<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilimsel | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bilimsel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bilimsel</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Mar 2026 10:38:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bilimsel | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bilimsel</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dijital çağda tehlikeli trend!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-tehlikeli-trend-624050</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:38:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Ergoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeli]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda otizm spektrum bozukluğu ile ilgili farkındalığın artması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de dijital dünyanın kontrolsüz yapısı yeni ve tehlikeli bir trendi beraberinde getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-tehlikeli-trend-624050">Dijital çağda tehlikeli trend!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda otizm spektrum bozukluğu ile ilgili farkındalığın artması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de dijital dünyanın kontrolsüz yapısı yeni ve tehlikeli bir trendi beraberinde getirdi. Çocuklar ve gençler sosyal medyada gördükleri içeriklerden yola çıkarak kendi kendilerine otizm tanısı koymaya başladı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Öğr. Gör. Mitra Niazi, uluslararası akademik yayınevi IGI Global tarafından yayımlanan “Clinical Perspectives on Recent Trends in Autism Assessment, Diagnosis, and Treatment” (Otizm Değerlendirmesi, Tanısı ve Tedavisindeki Son Trendlere İlişkin Klinik Bakış Açıları) adlı kitaba yazar olarak önemli bir katkı sundu.</p>
<p>Kitapta, Öğr. Gör. Mitra Niazi’nin kaleme aldığı “Unmasking Autism in the Digital Age: Occupational Therapy Responses to Social Media-Informed Self-Diagnosis in Children” (Dijital Çağda Otizmin Maskesini Kaldırmak: Çocuklarda Sosyal Medya Kaynaklı Kendi Kendine Tanı Koymaya Yönelik Ergoterapi Yanıtları) başlıklı bölüm, çağımızın en karmaşık sorunlarından birini ergoterapi perspektifiyle masaya yatırıyor.</p>
<p><strong>“Sosyal medya anlatıları, çocukların kimlik oluşumunu derinden etkiliyor”</strong></p>
<p>Ana akım medya ve dijital platformların otizm algısını baştan aşağı yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Öğr. Gör. Mitra Niazi, sosyal medyada dolaşıma giren gayri resmî tanı söylemlerinin çocuklar üzerindeki etkisini şu sözlerle değerlendirdi:</p>
<p>“Günümüzde dijital platformlar, otizm ile ilgili bilgiye erişimde en hızlı fakat bir o kadar da filtresiz kaynaklar haline geldi. Araştırmamızda özellikle sosyal medyadaki anlatıların, çocukların kimlik oluşum süreçlerini nasıl etkilediğini inceledik. Birçok çocuk ve ergen, çevrimiçi platformlarda izledikleri kısa videolar veya okudukları kişisel deneyimler üzerinden kendilerinde otizm belirtileri olduğuna inanarak kendi kendilerine tanı koyma yoluna gidiyor. Bu durum sadece klinik karşılaşmaları karmaşıklaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda aile dinamiklerinde gerilimlere, toplumsal düzeyde farklı tepkilere ve ciddi etik ikilemlere yol açıyor.”</p>
<p><strong>“Amacımız deneyimi geçersiz kılmak değil, kanıta dayalı destek sunmak”</strong></p>
<p>Kitap bölümünde, klinisyenlerin ve ergoterapistlerin bu yeni durum karşısında nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğine dair bir yol haritası çizen Niazi, dengeli bir yaklaşımın şart olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Klinik pratikte karşılaştığımız en büyük zorluklardan biri, sosyal medya söylemleriyle şekillenmiş bu öz-tanı iddialarını doğru yönetebilmek. Burada mesleki terapi (ergoterapi) uygulamaları açısından kritik bir çizgi var. Çocukların yaşanmış deneyimlerini, hissettikleri farklılıkları veya zorlukları kesinlikle göz ardı etmemeli ve bunları geçersiz kılmamalıyız. Ancak bu doğrulama süreci, bilimsel dayanaktan yoksun çevrimiçi testlere veya fenomenlerin söylemlerine bırakılamaz. Yapılması gereken; çocuğun deneyimini onaylarken, müdahaleleri ve asıl teşhisi mutlaka kanıta dayalı, titiz bir klinik değerlendirme ve profesyonel destek zeminine oturtmaktır.”</p>
<p><strong>Profesyoneller için dijital çağ rehberi</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Mitra Niazi’nin çalışması, dijital kültür ile çocuk gelişiminin kesiştiği bu zorlu alanda çalışan sağlık profesyonelleri, eğitimciler ve politika yapıcılar için bir rehber niteliği taşıyor. Bölümde, artan dijital klinik manzarada gelecekteki klinik uygulamalar ve araştırmalar için yönlendirici stratejiler de sunuluyor.</p>
<p>Niazi çalışmasının hedefini, “Klinik uygulamalarımızda dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkisini artık dışarıda bırakamayız. Bu çalışma ile amacımız; klinik karar alma süreçlerinde bilimsel titizlikten ödün vermeden, dijital çağın getirdiği bu yeni &#8216;kendi kendine tanı&#8217; olgusuna karşı kapsayıcı, etik ve kanıta dayalı stratejiler geliştirmektir.” sözleriyle özetledi.</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi’nden küresel çapta bilimsel üretim</strong></p>
<p>Otizm değerlendirme, tanı ve tedavi süreçlerine güncel, eleştirel ve çok boyutlu bir bakış kazandıran bu akademik katkı; Üsküdar Üniversitesinin toplumsal duyarlılığı yüksek, güncel sorunlara odaklanan ve uluslararası bilimsel literatüre yön veren vizyonunun önemli bir örneğini oluşturuyor. Profesyoneller, klinisyenler ve akademisyenler için başvuru kaynağı olacak bu eser, otizm alanında dijitalleşmenin getirdiği zorluklara karşı güçlü bir bilimsel duruş sergiliyor.</p>
<p><strong>“İstediği tanıyı alana kadar uzman değiştirenler var”</strong></p>
<p>Kitabın önsözünde yer alan genel klinik tespitler de Öğr. Gör. Mitra Niazi’nin uyarılarının ne denli haklı olduğunu gözler önüne seriyor. Son on yılda otizm teşhis oranlarındaki keskin artışın arkasında yalnızca farkındalığın değil, davranışların “kimlik temelli” açıklamalarına yönelik kültürel bir eğilimin de yattığı belirtiliyor.</p>
<p>Kitabın giriş bölümünde, otizmin nörolojik ve gelişimsel temel yapısının değişmediği, ancak sosyal medya etkisiyle kavramın &#8220;sonsuz esnek&#8221; bir hale getirilmeye çalışıldığı vurgulanarak şu çarpıcı tespitlere yer veriliyor:</p>
<p>“Klinik kanıtlardan ziyade sosyal medyadaki anlatılarla şekillenen kesin bir inançla uzmanlara başvuranların sayısı hızla artıyor. Hatta bir uzmandan otizm tanısı alamayan bireyler, istedikleri onayı alana kadar uzman değiştirmeye (doktor doktor gezmeye) başlıyor. Sosyal medyada ampirik kanıtlardan yoksun şekilde popülerleşen ‘maskeleme’ veya ‘nöroçeşitlilik’ gibi terimler, ayırıcı tanıyı belirsizleştiriyor ve otizmin diğer psikiyatrik veya kişilik temelli durumlarla karıştırılmasına yol açıyor.”</p>
<p>Bu bağlamda kitap, yaşanmış deneyimleri küçümsemeden, sınırları giderek bulanıklaşan otizm kavramını yeniden bilimsel ve titiz bir klinik zemine oturtmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Otizme çok disiplinli ve uluslararası bakış</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Mitra Niazi’nin 8. bölümünü kaleme aldığı kitap, sadece dijital çağın getirdiği sorunlarla sınırlı kalmıyor. Uluslararası bir yazar kadrosu tarafından hazırlanan 9 bölümlük eser, otizm spektrum bozukluğuna dair güncel teşhis ve tedavi tartışmalarını tıp, ergoterapi, fizyoterapi ve sanat bağlamında çok disiplinli bir şekilde masaya yatırıyor:</p>
<p>Dr. Sanam Hafeez (Bölüm 1 ve 2), otizmin DSM-III&#8217;ten günümüze uzanan tarihsel sürecini ve ergenlik/yetişkinlik döneminde tanı arayışının karmaşıklığını ele alıyor. Kyriaki Stavrou (Bölüm 4) ise klinik tanıda nörobiyolojik ve davranışsal yaklaşımların nasıl entegre edilebileceğini inceliyor.</p>
<p>Scott M. Sokol (Bölüm 3) otizm ile cinsiyet çeşitliliği arasındaki kesişimi ve birlikte görülme oranlarını analiz ederken; Ryan Tessier (Bölüm 5) klinisyenleri en çok zorlayan konulardan biri olan otizm ve bipolar bozukluk birlikteliğine odaklanıyor.</p>
<p>Mogulla Archana ve ekibi (Bölüm 6), kısıtlı kaynaklara sahip bölgelerde maliyet etkin bir çözüm olarak &#8220;ebeveyn aracılı erken müdahaleyi&#8221; anlatıyor. Preeti Shrinivas Ganachari (Bölüm 7) motor ve duyusal işlev bozukluklarında fizyoterapi trendlerini ele alırken; Dunola Tri Nugraeni ve ekibi (Bölüm 9) Cava folklorik tiyatrosunun otizmli çocuklarda empati ve sosyal becerileri geliştirmedeki &#8220;dönüştürücü&#8221; gücünü bilimsel literatüre sunuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-tehlikeli-trend-624050">Dijital çağda tehlikeli trend!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Körfezi&#8217;ne bilimsel bakış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-korfezine-bilimsel-bakis-623174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 07:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakış]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Körfez]]></category>
		<category><![CDATA[Kirli]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623174</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İzmir Körfez Konferansı, temiz Körfez hedefiyle bilim dünyasını bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-korfezine-bilimsel-bakis-623174">İzmir Körfezi&#8217;ne bilimsel bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İzmir Körfez Konferansı, temiz Körfez hedefiyle bilim dünyasını bir araya getirdi. 28 Mart&#8217;a kadar Tarihi Havagazı Fabrikası&#8217;nda devam edecek konferansta, küresel deneyimlerin yanında yenilikçi çözüm önerileri de gündeme geldi. Özellikle Gediz&#8217;den yayılan kirliliğin konuşulduğu oturumlarda İzmir Körfezi&#8217;nin hangi yöntemlerle temizlenmesi gerektiğinin üzerinde duruldu. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” adıyla Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde düzenlenen İzmir Körfez Konferansı, bu alanda söz sahibi bilim insanlarını bir araya getirdi. Akademisyenler ve yurt dışından gelen konukların yer aldığı buluşmada zararlı alg patlamaları, küresel deneyimler, İzmir Körfezi için yenilikçi çözüm önerileri masaya yatırıldı. </p>
<p><strong>2024’te yaşanan sıcaklığa dikkat çekti</strong><br />Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe “İzmir Körfezi: Doğal Oşinografik Süreçler, İnsan Baskısı ve İklim Değişikliğinin Kesişiminde Bir Kıyı Denizi” sunumunda, körfezin sıcaklığı baskılamada önemli bir etken olduğunu ifade etti. Beşiktepe, “2023’ten başlayarak sıcaklık ciddi şekilde arttı, 2025’te normal artış eğilimine geldi, iklim araştırmacılarını çok korkuttu. 2024’te ciddi bir şey yaşadık. İzmir Körfezi’nde bunu nasıl gördük? 2024 yılı İzmir Körfezi’nde tarihsel olarak yaşadığımız en sıcak dönemdi. Körfez ısıyı tutarak daha güzel bir İzmir’de yaşatmayı başardı. Biz de ona biraz yardım edelim derim” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Körfez artık sadece kirlenmiyor, depo gibi kirleticileri tutuyor”</strong><br />İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ebru Yeşim Özkan, “İzmir Körfezi’nde Sediment Kaynaklı Kirlilik” başlığı altında yaptığı sunumda, “İzmir Körfezi artık kirlenen değil kirleticileri tutan ve riskli bir yapıya dönüşmüş durumdadır. Körfez yıllar içinde dinamik taşıma sisteminden çıkarak dev bir depo haline gelmiştir. Geçmişte taşınım baskınken günümüzde çökelim baskın ve sistem bir depo gibi çalışmaktadır diyebiliriz” dedi. Körfez kirliliğinde insan kaynağının aldığı role dikkat çeken Özkan, gerçekleştirilen analizlerden elde edilen teknik bilgileri de açıklamalarına ekledi. </p>
<p><strong>“Körfez hala ölmüş değil”</strong><br />TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden kıdemli araştırmacı ve deniz biyoloğu Dr. Alper Evcen ise “İzmir Körfezi’nde Kirletici Baskılar” başlığı altında önemli bilgiler verdi ve “Bir zamanlar körfez rüya gibiymiş. İnsanlar yüzüyor, kayıklar geçiyormuş. Körfezde denize girmek ne güzel bir hayal” dedi. Evcen ayrıca değerler üzerinden konuştu ve “Körfez yarı kapalı bir sistem. Baskılar var. Körfezde hayat ve nefes hala devam ediyor, ölmüş değil. Bu nefesi sürdürmek de bize ait” dedi.</p>
<p><strong>“Kurbağa yok, balık yok ama su körfeze akıyor”</strong><br />Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu da, “Gediz Nehri Su Kalitesi ve İzmir Körfezi’ne Kirlilik Yükü” sunumunda Gediz Nehri’nin temiz olan suyunun mesafe kat ettikçe içilebilir özelliğini kaybettiğini belirtti Kurucu, “Gediz Nehri 400 kilometre üzerinde bir yol kat ediyor. Murat Dağı’ndan pırıl pırıl bir su çıkıyor. Manisa’ya gelindiğinde içilebilir özelliği kayboluyor. Murat Dağı’ndan çıkan su Menemen’de çok kirli oluyor. Burada balık yok, kurbağa yok ve bu su körfeze ulaşıyor” dedi. Kurucu ayrıca İZSU tarafından her ay araştırmalar yapıldığını ifade ederken, “Bunları çok disiplinli olarak değerlendirmeye ihtiyacımız var. Biz tarımda da disiplin diyoruz ama körfez kesinlikle çok detaylı incelenmeyi gerektiriyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Körfeze her türlü girdinin azaltılması gerekiyor”</strong><br />Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü – Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ergün Taşkın da “İzmir Körfezi’nin Makroflorası, Ekolojik Kalite Durumu ve Aşırı Makroalg Çoğalması” sunumunda, İzmir Körfezi’nde yapılan ilk çalışmalara dair bilgiler verdi. Geçmiş değerlendirmelere ayrı parantez açmasının ardından konuşan Taşkın iç körfezde türlerde azalma görüldüğünü aktardı. Değişkenlerin ölçülmesinin önemine ilişkin açıklama yapan Taşkın, “Körfeze ciddi bir kirlilik girdisi var. Sıcaklık da artış gösterdiğinde deniz marulları daha çok görülmeye başlanıyor. Evsel, tarımsal, endüstriyel her türlü girdinin azaltılması, fosfat ve azotun kesilmesi gerekiyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>Balık ölümleri ele alındı</strong><br />Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hilal Aydın ise “İzmir Körfezi’nde Dinoflagellat Kistlerinin Dağılımı” sunumunda, tarihi süreçlerde İzmir Körfezi’nde balık ölümlerine değindi. Kalıcı kistleri ayrıca ele alan Aydın, oksijen, sıcaklık gibi çevresel değişkenlerin de öneme vurgu yaptı. </p>
<p><strong>“Derelerden gelen bir yük var”</strong><br />Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#8217;nden Dr. Levent Yurga, İzmir Körfezi&#8217;nde Fitoplankton Tür Dağılımı konusunda sunum yaptı. İzmir Körfezi&#8217;nde canlı türlerinin arttığını ifade eden Yurga, “İzmir Körfezi&#8217;ne müsilaj salgılayan türlere yoğunlaştım. Bu türlerin sayısı 7 ama bunlar müsilaj oluşturmuyor. İzmir Körfezi&#8217;nde aslında bir riskimiz var, görürsek şaşırmayacağım. Daha önce imkansız diyordum. Derelerden gelen bir yük var. Bana göre bir numaralı çözüm, derelere akan kirliliğin azaltılması” dedi.</p>
<p><strong>Balık ölümleri ticareti de etkiledi</strong><br />Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#8217;nden Doç. Dr. Ertan Dağlı, İzmir Körfezi&#8217;ndeki makroomurgasızlar hakkında bilgilendirmede bulundu. Dağlı, nüfus arttıkça sıkıntıların tekrar gündeme geldiğini kaydetti. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#8217;nden Prof. Dr. Zafer Tosunoğlu, İzmir Körfezi balıkçılığına genel bakış konulu sunum yaptı. 1982 yılında Güzelyalı – Bostanlı hattının içinde kalan, sonrasında ise İnciraltı – Bostanlı arasında kalan iç körfezde avlanmanın yasak olduğunu söyleyen Tosunoğlu, körfezde yaşanan balık ölümlerinin balık ticaretini de etkilediğini ifade etti. Tosunoğlu, sürdürülebilir balıkçılığa geçilmesi gerektiğinin altını çizdi. </p>
<p><strong>“Bir plastik kapanı içindeyiz” </strong><br />Oturumda son olarak Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#8217;nden Prof. Dr. Ülgen Aytan,  “Körfezde görünmeyen tehlike: Mikroplastiklerin mikroalg dinamikleri üzerindeki olası etkileri” konusunda sunum yaptı. Plastik kirliliğinin en hızlı büyüyen tehdit olduğunu kaydeden Aytan, “İçimiz çok fazla senaryo ile dolu. Bir plastik kapanı içindeyiz. En çok maruz kalan biziz” diye konuştu. Aytan, “Her geçen gün körfezde mikroplastik çalışmaları artıyor. Yapabileceğimiz en önemli şey, mümkün olduğunca plastiği kaynağından azaltmak” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-korfezine-bilimsel-bakis-623174">İzmir Körfezi&#8217;ne bilimsel bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sağlıklı Körfez&#8221; için bilimsel seferberlik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-korfez-icin-bilimsel-seferberlik-623103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:39:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[güler]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[seferberlik]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623103</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlediği uluslararası konferans başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-korfez-icin-bilimsel-seferberlik-623103">&#8220;Sağlıklı Körfez&#8221; için bilimsel seferberlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlediği uluslararası konferans başladı. Zararlı alg patlamalarından kirliliğe kadar pek çok kritik başlık iki güne yayılan oturumlarda uluslararası uzmanlarla ele alınacak. Hedef, İzmir Körfezi için kalıcı ve bilim temelli çözümler üretmek.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle düzenlenen ve 28 Mart’a kadar sürecek “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” başlıklı uluslararası konferans, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda başladı. “Zararlı Alg Patlamaları: Küresel Deneyimler ve İzmir Körfezi için Yenilikçi Çözüm Önerileri” temasıyla gerçekleştirilen konferansın açılışına; İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler ile akademisyenler ve bürokratlar katıldı.</p>
<p><strong>Yıldır’dan doğayla ilişkide özeleştiri ve sürdürülebilirlik vurgusu</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, körfezde kirliliğin 1950’lerden bu yana giderek arttığını, 1980’lerde ise “ölü deniz” olarak anılacak seviyelere ulaştığını belirterek, insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin bencil bir temele dayandığını söyledi. Doğanın sunduğu imkânlardan sınırsızca yararlanılırken yükümlülüklerden kaçınıldığını ifade eden Yıldır, modern insanın da bu anlayışla hareket ettiğini vurguladı. Bugün gelinen noktada bu yaklaşımın sonuçlarıyla karşı karşıya kalındığını dile getiren Yıldır, “Bulduğumuz çözümler ya da ihmal ettiğimiz ayrıntılar zamanla daha büyük sorunlara dönüşebiliyor. Daha fazla üretmek ve kazanmak isterken zararın en derin noktasına indik. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışıyla hareket etmeli, her şeyi bütüncül bir yaklaşımla ele alarak hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmemeliyiz” dedi.</p>
<p><strong>Altyapı hamlesiyle Körfez’de dönüşüm</strong></p>
<p>İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, göreve geldiklerinde körfezde ağır bir tabloyla karşılaştıklarını ve bu doğrultuda altyapı yatırımlarını önceliklendirerek hızla harekete geçtiklerini belirtti. Alg patlamaları ve son yıllarda artan sıcaklıkların etkisiyle durumun daha da ağırlaştığını ifade eden Erdoğan, İzmir Körfezi’ne ulaşan 34 dere ve 55 yan kolun tamamında temizlik çalışmalarının sürdüğünü, yaklaşık 110 bin ton malzeme çıkarıldığını söyledi. Erdoğan, Meles Deresi’nde kapsamlı bir çalışma başlatacaklarını da aktardı. Atık su arıtma tesislerinin güçlendirilmesi kapsamında 3 büyük tesisin hizmete alındığını ve kentin arıtma kapasitesinin yüzde 30 artırıldığını belirten Erdoğan, metropolün yüzde 96’sına hizmet veren Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde yapılan revizyon çalışmaları ve tesisin dördüncü fazının açılması sayesinde çevre izin belgesinin 7 yıl sonra geçen hafta itibariyle yeniden alındığını vurgulayarak, “Tesisin doğru şekilde çalıştığını, anlık bir şekilde kontrol edildiğini bakanlık tarafından tescil eden bir belge. Yüzde 50&#8217;ye kadar da enerji teşviki almasını sağlayan bir belge. 7 yıl sonra geriye almış olduk. Bunun bir tartışmayı ortadan kaldırdığını düşünüyorum” dedi. Kent genelinde yağmur suyu ayrıştırma hatlarının hızla artırıldığını, tüm zamanlarda yapılanların yüzde 25’i kadar çalışmanın bugün itibariyle bitirildiğini aktaran Erdoğan, aynı zamanda körfezde yürütülen tarama çalışmalarıyla 1 milyon 200 bin ton çamurun çıkarıldığını belirtti. Erdoğan, Bostanlı ve Mavişehir hattında yapılan çalışmalarla 50-60 santimetreye kadar düşen derinliğin 3-4 metreye çıkarıldığını ve biriken kirliliğin önemli ölçüde temizlendiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Büyükşehir çalışıyor</strong></p>
<p>İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, İzmir Körfezi’nin sınırlı su sirkülasyonu nedeniyle hassas bir ekolojik dengeye sahip olduğunu belirterek, artan kentleşme ve sanayileşmenin kirlilik sorununu derinleştirdiğini söyledi. Gediz Nehri ve diğer 33 derenin sürekli besin tuzu ve sediment taşıdığını, bunun da makroalg ve deniz marullarının yoğunlaşmasına ve yaz aylarında mikro alg patlamalarına yol açtığını vurguladı. Güler, bu nedenle körfezin temizlenmesi için havza planının hazırlanmasının ve bilimsel veriye dayalı bütüncül önlemlerin gerekli olduğunu ifade etti. Körfez’i 28 optik ve termal kamera ile izlemek ve kirletenleri tespit etmek için ciddi bir çalışma yürüttüklerini aktaran Güler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son iki yılda körfezin korunması ve iyileştirilmesi için atık su arıtma altyapısı, dere temizlikleri, dip tarama ve su sirkülasyonunu artırıcı projeler yürüttüğünü belirtti. Modifiye kil uygulaması gibi acil eylem planlarıyla körfezin kendi kendini yenileme kapasitesinin güçlendirildiğini söyleyen Güler, İzmir Körfezi’nin yalnızca bir su kütlesi olmadığını; tarih, kimlik ve gelecek açısından kentin önemli bir unsuru olduğunu, korunmasının sadece çevre değil, kent yaşamı, ekonomi ve kültürel miras açısından da kritik olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>“Merkezi idare de görev üstlenmeli”</strong></p>
<p>Bilimi, yerel yönetimleri ve ulusal ile uluslararası deneyimi bir araya getirerek İzmir Körfezi’nin geleceği için ortak çözümler geliştirmek amacıyla düzenledikleri çalıştaylara dikkat çeken Güler, konuşmasını şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sağlıklı bir körfez uzun vadeli bir süreçtir ve yalnızca yerel yönetimlerin sorumluluğunda değerlendirilemez. Merkezi yönetimin sorumluluğu büyüktür. Türkiye’de tüm körfezler benzer sorunlarla karşı karşıyadır ve bunun sorumlusu merkezi yönetimin uyguladığı politikalardır. İzmir Körfezi, devletin tasarrufu ve yönetimi altında olan hazineye ait bir kamu arazisidir. Yeni düzenlemeler ancak bakanlıklardan alınan izin doğrultusunda yapılabilir. Ancak ‘benim sorunum değil’ demeyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, sorunu kendi sınırlarını aşan boyutlarıyla ele alarak çözüm için çalışmalarını sürdürmekte ve bu sürece aktif olarak katılmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-korfez-icin-bilimsel-seferberlik-623103">&#8220;Sağlıklı Körfez&#8221; için bilimsel seferberlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay: Küçük Gözler, Büyük Etkiler: Şiddet İçerikli Programların Çocuk Psikolojisine Etkisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-ay-kucuk-gozler-buyuk-etkiler-siddet-icerikli-programlarin-cocuk-psikolojisine-etkisi-622502</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[abdi]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[brahim]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622502</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, erken çocukluk döneminde şiddet içerikli yayınlara maruz kalmanın uzun vadeli etkilerinden, bitki bazlı beslenmenin artılarından, pankreas kanserinde erken teşhis umudu veren yeni bir kan testine kadar pek çok güncel bilimsel çalışma değerlendiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-ay-kucuk-gozler-buyuk-etkiler-siddet-icerikli-programlarin-cocuk-psikolojisine-etkisi-622502">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay: Küçük Gözler, Büyük Etkiler: Şiddet İçerikli Programların Çocuk Psikolojisine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, erken çocukluk döneminde şiddet içerikli yayınlara maruz kalmanın uzun vadeli etkilerinden, bitki bazlı beslenmenin artılarından, pankreas kanserinde erken teşhis umudu veren yeni bir kan testine kadar pek çok güncel bilimsel çalışma değerlendiriliyor.</strong></em></p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve ayda bir yayınlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, tıpta popüler bilim alanında öne çıkan araştırmalar ele alınıyor. Bu sayıda, okul öncesi dönemde şiddet içerikli televizyon programlarına maruz kalmanın çocukların ileri yaşlardaki davranışları üzerindeki etkilerini inceleyen dikkat çekici bir çalışma öne çıkıyor. Araştırmada 963 kız ve 982 erkek çocuk takip edildi; ebeveynler çocuklarının üç buçuk ve dört buçuk yaşlarında şiddet içerikli televizyon programlarına maruz kalma sıklığını bildirdi. Bulgular, erkek çocuklarda okul öncesi dönemde şiddet içerikli televizyon izleme ile ergenlik döneminde proaktif saldırganlık, fiziksel saldırganlık ve antisosyal davranışlarda artış arasında ilişki bulunduğunu, kız çocuklarda ise anlamlı bir ilişki saptanmadığını ortaya koydu. Çalışma, erkek çocuklarda şiddet ve suç benzeri davranış risklerinin on yıl sonra bile devam edebildiğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Bitki Bazlı Beslenmenin Bir Artısı Daha</strong></p>
<p>Bültende yer verilen bir diğer çalışmada, prostat kanseri tanısı almış 3.505 hastada bitki bazlı beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkileri incelendi. Ortalama yedi yıl takip edilen hastalarda, yüksek bitkisel bazlı beslenmenin daha iyi cinsel ve bağırsak fonksiyonlarıyla ve daha az idrar kaçırma şikâyetiyle ilişkili olduğu gösterildi. Ayrıca hormonal dengenin daha iyi seyretmesinin, depresyonla başa çıkma açısından da olumlu sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Araştırma, bitki bazlı beslenmenin prostat kanseri hastalarının yaşam kalitesini artırabileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong> Pankreas Kanserinde Erken Teşhis Umudu </strong></p>
<p>Yeni sayının dikkat çeken başlıklarından biri de pankreas kanserinin erken teşhisine yönelik geliştirilen basit bir kan testi oldu. Bilim insanlarının geliştirdiği yöntemde, tümörlerde erken dönemde aktif olan proteazları tespit etmek üzere nanosensörlerden yararlanıldı. Kan örneklerinde test edilen yöntem, sağlıklı bireyleri yüzde 98, kanserli hastaları ise yüzde 73 doğrulukla belirledi. Erken evrede belirti vermemesi nedeniyle teşhisi zor olan pankreas kanserinde, düşük maliyetli bu yaklaşımın özellikle kırsal bölgelerde de kullanılabilecek olması umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor</p>
<p><strong>Podcast olarak Spotify ve YouTube platformlarında</strong></p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 38 bin KVKK onaylı kişiye e-posta yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayınlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler YouTube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-ay-kucuk-gozler-buyuk-etkiler-siddet-icerikli-programlarin-cocuk-psikolojisine-etkisi-622502">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay: Küçük Gözler, Büyük Etkiler: Şiddet İçerikli Programların Çocuk Psikolojisine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY &#8220;Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi&#8221;ni yayımladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbky-bilimsel-bir-gercegin-dogusu-ve-gelisimini-yayimladi-620954</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeğin]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yayımladı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620954</guid>

					<description><![CDATA[<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, Ludwik Fleck’in imzasını taşıyan “Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi” adlı eserle genişlemeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-bilimsel-bir-gercegin-dogusu-ve-gelisimini-yayimladi-620954">VBKY &#8220;Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi&#8221;ni yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, Ludwik Fleck’in imzasını taşıyan <em>“Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi”</em> adlı eserle genişlemeye devam ediyor. İlk kez 1935’te yayımlanan bu çalışma, Thomas Kuhn’un <em>Bilimsel Devrimlerin Yapısı</em>’na yazdığı meşhur önsözde Fleck’e atıfta bulunmasıyla yeniden keşfedildi. Bu sayede Fleck, Kuhn ve Popper gibi daha popüler figürlerin öncesinde yer alan; çağdaş bilim teorisinin en etkili düşünürlerinden biri olarak anılmaya başlandı. Fleck’e göre bilim, taşların üst üste konduğu doğrusal bir birikim süreciyle ilerlemez. Bilimsel değişim, bir toplumda hâkim olan düşünce tarzlarının yavaş ama sürekli dönüşümüyle şekillenir. Bu düşünce tarzları tarihsel olarak olgunlaşır, toplumsal koşullara tabidir ve onları taşıyan insan topluluklarıyla birlikte âdeta bir “yumak” oluşturur. Fleck’in kavramsallaştırmasıyla düşünce kolektifleri, yeni problemlerin görülmesine ve ele alınmasına imkân tanıyan dinamik bir alan yaratır. Kuhn’un kesintili devrimlere dayalı modelinin aksine Fleck, sürekli işleyen bir yeniden biçimlenme sürecine işaret eder. Bu sürecin varsayımları, çoğu zaman üyelerini onların farkında bile olmadığı biçimlerde dönüştürür.</p>
<p><em>“Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi”</em>, yalnızca bilim tarihine dair bir inceleme değil; düşüncenin toplumsal örgütlenişine, bilginin nasıl mümkün olduğuna ve “gerçek”in kolektif doğasına dair eskimeyen bir manifesto. Okurunu, bilimi ve hakikati bireysel keşiflerin ötesinde, birlikte kurulan bir süreç olarak yeniden düşünmeye davet ediyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Bazı gerçekler vardır ki; bunları bilme mekanizmamıza eleştirel bir biçimde yaklaşamayız. Örne­ğin “normal bir insanın iki gözü vardır” yargısı bizim için kendili­ğinden anlaşılır bir hâle gelmiştir ve artık bir bilgi gibi görünmez. Bu tür bir bilme eyleminde kendimizi etkin hissetmeyiz; bizden bağımsız, “Varoluş” veya “Gerçeklik” denen bir gücün karşısında tamamen pasif durumdayızdır. Tıpkı günlük ritüelleri ya da alış­kanlıkları mekanik olarak sürdüren biri gibi davranırız: Bu tür eylemlerde artık özgürlük söz konusu değildir, aksine, bu şekilde davranmaya ve başka şekilde davranmamaya yönelik bir zorlan­tı söz konusudur. Ya da kitlesel bir harekete katılan bir adamın durumuyla da benzerlik kurulabilir. Örneğin basit bir borsacı pi­yasadaki düşüş nedeni ile oluşan panik satışlarını dışsal bir güç, gerçek bir varlık olarak algılar. Ancak kendisinin de bilincinde olmadan kapıldığı telaşın bu düşüşe katkıda bulunduğunu fark etmez. Dolayısıyla günlük yaşama ait yerleşik gerçekler episte­molojinin konusu olmaya pek de uygun değildir. Klasik fiziğe ait gerçeklere gelince burada da pratik bakı­mından alışkanlık, teori bakımındansa tüketilmişlik söz konusu­dur. Dolayısıyla tarafsız bir araştırmanın ilkelerine en uygun ola­nın, keşfi çok da gerilere uzanmayan ve epistemoloji tarafından henüz tüketilmemiş “daha yeni bir gerçek” olduğu kanısındayım. Tıbbi bir gerçek, ki önemi ve uygulanabilirliği inkâr edilemez, tarihsel ve fenomenolojik olarak son derece zengin olduğundan araştırmamız için oldukça kullanışlıdır. Ben bu araştırma için en iyi şekilde kanıtlanmış tıbbi gerçeklerden birini, yani Wasser­mann Reaksiyonu’nun sifilisle ilişkili olduğu gerçeğini seçtim. Öyleyse soru şudur: Tecrübeye dayanan bu gerçek nasıl ortaya çıkmıştır ve nelerden oluşur?“</em></p>
<p><em><strong> </strong></em><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>1896 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda, Lviv kentinde doğdu. Tıp eğitimini Lviv Üniversitesi’nde tamamladı ve erken dönem çalışmalarını iç hastalıkları ve mikrobiyoloji alanlarında yürüttü. II. Dünya Savaşı sonrasında Polonya’da çeşitli araştırma laboratuvarlarında ve tıp enstitülerinde görev yaptı. Bu dönemde hem tıbbi araştırmalar hem de bilim felsefesi üzerine teorik ve pratik çalışmalar yürütmeye devam etti. 1956’da İsrail’e göç eden ve 1961 yılında burada ölen Fleck, bilimsel gerçeklerin toplumsal yapısını gösteren öncü yaklaşımıyla 20. yüzyılın en etkili bilim felsefecileri ve sosyologlarından biri olarak kabul edilir.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Felsefe        </strong></p>
<p><strong>Yazan: Ludwik Fleck</strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Elif Hilal Fertellioğlu</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi </strong></p>
<p><strong>Proje Editörü ve Son Okuma: Halid Metin Yolcu</strong></p>
<p><strong>Kitap Editörü: Saygın Günenç </strong></p>
<p><strong>Kapak ve Sayfa Uygulama: Faruk Özcan   </strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 256</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-bilimsel-bir-gercegin-dogusu-ve-gelisimini-yayimladi-620954">VBKY &#8220;Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi&#8221;ni yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Çam Balını Manuka Balına Rakip Yapacak Proje Hayata Geçiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-cam-balini-manuka-balina-rakip-yapacak-proje-hayata-geciyor-616753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 10:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[balina]]></category>
		<category><![CDATA[balını]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[cam]]></category>
		<category><![CDATA[Çam Balı]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[manuka]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[rakip]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yapacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-cam-balini-manuka-balina-rakip-yapacak-proje-hayata-geciyor-616753">Türk Çam Balını Manuka Balına Rakip Yapacak Proje Hayata Geçiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda. Çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Ancak üretimdeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor.</p>
<p>Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesi kolları sıvadı.</p>
<p>Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti.</p>
<p><strong>İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz</strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı.</p>
<p>Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, “Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kalpaklıoğlu: “Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış”</strong></p>
<p>Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi.</p>
<p>Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor.”</p>
<p><strong>Hedef: 3,9 dolardan Premium Segmente geçmek</strong></p>
<p><strong> </strong>“Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Bilimsel olarak standardize edilmiş, fonksiyonel ve terapötik potansiyeli kanıtlanmış, uluslararası pazarda premium segmentte konumlanan Türkiye, üretim gücünü artık değer gücüyle buluşturmak zorundadır. Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. <strong>Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak.”</strong></p>
<p><strong>Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının Protokateşik Asit (PCA) varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, “Türk Çam Balının: Kimyasal olarak standardizasyonu, Otantik ürün doğrulaması, Fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, Uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam Balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir” diyerek sözlerini noktaladı.</strong></p>
<p><strong>24 Aylık Ar-Ge Yol Haritası</strong></p>
<p>Planlanan proje kapsamında:</p>
<ul>
<li>Çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanması</li>
<li>Canlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılması</li>
<li>Kimyasal yapı–biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konması</li>
<li>Marker bileşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesi</li>
<li>En az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-cam-balini-manuka-balina-rakip-yapacak-proje-hayata-geciyor-616753">Türk Çam Balını Manuka Balına Rakip Yapacak Proje Hayata Geçiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menisküs Cerrahisinde Türkiye&#8217;de Bir İlk, DEÜ&#8217;de Gerçekleşti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-deude-gerceklesti-616708</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 15:49:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisinde]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşti]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menisküs cerrahisinde güncel yaklaşımların ele alındığı sempozyum, alanında uzman isimlerin katılımıyla DEÜ Tıp Fakültesi Konferans Salonunda yoğun ilgiyle başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-deude-gerceklesti-616708">Menisküs Cerrahisinde Türkiye&#8217;de Bir İlk, DEÜ&#8217;de Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menisküs cerrahisinde güncel yaklaşımların ele alındığı sempozyum, alanında uzman isimlerin katılımıyla DEÜ Tıp Fakültesi Konferans Salonunda yoğun ilgiyle başladı. Programa; DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, DEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Bayrak, DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tuğra Gençpınar, akademisyenler, sağlık profesyonelleri, öğrenciler ve basın mensupları katıldı.</p>
<p><b>“TÜRKİYE’DE BİR İLKE İMZA ATMANIN GURURUNU YAŞIYORUZ”</b></p>
<p>Sempozyumun açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, DEÜ’nün sağlık alanındaki öncü rolüne dikkat çekerek, “Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, sağlık alanındaki bilimsel gelişmelere katkı sunmaya ve geleceğin hekimlerinin yetişmesine destek olmaya devam ediyoruz. Bu sempozyum ile Türkiye’de bir ilke imza atmanın heyecanını ve gururunu yaşıyoruz,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>CANLI CERRAHİ YAYINIYLA EĞİTİM FIRSATI</b></p>
<p>İki bölümden oluşan sempozyumun ilk bölümünde, menisküs cerrahisinde güncel teknikler ve tedavi yaklaşımları, alanında uzman hekimlerin sunumlarıyla ele alındı. Programın ikinci bölümünde ise Türkiye’de ilk kez menisküs kök tamiri ve menisküs transplantasyonu ameliyatları, aynı sempozyum kapsamında canlı cerrahi yayını eşliğinde ve eğitim amaçlı olarak gerçekleştirildi. Bu uygulama, katılımcılara cerrahi süreçleri eş zamanlı olarak gözlemleme ve bilimsel değerlendirme imkânı sundu.</p>
<p>Menisküs transplantasyonu ameliyatını gerçekleştiren DEÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lokman Kehribar, böylesine önemli ve öncü bir bilimsel organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyduklarını belirterek, sempozyumun hem eğitim hem de bilimsel gelişim açısından önemli katkılar sunduğunu ifade etti.</p>
<p> </p>
<p><b>“TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN UZMANLAR DEÜ’DE BULUŞTU”</b></p>
<p>Ameliyat öncesi değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Lokman Kehribar, sempozyumun kapsamına ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Bugün bizim için özel bir gün oldu. Anatomisinden cerrahisine, tedavisinden ameliyatına, spora dönüş sürecinden rehabilitasyona kadar pek çok başlıkta, Türkiye’nin dört bir yanından gelen değerli hocalarımız sunumlar gerçekleştirdi. Programın ikinci bölümünde ise canlı cerrahi ameliyatları gerçekleştirdik. Bu program, Türkiye’nin farklı illerinden çevrim içi olarak izlenirken, sempozyum salonunda bulunan katılımcılarımız da ameliyatları eş zamanlı takip ederek sorularını yöneltme imkânı buldu. Alanında önemli isimlerin tecrübelerinden faydalanmak hem bilimsel gelişim hem de eğitim açısından büyük önem taşıyor.”</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyum, menisküs cerrahisine yönelik güncel yaklaşımların paylaşılmasına ve genç hekimlerin eğitimine katkı sunarken, canlı cerrahi uygulamalarıyla Türkiye’de bu alanda gerçekleştirilen öncü bilimsel organizasyonlardan biri olarak kayıtlara geçti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-deude-gerceklesti-616708">Menisküs Cerrahisinde Türkiye&#8217;de Bir İlk, DEÜ&#8217;de Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karabağlar Belediyesi SECAP sürecini Bilimsel Katkılarla Güçlendiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karabaglar-belediyesi-secap-surecini-bilimsel-katkilarla-guclendiriyor-615652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[karabağlar]]></category>
		<category><![CDATA[katkılarla]]></category>
		<category><![CDATA[secap]]></category>
		<category><![CDATA[sürecini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615652</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karabağlar Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kent vizyonu doğrultusunda yürüttüğü Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) çalışmaları kapsamında Danışma Kurulu Toplantısı’nı gerçekleştirdi. Toplantı, çevrimiçi olarak düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karabaglar-belediyesi-secap-surecini-bilimsel-katkilarla-guclendiriyor-615652">Karabağlar Belediyesi SECAP sürecini Bilimsel Katkılarla Güçlendiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karabağlar Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kent vizyonu doğrultusunda yürüttüğü Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) çalışmaları kapsamında Danışma Kurulu Toplantısı’nı gerçekleştirdi. Toplantı, çevrimiçi olarak düzenlendi.</p>
<p>Toplantının moderatörlüğünü Belediye Meclis Üyesi Rahile Yeni üstlendi. Açılış konuşmasını yapan Belediye Başkanı Helil Kınay, yerel yönetimlerin iklim krizi karşısındaki sorumluluğuna dikkat çekerek, Karabağlar’da bilimsel temelli ve katılımcı bir iklim eylem planı hazırlamayı hedeflediklerini vurguladı.</p>
<p>Program kapsamında, belediye bünyesindeki İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından SECAP sürecine ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi.</p>
<p>Sunumda; 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait kurumsal karbon ayak izi ve kentsel karbon ayak izi hesaplama sonuçları paylaşılırken, sonuçlar danışma kurulu üyelerinin uzmanlıklarına göre değerlendirmeler yapıldı ve önerilerde bulunuldu.</p>
<p>Toplantıya, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) bünyesindeki odaların temsilcileri, 12 üniversiteden alanında uzman akademisyenler, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Büyükşehir Belediyesi temsilcileri, Çevre Bakanlığı İklim Değişikliği Daire Başkanlığı ile EBSO temsilcileri, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Karabağlar Kent Konseyi üyeleri ile belediyenin yönetici ve teknik personeli katıldı.</p>
<p>Toplam 46 katılımcı, azaltım ve uyum planlarına yönelik teknik görüş ve önerilerini paylaşarak, sürecin bilimsel ve uygulanabilir bir zeminde ilerlemesine katkı sundu. Yapılan bu toplantı, 27 Şubat 2027 tarihinde gerçekleştirilecek SECAP Çalıştayı’nın kırılganlık, azaltım ve uyum başlıklarına yönelik bilimsel temelini oluşturdu.</p>
<p>Karabağlar Belediyesi, SECAP çalışmalarını katılımcı, şeffaf ve bilimsel bir yaklaşımla sürdürerek ortaya konulan teknik görüş ve öneriler doğrultusunda ilçeyi daha dirençli bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karabaglar-belediyesi-secap-surecini-bilimsel-katkilarla-guclendiriyor-615652">Karabağlar Belediyesi SECAP sürecini Bilimsel Katkılarla Güçlendiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;ta rahim ağzı kanserine karşı bilimsel farkındalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakta-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilimsel-farkindalik-612478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 07:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[Pap]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi ve Medicana International İzmir Hastanesi işbirliğiyle Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı’na özel bir çalışmaya imza atıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilimsel-farkindalik-612478">Konak&#8217;ta rahim ağzı kanserine karşı bilimsel farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediyesi ve Medicana International İzmir Hastanesi işbirliğiyle Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı’na özel bir çalışmaya imza atıldı. Konak’ta 3 farklı noktada kadınlara ulaşan projeyle HPV aşısının önemine ve düzenli PAP smear testi yaptırmanın faydalarına dikkat çekildi. Projede rahim ağzı kanserine ilişkin tüm bilgiler, çalışmalarıyla aşının gelişimine ve hastalığın teşhisine katkı koyan bilim insanlarının temsili görselleriyle aktarıldı.</b></p>
<p>Rahim ağzı kanserine yönelik farkındalık oluşturmak ve bu hastalığa karşı mücadelenin yollarını anlatmak adına Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü ve Medicana International İzmir Hastanesi iş birliğinde kapsamlı bir farkındalık çalışması gerçekleştirildi. ‘Bugün Önlenebiliyorsa Bilim Sayesinde’ başlığıyla rahim ağzı kanserine dikkat çekmek amacıyla Konak Belediyesi’nin Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Beştepeler Sosyal Tesisleri ve Toros Sosyal Tesisi’nde farkındalık alanları oluşturuldu. Sergide; rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilerek önlem alınmasını sağlayan PAP smear testini geliştiren Mary Elizabeth H. Papanicolaou ve George Papanicolaou; araştırmalarıyla HPV-kanser ilişkisini ortaya çıkaran Nobel Ödüllü Harald zur Hausen; HPV aşısının geliştirilmesine katkı sunan Ian Frazer, Jian Zhou ve Alexander Meisels isimli bilim insanlarının temsili görselleriyle hastalığa karşı mesaj verildi. Rahim ağzı kanserine karşı oluşturulan farkındalık sergisine merkezlerdeki hizmetlerden faydalanan kadınlar büyük ilgi gösterdi.</p>
<p><b>Rahim ağzı kanseri nedir ve nasıl korunulur?</b></p>
