<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>böbrek | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bobrek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bobrek</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Mar 2026 07:33:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>böbrek | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bobrek</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Böbrek Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nefroloji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298">Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişinin kronik böbrek hastalığıyla yaşadığı tahmin ediliyor. [1] Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı prevalansı yaklaşık %15,7 olarak hesaplanıyor. Bu oran, Türkiye’de yaklaşık her 6–7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunu ortaya koyuyor.[2] </p>
<p>Kronik böbrek hastalığı yalnızca önemli bir sağlık sorunu oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi hastalığın gelişimine de zemin hazırlayabiliyor[3]. Hastalığın ortaya çıkmasında hipertansiyon, diyabet, ileri yaş, ailede böbrek hastalığı öyküsü, sık idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşı gibi faktörler önemli rol oynarken; hipertansiyon hastalarında kan basıncının ve diyabet hastalarında kan şekerinin kontrol altında tutulmaması da hastalığın ilerlemesine neden olabiliyor.[4]</p>
<p>Türk Nefroloji Derneği, Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, dünyada ve Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan kronik böbrek hastalığında erken teşhisin önemine ve kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekti.</p>
<p>“Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al” temasıyla gerçekleştirilen basın toplantısı; Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve derneğin yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla düzenlendi. Toplantıda kronik böbrek hastalığına ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması, hastalığa yol açan risk faktörleri ve erken tanının böbrek fonksiyonlarını korumadaki kritik rolü hakkında bilgiler paylaşıldı.</p>
<p>Toplantıda ayrıca Türk Nefroloji Derneği’nin destekleyici olduğu Boehringer Ingelheim Türkiye tarafından gerçekleştirilen <strong>KRM United</strong> projesine de start verildi. Futbolun takım ruhundan ilham alan KRM United kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye vurgu yaparak bu sistemlerden birinde ortaya çıkan sorunun diğerlerini de etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Proje kapsamında sağlık profesyonelleri, kurumlar ve toplum arasında farkındalık yaratmaya yönelik iletişim ve bilgilendirme çalışmaları yürütülmesi planlanıyor. </p>
<p><strong>Kronik Böbrek Hastalığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunudur</strong></p>
<p><strong> </strong>Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren <strong>Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen</strong>, böbrek yetmezliğinin ileri evrelerinde en etkili tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“İleri evre böbrek yetersizliğinde en ideal tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek transplantasyonu diyalize kıyasla hem daha uzun yaşam süresi hem de daha iyi bir yaşam kalitesi sunar. Ancak ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyalize başlarken yılda yaklaşık 3.500–4.000 civarında böbrek nakli yapılabiliyor. Organ bağışı bilincinin artırılması hem hastalarımız hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.” </p>
<p>Türkmen ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilen böbrek nakillerinin %80’den fazlasının canlı donörlerden yapıldığını, kadavradan organ bağışının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. </p>
<p><strong>Obezite, Diyabet ve Kalp Hastalıkları Böbrek Sağlığını Etkiliyor</strong></p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır</strong>, kronik böbrek hastalığının küresel ölçekte artışına dikkat çekerek; “Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası bulunuyor ve bu hastaların önemli bir kısmında diyabet kaynaklı kronik böbrek hastalığı görülüyor. Diyabetin giderek yaygınlaşması kronik böbrek hastalığını daha görünür bir sağlık sorunu haline getiriyor. Son yıllarda geliştirilen yeni tedavi seçenekleri sayesinde böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Bu tedavilerin yaygınlaştırılması ve erken tanı ile kronik böbrek hastalığının hem bireyler hem de sağlık sistemi üzerindeki yükünü azaltabileceğimize inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu</p>
<p>Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik hastalıkların birbirini tetikleyen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan <strong>Türk Nefroloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Savaş Öztürk</strong> ise; “Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu. Obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları böbrek hastalığının en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle obezitenin artışı diyabet ve hipertansiyon sıklığını artırarak böbrek hastalıklarının görülme oranını da yükseltiyor. Böbrek hastalığı ile kalp-damar hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı böbrek fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Nefroloji Alanında Uzman İhtiyacı Artıyor</strong></p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör</strong> ise nefroloji alanının sağlık sistemi açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti:</p>
<p>“Diyabet, hipertansiyon ve obezitenin giderek artması böbrek hastalıklarının görülme sıklığını da artırıyor ve bu durum nefrolojiyi sağlık sistemi açısından kritik bir branş haline getiriyor. Ancak nefroloji uzmanı sayımız mevcut ihtiyacın oldukça altında. Ülkemizde yaklaşık 500 erişkin nefroloji uzmanı bulunuyor ve bu oran Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük. Artan hasta yükü ve azalan uzman sayısı önümüzdeki yıllarda ciddi bir sağlık hizmeti sorunu yaratabilir. Bu nedenle nefroloji branşının güçlendirilmesi ve uzmanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi büyük önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy </strong>ise; “ Kronik böbrek hastalığı sinsi bir hastalıktır ve birçok kişi yıllarca herhangi bir belirti hissetmeden yaşamına devam edebilir. Oysa böbrekler yalnızca vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlamaz; sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasından kan basıncının düzenlenmesine, kemik sağlığından kan yapımına kadar yaşam için hayati pek çok görevi üstlenir. Bu nedenle kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrekleri değil, kalp-damar sağlığını, kemik yapısını, yaşam kalitesini ve hatta yaşam süresini etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak sevindirici olan şu ki hastalık erken dönemde basit kan ve idrar testleriyle saptanabilir. Erken tanı sayesinde tansiyon ve diyabet kontrolü, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, komplikasyonlar azaltılabilir ve hastaların yaşam kalitesi korunabilir. Biz nefrologlar sadece böbrek yetmezliğini tedavi etmek istemiyoruz; böbrek hastalığını erken fark etmek, ilerlemesini önlemek ve toplumda böbrek sağlığı bilincini güçlendirmek istiyoruz. Dünya Böbrek Günü’nün bu açıdan çok önemli bir farkındalık fırsatı olduğuna inanıyoruz. Çünkü böbrek hastalığı sessiz ilerleyebilir; ama toplumun, hekimlerin ve sağlık sisteminin bu konuda sessiz kalmaması gerekir.”  </p>
<p><strong>Kalp, Böbrek ve Metabolizma Bir Takım Gibi Çalışıyor</strong></p>
<p><strong>Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü ve İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner </strong>ise,<strong> </strong>dünya çapında yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası, 589 milyon diyabet hastası[5] ve 64 milyon kalp yetersizliği[6] hastasının bulunduğunu ancak FIFA verilerine göre, dünyanın en yaygın takip edilen sporu olan futbolun, yaklaşık 5 milyar kişi tarafından ilgiyle takip edildiğini söyledi. Bu içgörüden hareketle <strong>KRM United projesini başlattıklarını vurgulayan Güner şunları söyledi: </strong></p>
<p>“Kardiyovasküler, renal ve metabolik sistemler arasındaki ilişki, aslında bir takım oyunu gibidir. Tıpkı sahadaki bir futbol takımında olduğu gibi, diyabet, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı gibi sorunlar yalnızca tek bir organı değil, tüm sistemi ve dolayısıyla tüm vücudu etkileyebilir. KRM United projesiyle bu bağlantıyı odağımıza alıyor, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, bu hastalıklarda erken teşhisin önemine dair farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bugün yeni tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize gidişin 10–15 yıla kadar geciktirilebildiğini görüyoruz. Bu gelişme, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırırken aynı zamanda sağlık sisteminin üzerindeki yükün de ciddi oranda azalmasına katkı sağlıyor. Çünkü Boehringer Ingelheim olarak sadece ilaç geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlığa katkı sunmayı da faaliyetlerimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298">Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eviniz Artık Diyaliz Merkeziniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eviniz-artik-diyaliz-merkeziniz-620179</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 13:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Evde Diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[eviniz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[merkeziniz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620179</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Böbrek Günü, bu yıl Türkiye'de güçlü bir farkındalık dalgasıyla kutlandı. Türk Nefroloji Derneği (TND), Sağlık Bakanlığı ve Ankara Aile Hekimliği Derneği iş birliğiyle Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirilen Sağlık Politikaları Zirvesi ve Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı'nda kronik böbrek hastalığı tüm boyutlarıyla masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eviniz-artik-diyaliz-merkeziniz-620179">Eviniz Artık Diyaliz Merkeziniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Böbrek Günü, bu yıl Türkiye&#8217;de güçlü bir farkındalık dalgasıyla kutlandı. Türk Nefroloji Derneği (TND), Sağlık Bakanlığı ve Ankara Aile Hekimliği Derneği iş birliğiyle Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi&#8217;nde gerçekleştirilen Sağlık Politikaları Zirvesi ve Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı&#8217;nda kronik böbrek hastalığı tüm boyutlarıyla masaya yatırıldı. Global böbrek sağlığı şirketi Vantive, etkinliğin ana çözüm ortağı olarak evde diyaliz teknolojileri ve hasta odaklı yaklaşımıyla dikkat çekti.</p>
<p>Etkinlik öncesinde Türk Nefroloji Derneği yönetim kurulu, Anıtkabir&#8217;i ziyaret ederek Atatürk&#8217;ün huzurunda saygı duruşunda bulundu ve çelenk koydu. Böbrek sağlığı mücadelesini milli bir dava olarak benimseyen dernek, bu anlamlı duruşuyla toplumsal farkındalık çalışmalarına verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p><b>TÜRKİYE EVDE DİYALİZDE DÜNYA LİDERİ KONUMUNA YÜKSELİYOR</b></p>
<p>Türkiye, ev hemodiyalizi uygulamasında Avrupa&#8217;da 2&#8217;nci, dünyada 5&#8217;inci sıraya yerleşmiş durumda. Ancak rakamlar daha büyük bir potansiyele işaret ediyor: Türkiye&#8217;de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunurken bunların yalnızca 3 bini periton diyalizi tedavisiyle yaşamını sürdürüyor. Uzmanlar, uygun şartları taşıyan hasta sayısının çok daha yüksek olduğunu ve evde diyalizin önünün açılması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Veriler de bu dönüşümün ne denli kritik olduğunu gözler önüne seriyor: Ev hemodiyalizi uygulanan hastalarda ölüm riskinde yüzde 40 azalma saptanmış, ilaç kullanım ihtiyacı yüzde 51 ila 87 oranında gerilemiş; üstelik Türkiye&#8217;deki ev hemodiyalizi hastalarının yüzde 48&#8217;i aktif olarak çalışmaya devam edebiliyor.</p>
<p><b>VANTİVE: TEDAVİYİ HASTANIN AYAĞINA GÖTÜRMEK</b></p>
<p>Vantive Türkiye Ülke Müdürü Fuat Çukadar, evde diyalizin yalnızca bir tedavi yöntemi değil, bir yaşam biçimi olduğunu vurguladı: <em>&#8220;Bugün pek çok hastamız diyaliz için haftanın belirli günlerini hastanelerde geçirmek zorunda olduğunu düşünüyor. Oysaki Vantive olarak sunduğumuz global inovasyonlar sayesinde, en ileri teknolojiye sahip evde diyaliz tedavi seçeneklerini hastalarımızın yaşam alanlarına taşıyoruz.&#8221;</em></p>
<p>Vantive&#8217;in periton diyalizi başta olmak üzere sunduğu evde diyaliz ekosistemi; akıllı cihazlar, uzaktan hasta takip sistemleri ve kapsamlı eğitim programlarından oluşuyor. Şirketin bağlantılı sağlık platformu sayesinde evde uygulanan her diyaliz seansı anlık olarak klinik ekipler tarafından izlenebiliyor; kan basıncı ve sıvı dengesindeki sapmalar otomatik uyarı sistemiyle anında ilgili uzmana iletiliyor.</p>
<p><b> HER 7 KİŞİDEN BİRİ RİSK ALTINDA</b></p>
<p>Etkinliğin bir diğer çarpıcı mesajı erken tanıya ilişkindi. Dünya genelinde her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunurken Türkiye&#8217;de her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Uzmanlar, hastalığın yıllarca sessiz ilerlediğini ve basit bir kan ile idrar testiyle erken evrede yakalanabileceğini bir kez daha hatırlattı. Diyabet ve hipertansiyon hastalarının öncelikli risk grubunda yer aldığı da özellikle vurgulandı.</p>
<p>Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, toplumsal bilinç oluşturmanın aciliyetine dikkat çekerek şunları söyledi: <em>&#8220;Ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyaliz tedavisine başlamakta ve bu sayının giderek artmasından endişe duymaktayız. Kapsamlı ve uzun soluklu çalışmalara ihtiyaç duyuyoruz.&#8221;</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eviniz-artik-diyaliz-merkeziniz-620179">Eviniz Artık Diyaliz Merkeziniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Her 7 Kişiden Biri Böbrek Hastası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-kisiden-biri-bobrek-hastasi-619849</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Nefroloji Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Nefroloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı'nın güncel verilerine göre Türkiye'de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastası.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-kisiden-biri-bobrek-hastasi-619849">Türkiye&#8217;de Her 7 Kişiden Biri Böbrek Hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Türk Nefroloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nın güncel verilerine göre Türkiye&#8217;de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastası. Böbrek hastalıkları konusunda, Türkiye genelindeki çeşitli bilimsel çalışmalar ve farkındalık projeleri ile bilinen Türk Nefroloji Derneği ise 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında, T.C. Sağlık Bakanlığı ve Ankara Aile Hekimliği Derneği iş birliğinde, Vantive Sağlık Hizmetleri Şirketi sponsorluğunda, önemli bir bilinçlendirme programına imza attı. Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi&#8217;nde gerçekleşen ve yoğun ilgi gören programda, Sağlık Politikaları Zirvesi ve Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı ile kronik böbrek hastalıkları konusu kapsamlı bir şekilde ele alındı.</b></p>
<p><strong> </strong>Türk Nefroloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nın güncel verilerine göre Türkiye&#8217;de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastası. Bu verilere göre, Türkiye&#8217;de yaklaşık 10 milyon kişi kronik böbrek hastalığıyla (KBH) karşı karşıya olmakla birlikte, hastaların yüzde 94’ü hastalığa yakalandığından habersiz şekilde yaşamlarını sürdürmekte. Bu alanda, kamuoyunu bilinçlendirmeyi misyon edinen <strong>Türk Nefroloji Derneği</strong>, sağlık hizmetleri konusundaki önemli global markalar arasında yer alan <strong>Vantive Türkiye </strong>sponsorluğu ve <strong>T.C. Sağlık Bakanlığı </strong>iş birliği ile <strong>12 Mart Dünya Böbrek Gün</strong>ü’nde anlamlı bir farkındalık programına imza attı.</p>
<p>   “Ülkemizde her yıl 10.000’den fazla hasta diyaliz tedavilerine başlıyor”</p>
<p>Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi&#8217;nde gerçekleşen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren <strong>Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, “Türk Nefroloji Derneği </strong>olarak halkımızın bilinçlenmesi, meslektaşlarımızın en yüksek düzeyde bilimsel bilgilerle donanması ve bunu sağlık hizmetine yansıtmalarına yönelik çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Ülkemizde her yıl 10.000’den fazla hasta diyaliz tedavilerine başlamakta ve bu sayının giderek artmasından endişe duymaktayız. Ülke olarak, bu konuda özellikle de toplumsal bilinç oluşturmak için kapsamlı ve uzun soluklu çalışmalara ihtiyaç duymaktayız” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri, Sağlık Bakanlığı Araştırma, Geliştirme ve Sağlık Teknolojisi Değerlendirme Daire Başkanlığı’ndan Olgun Şener, Vantive Pazar Erişim ve Kurumsal İlişkiler Yöneticisi Volkan Doğan, T.C. Sağlık Bakanlığı Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Daire Başkanı Prof. Dr. Erkan Ölçücüoğlu</strong>’nun katılımı ile gerçekleşen Sağlık Politikaları Zirvesi’nde, böbrek sağlığı konusu tüm boyutları ile ele alınırken, Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı’nda ise böbrek sağlığına yönelik olarak, önleyici ve koruyucu hekim hizmetleri noktasında çok önemli bilgilere yer verildi.</p>
<p>TND Yönetim Kurulu üyelerinden <strong>Prof.Dr. Aydın Türkmen</strong>, böbrek nakline verilen önemin arttırılması, <strong>Prof.Dr.Ercan Ok</strong>, tuz tüketimine dikkat edilmesi, <strong>Prof.Dr. Özkan Güngör</strong>, ülkemizde nefrolog sayısının giderek azalması ve bunun nedenleri, <strong>Prof.Dr. Galip Güz</strong>, obezite, diyabet ve KBH ilişkisi, <strong>Prof.Dr. Şükrü Ulusoy</strong>, hipertansiyon kontrolü, <strong>Prof.Dr. İsmail Koçyiğit</strong>, periton diyalizi, <strong>Prof.Dr. Elif Arı Bakır</strong>, diyabetik böbrek hastalığı açıklamalarda bulundu. Yine Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden <strong>Prof.Dr.Şehsuvar Ertürk</strong>’de KBH’nin erken teşhisine vurgu yaptı.</p>
<p>&#8220;Hastaları Hastaneye Değil, Tedaviyi Evlere Taşıyoruz&#8221;<em><strong> </strong></em></p>
<p>Konuşmasında, böbrek sağlığının iyileştirilmesine yönelik <strong>Vantive</strong>’in çözüm ve bilinçlendirme yaklaşımlarına vurgu yapan <strong>Vantive Ülke Müdürü Fuat Çukadar </strong>ise “Türkiye’de diyaliz tedavisine başlayan her hastanın zihninde aynı korku belirir: ‘Artık haftamın üç günü hastanede geçecek.’ Bu inanış, maalesef pek çok hastamızın tedaviden uzak durmasına ya da yaşam kalitesinden ciddi ödünler vermesine yol açıyor. Oysa bugün bu tablo köklü biçimde değişti. Evde diyaliz; bir hayal değil, binlerce hastamızın her gün yaşadığı somut ve erişilebilir bir gerçektir. <strong>Vantive </strong>olarak geliştirdiğimiz ileri teknoloji sayesinde hastalarımız çocuklarını okula uğurlayabilir, seyahat edebilir, çalışmaya devam edebilir; kısacası yaşamlarının kontrolünü yeniden ellerine alabilir. Böbrek hastalığı, bir insanın hayatını durma noktasına getirmek zorunda değil. Periton diyalizi başta olmak üzere sunduğumuz evde tedavi seçenekleri, hastalarımıza yalnızca bir tedavi yöntemi değil, özgürlüklerini geri veriyor. Misyonumuz açık ve nettir: Tedaviyi hastanın hayatına entegre etmek; hastanın hayatını tedavinin etrafında şekillendirmek zorunda bırakmamak.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-kisiden-biri-bobrek-hastasi-619849">Türkiye&#8217;de Her 7 Kişiden Biri Böbrek Hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir. Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır.  Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. </p>
<p>Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir:</p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketimi:</strong> Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller.</li>
<li> <strong>Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek:</strong> İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır.</li>
<li><strong>Düzenli Taramalar:</strong> Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır.</li>
<li><strong>Kan Şekeri Kontrolü:</strong> Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır.</li>
<li><strong>Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması:</strong> Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır.  Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır.</li>
<li><strong>Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak:</strong> Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır.</li>
<li><strong>Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak:</strong> Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar.</li>
<li><strong>Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü:</strong> Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Böbrek Günü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-bobrek-gunu-2-619643</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[nakli]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619643</guid>

					<description><![CDATA[<p>12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’deki kronik böbrek hastalığı tablosunun ciddiyetine dikkat çekerek organ bağışı ve erken tanının hayati önemini vurguladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-bobrek-gunu-2-619643">Dünya Böbrek Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’deki kronik böbrek hastalığı tablosunun ciddiyetine dikkat çekerek organ bağışı ve erken tanının hayati önemini vurguladı. </p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE 10 MİLYON KİŞİ RİSK ALTINDA</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı %16 seviyesine ulaşmıştır. Bu istatistik, yaklaşık 10 milyon vatandaşımızın böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Hastalığın sinsi ve ilerleyici (progresif) karakterine değinen Türkmen, erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini belirterek vatandaşları düzenli kontrol yaptırmaya davet etti. Hastalık böbrek fonksiyonlarının %15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında, hastalar için hayati seçeneklerin diyaliz veya organ nakli olduğunu belirten Türkmen, şu verileri paylaştı: &#8220;Türkiye’de her yıl yaklaşık 13 bin yeni hasta diyaliz sistemine eklenirken, yıllık nakil sayısı 3.500 civarında kalmaktadır. Organ nakli, hastaya sadece yüksek bir yaşam kalitesi sunmakla kalmaz, aynı zamanda diyalize oranla yaşam süresini de anlamlı ölçüde uzatır.&#8221;</p>
<p><strong>ORGAN BAĞIŞINDA KADAVRA EKSİKLİĞİ VE BATI İLE UÇURUM</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin organ nakli cerrahisindeki başarısına rağmen bağış oranlarında istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Türkmen, kadavra bağışının yetersizliğine dikkat çekti. Batı ülkelerinde nakillerin %90&#8217;ı kadavradan (beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden) yapılırken, Türkiye&#8217;de bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin %90&#8217;ının canlı donörlerden sağlandığını belirtti. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye&#8217;de 5 iken, ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olması, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p>Donör sıkıntısını aşmak için &#8220;Çapraz Nakil&#8221; (Takas Nakli) sisteminin önemine değinen Prof. Dr. Türkmen, doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının nakil sayılarını en az %10 artıracağını ifade etti. Ayrıca, yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir adım olduğunu, ancak toplumsal kabulün de eş zamanlı geliştirilmesi gerektiğini ekledi.</p>
<p><strong>BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ: NAKİLLİ ANNELER</strong></p>
<p>Organ naklinin sadece bir tedavi değil, hayata yeniden dönüş olduğunu belirten Türkmen, diyaliz aşamasında anne olma şansı biyolojik olarak çok düşük olan kadın hastaların, başarılı bir nakil sonrası sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini müjdeledi. Türkmen, klinik bünyesinde takip edilen ve nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu, bu durumun organ bağışının toplumsal en somut meyvesi olduğunu ifade etti.</p>
<p>Sonuç olarak; erken tanı, bağış bilinci, nakil sonrası titiz takip ve merkezlerin &#8220;sağ kalım oranları&#8221; üzerinden sıkı denetlenmesi, Türkiye’nin böbrek sağlığı politikasının temel taşlarını oluşturmalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-bobrek-gunu-2-619643">Dünya Böbrek Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi. Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara değinen Karasoy, “Diyaliz hastaları sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir. Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır. Diyabet ve hipertansiyon kontrolü sağlanması önemlidir. Seanslara düzenli katılım göstermelidir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, 12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, diyaliz tedavisine ilişkin bilgi verdi ve diyaliz hastalarının dikkat etmesi gerekenlerle ilgili tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik böbrek hastalığı sessiz ilerliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, kronik böbrek hastalığının, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, erken dönemde belirti vermediği için “sessiz ilerleyen” önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin en sık olarak son dönem kronik böbrek yetmezliği olan hastalara uygulandığını belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Bunun yanında bazı akut böbrek yetmezliği durumlarında da geçici olarak diyaliz gerekebilir. Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve genetik böbrek hastalıkları, kronik böbrek yetmezliğinin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Böbrek fonksiyonları azaldığında diyaliz tedavisi uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin “böbreklerin süzme görevini yeterli düzeyde yerine getiremediği durumlarda, kandaki zararlı atık maddelerin ve fazla sıvının vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan bir tedavi yöntemi” olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Böbrekler normalde kandaki toksinleri temizler, sıvı-elektrolit dengesini sağlar ve asit-baz dengesini düzenler. Böbrek fonksiyonları ciddi düzeyde azaldığında ise diyaliz tedavisi devreye girer” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz yaşam kalitesini artırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağlar ve yaşam süresini uzatır. Ancak tedavi haftada birkaç gün düzenli seans gerektirdiği için hastanın sosyal yaşamını, çalışma hayatını ve psikolojik durumunu etkileyebilir. Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşım, hasta eğitimi ve aile desteği büyük önem taşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz hastaları bu noktalara dikkat etmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara da işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy,bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Diyabet ve hipertansiyon kontrolünü sağlamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Seanslara düzenli katılım göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Fistül veya kateter bakımına özen göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Düzenli hekim kontrollerini aksatmamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Böbrek sağlığını korumanın önemine işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, böbrek sağlığını korumak için sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi, kan basıncının kontrolü, düzenli egzersiz tavsiyesinde bulundu ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Toplumsal farkındalık çağrısında bulundu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, her yıl mart ayının ikinci perşembe günü kutlanan Dünya Böbrek Günü’nde böbrek sağlığı konusunda bilinçli olma çağrısında bulunarak şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Erken tanı hayat kurtarır. Basit kan ve idrar testleri ile böbrek hastalıkları erken dönemde tespit edilebilir. Diyabet, hipertansiyon hastaları, ailesinde böbrek hastalığı olanlar gibi risk grubundaki bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önerilmektedir. 12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle toplumumuzu böbrek sağlığı konusunda bilinçli olmaya ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeye davet ediyoruz.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Böbrek taşımı düşürdüm&#8221; diyenler dikkat! Bu hatanız…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasimi-dusurdum-diyenler-dikkat-bu-hataniz-619402</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyenler]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düşürdüm]]></category>
