<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bulaş | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bulas/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bulas</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 May 2026 12:22:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Bulaş | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bulas</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye&#8217;de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-ortalama-19-vaka-goruluyor-635652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 12:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[19]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hantavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama]]></category>
		<category><![CDATA[tipi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635652</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir gemide ortaya çıkarak dünyayı paniğe sürükleyen hantavirüsün ilk kez Kore Savaşı sırasında dikkat çektiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Virüs ismini Kore’de bulunan Hantan Nehri’nden alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-ortalama-19-vaka-goruluyor-635652">Türkiye&#8217;de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gemide ortaya çıkarak dünyayı paniğe sürükleyen hantavirüsün ilk kez Kore Savaşı sırasında dikkat çektiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Virüs ismini Kore’de bulunan Hantan Nehri’nden alıyor. O dönemde nehir çevresindeki kemirgenlerle temas eden askerlerde sık görülmesi nedeniyle tanımlandı. Yani hantavirüs, sanıldığı gibi yeni ortaya çıkan bir virüs değil; yaklaşık 70 yıldır biliniyor” diye konuştu.</p>
<p><strong> En sık bulaş yolu kemirgen teması</strong></p>
<p>Virüsün çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla bulaştığını vurgulayan Prof. Dr. Çetinkaya, “Fare ve benzeri kemirgenlerin idrarı, dışkısı ya da salyasıyla temas sonrası bulaşabiliyor. Özellikle uzun süre kapalı kalmış depo, ahır, kulübe gibi alanların temizliği sırasında risk artıyor” ifadelerini kullandı. Toplumda en çok merak edilen konunun insandan insana bulaşma olduğunu belirten Prof. Dr. Çetinkaya, “Hantavirüs türlerinin büyük bölümünde rutin sosyal temasla bulaşma beklenmez. Ancak Güney Amerika tipi olarak bilinen bazı türlerde insandan insana bulaş görülebiliyor. Son günlerde bir gemide görülen ve ölümlerle sonuçlanan vakalarda da bu tip etkili oldu” dedi.</p>
<p><strong> İki farklı tipi bulunuyor</strong></p>
<p>Hastalığın iki ana tipi olduğunu paylaşan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Avrupa ve Doğu Asya tipi daha çok böbrekleri etkiliyor ve böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Amerika tipi ise daha ağır seyrederek akciğer, kalp ve böbrek yetmezliğiyle birlikte kanamalı ateş tablosuna yol açabiliyor” dedi. Böbrek tutulumunun tedavi edilebildiğini de vurgulayan Prof. Dr. Çetinkaya, “Bazı hastalarda gelişen böbrek yetmezliği birkaç diyaliz uygulamasıyla kontrol altına alınabiliyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> Grip belirtileriyle karışabiliyor</strong></p>
<p>Hantavirüs belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Eklem ağrısı, yüksek ateş, halsizlik, öksürük ve bazı vakalarda ishal görülebiliyor. Ancak hantavirüste peteşiyal döküntüler dediğimiz cilt bulguları dikkat çekebiliyor. Bunun yanı sıra kola renginde idrar görülmesi böbrek tutulumu açısından önemli bir işaret olabiliyor. Özellikle düşmeyen ateş önemli belirtilerden biri” dedi</p>
<p><strong>Türkiye’de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor</strong></p>
<p>Türkiye’de de hantavirüs vakalarının görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “2009-2025 yılları arasındaki verilere baktığımızda ülkemizde yılda ortalama 19 vaka görüldüğünü söyleyebiliriz. Son 17 yılda toplam 336 vaka bildirildi ve 16 kişi yaşamını kaybetti” bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>Panik yaratacak bir durum yok</strong></p>
<p>Hastalığın tedavisinde kullanılan etkili seçenekler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Hepatit C tedavisinde kullandığımız bazı antiviral ilaçların hantavirüs kaynaklı ölüm oranlarını ciddi şekilde azalttığını biliyoruz. Şu anda dünya genelinde panik yaratacak bir durum söz konusu değil. Hastalığın yayılmasıyla ilgili aşırı endişe duymaya gerek yok” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-ortalama-19-vaka-goruluyor-635652">Türkiye&#8217;de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hantavirusun-insandan-insana-yayilim-riski-dusuk-634635</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 09:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hantavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[hantavirüsün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[insana]]></category>
		<category><![CDATA[insandan]]></category>
		<category><![CDATA[kemirgenler]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yayılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634635</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, "Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hantavirusun-insandan-insana-yayilim-riski-dusuk-634635">Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Hastanelerinden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsler, kemirgenler ve bazı böcekçil hayvanlar aracılığıyla taşınan, zarflı RNA yapısına sahip virüslerdir. Bunyaviridae ailesi içerisinde yer alan bu virüs grubu, farklı türleriyle insanlarda çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Bugüne kadar en az 40 hantavirüs türü tanımlanmış olup bunların en az 22&#8217;sinin insanlarda hastalık yapabildiği biliniyor. Her hantavirüs tipi genellikle belirli bir kemirici türü ile ilişkilidir ve virüs doğada bu hayvanlar arasında dolaşımını sürdürür” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Sönmnezoğlu, &#8220;Virüs adını, ilk kez izole edildiği Hantaan Nehri&#8217;nden alıyor. 1978 yılında Ho Wang Lee tarafından Kore&#8217;de bu nehir çevresinde yaşayan bir kemiriciden izole edilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır. Bu keşif, hastalığın nedeninin anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hantavirüs yeni bir virüs değil. Hastalık ilk olarak Kore Savaşı sırasında dikkat çekiyor. O dönemde Amerikan askerleri arasında yüksek ateş, şiddetli kanamalar ve böbrek yetmezliği ile seyreden vakalar görülüyor ve hastalık &#8216;Kore Kanamalı Ateşi&#8217; olarak adlandırılıyor. Amerikan ordusu 1951-1952 yılları arasında 3500&#8217;den fazla vaka ve yaklaşık 400 ölüm kaydetmiş. Savaş sonrası asker hareketliliği ve lojistik faaliyetler nedeniyle hastalığın belirtileri dünyanın farklı bölgelerinde de görülmeye başlanmış&#8221; dedi.</p>
<p>‘BÖBREK YETMEZLİĞİ GÖRÜLEBİLİR’</p>
<p>Prof. Dr. Sönmnezoğlu,&#8221;Hantavirüsler, coğrafi dağılımına ve virüs tipine bağlı olarak iki ana klinik tabloya neden olur; Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS). Daha çok Amerika kıtasında görülür. Akciğer tutulumu ön plandadır. Hastalık ani başlangıçlı olup hızla ağırlaşabilir. Öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi ve dolaşım yetmezliği gelişebilir. Bu formun ölüm oranı oldukça yüksektir. Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) ise Avrupa ve Asya&#8217;da yaygındır. Böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hastalarda düşük tansiyon, kanama eğilimi ve böbrek yetmezliği görülebilir. Türkiye&#8217;de bildirilen vakalar genellikle bu klinik tablo ile uyumludur&#8221; diye konuştu.</p>
<p>‘ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK GİBİ FAALİYETLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRIR’</p>
<p>Hantavirüslerin çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile çevreye yayılan virüs, kuruyarak havaya karışabilir ve solunum yoluyla insanlara geçebilir. Kontamine partiküllerin solunması, kemirgen atıklarıyla temas, nadiren kemirgen ısırıkları ile bulaşabilir. Kapalı ve yetersiz havalandırılan alanların temizlenmesi, kemirgen istilasına uğramış ortamlarda bulunmak, çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetler bulaş riskini artırır. Genel olarak hantavirüsler insanlar arasında bulaşmaz. Ancak Amerika kıtasında görülen Andes virüsü için nadir de olsa insandan insana bulaş bildirilmiştir. Bu bulaşın genellikle aynı evde yaşayan kişiler veya yakın temaslılar arasında, uzun süreli temas sonucu gerçekleştiği belirtilmektedir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8216;BELİRTİLER 1 İLA 8 HAFTA İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR&#8217;</p>