<p>Rahim ağzı kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olup büyük oranda Human Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonu ile ilişkilidir. Çoğu zaman erken evrede belirti vermeden ilerleyebilen hastalık, düzenli tarama programları ve koruyucu önlemler sayesinde önlenebilir ya da erken dönemde tespit edilerek başarılı şekilde tedavi edilebilir. Erken yaşta cinsel aktivite, birden fazla partner, sigara kullanımı ve bağışıklık sisteminin zayıf olması risk faktörleri arasında yer alırken, HPV aşısı hastalığa karşı en etkili korunma yöntemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. PAP smear testi ise rahim ağzı kanserinin erken tanısında kullanılan basit ve ağrısız bir tarama yöntemidir. Rahim ağzından alınan hücre örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi esasına dayanır. Bu test sayesinde kanser öncüsü hücresel değişiklikler henüz kansere dönüşmeden tespit edilebilir ve gerekli tedavi süreci erken dönemde başlatılabilir. Uzmanlar, belirli yaş aralığındaki kadınların düzenli aralıklarla PAP smear testi yaptırmasının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilimsel-farkindalik-612478">Konak&#8217;ta rahim ağzı kanserine karşı bilimsel farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyesi&#8217;nden Sigaraya Karşı Bilimsel Söyleşi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesinden-sigaraya-karsi-bilimsel-soylesi-612135</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 12:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigaraya]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[tütün]]></category>
		<category><![CDATA[yürekli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612135</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği söyleşide, sigara ve elektronik sigara bağımlılığı bilimsel veriler ışığında ele alındı. Uzmanlar, özellikle gençler üzerindeki risklere dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesinden-sigaraya-karsi-bilimsel-soylesi-612135">Nilüfer Belediyesi&#8217;nden Sigaraya Karşı Bilimsel Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği söyleşide, sigara ve elektronik sigara bağımlılığı bilimsel veriler ışığında ele alındı. Uzmanlar, özellikle gençler üzerindeki risklere dikkat çekti.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi, 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü kapsamında “Bağımlılık Şekil Değiştirir mi? Sigara, Elektronik Sigara ve Akciğer Sağlığı” başlıklı söyleşi düzenledi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen söyleşiye, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi akademisyenlerinden Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslı Görek Dilektaşı ile Uzman Dr. Güler Yürekli konuşmacı olarak katıldı. Söyleşiyi Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de takip etti.</p>
<p><b>“HER YIL 8 MİLYON İNSAN SİGARADAN HAYATINI KAYBEDİYOR”</b></p>
<p>Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Yeşim Uncu, 9 Şubat’ın sigara kullanan bireylerin, bırakma konusunda kendilerini sorgulamaları açısından anlamlı bir gün olduğunu ifade etti. Uncu, her yıl dünya genelinde 8 milyon kişinin tütün ve tütün ürünlerine bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi. Bu sayının, Covid-19 pandemisinde yaşanan ölümlerle kıyaslanabilecek düzeyde olduğuna vurgu yapan Uncu, “Sigara karşısında bir mücadele var ve bu mücadelede elimizdeki tüm imkânları kullanmamız gerekiyor. En önemli adım karar vermek. Bu kararın ardından Türkiye&#8217;nin her yerindeki sigara bırakma polikliniklerinden ücretsiz destek alınabilir” dedi.</p>
<p><b>ÇOCUKLAR BÜYÜK RİSK ALTINDA</b></p>
<p>Uzman Dr. Güler Yürekli ise sigaranın, esrar ve kokain gibi maddelerle kıyaslandığında çok daha hızlı bağımlılık geliştirdiğini belirtti. Sigaranın, yasal düzenlemelere rağmen her yaş grubundaki birey tarafından kolaylıkla ulaşılabilir olmasının büyük bir risk oluşturduğunu söyleyen Yürekli, “Sigara tüm sistemleri etkiliyor ancak en büyük hasar akciğerlerde görülüyor. KOAH, akciğer kanseri ve çeşitli enfeksiyonlara yol açıyor. Kalp-damar sistemi açısından ise kalp krizi, felç, damar tıkanıklığı ve hipertansiyon riskini artırıyor. Ağız, gırtlak ve mide kanserleri açısından da ciddi bir risk faktörü. Pasif içicilikte ise özellikle çocuklar büyük tehlike altında. Astım ve orta kulak enfeksiyonları bu çocuklarda daha sık görülüyor” diye konuştu.</p>
<p>Sigaranın bir alışkanlık değil, doğrudan bir bağımlılık ve hastalık olduğunu vurgulayan Yürekli, günde içilen sigara sayısının önemli olmadığını, bırakmanın önündeki en büyük engellerden birinin ise ürüne kolay erişim olduğunu dile getirdi. Sigara kullanan her 10 kişiden yalnızca birinin kendi başına bırakabildiğini belirten Yürekli, “Bağımlılık psikolojik, davranışsal ve biyolojik boyutları olan çok ayaklı bir süreçtir. Bu nedenle mutlaka bir sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır. Başarısız denemeler motivasyonu düşürmemeli. Sigara dumanında bulunan 7 bin toksik maddenin en az 80’inin kanserojen olduğu biliniyor. Puro, nargile, pipo ve elektronik sigara da aynı riski taşır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>YENİ TEHDİT ELEKTRONİK SİGARA</b></p>
<p>Bağımlılığın yeni bir boyutunun elektronik sigaralar olduğunu belirten Prof. Dr. Aslı Görek Dilektaşı ise elektronik sigaraların daha az zararlı olduğu yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Son yıllarda sigara kullanım oranlarının düşmesiyle birlikte tütün endüstrisinin kârlılığının tehdit altında kaldığını ifade eden Dilektaşı, bu nedenle elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin “yenilik” olarak sunulduğunu belirtti. Tütün şirketlerinin “zarar azaltma” söylemiyle hareket ettiğini vurgulayan Dilektaşı, bunun yıllardır uygulanan bir endüstri stratejisi olduğunu kaydetti.</p>
<p><b>HEDEF PAZAR: GENÇLER</b></p>
<p>ABD verilerine göre her 5 lise öğrencisinden birinin ve her 20 ortaokul öğrencisinden birinin elektronik sigara kullandığını dile getiren Dilektaşı, gençler arasındaki kullanım oranının hızla arttığına dikkat çekti. Elektronik sigaraların daha az zararlı olduğu iddiasının bilimsel verilerle çürütüldüğünü ifade eden Dilektaşı, “Geleneksel sigaralarda bulunan zararlı maddelerin tamamı elektronik sigaralarda da yer alıyor” dedi.</p>
<p>Söyleşinin sonunda verilen ortak mesajda, tüm tütün ve nikotin içeren ürünlerden arınmış bir dünya hedeflendiği vurgulanarak, bu mücadelenin yalnızca sağlık ve eğitim sistemleriyle değil, toplumsal bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiği ifade edildi.</p>
<p>Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, konuşmacılara katkılarından dolayı teşekkür etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesinden-sigaraya-karsi-bilimsel-soylesi-612135">Nilüfer Belediyesi&#8217;nden Sigaraya Karşı Bilimsel Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson&#8217;dan beyin pili ile kurtuldular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinsondan-beyin-pili-ile-kurtuldular-611851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Dbs]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuldular]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Parkinson hastalığı başta olmak üzere esansiyel tremor, distoni, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve halk arasında “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamalarının yapıldığı Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin resmi açılışı, törenle gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsondan-beyin-pili-ile-kurtuldular-611851">Parkinson&#8217;dan beyin pili ile kurtuldular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Parkinson hastalığı başta olmak üzere esansiyel tremor, distoni, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve halk arasında “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamalarının yapıldığı Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin resmi açılışı, törenle gerçekleşti. İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, modern anlamda Derin Beyin Stimülasyonu’nun 30 yılı aşkın süredir çeşitli nörolojik hareket bozukluklarının </span></span></b><b><span>ve psikiyatrik rahatsızlıkların <span>tedavisinde kullanıldığını belirterek derin beyin stimülasyonun bilimsel olarak kanıtlanmış ve güvenilir bir yöntem olduğunu söyledi. Geçmiş dönemde geçirdikleri DBS ameliyatıyla sağlıklarına kavuşan Parkinson hastası Erkan Yavuz ile Ömer Faruk Haşil, yaşadıkları zorlukların sona erdiğini ve beyin pili tedavisi sayesinde yaşam kalitelerinin arttığını söyledi. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi’nde hizmet verecek olan Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin resmi açılış törenine Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş, Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel, İstanbul Atlas Üniversitesi Rektör Yardımcıları ve akademisyenleri, Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi ekibi, Atlas Üniversitesi Hastanesi başhekimi, doktor ve personeli, Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Kurucu Başkanı Gülnur Uğurlu Kelçe ile Parkinson şikayetiyle DBS tedavisi gören hastaların da bulunduğu davetliler katıldı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Dr. Yusuf Elgörmüş: “Uluslararası iş birlikleri üzerinde duruyoruz”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş, açılış konuşmasında en büyük hayallerinden birinin 2018’de kurdukları Atlas Üniversitesi ile gerçekleştiğini belirterek “Bu hayalim, sevdam ve heyecanım, bu merkez ve programları gördükçe her geçen gün artıyor. Bizim üniversite olarak en çok üzerinde durduğumuz konu uluslararası ilişkiler ve yurt dışı üniversitelerle iş birliği yapmak. Yurt dışı üniversitelerle yaptığımız iş birliklerini sadece kâğıt üzerinde değil, iş birliği yaptığımız üniversitelerin özellikleri ile kendi özelliklerimizi bir araya getirerek yürütmeye çalışıyoruz. Maastricht Üniversitesi ile Nöromodülasyon Merkezi iş birliğimiz yeniden hayırlı olsun” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Multidisipliner çalışmanın bir arada olabildiği yerlere ihtiyaç var” </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak açılış konuşmasında “Bu merkezde hem eğitim öğretim faaliyetleri oldu hem de rutin ve bazı özel hastalıkların tedavisi gerçekleştirildi. Bazı hastalıklar var ki tek bir hekimin tedavi etmesi mümkün değil. O yüzden ortak aklın bir araya geldiği, multidisipliner çalışmanın bir arada olabildiği yerlere ihtiyaç var. ‘’diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, açılış konuşmalarının ardından “Nöromodülasyon ve DBS ” başlıklı bir konferans verdi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Nöromodülasyon: Çağdaş tıbbın güçlü tedavi seçeneklerinden biri</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Parkinson hastalığı başta olmak üzere esansiyel tremor, distoni, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve zamanla kullanım alanı genişleyen DBS’nin obsesif kompulsif bozukluk, Tourette sendromu ve epilepsi gibi psikiyatrik ve nörolojik hastalıkların yanı sıra bağımlılık, majör depresyon, Alzheimer demansı, otizm ve tinnitus gibi alanlarda da umut verici klinik ve deneysel sonuçlar ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, son yıllarda MR görüntüleme ve DBS sistemlerindeki teknolojik gelişmeler, hasta seçimi, ameliyat sonrası takip ve programlama süreçlerinin daha güvenli ve etkin hale gelmesini sağlayarak nöromodülasyonu çağdaş tıbbın güçlü tedavi seçeneklerinden biri konumuna taşıdığını kaydetti.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Bütüncül bir yaklaşımla hizmet sunacak</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>DBS’nin kullanıldığı alanlara da değinen Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, bu bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında kurulan Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin nöromodülasyonun doğası gereği farklı disiplinleri bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımla hizmet sunmayı hedeflediğini söyledi. Merkezde; nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi, psikiyatri, nöropsikoloji, beslenme ve diyetetik, fizyoterapi, dil ve konuşma terapisi, nörofizyoloji, anestezi, radyoloji ve ilgili diğer branşlardan uzmanların iş birliğiyle hasta odaklı tanı ve tedavi süreçleri yürütüleceğini aktardı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Kişiselleştirilmiş ve sürdürülebilir tedavi yaklaşımları sunulmaktadır</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Derin Beyin Stimülasyonu alanında uzun yıllara dayanan klinik ve cerrahi deneyim üzerine inşa edilen merkezin bilimsel yetkinlik, etik değerler ve hasta güvenliğini temel alan bir anlayışla hizmet verdiğini kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Dünyanın en ileri teknolojileri, deneyimli ve multidisipliner bir ekip eşliğinde uygulanarak, her hastaya kişiselleştirilmiş ve sürdürülebilir tedavi yaklaşımları sunulmaktadır. Başta Derin Beyin Stimülasyonu alanında ileri tanı ve tedavi olanakları sunan merkezde nöromodülasyonla ilgili diğer invaziv ve non-invaziv yöntemler, multidisipliner bir yaklaşımla uygulanmaktadır. Merkezin temel amaçları arasında; Derin Beyin Stimülasyonu ve diğer nöromodülasyon uygulamalarının bilimsel içeriğini, eğitimini, klinik pratiğini ve erişilebilirliğini artırmak, bu alandaki güncel bilgi ve deneyimi yaygınlaştırmak yer almaktadır. Bu kapsamda, DBS ve nöromodülasyona ilgi duyan sağlık profesyonellerine yönelik teorik ve uygulamalı eğitim programları, vaka temelli öğrenme olanakları ve multidisipliner bilimsel paylaşımlar planlanmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>DBS Fellowship Programı yürütülmektedir</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin ayrıca akademik ve klinik Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alarak Prof. Dr. Yasin Temel’in akademik liderliği ve bilimsel danışmanlığında Hollanda’daki Maastricht Üniversitesi Tıp Merkezi (MUMC+) ile iş birliği içinde Nörolojik ve Psikiyatrik Bozukluklarda DBS Fellowship Programını yürüttüğünü sözlerine ekledi. Prof. Dr. Kocabıçak, “Bu program kapsamında katılımcılar, hem Maastricht Üniversitesi Tıp Merkezi hem de Atlas Üniversitesi Hastanesi’nin DBS programlarında aktif olarak yer alarak ileri düzey teorik bilgi, klinik gözlem ve cerrahi uygulama deneyimi kazanma fırsatı bulmaktadır. Akademik niteliği ve bilimsel üretkenliğiyle öne çıkan merkezde görev yapan DBS ekibi, 15 yılı aşkın klinik ve cerrahi deneyime sahip olup, ulusal ve uluslararası düzeyde çok sayıda bilimsel yayına imza atmıştır. Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi, yalnızca güncel bilimsel verilerin aktarılmasını değil; aynı zamanda ortak bir bilimsel dilin ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin güçlendirilmesini amaçlayarak nöromodülasyon alanında ulusal ve uluslararası düzeyde referans bir merkez olmayı hedeflemektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Prof. Dr. Yasin Temel’den “Beyin: Görünmez Pusula” Konferansı</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel ise “Beyin: Görünmez Pusula” başlıklı konferansında 1999 yılından bu yana uyguladıkları DBS ile ilgili yürüttükleri çalışmalardan örnekler sundu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi kurdele kesimiyle açıldı.</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Parkinson hastaları DBS ile sağlığına kavuştu</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Geçmiş dönemde geçirdikleri DBS ameliyatıyla sağlıklarına kavuşan Parkinson hastaları, yaşadıkları zorlukların sona erdiğini ve beyin pili tedavisi sayesinde yaşam kalitelerinin arttığını söyledi. 2022’de Parkinson teşhisi konulan 55 yaşındaki Erkan Yavuz, DBS ameliyatından sonra sağlığına kavuştuğunu belirterek “Şikayetlerim minimize edildi.  Yaşam konforum iyileşti” dedi. Parkinson hastası Ömer Faruk Haşil de 9 yıl önce teşhis konulduğunu, DBS operasyonu sonrasında şikayetlerinin büyük ölçüde geçtiğini kaydetti.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Parkinson hastaları için sosyal destek önemli </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Kurucu Başkanı Gülnur Uğurlu Kelçe ise Parkinson olan eşinin hastalığı nedeniyle 12 yıl önce kurduğu derneğin Parkinson hastaları ve ailelerine özellikle sosyal anlamda destek verdiğini söyledi. Parkinson hastalarında beyin pili tedavisinin yaşam konforunu artırmada etkili olduğunu belirten Gülnur Uğurlu Kelçe, Parkinson hastalığında sosyal desteğin önemini de vurguladı.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsondan-beyin-pili-ile-kurtuldular-611851">Parkinson&#8217;dan beyin pili ile kurtuldular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimsel Verilerle Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-deprem-gercegi-bilimsel-verilerle-ele-alindi-611368</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 07:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[alındı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depremi]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[kentler]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[paneli]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[verilerle]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611368</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası ve Başkent Ankara Strateji Enstitüsü (BASE) iş birliğinde düzenlenen “6 Şubat Depremlerini Anma ve Afetlere Dirençli Kentler Paneli” Neşet Ertaş Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-deprem-gercegi-bilimsel-verilerle-ele-alindi-611368">Keçiören&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimsel Verilerle Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası ve Başkent Ankara Strateji Enstitüsü (BASE) iş birliğinde düzenlenen “6 Şubat Depremlerini Anma ve Afetlere Dirençli Kentler Paneli” Neşet Ertaş Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen iki büyük depremi anmak ve afetlere karşı daha dirençli kentler oluşturmanın yollarını değerlendirmek amacıyla düzenlenen programda, Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan da panelist olarak yer aldı.</p>
<p>Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Adıyaman Üniversitesi tarafından hazırlanan deprem videosunun gösterimi yapıldı.</p>
<p>Moderatörlüğünü 21. Dönem Ankara Milletvekili Şevket Bülend Yahnici’nin üstlendiği panele; Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, CHP PM Üyesi Berk Kılıç, Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Başkent Ankara Strateji Enstitüsü Başkanı Engin Öktem, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Serdar Kart, BASE Bilim Kurulu Üyesi Dr. Hakan Çavaş, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası adına Dr. Öğr. Üyesi İsmail Demirci, AFAD Afet Yönetimi Merkezi Daire Başkanı Abdullah Özçelik, CHP Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım,  siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“Bilimin ve aklın rehberliğinde tedbirler almak zorundayız”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, </b>panelin açılışında yaptığı konuşmada<b> </b>depremin bir gerçeklik olduğunu, bu gerçeğe karşı bilimin ve denetimin rehberliğinde hareket edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Bundan 3 yıl önce meydana gelen ve hepimizi derinden üzen depremin anısına bugün burada toplanmış bulunuyoruz. Aramızda bu işin uzmanı kıymetli hocalarımız, sivil toplum kuruluşlarının değerli temsilcileri ve meslek odalarımızın yöneticileri var. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız; deprem bu topraklarda geçmişte de vardı, bugün de var ve bundan sonra da olmaya devam edecek. Bu nedenle depremi kader olarak görmek yerine, bilimin ve aklın rehberliğinde gerekli tedbirleri almak zorundayız. İlimle, bilimle, etkin denetimle ve doğru yöntemlerle bu süreci yönetmek mecburiyetindeyiz. Keçiören’de böylesine akademik bir panele ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Keçiören’in bilimin ve ilmin konuşulduğu bir merkez olması için her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Ayrıca Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Sayın Serdar Kart’ın belediyemiz bünyesinde görev yapması bizler için büyük bir kazanımdır. Kendisine ve bu panelin düzenlenmesinde emeği geçen tüm akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Panelimizin Keçiören’imize, Ankara’mıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ne mutlu Türküm diyene!”</p>
<p>“<b>Deprem bilinci oluşturmak zorundayız”</b></p>
<p><b>Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan</b> ise yaptığı konuşmada, depremlerin yıkıma dönüşmesinin temel nedeninin bilimsel uyarıların dikkate alınmaması olduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de depremler yıkıma ve can kaybına dönüşüyor; çünkü gerekli dersleri almıyoruz. Deprem bilinci oluşturmak zorundayız. Sorun, depremin kendisi değil; yönetim anlayışı, denetim eksikliği ve ekonomik koşullardır. Depremde ders alması gereken vatandaş değil, ülkeyi yöneten kademelerdir. Bilim ve mühendislik rehber alınmadığı sürece aynı acıları yaşamaya devam ederiz. Depremi afete dönüştüren; yetersiz yönetim, denetimsizlik ve yoksulluktur. İnsanlar geçim derdi içindeyken evini güçlendirmesi, güvenli yapılarda oturması mümkün olamıyor. Yıllardır aynı manzaraları görüyoruz; arama kurtarma çalışmaları, kayıplar ve sonrasında unutulan dersler. Oysa yapılması gereken, deprem olmadan önce bilimin ışığında gerekli önlemleri almak ve güvenli kentler oluşturmaktır.”</p>
<p>“<b>Güvenli kentler etik anlayış ile mümkündür”</b></p>
<p><b>Başkent Ankara Strateji Enstitüsü Başkanı Engin Öktem</b> de yaptığı konuşmada şu mesajları paylaştı: “Bu ülkede felaketlerin ömrü kısa oluyor, çok çabuk unutuyoruz. Depremlerde de maalesef bu değişmiyor. Oysa kayıplarımızı unutmamamız, sorumluluklarımızı hatırlamamız gerekiyor. 6 Şubat depremleri yalnızca bir doğal afet değil; toplumsal hafızamızda derin iz bırakan, yönetsel yapılarımızı ve kurumsal sorumluluklarımızı sorgulatan büyük bir uyarıdır. Bizi bu paneli düzenlemeye sevk eden de tam olarak bu ‘unutma’ halidir. Kamu kurumları, bilim insanları ve sivil toplum birlikte çalıştığında afetlere karşı daha güçlü bir toplumsal direnç oluşturabiliriz. Depremler karşısında yalnızca binalar değil, kurumlarımızın ve toplumumuzun dayanıklılığı da sınanıyor. Bilimin aydınlattığı yoldan ayrılmamak zorundayız. Güvenli kentler yalnızca mühendislik hesaplarıyla değil, etik sorumluluk anlayışıyla mümkündür. Yapı güvenliği, imar politikaları ve denetim mekanizmaları kamu yararını önceleyen bir anlayışla yürütülmelidir. Acıyı unutmamak ve sorumluluğu hatırlamak zorundayız.”</p>
<p>“<b>Depreme dirençli kentler için yetki ve sorumluluk netleştirilmeli”</b></p>
<p>Bilimsel verilerin ve değerlendirmelerin önemine dikkat çeken <b>TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Serdar Kart, </b>depremlerde yaşanan acıların izlerinin tazeliğini koruduğunu hatırlatarak şunları kaydetti: “6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen yaşanan acıların izleri hâlâ tazeliğini koruyor. Bu büyük felaket bizlere depremin kader olmadığını, bilim ve mühendislik rehberliğinde hareket edilmediğinde ağır bedeller ödendiğini bir kez daha göstermiştir. Jeofizik mühendisleri olarak bizler yerin adeta doktorlarıyız. Zemini doğru tanımadan, yerin davranışını anlamadan güvenli ve dayanıklı yapılar inşa etmek mümkün değildir. Jeofizik, jeoloji ve inşaat mühendislerinin eş güdüm içinde çalışması bir tercih değil, zorunluluktur. Her kentin, her mahallenin hatta her parselin kendine özgü zemin koşulları vardır. Bu gerçekler dikkate alınmadan yapılan her proje, gelecekte yaşanabilecek yeni acıların zeminini hazırlar. Sorun yönetmeliklerin yetersizliği değil, mevcut yönetmeliklerin bilimsel içeriğine uygun biçimde uygulanmaması ve etkin denetlenmemesidir. Depreme dirençli kentler için yetki ve sorumluluklar netleştirilmeli, zemin ve geoteknik raporlama sistemi bilimsel esaslarla yeniden ele alınmalı, kaçak yapılaşmaya kesinlikle göz yumulmamalıdır. Belediyelerde zemin ve deprem konularında yetkin jeofizik mühendislerinin istihdamı bir tercih değil, kamusal zorunluluktur. Bilimin rehberliğinde, mühendisliğin merkezde olduğu ve denetimin tavizsiz uygulandığı bir anlayışla hareket etmek zorundayız. Gelecekte benzer acıları yaşamamak için bugün sorumluluk almak mecburiyetindeyiz.”</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından 21. Dönem Ankara Milletvekili Şevket Bülend Yahnici’nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, BASE Bilim Kurulu Üyesi Dr. Hakan Çavaş, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası adına Dr. Öğr. Üyesi İsmail Demirci ve AFAD Afet Yönetimi Merkezi Dairesi Başkanı Abdullah Özçelik panelist olarak yer aldı.</p>
<p> <b>Panelistler katılımcıları bilgilendirdi</b></p>
<p>“Aynı Deprem Tekrar Olsa Ne Farklı Olurdu?” sorusunun ele alındığı panelde <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, yerel yönetimlerin afetlere karşı hazırlık sürecindeki sorumluluklarını anlatarak dirençli kentleşmenin planlama, denetim, altyapı ve kentsel dönüşüm çalışmalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. BASE Bilim Kurulu Üyesi Dr. Hakan Çavaş, olağanüstü hallerde kamu kurumlarının işleyişi ve kriz yönetimi süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası adına Dr. Öğr. Üyesi İsmail Demirci, bina ve zemin ilişkisinin depremdeki etkisini bilimsel verilerle ele aldı. Zemin etüdü ve yer seçiminin önemine dikkat çekti. AFAD Afet Yönetimi Merkezi Daire Başkanı Abdullah Özçelik, afet öncesi hazırlık, afet anı müdahale ve afet sonrası iyileştirme süreçlerine dair bilgiler paylaştı.</p>
<p>Plaket ve hediye takdimlerinin ardından program sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-deprem-gercegi-bilimsel-verilerle-ele-alindi-611368">Keçiören&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimsel Verilerle Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hızlı rahatlama mitine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hizli-rahatlama-mitine-dikkat-611083</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[mitine]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sultan Tarlacı]]></category>
		<category><![CDATA[rahatlama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[Vagus Siniri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sosyal medyadaki abartılı iddialara karşı, vagus sinirinin beden–beyin dengesindeki rolünü bilimsel gerçekler ışığında açıkladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizli-rahatlama-mitine-dikkat-611083">Hızlı rahatlama mitine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sosyal medyadaki abartılı iddialara karşı, vagus sinirinin beden–beyin dengesindeki rolünü bilimsel gerçekler ışığında açıkladı. </p>
<p><strong>Vagus siniri, vücudun sakinleşme ve denge mekanizmasında kilit rol oynuyor!</strong></p>
<p>Vagus sinirinin, beynin alt bölümlerinden çıkarak kalp, akciğerler, mide-bağırsak sistemi ve bağışıklık sistemiyle doğrudan bağlantı kuran çok önemli bir sinir olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Vücudun ‘sakinleşme, toparlanma ve dengeye dönme’ süreçlerinde kilit rol oynar. Kalp atım hızının yavaşlaması, nefesin derinleşmesi, sindirimin düzenlenmesi ve stres hormonlarının baskılanması gibi etkiler bu sinir üzerinden gerçekleşir.” dedi.</p>
<p>Günümüzde vagus sinirinin, yalnızca bir sinir değil; beyin ile beden arasında sürekli çalışan bir düzenleyici ağın merkezi olarak kabul edildiğini aktaran Prof. Dr. Tarlacı, bu nedenle stres, kaygı, uyku sorunları ve bazı nörolojik hastalıklarla ilişkisinin giderek daha fazla araştırıldığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Sinir sistemi, kısa sürede mucizevi biçimde değişebilen bir mekanizma değil!</strong></p>
<p>Sosyal medyada vagus sinirinin çoğu zaman bilimsel bağlamından koparılarak ‘tek hareketle rahatlama’, ‘bedeni resetleme’ gibi iddialarla sunulduğuna değinen Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Oysa sinir sistemi bu kadar basit çalışan bir yapı değildir.” dedi.</p>
<p>Bu tür söylemlerin bilimsel olarak doğru olmasa da, neden bu kadar ilgi gördüklerini anlamanın zor olmadığına işaret eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi:</p>
<p>“Günümüzde insanlar yoğun stres, kaygı ve belirsizlik içinde yaşıyor ve hızlı, kolay çözümler arıyor. Vagus siniri de bu arayışta somut ve biyolojik bir umut sembolüne dönüşüyor. Sorun, bilginin basitleştirilmesi değil; gerçeğin yerini abartılı vaatlerin almasıdır. Özellikle ruhsal ya da bedensel sorunları olan bireylerde ‘hızlı rahatlama’ vaat eden bu yaklaşımlar<strong> </strong>yanlış umutlara yol açabilir. Sinir sistemi, kısa sürede mucizevi biçimde değişebilen bir mekanizma değildir. Kalıcı rahatlama ve denge, genellikle zamana yayılan ve düzenli uygulamalarla mümkündür. ‘Bir dakikada sakinleş’, ‘tek dokunuşla stres sil’ gibi söylemler, bilimsel tedavilerin değerini gölgede bırakabilir ve kişilerin profesyonel destek arayışını geciktirebilir. Bu nedenle hızlı rahatlama söylemleri yerine, gerçekçi ve sürdürülebilir yaklaşımlar vurgulanmalıdır.”</p>
<p><strong>Vagus siniriyle ilgili uygulamalar bilimsel temelli! </strong></p>
<p>Vagus siniriyle ilgili bilimsel ve tıbbi uygulamaların var olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Vagus siniriyle ilgili bilimsel çalışmalar onlarca yıldır sürüyor. Bu alanda geliştirilen tıbbi teknolojiler, özellikle epilepsi, depresyon, migren ve küme baş ağrısı gibi hastalıklarda destekleyici tedavi seçenekleri olarak kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Bu tür cihazların bazılarının, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından belirli hastalıklar için onaylanmış veya kullanım izni almış olduklarını ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, “Burada önemli olan nokta şudur: Bu uygulamalar ‘mucize tedaviler’ değil, belirli hasta gruplarında fayda sağlayabilen, bilimsel temelli yaklaşımlardır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Cihazlar uygun kişilerde destekleyici bir araç!</strong></p>
<p>Giyilebilir vagus siniri cihazlarının etkinliği konusunda bilim dünyasında temkinli ama umutlu bir yaklaşım hâkim olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu tür cihazların genel olarak güvenli olduğu kabul edilmekle birlikte, etkinlikleri kişiden kişiye değişebilir.” dedi.</p>
<p>Bazı bireylerde belirgin faydalar görülürken, bazı kişilerde etkilerin sınırlı kalabildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Tarlacı, “Bilimsel çalışmalar hâlâ devam ediyor ve uzun dönem sonuçlara ihtiyacımız var. Uzmanlar, bu cihazların tek başına çözüm olarak görülmemesi, uygun kişilerde ve doğru çerçevede destekleyici bir araç olarak kullanılması gerektiği konusunda hemfikir. Geliştirilen transkütanöz auriküler vagus siniri uyarımı (taVSU) cihazı, vagus sinirinin kulak kepçesindeki yüzeyel dallarını hedef alan, dışarıdan uygulanan bir nöromodülasyon teknolojisidir. Cerrahi girişim gerektirmemesi, bu yaklaşımı daha erişilebilir ve güvenli kılar. Amaç, sinir sisteminin dengeleyici mekanizmalarını desteklemek ve stresle ilişkili fizyolojik yükü azaltmaya yardımcı olmaktır. taVSU, başta stres, kaygı, otonom dengesizlikler ve bazı nörolojik-psikiyatrik tablolar olmak üzere, bilimsel araştırmalar ve klinik gözlemler kapsamında değerlendirilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinir sistemi aceleye gelmez!</strong></p>
<p>Nefes, meditasyon, yoga gibi yöntemlerin vagus sinirini doğrudan uyarmaktan ziyade, nefes ritmi, beden farkındalığı ve dikkat odağı üzerinden sinir sisteminin sakinleşmesine katkı sağladığını aktaran Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Düzenli uygulandığında stres düzeyini azaltabilir, uyku kalitesini artırabilir ve genel iyi oluş hâlini destekleyebilir. Ancak her yöntem herkes için uygun değildir. Panik atak, travma öyküsü veya bazı nörolojik sorunları olan bireylerin bu uygulamaları mutlaka uzman görüşüyle değerlendirmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>‘Sinir sistemini sakinleştirme’ konusunda önerilerde bulunan Prof. Dr. Tarlacı sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sinir sistemini düzenlemek, tek bir egzersizle ya da tek bir cihazla mümkün değil. Sağlıklı uyku, düzenli fiziksel hareket, dengeli beslenme, sosyal ilişkiler ve stres yönetimi bir bütün olarak ele alınmalı. Gerektiğinde tıbbi ve psikolojik destek almak da bu yol haritasının önemli bir parçası. Vagus siniri bu bütünün merkezinde yer alır; taVSU gibi bilimsel temelli teknolojiler, doğru kişide ve doğru amaçla kullanıldığında destekleyici olabilir. En önemli mesaj şudur: Sinir sistemi aceleye gelmez; bilim, sabır ve gerçekçilik en güvenli rehberdir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizli-rahatlama-mitine-dikkat-611083">Hızlı rahatlama mitine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sünnet Derisi Kök Hücreleri Neden Bilimsel Bir Risk?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sunnet-derisi-kok-hucreleri-neden-bilimsel-bir-risk-609622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 02:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[derisi]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kök hücreler, vücudun doğal onarım mekanizmasını güçlendirerek tıbbi ve estetik uygulamalarda devrim yaratmaya devam ediyor. Ancak son dönemde popülerlik kazanan "sünnet derisinden elde edilen" hücre tedavileri, bilimsel dünyasında etkinlik tartışmalarını ve güvenlik endişelerini de beraberinde getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sunnet-derisi-kok-hucreleri-neden-bilimsel-bir-risk-609622">Sünnet Derisi Kök Hücreleri Neden Bilimsel Bir Risk?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Estetik dünyasında rutin bir cilt bakımı gibi sunulsa da, sünnet derisinden elde edilen hücre tedavileri aslında yasal ve biyolojik açıdan karmaşık bir prosedürdür. <b>Prof. Dr. Ahmet Karacalar</b>, bu tür tedavilerin standart bir uygulama olarak sunulamayacağının altını önemle çiziyor. Allojenik (başkasından alınan) nitelikteki bu hücresel işlemler, yasal olarak yalnızca &#8220;klinik araştırma&#8221; kapsamında değerlendirilebilir; bu da Etik Kurul onayı ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nın özel iznini zorunl u kılar.</p>
<p><b>Bağışıklık Sistemi İçin &#8220;Yabancı&#8221; Alarmı</b></p>
<p>Yenidoğan bir bebekten alınmış olsa dahi, bu hücreler genetik olarak alıcı kişiye ait değildir. Bu durum, bağışıklık sisteminin dokuyu &#8220;yabancı&#8221; olarak algılama riskini doğurur. Bilimsel veriler, bu tür allojenik uygulamalarda bağışıklık reaksiyonları ve enflamasyon (yangı) riskinin teorik olarak her zaman mevcut olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Sünnet derisi fibroblastları veya hücre kokteylleri doku özütlerine benzese de, yöntemin etkinliği ve uzun vadeli güvenliği konusundaki literatür henüz sınırlı. Bilimsel kanıtların netleşmemiş olması, tedavinin risk-fayda dengesini kurmayı ve ileriye dönük sonuçları öngörmeyi zorlaştırıyor.</p>
<p><b>En Güvenli Liman: Kişinin Kendi Yağ Do kusu (SVF)</b></p>
<p>Risklerin aksine bilim dünyası, en sağlıklı ve doğal kaynağın kişinin kendi bedeni olduğu konusunda hemfikir. Kişinin kendi yağ dokusundan elde edilen ve <b>Stromal Vasküler Fraksiyon (SVF) (Bkz: </b>olarak adlandırılan yöntem, biyolojik uyumluluk açısından altın standart kabul ediliyor. SVF, yalnızca kök hücreleri değil, doku yenilenmesini destekleyen diğer değerli onarıcı hücreleri de bünyesinde barındırıyor.</p>
<p><b>Verici Alanda Ezber Bozan Keşif</b></p>
<p>Kök hücre tedavisinde kaynak arayışı da güncelleniyor. Uzun yıllar karın bölgesi en zengin kök hücre kaynağı olarak kabul edilirken, güncel araştırmalar rotayı değiştirdi. Yeni b ulgular, özellikle <b>basen bölgesinin</b> kök hücre yoğunluğu açısından çok daha zengin ve verimli bir rezerv olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sunnet-derisi-kok-hucreleri-neden-bilimsel-bir-risk-609622">Sünnet Derisi Kök Hücreleri Neden Bilimsel Bir Risk?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Onur Oral, &#8220;Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onur-oral-obezite-ile-mucadele-bilimsel-ve-uzun-vadeli-bir-yasam-kulturuyle-basariya-ulasabilir-608559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[oral]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, toplum sağlığını tehdit eden kronik sorunlara yönelik bilimsel çözüm arayışlarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onur-oral-obezite-ile-mucadele-bilimsel-ve-uzun-vadeli-bir-yasam-kulturuyle-basariya-ulasabilir-608559">Doç. Dr. Onur Oral, &#8220;Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, toplum sağlığını tehdit eden kronik sorunlara yönelik bilimsel çözüm arayışlarını sürdürüyor. Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan obezitenin en temel sorunlarından biri hareketsiz yaşam olarak biliniyor. Bu kapsamda spor genetiği ve obezite alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Oral, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.  Obezitenin salt estetik bir kaygıdan ibaret olmadığını, aksine çok boyutlu metabolik bir problem teşkil ettiğini vurgulayan Doç. Dr. Oral, kalıcı çözümün ancak sürdürülebilir bir yaşam disipliniyle mümkün olacağına dikkat çekti.</p>
<p>Obezite tedavisinde en sık yapılan hatanın süreci yalnızca kısıtlı diyetlerle yürütmeye çalışmak olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oral, “Bir akademisyen olarak, obeziteyi sadece estetik bir ‘ayna görüntüsü’ kaygısı olarak değil, kökleri genetik ve metabolik süreçlere dayanan küresel bir sağlık sorunu olarak ele almamız gerektiğini vurgulamak isterim. Obezite, beden kitle indeksinin 30’un üzerine çıkmasıyla tanımlanan, vücutta aşırı yağ depolanması durumudur ve bu durum damar sertliği (ateroskleroz), diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, kemik-eklem sorunları ve hatta Alzheimer gibi ciddi hastalıkların zeminini hazırlar. Fiziksel etkilerinin yanı sıra, kişinin psikolojik dengesini, sosyal yaşamını ve iş verimini etkileyen çok yönlü bir problemdir; bu nedenle tanı ve tedavi süreci ciddiyetle yönetilmelidir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Diyet ve egzersiz, yaşam biçimi haline gelmeli”</b></p>
<p>Kilo kontrolü ve obezite tedavisi, diyet ve sporla sürdürülebilen, ‘iki ayaklı’ bir sistem olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oral, “Sert diyetler metabolizmayı yavaşlatarak uzun vadede daha fazla kilo artışına neden olur. Sağlıklı bir kilo kaybının ayda en fazla 1–1,5 kilo olması gerekir. Obezite tedavisi yürümeye benzer; iki ayağınız da sağlam olmazsa ilerleyemezsiniz. Bu sürecin bir ayağı beslenme ise diğer ayağı mutlaka egzersiz olmalıdır. Özellikle su içi egzersizlerinin (Aqua Biking ve aqua jimnastik) çok avantajlı olduğunu düşünüyorum. Suyun kaldırma kuvveti sayesinde eklemlere binen yük azaldığı için kişi daha uzun sure egzersiz yapabiliyor. Suyun direnci, karadaki egzersizlere kıyasla daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Bu yöntem, özellikle eklem ve diz ağrısı çeken obez bireyler için hem güvenli hem de yüksek verimli bir seçenektir” dedi.</p>
<p><b>“Egzersizi çocukluktan başlayarak yaşama yaymalıyız”</b></p>
<p>Bu sürecin biyolojik ve genetik arka planını da göz önünde bulundurmak gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Oral,   “İnsülin direncini kırmak ve yağ yakımını destekleyen irisin hormonunu artırmak için fiziksel aktivite elzemdir. Ayrıca sağlıklı bir uyku düzeni, iştah mekanizmasını dengeleyerek beslenme yönetimini kolaylaştırır; zira uykusuzluk veya aşırı uyku metabolik dengeyi bozar. Akdeniz tipi beslenme gibi doğal ve dengeli modelleri benimseyerek, egzersizi çocukluktan yaşlılığa kadar hayatın her evresine yaymak zorundayız. Unutulmamalıdır ki amacımız kısa süreli estetik değişimler değil, metabolik dengemizi koruyarak sağlıklı yaşlanmayı mümkün kılan kalıcı bir yaşam disiplini oluşturmaktır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Sağlık yaşam için spor kavramını hayatımıza dâhil etmeliyiz”</b></p>
<p>Spor salonu veya havuz imkânı bulunmayan bireyler için en erişilebilir çözümün yürüyüş olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Oral, “Ofis çalışanları ve ekran bağımlılarının yürüyüşü bir rutin haline getirilmeleri gerekir. Haftada beş gün, en az 30 dakika tempolu yürüyüş; aynen diş fırçalamak gibi günlük bir alışkanlık haline gelmeli. İşe giderken birkaç durak erken inmek veya öğle aralarını kısa yürüyüşlerle değerlendirmek, uzun vadede obeziteyle mücadelede büyük fark yaratır. Egzersizin yaşı yoktur.  Her birey kendi bedenine ve kendi kapasitesine göre hareket etmelidir Kaliteli yaşam ve sağlıklı yaşlanmak adına ‘Sağlıklı yaşam için spor’  ilkesini hayatımıza dâhil etmemiz gerekiyor. Haftada beş gün yapılan 45 dakikalık, nabzı hafifçe yükselten ve terleten aktiviteler, obezitenin önlem ve tedavisinde etkili olacaktır. Obeziteyle mücadelede ancak bilimsel, dengeli ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabiliriz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onur-oral-obezite-ile-mucadele-bilimsel-ve-uzun-vadeli-bir-yasam-kulturuyle-basariya-ulasabilir-608559">Doç. Dr. Onur Oral, &#8220;Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dalak Cerrahisi Sempozyumu, alanında uzman hekimleri bir araya getirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dalak-cerrahisi-sempozyumu-alaninda-uzman-hekimleri-bir-araya-getirdi-608158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 16:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[dalak]]></category>
		<category><![CDATA[hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Atlas Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608158</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Cerrahi Günleri’nin altıncısı, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü “Dalak Cerrahisi Sempozyumu” başlığıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dalak-cerrahisi-sempozyumu-alaninda-uzman-hekimleri-bir-araya-getirdi-608158">Dalak Cerrahisi Sempozyumu, alanında uzman hekimleri bir araya getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Cerrahi Günleri’nin altıncısı, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü “Dalak Cerrahisi Sempozyumu” başlığıyla gerçekleştirildi. Türkiye’de dalak cerrahisine özel olarak düzenlenen ilk kapsamlı bilimsel toplantı olma özelliğini taşıyan sempozyum, nadir görülmesine rağmen klinik açıdan hayati öneme sahip dalak hastalıklarının güncel cerrahi yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmasını amaçladı.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleşen Dalak Cerrahisi Sempozyumu, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın’ın açılış konuşması ile başladı.<br />Sempozyum moderatörlüğünü Prof. Dr. Günay Gürleyik ve Prof. Dr. Cüneyt Kayaalp’in üstlendiği sempozyum, genel cerrahi alanında uzun yıllardır klinik ve akademik çalışmalarıyla mesleğe yön veren öncü hocaları ve uzman hekimleri bir araya getirdi. <br />Dalak hastalıklarının multidisipliner yapısına dikkat çekildi<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karagül, sempozyumla ilgili şu bilgileri verdi:<br />“Türkiye’nin farklı üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile şehir hastanelerinden katılım sağlanan toplantıda, dalak patolojilerine yönelik bilgi ve deneyim paylaşımı üst düzey bir bilimsel ortamda gerçekleştirildi. Ayrıca dalak hastalıklarının multidisipliner yapısına dikkat çekmek amacıyla hematoloji alanından katılımcılar da sempozyum programında yer alarak, cerrahi karar süreçlerine farklı bir perspektif sundu.<br />İleri düzey ve nadir uygulamalar ele alındı<br />Bilimsel program kapsamında; dalak apseleri, dalak travmaları, kanama ve iskemi tabloları, aksesuar dalaklar, parsiyel splenektomi, laparoskopik ve minimal invaziv splenektomi teknikleri ayrıntılı biçimde tartışıldı. Bunun yanı sıra, karaciğer nakli cerrahisinde splenik arterin kullanımı gibi ileri düzey ve nadir uygulamalar, literatürde sınırlı sayıda yer alan örnekler eşliğinde ele alınarak sempozyuma özgün bir bilimsel derinlik kazandırdı. Dalak korunmasına yönelik yaklaşımlar, güncel klinik veriler ışığında katılımcılarla paylaşıldı.”<br />Prof. Dr. Servet Karagül, İstanbul Atlas Üniversitesi’nin öncülüğünde gerçekleştirilen bu sempozyumun farklı merkezler arasında akademik etkileşimi güçlendirirken, gelecekte yapılacak çok merkezli bilimsel çalışmalar için de önemli bir zemin oluşturduğunu sözlerine ekledi. <br /> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dalak-cerrahisi-sempozyumu-alaninda-uzman-hekimleri-bir-araya-getirdi-608158">Dalak Cerrahisi Sempozyumu, alanında uzman hekimleri bir araya getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beynin detoksu kaliteli uyku!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beynin-detoksu-kaliteli-uyku-608091</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 11:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[detoksu]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, günlük hayatta sıkça kullanılan ‘beyin detoksu’ kavramını bilimsel açıdan değerlendirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beynin-detoksu-kaliteli-uyku-608091">Beynin detoksu kaliteli uyku!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, günlük hayatta sıkça kullanılan ‘beyin detoksu’ kavramını bilimsel açıdan değerlendirdi. </p>
<p><strong>Beyin detoksu olarak adlandırılan süreçler, bilimsel karşılığı farklı olan mekanizmaları ifade ediyor!</strong></p>
<p>‘Beyin detoksu’ kavramının, nöroloji ve nörobilim literatüründe tanımlanmış, klinik olarak kullanılan bir terim olmadığını aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bilimsel çalışmalarda beyni belirli bir sürede toksinlerden arındırmayı hedefleyen standart bir detoks yaklaşımından söz edilmez.” dedi.</p>
<p>Bu kavramın toplumda ilgi görmesinin altında yatan nedenin, beynin gerçekten de kendi iç dengesini koruyan ve kendini düzenleyen bir yapıya sahip olması olduğunu dile getiren Alp, “Günlük dilde ‘detoks’ olarak adlandırılan süreçler, aslında beynin doğal fizyolojik işleyişine atıfta bulunan, ancak bilimsel karşılığı farklı olan mekanizmaları ifade eder. Bu nedenle mesele, kavramın kendisinden çok, nasıl ve ne amaçla kullanıldığıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ‘detoksu’, uyku ve fizyolojik denge ile ilişkili!</strong></p>
