<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilişsel | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bilissel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bilissel</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Dec 2025 10:51:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bilişsel | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bilissel</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 10:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[içecek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkili]]></category>
		<category><![CDATA[Uyarılma]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Zihinsel Performans]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, besinler ve içeceklerin zihinsel performans üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294">Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, besinler ve içeceklerin zihinsel performans üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bilişsel performans çok boyutlu bir süreçtir ve beslenme bu sürecin yalnızca bir parçası!</strong></p>
<p>Beslenme ve içecek tercihlerinin, bilişsel işlevleri tek başına belirleyen unsurlar olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Daha çok beynin çalıştığı genel fizyolojik zemini etkilerler. Kan şekeri dengesi, sıvı alımı ve bedenin uyarılma düzeyi; dikkat ve zihinsel sürdürülebilirlik üzerinde dolaylı bir rol oynar.” dedi.</p>
<p>Bu etkilerin genellikle kısa süreli ve kişiden kişiye değişkenlik gösterdiğini aktaran Alp, “Sağlıklı bireylerde, tek bir içeceğin hafıza ya da üst düzey bilişsel işlevleri kalıcı biçimde güçlendirmesini beklemeyiz. Bilişsel performans çok boyutlu bir süreçtir ve beslenme bu sürecin yalnızca bir parçasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>‘Zihni keskinleştirme’ algısı, geçici bir uyanıklık hissini yansıtıyor!</strong></p>
<p>‘Zihni keskinleştirme’ ifadesinin bilimsel bir kavramdan ziyade gündelik bir betimleme olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Nörobilimsel açıdan bu tür içeceklerin oluşturduğu etki çoğu zaman dikkat sistemlerinde geçici bir uyanıklık artışıyla sınırlıdır. Bu durum, bilişsel kapasitenin artmasından çok, mevcut zihinsel durumun daha belirgin hissedilmesiyle ilişkilidir.” dedi.</p>
<p>Kişinin kendini daha ‘açık’ hissetmesinin, her zaman ölçülebilir bir performans artışı anlamına gelmeyebileceğini ifade eden Alp, bu tür ifadelerin bilimsel dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Pancar suyunun zihinsel performansa etkisi fizyolojik ve öznel algılarla ilişkili! </strong></p>
<p>Son dönemde pancar suyunun zihinsel performansla ilişkilendirilmesine değinen Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Pancar suyu ile zihinsel performans arasındaki ilişki, doğrudan bilişsel süreçlerden ziyade fizyolojik mekanizmalar üzerinden ele alınır.” dedi.</p>
<p>Pancar suyu içeriğinde yer alan bileşenlerin damar genişlemesini desteklemesinin, beyin kan akışı üzerinde dolaylı bir etki meydana getirebileceğine işaret eden Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu durum, bilişsel işlevlerin otomatik olarak güçlendiği anlamına gelmez. Mevcut araştırmalar, bu etkinin daha çok genel uyanıklık ve bedensel enerjiyle ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Bu nedenle pancar suyunun bilişsel etkileri sınırlı ve dolaylıdır.</p>
<p>Pancar suyu sonrası bildirilen ‘zihinsel açılma’ hissi çoğu zaman öznel bir deneyimi yansıtır. Uyanıklık artışı, bedensel farkındalık ve beklenti bu algının oluşmasında etkili olabilir. Nöropsikolojik açıdan gerçek bilişsel değişim, standart testler ve nesnel ölçümlerle değerlendirilir. Kişinin kendini daha iyi hissetmesi, bilişsel işlevlerin gerçekten güçlendiği anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle öznel deneyim ile ölçülebilir bilişsel değişim arasındaki ayrım önemlidir.”</p>
<p><strong>Gerçek bilişsel güçlenme öğrenme, tekrar ve nöroplastisite süreçlerini içerir!</strong></p>
<p>Kısa süreli dikkat artışının, beynin uyarılma düzeyindeki geçici bir yükselmeyle ilişkili olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bu durum genellikle anlık performansı etkiler ve kalıcı değildir. Gerçek bilişsel güçlenme ise öğrenme, tekrar ve nöroplastisite süreçlerini içerir.” dedi.</p>
<p>Tekil uyaranlar ya da içeceklerin çoğunlukla ilk grupta yer aldığını aktaran Alp, “Bu ayrım, bilişsel etkileri doğru yorumlayabilmek açısından önem taşır. Zihinsel uyarılma oluşturan içecekler her bireyde aynı etkiyi göstermeyebilir. Kaygı bozukluğu, panik atak ya da dikkat düzenleme güçlüğü olan kişilerde bu tür etkiler rahatsızlık hissini artırabilir. Aşırı uyarılma, odaklanmayı kolaylaştırmak yerine zorlaştırabilir. Beynin verimli çalışması, her zaman daha fazla uyarılmayla sağlanmaz. Bu nedenle bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bilişsel verimlilik çoğu zaman dışsal bir destekten çok, içsel düzenlemeyle ilişkili!</strong></p>
<p>Zihinsel berraklığı destekleyen temel unsurların düzenli uyku, stresin yönetilebilmesi ve dikkat yükünün dengelenmesi olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Uyku sürekliliği, özellikle bellek ve yürütücü işlevler için belirleyicidir.” dedi.</p>
