<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>beslenme | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/beslenme/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/beslenme</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 13:19:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>beslenme | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/beslenme</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları İstanbul Çalıştayı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kentsel-gida-ve-beslenme-politikalari-istanbul-calistayi-626116</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyeler]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadıköy Belediyesi ile Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) iş birliğinde düzenlenen “Uluslararası Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları İstanbul Çalıştayı”, 11 Nisan 2026 Cumartesi günü Alan Kadıköy’de gerçekleştirilecek</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kentsel-gida-ve-beslenme-politikalari-istanbul-calistayi-626116">Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları İstanbul Çalıştayı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kadıköy Belediyesi ile Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) iş birliğinde düzenlenen “Uluslararası Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları İstanbul Çalıştayı”, 11 Nisan 2026 Cumartesi günü Alan Kadıköy’de gerçekleştirilecek</b><br />Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Türkiye, 2025 yılı Aralık ayı itibarıyla OECD üyesi ülkeler arasında yüzde 28,3 ile gıda enflasyonunda ilk sırada yer aldı. Artan gıda enflasyonu, özellikle kentlerde yaşayanların sağlıklı ve uygun fiyatlı gıdaya erişimini zorlaştırırken; gıda krizi yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkarak halk sağlığını tehdit eden ve sosyal eşitsizlikleri derinleştiren çok boyutlu bir mesele haline geldi. Bu gelişmeler, sağlıklı, erişilebilir ve sürdürülebilir gıdaya erişimi küresel ölçekte kentlerin öncelikli gündemlerinden biri haline getiriyor.<br />Bu bağlamda Kadıköy Belediyesi ile Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) iş birliğinde düzenlenecek çalıştayda, gıda sistemi bütüncül bir kamusal yükümlülük olarak ele alınacak. Yerel yönetimlerin rolü, gıda yoksulluğu ve sürdürülebilir ekosistem inşası gibi konular; yerel yönetimler, akademi, sivil toplum, kooperatifler ve ekonomik paydaşlar gibi alanlardan katılan temsilcilerin katılımıyla, uluslararası deneyimler ışığında kapsamlı biçimde değerlendirilecek.<br /><b>SİYASAL AKTÖRLER, UZMANLAR VE AKADEMİSYENLER BİR ARADA OLACAK</b></p>
<p>Çalıştayın açılış konuşmalarını SODEM Başkanı ve Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı ile CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu gerçekleştirecek. CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın ise sosyal demokrat belediyelerin tarım ve gıda politikalarındaki vizyonunu katılımcılarla paylaşacak.<br />Etkinliğin halka açık olan sabah oturumlarında; Prof. Dr. Fikret Adaman, Prof. Dr. Alejandro Colás, Dr. Bülent Şık ve Doç. Dr. Dalya Hazar gıda sisteminin ekonomi politiği, gıda demokrasisi ve güvenliği ile kentsel gıda ve beslenme politikalarının çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini ele alacak.<br /><b>AYNI “SOFRADA” ULUSLARARASI VE YEREL DENEYİMLER PAYLAŞILACAK</b><br />Uzman oturumlarının gerçekleşeceği öğleden sonraki bölümde farklı coğrafyalardan uygulama örnekleri masaya yatırılacak. Surrey Üniversitesi’nden Prof. Dr. Roberta Sonnino adil sürdürülebilir geçişi, ODTÜ’den Prof. Dr. Aylin Topal ise gıda egemenliği sağlamada kooperatifler ile belediyelerin üstlendiği rolünü değerlendirecek.<br />Hollanda Utrecht Belediyesi Sağlıklı Kentler Koordinatörü Dr. Miriam Weber, Utrecht’in gıda stratejilerini aktarırken, Barselona Metropolitan Stratejik Planı’ndan (PEMB) Giulio Cappadona, Barcelona Demá Süreci ve 2030 Metropoliten Taahhüdü’nü aktaracak. ICLEI Brüksel ofisinden Jean-Marc Louvin kentsel gıda güvenliği ve dayanıklılığına dair bir sunum yapacak. Bremen’de gıda tedarikini iyileştirmeyi amaçlayan bir eğitim merkezi olan Forum Küche’nin proje yöneticisi olan Florian Minzlaff ise kentsel kamusal yemek hizmetlerinin dönüşümünde Bremen’deki deneyimlerinden bahsedecek.</p>
<p>Türkiye’deki büyükşehir belediyeleri arasından ise; İBB Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Ahmet Atalık ve İBB Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Enif Yavuz Dipşar ortak sunumları ile 2019’dan bugüne İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tarım, gıda ve beslenme politikalarındaki deneyimi sosyal politika perspektifiyle aktaracaklar. Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Aydın ise Manisa’daki tarım ve gıda politikalarının halkçı bir perspektif ile nasıl dönüştürdüklerini sunacak. Sunumların ardından İzmir, Bursa, İstanbul, Aydın, Manisa gibi farklı ölçeklerdeki belediyelerden gelen uygulamacıların, akademisyenlerin, uzmanların, sivil toplum temsilcilerinin ve diğer ekonomik paydaşların katkılarıyla kentsel gıda stratejileri ile yerel deneyimler ele alınacak.<br /><b>KENTLER ARASINDA KALICI İŞ BİRLİĞİ VE ORTAK POLİTİKA ÜRETİMİ</b><br />SODEM, bu buluşma ile, yerel yönetimlerin sosyal adaleti temel alan; sağlıklı, erişilebilir ve sürdürülebilir gıda politikaları üretme kapasitelerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Etkinlik aynı zamanda, kentler arasında deneyim aktarımını sağlayarak çok boyutlu iş birliklerini güçlendirecek kalıcı bir ağ kurmayı ve ortak politika çalışmalarını inşa etmeyi hedefliyor.<br />Çalıştayın sabah programı (açılış ve panel) basın ve tüm katılımcılara açık olacak.<br /><b>PROGRAM BİLGİLERİ</b><br />• Tarih: 11 Nisan 2026, Cumartesi<br />• Yer: Kadıköy Belediyesi Alan Kadıköy, İstanbul<br />• 09.30 – 10.00: Açılış konuşmaları<br />• 10.00 – 10.30: Vizyon konuşması<br />• 10.30 – 12.00: Panel<br />• 13.00 – 18.30: Kapalı oturum çalıştay ve değerlendirmeler<br />İletişim: [email protected] / +90 532 544 03 40</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kentsel-gida-ve-beslenme-politikalari-istanbul-calistayi-626116">Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları İstanbul Çalıştayı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 09:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz Diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[Glüten]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[korur]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar, şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688">Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar, şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor. Oysa bilimsel veriler, sağlıklı beslenmenin tek bir besini hedef almakla değil; dengeli ve sürdürülebilir bir modelle mümkün olduğunu gösteriyor. Üstelik bu denge yalnızca kilo kontrolü için değil, kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalığın riskini azaltmada da kritik rol oynuyor. </p>
<p>Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kanser riskine etkileri ve Akdeniz diyetinin bu süreçteki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Akdeniz diyeti koruyucu etki gösteriyor</strong></p>
<p>Araştırmalar sebze, meyve, zeytinyağı, tam tahıl ve balık ağırlıklı beslenmenin, özellikle kolorektal kanser başta olmak üzere birçok kanser türünde risk azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu etkinin temelinde; antioksidanlardan zengin beslenme, düşük inflamasyon ve bağırsak sağlığının korunması yer almaktadır. Yıllardır dünyanın en sağlıklı beslenme modeli olarak kabul edilen Akdeniz diyeti, yalnızca kalp sağlığını değil, kanser riskini de doğrudan etkileyen bir özelliğe sahiptir. Akdeniz diyeti modeli, güçlü bilimsel kanıtlarla da etkisini göstermektedir.</p>
<p><strong>Fakir sofrasından modern tıbbın rehberine</strong></p>
<p>Akdeniz diyeti, bir moda akımı değil; tarihsel bir gerçekliğin ürünüdür. 2. Dünya Savaşı sonrası yoksulluk döneminde şekillenen bu beslenme biçimi, 1950’lerde Amerikalı bilim insanı Ancel Keys tarafından yapılan çalışmalarla bilim dünyasının dikkatini çekmiştir. “Yedi Ülke Çalışması”, beslenme ile kronik hastalıklar arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur ve bugün hala referans alınan en önemli araştırmalardan biridir.</p>
<p><strong>Kanserden korunmada asıl mesele “bütüncül beslenme”</strong></p>
<p>Kanser gelişiminde tek bir besin suçlu değildir. Risk; uzun vadeli beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve metabolik dengeyle ilişkilidir. Akdeniz diyeti işlenmiş gıdaları sınırlar, liften zengin beslenmeyi destekler, sağlıklı yağları ön plana çıkarır ve anti-inflamatuvar etki gösterir. Bu bütüncül yaklaşım, hücresel hasarı azaltarak kanser gelişimini önleyici bir ortam oluşturur.</p>
<p><strong>Tek suçlu gluten olarak görülmemeli</strong></p>
<p>Son yıllarda gluten, kanser dahil birçok hastalığın nedeni gibi gösterilmektedir. Oysa bilimsel veriler bu yaklaşımı desteklememektedir. Toplumun yalnızca küçük bir kısmında görülen çölyak hastalığı dışında, glutenin genel popülasyon için doğrudan bir kanser riski oluşturduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Asıl problem çoğu zaman gluten değil; işlenmiş, rafine ve düşük lifli besinlerin fazla tüketimidir.</p>
<p>Glutensiz ürünler çoğu zaman daha az lif içerir ve besin değeri açısından zayıf olabilir. Oysa tam tahıllar; bağırsak sağlığını destekleyen ve özellikle kolorektal kanser riskini azaltan önemli bileşenlerdir. Bu nedenle beslenmede hedef, belirli bir bileşeni tamamen çıkarmak değil; sağlıklı dengeyi kurmaktır.</p>
<p><strong>Beslenme planınızda sebze, tam tahıl ve zeytinyağı var mı?</strong></p>
<p>Akdeniz diyeti yasaklar üzerine değil, denge üzerine kuruludur. Rafine yerine doğal olanı, aşırılık yerine ölçülülüğü savunur. Kanserden korunmada da en kritik nokta, kısa süreli radikal değişiklikler değil, sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklardır. Kanserden korunma, tek bir besini hayatımızdan çıkarmakla değil; doğru beslenme modelini istikrarlı şekilde sürdürmekle mümkündür. Bu nedenle sofraya bakarken yalnızca “neyi çıkardığımıza” değil, “neyi eklediğimize” odaklanmak gerekir. Sebze var mı? Tam tahıl var mı? Zeytinyağı var mı? Bu kontrolleri yapmamız gerekir. Sağlık çoğu zaman radikal değişimlerde değil, doğru dengeyi sürdürebilmekte gizlidir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688">Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[sütüyle]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyutma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Koruyucu diş hekimliği ile çürükler ve anomaliler önlenir!</strong></p>
<p>Pedodonti, yani çocuk diş hekimliğinin, bebeklikten ergenlik dönemine kadar çocukların ağız ve diş sağlığıyla ilgilenen bir uzmanlık alanı olduğunu aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Bu süreç, aslında anne karnında başlar. Hamilelik döneminde anneye verilen eğitimlerle temeller atılır ve bebeğin ilk dişinin çıkmasıyla birlikte düzenli muayene süreci başlar.” dedi.</p>
<p>Pedodonti uzmanlarının temel hedeflerinden birinin, çocuklarda diş hekimi korkusu oluşmadan, güvenli ve olumlu bir deneyim sağlamak olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Karabulut, “Bu sayede çocukların diş hekimi ziyaretlerini bir alışkanlık haline getirmeleri ve ağız-diş sağlığını yaşam boyu korumaları amaçlanır. Aynı zamanda koruyucu diş hekimliği uygulamalarıyla, çürükler ve olası anomaliler oluşmadan önce önlem alınır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süt dişleri, geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahip! </strong></p>
<p>Koruyucu diş hekimliği uygulamaları kapsamda fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi işlemler yapıldığı bilgisini veren Doç. Dr. Barış Karabulut, “Erken çocukluk çağı çürükleri tespit edilerek gerekli durumlarda dolgu veya kanal tedavisiyle dişler restore edilir. Ayrıca dişlerde oluşabilecek çapraşıklıklar erken dönemde belirlenerek ileride oluşabilecek ortodontik sorunların önüne geçilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların ilk diş muayenesinin, ilk diş çıkar çıkmaz ya da en geç bir yaş civarında yapılmasının önerildiğine değinen Doç. Dr. Karabulut, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu erken tanışma, çocuğun diş hekimine alışmasını kolaylaştırırken, ailelerin de doğru beslenme ve ağız bakımı konusunda bilinçlenmesini sağlar.</p>
<p>Süt dişleri, sanıldığının aksine geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahiptir. Çocukların sağlıklı beslenmesi, düzgün konuşabilmesi ve estetik açıdan kendine güven geliştirebilmesi için süt dişlerinin korunması gerekir. Ayrıca süt dişleri, kalıcı dişler için rehber görevi görür. Erken kayıplar, hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir.”</p>
<p><strong>Beslenme sonrası ağız temizliği ihmal edilmemeli! </strong></p>
<p>Erken yaşta yapılan düzenli kontrollerin, diş çürüklerinin başlangıç aşamasında tespit edilmesini sağladığını yineleyen Doç. Dr. Barış Karabulut, “Böylece daha basit ve ağrısız yöntemlerle tedavi mümkün olur, ileri aşamalarda gerekebilecek kanal tedavisi veya genel anestezi gibi uygulamaların önüne geçilebilir.” dedi.</p>
<p>Bebeklik döneminde ağız temizliğinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Karabulut, “Dişler çıkmaya başladıktan sonra, her beslenme sonrası diş yüzeyinde kalan süt mutlaka temizlenmelidir. Bu temizlik başlangıçta nemli bir bez veya tülbentle yapılabilir, ilerleyen dönemde ise parmak fırçaları kullanılabilir. Ayrıca bebeklerin memede ya da biberonla uyutulmaması ve beslenme sonrası ağız temizliğinin ihmal edilmemesi önerilir. Parmak emme ve uzun süreli emzik kullanımı gibi alışkanlıklar, 2-3 yaşından sonra devam ettiğinde diş ve çene yapısında bozulmalara yol açabilir. Bu nedenle bu alışkanlıkların kademeli olarak ve çocuğu zorlamadan bırakılması önemlidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Pedodonti, tedaviden çok koruyucu bir yaklaşım! </strong></p>
<p>Çocuklarda diş gıcırdatmanın, özellikle diş sürme dönemlerinde geçici olarak normal kabul edilebileceğini aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Ancak bu durum uzun süreli ve yoğun şekilde devam ediyorsa, dişlere ve çene eklemine zarar verebileceğinden mutlaka değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda koruyucu plaklar, psikolojik destek veya medikal tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.” dedi.</p>
<p>Gece sütüyle uyutma alışkanlığının da diş sağlığı açısından riskli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karabulut, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Anne sütü ya da biberonla verilen süt, diş yüzeyinde uzun süre kaldığında çürük oluşumuna zemin hazırlar. Özellikle uyku sırasında tükürük akışının azalması bu riski artırır. Bu nedenle beslenme sonrası dişlerin temizlenmesi ve biberon kullanımının mümkün olan en erken dönemde bırakılması önerilir.</p>
<p>Sonuç olarak pedodonti, sadece mevcut sorunların tedavi edildiği bir alan değil; aynı zamanda çocukların ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik önleyici yaklaşımların merkezinde yer alan önemli bir bilim dalıdır. Erken yaşta kazanılan doğru alışkanlıklar, sağlıklı bir ağız yapısının temelini oluşturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Danışma Merkezi&#8217;nde sağlıklı beslenme ve psikolojik destek hizmeti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-danisma-merkezinde-saglikli-beslenme-ve-psikolojik-destek-hizmeti-622797</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[danışma]]></category>
		<category><![CDATA[Danışmanlık Hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, kadınları her alanda desteklemeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-danisma-merkezinde-saglikli-beslenme-ve-psikolojik-destek-hizmeti-622797">Kadın Danışma Merkezi&#8217;nde sağlıklı beslenme ve psikolojik destek hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, kadınları her alanda desteklemeye devam ediyor. Kadınlara merkezde hem diyetisyen hem de psikolojik danışmanlık hizmeti sunuluyor.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi</span></span><span><span> tarafından kadınların bireysel gelişimini desteklemek amacıyla hizmete açılan Kadın Danışma Merkezi, çok yönlü destek programlarıyla çalışmalarını sürdürüyor. Merkezde düzenlenen atölye ve eğitim faaliyetlerinin yanı sıra kadınlara ücretsiz psikolojik danışmanlık ve diyetisyen hizmeti de veriliyor. Her hafta farklı başlıklarda gerçekleştirilen eğitimlerle kadınların hem ruhsal yönden güçlenmeleri hem de yeni beceriler kazanmaları hedefleniyor. Bu kapsamda kadınlar, hem psikolojik destek alabiliyor hem de sağlıklı beslenme konusunda profesyonel danışmanlık hizmetinden yararlanabiliyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>KADIN DANIŞMA MERKEZİ’NDE SAĞLIKLI YAŞAM DESTEĞİ</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kadın Danışma Merkezi’nde diyetisyen olarak görev yapan Kübra Sevinç, danışanlarının çoğunluğunu 18 yaş üzeri kadınların oluşturduğunu belirtti. Sevinç, merkeze başvuran kadınların kan tahlilleriyle birlikte geldiklerini ifade ederek, “İlk görüşmede tahlilleri değerlendiriyor, ardından vücut analizlerini yapıyoruz. Bu veriler doğrultusunda kişiye özel beslenme programı hazırlıyoruz. Kontrollerimizi iki haftada bir gerçekleştiriyoruz. Danışanlarımız randevularını yüz yüze ya da telefonla oluşturabiliyor. Kilo alma ve verme süreçlerinin yanı sıra kronik hastalıklara yönelik beslenme desteği de sağlıyoruz” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>DİYETİSYEN HİZMETİ İLGİ GÖRÜYOR</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Diyetisyen hizmetinden yararlanan Esin Yağcı, Kadın Danışma Merkezi’nde diyetisyen desteği sunulduğunu arkadaşlarından öğrendiğini ve internet üzerinden yaptığı araştırmanın ardından merkeze başvuru yaptığını ifade etti. “Yaklaşık 6 aydır hizmet aldığını ifade eden Yağcı, hazırlanan beslenme programına düzenli şekilde uyarak bu süreçte yaklaşık 10 kilo verdiğini söyledi. Yağcı “Aldığım hizmetten çok memnunum ve programıma devam ediyorum. Burada atölye çalışmalarının yanı sıra diyetisyen hizmetinin de sunulması gerçekten çok güzel. Tüm kadınlara buraya gelmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>ÜCRETSİZ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK HİZMETİ</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Merkezde kadınlara ayrıca psikolojik danışmanlık hizmeti de sunuluyor. Kadın Danışma Merkezi’nde psikolojik danışman olarak görev yapan Merve Küçük, 18 yaş üzeri kadınlara ücretsiz danışmanlık hizmeti sunduklarını da söyledi. Küçük “Kaygı, stres ve hayatın farklı dönemlerinde yaşanan duygusal zorlanmalarda kadınlarımıza eşlik ediyor, bu süreci daha sağlıklı atlatabilmeleri için destek oluyoruz. Destek almak isteyen kadınlarımız 0242 247 11 07 numaralı telefondan bize ulaşabilir ya da merkezimize gelerek bu hizmetten faydalanabilirler” dedi.</span></span></span></span></p>
<p></p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-danisma-merkezinde-saglikli-beslenme-ve-psikolojik-destek-hizmeti-622797">Kadın Danışma Merkezi&#8217;nde sağlıklı beslenme ve psikolojik destek hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:44:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802">&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Süt dişleri, kalıcı dişler ve gelişim için önemli! </strong></p>
<p>Süt dişlerinin sağlığı neden önemli olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Süt dişleri 6. aydan başlayarak 12 yaşa kadar ağızda kalır.” dedi. </p>
<p>Bu uzun zaman aralığında süt dişlerinin pek çok farklı konuda bireye hizmet ettiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Gıdaların çiğnenmesini sağlayarak çocuğun beslenmesini ve büyümesini destekler. Kalıcı dişler için yer tutar, onların doğru pozisyonda çıkmasını sağlar. Konuşma gelişimini destekler, seslerin doğru telaffuzuna yardımcı olur. Çene kemiklerinin ve dental arkın gelişimini stimüle eder. Estetik görünüm ve çocuğun özgüvenini olumlu etkiler. Süt dişlerinin erken kaybı komşu dişlerin devrilmesine dolayısıyla alttaki daimi dişin yerinde sürememesine veya yanlış pozisyonda sürmesine neden olabilir.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Karyojenik gıdalar, erken yaşta sınırlanmalı!</strong></p>
<p>Doğru beslenmenin küçük yaşta kazandırılmasının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Karyojenik gıda tanımı iyi öğrenilmeli. Karyojenik gıda; diş çürüğüne yol açabilen yiyecek ve içeceklerin tamamını ifade eder.” dedi.</p>
<p>Diş çürüğüne yalnızca şekerli gıdaların neden olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Kraker, cips, beyaz ekmek veya tuzlu kurabiye gibi nişastalı ve ağızda kolay yapışan gıdalar da dişler üzerinde uzun süre kalarak çürük oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu nedenle ara öğünlerde tüketilen bu tür yiyeceklerin sıklığını azaltmak önemlidir. Bunun yerine elma, havuç gibi lifli gıdalar tercih edilmesi hem ağız temizliğine yardımcı olur hem de dişlerin daha sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Çocuğumuzu alıkoyamıyorsak da tükürük akışının yoğun olduğu ana öğünlerden sonra vermeli, gün içinde karyojenik gıdalarla sık sık atıştırmasına izin vermemeli böylece maruziyet sıklığını azaltmalıyız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergenlik döneminde hormonal değişimler, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkiliyor!</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde hormonal değişimler, özellikle östrojen, progesteron ve testosteron seviyelerindeki artışın, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu değişiklikler diş etlerini daha hassas hale getirerek iltihaplanma riskini artırır. Hormonlar diş etlerindeki kan akışını artırır, bu da plak ve bakterilere karşı anormal reaksiyonlara yol açar. Diş etleri şişer, kızarır, parlaklaşır ve kolay kanar; ‘ergenlik gingiviti’ olarak bilinen bu durum yaygındır. Ergenlik döneminde tükürük akışı azalarak çürük riskini yükseltir ve plak birikimini kolaylaştırır. Düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel kontrollerle etkiler minimize edilebilir. Hormonal dalgalanmalar sırasında ağız hijyeni kritik önem taşır.”</p>
<p><strong>Diş ve çene bozuklukları erken düzeltilmeli! </strong></p>
<p>Diş teli ve diğer ortodontik tedavilerin zamanında uygulanması gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek çene ve diş gelişim bozukluklarının erken dönemde fark edilip düzeltilmesi açısından önem taşır. Ağız solunumu, uzun süre emzik kullanımı veya parmak emme gibi alışkanlıklar dişlerin dizilişini ve çene gelişimini olumsuz etkileyerek çapraşıklıklara yol açabilir. Ayrıca süt dişlerinin erken kaybı sonucunda oluşan dişsiz boşluklar da dişlerin yer değiştirmesine ve ark yapısının bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür durumlarda erken dönemde uygulanan koruyucu veya önleyici ortodontik tedaviler büyük önem taşır.”</p>
<p><strong>İhmal edilen ağız bakımı, yetişkinlikte de diş sorunlarına yol açar!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz ise yetişkinlik döneminde ağız bakımının ihmal edilmesinin, düzensiz diş hekimi kontrollerinin ve bazı sistemik faktörlerin çeşitli diş ve diş eti problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çekti. </p>
<p>Yetişkinlerde en sık karşılaşılan diş sorunlarını açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi, diş hassasiyeti, diş aşınmaları ve ağız kokusu (halitozis) sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında. Ağız ve diş sağlığımızı korumak için, dişler günde en az iki kez doğru teknikle fırçalanmalı, diş ipi veya ara yüz temizleyicileri düzenli kullanılmalı, şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, en az 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız sağlığı, bakım kadar hormon, stres ve beslenmeyle de ilgili!</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığının, yalnızca ağız bakım alışkanlıklarıyla değil; hormonal değişimler, psikolojik durum ve beslenme düzeni gibi birçok faktörle yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle hamilelik dönemi, yoğun stres ve dengesiz beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli etkenler arasında yer alır.</p>
<p>Hamilelik döneminde vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti dokularını daha hassas hale getirebilir. Mide bulantısı ve kusma gibi durumlar da ağız içi asit seviyesini artırarak diş minesinde aşınmaya neden olabilir. </p>
<p>Yoğun stres, ağız ve diş sağlığını hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkileyebilir. Stres altında bazı bireylerde diş sıkma ve gıcırdatma (bruksizm) alışkanlığı gelişebilir. Bu durum dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ağrıya ve baş ağrılarına yol açabilir. Ayrıca stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak diş eti hastalıklarına yatkınlığı artırabilir. Stresli dönemlerde ağız bakımının ihmal edilmesi ve düzensiz beslenme alışkanlıkları da ağız sağlığını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alır.</p>
<p>Beslenme düzeni ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Özellikle şekerli ve rafine karbonhidrat içeren gıdaların sık tüketilmesi, ağız içindeki bakterilerin asit üretimini artırarak diş çürüğü oluşumuna zemin hazırlar. Buna karşılık; kalsiyum, fosfor ve vitamin açısından zengin besinler diş ve kemik dokusunun sağlığını destekler. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık ve kuruyemişler diş sağlığı açısından faydalı besinler arasında yer alır. Ayrıca yeterli su tüketimi ağız içi temizliğin desteklenmesine ve tükürük üretiminin artmasına yardımcı olur.”</p>
<p><strong>Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde büyük önem taşır!</strong></p>
<p>Yaşlanma sürecinin, vücudun birçok sisteminde olduğu gibi ağız ve diş sağlığında da çeşitli değişikliklere neden olabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “İleri yaşlarda diş kaybı, ağız kuruluğu ve protez kullanımı daha sık görülür. Bunun temel nedeni, yıllar içinde biriken ağız sağlığı problemleri, sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçların ağız dokuları üzerindeki etkileridir.” dedi.</p>
<p>Yaşlılık döneminde ağız sağlığını korumak için önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde olduğu gibi özel fizyolojik veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde de büyük önem taşır. Bu süreçte ağız bakımına özen göstermek, olası diş ve diş eti problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Ağız sağlığını korumak için; dişler günde en az iki kez, uygun teknikle ve florür içeren diş macunu kullanılarak fırçalanmalıdır. Diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde biriken plak ve gıda artıklarının uzaklaştırılması için diş ipi veya ara yüz fırçaları kullanılmalı. Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketiminden kaçınılmalı. Su tüketimi ağız içinin nemli kalmasına yardımcı olur ve bakterilerin oluşturduğu asitlerin etkisini azaltır. Olası diş ve diş eti hastalıklarının erken dönemde tespit edilebilmesi için düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Doğal dişler ile protez ihtiyacı arasında denge önemli!</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığında temel amacın, mümkün olduğunca doğal dişlerin korunması ve ağız fonksiyonlarının sürdürülebilir şekilde devam ettirilmesi olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz “Ancak çeşitli nedenlerle diş kaybı meydana geldiğinde, çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin yeniden sağlanabilmesi için diş protezleri önemli bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle tedavi planlamasında doğal dişlerin korunması ile protez kullanımının gerekliliği arasında doğru bir denge kurulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Protez tedavileri; hareketli protezler, sabit köprü protezleri veya implant destekli protezler şeklinde planlanabilir. Tedavi seçeneği belirlenirken hastanın ağız içi durumu, kemik yapısı, mevcut dişlerin sağlığı ve genel sağlık durumu dikkate alınır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ağız sağlığına gösterilen özen, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın anahtarı!</strong></p>
<p>Yaşam boyu ağız sağlığını korumak için temel üç alışkanlığın düzenli ve doğru ağız bakımı, dengeli ve sağlıklı beslenme ile düzenli diş hekimi kontrolleri olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu yıl için belirlenen ‘mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ teması; ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik bir gülüşten ibaret olmadığını, genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu vurgular. Sağlıklı dişler ve diş etleri, doğru beslenme, rahat konuşma ve güçlü bir yaşam kalitesi için temel bir rol oynar. Düzenli ağız bakımı ve diş hekimi kontrolleri sayesinde yalnızca ağız hastalıkları değil, genel sağlık üzerinde de olumlu bir etki sağlanabilir. Bu nedenle ağız sağlığına gösterilen özen, daha sağlıklı, konforlu ve mutlu bir yaşamın önemli bir adımıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802">&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe&#8217;de Bayramda Sağlıklı Beslenme Önerileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepede-bayramda-saglikli-beslenme-onerileri-621763</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621763</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi diyetisyeni Rüveyda Özakbulut, Ramazan Bayramı’nda beslenme düzenine dair önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-bayramda-saglikli-beslenme-onerileri-621763">Kartepe&#8217;de Bayramda Sağlıklı Beslenme Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi diyetisyeni Rüveyda Özakbulut, Ramazan Bayramı’nda beslenme düzenine dair önemli uyarılarda bulundu. Uzun süreli açlık sonrası ani yüklenmelere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Özakbulut, vatandaşlar için sağlıklı bir geçiş rehberi sundu.</p>
<p><strong>Sindirim Sistemini Yormayın</strong></p>
<p>Ramazan sonrası normal beslenme düzenine geçişin kademeli olması gerektiğini vurgulayan Özakbulut, bayramda mideye aniden yüklenilmemesi gerektiğini belirtti. Hafif kahvaltılarla güne başlanmasını öneren diyetisyen; yumurta, peynir ve bol yeşillikli menülerin sindirimi kolaylaştıracağını ifade etti.</p>
<p><strong>İkramlarda Porsiyon Kontrolü ve Su Tüketimi</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tercih edilmesini tavsiye eden Özakbulut, porsiyon kontrolünün altını çizdi. Ayrıca oruç döneminde azalan sıvı alımının bayramla birlikte mutlaka 2-2.5 litreye çıkarılması gerektiğini, her ikramın yanında su tüketilmesinin önemini hatırlattı.</p>
<p><strong>Randevu Sistemiyle Kişiye Özel Takip</strong></p>
<p>Yoğun ilgi gören Kartepe Belediyesi diyetisyenlik hizmeti, her vatandaşla yakından ilgilenebilmek adına randevu usulü ile yürütülüyor. Gerçekleştirilen vücut analizi ve ölçümlerin ardından, kişinin yaşam tarzına ve sağlık durumuna uygun kişiselleştirilmiş listeler hazırlanıyor.</p>
<p><strong>&#8220;Sağlığınız Bize Emanet&#8221;</strong></p>
<p>Belediyenin spora ve sağlıklı yaşama verdiği önemin bir parçası olan bu hizmetten tüm Kartepeliler ücretsiz olarak faydalanabiliyor. Köseköy Mahallesi Şehit Mahmut Demirel Yüzme Havuzu ve Emekevler Genç Akademi birimlerinde hizmet veren diyetisyenler, doğru beslenme konusunda vatandaşların yanında olmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>Randevu Almak Çok Kolay</strong></p>
<p>Ücretsiz diyetisyen desteğinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, 0262 316 68 00 numaralı hattı arayarak kolayca randevu oluşturabiliyor. Bayram sonrası sağlıklı bir başlangıç yapmak isteyen tüm Kartepeliler merkeze davet ediliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-bayramda-saglikli-beslenme-onerileri-621763">Kartepe&#8217;de Bayramda Sağlıklı Beslenme Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayrami-keyifli-gecirmek-icin-beslenmeye-dikkat-621387</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 09:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmeye]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmek]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[keyifli]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, Ramazan sonrası bayram döneminde beslenme ve öğün düzeninin değişmesi ile porsiyon kontrolü ve tatlı tüketimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-keyifli-gecirmek-icin-beslenmeye-dikkat-621387">Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, Ramazan sonrası bayram döneminde beslenme ve öğün düzeninin değişmesi ile porsiyon kontrolü ve tatlı tüketimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bayramda eski yeme düzenine geçiş bilinçli olmalı!</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca değişen öğün saatleri ve azalan gündüz beslenmesiyle birlikte vücudun farklı bir ritme adapte olduğunu aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayramla birlikte eski düzene dönerken ani ve kontrolsüz bir geçiş yapmak yerine, süreci bilinçli yönetmek sindirim sistemi, kilo kontrolü ve genel iyilik hali açısından önemlidir.” dedi.</p>
<p>Bayramda yeni düzene alışmak için önerilerde bulunan Hülya Yiğit İspiroğlu, “İlk olarak güne dengeli bir kahvaltıyla başlayın. Uzun açlık döneminin ardından bayram sabahına şerbetli tatlılar ve hamur işleriyle başlamak kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir. Yumurta, az tuzlu peynir, zeytin, bol yeşillik, söğüş sebzeler ve tam tahıllı ekmek içeren bir kahvaltı daha dengeli bir başlangıç sağlar. Reçel ve bal gibi basit şeker kaynaklarını küçük porsiyonlarla sınırlandırmak faydalıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Vücudu bir anda sık ve ağır öğünlere zorlamak sindirim sorunlarına yol açabilir! </strong></p>
<p>Tatlının yasaklanmaması ancak porsiyon yönetimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayramda şerbetli ve hamur işi tatlıların aşırı tüketimi; kan şekeri dengesizliği, mide-bağırsak sorunları ve kilo artışı riskini artırabilir. Özellikle karın çevresi yağlanması kalp-damar hastalıkları açısından risk faktörüdür. Tatlı tüketilecekse ana öğün sonrasında ve tadım porsiyonunda tercih edilmeli; mümkünse sütlü veya meyve bazlı seçenekler seçilmelidir.” dedi.</p>
<p>Öğün düzeninin adım adım artırılması ve su tüketiminin ihmal edilmemesi konularına değinen<strong> </strong>Hülya Yiğit İspiroğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ramazan boyunca iki öğüne alışan vücudu bir anda sık ve ağır öğünlere zorlamak sindirim şikâyetlerine yol açabilir. Bayramla birlikte ara öğünleri yoğurt, taze meyve veya çiğ kuruyemiş gibi dengeli seçeneklerle eklemek; gece oluşan şeker isteğini azaltmaya yardımcı olur.</p>
<p>Bayramda artan şeker tüketimi iştah kontrolünü zorlaştırabilir. Günlük sıvı ihtiyacını (yaklaşık kilo başına 30–35 ml) karşılamak hem ödem kontrolüne hem de tokluk hissine katkı sağlar. Ana öğünleri yatmadan en az 4–5 saat önce tamamlamak da sindirim açısından önemlidir.”</p>
<p><strong>Amaç mükemmel olmak değil, dengeyi kaybetmeden keyifli ve sağlıklı bir geçiş süreci yaşamak! </strong></p>
<p>Günlerin uzaması ve gün ışığının artmasının, sirkadiyen ritmin yeniden düzenlenmesi için önemli bir fırsat olduğunun da altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sabah saatlerinde yapılacak hafif tempolu yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de metabolik dengeyi güçlendirir.” dedi.</p>
<p>Ramazan boyunca azalan gündüz hareketliliğini artırmanın, kilo kontrolü açısından destekleyici olduğunu yineleyen Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayram birkaç gün sürer; ancak beslenme alışkanlıkları uzun vadeli sonuçlar doğurur. Amaç mükemmel olmak değil, dengeyi kaybetmeden keyifli ve sağlıklı bir geçiş süreci yaşamaktır.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-keyifli-gecirmek-icin-beslenmeye-dikkat-621387">Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Besinlerdeki şeker ve tuz tehlikesine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/besinlerdeki-seker-ve-tuz-tehlikesine-dikkat-621290</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[besinlerdeki]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesine]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimini]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan boyunca uzun süreli açlık ve değişen öğün saatleri nedeniyle vücudumuz farklı bir metabolik düzene uyum sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/besinlerdeki-seker-ve-tuz-tehlikesine-dikkat-621290">Besinlerdeki şeker ve tuz tehlikesine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan boyunca uzun süreli açlık ve değişen öğün saatleri nedeniyle vücudumuz farklı bir metabolik düzene uyum sağlıyor. Bayramla birlikte bu düzenin aniden değişmesi ise bazı beslenme hatalarını ve buna bağlı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Güne ağır bir kahvaltıyla başlamak, şerbetli tatlı ve hamur işi gibi yüksek kalorili besinlerin tüketimini artırmak, hızlı yemek yemek ve porsiyon kontrolüne dikkat etmemek bayramda sık yapılan beslenme hataları arasında yer alıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar,</strong> bu tür beslenme hatalarının hazımsızlık, şişkinlik ve reflü gibi şikayetlere yol açabileceğine dikkat çekerek, “Aynı zamanda kan şekeri düzeylerinde hızlı dalgalanmalara, gün içinde halsizlik, yorgunluk ve ani enerji düşüşlerine sebep olabilir” diyor. Özellikle diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığı olan bireylerde bu hataların daha  ciddi etkiler oluşturabileceğini belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar,</strong>    “Rafine karbonhidrat ve şeker alımının yüksek olması diyabet hastalarında kan şekerinin kontrolsüz şekilde yükselmesine neden olabilir. Tuz ve yağ içeriği yüksek besinlerin fazla tüketimi ise tansiyon yükselmesine ve kardiyovasküler risklerin artmasına yol açabilir. Özellikle diyabet hastalarında kontrolsüz tüketimler sonucunda hiperglisemi atakları, hatta bayılma ve komaya kadar gidebilen ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle bayram döneminde porsiyon kontrolüne dikkat etmek ve sebze tüketimini artırarak dengeli bir beslenme planı sürdürmek sağlık açısından önem taşımaktadır” uyarısında bulunuyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar,</strong> Ramazan Bayramı’nı sağlıklı geçirmek için dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Bayram sabahına dengeli bir kahvaltıyla başlayın</strong></p>
<p><strong>Ramazan boyunca değişen beslenme düzeninin ardından bayram sabahına dengeli bir kahvaltıyla başlamak, gün içindeki besin tüketiminin daha kontrollü ilerlemesine yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, sağlıklı bir kahvaltıyı şöyle anlatıyor: “Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları; yulaf, çavdar veya tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar ve taze mevsim sebzeleri tercih edilmelidir. Reçel, bal ile şekerleme gibi yüksek şeker içeren besinler ise kan şekeri düzeyinde hızlı yükselmelere ve ardından ani düşüşlere neden olarak daha çabuk acıkmaya yol açabileceği için sınırlandırılmalıdır.”</strong></p>
<p><strong> Porsiyon kontrolüne dikkat edin</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinde farklı yiyecek ve tatlıların arka arkaya sunulması fark edilmeden yüksek miktarda kalori alınmasına yol açabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, bu nedenle porsiyon kontrolüne dikkat etmek gerektiğini vurgulayarak, “<strong>Ana öğünlerde tabağın yarısının sebzelerden, dörtte birinin et, tavuk veya balık gibi protein kaynaklarından ve kalan kısmının bulgur, karabuğday veya tam buğday ekmeği gibi tam tahıllardan oluşması dengeli bir yaklaşım sağlar.</strong> Ziyaretlerde sunulan tatlı ve hamur işleri ise küçük porsiyonlarla veya bir başkasıyla paylaşılarak tüketilmelidir&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Şerbetli tatlıları sınırlayın</strong></p>
<p>Bayram sürecinde sık tüketilen şerbetli tatlılar yüksek yağ ve şeker içeriği nedeniyle kan şekerinin ani yükselmesine sebep oluyor. Ayrıca, yüksek kalorileri nedeniyle porsiyonlara dikkat edilmezse, kilo artışına da yol açabiliyor. Dolayısıyla tatlı tüketimini ölçülü tutmanız ve mümkünse günde tek porsiyonla sınırlandırmanız önem taşıyor. Tatlı tüketecekseniz şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve içeren tatlıları tercih etmelisiniz. Şerbetli tatlılarda en fazla 40–60 gram, sütlü tatlılarda ise yaklaşık 150 gramlık bir porsiyon  tüketmeniz yeterli olacaktır. </p>
<p><strong>Sebze ve lif tüketimini artırın</strong></p>
<p>Bayramda hamur işleri ve tatlı tüketiminin artması nedeniyle sebze yemeklerine yönelim azalabiliyor. Oysa sebzeler, lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenli çalışmasını destekliyor ve tokluk hissini artırıyor. Ayrıca, öğünlerde salata veya sebze yemeklerine yer vermek besin çeşitliliğini artırırken  dengeli beslenmeye de katkı sağlıyor.  Bu nedenle günde en az 300–400 gram sebze tüketmeyi ihmal etmeyin. </p>
<p><strong>Sofranızda bağırsak dostu besinler mutlaka olsun</strong></p>
<p>Bayram sofralarında yüksek kalorili ve ağır besinlerin tüketiminin artması sindirim sistemi üzerinde yük oluşturabiliyor. Dolayısıyla bağırsak sağlığını destekleyen probiyotik ve prebiyotik besinlere günlük beslenmenizde yer vermeniz önem taşıyor.   Yoğurt, kefir ve fermente süt ürünleri gibi probiyotik kaynakları bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Soğan, sarımsak, pırasa, enginar, yulaf ve tam tahıllar gibi prebiyotik besinler ise bu yararlı bakterilerin beslenmesini destekleyerek sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasına katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>Sofradaki tuz tehlikesine dikkat! </strong></p>
<p>Bayram sofralarında salamura peynirler, zeytin ve işlenmiş et ürünleri tuz alımını artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkin bireylerde günlük tuz tüketiminin 5 gramı (1 çay kaşığı) geçmemesini öneriyor. Çünkü, yüksek tuz tüketimi özellikle hipertansiyon ve kalp hastalarında tansiyonun yükselmesine yol açabiliyor. Bu nedenle yemeklerde ilave tuz kullanımını sınırlandırmaya özen gösterin. Yemeklerin lezzetini artırmak için tuz yerine karabiber, pul biber, kekik ve kimyon gibi baharatlar ile limon gibi doğal aromaları kullanabilirsiniz. </p>
<p><strong>Yavaş ve bilinçli yemek yiyin</strong></p>
<p>Hızlı yemek yemek vücudun doyma sinyallerini algılamasını zorlaştırarak  daha fazla besin tüketilmesine neden olabiliyor. Doygunluğun sağlanabilmesi için öğünlerin ortalama 15–20 dakika sürmesi gerektiğini anlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, sözlerine şöyle devam ediyor:   “Lokmaları iyi çiğneyerek ve daha yavaş bir tempoda yemek yemek hem sindirim sürecini destekler hem de porsiyon kontrolünü kolaylaştırır. Ayrıca yemek sırasında acele etmemek ve öğüne odaklanmak daha bilinçli bir yeme davranışı geliştirilmesine yardımcı olabilir.” </p>
<p><strong>Bol bol su tüketin</strong></p>
<p>Yeterli su içmek sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlıyor ve metabolik süreçlerin sağlıklı şekilde devam etmesine yardımcı oluyor. Ek olarak, tokluk hissinin desteklenmesine ve gereksiz atıştırmaların azalmasına katkı sağlayabiliyor.  Gün içinde yetersiz sıvı alımı baş ağrısı, halsizlik ve kabızlık gibi sorunlar oluşturabiliyor. Günlük su ihtiyacınızı vücut ağırlığınızın her kilogramı için yaklaşık <strong>30–35 ml</strong> olacak şekilde hesaplayabilirsiniz. </p>
<p><strong>Çay ve kahvenin ardından mutlaka su için</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinde çay, kahve ve şekerli içeceklerin tüketimi artabiliyor. Ancak şekerli ve gazlı içecekler günlük şeker alımını yükseltiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, “Susuzluğu gidermek için su, ayran, kefir veya sade maden suyu gibi içeceklerin tercih edilmesi daha sağlıklı bir seçim olacaktır. Çay ve kahve ise suyun yerini tutmaz;  aksine diüretik etkileri nedeniyle vücuttan sıvı kaybını artırabilir. Dolayısıyla bu içeceklerin ardından yeterli su içmeye özen gösterilmelidir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Yemek sonrasında 30-45 dakika yürüyüş yapın</strong></p>
<p>Bayram döneminde artan enerji alımını dengelemek için fiziksel aktivitenin sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Gün içinde yapılan hafif ve orta şiddette yürüyüşler sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasına destek olurken, kan şekeri seviyelerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olabiliyor. Özellikle yemeklerden sonra 30–45 dakikalık yürüyüşler hem metabolik dengeyi destekliyor hem de bayram sofraları sonrasında oluşabilecek şişkinlik ve hazımsızlık gibi sindirim şikayetlerinin azalmasına yardımcı olabiliyor.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/besinlerdeki-seker-ve-tuz-tehlikesine-dikkat-621290">Besinlerdeki şeker ve tuz tehlikesine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-2-621038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafif]]></category>
		<category><![CDATA[hamur]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemine]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’ın bitmesine sayılı günler kaldı. Ramazan sonrasında normal beslenme düzenine geçişte sindirim sisteminin uyumunun sağlanması, önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde etkili oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-2-621038">Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ramazan’ın bitmesine sayılı günler kaldı. </span></span></span></b><b><span><span><span>Ramazan sonrasında normal beslenme düzenine geçişte sindirim sisteminin uyumunun sağlanması, önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde etkili oluyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, iki öğün gibi özel bir beslenmenin uygulandığı bu dönemden normal yemek düzenine geçerken dikkat edilmesi gereken noktalara değindi. Bayramlarda çok çeşitli ve yoğun enerji içeren beslenme düzeninin etkili olduğunu Prof. Dr. M. Emel Alphan, bayram geleneğinin bir sembolü olan kahvaltı ve yemek sofralarında ağır yemeklerden uzak durulması uyarısında bulunarak tatlı ve şeker tüketiminden kaçınılmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Ramazan sonrası normal beslenme düzenine geçişle ilgili değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bayramda ağır ikramlara dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ramazan ayının, oruç tutanlar için, günde iki öğün gibi özel bir beslenme uygulanan ve alışılmışın dışındaki saatlerde yemek yemeyi gerektiren bir dönem olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, bu dönemden normal yemek düzenine geçişte, sindirim sisteminin de uyumunu sağlamanın önemli olduğunu vurguladı. Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Oysa bir aylık oruç döneminden sonraki bayram günlerinde bireyler, genellikle psikolojik olarak aşırı yemek yeme eğilimindedirler. Bunun yanı sıra, geleneklerimize bağlı olarak, bayram yemeklerinin, günlük beslenme düzeninin dışında, çeşit olarak fazla ve içeriğinin ağır olması, bayram ziyaretlerindeki hamur tatlısı ağırlıklı ikramlar ve bu ikramların geleneklerimiz nedeniyle ısrarla yedirilmesi, sindirim sistemindeki adaptasyonu güçleştirir. Bu adaptasyonu sağlamak için bayramda hafif yiyecekler yenilmesi gerekir. Güne hafif bir kahvaltı ile başlamak, gün içinde aşırı yağlı, çok tuzlu, kalori açısından yoğun hamur işlerinin ve hamur tatlılarının yenilmemesi gerekir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Güne hafif kahvaltı ile başlanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sindirim sisteminde adaptasyonun sağlanması için bayramda hafif yiyecekler yenilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Güne hafif bir kahvaltı ile başlamak, gün içinde aşırı yağlı, çok tuzlu, enerji açısından yoğun hamur işlerinin ve hamur tatlılarının yenilmemesi gerekir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı bir bayram için bu önerilere kulak verin</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan, bayramda uygulanması gereken beslenme kurallarının aşağıdaki gibi olması gerektiğini belirterek şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Güne hafif bir kahvaltı ile başlanmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Öğüne çorba ve salata ile başlanmalı, çorba ile ekmek yenilmemelidir. Bu, o öğünde aşırı miktarda yemek yemeyi önler.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Yemekler çok yağlı ve çok tuzlu yapılmamalıdır. Et ve tavuk yemeklerine pişerken yağ ilave edilmemeli, kızartılmış besinlerden kaçınılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Börek ve sarma varsa ekmek tüketilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Bayram yemeğinde, börek, pilav, makarna, dolma, sarma gibi besinler bulunduğu takdirde ekmek yenilmemelidir.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Enerjisinin düşük olmasından dolayı, öğünde mutlaka sebze ve salata bulunmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Ağır hamur tatlıları yerine sütlü ve meyveli tatlılar ya da en iyisi meyve tercih edilmelidir.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Meyve seçeneği sunulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Bayram ziyaretleri sırasında, ikram edilen tatlıların, porsiyon ölçülerinin az olması, misafirlerin de az yemesine neden olur. Mümkünse misafirlere seçenek olarak meyve de sunulmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Geleneksel Türk misafirperverliğinin bir sonucu olarak gelişen ikram edilen yiyeceklerin yenilmesi konusundaki ısrardan kaçınılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Bayram günlerinde, çikolata, şeker, şekerlemeler ve tatlı gibi kalorisi yüksek olan yiyecekleri, herkesin, özellikle çocukların aşırı yemeleri önlenmelidir.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kafeinli içecekler aşırı tüketilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>İkram edilen çay, kahve gibi kafeinli içeceklerin aşırı tüketiminden kaçınılması, açık ve limonlu çay, ıhlamur ve bitki çaylarının tercih edilmesi gerekir.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Ramazan boyunca, su tüketiminin az olmasından dolayı oluşabilen su kaybının, yerine konulması için su ve sulu gıdaların tüketimine önem verilmesi gerekir.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Diyabetlilerin (şeker hastalarının), kalp hastalarının, hipertansiyonu (yüksek tansiyon) olan kişilerin, diyetisyenleri tarafından önerilmiş olan diyetlerini bozmamaya özen göstermeleri ve aile çevresindekilerin de hastalara bu konuda yardımcı olmaları gerekir.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sindirim zorluklarıyla karşılaşılabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan</span></span></span><span><span><span>, belirtilen hususlara dikkat edilmediği takdirde sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon ve şeker yükselmesi gibi hastalıkların ortaya çıkabileceği, hastalarda ve yaşlılarda ise daha ağır sorunlar oluşabileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bayramınızı sağlıklı geçirmek ve kendinizi iyi hissetmek istiyorsanız bu hususlara dikkat etmeniz gerekir” diyerek sözlerini tamamladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-2-621038">Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[puçları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor. Ancak bayram günlerinde büyük porsiyonlarda ve sık aralıklarla yemek tüketmek; mide problemleri, kan şekeri dalgalanmaları ve halsizlik gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle bayramın keyfini çıkarırken sağlığı korumak birkaç küçük ama etkili beslenme ipucu ile mümkün olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Sinem Türkmen, bayram beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.</p>
<p><strong>Kahvaltıda sindirim sistemini yormayan tercihler yapın</strong></p>
<p>Ramazan sonrası yeniden düzenlenen beslenme alışkanlıklarında dengeli seçimler yapmak, hem sindirim sistemini korumaya hem de gün boyu enerjik hissetmeye yardımcı olur. Bayram sabahı genellikle uzun süredir özlenen kahvaltı sofralarıyla başlar. Ancak oruç sonrası mide henüz yoğun beslenmeye tam adapte olamayabilir. Bu nedenle kızartmalar, aşırı yağlı börekler veya çok fazla şarküteri ürünleri yerine daha dengeli bir kahvaltı tercih edilmesi önerilir. Sindirim sistemini yormayan bir bayram kahvaltısı için şu besinler tercih edilebilir. Örneğin; haşlanmış yumurta veya az yağlı omlet, peynir, zeytin, tam tahıllı ekmek ve bol yeşillik. Bu şekilde hazırlanan dengeli bir kahvaltı hem sindirimi kolaylaştırır hem de gün içinde aşırı yeme isteğinin önüne geçebilir.</p>
<p><strong>Aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketmeyin </strong></p>
<p>Bayramın en zor kısmı şüphesiz tatlı ikramlarına karşı koyabilmektir. Özellikle şerbetli tatlılar yüksek şeker ve kalori içerdiği için kan şekerini hızlı yükseltip kısa sürede tekrar düşmesine neden olabilir. Bu durum daha fazla tatlı isteği yaratırken; halsizlik, uyku hali, yorgunluk ve stres artışına da yol açabilir. Bu nedenle tatlı porsiyonlarının küçük tutulması, aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketilmemesi, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıların tercih edilmesi daha dengeli bir seçim olacaktır. Tatlıların yanında tüketilen içeceklerin de şekersiz olması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Ziyaretlere gitmeden önce küçük bir ara öğün yapın</strong></p>
<p>Bayram ziyaretleri sırasında sürekli ikramlarla karşılaşmak oldukça normaldir. Ancak ziyaretlere çok aç gitmek kontrolsüz şekilde fazla yemek tüketilmesine neden olabilir. Evden çıkmadan önce tüketilecek küçük bir ara öğün, porsiyon kontrolünü kolaylaştırabilir. Örneğin bir avuç çiğ badem, bir kase yoğurt gibi besinler tokluk hissini artırarak aşırı tüketimi önlemeye yardımcı olur.</p>
<p><strong>Bol su tüketin, fazla yeme isteğiniz azalsın</strong></p>
<p>Ramazan boyunca azalan su tüketimi alışkanlığı bayram günlerinde de sürdürülmemelidir. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek metabolizmanın düzenlenmesine ve fazla yeme isteğinin azalmasına yardımcı olur. Günlük olarak 1.5-2 litre su içilmesi vücudun sıvı dengesini koruyabilmek için önemlidir. Çay ve kahve tüketiminin de günde 2-3 fincanla sınırlandırılması gerekir.</p>
<p><strong>Her yemek sonrası 20-30 dakika yürüyüş yapın</strong></p>
<p>Bayram günleri çoğu zaman uzun süreli oturmalarla geçer. Ancak yemek sonrası yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de kan şekeri kontrolüne yardımcı olur. Günlük hareketi artırmak için asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde araç yerine yürümek gibi küçük alışkanlıklar da oldukça faydalı olabilir.</p>
<p><strong>Bayrama sağlıklı tatlı önerisi “Şekersiz hurmalı fit toplar”</strong></p>
<p><strong>İçindekiler:</strong> Rafine şeker içermeyen bu pratik tatlı, bayram ikramlarına daha dengeli bir alternatif sunar. Malzemeler; 10 adet hurma, 1 çay bardağı çiğ badem veya fındık, 2 yemek kaşığı kakao, 1 yemek kaşığı Hindistan cevizi, 1 yemek kaşığı fıstık ezmesi (isteğe bağlı).</p>
<p><strong>Yapılışı:</strong> Hurmaların çekirdeklerini çıkarıp 1-2 saat suda beklettikten sonra rondodan geçirin. Badem veya fındığı ekleyerek tekrar çekin. Kakao ve Hindistan cevizi ile karıştırıp küçük toplar haline getirin. İsteğe bağlı olarak dışını Hindistan cevizine veya kakao tozuna bulayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku Kalitenizi Sessizce Sabote Eden 5 Beslenme Hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyku-kalitenizi-sessizce-sabote-eden-5-beslenme-hatasi-620897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 07:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[Gece Boyunca]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[kalitenizi]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Melatonin]]></category>
		<category><![CDATA[sabote]]></category>
		<category><![CDATA[sessizce]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uykunun yalnızca bedenin dinlendiği pasif bir süreç olmadığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, “Uyku aynı zamanda vücudun kendini onardığı, yenilediği ve bir sonraki güne hazırlandığı kritik bir biyolojik dönemdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-kalitenizi-sessizce-sabote-eden-5-beslenme-hatasi-620897">Uyku Kalitenizi Sessizce Sabote Eden 5 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uykunun yalnızca bedenin dinlendiği pasif bir süreç olmadığını belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Uyku aynı zamanda vücudun kendini onardığı, yenilediği ve bir sonraki güne hazırlandığı kritik bir biyolojik dönemdir. Uyku sırasında protein sentezi artar, gün içinde hasar gören dokular tamir edilir, öğrenilen bilgiler hafızaya kaydedilerek kalıcı hale gelir ve bağışıklık sistemi yeniden düzenlenir. Aynı zamanda büyüme hormonu salgılanır, iştahı düzenleyen hormonların dengesi sağlanır ve metabolik sistemin sağlıklı işleyişi desteklenir. Ancak pek çok kişinin zaman zaman yaşadığı uykuya dalamama, gece sık uyanma ya da sabah yorgun kalkma gibi sorunlarının ardında yalnızca stres veya yoğun yaşam temposu değil, fark edilmeden sürdürülen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hatalı besin seçimleri de yer alabilir. Özellikle günün ilerleyen saatlerinde tüketilen bazı besinler, vücudun biyolojik ritmini etkileyerek uykuya dalış süresini uzatabilir, uyku kalitesini düşürebilir ve gece boyunca gerçekleşmesi gereken onarım süreçlerini sekteye uğratabilir” diyor. </p>
<p><strong>Uykuyu İyileştiren Hayatını İyileştiriyor!</strong></p>
<p>Uyku kalitesinin iyileştirilmesinin yalnızca daha iyi bir uyku anlamına gelmediğini belirten <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Kaliteli uykunun sağlanmasıyla birlikte kronik ağrıların azalabildiği, depresyon ve kaygı belirtilerinin gerileyebildiği, migren ataklarının daha seyrek görülebildiği ve metabolik sağlığın olumlu yönde etkilenebildiği gösteriliyor. Özellikle insülin direnci olan bireylerde uyku düzeninin iyileşmesiyle insülin duyarlılığının artabildiği, iştah kontrolünün dengelenebildiği ve uzun vadede tip 2 diyabet ile obezite riskinin azaltılabildiği belirtiliyor. Bu noktada beslenme alışkanlıkları kritik bir rol üstleniyor. Tüketilen besinlerin içerdiği biyoaktif bileşenler, melatonin üretiminin düzenlenmesinden gece boyunca kan şekeri dengesinin korunmasına ve beyin aktivitesinin desteklenmesine kadar pek çok mekanizma üzerinden uyku kalitesini doğrudan etkileyebiliyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Uyku Kalitesini Bozan 5 Kritik Beslenme Hatası</strong></p>
<p>“Uyku kalitesini etkileyen en önemli ancak çoğu zaman göz ardı edilen faktörlerden biri, gün içinde ve özellikle akşam saatlerinde yapılan beslenme tercihleridir” diyen <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı,</strong> uyku kalitesini doğrudan etkileyen en yaygın beslenme hatalarını sıralıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Geç saatlerde kafein tüketmek:</strong> Kahve, çay ve diğer kafein içeren içecekler sinir sistemini uyararak uykuya dalış süresini uzatabilir ve derin uyku evrelerini kısaltabilir. Kafeinin uyku üzerine etkilerinin incelendiği bir çalışmada; kafein tüketiminden sonra, toplam uyku süresinde 2 saatlik azalma görüldüğü gözlemlenmiştir.</li>
<li><strong>Akşam saatlerinde ağır ve geç yemek yemek:</strong> Sindirimi zor ve yüksek kalorili öğünler, gece boyunca metabolizmanın aktif kalmasına neden olarak vücudun dinlenme sürecini sekteye uğratabilir.</li>
<li><strong>Rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmek:</strong> Yapılan çalışmalarda hem gün içinde, hem uyku öncesinde basit şeker ve rafine karbonhidrat, glikoz, fruktoz tüketen bireylerin daha yüzeysel uykuya sahip oldukları, sabah yorgun uyandıkları görülmüştür.</li>
<li><strong>Uyku kalitesini destekleyen mikro besinleri yetersiz almak:</strong> Magnezyum, triptofan ve B vitaminleri gibi besin öğelerinin eksikliği, uyku düzenini sağlayan hormonların üretimini olumsuz etkileyebilir.</li>
<li><strong>Düzensiz ve biyolojik ritme uygun olmayan beslenme alışkanlıkları:</strong> Gün içinde düzensiz öğün saatleri ve geç saatlerde beslenme, vücudun doğal sirkadiyen ritmini bozarak uyku kalitesini düşürebilir.</li>
</ul>
<p><strong>Uyku Kaynağı Besinler</strong></p>
<ul>
<li><strong>Melatonin ve Serotonin kaynakları: </strong>Uyku kalitesini destekleyen en önemli biyolojik mekanizmalardan birinin melatonin hormonu olduğunu belirten <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Vücudun doğal ritmini düzenleyen melatonin hormonudur. Melatonin, mutluluk ve denge hormonu olarak bilinen serotoninden, serotonin ise triptofan adlı bir amino asitten sentezlenir. Bu nedenle, günlük beslenmede bu biyolojik döngüyü destekleyen besinlere yer vermek, daha kolay uykuya dalmayı ve gece boyunca kesintisiz bir uyku sürecini destekleyebilir. Et, balık, yumurta, kemik suyu, nohut ve susam gibi protein kaynakları, bu süreci destekleyerek uyku kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte çilek, nar, kivi, badem, ceviz, brokoli ve mantar gibi melatonin içeriği yüksek besinler, antioksidan etkileri ve biyolojik ritim üzerindeki düzenleyici rolleri sayesinde uyku düzeninin korunmasına yardımcı olabilir” diyor. </li>
<li><strong>Vitamin kaynakları:</strong> Serotonin ve melatonin metabolizmasının sağlıklı şekilde devam edebilmesi için folik asit ile B3 ve B6 vitaminlerinin de kritik rol oynadığını ifade eden <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, yumurta, balık, kabak çekirdeği, kuruyemişler ve muz gibi besinler, sinir sistemi ve hormon dengesi üzerinden uyku kalitesini destekleyen önemli mikro besin öğeleri içerir. Aynı şekilde magnezyum eksikliği, melatonin üretimini olumsuz etkileyerek uyku bölünmelerine neden olabilir. Yeşillikler, tohumlar, balık, meyveler ve aromatik bitkiler magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alır” diyor. </li>
<li><strong>Amino asit kaynakları:</strong> Bazı amino asitlerin uyku kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Arjinin, büyüme hormonunun salgılanmasını destekleyerek gece boyunca gerçekleşen onarım süreçlerine katkı sağlarken; kırmızı et, balık, yumurta ve baklagiller bu amino asidin önemli kaynaklarıdır. Glisin ise sinir sistemini sakinleştirici etkisiyle uykuya geçişi kolaylaştırabilir ve daha derin bir uyku sürecini destekleyebilir” ifadelerini kullanıyor. </li>
</ul>
<p>“Bunların yanı sıra mor ve koyu renkli meyve ve sebzelerde bulunan antosiyanin gibi güçlü antioksidanlar ile maydanoz, kereviz, nane ve turunçgillerde bulunan apigenin gibi flavonoidler, hücresel düzeyde koruyucu etkiler göstererek uyku kalitesini artırmaya katkı sağlayabilir” diyen <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong> bu bileşenlerin düzenli olarak beslenmeye eklenmesinin biyolojik ritmi desteklediğini ve vücudun gece boyunca kendini daha etkin şekilde yenilemesine yardımcı olabileceğini belirtiyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-kalitenizi-sessizce-sabote-eden-5-beslenme-hatasi-620897">Uyku Kalitenizi Sessizce Sabote Eden 5 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenler]]></category>
		<category><![CDATA[modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önerdiği]]></category>
		<category><![CDATA[planları]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zekanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620801</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde gelişimi olumsuz yönde etkileyebilecek riskler barındırdığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801">Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde gelişimi olumsuz yönde etkileyebilecek riskler barındırdığını ortaya koydu. Yapay zekâlı diyet planlarının ergenlerde besin alımını önemli ölçüde kısıtlamayı önerdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, ergenlik döneminin büyüme ve gelişim açısından kritik bir dönem olması nedeniyle bu tür dengesiz beslenme modellerinin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.</span></span></span></b></p>
<p><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen “Artificial Intelligence Diet Plans Underestimate Nutrient Intake Compared to Dietitians in Adolescents” başlıklı araştırma çalışması, uluslararası bilimsel dergi Frontiers in Nutrition’da yayımlandı.</p>
<p><b>Diyetisyenlerin oluşturduğu bilimsel diyet planları ile karşılaştırıldı</b></p>
<p>Çalışmada yaygın olarak kullanılan yapay zekâ sohbet sistemleri tarafından oluşturulan diyet planları ile diyetisyenler tarafından bilimsel kılavuzlara uygun şekilde hazırlanan diyet planları karşılaştırıldı.</span></span></span></span></span></span><br /> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beş yapay zeka modeli ile 60 adet diyet planı oluşturuldu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ tabanlı beslenme önerilerinin halk arasında giderek yaygınlaşsa da özellikle büyüme ve gelişme dönemindeki ergenler için üretilen diyetlerin doğruluğu ve güvenilirliğinin yeterince bilinmediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Bu çalışma, farklı yapay zekâ modelleri tarafından oluşturulan diyetlerin besin içeriğini diyetisyen referans planlarıyla karşılaştırarak yapay zekanın klinik geçerliliğini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu kesitsel ve karşılaştırmalı çalışmada, dört standartlaştırılmış ergen profili için beş yapay zekâ modeli tarafından iki oturumda toplam 60 adet üç günlük diyet planı oluşturulmuştur. Her profil için bir diyetisyen referans planı hazırlanmıştır. Enerji ve makro-mikro besinler BeBiS (Beslenme Bilgi Sistemi) ile analiz edilmiştir. Karşılaştırmalar tek örneklem <i>t-</i> testi, Cohen&#8217;s d ve Bland-Altman uyum analizleri ile değerlendirilmiştir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Önemli sapmaların oluşabildiği gösterildi</span></span></span></b></p>
<p><span><span><span>Araştırma sonuçları, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde günlük enerji ihtiyacını ortalama yaklaşık 700 kcal daha düşük hesaplayabildiğini ve makro besin dağılımında karbonhidratın azalması, protein ve yağ oranlarının artması yönünde sapmalar oluşabildiğini gösterdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ modellerinin, enerji (sapma: +695 kcal), protein (+19,9 g), lipit (+15,8 g) ve karbonhidrat (+114,6 g) değerlerini sistematik olarak düşük hesaplama eğiliminde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Makro besin yüzdelerinde, protein (Yüzde 21,5–23,7) ve lipit (Yüzde 41,5–44,5) oranları önerilen ergen kılavuzlarının üzerindeyken, karbonhidrat oranları (Yüzde 32,4–36,3) önemli ölçüde altındaydı. Mikro besin içeriklerinde modeller arasında önemli farklılıklar gözlemlendi ve hiçbir model tüm besinler açısından diyetisyene tutarlı bir yakınlık göstermedi” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ergenlik döneminde dengesiz beslenme modelleri risk oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ modellerinin, ergenler için hazırlanan diyet planlarında hem makro hem de mikro düzeyde klinik olarak önemli sapmalar gösterdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, ergenlik döneminin büyüme ve gelişim açısından kritik bir dönem olması nedeniyle bu tür dengesiz beslenme modellerinin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Bulgular, yapay zekâ tabanlı diyet önerilerinin profesyonel gözetim olmadan kullanılmasının uygun olmadığını ve bu alanda daha güvenilir veri üretimi için model iyileştirmelerine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır” dedi.</p>
<p><b>Araştırma uluslararası basında yer aldı</b></p>
<p>Çalışma yayımlanmasının ardından uluslararası basında da geniş yer buldu. Araştırma bulguları, 30’a yakın uluslararası medya kuruluşunda haber olarak yer aldı.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801">Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değişmezse]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda fazla kilolardan kurtulma konusunda ilaç ve cerrahi gibi farklı yöntemler halk arasında gittikçe popülerleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364">Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda fazla kilolardan kurtulma konusunda ilaç ve cerrahi gibi farklı yöntemler halk arasında gittikçe popülerleşiyor. Bu tedavilerden kalıcı ve sağlıklı sonuçlar elde edebilmek için beslenme düzeninin de mutlaka yeniden planlanması gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu yöntemler doğru kişiye uygulandığında kilo kaybını hızlandırabilir ancak yeme alışkanlıkları yeniden yapılandırılmazsa kas kaybı ve besin eksiklikleri ortaya çıkabilir. Bu nedenle tedavi sürecinde sadece kilo kaybına odaklanmak yerine dengeli ve yeterli beslenme alışkanlıklarının kazanılması büyük önem taşır” dedi.</strong></p>
<p>Kilo kaybı hızlandığında vücudun ihtiyaçlarının da değiştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu süreçte özellikle protein alımı ve öğün dengesi büyük önem taşır. Yetersiz ya da dengesiz beslenme kas kaybına, enerji düşüklüğüne ve bazı besin eksikliklerine yol açabilir. Bu nedenle ilaç ya da cerrahi gibi destek tedaviler uygulanırken kişiye özel bir beslenme planı oluşturulmalı ve beslenme eğitimi tedavinin bir parçası olmalı. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmazsa tedavi sonlandığında eski alışkanlıklara dönüş ve kilo geri alımı görülebilir. Kilo yönetiminde gerçek başarı ise verilen kilonun sağlıklı ve kalıcı şekilde korunabilmesiyle mümkündür” dedi.</p>
<p><strong>Besin değeri yüksek küçük porsiyonlar tercih edilmeli</strong></p>
<p>İştahın azalmasının beslenme düzenini de değiştirebileceğini ifade eden Örnek, “Bazı kişilerde ilaç tedavisi sırasında erken doyma hissi ortaya çıkabiliyor. Bu durumda gün içinde yeterli ve dengeli besin almak zorlaşabilir. Bu nedenle öğünlerin içeriği daha dikkatli planlanmalı, küçük ama besin değeri yüksek porsiyonlar tercih edilmeli. Böylece hem vücudun ihtiyaçları karşılanır hem de sağlıklı kilo kaybı desteklenir” dedi.</p>
<p><strong>Liften zengin gıdalar tokluğa yardımcı oluyor</strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde yeterli sıvı alımının ve lifli besin tüketiminin de önemli olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu dönemde yeterli su içmek ve sebze, meyve, tam tahıl gibi liften zengin gıdalara ağırlık vermek sindirim sisteminin daha dengeli çalışmasına yardımcı olur. Bu alışkanlıklar aynı zamanda tokluk hissini destekleyerek kişinin günlük beslenme düzenini daha sürdürülebilir hale getirir” ifadelerini kullandı. Sağlıklı kilo yönetiminin, tıbbi tedavilerin doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklendiğinde kalıcı sonuçlar verdiğini hatırlatan Örnek, sürecin mutlaka uzman takibiyle yürütülmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364">Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da sahur &#8220;altın değerinde&#8221; bir öğün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-altin-degerinde-bir-ogun-616935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değerinde]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, Ramazan’da yapılan beslenme hatalarını anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-altin-degerinde-bir-ogun-616935">Ramazan&#8217;da sahur &#8220;altın değerinde&#8221; bir öğün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, Ramazan’da yapılan beslenme hatalarını anlattı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Uzun süreli açlık sonrası mideye yüklenmeyin</strong></p>
<p>Ramazan’da beslenme düzeninin tamamen değiştiğini belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “İnsan yaşamında bazı özel dönemler vardır, Ramazan ayı bunların en önemlilerindendir. Çünkü beslenme şekli tamamen değişir. Uzun süreli bir açlık sonrası iftarla birlikte o açlık sonlandırılır. Bu nedenle iftar öğünü en önemli öğündür. Ancak aç olan mide zaten asit salgılamış durumdadır. Hızlı ve yüksek miktarda besin alımı ciddi mide sorunlarına yol açabilir.” dedi.</p>
<p>İftara suyla başlanmasının en doğru tercih olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Uzun süreli dehidrasyon söz konusu olduğu için iftarın suyla açılması en doğru tercihtir. Açlık süresince mide asit salgılamaya devam ettiği için, iftar anında hızlı ve yüksek miktarda besin tüketmek ciddi sindirim sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle iftara hafif bir çorba ya da geleneksel olarak sofralarda yer alan mantı gibi nispeten hafif bir seçenekle başlanabilir. İftarı açtıktan sonra mutlaka kısa bir ara verilmesi önerilir. Çorba veya ölçülü iftariyeliklerin ardından 15–20 dakikalık bir mola sindirime zaman tanır. Bu süreçte namaz kılınabilir ya da sofradan kısa süreliğine uzaklaşılabilir. İftariyeliklerde de porsiyon kontrolü önemlidir. Peynir ince bir dilim olacak şekilde tüketilmeli; sucuk ve pastırma gibi ürünler ise abartılmamalıdır. Amaç, uzun süreli açlık sonrası mideyi yormadan sindirime geçişi sağlamaktır. Aranın ardından zeytinyağlılar veya sebze yemekleri tercih edilebilir. Hemen ağır ana yemeklere, özellikle et ve yoğun protein içeren yemeklere geçilmesi önerilmez. Sindirim sistemine kademeli olarak uyum sağlatıldıktan sonra ana yemeklere geçilmesi daha sağlıklı bir iftar düzeni oluşturacaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tatlı yasak değil, doğru tercih önemli</strong></p>
<p>Ramazan’da tatlı tüketiminin tamamen yanlış olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, “Uzun süreli açlıklarda en önemli noktalardan biri, besinlerin hızlı tüketilmemesi ve doğru tercihler yapılmasıdır. Hem yeme hızı hem de tüketilen besinin türü sindirim sağlığı açısından belirleyicidir. Tatlı konusu ise genellikle yanlış anlaşılıyor. Tatlıya tamamen karşı çıkmak doğru değildir; tatlı beslenmede yer alabilir. Ancak burada belirleyici olan, hangi tatlının ve ne miktarda tüketildiğidir. Ramazan sofralarında sıklıkla şerbetli ve hamurlu tatlılara yer verildiğini görüyoruz. Oysa bunun yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Güllaç, sütlaç, tavukgöğsü veya su muhallebisi gibi şeker ve şerbet içeriği daha düşük seçenekler daha uygun alternatiflerdir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hızlı yemek, gereğinden fazla tüketmeye ve sindirim sorunlarına yol açar</strong></p>
<p>Ramazan’da yapılan en büyük hatalardan birinin de ezanla birlikte yemeğe hızlı ve kontrolsüz bir şekilde başlanması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Oysa hem ana yemekler hem de tatlılar yavaş ve iyi çiğnenerek tüketilmelidir. Çünkü besin ağza alındıktan yaklaşık 15 dakika sonra tokluk hissi beyne ulaşır. Hızlı yemek, gereğinden fazla tüketmeye ve sindirim sorunlarına yol açar. ‘Ramazan kilo aldırır’ ya da ‘oruç mideyi bozar’ şeklindeki yaygın inanışlar doğru değildir. Asıl önemli olan, nasıl beslendiğiniz, neyi tercih ettiğiniz ve ne hızda tükettiğinizdir. Yavaş ve dengeli beslenmek hem sindirime zaman tanır hem de uzun süreli açlık sonrası oluşabilecek kan şekeri dalgalanmalarının dengelenmesine yardımcı olur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sahur altın değerinde</strong></p>
<p>Sahurun atlanmaması gerektiğini özellikle vurgulayan Prof. Dr. Müge Arslan, “Sahurun tamamen atlanmasındansa, gece 12–01 gibi geç saatlerde de olsa bir öğün yapılmasını tercih ediyoruz. Çünkü Ramazan’da 8–10 hatta 12 saate varan uzun süreli açlık söz konusu oluyor ve bu süreçte kan şekeri dengesinde ciddi dalgalanmalar yaşanabiliyor. Bu nedenle sahur, adeta ‘altın değerinde’ bir öğündür ve mutlaka yapılmasını öneriyoruz” dedi.</p>
<p>Uyku nedeniyle sahura kalkmanın zor olabildiğini belirten Prof. Dr. Arslan, sağlıklı bir oruç süreci için bu öğünün ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti. Sahurda hafif, mideyi yormayan ve kan şekerini dengeleyen besinlerin tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Kahvaltı tarzı bir öğün iyi bir seçenek olabilir. Peynir, yumurta veya omlet, zeytin, yeşillikler ve 1–2 dilim ekmek dengeli bir alternatif sunar. Daha yemek tarzında bir tercih yapmak isteyenler için çorba ya da zeytinyağlılar uygun olabilir. Pratik bir seçenek arayanlar ise yoğurt içine yulaf, meyve ve badem ekleyerek doyurucu ve dengeleyici bir öğün hazırlayabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Sahura kalkamayan kişiler için ise hiç yememektense hafif bir alternatifin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Arslan, en azından gece geç saatlerde küçük bir öğün tüketmenin daha doğru olacağını ifade etti.</p>
<p><strong>İftar ile sahur arasında su tüketimine dikkat</strong></p>
<p>Sıvı tüketiminin önemine de değinen Prof. Dr. Arslan, iftardan sahura kadar geçen sürede yeterli su alınması<strong> </strong>gerektiğini söyledi ve “Uzun süreli susuzluk nedeniyle dehidratasyon gelişir. Bireysel farklılıklar olmakla birlikte en az 2 litre su tüketilmesini öneriyoruz.” dedi.</p>
<p>İftarda şekerli ve şerbetli içecekler yerine su ve ayranın tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Arslan, bu tür içeceklerin kan şekeri dengelendikten sonra ve sınırlı miktarda tüketilmesinin daha uygun olacağını vurguladı.</p>
<p>Çay ve kahvenin ölçülü tüketilebileceğini ancak aşırı tüketimin kalp atım hızını artırabileceğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, özellikle tansiyon ve kalp-damar hastalığı olanların dikkatli olması gerektiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Kilo artışı, Ramazan’dan ziyade besin tercihleri ve yaşam tarzıyla ilişkili</strong></p>
<p>Ramazan ayının tek başına kilo aldırdığı yönündeki inanışın doğru olmadığını söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Kilo artışı, Ramazan’dan ziyade besin tercihleri ve yaşam tarzıyla ilişkilidir. Ramazan’da birçok kişi normal beslenme düzeninden farklı bir modele geçiyor. Uzun süreli açlığın ardından sofraya oturulduğunda, özellikle pide, ekmek, pilav ve makarna gibi karbonhidrat ağırlıklı besinler hızlı ve büyük porsiyonlarla tüketilebiliyor. Ancak boş mideye bir anda yüksek miktarda yemek yüklenmesi sindirim sistemine zaman tanımıyor ve mide rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Ayrıca uzun süre düşük seyreden kan şekeri, hızlı ve yoğun karbonhidrat alımıyla aniden yükseliyor; ardından tekrar düştüğünde ise halsizlik, titreme ve yemekten sonra bitkinlik hissi ortaya çıkabiliyor. Sahura kalkmamak ya da sahurda ağır ve yüksek kalorili besinler tüketmek süreci olumsuz etkiler. Sahurda baklava, pilav, makarna ya da iftar kadar ağır bir öğün tüketmek elbette kilo alımına neden olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ramazan’da kilo almak bir yana, kilo vermek bile mümkün olabilir</strong></p>
<p>Sağlıklı bir Ramazan için iftarın kademeli yapılmasını öneren Prof. Dr. Müge Arslan, “Önce ölçülü iftariyelikler (peynir, zeytin, az miktarda pastırma gibi), ardından çorba ve kısa bir ara… Sonrasında salata veya hafif bir sebze yemeğiyle devam edilip, mideye sindirim için zaman tanındıktan sonra ana yemeğe geçilmelidir. Tatlı tercihi ise sütlü tatlılardan yana kullanılmalıdır. Ayrıca iftardan 1–2 saat sonra yapılacak 30–45 dakikalık bir yürüyüş hem sindirimi destekler hem de kilo kontrolüne katkı sağlar. Günümüzde iftar saatlerinin daha erken olması, akşam yürüyüşü için zaman da yaratmaktadır. Düzenli ve dengeli beslenme ile birlikte hafif fiziksel aktivite eklendiğinde, Ramazan’da kilo almak bir yana, kilo vermek bile mümkün olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-altin-degerinde-bir-ogun-616935">Ramazan&#8217;da sahur &#8220;altın değerinde&#8221; bir öğün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyetisyenden iftar uyarısı: 30 dakikadan önce sofradan kalkmayın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyetisyenden-iftar-uyarisi-30-dakikadan-once-sofradan-kalkmayin-616341</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[30 Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dakikadan]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyenden]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kalkmayın]]></category>
		<category><![CDATA[sofradan]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağcılar Belediyesi’nde görevli Diyetisyen Sena Nur Bubani, Ramazan ayında yapılan beslenme hatalarına karşı önemli uyarılarda bulundu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyenden-iftar-uyarisi-30-dakikadan-once-sofradan-kalkmayin-616341">Diyetisyenden iftar uyarısı: 30 dakikadan önce sofradan kalkmayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Bağcılar Belediyesi’nde görevli Diyetisyen Sena Nur Bubani, Ramazan ayında yapılan beslenme hatalarına karşı önemli uyarılarda bulundu. Hızlı yemek yemenin insana zarar verdiğine dikkat çeken Bubani, “Beyne doygunluk sinyali 30 dakika içerisinde ulaşır. Eğer 30 dakikadan kısa sürede iftarınızı yapıp kalkarsanız hem doygunluk hissi oluşmaz ve hem de metabolik problemler yaşanabilir” dedi.</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Ramazan ayıyla birlikte beslenme alışkanlıklarımız değişiyor. Uzun süren açlık sonrası doğru ve dengeli beslenme de büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle iftar ve sahurda yapılan bazı hataların sağlık sorunlarına yol açabileceğini dile getiriyor.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Hız yapmak her yerde zararlıdır</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bağcılar Belediyesi’nde görev yapan Diyetisyen Sena Nur Bubani, iftarda beslenmeyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Gün boyu yaşanan açlığın ardından iftar saatinde hızlı ve kontrolsüz yemek tüketiminin zararlı olduğunu ifade eden Bubani, “Hız yapmak her yerde zararlı olduğu gibi maalesef beslenme esnasında da zararlıdır. Hızlı tükettiğimiz besinlerde ne tükettiğimizi fazla anlamadan yememiz gerekenin çok daha fazlasını tüketmiş oluyoruz. Almamız gereken kalorinin yüzde 30-40 oranında daha fazlasını almış oluyoruz. Ama yavaş yavaş tükettiğimizde hem tükettiğimiz şeyin bilincine vararak ne yediğimizin farkında olarak tüketmiş oluyoruz. Hem de vücuda daha az kalori alınmasını sağlamış oluyoruz. O yüzden yavaş olalım sağlıklı olalım bilinçli beslenelim” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Metabolik problemler yaşayabiliriz</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İftar sofrasında geçirilmesi gereken zamanla ilgili de bir sınırlama koyan Bubani, şöyle devam etti: “Beyne doygunluk sinyali 30 dakika içerisinde ulaşır. Eğer 30 dakikadan kısa sürede iftarımızı yapıp kalkarsak doyduğumuzu hissetmeyiz hemen tatlı tüketimine geçmek isteriz. İftar süremiz 30 dakikayı geçerse tam doygunluk hissederek kalkmış oluruz ve tatlı isteğimiz de daha düşük olur. Ayrıca hızlı yemek yemekten dolayı metabolik problemler de yaşayabiliriz.”</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyenden-iftar-uyarisi-30-dakikadan-once-sofradan-kalkmayin-616341">Diyetisyenden iftar uyarısı: 30 dakikadan önce sofradan kalkmayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıda sistemlerinin geleceği Antalya&#8217;da masaya yatırılıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gida-sistemlerinin-gelecegi-antalyada-masaya-yatiriliyor-615869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Kimyası]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sistemlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yatırılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle; Üsküdar Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve Kimyagerler Derneği iş birliğiyle düzenlenen “5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi”, 9-12 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Kemer Juju Premier Palace’da kapılarını açıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gida-sistemlerinin-gelecegi-antalyada-masaya-yatiriliyor-615869">Gıda sistemlerinin geleceği Antalya&#8217;da masaya yatırılıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle; Üsküdar Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve Kimyagerler Derneği iş birliğiyle düzenlenen “5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi”, 9-12 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Kemer Juju Premier Palace’da kapılarını açıyor. </p>