<p>Beynin temel temizlik sisteminin, glimfatik sistem olarak adlandırılan ve beyin omurilik sıvısı aracılığıyla çalışan bir yapı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu sistem, metabolik faaliyetler sonucu ortaya çıkan atık maddelerin beyinden uzaklaştırılmasını sağlar ve en aktif olduğu dönem derin uyku evreleridir. Özellikle öğrenme, hafıza ve nörodejeneratif hastalıklarla ilişkilendirilen proteinlerin temizlenmesi büyük ölçüde uyku sırasında gerçekleşir. Buna ek olarak kan-beyin bariyeri zararlı maddelerin beyne geçişini sınırlandırırken, mikroglial hücreler hücresel düzeyde temizlik ve onarım süreçlerinde rol alırlar. Dolayısıyla beynin ‘detoksu’, uyanıkken yapılan uygulamalardan ziyade, uyku ve fizyolojik denge ile ilişkilidir.”</p>
<p><strong>Bilimsel temeli olmayan ‘detoks’ uygulamaları, faydadan çok zarara yol açabilir!</strong></p>
<p>Detoks adı altında sunulan besinler, kürler ya da takviyelerin beyni doğrudan temizlediğini gösteren güçlü bilimsel kanıtlar bulunmadığına vurgu yapan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Dengeli ve yeterli beslenme, beynin enerji ihtiyacını karşılamak ve sinaptik işlevleri desteklemek açısından önemlidir; ancak bu, belirli bir ürünün kısa sürede zihinsel arınma sağlayacağı anlamına gelmez.” dedi.</p>
<p>Kontrolsüz kullanılan takviyelerin, özellikle yüksek dozda alındığında, karaciğer ve böbrek üzerinde yük oluşturabileceğini ve bazı nörolojik ya da psikiyatrik belirtileri olumsuz etkileyebileceğini hatırlatan Alp, kullanılan ilaçlarla etkileşime girme riskinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Alp, bilimsel temeli olmayan ‘detoks’ uygulamalarının, faydadan çok zarara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>‘Doğal’ ürünlerin güvenli olduğu düşüncesi, nörolojik hastalıklar söz konusu olduğunda geçerli değil!</strong></p>
<p>Nörolojik hastalığı olan bireylerde beyin dengesinin zaten hassas bir sistem üzerinden korunduğunu kaydeden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Epilepsi, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı, migren ya da multipl skleroz gibi durumlarda ani beslenme değişiklikleri, uzun süreli açlık uygulamaları veya kontrolsüz takviye kullanımı bazı semptomları artırabilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle bu tür uygulamaların, genel öneriler yerine kişiye özel olarak ele alınması gerektiğini hatırlatan Alp, “‘Doğal’ olarak tanımlanan ürünlerin her koşulda güvenli olduğu düşüncesi, nörolojik hastalıklar söz konusu olduğunda geçerli değildir. En sağlıklı yaklaşım, bu tür girişimleri mutlaka hekim ve alan uzmanlarıyla birlikte değerlendirmektir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sürekli ekrana maruz kalmak toksik yükten çok, zihinsel dengeyi zorlayan kronik bir uyarılma hâli!</strong></p>
<p>Sürekli ekrana maruz kalmanın beyin üzerinde kimyasal anlamda bir toksin birikimine yol açtığının söylenemeyeceğini dile getiren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Ancak uzun süreli ekran kullanımı, beynin dikkat, uyanıklık ve bilgi işleme sistemleri üzerinde belirgin bir yük oluşturur.” dedi.</p>
<p>Özellikle sürekli değişen görsel uyaranların ve bildirimlerin, beynin dinlenme ağlarının yeterince devreye girmesini zorlaştırabileceğine işaret eden Alp, “Bu durum zamanla zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku düzeninde bozulmalar şeklinde kendini gösterebilir. Dolayısıyla burada söz konusu olan bir toksik yükten çok, zihinsel dengeyi zorlayan kronik bir uyarılma hâlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Beyin sağlığı, sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam düzeniyle korunur!</strong></p>
<p>Beyin sağlığını korumak en önemli alışkanlığın düzenli ve kaliteli uyku olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri düzenler, gereksiz uyarıları ayıklar ve kendini yeniler. Ayrıca duygusal düzenleme ve stresle başa çıkma kapasitesi de büyük ölçüde uyku kalitesiyle ilişkilidir. Yeterli uyku olmadığında, sağlıklı beslenme, egzersiz ya da diğer destekleyici alışkanlıkların etkisi sınırlı kalabilir. Bu nedenle beyin sağlığı, kısa süreli çözümlerden çok, sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam düzeniyle korunur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beynin-detoksu-kaliteli-uyku-608091">Beynin detoksu kaliteli uyku!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yediğimiz Her Şeyi Yeniden Düşündürecek Kitap: Gıda Bilmeceleri 2</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yedigimiz-her-seyi-yeniden-dusundurecek-kitap-gida-bilmeceleri-2-608067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 10:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeceleri]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düşündürecek]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[şeyi]]></category>
		<category><![CDATA[yediğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıdalar hakkında yıllardır doğru bildiğimiz pek çok bilgi aslında ne kadar doğru? Günlük hayatta gıdalar hakkında aklımıza takılan soruların bilimsel karşılığı ne? Prof. Dr. Sibel Özilgen, bu soruların izini süren yeni kitabı “Gıda Bilmeceleri 2” ile okuru bir kez daha gıda sırlarının peşine düşürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yedigimiz-her-seyi-yeniden-dusundurecek-kitap-gida-bilmeceleri-2-608067">Yediğimiz Her Şeyi Yeniden Düşündürecek Kitap: Gıda Bilmeceleri 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gıdalar hakkında yıllardır doğru bildiğimiz pek çok bilgi aslında ne kadar doğru? Günlük hayatta gıdalar hakkında aklımıza takılan soruların bilimsel karşılığı ne? <strong>Prof. Dr. Sibel Özilgen</strong>, bu soruların izini süren yeni kitabı <strong>“Gıda Bilmeceleri 2”</strong> ile okuru bir kez daha gıda sırlarının peşine düşürüyor.</p>
<p><strong>Yeditepe Üniversitesi</strong> Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özilgen’in kaleme aldığı kitap, <strong>Yeditepe Üniversitesi Yayınevi</strong>’nden çıktı. “Gıda Bilmeceleri 2”, gıdalar hakkında kulaktan kulağa aktarılan efsaneleri bilimsel verilerle masaya yatırıyor.</p>
<p><b><strong>Gıdalar Hakkındaki Efsanelere Bilimsel Neşter</strong></b></p>
<p>“Bazı insanların elinin lezzeti olduğu doğru mu?”, “Un patlaması ne demek?”, “Bebeklere neden bal verilmez?”, “Kuru buz nedir?”, “Tatlı gıdalar sıcakken neden daha tatlı algılanır?”, “Su dağ başında neden daha çabuk kaynar?”, “Su ile yağ karışmazken mayonez nasıl olur da tutar?”</p>
<p>Gıdalarla iç içeyken zihnimizden geçen bu ve benzeri onlarca soru, Prof. Dr. Özilgen’in yeni kitabında birer “gıda bilmecesi” olarak ele alınıyor. Kitap, gıdalar hakkında doğru kabul edilen bilgileri bilimsel gerçekler ışığında yeniden sorgulamaya davet ediyor.</p>
<p><b><strong>Popüler Kültürden Bilimsel Gerçeklere</strong></b></p>
<p>2017 yılında yayımlanan “Gıda Bilmeceleri”nin devamı niteliğindeki bu yeni çalışmada <strong>Yeditepe Üniversitesi</strong> Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özilgen, alışkanlıklar ve popüler söylemlerle şekillenen gıda bilgisini sade, anlaşılır ve merak uyandıran bir dille aktarıyor. Okuyucuyu “neden” ve “nasıl” sorularıyla düşünmeye teşvik eden kitap, hem eğlenceli hem öğretici bir başucu kaynağı olmayı hedefliyor.</p>
<p>Prof. Dr. Sibel Özilgen, kitabın çıkış noktasını şöyle anlatıyor:</p>
<p>“Gıdalar hakkında bildiklerimizin büyük bir kısmı kulaktan dolma bilgilerden oluşuyor. Oysa bilimsel gerçekler çoğu zaman bu bilgilerle örtüşmüyor. Yıllar boyunca öğrencilerimden, arkadaşlarımdan ve ailemden gelen sorulara verdiğim yanıtları bir araya getirme fikri böyle doğdu. Bu kitapta amacım, yanlış bilinen doğruları bilimsel verilerle sorgulamak.”</p>
<p><b><strong>“Amacım Ezber Bozmak Değil, Merak Uyandırmak”</strong></b></p>
<p>Kitabın temel hedefinin yalnızca bilgi vermek olmadığını vurgulayan Özilgen, şu sözlerle devam ediyor:</p>
<p>“Eğer okur, bu kitabı okurken ‘Bunu hiç düşünmemiştim’ ya da ‘Ben bunu farklı biliyordum’ diyorsa ve bazı alışkanlıklarını sorgulamaya başlıyorsa, kitap amacına ulaşmış demektir. Çünkü doğru bilgiye giden yol, merak etmek ve bilimsel olarak sorgulamaktan geçer.”</p>
<p><b><strong>Kimler İçin?</strong></b></p>
<p>“Gıda Bilmeceleri 2”, gıdaya merak duyan herkes için keyifli bir okuma sunarken; gastronomi, beslenme ve gıda bilimi alanlarında eğitim gören öğrenciler ve akademisyenler için de güvenilir bir kaynak niteliği taşıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yedigimiz-her-seyi-yeniden-dusundurecek-kitap-gida-bilmeceleri-2-608067">Yediğimiz Her Şeyi Yeniden Düşündürecek Kitap: Gıda Bilmeceleri 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Beyin pili&#8221; alanında ortak bilimsel zemine katkı sunuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-alaninda-ortak-bilimsel-zemine-katki-sunuldu-607477</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Dbs]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[kongrede]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[zemine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derin Beyin Stimülasyonu Derneği tarafından 9–11 Ocak 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen kongrede yurt içinden ve yurt dışından alanında uzman bilim insanları bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-alaninda-ortak-bilimsel-zemine-katki-sunuldu-607477">&#8220;Beyin pili&#8221; alanında ortak bilimsel zemine katkı sunuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Derin Beyin Stimülasyonu Derneği tarafından 9–11 Ocak 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen kongrede yurt içinden ve yurt dışından alanında uzman bilim insanları bir araya geldi. Derin Beyin Stimülasyonu Derneği Başkanı ve İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, bilimsel oturumlar ve multidisipliner paylaşımlar sayesinde halk arasında beyin pili olarak bilinen DBS alanında bilgi alışverişini güçlendiren ve ortak bir bilimsel zeminin oluşmasına katkı sunulduğunu söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Yeni Rotalar, Yeni Ufuklar” temasıyla düzenlenen kongrede, halk arasında “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamaları; Parkinson hastalığı başta olmak üzere hareket bozuklukları ve psikiyatrik hastalıklar ekseninde, multidisipliner bir yaklaşımla ele alındı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kongrede; yurt içinden alanında uzman hekimler ve sağlık profesyonellerinin yanı sıra, Uluslararası Derin Beyin Stimülasyonu Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdelhamid Benazzouz, Derin Beyin Stimülasyonu Dergisi Editörü ve Dernek 2. Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel, Dernek Yönetim Kurulu Üyesi ve Avrupa Nöroloji Akademisi Başkanı Prof .Dr. Elena Moro ve Prof. Dr. Adriana Lopez yer aldı. Bu katılımla, DBS alanında ulusal ve uluslararası düzeyde güçlü bir bilimsel paylaşım ortamı oluşturuldu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Derin beyin stimülasyonunun doğası gereği farklı disiplinleri bir araya getiren kongrede; nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi, psikiyatri ve ilgili branşlardan uzmanlar, vaka sunumları, klinik deneyimler ve güncel bilimsel araştırmalar üzerinden görüş alışverişinde bulundu. Akademik oturumlarda, yalnızca güncel verilerin aktarılması değil, aynı zamanda ortak bir bilimsel yaklaşımın güçlendirilmesi hedeflendi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “DBS alanında ortak bilimsel zemin oluşmasına katkı sunuldu”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kongreye ilişkin değerlendirmede bulunan Derin Beyin Stimülasyonu Derneği Başkanı ve İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, şu ifadeleri kullandı:<br />“Derin beyin stimülasyonu alanında çalışan farklı disiplinlerden meslektaşlarımızı bir araya getiren bu kongrede, bilimsel gelişmeler ve teknolojik yenilikler ışığında verimli tartışmalar gerçekleştirdik. Özellikle psikiyatrik hastalıklarda DBS uygulamalarına ve non-invazif nöromodülasyon yöntemlerine yer vererek, alana dair yeni perspektifler sunmayı amaçladık.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, ayrıca Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi olarak büyük bir ekiple kongrede yer aldıklarını ve paylaşdıkları vaka deneyimleriyle bilimsel programa aktif katkı sunduklarını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bilimsel oturumlar ve multidisipliner paylaşımlar sayesinde, DBS alanında bilgi alışverişini güçlendiren ve ortak bir bilimsel zeminin oluşmasına katkı sunan nitelikli bir kongre geride bırakıldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, başta düzenleme komitesi başkanı Prof. Dr. Tanju Uçar olmak üzere kongrenin gerçekleştirilmesinde emeği geçen tüm bilim insanlarına, paydaşlara ve katılımcılara teşekkür ederek, Derin Beyin Stimülasyonu Derneği’nin nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarla mücadelede yenilikçi çözümler geliştirmek ve hasta yaşam kalitesini artırmaya yönelik bilimsel çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-alaninda-ortak-bilimsel-zemine-katki-sunuldu-607477">&#8220;Beyin pili&#8221; alanında ortak bilimsel zemine katkı sunuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komplo teorileri toplumun gerçekleri görmesini engelliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/komplo-teorileri-toplumun-gercekleri-gormesini-engelliyor-606953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[engelliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[görmesini]]></category>
		<category><![CDATA[komplo]]></category>
		<category><![CDATA[Komplo Teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, komplo teorilerinin günümüzde toplumda hızla yayılmasının arkasındaki nedenleri ve etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/komplo-teorileri-toplumun-gercekleri-gormesini-engelliyor-606953">Komplo teorileri toplumun gerçekleri görmesini engelliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, komplo teorilerinin günümüzde toplumda hızla yayılmasının arkasındaki nedenleri ve etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Komplo teorileri aslında basit kurgular</strong></p>
<p>Komplo teorilerinin, karşılaşılan siyasi, iktisadi ve toplumsal sorunların teşhisi ve çözümü için üretilen basit kurgular olduğunu dile getiren Dr. Berat Dağ, “Dolayısıyla bu teoriler, herhangi bir olay ve sürece yönelik çok yönlü, derinlikli ve bütünlüklü bir değerlendirme yapılmasını gerektirmez. Yani komplo teorileri, genelde doğrulanamayan ve yanlışlanamayan iddialar toplamı olarak görülebilir. Buradan hareketle eleştirel bilinç düzeyi azalan toplumların bu tür indirgemeci, yüzeysel ve parçalı hazır cevaplara saplanması beklenir.” dedi.  </p>
<p><strong>Gerçek komploların üzerini örtmek için kullanılıyor</strong></p>
<p>“Komplo teorileri, aslında gerçek komploların üzerini örtmek için kullanılır.” diyen Dr. Berat Dağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu anlamda komplo teorileri üzerinden ifrat veya tefrite savrularak kitleleşen bireylerin inşa edilmesi söz konusudur. Bunun sonucunda aşırı edilgen veya etken bir konuma gelen birey ve toplumların özgün ve sürekli bir adalet mücadelesi vermesi çok güçleşir. Söz gelimi, bir bireyin dünyayı beş ailenin yönettiğine inanarak umutsuzluğa düşmesiyle birlikte en basit hak mücadelesini bile anlamsız bulması mümkündür. Bu da sürekli olarak eşitsizlik, baskı ve ötekilik üreten yapı ve etkileşim biçimlerinin kendini yeniden üretmesi için uygun zeminin hazırlanması anlamına gelmektedir.”     </p>
<p><strong>Güvensiz ve yalnız toplumlar komplo teorilerine daha açık</strong></p>
<p>Komplo teorilerine bilinçsiz, güvensizleşmiş, yalnızlaşmış ve kendisini çaresiz hisseden birey ve toplumların daha çok yöneldiğinin savunulabileceğini ifade eden Dr. Berat Dağ, “Yani esasen kimsenin kimseye güvenmediği toplumlarda tek başına kalan bireyler, karşılaştığı sorunları çözecek bilgi ve destekten mahrum kalır. Bu mahrumiyet hali de birey ve toplumların kendisini kısa vadede rahatlatacak yanıtları mutlak olarak görmesine neden olur. Elbette ki kısa vadede işlevsel olan bu yanıtların uzun vadede sorunların kaynağını derinleştirmekten öteye gitmeyeceği açıktır.” diye konuştu.           </p>
<p><strong>Komplo teorileri, toplumların gerçek sorunlarını görmesini engelliyor</strong></p>
<p>Komplo teorilerinin, bireysel ve toplumsal düzeyde iyi, doğru ve güzele yönelik olan kararların alınmasını engelleyeceğini kaydeden Sosyolog Dr. Berat Dağ, “Dünyada kıtlık, yoksulluk ve soykırım örnekleri hala devam etmektedir. Buna rağmen kitleler, bu sorunların temellerine yönelik olarak çözüm yolları aramaktansa farklı etnisite, dini yaşam biçimi veya cinsel tercihe saldırmayı seçmektedir. Örneğin, bir toplumsal kriz derinleştiğinde birey ve topluluklar emperyalist-kapitalist eşitsizlikler üzerine hiç araştırma yapmadan direkt göçmenleri, dindarları veya eşcinselleri bunun sorumlusu ilan edebilmektedir. Bu da bu tip krizlerin daha da derinleşmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla komplo teorileri, azınlıkta kalan imtiyazlı sınıf ve kimliklerin çıkarları için birey, topluluk ve toplumları bilinçli bir şekilde yanlış güdüler diyebiliriz.” şeklinde konuştu.      </p>
<p><strong>Medya ve dijital platformlar komplo teorilerinin en hızlı yayılma alanı</strong></p>
<p>Komplo teorilerinin, en hızlı ve etkili bir şekilde medya ve dijital platformlarda yaygınlaştığına dikkat çeken Dr. Berat Dağ, “Aslına bakılırsa bu platformlar, geniş katılımcı ağlarının serbestçe hızlı etkileşimler kurmasını sağlayan teknolojik bir mahiyeti haizdir. Fakat bu olumlu özellikler, tam tersine de dönebilecek bir ihtimali içerir. Özellikle eleştirel medya okur yazarlık düzeyi düşük toplumlarda hiçbir teyit almadan medyada yer alan kutuplaştırıcı teorilerin güvenilir ve geçerli sayıldığı örnekler çoktur. Bu saikle medya ve dijital platformları komplo teorilerini yaygınlaştırabilecek ve önleyebilecek bir imkân olarak değerlendirmek makuldür.” ifadesinde bulundu.  </p>
<p><strong>Toplumda “komplo teorisi okuryazarlığı” nasıl geliştirilebilir?</strong></p>
<p>Komplo teorilerine karşı bütünlüklü bir mücadele inşa etmenin çok önemli olduğunu söyleyen Dr. Berat Dağ, “Somut bir ifadeyle aile, din, eğitim, medya, iktisat ve siyaset kurumlarının eşgüdümlü bir şekilde bireylere komplo teorilerine karşı bilinç kazandıracak dönüşümler geçirmesi anlamlıdır. Bu noktada her bireyin çocukluk sürecinden itibaren öne sürülen dayanaksız iddiaları derinlikli bir biçimde sorgulama alışkanlığı edinmesi gerekmektedir. Bir toplumda soğukkanlı, itidalli ve eleştirel bakış açıları arttıkça komplo teorilerinin etkisinin azalacağını savunmak söz konusudur.” dedi.  </p>
<p><strong>Bilimsel bilgi ile toplum arasındaki kopukluk komplo teorilerini güçlendiriyor</strong></p>
<p>Komplo teorilerini etkisizleştirebilen bilimsel bilgilerin toplumsal anlamda yeterince yaygınlık kazanmamasının birçok nedeni olduğuna işaret eden Dr. Berat Dağ, “Burada öncelikle bilimsel yapıların da parçalı olduğunu görmek kritiktir. Bugün hala hamasi ve üstenci biçimleriyle birlikte toplumdan kopuk kapalı bir devre halinde süreklileşen bilimsel kurumlar mevcuttur. Yine diğer toplumsal kurumların eşgüdümlü bir şekilde komplo teorilerine karşı gerekli tedbirleri almaması da bir sorundur. Zira yaşamının her aşamasında komplo teorilerine karşı donanım edinemeyen bireylerin bilimsel bilgilerle sağlam etkileşimlere girme oranı düşecektir. Hülasa bilimsel bilgi ile toplum arasında organik bir bağ kurulamadığında komplo teorilerinin etkisinin artması mümkündür.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Eleştirel düşüncenin güçlenmesi komplo teorilerine karşı en etkili koruma</strong></p>
<p>Bütün toplumsal kurumların bağımsız, çok yönlü, dengeli, derinlikli ve bütünlüklü bir eleştirel düşünce bağlamında düzenlenmesinin, komplo teorilerinin önlenmesine katkı sağlayabileceğini de dile getiren Dr. Berat Dağ, “Buna binaen her bir bireyin eleştirel bir şekilde aile ilişkileri, dini yaşamı, eğitim aşamaları, medya etkileşimi, iktisadi eylemleri ve siyasi tercihlerini şekillendirebilmesi çok faydalıdır. Böylelikle birey, topluluk ve toplumların komplo teorilerini hakikat olarak görüp bu teoriler bağlamında yıkıcı eylemlere girmesi engellenebilecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/komplo-teorileri-toplumun-gercekleri-gormesini-engelliyor-606953">Komplo teorileri toplumun gerçekleri görmesini engelliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransa Lyon Üniversitesi ile bilimsel iş birliği yapılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fransa-lyon-universitesi-ile-bilimsel-is-birligi-yapilacak-606730</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 11:03:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı Karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaların]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Atlas Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[lyon]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606730</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi ile Fransa Lyon Üniversitesi iş birliğinde aşı karşıtlığı sorunu bilimsel ölçekte ele alınacak</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fransa-lyon-universitesi-ile-bilimsel-is-birligi-yapilacak-606730">Fransa Lyon Üniversitesi ile bilimsel iş birliği yapılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi ile Fransa Lyon Üniversitesi iş birliğinde aşı karşıtlığı sorunu bilimsel ölçekte ele alınacak<br />Fransa Lyon 1 Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Paris-OPEN ROME Enstitüsü Direktörü Dr. Jean Marie Cohen, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni ziyaret etti. Dr. Cohen, İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ile iş birliği protokolünü imzaladı. İki üniversite arasında yapılan protokolle aşı karşıtlığı sorunu bilimsel ölçekte ele alınacak. Üniversitede bir konferans veren Dr. Cohen, ülkesinde ve dünya çapında aşı karşıtlığı konusunun önemini vurguladı. Sorunun tüm ülkelerde ciddi boyutlara ulaştığını belirten Dr. Jean Marie Cohen, aşı karşıtlığı ile mücadelede disiplinler ve ülkeler arası iş birliğinin gereğine vurgu yaptı.<br />Fransa Lyon 1 Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Paris-OPEN ROME Enstitüsü Direktörü Dr. Jean Marie Cohen, 14 Ocak’ta İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı’nı ziyaret etti. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın ve Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı çalışanları ile bir araya gelen Dr. Jean Marie Cohen, her iki kurumun ortak yürüteceği çalışmalarla ilgili görüştü. Toplantıda iki üniversitenin birlikte yapacağı çalışmaların detayları konuşuldu.<br />Fransa’da ve dünyada aşı karşıtlığına dikkat çekti<br />Creative Labs’de akademisyen ve öğrencilere bir konferans veren Dr. Jean Marie Cohen, Fransa’da 2026 yılında aşılama konusunda olası engelleri ve sorunları anlattı. Hem ülkesinde hem de evrensel boyutlarda aşı karşıtlığı konusunun önemine değinen Dr. Cohen, bu sorunun tüm ülkelerde ciddi boyutlara ulaştığını belirterek bu sorunun üstesinden gelmek için disiplinler ve ülkeler arası iş birliğinin gereğine vurgu yaptı.<br />İş birliği protokolü imzalandı<br />Dr. Jean Marie Cohen, 15 Ocak 2026 tarihinde ise İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak’ı ziyaret etti ve kurumlar arası ortak bilimsel çalışmaların ayrıntılarına yönelik bir iş birliği protokolü imzalandı. <br />Aşı karşıtlığı ile mücadelede ortak çalışmalar yürütülecek<br />İş birliği protokolüne göre, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı ile Fransa Claude Bernard Lyon 1 Üniversitesi Laboratoire Parcours Santé Systémique Ünitesi, aşı karşıtlığının her iki ülkede boyutlarının belirlenmesi ve kıyaslanması çalışmalarını yürütecek ve bu sorun ile mücadelede izlenecek stratejileri belirleyecek. <br />Aşı karşıtlığı sorunu bilimsel ölçekte ele alınacak<br />Bu amaçla öncelikle kurumlarca ortak hazırlanacak anketler ile toplumların farkı kesimlerinde aşı karşıtlığı sorununun nedenleri ve boyutu araştırılacak. Daha sonra ortak çözüm yolları konusunda stratejiler belirlenecek. Kurumlar arası iş birliği uyarınca, ortak projenin bir diğer konusunu her iki ülkenin aşı politikalarını karşılaştırmak ve bu politikaların diğer Avrupa ülkelerinin politikaları ile kıyaslanması oluşturacak.  İmzalanan protokolün üçüncü ayağında ise her iki ülkedeki farmakovijilans çalışmalarının kıyaslanması yer alacak.<br />Sonuçlar ortak bilimsel makalelere dönüştürülecek<br />Paralel yürütülecek olan çalışmaların sonuçları Dr. Jean Marie Cohen’in direktörü olduğu OPEN ROME Enstitüsü’nde analiz edilecek ve sonuçlar ortak bilimsel makalelere dönüştürülerek bilim dünyası ile paylaşılacak.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fransa-lyon-universitesi-ile-bilimsel-is-birligi-yapilacak-606730">Fransa Lyon Üniversitesi ile bilimsel iş birliği yapılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde bilimsel üretim nitelikli projelerle devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-bilimsel-uretim-nitelikli-projelerle-devam-ediyor-606324</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 08:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[kaplama]]></category>
		<category><![CDATA[kimya]]></category>
		<category><![CDATA[nitelikli]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projelerle]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606324</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Elif Alyamaç Seydibeyoğlu yürütücülüğünü yaptığı “Biyolojik Kaynaklı Fonksiyonel Katkılarla Yüksek Performanslı Bobin Boyalarının Geliştirilmesi” başlıklı Ar-Ge projesi, TÜBİTAK 1505 Üniversite-Sanayi İşbirliği Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-bilimsel-uretim-nitelikli-projelerle-devam-ediyor-606324">Ege Üniversitesinde bilimsel üretim nitelikli projelerle devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Elif Alyamaç Seydibeyoğlu yürütücülüğünü yaptığı “Biyolojik Kaynaklı Fonksiyonel Katkılarla Yüksek Performanslı Bobin Boyalarının Geliştirilmesi” başlıklı Ar-Ge projesi, TÜBİTAK 1505 Üniversite-Sanayi İşbirliği Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. AkzoNobel Kemipol Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. iş birliğiyle hazırlanan proje, metal yüzeylerin korunmasında kullanılan bobin boyalarının performansını artırmayı ve çevresel etkisini azaltmayı hedefliyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Üniversitemiz bilim insanları ülkemize katma değer sağlayacak nitelikli projeler hazırlamaya devam ediyor. Bu kapsamda Doç. Dr. Elif Alyamaç Seydibeyoğlu tarafından yenilikçi bir anlayış ve üniversite sanayi iş birliği ile hazırlanan Ar-Ge projesi TÜBİTAK’tan desteklenmeye uygun bulundu. Hocamızı ve ekibini tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Hazırlanan proje ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Elif Alyamaç Seydibeyoğlu ise “Bobin boyaları; beyaz eşya, yapı ve cephe sistemleri, metal paneller ve çeşitli endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılıyor. Bu kaplamaların, korozyon, nem, sıcaklık değişimleri ve kimyasal etkilere karşı uzun süre dayanım göstermesi büyük önem taşıyor. Ancak mevcut sistemlerde yaygın olarak kullanılan petrokimyasal esaslı katkılar, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yeni alternatiflerin geliştirilmesini gerekli kılıyor. Proje kapsamında, bobin boyalarında kullanılmak üzere biyolojik kaynaklı fonksiyonel katkıların birlikte değerlendirildiği hibrit bir kaplama sistemi geliştirilecek. Bu katkıların biri,  kaplama filmine bariyer özellikleri kazandırarak su ve gaz geçişini sınırlandırmayı; diğeri ise kaplamanın mekanik dayanımını, elastikiyetini ve yüzey bütünlüğünü artırmayı hedefliyor.  Geliştirilecek katkı sistemlerinin, boya formülasyonlarıyla yüksek uyum sağlayacak şekilde yapılandırılması ve düşük katkı oranlarıyla yüksek teknik performans elde edilmesi amaçlanıyor. Bu sayede hem kaplama performansının artırılması hem de çevresel etkinin azaltılması hedefleniyor” diye konuştu.</p>
<p>“<b>Proje ile yenilikçi ve sanayiye uygulanabilir çözümler sunulacak”</b></p>
<p>Doç. Dr. Elif Alyamaç Seydibeyoğlu, “Yeni nesil bobin boya formülasyonları, galvanizli metal yüzeylere uygulanarak mekanik dayanım, reolojik kararlılık, kimyasal direnç ve korozyon performansı açısından uluslararası standartlara uygun testlerle değerlendirilecek. Elde edilecek sonuçlarla, biyolojik kaynaklı katkıların geleneksel katkı sistemlerine kıyasla sunduğu teknik ve çevresel avantajların ortaya konması amaçlanıyor. TÜBİTAK 1505 programı kapsamında 24 ay sürecek proje, Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü ile AkzoNobel Kemipol iş birliğinde, ileri fonksiyonel yüzey ve kaplamalar alanında çevreci, yenilikçi ve sanayiye uygulanabilir çözümler geliştirmeyi hedefliyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-bilimsel-uretim-nitelikli-projelerle-devam-ediyor-606324">Ege Üniversitesinde bilimsel üretim nitelikli projelerle devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay: Bitterin Gücü: Diyabete Karşı Lezzetli Koruma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-ay-bitterin-gucu-diyabete-karsi-lezzetli-koruma-605618</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 10:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[abdi]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Telefon]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Bitter]]></category>
		<category><![CDATA[bitterin]]></category>
		<category><![CDATA[brahim]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[gelişme]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[Tip 2 Diyabet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, bitterin gücünden tip 2 diyabetin sirkadiyen yüzüne kadar pek çok güncel bilimsel çalışma değerlendiriliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-ay-bitterin-gucu-diyabete-karsi-lezzetli-koruma-605618">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay: Bitterin Gücü: Diyabete Karşı Lezzetli Koruma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, bitterin gücünden tip 2 diyabetin sirkadiyen yüzüne kadar pek çok güncel bilimsel çalışma değerlendiriliyor. </strong></em></p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve ayda bir yayınlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında tıpta popüler bilim alanında öne çıkan çalışmalar değerlendiriliyor. Gece saatlerinde ışığa maruz kalma ile sirkadiyen ritim (uyku-uyanıklık döngüsü) bozukluklarının Tip 2 diyabet gelişme riski üzerindeki etkisini inceleyen kapsamlı bir çalışmada, 85 bin kişi sekiz yıl boyunca takip edildi. Katılımcıların bileklerine takılan ışık sensörleriyle yapılan ölçümler, gündüz yeterince açık havaya çıkmayan ve fiziksel olarak daha az aktif bireylerde sirkadiyen ritmin zayıfladığını ortaya koydu. Araştırma sonuçları, bu durumun Tip 2 diyabet gelişme riskini artırdığını gösterdi. Ayrıca gece uyku saatlerinin erkene ya da geçe kaymasının da diyabet riskini yükselttiği belirlendi. Çalışmada, gece saatlerinde maruz kalınan ışık düzeyi arttıkça Tip 2 diyabet riskinin 1,6 kata kadar yükseldiği saptandı. Bulgular, gece ışık maruziyeti ve buna bağlı sirkadiyen ritim ile metabolik bozuklukların Tip 2 diyabet gelişiminde önemli rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Bitterin Gücü: Diyabete Karşı Lezzetli Koruma</strong></p>
<p>Flavonoidler açısından zengin olan bitter çikolatanın Tip 2 diyabet riskini azaltabileceğini ortaya koyan bir çalışmada, 111 bin kişinin verileri incelendi. Haftada en az beş porsiyon bitter çikolata tüketen bireylerde Tip 2 diyabet riskinin yüzde 21 daha düşük olduğu belirlendi. Haftada bir porsiyon bitter çikolata tüketiminin ise diyabet riskini yüzde 3 azalttığı saptandı. Sütlü çikolata tüketimi ile diyabet riski arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, bitter çikolatanın kilo artışıyla bağlantılı olmadığı görüldü.</p>
<p><strong>Tuvalette Akıllı Telefon Kullanımı Hemoroid Riskini Artırıyor mu?</strong></p>
<p>Yapılan bir çalışmada, tuvalette akıllı telefon kullanımının hemoroid gelişme riskiyle ilişkisi incelendi. Kolonoskopi taraması yapılan 125 yetişkinin verilerinin analiz edildiği çalışmada, katılımcıların yüzde 66’sının tuvalette akıllı telefon kullandığı belirlendi. Akıllı telefon kullanan bireylerin tuvalette daha uzun süre kaldığı ve hemoroid riskinin kullanmayanlara göre yüzde 46 daha yüksek olduğu saptandı. Ayrıca bu grubun fiziksel aktivite düzeylerinin daha düşük olduğu görüldü. Bulgular, tuvalet sırasında akıllı telefon kullanımının sınırlandırılması gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Podcast olarak Spotify ve YouTube platformlarındaa</strong></p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 38 bin KVKK onaylı kişiye e-posta yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayınlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler YouTube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-ay-bitterin-gucu-diyabete-karsi-lezzetli-koruma-605618">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay: Bitterin Gücü: Diyabete Karşı Lezzetli Koruma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasam-tarzi-tibbi-dernegi-lmga-liderlerini-istanbulda-agirliyor-604664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 13:21:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[liderlerini]]></category>
		<category><![CDATA[lmga]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604664</guid>

					<description><![CDATA[<p>13 Şubat 2026’da İstanbul’daki sempozyum, yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal ve bilimsel açıdan lansmanı niteliğinde olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasam-tarzi-tibbi-dernegi-lmga-liderlerini-istanbulda-agirliyor-604664">Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam tarzı tıbbını bugün 30’dan fazla ülkede temsil eden hekim ve sağlık profesyonellerinin dernek başkanlarını buluşturan Lifestyle Medicine Global Alliance (LMGA) Leadership Toplantısı, Türkiye’de ilk kez düzenleniyor. Küresel liderlik buluşması, 13 Şubat 2026’da İstanbul’da gerçekleşecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile eş zamanlı yapılacak. Organizasyon, Türkiye’de yaşam tarzı tıbbının kurumsal ve bilimsel ölçekte konumlanmasına yönelik önemli bir eşik olarak görülüyor.</p>
<p>LMGA çatısı altında bir araya gelen liderler; yaşam tarzı tıbbının farklı ülkelerdeki klinik uygulamalarını, sağlık sistemi entegrasyon modellerini ve politika düzeyindeki yaklaşımları İstanbul’da paylaşacak. Sempozyum, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) hekimlerine yönelik sağlıklı yaşam eğitimlerinin ardından düzenlenecek; böylece yaşam tarzı tıbbının klinik uygulamalarla birlikte ulusal sağlık politikaları perspektifinde de ele alınması hedeflenecek. Etkinlikte, Harvard Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi gibi önde gelen akademik merkezlerden öğretim üyeleri ile alandaki bilimsel literatüre yön veren uzmanlar yer alacak. Program ve uluslararası konuşmacı listesine ilişkin güncel bilgiler derneğin resmî web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacak.</p>
<p>Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği [Yönetim Kurulu Başkanı/Temsilcisi – Hande Namal Türkyılmaz], “LMGA liderlerini İstanbul’da ağırlamak, Türkiye’de yaşam tarzı tıbbının bilimsel temellerle güçlenmesi ve sağlık sistemine etkin biçimde entegre edilmesi adına tarihi bir fırsat. Bu buluşmayla küresel deneyimi doğrudan ülkemize taşıyor; klinik uygulamalar, eğitim ve politika başlıklarında sürdürülebilir bir yol haritasını birlikte şekillendiriyoruz.” dedi.</p>
<p>İstanbul’da gerçekleşecek bu eş zamanlı buluşma, Türkiye’nin yaşam tarzı tıbbında bölgesel bir referans noktası olma potansiyelini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bilimsel yaklaşımın, klinik uygulamanın ve politika düzeyindeki iş birliklerinin aynı çatı altında ele alınması; hem sağlık profesyonelleri hem de toplum sağlığı açısından uzun vadeli, ölçülebilir katkılar sunacak bir zemin oluşturacak.</p>
<p>Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, yaşam tarzı tıbbı yaklaşımının bilimsel kanıta dayalı olarak yaygınlaşmasını destekleyen; eğitim, araştırma, klinik uygulama ve farkındalık çalışmaları yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, sağlık profesyonellerinin yetkinliklerini güçlendirmeyi, kurumlar arası iş birliğini geliştirmeyi ve toplum sağlığını iyileştirmeye yönelik sürdürülebilir programları teşvik etmeyi hedefler. Dernek faaliyetleri ve etkinlik duyuruları, resmî web sitesi www.yttd.org ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılmaktadır.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasam-tarzi-tibbi-dernegi-lmga-liderlerini-istanbulda-agirliyor-604664">Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de Yeni Bitki Türü Keşfedildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-yeni-bitki-turu-kesfedildi-603992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 08:36:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[keşfedildi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[turu]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok yeni bitki türünün keşfedilmesinde rol oynayan Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni bir tür olan “İzmir Göbekotu”nu literatüre kazandıran araştırmacıların arasında yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-yeni-bitki-turu-kesfedildi-603992">İzmir&#8217;de Yeni Bitki Türü Keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok yeni bitki türünün keşfedilmesinde rol oynayan Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni bir tür olan “İzmir Göbekotu”nu literatüre kazandıran araştırmacıların arasında yer aldı.</p>
<p>İzmir’in Ödemiş ilçesinde yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda, Batı Anadolu’ya özgü yeni bir bitki türü keşfedildi. Ege Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinden araştırmacıların ortak çalışmasıyla tanımlanan, bilimsel ismi “Umbilicus choripetalus” ve Türkçe ismi de “İzmir göbekotu” olarak önerilen bitki, uluslararası bilimsel taksonomi dergi <em>Phytotaxa</em>’da yayımlanan makaleyle bilim dünyasına duyuruldu.</p>
<p>Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni türün göbekotu cinsi içinde bugüne kadar bilinen tüm türlerden belirgin biçimde ayrıldığını belirtti. Türü farklı kılan en önemli özelliğin çiçek yapısı olduğu ifade Prof. Dr. Yıldırım, Umbilicus choripetalus’un taç yapraklarının tabana kadar tamamen ayrıldığını, yıldız biçimli bir çiçeğe sahip olduğunu vurgulayarak bu özelliğin, göbekotu cinsi içinde ilk kez gözlemlendiğini söyledi.</p>
<p>Türün yetişme alanı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “Yeni tür, yalnızca İzmir’in Ödemiş ilçesinde, Ovacık Platosu’nda yaklaşık 1300–1400 metre rakımda, volkanik kaya çatlaklarında yetişiyor. En yakın akrabaları yalnızca kireçtaşı kayaçlarda yaşıyor. İzmir Göbekotu’nun volkanik zeminlere bağlı olması, türü ekolojik açıdan da özgün kılıyor. Bu türün en yakın akrabaları olan <em>Umbilicus tropaeolifolius</em> ve <em>Umbilicus paniculiformis</em>’in yayılış alanları ise İzmir Göbekotu’ndan tamamen farklı. <em>Umbilicus tropaeolifolius,</em> Türkiye’nin güneydoğusu ile İran ve Irak başta olmak üzere Orta Doğu’ya uzanan bölgelerde yayılış gösteriyor. <em>Umbilicus paniculiformis</em> ise Sudan’da lokal olmak üzere Kuzeydoğu Afrika’da bulunuyor. Her iki tür de yalnızca kireçtaşı kayaçlara bağlı habitatlarda yaşıyor” diye konuştu.</p>
<p><b>“Türkiye’de Göbekotu cinsi içinde ilk endemik tür”</b></p>
<p>Çalışma kapsamında bitkinin morfolojik özelliklerinin yanı sıra genetik yapısının da incelendiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, “Yapılan DNA analizleri sonucunda, Umbilicus choripetalus’un yakın türleriyle akraba olmakla birlikte, genetik olarak ayrı ve izole bir soy oluşturduğu tespit edildi. Bu bulgular, türün yeni bir bilimsel takson olarak tanımlanmasını güçlü biçimde destekledi. Göbekotu cinsi, dünya genelinde 16 türle temsil ediliyor. Bu türler; Avrupa, Akdeniz Havzası, Yakın Doğu Asya, Afrika ve Hindistan’a kadar uzanan geniş ancak parçalı bir yayılışa sahip. Türkiye’de ise bu cins bugüne kadar yedi türle biliniyor ve bu türlerin tamamı Türkiye dışında da yayılış gösteriyordu. İzmir Göbekotu’nun tanımlanmasıyla birlikte, göbekotu cinsi içinde Türkiye’ye özgü ilk endemik tür bilimsel olarak ortaya konmuş oldu” dedi.</p>
<p><b>“Anadolu’nun doğal mirası korunmalı”</b></p>
<p>Türün korunmasının önemine değinen Prof. Dr. Yıldırım, “Bugüne kadar yalnızca tek bir lokaliteden bilinen ve yaklaşık 550 bireylik bir popülasyona sahip olan türün korunması büyük önem taşıyor. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre İzmir Göbekotu için “Hassas (Vulnerable)” koruma statüsü öneriliyor. Bu keşif, Batı Anadolu’nun hâlâ yeterince bilinmeyen biyolojik çeşitliliğine de dikkat çekiyor. Özellikle jeolojik olarak farklı alanların, beklenmedik biçimde özgün ve dar yayılışlı bitki türlerine ev sahipliği yapabildiği bir kez daha ortaya kondu. Bu yeni tür, yalnızca botanik literatürüne eklenen bir isim olmanın ötesinde, Anadolu’nun doğal mirasının korunmasının neden hayati olduğunu gösteren güçlü bir bilimsel kanıt niteliği taşıyor” diye konuştu.         </p>
<p>Çalışma; Ege Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve farklı kurumlardan bilim insanlarının katkısıyla yürütüldü. Arazi çalışmaları, türün morfolojik incelemeleri ve bilimsel tanımı Ege Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve Dr. Tuğkan Özdöl tarafından gerçekleştirildi. Türün genetik ve filogenetik analizleri Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden Dr. Barış Özüdoğru ve Dr. Ilgın Deniz Can tarafından yapıldı. Çalışmanın laboratuvar süreçleri ve ölçümlerine Dr. Ademi Fahri Pirhan ve Dr. Şükrü Arasan katkı sundu. Arazi çalışmalarına ve makalenin değerlendirme sürecine Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos destek verirken, Musa Geçit de saha çalışmaları ve türün yayılışına ilişkin gözlemleriyle çalışmaya katkı sağladı. Yeni türün bilimsel çizimleri ise bitki ressamı ve Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Hazelnas Varol tarafından hazırlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-yeni-bitki-turu-kesfedildi-603992">İzmir&#8217;de Yeni Bitki Türü Keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tekstil işçilerindeki boyun ağrısına bilimsel çözüm!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tekstil-iscilerindeki-boyun-agrisina-bilimsel-cozum-602213</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 07:21:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısına]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçilerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[tekstil]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında Uzman Fizyoterapist Hilal Atasoy tarafından yürütülen tez çalışmasında; egzersiz, manuel terapi ve ergonomi eğitiminden oluşan 12 haftalık “üçlü müdahale programının”, tekstil işçilerinin ağrı düzeyleri ve yaşam kalitesi üzerinde belirgin iyileşmeler sağladığı belirlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekstil-iscilerindeki-boyun-agrisina-bilimsel-cozum-602213">Tekstil işçilerindeki boyun ağrısına bilimsel çözüm!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında Uzman Fizyoterapist Hilal Atasoy tarafından yürütülen tez çalışmasında; egzersiz, manuel terapi ve ergonomi eğitiminden oluşan 12 haftalık “üçlü müdahale programının”, tekstil işçilerinin ağrı düzeyleri ve yaşam kalitesi üzerinde belirgin iyileşmeler sağladığı belirlendi.</p>
<p><strong>Ağrı azaldı, uyku ve enerji geri geldi</strong></p>
<p>Araştırmaya Van’daki bir tekstil fabrikasında çalışan 60 işçi katıldı. Çalışanlar iki gruba ayrıldı. Tüm katılımcılara ergonomi eğitimi verilirken, deney grubuna ek olarak fizyoterapist eşliğinde düzenli boyun egzersizleri ve manuel terapi uygulandı.</p>
<p>12 haftalık programın sonunda; Boyun ağrısının belirgin şekilde azaldığı, uyku kalitesinin yükseldiği, gün içi yorgunluk hissinin büyük ölçüde gerilediği, duruş farkındalığı ve beden kontrolünün arttığı gözlemlendi.</p>
<p><strong>“Ağrı, tekstil işçisinin makûs talihi olmak zorunda değil”</strong></p>
<p>Çalışmanın bulgularını değerlendiren Doç. Dr. Ömer Şevgin, tekstil sektöründe ağrının normalleştirildiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Tekstil işçilerinde boyun ağrısı o kadar yaygın ki, pek çok çalışan bunu mesleğin kaçınılmaz bir sonucu olarak görüyor. Oysa çalışmamız açıkça gösterdi ki; doğru egzersiz programı ve manuel terapi desteğiyle bu ağrılar büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Ağrı, tekstil işçisinin makûs talihi olmak zorunda değil.”</p>
<p>Doç. Dr. Şevgin, çalışan sağlığının üretim kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizerek, “Çalışan sağlığı, üretimin kalitesini ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler. Bilimsel olarak etkisi kanıtlanmış bu tür programların yaygınlaşması hem bireysel hem de toplumsal açıdan büyük bir kazançtır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sadece fiziksel değil, psikolojik yük de hafifledi”</strong></p>
<p>Araştırmanın yürütücüsü Uzman Fizyoterapist Hilal Atasoy ise özellikle uyku kalitesindeki iyileşmenin önemine dikkat çekerek, “Boyun ağrısı yalnızca fiziksel bir problem değil. Uykuyu bozuyor, yorgunluğu artırıyor, çalışanların iş performansını ve moralini düşürüyor. Üçlü müdahale programı uygulanan grupta uyku kalitesinin hızla yükseldiğini gördük. Bu değişim, kişinin tüm yaşamını olumlu etkiliyor.” dedi.</p>
<p>Atasoy, programın çalışanların hem fiziksel hem de psikolojik yükünü azalttığını belirtti.</p>
<p><strong>“Bu programı işyerlerine entegre etmek hem kolay hem ekonomik.”</strong></p>
<p>İşverenlerin de bu programdan kazanç sağlayacağını vurgulayan Atasoy, “Egzersiz ekipmansız, ergonomi eğitimi kısa süreli, manuel terapi ise düzenli aralıklarla uygulanabiliyor. Yani maliyeti düşük ama etkisi çok yüksek bir programdan bahsediyoruz. Daha az hastalık izni, daha az iş gücü kaybı ve daha iyi çalışan memnuniyeti sağlıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Tekstil sektöründe yeni bir dönem mümkün</strong></p>
