<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bulunuyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bulunuyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bulunuyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 May 2024 09:54:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>bulunuyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bulunuyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Acer, Plastic Bank İş Birliği ile Çevreden 50 Ton Plastik Atık Toplama Taahhüdünde Bulunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acer-plastic-bank-is-birligi-ile-cevreden-50-ton-plastik-atik-toplama-taahhudunde-bulunuyor-457028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2024 09:54:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[bulunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[çevreden]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[plastic]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[taahhüdünde]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[toplama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acer ile Plastic Bank arasındaki iş birliği, 2,5 milyon plastik şişe eş değerindeki plastik atığın okyanusa karışmasını engellemeye yardımcı oluyor ve az gelişmiş toplumlarda atık toplayarak sağlanan geçimi destekliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acer-plastic-bank-is-birligi-ile-cevreden-50-ton-plastik-atik-toplama-taahhudunde-bulunuyor-457028">Acer, Plastic Bank İş Birliği ile Çevreden 50 Ton Plastik Atık Toplama Taahhüdünde Bulunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yılın Dünya Günü teması olan “Gezegen vs Plastik” temasını sahiplenen Acer, Plastic Bank ile iş birliğine giderek 2024 yılında çevreden en az 50 ton plastik atığı toplamayı ve geri dönüştürmeyi taahhüt ediyor.</p>
<p>Kanada merkezli bu sosyal girişim, plastik kirliliği sorununu ele alarak geri dönüşüm ekosistemleri oluşturmaya ve savunmasız kıyı bölgelerinde geçim fırsatları yaratmaya odaklanıyor. </p>
<p>Acer&#8217;ın Plastic Bank ile birlikte yürüttüğü Etki Programı Ortaklığı kapsamında Güneydoğu Asya’daki atık toplama üyelerinin de çabalarıyla, 2,5 milyonu aşkın  plastik şişenin okyanuslara girmesinin önlenmesi öngörülüyor.</p>
<p>Üyeler, topladıkları plastikleri yerel piyasa fiyatı karşılığında; ek gelir sağlayabilmelerine ve sosyal yardımlara erişmelerine yardımcı olan bonuslar karşılığında Plastic Bank toplama şubelerine getiriyor. </p>
<p>Acer&#8217;ın Plastic Bank ile iş birliği, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını (SKA’lar) destekliyor. Bunlar arasında yoksulluğa son için SKA 1, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme için SKA 8, sorumlu üretim ve tüketim için SKA 12, sudaki yaşam için SKA 14, hedeflere yönelik ortaklıklar için de SKA 17 yer alıyor.</p>
<p>Acer’ın çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hedefleri arasında ayrıca 2025 yılına kadar bilgisayarlarda ve ekranlarda yüzde 20-30 tüketici sonrası geri dönüştürülmüş plastik (PCR) içeriğin adapte edilmesi ve 2050’ye kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmak da yer alıyor. Acer, tüketici elektroniği ürünlerinde PCR plastiği türlerini kullandığı çevreye duyarlı Vero serisiyle büyük adımları hayata geçirdiği gibi Aralık 2023’te tanıtılan ilk karbon nötr bilgisayarı Acer Aspire Vero 16’nın piyasaya sürülmesiyle karbon nötrlüğüne bağlılığını da güçlendirdi. Acer, operasyonlarının ve çevrenin uzun vadeli sürdürülebilirliği için yenilikçi ve çevreye duyarlı çözümleri teşvik ederek sektörle ve değişen yaşam tarzlarıyla birlikte gelişmeye devam edecek. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acer-plastic-bank-is-birligi-ile-cevreden-50-ton-plastik-atik-toplama-taahhudunde-bulunuyor-457028">Acer, Plastic Bank İş Birliği ile Çevreden 50 Ton Plastik Atık Toplama Taahhüdünde Bulunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mikroplastikler içme suyunda hatta sofra tuzunda bile bulunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mikroplastikler-icme-suyunda-hatta-sofra-tuzunda-bile-bulunuyor-423661</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 21:03:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[bulunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[hatta]]></category>