<p>“Kimyadan Beslenmeye Gıda Sistemleri” ana temasıyla toplanacak olan kongrede, gıda kimyası, beslenme, teknolojik atılımlar ve sürdürülebilirlik konularının derinlemesine incelenmesini, tarladan sofraya uzanan tedarik zincirinde kamu, üniversite ve sanayi iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>-Kimyadan beslenmeye; ‘’gıda sistemleri&#8221;-</strong></p>
<p>Kongre Başkanı Prof. Dr. Muhammet ARICI, kongrenin vizyonuna dair yaptığı açıklamada, “Ülkemiz, tarladan sofraya gıda üretimi konusunda büyük imkânlara sahip. Bu potansiyelin verimli kullanılabilmesi topyekûn bir iş birliğine ihtiyaç duymaktadır. Bu yıl mottomuz olan ‘Kimyadan Beslenmeye Gıda Sistemleri’ çerçevesinde; bakanlıklarımızı, üniversitelerimizin ilgili bölümlerini, özel sektör temsilcilerini ve denetim otoritelerini ortak paydada buluşturuyoruz. Amacımız; sorun merkezli proje ekipleri oluşturmak, ortak proje yapma kültürünü geliştirmek ve ülkemiz için katma değer oluşturacak atılımlara zemin hazırlamaktır.”</p>
<p><strong>Alanında öncü bilim insanları en güncel gelişmeleri aktaracak</strong></p>
<p>Kongre Başkan Yardımcılığını Üsküdar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Salih Tuncay’ın yaptığı Kongre, gıda alanında çığır açan teknolojileri, riskleri ve fırsatları alanında uzman ulusal ve uluslararası konuşmacılar eşliğinde ele alacak.</p>
<p>Kongrede Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge ARSLAN &#8220;Gıda İşleme Teknolojileri, İlişkili Kayıplar ve Güncel Teknolojik Yaklaşımlar” başlıklı sunum yapacak. </p>
<p>Kongrede ayrıca, Prof. Dr. H. Funda KARBANCIOĞLU GÜLER (İTÜ) &#8220;İklim Değişikliği ve Mikotoksinler: Riskler ve Stratejiler&#8221;, Prof. Dr. Osman SAĞDIÇ (YTÜ) &#8220;Gıda Zehirlenmesi ve Adli Tıp Perspektifinden Değerlendirilmesi&#8221;, Prof. Dr. Esra ÇAPANOĞLU (İTÜ) &#8220;Biyoaktif Bileşenlerin Değerlenmesinde Döngüsel Biyoekonomi Yaklaşımları&#8221;, Prof. Dr. Durmuş ÖZDEMİR (İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü) &#8220;Gıda Analizinde Kemometrik Uygulamalar&#8221;, Prof. Dr. Mustafa YAMAN (Sabahattin Zaim Üniversitesi) “Besinlerde Oluşan İleri Glikasyon Ürünlerinin Metabolik Hastalıkların Gelişimi ve İlerlemesindeki Rolü”, Prof. Dr. Mükerem KAYA (Atatürk Üniversitesi) “Et ve Deniz Ürünlerinde Nitrozaminler”, Prof. Dr. Sercan KARAV (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi) “Konak-Mikrobiyota Etkileşimleri ve Yenilikçi Fonksiyonel Gıda Tasarımı”, Doç. Dr. Urartu Özgür Şafak ŞEKER (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) ‘’Mikrobiyal Gıda Sistemleri: Geleceğin Gıdası için Paradigma Değişimi’’, Assoc. Prof. Mustafa BENER, (İstanbul Üniversitesi) ‘’An Overview of Food Antioxidant Determination: Approaches from Past to Present’’, Assoc. Prof. Yunus Emre TUNÇİL, Necmettin Erbakan Üniversitesi’’ ‘’From Structure to Function: How Dietary Fiber Chemistry Directs Colonic Microbiome Modulation’’ gibi ufuk açıcı başlıklar katılımcılarla paylaşılacak.</p>
<p>5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde; fonksiyonel gıdalar, gıda katkı maddeleri, gıdalarda sağlık beyanı kullanımına ilişkin düzenlemeler, özel tıbbi amaçlı gıdaların ruhsatlandırılması, bitkisel gıdalar, hayvansal gıdalar, endüstriyel gıdalar, organik gıdalar, helal gıda, coğrafi işaretleme ve geleneksel gıdalar gibi onlarca farklı konu başlığı tartışılacak. </p>
<p><strong>Geçen yıl önemli isimleri misafir etmişti…</strong></p>
<p>Geçtiğimiz yıl ana teması “Gıda üretiminde sürdürülebilirlik” olan “4. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi” yine önemli isimleri misafir etmişti. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Gıda Kimyasından Beyin Kimyasına: Beyin-Besin İlişkisi”, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak da “Krizler Yüzyılında Gıda Arzında Riskler ve Fırsatlar” konularını ele almıştı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gida-sistemlerinin-gelecegi-antalyada-masaya-yatiriliyor-615869">Gıda sistemlerinin geleceği Antalya&#8217;da masaya yatırılıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş&#8217;tan sağlıklı beslenme önerileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-615358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyeni]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[öztaş]]></category>
		<category><![CDATA[pek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-615358">Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş&#8217;tan sağlıklı beslenme önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><strong>Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı. Sahur ve iftarda dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Öztaş, yavaş ve kontrollü yemenin sindirim sistemi için kritik olduğunu vurguladı. </strong></span></span></p>
<p><span><span>Ramazan ayının başlamasıyla birlikte günlük beslenme düzeni değişiyor, oruç sürecine sağlıklı bir geçiş yapmak ve vücut dengesini korumak ise büyük önem taşıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmetler Merkezi’nde görev yapan diyetisyen İpek Öztaş, Ramazan boyunca doğru beslenme alışkanlıklarının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler verdi.</span></span></p>
<p><span><span>SAHURDA YEDİKLERİMİZ ÖNEMLİ</span></span></p>
<p><span><span>Beslenme düzeninin değiştiği bu dönemde vatandaşların bazı hususlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Öztaş, sahurun gün boyu enerjiyi korumak açısından kritik olduğunu söyledi. Öztaş, “Sahur, gün boyunca enerjinizi yüksek tutmanızı sağlar. Bu nedenle lif açısından zengin tam buğday ekmeği ve sebzeler ile protein değeri yüksek peynir, yumurta, yoğurt gibi besinler tercih edilmeli. Ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynakları da tokluk süresini uzatır ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar” dedi.</span></span></p>
<p><span><span>İFTAR İÇİN DENGELİ BİR TABAK OLUŞTURULMALI</span></span></p>
<p><span><span>İftara hurmayla başlamanın doğru bir tercih olduğunu ifade eden Öztaş, suyun yavaş tüketilmesi gerektiğini vurguladı. “Mideyi aniden doldurmak yerine küçük bir kase çorbayla başlanmalı ve ardından 10-15 dakika beklenmeli. Ana öğünde tavuk, balık, kırmızı et ya da baklagiller gibi protein kaynaklarının yanında tam buğday ekmeği, bulgur pilavı ve sebze tüketilerek dengeli bir tabak oluşturulmalı. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı; ızgara, fırın veya tencere yemekleri tercih edilmeli” diye konuştu.</span></span></p>
<p><span><span>YAVAŞ VE KONTROLLÜ YEMEYE ÖZEN GÖSTERİN</span></span></p>
<p><span><span>Yeme alışkanlıklarının da en az içerik kadar önemli olduğunu belirten Öztaş, hızlı yemenin şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini söyleyerek, “Lokmalar iyice çiğnenmeli, yavaş ve kontrollü yenmeli. Günlük en az 2 litre su tüketilmeli. İftardan sonra meyve, süt, yoğurt ya da ayran gibi ara öğünler kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca iftar sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler sindirim sistemini destekler, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.  </span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-615358">Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş&#8217;tan sağlıklı beslenme önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayını]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmemizi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı, yeme-içme düzeninin, uyku saatlerinin ve günlük aktivitenin değiştiği; bu nedenle planlı beslenmenin hem konforu hem de sağlık sonuçlarını belirgin şekilde etkilediği bir dönemdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246">Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı, yeme-içme düzeninin, uyku saatlerinin ve günlük aktivitenin değiştiği; bu nedenle planlı beslenmenin hem konforu hem de sağlık sonuçlarını belirgin şekilde etkilediği bir dönemdir. Ramazan ayında orucun birçok kişide kilo ve bazı metabolik göstergelerde hafif iyileşmeler sağlayabildiği; ancak aşırı/yanlış iftar, yetersiz sıvı, kötü uyku ve düzensiz fiziksel aktiviteyle bu durum tersine dönebiliyor. Ancak tüm bu önerilerin yanında, diyabet (özellikle insüline bağımlı), böbrek hastalığı, ileri kalp yetmezliği, gebelik/emzirme, ileri yaş gibi durumları olanların veya farklı klinik hastalığı olanların ramazan için mutlaka hekime danışması öneriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, Ramazan ayında beslenme önerileri ile ilgili bilgi verdi. </p>
<ol>
<li><strong>Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak oruç tutarken yardımcı olabilir! </strong></li>
</ol>
<p>Ramazan ayında oruç tutarken beslenmede bazı hedefler konulması gerekmektedir. İftara kadar aç kalan vücut iftarda kan şekeri dalgalanmalarıyla karşı karşıya kalabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak:</strong> Çok hızlı sindirilen karbonhidratlar (şerbetli tatlılar, beyaz ekmek/pilav/makarna ağırlığı) iftardan sonra ani kan şekeri yükselmeleri, ardından erken acıkma ve tatlı isteğine neden olabilir. Bu durum özellikle iftardan hemen sonra görülen halsizlik ve düşük enerjiyi beraberinde getirebilmektedir. Düşük/orta glisemik yük, lif ve protein dengesi daha stabil enerji sağlar.  </li>
<li><strong>Kas kaybını sınırlamak:</strong> Uzun açlık aralığında günlük protein dağılımı önem kazanır. Sahur ve iftarda kaliteli protein (yumurta, yoğurt/kefir, peynir, balık-tavuk-et, baklagil) planlamak kas volümünü korumak için oldukça etkilidir. Ramazan modelini inceleyen güncel derlemeler, uygun makro dağılımıyla vücut kompozisyonunun daha iyi korunabildiğini vurgulamaktadır.  </li>
<li><strong>Hidrasyonu korumak:</strong> Özellikle uzun günlerde ve sıcak iklimde, iftar–sahur arasında suyu “toplam hedef” olarak görmek gerekir. Su tüketiminde ideal hedef için kg başına 30-35 ml su gerekmektedir. Yani 50 kg bir kişi için en az 1,5 litre su tüketilmelidir. Düşük su tüketimi, baş ağrısı, kabızlık, odaklanmada güçlük, yavaş metabolizma ile sonuçlanabilmektedir. </li>
<li><strong>Uyku–sirkadiyen ritme destek olmak:</strong> Gece geç saatlerde ağır yemek, reflü ve uyku kalitesini bozabilir. Ramazan döneminde uyku ve yaşam davranışlarının değiştiğini gösteren çalışmalar, planlamayı daha da önemli kılar.  Özellikle sahura kadar oturmak veya uykudan feragat etmemek için sahura hiç kalkmamak gibi süreçler daha zorlayıcı olabilmektedir. </li>
</ul>
<p>Ramazan ayında en sık ortaya çıkan şikayetler; kabızlık, reflü ve baş ağrısıdır. Bunlarla baş etmek için bazı önlemler alınabilmektedir. </p>
<ul>
<li>Kabızlık: Lif (sebze, baklagil, tam tahıl), iftar–sahur arası yeterli su, sahurda yoğurt/kefir, yürüyüş.</li>
<li>Reflü/hazımsızlık: İftarı bölmek, kızartma ve çok yağlı/çok baharatlıdan kaçınmak, yatmadan 2–3 saat önce yemeyi bitirmek.</li>
<li>Baş ağrısı: Kademeli kafein azaltımı, düzenli su planı, sahuru atlamamak, uyku düzenini korumak.  </li>
<li><strong>İftarda yemeye yavaş başlamak metabolizmayı rahatlatıyor </strong></li>
</ul>
<p>Ramazan ayı boyunca en sık yapılan hata orucu tek öğünde “tıkınır” gibi açmaktır. Hızlı yenilen yemek hem mideyi yoruyor hem de daha tokluk sinyalini düzenliyor. </p>
<p>1. adım (0–10 dakika): </p>
<p>1–2 bardak su </p>
<p>1–2 hurma (veya 1 porsiyon meyve), istenirse küçük bir çorba.</p>
<p>2. adım (10–20 dakika): 10–15 dakikalık ara (mümkünse kısa yürüyüş/namaz arası). Bu ara, tokluk sinyallerinin gelmesini kolaylaştırır.</p>
<p>3. adım (ana öğün): “Tabak modeli” uygulayın:<br /> </p>
<ul>
<li>Tabağın yarısı: salata/haşlanmış-sebze yemekleri</li>
<li>Tabağın çeyreği: protein (balık/tavuk/et/yoğurt-baklagil)</li>
<li>Tabağın çeyreği: tam tahıl veya nişastalı grup (bulgur, tam buğday, kepekli ürünler; porsiyon kontrollü)<br /> </li>
</ul>
<p>Tatlı olacaksa: Şerbetli yerine sütlü/meyveli seçenekleri küçük porsiyonla; mümkünse iftardan 1–2 saat sonra tüketin. Böylece ana öğündeki aşırı enerji yükünü azaltmış olursunuz.</p>
<p>Karaciğer hastalıkları olanlarda da bireysel değerlendirme gerekir; beslenme gereksinimi ve malnütrisyon riski olanlarda hekim-diyetisyen planı şart olmaktadır.</p>
<ol>
<li><strong>Sahuru atlamak gün içinde halsizliği artırır! </strong></li>
</ol>
<p>Sahuru atlamak, gün içinde halsizlik ve iftarda aşırı yeme riskini artırır. Özellikle lif + protein + sağlıklı yağ kombinasyonu daha uzun tokluk sağlar. Aynı zamanda bedenin ihtiyacı olan bütün besin öğelerini eksiksiz almayı kolaylaştırır. </p>
<p>Örnek sahur seçenekleri olarak; </p>
<ul>
<li>Yumurta + yoğurt/kefir + tam tahıllı ekmek + salatalık-domates</li>
<li>Yulaf + yoğurt/süt + chia/keten + ceviz/badem + tarçın + meyve (ölçülü)</li>
<li>Baklagil bazlı seçenek: Nohutlu/mercimekli salata + ayran/yoğurt<br /> Ramazan beslenmesi üzerine pratik öneriler ve diyabet kılavuzları, sahurda düşük glisemik indeksli karbonhidrat, yeterli protein ve sıvıyı özellikle vurgular.  </li>
</ul>
<p>Sahurda kaçınılması gerekenler: Aşırı tuzlu (salamura, çok tuzlu peynir), çok baharatlı ve kızartmalar → gün içinde susuzluğu artırabilir; şekerli hamur işleri → hızla acıktırabilir.</p>
<ol>
<li><strong>İftar ve sahur arası sıvı alımını düzenlemek önemli </strong></li>
</ol>
<p>Oruçluyken sıvı alınamadığı için, iftar–sahur arası sıvı alımını düzenlemek hayati önem taşıyor. İftarda 1-2 bardak su ile başladıktan sonra, ana öğün sonrası 1–2 bardak, teravih/akşam arası 1–2 bardak ve yine sahura kadar aralıklı 2–3 bardak su içmek gerekiyor. <br /> Toplam hedef kişiye göre değişmektedir. İdrar renginin açık saman rengi olması pratik bir göstergedir. Ramazan modelini değerlendiren derlemeler, hidrasyonun performans ve baş ağrısı üzerinde belirleyici olabildiğini belirtmektedir.</p>
<p>Kafein: Kahve/çay bazı kişilerde diürezi (idrarda artış) artırabilir ve uykuya zarar verebilir; miktarı sınırlı tutmak gerekmektedir. </p>
<ol>
<li><strong>Ramazan ayında egzersizlerinizi de planlayarak devam ettirin </strong></li>
</ol>
<p>Ramazan ayında egzersizler tamamen bırakmadan zamanlaması planlanarak yapılması gerekir. Gün içinde veya iftara yakın hafif orta seviye aktiviteler yani yürüyüş veya esneme hareketleri oruç tutarken de yapılabilir. Daha yoğun antrenmanlarda ise iftardan 1–2 saat sonra (sıvı ve enerji alımı sonrası) yapılmasında fayda vardır. Sporcularda Ramazan orucu sırasında yük–toparlanma dengesinin hassaslaştığını bildiren çalışmalar, aşırı yoğunluğu azaltma ve hidrasyonu planlamayı önermektedirler.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246">Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ev yapımı çorba sindirimi rahatlatıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ev-yapimi-corba-sindirimi-rahatlatiyor-614999</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çorba]]></category>
		<category><![CDATA[Çorbalar]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[rahatlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sindirimi]]></category>
		<category><![CDATA[yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, özellikle iftar sofralarının vazgeçilmezi olan çorbanın faydaları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-yapimi-corba-sindirimi-rahatlatiyor-614999">Ev yapımı çorba sindirimi rahatlatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, özellikle iftar sofralarının vazgeçilmezi olan çorbanın faydaları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Çorba, sindirimi desteklerken tokluk hissini artırıyor!</strong></p>
<p>Çorbanın, günlük beslenme düzeninde önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sebze, baklagil, tahıl, yoğurt ve et grubu besinlerin bir arada kullanılabilmesi sayesinde; karbonhidrat, protein, lif, vitamin ve mineral alımına katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Özellikle sebze tüketiminin yetersiz olduğu bireylerde çorbanı, bu açığı kapatmanın pratik ve sürdürülebilir bir yolu olduğunu aktaran İspiroğlu, “Sıvı ve ılık yapısı sayesinde çorbalar sindirimi destekler, mideyi yormadan bağırsak hareketlerine katkı sağlar. Aynı zamanda çorba tüketimi yemek yeme süresini uzatır. Yemek süresinin uzaması, toklukla ilişkili hormonların salgılanmasını destekleyerek daha erken doyma ve daha uzun süre tok kalma hissine yardımcı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sebze ve yoğurt bazlı çorbalar, vitamin ve mineral desteğiyle bağışıklığa katkı sağlıyor! </strong></p>
<p>Kış aylarında çorba tüketiminin bağışıklık sistemi açısından da önem taşıdığına dikkat çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sebze, et suyu veya yoğurt bazlı çorbalar; vitamin, mineral ve sıvı alımını destekleyerek vücudun savunma mekanizmalarına katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Soğuk havalarda sıvı tüketiminin azaldığı dönemlerde çorbanın, bu ihtiyacın karşılanmasında da etkili bir rol üstlendiğini ifade eden İspiroğlu, “Kilo kontrolü açısından bakıldığında ise, çorbanın içeriği belirleyicidir. Sebze, baklagil ve yoğurt bazlı çorbalar; lif ve protein içeriği sayesinde enerji alımının dengelenmesine yardımcı olur. Fazla yağ ve unla hazırlanan çorbalar yerine, un miktarı sınırlı tutulan ve doğal içeriği öne çıkan çorbalar daha sağlıklı bir seçenek oluşturur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ev yapımı çorbalar sağlıklı beslenmenin güvenilir bir parçası! </strong></p>
<p>Ev yapımı çorbaların, hazır çorbalara kıyasla içerik kontrolü açısından önemli bir avantaja sahip olduğuna vurgu yapan çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, “Tuz miktarı ayarlanabilir, katkı maddeleri içermez ve besin çeşitliliği artırılabilir.” dedi.</p>
<p>Bu avantajın çorbayı yalnızca doyurucu değil, aynı zamanda besleyici bir öğün haline getirdiğinin altını çizen İspiroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu yaklaşımın en iyi örneklerinden biri ise, geleneksel mutfağımızda uzun yıllardır özel bir yere sahip olan yayla çorbasıdır. Yoğurt çorbası olarak da bilinen yayla çorbası, Türkiye’de ‘hasta çorbası’ olarak anılan ve özellikle kış aylarında tercih edilen hafif ama besleyici bir seçenektir. Yoğurttan gelen protein ve kalsiyum, pirinç ya da arpa ile sağlanan enerji ve nane gibi baharatların sindirimi destekleyici etkisi, bu çorbayı dengeli bir öğün haline getirir. Günlük yaşamda şifa niyetiyle tüketilen yayla çorbasının dünyanın en iyi çorbaları arasında yer alması, geleneksel beslenme kültürümüzde iyi gelen olarak tanımlanan birçok uygulamanın evrensel düzeyde de karşılık bulduğunu gösteriyor.</p>
<p>Ev yapımı çorbalar; sade içeriği, sindirimi destekleyen yapısı ve besleyici değeriyle, sağlıklı beslenmenin zamansız ve güvenilir bir parçasıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-yapimi-corba-sindirimi-rahatlatiyor-614999">Ev yapımı çorba sindirimi rahatlatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti. Dr. Yeşil, hastalığın önlenebilir yönlerine değinerek, beslenme ve egzersiz önerilerinde bulundu.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi, halk sağlığını yakından ilgilendiren konularda düzenlediği bilgilendirme toplantılarına devam ediyor. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Uzman Dr. Büşra Yeşil, kemik sağlığını korumanın yollarını anlattı.</p>
<p> </p>
<p>Konuşmasında hastalığın gelişimindeki risk faktörlerine değinen Dr. Yeşil, toplumdaki yaygın kanının aksine düşük vücut kitle indeksinin kemik sağlığı için bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Dr. Yeşil, “Zayıf kişilerde kemiklere binen yük azaldığı için kemik üretimi, kilolu kişilere oranla daha az gerçekleşir” dedi.</p>
<p>Erken menopoz, ailede kalça kırığı öyküsü, uzun süreli kortizon kullanımı ve tütün-alkol tüketiminin riskleri artırdığını vurgulayan Yeşil, hastalığın en ağır sonuçlarının kalça kırığı ve omurga çökmesi olduğunu ifade etti. Yapılan araştırmalara göre kalça kırığı yaşayan bireylerin iki yıl içinde yüzde 12 ile 20 arasında ölüm riski taşıdığını belirten Yeşil, bu durumun yaşam konforunu tamamen yok ederek, kişiyi başkasına bağımlı hale getirdiğini ekledi.<br /> </p>
<p>EGZERSİZİN ÖNEMİ<br />Hastalığı karşı hem korunma hem de tedavi sürecinde egzersizin hayati önem taşıdığının altını çizen Dr. Yeşil, şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>“Sadece kardiyo gibi yük vermeyen egzersizler yeterli değil. Mutlaka ağırlık ve direnç egzersizleri yapılmalı. Kasların kemiklere bir çekme gücü uygulaması, vücuda ‘daha fazla kemik üretmeliyim’ mesajı gönderir. Özellikle 50-60 yaş üzerindeki bireylerde düşmeleri engellemek için denge ve koordinasyon eğitimi şart.”</p>
<p>BESLENME ÖNERİLERİ<br />Beslenme düzeninde kalsiyum, protein ve D vitamini üçlüsüne de işaret eden Dr. Yeşil, günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama bin 200 miligram olduğunu hatırlattı. Yağsız süt ve yoğurt tüketiminin önemini vurgulayan Yeşil, “Örneğin 100 gram çedar peyniri tükettiğinizde yaklaşık 720 miligram kalsiyum alırsınız. Bu da günlük ihtiyacınızın yarısından fazlasını tek başına karşılar” dedi.</p>
<p>CAM ARKASINDAN GÜNEŞLENMEYİN</p>
<p>D vitamininin besinlerle alınamayacağını, sadece cilde doğrudan temas eden güneş ışığıyla sentezlenebileceğini hatırlatan Yeşil, Türkiye’deki güneş açısı nedeniyle saat 12.00-13.00 arasının en verimli zaman dilimi olduğunu ifade etti. Yeşil, cam arkasından güneşlenmenin D vitamini üretimi için yeterli olmadığını belirtti.</p>
<p>VÜCUDUMUZA YATIRIM YAPMALIYIZ<br />Osteoporozun sessiz ilerleyen ancak önlenilebilir bir hastalık olduğunu sözlerine ekleyen Yeşil, “Geleceğimiz için vücudumuza yatırım yapmalıyız. Bunu beslenme, egzersiz ve düzenli takiple sağlayabiliriz” diye konuştu.</p>
<p>Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Yeşil’i, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da en sık yapılan 7 beslenme hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-en-sik-yapilan-7-beslenme-hatasi-614410</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 10:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614410</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında günlük beslenme düzeni önemli ölçüde değişiyor. Uzun süren açlık saatleri, iftar ve sahurla sınırlanan öğünler vücudun alıştığı ritmi farklılaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-en-sik-yapilan-7-beslenme-hatasi-614410">Ramazan&#8217;da en sık yapılan 7 beslenme hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında günlük beslenme düzeni önemli ölçüde değişiyor. Uzun süren açlık saatleri, iftar ve sahurla sınırlanan öğünler vücudun alıştığı ritmi farklılaştırıyor. Bu bir aylık süreçte genel iyi yaşam alışkanlarına dikkat edilmesi hem fiziksel sağlığın korunmasına yardımcı oluyor hem de oruç tutarken yaşanan enerji kaybını en aza indiriyor. Ramazan döneminde bilinçli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, özellikle iftar ve sahurda yapılan hataların gün boyu halsizlik, mide sorunları ve kan şekeri dalgalanmaları gibi problemlere yol açabileceğini belirterek dikkat edilmesi gereken 7 önemli noktaya parmak bastı.</p>
<p><strong>İftarı iki bölüme ayırın</strong></p>
<p>Sindirim problemlerinin en sık yaşandığı öğün genellikle iftar olur. Bunun en önemli nedeni, uzun süren açlığın ardından yemeğin çok hızlı tüketilmesi ve ara verilmeden devam edilmesidir. İftar sonrasında görülen hazımsızlık, şişkinlik, ağrı ve kramp gibi şikâyetleri azaltmak için iftarı iki aşamaya bölün. Önce çorba gibi hafif bir başlangıç yapın, ardından 15-20 dakika ara verip ana yemeğe geçin. Ana yemek sırasında lokmalarınızı yavaş yiyin ve iyice çiğneyin.</p>
<p><strong>Su tüketimini ideal seviyede tutun</strong></p>
<p>İftar ile sahur arasında geçen zaman diliminde toplamda 10-15 bardak su içmeye özen gösterin. Çay ve kahveyi fazla tüketmek su içme miktarını azaltabilir. Bu nedenle çay ve kahveyi bir fincanla sınırlandırmaya dikkat edin.</p>
<p><strong>Yemekten sonra vücudunuza sindirim için zaman tanıyın</strong></p>
<p>Yemek biter bitmez sindirim süreci başlar ve hemen ardından yapılan yürüyüş sindirim sorunlarına yol açıp reflüyü tetikleyebilir. Bu nedenle yürüyüş için en az 30 dakika bekleyin.</p>
<p><strong>Pide tüketiminde sıklığa dikkat edin</strong></p>
<p>İftar sofralarının vazgeçilmezi olan pideyi tüketirken hem miktara hem sıklığa dikkat edin. Avuç içi büyüklüğündeki bir parça pidenin bir dilim ekmeğe eş değer olduğunu unutmayın. Pideyi haftada 2–3 günle sınırlandırın, diğer günlerde tam buğday, çavdar ekmeği ya da bulgur gibi tam tahıllı seçenekleri ön planda tutun.</p>
<p><strong>Sahuru asla atlamayın</strong></p>
<p>Sahur ile iftar arasındaki uzun açlık süresini düşünerek bu öğünü atlamayın ve dengeli planlayarak sofrada; süt, yumurta ve peynir gibi tok tutan proteinlere, yanında tam tahıllı ekmeğe mutlaka yer verin. Bu sayede gün içinde tokluk süresini uzatabilir ve su tüketimiyle sıvı kaybını azaltabilirsiniz. Sahur yapmadığınızda ise kan şekeri düşüklüğü, baş ağrısı, halsizlik ve mide sorunları yaşayabileceğinizi unutmayın.</p>
<p><strong>İftar sonrası tatlı krizlerine dikkat </strong></p>
<p>İftardan sonra kan şekeri hızla yükselip düştüğünde tatlı isteği ortaya çıkabilir. Bu dengeyi sağlamak için iftardan 1-2 saat sonra bir ara öğün yapın. Ara öğünde 1-2 porsiyon meyve ile süt, kefir ya da yoğurt gibi süt grubuna yer verin. Böylece tatlı ihtiyacınızı dengeleyebilir ve Ramazan’da kilo artışının önüne geçebilirsiniz. Haftada 1-2 gün ise bu ara öğün yerine sütlü tatlı tercih edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kızartma ve aşırı yağlı yemeklerden uzak durun</strong></p>
<p>Ramazan’da iftar sofralarında kızartma, kavurma ve yağlı yemekler daha fazla tercih edilebiliyor. Uzun süren açlığın ardından bu tür besinleri tüketmek hazımsızlık, mide yanması ve reflü şikâyetlerini artırabiliyor ayrıca yorgunluk hissini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yemekleri haşlama, ızgara ya da fırında pişirme yöntemleriyle hazırlamaya gayret gösterin.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-en-sik-yapilan-7-beslenme-hatasi-614410">Ramazan&#8217;da en sık yapılan 7 beslenme hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Minik karınlarda büyük sorun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/minik-karinlarda-buyuk-sorun-614327</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[Gaz Sancısı]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[karınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[minik]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sıra]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda ve özellikle bebeklerde gaz sorunu, ailelerin en sık başvurdukları sağlık şikâyetleri arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minik-karinlarda-buyuk-sorun-614327">Minik karınlarda büyük sorun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda ve özellikle bebeklerde gaz sorunu, ailelerin en sık başvurdukları sağlık şikâyetleri arasında yer alıyor. Uzmanlara göre,  her 10 bebekten 4’ü, yaşamının ilk aylarında, özellikle ilk 6 haftada,  gaz sancısı nedeniyle huzursuzluk yaşıyor. Gaz sancısı bebeklerin çoğunda 3–4. aydan sonra belirgin şekilde azalıyor ve genellikle 4–6 ay arasında kendiliğinden kayboluyor. Çoğu zaman masum nedenlere dayanan bu durum, ebeveynler için uykusuz gecelere ve endişeye yol açabiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, </strong>bu süreçte bazı kurallara dikkat ederek gaz sancısının önlenebileceğini veya hafifletilebileceğini belirterek, “Ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken en önemli şey ise hekim tavsiyesi olmadan, bebeğe gaz sorununa karşı bitkisel içerikli takviyeler veya ilaçlar vermemek olmalı. Bunlar bebeğin sindirim sistemine zarar verebilir ve altta yatan bir hastalık varsa, tanısını geciktirebilir. Bitki çayları, şekerli su ve zeytinyağı da sindirim sisteminde sorun oluşturabilecekleri için verilmemelidir. Bunların yanı sıra emziren annelerin rezene çayı içmelerini de artık önermiyoruz. Çünkü, fazla tüketildiğinde,  içerisinde bulunan fitoöstrojenler anne ve bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir” diyor. </p>
<p><strong>En yaygın neden: Sindirim sisteminin henüz tam gelişmemiş olması!</strong></p>
<p>Bebeklik döneminde, özellikle 0-6 ay arasında, sindirim sisteminin henüz tam olarak olgunlaşmamış olması, gaz sancısının en yaygın nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte, bebeğin hızlı emmesi ve emme sırasında hava yutması, yanlış emzirme teknikleri ve bağırsak hareketlerinin düzensizliği de gaz oluşumuna yol açabiliyor. Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz çıkarma mekanizmasının yeterince gelişmemiş ve karın kaslarının henüz zayıf olmasının da bebeğin gazı rahatlıkla atamamasına neden olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunların yanı sıra genetik yatkınlık ve bağırsak florasının yapısı gibi bireysel faktörler de süreci etkileyebilir. Bazı durumlarda ise besin alerjisi veya laktoz intoleransı şeklinde altta tıbbi bir problem yatabilir.” </p>
<p><strong> Bu belirtiler gaz sancısına işaret edebilir!  </strong></p>
<p>Gaz sancısı genellikle beslenme sonrasında veya akşam saatlerinde daha belirgin hale geliyor. Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz sancısı olan bebeklerde en sık görülen belirtileri şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Mırıldanmak ve devamlı ıkınma sesleri çıkarmak</li>
<li>Uykusunda sesler çıkarmak </li>
<li>Kıvranmak ve  ‘S’ şeklinde kasılma hareketleri yapmak</li>
<li>Karında şişkinlik ve sertlik</li>
<li>Bacakları karnına çekmek</li>
<li>Huzursuzluk, ağlama nöbetleri</li>
<li>Gaz çıkardıktan sonra belirgin şekilde rahatlamak</li>
<li>Emme sırasında sık sık memeyi bırakmak</li>
<li>Uykudan sık sık uyanmak</li>
</ul>
<p><strong>Gaz sancısını önlemek için 10 etkili öneri! </strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz sancısını hafifletmek için dikkat etmeniz gereken kuralları şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Her beslenme sonrasında gazını mutlaka çıkarın:</strong> Meme değişiminde de gazını çıkarmayı alışkanlık edinin. Omuza yaslama veya oturur pozisyonda hafif sırt sıvazlama, gazın daha kolay çıkmasına yardımcı olacaktır. Bacaklarını bisiklet çevirir gibi nazikçe hareket ettirmek de gazın bağırsaklarda ilerlemesine katkı sağlayacaktır. </p>
<p><strong>Kısa süreli emzirmelerden kaçının:</strong> İlk süt laktozdan, son süt ise yağdan zengin oluyor. Bebeğinizin hem doyması hem de devamlı gaz yapan ilk süte maruz kalmaması için ilk 3 ayda en az 10-15 dakika emzirmeye özen gösterin. </p>
<p><strong>Acele etmeyin: </strong>Acele etmeden, sakin ve hafif dik pozisyonda beslemeyi alışkanlık edinin. Beslenme sonrasında hemen düz yatırmayın. En az 30-45 derece açıyla yatırmaya dikkat edin. </p>
<p><strong>Nazikçe karın masajı yapın: </strong>Tercihen ılıtılmış özel bebek masaj yağlarıyla, günde 1-2 kez ve özellikle akşam saatlerinde, saat yönünde nazikçe karın masajı yapın. Kusma riskine karşı masajı tok karnına yapmaktan kaçının. </p>
<p><strong>Beslenmenize dikkat edin:</strong> Kendinizi gözlemleyin;  sizde hazımsızlık ve şişkinlik yapan besinlerden uzak durun. </p>
<p><strong>Hava yutmasını önleyin:</strong> Beslenme sırasında hava yutmasını önlemek için memeyi veya biberonun emziğini tam kavradığından emin olun. Antikolik biberon tercih edin</p>
<p><strong>Dümdüz pozisyonda beslemeyin:</strong> Beslenirken dümdüz pozisyonda olmasın. Kendi kendine beslenmesin. Biberonun emzik kısmına hava girmesine izin vermeden dik bir şekilde beslemeniz hava yutmasını engellemek için önemli.</p>
<p><strong>Mamasını sürekli değiştirmeyin: </strong>Sürekli mama değişimi sindirim sistemini daha hassas hale getirebiliyor. </p>
<p><strong>Mamayı hazırlarken, dikkat! </strong>Mama ile besleniyorsa, hazırlama şekline dikkat edin. Mama ölçüsünü doğru ayarlayın ve köpük oluşumunu azaltmak için biberonu fazla çalkalamayın. </p>
<p><strong>Ilık banyo rahatlatır:</strong> Özellikle akşam saatlerinde ılık banyo da kaslarının gevşemesine yardımcı olabilir. </p>
<p><strong>Çoğunlukla masum olsa da dikkat! </strong></p>
<p>Gaz sancısı genellikle önemsiz nedenlerden kaynaklansa da bazı belirtilere karşı dikkatli olunması gerekiyor. Çünkü, nadiren de olsa gaz sancısının altında yatan etken enfeksiyon, bağırsak tıkanıklığı, alerji veya laktoz intoleransı gibi sindirim sistemi sorunları olabiliyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı  Dr.  Ece Birincioğlu Çetin, mutlaka hekime başvurulması gereken belirtileri, “Özellikle şiddetli ve sakinleştirilemeyen ağlama, kusma (özellikle yeşil renkli ya da fışkırır tarzda olması), ateş, kilo alamama veya kilo kaybı, dışkıda kan görülmesi, uzun süre gaz ve gaita çıkışının olmaması, karında belirgin hassasiyet veya sertlik ile genel durum bozukluğu” olarak sıralıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minik-karinlarda-buyuk-sorun-614327">Minik karınlarda büyük sorun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOSAM Uyardı: &#8220;Sofradaki Değişim, Türkiye&#8217;nin Geleceğini Belirliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kosam-uyardi-sofradaki-degisim-turkiyenin-gelecegini-belirliyor-614199</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 15:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğini]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kosam]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sofradaki]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), küresel ölçekte hızla değişen beslenme alışkanlıklarının etkilerini mercek altına alan kapsamlı bir rapor yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosam-uyardi-sofradaki-degisim-turkiyenin-gelecegini-belirliyor-614199">KOSAM Uyardı: &#8220;Sofradaki Değişim, Türkiye&#8217;nin Geleceğini Belirliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), küresel ölçekte hızla değişen beslenme alışkanlıklarının etkilerini mercek altına alan kapsamlı bir rapor yayımladı. &#8220;Toplumsal Beslenmedeki Dönüşümün Geleceğe Etkileri&#8221; başlıklı çalışma, beslenmenin artık yalnızca biyolojik bir ihtiyaç olmaktan çıktığını; kültürel kimlik, kamu sağlığı, ekonomi güvenliği ve çevre politikalarının kesişiminde stratejik bir alan haline geldiğini ortaya koyuyor.<br />Raporun bilimsel danışmanlığını üstlenen Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.<br />&#8220;Gıda Güvenliği, Artık Ulusal Güvenlik Meselesidir&#8221;<br />Prof. Dr. Ünüsan, son dönemde gündeme gelen gıda kaynaklı vakalara dikkat çekerek, “Bu gelişmeler gıda güvenliği ve denetim süreçlerinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Endüstriyel üretim ve hazır gıda tüketimindeki artışla birlikte denetim mekanizmalarının daha etkin işletilmesi büyük önem taşıyor. Beslenmedeki dönüşümü doğru ve bilinçli şekilde yönetebilirsek hem sağlık risklerini azaltabilir hem de ekonomik maliyetleri kontrol altında tutabiliriz” dedi.<br />“Geleneksel Mutfağımız Tehdit Altında”<br />Rapor, Osmanlı&#8217;dan Cumhuriyet&#8217;e uzanan kadim beslenme kültürümüzün, küreselleşme ve hızlı tüketim alışkanlıkları karşısında geri planda kaldığına dikkat çekiyor. Prof. Dr. Ünüsan, &#8220;Fast-food ve paketli ürünler genç nesillerin tercihlerini şekillendirirken, yöresel tariflerimiz unutuluyor. Oysa coğrafi işaretli ürünlerimiz ve zengin mutfak mirasımız, gastronomi turizmi ve bölgesel kalkınma için büyük potansiyel taşıyor&#8221; ifadelerini kullandı.<br />“Ekonomik Zorluklar Sağlıklı Beslenmeye Erişimi Kısıtlıyor”<br />&#8220;Küresel gıda enflasyonu ve gelir dağılımındaki adaletsizlikler, sağlıklı gıdaya erişimi kısıtlıyor&#8221; diyen Ünüsan, &#8220;Gıda bankacılığı, üretici kooperatifleri ve yerel üretimin desteklenmesi, yalnızca ekonomik değil, bir halk sağlığı stratejisi olarak ele alınmalıdır&#8221; şeklinde konuştu.<br />KOSAM Raporundan Stratejik Öneriler<br />Rapor, Türkiye&#8217;nin zengin mutfak kültürü, genç nüfus dinamizmi ve kooperatif geleneği gibi güçlü yönlerinin yanı sıra; ithalata bağımlılık, iklim değişikliği ve artan gıda güvenliği risklerine dikkat çekiyor. Sürdürülebilir bir gıda sistemi için şu öneriler sıralanıyor:<br />Okul müfredatlarında beslenme eğitimi zorunlu hale getirilmeli, çocuklara yönelik sağlıksız gıda reklamları denetlenmelidir. Küçük üretici ve kadın çiftçiler desteklenmeli, üreticiden tüketiciye kısa tedarik zincirleri teşvik edilmelidir. Gıda denetim mekanizmaları etkinleştirilmeli, israfı önleyecek düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Su tasarruflu teknolojiler, organik tarım ve döngüsel ekonomi uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır. Geleneksel tarifler dijital arşivlerle kayıt altına alınmalı, coğrafi işaretli ürünler gastronomi turizmine kazandırılmalıdır.<br />Ramazan-ı Şerif Vesilesiyle: Sağlıklı Sofra, Sağlıklı Toplum<br />Prof. Dr. Ünüsan, Ramazan-ı Şerif&#8217;in manevi iklimine vurgu yaparak değerlendirmelerini şöyle tamamladı: &#8220;Ramazan ayı, israftan uzak, paylaşıma dayalı, helal ve sağlıklı beslenme anlayışını bizlere hatırlatmaktadır. Ne yazık ki günümüzde ramazan sofraları tüketim çılgınlığına ve israfa dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya. Oysa kadim kültürümüzde iftar sofraları sadelik, bereket ve paylaşım üzerine kuruluydu. KOSAM olarak hazırladığımız bu rapor, toplumsal beslenme kültürümüzü yeniden düşünmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.&#8221;<br />&#8220;Toplumsal Beslenmedeki Dönüşümün Geleceğe Etkileri&#8221; raporu, Türkiye&#8217;nin gıda güvenliği, halk sağlığı ve kültürel mirasının korunması hedefleri doğrultusunda, küresel dönüşümü stratejik bir sorumluluk olarak değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor. Rapor, bütüncül politika, güçlü denetim ve toplumsal bilinç inşasının önemine işaret ediyor.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosam-uyardi-sofradaki-degisim-turkiyenin-gelecegini-belirliyor-614199">KOSAM Uyardı: &#8220;Sofradaki Değişim, Türkiye&#8217;nin Geleceğini Belirliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, Bitter Çikolata İle İlgili Yeni Araştırmayı Yorumladı: &#8220;Bitter Çikolata Yaşlanmayı Yavaşlatıyor, Ancak Bilinçli Tüketilmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-beslenme-ve-diyetetik-bolumu-baskani-prof-dr-murat-bas-bitter-cikolata-ile-ilgili-yeni-arastirmayi-yorumladi-bitter-cikolata-yaslanmayi-yavaslatiyor-ancak-bilincli-tuketil-614002</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Bitter Çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[Biyolojik Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[diyetetik]]></category>
		<category><![CDATA[Kakao]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Murat Baş]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kakaonun sağlığa etkileri uzun yıllardır bilim dünyasının gündeminde yer alıyor. Kalp-damar sağlığından ruh haline kadar pek çok alanda araştırılan bitter çikolata, şimdi de “biyolojik yaşlanma” ile ilişkisi üzerinden yeniden mercek altında.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-beslenme-ve-diyetetik-bolumu-baskani-prof-dr-murat-bas-bitter-cikolata-ile-ilgili-yeni-arastirmayi-yorumladi-bitter-cikolata-yaslanmayi-yavaslatiyor-ancak-bilincli-tuketil-614002">Acıbadem Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, Bitter Çikolata İle İlgili Yeni Araştırmayı Yorumladı: &#8220;Bitter Çikolata Yaşlanmayı Yavaşlatıyor, Ancak Bilinçli Tüketilmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kakaonun sağlığa etkileri uzun yıllardır bilim dünyasının gündeminde yer alıyor. Kalp-damar sağlığından ruh haline kadar pek çok alanda araştırılan bitter çikolata, şimdi de “biyolojik yaşlanma” ile ilişkisi üzerinden yeniden mercek altında. Aging (Albany NY) dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, kakaoda doğal olarak bulunan teobromin adlı bileşenin biyolojik yaşlanma göstergeleriyle bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor. </strong></em></p>
<p><em><strong>İngiltere ve Almanya’da yürütülen ve toplamda 1.600’den fazla kişinin verilerinin incelendiği araştırmada, yaşlanma süreci yalnızca takvim yaşıyla değil, DNA üzerinden hesaplanan “biyolojik yaş saatleri” ile değerlendirildi. Bulgular, kandaki teobromin düzeyi daha yüksek olan bireylerde biyolojik yaşlanmanın daha yavaş seyrettiğini gösteriyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, çalışmanın dikkat çekici olduğunu ancak temkinli yorumlanması gerektiğini vurguluyor. </strong></em></p>
<p>Prof. Dr. Murat Baş, biyolojik yaş kavramının kronolojik yaştan farklı olduğuna dikkat çekerek, “Takvim yaşı hepimiz için aynıdır; ancak biyolojik yaş, hücrelerimizin ve dokularımızın ne kadar ‘yıprandığını’ gösterir. Bu çalışmada DNA metilasyonuna dayalı yaş saatleri kullanılmış. Yani vücudun gerçek yaşlanma hızı ölçülmeye çalışılmış. Araştırmada, katılımcıların kanındaki teobromin düzeyleri ile bu epigenetik yaş, yani hücresel yaşlanma göstergeleri karşılaştırılmış. Sonuçlar, kanında daha yüksek teobromin bulunan kişilerin hücrelerinin daha yavaş yaşlandığını gösteriyor” diyor. </p>
<p><strong>Bitter Çikolata Gençleştiriyor Mu? </strong></p>
<p>Bitter çikolatada doğal olarak bulunan teobromin, kakao çekirdeğine özgü bir bileşen. Çoğu zaman kafeinle karıştırılsa da etkileri farklı. Prof. Dr. Murat Baş, “Teobromin kafein değildir. Uyarıcı etkisi daha hafiftir ve metabolik etkileri farklıdır. Çalışmanın önemli yönlerinden biri, gözlenen etkinin kafeinle açıklanamıyor olması. Yani konu ‘kahve içmekle’ aynı şey değil; kakao kökenli özel bir molekülden söz ediyoruz” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Çalışma iki farklı Avrupa popülasyonunda benzer sonuçlar göstermesi açısından dikkat çekici. Ancak Prof. Dr. Murat Baş, bu noktada şu uyarıyı yapıyor:<br /> “Bu çalışma nedensellik kanıtlamaz. Yani ‘teobromin gençleştirir’ demek bilimsel olarak doğru olmaz. Ancak iki bağımsız grupta benzer sonuçların bulunması, bu ilişkinin araştırılmaya değer olduğunu gösteriyor”…</p>
<p><strong>“Daha Çok Çikolata Yiyin” Mesajı Doğru Mu? </strong></p>
<p>Araştırmanın kamuoyunda yanlış anlaşılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Murat Baş, “Bu çalışma ‘daha fazla çikolata tüketin’ demiyor. Bitter çikolata, enerjisi yoğun bir besindir ve fazla tüketimi kilo artışına yol açabilir. Burada asıl mesaj, bazı besin bileşenlerinin yaşlanma biyolojisi üzerinde etkili olabileceğidir. Bitter çikolatanın özellikle yüksek kakao oranına (genellikle %70 ve üzeri) sahip olan türlerinde teobromin miktarı daha yüksektir. Ancak ticari ürünlerde şeker ve yağ oranı da dikkate alınmalıdır” şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Prof. Dr. Murat Baş, sağlıklı yaşlanmanın bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguluyor: “Sağlıklı yaşlanma tek bir besine bağlı değildir. Akdeniz tipi beslenme, yeterli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durma ve kaliteli uyku temel belirleyicilerdir. Bitter çikolata burada sadece bir ipucu olabilir”…</p>
<p><strong>Sağlıklı Yaşlanmak İçin Dengeli Beslenmek Şart </strong></p>
<p>Dünya genelindeki çalışmalar, beslenme alışkanlıklarımızın hücrelerimizin çalışma biçimini etkileyebileceğini gösteriyor. Özellikle bitkisel kaynaklı, antioksidan içeriği yüksek besinlerin hücreleri yıpratan süreçleri yavaşlatabildiği düşünülüyor. “Yani ne yediğimiz, hücrelerimizin nasıl yaşlandığını etkileyebiliyor. Sebze, meyve ve kakao gibi bitkisel besinlerde bulunan bazı doğal maddeler, hücreleri strese karşı koruyabiliyor” diyen Prof. Dr. Murat Baş, beslenmenin sadece bir kalori hesabı olmadığına da dikkat çekiyor: “Yediğimiz besinlerin içeriğindeki biyoaktif bileşenler, hücresel düzeyde süreçleri etkileyebilir. Bu çalışma, yaşlanma biyolojisi ile beslenme arasındaki ilişkinin ne kadar karmaşık ve heyecan verici olduğunu bir kez daha gösteriyor”…</p>
<p>Bilim dünyası için yeni bir araştırma alanı açan bu bulgular, beslenmenin yalnızca kilo kontrolü değil, sağlıklı yaş alma süreci açısından da kritik rol oynadığını ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, bireysel besinlere odaklanmak yerine dengeli ve çeşitli bir beslenme modelinin benimsenmesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-beslenme-ve-diyetetik-bolumu-baskani-prof-dr-murat-bas-bitter-cikolata-ile-ilgili-yeni-arastirmayi-yorumladi-bitter-cikolata-yaslanmayi-yavaslatiyor-ancak-bilincli-tuketil-614002">Acıbadem Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, Bitter Çikolata İle İlgili Yeni Araştırmayı Yorumladı: &#8220;Bitter Çikolata Yaşlanmayı Yavaşlatıyor, Ancak Bilinçli Tüketilmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir Ramazan için doğru ve dengeli beslenme düzeni sağlanmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-ramazan-icin-dogru-ve-dengeli-beslenme-duzeni-saglanmali-613331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 08:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’a sayılı günler kaldı. Ramazan’ın kendine özgü bir yaşam düzeni olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ömer Turan, sahuru ihmal etmeden, iftarda porsiyon kontrolüne dikkat ederek, yeterli su tüketimi ve düzenli yürüyüşle Ramazan’ı hem sağlıklı hem de dengeli geçirmenin mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-ramazan-icin-dogru-ve-dengeli-beslenme-duzeni-saglanmali-613331">Sağlıklı bir Ramazan için doğru ve dengeli beslenme düzeni sağlanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan’a sayılı günler kaldı. Ramazan’ın kendine özgü bir yaşam düzeni olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ömer Turan, sahuru ihmal etmeden, iftarda porsiyon kontrolüne dikkat ederek, yeterli su tüketimi ve düzenli yürüyüşle Ramazan’ı hem sağlıklı hem de dengeli geçirmenin mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ömer Turan, yaklaşan Ramazan ayında doğru ve dengeli beslenme yöntemlerine ilişkin tavsiyelerde bulundu.</p>
<p>Ramazan ayında hayat akışı değişiyor</p>
<p>Ramazan ayının Müslümanların günün belirli saatlerinde oruç tutarak ruhen ve bedenen arınmayı amaçladıkları manevi bir ibadet dönemi olduğunu belirten Ömer Turan, “Normalde insanlar gündüz yemek yer ve çoğu sosyal aktiviteyi gündüz gerçekleştirirken Ramazan boyunca, coğrafi ve sosyoekonomik şartlara ve her ülkenin özel geleneklerine göre bu hayat akışı değişir. Dolayısıyla oruç tutan bir birey Ramazan&#8217;ın başında ve sonunda bir ay içinde iki kez hayatın gidişatına uyum sağlamaya çalışır. Bu açıdan Ramazan ayı, sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazanabilme açısından fırsata çevrilebilir. Enerji değeri yüksek ancak biyolojik kalitesi düşük besinlerin sıkça tüketildiği batı tipi beslenme örüntüsünden kaçınılarak bedenin gün boyunca ihtiyaç duyduğu sağlıklı besinlerin tercih edilmesiyle sağlığın ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi amaçlanabilir” diye konuştu.</p>
<p>Ramazan’da sağlıklı beslenme alışkanlıkları sürdürülmeli</p>
<p>Ramazan&#8217;da çeşitli nedenlerle metabolizmanın yavaşlayabileceğini kaydeden Ömer Turan, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesinin bu nedenle önemli olduğunu söyledi:</p>
<p>“Uzun süreli açlık, düzensiz uyku, iftarda aşırı yemek ve sahuru atlamak gibi yanlış uygulamalar hem metabolizmayı yavaşlatabilir hem de kontrolsüz vücut ağırlık artışına neden olabilir. Öğün sayısı ve besinlerin termik etkisinin azalması, yetersiz protein ve su tüketimi, açlık-tokluk hormon dengesinin bozulması ve düşük fiziksel aktivite düzeyi metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilen diğer faktörlerdendir. Tüm bu nedenlerden dolayı Ramazan’da sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır.”</p>
<p>Sahura kalkmamak kas kaybı riskini artırır</p>
<p>Sahura kalkmayıp yatmadan önce beslenmenin metabolizmanın yavaşlamasına neden olduğunu belirten Ömer Turan, “Ramazan’da vücut ağırlığı artışını önlemek amacıyla sahura kalkmayıp yatmadan hemen önce beslenmek, metabolizma ve vücut ağırlığı kontrolü açısından çoğu zaman beklenenin tersine bir etki gösterir. Gece geç saatlerde beslenmek, insülin salgısını artırır ve yüksek insülin fazla enerjiyi yağ olarak depolar. Ayrıca sahura kalkmamak, açlığın süresini uzatır ve kas kaybı riskini artırır bu durum metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Sahur mutlaka yapılmalı, protein kaynakları tüketilmeli</p>
<p>Araştırma Görevlisi Ömer Turan, metabolizmanın yavaşlamasını önlemek ve kilo alımını önlemek için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>• Sahur mutlaka yapılmalıdır. Sahurda biyolojik kalitesi yüksek yumurta, yoğurt, süt, tuzsuz peynir gibi protein kaynakları tercih edilmelidir. </p>
<p>• Posa içeriği yüksek tam tahıllı/tam buğday ekmek ve domates, salatalık gibi sebzeler proteinlerle birlikte alındığında tok tutar.</p>
<p>İftar süresi 20-30 dakikaya yayılabilir</p>
<p>• İftarda kontrolsüz ve hızlı yeme ataklarının önüne geçilebilmesi açısından öğüne su, çorba gibi sıvılarla başlanmalı ve porsiyon ölçülerine dikkat edilmelidir.</p>
<p>• İftar süresi 20-30 dakikaya yayılabilir.  Çiğneme gerektiren, posa, vitamin ve mineral açısında zengin olan sebzeler/salatalar hem kan şekerinin dengeli yükselmesini sağlar hem de tokluk hissi duyulana kadar geçen sürede aşırı enerji alımını önler.</p>
<p>• Gazlı içecek, hazır meyve suyu ve enerji içeceği yerine su, ayran veya şekersiz içecekler; şerbetli hamur tatlıları yerine posa, mineral ve vitamin içeriği zengin meyveler tercih edilmelidir.</p>
<p>İftar ve sahur arasında 2,5 litre su tüketilmeli</p>
<p>• İftar ve sahur arasında en az 2,5 litre su tüketimi dengeli bir biçimde yapılmalıdır. </p>
<p>• Çay ve kahve tüketimi iftardan en az 1 saat sonra yapılmalı ve aşırı miktardan kaçınılmalıdır.</p>
<p>• Kızartma yerine ızgara, haşlama, fırın veya buğulama gibi sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.</p>
<p>• Yeterli ve düzenli fiziksel aktivite yapılmalıdır.</p>
<p>Oruç tutan biri için doğru beslenme planı nasıl olmalıdır?</p>
<p>Ramazan’da sağlıklı ve dengeli bir beslenme planının uygulanabileceğini kaydeden Araştırma Görevlisi Ömer Turan, bu planı da şöyle anlattı:</p>
<p>• İki ana öğün olan sahur ve iftar ile ara öğünden oluşan bir plan takip edilmelidir. </p>
<p>• Sahurda tipik bir Akdeniz kahvaltısı yapılabilir. Süt, yumurta, ceviz, tam tahıllı ekmek, domates, salata gibi besinler tüketilebilir. Susamaya ve ödeme neden olabilecek bal, pekmez, reçel gibi şekerli besinler ile turşu, tuzlu peynirler ve diğer salamura besinler ile sucuk, sosis, salam gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durulmalıdır.</p>
<p>• Tüm öğünlerde kaliteli protein kaynakları bulunmalıdır. İftarda et, tavuk, balık, yumurta, kurubaklagiller gibi protein kaynakları sağlıklı pişirme yöntemleriyle sunulmalıdır. </p>
<p>• Tüm yiyecekleri iftarda üst üste tüketmek yerine ara öğünlerle enerji ve besin öğesi eksiklikleri giderilebilir. Ara öğünlerde yağlı ve şekerli besinler yerine meyve, az yağlı süt, kefir, yoğurt ve sert kabuklu yemişler gibi sağlıklı seçenekler tercih edilebilir.</p>
<p>Bilinçli tercihlerle metabolik sağlığınızı koruyun</p>
<p>Araştırma Görevlisi Ömer Turan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sahuru ihmal etmeden, iftarda porsiyon kontrolüne dikkat ederek, yeterli su tüketimi ve düzenli yürüyüşle Ramazan’ı hem sağlıklı hem de dengeli geçirmek mümkündür. Bilinçli tercihlerle hem metabolik sağlığımızı koruyabilir hem de Ramazan’ı bedenimiz için de berekete dönüştürebiliriz”.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-ramazan-icin-dogru-ve-dengeli-beslenme-duzeni-saglanmali-613331">Sağlıklı bir Ramazan için doğru ve dengeli beslenme düzeni sağlanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Sporcu Ailelerine Yol Gösteren Panel</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-sporcu-ailelerine-yol-gosteren-panel-613229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 13:08:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerin]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerine]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gösteren]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimini önceleyen çalışmalar gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Sporcu Ebeveyni Olmak’ panelinde, uzmanlar tarafından sporcu ve ailelerine önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-sporcu-ailelerine-yol-gosteren-panel-613229">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Sporcu Ailelerine Yol Gösteren Panel</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimini önceleyen çalışmalar gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Sporcu Ebeveyni Olmak’ panelinde, uzmanlar tarafından sporcu ve ailelerine önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Sporu küçük yaşlarda hayatın bir parçası haline getirmeyi ve bu süreçteki faaliyetlerde çocukların sağlıklı ve özgüvenli yetişmesini amaçlayan Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi iş birliğiyle ‘Sporcu Ebeveyni Olmak’ panelini düzenledi. Altınova Spor Tesisleri’nde Türkiye Spor Yazarları Derneği Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Ali Ekmekçi’nin moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Türk Milli Takımı’nın ve Bursaspor’un efsane kaptanı Sedat Özden ile Bursaspor’un efsane kaptanı ve Osmangazi Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi Adnan Örnek’in yanı sıra, Uzman Gelişim Psikoloğu Yaren Evinç ve Diyetisyen Ceren Evinç, sporcunun gelişiminde ailelerin desteğinin önemine vurgu yapan konuşmalar gerçekleştirdi.</p>
<p><b>“Ailelerin Çok Büyük Vazifeleri Var”</b></p>
<p>Sporda ebeveynlerin, sporcunun gelişiminde büyük öneme sahip olduğunu ve antrenörlerin de bu noktada rol oynadığını belirten Sedat Özden, “Çocuklarımız toplumda her zaman efendiliği, kişiliği, birbirine saygı duymayı öğrenirken ailelerin çok büyük vazifeleri var. Çocukların beslenmesi, sağlığıyla ilgilenilmesi, gelişimini antrenörleriyle araştırmaları ve daha eksik yönlerini öğrenmeleri gerekiyor. Ailelerin çok büyük sorumluluğu var.” diye konuştu. Sporcu geçmişiyle öne çıkan ve adını efsaneler arasına yazdıran bir diğer isim Adnan Örnek de, “Ailelerin psikolojik açıdan desteklemesi, sporcuların beslenmeleri, neyi bilinçli yapmaları gerektiği, sürecin nasıl götürülmesi gerektiği, nerede çocuğun yanında olmaları, bunlar aslında çok komplike bir durum. Amacımız bu seminer ile beraber hem aileleri bilgilendirmek, hem de çocuklara bir yol açmak. Eski birer sporcu olarak bu bizim en önemli görevlerimizden bir tanesi. Sporcu gelişiminde en büyük rol ailenin. Çocuklara ve ailelere bu noktada ipucu verebilirsek, neyi nerede yapacaklar, nerede duracaklar bu bile yeterlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Güvenli İklim Sağlamakta Aile Çok Destekleyici Bir Rol Oynuyor”</b></p>
<p>Uzman Gelişim Psikoloğu Yaren Evinç de gerçekleştirdiği sunumda, sporun sadece kas gücünün önemli olduğu bir olmadığını vurgulayarak, “Sporda zihinsel dayanıklılık da çok önemli. Bu noktada ailenin görevi devreye giriyor, bunu sürdürülebilir kılmak, güvenli iklim sağlamakta da aile çok destekleyici bir rol oynuyor. Gelişimi sağlayabilmek için sporcuları erken yaşta başlatmak önemli çünkü erken yaşta başladıkları zaman motor becerileri daha çabuk gelişiyor, hem de iç disiplin ve sorumluluk alma kapasiteleri çocukluktan ergenliğe daha çok oturmuş oluyor.” şeklinde konuştu. Diyetisyen Yaren Evinç de yaptığı konuşmada şunları kaydetti;</p>
<p>“Öncelikle beslenme çok önemli, ancak beslenmeden önce her çocuğun bireysel olduğunu, kişiye özgü beslenme planının olması gerektiğini unutmamak gerekiyor. Örneğin iki çocuğu kıyaslayıp, onların ihtiyaçlarını karşılaştırmak yerine onların yeterli beslenmelerini ve özellikle antrenman günlerinde antrenmandan önce ve sonra doğru besinleri tercih ettiklerini takip etmemiz gerekiyor.”</p>
<p><b>“Ebeveyn Olarak Aydınlandık”</b></p>
<p>Türkiye Spor Yazarları Derneği Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Ali Ekmekçi ise, spor ile ebeveyn ilişkisine yönelik önemli bilgilendirmelerde bulunulduğuna işaret ederek, “Türkiye’de mevcut yapı gereği bir noktaya gelindikten sonra aileler, eğitimin de önemini göz önünde bulundurarak çocukların spor ile ilişkisini kesiyorlar, bugün bunun böyle olmayacağını gördük. Ailelere, çok kıymetli panelistlerimiz önemli bilgiler verdi. Çok keyifliydi, bizler de ebeveyn olarak aydınlandık, neler yapmamız gerektiğini öğrenmiş olduk. Osmangazi Belediyesi’ne, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a ve Osmangazi Kent Konseyi’ne bu kıymetli organizasyon için teşekkür ediyoruz.” açıklamalarında bulundu.</p>
<p>Panelin sonunda Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Bülent Akça ve Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar, moderatör Mehmet Ali Ekmekçi ile konuşmacılar Sedat Özden, Adnan Örnek, Yaren Evinç ve Ceren Evinç’e teşekkür belgesi takdim etti. Konuşmacılar, bu değerli etkinliğe desteklerinden ötürü Osmangazi Belediyesi’ne ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-sporcu-ailelerine-yol-gosteren-panel-613229">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Sporcu Ailelerine Yol Gösteren Panel</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme İle İlgili Bildiklerimiz Sil Baştan mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenme-ile-ilgili-bildiklerimiz-sil-bastan-mi-611998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 07:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baştan]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bildiklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[görsel]]></category>
		<category><![CDATA[işlenmiş]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[lif]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sil]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611998</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD’nin 2025–2030 yeni beslenme rehberiyle birlikte güncellenen beslenme piramidi, “daha az işlenmiş gıda, daha fazla gerçek besin” mesajıyla geniş yankı uyandırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-ile-ilgili-bildiklerimiz-sil-bastan-mi-611998">Beslenme İle İlgili Bildiklerimiz Sil Baştan mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin 2025–2030 yeni beslenme rehberiyle birlikte güncellenen beslenme piramidi, “daha az işlenmiş gıda, daha fazla gerçek besin” mesajıyla geniş yankı uyandırdı. Ancak piramidin görsel ve içerik önceliklerindeki değişim, bazı besin gruplarının biyolojik etkilerinin yanlış yorumlanabileceği endişesini de beraberinde getiriyor. Özellikle protein ve hayvansal gıdaların öne çıkması, lif kaynaklarının görsel olarak geri planda kalması ve beslenmenin bireysel biyolojiden bağımsız ele alınması, uzun vadeli metabolik ve inflamatuvar etkiler açısından daha temkinli bir değerlendirme gerektiriyor. <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, yeni piramidin önemli bir adım olmakla birlikte, kritik 3 riskine dikkat çekiyor. </p>
<p><b>Tahılları Hayatımızdan Çıkaralım mı?</b></p>
<p>ABD’nin 2025–2030 yılları için yayınlanan yeni beslenme rehberinde verilen ana mesajın daha az işlenmiş gıda, daha fazla gerçek besin olduğunu belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “Ancak beslenme yalnızca bir piramit görselinden ibaret değil; bağırsak, bağışıklık, beyin ve hormonların aynı anda konuştuğu canlı bir biyolojik dil. Bu nedenle her yeni rehberi alkışlamadan önce durup bakmak ve ayrıntıları sorgulamak gerekiyor. Yeni piramit ilk bakışta metabolik hastalıklarla mücadele hedefi taşısa da tahılların geri plana çekilmesi, protein ve yağ gruplarının daha geniş temsil edilmesi besin gruplarının biyolojik rollerinin yanlış yorumlanma riskini de beraberinde getiriyor” diyor. </p>
<p><strong>O Besinler Tamamen Dışlandı</strong></p>
<p>Yeni piramidin en güçlü yönlerinden birinin ultra-işlenmiş gıdaların net biçimde dışlanması olduğuna dikkat çeken Acıbadem Life <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “Bu yaklaşım; obezite, tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve metabolik sendrom riskinin azaltılması açısından bilimsel verilerle desteklenmektedir. Ultra-işlenmiş gıdaların metabolik dengeyi bozduğu, inflamatuvar yükü artırdığı ve uzun vadede çoklu sistemleri olumsuz etkilediği iyi bilinmektedir. Bu yönüyle yeni yaklaşım, “gerçek gıdaya dönüş” açısından olumlu bir paradigma değişimi sunuyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Beslenme Piramidinde Protein Tartışması</strong></p>
<p>Piramitte protein ve hayvansal gıdaların daha merkezi bir konuma taşınmasının dikkatli yorumlanması gerektiğini belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “Buradaki risk protein alımının kendisi değil; uzun süre kırmızı et ağırlıklı ve yüksek düzeyde hayvansal protein tüketimidir. Bu tür bir beslenme modeli, hücresel büyüme ve çoğalma sinyallerini yöneten mTOR yolunun sürekli aktif kalmasına neden olabilir. mTOR, çocukluk döneminde, kas onarımında ve kısa süreli iyileşme süreçlerinde gerekli olan bir mekanizma olsa da uzun süreli ve aşırı uyarımı inflamatuvar yükü artırarak kardiyometabolik risklerin yükselmesine zemin hazırlayabilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Yetersiz Lif Bağırsakları Nasıl Etkiliyor?</strong></p>
<p>Lifin metabolik sağlık ve bağışıklık sistemi açısından taşıdığı kritik role dikkat çeken Acıbadem Life <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “Yeni piramitte tahılların görsel olarak küçültülmesi yetersiz lif riskini beraberinde getiriyor. Oysa lif yalnızca sindirimle ilişkili bir bileşen değil; metabolik denge ve inflamasyon kontrolünde de temel bir oyuncudur. Bağırsaklardaki faydalı bakteriler için ana besin kaynağı olan lif, bu bakteriler tarafından kısa zincirli yağ asitlerine dönüştürülür. Bu bileşikler ise bağırsak, beyin ve bağışıklık sistemi arasında sağlıklı bir iletişim kurulmasını destekler. Yetersiz lif alımı metabolik esnekliğin azalmasına, inflamasyonun artmasına ve insülin direncine yatkınlığa zemin hazırlayabilir. Bu nedenle lif kaynaklarının beslenme planlarında bireyin toleransı ve ihtiyacına göre yer alması önem taşır” diyor. </p>
<p>Fonksiyonel tıp perspektifinde ideal beslenme modelinin sebze ağırlıklı, renkli ve polifenolden zengin; lif ve prebiyotik içeriği güçlü; protein kalitesi ön planda olan (balık, baklagil, fermente ürünler gibi); zeytinyağı ve omega-3 merkezli yağ profili içeren, ultra-işlenmiş gıdalardan uzak ve bireyin mikrobiyota yapısı, insülin direnci ve inflamasyon düzeyi gibi biyolojik özelliklerine göre kişiselleştirilmiş bir yaklaşımı gerektirdiğini belirten <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “Yeni piramit önemli bir adım olsa da, beslenme rehberlerinin tek tip öneriler yerine biyolojiyle uyumlu, kişisel farklılıkları gözeten ve görsel mesajı bilimsel dengeyle sunan bir çerçevede hazırlanması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-ile-ilgili-bildiklerimiz-sil-bastan-mi-611998">Beslenme İle İlgili Bildiklerimiz Sil Baştan mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düşmeyen Kilonuzun Nedeni Lodos Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dusmeyen-kilonuzun-nedeni-lodos-olabilir-611777</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 08:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çaylar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[düşmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kilonuzun]]></category>
		<category><![CDATA[lodos]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[ödem]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde birçok kişi beslenme alışkanlıklarında belirgin bir değişiklik yapmamasına rağmen yüz, eller, ayak bilekleri ve karın bölgesinde şişkinlik yaşadığını ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dusmeyen-kilonuzun-nedeni-lodos-olabilir-611777">Düşmeyen Kilonuzun Nedeni Lodos Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde birçok kişi beslenme alışkanlıklarında belirgin bir değişiklik yapmamasına rağmen yüz, eller, ayak bilekleri ve karın bölgesinde şişkinlik yaşadığını ifade ediyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca beslenme hatalarından değil, lodos gibi güçlü hava olaylarının vücudun sıvı dengesini etkilemesinden de kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor. Hava basıncındaki ani değişimler, artan nem oranı ve sıcaklık dalgalanmaları, vücutta sıvı tutulumu riskini artırabiliyor. Bu durum halsizlik, baş ağrısı ve huzursuzluk hissiyle birlikte günlük yaşam konforunu da olumsuz etkileyebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Gözde Akın lodosun vücudumuza fiziksel etkileri konusunda bilgi verdi.</p>
<p><strong>Lodos fiziksel dengemizi de etkiliyor </strong></p>
<p>Lodos, birçok kişinin hem ruh halini hem de fiziksel dengesini etkileyen güçlü bir hava olayıdır. Havanın basıncındaki değişim, nem oranının artması ve sıcaklığın beklenmedik dalgalanmaları; baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk gibi etkilerin yanı sıra vücutta ödem oluşumunu da tetikleyebilir. Özellikle lodosun estiği günlerde birçok birey yüzünde, ellerinde, ayak bileklerinde veya karın bölgesinde şişkinlik fark edebilir. Bu durum doğrudan lodosun yarattığı sıvı tutulumuna yatkınlık ile ilişkilendirilebilir. Ancak beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle lodos günlerinde ortaya çıkan ödemi kontrol altına almak mümkündür.</p>
<p><strong>Potasyumdan zengin besinleri tüketin</strong></p>
<p>Bu dönemde yetersiz su tüketimi ve tuz oranı yüksek besinlerin tercih edilmesi, ödemin daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Paketli ve işlenmiş gıdalar vücudun su tutma eğilimini artırırken, potasyumdan zengin ve lifli besinler sıvı dengesinin korunmasına destek olur. Potasyumdan zengin olan muz, avokado, ıspanak, kabak, kuru kayısı, mercimek gibi besinler tüketilebilir. Tuz tüketimini mutlaka azaltın. Paketli, salamura ve işlenmiş ürünlerden uzak durun. Maden suyu tüketiyorsanız sodyum oranı düşük olanları tercih edin.</p>
<p><strong>Lodos yüzünden iştah artabilir</strong></p>
<p>Öğün atlamayın çünkü uzun süre aç kalmak vücudun su tutma eğilimini artırabilir. Sebze ağırlıklı, liften zengin öğünler tüketin. Örneğin; brokoli, kabak, enginar, semizotu, salatalık gibi. Şekerli ve rafine karbonhidratlı gıdaları (beyaz ekmek, hamur işleri, tatlılar) sınırlandırın. Lodos nedeniyle artan iştah dalgalanmalarını kontrol etmek için yanınızda sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun. Badem, ceviz, yoğurt, meyve, tam tahıllı kraker bu konuda en doğru tercihler olabilir.</p>
<p><strong>Bitki çayları destekleyici rol oynar</strong></p>
<p>Bazı bitki çaylarının vücudun sıvı dengesini destekleyebilir. Ancak bu çayların bilinçsiz ve aşırı bir şekilde tüketilmemesi gerekir. Ödem azaltmaya yardımcı çaylar kontrollü bir şekilde tüketilebilir. Maydanoz, kiraz sapı, zencefil, adaçayı, yeşil çay bu konuda destekleyicidir. Bu çayları günde 1-2 fincan ile sınırlayın. Kronik bir hastalık varsa tüketmeden önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır. Sabah aç karnına 1 bardak ılık su ve limon içmek de sindirimi ve dolaşımı destekleyebilir.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı faktörleri ödemi etkileyebiliyor</strong></p>
<p>Uzun süre hareketsiz kalmak, stres düzeyinin artması ve düzensiz uyku lodoslu günlerde ödem şikayetlerini artıran unsurlardandır. Günlük rutinlerde yapılacak küçük düzenlemeler, bu etkilerin hafiflemesine yardımcı olabilir. Örneğin gün içinde en az 20-30 dakika yürüyüş yapmaya çalışın. Bacaklarda şişlik varsa gün içinde birkaç kez bacakları kalp seviyesinin üzerine kaldırarak dinlenin. Uzun süre oturmaktan kaçının ve her 45 dakikada bir kısa hareket molası verin. Lodosun getirdiği stres ve gerginliği azaltmak için nefes egzersizi veya hafif esneme hareketleri uygulayın.</p>
<p><strong>Lodos günlerinde ödemi azaltmaya yönelik öneriler</strong></p>
<ul>
<li>Günlük 8-10 bardak su tüketmeye özen gösterin.</li>
<li>Tuz oranı yüksek, paketli ve işlenmiş gıdalardan uzak durun.</li>
<li>Potasyumdan zengin besinlere beslenmenizde yer verin.</li>
<li>Öğün atlamadan, liften zengin sebze ağırlıklı beslenin.</li>
<li>Gün içinde 20-30 dakika yürüyüş yaparak dolaşımı destekleyin.</li>
<li>Uzun süre oturmaktan kaçının, düzenli hareket molaları verin.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dusmeyen-kilonuzun-nedeni-lodos-olabilir-611777">Düşmeyen Kilonuzun Nedeni Lodos Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pratik ama tuz yüklü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pratik-ama-tuz-yuklu-611427</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 11:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[pratik]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<category><![CDATA[yüklü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611427</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, hazır çorbaların tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pratik-ama-tuz-yuklu-611427">Pratik ama tuz yüklü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, hazır çorbaların tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Birçok hazır çorba, tek porsiyonda günlük tuz ihtiyacının büyük kısmını karşılayabilir!</strong></p>
<p>Hazır çorbaların, pratik olmaları nedeniyle günlük beslenmede sıklıkla tercih edildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “İçeriklerine bakıldığında bu ürünlerin büyük bölümünün rafine unlar, nişasta, bitkisel yağlar ve tuzdan oluştuğu görülüyor.” dedi.</p>
<p>Sebze oranının çoğu zaman sınırlı kalırken, lezzetin standart hale gelmesi amacıyla aroma vericiler ve bazı ürünlerde lezzet artırıcı katkı maddeleri kullanılabildiğine işaret eden Yiğit, “Hazır çorbalarla ilgili en önemli konulardan biri sodyum içeriğidir. Birçok hazır çorba, tek porsiyonda günlük tuz ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayabilir. Yüksek sodyum alımı, vücudun tuz–su dengesini etkileyerek su tutulumuna yol açar. Bu durum özellikle kısa vadede geçici ağırlık artışları şeklinde kendini gösterebilir. Bu artış yağ kazanımından bağımsız olsa da, kilo kontrolü ya da kilo verme hedefi olan bireyler için süreci zorlaştırabilir. Bu nedenle hazır çorbaların sık ve kontrolsüz tüketimi konusunda dikkatli olunması gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hazır çorbalar ana öğün olarak tüketildiğinde protein içeren besinlerle desteklenmeli!</strong></p>
<p>Besin öğesi dağılımı açısından değerlendirildiğinde, hazır çorbaların çoğunlukla karbonhidrat ağırlıklı olduğu ve protein içeriklerinin düşük kaldığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle ana öğün olarak tercih edildiklerinde besin dengesini sağlamak adına yanına protein içeren bir besin eklenmesi faydalı olur.” dedi.</p>
<p>Yoğurt, ayran veya kefir gibi süt ürünleriyle birlikte tüketmenin, hem protein alımını artırdığını hem de tokluk süresini uzatmaya katkı sağladığını ifade eden Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hazır çorba seçiminde etiket okuma alışkanlığı büyük önem taşır. İçindekiler listesinin kısa olması, tuzun ilk sıralarda yer almaması ve katkı maddelerinin sınırlı olması daha sağlıklı bir tercih açısından yol göstericidir. Hazır çorbalar tamamen kaçınılması gereken besinler değildir; doğru ürün seçildiğinde ve dengeli şekilde tüketildiğinde beslenme düzeni içinde yer alabilirler.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pratik-ama-tuz-yuklu-611427">Pratik ama tuz yüklü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;da kadınlar hem üretiyor hem bilinçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovada-kadinlar-hem-uretiyor-hem-bilincleniyor-610780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[üretiyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, Pınarbaşı Kent Bostanı’ndan yararlanan kadınlara yönelik sağlıklı beslenme ve gıda güvenliği eğitimleri düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-kadinlar-hem-uretiyor-hem-bilincleniyor-610780">Bornova&#8217;da kadınlar hem üretiyor hem bilinçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, Pınarbaşı Kent Bostanı’ndan yararlanan kadınlara yönelik sağlıklı beslenme ve gıda güvenliği eğitimleri düzenledi. Tohumluk Vakfı ve Ege Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen eğitimlerde, gıdaların doğru muhafazası ve kadın sağlığında beslenmenin önemi ele alındı. Başkan Ömer Eşki, Kent Bostanları’nın kadınların üretimle güçlenmesini sağlayan önemli bir dayanışma modeli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Bornova Belediyesi, Pınarbaşı Kent Bostanı’ndan faydalanan kadınlara yönelik sağlıklı beslenme ve gıda güvenliği konularında eğitim programı düzenledi. Tohumluk Vakfı ve Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü iş birliğiyle Pınarbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimler yoğun ilgi gördü.</p>
<p><b>Uzmanlardan gıda güvenliği ve kadın sağlığı anlatımı</b></p>
<p>Eğitim programında kadınların hem üretim sürecinde hem de ev yaşamında uygulayabilecekleri sağlıklı beslenme alışkanlıkları ile ürünlerin doğru koşullarda muhafaza edilmesine yönelik pratik öneriler paylaşıldı.</p>
<p>Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ahsem Rahman Ergün, “Meyve ve Sebzelerde Muhafaza Yöntemleri” başlığında doğru saklama ve gıda güvenliği konularında bilgi verdi.</p>
<p>Doç. Dr. Şebnem Şimşek ise “Kadın Sağlığında Beslenmenin Önemi” başlıklı sunumunda, sağlıklı beslenmenin kadın yaşamındaki kritik rolüne dikkat çekti.</p>
<p><b>Kent Bostanları büyüyor, kadın dayanışması güçleniyor</b></p>
<p>Bornova Belediyesi’nin tarımsal dayanışma ve üretim modeli olan Kent Bostanları, 2025 yılında önemli ölçüde genişletildi. Pınarbaşı’nda başlayan proje, ilçede 7 farklı noktaya yayıldı. Kent bostanlarından yararlanan kadın sayısı 500’e ulaşırken, yeni bostan alanları için çalışmalar sürüyor.</p>
<p><b>Başkan Eşki: “Kadınların güçlendiği her alan, Bornova’nın geleceğidir”</b></p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, kadınların üretimde aktif rol aldığı Kent Bostanları’nın yalnızca tarımsal değil, sosyal bir dönüşüm projesi olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Kent bostanlarımızla kadınların hem üretime katılmasını hem de sağlıklı gıdaya erişimini destekliyoruz. Bilgiyle güçlenen, birlikte üreten kadınlar Bornova’nın geleceğini şekillendiriyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-kadinlar-hem-uretiyor-hem-bilincleniyor-610780">Bornova&#8217;da kadınlar hem üretiyor hem bilinçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, son yıllarda popülerliği giderek artan tek tip diyetleri değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481">Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, son yıllarda popülerliği giderek artan tek tip diyetleri değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sadece meyve veya sıvı ağırlıklı diyetler sağlıklı çözüm sunmuyor</strong></p>
<p>Sadece meyve, detoks veya sıvı ağırlıklı diyetlerin kısa sürede kilo kaybı sağlıyor gibi görünse de vücut için kalıcı ve sağlıklı bir çözüm sunmadığını belirten Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sadece meyve, detoks veya sıvı ağırlıklı diyetler; vücudun ihtiyaç duyduğu protein, yağ, vitamin ve mineralleri yeterince karşılamaz. Bu diyetler genellikle kısa sürede ağırlık kaybı sağlasa da bu kaybın büyük kısmı yağdan değil; kas dokusu ve sudan olur. Kişi, diyeti bıraktığında ise kaybedilen vücut ağırlığı hızlıca geri alınır. Yani bu yöntemler kalıcı ve sağlıklı bir çözüm sunmaz.” dedi.</p>
<p><strong>“Doğal ve temiz” gibi söylemlerle pazarlanması tehlikeli</strong></p>
<p>Bu tür diyetlerin tehlikeli yönünün, “doğal”, “temiz”, “vücudu arındıran” gibi ifadelerle pazarlanması olduğuna işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Özellikle genç ve hızlı sonuç arayan bireyler, bu söylemlere kolayca inanabiliyor. Oysa sağlıklı yaşam; tek bir besin grubuna odaklanmak değil, dengeyi koruyup çeşitliliği sağlamaktır. Yanlış diyetler, sağlıklı yaşam adı altında normalleştirildiğinde, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarının önü açılabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sadece meyveyle beslenmenin metabolik bedeli ağır</strong></p>
<p>Meyvenin sağlıklı bir besin grubu olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ifade eden Hatunoğlu, “Sadece meyveyle beslenildiğinde aşırı fruktoz alımı olur, kan şekeri dalgalanır. Aynı zamanda B12, demir, çinko ve esansiyel yağ asitleri gibi hayati besin ögeleri yetersiz alınır. Bu durum halsizlik, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu ve bağışıklık zayıflığına yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Karaciğer sağlığı sessizce bozulabiliyor</strong></p>
<p>Protein ve sağlıklı yağ eksikliğinin karaciğer üzerinde ciddi bir yük oluşturduğuna dikkat çeken Hatunoğlu, “Protein ve sağlıklı yağlar, metabolik dengenin korunması için gereklidir. Uzun süre bu besinleri almamak, karaciğerde yağ birikimini artırabilir. Özellikle meyve ağırlıklı beslenmede aşırı fruktoz alımı, karaciğerde yük oluşturur ve zamanla yağlanmaya neden olabilir. Bu durum alkol kullanılmasa bile karaciğer sağlığını olumsuz etkileyebilir. Yanlış ve dengesiz beslenme alkol kullanılmadan da karaciğer hastalıklarına, hatta siroza kadar ilerleyen tablolara neden olabilir. Bu hastalıklar çoğu zaman ‘sessiz’ ilerler; kişi uzun süre belirti hissetmez. Belirtiler ortaya çıktığında ise hastalık genellikle ileri evrededir. Bu yüzden düzenli beslenme ve koruyucu sağlık kontrolleri büyük önem taşır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemi dengeyle güçleniyor</strong></p>
<p>Tek yönlü beslenmenin, bağışıklık sistemini doğrudan zayıflattığını çünkü bağışıklığın güçlü kalabilmesi için karbonhidrat, protein ve yağların dengeli alınması gerektiğini ifade eden Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Yetersiz protein alımı, bağışıklık hücrelerinin ve antikorların üretimini azaltırken; sağlıklı yağ eksikliği hücre zarlarının yapısını bozarak bağışıklık hücreleri arasındaki iletişimi olumsuz etkiler. Aşırı veya dengesiz karbonhidrat tüketimi ise kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak vücudun savunma yanıtını zayıflatabilir. Bunun yanında tek tip diyetlerde A, C ve D vitaminleri ile çinko, demir ve selenyum gibi bağışıklık için önemli vitamin ve minerallerin eksikliği sık görülür. Bu mikro besin yetersizlikleri, kişinin daha sık hastalanmasına ve hastalık sonrası iyileşme sürecinin uzamasına neden olabilir; bu nedenle bağışıklık sistemi ancak besin çeşitliliği ve dengeyle güçlü kalabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Hollywood diyetlerinin bilimsel karşılığı yok</strong></p>
<p>Ünlü isimler üzerinden pazarlanan diyet programlarının büyük bölümünün bilimsel dayanağı olmadığını belirten Hatunoğlu, “Hollywood diyeti, ünlü diyeti gibi isimlerle sunulan programların büyük çoğunluğunun bilimsel bir temeli yoktur. Sağlıklı kilo vermenin olmazsa olmazı; kişiye özel, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme planıdır. Hızlı kilo değil, kalıcı sağlık hedeflenmelidir. Düzenli öğünler, yeterli protein, sağlıklı yağlar, sebze-meyve dengesi ve hareketli bir yaşam temel yaklaşımlardır. Beslenme bir cezalandırma yöntemi değil, vücudu destekleme aracıdır. Sağlıklı yaşam; yasaklarla değil, dengeyle mümkündür. En doğru yol, bilimsel bilgiye dayalı ve bireye uygun beslenme alışkanlıkları kazanmaktır.” diyerek sözlerine son verdi</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481">Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-vucudunuzu-zorlamadan-beslenmenin-yollari-609298</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 11:23:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bakliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmenin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[vücudunuzu]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<category><![CDATA[zorlamadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kışın beden çoğu zaman kalın kıyafetlerin arkasına saklansa da, yaz-kış fark etmeksizin aynı özeni hak ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-vucudunuzu-zorlamadan-beslenmenin-yollari-609298">Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğuk günler, kısalan saatler ve yavaşlayan tempo; beslenme düzenini de doğrudan etkiliyor. Bu dönemde vücudun enerji ihtiyacı artarken, bağışıklık sistemi ve sindirim düzeni daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Tam da bu nedenle, kış aylarında mevsime uygun ve sürdürülebilir bir beslenme sağlayan baklagiller, her zamankinden daha önemli hale geliyor.</strong></p>
<p>Yeni yılın başlangıcıyla birlikte beslenme düzenini gözden geçirmek isteyen pek çok kişi için ocak ayı güçlü bir motivasyon sunuyor. Duru Gıda Beslenme Danışmanı Diyetisyen Emine Uluçay’a göre, kış mevsiminin ortasında yer alan bu dönemde hızlı ve katı değişiklikler yerine, bedeni zorlamayan ve doğal ritmini destekleyen tercihler ön plana çıkmalı. Uluçay, “Kış aylarında amaç, bedeni zorlamak değil; bağışıklığı güçlendiren, sindirimi destekleyen ve ruh halini dengeleyen bir düzen kurmak olmalı” diyerek beslenmeye daha bütüncül bir yerden bakılması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Bu noktada kış beslenmesinin en güçlü yardımcılarından biri ise kuru baklagiller oluyor. Uluçay, bakliyatların yalnızca doyurucu değil, aynı zamanda bağışıklık ve sindirim sistemi için önemli bir destek olduğuna dikkat çekiyor:  “Bakliyatlar; protein, çinko, demir ve B vitaminleri açısından oldukça zengindir. Bu besin öğeleri, bağışıklık sistemi hücrelerinin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar ve hastalıklara karşı direnci artırmaya yardımcı olur.”</p>
<p>Soğuk havayla birlikte hareketin ve sıvı tüketiminin azalması sindirim sistemini yavaşlatabiliyor. Bakliyatların yüksek lif içeriği ise bu noktada önemli bir avantaj sunuyor. Uluçay, “Yüksek lif içerikleri sayesinde bakliyatlar sindirimi düzenlemeye ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyotasını destekler. Sağlıklı bir bağırsak, güçlü bir bağışıklık sistemi demektir” diyor.</p>
<p>Kış sofralarında çorbalardan salatalara, zeytinyağlılardan ana yemeklere kadar pek çok farklı şekilde yer bulabilen bakliyatlar, mevsim sebzeleriyle birlikte tüketildiğinde besleyici ve dengeli öğünler oluşturmayı kolaylaştırıyor. Lahana, brokoli, karnabahar, pırasa ve ıspanak gibi kış sebzeleri; bakliyatlarla birleştiğinde hem doyurucu hem de bedeni yormayan tabaklar ortaya çıkıyor. Kivi, mandalina ve portakal gibi C vitamini ve antioksidan açısından zengin meyveler ise bu dengeyi destekliyor.</p>
<p>Uluçay, ana öğünlerin yapısında protein dengesine dikkat edilmesi gerektiğini de hatırlatıyor: “Her ana öğünde bir protein kaynağı bulunması, tokluk süresini uzatır ve gün içindeki enerji dalgalanmalarını azaltır.” Bu noktada bakliyatlar, bitkisel protein kaynağı olarak kış aylarında önemli bir rol üstleniyor.</p>