<p>Atasoy, tekstil sektöründe çalışma koşulları kaçınılmaz olarak kas-iskelet sistemi hastalıklarına yol açmak zorunda olmadığına işaret ederek, doğru ergonomik düzenlemeler ve fizyoterapi destekli programlarla çalışanların yaşam kalitesi artırılabileceğini, bu üçlü yaklaşımın yalnızca tekstil sektöründe değil; tekrarlayıcı hareket gerektiren tüm iş kollarında uygulanabileceğini belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekstil-iscilerindeki-boyun-agrisina-bilimsel-cozum-602213">Tekstil işçilerindeki boyun ağrısına bilimsel çözüm!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 11:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[felci]]></category>
		<category><![CDATA[hakkındaki]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[islak]]></category>
		<category><![CDATA[Kasları]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Felci]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><strong>Nesilden nesile aktarılan bazı inanışlar, sorgulanmadan doğru kabul edilebiliyor!</strong></p>
<p>Toplumda nesilden nesile aktarılan bazı inanışların, çoğu zaman bilimsel dayanağı olup olmadığı sorgulanmadan doğru kabul edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Günlük yaşamda sıkça duyduğumuz bu ifadeler, özellikle soğuk algınlığı, enfeksiyonlar ve sinir sistemi hastalıklarıyla ilişkilendirilir.” dedi.</p>
<p>Kültürümüzde yerleşmiş olan inanışlardan örnekler veren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “En çok duyduklarımız ‘dondurma yersen bademcik iltihabı olursun’, ‘çıplak ayakla taşa basma böbreklerini üşütürsün’, ‘taşa oturma bağırsaklarını üşütürsün’, ‘boynuna atkı sar boğazın şişmesin’ ve özellikle soğuk havalarda çok sık duyduğumuz ‘ıslak saçla yatarsan sinüzit olursun’ deyimleridir. Bu ifadelerin hiçbirinin tıpta ispatlanmış bir çalışması yoktur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinüzitin saçın ıslak kalmasıyla ilişkili olduğunu gösteren bilimsel çalışma yok! </strong></p>
<p>Sinüzitin, genellikle nezle ve grip enfeksiyonları sırasında virüslerin sinüs boşlukları içinde iltihap oluşturmasıyla meydana geldiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu durumun saç telleriyle ya da saçın ıslak olmasıyla ilişkili olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel çalışma bulunmaz.” dedi.</p>
<p>Saç derisi ile nazal mukozanın anatomik olarak birbirinden oldukça uzak bölgelerde yer aldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Ayrıca bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan bir etkileşim söz konusu değildir. Buna rağmen, bireylerin kendilerini koruma konusunda azami dikkat göstermeleri elbette önemlidir. Her ne kadar ıslak saçla uyumanın sinüzite yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, konfor, genel hijyen ve vücut direncinin korunması açısından ıslak saçla uyumamak daha sağlıklı bir tercih olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yüz felci, yüz sinirindeki iletim bozukluğuyla gelişir!</strong></p>
<p>Günlük hayatta sıkça yanlış yorumlanan bir diğer durumun ise yüz felci olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felci, yüz kaslarını hareket ettiren yüz sinirinin iletiminin durması ve bu nedenle mimik kaslarının çalışamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.” dedi.</p>
<p>Yüz sinirinin motor dallarının beyinden çıktıktan sonra kulak kemiği olarak bilinen temporal kemik içinde dar bir kanaldan ilerlediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi şunları söyledi:</p>
<p>“Bu kanaldan çıktıktan sonra yanaktaki tükürük bezesinin içine girer ve çeşitli dallara ayrılarak yüzümüzdeki mimikleri oluşturan kasları hareket ettirir. Özellikle bu dar kemik kanal içinden geçerken sinirde herhangi bir ödem oluşması durumunda sinir iletimi bozulur ve kaslar görevini yapamaz. Bu tabloya yüz felci adı verilir. Bunun yanı sıra, tükürük bezi ameliyatları, çeşitli kafa travmaları ya da cerrahi kesiler sırasında sinirin bazı bölümleri zarar görebilir. Bu gibi durumlarda da sinir iletimi durur, ilgili bölgede mimik kasları çalışmaz ve yüz hareketlerinde belirgin bir asimetri oluşur.”</p>
<p><strong>Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı!</strong></p>
<p>Yüz felçleri içinde en sık karşılaşılan tablonun, Bell’s palsi olarak adlandırılan ve kemik içindeki ödeme bağlı olarak gelişen felç olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tür yüz felçleri büyük oranda kendiliğinden düzelir.” dedi.</p>
<p>Ancak düşük bir ihtimal de olsa, iyileşmenin gerçekleşmediği durumlar da olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Kalıcı yüz felci gelişebilir. Bu durumda yüzde asimetri ve estetik açıdan şekil bozuklukları ortaya çıkar. Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması son derece önemlidir. İlk olarak yapılması gereken, felcin santral mi (beyin kaynaklı) yoksa periferik mi (sinir trasesi boyunca) geliştiğinin ayırt edilmesidir. Bu ayrım tedavi yaklaşımını doğrudan belirler. Ardından, aynı tarafta kulak enfeksiyonu, kolesteatoma, temporal kemik fraktürü ya da tükürük bezine ait kitle veya cerrahi öykü olup olmadığı değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tedaviye erken başlamak başarı oranını her zaman artırır!</strong></p>
<p>Göz kapağını kapatan kasları uyaran sinirin de fasiyal sinirin dallarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felcinde gözün kapanamaması, göz kuruluğu ve enfeksiyon riskini artırdığı için ayrıca önem taşır.” dedi.</p>
<p>Tedaviye mümkün olduğunca erken başlanmasının başarı oranını her zaman artırdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tedavi sürecinde ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, masaj, sıcak uygulamalar ve destekleyici yöntemler birlikte kullanılabilir. Bazı durumlarda herpes zoster virüsü, kulak çevresinde döküntülerle birlikte işitme kaybı, kulak çınlaması ve yüz felcini aynı anda ortaya çıkarabilir. Bu tabloda kalıcı hasar riski daha yüksek olduğu için ek ve daha yoğun tedavi yöntemlerine başvurulması gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi Ebelik alanındaki tecrübesini Türk Devletleri Teşkilatına Üye Ülkelere aktarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-ebelik-alanindaki-tecrubesini-turk-devletleri-teskilatina-uye-ulkelere-aktariyor-598109</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 08:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alanındaki]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[ebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Ebelik Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Kolej]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tecrübesini]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[ülkelerin]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598109</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esin Çeber Turfan ve beraberindeki heyet, Azerbaycan Sağlık Bakanlığı’nın desteği ve 2 No’lu Bakü Baza Tıp Koleji’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen “1. Uluslararası Türk Devletleri Teşkilatı’na Üye Ülkelerin Hemşirelik ve Ebelik Alanları Konulu Uluslararası Bilimsel-Pratik Konferansına” katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-ebelik-alanindaki-tecrubesini-turk-devletleri-teskilatina-uye-ulkelere-aktariyor-598109">Ege Üniversitesi Ebelik alanındaki tecrübesini Türk Devletleri Teşkilatına Üye Ülkelere aktarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esin Çeber Turfan ve beraberindeki heyet, Azerbaycan Sağlık Bakanlığı’nın desteği ve 2 No’lu Bakü Baza Tıp Koleji’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen “1. Uluslararası Türk Devletleri Teşkilatı’na Üye Ülkelerin Hemşirelik ve Ebelik Alanları Konulu Uluslararası Bilimsel-Pratik Konferansına” katıldı. Ege Üniversitesi heyeti, üç gün süren etkinlik boyunca hem bilimsel tecrübelerini paylaştı hem de çeşitli iş birlikleri için zemin hazırladı.</p>
<p>Verimli bir bilimsel etkinlik gerçekleştirdiklerini belirten Dekan Prof. Dr. Esin Turfan Çeber, “Etkinliğimizin ilk gününde çağdaş bağımsız Azerbaycan devletinin mimarı ve kurucusu Heydar Aliyev&#8217;i mezarı başında anarak saygı duruşunda bulunduk. Buradan da bilim insanı, akademisyen Zarife Aliyeva’nın mezarına çiçek bıraktık. 20 Ocak Katliamı ve Azerbaycan&#8217;ın toprak bütünlüğü uğruna şehit olan kahramanlar hakkında heyetimize bilgiler sunuldu. Daha sonra Zafer Anıtı’nı ziyaret ettik. Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkelerin temsilcilerinin katılımı ile Azerbaycan Sağlık Bakanlığı Bakü Baza 2 Numaralı Tıp Kolejinde toplantı gerçekleştirdik. Bizler de Türkiye’deki ebelik eğitimini temsilen toplantıda yerimizi aldık. Toplantıda; öğrencilerin eğitim süreçlerini, okulun altyapısını, teorik ve uygulamalı eğitim imkanlarını yerinde inceledik. Ayrıca; Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ile Azerbaycan Sağlık Bakanlığı 2 No&#8217;lu Bakü Baz Tıp Koleji arasında iş birliği protokolleri imzalandı. Bu protokolün geçen yıl üniversitemiz ile imzalanan protokolden ilham alınarak hayata geçirildiği söylendi. Programın devamında 1 No&#8217;lu Bakü Tıp Koleji ile iş birliği konularını görüştük” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Çeber Turfan, “Azerbaycan Sağlık Bakanı Teymur Musayev ve pek çok önemli bürokrat ve akademisyenin katılımıyla gerçekleştirilen 1. Uluslararası Türk Devletleri Teşkilatı’na Üye Ülkelerin Hemşirelik ve Ebelik Alanları Konulu Uluslararası Bilimsel-Pratik Konferansında ‘Ebeliğin Güçlendirilmesi Stratejileri’ başlıklı bir sunum gerçekleştirdim. Etkinlikte gün boyunca gerçekleşen paneller ve bilimsel oturumlarda ülkelerin temsilcileri arasında fikir alışverişi ve yeni iş birlikleri fırsatları değerlendirildi. Konferans süresince Türk Devletleri teşkilatına üye ülkelerin temsilcileri ile iş birliği konuları ve süreçleri planlandı. Ayrıca program süresince Büyükelçimiz Prof. Dr. Birol Akgün ile görüşerek, Azerbaycan ve Türk Teşkilatına Üye Ülkelerde ebelik eğitiminin güçlendirilmesi konusunda yapılabilecekler ve ülkemizdeki ebelik eğitimi konusunda bilgi verdim.  Sağlık otoriteleri ile bir araya gelerek ülkemizdeki ebelik eğitiminin kalitesi ve Azerbaycan’da ebelik eğitiminin gelişimi için yapılacak iş birliği tekliflerini sunduk. Programımızın son gününde gerçekleştirdiğimiz toplantıda, Azerbaycan’da ve diğer Türk Devletleri Teşkilatına Üye Ülkelerde ebelik eğitimin üç yıllık kolej düzeyinden üniversite düzeyine çıkarılabilmesi için Fakültemiz liderliğinde ve koordinasyonunda yapılacakları, müfredat geliştirme gerekliliğini ve akreditasyon sürecini detaylı şekilde planladık” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-ebelik-alanindaki-tecrubesini-turk-devletleri-teskilatina-uye-ulkelere-aktariyor-598109">Ege Üniversitesi Ebelik alanındaki tecrübesini Türk Devletleri Teşkilatına Üye Ülkelere aktarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;den TÜBİTAK Proje Eğitimi: Yüzlerce Öğrenci ve Öğretmen Katıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deuden-tubitak-proje-egitimi-yuzlerce-ogrenci-ve-ogretmen-katildi-597446</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:21:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tak]]></category>
		<category><![CDATA[tübi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yüzlerce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597446</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜBİTAK 2204 Ege Bölgesi Koordinatörlüğü (Dokuz Eylül Üniversitesi) tarafından, TÜBİTAK 2237 Bilimsel Eğitim Etkinliklerini Destekleme Programı kapsamında 1–5 Aralık 2025 tarihleri arasında çevrim içi eğitim programı düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-tubitak-proje-egitimi-yuzlerce-ogrenci-ve-ogretmen-katildi-597446">DEÜ&#8217;den TÜBİTAK Proje Eğitimi: Yüzlerce Öğrenci ve Öğretmen Katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TÜBİTAK 2204 Ege Bölgesi Koordinatörlüğü (Dokuz Eylül Üniversitesi) tarafından, TÜBİTAK 2237 Bilimsel Eğitim Etkinliklerini Destekleme Programı kapsamında 1–5 Aralık 2025 tarihleri arasında çevrim içi eğitim programı düzenlendi. TÜBİTAK 2204-A ve 2204-B proje yarışmalarına hazırlanan lise ve ortaokul öğrencileri ile danışman öğretmenlere yönelik hazırlanan eğitim, Türkiye genelinden yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>
<p><b>38 BAŞLIK, 18 EĞİTMEN, 5 GÜNLÜK KAPSAMLI EĞİTİM</b></p>
<p>“Genel”, “Lise” ve “Ortaokul” olmak üzere üç kategoride planlanan eğitimler, toplam 38 farklı konu başlığında 18 eğitmenle gerçekleştirildi. Program; akademisyenler, TÜBİTAK 2204 projelerinde derece elde eden öğretmenler ile jüri ve hakem süreçlerinde görev alan uzman eğitmenler tarafından yürütüldü. Aynı anda farklı Zoom odalarında devam eden oturumlar, katılımcılara ilgi duydukları konu başlıklarını seçebilme özgürlüğü sundu. Eğitim içerikleri, genç araştırmacıların bilimsel düşünme becerilerini geliştirme, proje kültürünü yaygınlaştırma ve akademik üretkenliği artırma hedefiyle özel olarak tasarlandı. Program yalnızca Ege Bölgesinden değil, Türkiye’nin pek çok ilinden öğrenciler ve öğretmenler tarafından takip edildi.</p>
<p><b>“AMACIMIZ, EGE BÖLGESİNDE PROJE KÜLTÜRÜ OLUŞTURABİLMEK”</b></p>
<p>Etkinlik serisi, DEÜ Rektör Yardımcısı ve TÜBİTAK 2204 Ege Bölgesi Koordinatörü Prof. Dr. Hamdi Şükür Kılıç’ın açılış konuşması ile başladı. Prof. Kılıç, bilimsel üretimin önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“TÜBİTAK, uzun yıllardır olduğu gibi bugün de Türkiye’nin bilimsel kapasitesini artırmak, gençleri araştırmaya teşvik etmek ve eğitimde kaliteyi yükseltmek adına çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Bu yıl düzenlediğimiz eğitim programları, yalnızca teorik bilgi aktarımını amaçlamamakta; aynı zamanda katılımcılarımıza düşünmeyi, sorgulamayı, üretmeyi ve yenilikçi çözümler geliştirmeyi öğretmeyi hedeflemektedir. Çünkü biliyoruz ki bilim, ancak merakla başlar; merak ise ancak doğru yönlendirilirse kalıcı başarılara dönüşür. TÜBİTAK 2204 Araştırma Projeleri Yarışmaları Koordinatörlüğü bu yıl Dokuz Eylül Üniversitesine geçmiş bulunmaktadır. Bu kapsamda çok yoğun ve ciddi bir şekilde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bizlerin amacı Ege Bölgesinde proje kültürü oluşturabilmek, gençlerimizin ufkunu açabilmektir. Bu kapsamda Dokuz Eylül Üniversitesi olarak üzerimize düşen tüm görevi yapmaya hazırız.</p>
<p><b>“BU EĞİTİMLER, SİZLERE YENİ UFUKLAR AÇACAK”</b></p>
<p>Bu programların her biri, alanında uzman eğitmenlerimizin rehberliğinde hazırlanmıştır. Amacımız, sizleri yalnızca bugünün gerekliliklerine değil; yarının ihtiyaçlarına da hazırlamaktır. Türkiye’nin bilim ve teknoloji yolculuğu, sizlerin katkılarıyla daha da güçlenecek; ülkemizin küresel rekabet gücü sizlerin yeni fikirleri ve çalışmaları sayesinde artacaktır. Bu vesileyle, programların hazırlanmasında emeği geçen herkese ve siz değerli eğitmenlerimize çok teşekkür ediyor; bu yolculuğa katılarak Türkiye’nin bilimsel geleceğine katkı sunmayı seçen siz değerli katılımcılarımıza da başarılar diliyorum.<br />Diliyorum ki bu eğitimler, sizlere yeni ufuklar açacak, merakınızı besleyecek ve bilime olan tutkunuzu bir adım daha ileri taşıyacaktır.”</p>
<p><b>TÜM KATILIMCILARA TEŞEKKÜR BELGESİ VERİLDİ</b></p>
<p>İzmir, Uşak, Manisa, Muğla, Aydın ve Denizli başta olmak Türkiye’nin dört bir yanından öğretmen ve öğrenci katılım sağladı. Programı başarıyla tamamlayan tüm katılımcılara Katılım Belgesi takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-tubitak-proje-egitimi-yuzlerce-ogrenci-ve-ogretmen-katildi-597446">DEÜ&#8217;den TÜBİTAK Proje Eğitimi: Yüzlerce Öğrenci ve Öğretmen Katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Büyükşehir&#8217;in çalışmalarıyla Körfez nefes alıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-calismalariyla-korfez-nefes-aliyor-597052</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 15:21:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[dip]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[İzmit Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Körfezi Dip Çamuru Projesi kapsamında yürüttüğü bilimsel çalışmalar, “İzmit Körfezi Örneğinde: Yapılan Çalışmalar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” panelinde masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-calismalariyla-korfez-nefes-aliyor-597052">&#8220;Büyükşehir&#8217;in çalışmalarıyla Körfez nefes alıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Körfezi Dip Çamuru Projesi kapsamında yürüttüğü bilimsel çalışmalar, “İzmit Körfezi Örneğinde: Yapılan Çalışmalar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” panelinde masaya yatırıldı. Panelde, Körfez’in ekolojik sağlığının değerlendirilip iyileştirilmesine yönelik mevcut durum, sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu. TÜBİTAK-MAM Kıdemli Uzman Araştırmacı Dr. Alper Evcen, “Büyükşehir’in çalışmalarıyla Körfez nefes alıyor” dedi.</p>
<p><b>İZMİT KÖRFEZİ TEMİZLİĞİ TÜM DETAYLARI İLE KONUŞULDU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde İzmit Körfezi’ndeki deniz yaşamının korunması ve ekolojik sağlığının iyileştirilmesine yönelik hayata geçirilen İzmit Körfezi Dip Çamuru Projesi kapsamında “Hedef: Sağlıklı Bir Deniz Ekosistemi” panel programı Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Mesut Önem’in başkanlığında gerçekleşen “İzmit Körfezi Örneğinde: Yapılan Çalışmalar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” panelinde uzman isimler, Körfez’de yürütülen çalışmaların güncel durumunu değerlendirip, mevcut sorunları ve geleceğe yönelik çözüm önerilerini katılımcılarla paylaştı.</p>
<p><b>UZMAN İSİMLER ARAŞTIRMA DETAYLARINI PAYLAŞTI</b></p>
<p>Panelde; TÜBİTAK-MAM Kıdemli Uzman Araştırmacı Dr. Alper Evcen, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Mantıkçı, İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Uğur Uzer, KOÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül ve Gebze Teknik Üniversitesi Yer ve Deniz Bilimleri Enstitü Müdürü Prof. Dr. Mehmet Salim Öncel, İzmit Körfezi Dip Çamuru Projesi sahasında gerçekleştirdikleri çalışmaları aktardı.</p>
<p><b>BAŞARI HİKÂYESİNDE EN ÖNEMLİ ETKEN BİLİMSEL ÇALIŞMALAR</b></p>
<p>Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’nın İzmit Körfezi’nde kontrol, denetim, deniz çöpleri ile mücadele, bilimsel izleme, farkındalık faaliyetleri gibi birçok çalışmanın içerisinde yer aldığını aktaran Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Mesut Önem, temizlik çalışmaları kapsamında başarı hikâyesinde en önemli etkenin ise bilimsel izleme çalışmaları olduğunu vurguladı. Önem, “Bilimsel çalışmalardan elde edilen sonuçlar ile nasıl bir çevresel denetim ve yönetim anlayışı olması gerektiğinin kararlarını verdik” dedi.</p>
<p><b>“ARITMA TESİSİ İLE DENİZ KİRLİLİĞİNİN ÖNÜNE GEÇİLİYOR”</b></p>
<p>Bilimsel çalışmalar doğrultusunda yapılan önemli yatırımları aktaran Önem, Kocaeli’de ileri biyoloji arıtma seviyesi ile deniz kirliliğine sebep olan azot ve fosforun önlendiğini belirtti. Önem, üç yılın sonunda Kocaeli’nin yüzde 100 ileri biyoloji arıtma seviyesine ulaşacağını vurguladı. Biyoloçeşitliliğin desteklenmesi açısından yapılan çalışmaları aktaran Önem, “Bugüne kadar 54 bin tane yavru kalkan, çupra ve levrek balığını İzmit Körfezi&#8217;ne bıraktık. Bunların yuvalanması için, korunması için 200 tane resif alanımız var” diye konuştu.</p>
<p><b>“İZMİT KÖRFEZİ’NDE ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR YAPILIYOR”</b></p>
<p>TÜBİTAK-MAM Kıdemli Uzman Araştırmacı Dr. Alper Evcen, 16 yıl boyunca yaptıkları araştırmalar ile bir fotoğraf değil, Körfez’in filmini çektiklerini söyledi. İzmit Körfezi’nde gerçekleştirdikleri araştırmaları katılımcılara aktaran Evcen, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından çok önemli çalışmaların ortaya konduğunu ifade ederek, “İzmit Körfezi’nin hassas bir yapıda olduğunu görebiliyoruz. Körfez’in şu an ki durumu orta kalite seviyesinde ama doğru adımlarla iyileşeceğini umut ediyoruz. Körfez hala nefes alıyor” dedi.<b> </b></p>
<p><b>KÖRFEZ’İN DEĞERLERİ UZMANLAR TARAFINDAN İNCELENİYOR</b></p>
<p>ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Mantıkçı, Marmara Denizi’nin dijital ikizi oluşturularak geçmişi ile güncel durumu arasındaki değişiminin farklı senaryolarda nasıl evrildiğini; fiziksel süreçlerini ve biyokimyasal döngülerini aktardı. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Uğur Uzer ise, İzmit Körfezi’nde belirlenen 4 istasyonda CTD cihazı ile dip bölgesinden yüzeye kalan olan su kolonunda çözünmüş oksijen, pH, tuzluluk, sıcaklık ve geçirgenlik değerlerini ölçtüklerini aktardı. Dip suyundan ve yüzey suyundan alınan örnekler ile bakteri çeşitliliği ve yoğunluğunun tespit edildiğini söyleyen Uzer, “Algarna örnekleme sistemi ile dip bölgedeki macrofauna yani dipteki canlıların çeşitliliği ve dağılımına bakıyoruz” dedi.</p>
<p><b>YAPAY RESİFLER DENİZEL EKOSİSTEMİ HAYATA GEÇİRİYOR</b></p>
<p>KOÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, Büyükşehir Belediyesi tarafından Ulaşlı ve Eskihisar Sahili’ne bırakılan yapay resif alanlarında gerçekleştirdikleri çalışmaları aktardı. Resiflerde yapılan gözlemler sonucunda denizel ekosistemin ve biyoçeşitliliğinde artış görüldüğünü katılımcılara anlatan Ergül, “Marmara Denizi dünya üzerinde tek bir ülke sınırları içerisinde kalan tek deniz. Bu sebeple Dip Çamuru Projesi Körfezi’mizin geleceği açısından önem arz ediyor” dedi. Gebze Teknik Üniversitesi Yer ve Deniz Bilimleri Enstitü Müdürü Prof. Dr. Mehmet Salim Öncel ise, “İzmit Körfezi’ne komşu olan havzalarda organik maddelere dikkat etmemiz gerekiyor” ifadesini kullandı. Öncel,  fosfor ve azota dikkat çekerek kaliteli suyun İzmit Körfezi’ne çok az geldiğini ve bunun için çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-calismalariyla-korfez-nefes-aliyor-597052">&#8220;Büyükşehir&#8217;in çalışmalarıyla Körfez nefes alıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay:Grip Aşıları Ne Kadar Etkili?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-aygrip-asilari-ne-kadar-etkili-595135</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:22:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[abdi]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[brahim]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595135</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, grip aşılarının etkinliğinden, internet kullanımının ileri yaşlardaki ruh sağlığına etkilerine, trafik gürültüsünün günlük stres seviyelerine kadar pek çok güncel bilimsel çalışma değerlendiriliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-aygrip-asilari-ne-kadar-etkili-595135">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay:Grip Aşıları Ne Kadar Etkili?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, grip aşılarının etkinliğinden, internet kullanımının ileri yaşlardaki ruh sağlığına etkilerine, trafik gürültüsünün günlük stres seviyelerine kadar pek çok güncel bilimsel çalışma değerlendiriliyor. </strong></em></p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve ayda bir yayınlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında tıpta popüler bilim alanında öne çıkan çalışmalar değerlendiriliyor. 2003–2023 yılları arasında 38’den fazla ülkede 6,5 milyon hastanın verilerinin incelendiği geniş ölçekli bir çalışmayı ele alıyor. Bulgular, grip aşılarının influenza kaynaklı ölüm riskini dört kata kadar azaltabildiğini gösterirken, hem Influenza A (H1N1) hem de influenza B virüslerine karşı yapılan aşılamanın her yaş grubunda enfeksiyon oranlarını ve komplikasyonları belirgin biçimde düşürdüğünü ortaya koyuyor. Araştırma, influenza virüslerinin toplum sağlığı açısından önemini koruduğunu, bu nedenle yıllık aşılama programlarının hayati rol oynadığını vurguluyor.</p>
<p><strong>İnternet kullanımının ileri yaşlarda ruh sağlığına etkileri</strong></p>
<p>Bültende yer alan bir diğer önemli bilgi ise, 23 ülkeden 50 yaş ve üzeri yaklaşık 87 bin yetişkinin 6 yıl boyunca takip edildiği bir çalışmanın sonuçlarına dayanıyor. İnternet kullanımının ileri yaşlarda ruh sağlığına olumlu katkı sağladığı belirlenen araştırmada, çevrim içi olmanın depresif belirtileri azalttığı ve yaşam memnuniyetini artırdığı tespit edildi. İnternet kullanımının özellikle sağlık bilgilerine erişim, sosyal bağlantı kurma ve dijital eğlence gibi alanlarda yaşlı bireyler için önemli fırsatlar sunduğu, bu nedenle ruh sağlığını destekleyen bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.</p>
<p><strong>Günlük stres ve kaygı sebebi: Trafik gürültüsü</strong></p>
<p>Çeşitli ses ortamlarının insan psikolojisi üzerindeki etkilerini inceleyen çalışma ele alınıyor. Katılımcılara kuş cıvıltılarından oluşan doğal bir ses kaydı ile 30 km/s ve 60 km/s hızlarda kaydedilen trafik gürültüsü içeren sesler dinletildi. Bulgular, doğal seslerin en düşük stres ve kaygı seviyeleriyle ilişkili olduğunu, buna karşın özellikle 60 km/s hızındaki trafik gürültüsünün stres ve kaygıyı belirgin biçimde artırdığını gösterdi. Araştırmacılar, şehirlerde trafik hızlarının azaltılmasının insanların doğanın olumlu psikolojik etkilerinden daha fazla yararlanabilmesi için önemli bir adım olabileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Spotify ve YouTube’a da yükleniyor</strong></p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 38 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayınlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler YouTube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-aygrip-asilari-ne-kadar-etkili-595135">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay:Grip Aşıları Ne Kadar Etkili?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi, uluslararası arenada gücünü artırdı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-uluslararasi-arenada-gucunu-artirdi-590646</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[arenada]]></category>
		<category><![CDATA[artırdı]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[gücünü]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[üye]]></category>
		<category><![CDATA[üyeliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590646</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda attığı adımlara bir yenisini ekleyerek Avrupa’nın en prestijli yükseköğretim ağı olan Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) üyeliği ile Türk dünyasındaki üniversitelerle akademik, bilimsel ve kültürel bağlarını güçlendirme vizyonu doğrultusunda stratejik bir adım atarak Türk Üniversiteler Birliği (TÜRKÜNİB) üyeliğine kabul edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-uluslararasi-arenada-gucunu-artirdi-590646">Üsküdar Üniversitesi, uluslararası arenada gücünü artırdı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda attığı adımlara bir yenisini ekleyerek Avrupa’nın en prestijli yükseköğretim ağı olan Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) üyeliği ile Türk dünyasındaki üniversitelerle akademik, bilimsel ve kültürel bağlarını güçlendirme vizyonu doğrultusunda stratejik bir adım atarak Türk Üniversiteler Birliği (TÜRKÜNİB) üyeliğine kabul edildi.</p>
<p>Avrupa yükseköğretim alanında kalite, iş birliği ve akademik standartların geliştirilmesi amacıyla faaliyet gösteren Avrupa Üniversiteler Birliği (European University Association &#8211; EUA), 49’dan fazla ülkeden 900’ü aşkın üniversite ve rektörler konferansını bir araya getirerek kıtanın en geniş ve en etkili yükseköğretim ağını temsil ediyor.</p>
<p>Yükseköğretim politikalarının oluşturulmasında Avrupa Komisyonu ve uluslararası kuruluşlar nezdinde stratejik bir paydaş olan Birlik, dünyanın en saygın akademik kurumlarını çatısı altında topluyor.</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi</strong> <strong>uluslararası akademik standartlara sahip </strong></p>
<p>Türkiye’den Boğaziçi, ODTÜ, Koç, Sabancı ve Bilkent gibi köklü üniversitelerin de aralarında bulunduğu bu seçkin ağa Üsküdar Üniversitesi’nin de resmen katılması, üniversitenin uluslararası akademik standartlara sahip olduğunun önemli bir teyidi olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin üyelik başvurusu, EUA Konseyi’nin gerçekleştirdiği son toplantıda onaylanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p><strong>Rektör Prof. Dr. Güngör: “Küresel üniversite yolculuğumuz”</strong></p>
<p>Üyeliğin üniversitenin küresel hedefleri için stratejik bir adım olduğunu vurgulayan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, “Küresel üniversite yolculuğumuz bu adımla büyük bir ivme kazanmıştır.” dedi.</p>
<p><strong>Kalite ve gelişim odaklı bir ağ</strong></p>
<p>Avrupa Üniversiteler Birliği, üyesi olan kurumları eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerinin kalite odaklı yürütülmesi, kurumsal gelişim, yenilikçi uygulamalar ve bilimsel üretkenlik açısından düzenli olarak değerlendiriyor. Yükseköğretimdeki iyi uygulamaların yaygınlaşması amacıyla zaman zaman üniversitelere özel öneri ve rehberlik raporları hazırlayarak nitelikli bir gelişim ağı oluşturan EUA, üyelerinin sürekli iyileşme ve mükemmellik arayışına da önemli bir katkı sunuyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin Avrupa Üniversiteler Birliği üyeliği, üniversitenin bilimsel üretim gücü ve kalite odaklı eğitim yaklaşımı açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi, Türk Üniversiteler Birliği’ne de üye oldu</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, Türk dünyasındaki üniversitelerle akademik, bilimsel ve kültürel bağlarını güçlendirme vizyonu doğrultusunda stratejik bir adım atarak Türk Üniversiteler Birliği (TÜRKÜNİB) üyeliğine de kabul edildi. Bu üyelik, üniversitenin kardeş coğrafyalarla yürüttüğü bilimsel açılım sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Türk dünyası üniversitelerini buluşturan platform</strong></p>
<p>Türk Üniversiteler Birliği&#8217;nin (TÜRKÜNİB), Türk dili konuşan ülkelerdeki seçkin yükseköğretim kurumlarını tek bir çatı altında toplayan prestijli bir birlik olarak faaliyet gösteriyor. Birlik; üyeleri arasında bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmek, ortak araştırma projeleri geliştirmek ve öğrenci-akademisyen hareketliliğini artırmak gibi temel hedeflere sahip. Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Macaristan’dan çok sayıda saygın üniversite, TÜRKÜNİB çatısı altında yer alıyor.</p>
<p>Birlik, ortak diploma programları, akademik değişim projeleri, eğitimde kalite güvence sistemlerinin geliştirilmesi ve ortak bilimsel yayınlar gibi konularda yürüttüğü çalışmalarla Türk dünyası üniversiteleri arasında güçlü bir etkileşim ağı kuruyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Güngör: “Soydaş üniversitelerimizle iş birliği süreçlerimize hız veriyoruz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin TÜRKÜNİB üyeliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör, “TÜRKÜNİB üyeliğimizle birlikte, kardeş coğrafyalardaki soydaş üniversitelerimizle iş birliği süreçlerimize hız veriyoruz.” dedi.</p>
<p>Bu önemli adım, Üsküdar Üniversitesi’nin yalnızca Avrupa’da değil, aynı zamanda Türk dünyasında da güçlü ve etkin bir akademik paydaş olma hedefini destekliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-uluslararasi-arenada-gucunu-artirdi-590646">Üsküdar Üniversitesi, uluslararası arenada gücünü artırdı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Palmiye Yağının Sağlıktaki Rolü Bilimsel Bulgularla Netleşiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/palmiye-yaginin-sagliktaki-rolu-bilimsel-bulgularla-netlesiyor-589634</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 09:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Asidi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bulgularla]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[netleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[palmiye]]></category>
		<category><![CDATA[Palmiye Yağı]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıktaki]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589634</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Roger Clemens, palmitik asit üzerine yaptığı çalışmasında, bu asidin biyolojik fonksiyonlarını, vücutla uyumluluğunu ve potansiyel ancak temel sağlık katkılarını ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/palmiye-yaginin-sagliktaki-rolu-bilimsel-bulgularla-netlesiyor-589634">Palmiye Yağının Sağlıktaki Rolü Bilimsel Bulgularla Netleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kaliforniya Üniversitesi&#8217;nde çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Roger Clemens, palmitik asit üzerine yaptığı çalışmasında, bu asidin biyolojik fonksiyonlarını, vücutla uyumluluğunu ve potansiyel ancak temel sağlık katkılarını ele aldı. Dr. Clemens çalışmasında, palmitik asidin insan vücudundaki toplam yağ asitlerinin yaklaşık %20-%30&#8217;unu oluşturduğunu ve enerji üretimi, hücre yapısının korunması, yağda çözünen vitaminlerin emilimi ve tümör inhibitörü olarak işlev gören çeşitli bileşiklerin sentezi gibi temel biyolojik süreçlerde kilit rol oynadığını vurguladı. Dr. Clemens, zeytinyağı, fıstık yağı, ayçiçek yağı, süt ürünleri ve et gibi birçok doğal gıda kaynağında da bulunan palmitik asidin, anne sütündeki baskın yağ asidi olduğunu vurgulamaktadır. Bu gözlemler, palmitik asidin büyüme ve gelişmede doğal bir gereklilik olduğunu göstermektedir. Temel toksikoloji de dahil olmak üzere palmiye yağı güvenliğine ilişkin devam eden değerlendirmeleri, palmiye yağının güvenli olduğunu ve hem bebek beslenmesinde hem de bebek maması bileşiminde faydalı bir bileşen olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>“Palmiye yağı, insan biyolojisiyle doğal uyum içinde çalışan çok yönlü, bitki bazlı bir gıda bileşenidir”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Roger Clemens, palmiye yağının sağlık üzerindeki etkilerinin sadece içeriğiyle değil, aynı zamanda genel beslenme dengesi ve yaşam tarzıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Palmiye yağı, dengeli bir beslenmenin parçası olarak tüketildiğinde insan sağlığına katkıda bulunabilen güvenli bir yağdır. Sağlığı etkileyen kilit faktör, palmitik asit gibi tek bir yağ asidi değil, yaşam tarzı ve beslenmedeki bütüncül dengedir.” Palmiye yağının beslenmedeki değeri ve güvenliği, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (U.S. FDA) tarafından değerlendirilmeye devam etmektedir. EFSA, palmiye yağının gıda katkı maddesi olarak kullanımına ilişkin bir güvenlik endişesi bulunmadığını belirtmektedir. Aynı zamanda FDA, palmiye yağını, gıda ürünlerinde birçok işleve sahip bir gıda bileşeni olarak “genel olarak güvenli kabul edilen” (GRAS) şeklinde sınıflandırmaktadır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/palmiye-yaginin-sagliktaki-rolu-bilimsel-bulgularla-netlesiyor-589634">Palmiye Yağının Sağlıktaki Rolü Bilimsel Bulgularla Netleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabızlığa Karşı Lif, Probiyotik, Kivi, Mineralli Sular ve Kuru Erik İle Doğal Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kabizliga-karsi-lif-probiyotik-kivi-mineralli-sular-ve-kuru-erik-ile-dogal-destek-587768</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 10:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlığa]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kivi]]></category>
		<category><![CDATA[lif]]></category>
		<category><![CDATA[mineralli]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587768</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her dört yetişkinden birinin yaşam kalitesini düşüren kronik kabızlık, modern çağın en yaygın ama en az konuşulan sağlık sorunlarından biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kabizliga-karsi-lif-probiyotik-kivi-mineralli-sular-ve-kuru-erik-ile-dogal-destek-587768">Kabızlığa Karşı Lif, Probiyotik, Kivi, Mineralli Sular ve Kuru Erik İle Doğal Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Her dört yetişkinden birinin yaşam kalitesini düşüren kronik kabızlık, modern çağın en yaygın ama en az konuşulan sağlık sorunlarından biri. Uzmanlara göre uzun süreli kabızlık yalnızca fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda beslenme, stres, yetersiz su tüketimi ve hareketsiz yaşamın ortak bir sonucu. İngiliz Diyetetik Derneği’nin (BDA) yayımladığı yeni rehber, bu soruna bilimsel bir bakış getiriyor ve hangi besinlerin gerçekten işe yaradığını net biçimde ortaya koyuyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, bu önemli çalışmayı değerlendirerek Türkiye’deki sağlıksız beslenme alışkanlıklarına da dikkat çekiyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>İngiliz Diyetetik Derneği (British Dietetic Association – BDA), yetişkinlerde kronik kabızlığın diyetle yönetimine ilişkin bugüne kadarki en kapsamlı rehberi yayımladı. Rehber, 75 randomize kontrollü çalışmayı (RCT) değerlendirerek toplam 59 bilimsel öneri ortaya koydu.<br /> Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, rehberi değerlendirerek “Bu çalışma, kabızlık tedavisinde bilimsel olarak hangi besinlerin, hangi dozda ve nasıl etkili olduğunu ilk kez bu kadar açık biçimde ortaya koyuyor” diyor. Rehberin dikkat çekici yönü, yıllardır “iyi gelir” denilen pek çok besin önerisinin artık güçlü bilimsel verilerle desteklenmiş olması…</strong></em></p>
<p><strong>Bilimsel Kanıtlarla Desteklenen Öneriler</strong></p>
<p>“Kabızlık için lif tüketin” demenin artık yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, “Hangi lif, hangi formda ve hangi miktarda olmalı? Bunu netleştiren bir doküman var artık elimizde. Özellikle ‘karnıyarık otu’ olarak bilinen psyllium lifinin dışkı sıklığını ve kıvamını anlamlı düzeyde iyileştirdiği kanıtlandı” diyor. </p>
<p>Rehbere göre psyllium takviyeleri, kabızlık tedavisinde en etkili lif formu olarak öne çıkıyor. Bifidobacterium lactis ve Lactobacillus casei Shirota suşlarını içeren probiyotik takviyeler bağırsak hareketlerini düzenliyor. Magnezyum oksit takviyeleri bağırsak geçiş süresini kısaltırken, kivi, kuru<strong> </strong>erik<strong> </strong>ve çavdar ekmeği gibi bazı doğal gıdalar da semptomlarda belirgin rahatlama sağlıyor. Ayrıca magnezyumdan zengin mineralli sular, dışkı yumuşaklığını artırarak doğal bir çözüm sunuyor. Ancak rehber, “yüksek lifli diyet” gibi genel beslenme modelleri için kanıtın hala sınırlı olduğunu vurguluyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Türkiye’de En Büyük Sorun: Hareketsizlik ve Yetersiz Lif Tüketimi”</strong></p>
<p>Konuyla ilgili Türkiye’deki tabloya dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Bizim toplumumuzda kabızlık çok yaygın ama konuşulmayan bir sorun. En büyük nedenlerinden biri hareketsizlik, ikincisi ise yetersiz lif alımı. Günde ortalama 25–30 gram lif almamız gerekirken, Türk halkının çoğu bunun yarısını bile tüketmiyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Sebze, meyve ve tam tahıl tüketiminin azalmasının yanı sıra, hazır gıdalara yönelimin bağırsak sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Murat Baş, “Bağırsaklarımız, yediğimiz her şeyin aynası gibidir. İşlenmiş ürünler, düşük lifli atıştırmalıklar ve yetersiz sıvı alımı, kabızlığın kronik hale gelmesinin en önemli nedenleri” diyor.</p>
<p><strong>“Kuru Erik, Mümkünse Kivi ve Probiyotikler Günlük Rutinin Parçası Olmalı” </strong></p>
<p>Yeni rehberin, hem sağlık profesyonelleri hem de bireyler için uygulanabilir pratik bilgiler içerdiğini vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, şunları ekliyor:</p>
<p>“Kuru erik, kivi gibi basit ama etkili meyvelerin düzenli tüketimi, doğal lif alımını destekliyor. Ayrıca doğru suşlardan seçilen probiyotiklerin kullanımı da artık bir moda değil, bilimsel temeli güçlü bir uygulama.”</p>
<p>Kabızlığın yalnızca beslenme değil, yaşam tarzıyla da doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, “Kabızlık artık sadece bir sindirim sistemi sorunu değil, bir yaşam tarzı göstergesi. Yeterli sıvı alımı, fiziksel aktivite ve stres yönetimi olmadan hiçbir besin tek başına mucize yaratmaz” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Yeni Rehber, Diyetisyenlere Yol Gösteriyor</strong></p>
<p>BDA tarafından hazırlanan bu rehber, kronik kabızlık yönetiminde ilk kapsamlı, kanıta dayalı kaynak olma özelliğini taşıyor. Prof. Dr. Murat Baş, “Bu doküman, hekimlerin ve diyetisyenlerin artık ‘deneysel’ değil, ‘kanıta dayalı’ şekilde önerilerde bulunmasını sağlayacak. Türkiye’de de benzer bir rehberin hazırlanması gerekiyor” diyor.</p>
<p>Kronik kabızlık yalnızca rahatsızlık veren bir durum değil, aynı zamanda genel sağlık göstergesi. Prof. Dr. Murat Baş, “Bağırsak sağlığı bozulduğunda, bağışıklık sisteminden ruh haline kadar pek çok sistem etkileniyor. Bu nedenle kabızlıkla mücadele, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kabizliga-karsi-lif-probiyotik-kivi-mineralli-sular-ve-kuru-erik-ile-dogal-destek-587768">Kabızlığa Karşı Lif, Probiyotik, Kivi, Mineralli Sular ve Kuru Erik İle Doğal Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 10:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kesici]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[Parasetamol]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEBH) 2000’li yıllarda %5 oranındayken, günümüzde bu oran %9’lara kadar çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311">Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEBH) 2000’li yıllarda %5 oranındayken, günümüzde bu oran %9’lara kadar çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünülüyor. Ancak son zamanlarda parasetamol gibi sık kullanılan ilaçların bu rahatsızlıklara neden olduğu yönünde iddialar anne adaylarının kafasında soru işaretleri oluşturabiliyor. Bilimsel veriler, bu konudaki kaygıların çoğunun abartılı olabileceğini gösteriyor. Çünkü bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar, parasetamol ile otizm veya DEHB arasında doğrudan bir nedensellik kurulamamış olduğunu gösteriyor. Aksine, hamilelikte tedavi edilmemiş yüksek ateşin bebeğe verebileceği zararın, kontrollü ilaç kullanımına göre çok daha ciddi olabileceği kabul ediliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Taha Takmaz, hamilelikte parasetamol kullanımı ve bebeğe etkisi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>İlaçlarınızı doktor kontrolünde kullanın</strong></p>
<p>Son 10 yılda yayımlanan bazı gözlemsel yani bilimsel verilere dayalı olmayan çalışmalarda, hamilelikte parasetamol kullanımının çocuklarda otizm veya DEHB riskini az da olsa artırabileceğini iddia edilmektedir. Ancak bu çalışmaların çoğu, annenin kendi beyanına dayanmakta ve kullanılan ilacın dozu, süresi, hangi haftada alındığı gibi ayrıntılar net olmamaktadır. Yani bilimsel verilere göre; hamilelikte enfeksiyon veya grip gibi nedenlerle anne adayının ateşinin çıkması, parasetamol kullanımından daha ciddi riskler doğurabilmektedir. Mevcut klinik uygulamada parasetamol bu durumda en güvenli ve en sık kullanılan seçenektir. Dikkat edilmesi gereken asıl hususlar ise gerektiğinde, en düşük etkili doz, en kısa süre kullanım, kronik ve yüksek dozdan uzak durmaktır.</p>
<p><strong>Yüksek ateş anne ve bebeği için risk oluşturabilir</strong> </p>
<p>Hamilelikte bilinen çiğ balık yememek, ağır sporlardan kaçınmak veya uykuya dikkat etmek gibi tavsiyelerin yanında genellikle doktorlar “parasetamol içeren ilaçları kullanmayın” gibi bir uyarıda bulunmamaktadır. 40 haftaya yakın süren hamilelik sürecinde anne adayları grip dr olabilir, enfeksiyon riskiyle karşılaşabilir veya yüksek ateş şikayetleri yaşayabilir. Bu noktada anne adayını takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanının hem anneyi hem de bebeği düşünerek önerdiği bazı ilaçlar olabilmektedir. Bu ilaçlar anne adayının iyileşmesi için önemlidir. Anne adayının sağlıklı olması, bebeğin de sağlıklı olması anlamına gelmektedir.</p>
<p>Parasetamol genellikle ateş ve enfeksiyon için kullanılmaktadır; hamilelikte yüksek ateşin kendisinin bile bebek için riskli olabileceği unutulmamalıdır. Yani ilacın kendisi değil, ilacı gerektiren hastalık da otizm ve DEHB’ten sorumlu olabilir. Çoğu zaman altta yatan faktörler; örneğin annenin ateşi, enfeksiyonu veya genetik eğilimler bu ilişkiyi açıklayabilmektedir. Bilimde buna korelasyon denir; korelasyonun varlığı tek başına nedensellik anlamına gelmez.</p>
<p><strong>Araştırmalar otizm ve DEHB’in parasetamol içeren ilaçlarla doğrudan nedensellik ilişkisi olmadığını söylüyor</strong></p>
<p>2024’te JAMA’da (Journal of the American MedicalAssociation) yayımlanan ve 2,5 milyon çocuk içeren İsveç çalışmasında hamilelikte parasetamol kullanımının otizm, DEHB veya zihinsel gerilik riskini artırmadığı gösterilmektedir. Bu sonuç, önceki küçük risk sinyallerinin aslında ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşündürmektedir. 2025 yılında Mount Sinai Hastanesi’nden çıkan bir derlemede 46 çalışma incelenmiş ve “yüksek kaliteli araştırmalarda risk sinyali biraz daha belirgin” denilmiştir. Harvard’lı araştırmacılar da “nedensellik kanıtlanmamış olsa da, özellikle uzun süreli veya yüksek doz kullanımda temkinli olunmalı” çağrısı yapmıştır.</p>
<p>Bu açıklamalar basında “parasetamol otizm yapıyor” başlıklarıyla yer bularak halk arasında korku ve endişeye neden olsa da bugün ACOG (Amerikan Obstetri ve Jinekoloji Derneği), “Nedensellik yok, parasetamol hâlâ güvenli ve gerekli bir seçenek” demektedir. SMFM (Maternal-Fetal Tıp Derneği), “Kanıtlar sonuçsuz, ama ilacı bırakmak anne-bebek sağlığına zarar verebilir” uyarısında bulunmaktadır. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ise Eylül 2025’te, parasetamol ile otizm arasında tutarlı bir ilişki bulunmadığını açıklamıştır.</p>
<p><strong>Peki neden bazen “risk artışı” iddia ediliyor?</strong></p>
<p>Bilim insanları bazen risk artışı görünmesinin dört temel nedeni olabileceğini belirtmektedir. Parasetamol çoğunlukla ateş ve enfeksiyon için kullanılmaktadır. Asıl riskli olan durum ilaç değil, hastalığın kendisi olabilir. Çalışmalarda annelerden “hamileliğinizde ilaç aldınız mı?” diye sorulmaktadır; bu veri hatalı olabilir, çünkü yıllar sonra alınan bir beyana dayanmaktadır. Tek seferlik kullanım ile aylarca yüksek doz kullanım arasında ayrım olmamaktadır. Bu nedenle bilimsel bir dayanağı yoktur.</p>
