<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bozuyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bozuyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bozuyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Dec 2025 13:05:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bozuyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bozuyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Telefondan uzak kalma korkusu psikolojiyi bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/telefondan-uzak-kalma-korkusu-psikolojiyi-bozuyor-597431</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:05:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[Nomofobi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojiyi]]></category>
		<category><![CDATA[şarj]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[telefondan]]></category>
		<category><![CDATA[telefonun]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, nomofobi olarak bilinen telefonundan ayrı kalma veya şarjının bitmesi korkusunun psikolojik, fiziksel ve sosyal etkileri ile bu kaygıyla başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefondan-uzak-kalma-korkusu-psikolojiyi-bozuyor-597431">Telefondan uzak kalma korkusu psikolojiyi bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, nomofobi olarak bilinen telefonundan ayrı kalma veya şarjının bitmesi korkusunun psikolojik, fiziksel ve sosyal etkileri ile bu kaygıyla başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Nomofobi, dış dünyayla bağın kopacağı hissini içeren derin bir korku!</strong></p>
<p>Nomofobinin, ‘no mobile phone phobia’ teriminin kısaltması olduğunu ve akıllı telefonundan ayrı kalma veya telefonun şarjının bitmesi korkusunu ifade eden yaygın bir kaygı türünü tanımlamak için kullanıldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu durum, sadece basit bir endişeden ziyade, kişinin dış dünyayla olan bağlantısının tamamen kesileceği hissini içeren derin bir korku olarak tanımlanır.” dedi.</p>
<p>Özellikle dijital dünyanın merkezinde olan genç nesillerin, sosyal etkileşimlerinin çoğunu telefon üzerinden yürüttükleri için bu durumu daha yoğun yaşadıklarına dikkat çeken Aydın, “Benzer şekilde, bağımlılık eğilimi olan bireyler ve genel anksiyete düzeyi yüksek kişiler de kontrolü kaybetme korkusu nedeniyle şarj kaygısına daha yatkın olabilirler. Sosyal medya kullanımının yoğun olduğu kişilerde de önemli gelişmeleri veya etkileşimleri kaçırma korkusu, nomofobiyi tetikleyebilir. Bu, telefonun sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkıp, kimlik ve sosyal statü algısının bir parçası haline geldiğinin bir göstergesidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Telefonun şarjı azaldığında beyin bunu tehdit sayarak ‘savaş ya da kaç’ tepkisini başlatıyor!</strong></p>
<p>Telefonun şarjı azaldığında vücudun verdiği tepkilerin, beynin bir tehdit algılamasıyla yakından ilişkili olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bilimsel olarak, bu durum, beynin stresle başa çıkma hormonu olan kortizol salgılamasına neden olur. Telefonun şarjı kritik seviyelere indiğinde, bilinçdışı bir tehlike sinyali alır ve ‘savaş ya da kaç’ mekanizması devreye girer. Bu durum, kalp çarpıntısı, hızlanmış nabız, ellerde ve avuç içlerinde terleme ve hatta titreme gibi fiziksel belirtilerle kendini gösterir. Bu semptomlar, vücudun potansiyel bir tehlikeye karşı hazırlık yapmasının doğal bir sonucudur. Bazı araştırmalar, nomofobinin yarattığı stresin, kişinin aslında var olmayan bir telefon titreşimini veya sesini duyması gibi ‘sanal kalp atışı’ fenomenine yol açabileceğini de göstermektedir. Bu da beynin yarattığı kaygıya ne kadar derin tepkiler verdiğinin bir kanıtıdır.”</p>
<p><strong>Uzun vadede ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkilere yol açabilir!</strong></p>
<p>Nomofobinin, kısa süreli bir endişeden çok daha fazlası olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Uzun vadede ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkilere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Sürekli olarak telefon şarjını kontrol etme ve pil ömrüyle ilgili endişe duyma döngüsünün, bireyde kronik stres ve anksiyete seviyesini yükselteceğini dile getiren Aydın, “Bu durum, zamanla panik bozukluğu veya genel anksiyete bozukluğu gibi daha ciddi psikolojik sorunlara evrilebilir. Ayrıca, telefonla olan bu yoğun bağ, gerçek dünyadaki yüz yüze etkileşimlerin azalmasına neden olarak sosyal izolasyonu ve ilişkilerde bozulmayı beraberinde getirir. Geceleri bile telefonun şarjının bitmesinden korkma, uyku düzenini bozarak uykusuzluğa yol açabilir. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, kişinin yaşam kalitesi, iş veya okul performansı ve genel mutluluk seviyesi olumsuz yönde etkilenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Nomofobiyi yenmek için bilinçli teknoloji kullanımı şart… </strong></p>
<p>Bu kaygıyı azaltmak için bireylerin hangi alışkanlıkları değiştirmeleri gerektiğine değinen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu değişikliklerin başında bilinçli teknoloji kullanımı yer alır. Bireyler, yemek yerken veya arkadaşlarıyla vakit geçirirken telefonu bir kenara bırakarak dijital detoks yapmayı deneyebilir.” dedi.</p>
<p>Bir diğer etkili yöntemin ise, gereksiz bildirimleri kapatmak olduğunu söyleyen Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sürekli gelen bildirimler, telefonun çekiciliğini artırarak ondan uzak durmayı zorlaştırır. Ayrıca, evde veya işte telefonun kullanılmaması gereken ‘sınırlı bölgeler’ belirlenmesi öneriliyor; örneğin yatak odasına telefon sokmamak gibi. Bu tür pratikler, kişinin telefondan bağımsız var olabileceğini ve şarjının bitmesinin bir felaket olmadığını fark etmesine yardımcı olur. Eğer bu alışkanlıklar yeterli olmazsa, bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemlerle bir uzmandan destek almak, nomofobinin altında yatan düşünce kalıplarını değiştirmede oldukça faydalı olabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefondan-uzak-kalma-korkusu-psikolojiyi-bozuyor-597431">Telefondan uzak kalma korkusu psikolojiyi bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takma tırnak ve kalıcı oje tırnak yapısını bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/takma-tirnak-ve-kalici-oje-tirnak-yapisini-bozuyor-584294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 17:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[oje]]></category>