<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, &#8220;Belirtiler genellikle virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkar. Erken dönem belirtileri; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı, bulantı ve kusma. İleri dönem belirtileri; HCPS&#8217;de: öksürük, nefes darlığı, akciğer ödemi. HFRS&#8217;de: düşük tansiyon, kanama bozuklukları, böbrek yetmezliği. Hastalık bazı hastalarda hızla ağırlaşarak hayati risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonunun erken tanısı, belirtilerin diğer birçok hastalıkla benzerlik göstermesi nedeniyle zor olabilir. Bu nedenle hastanın öyküsü büyük önem taşır. Özellikle kemirgen teması, mesleki riskler ve seyahat geçmişi sorgulanmalıdır. Tanı yöntemleri olarak serolojik testler (IgM ve IgG antikorlarının tespiti), PCR ile viral RNA&#8217;nın gösterilmesi kullanılır. Laboratuvar çalışmaları yüksek biyogüvenlik önlemleri gerektirir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8216;DÜNYA GENELİNDE HER YIL BİNLERCE VAKAYA NEDEN OLUR&#8217;</p>
<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, &#8220;Hantavirüs enfeksiyonu için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmuyor. Tedavi tamamen destekleyicidir. Solunum desteği, sıvı ve elektrolit dengesi, böbrek fonksiyonlarının izlenmesi, gerekli durumlarda yoğun bakım desteği yapılır. Erken dönemde uygun tıbbi müdahale, özellikle ağır vakalarda hayatta kalma şansını artırır. Hantavirüs enfeksiyonları nadir görülmekle birlikte dünya genelinde her yıl binlerce vakaya neden olur. Yıllık tahmini vaka sayısı; 10.000 &#8211; 100.000 civarındadır. Vakaların büyük çoğunluğu Asya ve Avrupa&#8217;da görülür. Amerika kıtasında daha az vaka olmasına rağmen hastalık daha ağır seyreder. Ölüm oranları  Avrupa ve Asya&#8217;da yüzde 1 &#8211; yüzde 15, Amerika kıtasında yüzde 20 &#8211; yüzde 50 arasındadır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, &#8220;Hantavirüs enfeksiyonları dünya genelinde farklı bölgelerde görülüyor. Çin en yüksek vaka sayısına sahip ülke. Güney Kore düzenli olarak vaka bildiriliyor. Kuzey ve Orta Avrupa&#8217;da her yıl binlerce vaka görülüyor. Güney Amerika daha az vaka ancak daha yüksek ölüm oranına sahip. Türkiye&#8217;de hantavirüs vakaları 2009 yılından bu yana bildiriliyor. 2009-2025 yılları arasında yıllık vaka sayıları 4 ile 58 arasında değişmiş. Türkiye&#8217;de görülen vakalar genellikle böbrek tutulumu ile seyreden HFRS formundadır. Hantavirüs enfeksiyonu açısından risk altında olan gruplar; çiftçiler, orman işçileri, depo, ahır ve kapalı alan çalışanları, kemirgenlerle temas riski olanlardır. Ayrıca uzun süre kapalı kalmış alanları temizleyen kişiler de risk grubunda yer alır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8216;KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KEMİRGENLERLE TEMASI AZALTMAKTIR&#8217;</p>
<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, &#8220;Yaşam alanlarının temiz tutulmalıdır. Kemirgen girişleri engellenmelidir. Gıdalar güvenli şekilde saklanmalıdır. Temizlik sırasında toz oluşumu önlenmelidir. Kirli alanlar temizlenmeden önce nemlendirilmelidir. El hijyenine dikkat edilmelidir&#8221; dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hantavirusun-insandan-insana-yayilim-riski-dusuk-634635">Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Riskli alanlarda toz solumak tehlikeyi artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/riskli-alanlarda-toz-solumak-tehlikeyi-artiriyor-634632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 09:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanlarda]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[dile]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kemirgen]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[solumak]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeyi]]></category>
		<category><![CDATA[toz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, son günlerde tüm dünyada salgın korkusuna neden olan hantavirüsün dünya genelindeki yayılımı, bulaş yolları, risk faktörleri ve korunma yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/riskli-alanlarda-toz-solumak-tehlikeyi-artiriyor-634632">Riskli alanlarda toz solumak tehlikeyi artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, son günlerde tüm dünyada salgın korkusuna neden olan hantavirüsün dünya genelindeki yayılımı, bulaş yolları, risk faktörleri ve korunma yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Hantavirüs enfeksiyonları tüm dünyada görülebilir!</strong></p>
<p>Hantavirüslerin, yıllar içinde birçok ülkede çok sayıda kemirici türünden farklı tiplerde ortaya çıktığını aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Hantavirüs enfeksiyonları tüm dünyada görülebilir. Yıllık vaka sayısı ortalama 30 bindir.” dedi.</p>
<p>İnsanlarda Renal Sendromla Seyreden Kanamalı Ateş (RSHA) ve Kardiyopulmoner Sendrom (HKPS) şeklinde iki farklı klinik tabloya neden olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, ülkemizde şu ana kadar RSHA klinik tablosu izlendiğini dile getirdi. </p>
<p><strong>Temel bulaş yolu kemirgenlerin idrar ve salgılarıyla kirlenmiş tozların solunması!</strong></p>
<p>Hantavirüsünün bulaş yolları hakkında bilgi veren Dr. Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Kemirgenlerin idrar ve salgılarıyla kirlenmiş tozların solunması temel bulaş yoludur. Bununla birlikte kemirgen idrarıyla kirlenmiş gıdaların tüketilmesi, kemirgen ısırıkları veya çıkarılarının ciltteki açık yaralara temas etmesiyle de bulaş görülebilir. İnsandan insana bulaşma sadece bir tek tür Hantavirüs’te gösterilmiştir.</p>
<p>Kuluçka dönemi 2-4 haftadır. Başlangıçta; ateş, baş ağrısı, şiddetli kas ağrıları, iştahsızlık, bulantı-kusma, ışığa hassasiyet, göz hareketleri ile ağrı ve bulanık görme şikayetleri vardır. Hastalara genellikle bu dönemde tanı konur. Ciltte döküntüler ve idrar miktarında azalma olabilir. Kanama, hastaların yüzde 10’unda görülür. Hantavirüse karşı henüz etkili bir ilaç ya da aşı geliştirilmemiştir. Hastalara destek tedavisi uygulanır. Ölüm oranı yüzde 1’den azdır. Kuzey Amerika’da Sin Nombre Hantavirüsü, Güney Amerika’daysa insandan insana bulaşabilen Andes Hantavirüsü daha çok ağır akciğer tutulumuyla seyreden, daha ölümcül olan bir klinik tabloya neden olur. Türkiye dahil Avrupa’da Puumala ve Dobrava-Belgrad virüsleri, Asya’da ise Hantaan virüsü daha çok böbrek tutulumuyla seyreden klinik tablo oluşturur.”</p>
<p><strong>Virüsün yayılması insan davranışlarına bağlı! </strong></p>
<p>Hantavirüs hastalığından etkilenen tüm ülkelerde, yıllık vaka sayıları ve etkilenen bölgelerin her yıl değişebildiğine işaret eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu farklılıklar iklim faktörlerine (yağış, sıcaklık), doğal rezervuar olan kemirgen türlerinin coğrafi dağılımına, kemirgen popülasyon dinamiklerine, sosyal gelişmeye ve kemirgen ile insan etkileşimini artıran insan davranışlarına bağlıdır. Farelerin yoğun olduğu havasız ortamlarda enfekte hayvanların salgılarına temas edilmesi veya viral partiküllerin solunması başlıca bulaş yoludur.” dedi.</p>
<p>Hantavirüsü enfeksiyonunda erken teşhisin önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Mamçu, “Şüpheli vakalarda gözlerde kızarma, döküntü, sırt ve bel ağrısı, tansiyon düşüklüğü ve bilinç değişikliği durumunda bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır. Laboratuvar testleri ve PCR ile kolayca tanı konur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Farelerin bulunabileceği riskli alanlarda toz kaldırılmamalı! </strong></p>
<p>Korunmanın temel yolunun ise kemirgenlerle teması önlemek, hastalığın bulaşında rol alan farelerin evlerden ve insanlardan uzak tutulmasını sağlamak olduğuna dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ev içinde farelerin bulunması açısından çatı katı, bodrum, kiler, odunluk ve ahır gibi riskli alanların temizliğinden önce yarım saat ortamın havalandırılması, özellikle süpürme gibi toz kaldıracak yöntemlerden kaçınılması önemlidir. Toz kaldıracak işlemler öncesinde ıslatma, maske takılması, süpürme yerine mümkünse çamaşır suyu ile ıslatılmış bezle silme veya yıkama önerilir.</p>
