<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>burun | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/burun/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/burun</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Feb 2026 09:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>burun | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/burun</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-2-615026</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 09:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615026</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-2-615026">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p>Burun estetiğinde en önemli temel ilke yaş ilkesi olarak belirtiliyor. Bireyin burun estetiği ameliyatı olma konusunda yaş kriteri 18 yaş olarak ifade ediliyor. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli  Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr Sinan Uluyol, rinoplasti ameliyatı olacak kişilerin kanuni olarak kemik yüz yapısının gelişiminin tamamlandığı yaş sınırını geçmiş olması kriterinin önemine işaret ediyor.  Bu sınırın da 18 yaş olduğunu söyleyen Uluyol, burun estetiği ameliyatları konusunda önemli bilgiler verdi.</p>
<p><b>Burun Estetiği Sonrası Şişlik ve Morluklar Normal Mi?</b></p>
<p>Burun estetiği ameliyatlarından sonra göz çevresinde ve yüzde ağrı, şişlik, morluklar olması normal mi? sorusu en çok merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Op. Dr. Uluyol, rinoplasti sonrasındaki ilk iki-üç gün özellikle göz çevresinde kırmızı, yeşil, sarı, mor renk değişiklikleri olabileceğini, bu durumlarda iyi bir buz uygulaması yapılırsa, uygun ilaç tedavisi verilirse ve başı yüksekte tutarak uyuma gerçekleştirilirse bu durumların daha hızlı bir sürede düzeleceğini söyledi.</p>
<p><b>Rinoplasti Sonrası Ağrıları Hakkında</b></p>
<p>Rinoplasti ameliyatından sonra yedinci günün sonunda bu bölgede sadece ufak sarı lekeler kalacağını onların da kısa sürede kaybolacağını ifade eden Sinan Uluyol, “Yüzün tam orta kısmında zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Burun estetiği dokuya minimal hasar verildiği takdirde ağrı sızı duyma olasılığı da azalmış olur. Burun estetiği ameliyatları çok ağrılı ameliyatlar değildir. Iyi bir estetik ve fonskiyonel sonuç alınması hedeflenen operasyonlar da bu bahsettiğimiz durumlar çekilmesi muhtemel ufak ağrılardır” dedi.</p>
<p><b>Kalın Ciltlerde Rinoplasti Yapılmasının Avantaj ve Dezavantajları</b></p>
<p>Kalın ciltlerde burun estetiği mümkün müdür? konusunda bilgi veren Uluyol, “Kalın ciltlerde rinoplasti ameliyatı olmak hem bir avantajdır hem de dezavantajdır.  Önce dezavantajlarını sıralamam gerekirse; kalın ciltlerde burun ucunu çok ince yapamayabiliyoruz. Cilt burnu bir yorgan gibi örttüğü için yapıları kapatıyor. Aynı zamanda kalın cilde sahip hastalarda burun ucu çok ağır olur. İyi bir teknik uygulanmaz ise burun ucunun düşme ihtimali, ince cilde göre daha fazla olabilir.  Bunun yanında kalın cilde sahip hastalar ameliyat yapıldıktan sonra 3 aylık periyotta burun ucunda normalden daha fazla şişlik yaşarlar. Demoralize olurlar”diye konuştu. “Bu kadar dezavantajı var ama avantajı var mı? diye soranlara da şunu söyleyebilirim” diyerek devam eden Op. Dr. Uluyol, “Burun estetiği ameliyatlarında, biz deyimi yerindeyse sular çekildikten sonra asıl sonucu net bir şekilde görürüz. Bu da bir, bir buçuk yıl içinde olur. Kalın ciltli hastalar biraz sabrederse sonları selamet oluyor” vurgusunda bulundu.</p>
<p><b>Rinoplasti Uygulanan Hastada Burun Ucu Düşer Mi?</b></p>
<p>Burun estetiğinden sonra burun ucu düşmesi konusuna da açıklık getiren KBB Uzmanı Op. Dr. Uluyol şunları söyledi: “Burun ucu, altında kemik yapı olmadığı için oynar bir yapıdır. Yaşla beraber bağ ve destek dokusu azalır. Zaten aslında kişiler ameliyat olmasa da yaş ilerledikçe, yaşamın gereği olarak burun ucu aşağı doğru yer değiştirir.” Rinoplasti operasyonlarında cerrahi ekibin, burun ucunu doğru yere oturtması, uygun teknikler kullanmasının burun ucunun düşmemesini sağlayabileceğini belirten Uluyol, “Bu noktada burun estetiği düşünen hastaların hekim seçiminde dikkatli olması önem arz ediyor.  Özellikle uzun dönem ameliyat sonuçlarını gördükleri, ameliyat sonuçlarının video görsellerini gördükleri ve inandıkları hekimleri seçmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>Burun Şekli Tercihlerinde Neye Dikkat Edilmeli?</b></p>
<p>“Burun estetiğinde iki önemli nokta var” diyen Uluyol şöyle devam etti: “Her burnun ayrı bir hikayesi vardır. Bunu cerrahi ekip ameliyat sırasında anlar ve hastanın isteği doğrultusunda yapabileceği en yakın şekli verir. Fotoğraf getirip de ameliyat olmak isteyen hastalarımız var. Kişi burnunun şeklinden memnun değilse ve kendisine yakışacağını düşündüğü burun şeklini belirlemiş ise bunu öncelikle iyi araştırdığı ve önceki çalışmalarını gözlemleyebildiği bir hekime danışmalıdır. Önemli olan hekimin hastasının isteği doğrultusunda götürebileceği noktadır. Ve uzun dönem sonuçlarını göremediğiniz bir hekim ve ekibine yönelmek yanlış bir tercih olabilir. Hekim seçiminde kişilerin beğendikleri burunları ortaya çıkartan hekimleri tercih etmeleri çok önemlidir. Bir diğer unsur ise yüzyüze görüşmedir. Bir diğer tavsiyem de, ameliyat düşünenlerin en az iki tane deneyimli ekip ile görüşülme yapmaları olacaktır. Bu yöntem hastayı doğru yola ulaştırır.”</p>
<p><b>Amaç Sadece Burnu İyi Şekillendirmek Olmamalıdır!</b></p>
<p>Burun estetiğinde hedeflenenin sadece istenilen şeklin verilmesi olmadığının, burun sağlığının da öneminin altını çizen Op. Dr. Sinan Uluyol, “Daha iyi nefes alan daha güçlü bir burun hedeflenmelidir. Burun estetiği sırasında burun orta bölgesinde var olan devüasyon gibi durumları da çözebiliyoruz. Hemen hemen her hastada bu durumlar vardır. Örneğin, yanlarda burun eti denilen noktalara da radyo frekans uygulanır. Bunlar rutin yapılan işlemlerdir. Estetikle aynı zamanda hastada polip, sinüzit gibi durumlar varsa bunlar da operasyon sırasında giderilebilen sorunlardır” dedi.</p>
<p><b>Rinoplasti Ameliyatı Teknikleri Nelerdir?</b></p>
<p>Rinoplasti ameliyatlarının açık ya da kapalı olması konusunda hastalardan çokça soru aldıklarını söyleyen Uluyol, “Bir hasta ameliyat olurken güzel şekilli bir burnu olsun, bunu uzun süre kullansın ve bu yeni burnu ile de güzel bir şekilde nefes alabilsin ister. Burada tekniğin teorik olarak hiçbir önemi yok burada önemli olan güvenilir bir cerrahi ekiptir. Düzgün uygulanan teknikte her türlü şişlik, morluk gibi unsurlar minimal düzeyde olur.” vurgusunda bulundu.</p>
<p><b>Kıkırdak Eğriliği Olan Hastalara Hatırlatma!</b></p>
<p>KBB Uzmanı Op. Dr. Sinan Uluyol son olarak bir gün burun estetiği ameliyatı olması muhtemel, bu ameliyatı olmayı aklına koymu olan kişilere yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu. Uluyol, “Biz kıkırdak eğriliği söz konusu olup, burun estetiği ameliyatı olmayı aklına koymuş hastaların, gidip septoplasti ameliyatı olmalarını asla istemeyiz. Burun kıkırdağında eğrilikler olan kişiler septoplasti ile bu eğrilikleri düzelttiriyorlar. Septoplasti ameliyatı olan bir hasta bir süre sonra burun estetiği (rinoplasti) ameliyatı da olmak isterse yeterli kıkırdak doku bulunamayacaktır. Biz burun estetiğinde kıkırdağa ihtiyaç duyarız. Kıkırdak yoksa bu yapı kulaktan ya da kaburgadan alınmak zorunda kalınacaktır. Bu alış tekniklerinin de bazı yan etkileri vardır ve bazen burundaki kıkırdak kaynağına uyumlu olmayabilirler. Bu nedenle, eğer burun estetiği olma ihtimali aklınızdan geçiyorsa lütfen burun ortasından kıkırdak ameliyatı olmayınız. İşinizi zorlaştırmayınız” uyarısında bulundu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-2-615026">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 08:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[Burun Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kalın]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p>Burun estetiğinde en önemli temel ilke yaş ilkesi olarak belirtiliyor. Bireyin burun estetiği ameliyatı olma konusunda yaş kriteri 18 yaş olarak ifade ediliyor. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli  Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr Sinan Uluyol, rinoplasti ameliyatı olacak kişilerin kanuni olarak kemik yüz yapısının gelişiminin tamamlandığı yaş sınırını geçmiş olması kriterinin önemine işaret ediyor.  Bu sınırın da 18 yaş olduğunu söyleyen Uluyol, burun estetiği ameliyatları konusunda önemli bilgiler verdi. <br /> <br />Burun Estetiği Sonrası Şişlik ve Morluklar Normal Mi?<br /> <br />Burun estetiği ameliyatlarından sonra göz çevresinde ve yüzde ağrı, şişlik, morluklar olması normal mi? sorusu en çok merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Op. Dr. Uluyol, rinoplasti sonrasındaki ilk iki-üç gün özellikle göz çevresinde kırmızı, yeşil, sarı, mor renk değişiklikleri olabileceğini, bu durumlarda iyi bir buz uygulaması yapılırsa, uygun ilaç tedavisi verilirse ve başı yüksekte tutarak uyuma gerçekleştirilirse bu durumların daha hızlı bir sürede düzeleceğini söyledi. <br /> <br />Rinoplasti Sonrası Ağrıları Hakkında <br /> <br />Rinoplasti ameliyatından sonra yedinci günün sonunda bu bölgede sadece ufak sarı lekeler kalacağını onların da kısa sürede kaybolacağını ifade eden Sinan Uluyol, “Yüzün tam orta kısmında zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Burun estetiği dokuya minimal hasar verildiği takdirde ağrı sızı duyma olasılığı da azalmış olur. Burun estetiği ameliyatları çok ağrılı ameliyatlar değildir. Iyi bir estetik ve fonskiyonel sonuç alınması hedeflenen operasyonlar da bu bahsettiğimiz durumlar çekilmesi muhtemel ufak ağrılardır” dedi. <br /> <br />Kalın Ciltlerde Rinoplasti Yapılmasının Avantaj ve Dezavantajları<br /> <br />Kalın ciltlerde burun estetiği mümkün müdür? konusunda bilgi veren Uluyol, “Kalın ciltlerde rinoplasti ameliyatı olmak hem bir avantajdır hem de dezavantajdır.  Önce dezavantajlarını sıralamam gerekirse; kalın ciltlerde burun ucunu çok ince yapamayabiliyoruz. Cilt burnu bir yorgan gibi örttüğü için yapıları kapatıyor. Aynı zamanda kalın cilde sahip hastalarda burun ucu çok ağır olur. İyi bir teknik uygulanmaz ise burun ucunun düşme ihtimali, ince cilde göre daha fazla olabilir.  