<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çağda | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/cagda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cagda</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Mar 2026 10:38:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>çağda | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/cagda</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dijital çağda tehlikeli trend!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-tehlikeli-trend-624050</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:38:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Ergoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeli]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda otizm spektrum bozukluğu ile ilgili farkındalığın artması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de dijital dünyanın kontrolsüz yapısı yeni ve tehlikeli bir trendi beraberinde getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-tehlikeli-trend-624050">Dijital çağda tehlikeli trend!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda otizm spektrum bozukluğu ile ilgili farkındalığın artması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de dijital dünyanın kontrolsüz yapısı yeni ve tehlikeli bir trendi beraberinde getirdi. Çocuklar ve gençler sosyal medyada gördükleri içeriklerden yola çıkarak kendi kendilerine otizm tanısı koymaya başladı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Öğr. Gör. Mitra Niazi, uluslararası akademik yayınevi IGI Global tarafından yayımlanan “Clinical Perspectives on Recent Trends in Autism Assessment, Diagnosis, and Treatment” (Otizm Değerlendirmesi, Tanısı ve Tedavisindeki Son Trendlere İlişkin Klinik Bakış Açıları) adlı kitaba yazar olarak önemli bir katkı sundu.</p>
<p>Kitapta, Öğr. Gör. Mitra Niazi’nin kaleme aldığı “Unmasking Autism in the Digital Age: Occupational Therapy Responses to Social Media-Informed Self-Diagnosis in Children” (Dijital Çağda Otizmin Maskesini Kaldırmak: Çocuklarda Sosyal Medya Kaynaklı Kendi Kendine Tanı Koymaya Yönelik Ergoterapi Yanıtları) başlıklı bölüm, çağımızın en karmaşık sorunlarından birini ergoterapi perspektifiyle masaya yatırıyor.</p>
<p><strong>“Sosyal medya anlatıları, çocukların kimlik oluşumunu derinden etkiliyor”</strong></p>
<p>Ana akım medya ve dijital platformların otizm algısını baştan aşağı yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Öğr. Gör. Mitra Niazi, sosyal medyada dolaşıma giren gayri resmî tanı söylemlerinin çocuklar üzerindeki etkisini şu sözlerle değerlendirdi:</p>
<p>“Günümüzde dijital platformlar, otizm ile ilgili bilgiye erişimde en hızlı fakat bir o kadar da filtresiz kaynaklar haline geldi. Araştırmamızda özellikle sosyal medyadaki anlatıların, çocukların kimlik oluşum süreçlerini nasıl etkilediğini inceledik. Birçok çocuk ve ergen, çevrimiçi platformlarda izledikleri kısa videolar veya okudukları kişisel deneyimler üzerinden kendilerinde otizm belirtileri olduğuna inanarak kendi kendilerine tanı koyma yoluna gidiyor. Bu durum sadece klinik karşılaşmaları karmaşıklaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda aile dinamiklerinde gerilimlere, toplumsal düzeyde farklı tepkilere ve ciddi etik ikilemlere yol açıyor.”</p>
<p><strong>“Amacımız deneyimi geçersiz kılmak değil, kanıta dayalı destek sunmak”</strong></p>
<p>Kitap bölümünde, klinisyenlerin ve ergoterapistlerin bu yeni durum karşısında nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğine dair bir yol haritası çizen Niazi, dengeli bir yaklaşımın şart olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Klinik pratikte karşılaştığımız en büyük zorluklardan biri, sosyal medya söylemleriyle şekillenmiş bu öz-tanı iddialarını doğru yönetebilmek. Burada mesleki terapi (ergoterapi) uygulamaları açısından kritik bir çizgi var. Çocukların yaşanmış deneyimlerini, hissettikleri farklılıkları veya zorlukları kesinlikle göz ardı etmemeli ve bunları geçersiz kılmamalıyız. Ancak bu doğrulama süreci, bilimsel dayanaktan yoksun çevrimiçi testlere veya fenomenlerin söylemlerine bırakılamaz. Yapılması gereken; çocuğun deneyimini onaylarken, müdahaleleri ve asıl teşhisi mutlaka kanıta dayalı, titiz bir klinik değerlendirme ve profesyonel destek zeminine oturtmaktır.”</p>
<p><strong>Profesyoneller için dijital çağ rehberi</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Mitra Niazi’nin çalışması, dijital kültür ile çocuk gelişiminin kesiştiği bu zorlu alanda çalışan sağlık profesyonelleri, eğitimciler ve politika yapıcılar için bir rehber niteliği taşıyor. Bölümde, artan dijital klinik manzarada gelecekteki klinik uygulamalar ve araştırmalar için yönlendirici stratejiler de sunuluyor.</p>
<p>Niazi çalışmasının hedefini, “Klinik uygulamalarımızda dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkisini artık dışarıda bırakamayız. Bu çalışma ile amacımız; klinik karar alma süreçlerinde bilimsel titizlikten ödün vermeden, dijital çağın getirdiği bu yeni &#8216;kendi kendine tanı&#8217; olgusuna karşı kapsayıcı, etik ve kanıta dayalı stratejiler geliştirmektir.” sözleriyle özetledi.</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi’nden küresel çapta bilimsel üretim</strong></p>
<p>Otizm değerlendirme, tanı ve tedavi süreçlerine güncel, eleştirel ve çok boyutlu bir bakış kazandıran bu akademik katkı; Üsküdar Üniversitesinin toplumsal duyarlılığı yüksek, güncel sorunlara odaklanan ve uluslararası bilimsel literatüre yön veren vizyonunun önemli bir örneğini oluşturuyor. Profesyoneller, klinisyenler ve akademisyenler için başvuru kaynağı olacak bu eser, otizm alanında dijitalleşmenin getirdiği zorluklara karşı güçlü bir bilimsel duruş sergiliyor.</p>
<p><strong>“İstediği tanıyı alana kadar uzman değiştirenler var”</strong></p>
<p>Kitabın önsözünde yer alan genel klinik tespitler de Öğr. Gör. Mitra Niazi’nin uyarılarının ne denli haklı olduğunu gözler önüne seriyor. Son on yılda otizm teşhis oranlarındaki keskin artışın arkasında yalnızca farkındalığın değil, davranışların “kimlik temelli” açıklamalarına yönelik kültürel bir eğilimin de yattığı belirtiliyor.</p>
<p>Kitabın giriş bölümünde, otizmin nörolojik ve gelişimsel temel yapısının değişmediği, ancak sosyal medya etkisiyle kavramın &#8220;sonsuz esnek&#8221; bir hale getirilmeye çalışıldığı vurgulanarak şu çarpıcı tespitlere yer veriliyor:</p>
<p>“Klinik kanıtlardan ziyade sosyal medyadaki anlatılarla şekillenen kesin bir inançla uzmanlara başvuranların sayısı hızla artıyor. Hatta bir uzmandan otizm tanısı alamayan bireyler, istedikleri onayı alana kadar uzman değiştirmeye (doktor doktor gezmeye) başlıyor. Sosyal medyada ampirik kanıtlardan yoksun şekilde popülerleşen ‘maskeleme’ veya ‘nöroçeşitlilik’ gibi terimler, ayırıcı tanıyı belirsizleştiriyor ve otizmin diğer psikiyatrik veya kişilik temelli durumlarla karıştırılmasına yol açıyor.”</p>
<p>Bu bağlamda kitap, yaşanmış deneyimleri küçümsemeden, sınırları giderek bulanıklaşan otizm kavramını yeniden bilimsel ve titiz bir klinik zemine oturtmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Otizme çok disiplinli ve uluslararası bakış</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Mitra Niazi’nin 8. bölümünü kaleme aldığı kitap, sadece dijital çağın getirdiği sorunlarla sınırlı kalmıyor. Uluslararası bir yazar kadrosu tarafından hazırlanan 9 bölümlük eser, otizm spektrum bozukluğuna dair güncel teşhis ve tedavi tartışmalarını tıp, ergoterapi, fizyoterapi ve sanat bağlamında çok disiplinli bir şekilde masaya yatırıyor:</p>
<p>Dr. Sanam Hafeez (Bölüm 1 ve 2), otizmin DSM-III&#8217;ten günümüze uzanan tarihsel sürecini ve ergenlik/yetişkinlik döneminde tanı arayışının karmaşıklığını ele alıyor. Kyriaki Stavrou (Bölüm 4) ise klinik tanıda nörobiyolojik ve davranışsal yaklaşımların nasıl entegre edilebileceğini inceliyor.</p>
<p>Scott M. Sokol (Bölüm 3) otizm ile cinsiyet çeşitliliği arasındaki kesişimi ve birlikte görülme oranlarını analiz ederken; Ryan Tessier (Bölüm 5) klinisyenleri en çok zorlayan konulardan biri olan otizm ve bipolar bozukluk birlikteliğine odaklanıyor.</p>
<p>Mogulla Archana ve ekibi (Bölüm 6), kısıtlı kaynaklara sahip bölgelerde maliyet etkin bir çözüm olarak &#8220;ebeveyn aracılı erken müdahaleyi&#8221; anlatıyor. Preeti Shrinivas Ganachari (Bölüm 7) motor ve duyusal işlev bozukluklarında fizyoterapi trendlerini ele alırken; Dunola Tri Nugraeni ve ekibi (Bölüm 9) Cava folklorik tiyatrosunun otizmli çocuklarda empati ve sosyal becerileri geliştirmedeki &#8220;dönüştürücü&#8221; gücünü bilimsel literatüre sunuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-tehlikeli-trend-624050">Dijital çağda tehlikeli trend!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital çağda yalnızlık derinleşiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-yalnizlik-derinlesiyor-610306</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[derinleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkilerin]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[kuşaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610306</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital iletişim araçlarının hayatın merkezine yerleştiği günümüzde, yalnızlık bireysel bir duygu olmanın ötesine geçerek küresel bir toplumsal soruna dönüşüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-yalnizlik-derinlesiyor-610306">Dijital çağda yalnızlık derinleşiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital iletişim araçlarının hayatın merkezine yerleştiği günümüzde, yalnızlık bireysel bir duygu olmanın ötesine geçerek küresel bir toplumsal soruna dönüşüyor. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Medya ve İletişim Doktora Programı kapsamında yürütülen bir doktora çalışması, dijital çağda yalnızlığın kuşaklar arası farklılıklar gösteren çok katmanlı bir olgu haline geldiğini ortaya koydu.</p>
<p>Dr. Yağmur Tanrıverdi tarafından hazırlanan ve danışmanlığını Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay’ın yürüttüğü doktora tezinde, sosyal medya kullanımının insan ilişkilerinin niteliğini dönüştürdüğü ve bu dönüşümün giderek daha yalnız bireylerden oluşan bir toplumsal yapıyı beslediği belirlendi.</p>
<p>Araştırma, nitel yöntemle yürütüldü; X, Y ve Z kuşaklarından aktif sosyal medya kullanıcılarıyla yapılan derinlemesine görüşmeler üzerinden dijital çağda sosyal ilişkilerin dönüşümü ve yalnızlık deneyimi incelendi. Görüşmelerden elde edilen veriler MAXQDA programı kullanılarak tematik analizle değerlendirildi; kuşaklar arası duygusal ifade farklılıklarını karşılaştırmak amacıyla LIWC-22 yazılımından yararlanıldı.</p>