		<category><![CDATA[takma]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[yapısını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Programı Başkanı Öğr. Gör. Birgül Erbaş, tırnak sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/takma-tirnak-ve-kalici-oje-tirnak-yapisini-bozuyor-584294">Takma tırnak ve kalıcı oje tırnak yapısını bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Programı Başkanı Öğr. Gör. Birgül Erbaş, tırnak sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.</p>
<p><strong>Tırnakların doğal yapısı zayıflayabiliyor</strong></p>
<p>Takma tırnak ve kalıcı ojelerin uzun süreli kullanımında tırnak yapısında bozulmalar görülebildiğini belirten Erbaş, “Takma tırnak ve kalıcı ojeler uzun süreli kullanıldığında tırnakların incelmesine, soyulmasına ve kırılmasına neden olabilir. Bu uygulamalar sırasında tırnak plağının yüzeyi törpülendiği için doğal koruyucu tabaka zarar görebilir. Yanlış uygulamalar veya sık tekrarlar tırnak plağında hassasiyete ve tırnak yatağında tahrişe yol açabilir. Özellikle tırnak çıkarılırken fazla zorlamak veya aşırı kimyasal kullanmak tırnak yatağını zedeleyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Mantar ve bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir</strong></p>
<p>Protez tırnak ve jel oje uygulamalarında enfeksiyon riskine dikkat çeken Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “Jel oje veya protez tırnaklar, tırnak ile ürün arasında nem birikmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle uygulama steril değilse, mantar ve bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Tırnakların sanılanın aksine ‘hava almadığını’ keratin adı verilen ölü hücrelerden oluştuğunu ve oksijen ihtiyaçlarını kan dolaşımından sağladığını dile getiren Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “Ancak uygulamaların tırnağın yüzeyini kapatması, tırnağın doğal nem dengesini bozabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aseton ve kimyasallar tırnağı yıpratıyor</strong></p>
<p>Asetonlu solüsyonlarla yapılan çıkarma işlemlerinin, tırnak yüzeyini kuruttuğunu ve çevresindeki deriyi tahriş edebildiğini söyleyen Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “Uzun süre ve sık kullanıldığında tırnaklar daha kırılgan hâle gelebilir. Bu tür uygulamalarda kullanılan bazı kimyasallar (örneğin primerler, yapıştırıcılar, UV jelleri) ciltte tahriş, alerjik reaksiyonlar ve nadiren de temas dermatitine neden olabilir. Özellikle hassas cilt yapısına sahip kişilerde bu risk daha fazladır.” dedi.</p>
<p><strong>Uzman kişilere yaptırılmalı</strong></p>
<p>Tırnak sağlığını korumak için bu tür işlemler arasında tırnaklara birkaç hafta “dinlenme süresi” tanımayı öneren Öğr. Gör. Birgül Erbaş, “Her 2-3 uygulamadan sonra 1-2 hafta ara vermek, tırnakların kendini yenilemesine yardımcı olur. Ayrıca uygulamaların mutlaka hijyenik koşullarda, alanında uzman kişilerce yapılması büyük önem taşır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/takma-tirnak-ve-kalici-oje-tirnak-yapisini-bozuyor-584294">Takma tırnak ve kalıcı oje tırnak yapısını bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Ulu, &#8220;Stres karar verme ve dikkat mekanizmamızı bozuyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ulu-stres-karar-verme-ve-dikkat-mekanizmamizi-bozuyor-540790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 08:41:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[mekanizmamızı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[verme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ)  70. Yıl Kariyer Günleri ve Bilim Şenliği kapsamında EÜ Fen Fakültesi Konferans Salonunda, Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim  üyesi Doç. Dr. Elif Ulu’nun konuşmacı olduğu  “İş Yaşamında Stres ve Kaygı Yönetimi Semineri” düzenlendi. Etkinliğe akademisyenler, idari çalışanlar ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ulu-stres-karar-verme-ve-dikkat-mekanizmamizi-bozuyor-540790">Doç. Dr. Ulu, &#8220;Stres karar verme ve dikkat mekanizmamızı bozuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ)  70. Yıl Kariyer Günleri ve Bilim Şenliği kapsamında EÜ Fen Fakültesi Konferans Salonunda, Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim  üyesi Doç. Dr. Elif Ulu’nun konuşmacı olduğu  “İş Yaşamında Stres ve Kaygı Yönetimi Semineri” düzenlendi. Etkinliğe akademisyenler, idari çalışanlar ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Stres ve kaygının birbirlerinden farklı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Elif Ulu “Stres, bireyin içsel ya da dışsal taleplerin, baş etme kaynaklarını aştığını algıladığı bir durumdur. Kaygı ise belirsiz bir tehdit algısına karşı ortaya çıkan, geleceğe yönelik ve çoğu zaman kişiyi zorlayabilen bir duygulanımdır. Stres, bir baskıdır. Kaygı ise bu baskının yarattığı zihinsel senaryolardır” dedi.</p>
<p>İş hayatında stresin kaynaklarını sıralayan Doç. Dr. Elif Ulu, “İş hayatındaki rol çatışması,  iş yükü, zaman baskısı, ilişkisel problemler, kontrol eksikliği gibi nedenlerle ortaya çıkan stres; kişinin karar verme ve dikkat mekanizmasını bozar, öğrenmeyi ve hafızayı zayıflatır, bedende savaş ya da kaç mekanizması başlatır” diye konuştu</p>
<p><b>Stres ve kaygıya karşı nefes egzersizleri düzenlendi</b></p>
