<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>biyolojik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/biyolojik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/biyolojik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 07:48:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>biyolojik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/biyolojik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dikili İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi ve Yeni İtfaiye Hizmet Binasına kavuşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikili-ileri-biyolojik-atik-su-aritma-tesisi-ve-yeni-itfaiye-hizmet-binasina-kavusuyor-624830</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:48:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arıtma]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[dikili]]></category>
		<category><![CDATA[leri]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[tesisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624830</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın  kent genelinde hayata geçireceği projeler kapsamında  Dikili’ye kazandırılacak ileri biyolojik atık su arıtma  tesisi ile yeni itfaiye hizmet binasının da yer aldığı   toplu açılış, temel atma, anahtar teslim töreni Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikili-ileri-biyolojik-atik-su-aritma-tesisi-ve-yeni-itfaiye-hizmet-binasina-kavusuyor-624830">Dikili İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi ve Yeni İtfaiye Hizmet Binasına kavuşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın  kent genelinde hayata geçireceği projeler kapsamında  Dikili’ye kazandırılacak ileri biyolojik atık su arıtma  tesisi ile yeni itfaiye hizmet binasının da yer aldığı   toplu açılış, temel atma, anahtar teslim töreni Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><b>“Dikili’miz geleceğe daha güçlü hazırlanıyor”</b></p>
<p>Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen törene katılan Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz şu açıklamalarda bulundu  “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in katılımıyla, İzmir Büyükşehir Belediyemiz tarafından düzenlenen Toplu Açılış, Temel Atma ve Anahtar Teslim Töreni kapsamında Dikili’miz adına çok önemli iki yatırımın ilk adımlarını attık. İlçemize kazandırılacak modern itfaiye binamızın ve uzun zamandır beklediğimiz ileri biyolojik atık su arıtma tesisimizin yapım süreçleri resmen başladı.Yeni itfaiye binamızla birlikte Dikili’mizde ve çevre mahallelerimizde afet ve acil durumlara daha hızlı, etkin ve güvenli müdahale imkânı sağlanacak. İleri biyolojik atık su arıtma tesisi yatırımıyla ise kanalizasyon sistemimiz yenilenecek, yağmur suyu altyapımız güçlenecek ve 41.400 m³/gün kapasiteli tesisle denizimizi koruyan, sağlıklı ve modern bir altyapı oluşturulacak. Terfi merkezlerinden yeni hatlara, dere ıslahından bütüncül altyapı düzenlemelerine uzanan bu kapsamlı yatırımla Dikili’miz geleceğe daha güçlü hazırlanıyor. Bu önemli yatırımların hayata geçmesinde başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay olmak üzere emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Dikili’mize hayırlı olsun.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikili-ileri-biyolojik-atik-su-aritma-tesisi-ve-yeni-itfaiye-hizmet-binasina-kavusuyor-624830">Dikili İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi ve Yeni İtfaiye Hizmet Binasına kavuşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar zorluklarla güçleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlar-zorluklarla-gucleniyor-617862</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bağ Kurma]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[güçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[roller]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617862</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kadınların toplumsal ve biyolojik baskılar altında psikolojik dayanıklılık, empati ve sosyal becerilerini nasıl geliştirdiği ile güçlerini korumak için neler yapabilecekleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlar-zorluklarla-gucleniyor-617862">Kadınlar zorluklarla güçleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kadınların toplumsal ve biyolojik baskılar altında psikolojik dayanıklılık, empati ve sosyal becerilerini nasıl geliştirdiği ile güçlerini korumak için neler yapabilecekleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kadınlar, kendi biyolojik ve psikolojik ihtiyaçları ile toplumun beklentileri arasında sıkışabilir! </strong></p>
<p>Kadın olmanın psikolojik boyutunun çok katmanlı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Hem toplumsal beklentiler hem de biyolojik gerçekliklerden etkilenir.” dedi.</p>
<p>Toplumsal roller ve biyolojik yapının etkilerinin kadının psikolojisini hem koruyucu hem de zorlayıcı yönde etkileyebildiğini aktaran Demirsoy, “Bu etkinin yönü, kültüre, sosyo-ekonomik koşullara, aile yapısına ve bireysel kişilik özelliklerine göre değişiklik gösterir. Çoğu kültürde kadının yetiştirilişinde uyumlu, fedakar ve kusursuz olma gibi özellikler beklenir. Kadınlar, kendi biyolojik ve psikolojik ihtiyaçları ile toplumun beklentileri arasında sıkışabilir. Adet görme, hamilelik, lohusalık ve menopoz gibi biyolojik döngüler duygu durumunda dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca güzellik, gençlik gibi kültürel standartlar, kadınlarda öz güven sorunları, kaygı bozuklukları veya yeme bozukluklarına neden olabilecek baskılar yaratabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorluklarla başa çıkmak, kadınların dayanıklılığını güçlendiriyor! </strong></p>
<p>Kadının üzerindeki ‘iyi bir anne’, ‘mükemmel eş’, ‘hayırlı evlat’, ‘başarılı çalışan’ gibi çoklu toplumsal rollerin psikolojik açıdan zorlayıcı olabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Bu rollerin getirdiği güçlüklerin yanı sıra, kadının kendi içselleştirdiği kalıp düşünceler ve yüksek standartlar da kendine zorlayıcı beklentiler oluşturabilir.” dedi.</p>
<p>Demirsoy şöyle devam etti:</p>
<p>“Hatalı başa çıkma stratejileri, duyguları bastırma veya sınır çizmede güçlükler öz saygı düşüklüğüne yol açabilir; aşırı sorumluluk almak ise kronik stres, depresyon ve kaygıya zemin hazırlayabilir. Öte yandan bu zorluklarla başa çıkma süreci, kadınlarda dayanıklılık kapasitesinin, empati yeteneğinin ve problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağlayarak koruyucu bir rol oynayabilir.”</p>
<p><strong>Kadınlar, yönlendirildikleri roller sayesinde empati ve bağ kurma becerilerini geliştirir! </strong></p>
<p>Kadınların daha duygusal ve empatik olduğu söylemlerinin, tümüyle gerçeği yansıtmadığına değinen Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Empati, biyolojik, gelişimsel ve toplumsal etkenlerle şekillenir. Örneğin oksitosin, duygusal hassasiyeti ve sosyal bağ kurmayı artırabilir; östrojen ise duygusal ipuçlarına duyarlılığı etkileyerek kadınların duyguları daha hızlı tanımasını sağlayabilir. Ancak bu farklılıklar çoğunlukla yaşam deneyimleriyle edinilir.” dedi.</p>
<p>Çocukluktan itibaren kız çocuklarına ‘nazik ol, başkalarını düşün, duygularını ifade et’ mesajları verilirken, erkek çocuklara daha bağımsız roller atandığına dikkat çeken Demirsoy, “Kadınlar bakım verme ve ilişki kurma rollerine daha çok yönlendirildiği için empati ve sosyal bağ kurma becerileri daha fazla gelişir. Bu beceriler, stresli durumlarda sosyal destek kaynaklarının etkili kullanılmasını sağlar ve yalnızlık, depresyon gibi olumsuz sonuçlara karşı koruyucu olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Gelişmiş empati ve bağ kurma yeteneği, kadınların sosyal ilişkilerini güçlendiriyor! </strong></p>
<p>Kadın olmanın gücünün sosyal, duygusal ve psikolojik alanlarda kendini gösterdiğine işaret eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Sosyal açıdan, gelişmiş empati ve bağ kurma yeteneği kadınların arkadaşlık ve aile ilişkilerini güçlendirir, daha sağlam sosyal ağlar oluşturur.” dedi.</p>
<p>Bu ağların, stresle başa çıkmada önemli bir koruyucu faktör olduğunu kaydeden Demirsoy, “Duygusal açıdan, paylaşılan duygular yükün hafiflemesini sağlar ve rahatlamaya katkı sunar. Yaşamın farklı alanlarındaki rollerini dengeleme durumunda kalmak, kadınlarda esnek düşünme, uyum yeteneği ve problem çözme becerilerini geliştirir. Bu beceriler, sosyal yaşamda ve mesleki alanlarda avantaj sağlayabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kadınlar güçlerini korumak için sınır koymayı ve ‘hayır’ demeyi bilmeli! </strong></p>
<p>Kadınların stres ve baskı altında genellikle duygu odaklı ve ilişki temelli başa çıkma stratejilerini kullandıklarının altını çizen Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Ancak, duygularını paylaşma, yakın ilişkilerden destek alma ve sosyal ağları kullanma gibi bu güçlü yanlar doğru kullanılmadığında zarar verici olabilir. Önemli olan duygusal enerjiyi kendisini güçlendiren bir kaynak olarak kullanmaktır.” dedi.</p>
<p>Kadınların güçlerini koruyabilmeleri için günlük yaşamda neler yapmaları gerektiği hakkında bilgi veren Demirsoy, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Empatiyi dengeli kullanmaları, kendi ihtiyaçlarını ihmal etmeden sınır koyabilmeleri ve ‘hayır’ diyebilmeleri gerekir. Olumsuz düşünceler yerine olumlu düşüncelere odaklanmak, iç konuşmaları fark etmek ve gerekirse değiştirmek etkili yöntemlerdir. Örneğin, ‘yetersizim’ yerine ‘gelişiyorum’, ‘yapamam’ yerine ‘nasıl yapabilirim?’ demek özgüveni güçlendirir.</p>
<p>Bedensel egzersizler, yürüyüş, yoga, nefes egzersizleri ve dans gibi aktiviteler, hem bedensel farkındalık sağlar hem de kadının kendi gücünü hissetmesine ve geliştirmesine katkıda bulunur. Ayrıca bir ‘başarı günlüğü’ tutmak, her gün küçük de olsa başardığı şeyleri yazmak, beynin eksikliklere odaklanma eğilimini kırarak özgüveni artırır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlar-zorluklarla-gucleniyor-617862">Kadınlar zorluklarla güçleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklarınızda]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İltihap]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğinizde]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşınız]]></category>
		<category><![CDATA[yazıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda öne çıkan “bağırsak yaşı” kavramı uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha güçlü bir yer ediniyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524">Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda öne çıkan “bağırsak yaşı” kavramı uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha güçlü bir yer ediniyor. Son yıllarda bilim dünyası, sağlıklı yaş almanın anahtarını şaşırtıcı bir şekilde bağırsak sisteminde arıyor. Yaşa bağlı hastalıkların arkasındaki sessiz biyolojik süreç mikrobiyotamız olabilir.  <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong> bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın dengesinin bozulmasının; kalp hastalıklarından diyabete, unutkanlıktan bağışıklık sorunlarına kadar birçok tabloyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. <strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, sağlıklı yaşlanmanın anahtarının sindirim sisteminde gizli olduğunu vurguluyor ve bağırsakları genç tutmanın yollarını anlatıyor. </p>
<p><strong>Yaşlanmanın Temeli Bağırsaklarda!</strong></p>
<p>Yaşlanmayı çoğu zaman aynadaki görüntümüzle ya da takvim yaşımızla ilişkilendiririz; oysa gerçek biyolojik yaşımızın önemli bir kısmı bağırsaklarımızda saklıdır. Son yıllarda bilim dünyası, yaşlanma sürecini ve yaşa bağlı hastalıkları anlamada bağırsak mikrobiyotasını merkeze alıyor. Bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın sindirimden bağışıklığa, ruh hâlinden beyin sağlığına kadar birçok sistemi etkilediğini belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağırsaklar adeta dinamik bir ekosistem oluşturuyor.  Genç ve sağlıklı bireylerde bu mikroorganizmalar çeşitlilik gösterir ve dengeli bir uyum içinde çalışır. Ancak yaş ilerledikçe bu denge bozulur; faydalı bakterilerin azalması ve iltihap artırıcı türlerin çoğalmasıyla ortaya çıkan bu tablo, tıpta “disbiyozis” olarak adlandırılır ve sağlıksız yaşlanmanın temel biyolojik zeminlerinden biri olarak kabul edilir” diyor. </p>
<p><strong>Mikrobiyota ile Kronik İltihap Arasındaki İlişki…</strong></p>