<p>Karbonhidrat tercihlerinde ise rafine seçenekler yerine bulgur, kinoa, karabuğday ve tam buğday ekmek gibi kompleks kaynaklara yönelmek; sindirim sistemini ve bağırsak sağlığını destekleyerek genel iyilik haline katkı sağlıyor.</p>
<p>Kış aylarında çoğu zaman fark edilmeden ihmal edilen bir diğer konu ise sıvı tüketimi. Susuzluk hissi azalsa da vücudun su ihtiyacı devam ediyor. Gün içinde suya ek olarak bitki çaylarını rutine dahil etmek, sıvı dengesini korumaya yardımcı oluyor.</p>
<p>Tatlılar ve hamur işleri ise özellikle bu mevsimde daha cazip hale geliyor. Uluçay, bu noktada yasaklamaktan ziyade dengeye odaklanılması gerektiğini belirtiyor: “Şekerli ve aşırı yağlı yiyecekler sık tüketildiğinde enerji düşüklüğüne ve ruh halinde dalgalanmalara yol açabilir. Tüketilecekse porsiyonun küçük tutulması, vücutla daha barışık bir ilişki kurmayı sağlar.”</p>
<p>Kış aylarında bedeni desteklemek aslında zor değil. Mevsime uygun sebzeler, yeterli sıvı tüketimi ve sofrada bakliyatlara daha fazla yer açmak; hem bağışıklık sistemini güçlendirmek hem de kışın yavaş ritmine uyum sağlamak için en doğal ve etkili adımlardan biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-vucudunuzu-zorlamadan-beslenmenin-yollari-609298">Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış mevsiminde iştah kontrolü sağlanabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-mevsiminde-istah-kontrolu-saglanabilir-608870</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alımı]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iştah]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[mevsiminde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608870</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için bir engel değil; doğru planlama ile bir fırsata dönüştürülebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, dengeli beslenme, düzenli hareket ve bilinçli tercihlerle kilo kontrolünün sağlanabileceğini ve bağışıklık sisteminin desteklenebileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-mevsiminde-istah-kontrolu-saglanabilir-608870">Kış mevsiminde iştah kontrolü sağlanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarının sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için bir engel değil; doğru planlama ile bir fırsata dönüştürülebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, dengeli beslenme, düzenli hareket ve bilinçli tercihlerle kilo kontrolünün sağlanabileceğini ve bağışıklık sisteminin desteklenebileceğini söyledi. Hekim veya diyetisyen önerisi olmadan besin takviyesi kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Ayşenur Çalık, “Takviyeler yerine beslenme düzeni sağlanmalı ve yaşam tarzı değişikliklerine gidilmelidir. Bu kapsamda yeterli protein ve lif alımı sağlanmalı, düzenli ana ve ara öğünler yapılmalı, kan şekerini dengeleyen besin seçimleri yapılmalıdır. Yeterli uyku ve stres yönetiminin de iştah kontrolünde çok daha etkili ve güvenli yöntemler olduğu unutulmamalıdır” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, kış mevsiminde sağlıklı, doğru ve dengeli beslenmeye ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Sağlıklı beslenme alışkanlıkları sürdürülmeli</p>
<p>Kış mevsiminde kilo artışı olabildiğini belirten Ayşenur Çalık, “Kış aylarında hava sıcaklıklarının düşmesi, gün ışığından daha az faydalanılması ve fiziksel aktivitenin azalması; iştah artışı ve buna bağlı kilo alımı riskini beraberinde getirmektedir. Bu dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi hem kilo kontrolü hem de bağışıklık sisteminin korunması açısından büyük önem taşımaktadır” dedi.</p>
<p>Kışın iştahımız neden artıyor?</p>
<p>Kış mevsiminde iştah artışı ile beraber kilo alımının da kolaylaştığını ifade eden Ayşenur Çalık, “Soğuk havalarda vücut, ısıyı korumak için daha fazla enerji ihtiyacı hissedebilir. Buna ek olarak günlerin kısalmasıyla serotonin düzeylerinde azalma görülebilir ve bu durum karbonhidrat ağırlıklı besinlere yönelimi artırabilir. Fiziksel aktivitenin azalması ve evde geçirilen sürenin artması da kilo alımını kolaylaştıran faktörler arasındadır” dedi.</p>
<p>İştah kontrolü yaşam tarzı ile sağlanmalı</p>
<p>İştah kontrolü sağladığı iddia edilen gıda takviyeleri yerine yaşam tarzı değişikliğini öneren Ayşenur Çalık, “Kış aylarında iştah kontrolü mümkündür; ancak bunun temel yolu beslenme düzeninin ve yaşam tarzının düzenlenmesidir. Zaman zaman iştah kontrolü amacıyla krom pikolinat gibi gıda takviyeleri önerilebilmektedir. Krom, karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan bir mineraldir; ancak iştah azaltma veya kilo kaybı üzerindeki etkilerine dair bilimsel kanıtlar sınırlıdır. Bu nedenle, hekim veya diyetisyen önerisi olmadan besin takviyesi kullanımından kaçınılmalıdır. Takviyeler yerine beslenme düzeni sağlanmalı ve yaşam tarzı değişikliklerine gidilmelidir. Bu kapsamda yeterli protein ve lif alımı sağlanmalı, düzenli ana ve ara öğünler yapılmalı, kan şekerini dengeleyen besin seçimleri yapılmalıdır. Bu tavsiyelerin yanı sıra yeterli uyku ve stres yönetiminin de iştah kontrolünde çok daha etkili ve güvenli yöntemler olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu.</p>
<p>Enerji dengesinin korunmasına dikkat edilmeli</p>
<p>Kış mevsiminde hem ağırlık artışını önlemek hem de bağışıklığı güçlendirmek için beslenme düzeninde yapılması gerekenlere değinen Ayşenur Çalık, “Kış aylarında beslenme planı hem enerji dengesini koruyacak hem de bağışıklık sistemini destekleyecek şekilde oluşturulmalıdır. Bu dönemde sağlıklı beslenme uygulanmalıdır. Sağlıklı beslenme için de her gün besin gruplarındaki besinlerden her birey için gerekli olan miktarlarda tüketilmelidir. Örneğin süt, yoğurt grubu (en az 2 porsiyon/gün), et, balık, kurubaklagil grubu (1-2 porsiyon/gün), sebze meyve grubu (5-10 poorsiyon/gün) ve tahıl grubundan (4-11 porsiyon/gün) tüketilerek çeşitli beslenme sağlanmalıdır” diye konuştu.</p>
<p>Sebze ve meyve tüketimi artırılmalı</p>
<p>Bu dönemde sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve özellikle mevsim sebzelerinin tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Ayşenur Çalık, “Özellikle antioksidan ve fitokimyasallar yönünden zengin çeşitli renklerdeki sebze ve meyvelerin tüketilmesi bağışıklık sisteminin güçlenmesinde destek olacaktır. Yeterli protein alımına özen gösterilmeli. Yumurta, balık, yoğurt, kuru baklagiller düzenli olarak önerilen miktarlarda tüketilmelidir. Tam tahıllı ürünler tercih edilerek lif alımı artırılmalıdır. Bağışıklık sistemi için D vitamini, C vitamini, çinko ve antioksidanlardan zengin besinler diyetin bir parçası olmalıdır. Su tüketimi soğuk havalarda azalabildiği için sıvı alımı bilinçli olarak takip edilmelidir” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>Hızlı kilo vermek isteyenler dikkat!</p>
<p>Kış aylarında bahara hazırlık amacıyla uygulanan şok diyetlerin, kısa sürede kilo kaybı sağlasa da sağlık açısından riskli olduğunu vurgulayan Ayşenur Çalık, “Halk arasında şok diyetler olarak bilinen tek tipli diyetler pek çok sağlık sorununa yol açabilmektedir. Hızlı ağırlık kaybı; kas kaybı, metabolizma hızının düşmesi, vitamin-mineral yetersizlikleri ve kilo geri kazanımı (yo-yo etkisi) gibi olumsuz sonuçlara yol açabilir. Sağlıklı ağırlık kaybı; haftada ortalama 0,5–1 kg olacak şekilde, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme planı ile mümkündür” diye konuştu.</p>
<p>Kış mevsiminde kilo kontrolü için bu tavsiyelere kulak verilmeli</p>
<p>Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, kış mevsiminde kilosunu korumak ve sağlıklı kilo vermek isteyenlere şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>• Moda diyetler (şok diyetler, aralıklı açlık gibi) yerine sağlıklı beslenme uygulanmalı.</p>
<p>• Öğün atlanmamalı, düzenli beslenme alışkanlığı kazanılmalıdır.</p>
<p>• Porsiyon kontrolü sağlanmalı, özellikle yüksek kalorili şerbetli tatlılar tüketilmemeli ya da mümkün olduğu kadar seyrek ve miktar yönünden az tüketilmeli, sütlü tatlılar tüketilmelidir.</p>
<p>• Fiziksel aktivite kış aylarında da sürdürülmeli; ev içi egzersizler veya yürüyüşler tercih edilebilir.</p>
<p>• Uyku düzeni korunmalı, stres yönetimine önem verilmelidir.</p>
<p>• Gerçekçi hedefler belirlenmeli ve hızlı çözümler yerine kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri benimsenmelidir.</p>
<p>Kış ayları doğru planlama ile fırsata dönüştürülebilir</p>
<p>Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, sözlerini şöyle tamamladı: “Kış ayları, sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için bir engel değil; doğru planlama ile bir fırsata dönüştürülebilir. Dengeli beslenme, düzenli hareket ve bilinçli tercihlerle hem kilo kontrolü sağlanabilir hem de bağışıklık sistemi desteklenebilir.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-mevsiminde-istah-kontrolu-saglanabilir-608870">Kış mevsiminde iştah kontrolü sağlanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kış aylarında bağışıklık için bağırsak dostu beslenin&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bagisiklik-icin-bagirsak-dostu-beslenin-608784</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608784</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik beslenme önerileri paylaştı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bagisiklik-icin-bagirsak-dostu-beslenin-608784">&#8216;Kış aylarında bağışıklık için bağırsak dostu beslenin&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik beslenme önerileri paylaştı. Kış aylarında artan soğuk algınlığı, grip ve solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada doğru beslenmenin önemli bir rol oynadığını belirten Kenger, pahalı takviyeler yerine dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının bağışıklığı desteklediğine dikkat çekti. </p>
<p>Soğuk hava, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve güneş ışığından yeterince faydalanılamamasının bağışıklık sistemini zorlayan başlıca etkenler arasında yer aldığını belirten Kenger, “Bu dönemde güçlü bir bağışıklık için en kritik unsurlardan biri bağırsak sağlığı. Araştırmalar, bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70’inin bağırsaklarda bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, sağlıklı bir bağırsak florasının enfeksiyonlara karşı koruyucu bir kalkan işlevi gördüğünü gösteriyor. Bu nedenle yoğurt, kefir ve ev yapımı turşu gibi fermente gıdalarla; tam tahıllar, sebzeler ve baklagillerden zengin bir beslenme düzeni bağışıklığın temelini oluşturuyor” dedi.</p>
<p><strong>Renkli beslenme, güçlü bağışıklık </strong></p>
<p>Sebze ve meyve tüketiminde çeşitliliğin bağışıklık sistemi için güçlü bir destek sunduğunu belirten Kenger, “Günde en az beş porsiyon farklı renkte sebze ve meyve tüketmek, vücudun savunma kapasitesini önemli ölçüde artırır. Bu besinler yalnızca vitamin ve mineraller açısından değil, aynı zamanda antioksidan içerikleriyle de öne çıkar. Antioksidanlar, vücudu serbest radikallere karşı koruyarak hücre yenilenmesini destekler. Narenciye, yeşil yapraklı sebzeler, turuncu ve kırmızı renkli sebzeler ile sarımsak ve soğan, kış aylarında sofralarda mutlaka yer alması gereken besinler arasında bulunuyor” dedi.</p>
<p>Kış sofralarının vazgeçilmezi olan çorbaların da bağışıklık dostu olduğunu söyleyen Kenger, mercimek, tarhana ve sebze çorbalarının hem sıvı hem de besin alımını artırdığını; zencefil, zerdeçal ve karabiber gibi baharatların ise anti-inflamatuar özellikleriyle bağışıklığı desteklediğini ifade etti.</p>
<p><strong>‘Su tüketimi kış aylarında ihmal ediliyor’</strong></p>
<p>Su tüketiminin kış aylarında sıklıkla ihmal edildiğine dikkat çeken Kenger, “Vücudun bağışıklık hücreleri ve toksin atılımı için suya ihtiyacı vardır. Günde en az 6–8 bardak su içmek, metabolizmanın ve sindirimin düzenli çalışmasını sağlar” dedi.</p>
<p>Kış aylarında sık görülen D vitamini eksikliğinin de bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirten Kenger, güneş ışığından yeterince yararlanılamayan bu dönemde D vitamini düzeylerinin kontrol edilmesi ve gerekli durumlarda hekim önerisiyle takviye alınmasının önemini vurguluyor.</p>
<p>Kenger, bağışıklığı güçlendirmenin tek bir besinle mümkün olmadığını; dengeli beslenme, sağlıklı bir bağırsak florası, yeterli uyku, stres yönetimi ve düzenli hareketin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek kış aylarında bütüncül bir yaşam tarzının öneminin altını çizdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bagisiklik-icin-bagirsak-dostu-beslenin-608784">&#8216;Kış aylarında bağışıklık için bağırsak dostu beslenin&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmede]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gitti]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Murat Baş]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608265</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde açıklanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi, uzun yıllardır uygulanan klasik besin piramidini önemli ölçüde değiştirerek kamuoyunun ve bilim dünyasının gündemine oturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265">Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde açıklanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi, uzun yıllardır uygulanan klasik besin piramidini önemli ölçüde değiştirerek kamuoyunun ve bilim dünyasının gündemine oturdu. Karbonhidratların geri plana çekildiği, protein ve yağ tüketiminin daha görünür hale geldiği yeni piramit modeli, obezite ve metabolik hastalıklarla mücadelede farklı bir yaklaşımı temsil ederken, beraberinde pek çok tartışmayı da gündeme getirdi.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yeni rehber, şekerli içeceklerin, yüksek sodyum içeren ürünlerin ve ultra-işlenmiş gıdaların sınırlandırılmasını güçlü biçimde vurgularken; protein tüketiminin artırılması, doymuş yağlara yönelik söylemin yumuşatılması ve alkolle ilgili belirsiz ifadeler nedeniyle temkinli yorumlanması gereken bir çerçeve sunuyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, yeni beslenme piramidinin beslenme biliminde yaşanan dönüşümün bir yansıması olduğunu belirterek, “Bu rehber, tek başına bir devrim değil; beslenme alanında süregelen arayışın ve değişen önceliklerin bir sonucu olarak okunmalı” değerlendirmesinde bulunuyor. </strong></em></p>
<p><strong>Protein Vurgusu Güçleniyor, Kaynak Tartışması Sürüyor</strong></p>
<p>Yeni rehber, günlük protein alımını artırmayı ve hayvansal protein kaynaklarını önceki dönemlere kıyasla daha olumlu bir çerçevede sunmayı öneriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın belirli risk grupları için anlamlı olduğunu ancak genel nüfus için dikkatle ele alınması gerektiğini vurguluyor: “Kas kaybı, yaşlanma ve metabolik sağlık açısından protein alımının önemi giderek artıyor. Ancak burada miktar kadar, proteinin hangi kaynaktan sağlandığı da büyük önem taşıyor. Bitkisel proteinler, deniz ürünleri ve yağsız hayvansal kaynaklar önceliklendirilmeden yapılan artışlar, uzun vadede kalp-damar sağlığı açısından risk oluşturabilir”… Prof. Dr. Murat Baş’a göre “daha fazla protein” mesajı, kişisel sağlık durumu ve yaşam tarzı dikkate alınmadan genelleştirilmemeli.</p>
<p><strong>Doymuş Yağ ve Kolesterol: Sınırlar Korunuyor, Sorular Artıyor</strong></p>
<p>Yeni rehber, doymuş yağlara yönelik dili yumuşatırken günlük enerjinin yüzde 10’undan fazlasının doymuş yağdan gelmemesi önerisini sürdürüyor. Bununla birlikte tam yağlı süt ürünleri ve kırmızı etin daha görünür hale gelmesi, uygulamada nasıl bir denge kurulacağı sorusunu gündeme getiriyor. Bu noktada yanlış algı riskine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Son yıllarda kolesterol ve yağ konusundaki bilimsel yaklaşımlar değişti. Ancak bu durum, doymuş yağın tamamen zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Kalp-damar hastalıkları hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu. Yağın kaynağı, tüketim miktarı, lif alımı ve bireysel yatkınlık birlikte değerlendirilmediğinde, rehber yanlış yorumlanabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Yeni piramitte tahıl grubu alt sıralara çekilirken, özellikle rafine karbonhidratların sınırlandırılması hedefleniyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın temel olarak olumlu olduğunu ancak önemli bir ayrım yapılması gerektiğini belirtiyor: “Rafine edilmiş tahılların azaltılması, kan şekeri kontrolü ve kilo yönetimi açısından yerinde bir adım. Ancak tam tahıllar, lif ve mikro besin öğeleri bakımından önemli bir kaynaktır. Bu besinlerin gereksiz yere kısıtlanması sindirim sistemi sağlığı ve kalp-damar riski açısından sorun yaratabilir. Mesele tahılı tamamen azaltmak değil, doğru tahılı doğru miktarda tüketmektir”…</p>
<p><strong>Ultra-İşlenmiş Gıdalarda Net Mesaj</strong></p>
<p>Rehberin en geniş bilimsel uzlaşı sağlanan yönü, ultra-işlenmiş gıdalara karşı ortaya koyduğu net tutum oldu. Şekerli içeceklerin, aşırı sodyum içeren ürünlerin ve yüksek derecede işlenmiş gıdaların sınırlandırılması, kalp hastalığı, diyabet ve obezite ile mücadelede temel hedefler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Baş bu başlığı rehberin en güçlü yönü olarak değerlendirerek, “ABD’nin kendi yarattığı bir beslenme kültürünü yeniden sorgulaması önemli bir kırılma noktası. Ultra-işlenmiş gıdalarla kronik hastalıklar arasındaki ilişki artık açık biçimde ortaya konmuş durumda. Bu konuda verilen mesajlar bilimsel olarak son derece yerinde” ifadelerini kullanıyor. Ancak Prof. Dr. Murat Baş, her işlenmiş gıdanın aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini, bazı zenginleştirilmiş ürünlerin dezavantajlı gruplar için koruyucu rol oynayabildiğini de ekliyor. </p>
<p>Yeni rehber, önceki dönemlerde yer alan net tüketim sınırlarını kaldırarak yalnızca “daha az alkol, daha iyi sağlık” ifadesine yer veriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın halk sağlığı açısından riskli olabileceğine dikkat çekiyor: “Davranış değişikliği için net sınırlar ve açık mesajlar önemlidir. Alkol tüketimi konusunda belirsiz ifadeler, yanlış yorumlara ve rehberin etkisinin azalmasına yol açabilir”…</p>
<p><strong>Genel Değerlendirme: Tek Bir Piramit Yeterli Değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Murat Baş’a göre yeni Amerikan Beslenme Rehberi, beslenme bilimindeki temel tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. “Ne kadar protein, hangi protein, ne kadar yağ, ne kadar işlenmişlik fazla?” sorularının hâlâ net yanıtları bulunmadığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, “Sağlıklı beslenme, tek bir piramit ya da tek bir modelle tanımlanamaz. Genel beslenme örüntüsü, yaşam tarzı, fiziksel aktivite düzeyi ve bireysel riskler birlikte ele alınmalıdır. Bu rehber, önemli mesajlar içeriyor; ancak her birey için birebir uygulanacak bir reçete olarak görülmemelidir. Sonuç olarak yeni Amerikan Beslenme Rehberi, şeker ve ultra-işlenmiş gıdaların azaltılması konusunda güçlü ve bilimsel açıdan sağlam bir çerçeve sunarken; protein, doymuş yağ ve alkol başlıklarında daha dikkatli ve kişiselleştirilmiş yorumlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sağlıklı beslenmenin anahtarı, tek bir piramitte değil; dengeli, çeşitli ve bireye özgü bir beslenme yaklaşımında yatıyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265">Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<category><![CDATA[stresine]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606998</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998">Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı.</strong></p>
<p>Vize ve final dönemleri üniversite öğrencileri için yoğun stresin yaşandığı zamanlar olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, sınav dönemlerinde stresle baş etmenin yollarını, doğru çalışma planının ve beslenmenin önemini anlattı.</p>
<p><strong>Gerçekçi Çalışma Planı Stresi Azaltıyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Hamurcu’ya göre sınav dönemlerinde yaşanan stresin en önemli nedenlerinden biri plansız ve gerçekçi olmayan çalışma programları. Kısa sürede çok şey başarmaya çalışmanın öğrencilerde kaygıyı artırdığını belirten Hamurcu, etkili bir çalışma planının yalnızca ders saatlerinden ibaret olmaması gerektiğini vurguluyor. Hamurcu, “Uyku, beslenme ve dinlenme sürelerini içeren dengeli bir plan, öğrencinin kontrol duygusunu güçlendirir” diyerek özellikle sınavı yakın ve zorlayıcı derslere öncelik verilmesini öneriyor. Uzun ve kesintisiz çalışma saatleri yerine 25–50 dakikalık odaklanmış çalışma periyotlarının kısa molalarla desteklenmesinin hem verimi artırdığını hem de zihinsel tükenmeyi azalttığını ifade ediyor.</p>
<p><strong>Uyku ve Beslenme İhmal Edilmemeli</strong></p>
<p>Sınav haftalarında “daha çok çalışmak” adına uykunun ve öğünlerin ihmal edilmesinin ciddi bir hata olduğuna dikkat çeken Hamurcu, yetersiz uykunun dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini söylüyor. Düzensiz beslenmenin de zihinsel performansı düşürerek stresi artırdığını belirten Hamurcu, çalışma planlarının mutlaka esnek olması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Aşırı Kafein ve Fast Food Performansı Düşürüyor</strong></p>
<p>Sınav dönemlerinde artan kafein tüketimi ve fast food alışkanlıklarının kısa vadede enerji verse de uzun vadede zihinsel performansı olumsuz etkilediğini ifade eden Hamurcu, aşırı kafeinin kaygı, çarpıntı ve uyku bozukluklarına yol açabileceğini belirtiyor. Günlük kafein tüketiminin 400 mg’ın altında tutulması ve özellikle akşam saatlerinde sınırlandırılması gerektiğini söylüyor. Fast food tarzı besinlerin ise kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat azalması ve duygu durum değişikliklerine yol açabildiğini belirten Hamurcu, bu durumun sınav dönemlerinde öğrenme sürecini zorlaştırdığını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Hafıza İçin Ne Tüketilmeli</strong></p>
<p>Doğru beslenmenin sınav başarısında kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Hamurcu, rafine şekerler yerine kompleks karbonhidratların tercih edilmesini öneriyor. Yeterli protein alımının dikkat ve odaklanmayı desteklediğini belirten Hamurcu, yumurta, süt ürünleri, balık, tavuk, kuru baklagiller ve yağlı tohumların önemli protein kaynakları olduğunu ifade ediyor. Hafıza ve bilişsel işlevler için özellikle omega-3 yağ asitleri, B grubu vitaminleri ve magnezyumun önemine dikkat çeken Hamurcu; balık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar ve kuruyemişlerin beslenme düzeninde mutlaka yer alması gerektiğini söylüyor. Ayrıca yeterli su tüketiminin bile dikkat ve kısa süreli hafıza üzerinde belirleyici olduğunun altını çiziyor.</p>
<p><strong>“Sınavlar Değerinizi Belirlemez”</strong></p>
<p>Stres yaşayan öğrencilere seslenen Doç. Dr. Hamurcu, her öğrencinin stresle baş etme düzeyinin farklı olduğunu hatırlatıyor. Stresin doğal bir tepki olduğunu ancak yoğun ve sürekli hale geldiğinde performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. “Sınavlar, bireyin değerini belirleyen nihai ölçütler değildir” diyen Hamurcu, öğrencilerin bu süreci başarısızlık korkusu yerine öğrenmenin bir parçası olarak görmelerinin stres algısını azalttığını söylüyor. Mükemmeliyetçi beklentilerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Hamurcu, sınavların geçici olduğunu; ancak bu süreçte kazanılan stresle baş etme becerilerinin yaşam boyu kalıcı olduğunu ifade ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998">Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Gönül Kazan&#8221; ile sofralara sıcak yemek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gonul-kazan-ile-sofralara-sicak-yemek-606965</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:49:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kazan]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sofralara]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşların]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606965</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ihtiyaç sahibi vatandaşların yaşamını kolaylaştırmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gonul-kazan-ile-sofralara-sicak-yemek-606965">&#8220;Gönül Kazan&#8221; ile sofralara sıcak yemek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ihtiyaç sahibi vatandaşların yaşamını kolaylaştırmaya devam ediyor. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nca yürütülen “Gönül Kazan Projesi” ile yemek pişirme imkânı bulunmayan vatandaşların evlerine her gün sıcak yemek ulaştırılıyor.</p>
<p><b>GÜNLÜK İKİ ÖĞÜN SICAK YEMEK DESTEĞİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı ile Kocaeli’de ikamet eden mağdur durumdaki vatandaşların sıkıntılarına çare olmaya devam ediyor. Proje kapsamında yaşlı, kimsesiz, engelli ve bakıma muhtaç vatandaşlara hijyenik koşullarda hazırlanan yemekler günlük iki öğün olacak şekilde teslim ediliyor. Bu hizmet sayesinde yemek yapamayacak durumda olan ve bu ihtiyacını bir yakını aracılığıyla da karşılayamayan yaşlı ve hasta bireylerin düzenli ve dengeli beslenmeleri sağlanırken, günlük yaşamları da önemli ölçüde kolaylaştırılıyor.</p>
<p><b>SAĞLIĞI VE REFAHI ÖNCELEYEN MENÜLER</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Gönül Kazan Projesi” ile vatandaşların beslenme ihtiyacının yanı sıra sağlık durumlarını da gözetiyor. Tansiyon hastaları başta olmak üzere özel beslenme gereksinimi bulunan vatandaşlar için tuzsuz menü seçenekleri sunuluyor. Bu uygulama ile her bireyin sağlık koşullarına uygun, dengeli ve sağlıklı beslenmesi amaçlanıyor.</p>
<p><b>ZAHMETSİZ VE GÜVENLİ HİZMET</b></p>
<p>Market alışverişi yapma imkânı bulunmayan ya da dışarı çıkmakta zorlanan ihtiyaç sahibi aileler, evlerine kadar ulaştırılan yemek hizmeti sayesinde temel beslenme ihtiyaçlarını zahmetsiz bir şekilde karşılayabiliyor. Sunulan bu hizmet, vatandaşların günlük hayatını kolaylaştıran önemli bir sosyal destek modeli olarak öne çıkıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gonul-kazan-ile-sofralara-sicak-yemek-606965">&#8220;Gönül Kazan&#8221; ile sofralara sıcak yemek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde her 10 kişiden 3&#8217;ü obezite hastası!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-her-10-kisiden-3u-obezite-hastasi-606950</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda hızla yaygınlaşmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-her-10-kisiden-3u-obezite-hastasi-606950">Ülkemizde her 10 kişiden 3&#8217;ü obezite hastası!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Dünya genelinde yaklaşık 800 milyon kişinin obezite ile mücadele ettiği ve her yıl 3,7 milyon kişinin bu nedenle hayatını kaybettiği bildiriliyor. Türkiye’de de durum alarm verici boyutta. Sağlık Bakanlığı’ının Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması Raporu’na göre, ülkemizde her 10 kişiden 3’ü obezite hastası!  Bu oranla Türkiye obezite sıralamasında Avrupa’da ilk sırada yer alıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, </strong>toplumda genellikle estetik bir problem olarak görülen obezitenin  aslında erken ölüm riskini 10 kata kadar artıran ciddi  bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, “Obezite ve yol açtığı hastalıklar maalesef ölümle sonuçlanabilen bir metabolik hastalıklar havuzudur. Öyle ki tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu, kalp ve damar hastalıkları, kanser, kolesterol yüksekliği, kas ve kemik hastalıkları ile hormon bozuklukları gibi birçok ölümcül hastalığın temelini oluşturmaktadır. Obeziteyle birlikte erken ölüm riski 5-10 kat artmakla beraber, yaşam beklentisi de 10-15 yıl kısalabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,</strong> bu nedenle obezite cerrahisinin dünya genelinde ve Türkiye’de her geçen gün daha fazla başvurulan bir yöntem olarak öne çıktığını anlatarak, “Obezite cerrahisinde temel amaç, hastaların ömür boyu sağlıklı bir yaşam ve doğru beslenme alışkanlığı kazanmalarını sağlamaktır. Ameliyat, aynı zamanda aşırı kiloya bağlı ortaya çıkmış veya ileride oluşabilecek hastalıklardan korunmayı da mümkün kılmaktadır.<strong> </strong>Uzun ve kısa dönem sonuçları bilinen, güvenilirliği kanıtlanmış obezite cerrahisi bu etkisiyle kilo sorunu yaşayan hastaların hayatını kurtarmaktadır” diye konuşuyor. <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,</strong> obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! <strong> </strong></p>
<p><strong>Obezite cerrahisi ne zaman gündeme geliyor? </strong></p>
<p>Beden kitle indeksi 35 ve üzerindeki kişilere, sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini uygulamalarına rağmen kilo veremedikleri veya kalıcılığı sağlayamadıkları durumlarda obezite cerrahisi öneriliyor.  Aksi durumda, metabolik hastalıkların gelişme riski ve bu hastalıklara bağlı olumsuz etkiler artış gösteriyor. Obezite cerrahisinin ise deneyimli merkezlerde yapılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Ameliyat öncesinde diğer yöntemleri denemek şart mı?</strong></p>
<p>Diyet ve spor denemeden, profesyonel bir destek almadan obezite cerrahisi önerilmiyor.  Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,<strong> </strong>tüm çabalarına rağmen  kilo vermekte başarılı olamayan hastaların obezite cerrahisine aday olabildiklerini  söyleyerek, “Ancak ilaçlar, zayıflama çayları ve iğneleri gibi yöntemler bir deneme olarak kabul edilmemektedir. Zira, tıbben kanıtlanmamış yöntemlere başvurmak hem çok risk taşımakta hem de sürecin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesini önlemektedir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Ameliyat için yaş sınırı var mıdır?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi için genel kabul gören alt yaş sınırı 12, üst yaş sınırı ise 65 olarak tanımlanıyor. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, bununla birlikte, kronolojik yaşın tek başına cerrahi karar için yeterli bir kriter olmadığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastanın fizyolojik durumu, eşlik eden metabolik ve sistemik hastalıkları, obeziteye bağlı komplikasyonların varlığı, psikososyal durumu ve ameliyat sonrası sürece uyum potansiyeli, değerlendirmede belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle, her hasta multidisipliner bir ekip tarafından bireysel olarak değerlendirilmekte ve cerrahi uygunluk bu kapsamlı değerlendirme sonucunda belirlenmektedir.”</p>
<p><strong>Ameliyatın tekniğini belirleyen etkenler nelerdir?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinde yöntemin seçiminde; hastanın mevcut metabolik ve sistemik hastalıkları, beslenme alışkanlıkları, daha önce geçirmiş olduğu batın cerrahileri ve düzenli olarak kullandığı ilaçlar belirleyici rol oynuyor. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, bu nedenle her hastanın multidisipliner bir ekip tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini ve cerrahi yöntemin kişiye özel olarak planlandığını anlatıyor.  </p>
<p><strong> Obezite cerrahisinde hangi yöntemlere başvuruluyor?</strong></p>
<p>Günümüzde, obezite cerrahisinde ağırlıklı olarak laparoskopik (kapalı yöntem) yöntemler kullanılıyor. Laparoskopik cerrahi; genellikle 3-4 küçük kesi aracılığıyla gerçekleştirildiği için açık cerrahi izi olmuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, obezite cerrahisi yöntemlerinin hiçbirinin diğerine bir üstünlüğü veya dezavantajı olmadığını vurgulayarak, uygulanacak olan cerrahi tekniğin hastanın mevcut sağlık durumuna göre seçildiğini ifade ediyor. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, obezite cerrahisinde başvurulan başlıca yöntemleri şöyle özetliyor:</p>
<p><strong>Tüp mide (Sleeve gastrektomi)</strong>: Midenin büyük bir kısmının çıkarılarak hacminin küçültüldüğü bir yöntem.  Ameliyat sonrasında yaklaşık 100-150 ml hacminde mide bırakılıyor. Yöntemin hem gıda alımını kısıtlayıcı hem de iştah düzenleyici hormonal etkileri bulunuyor. </p>
<p><strong>Loop bipartisyon bypass:</strong> İnsülin kullanan tip 2 diyabet hastalarında metabolik kontrol ve kilo kaybı amacıyla tercih ediliyor. Bu yöntemde 100-150 ml hacminde bir mide bırakılıyor ve  ince bağırsağa yeni bir yol oluşturularak karbonhidrat emilimi azaltılıyor. </p>
<p><strong>Rouxny gastric bypass:</strong>  Kilo kaybının yanı sıra mide fıtığında ve gastroözofageal reflünün tedavisinde etkili olması nedeniyle  başvuruluyor.</p>
<p><strong>Minigastrik bypass, transit bipartisyon, duodenal switch:  </strong>Hastaya özel beslenme problemleri, insülin ve C peptit düzeyleri, pankreasın insülin rezervi gibi parametreler dikkate alınarak tercih edilebilen diğer yöntemleri oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında kilo kaybı ne zaman başlıyor? </strong></p>
<p>Obezite cerrahisi sonrasında kilo kaybı genellikle ilk günden itibaren başlıyor. Kilo kaybının miktarı ise hastanın kilosuna göre değişiyor. Örneğin, 200 kilo ağırlığındaki bir birey bir ayda 25–30 kilo verebilirken, 120 kilo ağırlığındaki bir birey ilk ayda 12–15 kilo kaybedebiliyor. Ancak, amacın hızlı ve sadece rakamsal bir başarı elde etmek olmadığını belirten Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,<strong> </strong>“Obezite cerrahisinde asıl hedef, hastaya sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları kazandırarak kas ile kemik dokusunu korumak, yağ dokusu ve ödem kaybını sağlamaktır” diyor. </p>
<p><strong>Tekrar kilo alma riski var mı?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinin ardından, hastaların çoğu, ilk yıllarda fazla kilolarının büyük bir kısmını kaybediyorlar. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, “Ancak, sağlıklı beslenme kurallarına uymayan, düzenli egzersiz yapmayan ve sunulan desteği kabul etmeyip, ameliyat öncesi yaşam tarzına devam etmekte ısrar eden hastalarda kilo alımı kaçınılmaz olmaktadır” uyarısında bulunuyor. Ayrıca,  başarısız geçen obezite cerrahisi ve hastanın profesyonel bir ekip tarafından yeterince takip edilmemesi de yeniden kilo alma riskini artıran önemli bir faktörü oluşturuyor. </p>
<p><strong>Kilo kaybının kalıcı olması için nelere dikkat  edilmeli? </strong></p>
<p>Obezite cerrahisi sonrasında elde edilen kilo kaybının kalıcı olabilmesi için bu sürecin sadece bir kilo verme değil, yeni ve sağlıklı bir yaşama geçiş olduğu kabul edilmeli. Kalıcı kilo kaybında, hastaların günlük yürüyüş başta olmak üzere, fiziksel kapasitelerine uygun egzersizleri yaşamlarının bir parçası haline getirmeleri kilit rol oynuyor. Beslenme planının basit karbonhidratlardan uzak, protein ağırlıklı; vitamin ve mineral gereksinimini karşılayacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Alınan kalori ile harcanan kalori arasındaki dengenin sağlanması ve günde en az 2–3 litre su tüketilmesi de büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-her-10-kisiden-3u-obezite-hastasi-606950">Ülkemizde her 10 kişiden 3&#8217;ü obezite hastası!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış Aylarında Gripten Korunmanın 6 Etkili Yolu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-gripten-korunmanin-6-etkili-yolu-606618</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antioksidan]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gripten]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[korunmanın]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk havaların etkisini artırdığı, kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirdiğimiz kış aylarında grip, nezle ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-gripten-korunmanin-6-etkili-yolu-606618">Kış Aylarında Gripten Korunmanın 6 Etkili Yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk havaların etkisini artırdığı, kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirdiğimiz kış aylarında grip, nezle ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülüyor. Gripten korunmak ya da hastalığı daha hafif atlatmak için bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Doğru beslenerek vücudun savunma mekanizmalarını güçlendirmek bu hastalıklara karşı doğal bir kalkan oluşturabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Sinem Türkmen, bağışıklık sistemini güçlendiren beslenme yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Protein, vitamin ve antioksidan içeren besinleri tercih edin</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi; virüs, bakteri ve diğer zararlı mikroorganizmalara karşı vücudu koruyan karmaşık bir savunma ağıdır. Bu sistemin hücreleri; vitaminlere, minerallere, proteine ve antioksidanlara ihtiyaç duyar. Yetersiz ve dengesiz beslenme, bağışıklık hücrelerinin sayısını ve etkinliğini azaltarak grip gibi enfeksiyonlara yakalanma riskini artırır. Grip ve nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için bu yöntemler; </p>
<ol>
<li><strong>Savunmanın Temel Taşı Protein:</strong> Bağışıklık hücrelerinin yapımı için yeterli protein alımı şarttır. Yumurta, yoğurt, kefir, balık, tavuk, hindi, kırmızı et, kuru baklagiller; grip savar beslenmenin olmazsa olmazlarıdır. Özellikle iştahsızlığın arttığı hastalık dönemlerinde, çorbalara eklenen et, tavuk veya bakliyatlar protein alımını destekler. </li>
<li><strong>En Bilinen Bağışıklık Destekçisi C Vitamini:</strong> C vitamini, bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırır ve enfeksiyon süresinin kısalmasına yardımcı olabilir. Portakal, mandalina, limon, kivi, kuşburnu, kırmızı biber, brokoli ve maydanoz en zengin kaynaklardır. C vitamini kaybı olmaması için bu gıdalar çiğ olarak tüketilmelidir. Ancak unutulmamalıdır ki C vitamini tek başına mucize değildir; düzenli ve yeterli alımı önemlidir.</li>
<li><strong>Solunum Yollarının Koruyucusu A Vitamini ve Beta Karoten:</strong> A vitamini, burun ve boğaz mukozasının bütünlüğünü koruyarak virüslerin vücuda girişini zorlaştırır. Havuç, balkabağı, ıspanak, roka, yumurta sarısı ve süt ürünleri bu açıdan değerlidir. </li>
<li><strong>Bağışıklık Hücrelerinin Gizli Kahramanları Çinko ve Demir:</strong> Çinko eksikliği, enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Kırmızı et, kabak çekirdeği, tam tahıllar ve baklagiller iyi çinko kaynaklarıdır. Demir ise oksijen taşınmasını sağlayarak bağışıklık hücrelerinin etkin çalışmasına katkıda bulunur. Kırmızı et, ciğer, mercimek, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler demir kaynağıdır. Demir kaynağı gıdaların emilimini artırmak için C vitamini kaynağı olan besinlerle birlikte tüketilmelidir. Bitkisel demir kaynağı içeren gıdalarla birlikte süt ürünü tüketilmemelidir. Örneğin ıspanak yemeği ile yoğurt birlikte tüketildiğinde ıspanaktaki demirin emilimi azalmaktadır. </li>
<li><strong>Bağırsak Sağlığı Güçlü Bağışıklık Sistemi Demektir Probiyotikler: </strong>Bağışıklık hücrelerinin yaklaşık büyük bir kısmı bağırsaklarda bulunur. Yoğurt, kefir, ev yapımı turşu ve fermente gıdalar; bağırsak florasını destekleyerek vücudun hastalıklara karşı direncini artırır. Şeker, işlenmiş ve katkı maddesi içeren gıdalar ise bağırsak sağlığını olumsuz etkilediği için bağışıklığı zayıflatabilmektedir. </li>
<li><strong>Bağışıklığın Sessiz Destekçileri Antioksidanlar:</strong> Grip ve benzeri enfeksiyonlar sırasında vücutta oksidatif stres artar. Antioksidanlar, hücrelere zarar veren serbest radikalleri etkisiz hale getirerek bağışıklık sisteminin daha güçlü ve dengeli çalışmasına yardımcı olur. Renkli sebze ve meyveler antioksidanlardan zengindir. Özellikle nar, yaban mersini, üzüm, portakal, kivi, havuç, balkabağı ve koyu yeşil yapraklı sebzeler; bağışıklık hücrelerini destekleyen önemli bileşenler içerir. Yeşil çay, zerdeçal ve zencefil gibi besinler ise antiinflamatuar etkileriyle hastalık sürecinin daha hafif geçirilmesine katkı sağlar. Antioksidanlar en etkili şekilde doğal besinler yoluyla alınır. Bilinçsiz kullanılan takviyeler yerine, çeşitli ve dengeli bir beslenme modeli bağışıklık sistemi için en güvenilir yaklaşımdır.</li>
</ol>
<p><strong>Grip ve nezleyi daha hafif atlatmak için bol sıvı tüketin</strong></p>
<p>Yeterli sıvı alımı; boğazın nemli kalmasını sağlar, toksinlerin atılmasına yardımcı olur ve ateşle artan sıvı kaybını telafi eder. Suya ek olarak ıhlamur, adaçayı, ekinezya, zencefil-limon gibi bitki çayları tercih edilebilir. Ancak bitki çaylarının da aşırı tüketilmemesi gerektiği ve bazı ilaçlarla etkileşime girdiği unutulmamalıdır, bu nedenle kronik hastalığı olan kişiler tüketmeden önce mutlaka hekimine danışmalıdır. Grip döneminde aşırı şeker tüketimi bağışıklık hücrelerinin etkinliğini azaltabilir. Paketli gıdalar, şekerli içecekler ve aşırı rafine karbonhidratlar yerine; doğal, ev yapımı ve besleyici öğünler tercih edilmelidir. Alkol tüketimi de bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterebilir.</p>
<p><strong>Bağışıklık dostu çorba </strong></p>
<p>Gripten korunmak yalnızca birkaç günlük bir çaba değil; bütüncül bir yaşam tarzının sonucudur. Düzenli ve dengeli beslenme, yeterli uyku, stres yönetimi ve fiziksel aktivite bir araya geldiğinde bağışıklık sistemi en güçlü haline ulaşır. Unutmayın, mutfakta atılan küçük ama doğru adımlar, kış aylarını daha sağlıklı ve enerjik geçirmenin anahtarıdır.</p>
<p>Soğuk kış günlerinde bağışıklık sistemini desteklemenin en pratik yollarından biri, besin değeri yüksek ve sindirimi kolay çorbalardır. Aşağıdaki tarif; protein, antioksidan, vitamin ve mineralleri bir araya getirerek grip döneminde vücudu desteklemeyi amaçlar. Bu çorba; iştahsızlık, boğaz hassasiyeti ve halsizlik gibi grip belirtilerinin görüldüğü dönemlerde, ana öğün yerine veya destekleyici bir öğün olarak rahatlıkla tüketilebilir.</p>
<p>Malzemeler (4 porsiyon):</p>
<ul>
<li>1 adet orta boy soğan</li>
<li>1 diş sarımsak</li>
<li>1 adet havuç</li>
<li>1 küçük kâse kırmızı mercimek</li>
<li>1 yemek kaşığı zeytinyağı</li>
<li>1 çay kaşığı zerdeçal</li>
<li>1 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil</li>
<li>5–6 su bardağı sıcak su veya ev yapımı tavuk suyu</li>
<li>Tuz, karabiber</li>
<li>Servis için birkaç damla limon suyu</li>
</ul>
<p><strong>Hazırlanışı:</strong></p>
<p>Zeytinyağını tencereye alın, doğranmış soğan ve sarımsağı hafifçe kavurun. Küp doğranmış havucu ve yıkanmış kırmızı mercimeği ekleyin. Zerdeçal ve zencefili ilave ederek kısa süre karıştırın. Üzerine sıcak su veya tavuk suyunu ekleyip mercimekler yumuşayana kadar pişirin. Piştikten sonra çorbayı blenderdan geçirin, tuz ve karabiber ekleyin. Servis ederken birkaç damla limon suyu ilave edin.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-gripten-korunmanin-6-etkili-yolu-606618">Kış Aylarında Gripten Korunmanın 6 Etkili Yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 09:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kaşığı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[oldukça]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte vücudun ısı dengesini sağlamak için daha fazla enerji alma eğiliminde olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait hale gelebiliyor.” dedi.</p>
<p>Vücudun ısısını koruyabilmek için enerjiyi en kolay şekilde elde etmek istediğini aktaran Yiğit, “Karbonhidratlı, yağlı besinlere yönelim ve iştah artışının nedeni bu durumla bağlantılı. Bu yönelimler sonucunda eğer yeterli kontrol sağlanmazsa istenmeyen kilo artışları görülebilir. Vücut yağ oranının erkeklerde yüzde 25’ten kadınlarda yüzde 30’dan fazla olması vücut işlevleri açısından olumsuz kabul edilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İlk adım yeterli su tüketimi! </strong></p>
<p>Kış aylarında vücut ısısını dengelemek, yağ oranını dengede tutmak ve sağlıklı kalmak için neler yapılabileceğine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, ilk adımın yeterli su tüketimi olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Vücut ısısını sağlamak için en temel yaşamsal ögemiz olan suyun yeterli miktarda tüketilmesi önemli. Suyu sadece çay, kahve gibi sıcak içeceklerden almak vücut için yeterli değil. Günlük mutlaka 1,5-2 litre su, sade olarak tercih edilmeli. Su içmenin iştah kontrolünü sağlamak için de oldukça önemli fizyolojik etkisi olduğu unutulmamalı. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireyler kış aylarında fiziksel olarak daha da kısıtlı olur. Günlük en az 30 dk hafif tempolu bir yürüyüş özellikle kış aylarında sizi hastalıklardan koruyacak ve daha az gün ışığı görmeye bağlı olarak ortaya çıkan depresyona meyilli ruh halinize iyi gelecektir. Eğer yürüyüş yapmak için uygun bir alanınız yok ise, evde adım hareketleri tercih edilebilir.”</p>
<p><strong>Kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli! </strong></p>
<p>Yeterli vitamin ve mineral almak için günlük en az 3 porsiyon meyve tüketilmesi ve tuzsuz çiğ kuruyemişlere beslenmede yer verilmesi gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit “Ancak bu besinleri akşam yemeği sonrası değil, gün içinde tercih etmek oldukça önemli. Yoğurt, kefir, tarhana, şalgam suyu tüketerek bağırsak sağlığınızı destekleyebilirsiniz.” dedi.</p>
<p>Kilo kontrolü ve bağışıklık için iyi çalışan bir sindirim sisteminin önemine işaret eden Yiğit, “Ayrıca fındık, ceviz badem gibi kuruyemişler, patlamış mısırlar, tuzlu bisküviler gibi yiyecekler tüketilirken kendimizi sınırlamak oldukça zorlaşır. Bu nedenle özellikle bu yiyecekler tüketilecekse, mutlaka küçük tabaklara konulmalıdır ki ne kadar yediğiniz fark edilsin, porsiyon kontrolü sağlansın. Görüldüğü üzere kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için de yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli. İçeriği net olarak bilinmeyen yağ yakıcı olarak adlandırılan çaylara, kahvelere ihtiyaç yok.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Soğuk havalarda bağışıklığı güçlü tutmak daha da önemli! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesinin ayrıca bakteri ve virüs kaynaklı hava yolu ile bulaşan gribal enfeksiyonlara, hastalıklara yakalanma sıklığını artırdığını da hatırlatan Yiğit, bu nedenle bağışıklık sistemini güçlü tutmanın daha da önem kazandığını vurguladı.</p>
<p>Yeterli beslenmenin, beslenirken dengeli olmanın, güçlü bir bağışıklık sistemi için oldukça önemli olduğunun altını çizen Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“C ve E vitaminleri, çinko, demir bağışıklığı en çok destekleyen vitamin ve mineraller arasındadır. Günlük beslenmenizde işlenmemiş kırmızı et, hindi eti, balık, yeterli sebze ve meyve tüketerek bu besin ögelerini vücudunuza almış olursunuz. Kefir, ev yoğurdu, tarhana, şalgam suyu, boza gibi probiyotik besinler de güçlü bir bağışıklık için elzemdir.”</p>
<p><strong>Vitaminler besinlerden alındığında daha yüksek biyoyararlanım sağlıyor! </strong></p>
<p>Son yıllarda kış aylarında multivitaminlere yönelimin oldukça yüksek düzeyde olduğunu kaydeden Yiğit, “Vitaminler doğal olarak besinlerden alındığında, birbirleriyle olan sinerjik etkileri nedeniyle biyoyararlanımları daha yüksek olur.” dedi.</p>
<p>Eğer düzenli beslenilemiyor; günlük 2-3 porsiyon meyve, en az 2 porsiyon sebze yemeği/yeşillik yenilemiyorsa, bu noktada multivitamin desteklerinin  tercih edilebileceğini aktaran Yiğit, “Ancak bu destekleri alırken bakanlık onayına mutlaka bakılmalı ve içerikleri incelenmeli. Öte yandan şekerli-tuzlu beslenme alışkanlığınız ve hareketsiz bir yaşantınız var ise, sadece multivitamin kullanarak bağışıklığınızı güçlendirmek oldukça zordur. Çünkü düzenli olarak vücuda alınan, şeker/hazır işlenmiş gıdalar vücutta hücresel stresi arttırarak bağışıklığın zayıflamasına sebep olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şeker ihtiyacını azaltırken bağışıklığınızı destekleyebilirsiniz! </strong></p>
<p>Bağışıklığın güçlendirilmesi için antioksidan zengini bitkisel ürünlere de beslenmede yer açılması gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında hem şeker ihtiyacını azaltacak, hem de bağışıklığı güçlendirecek ‘Altın Süt’ tarifini paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Altın süt için malzemelerimiz şöyle; 1 su bardağı yarım yağlı süt, 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal, 1 tatlı kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı tarçın, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ve isteğe göre karanfil ve bal da kullanabilirsiniz.</p>
<p>1 bardak sütü ısıtmak için cezveye koyun. Ilıklaşmaya başladıktan sonra 1 çay kaşığı toz zerdeçal, kaynadıktan sonra karabiber ve tarçını ilave edin. En son 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ilave edip, karıştırarak tüketebilirsiniz.</p>
<p>Eğer düzenli olarak kullandığınız bir ilaç varsa, tüketmeden önce doktorunuza ve diyetisyeninize danışmanızda fayda var.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenmede Paradigma Değişimi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenmede-paradigma-degisimi-604997</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakır]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmede]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[işlenmiş]]></category>
		<category><![CDATA[paradigma]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604997</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS) ile Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 2025–2030 Beslenme Rehberi için paylaştığı kapsamlı bilimsel rapor, dünyada olduğu kadar Türkiye’de de yankı uyandırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-paradigma-degisimi-604997">Beslenmede Paradigma Değişimi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS) ile Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 2025–2030 Beslenme Rehberi için paylaştığı kapsamlı bilimsel rapor, dünyada olduğu kadar Türkiye’de de yankı uyandırdı. Yaklaşık yarım yüzyıldır uygulanan klasik beslenme yaklaşımlarını sorgulayan yeni rehber, beslenmeyi kronik hastalıkların yalnızca önlenmesinde değil, doğrudan iyileştirilmesinde de merkezi bir unsur olarak konumlandırıyor.</p>
<p>Bu köklü değişimi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı<strong> </strong>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Bu rapor, beslenmeyi ilk kez bu kadar net şekilde sağlığın merkezine koydu”</strong></p>
<p>ABD’de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 70’inin fazla kilolu, yüzde 40’tan fazlasının obeziteli birey olduğunu, yetişkin nüfusun yarısından fazlasında diyabet ya da prediyabet görüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Bakır, “Bu veriler, beslenme politikalarının neden değişmesinin kaçınılmaz olduğunu açıkça gösteriyor. Yeni rehber, kronik hastalıkları yalnızca genetik ya da yaşla açıklayan anlayışı bir kenara bırakıyor ve beslenmeyi temel belirleyici olarak tanımlıyor” dedi.</p>
<p>Türkiye’deki tabloya da dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, “Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi verilerine göre Türkiye, fazla kilo ve obezite açısından en üst sırada yer alıyor. Bu durum artık bireysel tercihlerden öte, ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmalı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Karbonhidrat merkezli düşünme alışkanlığı sorgulanıyor”</strong></p>
<p>Yeni rehberin en dikkat çekici yönlerinden birinin makro besin ögelerine yaklaşım olduğunu vurgulayan Bakır, “Uzun yıllar boyunca düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı beslenme modelleri önerildi. Ancak bugün gelinen noktada bu yaklaşımın metabolik hastalıkları önlemede yetersiz kaldığını görüyoruz” dedi.</p>
<p>Protein alımının önemine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır şöyle konuştu:</p>
<p>“Yetersiz protein alımı kas kütlesi kaybı, insülin direnci ve metabolik yavaşlama ile ilişkilidir. Çocuklarda ise büyüme ve bilişsel gelişim üzerinde olumsuz etkiler görülebilir. Rehber, bu nedenle yaşa, fizyolojik duruma ve sağlık koşullarına uygun yeterli protein alımını temel bir ilke olarak ortaya koyuyor.”  </p>
<p><strong>“Yağdan kaçmak değil, yağın niteliği önemli”</strong></p>
<p>Yağlara ilişkin yaklaşımın da köklü biçimde değiştiğini belirten Bakır, “Artık mesele toplam yağ miktarından ziyade, yağın hangi kaynaklardan nasıl alındığı ve nasıl bir işlem gördüğü. Sağlıklı kaynaklardan alınan ve az işlenmiş gıdalardan gelen yağlar ile rafine ve yoğun işlenmiş yağların vücut üzerindeki etkileri aynı değil” dedi.</p>
<p>Bu değişimi “yağdan tamamen kaçma döneminin kapanması” olarak tanımlayan Bakır, “Yeni dönem, yağın niteliğini esas alan daha bilimsel bir dönemdir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Aşırı işlenmiş gıdalar için ilk kez bu kadar net bir uyarı var”</strong></p>
<p>ABD’de alınan enerjinin yaklaşık yüzde 60’ının aşırı işlenmiş gıdalardan geldiğini hatırlatan Bakır, bu gıdaların obezite, tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıklarıyla güçlü ilişkiler gösterdiğini söyledi.</p>
<p>“Federal düzeyde ilk kez bu kadar açık biçimde ‘aşırı işlenmiş, paketli ve hazır gıdalar sınırlandırılmalı’ deniyor. Bu, beslenme politikaları açısından çok önemli bir eşik” diyen Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, gerçek gıdaya dönüşün altını çizdi.</p>
<p><strong>“Çocuk beslenmesi geleceğin sağlığını belirliyor”</strong></p>
<p>Yeni rehberde çocuk beslenmesine özel vurgu yapılmasını çok değerli bulduğunu belirten Bakır, “Eklenti şekerler, yapay tatlandırıcılar ve yoğun katkı maddeleri çocukların metabolik dengesi ve bağırsak sağlığı açısından ciddi riskler taşıyor. Okul yemekleri ve çocuk beslenme programları bu nedenle stratejik öneme sahip. Çocukluk çağı obezitesi Dünya Sağlık Örgütü Tarafından da Acil Sağlık Önceliği olarak kabul ediliyor” dedi. </p>
<p>Şekerli içecekler ve meyve sularının sağlıklı alternatifler olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı<strong> </strong>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, “Bu net duruş, aileler için de yol gösterici nitelikte” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bağırsak mikrobiyomu yeni dönemin anahtar kavramı”</strong></p>
<p>Yeni rehberde bağırsak mikrobiyomunun bağışıklık sistemi, metabolik sağlık ve beyin fonksiyonlarıyla birlikte ele alınmasını “bilimsel bir dönüm noktası” olarak değerlendiren Bakır, “Liften zengin sebzeler, yoğurt ve kefir gibi fermente gıdalar ile geleneksel, az işlenmiş besinler artık sağlıklı beslenme önerilerinin temelini oluşturuyor” dedi.</p>
<p><strong>“Topluma verilen mesaj çok net”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, rehberin topluma verdiği temel mesajı şu sözlerle özetledi:<br /> “Gerçek gıdayı esas alın. Aşırı işlenmiş ürünler yerine doğala en yakın, az işlenmiş besinleri tercih edin. Yeterli protein alın, yağın niteliğine odaklanın. Bu yaklaşım yalnızca ağırlık kontrolü için değil, uzun vadeli sağlık için de en güçlü araçtır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-paradigma-degisimi-604997">Beslenmede Paradigma Değişimi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karatay’dan Sağlıklı Beslenme İçin Tam Buğday Atağı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karataydan-saglikli-beslenme-icin-tam-bugday-atagi-603764</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 00:17:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[buğday]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çorum]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[İl]]></category>
		<category><![CDATA[karatay]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[Tam Buğday Ekmeği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, “Tam Buğday Ekmeğini Yaygınlaştırma” kampanyası kapsamında Karatay’da hayata geçirilen çalışmaları Çorum’da düzenlenen toplantıda katılımcılarla paylaştı. Sağlıklı beslenmeyi teşvik eden uygulamalara değinen Kılca, tam buğday ekmeği projesiyle hem gıda israfını azaltmayı hem de toplumsal bereketi artırmayı amaçladıklarını ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karataydan-saglikli-beslenme-icin-tam-bugday-atagi-603764">Karatay’dan Sağlıklı Beslenme İçin Tam Buğday Atağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Çorum’da gerçekleştirilen programlar kapsamında Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın’ı ziyaret etti.</p>
<p>Ziyaretler çerçevesinde Başkan Kılca, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen ve Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hayata geçirilen “Tam Buğday Ekmeğini Yaygınlaştırma” kampanyasına ilişkin düzenlenen toplantıya da katıldı.</p>
<p><b>BAŞKAN KILCA’DAN ÇORUM BELEDİYESİ’NE ZİYARET</b></p>
<p>Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın’ı makamında ziyaret etti. Ziyarete ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Kılca, şehirler ve belediyecilik çalışmaları üzerine verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Başkan Hasan Kılca, “Bugün önemli ziyaretler gerçekleştirdik. Bu kapsamda Çorum Belediye Başkanımızı ziyaret ederek şehirlerimiz ve belediye çalışmalarımız üzerine istişarelerde bulunduk. Misafirperverlikleri için kendilerine teşekkür ediyor, bu vesileyle tüm Çorum halkına selamlarımı iletiyorum.” dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/01/karataydan-saglikli-beslenme-icin-tam-bugday-atagi-0-fgaJIMgy.jpeg"></p>
<p><b>TAM BUĞDAY EKMEĞİ KAMPANYASI ÇORUM’DA TANITILDI</b></p>
<p>Ziyaretler kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, belediyelerin iş birliğiyle yürütülen “Tam Buğday Ekmeğini Yaygınlaştırma Kampanyası”nın Çorum Tanıtım Toplantısı’na katılan Başkan Hasan Kılca, Karatay’da uygulanan çalışmalara ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>Toplantıda sunum yapan Başkan Kılca, Karatay Belediyesi’nin kampanyaya ilk günden itibaren aktif şekilde dahil olduğunu belirterek, uygun fiyatlı ve erişilebilir politikalar sayesinde vatandaşların tam buğday ekmeğine yöneliminin 12 kat arttığını söyledi.</p>
<p>Karatay Belediyesi olarak tam buğday ekmeği fiyatlarında indirime gittiklerini, gıda mühendisleri eşliğinde sahada bilgilendirme çalışmaları ve anketler gerçekleştirdiklerini ifade eden Kılca, bu çalışmalar sayesinde tam buğday ekmeğinin vatandaşların günlük beslenme alışkanlıkları arasına girdiğini vurguladı.</p>
<p>Kılca, “Bu kıymetli çalışma, Konya’nın pilot il seçilmesiyle başlayan süreçte Karatay Belediyesi Halk Ekmek’in üretim ve saha tecrübesiyle ete-kemiğe büründü. Kampanyanın kamuoyuna duyurulduğu lansmana da ev sahipliği yaparak uygulamanın ilk güçlü adımlarını Karatay’da attık.” diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/01/karataydan-saglikli-beslenme-icin-tam-bugday-atagi-1-gAKuGbkR.jpeg"></p>
<p>“<b>SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİMİ BÜTÜNCÜL ELE ALIYORUZ”</b></p>
<p>Sağlıklı gıdaya erişimi bütüncül bir anlayışla ele aldıklarını belirten Başkan Hasan Kılca, Karatay Belediyesi’nin bu süreci “üçlü sacayağı” modeliyle yürüttüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Biz belediye olarak sağlıklı gıdaya ulaşmayı üçlü bir sacayağı üzerinde değerlendiriyoruz. Birincisi, tam buğday ekmeği kampanyasına çok ciddi destek veriyoruz. İkinci olarak 6 yıldır glütensiz ekmek üretimi yapıyoruz. Aylık yaklaşık 300 bin adet üretim gerçekleştiriyor, Konya’ya yakın 20 şehre glütensiz ekmek gönderiyoruz. Üçüncü projemiz ise ata tohumu üretimi. Bu projeyle Konya’daki tüm hanelere ata tohumlarını ulaştırıyoruz.”</p>
<p>“<b>TAM BUĞDAY EKMEĞİNİN TAMAMINI EKŞİ MAYA İLE ÜRETECEĞİZ”</b></p>
<p>Konya’nın tarım tarihi açısından taşıdığı öneme de dikkat çeken Başkan Kılca, “Boncuklu Höyük ve Çatalhöyük’te yapılan kazılarda, tarımın ve tahıl üretiminin bu topraklardan Avrupa’ya yayıldığına dair çok önemli bulgular bulunuyor. Bu mirası yaşatmak adına ekşi maya sistemini kuruyoruz. İnşallah bundan sonra tam buğday ekmeğinin tamamını ekşi mayayla üreteceğiz. Bu konuda çalışmalarımızı belirli bir aşamaya getirdik.” dedi.</p>
<p>Karatay Belediyesi’nin sağlıklı ve alternatif ürün çeşitliliğini artırmaya devam ettiğini vurgulayan Başkan Kılca, karabuğday ekmeği üretimine başladıklarını, bunun yanı sıra glütensiz çeşitli ürünlerin de üretildiğini ifade etti.</p>
<p>Başkan Hasan Kılca, tam buğday ekmeğinin yaygınlaştırılmasına yönelik yürütülen sürecin Çorum’da da başarılı sonuçlar vereceğine inandığını belirterek, kampanyanın hayırlı olmasını temenni etti. Konya’nın ardından Çorum’un bu kampanyada pilot il olarak belirlenmesinin son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Başkan Kılca, Çorum’un üretim kültürü güçlü, dayanışma geleneği köklü bir şehir olduğuna dikkat çekti. Çorum’da atılacak adımların, ilerleyen süreçte Türkiye’nin dört bir yanında daha sağlıklı sofraların kurulmasına katkı sağlayacağını ifade etti.</p>
<p>Başkan Kılca ayrıca, toplantıya davetleri dolayısıyla Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Emin Demirkol’a, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber’e ve Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın’a teşekkür etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karataydan-saglikli-beslenme-icin-tam-bugday-atagi-603764">Karatay’dan Sağlıklı Beslenme İçin Tam Buğday Atağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Minikler güne Büyükşehir&#8217;in menüsüyle başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/minikler-gune-buyuksehirin-menusuyle-basliyor-603538</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 07:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Paketi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güne]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[menüsüyle]]></category>
		<category><![CDATA[minikler]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[veli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603538</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla çocukların güne sağlıklı başlamasını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minikler-gune-buyuksehirin-menusuyle-basliyor-603538">Minikler güne Büyükşehir&#8217;in menüsüyle başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla çocukların güne sağlıklı başlamasını sağlıyor. Dezavantajlı mahallelerde bulunan, kantini olmayan ve tam gün eğitim veren ilkokulların önünde hafta içi her gün 08.30–09.00 saatleri arasında dağıtılan beslenme paketleri, hem öğrencilerin hem velilerin yüzünü güldürüyor. 2025 yılı içinde “Anne eli değmiş gibi olsun, yüzler gülsün” yaklaşımıyla hazırlanan 167 bin 887 beslenme paketi öğrencilere ulaştırıldı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik ilkesinin gereği olarak hayata geçirdiği çalışmaları kesintisiz sürdürüyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik koşulların hanelerin bütçesini zorladığı bu süreçte, Büyükşehir Belediyesi tarafından ilkokullara yönelik yürütülen beslenme paketi dağıtımı hem çocukların hem de ailelerin yüzünü güldürüyor. Kent genelinde giderek büyüyen destekle, miniklerin hijyenik ve lezzetli ürünlere güvenle ulaşması hedefleniyor. Eğitimde fırsat eşitliğini önceleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocukların derse aç girmesinin önüne geçmek amacıyla; ihtiyaç sahibi bölgelerde yer alan, kantini bulunmayan ve tam gün eğitim veren ilkokulların girişlerinde hafta içi her gün 08.30–09.00 saatleri arasında beslenme paketi dağıtıyor. “Anne eli değmiş gibi olsun, yüzler gülsün” anlayışıyla Aşevleri Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışma kapsamında, 2025 yılı içerisinde öğrencilere toplam <strong>167 bin 887</strong> beslenme paketi ulaştırıldı.</p>
<p><strong>“Sağlıklı ve güvenilir”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Aşevleri Şube Müdürlüğü’nde görev yapan ve miniklere günün ilk öğününü ulaştıran dağıtım personeli Tolga Yolcu, her sabah yaklaşık 2 bin beslenme paketi dağıttıklarını söyledi. Menünün her gün değiştiğini aktaran Yolcu, “Üzümlü kek, açma, pizza, çikolatalı poğaça gibi ürünlerimiz var. Ürünlerin hijyen ve kalite süreçlerine çok dikkat ediyoruz. Beslenme paketlerimiz ustalarımız tarafından üretiliyor, gıda mühendislerimiz tarafından denetleniyor. Akşamdan üretilen ürünler sabah çocuklara ulaştırılıyor, bekletilmiyor. Sıcak ve taze bir şekilde teslim ediliyor. Çocuklardan ve velilerden olumlu geri dönüşler alıyoruz.  Sabahları çocuklarımızın yüzünü güldürmek bizi de mutlu ediyoruz. Başkanımızın dediği gibi bize çok çalışmak yakışır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Çocuklarımıza içimiz rahat yediriyoruz”</strong></p>
<p>Öğrenci velisi Yasemin Kalkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin okul önlerinde yürüttüğü beslenme paketi dağıtımının kendileri için büyük bir kolaylık sağladığını belirtti. Okullarında kantin bulunmadığını ifade eden Kalkan, “Çocuklarımıza beslenmeyi ya evden hazırlıyor ya da fırından almak zorunda kalıyorduk. Öğretmenlerimiz belediyemize ricada bulunmuş, sağ olsunlar bu hizmeti okulumuzda başlattılar” dedi. Dağıtılan ürünlerin hijyenine dikkat çeken Kalkan, “Gelen beslenmeler gayet temiz ve düzenli oluyor. Bu nedenle çocuklarımıza içimiz rahat bir şekilde yediriyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Çok kaliteli beslenmeler geliyor”</strong></p>
<p>Yürütülen çalışmanın çocuklar ve veliler açısından önemli bir destek olduğunu belirten veli Aliye Gök Muştu, beslenme paketlerinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Muştu, “Ürünlerin lezzeti gerçekten çok güzel. Övmek için söylemiyorum, çok kaliteli beslenmeler geliyor. Hem çocuklar hem de veliler bu hizmetten memnun” dedi. Menülerin her gün değiştiğine dikkat çeken Muştu, “Sadece verilen beslenmeyle gününü geçiren çocuklarımız da var. Bu nedenle yapılan destek çok büyük bir katkı sağladı. İyi ki böyle bir hizmeti veriyor belediyemiz. Çok memnunuz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Daimi destek</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, EVKA-1 Buca Sosyal Yaşam Kampüsü’nde hizmet veren aşevi aracılığıyla haftanın yedi günü aralıksız şekilde yemek, kumanya ve kahvaltılık desteği sağlıyor. Tesiste aynı zamanda pide üretimi de gerçekleştiriliyor. Aşevleri Şube Müdürlüğü, ihtiyaç sahibi kesimlere yönelik desteklerin yanı sıra, cenazesi bulunan vatandaşlara da taziye amacıyla ikram desteğinde bulunarak dayanışmayı kentin dört bir yanına yayıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minikler-gune-buyuksehirin-menusuyle-basliyor-603538">Minikler güne Büyükşehir&#8217;in menüsüyle başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlanmayı Bağırsaklar Mı Yavaşlatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-bagirsaklar-mi-yavaslatiyor-603313</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 07:51:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklar]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşlatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı yaşam artık yalnızca genetik mirasla açıklanmıyor. Bilim, yaşlanma hızımızın büyük ölçüde günlük alışkanlıklarımız, biyolojik ritmimiz ve bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizma tarafından belirlendiğini ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-bagirsaklar-mi-yavaslatiyor-603313">Yaşlanmayı Bağırsaklar Mı Yavaşlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı yaşam artık yalnızca genetik mirasla açıklanmıyor. Bilim, yaşlanma hızımızın büyük ölçüde günlük alışkanlıklarımız, biyolojik ritmimiz ve bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizma tarafından belirlendiğini ortaya koyuyor. Bağırsak mikrobiyotası; sindirimden bağışıklığa, uyku kalitesinden metabolik dengeye kadar pek çok hayati sistemi etkileyerek longevity’nin merkezinde yer alıyor. Yaşla birlikte bozulan bu denge ise kronik inflamasyon, enerji düşüklüğü ve hızlanan hücresel yaşlanma süreçlerini tetikleyebiliyor. <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Uzun yaşam bir şans meselesi değil; mikrobiyota, biyolojik ritim ve beslenme alışkanlıklarının birlikte yönetildiği bilinçli bir yaşam tercihidir” vurgusunda bulunuyor.</p>
<p><strong>Longevity’nin Merkezinde Mikrobiyota Var</strong></p>
<p>Yaşlanmayı yalnızca takvimde ilerleyen yıllar olarak görmenin büyük bir yanılgı olduğunu belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Bilim artık yaşlanmanın; genetik mirasımız, yaşam tarzımız, hormonlarımız, bağışıklık sistemimiz ve mikrobiyomumuzun birlikte şekillendirdiği karmaşık ve dinamik bir süreç olduğunu ortaya koyuyor. Vücudumuz yaş aldıkça dayanıklılığını bir miktar kaybediyor; savunma mekanizmaları zayıflıyor ve hastalıklara karşı kırılganlık artıyor. Ancak çoğu kişinin farkında olmadığı kritik bir gerçek var: Yaşlanma sürecinin merkezinde, bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın oluşturduğu mikrobiyota yer alıyor” diyor.</p>
<p><strong>Mikrobiyota Dengesi Bozulunca Yaşlanma Başlıyor</strong></p>
<p>Bağırsak mikrobiyotasının yalnızca sindirim sürecini destekleyen pasif bir sistem olmadığını ifade eden <strong>Belinda İrem Ardal</strong>, “Bağışıklık yanıtından ruh haline, metabolik dengeden bilişsel fonksiyonlara kadar pek çok hayati mekanizmanın aktif bir düzenleyicisidir. Bilimsel araştırmalar, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan düşük dereceli kronik inflamasyonun — literatürde <em>“inflammaging”</em> olarak tanımlanan sürecin — mikrobiyota dengesinin bozulmasıyla doğrudan ilişkili olabileceğini gösteriyor. Nitekim yapılan çalışmalar, genç bireylerle ileri yaş grubundaki bireylerin bağırsak mikrobiyotası arasında çeşitlilik, baskın bakteri türleri ve fonksiyonel kapasite açısından belirgin farklar bulunduğunu ortaya koyuyor” diyerek bu değişimin, yalnızca sindirim sağlığını değil; yaşlanma hızını ve hastalıklara yatkınlığı da etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıktığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Beslenme Sadece Kilo Kontrolünde Etkili Değil!</strong></p>
<p>Longevity’yi belirleyen en güçlü mekanizmalardan biri olarak biyolojik saatimizin öne çıktığını belirten <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Biyolojik ritim; gündüz saatlerinde enerjimizi ve zihinsel performansımızı artırırken, gece boyunca hücresel onarım ve yenilenme süreçlerini devreye sokuyor. Öğünler arasında yeterli aralıklar oluşturulmasıyla birlikte otofajiyi — yani hasarlı hücrelerin temizlenmesini sağlayan doğal onarım mekanizmasını — destekler. Besinlerle alınan antioksidanlar, polifenoller ve anti-inflamatuar bileşikler ise oksidatif stresi azaltarak enerji düşüklüğü, kronik yorgunluk, hafıza ve konsantrasyon sorunları, kas-eklem ağrıları, cilt yaşlanması, bağışıklık zayıflığı, sindirim problemleri ve uyku bozuklukları gibi yaşla birlikte sık görülen belirtilerin hafiflemesine katkı sağlar. Böylece beslenme, yalnızca kilo kontrolü değil; hücresel gençliğin korunmasında da temel bir rol üstlenir” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>8 Adımda Mikrobiyota Nasıl Desteklenir?</strong></p>
<p><strong>1. Küçük ve Sürdürülebilir Değişikliklerle Başlayın</strong></p>
<p>Büyük ve ani beslenme değişimleri mikrobiyota üzerinde stres yaratabilir. <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Mikrobiyota istikrarı sever; sürdürülebilir alışkanlıklar, kısa vadeli diyetlerden çok daha kalıcı fayda sağlar” diyor.</p>
<p><strong>2. Yeterli ve Düzenli Sıvı Tüketin</strong></p>
<p>Su, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması ve bağırsak geçiş süresinin dengelenmesi için kritik öneme sahiptir. Yetersiz sıvı alımı, kabızlık ve mikrobiyota dengesizliğine zemin hazırlayabilir.</p>
<p><strong>3. Öğünlerde Denge ve Çeşitliliği Önceliklendirin</strong></p>
<p>Her öğünde farklı renkler, farklı besin grupları ve dengeli makro dağılımı hedeflemek mikrobiyota çeşitliliğini artırır. <strong>Belinda İrem Ardal</strong>’a göre, “Ne kadar çeşitli beslenirsek, bağırsaklarımızda o kadar dirençli ve fonksiyonel bir bakteri ekosistemi oluştururuz.”</p>
<p><strong>4. Lif Alımını Artırın</strong></p>
<p>Lifler, mikrobiyotanın en önemli besin kaynağıdır. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller; faydalı bakterilerin çoğalmasını destekler. Liften fakir beslenme ise mikrobiyota çeşitliliğini azaltır.</p>
<p><strong>5. Sağlıklı Yağlara Yer Açın</strong></p>
<p>Zeytinyağı, avokado, ceviz ve omega-3 kaynakları anti-inflamatuar etkileriyle bağırsak bariyerini destekler. Uzmanlar, özellikle Akdeniz tipi beslenmenin mikrobiyota üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>6. Fermente Gıdaları Rutine Ekleyin</strong></p>
<p>Doğru koşullarda fermente edilmiş kefir, yoğurt, ev yapımı lahana turşusu gibi probiyotik kaynaklar mikrobiyotayı güçlendirir.</p>
<p><strong>7. Vücudun Sinyallerini Dinleyin</strong></p>
<p>Açlık–tokluk hissi, şişkinlik, yorgunluk veya baş dönmesi gibi belirtiler mikrobiyota dengesine dair önemli ipuçları verir. Bu sinyalleri bastırmak yerine anlamak, uzun vadeli denge için kritiktir.</p>
<p><strong>8. Sosyal Yaşam ve Biyolojik Ritmi Göz Ardı Etmeyin</strong></p>
<p>Sosyal bağlar, stres düzeyi ve uyku düzeni mikrobiyota üzerinde doğrudan etkilidir. Yemek saatlerini sosyal yaşamla uyumlu hâle getirmek ve biyolojik ritmi desteklemek, sindirim sağlığını güçlendirir.<strong> Belinda İrem Ardal, </strong>“Mikrobiyota yalnızca ne yediğimizle değil; nasıl yaşadığımızla da şekillenir” diyerek yaşam tarzının altını çiziyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-bagirsaklar-mi-yavaslatiyor-603313">Yaşlanmayı Bağırsaklar Mı Yavaşlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tabağınızdan sofranıza daha sağlıklı bir yıl…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tabaginizdan-sofraniza-daha-saglikli-bir-yil-602466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 07:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sofranıza]]></category>
		<category><![CDATA[tabağınızdan]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni yıl, yaşamımızdan silmek ya da değiştirmek istediğimiz alışkanlıkları da bırakmak için yeni bir neden ve motivasyon sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tabaginizdan-sofraniza-daha-saglikli-bir-yil-602466">Tabağınızdan sofranıza daha sağlıklı bir yıl…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yeni yıl, yaşamımızdan silmek ya da değiştirmek istediğimiz alışkanlıkları da bırakmak için yeni bir neden ve motivasyon sağlıyor. Özellikle daha sağlıklı bir yaşama adım atmak isteyenler, &#8220;Bunun için neler yapmalıyım?&#8221; diye düşünenler için işte uzmanlardan önemli öneriler! </em></p>
<p>Yeni bir yıla girerken takvim değişir; ama çoğumuz için asıl soru şudur: Hayatımızda gerçekten ne değişir? Uzmanlara göre yeni yıl, sadece hedef listeleri yapmak ya da kısa süreli motivasyonlarla yola çıkmak için değil; bedenimizi, zihnimizi ve yaşam alışkanlıklarımızı bütüncül bir şekilde yeniden değerlendirmek için motive edici bir neden. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur</strong>, yeni yılda sağlıklı beslenmeyi hayatına kalıcı şekilde dâhil etmek isteyenler için öncelikle gerçekçi bir hedefin belirlenmesi gerektiğini ifade ediyor. <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Talha Özdoğan, </strong>check up’ın “test yaptırmak” tan öte bir sağlık yönetimi olduğunu vurguluyor ve özellikle<strong> </strong>ailesinde erken yaşta kalp krizi, kanser ya da kronik hastalık bulunan bireyler için check up’ın bir “kırmızı bayrak” niteliği taşıdığını söylüyor. <strong>Klinik Psikolog Aycan Koç </strong>ise yeni yılda daha güçlü bir ruh sağlığı için 3 temel alışkanlığa dikkat çekiyor. İşte 2026’da tabağınızdan ruhunuza daha sağlıklı bir yaşam için basit ama etkili alışkanlık… </p>
<p><strong>Yeni yılda sağlıklı beslenmeyi kalıcı hale getirin</strong></p>
<p>Yeni yılda sağlıklı beslenmeyi hayatına kalıcı şekilde dâhil etmek isteyenler için öncelikle gerçekçi bir hedefin belirlenmesi gerektiğini ifade eden <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, </strong>“Günde 2 litre su içmek, öğün atlamamak, her öğünde sebze tüketmek veya haftada 3 gün yürüyüş yapmak gibi hedeflerle başlanabilir. Haftalık yemek planı oluşturulup, alışveriş buna göre yapılmalıdır. Etiket okuma alışkanlığı edinilmeli ve temiz içerikli ürünler tercih edilmelidir. Yasaklar veya aşırı kısıtlamalar yerine, denge kurulduğunda sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığı geliştirilebilir. Mesela, yemek tabağının dörde bölünmesi alışkanlık haline getirilmelidir. Tabağın yarısını sebzeler, dörtte birini protein kaynakları, dörtte birini ise kompleks karbonhidratlar oluşturmalıdır. Yemeğe mutlaka sebze ile başlanmalı, proteinle devam edilmeli, karbonhidrat en sona bırakılmalıdır” diyor.</p>
<p><strong>Yeni yılda bu beslenme hatalarını yapmayın! </strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde  sık yapılan hatalar arasında; hızlı- şok diyetleri uygulamak, sosyal medyadaki detoks ya da kürleri denemek, aç kalarak kilo vermeye çalışmak veya çok düşük kalorili diyetlere yönelmenin yer aldığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Önemli olan, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinerek sürdürülebilir bir beslenme düzeni ile yaşam tarzı değişikliğidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Gizli şeker ve maskelenmiş hipertansiyona dikkat!</strong></p>
<p>Check up kavramının yalnızca “test yaptırmak” olarak algılandığını, oysa asıl amacın sağlık yönetimi olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Talha Özdoğan</strong>’a göre, asıl farkı yaratan unsur sürekliliktir. Ailesinde erken yaşta kalp krizi, kanser ya da kronik hastalık bulunan bireyler için check up’ın bir “kırmızı bayrak” niteliği taşıdığını söyleyen<strong> </strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Talha Özdoğan,<strong> </strong>“Klinik pratikte en sık karşılaşılan sinsi problemler ise gizli şeker ve maskelenmiş hipertansiyondur. Bazı durumlarda laboratuvar sonuçları normal görünse bile fizik muayene hayat kurtarıcı olabilir. Ele gelen bir tiroit nodülü, tansiyon düzensizlikleri ya da karın muayenesinde fark edilen bir sertlik erken tanı açısından kritik ipuçlarıdır. Çünkü her zaman rakamlar konuşmaz; muayene konuşur” diyor. </p>
<p><strong>Spor salonuna gitmeden de küçük ama etkili alışkanlara odaklanılabilir!</strong></p>
<p>Yeni yıla girerken sağlığı güçlendirmek için büyük değişimler yerine küçük ama etkili alışkanlıklara odaklanılmasını öneren Dr. Talha Özdoğan, “Düzenli hareket bunun temel taşlarından biridir; spor salonuna gitmek şart değildir. Dengeli kardiyo ve direnç egzersizlerinin günlük hayata eklenmesi yeterlidir. Vücudun kendini onardığı en kritik zaman dilimi ise uykudur; gece uykusundan ödün vermemek gerekir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Hedeflerde yapılan en büyük hata: Motivasyon</strong></p>
<p>Yeni yıl hedeflerinde yapılan en büyük hatanın motivasyona güvenmek olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Klinik Psikoloğu Aycan Koç</strong>, “Bir hedef size “yük” gibi geliyorsa yanlış, “mantıklı” geliyorsa doğrudur. Ayrıca, hedef belirlemede önemli bir kriter de şudur: Hedef beni büyütüyor mu yoksa kendime karşı borçlandırıyor mu? Borçlandıran hedef uzun sürmez. Büyüten hedef davranışa dönüşür” diyor.  </p>
<p><strong>Yeni yılda ruh sağlığını güçlendiren küçük alışkanlıklar</strong></p>
<p>Ruh sağlığını güçlendirmek için büyük değişimlerden ziyade küçük ama düzenli davranışların etkili olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Aycan Koç,  üç temel alışkanlığa dikkat çekiyor. Bunları; gün içinde ne hissettiğini fark etmek, mikro kararlar almak ve ilişkisel netlik olarak sıralıyor. Gün içinde en az bir kez “Şu an ne hissediyorum?” sorusunu sormanın sinir sistemini düzenlediğini, mikro kararlar almanın kişinin ihtiyaçlarıyla temasını artırdığını ve ilişkisel netliğin duygusal yükü ciddi şekilde azalttığını ifade ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tabaginizdan-sofraniza-daha-saglikli-bir-yil-602466">Tabağınızdan sofranıza daha sağlıklı bir yıl…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 21:20:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[gözüm]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sümeyra]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[ünlüleri]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenme ve diyetetik alanında kişiye özel yaklaşımıyla öne çıkan Diyetisyen Sümeyra Gözüm, sağlıklı ve sürdürülebilir yağdan kilo kaybının ancak bireysel ihtiyaçlara göre planlanan beslenme programlarıyla mümkün olduğunu vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188">Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve diyetetik alanında kişiye özel yaklaşımıyla öne çıkan Diyetisyen Sümeyra Gözüm, sağlıklı ve sürdürülebilir yağdan kilo kaybının ancak bireysel ihtiyaçlara göre planlanan beslenme programlarıyla mümkün olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Her danışanın metabolik yapısının, yaşam tarzının ve sağlık durumunun farklı olduğuna dikkat çeken Gözüm, yağ yakımının yalnızca kalori kısıtlamasıyla değil; bilimsel veriler ışığında oluşturulan bütüncül bir sistemle sağlanabileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>SÜREÇ KAN TAHLİLİ İLE BAŞLIYOR</strong></p>
<p>Diyetisyen Sümeyra Gözüm’e göre yağdan kilo kaybında ilk ve en kritik adım, detaylı kan tahlili yapılması. Hormon dengesizlikleri, insülin direnci veya vitamin–mineral eksikliklerinin kilo verme sürecini doğrudan etkilediğini belirten Gözüm, özellikle HOMA-IR, tiroid fonksiyonları, hormon profili ve ferritin, B12, D vitamini ile folik asit değerlerinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p>Tahlil sonuçlarına göre beslenme planının şekillendirilmesi ve gerekli durumlarda doktor kontrolünde takviye desteği alınması, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlıyor.</p>
<p><strong>KAS KÜTLESİ KORUNARAK YAĞ KAYBI HEDEFLENİYOR</strong></p>
<p>Sümeyra Gözüm, etkili bir zayıflama sürecinde asıl hedefin kas kütlesini koruyarak yağdan kilo kaybı sağlamak olduğunu vurguluyor. Bu doğrultuda, kişinin kilosuna uygun şekilde yeterli ve kaliteli protein alımının büyük önem taşıdığını belirten Gözüm, protein yetersizliğinin metabolizmayı yavaşlatarak süreci olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Yumurta, yağsız et ürünleri, balık, süt ve süt ürünleri gibi yüksek biyolojik değere sahip protein kaynakları, kişiye özel planlar doğrultusunda beslenme programlarına dahil ediliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-0-lvm7JB8X.jpeg"/><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-1-UffYRs21.jpeg"/></p>
<p><strong>SU TÜKETİMİ, UYKU VE STRES YÖNETİMİ SÜRECİN AYRILMAZ PARÇASI</strong></p>
<p>Yağ yakımını artıran önemli faktörlerden birinin de yeterli su tüketimi olduğunu belirten Gözüm, kilogram başına ortalama 35 ml su tüketiminin metabolizma üzerinde olumlu etkiler yarattığını ifade ediyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra, düzenli uyku ve stres yönetiminin hormonal denge açısından büyük önem taşıdığına değinen Gözüm, yetersiz uyku ve yoğun stresin yağ yakım sürecini yavaşlatabileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>BESLENME VE HAREKET BİRLİKTE PLANLANIYOR</strong></p>
<p>Diyetisyen Sümeyra Gözüm, yağdan kilo kaybının yaklaşık yüzde 80–90’ının beslenme düzeni, yüzde 10–20’sinin ise fiziksel aktiviteyle sağlandığını ifade ediyor. Haftada 4–5 gün yapılan tempolu yürüyüş veya kişiye uygun egzersizlerin, doğru beslenme planı ile desteklendiğinde maksimum fayda sağladığını vurguluyor.</p>
<p>Kısa vadeli, sürdürülemez diyetler yerine; bilimsel, kişiye özel ve uzun vadede sağlığı koruyan beslenme modellerini benimsediklerini belirten Gözüm, danışanlarına kalıcı yaşam tarzı değişikliği kazandırmayı hedeflediklerini sözlerine ekliyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188">Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lipödemsiz Bir Yaşam İçin 7 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lipodemsiz-bir-yasam-icin-7-oneri-600629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 11:52:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[lipödem]]></category>
		<category><![CDATA[lipödemsiz]]></category>