<p><strong>Nitelikli ilişkilerin yerini yüzeysel bağlar aldı</strong></p>
<p>Araştırma bulguları, sosyal medya platformlarının iletişimi hızlandırmasına rağmen ilişkilerin derinliğini zayıflattığını gösteriyor. Özellikle X kuşağı katılımcılar, geçmişte emek ve süreklilik gerektiren “nitelikli ilişkilerin” yerini yüzeysel ve geçici bağların aldığını vurguluyor. Katılımcılar, sosyal medyadaki kalabalık arkadaş listelerinin gerçek hayattaki duygusal yakınlığı karşılamadığını ve bunun dijital yalnızlığı derinleştirdiğini ifade ediyor.</p>
<p><strong>Sosyal medyada “görmek”, gerçekten görüşmek mi?</strong></p>
<p>Çalışma, sanal ortamda sürekli haberdar olma halinin yüz yüze görüşme ihtiyacını azalttığını ortaya koyuyor. X ve Y kuşaklarına göre sosyal medya, insan ilişkilerini canlı tutan “merak duygusunu” zayıflatarak fiziksel buluşmaları erteliyor. Katılımcılar, birbirlerinin hayatlarını sosyal medya üzerinden takip etmenin “zaten görüşülüyormuş” hissi yarattığını, bunun da güçlü bir yalnızlık duygusuna yol açtığını belirtiyor. Bu durum, dijital çağın “birlikte yalnızlık” olgusunu güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Kıyas kültürü yalnızlığı derinleştiriyor</strong></p>
<p>Araştırmada öne çıkan bir diğer bulgu ise sosyal medyada yaygın olan kıyas kültürü. Özellikle Y ve Z kuşakları, başkalarının “en mutlu ve mükemmel” anlarının paylaşıldığı içeriklerden olumsuz etkileniyor. Katılımcılar, bu paylaşımların kendilerinde yetersizlik, mutsuzluk ve yalnızlık hislerini artırdığını ifade ediyor. “Herkes birlikte, ben neden yalnızım?” sorusu, bireylerin toplumdan uzaklaşmasına ve fiziksel izolasyona sürüklenmesine neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Dijital etkileşimler değersizlik hissi yaratabiliyor</strong></p>
<p>Sosyal medya etkileşimlerinin günlük hayatın önemli bir parçası haline geldiği özellikle Z kuşağı katılımcılar, mesajlara geç yanıt verilmesi ya da hiç yanıt alınamaması durumunda kendilerini değersiz ve yalnız hissettiklerini dile getiriyor. Jest ve mimiklerden yoksun dijital iletişim ortamlarının yanlış anlaşılmalara açık olması, duygusal kırılganlığı daha da artırıyor.</p>
<p><strong>Kuşaklar arasında yalnızlığa bakış farklılaşıyor</strong></p>
<p>Araştırma sonuçları, yalnızlığın kuşaklar arasında farklı anlamlar taşıdığını gösteriyor. X ve Y kuşakları yalnızlığı üzüntü, dışlanma ve anlaşılmama duygularıyla ilişkilendirirken; Z kuşağı yalnızlığı kişisel gelişim için bir fırsat olarak değerlendirebiliyor. Ancak Z kuşağı da sosyal medyada beklediği ilgiyi göremediğinde yalnızlık hissinden olumsuz etkileniyor.</p>
<p><strong>Yalnızlık bireysel değil, yapısal bir sorun</strong></p>
<p>Çalışma, dijital çağda yalnızlığın yalnızca bireysel bir sorun değil, iletişim biçimlerinin ve platform kültürünün şekillendirdiği yapısal bir toplumsal mesele olduğunu ortaya koyuyor. Bu bulgular, dijital iletişimin insan ilişkilerinde nicelik değil nitelik üzerinden yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret ediyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-yalnizlik-derinlesiyor-610306">Dijital çağda yalnızlık derinleşiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgehanelerden &#8220;Hafızlık 4.0: Modern Çağda Zihin Mimarisi&#8221; Programı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilgehanelerden-hafizlik-4-0-modern-cagda-zihin-mimarisi-programi-607357</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 13:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgehanelerden]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[hafız]]></category>
		<category><![CDATA[hafızlık]]></category>
		<category><![CDATA[mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik faaliyetlerini sürdüren Bilgehaneler tarafından, hafızlık hazırlık ve hafızlık ezber destek programı kapsamında öğrenci ve velilere yönelik “Hafızlık 4.0: Modern Çağda Zihin Mimarisi” programı gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgehanelerden-hafizlik-4-0-modern-cagda-zihin-mimarisi-programi-607357">Bilgehanelerden &#8220;Hafızlık 4.0: Modern Çağda Zihin Mimarisi&#8221; Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik faaliyetlerini sürdüren Bilgehaneler tarafından, hafızlık hazırlık ve hafızlık ezber destek programı kapsamında öğrenci ve velilere yönelik “Hafızlık 4.0: Modern Çağda Zihin Mimarisi” programı gerçekleştirildi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin öğrencilere yönelik faaliyetlerinden olan Bilgehaneler, hafızlık öğrencilerinin hafızlık süreçlerine desteğini sürdürüyor.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi’nde hafızlık hazırlık ve hafızlık ezber destek programı kapsamında öğrenci ve velileri için “Hafızlık 4.0: Modern Çağda Zihin Mimarisi” programı yoğun katılımla yapıldı.</p>
<p>Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan daha sonra Bilgehanelerin eğitim anlayışını ve hafızlık alanındaki çalışmalarını yansıtan tanıtım videosunun katılımcılarla paylaşıldığı programda “Hafızın Tacı” adlı şiir dinletisi de salonda duygu dolu anlar yaşattı.</p>
<p>Şiir dinletisinin ardından kürsüye çıkan, Bilgehaneler bünyesinde hafızlık eğitimini başarıyla tamamlayarak mezun olan hafız öğrenci, hafızlık yolculuğu boyunca edindiği kazanımları, karşılaştığı zorlukları ve bu süreçte kendisine rehberlik eden eğitimcilere dair duygu ve düşüncelerini paylaştı.</p>
<p>Programa konuk olarak katılan Dr. Hafız Sami Bayrakcı da modern çağda hafızlık eğitiminin zihinsel boyutuna dikkat çekerek, ezber süreçlerinde kullanılan çağdaş yaklaşımlar ve hafızlığın bireyin kişisel gelişimine katkıları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Kendisi de bir hafız ve hafız babası olan Bayrakcı, hafızlık sürecinde aile desteğinin hafız adayları üzerindeki belirleyici rolünü kendi hayatından örneklerle anlattı.</p>
<p>“Hafızlık 4.0: Modern Çağda Zihin Mimarisi” programı, öğrenci ve aileler için hem bilgilendirici hem de ilham verici yönüyle büyük beğeni topladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgehanelerden-hafizlik-4-0-modern-cagda-zihin-mimarisi-programi-607357">Bilgehanelerden &#8220;Hafızlık 4.0: Modern Çağda Zihin Mimarisi&#8221; Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Çağda Çocukların Yeni Pandemisi Miyopiye Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-cocuklarin-yeni-pandemisi-miyopiye-dikkat-606312</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 08:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[miyopi]]></category>
		<category><![CDATA[miyopiye]]></category>
		<category><![CDATA[pandemisi]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda çocuklarda miyopi (uzağı net görememe) sıklığında dünya genelinde belirgin bir artış gözlemleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-cocuklarin-yeni-pandemisi-miyopiye-dikkat-606312">Dijital Çağda Çocukların Yeni Pandemisi Miyopiye Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda çocuklarda miyopi (uzağı net görememe) sıklığında dünya genelinde belirgin bir artış gözlemleniyor. Miyopi yalnızca bir gözlük ihtiyacına yol açmakla kalmıyor, ilerlediğinde ciddi göz hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor. Aile öyküsü, uzun süreli tablet, telefon gibi ekranlarda çalışma yapmak ve erken yaşta ekran maruziyeti çocuklarda miyopi nedenleri arasında bulunuyor. Erken tanı ve doğru önlemlerle miyopinin ilerlemesi yavaşlatılabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda miyopi nedenleri ve tedavisi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Baş ağrısı varsa göz doktoruna gitmekte fayda var </strong></p>
<p>Normal ön arka uzunluğa, korneaya ve lense sahip gözlerde cisimlerin görüntüsü retina diye adlandırılan gözün sinir ağı tabakasına düşer ve bu görüntü retinamızda işlenerek beynimize aktarılır. Miyopi ise gözün ön-arka ekseninin normalden uzun olması (aksiyel miyopi) veya kornea ve/veya lensin kırma gücünün fazla olması (korneal/lentiküler miyopi) nedeniyle görüntünün gözün retinasının önünde oluştuğu bir kırma kusurudur. Bu nedenle miyopik gözler özellikle uzaktaki cisimleri bulanık görmemize sebep olur. Genellikle çocukluk çağında başlar ve büyüme çağında ilerleme eğilimindedir. Çocukluk ve büyüme çağında bu belirtiler ortaya çıkıyorsa göz doktoruna görünmekte fayda olabilir;</p>
<ul>
<li>Akademik ve sportif performansta düşüş görülür. Çocuklar tahtayı net göremediği için dersi yanındaki arkadaşının defterinden takip etmek zorunda kalabilir.</li>
<li>Baş ağrısı ve göz yorgunluğu,</li>
<li>Sosyal hayatta özgüven sorunları,</li>
<li>İleri yaşlarda kalıcı görme kaybı riski: erken dönemde tespit edilemeyen miyopi göz tembelliğine sebep olabildiği gibi, gözün başka hastalıklarına da sebep olarak kalıcı, gözlük ile düzeltilemeyen görme kayıplarına sebep olabilir. </li>
</ul>
<p><strong>İlerleyen miyopi göz hastalıklarını riskini artırabilir!</strong></p>
<p>Çocuklarda miyopi gelişimini ve ilerlemesini artıran başlıca risk faktörleri şunlardır:</p>
<ul>
<li>Aile öyküsü (anne veya babada miyopi olması), genetik yatkınlık,</li>
<li>Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları (tablet, telefon, bilgisayar),</li>
<li>Yetersiz açık hava aktivitesi</li>
<li>Erken yaşta ekran maruziyeti</li>
<li>Kapalı alanlarda uzun süre vakit geçirmek</li>
</ul>
<p>Miyopi yaşamın ilerleyen dönemlerinde ciddi göz hastalıkları riskini artırır. Bu riskler miyopinin derecesi arttıkça daha da artmaktadır. Ayrıca belli bir derecenin üzerine çıkan miyopiyi “göz çizdirme” olarak bilinen refraktif lazer cerrahisi ile düzeltmek mümkün olmamaktadır.</p>
<p>Bir diğer konu da gözler refraktif lazer cerrahisi veya diğer yöntemler ile gözlüklerden kurtarılsa bile, bu operasyonlar miyopinin yanında getirmiş olduğu risklerden bizleri korumaz. Bu riskler:</p>
<ul>
<li>Retina yırtığı ve retina dekolmanı</li>
<li>Miyopik makula dejenerasyonu</li>
<li>Glokom (göz tansiyonu)</li>
<li>Erken yaşta katarakt</li>
</ul>
<p>Bu nedenle çocukluk çağında başlayan miyopi, yalnızca bugünün değil, geleceğin de göz sağlığını ilgilendiren bir konudur.</p>
<p><strong>Göz numarasının artışı kontrol altına alınmalı</strong></p>
