<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>boyun | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/boyun/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/boyun</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Feb 2026 07:43:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>boyun | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/boyun</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 07:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[Omurga Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital teknolojiler günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak hayatın her alanında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319">Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital teknolojiler günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak hayatın her alanında yer alıyor. Ancak ekran karşısında geçirilen sürenin artması ve bilinçsiz kullanım; omurga sağlığı başta olmak üzere kas-iskelet sistemi ve ruhsal denge üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Uzun süre ekran başında kalmak boyun, omuz ve bel ağrılarıyla birlikte duruş bozukluklarına, uyku kalitesinde azalmaya ve dikkat süresinde kısalmaya neden olabiliyor. Bu nedenle dijital kullanımın omurga sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek büyük önem taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. İlknur Topal Yarat, dijital ekran kullanımının omurga sağlığına etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dijital teknolojiler omurga sağlığını nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>İnsan vücudu uzun süreler boyunca sabit bir pozisyonda kalmak üzere tasarlanmamıştır. Bu nedenle hareketsiz yaşam biçimi, zamanla yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik stresin de artmasına yol açar. Ekran karşısında uzun süre hareketsiz kalmak; omurganın doğal eğriliklerinin bozulmasına, kas grupları arasında dengesizliklerin gelişmesine ve eklemlere binen yükün artmasına neden olur. </p>
<p><strong>Bel ve sırt ağrıları, duruş bozuklukları kaçınılmaz </strong></p>
<p>Özellikle başın öne eğik pozisyonda kalması, boyun omurlarına normalin çok üzerinde baskı uygulanmasına yol açar. Bu durum zamanla boyun, bel ve sırt ağrıları, postür (duruş) bozuklukları ve kas spazmları ile kendini gösterebilir. Ayrıca çene sıkma, gerilim tipi baş ağrıları, omuz ve üst sırt bölgesinde sertlik sık görülen şikayetler arasındadır. Uzun süreli ekran kullanımı uyku kalitesinde azalma, dikkat ve konsantrasyon süresinde kısalma gibi bilişsel sorunlara da zemin hazırlayabilir. Tüm bu fiziksel etkiler, beraberinde huzursuzluk, yorgunluk ve ruhsal dengesizlik belirtilerini de getirebilir.</p>
<p><strong>Her yaşta omurga sağlığı için risk oluşturuyor</strong></p>
<p>Uzun süreli ve kontrolsüz dijital ekran kullanımı, her yaş grubunda omurga sağlığı açısından önemli riskler barındırır. Özellikle çocukluk döneminde artan ekran süresi; boyun eğriliği ve skolyoz gelişimine zemin hazırlayabilir. Sağlıklı bir omurga gelişimi için çocuklarda günlük ekran süresinin ideal olarak 1-2 saati aşmaması önerilir. Yetişkinlerde uzun süreli masa başı ve ekran kullanımı postür bozukluklarına, boyun ve bel problemlerine neden olabilir. Omuz, dirsek ve el bileği ağrıları sık görülen şikayetler arasındadır ve zamanla kronik kas-iskelet sorunlarına dönüşebilir. </p>
<p>Daha ileri yaşlarda ekran karşısında geçirilen sürenin artması, hareketsizlikle birlikte kas kütlesinde azalmaya (sarkopeni) ve omurga problemlerinin belirginleşmesine yol açabilir. Bu durum yaşam kalitesini düşürürken, düşme riski, bağımlılık davranışları ve erken ölüm riskinde artışla da ilişkilendirilmektedir. Yaş grubu ne olursa olsun, aşırı dijital ekran kullanımı; dikkat, hafıza ve bilişsel işlevlerde bozulma ile birlikte ruhsal sağlığı olumsuz etkileyerek bağımlılık riskini artırabilir.</p>
<p><strong>Bilinçli dijital kullanım omurga sağlığını destekler</strong></p>
<p>Dijital dünyada yer almak günümüzde kaçınılmazdır. Ancak ekran kullanımını dengeli ve bilinçli şekilde yönetmek, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığın korunmasında önemli rol oynar. Teknolojinin yaşamı yönetmesine izin vermek yerine, kullanım sınırlarını bireyin kendisinin belirlemesi gerekir. Omurga sağlığını koruyarak dijital araçları kullanmak mümkündür. Günlük hayata eklenecek birkaç küçük alışkanlık değişikliği, ekran kullanımının olumsuz etkilerini azaltabilir. Ekranların yalnızca iş ve gereklilik durumlarında kullanılması, teknolojinin bir eğlence aracı değil ihtiyaç aracı olarak görülmesi önem taşır. Çalışma sürelerinin bölünmesi, düzenli aralar verilmesi, esneme ve hafif egzersizlerin günlük rutine eklenmesi omurganın korunmasına katkı sağlar.</p>
<p><strong>Sağlıklı bir omurga için 7 pratik öneri</strong></p>
<p>Dijital ekran kullanımının omurga üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek basit ama etkili alışkanlıklar büyük önem taşır. Bu öneriler, hem masa başı çalışanlar hem de uzun süre ekran karşısında vakit geçiren bireyler için yol gösterici olabilir:</p>
<ol>
<li>Her 30 dakikada bir 5 dakika mola verin. Kısa molalar kasların gevşemesine ve omurganın rahatlamasına yardımcı olur.</li>
<li>Her 60 dakikada ayağa kalkın ve yürüyün. Kan dolaşımını artırarak kas-iskelet sisteminin yükünü azaltır.</li>
<li>Boyun, omuz, bel ve el bileklerini düzenli olarak esnetin. Esneme hareketleri kas sertliğini ve spazm riskini azaltır.</li>
<li>Ekranı göz hizasında konumlandırın. Başın sürekli aşağıda veya yukarıda kalması boyun omurlarına aşırı yük bindirir.</li>
<li>Sandalye yüksekliği ile kol ve bilek pozisyonunu ergonomik hale getirin. Eklemlere binen yükü azaltarak uzun vadeli ağrıların önüne geçer.</li>
<li>Basit nefes egzersizleri uygulayın. Nefes egzersizleri hem fiziksel rahatlama sağlar hem de zihinsel stresi azaltır.</li>
<li>Haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapın. Düzenli fiziksel aktivite omurga sağlığını destekler ve kas gücünü artırır.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319">Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[boyunda]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ve boyun kanserleri, dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288">Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ve boyun kanserleri, dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada her yıl yaklaşık 650 bin yeni baş ve boyun kanseri vakası görülüyor ve yaklaşık 330 bin kişi bu kanserler nedeniyle yaşamını yitiriyor.   Türkiye’de ayrıntılı veriler sınırlı olmakla birlikte, baş ve boyun kanserlerinin en sık rastlanan tiplerinden biri olan gırtlak (larinks) kanseri için yılda 4 binin üzerinde vaka bildirildiğini açıklayan bazı ulusal ve uluslararası veri tabanları mevcut. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları</strong> <strong>Uzmanı Prof. Dr. Bülent Evren Erkul</strong>, tüm kanser türlerinde olduğu gibi baş ve boyun kanserlerinde de erken tanının yaşamsal önem taşıdığını belirterek, “Erken evrede yakalandığında, baş ve boyun kanserlerinin tedavisinde başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkabilmektedir. Ayrıca, hastaların konuşma, yutma ve nefes alma gibi hayati fonksiyonları korunabilmektedir. Ancak hastalar, özellikle ses kısıklığı veya ağız içindeki yaralar gibi belirtilerin “grip ve benzeri enfeksiyonlardan” kaynaklandığını düşünerek, hekime oldukça geç başvurmakta,  bu durum da tedaviyi zorlaştırmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Erkeklerde gırtlak, kadınlarda tiroit kanseri daha yaygın! </strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserleri;  bu bölgelerde yer alan farklı organ ve dokulardan gelişebilen birçok kanser türünü kapsayan genel bir tanım.  Sıklıkla daha genç yaşlarda görülen tiroit kanseri ayrı tutulduğunda, baş ve boyun kanserleri genellikle çevresel faktörlerin tetiklemesi ve özellikle sigara ile alkol kullanımının belirgin rolü nedeniyle ileri yaşlarda daha sık görülüyor. Ülkemizde baş ve boyun kanserleri arasında erkeklerde gırtlak (larinks) kanserine,  kadınlarda ise tiroit kanserine daha yaygın rastlanıyor. </p>
<p><strong>Bu yakınmalar 2 haftadan uzun sürdüyse, dikkat! </strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserlerinde erken tanıya yönelik bir tarama prosedürü olmadığını ifade eden Prof. Dr. Bülent Evren Erkul<strong>,</strong> bu nedenle baş ve boyun bölgesinde ortaya çıkan şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Belirtilerin tümörün yerleştiği yere göre farklılık gösterebildiğini söyleyen Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, dikkat edilmesi gereken sinyalleri şöyle özetliyor: “En sık karşılaşılan gırtlak ve ağız içi (dil, ağız tabanı, damak, diş eti, yanak) kanserlerinde ses kısıklığı ile ağız içinde geçmeyen yaralar görülmektedir. Daha nadir olarak görülen burun içindeki tümörlerde; burun kanamaları, burun tıkanıklığı, yüz ve ağızda ağrı ile yaralar ortaya çıkabilmektedir. Bunlara ek olarak baş ve boyun bölgesinde şişlik ile kitleler de gelişebilmektedir.&#8221; Prof. Dr. Evren Erkul, bu şikayetlerin 2 haftadan uzun sürmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p><strong>En önemli risk faktörü sigara! </strong></p>
<p>Tütün ürünleri ile alkol kullanımı, baş ve boyun kanserlerinin en önemli sebeplerini oluşturuyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, kanser tanısı alan hastaların yaklaşık 90’ından fazlasında sigara kullanımının etkili olduğunu vurgulayarak,  şu bilgileri paylaşıyor: “Sigara; özellikle gırtlak, ağız içi, geniz, yutak ve yemek borusunun giriş bölümündeki tümörler için önemli bir risk faktörüdür. Sigara ve alkolün beraber kullanılması durumunda bu risk 1.5-2 kat artmaktadır. Dolayısıyla, baş ve boyun kanserleri riskini azaltmak için tütün ürünlerinden uzak durmak son derece önemlidir.” </p>
<p><strong>Human Papilloma Virüsü’ne dikkat! </strong></p>