		<category><![CDATA[ödem]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Görünürde basit bir kilo problemi gibi dursa da özellikle kadınları etkileyen kronik bir rahatsızlık olan lipödem, hem fiziksel hem de duygusal açıdan yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemsiz-bir-yasam-icin-7-oneri-600629">Lipödemsiz Bir Yaşam İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Görünürde basit bir kilo problemi gibi dursa da özellikle kadınları etkileyen kronik bir rahatsızlık olan lipödem, hem fiziksel hem de duygusal açıdan yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. Bu nedenle lipödemli bireyler için özel olarak planlanmış bir beslenme düzeni ve yaşam tarzı yaklaşımı büyük önem taşıyor. Doğru beslenme sayesinde hem şikayetlerde azalma sağlanabiliyor hem de yaşam kalitesi artırılıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Büşra Şen, vücuttaki ödem ve iltihabı azaltmaya yönelik beslenme önerilerinde bulundu.</p>
<p><strong>Cildinizdeki morarmalar lipödem belirtisi olabilir </strong></p>
<p>Lipödem, çoğunlukla kadınlarda deri altı yağ bağ dokusunun anormal dağılımı olarak ortaya çıkan ve genellikle morarma, ağrı ve ödemle birlikte görülen kronik bir hastalıktır. Toplumda yeterince bilinmeyen bu hastalık morarma, ağrı ve geçmeyen ödem gibi belirtilerle kendini gösterebilir ve genellikle obezite ya da lenfödemle karıştırılabilir. Lipödem sadece kilo artışı değildir. Aynı zamanda kronik ödem, ağrı ve iltihap durumu da vardır. Bu nedenle, lipödemde uygulanan beslenme planı klasik diyetlerden farklıdır. Lipödemde klasik diyet yöntemleri tek başına etkili olmayabilir. Vücuttaki yağ dağılım bozukluğuna karşı lipödem diyeti oldukça destek sağlar. Diyetin amacı sadece kilo vermek değildir. Ödemi azaltan, iltihabı baskılayan ve lenf dolaşımını destekleyen gıdalarla beslenme planı oluşturulur. </p>
<p><strong>Yeterli protein alarak kas kütlenizi koruyabilirsiniz</strong></p>
<p>Lipödem diyeti yapmak isteyen her kişinin ihtiyaçları bir uzman kontrolünde metabolizmasına bağlı olarak belirlenmelidir. Dengeli bir diyet ile birlikte vücudun ihtiyaç duyduğu mikro ve makronütrientler karşılanabilir. Yeterli protein alımı sayesinde kas kütlesinin korunması sağlanırken tokluk hissi de artış gösterir. Yüksek protein kaynaklarına yumurta, somon, hindi, yeşil mercimek ve maş fasulyesi örnek verilebilir. </p>
<p><strong>Yemeklerinize zerdeçal katarak lipödem riskini azaltabilirsiniz </strong></p>
<p>Bu süreçte, şeker ve beyaz ekmek, makarna gibi rafine karbonhidrat tüketimi iltihabı arttıracağı için bunlardan uzak durulmalıdır. Bunlar yerine kompleks karbonhidrat olarak adlandırılan karabuğday, kinoa, siyez unlu tahıllar ve siyah pirinç tercih edilebilir. Yaban mersini, mürdüm eriği, ahududu, zeytinyağı, avokado, mor lahana, brokoli, enginar, pancar, ceviz ve somon gibi fitokimyasallardan zengin antiinflamatuvar besinler diyete daha sık dahil edilmelidir. Ayrıca zerdeçal, zencefil, sumak, kişniş, biberiye, kekik ve nane gibi antiinflamatuvar baharatlar herhangi bir mide rahatsızlığı yoksa yemeklere eklenebilir. Özellikle zerdeçalın içerdiği kurkuminden daha yüksek yararlanım sağlayabilmek için piperin içeriği ile karabiberi ile birlikte zeytinyağında tüketilmelidir.</p>
<p><strong>Soğuk çorba, ayran ve kefir tercih edin</strong></p>
<p>Lipödem karşı beslenme planı oluştururken en önemli kaynaklarımızdan biri sudur. Günlük yeterli su tüketimi vücudun hidrasyonunu sağlamada önemli rol oynar. Örneğin 70 kg bir birey günlük ortalama 2,5 litre su tüketmelidir. Günlük sıvı alımını destekleyebilmek için soğuk çorba, kefir ve ayran gibi besinlerden destek alınabilir. Tuz alımını sınırlamak ise vücuttaki sıvı tutulumunu azaltarak şişkinliği azaltabilir. Özellikle işlenmiş katkı maddeli salam, sosis, sucuk ve tuz içeriği yüksek salça, turşu, tuzlu peynir ve tuzlu zeytin gibi gıdaları azaltmak faydalı olacaktır. </p>
<p><strong>Lipödemsiz yaşam için…</strong></p>
<ol>
<li>Antiinflamatuvar besinler tüketin</li>
<li>Tuz tüketimini kısıtlayın</li>
<li>Yeteri kadar su için</li>
<li>Düzenli egzersiz yapın</li>
<li>Stres yönetimini sağlayın</li>
<li>Hazır gıdalar tüketmeyin</li>
<li>Bitkisel ağırlıklı beslenme tercih edin</li>
</ol>
<p><strong>Lipödemle savaşan antioksidan içeren yemekler hazırlayabilirsiniz</strong></p>
<p>Lipödemle savaşmak için besinlerin gücünden yararlanmak önemlidir. Evde birkaç malzeme ile basit bir şekilde lipödem konusunda hem etkili hem de lezzetli bir içecek hazırlayabilirsiniz. 1 su bardağı sade kefir, 5 yaban mersini, 5 aronya ve 1 tatlı kaşığı chia tohumunu blenderdan geçirin ve her gün tüketin İsteğe bağlı olarak buz da ekleyebilir ve sıcak yaz günlerinde serin bir içecek yapabilirsiniz. Bu smoothie tarifi ödem atmanıza yardımcı olurken aynı zamanda kilo vermenizi de destekleyecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemsiz-bir-yasam-icin-7-oneri-600629">Lipödemsiz Bir Yaşam İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı yaş almaya genç yaşta başlanmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-yas-almaya-genc-yasta-baslanmali-600016</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 18:17:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600016</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşamda hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler, elektromanyetik alanlar, fast- food tüketim, düzensiz uyku ve stres gibi etkenler gençlerde de erken tükenmişlik, bağışıklık çökmesi ve hücresel yaşlanmayı artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-yas-almaya-genc-yasta-baslanmali-600016">Sağlıklı yaş almaya genç yaşta başlanmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamda hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler, elektromanyetik alanlar, fast- food tüketim, düzensiz uyku ve stres gibi etkenler gençlerde de erken tükenmişlik, bağışıklık çökmesi ve hücresel yaşlanmayı artırıyor. Bu nedenle günümüzde artık genç yaştan itibaren sağlıklı yaş alma yaklaşımının benimsenmesi gerekiyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya</strong> “Sağlıklı yaş almak, artık yalnızca ileri yaşların değil, gençlerin hatta ergenlerin de sorumluluğudur. Artık hasta olmamak için değil, sağlıklı kalmak için çaba sarf etmeliyiz. Bugüne dek bilinen doğrular son dönemde tamamen değişti; çağımızda kişiye özgü, bütüncül bir yaklaşım gerektiği anlaşıldı. Yani sağlıklı yaş almak bir orkestra gibidir; gastroenteroloji, kardiyoloji, fizik tedavi, ruh sağlığımız vb bunların hepsi uyum içinde çalışmalıdır” diyor. Sağlıklı yaş almak için bazı bildiklerimizi unutmamız gerektiğini vurgulayan Dr. Küçükkaya, sağlıklı yaş almada doğru bilinen yanlışları ve yeni yaklaşımları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>SU TÜKETİMİ</strong></li>
</ul>
<p><strong>Günde 2 litre su içmelisiniz: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya “Su ihtiyacı kişiye ve güne göre değişir. Günlük su tüketimi; kilo, cinsiyet, yaşam tarzı ve kronik hastalığa göre kişiye özgüdür. Sabit bir şekilde günde 2 litre (8 bardak) su içmek herkese uygun değildir. Sağlıklı bir yetişkin için günlük su ihtiyacı ortalama 2-3 litre arasında değişebilir ancak böbrek hastalığı, kalp yetmezliği gibi diğer durumlarda bu miktar tehlikeli olabilir. Bu nedenle kişinin su tüketim planı da doktor tarafından belirlenmelidir. İdrar rengi yeterli su tüketiminde çok önemli bir göstergedir. İdrar açık renk olmalıdır, koyu ise yeterli su içilmemiş demektir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>UYKU</strong></li>
</ul>
<p><strong>Günde 7-8 saat uyumak şarttır: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Uyku ihtiyacı kişiye, yaşa ve yaşam tarzına göre değişir. Kimileri 5 saat uyuyarak dinç uyanırken, kimileri 9 saate ihtiyaç duyar. Önemli olan erken yatmak ve 7-8 saat uyumak değil, uykuda olunan saatler ve uykunun kalitesidir. 22:00- 06:00 saatleri arasında vücut kendini yeniler, metabolizma, hücre onarımı, yağ yakımı ve bağışıklık bu süreçte güçlenir. O nedenle bu saatlerde mutlaka uykuda olmak gerekir. Dr. Küçükkaya “Ayrıca horlama, uyku apnesi gibi sorunlar sağlıklı uyku döngüsünü bozduğu için mutlaka tedavi edilmelidir. Doğru saatte, doğru oksijenle kesintisiz uyumak, kronik hastalıkların riskini de azaltır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>EGZERSİZ</strong></li>
</ul>
<p><strong>Günde 10 bin adım atmak idealdir: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Yapılan araştırmalar; 10 bin adımın herkese uygun olmadığını gösteriyor. Hedef; yaşa, cinsiyete, kiloya, sağlık durumuna ve kapasiteye göre kişiselleştirilmiş, sürdürülebilir hareket hedefleri koymaktır. Dr. Küçükkaya “Protezi olan birine 10 bin adım önerilemez, düşme riski olan yaşlıya yoğun tempo koşu yaptırılamaz. Kimine günde 5 bin-7 bin adım gibi daha düşük ama düzenli aktivite, kimine 5-6 km koşu uygundur. Açık havada, bol oksijenli alanlarda yürüyüş beden ve ruh sağlığını birlikte destekler. Derin nefes egzersizleri, esneme hareketleri ve kültür-fizik çalışmaları da çok önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>BESLENME</strong></li>
</ul>
<p><strong>Sağlıklı beslenmek kalori kısmak demektir: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Sağlıklı beslenme doğru besinleri, doğru zamanda ve dengede tüketmektir. Sürekli kalori kısıtlamak metabolizmayı yavaşlatır, kas kaybı ve hücresel yıpranmaya yol açar. Dr. Küçükkaya “25 yaşındaki bir genç ile 45 yaşındaki bir kadının beslenme gereksinimleri farklıdır. Diyabeti olanla olmayan, erkek ile kadın, aktif yaşam süren ile masa başı çalışan aynı beslenme planını uygulayamaz. Bilimsel çalışmalarda en sağlıklı model olarak öne çıkan Akdeniz tipi beslenmeye geçilmelidir. Paketli gıda, işlenmiş ürünler, asitli ve şekerli içecekler ile fast food tüketimden kaçınılmalı, mevsim sebze ve meyveleri tüketilmelidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>VİTAMİN TAKVİYESİ</strong></li>
</ul>
<p><strong>Her gün vitamin takviyesi almak gençleştirir: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Vücutta eksik olan vitamin tamamlandığında işe yarar, fazlası ise zarar verir. Dr. Küçükkaya şöyle konuşuyor: “Hücresel gençliği artıran şey dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıdır. Omega, magnezyum, çinko vb vitamin ve mineral takviyelerinin vücutta yeterli düzeyde olması önemlidir ancak bu takviyeler kandaki değerlere göre doktor tarafından tahliller yapıldıktan sonra belirlenmelidir. Ayrıca ‘doğal’ veya reçetesiz satılıyor diye tüm takviyeler güvenli demek değildir. Gelişigüzel vitamin kullanmak karaciğer/böbrek hasarı, ilaç etkileşimleri veya yanlış test sonuçlarına hatta organ yetmezliğine yol açabilir.” </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Düzenli doktor takibi çok önemli</strong></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, sağlıklı yaş almanın bir orkestra gibi olduğunu, gastroenteroloji, kardiyoloji, fizik tedavi, ruh sağlığımız vb bunların hepsinin uyum içinde çalışması gerektiğini belirterek şöyle diyor: “Tüm sürecin koordinasyonu için düzenli tahlil, tarama ve kontrol şarttır. Genetik altyapıdan kaynaklanabilecek hastalıklar (Alzheimer, kanser, kalp ve damar hastalıkları vb) artık çok genç yaşta tespit edilebiliyor. Kontroller aksatılmamalı, kullanılan ilaçlar doktor önerisi olmadan kendi kendine bırakılmamalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-yas-almaya-genc-yasta-baslanmali-600016">Sağlıklı yaş almaya genç yaşta başlanmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer&#8217;da Ketojenik Diyet Beyin Fonksiyonlarını Olumlu Etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-ketojenik-diyet-beyin-fonksiyonlarini-olumlu-etkiliyor-599692</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 09:24:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonlarını]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik]]></category>
		<category><![CDATA[Ketojenik Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alzheimer hastalığı, hem dünyada hem de Türkiye’de giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-ketojenik-diyet-beyin-fonksiyonlarini-olumlu-etkiliyor-599692">Alzheimer&#8217;da Ketojenik Diyet Beyin Fonksiyonlarını Olumlu Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Alzheimer hastalığı, hem dünyada hem de Türkiye’de giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Son yıllarda ise beslenmenin, özellikle beynin enerji metabolizmasını hedef alan yaklaşımların, Alzheimer tedavisinde destekleyici bir rol oynayabileceği tartışılıyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, Alzheimer ve beslenme ilişkisini ele alan güncel bilimsel çalışmalara dikkat çekerek, ketojenik diyetin beyin enerji kullanımı üzerindeki potansiyel etkilerinin araştırıldığını vurguluyor. Prof. Dr. Murat Baş’a göre keton cisimlerinin beyin için alternatif bir enerji kaynağı oluşturması, Alzheimer’da görülen glukoz kullanımındaki bozulmalar açısından umut verici bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bilimsel çalışmalar, ketojenik diyetin Alzheimer hastalığında beyin fonksiyonlarını ve bilişsel işlevlerin korunmasını destekleyebileceğine işaret ediyor; bu alandaki bulgular ise giderek artıyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dünya genelinde yaklaşık 55 milyon kişiyi etkileyen Alzheimer, demansın en yaygın nedeni olarak kabul ediliyor. Türkiye’de ise 700 binin üzerinde hastayı ilgilendiren bu hastalığın günümüzde kesin bir tedavisi bulunmuyor. Mevcut yaklaşımlar daha çok semptomların kontrol altına alınmasına ve hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılmasına odaklanıyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu noktada beslenme temelli stratejilerin, özellikle de ketojenik diyetin, destekleyici bir seçenek olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor…</strong></em></p>
<p>Ketojenik diyet, vücudu alıştığı enerji düzeninden çıkarıp farklı bir “yakıt sistemine” geçiren özel bir beslenme modeli olarak biliniyor. Yani ketojenik diyette karbonhidrat çok ciddi şekilde kısıtlanıyor, yağ oranı artırılıyor, protein ise kontrollü tutuluyor. “Burada amaç, vücudu ketozis denen metabolik duruma sokmak. Bu durumda vücut enerji için glukoz yerine yağdan üretilen ketonları kullanmaya başlıyor” diyen Prof. Dr. Murat Baş, Alzheimer hastalığında beynin enerji kullanımında ciddi bir sorun yaşandığına dikkat çekiyor: “Sağlıklı bir beyinde temel enerji kaynağı glukozdur. Ancak Alzheimer hastalığında beynin glukozu kullanma kapasitesi azalır. Nöronlar adeta aç kalır. Bu noktada keton cisimcikleri, beyin için alternatif ve daha kolay kullanılabilen bir yakıt haline gelir”… </p>
<p>Araştırmalara göre ketojenik diyetin Alzheimer hastalarında tedaviye olumlu etki ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Ketojenik diyet karbonhidratı ciddi biçimde kısıtlayıp yağdan zengin bir beslenme modeli sunarak vücudu keton üretimine yönlendiriyor. Böylece beyin, glukoz yerine ketonları enerji kaynağı olarak kullanabiliyor. Yani beynin aç kalan hücrelerine alternatif bir enerji kapısı açılıyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>10 Klinik Çalışma, 691 Hastada Dikkat Çeken Sonuçlar</strong></p>
<p>2024 yılında <em>The Journal of Nutrition, Health &#038; Aging</em> dergisinde yayımlanan kapsamlı bir derleme, Alzheimer hastalarında ketojenik diyet ve orta zincirli trigliserit (MCT) bazlı beslenme yaklaşımlarını inceleyen 10 farklı klinik çalışmayı analiz etti. Toplam 691 Alzheimer hastasının yer aldığı bu çalışmalarda, ketojenik veya MCT yağdan zengin diyet uygulanan bireylerde bilişsel işlevlerde anlamlı iyileşmeler saptandı.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Baş, bu bulguları şöyle değerlendiriyor:</p>
<p>“Mini Mental Durum Testi (MMSE) ve ADAS-Cog gibi bilişsel değerlendirme testlerinde belirgin puan artışları görülmesi son derece önemli. Bu, diyetin yalnızca teorik değil, klinik olarak da ölçülebilir bir etki yaratabildiğini gösteriyor.”</p>
<p><strong>Ketojenik Diyet Herkese Uygun Değil </strong></p>
<p>Ketojenik diyetin Alzheimer üzerindeki etkileri yalnızca tek bir çalışmaya dayanmıyor. <em>Experimental Gerontology</em>, <em>Progress in Neurobiology</em> ve <em>Frontiers in Nutrition</em> gibi saygın dergilerde yayımlanan araştırmalar, ketonların beyin hücrelerinde enerji üretimini artırabildiğini, oksidatif stresi azaltabileceğini ve bazı hastalarda hafıza performansını destekleyebileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Literatürdeki ortak noktaya dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Bu çalışmaların büyük bölümü, ketojenik yaklaşımın Alzheimer’da bozulan enerji dengesini kısmen de olsa yeniden kurabildiğini söylüyor. Ancak bilim insanları bu etkiyi ‘umut verici ama sınırlı’ olarak tanımlıyor” diyor. </p>
<p>Her bilimsel bulguda olduğu gibi, ketojenik diyetin de riskleri bulunuyor. İncelenen çalışmalarda bazı katılımcılarda trigliserit ve LDL kolesterol düzeylerinde artış gözlendi. Ayrıca diyetin katı yapısı nedeniyle bazı hastaların uzun süre uyum sağlayamadığı bildirildi. Ketojenik diyetin herkese uygun olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Özellikle kalp-damar hastalığı, lipid metabolizma bozuklukları olan bireylerde mutlaka hekim ve diyetisyen kontrolünde planlanmalıdır” şeklinde uyarıda bulunuyor. </p>
<p><strong>Alzheimer’da Beslenme Yaşam Kalitesini Yükseltiyor </strong></p>
<p>Mevcut çalışmaların önemli bir kısıtlılığı, sürenin genellikle 8–12 hafta ile sınırlı olması. Uzun yıllar süren bir hastalık olan Alzheimer’da, ketojenik diyetin uzun vadeli etkileri ve güvenliği henüz net değil.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Baş, bu noktada temkinli iyimserlik çağrısı yapıyor:</p>
<p>“Bugün için şunu söyleyebiliriz: Ketojenik diyet Alzheimer’da bazı ilaçların etkisini taklit edebilir, hatta destekleyebilir. Ancak ilacın yerini alacak mucizevi bir çözüm olarak görülmemelidir.”</p>
<p>Alzheimer hastalığıyla mücadelede beslenme, giderek daha güçlü bir tamamlayıcı unsur haline geliyor. Ketojenik diyet, beynin enerji krizine alternatif bir yol sunarak umut verici bir pencere açıyor. Ancak uzmanlar, bu yaklaşımın kişiye özel, kontrollü ve bilimsel veriler ışığında uygulanması gerektiği konusunda hemfikir.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Baş, “Beslenme, Alzheimer’da tek başına bir tedavi değil; ama doğru planlandığında hastaların yaşam kalitesine anlamlı katkılar sunabilecek güçlü bir araçtır. Önümüzdeki yıllarda daha büyük ve uzun süreli çalışmalarla bu tablonun çok daha netleşeceğine inanıyoruz” şeklinde sözlerini tamamlıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-ketojenik-diyet-beyin-fonksiyonlarini-olumlu-etkiliyor-599692">Alzheimer&#8217;da Ketojenik Diyet Beyin Fonksiyonlarını Olumlu Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetersiz beslenme sporcuların performansını düşürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenme-sporcularin-performansini-dusuruyor-597590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[düşürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçları]]></category>
		<category><![CDATA[performansını]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[sporcuların]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sporcularda beslenme ve takviye kullanımı konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenme-sporcularin-performansini-dusuruyor-597590">Yetersiz beslenme sporcuların performansını düşürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sporcularda beslenme ve takviye kullanımı konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Sporcular performans yükseltmek için takviyelere yöneliyor</strong></p>
<p>Sporcuların iyi performans göstermek için yüksek başarı arzusuna sahip olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle performanslarını en yüksek seviyeye ulaştırmak için müsabakalarda kendilerine yardımcı olabileceğine inandıkları takviyelere yönelirler.” dedi.</p>
<p>Vücudun egzersiz sırasında dinlenme anına göre daha fazla kalori harcayacağını ifade eden Yiğit, “Bu yüzden sporcuların enerji ve besin ögesi ihtiyaçları daha yüksektir. Sporcuların besin ögesi ihtiyaçları, yaş, cinsiyet, yağsız vücut ağırlığı, egzersiz şiddeti ve süresine göre farklılık göstermektedir.” diye konuştu. </p>
<p>Yetersiz beslenmenin en iyi sporcuların bile potansiyellerini ortaya koymalarını engelleyebileceğine dikkat çeken Hülya Yiğit, “Sporcular sadece beslenerek vücut ihtiyaçlarını karşılayamayabilirler. Günde 1500 kaloriden az enerji alan ve yeterli beslenmeyen, vejetaryen ve besin alerjisi olan sporcuların bazı besin desteklerini/takviyeleri beslenmelerine eklemeleri gerekebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Protein tozları ve protein takviyeleri</strong></p>
<p>Protein takviyelerinin piyasada pek çok çeşidi bulunduğunu belirten Yiğit, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p><strong>“</strong>Kazein, whey proteini ve BCAA gibi farklı türler mevcuttur. Son dönemlerde protein sütler ve protein barlar da sıklıkla tercih ediliyor. Bu noktada whey protein oranı yüksek ve ilave şeker içermeyen ürünler kullanılmalıdır. Günlük protein ihtiyacı dayanıklılık ve direnç sporcularında, kiloları başına 2 g proteine kadar çıkabilmektedir. Ancak profesyonel sporcu olmayan bireylerin kiloları başına 1 gram protein almaları yeterlidir, yani sadece beslenme ile gerekli protein ihtiyaçları karşılanacaktır. Eğer kilo kaybı hedefi var ise; vücuda ihtiyaçtan fazla alınan her proteinin yağa dönüştürüleceği unutulmamalıdır.”</p>
<p><strong>Sporcu içecekleri herkes için gerekmiyor</strong></p>
<p>Sporcu içecekleri konusuna da değinen Hülya Yiğit, “Özellikle bir saatten uzun süren futbol, tenis, bisiklet gibi yoğun egzersiz yapan sporcular için tercih edilebilir. Renkli görüntüleri ile oldukça ilgi çekseler de profesyonel sporcu değilseniz ve kalori kısıtlamanız var ise bu ürünleri kullanmanıza gerek yoktur. Çünkü çoğunun şeker oranı da yüksektir. Günlük düzenli egzersiz yapan bir bireyseniz mineral ve sıvı ihtiyacınızı su içerek ve kalsiyum ve magnezyum içeriği yüksek maden suları ile de karşılayabilirsiniz.  Eğer ödem şikayetiniz var ise; sodyumu düşük olan maden suları da tercih edilebilirsiniz.” dedi.</p>
<p><strong>Vitamin–mineral takviyeleri</strong></p>
<p>Sporcularda vitamin ve mineral ihtiyaçlarının daha yüksek olduğunu belirten Yiğit, “Sporcularda hücrelerin enerji metabolizmasını, hormonal dengesini, dayanıklılığını, kardiyovasküler sağlığını korumaları için yeterli miktarda B grubu vitamin, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum almaları önemlidir. Birçok araştırma; E, C vitaminleri, beta karoten gibi antioksidan takviyesinin kas yorgunluğunu azaltabileceğini belirtmiştir. Ayrıca antrenmandan 90 dakika önce tüketilen kırmızı pancar suyunun; betain, nitrik oksit ve antioksidan içeriğinden zengin olması sebebiyle atletik performansı iyileştirdiğini gösteren çalışmalar da mevcuttur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Karnitin ve Omega-3 takviyeleri</strong></p>
<p>Karnitin ve Omega-3 takviyesi konusunda da bilgi veren Hülya Yiğit, “Karnitin; yağ asitlerinin enerji kaynağı olarak kullanılmasında gerekli, yağların parçalanmasında görevli aminoasit benzeri bir yapıdır. Vücutta doğal olarak üretilmektedir. Takviye almanın yağ oksidasyonunu arttırıcı etkisi olduğunu gösteren çalışmalar yetersizdir. Omega-3 takviyesinin de performansı iyileştirmede, antrenman sonrası toparlanmada, yaralanmayı önlemede olumlu etkileri vardır. Ayrıca vücutta iltihabın azaltılmasında rol oynar. Vejetaryen sporcuların mutlaka takviye alması gerekir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Takviye kullanımı profesyoneller için takip gerektirir</strong></p>
<p>Spor takviyeleri piyasasında kontrolsüz şekilde pek çok ürün bulunduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Piyasada daha adını sayamadığımız birçok besin takviyesi mevcuttur. Spora yeni başlayan bireyler eğer yeterli ve dengeli besleniyor, vücudunun sıvı ihtiyacını karşılıyor ise ekstra bir takviye kullanmalarına gerek yoktur. Ancak profesyonel sporcular için bu durum geçerli değildir. Bu takviyelerin kullanımı mutlaka multidisipliner bir ekip (doktor, diyetisyen, fizyoterapist vb.)  tarafından belirlenmeli ve takip edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenme-sporcularin-performansini-dusuruyor-597590">Yetersiz beslenme sporcuların performansını düşürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 14:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetli]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[emel]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596396</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, ülkemizde resmi veriler ve TURDEP-I ve II çalışmalarına göre diyabetli sayısının 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıktığını belirterek “Yüzde 90 oranında bir artış var.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396">Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi <span>Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, ülkemizde resmi veriler ve TURDEP-I ve II çalışmalarına göre diyabetli sayısının 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıktığını </span>belirterek “Yüzde 90 oranında bir artış var.  Şu anda Türkiye’de diyabet prevalansının yüzde 17-18 olduğunu bildiren çalışmalar var. Ülkemizde her 5 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye, Rusya ve Almanya’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından “Diyabet, Beslenme ve Genetik” başlığında düzenlenen Dünya Diyabet Günü kapsamında düzenlenen konferansta diyabet ve beslenme ilişkisi ile özellikle Tip2 diyabetle ilgili son dönemde yapılan genetik çalışmalar ele alındı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabet ve Beslenme” başlıklı sunumunda diyabetin tanımı, diyabet ve beslenme ilişkisi, beslenmede dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Uygun bakım ve refah desteğine erişim sağlanmalı”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Diyabet Günü 2025 yılı temasının “Diyabet Bakımına Erişim: Şimdi Değilse Ne Zaman?” şeklinde belirlendiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bu yılki tema, diyabet ve refahtır. Dünyada 160’tan fazla ülkede kutlanan dünyanın en büyük diyabet kampanyası olan 14 Kasım kampanyasının odak noktası ise diyabet ve iş yeridir.  Uygun bakım ve refah desteğine erişim sağlandığında diyabetliler iyi yaşama şansına sahip olacak. Milyonlarca diyabetli evde, işte ve okulda günlük öz yönetimlerini sağlamada zorluklarla karşılaşıyor. Diyabet bakımı, genellikle sadece kan şekerine odaklanır ve bu da diyabetlileri bunaltabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>25 yılda diyabetli sayısı 4 kat arttı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya genelinde diyabet artış oranının yüzde 45 olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet insidansının tüm dünyada artmaya devam ettiğini vurgulayarak “Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) tarafından yapılan tahminlere göre dünyada 2050 yılında ulaşılacağı düşünülen 853 milyon diyabetli sayısına 2024 yılında ulaşılmış durumda. 2000 yılından 2025 yılına kadarki dönemde diyabetli sayısı 151 milyondan 589 milyona çıkmış, diyabetli sayısı 4 kat artmış. Bu çok ciddi bir oran. <span>1998 ve 2010 yılında yapılan </span>Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans (TURDEP I ve II) çalışmaları sonuçlarına göre, 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıkmış. Yüzde 90 oranında bir artış var<span>. Şu anda diyabet prevalansının yüzde 17-18 civarında olduğunu bildiren çalışmalar var. Yani ülkem</span>izde her 5 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyleyebiliriz ki diyabetli olmayan kişiler arasında <span>sayılan ama diyabet tanısı almayan çok kişi var. Türkiye, Rusya ve Almanya’nın ardından üçü</span>ncü sırada yer alıyor. Teknoloji hayatımızda önemli ölçüde yer alıyor. Toplum olarak spor ve egzersiz yapmayı sevmiyoruz. Beslenme tipimiz maalesef kötü, özellikle fastfood beslenme kültürü yaygın. Son zamanlarda şişmanlığın artışıyla birlikte çocuklarda da Tip 2 diyabet görülmeye başlandı” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyabet yönetiminde sadece kan şekerine odaklanılmamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Obezitenin Tip 2 diyabete yol açan en önemli faktörlerden biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Tip 2 diyabet tanısı konulan kişilerde, yüzde 80 oranında obezite tespit edilmiş” dedi. Diyabet yönetiminde sadece kan şekerine değil, diyabetin yol açacağı risklere karşı alınacak önlemlere de odaklanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Yüksek kan şekeri uzun vadede kalp ve damar sağlığını, böbrekleri, göz <span>sağlığını ve sinir sistemini etkilemektedir. Diyabetin kontrol altında tutulması için egzersiz, sağlıklı beslenme, sigara ve alkol kullanmamak, uyku kalitesi ve uyku düzenine dikkat etmek gibi yaşam tarzı </span>değişiklikleri ile ilgili pek çok önlem alınmalıdır. Diyabet tedavisi ve kontrolü, birçok disiplinin bir arada çalıştığı bir alan olmalıdır. Diyabetin doğru yönetilmesinde farkındalık ve eğitimin yeri çok önemlidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Belgin Süsleyici, Tip2 diyabette kişiselleştirilmiş tıpla ilgili çalışmaları anlattı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Marmara Üniversitesi Moleküler Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belgin Süsleyici, “Tip2 Diyabette Kişiselleştirilmiş Tıp: Gelecekte Bizi Neler Bekliyor?” başlıklı sunumunda diyabet tedavisinde son dönemde öne çıkan yenilikçi tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gen tedavileri, CRSPR çalışmaları ve farmakogenetik alanında Tip 2 diyabetle ilgili kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri üzerinde çalışmaların yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Belgin <span>Süsleyici, farmakogenetik analizi yapan merkezler olduğunu, bu merkezlerde kan örneklerinin analiz edilerek, kişinin genetik özelliklerine uygun olan ilaç tedavilerinin planlandığını söyledi. </span>Prof. Dr. Belgin Süsleyici, gen terapisi ile Tip2 diyabet tedavisinin mümkün olduğun kaydetti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kişiselleştirilmiş tıp alanında ülkemizde son 5 yıl içerisinde çok önemli çalışmalar yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Belgin Süsleyici, “Bu alandaki çalışmalar önce nadir hastalıklar konusunda başladı. Ülkemizde yaygın olan akraba evlilikleri nedeniyle ortaya çıkan birçok genetik hastalık var. Bu hastalıklara öncelik verildi. Şimdi kanser ve kronik hastalıklarla ilgili çalışmalar yürütülüyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396">Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 08:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopozda]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219">Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor. Ancak bazı basit ve doğru önlemlerle, fazla kilolardan ve yağlardan sağlıklı bir şekilde kurtulmak mümkün olabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek</strong> “Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması, vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolamasına neden olur. Eskiden kolay verilen kilolar daha zor gider, aynı miktarda yemek bile kilo artışına neden olabilir. Ancak doğru beslenme stratejileri ve düzenli egzersizle fazla kilolardan kurtulmak mümkündür” diyor. Menopoz döneminde hızlı kilo kaybı beklemenin doğru olmadığını, haftada yarım kilo gibi yavaş ama istikrarlı bir ilerlemenin hem sağlıklı hem de kalıcı sonuçlar sağlayacağını vurgulayan Enyüksek, bu süreçte yağ yakımını ve kilo vermeyi sağlayan yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Protein ağırlıklı beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda kas kütlesi azaldığı için metabolizma yavaşlar. Yeterli protein almak hem kas kaybını önler hem de tokluk sağlar ve yağ yakımını destekler. Günlük beslenmenizde yumurta, kırmızı et, balık, tavuk, hindi, süt, peynir, yoğurt, ayran, kefir ve baklagillere yer verin. </p>
<ul>
<li><strong>Rafine karbonhidratları azaltın</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda hormon değişimiyle birlikte vücut insüline karşı daha duyarsız hale gelir ve kan şekerindeki dalgalanmalar kilo alımını hızlandırır. Şekerli yiyecekler, beyaz ekmek ve hamur işleri kan şekerini hızlı yükseltip düşürdüğü için sık acıkma ve tatlı isteğini artırır, karın yağlanmasını tetikler. Bunun yerine düşük glisemik indeksli tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve baklagiller tercih edilmeli, karbonhidratlar her öğünde protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketilmelidir. </p>
<ul>
<li><strong>Sebzeler ve lifli gıdalar tüketmeye özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Lifli sebze ve meyveler sindirimi destekler, tokluk sağlar ve kan şekerini dengede tutar. Brokoli, ıspanak, lahana, kabak, enginar, pazı, havuç gibi sebzeler ile elma, armut, yaban mersini gibi meyveler günlük beslenmede yer almalıdır. Tam tahıllar ve kurubaklagiller de hem lif hem de kompleks karbonhidrat kaynağı olarak bu dengeyi güçlendirir. </p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı yağları tabağınızdan eksik etmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda yağları tamamen kesmek büyük bir hatadır. Özellikle omega-3 yağ asitleri hormon üretimi, kalp sağlığı, tokluk hissi ve yağ yakımı için gereklidir. Somon, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar; ceviz, badem, fındık, chia ve keten tohumu ve zeytinyağı ile dönemin en değerli yağ kaynaklarıdır. Salatalara zeytinyağı eklemek, ara öğünlerde birkaç ceviz veya badem tüketmek menopoz beslenmesinin temel unsurlarındandır. </p>
<ul>
<li><strong>Öğün zamanlarına dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Menopoz döneminde hormon döngüsü değiştiği için, ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimizin de önemi artmaktadır. Akşam saatlerinde vücudun insüline duyarlılığı azalır; yani gece geç saatlerde yenilen karbonhidratlar daha kolay yağa dönüşür. Bu nedenle akşam yemeklerini geç saatlere bırakmadan erken yemek ve hafif geçirmek büyük fark yaratır.</p>
<ul>
<li><strong>Bitkisel östrojen içeren gıdalar tüketin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda dalgalanan hormonların etkisini hafifletmek için bitkisel östrojen içeren besinler faydalı olabilir. En güçlü kaynaklar; soya ve soya ürünleridir. Ayrıca nohut, mercimek, keten tohumu ve susam da iyi seçeneklerdir. Günde bir-iki porsiyon kadar tüketmek hormon dengesine katkı sağlar. Ancak meme kanseri öyküsü veya hormona duyarlı hastalığı olan kadınların bu besinleri düzenli tüketmeden önce mutlaka doktoruna danışması gerekir.  </p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek, menopozda kilo vermenin, kısıtlayıcı diyetlerle değil, vücudun yeni dengesine uygun, akıllı bir beslenme sistemi ile mümkün olacağını, düzenli egzersizin de bu süreçte kritik önem taşıdığını vurgulayarak “Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet veya pilates gibi aktiviteler metabolizmayı hızlandırır, kas kütlesini koruyup güçlendirerek bazal metabolizma hızını yükseltir ve menopozdaki yağlanmanın önüne geçmeye yardımcı olur” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219">Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar mikroplarla doğal yollarla tanışmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-mikroplarla-dogal-yollarla-tanismali-595956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplarla]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tanışmalı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yollarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz çocukları steril yaşam, ekran karşısında uzun zaman geçirme, hareketsizlik ve yetersiz beslenme gibi nedenlerle, bağışıklığı güçlendiren doğal uyaranlarla geçmişe göre daha az karşılaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-mikroplarla-dogal-yollarla-tanismali-595956">Çocuklar mikroplarla doğal yollarla tanışmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüz çocukları steril yaşam, ekran karşısında uzun zaman geçirme, hareketsizlik ve yetersiz beslenme gibi nedenlerle, bağışıklığı güçlendiren doğal uyaranlarla geçmişe göre daha az karşılaşıyor. Geçmişten günümüze zayıflayan bağışıklık sisteminin nedenlerinin, anne karnındaki döneme kadar inebildiğini ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, “Annenin beslenmesi, çevresel faktörler, doğum şekli ve mikrobiyota savunma sistemini doğrudan etkiliyor. Çocuklar artık toprak ve doğayla daha az temas ediyor. Bu nedenle daha sık hastalanan ve alerjilere daha yatkın bir kuşak görüyoruz” dedi.</strong></p>
<p>Alfa ve Z kuşağının doğdukları andan itibaren birçok riskle karşılaştığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, “Sezaryen doğum, bebeklerin doğum kanalından geçerken alacağı faydalı bakterileri azaltabiliyor. Aynı şekilde anne sütü ile beslenme süresinin kısalması, antibiyotiklerin gereksiz kullanımı, doğayla temasın azalması ve sosyal izolasyon da bağışıklık sistemini zayıflatan temel faktörler arasında” dedi.</p>
<p>Mikrobiyotanın bu noktada önemli bir rol oynadığını vurgulayan Uzm. Dr. Gözer, “Bağırsaklarda yaşayan yararlı mikroorganizmalar bağışıklığın ve metabolizmanın sağlıklı çalışması için kritik öneme sahip. Buradaki denge bozulduğunda enfeksiyonlara ve iltihabi hastalıklara yatkınlık artıyor” diye ekledi.</p>
<p><strong>Aşırı dezenfeksiyon iyi değil</strong></p>
<p>Endüstriyel beslenmenin çocuklarda bağışıklığı belirgin şekilde zayıflattığını belirten Uzm. Dr. Gözer, “Günümüzde çocukların günlük beslenmesinde işlenmiş ve katkı maddeli gıdalar büyük yer tutuyor. Yüksek şeker, trans yağ ve katkı maddeleri bağırsak mikrobiyotasını bozuyor ve bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasını engelliyor. Lif, probiyotik ve prebiyotikten yoksun beslenme, enfeksiyonlara ve alerjilere zemin hazırlıyor. Öte yandan aşırı steril yaşam da çocukların mikroplarla doğal yollarla karşılaşmasını engelliyor. Sürekli dezenfekte edilen ortamlar ve kısıtlı dış mekân oyunları, bağışıklık sisteminin doğru şekilde eğitilmesini zorlaştırıyor ve alerjik hastalıkların daha sık görülmesine yol açabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Çocukların ekran süresi sınırlandırılmalı</strong></p>
<p>Ekran sürelerinin de çocuklarda bağışıklığı etkilediğini paylaşan Gözer, “Z kuşağı çok erken yaşlardan itibaren telefon, tablet ve televizyon gibi ekranlara uzun süre maruz kalıyor. Ekranlardan yayılan mavi ışık, uyku hormonu olan melatoninin salgılanmasını baskılıyor ve gece uykusunu bozuyor. Oysa bağışıklık sistemi uykuda kendini yeniliyor. Yetersiz uyku ise enfeksiyonlara karşı direnci düşürüyor. Buna hareketsizlik ve sosyal izolasyon da eklendiğinde çocukların bağışıklık sağlığı ciddi şekilde zayıflayabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Sağlıklı bağışıklığın temeli evde atılıyor</strong></p>
<p>Bağışıklığın güçlendirilmesinde en büyük sorumluluğun ebeveynlerde olduğunun altını çizen Gözer, “Çocuklar en çok anne ve babalarını örnek alıyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarını ebeveynlerin bizzat uygulaması çok önemli. Dengeli ve doğal beslenmek, mevsiminde evde pişen yemekleri tercih etmek, yaşa uygun uyku düzeni sağlamak, çocukları hareket etmeye teşvik etmek ve doğayla temas etmelerine imkân tanımak gibi alışkanlıklar oldukça faydalı. Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak ve çocukları aşırı steril değil dengeli hijyen koşullarında büyütmek de vücudun savunma mekanizmasının doğal yollarla güçlenmesine katkı sağlar” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-mikroplarla-dogal-yollarla-tanismali-595956">Çocuklar mikroplarla doğal yollarla tanışmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ATASEM&#8217;de çölyaklı bireylere &#8216;Glütensiz Mutfak Eğitimi&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atasemde-colyakli-bireylere-glutensiz-mutfak-egitimi-595692</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 08:35:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[atasem]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bireylere]]></category>
		<category><![CDATA[çölyak]]></category>
		<category><![CDATA[çölyaklı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[glütensiz]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[kurs]]></category>
		<category><![CDATA[kursu]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[tarifler]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Atatürk Sanat Eğitim Merkezi (ATASEM) tarafından ilk kez açılan “Glütensiz Mutfak Eğitimi” kursu yoğun ilgi görüyor. Kursta çölyak rahatsızlığı bulunan bireylere, yakınlarına ve bu alana ilgi duyan katılımcılara glütensiz malzemelerle ekmekten pastaya sevdikleri yiyecekleri hazırlayabilmeleri için uygulamalı eğitim veriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atasemde-colyakli-bireylere-glutensiz-mutfak-egitimi-595692">ATASEM&#8217;de çölyaklı bireylere &#8216;Glütensiz Mutfak Eğitimi&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Atatürk Sanat Eğitim Merkezi (ATASEM) tarafından ilk kez açılan “Glütensiz Mutfak Eğitimi” kursu yoğun ilgi görüyor. Kursta çölyak rahatsızlığı bulunan bireylere, yakınlarına ve bu alana ilgi duyan katılımcılara glütensiz malzemelerle ekmekten pastaya sevdikleri yiyecekleri hazırlayabilmeleri için uygulamalı eğitim veriliyor.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bu yıl eğitim programına alınan ve çölyaklı bireylerin sağlıklı beslenmesine dair farkındalığı artırmayı amaçlayan “Glütensiz Mutfak Eğitimi” kursunun ilki, Antalya Büyükşehir Belediyesi ATASEM Kepez Kurs Merkezi’nde düzenleniyor.<br />ÖNCE MUTFAKTA EĞİTİM, SONRA SERTİFİKA<br />Her yıl binlerce kişiye iş ve meslek kapısı açan ATASEM’in ücretsiz sanat ve meslek edindirme kurslarında birinci dönem eğitimleri devam ediyor. Pastacılık, cilt bakımı ve makyaj, aşçı çırağı, el sanatları, sepet örücülüğü, yabancı dil ve elbise dikimi gibi geniş bir yelpazeye sahip kurslar arasında bu yıl en çok ilgiyi “Glütensiz Mutfak Eğitimi” görüyor.<br />Kursiyerlere glütensiz beslenmenin önemi, glütensiz malzemelerle farklı tarifler, doğru pişirme teknikleri ve mutfak araçlarını hijyenik kullanma gibi konularda kapsamlı bilgiler veriliyor. Eğitim sonunda kursiyerlere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika takdim ediliyor.<br />GLÜTENSİZ EKMEK, PASTA VE PİZZA<br />Glütensiz Mutfak Eğitimi kursunun eğitmeni Uzman Diyetisyen Gözde Yılmaz, “Çölyak bir glüten alerjisidir. Glüten alerjisi olan kişiler; buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi ürünlerin hiçbirini tüketemezler. Kursumuza çölyak hastası ve glüten intoleransı olan kursiyerlerimiz ile yakınları ve bu alana ilgi duyan bireyler katılıyor. Ürün hazırlarken karabuğday unu veya sorgum unu kullanıyoruz. Glütensiz malzemelerle ekmekten pastaya, kekten pizzaya, kurabiyeden mercimek köftesine sevdikleri yiyecekleri hazırlamayı öğreniyorlar. Glütenli yapılan tüm ürünleri mutfağımızda glütensiz malzeme kullanarak da yapabiliyoruz.” dedi.<br />SINIRLI MENÜ YERİNE YEPYENİ TARİFLER<br />Bir buçuk yıldır çölyak hastası olan kursiyer Rabia Meryem Yaşar, “Çölyak alerjimi geç öğrendim, herkes kendini bu konuda kontrol ettirmeli. Evde sınırlı ürünler hazırlıyordum ama ATASEM’e gelince kendimi geliştirdim. Yepyeni tarifler öğreniyorum. Mutfakta çok dikkatli ve hijyenik olmamız gerektiğini öğrendim. Çölyaklı bireyler ‘Evde bir şey yapamıyorum, dışarıda çeşit yok’ demek yerine bence ATASEM’e gelmeli.” diye konuştu.<br />“GLÜTENSİZ BESLENME ROMATİZMA AĞRIMI AZALTTI”<br />Bir yıldır glütensiz beslendiğini söyleyen Derya Karaduman, “ATASEM’in bu kursu açmasına çok sevindim çünkü glütensiz beslenmek kısıtlı imkanlarla olduğu için evde zorlanıyordum. Kursta güzel ve lezzetli tarifler deniyoruz, bana çok şey kattı.” dedi.<br />Hatice Merve Demirel ise şunları söyledi: “Bir buçuk yıldır glütensiz besleniyorum. Romatizma hastalığım var. Glütensiz beslenmeye başladıktan sonra ağrılarımın yüzde 70 oranında azaldığını fark ettim. Glütensiz beslenmek bana iyi geldi. Evde kendi imkanlarımla hazır tariflerle ürünler yapıyordum. Dışarıda her yerde glütensiz ürün bulamadığım için arkadaşlarımla buluşmaya giderken bile kendi hazırladığım yiyecekleri yanımda götürüyorum. Kursa ekmek yapmayı öğrenerek başladık, İtalyan ekmeği, bafin, kek hazırladık. Bu kurs bizim için büyük kolaylık oldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederim.”<br />ÇOK FAYDALI BİR KURS<br />Kepez ATASEM kursiyerlerinden Tıp Doktoru Erol İnce, “Günlük hayatta tükettiğimiz yiyecekleri burada glütensiz yapmayı deniyoruz. Deneme-yanılma yöntemiyle yeni tarifler de keşfediyoruz; adeta AR-GE çalışması yapıyoruz diyebilirim. Örneğin glütensiz sarımsaklı ekmek yaptım, lezzetli olunca çok mutlu oldum. Kursumuz çok faydalı ve çok keyifli geçiyor. Glüten alerjisi ve hassasiyeti olan bireyler mutlaka bu kursa katılmalı.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atasemde-colyakli-bireylere-glutensiz-mutfak-egitimi-595692">ATASEM&#8217;de çölyaklı bireylere &#8216;Glütensiz Mutfak Eğitimi&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zerdecal-ve-karabiberi-birlikte-kullanin-594837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:32:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Ve Diyet Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[karabiberi]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kullanın]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[zerdeçal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış ayları; soğuk hava ve kapalı alanlarda uzun süre kalma sonucunda artan enfeksiyon riski nedeniyle bağışıklık sistemimizin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönem.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zerdecal-ve-karabiberi-birlikte-kullanin-594837">Zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış ayları; soğuk hava ve kapalı alanlarda uzun süre kalma sonucunda artan enfeksiyon riski nedeniyle bağışıklık sistemimizin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönem. Güçlü bir bağışıklık sadece hastalıklardan korunmamız için değil mevsimsel yorgunluklara karşı direnç gösterebilmemiz için de önemli. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik,</strong>   doğru ve dengeli beslenmenin bağışıklık sistemimizin en temel yakıtı olduğuna dikkat çekerek, “Çünkü vücudumuz savunma hücrelerini üretmekten onları aktive etmeye kadar her aşamada kaliteli besin öğelerine ihtiyaç duyar” diyor. Kış mevsiminde sağlıklı beslenmenin sadece yeterli miktarda yemek anlamına gelmediğine işaret eden <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik,</strong> “Sağlıklı beslenmek; doğru vitamini, minerali ve antioksidanı doğru şekilde ve gerekli miktarda  almak anlamına gelir. Bu nedenle C, D, A ve E vitaminleri ile çinko, selenyum ve omega-3 kaynaklarını günlük beslenmede tüketmek büyük önem taşır. Ayrıca, uzun açlıklardan kaçınmalı, her öğünde kaliteli protein, sağlıklı yağ ve lifli besinlere yer verilmelidir” bilgisin veriyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik,</strong> kış aylarında bağışıklık sistemimizi güçlendiren beslenme kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Yemeklerinize günde bir diş sarımsak ekleyin</strong></p>
<p>Sarımsak, içeriğindeki allicin sayesinde antibakteriyel ve antiviral etki gösteriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, düzenli tüketildiğinde sarımsağın bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırdığını belirterek, “Günde bir diş çiğ veya ezilerek yemeğe eklenen sarımsak soğuk algınlığına karşı koruma sağlar. Özellikle çorbalara ve sulu yemeklere pişirme sonunda eklendiğinde daha fazla etkili olur” diyor. </p>
<p><strong>Çorbalarınıza kemik suyu ilave edin</strong></p>
<p>Kolajen, prolin ve glisin gibi bağışıklık sistemini destekleyen aminoasitler açısından zengin olan kemik suyu ayrıca bağırsak bariyerini güçlendirerek vücudun iltihap yanıtını da  dengeliyor. Çorbalarınıza veya yemeklerinize günde bir kepçe (yaklaşık 100 ml) eklemeniz kış aylarında güçlü bir savunma sağlayacaktır. Ancak, kan kolesterol düzeyiniz yüksekse kemik suyunu haftada  iki kezden fazla tüketmemelisiniz. </p>
<p><strong>Zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın </strong></p>
<p>Zerdeçalın ana etken maddesi olan kurkumin vücutta tek başına yüzde 2 oranında emilirken, karabiberdeki piperin ile birlikte tüketildiğinde emilim yüzde 20’lere çıkıyor. Bu kombinasyon güçlü bir anti-inflamatuar etki oluşturarak bağışıklığı destekliyor. Günde bir çay kaşığı zerdeçal ve bir tutam karabiberi çorba, omlet veya sıcak sütle tüketebilirsiniz.</p>
<p><strong>C vitamini kaynağı meyve şart</strong></p>
<p>C vitamini bağışıklığın temel savunucusu olan beyaz kan hücrelerinin üretimini artırmak gibi önemli bir işlev üstleniyor. Portakal, mandalina, kivi ve çilek gibi C vitamini içeren meyveler hem antioksidan sağlıyor hem de enfeksiyon süresini kısaltıyorlar. Dolayısıyla, günde bir porsiyon, yani 100-150 gram C vitamini kaynağı meyve tüketmeye özen gösterin. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, ancak C vitamininin depolanan bir vitamin olmadığını vurgulayarak, “Bu vitaminin fazlası idrar yoluyla vücuttan atılır. Bu nedenle,  C vitamini içeren meyveyi fazla tüketmek kan şekeri regülasyonunu bozabilir ve gereksiz şeker alımına yol açabilir. Dolayısıyla, özellikle diyabetik hastalar bir porsiyondan fazla tüketmemelidir” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Sofranızda haftada en az iki kez balık olsun</strong></p>
<p>Haftada en az iki kez somon, uskumru veya sardalya tüketmeyi alışkanlık edinin. Bu balıklardaki omega-3 yağ asitleri inflamasyonu, yani yangıyı<strong> </strong>azaltıyor ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini güçlendiriyor. Ancak, sağlığınız için fırın veya ızgara pişirme yöntemini tercih etmelisiniz. </p>
<p><strong>Her gün bir avuç kuruyemiş tüketin</strong></p>
<p>E vitamini, çinko ve sağlıklı yağlar açısından zengin olan kuruyemişler bağışıklık hücrelerini oksidatif stresten koruyor. Cevizdeki alfa-linolenik asit ayrıca antiviral savunmayı da destekliyor. Bu nedenle, günde bir avuç (25–30 gr) çiğ fındık, badem veya ceviz tüketmeniz bağışıklığınızın güçlenmesinde etkili oluyor. </p>
<p><strong>Probiyotik kaynaklarını unutmayın</strong></p>
<p>Bağışıklığın yüzde 70’i bağırsaklarda olduğu için probiyotikler güçlü bir bağışıklık sisteminin sağlanmasında kritik bir rol oynuyor. Kefir ve yoğurttaki lactobacillus ile bifidobacterium türleri enfeksiyona karşı koruma sağlıyor. Günde iki su bardağı (350-400 gr) probiyotik kaynaklı yoğurt veya kefir tüketmek bağışıklığı belirgin şekilde güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Bir tutam maydanozu limonla birlikte tüketin</strong></p>
<p>Maydanoz hem C vitamini hem de klorofil bakımından zengin bir besin. Klorofil oksijenlenmeyi artırırken toksinlerin de atılmasına yardımcı oluyor. Kahvaltıda veya salatalarda bir avuç maydanoz tüketmek  kış hastalıklarına karşı koruyucu etki gösteriyor. Limonla birlikte yenildiğinde C vitamini etkisi daha da güçleniyor. </p>
<p><strong>Her gün bir yumurta önemli</strong></p>
<p>Yumurta; A vitamini, D vitamini, çinko ve kaliteli protein içeriyor. Bu vitamin ile minerallerin<strong> </strong>bağışıklık hücrelerinin oluşumu ve onarımı için gerekli olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, “Günde bir adet yumurta tüketmek, özellikle mevsim geçişlerinde vücudun direncini artırır. Ancak, kan kolesterol seviyesi yüksek olan kişiler haftada üç adet yumurta tüketmeliler” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Günde 1,5 litre su içmeyi unutmayın </strong></p>
<p>Bağışıklık hücrelerinin büyük kısmı lenf sistemi içinde taşınıyor. Su olmazsa lenf akışı yavaşlıyor ve bağışıklık yanıtının gecikmesine sebep oluyor. Su aynı zamanda vücuttan toksinlerin atılmasını ve mukozaların savunma gücünü destekliyor. Dehidratasyon ise bağışıklığı hızla düşürüyor. Bu nedenle, susama hissiniz az olsa bile günde 1.5 litre (6–8 bardak) su  içmeyi asla ihmal etmeyin.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zerdecal-ve-karabiberi-birlikte-kullanin-594837">Zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dökülme]]></category>
		<category><![CDATA[dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov, </strong>saç dökülmesinin sadece genetik nedenlerle değil, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu belirterek<strong> </strong>“Saçlarımız dış görünümümüze katkı sağlayan, fiziksel kimliğimizi oluşturan, özgüvenimizi ve ruh halimizi doğrudan etkileyen en önemli estetik yapı taşlarından biridir. Sağlıklı bir bireyde günde 50-100 adet saç teli dökülmesi normal kabul edilir ve bu sayı kadar yeni saç çıkışı olduğu için kozmetik açıdan belirgin fark görülmez. Ancak dökülmenin, bu sayının üstüne çıkması durumunda, nedenini doğru saptamak ve tedavi amaçlı dermatoloji uzmanına danışmak gerekir” diyor. Özellikle modern çağda kaçınılmaz hale gelen stresin de saç dökülmesini artırdığını vurgulayan Dr. Bairamov, saç dökülmesine yol açan 9 önemli etkeni ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Genetik etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Aile bireylerinde erken yaşta başlayan saçlarda seyrelme öyküsü varsa, bu sonraki nesillerde de benzer şekilde saçlarda dökülmeye neden olabilir. Bu erkek tipi saç dökülmesi (androjenetik alopesi) denilen durum saç dökülmesinin en sık nedenidir ve hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hormonal etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Hamilelik, doğum sonrası, menopoz, polikistik over sendromu gibi nedenlere bağlı olarak saçlarda geçici veya kalıcı seyrelme, dökülmeler görülebilir. Hamilelik ve doğum sonrası gelişen saç dökülmesi çoğunlukla geri dönüşlüdür. Menopoz, polikistik over sendromu olan kişilerde saçlar zamanla incelir ve bazı saç kökleri kaybolur. </p>
<ul>
<li><strong>Stres ve duygusal faktörler</strong></li>
</ul>
<p>Yoğun stres, üzüntü, kaygı ve duygusal çalkantılar saç köklerinin büyüme döngüsünü olumsuz etkileyerek saç dökülmesini hızlandırabilir, ani ve yoğun dökülmeler gelişebilir. Dr. Orkhan Bairamov, strese bağlı saç dökülmesini önlemek için; düzenli ve kaliteli uykuya, her gün yürüyüş veya egzersiz yapmaya, müzik dinlemeye, doğada zaman geçirmeye, hobi edinerek zihni rahatlatmaya ve stresi yönetmeyi öğrenmek için gerekirse uzman desteği almaya özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. </p>
<ul>
<li><strong>Otoimmün ve metabolik hastalıklar</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sistemi bazı durumlarda kendi hücrelerine saldırabiliyor. Hipotiroidi, hipertiroidi, diyabet ve diğer otoimmün hastalıklara bağlı olarak saç zayıflar, incelir ve dökülme görülebilir. Bunlar bazen genel seyrelme, dökülme gibi, bazen de saçkıran (alopesi areata) gibi görülür. </p>
<ul>
<li><strong>Yanlış beslenme ve vitamin eksikliği</strong></li>
</ul>
<p>Dengesiz ve yetersiz beslenme sonucunda demir, vitamin B12, folat, biotin, çinko, selenyum gibi vitamin ve minerallerin eksiklikleri saç sağlığını doğrudan etkiler. Saçın yapı taşı olan keratin, yeterli besin desteği olmadan üretilemez. Sağlıklı saç için dengeli bir beslenme planı ve gerekli görülmesi halinde doktor önerisiyle düzenli vitamin kullanmak büyük önem taşır.</p>
<ul>
<li><strong>Uzun süreli açlık diyeti</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde pek çok kişi, hızlı kilo vermek amacıyla bilinçsiz ve düzensiz açlık diyetlerine başvuruyor. Ancak uzun süreli açlık diyetleri ya da tek tip beslenme alışkanlıkları, saç dökülmesine neden olabilir ve dökülmeyi hızlandırır. Bu nedenle herhangi bir diyet programına başlamadan önce mutlaka bir doktora veya beslenme uzmanına danışın ve size özel, kişisel ihtiyaçlarınıza göre hazırlanmış programı uygulayın.  </p>
<ul>
<li><strong>İlaç kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Bazı ilaçlar vücuttaki hormon dengesini veya saç kökü döngüsünü bozabilir. Özellikle kemoterapi ilaçları, antidepresanlar ve doğum kontrol hapları saç kaybına neden olabilir.   Genelde bu ajanlara bağlı dökülmeler ani başlangıçlı ve yoğun olup çoğunlukla geri dönüşlüdür. Tedavi sona erdiğinde saçlar çoğu zaman yeniden çıkabilir ancak bazı durumlarda kalıcı etkiler de görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Yanlış bakım ve travma</strong></li>
</ul>
<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov “Aşırı ısı (fön, düzleştirici vb), sık saç boyaması, kimyasal işlemler, sıkı saç toplama gibi uygulamalar sürekli yapıldığında saç kökleri zayıflar ve bu zamanla saç kaybına neden olabilir. Bu nedenle saç boyama gibi kimyasal işlemleri sınırlayın, saç kurutma makinesi, maşa ve düzleştirici gibi uygulamaları sık yapmayın ve aşırı ısıdan kaçının. Topuz veya atkuyruğu gibi saça zarar verecek modeller yerine, gevşek stilleri tercih edin.  Saçınızı tararken geniş dişli tarak kullanın ve nazik olun, kimyasal içerikli bakım ürünleri yerine saçın doğal yapısını destekleyen, besleyici içerikli şampuan ve maskeleri kullanın” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Saçlı deri hastalıkları</strong></li>
</ul>
<p>Saç dökülmesinin önemli nedenlerinden biri de; doğrudan saçlı deriyi etkileyen hastalıklardır. Saçlı derinin mantar ve bakteriyel enfeksiyonları, sedef veya egzama gibi cilt hastalıkları saç köklerinin bulunduğu alanı iltihaplandırarak saçın sağlıklı uzamasını engeller. Kaşıntı, pullanma, yağlanma veya kızarıklık gibi belirtilerle başlayan bu rahatsızlıklar zamanla saç tellerinin kökten zayıflamasına neden olarak dökülme yapabilir. Erken dönemde dermatolojik müdahale ve doğru saç derisi bakımı, saç kaybının önüne geçilmesinde kilit rol oynar. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 12:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[lif]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık. Ancak yapılan araştırmalar, hastaların önemli bir kısmının beslenmede farkında olmadan hatalar yaptığını gösteriyor. Diyetisyen Harika Özkaya Yurttadur, diyabet yönetiminde beslenmenin kritik bir rol oynadığını belirterek, “Basit görünen yanlış alışkanlıklar bile kan şekeri dengesini bozarak komplikasyon riskini artırabilir” uyarısında bulundu. Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının en sık yaptığı 10 beslenme hatasını ve doğru yaklaşımları anlattı.</em></p>
<p><strong>KAHVALTIYI ATLAMAK</strong></p>
<p>Kahvaltıyı atlamanın diyabet hastaları için kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen en önemli beslenme hatalarından biri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, “Gece boyunca uzun süren açlık süresi kan şekerinin düşmesine neden olurken, sabah saatlerinde vücut enerji ihtiyacını karşılamak için glikojen depolarından kana şeker salınımını artırır ve bu da ani yükselmelere yol açabilir” dedi. Kahvaltı yapılmadığında bu dalgalanmaların daha belirgin hale geldiğini ve gün boyu kan şekeri dengesini sağlamak zorlaştığını anlatan Dyt. Yurttadur, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Yapılan araştırmalar, kahvaltıyı atlamanın diyabet yönetiminde olumsuz sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Nitekim 317 diyabet hastası üzerinde yapılan bir çalışmada, katılımcıların yaklaşık yüzde 7’sinin kahvaltı yapmadığı belirlenmiştir. Bu grubun, kahvaltı yapanlara kıyasla daha genç olduğu, sigara kullanımının daha yaygın olduğuna ve en önemlisi de HbA1c düzeyleri ile gün içindeki şeker dalgalanmalarının anlamlı biçimde yüksek seyrettiği saptanmıştır.’ Bu sonuçların kahvaltının diyabet kontrolünde vazgeçilmez bir rol oynadığını ve düzenli kahvaltı alışkanlığının kan şekeri dengesini korumada temel bir adım olduğunu gösterdiğini söyleyen Dyt. Yurttadur, önerilerini şöyle sıraladı: “Güne yumurta ve peynir gibi sağlıklı protein kaynakları, avokado, zeytin ve ceviz gibi sağlıklı yağlar ile tam tahıllı ekmek, yulaf, kepekli galeta gibi lifli karbonhidrat kaynaklarını içeren bir kahvaltıyla başlamak, kan şekeri kontrolünü destekleyecektir.”</p>
<p><strong>ŞEKERSİZ ÜRÜNLERE GÜVENMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastaları arasında yaygın bir başka yanılgının da şekersiz ibaresi taşıyan her ürünün güvenli olduğu düşüncesi olduğunu belirten Dyt. Yurttadur, “Oysa birçok şekersiz gıda, kan şekerini etkilemeyen tatlandırıcılar içerse de, yüksek oranda karbonhidrat, yağ veya kalori barındırabilir. Bu ürünler, özellikle aşırı tüketildiklerinde kan şekeri dengesini olumsuz yönde etkileyebilir ve kilo artışına zemin hazırlayabilir.”</p>
<p>Ayrıca bazı şekersiz ürünlerde kullanılan yapay tatlandırıcıların, iştah artışına ve tatlı isteğinin sürmesine yol açabileceğine işaret eden Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle şekersiz etiketi, bir ürünün diyabet dostu olduğu anlamına gelmez. Diyabet hastalarının ürün etiketlerini dikkatle okumaları, karbonhidrat ve kalori içeriklerini değerlendirmeleri büyük önem taşır. En doğru yaklaşım doğal ve dengeli beslenme planına sadık kalmak, işlenmiş şekersiz gıdaları ise içindekiler kontrolü yaparak ölçülü tüketmek olacaktır.”</p>
<p><strong>LİF TÜKETİMİNİ İHMAL ETMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında lif alımının yetersiz olmasının kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen önemli bir beslenme hatası olduğunun altını çizen Dyt Yurttadur, bu gıdaların sağlığı yararlar konusunda şu bilgileri verdi: “Lifli gıdalar, özellikle çözünür lifler, sindirimi yavaşlatarak glikozun kana daha dengeli bir şekilde geçmesini sağlar ve ani kan şekeri yükselmelerini önler. Ayrıca lif, tokluk hissini artırarak aşırı yemeyi engeller ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Ancak birçok diyabet hastası, sebze, meyve, tam tahıllar ve baklagiller gibi lif kaynaklarını yeterince tüketmemektedir. Bu durum, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de bağırsak sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açabilir.</p>
<p>Çözünebilir lif yönünden zengin olan bezelye, kuru fasulye, barbunya, yulaf, bazı sebze ve meyveler diyabetlilerde, yemeklerden sonra kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlar. Posalı besinler, çok çiğneme gerektirdiğinden yemek yeme zamanını uzatırlar, midedeki sindirimi ve mide boşaltma hızını yavaşlatarak tokluk hissini arttırırlar. Böylece tip 2 DM çok sık görülen şişmanlığın tedavisinde lif, ağırlık kaybedilmesinde de yardımcı olmaktadır.”</p>
<p><strong>PORSİYON KONTROLÜNÜ SAĞLAYAMAMAK</strong></p>
<p>En sık yapılan hatalardan biri sağlıklı besin tercihlerine rağmen porsiyon kontrolü yapılmaması olduğunu söyleyen Dyt. Yurttadur, “Ne yazık ki bazı diyabet hastaları, sağlıklı gıdalar tüketseler bile miktarlara dikkat etmedikleri için kan şekeri kontrolünde zorluk yaşayabiliyor. Aşırı yemek, özellikle karbonhidrat ve yağ açısından yoğun öğünler, kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir ve kilo artışına neden olabilir. Bu durum hem diyabet yönetimini hem de genel sağlığı olumsuz etkileyebilir” dedi. </p>
<p><strong>SIVILARDAN ALINA GİZLİ KALORİLER</strong></p>
<p>Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının fark etmeden sıvılardan yüksek miktarda kalori alabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Çay, kahve, meyve suyu, gazlı içecekler ve hazır içeceklerdeki eklenen şeker ve krema, günlük kalori alımını hızla artırıyor. Çoğu kişi sıvının etkisi olmaz diye düşünse de bu küçük eklemeler kan şekerinde ani yükselmelere ve uzun vadede kilo artışına yol açabiliyor. Bu nedenle içeceklerin içeriklerini kontrol etmek ve mümkün olduğunca şekersiz, doğal seçenekleri tercih etmek büyük önem taşıyor.”</p>
<p><strong>KARBONHİDRAT KAYNAKLARINI BİLMEMEK</strong></p>
<p>Karbonhidrat kaynaklarını yeterince tanımamanın ve sadece ekmek, makarna veya pilavı karbonhidrat kaynağı olarak görmenin de sık yapılan bir başka yanılgı olduğunu anlatan Dyt. Yurttadur, yoğurt, süt, bazı sebzeler, meyveler ve hatta paketli atıştırmalıkların da kan şekerini yükselten karbonhidrat içerdiğini hatırlattı. Dyt. Yurttadur konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bir dilim ekmeğin veya bir kâse pirincin karbonhidrat miktarı küçük görünebilir, ama bir öğünde birkaç karbonhidrat kaynağını bir arada tüketmek kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir. Paketli gıdalarda karbonhidrat miktarının farkında olmamak da yaygın bir sorun. Az şekerli veya şekersiz ürünler de yüksek karbonhidrat içerebilir, etiket okumak bu nedenle önemli. Meyve suları, smoothie’ler, sütlü içecekler gibi sıvılar da hızlı emilen karbonhidrat içerir ve bunlar genellikle göz ardı edilir.”</p>
<p>Bu gıdaların miktarı kontrol edilmediğinde, özellikle birden fazla karbonhidrat kaynağı aynı öğünde tüketildiğinde, kan şekerinin hızla yükseldiğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle hangi yiyeceklerin karbonhidrat içerdiğini bilmek ve miktarlarını düzenlemek, kan şekeri dalgalanmalarını önlemenin en etkili yollarından biridir” dedi. </p>
<p><strong>YETERSİZ SU TÜKETİMİ</strong></p>
<p>Diyabet hastaları için su tüketiminin çok kritik bir rol oynadığını söyleyen Dyt. Yurttatur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeterli su almak, kanda biriken fazla glikozun idrar yoluyla atılmasını kolaylaştırır ve böylece hiperglisemi riskini azaltır. Bu nedenle diyabetlilerin, kan şekerini dengelemeye destek olmak için günlük en az 2,5 litre su içmeye özen göstermesi gerekir.”</p>
<p><strong>GÜN İÇİNDE ÖĞÜN ATLAMA VE SONRASINDA AŞIRI YEME / YANLIŞ ARA ÖĞÜN TERCİHİ</strong></p>
<p>Gün içinde öğün atlamak, diyabet hastalarının sık yaptığı hatalardan biri. Uzun süre aç kalmanın kan şekerinin düşmesine yol açtığını ve bir sonraki öğünde aşırı yemek yeme isteğini tetiklediğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Özellikle kahvaltı veya öğle öğününü atlayanlarda bu durum daha belirgin. Bir diğer sorun ise yanlış ara öğün tercihleri. Çikolata, paketli atıştırmalıklar veya şekerli içecekler, kan şekerini hızla yükseltiyor ve kısa süre sonra tekrar açlık hissi yaratıyor. Bu döngü, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de kilo kontrolünün zorlaşmasına neden oluyor. Diyabet yönetiminde, öğünlerin atlanmaması ve ara öğünlerde sağlıklı seçenekler tercih edilmesi, kan şekeri dengesini korumanın ve gün boyunca enerjiyi dengede tutmanın temel yollarından biri diyebiliriz.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>YAĞ KAYNAKLARININ KALİTESİNE DİKKAT ETMEME</strong></p>
<p>“Diyabet hastalarının beslenmesinde sadece yağ miktarının değil, yağın kalitesinin de büyük önem taşıdığını anlatan Dyt. Yurttadur, “Doymuş ve trans yağlar açısından zengin besinler, hem kan damarlarını olumsuz etkileyerek kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor hem de kilo kontrolünü zorlaştırıyor. Oysa zeytinyağı, avokado, fındık ve balık gibi sağlıklı yağ kaynakları, kan şekeri dengesinin korunmasına ve kalp sağlığının desteklenmesine yardımcı oluyor.” Dedi. </p>
<p><strong>PROFESYONEL DESTEK ALMAMAK</strong></p>
<p>“Diyabetli kişiler, beslenme konusunda kendi başlarına karar verdiklerinde yanlış alışkanlıklar geliştirebilir. Hangi besinleri ne miktarda tüketmeleri gerektiğini bilmemek, kan şekeri dalgalanmalarına ve uzun vadede komplikasyon riskine yol açabilir” diyen Dyt. Harika Özkaya Yurttadur, sözlerini şöyle tamamladı: “Uzman bir diyetisyenden alınacak kişiye özel öneriler, hem kan şekeri kontrolünü hem de sağlıklı kilo yönetimini destekler. Profesyonel rehberlik olmadan yapılan denemeler, sık yapılan beslenme hatalarının kalıcı hale gelmesine neden olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 12:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetlilerin]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[Ketojenik Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi. Diyabetin kontrol altında tutulmasında en önemli görevin diyabetlilere ait olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” dedi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada diyabetlilerin beslenmesinde dikkat etmeleri gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.<br />Diyabetin iyi yönetilmesi çok önemli… <br />Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetin tedavisinde amacımız kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmektir. Burada en önemli görev diyabetlilere aittir. Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” uyarısında bulundu<br />Beslenme, diyabet tedavisinin temelini oluşturuyor<br />Beslenme, kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesinde en önemli faktör olduğu için beslenmenin diyabetin tedavisinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, ayrıca beslenmenin diyabetle ilgili komplikasyon riskini azaltmaya ve diyabetlilerin genel olarak sağlıklı olmalarına yardımcı olduğunu söyledi. Prof. Dr. M. Emel Alphan, doğru ve dengeli beslenmenin önemli olduğu üç noktayı şöyle açıkladı:<br />Kan şekeri kontrolü: Besinlerdeki karbonhidratlar, kan şekeri seviyelerini doğrudan etkilediği için diyabetliler, öğünlerde karbonhidrat sayımı yaparak ve glisemik indeksi düşük besinleri tercih ederek kan şekeri seviyelerini daha iyi kontrol edebilirler.<br />Komplikasyon riskinin azaltılması: Sağlıklı beslenme, diyabete bağlı oluşabilecek kalp-damar hastalığı, böbrek hastalığı (nefropati), görme bozukluğu (retinopati) ve sinir hasarı (nöropati)  gibi komplikasyonların riskini azaltmaya yardımcı olur.<br />Ağırlık yönetimi: Diyabetlilerin çoğu tanı konulduğu zaman şişmandırlar. Diyabetlilerin tanı konulduktan sonra ağırlıklarının yüzde 10’unu kaybetmeleri bile kan şekerlerinin, kan basıncının, kan yağlarının (toplam kolesterol, trigliserid, LDL-K), 3 aylık kan şekeri ortalamalarının (HbA1c), kullanılan ilaç (ağızdan alınan ilaçlar veya insülin vb.) dozlarının azalmasına neden olur. O yüzden diyabetliler için sağlıklı ağırlık yönetimi çok önemlidir. Kişiye özel beslenme planı, kilo verme veya kilo koruma hedeflerine ulaşmada yardımcı olabilir.<br />Özel bir beslenme planı oluşturulmalı<br />Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme, diyabetlilerin enerji seviyelerini iyileştirmeye ve yorgunluklarını azaltmaya da yardımcı olabilir. Her bireyin beslenme ihtiyacı farklı olduğu için, diyabetlilerin bir diyetisyen ile ya da diyabet alanında uzman bir diyetisyen ile çalışarak kişiye özel bir beslenme planı oluşturmaları önemlidir.<br />Diyabetli bireylerin beslenmesinde bu noktalara dikkat!<br />Diyabetlilerin beslenmelerinde dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktalara da değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bunlar genel önerilerdir. Her diyabetlinin, diyabet diyetisyeni ile birlikte oluşturdukları kendilerine özel bir beslenme planı olmalıdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı: <br />Karbonhidrat sayımı: Kan şekerini etkileyen en önemli faktör karbonhidrattır. Diyabetlilerin karbonhidrat alımlarını takip etmeleri, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmaları için önemlidir. Diyabetlilerin karbonhidrat kaynağı besinleri ve karbohidrat içeriklerini bilmeleri ve önerilen karbonhidratları öğünlerine dengeli olarak dağıtmaları çok önemlidir.  Tam tahıllar (tam buğday ekmeği, çavdarlı ekmek ile bulgur vb. posalı tahıllar), sebzeler, meyveler ve kurubaklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Ayrıca süt, yoğurt, kefir vb. besinlerde de karbonhidrat bulunur.<br />Glisemik indeks: Glisemik indeksi ve glisemik yükü düşük besinler seçilmelidir. Glisemik indeks, 50 gram karbonhidrat içeren besinlerin kan şekerine olan etkisini gösterirken, glisemik yük; besinlerin yenilen miktarının kan şekerine olan etkisini gösterir. Bu besinler kan şekerini daha yavaş yükseltir. Bu besinlere örnek olarak tam buğday ekmeği, yulaf, baklagiller, sebzeleri verebiliriz. Ama miktar çok önemlidir. Örneğin 4-5 yemek kaşığı tüketilen mercimeğin glisemik indeksi ve glisemik yükü düşüktür. Fakat bu miktarın üzerine çıkıldığında glisemik yük arttığı için kan şekeri seviyeleri yükselebilir. Düşük glisemik indeksli meyveler seçilmelidir.<br />Posalı besinler: Posa, kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur.   Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller posa açısından zengindir. Özellikle çözünebilir posadan zengin olan sebzeler, meyveler ve baklagiller kan şekerini ve kan yağlarını düşürmede etkilidir.<br />Proteinli besinler: Sağlıklı beslenmede önemli bir yeri olan proteinli besinlerin yağsız olanları tercih edilmelidir (yağsız et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller ile az yağlı süt, yoğurt, peynir vb.)<br />Yağlar: Doymuş yağlardan ve trans yağlardan kaçınmak gerekir.  Yemeklerde tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi doymuş yağlar yerine zeytinyağı ve fındık yağı ile ayçiçek yağı, soya yağı gibi bitkisel sıvı yağların az miktarda kullanılmasına özen gösterilmelidir. Ayrıca trans yağların en önemli kaynağı olan paketli besinler (bisküvi, kraker, kurabiye vb.), fast food restoranlarda defalarca yanmış yağda kızartılan patatesler, cipsler ve hidrojene edilmiş yağlardan uzak durulmalıdır.<br />Porsiyon kontrolü: Porsiyon boyutlarına dikkat edilmelidir. Aşırı miktarlarda yenilen her yemek kan şekeri seviyelerini olumsuz etkileyebilir.<br />Sıvı tüketimi: Diyabetlilerin su içmeleri çok önemlidir. Şekerli meşrubatlardan ve içeceklerden kaçınılmalı, çay, kahve şekersiz içilmelidir, gerektiğinde belirli miktarlarda yapay tatlandırıcı kullanılabilir.<br />Ara öğünler: Meyveler, sebzeler ve belirli ölçüde kuruyemişler ara öğünlerde tercih edilebilir. Elma, armut, şeftali, portakal ve çilek gibi düşük glisemik indeksli meyveler ara öğünler için uygundur.<br />Alkol ve şekerli besinler: Alkol tüketilmemeli ya da çok az alınmalı. Şekerli besinler ve içecekler tüketilmemelidir.<br />Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır<br />Diyabetli bireylerin şeker, çikolata ve tatlı tüketmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetlilere eskiden şeker, şekerli içecekler, çikolata ve tatlılar belli ölçülerde karbonhidratlı besinlerin yerine sayılarak veriliyordu. Fakat Amerikan Diyabet Derneği, son rehberinde bu tür besinlerin ve içeceklerin kesinlikle yenilmemesi ve içilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun nedeni; bu olayın diyabetliler tarafından abartılması, özellikle tip 1 diyabetlilerin karbonhidrat miktarlarını gözetmeden tatlı vb. besin ve içecekleri tüketerek uyguladıkları insülin dozlarını çok fazla arttırmalarıdır. İnsülin tedavisinde olan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin insülin dozlarının çok yüksek olması istenmez. Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır. O yüzden diyabetlilerin içecek olarak sadece su tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Unutulmaması gereken en önemli konu; diyabetlilerin tedavilerinde ilaç/insülin olsa bile sağlıklı beslenme ile birlikte bu ilaçların etkinliğinin artacağını bilmeleridir” diye konuştu.<br />Ketojenik diyetler diyabetliler için uygun mu?<br />Karbonhidratın yer almadığı ketojenik diyetlere de değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Son yıllarda ketojenik diyetler popüler diyetler arasında yerini aldı. Aslında ketojenik diyetlerin tedavi edici özelliği sadece epileptik çocuklarda kanıtlandı ve epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. Ketojenik diyet ve obezite ile ilgili araştırmalar, 1960&#8217;lı yıllarda başladı ve ilk sonuçlar net değildi, zayıflamada başarılı olduğunu iddia eden çalışmalar var. Ketojenik diyetlerin kan yağları üzerine etkili olduğu yönünde yapılan çalışmaların sonuçları da karışıktır. Yapılan çalışmaların ya vaka sunumu ya da küçük gruplarda yapılan çalışmalar olduğu ve bu çalışmaların uzun süreli olmadığı ve büyük popülasyonlarda yapılmadığı bilinmektedir. Ketojenik diyetler, kilo vermeye yardımcı olsa da vücuttan su kaybına (dehidratasyon), hipotansiyona (tansiyon düşüklüğü), baş dönmesine, yorgunluğa, besin öğesi eksikliklerine, posa eksikliği nedeniyle kabızlığa ve böbrek taşlarının oluşumuna neden olabilir. Başlangıçta kan lipidlerini düzelttiği iddia edilse de uzun dönemde kan yağlarının yükselmesine neden olduğu için kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon riskini arttırabilir” uyarısında bulundu.<br />Diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor<br />Ketojenik diyetlerinin karbonhidrat miktarının çok az olduğu (enerjinin yüzde 5’i), yağ ve proteinlerin fazla miktarlarda verildiği diyetler olduğunu ifade eden Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: <br />“Beslenme rehberleri, obez ve diyabetliler için ketojenik diyetlerin kullanımını desteklemiyorlar. Rehberlere göre diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor. Bu da enerjinin yüzde 40’ının karbonhidrattan gelmesi demektir. Ketojenik diyetlerin kısa vadede genel olarak güvenli olduğu bulunmuş olsa da uzun süreli uygulanamazlar. Uzun süreli, kesintisiz ketojenik diyetlerin güvenliği üzerine herhangi bir çalışma yapılmamıştır.  Meyve, baklagiller ve yüksek posalı tam tahılları yememek, birçok faydalı besin öğesinin vücuda alınmaması demektir ve bu besin öğeleri takviyelerle yerine konulmazsa yan etkilerin görülme olasılığı daha da artar. Bu bahsettiğimiz besinler yukarıda da anlatıldığı gibi diyabetlilerin mutlaka alması gereken besinlerdir.  Özellikle tip 1 diyabetlilerde ketojenik diyetler, ketoasidoz komasını tetikleyebilir, hipoglisemi (şeker düşüklüğü) riskini arttırabilir. Ayrıca, alınan yüksek miktarlardaki yağ ve protein nedeniyle kalp-damar hastalığı riski artabilir, nefropati oluşumuna zemin hazırlayabilir. Ayrıca alınan aşırı protein kemiklerden kalsiyumun çekilerek idrarla atılmasına ve osteoporoz (kemik erimesi) riskinin artmasına neden olur.”<br />Diyabet yönetiminde yaşam tarzı değişikliği yapılmalı<br />Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet yaşam boyu süren bir hastalık olduğu için sağlıklı beslenmeyi uygulayarak yaşam tarzı değişikliği yapmak (sağlıklı beslenmek, fiziksek olarak aktif olmak, sigara/alkol kullanmamak, kaliteli ve düzenli uyku ve güneşten yeterince yararlanarak D vitamini almak) diyabetlilerin sağlıklı olarak uzun yaşamalarına neden olduğu bir gerçektir.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;den İlkokul Öğrencilerine Okul Beslenme Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbden-ilkokul-ogrencilerine-okul-beslenme-destegi-591280</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 11:42:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Desteği]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[lkokul]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerine]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591280</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB, sosyal destek kartı almaya hak kazanmış dar gelirli ailelerin çocuklarına yönelik “Okul Beslenme Desteği”ni sürdürüyor. Yeni dönemde 15 bin öğrenciye aylık 2 bin TL destek verilecek, ayrıca her gün 1 adet ücretsiz ekmek alma imkânı sağlanacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-ilkokul-ogrencilerine-okul-beslenme-destegi-591280">İBB&#8217;den İlkokul Öğrencilerine Okul Beslenme Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB, sosyal destek kartı almaya hak kazanmış dar gelirli ailelerin çocuklarına yönelik “Okul Beslenme Desteği”ni sürdürüyor. Yeni dönemde 15 bin öğrenciye aylık 2 bin TL destek verilecek, ayrıca her gün 1 adet ücretsiz ekmek alma imkânı sağlanacak.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB),  sosyal inceleme neticesinde ihtiyaç sahipliği belirlenmiş en düşük gelir grubunda yer alan ailelerin çocuklarına beslenme desteği sağlıyor. İlkokul 1. veya 2. sınıf itibarıyla verilmeye başlanan destek, 4. sınıfı bitene kadar devam edecek. </p>
<p><strong>HER AY 30 MİLYON TL’LİK DESTEK</strong></p>
<p>Program kapsamında bu yıl toplam 15 bin öğrenciye her ay 2 bin TL olmak üzere 30 milyon TL değerinde beslenme desteği sağlanacak. Öğrenciler ayrıca Halk Ekmek büfelerinden günde bir adet ücretsiz ekmek alabilecek.</p>
<p><strong>2023’TEN BU YANA 1,6 MİLYON PAKET DAĞITILDI</strong></p>
<p>20 Mart 2023’te başlatılan okul beslenme desteği kapsamında, 31 Aralık 2024’e kadar 1 milyon 645 bin 550 adet beslenme paketi öğrencilere ulaştırıldı. Okullara yakın noktalarda dağıtılan bu paketlerde sandviç, süt, su, meyve, kek veya kuruyemiş yer aldı. 2025 itibarıyla destek, Okul Beslenme Sosyal Destek Kartı üzerinden devam edecek. Bu sistemle, aylık 330 bin öğün, yıl sonuna kadar ise toplam 660 bin öğün desteği öğrencilere ulaştırılacak.</p>
<p><strong>HEDEF 2026’DA 20 BİN ÖĞRENCİ</strong></p>
<p>İBB, 2026 yılında destek verilen öğrenci sayısını 20 bine çıkarmayı hedefliyor. Bu sayede aylık 440 bin öğün beslenme desteğiyle daha fazla öğrencinin sağlıklı gıdaya erişimi sağlanacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-ilkokul-ogrencilerine-okul-beslenme-destegi-591280">İBB&#8217;den İlkokul Öğrencilerine Okul Beslenme Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü Belediyesi&#8217;nden kişiye özel diyet ve beslenme desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesinden-kisiye-ozel-diyet-ve-beslenme-destegi-589902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 12:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi, ilçe halkının sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması için diyetisyenler eşliğinde kişiye özel beslenme programları sunuyor. Randevulu olarak yürütülen hizmette, kan tahlili ve vücut analizi sonuçlarına göre her bireye özel diyet listeleri hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesinden-kisiye-ozel-diyet-ve-beslenme-destegi-589902">Beylikdüzü Belediyesi&#8217;nden kişiye özel diyet ve beslenme desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Beylikdüzü Belediyesi, ilçe halkının sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması için diyetisyenler eşliğinde kişiye özel beslenme programları sunuyor. Randevulu olarak yürütülen hizmette, kan tahlili ve vücut analizi sonuçlarına göre her bireye özel diyet listeleri hazırlanıyor.</b></p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi, vatandaşların sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazanmasına katkı sunmak amacıyla yürüttüğü <b>diyet ve beslenme hizmetine</b> aralıksız devam ediyor. Belediye bünyesinde görev yapan diyetisyenler, kişiye özel beslenme programlarıyla vatandaşlara profesyonel destek sağlıyor. Randevu sistemiyle yürütülen hizmette, başvuru yapan kişilerden görüşme öncesinde <b>kan tahlili yaptırmaları</b> istenirken diyetisyenler, kan tahlili sonuçlarına göre <b>yağ-kas ölçümü</b> yaparak her danışana özel beslenme listeleri hazırlıyor. </p>
<p><b>Listeler kişiye özel belirleniyor</b></p>
<p>Randevu sistemiyle ilerleyen hizmetteki görüşme içerikleri, her danışanın ihtiyaç ve sağlık durumuna göre <b>kişiye özel</b> olarak belirleniyor. Öte yandan, gelen talep üzerine hareket yeteneği kısıtlı olan (yatalak vb.) vatandaşlara sağlık durumuna göre (diyabet vb.) evlerinde diyet tedavileri de uygulanıyor. Hizmetten yararlanmak isteyenler 444 09 39 numaralı çağrı merkezini arayarak veya <b>Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri</b> <b>Müdürlüğü’ne giderek</b> “Diyet ve Beslenme Hizmeti” için randevu oluşturabilirler. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesinden-kisiye-ozel-diyet-ve-beslenme-destegi-589902">Beylikdüzü Belediyesi&#8217;nden kişiye özel diyet ve beslenme desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Palmiye Yağının Sağlıktaki Rolü Bilimsel Bulgularla Netleşiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/palmiye-yaginin-sagliktaki-rolu-bilimsel-bulgularla-netlesiyor-589634</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 09:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Asidi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bulgularla]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[netleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[palmiye]]></category>