<p>Miyopi progresyonu, çocuğun büyüme süreci boyunca numaranın giderek artmasıdır. Özellikle 6-12 yaş arasında ilerleme daha hızlıdır. Kontrol altına alınmayan progresyon, yüksek miyopi ile sonuçlanabilir. Özellikle Uzakdoğu’da oldukça büyük bir sağlık problemi haline gelen miyopi progresyonu, son yıllarda ülkemizde de giderek artmıştır. Covid-19 pandemisi ile içeri kapandığımız yıllarda ülkemizde miyopi progresyonun oldukça hızlandığı yapılan bilimsel çalışmalar ile gösterilmiştir. Patolojik/dejeneratif miyopi olarak bilinen bir grupta ise progresyon çocukluk çağından sonra bile devam etmektedir. </p>
<p><strong>Çocuğunuzun ekran süresini kontrollü olarak sınırlayın</strong></p>
<p>Artık tüm dünyada dijital çağın pandemisi olarak kabul edilen miyopide, progresyonun önlenmesi için birçok bilimsel çalışma yapılmıştır ve yapılmaya devam etmektedir. Günümüzde miyopi progresyonunu yavaşlatmaya yönelik kanıta dayalı ve etkili yöntemler bulunmaktadır:</p>
<ul>
<li>Açık havada günde en az 2 saat zaman geçirmek, </li>
<li>Yakın çalışmalarda 20-20-20 kuralı</li>
<li>Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 20 feet (6 metre) uzağa bakmak</li>
<li>Ekran süresinin sınırlandırılması</li>
<li>Uygun gözlük veya kontakt lens kullanımı</li>
<li>Miyopi kontrolüne özel camlar</li>
<li>Orto-keratoloji (gece lensleri)</li>
<li>Düşük doz atropin tedavisi (doktor kontrolünde)</li>
</ul>
<p>Her çocuk için en uygun yöntem, ayrıntılı bir göz muayenesi sonrasında belirlenmelidir. Çocuklarda düzenli göz muayeneleri ihmal edilmemelidir. Miyopi ne kadar erken fark edilirse, ilerlemesi o kadar etkili şekilde kontrol altına alınabilir. Amaç sadece net görmek değil, çocuğun ömür boyu göz sağlığını korumaktır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-cocuklarin-yeni-pandemisi-miyopiye-dikkat-606312">Dijital Çağda Çocukların Yeni Pandemisi Miyopiye Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde dijital çağda aile iletişiminde bağımlılık riski masaya yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-dijital-cagda-aile-iletisiminde-bagimlilik-riski-masaya-yatirildi-579112</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişiminde]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAM) tarafından EKAM Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sinem Utanır Altay koordinatörlüğünde  “Dijital Bağımlılık ve Aile İçi İletişime Etkileri Paneli” düzenlendi. Çevrimiçi yapılan panelde konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-dijital-cagda-aile-iletisiminde-bagimlilik-riski-masaya-yatirildi-579112">Ege Üniversitesinde dijital çağda aile iletişiminde bağımlılık riski masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAM) tarafından EKAM Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sinem Utanır Altay koordinatörlüğünde  “Dijital Bağımlılık ve Aile İçi İletişime Etkileri Paneli” düzenlendi. Çevrimiçi yapılan panelde konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek yer aldı. Etkinliğe Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Vildan Koçoğlu Gündoğdu,  müdür yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Sinem Utanır Altay ve Doç. Dr. İlkay Südaş, akademisyenler ve  öğrenciler katıldı. Panelde, dijitalleşmeyle birlikte değişime uğrayan aile yapısı; &#8220;dijital yerliler&#8221; ve &#8220;dijital göçmenler&#8221; kavramları üzerinden incelenerek, dijital bağımlılığın aile ve toplum üzerindeki yansımaları kapsamlı bir şekilde tartışıldı.</p>
<p>Panelde konuşan EKAM Müdürü Doç. Dr. Vildan Koçoğlu Gündoğdu,  “Bugün, son yılların en büyük problemlerinden biri üzerinde duracak ve bazı önlemlerle neler yapabileceğimizi tartışacağız. Aileleri bilinçlendirmek ve kendimizi bu yöne adamakla bazı olumsuzlukların üstesinden gelebileceğimize inanıyorum. Akademisyenler olarak biz bu konunun oldukça içindeyiz; araştırmalarımızı yürütürken yapay zekadan da faydalanıyoruz. Belki de teknolojinin olumlu yönlerini daha çok kullandığımız için, olumsuz taraflarını daha az görüyoruz. Bu bağlamda, kamu spotlarının hazırlanması ve seminerlerin düzenlenmesinin büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Ayrıca, daha büyük otoritelerin getireceği kısıtlamalar işi kolaylaştıracaktır. Örneğin; çeşitli sosyal medya uygulamalarının sınırlandırılarak açılması, eğitim içerikli olması ve yaş sınırlarının getirilmesi gibi önlemlerle daha fazla yol kat edilebilir. Değerli bilgilerini bizimle paylaşacak olan Prof. Dr. Gülsüm Şimşek hocamıza teşekkür ederiz” diye konuştu.</p>
<p><b>“Dijitalleşme aile yapısını değiştirdi”</b></p>
<p>Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sinem Utanır Altay ise, “Toplumun temel yapı taşı olan ailenin geleneksel yapısı, dijitalleşmeyle birlikte değişime tâbi olmuştur. İnternetle birlikte yaşamımıza ‘dijital yerliler’, ‘dijital göçmenler’, ‘dijital aileler’ gibi kavramlar girmiştir ancak dijitalleşme, pozitif yanlarıyla birlikte negatif unsurları da hayatımıza dâhil etmiştir. Birey, aile ve toplum olarak dijital ortamdan soyutlanmadan sağlıklı bir şekilde hayatımızı devam ettirebilmek için dijital farkındalığımızın olması gerekmektedir. Bu konferans kapsamında, geleneksel aileden dijital aileye dönüşümü, dijitalleşmenin ailede eşler arasındaki etkisi, dijitalleşmenin ailede çocuklara ve çocuk-ebeveyn ilişkisine etkisi, dijitalleşmenin olumlu-olumsuz özellikleri, dijital bağımlılığın belirtileri, dijital bağımlığın topluma yansımaları gibi konuların yanında, Dijital dünya bizleri nasıl içine çekiyor? Bilinçli ‘dijital anne-baba’ olabilmek için neler yapabiliriz? gibi sorular çerçevesinde tartışacağız” diye konuştu.</p>
<p><b>“Dijital bağımlılık ciddi bir problemdir”</b></p>
<p>Kişilerin sanal ortamlarda daha fazla vakit geçirmesine neden olan etmenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek, “Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla artan dijital bağımlılık, özellikle aile yapısındaki sorunlardan beslenen ciddi bir problem olarak öne çıkmaktadır. Boşanma, aile içi şiddet, tutarsız ebeveynlik tutumları ve çocuklara söz hakkı tanınmayan baskıcı ortamlar, gençleri ve çocukları dijital dünyaya itmektedir. Bireysel faktörler olarak ise yalnızlık hissi, sosyalleşme zorlukları, utangaçlık ve düşük özgüven gibi kişilik özellikleri, kişilerin sanal ortamlarda daha fazla vakit geçirmesine neden olmaktadır. Bu durum, aile içi iletişimi zayıflatmakta ve nesiller arası bağı kopararak dijital bir aile modeline geçişi hızlandırmaktadır. Dijitalleşme, bilgiye erişim ve uzaktakilerle iletişim gibi faydalar sunsa da, bilinçsiz kullanım bu olumlu yönleri gölgede bırakmaktadır” dedi</p>
<p><b>“Çocuklar savunmasız kalıyor”</b></p>
<p>Bazı oyunların çocukların zihinsel gelişimini sekteye uğrattığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek, “Dijital bağımlılığın birey ve toplum üzerindeki olumsuz etkileri psikolojik, fiziksel ve sosyal boyutlarda kendini göstermektedir. Psikolojik olarak kaygı, nomofobi, depresyon ve sosyal medyadaki ‘mükemmel’ hayatların yarattığı yetersizlik hissi yaygınlaşmaktadır. Fiziksel olarak ise mavi ışığa maruz kalmaya bağlı uyku bozuklukları, boyun düzleşmesi gibi iskelet sistemi sorunları ve hareketsiz yaşam tarzı öne çıkmaktadır. Sosyal açıdan, yüz yüze iletişimin zayıflaması, empati ve çatışma çözme gibi becerilerin körelmesi en büyük tehlikelerdendir. Özellikle çocuklar, zihinsel gelişimlerinin sekteye uğraması ve ‘Mavi Balina’ gibi oyunlar veya manipülatif yapay zeka sohbetleri aracılığıyla intihara kadar sürüklenebilen tehlikelere karşı savunmasız kalmaktadır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Bütüncül yaklaşımla mücadele edilmeli”</b></p>
<p>Dijital bağımlılıkla bütüncül bir yaklaşımla mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek, “Bu çok yönlü sorunun çözümü, bireysel, ailesel ve toplumsal düzeyde atılacak adımları gerektirmektedir. Aileler için ‘dijital ebeveynlik’ kavramı çerçevesinde bilinçlenmek, çocukların ekran sürelerine sınırlar koymak, çevrimiçi aktivitelerini denetlemek ve onlarla diyalog kurmak kritik önem taşımaktadır. Eğitim sisteminde dijital okuryazarlık derslerinin yaygınlaştırılması ve devlet tarafından kamu spotları hazırlanması gibi politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, akademik başarısızlık, iş gücü verimliliğinde düşüş ve Türkiye&#8217;de her üç gençten birini etkileyen ‘ev genci’ olmak gibi toplumsal sorunların derinleşmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle dijital bağımlılık, domino etkisi yaratan bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmalı ve bütüncül bir yaklaşımla mücadele edilmelidir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-dijital-cagda-aile-iletisiminde-bagimlilik-riski-masaya-yatirildi-579112">Ege Üniversitesinde dijital çağda aile iletişiminde bağımlılık riski masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korku odaklı eğitim bu çağda suçu artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/korku-odakli-egitim-bu-cagda-sucu-artiriyor-574112</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 09:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[Suça]]></category>
		<category><![CDATA[suçu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zayıf aile bağları ve dijitalleşmenin çocukları suça ittiğini belirten Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Suça sürüklenen çocukların analizlerine baktığımız zaman en çok öne çıkan iki sebep var.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/korku-odakli-egitim-bu-cagda-sucu-artiriyor-574112">Korku odaklı eğitim bu çağda suçu artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zayıf aile bağları ve dijitalleşmenin çocukları suça ittiğini belirten Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Suça sürüklenen çocukların analizlerine baktığımız zaman en çok öne çıkan iki sebep var. Birincisi zayıf aile bağları ikincisi ise dijitalleşme. Bu iki etken çocuğun erken yaşta gelişen ruhuna paralel olmayan bilgileri erken yaşta edinmesine yol açıyor. Çocuk bu bilgilerle karşılaştığında doğru kararlar veremiyor. Rehberlik edecek anne ve babasının yetersiz kalması, aile bağlarının zayıf olması çocuğun erken yaşta suç davranışına yönelmesine sebep oluyor. Suça aday hale geliyor ve suç etkileyecek unsurlar ortaya çıktığında çok rahatlıkla suça karışabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Bu dönemde kendi kimliğini arayıp bulma dönemine girerler”</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde çocukların kimlik karmaşası yaşadığını belirten Prof. Dr. Tarhan; “Çocuğun erken ergenlik dönemi genellikle 12 yaş civarında başlıyor. Bazı çocuklar ise 10-12 yaş arasında ergenliğe girebiliyor. Çocuk ergenliğe girdiğinde ‘Ben kimim? Nereye yönelmeliyim? Niçin?’ gibi sorular sorar. Bu dönemde kendi kimliğini arayıp bulma dönemine girerler. Bu süreçte bir kimlik karmaşası bir kimlik kaosu yaşar. Bu kimlik kaosu içerisinde hatalar yapar, düşer kalkar ve zamanla kendi kimliğini oluşturur. Toplumdan, ailesinden, sosyal etkileşimlerden etkilenir ve kendi kimliğini bulur. Bu çocuklar sadece bizim çocuklarımız değil yaşadığımız toplumun çocukları haline geliyorlar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Günümüz gençleri eski kuşaklara göre daha kırılgan”</strong></p>
