<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çatışmalar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/catismalar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/catismalar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Mar 2026 13:00:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>çatışmalar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/catismalar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Küresel çatışmalar bayram ritüellerini dönüştürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-catismalar-bayram-rituellerini-donusturuyor-621846</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 13:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bayramlar]]></category>
		<category><![CDATA[belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[çatışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[koşullar]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[ritüellerini]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, savaşların gölgesinde yaşanan bayramları değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-catismalar-bayram-rituellerini-donusturuyor-621846">Küresel çatışmalar bayram ritüellerini dönüştürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, savaşların gölgesinde yaşanan bayramları değerlendirdi.</p>
<p><strong>Savaşlar ve çatışma ortamı bayramları dönüştürüyor</strong></p>
<p>Bayramların, toplumsal hayatın en güçlü sembolik alanlarından biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bayramlar kolektif hafızanın yeniden üretildiği, toplumsal dayanışmanın pekiştirildiği ve ortak değerlerin görünür hale geldiği zaman dilimlerini ifade ediyor. Ancak günümüz uluslararası sisteminde artan savaşlar ve süreklilik kazanan çatışma ortamı, bu sembolik alanın anlamını ve işlevini doğrudan dönüştürüyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bayramlar artık daha katmanlı bir deneyim</strong></p>
<p>Küresel ölçekte eş zamanlı yaşanan çatışmaların yalnızca siyasi dengeleri değil, gündelik yaşam pratiklerini de etkilediğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Bayramlar klasik anlamda bir birleşme ve yakınlaşma zemini olma özelliğini tamamen kaybetmiş değil. Ancak içinde bulunulan koşulların izlerini taşıyan daha katmanlı bir deneyime dönüşmüş durumda.” dedi.</p>
<p><strong>Toplumsal duygu rejimi değişiyor</strong></p>
<p>Savaş ve belirsizlik ortamlarının bireylerin duygusal dünyasını etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Savaş ve çatışma ortamlarının en belirgin etkilerinden biri, toplumsal duygu rejimlerinde meydana gelen değişimdir. Güvensizlik, belirsizlik ve tehdit algısının arttığı dönemlerde bireylerin kolektif ritüellere yüklediği anlam da farklılaşır. Bayramlar hâlâ kutlanmakta; ritüeller sürdürülmekte, ancak bu ritüellerin arka planındaki duygusal yoğunluk ve toplumsal karşılığı önemli ölçüde dönüşmektedir. Coşku yerini daha temkinli ve yer yer buruk bir sevinç haline bırakırken, toplumsal birliktelikler daha sınırlı ve kontrollü bir çerçevede gerçekleşmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bayram, çatışma bölgelerinde bir ‘dayanma pratiğine’ dönüşüyor</strong></p>
<p>Çatışma bölgelerinde bayramların çok daha farklı yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu dönüşümün en çarpıcı boyutu doğrudan çatışma bölgelerinde yaşayan insanların deneyimlerinde görülür. Günlük hayatın sürekli tehdit altında olduğu, siren seslerinin ve patlamaların sıradanlaştığı ortamlarda bayram, alışıldık anlamından uzaklaşır. İnsanlar bir yandan hayatta kalma refleksiyle hareket ederken, diğer yandan bayramın ritüellerini sürdürebilmek için çaba gösterir. Bu durum, korku ile umut, kayıp ile tutunma arzusu arasında gidip gelen yoğun bir psikolojik gerilim üretir. Bayram, bu koşullarda neşeden çok bir dayanma ve devam edebilme pratiğine dönüşür.”</p>
