<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çığır | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cigir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cigir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Mar 2026 11:32:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>çığır | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cigir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Organ Naklinin Geleceğini Kökten Değiştirebilecek Çığır Açıcı Bir Gelişme!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/organ-naklinin-gelecegini-kokten-degistirebilecek-cigir-acici-bir-gelisme-622558</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 11:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açıcı]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirebilecek]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğini]]></category>
		<category><![CDATA[kökten]]></category>
		<category><![CDATA[naklinin]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rus bilim insanları geçen yıl, geliştirdikleri ileri biyofabrikasyon teknolojisi sayesinde laboratuvar ortamında üretilen bir kan damarı eşdeğerini bir tavşanın uyluk atardamarına başarıyla nakletti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/organ-naklinin-gelecegini-kokten-degistirebilecek-cigir-acici-bir-gelisme-622558">Organ Naklinin Geleceğini Kökten Değiştirebilecek Çığır Açıcı Bir Gelişme!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Rus bilim insanları geçen yıl, geliştirdikleri ileri biyofabrikasyon teknolojisi sayesinde laboratuvar ortamında üretilen bir kan damarı eşdeğerini bir tavşanın uyluk atardamarına başarıyla nakletti. Ameliyatın ardından bir yıl boyunca yapılan gözlemler, damar yapısının işlevini koruduğunu ve canlı dokuyla tamamen bütünleştiğini ortaya koydu. </span></p>
<p><span>Bu gelişmenin, her yıl dünya genelinde 150 binden fazla organ naklinin gerçekleştirildiği bir ortamda, kişiye özel biyolojik dokuların üretimini mümkün kılarak bağışıklık reddi riskini azaltabileceği ve nakil bekleme listelerini önemli ölçüde azaltabileceği  değerlendiriliyor.  </span></p>
<p><b><strong>Tavşan deneyinde büyük başarı</strong></b></p>
<p><span>Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’daki bilim insanlarının benzersiz biyofabrikasyon teknolojisi sayesinde laboratuvar ortamında geliştirdiği biyomühendislik ürünü damar yapısının canlı bir model üzerinde test edilmesi bir dönüm noktası oldu. Bir tavşanın uyluk atardamarına gerçekleştirilen bu naklin ardından yapılan uzun vadeli izlemelerde, damar dokusunun işlevini sürdürdüğü ve çevre dokularla uyum içinde bütünleştiği gözlemlendi. Elde edilen bulgular, yapay olarak üretilen biyolojik dokuların gelecekte klinik uygulamalarda kullanılabileceğine işaret eden güçlü bir bilimsel temel sunuyor.</span></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/organ-naklinin-gelecegini-kokten-degistirebilecek-cigir-acici-bir-gelisme-0-wAfJWIFt.jpeg"/></p>
<p><b><strong>Ultrasonik ses dalgaları ile doku kültürü</strong></b></p>
<p><span>Rosatom bilim insanlarının geliştirdiği biyofabrikasyon teknolojisi, klasik doku mühendisliği yöntemlerinden önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Araştırmacılar, ultrasonik akustik alanlar kullanarak canlı insan hücrelerini işlevsel biyolojik yapılara dönüştürebiliyorlar. Bu yaklaşımın en önemli avantajlarından biri, dokuların hastanın kendi hücrelerinden oluşturulabilmesi ve böylece bağışıklık reddi olasılığının önemli ölçüde azalmasıdır. Teknoloji halihazırda on santimetreye kadar uzunlukta biyolojik kan damarları üretebilmekte olup, nihayetinde kalp-damar hastalıklarından damar rahatsızlıklarına kadar çeşitli tedavilerde kullanılabilir.  </span></p>
<p><b><strong>Kişiselleştirilmiş “canlı” yedek parçalar</strong></b></p>
<p><span>Rosatom bilim insanları, manyetoakustik biyoyazıcı kullanarak, hastanın kendi hücrelerinden küçük çaplı kan damarları, üreterler veya trakea dokusu gibi tüp şeklindeki yapıları üretebiliyorlar. Bu teknoloji, canlı hücresel materyali üç boyutlu biyolojik yapılara dönüştürmek için manyetik ve ultrasonik alanları birleştiriyor. </span><span>Bu süreç birkaç aşamadan oluşuyor. Önce hücreler hastanın kendi biyomateryalinden yetiştirilir, ardından biyoyazıcı içinde gerekli yapıya dönüştürülür ve son olarak doku gerekli mekanik ve biyolojik özellikleri kazanana kadar bir biyoreaktörde olgunlaştırılır. </span></p>
<p><b><strong>2030 Hedefi: Biyoyazıcı kullanarak böbrek ve karaciğer “üretmek”</strong></b></p>
<p><span>Şirket, 2030 yılına kadar gelişmiş biyobaskı teknolojilerini kullanarak böbrek ve karaciğer dokusu dahil olmak üzere daha karmaşık organlar üretmeye yönelmeyi hedefliyor. Bu gelişmeler, uyumlu organ bulmanın son derece zor olduğu pediatrik tıp alanında özellikle dönüştürücü olabilir.</span></p>
<p><b><strong>Kalp kapakçıkları ve minyatür nükleer bataryalar</strong></b></p>
<p><span>Kalp ve damar hastalıkları dünya çapında ölümlerin en önemli nedeni olmaya devam ediyor. Bu zorluğun üstesinden gelmek için Rosatom araştırmacıları iki çığır açan teknoloji geliştiriyor. </span><span>İlki, hasar görmüş organların tamamen biyolojik olarak değiştirilmesi yolunda önemli bir adımı temsil eden doku mühendisliği ürünü kalp kapakçığıdır. Bu tür teknolojilerin, ciddi kalp rahatsızlıkları olan hastalar için tedavi sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirmesi bekleniyor.  İkinci çözüm ise kalp pilleri için tasarlanmış minyatür “nükleer piller”. Bu radyoizotop güç kaynakları, kalp kası kasılmasını uyaran elektriksel uyarıları üretir ve hastanın ömrü boyunca çalışabilir. Periyodik olarak değiştirilmesi gereken geleneksel kalp pillerinin aksine, nükleer piller neredeyse sınırsız cihaz kullanım ömrü sağlayabilir ve tekrarlanan ameliyatlara olan ihtiyacı ortadan kaldırabilir. </span></p>
<p><b><strong>“Işık hızı”: 2 ay yerine 1 hafta</strong></b></p>