<p>Çocuklarda hesap verme duygusunun gelişmiş olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan; “Sosyoekonomik ortam elbette bir tür suça itici ortam oluşturuyor. Beklenti düzeyinin yüksek olması, aile bağlarının zayıflaması ve bu gibi durumlar çocuklardaki sorumluluk duygusunu zayıflatıyor. Yani çocuklarda hesap verme duygusu çok önemli. Küçük yaşta anneye, topluma ve aileye karşı bir hesap verme duygusu gelişmesi gerekiyor. Bu duygu çocukta zayıfladığında ise çocuk suça aday ve kırılgan bir hale geliyor. Günümüz gençleri eski kuşaklara göre daha kırılgan.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Birlikte zaman geçiren ailelerde suç ve şiddet olayları azalıyor”</strong></p>
<p>Ailelerin çocuklarıyla daha çok zaman geçirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan; şöyle devam etti:</p>
<p> “Birlikte zaman geçiren ailelerde suç ve şiddet olayları azalıyor. Ancak çocuklar artık nitelikli beraberlik istiyor sadece aynı odada oturmak yetmiyor. Herkesin elinde cep telefonu var. Bu nedenle ailelerin dijital detoks yapması gerekiyor. Haftada belli saatlerde belli günlerde çocukları dijital ortamdan mahrum bırakıp yüz yüze temas sağlamak önemli.</p>
<p>Yüz yüze sohbet ve paylaşım gerekiyor. Birlikte yanlışı ve doğruyu konuşmak, deneyimleri paylaşmak şart. Nitelikli beraberlik olan ailelerde, çocuk suça veya uyuşturucu bağımlılığı gibi olumsuz etkilere maruz kalsa bile hatasını fark edip geri dönebiliyor. Evin güvenli bir alan olması çok önemli. Çocuğun evi sevmesi gerekiyor. Eğer çocuk evini seviyorsa ve ev güvenli bir alansa, dışarıda suça yönelik bir durum olduğunda anne ve babasıyla konuşabiliyor. Çocuk bir iki deneme yapabilir ama dışarıdaki ilişkilerin sahte olduğunu fark ederek gerçek güveni ailede buluyor ve aileye dönüyor. Buradaki sihirli kavram, evin güvenli alan olması. Anne baba olarak artık eski çocuk eğitim yöntemlerini, kendi çağımızdaki çocuklara uygulayamayız. Günümüzün çocukları, farklı bir dönemde yaşıyor. Hatta Hazreti Ali’nin bir sözü var ‘Çocukları yaşadığı çağa göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin.’ Biz, ‘Ben annemden babamdan böyle gördüm.’ diye çocuklarımızı eğitirsek onları kaybedebiliriz. Bu nedenle çocukları 10-20 yıl sonra karşılaşacakları gerçekliğe göre yetiştirmeliyiz.”</p>
<p><strong>Çocukları korkutarak değil utanma ve merhametli olma duygularını güçlendirerek eğitelim!  </strong></p>
<p>Dışarıda mutluluğu arayan çocukların suça sürüklendiğini belirten Prof. Dr. Tarhan; “Suça ve şiddete yönelen ailelere baktığımızda aile bağlarının zayıf olduğunu görüyoruz. Ya parçalanmış aileler söz konusu ya da evde sürekli bir gerilim var. Çocuk evden korku ile geliyor. Korku odaklı eğitimin bu çağda suçu artırıyor, çocuğu aileden uzaklaştırıyor. Burada çocuğumuzu şımartmak da doğru değil. Çocukları korkutarak değil utanma ve merhametli olma duygularını güçlendirerek eğitelim. Çocuğumuzla laubali bir ilişki kurmak da uygun değil. Burada önemli olan çocuğumuzla hayat yolunda yol arkadaşı olabilmek. Ona büyük insan gibi davranacağız ama büyük insan davranışı beklemeyeceğiz. Çocuğunu dinleyebilen anne babalar, çocukla problemleri çok daha kolay çözebiliyor. Ancak günümüzde anne babalar sürekli zaman baskısı hissediyor ve çocuklarına çoğu zaman emirler ve buyruklarla yaklaşıyor. Bu durumda çocuk mutluluğu dışarıda arıyor. Dışarıda mutluluğu arayan çocuklar da kolaylıkla suça yöneliyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Devletin mevcut politikalarını değiştirmesi gerekiyor”</strong></p>
<p>Aile politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan; “Devletin mevcut politikalarını değiştirmesi gerekiyor. Aile politikalarının birliğinin ve bütünlüğünün yeniden gözden geçirilmesi şart. Zaten doğurganlık hızımız Avrupa’da dibe doğru düştü ve Türkiye’nin nüfusu ciddi şekilde azalma trendine girdi. Bu nedenle 2025 Aile Yılı ilan edildi. Yani bugüne kadar uygulanan aile politikaları masaya yatırılmalı ve yeniden çözümlenmeli. Ailenin güçlendirilmesi gerekiyor. En önemlisi kısa, orta ve uzun vadeli çalışmalar yapılmalı. Kısa vadeli çalışmalar şu anda suça karışan ya da suça sürüklenen çocuklarla ilgili rehabilitasyon ve sosyal çalışmaları kapsamalı. Bu konuya ciddi şekilde projelerle destek sağlanmalı. Nasihatlerle ya da halkla ilişkiler çalışmalarıyla bu sorun çözülemez. Projelerle, planlı ve somut adımlarla yaklaşmak gerekiyor. Çocukların kendini kanıtlama ihtiyacı ve ergenlikte sosyal medyanın etkisine açık hale gelme durumu, olumlu alternatifler üretilerek yönetilmeli. Ancak bunun için ciddi kaynak ayrılması şart. Mevcut kaynaklar yeterli değil. Bu alana ayrılacak kaynak, Milli Savunmaya ayrılan kaynaktan daha önemsiz değildir.” diyerek sözlerini sonlandırdı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/korku-odakli-egitim-bu-cagda-sucu-artiriyor-574112">Korku odaklı eğitim bu çağda suçu artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital çağda sosyal bilimlerin yeni yüzü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-sosyal-bilimlerin-yeni-yuzu-561606</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 12:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimlerin]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yüzü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite tercih döneminde sosyal bilimler alanında kariyer hedefleyen adaylara seslenen Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (İTBF) Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gümüş Demir, fakülte hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-sosyal-bilimlerin-yeni-yuzu-561606">Dijital çağda sosyal bilimlerin yeni yüzü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite tercih döneminde sosyal bilimler alanında kariyer hedefleyen adaylara seslenen Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (İTBF) Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gümüş Demir, fakülte hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>“Biz sadece ders anlatmıyoruz!”</strong></p>
<p>Bir aday öğrencinin neden Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’ni tercih etmeli sorusuna yanıt veren Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gümüş Demir, “Biz sadece ders anlatmıyoruz. Öğrencilerimizi hayata hazırlıyoruz. Sorgulamayı, anlamayı, farklı düşünebilmeyi, eleştirel bir gözle bakabilmeyi öğretiyoruz ve bunu sadece kitaplarla değil dijital dünyanın sunduğu imkânları sosyal bilimlerle birleştirerek yapıyoruz. Fakültemiz, öğrencilerin yalnızca bilgiyi edinmesini değil, bu bilgiyi çözümleme, değerlendirme ve yaratıcı biçimlerde kullanabilmesini amaçlar. Analitik düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik vaka analizleri, tartışma temelli dersler ve proje tabanlı öğrenme yöntemleriyle öğrencilerimize geniş perspektifler kazandırıyoruz. Ayrıca, dijital okuryazarlık çağın gereği olarak her programda temel bir kazanım olarak yapılandırılmıştır.” dedi.</p>
<p><strong>Disiplinler arası bakış açısıyla yarın birlikte tasarlanıyor</strong></p>
<p>Disiplinler arası bakış açısıyla bugünü anlamayı ve yarını birlikte tasarlamayı önemsediklerini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gümüş Demir, “Fakültemizde öğrenim sadece dört duvarla sınırlı kalmaz, sınıflar aynı zamanda bilgiye her zaman erişilebilen bir öğrenme alanına dönüşür. Mezunlarımız çağın gereklerine uygun donanımlarla yetişerek yepyeni iş alanlarında kendilerine yer bulur. Çünkü biliyoruz, sosyal bilimler artık sadece akademik bir ilgi alanı değil, dijital dünyanın merkezinde yer alan güçlü bir alan hâline geldi. Fakültemiz bünyesindeki her bölüm hem teorik derinlik hem de uygulamalı öğrenme imkânları sunacak şekilde yapılandırılmıştır. Örneğin Psikoloji Bölümünde deneysel yöntemler laboratuvar ortamında uygulanırken, Sosyoloji Bölümü saha araştırmaları ve dijital veri toplama araçlarıyla desteklenir. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Programında simülasyonlar ve diplomasi çalıştayları, Felsefe Bölümünde ise çağdaş felsefi problemler üzerine tartışma atölyeleri yer alır. İngilizce Mütercim ve Tercümanlık öğrencileri çeviri teknolojileri laboratuvarlarında çalışarak profesyonel hayata hazırlanırlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Öğrencilerle güçlü bir bağ kuruluyor</strong></p>
<p>Fakültenin öğrencilerle güçlü bir bağ kurduğunu da kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gümüş Demir, “Akademik danışmanlık sistemi, burs olanakları, proje destekleri ve başarı teşvikleri ile öğrencilerimizin hem akademik hem de kişisel gelişimlerine eşlik ediyoruz. Kimi zaman bir araştırma projesinde, kimi zaman öğrenci kulüplerinde, bazen de kampüs koridorlarında öğrencilerimizle birlikte düşünmeye, üretmeye ve öğrenmeye devam ediyoruz. Biz İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi olarak, sadece mezun vermek istemiyoruz. Geleceğe katkı sunacak, toplumu anlayan ve dönüştürme cesareti olan bireyler yetiştirmek istiyoruz. Çünkü inanıyoruz ki insanı anlamadan, dünyayı değiştirmek mümkün değil. Ve bu değişim, işte burada, Üsküdar Üniversitesinde başlıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-sosyal-bilimlerin-yeni-yuzu-561606">Dijital çağda sosyal bilimlerin yeni yüzü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern çağda ilişkiler neden kısa ömürlü?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-iliskiler-neden-kisa-omurlu-550414</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 07:35:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[ömürlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern çağda ikili ilişkilerin büyük bir kısmı, adeta bağ kurulamadan başlıyor ve aynı hızla son buluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-iliskiler-neden-kisa-omurlu-550414">Modern çağda ilişkiler neden kısa ömürlü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağda ikili ilişkilerin büyük bir kısmı, adeta bağ kurulamadan başlıyor ve aynı hızla son buluyor. Tahammülsüzlük ve kişisel önceliklerin ilişkiden öne geçirilmesi, dijital çağın getirdiği sürekli bağlantıya rağmen gerçek iletişimin kurulamaması yani iletişim çağında derin iletişimsizlik, empati eksikliği ve sabırsızlık ilişkileri yıpratan başlıca unsurlar arasında yer alıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Aycan Koç</strong> “Günümüzde ne yazık ki ikili ilişkilerde her iki taraf da çoğunlukla yalnız hissediyor. İlişkilerde artık samimiyet değil, strateji belirleyici oluyor. İnsanlar birine yaklaşırken dahi “nasıl görünüyorum, yeterince ilgi çekiyor muyum, kaybedersem nasıl toparlarım?” gibi hesaplarla hareket ediyor. Öte yandan sosyal medyanın ikili ilişkilerdeki yıkıcı etkisi de göz ardı edilemez. Çünkü ilişkiler günümüzde artık sadece iki kişi arasında yaşanmıyor; görünürlük, beğeni ve onay arayışı da sürecin içine dahil olmuş durumda. Bir hikayede etiketlenmemek, birlikte çekilen fotoğrafın paylaşılmaması ya da geç gelen bir mesaj bile, ilişkinin kolaylıkla derinden sarsılmasına neden olabiliyor” diyor. Özellikle Z kuşağında bu durumun daha da belirgin olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Aycan Koç, günümüzde ikili ilişkileri tüketen 6 yaygın hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Eleştiriyi iletişim sanmak </strong></li>
