<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bile | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bile/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bile</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Jun 2025 10:24:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bile | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bile</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Robot destekli tedaviyle çok ağır felçli hastalarda bile yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/robot-destekli-tedaviyle-cok-agir-felcli-hastalarda-bile-yurume-sansi-yuzde-48-oraninda-artiyor-542126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 10:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağır]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[felçli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[oranında]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviyle]]></category>
		<category><![CDATA[yürüme]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun hızla yaşlanmasının etkisiyle nörolojik hastalıkların yaygınlığı da artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robot-destekli-tedaviyle-cok-agir-felcli-hastalarda-bile-yurume-sansi-yuzde-48-oraninda-artiyor-542126">Robot destekli tedaviyle çok ağır felçli hastalarda bile yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun hızla yaşlanmasının etkisiyle nörolojik hastalıkların yaygınlığı da artıyor. Öyle ki günümüzde her 6 kişiden 1’inin felç (inme) geçirdiği belirtiliyor. Vücudun bir tarafında güçsüzlük, uyuşma veya konuşma zorluğuna yol açan inme sonrasında gerçekleştirilen fizik tedavi ve rehabilitasyon ise hasarın kalıcı hale gelmesinin önlenmesinde kilit bir rol üstleniyor. Son yıllarda, inme tedavisinde devrim niteliğinde bir gelişme olan “robotik rehabilitasyon” çok ağır hastaların bile yeniden yürüyebilmelerini ve diğer uzuvlarını eskisi gibi kullanabilmelerini sağlıyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi’nde</strong> geçtiğimiz günlerde düzenlenen <strong>“Robotik Rehabilitasyon”</strong> söyleşisinde, hekimler robot destekli fizik tedavi ve rehabilitasyon programının önemini anlatırken,   bu tedaviyle sağlıklarına kavuşan hastaları da tedavi süreciyle ilgili deneyimlerini paylaştılar.  <strong>Beyinde hasarlı dokuların görevini sağlıklı bölgeler üstleniyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Hareket etme yeteneğimiz, beyindeki nöronların; inme ve beyin hasarı nedeniyle zarar görmeleri veya omurilik yaralanmaları sonucu omurilikten kaslara ulaşan sinyal yolunun kesilmesiyle bozulabiliyor. Beynimizin gördüğü hasardan sonra kendini toparlamaya ve iyileştirmeye çalıştığı süreç ise aylarca sürebiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cihan Aksoy</strong>, beyin ve sinir hücrelerinin iyileşmesinin hasta inme geçirdikten hemen sonra başladığını belirterek, “Ancak hasarlı bölgede düzelme çoğunlukla sınırlı kalıyor ve normal fonksiyonun tam düzelmesiyle sonuçlanmıyor. Bu nedenle, hasar gören beyin dokularının görevini beynin sağlıklı bölgeleri üstleniyor. Beyin, zarar görmemiş hücreleri yeniden düzenleyerek ve yeni bağlantılar oluşturarak hasarı telafi etmeye çalışıyor” dedi.</p>
<p><strong>Hareketler sinir sistemine yeniden öğretiliyor</strong></p>
<p>İnme sonrasında yürüyemeyen, kollarını hareket ettiremeyen hastalarda Robotik rehabilitasyonun beynin yeniden öğrenme işlevlerinin hızlı ve düzgün şekilde oluşmasını sağladığını belirten Prof. Dr. Cihan Aksoy, “Rehabilitasyonun hedefi, her bir hasta için en uygun sonucu elde etmek amacıyla nöroplastisiteden, yani beynin yapısal veya fizyolojik değişikliklere uğrama yeteneğinden maksimum düzeyde yararlanmaktır. Robotik rehabilitasyon teknolojileri, belirli hareketlerimizin ve günlük yaşantımızda yaptığımız olağan işlerimizin tekrar tekrar uygulanmasına olanak tanıyor. Bu sayede ağır etkilenmiş, yani hiç bacak veya kol hareketi olmayan hastalarda bile beyin, hücrelerinin yeniden çalışmasını ve hareketleri tekrar öğrenmesini sağlıyor” diye konuştu.  </p>
<p><strong>Beynin tekrar iyileşmesi için 4 önemli kural</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cihan Aksoy, tedaviden etkin sonuç alınması için rehabilitasyon programına zaman kaybetmeden başvurmak gerektiğini belirterek, “Ayrıca,<strong> </strong>beynin tekrar iyileşmesi için rehabilitasyonun dört önemli ayağı vardır.  Bunlar; hastanın motivasyonu ve tedaviye olan inancı ile aile desteği, tecrübeli multidisipliner bir ekip, en iyi teknolojik destek ve maksimum iyileşmeyi uyaran, ortalama 6 saat süren yoğun ve kapsamlı bir programdır” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p><strong>Çok ağır felçli hastada bile tekrar yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</strong></p>
<p>Dünya nüfusu hızla yaşlanıyor ve yakın bir gelecekte 60 yaş ve üzerindeki nüfusun 2 milyarın üzerine çıkacağı öngörülüyor. Nüfusun yaşlanmasının bir etkisi olarak toplumda inme hastalığının görülme sıklığının da giderek arttığını söyleyen <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı</strong> <strong>Doç. Dr. Mustafa Çorum,</strong> günümüzde bu hasta grubunda robotik rehabilitasyon programından son derece başarılı sonuçlar alındığına işaret ederek, “Öyle ki  robotik rehabilitasyonla çok ağır inme geçirmiş hastalarda dahi yüzde 48 oranında tekrar yürüme olasılığını artırabiliyoruz. Yeter ki hastalar umutlarını hiç yitirmesinler ve programlara düzenli olarak katılsınlar” diye konuştu. </p>
<p><strong>Robot yardımıyla egzersizlerde maksimum fayda</strong></p>
<p>Standart fizik tedavide hastalar yorulabildikleri için süre ve motivasyonun sınırlanabildiğini aktaran Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum, robot destekli programın ise egzersizlerin süresi, tekrarı ve zorluğunda tedavinin yoğunluğunun artabileceği bir ortam sunduğunu anlatarak, “Örneğin, felçli hastalar kol hareketlerini çalıştırmak için seans içerisinde bir fizyoterapist ile 30 hareket tekrarı gerçekleştirirken, robot yardımıyla 1000&#8217;den fazla tekrar yapabiliyorlar. Klasik yöntemle günde en fazla 1,5 saat fizik tedavi alabiliyorken, robotik rehabilitasyonda günde 6 saate kadar fizyoterapistlerle birlikte çalışabiliyorlar” dedi.</p>
<p><strong>Egzersizler sanal gerçeklik ekranında simüle ediliyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Robotik Rehabilitasyon programının ev ve sosyal yaşantımızda gerçekleştirdiğimiz işleri taklit eden egzersizleri yapma olanağı sağladığını aktaran Doç. Dr. Mustafa Çorum, konuşmasına şöyle devam etti: “Robotik rehabilitasyonda görevler ekranda sanal gerçeklikle simüle edildiği için terapiler çok daha eğlenceli geçiyor. Belirli hareketlerin yapıldığı bilgisayar oyunları dikkati sağlayarak hastaların egzersizlere daha iyi odaklanmalarına yardımcı oluyor. Hastalar, sanal ortamda yaratılmış görsel hedefe yönelik kol veya bacak hareketini görerek kendi hareketlerini düzeltebiliyorlar. Ayrıca hareketleri algılayan sensörler hastaya uyarı vererek hareketin düzgün yapılması için teşvik edebiliyor. Bu robotik cihazlar doğru hareketin her seferinde tam olarak aynı şekilde tekrarlanmasını ve bu sayede beynin kaslarını harekete geçirecek şekilde eğitilmesini sağlıyor.” </p>
<p><strong>&#8220;Aynı dönemde hem felç hem meme kanseriyle savaştım&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong>Söyleşiye katılarak kendi tedavisiyle ilgili bilgi veren 47 yaşındaki Seniha Terzi felç öyküsünü şöyle anlattı: “Bir şirkette pazarlama müdürüyüm. Sıradan bir iş günüydü. Masamda çalışırken, bir an bardağı tutamadığımı hissettim. Kolumdaki hissizlik sadece bir-iki saniye sürmüş olsa da yüksek tansiyon hastası olduğum için hemen tansiyonumu ölçtüm. Tansiyonum çok yüksek çıkınca ilacımı aldım ve  hastaneye gittim. Tam hastaneden ayrılırken bir anda ayağımda inanılmaz bir güç kaybı oluştu, kolum da hiç hareket edemez hale geldi. ‘Felç geçiriyorsunuz, sizi hemen yatırıyoruz’ dediler. Hastanede tedavi gördüğüm bir hafta boyunca kolumu hiç hareket ettiremedim, bacağımdaki güçsüzlük nedeniyle koltuk değneklerinden destek alarak yürüyebildim.” </p>
<p><strong> Adeta oyun oynar gibiydim, hiç sıkılmadım  </strong></p>
<p><strong> </strong>Hastanede klasik fizik tedavi yöntemi uygulandığını ve taburcu olduğunun ertesi günü Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nde seanslara başladığını belirten Seniha Terzi, “Tam 35 seans her gün işe gider gibi hastaneye gittim; tüm gün süren yoğun bir programa girdim. Ama hiç klasik bir fizik tedavi gibi değildi. Oyun oynar gibiydim. Aynı hareketi 10 kez yapsanız sıkılırsınız. Ancak hareketleri robotla birlikte yapınca hiç sıkılmadan tekrarlıyorsunuz. Kendimle yarıştığım, puan topladığım ve her gün kendimi biraz daha geçtiğim bir programdı” dedi. </p>
<p><strong>Artık hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum</strong></p>
<p>Tedavisine devam ederken meme kanserine de yakalandığını öğrenince zaman kaybetmeden ameliyat olduğunu belirten Seniha Terzi, bu nedenle fizik tedaviye bir hafta ara verdiğini anlatarak, “Beni meme kanserinden daha çok inme zorladı aslında. Ben çalışan, sporunu yapan ve seyahat eden çok aktif bir insandım, birden hayatım kısıtlanmış, neredeyse hiçbir şey yapamaz hale gelmiştim. Bu süreçte doktorum, sağlık personeli, ailem ve arkadaşlarım beni hep motive ettiler. Hem azmim hem çevremdeki insanların büyük destekleri sayesinde tedaviden başarılı sonuç aldım. Artık kolaylıkla elimi ve kolumu hareket ettiriyor, yürüyebiliyor; hayatıma kaldığım yerden aktif bir şekilde devam ediyorum” diyerek noktaladı sözlerini. </p>
<p><strong> “Yeniden yürüyebilmek çok büyük mir mutluluk”</strong></p>