		<category><![CDATA[Palmiye Yağı]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıktaki]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589634</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Roger Clemens, palmitik asit üzerine yaptığı çalışmasında, bu asidin biyolojik fonksiyonlarını, vücutla uyumluluğunu ve potansiyel ancak temel sağlık katkılarını ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/palmiye-yaginin-sagliktaki-rolu-bilimsel-bulgularla-netlesiyor-589634">Palmiye Yağının Sağlıktaki Rolü Bilimsel Bulgularla Netleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kaliforniya Üniversitesi&#8217;nde çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Roger Clemens, palmitik asit üzerine yaptığı çalışmasında, bu asidin biyolojik fonksiyonlarını, vücutla uyumluluğunu ve potansiyel ancak temel sağlık katkılarını ele aldı. Dr. Clemens çalışmasında, palmitik asidin insan vücudundaki toplam yağ asitlerinin yaklaşık %20-%30&#8217;unu oluşturduğunu ve enerji üretimi, hücre yapısının korunması, yağda çözünen vitaminlerin emilimi ve tümör inhibitörü olarak işlev gören çeşitli bileşiklerin sentezi gibi temel biyolojik süreçlerde kilit rol oynadığını vurguladı. Dr. Clemens, zeytinyağı, fıstık yağı, ayçiçek yağı, süt ürünleri ve et gibi birçok doğal gıda kaynağında da bulunan palmitik asidin, anne sütündeki baskın yağ asidi olduğunu vurgulamaktadır. Bu gözlemler, palmitik asidin büyüme ve gelişmede doğal bir gereklilik olduğunu göstermektedir. Temel toksikoloji de dahil olmak üzere palmiye yağı güvenliğine ilişkin devam eden değerlendirmeleri, palmiye yağının güvenli olduğunu ve hem bebek beslenmesinde hem de bebek maması bileşiminde faydalı bir bileşen olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>“Palmiye yağı, insan biyolojisiyle doğal uyum içinde çalışan çok yönlü, bitki bazlı bir gıda bileşenidir”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Roger Clemens, palmiye yağının sağlık üzerindeki etkilerinin sadece içeriğiyle değil, aynı zamanda genel beslenme dengesi ve yaşam tarzıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Palmiye yağı, dengeli bir beslenmenin parçası olarak tüketildiğinde insan sağlığına katkıda bulunabilen güvenli bir yağdır. Sağlığı etkileyen kilit faktör, palmitik asit gibi tek bir yağ asidi değil, yaşam tarzı ve beslenmedeki bütüncül dengedir.” Palmiye yağının beslenmedeki değeri ve güvenliği, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (U.S. FDA) tarafından değerlendirilmeye devam etmektedir. EFSA, palmiye yağının gıda katkı maddesi olarak kullanımına ilişkin bir güvenlik endişesi bulunmadığını belirtmektedir. Aynı zamanda FDA, palmiye yağını, gıda ürünlerinde birçok işleve sahip bir gıda bileşeni olarak “genel olarak güvenli kabul edilen” (GRAS) şeklinde sınıflandırmaktadır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/palmiye-yaginin-sagliktaki-rolu-bilimsel-bulgularla-netlesiyor-589634">Palmiye Yağının Sağlıktaki Rolü Bilimsel Bulgularla Netleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 10:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çevreye]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığa]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Vejetaryen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588436</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Kasım Dünya Vegan Günü olarak anılıyor ve vegan beslenmeye dair farkındalık geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436">Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1 Kasım Dünya Vegan Günü olarak anılıyor ve vegan beslenmeye dair farkındalık geliştirilmesi hedefleniyor. Hayvanlardan elde edilen hiçbir gıdayı yememeyi içeren bir beslenme modeli olan vegan beslenmeye ilgi ise son yıllarda giderek artıyor. Vegan ve vejetaryen beslenme modelleri, yalnızca bir yaşam tarzı tercihi değil; etik, ekolojik ve sağlık temelli bir farkındalığın da göstergesi haline geldi. Vegan beslenmeye dair açıklamalarda bulunan İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Melike Şeyma Deniz, bu beslenme modellerinin sağlığa ve çevreye katkılarını değerlendirerek önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>GEZEGENİN GELECEĞİ İÇİN DE KRİTİK ÖNEME SAHİP</strong></p>
<p>Dr. Deniz, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların bitki ağırlıklı beslenmenin çok yönlü faydalarına dikkat çektiğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Bitki temelli beslenme yalnızca bireysel sağlık açısından değil, gezegenin sürdürülebilirliği açısından da çok değerli. Çünkü bu beslenme modeli hem hastalık risklerini azaltıyor hem de çevresel etkileri minimize ediyor.”</p>
<p><strong>YETERSİZ BESİN ÖĞESİ ALIMI İÇİN TAKVİYE KULLANMAK ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Hayvansal kaynaklı besinleri sınırlayan ancak farklı düzeylerde tüketim tercihleri bulunan bireylere vejetaryen deniliyor. Süt ürünleri tüketenler lakto-vejetaryen, yumurta tüketenler ovo-vejetaryen, her ikisini de tüketenler lakto-ovo-vejetaryen, balık tüketenler ise pesko-vejetaryen olarak adlandırılıyor. Hiçbir hayvansal ürünü kullanmayan bireyler ise vegan beslenme modelini benimsiyor. Dr. Deniz, özellikle vegan beslenme biçiminin dikkatli planlanması gerektiğini vurgulayarak şunları ekledi:</p>
<p>“Vegan diyetler doğru planlandığında yeterli ve dengeli olabilir. Ancak B12 ve D vitamini, kalsiyum, iyot, çinko, selenyum ve protein gibi bazı besin öğelerinin yetersiz alımı riski vardır. Bu nedenle profesyonel destek almak, gerekirse takviye kullanmak önem taşır.”</p>
<p><strong>VEGAN BESLENME KALP SAĞLIĞINA FAYDALI</strong></p>
<p>Araştırmalar, vegan beslenme modelinin koroner kalp hastalığı, tip 2 diyabet, hipertansiyon, bazı kanser türleri ve obezite riskini azalttığını ortaya koyuyor. Dr. Deniz, bu durumun beslenmenin içeriğiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bitki temelli beslenme; lif, antioksidan ve fitokimyasal bileşenler açısından zengin, doymuş yağ açısından ise düşüktür. Bu da hastalık riskini azaltan önemli bir faktördür. Ayrıca, bağırsak mikrobiyotasını güçlendirir ve inflamasyonu azaltarak cilt sağlığına da katkı sağlar.”</p>
<p><strong>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AÇISINDAN DA KATKI SUNUYOR</strong></p>
<p>Bilimsel veriler, vegan, vejetaryen ve Akdeniz tipi beslenme modellerinin çevresel sürdürülebilirlik açısından en avantajlı diyetler olduğunu gösteriyor. Bu beslenme biçimleri; daha az sera gazı emisyonu, daha az su tüketimi ve daha az toprak kullanımı gerektiriyor. Dr. Deniz, bu konuda verdiği örnekte şunları söyledi:</p>
<p>“Bir kilogram sebze üretimi için yaklaşık 332 litre su gerekirken, 1 kilogram dana eti üretimi için 15.415 litre su gerekiyor. Bu fark, bitkisel temelli beslenmenin gezegen üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.”</p>
<p><strong>‘ETSİZ PAZARTESİ’ İLE BÜYÜK BİR FARK YARATILABİLİR</strong></p>
<p>Dr. Deniz, “Etsiz Pazartesi (Meatless Monday)” hareketinin herkes için ulaşılabilir bir başlangıç olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:</p>
<p>“Vegan veya vejetaryen olmasanız bile haftanın bir günü et yememek hem bedeniniz hem de gezegen için anlamlı bir katkı sağlar. Pazartesi günü öğünlerde sebze ve baklagil tercih ederek sağlığınızı desteklerken çevreye de olumlu bir etki yaratabilirsiniz.”</p>
<p><strong>BİTKİSEL AĞIRLIKLI BİR GELECEK MÜMKÜN</strong></p>
<p>Tüm bu veriler ışığında, bitki temelli beslenmenin yalnızca bir trend değil hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olduğu görülüyor. Dr. Deniz, “Et tüketimini azaltmak, sebze, meyve, tam tahıl ve baklagil ağırlıklı bir beslenme düzenine geçmek; sağlığımızı korumanın ve gezegenimize saygı göstermenin en etkili yollarından biridir” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436">Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balçova Belediyesi&#8217;nden Okullarda Beslenme Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/balcova-belediyesinden-okullarda-beslenme-destegi-588348</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:54:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[balçova]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[okullarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588348</guid>

					<description><![CDATA[<p>Balçova Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü, ilçe genelindeki ilk ve ortaokullarda her çarşamba günü öğrencilere beslenme çantası desteği sağlamaya başladı. Uygulamanın önümüzdeki günlerde haftanın belirli günlerine yayılması planlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balcova-belediyesinden-okullarda-beslenme-destegi-588348">Balçova Belediyesi&#8217;nden Okullarda Beslenme Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Balçova Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü, ilçe genelindeki ilk ve ortaokullarda her çarşamba günü öğrencilere beslenme çantası desteği sağlamaya başladı. Uygulamanın önümüzdeki günlerde haftanın belirli günlerine yayılması planlanıyor.</p>
<p>Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesine katkı sunmayı amaçlayan proje, Balçova’da büyük takdir topladı. Sabah saatlerinde okullarda yapılan dağıtımlarda, öğrencilerin okul günlerine enerjik başlamaları hedefleniyor.</p>
<p>Balçova Belediye Başkanı, dayanışma ve paylaşma kültürünün Balçova’nın temel değerlerinden biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>“Çocukların sağlıklı beslenmesi, mutlu ve güvenli bir şekilde büyümesi hepimizin ortak sorumluluğu. Bu proje, yalnızca bir gıda desteği değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın somut bir örneğidir. Her çocuğun eşit koşullarda eğitim alabilmesi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.”</p>
<p>Destek Hizmetleri Müdürlüğü ekipleri, beslenme çantalarının içeriğinde mevsimsel ve sağlıklı gıdalara öncelik verildiğini belirtti. Belediye, programın kapsamını genişleterek önümüzdeki süreçte haftanın farklı günlerinde daha fazla okula ulaşmayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balcova-belediyesinden-okullarda-beslenme-destegi-588348">Balçova Belediyesi&#8217;nden Okullarda Beslenme Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabızlığa Karşı Lif, Probiyotik, Kivi, Mineralli Sular ve Kuru Erik İle Doğal Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kabizliga-karsi-lif-probiyotik-kivi-mineralli-sular-ve-kuru-erik-ile-dogal-destek-587768</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 10:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlığa]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kivi]]></category>
		<category><![CDATA[lif]]></category>
		<category><![CDATA[mineralli]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587768</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her dört yetişkinden birinin yaşam kalitesini düşüren kronik kabızlık, modern çağın en yaygın ama en az konuşulan sağlık sorunlarından biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kabizliga-karsi-lif-probiyotik-kivi-mineralli-sular-ve-kuru-erik-ile-dogal-destek-587768">Kabızlığa Karşı Lif, Probiyotik, Kivi, Mineralli Sular ve Kuru Erik İle Doğal Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Her dört yetişkinden birinin yaşam kalitesini düşüren kronik kabızlık, modern çağın en yaygın ama en az konuşulan sağlık sorunlarından biri. Uzmanlara göre uzun süreli kabızlık yalnızca fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda beslenme, stres, yetersiz su tüketimi ve hareketsiz yaşamın ortak bir sonucu. İngiliz Diyetetik Derneği’nin (BDA) yayımladığı yeni rehber, bu soruna bilimsel bir bakış getiriyor ve hangi besinlerin gerçekten işe yaradığını net biçimde ortaya koyuyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, bu önemli çalışmayı değerlendirerek Türkiye’deki sağlıksız beslenme alışkanlıklarına da dikkat çekiyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>İngiliz Diyetetik Derneği (British Dietetic Association – BDA), yetişkinlerde kronik kabızlığın diyetle yönetimine ilişkin bugüne kadarki en kapsamlı rehberi yayımladı. Rehber, 75 randomize kontrollü çalışmayı (RCT) değerlendirerek toplam 59 bilimsel öneri ortaya koydu.<br /> Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, rehberi değerlendirerek “Bu çalışma, kabızlık tedavisinde bilimsel olarak hangi besinlerin, hangi dozda ve nasıl etkili olduğunu ilk kez bu kadar açık biçimde ortaya koyuyor” diyor. Rehberin dikkat çekici yönü, yıllardır “iyi gelir” denilen pek çok besin önerisinin artık güçlü bilimsel verilerle desteklenmiş olması…</strong></em></p>
<p><strong>Bilimsel Kanıtlarla Desteklenen Öneriler</strong></p>
<p>“Kabızlık için lif tüketin” demenin artık yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, “Hangi lif, hangi formda ve hangi miktarda olmalı? Bunu netleştiren bir doküman var artık elimizde. Özellikle ‘karnıyarık otu’ olarak bilinen psyllium lifinin dışkı sıklığını ve kıvamını anlamlı düzeyde iyileştirdiği kanıtlandı” diyor. </p>
<p>Rehbere göre psyllium takviyeleri, kabızlık tedavisinde en etkili lif formu olarak öne çıkıyor. Bifidobacterium lactis ve Lactobacillus casei Shirota suşlarını içeren probiyotik takviyeler bağırsak hareketlerini düzenliyor. Magnezyum oksit takviyeleri bağırsak geçiş süresini kısaltırken, kivi, kuru<strong> </strong>erik<strong> </strong>ve çavdar ekmeği gibi bazı doğal gıdalar da semptomlarda belirgin rahatlama sağlıyor. Ayrıca magnezyumdan zengin mineralli sular, dışkı yumuşaklığını artırarak doğal bir çözüm sunuyor. Ancak rehber, “yüksek lifli diyet” gibi genel beslenme modelleri için kanıtın hala sınırlı olduğunu vurguluyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Türkiye’de En Büyük Sorun: Hareketsizlik ve Yetersiz Lif Tüketimi”</strong></p>
<p>Konuyla ilgili Türkiye’deki tabloya dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Bizim toplumumuzda kabızlık çok yaygın ama konuşulmayan bir sorun. En büyük nedenlerinden biri hareketsizlik, ikincisi ise yetersiz lif alımı. Günde ortalama 25–30 gram lif almamız gerekirken, Türk halkının çoğu bunun yarısını bile tüketmiyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Sebze, meyve ve tam tahıl tüketiminin azalmasının yanı sıra, hazır gıdalara yönelimin bağırsak sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Murat Baş, “Bağırsaklarımız, yediğimiz her şeyin aynası gibidir. İşlenmiş ürünler, düşük lifli atıştırmalıklar ve yetersiz sıvı alımı, kabızlığın kronik hale gelmesinin en önemli nedenleri” diyor.</p>
<p><strong>“Kuru Erik, Mümkünse Kivi ve Probiyotikler Günlük Rutinin Parçası Olmalı” </strong></p>
<p>Yeni rehberin, hem sağlık profesyonelleri hem de bireyler için uygulanabilir pratik bilgiler içerdiğini vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, şunları ekliyor:</p>
<p>“Kuru erik, kivi gibi basit ama etkili meyvelerin düzenli tüketimi, doğal lif alımını destekliyor. Ayrıca doğru suşlardan seçilen probiyotiklerin kullanımı da artık bir moda değil, bilimsel temeli güçlü bir uygulama.”</p>
<p>Kabızlığın yalnızca beslenme değil, yaşam tarzıyla da doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, “Kabızlık artık sadece bir sindirim sistemi sorunu değil, bir yaşam tarzı göstergesi. Yeterli sıvı alımı, fiziksel aktivite ve stres yönetimi olmadan hiçbir besin tek başına mucize yaratmaz” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Yeni Rehber, Diyetisyenlere Yol Gösteriyor</strong></p>
<p>BDA tarafından hazırlanan bu rehber, kronik kabızlık yönetiminde ilk kapsamlı, kanıta dayalı kaynak olma özelliğini taşıyor. Prof. Dr. Murat Baş, “Bu doküman, hekimlerin ve diyetisyenlerin artık ‘deneysel’ değil, ‘kanıta dayalı’ şekilde önerilerde bulunmasını sağlayacak. Türkiye’de de benzer bir rehberin hazırlanması gerekiyor” diyor.</p>
<p>Kronik kabızlık yalnızca rahatsızlık veren bir durum değil, aynı zamanda genel sağlık göstergesi. Prof. Dr. Murat Baş, “Bağırsak sağlığı bozulduğunda, bağışıklık sisteminden ruh haline kadar pek çok sistem etkileniyor. Bu nedenle kabızlıkla mücadele, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kabizliga-karsi-lif-probiyotik-kivi-mineralli-sular-ve-kuru-erik-ile-dogal-destek-587768">Kabızlığa Karşı Lif, Probiyotik, Kivi, Mineralli Sular ve Kuru Erik İle Doğal Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 09:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmek]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[leri]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586582</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582">İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı.</p>
<p><strong>Fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme, ilerleyen yaşlarda kilit rol oynar!</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre Avrupa&#8217;da 65 yaş üstü bireylerin sayısının 15 yaş altı bireylerin sayısını geçebileceğinin öngörüldüğünü aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu raporlarda fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmenin kilit bir rol oynadığı belirtiliyor.” dedi. </p>
<p>İlerleyen yaşlarda yetersiz beslenmeye bağlı olarak zayıflık, obezite, kemik kırıkları, bilişsel fonksiyonlarda azalma/demans gibi sağlık problemlerinin daha sık görülebildiğini ifade eden Yiğit, “Bu dönemde, beslenmede dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süt ürünleri, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynaklarına beslenmede mutlaka yer verilmeli! </strong></p>
<p>Besinler süt, protein, tahıl, sebze-meyve ve yağ olarak beş gruba ayrıldığında özellikle kalsiyumdan zengin olan süt grubunun kemik kırıklarının önlenmesinde hayati önem taşıdığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle ilerleyen yaşlardaki her birey; günlük toplamda 2-3 porsiyon yoğurt, peynir gibi protein, kalsiyum ve fosfor kaynaklarına beslenmelerinde yer açmalı. Yoğurt tüketimi özellikle ilerleyen yaşlarda oluşan uyku bozukluğu sorunlarına da yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>İleri yaşlarda belli porsiyonlarda az yağlı kırmızı ve beyaz etlere, Omega 3 kaynağı olan yağlı küçük balıklara, kuru baklagil gibi bitkisel kaynaklı proteinlere yönelmekte fayda olduğunu kaydeden Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ancak kurubaklagillere gaz şikayetlerini arttırması nedeniyle dikkat edilmeli. Kurubaklagilleri pişirmeden önce suda bekletmek, haşlarken kimyon eklemek gaz şikayetlerini azaltabilir. Vücudun kan şekeri dengesini sağlayabilmesi, kabızlık şikayetlerinin yaşanmaması için posa ihtiyacı da unutulmamalı. Bu nedenle tam buğday unundan yapılmış ekmekler, siyez, karabuğday gibi tahıllar günlük beslenmede mutlaka bulunmalı. Unutmayın bu dönemde vücut bilişsel fonksiyonlar için B vitaminlerine de ihtiyaç duyar ve bunların en iyi kaynakları arasında tam tahıllar vardır.”</p>
<p><strong>Gökkuşağı gibi beslenmek, sağlıklı yaşlanma için önemli! </strong></p>
<p>Günlük toplamda 5 porsiyon sebze ve meyve tüketiminin ilerleyen yaşlarda elzem olduğunun altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Sebze ve meyveler fitokimyasallardan, beta karotenlerden, A ve C vitaminlerinden oldukça zengindir. Bu nedenle tek öğünde farklı renklerde sebze ve meyvelerin bulunması, yani ‘gökkuşağı gibi beslenmek’ kavramı oldukça uygun.” dedi.</p>
<p>Özellikle ilerleyen yaşlarda kalp damar sağlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için kullanılan yağın çeşidi ve miktarına da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Yiğit, “Günlük olarak beslenmede zeytinyağı, kavrulmamış fındık, ceviz, badem gibi bitkisel yağlar mutlaka bulundurulmalı. Eğer diş problemleri yaşanıyorsa bu kuruyemişler meyve veya yoğurt ile birlikte, küçük parçalara bölünerek, yumuşatılarak da tüketilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582">İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlardan Meme Kanserine Karşı Etkili Öneriler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-meme-kanserine-karsi-etkili-oneriler-586266</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 08:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl yaklaşık iki milyonu aşkın kişi meme kanseri ile tanışıyor. Günümüzde halen 10 milyona yakın kadın ya tedavi görmekte ya de tedavisi tamamlanmış olarak hayatına devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-meme-kanserine-karsi-etkili-oneriler-586266">Uzmanlardan Meme Kanserine Karşı Etkili Öneriler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya genelinde her yıl yaklaşık iki milyonu aşkın kişi meme kanseri ile tanışıyor. Günümüzde halen 10 milyona yakın kadın ya tedavi görmekte ya de tedavisi tamamlanmış olarak hayatına devam ediyor. Bilim dünyasının üzerinde en fazla araştırma yaptığı kanser türlerinin başında gelen meme kanserinde son yıllarda tanı ve tedavi yöntemlerindeki hızlı gelişmeler hem yaşam süresi hem de yaşam konforu açısından çok önemli iyileşmeler sağlarken, erken tanı hayat kurtarıyor! Erken tanıya yönelik her yıl Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen etkinliklerden biri de Acıbadem Ataşehir Hastanesi’nde gerçekleştirildi. </em></p>
<p><em><strong>Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’</strong>nin desteğiyle gerçekleştirilen ve <strong>ünlü oyuncu Hazal Filiz Küçükköse’nin de katıldığı ‘Meme kanserinde her raunda hazırız” etkinliğine;  Acıbadem Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak, Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman </strong>ve alanında önde gelen pek çok uzman katıldı.<strong> </strong>Uzmanlar<strong> </strong>meme kanserinden korunmak için yapılması gerekenleri ve tedavi sürecinde öne çıkan gelişmeleri anlattılar, katılımcılardan gelen soruları yanıtladılar.</em></p>
<p>Meme kanserinde erken tanı tüm kanser türlerinde olduğu gibi hayat kurtarıyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, erken tanı sayesinde tedavide başarı oranının yüzde 95’e çıktığını ortaya koyuyor. Hatta tam başarı sağlamak da mümkün olabiliyor. Bu nedenle meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak ve toplumda doğru bilinen yanlışları hafızalardan silmek hastalığa karşı önlem almada ve mücadelede büyük önem taşıyor. Ünlü oyuncu Hazal Filiz Küçükköse de, toplumsal farkındalığa katkı sağlamak amacıyla etkinliğe katıldı ve meme kanseri alanında uzman hekimleri dinledikten sonra kendisinin de çok değerli bilgiler edindiğini, hatta ‘mamografinin ve biyopsinin zararlı olduğu’ şeklindeki bilgilerinin de hurafeden ibaret olduğunun farkına vardığını vurguladı. </p>
<p><strong>Hazal Filiz Küçükköse: “Teyzem hamileyken meme kanseri tanısı aldı”</strong></p>
<p>Sözlerine, yıllar önce 39 yaşında meme kanserine yakalanan ve üç yıl içerisinde hayatını kaybeden teyzesini anarak başlayan Hazal Filiz Küçükköse şöyle konuştu: “Teyzem hamileydi ve meme kanseri tanısı aldı. 90’lı yıllardı ve ben küçük bir çocuktum. Teyzemin yaşadıklarını görüyordum. Sanırım ileri evrede anlaşılmıştı ve teyzemin kanseri hızla ilerledi ve 3 yıl içinde onu kaybettik. Ailemiz için çok acı bir süreçti. O yıllarda teyzemin yaşadıklarını gördüğümde, meme kanserinin ne kadar zor bir hastalık olduğunu anlamıştım. Geç tanı almıştı ve hastalığı hızla ilerlemişti. Günümüzde ise erken tanı alma şansı son derece arttı ve erken tanının hayat kurtardığını biliyoruz. Ailemde meme kanseri öyküsü olması nedeniyle ben de yıllık kontrollerimi yaptırıyorum. Meme kanseri ile ilgili hurafelerden de kendimizi kurtarmamız ve doğru bilgiler öğrenmemiz şart. Ben bugün değerli hocalarımı dinledikten sonra “mamografinin radyasyon nedeniyle zararlı olduğu”, “biyopsinin de kanserli hücrenin patlayıp yayılmasına neden olduğu” şeklindeki bilgilerin hurafe olduğunu öğrendim!”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Metin Çakmakçı: “Erken evrede tedavi başarısı çok yüksek”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı</strong>, erken tanının önemine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Meme kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri. Dünyada 2.3 milyon, ülkemizde ise 25 bini aşkın kadın meme kanseri ile tanışıyor. Bu sayı giderek artıyor. Meme kanserinin günümüzde genç yaşlarda da sık görüldüğüne şahit oluyoruz. Bu nedenle toplumsal bilinçlenme son derece önem taşıyor. Meme kanserinin kolay tarafları var çünkü tanısı kolay. Yeter ki düzgün kontroller yapılsın, çünkü daha bir belirti vermeden tanı koyabiliyoruz. Ancak erken tanıda elle kontrolün muayene yerine geçmediği mutlaka bilinmelidir. Çünkü elle kontrolde kadının eline herhangi bir kitle vb gelmediğinde ‘benim bir şeyim yok’ diyerek zaman kaybedebiliyor.  Bu nedenle her kadının 40 yaş sonrasında her yıl düzenli muayene, ultrason, sonografi ve mamografi yaptırmaları, erken tanı şansını artırır. Erken evrede yakalanınca tedavisi çok kolay ve çok başarılı yapılabilen bir kanser. Erken evrede yakalandığında 5 yıllık yaşam yüzde 95’in üzerinde ki çok az kanserde bu oran söz konusudur.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Özge Gümüşay: “Meme yapınızı tanıyın ama tarama için mutlaka mamografi yaptırın”</strong></p>
<p><strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay </strong>da konuşmasında, erken tanının tedavi seçeneklerini değiştirdiğini vurgulayarak, kadınların meme yapılarını tanımaları ve memelerinde meydana gelen olası değişiklikleri fark etmelerinin son derece önemli olduğunu ancak kendi kendine muayenenin yeterli olmadığını vurgulayarak “Meme yapınızı tanıyın ve kontrolde farklılık var mı diye bakın ama bu meme kanseri taraması için yeterli değildir. Meme kanseri taraması için 40 yaşından sonra yılda bir mamografi yaptırmak gerekir. Tümör henüz çok küçükken veya öncül hücreyken mamografide yakalamak çok kıymetli. Hastalığın tipine ve biyolojisine göre tedaviler değişmekle birlikte bütün hastalarımızı ne kadar erken evrede yakalarsak hem başarı oranımız artıyor, hem tedavimizin yoğunluğu azalıyor ve hasta için çok daha kolay bir süreç haline geliyor” dedi. Erken tanının tedavi seçeneklerini değiştiren çok önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay, günümüzde ileri tanı meme kanserlerinde de tedavi yöntemlerinin geliştiğini belirterek şöyle konuştu: “Özellikle erken evrede geldiğinde hastalarımız bazen kemoterapi bile vermeden, sadece endokrin tedavi ve cerrahi tedavi ile tam kür sağlayabiliyoruz. Bununla birlikte ileri evre tedavide de,  metastatik evre olsa da hastalarıma söylediğim cümle; tedavi edilebilir bir hastalığınız var. Ne demek bu? Aslında meme kanserinde o kadar çok gelişme var ki, yeni ilaçlar, akıllı ilaçlar, immünoterapiler birçok tedavi seçeneği ile çok çok iyi sonuçlar elde edebiliyoruz. Hastalarımız metastatik meme kanseri tanısı aldığında da mutlaka onkoloji uzmanı ile bu tedavi sürecini yönetmeli.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Bülent Saçak “Erken tanı hayat kurtarır, meme onarımı da hayata bağlar”</strong></p>
<p>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak “erken tanı hayat kurtarır, meme onarımı da hayata bağlar, bizim mottomuz da bu” diyerek başladığı sözlerine şöyle devam etti: “Meme kanseri çok yaygın üstelik çok tedavi edilebilir bir hastalık ama hastalık sadece biyolojik değil, organ sadece biyolojik bir organ değil. Psikososyal olarak da görevi olan bir organ. Dolayısıyla kadının hastalığı tam olarak gerçekten atlatabilmesi için, gerçekten tam olarak iyileştim diyebilmesi için vücut bütünlüğünün de korunması gerekiyor. Çünkü memenin bir kimlik organı, bir kadınlık organı olduğunu biliyoruz. Bu anlamda tedavinin tam olarak tamamlanması, kadının memesinin alındıktan sonra memenin yeniden oluşturulmasıyla, simetrik ve doğala yakın bir meme görünümü elde edilmesiyle sağlanabiliyor. Bu anlamda plastik cerrahlara da büyük görev düşüyor. Biz de çeşitli farklı plastik cerrahi teknikler uygulayarak, hastanın kayıplarını gidererek, hastanın hastalığı gerçek anlamda atlatabilmesine, önüne bakabilmesine, hayatına devam edebilmesini sağlamaya dikkat ediyoruz. Son yıllarda gerek kadın vücudunu biyolojiyi anlamamız, gerek onkolojide artan bilgiler, gerek implant teknolojisinde artan bilgiler ve yenilikler sayesinde bugün hem insanın kendi vücudundan hem de silikonlarla hastanın kozmetiğini bozmayan, hayata kaldığı yerden devam etmesini sağlayan uygulamalar yapabiliyoruz.”</p>
<p><strong>Nur Ecem Baydı Ozman: “Batı tipi beslenmeyi Akdeniz tipi diyetle değiştirmek gerekiyor”</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman sadece meme kanserinde değil, tüm kanser türlerinde insanların sihirli şeyler duymak istediklerini, ancak ‘şunu yiyelim işe yarasın’ türünden sihirli bir besin olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Kansere karşı korunmada olduğu gibi, kanser tedavisi sırasında da iyi beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi gerekiyor. Özellikle batı tipi beslenme dediğimiz işlenmiş besinler, kızartmalar ve şekerin yoğun olduğu beslenme türünün Akdeniz tipi diyetle değiştirilmesi gerekiyor. Akdeniz tipi beslenmede; balık, tam tahıllar, sebze, meyve, zeytinyağı ve lifler var. Bunların meme kanseri dahil tüm kanserlerde koruyucu olduğunu bilimsel olarak biliyoruz. Bunların egzersizle kombinlenmesi, ideal vücut ağırlığında olunması, yağ oranının çok yüksek olmaması gerekiyor. Sürdürülebilir şeyleri hayatımıza dahil etmemiz gerekiyor.” Ozman, kanserden korunmak için uzak durulması gerekenleri ise şöyle anlattı: “Özellikle işlenmiş etlerden ve kırmızı etlerden uzak durulması gerekiyor. İşlenmiş etlere toleransımız oldukça az. Neredeyse hiç tüketilmemesi gerekir. Kırmızı etin de haftada 350-500 gram arasında tüketilmesi öneriliyor. Daha fazlasının kanserler üzerinde tetikleyici olabileceği söyleniyor. Onun dışında birşeyleri takviye formunda almak, özellikle tedavi esnasında çok riskli olabilir. Yani bir ürün çok iyi olabilir ama onu yoğun bir formda takviye olarak almak, tam tersi etki yaratabilir. Bu anlamda takviye kullanılacaksa da mutlaka hekime danışılarak, o anda kullanılan ilaçla bir etkileşim var mı bundan emin olarak ilerlemek gerekebiliyor.” </p>
<p><strong>Sosyal medyadan öğrendikleriniz sağlığınızı riske atabilir!</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kanserden korunmada beslenmenin önemli bir faktör olduğunu, mutlaka Akdeniz tipi beslenme alışkanlıklarının kazanılması gerektiğini belirterek, toplumda çok sık yapılan ve insan sağlığını tehlikeye atan hatalara da dikkat çekti. Ozman şöyle konuştu: “Günümüzde özellikle sosyal medya hayatımızın çok fazla içerisinde ve ne yazık ki çok yanlış bilgiler var; bunları hepimiz duymak istiyoruz insan olarak, bana ‘hap bilgi gelsin ve işime yarasın’. Ama henüz bilimde literatürde böyle bilgiler yok. Üstelik bu tür bilgiler fayda yerine son derece zararlı olabiliyor, tedavinin aksamasına hatta tam tersi sonuç alınmasına yol açabiliyor. Örneğin; bir şeyleri takviye olarak almak tedavi esnasında çok riskli olabilir. Yani bir ürün çok iyi olabilir ama yoğun bir formda takviye almak tam tersi etki yaratabilir. Bu anlamda bir takviye kullanılacaksa da mutlaka hekime danışılarak, o anda kullanılan ilaçla bir etkileşim var mı bundan emin olarak ilerlemek gerekiyor. Yine antioksidanları  çok faydalı diye biliriz ve evet faydalıdır da. Ama fazla alındığında tam tersi etki yaratabiliyor!”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-meme-kanserine-karsi-etkili-oneriler-586266">Uzmanlardan Meme Kanserine Karşı Etkili Öneriler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük&#8217;te Öğrencilere Çevre ve Sağlıklı Beslenme Bilinci</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcukte-ogrencilere-cevre-ve-saglikli-beslenme-bilinci-586210</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 19:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, öğrencilerin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanması ve çevre farkındalığının artırılması amacıyla düzenlenen anlamlı bir etkinliğe destek verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-ogrencilere-cevre-ve-saglikli-beslenme-bilinci-586210">Gölcük&#8217;te Öğrencilere Çevre ve Sağlıklı Beslenme Bilinci</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, öğrencilerin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanması ve çevre farkındalığının artırılması amacıyla düzenlenen anlamlı bir etkinliğe destek verdi.</p>
<p>İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından Gölcük Belediyesi’nin katkılarıyla organize edilen “Balıkları Tanıyorum, Bilinçli Besleniyorum” etkinliği büyük ilgi gördü. Kavaklı sahilinde yapılan etkinlikte öğrencilere; Türkiye’de avcılığı yapılan balıklar, sağlıklı beslenme ve çevre duyarlılığı konularında faydalı bilgiler verildi. Etkinlikte Gölcük Belediyesi tarafından oluşturulan &#8220;Sıfır Atık&#8221; standıyla öğrencilere, çevre bilincini aşılandı.</p>
<p><b>Bilinçli ve sağlıklı nesiller yetiştirmek</b></p>
<p>Etkinliğin açılışına Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin ile katılan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, &#8220;Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın çevreye ve sağlıklı beslenmeye duyarlı bireyler olarak yetişmeleri için çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz. Bilinçli ve sağlıklı nesiller yetiştirmek, belediyemizin öncelikli hedeflerinden biridir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-ogrencilere-cevre-ve-saglikli-beslenme-bilinci-586210">Gölcük&#8217;te Öğrencilere Çevre ve Sağlıklı Beslenme Bilinci</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çeşme Belediyesi&#8217;nden ilköğretim öğrencilerine beslenme desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cesme-belediyesinden-ilkogretim-ogrencilerine-beslenme-destegi-586036</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 13:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[ilköğretim]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çeşme Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, Çeşme’de eğitim gören ilköğretim öğrencilerine yönelik sosyal destek çalışmalarına bir yenisini ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesme-belediyesinden-ilkogretim-ogrencilerine-beslenme-destegi-586036">Çeşme Belediyesi&#8217;nden ilköğretim öğrencilerine beslenme desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşme Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, Çeşme’de eğitim gören ilköğretim öğrencilerine yönelik sosyal destek çalışmalarına bir yenisini ekledi. Belediye tarafından yürütülen proje kapsamında, ihtiyaç sahibi ilköğretim 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine diyetisyen ve gıda mühendisleri gözetiminde hazırlanan sağlıklı beslenme çantaları ulaştırılıyor.</p>
<p>Çeşme Belediyesi, bu uygulama ile hem çocukların gelişim dönemlerinde dengeli ve sağlıklı beslenmelerine katkı sağlamayı hem de ekonomik zorluk yaşayan ailelerin yükünü hafifletmeyi amaçlıyor. Beslenme çantalarının içeriği, çocukların yaş gruplarına ve günlük enerji ihtiyaçlarına uygun biçimde hazırlanıyor.</p>
<p>Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen dağıtımlar, belirlenen ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına düzenli olarak ulaştırılıyor.</p>
<p>Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, projenin sosyal dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Her çocuğumuzun sağlıklı, dengeli beslenmeye hakkı var. Biz Çeşme Belediyesi olarak yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın geleceğini de önemsiyoruz. Bu destek, onların eğitim hayatlarına güç katacak küçük ama anlamlı bir adım.”</p>
<p>Çeşme Belediyesi, sosyal destek programları kapsamında çocukların, kadınların ve dezavantajlı grupların yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik çalışmalarını yıl boyunca sürdürecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesme-belediyesinden-ilkogretim-ogrencilerine-beslenme-destegi-586036">Çeşme Belediyesi&#8217;nden ilköğretim öğrencilerine beslenme desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Temiz Gıdalarla Sağlıklı Yaşam: Efes Tarlası Yaşam Köyü&#8217;nde Fonksiyonel Beslenme Söyleşisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/temiz-gidalarla-saglikli-yasam-efes-tarlasi-yasam-koyunde-fonksiyonel-beslenme-soylesisi-585457</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 08:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalarla]]></category>
		<category><![CDATA[köyü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tarlası]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585457</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Karaot Yerel Tohum Derneği iş birliği ile Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın’ın konuşmacı olarak katıldığı “Temiz Gıdalarla Fonksiyonel Beslenme” söyleşisi, Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde yoğun katılımla gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/temiz-gidalarla-saglikli-yasam-efes-tarlasi-yasam-koyunde-fonksiyonel-beslenme-soylesisi-585457">Temiz Gıdalarla Sağlıklı Yaşam: Efes Tarlası Yaşam Köyü&#8217;nde Fonksiyonel Beslenme Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Karaot Yerel Tohum Derneği iş birliği ile Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın’ın konuşmacı olarak katıldığı “Temiz Gıdalarla Fonksiyonel Beslenme” söyleşisi, Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde yoğun katılımla gerçekleşti.</p>
<p><b>FONKSİYONEL BESLENME BİR TOPLUMSAL BİLİNÇTİR</b></p>
<p>Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, doğallığını koruyan, katkısız ve yerel üretime dayalı gıdaların insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, fonksiyonel beslenmenin yalnızca bireysel bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal bir sağlık bilinci olduğunu vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın; “Tüketicilerin bilinçli tercihlerinin üretim süreçlerini dönüştürebileceğini biliyoruz. Kaliteli yiyecekler yersek iyi çalışan hücrelerimiz olur. Aslında ne yiyorsak oyuz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde yürütülen çalışmalardan övgüyle söz eden Harzadın, bu projeyi hayata geçiren Efes Selçuk Belediyesi’ne ve Karaot Yerel Tohum Derneği’ne teşekkür etti.</p>
<p>Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, “Temiz gıdaya erişim ve yerel üretimin korunması hem bugünün hem geleceğin sağlığı için büyük bir adım” dedi.</p>
<p><b>“BESİNLER İLACIMIZ OLMALI”</b></p>
<p>Beslenmenin yalnızca karın doyurmak olmadığını, sağlığı doğrudan etkileyen bir yaşam biçimi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Harzadın; “Bugün yediğimiz yiyecekler torunlarımızın sağlığını belirliyor. Beslenmek aslında son derece ciddi bir konu. Yediğimiz besinler içi boş, yüksek kalorili ve hücrelerimizi beslemeyen hale geldiğinde besin açıkları oluşuyor. Dünya obezite haritasında Türkiye ilk sıralarda yer alıyor. Bu tabloyu değiştirmek bizim elimizde. Unutmayalım ki besinler ilacımız olmalı” ifadelerini kullandı.</p>
<p> Büyük ilgiyle takip edilen söyleşinin sonunda katılımcılar Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın’a sağlıklı beslenme ve üretime dair sorularını sordular. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/temiz-gidalarla-saglikli-yasam-efes-tarlasi-yasam-koyunde-fonksiyonel-beslenme-soylesisi-585457">Temiz Gıdalarla Sağlıklı Yaşam: Efes Tarlası Yaşam Köyü&#8217;nde Fonksiyonel Beslenme Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anti-inflamatuar]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerde]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[İnflamasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[lipödem]]></category>
		<category><![CDATA[lipödemli]]></category>
		<category><![CDATA[Semptom]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle kadınları daha fazla etkileyen lipödem obezite ile karıştırılabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, kilo vermek için diyet yapan ama bacaklarındaki ağrılı şişliklerin azalmadığını fark eden kadınların önemli bir kısmının aslında lipödemle mücadele ettiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283">Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle kadınları daha fazla etkileyen lipödem obezite ile karıştırılabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, kilo vermek için diyet yapan ama bacaklarındaki ağrılı şişliklerin azalmadığını fark eden kadınların önemli bir kısmının aslında lipödemle mücadele ettiğini söyledi. Lipödemin sadece fazla kilo olmadığının altını çizen Dyt. Yurttadur, “Bu hastalıkta beslenme yalnızca kilo kontrolü için değil, iltihap ve ağrıyı azaltmak için de tedavinin merkezinde olmalı” dedi. </em></p>
<p>Lipödem, özellikle alt ekstremitede yani bacaklarda orantısız yağ birikimi ve ağrı ile seyreden, kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığı olarak tanımlanıyor. Kadınlarda erkeklere oranla çok daha sık görülen bu sorunun çoğu zaman obezite veya lenfödemle karıştırıldığına dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Harika Özkaye Yurttadur, lipödemin klasik kilo alımından farklı olarak diyet ve egzersize dirençli, ağrılı bir yağ birikimiyle kendini gösterdiğini anlattı. </p>
<p>Özellikle kadınlarda yüzde 11 oranında görülen lipödemin toplumda yeterince tanınmadığını ancak bu hastalığın kişinin yalnızca fiziksel görünümü değil, yaşam kalitesini ve psikososyal durumunu da yakından etkilediğine işaret eden Dyt. Yurttadur, “Lipödemin tedavisinde en önemli hedefin iltihabı azaltmak, semptomları hafifletmek ve ilerlemeyi durdurmaktır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“BESLENME TEDAVİSİNİN AMACI SADECE KİLO KAYBI DEĞİLDİR!”</strong></p>
<p>Lipödemin genellikle obeziteyle karıştırıldığı için kilo kontrolünün çoğu zaman tedavinin odak noktasını oluşturduğunu söyleyen Dyt. Yurttadur, “Ancak yapılan çalışmalar, enerji açığı oluşturulmasına rağmen lipödemli bireylerin yüzde 95’inde etkilenen bölgelerde yağ kaybının çok az olduğunu gösteriyor. Bu nedenle lipödemde beslenme tedavisinin amacı sadece kilo kaybı değildir; iltihabı azaltmak, ödemi hafifletmek ve genel refahı artırmaktır.” dedi. </p>
<p><strong>AKDENİZ TARZI BESLENME İLK SIRALARDA YER ALIYOR</strong></p>
<p>Lipödem hastalarında kişiye özel, düşük karbonhidratlı, anti-inflamatuar beslenme modelinin semptomların hafiflemesine yardımcı olabileceğinin altını çizen Dyt. Yurttadur, “Bu tür diyetler, sistemik inflamasyonu azaltarak ağrının azalmasına, ödemin kontrolüne ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlar.” dedi. Hastalar için en uygun beslenme yaklaşımları konusunda şu bilgileri verdi: “Yüksek antioksidan içeriğiyle bilinen Akdeniz diyeti, lipödemli bireylerde inflamasyonu azaltıcı etkisiyle öne çıkar. Zeytinyağı, balık, taze sebze-meyveler, kuruyemişler ve tam tahıllar, vücutta hücre hasarını azaltır ve dolaşımı destekler.” </p>
<p><strong>DÜŞÜK KARBONHİDRATLI BESLENME YARDIMCI OLUR!</strong></p>
<p>Bunun yanında son yıllarda yapılan araştırmaların ketojenik diyetin lipödemde ağrı ve semptom yönetiminde etkili olabileceğini gösterdiğini anlatan Dyt. Yurttadur, sözlerine şöyle devam etti: “Ketojenik Diyet modeli 1920’li yıllardan bu yana epilepsiyi yönetmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Karbonhidrat alımını günde 20 gramdan daha aza indirgeyerek uygulanmaktadır. Son yapılan araştırmalarda Ketojenik Diyet’in lipödemde ağırlık ve semptom yönetimini iyileştirebileceği gösterilmektedir.”</p>
<p>“Benzer şekilde düşük karbonhidratlı yani , enerjinin yüzde 45’inden azının karbonhidrattan geldiğinde diyetler de ağrıyı azaltabilir, yaşam kalitesini artırabilir” diyen Dyt. Yurttadur, sözlerine şöyle devam etti: “Özetle diyet yaklaşımında önerilen; anti-inflamatuar ve antioksidatif bileşenlerle sistematik inflamasyonu azaltıcı, ödem azaltıcı ve vücut ağırlığını düşürme hedefi olan çoğunlukla düşük karbonhidratlı fakat dönemsel olarak karbonhidrat alımına izin veren döngüsel bir beslenme programı takip edilmelidir.”</p>
<p><strong>DİYETTE OLMASI VE KAÇINILMASI GEREKEN BESİNLER</strong></p>
<p>Genel olarak beslenme alışkanlığı içinde diyette olması ve olmaması gereken besinler konusunda Dyt. Yurttadur şu bilgileri verdi:  “Sistemik inflamasyonu ve ödemi azaltmak, hücre hasarını önlemek için; Zencefil, zerdeçal, sarımsak, soğan, yeşil çay, matcha, rooibos çayı, renkli sebze ve meyveler özellikle koyu yeşil, mor, turuncu renkli olanlar, yaban mersini, böğürtlen, ahududu gibi antosiyanin içeriği yüksek meyveler, ıspanak, pazı, roka, semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler diyete eklenebilir. Beyaz un, nişasta, hamur işleri, tatlılar, paketli gıdalar vb. glisemik indeksi düşük karbonhidrat kaynakları tercih edilmelidir. Özellikle rafine karbonhidrat önerilmemektedir; Kinoa, karabuğday, esmer pirinç, tam buğday makarna, yulaf, tatlı patates ve sebze grubu kompleks karbonhidrat kaynağı olarak diyete eklenebilir. Kas kütlesini korumak için sağlıklı protein kaynakları önemlidir. Bunun için serbest gezen tavuk, hindi, kırmızı et (ölçülü ve yağsız), yumurta, özellikle somon, sardalya, uskumru gibi omega-3 zengini olanlar balıklar ve mercimek, nohut, fasulye gibi kurubaklagiller tercih edilmeli. Yağ seçiminde de zeytinyağı, avokado, ceviz, badem, chia ve keten tohumu gibi sağlıklı yağlar kullanılmalı. Kinoa, karabuğday, tam buğday makarna, tatlı patates, sebzeler de beslenmeye eklenmesi gerekir. Bunun yanında günde 2–2.5 litre su içmek,  maydanoz, yeşil çay ve ananas gibi doğal diüretikler kullanmak da hidrasyon açısından önemlidir.”</p>
<p><strong>TAKVİYE ÜRÜNLERDEN DESTEK ALINABİLİR</strong></p>
<p>Lipödemli bireylerde basit şeker, trans yağ, aşırı tuz ve işlenmiş gıdalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebileceğini anlatan Dyt. Yurttadur, “Bazı kişilerde süt ürünleri ve gluten de inflamasyonu tetikleyebilir. Alkol ise lenfatik akışı yavaşlatarak toksin atılımını engellediği için mümkün olduğunca tercih edilmemeli. Bunun yanında kişinin genel durumuna göre hekiminin ya da diyetisyeninin önereceği doğrultuda takviye ürünlerden de yararlanılabilir.”</p>
<p><strong>“BESLENME TEDAVİSİ EGZERSİZLE BİRLİKTE YÜRÜTÜLMELİDİR”</strong></p>
<p>Lipödemin konservatif tedavisinde beslenme, egzersiz ve fizik tedavi birlikte yürütülmesi gerektiğini ve hedefin sadece kilo vermek olmadığının altını çizen Dyt. Harika Özkaya Yurttadur, sözlerini şöyle tamamladı:  “İltihabı azaltmak, dolaşımı desteklemek ve semptomları kontrol altına almak tedavinin asıl amacıdır. Bilimsel temelli, anti-inflamatuar bir beslenme yaklaşımıyla lipödemin ilerlemesi yavaşlatılabilir, hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir. Bunun yanında Manuel lenf drenajı ile ödemin azaltılmasına yardımcı olur ve dolaşımı destekler. Yine lenf akışını düzenlemede kompresyon giysileri de yardımcı olur. Lenf ödem hastalarının ayrıca yürüyüş, yüzme, yoga, plates gibi düşük etkili egzersizleri de hayatlarına sokmaları son derece önemlidir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283">Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyetisyen hizmetiyle kilolardan kurtuluyor, hastalıkları yeniyorlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-hizmetiyle-kilolardan-kurtuluyor-hastaliklari-yeniyorlar-585223</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 08:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetiyle]]></category>
		<category><![CDATA[kilolardan]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yeniyorlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585223</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nin sağlık hizmetleri kapsamında sunduğu Sağlıklı Beslenme ve Diyet Danışmanlığı, yurttaşların fazla kilolarından kurtulmalarına, hastalıklarının kontrol altına alınmasına ve daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-hizmetiyle-kilolardan-kurtuluyor-hastaliklari-yeniyorlar-585223">Diyetisyen hizmetiyle kilolardan kurtuluyor, hastalıkları yeniyorlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><span><span><span>Gaziemir Belediyesi’nin sağlık hizmetleri kapsamında sunduğu Sağlıklı Beslenme ve Diyet Danışmanlığı, yurttaşların fazla kilolarından kurtulmalarına, hastalıklarının kontrol altına alınmasına ve daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sağlıyor.</p>
<p>Gaziemir Belediyesi’nin, yurttaşların bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan daha güçlü olmaları için verdiği sağlık hizmetlerinden her yıl on binlerce kişi faydalanıyor. Belediyenin sağlık alanındaki çalışmalarından biri olan Sağlıklı Beslenme ve Diyet Danışmanlığı Hizmeti’yle, Gaziemir’de yaşayan vatandaşların yanlış beslenme alışkanlıkları saptanıyor,  yetersiz ve dengesiz beslenmenin yol açtığı sağlık sorunlarına karşı önleyici çalışmalar yapılıyor. Sağlık Köyü’ndeki merkezde, destek isteyen yurttaşlara sağlık hizmeti veren diyetisyen, Evde Hasta ve Yaşlı Bakım ekibinin belirlediği hastaları ise evlerinde tedavi ediyor. Hizmet kapsamında hastalara özel diyet programları hazırlanıyor, hastalar sürekli takip ediliyor.</p>
<p><b>“İlaç kullanmadan rahatsızlıklarımdan kurtuldum”</b><br />Gaziemir Belediyesi’nin Sağlıklı Beslenme ve Diyet Danışmanlığı Hizmeti’nden faydalanan Hande Odabaşı, “Kolesterol yüksekliği, hipertansiyon ve şeker atakları gibi rahatsızlıklarım vardı. Hastalık teşhisleri konulduktan sonra diyetisyen hizmeti almak için belediyemize başvurdum. Bu hizmeti almaya başladıktan sonra 1,5 yılda 22 kilo verdim. Fazla kilolarımdan kurutularak daha sağlıklı bir yaşama kavuştum. Bu sayede hiçbir ilaç kullanmadan rahatsızlıklarımdan kurtuldum. Bu hizmetten çok memnunum. Belediyemize ve diyetisyenimize çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. </span></span></span></div>
<div> </div>
<div> </div></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-hizmetiyle-kilolardan-kurtuluyor-hastaliklari-yeniyorlar-585223">Diyetisyen hizmetiyle kilolardan kurtuluyor, hastalıkları yeniyorlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin&#8217;den internet üzerinden Ayvalık zeytinyağı alacak olan tüketicilere uyarı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayvalik-belediye-baskani-mesut-erginden-internet-uzerinden-ayvalik-zeytinyagi-alacak-olan-tuketicilere-uyari-584176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[ergin]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[mesut]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Ergin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağı]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, tüketicilerin Ayvalık’a gelmeden, internet aracılığıyla yaşadıkları kentlerden Ayvalık zeytinyağını satın alırken daha çok coğrafi işaretli ürünleri tercih etmelerini önerdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalik-belediye-baskani-mesut-erginden-internet-uzerinden-ayvalik-zeytinyagi-alacak-olan-tuketicilere-uyari-584176">Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin&#8217;den internet üzerinden Ayvalık zeytinyağı alacak olan tüketicilere uyarı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, tüketicilerin Ayvalık’a gelmeden, internet aracılığıyla yaşadıkları kentlerden Ayvalık zeytinyağını satın alırken daha çok coğrafi işaretli ürünleri tercih etmelerini önerdi. Başkan Mesut Ergin, “Ayvalık Zeytinyağı, coğrafi bir üründür. Çünkü en azından tüketicilerimizin, bu dolandırıcı firmalarca kandırılma oranları azalır” diyerek vatandaşlara uyarıda bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tavsiyemiz gerçek Ayvalık zeytinyağı kullanın</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Günümüzde sağlıklı beslenmenin her bireyin önceliği haline geldiğini belirten Başkan Mesut Ergin, “Çünkü biliyorsunuz, bakıldığında çevremizde her türlü tağşişli ürüne rastlayabilmek mümkün. Bugün tüm otoriteler zeytinyağıyla beslenme şeklinin, en sağlıklı beslenme şekli olduğunu savunuyor. Bence tüketicilerimizin gerçekten sağlıklı beslenmek istiyorlarsa, hakiki zeytinyağına ulaşabilmeleri gerekiyor. Bizim de bu konudaki tavsiyemiz, gerçek Ayvalık zeytinyağlarını kullanmaları ve böylelikle de yaşam kalitelerini arttırmalarına yöneliktir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ayvalık bir gastronomi şehridir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ayvalık Zeytinyağının kısa sürede AB tesciline kavuşmasını beklediklerini vurgulayan Başkan Mesut Ergin, “Ayvalıklı sanayicileri ve butik firmaların ürünleri de, Avrupa ülkelerindeki marketlerin reyonlarında yerini alır. Zaten bu yönde çok ciddi girişim ve çabalar var. Özellikle Ayvalık Ticaret Odası’nın bu yönde çok ciddi çabaları var. Ayvalık Belediyesi olarak bizim de; zeytinyağını yanı sıra gastronomi alanındaki değerlerinin coğrafi işaret ve patentlerinin tescillenmesine yönelik ciddi girişimlerimiz var. Biz de 5 yıldır Ayvalık Mutfağının ve dolayısıyla gastronomisine ait damak lezzetlerinin hak ettiği noktaya ulaştırılması için yoğun bir çabanın içindeyiz. Her defasında vurguladığımız gibi, Ayvalık bir gastronomi şehridir. Tabi gastronomi kenti olabilmesinin ana unsuru da zeytinyağıdır. Zeytinyağının yanı sıra deniz ürünleri, ot çeşitleri de bu unsurların bazılarıdır. Bu lezzetlerin yapımında da zeytinyağı olmazsa olmazdır. Ayvalık bu anlamda da son derece şanslıdır. ‘Ayvalık, bir gastronomi kentidir’ derken, elimizdeki argümanlar çok kuvvetlidir. Bu yüzden de biz, Ayvalık’ın gastronomi kenti olduğunu her fırsatta vurguluyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ayvalık için zeytinyağının bir yaşam biçimi </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ayvalık için zeytinyağının bir yaşam biçimi olduğunu vurgulayan Başkan Mesut Ergin şöyle devam etti:“Bugün biz; kahvaltılarımızda, yemeklerimizde mutlaka kullanıyoruz. Ayvalıklılar olarak bizler kahvaltı yaparken, soframızda ekmeğimizi banabileceğimiz bir zeytinyağı tabağı olmazsa, bir eksiklik hissediyoruz. Üstelik zeytin ağaçlarının bulunduğu bölgemizde soluduğumuz hava bile farklı ve son derece sağlıklı. Zeytinyağı bizlere sağlıklı beslenmeyi de beraberinde getiriyor. Biz Ayvalıklılar, zeytin ağacı ve zeytinyağının kokusuyla büyüdük, bu yaşlara geldik. Çocukluğumuzda; fabrikaların zeytinyağı üretirken yaydığı o mis gibi zeytinyağı kokularını ciğerlerimize çektik. Günümüzde o zeytinyağı kokusunu hissedenler, ‘Bu nasıl bir koku?’ diye düşünüyordur. Ama bizler o kokuları benimsemiş ve o kokularla büyümüş insanlarız. O yüzden de zeytinyağı Ayvalık için sadece katma değerli bir ürün değil, aynı zamanda da yüzyıllardan bu yana bir yaşam şekli haline gelmiştir.” </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalik-belediye-baskani-mesut-erginden-internet-uzerinden-ayvalik-zeytinyagi-alacak-olan-tuketicilere-uyari-584176">Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin&#8217;den internet üzerinden Ayvalık zeytinyağı alacak olan tüketicilere uyarı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efes Selçuk&#8217;ta beslenme çantaları dayanışma ile doluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-beslenme-cantalari-dayanisma-ile-doluyor-582075</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çantaları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doluyor]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[Efes Selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi, örnek sosyal belediyecilik uygulamalarından biri olan “Efes Selçuk Çocuklar İçin Gıda Dayanışması” projesiyle yeni eğitim-öğretim yılında da öğrencilerin beslenme çantalarına destek oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-beslenme-cantalari-dayanisma-ile-doluyor-582075">Efes Selçuk&#8217;ta beslenme çantaları dayanışma ile doluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi, örnek sosyal belediyecilik uygulamalarından biri olan “Efes Selçuk Çocuklar İçin Gıda Dayanışması” projesiyle yeni eğitim-öğretim yılında da öğrencilerin beslenme çantalarına destek oluyor.</p>
<p>Belediyenin öncülüğünde, kentte faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri ve yurttaşların katkılarıyla yürütülen proje; kent dayanışması ruhuyla çocukların sağlıklı beslenmesine destek olmayı hedefliyor. Proje kapsamında, sosyal desteğe ihtiyaç duyan ailelerin çocuklarına gerekli gıda ürünleri haftalık olarak ulaştırılıyor.</p>
<p>Artan enflasyon ve düşen alım gücünün yarattığı ekonomik zorluklara karşı hayata geçirilen proje, Efes Selçuk’ta eğitim gören öğrencilerin sağlıklı beslenmesine katkı sunuyor. Efes Selçuk Belediyesi, 2025–2026 Eğitim-Öğretim Yılı’nda da çocuklar için hem üç adet Kent Lokantası Öğrenci Otobüsü ile uygun fiyatlı öğle yemeği imkânı sağlıyor, hem de Gıda Dayanışması Projesi ile öğrencilerin beslenme çantalarına destek veriyor.</p>
<p>Efes Selçuk Gıda Dayanışması Projesi’nin kent dayanışması ruhuyla hayata geçen bir proje olduğuna dikkat çeken Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Efes Selçuk Çocuklar için Gıda Dayanışması Projesi,  çocuklar anne karnına düştüğü andan itibaren sağlıklı gelişimi için Efesli Anneler Kolisi ile, doğduktan sonra 0-2 yaş arası  bez ve mama ihtiyaçlarını karşılayan Efesli Bebeler kolisi ile, okula giden çocukların beslenme çantalarına Efesli Çocuklar kolisi ile destek olan bir dayanışma projesidir” dedi.</p>
<p><b>BAŞKAN SENGEL’DEN DAYANIŞMA ÇAĞRISI</b></p>
<p>Kent Lokantası Öğrenci Otobüsü gibi Efes Selçuk Çocuklar için Gıda Dayanışması Projesi’nin de dayanışma ile büyüyen bir proje olduğuna dikkat çeken Başkan Sengel; “Anne adayları, anneler, bebekler ve okula beslenme çantası ile giden çocuklar için büyüyen bir dayanışmanın adıdır Efes Selçuk Çocuklar İçin Gıda Dayanışması Projesi. Efes Selçuk’ta özellikle de çocuklarımız ve sağlıklı nesiller için; anne adaylarının ve bebeklerin sağlıklı beslenmesi, annelerin de çocuklarının beslenme çantalarını gönül rahatlığı ile hazırlayabilmeleri için herkesi bu dayanışmaya katılmaya davet ediyorum. Ayrıca üç adet Kent Lokantası Öğrenci Otobüsümüz var biliyorsunuz. Üçüncüsünü yeni eğitim- öğretim yılında çocuklarımız için hazırladık. Çocuklarımıza 20 TL’ye öğle yemeği hizmeti vermek için de herkesi dayanışmamız büyütmeye davet ediyorum” dedi.</p>
<p> Efes Selçuk Belediyesi’nin eğitim gören öğrencilere yönelik sosyal belediyecilik projelerinden olan Kent Lokantası Öğrenci Otobüsü ’ne destek olmak isteyen “TR94 0001 0005 6191 6398 7350 01” numaralı IBAN hesabından, Efes Selçuk Proje Yönetimi Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına, açıklamaya “Yemek hizmet bedeli” yazarak destek olabilirler.</p>
<p>Efes Selçuk Çocuklar için Gıda Dayanışması’na destek olmak isteyen vatandaşlar https://www.gidadayanismasi.org/#/  Efes Selçuk’un dayanışma hareketine katkı sunabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-beslenme-cantalari-dayanisma-ile-doluyor-582075">Efes Selçuk&#8217;ta beslenme çantaları dayanışma ile doluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme ruh sağlığı için de önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenme-ruh-sagligi-icin-de-onemli-581276</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 10:25:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, Akdeniz Diyeti’nin depresyona karşı koruyucu etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-ruh-sagligi-icin-de-onemli-581276">Beslenme ruh sağlığı için de önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, Akdeniz Diyeti’nin depresyona karşı koruyucu etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Depresyon tedavisinde beslenme ön planda!</strong></p>
<p>Depresyonun toplumun sosyal ve ekonomik yapısını etkileyen önemli bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Dr. Günay Hajiyeva, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre depresyon, yaşam kalitesindeki azalma ve iş gücü kaybının önde gelen nedenlerinden biri.” dedi. </p>
<p>Dr. Hajiyeva, farmakoterpi, psikoterapi ve yaşam tarzı değişiklikleri tedavide önemli rol oynasa da, son yıllarda bilim dünyasının beslenme faktörünü öne çıkardığını vurguladı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kronik inflamasyon, birçok hastalığın temelinde yer alan görünmez bir risk faktörü! </strong></p>
<p>Modern yaşamın oluşturduğu  stresin, hazır gıdalar ve hareketsiz yaşam tarzının, vücudumuzda sessiz bir düşman olan kronik inflamasyonu tetiklediğine dikkat çeken Dr. Günay Hajiyeva, “Kronik inflamasyon; kalp-damar hastalıklarından kansere, otoimmün hastalıklardan depresyona kadar birçok hastalığın temelinde yer alan görünmez bir risk faktörü.” dedi.</p>
<p>Bu tabloyu dengeleyecek doğal bir yol olarak bilim dünyasının ‘Akdeniz Diyeti’ni işaret ettiğini ifade eden Dr. Hajiyeva, “Yapılan geniş kapsamlı çalışmalar, bu diyeti uygulayan bireylerde depresyon riskinin yaklaşık yüzde 30 oranında azaldığını gösteriyor. Araştırmalar, Akdeniz Diyeti uygulayan bireylerde C-reaktif protein (CRP), IL-6 gibi inflamasyon göstergelerinin belirgin şekilde daha düşük olduğu ve   BDNF (Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör) düzeylerinin arttığı gösterilmiştir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Akdeniz mutfağı depresyona karşı koruyucu bir kalkan oluşturuyor!</strong></p>
<p>Akdeniz Diyeti içeriğinin etkilerine değinen Dr. Günay Hajiyeva, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Zeytinyağının antioksidan ve antiinflamatuvar etkileri mevcut.  Zeytinyağında bulunan oleokantal adlı doğal bileşik, vücuttaki inflamatuar süreçleri baskılar. Balıkta bulunan Omega-3 yağ asitleri bileşeni olan EPA ve DHA sayesinde, inflamatuar sitokinlerin salınımını azaltır. Kuruyemişler, enerji kaynağı olmasının yanı sıra, beyin hücreleri arasındaki iletişimi destekler. Polifenoller ve lif açısından zengin<strong> </strong>sebze ve meyveler,<strong> </strong>bağırsak-beyin eksenini güçlendirir. Akdeniz mutfağının bu renkli ve doğal öğeleri, beynin kimyasal dengesini olumlu etkileyerek depresyona karşı koruyucu bir kalkan oluşturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-ruh-sagligi-icin-de-onemli-581276">Beslenme ruh sağlığı için de önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den işaret diliyle sağlıklı beslenme eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-isaret-diliyle-saglikli-beslenme-egitimi-581132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 08:38:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diliyle]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[işaret]]></category>
		<category><![CDATA[İşitme Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “İşitme Engelliler Haftası” kapsamında işitme engelli bireyler için “Sağlıklı Beslenme Eğitimi” düzenledi. Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleşen eğitim, işaret dili tercümanı aracılığıyla Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni tarafından verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-isaret-diliyle-saglikli-beslenme-egitimi-581132">Büyükşehir&#8217;den işaret diliyle sağlıklı beslenme eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “İşitme Engelliler Haftası” kapsamında işitme engelli bireyler için “Sağlıklı Beslenme Eğitimi” düzenledi. Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleşen eğitim, işaret dili tercümanı aracılığıyla Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni tarafından verildi.</p>
<p><b>DERNEK BAŞKANLARI VE ÜYELER KATILDI</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğü, 23-29 Eylül tarihleri arasında kutlanan “İşitme Engelliler Haftası” kapsamında işitme engelli bireyler için “Sağlıklı Beslenme Eğitimi” düzenledi. Eğitime, merkezde öğrenim gören işitme engelli öğrencilerin yanı sıra kent genelindeki vatandaşlar da ilgi gösterdi.</p>
<p><b>TEMEL BESLENME İLKELERİ ANLATILDI</b><br />Eğitimde, vücudun ihtiyaç duyduğu karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve minerallerin yanı sıra temel beslenme ilkeleri örneklerle aktarıldı. Sindirim sisteminin görmeyle başladığı hatırlatılarak sindirim organlarının sağlıklı çalışması için öneriler paylaşıldı. Ayrıca bağırsak sağlığı ile mental sağlık arasındaki ilişkiye değinildi ve probiyotik ile prebiyotik besinlerin önemi vurgulandı.</p>
<p><b>DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR DÜZELTİLDİ</b><br />Katılımcılarla günlük örnek bir beslenme programı paylaşıldı, toplumda sık yapılan beslenme hataları düzeltildi. Eğitim, işitme engelli vatandaşların sorularının diyetisyen tarafından yanıtlanmasıyla sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-isaret-diliyle-saglikli-beslenme-egitimi-581132">Büyükşehir&#8217;den işaret diliyle sağlıklı beslenme eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 12:17:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetle]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp-damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[popüler]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sıra]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, başlıca risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenebileceğini söyledi. Tansiyon ve kan yağlarının yükselmesinin kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörleri arasında geldiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, günümüzde popüler olan bazı hatalı diyetlerin kalp-damar hastalıklarına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Prof. Dr. Alphan, “Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar” uyarısında bulundu.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlıklı ve dengeli beslenmenin kalp sağlığına etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><b>Kalp damar hastalıkları, ölüm nedenlerinin ilk sırasında geliyor</b></p>
<p>Kalp damar hastalıklarının dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin birinci sırasında yer aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalıklarının yüksek kan kolesterol düzeyi ile ilişkili olduğu ve kan kolesterol düzeyinin düşürülmesinin kalp hastalıkları görülme riskini azalttığı bilinir. Kan kolesterol düzeyi yükseldikçe, kalp hastalığı oluşma olasılığı da artar. 29 Eylül Dünya Kalp Günü, insanları her yıl tüm dünyada yaklaşık 18 milyon kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan kalp hastalıkları ve inmenin, başlıca ölüm nedeni olduğuna ilişkin bilgilendirmek için düzenleniyor” dedi.</p>
<p><b>Ülkemizde ölüm nedenlerinin ilk sırasında dolaşım sistemi hastalıkları var</b></p>
<p>Kalp damar hastalığına bağlı ölüm oranlarına ilişkin bilgileri paylaşan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalığının en yaygın görüldüğü ülkeler ABD, Orta Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri olsa da kalp-damar hastalığına bağlı gerçekleşen ölümlerin yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde olduğu tespit edilmiştir. Orta Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinin ise bu hastalığa bağlı ölüm oranlarının en yüksek olduğu ülkeler arasında olduğu bildirilmiştir. Kalp-damar hastalığı nedeniyle en düşük ölüm oranlarına sahip ülkeler ise Güney Kore, Fransa, Japonya, İsrail ve Portekiz’dir. TÜİK verilerine göre; Türkiye’de de dünyada olduğu gibi ölüm nedenlerinin birinci sırasında 2024 yılında yüzde 36,0 ile dolaşım sistemi hastalıkları yer aldı. 2023 yılında bu oran yüzde 33,6 idi” dedi.</p>
<p><b>Erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenmesi mümkün</b></p>
<p>Kalp hastalığını tetikleyen faktörleri sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı olarak sıralayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’i önlenebilir” dedi.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada beslenmenin yeri önemli</b></p>
<p>Kalp ve damar sağlığını korumada alınacak önlemlere dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sigara ve alkol kullanımı ile hipertansiyon yani yüksek tansiyon ve kan yağlarının yükselmesi, kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörlerindendir. Hipertansiyon ve kan yağlarının yükselmesini önlemek için beslenme önerilerine göre, birinci kural özellikle doymuş yağdan (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı vb.) ve zeytinyağı bile olsa aşırı yağ tüketiminden kaçınarak kan kolesterol düzeyinin yükselmesini önlemek son derece önemlidir. Aslında kolesterol, dışarıdan diyetle alındığı gibi vücutta da yapılan yağa benzer bir yapısı olan, vücuttaki pek çok hormonun (östrojen, progesteron, testosteron vb.) ön maddesidir ve vücut için gereklidir” dedi.</p>
<p><b>Zeytinyağı tüketiminde ölçüye dikkat edilmeli</b></p>
<p>Aşırı kolesterol ve doymuş yağ alımı ne kadar zararlı ise tamamen yağsız bir beslenmenin de vücut için o kadar zararlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Zayıflamak amacıyla yağsız bir diyet uygulayanlarda hormon dengesizliği nedeniyle kadınlarda adet döngüsü bozulur. O yüzden sağlıklı beslenme için belirli bir yağa ihtiyaç vardır ki bu oranın enerjinin yüzde 20’sinin altına düşürülmemesi gerekir. Yapılan yanlışlardan birisi de zeytinyağının faydalı olduğunu düşünerek bardak bardak zeytinyağı içilmesidir. Unutmayın ki 1 çay bardağı zeytinyağı ile vücuda bir günlük enerji ihtiyacınızın yarısını (yaklaşık 900 kalori) almış olursunuz” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada bu önerilere dikkat!</b></p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, kalp-damar hastalığını önlemek ve kolesterolü yükseltmemek için önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>-Doymuş yağ içeren tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi yağları ve trans yağ içeren besinleri tüketmemek. Özellikle zeytinyağını ve diğer bitkisel yağları tercih etmek.</p>
<p>-Kırmızı et, tavuk ve balık tüketiminin günde 1 porsiyonla sınırlandırılması gerekir. Kolesterol sadece kırmızı ette yoktur, balık ve tavuk da benzer miktarlarda kolesterol içerir.</p>
<p>-Hayvansal kaynaklı besinleri azaltırken, bitkisel kaynaklı proteinlerin alımını (kurubaklagiller) arttırmak.  Mümkünse her gün kurubaklagilleri tüketmek.</p>
<p>-Beyin, böbrek, dil, karaciğer, dalak, işkembe gibi organ etlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Sucuk, salam, sosis, pastırma gibi şarküteri ürünlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Yemek pişirme metodu olarak kızartılmış besinleri (et vb. hamur ve sebze kızartmaları da dahil) tüketmemek, aşırı yağlı yemek tüketiminden kaçınmak.</p>
<p>-Az yağlı süt, yoğurt vb. süt ürünlerini tercih etmek.</p>
<p>-Sebze ve meyve tüketiminin günlük 5-10 porsiyon olması.</p>
<p>-Fındık, fıstık, ceviz ve badem vb. sert kabuklu yemişleri günde 20-25 gramı aşmayacak miktarlarda tüketmek (Çünkü bu besinlerin 100 gramı 650-700 kalori içerir).</p>
<p>-Rafine şeker tüketimini azaltmak, kompleks karbonhidratları ve dolayısıyla posalı besinlerin özellikle tam tahılların (tam buğday ekmeği, çavdarlı ve yulaflı ekmekler) tüketimini arttırmak.</p>
<p><b>Akdeniz, DASH ve vejetaryen diyetler kalp-damar sağlığını korumada etkili</b></p>
<p>Dünyada en sağlıklı beslenme modeli olan Akdeniz ve DASH diyetleri ile vejetaryen ve düşük yağlı diyetlerin hipertansiyon ve kalp-damar hastalığından korumada etkili olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Hipertansiyonu olanların da tuzu az tüketmelerinin yanı sıra DASH diyetini uygulaması onların kalp-damar hastası olmasını önleyecektir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: “Kalp krizi geçirenlerin yüzde 50’sinin kan kolesterollerinin<b> </b>düşük olması, kalp damar hastalığı riskine neden olan başka faktörlerin de olduğunu ortaya koymuştur. Kalp-damar hastalıklarında D vitamininin düşük olması, homosisteinin yüksek olması ve inflamasyonun (iltihabi durumun) rolü hakkındaki bilgilerin artması ve mikrobiyota denilen vücudun ikinci beyini olarak kabul edilen vücudumuzdaki yararlı mikroorganizmaların zararlı mikroorganizmalarla yer değiştirmesi (disbiyozis) sonucu oluşan endotoksemi, ateroskleroz (damar sertliği) varlığını ve aterosklerozun derecesini göstermek için kullanılan belirteçlerdir.</p>
<p><b>Popüler diyetlere dikkat!</b></p>
<p>Zayıflamak amacıyla diyet yapanlar bazen hatalı diyetleri uygulayabiliyor. Bu hatalı diyetler de kalp-damar hastalığına zemin hazırlayabiliyor. Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p>Ayrıca aralıklı açlık diyetlerinin kısa vadede kilo kaybı ile glikoz ve insülin duyarlılığı gibi metabolik avantajları olmasına rağmen, 2024 yılında Sebastian SA ve arkadaşları tarafından yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre, bu tarz beslenmenin uzun vadede olumsuz etkileri olabileceği öne sürülmüştür. 20 bin kişide yapılan bir çalışmanın sonuçları; yiyeceklerini günde 8 saatten az bir sürede tüketen kişilerde kardiyovasküler hastalıktan ölüm riskinin yüzde 91 daha yüksek olduğu bulunmuştur.”</p>
<p><b>Kalp sağlığını koruyan mucize bir besin yok</b></p>
<p>Kalp hastalığını önleyen mucize bir besin, sebze ya da meyve olmadığını kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sağlıklı beslenme bir bütündür.  Bahsedilen diyetlerin içerdiği besinlerin her birisinin vücuda farklı yararları vardır.  O yüzden bütün besin gruplarının yer aldığı sağlıklı beslenme tarzı, kalp-damar hastalıklarından koruyucu olduğu gibi kalp-damar hastalarının da uygulayabileceği bir beslenme tarzı olacaktır. Kalp-damar hastalarında, omega-3 yağ asidi, C, D, E vitaminleri, beta-karoten ve kalsiyum dahil olmak üzere besin desteklerinin kullanımı, akut kardiyovasküler hastalık riskini azaltmada faydalı değildir. Bunun yerine sağlıklı beslenme yoluyla bu besin öğelerinin besinlerden alınması yararlı olacaktır. Çünkü besinlerde vücuda gerekli olan vitamin ve mineraller gibi besin öğelerinin yanı sıra, özellikle sebze ve meyvelerde pek çok hastalıktan koruyucu oldukları kanıtlanmış olan fitonutrientler ile antioksidan ve antiinflamatuar etkileri olan, besin öğesi olmayan bileşenler de bulunur. O yüzden tek başına kalsiyum, magnezyum vb. takviye almak yerine, farklı renklerdeki sebze ve meyveleri her gün tüketerek pek çok besin öğesini ve besin öğesi olmayan bileşenlerini almak mümkün olacaktır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-2-579516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 09:36:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, toplum sağlığını korumak, obeziteye dikkat çekmek ve ilçe sakinlerini bilinçlendirmek amacıyla bir farkındalık semineri düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-2-579516">Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, toplum sağlığını korumak, obeziteye dikkat çekmek ve ilçe sakinlerini bilinçlendirmek amacıyla bir farkındalık semineri düzenledi. &#8220;Hastalıklardan Korunma ve Bağışıklık Sistemini Güçlendirme&#8221; başlığı altında gerçekleşen etkinlikte Uzman Diyetisyen Aycem Pehlivan önemli bilgiler paylaştı. Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Sağlık sadece bireysel değil, toplumsal bir meseledir. Halk sağlığı açısından önem arz eden farklı konularda bilgilendirme toplantılarına devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Bayraklı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından Osmangazi Hizmet Binası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Aycem Pehlivan, uzun ve kaliteli bir yaşam için yapılması gerekenleri anlattı. Seminere Bayraklı Belediyesi meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p>SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRLARI ANLATILDI</p>
<p>Pehlivan, konuşmasında beslenme alışkanlıklarının iyileştirilmesi, fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine etkileri ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gibi başlıklara değindi. İşlenmiş gıdalardan uzak durulması, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve stres yönetimi gibi temel kuralların yanı sıra; gıda güvenliği, hijyen ve aralıklı orucun sağlığa etkileri de katılımcılarla paylaşıldı. Seminerde fonksiyonel beslenme, aralıklı oruç, süper gıdalar, takviye kullanımı, stres yönetimi ve hareketin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri çok yönlü olarak ele alındı. Pehlivan, yalnızca takviye almanın yeterli olmayacağını, güçlü bir bağışıklık için uyku kalitesi, duygusal denge ve mitokondri sağlığının da hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Sunumda, fonksiyonel tabak modeli üzerinden hücre destekleyici öğünlerin nasıl oluşturulabileceği anlatıldı. Aralıklı oruç konusunda kadın ve erkek bedenleri arasındaki farklara dikkat çeken Pehlivan, özellikle kadınların hormonal döngülerine göre oruç planlaması yapmasının önemine değindi. “Her kadının fizyolojisi farklıdır. Oruç süresi ve şekli, kişisel deneyim ve hormon döngüsüne göre değişmelidir” diyen Pehlivan ayrıca, bağırsak-beyin ekseni, vagus siniri ve stresin sindirim ile bağışıklık üzerindeki etkilerini detaylandırdı. Meditasyon, nefes teknikleri ve “kutu nefes” gibi uygulamalarla bu dengeyi desteklemenin yollarını anlattı. Doğru nefes tekniklerinin stres azaltmada ve kronik hastalıkların önlenmesinde büyük rol oynadığını belirtti. Fiziksel aktivitenin sadece kilo kontrolü için değil; ruh sağlığı, bağışıklık sistemi ve genel sağlık açısından da vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Pehlivan, “Kişiye özel planlamalar yapılmadan kalıcı bir sağlık mümkün değildir. Fiziksel aktivite sadece dış görünümle ilgili değil; içsel denge, psikolojik iyi oluş ve genel sağlık açısından da büyük önem taşır” dedi.</p>
<p>HALK SAĞLIĞI İÇİN ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK</p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Sağlık, yalnızca bireylerin değil, toplumun da en temel önceliğidir. Obezite ve sağlıksız yaşam alışkanlıkları çağımızın en büyük sorunları arasında yer alıyor. Biz de Bayraklı Belediyesi olarak, vatandaşlarımızın bilinçlenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatlarına katmaları için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Düzenlediğimiz seminerlerde uzmanlar rehberliğinde aktarılan bilgiler, günlük yaşamımıza kolayca uyarlanabilecek nitelikte. Amacımız, sağlıklı ve mutlu bir toplum inşa etmek. Bunun için beslenmeden spora, stres yönetiminden hijyene kadar her alanda bilinçlenmeyi artıracak seminerler düzenlemeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-2-579516">Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milletvekili Özdemir, Aç Öğrencilerin Sorununu TBMM Gündemine Taşıdı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milletvekili-ozdemir-ac-ogrencilerin-sorununu-tbmm-gundemine-tasidi-578252</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 19:59:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gündemine]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[sorununu]]></category>
		<category><![CDATA[tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578252</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında yaklaşık 20 milyon öğrencinin ekonomik zorluklarla mücadele ettiğini belirterek, konuyu TBMM gündemine taşıdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milletvekili-ozdemir-ac-ogrencilerin-sorununu-tbmm-gundemine-tasidi-578252">Milletvekili Özdemir, Aç Öğrencilerin Sorununu TBMM Gündemine Taşıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi sunan Özdemir, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetlerinin ailelerin eğitim giderlerini karşılamasını zorlaştırdığını vurguladı.</p>
<p>Özdemir, servis ücretlerinde yüzde 50, kırtasiye ürünlerinde ise yüzde 100’ün üzerinde fiyat artışı yaşandığını, bu nedenle on binlerce çocuğun kahvaltı yapmadan veya boş beslenme çantasıyla okula gittiğini ifade EDEREK, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ücretsiz öğle yemeği uygulamasının yalnızca taşımalı eğitim, yatılı okullar ve afet bölgelerindeki öğrencilerle sınırlı olduğunu hatırlattı. Özdemir, 2023’te açıklanan “5 milyon öğrenciye ücretsiz yemek” hedefinin ise tam anlamıyla uygulanamadığını belirtti.</p>
<p>Milletvekili Özdemir, Bakan Tekin’e şu soruları yöneltti:</p>
<ul>
<li>Kahvaltı yapmadan veya boş beslenme çantasıyla okula gelen öğrencilerin durumuna ilişkin araştırma yapıldı mı? Bulgular neler?</li>
<li>2025’te ücretsiz kahvaltı veya öğün programının tüm öğrencilere yaygınlaştırılması planlanıyor mu?</li>
<li>Beslenme desteğinin sınırlı olmaktan çıkarılması için takvim ve bütçe çalışması var mı?</li>
<li>Yetersiz beslenmenin öğrenme üzerindeki etkilerine dair bilimsel çalışma yapılacak mı?</li>
<li>Beslenme bilgisi, gıda okuryazarlığı ve sağlıklı yaşam için müfredat çalışması yürütülüyor mu?</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milletvekili-ozdemir-ac-ogrencilerin-sorununu-tbmm-gundemine-tasidi-578252">Milletvekili Özdemir, Aç Öğrencilerin Sorununu TBMM Gündemine Taşıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Çavuşoğlu’ndan Miniklere 1,81 Milyon Sağlıklı Öğün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-cavusoglundan-miniklere-181-milyon-saglikli-ogun-577085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 19:38:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çavuşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[miniklere]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denizli Büyükşehir Belediyesi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında çocuklara 1 milyon 810 bin öğün beslenme desteği sağlayacak. Geçen yıl 810 bin öğünle başlatılan proje, bu yıl hem kapsamını hem de destek verilen öğrenci sayısını iki kattan fazla artırdı. Yeni dönemde 1. sınıfların yanı sıra 2. sınıf öğrencileri de projeden yararlanırken, beslenme kolileri artık ailelerin evlerine kadar teslim ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-cavusoglundan-miniklere-181-milyon-saglikli-ogun-577085">Başkan Çavuşoğlu’ndan Miniklere 1,81 Milyon Sağlıklı Öğün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Denizli’nin sabahları artık daha huzurlu ve umut dolu. Çünkü bu eğitim yılında kentin binlerce minik öğrencisi, okula giderken yalnızca çantalarını değil, Denizli Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı beslenme kolilerinin verdiği güveni de yanlarında taşıyor. Beslenme kolilerinde, çocukların günlük besin ihtiyacını karşılayacak süt, bal, labne peyniri, reçel, yumurta ve haşlamalık patates gibi temel gıdaların yanı sıra, gelişimlerini destekleyecek mevsim meyveleri de yer alıyor. Sunulan gıdalar, yalnızca karın doyurmayı değil, aynı zamanda çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Denizli Büyükşehir çocukların sofrasını bereketlendiriyor</strong></p>
<p>Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, projenin amacını şu sözlerle anlattı: “Sağlıklı ve güzel nesiller yetiştirmek için çocuklarımızın günlük beslenme ihtiyaçlarının en azından bir bölümünü karşılayabilmek adına bu desteği başlattık. Beslenme desteği başvurularını aldık, almaya da devam ediyoruz. Dağıtımına başladığımız bu destekle tüm çocuklarımızın günlük protein dâhil besin ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri sağlıklı bir beslenmenin önünü açıyoruz. Hedefimiz yaklaşık iki milyon öğünlük bu desteği eğitim-öğretim yılı boyunca çocuklarımıza ulaştırmak. Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımız için beslenme desteğimizi her geçen yıl daha da geliştirerek devam ettirmeyi hedefliyoruz.”</p>
<p>Bu yılki destek Denizli merkez ve ilçelerinde ilkokul 1. sınıfların yanı sıra 2. sınıf öğrencilerini de kapsıyor. Destekten yararlanmak isteyen vatandaşlar 1 Ekim 2025 tarihine kadar www.denizli.bel.tr/basvurular adresi üzerinden başvuru yapabilecek.
