252’ye ulaşmış ve bu grubun ilçe nüfusu içindeki oranı yüzde 20,99 olmuştur. Bu oranla Kadıköy, İstanbul’un 39 ilçesi içinde en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilçedir. Bu veriler Kadıköy’ü yalnızca sayısal olarak dikkat çeken bir yer haline getirmiyor; aynı zamanda yaşlanma deneyimini gündelik hayat, mahalle ilişkileri, bakım, güvenlik, aidiyet ve yaşam kalitesi boyutlarıyla anlamak açısından çok önemli bir sosyal saha haline getiriyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yaşlılık politikaları bakım odaklı olmaktan çıkmalı</strong></p>
<p>Çalışmanın Türkiye’de yaşlılık politikalarının dönüşüm ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten Doğan, “Yaşlılıkta asıl mesele yalnızca hastalıkların yönetimi değil, insanın bütüncül iyilik halinin korunmasıdır. Ruhsal denge, sosyal ilişkiler, güvenlik hissi, aidiyet duygusu ve yaşam üzerinde söz sahibi olabilme de en az fiziksel sağlık kadar önemlidir. Yaşlı bireyi sadece bakım ihtiyacı üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Özellikle yaşlı kadınlar açısından yalnızlık, sosyal izolasyon ve mahalle bağlarının zayıflaması belirleyici hale geliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Hizmet modelleri çeşitlenmeli</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan, huzurevi ve bakım evi hizmetlerinin tek seçenek haline gelmemesi gerektiğini ifade ederek, “Huzurevi ve bakım evi hizmetleri elbette gereklidir; ancak tek alternatif bunlar olmamalıdır. Evde destek hizmetleri, mahalle temelli sosyal hizmet uygulamaları, gündüzlü destek mekanizmaları, psikososyal destek programları ve aileyi güçlendiren ara modeller birlikte planlanmalıdır. Güçlü bir yaşlılık politikası, tek bir çözüm biçimine dayanan değil, farklı yaşam durumlarına uygun seçenekler sunabilen bir yapıyla mümkündür.” diye konuştu.</p>
<p>Kentsel dönüşüm ve değişen aile yapısının yaşlı kadınların yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini belirten Doğan, “Kadıköy gibi dönüşümün hızlı yaşandığı bir ilçede yalnızca binalar yenilenmiyor; mahallenin sosyal dokusu da değişiyor. Komşuluk ilişkilerinin seyrelmesi ve tanıdık çevrenin dağılması, yaşlı bireyler açısından aidiyet duygusunu zayıflatabiliyor. Sadece yaşlı bireyin kente uyum sağlamasını beklemek yetmez; kentin de yaşlı bireye uyum sağlayacak biçimde düzenlenmesi gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yaş dostu şehir herkes için gereklidir</strong></p>
<p>Yaş dostu şehir yaklaşımının önemine değinen Doğan, “Yaş dostu bir şehir; çocuk için de, genç için de, engelli birey için de, bakım veren aileler için de daha yaşanabilir bir şehirdir. Yaya erişimi, güvenli kaldırımlar, dinlenme alanları, ulaşılabilir hizmet noktaları ve kapsayıcı kamusal alanlar toplumun tüm kesimlerinin yaşam kalitesini artırır. Kenti herkes için tasarlamak, yaşlılar için bir ayrıcalık değil; kamusal adaletin gereğidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mahalle temelli yerinde yaşlanma destek sistemi kurulmalı</strong></p>
<p>Tezden hareketle en öncelikli sosyal politika önerisini de paylaşan Doğan, “En öncelikli sosyal politika önerim, mahalle temelli ve çok katmanlı bir ‘yerinde yaşlanma destek sistemi’nin kurulması ve kurumsallaştırılmasıdır. Sosyal politika yalnızca bakım hizmeti sunmak değil, kişinin yaşadığı çevrede yaşamını sürdürebilmesini mümkün kılan koşulları güçlendirmek olmalıdır. Belediyecilik hizmetleri ile sosyal hizmet uygulamaları birlikte çalışmalı; ev içi düzenlemelerden psikososyal desteğe, ulaşım kolaylığından sosyal katılım programlarına kadar bütüncül bir yapı oluşturulmalıdır.” diyerek yerel yönetimlere çağrıda bulundu.</p>
<p><strong>Sahadan akademiye…</strong></p>