<p><strong>Savaşın etkisi sınırları aşıyor</strong></p>
<p>Savaşların yalnızca çatışma bölgelerini etkilemediğini ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Savaşların etkisi yalnızca çatışma bölgeleriyle sınırlı değildir. Sıcak savaşın doğrudan yaşanmadığı toplumlarda da bu süreçlerin çok katmanlı etkileri hissedilmektedir. Ekonomik dalgalanmalar, artan hayat pahalılığı ve temel ihtiyaçlardaki belirsizlikler gündelik yaşamı zorlaştırırken; insanlar bir yandan başka coğrafyalardaki acılara empatiyle yaklaşmakta, diğer yandan bu çatışmaların kendilerine de sıçrayabileceği endişesini taşımaktadır. Bu durum, bayramların hem maddi hem de duygusal boyutunu derinden etkileyerek, onları daha temkinli ve karmaşık bir duygu deneyimine dönüştürmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Genelleşmiş tehdit algısı bayramın ruhunu değiştiriyor</strong></p>
<p>Sürekli savaş haberlerine maruz kalmanın bireylerin ruh halini etkilediğini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Sürekli olarak savaş haberlerine maruz kalmak, küresel belirsizlik hissi ve geleceğe dair artan kaygı, bireylerin ruh halini derinden etkilemektedir. Güvende olunan bir coğrafyada yaşansa bile, genelleşmiş tehdit algısı bireylerin zihninde yer etmekte ve bu durum bayramların duygusal tonunu değiştirmektedir. İnsanlar bayramı yaşarken bir yandan da dünyanın farklı yerlerinde yaşanan acıların farkındalığını taşımakta; bu da sevinç ile hüzün arasında ikili bir duygu durumu yaratmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Bayramlar küresel etkilerden bağımsız değil</strong></p>
<p>Bu süreci sosyolojik açıdan “dolaylı etkilenme” olarak tanımlayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bireyler doğrudan çatışmanın içinde olmasalar bile, küresel sistemin parçası olmaları nedeniyle bu süreçlerin ekonomik, psikolojik ve kültürel sonuçlarını deneyimler. Bu da bayramların yalnızca yerel değil, aynı zamanda küresel gelişmelerden etkilenen bir toplumsal pratik olduğunu ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kamusal dilde barış vurgusu geri planda kalabiliyor</strong></p>
<p>Bayram dönemlerindeki söylemlere de dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Kamusal söylem de bu dönüşümün önemli bir parçasıdır. Bayram dönemlerinde yapılan açıklamalar, siyasal aktörlerin dili ve medya çerçeveleri incelendiğinde, barış ve merhamet vurgusunun yer yer geri planda kaldığı; buna karşılık güvenlik, mücadele ve güç söylemlerinin daha görünür hale geldiği dikkat çekmektedir. Bu durum, bayramların sembolik anlamının siyasal bağlam içinde yeniden şekillendiğini göstermektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Bayramların iki katmanlı yapısı var</strong></p>
<p>Bayramların hem bireysel hem de toplumsal boyutuna işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, şunları söyledi:</p>
<p>“Bayramların iki katmanlı bir yapıya sahip olduğu görülmektedir; bireyin iç dünyasında oluşan anlam ve içinde bulunduğu dışsal koşullar. Savaş ve çatışma ortamı bu iki katman arasındaki ilişkiyi yeniden düzenler. Dış koşullar bayramın nasıl yaşanacağını sınırlandırırken, içsel değerler bu sınırlar içinde bayramın anlamını belirler. Bayramlar bu nedenle yalnızca kültürel bir süreklilik unsuru değil, aynı zamanda toplumsal yapının, değerler sisteminin ve kolektif bilinç durumunun analiz edilebildiği önemli bir sosyolojik gösterge işlevi görmektedir. Toplumların içinde bulunduğu ruh hali, dayanışma kapasitesi ve değerler sistemi, bayramların yaşanma biçiminde somutlaşır. Çatışma ortamlarının yoğunlaştığı dönemlerde bayramların daha sessiz, daha temkinli ve daha içe dönük bir karakter kazanması, bu dönüşümün en görünür işaretlerinden biridir.”</p>