Bunun yanında kalın cilde sahip hastalar ameliyat yapıldıktan sonra 3 aylık periyotta burun ucunda normalden daha fazla şişlik yaşarlar. Demoralize olurlar”diye konuştu. “Bu kadar dezavantajı var ama avantajı var mı? diye soranlara da şunu söyleyebilirim” diyerek devam eden Op. Dr. Uluyol, “Burun estetiği ameliyatlarında, biz deyimi yerindeyse sular çekildikten sonra asıl sonucu net bir şekilde görürüz. Bu da bir, bir buçuk yıl içinde olur. Kalın ciltli hastalar biraz sabrederse sonları selamet oluyor” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Rinoplasti Uygulanan Hastada Burun Ucu Düşer Mi?<br /> <br />Burun estetiğinden sonra burun ucu düşmesi konusuna da açıklık getiren KBB Uzmanı Op. Dr. Uluyol şunları söyledi: “Burun ucu, altında kemik yapı olmadığı için oynar bir yapıdır. Yaşla beraber bağ ve destek dokusu azalır. Zaten aslında kişiler ameliyat olmasa da yaş ilerledikçe, yaşamın gereği olarak burun ucu aşağı doğru yer değiştirir.” <br /> <br />Rinoplasti operasyonlarında cerrahi ekibin, burun ucunu doğru yere oturtması, uygun teknikler kullanmasının burun ucunun düşmemesini sağlayabileceğini belirten Uluyol, “Bu noktada burun estetiği düşünen hastaların hekim seçiminde dikkatli olması önem arz ediyor.  Özellikle uzun dönem ameliyat sonuçlarını gördükleri, ameliyat sonuçlarının video görsellerini gördükleri ve inandıkları hekimleri seçmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu. <br /> <br />Burun Şekli Tercihlerinde Neye Dikkat Edilmeli?<br /> <br />“Burun estetiğinde iki önemli nokta var” diyen Uluyol şöyle devam etti: “Her burnun ayrı bir hikayesi vardır. Bunu cerrahi ekip ameliyat sırasında anlar ve hastanın isteği doğrultusunda yapabileceği en yakın şekli verir. Fotoğraf getirip de ameliyat olmak isteyen hastalarımız var. Kişi burnunun şeklinden memnun değilse ve kendisine yakışacağını düşündüğü burun şeklini belirlemiş ise bunu öncelikle iyi araştırdığı ve önceki çalışmalarını gözlemleyebildiği bir hekime danışmalıdır. Önemli olan hekimin hastasının isteği doğrultusunda götürebileceği noktadır. Ve uzun dönem sonuçlarını göremediğiniz bir hekim ve ekibine yönelmek yanlış bir tercih olabilir. Hekim seçiminde kişilerin beğendikleri burunları ortaya çıkartan hekimleri tercih etmeleri çok önemlidir. Bir diğer unsur ise yüzyüze görüşmedir. Bir diğer tavsiyem de, ameliyat düşünenlerin en az iki tane deneyimli ekip ile görüşülme yapmaları olacaktır. Bu yöntem hastayı doğru yola ulaştırır.”<br /> <br />Amaç Sadece Burnu İyi Şekillendirmek Olmamalıdır!<br /> <br />Burun estetiğinde hedeflenenin sadece istenilen şeklin verilmesi olmadığının, burun sağlığının da öneminin altını çizen Op. Dr. Sinan Uluyol, “Daha iyi nefes alan daha güçlü bir burun hedeflenmelidir. Burun estetiği sırasında burun orta bölgesinde var olan devüasyon gibi durumları da çözebiliyoruz. Hemen hemen her hastada bu durumlar vardır. Örneğin, yanlarda burun eti denilen noktalara da radyo frekans uygulanır. Bunlar rutin yapılan işlemlerdir. Estetikle aynı zamanda hastada polip, sinüzit gibi durumlar varsa bunlar da operasyon sırasında giderilebilen sorunlardır” dedi.<br /> <br />Rinoplasti Ameliyatı Teknikleri Nelerdir? <br /> <br />Rinoplasti ameliyatlarının açık ya da kapalı olması konusunda hastalardan çokça soru aldıklarını söyleyen Uluyol, “Bir hasta ameliyat olurken güzel şekilli bir burnu olsun, bunu uzun süre kullansın ve bu yeni burnu ile de güzel bir şekilde nefes alabilsin ister. Burada tekniğin teorik olarak hiçbir önemi yok burada önemli olan güvenilir bir cerrahi ekiptir. Düzgün uygulanan teknikte her türlü şişlik, morluk gibi unsurlar minimal düzeyde olur.” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Kıkırdak Eğriliği Olan Hastalara Hatırlatma!<br /> <br />KBB Uzmanı Op. Dr. Sinan Uluyol son olarak bir gün burun estetiği ameliyatı olması muhtemel, bu ameliyatı olmayı aklına koymu olan kişilere yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu. <br /> <br />Uluyol, “Biz kıkırdak eğriliği söz konusu olup, burun estetiği ameliyatı olmayı aklına koymuş hastaların, gidip septoplasti ameliyatı olmalarını asla istemeyiz. Burun kıkırdağında eğrilikler olan kişiler septoplasti ile bu eğrilikleri düzelttiriyorlar. Septoplasti ameliyatı olan bir hasta bir süre sonra burun estetiği (rinoplasti) ameliyatı da olmak isterse yeterli kıkırdak doku bulunamayacaktır. Biz burun estetiğinde kıkırdağa ihtiyaç duyarız. Kıkırdak yoksa bu yapı kulaktan ya da kaburgadan alınmak zorunda kalınacaktır. Bu alış tekniklerinin de bazı yan etkileri vardır ve bazen burundaki kıkırdak kaynağına uyumlu olmayabilirler. Bu nedenle, eğer burun estetiği olma ihtimali aklınızdan geçiyorsa lütfen burun ortasından kıkırdak ameliyatı olmayınız. İşinizi zorlaştırmayınız” uyarısında bulundu.<br /> <br /> <br /> <br /> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun Estetiğinde İkinci Şans: Revizyon Rinoplasti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetiginde-ikinci-sans-revizyon-rinoplasti-611831</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 09:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[estetiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[kinci]]></category>
		<category><![CDATA[revizyon]]></category>
		<category><![CDATA[rinoplasti]]></category>
		<category><![CDATA[Şans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611831</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel Ento Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi’nden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Denizhan Özkaya, 'Revizyon Rinoplasti' hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetiginde-ikinci-sans-revizyon-rinoplasti-611831">Burun Estetiğinde İkinci Şans: Revizyon Rinoplasti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Özel Ento Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi’nden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Denizhan Özkaya, revizyon rinoplastinin daha önce yapılan burun estetiği ameliyatının istenilen sonucu vermemesi ya da işlevsel problemler oluşturması durumunda uygulanan ikinci bir düzeltme operasyonu olduğunu belirterek, bu işlemin hem estetik hem de fonksiyonel açıdan iyileşme sağladığını vurguladı.</span></p>
<p><span>Dr. Özkaya, ilk rinoplasti sonrası iyileşme döneminde ortaya çıkabilen hafif çekilmeler, eğrilikler veya beklenmeyen şekil değişikliklerinin revizyon ameliyatı ile düzeltilebildiğini ifade ederek, nefes alma problemleri gibi fonksiyonel sorunların da bu ameliyatla giderilebileceğini belirtti. </span></p>
<p><b><strong>Ne Zaman Yapılmalı?</strong></b></p>
<p><span>Revizyon rinoplastinin planlanmasında en önemli noktanın zamanlama olduğunu belirten Dr. Özkaya, ilk operasyon sonrası burnun tamamen iyileşmesinin beklenmesi gerektiğini vurguladı. Bu sürenin genellikle 6 ay ila 1 yıl arasında değiştiğini belirten Dr. Özkaya, “Hastalar estetik sonuçlardan memnun kalmadıklarında erken revizyon talep edebiliyor. Ancak aceleyle yapılan müdahaleler olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle mutlaka tam iyileşme sağlandıktan sonra revizyon yapılmalıdır” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><b><strong>İyileşme Süreci</strong></b></p>
<p><span>Revizyon rinoplasti sonrası iyileşme sürecinin, yapılan işlemin kapsamına göre değiştiğini belirten Dr. Özkaya, “Sadece burun ucuna müdahale edilmişse şişlik ve ödem daha hafif seyreder. Ancak kemik yapısına yeniden müdahale edilmesi durumunda, ilk ameliyata benzer bir iyileşme süreci yaşanabilir” dedi. </span><span>Ameliyat sonrası ödemin azaltılması için ilk üç gün başın yüksekte tutulmasının, soğuk uygulama yapılmasının, burun içinin tuzlu su ile nemli tutulmasının ve ödem giderici ilaçların kullanılmasının sürece destek olacağını aktaran Dr. Özkaya, bu dönemde sigara, alkol ve kan sulandırıcı ilaçlardan uzak durulması gerektiğini ifade etti. </span></p>
<p><b><strong>Cerrah Seçimi </strong></b></p>
<p><span>Revizyon rinoplastinin, ilk burun estetiğine göre daha fazla deneyim ve teknik bilgi gerektirdiğinin altını çizen Dr. Özkaya, hastalara şu uyarılarda bulundu: “Cerrah seçimi bu noktada büyük önem taşıyor. Hastalar, doktorun daha önce gerçekleştirdiği vakaları incelemeli, detaylı bir muayeneden geçmeli ve beklentilerini net şekilde ifade etmelidir. Revizyon rinoplasti, estetik ya da işlevsel açıdan tatmin edici sonuç alınamayan burun ameliyatlarının ardından hastalara ikinci bir şans sunar. Doğru zamanlama, deneyimli bir cerrah ve sabırlı bir iyileşme süreciyle başarılı sonuçlar mümkündür” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p>
<p><span> </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetiginde-ikinci-sans-revizyon-rinoplasti-611831">Burun Estetiğinde İkinci Şans: Revizyon Rinoplasti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun tıkanıklığı neden gece saatlerinde artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-tikanikligi-neden-gece-saatlerinde-artiyor-601761</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 12:36:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[saatlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[tıkanıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyku için seçilen pozisyon, gece boyunca nefes kalitesini ve sabah hissedilen rahatlığı doğrudan etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-tikanikligi-neden-gece-saatlerinde-artiyor-601761">Burun tıkanıklığı neden gece saatlerinde artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uyku için seçilen pozisyon, gece boyunca nefes kalitesini ve sabah hissedilen rahatlığı doğrudan etkileyebiliyor. Örneğin sırtüstü yatmanın burun tıkanıklığını artırabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Murat Şirin, “Sırtüstü pozisyon, yumuşak damak ve dil kökünün geriye düşmesine neden olarak solunum yolunu daraltır ve en rahatsız yatış şekillerinden biri olarak kabul edilir. Ayrıca soğuk ve kuru havalarda burun içindeki konkaların şişmesi de tıkanıklığı artıran başka bir faktördür” dedi.</strong></p>