<p><span>Sağlık alanındaki devrim, sadece yumuşak doku cerrahisini değil, kemik rekonstrüksiyonunu da dönüştürüyor. Lazer tabanlı katmanlı üretim teknolojileri, metal tozundan kişiselleştirilmiş implantlar üretmeyi mümkün kılarak üretim süresini iki aydan yaklaşık bir haftaya indiriyor. Rosatom’un bilimsel bölümünde geliştirilen özel yazılımlar kullanılarak, hastanın bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) verilerine dayanarak benzersiz geometrilere sahip implantlar tasarlanabiliyor. Dijital modelleme ve katmanlı üretimin birleşimi, tıp kurumlarının kullanıma hazır, hastaya özel implantları 3-7 gün içinde üretmesine olanak tanıyarak üretim süresini ve hasta iyileşme sürelerini iki ila üç kat kısaltıyor.  Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev, Rosatom’un sağlık alanındaki çalışmalarıyla ilgili olarak, “Bugün Rosatom, sağlık hizmetleri alanında öncü araştırma ve geliştirme çalışmaları yürütüyor ve her adımla geleceği daha da yakınlaştırıyor. Bilim insanlarımız hem vizyoner hem de hayalperest oldukları için gerçekten olağanüstüler. Tıbbi amaçlı katkı maddesi biyoteknolojisi alanındaki çalışmaları, bilimsel düşüncenin teknolojik ilerlemenin temeli haline nasıl gelebileceğinin ve insanlığa nasıl fayda sağlayabileceğinin bir örneğidir” diye konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/organ-naklinin-gelecegini-kokten-degistirebilecek-cigir-acici-bir-gelisme-622558">Organ Naklinin Geleceğini Kökten Değiştirebilecek Çığır Açıcı Bir Gelişme!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yaklaşım: İmmünoterapi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-yaklasim-immunoterapi-610113</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açan]]></category>
		<category><![CDATA[Aykan]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[mmünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[T Lenfosit]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yılların en dikkat çekici alanlarından biri olan immünoterapi, bağışıklık sisteminin tümörlerle mücadelesini merkeze alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-yaklasim-immunoterapi-610113">Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yaklaşım: İmmünoterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yılların en dikkat çekici alanlarından biri olan immünoterapi, bağışıklık sisteminin tümörlerle mücadelesini merkeze alıyor. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. N. Faruk Aykan, kanser ve bağışıklık sistemi arasındaki karmaşık ilişkiyi, immünoterapideki bilimsel gelişmeleri ve bu tedavinin hangi hastalarda etkili olduğunu anlattı. </p>
<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. N. Faruk Aykan, kanser ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi şöyle özetledi:</p>
<p>“Bağışıklık sistemi yani immün sistem organizmada kendinden olmayanı (non-self) kendinden olandan (self) ayırt eden ve kendinden olmayanların organizmaya zarar vermesini önleyen bir süper sistemdir. Kanser, aslında organizmanın kendi hücrelerinden oluşan bir hastalık olmasına rağmen immün sistemin onu tanıması ve ortadan kaldırması kanser hücrelerinin farklı yeni antijenlere (neoantijen) sahip olması ile ilişkilidir. Kanser oluşumu büyük ölçüde genlerimizdeki mutasyonlarla ortaya çıkar. Mutant genler mutant proteinler üretir ve bunlar kanser hücrelerinde normal hücrelerde bulunmayan neoantijenler olarak belirir. Bir tümörde antijen yükü ne kadar fazla ise immün sistem o kadar aktiftir. İmmün sistem hücrelerinin yoğun olduğu tümörler ‘sıcak (hot)’ tümörler olarak bilinir, bunlarda immünoterapinin etkisi tam tersi ‘soğuk (cold)’ tümörlere göre çok daha fazladır.”</p>
<p><strong>“Onkolojide çığır açan bir yaklaşım”</strong></p>
<p>Son yıllarda bu alandaki en önemli gelişmelere de değinen Prof. Dr. Aykan, şunları söyledi:</p>
<p>“Son yıllardaki en önemli bilimsel gelişme 2018 Nobel Tıp ödülünü kazanan James P. Allison ve Tasuku Honjo’nun negatif immün regülasyonun baskılanmasıyla kanser tedavisinin keşfi oldu. Konuyu biraz açalım. Vücudumuzda immün sistemin kanser hücreleriyle savaşan T lenfositlerinden oluşan bir ordusu mevcut. T lenfositlerine kanser hücrelerinin antijenleri lenf düğümlerinde dendritik hücreler tarafından tanıtılır. Aktifleşen T hücreleri kanser dokusuna gider ve tümör hücrelerine saldırır. İşte bu iki olayda aktif T hücrelerini baskılayan mekanizmalar keşfedildi. Lenf düğümlerinde T lenfosit membranında görülen CTLA-4 molekülünün aktif lenfosite negatif sinyal gönderdiği, tümör dokusunda ise tümör hücre zarında ortaya çıkan PD-L1 molekülünün lenfositlerdeki PD-1 reseptörüne bağlanarak benzer şekilde aktif T hücrelerini baskıladığı ortaya çıktı. Bu keşfin ardından ilaç teknolojisi hızla anti-CTLA-4, anti-PD-1 ve anti-PD-L1 ilaçlar (monoklonal antikorlar) geliştirmeye başladı ve günümüzde çok sayıda immünoterapi ilacı birçok klinik çalışmada araştırıldı, etkinlikleri gösterildi ve FDA tarafından onaylanarak kullanım alanına girdi. Bu onkolojide çığır açan bir yaklaşımdır.”</p>
<p><strong>İmmünoterapinin diğer tedavilerden farkı</strong></p>
<p>İmmünoterapiyi klasik kanser tedavilerinden ayıran temel bilimsel farkları da sıralayan Aykan,<strong> “</strong>En önemli fark immünoterapi ilaçlarının direkt sitotoksik olmayıp dolaylı olarak T lenfositleri üzerindeki baskıyı kaldırmaları, böylece T lenfositlerinin tümör hücrelerini yok etme kapasitelerini arttırmasıdır. Bir bakıma immünoterapi, ‘T-lenfositler – Tümör hücreleri’ savaşında T lenfosit ordusuna destek olmaktadır. Kemoterapiden farklı olarak sağlıklı çoğalan organizma hücrelerine direkt bir sitotoksik etkisi yoktur” dedi.</p>
<p><strong>“İmmünoterapi ilaçları bazı kanserlerde çok etkili olurken bazılarında hiç etkili olmadı”</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi temelli yaklaşımların etkisini belirleyen başlıca biyolojik faktörlerle ilgili de bilgi veren Aykan, şöyle konuştu:</p>
<p>“Yapılan çalışmalarda bu yeni immünoterapi ilaçlarının bazı kanserlerde dramatik yanıtlar verirken bazılarında hiç etkili olmadığı gözlendi. Bunu belirleyen bazı biyolojik faktörler şunlar:</p>
<ul>
<li>DNA’da yanlış eşleşmenin tamirinde defekt olan tümörler (dMMR). Bu tümörlerde bir belirteç olarak mikrosatellit instabilite yüksektir (MSI-H) ve immünoterapiye çok iyi yanıt verirler. Organ ayrımı olmaksızın (tümör-agnostik) MSI-H kanserlerde (kolorektal kanser, endometrium kanseri, mide kanseri vb) sadece immünoterapi ile yüksek yanıt alınmakta olup metastatik hastalarda median sağkalım 5 yılı geçmiştir. Çok yeni olarak neoadjuvan (cerrahi öncesi) tedavide de yerini almıştır. Hatta rektum kanserinde organ koruyucu yaklaşıma büyük ölçüde olanak vermektedir.</li>
<li>PD-L1 ekspresyonu yüksek (>% 50) tümörlerde immünoterapi ile daha iyi sonuçlar alınmakta olup PD-L1 %1-49 arası tümörlerde de kemoterapi + immünoterapi kombinasyonu etkili olmaktadır. </li>
<li>Tümor Mutasyon Yükü (TMB) fazla olan kanserler immünoterapiye daha iyi yanıt vermektedir.</li>
</ul>
<p><strong>İmmünoterapi ile başarılı sonuçlar alınan kanser türleri</strong></p>