		<category><![CDATA[hatanız]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[taşımı]]></category>
		<category><![CDATA[taşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda böbrek taşından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasimi-dusurdum-diyenler-dikkat-bu-hataniz-619402">&#8220;Böbrek taşımı düşürdüm&#8221; diyenler dikkat! Bu hatanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda böbrek taşından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Genetik yatkınlığın yanı sıra, yetersiz su tüketimi, aşırı tuzlu ve protein ağırlıklı beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, obezite ve bilinçsiz takviye kullanımı gibi etkenlerin de böbrek taşının görülme sıklığında artışa neden olduğunu belirten <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Caner Baran</strong> “Böbrek taşı geçici bir ağrı problemi değildir, doğru takip edilmediğinde kalıcı böbrek hasarına neden olabilir. Erken tanı ve bilinçli takip ile böbrek kaybı önlenebilir. Ancak sağlıksız yaşam alışkanlıklarının yanı sıra toplumda doğru sanılan bazı yanlış bilgiler de ne yazık ki böbreklerimize büyük zarar veriyor hatta böbreklerin zamanla kaybedilmesine yol açabiliyor” diyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Baran, <strong>12 Mart Dünya Böbrek Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada toplumda doğru sanılan 10 yanlışı ve doğrularını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Böbrek taşı sadece şiddetli ağrı yaparsa tehlikelidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Ağrısız taşlar da böbreğe zarar verebilir. Sessiz taşlar hiç ağrı yapmadan zamanla böbrek fonksiyonunu bozabilir. Hatta staghorn (geyik boynuzu) tipindeki taşlar sessizce büyük boyutlara ulaşıp böbreklerde kalıcı hasara neden olabilir. Bu nedenle düzenli takip önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Bira içmek böbrek taşını düşürür: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Toplumda yaygın olan bu inanış bilimsel olarak doğru olmadığı gibi tehlikelidir. Taş tedavisinde bira vb hiçbir alkolün yeri yoktur. Bira sıvı içerdiği için idrar miktarını geçici olarak artırabilir ancak içeriğindeki alkol vücudu susuz bırakabilir ve böbrek sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca alkol bazı taş türlerinde (özellikle ürik asit taşlarında) risk faktörlerini artırabilir. Su en doğru tercihtir.  </p>
<ul>
<li><strong>Taş varsa mutlaka şiddetli ağrı yapar: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Her taş ağrı yapmaz; sessiz taşlar da takip edilmelidir. Böbrekte sabit duran ve idrar kanallarında tıkanıklığa neden olmayan taşlar çoğu zaman hiç belirti vermeyebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Bol su içmek tüm taşları düşürür: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Az su içmek böbrek taşı riskini artırır ama böbrek taşı oluşumunda genetik, beslenme alışkanlıkları ve metabolik faktörler de etkilidir. <strong>Bol su içmek tüm taşları düşürmez. Küçük taşların düşmesine yardımcı olabilir ama taş boyutu büyüdükçe taşın düşmesi zorlaşır. Sıvı tüketimi destekleyicidir ancak taşın boyutu ve yeri tedavi yöntemini belirler.</strong></p>
<ul>
<li><strong>Tüm taşlar kendiliğinden düşer: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Caner Baran “Büyük taşların idrar kanalından geçmesi mümkün olmadığı için genellikle müdahale gerektirir. Bazı taşlar özellikle 5-6 mm’den büyük olanlara cerrahi ya da girişimsel tedavi yapılması zorunludur” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Taş ağrısı geçti ise taş kesin düşmüştür: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Taş ağrısı genellikle idrar kanalının bir yerinde tıkanıklığa bağlı idrar akımının durmasından kaynaklanır. Taş yer değiştirdiğinde veya idrar yolundaki tıkanıklık azaldığında ağrı geçebilir. Ancak bu, taşın düştüğü anlamına gelmez; görüntülemeyle doğrulanmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Taş kırdırmak böbreğe zarar verir: YANLIŞ!</strong><br /> </li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Doğru hasta seçimi ile uygulanan tedaviler böbreğe kalıcı zarar vermez. Uygun hastada yapılan taş kırma işlemi güvenlidir.</p>
<ul>
<li><strong>T<strong>aş ameliyatı açık cerrahidir ve çok zordur: YANLIŞ!</strong></strong> <br /> </li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Günümüzde çoğu taş kapalı (endoskopik/lazer) yöntemlerle tedavi edilir. Açık cerrahi uygulamaları neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Endoskopik ameliyatlar hastaların normal hayata hızlıca dönmelerini çok kolaylaştırır. Modern taş cerrahisi minimal invazivdir ve iyileşme süresi kısadır.</p>
<ul>
<li><strong>Bir kez taş düşürdüm/ ameliyat oldum tekrar taş oluşmaz: YANLIŞ!</strong> <br /><strong>DOĞRUSU</strong>: Taşı düşürmek sürecin sonu değil, başlangıcıdır. Taşın içeriği analiz edilmeden ve metabolik değerlendirme yapılmadan tekrar riskini azaltmak mümkün değildir. Taş analizi, 24 saatlik idrar incelemesi ve gerekli kan testleri ile kişiye özel önleyici plan yapılmalıdır. Ameliyat da mevcut taşı temizler ancak yeni taş oluşumunu engellemez. Ameliyat sonrası metabolik değerlendirme ve yaşam tarzı düzenlemesi gerekir.</li>
<li><strong>Bitkisel ürün kullandım, taşım hemen eriyip düştü: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Böbreklerdeki taşları hızlı bir şekilde, direkt olarak eriten herhangi bir tedavi (bitkisel ya da medikal) olmadığını belirten Doç. Dr. Baran şöyle konuşuyor: “Halk arasında sıkça önerilen bitkisel ürünlerin böbrek taşını erittiğine dair güçlü bilimsel kanıt yoktur. Bu ürünler “doğal” olarak pazarlansa da içerikleri standart değildir ve yüksek miktarda tüketildiklerinde; mide-bağırsak sorunlarına, elektrolit dengesizliklerine, karaciğer veya böbrek üzerinde yük artışına, tansiyon değişikliklerine neden olabilirler. Böbrek taşı tedavisi ve önlenmesi bilimsel değerlendirme ile planlanmalıdır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasimi-dusurdum-diyenler-dikkat-bu-hataniz-619402">&#8220;Böbrek taşımı düşürdüm&#8221; diyenler dikkat! Bu hatanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Böbrek Günü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-bobrek-gunu-618991</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 15:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[nakli]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618991</guid>

					<description><![CDATA[<p>12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’deki kronik böbrek hastalığı tablosunun ciddiyetine dikkat çekerek organ bağışı ve erken tanının hayati önemini vurguladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-bobrek-gunu-618991">Dünya Böbrek Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’deki kronik böbrek hastalığı tablosunun ciddiyetine dikkat çekerek organ bağışı ve erken tanının hayati önemini vurguladı. </p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE 10 MİLYON KİŞİ RİSK ALTINDA</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı %16 seviyesine ulaşmıştır. Bu istatistik, yaklaşık 10 milyon vatandaşımızın böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Hastalığın sinsi ve ilerleyici (progresif) karakterine değinen Türkmen, erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini belirterek vatandaşları düzenli kontrol yaptırmaya davet etti. Hastalık böbrek fonksiyonlarının %15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında, hastalar için hayati seçeneklerin diyaliz veya organ nakli olduğunu belirten Türkmen, şu verileri paylaştı: &#8220;Türkiye’de her yıl yaklaşık 13 bin yeni hasta diyaliz sistemine eklenirken, yıllık nakil sayısı 3.500 civarında kalmaktadır. Organ nakli, hastaya sadece yüksek bir yaşam kalitesi sunmakla kalmaz, aynı zamanda diyalize oranla yaşam süresini de anlamlı ölçüde uzatır.&#8221;</p>
<p><strong>ORGAN BAĞIŞINDA KADAVRA EKSİKLİĞİ VE BATI İLE UÇURUM</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin organ nakli cerrahisindeki başarısına rağmen bağış oranlarında istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Türkmen, kadavra bağışının yetersizliğine dikkat çekti. Batı ülkelerinde nakillerin %90&#8217;ı kadavradan (beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden) yapılırken, Türkiye&#8217;de bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin %90&#8217;ının canlı donörlerden sağlandığını belirtti. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye&#8217;de 5 iken, ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olması, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p>Donör sıkıntısını aşmak için &#8220;Çapraz Nakil&#8221; (Takas Nakli) sisteminin önemine değinen Prof. Dr. Türkmen, doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının nakil sayılarını en az %10 artıracağını ifade etti. Ayrıca, yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir adım olduğunu, ancak toplumsal kabulün de eş zamanlı geliştirilmesi gerektiğini ekledi.</p>
<p><strong>BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ: NAKİLLİ ANNELER</strong></p>
<p>Organ naklinin sadece bir tedavi değil, hayata yeniden dönüş olduğunu belirten Türkmen, diyaliz aşamasında anne olma şansı biyolojik olarak çok düşük olan kadın hastaların, başarılı bir nakil sonrası sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini müjdeledi. Türkmen, klinik bünyesinde takip edilen ve nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu, bu durumun organ bağışının toplumsal en somut meyvesi olduğunu ifade etti.</p>
<p>Sonuç olarak; erken tanı, bağış bilinci, nakil sonrası titiz takip ve merkezlerin &#8220;sağ kalım oranları&#8221; üzerinden sıkı denetlenmesi, Türkiye’nin böbrek sağlığı politikasının temel taşlarını oluşturmalıdır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-bobrek-gunu-618991">Dünya Böbrek Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik Böbrek Hastalığında Kadın Olmak: Görünmeyen Yükler, Sessiz Mücadeleler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-kadin-olmak-gorunmeyen-yukler-sessiz-mucadeleler-618068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[Dominant]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[yükler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Karakan, 8 Mart’ın kadınların görünmeyen sağlık yüklerini konuşmak için önemli bir fırsat olduğunu belirterek değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “8 Mart, kadınların yaşamın her alanındaki varlığını ve mücadelesini hatırladığımız çok kıymetli bir gün.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-kadin-olmak-gorunmeyen-yukler-sessiz-mucadeleler-618068">Polikistik Böbrek Hastalığında Kadın Olmak: Görünmeyen Yükler, Sessiz Mücadeleler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Karakan, 8 Mart’ın kadınların görünmeyen sağlık yüklerini konuşmak için önemli bir fırsat olduğunu belirterek değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “8 Mart, kadınların yaşamın her alanındaki varlığını ve mücadelesini hatırladığımız çok kıymetli bir gün. Ben bugün, kadınların hem bedenleri hem de ruhlarıyla taşıdıkları bir yük olan genetik hastalıklara dikkat çekmek istiyorum. Çünkü genetik hastalıklar yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda derin bir psikososyal boyuta da sahiptir.”</p>
<p><strong>Her 10 Diyaliz Hastasından 1’i Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı Nedeniyle Böbrek Yetmezliği Yaşıyor</strong></p>
<p>Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı; böbreklerde çok sayıda kistin ilerleyici biçimde büyümesiyle seyreden, zamanla böbrek yetmezliğine yol açabilen ve toplumda en sık görülen kalıtsal hastalıklardan biridir. Prof. Dr. Karakan hastalık ve tedavi ile ilgili şunların altını çizdi: “Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığının günümüzde artık tedavisi mümkün. Uygun evrede tanı alan hastaların ilaç tedavisi ile hastalık sürecini yavaşlatabiliyoruz. Buna rağmen bilgi eksikliği ile diyaliz tedavisi alan her 10 hastadan biri bu hastalık nedeniyle böbrek yetmezliği tanısı almakta.”</p>
<p>Hastalığın otozomal dominant kalıtım göstermesi nedeniyle, hastalığı taşıyan bir ebeveynin çocuğuna hastalığı aktarma riski yüzde 50’dir. Prof. Dr. Karakan, bu bilginin özellikle anneler üzerinde ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Kadınlar bir yandan kendi sağlık süreçlerini; hipertansiyon, kronik ağrı ve böbrek fonksiyon kaybı gibi sorunları yönetmeye çalışırken, diğer yandan çocuklarına hastalığı aktarma ihtimaliyle yüzleşiyor. Araştırmalar, hastaların yüzde 62’sinin bu nedenle yoğun bir suçluluk duygusu yaşadığını gösteriyor. Bu suçluluk duygusu, bazı kadınların anne olma kararını dahi yeniden gözden geçirmesine yol açabiliyor.”</p>
<p><strong>Genetik Hastalıklarda Toplumsal Baskı Özellikle Kadınlara Yöneliyor </strong></p>
<p>Genetik hastalıklar hem anneden hem babadan aktarılabilmesine rağmen, toplumsal baskının çoğu zaman kadına yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Karakan, kadınların evlilik ve annelik kararları üzerinden sorgulanabildiğini belirtti.</p>
<p>Genetik hastalığı olan bir çocuğun bakım sorumluluğunu üstlenen kadınların iş yaşamından uzaklaşabildiğini, sosyal olarak yalnızlaşabildiğini ve tükenmişlik yaşayabildiğini söyleyen Karakan, kronik hastalıkla yaşamanın depresyon ve anksiyete riskini de artırdığına dikkat çekti: “Kadınlar çoğu zaman hem kendi hastalıklarıyla hem de ailelerinin kaygısıyla aynı anda mücadele ediyor” dedi.</p>
<p> <strong>Çözüm: Multidisipliner Destek ve Toplumsal Farkındalık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şebnem Karakan, bu yükün hafifletilebilmesi için şu adımların atılması gerektiğini vurguladı:</p>
<ul>
<li>Genetik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması</li>
<li>Gebelik öncesi ve sonrası multidisipliner destek sağlanması</li>
<li>Psikososyal destek mekanizmalarının standart hale getirilmesi</li>
<li>Eşlerin ve aile bireylerinin sürece aktif katılımının teşvik edilmesi</li>
<li>Toplumsal farkındalık kampanyaları ile doğru bilginin yaygınlaştırılması</li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Karakan sözlerine şöyle devam etti: “Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı yalnızca böbrekleri etkileyen bir hastalık değildir. Kadının bedenini, ruhunu, annelik kimliğini ve sosyal yaşamını da etkileyen çok boyutlu bir durumdur” diyen Karakan, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Genetik hastalıklar biyolojik bir gerçektir; ancak kadınlara yüklenen sosyal ve psikolojik baskı değiştirilebilir bir toplumsal tutumdur. Kadını suçlayan değil destekleyen, yalnız bırakan değil güçlendiren, korku üreten değil bilgi sunan bir yaklaşımı benimsemek zorundayız. Kadınların güçlü varlığını yalnızca 8 Mart’ta değil, yılın her günü desteklemek hepimizin sorumluluğudur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-kadin-olmak-gorunmeyen-yukler-sessiz-mucadeleler-618068">Polikistik Böbrek Hastalığında Kadın Olmak: Görünmeyen Yükler, Sessiz Mücadeleler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 08:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[lerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Nefrolog Prof. Dr. Kültigin Türkmen, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı’nın (ODPKD) toplumda sanılandan daha yaygın görülen, ancak farkındalığı hâlâ yeterli olmayan ciddi bir genetik hastalık olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286">Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Nefrolog Prof. Dr. Kültigin Türkmen</strong>, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı’nın (ODPKD) toplumda sanılandan daha yaygın görülen, ancak farkındalığı hâlâ yeterli olmayan ciddi bir genetik hastalık olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>“<strong>ODPKD, böbreklerde çok sayıda sıvı dolu kistin oluşmasıyla seyreden, kalıtsal ve ilerleyici bir hastalıktır. Dünya genelinde her 400–1000 doğumdan birinde görülür ve diyaliz ya da böbrek nakli gerektiren son dönem böbrek yetmezliğinin en önemli dört nedeninden biridir</strong>” diyen Prof. Dr. Türkmen, hastalığın erken dönemde tanınmasının kritik önem taşıdığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Genetik Bir Miras</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen, hastalığın tamamen genetik geçişli olduğunu belirterek şu bilgileri paylaşıyor:<br />“<strong>Vakaların yaklaşık %85’i PKD1, %15’i ise PKD2 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. PKD1 mutasyonu olan hastalarda hastalık daha erken yaşta ve daha ağır seyrederken, PKD2 mutasyonu olanlarda genellikle daha yavaş ilerler</strong>.”</p>
<p>Türkmen’e göre, kişi bu genetik yatkınlıkla doğsa da kistlerin oluşumu için yaşam boyunca hücrelerde ikinci bir tetikleyici mekanizmanın devreye girmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Sadece Böbrekleri Değil, Tüm Vücudu Etkiliyor</strong></p>
<p>“<strong>ODPKD yalnızca bir böbrek hastalığı değildir; tüm vücudu etkileyen sistemik bir hastalıktır</strong>” diyen Prof. Dr. Türkmen, böbrek yetmezliği gelişmeden çok önce hastaların önemli bir kısmında <strong>yüksek tansiyon</strong> görüldüğünü belirtiyor.</p>
<p>Hastalığın böbreklerle ilişkili en sık belirtileri arasında:</p>
<ul>
<li>Kronik bel ve yan ağrısı,</li>
<li>İdrarda kanama ve enfeksiyon atakları,</li>
<li>Böbrek taşı oluşumu bulunuyor.</li>
</ul>
<p>Böbrek dışı bulgulara da dikkat çeken Türkmen, “<strong>Karaciğer kistleri en sık görülen böbrek dışı bulgudur. Ayrıca bazı hastalarda beyin damarlarında anevrizma riski ve kalp kapakçığı sorunları görülebilir. Bu nedenle hastalar çok yönlü değerlendirilmelidir</strong>” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Tanı Basit, Takip Hayati</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen’e göre ODPKD tanısı çoğu zaman ultrason ile konulabiliyor.<br />“<strong>Manyetik rezonans (MR) görüntüleme, böbrek hacmini ölçerek hastalığın ne kadar hızlı ilerleyeceğini öngörmemizi sağlar. Aile öyküsü olmayan ya da tanısı netleşmeyen hastalarda genetik testler önemli bir destek sağlar</strong>” diyor.</p>
<p><strong>Hastalığın Seyri Değiştirilebiliyor</strong></p>
<p>ODPKD’yi tamamen ortadan kaldıran bir tedavi henüz bulunmasa da, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Türkmen, şu noktalara dikkat çekiyor:</p>
<p>“<strong>Bol su tüketimi, tuz kısıtlaması ve tansiyonun sıkı kontrolü tedavinin temelini oluşturur. Bunun yanı sıra, uygun hastalarda kullanılan Tolvaptan tedavisi, böbrek hacmindeki artışı yavaşlatır ve böbrek fonksiyon kaybını geciktirebilir</strong>.”</p>
<p>Türkmen, Tolvaptan tedavisi sırasında hastaların düzenli olarak izlenmesi gerektiğini belirterek, “<strong>Sık idrara çıkma ve susuzluk hissi görülebilir; nadiren karaciğerle ilgili yan etkiler ortaya çıkabileceği için düzenli kan testleri büyük önem taşır</strong>” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Geleceğe Umutla Bakılıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen, tıp dünyasında ODPKD’ye yönelik yaklaşımın hızla değiştiğini vurguluyor: “<strong>Gelecekte her hastanın genetik yapısına uygun kişiselleştirilmiş tedavilerle, bu hastalıkla yaşayan bireylerin yaşam kalitesini çok daha ileriye taşımayı hedefliyoruz</strong>.”</p>
<p>Son olarak toplumsal farkındalığın önemine dikkat çeken Türkmen, şu mesajla sözlerini tamamlıyor: <strong>“Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ODPKD ile yaşamak mümkündür.”</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286">Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[mineral]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor. Böbrek taşı hastalığının artık genç erişkinlerde hatta 20’li yaş grubunda da sık görüldüğünü belirten <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Tokuç</strong> “Hastaların sıklıkla ‘hayatımda yaşadığım en şiddetli ağrı’ diye tanımladığı böbrek taşını, özellikle kış aylarında sık yapılan bazı hatalar ciddi şekilde artırabiliyor” diyor. Buna karşın alınacak basit ama etkili önlemlerle böbrek taşı riskini azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tokuç “Böbrek taşı hastalığı, doğru yaşam tarzı değişiklikleri ve bilinçli yaklaşımlarla büyük ölçüde önlenebilir. Özellikle vitamin, mineral ve besin takviyeleri konusunda “ne kadar çok, o kadar iyi” anlayışı yerine, kişiye özel ve hekim kontrolünde kullanım esas alınmalıdır. Böbrek sağlığını korumanın yolu, doğru bilgiye dayanarak atılan küçük ama etkili adımlardan geçer” diyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Tokuç kışın böbrek taşına yol açabilen 3 kritik hatayı ve böbrek taşına karşı basit ama etkili önlemleri anlattı,  önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Kışın yeterli su içilmemesi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havada susama hissi azalır. Ancak az su içmek idrarın yoğunlaşmasına neden olur. Yoğunlaşan idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşturan maddeler daha kolay kristalleşir. Yapılan bilimsel çalışmalar; günlük idrar hacmi azaldıkça taş riskinin belirgin şekilde arttığını göstermektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Günde en az 2 litre su için</strong></p>
<p>Böbrek taşı oluşumunu önlemenin en temel yolu yeterli sıvı alımıdır. Bu nedenle özellikle kış mevsiminde gün içinde susamayı beklemeden ortalama en az 2 litre su tüketmek kritik önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Bilinçsiz vitamin ve mineral takviyesi kullanımı: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Son yıllarda bağışıklık sistemini güçlendirmek, yorgunluğu azaltmak ya da “daha sağlıklı olmak” amacıyla vitamin ve mineral takviyelerinin kullanımı belirgin şekilde artmıştır. Ancak bu ürünler tamamen masum değildir. Özellikle kontrolsüz, yüksek dozda ve uzun süreli kullanım böbrek taşı oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ‘bitkisel’ olması böbreklere zarar vermeyeceği anlamına gelmez, aksine yüksek yük oluşturabilir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Önce vitamin ve mineral değerlerinizi ölçtürün</strong></p>
<p>Vitamin ve mineral takviyeleri, mutlaka <strong>kişinin yaşına, eşlik eden hastalıklarına, kullandığı ilaçlara ve böbrek taşı öyküsüne göre</strong> planlanmalıdır. Takviye kullanımı öncesinde hekim görüşü almak, gerekiyorsa kan ve idrar tetkikleriyle ihtiyaç ve dozun belirlenmesi, böbrek taşı riskini azaltmak açısından son derece önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Aşırı tuz ve hayvansal protein tüketimi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Aşırı tuz tüketimi, idrarla kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumunu kolaylaştırır. Kırmızı et ağırlıklı beslenme de, idrarda taş yapıcı maddelerin artmasına yol açabilir. Bunların yanında, son dönemde spor yapan bireylerin kas gelişimini hızlandırmak açısından kullandıkları protein tozlarının uzun dönem, yanlış ve bilinçsiz kullanımı da böbrek taşlarının gelişiminde rol oynayabilmektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> <strong>Aşırı tuz ve protein tüketiminden kaçının</strong></p>
<p>Dengeli, tuzdan fakir ve sebze-meyve ağırlıklı bir beslenme düzeni böbrek taşı riskini azaltmada önemli rol oynar. Günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesi, hayvansal proteini abartmadan tüketmek, bitkisel protein kaynaklarına (baklagiller vb) yer vermek ve protein takviyelerini mutlaka bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda uzman önerisiyle kullanmak gerekir. </p>
<p><strong>xxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşım çok önemli!</strong></p>
<p>Böbrek taşlarının içeriklerine göre farklılık gösterdiğini ve her taş tipi için önerilerin aynı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Emre Tokuç şöyle konuşuyor: “Bu nedenle “herkese uyan tek bir diyet” yaklaşımı doğru değildir. Taş analizi yapılan hastalarda, taşın tipine göre kişiye özel beslenme ve korunma önerileri planlanmalıdır. Kulaktan dolma bilgiler yerine bireysel risk faktörlerine göre hareket edilmelidir. Daha önce böbrek taşı düşürmüş veya taş tedavisi görmüş kişilerde tekrar taş oluşma riski yüksektir. Bu hastaların düzenli aralıklarla üroloji kontrolüne gitmesi, gerekli tetkiklerin yapılması ve koruyucu önlemlerin gözden geçirilmesi önemlidir. Erken dönemde fark edilen taşlar, çoğu zaman daha basit yöntemlerle tedavi edilebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[taşından]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613656</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor. Küresel bir salgın olarak da nitelenen böbrek taşı; bölgesel faktörler, hareketsiz yaşam, yetersiz sıvı alımı, gereğinden fazla protein &#8211; tuz tüketimi ve fazla kilolardan kaynaklanıyor. Kadınlarda da sık rastlanmaya başlayan böbrek taşı, zamanında tedavi edilmediği takdirde böbrek yetmezliği gibi hayati risklerle sonuçlanan rahatsızlıklara neden olabiliyor. Doğum sancısına benzer ağrılarla kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen böbrek taşları, lazerli ve robotik cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek hastanın aynı gün taburcu olması sağlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Yanaral, böbrek taşlarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Ülkemizde her 100 kişiden 15’inde böbrek taşı görülüyor</strong></p>
<p>Dünya genelinde böbrek taşı görülme sıklığı %5-15 arasındayken, Türkiye’de bu oran %15 seviyelerine kadar çıkmaktadır. Yani ülkemizde her 100 kişiden yaklaşık 15’i hayatının bir döneminde bu ağrılı süreçle tanışma riski altındadır. Bu yüksek oranın nedenlerini üç ana başlıkta açıklayabiliriz:</p>
<ul>
<li><strong>Sıcak İklim:</strong> Türkiye, dünyada &#8220;taş kuşağı&#8221; olarak adlandırılan riskli bölgededir. Artan hava sıcaklıkları vücutta sıvı kaybını artırırken, idrarın yoğunlaşmasına ve kristallerin çökmesine neden olur.</li>
<li><strong>Beslenme Hataları:</strong> Aşırı tuz tüketimi (Türkiye&#8217;de günlük ortalama tuz tüketimi önerilenin iki katıdır) ve hayvansal proteinden zengin beslenme, kalsiyum dengesini bozarak taş oluşumunu tetikler.</li>
<li><strong>Genetik Faktörler:</strong> Ailesinde taş öyküsü olanlarda risk %30 daha fazladır. </li>
</ul>
<p><strong>Tedavi edilmeyen taş böbrek yetmezliğine neden olabilir</strong></p>
<p>Böbrek taşının en önemli ve en sık belirtisi sırt ve bel ağrısıdır. Taşın olduğu böbrek tarafındaki uzun süren ağrılar ya da bıçak saplanır tarzdaki şiddetli ağrılar ile kendisini belli etmektedir. Ayrıca idrar yaparken yanma, idrar renginde değişiklik, bulantı, kusma ve ateş de böbrek taşının belirtisi olabilir. Bir böbrek taşı tespit edildiğinde, tedavi planlamasındaki en önemli faktör taşın boyutu ve böbrekteki yeridir. Taşın boyutu ne kadar büyükse, hastanın taşı kendiliğinden düşürme şansı o kadar azdır. Tıbbi cihazlardaki ve lazer teknolojisindeki gelişmeler sayesinde böbrek taşlarının cerrahi tedavisinde artık kapalı endoskopik yöntemler kullanılmaktadır. </p>