<p>Yaşla birlikte vücutta ortaya çıkan en önemli biyolojik değişimlerden birinin çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen kronik iltihap süreci olduğuna dikkat çeken <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bilim dünyasında bu tablo “inflammaging” olarak tanımlanır. Bu sessiz iltihaplanma; kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, Alzheimer ve bazı kanser türleri için uygun bir zemin oluşturabilir. Bu noktada bağırsaklar kritik bir rol oynar. Bozulmuş bir mikrobiyota dengesi, bağırsak duvarının geçirgenliğini artırarak zararlı maddelerin kana karışmasına yol açabilir. Bunun sonucunda bağışıklık sistemi sürekli tetikte kalır ve vücut, farkında olmadan uzun vadede kendi dokularını yıpratan bir savunma hâline girer” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Mikrobiyota, Yediklerimiz ve Hastalıklar Arasındaki İnce Çizgi </strong></p>
<p>Son yıllardaki bilimsel verilerle birlikte tip 2 diyabet ve obezitenin yalnızca kalori fazlasıyla açıklanamayacağını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağırsak mikrobiyotası metabolik denge üzerinde belirleyici rol oynar. Bağırsak bakterileri, liften zengin besinleri fermente ederek kısa zincirli yağ asitleri üretir; bu biyolojik bileşikler kan şekeri kontrolünü desteklerken iltihap düzeylerini de baskılamaya yardımcı olur. Ancak yaşla birlikte bu koruyucu bakterilerin azalması, insülin direncinin artmasına zemin hazırlayabilir. Öte yandan bazı bağırsak mikroorganizmaları, özellikle kırmızı et tüketimi sonrasında damar sertliğiyle ilişkilendirilen metabolitlerin oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu mekanizmalar, kalp-damar hastalıklarının yaş ilerledikçe daha sık görülmesini açıklayan önemli biyolojik bağlantılar arasında yer alır” diyor. </p>
<p><strong>Alzheimer ve Parkinson’da Mikrobiyota Etkisi </strong></p>
<p>Bağırsaklarla beyin arasında kesintisiz bir iletişim ağı bulunduğunu söyleyen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bu biyolojik ilişki “beyin–bağırsak ekseni” olarak tanımlanır. Son yıllarda Alzheimer ve Parkinson hastaları üzerinde yürütülen araştırmalar, bu nörodejeneratif hastalıkların bağırsak mikrobiyotasındaki değişimlerle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Mikrobiyota dengesinin bozulması yalnızca sindirimi değil, sinir sistemi üzerinden bilişsel fonksiyonları ve ruh hâlini de etkileyebilir. Bu nedenle bazı bireylerde sindirim şikâyetlerine eşlik eden unutkanlık, odaklanma güçlüğü veya duygudurum değişiklikleri görülebilir. Başka bir deyişle, tablo her zaman yalnızca beyinde başlamaz; biyolojik süreç çoğu zaman bağırsak düzeyinde şekillenir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Bağırsaklarınızı Genç Tutmanın Formülü</strong></p>
<p>Mikrobiyota ile ilişkili sorunların bir kader olmadığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Sağlıklı yaşlanan ve ileri yaşına rağmen aktif yaşamını sürdüren bireylerin mikrobiyota profilleri incelendiğinde, bakteri çeşitliliğinin büyük ölçüde korunduğu görülüyor. Longevity araştırmaları da benzer biçimde, sağlıklı yaş alan bireylerin ortak özelliklerinden birinin zengin ve dengeli bir bağırsak mikrobiyotası olduğunu ortaya koyuyor. Science dergisinde yayımlanan çalışmalarda 90 yaş üzerindeki sağlıklı bireylerde bile bu çeşitliliğin korunabildiği bildiriliyor” diyor. </p>
<p>Üstelik bunun için karmaşık ya da “mucize” çözümlere ihtiyaç yok” diyen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, bağırsak yaşının genç kalmasına katkı sağlayan 5 maddeyi sıralıyor. </p>
<ul>
<li>Liften zengin sebze ve meyvelerle beslenmek, </li>
<li>Yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaları tüketmek, </li>
<li>Düzenli hareket etmek, </li>
<li>Kaliteli uyumak ve </li>
<li>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak.</li>
</ul>
<p>Yaşlanmanın yalnızca takvimle ilgili olmadığını belirten <strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, “Bağırsaklarımız ne kadar sağlıklıysa, genel sağlığımız da o kadar güçlü kalıyor. Sindirim sistemine özen göstermek, aslında kalbi, beyni ve uzun vadeli yaşam kalitesini korumak anlamına geliyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524">Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan&#8217;dan Kış Yorgunluğuna Karşı Altın Değerinde Beslenme Önerileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusandan-kis-yorgunluguna-karsi-altin-degerinde-beslenme-onerileri-604887</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 13:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[Melatonin]]></category>
		<category><![CDATA[nurhan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ünüsan]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yorğunluğuna]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604887</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında artan yorgunluk, isteksizlik ya da uykuya dalmakta zorlanma gibi şikâyetler, çoğu zaman “uykusuzluk” olarak değerlendirilebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusandan-kis-yorgunluguna-karsi-altin-degerinde-beslenme-onerileri-604887">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan&#8217;dan Kış Yorgunluğuna Karşı Altın Değerinde Beslenme Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Kış aylarında artan yorgunluk, isteksizlik ya da uykuya dalmakta zorlanma gibi şikâyetler, çoğu zaman “uykusuzluk” olarak değerlendirilebiliyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, bu durumun arkasında daha derin bir biyolojik dengenin, serotonin-melatonin döngüsünün yer aldığının altını çiziyor.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Kış Aylarında, Uyku Düzeni Bozulabilir, Enerji Seviyesi Düşebilir”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kış aylarında artan yorgunluk, isteksizlik ya da uykuya dalmakta zorlanma gibi şikâyetler, çoğu zaman “uykusuzluk” olarak değerlendirilebiliyor. Bu durumun arkasında daha derin bir biyolojik denge, serotonin-melatonin döngüsü yer alıyor. KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, gün ışığının azalmasıyla birlikte vücudun biyolojik saatinin değiştiğini belirterek şunları kaydetti: “Gün ışığının azalmasıyla birlikte vücudumuzun biyolojik saati şaşar. Uyku-uyanıklık ritmini düzenleyen melatonin hormonunun üretimi karanlıkta artarken, serotonin yani “mutluluk hormonu” düzeyleri ışığa bağlı olarak düşer. Bu nedenle kış aylarında hem uyku düzeni bozulabilir hem de enerji seviyesi düşebilir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Öğünlerin Yetersiz Olması, Yorgunluğun En Önemli Sebeplerindendir”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Serotonin ve melatonin üretiminin, ışığın yanı sıra besinlere de bağlantılı olduğunu söyleyen Ünüsan; “Özellikle triptofan içeren gıdalar, (yumurta, süt, hindi, yulaf) B6 vitamini kaynakları, (muz, patates, balık) magnezyum, (kabak çekirdeği, kakao, badem) kompleks karbonhidratlar, (tam tahıllar, kuru baklagiller) bu hormonların sentezinde kritik rol oynar. Yani yorgunluğunuz, sadece uyku eksikliğinden değil, bu döngüyü destekleyen öğünlerin yetersiz olmasından da kaynaklanabilir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Yorgunluk Hissi, Biyolojik Ritmin Gönderdiği Bir Mesajdır”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yorgunluk hissinin, biyolojik ritmin gönderdiği bir mesaj olduğunu belirten Ünüsan; “Kış döneminde sabah saatlerinde gün ışığına çıkmak, akşam saatlerinde ekran maruziyetini azaltmak melatonin sentezini destekler. Bedeninizi, mevsime uygun yaşamakta özgür bırakın. Biraz daha erken uyumak, daha az uyarana maruz kalmak ve öğünleri mevsimsel gıdalara göre düzenlemek, bu dönemde en etkili yenilenme adımlarıdır. Yorgunluk hissi, biyolojik ritmin gönderdiği bir mesajdır. Bedeninizin kışa göre ayarlandığını fark edin; bu döngüyü doğru beslenme, yeterli ışık ve düzenli uyku ile destekleyin” diyerek yorgunluk hissinin azaltılmasında dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusandan-kis-yorgunluguna-karsi-altin-degerinde-beslenme-onerileri-604887">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan&#8217;dan Kış Yorgunluğuna Karşı Altın Değerinde Beslenme Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlanmayı Bağırsaklar Mı Yavaşlatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-bagirsaklar-mi-yavaslatiyor-603313</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 07:51:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklar]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşlatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı yaşam artık yalnızca genetik mirasla açıklanmıyor. Bilim, yaşlanma hızımızın büyük ölçüde günlük alışkanlıklarımız, biyolojik ritmimiz ve bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizma tarafından belirlendiğini ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-bagirsaklar-mi-yavaslatiyor-603313">Yaşlanmayı Bağırsaklar Mı Yavaşlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı yaşam artık yalnızca genetik mirasla açıklanmıyor. Bilim, yaşlanma hızımızın büyük ölçüde günlük alışkanlıklarımız, biyolojik ritmimiz ve bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizma tarafından belirlendiğini ortaya koyuyor. Bağırsak mikrobiyotası; sindirimden bağışıklığa, uyku kalitesinden metabolik dengeye kadar pek çok hayati sistemi etkileyerek longevity’nin merkezinde yer alıyor. Yaşla birlikte bozulan bu denge ise kronik inflamasyon, enerji düşüklüğü ve hızlanan hücresel yaşlanma süreçlerini tetikleyebiliyor. <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Uzun yaşam bir şans meselesi değil; mikrobiyota, biyolojik ritim ve beslenme alışkanlıklarının birlikte yönetildiği bilinçli bir yaşam tercihidir” vurgusunda bulunuyor.</p>
<p><strong>Longevity’nin Merkezinde Mikrobiyota Var</strong></p>
<p>Yaşlanmayı yalnızca takvimde ilerleyen yıllar olarak görmenin büyük bir yanılgı olduğunu belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Bilim artık yaşlanmanın; genetik mirasımız, yaşam tarzımız, hormonlarımız, bağışıklık sistemimiz ve mikrobiyomumuzun birlikte şekillendirdiği karmaşık ve dinamik bir süreç olduğunu ortaya koyuyor. Vücudumuz yaş aldıkça dayanıklılığını bir miktar kaybediyor; savunma mekanizmaları zayıflıyor ve hastalıklara karşı kırılganlık artıyor. Ancak çoğu kişinin farkında olmadığı kritik bir gerçek var: Yaşlanma sürecinin merkezinde, bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın oluşturduğu mikrobiyota yer alıyor” diyor.</p>
<p><strong>Mikrobiyota Dengesi Bozulunca Yaşlanma Başlıyor</strong></p>
<p>Bağırsak mikrobiyotasının yalnızca sindirim sürecini destekleyen pasif bir sistem olmadığını ifade eden <strong>Belinda İrem Ardal</strong>, “Bağışıklık yanıtından ruh haline, metabolik dengeden bilişsel fonksiyonlara kadar pek çok hayati mekanizmanın aktif bir düzenleyicisidir. Bilimsel araştırmalar, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan düşük dereceli kronik inflamasyonun — literatürde <em>“inflammaging”</em> olarak tanımlanan sürecin — mikrobiyota dengesinin bozulmasıyla doğrudan ilişkili olabileceğini gösteriyor. Nitekim yapılan çalışmalar, genç bireylerle ileri yaş grubundaki bireylerin bağırsak mikrobiyotası arasında çeşitlilik, baskın bakteri türleri ve fonksiyonel kapasite açısından belirgin farklar bulunduğunu ortaya koyuyor” diyerek bu değişimin, yalnızca sindirim sağlığını değil; yaşlanma hızını ve hastalıklara yatkınlığı da etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıktığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Beslenme Sadece Kilo Kontrolünde Etkili Değil!</strong></p>
<p>Longevity’yi belirleyen en güçlü mekanizmalardan biri olarak biyolojik saatimizin öne çıktığını belirten <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Biyolojik ritim; gündüz saatlerinde enerjimizi ve zihinsel performansımızı artırırken, gece boyunca hücresel onarım ve yenilenme süreçlerini devreye sokuyor. Öğünler arasında yeterli aralıklar oluşturulmasıyla birlikte otofajiyi — yani hasarlı hücrelerin temizlenmesini sağlayan doğal onarım mekanizmasını — destekler. Besinlerle alınan antioksidanlar, polifenoller ve anti-inflamatuar bileşikler ise oksidatif stresi azaltarak enerji düşüklüğü, kronik yorgunluk, hafıza ve konsantrasyon sorunları, kas-eklem ağrıları, cilt yaşlanması, bağışıklık zayıflığı, sindirim problemleri ve uyku bozuklukları gibi yaşla birlikte sık görülen belirtilerin hafiflemesine katkı sağlar. Böylece beslenme, yalnızca kilo kontrolü değil; hücresel gençliğin korunmasında da temel bir rol üstlenir” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>8 Adımda Mikrobiyota Nasıl Desteklenir?</strong></p>