<p><strong> </strong>Söyleşiye katılarak deneyimlerini anlatan 63 yaşındaki Sevim Çakmak, bir gece uykusundan uyandığında sağ kolunun tamamını kaplayan hissizliği fark ettiğini söyledi. Apar topar hastaneye kaldırılan Sevim Çakmak’a yarım saat içinde tüm tetkikler yapılmış ve beyin kanaması tanısı konulmuş. Son 3 aydır yoğunlaştırılmış nöro-rehabilitasyon tedavisi gören Sevim Çakmak, “En başından beri bilincim yerindeydi. Hiçbir zaman ‘ben artık yürüyemeyeceğim’ gibi umutsuzluğa düşmedim. Kolumun sağ tarafını hiç kullanamıyordum. Bugün pek çok işimi halledebiliyorum. Fizik tedavimi hiç aksatmıyorum. Üstelik sıkılmıyorum da. Tedavi sürecinde bilgisayar oyunu oynuyorum. Kuşları yakalıyorum, sonra ondan çıkıp başka oyunlara giriyorum. Uzun aradan sonra desteksiz yeniden yürüyebilmek çok büyük mutluluk” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robot-destekli-tedaviyle-cok-agir-felcli-hastalarda-bile-yurume-sansi-yuzde-48-oraninda-artiyor-542126">Robot destekli tedaviyle çok ağır felçli hastalarda bile yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu risklerden biri bile varsa, dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-risklerden-biri-bile-varsa-dikkat-531567</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 07:05:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[risklerden]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531567</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan hipertansiyon atar damarlardaki kan basıncının sürekli normalin üzerinde seyretmesi olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-risklerden-biri-bile-varsa-dikkat-531567">Bu risklerden biri bile varsa, dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan hipertansiyon atar damarlardaki kan basıncının sürekli normalin üzerinde seyretmesi olarak tanımlanıyor. Dünyada 1 milyar 280 milyon, ülkemizde de 16 milyonu aşkın kişinin hipertansiyon hastası olduğu belirtiliyor. Bir başka deyişle, ülkemizde her 3 kişiden 1’i hipertansiyonla mücadele ediyor. Üstelik, yapılan son çalışmalar, hipertansiyonun artık 20’li yaşlarda, hatta 15-19 yaş aralığında bile giderek daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.   <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan,</strong> hipertansiyonun gençlerde hızla yaygınlaşmasında modern hayatın getirdiği hareketsiz yaşam ve fast food tarzı beslenmenin önemli bir etkisi olduğuna dikkat çekiyor. </p>
<p>Hipertansiyonda erken teşhis ve tedavinin yaşamsal önem taşıdığını vurgulayan <strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan,</strong> “Zira, geç kalındığında kalp yetmezliği, inme ve böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilmektedir. Ancak hipertansiyon çoğunlukla organ hasarı oluşturuncaya dek belirti vermemektedir. Bu nedenle, gençlerin hiçbir yakınmaları olmasa bile 18 yaşından itibaren tansiyonlarını yılda bir kez ölçtürmeleri ve hipertansiyonun risk faktörlerinden biri bile varsa yaşam tarzlarını daha dikkatli planlamaları son derece önemlidir” diyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.</strong> <strong>Murat Turfan,</strong> hipertansiyon yaşını öne çeken 8 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><b> Obezite</b></p>
<p>Modern yaşamın sonucu olarak azalan fiziksel aktivite ve fast food tarzı tüketimin artması gibi   faktörler nedeniyle obezite gençlerde hızla yaygınlaşıyor. Obezitenin yol açtığı en önemli sorunların başında ise hipertansiyonun geldiğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan,   sözlerine şöyle devam ediyor: “Aşırı vücut ağırlığı kalbin daha fazla kan pompalamasına ve damar duvarlarının gerginliğinin artmasına, bu tablo da kan basıncının yükselmesine sebep olmaktadır. Vücut kitle indeksinde her 1 birimlik artış, hipertansiyon riskini yüzde 7 oranında artırmaktadır.” </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Sağlıklı beslenerek ve düzenli egzersiz yaparak Vücut Kitle İndeksinizi 18.5–24.9 aralığında tutmaya özen gösterin.  </p>
<p><b> Aşırı tuz tüketimi</b></p>
<p>Sodyum, toplumda bilinen adıyla tuz, damarların kasılmasına neden olarak tansiyonu yükseltiyor. Hipertansiyonun son yıllarda gençlerde daha sık görülmesinde, içeriğinde bolca tuz barındıran fast food gıdalara olan yönelim önemli bir rol oynuyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Dünya Sağlık Örgütü, günlük 5 gramdan fazla tuz tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Yemeklerinizi tuz yerine baharat, limon veya sarımsakla tatlandırın. Fazla tuz içermeleri nedeniyle fast food ve paketli gıdalardan da kaçının. </p>
<p>Hareketsiz bir yaşam </p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, gençlerin yüzde 80’inden fazlası yeterince hareket etmiyor; boş zamanlarını cep telefonu ve tablet karşısında geçiriyor. Fiziksel aktivite eksikliği de damar sağlığını bozarak kan basıncını yükseltiyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?  </strong>Haftada 150 dakika egzersiz yapan bireylerde risk yüzde 30 oranında azalıyor. Haftada en az 5 gün, günde 30 dakika yürüyüş veya kardiyo egzersizleri yapmayı alışkanlık edin. </p>
<p><strong>Sigara ve alkol kullanımı</strong></p>
<p>Sigara, damarların daralmasına ve damar içi hasara yol açabiliyor. Bu nedenle, sigara kullanan gençlerde hipertansiyon riski içmeyenlere göre yüzde 20 oranında daha fazla oluyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, düzenli alkol tüketiminin de kan basıncını yükselten önemli bir etken olduğunu vurgulayarak, “Haftada 100 gramdan fazla alkol almak hipertansiyon riskini yüzde 40 oranında yükseltebilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Sigaraya hiç başlamayın, eğer kullanıyorsanız en kısa zamanda bırakın. Alkolü tamamen bırakın veya   sınırlandırın.</p>
<p><strong> </strong>Uyku bozuklukları</p>
<p>Günümüzde, gençlerde genellikle teknoloji bağımlılığı, stres veya fazla kiloların neden olduğu uykusuzluk ile uyku apnesi gibi uyku bozuklukları da hipertansiyon yaşını öne çekiyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, “Uykusuzluk ve uyku apnesi gibi uyku bozuklukları gece boyunca oksijen düşüklüğüne neden olmakta, bu sorun da hipertansiyonu tetiklemektedir” diyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Uyku kalitesine dikkat edin ve horlama sorununuz varsa mutlaka uyku konusunda uzman bir hekime başvurun.</p>
<p><b> Kahve ve enerji içecekleri </b></p>
<p>Enerji içecekleri, özellikle de kahve gençlerin en çok tercih ettikleri içecekler. Ancak içeriklerinde bulunan kafein aşırı alındığında nabzı ve tansiyonu yükselten bir etkiye sahip. Örneğin, 400 mg’ın üzerindeki kafein (4 fincan kahve) tansiyonda ani artışlara yol açabiliyor. Enerji içecekleri de yaklaşık dört fincan kahve ile aynı miktarda kafein içeriyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Günde 2-3 fincandan fazla kahve tüketmeyin, enerji içeceklerinden de kaçının.</p>
<p>Stres ve anksiyete</p>
<p>Günümüzde gençlerin stres oluşturan faktörlere fazla maruz kalmaları da hipertansiyonu tetikliyor. Zira, stres hormonları damarların büzülmesine yol açarak kan basıncını artırabiliyor. Yapılan çalışmalar, kronik stres yaşayan bireylerde hipertansiyon riskinin 2 kat artabildiğini gösteriyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Meditasyon veya gevşeme egzersizleri yaparak, yeni bir hobi edinerek stres yönetim becerilerinizi geliştirebilirsiniz. </p>
<p>Bazı böbrek hastalıkları</p>
<p>Bazı böbrek hastalıkları vücutta sodyum ve sıvı dengesini bozuyor, bunun sonucunda kan basıncı yükseliyor. Yapılan çalışmalar, genç hipertansiyon hastalarının yüzde 15-20’sinde böbrek hastalığı olduğunu gösteriyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong>  Düzenli olarak yaptıracağınız kan ve idrar testleriyle böbrek sağlığınızı kontrol ettirin.</p>
<p><b> </b></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b> </b></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-risklerden-biri-bile-varsa-dikkat-531567">Bu risklerden biri bile varsa, dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İşinizi severek yapın, dürüst çalışın, hayal bile edemeyeceğiniz başarı peşinden gelecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isinizi-severek-yapin-durust-calisin-hayal-bile-edemeyeceginiz-basari-pesinden-gelecek-456309</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 May 2024 10:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[çalışın]]></category>
		<category><![CDATA[dürüst]]></category>
		<category><![CDATA[edemeyeceğiniz]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[işinizi]]></category>
		<category><![CDATA[peşinden]]></category>
		<category><![CDATA[severek]]></category>
		<category><![CDATA[yapın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456309</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye tarım ürünleri ihracatında 50 milyar dolara taşıyacak gençler taze meyve sektöründe Türkiye’nin ihracat şampiyonunu ziyaret ettiler</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isinizi-severek-yapin-durust-calisin-hayal-bile-edemeyeceginiz-basari-pesinden-gelecek-456309">&#8220;İşinizi severek yapın, dürüst çalışın, hayal bile edemeyeceğiniz başarı peşinden gelecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarım sektöründe pandemi sonrasında her ülke üretici yönünü güçlendirmek için stratejiler geliştirmeye yöneldi. Türk tarım sektörü, tarımda verimliliği artırmak için gençlerin kariyer planlarını tarım sektörüne yönelik yapmalarını sağlamak amacıyla gençlerin önüne büyük fırsatlar sunuyor. </p>
<p>Gençleri tarım sektörüne kazandırmayı öncelikli hedefleri arasına alan Ege Bölgesi’nin bitkisel ürün ihracat lideri Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Projesi”ni ikinci kez hayata geçirirken, proje kapsamında gençlere tarım sektörünü 360 derece tanıtıyor. </p>
<p><strong>Eğitim programı hem teorik hem pratik içeriyor</strong></p>
<p>“Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Projesi”nde; ziraat mühendisliği ve gıda mühendisliği mezunu ya da öğrencisi 82 gençle ortak hareket eden EYMSİB, gençleri; tarım sektöründe konularında uzman isimlerle teorik derslerde buluştururken, gençlere işletme ve bahçe ziyaretleri olanağı sunarak gençlerin pratik yapmalarına da zemin oluşturuyor. </p>
<p><strong>Gençler tarım işletmesinin tozunu yuttu</strong></p>
