<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>beyt | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/beyt/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/beyt</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Jul 2026 08:12:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>beyt | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/beyt</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;ndan insanlığa çağrı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/3-uluslararasi-al-i-beyt-sempozyumundan-insanliga-cagri-646186</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2026 08:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlaki]]></category>
		<category><![CDATA[al-i]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[beyt]]></category>
		<category><![CDATA[bütün]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığa]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığın]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[rahmet]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu'nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-uluslararasi-al-i-beyt-sempozyumundan-insanliga-cagri-646186">3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;ndan insanlığa çağrı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu&#8217;nda gerçekleştirildi.</p>
<p>İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve çevresel krizlere Nebevî miras perspektifinden çözüm önerileri sunmak amacıyla gerçekleştirilen sempozyum, yayımlanan kapsamlı manifesto ile sona erdi.</p>
<p><strong>İnsanlığın ilahi hakikatlerden uzaklaşması küresel sorunları derinleştirdi</strong></p>
<p>&#8220;Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti Manifestosu&#8221; başlığıyla kamuoyuyla paylaşılan manifestoda, günümüz dünyasında yaşanan savaşlar, çevre felaketleri, toplumsal çözülmeler ve manevi boşluğun ortak bir krizin farklı yansımaları olduğu ifade edildi. Gazze&#8217;den Sudan&#8217;a, Ukrayna&#8217;dan Myanmar ve Doğu Türkistan&#8217;a kadar yaşanan insani trajedilere dikkat çekilen bildirgede, insanlığın ilahi hakikatlerden uzaklaşmasının küresel sorunları derinleştirdiği belirtildi.</p>
<p>Dünyanın büyük bir ahlaki krizle yüz yüze olduğu bir zamanda Âl-i Beyt Sempozyumu’nu düzenlemenin amacının, başta Müslümanlar olmak üzere bütün insanlığı Nebevî mirası hatırlamaya; onun üzerinde düşünmeye bir davet olduğu kaydedilen manifestoda, şöyle devam edildi:</p>
<p>“Hz. Peygamber&#8217;in beşeriyete hediye ettiği Kur&#8217;an&#8217;ın nuruyla ve penceresiyle kâinata ve topluma bakmaya ve anlamaya bir çağrıdır. İnsanın tarih boyunca kendisine sorduğu ‘Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Hayatının anlamı nedir?’ vb. sorulara Nebevi miras ışığında cevap aramaktır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ‘Size iki şey bırakıyorum…’ hadisinde işaret ettiği iki temel emanet olan Kur’an-ı Kerim ve Âl-i Beyt’in, birbirini tamamlayan ilmî ve manevî rehberliğini akademik yöntemlerle incelemek; bu mirasın insanlığın ortak değerlerine sunduğu katkıyı disiplinler arası bir perspektifle ortaya koymak ve elde edilen bilgi birikimini akademi dışındaki geniş kitlelerle paylaşmaktır.”</p>
<p><strong>Nebevi mirası hatırlamanın önemi…</strong></p>
<p>Nebevi mirası hatırlamanın, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.v.) Hira Mağarası&#8217;nda aldığı ve en yakınlarından başlayarak bütün insanlığa duyurduğu bu nurun, bu manzarayı tamamen nasıl değiştirdiğini anlamaya bir davet olduğu dile getirilen manifestoda, şunlar kaydedildi:</p>