<p>Mevcut bilimsel veriler hamilelikte yüksek ateşin tedavi edilmediği takdirde bebek için ciddi riskler doğurabileceğini söylemektedir. Mevcut klinik uygulamada parasetamol bu durumda en güvenli ve en sık kullanılan seçenektir. Dikkat edilmesi gereken asıl hususlar ise; gerektiğinde, en düşük etkili doz, en kısa süre kullanım, kronik ve yüksek dozdan uzak durmak olarak sıralanabilmektedir.</p>
<p>Bugünkü bilgilerimiz; parasetamolün hamilelikte otizme yol açtığına dair güçlü bir kanıt olmaması, büyük ve güvenilir çalışmaların bu iddiayı desteklemiyor oluşu, alandaki değerli ve önemli kuruluşların parasetamolün gerekli olduğunda güvenle kullanılabileceğini söylüyor olması şeklinde özetlenebilir. Ancak bilim kesin bir noktada değildir; yüksek doz ve uzun süreli kullanım konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunun da unutulmaması gerekir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311">Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 12:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586012</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk yardım, doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağlarken, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012">Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk yardım, doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağlarken, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Evre Yılmaz, ilk yardımın mutlaka eğitim almış kişiler tarafından uygulanması gerektiğini belirterek önemli bilgiler aktardı.<br />“Isı ile Yanmış Bölgeye Tereyağı, Diş Macunu ve Yoğurt Sürülmemelidir”<br />İlk yardımın, acil durumlarda insan hayatını koruyacak basit ama etkili girişimlerle hızlı biçimde uygulanması gerektiğini belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Evre Yılmaz, “İlk yardım becerisi, acil durumlarda insan hayatını koruyacak basit ama etkili girişimlerin hızlı şekilde uygulanmasını gerektiriyor. Halk arasında yaygın olarak kabul gören, bilimsel temeli zayıf veya yanıltıcı olan bazı uygulamalar, yardımda bulunulan insanlara hem zarar verebiliyor hem de zaman kaybına neden olabiliyor. <br />Örneğin; birçok kişi yanık bölgesine tereyağı, yağ ya da evde hazırlanan merhemler sürmenin yararlı olacağını düşünüyor. Oysaki bu uygulama, yanığın iç ısısını hapsederek cilde zarar veriyor ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. Aynı şekilde yoğurt ve diş macunu gibi steril olmayan maddeler yara bölgesine ek mikrop taşıyabiliyor. Doğru yaklaşım, yanan bölgeyi 10–20 dakika boyunca soğuk su ile soğutmak, ardından temiz ve nemli bir bez ile kapatmaktır. Derin yanıklarda ise zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmak gerekiyor” şeklinde konuştu.<br />“Nöbet Geçiren Kişilere Keskin Kokular Koklatılmamalı ve Ağzı Zorla Açmak İçin Kuvvet Uygulanmamalı”<br />Nöbet geçiren birinin ağzını açmaya çalışmanın, ayılması için soğan gibi keskin kokular koklatmanın ya da ellerini açmaya çalışmanın en sık yapılan hatalardan biri olduğunu söyleyen Yılmaz; “Nöbet geçiren birinin ağzını açmaya çalışmak, ayılması için soğan gibi keskin kokular koklatmak ya da ellerini açmaya çalışmak en sık yapılan hatalardan biridir. Bir kişi nöbet geçiriyorsa, bu tür davranışlardan uzak durmak gerekiyor. Bunun yerine, kişinin baş bölgesi korunarak kendine zarar vermesi önlenmeli, kasılmaların bitmesi beklenmeli ve vakit kaybetmeden ambulans çağrılmalıdır” dedi.<br />“Zehirlenme Durumunda Hastayı Kusturmak Kesinlikle Yanlış Bir Uygulamadır”<br />Zehirlenme durumunda zehrin kesinlikle ağız yoluyla çıkarılmaması gerektiğine dikkat çeken Yılmaz; “Zehirlenme vakalarında halk arasındaki en yaygın inanış, etken maddenin ağız yoluyla çıkarılmasıdır. Zehirli maddenin ele temas etmesi durumunda eller bol sabunlu su ile yıkanmalı ve zehirlenen kişi kesinlikle kusturulmaya çalışılmamalıdır. Özellikle yakıcı maddelerin alındığı durumlarda hasta asla kusturulmamalıdır. Bu durum özofagus ve solunum yollarında ek yaralanmalara neden olabilir.  Zehirlenme durumunda da acil tıbbi yardım istenmelidir” ifadelerine yer verdi.<br />“Yılan ve Böcek Sokmalarında Kanın Emilesi Enfeksiyona Sebep Oluyor”<br />Yılmaz; &#8220;Yılan soktuğunda yarayı kesip emmek kesinlikle yanlıştır. Bu uygulama, bulaşıcı hastalık riski de taşır. Böcek ya da yılan sokmalarında, sokulan bölgenin kesilerek kanatılması veya kanın emilip tükürülmesi, işlemi yapan kişiye enfeksiyon bulaşmasına neden olabilir. Bu nedenle, böcek sokmalarında etkilenen bölgenin su ve sabunla temizlenmesi gerekir. Kaşıntı ve ağrının azaltılması için de buz ile soğuk uygulama yapılabilir” dedi.<br />“İlk Yardım Eğitimleri Yaygınlaştırılmalı”<br />İlk yardımın, kritik ve doğru kararların verilmesi ile anlamlı hale geldiğinin altını çizen Yılmaz; “İlk yardım uygulamalarında halk arasında yaygın biçimde kabul görmüş pek çok inanış, bilimsel kanıtlarla desteklenmeyen yanıltıcı bir yaklaşımlardır. İlk yardım, kritik ve doğru kararların verilmesi ile anlamlı hale gelir. Bilinen bu yanlışlar, sağlımız için büyük risk oluşturur ve durumun daha da kötüye gitmesine neden olur. Bu sebeple, toplumda ilk yardım eğitimlerinin yaygınlaştırılması, daha doğru ilk yardımın sağlanabilmesi için gerekli bir yaklaşımdır” diyerek ilk yardımın mutlaka eğitim almış kişilerce uygulanması gerektiğini hatırlattı.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012">Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesinde &#8216;Bilimsel Bilgi&#8217;nin tarihsel süreci ele alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-birgivi-ilahiyat-fakultesinde-bilimsel-bilginin-tarihsel-sureci-ele-alindi-585802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 11:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[birgivi]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesinde]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[lahiyat]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Birgivi İlahiyat Fakültesi tarafından “İsis’in Peçesini Açmak: İdrâk, İnşâ ve İfâde Arasında ‘Bilimsel Bilgi’ Nedir?” başlıklı konferans düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-birgivi-ilahiyat-fakultesinde-bilimsel-bilginin-tarihsel-sureci-ele-alindi-585802">EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesinde &#8216;Bilimsel Bilgi&#8217;nin tarihsel süreci ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Birgivi İlahiyat Fakültesi tarafından “İsis’in Peçesini Açmak: İdrâk, İnşâ ve İfâde Arasında ‘Bilimsel Bilgi’ Nedir?” başlıklı konferans düzenlendi.</p>
<p>Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü İslam Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı ve Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Muhammet Caner Ilgaroğlu’nun organize ettiği konferans, Ege Üniversitesi Kültür ve Sanat Evinde gerçekleştirildi. Programa, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğe, EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık’ın yanı sıra idari personel, akademisyenler ve öğrenciler katılım gösterdi. Program, EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi Öğr. Gör. Osman Bostancı’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.</p>
<p>Konferansta konuşan Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu, “Bilim, akıl ve din gibi kavramları sıkça kullanıyoruz ancak çoğu zaman bu kavramların derinliğine değil, yüzeysel anlamına odaklanıyoruz. Oysa bugün kullandığımız ‘bilim’ kavramı oldukça yenidir; modern anlamıyla 1831’e, bugünkü içkin anlamıyla ise 1924’e kadar uzanır. Bu nedenle İbn Sina’ya ya da Newton’a ‘bilim insanı’ demek tarihsel bir yanılgıdır, çünkü onlar kendilerini ‘doğa filozofu’ olarak tanımlamaktaydı. Düşünceye derinlik kazandıran tarih bilincidir; geçmişi bugünün kavramlarıyla okumaya çalışmak tarihi anlamak değil, onu çarpıtmaktır. Gazali’nin felsefeye yönelik eleştirileri de bu bağlamda ele alınmalıdır; onun hedefi günümüzdeki anlamda felsefe değil, kendi dönemindeki metafizik tartışmalarıdır” dedi.</p>
<p><b>“Felsefenin kökü Eski Mısır’a dayanıyor”</b></p>
<p>Bilginin kökeni, evrenin varoluşu, bilimin ve felsefenin doğası hakkındaki farklı anlayışları karşılaştıran Prof. Dr. Fazlıoğlu, “Klasik gelenekte bilgi bir ‘idrak’ faaliyeti olarak görülürken, Kant’tan sonra, özellikle non-Öklidyen geometriler ve modern fiziğin ortaya çıkışıyla birlikte bilim bir ‘inşa’ faaliyetine dönüşmüştür. Felsefenin kökeni sanıldığı gibi Yunan’a değil, Eski Mısır’a dayanır. ‘Philosophia’ kelimesi Grekçe olmayıp, bilgelik tanrıçası İsis, yani Sofya ile akıl yoluyla irtibat kurarak ondan doğru bilgiyi ‘episteme’yi alma eylemini ifade eder. Hermetizm ve simya gelenekleri ise nesnelerin temelindeki bu ‘sözü’ değiştirerek varlığı dönüştürme düşüncesine dayanır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Teoriler gözlemi şekillendirir”</b></p>
<p>Bilgi arayışında teorik ön kabullerin ve metafizik varsayımların, gözlem ve keşif üzerindeki belirleyici ve kısıtlayıcı rolünü vurgulayan Prof. Dr. Fazlıoğlu,  “Klasik dönemde bilginin temel amacı, Mısır tanrıçası İsis&#8217;in gerçekliği örten metaforik peçesini aralayarak, görünenin ardındaki değişmeyen sabit yapıyı, yani evrenin temelindeki ‘kodu’ keşfetmektir. Ancak bu arayış, kişinin sahip olduğu teorik ve metafizik kabuller tarafından doğrudan belirlenir; zira bir kavrama sahip değilseniz, o kavrama karşılık gelen olguyu göremezsiniz. Bunun en çarpıcı örneği, İslam medeniyetindeki büyük rasathanelerin, gökyüzünün ilahi ve kusursuz olduğu ön kabulü nedeniyle hiçbir süpernova patlaması veya güneş lekesi kaydetmemiş olmasıdır; oysaki aynı dönemlerde Çinliler bu gözlemleri belgelemiştir. Hatta İbn-i Sina&#8217;nın eserlerinde büyük bir gök olayından bahsetmesi ama bunu anlamlandıramaması, teorinin gözlemi nasıl öncelediğini kanıtlar. Karl Popper&#8217;ın da gösterdiği gibi, her araştırma neyin aranacağını belirleyen bir teoriyi ve metafizik kabulü zorunlu olarak önceler, bu da ampirizmin (deneyciliğin) tek başına gerçeği anlamak için yetersiz olduğunu ortaya koyar” dedi.</p>
<p>Etkinlik, Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’nun katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından, Dekan Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık’ın kendisine hediye takdim etmesiyle sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-birgivi-ilahiyat-fakultesinde-bilimsel-bilginin-tarihsel-sureci-ele-alindi-585802">EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesinde &#8216;Bilimsel Bilgi&#8217;nin tarihsel süreci ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağcılar Belediyesi ve YTÜ, toplumsal odaklı projeler için iş birliği yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-ve-ytu-toplumsal-odakli-projeler-icin-is-birligi-yapti-585771</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[bağcılar]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[fayda]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[ytü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağcılar Belediyesi ile Yıldız Teknik Üniversitesi, kent ve akademi arasında köprü kurarak toplumsal fayda odaklı projelere imza atmak amacıyla kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı. Protokol, bilimsel araştırmalardan kültürel miras çalışmalarına, öğrenci stajlarından uluslararası hibe programlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-ve-ytu-toplumsal-odakli-projeler-icin-is-birligi-yapti-585771">Bağcılar Belediyesi ve YTÜ, toplumsal odaklı projeler için iş birliği yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Bağcılar Belediyesi ile Yıldız Teknik Üniversitesi, kent ve akademi arasında köprü kurarak toplumsal fayda odaklı projelere imza atmak amacıyla kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı. Protokol, bilimsel araştırmalardan kültürel miras çalışmalarına, öğrenci stajlarından uluslararası hibe programlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yerel yönetimlerde örnek projeleri hayata geçiren Bağcılar Belediyesi ile Türkiye’nin önde gelen Yıldız Teknik Üniversitesi, kamusal ve belediyecilik hizmetlerinin geliştirilmesi ve toplum yararına projeler üretilmesi amacıyla güçlerini birleştirdi. Bu amaçla YTÜ Davutpaşa Kampüsü&#8217;nde imza t öreni gerçekleştirildi. Törende YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik ile Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız tarafından iki kurumun bilimsel ve mesleki deneyimlerini karşılıklı olarak aktarmasını hedefleyen protokol imzalandı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“Bilimin aydınlatıcı rehberliğinden faydalanacağız”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, “Yerel yönetimler olarak en temel görevimiz, hizmet verdiğimiz şehrin ve insanımızın geleceğine yatırım yapmaktır. Bu vizyon, sadece fiziki altyapı hizmetleriyle değil, aynı zamanda toplumun entelektüel ve sosyal dokusunu güçlendirecek adımlarla hayat bulur. Yıldız Teknik Üniversitesi gibi ülkemizin en değerli bilim yuvalarından biriyle kurduğumuz bu güçlü ortaklık, &#8216;ortak akıl&#8217; ilkesiyle hareket ederek Bağcılar&#8217;a kalıcı eserler ve sürdürülebilir bir gelişim modeli kazandırma hedefimizin en somut ifadesidir. Üniversitemizin bilimsel potansiyelini, enerjisini ve genç beyinlerini Bağcılar&#8217;ın sosyal ve kentsel gelişim dinamikleriyle daha fazla buluşturmak istiyoruz. Bu protokol, gençlerimize yeni ufuklar açarken, kentsel planlamadan sosyal projelere kadar her alanda bilimin aydınlatıcı rehberliğinden faydalanmamızı sağlayacak&#8221; dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>&#8220;Bilginin toplumsal faydaya dönüşmesini önceliyoruz”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yapılan iş birliğinin önemine dikkat çeken Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik ise &#8220;Üniversiteler, bilimsel çalışmalarının yanı sıra topluma dokunan, yaşadığı şehrin nabzını tutan ve çözüm üreten dinamik merkezlerdir. Akademik birikimimizi ve araştırma kapasitemizi, Bağcılar Belediyemizin sahadaki engin tecrübesi ve hizmet anlayışıyla birleştirerek hem ilçemize hem de ülkemize değer katacak projeler geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu protokol sayesinde öğrencilerimiz, belediyenin geniş hizmet alanlarında staj yaparak teorik bilgilerini pratiğe dökme imkanı bulacak. Ayrıca Bağcılar&#8217;ın kültürel mirasını akademik bir bakış açısıyla ele alarak koruma ve tanıtma faaliyetleri yürüteceğiz. En önemlisi de üniversitemizin kapılarını, sürekli eğitim merkezimiz aracılığıyla Bağcılar&#8217;da yaşayan vatandaşlarımıza açarak onların kişisel gelişimlerine katkı sunacağız. Bu iş birliğinin, bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin en somut örneklerinden biri olacağına ve her iki kurumun da gücüne güç katacağına inancım tamdır&#8221; dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Bilimsel yayınların üretilmesi için çalışmalar yürütülecek</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bu iş birliği, akademik bilginin yerel yönetimlerin dinamik yapısıyla entegre olmasını sağlayacak somut adımlar içeriyor. Protokol çerçevesinde, ortak projelerden öğrenci stajlarına, Bağcılar&#8217;da ikamet eden vatandaşlara yönelik kişisel gelişim eğitimlerinden ortak bilimsel yayınların üretilmesine kadar birçok alanda ortak çalışmalar yürütülecek.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Üniversite ve belediye ortaklaşa etkinlikler düzenleyecek</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Protokol, iki kurum arasında çok yönlü bir etkileşim öngörüyor. Bu kapsamda, akademik, mesleki ve sosyal araştırma verileri ile teknik materyallerin değişimi yapılacak. Taraflar, ortaklaşa akademik konferans, sempozyum, sergi ve seminer gibi bilimsel etkinlikler düzenleyecek ve ortak akademik yayınlar üretecek. Ayrıca, kültürel ve sportif aktivitelerde de iş birliği geliştirilerek sosyal bağların güçlendirilmesi hedefleniyor.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Soyut ve somut kültürel mirasın korunması sağlanacak</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İş birliğinin temel hedeflerinden biri de doğrudan toplum faydasını gözeten projeler üretmek. Bu doğrultuda, Bağcılar ilçesindeki soyut ve somut kültürel mirasın korunması ve tanıtılmasına yönelik faaliyetler gerçekleştirilecek. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-ve-ytu-toplumsal-odakli-projeler-icin-is-birligi-yapti-585771">Bağcılar Belediyesi ve YTÜ, toplumsal odaklı projeler için iş birliği yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde Türk Dünyasının Dil Birliği Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-turk-dunyasinin-dil-birligi-konusuldu-583950</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 09:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasının]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye ve Kazakistan arasında köklü tarihî, kültürel ve dilsel bağlara dayanan akademik ilişkiler, karşılıklı ziyaretler ve bilimsel etkinliklerle güçlenmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-turk-dunyasinin-dil-birligi-konusuldu-583950">Ege Üniversitesinde Türk Dünyasının Dil Birliği Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Türkiye ve Kazakistan arasında köklü tarihî, kültürel ve dilsel bağlara dayanan akademik ilişkiler, karşılıklı ziyaretler ve bilimsel etkinliklerle güçlenmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Ege Üniversitesi ile L.N. Gumilev Avrasya Millî Üniversitesi (Kazakistan) arasındaki ikili ilişkiler çerçevesinde önemli bir akademik buluşma daha gerçekleştirildi.</p>
<p>Filoloji Fakültesi Kazak Dilbilimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Dili ve Lehçeleri Anabilim Dalı’nı ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Prof. Dr. İbrahim Şahin moderatörlüğünde ve tercümesinde, “Tarihî Dilcilik ve Türk Birliğinin Dil Modeli” başlıklı bir konferans düzenlendi.</p>
<p><b>“Türk birliği dil birliği ile mümkündür”</b></p>
<p>Konferansta Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı, Türk Dünyasının ortak değerlerini birleştirmede dil birliğinin merkezi önemine dikkat çekti. Türk Birliği’nin ancak ortak bir dil modeli üzerine inşa edilebileceğini vurgulayan Abdualıulı, konuşmasında antroponimlerin (kişiadları) ve toponimlerin (yeradları) tarihî dil bilimi açısından taşıdığı önemi örneklerle açıkladı. Kazakistan’daki dil çalışmalarının Türk Dünyası genelinde yürütülen ortak dil araştırmalarıyla ilişkilendirilmesinin, bilimsel iş birliğini güçlendireceğini belirten Prof. Dr. Abdualıulı, Türk dillerinin kök birliğine ve tarihsel sürekliliğine dair örneklerle dinleyicilere zengin bir perspektif sundu.</p>
<p><b>“Geleceğe yönelik bilimsel adımlar paylaşıldı”</b></p>
<p>Ziyaret sırasında Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyeleriyle yapılan görüşmelerde, iki kurum arasında ortak araştırma projeleri ve ortak yayın çalışmaları ele alındı. Ayrıca, Türk Dünyası üniversiteleri arasında dil, kültür ve tarih alanlarındaki ortak çalışmaları geliştirmeye yönelik yeni iş birliği planları gündeme getirildi. Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü yetkilileri, Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı’nin ziyareti vesilesiyle iki kurum arasındaki akademik ilişkilerin daha da güçleneceğini ifade ettiler.</p>
<p><b>“Ortak kültürel miras bilimsel temelde korunuyor”</b></p>
<p>Ege Üniversitesi ile L.N. Gumilev Avrasya Millî Üniversitesi arasındaki bu akademik temas, Türk Dünyasının ortak kültürel ve dilsel mirasını bilimsel düzlemde koruma ve geliştirme yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-turk-dunyasinin-dil-birligi-konusuldu-583950">Ege Üniversitesinde Türk Dünyasının Dil Birliği Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tohumculuk sektörünün temsilcileri Ege Üniversitesinde bir araya geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tohumculuk-sektorunun-temsilcileri-ege-universitesinde-bir-araya-geldi-582387</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[enstitü]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünün]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[tohumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Tohumculuk Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rektör Prof. Dr. Budak, “Tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır. Bugün burada sektörün öncü firmaları ve birlikleriyle bir araya gelmemiz, bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından kritik önem arz etmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tohumculuk-sektorunun-temsilcileri-ege-universitesinde-bir-araya-geldi-582387">Tohumculuk sektörünün temsilcileri Ege Üniversitesinde bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rektör Prof. Dr. Budak, “Tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır. Bugün burada sektörün öncü firmaları ve birlikleriyle bir araya gelmemiz, bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Ege Üniversitesi olarak sektörle aynı vizyonu paylaşıyoruz. Daha güçlü, daha rekabetçi, daha yenilikçi bir Türk tohumculuk sektörü inşa etmek. Bunun için üniversite-sanayi iş birliğini derinleştirmeye, ortak Ar-Ge projeleri geliştirmeye ve bilgi paylaşımını artırmaya hazırız” dedi.</p>
<p><b>*Sektör temsilcileri ise güçlü laboratuvar altyapısına sahip olan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsünün; stratejik önemi gittikçe artan tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun bir şekilde geliştirilmesi, sertifikalı ve yerli tohum üretiminin yaygınlaştırılması, biyoçeşitliliğin korunması, yüksek katma değerli üretimin yapılması, bitki ıslahı ve tohum teknolojileri alanında bilimsel çalışmaların yürütülmesi için önemli rol üstleneceğini vurguladılar.</b></p>
<p>Tohum bilimi ve teknolojisi alanında bilimsel çalışmalar yürütmek ve lisansüstü insan kaynağı yetiştirmek amacıyla faaliyete başlayan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü tarafından tohumculuk sektörünün paydaşlarının katılımı ile istişare toplantısı gerçekleştirildi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Yeni Senato Salonunda yapılan toplantıya, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ın yanı sıra Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlkin Şengün, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Can Paylan, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Gülsüm Öztürk, özel sektör temsilcileri, birliklerin yetkilileri ve  akademisyenler katıldı. </p>
<p>Toplantının açılışında enstitünün kuruluş amacı ve önemi ile ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Bugün burada, ülkemizin tarım ve tohumculuk sektörünün en önemli aktörlerini aynı masa etrafında buluşturan anlamlı bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur duyuyorum. Türkiye’nin tarım sektöründe geleceğe dair atacağı adımların merkezinde yer alan tohumculuk, yalnızca bir üretim girdisi değil; aynı zamanda milli bağımsızlığımızın, gıda güvenliğimizin ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerimizin de anahtarıdır. Ege Üniversitesi olarak bizler, bu stratejik alanda bilimin ışığında yol almak için kararlılıkla çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Akademi ile sektör arasında güçlü bir köprü olacağız”</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bugün sizlerle buluşmamıza vesile olan toplantımız, yalnızca fikir alışverişi yapmakla sınırlı kalmayacak; aynı zamanda ülkemizin tohumculuk alanındaki yol haritasına yön verecek, akademi ve sektör arasında güçlü bir köprü kuracaktır. Zira biliyoruz ki bilimsel bilgi ile piyasa tecrübesi birleştiğinde ortaya çıkan sinerji, toplumsal faydayı en üst düzeye çıkaracaktır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleri ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin destekleriyle 14 Temmuz 2025 tarihinde kurulan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü, tam da bu vizyonun bir ürünü olarak hayata geçirilmiştir. Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü 2021 yılından bu yana Uluslararası American Systems Registrar (ASR), ANSI National Accreditation Board (ANAB) akreditasyona sahip 2022 yılında ise Uluslararası Tohum Test Birliği (ISTA) üyeliğini alarak dünyada bu üyeliğe sahip 5 akredite üniversite laboratuvardan birisini bünyesinde bulunduran ve tohumlarda pestisit kullanımının azaltılmasında en önemli rolü üstlenecek dünyada ilk defa üretilecek yerli ve milli tohum dezenfeksiyon cihazının yapımını da içeren TUBİTAK 1004 projesini yürütmektedir. Ayrıca enstitümüzde tohum analizlerinin yanı sıra yüksek lisans ve doktora eğitimleri de verilmektedir. Enstitümüz, ülkemizin biyolojik çeşitliliğini korumak, yerli ve milli tohumları geliştirmek, inovatif teknolojilerle sektöre katkı sağlamak üzere çalışmalarını büyük bir heyecanla sürdürmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır”</b></p>
<p>Enstitünün önceliğinin, tohumculukta sürdürülebilirliği sağlamak olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bu kapsamda, sadece yeni çeşitlerin geliştirilmesi değil, aynı zamanda tarımsal üretimde iklim değişikliği, kuraklık ve hastalıklarla mücadeleye karşı dirençli çözümler sunmak da temel hedeflerimiz arasındadır. Çünkü biliyoruz ki tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır. Bugün burada sektörün öncü firmaları ve birlikleriyle bir araya gelmemiz, bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Bizler, Ege Üniversitesi olarak sizlerle aynı vizyonu paylaşıyoruz: daha güçlü, daha rekabetçi, daha yenilikçi bir Türk tohumculuk sektörü inşa etmek. Bunun için üniversite-sanayi iş birliğini derinleştirmeye, ortak Ar-Ge projeleri geliştirmeye ve bilgi paylaşımını artırmaya hazırız. Ayrıca, enstitümüzün hedeflerinden biri de uluslararası ölçekte ses getirecek projelere imza atmaktır. Bu çerçevede, sadece ulusal değil, aynı zamanda küresel tohumculuk piyasasında da Türkiye’nin etkin bir aktör olmasını desteklemek istiyoruz. Bilimsel kapasitemiz, altyapımız ve insan kaynağımız ile ülkemizin tohumculuk ihracatında çok daha güçlü bir noktaya gelmesi için sorumluluk almaya kararlıyız. Bugünkü toplantımızın çıktılarını rapor haline getirerek Cumhurbaşkanımıza ileteceğiz. Sizin değerli katkılarınız, önerileriniz ve eleştirileriniz, enstitümüzün yol haritasına yön verecek, ortak hedeflerimizi daha somut adımlara dönüştürecektir. Sözlerime son verirken, bu toplantıya katkı sunan tüm sektör temsilcilerine, birliklerimize, değerli akademisyenlerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Tohum bilimi ve teknolojisinin gelişmesi için attığımız bu ortak adımın, ülkemize ve insanlığa hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Enstitü sektörümüz için önemli rol üstlenecek”</b></p>
<p>Sektör temsilcileri ise Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsünün, Türk tohumculuk sektörünün geliştirilmesi, küresel düzeyde tanıtılması, nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi ile sektörün sorunlarına bilimsel çözümler üretilmesi noktasında çok önemli görev üstleneceğini ifade ettiler.  Güçlü laboratuvar altyapısına sahip olan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsünün; stratejik önemi gittikçe artan tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun bir şekilde geliştirilmesi, sertifikalı ve yerli tohum üretiminin ve kullanımının yaygınlaştırılması, biyoçeşitliliği korunması, yüksek katma değerli ürünlerin üretilmesi, bitki ıslahı ve tohum teknolojileri alanında bilimsel çalışmaların yürütülmesi için önemli rol üstleneceğini vurguladılar. Toplantının sonunda katılımcılar, laboratuvarları gezerek, yürütülen bilimsel çalışmalar ile ilgili bilgi aldılar.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tohumculuk-sektorunun-temsilcileri-ege-universitesinde-bir-araya-geldi-582387">Tohumculuk sektörünün temsilcileri Ege Üniversitesinde bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin ilk insanlı uzay misyonuna bilimsel katkı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-insanli-uzay-misyonuna-bilimsel-katki-575191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2025 11:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[astronot]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaların]]></category>
		<category><![CDATA[cihan]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[insanlı]]></category>
		<category><![CDATA[message]]></category>
		<category><![CDATA[misyonuna]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu kapsamındaki yüksek lisans tezlerini hazırlayarak önemli bir başarıya imza attı. Hazırlanan tezler TÜBİTAK ev sahipliğinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ve TÜBİTAK UZAY iş birliğiyle Haziran ayında düzenlenen Bilim Misyonu Değerlendirme Çalıştayına sunuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-insanli-uzay-misyonuna-bilimsel-katki-575191">Türkiye&#8217;nin ilk insanlı uzay misyonuna bilimsel katkı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu kapsamındaki yüksek lisans tezlerini hazırlayarak önemli bir başarıya imza attı. Hazırlanan tezler TÜBİTAK ev sahipliğinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ve TÜBİTAK UZAY iş birliğiyle Haziran ayında düzenlenen Bilim Misyonu Değerlendirme Çalıştayına sunuldu.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü ve MESSAGE deneyi Proje Yöneticisi Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, yürütücülüğünü üstlendiği MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) Bilim Misyonu sonuçlarını, Üsküdar Üniversitesi TRGENMER &#038; NPCELLAB AR-GE sorumlusu Beyza Aydın ile katılım sağlayarak çalıştayda sundu.</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesinden yeni bir ilk!</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi yüksek lisans öğrencileri Ebru Çam ve Özge Demir, Dr. Cihan Taştan danışmanlığında gerçekleştirdikleri araştırmalarla Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu kapsamındaki yüksek lisans tezlerini<strong> </strong>hazırlayarak önemli bir başarıya imza attı.</p>
<p>MESSAGE bilim misyonu kapsamında sırasıyla “Mechanisms of Longevity and Cellular Aging in Microgravity: Investigating the Effects of Spaceflight on Aging, Oxidative Stress and Immune Responses” (Ebru Çam) ve “Expression Changes and Functional Interpretation of LOC Genes of Unknown Function in Microgravity Environment” (Özge Demir) konulu tezlerini yayımlayan öğrenciler, ülkemizin uzay araştırmaları alanında akademik bir ilke imza attılar.</p>
<p><strong>İlk insanlı uzay misyonu kapsamındaki yüksek lisans tezleri Üsküdar Üniversitesi’nden</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu kapsamındaki yüksek lisans tezleri, yalnızca bilimsel çalışmaların zorluğunu değil, aynı zamanda bu çalışmaların yapılabilirliğini de ortaya koydu. Süreç boyunca MESSAGE Bilim Misyonu yürütücüsü Dr. Cihan Taştan ve ekibi, NASA’dan alınan sertifikalı eğitimlerle uzayda örnek toplamanın güçlüklerini aşmaya çalıştı. Mikro yerçekimi koşullarının deneylere getirdiği zorluklara rağmen, uzay şartlarına uygun deney materyalleri ve protokoller geliştirildi.</p>
<p><strong>Bilimsel çalışmaların sonuçları değerlendirildi</strong></p>
<p>Çalıştaya Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, astronot Tuva Cihangir Atasever, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın ve çok sayıda bilim insanı katılım sağladı. Türk Astronot ve Bilim Misyonu projesi kapsamında uzayda gerçekleştirilen 13 Bilim Misyonunun Yürütücüsüne TÜBİTAK Başkanı, Türkiye Uzay Ajansı Başkanı ve Astronotlarımız Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever tarafından Uluslararası Uzay İstasyonu’na götürülen Türk bayrakları ve Teşekkür Belgeleri takdim edildi. Program kapsamında, Türkiye’nin ilk uzay misyonu sürecinde gerçekleştirilen bilimsel çalışmaların sonuçları değerlendirildi.</p>
<p><strong>Uzayda gerçekleştirilen bilimsel deneyler zorlu süreçlerden geçti</strong></p>
<p>Uzayda gerçekleştirilen bilimsel deneyler, Dünya üzerinde yapılanlardan oldukça farklı ve zorlu süreçlerden geçiyor. Astronotlarımızın uzay yolculuğu öncesindeki hazırlık süreçleri; diyet ve spor programlarından fizyolojik takiplerine kadar titizlikle yürütülürken, aynı zamanda MESSAGE Bilim Misyonu da bu şartlara uygun şekilde projelendirildi.</p>
<p><strong>Bilim tarihine önemli katkı!</strong></p>
<p>Tüm bu yoğun çalışmaların sonucunda, Türk Astronot ve Bilim Misyonu Projesi kapsamındaki Bilim Misyonu Değerlendirme Çalıştayı’nda MESSAGE bilim misyonu sonuçları paylaşıldı ve Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu kapsamındaki yüksek lisans tezleri yayınlanarak bilim tarihine önemli bir katkı sağlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-insanli-uzay-misyonuna-bilimsel-katki-575191">Türkiye&#8217;nin ilk insanlı uzay misyonuna bilimsel katkı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okyanusların Sürdürülebilirliği İçin Bilimsel Çalışma Başlatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okyanuslarin-surdurulebilirligi-icin-bilimsel-calisma-baslatildi-571957</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 12:47:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Nükleer Bilimler Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aysun Uğur Görgün’ün Türkiye yürütücülüğünü yaptığı “Strengthening Ocean Health for Sustainable Development: A Global Approach Using Nuclear and Isotopic Techniques” başlıklı çalışma 2024-2025 IAEA Technical Cooperation Programme- INT7022 tarafından desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okyanuslarin-surdurulebilirligi-icin-bilimsel-calisma-baslatildi-571957">Okyanusların Sürdürülebilirliği İçin Bilimsel Çalışma Başlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Nükleer Bilimler Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aysun Uğur Görgün’ün Türkiye yürütücülüğünü yaptığı “Strengthening Ocean Health for Sustainable Development: A Global Approach Using Nuclear and Isotopic Techniques” başlıklı çalışma 2024-2025 IAEA Technical Cooperation Programme- INT7022 tarafından desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz öğretim üyesi Prof. Dr. Aysun Uğur Görgün’ün yürütücülüğünü yaptığı proje Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Çalışma, okyanus sağlığının korunması ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesi açısından büyük bir potansiyel taşıyor. Nükleer ve izotopik tekniklerin bu alandaki uygulanabilirliğini ve gücünü ortaya koyan projeyi, küresel düzeyde bilimsel işbirlikleri ve yenilikçi çözümler geliştirilmesi noktasında önemli görüyorum. Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü&#8217;nde yürütülen bu tür projeler, hem bilimsel altyapımıza katkı sağlıyor hem de uluslararası arenada bilimsel gücümüzü daha geniş kitlelere duyuruyor. Prof. Dr. Aysun Uğur Görgün’ü ve ekibini tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>“Bilimsel altyapı oluşturacak”</b></p>
<p>Proje ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Aysun Uğur Görgün, “Bu projeye dair heyecanımı ve gururumu dile getirmek istiyorum. Okyanusların sağlığı, sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve kültürel açıdan da büyük bir öneme sahiptir. Ancak, okyanusların bozulması konusunda bilimsel temele dayanan, doğrulanmış verilerin eksikliği, bu sorunun çözülmesinde önemli bir engel teşkil etmektedir. Bu projede, nükleer ve izotopik teknikler kullanarak, okyanusların sağlığını etkileyen yerel ve küresel deniz stres faktörlerinin dinamiklerini daha doğru bir şekilde belirlemeyi ve bu etkilerin izlenmesi için gerekli olan bilimsel verileri elde etmeyi amaçlıyoruz. Bu veriler, okyanus ekosistemlerindeki değişimlerin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak ve denizlerin korunması adına daha sağlam bir bilimsel altyapı oluşturacaktır. Özellikle deniz yönetimi için kanıta dayalı karar alma süreçlerini iyileştirmek, bu projede öncelikli hedeflerimizden biridir” dedi.</p>
<p><b>“Kritik öneme sahip”</b></p>
<p>Prof. Dr. Aysun Uğur Görgün, “Nükleer ve izotopik tekniklerin sağladığı hassas ölçüm ve izleme imkanları, bu alandaki araştırmalar için benzersiz fırsatlar sunmaktadır. Bu teknikler sayesinde, deniz ekosistemlerinde meydana gelen değişikliklerin ve kirliliğin kaynağını, yayılma hızını ve etkilerini daha iyi izleyebiliriz. Bu sayede, okyanuslardaki ekolojik dengenin korunması için alınacak önlemler daha doğru, etkili ve zamanında olacaktır. Projemizin, sadece deniz konusunda katkı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda küresel düzeydeki deniz yönetimi stratejilerine yön verecek bilimsel verilerin sağlanması açısından da kritik bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak, bu projeyle elde edeceğimiz bulgular, okyanuslarımızın sürdürülebilirliği için gelecekteki kararların şekillendirilmesine yardımcı olacak ve bilimsel toplulukta önemli bir boşluğu dolduracaktır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Kanıta dayalı kararlar alınabilecek”</b></p>
<p>Prof. Dr. Aysun Uğur Görgün, “Projemizin hedefleri doğrultusunda, katılımcı Üye Devletlerin okyanus kirliliğinin etkilerini daha iyi anlayabilmeleri için veri toplama kapasitelerini güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bu bağlamda, civa, hidrokarbon, radyonüklid kirliliği, deniz biyotoksinleri seviyeleri, okyanus asitlenmesi ve deniz ekosistemlerinin karbon tutma kapasitesi gibi çeşitli stres faktörlerine dair kapsamlı veri toplama sürecine odaklanacağız. Ayrıca, petrol sızıntıları ve radyoaktif maddelerin kazara salınımının okyanus ekosistemlerine olan etkilerini değerlendirmek için temel veriler sağlayarak, bu tür felaketlerin önlenmesine yönelik alınacak önlemler için bilimsel bir temel oluşturacağız. Toplanan veriler sayesinde, Üye Devletler okyanus kirliliğinin mevcut durumunu daha iyi anlayacak ve sürdürülebilir deniz yönetimi konularında kanıta dayalı kararlar alabilecekler. Bu süreç, okyanusların korunması ve sürdürülebilirliğine yönelik daha etkin ve bilimsel temele dayanan bir yaklaşım geliştirilmesine olanak tanıyacaktır” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okyanuslarin-surdurulebilirligi-icin-bilimsel-calisma-baslatildi-571957">Okyanusların Sürdürülebilirliği İçin Bilimsel Çalışma Başlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mavi Nefes Projesi&#8217;nden Türkiye&#8217;de Bir İlk: Göcek&#8217;te 2.000 Yaşında Deniz Çayırı Keşfedildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mavi-nefes-projesinden-turkiyede-bir-ilk-gocekte-2000-yasinda-deniz-cayiri-kesfedildi-568008</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 11:04:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[göcek]]></category>
		<category><![CDATA[korunması]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Garanti BBVA ve TURMEPA iş birliğiyle yürütülen Mavi Nefes Projesi’nin Göcek ayağında, Türkiye’nin en yaşlı deniz çayırı tespit edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mavi-nefes-projesinden-turkiyede-bir-ilk-gocekte-2000-yasinda-deniz-cayiri-kesfedildi-568008">Mavi Nefes Projesi&#8217;nden Türkiye&#8217;de Bir İlk: Göcek&#8217;te 2.000 Yaşında Deniz Çayırı Keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Garanti BBVA ve TURMEPA iş birliğiyle yürütülen Mavi Nefes Projesi’nin Göcek ayağında, Türkiye’nin en yaşlı deniz çayırı tespit edildi. Prof. Dr. Ergün Taşkın ve ekibinin çalışmalarıyla Kızılada açıklarında bulunan deniz çayırının 2.000 yaşında olduğu belirlendi. Bu keşif, bilimsel literatürde ülkemiz adına tarihi bir başarı niteliğinde.</strong></p>
<p>Garanti BBVA’nın, DenizTemiz Derneği (TURMEPA) iş birliğiyle 2021 yılından bu yana yürüttüğü <strong>Mavi Nefes Projesi</strong>, deniz altı ekosistemine yönelik bilimsel çalışmalara bir yenisini ekledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen projenin Göcek ayağında gerçekleştirilen araştırmada, Prof. Dr. Ergün Taşkın ve ekibi tarafından <strong>Türkiye’de ilk kez</strong> bir deniz çayırının yaşı tespit edildi. Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde, Kızılada açıklarından alınan örnek üzerinde yapılan uzun ve detaylı laboratuvar çalışmaları, deniz çayırının <strong>2.000</strong> yaşında olduğunu bilimsel olarak ortaya koydu.</p>
<p>Bu veri, Türkiye deniz araştırmaları tarihinde bir ilk ve bölgede yürütülen tüm deniz çayırı ekim çalışmalarının geleceğini etkileyecek önemli bir kilometre taşı niteliğinde.</p>
<p><strong>Oksijenin ve Biyolojik Çeşitliliğin Sessiz Kahramanları</strong></p>
<p>Deniz çayırları, deniz ekosistemlerinin oksijen üretimi, karbon tutumu ve biyolojik çeşitliliğin korunması açısından kritik öneme sahip. Mavi Nefes Projesi kapsamında bugüne kadar yapılan ölçümler, bu hassas ekosistemlerin korunmasının iklim değişikliğiyle mücadelede hayati bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Bir kilometrekare deniz çayırı, ortalama <strong>1.000 insanın yıllık oksijen ihtiyacını karşılıyor</strong>. Atmosferdeki karbonu toplayarak iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol oynuyor ve karasal ekosistemlere kıyasla yüksek karbon tutma kapasitesiyle öne çıkıyor. Balıkların, kabukluların ve pek çok deniz canlısının yaşam alanı ve üreme noktası olan deniz çayırları, dalga enerjisini azaltarak <strong>kıyı erozyonunu önlüyor</strong>. Ayrıca, sediment tabakalarında geçmiş yüzyılların izlerini saklayarak ekosistemin hafızasını oluşturuyor.</p>
<p><strong>Mavi Nefes Projesi’nde Bugüne Kadar Neler Yapıldı?</strong></p>
<p>2021 yılında Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak başlatılan Mavi Nefes Projesi, dört yılda Türkiye’nin farklı bölgelerinde somut çevresel, bilimsel ve toplumsal sonuçlar üretmeye devam ediyor. Marmara’dan Van Gölü’ne, Göcek’ten Saros Körfezi’ne uzanan proje, denizlerde atıkların toplanmasından bilimsel araştırmalara, eğitim programlarından biyoçeşitlilik haritalamasına kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Proje süresince Marmara Denizi’nde 275 tonun üzerinde, Van Gölü’nde ise 16 tondan fazla katı atık toplandı. Göcek’te faaliyet gösteren sıvı atık alım teknesi, yüzlerce tekneden 860 bin litre atık toplayarak yaklaşık 6,8 milyon litre deniz suyunun kirlenmesini önledi. Saros Körfezi’nde 35 istasyonda yapılan 45 dalışta 382 deniz türü tespit edilerek bölgenin habitat haritası çıkarıldı.</p>
<p>Proje kapsamında, Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde “Deniz Çayırlarının İzlenmesi, Korunması ve Ekimi Projesi” hayata geçirildi. Bu çalışmalar yalnızca mevcut deniz çayırlarını korumakla kalmıyor, bölgeye yeni deniz çayırlarının kazandırılmasını da sağlıyor. Bölgede 3 farklı istasyonda Prof. Dr. Ergün Taşkın ve ekibi tarafından yaklaşık 10 bin deniz çayırı fidesinin transplantasyonu gerçekleştirildi. Ekilen alanlarda yüzde 70’in üzerinde canlılık oranına ulaşıldı.  Ayrıca, bölgede 1.545 deniz türü tespit edilerek biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik adımlar da atıldı. Tüm bu çalışmalar, deniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik bilimsel veri tabanını güçlendiriyor.</p>
<p>Mavi Nefes aynı zamanda toplumsal farkındalığın artırılmasını hedefliyor. TURMEPA’nın Milli Eğitim Bakanlığı protokolleri kapsamında yürüttüğü çevrim içi eğitimler ve gezici Mavi Nefes Eğitim Otobüsü ile bugüne kadar 100 bini aşkın öğrenci ve 5 binden fazla öğretmene ulaşıldı. Ayrıca lise öğrencilerine yönelik “Mavi Dedektifler” programıyla gençler, çevre bilinci kazanmanın yanı sıra kendi projelerini geliştirme fırsatı buluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mavi-nefes-projesinden-turkiyede-bir-ilk-gocekte-2000-yasinda-deniz-cayiri-kesfedildi-568008">Mavi Nefes Projesi&#8217;nden Türkiye&#8217;de Bir İlk: Göcek&#8217;te 2.000 Yaşında Deniz Çayırı Keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veteriner Hekimler İçin Bilimsel Bir Buluşma Noktası: Royal Canin Vet Sempozyum Samsun&#8217;da Gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/veteriner-hekimler-icin-bilimsel-bir-bulusma-noktasi-royal-canin-vet-sempozyum-samsunda-gerceklestirildi-563242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 14:11:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[canin]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[hekimler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[noktası]]></category>
		<category><![CDATA[royal]]></category>
		<category><![CDATA[samsunda]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[vet]]></category>
		<category><![CDATA[veteriner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Samsun-Sinop Veteriner Hekimler Odası iş birliğiyle Samsun’da düzenlenen Royal Canin Vet Sempozyum’a çevre illerden de pek çok veteriner hekim katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/veteriner-hekimler-icin-bilimsel-bir-bulusma-noktasi-royal-canin-vet-sempozyum-samsunda-gerceklestirildi-563242">Veteriner Hekimler İçin Bilimsel Bir Buluşma Noktası: Royal Canin Vet Sempozyum Samsun&#8217;da Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Samsun-Sinop Veteriner Hekimler Odası iş birliğiyle Samsun’da düzenlenen Royal Canin Vet Sempozyum’a çevre illerden de pek çok veteriner hekim katıldı. Kedi ve köpek sağlığında öne çıkan güncel klinik konular, 19 Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi akademisyenlerinin katkısıyla ele alındı. </strong></em></p>
<p>Veteriner hekimlerin bilimsel bilgi birikimlerini güçlendirmek, kedi ve köpeklerde görülen yaygın hastalıklara yönelik güncel yaklaşımları alanında uzman isimler aracılığıyla paylaşmak amacıyla hayata geçirilen Royal Canin Vet Sempozyum, Samsun-Sinop Veteriner Hekimler Odası iş birliğiyle Samsun’da gerçekleştirildi.</p>
<p>Samsun’un yanı sıra Sinop, Trabzon, Gümüşhane ve Çorum gibi çevre illerden de yoğun katılımın olduğu toplantıda; 19 Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden Prof. Dr. Duygu Dalgın, Prof. Dr. Murat Güzel ve Dr. Öğr. Üyesi Ümit Özcan, katılımcı veteriner hekimlerle viral enfeksiyonlar, sıvı-elektrolit tedavisi ve hormon sistemi bozuklukları hakkında bilgi ve deneyimlerini paylaştı.</p>
<p>Royal Canin Saha Teknik Danışmanı Veteriner Hekim Kübra Ekiz ise, sağlıklı sindirim sistemi ve bağırsak geçişini destekleyen, prebiyotikler ve dengeli lif içeriğine sahip yüksek sindirilebilirlikteki Royal Canin gastrointestinal beslenme çözümleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Veteriner Hekimler Değer Ekosisteminin Merkezinde</strong></p>