<p>İmmünoterapi ile başarılı sonuçlar alınan kanser türlerini sıralayan Aykan, “Yukarıda belirttiğim tümörlerin yanı sıra malign melanom, küçük hücreli dışı ve küçük hücreli akciğer kanserleri (NSCLCa ve SCLCa), böbrek kanseri (RCC), üçlü negatif meme kanseri (TNBC), karaciğer kanseri (HCC), safra yolu kanserleri, baş boyun kanserleri, yemek borusu ve bir kısım mide kanserlerinde immünoterapi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır” dedi. </p>
<p>Uygulamada hangi tip hastalarda olumlu cevap alınabildiğine dair soruya ise Aykan, “Bu bahsettiğim özellikleri taşıyan hastalar örnek olarak verilebilir. Artık birçok Patoloji laboratuvarında MSI ve PD-L1 ekspresyonu tümör materyalinde rutin olarak bakılmaktadır” yanıtını verdi.</p>
<p><strong>“Kombinasyon tedavileri halen araştırılıyor”</strong></p>
<p>İmmünoterapinin ilaç/aşı çalışmalarına katkısına da değinen Profesör, “Günümüzde immünoterapi yeni bir disiplin olarak onkolojide yerini almıştır. COVID-19 salgınından sonra gündeme gelen mRNA aşıları değişik kanser tedavilerinde de araştırılmakta olup immünoterapi ile birlikte kombinasyon tedavileri halen araştırma fazlarındadır. Bireysel tümör antijenlerine karşı mRNA aşısı + immünoterapi çok daha iyi klinik sonuçlar alma potansiyeli taşımaktadır” dedi.</p>
<p><strong>“İmmünoterapide de ilaçların kendine özgü yan etkileri vardır”</strong></p>
<p>Tüm tedavilerde olduğu gibi immünoterapide de ilaçların kendine özgü yan etkileri olduğunu belirten Aykan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bunlar tedavi veren hekimler tarafından yakından izlenmektedir. İmmünoterapi ilaçlarının yan etkileri daha çok otoimmünite ile ilgilidir; örneğin otoimmün pnömoni, kolit, hepatit, hipotiroidi ve ciltte döküntüler gibi. Bunun yanında bu ilaçların finansal toksisitesini gözardı etmemek gerekir. Ülkemizde henüz çok kısıtlı endikasyonda geri ödeme vardır ama bunların dışında kullanmak isteyen hastalar için gerçekten ciddi bir mali külfet oluşturmaktadır. Sağlık politikalarında bunların dikkate alınması gerekmektedir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-yaklasim-immunoterapi-610113">Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yaklaşım: İmmünoterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinden yapay zekâ ve otonom sistemlerde çığır açacak TÜBİTAK projesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-yapay-zeka-ve-otonom-sistemlerde-cigir-acacak-tubitak-projesi-607184</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Etmen]]></category>
		<category><![CDATA[Llm]]></category>
		<category><![CDATA[otonom]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sistemlerde]]></category>
		<category><![CDATA[sistemlerin]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinden]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607184</guid>

					<description><![CDATA[<p> Ege Üniversitesi, yapay zekâ ve yazılım mühendisliği alanındaki öncü projeleriyle bilim dünyasına katkı sunmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-yapay-zeka-ve-otonom-sistemlerde-cigir-acacak-tubitak-projesi-607184">Ege Üniversitesinden yapay zekâ ve otonom sistemlerde çığır açacak TÜBİTAK projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Ege Üniversitesi, yapay zekâ ve yazılım mühendisliği alanındaki öncü projeleriyle bilim dünyasına katkı sunmaya devam ediyor. Ege Üniversitesi Uluslararası Bilgisayar Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Geylani Kardaş’ın yürütücülüğünü üstlendiği “Büyük Dil Modelleri (LLM) ile Güçlendirilmiş Çok-Etmenli Sistemlerin (MAS) Rol Analizi, Tasarımı ve Gerçekleştirimi” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002 – A Hızlı Destekleme Programı kapsamında kabul edildi. Proje, otonom sistemlerin daha akıllı ve verimli çalışmasına olanak sağlayacak.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, yapay zekâ ve otonom sistemler gibi geleceğin teknolojilerine yön veren projeleri TÜBİTAK 1002 – A  Hızlı Destekleme Programı kapsamında kabul edilen Prof. Dr. Geylani Kardaş’ı ve ekibini tebrik ederek başarılar diledi.</p>
<p><b>“Yazılım mühendisliğinde LLM ve MAS entegrasyonu”</b></p>
<p>Yapay zekâ ve otonom sistemlerin; veri analizi, sağlık, finans ve robotik gibi pek çok sektörde devrim yarattığını belirten Prof. Dr. Geylani Kardaş, “Günümüz dünyasında akıllı şehirler, sürücüsüz araçlar, akıllı ev sistemleri ve endüstriyel otomasyon gibi alanlarda otonom sistemlere olan ihtiyaç hızla artıyor. Bu sistemlerin başarısı, &#8216;etmen&#8217; dediğimiz yapı taşlarının etkinliğine bağlıdır. Ancak mevcut Çok-Etmenli Sistemlerin (MAS) tasarımında, Büyük Dil Modellerinin (LLM) insan dilini anlama ve üretme yeteneklerinden yeterince faydalanılamıyor. Biz bu eksikliği gidermek amacıyla, LLM ile güçlendirilmiş MAS mühendisliği için &#8216;rol&#8217; kavramını sistematik bir yaklaşımla ele alacağız. Projemiz kapsamında, LLM işlevselliğini destekleyecek etmen rol modelleri için yeni bir yazılım mimarisi tanımlayacak ve bu mimariyi işletecek bir yazılım aracı geliştireceğiz. Proje sonunda ortaya çıkacak olan yazılım mimarisi ve aracı sayesinde, yapay zekâ destekli sistemlerin karar alma mekanizmaları daha öngörülebilir hale getirilecek. Bu gelişme, özellikle sürücüsüz araçlardan akıllı ev sistemlerine kadar geniş bir yelpazede güvenli ve verimli bir teknolojik altyapı oluşturulmasına katkı sunacak. Bu sayede, insan kullanıcıları adına çeşitli eylemleri otonom yürütecek LLM destekli yazılım etmenlerinin karmaşık çok-etmenli ortamlarda daha tutarlı, etkili ve öngörülebilir bir şekilde çalışması sağlanacak” dedi</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-yapay-zeka-ve-otonom-sistemlerde-cigir-acacak-tubitak-projesi-607184">Ege Üniversitesinden yapay zekâ ve otonom sistemlerde çığır açacak TÜBİTAK projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ ile Kamu Kurumları İsraf ve Suistimalle Mücadelede Çığır Açacak mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ile-kamu-kurumlari-israf-ve-suistimalle-mucadelede-cigir-acacak-mi-557497</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 08:51:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[suistimalle]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ teknolojilerini suistimal etmeye çalışan dolandırıcılar, kamu bütçelerini tüketiyor ve devlet kurumlarına olan güveni zedeliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ile-kamu-kurumlari-israf-ve-suistimalle-mucadelede-cigir-acacak-mi-557497">Yapay