<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilinen | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bilinen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bilinen</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jan 2026 07:51:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bilinen | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bilinen</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Diş beyazlatmada doğru bilinen yanlışlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar-602481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 07:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatmada]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hassas]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatma işlemiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar, uygulamanın güvenli sınırları ve kimler için uygun olmadığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar-602481">Diş beyazlatmada doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatma işlemiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar, uygulamanın güvenli sınırları ve kimler için uygun olmadığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Diş beyazlatmanın, diş renginden memnun olmayan hastalara önerilebilen minimal invaziv bir estetik diş hekimliği uygulaması olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Hekim kontrolünde klinikte uygulanan ofis tipi beyazlatma yöntemleri ya da hastanın evde, kişiye özel hazırlanan plaklar yardımıyla uygulayabildiği ev tipi beyazlatma yöntemleri bu amaçla kullanılabilir. Bu uygulamalar sayesinde hastaların doğal diş rengi birkaç ton açılabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Diş beyazlatmayla ilgili yaygın yanlış inanışlara dikkat! </strong></p>
<p>Diş beyazlatma hakkında yaygın yanlış inanışlar olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, bu yanlış inanışları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Mit 1; diş beyazlatma diş minesine zarar verir.<strong> </strong>Diş hekimi kontrolünde, uygun ajanlar ve doğru konsantrasyonlar kullanılarak yapılan beyazlatma işlemleri diş minesine kalıcı zarar vermez. Bilimsel çalışmalar, uygun sürede ve uygun konsantrasyonlarla gerçekleştirilen beyazlatma işlemlerinin diş minesinde herhangi bir yapısal bozukluk oluşturmadığını gösteriyor.</p>
<p>Mit 2; diş beyazlatma dişleri aşırı hassas yapar.<strong> </strong>Beyazlatma sonrası hassasiyet görülebilir; ancak bu durum geçicidir. Genellikle 24 ila 72 saat arasında kısa süreli bir hassasiyet oluşabilir. Uygun hassasiyet giderici ajanlar kullanılarak bu durum kontrol altına alınabilir.</p>
<p>Mit 3; beyazlatma işlemi kalıcıdır.<strong> </strong>Diş beyazlatma işlemi kalıcı değildir. Zaman içerisinde çay, kahve ve sigara tüketimi gibi faktörlere bağlı olarak beyazlıkta azalma görülebilir. Ancak iyi bir ağız bakımı ve düzenli ağız hijyeni ile beyazlatmanın etkisi 1 ila 3 yıl boyunca korunabilir. </p>
<p>Mit 4; herkesin dişi aynı derecede beyazlar.<strong> </strong>Beyazlatma işleminin etkisi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Hastanın doğal diş rengi, mevcut lekelerin tipi ve hastanın yaşı gibi faktörler beyazlatma sonucunu doğrudan etkiler.</p>
<p>Mit 5; evde yapılan doğal yöntemler güvenilirdir.<strong> </strong>Limonla veya karbonatla diş fırçalama gibi yöntemlerin sık uygulanmasının güvenli olduğu düşünülse de bu tür doğal yöntemlerin kontrolsüz şekilde kullanılması kesinlikle tavsiye edilmez. Bu uygulamalar diş minesine kalıcı zarar verebilir, dişlerin daha hızlı renklenmesine yol açabilir ve zamanla hassasiyete neden olabilir. Bu nedenle söz konusu yöntemler güvenli değildir ve hekimler tarafından önerilmez.</p>
<p>Mit 6; beyazlatma dolgu ve kaplamaları da beyazlatır.<strong> </strong>Beyazlatma işlemi yalnızca doğal diş dokularının rengini açabilir. Dolgu ve kaplama gibi restoratif materyaller üzerinde herhangi bir beyazlatıcı etkisi bulunmaz.</p>
<p>Mit 7; beyazlatma her yaşta yapılabilir.<strong> </strong>Diş beyazlatma işlemi 18 yaş altındaki bireylere genellikle önerilmez. 18 yaşını doldurmuş erişkin hastalarda ise beyazlatma işlemi güvenli bir şekilde uygulanabilir.” </p>
<p><strong>Beyazlatma işlemi hekim kontrolünde, uygun doz ve randevu sayısıyla yapılmalı!</strong></p>
<p>Beyazlatma işlemiyle ilgili bir diğer yanlış inanışın, yüksek konsantrasyonlu ajanların daha etkili sonuçlar sağlayacağı yönünde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Hekimler olarak hedefimiz, uygun ve yeterli konsantrasyonda beyazlatma uygulamaktır. Yüksek konsantrasyonlu ajanlar hızlı etki gösterebilir; ancak bu durum daha yüksek riskler barındırır. Bu nedenle beyazlatma işleminin hekim kontrolünde, önerilen doz ve randevu sayısı doğrultusunda yapılması önerilir.” dedi.</p>
<p>Diş beyazlatma işleminin etkisinin genellikle 1–3 yıl boyunca korunabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, “Oluşabilecek hassasiyet kontrol altına alınabilir. Ancak bazı gruplarda beyazlatma işlemi önerilmez. Hamilelik, emzirme dönemi ve 18 yaş altı bireylerde beyazlatma yerine farklı tedavi seçenekleri tercih edilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar-602481">Diş beyazlatmada doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 11:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[felci]]></category>
		<category><![CDATA[hakkındaki]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[islak]]></category>
		<category><![CDATA[Kasları]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Felci]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><strong>Nesilden nesile aktarılan bazı inanışlar, sorgulanmadan doğru kabul edilebiliyor!</strong></p>
<p>Toplumda nesilden nesile aktarılan bazı inanışların, çoğu zaman bilimsel dayanağı olup olmadığı sorgulanmadan doğru kabul edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Günlük yaşamda sıkça duyduğumuz bu ifadeler, özellikle soğuk algınlığı, enfeksiyonlar ve sinir sistemi hastalıklarıyla ilişkilendirilir.” dedi.</p>
<p>Kültürümüzde yerleşmiş olan inanışlardan örnekler veren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “En çok duyduklarımız ‘dondurma yersen bademcik iltihabı olursun’, ‘çıplak ayakla taşa basma böbreklerini üşütürsün’, ‘taşa oturma bağırsaklarını üşütürsün’, ‘boynuna atkı sar boğazın şişmesin’ ve özellikle soğuk havalarda çok sık duyduğumuz ‘ıslak saçla yatarsan sinüzit olursun’ deyimleridir. Bu ifadelerin hiçbirinin tıpta ispatlanmış bir çalışması yoktur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinüzitin saçın ıslak kalmasıyla ilişkili olduğunu gösteren bilimsel çalışma yok! </strong></p>
<p>Sinüzitin, genellikle nezle ve grip enfeksiyonları sırasında virüslerin sinüs boşlukları içinde iltihap oluşturmasıyla meydana geldiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu durumun saç telleriyle ya da saçın ıslak olmasıyla ilişkili olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel çalışma bulunmaz.” dedi.</p>
<p>Saç derisi ile nazal mukozanın anatomik olarak birbirinden oldukça uzak bölgelerde yer aldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Ayrıca bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan bir etkileşim söz konusu değildir. Buna rağmen, bireylerin kendilerini koruma konusunda azami dikkat göstermeleri elbette önemlidir. Her ne kadar ıslak saçla uyumanın sinüzite yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, konfor, genel hijyen ve vücut direncinin korunması açısından ıslak saçla uyumamak daha sağlıklı bir tercih olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yüz felci, yüz sinirindeki iletim bozukluğuyla gelişir!</strong></p>
<p>Günlük hayatta sıkça yanlış yorumlanan bir diğer durumun ise yüz felci olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felci, yüz kaslarını hareket ettiren yüz sinirinin iletiminin durması ve bu nedenle mimik kaslarının çalışamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.” dedi.</p>