<p><strong>Tüm zorluklara rağmen bayramlar varlığını sürdürüyor</strong></p>
<p>Tüm bu değişimlere rağmen bayramların ortadan kalkmadığını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tüm bu dönüşüme rağmen bayramlar tamamen ortadan kalkmaz; aksine yeni koşullara uyum sağlayarak varlığını sürdürür. Bu süreçte bayramlar, bireylerin anlam arayışına cevap veren, toplumsal bağları asgari düzeyde de olsa koruyan ve insanın ‘insan kalma’ çabasını destekleyen bir işlev üstlenir. Bu işlev, özellikle belirsizlik ve kaygının yoğunlaştığı dönemlerde daha da görünür hale gelmektedir. Bayramların bugünkü durumu, yalnızca kültürel bir değişimi değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız çağın ruhunu yansıtan önemli bir göstergedir. Bu çerçevede bayramlar, yalnızca geleneksel bir pratik değil, aynı zamanda mevcut toplumsal koşullardan etkilenen dinamik bir sosyolojik alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, bayramların taşıdığı anlamın korunmasının artık yalnızca kültürel bir mesele değil, aynı zamanda etik ve insani bir sorumluluk haline geldiğini göstermektedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-catismalar-bayram-rituellerini-donusturuyor-621846">Küresel çatışmalar bayram ritüellerini dönüştürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yemen’deki çatışmalar 10. yılına giriyor; 17 milyondan fazla insan sağlık yardımına ihtiyaç duyuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yemendeki-catismalar-10-yilina-giriyor-17-milyondan-fazla-insan-saglik-yardimina-ihtiyac-duyuyor-454129</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 21:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[çatışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[duyuyor]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[giriyor]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[milyondan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yardımına]]></category>
		<category><![CDATA[yemendeki]]></category>
		<category><![CDATA[yılına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülke, endişe verici derecede yüksek bir yetersiz beslenme oranıyla karşı karşıya ve 5 yaşın altındaki yaklaşık 2,4 milyon çocuk bodurluk sorunu yaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemendeki-catismalar-10-yilina-giriyor-17-milyondan-fazla-insan-saglik-yardimina-ihtiyac-duyuyor-454129">Yemen’deki çatışmalar 10. yılına giriyor; 17 milyondan fazla insan sağlık yardımına ihtiyaç duyuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://wbots.net/images/stories/media/yemen_malnutrition.jpg"/></p>
<p>Ülke, endişe verici derecede yüksek bir yetersiz beslenme oranıyla karşı karşıya ve 5 yaşın altındaki yaklaşık 2,4 milyon çocuk bodurluk sorunu yaşıyor.</p>
<p>Yemen’deki çatışma bugün 10. yılına giriyor; ülke nüfusunun yarısından fazlası acil yardıma ihtiyaç duyuyor ve %50’si çocuk olmak üzere tahminen 17,8 milyon insan sağlık yardımına ihtiyaç duyuyor.</p>
<p> “Sanki devam eden çatışmalar bölgedeki günlük yaşamın kabul edilen bir parçası haline gelmiş gibi.  Geri adım atmak ve aç çocukların, hastalık salgınlarının, kapatılan hastanelerin… bunların normalleştirilmemesi gerektiğini hatırlamak önemli” diyen DSÖ Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Dr. Hanan Balkhy ve <span>Merkez Laboratuvarı’nda çalışan Dr Eman Tajeldeen, “Çatışma her şeyi yok etti… birçok sağlık tesisi kapandı, salgın hastalıklar yayıldı, çocuk felci ve kolera gibi geçmişte kalan hastalıklar geri döndü” dedi. Aden.  “Yemen’i seviyoruz ve Yemen’i geri görmeyi çok isteriz” dedi. </span></p>