<p>Burun tıkanıklığının artmasına ya da bir türlü geçmemesine yol açan etkenlerden birine de burun spreyleri örnek verilebilir. Bu burun açıcı spreylerin uzun süre ve kontrolsüz kullanımının burun sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Murat Şirin, “Burun içinde yer alan ve nefes aldığımız havayı ısıtıp nemlendirmekle görevli olan nazal konkalar, bu spreylerin sık kullanımı sonucu ilaçlara yanıt vermemeye ve sürekli şiş halde kalmaya başlayabilir. Bunun nedeni, burun mukozasındaki reseptörlerin uzun süre ilaç kullanımına bağlı olarak azalması ya da duyarsızlaşmasıdır. Bu durumda öncelikli tedavi, burun spreylerinin hızlı ve kontrollü şekilde bırakılmasıdır” dedi.</p>
<p><strong>Burundaki yapısal bozukluklar sinüzit riskini artırabilir</strong></p>
<p>Burun tıkanıklığını artıran bir diğer önemli nedenin de burun içindeki yapısal sorunlar olabileceğini belirten Şirin, “Burun içini ortadan ikiye ayıran ve septum denilen yapıdaki eğrilikler, burundan nefes almayı zorlaştırabilir. Bu eğrilikler doğuştan olabildiği gibi burna alınan bir darbe sonrası da ortaya çıkabilir ve çoğu zaman burun etlerinin büyümesiyle birlikte görülür. Nefes almayı zorlaştıran bu durumlar; sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme, sinüzit, burun kanaması, baş ağrısı, horlama ve uyku sorunlarına yol açabilir. Günlük yaşamı etkilemeye başladığında bu sorunlar ameliyatla düzeltilebilir. Ayrıca bazı ilaçlar burun etlerinde şişmeye neden olabilir, böyle bir durumda ilaç değişikliği yapılabilir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-tikanikligi-neden-gece-saatlerinde-artiyor-601761">Burun tıkanıklığı neden gece saatlerinde artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evdeki toz burun eti büyümesine yol açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/evdeki-toz-burun-eti-buyumesine-yol-acabilir-593962</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 12:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açabilir]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesine]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[evdeki]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toz]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı bir nefes alışverişi, yaşam kalitesinin artmasında kilit bir rol oynar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evdeki-toz-burun-eti-buyumesine-yol-acabilir-593962">Evdeki toz burun eti büyümesine yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlıklı bir nefes alışverişi, yaşam kalitesinin artmasında kilit bir rol oynar. Solunan havayı akciğer için uygun hale getirme işinin ise burun içindeki konka isimli yapılara ait olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Bennur Çetindağ Albayrak, “Polen, ev tozu, küf ve hayvan tüyü gibi alerjenler konkaların büyümesine yol açarak nefes almayı zorlaştırabilir. Bu nedenle alerjik bulguların göz ardı edilmesi hem solunum kalitesini hem de günlük yaşam konforunu olumsuz etkileyebilir. Erken tanı ve tedavi ise süreci olumlu yönde destekler” dedi.</strong></p>
<p>Nefes alışverişinin verimli olması; enerji düzeyi, konsantrasyon ve genel iyilik hâlini doğrudan etkilediği için burun eti büyümesi yalnızca nefes almayı zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda yaşam kalitesini de ciddi şekilde azaltabilir. Burun içindeki konkaların alerjenlerle temas sonucu şişmesinin alerjik burun eti büyümesi olarak tanımlandığını ifade eden Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Bennur Çetindağ Albayrak, “Burun eti büyümesi tedavi edilmediğinde kronik sinüzitten uyku bozukluklarına kadar pek çok soruna yol açabiliyor. Burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, koku kaybı ve horlama gibi semptomların erken fark edilmesi, bu ve benzeri bulguların ihmal edilmemesi kıymetli” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toz kontrolü için HEPA filtre önemli</strong></p>
<p>Alerjiye bağlı burun eti büyümesi riskini azaltmak için günlük yaşamda basit önlemler alınabileceğini vurgulayan Albayrak, “Ev ortamında toz birikimini azaltmak, yaşam alanlarını düzenli havalandırmak, halı ve perdeleri temizlemek, HEPA filtreli süpürge kullanmak ve iç mekanlarda nem kontrolü sağlamak gibi gündelik koruyucu adımlar şikâyetleri hafifletebilir. Polen mevsiminde dışarıda maske takmak, eve dönünce kıyafetleri değiştirmek ve burnu düzenli yıkamak da alerjen temasını azaltarak konkaların şişmesini önlemeye yardımcı olur” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Gerekli durumlarda burun eti lazer ile küçültülebilir</strong></p>
<p>Burun eti büyümesinde tedavinin gecikmesi durumunda kronik sinüzit, boğaz enfeksiyonları, orta kulak problemleri ve işitme kaybı gibi sorunların gelişebileceğini, çocuklarda ise yüz ve diş gelişiminin olumsuz etkilenebileceğini belirten Albayrak, “Alerjik burun eti büyümesinde tedavi; alerjenden mümkün olduğunca uzak durmayı, burnun düzenli olarak yıkanmasını, doktorun önerdiği antihistaminik ve kortizonlu spreylerin kullanılması gibi ilaç tedavilerini içerir. Gerekli durumlarda; radyofrekans, mikrodebrider ya da lazer yöntemleriyle bazı hastalarda ise klasik cerrahi ile burun eti küçültülebilir. Doğru tedavi ve düzenli kontrollerle hastalığın tekrarlama riskini azaltmak mümkün. Bu nedenle periyodik takipler burun sağlığını korumada büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evdeki-toz-burun-eti-buyumesine-yol-acabilir-593962">Evdeki toz burun eti büyümesine yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tedavi edilmediğinde uyku apnesine yol açabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmediginde-uyku-apnesine-yol-acabiliyor-591674</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 08:27:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[apnesine]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[edilmediğinde]]></category>
		<category><![CDATA[Geniz Eti]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda nefes almayı zorlaştıran, ağzının açık uyumasına neden olan, okul başarısını düşüren ve yüz gelişimini bozan geniz eti büyümesi, tedavi edilmediğinde uyku apnesi gibi tehlikeli bir hastalığa da yol açabiliyor! </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmediginde-uyku-apnesine-yol-acabiliyor-591674">Tedavi edilmediğinde uyku apnesine yol açabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda nefes almayı zorlaştıran, ağzının açık uyumasına neden olan, okul başarısını düşüren ve yüz gelişimini bozan geniz eti büyümesi, tedavi edilmediğinde uyku apnesi gibi tehlikeli bir hastalığa da yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay</strong> “Geniz eti büyümesi son yıllarda viral enfeksiyonlarda ve alerjideki artış nedeniyle, çocuklarda hızla yaygınlaşıyor. En sık 2-5 yaş aralığında çok sık görülen ve okul çağındaki çocukları tehdit eden geniz eti büyümesi tedavi edilmediğinde uyku apnesi gibi yaşam kaybına neden olabilen hastalığa da yol açabiliyor” diyor. Anne-babalara, çocuklarını dikkatli gözlemlemeleri önerisinde bulunan KBB Uzmanı Prof. Dr. Ertugay, hastalığın belirtilerini ve tehlikelerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p>Son yıllarda çocuklarda geniz eti büyümesi hızla yaygınlaşıyor. Özellikle 2-5 yaşları arasında çok sık görülen ve okul çağındaki çocukları tehdit eden hastalık, yalnızca burun tıkanıklığıyla sınırlı kalmayıp, uyku kalitesinden yüz gelişimine dek pek çok soruna yol açıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay “Geniz eti, burun boşluğunun arkasında yer alan ve üzüm salkımına benzeyen bir lenfoid dokudur. Sağlığımız açısından önemli görevler üstlenen geniz eti; vücuda giren bakterileri, virüsleri ve alerjenleri tanır ve onlarla savaşmaya yardımcı olan antikorları üretir. Buna karşın geniz eti büyüdüğünde birçok ciddi soruna yol açabilir. Ancak erken tanı ve uygun tedaviyle çocukların hem solunum hem de genel yaşam kalitelerini önemli ölçüde iyileştirmek mümkündür. Bu nedenle toplumsal farkındalık büyük önem taşımaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Bu belirtilerle kendini gösteriyor</strong></p>
<p>Çocuklarda geniz eti böyümesinin çoğu zaman sinsi şekilde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Ertugay şöyle konuşuyor: “Geniz eti büyümesi olan çocuklar genellikle burundan nefes almakta zorlanır. Bu nedenle ağızdan nefes alma alışkanlığı geliştirirler. Özellikle gece uykularında horlama, huzursuz uyuma, terleme ve sabah yorgun uyanma gibi belirtiler sıkça görülür. Aileler çoğu zaman bu durumu ‘çocuk uykuda çok hareketli’ diyerek geçiştiriyor ancak bu tablo aslında geniz etinin nefes yolunu daraltmasının bir sonucudur.”</p>
<p><strong>Tekrarlayan kulak enfeksiyonlarına yol açıyor</strong></p>
<p>Geniz etinin burnun arkasındaki bölgeye yerleştiği için, östaki borusunu tıkayabildiğini, bunun da sık sık orta kulak enfeksiyonuna ve işitme problemlerine yol açtığını söyleyen Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğun televizyonu yakından izlemesi, sık sık ‘ne dedin?’ diye sorması veya derslerde dalgın görünmesi, öğrenme sorunları yaşaması ve okul başarısının düşmesi aslında işitme azlığının bir göstergesi olabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde mutlaka kulak, burun ve boğaz muayenesi yapılmalıdır.”</p>
<p><strong>Yüz gelişimleri olumsuz etkileniyor</strong></p>