<p><strong>1. Küçük ve Sürdürülebilir Değişikliklerle Başlayın</strong></p>
<p>Büyük ve ani beslenme değişimleri mikrobiyota üzerinde stres yaratabilir. <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Mikrobiyota istikrarı sever; sürdürülebilir alışkanlıklar, kısa vadeli diyetlerden çok daha kalıcı fayda sağlar” diyor.</p>
<p><strong>2. Yeterli ve Düzenli Sıvı Tüketin</strong></p>
<p>Su, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması ve bağırsak geçiş süresinin dengelenmesi için kritik öneme sahiptir. Yetersiz sıvı alımı, kabızlık ve mikrobiyota dengesizliğine zemin hazırlayabilir.</p>
<p><strong>3. Öğünlerde Denge ve Çeşitliliği Önceliklendirin</strong></p>
<p>Her öğünde farklı renkler, farklı besin grupları ve dengeli makro dağılımı hedeflemek mikrobiyota çeşitliliğini artırır. <strong>Belinda İrem Ardal</strong>’a göre, “Ne kadar çeşitli beslenirsek, bağırsaklarımızda o kadar dirençli ve fonksiyonel bir bakteri ekosistemi oluştururuz.”</p>
<p><strong>4. Lif Alımını Artırın</strong></p>
<p>Lifler, mikrobiyotanın en önemli besin kaynağıdır. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller; faydalı bakterilerin çoğalmasını destekler. Liften fakir beslenme ise mikrobiyota çeşitliliğini azaltır.</p>
<p><strong>5. Sağlıklı Yağlara Yer Açın</strong></p>
<p>Zeytinyağı, avokado, ceviz ve omega-3 kaynakları anti-inflamatuar etkileriyle bağırsak bariyerini destekler. Uzmanlar, özellikle Akdeniz tipi beslenmenin mikrobiyota üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>6. Fermente Gıdaları Rutine Ekleyin</strong></p>
<p>Doğru koşullarda fermente edilmiş kefir, yoğurt, ev yapımı lahana turşusu gibi probiyotik kaynaklar mikrobiyotayı güçlendirir.</p>
<p><strong>7. Vücudun Sinyallerini Dinleyin</strong></p>
<p>Açlık–tokluk hissi, şişkinlik, yorgunluk veya baş dönmesi gibi belirtiler mikrobiyota dengesine dair önemli ipuçları verir. Bu sinyalleri bastırmak yerine anlamak, uzun vadeli denge için kritiktir.</p>
<p><strong>8. Sosyal Yaşam ve Biyolojik Ritmi Göz Ardı Etmeyin</strong></p>
<p>Sosyal bağlar, stres düzeyi ve uyku düzeni mikrobiyota üzerinde doğrudan etkilidir. Yemek saatlerini sosyal yaşamla uyumlu hâle getirmek ve biyolojik ritmi desteklemek, sindirim sağlığını güçlendirir.<strong> Belinda İrem Ardal, </strong>“Mikrobiyota yalnızca ne yediğimizle değil; nasıl yaşadığımızla da şekillenir” diyerek yaşam tarzının altını çiziyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-bagirsaklar-mi-yavaslatiyor-603313">Yaşlanmayı Bağırsaklar Mı Yavaşlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organlarınızın Yaşı Biyolojik Yaşınızla Aynı mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/organlarinizin-yasi-biyolojik-yasinizla-ayni-mi-599094</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 07:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aynı]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Biyolojik Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[hızı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[Organın]]></category>
		<category><![CDATA[organlarınızın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşınızla]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaş, sadece nüfus cüzdanında yazan bir sayı değil. Bilim, vücudumuzdaki her organın kendi hızında ve biyolojik yaşımızdan bağımsız olarak yaşlandığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/organlarinizin-yasi-biyolojik-yasinizla-ayni-mi-599094">Organlarınızın Yaşı Biyolojik Yaşınızla Aynı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaş, sadece nüfus cüzdanında yazan bir sayı değil. Bilim, vücudumuzdaki her organın kendi hızında ve biyolojik yaşımızdan bağımsız olarak yaşlandığını gösteriyor. Genetik etkenler, yaşam tarzımız gibi değişkenlerle organlarımızın yaşlanma hızı biyolojik yaşımızdan daha hızlı olabilir. Tüm bunların getirdiği risklerin en başında ise organ bazlı sağlık sorunları geliyor. Örneğin; kalp biyolojik yaşı kronolojik yaştan belirgin derecede büyük olan birinde, kalp krizi riski onlarca yıl önceden öngörülebiliyor, hızlı yaşlanmakta olan böbrekler, ileride böbrek yetmezliği, metabolik ve kardiyovasküler sorunlar için uyarı sinyali oluyor. Kronolojik yaşın sadece doğum tarihinizden beri geçen süreyi anlattığını, biyolojik yaşın ise hücrelerinizin, dokularınızın ve organlarınızın gerçek sağlık durumunu, yıpranmanın boyutunu gösteren bir ölçümü olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong> organ yaşlanmasını ve erken tespit olanaklarını anlatıyor. </p>
<p><strong>Organlarımız Aynı Yaşta Değil! Biyolojik Yaş Gerçeği</strong></p>
<p>Organların farklı yaşlarda olması ilk duyulduğunda şaşırtıcı gelebilir; ancak modern biyogerontoloji bunu açıkça ortaya koyuyor. Vücudumuzun tek bir yaşa sahip olmadığını söyleyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk; </strong>“Her organ ve sistem kendi hızında yaşlanıyor. Kronolojik yaş sadece doğduğunuz günden bugüne geçen süreyi anlatırken, biyolojik yaş hücrelerin ve dokuların gerçek sağlık durumunu ölçen bir “iç saat” görevi görüyor. Biyolojik yaşın hesaplanmasında öne çıkan yöntemlerden biri olan epigenetik saatler ise DNA üzerindeki belirli CpG bölgelerini inceliyor. Bu noktaların üzerindeki metilasyon adı verilen kimyasal işaretler zamanla değişiyor ve bu değişim yaşlanma hızımız hakkında güçlü ipuçları veriyor. Epigenetik saatler bu CpG bölgelerindeki desenleri analiz ederek kişinin biyolojik yaşını ve kronolojik yaştan ne kadar sapma olduğunu hesaplıyor. Böylece vücudun gerçekten kaç yaşında olduğunu ve hangi hızla yaşlandığını görmek mümkün hâle geliyor” diyor. </p>
<p><strong>Kalbiniz 40, Böbreğiniz 60, Bağışıklık Sisteminiz 70 Yaşında Olabilir</strong></p>
<p>İlk geliştirilen epigenetik saatlerin, tüm vücudu tek bir biyolojik yaş skoruyla özetlediğini söyleyen <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>; “Ancak yeni nesil teknolojiler, artık her organın kendi yaşını ayrı ayrı hesaplayabiliyor. Bu gelişmiş modeller; kalp, böbrek, karaciğer, beyin ve bağışıklık sistemi gibi temel organ ve sistemlerin biyolojik yaşlarını birbirinden bağımsız olarak değerlendiriyor. Böylece kronolojik olarak 50 yaşında olan bir kişinin analizinde kalbinin 40, böbreğinin 60, bağışıklık sisteminin ise 70 yaşında olması mümkün olabiliyor. Bu farklılıklar, organların yaşam boyunca maruz kaldığı yüklerin ve yıpranmanın gerçek boyutunu daha net gösteriyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Sigara Akciğerleri, Şeker Damarları, Stres Kalbi Yaşlandırıyor </strong></p>
<p>Organların yaşlanma hızını belirleyen en önemli etkenlerden birinin yaşam boyunca maruz kalınan stres türleri olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong>, “Sigara ve hava kirliliği akciğerleri zorlayıp erken yaşlandırırken, hipertansiyon kalp ve böbrek üzerinde baskı oluşturuyor. Yüksek şeker ve insülin direnci karaciğeri ve damar sistemini yoruyor. Kronik stres ise hem beyni hem de kardiyometabolik sistemi hızla yıpratabiliyor” diyor.  </p>
<p><strong>Kan Testi ile Biyolojik Yaş Ölçümü </strong></p>
<p>Stanford Üniversitesi’nin geniş katılımlı kohort çalışmalarında, kandaki binlerce proteini analiz eden makine öğrenimi modelleri kullanılarak 11 farklı organın biyolojik yaşı hesaplandığını söyleyen <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Bulgular çarpıcıydı. Çünkü sağlıklı görünen yetişkinlerin yaklaşık %20’sinde en az bir organın beklenenden daha hızlı yaşlandığı, %1–2’sinde ise birden fazla organın hızla yaşlandığı tespit edildi. Bu hızlı yaşlanmanın, ilgili organlarla bağlantılı hastalık riskini belirgin şekilde artırdığı ve ölüm oranlarında %20–50 arasında değişen bir artışla ilişkili olduğu görüldü. Yani dışarıdan sağlıklı görünen bireylerde bile iç organların erken uyarı sinyalleri yıllar öncesinden okunabiliyor. Bu organ yaş farkları, kronik hastalık ve sağlıklı yaşam süresini öngörmede güçlü bir araç haline geliyor” ifadelerini kullanıyor.  </p>
<p><strong>Kalp Yaşı ile Kalp Krizi Riski 10 Yıl Önceden Belirlenebilir</strong></p>
<p>Hızlı yaşlanan organların, gelecekteki genel sağlık durumunu belirlemekte önemli rol oynadığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “</strong>Örneğin kalp biyolojik yaşı kronolojik yaştan belirgin derecede büyük olan birinde, kalp krizi riski onlarca yıl önceden öngörülebiliyor. Hızlı yaşlanmakta olan böbrekler, ileride böbrek yetmezliği, metabolik ve kardiyovasküler sorunlar için uyarı sinyali oluyor. Organa özgü biyolojik yaş ölçümleri, kişiselleştirilmiş önleyici tıbbın temel araçlarından birisidir. Ancak bu testlerin, klinik bulgular, yaşam tarzı, genetik riskler ve görüntüleme sonuçlarıyla birlikte, konuyu bilen hekimler tarafından yorumlanması şart. Amaç, sadece “böbreğin 80, kalbin 40 yaşında” demek değil; bu farkın nedenlerini anlamak, beslenme, egzersiz, uyku, stres yönetimi uygulamaları, yaşlanmanın kök nedenlerine yönelik ileri tedaviler ve yenileyici tedavi yaklaşımlarıyla organın yaşlanma hızını yavaşlatmak, mümkünse biyolojik yaşını geri çekmek olmalıdır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/organlarinizin-yasi-biyolojik-yasinizla-ayni-mi-599094">Organlarınızın Yaşı Biyolojik Yaşınızla Aynı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de biyolojik istilalar ve küresel tehditler konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-biyolojik-istilalar-ve-kuresel-tehditler-konusuldu-595932</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 08:25:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[istilacı]]></category>
		<category><![CDATA[istilalar]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[tehditler]]></category>
		<category><![CDATA[türler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595932</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi ve Biyoloji Topluluğu iş birliğiyle  “2. Su ve İklim Krizinde Genç Fikirler Çalıştayı” kapsamında, Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Kadir Çimen, “İklim Değişikliği ve Küreselleşmenin Güdümünde: Biyolojik İstilalar” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-biyolojik-istilalar-ve-kuresel-tehditler-konusuldu-595932">EÜ&#8217;de biyolojik istilalar ve küresel tehditler konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi ve Biyoloji Topluluğu iş birliğiyle  “2. Su ve İklim Krizinde Genç Fikirler Çalıştayı” kapsamında, Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Kadir Çimen, “İklim Değişikliği ve Küreselleşmenin Güdümünde: Biyolojik İstilalar” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> EÜ Fen Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe; Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Esin Sipahi Kılıç, Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kerim Çiçek, Biyoloji Topluluğu Danışmanı Prof. Dr. Serdar Gökhan Şenol, Biyoloji Topluluğu Başkanı Furkan Ali Akyol, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Çalıştay da öğrenciler, su ve iklim krizi üzerine hazırladıkları araştırmaları paylaştı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sunumunda biyolojik istilalardan bahseden Kadir Çimen, “Biyolojik istilalar, iklim değişikliği ve küreselleşmenin en yıkıcı sonuçlarından biri olarak su ve iklim kriziyle doğrudan ilişkilidir. Bir türün kendi yaşam alanı dışına taşınarak zarar vermesine “biyolojik istila”, bu türlere ise “istilacı tür” diyoruz. Türler çoğunlukla insan eliyle; kasten, ticaret yoluyla ya da farkında olmadan yeni bölgelere taşınıyor. Taraklı medüzün balast sularıyla Karadeniz’e gelmesi ya da aslan balığının ısınan Akdeniz’e yerleşmesi bunun çarpıcı örnekleridir. Aynı şekilde tarım alanlarını tehdit eden agresif istilacı bitki türleri de bu krizi derinleştiriyor. İklim değişikliği, bu türlerin yayılımını kolaylaştırarak etkilerini artırıyor; sıcaklık artışı, orman yangınları ve yüksek karbon oranı istilacıların avantajına çalışıyor. Bu türler yerli türlerle rekabet ederek popülasyonları çökertiyor, biyolojik çeşitliliği azaltıyor ve ekosistemlerin fiziksel yapısını bile değiştirebiliyor. Bugün biliyoruz ki biyolojik istilalar, habitat yıkımından sonra biyolojik çeşitlilik kaybının en büyük ikinci nedeni ve bazı bölgelerde birinci sıraya kadar yükselmiş durumda. Üstelik