<p>Genel olarak el temizliğine dikkat edilmeli, canlı veya ölü farelere çıplak elle dokunulmamalı, dokunulduğu takdirde eller bol sabunlu su ile yıkanmalı, tuvaletlerde lağım farelerinin evlere ulaşmasını engelleyecek şekilde tek yönlü tuvalet kapağı kullanımı yaygınlaştırılmalı.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/riskli-alanlarda-toz-solumak-tehlikeyi-artiriyor-634632">Riskli alanlarda toz solumak tehlikeyi artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hantavirüs Bir Salgına Dönüşür mü?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hantavirus-bir-salgina-donusur-mu-634260</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 09:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşür]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hantavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[kemirgen]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[salgına]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634260</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğunlukla enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğüyle temas sonucu insanlara bulaşan hantavirüs, bazı hastalarda ciddi solunum, kalp, böbrek sorunlarına ve can kayıplarına yol açabilen bir enfeksiyona neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hantavirus-bir-salgina-donusur-mu-634260">Hantavirüs Bir Salgına Dönüşür mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğunlukla enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğüyle temas sonucu insanlara bulaşan hantavirüs, bazı hastalarda ciddi solunum, kalp, böbrek sorunlarına ve can kayıplarına yol açabilen bir enfeksiyona neden oluyor. Özellikle uzun süre kapalı kalmış, yetersiz havalandırılan alanlarda yapılan temizlik sırasında virüs içeren partiküllerin havaya karışması enfeksiyon riskini artırabiliyor. Depolar, ahırlar, kilerler, bağ evleri ve kullanılmayan yazlıklar riskli alanlar arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Sadece Bir Türü İnsandan İnsana Geçiyor </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün de açıkladığı gibi Andes virüsü, insandan insana bulaşabilen tek hantavirüs türü etkeni olarak biliniyor. <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Saliha Ayan</strong>, hantavirüsün toplum içinde kolay yayılan bir enfeksiyon olmadığını söylüyor ve ekliyor: <em>“Bugüne kadar insandan insana bulaş esas olarak Güney Amerika’da görülen Andes virüsü ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle Arjantin ve Şili’de bildirilen Andes virüsü vakalarında, yakın ve uzun süreli temas sonrası sınırlı bulaş gösterilmiştir. Avrupa ve Asya’da görülen hantavirüs türlerinde ise insandan insana bulaş kanıtlanmamıştır.”</em></p>
<p><strong>Belirtileri Grip Benzeri Şikayetlerle Karışabilir</strong></p>
<p>Hantavirüs belirtileri genellikle virüsle temastan 1 ilâ 8 hafta sonra ortaya çıkabiliyor. İlk belirtiler çoğu zaman grip benzeri şikâyetlerle karışabiliyor.<strong> </strong>Erken dönemde; ateş, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı, halsizlik, karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtiler gözleniyor. Bazı hastalarda hastalık ilerleyerek öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi, tansiyon düşüklüğü, kanama bozuklukları, böbrek yetmezliği gibi ağır klinik tablolara da sebep olabiliyor. Özellikle kemirgen teması öyküsü olan kişilerde açıklanamayan ateş, kas ağrısı veya nefes darlığı gelişmesi durumunda hantavirüs akla gelmelidir.</p>
<p><strong>Hantavirüs Enfeksiyonunda Tedavi Süreci</strong></p>
<p>Hantavirüs enfeksiyonu olan her hastada kullanılan ve etkinliği kesin kanıtlanmış antiviral ilaç bulunmuyor. Asıl yapılması gereken, yakın takip ve destekleyici tedavilerdir. Ağır seyreden hastalarda yoğun bakım takibi gerekebiliyor. Günümüzde hantavirüslere karşı kullanılan bir aşı da henüz yok.</p>
<p><strong>Hantavirüsten Nasıl Korunabiliriz?</strong></p>
<p>Hantavirüsten korunmada çevre temizliği büyük önem taşıyor. Ev ve depolara kemirgenlerin girmesini engelleyecek önlemler alınmalı, riskli alanlar havalandırılmalı, kemirgen dışkısı bulunan alanlar süpürülmemeli, nemlendirilerek temizlenmelidir. Kemirgenlerle temas ihtimali bulunan kişiler yüksek risk taşır. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, depo çalışanları, ahır ve kiler temizliği yapanlar daha dikkatli olmalıdır. Riskli alanları süpürme virüs partiküllerinin havaya yayılmasına neden olabileceğinden önerilmez. Temizlik sırasında maske ve eldiven kullanılmalı, sonrasında eller hemen yıkanmalıdır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hantavirus-bir-salgina-donusur-mu-634260">Hantavirüs Bir Salgına Dönüşür mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Günlük yaşamda el yıkama birçok enfeksiyonu önlemek için etkili&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunluk-yasamda-el-yikama-bircok-enfeksiyonu-onlemek-icin-etkili-632861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:12:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birçok]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[El Hijyeni]]></category>
		<category><![CDATA[El Yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[elleri]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamda]]></category>
		<category><![CDATA[yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri tarafından 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü etkinliği düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-yasamda-el-yikama-bircok-enfeksiyonu-onlemek-icin-etkili-632861">&#8216;Günlük yaşamda el yıkama birçok enfeksiyonu önlemek için etkili&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri tarafından 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü etkinliği düzenlendi. Etkinlikte konuşan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Günlük yaşamda el yıkama birçok enfeksiyonu önlemek için etkilidir ama el yıkamadan kastımız eli su ve sabunla buluşturmak değil, aynı zamanda yeteri kadar zamanda ve elin her noktasını sabunla ovalamaktır. Enfeksiyon kontrol önlemlerinden en etkili, en ucuz, en kolay uygulanılanı da elleri düzenli olarak yıkamaktır. El hijyeni hayat kurtarır” dedi.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi ve Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesinde eş zamanlı 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte ‘Harekete geçmek hayat kurtarır’, ‘Temiz eller, güçlü bakım, güvenli yarınlar’ ve ‘20 saniye’ mesajlarıyla el hijyeninin önemine dikkat çekildi.  Ayrıca etkinlikte kullanılan ‘GlowBox’ cihazı ile katılımcıların el temizliği UV ışıklarıyla kontrol edilerek, yetersiz yıkanan bölgeler görsel olarak gösterildi.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, sağlık hizmetleri sırasında enfeksiyon bulaşının önemli bir sorun olduğunu belirterek, “Tüm dünyada sağlık bakımıyla ilgili yaşanan sorunlardan çok önemli olan bir tanesi de sağlık bakımı sırasında hastalara enfeksiyon bulaşmasıdır. Bunları önlemek için dünyada çeşitli önlemler alınmakta. Hastanelerin altyapısını düzenlemek, yeterli çalışan sayısını oluşturmak ve en önemlisi enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamaktır. Enfeksiyon kontrol önlemlerinden en etkili, en ucuz, en kolay uygulanılanı da elleri düzenli olarak yıkamaktır” dedi.</p>
<p>Hastanelerde el hijyeninin önemine değinen Sönmezoğlu, “Biz hastanelerde su ve sabunla el yıkamanın yanında hastalarla temastan önce sonra el hijyeni de uygulamak isteriz. Dolayısıyla hastanelerde uygulanan düzenli el temizliğinin adı el hijyenidir. Dünya Sağlık Örgütü 2009 yılından sonra her yıl el yıkama ve el hijyeni konusunu gündeme getirmek için Dünya El Hijyeni Günü oluşturmuştur” diye konuştu.</p>
<p>‘ELLER EN ÖNEMLİ BULAŞ YOLU’</p>
<p>Mikroorganizmaların bulaş yollarına dikkat çeken Sönmezoğlu, “Mikroorganizmaların vücuda giriş kapısı için en önemli, en kolay yol ağız ve solunum yoludur. Ağız ve solunum yoluna da hava yolu dışında mikroorganizmaların bulaştığı yol ellerdir. Eller hem başkalarına dokunarak hem yüzeylere dokunarak birçok mikroorganizmayı toplar, ağzımıza ve başkalarına kolaylıkla bulaştırmamıza neden olur. O nedenle el yıkama, el hijyeni bütün bu enfeksiyonların önlenmesi için en iyi yoldur” ifadelerini kullandı.</p>
<p>‘EL YIKAMA EN AZ 30 SANİYE OLMALI’</p>
<p>Doğru el yıkamanın nasıl olması gerektiğini anlatan Sönmezoğlu, “Günlük yaşamda el yıkama birçok enfeksiyonu önlemek için etkilidir ama el yıkamadan kastımız eli su ve sabunla buluşturmak değil, aynı zamanda yeteri kadar zamanda ve elin her noktasını sabunla ovalamaktır. Bu nedenle 30 saniye kuralı çok daha uygundur. Bunun için el su ve sabunla ıslatıldıktan sonra parmak araları, avuç içleri ve el sırtı, başparmak özellikle başta olmak üzere 30 saniye süreli ovalamak, sonra bol süre durulamak ve mutlaka da kurulamak gerekir” dedi.</p>
<p>‘TOPLU ALANLARDA RİSK YÜKSEK’</p>