<p>“Hz. Peygamber&#8217;in getirdiği hakikat nuru sayesinde, kâinattaki bütün hareketler, çeşitlilikler, değişimler ve dönüşümler anlamsızlıktan ve kör tesadüflerin oyuncağı olmaktan kurtuldu. Her biri, Allah&#8217;ın kudretini ve hikmetini anlatan birer mektup, yaratılışın sırlarını gösteren birer işaret, Allah&#8217;ın isimlerini yansıtan birer ayna hâline geldi. Böylece bütün kâinat, Allah&#8217;ın hikmetini sergileyen büyük ve anlamlı bir kitaba dönüştü. Aynı nur, insanı diğer canlılardan daha zayıf, daha muhtaç ve daha kırılgan gösteren acziyetini ve ona hüzün, keder, endişe taşıyan aklını da aydınlattı. Bu aydınlanmış akılla insan, kendi aczini ve ihtiyaçlarını Allah&#8217;a yönelmenin bir vesilesi hâline getirerek bütün canlıların üstüne yükseldi. Aczini dua ve kullukla değerlendiren insan, nazlı bir sultan; ihtiyaçlarını Rabbine arz eden insan, yeryüzünün değerli bir emanetçisi (halifesi) oldu. Üstelik bunu zor kullanarak, baskı ve hâkimiyet kurarak yapmamıştır. Asıl fethettiği yerler insanların akılları, kalpleri, ruhları ve gönülleridir. İnsanların sevgisini kazanmış, akıllarına rehber olmuş, nefislerini eğitmiş ve ruhlarına sultanlık etmiştir.”</p>
<p><strong>22 maddelik yol haritası </strong></p>
<p>Veda Hutbesi’nden ve sempozyumda sunulan tebliğlerden ilham alınarak kaleme alınan manifestoda &#8220;varlık ve anlam&#8221;, &#8220;rahmet&#8221;, &#8220;toplumsal dönüşüm&#8221;, &#8220;aile&#8221;, &#8220;gençlik&#8221;, &#8220;yapay zekâ&#8221; ve &#8220;çağımıza çağrı&#8221; başlıkları altında 22 maddelik bir yol haritası ortaya konuldu.</p>
<p>Manifestonun &#8220;varlık ve anlam&#8221; ı ele alan ilk bölümünde, nübüvvetin insanın ve kâinatın anlamını kavramadaki temel rehber olduğu vurgulanırken; bilimin ve teknolojinin ancak vahyin ortaya koyduğu hikmet ve ahlaki ilkelerle buluştuğunda insanlığın gerçek faydasına hizmet edebileceği ifade edildi.</p>
<p>&#8220;Rahmet&#8221; başlığında ise merhametin yalnızca bireysel bir erdem değil, medeniyetin kurucu ilkesi olduğu belirtilerek; insanın yanı sıra hayvanların, doğanın ve tüm canlıların korunmasının Nebevî mirasın ayrılmaz bir parçası olduğu kaydedildi. Çevrenin korunması, sürdürülebilir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinci de bu anlayışın temel unsurları arasında gösterildi.</p>
<p>Toplumsal ve ahlaki dönüşüme ayrılan bölümde ise insan onuru, can ve mal dokunulmazlığı, ırk üstünlüğünün reddi, kadın haklarının korunması, ekonomik adalet, emanet bilinci ve hesap verebilirlik gibi ilkelerin sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğu vurgulandı. Servetin amaç değil emanet olduğu, sömürü yerine adaletin esas alınması gerektiği ifade edildi.</p>
<p><strong>Manifestoda aile, gençlik ve teknolojiye ilişkin mesajlara da geniş yer verildi</strong></p>
<p>Manifestoda aile, gençlik ve teknolojiye ilişkin mesajlara da geniş yer verildi. Ailenin toplumun temel taşı olduğu belirtilirken, dijital çağın aile bağlarını zayıflatmasına karşı sevgi, güven ve merhamet temelli bir aile yapısının korunması gerektiği dile getirildi. Gençlere iradelerini güçlendirmeleri, dijital bağımlılıktan uzak durmaları ve bilgiyle birlikte ahlakı da öncelemeleri tavsiye edilirken; yapay zekânın insanlığın hizmetinde kullanılmasının, ancak bunun ahlaki ilkeler, mahremiyet ve vicdan ekseninde sınırlandırılmasının önemine dikkat çekildi.</p>
<p>Manifestoda &#8220;rahmet medeniyeti&#8221;nin geçmişe duyulan bir özlem değil, geleceği inşa edecek evrensel bir medeniyet tasavvuru olduğu vurgulanarak; insanlığın karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve çevresel krizlerin çözümünün merhamet, adalet, emanet ve sorumluluk ekseninde yeniden inşa edilecek bir anlayışla mümkün olacağı ifade edildi.</p>
<p><strong>İnsanlığın yaşadığı krizlerin çözümü Nebevî mirasta aranmalı</strong></p>
<p>Manifestonun sonuç bölümünde, 3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;nun, Kur&#8217;an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye&#8217;nin insanlık onuruna yakışır bir ahlak ve medeniyetin inşasında en güçlü kurucu esasları ortaya koyduğunu bir kez daha gösterdiği vurgulandı. Nebevî mirasın yalnızca tarihî bir birikim olmadığı, günümüz insanının karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve manevi sorunlara çözüm sunabilecek evrensel ilkeler içerdiği ifade edildi.</p>