<p>Burundan nefes alamayan çocukların yüz gelişiminin de zamanla etkilenebildiğini, sürekli ağızdan nefes almanın, yüz kemiklerinde uzun ve dar bir görünüm oluşturabildiğini belirten Prof. Dr. Ertugay “Bu da hem estetik hem de fonksiyonel sorunlara yol açabilir. Yüz şekli bozulur (adenoid yüz) ve çocuğun psikolojinin de olumsuz etkilenmesine neden olur. Üstelik hipertansiyondan kalp problemlerine, insülin direncinden gelişme geriliğine ve uyku apnesi gibi bir başka tehlikeli hastalığa zemin hazırlayabilir. Bu nedenle en büyük görev öncelikle anne-babalara düşmektedir. Çocuklarını dikkatle gözlemleyerek, erken tanı ve uygun tedavi sayesinde sağlıklı gelişimlerini sağlayabilirler” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmediginde-uyku-apnesine-yol-acabiliyor-591674">Tedavi edilmediğinde uyku apnesine yol açabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda burun kanamaları ciddiye alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-burun-kanamalari-ciddiye-alinmali-589941</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 12:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[ciddiye]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanamaları]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “kan kanseri” olarak bilinen lösemi, çocukluk çağında en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-burun-kanamalari-ciddiye-alinmali-589941">Çocuklarda burun kanamaları ciddiye alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halk arasında “kan kanseri” olarak bilinen lösemi, çocukluk çağında en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Kemik iliğinde başlayan hastalığın, sağlıklı kan hücreleri yerine anormal hücrelerin üretilmesine yol açtığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Lösemi bağışıklık sistemini zayıflatır; vücut enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelir, kansızlık ve yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak çoğu kanser türünde olduğu gibi, erken tanı ile başarılı tedavi şansının yüksek olduğu unutulmamalı” dedi.</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinin nedenleri tam olarak bilinmese de bazı vakalarda genetik yatkınlığın rol oynayabileceği düşünülüyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Lösemi genellikle halsizlik, solgunluk, sık tekrarlayan enfeksiyonlar, uzun süren ateş, ciltte morluklar ve burun kanamaları gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bazı çocuklarda iştahsızlık, kilo kaybı veya boyun ve koltuk altı gibi bölgelerde şişlikler de görülebiliyor. Bu tür şikâyetler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak, erken tanı ve tedavi süreci açısından büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Lösemi tedavisinde sabır ve süreklilik önemli</strong></p>
<p>Löseminin farklı alt türleri bulunduğunu belirten Kansoy, “Tanı sürecinde kan tahlilleri ve kemik iliği incelemeleriyle hastalığın tipi belirleniyor. Elde edilen bulgulara göre kişiye özel bir tedavi planı oluşturuluyor. Tedavi genellikle kemoterapiyle başlıyor ve hastalığın türüne göre ortalama 1-2 yıl kadar sürebiliyor. Bu süreçte düzenli doktor kontrolleri ve tedaviye uyum, başarı oranını doğrudan etkiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik destek tedavinin ayrılmaz bir parçası</strong></p>
<p>Uzun süren ve sabır gerektiren lösemi tedavisinde hem çocukların hem de ailelerin duygusal olarak zorlanabildiğini belirten Kansoy, “Bu dönemde psikolojik destek almak hem çocukların hem de ebeveynlerin yaşadığı stresi hafifletiyor, tedavi sürecine uyumu kolaylaştırıyor. Ruhsal olarak güçlü kalmak, fiziksel iyileşmenin de önemli bir parçası. Lösemili Çocuklar Haftası ise bu konuda farkındalığı artırmak ve toplumun desteğini hatırlatmak açısından her yıl biraz daha fazla önem kazanıyor” dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-burun-kanamalari-ciddiye-alinmali-589941">Çocuklarda burun kanamaları ciddiye alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumda her 4 erişkinden 1&#8217;inde görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumda-her-4-eriskinden-1inde-goruluyor-586928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:01:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinden]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumda]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apne Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genellikle boğaz yapısına bağlı sebeplerden dolayı gelişen horlama her 4 erişkinden 1’inde görülen yaygın bir sorun. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-her-4-eriskinden-1inde-goruluyor-586928">Toplumda her 4 erişkinden 1&#8217;inde görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle boğaz yapısına bağlı sebeplerden dolayı gelişen horlama her 4 erişkinden 1’inde görülen yaygın bir sorun. Çoğu zaman sadece çevredekileri rahatsız eden bir durum gibi görülüyor. Ancak, horlamaya Uyku Apne Sendromu eşlik ediyorsa; gündüz uyuklama ve dikkat dağınıklığı, kalp damarlarında tıkanıklık, inme, insülin direnci, tip 2 diyabet ve kanser gibi pek çok önemli sağlık sorunları gelişebiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, </strong>bu nedenle, özellikle solunum sisteminde hava akımının en az 10 saniye kesilmesi olarak tanımlanan Uyku Apne Sendromu’nun eşlik ettiği horlamaların mutlaka tedavi edilmesi gerektiği uyarısında bulunarak, <strong> </strong>“Horlama haftada üç geceden sık gelişiyorsa, nefes durmaları eşlik ediyorsa, gündüz aşırı uyku hali veya yorgun uyanma sorunu varsa, bir uyku merkezine başvurmak gerekmektedir” diyor. Horlamanın altta yatan sebebe göre tedavi edildiğini belirten <strong>Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,</strong> “Cerrahi tedavi ve alerjik nezle eşlik ediyorsa, uygun hastada ilaç tedavisine başvurulmaktadır. Uyku Apne Sendromu mevcutsa basınçlı hava uygulayan cihazların kullanımı gereklidir. Bunların yanı sıra kilo vermek, alkol ile tütün ürünü kullanımını bırakmak önem taşımaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Hava yolunun dar olması </strong></p>
<p>Boğazımızın arkasında bulunan yumuşak damağın sarkık olması, küçük dilin uzayıp büyümesi, alt çenenin küçük ve geride olması, dilin büyük olması, büyük bademcikler, burun kıkırdağında eğrilik ve burun etlerinin büyük olması hava yolunun daralmasına neden olabiliyor. Özellikle alerjik nezle burun etlerinin şişmesine yol açabiliyor. Uygun hastalar cerrahi tedavi açısından değerlendiriliyor. Bademcik, geniz eti, yumuşak damak veya burun operasyonları uygulanabiliyor. Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,<strong>  </strong>“Alerjik nezlesi olan hastalarda ilaç tedavisi, burun etlerine yönelik küçültme işlemleri ve alerjenlere karşı önlemlerin alınması gerekmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Obezite  </strong></p>
<p>Fazla kilo nedeniyle boyun çevresinin kalınlaşması, kadınlarda 38 cm, erkeklerde 40 cm üzerinde olması, horlama ve Uyku Apne Sendromu için risk taşıyor. Bunun nedeni ise kalınlaşan boynun havayolunu daraltması. Fazla kilolarda hekim ve diyetisyen eşliğinde kilo kaybı öneriliyor. Ayrıca, eşlik eden insülin direnci veya tip 2 diyabet varsa tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri gerekiyor.</p>
<p><strong>Alkol ve tütün tüketimi</strong></p>
<p>Alkol ve tütün ürünleri havayolundaki kasların gevşemesine neden olarak horlamayı artırıyor. </p>
<p><strong>Hava yolunu genişleten ilaçlar </strong></p>
<p>Hava yolunu genişleten ilaçlar da kasları gevşeterek horlamaya sebep olabiliyor. Bu ilaçlar arasında uyku ilaçları, antidepresanlar, anestezi ilaçları ve ağrı kesiciler yer alıyor. </p>
<p><strong>Çeşitli hastalıklar</strong></p>
<p>Soğuk algınlığı, alerjik nezle, reflü ve hipotiroidi gibi bazı hastalıklar ödem oluşturdukları havayolunun daralmasına neden oluyor.  Bazı nörolojik hastalıklar da kasları gevşeterek horlamaya yol açabiliyor. </p>
<p><strong>Uyku yoksunluğu</strong></p>
<p>Yorgun olduğumuzda ve uyku borcu biriktirdiğimizde horlama artabiliyor. </p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;kutu bilgisi&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p><strong>Bu sendromda her 10 hastadan 9’unda horlama görülüyor</strong></p>
<p>Uyku Apne Sendromu tespit edilen her 10 hastadan 9’unda horlama görülüyor. Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,<strong> </strong>bu nedenle horlama yakınmasıyla başvuran hastalarda mutlaka Obstrüktif Uyku Apne Sendromu’nun araştırıldığını belirterek, “Sabah yorgun uyanma, gündüz aşırı uyku hali, uykuda nefes durması, sabah ağız kuruluğu, dikkat eksikliği ve konsantrasyon güçlüğü, Uyku Apne Sendromu’nun tipik bulgularını oluşturmaktadır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-her-4-eriskinden-1inde-goruluyor-586928">Toplumda her 4 erişkinden 1&#8217;inde görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların burnunda gizli tehlikelere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-burnunda-gizli-tehlikelere-dikkat-580442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 07:57:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burnunda]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[Burun Tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikelere]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğunuz sürekli ağzından nefes alıp veriyor, geceleri horluyor, uykusunda huzursuzlanıyor ya da iştahsızlığından dolayı yemek yemek istemiyor mu? Bu sorunlarının altında burun tıkanıklığı yatabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-burnunda-gizli-tehlikelere-dikkat-580442">Çocukların burnunda gizli tehlikelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuz sürekli ağzından nefes alıp veriyor, geceleri horluyor, uykusunda huzursuzlanıyor ya da iştahsızlığından dolayı yemek yemek istemiyor mu? Bu sorunlarının altında burun tıkanıklığı yatabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Ayça Özbal Koç</strong>, burundan nefes almanın son derece önemli olduğunu belirterek “Çocuklarda burundan solunumu engelleyen; solunum yolu enfeksiyonları, büyümüş geniz eti, alerjiler ve burun içi anatomik bozukluklar gibi rahatsızlıklar mutlaka tedavi edilmelidir. Aksi taktirde çocuğun fiziksel ve zihinsel olarak gelişiminde geriliğe yol açmakta, okul başarısı, yüz gelişimi ve psikolojik durumunu olumsuz etkileyebilmektedir” diyor. Burun tıkanıklığının geç fark edilmesi ya da ‘geçer’ diye ihmal edilmesinin sık karşılaşılan bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Koç “Çocuklarda burun tıkanıklığına karşı ebeveynler çok dikkatli olmalı ve olası bir şikayette gecikmeden mutlaka KBB uzmanına başvurmalıdır” diye konuşuyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Ayça Özbal Koç, çocuklarda burundan nefes almayı engelleyen 5 etkeni ve sağlıklı nefes alıp verebilmesi için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Akut ve kronik üst solunum yolu enfeksiyonları</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda burundan nefes alma güçlüğünün en sık nedenlerinden biridir. Çok sık geçirilen viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, burun mukozasında ödem ve salgıyı artırıp burun tıkanıklığına neden olurken, tedavi edilmediğinde mukoza hasarına yol açar. Uyku kalitesi de bozulan çocuğun sağlığı, okul başarısı ve büyüme- gelişme potansiyeli olumsuz etkilenir. Enfeksiyonların doğru tanı ve tedavisi, burun solunumunun sağlıklı olması açısından önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Geniz eti büyümesi  </strong></li>