<p><strong>Böbrek taşları bıçaksız ve izsiz tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Artık böbrek taşları için &#8220;açık ameliyat&#8221; tercih edilmemektedir. Özellikle endoskopik aletler ve lazer teknolojisindeki gelişmeler böbrek taşı tedavisini kolaylaştırmıştır. Son yıllarda gelişen en önemli yenilikler şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Lazer teknolojisi: </strong>Geleneksel lazerlerin yerini alan Thulium Fiber Lazer, böbrek taşı tedavisinde daha sık kullanılır hale geldi. Bu lazer taşları sadece kırmamakta, adeta &#8220;un&#8221; haline getirmektedir. Bu yöntemle hastalar, işlem sonrası büyük parçaları düşürme sancısı yaşamamaktadır. Ayrıca hızlı etkisi sayesinde operasyon sürelerini yarı yarıya kısaltmaktadır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Akıllı aspirasyon sistemleri: </strong>Artık taşlar kırılırken aynı zamanda endoskopik cihazlara entegre sistemlerle vakumlanarak temizlenir. Bu da böbreğin içinin taşsız hale getirilmesini sağlamaktadır.</li>
</ul>
<p>Bu yenilikler, endoskopik tedavileri kolaylaştırmakta ve hastalar aynı gün taburcu olabilmektedir.</p>
<p> <strong>Taştan korunmak için yaşam biçiminizi değiştirin</strong></p>
<p>Böbrek taşı tedavisinden sonra yeniden taş oluşmaması için doktor kontrollerinin yayında kişinin yaşam biçiminde de şu değişiklikleri yapması gerekir; </p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketin:</strong> Günde en az 2,5 litre su tüketin ve içine bir dilim limon atın. Limondaki sitrat taş oluşumunu engeller.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Tuzu Azaltın:</strong> Sofradan tuzluğu kaldırın ve paketli gıdalardan uzak durun.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Düzenli Egzersiz Yapın:</strong> Düzenli yürüyüş yerçekimi etkisiyle kristallerin böbrekten atılmasına yardımcı olur.</li>
<li><strong>Meyve-Sebze Ağırlıklı Beslenin:</strong> Hayvansal protein tüketimini sınırlayıp sebze ve meyve ağırlıklı beslenme alışkanlığı kazanın</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekleri]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kreatin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[uçar]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yorabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Güncel verilere göre, dünya genelinde <strong>yaklaşık 850 milyon kişi</strong> böbrek hastalığıyla mücadele ediyor. Uzmanlar, bu artışın hatalı alışkanlıklar ve çevresel etkenler sebebiyle önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağı uyarısında bulunuyor. Türkiye’de de tablo endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.<strong> </strong>Ülkemizde yaklaşık 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastası; bu rakam, her 6-7 erişkinden 1’inde görüldüğü anlamına geliyor. Genellikle belirti vermeden sinsice ilerlemesi nedeniyle çoğu zaman geç tanı konulan kronik böbrek hastalığı geri dönüşü olmayan sorunlara yol açabiliyor; böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor!  Bu özelliğiyle, dünyada <strong>ölüme neden olan hastalıklar arasında her geçen yıl üst sıralara yükseliyor</strong>. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi</strong> <strong>Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>bu nedenle böbrek sağlığında düzenli hekim kontrollerinin ve koruyucu önlemlerin yaşamsal önem taşıdığına dikkat  çekerek,  “Sağlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak, tuz tüketimini azaltmak, ilaç ve takviye ürünlerini doktor kontrolünde kullanmak, tansiyon ve kan şekeri için hekim takibinde olmak, böbreklerimizin uzun yıllar sağlıklı çalışmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca,  erken teşhis için yılda bir kez rutin ultrason taraması yapılması da son derece önemlidir” diyor. <strong>Doç.</strong> <strong>Dr. Zuhal Atan Uçar,</strong> böbreklerimizde hasar oluşturan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Diyabet: Böbrek hasarının en yaygın nedeni</strong></p>
<p>Diyabet, dünya genelinde ve ülkemizde böbrek hastalıklarının en sık görülen nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Araştırmalara göre, tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 30-40’ında böbrek hasarı gelişiyor. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, böbreklerin süzme birimi olan damarlarında yapısal hasara yol açarak, diyabetik nefropati gelişmesine sebep oluyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar,<strong>  </strong>böbreklerdeki hasar tedavi edilmediğinde ilerleyerek diyaliz tedavisi ve böbrek nakli ihtiyacına kadar ilerleyebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong> Diyabete bağlı böbrek hasarını önlemenin en etkili yolu; kan şekerinin hedef değerlerde tutulması, düzenli idrar ve kan tahlilleri ile hasarın erken dönemde saptanması. <strong> </strong>Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, erken tanı ve doğru tedaviyle böbrek yetmezliği gelişiminin yıllarca geciktirilebildiğine, hatta tamamen önlenebildiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><b> <strong>Hipertansiyon: Böbrekleri sessizce yıpratan tehlike</strong>Kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda <strong>kronik böbrek hastalığı gelişme riski 3–4 kat artıyor. </strong> Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, ancak hipertansiyonun çok yaygın  görülmesine rağmen toplum tarafından genellikle ciddiye alınmadığı uyarısında bulunarak,   “Günümüzde her 3 erişkinden 1’i tansiyon hastasıdır. Hastaların önemli bir kısmı ya tanı almamıştır ya da tedavisini düzenli olarak sürdürmemektedir. Bu durum, hipertansiyonu böbrekler için <strong>en tehlikeli risk faktörlerinden biri</strong> haline getirmektedir. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden tansiyon, tüm damarlarda olduğu gibi böbrek damarlarında da hasara yol açmaktadır” diye konuşuyor. Önlemek için: Düzenli kan basıncı takibi, tuz tüketiminin azaltılması ve tedavinin aksatılmaması, hipertansiyonun böbrekler üzerindeki yıkıcı etkilerini büyük ölçüde önleyebiliyor. A<strong>şırı tuz tüketimi: Böbrek hasarını tetikleyen önemli bir etken</strong>Aşırı tuz tüketimi, böbrek sağlığını olumsuz etkileyen <strong>önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktardan 3 kat daha fazla olduğunu hatırlatarak, “Tuz alımının artması, vücutta sıvı dengesinin bozulmasına ve tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle tansiyon ve böbrek hastalarında ciddi bir risk oluşturmaktadır” uyarısında bulunuyor. Deniz tuzu, kaya tuzu, Himalaya tuzu ya da rafine tuzun tamamının böbrekler üzerinde aynı zararlı etkilere sahip olduğuna işaret eden Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Böbrek sağlığı açısından belirleyici olan tuzun çeşidi değil, tüketilen miktarıdır. Bilimsel çalışmalar, tuz tüketiminin azaltılmasının kan basıncını düşürdüğünü ve böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlattığını göstermektedir” diyor. Önlemek için: Sağlıklı kişiler, özellikle de risk grubunda olanlar için tuz kısıtlaması, böbrek sağlığının korunmasında kilit bir rol üstleniyor.  Takviye ürünler: Böbrek sağlığı için gizli tehlikeÇok sayıda bilimsel çalışmalar; vitamin, mineral, protein tozları ile kreatin gibi takviye olarak alınan ürünlerin <strong>gereksiz ve kontrolsüz kullanımının</strong> böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini gösteriyor. Öyle ki takviye ürünleri kullanan kişilerin yaklaşık <strong>yüzde 10-20’sinin</strong> böbrek fonksiyon testlerinde klinik olarak anlamlı değişiklikler saptanmış. Bu ürünlerin, uzun  süreli kullanımında, sağlıklı kişilerde böbrek hasarı oluşturabildiği belirtiliyor. Bilimsel veriler, diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı olanlarda ürünlerin böbrek hasarını hızlandırdığını ortaya koyuyor. Önlemek için: Takviye ürünlerin ancak gerçek bir gereksinim varsa ve hekim önerisiyle kullanılmaları önem taşıyor. </b></p>
<p><strong>Obezite: Böbreklere de yük oluyor</strong></p>
<p><b>Dünyada ve ülkemizde adeta salgın boyutuna ulaşan obezitede, böbrek hastalığı 1.5-2 kat daha sık görülüyor. Her 5 kiloluk artış kronik böbrek yetmezliği riskini yüzde  20-30 oranında yükseltiyor.  Bunun nedeni ise obezitenin böbreklere <strong>hem doğrudan aşırı filtre yükü ve yağ birikimi</strong> yoluyla hem de <strong>dolaylı olarak hipertansiyon, insülin direnci ve inflamasyon</strong> üzerinden zarar vermesi. Önlemek için: Sağlıklı beslenmek ve ideal kilo aralığında olmak böbrek sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturuyor. Ağrı kesici ilaçlar: Kontrolsüz kullanımı çok riskliÇok yaygın kullanılan ve kolayca ulaşılan ilaçlar olan ağrı kesiciler böbrek dolaşımını sağlayan mekanizmalar üzerine etki ederek hem akut hem de kronik böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Çok kısa süre kullanımı bile son dönem böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Kontrolsüz alınması sağlıklı kişiler için bile sakıncalıyken, özellikle böbrek yetmezliği riski yüksek olan hipertansiyon ve diyabet hastalarında  daha büyük tehdit oluşturuyor. Önlemek için: Gerekli olduğu durumlarda, hekim kontrolünde, uygun doz ve sürede kullanılması böbrek hasarını önlüyor.  Sigara: Böbrek damarlarında hasar oluşturuyor</b></p>
<p>Sigara dumanında bulunan nikotin, karbon monoksit ve ağır metaller, tüm damarlarda olduğu gibi, böbrek damarlarında da işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Bu maddeler doğrudan böbrek dokusuna ulaşarak hücresel düzeyde de hasara neden olabiliyor. Bunların yanı sıra vücutta iltihabi yanıtı artıran ve oksidatif stresi tetikleyen bir etki oluşturabiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu faktörlerin etkisiyle sigara içen kişilerde kronik böbrek hastalığı gelişme riskinin içmeyenlere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi ek risk faktörleri olan hastalarda sigaranın böbrekler üzerindeki olumsuz etkisi daha belirgin hale gelmektedir ve son dönem böbrek yetmezliği gelişimi hızlanmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong><strong> </strong>Sigaraya hiç başlanmaması, kullanılıyorsa hemen bırakılması böbrek sağlığında büyük önem taşıyor. </p>
<p><b> </b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>C vitamininin fazlası böbrek taşı riskini artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/c-vitamininin-fazlasi-bobrek-tasi-riskini-artiriyor-607555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 09:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[vitamininin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı bir yetişkinde böbreklerden her dakika yaklaşık 1,2–1,3 litre kan geçer. Böbreklerin gün boyu vücudun ihtiyacına göre çalıştığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Böbrekler bu kanı süzer, vücut için gerekli büyük proteinleri ayırır ve süzüntü adı verilen bir sıvı oluşturur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/c-vitamininin-fazlasi-bobrek-tasi-riskini-artiriyor-607555">C vitamininin fazlası böbrek taşı riskini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Sağlıklı bir yetişkinde böbreklerden her dakika yaklaşık 1,2–1,3 litre kan geçer. Böbreklerin gün boyu vücudun ihtiyacına göre çalıştığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Böbrekler bu kanı süzer, vücut için gerekli büyük proteinleri ayırır ve süzüntü adı verilen bir sıvı oluşturur. Gün içinde yaklaşık 180 litre oluşan bu süzüntünün büyük bölümü geri alınır, atık maddeler ve sıvı fazlası ise günde yaklaşık 1,5–2 litre idrar olarak vücuttan atılır. Ancak farkında olunmadan kullanılan bazı ilaçlar ve besin destekleri bu işleyişi olumsuz etkileyebilir. Örneğin aşırı C vitamini böbrek taşı riskini, aşırı D vitamini ise dehidratasyon ve böbrek taşı riskini artırabilir” dedi.</strong></p>
<p>Ülkemizde yaklaşık 9 milyon kronik böbrek hastası bulunduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “İlaçlar ve besin destekleri de dahil olmak üzere kana karışan her madde böbreklerden geçer ve bazıları burada hasara yol açabilir. Özellikle kronik böbrek hastalığı olan ya da diyabet, hipertansiyon, kalp yetmezliği ve obezite gibi risk faktörlerine sahip kişilerin çok daha dikkatli olması önemli. Bazı ağrı kesiciler ve antibiyotikler başta olmak üzere çeşitli ilaçların kullanımı sonrasında idrar renginde değişiklik, vücutta şişlik ve idrar miktarında azalma görülmesi böbrek hasarını düşündürebilir” dedi.</p>
<p><strong>Sıvı alımı yetersizse protein tozları böbreklere zarar verebilir</strong></p>
<p>Besin takviyelerinin içeriği, kullanım dozu ve sürelerinin net olmaması ayrıca birbirleriyle ya da diğer ilaçlarla olan etkileşimlerinin bilinmemesinin sağlık problemleri doğurabileceğine dikkat çeken Atasoyu, “Bu ürünler çoğu zaman reçetesiz satılır ve sağlık uzmanına danışılmadan kullanılır. Oysa özellikle böbrek fonksiyon bozukluğu olan ya da farklı nedenlerle risk altındaki kişilerde besin takviyeleri dikkatle kullanılmalı. Örneğin sağlıklı bireylerde B ve C vitaminlerinin fazlası böbreklerden atılırken, kronik böbrek hastalarında bu maddeler vücutta birikebilir ve böbrek taşı ya da sıvı kaybı gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca protein tozu ve kreatin gibi sporcu destekleri, böbrekleri tek başına tehdit etmese de yeterli su içilmediğinde, aşırı egzersiz yapıldığında ya da böbrekleri etkileyen ilaçlarla birlikte kullanıldığında tehlikeli durumlara yol açabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye’de tuz tüketimi önerilenin üç katı</strong></p>
<p>Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalığı ve obezitesi olanlar, uzun süreli ilaç kullanmak zorunda kalanlar, yeterince su içmeyenler, ailesinde böbrek hastalığı bulunanlar ve ileri yaştaki kişilerde böbrek hastalığına yatkınlığın daha yüksek olduğunu dile getiren Atasoyu, “Kişinin kan tahlillerinin normal olması böbreklerin her zaman tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle idrar tahlili ve ultrason ile birlikte değerlendirme yapılması gerekir. Bu durum, birçok kişinin böbrek hastalığının farkında olmadan yaşamını sürdürmesine de yol açabiliyor. Ülkemizde böbrek hastalığı riskini artıran en önemli etkenlerden biri ise aşırı tuz tüketimi. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesini önerirken, ülkemizde bu miktar 16–18 gram civarında. Tuz tüketimini azaltmak böbrek sağlığını korumada etkili bir adım” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/c-vitamininin-fazlasi-bobrek-tasi-riskini-artiriyor-607555">C vitamininin fazlası böbrek taşı riskini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşları]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[oluşum]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Üroloji Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247">Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,</strong> bunun başlıca nedeninin Türkiye’nin “Taş kuşağı” ülkeleri arasında yer alması olduğunu belirterek, “Taş kuşağı ülkelerinin en önemli özelliği sıcak bir iklime sahip olmalarıdır. Uzun süreli sıcak havalarda vücutta artan sıvı kaybına ek olarak yeterince su içilmemesi ve aşırı tuz tüketimi gibi bazı hatalı beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır” diyor.</p>
<p>Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı konulduğuna işaret eden<strong> Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,</strong> “Genellikle 30-50 yaş arasındaki bireyleri etkileyen böbrek taşları çok şiddetli yan ağrısına neden olmalarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde  idrar yolu enfeksiyonu,  böbrekte şişme ve böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir” diye konuşuyor. <strong>Prof. Dr. Ali Tekin, </strong> bu noktada böbrek taşlarında erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekerek, çok önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!  </p>
<p><strong>Görülme sıklığı giderek artıyor! </strong></p>
<p>İdrarda bulunan mineraller ve kalsiyum, oksalat ile ürik asit gibi tuzların kristalleşerek birikmeleri sonucu oluşan böbrek taşına pek çok etken yol açabiliyor. Yetersiz sıvı alımı,  aşırı tuz tüketilmesi ve hayvansal proteinden zengin beslenme gibi beslenme hataları, obezite, metabolik sendrom, aile öyküsü, bazı metabolik hastalıklar (hiperkalsiüri, hiperoksalüri, vb), bazı ilaçlar (vitamin D, kalsiyum takviyeleri, vb) ile idrar yolu enfeksiyonları, en önemli faktörleri oluşturuyor.  İdrarda taş oluşumunu önleyen sitrat gibi maddelerin yetersiz olması da süreci hızlandırıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,<strong> </strong>son yıllarda böbrek taşının görülme sıklığında artış gözlendiğine işaret ederek, “Bu artışın sebepleri arasında iklim değişikliğiyle birlikte sıcaklık artışı, obezite ve hareketsiz bir yaşam tarzı yer almaktadır. Benzer nedenlere bağlı olarak böbrek taşı görülme yaşında da bir düşüş söz konusudur” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Kışın yetersiz su tüketimi riski artırıyor!</strong></p>
<p>Kış aylarında böbrek taşlarının oluşum riskinin arttığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Tekin,  bunun en önemli sebebinin ise soğuk havalarda susuzluk hissinin azalması nedeniyle yetersiz su tüketimi olduğunu söylüyor. Susuzluğun idrarda bulunan minerallerin yoğunlaşmalarına ve çökerek kristal oluşumuna neden olduklarını aktaran Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Bu kristaller zamanla birikerek taş halini almaktadır. Dolayısıyla, kış aylarında böbrek taşı oluşumunu önlemek için günde ortalama 2 – 2.5 litre su içilmesi çok önemlidir. Ayrıca, düzenli olarak fiziksel egzersiz yapılması, aşırı tuzlu, şekerli ve fast food ağırlıklı gıdaların tüketiminden ise kaçınılması gerekmektedir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>En yaygın belirtisi çok şiddetli yan ağrısı!</strong></p>
<p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin<strong>,</strong> böbreklerde oluşan taşların özellikle üreter adı  verilen ve böbrek ile mesane arasında yer alan kanala düştüklerinde en sık “renal kolik” denilen çok şiddetli yan ağrısına yol açtıklarının altını çiziyor. Prof. Dr. Ali Tekin, şiddetli ağrıya “İdrardan kan gelmesi, sık sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama hissi, sürekli idrar varmış hissi, idrar yolunda yanma, bulantı ve kusma”  gibi belirtilerin de eşlik edebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedavi çok önemli! </strong></p>
<p>Böbrek taşlarında erken tanı ile hem hastada sorunlar yaşanması önlenerek yaşam konforu artırılıyor hem de tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek fonksiyon kaybı ve cerrahi müdahale gibi olası riskler önemli ölçüde azaltılıyor. Böbrek taşlarının tedavisinde; üriner (boşaltım) sistemin taşlardan tümüyle temizlenmeleri hedefleniyor. Özellikle 5-6 mm’den küçük böbrek taşları bol sıvı tüketimi ve fiziksel egzersizler (Yürüyüş, zıplama vs) gibi basit yöntemlerle kendiliğinden düşebiliyor. Doktor tavsiyesiyle kullanılacak olan bazı ilaçlarla bu süreç kolaylaştırılabiliyor. Daha büyük taşlarda ise taşın lokalizasyonuna göre, medikal tedaviler, ESWL (beden dışı şok dalga tedavisi) veya kapalı endoskopik cerrahi tedaviler ile (URS, RIRS, PCNL, vb.) üriner sistem taşlardan tümüyle temizlenebiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyatlar endoskopik kapalı yöntemle yapılıyor</strong></p>
<p>Böbrek taşlarının tedaviyle düşürülemediği durumlarda, geçmeyen veya tekrarlayan ağrılarda, böbrek fonksiyon kaybı riskinin arttığı tablolarda ve 2 cm&#8217;den büyük böbrek taşlarında ameliyat gündeme geliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, günümüzde ameliyatların neredeyse tümünün, açık cerrahiye gerek kalmadan, endoskopik kapalı yöntemlerle yapıldığına değinerek, “Böbrek taşı ameliyatları, ciddi teknolojik gelişmelerle birlikte, son 20-25 yılda büyük değişim geçirdi. Aşırı büyük taşlar hariç, taşları normal idrar yolundan endoskopik kapalı girişimlerle tedavi edebiliyoruz. Sadece 2-3 mm’lik ince esnek aparatlarla böbreğe kadar ulaşıp, yeni nesil lazerler ile taşları yok edebiliyoruz. Kapalı yöntemler sayesinde hastalarımız ameliyatlardan sonra aynı gün evlerine dönebilmektedirler” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Önlemek tedaviden çok daha kolay! </strong></p>
<p>Teknolojik gelişmeler sayesinde böbrek taşı tedavisi büyük ilerleme kaydetse de önleyici tedbirler alınmazsa hastaların hemen hemen yarısında 5-10 yıl içerisinde tekrar taş gelişimi kaçınılmaz oluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, aslında hastaların çoğunda böbrek taşlarının düzeltilebilir sebeplerden kaynaklandığını hatırlatarak “Sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunu önlemek her zaman tedavi etmekten daha kolaydır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247">Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travma Sonrası Böbrek Yetmezliği Gelişen Yönetmen Onur&#8217;un Hayatını Ablasının Bağışı Kurtardı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travma-sonrasi-bobrek-yetmezligi-gelisen-yonetmen-onurun-hayatini-ablasinin-bagisi-kurtardi-595698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 08:35:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[önal]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Umman]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travmalar, kas dokusundaki yıkımla birlikte böbrekleri susturabiliyor. Yaşanan bir kaza farkına bile varmadan hayatı diyaliz makinelerine bağlı hale getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travma-sonrasi-bobrek-yetmezligi-gelisen-yonetmen-onurun-hayatini-ablasinin-bagisi-kurtardi-595698">Travma Sonrası Böbrek Yetmezliği Gelişen Yönetmen Onur&#8217;un Hayatını Ablasının Bağışı Kurtardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Travmalar, kas dokusundaki yıkımla birlikte böbrekleri susturabiliyor. Yaşanan bir kaza farkına bile varmadan hayatı diyaliz makinelerine bağlı hale getirebiliyor. Tıpkı 41 yaşındaki aksiyon sahneleri yönetmeni Onur Ozan Önal’ın yaşadıkları gibi… Altı yıl önce geçirdiği trafik kazası ve akabinde yaşadığı düşme sonrasında böbrek fonksiyonlarını kaybeden Önal, bir yıl boyunca diyaliz tedavisiyle yaşamını sürdürdü. Önal, böbreklerini hiç düşünmeden bağışlayan ablası Nalan Önal sayesinde yeniden hayata tutundu. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı nakil operasyonunun ardından sağlığına kavuşan Onur, “Hayatın gerçek anlamını, sevdiklerim sayesinde yeniden öğrendim” dedi. </em></p>
<p>İstanbul’da yaşayan evli ve iki çocuk babası 41 yaşındaki Onur Ozan Önal’ın şikayetleri 2019 yılında yaşadığı trafik kazası sonrasında gelişmeye başladı. Ancak onu böbrek yetmezliğine götüren sebep yüksekten düştüğü o kaza oldu. Bu olay sonrasında böbrek fonksiyonlarını tamamen kaybeden Önal bir yıl boyunca diyaliz tedavisi gördü. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Veysel Umman ve ekibi tarafından gerçekleştirilen nakil ameliyatı drensiz şekilde tamamlanan Onur ameliyatın üçüncü, ablası Nalan ise ikinci gününde taburcu edildi.</p>
<p><strong>‘BÜYÜK TRAVMALAR VE BAZI İLAÇ TEDAVİLERİ DE BÖBREK HASARINA NEDEN OLABİLİYOR’</strong></p>
<p>Trafik kazaları, ağır travmalar veya kas ezilmeleri gibi durumlar böbreklerde ciddi hasara yol açabiliyor. Bu tür travmalar sonrası gelişen böbrek yetmezliğinin çoğu zaman geç fark edildiğine işaret eden Doç. Dr. Veysel Umman, bu nedenle travma, halsizlik veya ödem gibi belirtiler yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden böbrek fonksiyonlarını kontrol ettirmesi gerektiğini vurguları. Türkiye’de her yıl binlerce kişi böbrek yetmezliğiyle mücadele ederken, Onur’un hikayesinin bir kez daha organ bağışının ne kadar hayat kurtarıcı olduğunu hatırlattı. </p>
<p><strong>“BÖBREK FONKSİYONLARIMI TAMAMEN KAYBETTİM”</strong></p>
<p>Hastalığını ilk kez 2019 yılında trafik kazası sonrasında öğrendiğini söyleyen Onur Ozan Önal, yaşadığı süreci şöyle anlattı: “Kaza sonrasında halsizlik ve bitkinlik hissetmeye başladım. Yapılan muayenelerde ödemler nedeniyle nefrolojiye yönlendirildim. Tetkikler sonucunda vücudumda protein kaçağı olduğu, yani nefrotik sendrom teşhisi konuldu. Yaklaşık beş yıl boyunca tedaviler devam etti. Ancak çalışırken yaşadığım yüksekten düşme travması nedeniyle böbrek fonksiyonlarımı tamamen kaybettim ve diyaliz tedavisine başlamak zorunda kaldım. Diyaliz süreci oldukça zorluydu çünkü dört saat boyunca makineye bağlı kalıyorsunuz. Sürekli hareket halinde olmam gereken bir işim var, ancak bu süreç işime devam etmemi güçleştirdi. Bazen diyalize beş kilo fazla gidiyordum ve bayılacak kadar halsiz düşüyordum. Bu durum hem iş hem aile yaşamımı olumsuz etkiledi.”</p>
<p><strong> “BÜYÜK TRAVMALAR BÖBREKLERİ SUSTURABİLİYOR”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Veysel Umman, kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda genellikle enerji düşüklüğü, halsizlik, bitkinlik ve iştah kaybı görüldüğünü belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Hastamız da benzer şekilde yorgunluk ve enerji düşüklüğü şikayetleriyle başvurdu. Günlük yaşamına devam edebiliyordu ancak sürekli bir halsizlik hali vardı. Vericisi kız kardeşiydi. Kardeşler arasında genetik uyum genellikle daha yüksektir. Bu hastada da üç bölü altı uyum dediğimiz, risk açısından avantajlı bir eşleşme vardı.”</p>
<p>Doç. Dr. Umman, Önal’ın altı yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından hastanede tedavi gördüğünü, o dönemde ödem ve benzeri şikayetlerin başladığını belirtti. “Uzun dönem takiplerinde kronik böbrek yetmezliği teşhisi konulmuş. Böbrek fonksiyonları zamanla azalmış ve son bir yıldır diyaliz tedavisi alıyordu. Bu hasta özelinde, trafik kazası sonrasında ortaya çıkan bir böbrek yetmezliği söz konusu. Ancak genel olarak, büyük travmalar, deprem gibi kas ezilmesine yol açan durumlar veya bazı ilaç tedavileri de böbrek hasarına neden olabiliyor. Bu nedenle halsizlik, ödem, şişlik gibi belirtiler yaşayan kişilerin mutlaka böbrek fonksiyonlarını kontrol ettirmesi gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>“KAS DOKUSU PARÇALANDIĞINDA BÖBREK SÜZME FONKSİYONUNU YİTİRİYOR”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Umman, Onur Ozan Önal’ın yüksekten düşme travmasının da tabloyu ağırlaştırdığını belirterek, “Olay sonrasında yapılan tetkiklerde böbrek enzimlerinin çok yüksek olduğu ve böbreklerin artık çalışmadığı tespit edilerek diyaliz tedavisine başlanmış. Bu tablo, deprem gibi kas hasarı ve dokusal yıkıma neden olan durumlarda görülen böbrek hasarıyla benzerlik gösteriyor. Kas dokusu parçalandığında böbrek süzme fonksiyonunu yitiriyor ve tıkanma meydana geliyor” dedi.</p>
<p><strong>AMELİYAT ÖNCESİNDE 10 KİLO VERDİ</strong></p>
<p>Hastanın aynı zamanda obeziteyle de mücadele ettiğini belirten Umman, “Kilo fazlalığı nedeniyle operasyon öncesi yaklaşık üç buçuk aylık bir hazırlık süreci planladık. Hastamız bu süreçte 10 kilo vererek ameliyata hazır hale geldi. Obez hastalarda karın bölgesindeki yağlanma, böbreğin yerleştirileceği alana ulaşmayı ve damar bağlantılarını yapmayı zorlaştırabiliyor. Ayrıca kilo vermek diyabet riski açısından da büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“TAM KAPALI BÖBREK NAKLİ İYİLEŞME SÜRECİNİ HIZLANDIRDI”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Umman, başarılı geçen operasyonun ardından alıcı ve vericinin kısa sürede taburcu olduğunu belirterek şunları söyledi: “Her iki hastamız da şu anda iyi durumda, böbrek fonksiyonları sağlıklı şekilde çalışıyor. Böbrek nakillerinde iyileşmeyi etkileyen en önemli faktörlerden biri kapalı ameliyat yöntemidir. Bu yöntem sayesinde vericide ağrı çok daha az görülür, yara iyileşmesi hızlı olur ve kişiler kısa sürede işine ve günlük yaşamına dönebilir. Bu hastamızda da benzer şekilde sorunsuz bir iyileşme süreci yaşandı. Organ yetmezlikleri ister böbrek ister karaciğer olsun, ülkemizde giderek artıyor. Bu nedenle organ bağışı bilincinin yaygınlaşması çok önemli. Canlı vericiler dışında kadavradan yapılan organ bağışlarının da artması, bu hastalar için hayat kurtarıcı olacaktır.”</p>