 </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-cavusoglundan-miniklere-181-milyon-saglikli-ogun-577085">Başkan Çavuşoğlu’ndan Miniklere 1,81 Milyon Sağlıklı Öğün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçükçekmece Belediyesi&#8217;nden İlköğretim Öğrencilerine Beslenme Çantası Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucukcekmece-belediyesinden-ilkogretim-ogrencilerine-beslenme-cantasi-destegi-575715</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 11:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çantası]]></category>
		<category><![CDATA[küçükçekmece]]></category>
		<category><![CDATA[lköğretim]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği projelerle, öğrencilerin eğitim hayatına katkı sağlamaya ve dar gelirli ailelerin yükünü hafifletmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucukcekmece-belediyesinden-ilkogretim-ogrencilerine-beslenme-cantasi-destegi-575715">Küçükçekmece Belediyesi&#8217;nden İlköğretim Öğrencilerine Beslenme Çantası Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği projelerle, öğrencilerin eğitim hayatına katkı sağlamaya ve dar gelirli ailelerin yükünü hafifletmeye devam ediyor.</p>
<p>Bu kapsamda ilçede ikamet eden ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarının sağlıklı ve dengeli beslenmesine katkı sunmak amacıyla başlatılan “ Beslenme Çantası Desteği” hizmeti sürüyor.  Proje kapsamında sosyal yardım alması uygun görülen ailelerin ilköğretim çağındaki çocuklarına her güne 9 çeşit üründen oluşan beslenme çantaları hazırlanarak, düzenli aralıklarla evlerine teslim ediliyor.</p>
<p><b>Kemal Çebi: “Her çocuğa eşit fırsat, sağlıklı gelecek”</b></p>
<p>Eğitimde fırsat eşitliğini ve çocukların sağlıklı beslenmesini önemsediklerini dikkat çeken Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, ihtiyaç sahibi ailelere destek vermeye devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>Beslenme çantası desteğinden faydalanmak isteyenler Küçükçekmece Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne şahsen gelerek veya 444 4 360 numaralı hattan İletişim Merkezi’ni arayarak başvuruda bulunabilirler. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucukcekmece-belediyesinden-ilkogretim-ogrencilerine-beslenme-cantasi-destegi-575715">Küçükçekmece Belediyesi&#8217;nden İlköğretim Öğrencilerine Beslenme Çantası Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova Belediyesi&#8217;nden öğrencilere beslenme desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornova-belediyesinden-ogrencilere-beslenme-destegi-575632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 08:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte dezavantajlı bölgelerdeki okullarda öğrencilere beslenme desteği sunmaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornova-belediyesinden-ogrencilere-beslenme-destegi-575632">Bornova Belediyesi&#8217;nden öğrencilere beslenme desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte dezavantajlı bölgelerdeki okullarda öğrencilere beslenme desteği sunmaya başladı. Başkan Ömer Eşki, Fırat Yılmaz Çakıroğlu İlkokulu’nda çocuklarla buluşarak gevrek, ayran, kek, meyve suyu, helva ve sütlü tatlıdan oluşan menüyü dağıttı. Destek, önümüzdeki haftalarda ilçedeki tüm okullarda ana sınıfından liseye kadar yaygınlaştırılacak.</p>
<p>Bornova Belediyesi, yeni eğitim-öğretim yılının ilk gününde dezavantajlı bölgelerdeki okullarda başlattığı beslenme desteği uygulamasını sürdürüyor. Başkan Ömer Eşki, Gürpınar Mahallesi’ndeki Fırat Yılmaz Çakıroğlu İlkokulu’nu ziyaret ederek beslenme dağıtımı yapılan öğrencilerle buluştu, sohbet etti.</p>
<p><b>Menü Kent Market ve Kent Lokantaları’ndan</b></p>
<p>Belediyenin hazırladığı beslenme menüsünde çocukların seveceği gevrek, ayran, kek, meyve suyu, helva ve sütlü tatlı gibi ürünler yer alıyor. Tüm ürünler Bornova Belediyesi’nin sosyal projeleri arasında yer alan Kent Marketleri ve Kent Lokantaları’ndan temin ediliyor. Böylece hem yerel üreticiye destek veriliyor hem de sağlıklı, güvenilir ve ekonomik gıdalar öğrencilerle buluşturuluyor.</p>
<p><b>“Çocuklarımızın yanında olmak en büyük sorumluluğumuz”</b></p>
<p>Beslenme desteğinin önümüzdeki haftalardan itibaren ilçenin farklı noktalarındaki okullarda ana sınıfından liseye kadar tüm öğrencilere ulaştırılacağını belirten Başkan Ömer Eşki şunları söyledi:</p>
<p>“Eğitim, sosyal belediyeciliğin en temel başlıklarından biri. Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesi ve okullarında kendilerini daha güçlü hissetmeleri için yanlarındayız. Dezavantajlı bölgelerden başlayarak bütün öğrencilerimize ulaşmayı hedefliyoruz. Kent Market ve Kent Lokantaları’mızdan sağlanan ürünlerle hem öğrencilerimizin sağlıklı beslenmesini sağlıyoruz hem de kentimizin dayanışma kültürünü büyütüyoruz. Çocuklarımızın geleceği için bu desteklerimiz artarak devam edecek.”</p>
<p><b> </b></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornova-belediyesinden-ogrencilere-beslenme-destegi-575632">Bornova Belediyesi&#8217;nden öğrencilere beslenme desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir cilt için önce bağırsaklarınızı iyileştirin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-cilt-icin-once-bagirsaklarinizi-iyilestirin-574805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 11:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklarınızı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirin]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cildinizde sık sık döküntüler, sivilceler ya da kuruluk mu yaşıyorsunuz? Sorunun kaynağı düşündüğünüzden çok daha derinlerde, bağırsaklarınızda olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-cilt-icin-once-bagirsaklarinizi-iyilestirin-574805">Sağlıklı bir cilt için önce bağırsaklarınızı iyileştirin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cildinizde sık sık döküntüler, sivilceler ya da kuruluk mu yaşıyorsunuz? Sorunun kaynağı düşündüğünüzden çok daha derinlerde, bağırsaklarınızda olabilir. Sağlıklı bir cildin temeli sağlıklı bağırsaklardan geçiyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, bağırsak sağlığının cilt hastalıklarıyla olan doğrudan ilişkisine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p><strong>Sağlıklı bir cilt için sadece kozmetik ürünler ya da dışarıdan yapılan uygulamalar yeterli değil. “Bağırsak mikrobiyotasının dengesi, cilt sağlığının temel belirleyicilerinden biri” diyen Prof. Dr. Murat Baş, bağırsak sağlığı ile cilt hastalıkları arasındaki ilişkinin önemli olduğunu vurguluyor…</strong></p>
<p>Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca bakteri sadece sindirimi değil, bağışıklık sistemini ve cilt sağlığını da etkiliyor. Prof. Dr. Murat Baş, bağırsaklarda yer alan mikrobiyal dengenin bozulmasının birçok cilt hastalığını tetikleyebileceğini belirterek, “Sağlıklı bir bağırsak, cilt hastalıklarından korunmamız açısından çok önemli. Mikrobiyotadaki değişiklikler; rosacea, alopesi areata (saçkıran), hidradenitis suppurativa, eritema nodozum, pyoderma gangrenosum ve sedef gibi hastalıklara yol açabilir” diyor.</p>
<p>Bağırsak mikrobiyotasını etkileyen en önemli faktörlerin başında ise beslenme geliyor. Prof. Dr. Murat Baş, “Diyetin türü ve içeriği mikrobiyota bileşimini doğrudan etkiler. Ayrıca gereksiz antibiyotik kullanımı da yararlı bakterileri öldürerek dengeyi bozabilir. Egzersiz mikrobiyal çeşitliliği artırırken, genetik faktörler de bu yapının şekillenmesinde rol oynar” ifadelerini kullanarak sağlıklı bağırsak tanımında bütüncül yaklaşımın esas alınması gerektiğini belirtiyor. “Sağlıklı bir bağırsak, yapısal ve işlevsel olarak iyi durumda olan ve mikrobiyotasının dengeli olduğu bir bağırsaktır. Bu noktada mikrobiyal çeşitlilik ve faydalı bakterilerin varlığı önemli” diyen Prof. Dr. Murat Baş, bütüncül yaklaşımın bu yapının değerlendirilmesinde en doğru yöntem olarak öne çıktığını vurguluyor. </p>
<p><b><strong>En Çok Önerilen Akdeniz Tipi Beslenme</strong></b></p>
<p>Beslenme düzeni hem bağırsak hem de cilt sağlığını doğrudan etkiliyor. Prof. Dr. Murat Baş’a göre badem gibi kuruyemişler kırışıklıkları azaltabiliyor, soya fasulyesi ise cilt nemini artırarak özellikle menopoz dönemindeki kadınlar için fayda sağlayabiliyor. Soya, içerdiği östrojen benzeri izoflavonlar sayesinde ciltteki kuruluk, kırışıklık ve yara iyileşmesine olumlu katkı sağlıyor.</p>
<p>Mikrobiyota ve cilt sağlığı için en çok önerilen beslenme modelinin Akdeniz tarzı beslenme olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş; sebze, meyve, zeytinyağı, balık ve tam tahıllar gibi doğal ve çeşitli gıdaları içeren bu beslenme biçiminin, sağlıklı bakterilerin bağırsakta çoğalmasına katkıda bulunduğunu belirtiyor. </p>
<p>Sağlıklı bir bağırsak ve cilt için yaşam tarzının da etkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li>Bolca kahkaha atın</li>
<li>Dengeli ve doğal beslenin</li>
<li>Egzersizi hayatınızdan eksik etmeyin</li>
<li>Stres yönetimine önem verin</li>
<li>Üretken olun, hayattan keyif alın</li>
<li>Kendinize dinlenme alanı yaratın</li>
<li>Sevdiklerinizle zaman geçirin</li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Murat Baş, iç dengenin dış görünüşle doğrudan bağlantılı olduğunu hatırlatarak, cilt sağlığı için bağırsakların da ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor: “İçeride ne varsa dışarıya o yansır. Cildin güzelliği dışarıdan değil, içeriden başlar. Bağırsak sağlığınızı korumadan cildinizi tam anlamıyla iyileştiremezsiniz”…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-cilt-icin-once-bagirsaklarinizi-iyilestirin-574805">Sağlıklı bir cilt için önce bağırsaklarınızı iyileştirin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme Saati Uygulamasında Yeni Dönem Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenme-saati-uygulamasinda-yeni-donem-basladi-574255</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 18:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Saati]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[çalık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamasında]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Dönem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin başlattığı ve Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan  Beslenme Saati uygulaması, 2025-2026 eğitim yılıyla birlikte yeni döneme adım attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-saati-uygulamasinda-yeni-donem-basladi-574255">Beslenme Saati Uygulamasında Yeni Dönem Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><b><span>Beylikdüzü Belediyesi’nin başlattığı ve Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan  Beslenme Saati uygulaması, 2025-2026 eğitim yılıyla birlikte yeni döneme adım attı. Beylikdüzü’ndeki ihtiyaç sahibi her çocuğun bir öğün sağlıklı gıdaya ücretsiz şekilde ulaşabilmesi amacıyla başlatılan uygulamayla bugüne kadar yaklaşık 6 bin çocuğa 700 bine yakın beslenme paketi ulaştırıldı.</span></b></span></span></p>
<p><span><span>Beylikdüzü Belediyesi tarafından 2022 yılında “Bir çocuğun kaderi yoksulluk olamaz” anlayışıyla hayata geçirilen ve Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan  “Beslenme Saati” uygulamasında yeni dönem başladı. Beylikdüzü’ndeki ihtiyaç sahibi her çocuğun bir öğün sağlıklı gıdaya ücretsiz şekilde ulaşabilmesi amacıyla başlatılan uygulamayla Beylikdüzü’nün 10 mahallesinde, 35 merkezde bugüne kadar yaklaşık 6 bin çocuğa 700 bine yakın beslenme paketi ulaştırıldı. Beylikdüzü Mutfak’ta sağlıklı koşullarda, gıda ve beslenme uzmanlarının önerileriyle hazırlanan menülerin içerisinde mutlaka bir sandviç, kuruyemiş, meyve ve içecek yer alıyor. </span></span></p>
<p><span><span><b>Çalık: ‘Bir zeytin tanesi bile eksik olmasın’ sözü hâlâ benim kulaklarımda</b></span></span></p>
<p><span><span>Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin desteklenmesinin yanı sıra toplumsal eşitsizliğin azaltılmasını hedefleyen uygulamanın yeni dönemi için ilk beslenme çantalarını Zehra Çalık ve Beylikdüzü Belediye Başkan Vekili Av. Önder Serkan Çebi hazırladı. Beylikdüzü’nün seçilmiş Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın Beslenme Saati’ne verdiği önemi hatırlatan Zehra Çalık, “Mehmet Murat Çalık’ın çocuklara olan hassasiyetini herkes biliyor. Hatta tutuklandığında ilk söylediği şey, bu projenin bırakılmaması gerektiği ve çocukların ihmal edilmemesiydi. ‘Bir zeytin tanesi bile eksik olmasın’ sözü hâlâ benim kulaklarımda. Sağ olsun arkadaşlarımız bu süreci çok güzel takip ediyorlar. Yeni dönemimiz de başladı, hayırlı uğurlu olsun. Mehmet’in dediği gibi, hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli ve yoksulluk hiçbir çocuğun kaderi olmamalı. Ülkece zor günlerden geçiyoruz. Umarım hep birlikte bu süreci en güzel şekilde atlatacağız” ifadelerini kullandı. </span></span></p>
<p><span><span><b>Çebi: Başkanımızın yokluğunda ekip arkadaşlarımızla birlikte bu projeye sahip çıkmaya devam ediyoruz</b></span></span></p>
<p><span><span>Beylikdüzü Belediye Başkan Vekili Av. Önder Serkan Çebi ise “Sayın Başkanımız Mehmet Murat Çalık’ın göz bebeği olan Beslenme Saati uygulamasının yeni dönemi başladı. Kendisi maalesef aramızda değil ama kıymetli eşi Zehra Hanım bizleri yalnız bırakmadı. Başkanımız ‘Hiçbir çocuğun kaderi yoksulluk olamaz’ cümlesiyle yola çıkıp böyle bir projeyi ortaya koydu ve tüm Türkiye’ye ilham kaynağı oldu. Bizler de Başkanımızın yokluğunda ekip arkadaşlarımızla birlikte bu projeye sahip çıkmaya devam ediyoruz. Tutuklandığı ilk günden itibaren Başkanımızın aklındaki tek şey olan Beslenme Saati uygulamasını eksiksiz ve aksatmadan yürütmeye çalışacağız. İnşallah fırsat eşitliğinin olduğu bir eğitim sistemine geçmiş oluruz ve bu projeye hiçbir çocuğumuzun ihtiyacı kalmamış olur. Ülkece maalesef kötü zamanlardan geçiyoruz. Bu haksız ve hukuksuz süreç bittikten sonra, ekonomik koşulların uygun olduğu ve tüm çocuklarımızın eşit beslenme imkânlarına sahip olduğu güzel günlere kavuşacağımızı umut ediyorum. Sayın Başkanımızın söylediği gibi ‘Beslenme Saati yardım değil, haktır’ diyerek tüm çocuklarımıza sevgilerimi sunuyorum” şeklinde konuştu.</span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-saati-uygulamasinda-yeni-donem-basladi-574255">Beslenme Saati Uygulamasında Yeni Dönem Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/renkli-beslenin-saglikli-yasayin-573505</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 07:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[detoks]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[renkli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşamı desteklemek ve doğru beslenme alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla seminerler düzenlemeye devam ediyor. Bu kapsamda gerçekleşen “Detoks ve Beslenmede Doğru Yaklaşımlar” seminerinde katılımcılara “Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın” önerisinde bulunuldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/renkli-beslenin-saglikli-yasayin-573505">&#8220;Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşamı desteklemek ve doğru beslenme alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla seminerler düzenlemeye devam ediyor. Bu kapsamda gerçekleşen “Detoks ve Beslenmede Doğru Yaklaşımlar” seminerinde katılımcılara “Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın” önerisinde bulunuldu.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR, SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLİYOR</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı faaliyet gösteren Kocaeli Anne Şehir Merkezi Mimoza’da, sağlıklı yaşam ve beslenme alışkanlıklarını desteklemek amacıyla düzenlenen “Detoks ve Beslenmede Doğru Yaklaşımlar” semineri gerçekleştirildi.</p>
<p><b>“RENKLİ BİR HAYAT İÇİN, RENKLİ BESLENİN”</b></p>
<p>Semineri gerçekleştiren diyetisyen Seval Taşkan, detoks süreciyle ilgili doğru bilinen yanlışlara değinerek, vücudun toksinlerden arınmasında doğal beslenmenin önemine dikkat çekti. Taşkan, detoksun yalnızca aç kalmak ya da tek tip beslenmek anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Karaciğer, böbrek, bağırsak ve lenf sistemi vücudumuzun doğal detoks organlarıdır. Doğru beslenme alışkanlıklarıyla bu organları desteklemek, toksinlerden sağlıklı bir şekilde arınmanın en etkili yoludur. Renkli bir hayat için, renkli beslenin. Doğal antioksidanlardan zengin sebze, meyve, baharat ve sağlıklı yağlar, toksin yükünü azaltmada en büyük destekçilerimizdir” dedi.</p>
<p><b>DETOKSLA TAZELENEN BİR GÜN</b></p>
<p>Seminer boyunca katılımcılara detoks sürecinde doğru beslenme yöntemleri, antioksidanların sağlığa katkıları ve vücudu toksinlerden arındıran besinler hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Etkinlik sonunda ise sağlıklı yaşamı destekleyen detoks suyu tarifleri katılımcılarla paylaşıldı. Hazırlanan detoks suları ikram edilerek seminer keyifli bir şekilde tamamlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/renkli-beslenin-saglikli-yasayin-573505">&#8220;Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı beslenme okul başarısını artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-okul-basarisini-artiriyor-571319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 00:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, okul çağındaki çocukların sağlıklı beslenmesinin hem akademik başarıları hem de gelişimleri üzerindeki etkisinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-okul-basarisini-artiriyor-571319">Sağlıklı beslenme okul başarısını artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, okul çağındaki çocukların sağlıklı beslenmesinin hem akademik başarıları hem de gelişimleri üzerindeki etkisinden bahsetti.</p>
<p><strong>Çocuklar üç ana öğün yemeli…</strong></p>
<p>Okulların açılmasıyla birlikte hem akademik başarı hem de sağlıklı gelişim açısından beslenme düzeninin önem kazandığını aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu dönem, çocuklara doğru beslenme alışkanlıkları kazandırmak ve beyin gelişimini desteklemek için değerli bir fırsat sunar.” dedi.</p>
<p>Çocukların günün büyük bir kısmını okulda geçirdiği düşünüldüğünde, yeterli enerji, protein, vitamin ve mineral almalarının, fiziksel ve zihinsel performanslarını olumlu yönde etkileyebildiğini kaydeden Yiğit, “Gelişme çağındaki çocukların enerji ihtiyaçları yüksektir; bu nedenle günde üç ana öğün yapılması önerilir. Güne peynir ve yumurta gibi protein içeriği yüksek bir kahvaltı ile başlamak, odaklanma ve hafıza performansını destekler. Kahvaltı yapılamadığı durumlarda, ilk teneffüslerde tüketilebilecek yeşillikli sandviçler veya esmer unla hazırlanmış ev yapımı peynirli poğaçalar sağlıklı bir alternatif olarak değerlendirilebilir. Kahvaltıda enerji sağlaması amacıyla tercih edilen çikolatalı kremalar yerine, tahin-pekmez veya şekersiz fındık/fıstık ezmeleri önerilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyin gelişimini destekleyen 8 süper besin</strong></p>
<p>Yeni eğitim döneminde zihinsel performansı, dikkat süresini ve hafızayı güçlendirmek için sofralarda mutlaka yer verilmesi gereken besinler olduğuna dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, bu besinleri şöyle sıraladı:</p>
<p>Yumurta: Kolin içeriği sayesinde hafıza ve öğrenme süreçlerini güçlendirir.</p>
<p>Yağlı balıklar: Somon, uskumru ve sardalya gibi Omega-3 zengini balıklar, odaklanmayı artırır.</p>
<p>Ceviz, Fındık, Badem gibi kuruyemişler: Sağlıklı yağlar ve magnezyum açısından zengindir; beyin hücrelerinin enerji ihtiyacını karşılar.</p>
<p>Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler: Folat ve demir içerikleriyle zihinsel performansı destekler.</p>
<p>Tam Tahıllar: Kompleks karbonhidratlarla uzun süreli enerji sağlar, B vitaminleriyle beyin fonksiyonlarını güçlendirir.</p>
<p>Süt ve Süt Ürünleri: Protein ve kalsiyum kaynağıdır; sinir sistemi sağlığını korur.</p>
<p>Mevsimsel Renkli Meyveler: Antioksidan içerikleriyle hafıza dostudur ve bağışıklığı güçlendirir. Eğer çocuk meyve suyu tüketmeyi seviyorsa, taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir; bu mümkün değilse, üzerinde yüzde 100 meyve suyu ibaresi bulunan cam şişelerdeki ürünler daha sağlıklı bir seçenek olacaktır.</p>
<p>Probiyotik İçeren Besinler <em>(kefir, yoğurt, tarhana, ev yapımı turşu)</em>: Bağırsak mikrobiyotasını dengeler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve bağırsak-beyin ilişkisi sayesinde dikkat ile öğrenme süreçlerini destekler.</p>
<p><strong>Okul başarısı ve gelişim için sağlıklı beslenme ile düzenli hareket önemli… </strong></p>
<p>Çocukların öğünlerinde sebzelerin mutlaka yer alması gerektiğinin altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “En az bir ana öğünde sebze yemeği bulunmalı; ayrıca tabağı dört eşit parçaya bölerek her besin grubuna yer vermek, beslenme çeşitliliği açısından önem taşır.” dedi.</p>
<p>Paketli kekler, çikolatalı gevrekler ve basit şeker içeriği yüksek ürünlerin, kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat dağınıklığına yol açabildiğine vurgu yapan Yiğit, “Bu nedenle beslenme çantalarına ev yapımı, katkısız atıştırmalıklar eklemek çok daha sağlıklı bir seçimdir. Ayrıca, günün büyük bölümünü sıralarda oturarak geçiren çocukların yeterli fiziksel aktivite yapmasına fırsat tanımak hem okul başarısına hem de genel gelişimlerine katkı sağlar. Sağlıklı beslenme ve düzenli hareket, zihinsel performansı desteklerken öğrenme süreçlerini de güçlendirir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-okul-basarisini-artiriyor-571319">Sağlıklı beslenme okul başarısını artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı uyardı: Aromalı sütler sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-aromali-sutler-saglik-sorunlarina-zemin-hazirlayabilir-570169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 13:03:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, çocukların tükettiği aromalı sütlerin içerik ve tüketim miktarının neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-aromali-sutler-saglik-sorunlarina-zemin-hazirlayabilir-570169">Uzmanı uyardı: Aromalı sütler sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, çocukların tükettiği aromalı sütlerin içerik ve tüketim miktarının neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İçeriği ve tüketim miktarı kontrol edilmeli!</strong></p>
<p>Renkli ambalajları, çizgi film karakterleri ve tatlı aromalarıyla aromalı sütlerin, çocukların dikkatini kolayca çekebildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu ürünler, süt tüketmeyen çocuklar için cazip bir seçenek gibi görünse de içerik ve miktar açısından dikkatli değerlendirilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Yiğit, “Aromalı sütler, gazlı içecekler ve soğuk çaylar gibi şekerli içeceklere göre elbette daha besleyici olabilir. Ancak evde doğal malzemelerle hazırlanan aromalı sütlerden daha sağlıklı oldukları söylenemez.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Şeker içeriği sağlık sorunlarına neden olabilir! </strong></p>
<p>Ticari aromalı sütlerin, kalsiyum, protein ve D vitamini gibi faydalı bileşenler içerse de çoğu zaman yüksek miktarda eklenmiş şeker ve aroma vericiler de barındırdığını kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu içerikler, uzun vadede çocuklarda kilo artışı, diş çürükleri, insülin direnci gibi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.” dedi.</p>
<p>Tatlı aromalara alışan çocukların doğal gıdalara ilgisinin azalabileceği ve beslenme alışkanlıklarının olumsuz etkilenebileceği konusunda uyaran Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“Bazı araştırmalar, fazla şeker tüketiminin vücut yağ oranını artırarak hormonal dengeyi etkileyebileceğini ve bu durumun kız çocuklarında erken ergenlik riskini artırabileceğini gösteriyor. Ayrıca, günde 600 ml ve üzeri inek sütü tüketiminin, demir emilimini azaltarak bazı çocuklarda kansızlık riskini artırabileceği de belirtiliyor.”</p>
<p><strong>Evde hazırlamak hem besleyici hem de güvenli… </strong></p>
<p>Evde hazırlanan doğal aromalı sütlerin ise çocuklar için hem daha güvenli hem de daha besleyici bir alternatif olduğunu vurgulayan Yiğit, “Örneğin; 5-6 adet çilekle hazırlanan çilekli süt ya da şekersiz kakao, az miktarda bal veya hurma özü ile yapılmış kakaolu süt, katkı maddesi içermeyen sağlıklı seçenekler sunar. Alerjik yapıya sahip çocuklar için ise bu tarifler keçi sütüyle hazırlanarak da uygulanabilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların sütle olumlu bir ilişki kurabilmesi için birlikte süt hazırlamanın, farklı meyve veya sunumlarla süreci eğlenceli hâle getirmenin beslenme alışkanlıklarını da olumlu etkileyeceğini dile getiren Yiğit, “Sonuç olarak, aromalı sütler bazı koşullarda süt tüketimini teşvik edebilir. Ancak içeriğindeki şeker, katkı maddeleri ve tüketim miktarı göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli. Mümkün olduğunca evde hazırlanan, sade ve doğal içeriklerle zenginleştirilmiş sütler tercih edilmeli.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-aromali-sutler-saglik-sorunlarina-zemin-hazirlayabilir-570169">Uzmanı uyardı: Aromalı sütler sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy&#8217;de &#8220;Dengeli Beslen, Sağlıklı Yaşa&#8221; Söyleşisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-dengeli-beslen-saglikli-yasa-soylesisi-568882</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 15:31:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568882</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi’nin Ataköy Emekliler Evi’nde düzenlediği “Dengeli Beslen, Sağlıklı Yaşa” söyleşisinde vatandaşlara dengeli beslenmenin altın kurallarından yanlış beslenmenin sonuçlarına kadar pek çok başlıkta bilgi verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-dengeli-beslen-saglikli-yasa-soylesisi-568882">Bakırköy&#8217;de &#8220;Dengeli Beslen, Sağlıklı Yaşa&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi’nin Ataköy Emekliler Evi’nde düzenlediği “Dengeli Beslen, Sağlıklı Yaşa” söyleşisinde vatandaşlara dengeli beslenmenin altın kurallarından yanlış beslenmenin sonuçlarına kadar pek çok başlıkta bilgi verildi. Söyleşiye katılan Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu da vatandaşlarla bir araya gelerek taleplerini dinledi.</p>
<p>Bakırköy Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla Ataköy Emekliler Evi’nde “Dengeli Beslen, Sağlıklı Yaşa” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Belediyenin tıp merkezinde görev yapan Diyetisyen Züleyha Yılmaz Hatipoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, vatandaşlara günlük yaşamda uygulanabilecek sağlıklı beslenme önerileri sunuldu. Söyleşide; Dengeli beslenmenin önemi ve altın kuralları, yanlış beslenmenin sonuçları, günlük hayatta küçük dokunuşlar, sağlıklı tabak modeli konuları konuşuldu. Etkinliğe katılan Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu da vatandaşlarla bir araya gelerek ilçedeki çalışmalara dair bilgi vererek vatandaşların taleplerini dinledi. Katılımcılar, hem sağlıklı yaşam konusunda aldıkları bilgilerden hem de Başkan Ovalıoğlu ile doğrudan iletişim kurma fırsatından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Bakırköy Belediyesi, Emekliler Evi’nde vatandaşları çeşitli etkinliklerle buluşturmaya devam edecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-dengeli-beslen-saglikli-yasa-soylesisi-568882">Bakırköy&#8217;de &#8220;Dengeli Beslen, Sağlıklı Yaşa&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okula Dönüşte Dikkat ve Enerjiyi Şekersiz Beslenme ile Destekleyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okula-donuste-dikkat-ve-enerjiyi-sekersiz-beslenme-ile-destekleyin-568628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 10:24:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni eğitim yılı, çocuklar için sadece yeni bilgiler değil; aynı zamanda odaklanma, öğrenme ve sosyal uyum süreçlerini de beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-donuste-dikkat-ve-enerjiyi-sekersiz-beslenme-ile-destekleyin-568628">Okula Dönüşte Dikkat ve Enerjiyi Şekersiz Beslenme ile Destekleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim yılı, çocuklar için sadece yeni bilgiler değil; aynı zamanda odaklanma, öğrenme ve sosyal uyum süreçlerini de beraberinde getiriyor. Bu dönemde sağlıklı beslenme, akademik başarı ve genel yaşam kalitesi için kritik bir rol oynuyor. Bütünsel Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Koçu <strong>Ebru Zeynep Altay</strong>, 21 Gün Şekersiz Beslenme Programı ile ailelere çocuklarının konsantrasyonunu ve enerjisini doğal yollarla artırma imkânı sunuyor.</p>
<p>Araştırmalar, rafine şekerin çocuklarda kısa süreli enerji patlamalarının ardından ani yorgunluk, dalgınlık ve huzursuzluk yarattığını ortaya koyuyor. Şeker tüketiminin azaltılması ise kan şekerini dengede tutarak uzun süreli odaklanma, zihinsel berraklık ve duygusal istikrar sağlıyor. Aynı zamanda bağışıklık sistemini destekleyerek okul sezonunda sık yaşanan hastalık riskini de azaltıyor.</p>
<p>Ebru Zeynep Altay, şekersiz beslenmenin çocuklar için bir “kısıtlama” değil, tam tersine onları daha enerjik, dengeli ve mutlu kılan bir yaşam biçimi olduğunun altını çiziyor. “Okula dönüş, sağlıklı alışkanlıkları başlatmak için mükemmel bir zamandır. Çocuklarımıza doğal gıdaların renkli ve lezzetli dünyasını tanıtmak, hem bedenlerini hem zihinlerini güçlendirir.” diyen Altay, aileleri de bu sürece dahil olmaya davet ediyor.</p>
<p>Yeni okul yılına başlarken, beslenme çantasına koyacağınız her şekersiz atıştırmalık, yalnızca bir öğün değil; çocuğunuzun dikkatini, öğrenme kapasitesini ve mutluluğunu besleyen değerli bir yatırım olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-donuste-dikkat-ve-enerjiyi-sekersiz-beslenme-ile-destekleyin-568628">Okula Dönüşte Dikkat ve Enerjiyi Şekersiz Beslenme ile Destekleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İntoleranslara uygun beslenmenin 10 faydası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/intoleranslara-uygun-beslenmenin-10-faydasi-568077</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 12:44:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[İntolerans]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda beslenme kaynaklı sağlık sorunlarının artmasıyla birlikte gıda intolerans testleri önem kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/intoleranslara-uygun-beslenmenin-10-faydasi-568077">İntoleranslara uygun beslenmenin 10 faydası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda beslenme kaynaklı sağlık sorunlarının artmasıyla birlikte gıda intolerans testleri önem kazandı. Kan örneği üzerinden yapılan bu testler, yaklaşık 10 gün içinde hem şikâyetlere yol açan gıdaları hem de kişinin beslenme programına destek olabilecek alternatif besinleri ortaya koyuyor. Testin doğru sonuç verebilmesi için uzman merkezlerde ve hekim kontrolünde yapılması gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, Örnek, “Bazı kişiler, hafif düzeyde intolerans çıkan bir gıdanın bile ömür boyu tamamen yasaklanması gerektiğini düşünebilir. Oysa test, intolerans şiddetini farklı renklerle derecelendirir. Yani sonuçlar mutlaka kişiye özel analiz edilmelidir. İlgili gıdayı belirli bir süre diyetten çıkardıktan sonra kontrollü bir şekilde yeniden dahil etmek en sağlıklı yaklaşımdır” dedi.</strong></p>
<p>Kaynağı net olmayan gaz, şişkinlik gibi şikâyetlerde veya kişinin hangi gıdanın rahatsızlık verdiğini ayırt edemediği durumlarda intolerans testleri yol gösterici olur. Bu testlerin, alerjik etki yaratan gıdanın yerine benzer besin değerlerine sahip alternatifleri de sunduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bir besin grubunun tamamı alerjiye yol açıyorsa, o besinleri diyetten tamamen çıkarmak kısa vadede sorun oluşturmaz. Daha sonra küçük porsiyonlarla vücudun tepkisi yeniden gözlemlenir. Eğer şikayetler tekrarlanırsa ilgili gıda uzun vadeli olarak tamamen yasaklanır. Ancak bu durumda olası besin eksikliklerini önlemek için diyetisyen desteğiyle kişiye özel bir beslenme planı oluşturulmalı” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Mucize beklentisi hayal kırıklığı yaratabilir</strong></p>
<p>Eliminasyon diyetlerinin kilo vermek amacıyla herkesin ömür boyu uygulayabileceği mucizevi yöntemler olmadığının altını çizen Örnek, “Bu diyetler ancak gerçekten gerekli olduğunda ve tıbben uygun görüldüğünde, diyetisyen eşliğinde doğru planlama ve zamanlama ile uygulandığında fayda sağlar. Bu şekilde ciddi iyileşmeler elde edilebilir. Ancak bilimsel temeli olmayan yaklaşımlar ya da bilimsel olsa bile yanlış kişiye, yanlış biçimde uygulanan yöntemler hatalı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle profesyonel destekle kişiye özel beslenme planı hazırlanması büyük önem taşır” dedi.</p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, intoleranslara uygun bir beslenme planının kişiye sağlayacağı 10 önemli faydayı sıraladı:</p>
<ol>
<li>Sindirim sorunları azalır; şişkinlik, gaz ve mide ağrısı gibi sık görülen şikayetlerin hangi gıdalardan kaynaklandığı tespit edilir.</li>
<li>Vücudu zorlayan besinlerden uzak durulduğunda halsizlik azalır, kişi gün içinde daha dinç ve zinde hisseder.</li>
<li>Egzama veya akne gibi bazı cilt sorunları intoleransla ilişkili olabilir. Beslenme düzeniyle birlikte cilt sağlığı da desteklenir.</li>
<li>Ödem ve metabolizma sorunlarına yol açan gıdalar belirlendiğinde kilo kontrolü çok daha kolay bir şekilde sağlanır.</li>
<li>Test sonuçlarıyla kişiye özel, daha dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme programı hazırlanabilir.</li>
<li>Vücudu sürekli meşgul eden intoleranslı gıdaların çıkarılmasıyla bağışıklık sistemi daha verimli çalışır.</li>
<li>Nedeni bulunamayan kronik yorgunluklarda rahatlama sağlanabilir.</li>
<li>Bazı gıdalar migreni tetikleyebilir, test sayesinde bu tetikleyiciler saptanır. Böylece baş ağrılarının sıklığı belirgin şekilde azalabilir.</li>
<li>Bağırsakları zorlayan gıdaların eliminasyonu ile sindirim sistemi rahatlar, daha derin ve kesintisiz uyku sağlanabilir.</li>
<li>Daha dengeli bir vücut işleyişi ile hem fiziksel hem ruhsal iyilik hali artar, genel yaşam kalitesi yükselir.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/intoleranslara-uygun-beslenmenin-10-faydasi-568077">İntoleranslara uygun beslenmenin 10 faydası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-2-558627</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:18:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun süreli yüksek seviye kan şekeri, sinir hücrelerine büyük zarar verir. Bu sinir hasarı da genellikle ayaklarda başlar ve zamanla yaralara sebep olur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-2-558627">Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzun süreli yüksek seviye kan şekeri, sinir hücrelerine büyük zarar verir. Bu sinir hasarı da genellikle ayaklarda başlar ve zamanla yaralara sebep olur. Tedavi için geç kalındığında enfeksiyonlara hatta ampütasyona sürükleyebilen diyabetik ayak tehlikesinin; düzenli kontrol, doğru bakım ve beslenme ile çoğunlukla önlenebilir olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, “Diyabetik ayaktan korunmanın ilk adımı kan şekerinin yükselmesini önlemektir. Bunun için de sağlıklı ve dengeli beslenme önem kazanır. Lif oranı yüksek, rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan arındırılmış bir beslenme planı hem kan şekeri dalgalanmalarını önler hem de damar ve sinir sağlığını koruyarak ayak sağlığını korur” dedi.</strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, diyabet hastalarının beslenme alışkanlıklarında dikkat etmeleri gereken önemli noktaları paylaştı:</p>
<p><strong>Baklagiller kan şekerini dengeliyor</strong></p>
<p>Diyabetik ayak yaralarının tedavisinde en önemli faktör, kan şekerinin kontrol altına alınması. Yüksek kan şekeri, vücudun iyileşme süreçlerini olumsuz etkileyebilir ve yaraların enfekte olmasına yol açabilir. Doğru beslenme, kan şekerini dengelemeye yardımcı olur. Örneğin karbonhidratlar, insülin seviyelerini doğrudan etkiler. Tam tahıllar ve baklagiller gibi yavaş sindirilen karbonhidratlar kan şekerinin dengede kalmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>Yüksek protein yara iyileşme sürecini hızlandırıyor</strong></p>
<p>Yaraların iyileşmesi için vücudun yeterli miktarda proteine ihtiyacı var. Proteinler, hücre ve doku onarımında önemli bir rol oynar. Yüksek kaliteli protein kaynaklarının başında; tavuk, hindi, balık, yumurta, baklagiller ve az yağlı süt ürünleri gelir.</p>
<p><strong>Sağlıklı yağlar enflamasyonu azaltıyor</strong></p>
<p>Somon, ceviz ve chia tohumu gibi omega-3 yağ asidi açısından zengin gıdalar, vücuttaki enflamasyonu azaltarak yaraların iyileşmesini hızlandırır.</p>
<p><strong>C ve E vitamini bağışıklık sistemini güçlendiriyor</strong></p>
<p>C vitamini ve E vitamini, bağışıklık sistemini güçlendiren ve yara iyileşmesini hızlandıran önemli antioksidanlardır. C vitamini bakımından zengin; portakal, kivi, biber ve brokoli gibi gıdalar, cilt onarımını ve kolajen üretimini destekler. E vitamininden zengin fındık, yeşil yapraklı sebzeler ve ay çekirdeği gibi gıdalar ise doku iyileşmesini teşvik eder ve oksidatif stresi azaltır.</p>
<p><strong>Magnezyum enerji üretimini artırıyor</strong></p>
<p>Mineraller yara iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Özellikle çinko ve magnezyum, vücudun hücresel onarım süreçlerine yardımcı olur. Çinko; et, deniz ürünleri, kabak çekirdeği ve fasulye gibi gıdalarda; magnezyum ise koyu yeşil yapraklı sebzeler, fındık ve tam tahıllarda bolca bulunur.</p>
<p><strong>Rafine gıdalar kan şekerini hızlı yükseltiyor</strong></p>
<p>Şekerli ve rafine gıdalar, kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltir bu da diyabetik ayak yaralarının iyileşmesini engeller. Yüksek şekerli besinlerden uzak durularak kan şekerinin kontrol altında tutulması önemli.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-2-558627">Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-558780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:12:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi... Uzun süreli yüksek seviye kan şekeri, sinir hücrelerine büyük zarar verir. Bu sinir hasarı da genellikle ayaklarda başlar ve zamanla yaralara sebep olur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-558780">Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi… Uzun süreli yüksek seviye kan şekeri, sinir hücrelerine büyük zarar verir. Bu sinir hasarı da genellikle ayaklarda başlar ve zamanla yaralara sebep olur.</p>
<p>Tedavi için geç kalındığında enfeksiyonlara hatta ampütasyona sürükleyebilen diyabetik ayak tehlikesinin; düzenli kontrol, doğru bakım ve beslenme ile çoğunlukla önlenebilir olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, “Diyabetik ayaktan korunmanın ilk adımı kan şekerinin yükselmesini önlemektir. Bunun için de sağlıklı ve dengeli beslenme önem kazanır. Lif oranı yüksek, rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan arındırılmış bir beslenme planı hem kan şekeri dalgalanmalarını önler hem de damar ve sinir sağlığını koruyarak ayak sağlığını korur” dedi.</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, diyabet hastalarının beslenme alışkanlıklarında dikkat etmeleri gereken önemli noktaları paylaştı:</p>
<p><b><strong>Baklagiller kan şekerini dengeliyor</strong></b></p>
<p>Diyabetik ayak yaralarının tedavisinde en önemli faktör, kan şekerinin kontrol altına alınması. Yüksek kan şekeri, vücudun iyileşme süreçlerini olumsuz etkileyebilir ve yaraların enfekte olmasına yol açabilir. Doğru beslenme, kan şekerini dengelemeye yardımcı olur. Örneğin karbonhidratlar, insülin seviyelerini doğrudan etkiler. Tam tahıllar ve baklagiller gibi yavaş sindirilen karbonhidratlar kan şekerinin dengede kalmasına yardımcı olur.</p>
<p><b><strong>Yüksek protein yara iyileşme sürecini hızlandırıyor</strong></b></p>
<p>Yaraların iyileşmesi için vücudun yeterli miktarda proteine ihtiyacı var. Proteinler, hücre ve doku onarımında önemli bir rol oynar. Yüksek kaliteli protein kaynaklarının başında; tavuk, hindi, balık, yumurta, baklagiller ve az yağlı süt ürünleri gelir.</p>
<p><b><strong>Sağlıklı yağlar enflamasyonu azaltıyor</strong></b></p>
<p>Somon, ceviz ve chia tohumu gibi omega-3 yağ asidi açısından zengin gıdalar, vücuttaki enflamasyonu azaltarak yaraların iyileşmesini hızlandırır.</p>
<p><b><strong>C ve E vitamini bağışıklık sistemini güçlendiriyor</strong></b></p>
<p>C vitamini ve E vitamini, bağışıklık sistemini güçlendiren ve yara iyileşmesini hızlandıran önemli antioksidanlardır. C vitamini bakımından zengin; portakal, kivi, biber ve brokoli gibi gıdalar, cilt onarımını ve kolajen üretimini destekler. E vitamininden zengin fındık, yeşil yapraklı sebzeler ve ay çekirdeği gibi gıdalar ise doku iyileşmesini teşvik eder ve oksidatif stresi azaltır.</p>
<p><b><strong>Magnezyum enerji üretimini artırıyor</strong></b></p>
<p>Mineraller yara iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Özellikle çinko ve magnezyum, vücudun hücresel onarım süreçlerine yardımcı olur. Çinko; et, deniz ürünleri, kabak çekirdeği ve fasulye gibi gıdalarda; magnezyum ise koyu yeşil yapraklı sebzeler, fındık ve tam tahıllarda bolca bulunur.</p>
<p><b><strong>Rafine gıdalar kan şekerini hızlı yükseltiyor</strong></b></p>
<p>Şekerli ve rafine gıdalar, kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltir bu da diyabetik ayak yaralarının iyileşmesini engeller. Yüksek şekerli besinlerden uzak durularak kan şekerinin kontrol altında tutulması önemli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-6-beslenme-tavsiyesi-558780">Diyabet hastalarına 6 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın Serin Kalmanın Yolu: Doğru Beslenme ile Ferahlık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-serin-kalmanin-yolu-dogru-beslenme-ile-ferahlik-556003</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 09:06:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ferahlık]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kalmanın]]></category>
		<category><![CDATA[serin]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556003</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte vücudun su kaybı artıyor. Bu da hem enerji seviyesini hem de genel beden durumunu etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-serin-kalmanin-yolu-dogru-beslenme-ile-ferahlik-556003">Yazın Serin Kalmanın Yolu: Doğru Beslenme ile Ferahlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte vücudun su kaybı artıyor. Bu da hem enerji seviyesini hem de genel beden durumunu etkileyebiliyor. Yaz aylarına özel pratik çözümler sunan Herbalife, Formül 1 ürünleri, Çay ve Bitki Ekstreli Aromalı İçecek Tozu ve Herbal Aloe Konsantre İçecekleri ile sıvı alımını desteklerken, günlük beslenme ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Günlük beslenmeyi destekliyor</strong></p>
<p>Bitki bazlı protein, karbonhidrat, lif, vitamin ve mineraller içeren formülüyle öne çıkan <strong>Herbalife Formül 1 Shake</strong> serisi hem kilo yönetimini hem de günlük beslenmeyi desteklemek isteyenler için ideal bir seçenek sunuyor. Kahvaltı ya da ana öğünlerde kolayca tüketilebilen bu shake karışımı, kalori kontrolüne ve vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin öğelerini karşılamaya yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Alternatif öğün seçeneği</strong></p>
<p>Yüksek protein içeriğiyle, 25 vitamin ve mineral ile günlük mikro besin ihtiyacını karşılamaya yardımcı oluyor. Vegan ve glutensiz yapısıyla farklı beslenme tercihlerine uygun olan Formül 1 Shake’ler, aynı zamanda lif içeriyor. Aktif yaşam tarzına kolayca uyum sağlayan, taşınabilir ve hazırlanması son derece pratik bu shake’ler; gün boyu hareket halindeyken ya da yoğun iş temposunda alternatif bir öğün sunuyor. <strong>Herbalife Formül 1 Besleyici Shake Karışımı;</strong> Ahududu ve Beyaz Çikolata Aromalı, Muz Aromalı ve Vanilya Aromalı çeşitleriyle farklı damak zevklerine hitap ederken, ideal yaşam yolculuğunu destekliyor.</p>
<p><strong>Yaz günlerinde serinletici bir keyif</strong></p>
<p>Herbalife Çay ve Bitki Ekstreli Aromalı İçecek Tozu düşük kalorili ve ferahlatıcı bir içecek alternatifi sunuyor. Düşük kalorili yapısıyla dengeli yaşam tarzına kolayca uyum sağlayan bu içecek tozu, özellikle sıcak yaz günlerinde soğuk tüketilebiliyor. Limon, Şeftali, Klasik ve Ahududu olmak üzere dört farklı aroma seçeneğiyle farklı damak tatlarına hitap eden Herbalife Çay ve Bitki Ekstreli Aromalı İçecek Tozu, günlük sıvı alımı alışkanlıklarını yeniden tanımlıyor. Günün her anında pratik bir içecek arayanlar için alternatif bir çözüm sunuyor.</p>
<p><strong>Ferahlatıcı bir dokunuş: Herbal Aloe Konsantre İçecek</strong></p>
<p>Saflaştırılmış %40 Aloe vera suyu içeriğiyle, günlük su tüketimini keyifli hale getiren ferahlatıcı ve düşük kalorili bir alternatif olan <strong>Herbal Aloe Konsantre İçecek</strong>, hafif aromasıyla her yudumda ferahlık sunuyor. Elle toplanan aloe vera yapraklarından elde edilen bu özel formül, gün boyunca su içmeyi daha cazip hale getiriyor. Herbal Aloe Konsantre İçeceğin yalnızca birkaç damlasını suya ekleyerek, sıradan içme suyunu alternatif bir içeceğe dönüştürebilir, sıvı alımınızı destekleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-serin-kalmanin-yolu-dogru-beslenme-ile-ferahlik-556003">Yazın Serin Kalmanın Yolu: Doğru Beslenme ile Ferahlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz tatiline hazırlık: Dengeli beslenme ve egzersiz ipuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-tatiline-hazirlik-dengeli-beslenme-ve-egzersiz-ipuclari-549901</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 14:19:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[tatiline]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatiller, yıl boyunca süren yoğun tempoya kısa bir mola vermek, yenilenmek ve keyifli anılar biriktirmek için en özel dönemlerden biri olsa da tatil döneminde günlük rutinlerin dışına çıkmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmeyi zorlaştırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatiline-hazirlik-dengeli-beslenme-ve-egzersiz-ipuclari-549901">Yaz tatiline hazırlık: Dengeli beslenme ve egzersiz ipuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tatiller, yıl boyunca süren yoğun tempoya kısa bir mola vermek, yenilenmek ve keyifli anılar biriktirmek için en özel dönemlerden biri olsa da tatil döneminde günlük rutinlerin dışına çıkmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmeyi zorlaştırabiliyor. Düzensiz beslenme, hareketsizlik ve seyahatin getirdiği yorgunluk gibi faktörler, tatil sonrası kendimizi daha yorgun ve dengesiz hissetmemize neden olabiliyor. <strong>Dünyaca ünlü Herbalife Beslenme Uzmanı ve Arsenal Futbol Kulübü’nün eski Performans Beslenmesi Başkanı Dr. Richard Allison</strong>, tatil öncesi yapılması gereken hazırlıklardan uçuşta dikkat edilmesi gerekenlere, sıcak iklimlere adaptasyondan sağlıklı beslenme önerilerine kadar pek çok konuda ipuçlarını paylaşıyor.</p>
<p><strong>“Kas kazanmak isteyenlerin protein alımını arttırması gerekiyor”</strong></p>
<p>Tatil öncesi vücudu hazırlamanın önemine dikkat çeken <strong>Dr. Allison</strong>, beslenme ve egzersiz alışkanlıklarında değişikliklerin son dakikaya bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak <em>“Kilo vermek isteyenlere sürdürülebilir bir kalori açığı oluşturup kardiyovasküler egzersiz miktarını arttırmalarını öneriyorum. Kas kazanmak isteyenlerin ise protein alımını arttırması gerekiyor. Yaz tatilinize çıkmadan sadece bir veya iki hafta önce değişiklik yapmaya başlarsanız, istediğiniz sonuçları elde etmeniz zor olur. En ideal süre 12 ila 16 haftadır. Ayrıca kas gelişimi için her kilogram vücut ağırlığına en az iki gram protein almak çok önemli. Kardiyo ile direnç antrenmanlarını birlikte yapmanızı tavsiye ediyorum”</em> açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>“Yolculuk sırasında hareket etmek, kan dolaşımını destekler”</strong></p>
<p>Uçak yolculuklarına hazırlık konusunda da önemli ipuçları veren <strong>Dr. Allison, </strong>seyahatten birkaç hafta önce uyku düzeninin hedef destinasyona göre ayarlanmasının jet lag etkilerini azaltabileceğini ifade ediyor. Uçuş sırasında ise sıvı tüketiminin kritik olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: <em>“Havada geçirdiğiniz her saat için yaklaşık 250 ml sıvı tüketmenizi öneriyorum ve hedefinize ulaşana kadar alkolden uzak durmak gerçekten faydalı. Yolculuk sırasında mümkün olduğunca hareket etmek, kan dolaşımınızı destekler. Ayrıca, salatalık, karpuz, kereviz gibi yüksek su içeriğine sahip atıştırmalıklar susuzluğu önlemeye çok yardımcı olur.”</em></p>
<p><strong>“Kas krampları ve yorgunluk için takviye edici gıdalar alınabilir”</strong></p>
<p>Sıcak ve nemli iklimlere seyahat edenler için vücudun bu yeni koşullara uyum sağlamasının zaman alabileceğini vurgulayan <strong>Dr. Allison,</strong> <em>“Vücudumuzun sıcaklığa uyum sağlamasının temel yollarından biri terlemedir; ancak bu durum elektrolit kaybına yol açabilir”</em> diyor. Kas krampları veya yorgunluk yaşamamak için elektrolit takviyelerinin faydalı olabileceğini belirten Allison, spor salonuna erişim olmasa bile direnç bantlarıyla egzersiz yapmak, yürüyüş turlarına katılmak ya da yüzme gibi aktivitelerle tatilde aktif kalmanın mümkün olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><strong>“Yağsız proteinler ve bol sebze, dengede kalmanıza yardımcı olur”</strong></p>
<p>Tatilde sağlıklı kalırken kendimizi şımartmanın da dengeli bir yolunu bulmamız gerektiğini belirten <strong>Dr. Allison,</strong> önceden yapılacak kısa bir planlamayla hem dengeli beslenmenin hem de yeni lezzetleri keşfetmenin mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: <em>“Tatiller, yeni mutfakları deneyimlemek için eşsiz fırsatlar sunsa da beslenme esnasında porsiyon kontrolüne dikkat etmek oldukça önemli. Yağsız proteinler ve bol sebze tercih etmek, dengede kalmanıza yardımcı olur. Özellikle seyahat öncesinde bağırsak sağlığınızı desteklemek amacıyla probiyotik ve prebiyotik takviyeleri almanızı öneriyorum; bu da sindirim sisteminizi korumanıza katkı sağlayacak</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatiline-hazirlik-dengeli-beslenme-ve-egzersiz-ipuclari-549901">Yaz tatiline hazırlık: Dengeli beslenme ve egzersiz ipuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glütensiz beslenme herkes için doğru tercih değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenme-herkes-icin-dogru-tercih-degil-548611</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 08:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[glütensiz]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548611</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda özellikle sağlıklı yaşam trendleriyle birlikte glütensiz beslenme de popülerliğini artırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenme-herkes-icin-dogru-tercih-degil-548611">Glütensiz beslenme herkes için doğru tercih değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda özellikle sağlıklı yaşam trendleriyle birlikte glütensiz beslenme de popülerliğini artırdı. Ancak glütene karşı hassasiyeti olmayan bireyler için bu yaklaşımın gereksiz olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan doğal bir protein grubudur. Glütenin içindeki bazı proteinler hamura elastikiyet kazandırır ve ekmek gibi mayalı ürünlerin kabarmasına yardımcı olur. Ülkemizde de buğdayı sofralarımızda sık kullandığımız için hemen hemen her yemekte glütenle karşılaşmak olasıdır. Son dönemdeki popüler diyet trendleri yüzünden vücudumuz için gerekli besin öğelerinden zengin gıdalardan glüten içerdiği için uzak durmak yerinde bir tercih değil” dedi.</strong></p>
<p>Glütensiz beslenmenin; çölyak, glüten hassasiyeti ve buğday alerjisi gibi durumlarda zorunlu ve faydalı bir alışkanlık olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bir yandan, glüten içeren tam tahıllar örneğin tam buğday, çavdar ve arpa; lif, B vitamini, demir ve magnezyum gibi önemli besin öğeleri açısından zengindir. Bu nedenle sayılan sağlık problemlerine sahip olmayan kişilerin gereksiz yere glütensiz beslenmeye geçmesi, bu besin öğelerinin yetersiz alınmasına ve dengeli beslenmenin bozulmasına neden olabilir. Ayrıca bazı glütensiz ürünler, işlenmiş içerikleri nedeniyle daha fazla şeker, yağ ve kalori içerebilir. Sonuç olarak, glütensiz beslenme herkes için gerekli ya da sağlıklı bir alışkanlık değildir” dedi.</p>
<p><strong>Glüten hassasiyeti özel bir beslenme planı ile teşhis edilebiliyor</strong></p>
<p>Kişide glüten hassasiyeti ya da çölyak var ise ciddi sindirim problemlerinin yaşanabileceğini ifade eden Eren, “Glüten hassasiyeti, kişinin çölyak hastası olmamasına rağmen glütenli gıdalar tükettikten sonra bazı rahatsızlıklar yaşaması anlamına gelir. Yaygın belirtiler arasında; karın ağrısı, şişkinlik, gaz, ishal, kabızlık yer alır. Sindirim dışı şikayetlere ise; baş ağrısı, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve eklem ağrıları örnek verilebilir. Hassasiyetin tespiti için özel bir tanı yöntemi bulunmadığından, çölyak hastalığı ve buğday alerjisi testlerinden sonra, glütensiz diyetle semptomların düzelip düzelmediğine bakılır. Glüten hassasiyeti, çölyaktan farklı olarak bağırsakta kalıcı hasarlar bırakmaz ancak günlük yaşamı oldukça zorlaştırır” dedi.</p>
<p><strong>Çölyak tedavi edilmezse ciddi problemlere yol açabilir</strong></p>
<p>Çölyak hastalarında glüten, bağışıklık sisteminin ince bağırsaklara saldırmasına yol açar. İnce bağırsakların da bu saldırılar sonucu zarar göreceğini açıklayan Eren, “Çölyakta; sürekli karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık, yorgunluk, kansızlık, kemik yoğunluğunun azalması, ciltte kaşıntılı döküntüler ve depresyon ya da anksiyete görülebilir. Ayrıca buğday alerjisi olan bireylerde glüten, alerjik reaksiyonlara da neden olabilir. Tüm bu ihtimaller göz önünde bulundurularak, sayılan semptomlara sahip kişilerin glüteni sindirip sindiremediği bilimsel olarak incelenmeli” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, glüten içeren ve içermeyen en yaygın besinleri sıraladı:</strong></p>
<p><strong>Glüten içeren besinler:</strong> Buğday, yulaf, arpa ve çavdarın kedisi ve unu ile yapılmış her türlü yiyecek, bulgur, makarna, şehriye, erişte, kuskus, bisküvi, simit, dondurma külahı, ekmek, tarhana, yarma, irmik, kraker, börek, pasta, çörek, sosis, mısır gevrekli süt ürünleri, hazır çorbalar, çok yağ eklenmiş yiyecekler, kaymak, krema, fındık, fıstık, badem, ceviz, baklava, tulumba, revani gibi unlu tatlılar, kek, çikolata, kurabiye, puding gofret, hazır salça, ketçap, unla yapılmış soslar ve hazır satılan çeşni verici yiyecekler.</p>
<p><strong>Glüten içermeyen besinler: </strong>Süt, salep, ıhlamur, çay, ayran, meyve suları, limonata, gazoz, doğal yoğurt, labne peyniri, mascarpone, mozerella gibi taze peynirler, parmesan, et, balık, kümes hayvanları,   yumurta, peynir, pirinç, pirinç unu ve nişasta ile yapılmış yiyecekler, mısır unu ile yapılmış ekmek, patates, glütensiz unlardan yapılmış ekmekler, kinoa, chia, amarant, karabuğday, kurubaklagiller, sebze ve meyveler, şeker, bal, komposto, pekmez, hoşaf, sirke, limon, salamura, turşu, baharatlar, tuz, domates suyu, ev salçası. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenme-herkes-icin-dogru-tercih-degil-548611">Glütensiz beslenme herkes için doğru tercih değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-537473</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 May 2025 11:25:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklıda]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=537473</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, toplum sağlığını korumak, obeziteye dikkat çekmek ve ilçe sakinlerini bu konuda bilgilendirmek için farkındalık semineri düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-537473">Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, toplum sağlığını korumak, obeziteye dikkat çekmek ve ilçe sakinlerini bu konuda bilgilendirmek için farkındalık semineri düzenledi. Bu kapsamda Uzman Diyetisyen Aycem Pehlivan, “Doğru beslenme ve sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı. Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Sağlık sadece bireysel değil, toplumsal bir meseledir. Halk sağlığı açısından önem arz eden farklı konularda bilgilendirme toplantılarına devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Bayraklı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından Avrupa Obezite Günü çerçevesinde Osmangazi Hizmet Binası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Aycem Pehlivan, uzun ve kaliteli bir yaşam için yapılması gerekenleri anlattı. Etkinliğe Bayraklı Belediyesi meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.</p>
<p>SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRLARI<br />Pehlivan, seminerde beslenme alışkanlıklarının iyileştirilmesi, fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine etkileri ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gibi önemli bilgiler paylaştı. İşlenmiş gıdalardan uzak durulması, su tüketiminin artırılması, düzenli uyku ve stres yönetimi gibi temel konuların yanı sıra; gıda temizliği ve hijyeninin önemi, aralıklı oruç yönteminin nasıl uygulanacağı ve bu yöntemin vücut üzerindeki olumlu etkileri de katılımcılara aktarıldı. Nefes egzersizlerinin bağışıklık sistemine olan katkılarından da bahseden Pehlivan, doğru nefes teknikleriyle hem stresin azaltılabileceğini hem de kronik hastalıkların önüne geçilebileceğini vurguladı. Fiziksel aktivitenin yalnızca kilo kontrolü için değil, ruh sağlığı ve bağışıklık sistemi için de vazgeçilmez olduğu belirtildi. Her bireyin yaşam tarzının beslenme düzenini doğrudan etkilediğini ifade eden Pehlivan, “Kişiye özel planlamalar yapılmadan kalıcı bir sağlık mümkün değildir. Fiziksel aktivite sadece dış görünümle ilgili değil; içsel denge, psikolojik iyi oluş ve genel sağlık açısından da büyük önem taşır” dedi.</p>
<p>HALK SAĞLIĞI İÇİN ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK<br />Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Özellikle çağımızın en büyük sağlık sorunlarından biri olan obeziteyle mücadele noktasında üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek için çalışıyoruz. Sağlık sadece bireysel değil, toplumsal bir meseledir. O bakımdan halk sağlığı açısından önem arz eden farklı konularda bilgilendirme toplantılarına devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-537473">Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıda ve Beslenme Endüstrisinin Tüm Paydaşları Food &#038; Nutritional Ingredients&#8217;te</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gida-ve-beslenme-endustrisinin-tum-paydaslari-food-nutritional-ingredientste-533055</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 May 2025 07:28:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[endüstrisinin]]></category>
		<category><![CDATA[food]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ingredientste]]></category>
		<category><![CDATA[nutritional]]></category>
		<category><![CDATA[paydaşları]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=533055</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıda ve beslenme bileşenleri sektörünün en prestijli buluşmalarından biri olan 6. Uluslararası Food &#038; Nutritional Ingredients (FNI) Fuarı , en son ürün ve teknolojilerin sergileneceği bir platform olarak yerli ve yabancı profesyonelleri bir araya getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gida-ve-beslenme-endustrisinin-tum-paydaslari-food-nutritional-ingredientste-533055">Gıda ve Beslenme Endüstrisinin Tüm Paydaşları Food &#038; Nutritional Ingredients&#8217;te</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gıda ve beslenme bileşenleri sektörünün en prestijli buluşmalarından biri olan 6. Uluslararası Food &#038; Nutritional Ingredients (FNI) Fuarı , en son ürün ve teknolojilerin sergileneceği bir platform olarak yerli ve yabancı profesyonelleri bir araya getiriyor. Fuarda, büyük ve orta ölçekli gıda, içecek ve besin takviyeleri üreticisi firmalar yalnızca ticari iş birliklerini değil, aynı zamanda sektörlerin küresel vizyonunu geliştirecek iş ağlarının oluşmasını da sağlayacak.</p>
<p>Alanının en büyüklerinden olan <strong>FECC (Avrupa Kimyasal Distribütörler Birliği) ve TÜGİDER(Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği)</strong> fuarı destekleyen kuruluşlar olarak yer alırken; <strong>Gıda Mühendisleri Odası </strong>ve <strong>Kimyagerler Derneği</strong> de stratejik partnerler arasında.</p>
<p><strong>FNI FEST 2025 İLE LEZZETİN GELECEĞİ FESTİVALE DÖNÜŞECEK</strong></p>
<p>Life Sciences çatısı altında düzenlenecek Food &#038; Nutritional Ingredients 2025 Fuarı kapsamında hayata geçirilecek olan sektörün en yenilikçi etkinliği FNI FEST&#8217;te, firmalar en yeni teknoloji çözümlerini sergileyecek. Katılımcı firmalar, geliştirdikleri çözümleri içeren yiyecek ve içecekleri interaktif ve eğlenceli workshoplarla ziyaretçilere deneyimleme fırsatı sunacak.</p>
<p><strong>Artkim Fuarcılık</strong> tarafından organize edilen Life Sciences Ingredients / Yaşam Bilimleri Bileşenleri Fuarı kapsamında 7. Uluslararası Cosmetics &#038; Home Care Ingredients, 6. Uluslararası Food &#038; Nutritional Ingredients ve Pharmaist 2025 fuarları eş zamanlı olarak düzenlenecek.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gida-ve-beslenme-endustrisinin-tum-paydaslari-food-nutritional-ingredientste-533055">Gıda ve Beslenme Endüstrisinin Tüm Paydaşları Food &#038; Nutritional Ingredients&#8217;te</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege&#8217;de &#8220;1.Uluslararası Sağlık Yaşam ve Beslenme Öğrenci Kongresi&#8221; düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egede-1uluslararasi-saglik-yasam-ve-beslenme-ogrenci-kongresi-duzenlendi-531708</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 08:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlendi]]></category>
		<category><![CDATA[egede]]></category>
		<category><![CDATA[kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencileri tarafından “1.Uluslararası Sağlık Yaşam ve Beslenme Öğrenci Kongresi” düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egede-1uluslararasi-saglik-yasam-ve-beslenme-ogrenci-kongresi-duzenlendi-531708">Ege&#8217;de &#8220;1.Uluslararası Sağlık Yaşam ve Beslenme Öğrenci Kongresi&#8221; düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencileri tarafından “1.Uluslararası Sağlık Yaşam ve Beslenme Öğrenci Kongresi” düzenlendi. Ege Üniversitesi Kültür Sanat Evinde yapılan etkinliğe Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Aysun Ekşioğlu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Reci Meseri, Bölüm Başkan Yardımcıları Doç. Dr. Özge Küçükerdönmez ve Dr. Öğr. Üyesi Murat Urhan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Açılışta konuşan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Aysun Ekşioğlu,  “Bugün burada, I. Uluslararası Sağlıklı Yaşam ve Beslenme Öğrenci Kongresi vesilesiyle bir araya gelmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu kongre, yalnızca bir bilimsel etkinlik değil; aynı zamanda siz gençlerin ve geleceğin diyetisyenlerinin bilgi, vizyon ve özgüvenle hazırladığı çok kıymetli bir buluşmadır. İki gün sürecek programda; anne sütünden preeklampsiye, sürdürülebilir beslenmeden yapay zekâya, obeziteden menstrüel döngüye, kafeinden sızdıran bağırsak sendromuna kadar geniş bir yelpazede, güncel ve çarpıcı konulara ışık tutulacak. Bu içerikler, bizlere hem beslenme bilimindeki gelişmeleri yakından izleme hem de interdisipliner bakış açısı kazanma fırsatı sunacak. Bu kongre, yalnızca sunumlarınızla değil, aynı zamanda merakınızla, sorgulayıcı bakışınızla ve öğrenmeye olan tutkunuzla anlam kazanacak. Bugün burada atacağınız her adım, mesleki yolculuğunuz açısından önemli olacak. Bu kongre sadece mesleki öğrenmenizin değil, akademik gelişiminizin de bir yansımasıdır. Kongremizi büyük bir özveriyle hazırlayan düzenleme kurulu üyelerine, katkı sunan tüm akademisyenlerimize ve siz değerli katılımcılara teşekkür ederim. Kongremizin ilham verici, bilgi dolu ve bol etkileşimli geçmesini diliyor, hepinize başarılar diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Kongre, öğrencilerimizin mesleki gelişimlerine katkı sunacak”</b></p>
<p>Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Reci Meseri, “Bu kongreyi öğrencilerimizin mesleki gelişimlerine katkı sunmak, bilimsel paylaşım ve tartışma kültürünü desteklemek amacıyla hayata geçirdik. Bugün burada bir araya gelerek sağlıklı yaşam ve beslenme alanına dair güncel ve çok yönlü bakış açılarını hep birlikte değerlendireceğiz. Kongrede emeği geçen fakülte ve bölüm çalışanlarına teşekkür ederim” diye konuştu.</p>
<p>“<b>Anne sütü bebek için en ideal besindir”</b></p>
<p>“Mucizevi Besin Anne Sütü” başlıklı ilk sunumu Doç. Dr. Reci Meseri ve Arş. Gör. Dr. Rana Nagihan Akder eşliğinde Elif Şen gerçekleştirdi. Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencisi Elif Şen, “Anne sütü, yenidoğan bebeğin optimum büyüme ve gelişme için gerekli olan, enerji ve besin öğelerini içeren, yararlığı yüksek, ilk altı ay tek başına yeterli olan bebek için en ideal besindir” diye konuştu.</p>
<p>“Büyüyen Problem: Çocukluk Çağında Obezite” başlıklı sunumu gerçekleştiren Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencisi Zeynep Yıldız, “Çocukluk çağından obezite önce ergenlikte daha sonra ise yetişkinlikte çeşitli sağlık sorunlarına yol açar. Bu durumun yaşanmaması için ebeveynlerin ve çocukların bilinçlendirilip eğitilmesi çok önemlidir” dedi.</p>
<p>Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencileri Fatma Bahar Özdemir ve Sıla Yürekli ise   “Küresel Beslenme Sorunları: Malnütrisyon” başlıklı sunumu yaptı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egede-1uluslararasi-saglik-yasam-ve-beslenme-ogrenci-kongresi-duzenlendi-531708">Ege&#8217;de &#8220;1.Uluslararası Sağlık Yaşam ve Beslenme Öğrenci Kongresi&#8221; düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav Öncesi Beslenme Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-oncesi-beslenme-nasil-olmali-531460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 16:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınav öncesi beslenme hakkında bilgi veren Uzm. Diyetisyen Esra Öztürk, sınav öncesi alınacak gıdaların sınav başarısına etkisini anlattı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-oncesi-beslenme-nasil-olmali-531460">Sınav Öncesi Beslenme Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sınav öncesi beslenme hakkında bilgi veren Uzm. Diyetisyen Esra Öztürk, sınav öncesi alınacak gıdaların sınav başarısına etkisini anlattı.</p>
<p>Yoğun çalışma temposu, stres, uykusuzluk ve baskı… Sınav dönemleri yalnızca zihni değil; beden sağlığını da zorluyor. Özellikle üniversite sınavı gibi kritik virajlara hazırlanan öğrencilerde kaygı düzeyi artarken beslenme alışkanlıklarında da gözle görülür değişimler yaşanıyor. Kimileri stresten ötürü iştahını kaybederken kimileri yüksek kalorili atıştırmalıklara yönelerek sağlığını riske atabiliyor. Tam da bu noktada doğru ve dengeli beslenme hem başarıyı artırmak hem de psikolojik dengeyi korumak açısından büyük önem taşıyor. Uzman Diyetisyen Esra Öztürk, sınav döneminde zihinsel performansı destekleyen, odaklanmayı artıran ve kaygıyla başa çıkmaya yardımcı olan sağlıklı beslenme önerilerini paylaştı.</p>
<p><b><strong>Kahvaltı günün en kritik adımı</strong></b></p>
<p>Sınav dönemlerinde öğrencilerin sıklıkla atladığı kahvaltı öğünü aslında günün en önemli yakıtıdır. Uyandıktan sonra bir saat içinde yapılması gereken dengeli bir kahvaltı hem güne enerjik başlamayı sağlar hem de kan şekerini dengeleyerek konsantrasyonu artırır. Uzman Dyt. Esra Öztürk, kahvaltıda mutlaka kaliteli protein, sağlıklı yağ ve kompleks karbonhidratlara yer verilmesini öneriyor. “Yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, ceviz ve mevsim sebzeleriyle yapılan bir kahvaltı hem tokluk hissi verir hem de zihinsel odaklanmayı artırır. Özellikle sınav sabahı kahvaltı kesinlikle atlanmamalı ve sindirimi zor, yağlı besinlerden kaçınılmalıdır.” diyor.</p>
<p><b><strong>Dengeli bir öğün başarının anahtarı olabilir</strong></b></p>
<p>Sınav döneminde öğrenciler çoğu zaman öğün atlayarak ya da abur cubura yönelerek hızlı enerji sağlamaya çalışır. Ancak bu alışkanlıklar uzun vadede hem zihinsel performansı düşürür hem de sindirim sorunlarına yol açabilir. Öğle ve akşam yemeklerinde dengeli bir tabak oluşturulması gerektiğini vurgulayan Dyt. Esra Öztürk, her öğünde mutlaka sebze, tam tahıllı karbonhidrat, sağlıklı yağ ve protein bulunması gerektiğini belirtiyor. Tavuk, balık, et gibi kaliteli protein kaynakları; bulgur, tam buğday ekmeği gibi kompleks karbonhidratlar; zeytinyağı ve avokado gibi sağlıklı yağlar, yoğurt ve kefir gibi probiyotikler bağışıklığı ve zihinsel dayanıklılığı destekliyor.</p>
<p><b><strong>Basit şekerlere hayır, doğal karbonhidratlara evet</strong></b></p>
<p>Tatlı krizleri sınav stresiyle birleştiğinde kontrolsüz bir hâle gelebiliyor. Özellikle şekerli gıdaların hızlı enerji verdiği düşünülse de bu besinler kısa süreli tokluk sağlarken uzun vadede dikkat dağınıklığına neden olabiliyor. Uzman Dyt. Öztürk, bu tür besinlerin yerine kuru veya taze meyvelerin, tam tahılların ve yulaf gibi lif oranı yüksek ve glisemik indeksi düşük gıdaların tercih edilmesini öneriyor.</p>
<p><b><strong>Ara öğünlerle kan şekerini dengede tutun</strong></b></p>
<p>Sınav dönemi boyunca kan şekeri dengesini korumak, gün içindeki ruh hâli değişimlerini ve dikkat dağınıklığını azaltmak açısından kritik öneme sahip. Bu nedenle ana öğünlerin yanı sıra sağlıklı ara öğünler de planlanmalı. “Bir avuç çiğ badem veya ceviz, bir su bardağı süt veya kefir, bir dilim tam buğday ekmeği üzerine sürülmüş az tuzlu peynir ya da meyve ile yoğurt gibi seçenekler ideal ara öğünlerdir.” diyen Dyt. Öztürk, bu sayede öğrencilerin hem enerji seviyesini koruyabileceğini hem de açlık krizlerinin önüne geçilebileceğini ifade ediyor.</p>
<p><b><strong>Omega-3 yağ asitleri: Zihin dostu besinler</strong></b></p>
<p>Balık yağı ve Omega-3 yönünden zengin besinler hafıza ve öğrenme fonksiyonlarını desteklemesiyle biliniyor. Bu dönemde özellikle haftada en az 2-3 kez yağlı balık (somon, uskumru gibi) tüketilmesi; ayrıca ceviz, keten tohumu, semizotu gibi bitkisel Omega-3 kaynaklarına da öğünlerde yer verilmesi öneriliyor. Bu besinler beyin hücrelerinin sağlığını koruyor ve sınav öncesi stresle baş etmeye yardımcı oluyor.</p>
<p><b><strong>Yeterli sıvı alımı unutulmamalı</strong></b></p>
<p>Öğrenciler genellikle ders çalışmaya odaklanırken gün boyunca yeterli su içmeyi ihmal edebiliyor. Oysaki su tüketimi, konsantrasyonun korunmasında ve yorgunluğun önlenmesinde büyük rol oynuyor. Günde en az 8-10 bardak su içilmesi gerektiğini belirten Dyt. Esra Öztürk, “Susamayı beklemeden su içmek bir alışkanlık hâline gelmeli. Ayrıca çay ve kahve gibi içecekler suyun yerini tutmaz, bu içeceklerin aşırı tüketimi uyku düzenini bozabilir ve stres seviyesini artırabilir” dedi.</p>
<p><b><strong>Sınav sabahı yeni şeyler denemeyin</strong></b></p>
<p>Sınav sabahı öğrencinin alışık olduğu besinlerin tercih edilmesi de önem taşıyor. Sindirimi zor besinler mide bulantısı, gaz, şişkinlik gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle sınav sabahı her zamanki düzen içinde, hafif ama besleyici bir kahvaltı yapılmalı, daha önce hiç denenmemiş bir gıda tüketilmemelidir.</p>
<p><b><strong>Çikolata iyi gelir mi? </strong></b></p>
<p>Sınav öncesi çikolata gibi şekerli yiyeceklerin moral yükselttiği düşünülse de içeriğindeki yüksek şeker ve doymuş yağ oranı nedeniyle ölçülü tüketilmesi gerekiyor. Eğer çikolata tercih edilecekse bitter olanlar ve az miktarda tüketimi daha sağlıklı bir seçenek olabilir.</p>
<p><b><strong>Uyku ve hareketi de ihmal etmeyin</strong></b></p>
<p>Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Uzman Diyetisyen Esra Öztürk, sınav döneminde sağlıklı beslenmenin yeterli olmadığını, düzenli uyku ve fiziksel hareketin de en az beslenme kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. “Günde 7-8 saat kaliteli uyku, hafif egzersiz veya yürüyüş gibi aktiviteler stresin azaltılmasına yardımcı olur. Aynı zamanda öğrenilen bilgilerin daha iyi pekişmesini sağlar.” şeklinde konuşuyor.</p>
<p><b><strong>Ailelere büyük görev düşüyor</strong></b></p>
<p>Sınav döneminde çocuklarını desteklemek isteyen ailelere de önemli görevler düşüyor. Evde öğün düzenine dikkat edilmesi ve öğrencinin beslenme alışkanlıklarını yönlendirmede sabırlı olunması, bu süreci hem öğrenciler hem de aileler için daha sağlıklı bir hâle getirebilir.</p>
<p><strong>ERDEM SAĞLIK GRUBU HAKKINDA</strong></p>
<p>Erdem Sağlık Grubu, 1988 yılından beri sağlık sektöründe faaliyet göstermekte olup, hasta memnuniyetini ön planda tutan, yüksek hizmet kalitesi ve hasta haklarına saygılı anlayışıyla sağlık hizmeti sunmaktadır. Çakmak, Çamlıca ve Güneşli Erdem Hastaneleri ile iki tıp merkezi, iki diyaliz merkezi ve bir ağız ve diş sağlığı merkezi bulunan Erdem Sağlık Grubu, bünyesinde 160 hekimi ve 350 yatak kapasitesini barındırmaktadır. Başakşehir Erdem Hastanesi ise yapım aşamasındadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-oncesi-beslenme-nasil-olmali-531460">Sınav Öncesi Beslenme Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser ve beslenme ilişkisi tartışılıyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-ve-beslenme-iliskisi-tartisiliyor-528233</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 10:57:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tartışılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nce düzenlenen “2. Ulusal Beslenme ve Diyetetikte Güncel Yaklaşımlar Kongresi”, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda başladı. Bu yılki teması "Kansere Bütüncül Yaklaşımda Beslenmenin Gücü" olarak belirlenen kongrede, uzman akademisyenler kansere karşı koruyucu beslenme yaklaşımlarını ve bu alandaki en son bilimsel bulguları paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-ve-beslenme-iliskisi-tartisiliyor-528233">Kanser ve beslenme ilişkisi tartışılıyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nce düzenlenen “2. Ulusal Beslenme ve Diyetetikte Güncel Yaklaşımlar Kongresi”, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda başladı. Bu yılki teması &#8220;Kansere Bütüncül Yaklaşımda Beslenmenin Gücü&#8221; olarak belirlenen kongrede, uzman akademisyenler kansere karşı koruyucu beslenme yaklaşımlarını ve bu alandaki en son bilimsel bulguları paylaşıyor.</p>
<p>Kongre açılış konuşmalarını, Kongre başkanı aynı zamanda da Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yediğimiz şeyler kişiliğimizi, davranışlarımızı da etkiliyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, geçen yılki kongrenin verimliliğine değinerek, bu yılki kongrenin de güncel yaklaşımları ele alacağını ve özellikle &#8220;kansere bütüncül yaklaşım&#8221; temasının önemini vurguladı.</p>
<p>Kanserin istatistiksel olarak arttığını ve bunun sebeplerinden birinin beslenme alışkanlıkları olduğunu belirten Tarhan, kendi alanı olan psikiyatri perspektifinden beyin-beden aksı ve beslenmenin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerine değindi. Farelerde kiraz çiçeği kokusu ve elektroşok kullanılarak yapılan bir deneyi örnek veren Prof. Dr. Tarhan, öğrenilmiş davranışların ve çevresel etkilerin genetik yapıda değişikliklere yol açabildiğini ve bu durumun &#8220;epigenetik&#8221; olarak adlandırıldığını söyledi. Bu tür değişikliklerin mikro DNA&#8217;lar aracılığıyla yeni nesillere aktarılabileceğini ve öğrenme devam ederse bu etkilerin sürebileceğini belirtti. Solucanlarda yapılan benzer bir deneyi de aktaran Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Yediğimiz şeyler aslında sadece midemizi etkilemiyor. Kişiliğimizi, davranışlarımızı da etkiliyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Gıdaların DNA hasarı yapıp yapmayacağı gibi konular tartışılmalı</strong></p>
<p>İşlenmiş gıdaların yaygınlaştığı ve ne yediğimizin tam olarak bilinmediği bir dünyada bu konunun ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, gıdaların DNA hasarı yapıp yapmayacağı gibi konuların tartışılması gerektiğini ifade etti. İnsanın yemekle de bir ilişkisi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, Gaziantepli bir hastasının &#8220;Yemek yemeyeceksem niye yaşayayım ki?&#8221; sözlerini hatırlatarak, yemeğe yüklenen anlamın önemine dikkat çekti. Bu tür durumlarda yemek farkındalığının ve bilinçli yemek yemenin ortadan kalktığını ve bunun da birçok hastalığa davetiye çıkardığını, bu bağlamda &#8220;mindful eating&#8221; (bilinçli yemek yeme) programlarının önemine değindi.</p>
<p><strong>İnsanların hasta olmaması için neler yapılabilir?</strong></p>
<p>Sağlıkçıların öncelikli görevinin birincil koruma olduğunu, yani insanların hasta olmaması için neler yapılabileceğini belirlemek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;İnsanların hasta olmaması için neler yapılabilir? Bunun başında doğru ve dengeli beslenme geliyor. Prebiyotikler, probiyotikler ve benzeri tüm unsurlar, hastalıkların önlenmesiyle doğrudan ilgilidir. Mikrobiyotayı nasıl korumamız gerektiği konusu da bu bağlamda önemli bir yere sahip. Tüm bunlar, koruyucu hekimlik açısından ele alınması gereken temel başlıklardır.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle gıda ile kimya arasındaki ilişkinin, gıdanın insan ruh sağlığı ve beyin sağlığı üzerindeki etkilerinin üzerine daha çok araştırma yapılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu noktada genç katılımcıların ilgisini görmek beni sevindiriyor. Onların bu konulara ilgi duyması ve önem vermesi büyük değer taşıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yaşam biçimi, hastalıkların yüzde 60-70’inde belirleyici rol oynuyor</strong></p>
<p>Kolon kanserinin günümüzde oldukça yaygın olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu hastalık ile beslenme arasında çok yakın bir ilişki bulunuyor. Beslenme biçimiyle bağırsak mikrobiyotası arasındaki ilişki ise bir o kadar güçlü. Eğer bir kişinin ailesinde kolon kanseri öyküsü varsa, yani genetik bir yatkınlık söz konusuysa, bu kişinin kolon kanserine yakalanma riski artıyor. Ancak genetik yatkınlık oranı sanıldığından çok daha düşük; yalnızca yaklaşık yüzde 5 civarında. Bu noktada önemli bir ayrıntı var. Eğer bireyde kolon kanserine yatkınlık geni varsa ama kişi sağlıklı beslenirse, bu gen aktif hale geçmeyebilir; yani ‘sessiz’ kalır. Ancak kişi sağlıksız beslendiğinde bu gen aktive olabilir ve kanserli hücrelerin oluşum süreci başlayabilir. Bu nedenle yaşam biçimi, hastalıkların yüzde 60-70’inde belirleyici rol oynar. Sağlıklı beslenememek ve sağlıklı davranış geliştirememek, birçok hastalığın temel nedenidir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin: “Günümüzde birçok ülkede artık 70&#8217;li, 80&#8217;li, 90&#8217;lı 100’lü yaşlılar var”</strong></p>
<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, kongrenin temasının önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Kanser gelişimindeki etkenlere bakıldığında, genetik özellikler üzerinde bugünkü bilgilerle çok fazla değişiklik yapılamadığını ancak bu alanda çalışmaların hızla devam ettiğini belirten Prof. Dr. Ertekin, çevresel faktörlerin ise bir kısmına müdahale edilebildiğini, iklim değişiklikleri ve hava kirliliği gibi faktörlere doğrudan etki edilemese de bireysel olarak yapılabileceklerin başında beslenmenin geldiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Dünyada ölüm sebepleri arasında kanserler başta geliyor</strong></p>
<p>Dünyada ölüm sebepleri arasında başta gelen kanserlerin, insan yaşamının uzamasıyla birlikte hem Türkiye&#8217;de hem de dünyada daha büyük bir toplumsal sorun haline geleceğini ifade eden Prof. Dr. Ertekin, &#8220;Günümüzde birçok ülkede artık 70&#8217;li, 80&#8217;li, 90&#8217;lı 100’lü yaşlılar var. Kanser gelişimindeki en önemli riskler arasında da yaşam süresinin uzaması geliyor. Uzadıkça hücrelerdeki genetik yapılar bozuluyor, mutasyona uğruyor ve kanserojen etkenler ortaya çıkıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Bu noktada devletlerin ve ülkelerin önlemler alması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ertekin, bilgilendirme, farkındalık yaratma ve tarama programlarının geliştirilmesinin önemine işaret etti.</p>
<p>Bireysel olarak yapılabileceklerin ise bedeni aşırı kilolardan korumak ve hareketli, aktif bir yaşam sürmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ertekin, bu iki faktörün tüm kanser türleri için en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını vurguladı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Müge Arslan:</strong> “<strong>Kanser yalnızca Türkiye&#8217;de değil, küresel ölçekte de önemli bir sağlık yükü oluşturuyor”</strong></p>
<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı, Kongre Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, kanserle mücadelede beslenmenin kritik rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Bu seneki kongrenin ana temasının ‘Kansere Bütüncül Yaklaşımda Beslenmenin Rolü’ olarak belirlendiğini ifade eden Doç. Dr. Arslan, “Kanser yalnızca Türkiye&#8217;de değil, küresel ölçekte de önemli bir sağlık yükü oluşturuyor. Sıklık ve prevalansındaki artışa paralel olarak mortalite oranları da yükseliyor. Kanser sadece tanı alan kişiyi değil, yakın çevresini ve ailesini hem psikolojik hem de yaşam kalitesi açısından etkileyen çok temelli bir sorun. Bu nedenden ötürü biz de bu bağlamda multidisipliner yaklaşımla ele alarak beslenmenin gücünü ve beslenme uygulamalarını konuşmak istedik.” dedi.</p>
<p>Kongreye olan yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Doç. Dr. Arslan, &#8220;Buradaki kalabalık beni gerçekten çok umutlandırıyor.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Konuşmaların ardından konuşmacılarla katılımcılar toplu fotoğraf çektirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Kanserden Korunmada Beslenme Yaklaşımları&#8221; oturumu</strong></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından kongrenin ilk oturumuna geçildi. Doç. Dr. Müge Arslan ve Prof. Dr. Yasemin Akdevelioğlu&#8217;nun oturum başkanlıklarını üstlendiği &#8220;Kanserden Korunmada Beslenme Yaklaşımları&#8221; başlıklı oturumda, alanında uzman isimler önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p>Oturumda ilk olarak İstanbul Aydın Üniversitesi&#8217;nden Dr. Öğr. Üyesi Begüm Kalyoncu, &#8220;Kanserin Önlenmesinde Beslenmenin Genetik Kodları: Epigenetik ve Nutrigenetik&#8221;, Yüksek İhtisas Üniversitesi&#8217;nden Dr. Öğr. Üyesi Sevan Çetin Özbek, &#8220;Antioksidanlar ve Fitokimyasallar: Doğal Koruyucuların Rolü&#8221;,  Gazi Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Yasemin Akdevelioğlu, &#8220;Kanserden Korunmada Yeni Yaklaşımlar: D Vitamini ve Omega-3&#8221;, özel klinikten Prof. Dr. Tarkan Karakan ise &#8220;Bağırsak Mikrobiyomu ve Kanser: Fermante Besinler&#8221; konulu sunumunu gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Kanserle mücadelede beslenme stratejileri </strong></p>
<p>Kongrede öğleden sonraki oturumlarda da kanserle mücadelede beslenmenin rolünü çok yönlü biçimde değerlendirmeye devam edecek. Prof. Dr. Çetin Kaymak ve Prof. Dr. Bülent Saka’nın başkanlığında gerçekleştirilecek olan ikinci oturumda, “Kanserde Hedefe Yönelik Tedavi Yöntemleri” konusu ele alınacak. Amerikan Hastanesi’nden Prof. Dr. Perran Fulden Yumuk, “Malnütrisyon, Sarkopeni, Kaşeksi: Klinik Uygulamaları”, aynı hastaneden Dr. Dyt. Tuğçe Aytulu ise “Kanser Hastalarında Kişiselleştirilmiş Beslenme Tedavisi” başlıklı sunum gerçekleştirecek.</p>
<p><strong>Kanserde hedefe yönelik tedavi yöntemleri masaya yatırılacak</strong></p>
<p>Kongrede üçüncü oturum, Prof. Dr. Perran Fulden Yumuk ve Prof. Dr. Yasemin Akdevelioğlu’nun oturum başkanlığında yürütülecek. Bu oturumda da &#8220;Kanserde Hedefe Yönelik Tedavi Yöntemleri&#8221; teması kapsamında İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bülent Saka “Kanser Tedavisinde Beslenme ve İlaç Etkileşimleri”, İstanbul Kent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gamze Akbulut “Kanser Hücrelerini Aç Bırakmak: Metabolik Stratejiler ve Tedavi Potansiyeli”, Lokman Hekim Üniversitesi Uzm. Dyt. Birgül Dağ “Kanser Hastalarının Beslenme Protokollerinde Diyetisyenin Rolü” ve İstanbul Medipol Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nihal Zekiye Erdem “Ketojenik Diyetler: Kanserle Mücadelede Etkin Bir Strateji mi?” konusunu ele alacak.</p>
<p><strong>Kanser sonrası iyileşme süreci ve palyatif bakım konuları ele alınacak</strong></p>
<p>Kongrede ikinci günde de ilk oturum Doç. Dr. Müge Arslan ve Dr. Dyt. Tuğçe Aytulu&#8217;nun oturum başkanlıklarında başlayacak. Üsküdar Üniversitesi&#8217;nden Dr. Çisem Uzun, &#8220;Remisyon Döneminde Sosyal Hayata Yeniden Adaptasyon: Psiko-Sosyal Destek ve İyileşme Süreci&#8221;, Adana Şehir Hastanesi&#8217;nden Uzm. Dyt. Dilek Doğan &#8220;Remisyon Döneminde Beslenme Müdahalesi: Güvenli ve Etkili Yaklaşımlar&#8221;, Bakırköy Sadri Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nden Doç. Dr. Mehmet Yürüyen de &#8220;Palyatif Bakımda Yaşam Kalitesinin Artırılması ve Semptom Yönetimi&#8221; başlıklı sunum gerçekleştirecek.</p>
<p>&#8220;Kanser Hastalarında Olgu Sunumu&#8221; başlıklı özel bölümde Amerikan Hastanesi&#8217;nden Uzm. Dyt. Handan Doğan Kavuştu, Koç Üniversitesi Hastanesi&#8217;nden Uzm. Dyt. Ceren Ergüden Soytürk ve Kanser Derneği&#8217;nden Dyt. Selin Zingil Türk, pratikten örneklerle kanser hastalarının beslenme süreçlerini ve karşılaşılan durumları katılımcılarla paylaşacak. Kongre Doç. Dr. Müge Arslan ve Dr. Öğr. Üyesi Sevan Çetin Özbek’in sözel bildiri ve poster sunumları ile sona erecek</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-ve-beslenme-iliskisi-tartisiliyor-528233">Kanser ve beslenme ilişkisi tartışılıyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor! Sınav dönemlerinde çikolata, çay ve kahve daha çok tüketiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-stresi-beslenme-duzenini-de-etkiliyor-sinav-donemlerinde-cikolata-cay-ve-kahve-daha-cok-tuketiliyor-463162</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 09:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[dönemlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[düzenini]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=463162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınav stresinin fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal yönden öğrencileri etkilediğini ifade eden uzmanlar, bu dönemin kimi öğrencilerde iştah azalmasına sebep olurken, kimi öğrencilerde de aşırı yeme davranışına neden olabildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresi-beslenme-duzenini-de-etkiliyor-sinav-donemlerinde-cikolata-cay-ve-kahve-daha-cok-tuketiliyor-463162">Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor! Sınav dönemlerinde çikolata, çay ve kahve daha çok tüketiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeme düzeninin bozulmasının da vücutta stres düzeyini arttırabildiğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Öğrenciler üzerinde yapılan klinik çalışmalarda, öğrencilerin sınav dönemlerinde çikolata, baklava gibi şekerli besinleri, çayı ve kahveyi normale göre daha çok tükettikleri görülmüştür.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sınav dönemi beslenme hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor</strong></p>
<p>Sınav stresinin fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal yönden öğrencileri etkilediğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Birçok öğrencinin sınav dönemlerinde strese bağlı beslenme düzenleri de etkileniyor. Kimi öğrencilerde bu dönem iştah azalmasına sebep olurken, kimi öğrencilerde aşırı bir yeme davranışına sebep olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Şekerli besinler daha çok tüketiliyor</strong></p>
<p>Sınav stresinin yeme davranışlarındaki bozulmayı etkilerden, yeme düzeninin bozulmasının da vücutta stres düzeyini arttırabildiğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Öğrenciler üzerinde yapılan klinik çalışmalarda, öğrencilerin sınav dönemlerinde çikolata, baklava gibi şekerli besinleri, çayı ve kahveyi normale göre daha çok tükettikleri görülmüştür.” diye konuştu. </p>
<p><strong>‘Şeker zihni açar sözü’ yanlış mı? </strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sınav dönemlerinde öğrencilerin daha rahat odaklanabilmeleri için vücudun ihtiyacı olan temel besin maddelerini almalarının oldukça önemli olduğunu ifade ederek, şunları anlattı:</p>
<p>“Birçok çalışmada, şeker tüketimi arttıkça stres düzeyinin da arttığı gösterilmiştir.  Peki yıllardır bizlere söylenen ‘Şeker zihni açar sözü’ yanlış mı? Beynin birinci enerji kaynağı glikozdur yani bir çeşit şekerdir. Ancak bu şekeri direkt rafine olarak almak yerine kuru meyvelerden, bulgur, tam buğday ekmeği, yulaf gibi tam tahıllardan almak daha doğrudur. Örneğin; bir adet kesme şeker yerine kuru üzümden alınan şeker, vücuda hem glikoz, hem de potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi mineralleri sağlayarak bilişsel aktiviteleri arttıracaktır.</p>
<p><strong>Konsantrasyonun kolay dağılmasına sebep oluyor</strong></p>
<p>Özellikle sınav dönemlerinde öğrencilerin çay, kahve gibi kafeinli besinleri de yüksek miktarda tüketildiği görülmektedir. Bu sıvıların yüksek miktarda tüketilmesi sık idrara çıkmaya, vücuttan sıvı kaybına, konsantrasyonun kolay dağılmasına sebep olabilmektedir. Özellikle sınav dönemlerinde günde 2 fincandan fazla kahve tüketimi uygun değildir.”</p>
<p><strong>Yeterli miktarda su tüketimi oldukça önemli</strong></p>
<p>Bu dönemde öğrencilerin özellikle beslenme rutininde olmayan farklı bir besini tüketmemelerinin daha uygun olduğunu da ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, şu önerilerde bulundu: </p>
<p>“Öğrencilerin rutinlerini bozmayacak şekilde ancak daha sağlıklı bir şekilde beslenmeleri, stres düzeylerini azaltacaktır. Son günler motivasyon arttırmak için gidilen fast food restoranları çok uygun olmayabilir. Yüksek şekerli, yüksek yağlı hazır besinler stres düzeyini arttıracaktır. Bunların yerine az yağlı etler, organik tavuk veya hindi etleri, Omega 3 zengini balıklar, kuru baklagil yemekleri, sebze yemekleri gibi daha çok ev yapımı yemekler, çiğ kuruyemişler, çiğ kuru meyveler tercih edilmelidir. Sınav öncesi birkaç gün kuru baklagiller ve brokoli, karnabahar gibi gaz yapan yiyeceklerden uzak durulabilir. Yeterli miktarda su tüketimi oldukça önemlidir ancak; su tüketilirken gün içine yayılmalıdır. Yavaş yavaş tüketilmelidir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresi-beslenme-duzenini-de-etkiliyor-sinav-donemlerinde-cikolata-cay-ve-kahve-daha-cok-tuketiliyor-463162">Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor! Sınav dönemlerinde çikolata, çay ve kahve daha çok tüketiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite obezitenin ilacı oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-ve-fiziksel-aktivite-obezitenin-ilaci-oluyor-461688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2024 08:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[obezitenin]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Obezitenin ülkemizde ve dünyada giderek yaygınlaşan bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Türkiye’nin, obezite oranı açısından dünyada 17’nci sırada Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-ve-fiziksel-aktivite-obezitenin-ilaci-oluyor-461688">Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite obezitenin ilacı oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b> Prof. Dr. Alphan, obezitede birinci tedavi yönteminin sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak aktif olmayı da içeren hayat tarzı değişikliği olduğunu söyledi.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 22 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada önemli bir halk sağlığı sorunu olan obeziteyle mücadelede yapılması gerekenlere dikkat çekti.</p>
<p><b>Obezite dünyada yaygınlaşan bir halk sağlığı sorunu</b></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre obezitenin, “vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ depolanması” olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Obezite aşırı enerji tüketimi, yetersiz enerji harcaması (sedanter yaşam tarzı, düşük Dinlenme Metabolik Hız – DMH) veya her ikisinin neden olduğu uzun süreli enerji dengesizliği ile kişinin genleri ve çevresi arasındaki kompleks etkileşimlerinin bir sonucu olarak gelişen kronik bir hastalıktır. Obezite, dünyada ve ülkemizde giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Küresel açıdan epidemik boyuta ulaşan obezite, farklı etnik özellikteki tüm toplumlarda yaygındır. Günümüzde çevresel faktörler, genetik yatkınlık, kültürel, sosyo-ekonomik etkenler ve insan davranışları arasındaki karmaşık etkileşimlere bağlı olarak obezite insidansında değişiklikler olabilir” dedi.</p>
<p><b>2035’e kadar 3,3 milyar yetişkinin etkilenebileceği varsayılıyor</b></p>
<p>DSÖ verilerine göre, tüm dünyada fazla kiloluluğun ve obezitenin prevalansının son 50 yıldır giderek arttığına dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “2008 yılında 18 yaş ve üzeri obez ve aşırı kiloluların sayısı 1,8 milyar iken, 2020 yılında 2,2 milyardan daha fazla yetişkinin fazla kilolu ya da obez olduğu bildirilmiştir.  2035 yılına kadar yaklaşık 3,3 milyar yetişkinin obeziteden etkilenebileceği varsayılıyor. 2020’de yetişkinlerde obezitenin yüzde 42 olduğu belirtilirken, 2035’te ise yüzde 54’ünün obez olacağı tahmin ediliyor” dedi.</p>
<p><b>Obezite çocuk ve gençlerde de artış gösteriyor</b></p>
<p>Obezitenin çocuk ve gençlerde de benzerlik gösterdiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “5 ila 19 yaş arası gençlerde 1990&#8217;da sadece yüzde 8 olan bu oranın 2022 yılında yüzde 22’ye yükseldiği belirtilirken, 2035 yılında ise yüzde 39&#8217;un üzerine çıkması bekleniyor” diye konuştu.</p>
<p><b>Avrupa’da pek çok hastalığın sebebi obezite</b></p>