</ul>
<p>Bazı çocuklarda normale göre çok daha büyük olabilen geniz eti, hem burun arkasını tıkar, hem de enfeksiyon ajanları için bir besi yeri olarak görev yapabildiğinden sık sık boğaz enfeksiyonu geçirmelerine, kulakta sıvı birikmesine, işitme kaybı problemlerine, burundan nefes alamamalarına, ağzı açık uyumalarına, gece horlamalarına ve uykuda nefeslerinin durmasına yol açabilir. Tanısı kolay konulup, medikal ya da cerrahi tedavi ile sorun çözülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Alerjik rinit (Alerjik nezle)</strong></li>
</ul>
<p>Alerjik rinit, çok sık burun tıkanıklığına neden olur. Toz, polen, küf, evcil hayvan vb alerjenlere maruz kalan çocuklarda burun kaşıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı ve akıntı şikayetleri sık görülür. Mevsimsel olabileceği gibi yıl boyunca sürebilen sorun tedavi edilmezse tekrarlayan solunum yolu ve kulak enfeksiyonları, geceleri ağzı açık uyuma, horlama ve ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Erken tanı ile doğru tedavi ve alerjenlerden korunma çok önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Burun içi anatomik problemler</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Ayça Özbal Koç “Burun içi anatomik problemler burun tıkanıklığına yol açabilir. Özellikle büyümüş alt burun etleri (konka büyümesi), genetik ya da travma sonucu oluşan, burun boşluğunu ikiye ayıran septumun eğri olması hava akımını kısıtlar. Burun içinde polipler, nadiren de olsa kitleler ya da yabancı cisimler de çocuklarda burun tıkanıklığı yapabilir. KBB uzmanı tarafından yapılan uygun tedaviler ile bu yapısal sorunlar düzeltilebilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Çevresel faktörler</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle; hava kirliliği, aşırı sıcak- soğuk nemsiz hava, sigara dumanı, ev tozu akarları ve kimyasal kokular (kimyasal ev kokuları, parfüm, deterjan, temizlik maddeleri) burun tıkanıklığında önemli rol oynar. Bu faktörler, çocukların burun mukozasında tahrişe ve ödeme yol açarak solunumu zorlaştırabilir. Evin havalandırılarak ısı ve neminin ayarlanması, toz tutan eşya, halı, perde, peluş oyuncak ve sigara dumanı maruziyetinin engellenmesi çok önemlidir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Anne babalar bu önerilere dikkat!</strong></p>
<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Ayça Özbal Koç, anne babalara, çocuklarının sağlıklı nefes alıp verebilmeleri için dikkat etmeleri gerekenleri şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Çocuğunuzun aralıklı olarak, gündüz ve gece uykusunda rahat nefes alıp almadığını, nefes alırken burnundan nefes alma güçlüğü olup olmadığını gözlemleyin. Burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama ya da nefes durması gibi yakınmaları gördüğünüzde bir KBB uzmanına başvurun.</li>
<li>Burun kaşıntısı, sık hapşırma, burun tıkanıklığı ve akıntısı mevcudiyetinde alerjik rinit açısından değelendirme için bir uzmana başvurun.</li>
<li>Burun temizliğini düzenli hale getirin; tuzlu karbonatlı su ile (okyanus suyu spreyleri, damlaları) burun yıkama yapabilirsiniz.</li>
<li>Ateş, burun tıkanıklığı-akıntısı gibi durumlarda enfeksiyon açısından doktorunuza başvurun.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-burnunda-gizli-tehlikelere-dikkat-580442">Çocukların burnunda gizli tehlikelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Başım ağrımıyor, sinüzit değildir&#8221; diye düşünmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basim-agrimiyor-sinuzit-degildir-diye-dusunmeyin-569006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 07:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akut]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüs]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzümüzde sinüs olarak adlandırılan boşlukların içinde yer alan mukoza örtüsünün iltihaplanmasıyla karakterize bir hastalık olan sinüzit, yaşam kalitesini oldukça düşürebilen bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basim-agrimiyor-sinuzit-degildir-diye-dusunmeyin-569006">&#8220;Başım ağrımıyor, sinüzit değildir&#8221; diye düşünmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzümüzde sinüs olarak adlandırılan boşlukların içinde yer alan mukoza örtüsünün iltihaplanmasıyla karakterize bir hastalık olan sinüzit, yaşam kalitesini oldukça düşürebilen bir hastalık. Sinüs boşluklarının enfeksiyonu olarak da tanımlanan ve akut ile kronik olmak üzere iki gruba ayrılan sinüzitin şiddeti ise hastadan hastaya değişiyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan,</strong> günümüzde alerjen faktörlerin artması, sigara kullanımı ve  kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle tüm dünyada kronik sinüzitin görülme sıklığının giderek arttığına işaret ederek, “Özellikle kronik sinüzitin tedavisinde gecikildiğinde enfeksiyonun vücutta yayılması sonucunda ciddi sağlık sorunları gelişebilmektedir. Öyle ki sinüsler göze ve beyne çok yakın organlardır. Dolayısıyla, sinüzit nadiren de olsa göz apseleri, görme kaybı ve menenjit olarak bilinen beyin zarı iltihaplanmasına neden olabilir. Ayrıca, astım tanısı konulan pek çok hastada kronik sinüzit hastalığı eşlik edebilmektedir. Bu, sinobronşial hastalık olarak adlandırılır” diyor.</p>
<p><strong>Belirtiler 2 hafta içinde geçmezse, dikkat! </strong></p>
<p>Sinüzit tedavi edilmezse tablo gittikçe kronikleşiyor ve ameliyat gerektirecek hale gelebiliyor. Ayrıca ciddi sağlık sorunlarına da yol açabildiği için sinüzitte erken teşhis ve tedavi büyük bir önem taşıyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, <strong> </strong>bu nedenle<strong> </strong>akut sinüzitin belirtileri 2 hafta içinde düzelmezse mutlaka bir hekime başvurmak gerektiği uyarısında bulunarak, “Erken teşhis sayesinde sinüzitin kronikleşmesi önlenebilmekte ve hastaların yaşam kaliteleri yükseltilebilmektedir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Polenlerden sigara kullanımına…</strong></p>
<p>Akut sinüzit genellikle kış aylarında üst solunum yolu enfeksiyonlarına eşlik ederken, kronik sinüzit ise yaz – kış fark etmeden her mevsim oluşabiliyor. Baş bölgemizde bulunan hava dolu boşluklar olan sinüsler, boğazımızın ve yutağımızın ıslak olmasını sağlayan ve mukus olarak adlandırılan sağlıklı salgılar üretiyorlar.  Mukuslar burun boşluğu kanalıyla boğaz ve yemek borusuna ulaşıyorlar. Sinüslerin içinde yer alan mukoza zarı çeşitli etkenler nedeniyle şiştiğinde bu drenaj bozuluyor ve mukuslar sinüsler içinde birikmeye başlıyorlar. Sinüslerin mukuslarla dolu olması ise virüs, bakteri ile mantarların bu bölgede kolayca üremelerine ve yayılmalarına neden oluyor.  Enfeksiyon başlayınca genel hastalık hali oluşuyor, mukoza zarı daha çok şişerken zamanla polip denilen yapılara da dönüşebiliyor. Klima, sigara kullanımı, polenler ve diğer alerjenler, geniz eti, burun içi deviasyonlar, hava kirliliği ile tozlu ortamlar, sinüzitin gelişimini en çok kolaylaştıran  sebepleri oluşturuyor.</p>
<p><strong>Kronik sinüzit sinsi belirtiler ile seyrediyor! </strong></p>
<p>Akut sinüzit; baş ağrısı, gözlerde sulanma, ateş, yüz ve gözlerin çevresinde dolgunluk hissi ile burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Kronik sinüzitin ise sinsi belirtilerle seyrettiğini vurgulayan Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, “Örneğin, sinüzitin en temel belirtilerinden olan baş ağrısı kronik sinüzitte gelişmez.  Bu nedenle, kronik sinüzit tanısı konulduğunda hastalarımız ‘Ama benim başım ağrımıyor’ sözleriyle şaşkınlıklarını ifade ederler. Ayrıca kronik sinüzitte, akut sinüzitin tipik belirtilerinin aksine koku ve tat alma kaybı,   burun tıkanıklığı ile geniz akıntısı, öksürük, nefes darlığı ve halsizlik gibi belirtiler ön plandadır” diyor.</p>
<p><strong>Cerrahi müdahale gerekebiliyor! </strong></p>
<p>Sinüzit tedavisi; hastalığın tipine (akut veya kronik), şiddetine ve sebebine (alerji, anatomik sorun gibi) göre planlanıyor.  Akut sinüzitlerin bir kısmı kendiliğinden düzelebiliyor. Kronik sinüzitin ise mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Sinüzit, ilaç tedavisi (ateş varsa antibiyotik tedavisi gibi)  ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle kontrol altına alınabiliyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan,<strong> </strong>ancak sinüzit bu tedavilerle düzelmiyorsa cerrahi yönteme başvurmak gerektiğini belirterek, “Cerrahi yöntemde temel amaç, sinüs kanallarının açılması ve drenajının, yani sinüslerin içinde yer alan sıvının dışarı çıkarılmasıdır” diyor. Endoskopik cerrahinin tedavide çok kıymetli bir yöntem olduğuna değinen Prof. Dr. Dilaver Özturan, “Bunun nedeni ise endoskopik yöntemin güvenilir bir teknik olması ve bu sayede mukoza kaybı ile kanama gibi sorunlara yol açmamasıdır. Böylelikle ameliyat sonrasında hastanın konforu bozulmaz. Hastalar genel olarak bir veya iki günde normal yaşamlarına dönebilmektedirler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Sinüziti önlemek için 5 kritik kural!</strong></p>
<ul>
<li>Sigara içmeyin, içilen mekanlarda bulunmayın.</li>
<li>Kalabalık ve tozlu ortamlardan uzak durun.</li>
<li>Bol bol denize girin veya günde 2-3 kez deniz suyu ile burnunuzu yıkayın.</li>
<li>Bilinen bir alerjiniz varsa mutlaka tedavi olun.</li>