<p>Yüz sinirinin motor dallarının beyinden çıktıktan sonra kulak kemiği olarak bilinen temporal kemik içinde dar bir kanaldan ilerlediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi şunları söyledi:</p>
<p>“Bu kanaldan çıktıktan sonra yanaktaki tükürük bezesinin içine girer ve çeşitli dallara ayrılarak yüzümüzdeki mimikleri oluşturan kasları hareket ettirir. Özellikle bu dar kemik kanal içinden geçerken sinirde herhangi bir ödem oluşması durumunda sinir iletimi bozulur ve kaslar görevini yapamaz. Bu tabloya yüz felci adı verilir. Bunun yanı sıra, tükürük bezi ameliyatları, çeşitli kafa travmaları ya da cerrahi kesiler sırasında sinirin bazı bölümleri zarar görebilir. Bu gibi durumlarda da sinir iletimi durur, ilgili bölgede mimik kasları çalışmaz ve yüz hareketlerinde belirgin bir asimetri oluşur.”</p>
<p><strong>Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı!</strong></p>
<p>Yüz felçleri içinde en sık karşılaşılan tablonun, Bell’s palsi olarak adlandırılan ve kemik içindeki ödeme bağlı olarak gelişen felç olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tür yüz felçleri büyük oranda kendiliğinden düzelir.” dedi.</p>
<p>Ancak düşük bir ihtimal de olsa, iyileşmenin gerçekleşmediği durumlar da olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Kalıcı yüz felci gelişebilir. Bu durumda yüzde asimetri ve estetik açıdan şekil bozuklukları ortaya çıkar. Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması son derece önemlidir. İlk olarak yapılması gereken, felcin santral mi (beyin kaynaklı) yoksa periferik mi (sinir trasesi boyunca) geliştiğinin ayırt edilmesidir. Bu ayrım tedavi yaklaşımını doğrudan belirler. Ardından, aynı tarafta kulak enfeksiyonu, kolesteatoma, temporal kemik fraktürü ya da tükürük bezine ait kitle veya cerrahi öykü olup olmadığı değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tedaviye erken başlamak başarı oranını her zaman artırır!</strong></p>
<p>Göz kapağını kapatan kasları uyaran sinirin de fasiyal sinirin dallarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felcinde gözün kapanamaması, göz kuruluğu ve enfeksiyon riskini artırdığı için ayrıca önem taşır.” dedi.</p>
<p>Tedaviye mümkün olduğunca erken başlanmasının başarı oranını her zaman artırdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tedavi sürecinde ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, masaj, sıcak uygulamalar ve destekleyici yöntemler birlikte kullanılabilir. Bazı durumlarda herpes zoster virüsü, kulak çevresinde döküntülerle birlikte işitme kaybı, kulak çınlaması ve yüz felcini aynı anda ortaya çıkarabilir. Bu tabloda kalıcı hasar riski daha yüksek olduğu için ek ve daha yoğun tedavi yöntemlerine başvurulması gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:36:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyo]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda infertilite yani kısırlık oranlarındaki artış nedeniyle pek çok çift tüp bebek tedavisine başvuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794">Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda infertilite yani kısırlık oranlarındaki artış nedeniyle pek çok çift tüp bebek tedavisine başvuruyor. Ancak üreme sağlığı ve tüp bebekle ilgili yanlış inanışlar, tedavi sürecinde gereksiz kaygı ve bilinçsiz uygulamalara yol açabiliyor. Tüm bunlar bebek sahibi olma şansını azaltabiliyorken, bilinçli yaklaşımlar ve kişiye özel tedaviler başarıyı artırıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu, tüp bebek tedavisi konusunda yanlış bilinenler ve güncel tedavi uygulamaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İşte tüp bebek tedavisi ile ilgili 10 yanlış inanış:</strong></p>
<p><strong>1. “Tüp bebek tedavisi mutlaka adetin 2–3. gününde başlar”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisine kadınlarda mutlaka adet döneminin 2 ya da 3’üncü gününde başlanması yıllardır süregelen bir uygulamaydı. Bu bilgi halen çok yaygındır ve pek çok çift bu takvime göre planlama gerektiğini düşünmektedir. Ancak artık tedavi tek bir zaman dilimine bağlı kalınarak yapılmamaktadır. Günümüz tüp bebek uygulamalarında yumurtalık durumu, hormonal yanıt ve kişiye özel faktörler değerlendirilerek tedavi farklı döngü dönemlerinde başlatılabilmektedir. Random-start IVF<strong> </strong>protokolü de denilen bu uygulama; düşük yumurta rezervi, kanser öyküsü, polikistik over sendromu gibi zamanla yarışın önemli olduğu hastalarda büyük avantaj sağlamaktadır. </p>
<p><strong>2. “Tek embriyo başarı ihtimalini düşürür”</strong></p>
<p>Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde tedavi ile elde edilen embriyo sayısının düşük olması eşleri umutsuzluğa düşürebilmektedir. Ancak “Ne kadar çok embriyo, o kadar yüksek başarı” inanışı artık geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktör embriyonun genetik sağlığıdır. Günümüzde PGT-A gibi genetik tarama yöntemleri, embriyoların kromozomal yapısını inceleyerek hangi embriyonun sağlıklı olduğunu gösterebilmektedir. Dolayısıyla tek, ama kaliteli bir embriyo; birden fazla düşük kaliteli embriyodan çok daha yüksek başarı sağlayabilmektedir.</p>
<p><strong>3. “Embriyo transferinden sonra kalkmadan yatmak gerekir”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavi sürecinde kadınların embriyo transferi sonrası uzun süre yatak istirahatine alınması yakın bir zamana kadar yaygın bir uygulamaydı. Ancak yıllar içinde yapılan bilimsel çalışmalar, bunun gebelik oranlarını artırmadığını ortaya koydu. Burada öncelikle embriyonun rahme tutunma sürecinin hareket etmekle bozulacak kadar hassas bir mekanizma olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Rahim kas yapısı embriyoyu koruyan ve sabitleyen güçlü bir yapıya sahiptir. Uzun süre yatmak ise tam aksine kişiyi strese sokabilir, anksiyeteyi artırabilir, kan dolaşımını yavaşlatabilir, dolayısıyla sürece olumsuz etki edebilmektedir. Günümüzde embriyo transferi sonrası normal günlük rutinlere dönülmesi önerilmektedir. Kişi iş ve sosyal yaşamına devam etmeli, bu süreci sağlıklı ve keyifli bir şekilde geçirmeye dikkat etmelidir. </p>
<p><strong>4. “Yapay zekâ tüp bebekte sadece görüntü işlemek için kullanılır”</strong></p>
<p>Yapay zekâ artık tüp bebek alanında çok daha aktif bir rol oynamaktadır. Embriyo gelişim süreci, zaman atlamalı görüntüleme sistemleriyle saniye saniye kaydedilmektedir. Bu görüntüler yapay zekâ algoritmaları tarafından analiz edilmekte ve embriyonun gelişim modeli, tutunma ihtimali ve genetik normalliği üzerine öngörüde bulunulabilmektedir. Yapay zeka sistemleri, embriyonun hücre bölünme hızından şekil bütünlüğüne kadar birçok veriyi saniyeler içinde değerlendirerek tutunma ihtimali en yüksek embriyoyu belirler. Bu sayede embriyo seçimi sadece gözle değil, veriye dayalı olarak yapılabilmektedir. Bu da başarı şansını artıran çok önemli bir adımdır.</p>
<p><strong>5. “Pıhtılaşma sorunu sadece gebeliğin ileri dönemlerinde önemlidir”</strong></p>
<p>Trombofili yani pıhtılaşma sorunu sadece gebelik ilerledikçe önem kazanan bir durum değildir. Trombofili tüp bebek tedavisinde embriyonun tutunmasını zorlaştırabilir. Rahim içi kan dolaşımı bozulduğunda gebelik şansı azalır. Tekrarlayan düşük, tekrarlayan başarısız deneme<strong> </strong>veya aile öyküsü gibi durumlarda doktorun bu konuyu değerlendirmesi önemlidir. Pratik kan testleriyle bu durum saptanabilir ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir</p>
<p><strong>6. “İleri yaşta yumurta toplama anne olma şansını azaltır”</strong></p>