<p>Seminere katılan öğrencilerle beraber kaygıyı yönetmeye yönelik nefes egzersizleri gerçekleştirildi. Öğrenciler, akademisyenler ve tüm katılımcılar, Doç. Dr. Elif Ulu yardımıyla stres ve kaygıyı günlük yaşamlarında yönetebilmek için bu nefes egzersizine katıldı. Egzersizin ardından katılımcılar arasında soru-cevap etkinliği yapıldı. Doç. Dr. Ulu, salonda kaygı ve stres yönetimi hakkında merak edilen soruları yanıtladı. Seminerin bitiminde, Doç. Dr. Ulu’ya katılımı için teşekkür belgesi takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ulu-stres-karar-verme-ve-dikkat-mekanizmamizi-bozuyor-540790">Doç. Dr. Ulu, &#8220;Stres karar verme ve dikkat mekanizmamızı bozuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından Sosyal Medya Uyarısı: Normal Duygu Döngüsünü Bozuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-uyarisi-normal-duygu-dongusunu-bozuyor-527454</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 09:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[döngüsünü]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen ve Anadolu Yakası’ndaki psikolojik danışmanları bir araya getiren “Anadolu Yakası PDR Günleri” etkinliği gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-uyarisi-normal-duygu-dongusunu-bozuyor-527454">Uzmanından Sosyal Medya Uyarısı: Normal Duygu Döngüsünü Bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen ve Anadolu Yakası’ndaki psikolojik danışmanları bir araya getiren “Anadolu Yakası PDR Günleri” etkinliği gerçekleştirildi. Konferansta konuşan psikolojik danışman Doç. Dr. Serdar Körük, “Sosyal medyayı kullanarak fotoğraf paylaştığımızda ardından etkileşim alınca haz duyuyoruz. Haz duydukça regülasyonumuz bozuluyor yani haz eşiğimiz yükseliyor. Daha sonra yaptığımız aktiviteler bize yeteri kadar haz vermemeye başlıyor. Aslında normal giden bir döngüyü biz bozmuş oluyoruz” dedi.</p>
<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin de destek verdiği etkinlik, Yeditepe Üniversitesi’nin Kayışdağı Kampüsü’nde yapıldı. “Koruyucu ve Önleyici Ruh Sağlığında Güncel Konular” temasıyla düzenlenen konferansa 900’den fazla Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) uzmanı katıldı. Etkinlikte dijital çağda duyguların yönetimi, ruh sağlığı, yeni nesil zorluklar ve çözüm önerileri gibi konular ele alındı.</p>
<p>Etkinliğe Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Alaaddin Karaca, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Şube Müdürü Zeynep Aydın, Türk PDR Derneği Genel Başkanı Mesut Yıldırım, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş, araştırmacı-yazar Prof. Dr. Selçuk Şirin, Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Serdar Körük, öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşen Köse Şirin ve çok sayıda akademisyen katıldı.</p>
<p><strong> Durman: “Toplumsal Bir Vizyonun Göstergesi”</strong></p>
<p>Konferansın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman, “2025 yılı, bireyin ruh sağlığını yalnızca bir sağlık başlığı olarak değil; toplumsal vefa, eğitim ve sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirdiğimiz kritik bir döneme işaret ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030’a uzanan Ruh Sağlığı Eylem Planı sadece klinik müdahaleleri değil, toplum temelli önleyici yaklaşımları da kapsıyor. Bizler de bugün bu bilinçle bir aradayız. Bu buluşma yalnızca mesleki gelişim değil, aynı zamanda toplumsal bir vizyonun göstergesidir,” dedi.</p>
<p><strong>“Amaç, Okul Psikolojik Danışmanlarını Güncel Konularla Buluşturmak”</strong></p>
<p>Etkinliğin temel amacının, okul psikolojik danışmanlarını güncel konularla ilgili bilgilendirmek olduğunu belirten Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun ise “Psikolojik danışmanların mesleki gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla akademisyenler ile sahada çalışan profesyonelleri bir araya getirdik. Bugün burada 900’den fazla okul psikolojik danışmanını ağırlıyoruz. Gün boyunca iki panel ve 20’den fazla çalıştay ile danışmanların güncel bilgi ve yaklaşımlarla etkileşimli, verimli bir gün geçirmelerini hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Coşkun sözlerini şöyle sürdürdü: “Okul psikolojik danışmanları ve ebeveynler, çocukların potansiyellerini ve kendilerini tanımalarını sağlayarak onlara ilk adımda yardımcı olabilir. Dijitalleşen dünyada çocukları dijital ortamdan tamamen koparmak kolay değil, doğru da doğru değil. Ancak dijital becerilerini geliştirerek, sosyal izolasyona düşmeden akranlarıyla etkileşime geçmelerini sağlamak ve böylece dijitalleşmeyle uyumlu bireyler olmalarını desteklemek gerekiyor. Yani çocukları engellemekten ziyade, dijital ve sosyal yaşam becerilerini birlikte geliştirmelerini sağlamak önemlidir.”</p>
<p><strong> “Dijital Bağımlılık Diğer Bağımlılıklarla Aynı Mekanizmaya Sahip”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan Yeditepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serdar Körük, dijital medyanın bireyler üzerindeki psikolojik etkilerini anlattı:</p>
<p>“Dijital medya, oyunlar, sosyal medya, çevrimiçi alışveriş platformları ve akıllı telefon kullanımı gibi birçok başlığı kapsayan bir alan. Tüm bu başlıklar, davranışsal ve teknolojik bağımlılıklar grubuna giriyor. Bu bağımlılıkların hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri, diğer bağımlılık türleriyle aynı mekanizma üzerinden işler. Yani dopamin üzerinden çalışan haz sistemiyle.”</p>
<p>Doç. Dr. Körük, sosyal medya kullanımının bireyin haz eşiği üzerindeki etkisine de dikkat çekti:</p>
<p>“Dijital medya kullandığımızda ya da sosyal medyada etkileşim aldığımızda haz duyuyoruz. Bu haz, beyinde dopamin salgılanmasına neden olan biyokimyasal bir süreç. Ancak bu süreç sık tekrarlandıkça haz eşiğimiz yükseliyor, regülasyon bozuluyor ve daha önce keyif aldığımız aktiviteler artık yeterli gelmemeye başlıyor. Haz seviyesini korumak için aynı uyarana sürekli maruz kalma ihtiyacı doğuyor ve bu da dijital bağımlılığa zemin hazırlıyor. Uyarana ulaşamadığımızda ise yoksunluk belirtileri ortaya çıkabiliyor.”</p>
<p><strong>“Dijital Medyayı Araç Olarak Kullanmalıyız”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Körük konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Haz eşiğimizi koruyabilmek için dopamin toleransını dengede tutmalıyız. Çocukluk döneminden itibaren aşırı uyarana maruz kalan bireylerin haz toleransı düşük olur. Dijital medya, ihtiyaçlarımızı karşılayan bir araç olarak kalmalı, ihtiyacın kendisine dönüşmemelidir.”</p>
<p><strong> “Okullar, Eşit ve Adil Erişimin Anahtarıdır”</strong></p>
<p>PDR uzmanı Doç. Dr. Ayşen Köse Şirin ise, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin eşit ve adil olması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:</p>
