<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bingöl | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bingol/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bingol</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Dec 2025 10:37:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bingöl | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bingol</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Genellikle kadınlar ilişkinin duygusal emekçisi oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-kadinlar-iliskinin-duygusal-emekcisi-oluyor-599253</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 10:37:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[emekçisi]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeğin]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ilişkilerde duygusal emeğin tek taraflı biçimde kadınların üzerine yıkılmasının kadınların psikolojisi ve ilişki üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-kadinlar-iliskinin-duygusal-emekcisi-oluyor-599253">Genellikle kadınlar ilişkinin duygusal emekçisi oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ilişkilerde duygusal emeğin tek taraflı biçimde kadınların üzerine yıkılmasının kadınların psikolojisi ve ilişki üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Erkeğin duygusal kabızlığı, zamanla tükenmişliğe yol açabiliyor!</strong></p>
<p>‘Man-keeping’ yani ‘erkek dadılığı’ kavramının, bir kadının, partneri olan erkeğin olgunlaşmamış duygularının sorumluluğunu üstlenmesi ve iyileştirmeye çalışması olduğunu dile getiren Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bir kadının, partneri olan erkeğin hem annesi, hem terapisti, hem kriz yöneticisi, hem sosyal sekreteri olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Bu durumun ‘duygusal emekçi’ gibi isimlerle de anıldığını aktaran Dr. Bingöl, “Yapılan araştırmalara göre; sürekli erkeğin moralini, enerjisini, özgüvenini yüksek tutmaya çalışmak, kişisel ve duygusal gelişimini desteklemek, sürekli erkeğin duygularını analiz etmek, onun adına düşünmek, onun adına affetmek veya öfkelenmek, sosyalleşmesi ve arkadaş edinmesi yönünde teşvik etmek, akrabaları ve arkadaşlarıyla olan duygusal ilişkilerine aracılık etmek, aile ve iş sorunlarını çözmesine destek olmak ve benzeri tüm duygusal süreçler bir yerden sonra kadına büyük bir yük oluyor. Erkeğin bu duygusal kabızlığı, başlangıçta kadına, kontrol duygusu ve hakimiyet hissi verse de zamanla tükenmişlik, değersizlik ve cinsel isteksizlik gibi sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü birisine ebeveynlik yaptığınızda, o kişiye karşı romantik veya cinsel çekim hissetmeniz giderek zorlaşır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erkeklerin duygusal eksiklikleri, kadınların üzerine orantısız bir duygusal yük bindiriyor!</strong></p>
<p>Erkeklerin, kadınlara kıyasla daha az duygusal paylaşımlar yaptığını ve daha az yakın ilişkiler kurduğunu hatırlatan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Erkeklerin sosyal ağlarındaki bu duygusal eksiklikler, zamanla kadınların erkekler adına bu sorumlulukları üstlenmesine yol açıyor ve bu kadın aleyhine orantısız bir yük haline geliyor.” dedi.</p>
<p>Toplumsal cinsiyet kalıplarının etkisine de değinen Dr. Bingöl, “Sosyokültürel açıdan ‘aslan oğlum, erkek oğlum’ anlayışıyla yetiştirilmek ve ‘yuvayı dişi kuş yapar’ dayatması, erkeğin duygusal açıdan zayıf görülmemesine yol açar. Erkeklerin duygularını daha az ifade edecek şekilde yetiştirilmeleri ve duygusallığın daha çok kadınlara yüklenmesi gibi faktörler, kadınların duygusal açıdan daha fazla sorumluluk alma gereği hissetmesine neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sorun, duygusal işçiliğin ‘tek taraflı’ olması! </strong></p>
<p>‘Man-keeping’ sorununu aşmak için ilk olarak, kadınların kendisine ‘gerçekten bir ilişki mi arıyorum, yoksa bir çocuk mu büyütmek istiyorum?’ sorusunu sorması gerektiğini kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Çünkü kadınlar bir ilişki yaşadığını zannederken, çoğu zaman kendilerini birine duygusal ebeveynlik yaparak büyütmeye çalışırken bulurlar.” dedi.</p>
<p>İlişkilerde doğal olarak duygusal emeğin harcanmasının beklendiğini vurgulayan Dr. Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak olağan şartlarda bu emeğe her iki tarafın da ortak olması beklenir. Eğer sadece bir taraf duygusal yükü üzerine alırsa, problem buradan kaynaklanır. Yani sorun, duygusal işçiliğin ‘tek taraflı’ olmasıdır. Bu nedenle sorunun çözümü açısından erkekler, duygusal sorumluklarını üzerlerine almalı. Çevresiyle daha derin bağlar kurarak, daha fazla sosyalleşerek, gerekirse terapiste giderek ilişkinin duygusal sorumluluklarını üstlenmeleri önemlidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-kadinlar-iliskinin-duygusal-emekcisi-oluyor-599253">Genellikle kadınlar ilişkinin duygusal emekçisi oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı Gebze&#8217;deki bina çökmesini değerlendirdi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-gebzedeki-bina-cokmesini-degerlendirdi-587912</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 15:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[çökme]]></category>
		<category><![CDATA[çökmesini]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirdi]]></category>
		<category><![CDATA[deki]]></category>