Zekâ ile Kamu Kurumları İsraf ve Suistimalle Mücadelede Çığır Açacak mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâ teknolojilerini suistimal etmeye çalışan dolandırıcılar, kamu bütçelerini tüketiyor ve devlet kurumlarına olan güveni zedeliyor. Ancak, ufukta görünen ciddi yapay zekâ yatırımlarıyla, suistimalle mücadele eden kamu ekipleri karşı atağa geçmeye hazırlanıyor. Coleman Parkes ile veri ve yapay zekâ alanının lideri SAS tarafından hazırlanan “Trust and Transparency: Combating Fraud to Maximize Public Program Efficiency” başlıklı yeni rapor, bu alandaki önemli bulguları ortaya koyuyor. Dünya analitik lideri SAS, gelişmiş analitik çözümleriyle kamu kurumlarının operasyonel verimliliğini artırıyor, bütçe israfını azaltıyor ve toplumsal güvenin yeniden inşasına katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>SAS Global Risk, Suistimal ve Uyum Çözümleri Direktörü Shaun Barry,</strong> ‘Yasal düzenlemeler ve mevzuatlardan bağımsız hareket eden, yapay zekâ kullanan suçluların avantajlı görünebileceğini düşünüyoruz. Ancak araştırmalar, kritik bir dönüm noktasında olduğumuzu gösteriyor. Dünyanın dört bir yanındaki kamu kurumları, suistimal ve israfı azaltarak önemli kamu programlarına olan güveni yeniden inşa edecek büyük yapay zekâ ve üretken yapay zekâ yatırımlarına hazırlanıyor.’</p>
<p><strong>Neredeyse her kamu kurumu yapay zeka destekli suistimal saldırılarına maruz kalıyor, fonları tüketiyor ve vatandaşların güvenini zedeliyor</strong></p>
<p>Dünya genelindeki kamu kurumları, hükümet bütçelerinden milyarlarca doların erimesine ve kamu güveninin zayıflamasına neden olan artan bir dolandırıcılık, israf ve suistimal (FWA) krizinin etkisi altında. Bu konuyla mücadele eden ve ankete katılan 1.100 kamu görevlisinin neredeyse tamamı, kurumlarının yapay zekâ destekli suistimal saldırılarının hedefi olduğunu belirtti ve %70’i son beş yılda bu tür saldırıların arttığını gördü.</p>
<p>Dolandırıcılar artık yapay zekâ destekli platformları kullanarak sahte kimlikler oluşturuyor, son derece kişiselleştirilmiş oltalama (phishing) kampanyaları hazırlıyor ve tespit edilmesi güç olan kötü amaçlı yazılımlar tasarlıyor. Bu araçlar, geniş veri setlerini analiz ederek insan davranışlarını taklit ediyor, belge sahtekarlığı yapıyor ve zayıflıkları gerçek zamanlı olarak kullanıyor. Anket katılımcıları, bu tür durumlarla mücadele edilmesi durumunda bütçelerinin yaklaşık %16’sı oranında tasarruf edilebileceğini tahmin ediyor.</p>
<p>Bütçeye olan etkisinin ötesinde, katılımcıların %96’sı dolandırıcılık, israf ve suistimalin (FWA) vatandaşların kurumlarına ve programlarına olan güvenini olumsuz etkilediğini belirtti. Vatandaşlar, bu tip saldırıların sıklıkla doğrudan zarar gören tarafları oluyor; kimlik hırsızlığı, vergi dolandırıcılığı ve sosyal yardım dolandırıcılığı en yaygın türler arasında yer alıyor. SAS’ın dünya genelinde uygulamaya aldığı çözümler, bu tür saldırıların etkisini azaltmada ciddi başarılar elde etti. Kurumların daha hızlı ve doğru karar almasına yardımcı olan bu sistemler, kamu fonlarının korunmasında stratejik rol oynuyor. SAS, bu teknolojileri sadece yazılım düzeyinde sunmakla kalmıyor; kurumlara özel danışmanlık, veri yönetimi ve analiz altyapısıyla uçtan uca destek sağlayarak kamu sektöründe katma değeri maksimize ediyor.</p>
<p><strong>Kamu kurumları, dolandırıcılık, israf ve suistimal (FWA) ile mücadelede pek çok engelle karşı karşıya kalıyor</strong></p>
<p>Katılımcıların %85’i dolandırıcılık, israf ve suistimallerle mücadeleyi ilk beş öncelikleri arasında gösterse de, kurumların büyük çoğunluğu bu mücadeleyi etkili şekilde yürütecek kaynaklardan yoksun. Yalnızca her 10 kurumdan 1’i, dolandırıcılık, israf ve suistimal ile mücadelede ihtiyaç duyduğu tüm araç ve kaynaklara sahip olduğunu belirtirken, yaklaşık 3’te 1’i ciddi kaynak yetersizlikleriyle karşı karşıya. Katılımcılar, bu kısıtların başlıca nedenleri arasında analitik yetkinlik eksikliği (%48), teknoloji yetersizliği (%40) ve bütçe kısıtları (%24) gibi unsurları öne çıkarıyor.</p>
<p>Bu eksiklikler, kurumların dış ve iç kaynaklı dolandırıcılık, israf ve suistimal ile mücadelede hataları en aza indirme, veri güvenliğini sağlama ve denetçi verimliliğini artırma yönündeki çabalarını sekteye uğratıyor. Bu alanlar, katılımcıların yarısından fazlası tarafından öncelikli konular arasında gösterildi.</p>
<p><strong>Yapay zeka ve üretken yapay zekanın hızla benimsenmesi, dolandırıcılık, israf ve suistimal ile mücadeleyi dönüştürebilir ve çalışanların verimliliğini artırabilir</strong></p>
<p>Mevcut yapay zekâ kullanım oranları henüz görece düşük seviyelerde; ankete katılanların yaklaşık yarısı dolandırıcılık, israf ve suistimal ile mücadelede yapay zekâ kullanırken, üretken yapay zekâ (GenAI) kullananların oranı 4’te 1’in biraz üzerinde. Ancak benimseme eğrisi hızla yükseliyor.</p>
<p>Araştırma, dolandırıcılığı tespit etmek için ağ analizinin kullanım oranının %32’den %87’ye çıkmasının beklendiğini ortaya koyuyor. Daha da umut verici olan ise, katılımcıların %97’si önümüzdeki iki yıl içinde üretken yapay zekâyı kullanmayı planlıyor. Bu artış; sentetik veri, büyük dil modelleri ve dijital ikizler gibi alanlarda da önemli atılımları beraberinde getirecek.</p>
<p>Bu gelişmeler, kamu kurumları için oldukça geniş kapsamlı ve olumlu sonuçlar doğurabilir. Hâlihazırda yapay zekâyı FWA ile mücadelede kullanan kurumların yaklaşık %40’ı, uyarıları daha iyi önceliklendirme, vakaları daha hızlı ve daha büyük ölçekte tespit etme gibi faydalar sağladıklarını belirtiyor. Ancak en büyük kazanım olarak %57 oranla personel verimliliğinde artış gösteriliyor. Bu bulgular, yapay zekânın kamu çalışanlarının üretkenliği üzerindeki etkisine odaklanan ayrı bir küresel araştırmayla da örtüşüyor; söz konusu çalışmada katılımcıların büyük bölümü, önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekânın kurumlarında üretkenliği artırma konusunda önemli, hatta kritik bir rol oynayacağını düşünüyor.</p>
<p>Vatandaş güvenini yeniden inşa etmek ise sadece teknolojik gelişmelerle değil, aynı zamanda sorumlu yapay zekâ kullanımıyla mümkün. Kurumlar, programların bütünlüğünü sağlamak ve vatandaşları istenmeyen zararlardan korumak için insan denetiminin vazgeçilmez olduğunu kabul ediyor. Katılımcıların en çok endişe duyduğu konular arasında veri gizliliği ve güvenliği (%48) ile yapay zekânın sorumlu şekilde kullanılması (%43) ilk sıralarda yer alıyor.</p>