<p>Tezin yazarı Elif Berber Tiryakioğlu, çalışmasının hem kişisel hem de mesleki deneyimlerinin kesişim noktasında şekillendiğini belirtti. Kadıköy Erenköy Mahallesi’nde uzun yıllardır yaşadığını ve mahalle yaşamı içinde yaşlı kadınların gündelik hayatlarına yakından tanıklık ettiğini ifade eden Tiryakioğlu, sosyoloji mezunu olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesinde sosyolog olarak görev yaptığını, özellikle saha çalışmalarında yaşlı bireylerin yaşam koşullarını yakından gözlemlediğini aktardı.</p>
<p>Tiryakioğlu, “Pandemi döneminde yaşlıların ne kadar yalnızlaştığına ve kırılgan hale geldiğine birebir şahit oldum. Mahallemdeki komşularım ve sahada karşılaştığım hikâyeler bana şunu düşündürdü: Yaşlıların sesi yeterince duyulmuyor. Oysa nüfus hızla yaşlanıyor ve bu mesele artık ertelenebilir bir konu değil. Amacım sadece akademik bir çalışma yapmak değil; onların hayatına dokunan, çözüm üretmeye katkı sunan bir perspektif geliştirmekti.” dedi.</p>
<p><strong>Ev bir hafıza mekânı</strong></p>
<p>Saha çalışması sırasında yaşlı kadınların en belirgin talebinin evlerinde ve mahallelerinde kalmak olduğunu vurgulayan Tiryakioğlu, “Birçok kadın için ev sadece dört duvar değildi. Eşini kaybettiği, çocuklarını büyüttüğü, bayramları geçirdiği, komşularıyla çay içtiği bir hafıza mekânıydı. Mahalle ise bilinirlik demekti; tanıdık bir fırın, selam veren bir esnaf, yılların komşusu… Yaş ilerledikçe insan için en kıymetli şeylerden biri güvenli ve tanıdık bir çevre oluyor. ‘Beni ben yapan yerden kopmak istemiyorum.’ derken aslında ‘Hayatımın izleri burada.’ demek istiyorlardı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>En baskın tema yalnızlık</strong></p>
<p>Çalışmada en sık dile getirilen konunun yalnızlık olduğunu belirten Tiryakioğlu, “Bu yalnızlık sadece tek başına olmak değil; anlaşılmamak, aranıp sorulmamak ve sosyal hayattan yavaş yavaş çekilmek anlamına geliyordu. Komşuluk bağlarının zayıflaması ve sosyal çevrenin daralması bu süreci hızlandırıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Sağlık hizmetlerine erişim ve dijital sistemlere uyumun da önemli sorun başlıkları arasında yer aldığını belirten Tiryakioğlu, randevu sistemine erişimde yaşanan zorlukların ve dijitalleşmenin hizmetlere ulaşımı sınırlayabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Yerinde yaşlanmayı güven ve aidiyet belirliyor</strong></p>
<p>Kentsel dönüşüm ve değişen mahalle yapısının yerinde yaşlanma deneyimini doğrudan etkilediğine dikkat çeken Tiryakioğlu, “Kentsel dönüşüm projeleri ve yüksek katlı yaşam alanları arttıkça eski komşuluk ilişkileri seyrelmeye başlıyor. Oysa yaşlı bir kadın için mahalle sadece bir adres değil; aidiyet, güvenlik ve sosyal etkileşim alanı. Bu bağ zayıfladığında yerinde yaşlanmanın en önemli avantajları da kayboluyor. Günlük pratiklerin sürekliliği ve küçük dayanışma ağları daralıyor. Yerinde yaşlanmayı en çok güven ve aidiyet duygusunun azalması zorlaştırıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilik-politikalari-bakim-odakli-olmaktan-cikmali-624906">Yaşlılık politikaları bakım odaklı olmaktan çıkmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mühendislik için Meslek Kanunu çıkmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/muhendislik-icin-meslek-kanunu-cikmali-558240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 22:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmalı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558240</guid>

					<description><![CDATA[<p> Mühendislik Meslek Kanunu çıkartılmalı... Mühendis TEK-SEN Enerji ile Mühendis TEK-SEN Ulaştırma sendikaları, TİS  öncesi sorunlarına çözüm üretilmesi amacıyla bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muhendislik-icin-meslek-kanunu-cikmali-558240">Mühendislik için Meslek Kanunu çıkmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mühendislik Meslek Kanunu çıkartılmalı… Mühendis TEK-SEN Enerji ile Mühendis TEK-SEN Ulaştırma sendikaları, TİS  öncesi sorunlarına çözüm üretilmesi amacıyla bir araya geldi.</p>
<p><b>TEK-SEN Enerji Sendikası</b></p>