<p>Toplu alanlarda enfeksiyon riskinin arttığını belirten Sönmezoğlu, “Toplu alanlarda alışveriş merkezleri, toplu taşımalar, otobüsler, trenler, metrobüsler mikroorganizmaların en yoğunlaştığı alanlardır. İnsanlarla birlikte onların taşıdığı mikroorganizmaların en yoğunlaştığı bölgeler olduğu için o alanlarda bulunduktan sonra el hijyeni sağlamak, ellerin düzenli yıkanması çok önemlidir. Hemen suya ve sabuna ulaşamayabiliriz ama ceplerde taşınan küçük el antiseptikleri bu konuda bizim için çok yardımcıdır” diye konuştu.</p>
<p>‘BAĞIŞIKLIĞI ZAYIF OLANLAR İÇİN DE AYNI DERECEDE ÖNEMLİ’</p>
<p>Bağışıklık sistemi zayıf bireyler için de el hijyeninin önemine değinen Sönmezoğlu, “Bağışıklık sistemi iyi çalışanlar kadar bağışıklık sistemi çalışmayanlar için de el hijyeni çok önemlidir. Çünkü biz mikroorganizmalarla ne kadar az karşılaşırsak o kadar az hasta olacağımızdır. O yüzden çok sağlıklı olan kişiler kadar hasta olanların aynı derecede el hijyenine ulaşması lazım” dedi.</p>
<p>‘PANDEMİ HİJYEN BİLİNCİNİ ARTIRDI’</p>
<p>Pandemi sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Sönmezoğlu, “Dünya çok zor bir pandemi dönemi yaşadı. Ama bize kazandırdığı çok önemli kurallardan bir tanesi de el hijyeninin önemini hatırlatmak oldu. Çok büyük bir katkısı oldu. İnsanlar el yıkamayı daha çok öğrendiler. El antiseptiği bulundurmayı, doğru zamanlarda ellerini yıkayıp antiseptik kullanmayı öğrendiler” ifadelerini kullandı.</p>
<p>‘ENFEKSİYONLAR YATIŞ SÜRESİNİ UZATABİLİR’</p>
<p>Sağlık bakımına bağlı enfeksiyonların sonuçlarına dikkat çeken Sönmezoğlu, “Dünyada ve bizde yaşanan en önemli sorun sağlık bakım ile ilişkili enfeksiyonlar. Çünkü bunlar eller düzgün yıkanmadığı zaman daha çok görülüyor. Hastaların hastanede yatış süreleri önceden belirlenmiş süreden çok daha uzun yatmalarına ve bizim tahmin ettiğimizden daha fazla hasta ölümlerine yol açabiliyor” dedi.</p>
<p> ‘HASTALAR SAĞLIK ÇALIŞANLARINI SORGULAYABİLİR’</p>
<p>Farkındalık ve bilinçlenmenin önemine değinen Sönmezoğlu, “En önemlisi bilinçli olmak. Bu konuda bilgili olmak, farkında olmak. Kişiler hem kendi ellerinin hijyenini sağlamakla yükümlü hem başkalarını da kontrol etmekle yükümlü. Her zaman hastalar onları takip eden, onlara dokunan sağlık çalışanlarına ellerini yıkayıp yıkamadığını sorgulayabilirler” diye konuştu.</p>
<p>‘ÇOCUKLARA ERKEN YAŞTA ÖĞRETİLMELİ’</p>
<p>Çocuklara el hijyeni alışkanlığının kazandırılmasının önemine dikkat çeken Sönmezoğlu, “En zor grup çocuklar. Çünkü çocuklar göremedikleri hiçbir şeye inanmazlar. Mikroorganizmaları göremedikleri için onlara da inanmazlar. Enfeksiyonları da geçici olarak düşündükleri için el yıkamayı onlara mikroorganizmaları durdurmak, insanlara bulaşmasını engellemek, hasta olmayı azaltmak için çok önemli bir yöntem olarak öğretilmesi gerekir. Hem okullarda hem evlerde” dedi.</p>
<p>Sönmezoğlu, “El hijyeni hayat kurtarır” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-yasamda-el-yikama-bircok-enfeksiyonu-onlemek-icin-etkili-632861">&#8216;Günlük yaşamda el yıkama birçok enfeksiyonu önlemek için etkili&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepatit sinsi ilerleyebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hepatit-sinsi-ilerleyebiliyor-622595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin türleri, bulaş yolları, belirtileri, risk grupları, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatit-sinsi-ilerleyebiliyor-622595">Hepatit sinsi ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin türleri, bulaş yolları, belirtileri, risk grupları, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Viral hepatitler</strong> <strong>başlıca iki yolla</strong> <strong>bulaşıyor!</strong></p>
<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalık; virüsler, alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.” dedi.</p>
<p>Viral hepatite neden olan virüslerin Hepatit A, B, C, D ve E olarak isimlendirildiğini aktaran Dr. Mamçu, “Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşır. İlki dışkı–ağız yoludur. Hepatit A ve Hepatit E virüsleri, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besinlerin tüketilmesiyle bulaşır. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas eden ellerin ağıza götürülmesi de bulaşmada önemli rol oynar. Diğer bulaş yolu ise kan ve vücut sıvılarıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D; korunmasız cinsel temas, ortak enjektör, jilet veya diş fırçası kullanımı, tıbbi işlemler sırasında temas ya da anneden bebeğe geçiş ile bulaşabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Hepatit B, C ve D virüsleri kronikleşebilir!</strong></p>
<p>Hepatit virüslerinin klinik belirtiler açısından benzerlik gösterdiğini ancak kuluçka süreleri ve hastalığın seyri açısından farklılaştığını belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süresi Hepatit A için 15-45 gün, Hepatit B ve C için 30-180 gün arasında değişir.” dedi.</p>
<p>Hastaların önemli bir kısmında sarılığın hiç görülmeyebileceğine dikkat çeken Dr. Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu nedenle birçok kişi hastalığı fark etmeden geçirebilir. Çocuklarda ise belirtiler daha hafif seyreder ve çoğu zaman tanı konulmadan iyileşir. Belirti görülen hastalarda halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karın sağ üst bölgesinde ağrı, ciltte ve gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşma ve kısa süreli ateş görülebilir. Hastalık genellikle 4-6 hafta sürer. Hepatit A ve E tamamen iyileşme ile sonuçlanırken, Hepatit B, C ve D kronikleşebilir. Kronikleşme oranı Hepatit B’de yüzde 5-10, Hepatit C’de ise yüzde 80’e kadar çıkabilir.”</p>
<p><strong>Bazı gruplarda bulaş riski daha yüksek!</strong></p>
<p>Hepatit A ve E’nin hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda daha kolay yayıldığını belirten Dr. Mamçu, “El yıkama alışkanlığının yetersiz olduğu, gıda ve tuvalet hijyeninin sağlanmadığı ortamlarda bulaş riski artar. Özellikle okullar gibi toplu yaşam alanlarında salgınlar görülebilir.” dedi.</p>
<p>Hepatit B ve C açısından riskli gruplar hakkında da bilgi veren Dr. Mamçu, sağlık çalışanları, virüs taşıyıcılarının yakınları, kan transfüzyonu yapılan hastalar, damar içi madde kullanan bireyler ve hemodiyaliz hastalarında bulaş riskinin daha yüksek olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Tedavi hastaya özel planlanıyor!</strong></p>
<p>Hepatitten şüphelenildiğinde yapılacak kan testleri ile tanı konulduğunu belirten Dr. Mamçu, “Erken tanı hem hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak hem de bulaşmayı önlemek açısından kritik öneme sahiptir.” dedi.</p>
<p>Hepatit B ve C tedavisinde virüsün çoğalmasını baskılayan ilaçların kullanıldığını ifade eden Dr. Mamçu, “Tedavi genellikle uzun sürelidir ve hastaya özel planlanır. En önemli nokta, doğru zamanda uygun tedaviye başlanması ve hastaların düzenli olarak izlenmesidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aşılar yüksek koruyuculuk sağlıyor!</strong></p>
<p>Hepatit A ve B aşılarının yüksek koruyuculuk sağladığını vurgulayan Dr. Mamçu, “Risk grubundaki kişilerin mutlaka aşılanması gerekir.” dedi.</p>
<p>Türkiye’de uygulanan aşı takvimine göre Hepatit B aşısının doğumda, Hepatit A aşısının ise 18 aylıkken yapıldığını belirten Dr. Mamçu, her iki aşının da ücretsiz olduğunu ve Hepatit B aşısının ömür boyu koruma sağladığını ifade etti. Hepatit C, D ve E için ise henüz aşı bulunmadığını hatırlattı.</p>
<p><strong>Hepatit hastaları bunlara dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Hepatit B ve C ile yaşayan bireylerin bulaştırıcılık riskine karşı dikkatli olması gerektiğini belirten Dr. Mamçu, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>“Kan bağışında bulunulmamalı, korunmasız cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Hastalar düzenli doktor kontrolünde olmalı, 6-12 ayda bir karaciğer testlerini yaptırmalıdır. Alkol tüketilmemeli ve ilaç kullanımı mutlaka doktora danışılarak yapılmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatit-sinsi-ilerleyebiliyor-622595">Hepatit sinsi ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menenjitte en riskli grup, bebekler ve genç erişkinler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menenjitte-en-riskli-grup-bebekler-ve-genc-eriskinler-622592</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılama]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinler]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[ingilterede]]></category>
		<category><![CDATA[Küme]]></category>
		<category><![CDATA[menenjitte]]></category>
