<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çevko | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cevko/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cevko</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 28 Mar 2024 21:04:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>çevko | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cevko</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yerel Seçimler Öncesinde ÇEVKO Vakfı Söyleşisi&#8217;nde Gündem Atık Yönetimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yerel-secimler-oncesinde-cevko-vakfi-soylesisinde-gundem-atik-yonetimi-447139</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2024 21:04:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[çevko]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[öncesinde]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisinde]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=447139</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇEVKO Vakfı tarafından Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlenen "İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler" başlıklı çevrimiçi söyleşi gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerel-secimler-oncesinde-cevko-vakfi-soylesisinde-gundem-atik-yonetimi-447139">Yerel Seçimler Öncesinde ÇEVKO Vakfı Söyleşisi&#8217;nde Gündem Atık Yönetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇEVKO Vakfı tarafından Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlenen &#8220;İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler&#8221; başlıklı çevrimiçi söyleşi gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın gerçekleştirdiği etkinlikte, Anadolu Efes &#8211; Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, İTÜ &#8211; Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Görgün, AB Komisyonu İklim Elçisi &#8211; Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Seren Anaçoğlu ve ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer konuşmalarıyla yer aldı. </strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’nde bu ay gündem atık yönetimiydi. İklim kriziyle mücadele ve döngüsel ekonomiye geçişte en önemli uygulamaların başında gelen atık yönetimi konusuna yerel seçimler öncesinde dikkat çekmek istediklerini belirten ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer söyleşinin açılış konuşmasını yaptı.</p>
<p><strong>ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer: Belediyelerden atık yönetimine gerekli ilgiyi göstermelerini bekliyoruz.</strong></p>
<p>İklim krizi ve sürdürülebilirliğin atıkların kaynağa, yani hammaddeye dönüştürülmesiyle yakından ilgili olduğunu belirten Mete İmer, “Ülke olarak dört-beş yıldır içecek ambalaj atıkları için zorunlu depozito sistemine geçmeye çalışıyoruz. Bizde tüketim sonrası atıkların yönetiminden ana sorumlu belediyeler. Son yıllarda ambalaj atıklarının belediyelerce kaynağında ayrı toplanıp geri dönüşüme sevk edilmesinde aksaklıklar yaşanıyor. İçecek dışı ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanıp geri dönüştürülmesi için Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu modelini savunuyoruz. Yerel seçimlere giderken önümüzdeki dönemde tüm belediyelerden atık yönetimine gerekli ilgiyi göstermelerini rica ve talep ediyoruz” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>İTÜ &#8211; Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Görgün: Biyoçeşitlilik kaybını önlemek için, kültürümüzü, yaşam biçimimizi ve iş yapış biçimimizi değiştirmemiz gerekiyor.</strong></p>
<p>Prof. Dr. Erdem Görgün sözlerine ÇEVKO Vakfı’na atık yönetimi konusunda 30 yıldır yaptığı çalışmalara teşekkür ederek başladı. ÇEVKO Vakfı’nın Yıldız Teknik Üniversitesi içinde atık yönetimi konusunda çok önemli bir araştırma merkezi kurduğuna dikkat çeken Görgün, konuyla ilgili dünyadaki son gelişmeleri gündeme getirdi. Döngüsel ekonomi konusunun en önemli parçasının atık yönetimi olduğuna dikkat çeken Görgün “biyoçeşitlilik kaybını önlemek için, kültürümüzü, yaşam biçimimizi ve iş yapış biçimimizi değiştirmemiz gerekiyor. Atık yönetimi döngüsel ekonomi açısından çok önemli ama ürünleri daha üretirken atığı minimize ederek üretip, ürün kullanım sürelerini uzatacak şekilde tasarlamamız gerekiyor” dedi. </p>
<p>Görgün, döngüsel ekonomiye geçişin hızlanması için bazı yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’in de dikkat çektiği “Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu” kapsamında hammaddenin ürün haline getirilirken tasarım süreçlerinden eskitmeme, onarma, tekrar kullanma ve ekonomik ömrü uzatma gibi konularda sorumluluğu üreticiye de verme başlıklarıyla Avrupa Birliği’nde düzenlemeler yapıldığını anlattı. </p>
<p>Döngüsellik konusunda AB ülkelerinin büyük bir hızla ilerlediğini belirten Görgün, Fransa’nın çıkardığı “Anti atık ve döngüsel ekonomi” yasasına dikkat çekti. Bu yasaya satılmamış ürünlerin imhasının yasaklandığı ve bu ürünlerin sivil toplum kuruluşları aracılığıyla dayanışma ekonomisine kazandırıldığını belirten Görgün, bu yolla bu ürünlere erişemeyen insanların ihtiyaçlarının karşılandığının altını çizdi. Aynı yasa doğrultusunda ürün ambalajlarına “Onarılabilirlik Endeksi”nin de ekleneceğini belirten Görgün bu sayede daha ürün satın alınırken zarar gördüğünde tüketicinin bu ürünlerin onarıma ne kadar açık olduğunu anlayabileceğini belirtti. </p>
<p><strong>Anadolu Efes &#8211; Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi: 2030 yılında hedefimiz kendi operasyonlarımızda net sıfır karbon salımına ulaşmak</strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı söyleşinin bu oturumundaki özel sektör temsilcisi Selda Susal Saatçi, sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele konusunda Anadolu Efes’in yaptığı uygulamalarını, Dünya’da konuyla ilgili son gelişmeler ve verileri ele alarak anlattı. Dünya’yı tehdit eden risklerin eskiden ekonomik temelli olduğunu fakat bugünün risklerinin çevresel ve sosyal riskler olduğunu belirterek sözlerine başlayan Saatçi, iklim krizi ile beraber en çok öne çıkan üç konunun deniz seviyesinin yükselmesi, gıda üretiminin azalması ve biyoçeşitliliğin azalması olduğunu söyledi. Anadolu Efes’in çevre odağındaki çalışmalarını anlatırken Selda Susal Saatçi, son raporlama döneminde kendi operasyonları kaynaklı emisyonlarını bir önceki yıla göre %12 azalttığını ve 2020 yılına göre hektolitre başına su tüketimlerini %16 azalttıklarının altını çizdi.</p>
<p>Kurumun 2030 hedeflerini üç ana başlıkta toplayan Saatçi bu başlıkları şu şekilde özetledi: Çevre için sıfırlıyoruz, sosyal faydaya desteğimizi artırıyoruz, fırsat eşitliğiyle güçleniyoruz. Saatçi sözlerini “2030 yılında kendi operasyonlarımızda net sıfır karbon salımı hedefine ulaşacağız, Türkiye’de tüm tesislerimizde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan aldığımız sıfır atık belgesinin yanı sıra diğer yurt dışı operasyonlarımızın da bu prensiple çalıştıklarını belgelendirmesini hedefliyoruz, bununla birlikte plastikle mücadelemize devam edeceğiz” şeklinde sürdürdü.</p>
<p><strong>AB Komisyonu İklim Elçisi &#8211; Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Seren Anaçoğlu: İklim krizi sonucunda oluşan felaketlerde ev içi şiddet yüzde 300 oranında artıyor</strong></p>