<p><strong>‘NAKİLDEN SONRA DAHA ÇOK AİLEME VE KENDİME YÖNELDİM’</strong></p>
<p>Geçirdiği başarılı ameliyatın ardından sağlığına kavuşan Önal bu süreçle birlikte hayata bakışının tamamen değiştiğini söyleyerek,  şunları anlattı: “Nakil sonrasında ise hayatım tamamen değişti. Nakilden önce daha çok iş ve dış dünya odaklıydım; nakilden sonra ise daha çok aileme ve kendime yöneldim. Bu süreçte elimden geldiğince bedensel olarak da daha sağlıklı, daha formda bir yapıya kavuşmaya çalıştım. Beslenmeme dikkat ediyorum, hareket ediyorum.”</p>
<p><strong>“HAYAT, SEVDİKLERİMİZLE BİRLİKTEYKEN GÜZEL”</strong></p>
<p>Kardeşine böbreğini bağışlayan Nalan Önal ise, “Kazadan sonra Onur aynı gün diyalize bağlandı. O an kardeşimi makineye bağlı görünce kararımı verdim. Çünkü hayat, sevdiklerimizle birlikteyken güzel. Diyalizin ne kadar yıpratıcı olduğunu biliyordum. Daha önce çevremde böbrek nakli olmuş kişiler vardı, bu nedenle ilk günden itibaren böbreğimi vermeye kararlıydım. Ameliyattan iki gün sonra taburcu oldum, kısa sürede normal hayatıma döndüm. İnsanlar korkmasın, bu süreç sanıldığı kadar zor değil. Zaten birçok kişi farkında olmadan tek böbrekle hayatına devam ediyor. Benim de hayatımda hiçbir değişiklik olmadı; yeme içmem, yürüyüşüm, iş performansım aynı şekilde sürüyor. En önemlisi, artık sevdiklerimle daha sağlıklı ve uzun bir ömür geçireceğim” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travma-sonrasi-bobrek-yetmezligi-gelisen-yonetmen-onurun-hayatini-ablasinin-bagisi-kurtardi-595698">Travma Sonrası Böbrek Yetmezliği Gelişen Yönetmen Onur&#8217;un Hayatını Ablasının Bağışı Kurtardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Nakli Sonrası Konforlu Bir Yaşam Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-nakli-sonrasi-konforlu-bir-yasam-mumkun-594581</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 21:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Nakli]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[nakli]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594581</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdrar üreterek kandaki atıklar, mineraller ve sıvıyı filtreleyip vücuttan uzaklaştıran böbrekler bu filtreleme yeteneğini kaybettiğinde, vücutta zararlı seviyelerde sıvı ve atık birikebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-nakli-sonrasi-konforlu-bir-yasam-mumkun-594581">Böbrek Nakli Sonrası Konforlu Bir Yaşam Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrar üreterek kandaki atıklar, mineraller ve sıvıyı filtreleyip vücuttan uzaklaştıran böbrekler bu filtreleme yeteneğini kaybettiğinde, vücutta zararlı seviyelerde sıvı ve atık birikebiliyor. Bu durum da kan basıncını yükseltebiliyor ve son dönemde böbrek yetmezliği gelişebiliyor. İşlev görme yeteneklerinin %90&#8217;ını kaybeden böbrek vücuda fayda sağlayamadığı için de böbrek nakil ihtiyacı doğabiliyor. Böbrek nakli sonrasında yaşam kalitesi ve süresi artıyor, hastalar günlük hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam edebiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ümit Çakmak, böbrek nakli ve nakil sonrasında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çalışmayan böbrekler alınmıyor</strong></p>
<p>“Son dönem böbrek yetmezliği”, böbreklerin görevini yapamadığı ve bu durumun en az üç ay süreyle devam ettiği durumlar olarak tanımlanmaktadır. Bir başka deyişle Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFH)≤ 15 ml/dk, dakikada böbrek süzme hızının 15ml’nin altında olduğu durumlar olarak ifade edilir. Bu durumda böbrek nakline başvurulur. Nakil, son dönem böbrek yetmezliği tanısı kesinleştikten sonra canlı vericinden veya kadavradan yapılır. Canlı vericilerden yapılan böbrek nakillerinde hasta ve vericiler ayrıntılı olarak değerlendirilip hazırlanır ve nakil en uygun şartlarda yapılır. Nakil ameliyatı öncesinde çoğu zaman hastanın kendi böbrekleri yerinde bırakılır ve yeni böbrek kasığın hemen üzerinde sağ ve sol tarafa yerleştirilir. Özetle böbrek nakilli hastada kendine ait çalışmayan 2 böbrek ve nakledilmiş 1 böbrek olmak üzere üç böbrek bulunur. </p>
<p><strong>Nakil sonrası ilaç kullanımına dikkat!</strong></p>
<p>Böbrek nakli ameliyatından sonra her şeyin normal geliştiği koşullarda hastanede kalma süresi 1-2 haftadır. Ameliyatın üzerinden yaklaşık 3 ay geçtikten sonra ise hasta iş ve sosyal yaşantısına dönebilir. Nakil ameliyatından sonra uzun süreli genellikle ömür boyu hastalar bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmaktadırlar. Bu ilaçlar nakil olan böbreğin reddedilmesini engelleyici ilaçlardır ve hastaların ilaçlarını doktorlarının söylediği şekilde ve aynı saatlerde alması önerilmektedir. Kendi kendilerine ilaç dozunu ve miktarını değiştirmemeleri ve doktorunun bilgisi dışında hiçbir ilaç almamaları önemle vurgulanmalıdır.</p>
<p><strong>Nakil sonrası bu şikayetleri önemseyin</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasında nakledilmiş böbreğin çalışmasını ve genel sağlık durumunu gözden geçirmek üzere düzenli aralıklarla poliklinik kontrollerine gidilmesi gerekmektedir. Poliklinik kontrolleri birinci yılın sonuna kadar sıklıkla yapılırken sonrasında sıklık azalmaktadır. Ancak hastada yüksek ateş, nefes darlığı, öksürük, balgam, bulantı, kusma, ishal, idrar yaparken yanma ve sızlama, idrar miktarında azalma, bacaklarda ödem, kilo alma, idrarın kanlı gelmesi gibi belirtiler görülmesi durumunda doktora başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Dengeli beslenme ve spor ile sağlıklı bir yaşama adım atın</strong></p>
<p>Nakil sonrası dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de beslenmedir. Böbrek nakli sonrasında sağlığın geri gelmesi, kullanılan ilaçlardan biri olan kortizonun su ve tuz tutucu etkisi ve iştahı artırması gibi nedenlerle kilo artışı sık görülür. Yemeklerin az tuzlu olmasına ve mümkün olduğu kadar iştahı azaltacak öğünler hazırlamaya ve basitçe kalori hesabı yapmaya özen gösterilmelidir.</p>
<p>Böbrek nakilli hastalar için ilk dönemde hareketli bir yaşam önemlidir. Bunun için yürüyüş en iyi ve güvenilir egzersizdir. Haftada en az 3 kez 30-40 dakikalık tempolu yürüyüşlerle hastalar kalp, kemik ve psikolojik sağlıkları üzerinde faydalı olur. Böbrek naklinin üzerinden 3 ay geçtikten sonra tenis, bisiklete binmek ve yüzmek gibi sporlara başlanabilir. Vücuda ani darbeler getirebilecek veya düşmeye sebep olabilecek futbol, voleybol, basketbol ve judo benzeri sporlardan ve ağırlık kaldırmalı egzersizlerden kaçınmaları uygun olacaktır.</p>
<p><strong>Nakil sonrası böbreğin reddetmesi sizi korkutmasın</strong></p>
<p>Böbrek nakilli hastalarda gözlemlenen ve hastalar için endişe kaynağı olan bir diğer durum da nakledilen böbreğin reddidir. Ancak uygulanan yeni tedavi yöntemleri ile ret atakları daha nadir gelişmekte ve ortaya çıktığı anda da etkin olarak tedavi edilebilmektedir. Ret geliştiği için tekrar diyaliz tedavisine dönen hastalarda da ikinci, üçüncü veya daha fazla böbrek nakilleri yapılabilmektedir. Son dönem böbrek yetersizliği farklı tedavi yöntemleri ile artık hayatı tehdit eden bir problem olmaktan çıkmıştır. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-nakli-sonrasi-konforlu-bir-yasam-mumkun-594581">Böbrek Nakli Sonrası Konforlu Bir Yaşam Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:07:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekler]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluktan]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Böbrek Yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, böbrek sağlığına dikkat etmenin önemi, kronik böbrek yetmezliğinin risklerini, erken teşhis ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746">Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, böbrek sağlığına dikkat etmenin önemi, kronik böbrek yetmezliğinin risklerini, erken teşhis ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocukluktan itibaren önlem almak, ileride böbrek yetmezliğini önleyebilir!</strong></p>
<p>Kronik böbrek yetmezliğinin son yıllarda artış gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hastalar yaşamlarını ya diyalize bağlı olarak sürdürüyor ya da organ nakli olarak yeniden sağlıklı bir yaşama kavuşabiliyor.” dedi.</p>
<p>Böbrek sağlığına çocukluk çağından başlayarak dikkat edilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasının kişiyi ilerleyen yıllarda böbrek yetmezliği tehlikesinden koruyabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Atamer, “Böbrek vücudumuzdaki zehirli maddeleri temizleyen, D vitaminin aktivasyonunu sağlayan, kırmız kan hücrelerimizin üretimini sağlayan hormonu üreten ve vücudumuzun sıvı, elektrolit ve pH dengesini sağlayan eşsiz bir organımızdır. Böbrek fonksiyonlarının belirli bir değerin altına inmesi kronik böbrek yetmezliğine işaret eder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kronik böbrek yetmezliği tedavi edilmediği taktirde hayati riske yol açabilir! </strong></p>
<p>Böbrek yetmezliğinin süzme değerinin 60 ml/dk altına inmesi demek olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Eğer süzme değeri 20’nin altına inerse son dönem böbrek yetmezliği olarak adlandırılır.” dedi.</p>
<p>Önemli olanın böbrek yetmezliği gelişmeden müdahale etmek olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Atamer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Üç ayı aşan bir böbrek yetmezliği kronik böbrek yetmezliği olarak adlandırılır. Kronik böbrek yetmezliği kemik erimesi, kansızlık ve kalp hastalıklarına neden olduğundan dolayı tedavi edilmediği taktirde hayati riske yol açar. Böbrek yetmezliği her yaş ve cinsiyette görülebilirse de  özelikle ileri yaşlarda ve kadınlarda sık görülür.”</p>
<p><strong>Erken teşhis ile böbrek yetmezliğini yavaşlatmak ve tedavi etmek mümkün </strong></p>
<p>Böbrek yetersizliğinin erken evrelerde herhangi bir belirti göstermeyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hastalığı saptamanın en etkili yolu kan ve idrar tahlillerinin belirli aralıklarla yapılmasıdır.” dedi.</p>
<p>Erken teşhis ile böbrek yetmezliğini yavaşlatmanın ve tedavi etmenin mümkün olduğuna işaret eden Prof. Dr. Atamer, “Diyabet, yüksek tansiyon, fazla kilo, aile ve akrabalarda böbrek yetmezliği hikayesi varsa 6-12 ayda bir hekim kontrolü yapılması gerekir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Böbrek sağlığını korumak için gereksiz antibiyotik ve ağrı kesici kullanılmamalı!</strong></p>
<p>Böbrek sağlığını korumak için kan şekerinin belirli aralılarla kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diyabet hastaları da ilgili uzman hekimler tarafından tedavi ve takip edilmeli. Kan basıncı takibi son derecede önemli. Sağlıklı beslenmeye, tuz tüketimini günlük en fazla bir çay kaşığı olacak şekilde sınırlandırmaya özen gösterilmeli. İşlenmiş gıdalar ve fast food tarzı beslenmeden uzak durulmalı, taze sebze meyve ve ev yemekleri tercih edilmeli. Günde 1.5-2 litre su içilmeli, tütün ürünlerinden uzak durulmalı ve en önemlisi gereksiz yere antibiyotik ve ağrı kesici kullanılmamalı.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746">Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gürcistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye Umut Yolculuğu: 63 Yaşındaki Baba Oğluna Böbreğini Verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gurcistandan-turkiyeye-umut-yolculugu-63-yasindaki-baba-ogluna-bobregini-verdi-588687</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 11:34:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Böbreği]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[gürcistan]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Umman]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[verici]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588687</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gürcistan’da yaşayan 39 yaşındaki Namık Mamedov, 14 yıldır böbrek yetmezliğiyle mücadele ediyordu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gurcistandan-turkiyeye-umut-yolculugu-63-yasindaki-baba-ogluna-bobregini-verdi-588687">Gürcistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye Umut Yolculuğu: 63 Yaşındaki Baba Oğluna Böbreğini Verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Gürcistan’da yaşayan 39 yaşındaki Namık Mamedov, 14 yıldır böbrek yetmezliğiyle mücadele ediyordu. Henüz genç yaşında diyaliz makinesine bağlı kalmak istemeyen Mamedov, çareyi Türkiye’de aradı. Onun bu yolculuğuna en büyük desteği ise 63 yaşındaki babası Djambulat Mamedov verdi. Baba, “Oğlumun durumu kötüleşmesin diye böbreğimi vermeye karar verdim” diyerek hiç düşünmeden donör oldu. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman ve ekibi tarafından tam kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı operasyon sayesinde baba ve oğlu kısa sürede sağlığına kavuştu.</em></p>
<p>14 yıldır kronik böbrek yetmezliğiyle mücadele eden Mamedov’a, 63 yaşındaki babası Djambulat Mamedov böbreğini bağışladı. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman ve ekibi tarafından kapalı (laparoskopik) yöntemle gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından baba ve oğul kısa sürede sağlıklarına kavuştu. Ameliyat sonrası yaşadığı değişimi anlatan Namık Mamedov, “Ben Tiflis’ten geldim ve ameliyattan sonra hiçbir zorluk yaşamadım. Her şey çok kolay ve konforluydu. Bu süreci düşünen kim varsa hiç tereddüt etmesin. Çok başarılı, çok güvenli bir operasyondu. Veysel Hocama ve ekibine sonsuz teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“DİYALİZE GİRMEK İSTEMEDİM, TÜRKİYE’DE HAYATIM DEĞİŞTİ”</strong></p>
<p>Evli ve iki çocuk babası olan Namık Mamedov, hastalıkla geçen ve organ nakline götüren yıllarını şöyle anlattı: “Yirmi dört yaşındaydım, bir tren yolculuğundan sonra ayaklarımın diz altına kadar şiştiğini fark ettim. O zamana kadar hiçbir sağlık sorurum yoktu. Gürcistan’da yapılan değerlendirmeler sonrasında Böbrek yetmezliği tanısı konuldu ama kimse bana nakil seçeneğinden bahsetmedi. Yıllarca ilaç tedavisi gördüm, ayda bir veya iki haftada bir hastanede 12–24 saat süren serum tedavisi uygulanıyordu. Tuz, şeker yasaktı. Suyu bile kısıtlı içmem gerekiyordu. Hayat kalitem çok düşmüştü. Diyaliz benim için son seçenekti, o aşamaya gelmeden çözüm bulmak istedim. Türkiye’ye geldim ve burada inanılmaz bir süreç yaşadım. Ameliyatım çok kolay geçti, hiçbir zorluk yaşamadım. Şimdi tamamen normal hayatıma döndüm.”</p>
<p><strong>“KALİTELİ BİR YAŞAM İÇİN BÖBREK NAKLİ GEREKİYORDU”</strong></p>
<p>Namık Mamedov’un tedavi sürecini anlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Veysel Umman şu bilgileri verdi:  “Hastamız uzun süredir böbrek yetmezliği olan, ‘kronik glomerülonefrit’ dediğimiz böbrek iltihabı tanısıyla takip edilen bir hastaydı. Diyaliz tedavisi almadan, idrar çıkışı mevcut şekilde izleniyordu. Ancak yaşam kalitesi düşmüş, enerji seviyesi oldukça azalmıştı ve artık daha kaliteli, konforlu bir yaşam için böbrek nakli olması gerekiyordu. Babasının verici olarak başvurmasıyla yapılan testlerde, genetik yakınlık nedeniyle uyum saptandı. Bu vakada karşılaştığımız zorluk, verici böbreğini besleyen iki atardamarın bulunmasıydı. Bu durum ameliyatı teknik olarak zorlaştırıyor çünkü hem böbreği çıkarırken hem de alıcıya takarken bu küçük damarları koruyup yeniden bağlamak gerekiyor. İki damarı da başarıyla koruyup alıcıda bağlantılarını yaptık. Böylece böbreğin beslenmesi daha sağlıklı hale geldi.”</p>
<p><strong>“NAKİL İÇİN SON AŞAMAYI BEKLEMEMEK GEREKİYOR”</strong></p>
<p> “Bu hastada olduğu gibi, birçok hastanın nakil için son aşamayı beklememesi gerekiyor” diyen Doç. Dr. Umman, “Bazı hastalar ‘olabildiğince dayanayım, en son çare olarak nakil olayım’ düşüncesine kapılıyor. Oysa bu doğru değil. Preemptif nakil dediğimiz, diyalize başlanmadan önce yapılan nakiller, hastanın hem genel sağlığı hem de uzun dönem yaşam kalitesi açısından çok daha avantajlı. Çünkü uzun süreli diyaliz, kalp ve enfeksiyon risklerini artırıyor, vücutta yorgunluk ve komplikasyonlara neden oluyor. Bu hastada babası verici oldu, testlerde uyum uygun çıktı. Teknik olarak zorlu bir vakaydı çünkü verici böbreğini besleyen iki atardamar vardı. Ancak ameliyatı kapalı yöntemle başarılı şekilde tamamladık ve her iki hasta da kısa sürede taburcu edildi.”” dedi.</p>
<p><strong> “TAM KAPALI CERRAHİ İLE BÖBREK NAKLİ YAPILDI”</strong></p>
<p>Operasyonu tamamen kapalı (laparoskopik) teknikle gerçekleştirilmesinin hem hasta hem de verici açısından çok büyük kazanım sağladığını söyleyen Doç. Dr. Umman, “Bu yöntemde organa doğrudan temas edilmeden, küçük deliklerden böbrek serbestleştirilip bir torba içinde dışarı alınıyor. Bu sayede ameliyat sonrası ağrı, enfeksiyon ve iyileşme süresi açısından çok daha konforlu bir süreç yaşanıyor. Kapalı yöntem, hem vericinin kısa sürede normal yaşamına dönmesini sağlıyor hem de böbreğin hızlı şekilde çıkarılıp nakledilmesine olanak tanıyor.”</p>
<p>Doç. Dr. Umman sözlerine şöyle devam etti; “Bu vakadaki dikkat çekici noktalardan biri, vericinin 63 yaşında olmasıydı. Genellikle 65 yaş civarı üst sınır olarak değerlendirilir ancak bu durum kişiye özel olarak ele alınır. Yaptığımız testlerde babanın fiziksel olarak iyi durumda olduğunu ve hiçbir engel bulunmadığını tespit ettik. Böylece 63 yaşındaki baba, oğluna böbreğini bağışladı. Ameliyat sonrası kontrollerde böbreğin gayet iyi çalıştığını ve hem babanın hem oğlunun sağlıklı olduğunu gördük.”</p>
<p><strong>“TÜRKİYE ORGAN NAKLİNDE DÜNYA ÇAPINDA GÜVENİLEN BİR MERKEZ”</strong></p>
<p>Türkiye’nin organ nakli alanında dünya genelinde güçlü bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Umman, “Gürcistan’dan, Balkanlar’dan, Orta Doğu’dan birçok hasta ülkemizi tercih ediyor. Biz hastaları hızlıca değerlendirip ameliyatlarını planlayabiliyoruz. Operasyonun ardından vericiyi ikinci, alıcıyı ise üçüncü günde taburcu ettik. Taburculuk sonrası birkaç hafta Türkiye’de kalarak kontrollerine devam etmelerini sağladık.”</p>
<p><strong>“OĞLUMUN YÜZÜ GÜLSÜN YETER”</strong></p>
<p>Babasının fedakârlığını duygulanarak anlatan Namık Mamedov, “O, benim için sadece hayat veren değil, hayatıma yeniden ışık tutan kişi oldu” dedi. 63 yaşındaki Djambulat Mamedov ise sözlerini şöyle tamamladı: “Oğlumun sağlığı benim için her şeyden önemliydi. Böbreğim ona uydu, hiç düşünmeden verdim. Şimdi ikimiz de çok iyiyiz, Allah’a şükür her şey yolunda. Sanki hiç ameliyat olmamış gibi hissediyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gurcistandan-turkiyeye-umut-yolculugu-63-yasindaki-baba-ogluna-bobregini-verdi-588687">Gürcistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye Umut Yolculuğu: 63 Yaşındaki Baba Oğluna Böbreğini Verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle belirti vermiyor, tesadüfen yakalanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-belirti-vermiyor-tesadufen-yakalaniyor-585823</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 11:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tesadüfen]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[üstü]]></category>
		<category><![CDATA[vermiyor]]></category>
		<category><![CDATA[yakalanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbreklerimizin hemen üstünde küçük üçgen şeklinde yer alan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbrek üstü bezleri yaşantımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyorlar.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-belirti-vermiyor-tesadufen-yakalaniyor-585823">Genellikle belirti vermiyor, tesadüfen yakalanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbreklerimizin hemen üstünde küçük üçgen şeklinde yer alan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbrek üstü bezleri yaşantımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyorlar.  Öyle ki vücudumuzun enerji üretiminden kan basıncının düzenlenmesine, kalp-damar sağlığından stres yönetimine kadar pek çok kritik göreve sahip hormonları salgılıyorlar. Dolayısıyla, bu bezlerde oluşan kitlelerin bazı türleri, zamanında teşhis ve tedavi edilmediğinde vücutta ciddi  sağlık sorunlarına neden olabiliyor.  <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, </strong>böbreküstü bezinde gelişen kitlelerin çoğunun belirti vermediğine ve genellikle başka bir sebeple başvurulan görüntüleme yöntemlerinde tesadüfen bulunduğuna dikkat çekerek, “Böbrek üstü bezlerinde oluşan kitleler genellikle tehlikeli değildir. Ancak, özellikle pheochromocytoma ve kortizol ile aldosteron hormonu salgılayan kitleler ciddi kardiyovasküler, metabolik ve elektrolit sorunlara yol açabilmektedir. Ayrıca, büyük olan veya sürekli büyüyen kitlelerde de kanser riski artmaktadır. Bunların yanı sıra bu kitleler özellikle akciğer, meme veya böbrek kanserlerinin yayılmaları sonucu da gelişebilmektedir. Dolayısıyla, bazı kitleler ciddi ve acil müdahale gerektirebilmektedir” diyor.<strong> Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara,</strong> bu nedenle böbrek üstü bezinde oluşan her kitlenin mutlaka uygun tanı yöntemleriyle değerlendirilmesinin ve ihtiyaç halinde tedavi edilmesinin yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Bazı risk faktörleri tetikleyebiliyor!</strong></p>
<p>Böbrek üstü bezinde oluşan kitleler büyük oranda sebepsiz olarak ortaya çıkıyor. Ancak, bazı risk faktörleri kitle gelişimini tetikleyebiliyor. Prof. Dr. Melih Kara,<strong> </strong>ileri yaşın risk faktörlerinden biri olduğunu belirtirken, “Ayrıca, önceden kötü huylu tümör varlığının, genetik sendromların (MEN2, von Hippel-Lindau, SDH mutasyonları gibi) ve sürekli kullanılan bazı ilaçların riski artırdığı bilinmektedir. Bu bulgular, böbrek üstü bezi kitlelerinde çok çeşitli faktörlerin rol oynadığını ve tanı ile tedavi süreçlerinde kişiye özel değerlendirmelerin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Çoğunlukla iyi huylu oluyor, ancak…</strong></p>
<p>Vücudumuzun sağlıklı çalışmasında kritik bir rol üstlenen kortizol, aldosteron, androjen, adrenalin ile noradrenalin  gibi hormonların üretimini ve salgılanmasını sağlayan böbrek üstü bezlerinde kitleler oluşabiliyor. Adrenal tümörler olarak adlandırılan bu kitleler, temelde hormon üreten ve üretmeyen olarak iki gruba ayrılıyor.  En sık görülen tipi olan adrenokortikal adenom genellikle iyi huylu oluyor ve hormon üretmiyor. Ancak, çoğu sorun oluşturmasa da böbrek üstü bezinde oluşan kitlelerin bazı türleri ise vücutta önemli sağlık problemlerine neden olabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, böbrek üstü bezinde oluşan ve hormon salgılayan kitlelerin yol açabildikleri problemleri şöyle sıralıyor: </p>
<p>“Aşırı kortizol üreten kitleler Cushing sendromuna neden olabilmektedir. Bunun sonucunda; obezite, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz ve ciltte kolay morarma gibi sorunlar gelişebilir. Aşırı aldosteron üreten kitlelerde  ise dirençli hipertansiyon veya hipokalemi nedeniyle kas krampları ile halsizlik gibi şikayetler oluşabilir. Pheochromocytoma hormonu üretiyorsa; dirençli hipertansiyon, taşikardi, tekrarlayan baş ağrısı, geçici yüksek tansiyon atakları görülebilir.” </p>
<p><strong>Sıklıkla belirti vermiyor, tesadüfen yakalanıyor</strong></p>
<p>Böbrek üstü bezlerinde oluşan kitleler genellikle herhangi bir belirti vermedikleri için hastalar tarafından fark edilmiyor. Günümüzde BT ve MR gibi ileri görüntüleme tekniklerinin yaygınlaşması sayesinde, farklı nedenlerle yapılan taramalarda böbrek üstü bezi kitleleri daha sık tespit ediliyor. Ancak, eğer hormon etkisi varsa hipertansiyon ve metabolik bozukluklar<strong> </strong>sık görülen ilk belirtilerini oluşturuyor. İlerleyen aşamalarda hormon fazlalığına bağlı olarak sistemik komplikasyonlar da gelişebiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyat genellikle tedavinin temelini oluşturuyor</strong></p>
<p>Tedavi planı, böbrek üstü bezi kitlesinin türüne, büyüklüğüne, hormon salgılayıp salgılamadığına ve hastanın genel sağlık durumuna göre düzenleniyor. Küçük, iyi huylu ve hormon salgılamayan kitlelerde BT veya MR gibi görüntüleme yöntemleriyle yapılan düzenli takip yeterli gelebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, cerrahi müdahalenin genellikle tedavinin temelini oluşturduğunu belirterek, “Özellikle belirgin olarak fazla hormon salgılayan tümörlerde, kanser şüphesi taşıyan veya büyük boyutlu (>4 cm) tümörlerde cerrahi yönteme başvurmak gerekmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Minimal yaklaşımlar tercih ediliyor</strong></p>
<p>Son yıllarda, cerrahi yöntemlerde, sağladıkları pek çok avantaj nedeniyle minimal invaziv (laparoskopi / retroperitoneal / robotik)  yaklaşımlar tercih ediliyor. Daha küçük portlar, tek port uygulamaları, gelişmiş görüntüleme teknikleri ve  yapay zeka destekli alet tanıma gibi teknolojik yeniliklerin uygulandığı minimal invaziv yöntemler hem cerrahların hem hastaların yüzünü güldürüyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, “Bu teknolojilerle gerçekleştirilen ameliyatlar hastaların daha kısa sürede taburcu olmalarını sağlamakta, iyileşme sürecini hızlandırmakta ve estetik açıdan daha iyi sonuçlar sunmaktadır. Bu etkileri sayesinde de hastaların yaşam kaliteleri artmaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Laparoskopik yöntem altın standart olarak görülüyor</strong></p>
<p>Laparoskopik adrenalektomi (Transperitoneal lateral yaklaşım) uzun süredir böbreküstü bezi tümörü ameliyatlarının altın standardı olarak kabul ediliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, “Tercih ettiğimiz ilk seçenek olan ve cerraha iyi görünür bir alan sağlayan bu yöntem  geleneksel açık cerrahiye göre daha iyi sonuçlar, hastalarda daha az ağrı, hastanede daha kısa kalış süresi ve daha hızlı iyileşme sunmaktadır” diyor. Özellikle küçük tümörlerde ve obezite hastalarında başvurulan posterior retroperitoneal (PR) laparoskopik yöntemin de doğrudan sırt bölgesinden böbreküstü bezine ulaşılmasını sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Melih Kara,  “Bu sayede karın boşluğu açılmadığı için ameliyat süresi kısalmakta ve ağrı şikayeti azalırken, günlük yaşama dönüş daha hızlı olmaktadır. Robotik adrenalektomi yöntemi ise 3 boyutlu görüntüleme ve daha esnek aletler sayesinde zorlu anatomilerde ve büyük veya derin yerde yer alan tümörlerde kolaylık sunmaktadır. Bazı çalışmalarda, bu etkisiyle daha az kan kaybı ve kısa yatış süresiyle sonuçlandığı bildirilmektedir” diyerek sözlerini tamamlıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-belirti-vermiyor-tesadufen-yakalaniyor-585823">Genellikle belirti vermiyor, tesadüfen yakalanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğum Günü Hediyesi Hayat Oldu: 20 Yıllık Eşinden Böbrek Bağışı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogum-gunu-hediyesi-hayat-oldu-20-yillik-esinden-bobrek-bagisi-570677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 11:54:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[Umman]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sakarya’da yaşayan 42 yaşındaki ev hanımı Deniz Ağca, eşinin verdiği anlamlı doğum günü hediyesiyle hayata tutundu. Gebeliğinde tanı konan diyabet ve hipertansiyona bağlı olarak böbrekleri iflas eden Ağca’ya, 20 yıllık eşi polis memuru eşi İsmail Ağca böbreğini bağışladığı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-gunu-hediyesi-hayat-oldu-20-yillik-esinden-bobrek-bagisi-570677">Doğum Günü Hediyesi Hayat Oldu: 20 Yıllık Eşinden Böbrek Bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Sakarya</em>’<em>da yaşayan 42 yaşındaki ev hanımı Deniz Ağca, eşinin verdiği anlamlı doğum günü hediyesiyle hayata tutundu. Gebeliğinde tanı konan diyabet ve hipertansiyona bağlı olarak böbrekleri iflas eden Ağca</em>’<em>ya, 20 yıllık eşi polis memuru eşi İsmail Ağca böbreğini bağışladığı. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman ve ekibinin Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi</em>’<em>nde gerçekleştirdiği başarılı operasyonun ardından Ağca ailesi sağlığına kavuştu. </em></p>