		<category><![CDATA[Gebze]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587912</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve İSG Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, Gebze’de çöken ve aynı aileden 4 kişinin ölümüne neden olan bina faciasını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-gebzedeki-bina-cokmesini-degerlendirdi-587912">Uzmanı Gebze&#8217;deki bina çökmesini değerlendirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve İSG Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, Gebze’de çöken ve aynı aileden 4 kişinin ölümüne neden olan bina faciasını değerlendirdi.</p>
<p><strong>Bu tür olaylar “alışılmış bir trajediye” dönüştü</strong></p>
<p>Türkiye’de benzer olayların artık “alışılmış bir trajediye” dönüştüğünü belirten Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Daha önce Konya’da da benzer bir bina çökmesi olayı yaşanmıştı. Genelde bu tip binalar kendi kendilerine çökmezler. Binaların statik ve mimari projeleri vardır, belediyeden ruhsat alarak yapılırlar. Ancak bu bilimsel ve teknik gerekçelere uyulmadığında maalesef benzer acılarla karşılaşıyoruz.”</p>
<p><strong>Kolon kesilmesi olabilir!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, Türkiye’deki birçok çökme vakasında en kritik nedenin kolon kesilmesi olduğunu dile getirerek, “Aşağıda bir alanı genişletmek, oto galerisi ya da fırın yapmak için kolonların kesildiğine çokça şahit oluyoruz. O zaman binanın mevcut statiğini bozmuş oluyoruz. Kesilen kolon tarafındaki zayıflama, küçük depremler ya da zemin oynamalarıyla binanın mukavemetini kaybetmesine ve çökmesine neden olabiliyor. Burada böyle oldu demiyorum ama benim kanım yine burada da bir kolon kesilmesi olduğu şüphesini öne çıkarıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Denetlemelerde de eksiklik var!</strong></p>
<p>Bu tür ihlallerin yalnızca müteahhit ya da bina sahibiyle sınırlı olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Denetlemelerde eksik kalıyoruz. Yeterli denetim elemanımız olmuyor veya denetleme bittikten sonra mevcut şartlar değiştirilebiliyor. Örneğin yangın yönetmeliğine göre iki kaçış noktası olması gereken bir binada, sonradan bir merdivenin daireye katıldığını görebiliyoruz. Bu tip durumlar, ölümcül bir ihmaldir. Savcılık da olaya el atmış durumda zaten. O incelemenin sonucunda belli olacaktır. Yanlışlardan ders çıkarmamız lazım. Bu tür olayları sürekli yaşıyoruz. Her sene bir tane, iki tane bina kendi kendine çöküyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ayasofya ayaktaysa bizim binalar niye çöksün?</strong></p>
<p>Binaların “eski” olmasının tek başına çökme nedeni olamayacağını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Bina eski mi diye hemen soruluyor. Oysa Ayasofya Camii ayakta duruyorsa, Sultanahmet Camii hâlâ ayaktaysa, 50 yıllık bir bina ‘eski’ olamaz. Tek problem, binaları istenilen standartlarda yapmamamız veya sonradan statiğini bozmamızdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çatlaklar uyarı veriyor…</strong></p>
<p>Vatandaşları binalardaki çatlaklara karşı dikkatli olmaları konusunda uyaran Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Binada çatlak varsa mutlaka test yaptırılmalı. Eğer o çatlağa el veya parmak girebiliyorsa bina risklidir. Bu durumda bina derhal boşaltılmalıdır. Ufak çatlaklarda ise birkaç aylık bir zaman olabilir ama beklemek bile risklidir. Kentsel dönüşümün hızlanması gerekiyor. Bir an önce buna bir çözüm bulunması gerekiyor. Belediyelere başvurularak karot testi yaptırılabilir. Bu test betonun dayanıklılığını ölçer. C25 ve üzeri dayanım gerekir ama özellikle 90’lı yıllardan öncesi binalarda beton kalitesi çok düşük çıkıyor. Testten geçemeyen binalar için boşaltma kararı veriliyor, ancak vatandaşlar ‘nereye gideceğiz’ korkusuyla bu testleri yaptırmaktan çekiniyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İhmal var, ama kimde olduğu incelemeyle ortaya çıkar”</strong></p>
<p>Gebze’deki olay özelinde kesin bir yargıda bulunmanın erken olacağını, ancak ortada açık bir ihmal bulunduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Durup dururken hiçbir bina kendi kendine çökmez. Depremde bile çöken binaların müteahhitleri yargılanıyor. Demek ki bir ihmal var. Ancak ihmal kimde? Kolon mu kesildi, bina yapıldığı zaman nasıl bir malzeme kullanıldı, kim denetledi — bunların hepsi savcılık soruşturmasıyla ortaya çıkacak. İhmal var, ama kimde olduğu incelemeyle ortaya çıkar.” Şeklinde sözlerini tamamladı</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-gebzedeki-bina-cokmesini-degerlendirdi-587912">Uzmanı Gebze&#8217;deki bina çökmesini değerlendirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada her 5 kız çocuğundan biri evlendiriliyor! Küçük yaşta evlilik, büyük psikolojik sorunları beraberinde getiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-5-kiz-cocugundan-biri-evlendiriliyor-kucuk-yasta-evlilik-buyuk-psikolojik-sorunlari-beraberinde-getiriyor-587135</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 21:53:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aileleri]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğundan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[evlendiriliyor]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikler]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587135</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, çocuk evliliklerinin nedenleri, sonuçları ve önlenmesine yönelik çözüm önerileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-5-kiz-cocugundan-biri-evlendiriliyor-kucuk-yasta-evlilik-buyuk-psikolojik-sorunlari-beraberinde-getiriyor-587135">Dünyada her 5 kız çocuğundan biri evlendiriliyor! Küçük yaşta evlilik, büyük psikolojik sorunları beraberinde getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, çocuk evliliklerinin nedenleri, sonuçları ve önlenmesine yönelik çözüm önerileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuk evlilikleri, gelişmekte olan ülkelerde yaygın bir sorun!</strong></p>