<p>Royal Canin Veteriner ve Profesyonel Kanal Satış ve Pazarlama Direktörü Erhan Sabuncu, sektörün ihtiyaçlarını ve küresel iyi uygulamaları odağa alarak projeler geliştirdiklerini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Hayvanlar için daha iyi bir dünyanın ancak veteriner hekimlerin rehberliği ve bilinçli hayvan sahipliğiyle mümkün olabileceğine inanıyoruz. Veteriner hekimler, sunduğumuz değer ekosisteminin merkezinde yer alıyor. Beslenme çözümlerimizin arkasında bilimsel araştırmalar; bu araştırmaların temelinde ise global çapta veteriner hekimlerle yürüttüğümüz sürekli bilgi alışverişi var. Ar-Ge’den elde ettiğimiz verileri veteriner hekimlerimizle paylaşıyor, onların sahadaki deneyimleriyle bu bilgileri zenginleştiriyoruz. Royal Canin olarak, her kedi ve köpeğin sağlıklı bir yaşama kavuşmasının, veteriner hekimlerle kurduğumuz güçlü iş birliği sayesinde mümkün olduğuna inanıyoruz. Vet Sempozyum etkinliklerimizle, Türkiye’nin farklı bölgelerinde veteriner hekimlerle buluşmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>Mesleki Gelişimin Anahtarı: Bilgi Paylaşımı ve Birliktelik</strong></p>
<p>Veteriner hekimlerin mesleki bilgilerinin güncel kalmasının mesleki gelişim açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Samsun-Sinop Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ahmet Pilan ise sözlerine şu şekilde devam etti:</p>
<p>“Veteriner hekimlik, sürekli yenilenen bilimsel gelişmeler ışığında uygulama gerektiren bir meslek. Bu tür bilimsel etkinlikler hem bilgi güncellemeyi hem de meslektaşlarımız arasında deneyim paylaşımını mümkün kılıyor. Royal Canin iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu sempozyum, bölgemizdeki veteriner hekimler için önemli bir buluşma ve öğrenme platformu oldu. Katkı sunan tüm akademisyenlere ve destek veren kurumlara teşekkür ediyorum.”</p>
<p>Royal Canin’in hayata geçirdiği Vet Sempozyum etkinlikleri kapsamında bugüne kadar 7 ilde yapılan toplantılarda toplamda 672 veteriner hekime ulaşıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/veteriner-hekimler-icin-bilimsel-bir-bulusma-noktasi-royal-canin-vet-sempozyum-samsunda-gerceklestirildi-563242">Veteriner Hekimler İçin Bilimsel Bir Buluşma Noktası: Royal Canin Vet Sempozyum Samsun&#8217;da Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin biyoteknoloji ekosistemine bilimsel katkı sağlanacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-biyoteknoloji-ekosistemine-bilimsel-katki-saglanacak-560153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 09:43:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[biyoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistemine]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanacak]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560153</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesindeki Atlas Teknoloji Merkezi (TEKMER) ile ACTV Biyoteknoloji arasında imzalanan iş birliği protokolü ile bitkisel dermokozmetik ürünlerden biyoteknolojik ilaç geliştirmeye kadar farklı konularda ortak çalışma yürütülecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-biyoteknoloji-ekosistemine-bilimsel-katki-saglanacak-560153">Türkiye&#8217;nin biyoteknoloji ekosistemine bilimsel katkı sağlanacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesindeki Atlas Teknoloji Merkezi (TEKMER) ile ACTV Biyoteknoloji arasında imzalanan iş birliği protokolü ile bitkisel dermokozmetik ürünlerden biyoteknolojik ilaç geliştirmeye kadar farklı konularda ortak çalışma yürütülecek. Proje, biyoteknoloji alanında yürütülecek AR-GE projeleri, inovatif ürün geliştirme süreçleri ve ileri düzey teknoloji transferini kapsayan stratejik bir ortaklıktan oluşuyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, üniversite-sanayi iş birliği modeliyle Türkiye’nin biyoteknoloji ekosistemine yüksek katma değerli ürünler ve nitelikli insan kaynağı kazandırılmasının amaçlandığını söyledi. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ile ACTV Biyoteknoloji CEO’su Dr. Yakup Bakır arasında imzalanan iş birliği protokolü doğrultusunda akademisyenler ve biyoteknoloji alanında çalışma yürüten uzmanlar bir araya gelerek ortak çalışmalar gerçekleştirecek. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>AR-GE projeleri ve biyoteknolojik ürünler geliştirilecek</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesindeki Atlas Teknoloji Merkezi (TEKMER) ile ACTV Biyoteknoloji arasında yapılan iş birliği, biyoteknoloji alanında yürütülecek AR-GE projeleri, inovatif ürün geliştirme süreçleri ve ileri düzey teknoloji transferini kapsayan stratejik bir ortaklıktan oluşuyor. İş birliği kapsamında bitki kaynaklı kök hücreler, exosome ve küçük RNA teknolojileriyle geliştirilen dermokozmetik ve nutrasötik ürünlerin laboratuvar ve pilot üretimi; IVF (tüp bebek), onkoloji, dermatoloji gibi alanlarda biyoteknolojik ilaç geliştirme araştırmaları yürütülmesi hedefleniyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Akademisyenler bilimsel katkı sunacak</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas TEKMER’in yanı sıra İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve kurulması planlanan Biyoteknoloji Enstitüsü olmak üzere ilgili bölümler, öğretim üyeleri ve araştırma merkezleri bu iş birliğinde aktif rol alacak. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü ve Biyomedikal Mühendisliği Bölümü de önemli katkılar sağlayacak. ACTV Biyoteknoloji ise teknik altyapısı, uluslararası deneyimi ile AR-GE, üretim ve ticarileştirme süreçlerinde paydaş olarak görev alacak.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İş birliği kapsamında akademisyenler araştırma projelerinde bilimsel danışmanlık ve yürütücü roller üstlenecek; yüksek lisans ve doktora öğrencileri ise projelerde araştırmacı olarak yer alacak. Ayrıca lisans öğrencilerine yönelik staj, bitirme projesi ve laboratuvar deneyimi gibi imkanlar da sağlanacak.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Biyoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi kurulacak</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ortak yürütülecek çalışmalar kapsamında öğrenci ve akademisyenlerin katılımıyla TÜBİTAK, COST, Horizon Europe gibi ulusal ve uluslararası fonlara proje başvuruları yapılması da hedefler arasında yer alıyor. Üniversite bünyesinde kurulması planlanan “Biyoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi” üzerinden ortak laboratuvar altyapısının geliştirilmesi hedefleniyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Biyoteknoloji ekosistemine yüksek katma değer sunulacak”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, üniversite-sanayi iş birliği modeliyle Türkiye’nin biyoteknoloji ekosistemine yüksek katma değerli ürünler ve nitelikli insan kaynağı kazandırılmasının hedeflendiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu iş birliğinin üniversiteye önemli katkıları da olacağını belirten Prof. Dr. Kocabıçak, “Bu iş birliği, üniversitemizin biyoteknoloji alanında ulusal ve uluslararası görünürlüğünü artıracak, öğrencilerimize uygulamalı eğitim ve staj imkânları sağlayacak, akademik yayın, patent ve proje çıktıları ile bilimsel üretkenliği yükseltecek” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-biyoteknoloji-ekosistemine-bilimsel-katki-saglanacak-560153">Türkiye&#8217;nin biyoteknoloji ekosistemine bilimsel katkı sağlanacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tekstil sektörünün lokomotif bölümü küresel ölçekte bilimsel araştırmalara imza atıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tekstil-sektorunun-lokomotif-bolumu-kuresel-olcekte-bilimsel-arastirmalara-imza-atiyor-559748</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 08:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalara]]></category>
		<category><![CDATA[atıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[lokomotif]]></category>
		<category><![CDATA[ölçekte]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünün]]></category>
		<category><![CDATA[tekstil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559748</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tekstil ve konfeksiyon sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli mühendisleri yetiştiren Ege Üniversitesi (EÜ) Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü güçlü üniversite-sanayi işbirliği modeli ile ülke ekonomisine katkı sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekstil-sektorunun-lokomotif-bolumu-kuresel-olcekte-bilimsel-arastirmalara-imza-atiyor-559748">Tekstil sektörünün lokomotif bölümü küresel ölçekte bilimsel araştırmalara imza atıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tekstil ve konfeksiyon sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli mühendisleri yetiştiren Ege Üniversitesi (EÜ) Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü güçlü üniversite-sanayi işbirliği modeli ile ülke ekonomisine katkı sunuyor. Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü, Türkiye’nin tekstil sektörüne nitelikli mühendisler kazandırmaya devam ederken aynı zamanda küresel ölçekte bilimsel araştırmalara imza atıyor. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ın öncülüğünde yapılan yatırımlar neticesinde ileri teknolojiler ile donatılan Tekstil Mühendisliği Bölümü hayata geçirilen üniversite sanayi iş birliğine dayanan projelerle öğrencilere pek çok imkân sunuyor.</p>
<p>EÜ Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı               Prof. Dr. Zümrüt Bahadır Ünal,  “Bölümümüz, ülkemizde tekstil mühendisliği alanında bir ilki gerçekleştiren köklü bir bölüm olarak 1966 yılında kurulmuştur. Kurulduğu günden bu yana 5 bine yakın mezun veren bölümümüz, eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürekli olarak geliştirmektedir. Güçlü akademik kadrosu ve yenilikçi eğitim anlayışıyla sektördeki öncü konumunu korumaktadır. Bölümümüzün eğitim dili yüzde 100 İngilizcedir.  Öğrenciler, eğitim hayatlarının son iki yılında ilgi ve yeteneklerine göre tekstil teknolojisi; iplik, dokuma, örme, tekstil kimyası ve terbiyesi veya konfeksiyon alanlarında uzmanlaşmaktadır. Aynı zamanda öğrenciler, eğitim süreçlerinde iki kez zorunlu staj yaparak teorik bilgilerini pratikte uygulama fırsatı bulmaktadır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonuna katkı sunuyoruz”</b></p>
<p>Bölümün, dünyanın saygın üniversite derecelendirme organizasyonlarından birisi olan Shanghai Ranking Consultancy tarafından hazırlanan ARWU sıralamasında Türkiye’de birinci olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bahadır Ünal, “Tekstil Mühendisliği Bölümü,  ARWU sıralamasında Türkiye’den ilk 50’ye girmeyi başarabilen 2 üniversiteden biri olup, Türkiye’de birinci, dünyada 26’ncı olmuştur. Bu uluslararası başarı, Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nün eğitim kalitesinin, bilimsel katkılarının ve sektörel işbirliğindeki öncülüğünün bir kanıtıdır. Bölüm, hem Türkiye’nin tekstil sektörüne nitelikli mühendisler kazandırmaya devam etmekte hem de küresel ölçekte bilimsel araştırmalarla fark yaratmaktadır. Bölümümüz, üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda hem öğretim üyelerimizin yurt dışı akademik görevlerini desteklemekte hem de üniversitemize gelen yabancı öğretim üyelerinin sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürütmektedir. Bu süreçte, uluslararası akademik etkileşimi güçlendirmek ve öğrencilerimize küresel bir perspektif kazandırmak önceliklerimiz arasında yer almaktadır.” dedi.</p>
<p><b>“Sektörün önde gelen firmaları ile işbirliği içinde çalışıyoruz”</b></p>
<p>EÜ Tekstil Mühendisliği Bölümünün sektörle işbirliğini güçlendirmeye devam ettiğini belirten Prof. Dr. Bahadır Ünal,   “Tekstil Mühendisliği Bölümü olarak, sektörle güçlü işbirlikleri kurarak öğrencilerimize ve akademik çalışmalarımıza değer katmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Ege Giyim Sanayicileri Derneği, Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Mezunları Derneği ve sektörün önde gelen firmaları ile yakın işbirliği içinde çalışarak, öğrencilerimizin sektöre entegrasyonunu kolaylaştırıyor, staj ve istihdam olanaklarını artırıyor, aynı zamanda Ar-Ge ve akademik çalışmalar kapsamında ortak projeler geliştiriyoruz. Sanayi ile yürüttüğümüz iş birlikleri sayesinde, sektörün ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretiyor, yenilikçi tekstil teknolojileri üzerine çalışmalar yapıyor ve akademik bilginin uygulamaya dönüşmesini sağlıyoruz. Bu doğrultuda pek çok TÜBİTAK, Avrupa Birliği, ERASMUS projesi geliştirdik. Üniversitemizde, Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’ın öncülüğünde başlatılan ‘Üretmeye Seferberlik’ projesine biz de bölüm olarak hazırladığımız yenilikçi projelerle katkı sunuyoruz. Üniversitemizin öğrenci odaklı eğitim misyonu doğrultusunda, öğrencilerimizin TÜBİTAK ile Gençlik ve Spor Bakanlığı destekli projeler geliştirmelerini teşvik ediyor ve bu süreçte onları motive ediyoruz. Aynı zamanda, sosyal sorumluluk projeleri aracılığıyla öğrencilerimizin toplumsal fayda sağlayan çalışmalarda aktif rol almalarını destekliyor; sürdürülebilir tekstil ve konfeksiyon alanındaki ders içeriklerimizle çevreye duyarlı ve yenilikçi yaklaşımları benimsemelerini sağlıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekstil-sektorunun-lokomotif-bolumu-kuresel-olcekte-bilimsel-arastirmalara-imza-atiyor-559748">Tekstil sektörünün lokomotif bölümü küresel ölçekte bilimsel araştırmalara imza atıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rektör Budak, &#8220;Model üniversite, Türk Dünyası ile bilimsel bağlarımızı daha da güçlendirecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rektor-budak-model-universite-turk-dunyasi-ile-bilimsel-baglarimizi-daha-da-guclendirecek-559340</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 08:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bağlarımızı]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[budak]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirecek]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ile  Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi  kurucu üniversitelerinin rektörleri, üniversitenin kuruluş süreci ve ilk akademik yılı faaliyetleri kapsamında Özbekistan’a bir ziyaret gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-budak-model-universite-turk-dunyasi-ile-bilimsel-baglarimizi-daha-da-guclendirecek-559340">Rektör Budak, &#8220;Model üniversite, Türk Dünyası ile bilimsel bağlarımızı daha da güçlendirecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ile  Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi  kurucu üniversitelerinin rektörleri, üniversitenin kuruluş süreci ve ilk akademik yılı faaliyetleri kapsamında Özbekistan’a bir ziyaret gerçekleştirdi.</p>
<p>Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesinin kurucu üniversitelerinin rektörleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu ve Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın öncülüğünde Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te kurulan ‘model üniversiteye’  akademik diplomasi ziyaretinde bulundu. Rektörler, Özbekistan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Özbekistan Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Odil Abdurakhmanov’un başkanlığında, Taşkent Devlet Transport Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Turayev’in de katılımıyla düzenlenen toplantıya katıldı. Toplantıda, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında ilk öğrencilerini kabul etmeye hazırlanan Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesinin eğitim-öğretim müfredatı, akademik yapılanması ve kurumsal işleyişi değerlendirildi.</p>
<p>Ziyaret ile ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın irade ve kararlılığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’ın takibi ile Türk ve Özbek üniversiteleri arasında yürütülen iş birliği çalışmaları sonucunda Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi Nisan 2025’te imzalanan mutabakat zaptı ile kurulmuştu. Ege, Orta Doğu Teknik, İstanbul Teknik ve Hacettepe üniversitelerinin kurucu ortaklığı ile Türk Dünyası için model bir yükseköğretim kurumu olarak tasarlandı. Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi 2025-2026 eğitim-öğretim yılında ilk öğrencilerini kabul etmeye hazırlanıyor. Üniversitenin, kuruluş sürecine, Orta Doğu Teknik, İstanbul Teknik ve Hacettepe üniversitelerinin Rektörleri ile birlikte yerinde tanıklık etmek ve katkı sunmak amacıyla bir ziyaret gerçekleştirdik. Ülkemizin köklü üniversiteleri, bu model üniversiteye farklı disiplinlerde açacağı bölümlerle katkı sunacaklar. Temaslarımız kapsamında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Özbekistan Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu Başkanı Sayın Prof. Dr. Odil Abdurakhmanov’u makamında ziyaret ettik. Ayrıca, Taşkent Devlet Transport Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Bahadır Turayev ile de bir araya gelerek, Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesinin kuruluş sürecine ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. Düzenlenen toplantıya katıldık.  Ortak kadim kültürü paylaştığımız Türk Dünyası ülkelerinin öğrencilerine yönelik akademik ve bilimsel hazırlık çalışmalarımız kapsamında, eğitim-öğretim ve araştırma ekosistemimizi entegre edecek adımları ele aldığımız verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Yapılan hazırlık sürecini değerlendirerek incelemelerde bulunduk” diye konuştu.</p>
<p><b>“Bilimsel birikimimizi paylaşmaya devam edeceğiz”</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Ege Üniversitesi olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu ve Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’ın öncülüğünde, Türk Dünyasının ortak değerlerini ve köklü mirasını geleceğe taşıyacak Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesinin kurucu üniversiteleri arasında yer almaktan ve bu süreci Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te bizzat takip etmekten büyük bir gurur duyuyoruz.  7/24 görev ve sorumluluk bilinciyle, gece gündüz demeden özveriyle çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ortak kültürel mirasa dayanan güçlü bir yükseköğretim modeli oluşturmak amacıyla başlatılan bu nitelikli iş birliğinin hayata geçirilmesine imkân sağlayan başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’e, Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Özbekistan Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu Başkanı Sayın Prof. Dr. Odil Abdurakhmanov’a şükranlarımı sunuyorum. Uluslararasılaşma misyonumuz doğrultusunda başta Türk Dünyası olmak üzere bilimsel birikimimizi küresel düzeyde paylaşmaya, ana yurt ile ata yurt arasındaki akademik ve bilimsel bağları daha da güçlendirmeye bu doğrultuda somut adımlar atmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-budak-model-universite-turk-dunyasi-ile-bilimsel-baglarimizi-daha-da-guclendirecek-559340">Rektör Budak, &#8220;Model üniversite, Türk Dünyası ile bilimsel bağlarımızı daha da güçlendirecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YÖK ve Ürdün Yükseköğretim Bakanlığı Arasında Eğitim ve Bilimsel Araştırma Anlaşması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yok-ve-urdun-yuksekogretim-bakanligi-arasinda-egitim-ve-bilimsel-arastirma-anlasmasi-556977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 08:44:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ürdün]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556977</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ev sahipliğinde II. Türkiye-Ürdün Yükseköğretim Forumu gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yok-ve-urdun-yuksekogretim-bakanligi-arasinda-egitim-ve-bilimsel-arastirma-anlasmasi-556977">YÖK ve Ürdün Yükseköğretim Bakanlığı Arasında Eğitim ve Bilimsel Araştırma Anlaşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ev sahipliğinde II. Türkiye-Ürdün Yükseköğretim Forumu gerçekleştirildi. Forum kapsamında Yükseköğretim Kurulu ile Ürdün Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı arasında yükseköğretim alanında işbirliğine yönelik mutabakat zaptı da imzalandı. Foruma, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Ürdün Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Azmi Mahafzah ile beraberindeki heyette bulunan Akreditasyon ve Kalite Güvence Kurumu, Ürdün Turizm Tanıtım Kurumu Temsilcileri, Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyeleri, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ve Türkiye ile Ürdün&#8217;den bazı üniversitelerin rektörleri katıldı.</p>
<p>Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Türkiye-Ürdün Üniversitesi kurulması için müzakerelerin başlatıldığını açıkladı. YÖK Başkanı Özvar, Ürdün Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulunda gerçekleştirilen heyetlerarası görüşmelerde, Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi ile başlattıkları ve pek çok ülke ile yaygınlaşmaya devam eden çatı üniversite modelinin bir örneğinin de Ürdün’de kurulmasını kararlaştırdıklarını belirtti. Türkiye ve Ürdün arasında yükseköğretimde iş birliğini güçlendirmeyi amaçladıklarını söyleyen YÖK Başkanı Özvar, “Türkiye-Ürdün Üniversitesinin kurulması için müzakerelerin başlamasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Dünyaya ihraç ettiğimiz çatı üniversite modeli yaygınlaşmaya devam ediyor. Bunu Türk üniversitelerinin dünyada tanınması için önemli bir fırsat olarak görüyoruz.” dedi.</p>
<p>Yükseköğretim Kurulu ile Ürdün Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı arasında yükseköğretim alanında iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzalandı. Yükseköğretim Kurulunda gerçekleştirilen heyetlerarası görüşmelerin ardından mutabakat zaptına Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar ve Ürdün Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Azmi Mahafzah imza attı. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar, protokolün imzalanmasıyla Türkiye ile Ürdün arasında tanıma ve denklikle ilgili konuların çözüme kavuşacağını, karşılıklı güven temelinde güçlü bir akademik iş birliği inşa edileceğini belirtti. Protokolle iki ülke üniversiteleri arasında değişim programları başlatılarak, ortak bilimsel araştırma projeleri yürütüleceğini kaydeden YÖK Başkanı Özvar, “Öğrenci ve akademik hareketlik artacak. Bu konuda Mevlâna Değişim Programı çerçevesinde daha önce gerçekleştirdiğimiz, 300’e yakın öğrenci ve akademisyen hareketliliği bize önemli yol gösterici olacak ve katkı sağlayacak. Umuyoruz ki Ürdün ve Türk üniversitelerinin araştırma altyapılarına ortak kullanım sağlanacak.” dedi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’ın ev sahipliğinde, Ürdün Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Sayın Azmi Mahafzah ve beraberindeki heyetin teşrifleriyle düzenlenen 2. Türkiye-Ürdün Yükseköğretim Forumu’na katıldık. Forum kapsamında, Türk ve Ürdün üniversiteleri arasında araştırma altyapılarının karşılıklı olarak etkin biçimde kullanılması ve akademik iş birliklerinin güçlendirilmesini hedefleyen önemli bir adım atıldı. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığımız ile Ürdün Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı arasında, ‘Türkiye-Ürdün Üniversitesi’nin kurulmasına yönelik olarak ‘Yükseköğretim Alanında İş Birliğine Yönelik Mutabakat Zaptı’ imzalandı. İki ülke arasında akademik bağların derinleştirilmesine, ortak araştırma projelerinin teşvik edilmesine ve yükseköğretim sistemlerinin karşılıklı olarak güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak olan Mutabakat Zaptı’nın, Ülkemiz ve Ürdün için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.</p>
<p>Görüşmelerde iki ülke üniversiteleri rektörleri sunumlar gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yok-ve-urdun-yuksekogretim-bakanligi-arasinda-egitim-ve-bilimsel-arastirma-anlasmasi-556977">YÖK ve Ürdün Yükseköğretim Bakanlığı Arasında Eğitim ve Bilimsel Araştırma Anlaşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğu Akdeniz&#8217;in geleceği, bilimsel atölyede masaya yatırılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogu-akdenizin-gelecegi-bilimsel-atolyede-masaya-yatirilacak-556525</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2025 10:10:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akdenizin]]></category>
		<category><![CDATA[atölyede]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[yatırılacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enerji kaynakları, deniz yetki alanları anlaşmazlıkları, Mavi Vatan Doktrini ve bölgesel güvenlik gibi kritik konularla uluslararası gündemdeki yerini koruyan Doğu Akdeniz, akademik bir atölye ile derinlemesine tartışılacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogu-akdenizin-gelecegi-bilimsel-atolyede-masaya-yatirilacak-556525">Doğu Akdeniz&#8217;in geleceği, bilimsel atölyede masaya yatırılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enerji kaynakları, deniz yetki alanları anlaşmazlıkları, Mavi Vatan Doktrini ve bölgesel güvenlik gibi kritik konularla uluslararası gündemdeki yerini koruyan Doğu Akdeniz, akademik bir atölye ile derinlemesine tartışılacak. Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Siyaset Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Altuğ Günal&#8217;ın yürütücülüğünde gerçekleştirilecek olan &#8220;Doğu Akdeniz: Tarih, Jeopolitik, Anlaşmazlık Konuları ve Güvenlik&#8221; başlıklı atölye, 7-9 Kasım 2025 tarihlerinde Bodrum&#8217;da düzenlenecek.</p>
<p>Atölye, Türkiye&#8217;nin ulusal güvenliği ve ekonomik geleceği için hayati öneme sahip stratejik meseleleri ele almayı hedefliyor. Etkinlik, Bodrum Institute+ ve Ege Üniversitesi&#8217;nin katkılarıyla gerçekleştirilecek. Ayrıca, TÜBİTAK 2237-A Bilimsel Eğitim Etkinliklerini Destekleme Programı kapsamında projeye finansal destek sağlanacak.</p>
<p>Doç. Dr. Altuğ Günal&#8217;ı makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, &#8220;Doğu Akdeniz: Tarih, Jeopolitik, Anlaşmazlık Konuları ve Güvenlik&#8221; başlıklı atölyenin, Ege Üniversitesinin, bilimsel etkinlikler düzenleme konusundaki yetkinliğini bir kez daha ortaya koyacağını; Doğu Akdeniz’in, enerji kaynakları, deniz yetki alanları anlaşmazlıkları, Mavi Vatan Doktrini ve bölgesel güvenlik gibi kritik konuların değerlendirileceği önemli bir platform olacağını söyledi.</p>
<p><b>Kapsamlı bir akademik buluşma olacak</b></p>
<p>Atölyeye Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden Doğu Akdeniz üzerine çalışan akademisyenler ve lisansüstü eğitim gören genç araştırmacılar katılacak. Genç araştırmacıların konaklama, ulaşım ve yemek masrafları TÜBİTAK tarafından karşılanacak. Genç araştırmacılar ayrıca, uzman eğitmenlerden hem teorik hem de yöntemsel geri bildirimler alarak, tez ve makale taslaklarını geliştirme fırsatı bulacaklar.</p>
<p><b>Yoğun ve nitelikli program gerçekleşecek</b></p>
<p>Üç gün sürecek olan etkinlik, Doğu Akdeniz’in jeopolitik önemine dair kapsamlı bir değerlendirme yapmayı amaçlıyor. Etkinlikte ele alınacak başlıca konular arasında, bölgenin tarihsel arka planı ve stratejik önemi, deniz yetki alanları anlaşmazlıkları ve bu anlaşmazlıkların uluslararası hukuk bağlamındaki yeri öne çıkıyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve bu kaynakların bölgesel güvenlik dinamiklerine etkisi de tartışılacak. Avrupa Birliği&#8217;nin bölgedeki politikaları, büyük güç rekabeti ve bölgesel istikrar konuları da masaya yatırılacak. Mavi Vatan Doktrini’nin bölgesel jeopolitik denklemdeki rolü de önemli bir başlık olarak ele alınacak. Türkiye ve Yunanistan arasındaki temel anlaşmazlıklar ile Kıbrıs Sorunu gibi kritik konular, etkinliğin odak noktalarından biri olacak. Son olarak, bölgedeki terörizm ve radikalizm tehditleri de detaylı bir şekilde incelenecek.</p>
<p><b>Akademik işbirliği güçlenecek</b></p>
<p>Atölyenin bir diğer önemli hedefi, Doğu Akdeniz çalışmaları alanında Türkiye’de akademik iş birliğini güçlendirmek ve ortak projeler için bir zemin hazırlamak. Katılımcıların, etkinlik sırasında elde ettikleri bilgi ve deneyimleri yeni yayınlar ve projelere dönüştürmesi amaçlanıyor.</p>
<p><b>Politika yapıcılara yönelik çıktılar</b></p>
<p>Etkinlik sonunda, ortaya çıkan çözüm önerilerinin yalnızca akademik çevreler için değil, aynı zamanda politika yapıcılar ve sivil toplum kuruluşları için de faydalı olması bekleniyor. Katılımcılar, atölye çıktılarından hareketle politika önerilerini içeren bir analiz yazısı hazırlayacak ve ilgili platformlarda yayımlanacak.</p>
<p><b>Sosyal ve akademik etkileşim</b></p>
<p>Katılımcıların aynı kampüs alanında konaklayacak olması, etkinlik boyunca akademik etkileşimin devam etmesine olanak tanıyacak. Bu sayede katılımcılar, yalnızca ders saatlerinde değil, sosyal etkileşimler yoluyla da bilgi paylaşımı yapabilecekler.</p>
<p><b>Başvurular ve detaylar</b></p>
<p>Başvurular, önümüzdeki haftalarda Bodrum Institute’un web sayfası üzerinden alınacak. Etkinlik hakkında detaylı bilgi ve program için https://bodruminstitute.com/dogu-akdeniz-tarih-jeopolitik-anlasmazlik-konulari-ve-guvenlik-atolyesi/  adresi ziyaret edilebilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogu-akdenizin-gelecegi-bilimsel-atolyede-masaya-yatirilacak-556525">Doğu Akdeniz&#8217;in geleceği, bilimsel atölyede masaya yatırılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi Sürdürülebilir Mavi Ekonomi adına bilimsel çalışmalarına devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-surdurulebilir-mavi-ekonomi-adina-bilimsel-calismalarina-devam-ediyor-552793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adına]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalarına]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Doç Dr.Gamze Turan’ın yürütücülüğünü yaptığı  “Sustainable Blue Economy Partnership (SBEP) 2024 yılı “Unified Paths to Climate-Neutral, Sustainable, and Resilient Blue Economy: Engaging Civil Society, Academia, Policy, and Industry-  Deniz Yosunları ve Halofit Bitkilerinin Biyorafineri Yoluyla Değerlendirilerek Su Ürünleri Yetiştiriciliği, Tarım-Gıda ve Kimya Sanayilerinde Dirençliliğin Artırılması” başlıklı çok ortaklı proje Avrupa Birliği</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-surdurulebilir-mavi-ekonomi-adina-bilimsel-calismalarina-devam-ediyor-552793">Ege Üniversitesi Sürdürülebilir Mavi Ekonomi adına bilimsel çalışmalarına devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Doç Dr.Gamze Turan’ın yürütücülüğünü yaptığı  “Sustainable Blue Economy Partnership (SBEP) 2024 yılı “Unified Paths to Climate-Neutral, Sustainable, and Resilient Blue Economy: Engaging Civil Society, Academia, Policy, and Industry-  Deniz Yosunları ve Halofit Bitkilerinin Biyorafineri Yoluyla Değerlendirilerek Su Ürünleri Yetiştiriciliği, Tarım-Gıda ve Kimya Sanayilerinde Dirençliliğin Artırılması” başlıklı çok ortaklı proje Avrupa Birliği TÜBİTAK Ufuk Avrupa programı tarafından desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Proje yürütücüsü  Doç. Dr. Gamze Turan’ı ve Doç. Dr. Övgü Gençer’i  makamında ağırlayan tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz bilim ekibi tarafından hazırlanan proje, TÜBİTAK Ufuk Avrupa programı tarafından desteklenmeye hak kazandı. Akademisyenlerimiz, geliştirdikleri projeleri ile hem ülkemizin hem de küresel ölçekte deniz temelli sürdürülebilir kalkınma hedeflerine önemli katkılar sunacak. Bu başarı, üniversitemizin araştırma kapasitesinin geldiği noktayı ve bilim insanlarımızın uluslararası düzeydeki etkinliğini bir kez daha gösteriyor. Sürdürülebilir Mavi Ekonomi alanında yürütülecek bu projelerin, çevresel sorumluluk bilinciyle denizlerimizin korunmasına, yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesine ve toplumsal farkındalığın artmasına büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum. Üniversite yönetimi olarak, bu tür stratejik ve vizyoner çalışmaları her zaman desteklemeye devam edeceğiz. Proje ekibimizi tebrik ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>“Yenilikçi yaklaşım ve çok paydaşlı yapımızın göstergesidir”</b></p>
<p>Proje hakkında detaylı açıklamalarda bulunan Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölümü Yetiştiricilik Anabilim Dalı öğretim elemanı Arş. Gör. Dr. Övgü Gençer, “Öncelikle bu projede yer almaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Proje, kısa adıyla ReSEAlience, Sustainable Blue Economy Partnership (SBEP) programı kapsamında yürütülen önemli bir girişimdir. Projemizin başlığı ise &#8216;Unlocking the Potential of Seaweeds and Halophytes through Biorefinery for Enhanced Resilience in the Aquaculture, Agri-Food, and Chemical Industries&#8217;, yani deniz yosunları ve halofit bitkilerinin biyorafineri yoluyla değerlendirilerek su ürünleri yetiştiriciliği, tarım-gıda ve kimya sanayilerinde dirençliliğin artırılmasını hedefliyoruz. Projemiz, 250 başvuru arasından seçilerek en yüksek 7. puanı almayı başardı. Bu büyük başarı, alanındaki yenilikçi yaklaşımımızın ve çok paydaşlı yapımızın bir göstergesidir. Konsorsiyumumuz, Türkiye&#8217;nin yanı sıra İsveç, Danimarka, Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan, Norveç ve Brezilya olmak üzere 9 ülkeden ortakların katkısıyla şekillendi. Türkiye&#8217;den 5 farklı kuruluşun yer aldığı 6 proje, toplamda 667 bin 492 Avro tutarında TÜBİTAK desteği almaya hak kazandı. Bu destek, sürdürülebilir mavi ekonomi hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir motivasyon kaynağı olacak” dedi.</p>
<p><b>“Sanayiye entegre edilebilirlik açısından önemli”</b></p>
<p>Projenin hedefleri hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Gamze Turan, “Projemizin temel hedefleri, sürdürülebilir mavi ekonomiye katkı sağlayacak yenilikçi biyoteknolojik yaklaşımları hayata geçirmek üzerine kuruludur. İlk olarak, HALOREFINE olarak adlandırdığımız ekstraksiyon tekniğiyle deniz yosunu ve halofit bitkilerden yüksek değerli biyoaktif bileşiklerin verimli bir şekilde elde edilmesini sağlamayı amaçlıyoruz. Bu teknik, doğal kaynakların etkin kullanımına dayalı biyorefineri yaklaşımımızın temelini oluşturmaktadır. İkinci olarak, bitkisel liflerin içeriğinde bulunan selüloz, hemiselüloz ve lignin gibi önemli bileşenleri yüksek saflıkta ve verimle ayırabilmek için organosolv ön işlem sürecini optimize etmeyi hedefliyoruz. Üçüncü hedefimiz ise, Siyah Asker Sineği Larvaları (BSFL) ve mikroalgleri kullanarak biyokütle dönüşümünde yenilikçi biyodönüşüm sistemleri geliştirmek. Bu sistemlerle atıkların yeniden değerlendirilmesini sağlayarak döngüsel ekonomi ilkelerine katkıda bulunmak istiyoruz. Son olarak, deniz yosunlarında bulunan karbonhidratların daha etkin kullanımını sağlamak üzere özel enzimatik hidroliz süreçleri geliştirerek biyoteknolojik verimliliği artırmayı planlıyoruz. Tüm bu hedefler, çevresel sürdürülebilirlik ve sanayiye entegre edilebilirlik açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu.Yürütücülüğünü   Doç. Dr. Gamze Turan’ın yaptığı projenin ekibinden Su Ürünleri Fakültesinden Doç. Dr. Övgü Gençer, Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik Bölümünden Prof. Dr. Şükrü Yıldırım, Ege Üniversitesi Fen Fakültesi, Biyokimya Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Taylan Kurtuluş Öztürk, Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Dr. Side Selin Su Yirmibeşoğlu, Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü, Enerji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Çolak Güneş yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-surdurulebilir-mavi-ekonomi-adina-bilimsel-calismalarina-devam-ediyor-552793">Ege Üniversitesi Sürdürülebilir Mavi Ekonomi adına bilimsel çalışmalarına devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;da üreticiye bilimsel destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovada-ureticiye-bilimsel-destek-548995</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2025 08:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bornovada]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, üreticilerin doğru tarım bilgilerine ulaşması amacıyla “Meyvecilikte Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıklı bir eğitim düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-ureticiye-bilimsel-destek-548995">Bornova&#8217;da üreticiye bilimsel destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, üreticilerin doğru tarım bilgilerine ulaşması amacıyla “Meyvecilikte Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıklı bir eğitim düzenledi.</p>
<p>Prof. Dr. Ali Ünal’ın verdiği eğitimde sulama, gübreleme ve budama gibi konularda sık yapılan hatalar ele alındı. Belediye, benzer eğitimlerine 4 Temmuz’da “Zeytin Yetiştiriciliği” başlığıyla da devam edecek.</p>
<p>Bornova Belediyesi, üreticilerin bilgi birikimini artırmak ve tarımsal üretimde verimliliği desteklemek amacıyla düzenlediği Üreticiyi ve Tüketiciyi Bilgilendirme Eğitimlerine devam ediyor. Bu kapsamda Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ve Bahçe Bitkileri Derneği iş birliğiyle, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Ünal tarafından “Meyvecilikte Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıklı bir eğitim gerçekleştirildi.</p>
<p><b>Meyvecilikte sık yapılan hatalar ve doğru uygulamalar anlatıldı</b></p>
<p>Nevzat Kavalar Kültür Merkezi’nde düzenlenen eğitime üreticiler yoğun ilgi gösterdi. Prof. Dr. Ünal, meyvecilikte sık karşılaşılan hataları örneklerle anlatarak; bahçe tesisi, sulama, gübreleme, budama ve toprak işleme gibi temel uygulamalarda yapılan yanlışların verim ve kalite üzerindeki etkilerini paylaştı. Eğitim, katılımcıların aktif sorularıyla interaktif bir şekilde tamamlandı.</p>
<p><b>Başkan Eşki: “Üreticimize desteğimiz sürecek”</b></p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, yerel üreticinin bilgilenmesi, bilimsel yöntemlere ulaşmasının çok önemli olduğunu belirterek, “Tarımsal üretim, sadece kırsal kalkınma değil aynı zamanda gıda güvenliği açısından da stratejik bir alan. Bornova Belediyesi olarak üreticimize destek olmaya, onları doğru bilgiyle buluşturmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.</p>
<p><b>Zeytin yetiştiriciliği ele alınacak</b></p>
<p>Bornova Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün koordinasyonunda yürütülen Üreticiyi ve Tüketiciyi Bilgilendirme Eğitimleri, yerel üreticilere bilimsel ve uygulamalı destek sunmaya devam edecek. Bu kapsamda, 4 Temmuz Cuma günü saat 10.00’da aynı merkezde Zeytin Yetiştiriciliği başlıklı bir eğitim daha düzenlenecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-ureticiye-bilimsel-destek-548995">Bornova&#8217;da üreticiye bilimsel destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı ve güvenli her damla su için teknolojik ve bilimsel analiz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-ve-guvenli-her-damla-su-icin-teknolojik-ve-bilimsel-analiz-548827</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 13:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[damla]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü (ASAT), vatandaşa sağlıklı içme suyu ulaştırma sorumluluğunda kentin 19 ilçesinde düzenli olarak su analizleri yapıyor. ASAT, yüz binlerce kişiye ulaştırılan içme ve kullanma suyunun kalitesini kendi bünyesindeki akredite laboratuvarlarda büyük bir titizlikle denetliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-ve-guvenli-her-damla-su-icin-teknolojik-ve-bilimsel-analiz-548827">Sağlıklı ve güvenli her damla su için teknolojik ve bilimsel analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü (ASAT), vatandaşa sağlıklı içme suyu ulaştırma sorumluluğunda kentin 19 ilçesinde düzenli olarak su analizleri yapıyor. ASAT, yüz binlerce kişiye ulaştırılan içme ve kullanma suyunun kalitesini kendi bünyesindeki akredite laboratuvarlarda büyük bir titizlikle denetliyor.</span></span></p>
<p><span><span>Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Antalya’nın dört bir yanına sağlıklı ve güvenli su ulaştırmak için laboratuvarlarında görevli uzman kadro ve teknolojik altyapısıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi ASAT Su Kalite Kontrol Laboratuvarı tarafından yürütülen analiz çalışmaları kapsamında, Antalya genelinde 19 ilçede 264 farklı noktada; üretim tesislerinden okullara, camilerden konut bölgelerine kadar uzanan geniş bir alanda haftalık ve aylık periyotlarla su kontrolleri gerçekleştiriliyor. Numuneler, T.C. Sağlık Bakanlığı’nın 17.02.2005 tarihli ve 25730 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik” esaslarına göre analiz ediliyor. Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) onaylı laboratuvarlarda gerçekleştirilen fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analiz sonuçları, Halk Sağlığı birimleri ile koordineli olarak tespit ediliyor.</span></span></p>
<p><span><span>TEMİZ SU İÇİN BİLİMSEL DEZENFEKSİYON SÜRECİ</span></span></p>
<p><span><span>ASAT, musluklardan akan suyun mikrobiyolojik güvenliğini sağlamak için şebekeye verilmeden önce dezenfeksiyon işlemi uyguluyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarına uygun şekilde sürdürülen bu uygulamalarda, klor seviyesi dağıtım noktalarında 0,2–0,5 ppm arasında sabit tutuluyor. Bu sayede, su içilebilirliğini korurken halk sağlığı açısından güçlü bir koruma sağlanıyor.</span></span></p>
<p><span><span>ANALİZ SONUÇLARINA İNTERNET ÜZERİNDEN TAKİP</span></span></p>
<p><span><span>ASAT, yalnızca suyu arıtmakla kalmıyor; aynı zamanda şeffaf veri paylaşımıyla da vatandaşla güven ilişkisini güçlendiriyor. Analiz edilen numunelere ait özet sonuçlar  </span></span></p>
<p><span><span>ASAT Genel Müdürlüğü internet sitesi asat.gov.tr adresinden düzenli olarak yayımlanıyor. Vatandaşlar, kendi bölgelerine ait su verilerine açık ve anlaşılır şekilde ulaşabiliyor. </span></span></p>
<p><span><span>SAĞLIKLI VE GÜVENLİ SU İÇİN TİTİZ ÇALIŞMA </span></span></p>
<p><span><span>ASAT Genel Müdürlüğü Laboratuvar Şube Müdürü Hasrem Özcan, ASAT’ın halka sağlıklı, güvenli ve kaliteli içme suyu temin etmenin öncelikli görevi olduğuna dikkat çekerek, “Laboratuvarımız suyun kaynağından musluğa kadar olan tüm aşamalarını düzenli ve bilimsel yöntemlerle denetlemektedir. Antalya genelinde 19 ilçede 264 farklı noktada numuneleri alarak TÜRK Akreditasyon Kurumu tarafından 42 parametrede akredite edilmiş laboratuvarımızda analizlerini gerçekleştirmekteyiz. Depo, okul, cami ve konutlardan alınan bu numunelerin sonuçları kurum web sitesinde düzenli olarak yayınlanmaktadır. Bilimsel yöntemlerle çalışan güçlü laboratuvar alt yapımız, uzman kadromuz, artan araç sayımız ve Antalya’nın en uzak köylerine kadar uzanan izleme noktalarımızla, halkımıza temiz ve sağlıklı içme suyu sunabilmek amacıyla çalışmalarımız kesintisiz sürüyor” diye konuştu. </span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-ve-guvenli-her-damla-su-icin-teknolojik-ve-bilimsel-analiz-548827">Sağlıklı ve güvenli her damla su için teknolojik ve bilimsel analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ING&#8217;nin iklim hedefleri, Bilimsel Tabanlı Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ingnin-iklim-hedefleri-bilimsel-tabanli-hedefler-girisimi-sbti-tarafindan-dogrulandi-534621</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2025 09:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğrulandı]]></category>
		<category><![CDATA[girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[hedefler]]></category>
		<category><![CDATA[hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[ingnin]]></category>
		<category><![CDATA[sbti]]></category>
		<category><![CDATA[tabanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=534621</guid>

					<description><![CDATA[<p>2050 net sıfır hedefiyle ilerleyen ING Grubu’nun kendi faaliyetleri ve müşteri portföyündeki sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik hedefleri, küresel ölçekte bilime dayalı iklim taahhütlerini değerlendiren Bilimsel Tabanlı Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ingnin-iklim-hedefleri-bilimsel-tabanli-hedefler-girisimi-sbti-tarafindan-dogrulandi-534621">ING&#8217;nin iklim hedefleri, Bilimsel Tabanlı Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2050 net sıfır hedefiyle ilerleyen ING Grubu’nun kendi faaliyetleri ve müşteri portföyündeki sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik hedefleri, küresel ölçekte bilime dayalı iklim taahhütlerini değerlendiren Bilimsel Tabanlı Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulandı. SBTi, ING’nin iklim hedeflerinin, en güncel bilimsel verilerle ve küresel ısınmayı uluslararası kabul görmüş bir seviyede sınırlama hedefiyle uyumlu olduğunu teyit etti. Ayrıca, finansal kuruluşlara yönelik olarak geliştirilen Yakın Vadeli Kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda, ING’nin kısa vadeli emisyon azaltım taahhütleri de resmen doğrulandı. ING Grubu, 2050 net sıfır hedefiyle ilerliyor ve bu kapsamda kredi portföyünü Terra yaklaşımı doğrultusunda yönlendirmeyi sürdürüyor. </p>
<p><strong>ING iklim liderliğinde yeni bir örnek oluşturuyor</strong></p>
<p>SBTi Finansal Standartlar Başkanı Nate Aden şunları dile getirdi: “SBTi tarafından onaylanmış bilimsel temelli hedefe sahip, ilk küresel sistemik öneme sahip banka olan ING, büyük finans kuruluşlarının reel ekonomide iklim istikrarını nasıl destekleyebileceğini gösteriyor. Bu hedef, ING’nin sektör düzeyinde gösterdiği yıllardır sürdürdüğü liderliğinin üzerine inşa edildi. Altı sektör hedefinin çapraz portföy fosil yakıt hedefleriyle birleşimi, iklim liderliği için yeni bir örnek oluşturuyor. ING’nin bilime dayalı sürdürülebilirlik hedefleri, SBTi’nin küresel ekonomi genelinde iklim eylemini teşvik etme misyonu için heyecan verici bir kilometre taşı olarak konumlanıyor.”</p>
<p>ING Küresel Sürdürülebilirlik Başkanı Anne-Sophie Castelnau ise iklim hedeflerinin SBTi tarafından onaylanmasının, hedeflerin bilimsel temellere dayalı ve sağlam olduğunu gösterdiğini aktararak, “Müşterilerimize emisyonlarını azaltma konusunda destek olmaya devam edeceğiz, yeni teknolojilerle geleceğin sürdürülebilir sistemlerine finansman sağlamayı ve herkesin bu değişimin bir parçası olmasını sağlamak için yeni yollar bulmayı sürdüreceğiz” dedi. </p>