<p>Çevresel faktörler (Hava kirliliği, mesleksel toksik maddelere kronik maruziyet), kötü ağız hijyeni, eski diş tedavilerinde kullanılan ve kanserojen içerikli materyaller, kronik yaralar ile sağlıksız beslenme alışkanlıkları da baş ve boyun kanserleri riskini artıran önemli faktörler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra genetik yatkınlık ve sonradan gelişen bazı genetik bozukluklar  da etkili olabiliyor. Ayrıca yapılan çalışmalar, son yıllarda HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonlarının özellikle dil kökü ve bademcik kanserlerinde önemli bir etken olduğunu ortaya koyuyor. Bunların yanı sıra Epstein Barr Virüsü’ne bağlı geniz kanserleri de görülebiliyor. </p>
<p><strong>Lazer ve robot destekli cerrahi ön plana çıkıyor</strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserlerinde cerrahi tedavi önemli bir yer tutarken, bazı durumlarda kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapi yöntemleriyle kombine edilmiş tedaviler uygulanıyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, baş ve boyun kanserlerinin tedavisinde lazer yöntemi ve robot destekli cerrahinin son yıllarda giderek daha yaygın kullanıldığını belirterek,  “Bu ileri teknolojik yöntemler komplikasyon riskini azaltırken, kesilerin küçük olmaları sayesinde hastaların daha kısa süreli yatışla taburcu olabilmelerini sağlamaktadır” diye konuşuyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul,<strong> </strong>gırtlak bölgesindeki tümörlerde<strong> </strong>lazer yönteminin; özellikle dil kökü ile gırtlağın üst kısmında yer alan tümörlerde ise robot destekli cerrahinin öne çıktığını ifade ediyor. </p>
<p><strong>Ağız içinden giriliyor, boyunda kesi yapılmıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, bazı gırtlak ve yutak kanserlerinde, tümörün yerleşim yerinin uygun olması halinde lazerle cerrahinin boyunda herhangi bir kesi yapılmadan, ağız içinden girilerek gerçekleştirildiğini söylüyor. Özellikle Human Papilloma Virüsü’ne bağlı gelişen küçük boyutlu dil kökü ve bademcik tümörlerinin de robot yardımlı cerrahiyle, kesi yapılmaksızın, ağız içinden çıkarılabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Evren Erkul, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Ayrıca, komplikasyonları azaltan ve tedavinin başarısını artıran navigasyon yardımlı endoskopik sinüs tümör cerrahileri ve sinir monitorizasyonu eşliğinde gerçekleştirilen cerrahiler, özellikle tükürük bezi ile tiroit tümörlerinde artık çok daha sık kullanılmaktadır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288">Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Geçici bir enfeksiyondur&#8221; diyerek gecikmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gecici-bir-enfeksiyondur-diyerek-gecikmeyin-611731</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 07:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısız]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[diyerek]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyondur]]></category>
		<category><![CDATA[geçici]]></category>
		<category><![CDATA[gecikmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611731</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lenf sisteminde yer alan lenfositlerin kontrolsüz çoğalmaları sonucu oluşan lenfoma, en sık görülen hematolojik kanserler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecici-bir-enfeksiyondur-diyerek-gecikmeyin-611731">&#8220;Geçici bir enfeksiyondur&#8221; diyerek gecikmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lenf sisteminde yer alan lenfositlerin kontrolsüz çoğalmaları sonucu oluşan lenfoma, en sık görülen hematolojik kanserler arasında yer alıyor.  Dünya genelinde, her 100 bin kişiden 6-7’sine lenfoma tanısı konulurken;  2020 yılında yaklaşık 544 bin yeni lenfoma vakası görüldüğü belirtiliyor. Türkiye’de ise bu oran artıyor; her 100 bin kişiden 10’unda lenfoma teşhis ediliyor. Yine ülkemizde, her yıl yaklaşık 10 bin yeni lenfomaya rastlandığı bildiriliyor. Bu veriler, lenfomanın ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Hodgkin ve Hodgkin dışı<strong> </strong>olmak üzere iki ana gruba ayrılan bu hastalıkta erken tanı ise yaşamsal önem taşıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tuğlular,  </strong>erken evrede yakalandığında lenfomanın tedavisinde başarının belirgin şekilde arttığına dikkat çekerek,  “Tedavide genel hedefimiz hastalığı tamamen yok etmek, yani tam şifa sağlamaktır. Son 20 yıldır uygulanan immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçlar gibi yeni tedavilerle tam şifa  oranları giderek artmakta ve lenfoma artık tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Bu etkenler riski artırıyor!</strong></p>
<p>Lenfoma, bağışıklık sisteminde görevli olan lenfositlerde oluşan genetik hasarın, enfeksiyonlar ile bağışıklık sistemini uyarıcı faktörlerle birleşmesi sonucu ortaya çıkan ve lenfositlerin kontrolsüz çoğalmasıyla seyreden bir hastalık.  Genellikle 50-70 yaş aralığında görülse de, özellikle ergenlik çağındaki gençlerde de rastlanabiliyor. Hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artış gösterirken, cinsiyet faktörünün de önemli bir risk unsuru olduğu ifade ediliyor. Öyle ki lenfoma erkeklerde kadınlara göre 1.5 kat daha fazla görülüyor. Bunun nedeni ise bilinmiyor. Lenfomanın oluşumunda birden fazla etken rol oynuyor. Hemen herkeste gelişebilmekle birlikte, bazı özel durumlarda risk artıyor.  İmmün yetmezliği sorunu yaşayan kişilerde, HIV enfeksiyonu bulunanlarda ve organ nakli olanlarda risk daha yüksek seyrediyor. Yine otoimmün hastalığı olanlarda, EBV (Epstein Barr Virüsü) ile Hepatit C gibi bazı enfeksiyonları geçiren kişilerde de risk artıyor. Ayrıca, genetik faktörlerin yanı sıra benzen, radyoterapi ve tarım ilaçlarına maruziyet de lenfoma gelişiminde etkili olabiliyor. </p>
<p><strong>Boyundaki ağrısız şişlik ilk belirtisi olabilir!</strong></p>
<p>Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tuğlular, lenfomanın en sık görülen ilk belirtisinin özellikle boyun bölgesinde oluşan ağrısız lenf bezi büyümesi olduğunu vurgulayarak, diğer belirtileri şöyle açıklıyor: “Koltuk altında ve kasık bölgesinde aynı şekilde lenf bezi büyümeleri de lenfomanın ilk habercisi olabilir.  Lenf bezleri, sert ve genellikle lastik kıvamındadır. Bunun yanı sıra ateş, gece terlemesi, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı ve kaşıntı gibi bulgular da gelişebilir.  Kanser ilerlediğinde, genel durumda bozulma, aşırı kilo kaybı ve organ fonksiyonlarında bozulma görülebilir.”</p>
<p><strong>“Geçici bir enfeksiyondur” düşüncesiyle gecikmeyin! </strong></p>
<p>Bazı lenfoma türleri yavaş bir başlangıç gösterebiliyor ve bu nedenle uzun süre fark edilmeyebiliyor. Ayrıca, hastalar özellikle kış aylarında, boyunda gelişen ağrısız şişliğin grip ve farenjit gibi geçici bir enfeksiyondan kaynaklandığını düşünerek, hekime başvurmayı geciktirebiliyor. Prof. Dr. Tülin Tuğlular,  oysa boyundaki ağrısız şişliğin lenfomanın ilk sinyali olabileceği uyarısında bulunarak, “Dolayısıyla, özellikle boyunda 3-4 haftadan uzun süren ağrısız şişliklerde veya açıklanamayan ateş, kilo kaybı, gece terlemesi gibi durumlarda doktora başvurmak erken tanı için çok önemlidir” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecici-bir-enfeksiyondur-diyerek-gecikmeyin-611731">&#8220;Geçici bir enfeksiyondur&#8221; diyerek gecikmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 07:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tutulması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun saatler masa başında çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları boyun sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492">Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun saatler masa başında çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları boyun sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Ağrı boyunla sınırlı kalmayıp omuzlara, kollara ve hatta parmaklara kadar yayılabiliyor. Çoğu zaman basit bir ‘tutulma’ olarak görülen ve ötelenen boyun ağrısı her zaman masum olmayıp, bazı durumlarda altta yatan ciddi bir sorunun, yani boyun fıtığının habercisi olabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce</strong>, “Boyun ağrısına eşlik eden kol ya da kollarda ağrı, uyuşma, his ya da kas gücü kaybı şikayetleri var ise boyun fıtığı öncelikli tanılarımız arasında yer alır” diyor. Boyun fıtığıyla günümüzde artık gençlerde de sık karşılaşıldığını belirten Doç. Dr. Yüce, günlük yaşamda yapılan bazı hataların da boyun fıtığına zemin hazırladığını söylüyor. Boyun fıtığı tedavisinde cerrahiye en son yöntem olarak başvurulduğunu, son yıllarda teknolojideki gelişmeler sayesinde ameliyatta minimal invaziv yöntemlerin hastaya büyük konfor sağladığını vurgulayan Doç. Dr. İsmail Yüce, boyun fıtığına yol açan 5 etkeni, korunma ve tedavi yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Uzun süre hareketsiz kalmak</strong></li>
</ul>
<p>Masa başında saatlerce aynı pozisyonda oturmak, boyun kaslarının zayıflamasına ve omurlar arasındaki disklerin baskı altında kalmasına neden olur. Zamanla bu baskı disklerin yapısını bozarak fıtık oluşumuna zemin hazırlar. </p>
<ul>
<li><strong>Yanlış duruş ve oturma alışkanlıkları</strong></li>
</ul>
<p>Öne eğik baş pozisyonu, kambur oturmak/durmak ya da bilgisayar ekranına yanlış açıyla bakmak boyun omurgasına normalin birkaç katı yük bindirir. Bu durum uzun vadede disklerin kaymasına ve sinirlere baskı yapmasına yol açabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Telefon ve tabletin aşırı kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Sürekli aşağıya bakarak telefonla vakit geçirmek, modern çağda ‘teknoloji boynu’ olarak adlandırılan bir soruna neden oluyor. Doç. Dr. İsmail Yüce “Bu alışkanlık, özellikle çocuklarda ve gençlerde boyun kasları ve omurgada zorlanma, ağrı ve duruş bozukluğu oluşturmakla birlikte boyun fıtığı riskini ciddi şekilde artırıyor. Bu nedenle bilgisayar ekranının göz hizasında olması, cep telefonuna bakarken başı öne eğmek yerine cihazın göz seviyesinde tutulması, gün içinde sık sık mola verilmesi, otururken sırtın dik tutulması büyük önem taşımaktadır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Zayıf boyun ve sırt kasları</strong></li>