</ul>
<p>Birçok kişi rahatsızlığını dile getirirken, aslında karşısındakini yargılıyor. “Bu davranışın beni etkiledi” demek yerine “Sen zaten hep böylesin” cümleleriyle konuşmak, iletişimi çözüm değil, saldırı haline getiriyor. Uzman Klinik Psikolog Aycan Koç “Eleştiri, duygu temelli bir farkındalık içermediğinde savunmaya neden olur. Partnerini sürekli yetersiz gören bir yaklaşım, bir süre sonra ilişkiyi de değersizleştirir. İletişim; suçlamak değil, paylaşmaktır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Susarak mesafe koymak</strong></li>
</ul>
<p>Susmak her zaman sakinlik değil, çoğu zaman uzaklaşmadır. “Konuşacak bir şeyim yok”, “Zaten anlamıyorsun”, “Ne fark edecek ki?” Bu tür cümlelerin ardında genellikle çözümden değil, kopuştan beslenen bir tavır yatar. Konuşulmayan her mesele, zamanla birikerek ilişkiyi sessizce tüketir. İlişkiler, duyguların dolaşıma girebildiği kadar yaşar. </p>
<ul>
<li><strong>Partnerini toplum içinde küçük düşürmek</strong></li>
</ul>
<p>Partnerini başkalarının yanında alaya almak, ima yollu eleştirmek ya da küçümsemek ilişkideki güven zeminini zedeler. Daha da yıpratıcı olan ise bu davranış sonrası gelen şu cümledir: “Çok alıngansın, şaka yaptım.” İlişkide yaşanan kırgınlık değil, o kırgınlığı dile getirince suçlanmak asıl yarayı oluşturur. Saygı, ilişkide sevgi kadar onarıcıdır. </p>
<ul>
<li><strong>“Ben Böyleyim” cümlesiyle değişime direnç göstermek </strong></li>
</ul>
<p>“Beni böyle kabul et” cümlesi, çoğu zaman değişime dirençtir. Oysa ilişki, iki tarafın da birlikte gelişmesiyle güçlenir. Sabit kalan bir kimlik yapısı, zamanla ilişkiyi esnetilemeyen bir alana dönüştürür. Ve esnemeyen her yapı, ilk sarsıntıda kırılır. </p>
<ul>
<li><strong>Duyguların adını koymadan anlaşılmayı beklemek </strong></li>
</ul>
<p>“Ben söylemeden anlamalı”, “Seviyorsa hisseder” Bu tür düşünceler, duygusal beklentiyi romantize ederken iletişimi yok sayar. Oysa ifade edilmeyen her duygu, zamanla kırgınlığa dönüşür. İlişkiler, sezgilerle değil, açıklıkla güçlenir. </p>
<ul>
<li><strong>Dijital tuzağa düşmek!</strong></li>
</ul>
<p>Uzman Klinik Psikolog Aycan Koç “Sosyal medya, yalnızca tanışmaları kolaylaştırmadı; bağ kurmanın değerini de azalttı. Artık biriyle sorun yaşandığında çözüm aramak yerine, “yerine koyulabilecek başka biri” fikri devreye giriyor. İlişkiler derinleşmeden tüketiliyor, bir ‘tıkanıklık’ anında vazgeçmek, beklemekten daha kolay geliyor. Çünkü dijital çağda herkes ulaşılabilir ama kimse vazgeçilmez değilmiş gibi bir algı hakim. Öte yandan, görünürlük ve beğenilme isteğinin ilişkilerin önüne geçmesiyle; bir hikayede etiketlenmemek, birlikte çekilen fotoğrafın paylaşılmaması ya da geç gelen bir mesaj bile, ilişkinin kolaylıkla derinden sarsılmasına neden olabiliyor. Oysa ilişki, dışarıdan nasıl göründüğünden çok, içeride nasıl hissedildiğiyle yaşanır. Bağ, beğeniyle değil, güvenle kurulur” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-iliskiler-neden-kisa-omurlu-550414">Modern çağda ilişkiler neden kısa ömürlü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital çağda hemşirelik mesleğinde yeni roller ortaya çıkacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-hemsirelik-mesleginde-yeni-roller-ortaya-cikacak-531253</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:28:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[çıkacak]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[hemşirelik]]></category>
		<category><![CDATA[mesleğinde]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[roller]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531253</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen “Uluslararası Hemşirelik Bilişimi Sempozyumu”, ABD’den konuk konuşmacıların da katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-hemsirelik-mesleginde-yeni-roller-ortaya-cikacak-531253">Dijital çağda hemşirelik mesleğinde yeni roller ortaya çıkacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen “Uluslararası Hemşirelik Bilişimi Sempozyumu”, ABD’den konuk konuşmacıların da katılımıyla gerçekleşti. Teknolojik gelişmelerin hemşirelik mesleğine olan katkılarının vurgulandığı sempozyumda </span></span></span></b><b><span><span><span>dijital çağda sağlık ve hemşirelik bilişiminin önemi, hemşirelik terminolojileri, sağlıkta yapay zeka uygulamaları ve yenilikçi dijital uygulamalara ilişkin alanlarda bilgi ve yetkinliklerin</span></span></span></b> <b><span><span><span>önemi vurgulandı. Sempozyum kapsamında bir konferans veren ABD Minnesota Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nden Assist. Proff. Robin R. Austin, dijital çağda hemşirelik mesleğinde yeni paradigmaların ve yeni rollerin ortaya çıkacağını söyledi. Hemşirelerin bilişim alanındaki gelişmeleri yakalamasının ve bu alandaki yeteneklerini geliştirmesinin önemini vurgulayan Austin, “Her hemşire bir bilişim hemşiresidir. Dijital ve veri okuryazarlığı önem kazanacak” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs Dr. Ralph A. Defronzo Oditoryumu&#8217;nda gerçekleştirilen sempozyumda ABD’den konuk konuşmacıların da aralarında bulunduğu katılımcılar, yapay zekanın hemşirelik mesleğine yaptığı katkılara dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aytolan Yıldırım, hemşirelik mesleğinde bilişim sisteminin önemini vurgulayarak günümüzde evde sağlık ve tele sağlık hizmetleriyle hastaneye gelmeden hastaların tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin gerçekleştirildiğini söyledi. Günümüzde bilişim hizmetleri sayesinde iyileştirilmiş bakım sonuçları, hasta güvenliği, zamanın etkin kullanımı, kaliteli bir hizmet, elde edilen verilerden araştırma sonuçlarına ulaşmak veri tabanlı kararlara ulaşabilmek gibi önemli sonuçlar elde edildiğini söyleyen Yıldırım, “Bu gerçekten çok etkili ve yararlı bir sistem. Günlük hayatımızın her alanında kullanılıyor. Mesleki etik değerlerden uzaklaşmadan bu sistemin kullanılması önemli. Kullandığımız bilişsel sistemler sadece bir araç asla amaç değil. Daha güvenilir ve kaliteli bir hizmet sunmak için yararlandığımız araçlar olacak. Hasta bakımını bu araçlar sayesinde daha güvenli bir şekilde yerine getireceğimize inanıyorum.” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Teddie Potter: “Bilişim hemşireleri hayati rol oynayabilir”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sempozyum, ABD Minnesota Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Gezegen Sağlığı Direktörü Prof. Teddie Potter’in “Gezegen Sağlığı Bilişimi: Sürdürülebilir Bir Geleceğe Giden Yol” başlıklı konferansı ile başladı. Prof. Dr. Potter, gezegen sağlığı bilişiminin insan, hayvan ve doğal sistemlerin sağlığını yakalayan araçlar ve teknikleri içerdiğini belirterek “Bilişim hemşireleri  veri toplama ve analizine liderlik etmek, müdahaleleri yönlendirecek eğilimleri ve yöntemleri belirlemek ve bireysel ve toplum sağlığını iyileştirirken çevreyi korumaya yönelik kamu politikalarını şekillendirmede hayati bir rol oynayabilirler” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Robin R. Austin: “Hemşirelikte yeni roller doğuyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ABD Minnesota Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nden Assist. Proff. Robin R. Austin ise “Dijital Çağda Hemşirelik: Daha Sağlıklı Bir Yarın İçin Bilişim” başlıklı konferansta içerisinde bulunduğumuz dijital çağda bilişim sistemleri ve yapay zekanın günümüzde hemşirelik mesleği üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Bilişim sistemleri sayesinde kişiselleştirilmiş sağlık, nüfus düzeyinde veri odaklı sağlık ve yapay zeka destekli hemşirelik araştırmaları olanaklarının arttığını ifade eden Austin, dijital çağda hemşirelik mesleğinde yeni paradigmaların ve yeni rollerin ortaya çıkacağını söyledi.  Bu yeni rolleri sanal bakım hemşiresi, kişiye özel sağlık koordinatörü olan hemşire, hemşirelik bilişimi yenilikçisi, artırılmış gerçeklik/sanal gerçeklik hemşire eğitmeni ve hemşire veri bilimcisi şeklinde sıralayan Austin, “Hastane yöneticilerinin yüzde 74’ü sanal hemşireliğin akut bakım için önemli hale geleceğini söylüyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital ve veri okuryazarlığında gelişim için çaba gösterilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hemşirelerin bilişim alanındaki gelişmeleri yakalamada ve bu alandaki yeteneklerini geliştirmedeki sorumluluklarına değinen Austin, “Her hemşire bir bilişim hemşiresidir. Hemşirelik mesleğinde dijital ve veri okuryazarlığının önemi artacak. Yapay zeka ve makine öğrenmesi entegrasyonu, tele sağlık ve uzaktan izlem, etik ve adil teknoloji kullanımı, genomik ve kişiselleştirilmiş sağlık okuryazarlığı konularında gelişim için çaba gösterilmelidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sempozyum kapsamında ayrıca “Hemşirelik Terminolojileri- Farklı Yaklaşımlar – Aynı Amaçlar” ve “Sağlıkta Yapay Zekâ Uygulamaları” başlıklı paneller de yapıldı. Panellerde, </span></span></span><span><span><span>sağlık profesyonelleri için 21. yüzyılın en önemli yetkinliklerinden birisinin teknolojinin etkin ve doğru kullanımı olduğu; sağlık ve hemşirelik verisini standardize etmek, bakımın kalitesini ve sonuçlarını izlemek ve tüm bu süreçlerde hemşirelik sınıflama sistemleri ile mevcut teknolojiyi ve yapay zeka teknolojisini etkin bir şekilde kullanmanın önemli olduğu belirtildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-hemsirelik-mesleginde-yeni-roller-ortaya-cikacak-531253">Dijital çağda hemşirelik mesleğinde yeni roller ortaya çıkacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Çağda Sağlığı Etkileyen 13 Hata!