<p>Manifestoda, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Allah&#8217;ın &#8220;er-Rahmân&#8221; ve &#8220;er-Rahîm&#8221; isimleriyle rahmetini bütün varlığa yaydığına işaret edilerek, Hz. Muhammed&#8217;in de &#8220;âlemlere rahmet&#8221; olarak gönderilen en güzel örnek olduğu belirtildi. Kur&#8217;an ve Nebevî mirasa samimiyetle bağlı kalan herkesin bu rahmet anlayışının temsilcisi olabileceği ifade edilen bildirgede, Hz. Peygamber&#8217;in &#8220;Size iki şey bırakıyorum; onlara sarıldığınız sürece kurtuluşa erersiniz: Allah&#8217;ın Kitabı ve Âl-i Beytim.&#8221; hadisine atıf yapılarak, Âl-i Beyt&#8217;in Sünnet-i Seniyye&#8217;nin korunması ve yaşatılmasındaki merkezi rolüne dikkat çekildi.</p>
<p><strong>Manevi ve sosyal krizlerin çözümü rahmet, adalet ve tevhitte</strong></p>
<p>Sonuç bölümünde bildirilerde öne çıkan diğer bir hususun da ‘modern dünyanın içine düştüğü manevi ve sosyal krizlerin yegâne çözümünün Nebevi mirasın sunduğu rahmet, adalet ve tevhit ışığında yeniden dirilmekle mümkün olduğuna’ dikkat çekildi.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;ın evrensel ilkeleri ve Hz. Peygamber&#8217;in sünnetinin, insanın varoluşuna anlam kazandıran, onu yeryüzünün sorumlu bir emanetçisi ve onurlu bir halifesi olarak konumlandıran temel referanslar olduğu ifade edilen manifestoda, yalnızca maddi ilerlemeye dayalı medeniyet anlayışlarının insanlığın yaşadığı sorunları çözmekte yetersiz kaldığına dikkat çekildi. Gerçek gelişmenin ise bilim ve teknolojinin manevi değerler, hikmet ve ahlakla birlikte ele alınmasıyla mümkün olabileceği vurgulandı. </p>
<p><strong>Sempozyum İslam ahlakını kuşanmaya çağıran bir uyanış manifestosu!</strong></p>
<p>Manifestoda, şöyle devam edildi:</p>
<p>“Çağımızda insanlığın üzerine kabus gibi çöken sosyal ve psikolojik çürümüşlüklerin, aileyi özellikle de çocukları ve genç nesilleri pençesinde kıvrandıran sosyal medya, yapay zekâ ve aşırı madde bağımlılıklarının tedavisi de ancak merhamet ve sevgi bağlarıyla güçlenmiş bir irade ve inançla mümkün olabilecektir.   3.  Al-i Beyt sempozyumu, insanlığı merhamet eksenli bir medeniyeti inşa etmeye ve İslam ahlakını kuşanmaya çağıran bir uyanış manifestosudur. Dünyanın efendisi ve insaniyetin saadet vasıtası olmak, ancak Kur’ân’a sarılmak ve onun birinci tefsiri olan Nebevi mirasla mümkündür.</p>
<p>Dünya ‘merhamet, adalet, eşitlik, kardeşlik’ temelinde yeniden inşa edilecekse, bu inşa ancak rahmetle temellenebilir<strong>.</strong> Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamberi ve nebevi mirasını hatırlamak, o temeli yeniden bulmanın ilk adımıdır. Nebevî miras, sadece asr-ı saadete ait, bugün ancak hasreti çekilen kapanmış bir sayfa değil; geleceğin medeniyetini inşa ve ihya edecek en mükemmel ruhtur. Güneş doğmuş, son aydınlanma yaklaşmıştır; artık gözleri kapatmak sadece kendine karanlık yapmaktır. Asırlardır süren gaflet uykusundan uyanma vaktidir. Kur’ân’ın nuruyla münevver olup hakikî medeniyet-i insaniyeye sarılmak, sadece bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluktur. Eğer Müslümanlar İslâm ahlakının güzelliklerini hayatın her alanında yaşayarak gösterebilse, bütün vicdanlar yine Asr-ı saadetteki gibi Kur’an güneşine pervane olacaklardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-uluslararasi-al-i-beyt-sempozyumundan-insanliga-cagri-646186">3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;ndan insanlığa çağrı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi &#8220;3. Al-İ Beyt Sempozyumu&#8221; düzenleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-3-al-i-beyt-sempozyumu-duzenleniyor-643413</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 22:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[al-i]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyt]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[Ehl-İ Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirilecek]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643413</guid>