</ul>
<p>Kaslar omurgayı destekleyen doğal bir korse gibidir. Hareketsizlik nedeniyle zayıflayan kaslar boyun omurlarını yeterince koruyamaz ve diskler daha kolay zarar görür. Düzenli boyun egzersizleriyle boyun ve sırt kaslarını güçlendirmek gerekiyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ani hareketler ve yanlış yük kaldırma</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Yüce boyun fıtığının, omurların arasında yer alan kıkırdak benzeri diskin yapısının bozulmasıyla ortaya çıktığı gibi, ani ve kontrolsüz şiddetli hareket ya da travma ile kısa sürede de meydana gelebildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Ani boyun hareketleri, ağır yükleri eğilerek kaldırmak ya da spor sırasında hatalı pozisyonlar disklerde yırtılmalara ve fıtık oluşumuna neden olabilir. Özellikle spora başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yaparak vücudu esnetmek, ağır yük kaldırırken dizlerden güç almak ve ani boyun hareketlerinden kaçınmak koruyucu etki sağlamaktadır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Cerrahi tedavi nadiren gerekiyor</strong></p>
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce, boyun fıtığında cerrahi tedavinin nadiren gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Öncelikli olarak boyun fıtığı olan hastalarımızın çok azını ameliyat ederek tedavi ediyoruz. Konservatif tedaviler dediğimiz cerrahi dışı tedaviler ilk seçeneklerimiz olmaktadır. Egzersizler ve fizik tedavi uygulamaları, bunların arasında ilk sıralarda yer alır. Cerrahi tedavinin öncelikli sebepleri şiddetli, dayanılmaz, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ve hayat kalitesini bozan ağrı, kol ya da kollarda güçsüzlük, his kaybı şikayetleridir.”</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Minimal invaziv cerrahi büyük konfor sağlıyor</strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin amacının, boyun omurları arasında yer alan diskin sinir köküne ya da omur iliğe oluşturduğu basıyı ortadan kaldırmak olduğunu belirten Doç. Dr. Yüce, son yıllarda gelişen teknolojinin de sayesinde omurgaya yabancı cisim koymadan yapılan ameliyatların hastaya büyük konfor sağladığını söylüyor. Doç. Dr. Yüce yöntemi şöyle anlatıyor: “Cerrahi tedavide önemli olan fıtığın oluşturduğu basıyı ortadan kaldırırken boyun omurlarının doğal dinamiğini bozmamaktır. Minimal invaziv cerrahi tedavilerde ise omurgalar arasına materyal konulmadığı ve boyun omurga dinamiği bozulmadığı için hasta ameliyatın ertesi günü taburcu edilmekte ve çok kısa sürede günlük yaşantısına dönmekte, ameliyat sonrasında boyunluk kullanımı gerekmemektedir.”</p>
<p>                                                                                               </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492">Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tekstil işçilerindeki boyun ağrısına bilimsel çözüm!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tekstil-iscilerindeki-boyun-agrisina-bilimsel-cozum-602213</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 07:21:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısına]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçilerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[tekstil]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında Uzman Fizyoterapist Hilal Atasoy tarafından yürütülen tez çalışmasında; egzersiz, manuel terapi ve ergonomi eğitiminden oluşan 12 haftalık “üçlü müdahale programının”, tekstil işçilerinin ağrı düzeyleri ve yaşam kalitesi üzerinde belirgin iyileşmeler sağladığı belirlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekstil-iscilerindeki-boyun-agrisina-bilimsel-cozum-602213">Tekstil işçilerindeki boyun ağrısına bilimsel çözüm!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında Uzman Fizyoterapist Hilal Atasoy tarafından yürütülen tez çalışmasında; egzersiz, manuel terapi ve ergonomi eğitiminden oluşan 12 haftalık “üçlü müdahale programının”, tekstil işçilerinin ağrı düzeyleri ve yaşam kalitesi üzerinde belirgin iyileşmeler sağladığı belirlendi.</p>
<p><strong>Ağrı azaldı, uyku ve enerji geri geldi</strong></p>
<p>Araştırmaya Van’daki bir tekstil fabrikasında çalışan 60 işçi katıldı. Çalışanlar iki gruba ayrıldı. Tüm katılımcılara ergonomi eğitimi verilirken, deney grubuna ek olarak fizyoterapist eşliğinde düzenli boyun egzersizleri ve manuel terapi uygulandı.</p>
<p>12 haftalık programın sonunda; Boyun ağrısının belirgin şekilde azaldığı, uyku kalitesinin yükseldiği, gün içi yorgunluk hissinin büyük ölçüde gerilediği, duruş farkındalığı ve beden kontrolünün arttığı gözlemlendi.</p>
<p><strong>“Ağrı, tekstil işçisinin makûs talihi olmak zorunda değil”</strong></p>
<p>Çalışmanın bulgularını değerlendiren Doç. Dr. Ömer Şevgin, tekstil sektöründe ağrının normalleştirildiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Tekstil işçilerinde boyun ağrısı o kadar yaygın ki, pek çok çalışan bunu mesleğin kaçınılmaz bir sonucu olarak görüyor. Oysa çalışmamız açıkça gösterdi ki; doğru egzersiz programı ve manuel terapi desteğiyle bu ağrılar büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Ağrı, tekstil işçisinin makûs talihi olmak zorunda değil.”</p>
<p>Doç. Dr. Şevgin, çalışan sağlığının üretim kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizerek, “Çalışan sağlığı, üretimin kalitesini ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler. Bilimsel olarak etkisi kanıtlanmış bu tür programların yaygınlaşması hem bireysel hem de toplumsal açıdan büyük bir kazançtır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sadece fiziksel değil, psikolojik yük de hafifledi”</strong></p>
<p>Araştırmanın yürütücüsü Uzman Fizyoterapist Hilal Atasoy ise özellikle uyku kalitesindeki iyileşmenin önemine dikkat çekerek, “Boyun ağrısı yalnızca fiziksel bir problem değil. Uykuyu bozuyor, yorgunluğu artırıyor, çalışanların iş performansını ve moralini düşürüyor. Üçlü müdahale programı uygulanan grupta uyku kalitesinin hızla yükseldiğini gördük. Bu değişim, kişinin tüm yaşamını olumlu etkiliyor.” dedi.</p>
<p>Atasoy, programın çalışanların hem fiziksel hem de psikolojik yükünü azalttığını belirtti.</p>
<p><strong>“Bu programı işyerlerine entegre etmek hem kolay hem ekonomik.”</strong></p>
<p>İşverenlerin de bu programdan kazanç sağlayacağını vurgulayan Atasoy, “Egzersiz ekipmansız, ergonomi eğitimi kısa süreli, manuel terapi ise düzenli aralıklarla uygulanabiliyor. Yani maliyeti düşük ama etkisi çok yüksek bir programdan bahsediyoruz. Daha az hastalık izni, daha az iş gücü kaybı ve daha iyi çalışan memnuniyeti sağlıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Tekstil sektöründe yeni bir dönem mümkün</strong></p>
<p>Atasoy, tekstil sektöründe çalışma koşulları kaçınılmaz olarak kas-iskelet sistemi hastalıklarına yol açmak zorunda olmadığına işaret ederek, doğru ergonomik düzenlemeler ve fizyoterapi destekli programlarla çalışanların yaşam kalitesi artırılabileceğini, bu üçlü yaklaşımın yalnızca tekstil sektöründe değil; tekrarlayıcı hareket gerektiren tüm iş kollarında uygulanabileceğini belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekstil-iscilerindeki-boyun-agrisina-bilimsel-cozum-602213">Tekstil işçilerindeki boyun ağrısına bilimsel çözüm!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitimsiz ellerden gelen felç tehlikesi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egitimsiz-ellerden-gelen-felc-tehlikesi-589863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 11:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçsiz]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimsiz]]></category>
		<category><![CDATA[ellerden]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kütletme]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyan]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yırtılma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde sosyal medyada sıkça görülen ‘boyun kütletme’ videolarına karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, bilinçsiz yapılan bu hareketin ciddi sonuçları olabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimsiz-ellerden-gelen-felc-tehlikesi-589863">Eğitimsiz ellerden gelen felç tehlikesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemde sosyal medyada sıkça görülen ‘boyun kütletme’ videolarına karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, bilinçsiz yapılan bu hareketin ciddi sonuçları olabileceğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Boyun omurlarına yapılan ani ve sert hareketlerin, beyne kan taşıyan damar duvarlarında yırtılmaya neden olabileceğine dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Arter duvarında meydana gelen bu yırtılma kanın pıhtılaşmasını tetikleyerek hayati önem taşıyan damarları tıkayabilir. Bu durum, ‘inme’ olarak bilinen beyin enfarktüsüne yol açar.” dedi. Bilinçsiz manipülasyonların, yalnızca damarları değil omurilik ve sinir köklerini de zedeleyebileceğini vurgulayan Dr. Şalçini, bu işlemlerin yalnızca eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından uygulanması gerektiği uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, halk arasında ‘boyun kütletme’ olarak bilinen servikal manipülasyonun, bilinçsizce yapıldığında neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ani ve sert hareketler, boyundaki hassas damar duvarlarında yırtılmaya neden olabilir!</strong></p>
<p>Halk arasında &#8216;boyun kütletme&#8217; olarak bilinen servikal manipülasyonun, boyun omurlarına ani ve kontrollü bir kuvvet uygulanarak yapıldığını dile getiren Dr. Celal Şalçini, “Bu hareket sırasında duyulan &#8216;kütleme&#8217; sesi, eklem sıvısı içindeki gaz kabarcıklarının serbest kalmasından kaynaklanır ve geçici bir rahatlama hissi verebilir.” dedi.</p>