<p> Çocuklar çocuk felci, kızamık, boğmaca ve difteri gibi aşıyla önlenebilir hastalıklara karşı özellikle savunmasızdır ve aynı zamanda endişe verici derecede yüksek yetersiz beslenme oranlarından da muzdariptir.  Beş yaşın altındaki çocukların neredeyse yarısı, yani yaklaşık 2,4 milyon çocuk, orta ila ileri derecede bodurluk sorunu yaşıyor.</p>
<p>Nüfusun Yüzde 80’inin Kadın ve Çocuklar Oluşturuyor </p>
<p> DSÖ Temsilcisi ve Yemen Misyon Başkanı Dr. Arturo Pesigan, “9 yıl süren çatışmaların ardından, kötüleşen sağlık sonuçları ve tahrip edilen altyapı, acil sağlık ve insani ihtiyaçlar milyonlarca Yemenlinin hayatını kontrol altına alıyor ve kapsayıcı sürdürülebilir kalkınmaya ulaşma yeteneklerini sınırlıyor. Buna uluslararası destekteki önemli düşüş de ekleniyor ve toplulukları kötüleşen koşullara karşı savunmasız bırakıyor.  Bu koşullar altında geçen her gün, milyonlarca insanın gelecek yıllar boyunca geleceğini etkiliyor” dedi.</p>
<p> Yemen, iklim değişikliğine karşı dünyanın en savunmasız ülkeleri arasında yer alıyor ancak etkilerine karşı en az hazırlıklı ülkeler arasında yer alıyor.  Geçen yıl, Yemen’de yeni yer değiştirmelerin başlıca nedeni olarak iklimle ilgili faktörler, özellikle de şiddetli yağışlar ve ani su baskınları ortaya çıktı.  Bugün yaklaşık 4,5 milyon kişi hâlâ ülke içinde yerinden edilmiş durumda ve bu etkilenen nüfusun yaklaşık %80’ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.</p>
<p> Kaynaklar üzerindeki büyük baskıya rağmen, DSÖ şu anda 96 tedavi edici beslenme merkezini (yılda yaklaşık 30.000 çocuğa hizmet verebilecek yatak kapasitesine sahip) desteklemekte ve 270’den fazla bölgede beslenme taraması hizmetleri sağlamaktadır.  Bu merkezler, uluslararası standardın çok üzerinde, %96’lık iyileşme oranlarıyla etkileyici sonuçlar elde ediyor.</p>
<p> DSÖ, 2023 yılında temel anne ilaçlarını, malzemelerini ve sağlık bakım ekipmanlarını sağlayarak 114 temel ve kapsamlı acil doğum ve yenidoğan bakım tesisine desteğini sürdürdü.  Ek olarak, salgınlara zamanında müdahale edilmesini sağlamak için Yemen genelinde 333 hızlı müdahale ekibi konuşlandırılmaya devam edildi.  Bu ekipler 69.000’den fazla saha ziyareti gerçekleştirdi.</p>
<p> Son 5 yılda DSÖ’nün ülkeye sağladığı fon %45 oranında azaldı.  2024 yılında DSÖ’nün temel sağlık yardımını sağlamak için 77 milyon ABD dolarına ihtiyacı var.</p>
<p>“Sağlık ihtiyaçları acil, ancak kronik finansman eksikliği devam ediyor. DSÖ, bunun gerektirdiği zorlu kararlara rağmen, hayat kurtarmayı amaçlayan eşit derecede önemli sağlık hizmetlerine öncelik vermeye kararlıdır. Yıllar boyunca bağışçılardan aldığımız desteğe minnettar olsak da, Şu anda ek desteğe acil ihtiyaç olduğunun altını çizmek çok önemli. Hem ihtiyaç duyanlar hem de çalışmalarımızı yürütmek için gerekli kaynaklar erişilebilir olduğunda sağlık sonuçlarında önemli iyileşmelerin elde edilebileceğini gösterme konusunda ilerliyoruz” diye ekledi Dr. Balky.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemendeki-catismalar-10-yilina-giriyor-17-milyondan-fazla-insan-saglik-yardimina-ihtiyac-duyuyor-454129">Yemen’deki çatışmalar 10. yılına giriyor; 17 milyondan fazla insan sağlık yardımına ihtiyaç duyuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile içi çatışmalar bipolar hastalığını tetikliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aile-ici-catismalar-bipolar-hastaligini-tetikliyor-429192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 13:00:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[çatışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığını]]></category>