<p>Kadın yaşı, yumurta sayısı ve kalitesini etkileyebilmektedir. Ancak günümüzde hormon dozlarının kişiye göre ayarlanabildiği, kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri sayesinde ileri yaşta da başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Ayrıca bazı kadınlarda 40 yaş sonrası bile biyolojik rezerv beklenenden iyi olabilmektedir. Bilim artık yaş sınırının değil, kişisel değerlendirmenin kıymetli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ileri yaşta da olsa bebek hayali olan çiftlerin mutlaka bu konuda deneyimli uzmanlar tarafından değerlendirilmesi önemlidir.</p>
<p><strong>7. “Dondurulmuş embriyo taze embriyo kadar kaliteli değil”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisine başvuran pek çok çift embriyoların dondurulmadan hemen transfer edilmesi durumunda daha çabuk bebek sahibi olabileceklerini düşünmektedir. Ancak araştırmalar, dondurulmuş embriyo transferi sonuçlarının taze transfer kadar başarılı olduğunu, hatta bazı durumlarda daha iyi sonuç verdiğini göstermektedir. Modern vitrifikasyon yöntemi sayesinde embriyolar çok hızlı ve zarar görmeden dondurulup saklanabilmekte ve en uygun zamanda sağlıklı bir sonuç için transfer edilmektedir. </p>
<p><strong>8. “Genetik hastalık taşımıyorsam embriyo genetiğine baktırmama gerek yok”</strong></p>
<p>Pek çok kişi genetik embriyolarda genetik taramanın sadece kalıtsal hastalıklar için yapıldığını sanmaktadır. Oysa embriyolardaki kromozomal hataların büyük bölümü anne-babadan geçmemekte; yumurta ve spermin birleşmesi sırasında rastlantısal olarak oluşmaktadır. Bu nedenle belirli durumlarda genetik tarama yapılması, tedavi sürecini daha doğru yönlendirmektedir.</p>
<p><strong>9. “Tüp bebek başarısızlığının tek nedeni strestir”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavi sürecinin seyrinde stres önemli bir faktördür ancak tek başına belirleyici özelliğe sahip değildir. Rahim hazırlığı, embriyo kalitesi, hormonal yanıt ve kişiye özel tedavi planlamasının tüp bebek tedavisinin başarısı ve sağlıklı bir gebelik için çok daha güçlü etkileri bulunmaktadır. Bu süreçte çiftler için stres kontrolü gereklidir fakat “başarı tamamen strese bağlı” anlayışı doğru değildir.</p>
<p><strong>10. Tüp bebek tedavisinde tek amaç çok embriyo elde etmektir?”</strong></p>
<p>Bu düşünce de geçmişte kalmış bir bakış açısının uzantısıdır. Günümüzde tüp bebek tedavisinde hedef çok embriyo üretmek değil; en doğru embriyoyu belirlemektir. Yüksek embriyo sayısı her zaman yüksek başarı anlamına gelmez. Tedavide önemli olan genetik potansiyeli yüksek embriyonun doğru zamanda rahimle buluşmasıdır.</p>
<p>Tüp bebek tedavisinin artık standart kalıplarla ilerleyen bir süreç olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Her çift farklıdır ve başarı şansı, doğru değerlendirme, güncel bilgi ve kişiye özel yaklaşımla artırılmakta, modern uygulamalarla çok sayıda çift bebek hayallerine kavuşmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794">Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stratosferden Atlayışıyla Bilinen Felix Baumgartner Vefat Etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stratosferden-atlayisiyla-bilinen-felix-baumgartner-vefat-etti-555439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 13:46:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atlayışıyla]]></category>
		<category><![CDATA[baumgartner]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[felix]]></category>
		<category><![CDATA[stratosferden]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555439</guid>

					<description><![CDATA[<p>39 kilometreden atlayıp ses duvarını aşan ilk insan olan Avusturyalı paraşütçü Felix Baumgartner, İtalya’da motorlu yamaç paraşütü kazasında yaşamını yitirdi. 56 yaşındaki Baumgartner'ın paraşütün kontrolünü kaybetmesinin üzerine bir otelin yüzme havuzuna çakıldığı aktarıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stratosferden-atlayisiyla-bilinen-felix-baumgartner-vefat-etti-555439">Stratosferden Atlayışıyla Bilinen Felix Baumgartner Vefat Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Dünyaca ünlü <strong>Avusturyalı ekstrem sporcu Felix Baumgartner</strong>, İtalya’da geçirdiği motorlu yamaç paraşütü kazasında hayatını kaybetti. Yetkililer, kazanın<strong> Porto Sant’Elpidio</strong> kentinde meydana geldiğini, 56 yaşındaki Baumgartner’ın otel havuzuna çakıldığını ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını açıkladı.</p>
</div>
<div>
<p><b>Felix Baumgartner kimdir?</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>Baumgartner</strong>, 2012 yılında gerçekleştirdiği tarihi atlayışla adını duyurmuştu. 39 kilometre yükseklikten serbest düşüş yapan sporcu,<strong> ses hızını aşan ilk insan olarak tarihe geçmişti.</strong> Yıllarca BASE jump, serbest atlayış ve uçuş gösterileriyle anılan Baumgartner, cesaretiyle ekstrem spor dünyasında efsane olarak kabul ediliyordu.</p>
</div>
<div>
<p><b>Felix Baumgartner neden öldü?</b></p>
</div>
<div>
<p>İtalya&#8217;da motorlu yamaç paraşütü yaptığı sırada henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı kontrolünü kaybeden <strong>Baumgartner, </strong>bir otelin yüzme havuzuna çakıldı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.</p>
</div>
<div>
<p>Kazayla ilgili açıklama yapan <strong>Porto Sant’Elpidio Belediye Başkanı</strong>, Baumgartner’ı “cesaret ve tutkunun simgesi” olarak tanımladı. Tarihi atlayışına sponsor olan Red Bull ekibi, perşembe günü yayımladıkları mesajda üzüntülerini paylaşarak “Seni asla unutmayacağız” ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<div>
<p><strong>Baumgartner&#8217;ın </strong>ölüm nedeni kesinleşmemekle birlikte, havada ani bir rahatsızlık geçirmiş olabileceği belirtiliyor.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stratosferden-atlayisiyla-bilinen-felix-baumgartner-vefat-etti-555439">Stratosferden Atlayışıyla Bilinen Felix Baumgartner Vefat Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-521901</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 08:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=521901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatın son derece doğal bir evresi olup, her kadının hayatında&#8230;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-521901">Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın son derece doğal bir evresi olup, her kadının hayatında deneyimlediği önemli dönemeçlerden biri olan menopoz hakkında pek çok doğru bilinen yanlış ve kafa karışıklığı olduğu açık bir gerçek. İşte bu konu hakkında, Bağdat Caddesi Amerikan Tıp Merkezi’nde göreve başlayan Dr. Gamze Kırpınar ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Tüm sorulara son derece anlaşılır bir dille cevap veren Kırpınar’a teşekkür ediyor, sizleri onun cevapları ile baş başa bırakıyoruz:</p>
<p><strong>Menopoz nedir? Kaç yaşında menopoza girmek normaldir?</strong></p>
<div class="wp-block-image is-style-default">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="" class=" lazy wp-image-104531"></figure>
</div>
<p>Menopoz, yumurtalıklarda östrojen hormon üretiminin durması ile birlikte adet görmenin sona ermesi ve aynı zamanda üreme fonksiyonlarının da bitmesi olarak tanımlanmaktadır. Son adetin üzerinden bir yıl geçtikten sonra artık menopoz denilmektedir. Bu bazen doğal akışında meydana gelirken, bazen de cerrahi-kemoterapi gibi faktörlerle aniden meydana gelmektedir. Ailesel faktörler, beslenme düzeni, fiziksel aktivite, sigara kullanımı, vücut kitle indeksi, eşlik eden tıbbi hastalıklar, geçirilmiş yumurtalık cerrahisi ve radyoterapi, kemoterapi gibi tedaviler, menopoza girme yaşını etkilemektedir. Normal menopoz yaşı 45-55 yaşlar arasındadır. Ortalama menopoz yaşı Türkiye için 48, dünyada 51 yaş olarak bildirilmektedir. 40-45 yaşlarında görüldüğünde erken menopoz, 40 yaş altında ise erken yumurtalık yetmezliği olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p><strong>Perimenopoz nedir, en sık görülen belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Hormon seviyelerinde dalgalanmaların olduğu menopoza geçiş sürecidir. Ortalama 2-7 yıl arasında sürdüğü kabul edilmektedir. Adet düzensizlikleri, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, ruh h&acirc;li değişikliklerinin kendini gösterdiği dönemdir. Perimenopozda başlayan şik&acirc;yetlere zamanla vajinal kuruluk, libido kaybı, idrar yolu problemleri, konsantrasyon güçlüğü, cilt değişiklikleri, kilo artışı gibi şik&acirc;yetler eklenmektedir.</p>