<p>“Bu noktada okul psikolojik danışmanları çok önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü farklı sosyo-ekonomik düzeydeki tüm çocuklar için erişilebilir durumdalar. Ayrıca yalnızca sorun çözen profesyoneller değil, okul iklimini destekleyen, topluluk temelli yapılar oluşturan ve önleyici çalışmalar yürüten kişilerdir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-uyarisi-normal-duygu-dongusunu-bozuyor-527454">Uzmanından Sosyal Medya Uyarısı: Normal Duygu Döngüsünü Bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-ortamindaki-stres-ve-mobbing-ruh-sagligini-bozuyor-454892</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 11:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[ortamındaki]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerindeki etkisinin önemine dikkat çeken uzmanlar, iş yerindeki stresin, mobbing gibi olumsuz durumların, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyerek, ruhsal sorunlara yol açabildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-ortamindaki-stres-ve-mobbing-ruh-sagligini-bozuyor-454892">İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aşırı çalışma gibi durumların psikolojik dayanıklılığı zorlayabildiğini ve kişinin motivasyonunu azaltabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu nedenle, öncelikler belirlemek ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemli.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ruhsal sorunların gelişiminde çalışma koşullarının etkisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerinde etkisi var</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerindeki etkisinin oldukça önemli olduğunu ifade ederek, “İş yerindeki stres, mobbing gibi olumsuz durumlar, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir ve ruhsal sorunlara yol açabilir. Bununla başa çıkmanın anahtarı, uyum sağlama yeteneğini geliştirmek ve kişisel ruh sağlığını korumaktır. Bedensel ve ruhsal sağlık için düzenli olarak çaba sarf etmek, yaşamda anlamı bulmak ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik dayanıklılık zorluklarla başa çıkma yeteneğini ifade ediyor</strong></p>
<p>Psikolojik dayanıklılığın, zorluklarla başa çıkma yeteneğini ifade ettiğini, iş ve özel hayat dengesini sağlama, sosyal ilişkilere zaman ayırma ve iş stresiyle başa çıkma becerisiyle ilişkili olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak, aşırı çalışma gibi durumlar psikolojik dayanıklılığı zorlayabilir ve kişinin motivasyonunu azaltabilir. Bu nedenle, öncelikler belirlemek ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Samimi ilişkiler içtenlik ve dürüstlük temelinde kuruluyor</strong></p>
<p>Samimi ilişkilerin içtenlik ve dürüstlük temelinde kurulan ilişkiler olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İnsanlar arasındaki güven ve destek duygusunu ifade eder. Ancak, samimiyet hissi bazen yanıltıcı olabilir ve ilişkilerde hayal kırıklıklarına neden olabilir. Pandemi döneminde dijital iletişim artsa da gerçek, derin ilişkilerin önemi daha da arttı.” dedi.</p>
<p><strong>Uzun süreli stres durumları depresyon ve anksiyeteye neden oluyor</strong></p>
<p>Stresin kronik hale gelmesinin, uzun süreli stres durumlarında ortaya çıktığını ve depresyon, anksiyete gibi birçok sağlık sorununa yol açabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Stresin belirtileri bazen fark edilmeyebilir ancak sürekli yorgunluk, isteksizlik gibi belirtiler kronik stresin işaretleri olabilir. Bu durumda, sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmek önemlidir çünkü düzenli ve yeterli uyku, tükenmişliğe karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Uyku düzenine dikkat etmek, melatonin hormonunun belirli saatlerde salgılanmasını sağlamak önemlidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-ortamindaki-stres-ve-mobbing-ruh-sagligini-bozuyor-454892">İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu sendrom migren hastalarını masal diyarına götürüyor! &#8220;Alice Harikalar Diyarında Sendromu&#8221; algıları bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-sendrom-migren-hastalarini-masal-diyarina-goturuyor-alice-harikalar-diyarinda-sendromu-algilari-bozuyor-450899</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2024 09:24:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algıları]]></category>
		<category><![CDATA[alice]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyarına]]></category>
		<category><![CDATA[diyarında]]></category>
		<category><![CDATA[götürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[harikalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarını]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450899</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişilerde algıda bozulmaya neden olan ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’na işaret eden uzmanlar, sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren ve epilepsinin sayılabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-sendrom-migren-hastalarini-masal-diyarina-goturuyor-alice-harikalar-diyarinda-sendromu-algilari-bozuyor-450899">Bu sendrom migren hastalarını masal diyarına götürüyor! &#8220;Alice Harikalar Diyarında Sendromu&#8221; algıları bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kişilerde algıda bozulmaya neden olan ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’na işaret eden uzmanlar, sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren ve epilepsinin sayılabileceğini söylüyor. Nedenler arasında en yaygın olanın migren olduğunu dile getiren Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülüyor. Zamanla ortadan kalkan bir algı bozukluğu ve özel bir tedavi gerektirmiyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, adıyla da ilgi çeken ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’<strong> </strong>hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Alice Harikalar Diyarında Sendromu nedir? </strong></p>
<p>Todd Sendromu veya dismetropsi (mesafenin, hızın veya hareketin gücünün saptanması yeteneğinin yitirilmesi) olarak da bilinen ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’nun 1950’li yıllarda psikiyatrist John Todd tarafından tanımlanan bir sendrom olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Algıda bozulmaya neden olan nöropsikolojik bir durumdur. Nesnelerin olduğundan daha küçük (mikropsi) veya daha büyük (makropsi) veya daha yakın (pelopsi) veya daha uzak (teleopsi) görünmesi gibi görsel algılarda bozulmalar görülebilir. Bozulma görme dışındaki duyularda da meydana gelebilir.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülüyor</strong></p>