<p>Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatının 35 milyar dolardan, 50 milyar dolara gençlerin ortaya koyacağı projeler ve gençlerin sinerjisiyle ulaşabileceğine inanan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Projesi”nin üçüncü haftasında gençlerin işletme tozunu yutmalarına aracılık etti. </p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, gençlerin sektörle ilgili sorularına cevap verdi. </p>
<p><strong>Uçak; “İşinizi severek yapın, çalışın, başarı ardından mutlaka gelecek”</strong></p>
<p>Gençlere, “İşinizi severek yapın, çalışın, başarı ardından mutlaka gelecek, hiçbir şey zor değil” diye seslenen Uçak, genç girişimcilere kendi kariyer yolculuğunu anlattı ve işlerini severek yaptıkları takdirde hayallerinin bile ötesinde başarıya ulaşacakları mesajını verdi.</p>
<p>Başkan Uçak; “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Projesiyle tarım sektörüne gençleri kazandırmayı hedefliyoruz. Ziraat Fakültesi son sınıf öğrencileri ve mezunları, bitkisel üretim alanında kendisini geliştirmek isteyen tüm girişimci ve üreticiler bizim hedef kitlemiz. Tarım sektörü emek verdiğiniz takdirde karşılığını alacağınız bir sektör. Ben işini severek, çalışarak başarılı olunabileceğinin en canlı örneklerinden birisiyim. Sizlerde başarabilirsiniz” diye konuştu. </p>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin gençleri tarım sektörüne kazandıracak “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Projesi” yanında gıda kayıplarını önlemek ve gıdada kalıntısız üretim yapmak için yoğun bir tempoda çalıştıklarını paylaşan Başkan Uçak sözlerini şöyle tamamladı; “6 yıldır istikrarlı bir şekilde ihraç ettiğimiz ürünlerde kalıntı sorununu ortadan kaldırmak için ’Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi’nde ihracatımızda güçlü olan 9 üründen numuneler alıp analizler yapıyoruz, analiz sonuçlarına göre üretici bilgilendirme toplantılarımızda üreticilerimizi bilgilendiriyoruz. ‘Gıda Kayıplarının Tespiti Projesi’nde Ege Üniversitesi ile iş birliğinde gıda kayıplarını minimize etmeye çalışıyoruz. Gıda kayıplarını ortadan kaldırmak için gençlerimizden de projeler bekliyoruz. ‘Akdeniz Meyve Sineği ile Biyoteknik Mücadele’ projesi de gıda kalitesini artırmak için yürüttüğümüz projelerden birisi. Yaş meyve sebze sektörü olarak kadın istihdamının yoğun olduğu bir iş koluyuz. Narenciye, nar, domates ve diğer ürünlerde iyi tarım belgeleriyle üretim yapıyoruz.”</p>
<p>Yaş meyve sebze sektöründe 8 yıldır Türkiye İhracat Şampiyonu olan Uçak Kardeşler Gıda Ticaret A.Ş.’nin Seferihisar’daki narenciye işleme tesisini Fabrika Müdürü Kasım Aydoğdu mihmandarlığında gezen gençlere, işletmeye ürün kabulden paketlemeye kadar olan tüm aşamaları tanıtıldı. </p>
<p>Tarım sektöründe girişimci olmak isteyen gençler, üçüncü haftada, işletme ziyareti dışında; İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğba Tuğrul’dan Tarım Ürünlerinin Markalaştırılması, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Karahan Uysal’dan Tüketici Tercihleri konusunda tüyolar aldılar. SÜGEP Academy’den Umut Dilsiz ile de Atölye çalışması yaptılar. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isinizi-severek-yapin-durust-calisin-hayal-bile-edemeyeceginiz-basari-pesinden-gelecek-456309">&#8220;İşinizi severek yapın, dürüst çalışın, hayal bile edemeyeceğiniz başarı peşinden gelecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mikroplastikler içme suyunda hatta sofra tuzunda bile bulunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mikroplastikler-icme-suyunda-hatta-sofra-tuzunda-bile-bulunuyor-423661</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 21:03:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[bulunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[hatta]]></category>
		<category><![CDATA[içme]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplastikler]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<category><![CDATA[suyunda]]></category>
		<category><![CDATA[tuzunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Plastiklerin biyolojik olarak kolayca parçalanamayan petrol türevlerinden yapıldığını kaydeden uzmanlar, plastiklerin artık dünyadaki tüm okyanuslarda bulunduğunu, deniz memelileri ve kuş türlerinin plastik parçaları tükettiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mikroplastikler-icme-suyunda-hatta-sofra-tuzunda-bile-bulunuyor-423661">Mikroplastikler içme suyunda hatta sofra tuzunda bile bulunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Mikroplastikler içme suyunda hatta sofra tuzunda bile bulunuyor</strong></p>
<p><strong>İnsan tükürüğünde, saçında ve dışkısında mikroplastikler bulunuyor</strong></p>
<p><strong>Plastiklerin biyolojik olarak kolayca parçalanamayan petrol türevlerinden yapıldığını kaydeden uzmanlar, plastiklerin artık dünyadaki tüm okyanuslarda bulunduğunu, deniz memelileri ve kuş türlerinin plastik parçaları tükettiğini söylüyor. Mikroplastiklerin çeşitli içeceklerde, içme suyunda (şişelenmiş su musluk suyundan daha fazla mikroplastik içerir) ve hatta sofra tuzunda bile bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin,</strong> “<strong>İnsan tükürüğünde, saçında ve dışkısında mikroplastiklerin bulunması, hepimizin bu plastik parçalara düzenli olarak maruz kaldığımızı gösteriyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce) Tıbbi Biyokimya Bölümünden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, mikroplastikler konusunu değerlendirdi.</p>
<p>Mikroplastiklerin, kullanımlarındaki gelişmelerle birlikte kişisel bakım, kozmetik ve temizlik ürünlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ve yerel bir çevre kirliliği kaynağı olarak ortaya çıktığını belirten Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Şu anki çevrenize baktığınızda plastik görmeniz muhtemeldir. Plastik ürünlerin üretimi ve kullanımı, plastik imalatının yaygınlaştığı 1950&#8217;li yıllardan bu yana önemli ölçüde arttı. Plastikler hafif, dayanıklı ve ucuzdur ve bu özellikleri onları ev eşyalarımızın, ambalaj malzemelerimizin ve diğer günlük eşyalarımızın kullanışlı bir bileşeni haline getirir. Şu anda dünya çapında her yıl 320 milyon tondan fazla plastik üretiliyor. Bu ürünlerin yarısı tek kullanımlık ambalajlara yönelik üretiliyor. Plastik ürünlerin yalnızca küçük bir kısmı geri dönüştürüldüğü için çoğu plastik ürün atık olarak atılıyor.”</p>
<p><strong>Bazı kuş türleri civcivlerine plastik parçalar bile yediriyor</strong></p>
<p>Plastiklerin biyolojik olarak kolayca parçalanamayan petrol türevlerinden yapıldığını kaydeden Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, “Bu, atılan plastik ürünlerin hızlı bir şekilde parçalanmak yerine çöplüklerde, okyanuslarda ve diğer ortamlarda birikip kalıcı hale döndüğü anlamına gelir. Plastikler artık dünyadaki tüm okyanuslarda bulunuyor. Deniz memelileri ve kuş türlerinin plastik parçaları tükettiği biliniyor, hatta bazı kuş türleri civcivlerine plastik parçalar bile yediriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Nanoplastik de var</strong></p>
<p>Bugün okyanuslarda 50 trilyon kadar plastik parçası bulunduğunu belirten Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, şunları anlattı:</p>
<p>“Her yıl nehirlerden okyanuslara 5 milyon ton plastik taşınıyor. Plastik ürünler deniz ortamlarına girdiğinde UV radyasyonuna, rüzgarlara ve dalga akıntılarından kaynaklanan fiziksel aşınmaya maruz kalır. Bu kuvvetler plastik ürünlerin daha küçük parçalara bölünmesini teşvik eder. Bu parçalara boyutlarına göre mikroplastik veya nanoplastik adı verilmektedir. Genel olarak mikroplastikler, uzunluğu 5 milimetreden kısa olan plastik parçalardır; nanoplastikler ise uzunluğu 1 mikrondan kısa olan daha küçük parçalardır.”</p>
<p>Çevreye yayılan sayısız mikroplastik kaynağı var olduğunu ifade eden Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p>-“Araba ve kamyon lastiği parçaları</p>
<p>-Giysi lifleri (makinede yıkama sırasında dökülen)</p>
<p>-Makyaj malzemeleri</p>
<p>-Su şişeleri</p>
<p>-Plastik poşetler&#8230;”</p>
<p><strong>Mikroplastikler neden bir sorun?</strong></p>
<p>Küçük boyutları nedeniyle mikroplastiklerin havada kolayca yayılabildiğini, ortamda birikebildiğini ve tespit edilmesinin zor olabildiğini dile getiren Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, şunları kaydetti:</p>
<p>“Mikroplastikler çeşitli içeceklerde, içme suyunda (şişelenmiş su, musluk suyundan daha fazla mikroplastik içerir) ve hatta sofra tuzunda bile bulunur. Midye ve istiridye gibi filtreyle beslenenler, deniz suyunda asılı olan mikroplastikleri tüketebilir ve mikroplastikler birçok deniz ürünü türünde bulunur. Mikroplastikler diş macunlarında ve diğer kozmetik ürünlerde kullanılmak üzere de üretilmektedir. ABD Kongresi, mikroplastik içeren durulanan kozmetiklerin (diş macunları, temizleyiciler) üretimini ve satışını yasaklayan ‘2015 Mikro Boncuksuz Sular Yasasını’ kabul etti. Yüz yıkama jeli ve makyaj ürünlerinde bulunan mikro boncuklar ABD&#8217;de 2015&#8217;ten beri yasaklanmıştır.”</p>
<p><strong>Mikroplastikler insanlara zarar verir mi?</strong></p>
<p>İnsanlar mikroplastiklerle kirlenmiş yiyecek tükettiğinde, suyu içtiğinde veya havayı soluduğunda plastik parçaların vücuda girebildiğini anlatan Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, “Genel olarak gıda alımı, her yıl kişi başına 52 bine kadar mikroplastik parçanın tüketilmesine neden oluyor. İnsan tükürüğünde, saçında ve dışkısında mikroplastiklerin bulunması, hepimizin bu plastik parçalara düzenli olarak maruz kaldığımızı gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bazı araştırmacıların mikroplastiklerin insan sağlığına zararlı etkileri olduğuna inandığını kaydeden Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, mikroplastiklerin, çevreden ağır metalleri ve haşere öldürücüler dahil olmak üzere istenmeyen kimyasalları emebildiğini, böylece insanların bu kimyasallara daha fazla maruz kalmasıyla sonuçlanabildiğini ve zehirli etkilere yol açabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Saç köklerinden veya açık yaralardan cilde girebiliyor</strong></p>