<p>Yeni yayımlanan raporda dolandırıcılık israf ve suistimalle mücadele yazılımları konusunda sektör analistleri tarafından sürekli lider olarak gösterilen SAS’in önerileri ile yapay zekâ destekli dolandırıcılık tespit ve inceleme çözümlerinden gerçek örnekler de yer alıyor.</p>
<p><strong>SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri yaptığı açıklamada </strong>“Dolandırıcılık, israf ve suistimal, kamu kurumlarının karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden biri olmaya devam ediyor. Bu tehditler yalnızca kamu bütçelerini değil, vatandaşların kamu hizmetlerine olan güvenini de zedeliyor. Yapay zekâ ve ileri analitik teknolojiler bu noktada oyunun kurallarını değiştiriyor; kamu kurumlarına daha hızlı karar alma, riskleri önceden görme ve kaynakları daha verimli kullanma imkânı sunuyor.<br />
Bu dönüşümün en belirgin hissedildiği alanlardan biri ise sağlık sektörü. Her yıl milyarlarca dolarlık kayba neden olan hatalı ve sahte talepler, SAS’ın sunduğu yapay zekâ destekli gelişmiş analitik çözümlerle erken aşamada tespit edilebiliyor. SAS’ın sunduğu sosyal ağ analizi, makine öğrenimi ve kurumsal veri yönetimi gibi teknolojiler, yalnızca dolandırıcılığı önlemekle kalmıyor; kamu kurumlarının operasyonel verimliliğini artırıyor, maliyetleri düşürüyor ve vatandaşların ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine daha adil ve güvenilir erişimini destekliyor. Bu sayede hem devlet hem vatandaş için gerçek, ölçülebilir bir katma değer yaratıyoruz. SAS olarak bu başarıyı, sağlık ve kamu sektöründe onlarca ülkede yürüttüğümüz projelerden edindiğimiz küresel deneyimle destekliyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ile-kamu-kurumlari-israf-ve-suistimalle-mucadelede-cigir-acacak-mi-557497">Yapay Zekâ ile Kamu Kurumları İsraf ve Suistimalle Mücadelede Çığır Açacak mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolorektal Kanser Teşhisinde Çığır Açan Gelişme: Yeni Tanı Testi Umut Vadediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolorektal-kanser-teshisinde-cigir-acan-gelisme-yeni-tani-testi-umut-vadediyor-547886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 12:32:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[gelişme]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kolorektal]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[teşhisinde]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[vadediyor]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağırsaklarımızda yaşayan görünmez mikroplar, artık hayat kurtarabilecek kadar önemli hale geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolorektal-kanser-teshisinde-cigir-acan-gelisme-yeni-tani-testi-umut-vadediyor-547886">Kolorektal Kanser Teşhisinde Çığır Açan Gelişme: Yeni Tanı Testi Umut Vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağırsaklarımızda yaşayan görünmez mikroplar, artık hayat kurtarabilecek kadar önemli hale geldi. Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nden araştırmacıların da arasında bulunduğu bilim insanları, yapay zeka yardımıyla bağırsaklarda bulunan bakterilerin kalın bağırsak kanserinin erken teşhisinde kullanılabileceğini ortaya koyan çığır açıcı bir çalışmaya imza attı. Söz konusu araştırma, dünyanın en saygın tıp dergilerinden biri olan <em>Nature Medicine</em>’da (Etki değeri 59.2) yayımlandı. Bu başarı, halk sağlığı açısından son derece önemli sonuçlar taşıyor.</p>
<p><strong>Sadece Bir Dışkı Örneğiyle Erken Teşhis Mümkün Olacak</strong></p>
<p>Kolorektal kanser yani kalın bağırsak kanseri, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en yaygın ve ölümcül kanser türlerinden biri. Ne yazık ki bu hastalık, çoğu zaman ileri evreye ulaşmadan belirti vermiyor. Bu nedenle erken teşhis, hayat kurtarıcı nitelik taşıyor. Ancak kolonoskopi gibi mevcut tarama yöntemleri her zaman yaygın olarak uygulanamıyor ve toplumun geniş kesimleri için erişilebilir değil. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi öğretim üyeleri, bu soruna son derece umut verici bir çözüm sundu. Bağırsak florasında bulunan bakterileri yapay zeka yöntemlerinden makine öğrenmesi ile inceleyerek geliştirilen yöntem, sadece bir dışkı örneğiyle kişinin kalın bağırsak kanseri olup olmadığını yüzde 85 doğrulukla tahmin edebiliyor. Bu sayede hastalık, henüz hiçbir belirti göstermeden tespit edilebilecek; bu da tedaviye erken başlamayı mümkün kılacak.</p>
<p><strong>Sadece Türkiye’de Değil, Dünyada Ses Getiren Bir Araştırma</strong></p>
<p>Bu araştırma, Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Bilge Güvenç Tuna, Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyemiz Prof. Dr. Soner Doğan ve danışmanlığını yaptıkları doktora öğrencisi Nazım Arda Keleş’in katkılarıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Çalışmada yalnızca Türkiye’den değil; Harvard Üniversitesi, IEO Milano ve mikrobiyom araştırmaları alanında dünyaca tanınan bilim insanları da yer aldı. Araştırma liderlerinden biri, mikrobiyom biliminde öncü kabul edilen Prof. Nicola Segata idi.</p>
<p><strong>Bağırsak Bakterileri Kanserin Belirteçi Olabilir</strong></p>
<p>Araştırmacılar, 10 farklı ülkeden kolorektal kanser hastaları, kanser öncesi lezyon taşıyıcı hastalar ve sağlıklı bireyden oluşan 3.741 kişinin mikrobiyom verilerini analiz etti.</p>
<p>Araştırma sonucunda dikkat çeken bulgular elde edildi:</p>
<ul>
<li>Bağırsakta daha önce bilinmeyen 19 yeni bakteri türü keşfedildi.</li>
<li>Bazı bakteri türlerinin yalnızca ileri evre kanser hastalarının bağırsaklarında bulunduğu belirlendi.</li>
<li>Tümörün bağırsakta nerede oluştuğu (sağ ya da sol taraf) ile ağızdan gelen bakterilerin varlığı arasında ilişki tespit edildi.</li>
<li>Özellikle <em>Fusobacterium nucleatum</em> adlı bakterinin bazı alt türlerinin, kanser oluşumuyla doğrudan bağlantılı olduğu ortaya kondu.</li>
</ul>
<p><strong>Kanserle Mücadelede Yeni Dönem: Yapay zeka ve Mikroplar Yol Gösteriyor</strong></p>
<p>Bu bulgular yalnızca kanserin erken teşhisinde değil, aynı zamanda kişiye özel tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde de önemli rol oynayabilir. Araştırmanın yazarlarından Doç. Dr. Bilge Güvenç Tuna, bu çalışmanın mikrobiyota bazlı testlerin geliştirilmesine zemin hazırladığını belirtiyor. Bu testlerin ileride, toplum genelinde yaygın şekilde uygulanabilecek kanser tarama programlarının bir parçası haline gelebileceği ifade ediliyor.</p>