<p>Sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren, epilepsi, beyin tümörleri, Epstein-Barr Virüsü (EBV) kaynaklı iltihapların sayılabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları anlattı:</p>
<p>“Nedenler arasında en yaygın olan ise migrendir. Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülür. ‘Alice Harikalar Diyarı Sendromu’ genellikle nadir rastlanan bir bozukluktur. Özellikle ergenlerle yapılan çalışmalarda oldukça düşük oranlar bulunuyor. Nesneleri olduğundan daha küçük görenlerin oranı yüzde 3,8, daha büyük görenlerin oranı ise yüzde 3,9 olarak bildirilmiştir.”</p>
<p><strong>Kendi beden parçalarını da olduğundan farklı algılıyorlar</strong></p>
<p>Sendromun günlük yaşamı etkilemesi konusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bireyler kendi beden parçalarını veya çevrelerindeki nesneleri, olduğundan farklı algılıyorlar. Şekil, boyut, hareket veya renk<strong> </strong>gibi; nesnelere ya da kendimize dair farkındalık oluşturmamıza katkı sağlayan özelliklerde bozulmalar meydana geliyor. Bu sendrom aynı zamanda işitme, dokunma ve zaman algısında da değişikliklere neden olabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>İşitsel halüsinasyonlar da sendromun bir parçası olabiliyor</strong></p>
<p>Bireylerin; mikropsi yani nesneleri olduğundan daha küçükmüş gibi algılama, makropsi yani eşyaları olduğundan daha büyük görme, teleopsi yani eşyaları kendinden daha uzaktaymış gibi algılama ve pelopsia yani nesneleri kendine çok yakında görme gibi deneyimler yaşadığını da kaydeden Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aynı zamanda işitsel halüsinasyonlar da sendromun bir parçası olabiliyor. Bu tip halüsinasyonlar işitilen seslere yönelik algının da çarpıtılmasından kaynaklanıyor. Algıdaki bu değişimler, garip müzik veya seslerin duyulmasına da neden oluyor.” </p>
<p><strong>Özel bir tedavi gerektirmiyor</strong></p>
<p>‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’nun, zamanla ortadan kalkan bir algı bozukluğu olduğunu ve özel bir tedavi gerektirmediğini de ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Semptomların genellikle birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde yok olduğu biliniyor. Bazı bireyler semptomları sadece gün içerisinde 10 saniye ila 10 dakika kadar sürecek şekilde deneyimlediklerini söylüyor. Ancak kişinin günlük yaşamdaki işlevselliğini olumsuz etkileyen durumlarda profesyonel destek alınması oldukça önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tanı nasıl konuluyor? </strong></p>
<p>Hastalığa ilişkin tanı koyma süreci hakkında da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Şikâyetlere bağlı olarak bazı tetkikler istenebilir.   MR, EEG ve kan tahlili istenebilir. Migren veya EBV enfeksiyonu gibi tıbbi bir durumdan kuşkulanılıyorsa ilaç tedavisi uygulanabilir. Özellikle migren tedavisi amaçlı tiramin-migren rejimi ile migren profilaksisi birlikte uygulanabilir. ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’ tedavisi için kalsiyum kanal bloker ve beta bloker uygulamaları da yardımcı olabilir. Bu uygulamaların ancak doktor önerisi ile uygulanması gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>İnsanların mevcut ortamlarının çarpık bir versiyonunu görmelerine neden oluyor</strong></p>
<p>“Alice Harikalar Diyarında Sendromu”nun psikoz belirtisi olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bu olaylara görme bozukluğu veya bir sanrı neden olmaz. İnsanların genellikle orada olmayan şeyleri görmelerine neden olan bir halüsinasyondan farklı olarak bu sendrom, insanların mevcut ortamlarının çarpık bir versiyonunu görmelerine neden olur. Etkilenen kişi genellikle gördüklerinin tuhaf veya gerçek dışı olduğunu bilir. Çoğu durumda başlangıç ve bitişler aniden gerçekleştiği için tahmin etmek mümkün değildir.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hasta doğru bilgilendirilmeli</strong></p>
<p>Algısal çarpıklıklarla karakterize olan bu sendromun, şizofreni spektrumu ve diğer psikotik bozukluklardan ayırt edilmesi gerektiğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Migren, epilepsi, bazı enfeksiyonlar veya uyuşturucu madde kullanımının tetikleyebildiği bu semptomların yine diğer psikiyatrik hastalıklardan ayırt edilmesi ve hastanın doğru bilgilendirilmesi yapılması gereken en önemli müdahaledir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-sendrom-migren-hastalarini-masal-diyarina-goturuyor-alice-harikalar-diyarinda-sendromu-algilari-bozuyor-450899">Bu sendrom migren hastalarını masal diyarına götürüyor! &#8220;Alice Harikalar Diyarında Sendromu&#8221; algıları bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyner Grup 1 milyar Dolar Ciro ile Yılı Kapatmaya Hazırlanırken, Ezberleri Yine Bozuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boyner-grup-1-milyar-dolar-ciro-ile-yili-kapatmaya-hazirlanirken-ezberleri-yine-bozuyor-410761</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Oct 2023 11:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[boyner]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[ciro]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[ezberleri]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanırken]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kapatmaya]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[yine]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de perakende dinamiklerini kökünden değiştiren ve hem mağaza hem de online alışverişte birçok ilke imza atan Boyner Grup, yıl sonu beklentisini açıkladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyner-grup-1-milyar-dolar-ciro-ile-yili-kapatmaya-hazirlanirken-ezberleri-yine-bozuyor-410761">Boyner Grup 1 milyar Dolar Ciro ile Yılı Kapatmaya Hazırlanırken, Ezberleri Yine Bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’de perakende dinamiklerini kökünden değiştiren ve hem mağaza hem de online alışverişte birçok ilke imza atan Boyner Grup, yıl sonu beklentisini açıkladı. Perakende sektörünün rekabetçi yapısına vurgu yapan Boyner Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, “2023 yılında kârlılık rasyolarımız enflasyon etkisinin ötesinde büyüdü. Brüt kâr marjımız pandemi öncesi döneme göre 5,4 puan arttı. 2023 yılını 1 Milyar dolar ciro ile kapatacağız” dedi.</strong></p>