<p>16 yıl önce hamileliği sırasında diyabet teşhisi konulan iki çocuk annesi Deniz Ağca, yıllar içinde hipertansiyon, görmede azalma ve kilo problemleriyle mücadele etti. Tüp mide ve katarakt ameliyatları geçirdi. Ancak takipleri yapılırken bir kontrolde, böbreklerinin artık tamamen iflas ettiği anlaşılan Deniz Ağca için böbrek nakli gerekliliği ortaya çıktı.</p>
<p><strong>HAMİLELİKTE BAŞLAYAN SAĞLIK SORUNLARI BÖBREK YETMEZLİĞİNE DÖNÜŞTÜ</strong></p>
<p>Deniz Ağca yaşadıklarını şu cümlelerle aktardı: “Hamile kaldığımda diyabet tanısı kondu. O günden beri insülin kullanıyorum. Zaten annemde, ablamda ve abimde de vardı; yani genetik bir durumdu. Doğumdan sonra da insülin kullanmaya devam ettim. Ancak uzun yıllar devam eden kilo problemim de vardı ve bu nedenle iki yıl önce tüp mide ameliyatı olmaya karar verdim. Ameliyat sonrası 30 kilo verdim ve diyabetim kontrol altına alındı. Ama herhalde genetik kaynaklı olduğu için tamamen geçmedi; sadece değerlerim düşüktü.”</p>
<p>Zamanla görme problemleri yaşamaya başlayan Ağca, “Gözlerim de bulanık görme başladı. Doktora gittiğimde katarakt olduğunu öğrendim. Ameliyat oldum, ardından kanamalar başladı. Gözlerime lazer tedavileri uygulandı. Bu arada göz dibi muayenesi yapan doktorum tansiyonumu düzenli kontrol etmemi önerdi. Eve gidip ölçtüğümde 19 çıkınca çok şaşırdım. Çünkü hiçbir belirtim yoktu, ağrım da yoktu. Vücudumdan başka hiçbir sinyal almamıştım.”</p>
<p>“<strong>DİYALİZLE TANIŞMAM, HER ŞEYİN DEĞİŞTİĞİ ANDI”</strong></p>
<p>Yükselen tansiyonun ardından yapılan tetkikler, Deniz Ağca’nın böbreklerinin artık görevini yapamadığını ortaya koydu. Yaşadığı şaşkınlığı ve bu sürecin kendisinde yarattığı etkiyi şu sözlerle aktardı: “Devlet hastanesinde dahiliyeye gittim. Doktor sonuçlara baktıktan sonra, ‘Senin böbreklerin iflas etmiş. Nakil olman gerekli’ dedi. Dünyam başıma yıkıldı. Çünkü bugüne kadar hiç böbrek ağrım olmamıştı ve idrarımı yapabildiğim için iyiyim sanıyordum. Sonra Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Gülçin Kantarcı ardından nakil sürecini yürüten Doç. Dr. Veysel Umman ile tanıştım. Her ne kadar iyi ellerde olduğumu bilsem de çok korkuyordum. Bu süreçte diyalize başlamam gerekti. Yaklaşık iki ay boyunca haftada üç gün, dörder saat diyalize girdim.”</p>
<p>‘<strong>EŞİM DOĞUM GÜNÜ HEDİYEM OLARAK BÖBREĞİNİ VERDİ’</strong></p>
<p>Nakil gerektiği söylendiğinde ise aklından geçen ilk cümle, onu hayata bağlayacak bir gelişmenin kapısını aralayan Deniz Ağca, duygularını şöyle aktardı: “Bana böbrek nakli olmam gerektiğini söylediklerinde aklıma gelen tek şey; ‘Ben kimseye, bana böbreğini ver diyemem’ olmuştu. Eşim bu sözümü telefonda konuşurken duymuş. ‘Senin böbrek aramana gerek yok. Ben sana doğum günü hediyesi olarak böbreğimi veririm.” Dedi.</p>
<p>“<strong>VERİCİ OLMANIN İŞİMİ ETKİLEMEYECEĞİNİ ÖĞRENİNCE İÇİM RAHATLADI”</strong></p>
<p>Deniz Ağca’nın eşi, polis memuru İsmail Ağca, eşinin böbrek yetmezliği haberini aldığında yaşadığı duyguları ve verici olma kararını şu sözlerle anlattı: “Eşim, ‘Ben kimden böbrek alacağım?’ dediğinde içimden dedim ki: ‘Hiç canını sıkma, ben bağış yaparım sana.’ Onun üzülmesini istemedim. Tahlil ve tetkik sürecimiz başladı, doku uyumlarımız da uygun çıkınca kesin kararımı verdim.” Ağca, bu karar öncesinde aklındaki en büyük sorunun mesleğini etkileyip etkilemeyeceği olduğunu ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “İşimi etkiler mi diye kaygılarım vardı. Hocalarımız, herhangi bir kısıtlama olmayacağını, görevime devam edebileceğimi söyledi. Bu güvenceyle rahatladım. Ayrıca nakil sürecinde herhangi bir ücret ödemediğimizi, her şeyin devlet tarafından karşılandığını öğrenince içimiz daha da rahatladı.”</p>
<p><strong>DOÇ.DR. UMMAN </strong>“<strong>NAKİL, BU HASTA İÇİN TEK ÇÖZÜMDÜ”</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Organ Nakli Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman, Deniz Ağca’nın böbrek fonksiyonlarının artık geri dönülmez biçimde bozulduğunu ve naklin kaçınılmaz hale geldiğini ifade ederek şu bilgileri verdi: “Deniz Hanım bize geldiğinde oldukça yorgun, bitkin ve hem fiziksel hem psikolojik olarak dirençsizdi. Birkaç aydır devam eden böbrek yetmezliği şikayeti sebebiyle takip altındaydı ve böbrek nakli araştırması içerisindeydi. Deniz Hanım’ın durumu biraz özel bir durumdu. Diyabete ek olarak obezite cerrahisi geçirmiş, hipertansiyonu vardı. Bu hastalıklar, böbrek damar yapısına zarar vererek zamanla fonksiyon kaybına yol açmıştı. Artık böbrekler çalışmıyordu, diyaliz sürecine girmişti ve nakil tek çareydi.”</p>
<p>‘<strong>NAKİL KARARI KONSEY TARAFINDAN ALINDI</strong>’</p>
<p>Hastanın, hastane bünyesindeki multidisipliner nakil konseyi tarafından ayrıntılı değerlendirmelerden geçirildiğini belirten Doç. Dr. Umman, operasyon sürecini anlattı: “Nefroloji, cerrahi ve diğer ilgili branşlardan uzmanların katılımıyla hasta ve verici adayı detaylıca değerlendirildi. Alıcı-verici uyum testleri yapıldı. Hem alıcı, hem verici tarafın da ameliyata uygun olduğuna karar verildikten sonra yaklaşık 5-6 saat süren başarılı bir operasyonla nakli gerçekleştirdik.”</p>
<p>Bu vakanın cerrahi anlamda da zorlu bir vaka olduğunun altını çizen Doç. Dr. Umman şunları anlattı: “Deniz Hanım’ın ameliyatını normalden daha güç hale getiren iki önemli etken vardı. İlki, hastamızın vücut kitle indeksinin yüksek olmasıydı. Bu durum, böbreği yerleştirirken ve yeni damar bağlantılarını yaparken daha derin bir alanda çalışmamızı gerektiriyor, bu da cerrahiye erişimi oldukça zorlaştırıyordu. Ancak esas zorluk, böbreğin bağlanacağı damarların hem diyabet hem de hipertansiyon nedeniyle zarar görmüş ve plaklarla kaplı olmasıydı. Bu durumda uygun damar alanını bulmak, damar içindeki plakları temizlemek ve kan akışının kesintisiz sağlanmasını garanti etmek için titiz bir çalışma gerekiyordu.’’ <strong> </strong></p>
<p>“<strong> HEM HASTAMIZ HEM VERİCİMİZİN GENEL DURUMU İYİ”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Umman, ameliyat sonrası dönemin sorunsuz geçtiğini ve hem hasta hem vericinin  günlük yaşantılarına sağlıklı şekilde döndüğünü söyledi: “İsmail Bey şu anda istirahat döneminde, yakında işine dönecek. Deniz Hanım ise günlük hayatına adapte oldu, herhangi bir komplikasyon yaşanmadı.”</p>
<p>‘<strong>ERKEN TANI, BÖBREK YETMEZLİĞİNİ ÖNLEYEBİLİR</strong>’</p>
<p>Doç. Dr. Veysel Umman, böbrek yetmezliğine yol açan hastalıkların erken dönemde kontrol altına alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklar, zamanında kontrol altına alınmazsa organ yetmezliğiyle sonuçlanabilir. Şeker hastalığı sanki kronik ve ailmde de vardı ve uzun süre bununla yaşayabilirim gibi düşünülüp ihmal edilebilen aslında gizli gizli gözden böbrek damarlarına kadar tüm vücut damar ağını bozan bir hastalık. Hastamız obezite cerrahisi geçirmesine rağmen tekrar kilo alımı olmuş ve diyabeti devam etmiştir. Bu hasta grubunun diyabetinin tüm hasarlarının ve özelikle de böbrek hasarının farkında olmaları çok önemlidir. Erken tanı, bu tür dramatik sonuçların önüne geçilmesi açısından çok değerli. Ancak böbrek yetmezliği gelişmişse ve verici uyumu sağlanabiliyorsa, nakil hastanın hayatını kurtarabilecek bir çözümdür.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-gunu-hediyesi-hayat-oldu-20-yillik-esinden-bobrek-bagisi-570677">Doğum Günü Hediyesi Hayat Oldu: 20 Yıllık Eşinden Böbrek Bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdrarını tutması enfeksiyona neden olabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/idrarini-tutmasi-enfeksiyona-neden-olabiliyor-568490</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 08:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların sağlıklı büyümelerinde idrar yollarının korunması kritik bir rol oynuyor. Zira, özellikle çocuklarda sık rastlanan idrar yolu enfeksiyonu sadece idrar yapmada güçlük, ateş ve huzursuzluk gibi geçici şikâyetlere yol açmakla kalmıyor; zamanında tedavi edilmezse böbreklerde kalıcı hasar da bırakabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrarini-tutmasi-enfeksiyona-neden-olabiliyor-568490">İdrarını tutması enfeksiyona neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların sağlıklı büyümelerinde idrar yollarının korunması kritik bir rol oynuyor. Zira, özellikle çocuklarda sık rastlanan idrar yolu enfeksiyonu sadece idrar yapmada güçlük, ateş ve huzursuzluk gibi geçici şikâyetlere yol açmakla kalmıyor; zamanında tedavi edilmezse böbreklerde kalıcı hasar da bırakabiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, </strong>bu nedenle çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunda erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Üriner sistemde altta yatan işlevsel ya da yapısal bir anormalliğin varlığında; özellikle tekrarlayan ateşli üst idrar yolu enfeksiyonu geçirilmesi durumunda böbreklerde hasar gelişme riski yüksektir. Ülkemizde geri dönüşü olmayan kronik böbrek yetmezliğinin en sık nedenini de bu tablolar oluşturmaktadır. Dolayısıyla, çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunun ve altta yatan anormalliklerin erken saptanıp uygun şekilde tedavi edilmesi, böbrek sağlığının korunmasında çok önemlidir” diyor.</p>
<p><strong>Çocuklarda en sık görülen 2. enfeksiyon türü!  </strong></p>
<p>Üriner sistemin, yani üretra, idrar kesesi, üreterler ve böbreklerin enfeksiyonu anlamına gelen “idrar yolu enfeksiyonu”, ülkemizde çocukluk çağında üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra en sık görülen enfeksiyon olarak kayda geçiyor. Bebeklerde ve tuvalet eğitiminin verildiği oyun çağı çocuklarında daha sık görülen bu enfeksiyon; bağırsak kaynaklı olan ve üriner sistemin iç tabakasına tutunabilen üropatojen bakterilerin, perianal ve perineal alandan üretra, idrar kesesi ve böbreklere çıkmasıyla oluşuyor. Hastaların yüzde 80’inden fazlasında ise E. Coli bakterisi rol oynuyor.</p>
<p><strong>6. aydan sonra kız çocuklarında daha çok görülüyor </strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonu, bağışıklık sisteminin iyi gelişmemiş olması ve sünnet derisinin altında yerleşen proteus bakterileri nedeniyle yaşamın ilk 6 ayında erkek çocuklarında daha sık görülürken, ilk 6 aydan sonra ise üretranın kısa ve anüse yakın olması nedeniyle kız çocuklarında daha sık ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>En yaygın görülen 3 sebebine dikkat!</strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonunun oluşmasında en sık az su içme, idrarın tutulması, yani sık ve tam idrar yapılmaması ve kabızlık (günlük dışkılamanın yapılmaması) olmak üzere üç fonksiyonel neden etkili oluyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, “Bu fonksiyonel durumlar üriner sistemin yıkanmasını önleyerek bakterilerin üriner sisteme tutunmalarını, çoğalmalarını ve böbreklere kadar çıkmalarını kolaylaştırır ve idrar yolu enfeksiyonunun gelişimine neden olur” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Pek çok etken riski artırıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özlem Aydoğ, idrar yolu enfeksiyonuna yol açan diğer etkenleri şöyle özetliyor: “Küvette oturarak banyo yapılması veya yaz aylarında temiz olmayan havuza girilmesi de riski artırır. Antibiyotik kullanılması da riski artıran önemli bir etkendir. Bunların yanı sıra perineal ve perianal alanın parfümlü veya alkollü dezenfektan maddelerle temizliğinin yapılması, idrar yolu enfeksiyonuna neden olan üropatojen bakterilerin üriner sisteme tutunmalarını önleyen faydalı bakterilerin yok olmasına yol açarak enfeksiyonun gelişme riskini artırır.”  İdrar yolu enfeksiyonunun gelişmesinde ve tekrarlamasında; fonksiyonel nedenler kadar sık olmasa da idrar kesesinin işlev bozukluğu, idrarın mesaneden böbreklere geri kaçışı (reflü), üriner sistemde darlık, tıkanıklık ve taş gibi yapısal anormallikler de etken olabiliyor.</p>
<p><strong>Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonu, alt ve üst idrar yolu enfeksiyonu olmak üzere 2 grupta inceleniyor. Üretra ve idrar kesesinin tutulduğu alt idrar yolu enfeksiyonunda; idrarda kötü koku, bulanıklık ve nadiren kanın varlığı, idrar yaparken yanma-ağrı, sık idrara çıkma ve idrar kaçırma gibi işeme semptomları ön plana çıkıyor. Karnın ön-alt kısmında hafif ağrı ve 38°C altında hafif ateşle seyreden alt idrar yolu enfeksiyonu hemen ve doğru şekilde tedavi edilmezse enfeksiyon böbreklere ulaşarak üst idrar yolu enfeksiyonu gelişimine neden oluyor. Böbreklerin de tutulduğu üst idrar yolu enfeksiyonunda, işeme semptomlarına ek olarak, 38.5°C üzerinde ateş, karın ve böğür ağrısı, bulantı ve kusma gibi sistemik bulgular da gelişiyor.</p>
<p><strong>Böbrek hasarı oluşmaması için&#8230;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özlem Aydoğ, üst idrar yolu enfeksiyonu geliştiğinde böbrek hasarı riski de oluştuğu için erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını belirterek, şu uyarılarda bulunuyor: “Dolayısıyla, ifade yeteneği henüz gelişmeyen küçük çocuklarda yüksek ateş, huzursuzluk-ağlama, gaz sancısı, beslenme problemi, kilo alamama, uzamış sarılık, düzelmeyen pişik ve kabızlık gibi spesifik olmayan semptomların varlığında da idrar tetkik ve kültürünün yapılması, tanı ve tedavide geç kalınmaması gerekir.”</p>
<p><strong>Antibiyotik tedavisi şart!</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu<strong> </strong>tanısı konulur konulmaz hemen uygun antibiyotik tedavisine başlanması gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Özlem Aydoğ,<strong> </strong>ilk hastalık sonrasında kız çocuklarının yüzde 40 ila 60&#8217;ında, erkek çocuklarının ise yüzde 20 ila 30’unda enfeksiyonun tekrarlayabildiği uyarısında bulunarak,  “Özellikle üriner sistemde fonksiyonel veya yapısal bir anormallik varsa enfeksiyonun tekrarlama riski daha fazladır.  Bu nedenle, tekrarlayan enfeksiyonda üriner sistemin fonksiyonel veya yapısal anormallik açısından mutlaka araştırılması gerekir. Ultrason ilk tercih olmakla birlikte, gerekli durumlarda ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. Üriner sistemde ciddi yapısal anormallik saptanırsa cerrahi tedavi gerekebilir” diyor.</p>
<p><strong>Çocukları idrar yolu enfeksiyonundan korumak için 7 kritik kural! </strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ,<strong> </strong>çocuğunuzu idrar yolu enfeksiyonundan korumak için almanız gereken önlemleri şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Bol bol su içmesini sağlayın</li>
<li>İdrarını tutmamasına, yani sık idrar yapmasına dikkat edin</li>
<li>Günlük dışkılaması önemli. Bunun için diyet uygulanabilir, gerekirse dışkıyı yumuşatan ürünlere ve lavmana başvurulabilir.</li>
<li>Perineal ve perianal bölge<strong> </strong>hijyenine dikkat edin. Ancak parfümlü ve alkollü dezenfektan içeren ürünlerden, ıslak mendil kullanımından kaçının.</li>
<li>Banyosunu ayakta, duş şeklinde yaptırın.</li>
<li>Temizliğinden emin olmadığınız havuza sokmayın.</li>
<li>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrarini-tutmasi-enfeksiyona-neden-olabiliyor-568490">İdrarını tutması enfeksiyona neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik Böbrek Hastalığında Erken Tanının Anahtarı: Aile Taraması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-erken-taninin-anahtari-aile-taramasi-567530</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 09:05:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü’nün aktardığı bilgilere göre, ODPBH ailelerin tamamını etkileyebilen genetik bir hastalıktır; yani ebeveynden çocuğa geçer.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-erken-taninin-anahtari-aile-taramasi-567530">Polikistik Böbrek Hastalığında Erken Tanının Anahtarı: Aile Taraması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü’nün aktardığı bilgilere göre, ODPBH ailelerin tamamını etkileyebilen genetik bir hastalıktır; yani ebeveynden çocuğa geçer. Bazı durumlarda aile öyküsü olmadan da rastlantısal olarak ortaya çıkabilir. Hastalık genetiktir (kalıtsaldır) ve bireylerin yüzde 50 olasılıkla çocuklarına geçebilir. ODPBH nesil atlamaz; yani çocuğunuzda yoksa torunlarınıza da geçmez.</p>
<h2><strong>Erken Teşhisin Yolu: Aile Taraması ve Test</strong></h2>
<p>ODPBH’li bir bireyin yakınlarında da hastalık olabilir. Bu nedenle taramaya öncelikle birinci derece akrabalardan başlamak önemlidir. En sık kullanılan yöntem böbrek ultrasonudur. Bir diğer seçenek ise genetik testtir. Genetik testler, kişide ODPBH’ye yol açan değişmiş (mutasyona uğramış) genlerden birinin bulunup bulunmadığını ve hangi mutasyonun mevcut olduğunu gösterebilir. Çocuklarda erken yaşta negatif ultrason testi ODPBH’yi tamamen dışlamaz. Semptom yoksa test ergenlik veya 20’li yaşların başına ertelenebilir.</p>
<h2> <strong>Öncelikli olarak kimlere tarama/test yapılmalı?</strong></h2>
<ul>
<li>ODPBH tanısı almış bireylerin <strong>çocukları, kardeşleri ve ebeveynleri</strong> (birinci derece akrabalar)</li>
<li>Genç yaşta <strong>yüksek tansiyon</strong>, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek taşı veya açıklanamayan böbrek büyümesi olan kişiler</li>
<li><strong>Böbrek yetmezliği öyküsü</strong> (geçmişi) bulunan ailelerde, böbrek hastalığı bulgusu olan bireyler</li>
<li><strong>Aile planlaması</strong> yapmayı düşünen ve ODPBH öyküsü bulunan kişiler.</li>
</ul>
<h2> <strong>Erken tanı yaşam kalitesini koruyor</strong></h2>
<ul>
<li><strong>Rahatlama hissi.</strong> Bazı kişiler, test sonucu ODPBH tanısını doğrulasa bile, sonunda bir yanıt buldukları için rahatlama hissederler.</li>
<li><strong>Daha iyi yaşam tarzı seçimleri.</strong> Özellikle çocuklar veya genç erişkinler için, ODPBH’ye sahip olduklarını bilmek, daha zamanında müdahale ve bakım alma olanağı sağlar.</li>
<li><strong>ODPBH’nin daha erken yönetimi.</strong> ODPBH’nin ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik bazı tedavi seçenekleri vardır ve bunlar en etkili şekilde hastalığın erken döneminde başlanıldığında fayda sağlar.</li>
<li><strong>Aile planlaması.</strong> ODPBH’ye sahip olup olmadığınızı veya genetik mutasyonu taşıyıp taşımadığınızı bilmek, çocuk sahibi olma kararlarınızı etkileyebilir.</li>
<li><strong>Diğer aile bireylerinin daha geniş çaplı taranması.</strong> Sizin testiniz pozitif çıkarsa, bu durum diğer aile üyelerinin de test yaptırmasını teşvik edebilir.</li>
<li><strong>Canlı böbrek bağışı.</strong> ODPBH’li ailelerde, hastalığı olmayan bireyler, ODPBH’li yakınlarına böbrek bağışlamayı düşünebilir. Aile taraması, sağlıklı böbreklere sahip olabilecek olası donörlerin belirlenmesine yardımcı olabilir.</li>
</ul>
<p>Erken tanı, yalnızca tıbbi açıdan değil; aile planlaması, yaşam kalitesinin korunması ve psikolojik hazırlık açısından da büyük önem taşır. Konuyla ilgili daha fazla bilgi ve yönlendirme için aile hekimlerine veya nefroloji uzmanlarına başvurulması önerilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-erken-taninin-anahtari-aile-taramasi-567530">Polikistik Böbrek Hastalığında Erken Tanının Anahtarı: Aile Taraması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Necmi Eren: &#8220;Türkiye&#8217;de her beş hastadan biri, polikistik böbrek hastalığının genetik olduğunu bilmiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-necmi-eren-turkiyede-her-bes-hastadan-biri-polikistik-bobrek-hastaliginin-genetik-oldugunu-bilmiyor-560108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 08:44:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beş]]></category>
		<category><![CDATA[bilmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[eren]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastadan]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığının]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[necmi]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de 7 farklı nefroloji merkezinde yürütülen çok merkezli bir araştırma, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ODPBH) olan bireylerin hastalık farkındalığına dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-necmi-eren-turkiyede-her-bes-hastadan-biri-polikistik-bobrek-hastaliginin-genetik-oldugunu-bilmiyor-560108">Doç. Dr. Necmi Eren: &#8220;Türkiye&#8217;de her beş hastadan biri, polikistik böbrek hastalığının genetik olduğunu bilmiyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de 7 farklı nefroloji merkezinde yürütülen çok merkezli bir araştırma, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ODPBH) olan bireylerin hastalık farkındalığına dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Beş yüzün üzerinde hastayla yapılan çalışmaya göre, her beş hastadan biri bu hastalığın genetik geçişli olduğunu bilmiyor.</p>
<p><strong>ODPBH hastalarının %18’i hastalığın kalıtsal olduğunu bilmiyor!</strong><br /> Araştırmaya katılanların %82’si hastalığın genetik bir bozukluk olduğunu bildiğini ifade etti. Oysa ODPBH, dünyada en yaygın görülen kalıtsal böbrek hastalıklarından biri olarak biliniyor. Ülkemizde yapılan araştırmalara göre diyaliz tedavisi gören ya da böbrek nakli yapılan hastalarda böbrek hastalığının dördüncü sıradaki nedeni olarak saptanmıştır. Hastalık farkındalığı arttıkça, hastaların erken tanı, etkin takip ve uygun tedavi seçeneklerine ulaşması kolaylaşıyor.</p>
<p><strong>Farkındalık yaşla birlikte azalıyor</strong><br />Farkındalık puanları yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde, yaş ilerledikçe hastalık bilgisi anlamlı biçimde azalıyor. Özellikle 65 yaş üstü bireylerde farkındalık düzeyinin belirgin şekilde düştüğü gözlemlendi.</p>
<p><strong>Bölgeler arasında fark var</strong><br />Bölgesel farkındalık düzeyleri incelendiğinde, İç Anadolu Bölgesi’ndeki hastaların hastalık bilgisi, Akdeniz Bölgesi’ndekilere kıyasla daha yüksek çıktı. Bu farkın, bazı merkezlerde düzenli olarak yapılan hasta eğitim toplantılarından kaynaklandığı düşünülüyor.</p>
<p><strong>Semptom yaşayanlarda farkındalık daha yüksek</strong><br />Bel ağrısı, idrar yolu taşı ve hematüri (idrarda kan saptanması) gibi belirti gösteren bireylerin farkındalık düzeylerinin, semptom göstermeyenlere kıyasla daha yüksek olduğu tespit edildi. Bu bulgu, hastalıkla yaşam kalitesi etkilenen bireylerin daha sık sağlık danışmanlığı aldığına işaret ediyor.</p>
<p><strong>Aile taraması hayat kurtarabilir</strong><br />Çalışmada dikkat çeken bir başka bulgu ise, ailesinde hastalık öyküsü bulunan bireylerin yalnızca %67’sinin aile bireylerini taramaya yönlendirdiği. Ancak bu kişilerin aile üyelerinde %70 oranında hastalık tespit edildi. Bu oran, aile taramasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Tedaviye erken erişim için farkındalık şart</strong><br />Günümüzde ODPBH’nın seyrini yavaşlatabilen, dolayısıyla diyaliz tedavisi ihtiyacını 8-10 yıl kadar geciktiren özel tedaviler mevcuttur. Ancak hastaların bu tedavilere ulaşabilmesi için hastalık hakkında bilinçli olması ve doğru zamanda doğru sağlık hizmetine başvurması gerekmektedir. Ailenizde benzer semptomlar varsa tarama için bir nefroloji hekimine başvurabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-necmi-eren-turkiyede-her-bes-hastadan-biri-polikistik-bobrek-hastaliginin-genetik-oldugunu-bilmiyor-560108">Doç. Dr. Necmi Eren: &#8220;Türkiye&#8217;de her beş hastadan biri, polikistik böbrek hastalığının genetik olduğunu bilmiyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Taşının Bu Belirtilerini Önemseyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasinin-bu-belirtilerini-onemseyin-535227</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 May 2025 07:30:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtilerini]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[önemseyin]]></category>
		<category><![CDATA[taşının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=535227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çağımızın en önemli sağlık problemlerine neden olabilen obezite, düzensiz beslenme ve hareketsiz yaşam, böbrek taşı oluşumu riskini de artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasinin-bu-belirtilerini-onemseyin-535227">Böbrek Taşının Bu Belirtilerini Önemseyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağımızın en önemli sağlık problemlerine neden olabilen obezite, düzensiz beslenme ve hareketsiz yaşam, böbrek taşı oluşumu riskini de artırıyor. Geçmiş dönemlerde erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha fazla görülen böbrek taşları, günümüzde kadınlar ve çocuklarda da sık görülmeye başladı. Hiçbir belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebilen böbrek taşı çoğu zaman hastaların başka bir şikayet için gittikleri doktor kontrollerinde ortaya çıkıyor. Toplumda her 10 kişiden birinin hayatının bir döneminde karşılaştığı böbrek taşı sorunu; yeterli su tüketimi, dengeli beslenme, hareketli yaşam ve ideal kiloya dikkat edilmesi ile kontrol altına alınabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Yılmaz Salman, böbrek taşlarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Toplumun %15’i hayatının bir döneminde böbrek taşı ile karşılaşıyor</strong></p>
<p>Tüm dünya nüfusunun %15’inden fazlasında görülen böbrek taşı, coğrafi faktörler ve yaşam koşulları nedeniyle ülkemizde de bu oranlarda görülmektedir. Böbrek taşının en önemli sebepleri şunlardır;</p>
<p>• <strong>Genetik faktörler:</strong> Birinci derece akrabalarında böbrek taşı öyküsü olanlarda taş riski daha yüksektir.</p>
<p>• <strong>Yetersiz sıvı tüketimi</strong></p>
<p>• <strong>Beslenme:</strong> Hayvansal besinler, tuz, şeker ve oksalat içeren gıdalar böbrek taşı riskini artırır.</p>
<p>• <strong>Obezite ve hareketsiz yaşam:</strong> Günümüzün en önemli sağlık problemlerinden birisi olan fazla kilo ve hareketsiz yaşam böbrek taşı da neden olur.  </p>
<p>• <strong>Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları:</strong> Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve bazı hastalıklar böbrek taşı riskini artırır.</p>
<p>• <strong>Yaş ve cinsiyet: </strong>Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha fazla görülen böbrek taşı riski 30 yaşından sonra artar ve günümüzde kadınlar ve çocuklarda da sık görülmeye başlamış durumdadır.  </p>
<p>• <strong>Coğrafi ve iklimsel faktörler:</strong> Ülkemiz gibi sıcak iklimlerde yaşayan bireylerde böbrek taşı oluşma riski daha fazladır.  </p>
<p>• <strong>Böbrek taşı geçmişi:</strong> Böbrek taşı geçmişi olan hastalarda ilk taş düşürüldükten sonraki 5 yıl sonra tekrarlama riski %50’nin üzerindedir.</p>
<p><strong>Böbreğin içinde bekleyen taş dayanılmaz ağrılarla kendisini belli edebilir</strong></p>
<p>Böbrek taşı denilince çoğu kişinin akla aniden başlayan dayanılmaz bel ağrıları gelir. Ancak böbrek taşları kendini belli etmeden, hiçbir belirti vermeden böbrek içerisinde senelerce saklı kalabilmektedir. Hiçbir ağrı şikayeti olmayan hastalar, çoğu zaman farklı bir hastalık nedeniyle doktora başvurduğunda çekilen ultrason ya da tomografide böbrek taşı hastası olduğunu öğrenmektedir. Hastalarda dayanılmaz ağrılara neden olan taşın kendisi değil, idrar kanalındaki idrar akışını engellenmesidir. Böbrek taşı ilk olarak kristal şeklinde (halk arasında kum olarak isimlendirilir) oluşur. Sağlıklı bir böbrekte ve günlük yeterli miktarda su tüketen kişilerde bu kristaller idrar ile atılarak birikim yapmazlar. Fakat kişinin böbrek yapısı idrar akışını yavaşlatacak şekilde ise ya da yeterli akım oluşacak kadar sıvı tüketimi yoksa bu kristaller böbrekte birikerek ve birleşerek taşa dönüşebilmektedir. İdrar akışını engelleyecek boyuta geldikten sonra hastanın yaşam konforunu olumsuz etkileyen böbrek taşları kendilerini bu belirtilerle gösterir;</p>
<p>• Şiddetli ağrı</p>
<p>• İdrarda kan</p>
<p>• İdrar yaparken yanma</p>
<p>• Sık idrara çıkma</p>
<p>• Farklı idrar kokusu</p>
<p>• Mide bulantısı</p>
<p>• Ateş veya üşüme</p>