ekonomik maliyetleri de devasa boyutta; yıllık maliyetin dünya genelinde 423 milyar dolar olduğu ve her on yılda bir dört kat arttığı tespit edildi. Kısacası, istilacı türleri tanımadan ve önlemler geliştirmeden ekosistemlerimizi korumamız mümkün değil” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span>“İstilacı türlerle mücadele, su ve iklim krizinin bir parçasıdır”</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Türkiye&#8217;de tespit edilen istilacı türün sucul ve denizel ekosistemlerimizde yarattığı tahribata dikkat çeken Kadir Çimen, “Türkiye’de 261 istilacı, toplamda 1319 yabancı türün tespit edildiğini biliyoruz ve Akdeniz Havzası’nın bu türlerin yerleşimi için en hassas bölgelerden biri olması, gelecekte daha fazla istilacı türle karşılaşacağımızı gösteriyor. Özellikle sucul ekosistemlerde bu türlerin yarattığı tahribat çok ciddi; örneğin sivrisineklerle mücadele amacıyla ülkemize getirilen doğu sivrisinek balığı, zooplanktonları tüketerek ötrofikasyona ve balık ölümlerine yol açıyor. Yabancı sazan türleri ise yerli sazanlarla çiftleşip kısır yavrular oluşturduğu için genetik çeşitliliği tehdit ediyor. Denizel ekosistemlerde ‘katil yosun’ gibi türler, iklim değişimiyle mücadelede kritik öneme sahip deniz çayırlarını yok olma noktasına getiriyor. Haritalar bize, Türkiye’nin bu türlerin yerleşimi açısından dünyanın en kırılgan bölgelerinden biri olduğunu açıkça gösteriyor. Tropikalleşme ile birlikte hem iklimimiz hem de bölgemizdeki türler değişiyor; habitatlar giderek birbirine benzediği için istilacı türlerin yayılışı kolaylaşıyor. Ancak biyogüvenlik önlemleri, sıkı denetimler, erken teşhis ve vatandaş bilimi ile bu zararları azaltabiliriz. Çünkü biyolojik istilacılarla mücadele, su ve iklim kriziyle mücadelemizin ayrılmaz bir parçasıdır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Etkinlikte, Zeynep Baykara, “Su ve İklim Krizinin Model Organizma Olarak Kullanılan Arabidopsis Thaliana Üretimine Etkisi”; Ahmet Yağız Ertürk, “Deniz Çayırları ve İklim Değişikliğindeki Rolleri” başlıklı sunumuyla deniz çayırlarının önemini aktardı.  Öykü Erol, “Sulak Alan Kayıpları ve Yanlış Tarım Uygulamaları”; Arda Köroğlu, “Tatlı Su Kaynakları Tahribatı Sonucu Ekolojik Denge Bozulması”; Melike Ceylan, “Körfez Sorunu ve Deniz Yaşamı: Biyoçeşitliliğin Tehlikede Olan Dengesi”; Kutay Durukan, “Su ve İklim Krizinin Kuşlara Etkisi”; Ömer Faruk Arslan, “Su ve İklim Krizinin Kemirgenler Üzerine Etkisi”; Taylan Ali Ardunç, “Su Kaynakları Tahribatının Kuş Göçleri ve Yaşam Alanlarına Etkisi”; Muhammet Yıldırım ise “Su ve İklim Krizinde Genç Fikirlerin Mücadelesi” başlıklı sunumlar yapıldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-biyolojik-istilalar-ve-kuresel-tehditler-konusuldu-595932">EÜ&#8217;de biyolojik istilalar ve küresel tehditler konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milletvekili Baykan ve Başkan Altay Taşkent İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi&#8217;nin Açılışını Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milletvekili-baykan-ve-baskan-altay-taskent-ileri-biyolojik-atik-su-aritma-tesisinin-acilisini-yapti-588803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 14:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[Atık Su Arıtma]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Baykan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[leri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[taşkent]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Taşkent’e kazandırılan ileri biyolojik atık su arıtma tesisinin açılışı yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milletvekili-baykan-ve-baskan-altay-taskent-ileri-biyolojik-atik-su-aritma-tesisinin-acilisini-yapti-588803">Milletvekili Baykan ve Başkan Altay Taşkent İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi&#8217;nin Açılışını Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Taşkent’e kazandırılan ileri biyolojik atık su arıtma tesisinin açılışı yapıldı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ilçelere her geldiklerinde yeni eserler kazandırdıklarını belirterek, “60 milyon lira maliyetle yapmış olduğumuz atık su arıtma tesisimiz, özellikle çevreye saygı açısından çok önemli bir iş” diyerek hayırlı olmasını diledi. AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan, “Torosların 1.650 rakımlı Taşkent’ine arıtma tesisleri kazandıran devletimizin, ülkemizin dört bir tarafına neler yaptığını hepimiz tahmin edebiliriz” diye konuştu.</strong></p>
<hr/>
<p>AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Taşkent İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nin açılışını yaptı. </p>
<p>Açılışta konuşan Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürü Ahmet Demir, arazi sorunundan dolayı projeyi farklı bir şekilde uygulayarak iki katlı bina şeklinde dizayn ettiklerini ifade ederek, tesisin hem çevrenin korunması hem de ekolojik dengenin sağlanması açısından önem arz ettiğini söyledi.</p>
<p>Taşkent Belediye Başkanı Mehmet Acar, bugüne kadar ilçenin bütün taleplerini karşılayan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a teşekkür ederek, ilçeye kazandırılan ileri biyolojik atık su arıtma tesisinin hayırlı olmasını diledi.</p>
<p><strong>“60 MİLYON LİRA MALİYETLE YAPTIĞIMIZ TESİS, ÇEVREYE SAYGI AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ BİR İŞ”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Sultan Alaaddin’in bereketli sularından içtiği topraklarda bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. </p>
<p>İlçelere her geldiklerinde yeni eserler kazandırdıklarını, bugün de KOSKİ tarafından hayata geçirilen atık su arıtma tesisinin açılışını yaptıklarını kaydeden Başkan Altay, “60 milyon lira maliyetle yapmış olduğumuz atık su arıtma tesisimiz, özellikle çevreye saygı açısından çok önemli bir iş. Bu kadar parayı atık su arıtma tesisine harcayınca ne kazanıyoruz? Geleceğimizi kazanıyoruz. Bildiğiniz gibi iklim değişikliğinin etkilerini hepimiz hissediyoruz. Bu mevsimde bu dağlarda metrelerce kar olması lazım. Henüz yağışlar başlamadı onun için su kaynaklarımızı iyi değerlendirmemiz, iyi korumamız gerekiyor. Türkiye’de birçok ilde su problemi yaşanıyor. Konya da iklim değişikliğinden en çok etkilenen illerin başında olmasına rağmen bu yapmış olduğumuz çalışmalarla elhamdülillah bu yıl da herhangi bir kesinti yapmadan sezonu tamamlamak üzereyiz. Ama bu demek değil ki sorunumuz yok, su bolluğu içindeyiz. Asla öyle değil. Biz her su kaynağımızı korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz. Bir taraftan su kaynaklarını insanlarımızın hizmetine sunarken bir taraftan da tasarrufu asla elden bırakmamalıyız. Her damla suyu tasarruf etmeliyiz. Çünkü gelecekte daha zor günler bekleniyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“TAŞKENT&#8217;İMİZE GÖREVE GELDİĞİMİZ GÜNDEN İTİBAREN 584 MİLYON LİRALIK YATIRIM GERÇEKLEŞTİRDİK”</strong></p>
<p>Yaptıkları hizmetlerin Konyalıların verdiği desteğin karşılığını ödeyemeyeceğini kaydeden Başkan Altay, “Çünkü ne zaman ihtiyacımız olsa, ne zaman destek istesek partimize ve Cumhurbaşkanımıza çok büyük destek verdiniz. Biz bu sorumluluğu yerine getirmek için çalışıyoruz. İnşallah bundan sonra da güzel işleri birlikte hayata geçireceğiz. Taşkent’imize göreve geldiğimiz günden itibaren 584 milyon liralık yatırım gerçekleştirdik. Mezbahalar, spor tesisleri, altyapı imkanlarını şehrimizin ve gençlerimizin hizmetine sunduk. Bu yıl ilçe belediyemize 18 bin metrekarelik parke göndermeye başladık. İnşallah mahallemizin eksikleri tamamlanmış olacak” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>BİRLİK-BERABERLİK VURGUSU YAPTI</strong></p>
<p>Yaptıkları işleri birlik ve beraberlik duygusu içerisinde hayata geçirdiklerine vurgu yapan Başkan Altay, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, diğer bakanlarımız ve milletvekillerimizin bu hizmetlerin hepsinde imzası var. Bugün aramızda sizlerin de hemşehrisi, uzun süredir birlikte çalıştığımız kıymetli Milletvekilimiz Mehmet Baykan bey var. Kendisine özellikle teşekkür ediyorum. Tüm vekillerimiz şehrimizdeki hizmetlerimizde bizlerle birlikte yer alıyor. Hizmeti birlikte yürütüyoruz. Bu vesileyle onun şahsında tüm vekillerimize teşekkür ediyorum. Belediyecilikte bir hizmet bir hizmeti tetikler, iş hiçbir zaman bitmez. Onun için de her zaman bir başkan seçmek gerekir. Bu da işin bereketi. Atık su arıtma tesisimizin hayırlı olmasını diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p><strong>“CUMHURBAŞKANIMIZIN ÖNDERLİĞİNDE MİLLETİMİZİ DAHA İYİ ŞARTLARDA YAŞATMA ADINA YÜRÜYECEĞİZ”</strong></p>
<p>AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan da “Coğrafyamız zor bir coğrafya. Burada hizmet üretmek adına her zaman güçlükler olmuştur ama devletimizin gücü, milletimizin feraseti bu güçlükleri yenmede ve zorlukları hizmete dönüştürmede her zaman başarılı olmuştur. Torosların 1.650 rakımlı Taşkent’ine biyolojik arıtma tesisleri kazandıran devletimizin, ülkemizin dört bir tarafına, hizmet noktasında daha kolay yörelerine neler yaptığını hepimiz tahmin edebiliriz. İnşallah Cumhurbaşkanımızın önderliğinde milletimizi daha iyi şartlarda yaşatma adına geleceğe doğru daha emin adımlarla yürüyeceğiz diye temenni ediyorum” dedi.</p>
<p>Konuşmaların ardından Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapımı tamamlanan Taşkent İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nin açılışı dualarla yapıldı.</p>
<p>Programa; Taşkent Kaymakamı Fatih Karamahmut, Güneysınır Belediye Başkanı Ahmet Demir, AK Parti Taşkent İlçe Başkanı Mehmet Demirgül, MHP Taşkent İlçe Başkanı Musa Özsoy ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p>Milletvekili Baykan ve Başkan Altay daha sonra Taşkent Belediye’sini ziyaret ederek Belediye Başkanı Mehmet Acar ile bir araya geldi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milletvekili-baykan-ve-baskan-altay-taskent-ileri-biyolojik-atik-su-aritma-tesisinin-acilisini-yapti-588803">Milletvekili Baykan ve Başkan Altay Taşkent İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi&#8217;nin Açılışını Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otizmde yeni sınıflandırma! Otizmin alt tipleri ailelere yol gösterebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/otizmde-yeni-siniflandirma-otizmin-alt-tipleri-ailelere-yol-gosterebilir-568103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 13:43:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aileler]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[Luş]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[zorluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizmin biyolojik olarak farklı alt tipler halinde sınıflandırılmasının hem tedavi yaklaşımlarını hem de ailelerin kişiselleştirilmiş bakım ve gelecek planlamalarını nasıl etkileyebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizmde-yeni-siniflandirma-otizmin-alt-tipleri-ailelere-yol-gosterebilir-568103">Otizmde yeni sınıflandırma! Otizmin alt tipleri ailelere yol gösterebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizmin biyolojik olarak farklı alt tipler halinde sınıflandırılmasının hem tedavi yaklaşımlarını hem de ailelerin kişiselleştirilmiş bakım ve gelecek planlamalarını nasıl etkileyebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Otizmin klinik ve biyolojik olarak farklı dört alt tipi tanımlandı!</strong></p>
<p>Araştırmacıların, otizmin klinik ve biyolojik olarak farklı dört alt tipini tanımladıklarını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Her alt tip, farklı gelişimsel, tıbbi, davranışsal ve psikiyatrik özellikler sergiliyor.” dedi.</p>
<p>Luş, otizmin genetiğini anlamanın, hastalığa katkıda bulunan biyolojik mekanizmaları ortaya çıkarmak, daha erken ve daha doğru tanı koymak ve kişiselleştirilmiş bakımı yönlendirmek için çok önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Otizm, biyolojik olarak farklı alt tiplerden oluşan bir bütün! </strong></p>
<p>Bu alt tiplerin genetik ve klinik özellikleri arasındaki farklılıkların, tedavi yaklaşımlarını nasıl etkileyebileceği konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bu sonuçlar, otizmin tek bir rahatsızlık olmadığına dair güçlü kanıtlar sunuyor. Otizmin, biyolojik olarak temellendirilmiş, farklı alt tiplerden oluşan bir bütün olduğunu gösteriyor.”  dedi.</p>