		<category><![CDATA[içi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik bir hastalık olan bipolar bozukluk hastalığının iyilik dönemleri olduğunu belirten uzmanlar, bu dönemlerin kişiye özel tedavilerle sağlanabildiğini söylüyor. Aile içi çatışmalar ve sosyal desteğin azalmasının hastalığın tetiklenmesinde rol oynayabildiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Eğer ailenin veya çevrenin hastalığa yönelik farkındalığı düşükse bu, kişinin tedaviye ulaşmasında birtakım engellere ve ihmale sebep olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-ici-catismalar-bipolar-hastaligini-tetikliyor-429192">Aile içi çatışmalar bipolar hastalığını tetikliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bipolar hastalar kavga çıkarıyor ve aşırı para harcıyor</strong></p>
<p><strong>Kronik bir hastalık olan bipolar bozukluk hastalığının iyilik dönemleri olduğunu belirten uzmanlar, bu dönemlerin kişiye özel tedavilerle sağlanabildiğini söylüyor. Aile içi çatışmalar ve sosyal desteğin azalmasının hastalığın tetiklenmesinde rol oynayabildiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Eğer ailenin veya çevrenin hastalığa yönelik farkındalığı düşükse bu, kişinin tedaviye ulaşmasında birtakım engellere ve ihmale sebep olabilir. Bu nedenle yalnızca hastanın farkındalığının arttırılması değil, ailenin de eğitilmesi oldukça önemlidir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, duygusal değişimlere yol açan bipolar bozukluk hastalığının belirtilerini, tedavi sürecini ve ailelerin rolünü anlattı. </p>
<p><strong>Bipolar bozukluk nedir?</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, bipolar bozukluğun kişinin duygudurum ve davranışını etkileyebilen psikiyatrik bir hastalık olduğunu belirterek, “İki uçlu mizaç bozukluğu, manik depresif hastalık olarak da biliniyor. Bipoların bir ucunda depresif dönem diğer ucunda ise mani dönem olarak adını verdiğimiz epizodlar bulunur. Kişide yoğun çökkünlük ve mutsuzluktan, taşkın bir enerjiye uzanan ciddi değişikliklere yol açar.” dedi.</p>
<p><strong>Mani dönemde kişide aşırı coşkulu, taşkın bir duygudurum görülüyor</strong></p>
<p>Mani döneminde kişide aşırı coşkulu taşkın bir duygudurum görülebildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişinin kendine olan güveninde, enerjisinde, konuşma hızında, libidosunda, gergin ya da ani hareketlerinde artış görülebilir. Kişi her zamankinden az uyku ihtiyacı hissedip az uyumasına rağmen enerjik olabilir. İrritabilite dediğimiz kavgaya yatkınlık artabilir. Aşırı para harcamaları olabilir. Yapacakları ile ilgili gerçekdışı birtakım inanışları olabilir. Muhakeme ve yargılama zayıflayabilir. Odaklanmada güçlük, bir düşünceden diğerine atlama, zihinde düşüncelerin uçuşması, düşünmeden hızlı kararlar verme gibi belirtiler mani döneminde görülebilir.”</p>
<p><strong>Depresyon döneminde maninin aksine uykuda artış görülüyor </strong></p>
<p>Depresyon döneminde ise manideki o aşırı coşkulu taşkın duygudurumun aksine çökkün, üzüntülü, sıkıntılı, boşlukta hissetme gibi hisler görülebildiğini de anlatan Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Kişi gittikçe ilgisini ve isteğini yitirmeye başlar, bu duruma enerjisindeki azalma eşlik eder. Karşılaştığı problemlere yönelik baş etmede güçlükler yaşar. Özbakımı azalır. Uykuya dalmada ve erken uyanmada güçlük yaşar. Yine maninin aksine uykuda artış görülebilir. İştah artabilir ya da azalabilir. Kişi kendini tükenmiş ve çoğu zaman yorgun hissedebilir. Düşünce akışı yavaşlar, karamsarlık ve umutsuzluk eşlik eder. Kendisine zarar verme veya intihar düşünceleri bu belirtiler arasında görülebilir.”</p>