<p>Söyleşide son olarak sözü alan AB Komisyonu İklim Elçisi &#8211; Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Seren Anaçoğlu iklim aktivizmine 16 yaşında başladığını belirtti ve bu süreçte AB Komisyonu İklim Elçiliği’ne kadar ilerlediğinden söz etti. Eyleme geçme çağrısında bulunan Anaçoğlu seçtiği hukuk mesleğinde çevre hukuku ve iklim adaleti konularına eğildiği bilgi ve mesajlarının gençler için yol gösterici olmasını istediğini paylaştı. İklim krizinin bir insan hakları sorunu olduğunu belirten Anaçoğlu, iklim krizi başlığında da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olduğunu belirtti. Anaçoğlu iklim krizi sonucunda oluşan felaketlerde ev içi şiddetin yüzde 300 oranında arttığını ve kadınların daha çok şiddete uğradığının altını çizdi.  </p>
<p>İklim krizi sonucunda iklim adaletsizliğinin oluştuğu vurgusu yapan Anaçoğlu, hükümetlerin yapması gerekenleri belirtti: Öncelikle fosil yakıt tüketimini ortadan kaldırmak, belirli regülasyonlarla iklim krizinin önüne geçmeye çalışmak, toplumsal eşitliği sağlayarak herkesin felaketlerden kaynaklanacak olası etkilerini azaltmayı sağlamak ve vatandaşlarına etkili bir eğitim müfredatıyla iklim krizini daha fazla anlatmak.</p>
<p>Türkiye’deki ilk iklim gençlik hareketi olan “İklim için Gençlik” organizatörü olan Anaçoğlu, eğitimde iklim krizini yaygınlaştırmak gibi iklim krizi konusunda birçok kampanya yürüttüğünü ve bu kampanyalarla değişim yaratmaya çalıştığını belirtti. Ekip arkadaşları ile beraber Türkiye’nin ilk iklim krizi konulu davasını açarak diğer gençlere ilham olmaya çalıştığını söyledi. Son olarak, değişimi yaratmak için hep birlikte hareket etmemiz gerektiğini söyleyen Anaçoğlu herkesi iklim aktivisti olmaya ve dünyaları ve gelecekleri için hareket etmeye davet etti.                              </p>
<p>Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu&#8217;nun hazırladığı <strong>&#8220;İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler&#8221; </strong>başlığını taşıyan söyleşiyi, ÇEVKO Vakfı’nın YouTube kanalından da izleyebilirsiniz: </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerel-secimler-oncesinde-cevko-vakfi-soylesisinde-gundem-atik-yonetimi-447139">Yerel Seçimler Öncesinde ÇEVKO Vakfı Söyleşisi&#8217;nde Gündem Atık Yönetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2024 Yılının İlk ÇEVKO Vakfı Söyleşisinde Üniversitelerin İklim Elçileri Kürsüdeydi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2024-yilinin-ilk-cevko-vakfi-soylesisinde-universitelerin-iklim-elcileri-kursudeydi-445206</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2024 21:03:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çevko]]></category>
		<category><![CDATA[elçileri]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kürsüdeydi]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisinde]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerin]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yılının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445206</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇEVKO Vakfı’nın Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği "ÇEVKO Vakfı COP28 Sonrası İklim Elçisi Gençlerle Buluşuyor" başlıklı çevrimiçi söyleşide üniversitelerin iklim elçileri bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2024-yilinin-ilk-cevko-vakfi-soylesisinde-universitelerin-iklim-elcileri-kursudeydi-445206">2024 Yılının İlk ÇEVKO Vakfı Söyleşisinde Üniversitelerin İklim Elçileri Kürsüdeydi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇEVKO Vakfı’nın Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği &#8220;ÇEVKO Vakfı COP28 Sonrası İklim Elçisi Gençlerle Buluşuyor&#8221; başlıklı çevrimiçi söyleşide üniversitelerin iklim elçileri bir araya geldi. Hacettepe Üniversitesi’nden Elif Ayhan, Antalya Bilim Üniversitesi’den Büşra Gül İnal, Türk Alman Üniversitesi’nden Ege Büyük, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Sevda Has, Bahçeşehir Üniversitesi’nden Tarık Deveci, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Tuğba Cengiz ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Yusuf Dursun Durmuş’un katıldığı söyleşide ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ve Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak da yer aldı.</strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’nde bu ay kürsüde gençler vardı. “COP 28 Sonrası İklim Elçisi Gençlerle Buluşuyor” başlıklı 2024’ün ilk buluşmasında, kendi üniversitelerinde iklim krizi konusunda koordinasyon yürüten iklim elçileri, seslerini duyurmak ve görüş alışverişinde bulunmak üzere ÇEVKO Vakfı’yla bir araya geldi. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın moderasyonunda başlayan söyleşide ilk sözü ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer aldı. </p>
<p><strong>ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer: “İklim değişikliğinden en çok etkilenecek gençler olduğu için, seslerinin duyulması çok önemli!”</strong></p>
<p>Yılın ilk söyleşisini iklim elçileriyle yapmaktan memnuniyet ve heyecan duyduklarını belirten İmer “Bir bakıma Paris iklim Anlaşması’nın izlenmesi için her yıl toplanan Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansları’na devletler, belediyeler, STK’lar gibi pek çok farklı aktörün, kurum ve kişinin yanında gençler de katılıyor. İklim krizinden uzun vadede en çok etkilenecek kesim gençler olduğu için, gençlerin düşünce ve hareket tarzlarını anlamak; uyarı, görüş ve önerilerinin, yani seslerinin duyulmasını istiyoruz” şeklinde konuştu. İmer, iklim elçilerinin yalnızca bulundukları üniversitedeki öğrencileri değil, ülkemizin gençlerini temsil ettiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>Hacettepe Üniversitesi İklim Elçisi ve İklim Elçileri Platformu Koordinatörü Elif Ayhan: “COP28 katılımımız sayesinde yaptığımız çalışmaları karar vericilere ulaştırdık”</strong></p>
<p>İklim Elçileri Koordinatörlüğü görevini de üstlenen Hacettepe Üniversitesi İklim Elçisi Elif Ayhan, birbirinden kıymetli 200 öğrenciyi bu kapsamda bir araya getirdiklerini belirtti. 2021 yılından bu yana hem üniversite öğrencileri arasında hem de kamuoyunda iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmaya çalıştıklarını, bu çalışmaları çeşitli etkinlikler ve öğrenci kulüpleri üzerinden yürüttüklerini söyledi. Ayhan, Taraflar Konferansı’na katılımlarının en önemli eğitim süreci olduğununun, COP27 ve COP28 katılımı sayesinde yaptıkları bildiri, çalışma ve dokümanları karar vericilere ulaştırabildiklerinin altını çizdi. “İklim kriziyle mücadelede kurumların desteği çok önemli. Farklı kültürlere sahip, multidisipliner bir grubuz. İklim değişikliği farkındalığı ve gezegenimizin geleceğiyle ilgili desteklenmeye devam edilmemiz en büyük temennimiz” dedikten sonra bu desteğin sadece kamu yöneticilerinden değil, kamuoyundan da gelmesi gerektiğini vurguladı. </p>
<p><strong>Antalya Bilim Üniversitesi İklim Elçisi Büşra Gül İnal: “Çocukların formal ve informal etkinliklerle eğitilmesi gerektiğini düşünüyorum. İklim değişikliği konusunun müfredatlara eklenmesi gerektiğini savunuyorum”</strong></p>