<p>Obezitenin önemli sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “DSÖ’nün veri tabanına göre; obezite Avrupa’daki yetişkinlerde hipertansiyonun yüzde 55’inin, kalp hastalıklarının yüzde 35’inin, Tip 2 diyabetin yüzde 80’inin sorumlusudur ve bunların her yıl 1 milyondan fazlası ölüm ile sonuçlanmaktadır” diye konuştu.</p>
<p><b>Avrupa’da ilk sıradayız</b></p>
<p>Türkiye’nin obezite oranı açısından dünyada 17’nci, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “2024 yılına gelindiğinde Türkiye&#8217;de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 32,1&#8217;inin obez, yüzde 34,6&#8217;sının ise fazla kilolu olduğu, toplamda ise bu oranının yüzde 66,7 ye ulaştığını söylemek mümkün.  Türkiye’de obeziteye ilişkin hastalıklardan olan diyabet, koroner kalp hastalığı, felç ve kanserden 2,4 milyon kişinin etkilendiği DSÖ-2024 raporunda belirtilmiştir” dedi.</p>
<p><b>Obezite hastalık riskini artırır, yaşam kalitesini olumsuz etkiler</b></p>
<p>Obezitenin birçok sağlık sorununa neden olduğunu veya var olan sorunları şiddetlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Obezite, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, inme (felç), bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları, eklem ve kemik hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, depresyon, kısırlık, cinsel işlev bozuklukları, cilt hastalıkları gibi hastalıkların riskini arttırır. Obezite ayrıca yaşam kalitesini ve süresini de olumsuz etkiler” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Obezitede altta yatan faktör tedavi edilmeli</b></p>
<p>Obezitenin sedanter yaşam tarzı ve aşırı besin alımını destekleyen sosyo-kültürel çevrede geliştiğini kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Enerji alımının artması ve enerji harcanmasının azalması ile dokularda yağ birikimi olur. Fakat sadece beslenme durumu düzeltilerek obezite tedavisi mümkün değildir. Obezitenin nedenleri genetik faktörler, hormonal nedenler, bazı hastalıklar, çeşitli ilaçların kullanımı, uyku bozuklukları (vardiyalı çalışma), çevresel, psikolojik, sosyo-ekonomik faktörler, iklim değişikliği şeklinde sayılabilir. Öncelikle obeziteye neden olan altta yatan faktörün tedavi edilmesi gereklidir. Obeziteye neden olan pek çok faktörün varlığından dolayı obezitenin tedavisi de oldukça zordur” diye konuştu.</p>
<p><b>Obeziteyle mücadele çok yönlü olmalı</b></p>
<p>Obeziteyle mücadelenin çok yönlü olması gerektiğini belirtenProf. Dr. M. Emel Alphan, “Obezitenin önlenebilmesi için bireylerin, bireyleri oluşturan ailenin ve dolayısıyla bütün toplumun sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak hareketli olması için bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve hem sağlıklı beslenmenin hem de hareketli olmanın davranış biçimine dönüştürülmesi gerekir. Bunu başarmak çok zordur. Bütün toplumlarda obezite ile mücadele programları vardır ama obezite ile ilgili belirlenen hedefe ulaşmanın gerçekten çok zor olduğu hemen hemen bütün toplumlarda giderek artan obezite prevalansından anlaşılmaktadır. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı Yetişkin ve Çocukluk Çağı Obezitesinin Önlenmesi ve Fiziksel Aktivite Eylem Planları yapılıp raporlar yayınlanmaktadır” dedi.</p>
<p><b>Obezitede tedavi yöntemi: Beslenme ve hayat tarzı değişikliği </b></p>
<p>Obezitede tedavi yönteminin sağlıklı beslenme ve hayat tarzı değişikliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Aslında obezitedeki birinci tedavi yöntemi de bu raporlardan anlaşılacağı üzere, sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak aktif olmayı da içeren hayat tarzı değişikliğidir” dedi.</p>
<p><b>Sağlıklı beslenme modeli hayata geçirilmeli</b></p>
<p>Sağlıklı beslenmenin tarifini yapan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sağlıklı beslenme az yağlı süt ve ürünleri, yağsız et, balık, tavuk, yumurta ile kurubaklagiller ve az miktarlarda kabuklu kuruyemişleri de içeren, rafine olmayan tam tahıllardan ve günde 5-10 porsiyon sebze ve meyveden oluşan bir beslenme modelidir. Doymuş yağ ve trans yağ içermeyen, az miktarda bitkisel sıvı yağ (zeytinyağı ve diğer bitkisel yağların karışımı) kullanılarak yemeklerin yapılması, şeker ve şekerli besinler ile içeceklerin minimum düzeyde alınması ve su tüketiminin arttırılması da enerji dengesi ve obeziteye bağlı hastalık risklerini en aza indiren bir yaklaşım olacaktır. Bu tarz beslenme modelleri, tüm dünyada sağlıklı olduğu kabul edilmiş olan Akdeniz diyeti, DASH diyeti ile vejetaryen beslenmedir” diye konuştu.</p>
<p><b>Popüler diyetlere dikkat!</b></p>
<p>Popüler diyetlerin risklerine dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Zayıflamak amacıyla aralıklı açlık diyetleri, ketojenik diyet, kan grubu diyetleri, alkali diyet veya tek besin diyetleri gibi popüler diyetlere yönelmek kısa vadede zayıflamayı sağlasa da bu tür diyetlerin uzun vadede uygulanabilirliği ve ömür boyu sürdürülebilir olması mümkün olmadığı gibi bazı hastalıkların oluşturma riskini arttırdıkları da bir gerçektir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-ve-fiziksel-aktivite-obezitenin-ilaci-oluyor-461688">Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite obezitenin ilacı oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiğlili Sporseverler Sağlıklı Beslenme Seminerinde Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ciglili-sporseverler-saglikli-beslenme-seminerinde-bulustu-460637</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2024 11:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[çiğlili]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[seminerinde]]></category>
		<category><![CDATA[sporseverler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi tarafından, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın 105. yıl dönümü kapsamında hazırlanan etkinlikler hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciglili-sporseverler-saglikli-beslenme-seminerinde-bulustu-460637">Çiğlili Sporseverler Sağlıklı Beslenme Seminerinde Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Kutlama programı doğrultusunda, Uzman Diyetisyen Özdegül Baştürk ile Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitim Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Sinan Seyhan’ın konuşmacı olarak katıldığı “Sporcu Beslenmesi, Spor Yaralanmaları ve Tekrar Antrenmana Dönüş” konulu seminer, Çiğli Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleşti. Etkinliğe birçok antrenör ve sporcu katıldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>Özdegül Baştürk: “Dengeli beslenme önemli”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sporcu beslenmesi konusunda konuşma yapan Uzman Diyetisyen Özdegül Baştürk, sporcuların beslenme konusunda bazen hataya düşebildiğini ve bu nedenle de dikkatli olmaları gerektiğini kaydetti. Baştürk, “Öncelikle bizleri 19 Mayıs gibi değerli bir etkinliğin çatısı altında buluşturan Çiğli Belediye Başkanı Sayın Onur Emrah Yıldız’a teşekkür ediyorum. Sporcular performanslarını artırmak ve yaralanmalarda hızlı iyileşmeyi sağlayacak şekilde beslenmelidir. Normal bir beslenme düzeninde protein, karbonhidrat ve yağlar bir arada olmalıdır. Bunun yanında egzersiz sırasında enerji harcanması nedeniyle de enerjiyi geri alacak besinlerin tüketilmesine dikkat edilmelidir. Sporcular enerjilerinin yüzde 50 ile 65’ini karbonhidratlardan yüzde 20 ile 30’unu yağdan, yüzde 10 ile 15’ini de proteinlerden almalılar. Sporcular zaman zaman tüm enerjiyi karbonhidrattan alma gibi bir hataya düşebiliyor fakat protein gereksinimi de kesinlikle unutulmamalı. Ağırlıklı olarak patates, mercimek, fasulye ve tam tahıllı ekmek gibi birleşik karbonhidratlar tercih edilmelidir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>“<b>Protein kaynağımızı çeşitlendirmeliyiz”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Her öğünde protein tüketiminin de doğru olmadığının altını çizen Uzman Diyetisyen Baştürk, “Her öğünde et gibi bir proteinin tüketilmesi yanlıştır. Bunun yapılması durumunda halk arasında Gut hastalığı olarak bilinen sağlık sorununa yol açılabilir. Proteinlerin yüzde 50’si hayvansal gıdalardan yüzde 50’si ise bitkisel gıdalardan alınmalıdır. Aşırı protein tüketiminde su kaybı ve başka hastalıklara davet çıkarılabilir. Ayrıca müsabaka öncesinde gaz yapıcı ve bağırsakta uzun süre kalan; kızartma, kuru baklagiller, kuru meyveler, acılı, baharatlı yiyecekler ve çiğ sebzeler tercih edilmemelidir. Müsabaka öncesi son öğün 3-4 saat önce olmalı ve bu öğünde makarna, pilav gibi birleşik karbonhidrat, et ve sebzeli sandviçler, yoğurt, meyve salatası, sporcu içecekleri, meyve suyu gibi ürünler tüketilmeli” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>Sinan Seyhan: “Antrenörler sakatlanmalara karşı bilinçli olmalı”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sporcu Sakatlanmaları konusunda konuşmasını gerçekleştiren Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Sinan Seyhan, “Sporcu yaralanmalarında ilk teşhis ve sınıflandırma çok önemlidir. Birinci, ikinci ve üçüncü derece yaralanmalar vardır. Üçüncü derecede yaralanmalarda; kas zarar görmüş ve şiddetli bir ağrı vardır. Bunun tedavisi de ameliyattır. Yumuşak doku yaralanmalarında da üçüncü derece yaralanma gerçekleştiyse, ya bağlar tamamen kopmuş ya da kopma aşamasına gelmiştir. Dışarıdaki sıcaklık, soğukluk, basınç ve bağıl nem sporcunun sakatlanmasında etkili olabilir. Tüm bu etkenler göz önüne alındığında antrenör ve ekibinin sporcu sakatlanmaları ve ilk yardımı konularında bilgi sahibi olmalıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>“<b>Tam olarak iyileşmeden spora dönmemeliyiz”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sakatlanma sonrasında birçok sporcunun hemen antrenmana dönmek istediğini ancak yeterince iyileşmemiş bir sporcunun ileride daha fazla zarar görebileceğini belirten Doç. Dr. Seyhan, “Antrenörler kadar sporcuların da kendi sağlığını düşünmesi lazım. Olası bir sakatlık sonrasında tüm anlamıyla iyileşmeden tekrar antrenmanlara başlamak yeni ve başka sakatlıklara yol açabilir. Fiziksel aktivitelere dönüş aşamasında dikkatli olunmalı ve tedavi süreci tamamlanmalıdır. 19 Mayıs vesilesiyle bir araya geldiğimiz tüm sporcuların ve antrenörlerin bayramını kutluyor, başarılı ve sağlıklı bir spor yaşamı diliyorum” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciglili-sporseverler-saglikli-beslenme-seminerinde-bulustu-460637">Çiğlili Sporseverler Sağlıklı Beslenme Seminerinde Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Hastalarına Özel 8 Beslenme Önerisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-hastalarina-ozel-8-beslenme-onerisi-453633</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2024 11:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda tedavi yöntemlerinde çok önemli ilerlemeler yaşansa da kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kanser, özellikle beslenme konusundaki etkileri nedeniyle hastaların ve ailelerinin daha fazla endişelenmesine neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-hastalarina-ozel-8-beslenme-onerisi-453633">Kanser Hastalarına Özel 8 Beslenme Önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda tedavi yöntemlerinde çok önemli ilerlemeler yaşansa da kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kanser, özellikle beslenme konusundaki etkileri nedeniyle hastaların ve ailelerinin daha fazla endişelenmesine neden olabiliyor.</p>
<p>Yemek yemede zorlanma, iştah kaybı, mide bulantısı, tat değişiklikleri ve sindirim sorunları gibi olumsuzluklar hem hastayı hem de ailesini üzüntü ve kaygıya sevk edebiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah</strong> “Hem beslenme sürecini rahat yürütebilmek hem de bağışıklık sistemini güçlendirmek, vücudu toksinlerden arındırmak ve sağlıklı hücrelerin korunmasını desteklemek için kişilerin diyetlerinde bazı önemli noktalara dikkat etmeleri gerekir. Doğru beslenme, tedavi sürecindeki iyileşme şansını artırmak ve genel sağlığı desteklemek amacıyla büyük önem taşımaktadır. Her bireyin beslenme ihtiyaçları farklı olduğu için tedavi sürecindeki gereksinimleri de değişebilir. Bu nedenle gerekirse doktorunuz veya beslenme uzmanı ile iletişime geçmenizde fayda var” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah, vücudu besleyici gıdalarla desteklemek, tedaviye bağlı yan etkilerle mücadele etmek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için kanser hastalarına beslenmede dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Küçük ve sık öğünler yapın</strong></li>
</ul>
<p>Tedaviye bağlı mide bulantısı, iştahsızlık veya sindirim sorunları yaşıyorsanız bu sorunlardan etkilenmemek ve yeteri kadar enerji alabilmek için büyük öğünler yerine küçük ve sık öğünler yapın. Küçük hacimde yüksek enerji içeren kuruyemiş ve kuru meyveleri atıştırmalık olarak tüketebilirsiniz. </p>
<ul>
<li><strong>Mutlaka yeterli sıvı tüketin</strong></li>
</ul>
<p>Kanser tedavisi sürecinde su tüketimi son derece önemlidir. Su, vücuttaki hidrasyonu sağlar ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca tedavi sürecinde alınan ilaçların vücuttan atılması için de bol su tüketimi çok önemlidir. Tedavi sürecinde bol suyun yanı sıra, taze sıkılmış meyve suları ve sevdiğiniz çorbaları içerek de sıvı alımını destekleyebilirsiniz. </p>
<ul>
<li><strong>Mutlaka sebze ve meyve tüketin</strong></li>
</ul>
<p>Turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı meyveler gibi antioksidanlar bakımından zengin gıdalar, hücre hasarının azalmasına ve sağlıklı hücrelerin korunmasına yardımcı olmaktadır. Renkli meyve ve sebzeler aynı zamanda vitamin, mineral ve lif içeriği bakımından da zengindir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek ve antioksidan alımını artırmak için her gün mevsim meyveleri ve sebzelerini mutlaka tüketin. <strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Bu gıdalardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah “Tedavi sürecinde yan etkileri en aza indirerek daha rahat beslenebilmek için; özellikle şekerli gıdalar, işlenmiş etler, tuzlu, yağlı ve kızartılmış yiyecekler ile alkol ve kafein içeren içeceklerden kaçınmak gerekir. Alınan ilaçlardan dolayı ağızda hassasiyet oluşabileceği için asit seviyesi yüksek olan limon, domates, baharat ve acı içeren gıdalardan da uzak durulmalıdır. Ayrıca greyfurt, nar ve kivi kemoterapi ilaçlarının etkisini değiştirebileceğinden tüketiminden kaçınılmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Yüksek kaliteli protein alın</strong></li>
</ul>
<p>Proteinler vücudun dokularını yeniden inşa etmesine ve güçlendirmesine yardımcı olur. Kas yıkımını önlemek ve doku onarımını desteklemek için her öğün mutlaka protein tüketimi sağlanmalıdır. Yumurta, tavuk, balık, kırmızı et, baklagiller, süt ve süt ürünleri gibi yüksek kaliteli protein kaynaklarına beslenmenizde mutlaka yer verin. </p>
<ul>
<li><strong>Basit karbonhidrattan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Kanser tedavisi sürecinde artan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için karbonhidrat tüketimi önemlidir. Kompleks karbonhidratlar daha yavaş sindirilir ve kan şekerini dengede tutar. Beyaz ekmek, beyaz pirinç gibi basit karbonhidratlar yerine kepekli tahıllar, esmer pirinç, tam buğday makarna gibi sağlıklı karbonhidrat kaynakları tercih edin. </p>
<ul>
<li><strong>Yan etkilere karşı bu önerilere özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah “Tedaviye bağlı olarak iştah kaybı, tat değişiklikleri veya mide bulantısı gibi yan etkilerle mücadele etmek için; besleyici, yumuşak ve kolayca çiğnenen yiyecekleri ve yüksek enerjili gıdaları tercih edebilirsiniz. Örneğin; yoğun kalorili smoothieler veya protein içeren atıştırmalar tüketebilirsiniz. Ancak uygulanan tedaviler nedeniyle kilo almaya başladıysanız sağlıklı beslenme programına başlamak ve egzersiz düzeninizi oluşturmak için hekiminize ve diyetisyeninize başvurmanız gerekir. </p>
<ul>
<li><strong>Dengeli beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Vücudun iyileşme sürecinde gerekli besin maddelerinin mutlaka tüketilmesi gerekir. Bu nedenle dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak önemlidir. Her öğünde protein, sağlıklı yağlar, kompleks karbonhidratlar, lif, vitamin ve mineral içeren çeşitli gıdalar tüketilmelidir.  </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-hastalarina-ozel-8-beslenme-onerisi-453633">Kanser Hastalarına Özel 8 Beslenme Önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram sonrası eski beslenme düzenine adım adım geçin! Bayram ziyaretlerinde hamur işi ve yağlı yiyeceklerden uzak durun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-sonrasi-eski-beslenme-duzenine-adim-adim-gecin-bayram-ziyaretlerinde-hamur-isi-ve-yagli-yiyeceklerden-uzak-durun-449583</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Apr 2024 10:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[durun]]></category>
		<category><![CDATA[düzenine]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[geçin]]></category>
		<category><![CDATA[hamur]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı]]></category>
		<category><![CDATA[yiyeceklerden]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretlerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan süresince 2 öğün beslenmeye 1 ay boyunca adapte olmuş, susuzluğa, daha az kalori almaya, daha az atıştırmaya alışmış olan vücudu eski beslenme düzenine hızlı bir şekilde geçerek yormamak gerektiğini vurgulayan uzmanlar, sindirim sisteminin ani değişikliklerden olumsuz etkilenebileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-sonrasi-eski-beslenme-duzenine-adim-adim-gecin-bayram-ziyaretlerinde-hamur-isi-ve-yagli-yiyeceklerden-uzak-durun-449583">Bayram sonrası eski beslenme düzenine adım adım geçin! Bayram ziyaretlerinde hamur işi ve yağlı yiyeceklerden uzak durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramazan süresince 2 öğün beslenmeye 1 ay boyunca adapte olmuş, susuzluğa, daha az kalori almaya, daha az atıştırmaya alışmış olan vücudu eski beslenme düzenine hızlı bir şekilde geçerek yormamak gerektiğini vurgulayan uzmanlar, sindirim sisteminin ani değişikliklerden olumsuz etkilenebileceğini söylüyor. “Bayram sonrası normal beslenmemize hızlı bir geçiş yapmak yerine adım adım ilerlemek gerekli.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit,</strong> <strong>ana öğünleri yatmadan 4-5 saat öncesinde tüketmenin, ana öğünlerde çorba, salata ve yoğurt üçlüsünü bulundurmanın daha az kalori alınması ve daha sağlıklı hissedilmesini sağlayacağı bilgisini verdi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, oruç sonrası nasıl beslenmek gerektiğini anlattı.</p>
<p><strong>“Ramazandan sonra önceki beslenme düzenine hızlı bir şekilde geçmemek gerekli”</strong></p>
<p>Ramazan Bayramı ile birlikte eski beslenme düzenine dönülmek istenildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Ancak 2 öğün beslenmeye 1 ay boyunca adapte olmuş, susuzluğa, daha az kalori almaya, daha az atıştırmaya alışmış olan vücudu, önceki beslenme düzenine hızlı bir şekilde geçerek yormamak gerekli. Sindirim sisteminin ani değişikliklerden olumsuz etkilenebileceği unutulmamalı.” dedi.</p>
<p><strong>Adım adım ilerlemeli…</strong></p>
<p>“Bayram sonrası normal beslenmemize hızlı bir geçiş yapmak yerine adım adım ilerlemek gerekli.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sindirim sorunları en az düzeye indirmek, kilo kontrolünü kolaylaştırmak ve en önemlisi psikolojik olarak çok daha sağlıklı hissetmek için bayramdan itibaren yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Güne proteinli bir kahvaltı ile başlayın. Reçel, bal, tüketiminizi olabildiğince sınırlandırın. Masaya mümkünse küçük porsiyonlarda koymaya çalışın. Bayramlarda çoğu birey çalışmadığı veya tatilde olduğu için geç bir kahvaltı ve akşam yemeği tercih edilir. Bu 2 öğüne yoğurt, çiğ kuruyemiş ve taze meyve gibi bir ara öğün eklemek, geceleri şeker ihtiyacınızın azalmasına yardımcı olacaktır. Su tüketmeyi unutmayınız. Özellikle bayramlarda şeker tüketimiyle birlikte iştah kontrolü zorlaşmaktadır. Ancak yeterli miktarda su tüketildiğinde (kilo başına 35 ml) iştah kontrolü çok daha kolay olacaktır.” </p>
<p><strong>Bayram ziyaretlerinde ikramları tadım porsiyonunda tüketin…</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinde kültürel olarak çeşit çeşit yemekler ikram edildiğini de dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu ikramların, genellikle hamur işi ve yağlı besinler oluyor. Bu besinler kan şekeri dengesini bozarak çoğunlukla karın çevresinde yağlanmaya sebep oluyor. Karın çevresinin yağlanması da kalp damar hastalıkları için risk faktörü… Bu nedenle misafirliklerde olabildiğince bu besinlerden kaçınmak gerekli. Eğer karşımızdaki kişiyi kıramıyorsak en azından ikramlar tadım porsiyonunda tüketilmeli.” dedi.</p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, ana öğünleri yatmadan 4-5 saat öncesinde tüketmenin, ana öğünlerde çorba, salata ve yoğurt üçlüsünü bulundurmanın daha az kalori alınması ve daha sağlıklı hissedilmesini sağlayacağını sözlerini ekledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-sonrasi-eski-beslenme-duzenine-adim-adim-gecin-bayram-ziyaretlerinde-hamur-isi-ve-yagli-yiyeceklerden-uzak-durun-449583">Bayram sonrası eski beslenme düzenine adım adım geçin! Bayram ziyaretlerinde hamur işi ve yağlı yiyeceklerden uzak durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazanda Şeker Hastalarına Özel Beslenme Rehberi: Sağlıklı ve Güvenli Oruç</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-seker-hastalarina-ozel-beslenme-rehberi-saglikli-ve-guvenli-oruc-444563</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 22:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazanda şeker hastaları için sağlıklı ve güvenli oruç tutma rehberi. Dikkat edilmesi gerekenler, önerilen besinler ve kan şekerini dengede tutma yolları.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-seker-hastalarina-ozel-beslenme-rehberi-saglikli-ve-guvenli-oruc-444563">Ramazanda Şeker Hastalarına Özel Beslenme Rehberi: Sağlıklı ve Güvenli Oruç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><strong>Şeker hastaları</strong><span> için Ramazan ayında oruç tutmak, bazı sağlık risklerini beraberinde getirebilir. Uzmanlar, doğru beslenme ve düzenli takip ile bu süreç, güvenli bir şekilde yönetilebileceğini söyledi. </span></b></p>
<p><b><span>Şeker hastalarının Ramazan ayında dikkat etmesi gereken noktalar </span></b></p>
<p><b><span><br /></span><b>Günlük Karbonhidrat Alımı:</b><span> Oruç sırasında, sahur ve iftarda alınan karbonhidrat miktarına dikkat edilmelidir. Yavaş sindirilen karbonhidratlar tercih edilerek kan şekeri seviyelerinin daha istikrarlı kalması sağlanabilir.</span><span><br /></span></b></p>
<ul>
<li><b>Yeterli Sıvı Tüketimi:</b> Gün boyunca sıvı alımının olmaması, dehidrasyon riskini artırır. İftardan sahura kadar geçen sürede yeterli miktarda su tüketilmelidir.</li>
<li><b>Düzenli Kan Şekeri Kontrolü:</b> Oruç tutan şeker hastaları, gün içerisinde kan şekeri seviyelerini düzenli olarak kontrol etmelidir. Bu, ani dalgalanmaları önleme açısından önemlidir.</li>
<li><b>Hafif Egzersiz:</b> Ağır egzersizler, oruç tutarken kan şekeri seviyelerinde düşüşlere neden olabilir. Hafif yürüyüşler gibi hafif egzersizler tercih edilmelidir.</li>
<li><b>İlaç ve Tedavi Planının Gözden Geçirilmesi:</b> Ramazan ayı öncesinde doktor kontrolü önemlidir. İlaç ve tedavi planlarının, oruç tutma durumuna göre düzenlenmesi gerekebilir.</li>
</ul>
<p>Şeker hastaları, bu önerilere dikkat ederek Ramazan ayını daha sağlıklı ve güvenli geçirebilirler. Ancak her bireyin sağlık durumu farklı olduğundan, oruç tutmadan önce mutlaka doktor tavsiyesi alınmalıdır.</p>
<p><b>Sağlıklı Oruç için Önerilen Besinler ve Tarifler</b></p>
<p><b>1. Tam Tahıllar:</b> Yavaş sindirilen karbonhidratlar içerdiği için sahurda veya iftarda tüketildiğinde kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olurlar. Örnekler arasında tam buğday ekmeği, kahverengi pirinç ve yulaf bulunmaktadır.</p>
<p><b>2. Protein Kaynakları:</b> Yumurta, tavuk göğsü, yağsız kırmızı et ve balık gibi protein kaynakları, uzun süre tokluk hissi verir. Ayrıca baklagiller de hem protein hem de lif açısından zengindirler.</p>
<p><b>3. Sağlıklı Yağlar:</b> Zeytinyağı, avokado ve çiğ kuruyemişler gibi sağlıklı yağlar, vücuda enerji verir ve oruç tutarken ihtiyaç duyulan besinleri sağlar.</p>
<p><b>4. Sebze ve Meyveler:</b> Vitamin, mineral ve lif bakımından zengin sebze ve meyveler, sağlıklı bir iftar ve sahur menüsünün olmazsa olmazıdır. Özellikle su içeriği yüksek olanlar (salatalık, karpuz gibi) vücudun susuzluğunu gidermeye yardımcı olur.</p>
<ul>
<li><i>Yulaf Ezmesi:</i> Sahur için yulaf ezmesini süt veya su ile hazırlayıp üzerine ceviz ve taze meyveler ekleyerek hem tok tutan hem de enerji veren bir kahvaltı hazırlayabilirsiniz.</li>
<li><i>Protein Salatası:</i> Iftarda hafif ve besleyici bir yemek isteyenler için, marul, roka, avokado, tavuk göğsü ve çeşitli tohumları bir araya getirerek hazırlayabileceğiniz doyurucu bir salata.</li>
<li><i>Buğday Salatası:</i> Tam tahıl bir seçenek olan buğday salatası, domates, salatalık, limon suyu ve zeytinyağı ile birlikte iftar sofralarınız için sağlıklı ve hafif bir alternatif sunar.</li>
</ul>
<p><b>Oruç Tutarken Kan Şekerini Dengede Tutmanın Yolları</b></p>
<p>Şeker hastaları için Ramazan ayında oruç tutarken kan şekerini dengede tutmak büyük önem taşır. Sağlıklı ve güvenli bir şekilde oruç tutabilmek için izlenebilecek bazı yöntemler şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Yavaş Sindirilen Karbonhidratlar Tüketin:</strong> Sahur ve iftarınızı, yavaş sindirilen karbonhidratlar açısından zengin gıdalarla doldurun. Tam tahıllar, sebzeler, baklagiller gibi gıdalar kan şekerinizin daha yavaş yükselmesini sağlar.</li>
<li><strong>Yeterli Sıvı Alımı:</strong> Oruç süresince yeterli miktarda sıvı tüketmek dehidrasyonu önler ve kan şekerini dengeler. İftar ile sahur arasında en az 2 litre su içmeye özen gösterin.</li>
<li><strong>Protein Ağırlıklı Beslenme:</strong> Yüksek proteinli gıdaların tüketimi, uzun süre tokluk hissi verir ve kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Yumurta, süt ürünleri, et ve baklagiller iyi protein kaynaklarıdır.</li>
<li><strong>Ara Öğünleri Atlamayın:</strong> İftar ile sahur arasında kan şekerini dengede tutmak için küçük ara öğünler tüketmek önemlidir. Bu öğünlerde meyve, yoğurt gibi sağlıklı seçenekleri tercih edin.</li>
<li><strong>Fiziksel Aktivite:</strong> Oruç tutarken hafif düzeyde fiziksel aktiviteler yapmak, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. İftar sonrası yapılacak 30 dakikalık yürüyüşler idealdir.</li>
</ul>
<p>Kan şekerini dengede tutmak için bu adımları takip etmek, şeker hastalarının Ramazan ayını sağlıklı ve güvenli bir şekilde geçirmelerini sağlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-seker-hastalarina-ozel-beslenme-rehberi-saglikli-ve-guvenli-oruc-444563">Ramazanda Şeker Hastalarına Özel Beslenme Rehberi: Sağlıklı ve Güvenli Oruç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık sistemini güçlendirecek 9 beslenme tavsiyesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemini-guclendirecek-9-beslenme-tavsiyesi-436443</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 09:24:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirecek]]></category>
		<category><![CDATA[sistemini]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsiminde kalabalık ve kapalı alanlarda daha çok vakit geçirilmesi enfeksiyon hastalıklarını da beraberinde getiriyor. Okul gibi kapalı alanlarda enfeksiyonların sık görüldüğünü ve çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için özellikle beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, okul çağındaki çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlenmesi için 9 beslenme tavsiyesinde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemini-guclendirecek-9-beslenme-tavsiyesi-436443">Bağışıklık sistemini güçlendirecek 9 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kış mevsiminde kalabalık ve kapalı alanlarda daha çok vakit geçirilmesi enfeksiyon hastalıklarını da beraberinde getiriyor. Okul gibi kapalı alanlarda enfeksiyonların sık görüldüğünü ve çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için özellikle beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, okul çağındaki çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlenmesi için 9 beslenme tavsiyesinde bulundu.</strong></p>
<p>•    Güne mutlaka kahvaltıyla başlanmalı, biraz karbonhidrat, protein ve yağ alınmalıdır. Bunun için; Yumurta, meyveli yoğurt, tahıllı karışım veya evde yapılmış meyveli bir kek uygundur. Alınması gereken günlük kalori için kahvaltıyı tatlandırmak da önemli; pekmez ve bal menüde olabilir. </p>
<p>•    Kış mevsiminde özellikle; lif içeriği açısından armut, C vitamini açısından zengin narenciye, yeşilliklerden en az biri (ıspanak, pazı, brokoli, maydanozlu yemekler) yenmeli.</p>
<p>•    Peynir, süt ya da yoğurt gibi süt ürünlerinden en az biri tercih edilmelidir. İnek sütüne alerjik olmayan çocuklara günde bir bardak süt verilebilir. Ayrıca demir bakımından zengin yiyeceklerin yanında süt/yoğurt tüketilmemelidir, aksi takdirde besinin demir değeri azalacaktır. </p>
<p>•    Mısır gevrekleri/tahıllı karışımlar içinde şeker olmayanlardan seçilmeli. </p>
<p>•    Yapılan yemeklerin içine nane gibi birtakım faydalı otlar eklenebilir. </p>
<p>•    Hazır paketli gıdalar, şekerlemelerden uzak durulmalıdır (Bu anlamda çocuklara abur cubur reklamları izletilmemeli).</p>
<p>•    Kış aylarında doktor kontrolünde D vitamini desteği yapılmalı.</p>
<p>•    Haftada iki kez balık gibi Omega 3’ten zengin yiyecekler yenmeli ancak kış boyunca Omega 3 tabletleri alma mecburiyeti yoktur. Özel dönemlerde, sınav gibi stresli durumlarda ya da dönemsel beslenme bozukluğu olduğunda balık yağıyla Omega 3 takviyesi yapılabilir.</p>
<p>•    Kuru meyve ve yemiş tüketilmeli.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemini-guclendirecek-9-beslenme-tavsiyesi-436443">Bağışıklık sistemini güçlendirecek 9 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul çağında beslenme alışkanlıkları diş sağlığını nasıl etkiliyor ?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okul-caginda-beslenme-aliskanliklari-dis-sagligini-nasil-etkiliyor-430981</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 10:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul çağındaki çocukların yanlış beslenme alışkanlıklarının sebep olduğu problemler, beslenme yetersizliklerinin yol açtığı farklı şikayetlerle ve hastalıklarla kendini belli ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-caginda-beslenme-aliskanliklari-dis-sagligini-nasil-etkiliyor-430981">Okul çağında beslenme alışkanlıkları diş sağlığını nasıl etkiliyor ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul çağındaki çocukların yanlış beslenme alışkanlıklarının sebep olduğu problemler, beslenme yetersizliklerinin yol açtığı farklı şikayetlerle ve hastalıklarla kendini belli ediyor. Okullarda atıştırmalık olarak tüketilen paketli gıda ve içeceklerin pek çoğunun çürük riskini arttırdığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış bir gerçek olmasına rağmen bu şikayetle gelen hasta sayılarında bir azalma olmamasına vurgu yapan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>okullardaki beslenme alışkanlıklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong> </strong>Çocuklarda oluşan beslenme alışkanlıklarının diş sağlığı üzerindeki etkilerine dair önemli açıklamalarda bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>“Karbonhidrat zengin beslenme alışkanlıkları, ağız hijyeni alışkanlıklarının sağlanmasındaki eksiklikler, lokal veya sistemik etkenler sebebiyle diş çürümeleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Okullarda sıklıkla tüketilen çürük yapıcı gıdalar ve şekerle tatlandırılmış içecekler de çocuklarda çürüme riskini arttıran diğer faktörlerden. Bu durum maalesef hemen hemen her gün kliniklerimizde karşılaştığımız ciddi bir problem haline geldi” dedi.</p>
<p><strong> Şekerle tatlandırılmış içecekler diş sağlığını tehlikeye sokuyor </strong></p>
<p>Meyveli sodalar, kutu meyve suları, hazır kahveler, enerji içecekleri gibi içeceklerin çocuklarda, ağızdaki çürük yapan bakteriler için önemli bir besin kaynağı olan şekeri yüksek oranda içerdiğini söyleyen <strong>Dt. Nurgül Demir</strong> “Şekerle tatlandırılmış içecekler, dişlerde çürük oluşması riskini arttırır. Çoğu ebeveynin geçmişinde süt dişi tedavisi öyküsü yoktur ancak maalesef günden güne çocuklarda giderek artan çürük görülme sıklığı, bahsettiğim durumun vahametini gözler önüne seriyor. Bunun en göze çarpan sebebi, çocukların günlük olarak aldıkları rafine şeker miktarıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gazlı içeriklerdeki tehlike</strong></p>
<p>“Gazlı içeceklerin yapısındaki asitin ise şekerli içeceklerin ağız içinde çözünmesi ile ortaya çıkan asite göre, diş minesi üzerinde daha yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu vurgulamak gerekir” diyen Nurgül Demir “Okul çağındaki çocukların şekerle tatlandırılmış içeceklere erişim kolaylığının, içecek otomatlarının her yaştan çocuğun ulaşabileceği kadar yaygın olmasının bir sonucu olarak bu durumlar ile karşı karşıyayız. Beslenmelerini okulda yapan çocuklarda bu içeceklerin tüketimlerinde meydana gelen artış, çocukların tükettiği süt miktarının giderek azalmasına sebep olarak; vücuda kalsiyum girişini düşürüyor.  Çocuklarda çürük oluşma riskinin düşürülmesi için ağız hijyeni sağlama alışkanlıklarının yanısıra çürük yapıcı beslenme alışkanlıklarından da uzak durmak gerekiyor. Bunun akabinde ‘Antikaryojenik’ yani ‘çürük yapıcı olmayan’ gıdaları tüketmek de büyük önem taşıyor. Bu noktada evde ebeveynlerin kontrolünde idame ettirilebilen beslenme alışkanlıklarına ek olarak, okuldaki beslenme alışkanları için de mutlaka ebeveynler yönlendirici olmalı ve çocukların okulda yapılan her ara öğünden sonra ağızlarını suyla çalkalamaları veya bolca su içmeleri sağlanmalıdır.</p>
<p><strong> Minikler için Beslenme çantası önerileri;</strong></p>
<ol>
<li>Elma, kereviz sapı ve havuç; gevrek yapısıyla çocukların okulda diş fırçalayamadıkları zamanlarda diş yüzeylerinin bir miktar temizlenmesini sağlayabilir.</li>
<li>Kalsiyum ve fosfor içeriği bakımından peynir ve yoğurt, diş minesinin hasar görmüş bölgelerinin onarılarak, yeniden güçlenmesine yardımcı olur. Seçilen ürünlerin ‘şeker ilavesiz’ olmasına dikkat edilmesi gerekir. Yoğurt, dilimlenmiş mevsim meyveleri ile tüketilebilir.</li>
<li>Lahana, ıspanak ve brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler, vitamin ve mineral içeriği zenginleşmiş tükürük yapımını sağlayarak; ağız içinin temizlenebilirliğini arttırır ve diş sağlığını korur.</li>
<li>Ay çekirdeği, badem ve ceviz gibi kuruyemişler içerdikleri mineraller ile dişleri korur, asit atakları ile hasar gören diş dokularının onarılmasına yardımcı olarak, güçlendirir.</li>
<li>İçecek olarak, günlük süt, ayran, taze sıkılmış ve katkısız meyve suları tercih edilebilir.</li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-caginda-beslenme-aliskanliklari-dis-sagligini-nasil-etkiliyor-430981">Okul çağında beslenme alışkanlıkları diş sağlığını nasıl etkiliyor ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçükçekmece&#8217;de öğrencilerin beslenme çantaları boş kalmayacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucukcekmecede-ogrencilerin-beslenme-cantalari-bos-kalmayacak-430900</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 08:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[boş]]></category>
		<category><![CDATA[çantaları]]></category>
		<category><![CDATA[kalmayacak]]></category>
		<category><![CDATA[küçükçekmecede]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite öğrencilerine sıcak yemek ve çamaşır yıkama hizmeti sunarak öğrenci dostu uygulamalarla adından söz ettiren Küçükçekmece Belediyesi, ilkokul öğrencilerine yönelik beslenme desteği başlattı. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nün hayata geçirdiği proje ile Küçükçekmece’de ikamet eden ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarının beslenme ihtiyacı karşılanacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucukcekmecede-ogrencilerin-beslenme-cantalari-bos-kalmayacak-430900">Küçükçekmece&#8217;de öğrencilerin beslenme çantaları boş kalmayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite öğrencilerine sıcak yemek ve çamaşır yıkama hizmeti sunarak öğrenci dostu</p>
<p>uygulamalarla adından söz ettiren Küçükçekmece Belediyesi, ilkokul öğrencilerine yönelik</p>
<p>beslenme desteği başlattı. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nün hayata geçirdiği proje ile</p>
<p>Küçükçekmece’de ikamet eden ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarının beslenme ihtiyacı</p>
<p>karşılanacak.</p>
<p>Küçükçekmece Belediyesi, sosyal belediyecilik ve eğitimde fırsat eşitliği hedefiyle öğrencilere</p>
<p>ve dar gelirli ailelere destek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda hayata geçirilen ihtiyaç</p>
<p>sahibi ilkokul öğrencilerine yönelik beslenme çantası dağıtımları başladı.</p>
<p>Başkan Kemal Çebi: Geleceğimiz olan çocuklar için çalışıyoruz</p>
<p>Gelişim çağındaki çocuklara sağlıklı bir beslenme düzeni sağlamak adına beslenme çantası</p>
<p>projesini çok önemsediklerini ifade eden Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, “</p>
<p>Gönül ister ki bizim ülkemizde hiçbir aile, hiçbir insan, hiçbir çocuk sosyal yardımlara ihtiyaç</p>
<p>duymasın! Ancak maalesef böyle olmuyor. Çocukların beslenme sorunu yaşamasının önüne</p>
<p>geçmek için önceden tespit edilmiş, gelir düzeyi düşük ailelerimizin çocuklarına yönelik</p>
<p>beslenme çantası dağıtımı başlatıyoruz. Sağlıklı bir öğün içeren bu beslenme çantaları ile</p>
<p>gelişim çağındaki çocuklarımızın yanlarında oluyoruz. Geleceğimiz olan çocuklar için çalışıyor,</p>
<p>sosyal belediyecilik anlayışıyla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Dar gelirli ailelerin okul çağındaki çocukları için dağıtılan beslenme çantalarının içeriğinde;</p>
<p>süt, meyve suyu, yumurta, krem peynir, zeytin, reçel, krem çikolata, kek, fındık bar, tahin-</p>
<p>pekmez, tahin helvası, ekmek gibi besin değeri yüksek ürünler yer alıyor. Beslenme çantası</p>
<p>dağıtımları, 2023-2024 eğitim öğretim dönemi boyunca devam edecek.</p>
<p>444 4 360 numaralı telefondan ve Küçükçekmece Belediyesi Sosyal Yardım İşleri</p>
<p>Müdürlüğü’nden beslenme desteği ile ilgili ayrıntılı bilgi edinilebilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucukcekmecede-ogrencilerin-beslenme-cantalari-bos-kalmayacak-430900">Küçükçekmece&#8217;de öğrencilerin beslenme çantaları boş kalmayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tetra Pak&#8217;tan global araştırma: Tüketicilerin yüzde 54&#8217;ü beslenme alışkanlıklarını değiştirerek daha iyi bir dünyaya katkı sağlayabileceğini düşünüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tetra-paktan-global-arastirma-tuketicilerin-yuzde-54u-beslenme-aliskanliklarini-degistirerek-daha-iyi-bir-dunyaya-katki-saglayabilecegini-dusunuyor-427963</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 10:40:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklarını]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirerek]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaya]]></category>
		<category><![CDATA[düşünüyor]]></category>
		<category><![CDATA[global]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[paktan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayabileceğini]]></category>
		<category><![CDATA[tetra]]></category>
		<category><![CDATA[tüketicilerin]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427963</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın lider gıda işleme ve paketleme çözümleri şirketi Tetra Pak, gıda alanındaki son yenilikler hakkında yeni bir araştırma yayınladı. Dünya çapında 5 bin kişinin katıldığı Tetra Pak 2023 Endeksi’ne göre, tüketicilerin yüzde 54’ü beslenme alışkanlıklarını değiştirerek daha iyi bir dünyaya katkıda bulunabileceklerini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tetra-paktan-global-arastirma-tuketicilerin-yuzde-54u-beslenme-aliskanliklarini-degistirerek-daha-iyi-bir-dunyaya-katki-saglayabilecegini-dusunuyor-427963">Tetra Pak&#8217;tan global araştırma: Tüketicilerin yüzde 54&#8217;ü beslenme alışkanlıklarını değiştirerek daha iyi bir dünyaya katkı sağlayabileceğini düşünüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Tetra Pak’tan global araştırma: Tüketicilerin yüzde 54&#8217;ü beslenme alışkanlıklarını değiştirerek daha iyi bir dünyaya katkı sağlayabileceğini düşünüyor</strong></p>
<p><strong>Dünyanın lider gıda işleme ve paketleme çözümleri şirketi Tetra Pak, gıda alanındaki son yenilikler hakkında yeni bir araştırma yayınladı. Dünya çapında 5 bin kişinin katıldığı Tetra Pak 2023 Endeksi’ne göre, tüketicilerin yüzde 54’ü beslenme alışkanlıklarını değiştirerek daha iyi bir dünyaya katkıda bulunabileceklerini söylüyor. Tüketicilerin yüzde 65’i ise teknolojinin sağlık için giderek daha önemli olacağına ve daha sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında rol oynayacağına inanıyor.</strong></p>
<p>Tetra Pak 2023 Endeksi, trendlerin tüketicilerin tercihlerini şekillendirmesi, son yenilikler ve teknolojiler hakkındaki görüşleri gibi bugünün tüketicilerine ve yarının fırsatlarına derinlemesine bir bakış sunuyor. Araştırmaya göre tüketiciler, artık gıda satın alırken bireysel sağlıklarının yanı sıra çevreyi de göz önünde bulunduruyor.  Çevreye duyarlı tüketiciler, gezegeni korumak için beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye istekli.</p>
<p><strong>Sağlık her zamankinden daha önemli</strong></p>
<p>Çalışmanın içeriğinde çarpıcı veriler yer alıyor. Araştırma kapsamında tüketicilerin yüzde 70&#8217;i son birkaç yılda sağlığın kendileri için daha önemli hale geldiğini söylüyor. Üçte ikisi ise artık yediklerine ve içtiklerine daha fazla dikkat ediyor. Sonuç olarak yüzde 70’lik kesim kendilerini daha iyi hissettiklerini belirtiyor.</p>
<p><strong>Zihinsel sağlık revaçta</strong></p>
<p>Tüketicilerin neredeyse dörtte üçü artık ruh sağlığının fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu düşünüyor. Yüzde 83’lük kesim konuyu destekleyen yiyecek ve içecek ürünlerini tercih ediyor.</p>
<p><strong>Sağlık ve çevre bir arada ele alınmalı</strong></p>
<p>Tüketicilerin yüzde 70&#8217;i sağlıklı ürünlerin çevreye zarar vermemesi gerektiğini söylüyor. Yüzde 50’si ise “Bir yiyecek ya da içecek birey için sağlıklı değilse gezegen için de sürdürülebilir değildir” diyor.</p>
<p><strong>Ekonomik kaygılara rağmen tüketiciler sağlıktan ödün vermiyor</strong></p>
<p>Tüketicilerin yüzde 60&#8217;ı artan fiyatların sağlıklı gıdaya erişimi kısıtlayacağından korkuyor. Ancak sadece yüzde 17&#8217;lik kesim tasarruf etmek için sağlığa faydalı yiyecek ve içeceklerden feragat edebiliyor. Yüzde 70&#8217;i ise daha sağlıklı ürünler elde etmek için ekonomik refahlarından ödün verebileceklerini belirtiyor.</p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıkları dünyayı değiştirebilir</strong></p>
<p>Tüketicilerin yüzde 54’ü beslenme alışkanlıklarını değiştirerek daha iyi bir dünyaya katkıda bulunabileceklerini söylüyor. Bununla birlikte araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 65’i teknolojinin sağlık için giderek daha önemli olacağına ve daha sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında rol oynayacağına inanıyor. Ancak neredeyse yarısı gıda alanında çok fazla inovasyon yaşandığını düşünüyor ve bu gelişmelerin kendileri için yararlı olmamasından endişe ediyor. </p>
<p><strong>Şekersiz çağa adım attık</strong></p>
<p>Gıda tüketiminde şekerin azaltılması raporda dikkat çeken konulardan biri olarak öne çıkıyor. Bir numaralı sağlıklı tüketim seçeneği olarak kabul edilen bu ürünler, en büyük sağlık ve beslenme tüketici segmentimizi tanımlıyor ve inovasyon araştırmalarımızda öne çıkan başlıca nitelik olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Kişiselleştirilmiş beslenme devrim yaratacak</strong></p>
<p>Kişiselleştirilmiş beslenme konusunda büyük bir segmentasyon yaşanıyor. Markalar, yaş ve sağlık durumu gibi faktörlere dayalı olarak, giderek daha dar tüketici grupları için özel tarifler oluşturuyor.</p>
<p><strong>Gıda sistemlerinin sürdürülebilirliği çok boyutlu düşünmeyi gerektiriyor</strong></p>
<p>Araştırmaya göre artan nüfusu besleyebilmek oldukça karmaşık bir konu. Sadece mevcut gıda üretim yöntemlerimizi iyileştirmenin yollarını bulmamız değil, aynı zamanda yeni gıda kaynaklarının potansiyelinden yararlanmak için teknoloji ve altyapıya yatırım yapmamız gerekiyor. Bu iki alan da gelecekteki gıda güvenliği için kritik öneme sahip.</p>
<p><strong>Gıdada dönüşüm, lezzetle yoğrulmalı</strong></p>
<p>Bir ürünün sağlık, beslenme veya sürdürülebilirlik açısından avantajları her ne olursa olsun, tüketiciler lezzetten ödün vermiyor. Fiyat dengesi de yeni gıdalar için kilit öneme sahip olacak ve bazı tahminlere göre bu durum 2025 yılında görülmeye başlanacak.</p>
<p><strong>“Kaynak bulma, paketleme, işleme ve dağıtım alanlarındaki yeniliklerle değer zincirini optimize etmek kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p><strong>Tetra Pak Yönetim Kurulu Başkanı</strong> ve <strong>CEO&#8217;su Adolfo Orive</strong>, araştırmayla ilgili şunları söyledi: “Bu yılki endeksin bulguları, gıda endüstrisini karbonsuzlaştırmak ve gıda sistemlerini daha dayanıklı ve sürdürülebilir hale getirmek için son birkaç yılda izlediğimiz rotayı yansıtıyor. Dünyanın pek çok yerinde insanlar günlük beslenmeleri için süt ve meyve suyu gibi ürünlere güveniyor, bu nedenle kaynak bulma, paketleme, işleme ve dağıtım alanlarındaki yeniliklerle değer zincirini optimize etmek kritik önem taşıyor. Biz de bu noktada müşterilerimiz ve tedarikçilerimizle birlikte aktif bir rol oynuyoruz. Ayrıca dünyanın 2050 yılına kadar yüzde 60 oranında daha fazla gıdaya ihtiyaç duyacağını göz önünde bulundurarak, yeni bitki bazlı kaynaklardan biyokütle ve hassas fermantasyon ile üretilen alternatif proteinlere kadar yeni besin kaynaklarının keşfedilmesine yardımcı olabilecek teknolojiler aracılığıyla çabalarımızı tamamlıyoruz. Bu alanlar, gıda sisteminin sürdürülebilirliğine katkıda bulunmak açısından önemli.&#8221;</p>
<p><strong>Araştırmanın metodolojisi</strong></p>
<p>Tetra Pak’ın tüketici tutumları üzerine yaptığı küresel araştırma, Ipsos ile ortaklaşa yürütüldü. Araştırma; Ekim ve Kasım aylarında Brezilya, Çin, Almanya, Hindistan, Kenya, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD’de 5 bin çevrimiçi görüşmeyi içeren özel bir anketle oluşturuldu.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tetra-paktan-global-arastirma-tuketicilerin-yuzde-54u-beslenme-aliskanliklarini-degistirerek-daha-iyi-bir-dunyaya-katki-saglayabilecegini-dusunuyor-427963">Tetra Pak&#8217;tan global araştırma: Tüketicilerin yüzde 54&#8217;ü beslenme alışkanlıklarını değiştirerek daha iyi bir dünyaya katkı sağlayabileceğini düşünüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme Alışkanlıklarınız Meme Kanseri Riskinizi Azaltabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenme-aliskanliklariniz-meme-kanseri-riskinizi-azaltabilir-417832</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 07:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklarınız]]></category>
		<category><![CDATA[azaltabilir]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[riskinizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda en sık görülen kanser türü meme kanseridir. Meme kanseri görülme riskinin en yüksek olduğu gruplar içerisinde; erken ergenliğe giren(12 yaş öncesi), geç doğum yapan ya da hiç doğum yapmayan, bebeğini emziremeyen, geç menopoza giren(50 yaş sonrası) kadınlar yer alır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-aliskanliklariniz-meme-kanseri-riskinizi-azaltabilir-417832">Beslenme Alışkanlıklarınız Meme Kanseri Riskinizi Azaltabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme Alışkanlıklarınız Meme Kanseri Riskinizi Azaltabilir!</p>
<p>Kadınlarda en sık görülen kanser türü meme kanseridir. Meme kanseri görülme riskinin en yüksek olduğu gruplar içerisinde; erken ergenliğe giren(12 yaş öncesi), geç doğum yapan ya da hiç doğum yapmayan, bebeğini emziremeyen, geç menopoza giren(50 yaş sonrası) kadınlar yer alır. Tabii bu özelliklerin bulunmadığı bireylerin de meme kanserine yakalanma olasılığı vardır. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhis çok önemlidir. Dolayısıyla meme kanserine yönelik taramaların düzenli sıklıkta tekrarlanması bile kanserden ölüm sıklığını azaltmada etkili olacaktır. </p>
<p><strong>Besin ögelerinin yetersiz, aşırı ya da yanlış tarzda alımı kansere yakalanma riskini artırabilir!</strong></p>
<p> Kanser riskini artırabilecek besinlerin yanı sıra yemek hazırlama ve saklama koşullarında da oluşabilecek değişiklikler ve maddeler önemlidir. Yüksek ısıda pişirme ve yanlış pişirme yöntemleriyle veya dumana maruz bırakılarak pişirilen besinlerde kanserojen maddeler birikebilmektedir. Besinlerin işlemden geçirilerek aşırı ayrıştırılması ve saflaştırılması nedeniyle de besinlerin vitamin, mineral ve diğer bileşenlerden fakirleşebileceği göz ardı edilmemelidir. Dolayısıyla kansere karşı koruyucu vitamin, mineral ve diğer bileşenlerin etkinliğini azaltmak da dolaylı olarak kanser riskini artırabilir. Yapılan çalışmalara göre, bazı besinlerin içeriğinde bulunan veya besin hazırlama aşamasında ortaya çıkan maddelerin de kanser riski oluşturabileceği bildirilmektedir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Meme kanserinden korunmak için beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri;</strong></p>
<p>Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun,</p>
<p>Yeterli ve dengeli sürdürülebilir beslenmeye özen gösterin,</p>
<ul>
<li>Öğün planlamalarınızda porsiyon kontrolü yapmaya çalışın,</li>
<li>Tabağınızın büyük bölümünde bitkisel kaynaklı besinlere(taze sebze-meyveler, tam tahıllar, kuru baklagiller) yer verin,</li>
<li>Yeterli vitamin, mineral ve besin bileşenlerinden yararlanmak için çeşitliliğe önem verin,</li>
<li>Hayvansal kaynaklı gıdaların tüketimini azaltın, daha az yağlı olanları ve doğru pişirme yöntemlerini tercih edin,</li>
<li>Hayvansal kaynaklı gıdalar tercih edilirken özellikle C vitamininden zengin taze meyve ve sebzelerle birlikte tüketin.</li>
</ul>
<p><strong>Kanserojen besinlerden uzak durun!</strong></p>
<ul>
<li>Odun-kömür ateşine/dumanına doğrudan maruz bırakılarak pişirilen ve yüksek ısıda yağda kızartılan besinlerin tüketiminden kaçının,</li>
<li>İşlenmiş ve hazır gıdaların(koruyucu, renklendirici, kıvam artırıcı gibi maddeler içeren) tüketimini sınırlandırın,</li>
<li>Rafine şeker, un ve trans yağları beslenmenizden çıkarın,</li>
<li>Zararlı mikroorganizmaların çoğalmasını engellemek için pişirme ve saklama yöntemlerini gözden geçirin doğru yöntemleri kullanın.</li>
</ul>
<p><strong>Stresten uzak kalmaya çalışın, fiziksel aktivitenizi önemseyin ve size uygun aktivite rutini oluşturun!</strong></p>
<ul>
<li>Duygusal yeme ataklarınızı sağlıksız yiyeceklerle yönetmeye çalışmayın, ruh halinize iyi gelen aktivitelerle veya fiziksel aktivitelerle yönetmeye çalışın.</li>
</ul>
<p><strong>Alkol, sigara gibi zararlı alışkanlıkları azaltın/bırakın!</strong></p>
<ul>
<li>Bu gibi alışkanlıklar vücudun savunma sistemini tehdit eden serbest radikallerin artmasına neden olabilir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek ve kansere yakalanma riskini azaltmak amacıyla antioksidan içeriği zengin besinler tüketin özellikle folik asitten yeterli beslenmeye çalışın ve en önemlisi düzenli olarak kansere yönelik tetkik ve taramalarınızı yaptırın.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Anti-kanserojen besin grupları;</strong></p>
<ul>
<li>Renkli, çeşitli sebze ve meyveler,</li>
<li>Kurubaklagiller,</li>
<li>Kuruyemişler,</li>
<li>Tahıllar,</li>
<li>Az yağlı et ve süt ürünleri.</li>
</ul>
<p>Meme kanseri ve diğer kanser türleri üzerine çalışmalar yürüten bilim insanları, yukarıda yer alan besin gruplarının doğru yöntemlerle hazırlanıp sürdürülebilir halde beslenmeye dâhil edilmesiyle beraber kansere yakalanma riskinin azalabileceğini bildirmektedir.</p>
<p> Bağışıklık sisteminizi desteklemek ve meme kanserinden korunmak için beslenme alışkanlıklarınızın farkında olun, sağlığınızı ihmal etmeyin ve periyodik kontrollerinizi yaptırın.   </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-aliskanliklariniz-meme-kanseri-riskinizi-azaltabilir-417832">Beslenme Alışkanlıklarınız Meme Kanseri Riskinizi Azaltabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Oluşturmanın Önemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-doneminde-saglikli-beslenme-aliskanligi-olusturmanin-onemi-417480</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 09:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturmanın]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, beslenmenin bireyin özellikle gelişim çağında hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-doneminde-saglikli-beslenme-aliskanligi-olusturmanin-onemi-417480">Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Oluşturmanın Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Oluşturmanın Önemi</b></p>
<p>Uzmanlar, beslenmenin bireyin özellikle gelişim çağında hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. Beslenme alışkanlıklarının gelişim çağı sonrasındaki hayatı ciddi şekilde etkiliyor olması da bu süreçte dikkatli olunmasını gerekli kılıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Hakan Tokbay, çocukluk döneminde sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmenin önemini anlatıyor.</p>
<p>Çocukların yaşamları boyunca sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmaları, fiziksel ve zihinsel gelişimleri için kritik bir rol oynamaktadır. Bu alışkanlıkların erken yaşlarda oluşturulması, çocukların sağlıklı yetişkinler olmalarına katkı sağlar. </p>
<p>Temel Besin İhtiyaçlarının Karşılanması</p>
<p>Temel besin ihtiyaçlarının karşılanması, çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmeleri için hayati bir öneme sahiptir. Protein, vitaminler, mineraller ve diğer besin maddeleri, vücudun temel işlevlerini sürdürmesi için gereklidir. Örneğin, proteinler, hücrelerin ve dokuların inşa edilmesine yardımcı olurken, vitaminler ve mineraller birçok biyokimyasal reaksiyonun düzgün çalışmasını sağlar. Kalsiyum, kemiklerin güçlenmesine katkıda bulunurken, demir kan hücrelerinin taşıdığı oksijeni vücuda dağıtır. Bu besin maddeleri eksik olduğunda, büyüme gelişme bozuklukları ve hastalıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocukların günlük beslenmeleri, protein, vitamin ve mineral açısından zengin ve dengeli bir şekilde olmalıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, çocukların enerji ihtiyaçlarını karşılamalarına ve sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olur.</p>
<p>Enerji Dengelemesi ve Hareket</p>
<p>Enerji dengesi ve fiziksel aktivite, çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmeleri için hayati öneme sahiptir. Doğru beslenme, vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayarak çocukların günlük aktivitelerini sürdürebilmelerini sağlar. Bu enerji, büyüme, metabolizma ve vücut fonksiyonlarını desteklemek için kullanılır. Aynı zamanda, enerji alımı ile harcanan enerji arasındaki denge sağlıklı bir vücut ağırlığının korunmasına yardımcı olur. Çocuklar için fiziksel aktivite, kemik ve kas gelişimi, dolaşım sistemi sağlığı, enerji harcamasının artırılması ve obezitenin önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Sağlıklı bir yaşam tarzının temeli olan düzenli egzersiz, çocuklara fiziksel beceriler kazandırırken aynı zamanda enerji dengesini korumalarına yardımcı olur. Bu nedenle çocukların sağlıklı büyümelerini ve gelişmelerini desteklemek için doğru beslenme ile düzenli fiziksel aktivitenin bir arada olması büyük önem taşır.</p>
<p>Büyüme ve Gelişim</p>
<p>Büyüme ve gelişim, çocukların sağlıklı beslenme alışkanlıklarının en önemli sonuçlarından biridir. Doğru besin maddelerini almaları, kemiklerin, kasların ve diğer vücut dokularının büyümesine ve yeniden yapılanmasına olanak tanır. Özellikle protein, kalsiyum ve demir gibi besin maddeleri, çocukların büyümesini destekleyen temel yapı taşlarıdır. Protein, hücrelerin ve dokuların gelişimini sağlarken, kalsiyum kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur. Demir ise kan hücrelerinin üretiminde rol oynar ve enerji seviyelerini artırır. Bu nedenle çocukların doğru beslenmeye erken yaşlarda alışmaları, fiziksel büyüme ve gelişimlerini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olur. Ayrıca sağlıklı bir diyet, bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyonlara karşı daha iyi bir direnç sağlar, böylece çocuklar daha sağlıklı bir yaşam sürerler.</p>
<p>Zekâ Gelişimi ve Öğrenme Yeteneği</p>
<p>Zekâ gelişimi ve öğrenme yeteneği, çocukların beslenme alışkanlıklarıyla yakından ilişkilidir. Özellikle Omega-3 yağ asitleri, B vitaminleri ve demir gibi besin maddeleri, beyin fonksiyonlarını destekler. Omega-3 yağ asitleri, özellikle balık gibi yiyeceklerde bulunur ve zeka gelişimi için önemlidir. B vitaminleri, öğrenme ve hafıza için gereklidir ve tahıllar, etler ve süt ürünleri gibi birçok besinde bulunur. Demir, beyin fonksiyonlarına katkı sağlar ve demir eksikliği öğrenme güçlüğüne neden olabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, çocukların beyinlerinin sağlıklı bir şekilde gelişmesini ve öğrenme yeteneklerini en üst düzeye çıkarmalarını destekler. Bu nedenle çocukların düzenli olarak bu besin maddelerini içeren bir diyetle beslenmeleri, okulda daha başarılı olmalarına yardımcı olur.</p>
<p>Hastalıkları Önleme</p>
<p>Sağlıklı beslenme alışkanlıkları çocuklara birçok hastalığı önleme fırsatı sunar. Doğru ve dengeli bir diyet, obezite riskini azaltarak çocukların sağlığını korur. Aynı zamanda kalp hastalıkları, diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik sağlık sorunlarının gelişme riskini düşürür. Lif açısından zengin gıdalar, sindirim sağlığını iyileştirir ve kabızlık gibi sorunları engeller. Sağlıklı beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirir, böylece enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale gelirler. Düzenli olarak meyve ve sebzeler tüketmek, antioksidan alımını artırır ve kanser riskini azaltır. Bu nedenle çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak, onların uzun vadeli sağlığını korumak için önemlidir.</p>
<p>Beslenme Bilinci ve Alışkanlığı</p>
<p>Beslenme bilinci ve alışkanlığı, çocukların sağlıklı bir yaşam sürmeleri için temel bir unsur olarak öne çıkar. Bu kavram, çocuklara doğru besin seçimlerini yapma yeteneği kazandırmayı ve bu seçimleri günlük yaşamlarının bir parçası haline getirmeyi içerir. Çocuklar, beslenme bilinci sayesinde hangi besinlerin vücutlarına faydalı olduğunu öğrenirler. Aynı zamanda sağlıklı beslenme alışkanlığı, çocuklara yemekleri paylaşmanın, yemeğin tadını çıkartmanın ve porsiyon kontrolünün önemini öğretir. Bu alışkanlık, aşırı yeme veya yetersiz beslenme gibi sorunları önlerken, obezite gibi sağlık sorunlarının da önüne geçer. Ayrıca beslenme bilinci ve alışkanlığı çocukların gelecekteki yaşamlarında sürdürülebilir bir şekilde sağlıklı beslenmeyi devam ettirmelerine yardımcı olur, böylece daha uzun ve daha sağlıklı bir yaşamın temelleri atılmış olur.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-doneminde-saglikli-beslenme-aliskanligi-olusturmanin-onemi-417480">Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Oluşturmanın Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Soyer: Kapı Kapı Dolaşarak Çocuklara Beslenme Çantası Dağıtıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-kapi-kapi-dolasarak-cocuklara-beslenme-cantasi-dagitiyoruz-411672</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 23:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çantası]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[dolaşarak]]></category>
		<category><![CDATA[kapı]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411672</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 4. Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi kapsamındaki “Çocuğun Korunmasında Yerel Yönetimlerin Rolü” konferansında konuştu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-kapi-kapi-dolasarak-cocuklara-beslenme-cantasi-dagitiyoruz-411672">Başkan Soyer: Kapı Kapı Dolaşarak Çocuklara Beslenme Çantası Dağıtıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 4. Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi kapsamındaki “Çocuğun Korunmasında Yerel Yönetimlerin Rolü” konferansında konuştu. Başkan Soyer, geçen yıl gündeme gelen okullarda beslenme çantası dağıtma taleplerine Milli Eğitim Bakanlığı’nın yanıt vermediğini hatırlatarak, “Kapı kapı dolaşarak çocuklarımıza beslenme çantası dağıtıyor, onları mahrum bırakmıyoruz” dedi.</p>
<p>İzmir’de düzenlenen 4. Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi’nin üçüncü gününde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Çocuğun Korunmasında Yerel Yönetimlerin Rolü” konferansına konuşmacı olarak katıldı. Oturum başkanlığını Murat Aydın’ın yaptığı konferansta İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çocukların yerel yönetimde olmasını sağlayan Çocuk Belediyesi projesi büyük alkış topladı.</p>
<p><strong>Çocukları mutlu etmek istiyoruz</strong></p>
<p>İlkini Seferihisar Belediye Başkanlığı döneminde hayata geçirdikleri Çocuk Belediyesi fikriyle ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Tunç Soyer, “Birleşmiş Milletlerin (BM) Çocuk Hakları’nın içeriğiyle ilgili ortaya koydukları bir manifesto var. Onlara baktığınız zaman bizim çocuk hakları ile ilgili pek bir şey yapmadığımız ortaya çıkıyor. Çocukların bugününü ıskalamamak için Çocuk Belediyesi’ni Seferihisar’da ayakları yere basan bir proje olarak ortaya çıkardık. Her 23 Nisan’da geleceğin büyüğü, Cumhurbaşkanı olarak koltuğa oturtma oyunu değildi amacımız. Çocukların yaşadığı şehir ile ilgili fikirlerini dinlemek, onları mutlu etmek için yola çıktık.  Çocuğa kulak verip onun taleplerini, hayallerini hayata geçirmek istedik. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde de Çocuk Meclisimizi kurduk” dedi. </p>
<p><strong>Masal Evlerimiz hızla büyüyor</strong></p>
<p>İzmir’de yaklaşık 970 bin çocuğun yaşadığını ve gelir düzeyi düşük bölgelerde genç kadınların çocuklarını bırakabilecekleri bir yerleri olmadığını belirten Başkan Soyer, “Hem çocukların sosyal ve eğitsel gelişimini sağlamak hem de anneye meslek kazandırmak için Masal Evi’ni hayata geçirdik. Kadınlara hangi alanda ne yapmak istediklerini sorduk. Böylece kadınlar hem para kazanmaya başladılar hem de gözleri arkada kalmadan çocuklarını büyüttüler.  Adını Sunay Akın’ın koyduğu Masal Evi hem çocukların eğitimine hem de aile ekonomisine destek sağlıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Eğitimde Türkiye’de tam bir yapboz oyunu oynanıyor</strong></p>
<p>Eğitimin toplumun gelişmişlik düzeyinde çok temel bir rol oynadığının altını çizen Başkan Tunç Soyer, “Eğitim konusunda bu kadar büyük bir boşluk varken biz yerel yönetim olarak ne yapabiliriz diye kendimize baktık ve çeşitli alanlarda kendimize yer bulduk. Örneğin Akdeniz Dilleri Merkezi’ni açık Akdeniz dillerinde ücretsiz eğitim veriyoruz. Meslek Fabrikası’nda farklı branşlarda eğitim verebiliyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Her doğan çocuk bizim geleceğimiz</strong></p>
<p>Çocukların gelişimlerini destekleyecek pek çok projeye yürütücülük yaptıklarını dile getiren Başkan Soyer, “Hamilelik döneminden başlayarak anne ve 0-3 yaş dönemindeki çocukların gelişimine destek sağlayan İzmir95 projesi bunlardan sadece biri ve çok kıymetli bizim için.  Adını Dünya Sağlık Örgütü tarafından 3 yaşında sağlıklı bir çocuğun ortalama boyu olarak kabul edilen 95 cm’den ilhamla alan proje kapsamında, ev ziyaretçileri bölgelerde belirlenen gebe kadınlarla, gebeliğinin yedinci ayında başlayarak doğum öncesinde 3 kere ve doğumdan sonra 2 haftada bir kere olmak üzere çocuk bir yaşına gelene kadar aileyi toplamda 27 defa ziyaret ediyor. Bu görüşmelerde bebeğin sağlıklı büyümesi için gerekli bilgilendirmeler yapılıyor. Bebeğin gelişimini destekleyen oyunlar ile kitapları ailelere tanıtarak bebek ve anneyle bu etkinlikleri sürdürüyor. Her doğan çocuk bizim geleceğimiz” dedi.</p>
<p><strong>Çocukları mahrum bırakmıyoruz</strong></p>
<p>Çocuk yoksulluğu ve çocuk yoksunluğu konusunda da açıklamalarda bulunan Başkan Soyer, okullarda beslenme çantası dağıtmak için bakanlığa yaptıkları başvurunun yanıtlanmadığını hatırlatarak “20 gram fındık, 50 gram kuru üzüm ve yaş meyve vereceğiz Bakanlık bize izin vermedi ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri kapı kapı dolaşarak çocuklarımıza o çantaları dağıtıyor. Biz çocuklarımızı mahrum bırakmıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Kongre sonucunda bildirge yayınlanacak</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği (ÇİİÖDER), Çocuk Koruma Merkezlerini Destekleme Derneği (ÇOKMED) tarafından organize edilen 4.Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi 2014 yılından başlayarak, iki yılda bir İstanbul, Ankara, Ünye olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerinde yapılıyor. Bu yıl İzmir’de düzenlenen ve 7 Ekim’e kadar sürecek kongrede Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen akademisyenler, bilim insanları konferanslara katılım sağlıyor. Kongre sonucunda ise çocuk koruma alanındaki bilinçlenmenin yaygınlaştırılması için ulusal, uluslararası alanlarda bildirge yayınlanacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-kapi-kapi-dolasarak-cocuklara-beslenme-cantasi-dagitiyoruz-411672">Başkan Soyer: Kapı Kapı Dolaşarak Çocuklara Beslenme Çantası Dağıtıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;den 900 bin öğrenciye beslenme desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbden-900-bin-ogrenciye-beslenme-destegi-404140</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 10:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[ibbden]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404140</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB, ‘Okul Beslenme Desteği Projesi’ kapsamında öğrencilere beslenme desteği sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-900-bin-ogrenciye-beslenme-destegi-404140">İBB&#8217;den 900 bin öğrenciye beslenme desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB, ‘Okul Beslenme Desteği Projesi’ kapsamında öğrencilere beslenme desteği sağlıyor. 39 ilçede, 100’ün üzerinde okulda gerçekleşen dağıtımlar, yıl boyunca belirli aralıklarla devam edecek.</strong></p>
<p>Ailelerin yaşamakta olduğu ekonomik zorluklara kayıtsız kalmayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), öğrenciler için ‘Okul Beslenme Desteği Projesi’ hazırladı. Proje kapsamında ilk ve ortaokula giden öğrencilerin sağlıklı gıdaya erişimini sağlamak için okul önlerinde öğrencilere beslenme desteği sağlanıyor.</p>
<p>Dağıtımın gerçekleştiği okullardan biri Küçükçekmece’deki Arif Nihat Asya İlkokulu oldu. Beslenme desteği, okulun giriş kapısına yerleştirilen dağıtım araçları ve personellerince gerçekleştirildi. Beslenme desteğinin içerisinde taze besinlerle hazırlanmış sandviç, süt, meyve ve su bulunuyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>VELİLER DE ÖĞRENCİLER DE MUTLU</strong></p>
<p>Okula çocuklarını getiren veliler uygulamadan memnun kaldı. Çocuklar da sevinçle paketlerini alıp sınıflarına girdi. Velilerden Zeynep Şahin, projeyi çok beğendiğini belirterek, “3 çocuğum var, beslenmelerini daha sağlıklı olması adına kendim hazırlıyorum. Dışarıda neyin ne olduğu belli olmuyor ancak buradaki besinler sağlıklı ve taze. Bizler çok mutlu olduk. Bugün çocuklar da daha bir mutlu&#8230;” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>900 BİN ÇOCUĞA ULAŞACAK</strong></p>
<p>İBB Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nün hayata geçirdiği ‘Okul Beslenme Desteği Projesi’<strong> </strong>kapsamında<strong> </strong>günlük 5 bin adet beslenme dağıtılıyor. </p>
<p>2023-2024 eğitim yılı içerisinde 180 okul günü boyunca dağıtılacak olan beslenme desteğinin yılsonuna kadar 900 bin öğrenciye ulaştırılması hedefleniyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-900-bin-ogrenciye-beslenme-destegi-404140">İBB&#8217;den 900 bin öğrenciye beslenme desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seferihisar Belediyesi&#8217;nden öğrencilere beslenme çantası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seferihisar-belediyesinden-ogrencilere-beslenme-cantasi-403960</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 01:26:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çantası]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403960</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seferihisar Belediyesi, geçen yıl hayata geçirdiği beslenme çantası projesi ile ilçedeki dar gelirli öğrencilere destek oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisar-belediyesinden-ogrencilere-beslenme-cantasi-403960">Seferihisar Belediyesi&#8217;nden öğrencilere beslenme çantası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seferihisar Belediyesi, geçen yıl hayata geçirdiği beslenme çantası projesi ile ilçedeki dar gelirli öğrencilere destek oluyor. Okulların açılmasıyla birlikte beslenme çantası uygulamasını yeniden başlattıklarını kaydeden Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, “Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve evlatlarımızın sağlıklı ve düzenli gelişimine katkı sunmak için çalışıyoruz” dedi.</p>
<p>Seferihisar Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler birimi, okulların açılmasıyla birlikte öğrencilerin beslenmelerine destek oluyor. İlk kez geçen yıl hayata geçen proje kapsamında, geliri tespit edilmiş halkkart sahibi vatandaşların ilkokul ve ortaokulda öğrenim gören çocuklarına Seferihisar Belediyesi tarafından, yıl boyunca ücretsiz beslenme desteği sağlanacak. Beslenme Çantası uygulamasıyla, her cuma günü içinde süt, meyve suyu, kahvaltılık ürünler bulunan çanta yaklaşık 117 öğrencinin  5 günlük gıda ihtiyacı karşılayacak şekilde hazırlanarak ailelere teslim ediliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>‘’EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNİ ÖNEMSİYORUZ’’</strong></p>
<p>Beslenme çantası projesi ile çocukların öğrenimleri boyunca da temel desteğini sağlamak için çalışan Seferihisar Belediyesi Başkanı İsmail Yetişkin, ‘’Evlatlarımız için özen ve hassasiyet göstermek bizim görevimiz. Okulların açılmasıyla, çocuklarımızın temel ihtiyacını karşılayarak hem ailelerine destek olmak, hem de sağlıklı gıdalar ile gelişimlerini eksiksiz devam ettirmek çok önemli. Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve evlatlarımızın sağlıklı ve düzenli gelişimine katkı sunmak için çalışıyoruz. Her zaman çocuklarımız önceliğimiz olacak. Yeni öğrenim yıllarında hepsine başarılar diliyorum’’ dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisar-belediyesinden-ogrencilere-beslenme-cantasi-403960">Seferihisar Belediyesi&#8217;nden öğrencilere beslenme çantası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Bir Beslenme Çantasında Neler Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-beslenme-cantasinda-neler-olmali-403696</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 09:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çantasında]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğunuzun sağlıklı beslenmesi için neler yapıyorsunuz? Özellikle okul dönemi ile birlikte beslenmesini ve yediklerini kontrol etme konusunda sıkıntı yaşamanız çok normal</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-beslenme-cantasinda-neler-olmali-403696">Sağlıklı Bir Beslenme Çantasında Neler Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuğunuzun sağlıklı beslenmesi için neler yapıyorsunuz? Özellikle okul dönemi ile birlikte beslenmesini ve yediklerini kontrol etme konusunda sıkıntı yaşamanız çok normal. Çünkü günün büyük kısmını okul sıralarında ve kontrolünüzün dışında geçiriyorlar. Bu bağlamda da beslenme düzeninde bir takım noktalara dikkat etmeniz daha bir önemli oluyor. Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cevriye Kübra Cenkçi “Okul döneminde beslenme çantasında nelere neden dikkat etmeliyiz?” sorusunu yanıtladı.<br /> </strong></p>
<p><strong>Beslenme çantası neden önemli?</strong><br />Okul çağındaki çocuklar günün büyük bir kısmını okul sıralarında geçiriyor. Bu nedenle çocuğumuzun sadece evdeki beslenmesine değil okuldaki beslenmesine de önem vermemiz hem yaşamda sağlıklı şekilde ilerleyebilmesi hem de ileri yaşlarında sağlıklı beslenme alışkanlığının oluşturulması için önemlidir. Bununla birlikte bir çocuğun beslenmesi gün içindeki performansını etkileyen en önemli durumlardan biridir. Beslenme, çocuğun hem ders başarısını hem de fiziksel performansını etkiler. Artık okulların çoğunda yemekhaneler olmasına rağmen yemekhaneden yemek yemeyen çocuklarımız için oluşturacağımız beslenme çantasında sağlıklı ürünlerin tercih edilmesi son derece önemlidir.</p>
<p>Beslenme çantasına hazır ürünlerin koyulması çoğu ailede gördüğüm ve yanlış bulduğum bir alışkanlık.</p>
<p>Her yaşa göre beslenme çantasına eklenecek gıdalar ve miktarı değişkenlik göstermektedir. Genelde her ebeveyn çocuğunun yiyeceği miktarları bilir fakat bazen beslenme çantası içeriklerinin çocuğun yiyeceğinden fazla öğün içerdiğine de şahit oluyoruz. İlkokul çağındaki bir çocuk için temelde istediğimiz şey sabah kahvaltısını evde yapıp okula gitmesi ve okulda öğle yemeğini yemesi şeklindedir. </p>
<p><strong>Çocukların temel beslenmesinde neler olmalı?</strong> </p>
<ul>
<li>Bir çocuğun optimum zihin gelişimi ve büyümesine yardımcı olmak adına haftada en az 3-4 gün kırmızı et tüketmesi ve bununla beraber mutlaka sebzeyi de öğününde bulundurması önemli.</li>
<li>Haftada 2 gün beyaz et, balık, bulabilirseniz de gezen tavuk eti tercih edebilirsiniz.</li>
<li>Özellikle gelişim çağındaki çocuklar haftada 3 gün kuruyemiş, çiğ şekilde (ceviz, fındık, badem vb.) ve diğer yağlı tohumları tüketmelidir.</li>
<li>Günlük mutlaka bir meyve de beslenmede olmalı. </li>
<li>Kuruyemiş tercih edilen günlerde ise yanında meyve ile birlikte tüketilmesi iyi bir tercih olabilir. </li>
<li>Beslenmede günlük olarak 1 kase yoğurt ya da 1 bardak kefir mutlaka öneriyorum.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Süt ve yoğurt tüketimi nasıl olmalı?</strong><br />Hayvansal süt tüketiminin çocuklarda günlük 1 çay bardağı (125 ml) üzerine çıkmasını doğru bulmuyorum.  Bu nedenle takibimdeki hastalarımda da hayvansal süt tüketimini önermiyorum, fakat yoğurt ve kefir tüketimini çocuklar için mutlaka öneriyorum. Bu nedenle beslenmede günlük olarak 1 kase yoğurt ya da 1 bardak kefir mutlaka öneriyorum. Yoğurt ve kefir içeriğindeki yoğun probiyotikler sayesinde çocuğumuzun hem bağırsak sağlığına katkı sağlamakta hem de gelişimlerini desteklemektedir. </p>
<p><strong>Yumurta tüketimi nasıl olmalı?</strong></p>
<p>Günlük olarak yumurta tüketilmesi de en desteklediğim şeylerden birdir fakat gezen tavuk yumurtası olmasına dikkat etmek çok önemli. Ayrıca yemeklerin hazırlanmasında zeytinyağı tercih etmek de uygun olacaktır. Bu şekilde bir beslenme tarzında çocuğumuz hem protein hem karbonhidrat hem de yağdan uygun şekilde beslenmiş, yeterli vitamin ve minerali birlikte almış olacaktır. </p>
<p><strong>Örnek bir beslenme çantasında seçilmesi gerekenler nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li>En temel gıda sebze (burada lifli sebzeleri tercih etmek iyi bir seçenektir) ve yanında mümkünse protein içeren gıdalar şeklinde olmalıdır. </li>
<li>Eğer tatlı seçilecekse mümkünse kuru meyveli ve yoğurtlu bir tatlı şeklinde seçilebilir ya da kuruyemiş ve meyve şeklinde olabilir.  </li>
<li>Su tüketimi çocuklarda özellikle sıcak günlerde çok önemli olduğundan beslenme çantasının yanında suyunu da koymayı ihmal etmemeliyiz.</li>
<li>Beslenme çantasını hazırlarken kahvaltıda yediği yiyecekler ile akşam yiyeceği yemek de göz önünde bulundurularak çocuğun sıkılmayacağı şekilde mümkünse farklı gıdalar tercih edilmeli ve porsiyonlar da ona göre ayarlanmalıdır. </li>
<li>Ekmek çantaya eklenecekse mümkünse tam buğday unundan yapılmış ekmekler tercih edilmelidir. </li>
</ul>
<p><strong>Beslenme çantasında olmaması gereken fakat çoğunlukla çantalarda olan gıdalara nelerdir?</strong> <br />Hazır soslar, hazır bisküvi, cips gibi paketli gıdalar, çikolatalar, gofretler, meyve suları, kızartılmış yiyecekler gibi karbonhidrat içeriği yüksek yiyecekler çocuğumuzda ani kan şekeri yükselmelerine neden olabilecek gıdalar sayılabilir. Bu tür gıdalar kan şekerinde ani dalgalanmalar yapması nedeniyle çocuğumuzun ders başarısını etkiler, çünkü ani kan şekeri yükselmeleri ve ardından düşmeleri çocukta halsizlik ve uyku haline neden olur. Bu tür gıdaları beslenme çantalarına asla eklemememiz gerekmektedir. Kek, börek tarzı şeyleri ise evde kendi yaptığımız ürünlerden tercih etmek daha uygun olacaktır. </p>
<p><strong>İlkokul çağındaki çocuklar için örnek beslenme çantası</p>
<p> Öneri 1</strong></p>
<ul>
<li>4 kaşık salata (çiğ sebze ile hazırlanmış)</li>
<li>1 dilim ızgara et (çocuğunuzun yiyeceği miktara göre ayarlanmalı, genelde 2 köfte büyüklüğünde tercih edilebilir)</li>
<li>1 dilim tam tahıllı ekmek</li>
<li>Ara öğün olarak 1 adet meyve yanında yarım kase kadar yoğurt</li>
<li>Su </li>
</ul>
<p><strong>Öneri 2</strong></p>
<ul>
<li>Tam tahıllı ekmekle hazırlanmış sandviç (içinde protein kaynağı olarak yumurta ya da et tercih edilebilir ve mutlaka çiğ sebze de olmalı)</li>
<li>Ayran (kırmızı et varsa aynı anda süt ürünü tüketmek uygun olmaz bu durumda evde sıkılmış şekersiz meyve suyu olabilir)</li>
<li>Ara öğünde çocuğun avuç içi kadar çiğ kuruyemiş ve 1 adet meyve</li>
<li>Su</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-beslenme-cantasinda-neler-olmali-403696">Sağlıklı Bir Beslenme Çantasında Neler Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun beslenme çantası obezite riskini arttırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-beslenme-cantasi-obezite-riskini-arttirabilir-401996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 21:24:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çantası]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenmenin her dönemde olduğu gibi okul çağı çocuklarında da önemli olduğun belirten uzmanlar okul başarısının artmasını ve bilişsel aktivitelerin güçlenmesini sağlıklı beslenmeye bağlıyor </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-beslenme-cantasi-obezite-riskini-arttirabilir-401996">Çocuğunuzun beslenme çantası obezite riskini arttırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beslenmenin her dönemde olduğu gibi okul çağı çocuklarında da önemli olduğun belirten uzmanlar okul başarısının artmasını ve bilişsel aktivitelerin güçlenmesini sağlıklı beslenmeye bağlıyor. </strong><strong>Okula giden çocukların sabahları mutlaka <strong>proteinli bir kahvaltı yapmaları gerektiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, mümkün olmayan durumlarda ders arasında tüketilebilecek peynirli yeşillikli bir sandviç, meyveli bir yoğurt veya süt-meyve hazırlanmasını öneriyor. Çocukların beslenme çantalarına konulan meyve suyu ve kekten uzaklaşılmasını öneren Yiğit, sabah saatlerinde alınan basit şekerlerin odaklanma sorunlarına, daha çok acıkmaya ve obeziteye sebep olabileceğine dikkat çekiyor.</strong></strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, okul çağındaki çocukların beslenme düzenlerinin nasıl olması gerektiğine dair açıklamalarda bulundu ve önerilerini paylaştı.</p>
<p><strong>Okul başarısını arttırmak için beslenme önemli </strong></p>
<p>Beslenmenin hayatımızın her döneminde olduğu gibi okul çağı çocuklarında, öğrencilik döneminde de oldukça önemli olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Okul başarısını arttırmak ve bilişsel aktiviteleri güçlendirmek için vücuda gerekli vitamin, mineral ve proteini almak bu dönemde daha da önem kazanır.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklar protein ağırlıklı bir kahvaltı yapmalı </strong></p>
<p>Okula giden çocukların beslenmesine yönelik önerilerde bulunan Yiğit, öncelikle kahvaltının önemine dikkat çekti. Yiğit, “Sabahları mümkünse çocuklar okula gitmeden önce proteinli bir kahvaltı yapıp gitsin istiyoruz ama bu durum maalesef her zaman mümkün olmuyor. Bazen vakit yetmiyor bazen de çocuklar iştahsız olabiliyor. Bu tarz durumlarda en azından ders arasında tüketilebilecek peynirli yeşillikli bir sandviç, meyveli bir yoğurt veya süt-meyve evden götürülebilir. Sürekli olmasa da evde hafta sonundan hazırlanan sağlıklı yağlarlar ve esmer unlar eklenerek yapılan poğaçalar, kuru meyveli-cevizli kurabiyeler beslenme çantalarında yer almalı.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Kahvaltıda yüksek şeker tüketilmemeli</strong></p>
<p>Çocukların beslenme çantalarına konulan meyve suyu ve kekten uzaklaşılması gerektiğini ifade eden Yiğit, “Çünkü sabahtan bu kadar yüksek oranda basit şekerin vücuda alınmasını önermiyoruz. Bu tarz besinler odaklanma sorunlarına, daha çok acıkmaya ve günün sonunda obeziteye sebep olabilmektedir.” dedi.</p>
<p>Sabahları süt ile karıştırılan çikolatalı mısır gevreklerinin de bu gruba dahil olduğunun altını çizen Yiğit, “Bunları en azından her gün tercih etmemekte, sınırlandırmakta fayda var. Sabahları sık tercih edilen sürülebilir çikolatalar yerine, şekersiz, ballı olanlar, daha doğal içerikli fındık ezmeleri veya oldukça besleyici olan tahin pekmez tercih edilebilir.” önerisinde bulundu ve fazladan alınan şeker veya fruktozun uzun vadede dikkat dağınıklığına, unutkanlığa ve depresyona sebep olabileceğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Multivitaminler sağlıklı beslenmenin yerini tutmaz </strong></p>
<p>Bağışıklık güçlendirmek için kullanılan besin takviyelerine de değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Günlük dozda D vitamini ve Omega 3 desteği kış dönemlerinde tercih edilebilir. Ancak bu takviyeler kullanılırken, gerekli onayları almış güvenilir markalar tercih edilmeli. Multivitaminlere gelecek olursak, hiçbir zaman sağlıklı beslenmenin yerini tutmayacaklardır. Ancak çocukta iştahsızlık, yetersiz beslenme durumu var ise destekleyici olarak tercih edilebilirler.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-beslenme-cantasi-obezite-riskini-arttirabilir-401996">Çocuğunuzun beslenme çantası obezite riskini arttırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çeşitli ve dengeli beslenme besin alerjisi gelişimini önlüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cesitli-ve-dengeli-beslenme-besin-alerjisi-gelisimini-onluyor-400594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2023 07:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitli]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimini]]></category>
		<category><![CDATA[önlüyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Serkan Filiz besin çeşitliliğine, hayatın ilk 4-6 ay içinde başlanmasının besin alerjisi gelişimini önleyebileceğine dikkat çekerek, tek tip beslenme yerine çeşitli ve dengeli beslenmenin, ileri yaşlarda astım, alerjik rinit ve besin alerjisi sıklığında azalmaya katkı sunacağını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesitli-ve-dengeli-beslenme-besin-alerjisi-gelisimini-onluyor-400594">Çeşitli ve dengeli beslenme besin alerjisi gelişimini önlüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Serkan Filiz besin çeşitliliğine, hayatın ilk 4-6 ay içinde başlanmasının besin alerjisi gelişimini önleyebileceğine dikkat çekerek, tek tip beslenme yerine çeşitli ve dengeli beslenmenin, ileri yaşlarda astım, alerjik rinit ve besin alerjisi sıklığında azalmaya katkı sunacağını söyledi.</strong></p>
<p>Yaklaşık 2500 yıl önce tıp biliminin öncü ismi Hipokrat; “<em><strong>Besinler ilacınız</strong></em>, <em><strong>ilacınız besininiz olsun</strong></em>” sözü ile tüketilen besinlerin ve yemek yeme davranışının sağlığın sürdürülebilmesindeki önemini vurgulamıştı. Son yıllarda besin alerjisinden korunmada ve tedavide beslenme tarzındaki değişimler güncellik kazandı. Bu konuda “diyet çeşitliliğin artırılması, yoğurt, turşu gibi fermente gıdaların tüketimi ve akdeniz diyeti&#8221; gibi beslenme rejimleri, üzerinde en çok çalışma yapılan yaklaşımlar olarak öne çıkıyor. </p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Serkan Filiz</strong> “hayatın ilk yıllarında itibaren yenen yiyeceğin çeşitliliğinin arttırılması bağırsak çeşitliliğini zenginleştirerek sağlıklı bağırsak florası gelişimini uyararak alerjik hastalık gelişimini önleyebiliyor. Besin çeşitliliğine, hayatın ilk 4-6 ay içinde başlanması besin alerjisi gelişimini önlemek açısından önemli. Buna fırsat penceresi adı verilmektedir. Avrupa Alerji ve Klinik İmmünoloji Akademisi (European Academy of Allergy and Clinical Immunology) , hayatın ilk yıllarında tek tip beslenme yerine çeşitli ve dengeli beslenmenin, ileri yaşlarda astım, alerjik rinit, besin alerjisi sıklığında azalmaya yol açabileceğini belirtmektedir” diye konuştu.</p>
<p>Pişirmeden sonraki en eski gıda işleme yöntemi olan <strong>f</strong><strong>ermentasyon </strong>ile<strong> tat, yapı, besin değerlerinin iyileştirilmesi ve raf ömrü uzatılması </strong>sağlanır. Peynir, yoğurt, tereyağı, kefir, turşu ve tarhana gibi ev yapımı fermente gıdaların diyet çeşitliliğinin arttırılmasına ve bağırsak florasının zenginleştirilmesine yol açarak besin alerjisi gelişimini önlediğini ve tolerans gelişimine katkı sağladığını ifade eden Filiz, Akdeniz tipi beslenmenin de önemine dikkat çekti. </p>
<p><strong>Akdeniz tipi beslenme astımdan koruyor!</strong></p>
<p>Günümüzde Akdeniz diyeti en sağlıklı beslenme modellerinden biri olarak kabul ediliyor. Akdeniz diyeti, tahıllar, baklagiller, meyveler, sebzeler, zeytinyağı ve fındık gibi çeşitli ürünlerin yüksek tüketimi, ılımlı ölçüde kümes hayvanları ve balık tüketimi, düşük miktarda kırmızı et tüketimi ile karakterize sağlıklı bir beslenme tarzı olarak öne çıkıyor. Akdeniz diyetinin; sağlıklı yağ alımı, düşük karbonhidrat, düşük glisemik indeks, yüksek posa, antioksidan bileşenler ve antiinflamatuar etkileriyle kanser ve kardiyovasküler hastalık gibi kronik hastalık risklerini azalttığını ifade eden Serkan Filiz, gebelik, emzirme ve çocukluk döneminde akdeniz diyetine yüksek düzeyde uyumun, <strong>astım semptomları </strong>üzerine koruyucu etki gösterdiğinin altını çizdi. Filiz, hamilelik, emzirme döneminde ve erken yaşlarda diyet çeşitliliğinin artırılması ve ev yapımı fermente gıdaların tüketilmesinin alerjik hastalıkların önlenmesinde etkili olacağını bu gıdaların tüketilmesinin sağlık açısından çok önemli olduğunu ifade etti. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesitli-ve-dengeli-beslenme-besin-alerjisi-gelisimini-onluyor-400594">Çeşitli ve dengeli beslenme besin alerjisi gelişimini önlüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun süreli tek tip beslenme hayati risk oluşturabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-sureli-tek-tip-beslenme-hayati-risk-olusturabilir-393528</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 09:24:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturabilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[süreli]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393528</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zayıflamak amacıyla tek bir besinin kullanıldığı diyetlerin sağlıksız olduğunun yıllardır bilindiğini belirten uzmanlar zayıf görünmenin daha güzel ve estetik  kabul edildiği bu çağın sağlıksız beslenme trendlerini de beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-sureli-tek-tip-beslenme-hayati-risk-olusturabilir-393528">Uzun süreli tek tip beslenme hayati risk oluşturabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zayıflamak amacıyla tek bir besinin kullanıldığı diyetlerin sağlıksız olduğunun yıllardır bilindiğini belirten uzmanlar zayıf görünmenin daha güzel ve estetik  kabul edildiği bu çağın sağlıksız beslenme trendlerini de beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. Uygulanan düşük kalorili diyetlerin, vücutta iştah hormonlarının artmasına ve metabolik hızın yavaşlamasına sebep olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, alınan besinlerin vücut işlevleri için yeterli olmadığının altını çiziyor. Bu tarz diyetlerin, bir çok metabolik dengesizliğin yanında ölüme bile sebep olabileceği konusunda uyaran Yiğit, düşük kalorili veya tek tip beslenme diyeti uygulayanların normal beslenme düzenine dönmesini öneriyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, vegan olan ve tek tip beslenen ünlü sosyal medya fenomeninin ölümüyle yeniden gündeme gelen tek tip beslenme hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tek tip beslenmenin sağlıksız olduğu yıllardır biliniyor</strong></p>
<p>Dünyada artan obezite sorununun, sosyal medyanın etkisi ile zayıf görünmenin daha güzel ve estetik  kabul edildiği bir çağda yaşadığımızı dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Maalesef ki bu çağ sağlıksız beslenme trendlerini de beraberinde getiriyor. Özellikle yaz aylarında tek tip beslenmenin popülaritesi artıyor. Zayıflamak amacıyla egzotik meyve diyeti, kabak diyeti, çorba diyeti gibi sadece tek bir besinin kullanıldığı diyetlerin sağlıksız, kilo verme ve kilo koruma üzerinde işlevsiz olduğu yıllardır bilinse de, sosyal medya ve internetteki bilgi kirliliği nedeniyle her zaman ilgi görüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Enerjisi kısıtlanmış diyetler iştah hormonlarının artmasına neden olur</strong></p>
<p>Tek bir besin ile yapılan enerjisi kısıtlanmış diyetlerin özellikle hipotalamusun iştah merkezindeki açlık-tokluk sinyallerinin salınımını olumsuz etkilediğine vurgu yapan Yiğit, “Uygulanan düşük kalorili diyetler, vücutta iştah hormonlarının artmasına ve metabolik hızın yavaşlamasına sebep olur. Ayrıca stres hormonları ve vücutta kortizol seviyelerinin artmasına, bu nedenle diyet bırakıldıktan sonra hızla kilo artışına sebep olurlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Vegan beslenme, vücudun işlevlerini sürdürebilmesi için yeterli değil</strong></p>
<p>Kilo vermek için veya artık bir inanış olarak da kabul edilen vegan beslenmenin de vücut fonksiyonlarını ve metabolik hızı olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Yiğit, “Vegan beslenen bireyler lif, antioksidan ve birçok vitamini sebze, meyve ve tahıllardan karşılarlar. Ancak bunlar vücut işlevleri için yeterli değil. Bitkisel besinlerle vücuda gerekli olan B12 vitamini, demir, folik asit ve kalsiyum yeterli miktarda karşılanmaz. Bu vitaminler preparat olarak alınsa bile emilim konusunda çoğunlukla yetersizlik yaşanır. Bu nedenle kemik erimesi, gece körlüğü ve böbrek fonksiyonlarında bozulmalar görülebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Uzun süreli tek tip beslenme ölüme neden olabilir</strong></p>
<p>Uzun süreli tek bir besin ile uygulanan diyetlerin, protein ve mineral eksikliklerine, elektrolit dengesizliğine, laktik asidoza ve hatta ölüme sebep olabileceğinin altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Son günlerde sosyal medyada yer alan ‘egzotik meyve diyeti’ uygulayan fenomenin, ölüm nedeni kesinleşmese de bu saydığım nedenlerle olması muhtemeldir.” dedi.</p>
<p>Bu tarz tek bir besin ile yapılan diyetlerin, ilgi çekse de özellikle ergenlik çağında temelleri atılan, beden memnuniyetsizliği ile karakterize blumia nervoza, anoreksia nervoza gibi hastalıkların ortaya çıkmasına zemin oluşturabileceğini belirten Yiğit sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Eğer bu tarz düşük kalorili veya tek bir besinle yapılan bir diyet uyguladıysanız, zararlarını minimuma indirmek için öncelikle sebze meyve çeşitliliğini arttırarak, düşük yağlı hayvansal besinleri ve tam tahılları beslenmenize ekleyerek normal beslenme düzenine dönmeye başlayabilirsiniz.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-sureli-tek-tip-beslenme-hayati-risk-olusturabilir-393528">Uzun süreli tek tip beslenme hayati risk oluşturabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karbonhidrat ağırlıklı beslenme beyin kanaması riskini arttırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karbonhidrat-agirlikli-beslenme-beyin-kanamasi-riskini-arttiriyor-392456</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 18:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[arttırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda beyin kanaması vakalarının arttığını belirten uzmanlar beyin kanamasının en sık sebebinin travma olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karbonhidrat-agirlikli-beslenme-beyin-kanamasi-riskini-arttiriyor-392456">Karbonhidrat ağırlıklı beslenme beyin kanaması riskini arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son zamanlarda beyin kanaması vakalarının arttığını belirten uzmanlar beyin kanamasının en sık sebebinin travma olduğunu söylüyor. Travma olmaksızın gelişen spontan beyin kanamaları görülebileceğini de belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal spontan beyin kanamalarının tansiyon yüksekliği ve damar yapısının bozuk olmasından kaynaklandığına dikkat çekiyor. Sıcak havalarda daha sık beyin kanaması görüldüğüne dair kanıt olmadığını vurgulayan Ünal, protein yerine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise beyin kanaması riskini arttıran sebepler arasında olduğunu ifade ediyor. Ünal, korunmak için kontrolsüz kan sulandırıcı kullanılmaması ve sağlıklı bir yaşam tarzı belirlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, beyin kanaması nedenleri ve korunma yolları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Beyin kanamalarının birincil nedeni travma</strong></p>