<p>Ancak bu işlemin zararlarının, sağladığı rahatlamadan çok daha ağır olabileceğine dikkat çeken Dr. Şalçini, “En büyük risk, boyun omurlarının içinden geçerek beyne kan taşıyan vertebral arterlerde (beyni besleyen ana damarlardan biri) meydana gelebilecek hasarlardır. Ani ve sert bir döndürme hareketi, bu hassas damar duvarlarında yırtılmaya (diseksiyon) neden olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Pıhtı oluşumu tetiklenebilir ve beyne taşınarak hayati önem taşıyan damarları tıkayabilir!</strong></p>
<p>Arter duvarında meydana gelen bu yırtılmanın, kanın pıhtılaşmasını tetikleyeceğini ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Oluşan pıhtı, kan akımıyla beyne taşınarak hayati önem taşıyan damarları tıkayabilir. Bu durum, ‘inme’ olarak bilinen beyin enfarktüsüne yol açar.” dedi.</p>
<p>Dr. Şalçini ayrıca, özellikle beynin arka kısmını (beyin sapı ve beyincik) besleyen damarların tıkanmasının, denge kaybı, şiddetli baş dönmesi, görme bozuklukları, konuşma güçlüğü ve bilinç kaybı gibi son derece ciddi nörolojik tablolara sebep olacağını aktardı.</p>
<p><strong>Boyun kütletme felç edebilir mi?</strong></p>
<p>Uzman olmayan kişilerce yapılan sert boyun masajları ve bilinçsiz manipülasyonların, &#8216;kütletme&#8217; işlemiyle benzer riskler taşıdığına vurgu yapan Dr. Celal Şalçini, “Boyun, son derece karmaşık ve hassas bir anatomik yapıdır. Bilinçsizce yapılan baskı veya ani hareketler, sadece damarlara değil, aynı zamanda omurilikten çıkan sinir köklerine veya doğrudan omuriliğin kendisine de zarar verebilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür bir travma sonucu gelişen inmenin, vücudun bir tarafında veya daha kötüsü, her iki kol ve bacakta kalıcı güç kaybı (tetrapleji) ile sonuçlanabileceği uyarısında bulunan Dr. Şalçini, “Beyin sapı inmeleri, solunum ve kalp atışı gibi temel yaşamsal fonksiyonları kontrol eden merkezleri etkileyerek koma veya ani ölüme dahi yol açabilir. Dolayısıyla, ‘boyun kütletme felç edebilir mi?’ sorusunun yanıtı, maalesef ‘evet’tir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Eğitimsiz kişilere boyun manipülasyonu yaptırmak, kalıcı sorunlara neden olabilir! </strong></p>
<p>Boyun ağrısı yaşayan kişilerin sosyal medyada gördükleri uygulamalara itibar etmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Boyun manipülasyonu, yalnızca bu konuda eğitim almış fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimleri, eğitimli fizyoterapistler veya kayropraktörler gibi lisanslı sağlık profesyonelleri tarafından, detaylı bir muayene ve risk değerlendirmesi sonrası gerekli görülürse uygulanmalı. Berber, masör veya spor salonu eğitmeni gibi eğitimsiz kişilere boyun manipülasyonu yaptırmak, geri dönülmez sağlık sorunlarına davetiye çıkarabilir. Boyun ağrıları için en güvenli yol, bir hekime başvurarak altta yatan nedenin tespit edilmesi ve ilaç, egzersiz, nazik tıbbi masaj gibi uygun tedavi yöntemlerinin planlanmasıdır.” </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimsiz-ellerden-gelen-felc-tehlikesi-589863">Eğitimsiz ellerden gelen felç tehlikesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknoloji kullanımı, genç yaşta boyun fıtığı riskini artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/teknoloji-kullanimi-genc-yasta-boyun-fitigi-riskini-artiriyor-574717</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 17:48:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, boyun fıtığının nedenleri, belirtileri, tedavi yöntemleri ve önleme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknoloji-kullanimi-genc-yasta-boyun-fitigi-riskini-artiriyor-574717">Teknoloji kullanımı, genç yaşta boyun fıtığı riskini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, boyun fıtığının nedenleri, belirtileri, tedavi yöntemleri ve önleme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Boyundan kollara uzanan ağrı boyun fıtığı belirtisi olabilir!</strong></p>
<p>Boyun fıtığının iki kemiğin arasındaki kıkırdak topunun yerinden çıkıp kola giden sinirleri bası altına almasıyla ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Genellikle genç yaş grubundaki kişilerin özellikle bilgisayarı, cep telefonunu çok kullanmalarıyla yaşlı hastalarda da yaşlanmayla birlikte kıkırdak dokusunun eskisi kadar esnek olmamasıyla ortaya çıkan mekanik bir durum.” dedi.</p>
<p>Boyun fıtığı belirtilerinin genellikle boyunda ağrı ile başladığını kaydeden Yaman, “Boyundan başlayan ağrı başa doğru yayılır. Yine fıtığın olduğu yere göre kürek kemiklerinde ve omuzlarda ağrı ortaya çıkabilir. Bazen sinirin üzerindeki basıyla birlikte kollarda ve parmaklarda ağrı, uyuşukluk ve ilerleyen dönemlerde de kuvvetsizlik şikayetleri oluşabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Boyun fıtığı ameliyatı önden ya da arkadan yapılabilir! </strong></p>
<p>Boyun fıtığı ameliyatlarının iki şekilde yapılabildiğini ifade eden Prof. Dr. Onur Yaman, “Ameliyatın ön taraftan ya da arka taraftan yapılmasına karar verilebilir. Bu karar hastanın yaşı, boyun fıtığının sayısı ve yerine göre verilir.” dedi.</p>
<p>Ameliyatın yapılacağı bölgeye göre risklerin değiştiğini de dile getiren Yaman, “Ön taraftan yapıldığında yemek borusu, nefes borusu, konuşma siniri, şah damarı gibi yapılar ön bölgede yer aldığı için bu hayati organların yaralanmalarına bağlı sorunlar görülebilir. Ancak bu tür sorunların görülme oranı oldukça düşük. Arka taraftan yapıldığında ise enfeksiyon, omurilik zarının yaralanması, kola giden sinirlerin hasar görmesi gibi riskler var. Günümüzde kullanılan teknolojilerle de bu riskler oldukça azalmış durumda.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Boyun fıtığını önlemek ve tekrarını engellemek için yaşam tarzında düzenlemeler şart!</strong></p>
<p>Boyun fıtığını tetikleyen sebeplere değinen Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, “Özellikle boynu öne doğru getirme hareketi, boyun fıtığı oluşma ve tekrarlama riskini arttırır. Dolayısıyla cep telefonuyla uzun süre kullanılacaksa kulaklık kullanılmalı. Bilgisayar başında çok fazla kalınıyorsa ekranı göz hizasına getirilmeli. Boynu öne doğru eğecek hareketlerden mümkün olduğunca uzak durulmalı.” dedi.</p>
<p>Özellikle ön taraftan yapılan boyun fıtığı ameliyatlarından sonra, aynı yerde fıtığın tekrar etme olasılığının düşük olduğunu kaydeden Yaman, “Ancak komşu segment hastalığı denilen, ameliyat edilen yerin bir üst bölgesinin sorun çıkma olasılığı yaklaşık yüzde 20. Dolayısıyla ameliyatlardan sonra hastaların özellikle yaşam tarzlarını düzenlemeleri gerekir. Başlarını çok fazla öne eğmelerine neden olacak pozisyonlardan kaçınmalılar.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Boyun fıtıklarının çoğu cerrahiye gerek kalmadan tedavi edilebiliyor! </strong></p>
<p>Boyun fıtıklarının büyük bir kısmının ameliyatsız tedavi edilebildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Onur Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu yöntemlerden biri boyunluktur. Fizyoterapi yöntemleriyle sırt ve boyun kaslarını kuvvetlendirerek hastaların şikayetleri geriletilebilir. Bunun dışında ağrıyı ortadan kaldırabilecek enjeksiyonlar da şikayetleri azaltarak fıtığın ilerleyişini durdurabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknoloji-kullanimi-genc-yasta-boyun-fitigi-riskini-artiriyor-574717">Teknoloji kullanımı, genç yaşta boyun fıtığı riskini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 09:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[boynu]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[pozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojik cihazlara giderek daha bağımlı hale gelinmesiyle birlikte, omurganın boyun bölgesindeki ilk yedi omuru kapsayan servikal bölgede görülen şikayetlerin de arttığını söylemek mümkün.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625">Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknolojik cihazlara giderek daha bağımlı hale gelinmesiyle birlikte, omurganın boyun bölgesindeki ilk yedi omuru kapsayan servikal bölgede görülen şikayetlerin de arttığını söylemek mümkün. Bu yaygın sağlık sorununun “Tech neck” olarak adlandırıldığından bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Bu kavram; teknolojinin getirdiği yaşam tarzı değişiklerinin özellikle kas ve iskelet sistemimiz üzerindeki olumsuz etkilerini anlatır. Bu viral sağlık sorununa karşı ev veya iş yerlerinde alınabilecek en iyi önlem ergonomik şartlara dikkat etmek. Bilgisayar karşısında oturuş, telefon kullanımı, günlük pozisyon değişiklikleri büyük önem taşır. Hareketsiz yaşam, kas ve iskelet sisteminde yıllar içinde kalıcı hasarlar bırakır. En uygun pozisyon, bir sonraki pozisyondur yani sürekli hareket etmek genel sağlık için çok kıymetli” dedi.</strong></p>
<p>Özellikle telefonu ellerinden düşürmeyen gençler, başlarını öne eğerek uzun süre aynı pozisyonda kalırlar. Bu tehlikeli alışkanlığın boyun kaslarına 5 ila 8 kat daha fazla yük bindirdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Trafikte uzun süre oturmak, ergonomik olmayan toplu taşıma araçlarında yolculuk etmek ya da televizyon karşısında fazla vakit geçirmek de tehlikeli davranışlardır. Hipertansiyon ya da diyabet gibi kronik bir rahatsızlık olan Teck Neck’in tedavisinde sabırlı olmak ve egzersizi bir yaşam biçimine dönüştürmek şarttır. Şikâyetler, egzersiz yaptığınız sürece azalır, bıraktığınızda ise geri döner. Bu nedenle kas-iskelet sisteminin ömür boyu ihtiyaç duyduğu ilaç, egzersiz ve spordur” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Beldeki eğrilikler bağırsak sağlığını etkileyebilir</strong></p>
<p>Saatlerce aynı pozisyonda kalındığında boyun kasları ve disklerinin aşırı yüklenmeye maruz kalarak zorlanacaklarını vurgulayan Prof. Dr. Akı, “İnsanlar genellikle ekran karşısında saatlerini aynı pozisyonda geçirir. Bu durum da en sık karşılaşılan şikâyet olan boyun ağrısına yol açar. Omurga bir çadır direği gibidir; buradaki bir sorun akciğer, kalp, mesane ve bağırsak gibi organlara da yansır. Örneğin sırt bölgesindeki eğrilikler akciğer kapasitesini azaltır, ileri vakalarda kalbi etkiler. Beldeki eğrilikler mesaneye baskı yapar, bağırsak dolaşımını bozar. Omurgayla bağlantılı olarak kürek kemiği, omuz, kalça ve diz eklemleri de olumsuz etkilenebilir. Vücuttaki kas-iskelet sistemi bir domino taşı gibi birbirine bağlı” dedi.</p>