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-sagligi-etkileyen-13-hata-457695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 08:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük işlerimizin telaşında, bir yandan teknolojideki baş döndürücü gelişmelerin nimetlerinden faydalanırken, diğer yandan modern yaşamın olumsuzluklarına maruz kalabiliyoruz. Çoğumuz hasta olmadan doktora gitmiyor, düzenli sağlık kontrollerini de yaptırmıyoruz!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-sagligi-etkileyen-13-hata-457695">Modern Çağda Sağlığı Etkileyen 13 Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten</strong><strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Uzmanı Dr. Aynur Ketene</strong>, hastalıklara yol açan temel nedenlerin arasında; yaşam tarzı, beslenme, egzersiz, uyku ve toksin maruziyetlerinin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayarak “Son yüzyılda beslenmenin değişmesi, hareketsizlik, toksin maruziyetlerinin artması kronik enflamatuar hastalıkların artmasına neden olmuştur” diyor. Dr. Aynur Ketene modern çağda sağlığı etkileyen 13 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Sağlıksız beslenme</strong></p>
<p>Hazır, katkı maddeli, paketli, sağlıklı liflerden ve yağlardan fakir beslenme vücudun işleyişi için gerekli besin öğelerinin vücuda alınmasını engelleyerek vücudun işleyişini bozuyor. Yapılan bilimsel araştırmalar; uzun süren vitamin- mineral gibi mikrobesinler eksikliğinin ruh-zihin-beden ilişkisini bozarak hastalıkları davet ettiğini gösteriyor. Dr. Aynur Ketene; liften zengin mevsim sebze ve meyvelerin, Omega 3, zeytinyağı gibi sağlıklı yağların, yoğurt, turşu ve sirke gibi fermente gıdaların beslenmeye dahil edilmesinin önemini vurguluyor</p>
<p><strong>Yetersiz su tüketimi</strong></p>
<p>Vücut sağlığı için gerekli günlük sıvı tüketimi herkes için aynı değil. Kişi kilosunu 30-40 ml ile çarparak günde alması gereken sıvı miktarını hesaplayabilir. Her gün yeterli sıvı alımının sağlanmasına ve bunun çoğunun su ile karşılanmasına özen göstermek çok önemli. Zira yeterli su tüketimi hücrelerin işleyişi ve toksinlerin atılabilmesi için de şart. Şekerli içecekler su yerine geçmeyip aksine vücuda zarar veriyor.</p>
<p><strong>Pet şişeden su içmeyin</strong></p>
<p>Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene “Hormon bozucu içeren plastik şişelerden su içilmesi uzun vadede adet düzensizliklerine, erken ergenliğe, erkeklerde jinekomastiye (meme büyümesi) sebep olabileceğinden cam şişeden su içilmeli, plastikten kaçınılmalıdır. Özellikle yaz aylarında sıcak ortamda plastiklerden daha çok xenestrogen salınımı artar. Strech filmlerin sıcak yemeklerin üstüne kapatılmamasına dikkat edilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalar egzersizin; doku oksijenizasyonunu sağlayarak, sinir sistemini desteklediğini, endojen ve endorfin seviyesini olumlu etkileyerek strese ve depresyona karşı koruduğunu, kaslarda enerji üretiminden sorumlu mitokondri sayısını artırdığını gösteriyor. Bu nedenle günlük en az 30-60 dakika tempolu yürümek, haftada 2-3 gün kas çalıştıracak şekilde fitness yapmak ve kas esnekliği için yoga- platesten faydanlanmak önemli.  </p>
<p><strong>Aşırı çay-kahve içilmesi</strong></p>
<p>Çay ve kahveyi günlük bir-iki fincandan fazla tüketmemeye özen gösterin. Aşırı tüketim, kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle stresin artmasına neden olurken, diüretik etki nedeniyle idrara sık çıkılmasına, bu sırada da fazlaca magnezyum atılımına neden oluyor. Bu da bedenin işleyişini olumsuz etkiliyor.  </p>
<p><strong>Gün ışığından faydalanmamak</strong></p>
<p>Gün ışığı vücudumuzda mutluluk ve uykuyu düzenleyen serotonin ve melatonin hormonunun salınımını destekliyor. Öğlen dik ışıkta UVB ışınlarının hakim olduğu saatlerde kısa süreli güneşlenmek D vitamini yapımına katkı sağlıyor.  </p>
<p><strong>Stresi yönetememek</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalar; aşırı stresin vücudun biyokimyasal ve hormonal işleyişini bozarak kronik hastalık gelişmesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene “Stresi yok edemeyiz, üstelik az miktarda ve yönetilebilen stresin faydaları da vardır. Ancak aşırısından kaçınmak, gerekirse stresi yönetmek için uzman desteği almak gereklidir. Stresi yönetmede nefes egzersizleri, doğada yürüyüş, yoga, meditasyon gibi parasempatik sinir sistemini destekleyecek uygulamalar önemli rol oynamaktadır” diyor.  </p>
<p><strong>Yetersiz ve kalitesiz uyku</strong></p>
<p>Geç saatlere kadar televizyon karşısında uyanık kalmak, gürültülü ve sesli ortamda uyumak melatonin ve büyüme hormonu salınımını olumsuz etkiliyor. Melatonin en güçlü antioksidan hormonu olduğundan kaliteli ve yeterli uykuya çok önem vermek, mutlaka en geç 23.00’da yatakta olmak ve en az 8 saat deliksiz uyumak büyük fayda sağlıyor.</p>
<p><strong>Toksin maruziyetleri</strong></p>
<p>Dr. Ketene “Pestisidler, xenoöstrojen denilen hormon bozucular (plastik şişeler, kozmetik ürünler) radyasyon, egzos, hava kirliliği, sigara, alkol, içme sularındaki klor ve ağır metaller, yüzme havuzları toksin kaynakları arasında sayılabilir. Toksinlerden uzaklaşmak için gerekli önlemler alınmalıdır. Detoksifikasyondan sorumlu karaciğer fonksiyonları desteklenmeli, kabızlık önlenmeli, yeterli su tüketimine dikkat edilmeli, temiz havada yürüyüş yapılmalıdır” diyor. </p>
<p><strong>Bağırsak flora sağlığının desteklenmemesi</strong></p>
<p>Bağırsak flora sağlığı bozuk olduğunda gıdaların sindirim ve emiliminde sorunlar yaşandığını vurgulayan Dr. Ketene sözlerine şöyle devam ediyor: “Hücrelere düzgün çalışabilmesi için yeterli besin ulaştırılamaz. Uzun süreli besin eksiklikleri psikolojik ve fizyolojik sağlık problemlerine yol açar. Bağırsaklar ve beyin enterik sinir sistemi yoluyla sürekli iletişim halindedir. Mutluluk hormonu serotonin de büyük kısmı bağırsaklarda üretilir. Bu nedenle yararlı bağırsak bakterilerimizi desteklemek için lif oranı zengin bol sebze tüketmek, turşu, yoğurt, sirke gibi fermente gıdaları sofralarımızdan eksik etmemek gerekiyor.”  </p>
<p><strong>Uzun süreli mide koruyucu ilaç kullanmak</strong></p>
<p>Sık kullanılan ve mide koruyucu olarak adlandırılan ilaçların uzun süreli kullanımı; mide asit düzeyini azaltıp gıdaların sindirim ve emilimini bozarak vücutta mikro ve makrobesin eksikliklerine yol açıyor. Beslenme tarzı düzeltildiğinde ise bu ilaçlara ihtiyaç azalıyor. </p>
<p><strong>Sağlık kontrollerini ihmal etmek</strong></p>
<p>“Hastalıklar ortaya çıkmadan gerekli önlemleri almak, hastalıkları tedavi etmekten daha kolaydır” diyen Dr. Aynur Ketene, özellikle kadınların yıllık jinekolojik muayene, smear ve meme kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini vurguluyor. </p>
<p><strong>Sosyal hayattan kopmak</strong></p>
<p>Dr. Aynur Ketene, özellikle toplumumuzda ilerleyen yaş ile birlikte işitsel sorunlar ve kronik hastalıklar derken sosyal hayattan uzaklaşmanın çok sık görüldüğünü belirterek, anti-sosyal yaşam tarzının psikolojik ve fiziksel sağlığı olumsuz etkilediğini söylüyor. Dr. Ketene “Evrimsel sürece baktığımızda insanoğlu tek başına yaşamamıştır ve sosyal hayattan ayrı kalmayı tolere edemez. Bunun vücutta oluşturacağı kronik stres bedenin biyokimyasal ve hormonal işleyişini bozarak psikosomatik denilen hastalıklara yol açarabilir. Bu nedenle her zaman sosyal hayatın içerisinde olmaya önem vermek psikolojik ve fiziksel sağlığımızı da olumlu etkileyecektir” diyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-sagligi-etkileyen-13-hata-457695">Modern Çağda Sağlığı Etkileyen 13 Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitimin Geleceği: Dijital Çağda Global Yetenekler Geliştirmek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egitimin-gelecegi-dijital-cagda-global-yetenekler-gelistirmek-453954</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 17:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimin]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[global]]></category>
		<category><![CDATA[yetenekler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Krizler ve Uluslararası Kimlik Hedefi, Öğrencileri Yurt Dışına Eğitime Yönlendiriyo</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimin-gelecegi-dijital-cagda-global-yetenekler-gelistirmek-453954">Eğitimin Geleceği: Dijital Çağda Global Yetenekler Geliştirmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>UEZ Sapanca 2024’ün ikinci gününde ilk panelin sponsorluğunu Test Education üstlendi. </span></strong></p>
<p><strong><span>Test Education Centre Kurucusu Fulya Yalezan, son dönemde Türkiye’den yurt dışına giden öğrenci sayısının yaşanan krizler ve uluslararası kimlik edinme hedefi nedeniyle arttığına dikkat çekti.</span></strong></p>
<p><strong><span>Capital, Ekonomist, Start Up </span></strong><span>ve<strong> CeoLife</strong> dergileri tarafından düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi (UEZ Sapanca 2024), bu yıl 13’üncü kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırladı.</span></p>
<p><strong><span>&#8220;Sorumlu ve Duyarlı Liderlik: </span></strong><span>Teknoloji ve Yapay Zekâ Çağında Gezegen ve İnsanlıkla Uyumlu Bir Sisteme Öncülük Etmek&#8221; temasıyla düzenlenen zirve ikinci gününde de yoğun katılımla gerçekleşti. </span></p>
<p><span>UEZ Sapanca 2024’ün ikinci günündeki ilk panelin konusu “<strong>Eğitimin Geleceği: Dijital Çağda Global Yetenekler Geliştirmek”</strong> olurken, panelin sponsoru <strong>Test Education</strong> oldu. </span></p>
<p><span>Panelin moderatörlüğünü üstlenen Pegasus Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mehmet T. Nane</strong>, panelistlerin Türkiye’de ve dünyada kendi alanlarında önemli başarılar elde ettiklerini kaydetti.</span></p>
<p><span>Panelde konuşan Test Education Centre Kurucusu <strong>Fulya Yalezan</strong>, eğitimdeki gelişmeler ve sorunlardan bahsetti. Yurt dışı eğitimin Türkiye açısından yeni olmadığını anlatan Yalezan, şöyle konuştu:</span></p>