<p>Bu yöntemin rutin sağlık kontrollerine entegre edilmesiyle her yıl binlerce insanın hayatı, erken teşhis sayesinde kurtarılabilir. Bu yönüyle çalışma, yalnızca bilimsel değil, toplumsal fayda açısından da büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>Nature Medicine’da Türkiye’den 21. Yayın</strong></p>
<p>Çalışmanın bir diğer dikkat çekici yönü ise yayımlandığı platform. <em>Nature Medicine</em>, tıp alanında dünyanın en saygın bilimsel dergilerinden biri. Bugüne kadar Türkiye adresli yalnızca 20 makale bu dergide yayımlandı. Yeditepe Üniversitesi&#8217;nin katkı sunduğu bu araştırma, 21. yayın olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi yönetimi, bu önemli başarıyı kamuoyuyla paylaşarak, uluslararası bilim camiasına katkı sağlayan tüm araştırmaları desteklemeye devam edeceğini duyurdu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolorektal-kanser-teshisinde-cigir-acan-gelisme-yeni-tani-testi-umut-vadediyor-547886">Kolorektal Kanser Teşhisinde Çığır Açan Gelişme: Yeni Tanı Testi Umut Vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye&#8217;de üretilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-hucreler-turkiyede-uretilecek-526713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 11:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[üretilecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=526713</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Liv Hospital Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz’ün verdiği bilgilere göre, Türkiye’de kanser hücrelerini hedef alıp yok edebilen özel hücrelerin üretileceği bir laboratuvar kuruluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-hucreler-turkiyede-uretilecek-526713">Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye&#8217;de üretilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Liv Hospital Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz’ün verdiği bilgilere göre, Türkiye’de kanser hücrelerini hedef alıp yok edebilen özel hücrelerin üretileceği bir laboratuvar kuruluyor. Samsun’da düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Karaöz, Orta Karadeniz bölgesindeki hekimlere kök hücre tabanlı hücresel tedaviler ve gen tedavileri konusundaki son gelişmeleri aktardı.</p>
<p><strong>Ölü hücreler tedavi edilemiyor, kök hücre umut oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Karaöz, son yıllarda kök hücrelerin öneminin giderek arttığını belirterek, tıbbın mevcut şartlarda bazı hastalıkları yüzde 100 tedavi edemediğini ifade etti. Bu hastalıkların büyük bir kısmını nörodejeneratif hastalıklar olarak tanımlayan Karaöz, &#8220;Bu hastalıkların ortak karakteristiği ilgili oldukları organlardaki hücrelerin bir nedenden dolayı ölmesi ve bu ölen hücrelerin işlevini görmemesi sonucunda klinik sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Örneğin, Parkinson hastalığında dopamin üreten hücrelerin ölmesi neticesinde bu hastalığın klinik belirtilerini hastalar göstermeye başlamaktadır ya da tip1 diyabet diye adlandırdığımız hastalıkta da pankreasta insülin üreten hücreler ölmektedir. İşte ne yazık ki hiçbir cerrahi bir yöntem hiçbir ilaç bu ölen hücrelerin yerine yenilerini koyamamaktadır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’de hücresel tedaviler gelişiyor</strong></p>
<p>Bu nedenle, son 30 yılda dünya genelinde ve Türkiye’de bu alanda önemli araştırmalar ve çalışmalar yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Karaöz, özellikle son 10 yılda Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın kontrolü altında onay alınarak hücresel tedaviler alanında hastalara yardımcı olunduğunu belirtti. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı hususların ortaya çıktığını ifade eden Karaöz, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;En önemli sorunlardan bir tanesi üretilen hücrelerin uygun standartlarda, uluslararası standartlarda bizim GMP yani iyi üretim şartlarında üretilen laboratuvarlarda üretiliyor olması gerekiyor. Dolayısıyla bu üretilen hücrelerin hemen siz hastanızda uygulayamazsanız Sağlık Bakanlığı’ndan onay almanız gerekiyor. Daha sonra uygulamanız gerekiyor. Bir de tabi çok daha önemlisi ki bu alan ne yazık ki her geçen gün gözlemliyoruz istismara açık bir alan olmaya başladı. Çünkü hastalara boş vaatler verip bu tedavileri uygulamak uygun değil. Bu tedaviyi aldıktan sonra iyileşme potansiyeli olan hastalara bu uygulamaların yapılması gerekiyor.”</p>
<p><strong>Kök hücre kanser yapar mı</strong></p>
<p>Kök hücrelerle ilgili sıkça sorulan &#8220;Kanser yapar mı?&#8221; sorusuna da açıklık getiren Prof. Dr. Karaöz, &#8220;Hayır yapmaz. Gerek bizim şu ana kadarki klinik deneyimlerimiz gerekse dünyadaki klinik deneyimler bize bunu söylüyor. Bizim kullandığımız kök hücrelerden bahsediyoruz. Biz buna erişkin kök hücresi diyoruz. Klinikte yeni doğmuş bebeklerin göbek kordonundan dokusundan elde ettiğimiz kök hücreleri kullanmaktayız. Dolayısıyla bu hücreler bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki asla herhangi bir ciddi yan etkiye sebebiyet vermemekte ve kanser gibi birtakım olaylara sebebiyet vermemektedir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Geleceğin tedavisi: Hücresel İmmünoterapi ve CAR T-cell Teknolojisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Karaöz, gündeme yavaş yavaş girmeye başlayan bir diğer önemli konunun ise hücresel immünoterapi olduğunu söyledi. Kanser tedavisinde radyoterapi, kemoterapi ve akıllı ilaçlar gibi seçenekler olmasına rağmen hala tedavi edilemeyen vakaların bulunduğunu belirten Karaöz, özellikle hematolojik malignanslar yani kan kökenli kanserlerin bazı tipleri için CAR T-cell olarak adlandırılan yeni bir teknolojinin ortaya çıktığını ve Amerika’da doğan bu teknolojinin yavaş yavaş tüm dünyaya yayıldığını aktardı.</p>
<p><strong>Türkiye’nin ilk “CAR T-cell laboratuvarı” yolda</strong></p>
<p>Prof. Dr. Karaöz, Türkiye olarak kendi hastanelerinde de bu güçlü hücreleri üretebilecek bir laboratuvarın kuruluş aşamasına başladıklarını müjdeleyerek, &#8220;Biz de Türkiye olarak bizim hastanemizde bu çok güçlü olan hücreleri yani hastaya enjekte ettiğiniz zaman kanser hücrelerini yakalayıp öldürebilme potansiyeline sahip olan bu hücreleri üretebilme kapasitesine sahip bir laboratuvarın kuruluş aşamasına başladık. Ümit ediyorum ki 6 ay ila 1 yıl içerisinde bu laboratuvarda üretilen CAR T-cell hücreleri inşallah Türk insanlarının da faydasına sunulacak. Bu konuda da buradaki hekim arkadaşları bilgilendireceğiz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Gelecekte bu teknolojiyle otoimmün hastalıklar tedavi edilebilecek</strong></p>