		<category><![CDATA[içme]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplastikler]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<category><![CDATA[suyunda]]></category>
		<category><![CDATA[tuzunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Plastiklerin biyolojik olarak kolayca parçalanamayan petrol türevlerinden yapıldığını kaydeden uzmanlar, plastiklerin artık dünyadaki tüm okyanuslarda bulunduğunu, deniz memelileri ve kuş türlerinin plastik parçaları tükettiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mikroplastikler-icme-suyunda-hatta-sofra-tuzunda-bile-bulunuyor-423661">Mikroplastikler içme suyunda hatta sofra tuzunda bile bulunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Mikroplastikler içme suyunda hatta sofra tuzunda bile bulunuyor</strong></p>
<p><strong>İnsan tükürüğünde, saçında ve dışkısında mikroplastikler bulunuyor</strong></p>
<p><strong>Plastiklerin biyolojik olarak kolayca parçalanamayan petrol türevlerinden yapıldığını kaydeden uzmanlar, plastiklerin artık dünyadaki tüm okyanuslarda bulunduğunu, deniz memelileri ve kuş türlerinin plastik parçaları tükettiğini söylüyor. Mikroplastiklerin çeşitli içeceklerde, içme suyunda (şişelenmiş su musluk suyundan daha fazla mikroplastik içerir) ve hatta sofra tuzunda bile bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin,</strong> “<strong>İnsan tükürüğünde, saçında ve dışkısında mikroplastiklerin bulunması, hepimizin bu plastik parçalara düzenli olarak maruz kaldığımızı gösteriyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce) Tıbbi Biyokimya Bölümünden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, mikroplastikler konusunu değerlendirdi.</p>
<p>Mikroplastiklerin, kullanımlarındaki gelişmelerle birlikte kişisel bakım, kozmetik ve temizlik ürünlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ve yerel bir çevre kirliliği kaynağı olarak ortaya çıktığını belirten Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Şu anki çevrenize baktığınızda plastik görmeniz muhtemeldir. Plastik ürünlerin üretimi ve kullanımı, plastik imalatının yaygınlaştığı 1950&#8217;li yıllardan bu yana önemli ölçüde arttı. Plastikler hafif, dayanıklı ve ucuzdur ve bu özellikleri onları ev eşyalarımızın, ambalaj malzemelerimizin ve diğer günlük eşyalarımızın kullanışlı bir bileşeni haline getirir. Şu anda dünya çapında her yıl 320 milyon tondan fazla plastik üretiliyor. Bu ürünlerin yarısı tek kullanımlık ambalajlara yönelik üretiliyor. Plastik ürünlerin yalnızca küçük bir kısmı geri dönüştürüldüğü için çoğu plastik ürün atık olarak atılıyor.”</p>
<p><strong>Bazı kuş türleri civcivlerine plastik parçalar bile yediriyor</strong></p>
<p>Plastiklerin biyolojik olarak kolayca parçalanamayan petrol türevlerinden yapıldığını kaydeden Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, “Bu, atılan plastik ürünlerin hızlı bir şekilde parçalanmak yerine çöplüklerde, okyanuslarda ve diğer ortamlarda birikip kalıcı hale döndüğü anlamına gelir. Plastikler artık dünyadaki tüm okyanuslarda bulunuyor. Deniz memelileri ve kuş türlerinin plastik parçaları tükettiği biliniyor, hatta bazı kuş türleri civcivlerine plastik parçalar bile yediriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Nanoplastik de var</strong></p>
<p>Bugün okyanuslarda 50 trilyon kadar plastik parçası bulunduğunu belirten Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, şunları anlattı:</p>