<p>Çocuk evliliklerinin, çocuklar henüz fiziksel ve psikolojik açılardan evlenme ve çocuk sahibi olma sorumluluklarını taşımaya hazır olmadan gerçekleştirilen evlilikler olduğunu aktaran Dr. Mert Sinan Bingöl, “Gelişmekte olan ülkelerde oldukça yaygın olan çocuk evlilikleri, ülkemizde de önemli bir sorun olarak var olmaya devam ediyor.” dedi.</p>
<p>Yapılan araştırmalara göre, dünyada her 5 kız çocuktan birinin evlendirildiğine dikkat çeken Dr. Bingöl, “UNICEF 2022 verilerine göre, evlendirilen kız çocuklarının sayısı, erkek çocukların sayısından yaklaşık 6-7 kat fazla. UNICEF’in 2021 verilerine göre Türkiye, 18 yaşından önce evlenen çocuk oranlarına bakıldığında dünya genelinde 202 ülke içinde 87’nci sırada yer alıyor. Verilen istatistiklerde, bu konuda önceki yıllara göre az da olsa bir bilinç oluştuğu ancak bunun henüz yeterli düzeyde olmadığı ve bu konudaki sorunların halen devam ettiği görülüyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erken yaşta evlendirilmiş kız çocukları intihar girişiminde bulunabiliyor!</strong></p>
<p>Çocuk yaşta ve zorla yapılan evliliklerin, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konu olduğunu vurgulayan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Özellikle töresel uygulamaların sosyo-kültürel hayatı yönlendirdiği bölgelerde, çocuklar aileleri tarafından zorla evlendirilebiliyor. Daha çocukluğunu yaşayamadan evlendirilen ve ebeveynlik sorumluluğu ile yüzleşen çocuklar, psikolojik olarak yıpranıyor.” dedi.</p>
<p>Çocuk yaşta evliliklere genellikle kız çocuklarının maruz kaldığını dile getiren Dr. Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Henüz çocuk yaşta iken genellikle kendisinden yaşça büyük bir erkeğin eşi olmaları, ev işleri ile ilgili sorumluluklar alarak akranlarından koparılmaları, eğitim yaşamından alıkonulmaları, cinsel ilişkiye zorlanmaları, çocuk doğurma ve büyütme sürecinin getirdiği zorluklar, bu kız çocuklarının yaşam boyu çeşitli psikolojik problemler yaşamalarına neden oluyor. Erken evliliğin getirdiği tüm bu sorumluluklar, kız çocuklarının benlik saygılarının azalmasına, kendilerini yetersiz, değersiz ve depresif hissetmelerine yol açıyor. Erken yaşta evlendirilmiş kız çocuklarının yüzde 29’unda intihar düşüncelerinin, yüzde 21’inde ise intihar girişiminin olduğu gözlenmiştir.</p>
<p>Evlendirildiği eşinden kaçarak kök ailesine sığınan veya boşanmakta ısrar eden kızlar ise, maalesef ya eşlerinin yanına geri gönderiliyor, ya aileleri tarafından cezalandırılıyor ya da daha da üzücü olan tarafı ‘namus, töre’ cinayeti adı altında hayatları ellerinden alınıyor.” </p>
<p><strong>Pek çok sebep erken yaşta evliliklere neden olabiliyor! </strong></p>
<p>Ailelerin, çocuklarını erken yaşlarda evlendirmelerinin pek çok kültürel, sosyal ve ekonomik sebepleri olduğunun bilindiğini kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bazı ailelerde kız çocukları ekonomik bir yük olarak görülebiliyor ve aileleri kızlarını evlendirerek başlık parası adı altında ekonomik kazanç sağlamak isteyebiliyor.” dedi. </p>
<p>Çocuk yaştaki kişilerin evliliklerinin bazı dini kaynaklar çerçevesinde meşrulaştırılmaya çalışıldığını da sözlerine ekleyen Dr. Bingöl, “Ayrıca, aile içinde şiddete maruz kalan çocuğun evliliği bir kurtuluş olarak görmesi, tacize veya tecavüze uğrayan çocukların kendi istekleri dışında zoraki evlendirilmesi sıklıkla gözlenen sebepler arasında. Çocuklarını erken yaşta evlendiren ailelerin genellikle eğitim düzeyinin düşük olduğu görülüyor ve ailenin eğitim düzeyi arttıkça kızların erken yaşta evlendirilme olasılığı azalıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Dr. Bingöl, “Çocuk evliliği, çok boyutlu bir sorun ve çözümü için de toplumun tüm kesimlerinin ortak çabası gerekiyor.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-5-kiz-cocugundan-biri-evlendiriliyor-kucuk-yasta-evlilik-buyuk-psikolojik-sorunlari-beraberinde-getiriyor-587135">Dünyada her 5 kız çocuğundan biri evlendiriliyor! Küçük yaşta evlilik, büyük psikolojik sorunları beraberinde getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>38. Genç Günler&#8217;in Söyleşi Konuğu Ayça BİNGÖL: &#8220;Mesleğimi artık daha konforlu bir şekilde yapmak istiyorum&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/38-genc-gunlerin-soylesi-konugu-ayca-bingol-meslegimi-artik-daha-konforlu-bir-sekilde-yapmak-istiyorum-460792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 May 2024 12:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[ayça]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[günlerin]]></category>
		<category><![CDATA[istiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu]]></category>
		<category><![CDATA[konuğu]]></category>
		<category><![CDATA[mesleğimi]]></category>
		<category><![CDATA[şekilde]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yapmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460792</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Şehir Tiyatroları’nın düzenlediği, Türkiye’nin en uzun soluklu gençlik festivali Genç Günler’in 38.’sinin söyleşi konuğu oyuncu Ayça Bingöl’dü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/38-genc-gunlerin-soylesi-konugu-ayca-bingol-meslegimi-artik-daha-konforlu-bir-sekilde-yapmak-istiyorum-460792">38. Genç Günler&#8217;in Söyleşi Konuğu Ayça BİNGÖL: &#8220;Mesleğimi artık daha konforlu bir şekilde yapmak istiyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Sanat Yönetmen Yardımcısı Can Başak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Ayça Bingöl, “Mesleğini çok sevdiğini ancak günümüz set ortamlarının bazen insanın tahammül sınırlarını zorladığını söyleyerek, artık mesleğimi daha konforlu bir şekilde yapmak istiyorum” dedi.</p>