<p>Bundan sonraki bilimsel çalışmalarla araştırmacıların, genetik ve klinik verileri büyük ölçekte entegre ederek otizmin biyolojik mekanizmalardan klinik tabloya kadar olan seyrini haritalamaya başarabilme yolunda ilerleyeceklerini ifade eden Luş, şunları söyledi:</p>
<p>“Artık tüm otizmli bireyleri kapsayan biyolojik bir açıklama aramak yerine, her alt türü yönlendiren farklı genetik ve biyolojik süreçleri inceleyebilme imkanı elde edebileceğiz. Otizmin genetik etkisinin büyük bir kısmının doğumdan önce meydana geldiği düşünülüyor. Ancak yeni tanımlarlar gördüğümüz, genellikle önemli sosyal ve psikiyatrik zorluklar, gelişimsel gecikmeler ve daha geç tanı konulan Sosyal ve Davranışsal Zorluklar alt tipilerinde, çocukluk döneminin ilerleyen dönemlerinde aktif hale gelen genlerde mutasyonlar bulundu. Bu durum, bu çocuklarda otizmin biyolojik mekanizmalarının doğumdan sonra ortaya çıkabileceğini ve daha sonraki klinik tablolarıyla uyumlu olabileceğini düşündürüyor. Bu bilgiler, klinik tablo oluşmadan önce klinisyenin fikir sahibi olmamız yönünde oldukça önemli bir gelişme.”</p>
<p><strong>Otizmin alt tipini bilmek, ailelere kişiye özel bakım ve gelecek planlamasında yol gösterebilir…</strong></p>
<p>Otizmle mücadele eden aileler için, çocuklarının hangi otistik alt tipine sahip olduğunu bilmenin yeni bir netlik, kişiye özel bakım, destek ve topluluk sağlayabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Ailelere, otizmli çocukları henüz küçükken, hangi semptomları yaşayabilecekleri veya yaşayamayacakları, yaşamları boyunca nelere dikkat etmeleri gerektiği, hangi tedavileri uygulayacakları ve gelecekleri için nasıl plan yapacakları konusunda daha fazla bilgi verebilir.” Dedi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de bu yeni sınıflandırmanın uygulanabilirliği ve potansiyel zorluklarına da değinen Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Birçok sağlık birimin ailelere test sunmamayı tercih etmesi ve birçok ailenin genetik test seçeneğinden habersiz olması önemli bir zorluk olabilir. Sigorta kapsamının olmaması, genetik test istenmesini engelleyebilir ve dolayısıyla bunların yararlılığı hakkında sorular ortaya çıkarabilir. Yine ilk otizm tanısını kimin koyduğu, genetik testi kimin önerdiği ve genetik test önerisini belirlemek için kullanılan kriterler konusunda tutarsızlıklar da potansiyel zorluklar arasında sayılabilir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizmde-yeni-siniflandirma-otizmin-alt-tipleri-ailelere-yol-gosterebilir-568103">Otizmde yeni sınıflandırma! Otizmin alt tipleri ailelere yol gösterebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lüleburgaz Belediyesi&#8217;nden &#8216;katı atıklar tuvalete atılmamalı&#8217; uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/luleburgaz-belediyesinden-kati-atiklar-tuvalete-atilmamali-uyarisi-567533</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 09:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bez]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[malzemeler]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[tesis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi’nin her gün binlerce metreküp atık suyun arıtılarak yeniden alıcı ortama verildiği Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nden çıkan ve biyolojik olarak parçalanmayan ıslak mendil, bez, plastik gibi malzemeler kanalizasyon hatlarının tıkanmasının yanı sıra tesisteki ekipmanlara da zarar vererek atık su arıtmadaki verimliliği de düşürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/luleburgaz-belediyesinden-kati-atiklar-tuvalete-atilmamali-uyarisi-567533">Lüleburgaz Belediyesi&#8217;nden &#8216;katı atıklar tuvalete atılmamalı&#8217; uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi’nin her gün binlerce metreküp atık suyun arıtılarak yeniden alıcı ortama verildiği Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nden çıkan ve biyolojik olarak parçalanmayan ıslak mendil, bez, plastik gibi malzemeler kanalizasyon hatlarının tıkanmasının yanı sıra tesisteki ekipmanlara da zarar vererek atık su arıtmadaki verimliliği de düşürüyor.</p>
<p>Lüleburgaz Belediyesi’nin her gün binlerce metreküp atık suyun arıtıldığı Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nden çıkan ıslak mendil, bez, plastik gibi malzemeler kanalizasyon hatlarının tıkanmasını yanı sıra zaman ve iş kayıplarına da neden oluyor.</p>
<p>7/24 hizmet veren Lüleburgaz Belediyesi Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi, günde binlerce metreküp suyu çeşitli işlemler sonucunda arıtarak Ergene’ye temiz bir şekilde deşarj yapıyor.</p>
<h2><b>TIKANMA, KOKU VE TAŞMALARA SEBEP OLUYOR</b></h2>
<p>Kanalizasyon hatlarına atılan ancak biyolojik olarak parçalanmayan ıslak mendil, bez, plastik gibi malzemeler ise hatlarda tıkanma, koku ve taşmalara sebep oluyor, yağışlı havalarda su baskınlarına neden oluyor.</p>
<p>Atık Su Arıtma Tesisi’ne gelen bu malzemeler tesis ekipmanlarına da zarar vererek atık su arıtmadaki verimliliği düşürüyor.</p>
<h2><b>TESİSTEKİ POMPALARA ZARAR VERİYOR!</b></h2>
<p>Tesis sorumlusu Hüseyin Akdeniz; “Vatandaşlardan özellikler istirhamımız evlerde kullanmış oldukları ıslak mendil, tuvalet kağıdı, bebek bezleri gibi iplikli ve pamuksu malzemelerin tuvalet ve banyo giderlerine atılmaması. Özellikler bez, çocuk bezi gibi ipliksi atıklar, pamuk gibi materyaller tuvalet ve banyo giderlerine atıldığında nihai olarak tesisimize ulaşmaktadır. Bu durum tabi ana hatların tıkanmasına neden oluyor. Tesisteki makinelerimize pompalarımıza zarar veriyor. Bu problemlerle karşılaşıyoruz. Mutfakta kullanılan tel, mutfak bezi bile tuvalet ve banyo giderlerine atılıp tesisimize gelmekte” dedi.</p>
<h2><b>LAVABO, TUVALET VE RÖGARLAR ÇÖP KUTUSU DEĞİL!</b></h2>
<p>Uzmanlar, ıslak mendil, kulak temizleme çubuğu, bez, plastik ve çöp gibi malzemelerin lavabo, tuvalet ve rögarlara atılmaması yönünde uyarıda bulunarak bu gibi durumların yağışlı havalarda sel baskınlarını tetiklemekte, kanalizasyon sistemini çalışamaz hale getirmekte ve atık suyun çevreye yayılması riskini artırmakta olduğunu belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/luleburgaz-belediyesinden-kati-atiklar-tuvalete-atilmamali-uyarisi-567533">Lüleburgaz Belediyesi&#8217;nden &#8216;katı atıklar tuvalete atılmamalı&#8217; uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vektörlerle Mücadeleye Biyolojik Eğitim Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vektorlerle-mucadeleye-biyolojik-egitim-destegi-561321</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 14:39:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[mücadeleye]]></category>
		<category><![CDATA[vektörlerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vektörlere karşı doğa dostu yöntemlerle mücadele çalışmalarını sürdüren Manisa Büyükşehir Belediyesi, vektörlerle mücadele ekiplerine yönelik ‘Biyolojik Sivrisinek Mücadelesi Eğitimi’ düzenledi. Eğitimde sivrisineklerin biyolojisi, davranışları, taşıdıkları hastalıklar ve biyolojik mücadele yöntemleri detaylı şekilde ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vektorlerle-mucadeleye-biyolojik-egitim-destegi-561321">Vektörlerle Mücadeleye Biyolojik Eğitim Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vektörlere karşı doğa dostu yöntemlerle mücadele çalışmalarını sürdüren Manisa Büyükşehir Belediyesi, vektörlerle mücadele ekiplerine yönelik ‘Biyolojik Sivrisinek Mücadelesi Eğitimi’ düzenledi. Eğitimde sivrisineklerin biyolojisi, davranışları, taşıdıkları hastalıklar ve biyolojik mücadele yöntemleri detaylı şekilde ele alındı.</p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yaşam kalitesini artırmak amacıyla vektörlerle mücadelesini 7 gün 24 saat kesintisiz sürdürüyor. Sivrisinek, karasinek, kene ve diğer zararlılara karşı hem kimyasal hem de biyolojik yöntemlerle etkin çalışmalar yürütülürken, mücadele ekiplerine sivrisineklerin üreme alışkanlıkları, taşıdığı hastalıklar ve biyolojik mücadele yöntemleri gibi konularda eğitimler de veriliyor.</p>
<p><b>Biyolojik Mücadelenin Temel İlkeleri Ele Alındı</b></p>
<p>Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Vektörlerle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görev yapan personele yönelik ‘Biyolojik Sivrisinek Mücadelesi Eğitimi’ düzenlendi. Alanında uzman biyologların katkılarıyla gerçekleşen eğitim programında sivrisineklerin biyolojisi, davranışları, taşıdıkları hastalıklar ve biyolojik mücadelenin temel ilkeleri detaylı bir şekilde ele alındı.</p>
<p><b>“En çevreci yöntemler arasında”</b></p>
<p>Biyolojik mücadelenin insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen doğa dostu bir yöntem olduğuna dikkat çeken Vektörlerle Mücadele Şube Müdürü Veteriner Hekim Uğur Dilik, bu yöntemle sivrisinekler henüz larva halindeyken kaynağında kontrol altına alındığını söyledi. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen biyolojik larva mücadelesinin doğadaki diğer canlılara zarar vermeden uygulanabilen en çevreci yöntemler arasında yer aldığını vurgulayan Şube Müdürü Uğur Dilik, “İnsan sağlığını korumak için gerçekleştirilen biyolojik sivrisinek larva mücadelesi, ekosistemin dengesini bozmadan gerçekleştirilebilen önemli bir araç. Bu noktada Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, çevre dostu sivrisinek mücadelesini sezon boyunca aksatmadan sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p><b>“Durgun su alanlarının ortadan kaldırılması en kritik adımlardan biri”</b></p>
<p>Sivrisineklerin üremesi için çok küçük su birikintilerinin bile yeterli olduğunu söyleyen Uğur Dilik, “Durgun su alanlarının ortadan kaldırılması, mücadelenin en kritik adımlarından biri. Vatandaşlarımız, bahçe ve balkonlardaki saksı altlıkları, bidonlar ve kovalar gibi kaplarda biriken durgun suları düzenli olarak değiştirerek bu mücadeleye destek olabilirler” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vektorlerle-mucadeleye-biyolojik-egitim-destegi-561321">Vektörlerle Mücadeleye Biyolojik Eğitim Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu proje ile kırmızı yanaklı su kaplumbağasının biyolojik özellikleri incelenecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-kirmizi-yanakli-su-kaplumbagasinin-biyolojik-ozellikleri-incelenecek-544356</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2025 08:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[incelenecek]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağasının]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[yanaklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544356</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yusuf Bayrakcı’nın yürütücülüğünü yaptığı “İstilacı Yabancı Kırmızı Yanaklı Su Kaplumbağasının Bazı Metropollerdeki Yerleşik Popülasyonlarının Durumu ve Yerli Tatlısu Kaplumbağaları Üzerindeki Etkileri” başlıklı projesi TÜBİTAK-1001 kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-kirmizi-yanakli-su-kaplumbagasinin-biyolojik-ozellikleri-incelenecek-544356">Bu proje ile kırmızı yanaklı su kaplumbağasının biyolojik özellikleri incelenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yusuf Bayrakcı’nın yürütücülüğünü yaptığı “İstilacı Yabancı Kırmızı Yanaklı Su Kaplumbağasının Bazı Metropollerdeki Yerleşik Popülasyonlarının Durumu ve Yerli Tatlısu Kaplumbağaları Üzerindeki Etkileri” başlıklı projesi TÜBİTAK-1001 kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Bilimsel çalışmalar, doğanın dengesini anlamak ve olası tehditlerle mücadele etmek için en temel araçlardan biridir. Bu kapsamda Doç. Dr. Yusuf Bayrakcı hocamızın yürütücülüğünü yaptığı proje TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Değerli akademisyenimizi bu önemli araştırma için kutluyorum. İstilacı yabancı türlerin, özellikle kırmızı yanaklı su kaplumbağası gibi türlerin, yerli ekosistemler üzerinde yarattığı baskılar çok büyük. Proje, yalnızca Türkiye&#8217;deki metropollerdeki yerleşik popülasyonları incelemekle kalmıyor, aynı zamanda yerli tatlısu kaplumbağalarımızın korunmasına yönelik kritik veriler sunarak biyolojik çeşitliliğimizin korunmasına katkı sağlıyor. Bilimsel açıdan bu araştırma, ekosistemlerin korunması ve istilacı türlerle mücadele noktasında önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyorum” diye konuştu.</p>
<p><b> “Çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamayı amaç ediniyoruz”</b></p>