		<category><![CDATA[meningokok]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[vakalar]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622592</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında menenjit olarak bilinen meningokok hastalığı, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir bakteri enfeksiyonu olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menenjitte-en-riskli-grup-bebekler-ve-genc-eriskinler-622592">Menenjitte en riskli grup, bebekler ve genç erişkinler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Halk arasında menenjit olarak bilinen meningokok hastalığı, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir bakteri enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. </span></span></span></b><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, son günlerde İngiltere’de ortaya çıkan menenjit vakalarının geniş çaplı bir salgın olarak değil, sınırlı bir “küme” olarak değerlendirildiğini söyledi. Meningokok hastalığının belirli yaş gruplarında daha sık ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Bozkurt, bebekler ve 15–25 yaş arası genç erişkinlerin en riskli grupları oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Fatma Bozkurt, meningokok hastalığından korunmada en etkili yöntemin aşılama olduğunu kaydetti. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, son günlerde İngiltere’de görülen vakalarla gündeme gelen menenjit hastalığına ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Adölesan ve genç erişkinlerde genel taşıyıcılık oranı yükseliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok hastalığının, Neisseria meningitidis adlı bakterinin neden olduğu, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir enfeksiyon olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu bakteri genellikle nazofarenkste yani boğazın arka kısmında bulunur ve çoğu zaman herhangi bir belirtiye neden olmadan taşınabilir. Toplumda genel taşıyıcılık oranı yüzde 5–10 civarındayken, özellikle adölesan ve genç erişkinlerde bu oran yüzde 20–30’a kadar çıkabilmektedir. Buna rağmen invaziv hastalık yalnızca taşıyıcı bireylerin küçük bir kısmında gelişir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalabalık kapalı alanlarda bulaş riski artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok bakterisinin esas olarak damlacık yoluyla bulaştığını kaydeden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Öksürük ve hapşırıkla yayılan solunum damlacıkları, öpüşme, ortak eşya kullanımı ve sigara veya elektronik sigara paylaşımı bulaşta önemli rol oynar. Bununla birlikte meningokok, influenza gibi yüksek bulaşıcılığa sahip değildir; bulaş için genellikle uzun süreli ve yakın temas gereklidir. Bu nedenle hastalık çoğunlukla aynı evde yaşayan bireyler, yurt ortamındaki öğrenciler veya kalabalık kapalı alanlarda uzun süre vakit geçiren kişiler arasında görülür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>En riskli gruplar; bebekler ve genç erişkinler</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epidemiyolojik açıdan bakıldığında, meningokok hastalığının belirli yaş gruplarında daha sık ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bebekler ve 15–25 yaş arası genç erişkinler en riskli grupları oluşturur. Özellikle üniversite öğrencileri, hem artmış taşıyıcılık oranı hem de yoğun sosyal temas nedeniyle dikkat çekmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde hastalık gelişme riski belirgin şekilde artar” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Menenjit” ve “meningokoksemi” şeklinde kendini gösteriyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Klinik olarak meningokok hastalığının “menenjit” ve “meningokoksemi” olarak iki ana tablo ile kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Menenjit durumunda ateş, baş ağrısı, ense sertliği ve ışığa hassasiyet gibi bulgular ön plandadır. Meningokoksemi ise bakterinin kana geçmesiyle oluşur ve daha ağır seyirlidir. Bu tabloda ateş, halsizlik, hipotansiyon ve özellikle basmakla solmayan mor döküntüler görülür. Hastalık bazı durumlarda saatler içinde ilerleyebilir ve yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir” şeklinde bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Türkiye’de özellikle serogrup W ön planda yer alıyoır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok bakterisinin kapsül yapısına göre farklı serogruplara ayrıldığını kaydeden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, şu bilgileri verdi: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Günümüzde 12’den fazla serogrup tanımlanmış olmakla birlikte, hastalığa en sık neden olanlar A, B, C, W ve Y serogruplarıdır. Bu serogrupların dağılımı coğrafi bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Avrupa’da serogrup B daha yaygınken, Türkiye’de özellikle serogrup W ön plandadır. Bu durum, uluslararası seyahatler, özellikle hac ve umre gibi toplu organizasyonlar ve aşılama politikaları ile ilişkilidir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İngiltere’deki vakalar salgın değil, sınırlı bir küme</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya gündeminde son günlerde yer alan menenjit vakalarını değerlendiren Prof. Dr. Fatma Bozkurt, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span> “Son yıllarda İngiltere’de, özellikle Kent ve Canterbury bölgesinde meningokok vakalarının kümelendiği bildirilmiştir. Bu durum geniş çaplı bir salgın olarak değil, sınırlı bir “küme” olarak değerlendirilmektedir ve vakaların çoğunun serogrup B ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bu tür lokal kümelenmeler, meningokok hastalığının genellikle geniş çaplı pandemiler yerine belirli sosyal ağlar içinde yayıldığını göstermektedir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yayılımlar sınırlı kalır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: İngiltere’de görülen bu vakalar Türkiye’ye yayılabilir mi? Teorik olarak, taşıyıcı bireylerin uluslararası seyahatleri yoluyla bakterinin farklı ülkelere taşınması mümkündür. Ancak meningokokun bulaşması için yakın ve uzun süreli temas gerektiğinden, bu tür yayılımlar genellikle sınırlı kalır. Mevcut epidemiyolojik veriler, İngiltere’deki vakaların Türkiye’de geniş çaplı bir artışa yol açtığını göstermemektedir. En olası senaryo, uygun koşullar oluştuğunda küçük ve lokal kümelenmelerin ortaya çıkmasıdır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>En etkili yöntem aşılama</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, meningokok hastalığından korunmada en etkili yöntemin aşılama olduğunu belirterek “Günümüzde iki temel aşı grubu bulunmaktadır: MenACWY ve MenB aşıları. MenACWY aşısı, A, C, W ve Y serogruplarına karşı kapsül temelli konjuge bir aşı olup hem bireysel koruma sağlar hem de bakterinin taşınmasını azaltarak toplum bağışıklığı oluşturur. MenB aşısı ise kapsülün insan dokularına benzerliği nedeniyle protein temelli olarak geliştirilmiştir ve özellikle bireysel koruma sağlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genç erişkinler ve risk altındaki bireyler için aşılamanın önemi artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Aşılama stratejilerinin ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Örneğin İngiltere’de MenB aşısı bebeklik döneminde rutin olarak uygulanırken, MenACWY aşısı ergenlik döneminde uygulanarak taşıyıcılığın azaltılması hedeflenir. Türkiye’de ise meningokok aşıları rutin ulusal aşı programında yer almamakta, daha çok risk gruplarına ve özel durumlara göre önerilmektedir. Ancak mevcut epidemiyolojik veriler göz önüne alındığında, özellikle genç erişkinler ve risk altındaki bireyler için aşılamanın önemi giderek artmaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yerel kümelenmeler dikkatle izlenmeli ve uygun aşılama stratejileri uygulanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok hastalığının nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir enfeksiyon olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Fatma Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı: “Hastalığın kontrolünde yalnızca klinik vakaların tedavisi değil, aynı zamanda taşıyıcılığın ve bulaş dinamiklerinin anlaşılması da büyük önem taşımaktadır. Küresel hareketliliğin arttığı günümüzde, yerel kümelenmelerin dikkatle izlenmesi ve uygun aşılama stratejilerinin uygulanması, hastalığın kontrolünde temel unsurlar arasında yer almaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menenjitte-en-riskli-grup-bebekler-ve-genc-eriskinler-622592">Menenjitte en riskli grup, bebekler ve genç erişkinler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nipah virüsü enfeksiyonuna karşı uzman uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-enfeksiyonuna-karsi-uzman-uyarisi-610858</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 10:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonuna]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[Kontamine]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nipah]]></category>