<p><strong>Hastaların iyilik dönemleri de var </strong></p>
<p>Bipolar bozukluk hastalarının bazen hem manik hem de depresif belirtileri aynı anda yaşayabildiklerini ve bu duruma karma dönemi (mix epizod) adı verildiğini de dile getiren Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, şunları da kaydetti:</p>
<p>“Bu hastalığın kronik bir hastalık olduğunu unutmamakta fayda var. Ancak ömür boyu demek kişi ömrünün sonuna dek atak halinde hasta demek değildir. Remisyon adını verdiğimiz sağlıklı düşündüğü, sağlıklı davranışlar sergilediği, ötimik (çökkün veya taşkın olmayan normal duygudurum) hissettiği yani ne manide ne depresyonda olmadığı, iyilik halleri, iyilik dönemleri olacaktır.  Bu dönem kişiden kişiye değişmekle birlikte kişiye özel tedavilerle sağlanabilir.”</p>
<p><strong>Bipolar bozukluğun tedavisi nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Bipolar bozukluğun tedavisinde mutlaka bir psikiyatri hekiminden yardım alınması ve hızlıca düzenli tedaviye başlanması gerektiğine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Tedavide psikiyatrik takip, ilaç kullanımı, psikoterapi süreci oldukça kritik bir role sahiptir. Özellikle terapilerde kişi ile güven ilişkisinin terapötik bir zeminde kurulması, hastalığa yönelik farkındalığın arttırılması, tedavi uyumunun desteklenmesi, tetikleyicilerin ve stresörlerin belirlenmesi, duyguları tanıması ve regülasyon becerilerini geliştirip kullanabilmesi hedeflenmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Aileler bipolar bozukluğu tanımalı </strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, bipolar bozukluğun tedavisinde ailelere çok önemli bir rol düştüğünü dile getirerek, “Bu sebeple aileler ile çalışmak oldukça önemlidir. Ailenin hastalığı tanıması, belirtileri öğrenmesi, düzenli tedavi sürecine hastanın kanalize olabilmesini desteklemesi, tüm bunlara ilaveten tutum ve davranış hataları varsa bunların çalışılması, kişinin iyilik halinin sürdürülmesinde oldukça kıymetli bir öneme sahiptir.</p>
<p>Aile içi çatışmalar bir stres faktörüdür. Bu noktada bir uzmandan aile danışmanlığı almak oldukça önemlidir. Evde size düşen en önemli görev ise yakınınızın düzenli tedavi olmasını desteklemek.”</p>
<p><strong>Çevresel faktörler bipolar bozukluğu tetikliyor</strong></p>
<p>Çevresel faktörlerin bipolar bozuklukta tetikleyici bir role sahip olabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Aile içi çatışmalar, sosyal desteğin azalması, alkol madde kullanımının olması gibi durumlar var olan hastalığın yeniden alevlenmesinde, tetiklenmesinde rol oynayabilir. Hatta eğer ailenin veya çevrenin hastalığa yönelik farkındalığı düşükse, kişinin tedaviye ulaşmasında birtakım engellere ve ihmale sebep olabilir. Bu nedenle yalnızca hastanın farkındalığının arttırılması değil, ailenin de eğitilmesi oldukça önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi süreci nasıl işliyor?</strong></p>
<p>Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Süreç hakkında genel bilgi verecek olursam; yatarak tedavi gören bipolar bozukluk hastalarında temel olarak hem psikiyatrik tedavi uygulanır hem de düzenli bireysel psikoterapi seansları yapılır. Aile ile çalışılır ve aile tutum açısından, hastalığa yönelik farkındalık açısından güçlendirilir. Taburculuk sonrası süreçte, takipler düzenli şekilde sağlanır ve hastanın işlevselliği ve iyilik hali belirgin ölçüde, kişiden kişiye değişen seviyelerde geri kazandırılır.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-ici-catismalar-bipolar-hastaligini-tetikliyor-429192">Aile içi çatışmalar bipolar hastalığını tetikliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