<p>Antalya Bilim Üniversitesi İklim Elçisi Büşra Gül İnal ise iklim değişikliğinden etkilenen çocuklar ve kadınların durumu üzerinde durdu. İnal, “Yerel iklim değişikliği eylem planlarında, belediyelerde ve merkezi yönetimlerde çocuklarla ilgili çalışmaların çoğalması gerektiğini düşünüyorum. Gıda ve enerji gibi sektörlerde yaşanacak değişikliklerden en çok etkilenenler çocuklar. Çocukların formal ve informal etkinliklerle eğitilmesi gerektiğini düşünüyor, iklim değişikliği konusunun müfredatlara eklenmesi gerektiğini savunuyorum” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Türk Alman Üniversitesi İklim Elçisi Ege Büyük: “Geri dönüşüm konusunda ufacık bir çaba bile büyük resimde katkı sağlıyor”</strong></p>
<p>Türk Alman Üniversitesi İklim Elçisi Ege Büyük, iklim elçiliği programının en önemli tarafı, iklim değişikliğiyle mücadele etmek isteyen öğrencilere yol gösterilmesi ve bu sayede insanlığın geleceğinde söz sahibi olmalarının sağlanması olduğunu belirtti. Büyük “Geri dönüşüm konusunda ufacık bir çaba bile büyük resimde katkı sağlıyor. Karar mercilerinde olsam plastik kullanımına karbon vergisi koyardım. Çevre zararlarının ekonomik kayba dönüşmesi iklim krizinin gerçek çözümü. İki üründen biri çevreye daha az zarar veriyorsa, tüketicilerin oraya yönlendirilmesi gerekiyor” dedi.</p>
<p>Ege Büyük “Şirket davranışlarının değişmesiyle döngüsel ekonomiye geçiş olacak. Şirketler kar amacı olan kurumlar olduğu için, tüketici talebiyle bu geçiş sağlanacak” şeklinde sözlerini sürdürdü.</p>
<p><strong>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İklim Elçisi Sevda Has: “İklim değişikliği mücadelesi bir tercih değil, mecburiyet”</strong></p>
<p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İklim Elçisi Sevda Has, programın geliştirdikleri projeleri doğru kanallara ulaştırma fırsatını verdiğini belirterek sözlerine başladı. Has “Görevli olduğumuz kulüp ve topluluklar aracılığıyla bilinç geliştirmeye çalışıyoruz. Bireysel taleplerimiz ve ihtiyaçlarımız geleceğimizi belirliyor. Karbon ayak izini azaltacak şeyler talep ettiğimizde daha iyi bir geleceğe sahip olacağız.  Yetkililerden istediğim atık yönetiminin doğru bir şekilde sağlanması. Atıkların çok az miktarı kontrol altında. Geri dönüşüm, atık kutuları konuyor ama hangisine ne atılacak insanlar da bilmiyor” dedi. Sevda Has, iklim değişikliği mücadelesinin bir tercih değil mecburiyet olduğunu söyledi ve iklim değişikliği kaynaklı göçlerin yaşanmaya başladığının altını çizdi.</p>
<p><strong>Bahçeşehir Üniversitesi İklim Elçisi Tarık Deveci: “Atık yönetimi ve sıfır atık konusunda toplumu bilinçlendirmek kilit bir rol oynayacak”</strong></p>
<p>Bahçeşehir Üniversitesi İklim Elçisi Tarık Deveci ise iklim elçiliğinin en önemli faydasının 200’ü aşkın öğrencinin iklim krizi sorununun çözümü için dayanışma içinde çalışarak, seslerini duyurup projelerine destek bulmak olduğunu belirtti. Deveci “Program takım olarak çalışma becerimi çok geliştirdi. COP 28 bildirimizi hazırlarken yaptığımız takım çalışması bana çok şey kattı. İklim krizi konusunda endişe duyan benim gibi çok insanın olduğunu öğrenmek de çok şey kattı. Atık yönetimi ve sıfır atık konusunda toplumu bilinçlendirmek kilit bir rol oynayacak. Fosil yakıtların kaldırılması konusunda net bir söylem olmaması endişe verici. İklim değişikliği çok önemli bir sorun. Bu konuda kararlılığımızdan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İklim Elçisi Tuğba Cengiz: “Ağaçlandırma ve ormanların korunması konusunda yetersiz kalınıyor”</strong></p>
<p>Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İklim Elçisi Tuğba Cengiz, ağaçlandırma ve ormanların korunması konusunda yetersiz kalındığını düşündüğünü belirterek sözlerine başladı. Atık yönetimi konusuna da vurgu yapan Cengiz “atık yönetimi konusunda üniversitelerdeki yemekhanelerde atık yemeklerin ve plastik ürünlerin ayrıştırılmasına yönelik önlemlerin alınabileceğini düşünüyorum. Bunun yanı sıra farkındalık çalışmalarının artması, müfredatlara iklim değişikliği konusunun daha etkin eklenmesi yoluyla çocukların ve gençlerin daha fazla ses çıkarabileceğini düşünüyorum. Sürdürülebilir tarım ve beslenme konusunda ise sürdürülebilir tarım yöntemlerine teşviki artırarak gıda üretimindeki çevresel etkileri azaltabilir ve böylelikle dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığını benimseyebiliriz.” şeklinde konuşmasını tamamladı.</p>
<p><strong>Ondokuz Mayıs Üniversitesi İklim Elçisi Yusuf Dursun Durmuş: “Bu işin yüzde 80’i farkındalık. Konunun ne kadar farkındaysanız o kadar önlem alabilirsiniz”</strong></p>
<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi İklim Elçisi Yusuf Dursun Durmuş, iklim elçisi olarak çalışmanın en büyük avantajının, iklim değişikliği konusunda kaygılanan diğer insanlarla birlikte çalışma fırsatı olduğunu belirtti. Durmuş “İklim değişikliği 80’lerden beri konu olan bir başlıkken bir yerden sonra iklim krizine dönüştü. Ama insanların bunu bir kriz gibi görmediğini görüyoruz. Bu konuların diplomatik, bilimsel ve siyasi anlamda konuşulduğu bir toplantıya katılma fırsatı oldu bu ekibin. Karar mekanizmalarında rol oynamış olmak çok önemli. Bu işin yüzde 80’i farkındalık. Konunun ne kadar farkındaysanız o kadar önlem alabilirsiniz. Etkiler yaşandıkça önlem alınıyor. Döngüsel ekonominin temelinde atık yönetimi bulunuyor. Bu konuda bilinç düzeyinin yükselmesi lazım” şeklinde görüş bildirdi. </p>
<p><strong>ÇEVKO Vakfı’ndan Gençlere Destek Mesajı</strong></p>
<p>Toplantının sonunda tekrar söz alan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer “İklim elçisi gençlerin gerçekçi yaklaşım ve çözüm önerilerinden çok mutlu oldum. Kendilerini kutluyorum. Özellikle döngüsel ekonomi konusunda söylediklerine katılıyorum. İklim krizine çözüm olarak ortaya çıkan döngüsel ekonominin felsefesinde insanın iş yapma biçiminde değişiklik, kaynak israfının önlenmesi, daha uzun ömürlü, dayanıklı ürünler, paylaşım ekonomisine geçiş var. Bilimin öncülüğünde mevcut kısıtları ve çerçeveleri aşmak, değiştirmek mümkün. Fakat zaman hızla geçiyor. Oysa Dünya iklim krizi ile mücadelede yavaş ilerliyor, Türkiye daha da yavaş gidiyor. Bu konuda bilinçli gençlerin dinamizmi, öncülüğü ve birlikte hareket etmeleri ile hızlanacağımızı düşünüyoruz. ÇEVKO Vakfı olarak, gençlerimizin temsilcisi iklim elçilerini desteklemeye hazırız.” diyerek söyleşiyi sonlandırdı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2024-yilinin-ilk-cevko-vakfi-soylesisinde-universitelerin-iklim-elcileri-kursudeydi-445206">2024 Yılının İlk ÇEVKO Vakfı Söyleşisinde Üniversitelerin İklim Elçileri Kürsüdeydi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2023 Yılının İkinci ÇEVKO Vakfı Söyleşisi Gerçekleştirildi İklim Krizine Dair &#8220;Yapılması&#8221; ve &#8220;Yapılmaması&#8221; Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2023-yilinin-ikinci-cevko-vakfi-soylesisi-gerceklestirildi-iklim-krizine-dair-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler-371162</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 13:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çevko]]></category>