		<category><![CDATA[Nipah Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Selim Badur]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son olarak Hindistan’da görülen iki vaka ile gündeme gelen Nipah virüsünün yol açacağı olası pandemi riski konuşuluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-enfeksiyonuna-karsi-uzman-uyarisi-610858">Nipah virüsü enfeksiyonuna karşı uzman uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son olarak Hindistan’da görülen iki vaka ile gündeme gelen Nipah virüsünün yol açacağı olası pandemi riski konuşuluyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “ender görülen ciddi bir enfeksiyon” şeklinde tanımlanan Nipah virüsünün pandemiye yol açabileceği şeklindeki iddiaların abartılı bir yaklaşım olduğunu söyledi. Güney Asya ve Uzakdoğu’ya seyahat edenlerin kontamine olma olasılığı bulunan meyve suyu ya da diğer besinlerden uzak durmasını öneren Prof. Dr. Selim Badur, insanlar arası bulaşı önlemek için ise el hijyeni başta olmak üzere standart önlemlere uyulmasının önemli olduğunu söyledi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, son günlerde konuşulan Nipah virüsüne ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Nipah virüsü, ilk kez 1999’da saptandı<br />Son yıllarda adından çok söz edilen Nipah virüsünün 30 yıla yakın bir süredir konuşulduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “İlk kez 1999 yılında Malezya’da domuz çiftlikleri çalışanlarında saptanan Nipah virüsü enfeksiyonu, insan ve hayvanlarda ciddi hastalıklara neden olabilen, yüksek ölüm oranına sahip bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalıkta mortalite oranı yüzde 40-75 arasında değişmektedir. Nipah virüsü, özellikle Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerinde (Malezya, Bangladeş, Hindistan ve Filipinler) görülmektedir” diye konuştu.<br />Hayvanlardan insana bulaşıyor<br />Nipah virüsünün hayvanlardan insana bulaşan bir virüs olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Paramyxoviridae ailesinden bir RNA etkeni olan Nipah virüsü hayvanlardan insana bulaşan zoonotik bir virüstür. Meyve yarasaları ve ‘Uçan tilkiler’ denilen Pteropus türü yarasalar virüsün doğal konakçılarıdır. İnsanlar, enfekte olmuş hayvanlarla, özellikle yarasalar (Uçan tilki yarasaları gibi) ve domuzlarla doğrudan temas yoluyla veya bu hayvanların kontamine olmuş dokuları ve salgılarıyla temas ederek virüsü kapabilirler” dedi. <br />Kontamine olan sebze-meyve tüketimi enfeksiyona neden olabilir<br />Nipah virüsünün enfeksiyona yol açmasında kontamine olan sebze-meyve tüketiminin de etkili olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Selim Badur, “Söz konusu hayvanların tükürük, idrar ve dışkıları ile kontamine ettikleri sebze-meyve gibi besinleri tüketmek de enfeksiyona neden olabilir. Örneğin 2025 yılı Eylül ayında Bangladeş’te gözlenen olgular, meyve yarasaları ile kontamine olmuş çiğ hurma suyuyla ilişkilendirilmiştir. Yarasa dışında domuz, köpek, kedi, keçi, at ve koyun gibi hayvanlar ile bulaşma olasıdır” diye konuştu.<br />Yakın temasla bulaşma riski olabilir<br />Virüsün insanlara bulaşması halinde, bu kişilerin yakın temas ile başka insanlara da etkeni bulaştırabileceğini söyleyen Prof. Dr. Selim Badur, “Enfekte bireylerin aile üyelerinde ya da bakımlarını yapan sağlık çalışanlarında bulaş bildirilmiş ise de bu tip gelişmeler çok kısıtlı sayıdadır. Nitekim Hindistan’da son olarak saptanan iki olgu, 13 Ocak 2026 tarihinde Pune Ulusal Viroloji Enstitüsü tarafından doğrulanmış olup 26 Ocak 2026 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bildirilmiştir. Her iki vaka da hastanede görev yapan sağlık çalışanlarıdır” diye konuştu. </p>
<p>Enfeksiyon farklı tablolara yol açabilir<br />Nipah virüsünün yol açtığı enfeksiyonun farklı biçimlerde seyredeceğini ifade eden Prof. Dr. Selim Badur, “Nipah virüsü belirtisiz (asemptomatik) enfeksiyondan, akut solunum güçlüğü ya da ensefalit tablosu ile karakterize ve 24-48 saat içinde enfekte bireyin komaya girmesine neden olacak şekilde ağır tablolara kadar değişebilen hastalıklara yol açar. Enfekte bireylerde öncelikle ateş, baş ve kas ağrıları, kusma ve boğaz ağrısı gibi, birçok viral enfeksiyonda gözlenen belirtiler ortaya çıkar. Enkübasyon süresi 4-14 gün arasında değişir, ancak bu süre 45 güne dek uzayabilir. İyileşenlerde gündüz uyku hali ve yorgunluk hissi sıklıkla görülmektedir” dedi.<br />Nipah virüsü için bir aşı var mı?<br />Şu an için Nipah virüsü enfeksiyonlarına karşı özel bir ilaç ya da aşı bulunmadığını kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Şiddetli solunum ya da sinir sistemi komplikasyonlarının tedavisinde yoğun destekleyici bakım önerilmektedir. Ribavirin kullanımının mortaliteyi azalttığını bildiren çalışmalar vardır; ayrıca Remdesivir, Favipiravir, Balapiravir ve füzyon inhibitörleri ile çalışmalar yapılmış ve kısmen olumlu sonuçlar alınmıştır” diye konuştu.<br />mRNA aşı çalışmaları devam ediyor<br />Prof. Dr. Selim Badur, son yıllarda mRNA aşısı çalışmalarının (mRNA-1215) sürdürüldüğünü; ayrıca vektör aşıları, subunit-peptid aşıları ile çalışmaların deneysel aşamada olduğunu söyledi. Prof. Dr. Selim Badur, “Henipavirüs glikoproteine karşı oluşturulan bir rekombinant insan monoklonal antikoru (m102.4), Nipah virüsü ile enfekte olan hayvanları hastalıktan korur; insanlar için uygulaması ise araştırma aşamasındadır” dedi.<br />Kontamine olasılığı bulunan meyve suyu ve diğer besinlerden uzak durulmalı<br />Prof. Dr. Selim Badur, Uzakdoğu’ya seyahat edenler için bu virüsün bir tehdit olup olmayacağı ve seyahat edenlerin alması gereken önlemlere ilişkin olarak da şunları söyledi:<br />“2026 yılı Ocak ayının son haftasında Hindistan’ın Batı Bengal bölgesinde Nipah virüsü salgınının bildirilmesinden sonra Asya ülkeleri havalimanları alarma geçmiş; riskli bölgelerden gelen yolcular sağlık taramalarına tabi tutulmuşlardır. Nipah virüsü olguları, Güney Asya bölgesinde hemen her yıl görülmesine rağmen, küresel çapta farkındalık düşüktür. Halk sağlığı çalışmaları, risk faktörleri ile ilintili olarak farkındalık yaratıp bilgilendirmeye, virüs ile temas olasılığını azaltacak önleyici tedbirlerin öğretilmesine ve erken olgu saptama konularına odaklanmaktadır. Kısaca kontamine olma olasılığı bulunan meyve suyu ya da diğer besinlerden uzak durulması; insanlar arası bulaşı önlemek için ise el hijyeni başta olmak üzere, standart önlemlere uyulması önemlidir.” <br />DSÖ’nün önerileri<br />DSÖ’nün sağlık çalışanlarının enfeksiyonların önlenmesi ve kontrolü için tüm hastalarda, her zaman standart önlemlerin uygulanmasını önerdiğini kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, bu önerileri de şöyle açıkladı: “Şüpheli veya doğrulanmış Nipah virüsü enfeksiyonu vakaları tek kişilik odalara yerleştirilmelidir. DSÖ hasta bakımı sırasında; tıbbi maske, koruyucu gözlük, sıvı geçirmez önlük ve muayene eldiveni kullanımını içeren temas ve damlacık bulaşma önlemlerinin uygulanmasını önermektedir. Aerosol oluşturan işlemler sırasında ise hava yoluyla bulaşmaya yönelik önlemler alınmalı; hasta hava yolu izolasyon odasına yerleştirilmeli ve tıbbi maske yerine N95/FFP2 maske kullanılmalıdır” <br />“Pandemilere yol açacağı” söylemi abartılı bir yaklaşımdır<br />Prof. Dr. Selim Badur, sözlerini şöyle tamamladı: “Her ne kadar çeşitli yayınlarda ve özellikle yazılı basında Nipah virüsü “salgınlarından” bahsedilse de bulaş yolları dikkate alındığında, bu virüsün geniş çaplı salgınlara hatta pandemilere neden olabileceğini söylemek abartılı bir yaklaşımdır. Nipah virüsü enfeksiyonları ile ilgili en doğru tanım, ‘ender görülen ciddi bir enfeksiyon’ şeklindeki DSÖ söylevidir.” </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-enfeksiyonuna-karsi-uzman-uyarisi-610858">Nipah virüsü enfeksiyonuna karşı uzman uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nipah]]></category>
		<category><![CDATA[Nipah Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[niv]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.</p>
<p><strong>“200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi”</strong></p>
<p>“Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan <em>Paramyxoviridae</em> ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,</p>
<p>“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya&#8217;daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş&#8217;te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan&#8217;da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika&#8217;daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”</p>