<p>Can Başak: Öncelikle kurumum adına, davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Genellikle çocukluktan başlıyorum ben. Ama o kadar derinlere inmiyoruz. Nasıl bir çocukluk geçirdi Ayça Bingöl?</p>
<p>Muazzam bir çocukluk geçirdiğimi düşünüyorum. Her şey şahaneydi. Tek çocuktum. İleri yaşlarda 17 yaşında abla oldum. Ve sıradan, bildiğimiz gibi, gayet normal bir çocukluktu. Mahallemizin ilkokuluna gittim. Kendi çocuklarıma baktığımda bambaşka perspektiflerle ilerlemeye çalışıyoruz. Bizim çocukluğumuz çok güzeldi. Bir çocuğu okula gönderebilmek için ciddi hesaplar yapıyoruz.</p>
<p>Tiyatroyla ilişkiniz nasıl başladı?</p>
<p>Benim ilkokuldayken Enis Fosforoğlu Tiyatrosu’nda çalışan bir oyuncu ağabeyimizin davetiyle, aranan çocuk oyuncular arasında ben de yer aldım. O zaman okul gösterilerine meraklıydım. Diğer çocuk Volkan Saraçoğlu’nun kızıydı, Burcu. Bize seçme yaptılar, metin okuttular, matine suareli, turneli bir oyunun içinde buldum kendimi. Sonra Suna Keskin ile Yeditepe Oyuncuları ile birlikte, aradan yirmi sene geçtikten sonra bir oyunda rol aldım. Benim oyunculuğum gayet profesyonel başladı, ücret alarak.</p>
<p>Sonra yetinmedin konservatuvara geçtin.</p>
<p>Bizim zamanımızda aileler çocuklarının oyuncu olmasını istemezdi. Şimdi bütün aileler teşvik ediyor. Ama babam yok dedi, annem yapabilir dedi, Teknik Üniversite’ye giderken, oyunculuğa karar verdim. Kimya bölümündeydim, Teknik Üniversite’de. Yıldız Kenter İstanbul Devlet Konservatuvarı’ndaydı ben geçtiğimde, çok güzel hocalarımız vardı. Gökhan&#8230; Bana diğer illerde konservatuvarların olduğunu söylemedi. Sınava geldiğimde arkadaşlar sen Ankara’nın sınavına girdin mi, diye sıralamaya başladığında anladım. Bizim dönemimizde aynı sınıfta olduğumuz arkadaşlarımızdan, Fırat Tanış, Kayra Şenocak, Murat Ovalı, Yeliz Tozan, Sanem Çelik dönem arkadaşlarımızdı, Gürkan Uzun. Okan Yalabık, Engin Hepileri, Demet Evgar, bir alt sınıfımızdaydı. Bizim zamanımızda askeri eğitim gibiydi, Yıldız Kenter büyük bir disiplinle davranırdı.</p>
<p>“Çok değerli hocalarımız vardı”</p>
<p>Hocalarımı çok kıymetli buluyorum. Ama bir eleştirim de var. Yerlerine yeni birilerini yetiştirmediler. Daha tanrısal bir yerdeydiler sanki. Hem tiyatro hem eğitim camiasında. Arkalarında kendi ekollerini devam edecek ustaları yetiştirmeye niyet etmediler. İyi ki Yıldız Hanım’dan öğrenmişiz ama içimizden bazılarına o eli vermiş olsaydı keşke.</p>
<p>Dormen Tiyatrosu’na geçişiniz nasıl oldu?</p>
<p>Haldun Hoca ikinci sınıftaydım, birine bir şey olmuştu, hemen Dormen Tiyatrosu’na başladım. Orası konservatuvar ile birlikte çok iyi oldu. Bir yandan konservatuvar eğitimi alıyorsunuz diğer yandan usta oyuncularla aynı kulisi paylaşıp, başka bir eğitimin içine giriyorsunuz. Benim için çok iyi antrenman oldu. Okulla birlikte Dormen Tiyatrosu’nda bulunmak oyunculuğuma çok şey kattı. Çünkü okulda bilgiyi alıyorsunuz ancak Dormen kulisinde de mesleğinizin bütün inceliklerini ustalardan öğreniyorsunuz. Bu anlamda çok şanslıyım. İyi ki hem okuduk hem çalıştık.</p>
<p>Ekran ne zaman başladı?</p>
<p>Bizim okulda kamera yasaklıydı. Hiçbir televizyon projesinde çalışmamız istenmezdi. Çalışan arkadaşlarımız olduğu zaman sınıflarını donduruyordu. Süper Baba’da küçük rollerle başladım. Üç beş para kazanıyordum o zaman. Bütün oradaki ilişkiler, oyuncular, yönetmenler, oradan seslendirmeye geçiş, birbirini doğuran şeylerdi. Hem Dormen Tiyatrosu hem mezuniyet projesi hem okul devam ediyordu. Uyumadan geldiğimi hatırlıyorum.</p>
<p>Tanındıktan sonra değiştin mi?</p>
<p>Tanınır olduktan sonra bende bir değişiklik olmadı. Biz ünlü olalım diye başlamadık. Ancak tanındıktan sonra aile terbiyesi ve durumu içselleştirmek çok önemli.</p>
<p>Bir anne ve kadın olarak sette olmak nasıl bir duygu?</p>
<p>Oyunculuk olarak hiçbir ayrım yapmadım, tiyatro, sinema ya da dizi diye. Çünkü aynı yerden çıkan güdüyle hareket ediyorsun. Özü aynı ve senin içinden çıkıyor. Ama elbette ki, benim artık biraz daha konformist bir şekilde mesleğimi icra etmek istiyorum. Yıllar geçtikçe ideallerin, hedeflerin de farklılaşıyor. Şu an mesleğimi konforla yapmak ve daha istediğim işi yapmak istiyorum. Zamanımı iyi yönetmek istiyorum. Bunu büyük bir konfor olarak görüyoruz. Dizi ve televizyon dünyasına karşı bazı mesafeler ve koşullarla bakıyorum. Çocuklarım olmadan on altı, on yedi saat ve haftanın yedi günü sette olduğum bir zamanı da yaşadım. Ancak şu an bakış açım ve isteğim bu. Çok ağır çalışma şartları sette. İnanılmaz ve insanüstü bir çalışma temposu var. Erkan Sever ile bir sahnede, sabahın dördü, uykumuz gelmiş ve biz ne yapıyoruz diye birbirimize dertlendiğimizi hatırlıyorum.</p>
<p>Bir seyircinin “Çocuklarınıza tavsiye eder misiniz oyuncu olmayı?” sorusu üzerine:<br />Çocuklarım önde oturuyor. Tabi söylediğim şartlar doğru ancak çok severek yaptığımız bir işimiz var. Sadece koşulları eleştiriyoruz. Sevmeden bu şartlarda bu işlerin yapılması güç. O yüzden doğru koşullar sağlandığında çocuklarımın da bu işi yapmasını çok isterim. Ama önce kendileri de isterse, yetenekleri de varsa, bütün tecrübelerimizden faydalanmalarını sağlarız, destekleriz.</p>