		<category><![CDATA[dair]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[krizine]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmaması]]></category>
		<category><![CDATA[yapılması]]></category>
		<category><![CDATA[yılının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371162</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri, 2023 yılında da devam ediyor. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu'nun hazırladığı bu yılki söyleşilerin ikincisi, “İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler” başlığıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2023-yilinin-ikinci-cevko-vakfi-soylesisi-gerceklestirildi-iklim-krizine-dair-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler-371162">2023 Yılının İkinci ÇEVKO Vakfı Söyleşisi Gerçekleştirildi İklim Krizine Dair &#8220;Yapılması&#8221; ve &#8220;Yapılmaması&#8221; Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri, 2023 yılında da devam ediyor. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle,</strong> <strong>ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu&#8217;nun hazırladığı bu yılki söyleşilerin ikincisi, “İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler” başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın yaptığı, ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’in de katılımıyla gerçekleşen söyleşiye; P&#038;G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim ve Medya Direktörü Nesli Kılıçal, Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi &#8211; Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Güray Salihoğlu, Bursa Uludağ Üniversitesi İklim Elçisi ve Sürdürülebilir Kampüs Öğrenci Topluluğu Üyesi Simge Çağlar konuşmacı olarak katıldı. </strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı, ÇEVKO Vakfı Söyleşileri ile iklim krizi konusunu tüm yönleriyle ele alıyor. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu&#8217;nun hazırladığı bu yılki söyleşilerin ikincisi, &#8220;İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler&#8221; başlığıyla gerçekleştirildi. Zoom platformu üzerinde düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak üstlenirken, söyleşiye ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ev sahipliği yaptı. 2023 yılındaki “ÇEVKO Vakfı Söyleşileri”nin ikincisinin konuşmacıları ise P&#038;G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim ve Medya Direktörü Nesli Kılıçal, Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi &#8211; Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Güray Salihoğlu, Bursa Uludağ Üniversitesi İklim Elçisi ve Sürdürülebilir Kampüs Öğrenci Topluluğu Üyesi Simge Çağlar oldu. </p>
<p><strong>ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’den Siyasi Partilerin Mutlaka Dikkate Alması Gereken 10 Madde </strong></p>
<p>Moderatör Celal Toprak, ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’nin önemini vurgulayarak ilk sözü ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’e verdi. 2021 yılında ÇEVKO Vakfı’nın 30’uncu kuruluş yılı çerçevesinde başlatılan ve üçüncü yılına giren söyleşilerin toplumda farkındalığın yükselmesine katkı sağladığını söyleyen Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önümüzde genel seçimler var. Bu vesile ile bir sivil toplum kuruluşu olarak siyasal partilere çevre ile ilgili birtakım öneri ve çağrılarda bulunmak istiyorum. Özellikle çevre konusunda kamu otoritesini oluşturacak, siyasal partilerin sivil toplumu dinlemesi, onlarla birlikte çalışması başarı açısından çok önemli. Biz ÇEVKO Vakfı olarak, “Cumhuriyetin 100. Yılında Çevre Politikası Önerisi” hazırladık. Çevre, çok kapsamlı bir alan. Öncelikli konumuz olan İklim Krizi’ne karşı yapılması gerekenleri, ÇEVKO Vakfı olarak uzunca bir zamandır çeşitli vesilelerle ifade ediyoruz. Tüm siyasal partilere bu konunun önemini anımsatmak bakımından, iklim krizi ile mücadele konusunda geliştirdiğimiz 10 maddeden oluşan öneriler paketimizin burada kısaca üzerinden geçmek istiyorum. Biliyorsunuz, iklim krizi ile mücadele kapsamında Paris Anlaşması’nı kabul ederek ülke olarak “2053’te Karbon Nötr Olma Hedefi” belirledik. Birinci önerimiz, BM’ye verdiğimiz ulusal katkı beyanının güncellenerek daha iddialı hale getirilmesi yönündeydi; bu konuda 27. BM Taraflar Konferansı’nda, salım artışından yüzde 21 azaltım olan hedefimiz, artıştan yüzde 41 azaltım olarak güncellendi. Fakat biz bunun, 2053 yılında Karbon Nötr olabilmemiz için mutlak azaltım hedefi haline getirilmesi yönünde çalışılmasını öneriyoruz. İkinci önerimiz, İklim Yasası ve gerekli yasal düzenlemelerin çıkartılması ve bu konuda bir an önce uygulamaya geçilmesi. Bu alanda epeyce hazırlık yapıldığını biliyoruz, biz de bu çalışmalar içinde yer aldık ama zaman kaybetmeden bunların yürürlüğe girmesi çok önemli.  Üçüncüsü; bu yasal düzenlemelerle bağlantılı olarak Emisyon Ticaret Sistemi veya benzeri yöntemler yoluyla artık karbon salımına ülkemizde de bir sınır, bir bedel konulması. Dördüncüsü; enerji üretiminde kömürün kullanımına kademeli olarak azaltılması suretiyle son verilmesine ilişkin bir plan yapılması.  Bu konuda ilgililerden çok fazla ses duyamıyoruz. Tabii ki enerji güvenliğimiz önemli ama bütün dünyanın bu yönde hareket ettiğini düşünerek bu konuda da bir plan yapılmasını öneriyoruz. Beşincisi; ormanların ve diğer karbon yutaklarının çoğaltılması için yine bir plan yapıp uygulamak. Bu konuda da önemli çalışmalar var, sürdürülmesi gerekli. Altıncı olarak binalarda, sanayide ve ulaşımda enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerjiye geçişin daha iddialı hale getirilmesi önemli. Yenilenebilir enerji açısından, kapasite olarak, aslında ülkemiz hidrolik enerjiyi de dikkate alırsak, yüzde 50’yi geçmiş durumda. Bu iyi bir sonuç. Ciddi bir kapasitemiz var fakat ülke potansiyeline uygun olarak bunu daha da ileriye götürebiliriz. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi yanında yeşil hidrojenden de yararlanabiliriz. Bu konudaki yatırımların, çalışmaların devam etmesi önemli. Yedinci olarak enerji sektörü ve sanayiden kaynaklanan salımların yanında ulaşımdan, binalardan, tarımdan ve atıklardan çıkan salımların da azaltılması önemli. Sekizinci önerimiz iklim değişikliğine uyum konusunda bölgesel ölçekli plan ve çalışmaların yapılarak yürürlüğe konulması. Bu konuda da çeşitli illerimizde çalışmalar başladı, ama bu çalışmaların ülke geneline yayılması, benimsenmesi, sahiplenilmesi çok önemli çünkü artık iklim değişikliğinden kurtuluşumuz yok.  İklim değişikliğine uyum sağlayacak önlemleri kesinlikle almamız gerekiyor. Bütün bunları gerçekleştirmek için ciddi bir finansal kaynağa gereksinim var ve belki de en zor kısım bu. Dokuzuncu önerimiz finansal kaynağın kamu, özel sektör, ulusal ve uluslararası fonlardan sağlanması için iş birliğiyle çalışılması. Onuncu ve son olarak da toplumda iklim krizine karşı farkındalığın oluşturulması, alışkanlıkların değişimi için ulusal kampanya başlatılması ve bunun sürdürülmesi gerektiğini düşünüyoruz.   