<p><strong>Hastaya özel yöntemlerle böbrek taşı tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Bu belirtiler, taşın idrar yollarında tıkanıklığa neden olması veya enfeksiyon gelişmesi durumunda daha belirgin hale gelebilir. Bu taşların oluşma sebeplerinin belirlenmesi tedavi başarısı açısından çok önemlidir. 2 cm’den küçük boyutlardaki böbrek taşları, vücut dışı şok dalga tedavisi (ESWL) ya da idrar kanalından girilerek böbreğin içine kıvrımlı aletlerle ulaşılan ve taşın lazer ile kırılıp toz haline getirildiği Retrograd intrarenal cerrahi (fleksible üreteroskopi) yöntemi ile tedavi edilmektedir. 2 cm’den büyük taşlarda ise bel bölgesinden açılan 1 cm’lik kesi ile böbreğin içine girilerek taşların kırılması ile böbrekten temizlenebilmektedir. Tekrarlayan böbrek taşlarında tedavi sonrasında taşların oluşma nedenleri belirlenerek hastaya özel tedavi programları uygulanır. Doktor kontrolünde uygulanan bu tedaviler dışında hastanın kilo kontrolü, dengeli beslenmesi, fiziksel aktivite durumu, yeterli su alımı, önerilen miktarda tuz ve şeker tüketmesi önemlidir. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasinin-bu-belirtilerini-onemseyin-535227">Böbrek Taşının Bu Belirtilerini Önemseyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik böbrek hastalığında geleceği değiştirmek mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-gelecegi-degistirmek-mumkun-528176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 10:14:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Polikistik böbrek hastalığı (PBH), toplumda yeterince tanınmayan ancak yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilen, genetik kaynaklı bir böbrek rahatsızlığıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-gelecegi-degistirmek-mumkun-528176">Polikistik böbrek hastalığında geleceği değiştirmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Polikistik böbrek hastalığı (PBH), toplumda yeterince tanınmayan ancak yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilen, genetik kaynaklı bir böbrek rahatsızlığıdır. Böbreklerde çok sayıda sıvı dolu kist oluşumuyla karakterize edilen hastalık, zamanla organın büyümesine ve işlev kaybına yol açabiliyor. Kişiye özel tedavi ve yeni nesil ilaçlarla hastalık artık daha yönetilebilir hale geliyor.</strong></em></p>
<p><strong>GENETİK</strong> kaynaklı böbrek hastalığı olan polikistik böbrek hastalığının seyri çoğu zaman sessiz olsa da karın ve yan ağrısı, yüksek tansiyon, kanlı idrar, sık idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonları ve karında dolgunluk hissi gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Bazı bireylerde halsizlik, baş ağrısı ve böbrek taşı oluşumu da görülebiliyor ve ilerlemiş vakalarda diyaliz ya da böbrek nakli gibi yaşamı sürdürücü tedavi seçeneklerine başvurulması gerekiyor.</p>
<p><strong>Diyalize giden yolu yavaşlatmak hayati önem taşıyor</strong></p>
<p>Hastalığın en büyük riski, böbrek fonksiyonlarının kaybı ve buna bağlı olarak diyalize duyulan ihtiyaçtır. Ancak diyaliz tedavisi her ne kadar yaşamı sürdürse de oldukça zorlayıcı. Hastaların haftada birkaç gün hastaneye veya diyaliz merkezine gitmesini gerektirir, her seans saatlerce sürer ve günlük yaşamı önemli ölçüde kısıtlıyor. Ayrıca enfeksiyon riski, damar yolu problemleri, tansiyon düzensizlikleri, kas krampları ve beslenme sorunları gibi çeşitli komplikasyonlar da yaygın şekilde görülüyor. Bu nedenle diyalizi mümkün olduğunca geciktirmek hem fiziksel hem de psikolojik açıdan hastalar için önemli bir kazanç.</p>
<p><strong>Hastalığın seyrini genetik yapı belirliyor</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalığı çoğunlukla otozomal dominant kalıtımla nesilden nesile geçiyor. Hasta bir ebeveynin çocuğuna hastalığı aktarma olasılığı %50. Bu nedenle ailesinde PBH öyküsü bulunan bireylerin erken yaşlardan itibaren düzenli doktor kontrolü yaptırması büyük önem taşıyor. Hastalığın seyrini belirleyen temel faktörlerden biri de genetik mutasyonlar. PBH genellikle PKD1 ya da PKD2 genlerindeki mutasyonlarla ilişkili. PKD1 mutasyonu taşıyan bireylerde hastalık daha erken yaşta ortaya çıkıp ve daha hızlı ilerlerken, PKD2 mutasyonu olanlarda süreç genellikle daha yavaş seyrediyor. Genetik testler sayesinde mutasyon tipi belirlenerek kişiye özel tedavi planları oluşturulabilir.</p>
<p><strong>Yeni tedavi seçenekleriyle yaşam kalitesinde artış mümkün</strong></p>
<p>Tıp dünyasındaki ilerlemeler sayesinde PBH ile yaşamak artık daha yönetilebilir hale geliyor. Gelişen görüntüleme teknolojileri, genetik analiz olanakları ve yeni ilaçlar sayesinde hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor. Özellikle bazı ilaçlarla diyaliz ya da böbrek nakli ihtiyacı ortalama 7 yıl ertelenebiliyor. Bu gelişme hem hastaların umutlarını artırıyor hem de yaşam kalitelerini önemli ölçüde iyileştiriyor.</p>
<p>PBH yalnızca fiziksel olarak değil, psikolojik yönden de yıpratıcı bir hastalık. Hastalar ve yakınları, sürecin belirsizliğiyle başa çıkarken duygusal destek ihtiyacı duyabiliyor. Bu nedenle hastalığın yönetiminde tıbbi tedavilerin yanı sıra psikososyal desteklerin de yer aldığı bütüncül bir yaklaşım tercih edilmeli.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-gelecegi-degistirmek-mumkun-528176">Polikistik böbrek hastalığında geleceği değiştirmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik böbrek hastalığı yavaş gelişir, her şey hızla değişir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaligi-yavas-gelisir-her-sey-hizla-degisir-461489</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 11:38:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[değişir]]></category>
		<category><![CDATA[gelişir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461489</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka, 10 Mayıs Polikistik Böbrek Hastalığı Günü’nde kalıtsal, kronik ve ilerleyici bir rahatsızlık olan polikistik böbrek hastalığının, erken tanı ve tedavisine dikkat çekerek hastalığa dair çarpıcı bilgileri derledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaligi-yavas-gelisir-her-sey-hizla-degisir-461489">Polikistik böbrek hastalığı yavaş gelişir, her şey hızla değişir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü, polikistik böbrek hastalığına (PBH) dair çok faydalı ve çarpıcı bilgiler derledi. </span></p>
<p><span>Kronik, ilerleyici ve kalıtsal bir hastalık olan polikistik böbrek hastalığı böbrekler ve özellikle karaciğer olmak üzere diğer organlarda kist denilen sıvı dolu keselerin çoğalıp büyüdüğü karmaşık bir hastalıktır. Böbrekte oluşan kistler, böbreğin normal dokusunun yerini alır, böbreklerin büyümesine neden olur, böbrek fonksiyonunun azalmasına ve böbrek yetersizliğine yol açar. Polikistik böbrek hastalığı olan kişilerde böbrek kistlerine ek olarak karaciğer kistleri ve damar hastalıkları da görülebilmektedir. </span></p>
<p><strong><span>Bazı hastalarda şikâyet olmadan gelişebilir</span></strong></p>
<p><span>Polikistik böbrek hastalığının en sık rastlanan başlangıç semptomları ise ağrı, idrar yolu infeksiyonu bulguları, makroskopik hematüri (idrarda kan) atakları veya tesadüfen saptanan hipertansiyondur. Ağrı ve hematüri en sık görülen klinik bulgulardır. Aşırı sayıdaki kistler nedeniyle böbrek boyutları büyümüş olan hastalarda ağrı daha sık görülür. </span></p>
<p><span>Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı, son dönem böbrek yetersizliği olgularının %8 &#8211; 10&#8217;undan sorumludur. Buna bağlı olarak, önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Bazı hastalarda ise bulgu ve şikâyetler görülmeyebilir. </span></p>
<p><span>Böbrek fonksiyonundaki düşüş geri dönüşü olmayan böbrek hasarının habercisidir. Bu hastalarda, özellikle PKD1 mutasyonu olanlarda, böbrek yetersizligi gelişebilmektedir ve ileri evre kronik böbrek hastalığının ortalama başlangıç yaşı 50’dir, son dönem böbrek yetersizliği ortalama 53 yaşında meydana gelir ve yaşam süresi daha kısadır. </span></p>
<p><strong><span>Böbrek naklinin sebepleri arasında 4’üncü sırada geliyor</span></strong></p>
<p><span>Türkiye Nefroloji Derneği verilerine göre 2022 yılında 3621 böbrek nakli yapılmıştır ve nakil sebepleri arasında dördüncü sırada polikistik böbrek hastalığı yer almaktadır. </span></p>
<p><span>Ülkemizde akrabalardan böbrek nakli vakaların yaklaşık %60’nı oluşturmaktadır ve kalıtsal bir hastalık olan PBH’de bu durum nakil sürecini zorlaştırabilir. </span></p>
<p><strong><span>Polikistik böbrek hastalığı progrnozunda erken tanı ve tedavi önemlidir</span></strong></p>
<p><span>Hastalık ilerlemesini yavaşlatmak, böbrek naklini ve diyaliz ihtiyacını geciktirmek için erken dönemde tanı ve uygun tedavi için nefroloji uzmanına başvurmak büyük bir önem taşımaktadır.</span></p>
<p><span>Sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı, hastanın ihtiyacına göre semptom tedavisi, böbrek fonksiyonunu korumak için uygulanan tedavi sayesinde semptomlar kontrol altına alınabilir ve çeşitli komplikasyonlar önlenebilir.</span></p>
<p><span>Sizde veya yakınlarınızda bu hastalığın olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir nefroloji uzmanına görününüz.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaligi-yavas-gelisir-her-sey-hizla-degisir-461489">Polikistik böbrek hastalığı yavaş gelişir, her şey hızla değişir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-hastaliginda-aseton-bobrek-hastaliginda-amonyak-kokusu-oluyor-451724</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2024 17:38:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[amonyak]]></category>
		<category><![CDATA[aseton]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451724</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-hastaliginda-aseton-bobrek-hastaliginda-amonyak-kokusu-oluyor-451724">Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</span></strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuklar ve yetişkinlerde ağız kokusunun nedenlerinin benzer olduğunu ifade eden uzmanlar, en önemli nedenin çürük dişler, dil üzerindeki bakteriler, diş eti iltihapları ve ağız kuruluğu olduğunu söylüyor. Susuzluk, sinüzit, geniz eti, reflü, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, sindirim sistemi ve solunum sistemi hastalıklarının da ağız kokusuna neden olacağını kaydeden Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Kullanılan ilaçlar, vitamin eksikliği de ağız kokusu yapabiliyor.” dedi.</strong></p>
</p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklarda neden ağız kokusu olduğu konusunda bilgi vererek, önlemek için yapılması gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Çocuklar ve yetişkinlerde ağız kokusunun nedenleri benziyor</strong></p>
<p>Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklar ve yetişkinlerde ağız kokusunun nedenlerinin benzer olduğunu ifade ederek, “En önemli nedeni çürük dişler, dil üzerindeki bakteriler, diş eti iltihapları ve ağız kuruluğudur. Bunların dışında susuzluk, sinüzit, geniz eti, reflü, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, siroz, sindirim sistemi ve solunum sistemi hastalıkları, kullanılan ilaçlar, vitamin eksikliği de ağız kokusu yapabiliyor. Sarımsak, soğan gibi koku yapan gıdaların sık tüketilmesi de ağız kokusuna sebebiyet verebilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Hastalık nedeniyle oluşan ağız kokusunu anlamak zor”</strong></p>
<p>Bazı spesifik hastalıklarda farklı kokular duyulabileceğini de dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Mesela şeker hastalığında aseton kokusu, böbrek hastalığında amonyak kokusu, karaciğer yetmezliğinde balık kokusu duyulabilir. Yine de hastalık nedeniyle oluşan ağız kokusunu anlamak zordur. Bu nedenle özellikle hastalıkla ilgili başka bir belirti daha varsa ya da önlem alınmasına rağmen ağız kokusu geçmiyorsa bir tıp doktoruna muayene olmak tavsiye edilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Baharatlı gıdalar, et ve şarküteri ürünleri de ağız kokusuna neden olabiliyor”</strong></p>
<p>Bütün olasılıklar değerlendirildikten ve tedavileri yapıldıktan sonra, nadiren de olsa, nedeni belli olmayan ağız kokusunun da olabileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Rokfor gibi kokulu peynirler, baharatlı gıdalar, et ve şarküteri ürünleri, deniz ürünleri, yumurta, şekerli gıdaların fazla tüketilmesi ağız kokusuna neden olabilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Abur cuburlar ağız sağlığı için de zararlı</strong></p>
<p>Abur-cuburların ağız sağlığı için de zararlı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Ağız kokusunun başlıca sebeplerinden olan diş çürüğüne, dil üzerinde bakteri üremesine, reflüye neden olabilirler. Ayrıca; bu tip besinler koku yapabilen baharatlar ve şeker içerebilir. Bu nedenle bu tip gıdaların fazla tüketilmesi ağız kokusuna neden olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız kokusunun önlenmesi için ağız hijyenine dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Ağız kokusunun önlenmesi için öncelikle kişinin ağız hijyenine dikkat etmesi gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Dişlerin ve dilin düzenli olarak fırçalanması ağız kokusu tedavisinin ilk aşamasını oluşturur. Varsa çürük dişlerin ve diş eti iltihabının tedavi edilmesi gerekmektedir. Gün içinde su tüketimine özen gösterilmesi ağız kokusunu azaltmaya yardımcı olacaktır. Koku yapmayan gıdaların tüketilmesine özen gösterilmesi önerilir. Ağız gargaralarının düzenli kullanımı da etkili olacaktır. Kulak burun doktoruna muayene olmak boğaz bölgesindeki olası enfeksiyonlardan kaynaklı kokuların eliminasyonu açısından fayda sağlar. Tüm bu işlemler yapılmasına rağmen geçmeyen ağız kokusu varlığında sistemik hastalıkların kontrol edilmesi için tıp hekimine başvurulması önerilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-hastaliginda-aseton-bobrek-hastaliginda-amonyak-kokusu-oluyor-451724">Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu proje ile protein kaçağıyla seyreden hastalıklarda böbrek biyopsisi yapmadan tanı konabilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-protein-kacagiyla-seyreden-hastaliklarda-bobrek-biyopsisi-yapmadan-tani-konabilecek-445221</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2024 21:04:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsisi]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kaçağıyla]]></category>
		<category><![CDATA[konabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[seyreden]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yapmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan multidisipliner proje ekibi tarafından hazırlanan “Nefrotik Sendromlarda Biyobelirteçlerin Tanı ve Tedaviye Etkisi” başlıklı proje Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) B Grubu Çağrısi kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-protein-kacagiyla-seyreden-hastaliklarda-bobrek-biyopsisi-yapmadan-tani-konabilecek-445221">Bu proje ile protein kaçağıyla seyreden hastalıklarda böbrek biyopsisi yapmadan tanı konabilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan multidisipliner proje ekibi tarafından hazırlanan “Nefrotik Sendromlarda Biyobelirteçlerin Tanı ve Tedaviye Etkisi” başlıklı proje Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) B Grubu Çağrısi kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p> Proje ekibini makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, yürüttükleri nitelikli çalışmalarından dolayı proje ekibini tebrik ederek başarılar diledi. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz bilim insanları,  ülkemiz başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyaçları doğrultusunda araştırma alanlarını yoğunlaştırarak, disiplinlerarası önemli projeler hazırlamaya devam ediyorlar. Hepimizin bildiği gibi diyaliz ve böbrek nakli hastalarının varlığı her geçen artmaktadır. Özellikle idrarda protein kaçağı sorunu pek çok sağlık problemini de berberinde getirmektedir.  Üniversitemiz bilim insanları,  protein kaçağıyla seyreden hastalıklarda böbrek biyopsisi yapmadan tanı hakkında fikir sahibi olmayı ve tedavi etkilerini değerlendirme imkanı sunmayı hedefleyen önemli bir projeye imza attılar. Projeleri Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı tarafından desteklenen ekibimizi kutluyorum” dedi.</p>
<p>         Araştırmanın içeriği ile ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıklar Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Meltem Seziş, “Projemiz ile protein kaçağıyla seyreden hastalıklarda böbrek biyopsisi yapmadan tanı hakkında fikir sahibi olmayı ve tedavi etkilerini değerlendirme imkanı sunmayı hedefliyoruz. Amacımız, erken tanı ve tedaviye ışık tutarak beraberinde getirdiği kamuya ait hastanelerde mali yükü azaltma potansiyeli olan tanı, tedavi ve/veya prognoz öngörücü panel oluşturmaktır. Dünya genelinde böbrek biyopsisi yapılamayan merkezlerde de hastalık tanı ve takibine imkan sunma potansiyeli de mevcuttur” dedi.</p>
<p>Projede, EÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıklar Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Meltem Seziş ve EÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Banu Sarsık Kumbaracı ve Araştırma Görevlisi Gizem Korkut görev alıyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-protein-kacagiyla-seyreden-hastaliklarda-bobrek-biyopsisi-yapmadan-tani-konabilecek-445221">Bu proje ile protein kaçağıyla seyreden hastalıklarda böbrek biyopsisi yapmadan tanı konabilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu yanlışlar böbrek kaybına götürebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-yanlislar-bobrek-kaybina-goturebilir-443315</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Feb 2024 21:14:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[götürebilir]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğum sancısından bile şiddetli ağrılara neden olabilen, kapısını çaldığı kişinin acil servise kendini ‘zor atmasına’ yol açan böbrek taşı hastalığı günümüzde giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-yanlislar-bobrek-kaybina-goturebilir-443315">Bu yanlışlar böbrek kaybına götürebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum sancısından bile şiddetli ağrılara neden olabilen, kapısını çaldığı kişinin acil servise kendini ‘zor atmasına’ yol açan böbrek taşı hastalığı günümüzde giderek yaygınlaşıyor.   <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Zeren</strong>, ülkemizde her 10 kişiden birinde görülme oranıyla dünya ortalamasının üzerinde seyreden böbrek taşına genetik etkenlerden yanlış yaşam alışkanlıklarına dek bir çok etkenin neden olduğunu belirterek bu ciddi sağlık sorununa karşı özellikle günlük yaşantıda bazı kritik kurallara mutlaka uyulması gerektiğini vurguluyor. Böbrek taşı olanların ise “Taşımı herhalde düşürdüm ama görmedim, ağrım geçti” şeklinde yanılgısına çok sık düştüklerini ancak bu düşünceyle tedavinin bırakılmasının böbrek kaybına dahi götürebildiğini belirten Prof. Dr. Zeren “Taş problemi yaşayanların sonraki 10 yıl içinde tekrar benzeri şeyleri yaşama ihtimali yüzde 50’dir. Bu nedenle benzer yakınmaları olmasa bile düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekir” diyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Zeren böbrek taşına yol açan 8 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. <strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Az su içmek: YANLIŞ!</strong><strong> </strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Az su içmek böbrekte kum ve taş oluşumuna zemin hazırlar. Günde 2-2.5 litre idrar çıkarmak özellikle de böbrek taşı oluşturmaya yatkın kişilerde taş oluşum riskini yüzde 50 azaltır. Bu nedenle her gün en az 2.5 litre su içmeye özen gösterin. Ayrıca alınan sıvının bir kısmının limon, portakal suyu şeklinde olması da idrarda taş oluşumunu engelleyen sitrat maddesini artıracağından ayrıca faydalı olacaktır. Son yıllardaki bazı çalışma sonuçları kahvenin de taş oluşumunu engellediği yönündedir.</p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Fazla tuz ve şeker tüketmek: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Fazla tuzlu yemek idrarla kalsiyum çıkışını artırarak çoğunluğu kalsiyum içerikli olan taşların oluşumunu tetikleyebilir. Fazla tuzlu yemek zaman içinde yüksek tansiyon nedeni de olabileceğinden böbrek damarlarının etkilenmesiyle böbrek fonsiyon bozukluklarına da yol açabilmektedir. Tuz yanında rafine şeker tüketimi de idrarla kalsiyum çıkışını artıran diğer bir risk faktörüdür. Bu nedenle fazla tuz ve şeker tüketiminden kaçının. </p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Bilinçsizce vitamin takviyesi kullanmak: YANLIŞ!</strong><strong> </strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Son yıllarda öne çıkan vitamin ve mineral takviyeleri kişinin ihtiyacına göre doktor tavsiyesiyle değil gelişigüzel kullanıldığında uzun vadede böbreklere de çok ciddi zararlar veriyor. Örneğin; en masum görünenlerden biri vücut direncinin düştüğü, gribal durum hissedildiğinde ilk akla gelen destek ürünlerden olan C vitamininin alımını abartmak böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlar. Günlük yiyeceklerle alınan doğal C vitamini için böyle bir risk söz konusu değildir. Vücudunuzun vitamin ve mineral ölçümleri yapılmadan ve doktor tavsiye etmedikçe vitamin ve mineral takviyesini gelişigüzel kullanmaktan kesinlikle kaçının. </p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Hareketsiz olmak: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Hareketli olmak taşların büyümeye fırsat bulamadan kristal veya kum halindeyken idrarla atılmasını kolaylaştıracaktır. Bu nedenle fiziksel bir engeliniz olmadığı takdirde hareketsiz kalmaktan mutlaka kaçınmak ve her gün düzenli yürüyüş/egzersiz yapmak, işyerinde dahi öğle tatillerinde mutlaka kısa da olsa yürümek gerekir. Egzersiz yaparken terlenebileceğinden beraberinde bol su içilmesi de unutulmamalıdır. </p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Hayvansal gıdaları aşırı tüketmek: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Kırmızı et, yumurta, tavuk, balık gibi hayvansal proteinler idrarı asit hale getirip, kalsiyum dengesini bozması yanında idrardaki taş oluşumu için koruyucu olan maddelerin azalmasına da neden olmaktadır. Bu nedenle hayvansal gıdaların tüketiminde aşırıya kaçmamak, günlük tüketimde 150-160 gramı geçmemeye dikkat etmek gerekir. Salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş etler de ciddi oranda tuz içerdiğinden tüketiminden uzak durulmalıdır. Diyete dikkat ederek taş oluşum riski oldukça azaltılabilmektedir. </p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Kas yapmak için aşırı protein almak: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Özellikle vücut geliştirmek amacıyla spor yapanlar kas oluşturmak için protein tozlarına ağırlık veriyor. Ancak dikkat! Yapılan bilimsel çalışmalar; aşırı protein alımının böbrek fonksiyonlarını bozduğunu ve kas yapsa da böbrekte taş oluşumuna zemin hazırladığını ortaya koyuyor. Bu nedenle doktorunuzun önerisi olmadan protein takviyesi kullanmayın. </p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Yoğurt, süt ve peyniri az tüketmek: YANLIŞ!</strong><strong> </strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Zeren “Taşların büyük kısmı yapı olarak kalsiyum oksalat taşlarıdır. Bu nedenle çok eskiden süt, peynir, yoğurt gibi kalsiyumdan zengin gıdaların az tüketilmesi önerilirdi. Artık bunun yanlış olduğu bilinmektedir. Ancak kalsiyumlu yiyeceklerin ana öğünlerde tüketilmesi gerekir! Çünkü; domates, koyu yeşil yapraklı sebzeler, çilek, armut, kuruyemişler, çikolata ve çay gibi birçok yiyecekte bulunan oksalat maddesi kalsiyumdan zengin gıdalarla beraber tüketildiğinde oksalatın vücuda girişini engellemek büyük ölçüde mümkün olabilmektedir” diyor. </p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Yetersiz idrar yolu enfeksiyonu tedavisi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: İdrar yollarında enfeksiyona neden olan mikroplardan bazıları idrarın yapısını değiştirerek “enfeksiyon taşı” denen kalsiyum oksalattan farklı yapıdaki taşlara neden olmaktadır. Çok kısa süre içinde hızla büyüyebilen bu farklı yapıdaki taşların tamamen temizlenmesi ve idrarın uygun antibiyotik tedavisi ile tamamen mikropsuz hale getirilmesi çok önemlidir. Taşlar ameliyatla alınsa bile enfeksiyon tam temizlenmediği takdirde çok kısa süre içinde aynı yapıdaki taşlar hızlıca tekrarlamaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Böbrek taşı olanlar dikkat!</strong></p>
<p><strong>Ağrınız kesildi diye tedaviyi bırakmayın!</strong></p>
<p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Zeren “Böbrek taşı olanların çok sık düştüğü bir yanlış; taşın düştüğü görülmeden, ağrı kesildi diye tedavinin yarım bırakılmasıdır. Takibin bırakılması böbrek kaybına kadar gidebilecek çok riskli bir durumdur. Eğer taş düşerken kısmi tıkanıklık yapacak şekilde yolda takılıp kalırsa idrarın taşın yanından az da olsa geçiyor olması ağrının ortadan kalkmasına neden olacaktır. Hastalar genellikle bu dönemde ‘taşımı herhalde düşürdüm, görmedim’ düşüncesi ile günlük yaşantılarına dönerler. Kısmi de olsa tıkanıklık devam etmesi böbreğin zamanla şişmesi ve kaybıyla sonuçlanabilir. İdrar yollarından taş, kum dökmüş veya ameliyat geçirmiş olanların sonraki yaşantılarında benzer yakınmaları olmasa bile düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekir. Taş problemi yaşayanların sonraki 10 yıl içinde tekrar benzeri şeyleri yaşama ihtimali yüzde 50’dir” diyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-yanlislar-bobrek-kaybina-goturebilir-443315">Bu yanlışlar böbrek kaybına götürebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek üstü bezlerdeki kitleler ihmal edilmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-ustu-bezlerdeki-kitleler-ihmal-edilmemeli-428304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 09:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bezlerdeki]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[kitleler]]></category>
		<category><![CDATA[üstü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=428304</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücutta önemli işlevleri olan böbrek üstü bezlerinde görülen kitleler hakkında uyarılarda bulunan VM Medical Park Mersin Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Batmaz, “Böbrek üstü bezlerdeki kitlelerin çoğu iyi huyludur ve yine çoğunluğu hormon üretmez. Ancak 4 cm’den büyük kitleler saptandığında ameliyatla alınması önerilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-ustu-bezlerdeki-kitleler-ihmal-edilmemeli-428304">Böbrek üstü bezlerdeki kitleler ihmal edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Böbrek üstü bezlerdeki kitleler ihmal edilmemeli</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Vücutta önemli işlevleri olan böbrek üstü bezlerinde görülen kitleler hakkında uyarılarda bulunan VM Medical Park Mersin Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Batmaz, “Böbrek üstü bezlerdeki kitlelerin çoğu iyi huyludur ve yine çoğunluğu hormon üretmez. Ancak 4 cm’den büyük kitleler saptandığında ameliyatla alınması önerilir” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>VM Medical Park Mersin Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Batmaz, böbrek üstü bezlerde başka nedenlerle yapılan görüntüleme tetkiklerinde tesadüfen saptanan kitle veya tümörler olarak tanımlanan adrenal insidentaloma hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>YAŞAM İÇİN GEREKLİ HORMONLAR SALGILANIR</strong></p>
<p>Adrenal bezlerin (böbrek üstü bezler) her iki böbreğin üstünde yerleşmiş üçgen şekilli böbrekten yapı ve fonksiyon olarak çok farklı endokrin bezler olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Leyla Batmaz, “Böbrek üstü bezlerden salgılanan hormonlar yaşam için mutlaka gerekli hormonlardır. Adrenal bezin az veya çok çalışması hormon yetersizliği ve fazlalığına yol açar ve vücutta çok fazla soruna sebep olur” diye konuştu.</p>