<p>Mikroplastiklerin soluma yoluyla insan akciğer dokusunda da bulunduğunu kaydeden Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, ayrıca ter bezlerinden, saç köklerinden veya açık yaralardan cilde girebildiğini dile getirdi. Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Mikroplastikler çevremizde çok yaygın olduğundan, bu parçacıklarla teması tamamen engellemek mümkün değildir. Mikroplastiklere maruz kalmaktan kaçınmak isteyen kişiler, mikroplastikleri içme suyundan çıkarmak için su filtreleme sistemlerini kullanmayı düşünmelidir; ancak bu, yiyecek veya hava gibi diğer mikroplastik parça kaynaklarına maruz kalmayı engellemez.” dedi.</p>
<p><strong>Mikrodalgada plastik ürün kullanımını engellemeliyiz…</strong></p>
<p>“Mikrodalgada plastik ürün kullanılmasını engellemeliyiz.” diyen Tekkeşin, araştırmacıların plastik kaplar mikrodalgada ısıtıldığında bu küçük parçacıkların büyük miktarlarda salındığını keşfettiklerini ifade etti.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mikroplastikler-icme-suyunda-hatta-sofra-tuzunda-bile-bulunuyor-423661">Mikroplastikler içme suyunda hatta sofra tuzunda bile bulunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinir sıkışması bardak tutmaya bile engel </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasi-bardak-tutmaya-bile-engel-421174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 08:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bardak]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[sıkışması]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tutmaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyuşukluk, ağrı, keçeleşme ile başlayan sinir sıkışması şikayetleri sorun ilerlediğinde güçsüzlük ve kaslarda erimeye kadar gidebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasi-bardak-tutmaya-bile-engel-421174">Sinir sıkışması bardak tutmaya bile engel </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sinir sıkışması bardak tutmaya bile engel </strong></p>
<p><strong>Uyuşukluk, ağrı, keçeleşme ile başlayan sinir sıkışması şikayetleri sorun ilerlediğinde güçsüzlük ve kaslarda erimeye kadar gidebilir. Sinir sıkışmalarının özellikle 40-60 yaş aralığındaki kadınlar, piyanistler, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar, diş hekimleri, heykeltıraşlar ve ev kadınları gibi ellerini aşırı kullanan kişilerde daha sık görüldüğünü hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Sinir sıkışmalarının tedavi edilmemesi durumunda günlük aktivitelerde güçlük çekilebilir ve yürüme sorunları görülebilir. Sinir sıkışması elde ise, hastalarda poşet taşıma, yazı yazma, bardak tutma gibi günlük aktivitelerin yapılmasında ciddi güçlükler ortaya çıkar. Bacaklarda olan ileri derece sinir sıkışmalarında ise hasta yürüyemez, ayağını sürümeye başlayabilir. Bu da ayağının takılıp düşmesine, merdiven çıkamaması, araç kullanamaması gibi problemlere yol açabilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>En sık görülen sinir sıkışmasının karpal tünel sendromu adıyla bilinen ve el bileğinde median sinirin sıkışmasıyla ortaya çıkan klinik tablo olduğunu paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Ayrıca, dirseğimizin dış kısmında ulnar sinirin ve dizimizin yan-dış kısmındaki peronel sinirin sıkışmasına ait klinik tabloları da sık görülen sinir sıkışmaları arasında sayabiliriz” şeklinde konuştu. Sinir sıkışmasının nedenleri arasında diyabet, romatizmal hastalıklar, tiroit hastalıkları, menopoz, oturuş ve duruş bozuklukları, kırılan ya da yerinden kayan kemikler, hamilelik, obezite, ani kilo kayıpları, tümörler, tekrarlayan yanlış hareketler, otururken ve yatarken yapılan yanlış pozisyonlar sorunun görülme oranını artıran başlıca faktörler olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen “Cisimlerin elle sıkı ve şiddetli bir şekilde tutulması, bileğin aşırı bükülmesi gibi aktiviteler de benzer şekilde görülme oranlarını yükseltiyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ağır düzey sinir sıkışmaları cerrahi yöntemlerle tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Hafif ve orta düzeydeki sinir sıkışmaları için uygulanan konservatif tedavinin sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak için olduğunu, tedavide ayrıca iltihap giderici ilaçların da yazılabildiğini veya kortizon enjeksiyonlarının yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Eğer hastalar istirahat, rehabilitasyon veya diğer tedavilerle iyileşmezse ve tetkiklerde ağır düzeyde sinir sıkışıklığı saptanmışsa cerrahi tedavi yapılması uygun olabilir. Açık cerrahide, bir kesi yapılarak sinir üzerinde bası oluşturan bantlar kesilir ve sinir serbestleştirilir. Endoskopik yöntemde ise, küçük bir kesi yapılarak endoskopik kamerayla bant içeriden kesilir ve bası kaldırılır. Her iki yöntem de genellikle lokal anestezi eşliğinde yapılır. Ameliyat yaklaşık 30 dakika sürer ve hastaya günübirlik yatış yapılabilir” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sinirleri korumanın 7 yolu</strong></p>
<ul>
<li>Sürekli klavye/fare kullanıyorsanız, bileklerinizi uzun süre bükülü tutmayın.</li>
<li>Oturuş, yatış ve duruş pozisyonlarınıza dikkat edin ve uzun süre yanlış bir pozisyonda kalmayın. Örneğin, uzun süre bacak bacak üstüne veya bağdaş pozisyonunda oturmayın.</li>
<li>Dirsekleriniz masaya veya herhangi bir yere dayanarak çalışmayın.</li>
<li>Ev kadınıysanız sürekli tekrarlayan bez sıkma, el işi yapma gibi zorlayıcı hareketlerden kaçının.</li>
<li>Ellerinizle çok fazla yük taşımayın ve bileklerinizi bükülü tutmayın.</li>
<li>Bağ, eklem ve kasları güçlü tutmak için düzenli olarak germe-esneme egzersizleri uygulayın.</li>
<li>Diyabet, guatr veya romatolojik hastalığınız varsa, rutin kontrollerinizi ihmal etmeyin.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasi-bardak-tutmaya-bile-engel-421174">Sinir sıkışması bardak tutmaya bile engel </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş Haberlerini Takip Etmek Bile Travmatik Stres Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/savas-haberlerini-takip-etmek-bile-travmatik-stres-yaratiyor-415067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 11:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[haberlerini]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önce Rusya Ukrayna Savaşı, şimdi de İsrail Hamas Savaşının ruh sağlığını olumsuz etkilediğini dile getiren uzmanlar, savaşa direkt olarak maruz kalınmasa bile uzaktan etkisinin hissedildiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/savas-haberlerini-takip-etmek-bile-travmatik-stres-yaratiyor-415067">Savaş Haberlerini Takip Etmek Bile Travmatik Stres Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önce Rusya Ukrayna Savaşı, şimdi de İsrail Hamas Savaşının ruh sağlığını olumsuz etkilediğini dile getiren uzmanlar, savaşa direkt olarak maruz kalınmasa bile uzaktan etkisinin hissedildiğini söylüyor. İkincil travmatik stresin insani bir duygu olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu haberler karşısında elbette stresli hissedebiliriz. Ancak bunun ölçüsü ruh sağlığı ve beraberinde beden sağlığımızı olumsuz etkiler.” uyarısında bulunuyor.</strong></p>
<p><strong>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir: “Olayları siyaset penceresinden değil de ‘insanlık penceresinden’ yorumlamalı, nefret söylemlerinden kaçınmalıyız.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, önce Rusya Ukrayna Savaşı, şimdi de İsrail Hamas Savaşının ruh sağlığına etkilerini anlattı.</p>
<p>“Savaş, hiç tartışmasız ruh sağlığımızı olumsuz etkiliyor.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, savaşın dünyanın ve ülkemizin güvenilir, insanların sevgi dolu olduğuna dair tüm inancı sarsarak uzun vadede travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik tanılara, kişilerarası ilişkilerde ciddi bozulmalara sebep olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Tetikte olma hali, agresyon ve öfke kontrol güçlükleri görülebiliyor</strong></p>
<p>“Savaş bölgesinde bulunmasak dahi, o bölgede yaşayan yakınlarımızın olması ya da uzaktan haberleri takip ediyor olmak bile travmatik stres yaratabilir. Buna ikincil travmatik stres denir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, savaşın uzaktan etkisini şöyle anlattı:</p>
<p>“Direkt olarak savaşa maruz kalmasak da uzaktan etkisini hissederiz. Gün içinde sebepsiz huzursuzluk, tetikte olma hali, agresyon, öfke kontrol güçlükleri, uykuda bozulma, iştahta bozulma, hayatı sorgulama, anlamsızlık içinde olma hali, hayattan zevk alamama gibi belirtiler görülebilir. İkincil travmatik stres bir yandan da insanidir. Bu haberler karşısında elbette stresli hissedebiliriz. Ancak bunun ölçüsü ruh sağlığı ve beraberinde beden sağlığımızı olumsuz etkiler.”</p>
<p><strong>Duygusal hassasiyetlerimize dokunan haberlerin doğruluğundan emin olmalıyız</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, savaş haberlerinin getirdiği stres ile başa çıkmak için öncelikli olarak tetikleyicinin ne olduğunu bulmak gerektiğini kaydederek, şöyle devam etti:</p>
<p>“En büyük tetikleyici sürekli olarak ve doğruluğundan emin olmadığımız savaş haberlerine maruz kalmaktır. İçinde bulunduğumuz dijital çağda haberlere ulaşmak hem çok kolay hem de çok zor. Cep telefonlarımızda sürekli bir haber akışı olmakla beraber bu haberlerin doğruluk değeri düşük olabiliyor. Medya, manipülasyon aracı olarak kullanılabiliyor, bazen de terör aracı haline geliyor ve maalesef insanların kutuplaşmasına ve linç kültürüne katkı sağlıyor. Bu sebeple duygusal hassasiyetlerimize dokunan haberlerin doğruluğundan emin olmalıyız. Güvenilir haber yaptığını düşündüğümüz bir iki kaynak belirlemeliyiz.”</p>
<p>Özellikle yoğun gündemlerin olduğu dönemde son dakika takip isteğinin yoğun olabildiğini ancak son dakika haberlerini takip etmenin yine travmatik stres düzeyini yükselteceğini anlatan Demir, “Kendimize sosyal medya kısıtlaması getirmeli, günlük ekran süremizi kısaltmalıyız.” dedi.</p>
<p><strong>Felaketleştirme içeren haberlerden uzak durulmalıyız</strong></p>