İklim krizi riski yüksek Türkiye için belirlediğimiz 10 maddeden oluşan bu önerilerle tekrar çağrıda bulunuyoruz. Kapsamı çok geniş olan &#8220;Çevre”nin diğer konuları da önemli. Bu konular, iklim değişikliğinin yanında, atık yönetimi, su kalitesi, hava kalitesi, gürültü, yatay mevzuat, kimyasallar gibi pek çok alt başlıktan oluşuyor. Bu başlıklarda da yapılacak şeyler var. “Atık Yönetimi”, ÇEVKO Vakfı olarak bu alanda uzmanlaşmış bir kuruluş olduğumuz için bizim açımızdan öncelikli, çünkü dünyanın döngüsel ekonomiye geçmekte olduğu günümüzde, bütün dünya atığın çöp değil, değerlendirilmesi gereken bir kaynak olduğunu konuşuyor. Bunun Yeşil Mutabakat ile, AB ile yaptığımız sözleşmelerle yakından ilgisi var.  “Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu”, atıkların kaynağında ayrı toplanıp geri dönüştürülmesi için aslında AB’de 20-30 yıldır uygulanmakta olan bir model.  Bu modeli biz, ülkemizde 2-3 yıl öncesine kadar sistematik olarak 15 yıl uyguladık; fakat daha sonra terk ettik. Siyasal partilere, Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu’nun ülkemizde finansal bir model olarak, tüketim sonrası atıkların geri dönüştürülmek üzere kaynağında ayrı toplanması için kullanılabilecek verimli bir yöntem olduğunu hatırlatmak istiyor; bu modelin ülkemizde yeniden tesis edilmesi için çağrıda bulunuyoruz.” </p>
<p><strong>ÇEVKO Vakfı Söyleşilerine Üniversitelerin ve Gençlerin Katılımı Çok Önemli </strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’ne üniversitelerin ve gençlerin katılımının önemine vurgu yapan Mete İmer, “Üniversitelerimiz, öğrencilerimiz ve sanayi kuruluşlarımızla birlikte bu söyleşileri yapmaktan dolayı çok mutluyuz.  Sanayisiz bir toplum mümkün değil, ama gençlerimiz sanayi kuruluşlarını da, bilinçli birey ve tüketiciler olarak, çevreyle ilgili konularda her zaman uyarmamız gerektiğini düşünüyor.  Bireyler, tüketiciler olarak taleplerimiz değişirse, sanayi de buna uymak zorunda kalacaktır. Öncü sanayi kuruluşları, sürdürebilirlik ve iklim krizi ile savaşım konusunda çalışmalarına çoktan başladılar ve bu konularda örnek oluyorlar. Diğer ekonomik işletmeler de onları izleyecektir. Ben, hukuk kuralları, yasal düzenlemelerin uygulanması bakımından kamu otoritesini de önemsiyorum. Kısacası gezegenimizi kurtarmak yine bizim elimizde. Bilimsel gelişmelerin ışığında güzel bir gelecek mümkün” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>P&#038;G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim ve Medya Direktörü Nesli Kılıçal: “NASA İle Ürün Geliştiriyoruz”</strong></p>
<p>“Türkiye’de 10 evden 9’unda varız” diyen P&#038;G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim ve Medya Direktörü Nesli Kılıçal, kullanıcılarını bu ekosistemin nasıl bir parçası haline getirdiklerini ve onları nasıl birer “İklim Elçisi”ne dönüştürmeye çalıştıklarını anlattı: “Mete Bey’in de söz ettiği üzere 10 maddede de yer alan enerji tasarrufu hakkında bilgi vermek istiyorum. Kullanılan enerjinin yüzde 30’u evlerde tüketiliyor. Bizim de banyo ve mutfaklara yönelik suyla, elektirikle kullanılan ürünlerimiz var. Bu nedenle evde kullanılan enerji bizi çok ilgilendiriyor. P&#038;G olarak her yıl 20 binden fazla araştırma yapan bir şirketiz. Bu araştırmalar sayesinde tüketicilerin kullanım alışkanlıklarını, ürünlere bakış açısını anlamaya çalışarak ürünler geliştiriyoruz. Analizler de elektrik ve su kullanımına odaklanmamız gerektiğini söylüyor. Örneğin, Fairy, ön yıkama alışkanlığına son vermek amacıyla çok ciddi çalışmalara imza attı. Biz bu yönde iletişim yapan ilk markalardan biriyiz. Kullanıcıların alışkanlıklarını değiştirmeyi hedefledik. Ayrıca alışkanlıklarından, ön yıkamadan vazgeçmeyen kullanıcılar için geçen yıl Fairy Power Sprey’i çıkardık. Ev içi tüketimi yüksek olan ürünler söz konusu olduğunda kullanıcıları bu yönde bilinçlendirebilmenin öneminin farkındayız. Benzer bir çalışmayı, Ariel ve Alo markalarımızda da yapıyoruz. Çamaşır yıkamadaki ayak izinin yüzde 60’ı  yine kullanım alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Oysa Türkiye’de tüm çamaşırların 30 derecede yıkanması, 6 milyon hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacından tasarruf edilmesi anlamına geliyor. 2021 yılında NASA ile yaptığımız bir çalışmadan da söz etmek istiyorum. Uzaya giden astronotların kıyafetlerini nasıl yıkadığını hiç düşündünüz mü? Uzun süre giyiyorlar ve sonunda yakılıyor. NASA ile yaptığımız iş birliği ile kıyafetlerin uzayda nasıl yıkanabileceğine çözüm bulmaya odaklandık. Öncelikle lekeyi çözücü maddede silikon kullanılmaması gerekiyor ve deterjanın tamamı bozunabilir maddeden olmalı. Ayrıca soğuk suda performans göstermesi gerekiyor. </p>
<p>İyi haber ise şu; Çok az su kullanılan, hafif ve çok soğuk suda yıkamayı mümkün kılan Tide İnfinity adlı bu ürün sadece uzayda kullanılmayacak. Bu teknolojileri tüketicilerin hizmetine de sunuyoruz. Uzayda işe yaradığını kanıtlayan deterjan dünya için de çevre dostu ve az kaynak kullanan çözümler sağlayacak.dünyada da kullanılması planlanıyor.  Dünyada enerji ve su tasarrufuna, sürdürülebilirliğe güçlü bir şekilde katkıda bulunan çalışmalarımıza devam edeceğiz.” </p>
<p><strong>Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi &#8211; Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Güray Salihoğlu: “Çocuklara Sürdürülebilir Bir Gelecek Bırakabilecek Miyiz?” </strong></p>
<p>Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi &#8211; Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Güray Salihoğlu, İklim Krizi’ni net rakamlar vererek ortaya koyarak yapılması gerekenlerden çok “yapılmaması gerekenler”in altını çizdi: “Aslında bu dünyadaki yaşamımızı ‘sürdüremiyoruz’. Arz ve talep birbirini tutmuyor. Gezegenin bize sundukları azalırken bizim talebimiz artıyor. Temiz su azalıyor. İklim düzenlenemiyor. Türler kayboluyor. Bütün bu kaynakların yenilenme hızı bizim tüketme hızımıza yetişemiyor. Biyoçeşitlilik alarmda ama bizim gündemimizde daha çok İklim Krizi var. Net sıfır hedefleri koymaya başladık ama biyoçeşitlilik için bir hedef bile koyamıyoruz. Ben burada biraz İklim üzerinden gideceğim. Net sıfır nedir? Ne kadar emisyon salınıyor ve ne kadarı yutaklar aracılığıyla emiliyor? Dengede olursa, net sıfırdan bahsedebiliriz. Oysa ki bir açık var. 59 milyar ton sera gazı atmosfere veriliyor! Ulaşım, endüstri, binalardan kaynaklanan emisyonlar, en başta enerji temininden kaynaklanan emisyonlar nedeniyle net sıfırdan uzağız. Üstelik lehimize çalışan yutakları aleyhimize çeviriyoruz. Ağaçları kesiyoruz mesela. Mete Bey çok güzel ifade etti: politikacılardan ilk istememiz gereken şey de bu. Çocuklara yaşanabilir, sürdürülebilir bir gelecek bırakabilecek miyiz? Kurum ve kuruluşların verdikleri sözler de takip edilmeli; bunun bir karşılığı, cezası da olmalı. 2100 yılının sonuna doğru eğer bu sözler verilirse, önlemler alınırsa 1.5-2 derece sıcaklık artışının sınırı altında kalabiliriz. Türkiye aslında 2038 yılına kadar emisyonunu artıracağını söyledi. Artıştan azaltım yapacağını belirtti. Net sıfır sözünü vermek kolay değil aslında. Tüm emisyonları kapsadığından emin olacağız. Ayrıca kendi sınırlarımızın dışını da düşünüyor muyuz? Yasal düzenlemelerimiz yerinde ve uygulanabiliyor mu? Emisyon Ticaret Sistemi ile belli yaptırımlar gelecek, onları da bekliyoruz. Hem gezegen hem ülkemiz ölçeğinde yapmamız gerekenler var. 564 milyon ton bir salımımız var ülke olarak (karbondioksit eşdeğeri). Bireysel karbon ayak izimiz yıllık 6.7 ton düzeyinde (karbondioksit eşdeğeri). 