<p>Boyner Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, ekonomi dergisinin Ekim sayısına verdiği röportajda grubun dönüşüm sürecine dair çarpıcı açıklamalarda bulunurken, önümüzdeki dönemi değerlendirdi. Ekonomi gündemine atıfta bulunan Boyner, Türkiye’deki ekonomi yönetiminin bu enflasyonist ortamdan çıkmak için çok doğru bir programla ilerlediğini düşündüğünü belirterek, bağımsız kurumlar ve kayıt dışı ekonomi gibi alanlarda yapısal reformların da önünün mutlaka açılması gerektiğinin altını çizdi. Kararlarını sadece Ankara’nın rotasına göre değil dünyada olan biten her yeni olaya göre şekillendirdiklerini ifade eden Boyner, “<em>Perakende sektöründe kusursuz bir rekabet ortamı var. Biz kararlarımızı sokağa bakarak, müşterimizi dinleyerek veriyoruz. Hem kurumsal hem durumsal karar vermemizi sağlayan atak politikalarımız var</em>” diye konuştu.</p>
<p><strong>Online büyüme hız kazandı</strong></p>
<p>Online alışverişte büyümenin pandemi sonrası dönemde ivme kazandığını anlatan Cem Boyner, “<em>Boyner.com üzerinden yapılan satışlarımız yüzde 832 arttı. Online satışlarımız ise toplamda yüzde 392 arttı. Ciromuzun yüzde 25 online’dan geliyor, bu oran gittikçe artacak. Bunlar bizim sektörümüzde çok çarpıcı büyüme rakamları. Bu gelişmeler doğru yolda olduğumuzu ve işimizi çok iyi yaptığımızı bir kez daha kanıtlıyor</em>” diye konuştu. </p>
<p>Boyner Büyük Mağazacılık markasıyla grubun perakende sektöründe benzeri olmayan bir yapıda müşteriye deneyim sunduğunu ifade eden Boyner, büyük bir dönüşümün tam ortasında, 15 milyonu aşan müşteri ile pazar payını arttırarak hızlı ve karlı bir şekilde büyüdüklerine dikkat çekti. Yeni Istinyepark Boyner ve 2024’te tamamlanacak yeni Boyner online hizmetlerinin bu dönüşümün yüzü olacağını belirtti.</p>
<p><strong>Boyner Now’da aylık yüzde 24 büyüme yakaladık</strong></p>
<p>Boyner Grup’un mali açıdan başarılı bir yıl geçirdiğinin altını çizen Cem Boyner, “<em>Yaptığımız doğru yatırımların meyvesini topladık. Neredeyse sıfıra yakın bir borçlulukla, 1 milyar dolar ciroya gidiyoruz. Müşterilerimize online alışveriş ve offline alışverişi bir arada sunduğumuz, 90 dakikada ya da randevulu teslimat ile en yakın Boyner&#8217;den sipariş verebilen ve evde farklı </em><em>bedenlerin denenerek seçilen ürünlerin ödemesinin yapılabildiği Boyner Now her ay ortalama yüzde 24 büyüyor</em>” dedi.</p>
<p><strong>Hopi fintech şirketine dönüşüyor, kartsız taksit dönemi başlıyor  </strong></p>
<p>Bir Boyner Grup şirketi olan Hopi, 2015’te bir sadakat uygulaması olarak hayata geçirilmişti. Cem Boyner, geçen 8 yılda ise 16 milyon kullanıcı­ya ulaşmayı başaran Hopi’deki yeniliklere de değindi. Boyner, “Hopi bir fintech şirketine dönüşüyor.  Advantage Card ile senetli taksit işini kredi kartına yükleyerek perakende de bir devri başlatmıştık. Şimdi de Hopi ile kartsız taksit dönemini başlatacağız. Bu yepyeni alışveriş deneyimi ile yeni çığır açacağız, biz icat seven, yapılmayanı yapan bir grubuz” dedi.</p>
<p>Diğer grup şirketleriyle ilgili de bilgi veren Boyner, “<em>Grubun 70 yıllık köklü tarihinin amiral gemisi Altınyıldız ortalama 60 milyon dolarlık ciroyla, ihracatta da büyümeye devam ediyor. Altınyıldız Classics ise erkek giyiminde Türkiye’de lider marka konumunda. 50’yi aşan mağaza sayısıyla yurt dışında da çok önemli bir ayak izine sahip. Brooks Brothers enfes koleksiyonlarla sağlam bir yere oturdu</em>” diye konuştu.</p>
<p><strong>Altın çocuklarımızın yeri altın şirketlerimizde hazır!</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına büyük umutlarla girdiklerini belirten Boyner Grup Yönetim Kurulu Başkanı, ülkemizin genç kuşağına da önemli mesajlar verdi. Boyner, “<em>Günümüzün çetin koşulları yüzünden maalesef beyin göçü giderek artıyor. Ülkemizin bu altın çocukları gelecek hayallerini hep memleket dışında bir yere kapağı atma üzerine kuruyorlar. Daha yeni başlayacağımız bir yolun en başında o kıymetlerimizi kaybediyor olmak gerçekten bende bir yara. Umutlarımızın yeşerdiği, yarınlara göğsümüzü gere gere baktığımız gün bugün oysa. Bir yüzyılı geride bırakıp, yenisine yelken açtığımız gün bugün. Buradan başta gençler olmak üzere giden herkese sesleniyorum. Cumhuriyetimizin 2.yüzyılını kurgularken siz olmadan asla olmaz. Hepimizin bu ülkenin altın çocuklarına ihtiyacı var ve Türkiye’nin altın şirketlerinde yerleri zaten hazır!</em>” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyner-grup-1-milyar-dolar-ciro-ile-yili-kapatmaya-hazirlanirken-ezberleri-yine-bozuyor-410761">Boyner Grup 1 milyar Dolar Ciro ile Yılı Kapatmaya Hazırlanırken, Ezberleri Yine Bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem korkusu travmayı tetikleyip işlevselliği bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusu-travmayi-tetikleyip-islevselligi-bozuyor-359120</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 10:55:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[işlevselliği]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyip]]></category>
		<category><![CDATA[travmayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belirsizlikten dolayı oluşan korku, bireylerde güven duygusunu derinden sarsabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusu-travmayi-tetikleyip-islevselligi-bozuyor-359120">Deprem korkusu travmayı tetikleyip işlevselliği bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirsizlikten dolayı oluşan korku, bireylerde güven duygusunu derinden sarsabiliyor. Deprem korkusu ile beraber güven duygusu sarsılmış olan bireyin günlük işlevselliğinde bozulmalar olabildiğini belirten uzmanlar; kişinin yeme, uyku ve çalışma düzeninin bozulması durumunda da birçok psikiyatrik rahatsızlığın ortaya çıkabileceğini ifade ediyor. Deprem korkusunun travmayı tetikleyebildiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sürekli sallandığını hisseden bireylerin travmatize olduğuna dikkat çekerek kalıcı psikiyatrik hastalıkların önlenmesi ve travma etkilerinden uzaklaşılmasının EMDR terapisi ile mümkün olduğunu söylüyor. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, büyük şehirlerde yaşayan ve depreme henüz maruz kalmamış bireylerdeki korkuların semptomlarına ve etkilerine değindi, önemli tavsiyelerde bulundu.  </p>