<p>Gün içinde zihinsel molalar verebilmenin ve dikkat bölünmelerini azaltmanın da bilişsel verimi desteklediğinin altını çizen Alp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Fiziksel hareket ve günlük rutinler, beynin düzenleyici sistemlerine katkı sağlar. Bu alışkanlıklar, tekil içecek etkilerinden çok daha kalıcıdır. Zihinsel berraklık arayışında öncelikle kişinin kendi zihinsel ritmini tanıması önerilir. Dikkatin ne zaman düştüğünü ve bunun hangi koşullarda gerçekleştiğini fark etmek önemlidir. Kısa vadeli çözümler yerine, zihinsel yükün nasıl dağıtıldığına odaklanmak daha sürdürülebilir sonuçlar sağlar. Bilişsel verimlilik çoğu zaman dışsal bir destekten çok, içsel düzenlemeyle ilişkilidir. Bu farkındalık, uzun vadede zihinsel performansı daha sağlıklı bir biçimde destekler.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294">Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer&#8217;da TPS tedavisi umut vadediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-tps-tedavisi-umut-vadediyor-599826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 13:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[bölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tps]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Uygulanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[vadediyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Transkraniyal Puls Stimülasyon (TPS) yönteminin, kısa ultrasonik uyarılarla beynin derin bölgelerini hedefleyerek beyin aktivitesinde değişiklik oluşturabildiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “TPS’nin en sık uygulandığı hastalık, Avrupa Birliği CE onayı almış olan Alzheimer tipi demans hastalığıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-tps-tedavisi-umut-vadediyor-599826">Alzheimer&#8217;da TPS tedavisi umut vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Transkraniyal Puls Stimülasyon (TPS) yönteminin, kısa ultrasonik uyarılarla beynin derin bölgelerini hedefleyerek beyin aktivitesinde değişiklik oluşturabildiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “TPS’nin en sık uygulandığı hastalık, Avrupa Birliği CE onayı almış olan Alzheimer tipi demans hastalığıdır. Aynı zamanda Alzheimer tipi demansa henüz dönüşmemiş, daha hafif bilişsel problemi bulunan hastalarda da uygulanabilir” dedi. Yapılan çalışmalarda, TPS sonrası hastaların bilişsel performanslarında belirgin iyileşmeler gözlendiğini aktaran Prof. Dr. Metin, uygun hastalarda TPS’nin ciddi bir yan etkisinin bulunmadığını ifade etti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, Alzheimer hastalığında uygulanan TPS (Transkraniyal Puls Stimülasyon) tedavisinin etki mekanizmasını, uygulama şeklini, güvenliğini ve ilaç tedavisine ek olarak sağladığı potansiyel faydaları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>İlaç tedavisine rağmen ilerleyen Alzheimer’da TPS’den fayda sağlanabilir!</strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının kronik ve ilerleyici bir durum olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Barış Metin, “Hastaların bilişsel fonksiyonları giderek azalır” dedi.</p>
<p>İlaç tedavilerinin sınırlı bir tedavi seçeneği sunduğunu aktaran Prof. Dr. Metin, “Güncel ilaç tedavileriyle hastalığın ilerlemesi tamamen durdurulamıyor, yalnızca bir miktar yavaşlatabiliyoruz. İlaç tedavisi almasına rağmen hastalığı ilerlemeye devam eden ve belirtileri artan hastalarda TPS tedavisi uygulanabilir ve bu tedavinin faydasından istifade edilebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>TPS derin beyin bölgelerini uyararak beyin aktivitesini değiştirebiliyor </strong></p>
<p>Kısaca TPS denilen Transkraniyal Puls Stimülasyon cihazı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Barış Metin, “TPS, beyne çok kısa ultrasonik dalgaların verilmesi sonucu beyin aktivitesinin değiştirilmesi prensibiyle çalışan bir cihaz. Bu yönüyle TPS, nöromodülasyon tedavileri olarak adlandırılan tedavi grubu içerisinde yer alır” dedi.</p>
<p>Transkraniyal manyetik stimülasyon, yani TMU ya da TMS denilen yöntemin nöromodülasyon tedavilerine örnek olarak verilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“TPS yöntemi, beynin içerisine çok kısa ultrasonik uyarılar gönderir. Bu sayede diğer nöromodülasyon yöntemlerinin ulaşamadığı çok daha derin beyin bölgelerine ulaşabilir. Böylece, diğer nöromodülasyon yöntemlerine kıyasla beynin daha derin bölgelerini uyararak beyin aktivitesinde değişiklik oluşturabilir. TPS yöntemi uygulamasında hasta, kendisini rahatsız etmeyen rahat bir koltukta oturur ve TPS’nin uyarı veren başlığı aracılığıyla, hastanın kafasının çeşitli bölgelerine uyarılar gönderilir. TPS tedavisi farklı hastalıklarda da uygulanabilir. Ancak en sık uygulandığı hastalık, Avrupa Birliği CE onayı almış olan Alzheimer tipi demans hastalığıdır. Aynı zamanda Alzheimer tipi demansa henüz dönüşmemiş, daha hafif bilişsel problemi bulunan hastalarda da uygulanabilir.”</p>
<p><strong>TPS yönteminde, hastaların bilişsel performanslarında belirgin iyileşmeler görüldü! </strong></p>
<p>Tedavinin genellikle haftada üç seanstan iki hafta boyunca toplam 6 seans uygulandığını dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Tedavi, gerekli eğitimleri almış, güvenli uygulama testlerini geçmiş personel tarafından gerçekleştirilir. Hastanın MR görüntüleri eşliğinde, beyinde uygulanacak bölgeler belirlenerek bu bölgelerin üzerine uyarılar eğitimli personel tarafından uygulanır. Bir seansta toplam 6 bin atım yapılır” dedi.</p>
<p>Bu yöntemle ilgili yapılan çalışmalarda, hastaların bilişsel performanslarında belirgin iyileşmeler saptandığını kaydeden Prof. Dr. Metin, “Hastalar ve hasta yakınları tarafından sıkça bu tedavinin bir yan etkisi olup olmadığı soruluyor. Genellikle hastalarda herhangi bir yan etki tariflenmemekte ve güvenlik açısından bir risk oluşturmamaktadır” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>TPS, Alzheimer hastalığında doğrudan onay almış bir yöntem! </strong></p>