<p>Her iki sendikanın da gündeme getirdiği başlıca sorunlar arasında; maaş politikaları, unvan bazlı ücretlendirme ve sosyal haklar dikkat çekti. Mühendislik mesleğinin yasal statüden ve mesleki güvenceden yoksun olduğunu ifade eden Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası Genel Başkanı Mümin Güler, “Doktorlar, avukatlar, noterler gibi özel bir “Mühendislik Meslek Kanunu” çıkarılmalı. Yetkilileri ve tüm karar vericileri, çağrılarımıza kulak vermeye, ortak akılla çözüm üretmeye davet ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong> </strong>Kamu mühendisleri ve teknik personelin ekonomik, sosyal ve mesleki hakları için mücadele eden Mühendis TEK-SEN Enerji ile Mühendis TEK-SEN Ulaştırma sendikaları, ortak taleplerini kamuoyuyla paylaştı. Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası Genel Başkanı Mümin Güler, Mühendis TEK-SEN Ulaştırma Sendikası Genel Başkanı Cuma Paksoy<strong>,</strong> yaptıkları ortak açıklamada; kamu mühendisleri ve teknik personelin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek çözüm önerilerini sıraladı. <strong>Güler</strong> ve <strong>Paksoy</strong>, yıllardır görmezden gelinen sorunlarının artık görmezden gelinemeyeceğini vurgulayarak, çözüm için toplu sözleşme sürecinin bir milat olması gerektiğini belirtti.</p>
<p><b><strong>“Maaşlara her ay düzenli olarak enflasyon farkı ödemesi yapılmalı”</strong></b></p>
<p>Kamu mühendislerinin, mimarların ve teknik personelin ülkenin altyapısını kurduğuna, şehirler inşa ettiğine, kalkınmasına yön verdiğine dikkat çeken Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası Genel Başkanı Mümin Güler, bu emeklerinin karşılığının alınamadığına; özlük haklarının, maaşlarının ve çalışma koşullarının her geçen gün daha da geriye gittiğini ifade etti. Bu adaletsizliğin ortadan kalması adına ve ekonomik şartlar karşısında maaşların korunması için, <strong>Eşel-Mobil</strong> sistemine geçilmesi gerektiğini belirten <strong>Güler</strong>, “Enflasyonun yüksek olduğu bu dönemde, maaş artışlarının altı ayda bir yapılması yeterli değil. Bu nedenle, her ay düzenli olarak enflasyon farkı ödemesi yapılmalı. Enflasyon farkının yanı sıra, refah payının da bir hak olmasını ve bu oranların 2026 yılı ocak ayında yüzde 30, temmuz ayında yüzde 30; 2027 yılı ocak ayında yüzde 25 ve temmuz ayında yüzde 25 olacak şekilde belirlenmeli. Öte yandan, uzun süredir güncellenmeyen teknik hizmetler sınıfında çalışan personelin ek ödeme oranlarına en az 50 puanlık bir artış yapılmalı. ‘Giyim kartı’ şeklinde, görev yapan personellerin sağlığı ve güvenliği için koruyucu giyim malzemesi desteği sağlanmalı. Bu desteğin; hangi personele ne kadar ve ne sıklıkla verileceği konusunda kararın da, ilgili kurumlar ile sendika temsilcilerinden oluşan bir komisyon tarafından alınmalı” dedi.</p>
<p><b><strong>“Üniversiteye girişte mühendislik bölümleri için YKS başarı sırası sınırı getirilmeli”</strong></b></p>
<p>Görevde yükselme alanında yaşananlara da dikkat çeken <strong>Güler</strong>, teknik personelin unvanına göre maaş skalasının yeniden düzenlenmesini, idari personelle aradaki ücret uçurumun kapatılmasını, unvan değişikliğiyle artan sorumlulukların ücretlerde de karşılık bulmasını talep ettiklerini söyledi. <strong>Güler</strong>, “Görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde liyakat esas alınmalı. Vekâleten yapılan atamalar en fazla altı ayla sınırlandırılmalı. Sınavlar, merkezi ve güvenilir bir kurum tarafından yapılmalı. Ayrıca sözlü mülakat uygulaması kaldırılmalı. Ülkemizde mühendislik eğitimi, nitelikten çok niceliğe kurban ediliyor. Bu nedenle, mühendislik bölümlerine yerleşme koşullu olarak, üniversite sınavlarında en az 80 bin başarı sırası sınırı getirilmeli. Böylece hem nitelikli mühendis yetiştirilmesinin önünü açacak hem de sanayideki nitelikli insan gücü eksikliği azaltacaktır” diye konuştu.</p>