1990’da 4 tondu bu değer.! Bir önceki yıl 6.3’tü. Gittikçe artıyor. 1990’da o zamanki emisyonların yüzde 25’ini yutaklarımız yutabiliyordu. 2020’de bu rakamın, yüzde 10.86 düzeyine indiğini görüyoruz. Dolayısıyla net sıfırdan uzaklaşıyoruz. Sadece ağaç dikerek de net sıfıra ulaşmamız mümkün değil. Büyümek değil, dengelenmek söz konusu olmalı. Gerekirse “küçüleceğiz”. BM’nin daha çok yaptırım gücüne sahip olmasını diliyorum. Bizim kullandığımız temiz elektrik, yüzde 50 civarında. Elektrikleşme endüstriyel kuruluşlar açısından önemli bir adım ama yapılması gerekenler bununla bitmiyor. Öte yandan döngüsel ekonomi, mevut kapitalist düzen içerisinde, bence bir ütopya. Döngüsel ekonomi diyor ki daha az satın al, daha az hammadde kullan, kullandığın hammaddeyi de işin bittiğinde çöpe atma, tekrar tekrar kullan. Oysa ki kaynak artık yok, hammadde tükeniyor. Bakış açımızı değiştirmeliyiz. Eko tasarım diye bir kavram var. Çevre için tasarım yapmaktan, dayanıklı ürünler tasarlamaktan yola çıkıyor. Yani ürünler çabuk bozulsun daha çok tüketilsin değil, dayanıklı ürünler çıksın, hızlı moda olmasın gibi kurallar getiriyor… AB, Yeşil Mutabakat söylemiyle  aslında zihinsel bir dönüşümün gerekli olduğunu söylemeye çalışıyor.”</p>
<p><strong>Bursa Uludağ Üniversitesi İklim Elçisi ve Sürdürülebilir Kampüs Öğrenci Topluluğu Üyesi Simge Çağlar: “Gençler Olarak Her Alanda Daha Aktif Olmak İstiyoruz”</strong></p>
<p>Bursa Uludağ Üniversitesi İklim Elçisi ve Sürdürülebilir Kampüs Öğrenci Topluluğu Üyesi Simge Çağlar, Çevre Mühendisliği Yüksek Lisans son sırıf öğrencisi. Üniversitelerinin Sürdürülebilir Kampüs Topluluğu üyesi ve İklim Elçisi olarak söyleşiye katılan Çağlar, gençlere söz verilmesinden dolayı duyduğu mutluluğu dile getirerek çalışmaları hakkında bilgi verdi: “Atığın Modası Geçti etkinliğinden çevre yürüyüşlerine, Sürdürülebilirlik ile Tanışıyoruz Etkinliğinden Elektrikli ve Elektronik Atık Toplama Günü’ne, birçok etkinlik gerçekleştik, projelere imza attık. Paydaşlarla düzenli olarak toplantılar yaptık, araştırma raporları yayımladık. Haberler ve söyleşilerle de halkın konuya ilgisini çekmeye çalıştık. Gençlerin birinci ağızdan çevresel haklarını, sosyal haklarını iletebilmeleri için çalışmalar yürütüyoruz. Politikalarda, uygulamalarda aktif rol almak istiyoruz. Devletin, vakıfların teşviki de önemli. Çok farklı bölümlerden arkadaşlarımızla bir araya geldik, bu etkinlikleri de beraber yürüttük. Çevreyi umursamayan sanayi kuruluşları olmasından şikayetçiyiz. Çevre hareketleri devam ediyor ama kirletenlerin ekonomik olarak desteklendiği bir sistem istemiyoruz. Çevre politikalarının değişmesini istiyoruz. Sanayi kuruluşlarının genç bir zihniyetle, çevreci bir zihniyetle yönetilmesini istiyoruz.   Öğretmenler, sanayiciler, yere çöp atmayan anne babalar, her bireyin katkısı söz konusu. Sürdürülebilir ve temiz bir çevreyi böylelikle yaratabileceğiz.”</p>
<p>Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu&#8217;nun hazırladığı &#8220;İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler&#8221; başlığını taşıyan ikinci söyleşiyi, ÇEVKO Vakfı’nın YouTube kanalından da izleyebilirsiniz: </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2023-yilinin-ikinci-cevko-vakfi-soylesisi-gerceklestirildi-iklim-krizine-dair-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler-371162">2023 Yılının İkinci ÇEVKO Vakfı Söyleşisi Gerçekleştirildi İklim Krizine Dair &#8220;Yapılması&#8221; ve &#8220;Yapılmaması&#8221; Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Krizine Dair En Son Gelişmeler, 2023 Yılının İlk ÇEVKO Vakfı Söyleşisi&#8217;nde Masaya Yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-krizine-dair-en-son-gelismeler-2023-yilinin-ilk-cevko-vakfi-soylesisinde-masaya-yatirildi-361073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 08:54:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çevko]]></category>
		<category><![CDATA[dair]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[krizine]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisinde]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[yılının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361073</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri, 2023 yılında da devam ediyor. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu'nun hazırladığı bu yılki söyleşilerin ilki, “İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler” başlığıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizine-dair-en-son-gelismeler-2023-yilinin-ilk-cevko-vakfi-soylesisinde-masaya-yatirildi-361073">İklim Krizine Dair En Son Gelişmeler, 2023 Yılının İlk ÇEVKO Vakfı Söyleşisi&#8217;nde Masaya Yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri, 2023 yılında da devam ediyor. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle,</strong> <strong>ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu&#8217;nun hazırladığı bu yılki söyleşilerin ilki, “İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler” başlığıyla gerçekleştirildi. Toplantının konuşmacıları akademisyenler ve üniversite öğrencisi genç bir iklim aktivisti oldu. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın yaptığı, ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’in de katılımıyla gerçekleşen söyleşiye; Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı Bahadır Kaleağası, Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aslıhan Erbaş Açıkel ve Kadir Has Üniversitesi İklim Elçisi Ayça Sezer konuşmacı olarak katıldı. </strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı, ÇEVKO Vakfı Söyleşileri ile iklim krizi konusunu tüm yönleriyle ele alıyor. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu&#8217;nun hazırladığı bu yılki söyleşilerin ilki, &#8220;İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler&#8221; başlığıyla gerçekleştirildi. Zoom platformu üzerinde düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak üstlenirken, söyleşiye ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ev sahipliği yaptı. 2023 yılındaki “ÇEVKO Vakfı Söyleşileri”nin ilkinin konuşmacıları ise Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı Bahadır Kaleağası, Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aslıhan Erbaş Açıkel ve Kadir Has Üniversitesi İklim Elçisi, öğrenci ve iklim aktivisti Ayça Sezer oldu. </p>
<p><strong>ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer: “Dünyada Yeni Ekonomik Kuralların Belirleyicisi İklim Düzenlemeleri Olacak”</strong></p>