<p><strong>Menopozda kilo almak kaçınılmaz mıdır?</strong></p>
<p>Metabolizmada yavaşlama olduğu için kilo alma eğilimi artar. Ancak günlük su tüketimini artırmak, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku bu sürece katkı sağlar.</p>
<p><strong>Menopoz beraberinde ne gibi riskler getiriyor?</strong></p>
<p>Östrojen eksikliğine bağlı kemik yoğunluğunda azalma, kırık riskinde artış görülür. Hipertansiyon ve ateroskleroz gelişimine bağlı kalp hastalıkları riski artar. Hafıza ve konsantrasyon problemleri başlar. Mood değişiklikleri, depresyon, anksiyete gelişebilir.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar" class=" lazy wp-image-104530"></figure>
<p><strong>Hormon tedavisi kullanılmalı mı? Meme kanseri yapar mı?</strong></p>
<p>Östrojeni yerine koymanın ateş basması, terlemeler ve bunların getirdiği sorunları iyileştirdiği bilinmektedir. Ayrıca doğru zamanda doğru hastada kullanıldığında, kalp sağlığı ve kemik sağlığı üzerine de olumlu etkileri olmaktadır. 60 yaş altında, menopoz sonrası 10 yıldan daha az geçmiş olan kadınlarda, ek sakınca yoksa hormon tedavilerinin kullanımı önerilmektedir. Östrojen kullandığımızda, rahmi olan kadınlarda rahim duvarını kanserden korumak için progesteron tedavisi de eklenmesi gerekmektedir. Kullanılan sentetik progesteronların meme kanseri ile ilişkisi olduğu bilinmektedir. Ancak biyoeşdeğer progesteronun, meme kanser riskini artırmadığı gösterilmiştir. Östrojenler de ağız yoluyla alındığında pıhtı riski ile ilişkilendirilmektedir. Östrojenleri cilt yolu ile kullandığımızda bu riskten kaçınılabilmektedir.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar" class=" lazy wp-image-104528"></figure>
<p><strong>Ne gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapılabilir?</strong></p>
<p>Kalsiyum, D vitamini, Omega-3 ve bitkisel östrojenlerden zengin beslenmek, işlenmiş gıdalardan ve aşırı şekerden uzak durmak, aktif bir yaşam tarzı benimsemek, stres yönetimi için düzenli uyku, meditasyon, derin nefes egzersizleri ve hobilere zaman ayırmak, gerekirse destek almak, sigara ve alkol tüketimini azaltmak önerilmektedir.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="" class=" lazy wp-image-104529"></figure>
<p><strong>Büyüklerimiz menopoza girince hormon mu kullandılar ki, bu doğal bir durum değil mi?</strong></p>
<p>Evet; menopoz hayatın doğal bir evresidir. Ancak günümüzde kadınlar için beklenen yaşam ömrü uzamıştır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kadınlar, erkeklerden ortalama 6-8 yıl daha uzun yaşamakta ve kadınlarda beklenen yaşam süresi 80 yaşın üzerindedir. Bu açıdan bakıldığında, artık kadınlar hayatlarının uzun bir dönemini menopozda geçirmekteler. Kadınların hayatında önemli bir dönemeç olan bu süreçte, hem fiziksel hem ruhsal değişiklikler meydana gelmektedir. Öte yandan, kadının kendine daha çok vakit ayırdığı, içsel gücünü keşfettiği bu dönemde doğru bilgi, destek, bireyselleştirilmiş tedaviler ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu süreç daha verimli ve keyifli geçebilmektedir. Menopoz hakkında pek çok doğru bilinen yanlış ve kafa karışıklığı vardır. Bu süreci daha bilinçli yönetmek, sağlıklı yaş almayı sağlayabilmek için bu alanla ilgilenen bir hekimin takibinde olmak önem arz etmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-521901">Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar&#8221; ele alınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/otizm-farkindaligi-ve-otizmde-dogru-bilinen-yanlislar-ele-aliniyor-459999</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 21:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizmde]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi, Tohum Otizm Vakfı ile 17 Mayıs Cuma günü ‘’Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar’’ın ele alınacağı ortak webinar gerçekleştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizm-farkindaligi-ve-otizmde-dogru-bilinen-yanlislar-ele-aliniyor-459999">Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar&#8221; ele alınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi ile Tohum Otizm Vakfı, <strong>‘’Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar</strong>’’ın ele alınacağı ortak webinar yapıyor.</p>
<p><strong>17 Mayıs Cuma</strong> günü NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Merkezi (ÇEGOMER) ekibi, Tohum Otizm Vakfı ile bir araya geliyor. </p>
<p>Moderatörlüğünü NPİSTANBUL Hastanesi Kurumsal İletişim Yöneticisi Simge Yıldırım Yurğa’nın yapacağı, Tohum Otizm Vakfı Eğitim Arge ve Projeler Direktörü Dr. Nursinem Şirin, NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, ÇEGOMER Ergoterapist Emrullah Harun Kaya ile Özel Eğitim Öğretmeni Nur Berber’in konuşmacı olarak yer alacağı webinar, <strong>17 Mayıs Cuma</strong> günü <strong>15.00 – 15.45 </strong>saatleri arasında gerçekleşecek.<strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizm-farkindaligi-ve-otizmde-dogru-bilinen-yanlislar-ele-aliniyor-459999">Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar&#8221; ele alınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadıköy Belediyesi, Fenerbahçe Parkı&#8217;nda bulunan Osmanlı dönemine ait olduğu bilinen yaklaşık 600 yıllık Fener Köşkü Hamamı&#8217;nın restorasyonu için çalışmalara başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadikoy-belediyesi-fenerbahce-parkinda-bulunan-osmanli-donemine-ait-oldugu-bilinen-yaklasik-600-yillik-fener-kosku-hamaminin-restorasyonu-icin-calismalara-basladi-459936</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 15:54:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ait]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[bulunan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalara]]></category>
		<category><![CDATA[dönemine]]></category>
		<category><![CDATA[fener]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[hamamının]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[köşkü]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[parkında]]></category>
		<category><![CDATA[restorasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459936</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından onaylanan proje kapsamında tarihi hamamın yenilenmesi ve yeniden turizme kazandırılması hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadikoy-belediyesi-fenerbahce-parkinda-bulunan-osmanli-donemine-ait-oldugu-bilinen-yaklasik-600-yillik-fener-kosku-hamaminin-restorasyonu-icin-calismalara-basladi-459936">Kadıköy Belediyesi, Fenerbahçe Parkı&#8217;nda bulunan Osmanlı dönemine ait olduğu bilinen yaklaşık 600 yıllık Fener Köşkü Hamamı&#8217;nın restorasyonu için çalışmalara başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadıköy; Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait birçok tarihi ve kültürel mirasa ev sahipliği yapan, İstanbul&#8217;un kültürel varlıklar bakımından en zengin ilçelerinden biri. Köşkleri, sarayları, çeşmeleri, hamamlarıyla yüzlerce yıllık tarihin izlerini taşıyan Kadıköy, aynı zamanda geçmişten bugüne bilim, sanat, spor, siyaset gibi birçok alanda öncü isimlerin ve kurumların da yaşadığı yer olarak biliniyor.</p>