<p>Projenin amacı hakkında açıklamalarda bulunan Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Yusuf Bayrakcı ise “Bu proje, istilacı yabancı kırmızı yanaklı su kaplumbağası (Trachemys scripta elegans) popülasyonlarının Türkiye’deki bazı metropollerdeki mevcut durumunu incelemeyi amaçlamaktadır. Son yıllarda hızla yayılmaya başlayan bu tür, yerli tatlısu kaplumbağalarıyla rekabet ederek popülasyonlarını tehdit etmektedir. Projemizin temel hedefi, bu istilacı türün yerleşik popülasyonlarının durumunu ve yabancı istilacı türün ülkemiz çevresel şartlarına ne derece uyum sağladığını detaylı bir şekilde analiz etmek ve bu türün yerli kaplumbağa türleri üzerindeki ekolojik etkilerini ortaya koymaktır. Proje, kırmızı yanaklı su kaplumbağası ile yerli türler arasındaki etkileşimleri daha iyi anlamamıza olanak tanıyacaktır. Elde edilecek bulgular, hem yerli tatlısu kaplumbağalarının korunmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesine yardımcı olacak hem de istilacı türlerle mücadelede etkili yönetim ve kontrol yöntemlerinin belirlenmesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca, bu araştırma sayesinde yerel ekosistemlerde biyolojik çeşitliliği korumak adına atılacak adımların bilimsel temellere dayandırılmasını sağlayarak, çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><b>“Önemli çıktılar elde edilecek”</b></p>
<p>Proje tamamlandıktan sonra çıktıları hakkında konuşan Doç. Dr. Yusuf Bayrakcı, “Bu proje, istilacı yabancı kırmızı yanaklı su kaplumbağası (Trachemys scripta elegans) türünün Türkiye&#8217;deki metropollerdeki yerleşik popülasyonlarını inceleyerek, bu türün yerli tatlısu kaplumbağaları üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirecek ve önemli çıktılar elde edilecek. Yapılan saha çalışmaları ile kırmızı yanaklı su kaplumbağalarının yerli türlerle rekabetinin ne boyutta olduğuve istila ettiği alanlarda üreme başarısını ortaya koyacak. Ayrıca, bu kaplumbağaların yerli türlerin üreme, beslenme ve habitat kullanımına olan olumsuz etkileri detaylandırılacak. Proje, bu istilacı türün kontrol altına alınması için alınabilecek önlemleri ve yönetim stratejilerini de önererek Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak gerçekleştirilen çalışmalarla yerli türler üzerinde olan etkiyi en aza indirecektir” dedi.</p>
<p>Proje ekibinde Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Yusuf Bayrakcı ile birlikte Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Ayaz’ın yanı sıra aynı anabilim dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Kerim Çiçek ve Arş. Gör. Dr. Melodi Yenmiş yer alıyor.   </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-kirmizi-yanakli-su-kaplumbagasinin-biyolojik-ozellikleri-incelenecek-544356">Bu proje ile kırmızı yanaklı su kaplumbağasının biyolojik özellikleri incelenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;de hedef yüzde 100 ileri biyolojik arıtma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirde-hedef-yuzde-100-ileri-biyolojik-aritma-544040</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 09:27:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arıtma]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirde]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, çevreci yatırımlarıyla Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirde-hedef-yuzde-100-ileri-biyolojik-aritma-544040">Büyükşehir&#8217;de hedef yüzde 100 ileri biyolojik arıtma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, çevreci yatırımlarıyla Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda İSU Genel Müdürlüğü’nün işlettiği 23 atık su arıtma tesisi, 2024 yılında 172,7 milyon metreküp atık suyu arıtarak doğaya deşarj etti. Büyükşehir başarılı altyapı çalışmalarıyla Marmara Denizi’nin korunmasına öncülük ederken, “Sıfır Kirlilik. Yüzde 100 Arıtma” ilkesiyle de sürdürülebilir bir çevre için önemli adımlar attı.</p>
<p><b>KOCAELİ, TEMİZ GELECEĞE BÜYÜKŞEHİR’LE YÜRÜYOR</b></p>
<p>İSU Genel Müdürlüğü’nün Kocaeli genelinde tam kapasiteyle çalışan arıtma tesisleri dikkat çekiyor. Hâlihazırda yüzde 100 biyolojik arıtma sağlayan Kocaeli, mevcut tesislerin yüzde 73’ünde ileri biyolojik arıtma teknolojilerini kullanıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda tek bir hedefi var, o da Kocaeli’ni Türkiye’de yüzde 100 ileri biyolojik arıtma gerçekleştiren ilk Büyükşehir yapmak.</p>
<p><b>DİP ÇAMURU TEMİZLİĞİYLE MARMARA’YA NEFES</b></p>
<p>İleri biyolojik arıtma tesisleri sayesinde yalnızca atık sular değil, Marmara Denizi’ni tehdit eden dip çamuru oluşumunun da önüne geçiliyor. Atık sularda yer alan azot ve fosfor gibi kirletici maddeler, ileri arıtma süreçlerinde etkili biçimde gideriliyor. Bu sayede denizlerdeki oksijen seviyesi korunurken, zamanla biriken ve ekosisteme zarar veren dip çamurunun oluşumu önemli ölçüde azaltılıyor. Büyükşehir Belediyesi bu alanda yürüttüğü temizlik ve önleyici yatırımlarla Marmara Denizi’nin kurtuluşuna katkı sunuyor.</p>
<p><b>GERİ KAZANIMLA KAYNAK SULARINA KATKI</b></p>
<p>2024 yılında arıtılan atık suyun 17 milyon metreküpü geri kazanım suyu olarak sanayi tesislerinde ve yeşil alanların sulanmasında kullanıldı. Bu uygulama ile içme suyu kaynakları üzerindeki baskı azaltılırken, çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli bir adım daha atılmış oldu.</p>
<p><b>KOCAELİ, DOĞAYLA BARIŞIK YATIRIMLARLA ÖNE ÇIKIYOR</b></p>
<p>Küresel iklim değişikliği ve Marmara Denizi’ni tehdit eden kirlilik sorunlarına karşı kararlı adımlar atan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, ileri biyolojik arıtma yatırımlarıyla atık sularda azot ve fosfor ayrımını mümkün kılıyor. Böylece yalnızca bugünü değil, geleceği de koruyan altyapı çözümleri üretiliyor.</p>
<p><b>101 BİN TON ATIK SU ÇAMURU BERTARAF EDİLDİ</b></p>
<p>Atık su arıtımı sürecinde ortaya çıkan 101 bin ton atık su çamuru da çevreye zarar vermeden bertaraf edildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamlı çevre yönetimi anlayışıyla altyapı hizmetlerinde Türkiye’ye öncülük ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirde-hedef-yuzde-100-ileri-biyolojik-aritma-544040">Büyükşehir&#8217;de hedef yüzde 100 ileri biyolojik arıtma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli Büyükşehir&#8217;in Hedefi: Yüzde 100 İleri Biyolojik Arıtma Sistemine Geçiş</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehirin-hedefi-yuzde-100-ileri-biyolojik-aritma-sistemine-gecis-543938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 07:18:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arıtma]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirin]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[hedefi]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[sistemine]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, çevreci yatırımlarıyla Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda İSU Genel Müdürlüğü’nün işlettiği 23 atık su arıtma tesisi, 2024 yılında 172,7 milyon metreküp atık suyu arıtarak doğaya deşarj etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehirin-hedefi-yuzde-100-ileri-biyolojik-aritma-sistemine-gecis-543938">Kocaeli Büyükşehir&#8217;in Hedefi: Yüzde 100 İleri Biyolojik Arıtma Sistemine Geçiş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir başarılı altyapı çalışmalarıyla Marmara Denizi’nin korunmasına öncülük ederken, &ldquo;Sıfır Kirlilik. Yüzde 100 Arıtma&rdquo; ilkesiyle de sürdürülebilir bir çevre için önemli adımlar attı.</p>
<p>İSU Genel Müdürlüğü’nün Kocaeli genelinde tam kapasiteyle çalışan arıtma tesisleri dikkat çekiyor. H&acirc;lihazırda yüzde 100 biyolojik arıtma sağlayan Kocaeli, mevcut tesislerin yüzde 73’ünde ileri biyolojik arıtma teknolojilerini kullanıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda tek bir hedefi var, o da Kocaeli’ni Türkiye’de yüzde 100 ileri biyolojik arıtma gerçekleştiren ilk Büyükşehir yapmak.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/06/12/buyuksehirde-hedef-yuzde-100-ileri-biyolojik-aritma-2-1749711494-968-x750.jpeg"></p>
<p><strong>DİP ÇAMURU TEMİZLİ&#286;İYLE MARMARA’YA NEFES</strong></p>
<p>İleri biyolojik arıtma tesisleri sayesinde yalnızca atık sular değil, Marmara Denizi’ni tehdit eden dip çamuru oluşumunun da önüne geçiliyor. Atık sularda yer alan azot ve fosfor gibi kirletici maddeler, ileri arıtma süreçlerinde etkili biçimde gideriliyor. Bu sayede denizlerdeki oksijen seviyesi korunurken, zamanla biriken ve ekosisteme zarar veren dip çamurunun oluşumu önemli ölçüde azaltılıyor. Büyükşehir Belediyesi bu alanda yürüttüğü temizlik ve önleyici yatırımlarla Marmara Denizi’nin kurtuluşuna katkı sunuyor.</p>
<p><strong>GERİ KAZANIMLA KAYNAK SULARINA KATKI</strong></p>
<p>2024 yılında arıtılan atık suyun 17 milyon metreküpü geri kazanım suyu olarak sanayi tesislerinde ve yeşil alanların sulanmasında kullanıldı. Bu uygulama ile içme suyu kaynakları üzerindeki baskı azaltılırken, çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli bir adım daha atılmış oldu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/06/12/buyuksehirde-hedef-yuzde-100-ileri-biyolojik-aritma-3-1749711500-697-x750.jpeg"></p>
<p><strong>KOCAELİ, DO&#286;AYLA BARIŞIK YATIRIMLARLA ÖNE ÇIKIYOR</strong></p>
<p>Küresel iklim değişikliği ve Marmara Denizi’ni tehdit eden kirlilik sorunlarına karşı kararlı adımlar atan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, ileri biyolojik arıtma yatırımlarıyla atık sularda azot ve fosfor ayrımını mümkün kılıyor. Böylece yalnızca bugünü değil, geleceği de koruyan altyapı çözümleri üretiliyor.</p>
<p><strong>101 BİN TON ATIK SU ÇAMURU BERTARAF EDİLDİ</strong></p>
<p>Atık su arıtımı sürecinde ortaya çıkan 101 bin ton atık su çamuru da çevreye zarar vermeden bertaraf edildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamlı çevre yönetimi anlayışıyla altyapı hizmetlerinde Türkiye’ye öncülük ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehirin-hedefi-yuzde-100-ileri-biyolojik-aritma-sistemine-gecis-543938">Kocaeli Büyükşehir&#8217;in Hedefi: Yüzde 100 İleri Biyolojik Arıtma Sistemine Geçiş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğayla Birlikte Varız: Biyolojik Çeşitliliği Korumak Yaşamı Korumaktır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogayla-birlikte-variz-biyolojik-cesitliligi-korumak-yasami-korumaktir-535620</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 May 2025 14:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitliliği]]></category>
		<category><![CDATA[doğayla]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[korumaktır]]></category>
		<category><![CDATA[varız]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=535620</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde herkesi biyolojik çeşitliliği koruyarak doğayla uyum içinde yaşamaya ve bu yönde harekete geçmeye çağırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogayla-birlikte-variz-biyolojik-cesitliligi-korumak-yasami-korumaktir-535620">Doğayla Birlikte Varız: Biyolojik Çeşitliliği Korumak Yaşamı Korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde herkesi biyolojik çeşitliliği koruyarak doğayla uyum içinde yaşamaya ve bu yönde harekete geçmeye çağırdı. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Aldığımız her nefeste, yediğimiz her lokmada doğanın izleri var. Ancak ormanlarımız, sulak alanlarımız hızla yok oluyor, denizlerimizde yaşam azalıyor. Doğal alanlarımızı korumak; yaşamak için yaşatmak zorundayız.” sözleriyle biyolojik çeşitliliğin insan yaşamı için taşıdığı öneme dikkat çekti.</strong></p>
<p>Biyolojik çeşitliliğin hızla azaldığı günümüzde, tüm teknolojik ilerlemelere rağmen su, gıda, ilaç, enerji ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarımız için hâlâ doğaya muhtacız. Bu nedenle doğal varlıklarımızı korumak ve doğayla uyum içinde yaşamak yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda yaşamın sürdürülebilirliği için bir zorunluluk.</p>
<p>İşte bu yüzden, Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 22 Mayıs&#8217;ta kutlanan Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü, biyolojik çeşitliliğin gezegenimiz ve insanlık için taşıdığı yaşamsal öneme dikkat çekmeyi amaçlıyor. Bu yılın teması olan &#8220;Doğa ile Uyum ve Sürdürülebilir Kalkınma&#8221; doğrultusunda TEMA Vakfı, insanlığın doğayla olan ilişkisini yeniden değerlendirmesi ve doğanın hızla kaybedilen zenginliğine karşı acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yalnızca %17’si tamamlandı </strong></p>