<p>Kurulacak laboratuvardan söz eden Prof. Dr. Karaöz, şöyle konuştu:</p>
<p> &#8220;Liv Hospital Vadi İstanbul Şubesi’nde, çok büyük ve kompleks bir laboratuvar olacak. Bu laboratuvar çok özel bir laboratuvar. Bu laboratuvarda üretilecek olan hücrelere, sizin kanser hücrelerinizi tanıtıyor olacağız ve bu savaşçı hücreleri tekrar size enfüze edecek hematologlar ve sizin kanser hücrenizi yakalayıp öldürecek. Yani spesifik hedefe yönelik bir tedavi diye de adlandırabiliriz. Bu çok yeni bir teknoloji. Dünyada inanılmaz bir teknoloji ivme kazandı. Amerika’da doğdu. Avrupa’da yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. İnşallah biz de Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren ilk merkezlerden biri olacağız. Gelecekte bu teknoloji ile solit organ tümörleriyle, otoimmün hastalıkların tedavisi söz konusu olabilecek.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-hucreler-turkiyede-uretilecek-526713">Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye&#8217;de üretilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tıp ve sağlık eğitiminde çığır açan uygulama</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-ve-saglik-egitiminde-cigir-acan-uygulama-444620</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 08:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[eğitiminde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444620</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinin (EÜ) yüzde yüz hisse sahibi olduğu ve yüzde yüz doluluk oranıyla hizmet veren Ege Teknopark’da bilim üretme ekosistemi hızla büyüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-ve-saglik-egitiminde-cigir-acan-uygulama-444620">Tıp ve sağlık eğitiminde çığır açan uygulama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinin (EÜ) yüzde yüz hisse sahibi olduğu ve yüzde yüz doluluk oranıyla hizmet veren Ege Teknopark’da bilim üretme ekosistemi hızla büyüyor. Ege Teknopark bünyesinde EÜ Atatürk Sağlık Hizmetleri Müdürü Doç. Dr. Ali Ekşi ve EÜ Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Doktora Öğrencisi Arda Özden tarafından geliştirilen proje KOSGEB “Ar-Ge ve İnovasyon Destek Programı” kapsamında ticarileşme aşamasına geldi. Geliştirilen mobil uygulamaya bluetooth bağlantısı ile sanal stetoskop bağlanacak ve öğrenciler sanal stetoskop sayesinde yaygın görülen tüm normal ve patolojik seslere erişim sağlayabilecek. </p>
<p><b>Uygulama sayesinde normal ve patolojik sesler dinlenebilecek</b></p>
<p>Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, öğrenci odaklı, araştırma üniversitemizde pek çok proje hayata geçiriliyor. Akademisyenlerimiz tarafından Teknoparkımız bünyesinde geliştirilen ve KOSGEB ‘Ar-Ge ve İnovasyon Destek Programı’ kapsamında ticarileşme aşamasına gelen proje sayesinde, öğrencilerimiz ayırt edilmesi çok zor olan normal ve patolojik sesleri dinleyebilecek ve seslerin yaygın duyulduğu bölgeler üzerinde çalışılabilecekler. Sağlık ve tıp eğitiminde öncü nitelikte olacak bu projede emeği geçen herkesi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>       Öğrenciler seslerin yaygın duyulduğu bölgeler üzerinde çalışabilecekler</b></p>
<p>Proje hakkında bilgi veren EÜ Atatürk Sağlık Hizmetleri Müdürü Doç. Dr. Ali Ekşi, “ ‘Ar-Ge ve İnovasyon Destek Programı’ kapsamında geliştirilen ve ticarileşme aşamasına gelen projemiz sayesinde öğrencilerimizin zorlandığı konulardan olan solunum ve kalp seslerinin kolay ayırt edilebilmesi amaçlanmıştır. Solunum seslerinin ve kalp seslerinin öğrenilmesi ile ilgili geliştirdiğimiz ürün, mobil uygulama ve sanal stetoskop olmak üzere iki parçadan oluşmakta. Geliştirilen uygulama içerisinde ise normal ve patolojik seslerin listesi mevcut. Öğrencilerimiz bluetooth bağlantısı sayesinde sanal stetoskoptan mobil uygulamaya bağlanarak bu sesleri dinleyebilecek ve seslerin yaygın duyulduğu bölgeler üzerinde çalışabilecekler” dedi.</p>
<p><b>“Uygulamada on solunum ve on bir kalp sesi yer alıyor”</b></p>
<p>Öğrencilerin kendi kendini test edebilme imkânı bulacağını dile getiren Doç. Dr. Ekşi, “Uygulamada on solunum ve on bir kalp sesi olmak üzere yaygın görülen tüm normal ve patolojik sesler yer alıyor. Uygulama kapsamında birden fazla stetoskop eşleştirilebilecek ve bu sayede öğrencilerimiz grup çalışması yapabilecek. Uygulama içerisinde yer alan quiz özelliği ile öğrencilerimiz kendi kendini test ederek bilgilerini pekiştirme ve kendilerini geliştirebilme imkânı bulacak” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-ve-saglik-egitiminde-cigir-acan-uygulama-444620">Tıp ve sağlık eğitiminde çığır açan uygulama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çığır Açan Casus Dizisi Citadel, 28 Nisan&#8217;da Prime Video&#8217;da Başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cigir-acan-casus-dizisi-citadel-28-nisanda-prime-videoda-basliyor-370564</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 11:20:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[casus]]></category>
		<category><![CDATA[citadel]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[nisanda]]></category>
		<category><![CDATA[prime]]></category>
		<category><![CDATA[videoda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370564</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başrollerini Richard Madden ve Priyanka Chopra Jonas'ın paylaştığı Stanley Tucci ve Lesley Manville’in de kadrosunda yer aldığı çığır açan casus dizisi Citadel 28 Nisan'da Prime Video'da başlıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigir-acan-casus-dizisi-citadel-28-nisanda-prime-videoda-basliyor-370564">Çığır Açan Casus Dizisi Citadel, 28 Nisan&#8217;da Prime Video&#8217;da Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başrollerini Richard Madden ve Priyanka Chopra Jonas&#8217;ın paylaştığı Stanley Tucci ve Lesley Manville’in de kadrosunda yer aldığı çığır açan casus dizisi Citadel 28 Nisan&#8217;da Prime Video&#8217;da başlıyor</strong></p>
<p>Prime Video, merakla beklenen aksiyon-casusluk türündeki, gerilim dizisi Citadel’in ilk görüntülerini yayınladı ve serinin 28 Nisan Cuma günü adrenalin yüklü iki bölüm ile Prime Video&#8217;ya özel prömiyer yapacağını açıkladı. </p>
<p>Dizi, 26 Mayıs&#8217;a kadar her cuma günü haftalık olarak yayınlanacak yeni bölümleriyle izleyici karşısına gelecek. Dönüm noktası niteliğindeki dramanın baş yapımcılığını Russo Brothers&#8217;ın AGBO&#8217;su ve dizi sorumlusu David Weil üstleniyor. Dizide Richard Madden, Priyanka Chopra Jonas, Stanley Tucci ve Lesley Manville gibi isimler birlikte rol alıyor. Citadel, dünya çapında 240&#8217;tan fazla ülke ve bölgede yayınlanacak.</p>