<p>TMU ile karşılaştırıldığında, TPS yönteminde daha az seans uygulandığına işaret eden Prof. Dr. Barış Metin, “TMU’dan farklı olarak Alzheimer hastalığında doğrudan onay almış bir yöntemdir” dedi.</p>
<p>Risk faktörleri açısından değerlendirildiğinde, çok yakın zamanda beyin kanaması ya da inme geçirmiş hastalara bu tedavinin uygulanmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kafa içinde beyin pili ya da işitme implantı bulunan hastalar dışında, TPS birçok hastaya uygulanabilir. Yakın zamanda inme ya da beyin kanaması geçirmemiş hastalarda da, bu tedavi yine güvenle uygulanabilir. TPS tedavisinin temel uygulama alanı Alzheimer hastalığıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-tps-tedavisi-umut-vadediyor-599826">Alzheimer&#8217;da TPS tedavisi umut vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilgi-duzensizliklerine-karsi-toplumsal-bilissel-direnclilik-yaratmak-592135</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[dirençlilik]]></category>
		<category><![CDATA[düzensizliklerine]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592135</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen ve Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı tarafından desteklenen “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak” (Creating Societal Cognitive Resilience Against Information Disorders-RESAID) Projesi günümüzde önemli bir tehdit olan dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri hakkında farkındalık yaratmayı, geliştirdiği etkileşimli araçlar ve yayınlarla bireylerin direnç</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgi-duzensizliklerine-karsi-toplumsal-bilissel-direnclilik-yaratmak-592135">Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen ve Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı tarafından desteklenen “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak” (Creating Societal Cognitive Resilience Against Information Disorders-RESAID) Projesi günümüzde önemli bir tehdit olan dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri hakkında farkındalık yaratmayı, geliştirdiği etkileşimli araçlar ve yayınlarla bireylerin dirençliliğine katkıda bulunmayı hedefliyor. </p>
<p>Bu çerçevede <strong>santral</strong>istanbul Kampüsü’nde proje kapsamında geliştirilen araçların tanıtıldığı bir etkinlik düzenlendi. Proje koordinatörü İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Emre Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte bilgi düzensizlikleriyle mücadele için geliştirilen çevrim içi eğitim, oyunlar, kısa videolar, açık erişim kitap ve politika belgelerinin detayları paylaşıldı. </p>
<p><strong>Kitapta farklı disiplinlerden araştırmacıların çalışmaları yer aldı</strong></p>
<p>“Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik” başlıklı açık erişim kitap, farklı disiplinlerden araştırmacıların katkılarıyla bilgi düzensizliklerini kavramsal, siyasal ve toplumsal boyutlarıyla tartışıyor. Mayıs 2025’te düzenlenen konferansta sunulan on iki bildiriye dayanan bu yayın, yanlış bilginin yalnızca sosyal medya alışkanlıklarıyla sınırlı olmadığını; siyasal atmosferden medya yapılanmasına, toplumsal eşitsizliklerden platform yönetim modellerine kadar birçok farklı dinamiğin rol oynadığını ortaya koyuyor. Bu yönüyle kitap hem akademik araştırmalar hem de politika üretim süreçleri için kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor. </p>
<p><strong>Sertifikalı dersler bilgi düzensizliklerinin temel kavramlarını ele alıyor</strong></p>
<p>Proje kapsamında bilgi düzensizlikleriyle ilgili temel kavramları ve mücadele yollarını hak temelli bir yaklaşımla ele alarak öğrencilerden eğitmenlere, gazetecilerden sivil toplum aktörlerine kadar farklı gruplar için geliştirilen <strong>açık erişim çevrim içi dersler</strong>in<strong> </strong>detayları da paylaşıldı. Dersi tamamlayanların onaylı bir sertifika alabilecekleri bu dersler, herkesin ücretsiz olarak yararlanabileceği şekilde açık erişim olarak sunuluyor. </p>
<p><strong>Dijital oyunlar yanlış bilgiyle mücadelede farkındalık sağlıyor</strong></p>
<p>Proje, çevrimiçi derslerin yanı sıra oyunlaştırma ile de bilgi düzensizlikleriyle mücadeleye dair farkındalık kazandırmayı hedefliyor. <strong>CatchMatch, INFOCHIEF, Fanus </strong>ve <strong>Sparkline</strong> isimli  <strong>dijital oyunlar</strong>  kullanıcıların dijital ortamda karşılaştıkları bilgilere daha eleştirel yaklaşmalarına katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. Bu oyunlarda manipülasyon teknikleri, algoritmaların içerik sıralamalarına etkisi ve kullanıcı davranışlarının nasıl yönlendirildiği interaktif olarak gösteriliyor. Böylece kullanıcılar sosyal medyada karşılaştıkları içeriklerin ardındaki yönlendirme mekanizmalarını deneyimleyerek öğreniyor. </p>
<p><strong>Proje kapsamında politika belgeleri hazırlandı</strong></p>
<p>Yine proje kapsamında çok değerli uzmanların kaleme aldığı “Clausewitzci Bir Hibrit Savaş Teorisi”; “Dezenformasyonla Mücadelede Toplumsal Dirençliliğin Güçlendirilmesi: Uluslararası Kuruluşların ve Özellikle NATO’nun Rolü”; “Hakikat Sonrası Çağda Enformasyon Düzensizliği, Güven ve Yılmazlık: Antropolojik Bir Bakış Açısı” ve “Yapay Zekâ Çağında Bilişsel Güvenlik: Sentetik Etkiye Karşı Ulusal Esnek-Dayanıklılık Oluşturmak”<strong> </strong>başlıklı dört <strong>politika belgesi</strong> de tanıtıldı. </p>
<p>Etkinlik kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci’nin moderatörlüğünde bir panel de düzenlendi. Panelde yapay zekâ, algoritmalar, yanlış bilgi ve toplumsal eşitsizlikler arasındaki ilişkiler farklı disiplinlerden uzmanlar tarafından ele alındı. </p>
<p><strong>‘Platformların iş modeli değişmedikçe sorun devam edecek’</strong></p>