<p>“Her yıl nehirlerden okyanuslara 5 milyon ton plastik taşınıyor. Plastik ürünler deniz ortamlarına girdiğinde UV radyasyonuna, rüzgarlara ve dalga akıntılarından kaynaklanan fiziksel aşınmaya maruz kalır. Bu kuvvetler plastik ürünlerin daha küçük parçalara bölünmesini teşvik eder. Bu parçalara boyutlarına göre mikroplastik veya nanoplastik adı verilmektedir. Genel olarak mikroplastikler, uzunluğu 5 milimetreden kısa olan plastik parçalardır; nanoplastikler ise uzunluğu 1 mikrondan kısa olan daha küçük parçalardır.”</p>
<p>Çevreye yayılan sayısız mikroplastik kaynağı var olduğunu ifade eden Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p>-“Araba ve kamyon lastiği parçaları</p>
<p>-Giysi lifleri (makinede yıkama sırasında dökülen)</p>
<p>-Makyaj malzemeleri</p>
<p>-Su şişeleri</p>
<p>-Plastik poşetler&#8230;”</p>
<p><strong>Mikroplastikler neden bir sorun?</strong></p>
<p>Küçük boyutları nedeniyle mikroplastiklerin havada kolayca yayılabildiğini, ortamda birikebildiğini ve tespit edilmesinin zor olabildiğini dile getiren Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, şunları kaydetti:</p>
<p>“Mikroplastikler çeşitli içeceklerde, içme suyunda (şişelenmiş su, musluk suyundan daha fazla mikroplastik içerir) ve hatta sofra tuzunda bile bulunur. Midye ve istiridye gibi filtreyle beslenenler, deniz suyunda asılı olan mikroplastikleri tüketebilir ve mikroplastikler birçok deniz ürünü türünde bulunur. Mikroplastikler diş macunlarında ve diğer kozmetik ürünlerde kullanılmak üzere de üretilmektedir. ABD Kongresi, mikroplastik içeren durulanan kozmetiklerin (diş macunları, temizleyiciler) üretimini ve satışını yasaklayan ‘2015 Mikro Boncuksuz Sular Yasasını’ kabul etti. Yüz yıkama jeli ve makyaj ürünlerinde bulunan mikro boncuklar ABD&#8217;de 2015&#8217;ten beri yasaklanmıştır.”</p>
<p><strong>Mikroplastikler insanlara zarar verir mi?</strong></p>
<p>İnsanlar mikroplastiklerle kirlenmiş yiyecek tükettiğinde, suyu içtiğinde veya havayı soluduğunda plastik parçaların vücuda girebildiğini anlatan Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, “Genel olarak gıda alımı, her yıl kişi başına 52 bine kadar mikroplastik parçanın tüketilmesine neden oluyor. İnsan tükürüğünde, saçında ve dışkısında mikroplastiklerin bulunması, hepimizin bu plastik parçalara düzenli olarak maruz kaldığımızı gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bazı araştırmacıların mikroplastiklerin insan sağlığına zararlı etkileri olduğuna inandığını kaydeden Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, mikroplastiklerin, çevreden ağır metalleri ve haşere öldürücüler dahil olmak üzere istenmeyen kimyasalları emebildiğini, böylece insanların bu kimyasallara daha fazla maruz kalmasıyla sonuçlanabildiğini ve zehirli etkilere yol açabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Saç köklerinden veya açık yaralardan cilde girebiliyor</strong></p>
<p>Mikroplastiklerin soluma yoluyla insan akciğer dokusunda da bulunduğunu kaydeden Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, ayrıca ter bezlerinden, saç köklerinden veya açık yaralardan cilde girebildiğini dile getirdi. Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Mikroplastikler çevremizde çok yaygın olduğundan, bu parçacıklarla teması tamamen engellemek mümkün değildir. Mikroplastiklere maruz kalmaktan kaçınmak isteyen kişiler, mikroplastikleri içme suyundan çıkarmak için su filtreleme sistemlerini kullanmayı düşünmelidir; ancak bu, yiyecek veya hava gibi diğer mikroplastik parça kaynaklarına maruz kalmayı engellemez.” dedi.</p>
<p><strong>Mikrodalgada plastik ürün kullanımını engellemeliyiz…</strong></p>