<p>Can BAŞAK: Baba da tiyatroyla ilgili.</p>
<p>Ama belli olmuyor, böyle ailelerde çocuklar farklı meslekleri de seçebiliyor.<br />Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisindeki rolünüzden sonra nasıl roller geldi?<br />Ben sahne üzerinde komedi de dram da oynadım. Ama televizyonlarda bir şeyi iyi yaptığınızda, cezalandırıyor gibi hep aynı rol için sizi düşünüyorlar. Gerçekten başka bir şey oynayım, olmuyor. Bütün işleri Öyle Bir Geçer Zaman Ki’deki rolüm üzerinden yapımcılar da düşünüyor. Ama bu sene çalıştığım dizide komik sahneler de var ve seviyorum. Ağır ve yoğun duygular, sürekli ağla ağla, bir oyuncu olarak da yorucu geliyor.</p>
<p>Oyuncu olmak isteyenlere ne önerirsiniz?</p>
<p>Oyunculuk için sadece konservatuvar bölümünden eğitim almak zorunda değilsiniz. Kendinizi geliştireceğinizi hissediyorsanız, oyunculuk atölyelerine katılabilirsiniz, kurslara katılabilirsiniz. Bugün çok fazla kendinizi geliştirebileceğiniz yer var. Sadece konservatuvarmış gibi de düşünmeyin, bunu bir mecburiyet olarak görmeyin.</p>
<p>Kamera önünde nasıl o ana yoğunlaşıyorsunuz?</p>
<p>Benim yöntemim anda kalmak. Bu anda kalmak meselesine biraz kafa yormak gerekiyor. Kamerada o anda olmak, o zamanı kullanmak çok önemli. O dramatik anda ne yaşıyorsanız, kendimi sadece o ana teslim ediyorum ve içimden çıkacak şeye izin veriyorum. Hiçbir şeyle kendimi filtrelemeden, kamerayı umursamadan, çevreyi etraftakileri dikkate almadan, ana yoğunlaşıyorum. En son Berkun Oya ile bir film projemiz vardı. Berkun prova istiyor. Ben de televizyondan gelen alışkanlıkla, senaryodaki bire birliği çok umursamam. Ama Olgun Şimşek ile bir sahnemiz vardı, biz çok prova yaptık, replikleri bire bir söylememizi istiyordu. Çektiğim şeyin olmadığını hissettiğimde, kendimi seyrediyorum ve dışarıdan gördüğümde neyin olmadığını anlıyordum. Bunu yapmanızı isterim, olmayan şeyin ne olduğunu hissetmenizi sağlıyor. Bazen yönetmen olmuyor der ama neden olmadığını söyleyemeyebilir.</p>
<p>Bana Bir Picasso Gerek oyunu çok özeldi senin için, biraz anlatır mısın?</p>
<p>Hayatımda oyuncu olarak kendimi çok şanslı hissettiğim oyun, Sezai Altekin’in Arif Akkaya’nın ve benim buluştuğumuz Bana Bir Picasso Gerek, oyunudur. Arif bana bir oyunla geldi, anlattı. Sahnede üç Picasso resmi var ve hangisi gerçek Picasso ise yakılacak. Böyle bir durumun içindeyiz. Sezai abi uzun yıllar Şehir Tiyatrosu’nda oynamış, benim ustam. Arif Akkaya zor bir yönetmen. Hepimiz bu oyun üzerine çok yoğunlaştık, muazzam bir yolculuktu. Arif bir gün dedi ki, bu oyunu sahnede oynamayacağız, Kadıköy’de Duru Tiyatro’da çalışıyorduk, sahnenin arka tarafında bir kalorifer dairesi var, orada oynayacağız bu oyunu dedi. Emre kıyameti kopardı, deli misiniz siz diye. Sonra tasarımcımız Zuhal Soy ile birlikte kalorifer dairesine girdiler, dört duvarını sığınak haline getirdiler, yukarıdan geçen borular, tenekelerin üstüne damlayan sular, seyircilere iki asistanımız Nazi subayı kostümüyle, dar bir geçişten alıyorduk. Seyirciyi içeri girdiği andan dışarı çıkana kadar, o ambiansın içine alıyorduk. Şimdi yapılıyordur belki ama yirmi yıl önce seyirci böyle bir şeyi deneyimlememiş, çok yeni bir deneyimdi. Demir kapıyı gıcırdatarak oynamalar, seyirciyle çok yakın oynamalar. Yirmi sene önce ne kadar güzel bir rejiymiş. Belki de hayatımda sahne üzerinde oynamadığım, olduğum ya da olmaya çok yakın olduğum tek iştir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/38-genc-gunlerin-soylesi-konugu-ayca-bingol-meslegimi-artik-daha-konforlu-bir-sekilde-yapmak-istiyorum-460792">38. Genç Günler&#8217;in Söyleşi Konuğu Ayça BİNGÖL: &#8220;Mesleğimi artık daha konforlu bir şekilde yapmak istiyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyuncu Ayça Bingöl 38.Genç Günler&#8217;de</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyuncu-ayca-bingol-38genc-gunlerde-458371</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 May 2024 21:03:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ayça]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[günlerde]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458371</guid>

					<description><![CDATA[<p>38.Genç Günler kapsamında oyuncu Ayça Bingöl, 18 Mayıs Cumartesi günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde saat 18.30’da gençlerle söyleşi programında buluşacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyuncu-ayca-bingol-38genc-gunlerde-458371">Oyuncu Ayça Bingöl 38.Genç Günler&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en uzun soluklu gençlik festivali Genç Günler’in 38.’sinde söyleşiler kapsamında oyuncu Ayça Bingöl de gençlerle bir söyleşi programında buluşacak.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olan Ayça Bingöl, Dormen Tiyatrosu’nda profesyonel oyunculuk kariyerine başladı ve 1998-2000 yılları arasında Tiyatro Fora’da konuk oyuncu olarak yer aldı. Bana Bir Picasso Gerek isimli oyunla Duru Tiyatro topluluğuna katıldı.</p>
<p>2008 yılında rol aldığı Bana Bir Picasso Gerek isimli oyundaki rolüyle, 13. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde, 12. Afife Tiyatro Ödülleri’nde ve 6. Tiyatro Tiyatro Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini aldı. Sonraki yıllarda, 16. Çırağan Lions Ödülleri, 13. Afife Jale Tiyatro Ödülleri, 14. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerine değer görüldü. Öyle Bir Geçer Zaman ki isimli televizyon dizisindeki rolüyle 2011 ve 2012 yıllarında, Antalya Televizyon Ödülleri’nde Drama Dizisi En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. Sonraki yıllarda, Çehov Makinesi, Hansel ve Gretel’in Öteki Hikâyesi oyunlarında ve Müslüm filminde oyunculuk ödülleri aldı.</p>