<p><strong>Sabit duruş gerektiren işlerde risk daha fazla</strong></p>
<p>Bu tür kas-iskelet sistemi problemlerinin uzun süre aynı pozisyonda kalmayı gerektiren her meslek grubunun risk altında olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akı, “Örneğin hareket edemeyen hastalara yardımcı olmak zorunda olan ya da evde hasta bakımını üstlenen sağlık çalışanları sıklıkla bel ve sırt ağrıları yaşar. Omurga problemleri genel olarak her yaşta ortaya çıkabilir hatta 17–18 yaşındaki gençlerde bile görülebilir. Ancak gençlerde yapısal bozukluklar, orta yaşta fıtıklar ve ileri yaşta eklem kireçlenmeleri daha ön planda” dedi.</p>
<p><strong>Tedaviye geç kalınırsa postür bozuklukları ortaya çıkabilir</strong></p>
<p>Teck Neck tedavi edilmezse; kas ve bağ kısalması, eklem hareketlerinin azalması ve deformasyonların ortaya çıkması gibi ciddi sıkıntılarla karşılaşılabileceğini vurgulayan Akı, “Özellikle boyun hareketleri belirgin şekilde azalır. Hasta günlük yaşamında bu durumun hemen farkına varmayabilir çünkü ihtiyaç duymadığı hareketleri yapmaz. Ancak muayene sırasında kısıtlılık ortaya çıkar. Boyun düzleşmesi, yanlış kullanım ve postür bozukluklarının tipik sonucudur. Boynun öne doğru gitmesi kasları aşırı yük altında bırakır. Normalde omurganın hafif C şeklinde kıvrımı normaldir, bu kaybolduğunda veya tersine döndüğünde ise ciddi postür bozuklukları ortaya çıkar. Boyun düzleşmesi zamanla sırtı ve beli de etkiler, omuz hareketlerini kısıtlar” dedi.</p>
<p><strong>Her gün 10 dakikalık egzersiz ağrıları azaltıyor</strong></p>
<p>Günlük 10–15 dakikalık egzersizlerin hastaların şikayetlerini azaltarak yaşam kalitesini ciddi şekilde artıracağını açıklayan Akı, “Fizik tedavi programları, kayropraktik veya manuel terapi yöntemleri, kas spazmını azaltmaya yönelik enjeksiyonlar, gerekirse kısa süreli ilaç kullanımı da tedaviyi destekleyebilir. Ek olarak kısa süreli korse kullanımı da tavsiye edilebilir fakat mutlaka egzersizle desteklenmelidir. Aksi halde kaslarda erime olur ve alışkanlık gelişir. Asıl amaç kasları güçlendirerek doğal bir korse oluşturmaktır. Pilates, yüzme, tempolu yürüyüş ve bisiklet sürme omurga kaslarını çalıştırarak en doğal korumayı sağlayan aktiviteler arasında” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625">Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Text Neck Sendromu gençleri ve çocukları tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/text-neck-sendromu-gencleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-566850</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 13:26:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[cihazların]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akıllı telefon ve tablet gibi dijital cihazların yoğun kullanımıyla ortaya çıkan Text Neck Sendromu, boyun, omuz ve sırt bölgesinde ağrılar, kas gerginlikleri ve postür bozukluklarına yol açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/text-neck-sendromu-gencleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-566850">Text Neck Sendromu gençleri ve çocukları tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Akıllı telefon ve tablet gibi dijital cihazların yoğun kullanımıyla ortaya çıkan </b><b>Text Neck Sendromu, boyun, omuz ve sırt bölgesinde ağrılar, kas gerginlikleri ve postür bozukluklarına yol açıyor. </b><b>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya, </b><b>sendromun özellikle gençler ve çocuklar arasında daha yaygın hale geldiğini söyledi. Kaya, “Çocuklar ve gençler, gelişim dönemlerinde oldukları için kas-iskelet sistemi daha esnektir ve kötü postür alışkanlıkları bu süreçte ciddi deformasyonlara yol açabilir” uyarısında bulundu. Önleyici tedbirlerin hastalığın gelişimini engellemekte büyük bir rol oynadığını kaydeden Kaya, teknolojik cihazların kullanımında ergonomiye dikkat edilmesi, cihazların göz hizasında tutulması ve düzenli egzersiz yapılmasının sendromun önlenmesinde etkili olduğunu söyledi.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya teknolojik cihazların kullanımıyla ortaya çıkan Text Neck Sendromuna ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><b>Kas-iskelet sistemi sorunları ve omurga eğriliklerine yol açabilir</b></p>
<p>Günümüzde dijital cihazların yoğun kullanımıyla birlikte ortaya çıkan Text Neck Sendromunun, boyun, omuz ve sırt bölgesinde ağrılar, kas gerginlikleri ve postür bozukluklarına neden olan bir sağlık sorunu olduğunu belirten Kaya, “Bu sendrom, özellikle telefon, tablet veya bilgisayar ekranına uzun süre boyunca başın öne eğilerek bakılmasıyla gelişir. Normalde omurgamız, başın ağırlığını taşımaya uygun şekilde hizalanmıştır. Ancak başın öne eğik pozisyonda tutulması durumunda, boyun omurları ve çevresindeki kaslar üzerine normalden çok yüksek bir yük biner. Bu durum, uzun vadede kas-iskelet sistemi sorunlarına, omurga eğriliklerine ve kronik ağrılara yol açabilir” dedi.</p>
<p><b>Teknoloji bağımlılığında risk yükseliyor</b></p>
<p>Text Neck Sendromunun temel nedenleri arasında kötü duruş alışkanlıkları, uzun süre sabit bir pozisyonda kalma ve cihazların ergonomik olmayan şekilde kullanılmasının yer aldığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya, “Bu sendromun belirtileri yalnızca boyun ve omuz ağrısı ile sınırlı kalmaz; sırt sertliği, baş ağrıları, hareket kısıtlılığı, hatta ileri vakalarda ellerde uyuşma ve karıncalanma gibi nörolojik etkiler de görülebilir. Özellikle iş ortamında sürekli bilgisayar başında çalışan bireylerde ve teknolojik cihaz bağımlılığı olan kişilerde risk daha yüksektir” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Gençler ve çocuklar arasında yaygın hale geliyor</b></p>
<p>Her yaş grubunda görülebilmesine rağmen sendromun özellikle gençler ve çocuklar arasında daha yaygın hale geldiğini kaydeden Kaya, bunun başlıca nedenlerinin bu yaş gruplarının dijital cihazları yoğun ve bilinçsiz şekilde kullanması olduğunu söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya, “Çocuklar ve gençler, gelişim dönemlerinde oldukları için kas-iskelet sistemi daha esnektir ve kötü postür alışkanlıkları bu süreçte ciddi deformasyonlara yol açabilir. Eğitim sürecinde ekran başında geçen sürelerin artması, dijital oyunlar ve sosyal medya kullanımındaki yoğunluk, bu yaş grubunu sendroma daha yatkın hale getirmektedir. Araştırmalar, 8-18 yaş arasındaki bireylerin günde ortalama 7 saatten fazla dijital ekran karşısında vakit geçirdiğini ve bunun Text Neck Sendromu gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermektedir” dedi.</p>
<p><b>Toplum sağlığını tehdit ediyor</b></p>
<p>Yetişkinlerde ise ofis ortamında uzun süre bilgisayar kullanımı, cihazların ergonomik olmayan şekilde yerleştirilmesi ve mola verilmeden çalışılmasının sendromun yaygın nedenleri arasında yer aldığını belirten Kaya, “Ayrıca, pandemi döneminde evden çalışma sistemine geçişle birlikte bu sendromun görülme oranında artış olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan bir çalışmaya göre, boyun ağrısı şikayetleri ile doktora başvuran bireylerin yüzde 58’i dijital cihaz kullanımıyla ilişkili problemlerden muzdarip olduğunu bildirmiştir. Bu durum, Text Neck Sendromunun toplum sağlığı açısından ciddi bir sorun haline geldiğini ortaya koymaktadır” dedi.</p>
<p><b>Postür eğitimi, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri etkili oluyor</b></p>
<p>Text Neck Sendromunun genellikle konservatif yöntemlerle yani ameliyata başvurmadan tedavi edilebilen bir durum olduğunu ifade eden Kaya, “Bu durum erken dönemde fark edilirse, postür eğitimi, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Tedavi süreci kişinin durumuna, semptomların şiddetine ve semptomların ne kadar süredir devam ettiğine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Tedavi sürecinde fizyoterapi ve rehabilitasyon önemli bir yer tutar. Boyun, omuz ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler özellikle duruş bozukluklarını düzeltir. Ayrıca mobil cihaz kullanımı sırasında ergonomik önlemlerin alınması ve düzenli aralıklarla mola verilmesi de tedaviyi destekleyen önemli adımlardır” dedi.</p>
<p><b>Ellerde karıncalanma ve kronik ağrılarda cerrahi müdahale gerekebilir</b></p>
<p>Text Neck Sendromunda cerrahi müdahalenin nadiren gerekli olduğunu belirten Kaya, “Genellikle konservatif tedavi yöntemleriyle semptomlar kontrol altına alınabilir. Ancak hastalık ilerlemişse ve omurga üzerinde ciddi hasar ya da sinir sıkışması oluşmuşsa, cerrahi müdahale bir seçenek olabilir. Bu tür durumlarda genellikle, sinir üzerindeki baskıyı azaltmak veya omurgadaki deformasyonu düzeltmek amacıyla cerrahi tedavi uygulanır. Özellikle, ellerde karıncalanma, güç kaybı veya omurga deformasyonlarına bağlı kronik ağrı gibi ileri semptomlar gelişmişse, cerrahi müdahale tedavi seçeneklerinden biri olarak düşünülmektedir. Ancak bu tür vakalar oldukça nadir görülür ve çoğu hasta yaşam tarzı değişiklikleri ve fizyoterapi ve rehabilitasyon ile sağlığına kavuşur” dedi</p>
<p><b>Tedavide başarının anahtarı: Erken müdahale ve önleme</b></p>