<p>Demir, haberlerde geçen ‘3.Dünya Savaşı’, ‘kıyamet günü geldi’ gibi ifadelere tıklamadan önce düşünmek gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Felaketleştirme içeren haberlerden kesinlikle uzak durulmalıyız. Savaşan milletlere mensup insanlarımızın bu stresi daha yoğun yaşaması kaçınılmaz. Güncel savaştan hareketle geçmişinde bir soykırım olan Yahudiler ya da yıllardır gündelik hayatından şiddetin eksik olmadığı Filistinli insanlarımız travmaları sebebiyle elbet daha fazla tetiklenecektir. Olayları siyaset penceresinden değil de ‘insanlık penceresinden’ yorumlamalı, nefret söylemlerinden kaçınmalıyız.”</p>
<p><strong>Savaş travmasının etkisi kuşaklar boyu sürüyor</strong></p>
<p>Tüm yaşananların ardından insanların kendini ve bedenini rahatlatmasının önemine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Size iyi gelen, rahatlatan aktiviteleri keşfetmeli ve muhakkak bu etkinlikleri gündelik yaşamınıza dahil etmelisiniz. Özellikle sosyal temas, gün içinde çalışıyorsak mola vermek, sevdiklerimizle vakit geçirmek, farklı konularda sohbet sinir sistemimizi rahatlatır. Savaş travmasının etkisinin kuşaklar boyu sürdüğünü, bu sebeple hem kendi ülkemiz için hem de dünya için savaşı besleyecek tutumlardan uzak durmamızın önemini asla unutmamalıyız.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/savas-haberlerini-takip-etmek-bile-travmatik-stres-yaratiyor-415067">Savaş Haberlerini Takip Etmek Bile Travmatik Stres Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlardan Konserve Uyarısı! Tadına Bakmak Bile Felç Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-konserve-uyarisi-tadina-bakmak-bile-felc-edebilir-411612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 16:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[konserve]]></category>
		<category><![CDATA[tadına]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharın devam ettiği şu günlerde evlerde konserve hazırlama telaşı sürüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-konserve-uyarisi-tadina-bakmak-bile-felc-edebilir-411612">Uzmanlardan Konserve Uyarısı! Tadına Bakmak Bile Felç Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sonbaharın devam ettiği şu günlerde evlerde konserve hazırlama telaşı sürüyor. Sterilizasyon işleminin önemine işaret eden uzmanlar, konserve yapılacak sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanmasını, bozulmamış hammaddenin kullanılmasını tavsiye ediyor. Gıda güvenliği açısından evlerde konserve yapılmasının pek güvenli olmadığına dikkat çeken Gıda Mühendisi Selen Akbulut, tekniğine uygun işlem basamakları gerçekleştirilmeden yapılacak konservenin felç, hatta ölüme sebebiyet verebileceğini söylüyor. Akbulut, kapaklar yeni, kavanozlar ise tek porsiyonluk olmalı hatırlatmasında bulunuyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojileri Programı Öğr. Gör. Selen Akbulut, konservenin günümüzde neredeyse her evde üretimi yapılan bir ürün halini aldığını söyledi.</p>
<p>Gıda güvenliği açısından evlerde konserve yapılmasının pek güvenli olmadığını ifade eden Gıda Mühendisi Akbulut, “Konserve, tekniğine uygun işlem basamakları gerçekleştirilmezse felç ve hatta ölüme sebebiyet veren çok riskli bir ürün olabiliyor.” uyarısını yaptı.</p>
<p>Akbulut, konserve hazırlarken uyulması gereken başlıca konular şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; İyi nitelikte, bozulmamış bir hammaddenin kullanılması çok önemli.</p>
<p>&#8211; Gerekli ayıklama / sınıflandırma ve üzerindeki kirlilik unsurlarını uzaklaştırmak için etkin bir yıkama yapılması şart.</p>
<p>&#8211; Kullanılan tüm alet ekipmanlar sıcak su ile yıkanmalı.</p>
<p><strong>Kapaklar yeni, kavanozlar tek porsiyonluk olmalı!</strong></p>
<p>&#8211; Tüm konserveler için yeni kapak kullanılması şart. Kullanılmış bir kapak tekrar vakum sağlayamayacağı için riskli bir ürün oluşturmuş oluruz.</p>
<p>&#8211; Kavanoz içleri de yine kaynar su ile steril edilmeli.</p>
<p>&#8211; Hazırlanan konserve malzemesi sıcak dolum ile kavanoza doldurulup ağzı sıkı bir şekilde kapatılmalı.</p>
<p>&#8211; Konserveyi açıldıktan sonra tüketmek önemli. Bu nedenle büyük değil tek porsiyonluk kavanozlar tercih edilebilir.</p>
<p>&#8211; Konserveler serin, kuru ve direkt olarak güneş ışığı almayan bir yerde saklanmalı.”</p>
<p><strong>Konserve en riskli ürünler kategorisinde</strong></p>
<p>Konservelerin gıda mikrobiyolojisi açısından en riskli ürünler kategorisinde değerlendirilebildiğine dikkat çeken Akbulut, şunları kaydetti:</p>
<p>“Konservelerde risk oluşturan mikroorganizma, Clostridium botulinum olarak bilinen mutlak anerobik (sadece oksijensiz ortamda gelişim gösteren) karakterli, intoksikasyona neden olan bir patojendir. Bu mikroorganizma uygun ortam koşulları sağlandığında nörotoksin niteliğindeki toksinini sentezler. Toksinli gıdanın tüketiminden sonraki 18-36 saat arasında ortaya çıkar.”</p>
<p><strong>Felç ve ölüm ile sonuçlanabiliyor</strong></p>
<p>Zehirlenme belirtilerine de değinen Akbulut, “Erken belirtileri; belirgin halsizlik, zayıflık ve baş dönmesidir. Bulanık görme ve çift görme, ağız kuruluğu, konuşma ve yutkunmada zorluk, kalp atımında azalma, tansiyon düşüklüğü, nefes alıp vermede zorluk, bulantı, kusma ve kabızlık genel belirtileri arasında yer alır. Bu toksinin çok düşük gramları bile kişilerde felç ve ölüm ile sonuçlanabilir. Şüphe ettiğimiz konservenin tadına bakmak bile felç edebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kapak 3 ileri 1 geri tekniği ile kapatılmalı</strong></p>
<p>Sağlıklı bir konserve için taze sebze ve meyveler kullanılması gerektiğini belirten Akbulut, “Her bir konserve kavanozu için yeni bir kapak kullanılması şarttır. Konserve edeceğimiz malzemeye çok iyi nitelikte bir ısıl işlem (kaynatma) uygulanmalı. Sıcak dolum ile kapağı 3 ileri 1 geri tekniğine göre kapatmamız gerekir. Ayrıca kesinlikle bombaj (Gaz yapan mikroorganizmalar sonucu konserve kutularının altında veya üstünde oluşan şişkinlik) yapmış ve vakumu bozulmuş konservelerin tadına dahi bakmadan imha edilmesi gıda güvenliği ve tüketici sağlığı bakımından elzemdir.” dedi.</p>
<p>Selen Akbulut, tüm meyve-sebzelerden gerekli şartlar sağlandığında konserve yapılabileceğini hatırlatarak, “Ancak ısıl işlemde niteliğini kaybetmemesi ve tat-doku uyumu konserve üretiminde önemli parametreler olduğu için bu uyuma dikkat ederek lezzetli konserveler elde edilebilir.” diyerek sözlerini sonlandırdı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-konserve-uyarisi-tadina-bakmak-bile-felc-edebilir-411612">Uzmanlardan Konserve Uyarısı! Tadına Bakmak Bile Felç Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatilde bile vazgeçemediğimiz tek şey: İnternet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tatilde-bile-vazgecemedigimiz-tek-sey-internet-402275</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 12:41:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[tatilde]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[vazgeçemediğimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de internet kullanıcılarının yarısından fazlası (%54) tatilde internet kullanım alışkanlıklarını aynen sürdürüyor veya daha da artırıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatilde-bile-vazgecemedigimiz-tek-sey-internet-402275">Tatilde bile vazgeçemediğimiz tek şey: İnternet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de internet kullanıcılarının yarısından fazlası (%54) tatilde internet kullanım alışkanlıklarını aynen sürdürüyor veya daha da artırıyor. Alanında lider İnternet Değişim operatörü DE-CIX tarafından yapılan “Tatilde İnternet Kullanım Alışkanlıkları” araştırmasının sonuçlarına göre, internetin kullanım amaçları kuşaktan kuşağa değişse de internete olan ihtiyaç tatilde de değişmiyor.</p>
<p>İnternetin günlük hayattaki önemi her daim güncelliğini koruyor. Lider İnternet Değişim operatörü DE-CIX tarafından yapılan “Tatilde İnternet Kullanım Alışkanlıkları” araştırmasının sonuçlarına göre 2023 yazını geride bırakırken tatil sezonunda da kullanıcıların ihtiyaçlarından biri internet olarak öne çıkıyor. Öyle ki, tatilde internet kullanmayanların oranı yalnızca %1. Ayrıca, Türkiye’de internet kullanıcılarının %21’i tatilde internet kullanımını artırdığını belirtirken %33’ü standart internet kullanım düzenini koruduğunu belirtiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yaz boyunca 35 yaş üstü e-posta gönderip almaktan; Z kuşağı eğlencesinden vazgeçmiyor </strong></p>
<p>Kuşaklar arası farklılıklar, tatilde de olsak internet kullanım tercihlerinde bile kendisini gösteriyor. Tatilde streaming platformları genç kuşakların, e-posta göndermek ise 35 yaş üstünün radarında. Araştırma sonuçlarına göre 35-50 yaş arası tatilde bile iş takibini sürdürebilmek isterken genç kuşak ise favori dizilerinin yeni bölümlerini kaçırmak istemiyor. Araştırmaya katılan 18-24 yaş arası Z kuşağı gençler tatilde internet kullanımını %35’lik bir oran ile Netflix, Spotify, YouTube gibi streaming platformları için tercih ederken, 35-50 yaş arası katılımcılar ise %26’lık bir oranda tatil döneminde de sıklıkla e-posta uygulamalarını kullanıyor. Öte yandan araştırma sonuçları %78 ile sosyal medya uygulamalarına olan ilginin 18-50 yaş arası hiçbir katılımcıda değişmediğini ve %82 ile de sosyal medyayı kadınların özellikle tatilde erkeklerden daha sık kullandığını ortaya koyuyor. <br /> </p>
<p><strong>Hızlı ve ücretsiz internet beklentisi konum seçmiyor</strong></p>
<p>Katılımcılar tatil süresince internetten en önemli beklentileri arasında birinci sıraya %76 ile ücretsiz WiFi kullanımını, ikinci sıraya ise %73 ile yüksek hızı yerleştiriyor. Bu beklentileri üçüncü sırada %49 ile geniş bir kapsama alanı özelliği takip ediyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Telefonların kapatıldığı ve dünyadan tamamen koptuğumuz tatillerin sonu gelmiş olabilir</strong></p>