<li>Burun eğriliği, geniz eti veya burun konkalarında şişme gibi sorunlarınız varsa, tedavi için hekiminize başvurun.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basim-agrimiyor-sinuzit-degildir-diye-dusunmeyin-569006">&#8220;Başım ağrımıyor, sinüzit değildir&#8221; diye düşünmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Apaydın&#8217;ın yeni kitabı burun cerrahisinde referans niteliği taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-apaydinin-yeni-kitabi-burun-cerrahisinde-referans-niteligi-tasiyor-565948</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 07:54:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[apaydının]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisinde]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[niteliği]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[referans]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565948</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fazıl Apaydın’ın yazarı olduğu “Septal Surgery Challenges in Rhinoplasty” isimli kitap raflardaki yerini aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-apaydinin-yeni-kitabi-burun-cerrahisinde-referans-niteligi-tasiyor-565948">Prof. Dr. Apaydın&#8217;ın yeni kitabı burun cerrahisinde referans niteliği taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fazıl Apaydın’ın yazarı olduğu “Septal Surgery Challenges in Rhinoplasty” isimli kitap raflardaki yerini aldı. Eser, burun cerrahisinde zengin ve pratik bir kaynak olarak genç cerrahların beğenisine sunuldu. KBB Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serdar Akyıldız ve Prof. Dr. Fazıl Apaydın, EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ı makamında ziyaret ederek kitabı takdim ettiler.</p>
<p>Tıp literatürüne kazandırdığı eserden ötürü Prof. Dr. Apaydın’ı tebrik eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Sağlık temalı bir üniversite olarak bu alana yönelik projeler geliştirirken aynı zamanda literatüre de katkı sunmaya devam ediyoruz. Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı öğretim üyemiz Prof. Dr. Fazıl Apaydın’ın eseri, burun cerrahisinde özellikle genç cerrahlara önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Bilime verdiği katkılardan ötürü hocamızı tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p>Eser hakkında bilgi veren Prof. Dr. Fazıl Apaydın, “İki yıllık titiz çalışmanın ardından, tam da hayal ettiğim gibi bu kitabı tamamlamanın gururunu ve sevincini yaşıyorum. Bu kapsamlı kitapta, burun estetiğinde septal ameliyatın her yönünü inceledim ve doğru burun septum yönetiminin önemine dikkat çektim.<br />
35 yıllık cerrahi deneyim ve akademik bilgim üzerine çizim yaparak septal sapmaların sınıflandırılmasından geleneksel ve modern tekniklere, caudal ve dorso-caudal sapmalardan dorsal korunmaya kadar birçok konuyu anlattım.<br />
Hedefim burun estetiği ile ilgilenen her seviyeden cerrahlar için görsel olarak zengin ve pratik bir kaynak yaratmaktı. Bu yolculukta emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler ederim” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-apaydinin-yeni-kitabi-burun-cerrahisinde-referans-niteligi-tasiyor-565948">Prof. Dr. Apaydın&#8217;ın yeni kitabı burun cerrahisinde referans niteliği taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 08:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başboyun]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl bir buçuk milyondan fazla insanda ortaya çıkan baş-boyun bölgesi kanserleri ile ilgili risk, sigara kullananlarda 5- 25 kat daha fazla artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421">Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl bir buçuk milyondan fazla insanda ortaya çıkan baş-boyun bölgesi kanserleri ile ilgili risk, sigara kullananlarda 5- 25 kat daha fazla artırıyor. HPV virüsü, alkol ve güneş ışınlarının da sebep olabildiği bu kanser türü, tümörün yerine göre farklı belirtilerle ortaya çıkıyor. Gırtlakta gelişen tümörler, ses değişikliği ve yutma güçlüğüyle; burun bölgesine yerleşen kötü huylu tümörler ise geçmeyen burun tıkanıklıkları ve kanamalarıyla kendisini belli edebiliyor. Tüm kanserlerin %10’unundan fazlasını oluşturan baş-boyun kanserleri erken tanı ile vücudun diğer bölgelerine yayılması engellenerek tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Seyit Mehmet Ceylan, baş-boyun kanserlerinin sebepleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>HPV aşısıyla baş-boyun kanseri riskini azaltabilirsiniz</strong></p>
<p>Kanser türleri içerisinde erkeklerde 5. kadınlarda ise 12. sırada olan baş- boyun bölgesi kanserlerine dünyada her yıl yaklaşık 890 bin kişi yakalanmaktadır. Baş- boyun bölgesinde bulunan tiroid ve özofagus kanserleriyle birlikte bu rakam 1,5 milyonun üzerine çıkmaktadır.</p>
<p>Kadınlarda tiroid, erkeklerde ise gırtlak (larinks) kanseri sıklık açısından ilk sıradadır. Tütün ve alkol kullanımı yanında Epstein Barr virüsü (EBV) ve insan papilloma virüsü de (HPV) baş-boyun bölgesi kanserlerinde önemli bir risk faktörünü oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde sigara kullanımı azalmasına rağmen baş- boyun kanserlerindeki artışın bir nedeni olarak HPV enfekte kişi sayısındaki artış gösterilmektedir. HPV aşısı yaptırmak baş-boyun kanserleri açısından koruma sağlamaktadır. Oluşumu çevresel ve genetik sebeplerin yer aldığı komplike bir süreç olan baş-boyun kanserleri;</p>
<ul>
<li>Gırtlak (larinks) kanseri</li>
<li>Ağız boşluğu( ağız tabanı, dil, yanak mukozası vb.) kanserleri</li>
<li>Dudak kanseri</li>
<li>Yutak (farinks) kanseri</li>
<li>Geniz (nazofarinks) kanseri</li>
<li>Burun ve sinüs kaynaklı kanserler</li>
<li>Tükürük bezinden köken alan kanserler olarak sıralanabilir. Bunlara ilave olarak tiroid, özofagus (yemek borusu), baş boyun bölgesinde yer alan cilt kanserleri ve diğer bağ dokusu kökenli kanserler, farklı kökenli olup baş boyun bölgesini tutan kanserler de baş boyun bölgesinde yer alır.</li>
</ul>
<p><strong>Tedaviye rağmen geçmeyen burun tıkanıklığını hafife almayın</strong></p>
<p>Gırtlakta gelişen tümörün ilk belirtisi ses değişikliği, boyunda şişlik, yutma güçlüğü, boğaz ağrısı olurken, burun, sinüsler ve nazofarinkste (genizde) yerleşen tümörler burun tıkanıklığı, burun kanaması, baş ve yüz ve kulak ağrılarına neden olabilmektedir. Gırtlaktaki tümörler uzun süre ses değişiklikleri yapmadan ileri boyutlara ulaşabilmekte ve boyun bölgesine yayılabilmektedir. İki haftadan uzun süren ses değişikliği, burun tıkanıklıkları, katı gıda yutulmasında güçlük, ağız içinde oluşan yaralar, yanakta veya boyunda çıkan ağrısız şişlikler baş-boyun bölgesi kanserlerinin belirtilerinden olabilir. Bu belirtileri yaşayan kişilerin özellikle de sigara kullananların zaman kaybetmeden alanında uzman bir Kulak Burun Boğaz hastalıkları doktoruna görünmesi gerekir.</p>
<p><strong>Hastaya özel tedavi planlaması yapılıyor</strong></p>
<p>Baş-boyun bölgesi kanserleri erken tanı ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Erken tanı, tedavi süreçlerini kısaltarak fonksiyon kayıplarını en aza indirmektedir. Kanserli bölge tedavi edilirken hastanın yaşam kalitesini en az etkileyecek yöntemler tercih edilmektedir. Organ koruyucu tedaviler, endoskopik yani kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi seçenekler tercih edilmektedir. Günümüzde uygulanan modern yaklaşım baş boyun kanserli hastaların multidisipliner yöntemle tedavi edilmesine yöneliktir. Tedavi sürecinde medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve baş boyun cerrahı aktif rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Lazerle endoskopik ameliyat hastanede kalış süresini azaltıyor</strong></p>
<p>Baş-boyun bölgesi kanserlerine yönelik tedavi seçeneklerinde sadece cerrahi ya da radyoterapi olabileceği gibi; ileri evre tümörlerde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan kombine tedaviler de uygulanabilmektedir. Son yıllarda öne çıkan immunoterapi yöntemi de baş-boyun kanserlerinin tedavisinde umut vadeden bir uygulamadır. Baş-boyun bölgesi kanserlerinin tedavi süreçlerinde cerrahi tedavi önemli bir yere sahiptir. Uygulanacak cerrahi seçenekler ve uygulanma şekli hakkında hastanın yeterince bilgilendirilmesi ve karar süreçlerine bilgilendirilmiş bir şekilde katılımının sağlanması güncel yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Günümüzde tedaviye yönelik bu yaklaşım kadar önem kazanan bir başka prensip de yaşam kalitesinin korunmasıdır. Yaşam kalitesinin korunması günümüzde ilaç ve ışın tedavisindeki gelişmeler kadar cerrahi tedavilerin de teknolojik gelişmeler doğrultusunda evrim geçirmesiyle mümkün olabilmektedir. Günümüzde en çok değişen cerrahi yaklaşım endoskopik olarak yapılan kapalı ameliyatların ağırlık kazanmasıdır. Lazer yardımıyla endoskopik olarak gerçekleştirilen larinks (gırtlak) kanseri ameliyatları iyileşmenin hızlı olması ve dolayısıyla daha az hastanede kalma gibi avantajlara sahiptir. Burun ve sinüs tümörlerinde kapalı endoskopik ameliyatlar artık dışarıdan kesiyle yapılan ameliyatların yerini almıştır. Cerrahi navigasyon sistemleri cerrahın kapalı yöntemlerle tümör ameliyatını gerçekleştirmesine yönelik kolaylıklar sağlamıştır.</p>
<p><strong>Fonksiyon kayıpları doku transferi ile en aza indirilebiliyor</strong></p>
<p>Baş-boyun kanserlerinin tedavisinde tercih edilen cerrahi yöntemde, ortaya çıkabilecek fonksiyon kayıplarını en aza indirmek için doku transferleri yapılabilmektedir. Gerek komşu bölgelerden, gerekse vücudun uzak bölgelerinden yapılabilecek transferler ile fonksiyon kaybı en aza indirilebilmektedir. Son yıllarda tıp alanına da giren 3D teknolojisi, rekonstrüksiyon amacı ile kullanılabilecek, kişiye özel rekonstrüksiyon materyallerinin üretilebilmesinin önünü açmıştır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421">Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun estetiğinde konforlu çözüm: Piezo yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetiginde-konforlu-cozum-piezo-yontemi-429213</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 13:01:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[estetiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu]]></category>