<p>Text Neck Sendromunda tedavi sürecinin erken müdahaleyle çok daha etkili hale geldiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya, “Bu nedenle boyun ve sırt ağrıları yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık profesyoneline başvurması önemlidir. Bununla birlikte, önleyici tedbirler, hastalığın gelişimini engellemekte büyük bir rol oynar. Teknolojik cihazların kullanımında ergonomiye dikkat edilmesi, cihazların göz hizasında tutulması ve düzenli egzersiz yapılması durumun önlenmesinde etkili yöntemlerdir. Her yaş grubunda görülebilen bu hastalık, bilinçli bir yaşam tarzı ve ergonomik alışkanlıklarla önlenebilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/text-neck-sendromu-gencleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-566850">Text Neck Sendromu gençleri ve çocukları tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 08:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başboyun]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl bir buçuk milyondan fazla insanda ortaya çıkan baş-boyun bölgesi kanserleri ile ilgili risk, sigara kullananlarda 5- 25 kat daha fazla artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421">Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl bir buçuk milyondan fazla insanda ortaya çıkan baş-boyun bölgesi kanserleri ile ilgili risk, sigara kullananlarda 5- 25 kat daha fazla artırıyor. HPV virüsü, alkol ve güneş ışınlarının da sebep olabildiği bu kanser türü, tümörün yerine göre farklı belirtilerle ortaya çıkıyor. Gırtlakta gelişen tümörler, ses değişikliği ve yutma güçlüğüyle; burun bölgesine yerleşen kötü huylu tümörler ise geçmeyen burun tıkanıklıkları ve kanamalarıyla kendisini belli edebiliyor. Tüm kanserlerin %10’unundan fazlasını oluşturan baş-boyun kanserleri erken tanı ile vücudun diğer bölgelerine yayılması engellenerek tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Seyit Mehmet Ceylan, baş-boyun kanserlerinin sebepleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>HPV aşısıyla baş-boyun kanseri riskini azaltabilirsiniz</strong></p>
<p>Kanser türleri içerisinde erkeklerde 5. kadınlarda ise 12. sırada olan baş- boyun bölgesi kanserlerine dünyada her yıl yaklaşık 890 bin kişi yakalanmaktadır. Baş- boyun bölgesinde bulunan tiroid ve özofagus kanserleriyle birlikte bu rakam 1,5 milyonun üzerine çıkmaktadır.</p>
<p>Kadınlarda tiroid, erkeklerde ise gırtlak (larinks) kanseri sıklık açısından ilk sıradadır. Tütün ve alkol kullanımı yanında Epstein Barr virüsü (EBV) ve insan papilloma virüsü de (HPV) baş-boyun bölgesi kanserlerinde önemli bir risk faktörünü oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde sigara kullanımı azalmasına rağmen baş- boyun kanserlerindeki artışın bir nedeni olarak HPV enfekte kişi sayısındaki artış gösterilmektedir. HPV aşısı yaptırmak baş-boyun kanserleri açısından koruma sağlamaktadır. Oluşumu çevresel ve genetik sebeplerin yer aldığı komplike bir süreç olan baş-boyun kanserleri;</p>
<ul>
<li>Gırtlak (larinks) kanseri</li>
<li>Ağız boşluğu( ağız tabanı, dil, yanak mukozası vb.) kanserleri</li>
<li>Dudak kanseri</li>
<li>Yutak (farinks) kanseri</li>
<li>Geniz (nazofarinks) kanseri</li>
<li>Burun ve sinüs kaynaklı kanserler</li>
<li>Tükürük bezinden köken alan kanserler olarak sıralanabilir. Bunlara ilave olarak tiroid, özofagus (yemek borusu), baş boyun bölgesinde yer alan cilt kanserleri ve diğer bağ dokusu kökenli kanserler, farklı kökenli olup baş boyun bölgesini tutan kanserler de baş boyun bölgesinde yer alır.</li>
</ul>
<p><strong>Tedaviye rağmen geçmeyen burun tıkanıklığını hafife almayın</strong></p>
<p>Gırtlakta gelişen tümörün ilk belirtisi ses değişikliği, boyunda şişlik, yutma güçlüğü, boğaz ağrısı olurken, burun, sinüsler ve nazofarinkste (genizde) yerleşen tümörler burun tıkanıklığı, burun kanaması, baş ve yüz ve kulak ağrılarına neden olabilmektedir. Gırtlaktaki tümörler uzun süre ses değişiklikleri yapmadan ileri boyutlara ulaşabilmekte ve boyun bölgesine yayılabilmektedir. İki haftadan uzun süren ses değişikliği, burun tıkanıklıkları, katı gıda yutulmasında güçlük, ağız içinde oluşan yaralar, yanakta veya boyunda çıkan ağrısız şişlikler baş-boyun bölgesi kanserlerinin belirtilerinden olabilir. Bu belirtileri yaşayan kişilerin özellikle de sigara kullananların zaman kaybetmeden alanında uzman bir Kulak Burun Boğaz hastalıkları doktoruna görünmesi gerekir.</p>
<p><strong>Hastaya özel tedavi planlaması yapılıyor</strong></p>
<p>Baş-boyun bölgesi kanserleri erken tanı ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Erken tanı, tedavi süreçlerini kısaltarak fonksiyon kayıplarını en aza indirmektedir. Kanserli bölge tedavi edilirken hastanın yaşam kalitesini en az etkileyecek yöntemler tercih edilmektedir. Organ koruyucu tedaviler, endoskopik yani kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi seçenekler tercih edilmektedir. Günümüzde uygulanan modern yaklaşım baş boyun kanserli hastaların multidisipliner yöntemle tedavi edilmesine yöneliktir. Tedavi sürecinde medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve baş boyun cerrahı aktif rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Lazerle endoskopik ameliyat hastanede kalış süresini azaltıyor</strong></p>
<p>Baş-boyun bölgesi kanserlerine yönelik tedavi seçeneklerinde sadece cerrahi ya da radyoterapi olabileceği gibi; ileri evre tümörlerde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan kombine tedaviler de uygulanabilmektedir. Son yıllarda öne çıkan immunoterapi yöntemi de baş-boyun kanserlerinin tedavisinde umut vadeden bir uygulamadır. Baş-boyun bölgesi kanserlerinin tedavi süreçlerinde cerrahi tedavi önemli bir yere sahiptir. Uygulanacak cerrahi seçenekler ve uygulanma şekli hakkında hastanın yeterince bilgilendirilmesi ve karar süreçlerine bilgilendirilmiş bir şekilde katılımının sağlanması güncel yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Günümüzde tedaviye yönelik bu yaklaşım kadar önem kazanan bir başka prensip de yaşam kalitesinin korunmasıdır. Yaşam kalitesinin korunması günümüzde ilaç ve ışın tedavisindeki gelişmeler kadar cerrahi tedavilerin de teknolojik gelişmeler doğrultusunda evrim geçirmesiyle mümkün olabilmektedir. Günümüzde en çok değişen cerrahi yaklaşım endoskopik olarak yapılan kapalı ameliyatların ağırlık kazanmasıdır. Lazer yardımıyla endoskopik olarak gerçekleştirilen larinks (gırtlak) kanseri ameliyatları iyileşmenin hızlı olması ve dolayısıyla daha az hastanede kalma gibi avantajlara sahiptir. Burun ve sinüs tümörlerinde kapalı endoskopik ameliyatlar artık dışarıdan kesiyle yapılan ameliyatların yerini almıştır. Cerrahi navigasyon sistemleri cerrahın kapalı yöntemlerle tümör ameliyatını gerçekleştirmesine yönelik kolaylıklar sağlamıştır.</p>
<p><strong>Fonksiyon kayıpları doku transferi ile en aza indirilebiliyor</strong></p>
<p>Baş-boyun kanserlerinin tedavisinde tercih edilen cerrahi yöntemde, ortaya çıkabilecek fonksiyon kayıplarını en aza indirmek için doku transferleri yapılabilmektedir. Gerek komşu bölgelerden, gerekse vücudun uzak bölgelerinden yapılabilecek transferler ile fonksiyon kaybı en aza indirilebilmektedir. Son yıllarda tıp alanına da giren 3D teknolojisi, rekonstrüksiyon amacı ile kullanılabilecek, kişiye özel rekonstrüksiyon materyallerinin üretilebilmesinin önünü açmıştır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421">Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın, Kurban Bayramı&#8217;nı kutladı: &#8220;Kurban, kalbin secdesi, gönlün Rabb&#8217;ine boyun eğişidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-kurban-bayramini-kutladi-kurban-kalbin-secdesi-gonlun-rabbine-boyun-egisidir-542753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 12:57:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bayramını]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[eğişidir]]></category>
		<category><![CDATA[gönlün]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[kutladı]]></category>
		<category><![CDATA[rabbine]]></category>
		<category><![CDATA[secdesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında tüm İslam âleminin bayramını tebrik etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-kurban-bayramini-kutladi-kurban-kalbin-secdesi-gonlun-rabbine-boyun-egisidir-542753">Başkan Büyükakın, Kurban Bayramı&#8217;nı kutladı: &#8220;Kurban, kalbin secdesi, gönlün Rabb&#8217;ine boyun eğişidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında tüm İslam âleminin bayramını tebrik etti. Bayramların zamanın kalbe dokunduğu, insanın kendine ve Yaradan’a yaklaştığı müstesna anlar olduğunu dile getiren Başkan Büyükakın, “Kurban Bayramı, bu yaklaşmanın en mahrem, en derin ve en vakur olanıdır. Kurban, teslimiyetin ete kemiğe bürünmesidir. Sadakat ile yoğrulan, tevekkül ile şekillenen bir kulluk kıssasıdır. O kıssadan bize düşen ise; nefsin tahtından indirilmesi, hırsın kurban edilmesidir” dedi.</p>
<p><b>BAYRAMIN ÖNEMİ</b></p>
<p>Başkan Büyükakın, bu mübarek günlerin, kalbin ve niyetin Allah’a ulaştığı günler olduğunu vurgularken şöyle devam etti: “Rızayı ararken rızkı paylaşmak, kurban ederken kardeşliğe sarılmaktır bayram. Kurban Bayramı, sofralarda bereket, kalplerde merhamet, dualarda vuslat olur. Her kesilen kurban, bir benlik duvarını yıkar; her paylaşılan lokma, gönüller arasında köprü kurar. Ve her sarılan yürek, Allah’a bir adım daha yaklaşır.”</p>
<p><b>GAZZE’NİN HÜZNÜ</b></p>
<p>Mesajında, dünyanın farklı köşelerinde yaşanan zulümlere de dikkat çeken Başkan Büyükakın, şunları söyledi: “Ne yazık ki, bu bayram da, dünyanın birçok yerinde hüzün, neşe perdesini yırtıyor. Gazze’de bir çocuğun bayramlığı yok; Doğu Türkistan’da bir annenin duası yarım. Arakan’da umut, sığındığı toprağa bile yabancı. Biz biliyoruz ki, kurban sadece kesilen hayvan değil; adalet için susmayan ses, mazlum için atılan adımdır. Kalbimiz oradadır. Dualarımız, gözyaşına dönüşen sabırlarla buluşsun diye semaya yükselmektedir.”</p>
<p><b>BAYRAM, GÖNLE DOKUNMAKTIR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak, bayramın maneviyatını ve merhametini şehrin dört bir yanına ulaştırmaya devam ettiklerini belirten Başkan Büyükakın, sözlerini şöyle tamamladı: “Bayram, gönle dokunmaktır; bir tebessümde hayat bulmaktır. Bu mübarek günler, dirilen vicdanların da bayramı olsun. Aziz milletimizin ve İslam âleminin Kurban Bayramı mübarek olsun. Rabbim, bu bayramı arınmanın, dayanışmanın ve hakikate yönelişin vesilesi kılsın.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-kurban-bayramini-kutladi-kurban-kalbin-secdesi-gonlun-rabbine-boyun-egisidir-542753">Başkan Büyükakın, Kurban Bayramı&#8217;nı kutladı: &#8220;Kurban, kalbin secdesi, gönlün Rabb&#8217;ine boyun eğişidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyun Bölgesinde Kitle Fark Edildiğinde Vakit Kaybedilmeden Hekime Başvurulmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boyun-bolgesinde-kitle-fark-edildiginde-vakit-kaybedilmeden-hekime-basvurulmali-456584</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2024 09:38:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başvurulmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[edildiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hekime]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedilmeden]]></category>