					<description><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan “3. Al-İ Beyt Sempozyumu”, 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve kanaat önderini bir araya getirecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-3-al-i-beyt-sempozyumu-duzenleniyor-643413">Üsküdar Üniversitesi &#8220;3. Al-İ Beyt Sempozyumu&#8221; düzenleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan “3. Al-İ Beyt Sempozyumu”, 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve kanaat önderini bir araya getirecek. “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temasıyla düzenlenecek sempozyumda, Hz. Peygamber’in evrensel mesajı, Ehl-i Beyt’in İslam medeniyetindeki yeri ve nebevî mirasın günümüz dünyasına sunduğu çözüm önerileri disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınacak.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumunda gerçekleştirilecek sempozyum, Hafız İbrahim Yağız’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayacak. Açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Amman-Mearic İslami Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Şeyh Avn el-Kaddûmî, Şeyh Abdülkadir Geylani Türbesi Baş Türbedarı ve Külliyesi Mütevellisi Seyyid Afif El-Ceylani, Afroasya Üniversiteler Birliği İcra Direktörü Prof. Dr. Ashraf Abdul Rafi Al-Darfaili ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka gerçekleştirecek.</p>
<p><strong>Nebevî miras ve medeniyet tasavvuru farklı boyutlarıyla ele alınacak</strong></p>
<p>İki gün sürecek sempozyum kapsamında gerçekleştirilecek oturumlarda Hz. Muhammed’in (sav) bıraktığı medeniyet mirası, Ehl-i Beyt’in İslam düşüncesindeki yeri, aile, ahlak, eğitim, tasavvuf, hukuk, iletişim, sosyal hayat ve çağdaş sorunlar gibi birçok konu uzman isimler tarafından değerlendirilecek.</p>
<p>Sempozyumun birinci oturumu, Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Üyesi Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç’in başkanlığında gerçekleştirilecek. Oturumda ilk olarak Prof. Dr. İbrahim Özdemir, çevrim içi olarak &#8220;Rahmet Medeniyeti: Hz. Peygamber&#8217;in Evrensel Mirası ve Medeniyet İnşasındaki Kurucu Rolü&#8221; başlıklı sunumunu yapacak. Ardından Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi   Prof. Dr. Niyazi Beki, Hz. Muhammed’in (sav) akılları, ruhları, kalpleri ve nefisleri fetih ve teshir etmesini ele alacak. Dr. İhsan Ünlü ise &#8220;Tarih Boyunca Ehl-i Beyt’in Ümmete Rol Model Aile Olması&#8221; konulu sunumuyla oturumda yer alacak.</p>
<p>Öğle arasının ardından gerçekleştirilecek ikinci oturuma Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç başkanlık edecek. Oturumda Prof. Dr. Gülgün Uyar, &#8220;İslam Tarihinde Ehl-i Beyt: Alî-Fatıma Evlâdı&#8221; başlıklı sunumunu gerçekleştirecek. Dr. Kerim Güç, Anadolu Halvetîliğinde Ehl-i Beyt sevgisi ve İmâm Alî’nin manevî otoritesinin inşasını değerlendirecek. Dr. İlahe Memmedova Kurşun, sûfîlerin Ehl-i Beyt tasavvurunu &#8220;Vâris-i Muhammedî Olarak Ehl-i Beyt-i Mustafâ&#8221; başlığı altında ele alırken, Doç. Dr. Gencal Şenyayla ise Ehl-i Beyt kavramının tarihsel süreçte geçirdiği anlam ve kapsam dönüşümünü anlatacak. Oturum, başkanın değerlendirmesiyle sona erecek.</p>
<p><strong>Dijital çağdan ahlak krizine kadar güncel meseleler tartışılacak</strong></p>
<p>Sempozyumun ilerleyen oturumlarında nebevî mirasın günümüz dünyasındaki yansımaları da ele alınacak. Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-Süedâ’sında Kerbelâ hakikati ve Ehl-i Beyt sevgisi, fıkhın ahlak ve medeniyet inşasındaki rolü ile dijital çağın anlam krizine karşı nebevî hikmet anlayışı gibi konular akademisyenler tarafından değerlendirilecek.</p>
<p>Ayrıca vakıf medeniyeti, şifahaneler, bağımlılık olgusu ve Kur’an’daki embriyolojik kavramlar gibi farklı alanlarda gerçekleştirilecek sunumlarla nebevî mirasın bilimsel, sosyal ve kültürel boyutları ele alınacak.</p>