<p><span>“Öğrencilerimizin en büyük sorunu sadece soru çözmek. Geleceğe dair planlarını, her şeyini bu sorulara bağlıyor ve mutsuz bir ergenlik geçiriyorlar. Yurt dışında bunları görmüyoruz, öğrenciler dersini çalışırken, sporunu ve hobilerini de yapıyor. </span></p>
<p><span>Son yıllarda liyakatin yerini sadakat aldı. Mutsuzluk, umutsuzluk ve heyecan kaybı yurt dışı eğitimde çok büyük artış yarattı diyebiliriz. Dünya vatandaşlığı ve uluslararası kimlik edinme çabası da yurt dışı eğitime yönlendiriyor. </span></p>
<p><strong><span>Milli eğitim sistemi çok sık değişiyor</span></strong></p>
<p><span>İş dünyası olarak son dönemde en çok şikayetçi olduğumuz konu, kadrolarda istikrar. Ama son dönemde en fazla değişen bakanlık milli eğitim bakanlığı. Cumhuriyet döneminde 70 milli eğitim bakanı değişmiş. Bu hükümette sadece 9 tane değişti. Merkez bankası başkanı 27 tane. Milli eğitim bakanı ortalama 1,5 yıl görevde kalmış. Sistem oturmadığı için burada bir sosyal çürüme yaşıyoruz. Her gelen yeni bir sistem deniyor, uyguluyor. </span></p>
<p><strong><span>Krizlerde talep artıyor</span></strong></p>
<p><span>Covid-19 pandemisinde yüzde 300 talep patlaması yaşadıklarını anlatan Yalezan, “Ülkemizde ne kadar kriz olursa bizim sektörümüz o kadar büyüyor. Savaş, hükümet krizleri olunca biz büyüyoruz. Keşke krizler olmasa biz büyümesek. İnsanlar kriz ortamında çocuklarını kurtarmak için yurt dışına gönderiyor” diye konuştu.</span></p>
<p><strong><span>Kırılma anları yaşanıyor</span></strong></p>
<p><span>Panelin bir diğer konuşmacısı Akademisyen/Yazar New York Üniversitesi Prof. Dr. <strong>Selçuk Şirin</strong>, modern kurumsal eğitim ile kalkınma arasındaki ilişkinin eğitime yatırım yapılınca kalkınmanın artması şeklinde geliştiğine dikkat çekti. Tarih boyunca eğitimde pek çok kırılma anının yaşandığını kaydeden Şirin, “Bunların ilki buharlı motorların gündeme gelmesi. 21’inci yüzyılın başlangıcında internetin gündeme gelmesi büyük bir kırılma anıydı. Bunu bazı ülkeler çok iyi değerlendirdi. Şimdi yeni bir kırılma anı geliyor. Yapay zeka dediğimiz kavram gündelik hayatın her alanına ve time de sirayet ediyor” dedi. </span></p>
<p><strong><span>Üniversitelerin yapısı gözden geçirilmeli</span></strong></p>
<p><span>Tüm dünyada eğitim sistemlerinin en iyi ölçülen kurumlar olduğunu kaydeden Şirin, PISA testlerinde G20 ülkesi olan Türkiye’nin dünya sıralamasında 40-50 arasında olduğunu belirtti. “Bu geleceğe dair bana umut vermiyor. Aynı şekilde üniversiteler de ölçülüyor. Türkiye&#8217;de 208 üniversite var. Bunların üçte ikisinin uluslararası geçerliliği yok. Türkiye&#8217;deki üniversitelerin 3&#8217;te 2&#8217;sini kapatsanız ülkeye büyük bir tasarruf sağlamış olursunuz. Sınırlı kaynağınız varsa geri dönüşü en yüksek yere harcayacaksınız” ifadelerini kullanan Şirin, Türkiye’nin dünyanın ilk 1.000 üniversitesi içinde 11 üniversitesinin olduğunu, Türkiye nüfusunun 10’da biri ölçeğindeki İsrail ve Yunanistan’ın da sıralamada 11 üniversitesinin olduğuna dikkat çekti.</span></p>
<p><strong><span>20 milyon genç yüzyılı kurtarabilir</span></strong></p>
<p><span>Türkiye&#8217;nin doğal kaynağı olan genç nüfusunun giderek azaldığını ve hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağını kaydeden Şirin, “Şu an var olan 20 milyon genci iyi eğitip kullanabilirsek bu yüzyılı kurtaracağız. Bizim sıra dışı düşünen kuşaklara ihtiyacımız var ama şu an Türkiye&#8217;nin eğitim sistemi buna müsait bir sistem değil” dedi.</span></p>
<p><strong><span>Öğrencilerin motivasyon ve eğlenceye ihtiyacı var</span></strong></p>
<p><span>Eğitimde ihtiyaçların zamanla değiştiğini kaydeden İstanbul Saint-Joseph Lisesi Müdürü <strong>Paul Georges</strong>, gençlerin daha spontan olduğunu ve kişisel sorularını yöneltmekte tereddüt etmediklerini belirtti. Z kuşağının farklı beklentileri ve algıları olduğunu ve eski kuşaklara göre daha az formel olduklarını anlatan Georges, “Kişisel görüşlerini kolayca açıklayabiliyorlar. Öğrencilerin çok fazla motivasyona ve eğlenceye ihtiyacı var. Onlara çalışma disiplini vermek gerekiyor. Daha fazla gerçek hayat deneyimine ihtiyaç duruyorlar. Hem veliler hem de öğrencilerin daha fazla rehberliğe ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz. Kimi zaman aile yapılarında karmaşık durumlar oluyor. Pandemi sonrasında bir topluluğa ait olma hissine ihtiyaçları var. Pandemiden çok etkilendi bu çocuklar. Gençler çevre meselelerine yönelik kaygı duyuyorlar. Yeşil becerileri kazandıracak okullara ihtiyacımız var” dedi.</span></p>
<p><strong><span>Öğrenciler zorlanıyor</span></strong></p>
<p><span>Türkiye ve Fransa’daki okullar arasındaki farklara da işaret eden Georges, yakın dönemde okula gelen Fransız öğretmenlerin not ve sınavlara ilişkin streslerin yabancı öğretmenleri çok şaşırttığını belirtti. “Öğrencilerin son sınıfta neden bu kadar yorgun olduklarını söylüyorlar. Öğrencilerin misyonların gerçekleştirmek için kaygısı, zamanı, enerjisi çok fazla zorlanıyor. Diğer taraftan, öğretmenler buraya geldiğinde hayranlık duyuyorlar çünkü öğrenciler çok nazikler, onlara kulak vermeye hazırlar. Fransa’da öğretmenlerin prestiji eskisi kadar yüksek değil hatta tehlikeli hale gelmiş durumda” dedi.</span></p>
<p><strong><span>Sanayi ile iş birliğinin artması lazım</span></strong></p>
<p><span>Üniversite sanayi iş birliğinin artması gerektiğini ifade eden Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. <strong>Metin Sitti</strong>, “Ar-Ge noktası çalışılması lazım. Doktora düzeyinde olan kişilerin daha çok iş dünyasında yer edinmesi gerekiyor. Üniversitelerin şirketler tarafından sponsor edilmesi gerekiyor” diye konuştu.</span></p>
<p><span>Üniversitelerde nitelik yerine sayının ön planda olduğunu vurgulayan Sitti, şöyle konuştu: </span></p>
<p><span>“Olan genç nüfusumuzu göze aldığımızda bunlara eğitimi ulaştırmamız da lazım. Bütün üniversitelerimiz iyi bizim diyebilmemiz gerekiyor. Öğretmen, altyapı ve kültürü oluşturmamız lazım. Önümüzdeki 15 yıl içinde bu avantaj olan gençleri iyi yetiştirdiğimiz zaman önemli bir avantajımız var. Eğitimin sadece mesleki olmadığını, kültürel ve sosyal bütünü olduğunu gösteriyoruz. Bizim bu kaliteyi öne almamız gerekiyor. </span></p>
<p><span>İyi liselerimizden yurt dışına gidenlerin oranız 20-30 yıl önce yüzde 20 seviyelerindeydi. Şu anda çoğu yurt dışına gidiyor. Bu oranları daha iyi seviyeye çıkarma noktasında çalışmamız lazım.”</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimin-gelecegi-dijital-cagda-global-yetenekler-gelistirmek-453954">Eğitimin Geleceği: Dijital Çağda Global Yetenekler Geliştirmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Innovation for Development (I4D) ve Hepsiburada partnerliğinde, ABD Büyükelçiliği Hibe Programı&#8217;nın katkısıyla hayata geçen &#8220;Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi&#8221; tamamlandı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/innovation-for-development-i4d-ve-hepsiburada-partnerliginde-abd-buyukelciligi-hibe-programinin-katkisiyla-hayata-gecen-dijital-cagda-guclu-kadinlar-projesi-tamamlandi-371075</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 11:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[development]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[for]]></category>
		<category><![CDATA[geçen]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[hepsiburada]]></category>
		<category><![CDATA[hibe]]></category>
		<category><![CDATA[i4d]]></category>
		<category><![CDATA[innovation]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[katkısıyla]]></category>
		<category><![CDATA[partnerliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[programının]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Innovation for Development (I4D) ve Hepsiburada’nın 2020 yılından bu yana kadın kooperatifleri ve kadın girişimcileri desteklemek üzere hayata geçirdiği projelerin dördüncüsü “Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi”nin kapanış toplantısı, projenin partnerleri ve yararlanacılarının katılımıyla 27 Nisan 2023’te gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/innovation-for-development-i4d-ve-hepsiburada-partnerliginde-abd-buyukelciligi-hibe-programinin-katkisiyla-hayata-gecen-dijital-cagda-guclu-kadinlar-projesi-tamamlandi-371075">Innovation for Development (I4D) ve Hepsiburada partnerliğinde, ABD Büyükelçiliği Hibe Programı&#8217;nın katkısıyla hayata geçen &#8220;Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi&#8221; tamamlandı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Innovation for Development (I4D) ve Hepsiburada’nın 2020 yılından bu yana kadın kooperatifleri ve kadın girişimcileri desteklemek üzere hayata geçirdiği projelerin dördüncüsü “Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi”nin kapanış toplantısı, projenin partnerleri ve yararlanacılarının katılımıyla 27 Nisan 2023’te gerçekleşti.</p>
<p><strong>Göksemin Gökalp Özdemir’in sunumuyla ABD İstanbul Başkonsolos Yardımcısı Fleur Cowan, Hepsiburada Kurumsal İletişim Direktörü Cem Tanır ve I4D Direktörü Doğan Çelik’in </strong>yaptığı açılış konuşmaları ile başlayan toplantıda “Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi”nde gerçekleştirilen faaliyetler, proje kapsamında hazırlanan rapor ve kadın kooperatifi ve kadın girişimciler için hazırlanan videolar paylaşıldı.</p>
<p>Bu projeyle beraber, şimdiye kadar <strong>76</strong> kadın kooperatifi ve <strong>1400</strong> üretici kadına ulaşan projelerde, <strong>150</strong> saat eğitim, <strong>900 </strong>saat mentorluk hizmeti verildi. Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi’nin tamamlanmasıyla kadın kooperatifleri ve girişimcilere toplamda <strong>12 milyon liralık</strong> kapsamlı bir fayda paketi sunulmuş oluyor. </p>
<p><strong>“Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi”,</strong> Türkiye’de faaliyet gösteren ve mülteci ortaklığı da bulunan 20 kadın kooperatifi ve girişimcinin dijitalleştirerek Hepsiburada platformu üzerinden tüketicilerle buluşturdu. Kadınların ekonomik güçlenmesinde kadın girişimciliğinin rolüne dikkat çeken proje kapsamında 20 kadın kooperatifi ve 250 kadın girişimci toplamda 30 saatlik kapsamlı bir eğitim ve 250 saatlik mentorluk desteğinin yanı sıra Hepsiburada kadın girişimci desteklerinden ve proje için belirlenecek ek destek paketinden (süresiz komisyon indirimi, süresiz ücretsiz kargo hizmeti, 500 adet ürünün ücretsiz fotoğraf çekimi, reklam ve tasarım desteği gibi…) yararlandı.</p>