		<category><![CDATA[kitle]]></category>
		<category><![CDATA[vakit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456584</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boyun bölgesinde oluşan kitleler genellikle benign (iyi huylu) olabilse de bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarının da habercisi olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyun-bolgesinde-kitle-fark-edildiginde-vakit-kaybedilmeden-hekime-basvurulmali-456584">Boyun Bölgesinde Kitle Fark Edildiğinde Vakit Kaybedilmeden Hekime Başvurulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Enfeksiyonlardan, tiroid nodüllerine, lenf bezi şişliklerinde kansere kadar pek çok farklı nedenin boyunda kitleye neden olabildiğini söyleyen Kulak, Burun Boğaz ve Baş, Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, boyun bölgesinde herhangi bir kitle fark edildiğinde, yeni, eski, ağrılı veya ağrısız fark etmeksizin mutlaka bir hekime başvurması gerektiğinin altını çizdi. </em></p>
<p>Boyun bölgesinde anormal, olmaması gereken, beklenenden farklı olan her türlü şişliğin boyun kitlesi olarak tanımlandığını anlatan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun Boğaz ve Baş, Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, erken tanı, uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesi ve olası komplikasyonların önlenmesinde erken tanın önemine işaret ederek konuyla ilgili uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>“EN SIK NEDEN ENFEKSİYONLAR”</strong></p>
<p>Her yaş grubunda ortaya çıkan boyun kitlelerinin en sık nedeninin lenf bezlerinin şişmesi olduğunu anlatan Doç. Dr. Boyoğlu, “Len bezleri bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Dolayısıyla enfeksiyonlar ya da farklı sağlık sorunlarına bağlı olarak şişebiliyor. Ancak bu şişmelerin en sık nedenlerine baktığımızda, farenjit, diş, sinüs veya bademcik gibi baş-boyun bölgesindeki enfeksiyonların ilk sıralarda geldiği görülüyor. Bölgedeki enfeksiyonun tedavi edilmesiyle birlikte şişlik ortadan kalkıyor” dedi. </p>
<p>Doç. Dr. Boyoğlu enfeksiyon dışında kalan sebepleri ise şöyle aktardı:</p>
<p>“Tükürük bezlerinin iltihaplanmaları ya da tükürük bezlerinin iyi huylu tümörleri, bazen nadir de olsa kötü huylu tümörleri, boyunda şişmeye neden olabilir. Tiroit bezinin kendi şişmesi olabilir. Tiroit nodülleri çok büyüdüğü zaman hem hasta hem de hekim tarafından fark edilebilir. Bunun dışında yağ bezeleri de boyunda şişliğe neden olabilir.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;KÖTÜ HUYLU TÜMÖRLER GENELDE DAHA AZ GÖRÜLÜR&#8221;</strong></p>
<p>Boyun kitlelerinin baş-boyun bölgesindeki kötü huylu tümörlerin yayılmasına veya lenf bezlerinin kendi tümöründen kaynaklı da olabileceğini aktaran Doç. Dr. Boyoğlu, “Kötü huylu tümörler genelde daha az görülse de baş boyun bölgesindeki yassı hücreli kanserlerin lenf bezlerine sıçraması nedeniyle ortaya çıkabilir. Bazen de lenf dokusunun kendi kanseri yani &#8216;lenfoma&#8217; dediğimiz lenf bezlerinin kanserinde boyun bölgesinde şişlikler, kitleler, ele gelen yumrular olabilir. Baş boyun bölgesi yassı hücreli kanserleri tüm dünyada yeni tanı konulan kanserlerin yüzde beşini oluşturmaktadır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>BOYUNDAKİ HANGİ KİTLE NEYİ DÜŞÜNDÜRÜR?</strong></p>
<p>Kitlelerin ağrılı olması ya da boyutu gibi özelliklerinin altta yatan nedene işaret edebildiğini anlatan Doç. Dr. Boyoğlu, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Özellikle yeni başlayan kitleler genelde iyi huylu olarak kabul edilir. Enfeksiyona bağlı olduğu zaman hızlı ve ağrılı büyüme olabilir. Bunlara biraz daha enfeksiyon yönünde eğilim gösterebiliriz. Bunun aksine uzun süreli olan, zamanla büyüyen, ileri yaşlı hastalarda olan kitleler bizi biraz daha fazla düşündürür. Kitlenin kendi şeklinden ziyade boyutu, kitlenin kıvamı, muayenede bulgularımız bizi bazı yönlere sevk edebilir. Özellikle sert, düzensiz şekilde ve hareketsiz kitleler bize kanseri düşündürür. Aynı zamanda bası bulguları yapan kitleler; mesela dışardan nefes borusuna bastığı için solunum darlığı, ses kısıklığı, yine yemek borusuna baskı yaptığı için yutma zorluğu yaşatan kitleler bize daha çok kanseri düşündürür.&#8221;</p>
<p><strong>“BOYNUNDA KİTLE FARK EDEN HERKES MUTLAKA BİR HEKİME BAŞVURMALI”</strong></p>
<p> &#8220;Boynunda kitle fark eden herkes, yeni, eski, ağrılı veya ağrısız fark etmeksizin mutlaka bir hekime başvurmalı ve bunun nedenleri araştırılmalıdır&#8221; diyen Kulak, Burun, Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Bazen hastanın bize anlattığı öykü, yüksek ateşli hastalıkla beraber olması, beraberinde bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçiriyor olması, bizi direkt tanıya götürebilir. Muayenede bazı şeylerden şüphelenip ileri tetkik isteyebiliriz. Boyun kitlelerinde özellikle çok iyi çekilmiş bir boyun ultrasonu bizi doğru tanıya yönlendirebilir. Bu bir tümöre bağlıysa, iyi veya kötü huylu tümörler fark etmeksizin genellikle cerrahi olarak tedavi edilir. Enfeksiyona bağlıysa da genel olarak enfeksiyonun kaynağına yönelik tedavilerde boyun kitlesini tedavi etmiş oluruz.&#8221; </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyun-bolgesinde-kitle-fark-edildiginde-vakit-kaybedilmeden-hekime-basvurulmali-456584">Boyun Bölgesinde Kitle Fark Edildiğinde Vakit Kaybedilmeden Hekime Başvurulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyun ağrısı ciddi hastalıkların sinyali olabilir !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boyun-agrisi-ciddi-hastaliklarin-sinyali-olabilir-429228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 13:02:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boyun ağrısı tüm dünyada bel ağrısından sonra en sık görülen bölgesel ağrıyı oluşturuyor. Her 3 kişiden 1’i hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çekiyor. Son yıllarda cep telefonu ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak boyun ağrısı görülme sıklığı da giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyun-agrisi-ciddi-hastaliklarin-sinyali-olabilir-429228">Boyun ağrısı ciddi hastalıkların sinyali olabilir !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Boyun ağrısı tüm dünyada bel ağrısından sonra en sık görülen bölgesel ağrıyı oluşturuyor. Her 3 kişiden 1’i hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çekiyor. Son yıllarda cep telefonu ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak boyun ağrısı görülme sıklığı da giderek artıyor. Boyun ağrısı genellikle duruş bozukluğu ve boyun fıtığı gibi etkenler sonucu görülse de birçok önemli hastalığın habercisi de olabiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai, </strong> erken tanı birçok hastalıkta hayat kurtarıcı olabileceği için boyun ağrılarını hafife almamak gerektiğine dikkat çekerek, “Şiddetli ağrılarda hasta zaten mutlaka doktora başvuruyor. Önemli olan, tedaviye rağmen bir haftadan uzun süren ve sık sık tekrarlayan boyun ağrılarıdır. Bu hastalar mutlaka detaylı olarak araştırılıyor” diyor. Boyun ağrılarının altta yatan nedene göre tedavi edildiğini belirten <strong>Dr. Siyavuş Muhammedrezai, </strong>boyun fıtıkları, kireçlenmeler, kasların çok ya da hatalı kullanılması sonucu gelişen boyun ağrılarında girişimsel ağrı yöntemlerinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Pek çok ciddi hastalığa işaret edebiliyor! </strong></p>
<p>Boyun ağrıları her zaman boyun omurgası veya yapılarına bağlı gelişmiyor; göğüs, kalp, hatta karın boşluğundaki iç organların hastalıkları bu bölgede ağrı oluşturabiliyor. Örneğin, faranjit, larenjit, kalbe bağlı anjina,  akciğer tümörü, pankreas hastalıkları, safra kesesi taşı veya iltihabı, omurga dışında gelişen boyun ağrıları arasında yer alıyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai,<strong>   </strong>omurgaya bağlı ağrıların da mekanik ve mekanik olmayan boyun ağrıları olarak ikiye ayrıldığını vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Tümör metastazları, romatizmal, enfeksiyon ve metabolik hastalıklar ile fibromiyalji, mekanik olmayan nedenleri oluşturuyor. Mekanik boyun ağrıları ise genellikle trafik kazalarında oluşan yaralanmalar sonucu boyun tutulması, kireçlenme, kötü postür, alışılmamış fiziksel aktivite, omuz kavşağı ve kol eklemlerine bağlı sorunlar nedeniyle gelişiyor. Boyun ağrılarına pek çok etkenin yol açması ise tanıyı zorlaştırıyor” </p>
<p><strong> Girişimsel yöntemlerle ‘ağrı’ kontrol altında! </strong></p>
<p>Boyun ağrılarında tedavi altta yatan etkene göre planlanıyor. Örneğin, hatalı hareketler nedeniyle gelişen kas kaynaklı boyun ağrılarında istirahat, boyun egzersizleri ve kas gevşeticiler genellikle yeterli oluyor. Ciddi olmayan boyun fıtıkları, kireçlenmeler veya miyofasial ağrılarda ilaç ve fizik tedaviyle başarılı sonuçlar alınıyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai, ancak tedaviye rağmen ağrı devam ediyorsa, bu hastalarda girişimsel ağrı tedavisi uygulandığını belirterek, “Ağrının tümünün veya bir kısmının kontrol altına alınmasıyla sorun çözülüyor ya da iyileşmeye yardımcı olunuyor” diyor. Selektif sinir kökü bloğu, faset eklem bloğu, disk içi enjeksiyon, sempatik blok, epidural uygulama, epidural nöroplasti, radyofrekans teknikler, lazer uygulaması, nöromodulasyon (ağrı pompası) ve omurgada kırık varsa kifoplasti veya vertebroplasti ağrıları dindirmede başvurulan girişimsel yöntemler arasında yer alıyor. </p>