<p><b>“<strong>Seyyanen ödemeler, SGK matrahına dâhil edilerek emeklilik maaşlarına yansıtılmalı”</strong></b></p>
<p>Kamu çalışanlarının izin haklarında adalet sağlanmasını talep ettiklerini belirten <strong>Güler</strong>, memurların izinlerinde hafta sonlarının düşülmemesi, kullanılmayan izinlerinin silinmemesi ve yol izni uygulamasının tüm kamu personelini kapsayacak şekilde standartlaştırılması gerektiğini söyledi. <strong>Güler</strong>, “Seyyanen ödemelerin SGK matrahına dâhil edilerek emeklilik maaşlarına yansıtılmalı. Bu kapsamda, teknik personelin ek görevleri de göz ardı edilmemeli. Komisyonlarda görev alan, proje hazırlayan, imzalayan ya da onaylayan teknik personele ek ödeme yapılmalı, sorumluluklarının karşılığı olarak tazminat ödenmeli. Teknik hizmetler sınıfında görev yapanlar için ayrıca ‘<strong>Teknik Çalışma Ödeneği</strong>’ adı altında bir ek ödeme düzenlemesi hayata geçirilmeli ve meslek hayatı sonrasında da emekli maaşlarına ilave edilmeli” dedi.</p>
<p><b><strong>“Mühendisler yasal güvencelere sahip olmalı”</strong></b></p>
<p>Ülke kalkınmasında önemli bir rol üstlenmesine rağmen yasal statüden ve mesleki güvenceden yoksun olan mühendislik mesleği için; doktorlar, avukatlar, noterler gibi özel bir “Mühendislik Meslek Kanunu” çıkarılması gerektiğine dikkat çeken <strong>Güler</strong>, “Mesleki yetki, etik denetim, görev tanımı, kariyer gelişimi ve ücretlendirme konuları yasal zemine oturtulmalı. Stratejik, uzmanlık gerektiren, toplumun her alanına dokunan bir bilgi alanı olan bu meslek çalışanları, yasal güvencelere sahip olmalı. Öte yandan tüm teknik hizmetler sınıfı personelinin emeklilik sürecinde yaşadığı mağduriyeti gidermek adına, işe giriş tarihine bakılmaksızın <strong>5434 sayılı Kanun</strong> hükümleri geçerli olmalı.  Bu doğrultuda; adalet, liyakat ve hakkaniyet istiyoruz. Biz, alın terimizin ve emeğimizin karşılığını istiyoruz. Yetkilileri ve tüm karar vericileri, çağrılarımıza kulak vermeye, ortak akılla çözüm üretmeye davet ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p><b><strong>“Ramazan ve Kurban bayramları öncesi bayram ödeneği verilmeli”</strong></b></p>
<p>Mühendis TEK-SEN Ulaştırma Sendikası Genel Başkanı Cuma Paksoyise, teknik hizmet sınıfı çalışanlarının uzun yıllardır biriken yapısal sorunlarına kalıcı çözümler gerektiğini söyledi. Bu bağlamda; ek göstergelere 2200 puan ilavesi, Ramazan ve Kurban bayramları öncesi bayram ödeneği verilmesi gerektiğini ifade eden <strong>Paksoy</strong>, gelir vergisi oranının yüzde 15’te sabitlenmesi, üretimden kaynaklı olarak yılda dört maaş tutarında ikramiye ödenmesi, ücretsiz yemek hizmeti veya karşılığında ücret verilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p><b><strong>“3+1 yıl veya 3 yıl gibi zorunlu hizmet şartları kaldırılmalı”</strong></b></p>
<p><strong>Paksoy</strong>, konuşmasına şöyle devam etti: “Toplu sözleşme sürecinde, hizmet kolunda üyeye sahip tüm sendikaların oransal temsil ilkesiyle komisyonlara katılımı ve alınacak kararların ortak imza ile geçerlilik kazanması; sendikal çoğulculuğun korunması açısından önemli. Bazı kamu kurumlarında ve KİT’lerde uygulanan 3+1 yıl veya 3 yıl gibi zorunlu hizmet şartlarının kaldırılması; çalışanların kariyer planlaması, aile birliği ve yer değişikliği gibi temel haklarının önünü açacaktır. Haftalık çalışma süresinin 40 saatle sınırlandırılması ve fazla çalışmanın adil biçimde ücretlendirilmesi de bir başka temel talep alanıdır. Öte yandan, aile yardımı, çocuk yardımı, özel gereksinimli çocuklara yönelik destekler ve eğitim/evlilik ödenekleri gibi sosyal hakların artırılması da çalışanların yaşam kalitesine olumlu katkı sunacaktır. Taleplerimizin, toplu sözleşme sürecinde dikkate alınması, mevcut mağduriyetlerin giderilmesi ve yapısal iyileştirmelerin gerçekleştirilmesi adına büyük önem taşıyor. En büyük beklentimiz, ülkemizin her köşesinde altyapıdan üstyapıya emek veren teknik personelin motivasyonunun korunması, mesleklerine olan aidiyetlerinin yeniden tesisi ve topluma daha güçlü bir hizmet sunabilmeleri için bu taleplerin dikkate alınması.” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muhendislik-icin-meslek-kanunu-cikmali-558240">Mühendislik için Meslek Kanunu çıkmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üretici Cansu Biçer; &#8220;Herkes toprağına sahip çıkmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uretici-cansu-bicer-herkes-topragina-sahip-cikmali-462352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2024 21:16:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[biçer]]></category>
		<category><![CDATA[cansu]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmalı]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[toprağına]]></category>
		<category><![CDATA[üretici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=462352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi Kıl Keçisi projesi tüm ilçelerde meyvelerini vermeye, kadın üreticilere kazandırmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uretici-cansu-bicer-herkes-topragina-sahip-cikmali-462352">Üretici Cansu Biçer; &#8220;Herkes toprağına sahip çıkmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Destekleme projesinden yararlanan Cansu Biçer, “Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin kıl keçisi projesini duydum ve yararlandım. Yaptığım işten çok mutluyum ve paramı da kazanıyorum. Herkes sevdiği işi yapmalı, varsa herkes bir karış toprağına sahip çıkmalı” dedi.</b></p>
<p>2019 yılında il genelinde kadın üreticiler için Kıl Keçisi projesini başlatan ve bugüne kadar 379 kadın üreticiye 1137 kıl keçisi dağıtan Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin bu desteklemesi meyvelerini vermeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’nin kıl keçisi desteklemesine katılan kadın üreticiler proje ile keçi sayısını arttırdıklarını, aile ekonomisine katkı sağladıklarını söyledi.</p>
<p><b>Üretici Demet Telli; “Keçi yetiştiriciliği ile aile bütçemize katkı sağlıyoruz”</b></p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Kıl Keçisi projesinden 2020 yılında yararlanan ve 3 keçi alan üretici Demet Telli Kavaklıdere ilçesinde çiftliğinde keçi sayısını 20’ye çıkardıklarını söyledi. Aile ekonomisine katkı sağladığını söyleyen Demet Telli çocuklarıyla birlikte bu işten keyif aldığını belirtti. Yatağan ilçesinde keçilerini yetiştiren Elif Keskin’de 3 keçi ile başladığı üretimde şu an 10 keçisi olduğunu, ailesi ve kendi bütçesine ek gelir sağladığını belirtti.</p>
<p><b>Üretici Cansu Biçer; “Herkes mutlu olduğu, sevdiği işi yapmalı”</b></p>
<p>Kıl Keçisi destekleme projesinden yararlanan Tarih bölümü mezunu üretici Cansu Biçer’de dört yıl resmi kurumlarda çalıştığını ama toprağıyla, üretimle ilgilenmenin kendisini daha mutlu ettiğini söyledi.</p>
<p>Cansu Biçer; “Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin kıl keçisi projesini duydum. Muhtarımızın da yardımları ile bende katıldım. Keçilerimizi aldık ve süt keçilerimizle birlikte sürü haline getirdik. Yapabilir miyiz diye aklımızda soru işaretleri vardı. Şimdi sütünü satarak, keçi peyniri yaparak evimize katkı sağlıyorum. Üniversiteden mezun olduktan sonra dört yıl kurumlarda çalıştım. Kızım olduktan sonra evimden uzaklaşmak istemedim. Bağ bahçe derken kendimi keçi yetiştiriciliği içinde buldum ve çok hoşuma gitti. Yaklaşık 4 senedir bu işi yapıyorum. Keçiyle başladım şimdi koyunlarım da var. Ayrıca sosyal medya hesabım üzerinden de bahçemdeki diğer meyve ve sebzeleri işleyip satıyorum, Yaptığım işten çok mutluyum ve paramı da kazanıyorum. Herkes sevdiği işi yapmalı, varsa herkes bir karış toprağına sahip çıkmalı.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uretici-cansu-bicer-herkes-topragina-sahip-cikmali-462352">Üretici Cansu Biçer; &#8220;Herkes toprağına sahip çıkmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