<p>Panelin ilk konuşmacısı İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Saka, sosyal medya platformlarının etkileşim odaklı iş modelinin yanlış bilgi ekosistemini nasıl şekillendirdiğini anlattı. Saka, “Platformlar etkileşim odaklı; insanları orada tutmak istiyorlar. Bu iş modeli sürdükçe daha sansasyonel içerikler öne çıkmaya devam edecek” dedi. Saka, çözüm için algoritmik şeffaflığın kamu tarafından talep edilmesi, teyitçilik çalışmalarının sürdürülebilir şekilde desteklenmesi ve medya okuryazarlığının yapay zekâ çağının koşullarına göre yeniden tasarlanması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>‘Bilgiye erişim hakkı ifade özgürlüğünün özüdür’</strong></p>
<p>Dr. Tuğçe Duygu Köksal, panelin ikinci bölümünde bilgiye erişimin demokratik toplumlar açısından taşıdığı önemi hak temelli bir çerçevede değerlendirdi. Yanlış bilginin özellikle afetler, pandemiler ve seçimler gibi kriz dönemlerinde ciddi hak ihlallerine yol açtığını belirterek “Bilgiye erişim hakkı, ifade özgürlüğünün gerçekleştirilebilmesinin aracı değil, özüdür” ifadelerini kullandı. Köksal, sosyal medyada oluşan yankı odalarının ve algoritmik önyargıların rasyonel tartışma ortamını zayıflattığını, bunun da demokratik müzakere süreçlerini olumsuz etkilediğini dile getirdi.</p>
<p><strong>‘Dijital eşitsizlik sadece teknolojiye erişimden ibaret değildir’</strong> </p>
<p>Panelin son konuşmacısı Türk Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Elif Posos Devrani, toplumsal eşitsizlikler ile bilgi düzensizlikleri arasındaki karşılıklı ilişkiye odaklandı. Dijital eşitsizliğin yalnızca teknolojiye erişimle sınırlı olmadığını, bireylerin dijital imkânları etik, eleştirel ve toplumsal yararı önceleyerek kullanabilme kapasitesine de bağlı olduğunu ifade etti. Bilgi düzensizliklerinin var olan eşitsizlikleri derinleştirdiğini, eşitsizliklerin de yanlış bilgiye karşı kırılganlığı artırdığını dile getiren Posos Devrani, kendi çalışmaları bağlamında da çocukların dirençliliğinin ancak devlet, platformlar, akademi, sivil toplum, öğretmenler ve ailelerin birlikte hareket ettiği bütüncül bir sistemle mümkün olabileceğini vurguladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgi-duzensizliklerine-karsi-toplumsal-bilissel-direnclilik-yaratmak-592135">Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 09:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmek]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[leri]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586582</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582">İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı.</p>
<p><strong>Fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme, ilerleyen yaşlarda kilit rol oynar!</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre Avrupa&#8217;da 65 yaş üstü bireylerin sayısının 15 yaş altı bireylerin sayısını geçebileceğinin öngörüldüğünü aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu raporlarda fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmenin kilit bir rol oynadığı belirtiliyor.” dedi. </p>
<p>İlerleyen yaşlarda yetersiz beslenmeye bağlı olarak zayıflık, obezite, kemik kırıkları, bilişsel fonksiyonlarda azalma/demans gibi sağlık problemlerinin daha sık görülebildiğini ifade eden Yiğit, “Bu dönemde, beslenmede dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süt ürünleri, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynaklarına beslenmede mutlaka yer verilmeli! </strong></p>
<p>Besinler süt, protein, tahıl, sebze-meyve ve yağ olarak beş gruba ayrıldığında özellikle kalsiyumdan zengin olan süt grubunun kemik kırıklarının önlenmesinde hayati önem taşıdığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle ilerleyen yaşlardaki her birey; günlük toplamda 2-3 porsiyon yoğurt, peynir gibi protein, kalsiyum ve fosfor kaynaklarına beslenmelerinde yer açmalı. Yoğurt tüketimi özellikle ilerleyen yaşlarda oluşan uyku bozukluğu sorunlarına da yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>İleri yaşlarda belli porsiyonlarda az yağlı kırmızı ve beyaz etlere, Omega 3 kaynağı olan yağlı küçük balıklara, kuru baklagil gibi bitkisel kaynaklı proteinlere yönelmekte fayda olduğunu kaydeden Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ancak kurubaklagillere gaz şikayetlerini arttırması nedeniyle dikkat edilmeli. Kurubaklagilleri pişirmeden önce suda bekletmek, haşlarken kimyon eklemek gaz şikayetlerini azaltabilir. Vücudun kan şekeri dengesini sağlayabilmesi, kabızlık şikayetlerinin yaşanmaması için posa ihtiyacı da unutulmamalı. Bu nedenle tam buğday unundan yapılmış ekmekler, siyez, karabuğday gibi tahıllar günlük beslenmede mutlaka bulunmalı. Unutmayın bu dönemde vücut bilişsel fonksiyonlar için B vitaminlerine de ihtiyaç duyar ve bunların en iyi kaynakları arasında tam tahıllar vardır.”</p>
<p><strong>Gökkuşağı gibi beslenmek, sağlıklı yaşlanma için önemli! </strong></p>
<p>Günlük toplamda 5 porsiyon sebze ve meyve tüketiminin ilerleyen yaşlarda elzem olduğunun altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Sebze ve meyveler fitokimyasallardan, beta karotenlerden, A ve C vitaminlerinden oldukça zengindir. Bu nedenle tek öğünde farklı renklerde sebze ve meyvelerin bulunması, yani ‘gökkuşağı gibi beslenmek’ kavramı oldukça uygun.” dedi.</p>
