<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çeşitliliği | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cesitliligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cesitliligi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 May 2025 14:38:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>çeşitliliği | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cesitliligi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doğayla Birlikte Varız: Biyolojik Çeşitliliği Korumak Yaşamı Korumaktır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogayla-birlikte-variz-biyolojik-cesitliligi-korumak-yasami-korumaktir-535620</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 May 2025 14:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitliliği]]></category>
		<category><![CDATA[doğayla]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[korumaktır]]></category>
		<category><![CDATA[varız]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=535620</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde herkesi biyolojik çeşitliliği koruyarak doğayla uyum içinde yaşamaya ve bu yönde harekete geçmeye çağırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogayla-birlikte-variz-biyolojik-cesitliligi-korumak-yasami-korumaktir-535620">Doğayla Birlikte Varız: Biyolojik Çeşitliliği Korumak Yaşamı Korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde herkesi biyolojik çeşitliliği koruyarak doğayla uyum içinde yaşamaya ve bu yönde harekete geçmeye çağırdı. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Aldığımız her nefeste, yediğimiz her lokmada doğanın izleri var. Ancak ormanlarımız, sulak alanlarımız hızla yok oluyor, denizlerimizde yaşam azalıyor. Doğal alanlarımızı korumak; yaşamak için yaşatmak zorundayız.” sözleriyle biyolojik çeşitliliğin insan yaşamı için taşıdığı öneme dikkat çekti.</strong></p>
<p>Biyolojik çeşitliliğin hızla azaldığı günümüzde, tüm teknolojik ilerlemelere rağmen su, gıda, ilaç, enerji ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarımız için hâlâ doğaya muhtacız. Bu nedenle doğal varlıklarımızı korumak ve doğayla uyum içinde yaşamak yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda yaşamın sürdürülebilirliği için bir zorunluluk.</p>
<p>İşte bu yüzden, Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 22 Mayıs&#8217;ta kutlanan Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü, biyolojik çeşitliliğin gezegenimiz ve insanlık için taşıdığı yaşamsal öneme dikkat çekmeyi amaçlıyor. Bu yılın teması olan &#8220;Doğa ile Uyum ve Sürdürülebilir Kalkınma&#8221; doğrultusunda TEMA Vakfı, insanlığın doğayla olan ilişkisini yeniden değerlendirmesi ve doğanın hızla kaybedilen zenginliğine karşı acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yalnızca %17’si tamamlandı </strong></p>
<p>Biyolojik çeşitlilik kaybının gezegenin güvenli sınırlarını aştığını hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde ciddi bir hayal kırıklığı yaşandığını ve bugüne kadar yalnızca %17’sinin tam anlamıyla karşılanabildiğini belirterek, biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;<em>Sorumlu Üretim ve Tüketim</em>, <em>İklim Eylemi, Sudaki Yaşam ve Karasal Yaşam</em> başlıkları altındaki 41 hedef için artık oyalanma değil, hiç gecikmeden somut adımlar atma zamanı.&#8221; dedi.</p>
<p>Biyolojik çeşitliliğin yaşamın temeli olduğunun altını çizen Ataç, &#8220;Gıdamızın %80’ini bitkilerden sağlıyoruz. Hâlâ tıbbi ilaçların büyük bölümü için doğadaki bitkilere ihtiyacımız var. Ancak bize yaşam veren, bizi yaşatan canlıların yaşam alanları hızla yok oluyor; habitatlar parçalanıyor, türler yok oluyor.   İnsanlığın gezegende baskın tür haline gelmesiyle birlikte memelilerin %85’inin yok oldu. Son 50 yılda biyolojik çeşitlilik kaybının ise %73’e ulaştığı bildiriliyor. Bu kayıplar sadece ekolojik açıdan değil, aynı zamanda insan sağlığı ve gıda güvenliği açısından da ciddi riskler yaratıyor.&#8221; ifadelerinde bulundu.<strong> </strong></p>
<p><strong>Dünya’da son 30 yılda Türkiye’nin yaklaşık 5,5 katı kadar orman alanı yok edildi </strong></p>