<p>Moderatör Celal Toprak, ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’nin önemini vurgulayarak ilk sözü ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’e verdi. 2021 yılında ÇEVKO Vakfı’nın 30uncu kuruluş yılı çerçevesinde başlatılan ve üçüncü yılına giren söyleşilerin toplumda farkındalığın yükselmesine katkı sağladığını söyleyen Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün son gelişmelerle ilgili bilgi vermek istiyorum. Dünyada iklim düzenlemeleri aslında yeni ekonomik kuralların da belirleyicisi olma yolunda gözüküyor. İklim krizi ile ilgili mücadele kapsamında uygulanan politikalar, olumlu ekonomik sonuçlar yaratacak şekilde tasarlanmaya çalışılıyor. Bu durum, teşvik, korumacılık veya güvenli tedarik zincirleri kurmak şeklinde somutlaşıyor. Avrupa Komisyonu’nun ocak ayında açıkladığı Yeşil Mutabakat Sanayi Planı, öngörülebilir ve basitleştirilmiş mevzuat, finansmana erişimi hızlandırma, emek piyasasında gerekli becerileri sağlamak ve dayanıklı tedarik zincirleri oluşturmak için ticarete açık olmak başlıklarını içeriyor. Planda, yeşil dönüşümde arz güvenliğini sağlamak üzere ‘Kritik Hammaddeler Kulübü’ kurulmasına, yani kritik hammaddelere sahip olan ülkelerin bunu kullanan ülkelerle bir araya gelip arz güvenliği için çalışmasına atıf yapılması önem taşıyor. Haziran 2022’de dünya genelinde kurulması kararı alınan İklim Kulübü’nün ana esasları da geçtiğimiz aylarda yayımlandı; kulübün kuruluş ve tanıtımı BM 28. Taraflar Konferansı’nda yapılacak. Diğer taraftan AB ve İngiltere’nin de içinde olduğu 50 ülke Ticaret Bakanları, İklim Koalisyonu’nu kurdular; bu koalisyonun, uluslararası ticaretin sera gazı azaltımına, dayanıklı, iklim nötr ve sürdürülebilir bir yapıya adil geçişte katkı sunabileceği belirtiliyor. Öte yandan dünya genelinde kurulan emisyon ticaret sistemlerinin (ETS) sayısı 13’ten 28’e, ETS kapsamındaki salımın toplam küresel salımdaki payı yüzde 8’den yüzde 17’ye yükseldi. Hazırlanan bir raporda ETS’lerden elde edilen gelirlerin hükümetlerce iklim eylemini güçlendirmek, yeni teknolojileri teşvik etmek ve düşük gelirli hane halkını desteklemek için kullanıldığının altı çiziliyor.” </p>
<p><strong>Türkiye için Depremin Yanı Sıra Çölleşme Riski de Tehdit Oluşturuyor</strong></p>
<p>Deprem felaketi sonrasında yaralarımızı sarmaya devam ettiğimizi vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Türkiye’ye dair iki önemli uluslararası uyarının da altını çizdi: “BM İklim Değişikliği Paneli, Türkiye’nin topraklarının yüzde 60’ının çölleşmeye yatkın, yüzde 50’sinin de deprem riski altında olduğu uyarısında bulundu. Ayrıca Avrupa Çevre Ajansı’ndan da Türkiye’nin ‘tam gaz büyüme’ stratejisini yeniden düşünmesi gerektiği, aksi takdirde yakın zamanda topraklarının büyük bölümünün yaşam için elverişsiz duruma gelebileceği uyarısı geldi. Bulunduğumuz coğrafyada hem deprem riski hem iklim krizinden kaynaklanan çölleşme riskine karşı çok ciddi, bilime dayalı önlemleri bir an önce yürürlüğe koymalı, büyüme stratejimizi sürdürülebilirlik ilkelerine göre yeniden tasarlamalıyız. Bu konuda Türkiye, biliyorsunuz ki hedef belirlemiş durumda ama bu hedefe ulaşmak için hızla iklim yasası, yasal düzenlemeler ve diğer çalışmaların da yürürlüğe konulması gerekiyor.”</p>
<p><strong>Üst Gelir Gruplarının Daha Fazla Emisyonda Daha Fazla Payı Var</strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir diğer önemli konu da iklim adaleti. BM destekli bir kuruluş tarafından yayımlanan 2023 İklim Eşitsizliği Raporu’na göre bir ülkede, yüksek gelir grubunda bulunanların karbon ayak izi, yaşadıkları ülkenin toplam sera gazı salımından bağımsız olarak, düşük gelir grubunda yer alan kimselerin karbon ayak izinden çok daha fazla. Buna karşılık, yüzde 50’lik düşük gelirli kesimin iklim krizi kaynaklı afetlerdeki oransal kayıpları, iklim krizi nedeniyle ortaya çıkan kayıpların yüzde 75’ini oluştururken, toplam küresel salımların yüzde 48’inden sorumlu yüzde 10’luk yüksek gelirli kesimse bu kayıplardan ancak yüzde 3 oranında etkileniyor. Burada, hem kayıplar bakımından düşük gelirliler açısından sıkıntılı bir durum var, hem de salımlara olumsuz katkı yapmak bakımından yüksek gelirli grupların önemli bir etkisi var. Sonuç olarak, küresel iklim krizi çabalarını finanse edebilme kapasiteleri refah seviyesi açısından değerlendirildiğinde, karbon ayak izi en yüksek yüzde 10’luk kesim iklim eylemlerinin finansmanında kullanılabilecek kaynakların yüzde 76’sını elinde bulunduruyor.  Bu durum da ülkelerde çeşitli yeni vergilerin ortaya çıkmasına yol açabilecek; iklim adaletini sağlamaya ve hane halklarının bu konudaki direncini artırmaya yönelik birtakım mali önlemleri gündeme getirebilecek.”</p>
<p><strong>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’ne Üniversitelerin ve Gençlerin Katılımı Önemli </strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’ne üniversitelerin ve gençlerin katılımının önemine vurgu yapan Mete İmer, “İklim krizi ile mücadelede gençlerin de katkısı olsun, gençleri de dinleyelim istiyoruz. Gençler gümbür gümbür geliyor. Gerçekten bu konuda geçmişte yapılan yanlışlar bakımından sorumlulukları az ama bu sorundan en çok etkilenecek olanlar da onlar. Onun için birlikte çözüm üretmek ve bu konuyu sahiplenmek bakımından gençliği burada görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Üniversitelerin bilimsel çalışmalarına gereksinim var. Dünya bir değişim içinde. Yeşil dönüşüm hızla gerçekleşiyor. Bizim de ülke olarak çok büyük zorluklarımız var ama bu gelişmenin dışında veya gerisinde kalmamamız gerekiyor. Hep birlikte, bir sonraki kuşaklar için, bu konuda başarılı olmak zorundayız,” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay Zeka ve Yeşil Dönüşüm Öne Çıkan Sektörler</strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’nin ilkinin konuklarından Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı Bahadır Kaleağası, küreselleşmeden Yapay Zeka ve Yeşil Dönüşüm’e, ufuk açıcı bir konuşma yaptı: “Yeşil konular, 25 yıl öncesinde çok konuşulmuyordu. Bir siyasi partinin gündeminde olan, vatandaşa da şirin gözükebilecek konulardı. Bugün ÇEVKO Vakfı dahil STK’ların, devletin, yerel yönetimlerin, şirketlerin gündeminde. Jeopolitiğin ve jeostratejik düşüncenin şirketlerin günlük nakit akışı kararlarına, tasarım kaynaklarına, insan kaynaklarına kadar gündemde olduğu; yapay zeka, eğitim politikası, tarım, ticaret politikalarıyla ilgili kararlar ya da afet yönetimi ile ilgili kararlar gibi konuları da ilgilendirdiği bir dönemdeyiz. Zaman ve mekan kavramı da değişiyor. Yönetilecek birçok sorun var. Geçen haftalarda AB, nükleer enerjinin temizliğini tartıştı. Küçük modüler reaktörler konuşulacak. Nükleer önemli çünkü Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin bir sonucu da dünyada enerji dengelerinin bozulması oldu. Nükleer enerjiden çıkma kararı alan Almanya, şimdi eldekini korumanın yollarını arıyor. 13 ülke, nükleer enerjiden yararlanıyor. Büyük de bir Ar-Ge yatırımı var. ABD, Çin, Avrupa, Japonya gibi pek çok ülke hem yenilenebilir enerjiye hem de nükleere yatırım yapıyor. Bir orta yol bulunmaya çalışılıyor. Ayrıca AB, 2035’te yüzde 100 elektrikli araçlara geçme kararı almıştı ama Almanya ve İtalya, yeni teknolojilere yatırımın bu kadar kolay olmadığını, zaman gerektiğini anladı. Şimdi eFuel’e yatırım yapılması planlanıyor. Almanya bunu yapan ülkelerden. Peki bunları kim yapacak? 3-4 milyonluk bir insan kaynağı açığı var, STEM, teknoloji temelli bilimlerde. İnsan kaynağına yatırım, orta vadeli bir yapısal reform, kısa vadeli de değil. Nasıl olacak? Tüm bu sektörlerden bahsederken iki sektör ön plana çıkıyor: Yapay Zeka ve Yeşil Dönüşüm. Birbirini destekleyen alanlar aynı zamanda. Türkiye ise bir seçim dönemine doğru gidiyor. İktidar nasıl şekillenirse şekillensin, küresel rekabet gücünün artırılması planlanırken yapılması gerekenler var. Hukuk devleti olmak, insan hakları, demokrasi gibi. Bunlar olmadan hiçbir alanda ilerleme mümkün değil, ekonomi dahil. Bütün bunların yol açacağı yapısal reformlar içinde tabii ki dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm gibi alanlar, eğitim, Ar-Ge’ye yatırım gibi birbirini destekleyici süreçler var. AB ile Gümrük Birliği’nin yenilenmesi gündeme gelecek. Gümrük Birliği bir ticaret anlaşması değil, ekonomik entegrasyon anlaşması. Türkiye’nin de yeşil, dijital ve sosyal bir Gümrük Birliği anlaşmasına imza atması gerekiyor. Hepsini kapsamalı.” </p>