<p>Kadıköy Belediyesi de kentin kültürel ve tarihi mirasını koruyarak geleceğe taşımak için önemli bir projeye başladıklarını duyurdu. Belediye, 1. ve 2. derece doğal sit alanı statüsündeki Fenerbahçe Parkı’nda yer alan ve 15-16. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilen Fener Köşkü Hamamı’nın restorasyonu için kolları sıvadı. Fenerbahçe Parkı’nın içinde bir bölümü ayakta olan tarihi hamamın, kaybolmaya yüz tutan bölümlerinin ortaya çıkarılması ve aslına uygun olarak yeniden inşa edilmesi için çalışmalar başladı. Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı da kazı çalışmalarını yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.</p>
<p>İstanbul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından onaylanan proje kapsamında tarihi hamamın önce restütisyon çalışmaları tamamlanacak daha sonra ise restorasyon projesine geçilecek. Fener Köşkü Hamamı’nda başlatılan çalışmalarla ilgili bilgi veren Kadıköy Belediyesi Ar-Ge biriminden Mimar Elif Öztürk, “Kadıköy Belediyesi olarak kültürel mirasın ve eski eserlerin korunmasıyla ilgili eylem planımız çerçevesinde restorasyon ve uygulama çalışmalarımız devam ediyor. Şu an Fenerbahçe Parkı’nda Fener Köşkü Hamamı’nın röleve, restütisyon ve restorasyon projelerini ve uygulamasını yapıyoruz. 5 numaralı Koruma Kurulu tarafından röleve projeleri onaylandı. Arkeolojik denetimlerle kazı çalışmaları yapılıyor. Kazı çalışmalarının ardından tekrar restorasyonu hazırlanarak uygulamasını yapmayı planlıyoruz” dedi.</p>
<p>Fener Köşkü Hamamı restütisyon ve restorasyon projesinin yürütücülerinden Mimar Didem Sunan da hamamın tarihi ve bugünkü çalışmalarla ilgili şu bilgileri verdi: “Burada Bizans döneminden beri imparatorların kullandığı saraylar ve yapılar olduğunu biliyoruz. İmparator Justinianus, burada eşi Theodora için yazlık bir saray yaptırıyor ve burada denize giriyorlar. Osmanlı Dönemi’nde de burada iki tane saray, bir tane hamam, bir tane bostancı neferleri koğuşu, bir mescit ve servis binaları olduğunu biliyoruz. 1963 yılında Sedat Hakkı Eldem burada bir kazı çalışması yapıyor. Onun hazırladığı bir restitüsyon planı var. Bu plana göre günlük kullanılan bir köşk mevcut burada. Hamam da bugün aslında ılıklık, bir halvet hücresi ve bir helâ olarak 4 hacim olarak ayakta. Ama aslında bu hamamın bir soyunmalık kısmı olduğunu biliyoruz. İşte esasında biz bu kazıyı o soyunmalık kısmını ortaya çıkarmak, onun tam izlerini bulmak üzere yapıyoruz”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadikoy-belediyesi-fenerbahce-parkinda-bulunan-osmanli-donemine-ait-oldugu-bilinen-yaklasik-600-yillik-fener-kosku-hamaminin-restorasyonu-icin-calismalara-basladi-459936">Kadıköy Belediyesi, Fenerbahçe Parkı&#8217;nda bulunan Osmanlı dönemine ait olduğu bilinen yaklaşık 600 yıllık Fener Köşkü Hamamı&#8217;nın restorasyonu için çalışmalara başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! &#8216;Saman nezlesi&#8217; olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinit zamanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-saman-nezlesi-olarak-da-bilinen-mevsimsel-alerjik-rinit-zamani-457049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2024 10:24:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimsel]]></category>
		<category><![CDATA[nezlesi]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[rinit]]></category>
		<category><![CDATA[saman]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457049</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Saman nezlesi’ olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinitin, polen dönemlerinde ortaya çıktığını, hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntı gibi semptomlarla kendini gösterdiğini anlatan uzmanlar, antihistaminiklerin semptomları hafiflettiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-saman-nezlesi-olarak-da-bilinen-mevsimsel-alerjik-rinit-zamani-457049">Uzmanlar uyarıyor! &#8216;Saman nezlesi&#8217; olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinit zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Polen zamanları ağaçlar için mart-nisan, çayır polenleri için nisan-haziran ayları, ot polenleri için ise ağustos ve eylül ayları olarak biliniyor.</strong></p>
<p><strong>Alerjinin tedavisinin öncelikle alerjenleri belirleyip bunlardan kaçınmayı içerdiğini vurgulayan KBB Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Alerji tedavi edilmezse, ilerleyen durumlarda bazı hastalarda alerjik polipler oluşabiliyor. Bu polipler, genellikle cerrahi müdahale gerektiren şişliklerdir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, alerjiler hakkında bilgi vererek, tedavisi konusunda da değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Alerji vücudun bir maddenin varlığına aşırı tepki vermesi…</strong></p>
<p>Alerjinin, vücudun bir maddenin varlığına aşırı veya farklı bir şekilde tepki vermesi olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tepki, immunglobulin adı verilen bir bileşenin fazlalığından kaynaklanıyor. Alerjik reaksiyonlar, genellikle burun akıntısı, cilt problemleri, solunum güçlükleri veya sindirim sorunları gibi çeşitli organları etkileyebiliyor. Örneğin, gluten alerjisi olanlar, bağırsaklarını etkileyen alerjik tepkilerle karşılaşabilirler.” dedi.</p>
<p><strong>Alerji ne yapıyor?</strong></p>
<p>Alerjik madde vücuda girdiğinde bağışıklık sisteminin yanlışlıkla zararsız maddelere karşı tepki verdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tepki genellikle burun mukozasında şişme, ödem ve burun tıkanıklığına yol açar. Sonuç olarak, burun akıntısı ve sık hapşırma gibi semptomlar ortaya çıkar. Bu belirtiler genellikle alerjiye bağlıdır ve rahatsızlık verir.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Evdeki halılar veya yatak takımlarındaki toz akarları alerjiye neden olabiliyor</strong></p>
<p>Tedavi konusunda da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, şunları dile getirdi:</p>
<p> “Alerjinin tedavisi öncelikle alerjenleri belirleyip bunlardan kaçınmayı içerir. Örneğin, kediniz varsa ve hapşırıyorsanız, kediye alerjiniz olabilir, bu yüzden kediyi uzaklaştırmak önemlidir. Ayrıca, evdeki halılar veya yatak takımlarındaki toz akarları da alerjiye neden olabilir.</p>
<p><strong>Mevsimsel alerjilerde, polenler gibi dış faktörlerin etkisi var</strong></p>
<p>Mevsimsel alerjilerde, polenler gibi dış faktörlerin etkisi vardır ve bu durumda hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntı gibi semptomlar görülür. Bu duruma mevsimsel alerjik rinit denir. Tedaviye gelince, vücut histamin salgılayarak tepki verir. Antihistaminikler histaminin etkisini azaltarak semptomları hafifletir. Kortizon ise immün sistemi baskılayarak aşırı reaksiyonları engeller. Ancak, uzun süreli kullanımında yan etkileri olabileceği için kortizon genellikle burun spreyi formunda kullanılır. Bu tedaviler semptomları azaltır ancak alerjiyi tamamen iyileştirmez.” </p>
<p><strong>Tedavi edilmezse ne olur?</strong></p>