<p>Özellikle ilerleyen yaşlarda kalp damar sağlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için kullanılan yağın çeşidi ve miktarına da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Yiğit, “Günlük olarak beslenmede zeytinyağı, kavrulmamış fındık, ceviz, badem gibi bitkisel yağlar mutlaka bulundurulmalı. Eğer diş problemleri yaşanıyorsa bu kuruyemişler meyve veya yoğurt ile birlikte, küçük parçalara bölünerek, yumuşatılarak da tüketilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582">İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serebral Palsili çocukların dil gelişiminde erken döneme dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/serebral-palsili-cocuklarin-dil-gelisiminde-erken-doneme-dikkat-581981</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 15:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[döneme]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişiminde]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[motor]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[palsili]]></category>
		<category><![CDATA[serebral]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serebral Palsili çocuklarda yaygın şekilde görülen konuşma bozukluklarına erken müdahalenin önemini vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Cengizli, “Erken dönemde uygulanan çevresel zenginleştirme, ilerleyen dönemlerde kas kontraktürleri ve deformiteler gibi sekonder komplikasyonların önlenmesine de katkı sunmaktadır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serebral-palsili-cocuklarin-dil-gelisiminde-erken-doneme-dikkat-581981">Serebral Palsili çocukların dil gelişiminde erken döneme dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Serebral Palsili çocuklarda yaygın şekilde görülen konuşma bozukluklarına erken müdahalenin önemini vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Cengizli, “Erken dönemde uygulanan çevresel zenginleştirme, ilerleyen dönemlerde kas kontraktürleri ve deformiteler gibi sekonder komplikasyonların önlenmesine de katkı sunmaktadır. Bu nedenle uzmanlar, müdahalelerin tercihen 0–24 ay arasında başlatılmasını önermektedir” dedi. Cengizli, erken tanı, uygun rehabilitasyon planı ve aile katılımını içeren bütüncül bir yaklaşımın Serebral Palsili bireylerin yaşam kalitesini artırmak için en güçlü araç olduğunu söyledi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Cengizli, 6 Ekim Serebral Palsi Günü’nde Serebral Palsili çocuklarda ortaya çıkan dil ve konuşma bozukluklarına ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Serebral Palsi, nörogelişimsel bir durum<br />Serebral Palsi’nin doğum öncesinde, doğum sırasında veya erken bebeklik döneminde meydana gelen beyin hasarı veya gelişimsel bir bozukluk sonucu ortaya çıkabilen kalıcı bir nörogelişimsel durum olduğunu belirten Cengizli, “Serebral Palsi (SP), çocukluk boyunca motor işlev, duruş ve koordinasyon bozukluklarıyla seyretmekte; bireylerin yaşam boyu destek gerektiren bir tabloyla karşı karşıya kalmasına yol açabilmektedir” dedi.<br />Motor gelişim gerilikleri görülüyor<br />Serebral Palsi’nin yalnızca motor sistemi etkileyen bir durum olmadığını belirten Cengizli, “Yapılan araştırmalarda, SP’li çocuklarda duyusal sistem, bilişsel fonksiyonlar, davranış, görsel-yönelim, sosyo-duygusal gelişim ve dil-iletişim gibi alanlarda da yüksek oranda ek etkilenimlerin bulunduğu görülmüştür. Motor gelişim gerilikleri genellikle ilk fark edilen belirtiler olup; dönme, oturma, emekleme ve yürüme gibi kilometre taşlarında belirgin gecikmeler görülebilir. Dikkat ve yürütücü işlevlerde görülen bozukluklar ise yemek yeme, giyinme, oyun ve öz bakım gibi günlük yaşam aktivitelerinde görülmekte ve ek uyarlama gereksinimlerini beraberinde getirmektedir” dedi. <br />Motor becerileri ve bilişsel alanda zorlanmalar yaşanabiliyor<br />SP’li çocukların gelişim profilinin çok boyutlu zorluklar içerebildiğini kaydeden Cengizli, “Motor alanda kas tonusu düzensizlikleri, koordinasyon güçlükleri, eklem sertlikleri ve denge sorunları öne çıkmaktadır. İnce motor becerilerde kavrama, nesne manipülasyonu ve el-göz koordinasyonu gibi alanlarda güçlükler sıklıkla görülebilmektedir. Bilişsel alanda ise dikkat, bellek, işlem hızı ve görsel-uzaysal işlemleme becerilerinde bozulmalara değinilmiştir. Duyusal düzeyde görsel algı, proprioseptif farkındalık ve duyusal işlemleme sorunları görülebilmektedir. Davranışsal ve duygusal boyutta ise inaktivite, öğrenilmiş çaresizlik ve sosyal uyumda zorlanmalar tabloya eşlik edebilmektedir” dedi.<br />Konuşma üretiminde gecikme ve bozukluk görülüyor<br />SP’nin iletişim alanında da önemli güçlüklerle seyredebildiğini kaydeden Cengizli, konuşma motor bozuklukları (dizartri, apraksi benzeri belirtiler), artikülasyon problemleri ve ses kontrolünde zayıflıklara sık rastlandığını söyledi. Yapılan bir çalışmada 84 SP’li bireyin 69’unda (Yüzde 82) konuşma üretiminde gecikme veya bozukluk tespit edildiğini kaydeden Cengizli, şunları söyledi: <br />“En sık görülen konuşma bozukluğu dizartri olarak öne çıkmaktadır. Bu tabloda konuşma hızında azalma, artikülasyon belirsizlikleri, nefes kontrolünde yetersizlik ve genel olarak anlaşılabilirliğin düşüklüğü dikkat çekmektedir. Buna ek olarak, fonolojik süreçlerde bozulmalar ve belirli seslerde sürekli hatalar da sıklıkla görülmektedir. Bazı çocuklarda konuşma planlaması ve motor programlama süreçlerindeki bozulma, apraksi benzeri bir tabloya işaret edebilmektedir.  Alıcı dil ve ifade edici dil alanlarındaki güçlükler ise kelime dağarcığı sınırlılığı, sözdizimsel yapı yetersizlikleri, konuşma temposunda yavaşlık, monotonite ve ses şiddeti kontrolünde sorunlar şeklinde kendini göstermektedir.”