<p><strong>“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”</strong></p>
<p>Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:</p>
<p>“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999&#8217;daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya&#8217;da ve Singapur&#8217;da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür.  Daha sonra Bangladeş ve Hindistan&#8217;da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”</p>
<p><strong>“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”</strong></p>
<p>Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:</p>
<p>“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir.  Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”</p>
<p><strong>Virüse karşı alınması gereken önlemler</strong></p>
<p>Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:</p>
<ul>
<li>Bu kapsamda, 1999 yılında domuz çiftliklerinde yaşanan Nipah virus salgını sırasında edinilen deneyime dayanarak, domuz çiftliklerinin uygun deterjanlarla düzenli ve kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi enfeksiyonu önlemede etkili olabilir.</li>
<li>Ayrıca bir salgın şüphesi varsa, hayvan barınağı derhal karantinaya alınmalıdır. İnsanlara bulaşma riskini azaltmak için enfekte hayvanların itlaf edilmesi ve cesetlerin gömülmesi veya yakılması yakından denetlenmelidir. Enfekte çiftliklerden diğer bölgelere hayvan hareketinin kısıtlanması veya yasaklanması, hastalığın yayılmasını azaltabilir.</li>
<li>İnsanlardaki bulaş ve enfeksiyonu azaltmak için toplumu bu konuda bilgilendirmek gerekmektedir. Risk faktörlerinin, bulaş yollarının ve hasta ile temasta alınması gereken önlemlerin anlatılması önem arz etmektedir. Hasta kişilerle yakın ve korunmasız fiziksel temastan kaçınılmalıdır. Hasta kişilere bakım verdikten veya onları ziyaret ettikten sonra düzenli olarak eller yıkanmalıdır.</li>
<li>Seyahat edilecek bölgelerdeki riskli durumlar tanımlanmalıdır.  Özellikle bulaşmada önemli olan ve engellenmesi gereken durum yarasaların hurma özsuyuna ve diğer taze gıda ürünlerine erişimini azaltmaya odaklanmalıdır. Yeni toplanan hurma suyu kaynatılmalı ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalı ve mümkünse soyularak tüketilmelidir. </li>
<li>Şüpheli veya doğrulanmış enfeksiyonu olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, her zaman standart enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamalıdır. Özellikle sağlık kuruluşlarında insandan insana bulaşma vakaları bildirildiğinden, standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık önlemleri de alınmalıdır.</li>
<li>Son olarak ülkemizde bulunan yarasa türleri, virüsü taşıyan &#8220;Pteropus&#8221; (meyve yarasası) türünden farklıdır. Bu nedenle, virüsün ülkemizdeki yaban hayatında doğal bir döngü oluşturma ihtimali düşüktür. Şu ana kadar ülkemizde doğrulanmış bir Nipah virüsü vakası bulunmamaktadır. Ancak küresel seyahat hareketliliği nedeniyle &#8220;ithal vakalara&#8221; karşı hazırlıklı olunması önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HIV&#8217;le ilgili damgalanma ve ayrımcılık bilgisizlikten kaynaklanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hivle-ilgili-damgalanma-ve-ayrimcilik-bilgisizlikten-kaynaklaniyor-597983</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 13:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisizlikten]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[damgalanma]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hiv]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kısa adı HIV olan İnsan İmmün Yetmezlik Virüsünün bağışıklık sisteminin en önemli hücrelerini hedef alarak bağışıklık yetmezliğine yol açtığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, HIV enfeksiyonunun küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hivle-ilgili-damgalanma-ve-ayrimcilik-bilgisizlikten-kaynaklaniyor-597983">HIV&#8217;le ilgili damgalanma ve ayrımcılık bilgisizlikten kaynaklanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Kısa adı HIV olan İnsan İmmün Yetmezlik Virüsünün bağışıklık sisteminin en önemli hücrelerini hedef alarak bağışıklık yetmezliğine yol açtığını belirten </span></span></span></b><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, HIV enfeksiyonunun küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.  Dünya genelinde HIV ile yaşayan 40 milyon insan bulunduğunu ve her yıl 1,3 milyon yeni vakanın ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, hastalığın tedavilerle kontrol edilebildiğini ve doğru korunma yöntemleriyle tamamen önlenebildiğini kaydetti. Prof. Dr. Fatma Bozkurt, HIV virüsü ile ilgili ayrımcılık ve damgalanmanın HIV’le ilgili bilgisizlikten kaynaklandığının altını çizdi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafıından “Bilimsel Etkinlikler Serisi 2025-2026” kapsamnında düzenlenen AIDS Farkındalık Haftası Etkinliği İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü (HIV) Paneli’nde uzmanlar tarafından HIV  virüsü, virüsün etkileri, tedavi ve korunma yötemleri ele alındı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur: “HIV yılda 660 binden fazla kişinin ölümüne yol açıyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını yapan </span></span></span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, HIV enfeksiyonu nedeniyle yılda 660 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek “Bir pandemi söz konusu. HIV tedavisi ile ilgili çok yeni olumlu adımlar atılsa da özellikle damgalama ve dışlama gibi konularda çözülmesi ve atılması gereken adımlar olduğunu biliyoruz. Bugün bu konuların yanı sıra HIV tedavisindeki yeni gelişmeleri ele alacağız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Damgalanma korkusu, sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kırmızı Kurdele Derneği Temsilcisi Arda Karapınar, HIV virüsünün etkilerine işaret ederek özellikle ayrımcılık ve damgalanma sorunlarına dikkat çekti. Dünya genelinde HIV pozitife yönelik önyargıların, virüsün ortaya çıktığı 1980’lerden bu yana her zaman var olduğunu belirten Karapınar, HIV pozitif bireylerin özellikle damgalanma endişesi nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmede yaşadığı zorluklara değindi. Arda Karapınar, 54 ülkeden 3 bin 272 HIV pozitif kişiyle yapılan damgalanma ölçeği anketinde çalışmaya katılan kişilerin yüzde 21’inin HIV statülerinin ilgisiz kişiler tarafından öğrenilebileceği korkusuyla sağlık hizmetlerine erişmediklerini belirttiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, HIV tedavindeki yeni gelişmeleri anlattı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt ise “HIV Önleme ve Tedavide Güncel Gelişmeler” başlıklı sunumunda HIV tedavisindeki son gelişmeleri anlattı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ayrımcılığın nedeni eğitim eksikliği</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>HIV virüsü ile ilgili ayrımcılık ve damgalanmanın HIV’le ilgili bilgisizlikten kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu ayrımcılığın sebebinin, HIV bulaş sebeplerinin iyi bilinmemesi ve eğitimsizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. HIV, bir Hepatit B kadar bulaşıcı değil aslında. Ama davranışsal açıdan cinsel yolla bulaşan bir hastalık olması nedeniyle böyle bir önyargı var. Bulaş yollarının öğrenilmesi, bu açıdan önemli. HIV cinsel yolla bulaşıyor. Kan ve kan ürünleriyle, ortak enjektör kullanımı ile bulaşır. Tükürükle bulaşmaz. Aynı tuvalet ve havuz kullanımı ile bulaşmaz. Aynı ortamda çalışmak, aynı ortamı paylaşmak HIV için bulaş riski oluşturmaz. Toplumsal eğitim ve bilgilendirme önemli. Damgalanmanın önlenmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekiyor. Gizli test merkezlerine erişim de önemli bir nokta. HIV olduğunu bilenlerin birçoğu damgalanma endişesi nedeniyle test yaptırmıyor. HIV olduğunu öğrenen kişinin nasıl tedbirler alması gerektiği konusunda da bilinçlenmesi ve bu konuda bir danışmanlık hizmeti verilmesi büyük önem taşıyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>HIV enfeksiyonu küresel bir halk sağlığı sorunudur</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>HIV’in bağışıklık sisteminin en önemli hücrelerinden olan CD4 T lenfositlerini hedef alan ve zamanla bağışıklık yetmezliğine yol açan bir retrovirüs enfeksiyonu olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “HIV enfeksiyonu küresel bir halk sağlığı sorunudur. Dünya genelinde HIV ile yaşayan 40 milyon insan bulunuyor. Her yıl 1,3 milyon yeni vaka var ve 630 bin HIV ilişkili ölümlerle karşı