<p><strong>Eş zamanlı oturumlarda aile, eğitim ve Ehl-i Beyt sevgisi konuşulacak</strong></p>
<p>Sempozyum kapsamında Z-21 Salonu’nda gerçekleştirilecek eş zamanlı oturumlarda da nebevî mirasın farklı yönleri tartışılacak.</p>
<p>Bu kapsamda Hz. Muhammed’in (sav) aile hayatının çağdaş aile krizlerine sunduğu örneklik, nübüvvet perspektifinden din eğitiminin yeniden inşası, yetim çocuklara yönelik yaklaşımın toplumsal dönüşümdeki rolü ve ideal aile modeli gibi konular ele alınacak.</p>
<p>Osmanlı düşünce ve edebiyatında Ehl-i Beyt sevgisi, adil yönetici anlayışı, nübüvvet ve ahlak ilişkisi gibi başlıkların yanı sıra Mekke, Medine ve Kudüs’ün nübüvvet perspektifinden değerlendirilmesi, Hicret sonrası Medine’deki sosyo-politik dönüşüm ve erken İslam literatüründe bilgi-bilgelik anlayışı da uzman isimler tarafından incelenecek.</p>
<p><strong>Uluslararası katılımcılar da sempozyumda yer alacak</strong></p>
<p>Sempozyumun İngilizce ve çevrim içi gerçekleştirilecek uluslararası oturumlarında farklı ülkelerden akademisyenler nebevî mirasın evrensel boyutlarını ele alacak. Hz. Muhammed’in (sav) hayatının İslam eğitimindeki yeri, Hz. Hatice’nin İslam medeniyetinin kuruluş sürecindeki rolü ve Kur’an ile sünnet çerçevesinde örnekliğin insan ilişkilerindeki önemi gibi konular uluslararası katılımcılar tarafından değerlendirilecek.</p>
<p><strong>İkinci günün gündeminde medeniyet, epistemoloji ve yapay zekâ var</strong></p>
<p>Sempozyumun ikinci gününde ise Hz. Muhammed’in (sav) medeniyet tasavvuru, nübüvvetin sosyo-kültürel boyutu, çağdaş epistemolojik krizler, vahiy-akıl-kalp birlikteliği, Ehl-i Beyt’in tarihsel rolü ve günümüz ahlaki sorunları farklı perspektiflerden ele alınacak.</p>
<p>Program kapsamında ayrıca modern İslam toplumlarında bilgi ve ahlak krizi, Risale-i Nur perspektifinde Âl-i Beyt, yapay zekâ sistemlerinde ahlaki sorumluluk, çevre etiği, savaş ahlakı, dijital oyunlarda insan onuru ve iletişim etiği gibi güncel konular da tartışmaya açılacak.</p>
<p><strong>Âl-i Beyt Manifestosu okunacak</strong></p>
<p>Ulusal ve uluslararası çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla iki gün sürecek sempozyum“Âl-i Beyt Manifestosu”nun kamuoyuyla paylaşılmasıyla  sona erecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-3-al-i-beyt-sempozyumu-duzenleniyor-643413">Üsküdar Üniversitesi &#8220;3. Al-İ Beyt Sempozyumu&#8221; düzenleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi &#8220;2. Al-İ Beyt Sempozyumu&#8221; düzenledi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-2-al-i-beyt-sempozyumu-duzenledi-544856</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Jun 2025 11:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beyt]]></category>
		<category><![CDATA[düzenledi]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544856</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "Al-İ Beyt Mirasını Yeniden Düşünmek” temalı “2. Al-İ Beyt Sempozyumu” Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu'nda yapıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-2-al-i-beyt-sempozyumu-duzenledi-544856">Üsküdar Üniversitesi &#8220;2. Al-İ Beyt Sempozyumu&#8221; düzenledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen &#8220;Al-İ Beyt Mirasını Yeniden Düşünmek” temalı “2. Al-İ Beyt Sempozyumu” Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu&#8217;nda yapıldı. </p>
<p>Hafız İbrahim Yağız tarafından gerçekleştirilen<strong> </strong>Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile başlayan sempozyumun açılış konuşmaları Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz tarafından yapıldı.  </p>
<p><strong>Prof. Dr. Ali Erbaş: “Ehlibeyt kavramı Peygamber Efendimizin</strong> <strong>ailesinin özel ismi hüviyetini kazanmıştır”</strong></p>