<br />Bebeklerde aktif hareket programları ve terapiler önemli katkı sağlıyor<br />Serebral Palsi’nin çok boyutlu doğası nedeniyle uygun müdahalelerle SP’li bireylerin işlevsellik, iletişim kapasitesi ve katılım düzeylerinde anlamlı ilerlemeler sağlanabildiğini ifade eden Cengizli, “Motor ve bilişsel gelişimi hedefleyen aktif hareket programları, çevresel zenginleştirme yaklaşımları ve oyun temelli terapiler, hem motor becerileri hem de bilişsel gelişimi desteklemektedir. Araştırmalar, SP riski taşıyan bebeklerde çevresel zenginleştirmenin motor gelişim ve biliş üzerinde önemli katkılar sunduğunu göstermektedir. Özellikle 6–18 ay arası motor gelişim, 6–12 ay arası ise bilişsel gelişim için kritik fırsat penceresi olarak değerlendirilmektedir” dedi.<br />Konuşma bozukluklarına yönelik çalışmalardan bahseden Şevval Cengizli, “Dizartri ve artikülasyon bozukluklarına yönelik yoğun konuşma terapileri, alternatif ve destekleyici iletişim (AAC) çözümleri ile ses-nefes kontrolüne odaklanan çalışmalar, konuşma anlaşılırlığını belirgin şekilde artırabilmektedir. Ayrıca teknoloji destekli uygulamalar, terapistlerin değerlendirme sürecini kolaylaştırmakta ve objektif ölçümlerle ilerlemenin daha iyi izlenmesine olanak tanımaktadır” dedi.<br />İlk 24 ayda müdahale öneriliyor<br />Serebral Palsili bireylerin konuşma bozukluklarına ilişkin erken müdahalenin önemini vurgulayan Araştırma Görevlisi Şevval Cengizli, “Erken müdahale, beyin gelişiminin ve nöroplastisitenin en yoğun olduğu dönemleri hedefleyerek en yüksek terapötik etkiyi sağlayan stratejidir. 0–3 yaş aralığında başlatılan müdahalelerin hem motor hem de bilişsel gelişim üzerindeki olumlu etkileri sistematik araştırmalarla desteklenmiştir. Erken dönemde uygulanan çevresel zenginleştirme, ilerleyen dönemlerde kas kontraktürleri ve deformiteler gibi sekonder komplikasyonların önlenmesine de katkı sunmaktadır Bu nedenle uzmanlar, müdahalelerin tercihen 0–24 ay arasında başlatılmasını önermektedir. Erken tanı, uygun rehabilitasyon planı ve aile katılımını içeren bütüncül bir yaklaşım, Serebral Palsili bireylerin yaşam kalitesini artırmak için en güçlü araçtır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serebral-palsili-cocuklarin-dil-gelisiminde-erken-doneme-dikkat-581981">Serebral Palsili çocukların dil gelişiminde erken döneme dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aktif bir yaşam tarzı bilişsel yaşlanmayı ve demansı öteliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aktif-bir-yasam-tarzi-bilissel-yaslanmayi-ve-demansi-oteliyor-455572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2024 13:22:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktif]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[demansı]]></category>
		<category><![CDATA[öteliyor]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada yaklaşık 47 milyon demans sendromlu birey var olduğunu kaydeden uzmanlar, 2050 yılında bu sayının üç katına çıkarak 150 milyon kişiyi bulmasını beklendiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aktif-bir-yasam-tarzi-bilissel-yaslanmayi-ve-demansi-oteliyor-455572">Aktif bir yaşam tarzı bilişsel yaşlanmayı ve demansı öteliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Demans sendromu olmayan, sağlıklı yaşlanan kişilerde belli bir raddeye kadar bilişsel yaşlanma olduğunu dile getiren Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, Demans vakalarının yüzde 35 kadarı değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanıyor. Sağlıklı bir yaşam tarzı belirleyerek, genetik yatkınlığımız olsa dahi bilişsel yaşlanma ve demans sendromunu önleyebiliriz ya da ortaya çıkmasını öteleyebiliriz.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, mutlu ve sağlıklı yaş almak konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>2050 yılında 150 milyon demanslı kişinin olması bekleniyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, insanların yaş aldıkça bilişsel yaşlanma ve demans sendromundan kaçınmaya çalıştıklarını ifade ederek, dünyada mevcut tahminlere göre yaklaşık 47 milyon demans sendromundan muzdarip birey var olduğunu, 2050 yılında bu sayının üç katına çıkarak 150 milyon kişiyi bulması beklendiğini söyledi.</p>
<p>Demans sendromu olmayan sağlıklı yaşlanan kişilerde de belli bir raddeye kadar bilişsel yaşlanma olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Nasıl oluyor? Bilgi işleme hızında yavaşlık, hafif bellek problemleri ve dikkat problemleri olabiliyor. Bunlar belirli bir seviyeye kadar normal yaşlanma olarak kabul ediliyor. Peki böyle bir yaşlanma beynimizde neden oluyor? Sebebini çok fazla bilmemekle beraber nöronların azaldığını, nöronların arasındaki bağlantıların yani sinapsların azaldığını buna bağlı olarak korteksimizin inceldiğini ve beyin hacmimizin küçüldüğünü farklı beyin bölgeleri arasındaki bağlantısallığın azaldığını görüyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Belli bir raddeye kadar normal yaşlanma sınırlarında kabul ediliyor </strong></p>
<p>Beyinde görülen bu değişikliklerin, nöron ölümlerinin, nöropatolojik değişimlerin zamansal ve mekânsal yayılımının belli bir raddeye kadar normal yaşlanma sınırlarında kabul edildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Belli bir raddeden sonra bunun bir patolojik yaşlanmaya, demans sendromuna evrildiğini görüyoruz. Temel olarak bu değişimler zihinsel işlevlerin yürütücüsü olan prefrontal korteks, uzun süreli bellek kaybından sorumlu olan hipokampus, karmaşık görsel algı, dil becerileri, semantik bellekten sorumlu olan temporal kortekste küçülme olarak görülüyor. Hipokampus yaşlılık dönemine girildiği an itibariyle yüzde bir iki oranında her yıl küçülüyor. Demans sendromunda, Alzheimer demansında özellikle bu oranın çok daha fazla olduğunu biliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Demans vakalarının yüzde 35 kadarı değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanıyor</strong></p>