<p><strong>ÖNCELİKLE KİTLENİN İYİ Mİ, KÖTÜ HUYLU MU OLDUĞU TESPİT EDİLMELİ</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Batmaz, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Adrenal insidentaloma, adrenal bezlerde başka nedenlerle yapılan görüntüleme tetkiklerinde tesadüfen saptanan kitle veya tümörleri tanımlayan bir terimdir. Adrenal insidentaloma saptandığında cevaplanması gereken iki önemli sorudan biri bu kitlenin öncelikle iyi huylu (malign) mu yoksa kötü huylu mu olduğudur. İkinci önemli soru ise fonksiyonel olup olmadığı yani hormon üretip üretmediğidir. Adrenal insidentalomaların çoğu iyi huyludur ve yine çoğunluğu non-fonksiyoneldir, yani hormon üretmez.”</p>
<p><strong>TEŞHİSTE MR YA DA BT KULLANILABİLİR</strong></p>
<p>Teşhis koyma sürecinden bahseden Uzm. Dr. Batmaz, “Kötü huylu-iyi huylu (malign-benign) ayrımı görüntüleme yöntemleri (Manyetik Rezonans Görüntüleme veya tomografi) ile yapılır. Ayrımda genellikle dinamik kontrastlı sürrenal BT veya MRG kullanılabilir. 4 cm’den küçük yağdan zengin adenomlar takip edilir. Genellikle 4 cm’den büyük, yağdan fakir lezyonların malign (yani kanser) olma riski yüksek olduğundan ameliyatla alınması önerilir” dedi.</p>
<p><strong>FARKLI BELİRTİLER GÖRÜLEBİLİR</strong></p>
<p>Fonksiyonel adenomlarda lezyonun ürettiği hormona göre hastalarda farklı belirtiler görülebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Batmaz, “Lezyonda kortizol salınımı artmışsa Cushing sendromu belirtileri, aldosteron salınımı artmışsa Conn sendromu (hiperaldosteronizm) belirtileri, adrenalin/ noradrenalin salınımı artmışsa Feokromasitoma belirtileri görülür. DHEAS düzeyleri artmışsa kadınlarda tüylenme artışı, adet düzensizlikleri gibi sorunlara sebep olur” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>CERRAHİ TEDAVİ YAPILABİLİR</strong></p>
<p>Son olarak tedavi yollarına değinen Uzm. Dr. Batmaz, “Hormon fazlalığı olan durumlarda da öncellikle cerrahi önerilir. Ancak yine de bu, hasta özelinde alınan bir karardır. Adrenal insidentalomaların çoğu zararsız olsa da, bazı durumlarda doktorunuzun yakından izlemesi ve tedavi planı oluşturması önemlidir. Bu durumlar arasında tümörün büyümesi, hormon üretimi veya diğer organlara baskı yapması gibi faktörler bulunabilir. Unutmayın ki, her hasta farklıdır ve tedavi planı kişiselleştirilmelidir. Siz ya da sevdikleriniz adrenal insidentaloma ile ilgili endişeleriniz olduğunda, uzman bir doktora başvurmalısınız” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-ustu-bezlerdeki-kitleler-ihmal-edilmemeli-428304">Böbrek üstü bezlerdeki kitleler ihmal edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek İltihabının 7 Önemli Belirtisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-iltihabinin-7-onemli-belirtisi-411807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Oct 2023 11:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[iltihabının]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrek iltihabı, farklı nedenlere bağlı olarak gelişebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-iltihabinin-7-onemli-belirtisi-411807">Böbrek İltihabının 7 Önemli Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek iltihabı, farklı nedenlere bağlı olarak gelişebiliyor. Nefrit ya da diğer adıyla ‘piyelonefrit’ olarak bilinen böbrek iltihabı, böbreklerin birinde veya ikisinde birden ilerleyen bir tür idrar yolu enfeksiyonu olarak ortaya çıkıyor. Böbrek iltihabı nedeniyle zamanla böbrek fonksiyonlarında ciddi oranda azalma başlayabiliyor. Bazı kurallara uymak böbrek iltihabının oluşmasını engelleyebiliyor. Böbrek iltihabının oluşmaması için vücudun ihtiyaç duyduğu günlük 1,5-2 litre civarındaki suyu kesinlikle tüketmek gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Bülent Altunoluk, böbrek iltihabı ve tedavisi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bir tür idrar yolu enfeksiyonu</strong></p>
<p>Böbrek iltihabı, alt idrar yolları denilen üretra ve mesane kaynaklı enfeksiyonun zamanında ya da doğru tedavi edilememesi sonrası böbreklerin birinde veya ikisinde birden ilerlemesi sonucu meydana gelen bir tür idrar yolu enfeksiyonudur. Böbrek iltihabı genellikle alt idrar yollarındaki enfeksiyonun yayılması sonrası geliştiğinden belirtiler de ona göre değişiklik gösterebilmektedir. Böbrek iltihaplanmasının pek çoğu önce alt idrar yollarında yani mesane veya üretrada başlar. Daha sonra enfeksiyon yukarıya doğru ilerleyerek böbrekte de enfeksiyon gelişir. Alt idrar yolları enfeksiyonunun bu aşamada tedavi edilmemesi sonucu enfeksiyon yukarıya yani böbreğe doğru ilerleyerek daha şiddetli bir tablonun gelişmesine yol açar.</p>
<p>Böbrek iltihabında görülebilen belirtiler şöyledir;</p>
<ul>
<li>İdrar yaparken yanma veya ağrı hissi</li>
<li>Sık idrara gitme isteği</li>
<li>Bulanık, kötü kokulu veya kanlı idrar</li>
<li>Kasıklarda ve göbek altı bölgede ağrı</li>
<li>Karında veya yanlarda (hastalanan böbrek tarafında) ağrı</li>
<li>Bulantı, kusma</li>
<li>Yüksek ateş, üşüme ve titreme </li>
</ul>
<p><strong>İlerlerse hastaneye yatış gerekebilir</strong></p>
<p>Böbrek iltihabında belirtilerin şiddetine göre hafif vakalar ağızdan antibiyotik desteği ile ayaktan takip edilebilir. Yüksek ateşli ve kanda beyaz küre veya CRP yüksekliği olan tüm akut vakalar hastaneye alınmalı ve derhal damardan sıvı ve antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Özellikle kadınlarda tedavi edilmeyen genital enfeksiyonlar, idrar yollarına geçerek enfeksiyon gelişmesine neden olabilir. Vezikoüreteral reflü(mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçmasına yol açan doğumsal anomali), böbreklerinde diğer doğumsal anomaliler bulunan (at nalı böbrek, gelişmemiş küçük kalmış böbrek, polikistik böbrek gibi), böbrek taşları bulunan, az su içen, idrarını tutan kimselerde böbrek enfeksiyon gelişme riski yüksektir. Ayrıca diyabet varlığında, nöropatik mesane gelişmişse, sürekli idrar yolu sondası varsa ve ameliyat gerektiren belirgin prostat büyümesi olan hastalar riskli guruptadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tedaviye başlanmazsa sorun kronikleşir</strong></p>
<p>Böbrek enfeksiyonuna yol açan bakterilerin büyük bölümü bağırsaklarda bulunan mikroorganizmalardır. Böbrek iltihabı, idrar tahlili ile anlaşılabilmektedir. İdrar tahlilinde enfeksiyonu gösteren beyaz kan hücrelerinin ve bakterinin fazla görülmesi, nitrit + saptanması değerlidir. Kan tahlilinde ise beyaz kan hücrelerine ek olarak, CRP ve sedimantasyon yüksekliği görülür. Bu sonuçların hepsi iltihap varlığında yükselir. İdrar kültürü yaptırılarak hastalığa neden olan mikroorganizma saptanır. Ultrasonografi cihazı ile böbrek genişliği, böbrek parankim yapısı, böbrek taşı veya apse olup olmadığı da görülebilmektedir. Uygun tedavi edilmeyen alt idrar yolları enfeksiyonunun böbreklere ilerlemesi sonucunda böbrek iltihabı gelişmektedir. Böbreklere ulaşan enfeksiyon sonucunda hastada yüksek ateş, yan ağrısı, üşüme ve titreme gelişebilmektedir. Bu aşamada hastaneye yatırılarak uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Tam tedavi edilmediği takdirde enfeksiyon kronikleşecektir ve sık sık böbrek iltihaplanması meydana gelecektir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-iltihabinin-7-onemli-belirtisi-411807">Böbrek İltihabının 7 Önemli Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü: Polistik Böbrek Hastalığının Seyrini Değiştirmek Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-polistik-bobrek-hastaliginin-seyrini-degistirmek-mumkun-408221</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 11:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[direktörlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığının]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[medikal]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[otsuka]]></category>
		<category><![CDATA[polistik]]></category>
		<category><![CDATA[seyrini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka, Türkiye’de her 10 kişiden birinde görülen ve kalıtsal bir hastalık olan polikistik böbrek hastalığının, tedavi edilmediği sürece diyalize veya böbrek nakline kadar ilerlediğine dikkat çekiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-polistik-bobrek-hastaliginin-seyrini-degistirmek-mumkun-408221">Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü: Polistik Böbrek Hastalığının Seyrini Değiştirmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Otsuka, Türkiye’de her 10 kişiden birinde görülen ve kalıtsal bir hastalık olan polikistik böbrek hastalığının, tedavi edilmediği sürece diyalize veya böbrek nakline kadar ilerlediğine dikkat çekiyor. Diyalize ihtiyaç duyan ya da organ nakli olan hastaların %5-10&#8217;unda, böbrek yetersizliğinin nedeni, polikistik böbrek hastalığıdır. Ancak yaşam tarzı değişikliği ve tansiyon kontrolü gibi basit ama etkili yöntemlerle hastalığın seyri yavaşlatılabilir.</strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p>ABDİ İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü, polikistik böbrek hastalığına dair çok faydalı bilgiler derledi. Kronik, ilerleyici ve kalıtsal bir hastalık olan polikistik böbrek hastalığı Böbrekler ve özellikle karaciğer olmak üzere diğer organlarda kist denilen sıvı dolu keselerin çoğalıp büyüdüğü karmaşık bir hastalık. Anne veya babadan birinde bu hastalık varsa, çocuğa geçiş riski ise %50. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bazı hastalarda bulgu ve şikâyet olmayabilir</strong></p>
<p> </p>
<p>Polikistik böbrek hastalığı olan hastaların bazılarında hiçbir şikâyet ve bulgu olmayabilir. Hatta bazı hastalarda, hastalık yaşam boyu fark edilmeyebilir. Bazı hastalarda ise çeşitli şikâyet ve bulgular gelişebilir. Yaş ilerledikçe, şikâyet ve bulguların ortaya çıkma riski artar. Bunlar arasında en sık görülenler böbrek (yan) ağrısı, kanlı idrar, idrar yolu enfeksiyonu bulguları, böbrek taşı oluşumu ve yüksek tansiyondur.</p>
<p> </p>
<p><strong>60 yaşından önce böbrek nakli veya diyaliz ihtiyacı doğar</strong></p>
<p> </p>
<p>Hastalarda, uzun yıllar içinde böbrek fonksiyonlarında giderek bir azalma görülebilir. Bazı hastalarda gelişebilecek olan böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisine ihtiyaç duyan ya da böbrek nakli yapılmış olan hastaların %5-10&#8217;unda, böbrek yetersizliğinin nedeni, polikistik böbrek hastalığıdır. Hastaların büyük kısmında ortalama 60 yaşından önce böbrek nakli veya diyaliz ihtiyacı doğar. Bu nedenle, polikistik böbrek hastalığı birey ve toplum sağlığı açısından önemli bir hastalıktır.</p>
<p> </p>
<p>Yüksek tansiyonu olanlarda böbrek yetersizliği gelişmesi riski daha fazla olduğu için, yüksek tansiyonun tedavisi çok önemlidir. Ayrıca, sigara içen böbrek hastalarında, böbrek yetersizliği daha kolay geliştiği için, hastalar kesinlikle sigara içmemelidir.</p>
<p>Polikistik böbrek hastalığında, idrar yolu enfeksiyonu gelişmesi ve taş oluşması riski normal bireylere göre daha yüksektir. Bazen idrar yollarında oluşan bir taşa bağlı olarak çok şiddetli ağrı ile karşılaşılabilir. Böyle durumlarda hasta mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı ve kendisinde polikistik böbrek hastalığı olduğunu söylemelidir. Bu riski azaltmak amacıyla, hastaların günlük sıvı alımını artırmaları önerilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Hastalığın seyrini yavaşlatmak mümkün</strong></p>
<p> </p>
<p>Bazı önlemlerle hastalığın seyrini belirgin bir şekilde yavaşlatmak mümkün. Örneğin yaşam tarzı değişikliği (uygun diyet, hastaların ideal kiloda olması, artmış su tüketimi, sigara içilmemesi vb.), tansiyon kontrolü gibi yöntemlerle bile hastalık seyri yavaşlayabilir ve böbrek yetersizliği daha geç yaşta gelişebilir.   Ayrıca son zamanlarda polikistik böbrek hastalığı tedavisinde kist gelişimini önleyen veya kistlerin büyüme hızını yavaşlatan ve hastalığın seyrini uzatan tedavilerin geliştirilmesi ile birlikte diyaliz ve böbrek nakline kadar geçen süre de uzatılabilir.</p>
<p>Sizde veya yakınlarınızda bu hastalığın olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir nefroloji uzmanına görününüz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-polistik-bobrek-hastaliginin-seyrini-degistirmek-mumkun-408221">Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü: Polistik Böbrek Hastalığının Seyrini Değiştirmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat: Türkiye&#8217;de Böbrek Kanseri Vakalarının Sayısı Her Yıl Artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikkat-turkiyede-bobrek-kanseri-vakalarinin-sayisi-her-yil-artiyor-384614</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 08:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[vakalarının]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde metabolik hastalıkların artmasıyla beraber böbrek kanseri önemli bir sağlık sorunu haline geldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-turkiyede-bobrek-kanseri-vakalarinin-sayisi-her-yil-artiyor-384614">Dikkat: Türkiye&#8217;de Böbrek Kanseri Vakalarının Sayısı Her Yıl Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde metabolik hastalıkların artmasıyla beraber böbrek kanseri önemli bir sağlık sorunu haline geldi. Böbrek kanserlerinin çok sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu söyleyen Bristol Myers Squibb (BMS) Türkiye Medikal Direktörü Uzm. Dr. Devrim Emel Alıcı, 15 Haziran Dünya Böbrek Kanseri Günü’nde böbrek kanserinin nedenlerini, risk faktörlerini, belirtilerini ve tanı yöntemlerini açıkladı</strong>.</p>
<p> </p>
<p>Günümüzde hızla yayılan bir tehdit olarak karşımıza çıkan böbrek kanseriyle mücadelede zamanlama hayati önem taşıyor. Kontrolsüz hücre büyümesi ve anormal çoğalma sonucunda oluşan bu hastalığa karşı düzenli kontroller ve sağlıklı alışkanlıklar, büyük bir savunma mekanizması oluşturuyor. Bristol Myers Squibb (BMS) Türkiye&#8217;nin Medikal Direktörü Uzm. Dr. Devrim Emel Alıcı, 15 Haziran Dünya Böbrek Kanseri Günü vesilesiyle böbrek kanserinin nedenlerini, risk faktörlerini ve belirtilerini vurgulayarak, erken tanının hayati öneme sahip olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Böbrek Kanseri Sinsi İlerliyor: İşte Önemli Risk Faktörleri</strong></p>
<p>Böbrek kanserinin çok sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu ve genellikle 60 yaş üstü erkeklerde daha sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Devrim Emel Alıcı, ‘’Hipertansiyon, sigara kullanımı, obezite, yüksek proteinli beslenme, hareketsiz yaşam tarzı böbrek kanseri riskini belirgin artırmaktadır.  Yüksek kalorili diyet ve kızartma türü yiyecekler de aynı şekilde risk oluşturabilir. Tütün dumanında bulunan kanserojen maddeler akciğerlerden kana karışarak böbreklere zarar verebilir. Ancak tütün kullanımı bırakıldığında riskin zamanla azalabileceğini unutmamak önemli’’ diyor. Böbrek kanseri riskimizi azaltmak için atabileceğimiz adımların varlığını hiçbir zaman unutmamamız gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>Erken tanı ve tedavi her hastalıkta olduğu gibi böbrek kanserinde de hayati bir öneme sahip. Özellikle böbrek kanseri belirtileri maalesef genellikle hastalık ilerlediğinde tespit edildiği için erken teşhis hastalıkla mücadelede kritik bir rol oynuyor. Uzm. Dr. Devrim Emel Alıcı tümör yayıldıktan sonra çeşitli belirtilerin ortaya çıkabileceğini belirtiyor ve ekliyor: ‘’İdrarda kan görülmesi, nedensiz bel ağrısı, karında şişlik/kitle, yorgunluk, iştah ve kilo kaybı ve nedensiz ateşhalsizlik ve çabuk yorulma veya solukluk gibi semptomlar yaşıyorsanız hemen bir uzmana başvurmalısınız.”</p>
<p><strong>Veriler Türkiye’de Böbrek Kanseri Vakalarının Her Yıl Arttığına İşaret Ediyor</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Devrim Emel Alıcı, 2018 yılında 4.728 olan renal hücreli kanser vakası sayısının, 2040 yılında 7.831&#8217;e yükseleceğinin tahmin edildiğini açıklayarak böbrek kanseri şüphesi olan kişilerin hastalık öyküsü sonrası ilk yapılması gereken şeyin hekim muayenesi olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Uzm. Dr. Devrim Emel Alıcı, ‘’Genellikle ana tedavi yöntemi, çoğu hastada kanserin cerrahi yolla çıkarılmasıdır. Kanser yayılmış olsa bile tümörün açık veya kapalı bir ameliyatla çıkarılması, daha uzun bir yaşam süresi, ağrı ve kanama gibi belirtilerin azaltılması gibi faydalar sağlayabilir. Bu ameliyat kısmi veya total nefrektomi olarak adlandırılır. Uzmanlar tarafından ameliyat uygun görülmediğinde , hastalıklı böbreği besleyen damarların bloke edilmesi gibi tedaviler de uygulanabilir. Bu yöntem tümörün küçülmesini sağlar. Son yıllarda immünoterapi ve hedefe yönelik ajanların bir arada kullanımının tedavide etkili olduğu görülmektedir.’’ diyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-turkiyede-bobrek-kanseri-vakalarinin-sayisi-her-yil-artiyor-384614">Dikkat: Türkiye&#8217;de Böbrek Kanseri Vakalarının Sayısı Her Yıl Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Sağlığınızı Rutin Tetkiklerle Koruyabilirsiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagliginizi-rutin-tetkiklerle-koruyabilirsiniz-374861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 11:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[koruyabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<category><![CDATA[tetkiklerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Dr. Aresh Soudmand böbrek kistlerinin yol açabileceği risk faktörlerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagliginizi-rutin-tetkiklerle-koruyabilirsiniz-374861">Böbrek Sağlığınızı Rutin Tetkiklerle Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Dr. Aresh Soudmand böbrek kistlerinin yol açabileceği risk faktörlerini anlattı. Böbrek kistlerinin türüne bağlı olarak hiçbir belirti vermeden de oluşabileceğini ileten Uzm. Dr. Aresh Soudmand, &#8220;Her insanda görüldüğü belirtilse de böbrek kistleri gözden kaçırılmaması ve doktor kontrolünde takibi gerekebilen kistlerdir” diye konuştu. </p>
<p><strong>DOKTOR KONTROLÜNDE TAKİP EDİLMELİ</strong></p>
<p>Böbrek kistleri böbreğin dış katmanında oluşan ve içi sıvı dolu keseciklerdir. Genellikle basit kistler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Çok nadir de olsa kanserleşme ihtimalleri mevcuttur. Böbrek kistlerinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Böbreğin yüzey tabakasının incelmesi sonucu bir kese oluştuğu görüşü ileri sürülmektedir. Bir insanın hayatında yaptığı, böbrek kistlerine neden olabilecek hiçbir şey yoktur. Hiçbir yaşam tarzı davranışı, çevresel maruziyet veya diyet böbrek kistleri ile ilişkilendirilmemiştir. Basit kistler hem erişkin hem de çocuklarda görülebilen lezyonlardır. Genellikle tek böbrekte bir adet oluşur ancak bazen polikistik böbrek hastalığı gibi durumlarda her iki böbrekte çok sayıda lezyon olarak da görülebilir.</p>
<p><strong>50 YAŞIN ÜZERİNDE GÖRÜLME SIKLIĞI YÜKSEK</strong></p>
<p>Basit böbrek kistleri polikistik böbrek hastalığında görülen kistlerden farklıdır. Çoğu zaman hastada hiçbir şikâyete neden olmazlar ve hiçbir belirti vermezler. İlerleyen yaşlarda daha sık görülen basit kistler, ultrasonografi ve radyolojik değerlendirmeler neticesinde fark edilebilir. Hastalar kistlerinin varlığından bilgisayarlı tomografi veya MR sonrasında da tesadüfi olarak haberdar olabilirler. Genellikle kansere dönüşmediğinden ve içleri sıvı dolu olduğundan dolayı bu kistler “basit böbrek kistleri” olarak bilinirler. Az sayıda ve iyi huylu olan kistler toplumda sıklıkla rastlanan bir durum iken her iki böbrekte ve çok sayıda karşılaşılan kistler böbrek yetmezliğine kadar sonuçları olan kistlerdir. Böbrek kistlerinin görülme oranları yaşlanma ile birlikte giderek artmaktadır. Bu lezyonlar 50 yaş üstü erkek ve kadınlarda %50 oranında görülmektedir.</p>
<p><strong>ERKEKLERDE DAHA SIK RASTLANIYOR</strong></p>
<p>Ortaya çıkma nedeni tam olarak bilinmese de böbrek kistlerine daha sık rastlanmasına neden olan bazı risk faktörleri bulunmaktadır. Yaşlanmaya bağlı olarak daha sık görülebildiği bilinen böbrek kistleri ayrıca hipertansiyon hastalarında, böbrek fonksiyon bozukluğu hastalarında ve böbrek taşı hastalarında diğer bireylere oranla daha sık görülür. Cinsiyete bağlı risk faktörleri ele alındığında erkeklerde görülme sıklığı kadınlara oranla daha yüksektir.</p>
<p> </p>
<p> Böbrek kistlerinin 2 tipi vardır: </p>
<p> </p>
<ul>
<li>Basit böbrek kistleri: Basit böbrek kistleri insan böbreğinde bulunan en yaygın lezyonlardır. Yaşla birlikte görülme oranları giderek artmaktadır. Genellikle hiçbir belirti vermezler. Böbreğe ciddi bir zarar vermezler, ancak büyük boyutlu lezyonlarda tedavi gerekebilmektedir.  Genellikle tek bir böbrekte görülürler, bazen her iki böbrekte birden fazla sayıda da görülebilirler. Basit kistlerin tanısı radyolojik incelemeler sırasında rastlantısal olarak konulmaktadır. Kistler daha çok ultrasonografi ile tespit edilir.</li>
<li> </li>
<li>Polikistik böbrek hastalığı: Genetik geçişlidir. Her iki böbrekte yer alan çok sayıda kistle kendini gösteren, karaciğer, pankreas gibi diğer organlarda da kistlere neden olabilecek genetik geçişli bir hastalıktır. </li>
</ul>
<p>Böbrek kistleri küçük boyutlarda iken herhangi bir belirtiye neden olmazlar, ancak büyüdükleri zaman hastalarda bazı şikayetlere neden olabilirler. Bunlar:</p>
<ul>
<li>Karında elle hissedilen kitle</li>
<li>Yan ve sırtta ağrı </li>
<li>Böbrek ağrısı (genellikle baskıya ve kanamaya bağlı oluşmaktadır)</li>
<li>Tansiyon yüksekliği</li>
<li>İdrarda kanama</li>
<li>Ateş</li>
<li>Sık idrara çıkma</li>
<li>İdrarda koyulaşma</li>
</ul>
<p><strong>RADYOLOJİK TETKİKLERLE KANSER ERKEN EVREDE SAPTANABİLİR</strong></p>
<p>Böbrek kistlerinde tedavi yöntemine kistin sayısı, boyutu ve hastada hangi şikayetlere neden olduğu değerlendirilerek karar verilmektedir. Kistin içinin iğne ile boşaltılması, kist duvarını yapıştıracak maddenin ultrason eşliğinde kist içerisine enjekte edilmesi yoluyla kistin inaktif edilmesi ve cerrahi yöntem ile kistin vücuttan alınması gibi yöntemler uygulanabilmektedir. Sizin için hangi tedavi yönteminin uygun olduğuna karar vermesi gereken kişi takibinizi yapan hekiminizdir. Böbrek kistleri her zaman zararlı değildir.  Ancak radyolojik tetkiklerde kanserleşme riski açısından şüpheli bulgular mevcut ise hastanın kanser ihtimali mutlaka araştırılmalıdır. Rutin kontrol ve radyolojik tetkikler kanser ihtimalinde erken evrede tedaviye başlanması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagliginizi-rutin-tetkiklerle-koruyabilirsiniz-374861">Böbrek Sağlığınızı Rutin Tetkiklerle Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik böbrek hastalığının ilerlemesini önlemek veya yavaşlatmak mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginin-ilerlemesini-onlemek-veya-yavaslatmak-mumkun-373938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 09:16:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığının]]></category>
		<category><![CDATA[ilerlemesini]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[veya]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşlatmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Polikistik böbrek hastalığı, en sık karşılaşılan kalıtsal böbrek hastalığı ve böbrek yetersizliğinin de önde gelen nedenlerinden biri konumunda.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginin-ilerlemesini-onlemek-veya-yavaslatmak-mumkun-373938">Polikistik böbrek hastalığının ilerlemesini önlemek veya yavaşlatmak mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Polikistik böbrek hastalığı, en sık karşılaşılan kalıtsal böbrek hastalığı ve böbrek yetersizliğinin de önde gelen nedenlerinden biri konumunda. Abdi İbrahim Otsuka da 10 Mayıs Polikistik Böbrek Hastalığı Günü’nde, Türkiye’de her 1000 kişiden birinde görülen ve kalıtsal bir rahatsızlık olan polikistik böbrek hastalığının, tedavi edilmediği takdirde diyalize veya böbrek nakline kadar ilerlediğine dikkat çekiyor. </strong></em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>POLİKİSTİK böbrek hastalığı, günümüzde en sık görülen yaşamı tehdit edici kalıtsal hastalıklardan ve böbrek yetersizliğinin de önde gelen nedenlerinden biri. Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü de 10 Mayıs Polikistik Böbrek Hastalığı Günü kapasımda yaptığı açıklamada polikistik böbrek hastalığının Türkiye’de her bin sağlıklı insandan 1&#8217;inde görülebileceğine işaret etti ve hastalıkla ilgili kritik bilgileri derledi.</p>
<p> </p>
<p>Polikistik böbrek hastalığı, kronik, ilerleyici ve kalıtsal bir hastalık. Anne veya babadan birinde bu hastalık varsa, çocuğa geçiş riski ise %50. Böbrekler ve özellikle karaciğer olmak üzere diğer organlarda kist denilen sıvı dolu keselerin çoğalıp büyüdüğü karmaşık bir hastalık olan polikistik böbrek hastalığında böbrek, sağlıklı bireylerdekinin birkaç katı daha büyük hale gelebilir ve hastalarda ağrı, kanama ve kist içinde enfeksiyon başta olmak üzere birçok şikâyete ve belirtiye neden olur. </p>
<p>Zamanla hastaların çoğunda böbrek yetersizliği gelişir. Ayrıca ODPBH hastalarında kan basıncı yüksekliği ve kardiyovasküler hastalıklara yatkınlık da sık rastlanan bir tablodur. Hastalığa hem yetişkin dönemde hem de çocukluk çağında tanı konabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Nakil gerektiren her 10 vakadan birinin nedeni, polikistik böbrek hastalığı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Böbrek nakli gerektiren her 10 vakadan 1’inde böbrek yetmezliğinin temel nedeni polikistik böbrek hastalığıdır. Erken tanı ve tedavi ile hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması mümkünken, hastaların çoğunda ise ortalama 60 yaşından önce böbrek nakli veya diyaliz gereksinimi doğar.</p>
<p> </p>
<p>ODPBH&#8217;nin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek, ömür boyu devam eden fiziksel ve psikolojik etkileri vardır. Erken dönemlerde bile çoğu hasta iş yaşamına ve fiziksel aktiviteye engel olan belirtiler yaşar. Polikistik böbrek hastalığı; kayıp, belirsizlik ve korku gibi derin duygusal etkilere yol açabilir ve bu durum kaygı bozukluğu veya depresyon yaratabilir.</p>
<p> </p>
<p>Yüksek tansiyon, bel ve/veya sırt ağrısı, sık idrar yolu enfeksiyonu, kanlı idrar, sık taş düşürme gibi şikâyetleri olan ya da birinci derece akrabalarında ve ailesinde polikistik böbrek hastalığı bulunan kişilerin, bir nefroloji uzmanına başvurmaları, erken teşhis ve tedavi açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginin-ilerlemesini-onlemek-veya-yavaslatmak-mumkun-373938">Polikistik böbrek hastalığının ilerlemesini önlemek veya yavaşlatmak mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyon inme ve böbrek sorunlarına yol açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-inme-ve-bobrek-sorunlarina-yol-acabilir-372255</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 09:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlarına]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hipertansiyon hastalığı hakkında uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Orhan, “Primer hipertansiyon, kalp-damar sistemindeki kan basıncının sürekli olarak yüksek olmasıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-inme-ve-bobrek-sorunlarina-yol-acabilir-372255">Hipertansiyon inme ve böbrek sorunlarına yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hipertansiyon hastalığı hakkında uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Orhan, “Primer hipertansiyon, kalp-damar sistemindeki kan basıncının sürekli olarak yüksek olmasıdır. Yüksek kan basıncı, kan damarlarının duvarlarına fazla baskı yaparak zamanla hasara neden olabilir. Bunun sonucunda kalp hastalığı, böbrek hastalığı, inme ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Primer hipertansiyonun teşhisi kan basıncının ölçülmesiyle konulur” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Orhan, hipertansiyon hakkında bilgilendirmelerde bulundu. İki tür hipertansiyon hastalığı olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Orhan primer (birincil) ve sekonder (ikincil) hipertansiyon tipleri olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>KALP HASTALIĞINA NEDEN OLABİLİR</strong></p>