<p><strong>ING Türkiye Kurumsal Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Akay</strong>, konu ile ilgili görüşlerini şöyle özetledi: “ING, bilimsel temelli iklim hedefleri SBTi tarafından onaylanan ilk sistemik banka olarak öncü yaklaşımını bir kez daha gösterdi. Global uzmanlığını Türkiye’ye taşıyan ING Grubu, uluslararası fonlamaların ülkemize aktarılmasının yanı sıra danışmanlık hizmetleriyle müşterilerinin sürdürülebilirlik geçiş programlarına destek sağlıyor. SBTi verilerine göre, Türkiye’de yerleşik toplam 92 firma aktif olarak SBTi ile iklim hedefleri üzerine çalışıyor. Bu sayının her geçen yıl artacağına inanıyoruz. ING olarak Türkiye’de müşterilerimizin iklim hedeflerine ulaşmasına ve emisyonlarını azaltma çabalarına katkılarımızı kararlı adımlarla devam ettireceğiz.”</p>
<p>Dünya çapında 10.000’den fazla şirketin bilime dayalı hedefler belirlemesini sağlayan bir organizasyon olan STPİ, Karbon Saydamlık Projesi (CDP), United Nations Global Compact, Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI), Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından ve We Mean Business Koalisyonu taahhütlerinden biri olarak kurulmuştur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ingnin-iklim-hedefleri-bilimsel-tabanli-hedefler-girisimi-sbti-tarafindan-dogrulandi-534621">ING&#8217;nin iklim hedefleri, Bilimsel Tabanlı Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite öğrencilerinden anız yangınlarına bilimsel çözüm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinden-aniz-yanginlarina-bilimsel-cozum-530088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 10:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anız]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerinden]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yangınlarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530088</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Quantum Dynamics Kulübü öğrencileri, geliştirdikleri "İnsansız Hava Aracı ile Anız Yangınlarının Erken Tespiti, Müdahalesi ve Toprak Koruma Sistemi" projesiyle TEKNOFEST 2025 Kuzey Kıbrıs finallerinde Türkiye ikinciliği elde etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinden-aniz-yanginlarina-bilimsel-cozum-530088">Üniversite öğrencilerinden anız yangınlarına bilimsel çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Quantum Dynamics Kulübü öğrencileri, geliştirdikleri &#8220;İnsansız Hava Aracı ile Anız Yangınlarının Erken Tespiti, Müdahalesi ve Toprak Koruma Sistemi&#8221; projesiyle TEKNOFEST 2025 Kuzey Kıbrıs finallerinde Türkiye ikinciliği elde etti. Proje kapsamında geliştirilen insansız hava aracı (İHA), yangınların yoğun olduğu dönemlerde devriye uçuşları gerçekleştiriyor. Görüntü işleme algoritmalarıyla yangını tespit eden sistem, yangın bölgesine yaklaşarak çevre dostu, biyolojik karışımla alevlerin yayılmasını engelleyen bir sınır hattı oluşturuyor. Bu özel karışım yangının ilerlemesini durdururken, aynı zamanda toprağı besleyen ve gübre olarak kullanılabilen bir yapıya sahip olmasıyla öne çıkıyor. Su tutma oranının yüksek olması sayesinde, itfaiye ekiplerinin müdahalesi kolaylaşıyor ve yangının ormanlara sıçraması önleniyor.</p>
<p><strong>Orman yangınlarının yüzde 30&#8217;unun nedeni anız yangınları</strong></p>
<p>İstinye Üniversitesi Makine Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Zeynep Sude Gülfidan, ekip çalışması ile gerçekleştirilen projeyi şöyle anlattı: </p>
<p>“Öncelikle bizim anız yangınları üzerine yoğunlaşmamızı sağlayan etken, sebebi belirlenen orman yangınlarının yüzde 30&#8217;unun anız yangınlarından kaynaklanması oldu. Eğer anız yangınlarını durdurabilirsek orman yangınlarının büyük bir kısmını durdurmuş olacağız. Zaten anız yakmak ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde yasaklanmış durumda. Biz de bu bilinci çiftçilerimize aşılamak amacıyla yola çıktık. Alanda yaptığımız görüşmeler sonucunda hazırlamış olduğumuz biyolojik karışımın daha geniş alanlarda da kullanılabileceğini öğrendik. Bu sayede projeyi büyütüp girişimci bir ruh ile devam etmemizi sağladı.”</p>
<p><strong>2024’te 3 bin 800 orman yangını meydana geldi</strong></p>
<p>Türkiye, yaz aylarında orman yangınlarına en çok maruz kalan Akdeniz ülkeleri arasında yer alıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;nın verilerine göre 2023 yılında yaklaşık 74 bin hektar orman alanı yangınlar nedeniyle tahrip olurken, 2024 yılında ise toplam 3 bin 800 orman yangını meydana geldi ve yaklaşık 27 bin hektar orman alanı zarar gördü. İklim değişikliğiyle birlikte geniş alanlara yayılan yangınlar; ekosisteme, hava kalitesine ve toprak yapısına ciddi zararlar veriyor. Bu veriler, üniversitelerde geliştirilen yenilikçi çözümlerin önemini ortaya koyuyor. İstinye Üniversitesi öğrencileri, geliştirdikleri bu proje ile yangınlara karşı bilimsel, uygulanabilir ve doğa dostu bir çözüm sunuyor. Proje, sadece yangınla değil, yangının uzun vadeli çevresel etkileriyle de mücadele ediyor.</p>
<p><strong>Öğrenciler geleceğe umut oluyor</strong></p>
<p>Ödüllü projeyi gerçekleştiren İstinye Üniversitesi öğrencileri arasında İSÜ Makine Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Zeynep Sude Gülfidan, Yazılım Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi Tuana Harmankaya, Bilgisayar Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Ebru Çepni, Makine Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Sıla Pirim ve Bilgisayar Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi Enes Durudeniz yer alıyor. </p>
<p>İstinye Üniversitesi öğrencileri, çevre bilinciyle geliştirdikleri bu projeyle sadece bir teknoloji değil; aynı zamanda sürdürülebilir bir gelecek vizyonu da ortaya koyuyor. Doğaya zarar vermeyen, aksine toprağı besleyen bir yaklaşımı temel alan sistem, çevre mühendisliği, yapay zekâ ve mimarlık gibi birçok disiplini bir araya getirerek fark yaratıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinden-aniz-yanginlarina-bilimsel-cozum-530088">Üniversite öğrencilerinden anız yangınlarına bilimsel çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden bilimsel çalışmalara katkı sağlayacak protokol</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-bilimsel-calismalara-katki-saglayacak-protokol-528294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 11:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalara]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi arasında imzalanan protokol ile teknolojik yenilik, Ar-Ge, inovasyon, tasarım, sistem entegrasyonu, dış ticaret, sertifikasyon gibi rekabeti güçlendirme faaliyetlerinin yanı sıra ulusal ve uluslararası fon programlarına yönelik proje geliştirme ve yürütme konularında ortak çalışmalar yapılacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-bilimsel-calismalara-katki-saglayacak-protokol-528294">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden bilimsel çalışmalara katkı sağlayacak protokol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi arasında imzalanan protokol ile teknolojik yenilik, Ar-Ge, inovasyon, tasarım, sistem entegrasyonu, dış ticaret, sertifikasyon gibi rekabeti güçlendirme faaliyetlerinin yanı sıra ulusal ve uluslararası fon programlarına yönelik proje geliştirme ve yürütme konularında ortak çalışmalar yapılacak.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Osmangazi’nin gelişimi için tüm olanaklarıyla çalışan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, ilçeyi geliştirirken, bilimsel çalışmalara da büyük önem veriyor. Yaptığı tüm çalışmalarda bilimin ışığında ilerleyen Başkan Aydın, Osmangazi’ye yapacağı yeni çalışmalar için Bursa Uludağ Üniversitesi’yle işbirliği protokolü imzaladı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, bilimsel araştırma projeleri, bilimsel yayınlar, lisans ve lisansüstü düzeyde ders ve tez çalışmaları, ders, ödev, seminer, teknik gezi, alan çalışması, sempozyum, çalıştay ve bilimsel çalışmalarla ilgili yayın yapmak konularında ortak protokol imzaladı.  İmzalanan protokoldeki çalışmalar, Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ve Osmangazi Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü arasında koordine edilecek. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Bütün projelerimizde Bursa Uludağ Üniversitesi’nin olmasını arzu ediyoruz”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Verdiği katkılardan dolayı Bursa Uludağ Üniversitesi’ne teşekkür ederek sözlerine başlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “3 bin yıllık tarihiyle Osmangazi, hem kültürel miras olarak hem de eski yapılar olarak gerçekten çok zengin bir bölge. Tahtakale’den 500 bin metre karelik hisar bölgesine ve Turgut Yılmazipek İpek Fabrikası’na kadar bizde çok iş var. Osmangazi, en eski yerleşim yeri. Alan çok büyük olduğu için Bursa Uludağ Üniversitesi’ndeki paydaşlarla, TÜBİTAK ve uluslararası projelerden destek almak, bütçesel ve prestij açısından çok önemli. Bu anlamda güzel bir ekip oluşturduk. Şu anda 2-3 arkadaşımız yurt dışında çeşitli fon ve oluşumlarla ilgili brifing veriyor. Kaynak sağlamak ve projeleri buraya getirmek için uğraş sarf ediyorlar. Biz bütün projelerimizde, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin olmasını arzu ediyoruz. Eski şehir dediğimiz bölgeyi, turistik ve kültürel açıdan bir merkez haline getirmek istiyoruz. Şu anda bir potansiyeli var ama bunu daha da yukarı çıkartmayı amaçlıyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi’ne verdiği katkılardan dolayı teşekkür ediyorum” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Belediyeler ve kurumlarımızla olan ilişkilerimizi önemsiyoruz”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bursa Uludağ Üniversitesi’nin Türkiye’deki 23 araştırma üniversitesinden biri olduğunu ifade eden Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Bursa gibi güçlü sanayisi ve ekonomisi olan bir şehrin, araştırma üniversitesiyiz. Bursa’da 3 üniversite var. 3 üniversite içinde tarihsel olarak en tecrübeli olanı, hem de fiili olarak en büyük olanı durumundayız. Geniş yelpazede bir fakülte dağılımımız olduğu için temelde üniversitelere düşen 3 tane görevden, 3 misyondan söz ediyoruz. Araştırma, bilimsel faaliyet ve eğitim. Eğitim marifetiyle beşeri sermaye havuzumuza büyük katkıda bulunuyoruz. 50 yılda mezun sayımız 300 bini aşmış durumda. Bir araştırma üniversitesi olarak sanayi ile olan işbirliğini önemsediğimiz gibi kamu, belediyeler ve kurumlarımızla olan ilişkilerimizi de önemsiyoruz. Her zaman ilişki ve etkileşime açığız. Burada, kayda değer kültür ve alt yapı var. Bunu biz bir toplumsal katkı olarak hangi kanallardan topluma aktarabiliriz dendiğinde, en başta belediyeler geliyor. Osmangazi Belediyesi de konuya sıcak baktı ve böyle bir protokol şekillenmiş oldu.  Ben Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve ekibine, fakültemize, hocalarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörlük Binası’nda imzalanan protokolün ardından Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, günün anısına birbirine hediye takdim etti. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-bilimsel-calismalara-katki-saglayacak-protokol-528294">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden bilimsel çalışmalara katkı sağlayacak protokol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;DSİ su tahsisini adil ve bilimsel temelde yeniden düzenlemeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dsi-su-tahsisini-adil-ve-bilimsel-temelde-yeniden-duzenlemeli-523468</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 May 2025 10:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[adil]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[dsi]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlemeli]]></category>
		<category><![CDATA[tahsisini]]></category>
		<category><![CDATA[temelde]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523468</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ), Saruhanlı ilçesinde tarımsal üretimi etkileyen su krizine dikkat çekmek ve çözüm önerilerini ele almak amacıyla ziraat odaları, sulama kooperatifleri ve çiftçilerle bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsi-su-tahsisini-adil-ve-bilimsel-temelde-yeniden-duzenlemeli-523468">&#8220;DSİ su tahsisini adil ve bilimsel temelde yeniden düzenlemeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ), Saruhanlı ilçesinde tarımsal üretimi etkileyen su krizine dikkat çekmek ve çözüm önerilerini ele almak amacıyla ziraat odaları, sulama kooperatifleri ve çiftçilerle bir araya geldi.</p>
<p> </p>
<p>MASKİ Genel Müdürü Talat Postacı’nın da katıldığı toplantıda, 1980 yılında Devlet Su İşleri (DSİ) ile İzmir Belediyesi arasında imzalanan su tahsis protokolünün günümüz koşullarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği vurgulandı. Artan kuraklık, yer altı su seviyelerindeki düşüş ve kontrolsüz su tüketiminin gündeme geldiği buluşmada, bölgedeki üreticilerin yaşadığı sıkıntılar ve çözüm beklentileri dile getirildi.</p>
<p> </p>
<p>Saruhanlı İlçesi’ne bağlı Nuriye Mahallesi’nde, gerçekleştirilen toplantıya, MASKİ Genel Müdürü Talat Postacı, MASKİ Genel Müdür Yardımcısı Özgür Avşar, Saruhanlı Ziraat Odası Başkanı Aydoğan Okur, Nuriye Sulama Kooperatifi Kurucu Ortağı ve Köy-Koop Merkez Birliği Temsilcisi Nurettin Dingaz, Nuriye Sulama Kooperatifi Başkanı Ünal Tosun, Lütfiye Sulama Kooperatifi Başkanı Şenol Göktaş, mahalle muhtarları, çiftçiler ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p> </p>
<p><b>“Ne kadar su verildiğinin kontrolü yapılmalı”</b></p>
<p>Saruhanlı Ziraat Odası Başkanı Aydoğan Okur, 45 yıl önce Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile İzmir Belediyesi arasında imzalanan protokole değinerek, “1980 yılında çıkmış bu karar üzerinde çok fazla görüşmeler yaptık. Ama çıkan kanunu geri alamıyoruz. Bu işin çözüm noktasında önemli olan anlaşma ile verilen suyun takibini yapabilmektir. Biz çiftçiler olarak verilen suyun kontrol edilmesini talep ediyoruz. Yapılan kontroller sonrasında da gerekli yerlere bilgilerin verilmesini istiyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“Eşit bir şekilde paylaşım yapılmasını istiyoruz”</b></p>
<p>Nuriye Sulama Kooperatifi Kurucu Ortağı ve Köy-Koop Merkez Birliği Temsilcisi Nurettin Dingaz ise “Herkesin de bildiği gibi yer altı sularımız, gün geçtikçe çekilmekte. Çocukluk yıllarımızda 7 metrelerden su çıkarıyorduk. Şuan ise 130 metre 140 metrelerden suyu çıkaramıyoruz. Biz üreticiler olarak 1980 yılındaki protokol çerçevesinde ne kadar su veriliyor, kaç metreden su çıkarılıyor konuları hakkında bilgiler almak istiyoruz. 45 yıldır iki mahallemizin üreticilerine hiç yardım edilmiyor. Suya şehirlerin de ihtiyacı var bunun da farkındayız, ama biz çiftçilerin de çok ihtiyacı var. Yetkililerin bu konuda eşit bir şekilde paylaşım yapılmasını talep ediyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“Kuyularımızın su seviyeleri gün geçtikçe çekilmekte”</b></p>
<p>Nuriye Sulama Kooperatifi Başkanı Ünal Tosun, “Belediyelerin insanlara su sağlamak gibi bir görevi var. Bizim de kooperatif olarak çiftçilere su sağlamak gibi görevimiz var. Maalesef şu an kuyularımızın su seviyeleri gün geçtikçe çekilmekte. Yeni kuyu açmak için maalesef maliyetler çok yüksek, çiftçimizin de durumu belli. Biz çiftçiler olarak bir çözüm istiyoruz. Sulama için yeni tesisler kurulmasını talep ediyoruz. İnsan hayatında su gerekli evet, ama tarım olmazsa da insan olmaz. Tarımın da suya ihtiyacı var. Çiftçinin üretmesi için suya ihtiyacı var. Bu nedenle 45 yıl önce yapılan bu protokolün DSİ tarafından tekrar gözden geçirilip yenilenmesini talep ediyoruz. Çünkü o zamanki nüfus ve tarım alanları ile günümüzün şartları aynı değil” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>“Saruhanlı Ovası ciddi sıkıntılar yaşıyor”</b></p>
<p>Lütfiye Sulama Kooperatifi Başkanı Şenol Göktaş ise “Su sıkıntısı genel olarak bütün Saruhanlı Ovası’na ciddi sıkıntılar veriyor. Bizim kuyularımız 150 metre, şu an askıda kalan birçok kuyum var. Çiftçilerin kimseyle yarışmaya gücü yetmez. Her geçen gün suyumuz azalıyor. Salihli Barajı’ndan istediğimiz suyu alabilirsek bizim kuyulara ihtiyacımız kalmayacak. Ama Salihli Barajı’nda da yeterince su yok. Bu durumda oradan da su alamıyoruz. Yetkililerin bu konuda bir çözüm bulması gerekiyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“Barajdan su gelirse sondajlara ihtiyacımız kalmayacak”</b></p>
<p>Nuriye Mahallesi üreticilerinden Gafur Ertürk de “45 yıl önce bizlere bu kadar su lazım değildi. Taban suları yüksekti. Bu kadar sulama ihtiyacı bile duymuyorduk. Yılda birkaç kez suladığımızda ürünlerimiz oluyordu. Şu an haftayı geçiremiyoruz. Bir hafta sonra ürünlerimiz tekrar su istiyor. Çünkü tabanda su yok. Toprak yarım metre, bir metre aşağıdan kuru çıkıyor. Su kullanımının çok iyi paylaşılması ve bu konuda bizlere destek olunması gerekiyor. En azından Salihli’den gelen kanalın da kapalı sistemle gelmesi gerekiyor. Eğer bu su bizlere ulaştırılırsa bizim zaten sondajlara ihtiyacımız kalmayacak. Ama şu an su olmadığı için çiftçiler sondajlarla su temin etmek zorunda. Yetkililerin sesimizi duymasını, sıkıntılarımızın çözümü noktasında adımlar atmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>“Su kriziyle karşı karşıyayız”</b></p>
<p>Ziraat odaları, kooperatifler ve çiftçilerle değerlendirme yapmak için bir araya geldiklerini belirten MASKİ Genel Müdürü Talat Postacı ise tüm Türkiye’nin olduğu gibi Manisa’nın da ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Postacı, “Manisa, bereketli ovaları, üretken çiftçisi ve güçlü tarım altyapısıyla ülkemizin stratejik üretim merkezlerinden biridir. Ancak küresel iklim krizinin etkileriyle birlikte azalan yağış miktarı, yer altı su seviyelerinde ciddi düşüşlere yol açmakta; sondaj derinlikleri 300 metrelere kadar inmektedir. Bu faktörler, tüm dünyada olduğu gibi Manisa’mızda da su kaynakları konusunda endişe yaratmaktadır. Yeraltı su seviyelerimiz her geçen yıl azalmakta ve yüzey sularımız kuraklığın etkisiyle yetersiz kalmaktadır. Bu durum, çiftçilerimizin tarlalarını sulamasını zorlaştırmakta ve hem kırsal hem de kentsel alanlarda suya erişimi giderek güçleştirmektedir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“Su kaynakları adil bir şekilde yönetilmeli”</b></p>
<p>Postacı, “Bilindiği üzere, 45 yıl önce Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile İzmir Belediyesi arasında imzalanan bir protokol bulunmaktadır. Bu protokol çerçevesinde, Manisa sınırları içindeki Göksu ve Sarıkız kaynaklarından yıllık toplam 108 milyon metreküp su, İzmir’e tahsis edilmiştir. O dönemin koşullarında hazırlanan bu protokolün, günümüzün değişen ihtiyaçlarını tam olarak karşılamadığı görülmektedir. İzmir, bizim kıymetli bir komşumuz ve kardeş şehrimizdir. Aynı coğrafyanın ve ortak iklimin insanları olarak iş birliğine büyük önem veriyoruz. Ancak, sürdürülebilir bir gelecek için su kaynaklarının adil bir şekilde yönetilmesi gerektiğine de inanıyoruz. Çünkü bugünün Manisa’sı, 45 yıl öncesine kıyasla nüfusu artan, sanayisi gelişen, altyapısı büyüyen ve yüzde 98 oranında içme suyunu yeraltı kaynaklarından sağlayan bir kenttir. Bu nedenle mevcut tahsis planlarının aynı şekilde sürdürülmesi, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik kalkınma açısından ciddi zorluklar doğurmaktadır. Bölgemizde içme ve kullanma suyu amacıyla geçmiş yıllarda açılmış birçok kuyunun kuraklık nedeniyle verimsiz hale geldiği ve yeni sondaj çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu açıkça ortadadır. Bölgedeki tarımsal sulama yapan çiftçilerimiz ve kurumlarımız bu durumdan doğrudan etkilenmekte, ciddi mağduriyetler yaşamaktadır” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>“İki şehrimizin menfaati için su tahsisi yeniden değerlendirilmeli”</b></p>
<p>Talat Postacı, “Bugüne kadar farklı tarihlerde kurum ve kuruluşlar arasında çeşitli toplantılar yapılmış olsa da bu sorunun yerel yaklaşımlarla değil, yeraltı su kaynaklarının yönetiminden sorumlu olan Devlet Su İşleri tarafından ele alınması gerektiği açıktır. Manisa’nın tüm su ihtiyaçları dikkate alındığında, 1980 tarihli protokolün günümüz ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi artık zaruridir. Bugün Manisa olarak, artan su ihtiyacımız nedeniyle kendi kaynaklarımızın uzun vadeli kullanımı konusunda bazı zorluklarla karşı karşıyayız. Mevcut su tahsisinin günümüz koşullarına göre yeniden değerlendirilmesinin, her iki şehrimizin de menfaatine olacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda, Manisa’nın içme ve kullanma suyu ihtiyacı ile tarımsal sulama hakkını gözeten, bilimsel temellere dayanan adil ve hakkaniyetli yeni bir Devlet Su İşleri protokol çalışmasının başlatılmasını talep ediyoruz. Tahsis edilen debi miktarlarının gözden geçirilerek Manisa’ya da pay ayrılması, hem adil hem de yaşamsal bir ihtiyaçtır” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>Çözüm Odaklı Bir İş Birliği Vurgusu</b></p>
<p>Bu konuyu bir eleştiri veya ayrışma amacı gütmeden, tamamen çözüm odaklı bir iş birliği çağrısı olarak ilettiklerini vurgulayan Postacı “Manisa’nın tüm paydaşları; halkı, sanayicisi, çiftçisi ve dinamikleriyle birlikte, bu tahsis planlarının adil ve güncel bir yapıya kavuşturulmasını beklemektedir. Unutulmamaktadır ki tarımsal üretimin kalbi olan bu topraklarda su, sadece bir kaynak değil, yaşamın temelidir” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsi-su-tahsisini-adil-ve-bilimsel-temelde-yeniden-duzenlemeli-523468">&#8220;DSİ su tahsisini adil ve bilimsel temelde yeniden düzenlemeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda yapılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilimsel-tartismalarin-ekranlarda-degil-uzmanlar-arasinda-kapali-ortamlarda-yapilmali-522866</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 13:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ekranlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[ortamlarda]]></category>
		<category><![CDATA[tartışmaların]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından toplumda yaşanan korku ve kaygı duyguları ile deprem psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilimsel-tartismalarin-ekranlarda-degil-uzmanlar-arasinda-kapali-ortamlarda-yapilmali-522866">&#8220;Bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda yapılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından toplumda yaşanan korku ve kaygı duyguları ile deprem psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Depreme 360 derece açıyla bakmak gerekir</strong></p>
<p>Depreme 360 derece açıyla bakmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sadece yer bilimleri açısından bakma eğilimi kaygıyı artırıyor. Deprem sonrası psikoloji üç aşamadan oluşuyor. İlk 15 gün içerisinde yaşanan akut stres doğaldır ve genellikle kendiliğinden düzelir. Eğer bu durum dört haftayı aşarsa, posttravmatik stres bozukluğu riski ortaya çıkar. Sekiz haftayı geçtiğinde ise profesyonel klinik yardım alınması gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Deprem korkusu kişilik yapısına göre farklılık gösteriyor</strong></p>
<p>Deprem korkusunun kişilik yapısına göre farklılık gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin dışarıdan sakin görünmesine rağmen içsel panik yaşayabileceğini, bu tür durumlarda soğukkanlılığın bir savunma mekanizması olduğunu, ancak çözüm bulunamadığı takdirde kronik strese dönüşebileceğini belirtti.</p>
<p>Deprem korkusunun artmasında belirsizlik, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının büyük etkisi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, Japonya örneğine vererek, güçlü sistemlerin, toplumun deprem korkusunu azaltmada etkili olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Sorgulamadan inanmamak lazım! </strong></p>
<p>Deprem tahminleriyle ilgili kamuoyunda yapılan çelişkili açıklamaları da değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Her uzman kendi penceresinden bakarak açıklamalar yapıyor. Bu tür bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda, bilimsel platformlarda yapılması gerekiyor. Resmi kurumlar, uzman görüşlerini bilimsel veriler ışığında değerlendirip toplumla net, güven verici bir dille paylaşmalı. Aksi takdirde halkta daha fazla kaygı ve güvensizlik oluşuyor. Biri diyor ki ‘İstanbul&#8217;u terk edin’. Diğeri ‘Geçti bitti.’ Bunu söylerken sadece kendi penceresinden bakıyorlar. En kötü senaryoya göre hareket ediyorlar. En kötü senaryoya karşı kendi ruh halini topluma yansıtıyor. Onun için şu andaki deprem uzmanlarının söylediklerinin hepsini sorgulamadan inanmamak lazım. Yani fazla iyimser olanı da fazla kötümser olanı da.”</p>
<p><strong>Topluma yeni stres faktörleri eklendi</strong></p>
<p>Deprem sonrası oluşan kronik stresin toplum üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan “Toplumda kronik bir mutsuzluk hali var. Zaten çalkantılı bir toplumuz, buna yeni stres faktörleri eklendi. Bu tür durumlar grup stresi oluşturur ve sonuçta tartışmalar, kavgalar ve şiddet olayları artar,&#8221; dedi.</p>
<p>Toplumda zaten var olan suç oranlarının daha da artabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, bu gibi dönemlerde liderliğin kritik rol oynadığını ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, “Toplum, yöneticilere ve karar vericilere güven duymazsa kriz daha da derinleşir. Liderler gerçekleri gizlerse kaygı artar. Güvenin kaybolduğu yerlerde kimse rahat edemez. Şu an Türkiye’de depremle ilgili plan ve projeler hazırlandı hissi oluşmadı.&#8221; ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>İletişim sistemleri yetersiz kaldı!</strong></p>
<p>Deprem sonrası iletişim sistemlerinin yetersiz kaldığı yönündeki eleştirileri de değerlendiren Tarhan, &#8220;İnternet ve telefon hatları çöktü. Sonrasında sadece özürler geldi. Bu tür afetlere hazırlıkta devletin düzenleyici ve denetleyici rolü çok önemli. Vatandaş vergisini ödüyor; karşılığında etkili kriz yönetimi bekliyor.&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>Deprem için beyin egzersizleri önerisi</strong></p>
<p>Deprem korkusuyla baş etmek için &#8220;kabul egzersizleri&#8221; yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, Japonların da kullandığı &#8216;Acceptance Commitment Therapy&#8217; (Kabul ve Kararlılık Terapisi) tekniklerini önerdi. </p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, egzersizlerin temel adımlarını şöyle açıkladı:</p>
<p>“Korkuya şefkatle yaklaşmak; korkuyu reddetmek yerine onu kabul etmek gerekiyor. Özellikle çocuklar, ebeveynlerinin tepkilerine göre şekilleniyor. Anne-baba soğukkanlı olursa çocuk da korkuyu daha kolay yönetiyor. Nefes ve kas gevşeme egzersizleri; bedenle iletişim kurarak geçmişte aşılmış stresli durumları hatırlamak, şükran duygusunu artırmak önemli. ‘Şu anda sağlıklıyım, şu anda bilincim yerinde’ gibi olumlu düşünceler zihni rahatlatır. Zihinsel sığınak oluşturmak; büyük bir anlamın parçası olduğunu hissetmek kişiye güç verir. İnanç sistemlerinde olduğu gibi yüksek bir varlığa güvenmek, evrende bir düzen olduğunu görmek insanı rahatlatır. Panik anında yalnız olmadığını bilmek çok önemli.”  </p>
<p><strong>Sosyal temas travma etkisini azaltıyor!</strong></p>
<p>Deprem gecesinde insanların aileleriyle birlikte olma ihtiyacının arttığını gözlemlediklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu içgüdüsel bir davranış. Sosyal temas travmanın etkisini azaltır.&#8221; dedi. </p>
<p><strong>Travmalar, anlam arayışını yoğunlaştırıyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, travma anlarında insanların anlam arayışının yoğunlaştığını belirterek, &#8220;Böyle anlarda insan hayatı, değerleri, ilişkileri ve benlik algısını yeniden gözden geçirir. Korkuyu kabul egzersizi yapmak, kendine şefkatle yaklaşmak ve geçmişi pozitif değerlendirmek önemlidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kontrol duygusu yüksek olan kişilerin korkuyu daha yoğun yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle panik bozuklukta bu durumun sıkça görülür. Bütçesi milyar doları bulan bir şirketi yöneten bir iş insanı, kendi tansiyonunu yönetemediğini söylemişti. Çünkü insanın kontrol edebileceği ve edemeyeceği şeyler vardır.&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>Çocuklarda travma yönetimi nasıl olmalı?</strong></p>
<p>Çocukların deprem gibi travmatik olaylardan etkilenme biçiminin yaş gruplarına göre değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, 0-6 yaş arasındaki çocukların en çok bağlılık ilişkisine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Deprem anında çocuklar mutlaka anne-baba ile birlikte olmalı. Onların yanında olmak, beyinde güven ve sevgi hormonu oksitosin salgılanmasını artırıyor.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>6 yaş sonrası çocukların ise olayları sorgulamaya başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu yaş grubundaki çocuklar &#8216;Neden oldu? Bana bir şey olur mu? Sana bir şey olur mu?&#8217; gibi sorular sorar. Bu dönemde çocukları susturmak yerine, onları dinlemek çok önemli. Konuşmak değil, duygularını ifade etmelerine izin vermek gerekir.&#8221; dedi.</p>
<p>Anne-baba tutumunun çocukların travmaya karşı dayanıklılığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Büyük insan tepkisi beklemeyelim ama büyük insan gibi yaklaşalım. Çocuğun kendini değerli ve güvende hissetmesi, bu dönemin en önemli kazanımıdır.&#8221; İfadesinde de bulundu.</p>
<p><strong>Gençlerin deprem kaygıları ve psikolojik tepkileri ne?</strong></p>
<p>Gençlerin deprem kaygıları ve psikolojik tepkileri üzerine de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tarhan, özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin yaşadığı kimlik sorgulamalarının, anlam arayışlarının doğal olduğunu vurguladı.</p>
<p>Ergenlik döneminin “Ben kimim? Nereye yönelmeliyim? Niçin?” gibi soruların yoğunlukla sorulduğu fırtınalı bir dönem olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bu yaş grubunda varoluş ve anlam sorgulaması yapmaları sağlıklı bir gelişim göstergesidir. Deprem gibi büyük olaylar da bu sorgulamaları tetikleyebilir. Eğer ergenler bir grup içinde güvenli bir ortamdaysalar birbirlerine desteklerler. Dış arkadaşlık aileden daha önemlidir. Ergenlik döneminin doğası budur. Aileler bu dönemde ergenlere akıl vermekten çok onların fikirlerine başvurmalı. &#8216;Sence ne yapabiliriz?&#8217; gibi sorularla aidiyet duygusu güçlendirilmelidir. Bu yaklaşımın bile terapötik etkisi olur” diye konuştu.</p>
<p><strong>Narsistler depremden daha fazla korkar!</strong></p>
<p>Narsistik kişilerin dışarıdan korkmuyormuş gibi görünebileceklerini ancak depremden en çok korkan gruplardan biri olduklarını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Narsistik kişiler, güçlü görünme zorunluluğunda oldukları için korkularını gizlerler. Aslında güçlü bir karaktere sahip değillerdir; sadece güçlü rolünü oynarlar. Kritik anlarda, örneğin bir depremde, en hızlı kaçış tepkisini gösterenler arasında olabilirler.&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Zorluklar, daha büyük bir anlamı kavrama fırsatı sunar! </strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin zor bir coğrafyada bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, son dönemde toplumda ‘kalabalıklar içinde yalnızlık’ kavramının yaygınlaştığını belirtti. </p>
<p>“Üzerine bir de deprem kaygısı eklendiğinde toplumda geleceğe dair umutsuzluk duyguları artabiliyor. Ancak Türkiye geçmişte çok daha büyük krizleri aştı. İstiklal Savaşı, I. Dünya Savaşı gibi büyük zorluklar yaşandı. O dönemlerde bir amaç vardı; şimdi de toplum olarak yeni bir amaç belirlememiz gerekiyor.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, yaşanan zorlukların insanlara daha büyük bir anlamı kavrama fırsatı sunduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Kucaklayıcı, kapsayıcı bir ortama ihtiyaç var!</strong></p>
<p>Herkesin kendini sorgulaması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Türkiye&#8217;de şu andaki bu gerilim ortamını hak etmiyor. Şu anda Türkiye&#8217;yi kucaklayıcı, kapsayıcı bir ortama ihtiyaç var. Şu anda herkesin kendisini sorgulaması gerekiyor. Bu olaylar bize ne öğretti diye düşünmeliyiz.” diye konuştu. </p>
<p>Türkiye&#8217;deki sosyal yapıdaki çözülmelere de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile sistemindeki çöküş, gençlerin evlilikten uzaklaşması, ekonomik sıkıntılar ve yalnızlık gibi sorunların toplumun genel ruh halini olumsuz etkilediğini kaydetti. </p>
<p><strong>Gençlere güven ve adalet duygusu verilirse sorunların büyük kısmı çözülür</strong></p>
<p>Bu olumsuzluklara rağmen, toplumsal barışı sağlayacak ortak bir anlamın bulunabileceğini ancak toplumda ciddi bir kaygı ortamı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Şu anda toplumda savaş ortamı ruh hali hâkim. İnsanlar gelecekle ilgili güven ve ümit duygusunu hissedemiyor. O yüzden yeni bir amaç ve vizyon ortaya konulması gerekiyor. Kurtuluş Savaşı döneminde olduğu gibi ortak bir amaç etrafında birleşilirse, toplumdaki stresin ve olayların yüzde 50’si azalır.&#8221; dedi.</p>
<p>Toplumun sessiz kalmasının da riskli olduğuna değinen Prof. Dr. Tarhan, karamsarlığa kapılmadan umutla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle genç nesilde adalet beklentisinin yüksek olduğunu belirten Tarhan, &#8220;Gençler kötü değil. Masumiyet arayışı içindeler. Onlara güven ve adalet duygusu verirsek, sorunların büyük kısmı çözülür.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilimsel-tartismalarin-ekranlarda-degil-uzmanlar-arasinda-kapali-ortamlarda-yapilmali-522866">&#8220;Bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda yapılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Irak Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı AL Abbudi&#8217;den Rektör Ünüvar&#8217;a Ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/irak-yuksekogretim-ve-bilimsel-arastirmalar-bakani-al-abbudiden-rektor-unuvara-ziyaret-460264</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2024 10:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[irak]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[ünüvara]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretim]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakan Al Abbudi: “Türkiye ve Irak Arasında Eğitim Alanındaki İlişkilerin Geliştirilmesini İstiyoruz”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/irak-yuksekogretim-ve-bilimsel-arastirmalar-bakani-al-abbudiden-rektor-unuvara-ziyaret-460264">Irak Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı AL Abbudi&#8217;den Rektör Ünüvar&#8217;a Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Irak Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Naim Abd Yasir Al Abbudi, “Türkiye ve Irak arasındaki ilişkilerin, özellikle eğitim alanındaki ilişkilerin geliştirilmesini istiyoruz” dedi.</p>
<p>Irak’ın Ankara Büyükelçisi Majid Al-Lachmawi’nin de yer aldığı heyetle Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ı ziyaret eden Irak Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Naim Abd Yasir Al Abbudi, Türkiye ile Irak arasında tarihi ilişkilerin bulunduğunu ifade etti. Bu ilişkileri geliştirmek için gayret gösterdiklerinin altını çizen Al Abbudi, “Türkiye ve Irak arasındaki ilişkilerin, özellikle eğitim alanındaki ilişkilerin geliştirilmesini istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Hem Türkiye’de hem de Irak’ta çok köklü üniversiteler bulunduğunu aktaran Al Abbudi, ziyaret kapsamında yapacakları görüşmelerde, iki ülke arasındaki karşılıklı öğretim elemanı değişimi, öğrenci değişimi, ikili ilişkiler konusundaki imkânları araştıracaklarını kaydetti.</p>
<p>Bakan Al Abbudi, Ankara Üniversitesi gibi köklü bir üniversiteyi ziyaret etmekten de mutluluk duyduğunu dile getirerek, “İnşallah bu ziyaret sayesinde üniversiteler arası yardımlaşma, dayanışma artar” ifadesini kullandı.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ise, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın zamanda Irak’a bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlattı. Ülkeler arasındaki ilişkilerde üst düzey temas ile halklar arasındaki ilişkilerin önemli olduğunu, ancak bürokrasi ve eğitim arasındaki ilişkilerin de son derece önemli olduğunu vurgulayan Ünüvar, “Ülkelerimizi yönetenler ve halklar arasındaki ilişkilerin fevkalade iyi olduğunu görüyor, biliyor ve memnun oluyoruz. Sizin bu ziyaretinizin de eğitimle ilgili ilişkileri çok geliştirecek bir ziyaret olacağını tahmin ve umut ediyorum” diye konuştu.</p>
<p>Bakan Al Abbudi ve heyete Ankara Üniversitesi hakkında bilgi veren Ünüvar, Ankara Üniversitesi ile Irak üniversiteleri arasında yeni bir eğitim atağına ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p>Rektör yardımcılarının da katıldığı görüşmede, eğitim alanında yapılabilecek iş birliği imkânlarına ilişkin detaylar ele alındı.</p>
<p>Bakan Al Abbudi, görüşme sonrası Ankara Üniversitesi Şeref Defteri’ni imzalarken, Rektör Ünüvar, Bakan Al Abbudi’ye Ankara Üniversitesinin sembolü Güneş Kursu takdim etti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/irak-yuksekogretim-ve-bilimsel-arastirmalar-bakani-al-abbudiden-rektor-unuvara-ziyaret-460264">Irak Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı AL Abbudi&#8217;den Rektör Ünüvar&#8217;a Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hemşirelik Fakültesinde &#8220;Bilimsel Yayın Sürecinde Kolaylaştırıcılar&#8221; konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hemsirelik-fakultesinde-bilimsel-yayin-surecinde-kolaylastiricilar-konusuldu-459464</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2024 10:38:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesinde]]></category>
		<category><![CDATA[hemşirelik]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaştırıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Fakültesi tarafından Araştırma Ekosistemini Güçlendirme Atöylesi-II kapsamında “Bilimsel Yayın Sürecinde Kolaylaştırıcılar” paneli düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemsirelik-fakultesinde-bilimsel-yayin-surecinde-kolaylastiricilar-konusuldu-459464">Hemşirelik Fakültesinde &#8220;Bilimsel Yayın Sürecinde Kolaylaştırıcılar&#8221; konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>EÜ Hemşirelik Fakültesi Prof. Dr. İnci Erefe Konferans Salonunda düzenlenen panelin moderatörlüğünü EÜ Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ülkü Güneş üstlendi. Düzenleme kurulunda Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Fahriye Vatan, Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen, Prof. Dr. Şafak Dağhan, Doç. Dr. Şeyda Dülgerler, Doç. Dr. Sezer Ergüneri, Doç. Dr. Emine Karaman, Araştırma Görevlileri Dr. Sinem Geçit, R. Yağız Altıntaş ve Erkan Ünsal’ın yer aldığı panel üç oturumla gerçekleştirildi.</span></p>
<p><span>Panelin birinci oturumunda, “WOS Yayın Kabulünü Kolaylaştırabilecek İpuçları” konulu sunum, EÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhan Girgin Sağın tarafından ele alındı. Bilimsel yayın sürecinde çalışmalarda bulunanlara çeşitli tavsiyelerde bulunan Sağın, doğru yayın seçiminin öneminden bahsetti.</span></p>
<p><span>Panelin ikinci oturumunda EÜ Tıp Fakültesi Eğitim Koordinatörü ve Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Öğr. Gör. Dr. Ozan Karaca “Makale Yazımında Teknolojinin Kullanımı” üzerine yaptığı konuşmada yapay zekânın eğitimdeki yerine ve önemine değindi. Yapay zekâ işleme modelleri teknolojisinin kullanım alanlarının gelişip, genişlemesinden bahseden Karaca, pek çok konuda teknolojinin yapay zekâ yönünün kullanıldığını belirtti. </span></p>
<p><span>Panelin üçüncü oturumunda ise EÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Fizyoterapi Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Özkeskin tarafından hazırlanan “Revizyon Sürecindeki Makaleler için Stratejiler” başlıklı sunum gerçekleştirildi. Bir makalenin dergiye gönderildikten sonra başlayan revizyon sürecinden bahseden Özkeskin, bu süreçte yapılması ve yapılmaması gerekenlerin üzerinde durdu. Uygun dergi seçiminin öneminden bahseden Özkeskin, hakem değerlendirmesinin ardından revizyon sürecinde yaşananları anlattı. </span></p>
<p><span>Panelin sonunda dinleyicilerin sorularının cevaplandırılmasının ardından EÜ Hemşirelik Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Eda Dolgun’un katılımcılara teşekkür belgesi takdimi ile panel son buldu.  </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemsirelik-fakultesinde-bilimsel-yayin-surecinde-kolaylastiricilar-konusuldu-459464">Hemşirelik Fakültesinde &#8220;Bilimsel Yayın Sürecinde Kolaylaştırıcılar&#8221; konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan &#8220;COST Bilimsel Komite Üyesi&#8221; seçildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kadriye-arzum-erdem-gursan-cost-bilimsel-komite-uyesi-secildi-2-453082</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 11:27:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arzum]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[cost]]></category>
		<category><![CDATA[erdem]]></category>
		<category><![CDATA[gürsan]]></category>
		<category><![CDATA[kadriye]]></category>
		<category><![CDATA[komite]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[seçildi]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’yi, Bilim ve Teknolojide Avrupa İş Birliği (European Cooperation in Science and Technology-COST) kuruluşunda Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan temsil edecek. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kadriye-arzum-erdem-gursan-cost-bilimsel-komite-uyesi-secildi-2-453082">Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan &#8220;COST Bilimsel Komite Üyesi&#8221; seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’yi, Bilim ve Teknolojide Avrupa İş Birliği (European Cooperation in Science and Technology-COST) kuruluşunda Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan temsil edecek. </p>
<p>TÜBİTAK tarafından Türkiye’yi temsilen önerilen Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan, COST Üst Düzey Temsilcileri Komitesi Toplantısı’nda oy birliği ile COST Bilimsel Komite Üyesi seçildi.</p>
<p>TÜBA 60. Genel Kurulunda, TÜBA konsey üyeliğine yeniden seçilen Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan’a önemli bir uluslararası görev daha verildi. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, COST Üst Düzey Temsilciler Komitesi tarafından oybirliği ile ülkemizi temsilen COST Bilim Komitesi Üyesi seçilen Prof. Dr. Arzum Erdem Gürsan’ı tebrik ederek, yeni görevinde başarılar diledi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “COST, ulusal kaynaklarla araştırmalarını sürdüren araştırmacıların Avrupa düzeyinde koordinasyonunu sağlamak ve Avrupa bilim insanlarının ağ faaliyetlerini desteklemek amacıyla kurulmuş olan bir organizasyon. Türkiye, üye 41 ülkenin yer aldığı kuruluşun kurucularından birisi. Ülkemizdeki bilimsel koordinatörlüğü TÜBİTAK tarafından sağlanıyor. Araştırmacılar arasında etkileşim ve iş birliğini destekleyen COST, üye ülkelerin araştırma ve inovasyon kapasitelerini güçlendirmeyi hedefliyor. Üniversitemiz Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan, COST Bilimsel Komite Üyesi olarak seçildi. Başarılı hocamız bu uluslararası  organizasyonda ülkemizi temsil edecek. Tam akredite, öğrenci odaklı araştırma üniversitemiz, 69’uncu yaşına girmenin hazırlıklarını yaparken uluslararası alanda elde ettiğimiz bu ve benzer başarılarla tanınırlığımızı ve görünürlüğümüzü artırıyoruz. Vefa Yılı ilan ettiğimiz 2024 yılında, önemli bir uluslararası başarı haberini almanın gururunu yaşıyoruz. Ege Üniversitesi olarak, Cumhuriyetimizin ikinci asrını, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu ile bilimin ve akademinin yüzyılı yapmak için çalışmaya, üretmeye, ürettiklerimizi katma değere dönüştürmeye, uluslararası organizasyonlarda görev almaya devam edeceğiz. Bu vesile hocamızı tekrardan tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kadriye-arzum-erdem-gursan-cost-bilimsel-komite-uyesi-secildi-2-453082">Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan &#8220;COST Bilimsel Komite Üyesi&#8221; seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan &#8220;COST Bilimsel Komite Üyesi&#8221; seçildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kadriye-arzum-erdem-gursan-cost-bilimsel-komite-uyesi-secildi-453081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 11:27:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arzum]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[cost]]></category>
		<category><![CDATA[erdem]]></category>
		<category><![CDATA[gürsan]]></category>
		<category><![CDATA[kadriye]]></category>
		<category><![CDATA[komite]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[seçildi]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453081</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’yi, Bilim ve Teknolojide Avrupa İş Birliği (European Cooperation in Science and Technology-COST) kuruluşunda Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan temsil edecek. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kadriye-arzum-erdem-gursan-cost-bilimsel-komite-uyesi-secildi-453081">Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan &#8220;COST Bilimsel Komite Üyesi&#8221; seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’yi, Bilim ve Teknolojide Avrupa İş Birliği (European Cooperation in Science and Technology-COST) kuruluşunda Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan temsil edecek. </p>
<p>TÜBİTAK tarafından Türkiye’yi temsilen önerilen Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan, COST Üst Düzey Temsilcileri Komitesi Toplantısı’nda oy birliği ile COST Bilimsel Komite Üyesi seçildi.</p>