<p>Habitat kaybının, biyolojik çeşitlilik kaybının en önemli nedeni olduğunu vurgulayan Ataç, karasal biyolojik çeşitliliğin %80’ini barındıran ormanların hızla azaldığına işaret ederek şunları söyledi; &#8220;Son 30 yılda dünyada, Türkiye’nin yaklaşık 5,5 katı kadar orman alanı tahrip edildi. Dünya üzerindeki memeli biyokütlesinin sadece %4’ünün yabanıl türlerden oluşması, yapılan tahribatının boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Günümüzde her 3 saniyede, bir futbol sahası büyüklüğünde orman yok oluyor ve bu tahribatın %90’ı yeni tarım alanı açmak için gerçekleşiyor.&#8221; Türkiye, orman varlığını artıran ender ülkeler arasında yer alsa da ormanların farklı amaçlarla kullanımına izin veren yasal düzenlemeler, orman habitatlarını parçalıyor. Bu duruma da dikkat çeken Ataç, &#8220;2012–2023 yılları arasında yaklaşık 577 bin hektar orman, başta madencilik, enerji ve ulaşım olmak üzere define aramak dâhil otuzdan fazla kullanım amacıyla tahsis edildi.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ülkemizin üç biyocoğrafik bölgenin kesişim noktasında yer aldığını ve yalnızca Türkiye’ye özgü binlerce türe ev sahipliği yaptığını vurgulayan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, &#8220;Türkiye, zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ender ülkelerden biri olmasına rağmen, bu zenginliği korumaya yönelik mevcut korunan alanlar açısından ne yazık ki yetersiz durumda. Dünya genelinde 2030 yılına kadar karasal ve denizel alanların en az %30’unun koruma altına alınması hedeflenirken; Türkiye’de bu oran karasal alanlarda yalnızca %8, denizel alanlarda ise %6 seviyesinde kalıyor. Bu oranlar, dünya ortalamasının yarısından az.” ifadeleriyle koruma çabalarının mevcut biyolojik çeşitliliği güvence altına almaktan uzak olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Sulak alan türleri %60 oranında azaldı</strong></p>
<p>Diğer yandan, bitki ve hayvan türlerinin %40’ına, balık türlerinin ise %30’una ev sahipliği yapan sulak alanlar da hızla yok ediliyor. 1700 yılından bu yana Türkiye’nin dört katı kadar, yaklaşık 3,4 milyon km² sulak alan kaybedildiğini kaydeden Ataç, &#8220;Bu nedenle sulak alanlara bağlı türlerin %25’inin nesli tehlike altında. 1970’ten bu yana sulak alan türlerinin popülasyonu %60 oranında azaldı. Bu yok oluşun başlıca nedenleri yeni tarım alanları açma çabaları ve aşırı sulamadır.&#8221; şeklinde konuştu. Ataç, iklim değişikliğinin biyolojik çeşitlilik kaybını derinleştiren bir diğer önemli etken olduğunu söyleyerek, &#8220;1,5 °C’lik küresel ısınma durumunda mercan resiflerinin %90’ı, 2 °C’de ise %99’u yok olabilir. Bu yalnızca deniz yaşamı değil, tüm ekosistem dengesi ve insanlık için geri dönülemez sonuçlar doğurur.&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Her yıl 20 milyon hektar tarım arazisi bozuluma uğruyor</strong></p>
<p>Yalnızca yeni açılan tarım alanlarının değil, mevcut tarım arazilerinin de bozulduğunu söyleyen Ataç, &#8220;Günümüzde ormanlar ve sulak alanlar, tarım alanı açmak amacıyla büyük ölçüde yok edilirken; mevcut tarım arazileri de sürdürülebilir olmayan uygulamalar nedeniyle hızla verimliliğini kaybediyor. Her yıl yaklaşık 20 milyon hektar tarım arazisi; erozyon, yanlış arazi kullanımı, aşırı sulama ve kimyasal girdiler nedeniyle bozuluma uğruyor. Bu durum yalnızca toprağın sağlığını değil, aynı zamanda içerisindeki biyolojik çeşitliliği de tehdit ediyor. Ayrıca, kentsel atıkların yanı sıra aşırı kimyasal gübre ve pestisit kullanımı, denizlerde yaşamın tamamen sona erdiği ‘ölü zonlar’ın oluşmasına yol açıyor. Marmara Denizi, bu sorunun en çarpıcı örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir yaşam için ortak sorumluluk almalıyız</strong></p>
<p>İnsan faaliyetlerinin doğa üzerindeki tahribatını somut verilerle ortaya koyan Deniz Ataç, “Bilmeliyiz ki doğada, biz insanlar dışındaki tüm canlıların bir işlevi var ve yaşamımız onların varlığına bağlı. Bu noktada insanlar, hiç şüphesiz doğaya en büyük etkiyi yapan ve aynı zamanda akılcı kararlar alabilme kapasitesine sahip canlılar. Bu nedenle aklın yolundan ilerlemeli, kendimizi dünyanın sahibi olarak değil; tüm canlılarla paylaştığımız bir yaşam alanının parçası olarak görmeliyiz. Devletler de bu anlayışı mevzuatlarına yerleştirmeli; korunan alanları artırmalı ve ekosistemlerin işleyişine zarar veren uygulamalardan kaçınmalıdır.” dedi.</p>