<p>DE-CIX Türkiye Bölge Direktörü Bülent Şen, araştırma sonuçları ile ilgili şu yorumu yapıyor: “Artık çevrimdışı tatiller yerine her zaman “online” olduğumuz ve bağlantımız koptuğunda tedirgin hissettiğimiz tatil dönemleri yaşıyoruz. Bugünlerde tatil konaklama yerleri seçerken öncelikli kriterlerimiz arasında güvenilir bir WiFi ve daha ıssız bölgelerde bile bizi yarı yolda bırakmayacak bir internet bağlantısı yer alıyor. Genç kuşaklarda tatil ile günlük yaşam arasındaki internet ihtiyaçları ve tercihleri değişiklik göstermezken diğer tarafta özellikle 35-50 yaş aralığı, hava durumuna, navigasyondan yol tarifine ve e-postalarına her zaman ulaşmak istiyor. Motivasyon ne olursa olsun internet kullanımına duyulan ihtiyaç her yaz olduğu gibi 2023 yazında da değişmedi, hatta arttı.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatilde-bile-vazgecemedigimiz-tek-sey-internet-402275">Tatilde bile vazgeçemediğimiz tek şey: İnternet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon sizi dibe çekerken istemeseniz bile hareket etmelisiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depresyon-sizi-dibe-cekerken-istemeseniz-bile-hareket-etmelisiniz-401233</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 21:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[çekerken]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dibe]]></category>
		<category><![CDATA[etmelisiniz]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[istemeseniz]]></category>
		<category><![CDATA[sizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zor zamanlar yaşayan kişilerde zaman zaman depresyon görülebildiğine dikkat çeken uzmanlar öncelikle depresyonun neden gerçekleştiğinin görülmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyon-sizi-dibe-cekerken-istemeseniz-bile-hareket-etmelisiniz-401233">Depresyon sizi dibe çekerken istemeseniz bile hareket etmelisiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zor zamanlar yaşayan kişilerde zaman zaman depresyon görülebildiğine dikkat çeken uzmanlar öncelikle depresyonun neden gerçekleştiğinin görülmesi gerektiğini söylüyor. Depresyonun nedenlerini düşünmenin hayatı yeniden gözden geçirmeyle ilgili olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğt. Üyesi Elvan Çiftçi, depresyonun kişiyi engelleyen bir sesi olduğuna vurgu yapıyor. Çiftçi, “Ne kadar istemeseniz bile, depresyon sizi dibe çekerken yapmanız gereken şey hareket etmekten geçiyor.” tavsiyesinde bulunuyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğt. Üyesi Elvan Çiftçi, depresyonda olduğunu düşünen kişilere, depresyonu daha kolay atlatabilmeleri için önerilerde bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Depresyonu dinlemek gerekir </strong></p>
<p>Bazen insanların zor zamanlar yaşayabilir. Bu da depresyon riskini ortaya çıkarır. Herkesin böyle zamanlarda depresyona girmeyebileceğini ancak kısa süreli de olsa depresif hissedebileceğini belirten<strong> </strong>Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğt. Üyesi Elvan Çiftçi, “Eğer depresyon belirtilerini kendinizde fark ettiyseniz öncelikle bu depresyonun sizde neden uyandığını, neden gerçekleştiğini görme ihtiyacınız var.” dedi.</p>
<p>Çiftçi, bazen depresyonu dinlemek gerektiğine, dikkat çekti ve “Bu süreçte yeni bir uyanmaya da geçebilirsiniz, hayatınızı yeniden şekillendirebilirsiniz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hareket etmek depresyonun geçmesine yardımcı oluyor </strong></p>
<p>Depresyonla mücadele eden kişilerin öncelikle kendilerine dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Çiftçi, “Depresyonun nedenlerini düşünmeniz aslında sizin için uyarıcı sinyaller. Hayatı yeniden gözden geçirmeyle ilgili size verilmiş özellikler olarak düşünülebilir. Kendinize ve yaşadıklarınıza karşı açık, kabul edici ve sevgi dolu olmakta fayda var. Ne kadar istemeseniz bile, depresyon sizi dibe çekerken yapmanız gereken şey hareket etmekten geçiyor. Ne kadar çok hareket ederseniz depresyonunuzun o kadar hızlı bir şekilde geçmesine yardımcı olursunuz. Egzersiz yapmak hafif depresyonlarda ilaç kadar faydalı. Harekete geçmek sadece fiziksel anlamda düşünülmemeli. Karşılaştığınız insanlarla konuşarak, dikkatinizi odaklayarak, yürürken hafızanızı kullanarak da motor korteksle beraber beyinin diğer bölgelerini aktifleştirerek depresyona karşı kendinizi korumuş olursunuz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Genellemelerden uzak kalınmalı başarılara odaklanılmalı</strong></p>
<p>Bugün yaşanılanların yarının göstergesi olmayabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, “Depresyon sürecinde kendinizi yakından takip etmeniz gerekebilir. Günlük tutabilirsiniz, bugün sizin için küçük gözüken bir şey anlamlı ve değerli olabilir. Depresyonla birlikte dünya sizin için karanlık, acı dolu ve kaygılı bir hale gelebilir. Kendinize küçük hedefler belirleyerek adım atmakta fayda var. Genellemelerden uzak kalın, neleri başardığınıza odaklanın. Sizin için küçük görünebilir ancak bunları yapmaya devam ettiğiniz zaman depresyonun döngüsünü kırmaya başlayacaksınız.” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hep aynı şeyleri yapmaktan uzak durulmalı</strong></p>
<p>Depresyonun kişiyi engelleyen bir sesi olduğuna değinen Çiftçi, “Sizi bir yere gitmenizden alıkoyan, ‘gitsen ne yapacaksın, insanlara yük olacaksın’ gibi sizi durduran, insanların arasına karışmanızı engelleyen özellikleri mevcut. Burada depresyonun sesini değil sizin doğru olan sesi dinlemeniz önemli. Depresyona karşı ‘haklı olabilirsin ama şuan burada yatıyor olmamdan daha iyi bir seçenek’ ya da ‘insanlara yük olmayacağım’ gibi kendinizle daha barışık olduğunuz bir sürece girmenizi tavsiye ederim.” dedi.</p>
<p>Yatağınızı toplamak, bulaşıkları kaldırmak gibi ulaşabilir hedefler oluşturulması gerektiğini sözlerine ekleyen Çifti, “Bunları yapmaya devam ettiğiniz zaman hayatınız rutine girmeye başlar. Hoşunuza giden şeyleri yapın, hobilerinize zaman ayırın, arkadaşlarınızla görüşün, gitmeyi sevdiğiniz yerlere gidin, müzik dinleyin. Depresyon sürecinde hep aynı şeyleri yapmaktan uzak durun, yeni şeyler deneyin ki zihninizde farklı açılar ile beraber aktifleşmeye başlasın. Depresyon sürecinde hafıza ve dikkati kullanmak depresyonun getirdiği hafıza ve dikkat problemlerine yardımcı olabiliyor. Gönüllü aktivitelere katılabilirsiniz. Yapılan çalışmalar gönüllü aktivitelere katılan insanların tansiyonlarının daha düşük, depresif hallerinin daha az olduğunuz gösteriyor.” önerisinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Antidepresan kullanımı doktor kontrolünde olmalı </strong></p>
<p>Antidepresan ilaçların kullanımına da değinen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğt. Üyesi Elvan Çiftçi, bu ilaçların bağımlılık yapmayacağını, bağımlılık yapan türdeki ilaçların devlet kontrolünde kırmızı ya da yeşil reçeteli olarak satıldığına vurgu yaptı.</p>
<p>İlaçların doktor kontrolünde başlayıp, doktor kontrolünde kesiminin planlandığının altını çizen Çiftçi sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Antidepresan ilaçlar intihara sebep olmaz. İntihar düşünceleri depresyonun bir parçasıdır. Ağır depresyonlarda intihar fikirleri olan hastalarla yüz yüze geliriz. Antidepresan ilaç kullanımında dikkat edilmesi gereken nokta, depresyon devam ederken ilaç kullanımıyla beraber enerji miktarı artacağı için hastanın var olan intihar düşüncelerinin harekete geçme riski ortaya çıkıyor. Bu yüzden bu tür hastaları çok yakından takip etmemiz gerekir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyon-sizi-dibe-cekerken-istemeseniz-bile-hareket-etmelisiniz-401233">Depresyon sizi dibe çekerken istemeseniz bile hareket etmelisiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu sezona; yoğun ilgi gösteren çocukların, hatta büyüklerin bile keyifle izlediği &#8216;Sihirli Gemi&#8217; ile veda etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bodrum-belediyesi-sehir-tiyatrosu-sezona-yogun-ilgi-gosteren-cocuklarin-hatta-buyuklerin-bile-keyifle-izledigi-sihirli-gemi-ile-veda-etti-373035</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 09:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklerin]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[gösteren]]></category>
		<category><![CDATA[hatta]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[izlediği]]></category>
		<category><![CDATA[keyifle]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sezona]]></category>
		<category><![CDATA[sihirli]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373035</guid>

					<description><![CDATA[<p>2022 – 2023 tiyatro sezonu boyunca birbirinden değerleri eserleri ile Bodrum’da her yaştan tiyatro sever ile buluşan Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu, son olarak 29 Nisan 2023 Cumartesi günü yeni çocuk oyunu “Sihirli Gemi” ile sezona veda etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bodrum-belediyesi-sehir-tiyatrosu-sezona-yogun-ilgi-gosteren-cocuklarin-hatta-buyuklerin-bile-keyifle-izledigi-sihirli-gemi-ile-veda-etti-373035">Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu sezona; yoğun ilgi gösteren çocukların, hatta büyüklerin bile keyifle izlediği &#8216;Sihirli Gemi&#8217; ile veda etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2022 – 2023 tiyatro sezonu boyunca birbirinden değerleri eserleri ile Bodrum’da her yaştan tiyatro sever ile buluşan Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu, son olarak 29 Nisan 2023 Cumartesi günü yeni çocuk oyunu “Sihirli Gemi” ile sezona veda etti.</p>
<p>Sihirli Gemi, Ekim ayında başlayacak olan 2023 – 2024 tiyatro sezonunda da minik seyircilerinin ilgisine sunulacak.</p>
<p>2018 yılında kurulan ve bu yıl 5. yılını kutlayan Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu (BBŞT), “Sihirli Gemi” ile 2022-2023 tiyatro sezonuna veda ederek yeni sezon için oyun hazırlıklarına başladı. Her cuma akşamı bir yetişkin oyunu ve her cumartesi gündüz oynanan çocuk oyunları ile kapılarını seyircisine açan BBŞT, çoğu kez kapalı gişe yaparak Bodrum’daki tiyatroseverlerden büyük ilgi gördü.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl 14 Ekim 2022’de tiyatro sezonuna kapılarını açan BBŞT, 2022-2023 sezonu boyunca; “Yalancı Aranıyor”, “Uçurtmanın Kuyruğu” ve “Kocasını Pişiren Kadın” adlı yetişkin oyunlarını ve çocuk oyunu “Orman Şövalyeleri”ni oynadı. Oyunlar Ankara, Ayvalık, Denizli, Adana tiyatro festivallerine davet edildi, Muğla Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Sahneleri’nde de Muğlalılarla buluştu.</p>