<p>“Mikrodalgada plastik ürün kullanılmasını engellemeliyiz.” diyen Tekkeşin, araştırmacıların plastik kaplar mikrodalgada ısıtıldığında bu küçük parçacıkların büyük miktarlarda salındığını keşfettiklerini ifade etti.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mikroplastikler-icme-suyunda-hatta-sofra-tuzunda-bile-bulunuyor-423661">Mikroplastikler içme suyunda hatta sofra tuzunda bile bulunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Ceylaner: &#8220;Türkiye&#8217;de Tahmini 2 Milyon Akdeniz Anemisi Taşıyıcısı Bulunuyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ceylaner-turkiyede-tahmini-2-milyon-akdeniz-anemisi-tasiyicisi-bulunuyor-373104</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 10:26:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bulunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[ceylaner]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tahmini]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyıcısı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akdeniz anemisi hastalığının belirtileri ve bulguları, hastalığın tipine ve ciddiyetine bağlı olarak değişebileceğini söyleyen Prof. Dr. Serdar Ceylaner, “Bazı Akdeniz anemisi hastaları nispeten daha hafif bulgular gösterebilirken, diğerleri ciddi semptomlar yaşayabilirler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ceylaner-turkiyede-tahmini-2-milyon-akdeniz-anemisi-tasiyicisi-bulunuyor-373104">Prof. Dr. Ceylaner: &#8220;Türkiye&#8217;de Tahmini 2 Milyon Akdeniz Anemisi Taşıyıcısı Bulunuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akdeniz anemisi hastalığının belirtileri ve bulguları, hastalığın tipine ve ciddiyetine bağlı olarak değişebileceğini söyleyen Prof. Dr. Serdar Ceylaner, “Bazı Akdeniz anemisi hastaları nispeten daha hafif bulgular gösterebilirken, diğerleri ciddi semptomlar yaşayabilirler. Akdeniz anemisi hastalığının ortak belirtileri, yorgunluk ve halsizlik, soluk cilt ve mukozalar, nefes darlığı, kalp çarpıntısı veya hızlı kalp atışı, baş dönmesi veya baş ağrısı, iştah kaybı ve kilo kaybı, kemik ağrısı ve eklemlerde ağrı, sarılık (cildin ve gözlerin sararması) ve karaciğer ve dalak büyümesidir. Taşıyıcılarda bile hafif düzeyde anemi gözlenebilir” dedi.  </strong></p>
<p> </p>
<p>Akdeniz anemisi (Talasemi) hastalığının genetik bir hastalık olduğunu ve anne-babadan kalıtım yoluyla çocuklara geçtiğini belirten <strong>İntergen Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi Kurucu Doktoru Prof. Dr. Serdar Ceylaner, “</strong>Akdeniz anemisi yani Talasemi hastalarında, kan hücreleri normalden daha küçük ve daha soluk renklidir. Bu hastalıkta ayrıca kırmızı kan hücrelerinin sayısı azalır ve bu da kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Hemoglobin, kanımızda oksijen taşıyan proteinlerin bir bileşenidir. Akdeniz anemisi, hemoglobin yapısındaki bir mutasyon nedeniyle ortaya çıkar ve hemoglobinin normal şekilde üretilememesine neden olur” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Serdar Ceylaner</strong>, Alfa ve Beta Akdeniz anemisi olmak üzere iki tipinin var olduğunu belirterek şunları ifade etti: “Alfa Akdeniz anemisi, alfa globin zincirlerinin eksikliğinden kaynaklanırken, Beta Akdeniz anemisi, beta globin zincirlerinin eksikliğinden kaynaklanır. Her iki hastalık da kalıtsal bir şekilde aktarılır. Türkiye, Akdeniz anemisi hastalığı ile mücadele etmek için birçok önlem almıştır. Bunlar arasında genetik danışmanlık, erken teşhis ve taşıyıcı taraması gibi programlar yer alır. Ancak, Akdeniz anemisi hala Türkiye&#8217;nin birçok bölgesinde yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Akdeniz anemisi, Türkiye&#8217;de genetik bir hastalık olarak yaygın olmasının nedeni, Türkiye&#8217;nin tarih boyunca farklı kültürlerin ve ırkların etkisi altında kalması ve taşıyıcıların sıtmaya dirençli olmasıdır. Bu etkileşimler, Akdeniz anemisi genlerinin yayılmasına neden olmuştur.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki Akdeniz anemisi genetik ilişkisi, özellikle akraba evliliklerinin yaygın olduğu bölgelerde daha da belirgin hale gelir. Akraba evlilikleri, genetik hastalıkların yayılmasına neden olabilir, çünkü aynı ailelerdeki insanlar benzer genlere sahip olma olasılığı daha yüksektir. Türkiye&#8217;de Akdeniz anemisi sık görülen bir türü olan Beta Akdeniz anemisi nedeniyle yüzlerce çocuk her yıl hayatını kaybediyor. Türkiye&#8217;de tahmini 2 milyon taşıyıcı ve yaklaşık 5.000-7.000 Beta Akdeniz anemisi hastası olduğu tahmin edilmektedir. Akdeniz anemisi hastalığı, erken teşhis edilip tedavi edilmediği takdirde ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle, Akdeniz anemisi hastalığından şüphelenen kişilerin derhal bir sağlık uzmanına başvurması öneriyorum.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Serdar Ceylaner</strong>, Akdeniz anemisi hastalığının azaltılması için aşağıdaki önlemleri sıraladı: </p>