<p><strong>Belirsizlik güven sarsıyor</strong></p>
<p>Deprem korkusu boyutunun oldukça önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Deprem korkusu ‘Seismophobia’ dediğimiz deprem fobisi haline gelmediği sürece kişinin işlevselliğini etkilemeyecektir. Korku aslında belirsizlikten dolayı oluşan bir durumdur. Aslında depremin ne zaman ya da neredeyken olacağını tahmin edememek kişide belirsizliğe sebebiyet veriyor. Belirsizlik ise bireylerin ‘güven’ duygusunu derinden sarsabilir. Deprem korkusu ile beraber güven duygusu sarsılmış olan bireyin günlük işlevselliği de bozulabilir. İşlevselliğin bozulması dediğimiz durum kişinin uyku, yeme ve çalışma düzeninin bozulması anlamına geliyor. Bu düzen bozulduğunda ise kişinin günlük yaşamı kısıtlanır ve çok kolay şekilde gerçekleştirdiği işlerini yapamaz hale gelebilir. Bu durum da birçok psikiyatrik hastalığın da habercisi olabilir.”</p>
<p><strong>Sürekli sallandığını hissedenler uzmana başvurmalı</strong></p>
<p>Deprem korkusunun ‘Seismophobia’ olarak değerlendirilmesi için kişinin sürekli olarak tetikte oluyor olması, yeme-içme ve uyku düzeninin bozuluyor olmasının gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bazı kişiler ‘sürekli olarak sallanıyorum gibi hissediyorum’ derler. Bu kişiler travmatize olmuş durumdadır ve mutlaka bir uzmandan destek alması gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Deprem korkusu travmayı tetikliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, deprem korkusu ve deprem travmasının kişide depreme maruz kalmadan da gerçekleşebileceğine dikkat çekti ve sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Çünkü kişi depreme maruz kalmasa bile depremi sürekli olarak haberlerden ve çevreden görüp takip edebilir. Deprem korkusu deprem travmasını tetikleyen bir faktördür. Korku ne kadar artarsa travma da o denli şiddetli olur. Birincil dereceden depreme maruz kalan kişi için de ikincil dereceden deprem korkusuna sahip olan kişi için de tedaviye ihtiyaç duyulur. Çünkü kişilerin işlevselliğini etkilediği noktada kişinin korkuya bağlı olarak semptomları başlayabilir. Bu semptomlar uykuların bozulması, iştahın normalden fazla ya da normalden az olması, dikkat konsantrasyonun bozulması, gündelik konularda unutkanlıkların olması, ağlama nöbetleri, umutsuzluk ve öfke nöbetleri olabilir. Böyle durumlarda kişide kalıcı bir psikiyatrik hastalık oluşmaması adına önce bir psikiyatri uzmanına başvurulmalı ve ardından psikoterapileri başlamalı. Travmatik etkilerden uzaklaşmak adına terapi tekniği olarak EMDR uygulanabilir.”</p>
<p><strong>Alınan tedbirler güven hissi oluşturuyor</strong></p>
<p>Deprem ile ilgili alınan tedbirlerin kişide güvenlik hissini oluşturduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Güvenlik hissi ise korku duygusunun karşısında duran en önemli histir. Haliyle tedbir almak kişideki deprem korkusunu tamamen yok etmese bile azaltmaya ve stresi düzenlemeye yardımcı olacaktır. Böylelikle depremin travmaya sebebiyet vermesinin önüne geçebilecektir” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusu-travmayi-tetikleyip-islevselligi-bozuyor-359120">Deprem korkusu travmayı tetikleyip işlevselliği bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmalar uyku düzenini bozuyor, rüyalara girebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmalar-uyku-duzenini-bozuyor-ruyalara-girebiliyor-355084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[düzenini]]></category>
		<category><![CDATA[girebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[rüyalara]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travmaların hem biyolojik hem de psikolojik olarak insana tamamen zarar veren bir durum olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, travmanın ruhsal etkileri kadar fiziksel belirtilerle ortaya çıktığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-uyku-duzenini-bozuyor-ruyalara-girebiliyor-355084">Travmalar uyku düzenini bozuyor, rüyalara girebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Travmaların hem biyolojik hem de psikolojik olarak insana tamamen zarar veren bir durum olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, travmanın ruhsal etkileri kadar fiziksel belirtilerle ortaya çıktığını söyledi. Travma nedeniyle uyku düzeninin bozulabileceğini, kişi uykuya dalsa dahi rüyalarında sık sık travmatik olayı görebileceğini kaydeden Dr. Şen, travmalarda açıklanamayan bir halsizlik ve yorgunluk yaşanabileceğini belirtti. </strong></p>
<p><strong>Sosyal medya kullanımının travmayı daha da şiddetlendirebileceği uyarısında bulunan Dr. Firdevs Şen, sosyal medya ve haberlerin sınırlı sürelerde takip edilmesini tavsiye etti.</strong></p>
<p> </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, travmaların fiziksel etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Travmanın, biyopsikososyal olarak insana tamamen zarar veren bir durum olduğunu belirten Dr. Firdevs Seyfe Şen, travmanın ruhsal etkileri kadar fiziksel belirtilerle de ortaya çıkan bir süreç olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Sürekli travmayı düşünmek sıkıntıya yol açabilir</strong></p>
<p>Travmanın fiziksel etkileri olduğunu kaydeden Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Yoğun bir sıkıntı hissi, nedeni açıklanamayan iç sıkıntısı travmanın önemli fiziksel etkilerinden biridir. Özellikle yeniden yaşantılıma denilen, sürekli olarak travmaya maruz kalmayı düşünmek, travmanın yarattığı etkileri düşünmek, bazen bu travmaya kişinin kendisi de fiziksel olarak maruz kalmış gibi düşünmesi o kişide yoğun bir sıkıntıya ve çarpıntıya neden olabilmektedir.” dedi. </p>
<p><strong>Uyku düzeni bozulabilir, halsizlik ve yorgunluk yaşanabilir</strong></p>
<p>Travma nedeniyle uyku düzeninin bozulabileceğini ifade eden Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Uykuyu sürdürmek yoğun bir sıkıntı haline gelebilir. Travmanın çok belirgin fiziksel etkilerinden birisi, kişi uykuya dalsa dahi rüyalarında sık sık travmatik olayı görmesi durumudur. Açıklanamayan bir halsizlik, yorgunluk yaşanabilir. Evden çıkmak ve insanlarla iletişim kurmak çok zor gelebilir, her telefon çaldığında bir irkilme belirtisi gösterilebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sosyal medya kullanımı sınırlandırılmalıdır</strong></p>