<p>Ayça Bingöl; Süper Baba, Tatlı Kaçıklar, Çiçek Taksi, Asmalı Konak, Kınalı Kar, Küçük Kadınlar, Öyle Bir Geçer Zaman ki gibi dizilerde canlandırdığı başarılı karakterlerle büyük bir seyirci kitlesinin beğenisini kazandı.</p>
<p>Başarılı oyuncu Ayça Bingöl, oyunculuk kariyerini gençlerle paylaşırken, bu süreçteki deneyim, bilgi ve birikimini de anlatacak.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyuncu-ayca-bingol-38genc-gunlerde-458371">Oyuncu Ayça Bingöl 38.Genç Günler&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Mert Sinan Bingöl: &#8220;Ruh Sağlığımız için Sorumluluk Almalıyız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-mert-sinan-bingol-ruh-sagligimiz-icin-sorumluluk-almaliyiz-412665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 19:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mert]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımız]]></category>
		<category><![CDATA[sinan]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh sağlığının, en az beden sağlığı kadar hatta daha önemli olduğunu ifade eden uzmanlar, psikolojik dayanıklılığı artırmak için yapılması gerekenlerin arasında değer odaklı yaşama, gerektiğinde gurur yapmadan yardım isteme, yaşatılanları unutmadan affetme ile uyku ve beslenme alışkanlıklarına dikkat etme geldiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-mert-sinan-bingol-ruh-sagligimiz-icin-sorumluluk-almaliyiz-412665">Dr. Mert Sinan Bingöl: &#8220;Ruh Sağlığımız için Sorumluluk Almalıyız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ruh sağlığının, en az beden sağlığı kadar hatta daha önemli olduğunu ifade eden uzmanlar, psikolojik dayanıklılığı artırmak için yapılması gerekenlerin arasında değer odaklı yaşama, gerektiğinde gurur yapmadan yardım isteme, yaşatılanları unutmadan affetme ile uyku ve beslenme alışkanlıklarına dikkat etme geldiğini söylüyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Beden sağlığımız için nasıl ki sorumluluk alarak diyetler, egzersizler, estetik operasyonlar ve spor yapıyorsak, ruhsal sağlığımız için de sorumluluk almamız gerekir. Yoksa hayatın getirdiği yükleri ve bizden götürdüklerini hazmedemeyiz ve altında eziliriz.” dedi.</strong></p>
<p>10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından 1992 yılından itibaren Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak kutlanıyor. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı günü dolayısıyla, ruh sağlığı ve ruhsal iyilik hali hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan tanıma göre ‘ruh sağlığı’nın; kişinin potansiyellerinin farkında olduğu, yaşamındaki stres faktörlerini yönetebildiği, üretken olduğu ve verimlilik içerisinde yaşamını sürdürerek topluma ve kendisine katkı sağlayabildiği bir ‘iyi olma’ hali olduğunu vurgulayan Dr. Bingöl, şunları dile getirdi:</p>
<p><strong>Ruh sağlığımız için sorumluluk almalıyız</strong></p>
<p>“Bu bağlamda ruhsal ‘iyilik’ halimizin, fiziksel sağlığımızı ve bedenimizi doğrudan etkilediği gözden kaçmamalıdır. </p>
<p>Ruh sağlığı, en az beden sağlığı kadar önemlidir, hatta daha önemlidir diyebiliriz. Bu bağlamda, beden sağlığımız için nasıl ki sorumluluk alarak diyetler, egzersizler, estetik operasyonlar ve spor yapıyorsak, ruhsal sağlığımız için de sorumluluk almamız gerekir. Yoksa hayatın getirdiği yükleri ve bizden götürdüklerini hazmedemeyiz ve altında eziliriz.”</p>
<p><strong>Olumlu düşünmek iyi hissetmeyi sağlıyor</strong></p>
<p>Olumlu düşünmenin hem ruh hem beden sağlığına olumlu etkilerinin bulunduğunu da kaydeden Dr. Bingöl, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yapılan çalışmalarla olumlu düşünmenin, sadece ruhsal yönden bir rahatlama sağlamadığı, aynı zamanda vücut hücrelerimizin de işleyişini düzenlediği, iyi hissetmemizi sağlayacak hormonların ve moleküllerin sentezini arttırdığı gösterildi. Son dönemdeki bilimsel veriler, pozitif düşünmenin, genlerimizin yeniden düzenlenmesinde son derece olumlu katkılarının olduğunu gösteriyor.”</p>
<p><strong>Kaygılı ve telaşlı olmayı ebeveynden öğreniyoruz</strong></p>
<p>Gerçekten bir fiziksel saldırı altındayken her insanın kaygılanarak stres yaşayabileceğini ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Fakat pek çoğumuz hayatın riskli doğasını ve belirsizlikleri kabul edemediğimiz için (riskleri sıfırlama çabası ve aşırı kontrol), ‘katı’ tutumlarımız nedeniyle değişime, dönüşüme kapalı yaşayarak kendimizi güncellemeyi ihmal ettiğimiz için, ‘çözüm’ odaklı davranmak yerine ruminatif (Olumsuz anıları daha sık zihne getirme) ve tekrarlayıcı bir şekilde soruna takılı kaldığımız için, belki de ebeveynlerimiz bizi küçük yaşlardan itibaren en kötü olasılığı düşünmeye ve öncelikle korunmaya, güvenliğe, önlem almaya motive ettiği için, bu derece kaygılı ve telaşlı olmayı öğrenmiş olabiliriz.”</p>
<p><strong>Stres olgunlaştırırken, kronik stres zarar veriyor</strong></p>
<p>Stres, acı, ağrı, kaygı ve korku gibi durumların insanlar için yaşamsal önemi olan, son derece gerekli mekanizmalar olduğunu belirten Dr. Bingöl, “Stres, her ne kadar kaçınılması gereken bir durum gibi gözükse de çoğu zaman büyümeyi ve olgunlaşmayı destekler; kişisel gelişimin ve değişimin önünü açar. Bu nedenle asıl problem, stresin varlığı değil, bir stres faktörünün zihninizi saatlerce, günlerce, haftalarca meşgul etmesi, yani kronikleşmesidir. Her şeyin dozunda ve dengeli olması önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p>Stres anında vücudun kendisini olası bir ‘savaş’a hazırladığını da anlatan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, bu durumun sadece gerçek bir fiziksel saldırı altındayken değil, aynı zamanda ilişkisel sorunlar, maddi kaygılar, eleştiri veya nefret söylemleri gibi süreğen bir şekilde kafaya takılan herhangi bir zihinsel mesele yüzünden de tetiklenebildiğini dile getirdi.</p>