		<category><![CDATA[piezo]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hem estetik hem de fonksiyonel ihtiyaçlara, burunda herhangi bir kırma işlemine gerek duymadan kalıcı, güvenli ve konforlu çözüm sağlayan Piezo yöntemi, son dönemde burun ameliyatlarında sıkça uygulanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetiginde-konforlu-cozum-piezo-yontemi-429213">Burun estetiğinde konforlu çözüm: Piezo yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hem estetik hem de fonksiyonel ihtiyaçlara, burunda herhangi bir kırma işlemine gerek duymadan kalıcı, güvenli ve konforlu çözüm sağlayan Piezo yöntemi, son dönemde burun ameliyatlarında sıkça uygulanıyor. Piezo yöntemiyle ameliyatların genel anestezi altında ortalama 2 saatte tamamlandığını ve ameliyat sonrasında hastaların bir gecede taburcu olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay “Hekim için tecrübe gerektiren Piezo yönteminde burun kırma işlemi yerine ses dalgaları kullanılıyor; bu sebeple hastalar için de oldukça güvenli ve yüz güldüren bir ameliyat yöntemi olduğunu söyleyebiliriz” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Yüzün tam ortasında bulunan burun; güzellik algısında büyük pay sahibi, aynı zamanda sağlıklı nefes alabilmek için de özenle çalışan bir sisteme sahip. Burnun sadece yüzümüzde iki tünelden oluşan bir çıkıntıdan ibaret olmadığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Burun tüneli Latincede oda anlamına gelen çok sayıda sinüse açılıyor. Bu kompleks yapı 24 saat içinde 1 litre sıvı üretebiliyor. İçimize çektiğimiz havayı süzerek bakteriyel filtrasyonu sağlıyor, havayı nemlendirip uygun ısıya getiriyor ve akciğerlerimiz için ideal bir havaya dönüştürüyor. Burnumuz ayrıca dış bölümünde kemik ve kıkırdak yapısının kusursuz tasarımıyla tüm fonksiyonlarını olası travmalara karşı koruma altına alıyor. Haliyle sağlığımız için ihtiyaç olduğunda onu kırmadan yapılacak bir ameliyatı da fazlasıyla hak ediyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ameliyat sonrası hafif morluk ve şişliklerin görülebildiğini, bunun için buz uygulaması yapılabildiğini paylaşan Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Hastalar genellikle ameliyatın ardından 2-3 gün sonra günlük hayatlarına dönmüş oluyor. Böylece estetik ve fonksiyonel sorunlar, burnun doğal yapısı da en üst düzeyde korunarak kalıcı bir çözüme kavuşuyor” dedi.</p>
<p><strong>Burun ameliyatlarında solunum kabiliyetini korumak öncelik</strong></p>
<p>Burnun solunum sisteminde hatta vücuttaki diğer organlar üzerinde çok büyük etkisinin olduğunu söyleyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Öksürük, baş ağrısı, şuur bulanıklığı, uykusuzluk, halsizlik, çarpıntı ve yorgunluk gibi tüm semptomları yaşamak için burnumuzun iki deliğini sadece 2 gün bir pamukla kapatmak yeterli oluyor. Böylesi uzun süreli yetersiz burun nefesi, vücutta nitrik oksit miktarını düşürerek kronik kalp-damar sistemi hastalıkları riskini de yükseltiyor. Nitrik oksit, vücudumuzun doğal olarak ürettiği, kalp damar sistemini düzenleyen faydalı bir molekül. Öyle ki, burnumuzdan nefes aldığımızda ağzımızla aldığımız nefese göre kanımızda yüzde 10-15 oranında daha fazla oksijenlenme sağlıyor. Tüm bu bilgilere göre burun üzerinde yapılacak her ameliyatın, burnun özel fonksiyonlarına zarar vermeyecek hassasiyetle yapılması çok büyük önem taşıyor. İster fonksiyonel ister estetik amaçlarla yapılsın, öncelikli hedef kuşkusuz burnun doğal fonksiyonlarını, solunum kabiliyetini korumak ve bu yapının zarar görmesini engellemek olmalı” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Piezo yöntemiyle herhangi bir kırma işlemi olmadan burun estetiği mümkün</strong> </p>
<p>Piezo yöntemi kullanılarak yapılan mikrocerrahiyle kemik kıkırdak yapı kırılmadan müdahale edilebildiğini belirten Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Üstelik burnun solunum fonksiyonlarını da koruyan Piezo yöntemi ayrıca başta kanama olmak üzere tüm komplikasyonları da en aza indiriyor. Hekim için tecrübe gerektiren Piezo yönteminde kırma işlemi yerine ses dalgaları kullanılıyor. Kısaca; şekil bozukluğuna neden olan kemiğin, ultrasonik ses frekansları kullanılarak kesilip fazla olan parçaların temizlenmesi esasına dayanan bir yöntem. Ülkemizde son yıllarda özellikle estetik ihtiyaçlarla yapılan burun ameliyatlarında bir artış var. Burun ameliyatlarında genellikle eğriliklerin düzeltilmesi için kemik kıkırdak yapının çeşitli aletlerle kırılmaması sonucu burun ana desteğini sağlayan kıkırdak ile kemik yapılarında çökme ve yer değiştirme riski azalıyor. Böylece deviasyon ve estetik ameliyatlar sonrasındaki tekrarlayan nefes sorunlarının görülme olasılığı da düşüyor. Sonuç olarak burun cerrahisinde mikrocerrahi ve Piezo cerrahisi, kalıcı ve güvenli bir yaklaşım yöntemidir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yüzde kaç nefes alabildiğiniz artık ölçümlenebiliyor </strong></p>
<p>Burundaki anatomik bir kusura bağlı olarak hava akımındaki tıkanma bölgelerini ve hastanın ne kadar nefes alamadığını “Rhinomanometri” ile ölçebildiklerini paylaşan Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Hastanın, ‘Burundan nefes alabiliyorum/alamıyorum’ şeklindeki ifadeleri bazen net olarak gerçeği yansıtmayabiliyor. Oysa ameliyat sonrasındaki burun hava akımındaki artışı da söylem olmaktan çıkarıp rhinomanometri cihazıyla net bir şekilde ölçmek mümkün. Böylece hastanın, ‘Ben yüzde kaç nefes alıyorum?’ sorusuna verilen cevap rakamsal ve statik olarak ortaya konabiliyor. Burnun ameliyat sonrası solunum kazancı da dokümante edilmiş oluyor. Bu özel ölçüm, burnundan yeterli düzeyde nefes alıp almadığını anlayamayan hastalar için farkındalığı da artırıyor” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetiginde-konforlu-cozum-piezo-yontemi-429213">Burun estetiğinde konforlu çözüm: Piezo yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun Estetiği Hakkında Doğru Sanılan 7 Yanlış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-dogru-sanilan-7-yanlis-407492</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 11:10:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle oluşan ‘güzellik algısı’ estetik ameliyatlarına olan talebi artırıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-dogru-sanilan-7-yanlis-407492">Burun Estetiği Hakkında Doğru Sanılan 7 Yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle oluşan ‘güzellik algısı’  estetik ameliyatlarına olan talebi artırıyor. Ülkemizde en sık yapılan estetik ameliyatlarında burun estetiği, bir diğer adıyla Rinoplasti birinci sırada yer alıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Dr. Mithat Ulay,</strong> Rinoplasti ameliyatının burnun dış görüntüsüne olan etkisinin yanı sıra nefes alma sorununa da çözüm sağladığına dikkat çekerek, “Günümüzde kişinin yüzüne, cildine ve kemik yapısına uygun olan ve estetik işlem yapıldığı anlaşılmayan sonuçlar elde edilebiliyor. Ameliyatlarda hastaların beklentileri de dikkate alınarak en doğal ve fonksiyonlarını yapan bir burun oluşturulabiliyor. Dolayısıyla hastaların Rinoplasti ile ilgili kaygıları varsa bunu hekimleriyle paylaşmaları önem taşıyor” diyor. <strong>Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Dr. Mithat Ulay,</strong> burun estetiği ameliyatı hakkında toplumda doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı; önemli önerilerde bulundu!  </p>
<p> </p>
<p><strong>Burun ameliyatı şiddetli ağrı yapar. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Ameliyat sonrasında oluşan şişlik ve morluklar nedeniyle burun estetiği ameliyatının şiddetli ağrıya sebep olduğu düşünülüyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, son yıllarda medikal ve teknolojik gelişmeler sayesinde Rinoplasti ameliyatından sonra ciddi bir ağrı sorunu yaşanmıyor. Dr. Mithat Ulay, “Ağrı, tamamen kişinin ağrı eşiğine bağlı bir histir. İlk günlerde yaşanabilen sızlama tarzındaki ağrılar basit ağrı kesici ilaçlarla kolayca kontrol altına alınabiliyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ödem ve morarma uzun süre geçmez. YANLIŞ!  </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Burun estetiği ameliyatlarında, gerekli durumlarda kemiğe müdahale yapılıyor. İşlem sonrasında burunda ödem ile gözaltlarında morarma ve şişlik oluşabiliyor. Bu sorunlar kişinin cilt dokusuna bağlı olarak çoğunlukla ilk 1-2 haftada azalıyor. İyileşme sürecini hızlandırmak için özel bir diyet, morluk giderici krem, yüze düzenli olarak uygulanan buz kompresi ve vitamin takviyesi tavsiye ediliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında burun ucu zamanla düşer. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Aslında kişi ameliyat olsa da olmasa da zamanla yer çekimi nedeniyle burnun ucu doğal olarak düşmeye başlıyor. Dr. Mithat Ulay, “Ameliyatta burnun çatısı dediğimiz kıkırdak ve kemik dokusu aşırı alınırsa zamanla burun ucu düşer. İlk 3-4 haftada ödemden dolayı anlaşılmasa da ödem kaybolunca, yetersiz kıkırdak ve kemik dokusu nedeniyle burun ucunun düştüğü fark ediliyor” diyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tamponu çıkarmak çok acılı bir işlemdir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Burun estetiği yaptırmak isteyen kişileri en çok korkutan şey, burun içine yerleştirilen tamponlar oluyor. Eskiden yağlı ve gazlı bezlerin burundan çıkarılması acı duyulan bir işlemdi. Son yıllarda ise burun anatomisine uygun olarak geliştirilen ve nefes alınmasını mümkün kılan silikon tamponlar kullanılıyor. Bu tamponlar burnun içinde yaklaşık yedi gün kalıyor ve acıya yol açmadan kolaylıkla çıkarılabiliyorlar. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında burun doğal durmaz. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Dr. Mithat Ulay, en iyi estetik ameliyatının dışarıdan fark edilmeyecek şekilde gerçekleştirilen ameliyat olduğuna işaret ederek, “Burun yüzümüzün ortasında yer alan bir organımız. Bu nedenle görünümünün doğal olması gerekiyor. Önemli olan, yüze ve cilde uygun bir burun yapılmasıdır” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Nefes alma problemi yaşanır. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Burunda kemik ve kıkırdak eğriliği ile burun eti, nefes alma probleminin başlıca nedenini oluşturuyor. Dolayısıyla Rinoplasti ameliyatı sadece estetik amaçlı yapılmıyor; deviasyon gibi sorunların düzelmesine ve burun fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde çalışmasına da imkan sağlıyor. Ameliyatın ardından burunda oluşan şişlik sonucu yaşanan nefes alma problemi ise 1-2 hafta sonra azalıyor. Burundaki problemler giderildiği için hasta ameliyat sonrasında eskisinden çok daha rahat nefes alabiliyor. Tam iyileşme ise bir yıl sürüyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Burun estetiği ileri yaşlarda yapılamaz. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Burun estetiği ameliyatı, tıbbi olarak gerekli olması halinde ileri yaşlarda da yapılabiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-dogru-sanilan-7-yanlis-407492">Burun Estetiği Hakkında Doğru Sanılan 7 Yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeklerde Burun Estetiğinden Sonra Alınması Gereken 7 Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-burun-estetiginden-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-370883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 09:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınması]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[estetiğinden]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok insan daha iyi hissetmek, toplumda kendine yer edinebilmek için fiziksel görünümünü değiştirmek istiyor. Burun estetiği de erkeklerde sık tercih edilen estetik operasyonlar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-burun-estetiginden-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-370883">Erkeklerde Burun Estetiğinden Sonra Alınması Gereken 7 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok insan daha iyi hissetmek, toplumda kendine yer edinebilmek için fiziksel görünümünü değiştirmek istiyor. Burun estetiği de erkeklerde sık tercih edilen estetik operasyonlar arasında yer alıyor. Ancak burun estetiğinin yüz görüntüsünü başlı başına etkilediğinin unutulmaması gerekiyor. Kişiye göre güzelin değil, sanatsal açıdan bakılınca güzel görüntünün yakalanması ve sağlıklı bir şekilde nefes alınabilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Önder Uysal, erkeklerde burun estetiği hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kadın ile erkek burun estetiği arasında farklar bulunuyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Erkekler ve kadınlar arasında estetik görünüm açısından bazı farklar vardır. Erkekler genellikle ameliyat olduklarının anlaşılmasını istemez, estetik sonrasında dışarıdan bakıldığında doğuştan burunlarının şekliymiş gibi anlaşılmasını tercih eder. Kadınlardan farklı olarak erkekliğin maskülen yapısına uygun bir şekil isterler. Kadınlar daha dar, daha küçük bir burun isterken, erkekler daha iri ve daha düz inen bir burun ister. Ayrıca kadınlara göre burun uçları daha geniş ve burun kenarları daha yapılı olur. Erkekler estetik burun ameliyatı olduğunun anlaşılmasını istemedikleri için burun sırtının tam düzgün olmasındansa hafif çıkıntılı kalması tercih edilebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Erkeklerde de ideal yaş 22 </strong></p>
<p> </p>
<p>Günümüzde pek çok hasta 18 yaşını doldurur doldurmaz burun estetiği için başvurmaktadır ancak yüz kemiklerinin tamamen oturması 22 yaşı bulmaktadır. Bu nedenle erkeklerde veya kadınlarda burun estetiği ya da tüm estetik operasyonlar için 22 yaş idealdir. Ameliyat öncesinde hastanın tam olarak ne istediğinin anlaşılması, tüm açıların belirlenmesi, belirli formatlarda hazırlanması ve fotoğraflanması önemlidir. Tüm bunlar kayıt altında olmalı ve hastanın imzası alınmalıdır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ameliyattan sonra 6 ay dikkatli olmak gerekiyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Burun estetiği ameliyatından sonra kadın ve erkek hastaların dikkat etmesi gerekenler aynıdır. İlk geceden sonra hastanın 3 aylık dikkat etmesi gereken bir dönem başlar. İki hafta boyunca burun alçılarla desteklenir bu sayede oluşabilecek travmalardan korunur.  Bunun için içeriden ve dışarıdan buruna koyulan malzemelerle burun desteklenir. 6 ay kadar hastanın gözlük takmaması, güneşten korunması, yüze gelebilecek en ufak travmalardan bile korunması istenir. Burnun tamamen iyileşmesi 6 ayı bulmaktadır ve 6 aydan sonra normal hayata geçilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Burun estetiğinden sonra bunlara dikkat edin;</strong></p>
<ol>
<li>Crossfit ve koşu gibi yorucu aktivitelerden kaçının.</li>
<li>Burnunuzda bandaj varken duş almak yerine banyo yapın.</li>
<li>Burnunuzu sümkürmeyin.</li>
<li>Kabızlığı önlemek için meyve ve sebzeler gibi yüksek lifli yiyecekler yiyin. Kabızlık, ödem yapabileceğinden ameliyat bölgesinde basınca neden olabilir.</li>
<li>Çok gülümseme veya kahkaha atmak gibi aşırı yüz ifadelerinden kaçının.</li>
<li>Üst dudağınızın hareketini sınırlamak için dişlerinizi nazikçe fırçalayın.</li>
<li>Önden bağlanan giysiler giyin. Gömlek veya kazak gibi giysileri başınızın üzerine çekmeyin.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-burun-estetiginden-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-370883">Erkeklerde Burun Estetiğinden Sonra Alınması Gereken 7 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelişigüzel Burun Açıcı Sprey Kullanmayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelisiguzel-burun-acici-sprey-kullanmayin-367106</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 08:28:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[gelişigüzel]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmayın]]></category>
		<category><![CDATA[sprey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde yaygın görülen sorunlardan biri burun tıkanıklığı! Öyle ki her 5 kişiden biri günlük yaşantıyı olumsuz etkileyen burun tıkanıklığından muzdarip.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelisiguzel-burun-acici-sprey-kullanmayin-367106">Gelişigüzel Burun Açıcı Sprey Kullanmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde yaygın görülen sorunlardan biri burun tıkanıklığı! Öyle ki her 5 kişiden biri günlük yaşantıyı olumsuz etkileyen burun tıkanıklığından muzdarip. Ancak tedavi edilmediğinde önemli hastalıklara davetiye çıkarabilen bu soruna karşı çoğu kez gelişigüzel burun açıcı sprey kullanılmasında sakınca görülmüyor! Oysa burun tıkanıklığına yol açan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken önemli etkenler olabildiğini belirten <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Doç. Dr. Serap Önder</strong>, altta yatan nedenler tespit edilip tedavi edilmeden, gelişigüzel burun açıcı sprey kullanımının faydadan çok zarar verebildiğini söylüyor. KBB Uzmanı Doç. Dr. Serap Şahin Önder, burun tıkanıklığı hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, toplumumuzda en sık yapılan 6 yanlışı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Yaşam kalitesini düşürmekle birlikte tedavi edilmediğinde ciddi sorunlara davetiye çıkarabilen burun tıkanıklığı; alerjiden üst solunum yolu enfeksiyonuna, kemik eğriliğinden sinüzite, burun iltihabından (alerjik rinit) burun ve geniz etine dek bir çok nedenden kaynaklanabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Doç. Dr. Serap Önder</strong>, ülkemizde gerek bebeklerde ve çocuklarda gerekse yetişkinlerde yaygın görülen bir sorun olan burun tıkanıklığının ihmale gelmeyeceğini belirterek “Kısa süreli burun tıkanıklığı bile yaşam kalitesini bozabilir, uyku sorunlarına yol açabilir. Uyku kalitesinin bozulması da gündüz ders yorgunluğu, ders başarısında düşme ve dikkat dağınıklığına neden olabilir. Uzun süreli burun tıkanıklığı ise büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkilerken, işitme problemlerine, ağzın açık uyunmasına neden olduğundan dolayı horlama, diş ve çene gelişiminde bozukluğa, ayrıca sağlıklı nefes alma gerçekleşmeyeceğinden kalp başta olmak üzere ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilir” diyor. </p>
<p><strong>Altta yatan neden mutlaka tespit edilmeli!</strong></p>
<p>Burun tıkanıklığında altta yatan nedenin tespit edilip acilen soruna uygun tedaviye başlanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Serap Şahin Önder şöyle konuşuyor: “Burun tıkanıklığında önce deniz suları ile burun yıkaması yapılabilir ancak bir haftadan uzun süren burun tıkanıklığında mutlaka doktora başvurulmalıdır. Eğer sorun geniz eti büyüklüğü veya geniz eti iltihabı, polip, konka gibi sorunlardan kaynaklanıyorsa cerrahi tedavi ile sorun ortadan kaldırılabilir. Alerjiye bağlı burun tıkanıklıklarında kişi çeşitli ilaçlarla ve alerjenlerden (polenler, hayvan tüyleri, ortamda toz barındıran eşyalar, şekerli ve katkı maddeli gıdalar vb) uzak kalarak sorun azaltılabilmektedir. Ancak hasta tekrar alerjene maruz kaldığında şikayeti artabilir. Yani tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında genellikle beş gün içerisinde geçerken kimi zaman antibiyotik gerekebilir. Altta yatan tıbbi bir sorun olmadığı tespit edildiğinde okyanus suları doğal içeriklerinden dolayı uzun süreli kullanılabilir.”</p>
<p><strong>Burun tıkanıklığında en sık yapılan 6 yanlış!</strong></p>
<p>KBB Uzmanı Doç. Dr. Serap Şahin Önder, gerek yetişkinlerde gerekse çocukların burun tıkanıklığı durumunda toplumumuzda bazı yanlışlara düşülebildiğine dikkat çekerek, özellikle de doktora danışmadan arkadaş çevresi ya da internetten edinilen bilgilerle gelişigüzel burun açıcı sprey kullanımının uzun dönemde fayda yerine zarar verdiğini vurguluyor. “Burun spreyleri kontrolsüzce uzun süreli kullanılmamalıdır” diyen Doç. Dr. Serap Şahin Önder en sık düşülen hataları şöyle açıklıyor; </p>
<ol>
<li>Burun tıkanıklığını normal karşılayıp doktora başvurmamak, </li>
<li>Kontrolsüzce 5 günden fazla burun açıcı sprey kullanmak, </li>
<li>Ağzı açık uyuma ve horlamayı normal sanmak,</li>
<li>Her iltihaplı burun akıntısında antibiyotik kullanmak, </li>
<li>Doktorun önerisine rağmen kortizon içeren spreylerden çekinerek kullanmamak, </li>
<li>Burun tıkanıklığına yol açan alerjen etkenleri tespit etmeyip, bu alerjenlerden uzaklaşmamak.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelisiguzel-burun-acici-sprey-kullanmayin-367106">Gelişigüzel Burun Açıcı Sprey Kullanmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