<p>Sosyal medya kullanımının travma üzerinde etkileri olabileceğini kaydeden Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Bu noktada sosyal medya, travmayı daha da şiddetlendirebilir. Sürekli travma ile ilgili haberler seyretmek kişiyi daha ağır travmatize edebilmektedir. Gündemden uzak kalmamak adına haberler bir süre takip edilmelidir fakat bu sürenin sınırlandırılması çok önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Zamanında müdahale edilmeli</strong></p>
<p>Travmalara zamanında müdahalenin önemine işaret eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, ciddi anlamda iştahsızlık, mide bulantısı, yoğun halsizlik, yapılacak işe karşı hiçbir şekilde motive hissedememe, uyku düzeninin bozulması, gün içinde sık sık çarpıntı ataklarıyla karşılaşılması gibi durumlarda mutlaka bir uzmandan yardım alınması gerektiğini vurguladı. Dr. Firdevs Seyfe Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Erken dönem olmasına rağmen önceden müdahale etmek ciddi anlamda faydalı sonuçlar yaratabilmektedir. Bilişsel davranışçı terapi, şema terapisi, EMDR terapisi şeklinde akut travmayla baş etmek için terapi yöntemleri bulunmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-uyku-duzenini-bozuyor-ruyalara-girebiliyor-355084">Travmalar uyku düzenini bozuyor, rüyalara girebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karanlikta-uyanmak-biyolojik-saati-bozuyor-dikkat-zorluklarina-yol-aciyor-343886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2023 11:06:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[karanlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[uyanmak]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=343886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karanlikta-uyanmak-biyolojik-saati-bozuyor-dikkat-zorluklarina-yol-aciyor-343886">Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</strong></p>
<p><strong>İleri yaz saati uygulaması nedeniyle özellikle okula giden çocukların gökyüzü aydınlanmadan uyanıp yola çıktıklarını belirten Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, bu durumun da özellikle okul çağındaki çocuklarda dikkat ve konsantrasyon zorluklarına yol açtığına dikkat çekti. Karanlıkta uyanmanın biyolojik süreci bozduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, her akşam aynı saatte yatılması gerektiğini de kaydetti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, ileri yaz saati uygulamasının okul çağındaki çocuklar üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Karanlıkta okula gidiyorlar</strong></p>
<p>Yaz saati uygulamasının tüm yıla yayılmasıyla beraber günlerin kısaldığı bu günlerde öğrencilerin zifiri karanlıkta uyanıp okula gitmek zorunda kaldığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Anne babalar çocukların karanlıkta yola çıkmasıyla ilgili güvenlik endişesi de taşıyor, istemiyor ve çocuklar okula giderken korkuyor.” dedi.</p>
<p><strong>Derslere odaklanma ve dikkatin yoğunlaşması zorlaşıyor</strong></p>
<p>Havanın aydınlanmasının uyandıktan saatler sonra olmasının çocukların üzerinde olumsuz etkileri olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Sabah saat 08.30 sıralarında okulda derse girmesi gereken bir çocuk günün o saatlerde hâlâ karanlık olmasından maalesef olumsuz yönde etkilenmektedir. Sabah kalktığında hâlâ karanlık olduğunu gören çocuk, bunu anlamlandırmakta güçlük yaşayabilir. Çocuk, uykusunu almış olsa bile hava aydınlık olduğunda okula gidilen dilim, geceyi ise eve dönme ve uykuya hazırlanma dilimi olarak algılar. Dolayısıyla okulda derslere odaklanması ve dikkatini yoğunlaştırması çok zor bir hale gelir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Gün ışığı biyolojik yapıyı nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Gün ışığının çocukların gelişimi üzerindeki önemine değinen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş<strong>, </strong>karanlıkta uyanmanın biyolojik süreci bozduğunu söyledi. <strong>“</strong>Biyolojik yapımızda olan, gün ışığıyla birlikte doğal olarak gerçekleşen ve sirkadiyen ritm dediğimiz döngünün bozulması olumsuz etkilere neden oluyor” diyen Dr. Melek Gözde Luş, şunları söyledi:</p>
<p><strong>Karanlıkta uyanmak biyolojik süreci bozuyor</strong></p>
<p>“Akşam olduğunda vücudumuz yavaş yavaş uyumayı kolaylaştıran, dinlenmemizi sağlayan ve büyümeden sorumlu olan ‘melatonin’ hormonunu salgılamaya başlıyor. Gün iışığı ile beraber yavaş yavaş onun yerine de canlılıktan ve enerjiden sorumlu ‘kortizon’ salgılamaya başlıyor. Biyolojik saatimizi saatimizi düzenleyen, göz hizasında beynin arka kısmında yer alan ’Suprakiazmatik çekirdek’ denilen bir yapı bu düzeni sağlıyor. Işık uyaranı alırsa bu çekirdek epifiz bezinin melatonin hormonu yapmasını engelliyor. Çocuklar karanlıkta uyandığı zaman bu süreç bozulmuş oluyor.”</p>
<p>Özellikle son yıllarda yapılan çalışmaların uykuya nasıl girdiğimiz ve nasıl uyandığımızın önemini vurguladığını belirten Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Uyku kalitesi bozulan çocuklar, uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme güçlüğü, öğrenme , dikkat ve konsantrasyon alanlarında sorun yaşadığı gibi, çocuklar karanlıkta tedirgin oldukları için bu durum  korkular, kaygı bozuklukları, okula gitmek istememe gibi şikayetlere de neden oluyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her gece aynı saatte uyumaya özen gösterilmeli</strong></p>
<p>Çocukların uykusunu alması için tavsiyelerini de sıralayan Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Her gece aynı saate uyumaya özen gösterilmesi ve uyku düzeninin bozulmamasına çalışılması önemli. Çocukların akşam saatlerinde kafeinli içecekleri tüketmemesi de hatırlanması gerekli önemli bir husus. Güvenlik önlemlerinin alındığına dair özellikle küçük yaşta çocuklara güvence verilmesi ve kaygısı çok artmış çocuklara anlayışlı yaklaşılması çok önemli.” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karanlikta-uyanmak-biyolojik-saati-bozuyor-dikkat-zorluklarina-yol-aciyor-343886">Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