<p>Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu esnada kalpte çarpıntı olur, şeker seviyesi yükselir, göz bebekleri büyür, sırt, boyun ve baş ağrıları olur, boşaltım ihtiyacı artar, vücut, kanı kol ve bacaklara daha fazla gönderebilmek için tansiyonu yükseltir ayrıca bulantı ve kusma olur.” dedi.</p>
<p><strong>Sen dans edersen, hücrelerin de dans eder!</strong></p>
<p>‘Bedensel’ ve ‘zihinsel’ sistemlerin iç içe geçtiğini dile getiren Dr. Bingöl, şöyle devam etti:</p>
<p>“Mevcut sıkıntı ve stresiniz arttığı zaman hem bedensel hem ruhsal yapınız, herhangi bir şeyi içine alacak durumda değildir. Bu durumda ne rahat bir nefes alabilirsiniz içinize, ne bir yiyecek, ne bir düşünce. O an, her şey size fazla ve zorlayıcı gelir. </p>
<p>Unutmayın, zihin ve beden, karşılıklı etkileşim halindedir. Bu nedenle zihin, bir şeyden haz alırken, beden de haz alır. Zihin korkarken, beden de korkar. Zihin kaygılıysa, beden de kaygılıdır. Sen dans edersen, hücrelerin de dans eder. Bu nedenle, yaşadığımız olaylar hakkında ne düşündüğümüz, hangi sonuçlara ulaştığımız, başımıza gelenleri nasıl yorumladığımız ve nasıl tepki vermeyi seçtiğimiz çok önemlidir. Ruh sağlığımız çok önemlidir.”</p>
<p>Dr. Bingöl, her partnerinden ayrılan veya işinden çıkarılan kişinin aynı düzeyde stres yaşamadığını, bu bağlamda, psikolojik sorunların çoğunlukla yaşananları doğru anlamlandıramamaktan, değişime direnç göstermekten veya sorunların varlığını kabullenememekten kaynaklandığını ifade ederek, “Belirsizlikleri, acıları, riskleri, hastalıkları, ölüm gerçeğini ve hayatın özü itibariyle &#8216;sorunlar&#8217; yumağı olduğunu belli bir ölçüde fark edip, anlayıp, kabul ettiğimizde gerçek hayatla uyumlanmış oluruz ve ruhsal iyileşme başlar.” şeklinde ifade etti.</p>
<p><strong>Ruh sağlığımızı korumak için neler yapabiliriz? </strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, psikolojik dayanıklılığı artırmak için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Değerlerinizin farkında olun ve değer odaklı yaşayın, </p>
<p>&#8211; Yaptıklarınızın ve yapacaklarınızın bir anlamı olsun,</p>
<p>&#8211; Sonuç odaklı değil, ‘süreç’ odaklı olun, </p>
<p>-Hayatınızla ilgili kararlar alırken olabildiğince esnek olun ve farklı koşullara da uyumlanma, adapte olma özelliğinizi geliştirin, </p>
<p>-Diğer insanlarla iyi ilişkiler kurmayı hedefleyin, </p>
<p>-Başkaları için çabalarken kendi kişisel gelişimimizi ihmal etmeyin, </p>
<p>-Özgüveninizi ve değerinizi dışsal faktörlere bağlamayın, </p>
<p>-Geçmişinizi unutmaya çalışmak yerine onu anlamlandırmaya çalışın, </p>
<p>-Sorun odaklı olmak yerine çözüm odaklı olun, </p>
<p>-Sorunlarınız için tek bir ‘katı’ bakış açısı benimsemek yerine bol alternatifli çözümler üretin, </p>
<p>-Hayattaki biricikliğimizi unutmadan kendinizi başkalarıyla değil sadece dünkü kendinizle kıyaslayın, </p>
<p>-Empatinizi geliştirerek başkalarının hissettiği duyguları anlamaya çalışın ve asla küçümsemeyin, </p>
<p>-Gerektiğinde gurur yapmadan yardım isteyin, </p>
<p>-Size yaşatılanları unutmayın ama affetmeyi deneyin, </p>
<p>-Uyku ve beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin, </p>
<p>-Yaşam havuzunuzu farklı musluklarla besleyecek şekilde zenginleştirin.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-mert-sinan-bingol-ruh-sagligimiz-icin-sorumluluk-almaliyiz-412665">Dr. Mert Sinan Bingöl: &#8220;Ruh Sağlığımız için Sorumluluk Almalıyız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl: &#8220;Bu tür patlamalar nadir görülse de ciddi sonuçları olabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-nuri-bingol-bu-tur-patlamalar-nadir-gorulse-de-ciddi-sonuclari-olabilir-395381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 15:25:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[görülse]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[nuri]]></category>
		<category><![CDATA[öğr]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[patlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Derince’de Toprak Mahsulleri Ofisi’nin silosunda toz sıkışması nedeniyle meydana geldiği tahmin edilen patlamayı değerlendiren İş Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Bu patlamalar nadiren görülse de un, şeker, yem, kakao, tekstil tozları ciddi patlamalar yaratabilir.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-nuri-bingol-bu-tur-patlamalar-nadir-gorulse-de-ciddi-sonuclari-olabilir-395381">Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl: &#8220;Bu tür patlamalar nadir görülse de ciddi sonuçları olabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kocaeli Derince’de Toprak Mahsulleri Ofisi’nin silosunda toz sıkışması nedeniyle meydana geldiği tahmin edilen patlamayı değerlendiren İş Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Bu patlamalar nadiren görülse de un, şeker, yem, kakao, tekstil tozları ciddi patlamalar yaratabilir.” dedi. Bu tür depolarda gerekli önlemlerin alınmış olması gerektiğine dikkat çeken Bingöl, tozlarda ıslatma tekniğinin, havalandırmanın, birikmiş tozların toplanması ve temizlenmesinin önemine vurgu yaptı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı İş Güvenliği<strong> </strong>Uzmanı<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, Kocaeli Toprak Mahsulleri Ofisi’nde meydana gelen patlamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>“Yanıcı toz patlamasıyla karşı karşıyayız”</strong></p>