<p>Alerji tedavi edilmezse, ilerleyen durumlarda bazı hastalarda alerjik polipler oluşabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu polipler, genellikle cerrahi müdahale gerektiren şişliklerdir. Ayrıca, ödem nedeniyle sinüs tıkanıklığı olabilir ve bu da alerjiye bağlı sinüzitlere yol açabilir. Tedavinin önemi, bu tür komplikasyonların önlenmesinde ve sağlıklı bir yaşam sürdürmede yatmaktadır.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-saman-nezlesi-olarak-da-bilinen-mevsimsel-alerjik-rinit-zamani-457049">Uzmanlar uyarıyor! &#8216;Saman nezlesi&#8217; olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinit zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Yaygın Ama Az Bilinen Hastalığa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-yaygin-ama-az-bilinen-hastaliga-dikkat-441999</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2024 21:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir hastalık düşünün ki en alakasız görünen organı bile etkileyip, yol açtığı bambaşka sorunlarla kişinin ‘doktor doktor gezmesine’, yıllarca tanısı konulamadığından derdine çare bulamamasına neden olsun! İşte, kadınların hayatını kabusa çevirebilen bu sinsi hastalığın adı;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-yaygin-ama-az-bilinen-hastaliga-dikkat-441999">Kadınlarda Yaygın Ama Az Bilinen Hastalığa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir hastalık düşünün ki en alakasız görünen organı bile etkileyip, yol açtığı bambaşka sorunlarla kişinin ‘doktor doktor gezmesine’, yıllarca tanısı konulamadığından derdine çare bulamamasına neden olsun! İşte, kadınların hayatını kabusa çevirebilen bu sinsi hastalığın adı; Derin Pelvik Endometriozis! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike</strong> endometriozisin toplumda sadece ‘çikolata kisti’ olarak algınlanmasının da hastalığın teşhisini geciktirdiğini, bu nedenle bu algının değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Faruk Abike, geçmeyen bağırsak şikayetlerinden cinsel ilişki sırasında ağrıya, idrar yolları sorunlarından kasık, bel ve sırt ağrısına kadar, tutulum yaptığı organa göre birçok şikayete neden olabilen endometriozisin en şiddetli türü olan Derin Pelvik Endometriozisi anlattı, yaşam konforunu artırıcı önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak adlandırılan endometriozis, endometrium dokusunun rahim dışındaki bölgelerde tutulum yapması anlamına geliyor. Toplumda sanılanın aksine ‘çikolata kisti’ endometriozisin çeşitlerinden sadece biri olup, çok daha şiddetli türü olarak karşımıza Derin Pelvik Endometriozis çıkıyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike</strong> “Endometriozis hastalığının sadece çikolata kisti olarak algılanması son derece yanlıştır ve bu yanlış algının bir an önce değiştirilmesi gerekir. Çünkü hastada çikolata kisti saptanmamış olsa da, endometriozisin en şiddetli çeşidi olan Derin Pelvik Endometriozis söz konusu olabilir ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir” diyor. Birçok hastalığı taklit ederek o hastalıkların şikayetlerine yol açtığı için Derin Pelvik Endometriozisin teşhisinin 10 yılı bile bulabildiğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike şöyle konuşuyor: “Derin Pelvik Endometriozis; bağırsakların tıkanmasına, geçmeyen gaz yakınmalarına, dışkılama sırasında ağrıya, ishal ve kabızlığa, cinsel ilişki sırasında ve adet döneminde şiddetli ağrıya, kasık, bel ve sırt ağrılarına neden olabilir. Bağırsak tutulumu olan hastalarda sıklıkla karınlarında sanki hamileymiş gibi şişlik sorunu yaşanır. Anne olmanın önündeki en önemli engellerden de biridir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Erken teşhis ve tedavi için bu önerilere dikkat!</strong></p>
<p> </p>
<p>Özellikle zamanla artan adet sancısı, cinsel ilişki sırasında ağrı, gebe kalamama, bağırsak sorunları ve anormal kanama sorunları olan kadınlarda ultrason veya diğer görüntüleme yöntemlerinde hiçbir patoloji saptanılmasa bile, mutlaka endometriozis konusunda deneyimli bir jinekolog tarafından değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike “Derin Pelvik Endometriozisin teşhisi klasik görüntüleme yöntemleri ile çok zor olup, bu hastalık konusunda deneyimli olan bir Kadın Doğum Uzmanına jinekolojik muayene ve özel tekniklerle yapılan transvaginal ultrason incelemesi, gerekli durumlarda MR incelemesi ile tanı konulur. Tanı konulduktan sonra, uygun tedavi seçenekleri belirlenir ve hastanın semptomları yönetilir. Bu hastalığın erken tanı ve tedavisi, hastaların yaşam kalitesini artırabilir ve doğurganlık sorunlarını azaltabilir” diyor. Tedavinin kişiye özel yaklaşımlarla; medikal tedavi, diyet değişiklikleri ya da cerrahi müdahale gibi uygulamalarla yapılabileceğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike, kişiye özel yaklaşımla hareket edilmesinin çok önemli olduğunu söylüyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Derin Pelvik Endometriozise Karşı Etkili Önlemler!</strong></p>
<p> </p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike, Derin Pelvik Endometriozis hastalığıyla başa çıkmak için önerilerini 7 maddede sıralıyor;    </p>
<p> </p>
<ul>
<li>Doktorunuzla düzenli iletişimde olun. Şikayetlerinizde bir değişiklik olursa veya yeni sorunlar ortaya çıkarsa mutlaka haberdar edin. </li>
<li>Tedavi planınızı aksatmayın. Gerekirse planınızı doktorunuzla gözden geçirin.</li>
<li>Hafif egzersizler yapın ancak aşırı egzersizden kaçının. Doktorunuza danışmadan yeni bir egzersiz programına başlamayın.</li>
<li>Anti-inflamatuar özelliklere sahip besinleri içeren bir diyet benimseyin. C vitamini, omega-3 yağ asitleri ve lif içeren gıdalar, iltihaplanmayı azaltabilir.</li>
<li>Stres hastalık şikayetlerinizi artırabilir. Meditasyon, derin nefes alma teknikleri, yoga veya terapi gibi stres yönetimi tekniklerini uygulayın. </li>
<li>Derin Pelvik Endometriozis ile başa çıkma sürecinde destek gruplarına katılmak, diğer insanlarla deneyimleri paylaşmak ve duygusal destek almak faydalı olabilir.</li>
<li>Sigara içmeyi bırakmak, sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak ve alkol tüketimini sınırlamak gibi yaşam tarzı değişiklikleri genel sağlığınızı iyileştirebilir. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-yaygin-ama-az-bilinen-hastaliga-dikkat-441999">Kadınlarda Yaygın Ama Az Bilinen Hastalığa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi, sağlık dünyasının Oscarları olarak bilinen Doktorclub Awards&#8217;ta iki ödül birden aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-saglik-dunyasinin-oscarlari-olarak-bilinen-doktorclub-awardsta-iki-odul-birden-aldi-437015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jan 2024 08:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aldı]]></category>
		<category><![CDATA[awardsta]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[birden]]></category>
		<category><![CDATA[doktorclub]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasının]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[oscarları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=437015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, sağlık dünyasının Oscarları olarak bilinen “Doktorclub Awards 2023” ödülleri kapsamında iki ödülün birden sahibi oldu. Doktorclub.com ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi işbirliği ile 7’ncisi düzenlenen “Türkiye'nin Sağlık Ödülleri Doktorclub Awards 2023” törenle sahiplerini buldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-saglik-dunyasinin-oscarlari-olarak-bilinen-doktorclub-awardsta-iki-odul-birden-aldi-437015">Ege Üniversitesi, sağlık dünyasının Oscarları olarak bilinen Doktorclub Awards&#8217;ta iki ödül birden aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, sağlık dünyasının Oscarları olarak bilinen “Doktorclub Awards 2023” ödülleri kapsamında iki ödülün birden sahibi oldu. Doktorclub.com ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi işbirliği ile 7’ncisi düzenlenen “Türkiye&#8217;nin Sağlık Ödülleri Doktorclub Awards 2023” törenle sahiplerini buldu.</p>
<p>Törende, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dâhili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevnaz Şahin’in 2016 yılından bu yana yürütücülüğünü yaptığı bir sosyal sorumluluk projesi olan “Ege 3 Yaş Üniversitesi” Jüri Özel Ödülünü alırken, Nükleer Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Yurt ise “Yılın Medikal Endüstri Ödülleri” kapsamında “Yılın Ar-Ge İnovasyon Uygulaması Ödülü”nün sahibi oldu.</p>