<p>Ardından ise yaklaşık bir ay önce yeni çocuk oyunu “Sihirli Gemi”nin hazırlıklarını tamamlayıp 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’ne yetiştirerek prömiyerini yaptı.</p>
<p><b>Tiyatro ekibi, deprem faciasında gönüllü rol aldı.</b></p>
<p>BBŞT, deprem nedeniyle tüm ülkede yas ilan edilmesiyle birlikte 2023 Şubat ayından Mart ayı ortasına kadar aynı tarihlerde oyun programını iptal ederek, Bodrum Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras öncülüğünde kurulan dostluk kentlerine destek amacı ile, bölgeye yapılan deprem dayanışmasına destek oldu. Tiyatro oyuncuları ve teknik ekip bu süreçte Herodot Kültür Merkezi’nde deprem gönüllüsü olarak görev aldı, yardımların sağlanması veya ulaştırılması konusunda gerekli kurum ve kişilerle irtibatta bulunarak destek verdi.</p>
<p>Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncuları ayrıca Mart ayı boyunca Bodrum’da çeşitli otellerde, Bodrum Askeri Kamp ve tesislerde geçici süreyle ağırlanan mağduru ailelerin çocuklarının moral ve motivasyonu için, “Harikalar Mutfağı” adlı çocuk oyununu oynadı. Her oyundan sonra gönüllülerin de desteği ile çocuklara öğretici oyunlar, hediyeler, kitaplar, ikramlar ile güzel vakit geçirmeleri sağlandı.</p>
<p><b>Yeni sezonda yeni oyunlar ile “Sihirli Gemi” de seyirci karşısında olacak.</b></p>
<p>BBŞT oyuncuları, Nisan ayı sonunda sezonun bitmesi ile birlikte yeni oynanacak oyunların hazırlıkları için şimdiden çalışmalara başladı. Bodrumlu minik seyircilerden büyük ilgi gören “Sihirli Gemi” ise 2023 – 2024 sezonunda da henüz oyunu izlemeye fırsat bulamamış minik tiyatro severlerin ilgisine sunulacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bodrum-belediyesi-sehir-tiyatrosu-sezona-yogun-ilgi-gosteren-cocuklarin-hatta-buyuklerin-bile-keyifle-izledigi-sihirli-gemi-ile-veda-etti-373035">Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu sezona; yoğun ilgi gösteren çocukların, hatta büyüklerin bile keyifle izlediği &#8216;Sihirli Gemi&#8217; ile veda etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol Açıklama: Sağlık çalışanlarımız deprem bölesinde 7 gündür of bile demeden kesintisiz sağlık hizmeti vermeye devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/birlik-saglik-sen-genel-baskani-ahmet-dogruyol-aciklama-saglik-calisanlarimiz-deprem-bolesinde-7-gundur-of-bile-demeden-kesintisiz-saglik-hizmeti-vermeye-devam-ediyor-350257</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 08:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[bölesinde]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[demeden]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[doğruyol]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[gündür]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sen]]></category>
		<category><![CDATA[vermeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık çalışanlarımız deprem bölesinde 7 gündür of bile demeden kesintisiz sağlık hizmeti vermeye devam ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birlik-saglik-sen-genel-baskani-ahmet-dogruyol-aciklama-saglik-calisanlarimiz-deprem-bolesinde-7-gundur-of-bile-demeden-kesintisiz-saglik-hizmeti-vermeye-devam-ediyor-350257">Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol Açıklama: Sağlık çalışanlarımız deprem bölesinde 7 gündür of bile demeden kesintisiz sağlık hizmeti vermeye devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık çalışanlarımız deprem bölesinde 7 gündür of bile demeden kesintisiz sağlık hizmeti vermeye devam ediyor.</p>
<p>Sağlık çalışanı olup, deprem bölgesinde görev yaparken, evi yıkılan, yakınlarını kaybeden, aile bireylerini, arkadaşlarını, yakınlarını kaybederek, depremzede olan sağlık çalışanlarımızın her biri,  bağrına taş bastı,  sessiz çığlıklarıyla, için için ağlayarak görevlerine devam ediyorlar. Her bir arkadaşımızı alınlarından öpüyoruz. İyi ki varsınız.</p>
<p>Ancak, her zaman olduğu gibi on binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği depremde aynı zamanda depremzede olan sağlık çalışanlarımızın yine sesini duyan, gözyaşını silen yok.</p>
<p>İskenderun devlet hastanesinde A blokta arkadaşlarını kaybeden sağlık çalışanları diyor ki, deprem esnasında hastanede olanların bir bölümü göçük altında, görevde olmayıp evinde olanların evleri yıkıldı. Yaralı olan, aileleri dağılan binlerce sağlık çalışanı var. </p>
<p>Ve bir tarafta diğer illerimizden bölgeye gitmek isteyen sağlık çalışanları, diğer tarafta personel eksiği var diye göreve çağrılan depremzede doktorlar, hemşireler, teknisyenler, 112 çalışanları. </p>
<p>Depremden etkilenip göreve devam eden, göreve çağrılan sağlık personellerine,  hiçbir yetkili sormuyor, psikolojiniz nasıl? Eviniz yıkıldı mı? Aileniz ne durumda? Diye.</p>
<p>Milletimize hizmet edecek olan sağlık çalışanlarımız öncelikle kendilerinin ve ailelerinin güvende olduğunu bilmeli ki, hata kabul etmeyen sağlık hizmeti sunumunda hata payı minimum seviyeye insin.</p>
<p>Sosyal medyaya yansıyan görüntüde, bir sağlık personelimiz Sağlık Bakanına derdini anlatmaya çalışıyor; “ bir şey anlatabilir miyim, bizim bu gün ameliyathanede çalışıyorum 7. Günümüz çok zor durumdayız yani o kadar kötü şartlarda çalıştık ki, o hastaları o ampütasyonları her şeyi görerek böyle artık sinir krizleri, yani bizde depremzedeyiz kimse bizi anlamıyor lütfen bu konuda bir şeyler yapın.  Ne olur” diye yalvararak derdini anlatmaya çalışırken Sağlık Bakanının yoluna devam etmesi, yanındaki bürokratların bakan beyi ortamdan uzaklaştırmaya çalışması ve derdini anlatmaya çalışan personele “görevdesiniz şu anda” diye uyarması sağlık çalışanlarının durumunu anlamak açısından oldukça önemli.</p>
<p>Sayın Sağlık Bakanımızın yaptığı açıklamalarda;  “Afet bölgesinde görev yapmakta olan sağlık çalışanlarımızdan depremzede yakınları bulunanların, idari izinli sayılabileceği…” ve “Afet bölgesindeki sağlık tesislerimizde görev yapan personellerimizden birinci derece yakını vefat eden, yaralanan veya göçük altında kalan ve bu nedenle görevini sürdüremeyecek duruma gelenler için 20 Şubat 2023 tarihine kadar idari izin verilmesi hususunda gerekli kolaylığın sağlanması…”  açıklamalarındaki ifadeler kesin ifadeler olmamakla birlikte yeterli de değildir. </p>
<p><strong>Peki ne yapılabilir?</strong></p>
<p>Öncelikle bölgede hizmet eden sağlık çalışanlarımızın önüne hiçbir şart konulmadan isteyen arkadaşlarımız dinlendirilmesi, Üç beş aylık, geçici süreli bile olsa, isteyen sağlık çalışanlarımızın, başka bölgelerdeki çalışanlarımızla yer değiştirebilmesi, Deprem bölgesinde yakınları olanların istemeleri durumunda, memleketlerine tayinlerinin yapılması.</p>
<p>Deprem korkusuyla görev yapmamak için yeteri kadar sahra hastaneleri kurulması, sağlık çalışanlarımızın morali, motivasyonu ve hizmet kalitesi açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. </p>
<p>10 binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği bu depremde depreme dayanıksız raporu olup, yıkılan hastaneler göstermiştir ki, halkımıza hizmet edecek olan sağlık kuruluşlarımız günün şartlarına göre, son teknolojiyle, depreme dayanıklı şekilde yapılmalıdır ki, yıkılmasın. </p>
<p>Ve bölgedeki en önemli sıkıntılardan birinin de, koordinasyonsuzluk olduğunu yine bölgedeki arkadaşlarımız ifade ediyorlar. Bölgeye gidip saatlerce bekleyenler, hava alanlarında saatlerce bekletilenler de yaşanan sıkıntılardan  bazıları.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birlik-saglik-sen-genel-baskani-ahmet-dogruyol-aciklama-saglik-calisanlarimiz-deprem-bolesinde-7-gundur-of-bile-demeden-kesintisiz-saglik-hizmeti-vermeye-devam-ediyor-350257">Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol Açıklama: Sağlık çalışanlarımız deprem bölesinde 7 gündür of bile demeden kesintisiz sağlık hizmeti vermeye devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batur: Kentsel dönüşümde artık kaybedecek bir dakikamız bile yok</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/batur-kentsel-donusumde-artik-kaybedecek-bir-dakikamiz-bile-yok-349691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 08:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[batur]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dakikamız]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümde]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedecek]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kentsel dönüşümde artık kaybedecek bir dakikamız bile yok</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batur-kentsel-donusumde-artik-kaybedecek-bir-dakikamiz-bile-yok-349691">Batur: Kentsel dönüşümde artık kaybedecek bir dakikamız bile yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kentsel dönüşümde artık kaybedecek bir dakikamız bile yok</b></p>
<p><b>Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, 10 şehirde büyük yıkıma ve can kayıplarına neden olan deprem felaketine dikkat çekerek, riskli şehirlerde kentsel dönüşümlerin bir an önce yapılması gerektiğini vurguladı. Yaşanan felaketten gereken dersin artık çıkarılması ve radikal kararların alınması gerektiğini belirten Batur, “Kentsel dönüşümde kaybedecek bir dakikamız bile yok” derken, kentlerde deprem anında ihtiyaç duyulacak malzemelerinin depolanacağı özel bölgelerin kurulmasını da önerdi.</b></p>