<p><em><strong><u>Citadel Hakkında</u></strong></em></p>
<p>Sekiz yıl önce Citadel düştü. Görevi tüm insanların emniyetini ve güvenliğini sağlamak olan bağımsız küresel casus teşkilatı, dünyayı gölgelerden manipüle eden güçlü bir sendika olan Manticore&#8217;un görevlileri tarafından yok edildi. Citadel&#8217;in düşmesiyle seçkin ajanlar Mason Kane (Richard Madden) ve Nadia Sinh (Priyanka Chopra Jonas) hayatlarını kıl payı kurtarırken hafızaları silindi. O zamandan beri, geçmişlerinden habersiz, yeni kimlikler altında yeni hayatlar inşa ederek gizli kaldılar. Ta ki bir gece, Manticore&#8217;un yeni bir dünya düzeni kurmasını engellemek için çaresizce yardımına ihtiyacı olan eski meslektaşı Bernard Orlick (Stanley Tucci) Mason&#8217;un peşine düşene kadar… Mason eski partneri Nadia’yı bulduktan sonra, sırlar, yalanlar ve tehlikeli ama ölümsüz bir aşk üzerine kurulu ilişkileriyle uğraşırken, bir yandan da Manticore’u durdurmak için, onları Dünya’nın dört bir yanına çağıran görevlerine hazırlanırlar. </p>
<p>Dizide Richard Madden, Mason Kane rolünde, Priyanka Chopra Jonas, Nadia Sinh rolünde, Stanley Tucci, Bernard Orlick rolünde, Lesley Manville, Dahlia Archer rolünde, Osy Ikhile, Carter Spence rolünde, Ashleigh Cummings, Abby Conroy rolünde, Roland Møller, Anders Silje ve Davik Silje rolünde, Caoilinn Springall ise Hendrix Conroy rolünde yer almaktadır.</p>
<p>Amazon Stüdyoları ve Russo Brothers&#8217;ın şirketi AGBO&#8217;dan Citadel dizisinin yapımcılığını Anthony Russo, Joe Russo, Mike Larocca, Angela Russo-Otstot ve Scott Nemes üstleniyor ve David Weil dizi sorumlusu ve yönetici yapımcı olarak görev yapmaktadır. Josh Appelbaum, André Nemec, Jeff Pinkner ve Scott Rosenberg, Midnight Radio&#8217;nun sorumlu yapımcıları olarak, Newton Thomas Sigel ve Patrick Moran ise yönetici yapımcı olarak görev almaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigir-acan-casus-dizisi-citadel-28-nisanda-prime-videoda-basliyor-370564">Çığır Açan Casus Dizisi Citadel, 28 Nisan&#8217;da Prime Video&#8217;da Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HUAWEI WATCH D: Kan basıncı ölçümüyle akıllı saat teknolojisinde çığır açan yenilik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/huawei-watch-d-kan-basinci-olcumuyle-akilli-saat-teknolojisinde-cigir-acan-yenilik-353149</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 08:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[basıncı]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[huawei]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ölçümüyle]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisinde]]></category>
		<category><![CDATA[watch]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353149</guid>

					<description><![CDATA[<p>HUAWEI, CE Tıbbi Cihaz Yönetmeliği sertifikası ile onaylanan EKG ve kan basıncı izleme özellikli ilk akıllı saat olan yepyeni HUAWEI WATCH D'nin piyasaya sürüldüğünü duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-watch-d-kan-basinci-olcumuyle-akilli-saat-teknolojisinde-cigir-acan-yenilik-353149">HUAWEI WATCH D: Kan basıncı ölçümüyle akıllı saat teknolojisinde çığır açan yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HUAWEI, CE Tıbbi Cihaz Yönetmeliği sertifikası ile onaylanan EKG ve kan basıncı izleme özellikli ilk akıllı saat olan yepyeni HUAWEI WATCH D&#8217;nin piyasaya sürüldüğünü duyurdu.</strong></p>
<p>HUAWEI WATCH D, bilek tipi EKG ve ilk kez gerçek zamanlı her yerde kan basıncı izlemeyi mümkün kılarak, sağlık izlemenin rahatlığını tüketicilerin bileklerine getiriyor. HUAWEI WATCH D, tüketiciler için günlük sağlık izleme ve günlük takip arkadaşı olarak yeni bir seçenek. 2000 yılından bu yana akıllı saat teknolojisi gelişiyor. HUAWEI WATCH D&#8217;nin Türkiye’de piyasaya sürülmesiyle, sağlık yönetimi açısından daha da ileri giden özelliklerde bir atılım görüyor ve akıllı saatler yeni bir seviyeye taşınıyor.</p>
<p><strong>Bilekteki sağlık asistanı, akıllı saat yazılımında önemli bir atılım</strong></p>
<p>HUAWEI WATCH D sadece bir kan basıncı sensörü veya kalp atış hızı izleme cihazı değildir. Sağlık ölçümünün yanı sıra, bilimsel uyku izleme, tüm gün SpO2 izleme, cilt sıcaklığı algılama veya stres izleme gibi bir akıllı saatin tüm özelliklerini destekleyen ve 70&#8217;ten fazla egzersiz modu ile donatılmış tam işlevli bir akıllı saattir.</p>
<p>HUAWEI ayrıca, HUAWEI WATCH D kullanıcılarının artık egzersiz sonuçlarını HUAWEI Health uygulamasından son derece popüler egzersiz izleme uygulaması ve topluluğu olan Strava ile paylaşabileceklerini duyurmaktan mutluluk duyuyor. Veri paylaşımı etkinleştirildikten sonra kullanıcılar, HUAWEI akıllı saatleri tarafından toplanan verilerine Strava web sitesinden erişebilirler.</p>
<p><strong>Kalbinizi anlayan profesyonel EKG özellikleri</strong></p>
<p>HUAWEI WATCH D, EKG verilerini kaydetmeyi ve anında EKG raporları oluşturmayı destekleyen yüksek performanslı sensör modülü ile donatılmıştır. Ayrıca HUAWEI WATCH D, anormal bir kalp atış hızı tespit edilir edilmez kullanıcıya EKG ölçümleri yapmasını hatırlatan EKG izlemeyi de destekler.</p>
<p><strong>Yenilikçi donanım, doğru kan basıncı ölçümü sağlar</strong></p>
<p>Kan basıncı ölçümünün doğruluğu, geleneksel akıllı saatlerde bilek üzerindeki sıkılık ve takma pozisyonundan etkileniyor. HUAWEI WATCH D&#8217;nin yüksek çözünürlüklü basınç sensörü, geri besleme basınç kontrol devresi ve düşük akışlı hava yolu sayesinde, hassas basınç ölçüm sistemi en fazla ±3mmHg basınç ölçüm hassasiyetiyle kullanıcıların her zaman ve her yerde kan basıncını ölçmesine olanak tanır.</p>
<p>Akıllı mod ile birlikte, kullanıcıların sık sık şarj etmek zorunda kalmadan sürekli olarak saatlerini takıp kullanabilmelerini ve sağlıklarını kesintisiz izlemelerini sağlayan 7 günlük uzun pil ömrü sunar.</p>
<p>HUAWEI WATCH D, 2797 TL değerindeki hediye FreeBuds SE,extra kayış ve 1 yıl uzatılmış garanti ile birlikte HUAWEI Online Mağaza üzerinde <strong>8.999 TL</strong> fiyatla satışa sunuluyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-watch-d-kan-basinci-olcumuyle-akilli-saat-teknolojisinde-cigir-acan-yenilik-353149">HUAWEI WATCH D: Kan basıncı ölçümüyle akıllı saat teknolojisinde çığır açan yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