<p>Doç. Dr. Sevnaz Şahin ve Ege 3 Yaş Üniversitesi ekibi ile Prof. Dr. Fatma Yurt’u makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Türkiye&#8217;nin önde gelen hekim ve akademisyenleri ile sağlık endüstrisinin öne çıkan firmalarının yöneticilerinden oluşan jüri tarafından yapılan oylamada üniversitemiz öğretim üyesi Doç. Dr. Sevnaz Şahin ve Prof. Dr. Fatma Yurt, ‘Türkiye&#8217;nin Sağlık Ödülleri Doktorclub Awards’ kapsamında aldığı ödüllerle üniversitemizi gururlandırdılar. Hocalarımızı ve ekiplerini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi. Sağlık dünyasının Oscarları olarak bilinen Doktorclub Awards ödülleri, 92 binin üzerinde hekimin oylarıyla belirleniyor. Doktorclub Awards, sağlık sektörü profesyonelleri ve paydaşlarının çalışmalarını daha iyiye ve daha kaliteliye yönlendirmek, sağlık hizmet sunumunda yaratıcı, ilham verici ve yenilikçi fikirlerin ortaya konup uygulamaya geçirilmesini teşvik etmek, sektörde farklılık ve farkındalık yaratarak öne çıkan proje, araştırma ve uygulamaların artmasına katkıda bulunmak amacıyla organize ediliyor. Bu yıl ödüller 10 ana başlık altında 18 kategoride verildi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-saglik-dunyasinin-oscarlari-olarak-bilinen-doktorclub-awardsta-iki-odul-birden-aldi-437015">Ege Üniversitesi, sağlık dünyasının Oscarları olarak bilinen Doktorclub Awards&#8217;ta iki ödül birden aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetin Az Bilinen Belirtilerine Dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-az-bilinen-belirtilerine-dikkat-421421</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 08:26:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtilerine]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, hem genç hem de yetişkin yaş grubunda sıklıkla karşımıza çıkabilecek hastalıkların başında geliyor. Sık görülen belirtiler ile Tip 2 diyabetin tanısının konulması daha kolay iken, halk arasında gizli şeker olarak bilinen prediyabetin ise tanısının konulmasında ise öncelikle şüphe, sonrasında kılavuzlara uyumlu tetkiklerin yapılması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-az-bilinen-belirtilerine-dikkat-421421">Diyabetin Az Bilinen Belirtilerine Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYABETİN AZ BİLİNEN BELİRTİLERİNE DİKKAT</strong></p>
<p> </p>
<p>Diyabet, hem genç hem de yetişkin yaş grubunda sıklıkla karşımıza çıkabilecek hastalıkların başında geliyor. Sık görülen belirtiler ile Tip 2 diyabetin tanısının konulması daha kolay iken, halk arasında gizli şeker olarak bilinen prediyabetin ise tanısının konulmasında ise öncelikle şüphe, sonrasında kılavuzlara uyumlu tetkiklerin yapılması gerekiyor. Prediyabet, ilerleyen evrelerinde diyabetle sonuçlanan, ilk dönemlerinde ciddi bulgular göstermeyen ve erken fark edildiğinde tedavisi mümkün olan bir hastalık olarak biliniyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Eylem Çağıltay, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü için diyabet ve prediyabet hakkında detaylı bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sık ve nadir görülen diyabet semptomlarına dikkat</strong></p>
<p>Klasik diyabet semptomları; çok idrara çıkma, çok su içme, aşırı yemek yeme veya iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma, ağız kuruluğu, gece idrara çıkma şeklinde görülmektedir. Doğal olarak bir semptomun birden fazla nedeni olabileceği de akılda tutulmalıdır. Bu semptomların diyabete bağlı olup olmadığı sağlık kurumlarınca araştırılmalıdır. Eğer şikayetler ilerlerse karın ağrısı, kramplar, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı gibi diyabetik ketoasidoz (halk arasında şeker koması) semptomları ortaya çıkabilmektedir. Daha az görülen diyabet semptomları ise; bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, inatçı enfeksiyonlar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları ve açıklanamayan kaşıntılardır. </p>
<p><strong>Diyabet tarama yaşı 35’e çekildi</strong>            </p>
<p>Diyabet konusunda ciddi bulgular göstermeyen, plazma glukoz düzeyleri normalden yüksek olan fakat diyabet tanı kriterlerini karşılamayan hastalara prediyabet tanısı konulmaktadır. Erken fark edildiğinde tedavisi mümkün olan bu hastalık, tanısı konmakta gecikildiğinde ise diyabet hastalığı kaçınılmaz olmaktadır. ABD Önleyici Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafınca Ağustos 2021 yılında yapılan bir araştırma, 2015 yılındaki araştırmaya kıyasla büyük bir değişikliğe imza atmaktadır. Diyabete atfedilen hiçbir semptomu olmayan ancak kilolu veya obezitesi olan yetişkinlerin diyabet öncesi dönem ve Tip 2 diyabet tarama yaşını 40 yaştan 35 yaşa çekmiştir.</p>
<p><strong>Kilolu veya obezitesi olan yetişkinler risk altında</strong></p>
<p>Diyabete yönelik hiçbir semptomu olmayan ancak kilolu veya obezitesi olan yetişkinlerin 40 yaşında tarama yaptırmalarını öneren kılavuza göre; prediyabet tanılı ve tanı almamış diyabeti olan bireylerin yalnızca %50’sinin tanısının konulması önemli bir ayrıntı olarak karşımıza çıkmaktadır. CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) Amerikan Ulusal Diyabet İstatistik raporuna göre 2020 yılında, ABD’de yaşayan erişkin yaş grubu popülasyonunda diyabet görülme oranının %13, prediyabet görülme oranının %34,5 olduğunu değerlendirmektedir. Bu durumda diyabet hastalığı öncesi dönemde hastaların tespit edilmeleri büyük önem taşımakta ve etkin bir şekilde diyabet engelleme girişiminde bulunulması gereklilik arz etmektedir.</p>
<p><strong>Ülkemizde erişkinlerin %42’si diyabetik veya prediyabetik</strong></p>
<p>Ülkemizde yapılan TURDEP-II Çalışması verilerine göre, ülkemizdeki erişkin nüfusun %42’si diyabetik ya da prediyabetiktir. Ülkemizde yapılan TEMD-1 çalışması verilerine göre ise, üçüncü basamak sağlık merkezlerinde takip edilen Tip 1 diyabetli hastaların sadece %15’inde, Tip 2 diyabetli hastaların ise sadece %40’ında glisemik kontrol sağlanabilmektedir. Ülkemizde yapılmış olan büyük çaplı tarama çalışmalarında da diyabet ve prediyabetik hastaların yarıya yakının henüz tanı almamış olduğu saptanmıştır. Prediyabet tanılı kişilerin ise kardiyovasküler risk faktörleri açısından mutlaka değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde bireysel değerlendirme önemli</strong></p>
<p>Diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde hedefler bireyseldir. En başta hastadan istenecek ilk adım yaşam tarzı düzenlenmesidir. Bu düzenleme ile hasta beslenme tedavisini ve kişiye özel egzersiz planlamasını yapmalıdır. Genel olarak beslenme alışkanlıklarının oluşmasını sağlayarak ve destekleyerek; kan glukoz düzeylerinde, kalp hastalıkları riskini azaltacak lipid profilinde, kan basıncında (KB) ve vücut ağırlığında bireysel hedefleri sağlamak ve korumak hedeflenmektedir. Kişinin beslenmesi; prediyabetli veya diyabetli kişinin bireysel ihtiyaçlarına, gerekli değişiklikleri yapabilme durumuna, değişime istekliliğine göre belirlenmelidir. Bireyin beslenmesinde olduğu gibi tedavide de glisemik hedefler (şeker kontrolü) bireyselleştirilmelidir. Ağızdan tablet ve enjeksiyon şeklinde verilen diyabet ilaçları kişiye özel şekilde hekimin ve hastanın tedavi başarısını en yüksek seviyede tutacak şekilde kullanılmalıdır. Tedavi protokollerinde; kombine verilen, etkinliği yüksek, yeni ilaçlar mevcuttur.</p>
<p>Tip 2 diyabet ve prediyabetin öncelikle oluşmasının engellenmesi, eğer oluştuysa etkin tedavi edilmesi, diyabete bağlı ortaya çıkacak mortalite (ölüm) ve komplikasyonların (hedef organlarda meydana getirdiği tahribat) önüne geçilmesini sağlayacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-az-bilinen-belirtilerine-dikkat-421421">Diyabetin Az Bilinen Belirtilerine Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün az bilinen fotoğraflarından oluşan &#8220;CUMHURİYETİN 100&#8217;ü&#8221; Sergisi Memorial Bahçelievler&#8217;de…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ataturkun-az-bilinen-fotograflarindan-olusan-cumhuriyetin-100u-sergisi-memorial-bahcelievlerde-417519</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 10:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün]]></category>