<p>TÜBA 60. Genel Kurulunda, TÜBA konsey üyeliğine yeniden seçilen Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan’a önemli bir uluslararası görev daha verildi. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, COST Üst Düzey Temsilciler Komitesi tarafından oybirliği ile ülkemizi temsilen COST Bilim Komitesi Üyesi seçilen Prof. Dr. Arzum Erdem Gürsan’ı tebrik ederek, yeni görevinde başarılar diledi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “COST, ulusal kaynaklarla araştırmalarını sürdüren araştırmacıların Avrupa düzeyinde koordinasyonunu sağlamak ve Avrupa bilim insanlarının ağ faaliyetlerini desteklemek amacıyla kurulmuş olan bir organizasyon. Türkiye, üye 41 ülkenin yer aldığı kuruluşun kurucularından birisi. Ülkemizdeki bilimsel koordinatörlüğü TÜBİTAK tarafından sağlanıyor. Araştırmacılar arasında etkileşim ve iş birliğini destekleyen COST, üye ülkelerin araştırma ve inovasyon kapasitelerini güçlendirmeyi hedefliyor. Üniversitemiz Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan, COST Bilimsel Komite Üyesi olarak seçildi. Başarılı hocamız bu uluslararası  organizasyonda ülkemizi temsil edecek. Tam akredite, öğrenci odaklı araştırma üniversitemiz, 69’uncu yaşına girmenin hazırlıklarını yaparken uluslararası alanda elde ettiğimiz bu ve benzer başarılarla tanınırlığımızı ve görünürlüğümüzü artırıyoruz. Vefa Yılı ilan ettiğimiz 2024 yılında, önemli bir uluslararası başarı haberini almanın gururunu yaşıyoruz. Ege Üniversitesi olarak, Cumhuriyetimizin ikinci asrını, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu ile bilimin ve akademinin yüzyılı yapmak için çalışmaya, üretmeye, ürettiklerimizi katma değere dönüştürmeye, uluslararası organizasyonlarda görev almaya devam edeceğiz. Bu vesile hocamızı tekrardan tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kadriye-arzum-erdem-gursan-cost-bilimsel-komite-uyesi-secildi-453081">Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan &#8220;COST Bilimsel Komite Üyesi&#8221; seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde göç olgusuna ve mültecilik kavramına bilimsel bir perspektifte dikkat çekmek için düzenlenen &#8216;Uluslararası Göç Sempozyumu&#8217; tamamlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesi-deu-ev-sahipliginde-goc-olgusuna-ve-multecilik-kavramina-bilimsel-bir-perspektifte-dikkat-cekmek-icin-duzenlenen-uluslararasi-goc-sempozyumu-tamamlandi-449309</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 11:09:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dokuz]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kavramına]]></category>
		<category><![CDATA[mültecilik]]></category>
		<category><![CDATA[olgusuna]]></category>
		<category><![CDATA[perspektifte]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlandı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449309</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEÜ Hukuk Fakültesi’nde gerçekleştirilen disiplinler arası sempozyumun açılış oturumuna; Romanya önceki Başbakanı Prof. Dr. Adrian Nastase’nin yanı sıra Harvard, Paris ve Lübnan üniversitelerinden akademisyenler de davetli konuşmacı olarak katıldılar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesi-deu-ev-sahipliginde-goc-olgusuna-ve-multecilik-kavramina-bilimsel-bir-perspektifte-dikkat-cekmek-icin-duzenlenen-uluslararasi-goc-sempozyumu-tamamlandi-449309">Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde göç olgusuna ve mültecilik kavramına bilimsel bir perspektifte dikkat çekmek için düzenlenen &#8216;Uluslararası Göç Sempozyumu&#8217; tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DEÜ Hukuk Fakültesi’nde gerçekleştirilen disiplinler arası sempozyumun açılış oturumuna; Romanya önceki Başbakanı Prof. Dr. Adrian Nastase’nin yanı sıra Harvard, Paris ve Lübnan üniversitelerinden akademisyenler de davetli konuşmacı olarak katıldılar.</p>
<p>Türkiye’den ve 18 farklı ülkeden 100’e yakın akademisyenin yer aldığı sempozyumda, göç olgusunun mevcut durumu, mülteci hukukunda kadın, kültürel entegrasyon, istihdam, sosyal değişim, uluslararası mülteci hukuku ve koruma tedbirleri gibi konulara yönelik sunumlar gerçekleştirildi.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde göç olgusuna ve mültecilik kavramına bilimsel bir perspektifte dikkat çekmek için düzenlenen ‘Uluslararası Göç Sempozyumu (DEU-International Symposium On Migration)’ tamamlandı. DEÜ Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda 3-4 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen disiplinler arası sempozyumun açılış oturumuna; Romanya önceki Başbakanı Prof. Dr. Adrian Nastase’nin yanı sıra Harvard, Paris ve Lebanese (Lübnan) üniversitelerinden akademisyenler de davetli konuşmacı olarak katıldılar. DEÜ Üst Yönetimi, DEÜ akademik ve idari kadrosu, öğrenciler, Türkiye’den ve 18 farklı ülkeden 100’e yakın akademisyenin yer aldığı sempozyumda, göç olgusunun mevcut durumu ele alınırken; mülteci hukukunda kadın, kültürel entegrasyon, istihdam, sosyal değişim, uluslararası mülteci hukuku ve koruma tedbirleri gibi konulara yönelik sunumlar gerçekleştirildi.</p>
<p>DEÜ’DEKİ İKİNCİ BÜYÜK GÖÇ SEMPOZYUMU<br />Sempozyumun açılış oturumunda konuşan DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Refik Korkusuz, dünya genelinde milyonlarca insanın göç problemiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Göçmen karşıtı ve ırkçı politikaların dünya ölçeğinde hızla yayıldığını ve dünya için önemli bir sorun haline geldiğini ifade eden Korkusuz, “Bu bağlamda maalesef dünyamız insani değerlerden uzaklaşan bir yapıya doğru gidiyor. Birleşmiş Milletler tarafından çıkarılan göç raporu dışında dünyanın pek de önemsemediği bir alanı akademisyenler olarak tartışıyor, bilimsel yönden değerlendirmeye çalışıyoruz. Bu sempozyumumuz, bu alanda gerçekleştirdiğimiz ikinci büyük sempozyum olma özelliğini taşıyor. 2021 yılının sonunda dünya genelinde, çatışmalar, şiddet, zulüm korkusu ve insan hakları ihlalleri nedeniyle evlerinden zorla kaçmak zorunda kalan insanların toplam sayısı 89.3 milyona ulaştı. Bu, on yıl önce zorla yerinden edilmiş olarak kalan 42.7 milyon insandan daha fazla olup, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en yüksek rakamdır. Birleşmiş Milletler tahminlerine göre, 2050 yılında aynı anda 25 milyon ile 1 milyar arasında çevresel göçmen olabileceği öngörülmektedir” dedi.</p>
<p>FARKLI DİSİPLİNLERDEN ÇALIŞMALAR<br />Sempozyumun sınırlama olmaksızın hukuk, sosyoloji, iktisat, antropoloji, cinsiyet çalışmaları, kültürel çalışmalar, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, insancıl hukuk, mülteci hukuku, tarih gibi farklı disiplinlerde üretilen çalışmalara açık olduğunu kaydeden DEÜ Hukuk Fakültesi Dekan Vekili, sempozyum düzenleyicisi Prof. Dr. Sibel İkbal Safi, “Gerçekleştirdiğimiz disiplinler arası sempozyum; mülteci hukukunda kadın, kültürel entegrasyon, uluslararası mülteci hukuku da dahil olmak üzere hukuk sistemlerinin söylemsel, tarihsel, politik ve sosyal sınırları, kültürel göreceli devlet yasaları, politikalar, kurumsallaşmış sosyal normlar, karmaşık çeşitlilik deneyimleri, Suriye’deki çatışmalar, iklim mültecileri, sosyal değişim, savaş sonrası travması, sağlık, politika sonuçları gibi sorulara odaklanarak göçün bağlamını daha derinlemesine keşfetmeyi amaçlıyor. Sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen DEÜ Üst Yönetimimize ve tüm hocalarımıza teşekkür ediyoruz” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Romanya önceki Başbakanı Prof. Dr. Adrian Nastase ise konuşmasında, Türkiye’nin göçmenlerle ilgili politikalarının ve sempozyumun önemine değinen bir konuşma gerçekleştirerek, Dokuz Eylül Üniversitesi’ne ev sahipliği için teşekkür etti. Sempozyumun açılış oturumunun sonunda soru-cevap bölümü yapılırken; DEÜ’nün akademik teşvik başvurularında en yüksek puanı elde eden öğretim üyelerine başarı belgeleri verildi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesi-deu-ev-sahipliginde-goc-olgusuna-ve-multecilik-kavramina-bilimsel-bir-perspektifte-dikkat-cekmek-icin-duzenlenen-uluslararasi-goc-sempozyumu-tamamlandi-449309">Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde göç olgusuna ve mültecilik kavramına bilimsel bir perspektifte dikkat çekmek için düzenlenen &#8216;Uluslararası Göç Sempozyumu&#8217; tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Sağ beyinli&#8217; veya &#8216;Sol beyinli&#8217; iddialarının bilimsel temeli yok!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sag-beyinli-veya-sol-beyinli-iddialarinin-bilimsel-temeli-yok-448961</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 11:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyinli]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[iddialarının]]></category>
		<category><![CDATA[sağ]]></category>
		<category><![CDATA[sol]]></category>
		<category><![CDATA[temeli]]></category>
		<category><![CDATA[veya]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448961</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sosyal medya gibi platformlarda özellikle nöromitler gibi bilimsel temele dayanmayan inanışların hızla yayıldığına işaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sag-beyinli-veya-sol-beyinli-iddialarinin-bilimsel-temeli-yok-448961">&#8216;Sağ beyinli&#8217; veya &#8216;Sol beyinli&#8217; iddialarının bilimsel temeli yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sosyal medya gibi platformlarda</strong> <strong>özellikle nöromitler gibi bilimsel temele dayanmayan inanışların hızla yayıldığına işaret etti. </strong></p>
<p><strong>Beyin fonksiyonlarının sadece belirli bir kısmının kullanıldığına dair yanlış bir inanış olduğuna dikkati çeken Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Aslında, beyin her zaman tam kapasitesiyle çalışır ve her iki tarafı da birlikte kullanılır. Eğitim sistemlerinin veya şirketlerin ‘sağ beyinli’ veya ‘sol beyinli’ yetiştirme iddialarının bilimsel temeli bulunmuyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, nörolojide doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Beyin uykuda da çalışıyor ve gündüzden daha aktif olabiliyor</strong></p>
<p>Günümüzde her insanın beynini gerektiği kadar kullandığını kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Uykuda bile beyin çalışır ve gündüzden daha aktif olabilir. Bir dönem, çocukların müzisyen olmasıyla zekalarının artacağına dair popüler bir inanış yaygındı. Özellikle 1990&#8217;larda, Amerika&#8217;da vali seçimlerinde yeni doğan ailelere müzik CD&#8217;leri dağıtılarak çocukların ‘hayata 1.0 başlaması’ gibi bir yaklaşım benimsenmişti. Ayrıca, uykuda yabancı dil öğrenme gibi fikirler de ortaya atılmıştı. Ancak, günümüzde bu tür iddiaların bilimsel geçerliliği tartışmalıdır.” dedi. </p>
<p><strong>Beyin hakkındaki yanlış inanışlar neler?</strong></p>
<p>Beyin hakkındaki yanlış inançlardan birinin de ‘beyin fonksiyonlarının sadece belirli bir kısmının kullanıldığı’ olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları vurguladı:</p>
<p>“Aslında, beyin her zaman tam kapasitesiyle çalışır ve her iki tarafı da birlikte kullanılır. Eğitim sistemlerinin veya şirketlerin ‘sağ beyinli’ veya ‘sol beyinli’ yetiştirme iddialarının bilimsel temeli bulunmuyor. Bilimsel araştırmaların popülerleştirilmesi sırasında bilgi kaybı ve çarpıtılma riski vardır. Bu, akademisyenlerin karmaşık bilimsel dilini basitleştirmesi gerektiği gibi, sosyal medyada da bilgilerin yanlış anlaşılmasına veya çarpıtılmasına neden olabilir. </p>
<p><strong>“Bilimsel temele dayanmayan inanışlar sosyal medyada hızla yayılıyor”</strong></p>
<p>Örneğin, bazı haberlerde yapılan yanlış yorumlar bilimsel gerçeklerin yanlış anlaşılmasına neden olabilir. Bilgiye hızlı erişim ve paylaşım imkanları, sosyal medya gibi platformlarda doğru bilgilerin yanlış anlaşılmasına veya çarpıtılmasına neden olabilir. Özellikle nöromitler gibi bilimsel temele dayanmayan inanışların sosyal medyada hızla yayılması yaygındır.”</p>
<p>Sonuç olarak, bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde anlamak ve aktarmak için daha dikkatli olunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Yanlış anlaşılan veya çarpıtılan bilgiler, toplumda yanlış inançların yayılmasına ve bilimsel ilerlemenin engellenmesine yol açabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Bu durumdan kurtulmak için ne yapılması gerekiyor?</strong></p>
<p>Bilimsel bilgiyi üreten insanlarla eğitimciler arasındaki kopukluğu düzeltmek gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Yani nörobilimciler ve sinirbilimciler doğrudan bilgiyi aktarmalı, böylece eğitimciler de bu bilgileri öğrencilere aktarabilirler. İkincisi, klasik medya ve sosyal medya arasındaki dengeyi sağlamak zor, ancak geleneksel medyanın nörobilim uzmanlarının bilgilerine daha fazla yer vermesi önemlidir. Bu, bilimsel doğruluk ve güvenilirlik açısından bir sorumluluk gerektirir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kısa videolar izleyerek bilgi edinme mümkün mü?</strong></p>
<p>Beynin, karar vermek için hızlı bilgi istediğini dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu nedenle, insanlar genellikle ön yargılarını kullanarak hızlı bir şekilde diğer insanlar hakkında sonuçlar çıkarmaya eğilimlidirler. Ancak, bu doğal eğilim, yanlış sonuçlara yol açabilir. Örneğin, kısa videolar izleyerek veya kısa metinler okuyarak bilgi edinme eğiliminde olan insanlar, aslında bilgi parçacıklarıyla dolu kopuk bağlantılardan oluşan enformasyonla karşılaşırlar. Gerçek bir öğrenme ve verimlilik ise zaman ayırarak, konuyu derinlemesine araştırarak ve farklı kaynaklardan bilgi toplayarak gerçekleşir.” dedi. </p>
<p><strong>“Herkesin aynı renkleri aynı şekilde görmesi beklenemez…”</strong></p>
<p>Sosyal medyada sıkça karşılaşılan &#8216;kadın elbisesi ne renk&#8217; tartışmasına da değinen Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Aslında insanların renk algısının farklılıklarını gösteren ilginç bir örnektir. Renk algısı, birçok faktöre bağlı olarak değişebilir ve herkesin aynı renkleri aynı şekilde görmesi beklenemez. Öncelikle, herkesin kullandığı telefon veya bilgisayarın ekranının renk kalibrasyonu ve çözünürlüğü farklı olabilir. Bu da aynı görseli farklı renklerde görmemize neden olabilir. Ayrıca, kişisel tercihler ve çevresel faktörler de renk algısını etkileyebilir. Renk körlüğü de bu konuda önemli bir faktördür. Renk körlüğü, renkleri tam olarak algılayamama durumudur ve toplumun belirli bir yüzdesini etkiler. Örneğin, bazı insanlar kırmızıyı kirli kahverengi olarak görürken, diğerleri bu rengi farklı tonlarda algılayabilir.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Renk algısı ve cinsiyet…</strong></p>
<p>Cinsiyetin de renk algısını etkileyen bir diğer faktör olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Araştırmalar, kadınların genellikle daha fazla renk tonunu ayırt edebildiğini göstermektedir. Kadınlar, erkeklere göre daha zengin ve çeşitli renk tonlarını algılayabilirler. Bu nedenle, kadınlar genellikle daha renkli ve çeşitli giysilere ilgi gösterirler. Sonuç olarak, renk algısı karmaşık bir konudur ve birçok farklı faktörden etkilenir. Sosyal medyada paylaşılan bir görselin renkleri hakkında yapılan tartışmalarda, bu faktörlerin dikkate alınması ve farklı renk algılarının varlığına saygı gösterilmesi önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Yaratıcılık doğuştan gelen genetik özelliklerle belirleniyor</strong></p>
<p>İnsanın doğuştan gelen genetik özelliklerinin, mizacı ve kişiliği üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yaratıcılık da bu genetik faktörlerden biridir ve kişinin yeniliğe açıklığı, yeni şeyler oluşturabilme yeteneği ve sebatkarlığı gibi özelliklerle ilişkilidir. Bir kişinin ne kadar yaratıcı olduğu, doğuştan getirdiği genetik özelliklerle belirlenir. Birçok insan, yaratıcılık becerilerini geliştirmek için yazarlık kurslarına katılır veya roman yazma yöntemlerini öğrenmeye çalışır. Ancak, bu tür eğitimlerin kişiyi doğrudan iyi bir yazar yapacağını düşünmek doğru değildir. Yazarlık becerileri elbette öğrenilebilir, ancak gerçek bir yazar olabilmek için doğuştan getirilen bir yeteneğin de olması gereklidir. Yazarlık kursları ve teknik bilgiler, yazma sürecini anlamak ve kurguları oluşturmak konusunda yardımcı olabilir. Ancak, akıcı bir üslup geliştirmek, etkili karakterler yaratmak ve ilgi çekici hikayeler kurgulamak gibi yetenekler genellikle doğuştan gelir. Bunlar, kişinin içsel yaratıcılığına dayanır ve teknik bilgilerle tam olarak öğrenilemez.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sag-beyinli-veya-sol-beyinli-iddialarinin-bilimsel-temeli-yok-448961">&#8216;Sağ beyinli&#8217; veya &#8216;Sol beyinli&#8217; iddialarının bilimsel temeli yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarıma bilimsel destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tarima-bilimsel-destek-430068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Dec 2023 14:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[tarıma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toprak varlığının 3’te 2’si tarımsal üretime elverişli alanlardan oluşan Nilüfer’de, bilimsel yöntemlerden faydalanarak verimi artırmanın yolları aranıyor. Bursa Nilüfer Belediyesi, üniversite ile iş birliğiyle kentin tamamında toprak analizleri ve haritalandırma yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarima-bilimsel-destek-430068">Tarıma bilimsel destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Toprak varlığının 3’te 2’si tarımsal üretime elverişli alanlardan oluşan Nilüfer’de, bilimsel yöntemlerden faydalanarak verimi artırmanın yolları aranıyor. Bursa Nilüfer Belediyesi, üniversite ile iş birliğiyle kentin tamamında toprak analizleri ve haritalandırma yaptı.</em></p>
<p><em>3 yıllık çalışma sonucu elde edilen bilimsel veriler, çiftçiye toprağında hangi ürünleri daha verimli yetiştirebileceği, ne kadar suya, ne kadar gübreye ihtiyaç duyacağı konusunda yol gösterecek.</em></p>
<p>İnsanlığın bir iklim krizi ve ona bağlı bir gıda krizi ile yüz yüze olduğu bir dönemde artık tüm dünya, tarımsal üretimin önemini kavramış durumda. Ancak yanlış tarım politikaları, her geçen gün çiftçiyi üretimden uzaklaştırmaya devam ediyor. </p>
<p>İşte bu noktada Bursa Nilüfer Belediyesi, üretimden uzaklaşan, küsen çiftçiyi tarıma teşvik edecek örnek bir projeyi hayata geçirdi. 2020 yılını Tarım Yılı ilan eden ve tarımın teşvik edilmesi için hem vatandaşa hem çiftçiye fide desteği veren, yerel tohumları çoğaltıp dağıtan, eğitimler düzenleyen Nilüfer Belediyesi yerel yönetim olarak Türkiye’de bir ilki de gerçekleştirdi.  </p>
<p><strong>“TOPRAK HAYATTIR”</strong><br />Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ile iş birliğiyle “Toprak hayattır” sloganıyla başlattığı bilimsel çalışmalar sonucunda kentin tamamında arazilerin detaylı toprak etütlerini yaptı ve köy bazlı güncel arazi kullanım haritalarını çıkardı.<br /> Böylece Nilüfer Belediyesi, yeni toprak sınıflandırma sistemine dayalı olarak üretilmiş “Detaylı Temel Toprak Haritası” sayısal verilerine sahip olan; toprak bireylerinin sayısını belirleyerek uluslararası sınıflandırma sistemlerine göre sınıflandıran ve toprakların verimlilik durumlarını ve sorunlarını, arazi yetenek, sulu tarıma uygunluk ve tarımsal kullanıma uygunluk sınıflarını belirleyen ilk belediye oldu. Çalışmaya Bursa Uludağ Üniversitesi’nin yanı sıra Çukurova Üniversitesi, 18 Mart Çanakkale Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nden de araştırmacılar katıldı. </p>
<p><strong>BU PROJEYLE TARIMSAL VERİM ARTACAK </strong><br />2020 yılında başlanan “Nilüfer İlçesi Arazilerinin Detaylı Toprak Etütleri, Arazi Kullanım Planı ve Köy Bazlı Güncel Arazi Kullanım Haritalarının Hazırlanması Projesi” kapsamında ilçenin arazi ve toprak varlığı uydu teknolojileri yardımıyla belirlenerek tüm karakteristik ve yetenekleri tanımlandı, uluslararası standartlara uygun olarak sınıflandırıldı ve detaylı olarak haritalanması yapıldı.<br />Üniversite-yerel yönetim iş birliğinin de en güzel örneği olan bu projeyle; Nilüfer’in toprak yapısına göre pazar değeri olan ekonomik ürün deseninin oluşturması amaçlanıyor. Ayrıca; tarımsal verimin artırılması, bilinçsiz gübre kullanımının önüne geçilmesi, toprak yapısına uygun sulama sistemlerini belirleyip su israfının önüne geçilmesi, üretim maliyetlerini asgariye çekilerek üreticilerin gelir ve refah seviyelerinin yükselmesi de projenin hedefleri arasında. </p>
<p><strong>VERİLERE İSTEYEN HERKES ULAŞABİLECEK </strong><br />Projenin, tarımı sürdürülebilir hale getirmek adına çiftçiler için üretimde yol haritası olacağını söyleyen Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, “Çiftçilerimiz, proje sonucu elde edilen verilere Nilüfer Belediyesi’nin web sayfası üzerinden parsel numaralarını girerek ulaşabilecek. Bu verilerden topraklarında hangi ürünlerin daha verimli yetişebileceğini, ne kadar suya, ne kadar gübreye ihtiyaç duyulacağını görecekler. Dileyen herkes kendi parselindeki toprağın niteliklerini bu şekilde öğrenebilecek. Böylesine kapsamlı bir bilimsel çalışmanın verilerinin tüm kamuoyunun paylaşımına sunulması, Türkiye’de ilk kez Nilüfer Belediyesi tarafından gerçekleştirildi” dedi.<br />Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, bu çalışmanın tarım topraklarının amaç dışı kullanımının önlenmesini, nitelik ve yeteneklerine göre değerlendirilmesini ve Bursa tarımının gelişimine de önemli katkı sağlayacağını da sözlerine ekledi. </p>
<p><strong>ÇİFTÇİLERE YOL HARİTASI</strong><br />Projeyi yürüten Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, elde edilen verilerin, katma değeri yüksek ürünlerin üretimini artırmak, tarımı sürdürülebilir hale getirmek adına çiftçilere yol gösterici olacağını vurguladı. Arazi çalışmalarına Nilüfer’in kuzey batısındaki Çatalağıl Mahallesi’nden başladıklarını söyleyen Aksoy, 75 adet toprak profilinin kazılarak tanımlandığını ve örneklendiğini söyledi. Prof. Dr. Aksoy, “Nilüfer’in arazilerinde yürütülen detaylı etüd ve haritalama çalışmaları sonunda ilçeyi karakterize eden yeryüzü şekillerini oluşturan fizyografik üniteler ve alt üniteleri üzerinde oluşmuş 73 adet toprak serisini tanımlayarak örneklendik ve arazi kontrollerinde belirleyerek haritalandırdık” dedi.<br />Aksoy, proje ile elde edilen verilerin hem çitçiye yol göstereceğini hem de kentin planlamasından sorumlu kurumlara kentin planlamasını yaparken kaynak olacağını söyledi.<br />Giderek zorlaşan şartlarda tarım yapan çiftçi de Nilüfer Belediyesi’nin kendilerine sunduğu bilimsel verilerden umutlu. Daha bilinçli üretim yapacaklarını belirten çiftçiler, “Bu verilere göre tarlamızda hangi ürünü ekeceğimize karar vereceğiz. Böylece daha çok verim alırız. Bu da ekonomik olarak da bize fayda sağlayacak” dediler.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarima-bilimsel-destek-430068">Tarıma bilimsel destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu hafta: Hava kirliliği, Alzheimer hastalığına zemin hazırlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-hava-kirliligi-alzheimer-hastaligina-zemin-hazirliyor-424640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Nov 2023 08:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığına]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, her zamanki gibi birbirinden ilginç konu ve araştırmalar yer alıyor. Hava kirliliğinin Alzheimer hastalığını tetiklemesi, çocuklarda ve gençlerde ruh sağlığının beden sağlığı üzerindeki etkileri ile bağırsak mikrobiyotası ve akciğer kanseri arasındaki ilişki, bültenin son sayısında öne çıkan bazı başlıklar. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-hava-kirliligi-alzheimer-hastaligina-zemin-hazirliyor-424640">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu hafta: Hava kirliliği, Alzheimer hastalığına zemin hazırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim ‘Bilimsel Gündem’ bülteninde bu hafta: </strong></em></p>
<p><em><strong>Hava kirliliği, Alzheimer hastalığına zemin hazırlıyor</strong></em></p>
<p> </p>
<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, her zamanki gibi birbirinden ilginç konu ve araştırmalar yer alıyor. Hava kirliliğinin Alzheimer hastalığını tetiklemesi, çocuklarda ve gençlerde ruh sağlığının beden sağlığı üzerindeki etkileri ile bağırsak mikrobiyotası ve akciğer kanseri arasındaki ilişki, bültenin son sayısında öne çıkan bazı başlıklar. </strong></em></p>
<p> </p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısında, yine çok yararlı bilgilere ve tıptaki son araştırmalara yer veriliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuklarda, ruh ve beden sağlığı arasındaki çarpıcı ilişki</strong></p>
<p> </p>
<p>“Bilimsel Gündem”in yeni sayısında, özetle şu içerikler yer alıyor: </p>
<ul>
<li>Hava kirliliği, solunum ve kardiyovasküler fonksiyon bozukluklarına, uyku anormalliklerine ve hatta Alzheimer hastalığına neden olabiliyor. </li>
<li>Çocuk ve gençlerde ruh sağlığı ile beden sağlığı arasındaki ilişkiye dair araştırmaların sonuçları, bu haftaki “Bilimsel Gündem”<em><strong> </strong></em>bülteninde.</li>
<li>Bağırsak mikrobiyotasında bozulma, akciğer kanserine zemin hazırlayabiliyor. </li>
</ul>
<p><strong>Spotify ve YouTube’a da yükleniyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-hava-kirliligi-alzheimer-hastaligina-zemin-hazirliyor-424640">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu hafta: Hava kirliliği, Alzheimer hastalığına zemin hazırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim&#8217;den diyabet  özel &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteni</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahimden-diyabet-ozel-bilimsel-gundem-bulteni-421964</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Nov 2023 12:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteni]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahimden]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü’nden, diyabete özel “Bilimsel Gündem” bülteni... Tıp alanındaki son araştırmalara ve faydalı bilgilere yer verilen bültenlerin diyabet özel içeriği ile yayımlanan son sayısında, “diyabet riskine deneysel yaklaşım”, “diyabetik hastalarda idrar yolu enfeksiyonları” ve “tip 2 diyabet hastalarına bitkisel gıda önerileri” gibi çarpıcı başlıklar öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahimden-diyabet-ozel-bilimsel-gundem-bulteni-421964">Abdi İbrahim&#8217;den diyabet  özel &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim’den diyabet </strong></em></p>
<p><em><strong>özel ‘Bilimsel Gündem’ bülteni</strong></em></p>
<p> </p>
<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü’nden, diyabete özel “Bilimsel Gündem” bülteni&#8230; Tıp alanındaki son araştırmalara ve faydalı bilgilere yer verilen bültenlerin diyabet özel içeriği ile yayımlanan son sayısında, “diyabet riskine deneysel yaklaşım”, “diyabetik hastalarda idrar yolu enfeksiyonları” ve “tip 2 diyabet hastalarına bitkisel gıda önerileri” gibi çarpıcı başlıklar öne çıkıyor.</strong></em></p>
<p> </p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenleri, bu hafta diyabet özel içeriği ile yayımlandı. Bu özel sayıda hastalığa ve tedavisine dair son araştırmalara ve çok yararlı bilgilere yer verildi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Açlık kan şekerini dengeleyen gıdalar hangileri?</strong></p>
<p> </p>
<p>Diyabet özel sayısında özetle şu konular yer alıyor: </p>
<ul>
<li>İnsülin direnci olan yetişkin katılımcılar ile yapılan deneyde, 40 hastanın 20’si bir tür larva veya plasebo ile enfekte edildi ve hastalar 2 yıl boyunca takip edildi. Elde edilen çarpıcı sonuçları, Bilimsel Gündem bülteninde bulmak mümkün.</li>
<li>Diyabetik hastalarda sıkça görülen idrar yolu enfeksiyonları, bültendeki bir diğer önemli başlık. </li>
<li>Açlık kan şekerini önemli ölçüde azalttığı tespit edilen gıdalar da yine Bilimsel Gündem diyabet özel bülteninde.</li>
</ul>
<p><strong>Spotify ve YouTube’a da yükleniyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p>Abdi İbrahim Bilimsel Gündem bültenlerine şu adreslerden ulaşabilirsiniz: </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahimden-diyabet-ozel-bilimsel-gundem-bulteni-421964">Abdi İbrahim&#8217;den diyabet  özel &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enerjisi Üretim Bilimsel Çalışmalara Desteğini Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile Sürdürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/enerjisi-uretim-bilimsel-calismalara-destegini-canakkale-onsekiz-mart-universitesi-ile-surduruyor-413646</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 10:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalara]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[desteğini]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[onsekiz]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413646</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin öncü özel sektör elektrik üretim şirketi Enerjisa Üretim, üniversitelere ve bilimsel çalışmalara verdiği desteği genişletmeye devam ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerjisi-uretim-bilimsel-calismalara-destegini-canakkale-onsekiz-mart-universitesi-ile-surduruyor-413646">Enerjisi Üretim Bilimsel Çalışmalara Desteğini Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile Sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin öncü özel sektör elektrik üretim şirketi Enerjisa Üretim, üniversitelere ve bilimsel çalışmalara verdiği desteği genişletmeye devam ediyor. Enerji sektörü ve sektör çalışanlarının gelişimi için kendi bünyesinde geliştirdiği eğitim ve gelişim programlarının yanı sıra üniversitelere de katkı sunan şirket, bu kapsamda yürüttüğü çalışmalara, Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümüne kazandırdığı laboratuvarlarla devam etti.</p>
<p> </p>
<p>11 Ekim 2023, Çarşamba günü ÇOMÜ Mühendislik Fakültesi’nde gerçekleşen bir törenle hizmete giren yeni laboratuvarlar, öğrencilere eğitim setlerinin yanı sıra deney ekipmanı ve çeşitli cihazlardan yararlanma olanağı sunacak. Enerjisa Üretim, kurulan yeni laboratuvarda farklı amaçlara hizmet eden eğitim ve deney setlerinin yanı sıra bilgisayar, projeksiyon cihazı, ofis mobilyası gibi ihtiyaçları da karşıladı.</p>
<p> </p>
<p>Enerjisa Üretim İşletme ve Teknik Genel Müdür Yardımcısı Emre Erdoğan, hem sektörün hem de sektörde çalışmaya aday gençlerin gelişimi için farklı alanlarda yatırım, proje ve destek programları yürüttüklerini belirterek, “Enerjisa Üretim olarak, yakın paydaşlarımızdan başlayarak toplumun geneline açılan bir yelpazede sosyal fayda üretmeyi ve gelişime hizmet etmeyi görev kabul eden bir anlayışa sahibiz. Bu kapsamda gerek sektörün gelişmesi gerekse mevcut iş gücünün ve gelecekte bu sektörde çalışacak insanların daha donanımlı hale gelebilmesi için çaba sarf ediyoruz. Sektörümüzün öncü markası olarak geniş bir bilgi ve deneyim havuzuna sahibiz. Bu bilgi ve tecrübeyi insanlara açmanın yanı sıra akademi ile yürüttüğümüz çeşitli iş birlikleri ve doğrudan desteklerle de bu alandaki katkımızı büyütmeyi hedefliyoruz. Ülkemizin en önemli üniversiteleri arasında yer alan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile yerel bir paydaş olarak güçlü bir iş birliği ve dayanışma içindeyiz. Çok önemli enerji yatırımlarına ev sahipliği yapan Çanakkale’nin böyle güçlü bir üniversiteye sahip olması ayrıca çok değerli. Biz de üniversitemize ve mühendis adayı öğrencilerimize destek olmak için bu laboratuvarın kurulmasına öncülük etmek istedik. Tüm Enerjisa Üretim çalışanları adına hayırlı olsun diyor, öğrencilerimize başarılar diliyorum” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Elektrik – Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Özgür Turay Kaymakçı ise konuyla ilgili olarak şunları aktardı:</p>
<p>“İlk olarak ÇÖMÜ ailesi adına Enerjisa Üretim’e üniversitemize vermiş olduğu destekler için çok teşekkür ediyorum. Enerji ve üretim sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmek, bölümümüzün öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. Bu noktada Kontrol ve Otomasyon Laboratuvarı ve Elektrik Tesisleri Laboratuvarının sektörün ihtiyaç duyacağı insan kaynağını yetiştirmede kritik rol oynacağını düşünüyorum. Her iki laboratuvarımızın da hem üniversitemize hem de sektöre faydalı olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerjisi-uretim-bilimsel-calismalara-destegini-canakkale-onsekiz-mart-universitesi-ile-surduruyor-413646">Enerjisi Üretim Bilimsel Çalışmalara Desteğini Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile Sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Alzheimer&#8217;da Erken Tanı Mümkün mü?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-alzheimerda-erken-tani-mumkun-mu-413631</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 10:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimerda]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, birbirinden ilginç konular ele alınıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-alzheimerda-erken-tani-mumkun-mu-413631">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Alzheimer&#8217;da Erken Tanı Mümkün mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, birbirinden ilginç konular ele alınıyor. Binlerce yıl önce geleneksel Çin tıbbının bir parçası olarak geliştirilen Çigong (Qigong) egzersizleri, çağımızın en büyük toplumsal sağlık sorunlarından Alzheimer’da erken tanı çalışmaları ile Akdeniz tarzı beslenmenin kanser ve kalp hastalıkları üzerindeki etkileri, son sayının öne çıkan başlıkları. </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısı, her zamanki gibi çok yararlı bilgileri ve tıptaki önemli yeni gelişmeleri ele alıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Akdeniz tarzı beslenme, kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyor</strong></p>
<p>“Bilimsel Gündem”in yeni sayısında, özetle şu içerikler yer alıyor: </p>
<ul>
<li><strong>Çin kökenli, sağlık için egzersiz felsefesi</strong>: Binlerce yıl önce geleneksel Çin tıbbının bir parçası olarak geliştirilen Çigong (Qigong) egzersizlerin insan sağlığına etkisi ve inme hastaları üzerinde yapılan çalışmaların sonuçları.</li>
<li><strong>Alzheimer’a erken tanı: </strong>Alzheimer hastalığının semptomlar ortaya çıkmadan önce erken tespit edilmesi için sürdürülen kinik çalışmalar.</li>
<li><strong>Akdeniz Yaşam Tarzı:</strong> Akdeniz yaşam tarzı ile kanser, kardiyovasküler hastalık (KVH) ve tüm nedenlere bağlı mortalite arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmadan elde edilen sonuçlar.</li>
</ul>
<p><strong>Spotify ve YouTube’a da yükleniyor</strong></p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-alzheimerda-erken-tani-mumkun-mu-413631">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Alzheimer&#8217;da Erken Tanı Mümkün mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Gece İçilen Kahve, Uyku Verimliliğini %7 Azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-gece-icilen-kahve-uyku-verimliligini-7-azaltiyor-409155</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2023 13:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[içilen]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[verimliliğini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, yine çok önemli konular ele alınıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-gece-icilen-kahve-uyku-verimliligini-7-azaltiyor-409155">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Gece İçilen Kahve, Uyku Verimliliğini %7 Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, yine çok önemli konular ele alınıyor. Yatmadan kısa süre önce içilen kahvenin uyku üstündeki etkileri, kanser tedavisinde müziğin gücü ve biyolojik yaş ile stres ilişkisi, son sayının öne çıkan başlıkları. </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısı, her zamanki gibi çok yararlı bilgileri ve tıptaki önemli yeni gelişmeleri ele alıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Stres ve yaşlanma ilişkisi, müziğin tedavi edici gücü…</strong></p>
<p>“Bilimsel Gündem”in son sayısında, kullanımı giderek yaygınlaşan elektronik sigara başta olmak üzere yine çok özel konu başlıkları yer alıyor: </p>
<ul>
<li><strong>Son kafein</strong>: Yatmadan önceki kafein tüketim zamanının, gece uykusu üzerindeki etkisi araştırıldı. Çalışmaya göre toplam uyku süresinde azalmayı önlemek için, kahve yatmadan en az 8 saat önce içilmeli.</li>
<li><strong>Kanser tedavisinde müzik desteği: </strong>Araştırmalarda, müzik terapilerinin tedavi sürecindeki hastalarda yaygın görülen depresyon ve anksiyete semptomlarını azalttığı saptandı.</li>
<li><strong>Stres ve Biyolojik Yaş:</strong> Yeni yapılan bir çalışma, biyolojik yaşın, çeşitli stres biçimlerine tepki olarak hızla arttığını ve durumun stresten kurtulmanın ardından tersine döndüğünü gösterdi.</li>
</ul>
<p><strong>Spotify ve YouTube’a da yükleniyor</strong></p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-gece-icilen-kahve-uyku-verimliligini-7-azaltiyor-409155">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Gece İçilen Kahve, Uyku Verimliliğini %7 Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Elektronik Sigaralar Masum Mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-elektronik-sigaralar-masum-mu-404762</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 08:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[sigaralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404762</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısı, her zaman olduğu gibi gündemdeki konuları ve tıptaki önemli yeni gelişmeleri ele alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-elektronik-sigaralar-masum-mu-404762">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Elektronik Sigaralar Masum Mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve tıbbın popüler alanındaki gelişmelerin, bilgilendirici özetler şeklinde kamuoyu ile paylaşıldığı “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, yine çok önemli konular ele alınıyor. Isıtılmış tütün ürünlerinin sağlığa zararlı olup olmadığı, iğne korkusu olanları yakından ilgilendiren “iğne öncesi masaj” yöntemi ve kanser taramasında elektronik sütyen teknolojisi, son sayının öne çıkan başlıkları. </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em><em><strong> </strong></em>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısı, her zaman olduğu gibi gündemdeki konuları ve tıptaki önemli yeni gelişmeleri ele alıyor. </p>
<p><strong>Elektronik sigaralar ne kadar zararlı?</strong></p>
<p>“Bilimsel Gündem”in son sayısında, kullanımı giderek yaygınlaşan elektronik sigara başta olmak üzere yine çok özel konu başlıkları yer alıyor: </p>
<ul>
<li><strong>Kanser taramasında elektronik sütyen</strong>: Prof. Dr. Canan Dağdeviren ve ekibi meme kanserine erken tanı konulmasını sağlayabilecek elektronik sütyen geliştirdi. Sütyen herhangi bir operatöre gerek duymaksızın tüm memenin ultrason filmini birkaç saniye içinde çekiyor.</li>
<li><strong>İğne öncesi masaj: </strong>Çocuklarda ve yetişkinlerde kaygı, sıkıntı ve korkuya neden olan iğneli işlemlerde, enjeksiyon ile ilişkili ağrıyı azaltmada girişim bölgesine masaj yapmanın etkinliği kanıtlandı. </li>
<li><strong>Isıtılmış tütün ürünleri masum mu?</strong> Isıtılmış tütün ürünleri (HTP&#8217;ler), geleneksel sigaradan daha mı az zararlı? Sigarayı bırakmaya yardımcı olabilir mi? Bu soruların cevabı Abdi İbrahim ‘Bilimsel Gündem’ bülteninde.</li>
</ul>
<p><strong>Spotify ve YouTube’a da yükleniyor</strong></p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-elektronik-sigaralar-masum-mu-404762">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Elektronik Sigaralar Masum Mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Migren ile şeker ilişkisi, Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/migren-ile-seker-iliskisi-abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-401050</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 18:24:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve tıbbın popüler alanındaki gelişmelerin, bilgilendirici özetler şeklinde kamuoyu ile paylaşıldığı “Bilimsel Gündem” bülteninin yeni sayılarında çok çarpıcı bilgilere yer verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/migren-ile-seker-iliskisi-abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-401050">Migren ile şeker ilişkisi, Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve tıbbın popüler alanındaki gelişmelerin, bilgilendirici özetler şeklinde kamuoyu ile paylaşıldığı “Bilimsel Gündem” bülteninin yeni sayılarında çok çarpıcı bilgilere yer verildi. 44’üncü sayıda şeker ve migren bağlantısı ile internet bağımlılığı, 45’inci sayıda ise tatilde güneşten korunma gibi önemli başlıklara yer veriliyor. “Bilimsel Gündem” bültenleri, Abdi İbrahim web sitesinin yanı sıra Spotify ve Youtube’da da yayımlanıyor. </strong></em></p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son 2 sayısında; yeni, çarpıcı ve pratik bilgilere yer veriliyor. </p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin kamuoyu ile paylaşıldığı, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici yapıdaki bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra bu alanda iz bırakan Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Son 2 sayının başlıkları: Migren-şeker ilişkisi, internet bağımlılığı, tatilde güneşten korunma</strong></p>
<p>“Bilimsel Gündem”in son yayımlanan 44&#8217;üncü ve 45’inci sayılarında öne çıkan bazı kritik başlıklar ise şöyle: </p>
<ul>
<li><strong>Migren-şeker ilişkisi</strong>: Migren ile açlık insülini, açlık glikozu ve glikolize hemoglobin (HbA1c) arasındaki, ayrıca baş ağrısı ile glikoz, açlık insülini, HbA1c ve açlık proinsülini arasındaki genetik  bağlantı. </li>
<li><strong>İnternetin kötüye kullanımı: </strong>İnternet bağımlılığı ve bunun özellikle öğrenciler üzerindeki olumsuz etkileri. </li>
<li><strong>ASMR’ye bilimsel bir bakış:</strong> ASMR (Otonom Duyusal Meridyen Yanıtı) nedir? ASMR deneylerinin ortaya koyduğu ilginç sonuçlar.</li>
<li><strong>Tatilde güneşten korunma</strong>: 12-55 yaş arası tatilcilerdeki tatilde güneşten korunma davranışları araştırmasının sonuçlar ve uzun süreli güneşe maruz kalmanın sağlığa zararları.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/migren-ile-seker-iliskisi-abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-401050">Migren ile şeker ilişkisi, Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilimsel ihracat ile Finansal artış mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilimsel-ihracat-ile-finansal-artis-mumkun-384536</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 07:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmaların sonucu Türkiye ekonomisinin ihracatta kur/fiyat rekabeti değil, dıştan alınanı dışa satmaya dayalı bir ekonomik özelliğe sahip olduğunu gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilimsel-ihracat-ile-finansal-artis-mumkun-384536">Bilimsel ihracat ile Finansal artış mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırmaların sonucu Türkiye ekonomisinin ihracatta kur/fiyat rekabeti değil, dıştan alınanı dışa satmaya dayalı bir ekonomik özelliğe sahip olduğunu gösteriyor. Finans uzmanları küresel rekabet ortamında, güçlü bir finansal alt yapının ve bilimsel ihracatın uzun süreli karlılığa götüreceğinin önemini vurguluyor.</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;deki ihracat firmaları, küresel pazarda pek çok zorluğa göğüs germek zorunda kalıyorlar. Bu zorlukların en başında ise; ‘Küresel Ekonomik Dalgalar’ geliyor. Dünya ekonomisindeki dalgalanmalar, yabancı pazarda kendini göstermek isteyen işletmeler için sarsıcı bir etki oluşturabiliyor. İşletmeler ise rekabet ortamında kayıp yaşamamak adına geleneksel çözümler yerine bilimsel ihracata yöneliyor.</p>
<p><strong>İşletmelerin finansal büyüme süreçlerine destek veren en önemli unsur ‘İhracat’</strong></p>
<p>Yüksek rekabet, ticaret engelleri, ödeme riskleri ve lojistik sorunlar işletmelerin global pazarda sıklıkla karşılaştıkları sorunlar arasında yer alıyor. İhracat piyasasındaki diğer ülkelerin ihracatçılarıyla başa çıkmak için finansal planlamanın doğru hazırlanmasının önemine dikkat çeken Finansal Yönetim Danışmanı Bikem İnce İnanç: ‘İşletmeler kıt kaynaklarını sonsuz ihtiyaçlarını karşılamak için kullanırken ‘bilimsel ihracata’ ağırlık vererek, bilinçli ve kontrollü şekilde yurt dışına adım atmalı. Teşvikler konusunda hem yurt içinde hem de yurt dışında çok fazla fırsat ve imkân var. İşletmeler finansa dokunan konulara gereken özeni gösterir ise global pazarda karlılıklarını rahatça artırabileceklerdir. Yaklaşık 200 ülke çapında yapılabilen detaylı pazar araştırmaları ile bilimsel bir ihracat geliştirme süreci izlemek, bu alanda hızla ilerlemeyi de beraberinde getirecektir. <em><strong>2023 yılı Mart ayı verilerine göre, ihracat rakamları geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %2,5 artarak toplamda 61 milyar 588 milyon dolarlık tutara ulaştı.</strong></em> İşletmelerin ihracat konusunda daha planlı hareket etmeleri ve bu alanı önceliklendirmeleri finansal anlamda güçlenmeleri için en önemli hamlelerin başında geliyor.’ sözlerine yer verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>200 ülke çapında yapılan detaylı pazar araştırması kaynakların doğru kullanılmasına olanak sağlıyor</strong></p>
<p>İnanç: ‘Bildiğiniz gibi herkes artık bir şekilde ihracat yapmak ya da ihracatı geliştirmek istiyor. Ama maalesef doğru gidiş yolları kullanılarak ilerlenmiyor. Bu sebep ile işletmeler, kıt kaynaklarını doğru yönetemiyor ve istedikleri noktaya varamıyor. İhracat yapmak için artık körlemesine bir metot ile rakiplerinizin hareketlerini takip etmek, gereksiz fuar katılımları göstermek, yine boşa planlanmış seyahatlerle zamanınızı ve paranızı boşa harcamanız yeterli ve doğru değil. Bunun yerine biz bilimsel ihracat öneriyoruz, her bir ürün özelinde ayrı ayrı hazırlanan ve 200 ülke çapında yapılan detaylı pazar araştırması raporları ile potansiyel alıcı ülkelerin kim olduklarına, bu ülkelerin ticaret dengelerine ve bu ülkelerdeki potansiyel alıcılara ulaşmak mümkün. Buna ek olarak e-ihracat dediğimiz yurtdışı pazar yerlerinde de doğru platformlarda, algoritmalara uygun şekilde yer almak bu alana girişteki en önemli konu. E-ihracat yapılacak platformların tespiti, doğru mağaza konumlandırma, reklamlar ve müşteri yönetimi e-ihracatı geliştirmeniz için dikkat edilmesi gereken önemli alanlar. ‘açıklamasında bulundu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilimsel-ihracat-ile-finansal-artis-mumkun-384536">Bilimsel ihracat ile Finansal artış mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