<p>Ayrıca, proje kapsamındaki rapor çalışmasında kadın dostu satın alma pratikleri araştırılarak, kadın kooperatifleri ve girişimcilerin başta dijitalleşme olmak üzere farklı satış modelleri ve bu kapsamda yaşadıkları zorluklar incelendi.</p>
<p>Projenin kapanış toplantısına katılan <strong>ABD İstanbul Başkonsolos Yardımcısı Fleur Cowan</strong>,</p>
<p>“ABD&#8217;nin İstanbul Başkonsolosluğu, Türkiye&#8217;nin farklı yerlerinde kadınların yönettiği küçük işletmeleri destekleyerek e-ticaret becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmak üzere I4D ile iş birliği yapıyor. Amerika Birleşik Devletleri, girişimcileri ve bir yaratıcılık ve büyüme dinamosu olarak girişimciliği desteklemekte bir dünya lideri konumundadır. Ticaret ve istihdam yaratma, sağlıklı bir ekonominin temeli olmanın yanı sıra, ABD&#8217;nin başlıca önceliklerinden biridir. Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye, her iki ülkede de refah seviyesini yükseltmek için ikili ticareti arttırmaya yönelik çalışmalarına devam etmektedir.” dedi. </p>
<p><strong>Hepsiburada Kurumsal İletişim Direktörü Cem Tanır,</strong> </p>
<p>“Hepsiburada olarak I4D’un destekçisi olmaktan ve birlikte gerçekleştirdiğimiz dördüncü proje olan “Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi” ile Türkiye’de kadın girişimcilere verdiğimiz desteği büyütmekten dolayı mutluyuz. 2017 yılından bu yana “Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü” (GKTG) programıyla 42 binden fazla girişimci kadın, 220 kadın kooperatifi Hepsiburada platformunda yer aldı. Bugüne kadar 31 milyondan fazla kadın girişimci ürünü satışa sunuldu. E-ticarette yer almak isteyen kadınları destekleyen ilk e-ticaret markası olarak, geçen 6 yıllık süreçte, binlerce kadının markalarını büyütmelerine, istihdama katkı sağlamalarına destek olarak elde ettikleri başarıları izlemekten gurur duruyoruz. </p>
<p>“Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi” ile birlikte bugüne kadar destek verdiğimiz girişimci kadınlar ve kadın kooperatiflerine yüzlercesi daha eklendi. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz etkinlikte projenin sonuçlarından ve proje katılımcılarının paylaştıkları deneyimlerden, projenin sağladığı faydalar sayesinde girişimci kadınlar ve kadın kooperatiflerinin e-ticarette de güçlenerek ülkemize katma değer yaratacağını ve Hepsiburada olarak doğru bir projeye imza attığımızı anlıyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>I4D Direktörü Doğan Çelik, </strong></p>
<p>&#8220;Ekonomik refahı artırmak, dijital ekonominin açığa çıkardığı avantajları ve yenilikçi uygulamaları kadınlar, gençler ve mülteciler için özel sektör ve paydaşlarımız ile birlikte yaygınlaştırmak önceliklerimizin başında geliyor. Bu güzel iş birliği ile ilham verici kadın girişimcilerin hikayesini memleketin her köşesinden girişimcilik serüvenine atılacak girişimci kadınların hanesine taşımaya niyetliyiz. Bu niyeti ete kemiğe büründürmemize katkı sağlayan proje ortaklarımız Amerika Büyükelçiliği ve Hepsiburada’ya minnetarlığımızı bu vesile ile bir kez daha teşekkür ediyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>2022 yılının Ağustos ayında başlayan “Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi”, 2023 Ocak ayı sonunda tamamlandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/innovation-for-development-i4d-ve-hepsiburada-partnerliginde-abd-buyukelciligi-hibe-programinin-katkisiyla-hayata-gecen-dijital-cagda-guclu-kadinlar-projesi-tamamlandi-371075">Innovation for Development (I4D) ve Hepsiburada partnerliğinde, ABD Büyükelçiliği Hibe Programı&#8217;nın katkısıyla hayata geçen &#8220;Dijital Çağda Güçlü Kadınlar Projesi&#8221; tamamlandı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Çağ&#8217;da Bilim Sergisi Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altin-cagda-bilim-sergisi-acildi-368543</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 13:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[sergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368543</guid>

					<description><![CDATA[<p>Van Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan "Altın Çağ'da Bilim" sergisi Van Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ozan Balcı’nın katılımlarıyla ziyaretçilerine kapılarını açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-cagda-bilim-sergisi-acildi-368543">Altın Çağ&#8217;da Bilim Sergisi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Van Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan &#8220;Altın Çağ&#8217;da Bilim&#8221; sergisi Van Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ozan Balcı’nın katılımlarıyla ziyaretçilerine kapılarını açtı.</p>
<p>Van Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi destekleriyle Van Müzesinde gerçekleştirilen, 7. ve 16. yüzyıllar arasında yaşamış Türk ve İslam medeniyetleri bilim insanlarının buluşlarının minyatür olarak sergilendiği &#8220;Altın Çağ&#8217;da Bilim&#8221; sergisi ziyarete açıldı.</p>
<p>Van Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ozan Balcı’nın katılımlarıyla açılan sergi ilk günden yoğun ilgi görürken serginin açılışında konuşan Vali Ozan Balcı gezerken gurur duyulacak olan bu serginin tüm gençler tarafından ziyaret edilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Medeniyetimizin geçmişte çok güzel buluşlar yaptığını ifade eden Ozan Balcı “ Bugün açılışını yapacağımız sergide çok kıymetli bilim insanlarımızın geleceğe yön veren buluşlarını bir arada görme fırsatı bulacağız. İnşallah bu sergimiz gençlerimize ilham kaynağı olur. Bu değerli bilim insanlarının izinde çok daha güzel işlere imza atarlar. Ben tüm Vanlıların ve gençlerimizi bu sergiye davet ediyorum. Kentimize hayırlı uğurlu olsun” dedi.</p>
<p>Yapılan konuşmaların ardından Vali Ozan Balcı, Vali Yardımcıları Adem Balkanlıoğlu, Murat Yayabaşı, İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Hüseyin Bekmez, Sahil Güvenlik Vangölü Grup Komutanı Binbaşı Fırat Aslan, Kültür Turizm Müdürü Erol Uslu, öğretmen ve öğrenciler sergiyi gezdi.</p>
<p>Sergi, Türk ve İslam medeniyetindeki bilim adamlarının yapıt ve keşiflerini paylaşarak gelecek için bu dahilerden ilham alınmasını ve görkemli geçmişin herkes tarafından öğrenilmesini amaçlıyor. Sergide tıp alanında önde gelen bilim insanı El Zehravi, gök bilimi konusunda Takiyüddin ve El Biruni&#8217;nin yanı sıra, iki kıta arasında planörle uçmayı başaran ilk insan olan Hezarfen Ahmed Çelebi, eserleri ile Avrupalı birçok mimara ilham kaynağı olan önemli başyapıtların  mimarı Mimar Sinan, tarım endüstrisi ve bitkiler konusunda çok önemli makineleri ve mekanizmaları geliştiren mühendislik dehaları El-Cezeri gibi Türk ve İslam medeniyetine ait birçok önemli bilim adamının buluşları sergilenen eserler arasında yer alıyor.</p>
<p>Sergi, 1 ay boyunca Van Müzesi’nde ziyarete açık olacak.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-cagda-bilim-sergisi-acildi-368543">Altın Çağ&#8217;da Bilim Sergisi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ İletişim Fakültesinden &#8220;Dijital Çağda Genç Okuryazarlar&#8221; projesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-iletisim-fakultesinden-dijital-cagda-genc-okuryazarlar-projesi-359861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 08:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesinden]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[okuryazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi hazırladığı sosyal sorumluk projeleri ile farkındalık yaratmaya devam ediyor. Yürütücülüğünü İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şadiye Deniz’in üstlendiği “Dijital Çağda Genç Okuryazarlar” sosyal sorumluluk projesi başarıyla tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-iletisim-fakultesinden-dijital-cagda-genc-okuryazarlar-projesi-359861">EÜ İletişim Fakültesinden &#8220;Dijital Çağda Genç Okuryazarlar&#8221; projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi hazırladığı sosyal sorumluk projeleri ile farkındalık yaratmaya devam ediyor. Yürütücülüğünü İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şadiye Deniz’in üstlendiği “Dijital Çağda Genç Okuryazarlar” sosyal sorumluluk projesi başarıyla tamamlandı. Proje kapsamında lise öğrencilerinin dijital okuryazarlığının artırılması hedefleniyor.</p>
<p>İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğünün destek verdiği projede İletişim Fakültesi Gazetelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlknur Aydoğdu Karaaslan, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden Dr. Neslihan Özmelek Taş ve Dr. Azra Kardelen Nazlı araştırmacı olarak yer alıyor.</p>
<p>İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgehan Gültekin, proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik etti. Prof. Dr. Gültekin, “Geleneksel medyanın yanı sıra, yeni medya ve dijital teknolojilerin yaşantımızı önemli ölçüde değiştirdiği günümüzde dijital okuryazarlık büyük önem arz ediyor. Teknolojinin günlük hayatımızdaki hâkimiyeti, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Dijital dünyanın sunduğu avantajların yanında dezavantajları olduğunu da görüyoruz. Teknolojinin tehlikeli olmaması için onu doğru kullanmak ve anlamak önemlidir. Bu kapsamda hocalarımızın hazırladığı ‘Dijital Çağda Genç Okuryazarlar’ sosyal sorumluluk projesi oldukça kıymetli. Projede emeği geçen tüm hocalarımı tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p>Proje yürütücüsü Prof. Dr. Şadiye Deniz ise, “Projede, İzmir’deki lise öğrencileri, aileleri, öğretmenleri ve okul yöneticilerine sunulmak üzere teknoloji bağımlılığı, dijital medya okuryazarlığı, algı yönetimi, özfarkındalık gibi farklı alanlarda ders içerikleri hazırlandı” dedi.</p>
<p>Proje kapsamında Prof. Dr. Şadiye Deniz tarafından “Dijital Medya Okuryazarlığı, Dijital Mahremiyet Farkındalığı, Nomofobi”,  Doç. Dr. İlknur Aydoğdu Karaaslan “Teknoloji bağımlılığı, Sosyal medya, Dijital oyunlar ve siber farkındalık”, Dr. Neslihan Özmelek Taş “Temel İletişim Becerileri, Çatışma Yönetimi, Algı Yönetimi” , Dr. Azra Kardelen Nazlı ise  “İçsel Motivasyon, Özfarkındalık, İzlenim Oluşturma” konularında dersler verildi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-iletisim-fakultesinden-dijital-cagda-genc-okuryazarlar-projesi-359861">EÜ İletişim Fakültesinden &#8220;Dijital Çağda Genç Okuryazarlar&#8221; projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