<p><strong>İklim Adaleti Uluslararası Hukuk Alanında Giderek Daha Fazla Önem Kazanacak</strong></p>
<p>Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aslıhan Erbaş Açıkel ise üniversite bünyesinde kurdukları İklim Değişikliği ve Hukuk Laboratuvarı’nın çalışmalarına değindi: “Üniversitemiz bünyesinde kurduğumuz İklim Değişikliği ve Hukuk Laboratuvarı’nda iklim hukuku konusunda yeni bir ders tasarımı, öğrenci çalışma grupları ve iklim hukukuna ilişkin çeşitli konuların ele alındığı bir seminer serisi olmak üzere çeşitli faaliyetler gerçekleştirdik. İklim, Denizler ve Deniz Çevresinin Korunması’na dair bir AB projesine geçtiğimiz günlerde başvurduk ve sonuç beklemekteyiz. İklim Adaleti konusu seminer serilerimizde ele aldığımız konulardan biri oldu. İklim adaleti en temelinde karbon emisyonu çok az olan ülkelerin, toplumların hatta hiç etkisi olmayan canlıların iklim krizinden en çok etkilenenler olmasını ifade ediyor. Seminerimize katılan Sayın Cameron Diver, Pasifik ülkeleri perspektifinden iklim adaletini çok güzel bir şekilde gözler önüne seren açıklamalarda bulundu. Pasifik ülkeleri ada ülkelerinden oluşuyor ve iklim değişikliği nedeniyle de global ısınma, buzulların erimesine, bu durum da deniz seviyelerinin yükselmesine yol açıyor. Deniz seviyeleri yükselince de ada ülkeleri sular altında kalıyor. Bir devleti devlet yapan üç unsurdan bir tanesi olan ülke yani kara toprağı, aslında yok oluyor. Bunun sonucunda o ülkenin vatandaşlarının yaşayabildiği bir toprak olmayacak. Pasifik Ülkeleri, karbon emisyonuna en az etki eden ülkelerden. Bunun gibi ısınma ve çölleşme; ekonomisi tarıma dayalı pek çok ülkenin tarım yapamamasına yol açacak. Tarım ve su sıkıntısı yanında biyolojik çeşitliliğin azalması, iklim mültecileri vb. hususların hepsi İklim Adaleti ile ilgili ve görüldüğü üzere iklim değişikliğinin etkilerinin buna en az ölçüde katkıda olanlar tarafından hissedilmesi oldukça önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkıyor. Yeşil Mutabakat ise iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir belge. Avrupa İklim Kanunu ve diğer ikincil mevzuatlar ile birlikte iklim krizi ile mücadelede önemli bir adım atılmış durumda. Yeşil Mutabakat’a İklim Adaleti perspektifinden yaklaştığımızda ise, insan merkezci bir yaklaşım ile hazırlandığını, daha ziyade iklim değişikliği ile mücadelede ekonomik dengeleri gözetmeye çalıştığını ve bu açıdan İklim Adaleti konusunda bir misyona sahip olmadığını görüyoruz. Bu açıdan iklim değişikliği ile ilgili politikaların alınması ve hukuki düzenlemelerin tesisi sırasında iklim adaletinin de dikkate alınması konusunda devletlere daha çok rol düştüğünü düşünüyorum. İklim Değişikliği konusundaki kırılgan ülkelerin iklim müzakerelerine katılımı ve alınan kararlardaki etkinliklerinin sağlanması çok önemli. İklim adaleti, nesiller arasındaki adaletin sağlanması açısından da dikkate alınmalı.” </p>
<p><strong>Söyleşide Son Söz Genç İklim Aktivistinin</strong></p>
<p>Kadir Has Üniversitesi İklim Elçisi Ayça Sezer ise üçüncü sınıf öğrencisi, genç bir iklim aktivisti olarak gençlerin iklim değişikliği ile ilgili mücadelede ne gibi sorumluluklar alması gerektiğini özetledi, yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi: “İklim Krizini bir an önce çözebilmek, etkilerini azaltabilmek için bilim insanları çözüm üretmeye gerek devletler gerek insanlar üzerinde farkındalık yaratmaya çalışıyorlar. Çünkü biliyorlar ki bu sorunu ancak hep birlikte çözebiliriz. Karbon ayak izimizi derhal düşürmek elbette kolay değil. İklim değişikliği konusunda önlemler almak ve sürdürülebilir bir sanayi sistemi kurmak ve İklim Adaleti’ni sağlayabilmek adına düzenleyici kurallar bulunmadığından bu sorun biraz inisiyatif alınan bir konuya döndü. Hukukun bu konudaki önemini de göz önünde bulundurarak üniversite olarak birçok çalışma yürüttük. İklim Değişikliği ve Çalışma Grubu olarak İngiltere İklim Yasası’nı tercüme ettik. Bu çalışma sırasında ilgili tüm kurumların, yeni kurumlar da hayata geçirilerek nasıl entegrasyon ve koordinasyon içinde çalışmasının mümkün olduğunu, hukukun bağımsız bir denetim mekanizması olarak iklim değişikliği ile mücadelede nasıl bir politika belirleme aracı haline gelebileceğini gördük. Böylece ülkemizde yürürlüğe girmesi planlanan İklim Kanunu’nun önemini daha iyi anladık. Bu kanunla sürdürülebilir enerjinin desteklenmesi, karbon emisyonu denetimi ve azalımı, kurulacak sorumlu birimler ve gerekli raporlamalar gibi çevreyi korumak ve iklim değişikliğinin sebeplerini ve etkilerini azaltmak adına düzenlemeler bekliyoruz. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın başta isminin değişmesi olmak üzere birçok gelişime imza attığını da belirtmek gerekir. Bakanlık bünyesinde gerçekleştirilen İklim Şurası’nda İklim değişikliğine uyum, sera gazı emisyonlarının azaltımı, teknoloji ve bilim, yeşil finansman, göç ve sosyal politikalar olmak üzere çeşitli bağlamlardan incelendiğinde, planlanan kanun hakkında istişarelerde bulunduğu kaydedildi. Türkiye, 2021 yılında Paris İklim Anlaşması’nı yürürlüğe koydu. AB Yeşil Mutabakatı da son derece önemli. Gerekli adımların atılması gerekiyor ama devletlerin nasıl adımlar atması gerektiği onlara bırakılıyor. Örneğin, COP27 Konferansı. Özellikle az gelişmiş devletler için bir fon oluşturulmasına karar verildi ama bu kadar. Nasıl değiştirilecek, nasıl oluşturulacak, bunların hiçbirinin cevabı verilmedi henüz. Akademinin ve üniversitenin rolü de burada karşımıza çıkıyor. Tüm alanlarda bilim insanlarının bu hususta yapması gereken, bilimsel temellere dayalı kararlar alma konusunda yetkili ve ilgili mercilere gerekli tavsiyelerde bulunmak ve konunun öneminin anlaşılmasını sağlayarak, bu bağlamda süreçleri hızlandırmak. Gerek okullarda gerek okul dışı bilinçlenerek çevremizi de bu çerçevede bilinçlendirmeyi hedefliyoruz. Bizim okulumuzda olduğu gibi disiplinler arası çalışmaların yürütüldüğü çalışma gruplarına ihtiyaç var. İlgili kamu kuruluşları ile birlikte toplumun daha çok bilinçlendirilmesi sağlanmalı.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizine-dair-en-son-gelismeler-2023-yilinin-ilk-cevko-vakfi-soylesisinde-masaya-yatirildi-361073">İklim Krizine Dair En Son Gelişmeler, 2023 Yılının İlk ÇEVKO Vakfı Söyleşisi&#8217;nde Masaya Yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