		<category><![CDATA[bahçelievlerde]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetin]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraflarından]]></category>
		<category><![CDATA[memorial]]></category>
		<category><![CDATA[oluşan]]></category>
		<category><![CDATA[sergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Memorial Sağlık Grubu’nun, Cumhuriyetin 100. yılında ev sahipliği yapacağı “CUMHURİYETİN 100’ü” sergisi, Atatürk’ün, Türkiye’nin dört bir yanına gerçekleştirdiği ziyaretler ve günlük yaşamından kesitlerle tarihe ayna tutuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ataturkun-az-bilinen-fotograflarindan-olusan-cumhuriyetin-100u-sergisi-memorial-bahcelievlerde-417519">Atatürk&#8217;ün az bilinen fotoğraflarından oluşan &#8220;CUMHURİYETİN 100&#8217;ü&#8221; Sergisi Memorial Bahçelievler&#8217;de…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong><em>Atatürk’ün az bilinen fotoğraflarından oluşan </em></strong></p>
<p><em><strong>“CUMHURİYETİN 100’ü</strong></em><strong><em>” Sergisi Memorial Bahçelievler’de…</em></strong></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p>Memorial Sağlık Grubu’nun, Cumhuriyetin 100. yılında ev sahipliği yapacağı <em><strong>“CUMHURİYETİN 100’ü”</strong></em> sergisi, Atatürk’ün, Türkiye’nin dört bir yanına gerçekleştirdiği ziyaretler ve günlük yaşamından kesitlerle tarihe ayna tutuyor. Sergi, 57 yıllık ömrünün her nefesini vatanı için harcayan, son nefesine kadar kararlılık ve azimle yeni bir ülke inşa eden Atatürk’ün 1915’ten 1937’ye az bilinen fotoğraf karelerini, tarihin derinliklerinden günümüze taşıyor.</p>
<p><strong>“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz!”</strong></p>
<p>Ulu Önder’in, tarihi fotoğrafları ve kendi el yazısına ait belgeden oluşan sergideki en önemli ayrıntılardan biri de, sağlıkla ilgili dikkat çeken sözleri… Atatürk’ün, <em><strong>“Devlet olma savındaki siyasal kuruluşların en birinci görevi, halkının sağlığı ve sağlamlığı..”</strong> </em>sözünden yola çıkan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık’ın arşivi, Gazi Mustafa Kemal’in ifadeleriyle sağlığa verdiği değeri yansıtıyor. </p>
<p>26 Ekim-20 Kasım 2023 tarihleri arasında Memorial Bahçelievler Hastanesi Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek olan “Cumhuriyetin 100’ü” sergisiyle sanatseverler;<em> </em>Türkiye’nin 100 yıllık birikimini keşfedecek,<em> </em>Atatürk’ün Cumhuriyet’in ilanından önceki dönemlerinden izlenimler edinecek ve Cumhuriyet sonrasındaki günlük yaşamından kesitlere tanık olacak.</p>
<p><strong>Siz değerli basın mensuplarının, 26 Ekim Perşembe günü Memorial Bahçelievler Hastanesi Sanat Galerisi’nde saat 11.30’da gerçekleştirilecek sergi açılış lansmanına katılımınızdan mutluluk duyarız. </strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ataturkun-az-bilinen-fotograflarindan-olusan-cumhuriyetin-100u-sergisi-memorial-bahcelievlerde-417519">Atatürk&#8217;ün az bilinen fotoğraflarından oluşan &#8220;CUMHURİYETİN 100&#8217;ü&#8221; Sergisi Memorial Bahçelievler&#8217;de…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Botoksla ilgili doğru bilinen 9 yanlış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/botoksla-ilgili-dogru-bilinen-9-yanlis-396046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 10:24:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[botoksla]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırışıklıkların giderilmesinde en çok tercih edilen uygulamaların başında gelen botoks, kırışıklıkların dışında diş sıkma, migren ve aşırı terleme gibi pek çok farklı hastalığın tedavisinde de tercih ediliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hazal Sönmezler Selek, botoks ile ilgili doğru bilinen 9 yanlışı paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/botoksla-ilgili-dogru-bilinen-9-yanlis-396046">Botoksla ilgili doğru bilinen 9 yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kırışıklıkların giderilmesinde en çok tercih edilen uygulamaların başında gelen botoks, kırışıklıkların dışında diş sıkma, migren ve aşırı terleme gibi pek çok farklı hastalığın tedavisinde de tercih ediliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hazal Sönmezler Selek, botoks ile ilgili doğru bilinen 9 yanlışı paylaştı.</strong></p>
<p><strong>Yanlış: Botoks bir yılan zehridir.</strong></p>
<p><strong>Doğru:</strong> Botulinum toksini, clostridium botulinum isimli bakteriden elde edilen protein yapıda bir ilaçtır.</p>
<p><strong>Yanlış: Botoks yaptırırsam yüzüm şişer.</strong></p>
<p><strong>Doğru: </strong>Botoks, nöromüsküler kavşakta etki ederek kasların çalışmasını geçici olarak bloke eden bir toksindir. Kas içine uygulanır. Hyalüronik asit içerikli dolgular gibi hacim verici etkisi bulunmaz.</p>
<p><strong>Yanlış: Botoksu bir kere yaptırırsam hep yaptırmak zorunda kalırım. Yaptırmazsam daha kötü olurum.</strong></p>
<p><strong>Doğru: </strong>Botoks geçici olarak kasları bloke ederek etkili olduğu süre boyunca mimik ile oluşan çizgilerin yok edilmesi/hafiflemesini sağlar. 4-6 ay sonra etkisi tamamen ortadan kalkar. Etki ortadan kalktığında eskisi ile aynı veya daha iyi bir görünüm ortaya çıkar çünkü sadece 4-6 ay mimik çizgilerinin oluşumu engellemiş olduğundan çizgi hafiflemiş olabilir. Daha kötü olmaz. Sürekli tekrar etmek zaruri değil ancak tekrar edilirse kırışıklıkların açılması ve oluşmaması sağlanır.</p>
<p><strong>Yanlış: Botoks yaptırırsam sürekli donuk bir ifade ile dolaşırım.</strong></p>
<p><strong>Doğru: </strong>Eskiden çok daha donuk ifadeler yaratan uygulamalar nedeniyle oluşan bu algının aksine artık hekimin değerlendirmesi, görüşü ve hastanın da isteğiyle beraber çok daha doğal görüntüler elde ediliyor.</p>
<p><strong>Yanlış: Çizgilerim oluşunca botoks yaptırmam gerekir.</strong></p>
<p><strong>Doğru: </strong>Botoks kasların çalışmasını engelleyerek mimik çizgilerini ortadan kaldırır. O nedenle ideali çizgiler mimik yapılmadığı halde görünecek hale gelmeden, mimikle oluşan çizgiler belirginse yapılmasıdır.</p>
<p><strong>Yanlış: Botoks yaptırmak için yaşın çok erken.</strong></p>
<p><strong>Doğru: </strong>Botoks 18 yaşından büyük, ihtiyacı olan herkese yapılabilir. Burada işlem için uygunluk ve gereklilik kişinin ihtiyacına göre belirlenir. Çok mimik yapan kişilerde bu nedenle uygulama yaşı düşmektedir.</p>
<p><strong>Yanlış: Botoks sadece kırışıklık için uygulanır.</strong></p>
<p><strong>Doğru: </strong>Botoks diş sıkma tedavisinde masseter kasına, aşırı terleme şikâyeti için yüz, saçlı deri, koltuk altı, el ve ayaklara da uygulanmaktadır. Bunun dışında güldüğümüzde diş etlerimiz görünüyorsa bu bölge için de gummy smile botoks uygulaması yapılabiliyor.</p>
<p><strong>Yanlış: Dudaklarıma botoks yaptırınca dudaklarım şişer.</strong></p>
<p><strong>Doğru:</strong> Botoks hacim veren bir işlem değildir. Dudağa dolgunluğu veren hyalüronik asit içerikli dolgulardır. Botoks bu bölgede dudak üzerinde oluşan çizgiler için uygun hastalarda kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Yanlış: Botoksla ilgili korkutan haberler duydum, botoks güvenli değil, yaptırmayayım.</strong></p>
<p><strong>Doğru:</strong> Botoks, 20 yılı aşkın süredir uygulanan güvenli FDA onaylı, çokça bilimsel çalışması olan bir ilaçtır. FDA onaylı ve ülkemizde 3 adet marka bulunuyor. Hepsi de güvenlidir. </p>
<p>Ancak son zamanlarda Uzak Doğu ve İran menşeili onaysız, standardizasyonu ve güvenilirliği olmayan ve sahte ürünlerle yapılan uygulamalar sonrası bazı olumsuz durumlar görülebiliyor. </p>
<p>Güvenli ürünleri kullanan uzman hekimler tarafından uygulanan botoks işlemi yıllardır güvenli bir şekilde yapılıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/botoksla-ilgili-dogru-bilinen-9-yanlis-396046">Botoksla ilgili doğru bilinen 9 yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