<p>Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Kur&#8217;an&#8217;ın nüzul döneminde &#8220;ev halkı&#8221; ve &#8220;aile&#8221; anlamında gündelik bir kelime olan &#8220;ehl-i beyt&#8221; tabirinin, vahyin ve nübüvvetin getirdiği ilkelerle nasıl bir kavrama dönüştüğünü anlatarak, “Bu kelime, vahyin ve nübüvvetin ilkeleri, ölçüleri ve değerleri doğrultusunda kavramlaşarak İslam’ın varlık ve hayat tasavvuru içerisinde yeni bir anlam yelpazesine sahip olmuştur.&#8221; dedi.</p>
<p>Başlangıçta her insanın ev halkını ifade etmek için kullanılan bu tabirin, zamanla Hz. Peygamber&#8217;in ailesinin müminler nezdindeki müstesna değeri çerçevesinde özel bir anlam kazandığını belirten Prof. Dr. Erbaş, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Böylece İslam inanç ve kültür dünyasında ‘Ehlibeyt’ kavramı, Peygamber Efendimizin mutahhar eşleri, çocukları, torunları ve diğer yakınlarından oluşan ailesinin özel ismi hüviyetini kazanmıştır. Ehl-i beyt kavramı, tarihi süreçte Müslümanların itikadî, içtimaî, iktisadî ve siyasî gündeminin odağında yer almıştır. Bu kavramı, Müslümanların inanç ve kültür dünyasında önemli kılan ve ehl-i beyte duyulan sevgi, saygı ve bağlılığın gerekçesi olan pek çok etken vardır. Peygamber Efendimizin örnekliğinin bir boyutu da ehl-i beytidir. İslam’ın ilk yıllarında Müslümanlar, onun hayatının özel alanlarıyla ilgili birçok ölçü ve prensibi Ehl-i beyt’ten öğrenmişlerdir.”</p>
<p><strong>“Hz. Peygamber’in eşlerini ve soyundan oluşan yakınlarıdır”</strong></p>
<p>Ehl-i beyt’in kimlerden oluştuğu konusunda farklı mülahazalar bulunsa da meseleye Kur’an ve sünnet bütünlüğü içinde bakıldığında bu kavramın herhangi bir fark gözetmeksizin Hz. Peygamber’in eşlerini ve soyundan oluşan yakınlarını, çocuklarını ihata ettiğinin görüleceğini söyleyen Prof. Dr. Erbaş, “Bununla birlikte Allah Rasulü (s.a.s.), çeşitli vesilelerle Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in de kendi ehl-i beytinden olduklarını zikretmiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bizim medeniyet köklerimizde peygamber aşkı vardır”</strong></p>
<p>Bütün Müslümanların, Ehl-i beyt’i sevmeyi ve onlara saygı göstermeyi, dua, salât ve selamlarına onları da dâhil etmeyi, peygamber sevgisinin bir göstergesi ve inançlarının bir gereği olarak gördüğünü anlatan Prof. Dr. Erbaş, “Rasulüllah’ın müminlere emaneti olarak Ehl-i beyt, inanç, kültür ve medeniyet tarihimiz boyunca daima büyük bir sevgi, ilgi ve hürmet görmüştür. Esasen bizim medeniyet köklerimizde peygamber aşkı vardır. Peygamber Efendimizi sevmek, imanımızın ve Allah’a kulluğumuzun bir gereğidir. Allah’ın sevgisini kazanmanın ve rızasına ulaşmanın yolu, Peygamberimizi sevmekten, ona gönül vermekten, onu örnek almaktan ve onun yolunda olmaktan geçmektedir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“Ehl-i beyt, İslam ümmetinin önemli ortak paydalarından biridir”</strong></p>
<p>Hz. Peygamber’e ve onun hatırasına duyulan derin saygı sebebiyle Müslümanların, onun kullandığı eşyaları bile bir vefa duygusuyla ve büyük bir titizlikle koruduğunu ve onlara da hürmet gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Erbaş, “Ehl-i beyt, İslam ümmetinin önemli ortak paydalarından biridir. Ehl-i beyte duyulan sevgi, Muhammedî bir muhabbettir. Çağları aşan bu muhabbet, âlemlere rahmet olarak gönderilen son peygamber Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.s.) temsil ettiği değerlere ve bıraktığı emanetlere sımsıkı sarılma ve onun yolunda yürüme gayretinin bir ifadesidir.” dedi. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan:</strong> <strong>“İnsanların Allah&#8217;ı unuttuğu, nebevi ahlaktan uzaklaştığı bir dönemden geçiyoruz.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyada, toplumda, insanlık çağında hiç olmadığı kadar bencilliğin, dünyacılığın yoğunlaştığını ifade ederek, “İnsanların Allah&#8217;ı unuttuğu, nebevi ahlaktan uzaklaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bu kadar küresel bir yozlaşma insanlık tarihinde hiç olmamıştı.