<p><strong>Mikroenjeksiyon yöntemi</strong></p>
<p>Mikroenjeksiyon yöntemine, özellikle eklem kireçlenmelerinde, hastanın ağrılarını azaltmak amacıyla başvuruluyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai, mikroenjeksiyon yönteminin sedasyon veya lokal anestezi altında kolayca uygulandığını belirterek, “Hasta işlem sırasında genelde hiç ağrı hissetmiyor. Eklem içine lokal anestezik ajan ile az miktarda kortizol enjekte edilip, aynı seansta faset eklemine radyofrekans uygulandığında, ağrılarda ciddi azalma görülüyor” diyor. Etkisi genelde işlemden hemen sonra ortaya çıkan mikroenjeksiyon yöntemi, hastaya göre, bir kaç aydan bir kaç yıla kadar etkili oluyor. Hasta günlük yaşantısına ertesi gün veya iki gün sonra devam edebiliyor. Yöntem yıllar içinde defalarca tekrarlanabiliyor. </p>
<p><strong> Epidural enjeksiyon </strong></p>
<p>Epidural enjeksiyon küçük boyun fıtıklarında, kireçlenmeye bağlı sinir sıkışmalarında veya boyun disklerinde oluşan<strong> </strong>anüler yırtıklarda ve omurilik sıkışmasına yol açmayan kanal darlıklarında ağrının giderilmesinde faydalı oluyor. Yöntem lokal anestezi veya sedasyon altında yapılıyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai, epidural steroidlerin güçlü antienflamatuar etkileri sayesinde, bası altında kalmış olan sinir dokusunda ödemi azaltmaları ve enflamasyonu önlemeleri nedeniyle epidural enjeksiyonun uzun yıllardır kullanıldığını vurgulayarak, “Etkisi genelde işlem sonrası başlayan yöntem uzun süre kalıcı etki sağlıyor. Hasta bir veya iki gün sonra günlük yaşamına devam ediyor. Epidural enjeksiyon da belli aralıklarla defalarca uygulanabiliyor ama genelde tekrara gerek kalmıyor” diye konuşuyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyun-agrisi-ciddi-hastaliklarin-sinyali-olabilir-429228">Boyun ağrısı ciddi hastalıkların sinyali olabilir !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yan yatanlarda boyun, sırt ve bel ağrıları daha az görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yan-yatanlarda-boyun-sirt-ve-bel-agrilari-daha-az-goruluyor-425073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2023 21:09:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yatanlarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyku pozisyonu olarak sıklıkla sırtüstü, yüzüstü ve yan yatmanın tercih edildiğini ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Nihal Özaras, “Uyku pozisyonunun omurga ağrıları üzerine etkisini inceleyen çalışmalar, yan yatma alışkanlığı olan kişilerde boyun, sırt ve bel ağrılarının daha az görüldüğünü ortaya koydu.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yan-yatanlarda-boyun-sirt-ve-bel-agrilari-daha-az-goruluyor-425073">Yan yatanlarda boyun, sırt ve bel ağrıları daha az görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yan yatanlarda boyun, sırt ve bel ağrıları daha az görülüyor</strong></p>
<p><strong>Uyku pozisyonu olarak sıklıkla sırtüstü, yüzüstü ve yan yatmanın tercih edildiğini ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Nihal Özaras, “Uyku pozisyonunun omurga ağrıları üzerine etkisini inceleyen çalışmalar, yan yatma alışkanlığı olan kişilerde boyun, sırt ve bel ağrılarının daha az görüldüğünü ortaya koydu.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Nihal Özaras, boyun, sırt ve bel ağrıları açısından doğru uyku pozisyonu hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Prof. Dr. Özaras, boyun, sırt ve bel ağrılarının, yaşam kalitesini düşüren ve en sık doktora başvuru sebepleri arasında yer alan problemler olduğunu ifade ederek, dinlendirmeyen gece uykusu ve sabah ağrılı uyanmanın da günlük hayatı ve iş hayatını olumsuz etkilediğini kaydetti.</p>
<p>Uyuma pozisyonu, yatak ve yastık seçiminin pek çok araştırmaya konu olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Özaras, şöyle devam etti:</p>
<p>“En sık uyuma şekillerinin sırtüstü, yüzüstü ve yan yatma olduğu biliniyor. Uyku pozisyonunun omurga ağrıları üzerine etkisini inceleyen çalışmalar, yan yatma alışkanlığı olan kişilerde boyun, sırt ve bel ağrılarının daha az görüldüğünü ortaya koydu. Omurgayı destekleyen bir yatakta yan yatma, omurganın en az yük taşıdığı ve dokuların zorlanmadığı bir uyuma pozisyonudur.”</p>
<p><strong>Orta sertlikte yataklar ideal</strong></p>
<p>Yatağın niteliklerinin de omurga kaynaklı ağrıları azaltmada etkili olduğunu anlatan Prof. Dr. Özaras, “Yatak çok yumuşak olmamalı, omurganın fizyolojik pozisyonunu korumaya izin vermeli. Çok sert yataklar iyi destek sağlamakla birlikte genellikle kullanıcılar tarafından konforlu bulunmuyor. Bu nedenle orta sertlikte yataklar ideal. Ayrıca, yataklar terlemeye neden olmayan bir materyalden yapılmış olmalı” diye görüşlerini ifade etti. </p>
<p><strong>Boyun bölgesinin desteklenmesi ağrıları azaltıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özaras, uyku sırasında boyun bölgesinin uygun bir yastıkla desteklenmesinin boyun ağrılarını azalttığını kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İdeal yastık yüksekliği 10-12 cm’dir. Yatarken boyun çok arkaya, öne veya yana düşmemeli, orta hatta kalmalıdır. Boyun için özel üretilen kavisli veya rulo şeklindeki yastıkların ağrıyı azalttığı iddia edilmekte ancak yapılan araştırmalarda bunu destekleyen yeterli kanıt yok.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yan-yatanlarda-boyun-sirt-ve-bel-agrilari-daha-az-goruluyor-425073">Yan yatanlarda boyun, sırt ve bel ağrıları daha az görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Masa başı çalışırken boyun ve omurga sağlığını korumanın yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/masa-basi-calisirken-boyun-ve-omurga-sagligini-korumanin-yollari-417979</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 09:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başı]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[çalışırken]]></category>
		<category><![CDATA[korumanın]]></category>
		<category><![CDATA[masa]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın geçmişte atlattığımız pandemi dönemiyle birlikte giderek yaygınlaşan; tamamen uzaktan veya hibrit adı verilen çalışma modellerinin pek çok iş yeri için kalıcı hale gelmesi, çalışanlara sağladığı kolaylıkların yanında bazı tehlikeleri de beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masa-basi-calisirken-boyun-ve-omurga-sagligini-korumanin-yollari-417979">Masa başı çalışırken boyun ve omurga sağlığını korumanın yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Masa başı çalışırken boyun ve omurga sağlığını korumanın yolları</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Yakın geçmişte atlattığımız pandemi dönemiyle birlikte giderek yaygınlaşan; tamamen uzaktan veya hibrit adı verilen çalışma modellerinin pek çok iş yeri için kalıcı hale gelmesi, çalışanlara sağladığı kolaylıkların yanında bazı tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Masa başı ve evden çalışmanın sebep olabileceği psikolojik zorlukların yanı sıra fiziksel problemlere de dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı, Kayropraktist Prof. Dr. Semih Akı, “Boyun ve omurga sağlığı açısından bilgisayar ekranının üst kenarı, göz hizasında ya da biraz altında olacak şekilde düzenlenmeli ve telefon kafa ve boyun arasına sıkıştırılmamalı, kulaklık kullanılmalı” tavsiyesinde bulundu.</strong></p>
<p>Masa başında ya da evde çalışırken düzenli olarak çeşitli egzersizler yapılmasının bel, boyun ve omurga sağlığı için çok önemli olduğuna değinen Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı, Kayropraktist Prof. Dr. Semih Akı, “Olabildiğince hareket edilmeli. Düzenli fiziksel aktivite yapan bireylerin tekrar eden boyun ağrısı geliştirme olasılığı daha azdır” dedi. Evde de tıpkı iş yerinde olduğu gibi bir çalışma alanının oluşturulmasının boyun sağlığı açısından çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Semih Akı, evden çalışanların kendi boyun ve omurga sağlıklarını koruyabilmeleri için 7 önemli madde paylaştı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Masa başı çalışırken boyun ve omurga ağrılarını önlemenin 7 yolu</strong></p>
<p>Masa başı çalışanlar sık sık gerinmeli ve masa başında basit egzersizler yapmalı. Omuzlar yukarı doğru, kulak hizasına kadar yükseltildikten sonra düşürülebildiği kadar düşürülerek 5 kez tekrar edilmeli. Ayrıca kürek kemikleri birleştirilerek beş saniye beklendikten sonra gevşeme egzersizi yapılmalı. Yan boyun kaslarını esnetmek için oturur pozisyonda sol elle koltuğun oturağına tutunarak gövde ve boyun zıt tarafa doğru eğilmeli ve bu hareket sağ elle diğer yöne doğru olacak şekilde tekrar edilmeli.</p>
<p>Çalışma masası ve koltuğu, bilgisayar ekranının üst kısmı göz hizasına gelecek şekilde ayarlanmalı. Masa her koşulda sandalyenin aşağısında kalıyorsa bilgisayarın altına destek konularak göz hizasına getirilmeli.</p>
<p> </p>
<p>Olabildiğince hareket edilmeli özellikle de bilinçli boyun ve omurga egzersizleri yapılmalı. Düzenli fiziksel aktivite içinde olan bireylerin tekrar eden boyun ağrıları yaşama olasılığı daha düşüktür.</p>
<p> </p>
<p>Uzun görüşmeler yapılması gerektiğinde telefon, kafa ve omuz arasında sıkıştırılmamalı. Telefonda çok konuşuluyorsa ses düzeyi çok yüksek olmamasına dikkat edilerek kulaklık kullanılmalı.</p>
<p> </p>
<p>Dişleri sıkmamaya gayret edilmeli. Diş sıkmak boyun kaslarını gerebilir dolayısıyla çeşitli ağrılara yol açabilir.</p>
<p> </p>
<p>Zihinsel stres oranı düşürülmeli. Boyun bölgesindeki gerilmeler kas zorlanmalarına neden olabilir. Fiziksel sağlığa önem verildiği kadar psikolojik sağlığa da önem verilmeli.</p>
<p> </p>
<p>Yüzüstü yatılmamalı ve boyun kısmının doğal kıvrımını destekleyecek bir yastık seçilmeli. Yüzüstü yatmak boyun bölgesine fazladan yük bindirir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masa-basi-calisirken-boyun-ve-omurga-sagligini-korumanin-yollari-417979">Masa başı çalışırken boyun ve omurga sağlığını korumanın yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