<p>Biyolojik çeşitlilik kaybının gezegenin güvenli sınırlarını aştığını hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde ciddi bir hayal kırıklığı yaşandığını ve bugüne kadar yalnızca %17’sinin tam anlamıyla karşılanabildiğini belirterek, biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;<em>Sorumlu Üretim ve Tüketim</em>, <em>İklim Eylemi, Sudaki Yaşam ve Karasal Yaşam</em> başlıkları altındaki 41 hedef için artık oyalanma değil, hiç gecikmeden somut adımlar atma zamanı.&#8221; dedi.</p>
<p>Biyolojik çeşitliliğin yaşamın temeli olduğunun altını çizen Ataç, &#8220;Gıdamızın %80’ini bitkilerden sağlıyoruz. Hâlâ tıbbi ilaçların büyük bölümü için doğadaki bitkilere ihtiyacımız var. Ancak bize yaşam veren, bizi yaşatan canlıların yaşam alanları hızla yok oluyor; habitatlar parçalanıyor, türler yok oluyor.   İnsanlığın gezegende baskın tür haline gelmesiyle birlikte memelilerin %85’inin yok oldu. Son 50 yılda biyolojik çeşitlilik kaybının ise %73’e ulaştığı bildiriliyor. Bu kayıplar sadece ekolojik açıdan değil, aynı zamanda insan sağlığı ve gıda güvenliği açısından da ciddi riskler yaratıyor.&#8221; ifadelerinde bulundu.<strong> </strong></p>
<p><strong>Dünya’da son 30 yılda Türkiye’nin yaklaşık 5,5 katı kadar orman alanı yok edildi </strong></p>
<p>Habitat kaybının, biyolojik çeşitlilik kaybının en önemli nedeni olduğunu vurgulayan Ataç, karasal biyolojik çeşitliliğin %80’ini barındıran ormanların hızla azaldığına işaret ederek şunları söyledi; &#8220;Son 30 yılda dünyada, Türkiye’nin yaklaşık 5,5 katı kadar orman alanı tahrip edildi. Dünya üzerindeki memeli biyokütlesinin sadece %4’ünün yabanıl türlerden oluşması, yapılan tahribatının boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Günümüzde her 3 saniyede, bir futbol sahası büyüklüğünde orman yok oluyor ve bu tahribatın %90’ı yeni tarım alanı açmak için gerçekleşiyor.&#8221; Türkiye, orman varlığını artıran ender ülkeler arasında yer alsa da ormanların farklı amaçlarla kullanımına izin veren yasal düzenlemeler, orman habitatlarını parçalıyor. Bu duruma da dikkat çeken Ataç, &#8220;2012–2023 yılları arasında yaklaşık 577 bin hektar orman, başta madencilik, enerji ve ulaşım olmak üzere define aramak dâhil otuzdan fazla kullanım amacıyla tahsis edildi.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ülkemizin üç biyocoğrafik bölgenin kesişim noktasında yer aldığını ve yalnızca Türkiye’ye özgü binlerce türe ev sahipliği yaptığını vurgulayan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, &#8220;Türkiye, zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ender ülkelerden biri olmasına rağmen, bu zenginliği korumaya yönelik mevcut korunan alanlar açısından ne yazık ki yetersiz durumda. Dünya genelinde 2030 yılına kadar karasal ve denizel alanların en az %30’unun koruma altına alınması hedeflenirken; Türkiye’de bu oran karasal alanlarda yalnızca %8, denizel alanlarda ise %6 seviyesinde kalıyor. Bu oranlar, dünya ortalamasının yarısından az.” ifadeleriyle koruma çabalarının mevcut biyolojik çeşitliliği güvence altına almaktan uzak olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Sulak alan türleri %60 oranında azaldı</strong></p>
<p>Diğer yandan, bitki ve hayvan türlerinin %40’ına, balık türlerinin ise %30’una ev sahipliği yapan sulak alanlar da hızla yok ediliyor. 1700 yılından bu yana Türkiye’nin dört katı kadar, yaklaşık 3,4 milyon km² sulak alan kaybedildiğini kaydeden Ataç, &#8220;Bu nedenle sulak alanlara bağlı türlerin %25’inin nesli tehlike altında. 1970’ten bu yana sulak alan türlerinin popülasyonu %60 oranında azaldı. Bu yok oluşun başlıca nedenleri yeni tarım alanları açma çabaları ve aşırı sulamadır.&#8221; şeklinde konuştu. Ataç, iklim değişikliğinin biyolojik çeşitlilik kaybını derinleştiren bir diğer önemli etken olduğunu söyleyerek, &#8220;1,5 °C’lik küresel ısınma durumunda mercan resiflerinin %90’ı, 2 °C’de ise %99’u yok olabilir. Bu yalnızca deniz yaşamı değil, tüm ekosistem dengesi ve insanlık için geri dönülemez sonuçlar doğurur.&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Her yıl 20 milyon hektar tarım arazisi bozuluma uğruyor</strong></p>
<p>Yalnızca yeni açılan tarım alanlarının değil, mevcut tarım arazilerinin de bozulduğunu söyleyen Ataç, &#8220;Günümüzde ormanlar ve sulak alanlar, tarım alanı açmak amacıyla büyük ölçüde yok edilirken; mevcut tarım arazileri de sürdürülebilir olmayan uygulamalar nedeniyle hızla verimliliğini kaybediyor. Her yıl yaklaşık 20 milyon hektar tarım arazisi; erozyon, yanlış arazi kullanımı, aşırı sulama ve kimyasal girdiler nedeniyle bozuluma uğruyor. Bu durum yalnızca toprağın sağlığını değil, aynı zamanda içerisindeki biyolojik çeşitliliği de tehdit ediyor. Ayrıca, kentsel atıkların yanı sıra aşırı kimyasal gübre ve pestisit kullanımı, denizlerde yaşamın tamamen sona erdiği ‘ölü zonlar’ın oluşmasına yol açıyor. Marmara Denizi, bu sorunun en çarpıcı örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir yaşam için ortak sorumluluk almalıyız</strong></p>
<p>İnsan faaliyetlerinin doğa üzerindeki tahribatını somut verilerle ortaya koyan Deniz Ataç, “Bilmeliyiz ki doğada, biz insanlar dışındaki tüm canlıların bir işlevi var ve yaşamımız onların varlığına bağlı. Bu noktada insanlar, hiç şüphesiz doğaya en büyük etkiyi yapan ve aynı zamanda akılcı kararlar alabilme kapasitesine sahip canlılar. Bu nedenle aklın yolundan ilerlemeli, kendimizi dünyanın sahibi olarak değil; tüm canlılarla paylaştığımız bir yaşam alanının parçası olarak görmeliyiz. Devletler de bu anlayışı mevzuatlarına yerleştirmeli; korunan alanları artırmalı ve ekosistemlerin işleyişine zarar veren uygulamalardan kaçınmalıdır.” dedi.</p>
<p>Ataç, sürdürülebilir yaşam ve biyolojik çeşitliliği korumak için &#8220;Kurucu Onursal Başkanlarımızın bu konudaki sözleri bugün de bizlere yol gösteriyor. Merhum Kurucu Onursal Başkanımız Toprak Dedemiz Hayrettin Karaca’nın dediği gibi, ‘İhtiyacımız kadar tüketelim, bize yaşam sunanları yaşatalım.’ Yine merhum Kurucu Onursal Başkanımız, Yaprak Dedemiz A. Nihat Gökyiğit’in her zaman vurguladığı gibi, ‘Evrenin o akıl almaz düzenini dengede tutan, biyolojik zenginliktir.’ TEMA Vakfı olarak A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile ülkemizdeki biyolojik çeşitliliğin korunmasının hayati önemini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.” sözleriyle herkesi ortak sorumluluk almaya davet etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogayla-birlikte-variz-biyolojik-cesitliligi-korumak-yasami-korumaktir-535620">Doğayla Birlikte Varız: Biyolojik Çeşitliliği Korumak Yaşamı Korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; ve geleceği şekillendirin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-planin-parcasi-olun-ve-gelecegi-sekillendirin-461407</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 10:08:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitliliğin]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunması]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[planın]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendirin]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461407</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü'nde, biyolojik çeşitliliğin korunması için herkesi harekete geçmeye çağırarak sivil toplum, kamu ve özel sektör iş birliğinin önemine vurgu yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-planin-parcasi-olun-ve-gelecegi-sekillendirin-461407">TEMA Vakfı: Biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; ve geleceği şekillendirin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, &#8220;Her geçen gün, gezegenimizi yaşanabilir kılan doğal varlıklar tükeniyor. Yaşanan biyolojik çeşitlilik kaybı, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri. Artık değişim zamanı, elimizi taşın altına koymak zorundayız.&#8221; diyerek biyolojik çeşitliliğin korunması için atılması gereken adımlara dikkat çekti</span></strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) tarafından her sene 22 Mayıs’ta kutlanan Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nün bu yılki teması &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; olarak belirlendi.</p>
<p>Ekosistemlerin temel bileşeni olan biyolojik çeşitlililiği korumanın; havayı, suyu ve gıdayı yani kısacası tüm yaşamı korumak olduğunu belirten TEMA Vakfı, her bir bireyin yapacağı küçük katkıların bir araya geldiğinde büyük sonuçlar doğuracağını ve hep birlikte harekete geçme zamanının geldiğini vurguladı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Dünya’da tüm yaşamın birbirine bağlı olduğunu söyleyerek &#8220;İnsan faaliyetleri sonucunda 1970’den günümüze kadar biyolojik çeşitlilikteki azalma %68 oranına ulaşmıştır. Ancak bu endişe verici tabloyu tersine çevirmek mümkün. Daha az tüketerek, israftan kaçınarak, tamir ederek, dönüştürerek, paylaşarak, atıkları azaltarak, doğayı kirleten kimyasal kullanımından kaçınarak, iklimi koruyarak, doğadaki ayak izimizi azaltarak, doğal alanların korunması konusunda birlik olarak ve en önemlisi toplumsal duyarlılığımızı artırarak bunu başarabiliriz. Yapacaklarımız sadece bugünü değil,  geleceğimizi de korumak demektir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Dünya’da 1 milyon türün nesli tehlike altında </strong></p>
<p><span>Biyolojik çeşitlilik kaybının ana nedenlerinin iklim değişikliği, çevre kirliliği, istilacı türler, orman ve çayır-mera arazilerinin zarar görmesi ile bu arazilerden aşırı yararlanma olduğunu belirten Ataç, &#8220;Bugün, buzul alanlar hariç karaların %75&#8217;i insan faaliyetlerinin etkisi altında. Yapılan araştırmalara göre, karalarda biyolojik çeşitlilik kaybının %70’i ise tarım faaliyetlerinden kaynaklanıyor ve tarım faaliyetlerinin, nesli tehlike altında olan 24.000 türün tükenmesinden sorumlu olduğu ifade ediliyor. Buna karşılık, üretilen gıdanın %33’ü ise ne yazık ki israf oluyor. Denizlerde ve okyanuslarda da yaşamın neredeyse tamamının yok olduğu 245.000 km2 alan bulunuyor. Bunun yanında denizlerin %66’sı kirlilik ve balıkçılıktan etkilenmiş durumda. Ülkemizde son yıllarda deniz salyası (müsilaj) kirliliği yaşanan Marmara Denizi bu durumun örneklerinden birini oluşturuyor.&#8221; şeklinde konuştu. </span></p>
<p><span>Dünyamızdaki 1 milyon türün neslinin tehlike altında olduğunu vurgulayan Deniz Ataç, &#8220;İnsanlığın refahı, ekosistemlerin sunduğu hizmetlere bağlıdır. Bugün, küresel ekonominin %50’si doğal varlıklardan elde ediliyor. Bu nedenle tüm canlıların yaşamı için tehdit oluşturan bu sorunun çözümü adına acil olarak harekete geçilmesi gerekiyor. Aksi halde <em>Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’</em>ndaki ilgili başlıklarda yer alan 44 hedefin 35’inin gerçekleşmesi mümkün olmayacak.&#8221; dedi.</span></p>
<p><strong><span>&#8220;Biyolojik çeşitliliği korumak evrensel bir sorumluluktur&#8221;</span></strong></p>
<p><span>Türkiye’nin kıtalar arasında bir köprü olmasının yanı sıra üç tarafının denizlerle çevrili olması, topoğrafyası ve iklim çeşitliliği ile önemli bölgelerden biri olduğunu belirten Deniz Ataç, “Türkiye dünyada üç farklı bitki coğrafyasına sahip ender ülkelerden biri. Ülkemizdeki bitki türlerinin %32’si, yani yaklaşık 3.700 tür dünyada sadece Türkiye’de yetişiyor. Bunun yanında Dünya genelinde karasal ekosistemlerde korunan alan oranı %17 iken bu oran Türkiye&#8217;de %14. Dünya’da 2030 yılına kadar bu oranın %30’a çıkarılması hedefleniyor. Sahip olduğumuz zenginliği korumak için korunan alanların artırılması gerekiyor. Örneğin, biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu birçok önemli doğa alanı henüz koruma altına alınmadı.&#8221; dedi. </span></p>
<p><span>Doğamızın ve sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliğin korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğunun altını çizen Ataç, &#8220;Biyolojik çeşitlilik kaybı, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri. Artık değişim zamanı, elimizi taşın altına koymak zorundayız. Bu senenin teması olan ‘Planın Parçası Olun’ çağrısı da tüm insanların biyolojik çeşitliliği korumak için adım atması gerektiğini vurguluyor. Sivil toplum, kamu ve özel sektör iş birliğiyle beraber herkesin biyolojik çeşitliliği koruma konusundaki kararlılığını gösterecek adımlar atması lazım. Nitekim 2022 yılında gerçekleşen Kunning-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi’nde de bunun altı çizilmişti.&#8221; ifadelerinde bulundu.</span></p>