<p>Ataç, sürdürülebilir yaşam ve biyolojik çeşitliliği korumak için &#8220;Kurucu Onursal Başkanlarımızın bu konudaki sözleri bugün de bizlere yol gösteriyor. Merhum Kurucu Onursal Başkanımız Toprak Dedemiz Hayrettin Karaca’nın dediği gibi, ‘İhtiyacımız kadar tüketelim, bize yaşam sunanları yaşatalım.’ Yine merhum Kurucu Onursal Başkanımız, Yaprak Dedemiz A. Nihat Gökyiğit’in her zaman vurguladığı gibi, ‘Evrenin o akıl almaz düzenini dengede tutan, biyolojik zenginliktir.’ TEMA Vakfı olarak A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile ülkemizdeki biyolojik çeşitliliğin korunmasının hayati önemini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.” sözleriyle herkesi ortak sorumluluk almaya davet etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogayla-birlikte-variz-biyolojik-cesitliligi-korumak-yasami-korumaktir-535620">Doğayla Birlikte Varız: Biyolojik Çeşitliliği Korumak Yaşamı Korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca Belediyesi, tarımsal üretimde çeşitliliği artırmak amacıyla köyler bölgesinde meyve fidanı dağıtımı yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-tarimsal-uretimde-cesitliligi-artirmak-amaciyla-koyler-bolgesinde-meyve-fidani-dagitimi-yapti-455494</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2024 11:55:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artırmak]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitliliği]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[fidanı]]></category>
		<category><![CDATA[köyler]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal]]></category>
		<category><![CDATA[üretimde]]></category>
		<category><![CDATA[yaptı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455494</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’in merkezinde en fazla tarım arazisine sahip Buca’da, verimli toprakları yeniden tarımsal üretime yönlendirmek için çalışmalarını sürdüren Buca Belediyesi, köyler bölgesindeki üreticilere desteğe devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-tarimsal-uretimde-cesitliligi-artirmak-amaciyla-koyler-bolgesinde-meyve-fidani-dagitimi-yapti-455494">Buca Belediyesi, tarımsal üretimde çeşitliliği artırmak amacıyla köyler bölgesinde meyve fidanı dağıtımı yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yöre halkını katma değeri yüksek ürünlerle üretime teşvik eden Belediye, Doğancılar, Kırklar, Belenbaşı, Kaynaklar,  Karacağaç mahallelerinde ürün çeşitliliğini artırmak için ayva, Trabzon hurması, şeftali cinsi meyve fidanı dağıttı. Tarımsal üretimin her alanında Buca Belediyesi’nin kendilerine verdiği destekten duydukları mutluluğu dile getiren Bucalı üreticiler,  Başkan Görkem Duman’a çok teşekkür etti.</p>
<p>DESTEĞİMİZ SÜRECEK</p>
<p>Belediye olarak kırsal kalkınmaya büyük önem verdiklerini belirten Belediye Başkanı Görkem Duman, “İzmir’in merkezinde en verimli topraklara sahip ilçede yaşıyoruz. Bu topraklardaki üretimi sürdürmek için çiftçilerimize her türlü desteği vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-tarimsal-uretimde-cesitliligi-artirmak-amaciyla-koyler-bolgesinde-meyve-fidani-dagitimi-yapti-455494">Buca Belediyesi, tarımsal üretimde çeşitliliği artırmak amacıyla köyler bölgesinde meyve fidanı dağıtımı yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bağırsak Mikrobiyom Çeşitliliği Covid -19 Enfeksiyonundan Sonra Değişti&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagirsak-mikrobiyom-cesitliligi-covid-19-enfeksiyonundan-sonra-degisti-364048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 13:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitliliği]]></category>
		<category><![CDATA[covid]]></category>