<ol>
<li>Genetik danışmanlık: Akdeniz anemisi hastalığı, genetik bir hastalıktır ve kalıtsal özelliklerle ilgilidir. Bu nedenle, Akdeniz anemisi taşıyıcılığı riskinin değerlendirilmesi ve ailelerin genetik danışmanlık alması önemlidir. Genetik danışmanlık, akraba evliliği gibi risk faktörlerinin belirlenmesi ve hastalığın nasıl önlenebileceği konusunda bilgi verir.</li>
<li>Tarama programları: Akdeniz anemisi hastalığı, bebeklik döneminde tespit edilebilir. Yenidoğan tarama programları, Akdeniz anemisi hastalığının erken teşhis edilmesini sağlar ve tedavi sürecinin daha erken başlatılmasına yardımcı olur.</li>
<li>Düzenli kan bağışı: Akdeniz anemisi hastaları, kan nakli veya transfüzyon yoluyla tedavi edilirler. Bu nedenle, düzenli kan bağışı yapmak, Akdeniz anemisi hastalarının hayatta kalma şansını artırır. Ayrıca, kan bağışı yoluyla Akdeniz anemisi taşıyıcılığı olan bireylerin tespit edilmesi de mümkündür.</li>
<li>Eğitim programları: Akdeniz anemisi hastalığı hakkında bilgi sahibi olmak, hastalığın önlenmesi ve kontrol altına alınması için önemlidir. Toplumda, özellikle akraba evliliği yoluyla Akdeniz anemisi hastalığının yaygın olduğu bölgelerde, eğitim programları düzenlenmeli ve bilgilendirici materyaller hazırlanmalıdır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ceylaner-turkiyede-tahmini-2-milyon-akdeniz-anemisi-tasiyicisi-bulunuyor-373104">Prof. Dr. Ceylaner: &#8220;Türkiye&#8217;de Tahmini 2 Milyon Akdeniz Anemisi Taşıyıcısı Bulunuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem travmasında 5 evre bulunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-travmasinda-5-evre-bulunuyor-358132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 08:03:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bulunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[travmasında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkesin yas süreci kendine göre farklılık gösterebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-travmasinda-5-evre-bulunuyor-358132">Deprem travmasında 5 evre bulunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Herkesin yas süreci kendine göre farklılık gösterebiliyor</strong></p>
<p><strong>Deprem travmasında tıpkı yas sürecinde olduğu gibi beş aşaması bulunduğünu belirten Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir, bu evrelerin inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul olarak sıralandığını söyledi. Bu aşamaların herkes tarafından aynı şekilde yaşanmadığını kaydeden Özdemir, “Birimizin öfke aşamasında kaldığı durum daha uzun sürerken, birimizin kabul kısmına geçişi daha kolay da olabiliyor. Her birimizin bu süreçleri  deneyimlemesi farklılaşabiliyor.” dedi. Yaklaşık iki ay devam eden uzamış yasın kişi üzerindeki olumuz etkilerine de değinen Özdemir, uzman desteği alınmasını tavsiye etti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir, deprem travmasında da yas sürecinde olduğu gibi beş aşamanın bulunduğunu belirterek bu dönemlerin özelliklerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Yas sürecinde beş aşama var</strong></p>
<p>Yas sürecinin Elisabeth Kubler-Ross tarafından tanımlanmış bir süreç olduğunu ve bazı aşamalardan oluştuğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir, bu aşamaları inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul olarak sıraladı.</p>
<p><strong>İnkar Aşaması:</strong> İnsanlar beklenmedik bir durumla karşı karşıya kaldıktan sonra bir şok geçiyorlar. Bu nedenle bu aşamaya ‘şok’ aşaması da denmektedir. “Bu benim başıma gelmez”, “Gerçekten ölmüş olmaz” gibi birtakım cümlelerle şok ve inkar aşaması başlıyor. Bu süreç yaşanılan durumun inkarı üstüne kuruluyor.</p>