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Ehlibeyt&#8217;in ahlaki bir mihenk taşı olarak gösterildiğini dile getirerek, &#8220;Peki, neden Ehlibeyt? Hz. Ali, hayatına baktığımızda ilmin, cesaretin ve adaletin örneğidir. Zulme karşı savaşmış ve adaletin tam tecellisi (adalet-i mahza) üzerine durmaya çalışmıştır. İslam medeniyetinin kökleşmesine gizli bir hizmet etmiştir. Hz. Fatıma neden bu kadar öncelikli olmuştur? Ahlaki örnek olarak Hz. Fatıma da iffeti, sadakati ve analığıyla bize örnek olmuştur. Hz. Hasan, barışın sembolü haline geliyor. O büyük bir fitneyi önlüyor, fedakârlık yaparak. Hz. Hüseyin direnişin sembolü olmuş. Hz. Hüseyin hak için, hakikat için, dinin siyasete alet edilmeyeceğini göstermiştir.&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>Gazze’deki İslami hassasiyet…</strong></p>
<p>Gazze&#8217;deki direnişin oradakilerin şehitliği ve onların bunu İslami bir hassasiyetle, teröre bulaşmadan yapmalarının insanları hayran bıraktığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bir yabancı, Müslüman olan bir Amerikalı kadının videosunu dinledim. Ağlayarak şunu anlatıyor: ‘Dokuz tane çocuğu ölmüş kadın, yine de &#8216;Elhamdülillah&#8217; diyor. Bu nasıl bir şey, nasıl bir din? Bu inancı ona nasıl veriyor?’ diyor.” ifadesinde bulundu. </p>
<p>Tarihte Ehlibeyt’in çok haksızlığa uğradığına işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Ama buna karşı hep istikametten ayrılmamayı ve sabır yolunu seçmişler. Bu zamanda da ben, en büyük kerametin istikamet olduğunu düşünüyorum. Bu zamanda eğer bir insan istikamette kalabiliyorsa, gerçekten bunu gösterebilmek, ehl-i zaman velilerinin kerametinden farklı değildir. Böyle bir zamanda istikamette kalmak&#8230;” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Yapay zeka ne diyor?</strong></p>
<p>Yapay zekâya &#8220;Hz. Muhammed bu zamanda yaşasaydı hangi yöntemi uygulardı?&#8221; diye sorduğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yapay zekâ, şöyle cevap veriyor:<strong> </strong>1. Zamana Uyum Sağlama: Bugün yaşasaydı, muhtemelen sosyal medya, dijital iletişim ve yayıncılık gibi araçları tebliğ ve eğitim için kullanırdı. 2. Merhamet ve Adalet Temelli Yaklaşım: Hz. Muhammed&#8217;in mesajında merhamet, adalet, sabır ve hizmet öne çıkar. Bugünkü dünyada bu değerler, kutuplaşmayı azaltmak, insanları ortak bir zeminde buluşturmak, dini bilgiyi dogmatiklikle değil, anlayışla aktarmak, insan haklarına ve özgürlüklere saygı göstererek örnek bir yaşam sürmek şeklinde tezahür edebilirdi.<strong> </strong>3. Eğitim ve Bilgiye Vurgu: Kur&#8217;an&#8217;ın ilk emri &#8220;Oku!&#8221;dur. Bugün yaşasaydı, bilimsel bilgiyi dışlamadan, Kur&#8217;an ve Sünnet&#8217;le uyumlu bir bilgi anlayışını yayardı. Cehaletle, şiddetle, zorbalıkla değil, bilgiyle mücadele etmeye odaklanırdı. Gençlere ve kadınlara eğitimde öncelik tanırdı, tıpkı kendi döneminde yaptığı gibi. 4. Şûra ve Katılımcı<strong> </strong>Yönetim: Peygamberimiz, kararlarında istişareye ve şûraya büyük önem vermiştir. Bugün yaşasaydı, katılımcı, adaletli ve şeffaf yönetim ilkelerini desteklerdi. 5. Barış ve Diyalog: Mekke döneminde sabırla, Medine döneminde ise diplomasiyle hareket etmiştir. Bugünkü küresel çatışma ortamında barışçıl diyaloglar, mezhepler ve dinler arası anlayış onun önceliği olurdu. Terörü, zorbalığı ve baskıyı asla din adına onaylamazdı. Sonuç; Hz. Muhammed (s.a.v.) bu çağda yaşasaydı, muhtemelen teknolojiyi araç olarak, ilahi mesajı ise öz olarak korurdu. İşte Ehlibeyt ile ilgili cevap bu kadar. Artık yorumlar sizin.”</p>
<p><strong>İyiliklerin galip geleceği günler geliyor</strong></p>