		<category><![CDATA[değişti]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonundan]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyom]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Covid’i ağır geçirmeyenlerde bile, 12 haftadan uzun süre devam eden belirtilerin varlığı “Uzun Süreli Covid (Long Covid)” olarak adlandırılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagirsak-mikrobiyom-cesitliligi-covid-19-enfeksiyonundan-sonra-degisti-364048">&#8220;Bağırsak Mikrobiyom Çeşitliliği Covid -19 Enfeksiyonundan Sonra Değişti&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Covid’i ağır geçirmeyenlerde bile, 12 haftadan uzun süre devam eden belirtilerin varlığı “Uzun Süreli Covid (Long Covid)” olarak adlandırılıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Uzun Süreli Covid’in kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görüldüğünü söyleyen Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Şevket Arslan </strong><strong>d</strong><strong>oğal vücut savunmasında önemli yeri olan bağırsak mikrobiyom çeşitliliğinin  COVID-19 enfeksiyonundan sonra değişebildiğini ifade ederek, u</strong><strong>zun süreli COVID’’in Covid’den sağ kurtulanların %70’inde görülebileceğini ve tanısı için herhangi bir kan testinin bulunmadığını belirtiyor.</strong></p>
<p>COVID-19 enfeksiyonu, bağışıklık sisteminin işleyişini zayıflatabiliyor ve bu etki uzun süre devam edebiliyor. Hastalığı ağır geçirmeyenler de bile, 12 haftadan uzun süre devam eden ve bu belirtilerin başka bir sebeple açıklanamaması durumu ‘’Uzun Süreli COVID’’ olarak adlandırılıyor. Bu duruma “Akut Sonrası Covid Sendromu”, “Post-COVID-19 Durumu” gibi  isimler de  veriliyor.</p>
<p>‘’Uzun Süreli COVID’in, Akut COVID olarak adlandırılan bulaşıcı semptomların olduğu ateş ve öksürük gibi hafif grip benzeri semptomlardan farklı olduğunu açıklayan <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Şevket Arslan C</strong>OVID enfeksiyonundan sağ kurtulan kişilerin yaklaşık %30 ila 70’inin ‘’Uzun Süreli COVID’’ belirtilerini yaşayabileceğini söylüyor. Bu durumla ilişkili olarak akciğer, kalp, sinir sisteminin de dahil olduğu birçok organ ve sistemi ilgilendiren 200’den fazla belirti bildirildiğinin altını çizen <strong>Prof. Dr. Şevket Arslan</strong>, “Bunlar arasında en dikkat çekici olanları; halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, göğüste ağrı ve sıkışma, çarpıntı, anksiyete, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, bunama, bilinen kelimelerin hatırlanamaması, tat ve koku bozukluğu, kas ve eklem ağrısı, halüsinasyon, uyku bozuklukları, alerjik belirtilerin açığa çıkması ya da şiddetlenmesi, bağışıklık sisteminde zayıflama, enfeksiyon sıklığında artma, duyma ve görmede değişme, ishal ve kabızlık, idrar kaçırma, adet düzensizlikleri olarak sıralanabilir” dedi.</p>
<p>“Koronavirüs bağışıklık sistemini hem aşırı çalıştırıp yorabiliyor hem de bağışıklık hücrelerinin normal işlevini yapamaz hale getirebiliyor” diyen Arslan, virüsün, adeta saldırıya geçerek vücutta doku ve hücre hasarıyla sonuçlanan bir kaos ortamının oluşmasına yol açtığını söylüyor.  Bağışıklık sistemi ile bağırsakta bulunan faydalı bakterilerin ilişkisinin uzun süreden beri bilindiğini ifade eden Arslan, doğal vücut savunmasında önemli yeri olan bağırsak mikrobiyom çeşitliliğinin de COVID-19 enfeksiyonundan sonra değişebildiğini ifade ediyor. Arslan, bu değişikliğin de ‘’Uzun Süreli COVID’’ gelişimine katkı sağladığının altını çiziyor. </p>
<p><strong>HER BİREY RİSK TAŞIYOR AMA KADINLARDA İKİ KAT FAZLA GÖRÜLÜYOR…</strong></p>
<p>‘’Uzun Süreli COVID’’ görülme olasılığı yaşla birlikte artsa da kadınlar arasında uzun süreli Covid’in iki kat daha yaygın görüldüğünü ifade eden Arslan, “Eşlik eden diyabet, böbrek, kalp ve karaciğer hastalıkları, astım, obezite, kötü yaşam koşulları riski arttırmaktadır. Ancak COVID enfeksiyonunun şiddetinden bağımsız olarak da her birey risk taşımaktadır” diye konuşarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“COVID-19 aşısı, enfeksiyona yakalanma riskini azalttığı ve bağışıklığı güçlendirdiği için ‘’uzun süreli COVID’’ riskini azaltmaktadır. ‘’Uzun süreli COVID’’ tedavisinde etkisi kanıtlanmış belli bir ilaç henüz olmadığı için genellikle belirtilerin hafifletilmesine yönelik yaklaşımlar hekimlerce önerilmektedir. Belirtilerin hafifletilmesinde dengeli beslenme, fiziksel aktivite, uyku düzeninin sağlanması, COVID-19 aşısının yaptırılması, D vitamini takviyesi, doğal yoldan alınan probiyotikler ve koenzim bağışıklığı güçlendirerek toplum sağlığını sıkıntıya sokan bu enflamasyonu önleyebilmektedir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagirsak-mikrobiyom-cesitliligi-covid-19-enfeksiyonundan-sonra-degisti-364048">&#8220;Bağırsak Mikrobiyom Çeşitliliği Covid -19 Enfeksiyonundan Sonra Değişti&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