<p><strong>Öfke Aşaması:</strong> Diğer aşamadaysa kişi öfke aşamasına geçiyor. Bu süreç inkar aşamasından sonra geliyor ve yaşanan kayıptan sonra bir hayal kırıklığı ve öfke aşaması başlıyor. Çünkü kaybedilen kişinin ardından birtakım suçluluk ve pişmanlık gibi duygular da ortaya çıkabiliyor. Birlikte yapmak istediklerini yapamamak, erken kaybettiğini düşünmüş olmak, isteklerinin ve beklentilerinin artık gerçekleşemeyeceği için yaşadığı engellenmişlik hissi ile birlikte öfke ve sıkıntı gibi duygular artmaya başlıyor. Kişi bu dönemde tabii ki neden benim başıma geldi diye sorguluyor veya suçlu aramaya başlıyor, sorgulamalara başlıyor. Öfkeye bu süreç eşlik ediyor.</p>
<p><strong>Pazarlık Aşaması:</strong> Diğer süreç ise pazarlık aşaması, bu süreçte de artık yaratıcıyla bir pazarlık sürecine gidiliyor. Kaybedilen kişinin geri dönmesi, hayatta olması ile ilgili bir süreç. Daha çok ölüme yakın olduğunu hissettiğimiz yakınlarımıza karşı gösterdiğimiz bir tutum da oluyor. “O ölmesin de böyle olsun” gibi daha çok pazarlığa geçilen bir dönem. Hayatta kalan ama artık ölüme yaklaştığımız yakınlarımız için bu tür tutumlar gösterebiliyoruz. Örneğin depremde enkaz altında olan veya deprem sonrasında hala hayati kritik bir süreçte olan kişilere yönelik duyulan bir süreç. </p>
<p><strong>Depresyon Aşaması:</strong> Depresyon aşamasında da kişi artık o kaybın verdiği çaresizliği yaşamaya başlıyor. Kayıp gerçeğini hayatımıza aldığımız dönem depresyon aşamasıdır. Bu dönemde kişi, depresyonla karakterize olan duygularını da yaşamaya başlıyor. İsteksizlik, enerji azlığı, karamsarlık, suçluluk ve ilgili kaybetmek gibi depresyon aşamasında bu duygular yaşanıyor. </p>
<p><strong>Kabul Aşaması:</strong> Sonraki aşama ise kabul aşaması, artık ölümün bizim hayatımızın bir parçası ve gerçeği olduğunu kabul ettiğimiz bir aşama. Burada artık şunu görüyoruz, ne kadar pazarlık etsek de geri getirebileceğimiz bir durumun olmadığını, bu nedenle de kabul etmenin en sağlıklı yol olduğunu gördüğümüz bir döneme geliyor. Artık kayıp yaşadığımız kişiye dair güzel anılarımızı hatırladığımız, şükran duyduğumuz ve yaşamın o olmadan da devam edebildiğini gördüğümüz aşama bu aşamadır.</p>
<p><strong>Herkes bu süreci farklı yaşayabiliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir, bu aşamaların herkes tarafından aynı şekilde yaşanmadığını belirterek “Hiçbirimiz böyle sırasıyla yaşamıyoruz ya da her aşamayı sıra sıra geçip tamamlamış da olmuyoruz. Birimizin öfke aşamasında kaldığı durum daha uzun sürerken, birimizin kabul kısmına geçişi daha kolay da olabiliyor. İşin teorik kısmından bahsediyoruz ama elbette pratikte karşılaştığımızda her birimizin bu süreci deneyimlemesi farklılaşabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Uzamış yasta mutlaka destek alınmalı</strong></p>
<p>Bu süreçte hem uzamış yas hem de tamamlanmamış yas denilen kavramların da gündeme geldiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir, “Kişi kayıplarına ulaşamadıkça, hayatta olup olmadığından emin olamadıkça da bu süreci sağlıklı bir şekilde yaşaması çok zorlaşıyor. Yas uzadığında örneğin 2 aydan uzun süredir bu tepkiler devam ediyorsa yani ölen kişiye duyulan o yoğun özlem hali, sürekli o anılar ve düşüncelerde olma hali devam ediyorsa, kişide artık ölüme dair belirgin bir güvensizlik hakimse, kayıplarını hatırlamaktan kaçınıyorsa, yoğun bir duygusal acı içerisindeyse, yeniden hayatına uyum sağlamakta güçlük çekiyorsa ve hayata dair anlamsızlık, boşluk hisleri artıyorsa uzamış bir yas sürecinden bahsedilebiliyor. Klinik olarak ele alınması gereken bir durum için de mutlaka psikolojik bir destek alınması gerekiyor.” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-travmasinda-5-evre-bulunuyor-358132">Deprem travmasında 5 evre bulunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