<p>Nebevi ahlaki bu zamanda yaşatabilmenin önemine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “İyiliklerin galip geleceği günlere doğru gidiyoruz. Bunun için şu anda dünya ciddi bir kuluçka döneminde, bir doğum sancısı yaşıyor küresel olarak. Bazı sancılarını yaşıyoruz. Emin olun, bunların hepsi doğum sancısı. Ya kıyamet kopacak ya da dünya düzelecek. Biz, Al-i Beyt&#8217;in manevi tasarrufunun devam ettiğini düşünüyoruz. İnşallah, Allah&#8217;ın rızasına uygun bir sempozyum olur.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p><strong>Aile fotoğrafı çekildi</strong></p>
<p>Konuşmaların ardından Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’’a plaket verildi Ardından sempozyuma katılanlar aile fotoğrafı çektirdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ahmet Akgündüz: “Gelin bütün Müslüman kardeşlerimize dua edelim”</strong></p>
<p>Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, İslam dünyasındaki fitnelere işaret ederek, &#8220;Bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v) buyuruyor ki, bir rivayete göre on sekiz bin bayrak arkalarına toplanacak diyor. Yani İslam&#8217;a düşman olan Siyonist Hristiyanlar ve Yahudiler. Ve Müslümanları mağlup ettiklerinde, ‘Gördünüz mü? İslamiyet bitti!’ diyecekler. Fakat hadis, bunun arkasından ehli imanın önemli bir kumandanın çevresinde ittifak edeceğini müjdeliyor. İnşallah bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olur; benim ümidim bu yöndedir. Bu güç Anadolu&#8217;ya ulaşacak ve kısa bir zamanda, o bayraklar arkasında toplanan İslam düşmanı orduları yenerek İslamiyet&#8217;i galip getirecektir. ‘Şii’ veya ‘Sünni’ demeyin. Bugün ister İran, ister Irak, ister başka bir devlet olsun, o iki küfür ordusunun hücumuna maruz kalmışsa, gelin bütün Müslüman kardeşlerimize dua edelim diyorum.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. İbrahim Özdemir:</strong> <strong>&#8220;Gazze&#8217;de yaşananlar, çağımızın en derin çelişkileriyle iç içe geçmiş bir başka Kerbela&#8217;dır”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İTBF Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Özdemir, bugün İslam dünyasının derin insani ve ahlaki sorunlarla sınandığını ifade ederek, &#8220;Gazze&#8217;de yaşananlar, çağımızın en derin çelişkileriyle iç içe geçmiş bir başka Kerbela&#8217;dır. Bu kez çocuklar, kadınlar ve yaşlılar aç bırakılıyor, işkenceye maruz kalıyor, katlediliyor. Evler, hastaneler, camiler yerle bir ediliyor. Bu soykırım, gözlerimizin önünde ve gerçek zamanlı olarak cereyan ediyor. Canlı yayınlarda izliyoruz. Uydu görüntüleri, sosyal medya paylaşımları ve gazetecilerin videolarıyla her şey kayıt altına alınıyor. Dünya biliyor ama susuyor. Çünkü bu trajedi, Batı medeniyetinin ve değerlerinin de aynı zamanda iflas ettiğini herkese göstermiştir. İşte bu yüzden, Al-i Beyt mirasını yeniden düşünmek; oradan hareketle hem kendi insanımıza hem de tüm insanlığa bu ebedi değerleri paylaşmak ve takdim etmek bizim görevimizdir. Bu sempozyumun özü de budur.&#8221; dedi.  </p>
<p><strong>Sempozyumda neler yapıldı?</strong></p>
<p>Sempozyumun birinci bölümünün moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi İTBF Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Özdemir yaptı. Oturumda sırasıyla; Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi ve Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Başkanı Prof. Dr. Niyazi Beki, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Çelenk ve Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Yusuf Açıkel sunumlarını gerçekleştirdi. Moderatörlüğünü Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Üyesi Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç’in yürüttüğü ikinci bölümde Prof. Dr. İbrahim Özdemir konuşmacı olarak yer aldı.  Ardından, Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü ve Osmanlı Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akgündüz ile 23. Dönem milletvekili, ilahiyatçı ve eğitimci Doç. Dr. Hüseyin Tuğcu görüşlerini paylaştı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-2-al-i-beyt-sempozyumu-duzenledi-544856">Üsküdar Üniversitesi &#8220;2. Al-İ Beyt Sempozyumu&#8221; düzenledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