<p>Kocaeli Derince’ de Toprak Mahsulleri Ofisi’nin silosunda bir patlama meydana gelmiş 12 kişi yaralanmıştı. Patlamaya dair değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı İş Güvenliği<strong> </strong>Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Yanabilen her madde gerekli koşullar oluştuğunda patlama riski oluşturabilir. Yanıcı sıvıların buharları, yanıcı gazlar ve yanıcı tozlar havadaki oksijen ile yapmış oldukları belirli konsantrasyonlarda, bir tutuşturucu kaynak ile buluştuklarında ‘patlayıcı ortam’ olarak adlandırdığımız ve kısaca ATEX (Patlayıcı Atmosfer) patlamaları dediğimiz patlamalara neden olur. Yani, patlayıcı ortamda herhangi bir kıvılcımla, tutuşturucuyla buluştuğunda bu tip patlamalara zaman zaman şahit oluyoruz. Buradaki görüntü de bizde öyle bir imaj yaratıyor. Dolayısıyla yanıcı toz patlaması olarak adlandırdığımız bir durumla karşı karşıyayız diyebilirim. Burada terminolojiyi de doğru kullanmak gerekir. Toz sıkışması olarak değerlendirmek doğru olmaz. Tozlar sıkışmaz ya da sıkışsa da patlama özelliğine sahip olamazlar. Birikmiş tabaka halindeki yanıcı tozlar yanabilirler, yangına neden de olabilirler ama patlamazlar. Birikmiş tozların, yanıcı toz patlamasındaki etkileri ise havadaki askıda kalan tozların oluşturduğu konsantrasyon sonucu oluşacak ilk patlamanın ardından; birikmiş tabaka tozları havalanarak, ikincil patlamalara ve domino etkisine neden olurlar.” dedi.</p>
<p>Patlamanın nispeten şiddetli olduğunu ifade eden Bingöl, “Ancak dinamit gibi bir patlayıcı maddeye nazaran çok da şiddetli olmadığını söyleyebiliriz. Yani bir dinamit bu patlamanın belki 500 katı daha güçlü patlar. Ortadaki yıkıcı etkisi çok daha büyük olur. Bu tip patlamalar yaklaşık 10 bar basınçla patlarlar. Yanıcı sıvıların buharlarının ve yanıcı gazların birikip havadaki oksijenle buluştuğu zaman da aynı tip patlamalarla karşılaşırız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gerekli önlemlerin alınmış olması gerekiyor…</strong></p>
<p>Riskli depolarda gerekli önlemlerin alınması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Aynı şekilde, doğalgaz sıkışması diye adlandırılır ama doğalgaz da aslında sıkışmaz. Doğalgaz birikir, birikince böyle bir ortam yaratır. Buna patlayıcı ortam diyoruz. Bunlar yine benzin buharları gibi yanıcı sıvılarda da zaman zaman gördüğümüz olaylardır. Yani şeker tozu, un tozu literatürde var. Bu patlamalar nadiren görülse de kakao tozu, tekstil tozları bunlar bu şekilde ciddi patlamalar yaratabilir. Deprem etkisi diyor çünkü miktar çok büyük olduğu için patlamanın şiddeti biraz daha fazla görünüyor. Daha küçük bir depoda patlama olsaydı belki bu şiddette olmayacaktı. Dolayısıyla bu tür depolarda yüklenirken, indirirken, boşaltırken yem fabrikalarında bazen un fabrikalarında gerekli önlemlerin alınmış olması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Havalandırma ciddi bir önlem!</strong></p>
<p>Tozlarda ıslatma tekniğinin önemli bir önlem olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Toz patlamalara çok sık rastlamadığımız için diğerlerine göre ihmal diyebileceğimiz daha boş bulunma durumu olabiliyor. Burada alınabilecek önlemler, tabii ki buğday ve tahıl için çok bir şey söyleyemem ama genelde tozlarda ıslatma tekniği uygulanır. Özellikle yerdeki tozun havaya kalkıp askıda kalmaması gerekiyor. Çünkü askıda kaldığı zaman 3–5 saniyede olsa havadaki oksijenle konsantrasyon oluşturuyor. Bu tip patlama risklerine karşı, oluşabilecek patlamanın etkilerini azaltmak adına patlamadaki basıncı azaltıcı patlama kapakları da depolarda kullanılmalı.” dedi.</p>
<p>Yerde tabaka şeklinde birikmiş tozun çok fazla risk oluşturmadığını belirten Bingöl, “Dolayısıyla ıslatma tekniği uygulanabilir. Havalandırma ise ciddi bir önlemdir. Özellikle yükleme ve boşaltma esnasında dökme şeklinde çok yoğun tozun oluşmasını engelleyici önlemler alınabilir. Bir kısmı boşalttıktan sonra biraz beklenebilir, havadaki toz dinginleşsin ondan sonra boşaltılsın diye, biriken tozların sık sık temizlenmesi gibi de birtakım önlemler alınabilir. Burada sanki bazı önlemlerin atlandığı görülüyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Patlamada sıcak hava mı etkili oldu?</strong></p>
<p>Sıcak havanın patlamada bir etkisi olup olmadığının da sorgulandığına dikkat çeken Dr. Bingöl, “Havanın sıcak olması bu patlamada çok etkili değildir, yanıcı malzemenin tutuşma sıcaklıkları 130 santigrat derecelerin üzerindedir. Hatta birçok yanıcı madde 200, 300 derecelerin üzerinde tutuşur. Ancak, literatürde geçen 13 değişik tutuşturucu kaynak bulunur ki bu tutuşturucu kaynakları çok yüksek sıcaklıklar üretebilir ve patlamayı başlatacak yetenekte olabilir. Açık alevler, elektrikli aletler, mekanik kıvılcımlar, cep telefonlarının da içlerinde bulunduğu elektromanyetik frekanslar ve hatta en önemlilerinden birisi statik elektrik gibi. Yani bu gibi ATEX ya da diğer bir deyişle patlayıcı ortam oluşma ihtimali olan yerlerde, tutuşturucu kaynakların tamamı için de mevzuat kapsamında ciddi önlemler alınmalı.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-nuri-bingol-bu-tur-patlamalar-nadir-gorulse-de-ciddi-sonuclari-olabilir-395381">Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl: &#8220;Bu tür patlamalar nadir görülse de ciddi sonuçları olabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