<p>Esansiyel hipertansiyon olarak da adlandırılan primer hipertansiyonun kalp-damar sistemindeki kan basıncının sürekli yüksek olması anlamına geldiğini belirten Uzm. Dr. Orhan, “Yüksek kan basıncı, kan damarlarının duvarlarına fazla baskı yaparak zamanla hasara neden olabilir. Kalp hastalığı, böbrek hastalığı, inme ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Primer (esansiyel) hipertansiyonun teşhisi kan basıncının ölçülmesiyle konulur. Kan basıncı, üst (sistolik) ve alt (diyastolik) olmak üzere iki sayıdan oluşur. Normal kan basıncı 120/80 mmHg olarak kabul edilirken, 140/90 mmHg veya daha yüksek olan kan basıncı yüksek olarak kabul edilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>ÇEVRESEL FAKTÖRLER ETKİLİ OLABİLİR</strong></p>
<p>Primer (birincil) hipertansiyonunun nedenlerini açıklayan Uzm. Dr. Orhan, “Primer hipertansiyonun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Yaş, aşırı kilo, hareketsiz yaşam tarzı, tuz alımı, stres ve alkol tüketimi gibi faktörler, esansiyel hipertansiyon riskini artırabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İLAÇ KULLANIMI RİSKİ ARTIRABİLİR</strong></p>
<p>Sekonder hipertansiyon çeşitlerinin ise belirli bir nedene bağlı olarak ortaya çıktığını söyleyen Uzm. Dr. Orhan, “Örneğin, böbrek hastalığı, adrenal bezlerin bir hastalığı veya ilaç kullanımı gibi nedenler yüksek kan basıncına neden olabilir. Bu tür hipertansiyonlara ikincil hipertansiyon denir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>BU BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Mesut Orhan, hipertansiyon hastalığının belirtilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>• Yorgunluk,</p>
<p>• Bulantı,</p>
<p>• Baş ağrısı,</p>
<p>• Stres, fiziksel aktiviteler sonrasında burun kanaması,</p>
<p>• Baş dönmesi,</p>
<p>• Sinirlilik,</p>
<p>• Zayıflama,</p>
<p>• Kalp çarpıntısı,</p>
<p>• Bulanık görme,</p>
<p>• Gözlerde şişlik,</p>
<p>• Gece sık şekilde idrara çıkma,</p>
<p>• Anksiyete,</p>
<p>• Uyku sorunları,</p>
<p>• İşitme sorunları,</p>
<p>• Duygusal anlamda sorun yaşama,</p>
<p>• Hızlı ve düzensiz şekilde kalp atışı,</p>
<p>• Nefes darlığı,</p>
<p>• Vücutta ödem.</p>
<p><strong>DÜZENLİ EGZERSİZ YAPMAK OLDUKÇA ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Tedavi yollarına değinen Uzm. Dr. Orhan, “Primer hipertansiyonun potansiyel risklerini azaltmak için, kan basıncını düzenli olarak ölçmek, yaşam tarzı değişiklikleri yapmak (düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, tuz ve alkol tüketimini sınırlamak) ve doktorunuzun önerdiği ilaç tedavisini düzenli olarak uygulamak önemlidir. Tedavi, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla yapılabilir. Yaşam tarzı değişiklikleri arasında kilo verme, düzenli egzersiz yapma, tuz alımını sınırlama ve alkol tüketimini azaltma gibi önlemler yer alır. İlaç tedavisi, kan basıncını düşürmeye yardımcı olan çeşitli ilaçları içerebilir. Primer hipertansiyon tedavisinde kişinin yaşam tarzı değişiklikleri yapması, ilaç tedavisi veya her ikisi bir arada kullanılması önerilir. Tedavi protokolü bireysel olarak belirlenir ve kişinin yaşına, cinsiyetine, genel sağlık durumuna, diğer ilaç kullanımına ve yüksek kan basıncı düzeyine göre değişebilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TEDAVİ YOLLARI</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Orhan, primer hipertansiyon tedavisinde uygulanabilecek adımları şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Yaşam tarzı değişiklikleri: Kişinin kan basıncını düzenli olarak ölçmesi ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesi önerilir. Bu, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, tuz ve alkol tüketimini sınırlamak, sigara içmemek ve stresi azaltmak anlamına gelir.</li>
<li>Sigara ve alkol risk faktörleri konusunda oldukça etkilidir. Bundan kaynaklı olarak da kısa süre içinde bırakılmalıdır.</li>
<li>Günlük 6 gramın üzerinde tuz kullanımı da risk faktörleri içinde bulunur. Bu değerin üzerine çıkmamak gerekir. Fazla tuz su tutulumuna sebep olur ve vücutta sıvı oranı artışı yapar.</li>
<li>Doğru beslenmek, risk faktörleri konusunda önlem almaya olanak sağlar. Baharatlı, fast food, tuzlu, yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerekir. Bunun yerine tahıllı ve lifli ürünler tercih edilmelidir. Tansiyon tedavisi kapsamında risk faktörleri önüne geçilmesi için doğru beslenme çok önemlidir.</li>
<li>Fiziksel aktiviteler hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon tedavisi kapsamında sağlıklı bir yaşam sunar. Haftanın birkaç günü kişinin tercihine bağlı olarak açık havada ya da spor salonunda egzersiz yapması uygun olacaktır. Düzenli spor yapmak başka sorunların yaşanmasının da önüne geçer.</li>
<li>İlaçlar düzenli kullanılmalıdır</li>
<li> İlaç dışında elektroforez, fitoterapi, akapuntur, psikoterapi ve işitsel eğitimler ile de destek sağlanabilmektedir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-inme-ve-bobrek-sorunlarina-yol-acabilir-372255">Hipertansiyon inme ve böbrek sorunlarına yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 7 Kişiden Birinde Kronik Böbrek Hastalığı Var!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-7-kisiden-birinde-kronik-bobrek-hastaligi-var-355063</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 08:39:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birinde]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355063</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl Mart ayının ikinci Perşembe günü bu hastalığın önemine dikkat çekmek amacıyla “Dünya Böbrek Günü” kutlanmaktadır. Kronik böbrek hastalığının oldukça yaygın olduğunu belirten İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Şahin Dünya Böbrek Günü vesilesiyle böbrek fonksiyonlarının sağlıklı çalışabilmesi için önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-7-kisiden-birinde-kronik-bobrek-hastaligi-var-355063">Her 7 Kişiden Birinde Kronik Böbrek Hastalığı Var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl Mart ayının ikinci Perşembe günü bu hastalığın önemine dikkat çekmek amacıyla “Dünya Böbrek Günü” kutlanmaktadır. Kronik böbrek hastalığının oldukça yaygın olduğunu belirten İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Şahin Dünya Böbrek Günü vesilesiyle böbrek fonksiyonlarının sağlıklı çalışabilmesi için önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Dünyada her yıl Mart ayının ikinci Perşembe günü “Dünya Böbrek Günü” olarak kutlanmaktadır.  Kronik böbrek hastalığı son yıllarda dünya çapında büyük bir artış gösteren ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Diyabet, hipertansiyon, obezite, ileri yaş, çoklu ve kontrolsüz ilaç kullanımı, ailesinde böbrek hastalığı olması, gibi risk faktörleri kronik böbrek yetersizliğinin başlıca nedenleri arasında yer alır. Böbrek hastalıklarının önemli belirtilerine dikkat çeken Doç. Dr. Şahin,” Ülkemizde yapılan bir çalışmada her 7 erişkinden birinde kronik böbrek hastalığı olduğu gösterilmiştir. İleri dönem böbrek yetersizliğinde nefes darlığı, vücutta şişlik, idrar miktarında azalma, halsizlik, iştah azalması, bulantı, kusma gibi semptomlar var iken birçok hastada hiçbir belirti de göstermeyebilir. Hastalığın erken dönemde saptanması ve koruyucu hekimlik uygulamaları ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir” dedi.</p>
<p><strong>“İnsan vücudu susuzluğa bir hafta dayanabilir”</strong></p>
<p>Ülkemizde meydana gelen depremin böbreklere olan ilişkisine dikkat çeken Doç. Dr. Şahin, ”6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi ile ülkemiz derinden sarsıldı. 40 binden fazla insanın hayatını kaybettiği bu felaket ile birlikte “Ezilme (Crush) Sendromu” tekrar gündemimize geldi. Bu tabloda en çok etkilenen organların başında ise böbrekler yer almaktadır.  Kas yıkımı ve kişilerin yeterli sıvı alamamaları sonucunda hayatı tehdit eden akut böbrek yetersizliği ve potasyum yüksekliği felaketzedelerde ölüme neden olmaktadır. Yapılan araştırmalar insan vücudunun susuzluğa bir hafta kadar dayanabileceğini göstermektedir. Daha uzun süren susuzluk durumu hayat ile bağdaşmamaktadır. Enkaz altından kurtarılan kişilere daha enkaz yerinde uygun sıvı tedavisi başlanması çok önemlidir” diye söyledi.</p>
<p><strong>“Yeterli sıvı alımı böbrek sağlığı için çok önemlidir”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Şahin,” Böbreklerimizin başlıca görevi vücudumuzun su, sodyum, potasyum gibi çeşitli elektrolitlerin dengesini sağlamaktır. Metabolik atıkların (üre gibi) atılması, kan basıncının düzenlenmesi, asit-baz dengesinin sağlanması, ilaçların metabolize edilmesi, kan üretimi için gerekli hormonun yapım ve sentezi de diğer görevleri arasında yer almaktadır. Yeterli sıvı alımı böbreklerimizin sağlıklı çalışması için önemlidir. Özellikle risk grubunda olan kişilerin böbrek fonksiyonlarının ve idrar tetkiki ile değerlendirilmesi önemlidir. Altta yatan hastalığın kontrolü, diyet, beslenme ve ilaç rejimlerinin düzenlenmesi ile hastalık kontrol altına alınabilir” diye belirtti.</p>
<p>Ayrıca Doç. Dr. Şahin, “2021 yılı Türk Nefroloji Derneği verilerine göre ülkemizde yaklaşık 85 bin kişi renal replasman tedavisi görmektedir. Yaklaşık 23 bin kişi ise kadavradan böbrek nakli olmak için nakil merkezlerinde beklemektedir. 2021 yılında ülkemizde 15 kişiye kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. Bu sayı oldukça düşüktür. Bu önemli gün vesilesi ile tüm halkımızı organ bağışı yapmaya davet ediyorum” diye sözlerini bitirdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-7-kisiden-birinde-kronik-bobrek-hastaligi-var-355063">Her 7 Kişiden Birinde Kronik Böbrek Hastalığı Var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Hastalıkları Dünya Çapında Artmaya Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-hastaliklari-dunya-capinda-artmaya-devam-ediyor-354853</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 11:27:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artmaya]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çapında]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde böbrek hastalıklarıyla ilişkili rahatsızlıkların ciddi boyutlara ulaşması, toplumsal farkındalığın artırılmasını zorunlu kılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-hastaliklari-dunya-capinda-artmaya-devam-ediyor-354853">Böbrek Hastalıkları Dünya Çapında Artmaya Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde böbrek hastalıklarıyla ilişkili rahatsızlıkların ciddi boyutlara ulaşması, toplumsal farkındalığın artırılmasını zorunlu kılıyor. Bu amaç doğrultusunda 2006 yılından bu yana tüm dünyada ve ülkemizde, her yıl Mart ayının ikinci Perşembe günü ‘Dünya Böbrek Günü’ olarak kutlanıyor.</p>
<p>Her yıl ana bir temanın belirlendiği bu önemli günün bu yılki sloganı ‘Herkes İçin Böbrek Sağlığı-Beklenmeyen İçin Hazırlıklı Ol, Savunmasız Hassas Bireyleri Destekle’ olarak belirlendi. Son yıllarda dünya çapında yaşanan pandemi ve deprem gibi felaketlerin gelişmesi ile artan böbrek hasarı riski düşünülerek bu slogan seçildi. Memorial Şişli ve Bahçelievler Hastaneleri Nefroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ülkem Çakır, ‘Dünya Böbrek Günü’ öncesinde böbrek hastalıklarının önemi ve ezilme sendromu hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Böbrek hastalıklarının beraberinde getirdiği büyük yük </strong></p>
<p>Günümüzde dünya çapında 850 milyon insanın çeşitli nedenlerden ötürü böbrek hastalığına sahip olduğu tahmin edilmektedir. Epidemiyolojik çalışmalar, genellikle yavaş ilerleyen ve geri dönüşü mümkün olmayan kronik böbrek hastalığının, yılda en az 2,4 milyon ölüme neden olduğunu, hatta en hızlı ölüme yol açan nedenler arasında altıncı sıraya yükseldiğini göstermektedir. Ani gelişen ve kısa sürede yaşamı tehdit eden böbrek fonksiyonlarındaki bozulma, akut böbrek hasarı olarak adlandırılır. İvedilikle tedavi edilmediğinde, hasar organ yetmezliği evresine ilerleyerek ölüm oranlarını ciddi oranda artırır. Akut böbrek hasarı dünya genelinde 13 milyondan fazla kişiyi etkilemektedir. Bu olguların % 85 &#8216;i düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır ve yılda 1,7 milyon kişinin bu sebeple yaşamlarını yitirdiği ön görülmektedir. Hem akut, hem de kronik gelişen böbrek fonksiyon kaybının; diyabet, hipertansiyon, obezite ve kalp damar hastalıklarının seyrini kötüleştirmesinin yanı sıra, hepatit, tüberküloz, sıtma varlığında, ölüm riskinin artmasına önemli katkıda bulunduğu bilinmektedir. Çocuklarda erişkinlerden farklı olarak, böbrek hastalıklarının sekelleri daha uzun süre devam etmektedir ve yaşamlarının ileri dönemlerinde de önemli tıbbi sorunlara yol açmaktadır.</p>
<p><strong>Afetlerde böbrek hasarı riski artıyor</strong></p>
<p>Covid-19 pandemisinin hasarlarını onarmaya çalışırken, yakın dönemde ülkemizde yaşanan deprem felaketi herkesi derinden yaralamıştır. Depremler sırasında hayati organlara doğrudan olan travmalardan sonra, ölümlere en sık yol açan neden ezilme sendromu ve komplikasyonlarıdır. Ezilme sendromu travmanın yol açtığı çizgili kasların hasarı ve buna bağlı olarak gelişen belirti ve bulguları içeren karışık bir tablodur. Bu sendromun geliştiği hastalardaki sistemik bulgular tablonun öncelikle etkilediği organ ve sisteme göre farklılık gösterir. En sık rastlanılan bulgular hipotansiyon, şok, kalp ve solunum yetersizlikleri olsa da, en yaşamsal komplikasyonların kanda ani yükselen potasyumun yol açtığı ölümcül kalp ritmi bozukluğu ve akut böbrek yetmezliği olduğu unutulmamalıdır. </p>
<p><strong>Amaç depremzedeyi sadece göçük altından çıkarmak değil yaşatmak olmalıdır</strong>Deprem sonrasındaki arama ve kurtarma çalışmalarındaki amaç, sadece depremzedeyi göçük altından çıkarmak değil, yaşatmak olduğundan ilk aşamada çok erken ve bilinçli davranılmalıdır. Ezilme sendromu gelişmiş ya da gelişme riski olan bir yaralının göçükten çıkarılmasından itibaren en geç 12 saat içerisinde hastaneye ulaştırılması önemlidir. Çünkü ivedilikle bölgesel hasarın düzeltilmesi, şok, elektrolit bozukluğu, böbrek yetmezliği riskinin önlenmesi ve uygun tedavinin yapılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Ezilme sendromu gelişmişse tedaviye hemen başlanması gerekiyor</strong>Ezilme sendromunun gelişmesini önlemek, önlenemiyorsa da komplikasyonlarını en aza indirgemek için alınması gereken önlemler belirlenmiştir. Enkaz altında canlı bir depremzede saptandığında ilk temas kurulur kurulmaz, en kısa sürede damar yolu açılarak sıvı (izotonik sodyum klorür) tedavisine başlanmalıdır, kurtarma sırasında sıvı tedavisine devam edilir. Verilecek sıvının miktarı her depremzedeye ve her depremin özel şartlarına göre (kurtarma süresi, yaş, kilo, travmanın şiddeti, hava sıcaklığı, idrar miktarı, fizik muayene bulguları) ayrı ayrı değerlendirilir. Depremzede hastaneye ulaştırıldıktan sonra tüm branşlar tarafından birlikte değerlendirilir. Gerekiyorsa cerrahi girişimler yapılır ve enfeksiyon yönünden önlemler alınır. Akut böbrek yetmezliği geliştiğinde yapılan konservatif tedavilere yanıt alınamıyorsa, idrar çıkışı yetersiz ise diyaliz tedavisi uygulanır, seçilen diyaliz tedavi modeli hemodiyalizdir. Hemodiyaliz ihtiyacı genellikle geçicidir, ancak bazı depremzedelerin ömür boyu diyalize girmeleri gerekebilir.</p>
<p><strong>‘Beklenmeyen için hazırlıklı ol, savunmasız hassas bireyleri destekle’</strong>Dünyada artan böbrek hastalıkları yüküne rağmen, ne yazık ki böbrek sağlığına yönelik hizmet alma noktasındaki eşitsizlik ve uyumsuzluk halen çözülememiştir. Böbrek hastalıklarının gelişmesinde, genellikle insanların doğdukları, büyüdükleri, yaşadıkları ve çalıştıkları yerlerin yanı sıra yoksulluk, cinsiyet ayrımcılığı, eğitim eksikliği gibi sosyal faktörler önemli rol oynamaktadır. Bunlara pandemi, deprem gibi afetlerin de eklenmesiyle böbrek hastalığı gelişme riski daha da artmıştır. Dolayısıyla bu durumlar için ulusal ve uluslararası politikalar ve stratejiler çok iyi belirlenmelidir. Özellikle de bu afet durumlarına hazırlıklı olmak, etkilenme riski yüksek olan bireylerin desteklenmesini ön planda tutmak büyük önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-hastaliklari-dunya-capinda-artmaya-devam-ediyor-354853">Böbrek Hastalıkları Dünya Çapında Artmaya Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite böbrek kanseri riskini artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-bobrek-kanseri-riskini-artiriyor-352561</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 08:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağırlıklı olarak erkeklerde görülen böbrek kanserinin görülme sıklığı kadınlarda da artmış durumda.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-bobrek-kanseri-riskini-artiriyor-352561">Obezite böbrek kanseri riskini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağırlıklı olarak erkeklerde görülen böbrek kanserinin görülme sıklığı kadınlarda da artmış durumda. Ürolojik kanserler arasında en sık görülen ilk 3 kanser arasında yer alan böbrek kanseri gelişiminde özellikle tütün kullanımının önemli bir etken olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Üroonkoloji Merkezi Direktörü Doç. Dr. İlker Tinay, “Son yıllarda yapılan çalışmalara göre obezite de böbrek kanserine neden oluyor. Ayrıca ailesinde böbrek kanseri hikayesi olanlar ve kronik böbrek yetmezliği nedeniyle rutin hemodiyaliz tedavisi alan hastalar da böbrek kanseri gelişimi açısından risk altında” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Düzenli yapılan sağlık kontrolleriyle erken dönemde fark edilen böbrek kanserlerinde tedavi başarısı oldukça yüksek. Robot yardımlı cerrahinin ise hasta ve cerrah dostu bir tedavi seçeneği olarak bu başarıdaki rolünü her geçen gün daha da kuvvetlendirdiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Üroonkoloji Merkezi Direktörü Doç. Dr. İlker Tinay, “Böbrek kanserinin cerrahi tedavisinde hem böbrek koruyucu ameliyatlarda hem de böbreğin tamamen çıkarıldığı ameliyatlarda laparoskopik cerrahi ve robot yardımlı cerrahi başarıyla uygulanıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Genellikle sessiz ilerliyor </strong></p>
<p>Böbrek kanseri tanısı alan hastaların büyük bir bölümünde hiçbir belirti ve şikâyet olmadığının altını çizen Doç. Dr. İlker Tinay, “Çoğunlukla başka rahatsızlık ve şikayetler nedeniyle çekilen ultrasonografi, MR ve tomografi sonucunda tesadüfen saptanan kitleler, genellikle erken evrede ve küçük böbrek kitleleri olarak ortaya çıkıyor. Daha ileri evrede başvuran hastalarda ise ağırlıklı olarak idrarda kanama, kilo kaybı, yorgunluk ve kemik ağrıları gibi şikayetler görülüyor” dedi. Tanı için hekim tarafından hastanın genel sağlık durumu için fiziki inceleme yapıldığını, ardından da hastanın genel sağlık durumunu değerlendirmek amacıyla kan ve idrar örnekleri alındığını söyleyen Doç. Dr. İlker Tinay, “Ayrıca böbrek ve çevre organların değerlendirilmesi için ultrasonografi ile IVP gibi radyolojik tetkikler de yapılabilir. Böbrek kanseri ön tanısı konduktan sonra hekim tarafından hastalığın yayılım derecesini anlamak için ek incelemelere de ihtiyaç duyulabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Böbrek kanserinden korunmanın yolları</strong></p>
<p>Böbrek kanserinden korunmak için başta sigara olmak üzere tüm tütün ürünlerinden uzak durulması gerektiğini söyleyen Üroonkoloji Merkezi Direktörü Doç. Dr. İlker Tinay, “Obeziteden kaçınılmalı, dengeli beslenilmeli ve düzenli egzersiz yapılmalı. Hemodiyaliz hastaları olası bir böbrek kitlesi açısından belirli aralıklarla tıbbi görüntülemelerini yaptırmalı” hatırlatmasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tedavi hastalığın seyrine göre planlanıyor</strong></p>
<p>Tedavi aşamasında doğru bir planlama için hastalığın evresinin önemli bir faktör olduğunu belirten Doç. Dr. İlker Tinay, “Herhangi bir metastaz saptanmayan ve sadece böbrek kitlesi ile başvuran hastalarda kitlenin yerine ve boyutuna göre sadece kitlenin çıkarılması ya da böbreğin tamamen alınması kararı verilebilir. Metastaz saptanan hastaların ise, metastaz yoğunluğuna ve hastanın genel durumuna göre yine böbreğin ameliyatla alınması ve beraberinde metastazlara yönelik akıllı ilaç tedavisiyle tedavi planlaması uygun olur” dedi. Özellikle metastatik hastalık tedavisinde son yıllarda tedavi seçeneklerinin de arttığının altını çizen Doç. Dr. Tinay, “Hedefe yönelik tedavi prensibiyle geliştirilen ilaçlar ve son olarak bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçların kullanımı günlük uygulamalarda yer buluyor. Üstelik tüm bu gelişmeler hastalığın tedavisinde yüz güldürücü sonuçlar getiriyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-bobrek-kanseri-riskini-artiriyor-352561">Obezite böbrek kanseri riskini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanko Üniversitesi Hastanesi&#8217;nde Çapraz Böbrek Nakli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanko-universitesi-hastanesinde-capraz-bobrek-nakli-344405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2023 10:50:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çapraz]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesinde]]></category>
		<category><![CDATA[nakli]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[sanko]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344405</guid>

					<description><![CDATA[<p>SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla Şanlıurfalı Yılmazer ile Kahramanmaraşlı Göl ailesinin kızları Zeynep Yılmazer ve Neslihan Göl, çapraz nakille sağlığına kavuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanko-universitesi-hastanesinde-capraz-bobrek-nakli-344405">Sanko Üniversitesi Hastanesi&#8217;nde Çapraz Böbrek Nakli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla Şanlıurfalı Yılmazer ile Kahramanmaraşlı Göl ailesinin kızları Zeynep Yılmazer ve Neslihan Göl, çapraz nakille sağlığına kavuştu. </p>
<p>Böbrek rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören ve yaşamını diyalize bağlı olarak sürdüren Zeynep Yılmazer ve Neslihan Göl’ün imdadına anne ve babası yetişti. Aile içinde kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle 26 yaşındaki Zeynep Yılmazer’e, Neslihan Göl’ün babası Hüseyin Göl (49), 24 yaşındaki Neslihan Göl’e ise Zeynep Yılmazer’in annesi Fidan Yılmazer (48), böbreğini bağışladı. </p>
<p>SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Nefroloji Bölümünden Doç. Dr. Mehtap Akdoğan, Göl ve Yılmazer ailelerinin yolunun SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nde kesiştiğini ve başarılı çapraz nakil sayesinde Şanlıurfa&#8217;dan gelen anne-kız ile Kahramanmaraş&#8217;tan gelen baba-kızın hayatının değiştiğini söyledi. </p>
<p><strong>DİYALİZDEN KURTARDIK</strong></p>
<p>Tıbbi nedenlerle aile içinden bağışla nakil olamayınca hastaları çapraz böbrek nakli ile diyalizden kurtardıklarını belirten Doç. Dr. Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Kahramanmaraş’tan hastanemize başvuran Neslihan Göl, Fokal Segmental Glomerüloskleroz (FSGS) hastalığı nedeniyle böbreklerini kaybetmişti. Babası, kızı için böbreklerinden birini bağışlamaya razıydı fakat FSGS’de aile içinden olan nakillerde, erken dönemde nakil böbreklerde aynı hastalığın tekrarlama ihtimali vardır. Neslihan Hanımın kan grubu A Rh (+), babasının kan grubu ise 0 (+) olduğu belirlendi. </p>
<p>Şanlıurfa’dan merkezimize altı ay önce başvuran Zeynep Yılmazer’e ise annesi böbreğini bağışlamak istedi. Zeynep Hanımın kan grubu 0 Rh (+) fakat annesini kan grubu A (+) idi. Yılmazer ailesinin çapraz listemize alıp beklemelerini istedik. </p>
<p>Organ nakli ekibi olarak, Genel Cerrahi ve Nefroloji Bölümümüzün yaptığı değerlendirmeler sonucu iki aile arasında çapraz nakil yapmanın uygun olacağı kararına vardık. Her iki hastamız ve organ bağışçılarının durumu, verdiğimiz doğru kararın ve başarımızın da bir göstergesidir.” </p>
<p><strong>DOÇ. DR. YÜCEL YÜKSEL</strong></p>
<p>SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi /Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel ise böbrek hastası iki gencin ailelerinin verdiği kararla hayatlarını daha sağlıklı bir şeklide sürdüreceklerini kaydetti.</p>
<p>“Yapılan immünolojik tetkiklerde nâkile engel bir durum saptanmayınca hastalarımızı SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan Hocamız ile ameliyata aldık” diyen Doç. Dr. Yüksel, çapraz nakil ilgili şu süreciyle ilgili bilgileri paylaştı: </p>
<p>“ Saat 13.00’de başlayan ameliyatlar 16.00’da bitmişti. Verici ameliyatları laparoskopik olarak kapalı yöntemle yapılmış ve cerrahi ekibimiz üç saatte dört zor ameliyatı başarılı bir şekilde gerçekleştirmiştir. </p>
<p>Vericiler üçüncü günde, alıcılar ise beşinci günde sağlıklı bir şekilde taburcu edilmiştir. Gaziantep’te ve hastanemizde ikinci kez çapraz böbrek naklini ekip olarak başarıyla tamamladık. Emeği geçen herkesin eline sağlık.”</p>
<p><strong>HASTA ZEYNEP YILMAZER</strong></p>
<p>Şanlıurfa’da yaşayan ve bir kamu kurumunda memur olan Zeynep Yılmazer (26), “2010 yılında hipertansiyon rahatsızlığım vardı. Düzenli kontrolleri olmama rağmen bir süre sonra böbreğim zarar gördüğü için diyalize alındım ve doktorlarım beni SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne yönlendirdi” dedi.</p>
<p>Çapraz böbrek nakline başvurduğunu ama ailesinde kan uyuşmazlığından dolayı böbrek nakli olamadığını anlatan Yılmazer, şöyle devam etti:</p>
<p>“İlk başvuruda doku uyumu olmadığı için diğerinde ise karşı taraf vazgeçince ameliyat olamadım. Sonra tekrar hastanemize başvurduğumuzda, Göl ailesinin de aynı sorunu yaşadığını öğrendik. Nakilden önce haftada 3-4 gün 4-5 saat diyalize gidiyordum ve idrara çıkmakta zorlanıyordum. Ameliyattan 12 saat sonra bile kendimi çok rahat hissettim.”</p>
<p><strong>HASTA NESLİHAN GÖL</strong></p>
<p>Kahramanmaraş’ta yaşayan ev hanımı Neslihan Göl de (24), beş yıldır böbrek hastası olduğunu vurgulayarak, “Bir buçuk yıldır periton diyalizi yapıyorum. Nakil olmadan önce sosyal hayata uyum aşamasında zorluk hissediyordum” diye konuştu.</p>
<p>“İdrara düzenli çıkamıyordum ve periton yapabilmek için sürekli bir yerlere yetişmek zorunda hissediyordum” diyen Göl, duygularını şöyle dile getirdi:</p>
<p>“SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nden çapraz nakil için haber geldiğinde çok mutlu oldum. Çapraz nakille Hüseyin Göl Bey’in bana böbreğini bağışlamasıyla bir gün bile sürmeden normal yaşamıma döndüm. Tüm hekimlerimize ve organ nakli merkezi çalışanlarına minnettarım.” </p>
<p><strong>FİDAN YILMAZER </strong></p>
<p>Zeynep Yılmazer’in annesi ve beş çocuk annesi Fidan Yılmazer (48), kızının beş senedir böbrek hastalığıyla mücadele ettiğine dikkat çekerek, “Buradan haber gelince dünyalar bizim oldu. Kızım yıllardır acısını çektiği rahatsızlığından SANKO Üniversitesi Hastanesi sayesinde 24 saatte kurtuldu. Böbreğimle bir başka hastanın hayat bulması ayrıca beni çok mutlu etti.   Emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>HÜSEYİN GÖL</strong></p>
<p>Kızını Neslihan Göl’ün beş yıl önce böbrek rahatsızı olduğunu öğrendiklerinde çok üzüldüklerini ve hastalığın çaresini ararken SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvurduklarının altını çizen baba Hüseyin Göl (49), şunları anlattı:</p>
<p>“Nakil olacağını öğrendiğimizde çok mutlu olduk. Kızım böbreği benden alacaktı ama kan uyuşmazlığı sorunundan dolayı, çapraz nakil yapılmasına karar verildi. Bu durumda Yılmazer ailesiyle tanıştık. Çapraz nakille her iki ailede de mutlu oldu. SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne, hekimlerine ve bize ilgilerini hiç esirgemeyen tüm personele teşekkür ederiz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanko-universitesi-hastanesinde-capraz-bobrek-nakli-344405">Sanko Üniversitesi Hastanesi&#8217;nde Çapraz Böbrek Nakli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