<p><span>Biyolojik çeşitlilik zenginliğinin, gelecek nesillerin yaşam kalitesini ve gezegenimizin sürdürülebilirliğini sağlamak için hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Ataç, &#8220;Unutmamalıyız ki, Kurucu Onursal Başkanımız Yaprak Dedemiz merhum A. Nihat Gökyiğit’in her zaman belirttiği gibi, ‘Evrenin o akıl almaz düzenini dengede tutan biyolojik zenginliktir.’ Biz de TEMA Vakfı olarak</span> <span>A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile ülkemizdeki biyolojik çeşitliliğinin korunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ve herkesi biyolojik çeşitliliği korumak için sorumluluk almaya çağırıyoruz.&#8221; şeklinde konuştu.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-planin-parcasi-olun-ve-gelecegi-sekillendirin-461407">TEMA Vakfı: Biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; ve geleceği şekillendirin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Körfezi&#8217;nde biyolojik çeşitlilik izleme çalışmaları başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-korfezinde-biyolojik-cesitlilik-izleme-calismalari-basliyor-392630</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2023 08:41:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[izleme]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[körfezinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392630</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, yüzülebilir Körfez hedefiyle çalışmalarına devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-korfezinde-biyolojik-cesitlilik-izleme-calismalari-basliyor-392630">İzmir Körfezi&#8217;nde biyolojik çeşitlilik izleme çalışmaları başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, yüzülebilir Körfez hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. Körfez’deki sualtı canlılarındaki değişimi belgelemek üzere kapsamlı bir izleme çalışması başlatan İZSU, bu sayede canlı türlerinin dağılım ve nüfusundaki değişimi kayıt altına alabilecek.</p>
<p>İZSU Genel Müdürlüğü tarafından yüzülebilir Körfez hedefiyle yürütülen çalışmalar aralıksız sürüyor. İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından Körfez’deki sualtı canlılarındaki değişimi belgelemek üzere kapsamlı bir izleme çalışması başlatıldı. Bu çalışmayla Körfez’de yaşayan canlı türlerinin dağılım ve nüfusundaki değişim izlenerek iyileşmenin ekolojik göstergeleri belgelenecek.</p>
<p><strong>Çeşitlilik kayıt altına alınacak</strong></p>
<p>Körfez sualtı araştırma ve izleme çalışmaları çerçevesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan İZPA, İzmir Körfezi’nde düzenli olarak sualtı araştırmaları yapacak ve Körfez’de bulunan sualtı biyolojik çeşitliliğin kaydını tutacak. Dalışlar sayesinde Körfez’de hangi türlerin bulunduğu, yeni eklenen veya sayısını artıran türler gibi birçok konuda veri toplanacak.</p>
<p><strong>Kirlilik ve koku sorununu ortadan kaldırıyor</strong></p>
<p>Körfez seferberliği, İzmir Körfezi’ni atık arıtma sistemleri gibi birçok unsurla temizlemeyi amaçlıyor. Seferberlik, İzmir Körfezi’ndeki geçmişten günümüze taşınmış kirliliği 3 aşamada kuşatıyor ve kalıcı çözümler üretiyor. İZSU, karada, kıyıda ve denizde yapılan ve birbirini tamamlayan 10 uygulama projesiyle 50 yıldır süren kirlilik ve koku sorununu ortadan kaldırıyor, İzmir Körfezi’ni sağlığına kavuşturuyor ve yüzülebilir Körfez hedefine ulaştırıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-korfezinde-biyolojik-cesitlilik-izleme-calismalari-basliyor-392630">İzmir Körfezi&#8217;nde biyolojik çeşitlilik izleme çalışmaları başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi&#8217;ne 4. Faz geliyor Başkan Soyer: Körfez için en önemli adımlardan biri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cigli-ileri-biyolojik-atiksu-aritma-tesisine-4-faz-geliyor-baskan-soyer-korfez-icin-en-onemli-adimlardan-biri-376707</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2023 17:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adımlardan]]></category>
		<category><![CDATA[arıtma]]></category>
		<category><![CDATA[atıksu]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[çiğli]]></category>
		<category><![CDATA[faz]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[tesisine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376707</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin atık su arıtma lideri İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasitesini artıracak 4. Faz projesini hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigli-ileri-biyolojik-atiksu-aritma-tesisine-4-faz-geliyor-baskan-soyer-korfez-icin-en-onemli-adimlardan-biri-376707">Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi&#8217;ne 4. Faz geliyor Başkan Soyer: Körfez için en önemli adımlardan biri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin atık su arıtma lideri İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasitesini artıracak 4. Faz projesini hayata geçiriyor. İhale süreci tamamlanan ve Haziran ayında yapım çalışmalarına başlanacak projesinin sözleşmesini İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer imzaladı. 600 milyon liralık yatırımla hayata geçecek proje hakkında konuşan Başkan Soyer, “İzmir Körfezi’nin tarihindeki en önemli adımlardan biri. Hem çok gururluyuz hem çok heyecanlıyız. Projemiz İzmir’imizin geleceğine dair çok rahatlama sağlayacak ve gelecek kuşaklar bizi güzel bir şekilde yâd edecek” dedi.</p>
<p>Büyük Kanal Projesi kapsamında inşa edilen ve 2000 yılından bu yana 7 gün 24 saat kesintisiz olarak çalışan Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin 4. Faz ikmal inşaatı için imzalar atıldı. İzmir Marina’da yapılan sözleşme imza törenine İZSU Genel Müdürü Ali Hıdır Köseoğlu’nun yanı sıra Arbiogaz A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Şengül, Alkataş temsilcisi Cüneyt Ertan katıldı.</p>
<p><strong>Gelecek kuşaklar bizi güzel bir şekilde yâd edecek</strong><br />Tesisin yapım çalışmalarına Haziran ayında başlanacağını açıklayan Başkan Tunç Soyer, “İzmir Körfezi’nin tarihindeki en önemli adımlardan biri. Hem çok gururluyuz hem çok heyecanlıyız. Projemiz İzmir’imizin geleceğine dair çok rahatlama sağlayacak ve gelecek kuşaklar bizi güzel bir şekilde yâd edecek. Çok emek var. Arkada çok müzakere var ve Körfezimiz için en doğru yolu bulduğumuza inanıyorum. Tüm çalışma arkadaşlarımla iftihar ediyorum. Uzun yıllar beklenen anlardı. Hiçbir engelin sizi geciktirmesine izin vermeyin” dedi.</p>
<p><strong>4. faz tamamlandığında günde 820 bin metreküp su arıtılacak</strong><br />İZSU Genel Müdürü Ali Hıdır Köseoğlu ise akademisyenlerle çalıştıklarını ifade ederek, “3 faz kapasite ile 7/24 çalışarak günlük 605 bin metreküp atık suyu arıtan tesis, 4. faz inşaatı tamamlandığında günlük 820 bin metreküp atık suyu arıtabilecek” dedi.</p>
<p><strong>Körfez için hayati adım</strong><br />Yaklaşık 1 milyon 80 bin kişiye hizmet edecek yeni hat sayesinde 24 saat kesintisiz olarak çalışan Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde yağışlı havalarda daha yüksek debilerde atık su arıtılması mümkün olacak. Tesisin mevcut kapasitesi 216 bin metreküp yani yüzde 36 oranında artacak.</p>
<p>Atık su deşarj kalitesi açısından Türkiye’nin örnek arıtma tesislerinden biri olan Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasitesini artırma çalışmaları Körfez’deki iyileşmeyi sürdürmek için de büyük önem taşıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigli-ileri-biyolojik-atiksu-aritma-tesisine-4-faz-geliyor-baskan-soyer-korfez-icin-en-onemli-adimlardan-biri-376707">Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi&#8217;ne 4. Faz geliyor Başkan Soyer: Körfez için en önemli adımlardan biri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karanlikta-uyanmak-biyolojik-saati-bozuyor-dikkat-zorluklarina-yol-aciyor-343886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2023 11:06:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[karanlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[uyanmak]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=343886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karanlikta-uyanmak-biyolojik-saati-bozuyor-dikkat-zorluklarina-yol-aciyor-343886">Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</strong></p>
<p><strong>İleri yaz saati uygulaması nedeniyle özellikle okula giden çocukların gökyüzü aydınlanmadan uyanıp yola çıktıklarını belirten Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, bu durumun da özellikle okul çağındaki çocuklarda dikkat ve konsantrasyon zorluklarına yol açtığına dikkat çekti. Karanlıkta uyanmanın biyolojik süreci bozduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, her akşam aynı saatte yatılması gerektiğini de kaydetti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, ileri yaz saati uygulamasının okul çağındaki çocuklar üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Karanlıkta okula gidiyorlar</strong></p>
<p>Yaz saati uygulamasının tüm yıla yayılmasıyla beraber günlerin kısaldığı bu günlerde öğrencilerin zifiri karanlıkta uyanıp okula gitmek zorunda kaldığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Anne babalar çocukların karanlıkta yola çıkmasıyla ilgili güvenlik endişesi de taşıyor, istemiyor ve çocuklar okula giderken korkuyor.” dedi.</p>
<p><strong>Derslere odaklanma ve dikkatin yoğunlaşması zorlaşıyor</strong></p>
<p>Havanın aydınlanmasının uyandıktan saatler sonra olmasının çocukların üzerinde olumsuz etkileri olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Sabah saat 08.30 sıralarında okulda derse girmesi gereken bir çocuk günün o saatlerde hâlâ karanlık olmasından maalesef olumsuz yönde etkilenmektedir. Sabah kalktığında hâlâ karanlık olduğunu gören çocuk, bunu anlamlandırmakta güçlük yaşayabilir. Çocuk, uykusunu almış olsa bile hava aydınlık olduğunda okula gidilen dilim, geceyi ise eve dönme ve uykuya hazırlanma dilimi olarak algılar. Dolayısıyla okulda derslere odaklanması ve dikkatini yoğunlaştırması çok zor bir hale gelir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Gün ışığı biyolojik yapıyı nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Gün ışığının çocukların gelişimi üzerindeki önemine değinen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş<strong>, </strong>karanlıkta uyanmanın biyolojik süreci bozduğunu söyledi. <strong>“</strong>Biyolojik yapımızda olan, gün ışığıyla birlikte doğal olarak gerçekleşen ve sirkadiyen ritm dediğimiz döngünün bozulması olumsuz etkilere neden oluyor” diyen Dr. Melek Gözde Luş, şunları söyledi:</p>
<p><strong>Karanlıkta uyanmak biyolojik süreci bozuyor</strong></p>
<p>“Akşam olduğunda vücudumuz yavaş yavaş uyumayı kolaylaştıran, dinlenmemizi sağlayan ve büyümeden sorumlu olan ‘melatonin’ hormonunu salgılamaya başlıyor. Gün iışığı ile beraber yavaş yavaş onun yerine de canlılıktan ve enerjiden sorumlu ‘kortizon’ salgılamaya başlıyor. Biyolojik saatimizi saatimizi düzenleyen, göz hizasında beynin arka kısmında yer alan ’Suprakiazmatik çekirdek’ denilen bir yapı bu düzeni sağlıyor. Işık uyaranı alırsa bu çekirdek epifiz bezinin melatonin hormonu yapmasını engelliyor. Çocuklar karanlıkta uyandığı zaman bu süreç bozulmuş oluyor.”</p>
<p>Özellikle son yıllarda yapılan çalışmaların uykuya nasıl girdiğimiz ve nasıl uyandığımızın önemini vurguladığını belirten Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Uyku kalitesi bozulan çocuklar, uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme güçlüğü, öğrenme , dikkat ve konsantrasyon alanlarında sorun yaşadığı gibi, çocuklar karanlıkta tedirgin oldukları için bu durum  korkular, kaygı bozuklukları, okula gitmek istememe gibi şikayetlere de neden oluyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her gece aynı saatte uyumaya özen gösterilmeli</strong></p>
<p>Çocukların uykusunu alması için tavsiyelerini de sıralayan Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Her gece aynı saate uyumaya özen gösterilmesi ve uyku düzeninin bozulmamasına çalışılması önemli. Çocukların akşam saatlerinde kafeinli içecekleri tüketmemesi de hatırlanması gerekli önemli bir husus. Güvenlik önlemlerinin alındığına dair özellikle küçük yaşta çocuklara güvence verilmesi ve kaygısı çok artmış çocuklara anlayışlı yaklaşılması çok önemli.” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karanlikta-uyanmak-biyolojik-saati-bozuyor-dikkat-zorluklarina-yol-aciyor-343886">Karanlıkta uyanmak biyolojik saati bozuyor, dikkat zorluklarına yol açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