karşıyayız. Özellikle risk grubunda yüksek yayılım gösteriyor ve tedavi edilmediğinde bağışıklık yetmezliğine yol açarak vücudu enfeksiyonlara, kanserlere ve fırsatçı patojenlere karşı savunmasız hale getiriyor. Ancak tedavilerle kontrol edilebilen ve doğru korunma yöntemleriyle tamamen önlenebilen bir hastalıkla karşı karşıyayız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>HIV’in önlenmesinde davranışsal ve bilişsel korunma yöntemlerine dikkat çeken Prof. Dr. Fatma Bozkurt, güvenli cinsel davranış ve tek eşliliğin korunmada önemli olduğunu belirterek “Partnerin HIV durumu ile ilgili bilgiye sahip olunmalıdır. Düzenli HIV testi yaptırılması, yeni partneri olan herkes için erken tanı ve tedavi açısından önemlidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>HIV tedavisinde tablet ve enjeksiyon yöntemleri kullanılıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi’nde HIV virüsü ile ilgili tedavilerin yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verdi. Tablet ve enjeksiyon yöntemlerinin uygulandığı tedavilerden bahseden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, Cabotegravir Long-Acting isimli ilacın 2021’de FDA onayı aldığını belirterek “Dünyanın ilk uzun etkili PREP ilacı olan bu ilaç Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2022’de küresel HIV önleme kılavuzuna dahil edildi. 2025 itibarıyla 40’tan fazla ülkede kullanıma girdi, bazı ülkeler tarafından ulusal programlara dahil edildi. 2024 sonunda daha uzun süre etkili FDA onaylı ikinci antiviral Lenacapavir klinik kullanıma girdi. Bu ilaç HIV döngüsünün birden çok basamağını bloke ediyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hivle-ilgili-damgalanma-ve-ayrimcilik-bilgisizlikten-kaynaklaniyor-597983">HIV&#8217;le ilgili damgalanma ve ayrımcılık bilgisizlikten kaynaklanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 11:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşma]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[hepatiti]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kronikleşebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin nedenleri, bulaşma yolları, belirtileri, kronikleşme riskleri, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347">Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin nedenleri, bulaşma yolları, belirtileri, kronikleşme riskleri, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Viral hepatitler, dışkı–ağız yolu ile kan ve vücut sıvıları yoluyla bulaşıyor!</strong></p>
<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalık; virüsler, alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.” dedi.</p>
<p>Viral hepatit yapan virüslerin, Hepatit A, B, C, D, E harfleri ile isimlendirildiğini aktaran Dr. Mamçu, “Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşır. İlki dışkı–ağız yoludur. Hepatit A ve Hepatit E virüsleri bu yolla bulaşır. Virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyveler) ağızdan alınması suretiyle enfeksiyon gelişir. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağıza değdirilmesi de kişisel bulaşmada çok önemlidir. Diğer bulaş yolu da kan ve vücut sıvılarıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D virüsleri bu yolla bulaşır. Bu virüsleri taşıyan kişiler ile korunmasız cinsel temas, ortak enjektör, jilet, diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi veya sağlık çalışanlarında iğne batması başlıca bulaşma yoludur. Hastalığın, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>B, C ve D virüslerinde kronikleşme riski yüksek!</strong></p>
<p>Hepatit virüslerinin belirti ve klinik tablolar açısından belirgin bir fark göstermemekle beraber, etkiledikleri yaş grupları, kuluçka süreleri, iyileşme şekilleri ve kronikleşme açısından fark gösterdiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süreleri A virüsü için 15-45 gün, B ve C virüsü için 30-180 gündür.” dedi. </p>
<p>Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında gözlerde ve ciltte sarılığın hiç olmaması ya da çok hafif olmasının mümkün olduğuna dikkat çeken Dr. Mamçu sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu nedenle pek çok kişi sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemez. Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçebilir. Hastaların bir kısmında ise kuluçka süresini takiben halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır. A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile sonlanır ve kronikleşme göstermez. B, C ve D virüsleri ile oluşan sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, B virüsü için yüzde 5-10, C virüsü için yüzde 80 kadardır.” </p>
<p><strong>Hepatit A ve E, gıda hijyeni ve genel hijyenin iyi olmadığı koşullarda daha kolay bulaşıyor! </strong></p>
<p>Hangi risk faktörlerinin hepatit bulaşma olasılığını artırdığına değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Hepatit A ve E, el yıkama kurallarına uyulmadığı, gıda hijyeninin iyi olmadığı, tuvalet temizliğinin yeterince yapılmadığı koşullarda daha kolay bulaşır. Özellikle ilkokullarda toplu yaşanılan yerlerde salgınlar yapar.” dedi. </p>
<p>Dr. Mamçu, Hepatit B ve C virüsünün bulaşma riskinin ise sağlık personelinde, virüsü taşıyan kişilerin aile fertlerinde, kan transfüzyonu yapılan kişilerde, damar yolundan ilaç bağımlılarında, diş tedavisi görenlerde, hemodiyaliz hastalarında ve çok eşli ilişki yaşayanlarda daha fazla olduğunu aktardı. </p>
<p><strong>Belirtilerin erken fark edilmesi yayılımın önlenmesi açısından çok önemli! </strong></p>
<p>Hepatitten şüphelenilmesi veya belirti görülmesi durumunda, sağlık kuruluşunda yapılacak virüse özgü kan testleri ile tanı konulduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Belirtilerin erken fark edilmesi ve hastaların tanınması sağlam kişilere bulaşmayı engellemek ve yayılımın önlenmesi açısından çok önemlidir.” dedi. </p>
<p>Hepatit B ve C için mevcut tedavi yöntemlerinden bahseden<strong> </strong>Dr. Mamçu, “Hepatit B ve C virüsünün çoğalmasını durduran veya yavaşlatan, karaciğerin iltihaplanmasını ve hasarını azaltan ilaçlar kullanılır. Bunlar en az 1 yıl ve genellikle daha uzun süre günde bir kez hap olarak alınır. Kronik Hepatit B enfeksiyonu tedavisinde hastanın durumuna ve virüsün yaygınlığına göre tedavi seçenekleri değişebilir. Takip ve tedavide en kritik nokta doğru hekim tarafından doğru zamanda ve doğru ilaç(lar) ile tedaviye başlanması ve hastaların izlenmesidir. Gastroenteroloji veya Enfeksiyon Hastalıkları klinikleri kronik hepatit hastalarını izler. Burada yapılan değerlendirme sonrası güncel kılavuzlara uygun olarak tedavi kararı verilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Risk grubundaki kişilerin aşılanmaları en önemli tedbir! </strong></p>
<p>Hepatit A ve B aşılarının koruyuculuklarının son derece yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Risk grubundaki kişilerin mutlaka aşılanmaları en önemli tedbirdir.” dedi.</p>
<p>Virüsün bulaşma yoluna göre hijyen önlemlerinin de alınmasını öneren Dr. Mamçu, “Temizliğinden emin olunmayan çiğ gıda ve su tüketiminden kaçınmak, sık sık el yıkamak ve güvenli cinsel ilişki kurmak bulaşmayı önlemek açısından yeterlidir. Hepatit B ve C için bir başkasına ait kan ve vücut sıvılarına doğrudan temastan kaçınmak gerekir.” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Hepatit B aşısı ömür boyu koruma sağlıyor! </strong></p>
<p>T.C. Sağlık Bakanlığı Bebek ve Çocuk Dönemi Aşı Takvimine göre Hepatit B aşısının doğumda, Hepatit A aşısının ise 18 aylıkken yapıldığını kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Her iki aşı da ücretsizdir. Hepatit B aşısı güvenli olup ömür boyu koruma sağlar.” dedi. </p>
<p>Çocukluk çağında aşılanmamış ve yüksek bulaşma riski taşıyan kişilere de aşı önerildiğini ifade eden Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hepatit A aşısı olmayan erişkinlerde hijyen açısından riskli bölgelere seyahat öncesi aşı yapılmalıdır. Aşı öncesi antikor testiyle bağışıklık durumu kontrol edilebilir. Hepatit C, E ve D için aşı bulunmaz. </p>
<p>Hepatit B ve Hepatit C virüsü ile yaşayan kişiler, kan ve diğer vücut sıvıları ile hastalığı başkalarına bulaştırabileceğini bilmeli. Kan vermemeli ve korunmasız olarak (kondom kullanmadan) bağışık olmayan veya aşılanmamış kişilerle cinsel ilişkiye girmemeliler. Panik göstermemeli, fakat düzenli doktor kontrolünde olmalılar. Her 6-12 ayda bir karaciğer fonksiyon testlerini yaptırmalılar. Alkol almaktan kaçınmalı, herhangi bir nedenle ilaç almak zorunda kalırsa bunu doktora danışmalılar.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347">Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