<p>Neden yaşlanıldığına ilişkin pek çok biyolojik teorinin var olduğunu kaydeden Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Demans vakalarının yüzde 35 kadarı değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanıyor. Sağlıklı bir yaşam tarzı belirleyerek, genetik yatkınlığımız olsa dahi bilişsel yaşlanma ve demans sendromunu önleyebiliriz ya da ortaya çıkmasını öteleyebiliriz.” dedi. </p>
<p><strong>Elimizde olan faktörlerle beyin sağlımızı nasıl en iyi şekilde koruyabiliriz?</strong></p>
<p>Nörodejeneratif hastalıklarının bilinen bir tedavi yöntemi olmadığına da dikkati çeken Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, şunları anlattı:</p>
<p>“Bütün stratejiler semptomları ötelemeye, semptomları yavaşlatmaya yönelik. Sonuç olarak bunu iyileştirmek gibi bir şansımız henüz yok. O zaman ne yapacağız? Nasıl bir sağlıklı yaşam tarzı belirleyebiliriz? Elimizde olan faktörlerle beyin sağlımızı nasıl en iyi şekilde koruyabiliriz? Bir hipotez ortaya atılmış. Bu hipoteze göre; aktif bir yaşam tarzı belirlemek ve belirli aktivitelere yaşam boyu düzenli katılım sağlamak bilişsel yaşlanmayı ve demansı öteliyor. </p>
<p><strong>Entelektüel ve fiziksel aktiviteler ile sosyal yaşam beyni genç tutuyor</strong></p>
<p>Bu aktiviteler; bir entelektüel aktiviteler, iki fiziksel aktiviteler, üç sosyal yaşam… Entelektüel aktivite; yüksek bir eğitim düzeyi. Çok karmaşık zihinsel aktivite gerektiren, fiziksel aktivitede gerektiren yüksek bir kariyer. Zihnimizi yoran, zihnimizi zorlayan tartışmalar, zihinsel oyunlar, bulmacalar, okumalar, yeni şeyler öğrenmeler, enstrüman çalma, zihinsel performans gerektiren, zihinsel efor gerektiren, yeni nöral bağlar oluşturan beyinde bir entelektüel aktivite. İkincisi fiziksel egzersiz… Fiziksel aktiviteler özellikle kardiyovasküler sağlığı besleme. Kan akışını düzenleme. Sonuç olarak beyindeki nöronlar kan akışıyla besleniyor. Dans, bahçe işleriyle uğraşmak gibi fiziksel olarak bizi aktif tutan mobil tutan aktiviteler. Diğer kategori de sosyal yaşam… Olabildiğince fazla seyahat etmek, hayatımızdaki insanlarla kaliteli sosyal yaşama katılmak.”</p>
<p><strong>Fiziksel olarak aktif olanların beyindeki nöron ölümü daha az görülüyor</strong></p>
<p>Daha hareketsiz bir hayat yaşayan insanlarla fiziksel olarak aktif olan grubun karşılaştırıldığını ve fiziksel olarak aktif olanların beyindeki nöron ölümünün daha az olduğunun görüldüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, bilişsel yaşlanmanın ve hücre ölümünün kaçınılamaz olduğunu, bilişsel rezerve müdahale ederek yaşlanmanın etkilerinin azaltılabileceğini, bu bağlamda, eğitimler alarak entelektüel kapasitenin geliştirilebileceğini, sosyal etkileşimleri artırarak sosyal hayatın zenginleştirilebileceğini ve fiziksel aktivite düzeyini artırarak beyin sağlığının desteklenebileceğini anlattı.</p>
<p><strong>Güçlü bir bilişsel rezerv deposu hastalıkların semptomlarıyla daha iyi başa çıkılmasını sağlıyor</strong></p>
<p>Güçlü bir bilişsel rezerv deposunun Alzheimer demansı, Parkinson demansı, MS, inme gibi beyni hasarlayan nörolojik hastalıklarda, hastalıkların semptomlarıyla daha iyi başa çıkılmasını sağladığını ifade eden Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Alzheimer demansında ya da diğer demanslarda klinik semptomların daha geç ortaya çıkmasını sağlıyor. Nörodejeneratif hastalıklarda ya da nörolojik hastalıklarda değil beklenmeyen yaşam olaylarında, strese maruziyette, toksik maddelere maruz kalmada, kafa travmasında ve tüm bu yaşam olaylarında daha güçlü bir bilişsel rezerv, bu olaylarda daha kolay başa çıkmamızı ve aslında daha hızlı bir iyileşme sürecine girmemizi sağlıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüksek eğitim düzeyiyle beyindeki fonksiyonel bağlantısallık arasında ilişki var</strong></p>
<p>Yüksek eğitim düzeyiyle beyindeki fonksiyonel bağlantısallık arasında bir ilişkinin saptandığını da söyleyen Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Entelektüel kapasitemiz, zihinsel katılımımız, fiziksel aktivite düzeyimiz ve sosyal yaşamımız bilişsel yaşlanma ve demans konusunda bize hem beyin yapısı üzerinden hem de bilişsel rezerv hipotezinden yola çıkarak beynin bağlantısallığı üzerinden katkı sağlıyor.” dedi.</p>
<p><strong>20’li yaşlarda 80’li yaşlarımızı düşünmeliyiz</strong></p>
<p>Yaşlıların teknolojik aletleri kullanmayı öğrenmelerinin bilişsel rezerv kapasitesini arttırma açısından faydalı olduğunu dile getiren Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Aslında çocukluktan itibaren zihnimizi ve bedenimizi aktif tutarak yaşlılık dönemine doğru ilerlememiz gerekiyor. Yirmili yaşlarda elbette seksen yaşımızı hiçbirimiz düşünmedik, düşünmüyoruz ama düşünmemiz gerekiyor. Şimdi düşünmezsek altmış yetmiş yaşına geldiğimizde beynimizin zaten belirli bir kısmını yitirmiş olacağız ve bunun geri dönüşü olmuyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aktif-bir-yasam-tarzi-bilissel-yaslanmayi-ve-demansi-oteliyor-455572">Aktif bir yaşam tarzı bilişsel yaşlanmayı ve demansı öteliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Refakatçi tedavi robotu Paro: Bilişsel bozuklukların tedavisine destek oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/refakatci-tedavi-robotu-paro-bilissel-bozukluklarin-tedavisine-destek-oluyor-395314</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 13:54:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukların]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[paro]]></category>
		<category><![CDATA[refakatçi]]></category>
		<category><![CDATA[robotu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395314</guid>