<p>Katıldığı bir TV programında gündemi değerlendiren Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketi olan ve 10 şehirde büyük yıkıma, can kaybına neden olan depreme dikkat çekerek, bölgeye yardım malzemeleri ile 60 kişilik kurtarma ekibi gönderdiklerini söyledi. Kurtarma ekibinin tüm teçhizatlarıyla Hatay’da can kurtarmak için çalıştığını söyleyen Batur, hayırsever vatandaşların desteğiyle toplanan yardım malzemelerinin de hiç bekletilmeden bölgeye gönderildiğini belirtti. İzmir halkına, Konaklı vatandaşlara destekleri için teşekkür eden Batur, “Bölgede sıkıntı çok büyük. Aklımızı fikrimizi, tüm mesaimizi yardım çalışmalarımıza yönlendiriyoruz. Neye ihtiyaç var öğrenip, İzmir Büyükşehir Belediyesi organizasyonu ayrı, kendimiz ayrı ne gönderebilirsek, kaç kişiye faydalı olabilirsek ona bakıyoruz. Halkımız da yardım için koşuyor. Mümkün olduğunca ikinci el gönderilmemesini istiyoruz; çünkü içlerinden gerçekten bölgede kullanılamayacak olanlar da çıkıyor. Sıkıntıyı hep beraber, birlik beraberlik içinde aşmaya çabalamalıyız. Başka Türkiye yok” diye konuştu. Yaşanan bu büyük felaketten gereken dersin çıkarılması gerektiğini söyleyen Batur, “Artık bundan da ders almazsak ne zaman alacağız. Radikal kararlar almalı, uygulamalıyız. İnsanların huzurla yaşayabileceği, sağlam binaları yapmamız lazım. Bunu da dönüşümle yapacağız. Başka şansımız yok. Uzmanlar bakın yine uyarıyor ve İzmir depremi, İstanbul depremi yakın deniyor. Bu uyarıları dikkate almalı, hemen harekete geçmeliyiz” dedi.</p>
<p><b>“Zamanla yarışıyoruz”</b></p>
<p>Yapı stokunun çok eski olduğu Konak’ta göreve gelir gelmez kentsel dönüşümün anayasası sayılacak planları hazırladıklarını vurgulayan Batur, Gültepe planlarının Şehir Plancıları Odası tarafından yargıya taşındığı süreci hatırlatarak, “Bizim İzmir’de Şehir Plancıları Odamız var ve her şeye hayır diyor. Böyle bir şey olur mu? Planlarımızı hazırlayan arkadaşlarımız da şehir plancısı. Arkadaşlarımız doçentlik noktasına gelmiş, doktorasını yapmış arkadaşlar. Ben de teknik biriyim, mimarım. 40 yıldır Mimarlar Odası üyesiyim. Tüm odalarımızla ortak projemiz var ama bir Şehir Plancıları Odası’na kendimizi beğendiremedik. Sırf bize değil, Büyükşehir’in planlarına da itiraz ediliyor. Her şeye itiraz ediliyor. Şurayı değiştir, şurayı böyle yap değil; illa ki mahkemeye gidecek. İlk defa İzmir’de mahkeme karar verdi ve ‘belediyenin yaptığı doğrudur’ dedi ama bir buçuk senemiz boşa gitti. Zamanla yarışıyoruz. Uzmanlar deprem geliyor diyor ama biz hazırlığımızı yapamıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><b>“Beklemeye tahammülümüz yok”</b></p>
<p>Kentlerde korunacak bölge olarak belirlenen k bölgelerine, vatandaşları kentsel dönüşüme özendirme amacıyla mutlaka yüzde 20 inşaat artışı verilmesi gerektiğini söyleyen Batur, “K bölgesine de itiraz ediliyor. Nasıl itiraz edebilirsin? Can var ortada. Artık bu işlerde beklemeye tahammülümüz yok. Zaman çok önemli. Halkın can güvenliğini sağlamak zorundayız. K bölgelerinde de en az yüzde 20 oranında fazla vermeliyiz ki, o binalar yenilensin. Yoksa kimse kıpırdamaz. Başka türlü kent yenilenmez. Bu bölgelerde ömrünü tamamlamış binaları, adeta dikine duran tabutları doğru düzgün, yeniden inşa etmemiz lazım. Adam gibi günün şartlarına uygun, teknolojisine uygun, deprem yönetmeliğine uygun binalar yapmalıyız. Bunu bir an önce hayata geçirmemiz, süreci hızlı yönetmemiz lazım. Kentsel dönüşümde artık kaybedecek bir dakikamız bile yok. Bir an evvel dönüşüme başlamalıyız. Bu işleri hızlandırmamız gerekiyor. Yaşadığımız bu felaketten merkezi yönetimin de yerel yönetimlerin de odaların da ders çıkarması gerekiyor” dedi.</p>
<p><b>“Kentlere depolar kurulmalı”</b></p>
<p>Kentin jeolojik haritalarının, fayların geçtiği yerlerin ve fayın olduğu yerlerde nasıl teknolojiyle bina yapılacağının belli olduğunu vurgulayan Batur, yerel yönetici olarak imar barışına karşı olduğunu da söyledi. “İmar affı kaçak yapıyı özendirme, legalleştirme demek. Kaçak yapılıyor, peşine gidiyorsun, uğraşıyorsun, bir bakıyorsun encümenin yıkım kararı çıkardığı bina legal oluyor. Böyle bir ülke var mı? Bazı şeyler de radikal kararlar almamız lazım. Deprem gerçeği var bizim ülkemizde. Bu gerçeğe göre yaşam tarzımızı belirlemeliyiz” diyen Batur, her şehrin içinde afet dönemlerinde yardım gelene kadar kentin dayanabileceği ihtiyaç malzemelerinin depolanabileceği özel bölgelerin yapılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batur-kentsel-donusumde-artik-kaybedecek-bir-dakikamiz-bile-yok-349691">Batur: Kentsel dönüşümde artık kaybedecek bir dakikamız bile yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıla Türkoğlu: &#8220;Aşk insanı kendine karşı bile ayaklandıran bir duygu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sila-turkoglu-ask-insani-kendine-karsi-bile-ayaklandiran-bir-duygu-346992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 17:21:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklandıran]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[insani]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[sıla]]></category>
		<category><![CDATA[türkoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç yetenek Sıla Türkoğlu ‘Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet’e konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sila-turkoglu-ask-insani-kendine-karsi-bile-ayaklandiran-bir-duygu-346992">Sıla Türkoğlu: &#8220;Aşk insanı kendine karşı bile ayaklandıran bir duygu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Genç yetenek Sıla Türkoğlu ‘Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet’e konuştu.</strong></p>
<p>‘Kızılcık Şerbeti’ dizisindeki performansıyla dikkatleri üzerine çeken Sıla Türkoğlu, ‘Sıkı Muhabbet’in bu haftaki programında keşfedilme hikâyesinden aşka bakışına kadar birçok bilinmeyeni anlattı. </p>
<p>Sosyal medya sayesinde kariyerinin başladığını söyleyen Sıla Türkoğlu, “Instagram üzerinden keşfedildim. Tiyatrodaki fotoğraflarımı gören bir ajans bana ulaştı. Deneme çekimine yolladılar, kabul edildim. Daha sonrasında da bu kadar çok takip edilmemin sebebi bence samimiyet ve hayata karşı duruş oldu. İlk işimden bu yana insanlara hep aynı Sıla’yı gösterdim, nettim, hiç değişmedim” dedi. </p>
<p>Aşkta mantık aramadığını anlatan güzel oyuncu: “Aşk insanı kendine karşı bile ayaklandıran bir duygu. Bunu asla yapmam dersin ama öyle bir âşık olursun ki yapmam dediğin her şeyi yapabilirsin.  Âşık olduğum için değiştiğim oldu. Ama onu da farkında olmadan yapmışım. Gerek yokmuş. Çünkü bir ilişki yaşıyorsak birbirimizi neden değiştirelim?”</p>
<p>‘Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet’ yeni bölümüyle her cuma saat 14.00’te Hürriyet YouTube kanalında yayında.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sila-turkoglu-ask-insani-kendine-karsi-bile-ayaklandiran-bir-duygu-346992">Sıla Türkoğlu: &#8220;Aşk insanı kendine karşı bile ayaklandıran bir duygu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cihan Talay: &#8220;Belediye Başkanı Bile Ziyaret Etti&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cihan-talay-belediye-baskani-bile-ziyaret-etti-346935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 13:36:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[cihan]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[talay]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dayı Şov, komedyen Cihan Talay ve oyuncu Toygan Avanoğlu ile bol kahkahalı bir bölümü daha geride bıraktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cihan-talay-belediye-baskani-bile-ziyaret-etti-346935">Cihan Talay: &#8220;Belediye Başkanı Bile Ziyaret Etti&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dayı Şov, komedyen Cihan Talay ve oyuncu Toygan Avanoğlu ile bol kahkahalı bir bölümü daha geride bıraktı. </strong></p>
<p><strong>Ata Demirer ile oynadığı yeni filmi </strong><em><strong>Bursa Bülbülü</strong></em><strong>’nden övgüyle söz eden başarılı oyuncu Avanoğlu, GAİN’de yayınlanmaya başlayacak </strong><em><strong>Dünya Bu</strong></em><strong> isimli yeni projede yer almasıyla ilgili de, “İnanılmaz güzel senaryolara sahip. Okurken bile acayip güldüm, hemen yükseldim işe” dedi.</strong></p>
<p><strong>Talay, Youtube’daki “Mahalle Baskısı” isimli programı sebebiyle Belediye Başkanı’nın kendisini ziyaret ettiğini anlattı. </strong></p>
<p>Dayı Şov bu hafta, komedyen Cihan Talay ve oyuncu Toygan Avanoğlu’nu konuk etti.</p>
<p><strong>“Ata’nın dostluğu çok güzel”</strong></p>
<p>Ata Demirer’le birlikte yer aldığı yeni filmi <em>Bursa Bülbülü</em> ile ilgili, “Doktor Fatih rolündeyim. Çok keyifli bir rol. Çok güzel bir film. İzleyenler de genelde zaten çok beğeniyorlar. Çok güzel yazıyorlar, çiziyorlar, sağ olsunlar” yorumunu yaptı. Ata Demirer’le oynamanın çok keyifli olduğunu söyleyen Avanoğlu, “Ata’yı zaten çok seviyorum. Onun dostluğu, sohbeti çok güzel” dedi.  </p>
<p><strong>“Stand-up’çıların artması İstanbul’da sevindirmiyor”</strong></p>
<p>Cihan Talay, stand-up’çıların sayısının çoğalmasına sevinip sevinmediğiyle ilgili soruya, “İstanbul’da sevindirmiyor da, diğer illerde sevindiriyor. İstanbul’da 50 tane gösteri var artık. Baya kiraya çalışıyoruz Dayı” şeklinde esprili bir yanıt verdi. Talay, diğer stand-up’çılardan ne farkı olduğunun sorulması üzerine ise, “Her an cezaevine girebilir bir stand-up metni var. Herhalde farkı odur” dedi. </p>
<p><strong>“Senaryoyu okurken çok güldüm”</strong></p>
<p>Şubat ayında GAİN’de yayınlanmaya başlayacak <em>Dünya Bu</em> isimli projede rol alan Toygan Avanoğlu, yeni projeyle ilgili çok heyecanlı olduğunu belirterek, “Ben çok eğlendim. Skeç skeç olan bir dizi. İnanılmaz güzel senaryolara sahip. Okurken bile acayip güldüm, hemen yükseldim işe” dedi.</p>
<p><strong>Belediye Başkanı ziyaret etmiş</strong></p>
<p>Youtube’da yayınlanan “Mahalle Baskısı” isimli programına, Zeytinburnu’nun güzel bir mahalle olduğunu düşündüğü ve orada yaşayanları tanıtmak istediği için başladığını söyleyen Cihan Talay, “Belediye Başkanı bile ziyaret etti; o da sevmiş” dedi.  </p>
<p><strong>Cihan Talay’dan “mahallecilik” tüyoları</strong></p>
<p>Gel Bakalım Yanıma bölümünde Dayı’nın masasına geçen Cihan Talay, “mahallecilik” tüyolarını paylaştı. Selamlaşma, gençlerle iletişim, gerektiğinde kaçma, esnafın saygısını kazanma gibi alanlarda ne şekilde davranmaları gerektiğini izleyicilere aktardı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cihan-talay-belediye-baskani-bile-ziyaret-etti-346935">Cihan Talay: &#8220;Belediye Başkanı Bile Ziyaret Etti&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