					<description><![CDATA[<p>terapi için özel tasarlanmış ve görünümü, sesleri ve davranışlarıyla fok balığı yavrusu olarak modellenmiş tedavi robotu NPİstanbul Hastanesi’nde hastalarla buluşmaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/refakatci-tedavi-robotu-paro-bilissel-bozukluklarin-tedavisine-destek-oluyor-395314">Refakatçi tedavi robotu Paro: Bilişsel bozuklukların tedavisine destek oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>terapi için özel tasarlanmış ve görünümü, sesleri ve davranışlarıyla fok balığı yavrusu olarak modellenmiş tedavi robotu NPİstanbul Hastanesi’nde hastalarla buluşmaya başladı. Özellikle hastanelerde ve bakım evlerinde kullanılmak üzere üretilen bir kedi büyüklüğünde ve bebek fok balığı görünümünde olan bu sevimli robot otizm spektrum bozukluğunun özelliklerini analiz edebiliyor. Olumsuz duygu ve davranışları azaltmak, sosyal katılımı geliştirmek ve olumlu ruh halinde kalmak gibi faydaları bulunuyor. Dokunmaya duyarlı, insanlarla kucaklaşmak için tasarlanan bu robot isimleri öğrenebiliyor ve gerçek yavru foklara benzer sesler çıkartarak karşısındaki kişiyle etkileşimde bulunabiliyor. Paro’nun olumsuz duygu ve davranışları azaltmak, sosyal katılımı geliştirmek ve olumlu ruh halinde kalmak şeklinde 3 temel faydası bulunuyor. Ayrıca Paro’nun kaygı, stres, ağrı ve depresyonu azalttığı klinik olarak da kanıtlanmış durumda.</strong></p>
<p>6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremin ardından Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nin depremzedelere destek olmak amacıyla kurduğu “Deprem Travma Psikolojik Destek Hattı” bir yardım hareketini daha beraberinde getirdi. </p>
<p>NPİSTANBUL Hastanesi’nin bu girişimi üzerine Türkiye’ye katkı sağlamak isteyen Japon Dış Ticaret Teşkilatı’nın (JETRO), terapi için özel tasarlanmış ve görünümü, sesleri ve davranışlarıyla fok balığı yavrusu olarak modellenmiş bir robotu depremzedelere ruhsal açıdan destek sağlamak ve depremde ailelerini kaybetmiş bireylerin travmalarını iyileştirmek üzere NPİSTANBUL Hastanesi’ne hibe etti. Hayvan terapisinin olumlu etkilerinden yararlanarak dizayn edilen Paro isimli fok balığı görünümlü robot Japonya ve Avrupa&#8217;da kullanılıyor. </p>
<p><strong>Otizmin özelliklerini analiz edebiliyor</strong></p>
<p>Özellikle hastanelerde ve bakım evlerinde kullanılmak üzere üretilen robot, demanslı yaşlı hastalara psikolojik destek sağlamak amacıyla kullanılan bebek arp foku modelinde tasarlanmış. </p>
<p>Robotların otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar üzerindeki etkilerini değerlendirmek için yapılan çalışma sonrasında sayısız faydası olduğu görülmüş. Paro, otizm spektrum bozukluğunun özelliklerini analiz edebiliyor ve otizm spektrum bozukluğundan kaynaklanabilecek kaygıyı azaltmaya yardımcı olan kontrollü ortamlar oluşturarak müdahale edebiliyor. </p>
<p><strong>Kaygıyı, stresi ve depresyonu azalttığı klinik çalışmaları mevcut</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİstanbul Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin “Paro teknolojinin ve yapay zekanın bilişsel hastalıkların tedavi edilmesine sunduğu katkıyı gözlemlediğimiz , nörolojik bir terapi robotu. Nörolojik hastalıkların tedavisinde insana dokunmak, empati kurmak ve hastanın duygularına ortak olmak önem taşıyor. Paro da bize depremzedelere destek vermemiz için hibe edilen çok insani bir robot. Bu robotu depremzede ve yakınlarının yanı sıra otizm spektrum bozukluğu, demans, duygusal ve davranışsal sıkıntılar, bilişsel bozukluklar, gelişimsel bozukluklar, travma sonrası stres bozukluğu,  sosyal izolasyon, ve palyatif hastalarda deneyimleyerek sonuçlarını alacağımıza inanıyoruz. Çünkü robotun olumsuz duygu ve davranışları azaltmak, sosyal katılımı geliştirmek ve olumlu ruh halinde kalmak şeklinde 3 temel faydası bulunuyor. Ayrıca Paro’nun kaygı, stres, ağrı ve depresyonu azalttığı klinik olarak da kanıtlanmış durumda.” diyerek tedavideki kullanımından bahsetti. </p>
<p><strong>Terapist rolüne sahip bir insan gibi davranabiliyor </strong></p>
<p>Paro, onunla etkileşime girenler için sosyal arkadaş olduğundan çocuklara da fayda sağlayabiliyor. Artan katılım, artan dikkat seviyeleri ve ortak dikkat gibi yeni sosyal davranışların teşvik edici etkilerini ortaya çıkarabiliyor. Paro’nun, bir oyun arkadaşı, sosyal aktör ve terapist rollerine sahip bir insan gibi davranma yetenekleri bulunuyor.</p>
<p>Hem yetişkin hastalar hem de çocuklar için oyun niteliği taşıması sayesinde nörolojik veya bilişsel bozukluklarla başa çıkmalarına yardımcı olarak onların iyi hissetmelerini sağlayabiliyor. Darülaceze gibi bakımı merkezlerinde de kullanılabiliyor. </p>
<p><strong>Şarj olması için elektrikli emziğini emmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Paro, ileri teknoloji özelliklerinin yanında üç mikrofon, kürkünü kaplayan on iki dokunsal sensöre sahip. Bir kedi büyüklüğünde olan bu sevimli robot, dokunmaya duyarlı bıyıkları ile uzuvlarını ve gövdesini sessizce hareket ettirebiliyor. Şarj olması için elektrikli emziğini emmesi gerekiyor. Paro, kuyruğunu hareket ettirerek karşısındaki kişiye yanıt veriyor. Dikkat çekmek için ağlıyor, seslere ve adına tepki veriyor. İnsanlarla kucaklaşmak için tasarlanan bu robot isimleri öğrenebiliyor ve gerçek yavru foklara benzer sesler çıkartarak karşısındaki kişiyle etkileşimde bulunabiliyor. Kısacası canlıymış gibi tepkiler verebiliyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/refakatci-tedavi-robotu-paro-bilissel-bozukluklarin-tedavisine-destek-oluyor-395314">Refakatçi tedavi robotu Paro: Bilişsel bozuklukların tedavisine destek oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