<p>Son zamanlarda beyin kanaması haberlerinin arttığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, “Bu durum, akıllara birçok soruyu getiriyor. Acaba insanların beyin kanaması geçirme ihtimali mi arttı? Beyin kanaması geçiren insan sayısında artış mı var? Yoksa  beyin kanaması geçiren insan sayısı aynı ama haber kaynakları arttığı için daha mı fazla gündeme geliyor? Bu sorulara cevap vermeden önce, beyin kanaması sebeplerini anlatmak gerekir ki, cevapları daha açık hale gelsin. Beyin kanamasının en sık sebebi, travmadır. Yani düşme, trafik kazası gibi sebeplere bağlı olur. Ancak bir de travma olmaksızın gelişen beyin kanamaları var. Bunlara spontan beyin kanamaları denir. Spontan beyin kanamalarının en sık sebebi tansiyon yüksekliği ve damar yapısının bozuk olmasıdır. Damar yapısını bozan sebepler arasında kötü beslenme, kilo fazlalığı, sigara kullanımı, şeker hastalığı gibi kronik hastalıklar vardır. Tabi yaş ilerledikçe, damar yapısının bozulma ihtimali arttığı için, ileri yaşı da beyin kanaması sebepleri arasında sayabiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Az protein fazla karbonhidrat beyin kanaması riskini arttırıyor</strong></p>
<p>Ülkemizdeki nüfus artışı ve yaşlı nüfusun artmasına bağlı olarak daha fazla insanda beyin kanaması görülmesinin aslında doğal bir sonuç olduğuna dikkat çeken Ünal, “Bunun yanında tıp teknolojisi ve görüntüleme teknikleri ilerledi. Eskiden vefat eden insanların vefat sebepleri bulunamazken, artık   teşhis konulabiliyor ve hatta zamanında müdahale ile insanlar kurtarılabiliyor. Bunların dışında, gıdaların yetiştirilme tekniklerinin değişmesi, daha fazla nüfusa yetmesi için gıda üretiminde çeşitli ilaçların ve katkı maddelerinin kullanımının artması, ekonomik sebeplere bağlı proteinden az, karbonhidrattan daha fazla beslenmenin ön plana çıkması, beyin kanaması arttıran sebepler arasında. 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, sosyoekonomik seviyesi düşük ülkelerde beyin kanaması geçiren insan sayısının daha fazla olması da, bu bilgiyi destekler nitelikte.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak havalarda daha sık görüldüğüne dair kanıt yok</strong></p>
<p>Travma haricinde gelişen, yani spontan beyin kanamalarının hava sıcaklıklarıyla ilişkisinin belirlenebilmesi için dünyada çeşitli çalışmalar yapıldığını belirten Ünal, “Türkiye’de yapılan çeşitli çalışmalarda, sonbahar aylarında daha fazla beyin kanaması olduğu gösterilmiştir. 2021 yılında Almanya’da, 800 hasta üzerine yapılan çalışmada ise, hava koşullarının beyin kanaması ile bir ilişkisi gösterilmemiştir. Özetle, özellikle sıcak havalarda daha sık beyin kanaması olduğu kanıtlanmış bir durum değil.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doktor kontrolünde olmayan kan sulandırıcı kullanımı, beyin kanaması ihtimalini arttırır</strong></p>
<p>Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı gibi sorunlar veya sigara kullanımı gibi alışkanlıkların tüm vücut damar yapısını bozduğu gibi, beyin damar yapısını da bozduğunun altını çizen Op. Dr. Emre Ünal, “Yapısı bozulan damarın çeperinde hasarlanmalar ve zayıflamalar olur. Üzüntü, sevinç, öfke gibi tansiyonu anlık yükselten doğal durumlar bu zayıflamış olan çeperde yırtılmalara sebep olabilir. Bu yırtıklardan, damar dışına çıkan kan, beyin dokusu içerisine dağılarak beyin kanamasına yol açar. Bu tarz hastalıklarda, bazı durumlarda kan sulandırıcı ilaçlar kullanmak gerekir. Kan sulandırıcı kullanmak da, beyin kanaması ihtimalini arttıran bir unsurdur. Bu sebeple doktor özellikle önermediği sürece, rutin olarak aspirin gibi kan sulandırıcı ilaçlar kullanmak tehlikelidir. Nitekim, bilinen bir hastalık olmadan rutin kan sulandırıcı kullanmanın kalp krizine karşı koruyucu olmadığı ispatlanmıştır.” uyarılarında bulundu.</p>
<p><strong>Sigara kullanmamak en önemli korunma adımı</strong></p>
<p>Beyin kanamasından korunmanın yollarının, sağlıklı yaşam için gerekli olan genel kuralları içerdiğini vurgulayan Ünal, “Sigara içmemek bunların başında gelir. Sigara, sadece akciğeri etkileyen bir alışkanlık gibi algılansa da, tüm vücut üzerinde ki olumsuz etkileri sayısız bilimsel çalışmada ispatlanmıştır. Bunun dışında düzenli egzersiz yapmak, tüm damar sistemini olumlu yönde destekler, yıpranma ihtimalini azaltır. Haftanın 4 günü, sadece tempolu 30 dakika yürüyüş yapmak bile bunun için yeterlidir. Düzenli spor ile birlikte dengeli ve sağlıklı beslenme, şekerli gıdalardan uzak durmak beyin kanaması ihtimalini belirgin düzeyde azaltan diğer unsurlardır.” dedi.</p>
<p>Travma harici oluşan beyin kanamalarının, çocuklarda çok nadir görüldüğünü dile getiren Ünal, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yeni doğan bebeklerde, erken doğum, beyin kanaması ihtimalini arttırır. Bunun dışında, çocuklarda daha ileri yaşta görülen beyin kanamalarında, altta yatan bir hastalık olup olmadığını, beyin tümörü veya beyin damar yumağı gibi hastalıkları mutlaka araştırmak gerekir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karbonhidrat-agirlikli-beslenme-beyin-kanamasi-riskini-arttiriyor-392456">Karbonhidrat ağırlıklı beslenme beyin kanaması riskini arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıksız Beslenme Uyku Apnesine de Davetiye Çıkarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sagliksiz-beslenme-uyku-apnesine-de-davetiye-cikariyor-390152</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 11:24:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[apnesine]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[davetiye]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıksız]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek karbonhidrat ve yağlı beslenme gibi kötü beslenme alışkanlıkları ve çağımızın getirdiği hareketsizlikle birlikte obezite/aşırı kiloluluk giderek yaygınlaşmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagliksiz-beslenme-uyku-apnesine-de-davetiye-cikariyor-390152">Sağlıksız Beslenme Uyku Apnesine de Davetiye Çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme alışkanlıklarının tetiklediği obezite, birçok ciddi hastalığın yanı sıra uyku apnesine de zemin hazırlıyor. Uyku sırasında nefesin 10 saniyeden uzun bir süre kesilmesi, yeterli şekilde alınamaması ve bu sorunun uyku boyunca saat başına 5 defadan fazla yaşanması olarak tanımlanan uyku apne sendromu, çeşitli sebeplerle ortaya çıksa da sıklıkla kilolu kişilerde görülüyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Sinem İliaz, uyku apnesi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Kalp, kas/sinir ve beyin hastalıkları da uyku apnesine yol açabiliyor</strong></p>
<p>Yüksek karbonhidrat ve yağlı beslenme gibi kötü beslenme alışkanlıkları ve çağımızın getirdiği hareketsizlikle birlikte obezite/aşırı kiloluluk giderek yaygınlaşmaktadır. Uyku apne sendromu da obezite veya aşırı kilolu kişilerde daha sık görülmektedir. Elbette uyku apne sendromunun tek nedeni aşırı kilo değildir. Bazen kullanılan ilaçlar, kalp hastalığı, kas-sinir hastalığı veya bazı beyin rahatsızlıkları da uyku apne sendromuna neden olmaktadır. Bazı durumlarda çok zayıf olanlarda ya da bu sayılan hastalıkların görülmediği kişilerde bile bireysel başka nedenlerle derin uyku evresinde veya sırtüstü yatarken uyku apnesi ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><strong>Uyku apne sendromu kalbe zarar verebilir</strong></p>
<p>Uyku apne sendromunun özellikle kalbe olumsuz etkilerden dolayı tedavi edilmesi gerekmektedir. Uyku apne sendromu nabız hızlanması, düzensiz nabız, ilaçlara dirençli yüksek tansiyon, kalp kasında kalınlaşma, kalp krizinde artışa neden olabilmektedir. Bu olumsuz etkilerinden dolayı mutlaka tedavi edilmesi önerilir. </p>
<p><strong>Tanı uyku testi ile konuluyor</strong></p>
<p>Uyku apne sendromu hafif, orta ve ağır olmak üzere 3 şiddette olabilir. Hastalığın tanısı uyku laboratuvarında hastanın bir gece uyuması ile konulur. Bu uyku sırasında; kalp atışı, göğüs, karın, bacak hareketleri ve beyin dalgaları bağlanan elektrotlarla gece boyu takip edilir. Uyku apne sendromu teşhisine yarayan bu teste polisomnografi adı verilir ve tanı için altın standarttır. Bu gecenin sonunda, uyku uzmanı hastanın gecenin ne kadarını uykuda geçirdiğini ve bu uyku sırasında gelişen solunumsal, kardiyak olayları skorlar. Hastanın uyku testi değerlendirilerek ayrıntılı bir rapor hazırlanır ve hastanın uyku apne sendromu tedavisine ihtiyacı olup olmadığına bu şekilde karar verilir. Obezite hastası olup, horlama, gündüz aşırı uyku hali ve gece uykuda nefes durmaları olan, uyku apne sendromu açısından yüksek riskli kişilerde daha ağır uyku apne sendromu olması beklenir. Bu bireylerde uyku laboratuvarında polisomnografi yerine, hastanın kendi evinde, yatağında uygulanan daha basit bir test olan poligrafiden yararlanılır. Poligrafi uykunun evrelerini göstermediğinden, uykunun tanısının konulması için yeterli olup olmadığını veya derin uyku ile ilişkili uyku apne sendromu görülüp görülmediğini anlamak mümkün değildir. Yani normal bir poligrafi uyku apne sendromunu ekarte ettirmez, ancak uyku apne sendromu düşündüren bir poligrafi tanı koymak için yeterli olur. </p>
<p><strong>Tedavi kişiye özel belirleniyor</strong></p>
<p>Polisomnografi/poligrafi sonucu değerlendirildikten sonra hastanın uyku apne sendromu için tedavi alması gerekiyorsa bu tedavi alternatifleri hastayla görüşülür. En sık uygulanan tedavi CPAP (sürekli pozitif havayolu basıncı) tedavisidir. Bunun için özel bir cihazdan çıkan basınçlı hava, bir solunum devresi (hortum) ve bir yüz maskesi aracılığıyla hastaya ulaştırılır. Buradaki basınçlı havanın amacı, solunum durması veya yüzeyelleşmesine izin vermeden soluk alıp verişi belirli bir derinlikte ve süreklilik halinde tutmaktır. Bu şekilde uyku apne sendromu tedavi edilmiş olur. CPAP cihazı ile tedaviye karar verildiğinde hastanın ikinci bir gece uykusu, bu kez cihaz kullanırken gözlenir. Bu şekilde CPAP cihazında kullanılması gereken uygun basınçlar bulunur. Bu basınç ayarlama testi halk arasında 2. gece testi olarak da bilinir. Bu test hastanın ağırlığına ve ek hastalıklarına göre hastanede veya kendi evinde yapılabilir. Bu testin nerede yapılması gerektiğine uyku uzmanının karar vermesi uygun olur. CPAP tedavisine bire bir alternatif olmamakla birlikte, ağız içi alt çeneyi öne çeken bir aparat kullanımı, belirgin kilo kaybı, üst havayolu darlığı olanlarda operasyon, pozisyonel uyku apne sendromu yan yatmayı sağlayacak önlemler uyku apne sendromuna alternatif olabilir. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagliksiz-beslenme-uyku-apnesine-de-davetiye-cikariyor-390152">Sağlıksız Beslenme Uyku Apnesine de Davetiye Çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram soflarınız beslenme dengenizi bozmasın </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-soflariniz-beslenme-dengenizi-bozmasin-387252</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 07:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bozmasın]]></category>
		<category><![CDATA[dengenizi]]></category>
		<category><![CDATA[soflarınız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387252</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı ile birlikte; sevdiklerimizle buluşmanın ve paylaşmanın yanı sıra kaçınılmaz olarak artış gösteren kırmızı et tüketimi beslenme dengenizi bozmasın.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-soflariniz-beslenme-dengenizi-bozmasin-387252">Bayram soflarınız beslenme dengenizi bozmasın </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı ile birlikte; sevdiklerimizle buluşmanın ve paylaşmanın yanı sıra kaçınılmaz olarak artış gösteren kırmızı et tüketimi beslenme dengenizi bozmasın.</p>
<p>Bayram sofraları tüm sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz, neşe, mutluluk ve huzur bulduğumuz sofralardır. Peki, birbirinden lezzetli yemeklerin yer aldığı bu sofralarda nasıl beslenmeliyiz, nelere dikkat etmeliyiz?</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümünden Dyt. Benan Koç, yılın en çok et tüketilen zamanı olan kurban bayramında beslenmeyle ilgili dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. </strong></p>
<p>Kurban keserek yaptığımız bu ibadet ile birlikte sofraların baş tacı olan kırmızı et tüketiminin miktarı artmaktadır ve bununla birlikte de kronik hastalığa sahip olan bireyler et tüketiminde daha dikkatli olmalıdır. Bu durumda dikkat edilmesi gereken en önemli husus; porsiyon kontrolü uygulamak, bunun yanında tabaktaki besin gruplarının yeterli ve dengeli olmasına özen göstermektir.</p>
<p><strong> İbadetlerin yapıldığı, güzel sofralarda sevdiklerimizle buluştuğumuz bu bayramda nelere dikkat etmeliyiz?</strong></p>
<p>Özellikle mide rahatsızlığı olan bireyler kurbanda kesilen etleri hemen değil, en az 24 saat dinlendirdikten sonra tüketmelidir.</p>
<p>Etlerin pişirilmesinde haşlama, ızgara, fırınlama gibi pişirme yöntemleri kullanılmalıdır. Kızartma tercih edilmemelidir.</p>
<p>Eti kendi yağıyla pişirmeli, ilave yağ eklenmemelidir.</p>
<p>Eti mangalda pişirmeyi düşünüyorsanız, etin ateşten 15 cm uzakta olmasına dikkat edilmelidir.</p>
<p>Demir emilimini artırmak için mutlaka C vitamininden zengin sebze ve salata gibi besinler etin yanında tercih edilmelidir.</p>
<p>Et tüketimi öğle öğününde yapılmalı, akşam öğününde mutlaka sebze veya kuru baklagil yemeği tercih edilmelidir.</p>
<p>Kesilen kurban etlerini saklamak isterseniz, eti küçük parçalara ayırdıktan sonra buzdolabı poşetine yerleştirerek -18 °C’de derin dondurucuda 3-4 ay saklayabilirsiniz. Derin dondurucuda sakladığınız eti kullanmak isterseniz de mutlaka 0-4 °C’de buzdolabında çözdürmeli ve çözdürülen et tekrar derin dondurucuda dondurulmamalıdır.</p>
<p>Bayram ziyaretlerinde tüketilen çay ve kahve miktarına dikkat edilmelidir. Çay ve kahve fincanlarına şeker ilave edilmemeli, ikram edilen çikolata, tatlı ve şeker tüketimi sınırlandırılmalıdır.</p>
<p>Günde en az 2-2,5 litre su tüketilmesine dikkat edilmelidir.</p>
<p>Bütün günün yorgunluğunun ardından, gün sonu hafif tempoda yürümek hem hareketinizi artıracak hem de tüm gün yediğiniz yemeklerin sindirimini kolaylaştıracaktır.</p>
<p><strong> Bayramda yaptığımız kaçamakları bayram sonrası beslenmede nasıl telafi edebiliriz?</strong></p>
<p>Bayramlarda yediklerimize ne kadar dikkat etmeye çalışsak da, sevdiklerimizle bir araya gelmenin vermiş olduğu heyecan ve coşkuyla bazı kaçamaklar yapabiliyor, sağlıksız beslenmeye yönelebiliyoruz. Özellikle de kronik rahatsızlıkları olan veya yaşı büyük olan kişiler bu durumdan olumsuz etkilenebiliyorlar. Bu kaçamakların olumsuz etkilerini gidermek amacıyla, bayram sonrası beslenmede bazı noktalara özellikle dikkat etmeliyiz.</p>
<p>Kendinizi aç bırakmamalı, öğünlerinizi düzenli ve saatinde yapmaya özen göstermelisiniz.</p>
<p>Öğünlerinizde salata ve sebze ağırlıklı beslenmelisiniz.</p>
<p>Bayram sonrasındaki hafta kaçamak yapmamaya dikkat etmelisiniz.</p>
<p>Düşük kalorili beslenme programları uygulamamalı, kendinizi aç bırakarak cezalandırmamalısınız.</p>
<p>Yeterli miktarda su içmelisiniz.</p>
<p>Bol bol hareket etmelisiniz.</p>
<p>Bayramın birinci günü çok yediğiniz için bir sonraki gün sınırsız yeme davranışınızı devam ettirmeyin veya suçluluk duyup kendinizi aç bırakmayın. Sağlıklı beslenme rutininize geri dönün ve yemek odaklı olmak yerine sevdiklerinizle yaptığınız sohbetlerin keyfini çıkarın.</p>
<p><strong><u>Bayram sonrası sağlıklı beslenme programı </u></strong></p>
<p><strong> Kahvaltı:</strong> 1 fincan yeşil çay + sotelenmiş sebze ile yapılmış omlet + 2 adet ceviz + mevsim yeşillikleri + 1 ince dilim ananas + 1 ince dilim organik çavdar ekmeği</p>
<p><strong>Ara öğün:</strong> 1 fincan filtre kahve</p>
<p><strong>Öğle:</strong> 3 yemek kaşığı yulaf ile yapılmış yulaf lapası (çilekli)</p>
<p><strong>Ara öğün: </strong>1 fincan yeşil çay + 3 adet kepekli diyet bisküvi</p>
<p><strong>Akşam:</strong> 120 gram yağsız ton balığı + çilekli semizotu salata (semizotu + 6-7 adet çilek + 1 adet kapya biber + ceviz + 1 tatlı kaşığı zeytinyağı) + 1 su bardağı soda (limon dilimi ilaveli)</p>
<p><strong>Ara öğün:</strong> Metabolizma suyu (1 litre su + 1 adet limon + 1 adet yeşil elma + 1 adet çubuk tarçın + 1 tutam maydanoz: bütün malzemeleri 1 litre suyun içinde bekletip gün içinde tüketelim.)</p>
<p><em><strong><u>Not:</u></strong><u> Bu beslenme programı herhangi bir sağlık problemi olmayan bireyler için hazırlanmıştır. Lütfen 3 günden fazla uygulamayın ve herhangi bir sağlık probleminiz varsa mutlaka hekiminize danışın.</u></em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-soflariniz-beslenme-dengenizi-bozmasin-387252">Bayram soflarınız beslenme dengenizi bozmasın </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite Ameliyatı Sonrası Doğru Beslenme Şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-sonrasi-dogru-beslenme-sart-384103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 09:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyetisyen Mısra Aydın, obezite cerrahisi sonrasında beslenme programına uymaları gerektiğinin altını çizerek, “Obezite cerrahisi kilo verme ve sağlık durumunu iyileştirmede çok önemli bir araç ama sihirli değnek değildir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-sonrasi-dogru-beslenme-sart-384103">Obezite Ameliyatı Sonrası Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Obezite tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artarken, kişinin sağlığı tehdit eder boyuta ulaştığında ve normal yollarla kilo veremediğinde obezite ameliyatı, daha çok tercih edilen bir seçenek haline geldi. Ancak kişi, ameliyatın ardından doğru beslenmezse kilo artışı ve midenin eski büyüklüğe ulaşması mümkün. <b>Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Mısra Aydın, obezite ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gereken kuralları anlatarak, önerilerde bulundu.</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Diyetisyen Mısra Aydın, obezite cerrahisi sonrasında beslenme programına uymaları gerektiğinin altını çizerek, <b>“Obezite cerrahisi kilo verme ve sağlık durumunu iyileştirmede çok önemli bir araç ama sihirli değnek değildir. Ameliyat sonrası doğru beslenme yapılması şart” dedi.</b> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ameliyat ile hızlı kilo vermenin sağlandığını ancak bazı obezite hastalarında, ameliyat sonrası eski beslenme alışkanlıklarına devam edebileceği gibi bir algının oluştuğunu söyleyen Aydın, “Ameliyat sonrası geri kilo alma durumunu az da olsa görüyoruz. Bunun nedeni ise ameliyat sonrasında yeme miktarını azaltılmaması ve yeterli egzersiz yapılmaması.  Kişi ameliyatı sadece bir mekanizma olarak görüp, her şeyi ona bırakırsa verdiği kiloları yeniden alabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span><span>Katı-sıvı besin ayrımı önemli</span></span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Aydın, tüp mide ameliyatından sonra ömür boyu uygulanması gereken en önemli kuralın katı-sıvı besin ayrımı yapmak olduğunun altını çizerek, “Yemeklerden yarım saat önce ve sonrasında sıvı almamak mide genişlemesini önler. Böylece mide hacmi artmaz ve porsiyon kontrolü uzun süre sağlanır. Kalorisi yüksek, besin değeri düşük besinlerin sıklıkla tüketilmesi de kilo artışına sebep olur. Protein, sebze ve kaliteli karbonhidrat içeren 150 gr bir öğün ile doygunluk sağlanabilirken cips, tatlı, çikolata gibi küçük hacimli yüksek kalorili yiyecekler veya şekerli içecekler tercih edilirse hem kalori miktarı ve kilo artışı gerçekleşir hem de gerekli besinler alınamaz. Dengeli beslenmek çok önemli” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Obezite ameliyatı sonrasında ilk 6 ay alkol alımının yasak olduğunu dile getiren Aydın, ancak altıncı aydan sonra alkol tüketmeye başlayanların kilo alımının yavaşladığını belirterek, şu bilgileri verdi: “Obezite ameliyatlarında midenin yaklaşık  yüzde 80’i alınır. Porsiyonlar ciddi ölçüde azalır. Küçük bir porsiyonla bile doygunluk sağlanır ancak; katı sıvı ayrımı yapmayanlarda, gazlı içecek tüketenlerde  ve doyduktan sonra besin alımına devam edenlerde mide genişlemesi görülür. Böylece porsiyonlarda artış meydana gelir. Bu da tekrar kilo alımlarının sebeplerinden bir  tanesidir. Ayrıca dışarıda yenilen yemeklerin karbonhidrat ve yağ içeriği evde hazırlanan yemeklerle bir tutulmayacağı için öğünlerini genellikle dışarda yiyenler evde yiyenlere göre daha fazla kilo alıyor. Obezite ameliyatından sonra az az ve sık sık beslenenler düzenli şekilde kilo vermeye devam ediyor. Ancak uzun süre aç kalan kişilerin tek seferde fazla yemek yemesi mide genişlemesine ve kilo alımına sebep olabiliyor.”</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-sonrasi-dogru-beslenme-sart-384103">Obezite Ameliyatı Sonrası Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik ağrının dört temel direği: Stres, beslenme, egzersiz ve uyku</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-agrinin-dort-temel-diregi-stres-beslenme-egzersiz-ve-uyku-381920</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 11:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrının]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[direği]]></category>
		<category><![CDATA[dört]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381920</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik ağrıların çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar, üç aydan daha uzun süren ağrılara ‘kronik ağrı’ denilebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-agrinin-dort-temel-diregi-stres-beslenme-egzersiz-ve-uyku-381920">Kronik ağrının dört temel direği: Stres, beslenme, egzersiz ve uyku</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kronik ağrıların çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar, üç aydan daha uzun süren ağrılara ‘kronik ağrı’ denilebileceğine dikkat çekiyor. Kronik ağrı sorununun ülkemizde de artış gösterdiğine değinen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, kronik ağrıların stres, kaygı, depresyon, uyku sorunları dahil birçok ruhsal sorunlara yol açabileceğini vurguluyor. Kronik ağrıya yönelik herkese ve her duruma uyan standart bir reçete olmadığının altını çizen Nurmedov, stres, beslenme, egzersiz ve uyku faktörlerinin kontrol altında tutulmasının kronik ağrının en aza indirilmesinde yardımcı olabileceğini söylüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, kronik ağrıların nedenleri ve etkilerine dair açıklamalarda bulundu. </p>
<p><strong>Kronik ağrı belirgin bir neden olmadan da ortaya çıkabilir </strong></p>
<p>Genellikle bir hastalık veya yaralanmanın sonucu olarak ortaya çıkan ve üç aydan daha uzun süren ağrılara ‘kronik ağrı’ denildiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Kronik ağrı, bir yaralanma veya hastalıktan kurtulduktan uzun süre sonra da devam edebilir. Bazen belirgin bir neden olmadan bile ortaya çıkabilir. Kronik ağrı, vücudun bir bölgesinde hissedilen sürekli veya tekrarlayan bir rahatsızlık hissi olarak tanımlanır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kronik ağrı çok yaygın görülen bir sorun</strong></p>
<p>Kronik ağrıların çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Nurmedov, “Yaralanmalar, cerrahi müdahaleler, romatizmal hastalıklar, sinir sistemi bozuklukları, belirli kanser türleri, fibromiyalji, migren, omurga sorunları gibi durumlar kronik ağrıya neden olabilir. Kronik ağrı çok yaygın görülür ve bir kişinin tedaviye başvurmasının en öncelikli nedenleri arasındadır. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 25&#8217;i kronik ağrıdan mustarip. Kronik ağrı ülkemizde de artış gösteriyor. Bu sebeple bir çok kamu ve özel hastanelerde ağrının tedavisi ile uğraşan ‘Algoloji’ bölümleri açılmaya başlandı.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hastalar kronik ağrıları çok farklı şekillerde tanımlayabiliyor</strong></p>
<p>Bazı insanların da bir yaralanma veya fiziksel hastalığa bağlı olmayan kronik ağrıya sahip olduğunun altını çizen Nurmedov, “Biz bunu psikojenik ağrı veya psikosomatik ağrı olarak adlandırırız. Psikojenik ağrı stres, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik faktörlerden kaynaklanır. Bununla birlikte <br />birden fazla ağrı nedeninin üst üste gelmesi de mümkündür. Kanseri olan bir bireyin aynı zamanda psikojenik ağrıya sahip olması gibi.” dedi. </p>
<p>Hastaların kronik ağrıları çok farklı şekillerde tanımladığını da sözlerine ekleyen Nurmedov, “Vurma, sıkma, yanma, zonklama, batma, sıkıştırma gibi betimlemeler kullanabiliyorlar. İşin içine kronik ağrının sebep olduğu ruhsal hastalıklar da eklenince tanımlamalar çok daha karmaşık bir hal alabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tanı konması için hastanın detaylı fizik muayenesi yapılır</strong></p>
<p>Kronik ağrıdan söz edilebilmesi için ağrının en az üç aydır devam ediyor olması gerektiğini hatırlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Bu süre zarfında ağrının sürekli olması şart değil. Eğer yenilenen tarzda oluyorsa da kronik ağrıdan söz edebiliriz. Tanı konması için öncelikle hastadan ayrıntılı hastalık geçmişi alınır ve hastanın detaylı fizik muayenesi yapılır. Devamında kan testleri, MR, BT, Röntgen, EMG, refleks ve denge testleri, idrar ve beyin omurilik sıvısı testleri dahil ağrının kökeninin ortaya çıkarılmasına faydalı olabileceği düşünülen çeşitli testler istenebilir.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Kronik ağrısı olan bireylerle yaşamak yıpratıcı olabilir </strong></p>
<p>Kronik ağrının sadece fiziksel bir sorun olmanın ötesinde, kişinin psikolojisini de önemli ölçüde etkileyebilen bir sorun olduğuna değinen Nurmedov, “Kronik ağrı sürekli olarak var olduğu için kişinin günlük yaşamına, ilişkilere ve genel yaşam kalitesine olumsuz etkileri olabilir. Kronik ağrı stres, kaygı, depresyon, uyku sorunları dahil birçok ruhsal sorunlara yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Kişiden kişiye ve durumdan duruma değişkenlik gösterse de kronik ağrısı olan bir bireyle yaşamanın kimi zaman oldukça yıpratıcı olabileceğini kaydeden Nurmedov, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişinin ağrı ile baş etmek için harcadığı enerji, zaman ve dikkat o kadar fazla ki, aile üyeleri ve arkadaş çevresine ayıracak ne enerjisi ne zamanı ne de dikkati kalır. Bu da ilişkileri yıpratır. Bununla birlikte, kronik ağrıyla yaşayan bir kişi, sürekli rahatsızlık, stres ve zorluklarla karşı karşıya olduğu için çevresindeki insanların üzerinde duygusal bir yük oluşturabilir. Aile üyeleri veya yakın arkadaşlar, sevdiklerinin acı çektiğini görmekten veya onun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalmaktan dolayı endişe duyabilirler ve üzülebilirler. Kronik ağrı, kişinin çevresindekilerde çaresizlik hissinin oluşmasına sebep olabilir. Bu da zamanla öfkeye dönüşebilir. Buna bağlı ilişkiler gerilebilir ve kimi zaman kopabilir de.” </p>
<p><strong>Kronik ağrıya yönelik herkese ve her duruma uyan standart bir reçete yok</strong></p>
<p>Öncelikle ağrıların nedenlerinin araştırıldığını ve tespit edilirse neden yönelik tedavi planlandığını vurgulayan Nurmedov, “Bazen ağrının kaynağı bulunamaz, bu durumda ağrı semptomatik bir şekilde tedavi edilir. Kronik ağrının tedavisinde birçok yaklaşım var. Hangi yaklaşımın uygulanacağı ağrının türü, ağrının kaynağı, yaş, genel tıbbi durum ve eşlik eden psikiyatrik rahatsızlıklar gibi birçok faktöre bağlı. Dolayısıyla, kronik ağrı tedavisi bireye özgü ve multidisipliner olmalı. Unutulmamalıdır ki, kronik ağrıya yönelik herkese ve her duruma uyan standart bir reçete yok.” uyarısında bulundu.</p>
<p>Nurmedov, kronik ağrı tedavisinde genel olarak kullanılan yöntemlerin de ilaç tedavisi, fizik tedavi, bilişsel davranışçı terapi, kabul ve adanmışlık terapisi, bilinçli farkındalık yöntemlerini içerek psikolojik destek, alternatif tıp ve cerrahi müdahaleler olduğunu açıkladı.</p>
<p><strong>Kronik ağrının dört temel direği: Stres, beslenme, egzersiz ve uyku</strong></p>
<p>İnsanların yaşam tarzını etkileyen dört ana faktörün adeta kronik ağrının dört temel direği olduğunu dile getiren Doç. Dr. Serdar Nurmedov, bu faktörlerin kontrol altında tutulmasının kronik ağrının en aza indirilmesinde yardımcı olabileceğine dikkat çekti. </p>
<p>Bu faktörleri stres, beslenme, egzersiz ve uyku olarak sıralayan Nurmedov, “Stres kronik ağrıda önemli bir rol oynayabilir. Bu nedenle stresinizi mümkün olduğunca azaltmaya çalışmak önemli. Herkesin stresini yönetmek için farklı teknikleri vardır. Bugüne kadar denemiş olduğunuz teknikler işe yaramadıysa, sizin için en iyi olanı bulana kadar farklı seçenekleri deneyin. Her gün 30 dakika boyunca düşük yoğunluklu egzersizlere katılmak ağrınızı azaltmaya yardımcı olabilir. Egzersizin aynı zamanda stres giderici özelliği de var. Kronik ağrıdan mustarip bireylerin beslenmesine önem vermelerinde fayda var. Çünkü kırmızı et ve rafine karbonhidratlar enflamasyona neden olur. Enflamasyon da ağrıya neden olur. Bu sebeple enflamasyona neden olan gıdaları ortadan kaldırarak anti-enflamatuar bir beslenmeye geçmeniz önerilir. Uyku eksikliği kilo almanıza neden olabilir ve bu da kronik ağrınızı daha da arttırabilir. Kaliteli uyku stres yönetimi için de önemli.” önerilerinde bulundu.</p>
<p><strong>Kronik ağrının tamamen ortadan kaldırılması her zaman mümkün olmayabilir </strong></p>
<p>Tedavi süresinin, ağrının şiddeti, süresi, altta yatan durumun karmaşıklığı, tedaviye verilen yanıt ve kullanılan tedavi yöntemleri gibi faktörlere bağlı olduğunu belirten Nurmedov, “Kronik ağrının tedavi edilmesi genellikle uzun vadeli bir süreçtir ve tamamen ortadan kaldırılması her zaman mümkün olmayabilir. Bu sebeple sabır, iş birliği ve düzenli kontrol kronik ağrının tedavisinde önem arz eder. Tedavinin amacı, ağrıyı kontrol altına almak, yaşam kalitesini artırmak ve günlük işlevselliği iyileştirmektir. Hatırlatmak isterim ki, kronik ağrı dahil, hayatın en önemli ve en büyük sorunlarının çoğu temelde çözümsüzdür. Onları çözemeyebiliriz ama aşabiliriz. Bu sebeple kronik ağrıyı tamamen ortadan kaldırmak için harcadığımız enerji, zaman ve dikkatimizi bu sorunu aşmaya kanalize etmek daha işlevsel olacaktır. Bu konuda ‘Bilişsel Davranışçı Terapi’, ‘Kabul ve Adanmışlık Terapi’ ve ‘Bilinçli Farkındalık’ yaklaşımlarının son derece etkili olduğunu belirtmekte fayda var.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Ağrı stres düzeyini, stres de ağrının şiddetini arttırabilir</strong></p>
<p>Fiziksel ağrı ve ruh sağlığının birbirini besleyen bir döngü içinde olduğuna dikkat çeken Nurmedov, “Kronik ağrı ruh sağlığını olumsuz etkilediği gibi, ruh sağlığının bozulması da fiziksel iyilik halimizi olumsuz etkiler. Öte yandan ağrı deneyimi sadece fiziksel bir duyum değildir, aynı zamanda psikolojik, duygusal ve bilişsel süreçlerle de ilişkilidir.” dedi. </p>
<p>Fiziksel ağrı ve ruh sağlığı arasındaki etkileşime en iyi örneklerden birinin stres etkisi olduğunu söyleyen Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ağrı stres düzeyini arttırabilir ve stres de ağrının şiddetini arttırabilir. Stres hormonlarındaki artış ağrının daha şiddetli algılanmasına sebep olabilir. Aynı zamanda kronik stres, ağrının kronikleşmesini kolaylaştır ve şiddetini arttırabilir. Bir diğer örnek de fiziksel ağrının algılanması ve yorumlanması ile ilgilidir. Şöyle ki; ağrı deneyimi, kişinin algılamasına, yorumlamasına ve ağrıya verdiği anlamına bağlı olarak değişebilir. Ruhsal faktörler, ağrıya odaklanma, ağrıyı tehdit olarak algılama kısmında belirleyici olabileceği gibi, ağrıya karşı başa çıkma stratejilerin geliştirilmesinde de önemli rol oynar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-agrinin-dort-temel-diregi-stres-beslenme-egzersiz-ve-uyku-381920">Kronik ağrının dört temel direği: Stres, beslenme, egzersiz ve uyku</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme Başarı Oranını Etkileyebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebek-tedavisinde-beslenme-basari-oranini-etkileyebiliyor-381845</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 09:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[oranını]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381845</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnfertilite (kısırlık), herhangi bir korunma yöntemi kullanmaksızın en az bir yıllık süre içerisinde çiftin düzenli cinsel ilişkisine rağmen kadının gebe kalamaması olarak biliniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebek-tedavisinde-beslenme-basari-oranini-etkileyebiliyor-381845">Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme Başarı Oranını Etkileyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnfertilite (kısırlık), herhangi bir korunma yöntemi kullanmaksızın en az bir yıllık süre içerisinde çiftin düzenli cinsel ilişkisine rağmen kadının gebe kalamaması olarak biliniyor. Aynı zamanda infertilite, çiftler ve toplum için kritik bir sağlık sorunu olarak kabul ediliyor. Ülkemizde yaklaşık olarak 1,5–2 milyon çiftin infertilite olduğu tahmin ediliyor. İnfertilite tanısı aldıktan sonra doğal yollarla ve ilaçlı tedaviler ile başarılı sonuç elde edemeyen çiftler tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olmayı amaçlıyor. Tüp bebek tedavisinde başarı oranını önemli ölçüde etkileyen etkenler arasında beslenme yer alıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. İrem Akpolat, Tüp bebek tedavisinde beslenmenin önemi ve merak edilenleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Fazla kilo kısırlık riskini artırıyor</strong></p>
<p>Üreme sağlığı için beslenmenin önemi giderek daha fazla kabul görmektedir. Yaşam biçimi ile ilgili faktörlerin genel sağlık ve doğurganlık (infertilite) üzerine olan etkisi konusundaki kanıtlar her geçen gün artmaktadır. İnfertilite ile ilgili olumsuz yaşam biçimi davranışları, fertiliteyi olumsuz etkileyen değiştirilebilir alışkanlıklar, davranışlar ya da durumlardır. Bu faktörler; sigara kullanımı, alkol tüketimi, obezite, zayıflık, beslenme, egzersiz, çevresel zararlı maddeler/meslek, stres gibi değiştirilebilir faktörlerdir. İnfertilitenin diğer bir nedeni de hormonlu ve genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) içeren gıdalardır. Hormonlu gıdalardaki östrojen hormonu, erkeklerde meme büyümesine, cinsel güç kaybına, kadınlarda da ovulasyon yani yumurtlamanın baskılanmasına neden olmaktadır. Kadın ve erkek kısırlığı üzerine etkili olan yaşam tarzının üreme performansı üzerine olumsuz etkilerini önlemek amacıyla çiftlerin olumlu sağlık alışkanlıklarının kazanılması önemlidir. Obezite hastası kadınlarda sık görülen problemler; adet döngüsü (siklus) bozuklukları, polikistik over sendromu (PKOS), fertilitede ve cinsel istekte azalma olup, hormonal dengelerdeki değişiklikler sonucu ortaya çıkmaktadır. Doğurganlık çağındaki tüm kadınlar gebelik öncesi obezite, gebelikte aşırı kilo alımı ve doğum sonrası kilo ile ilişkili maternal ve fetal riskler hakkında eğitim almalıdır.</p>
<p><strong>Tüp bebek tedavisi için ideal kiloda olmak önemli</strong></p>
<p>Obezite kadar yaygın olmamakla birlikte aşırı zayıflığın da infertilite (kısırlık) üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Vücut kitle indeksinin altında ve düzensiz menstrüasyonu (adet kanaması) olan ya da menstrüasyonu olmayan kadınlara vücut ağırlıklarının artması ile döllenme şansının da artacağı belirtilmelidir. Tüp bebek tedavisi sırasında yeterli ve dengeli beslenmek sperm ve yumurta sağlığını geliştirici etkilerinden dolayı çok önemlidir. Pek çok çalışma, mevsiminde taze meyve ve sebzeleri, bitkisel protein kaynaklarını, kepekli tahılları, balık ve tekli doymamış yağları içeren bir diyet modelinin tüp bebek tedavisinin başarısını iyi yönde etkilediğini bildirmiştir. Tüp bebek tedavisinde başarıyı artıran etkenlerden biri de ideal kiloda olmaktır. Tedaviye başlamadan önce ideal kiloyu yakalamak için diyetisyen yardımı alınabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, tüp bebek tedavisi (IVF) sonrası artan gebelik kaybı oranının kaynağı, obezitenin neden olduğu anormal endokrin, metabolik ve inflamatuar uterin ortam ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Obezite arttıkça düşük riski, doğum sırası ve sonrası anomalileri de artmaktadır.</p>
<p><strong>Tüp bebek tedavisinde bu besinler öneriliyor</strong></p>
<p>1. Folik asit ve Omega 3 açısından zengin gıdalar doğurganlık oranlarıyla pozitif ilişkilidir. Ayrıca doğum kusurlarını ve diğer riskleri azaltarak sağlıklı bir hamileliği desteklemektedir. Folik asit erkekler için de önemlidir, sperm sayısını artırmaya yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Folik asit bakımından zengin gıdalar: ıspanak, mercimek, börülce, kuşkonmaz, fasulye, brokoli, avokado, pancar, Brüksel lahanası vb. vitaminler ve mineraller açısından zengin bir diyet önerilmektedir. </p>
<p>2. D vitamini ve iyot eksikliğini gidermek için kan konsantrasyonlarını kontrol etmek ve gerekirse takviyeyi düşünmek hayati önem taşır. </p>
<p>3. Doğru karbonhidrat kaynağı seçimi çok önemlidir. Özellikle içinde bulunan kompleks karbonhidratlar, lifler, vitaminler, mineraller açısından zengin tam tahıllı ürünler, kuru baklagiller mutlaka beslenme de yer almalıdır. </p>
<p>4. Bu dönemde kişiler yeterli protein tüketmeye özen göstermelidirler. Protein kaynakları olarak da bitkisel olanlara ağırlık verilmelidir. Bitkisel protein kaynakları: Mercimek, kinoa, chia, ceviz vb. Hayvansal proteinlerden tavuk, hindi ve balık tüketimine ağırlık verilebilir. Balık omega-3 açısından da yararlı etkilere sahiptir. </p>
<p>Tüp bebek tedavisi sürecinde kaçınılması gereken yiyeceklerde bulunmaktadır. Trans yağlar (kızartılmış gıdalarda, işlenmiş gıdalarda, unlu mamullerde ve margarinde bulunur) Fast food,</p>
<p>şekerle tatlandırılmış ve asitli içecekler, fazla kafein ve şeker yerine kullanılan tatlandırıcılar kullanılmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebek-tedavisinde-beslenme-basari-oranini-etkileyebiliyor-381845">Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme Başarı Oranını Etkileyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tam akredite oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-saglik-bilimleri-fakultesi-beslenme-ve-diyetetik-bolumu-tam-akredite-oldu-381791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 09:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akredite]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[diyetetik]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tam akredite, araştırma üniversitesi etiketine sahip olan Ege Üniversitesinde akademik birimler kaliteli eğitimlerini tescillendirmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-saglik-bilimleri-fakultesi-beslenme-ve-diyetetik-bolumu-tam-akredite-oldu-381791">EÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tam akredite oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tam akredite,  araştırma üniversitesi etiketine sahip olan Ege Üniversitesinde akademik birimler kaliteli eğitimlerini tescillendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Ege Üniversitesi (EÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü akredite oldu. EÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümüne, Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (SABAK) tarafından beş yıl süreyle tam akreditasyon belgesi verildi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, akreditasyon belgesini EÜ Senato Salonunda Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr.  Esin Çeber Turfan ile  Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Reci Meseri, Yardımcıları Doç. Dr. Özge Küçükerdönmez ve Dr. Öğr. Üyesi Murat Urhan’a verdi. Rektör Prof. Dr. Budak, “Ege Üniversitesi olarak ulusal ve uluslararası alanda kalite standartlarımızı her geçen gün artırıyoruz. Üniversite olarak YÖKAK’tan beş yıl süreyle Türkiye’de tam akreditasyon alan ilk devlet üniversiteyiz. Bunu sürdürülebilir kılmak için tüm birim ve programlarımızla birlikte çalışmalarımızı hız kesmeden devam ediyoruz.  Programlarımızın yüzde 70’ini akredite ederek kalitelerini tescilledik. Bu kapsamda Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü de beş yıl süre ile tam akredite oldu. Bu başarının sağlanmasında emeği geçen fakülte yönetimine, akademik ve idari personel ile tüm paydaşlara teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Diyetisyenler Gününde belgemizi aldık”</strong></p>
<p>Akreditasyon süreci hakkında bilgi veren Dekan Prof. Dr. Esin Çeber Turfan, “Sağlık Bilimleri eğitim programlarını değerlendirmeye yetkili olan Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneğine (SABAK) Beslenme ve Diyetetik Bölümü olarak niyet mektubumuzu ileterek akreditasyon için değerlendirilme talebinde bulunduk. SABAK tarafından Bölümümüzün değerlendirmeye uygun bulunduğu bilgisi iletildi. Daha sonra Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öz Değerlendirme Raporumuzu (ÖDR) SABAK’a ilettik. SABAK değerlendirici takımı tarafından ÖDR’miz incelendikten sonra değerlendirme takımı tarafından kurum ziyareti yapıldı. Sonuç olarak SABAK tarafından Beslenme ve Diyetetik Bölümünün beş yıl süreyle tam akreditasyon aldığı ilan edildi. Bu belgeyi  ‘Diyetisyenler Günü’nde  Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’ın elinden almak bizler için gurur verici oldu. Fakülte ve bölüm olarak çalışmalarımızı sürdürülebilir kılmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-saglik-bilimleri-fakultesi-beslenme-ve-diyetetik-bolumu-tam-akredite-oldu-381791">EÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tam akredite oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar Yorgunluğunuza İyi Gelecek Beslenme Önerileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bahar-yorgunlugunuza-iyi-gelecek-beslenme-onerileri-376473</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2023 10:10:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluğunuza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376473</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en sevdiği peynir markalarından biri olan Muratbey, doğru beslenmenin topluma anlatılması için faydalı çalışmalar yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-yorgunlugunuza-iyi-gelecek-beslenme-onerileri-376473">Bahar Yorgunluğunuza İyi Gelecek Beslenme Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin en sevdiği peynir markalarından biri olan Muratbey, doğru beslenmenin topluma anlatılması için faydalı çalışmalar yürütüyor. Doğru beslenmeyle ilgili önemli tavsiyeler veren Muratbey Beslenme Danışmanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu, dengeli ve sağlıklı beslenerek bahar yorgunluğuyla nasıl mücadele edilebileceğini anlattı.<br /> </strong></p>
<p><strong>D vitamini eksikliği bahar yorgunluğunun şikâyetlerini arttırabilir </strong></p>
<p>Havaların ısınmaya başlamasıyla vücudumuzda yaşanan adaptasyon süreci beraberinde yorgunluğu, çokça uyuma isteğini veya eklem ağrıları gibi sorunları getirebilir. Önlem alınmaması durumunda kronikleşebilme ihtimali bulunan bu durumdan korunmak için yapabileceğimiz en iyi alışkanlıkların başında sağlıklı beslenmek ve düzenli uyku geliyor. Muratbey Beslenme Danışmanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu, “Baharla birlikte doğamız ve bedenimiz yeniden uyanmaya başladı. Sıcaklıkların artmaya başladığı bu dönemde vücudumuzun da bir adaptasyon sürecinden geçmesi gerek. Adaptasyon sürecinde metabolizmamızda yaşanan değişiklikler ruhsal ve fiziksel olarak şikâyetlerle etkisini bizlere gösterebilir. Sürekli uyku isteği, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik ve enerji düşüklüğü bu şikâyetlerin başında geliyor. Özellikle D vitamini eksikliği de buna eklenince vücut ciddi bir bahar yorgunluğu etkisi altında kalıyor. D vitamini eksikliğinin bahar yorgunluğunun şikâyetlerini arttıran bir gerçek olduğunu söyleyebiliriz” diye belirtti.</p>
<p><strong>Meyve ve Peyniri Bir Araya Getiren Lezzet Şöleni </strong></p>
<p>Bahar yorgunluğuyla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlatan Garipağaoğlu, “Kış aylarında yapılan beslenme hatalarına son vererek vücudumuzu bahara hazırlamalıyız. Bağışıklık sistemimizi güçlendirecek, vitamin ve mineral ihtiyacı bakımından zengin bir beslenme şekliyle bahar yorgunluğunun üstesinden gelebiliriz. Bunun için mevsimine uygun meyve ve sebzeleri tüketmek, A, C ve E vitaminlerinin karşılanması için çok önemli. Semizotu, yüksek Omega-3 kaynağıdır ve içeriğindeki potasyum ve magnezyumla bağışıklığın güçlenmesine destek olur. Aynı zaman da enginarı haftada 3-4 porsiyon tüketmek fayda sağlar. Enginar, içeriğindeki vitaminlere ek olarak ‘ciarin’ içermesi dolayısıyla vücudun düzenli çalışmasına yardımcı olur, yorgunluğa karşı etkili bir silahtır. Bağışıklığı destekleyen elma ve kivi, yüksek C vitamini ile yorgunluğun etkilerini azaltır, enerji verir. Elma ve kiviyi kahvaltılarınızın yanında yumurta ve peynirle birlikte tüketebilirsiniz. D vitamini ve prebiyotikler ile zenginleştirilmiş peynirleri kahvaltıda tüketmek, günlük gereksinimi karşılayacağı gibi birçok sağlık sorununa karşı savaşmada da etkili olacaktır. Meyve ve peynirleri bir araya getirerek kahvaltıda sağlık ve lezzet şöleni yaşayabilirsiniz. Bir tabakta 5 çilek, 5 yemek kaşığı Muratbey lor peynirini, biraz da bal ekleyerek tüketebilirsiniz. 1 adet doğranmış elmayı 5-6 adet Topi peynir ve sevdiğiniz yeşillikler ile hafif zeytinyağında karıştırarak salata gibi tüketebilirsiniz” dedi. </p>
<p><strong>Günlük tüketilen su miktarını da arttırmak ve iyi bir uyku çok önemli</strong></p>
<p>Aşırı tuz tüketiminin yorgunluk hissini arttırabileceğini söyleyen Garipağaoğlu, “Bu dönemde günlük tüketilen su miktarını da arttırmak ve toksinlerin atılmasını sağlamak için çok önemli. Öğünlerde ve atıştırmalık olarak az tuzlu Burgu, Topi, Muratbey Kaymaklı peynir, meyvelerde birlikte hazırlanacak keyifli tabaklarla sağlığınız için çok uygun seçenekler olacaktır. Çileğin içinde bolca B6 vitamini bulunuyor, melatonin için birebirdir. İyi bir uyku için günde 1 porsiyon mevsiminde doğal yetiştirilmiş çilek tüketmek faydalı olabilir. Uyku saatlerinin düzenine dikkat etmek ve yeterli fiziksel aktivitede bulunmak da bu dönem için çok önemli. Günler uzuyor ve sabahları daha aydınlık. İşe, okula gitmeden güne kısa bir yürüyüş ile başlamak bile performansınıza ciddi oranda etki edecektir” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-yorgunlugunuza-iyi-gelecek-beslenme-onerileri-376473">Bahar Yorgunluğunuza İyi Gelecek Beslenme Önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZAYDAŞ&#8217;a Sağlık Bakanlığından Beslenme Dostu belgesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izaydasa-saglik-bakanligindan-beslenme-dostu-belgesi-374723</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 08:40:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlığından]]></category>
		<category><![CDATA[belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[izaydaşa]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374723</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Programı” belgesini alan İZAYDAŞ, Türkiye’de bir ilke imza attı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izaydasa-saglik-bakanligindan-beslenme-dostu-belgesi-374723">İZAYDAŞ&#8217;a Sağlık Bakanlığından Beslenme Dostu belgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Programı” belgesini alan İZAYDAŞ, Türkiye’de bir ilke imza attı</p>
<p>Atık yönetiminde Türkiye’nin lider kuruluşu İZAYDAŞ, “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Programı” belgesine layık görüldü. İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan düzenlenen törenle Genel Müdür Muhammet Saraç’a belgeyi takdim etti.</p>
<p><b>SAĞLIKLI VE GÜVENLİ İŞYERİ BELGESİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZAYDAŞ, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlıklı, güvenli ve üretken bir işyeri ortamı oluşturmak amacı ile hazırlanan “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı” belgesini aldı. Kamu kurumları arasında Türkiye’de ilk belgelendirilen kuruluş olan İZAYDAŞ, gönüllü olarak programa başvururken yapılan uzun soluklu denetim ve düzenlemelerin ardından koşulları sağlayarak tam puanla bu belgeyi almaya hak kazandı.</p>
<p><b>BELGEYİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ PEHLEVAN VERDİ</b></p>
<p>Üç yıl geçerli olan ve her yıl denetimlerle takip edilen &#8220;Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri&#8221; belgesi İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, İZAYDAŞ Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen törenle teslim edildi. Törene Kocaeli İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan ve İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri ile İZAYDAŞ Genel Müdürü Muhammet Saraç ve şirket yöneticileri katıldı.</p>
<p><b>İZAYDAŞ UYGULAMALARINA TAM NOT</b></p>
<p>İl Sağlık Müdürü Pehlevan, İZAYDAŞ’ın çok hayati hizmetler veren Türkiye’nin gururu bir kuruluş olduğunu belirterek bu program ile ilgili yakından izlendiğini, uygulamaların uzman ekip tarafından tam not aldığını kaydetti. İZAYDAŞ Genel Müdürü Saraç ise yönetim sistemleri başta olmak üzere uluslararası standartlarda birçok belgeye sahip olduklarını kaydederek “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı”na gönüllü olarak başvurarak tüm koşulları yerine getirirken bu programa her zaman sahip çıkacaklarını belirtti. Saraç, “Emeği geçen çalışma arkadaşlarıma ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne teşekkür ederim” dedi.</p>
<p><b>BELGELİ İŞYERLERİ İNTERNETTE YAYINLANIYOR</b></p>
<p>Belgeyi almaya hak kazanan iş yerlerinin isimleri Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Dairesi Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan Program sayfasında yayınlanmaktadır.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izaydasa-saglik-bakanligindan-beslenme-dostu-belgesi-374723">İZAYDAŞ&#8217;a Sağlık Bakanlığından Beslenme Dostu belgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selvi Kılıçdaroğlu Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen Türkiye&#8217;ye yayılan &#8220;Beslenme Saati&#8221; uygulaması Konya ve Antalya&#8217;da tanıtıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selvi-kilicdaroglu-beylikduzu-belediyesi-tarafindan-hayata-gecirilen-turkiyeye-yayilan-beslenme-saati-uygulamasi-konya-ve-antalyada-tanitildi-372981</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 May 2023 15:12:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[antalyada]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[geçirilen]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[selvi]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtıldı]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyeye]]></category>
		<category><![CDATA[uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[yayılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Proje kapsamında Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte kadın ve çocuklarla bir araya gelen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, “Yerelin kısıtlı imkânlarıyla hayata geçirdiğimiz bu projenin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde devlet projesi haline gelmesi en büyük temennimiz ” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selvi-kilicdaroglu-beylikduzu-belediyesi-tarafindan-hayata-gecirilen-turkiyeye-yayilan-beslenme-saati-uygulamasi-konya-ve-antalyada-tanitildi-372981">Selvi Kılıçdaroğlu Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen Türkiye&#8217;ye yayılan &#8220;Beslenme Saati&#8221; uygulaması Konya ve Antalya&#8217;da tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Proje kapsamında Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte kadın ve çocuklarla bir araya gelen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık,  “Yerelin kısıtlı imkânlarıyla hayata geçirdiğimiz bu projenin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde devlet projesi haline gelmesi en büyük temennimiz ” diye konuştu.</p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve Türkiye’ye yayılan ‘Beslenme Saati’ uygulaması Konya ve Antalya’da tanıtıldı. 13. Cumhurbaşkanı Adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Zehra Çalık, Konya ziyareti kapsamında ilk olarak Konya Mevlana Müzesi’ni ziyaret etti. Kılıçdaroğlu ve Çalık daha sonra Seydişehir Boyalı Köyü’nde tarım işçileri ile bir tekstil fabrikasındaki kadın çalışanlar ve Seydişehir Abdallar Mahallesi sakinleri ile buluştu.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu ve Çalık’tan Antalya’ya ziyaret</strong></p>
<p>Konya ziyaretinin ardından Antalya’ya hareket eden Kılıçdaroğlu ve Çalık’a Antalya Büyükşehir Belediyesi(ABB) Başkanı Muhittin Böcek eşlik etti. İlk olarak ABB Hurma Çiçek Üretim Tesisi ve Sera Alanı’nı ziyaret eden Kılıçdaroğlu, Çalık ve Böcek, daha sonra ABB Yenigün Kreşi’ni ziyaret ederek çocuklarla buluştu. Muratpaşa Belediyesi Kadın Kooperatifleri ile İsmet İnönü Parkı Kadın Kooperatifi’nin kadın çalışanları ile bir araya gelen Kılıçdaroğlu ve Başkan Çalık kadınlarla sohbet ederek ürettikleri ürünleri inceleyip bilgi aldı.</p>
<p><strong>“Devlet projesi haline gelmesi en büyük temennimiz”</strong></p>
<p>Kadın, genç ve çocukları önceleyen projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini ifade eden Başkan Çalık, “İçinden geçtiğimiz ekonomik krizden en çok etkilenen anneler ve çocukları oluyor. Bizler de hem annelerin yükünü hafifletmek hem de çocuklarımızın yoksunluk duygusunu yaşamaması için bu projeyi hayata geçirdik. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi ‘Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek’. Yerelin kısıtlı imkânlarıyla hayata geçirdiğimiz bu projenin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde devlet projesi haline gelmesi en büyük temennimiz ” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selvi-kilicdaroglu-beylikduzu-belediyesi-tarafindan-hayata-gecirilen-turkiyeye-yayilan-beslenme-saati-uygulamasi-konya-ve-antalyada-tanitildi-372981">Selvi Kılıçdaroğlu Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen Türkiye&#8217;ye yayılan &#8220;Beslenme Saati&#8221; uygulaması Konya ve Antalya&#8217;da tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selvi Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık &#8220;Beslenme Saati&#8221; Projesi İçin Van&#8217;da</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selvi-kilicdaroglu-ve-beylikduzu-belediye-baskani-mehmet-murat-calik-beslenme-saati-projesi-icin-vanda-370601</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 11:42:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[çalık]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[murat]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[selvi]]></category>
		<category><![CDATA[vanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370601</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen “Beslenme Saati” uygulaması kapsamında Van’a giden Selvi Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, kadın ve çocuklarla buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selvi-kilicdaroglu-ve-beylikduzu-belediye-baskani-mehmet-murat-calik-beslenme-saati-projesi-icin-vanda-370601">Selvi Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık &#8220;Beslenme Saati&#8221; Projesi İçin Van&#8217;da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen “Beslenme Saati” uygulaması kapsamında Van’a giden Selvi Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, kadın ve çocuklarla buluştu. </p>
<p>Annelerin feryadını duyarak bu projeyi hayata geçirdiklerini söyleyen ve uygulamanın tüm detaylarını paylaşan Başkan Çalık, “Ülkemiz çok ciddi bir ekonomik krizden geçiyor. Yoksulluk artık geniş kitleleri sarmış durumda. Anneler ve babalar evlatlarına yetemiyor. Bu yoksulluktan en çok da hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen çocuklarımız etkileniyor” diye konuştu.</p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen “Beslenme Saati” projesi Türkiye’ye tanıtılmaya devam ediyor. Projeyi yaygınlaştırmak için ülkenin doğusundan batısına birçok il ve ilçesinde çeşitli temaslarda bulunan 13. Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Zehra Çalık’ın; Rize, Trabzon, Çatalca, Kırklareli ve İzmir’in ardından bu kez durağı Van oldu. Van ziyareti sırasından ilk olarak kadın ve çocuklarla kahvaltıda bir araya gelen Kılıçdaroğlu ve Çalık, burada Beslenme Saati projesinin tüm detaylarını paylaştı.</p>
<p>“Adil bir düzen kurulacak”</p>
<p>Annelerin feryadını duyarak bu projeyi hayata geçirdiklerini söyleyen Başkan Çalık, “Ülkemiz çok ciddi bir ekonomik krizden geçiyor. Yoksulluk artık geniş kitleleri sarmış durumda. Anneler ve babalar evlatlarına yetemiyor. Bu yoksulluktan en çok da hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen çocuklarımız etkileniyor. Biz Beylikdüzü’nde ‘Çocuğumu okula gönderemiyorum’ diyen annelerin feryadını duyduk. İhtiyaç sahibi komşularımızdan başladık. Onların evlatlarına beslenme saatlerinde yiyebilecekleri gıdaları veriyoruz. Bunu yaparken de belediyenin ya da başkanın ismini yazmıyoruz çünkü biz biliyoruz ki veren elin alan eli görmemesi gerekir. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek bundan sonra. Bundan hiç şüphe duymuyorum. Genel Başkanımızın önderliğinde inşallah bu ülkeye adalet, hak ve huzur gelecek. Adil bir düzen kurulacak” diye konuştu.</p>
<p>“Gelecek daha güzel olacak”</p>
<p>Kadınlara ve yaptıkları işe her zaman güvendiğini ifade eden Selvi Kılıçdaroğlu ise “Beslenme Saati uygulaması sadece çocukları değil aileleri de ilgilendiriyor. Yerel yönetimlerimiz ellerinden geleni yapıyorlar ama bu merkezi hükümetin sorumluluğudur. Amacımız bu projeyi eninde sonunda bir devlet projesi haline getirmektir. Umarım en kısa sürede de olacaktır. Gelecek daha güzel olacak” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kılıçdaroğlu ve Çalık’tan kadın çalışanlara ziyaret</p>
<p>Kılıçdaroğlu, Başkan Çalık ve eşi Zehra Çalık kadın ve çocuklarla buluştuktan sonra bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Bir tekstil fabrikasını ziyaret eden Kılıçdaroğlu ve Çalık, burada kadın çalışanlarla bir araya gelerek sohbet etti. Daha sonra Mimoza Kadın Kooperatifi ve Seyrantepe Mahallesi Konteyner Konutlarında yaşayanlarla bir araya gelen Başkan Çalık ve Kılıçdaroğlu, kadınların ürettikleri eşyalar hakkında bilgi aldı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selvi-kilicdaroglu-ve-beylikduzu-belediye-baskani-mehmet-murat-calik-beslenme-saati-projesi-icin-vanda-370601">Selvi Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık &#8220;Beslenme Saati&#8221; Projesi İçin Van&#8217;da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Beslenme Saati&#8221; İzmir&#8217;de de Uygulanacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenme-saati-izmirde-de-uygulanacak-368234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 15:42:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[izmirde]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[uygulanacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368234</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık arasında “İyi Niyet ve İş Birliği Belgesi” imzalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-saati-izmirde-de-uygulanacak-368234">&#8220;Beslenme Saati&#8221; İzmir&#8217;de de Uygulanacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık arasında “İyi Niyet ve İş Birliği Belgesi” imzalandı. </p>
<p>İki belediye, çocuk ve kadın yoksulluğunu önlemeye yönelik uygulama ve projelerde iş birliği yapacak. Bu doğrultuda Beylikdüzü Belediyesi’nin hayata geçirdiği ve ilçe sınırlarını aşarak tüm ülkeye yayılan “Beslenme Saati” uygulaması İzmir’de de uygulanacak.</p>
<p>Türkiye’deki artan yoksullukla mücadele eden ve yaptığı hizmetlerle örnek teşkil eden Beylikdüzü Belediyesi, önemli bir iş birliğinin ilk adımını attı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık arasında “İyi Niyet ve İş Birliği Belgesi” imzalandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Örnekköy Sosyal Projeler Dairesi Yerleşkesi’nde gerçekleşen tören, çocukların oyun ve gösterileriyle başladı. Tunç Soyer’in ev sahipliğindeki programa; 13. Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve eşi Zehra Çalık, Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in eşi Neptün Soyer ve ilçe protokolü katıldı. </p>
<p><strong>İş birliği yardımlaşma ve dayanışmayı perçinleyecek</strong></p>
<p>Atılan bu adımla birlikte iki belediye, çocuk ve kadın yoksulluğunu önlemeye yönelik proje ve uygulamalarda iş birliği yapacak. Bu kapsamda Beylikdüzü Belediyesi’nin ihtiyaç sahibi her çocuğun bir öğün sağlıklı gıdaya erişebilmesi için başlattığı ve ilçe sınırlarını aşarak tüm ülkeye yayılan “Beslenme Saati” uygulaması İzmir’de de uygulanacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, hamilelik döneminden başlayarak anne ve 0-3 yaş dönemindeki çocukların gelişimine destek veren İzmir95 projesi ise Beylikdüzü’ne yayılacak. </p>
<p><strong>Çalık: Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği düzeni kuracağız</strong></p>
<p>Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, törende yaptığı konuşmada Beslenme Saati uygulamasıyla ilgili bilgi vererek, “Öğrencilerin beslenme çantalarına koyacakları hiçbir şey yoktu. Biz de çocuklarımıza yetemiyoruz diyen annelerin feryadını duyduk. Hiçbir çocuğun kaderi yoksulluk olamaz diyerek Beslenme Saati uygulamamızı hayata geçirdik. Bugün ise İzmir Büyükşehir Belediyemiz ile bir iyi niyet ve iş birliği belgesine imza attık. 15 Mayıs’tan sonra genel başkanımızın da söylediği gibi hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği düzeni kuracağız. Tunç Başkan’ımızın burada uyguladığı İzmir95 projesi muhteşem. Mutlaka öğrenip Beylikdüzü’nde uygulayacağımız projelerden olacak” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Soyer: Projeyi tüm Türkiye’ye güçlü bir şekilde yayacağız</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ise “Süt Kuzusu adıyla 113 bin çocuğumuza ayda 8 litre süt ulaştırıyoruz. Yaklaşık 30 bin civarında öğrencimizin beslenme çantalarına kuru üzümden fındığa kadar hem beslenme değeri yüksek hem de doymalarını sağlayacak malzemeler koyuyoruz. Selvi Hanım’ın hamiliği iki önemli sonuç doğuruyor. Birincisi proje uygulayıcısı olan bizlerin cesaretini ve bu konuya verdiği önceliği büyütüyor. İkincisi de projenin yaygınlaşması için önemli bir lokomotif görevi görüyor. Kendisine minnettarım. Projeyi tüm Türkiye’ye güçlü bir şekilde yayacağız” diye konuştu.<br />Kılıçdaroğlu: Amacımız herkesin sağlıklı gıdaya erişmesi</p>
<p>İmza töreninde konuşan Selvi Kılıçdaroğlu, “Çocuklarımızın yüzü gülüyor bugün. İstiyoruz ki her zaman gülsün. Tunç Başkan’a ve eşine de teşekkür ediyorum. Birçok belediyemiz bu şekilde çalışmalar başlattı ve devam ediyor. Amacımız yeterli gıdaya ulaşamayan çocuklara ulaşmak, yeterli desteği vermek. Ama biz bunun kesinlikle çoğalmasını istemiyoruz. Amacımız herkesin aynı duruma gelmesi, herkesin sağlıklı gıdaya erişmesi” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu ve Çalık İzmir’de çeşitli ziyaretler gerçekleştiriyor</strong></p>
<p>Öte yandan Kılıçdaroğlu, Başkan Çalık ve eşi Zehra Çalık iki gün boyunca İzmir’de çeşitli temaslarda bulundu. İlk gün gerçekleşen imza töreninin ardından Masal Evi, Anahtar Kadın Çalışmaları Hizmet Merkezi, Engelsizmir Şube Müdürlüğü’nün birimleri ve faaliyetleri yerinde incelendi. İzmir’de depremzede kadınlarla bir araya gelen heyet, daha sonra ağırlıklı olarak Roman vatandaşların oturduğu Örnekköy Mahallesi’ne geçti. Mahallede kâğıt toplama işinde çalışan geri dönüşüm işçileri ile çiçek tasarımı yapan kadınların sorunları hakkında bilgi alan Kılıçdaroğlu ve Çalık’a, CHP İzmir Milletvekili Adayı Hacer Foggo da eşlik etti. Heyet, İzmir’deki ikinci günde ise Balçova’daki Limantepe Pagos Midye Kooperatifi ve Seferihisar İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Belediyesi’ni ziyaret etti. Kılıçdaroğlu ve Çalık, günün devamında ise e-ticaret yapan ilk kooperatif olan Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nde üretici kadınlarla bir araya geldi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-saati-izmirde-de-uygulanacak-368234">&#8220;Beslenme Saati&#8221; İzmir&#8217;de de Uygulanacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Ramazan Ayı ve Bayram&#8217;da Şekersiz Beslenme Trendi Yükseldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-ramazan-ayi-ve-bayramda-sekersiz-beslenme-trendi-yukseldi-368003</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 11:12:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şekersiz]]></category>
		<category><![CDATA[trendi]]></category>
		<category><![CDATA[yükseldi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368003</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hepsiburada’nın açıkladığı verilere göre, şekersiz gıdalara ve pişirme grubunda sağlıklı ürünlere ilgi Ramazan ve Bayram döneminde de arttı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-ramazan-ayi-ve-bayramda-sekersiz-beslenme-trendi-yukseldi-368003">Bu Ramazan Ayı ve Bayram&#8217;da Şekersiz Beslenme Trendi Yükseldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hepsiburada’nın açıkladığı verilere göre, şekersiz gıdalara ve pişirme grubunda sağlıklı ürünlere ilgi Ramazan ve Bayram döneminde de arttı.</strong></p>
<p>Türkiye’nin Hepsiburada’sı Ramazan Ayı ve Ramazan Bayramı’nda yapılan alışveriş verileri doğrultusunda ortaya çıkan beslenme verilerini açıkladı. Hepsiburada’nın açıkladığı verilere göre, Ramazan ayı boyunca sahurda sıklıkla tüketilen fıstık ezmelerinde bu kez “şekersiz” ve “hurmalı” seçenekler ilgi gördü. Şekersiz fıstık ezmelerinde geçtiğimiz yıla kıyasla %100’ün üzerinde artış görüldü.</p>
<p><strong>Bitkisel sütlere ilgi artıyor</strong></p>
<p>Sindiriminin kolay olması ve besleyiciliği nedeniyle rağbet gören bitki bazlı sütlerde ise siparişler geçen seneye kıyasla 4 kat artmış durumda. Yulaf, soya, badem sütü seçeneklerinin yer aldığı kategori içinde en çok tercih edilense “şekersiz badem sütü” olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Airfryerlar mutfakların vazgeçilmezi haline geldi</strong></p>
<p>Sağlıklı ve pratik tariflerle iftar ve sahur yemeklerini çeşitlendiren airfryer siparişlerinde geçtiğimiz Ramazan ayına göre 10 kat artış görülüyor.</p>
<p><strong>Şekersiz çikolata, glutensiz un</strong></p>
<p>Şekersiz bitter çikolatalar bu Ramazan ve Bayram’da da şekerden uzak durmak isteyenler için çözüm oldu. %100 kakao içeriğiyle sağlıklı birer alternatif olan şekersiz çikolatalara ilgi geçtiğimiz seneye göre 40 kat arttı. Tatlı ve hamur işleri içinse glutensiz un seçenekleri müşterilerin ilgisini çekiyor. Hindistan cevizi unu, nohut unu, karabuğday unu gibi seçenekler glutenden kaçınanların alışveriş sepetlerini dolduruyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-ramazan-ayi-ve-bayramda-sekersiz-beslenme-trendi-yukseldi-368003">Bu Ramazan Ayı ve Bayram&#8217;da Şekersiz Beslenme Trendi Yükseldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişen beslenme alışkanlıkları trafikte uykuya neden olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/degisen-beslenme-aliskanliklari-trafikte-uykuya-neden-olabilir-367709</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Apr 2023 12:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değişen]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[trafikte]]></category>
		<category><![CDATA[uykuya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367709</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayram tatillerinde karayolu üzerinde trafik yoğunluğunun artması nedeniyle kaza potansiyelinin yükseldiğine dikkat çeken İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Öğr. Gör. Özgür Şener, güvenli bir yolculuk için araç servis bakımlarının yapılmasında fayda olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/degisen-beslenme-aliskanliklari-trafikte-uykuya-neden-olabilir-367709">Değişen beslenme alışkanlıkları trafikte uykuya neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bayram tatillerinde karayolu üzerinde trafik yoğunluğunun artması nedeniyle kaza potansiyelinin yükseldiğine dikkat çeken İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Öğr. Gör. Özgür Şener, güvenli bir yolculuk için araç servis bakımlarının yapılmasında fayda olduğunu ifade ediyor. Şener, kazaları engellemek için yolda yasal hız limitlerine uyulmasını, öndeki araç ile 4-6 saniye mesafe bırakılmasını ve yerleşim yeri geçişlerinde yaya trafiğine dikkat edilmesini öneriyor. Sürüş için mental olarak da hazır olunması gerektiğini belirten Şener, Ramazanla birlikte değişen beslenme alışkanlıklarının da trafikte uyku haline neden olabileceği uyarısında bulunuyor.   </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Öğretim Görevlisi Özgür Şener bayram tatilinde yola çıkacaklar için güvenli seyahatin ip uçlarını paylaştı.</p>
<p><strong>Yola çıkmadan araç servis bakımı yaptırılmalı</strong></p>
<p>Bayram tatillerinin karayolu üzerinde artan trafik yoğunluğu ile birlikte trafik kazası potansiyelinin  arttığı dönemler olduğunu belirten İSG Uzmanı Öğr. Gör. Örgür Şener, “Yola çıkmadan önce aracın yolda bırakmayacak şekilde servis bakımlarının yapılması gerekiyor. Lastiklerin yanal yüzeylerinde kesik, yarık, parça kopması olmadığından emin olunmalı. Güvenilir bir lastik tamircisinde diş derinliklerinin minimum 3mm olduğu, lastik basınçlarının araç için verilmiş basınç değerlerinde olduğu kontrol ettirilmeli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sağlık sorunu varsa önce doktora danışılmalı</strong></p>
<p>Sürüş için mental olarak hazır olunması ve uykusuz olunmaması gerektiğinin altını çizen İSG Uzmanı Örgür Şener, “Herhangi bir rahatsızlık varsa doktora danışmadan sürüşe çıkılmamalı. Sürüşe başlamadan önce yol ve hava durumunu kontrol edilmeli, gidilecek güzergâh üzerinde mola yerleri ve gerekli durumlarda alternatif rotalar yola çıkmadan önce belirlenmeli. Sürüşe başlamadan önce araç yakının da yeterli  olduğundan emin olunmasında fayda var.” dedi.</p>
<p><strong>Yasal hız limitlerine uyulmalı</strong></p>
<p>Trafik kurallarını da hatırlatan Şener, “Bağlantı ve katılım noktaları ile kavşak, trafik ışıkları gibi kritik bölgelere yaklaşırken hız azaltılarak kontrollü geçiş yapılmalı. Özellikle yerleşim yeri geçişlerinde yaya ve çocuk çıkma olasılığına karşı çok dikkatli olunmalı. Yasal hız limitlerine uyun, yağış, karanlıkta sürüş, dar, virajlı yollar gibi zorlayıcı şartlar oluştuğunda hız limitlerinin altında sürüş yapmak kazaları önleyecektir. Güvenli takip mesafesi korunmalı.  Öndeki araç ile minimum 4 saniye, otoyol ve otobanda 6 saniyelik bir mesafe bırakmak gerekiyor. Yolun ilerisini iyi gözlemleyerek aynaları ve çevreyi 5-8 saniyede bir olacak şekilde kontrol etmek de yine güvenli bir sürüş sağlayacaktır.” dedi.</p>
<p><strong>Değişen beslenme alışkanlıkları trafikte uykuya neden olabilir!</strong></p>
<p>Yolculuk sırasında sürücülerin psikolojik zorluklarla da karşılaşabileceğine dikkat çene Şener sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Sıkışık trafik, uzayan bekleme süreleri sebebiyle sürücüler agresif olabilir. Bu sebeple yolda sakin kalmakta fayda var. Oruç tutmaya alışmış olan sürücülerin Ramazan bayramı sonrası değişen beslenme düzenleri sebebiyle uyku hali gibi reaksiyonlar göstermelerine karşın hazırlıklı olunmalı.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/degisen-beslenme-aliskanliklari-trafikte-uykuya-neden-olabilir-367709">Değişen beslenme alışkanlıkları trafikte uykuya neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü Belediyesi&#8217;nin hayata geçirdiği &#8220;Beslenme Saati&#8221; Uygulaması Türkiye&#8217;ye Yayılmaya Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesinin-hayata-gecirdigi-beslenme-saati-uygulamasi-turkiyeye-yayilmaya-devam-ediyor-366989</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Apr 2023 10:44:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[geçirdiği]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyeye]]></category>
		<category><![CDATA[uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[yayılmaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366989</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin hayata geçirdiği “Beslenme Saati” uygulaması Selvi Kılıçdaroğlu öncülüğünde ülke geneline yayılmaya devam ediyor. Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Trabzon ve Rize’nin ardından bu kez İstanbul Çatalca’daki köylerde çeşitli ziyaretler gerçekleştirerek uygulamayı anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesinin-hayata-gecirdigi-beslenme-saati-uygulamasi-turkiyeye-yayilmaya-devam-ediyor-366989">Beylikdüzü Belediyesi&#8217;nin hayata geçirdiği &#8220;Beslenme Saati&#8221; Uygulaması Türkiye&#8217;ye Yayılmaya Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin hayata geçirdiği “Beslenme Saati” uygulaması Selvi Kılıçdaroğlu öncülüğünde ülke geneline yayılmaya devam ediyor. Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Trabzon ve Rize’nin ardından bu kez İstanbul Çatalca’daki köylerde çeşitli ziyaretler gerçekleştirerek uygulamayı anlattı. </p>
<p>Başkan Çalık, “Çocuklarımızı yoklukta değil, varlıkta eşitlememiz lazım. Benim arzum ve duam şudur ki, inşallah beslenme çantası vereceğimiz çocuklarımızın sayısı azalır” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin “Bir çocuğun kaderi yoksulluk olamaz” diyerek 2022 yılı şubat ayında başlattığı Beslenme Saati uygulaması, CHP Genel Başkanı ve 13. Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu’nun öncülüğünde tüm ülkeye yayılmaya devam ediyor. Projeyi yaygınlaştırmak için Türkiye’nin farklı il ve ilçelerinde temaslarda bulunan Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Trabzon ve Rize’nin ardından bu kez İstanbul Çatalca’da çeşitli ziyaretler gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, Başkan Çalık ve eşi Zehra Çalık’ın da olduğu heyetle birlikte ilk olarak Kızılcaali Köyü’nde sera işçileri ile ardından da anne ve çocuklarla bir araya geldi. Heyet, programın devamında ise Gökçeali Köyü’ndeki Nesin Vakfı’nı ziyaret ettikten sonra Çakılköyü’nde fide işçilerini ziyaret etti.</p>
<p><strong>Çalık: Bu projeyi tüm Türkiye’ye anlatacağız</strong></p>
<p>Program kapsamında Çatalca’daki anneler ile gerçekleşen buluşmada konuşan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beslenme Saati uygulamasıyla ilgili bilgi vererek, “Çocuklarımızı yoklukta değil, varlıkta eşitlememiz lazım. Mutfakların durumu ortada, hepimiz zorlanıyoruz. Beylikdüzü Belediyesi olarak, ihtiyaç sahibi ailelerimizin evlatlarının beslenme saatlerinde sağlıklı besinlere ulaşabilmesi için bu projeyi hayata geçirdik. Toplamda bin 320 çocuğumuza beslenme desteği sağlıyoruz. Bizim isteğimiz, herkesin kendi evladına yetebilecek ekonomik düzeni kurması. Benim arzum ve duam da şudur ki, inşallah beslenme çantası vereceğimiz çocuklarımızın sayısı azalır. Selvi Hanım bu proje ile ilgilendikten sonra, emin olun Türkiye’nin dört bir tarafında bu hassasiyet oluştu. Milli Eğitim Bakanlığı dahi çocuklara öğlen saatlerinde yemek vereceğini açıkladı. Bu projeyi çocukların Selvi annesi sayesinde tüm Türkiye’ye anlatacağız. Kendisine bu hassas projeye destek verdiği için yürekten teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu: Bahçelerimizden umut biçeceğiz</strong></p>
<p>Selvi Kılıçdaroğlu ise “Bugün Çatalca köylerinde toprağı emeğiyle bereketlendiren kadınlarla bir araya geldim; çocuklarımızla sohbet ettim. Hiçbir annenin evladı adına endişe etmediği bir gelecek çok yakın, buna yürekten inanıyorum. Bahçelerimizden umut biçeceğiz. Yurdumuzda gerçekten de sayısı azımsanmayacak kadar günlük besinlere ulaşamayan çocuk var. Besin bir çocuk için çok önemli, bir anneyi en çok üzen şey ise çocuğunun aç kalmasıdır. Çocuk beslenemezse gelişemez, büyüyemez. Bir toplum için de bu durum son derece önemlidir çünkü çocuklar geleceğimiz. Murat Başkanımızın da dediği gibi bu projede amacımız sayıyı artırmak değil, hiçbir çocuğu bu duruma muhtaç etmemek” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sonraki durak Kırklareli</strong></p>
<p>Beslenme Saati uygulamasını tanıtmak ve yaygınlaştırmak için devam edecek olan programlar kapsamında16 Nisan Pazar (Bugün) ise Kırklareli’nde Kadın Eli Yöresel Ürün Kooperatifi, Kaynarca Belediyesi, Tarihi Taş Değirmen ve Kaynarca Kaynağı’na ziyaretler gerçekleştirilecek. Heyet ayrıca, Ekrem İmamoğlu Halk Kütüphanesi’nde kadınlar ve çocuklarla, Ertuğrulköy Kültür Evi ziyaretinin ardından ise kadınlarla bir araya gelecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesinin-hayata-gecirdigi-beslenme-saati-uygulamasi-turkiyeye-yayilmaya-devam-ediyor-366989">Beylikdüzü Belediyesi&#8217;nin hayata geçirdiği &#8220;Beslenme Saati&#8221; Uygulaması Türkiye&#8217;ye Yayılmaya Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de beslenme çantaları İzmir Büyükşehir desteğiyle doluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-beslenme-cantalari-izmir-buyuksehir-destegiyle-doluyor-366983</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Apr 2023 10:26:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çantaları]]></category>
		<category><![CDATA[desteğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[doluyor]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmirde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul çağındaki çocukların temel besin gıdalarına erişimini sağlamak için harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi, verdiği destek sayesinde ailelerin ceplerinde her ay 800 liranın kalmasını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-beslenme-cantalari-izmir-buyuksehir-destegiyle-doluyor-366983">İzmir&#8217;de beslenme çantaları İzmir Büyükşehir desteğiyle doluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul çağındaki çocukların temel besin gıdalarına erişimini sağlamak için harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi, verdiği destek sayesinde ailelerin ceplerinde her ay 800 liranın kalmasını sağlıyor. Büyükşehir Belediyesi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine 29 bin beslenme çantası desteği sağlarken, çorba durakları ve sıcak yemek noktalarıyla üniversitelileri de yalnız bırakmıyor.</p>
<p>Türkiye’ye örnek projeleri hayata geçiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, ilkokul ve ortaokulda öğrenim gören öğrencilerin beslenme çantasını kuruyemiş ve taze meyve ile dolduruyor. Bugüne kadar 23 bin 67 haneye 29 bin beslenme çantası desteği sağlayan Büyükşehir Belediyesi, kuru yemiş ve taze meyveden oluşan ara öğün niteliğindeki gıda desteğiyle dar gelirli ailelere nefes oluyor. Fizyolojik ve bilişsel gelişimleri için takviye gıda ihtiyacı olan ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin beslenme çantası paketlerinin içerisinde 20 gram kavrulmuş fındık, 50 gram kuru üzüm, mandalina, portakal ve elma var.</p>
<p><strong>Aylık 800 lira ailelerin ceplerine kalıyor</strong><br />Bir öğrencinin günlük beslenme çantası maliyetinin 40 lira olduğunu ifade eden İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ertuğrul Tugay, “Sürekli artan gıda fiyatlarından en çok etkilenen dar gelirli, ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarının beslenme sorunu yaşamaması için elimizden gelen desteği vermeye devam ediyoruz. Beslenme Çantası Desteği ile ilköğretim ve ortaöğretimde okuyan çocuklarımız hem sağlıklı gıdaya ulaşabiliyor hem de aylık ortalama 800 lira gibi bir rakam ailelerin ceplerine kalıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gebe beslenme paketi de dağıtılıyor</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi hamilelik döneminden başlayarak anne ve 0-3 yaş dönemindeki çocukların gelişimine destek sağlayan “İzmir95” projesini de büyütüyor.  Ev ziyaretleriyle başlatılan proje, kentin 30 ilçesinde atölye çalışmaları ve ebeveyn rehberliği programıyla sürüyor.  Sosyal Projeler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü İzmir95 projesiyle anne adaylarına “Gebe Beslenme Paketi” de dağıtılıyor. “İyi bir başlangıç her çocuğun hakkı” sloganıyla yola çıkan proje kapsamında İzmir95 Erken Çocukluk Birimi’nin ulaştığı ve bu hizmetten yararlanmak isteyen annelerin evine gebeliklerinin 7’inci ayından başlayarak 9’uncu ayın sonuna kadar 5 ay boyunca sağlıklı gıda paketi dağıtılıyor.</p>
<p><strong>Üniversitelilere çorba ve akşam yemeği desteği  </strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi bebeklikten üniversite çağına kadar sosyal yardımları kentlilerle ulaştırıyor. Büyükşehir aynı zamanda 2019’dan itibaren özel öğrencilerin eğitim gördüğü kamuya ait 29 özel eğitim okuluna düzenli olarak öğle yemeği desteği sağlıyor. Bu okullara her gün ortalama 2 bin 500 kişilik öğle yemeği dağıtılıyor. Üniversite öğrencilerine destek olmak için de 6 noktada çorba durakları var. Bu duraklarda toplam 343 bin 930 kişilik çorba dağıtıldı. Ayrıca 6 noktada da öğrencilere akşam yemeği sunuluyor. Ege Üniversitesi Kampüsü, Dokuz Eylül Üniversitesi Kampüsü, İ.Y.T.E Üniversitesi Kampüsü, Katip Çelebi Üniversitesi Kampüsü, Demokrasi Üniversitesi, Bakırçay Üniversitesi’nde toplam 571 bin 200 kişilik akşam yemeği dağıtıldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-beslenme-cantalari-izmir-buyuksehir-destegiyle-doluyor-366983">İzmir&#8217;de beslenme çantaları İzmir Büyükşehir desteğiyle doluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Beslenme Saati Projesi Rize&#8217;de Tanıtıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-beslenme-saati-projesi-rizede-tanitildi-364962</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 20:12:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[rizede]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtıldı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin planlayıp hayata geçirdiği Beslenme Saati uygulamasını yaygınlaştırmak amacıyla Karadeniz turuna çıkan Selvi Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın Trabzon’dan sonraki ziyaret durağı Rize oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-beslenme-saati-projesi-rizede-tanitildi-364962">Türkiye Beslenme Saati Projesi Rize&#8217;de Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin planlayıp hayata geçirdiği Beslenme Saati uygulamasını yaygınlaştırmak amacıyla Karadeniz turuna çıkan Selvi Kılıçdaroğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın Trabzon’dan sonraki ziyaret durağı Rize oldu.  </p>
<p>Rizeli aileler ve çocuklarıyla iftar sofrasında buluşan Başkan Çalık, “Çocukların Selvi annesiyle birlikte bu projeyi bir devlet projesi haline getirteceğiz. Bundan hiç şüphe duymuyorum. Toplumsal yaraları hep birlikte saracağız” diye konuştu.</p>
<p>CHP Genel Başkanı ve 13. Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu öncülüğünde Türkiye Beslenme Saati adıyla yaygınlaştırılan projenin tanıtımına, Trabzon’un ardından Rize’deki programlarla devam edildi. Beylikdüzü Belediyesi tarafından organize edilen programlara katılan Selvi Kılıçdaroğlu, iftar öncesi Ardeşen’de Kadınlar El Sanatları Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin emekçi kadınlarıyla bir araya geldi. Kadınlarla sohbet eden Selvi Kılıçdaroğlu, kooperatifte üretilen ürünler hakkında bilgi aldı. Selvi Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet daha sonra Fındıklı Yardımseverler Derneği, Halkın Bakkalı ve Meci Tarım Parkı’nı ziyaret etti. Selvi Kılıçdaroğlu’nun ziyaretlerine, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve eşi Zehra Çalık ile Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Cervatoğlu da eşlik etti.</p>
<p><strong>“Toplumsal yaraları hep birlikte saracağız”</strong></p>
<p>Gün boyu devam eden programların ardından Selvi Kılıçdaroğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Cervatoğlu, Rizeli aileler ve çocuklarıyla iftar sofrasında buluştu. Türkiye Beslenme Saati uygulamasıyla çocukları varlıkta eşitlediklerini ifade eden Başkan Çalık, “Biz bu akşam çocukların Selvi annesiyle gönüllerinize misafir olmaya geldik. ‘Çocuklarımıza yetemiyoruz’ diyen annelerin sesine kulak vermeye gayret ettik. Biz bu annelere bu ağır yükü taşıtamayız. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi ‘Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek’ bu ülkede. Çocuklarımız yarı aç yarı tok vakit geçirmeyecek. Bugün, burada ekonominin hangi vaziyete geldiğini gören insanlarlayız. Her şey çok pahalı. Aileler çocuklarına ne harçlık verebiliyorlar ne de beslenme çantalarına koyabilecekleri bir şey bulabiliyorlar. Biz çocukların Selvi annesiyle birlikte bu projeyi bir devlet projesi haline getirteceğiz. Bundan hiç şüphe duymuyorum. Toplumsal yaraları hep birlikte saracağız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Çocukların Selvi annesi, anne şefkatiyle tüm Türkiye’yi sarıp sarmalayacak”</strong></p>
<p>Ekonomik krizin etkilerine dikkat çeken Başkan Çalık, “Bu krizin bedelini hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen çocuklara ödetiyoruz maalesef. Çocukların kaderi asla ve asla yoksulluk olamaz, olmamalı. Çocukları mutlaka varlıkta birleştirmemiz ve eşitlememiz lazım. Genel başkanımızın sözü bizim hep kulaklarımızda. Yerel yöneticiler olarak hiçbir çocuğun yatağa aç girmeyeceği bir düzeni kurmak zorundayız. Bu gerçekler karşısında kayıtsız kalmamız mümkün değil. Beylikdüzü Belediyesi olarak hayata geçirdiğimiz Beslenme Saati uygulamasıyla Beylikdüzü’nün 10 mahallesinde 1075 çocuğumuza bugüne kadar 199 bin 506 beslenme çantası ulaştırdık. Bu çantanın üstünde ne belediyenin logosu ne de belediye başkanının ismi var. Veren elin alan eli görmeyeceği bir düzen inşa etmek zorundayız. Bu projenin Türkiye çapında duyulur olmasını sağlayan çocukların Selvi annesine yürekten teşekkür ediyorum. Çocukların Selvi annesi, anne şefkatiyle tüm Türkiye’yi sarıp sarmalayacak ” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Başkan Çalık’a teşekkür etti</strong></p>
<p>Beslenme Saati projesi nedeniyle Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’a teşekkür eden</p>
<p>Selvi Kılıçdaroğlu ise “Rize Fındıklı’da kadınlarla ve çocuklarla bir arada olmak yaşam enerjimi tazeledi. Okul öncesi eğitimden itibaren çocukların yeterli beslenebildiği, doğayla iç içe olduğu, bilim ve sanatı deneyimleyebildiği bir ülke gerçekten çok yakın, inanın. Yeter ki bu noktada birleşelim” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-beslenme-saati-projesi-rizede-tanitildi-364962">Türkiye Beslenme Saati Projesi Rize&#8217;de Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü Belediyesi&#8217;nin hayata geçirdiği Beslenme Saati projesinin ikinci ayağı Trabzon oldu.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesinin-hayata-gecirdigi-beslenme-saati-projesinin-ikinci-ayagi-trabzon-oldu-364575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Apr 2023 16:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayağı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[geçirdiği]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[projesinin]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[trabzon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364575</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı ve 13. Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu öncülüğünde yaygınlaşan projeyi Türkiye genelinde hayata geçirmeyi planladıklarını dile getiren Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da söylediği gibi ‘Türkiye’de hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek’.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesinin-hayata-gecirdigi-beslenme-saati-projesinin-ikinci-ayagi-trabzon-oldu-364575">Beylikdüzü Belediyesi&#8217;nin hayata geçirdiği Beslenme Saati projesinin ikinci ayağı Trabzon oldu.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı ve 13. Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu öncülüğünde yaygınlaşan projeyi Türkiye genelinde hayata geçirmeyi planladıklarını dile getiren Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da söylediği gibi ‘Türkiye’de hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek’.</p>
<p>Biz bu sözü kendimize şiar edindik. Bütün çocuklar bizim evlatlarımız dedik. Onları ve geleceklerini güvence altına almak için var gücümüzle çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin ilçedeki her çocuğun bir öğün sağlıklı gıdaya erişebilmesi için hayata geçirdiği Beslenme Saati projesi tüm ülkeye yayılıyor. CHP Genel Başkanı ve 13. Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu öncülüğünde Türkiye Beslenme Saati olarak yaygınlaşan projenin ikinci ayağı Trabzon oldu. Beylikdüzü Belediyesi tarafından organize edilen programlara katılmak üzere kente giden Selvi Kılıçdaroğlu, iftar öncesi Trabzon’da Kadın Kooperatiflerini ziyaret etti. Kılıçdaroğlu’na Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Zehra Çalık’ın yanı sıra CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın eşi Tuba Kaya da eşlik etti. Trabzon programı kapsamında Beşikdüzü ilçesinin Oğuz Mahallesi&#8217;ndeki Üretici Kadınlar Dayanışma Derneği&#8217;ni ziyaret eden Selvi Kılıçdaroğlu, burada Trabzon kültürünü yansıtan el emeklerini inceledi, üreten kadınlardan bilgi aldı. Yöre kadınlarıyla sohbet eden Kılıçdaroğlu, kadınların sosyalleşmesi ve üretime katkı sağlaması için desteklenmesi gerektiğine vurgu yaptı.</p>
<p><strong>“Çocuklarımıza sahip çıkmak ve varlıkta eşitlemek zorundayız”</strong></p>
<p>Gün boyu devam eden programların ardından Selvi Kılıçdaroğlu ve Başkan Çalık Trabzonlu aileler ve çocuklarıyla iftar sofrasında buluştu. Türkiye Beslenme Saati uygulamasının sosyal belediyecilik anlayışıyla ekonomik krizin yol açtığı toplumsal yaraları sarabilmek için hayata geçirildiğini belirten Başkan Çalık, “Ekonomik krizlerin bedelini ne yazık ki büyük oranda çocuklar ve kadınlar ödüyor. Hiçbir sorumluluğu olmasa da çocuklarımıza yüklüyoruz bu ağır sorumluluğu. Çocuklarımıza sahip çıkmak ve varlıkta eşitlemek zorundayız. Biz de bunun için çalışıyoruz. Geldiğimiz noktada birçok okulda yoksulluk nedeniyle çocuklar maalesef öğün atlamak zorunda kalıyor. Yetersiz beslendikleri için sağlık sıkıntıları yaşıyorlar. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da söylediği gibi ‘Türkiye’de hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek’. Biz bu sözü kendimiz şiar edindik, bütün çocuklar bizim evlatlarımız dedik. Onları ve geleceklerini güvence altına almak için var gücümüzle çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Çocuklarımız için hak ettiği aydınlık bir geleceği hep birlikte inşa edeceğiz”</strong></p>
<p>Konuşmasında projenin yerelin imkânlarıyla hayata geçen bir sosyal adalet projesi olduğunun altını çizen Çalık, “Evlatlarımızın eşitleneceğini düşündüğümüz Beslenme Saati projesini Beylikdüzü’nde uygulamaya geçirdik. Çocuklarımızın özgüvenle ve mutlu bir şekilde büyümesini istiyoruz. Beylikdüzü’nde başlattığımız bu projeyi Türkiye genelinde hayata geçirmeyi planlıyoruz, Selvi hanımın öncülüğünde de inşallah tüm Türkiye’ye yayılacak. Bizler evlatlarımızın yüzlerini güldürmek, onlara sevgimizi göstermek, eğitim hayatlarına katkı vermek için tüm varlığımızla çalışmaya devam edeceğiz. Çocukların Selvi annesi himayesinde, çocuklarımız hayal kırıklığıyla değil başarı ve özgüvenle büyüyecek. Çocuklarımız için hak ettiği aydınlık bir geleceği hep birlikte inşa edeceğiz. Birlikte başaracağız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Çok yakın zamanda bu projeler devlet eliyle yürüyecek”</strong></p>
<p>Selvi Kılıçdaroğlu ise Beslenme Saati projesi nedeniyle Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’a teşekkür ederek “Tüm çocukların yeterli beslenebildiği, sağlıklı ve güvende olduğu bir geleceği hep birlikte kuracağız. Çocuklarımız için, kadınların gücü, emeği ve şefkatiyle yapacağız bunu. Ben inanıyorum ki çok yakın zamanda bu projeler devlet eliyle yürüyecek. Tabii ki belediyelerimiz de devam edecek ama aslolan anayasal zorunluluk olarak merkezi hükümetin bunu yüklenmesi. Biz bu projenin yaygınlaşması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Tek isteğimiz çocukların sağlıklı beslenmesi ve yaşaması. Bunun için çabamız devam edecek. Ramazan ayı insanların dayanışma içinde olduğu bir ay. Biz böyle gördük ve böyle devam etmesini istiyoruz. Bu ayın sonunu da huzur içinde getireceğiz. Tutulan oruçların, edilen duaların kabul olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesinin-hayata-gecirdigi-beslenme-saati-projesinin-ikinci-ayagi-trabzon-oldu-364575">Beylikdüzü Belediyesi&#8217;nin hayata geçirdiği Beslenme Saati projesinin ikinci ayağı Trabzon oldu.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrencilere Ücretsiz Beslenme Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ogrencilere-ucretsiz-beslenme-destegi-361580</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2023 12:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361580</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB, sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden birini hayata geçirdi. İlköğretim öğrencilerine ücretsiz beslenme paketi dağıtımına başlandı. İlk etapta 18 ilçede, 70 okulda 3 bin öğrenciye ulaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogrencilere-ucretsiz-beslenme-destegi-361580">Öğrencilere Ücretsiz Beslenme Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB, sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden birini hayata geçirdi. İlköğretim öğrencilerine ücretsiz beslenme paketi dağıtımına başlandı. İlk etapta 18 ilçede, 70 okulda 3 bin öğrenciye ulaşıldı. İçerisinde süt, meyve, sandviç ve yumurta bulunan paketler okul girişlerinde dağıtıldı. </strong></p>
<p><strong>HEM VELİLER HEM ÖĞRENCİLER SEVİNDİ</strong></p>
<p>Bu okullardan biri Bağcılar Anafartalar İlkokulu’ydu. Okula çocuklarını getiren veliler uygulamadan memnun kaldı. Çocuklar da sevinçle paketlerini alıp sınıflarına girdi. Bazıları daha okul bahçesinde paketi açıp kahvaltısını yaptı. </p>
<p><strong>POLAT: 125 BİN ÇOCUĞUMUZA ULAŞACAĞIZ…</strong></p>
<p>Dağıtım yapılan okulları, İstanbul Planlama Ajansının belirlediği kırılganlık ve dezevantajlılık haritasına göre belirlediklerine söyleyen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, “Projenin birinci etabında 18 ilçede başladık. 70 okulu kapsıyoruz. Günlük, çocuklarımıza 3 bin beslenme paketi dağıtıyoruz. Projenin ikinci etabında 24 ilçeyi hedefliyoruz. Toplamda ayda 125 bin çocuğumuza beslenme ulaştırmış olacağız” dedi. Protein bakımından zengin gıdaların yer aldığı beslenme paketinde 2019’dan bu yana ‘süt her çocuğun hakkı’ sloganıyla ücretsiz dağıtılan İstanbul halk sütün küçük karton paketi de yer aldı.<strong> </strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogrencilere-ucretsiz-beslenme-destegi-361580">Öğrencilere Ücretsiz Beslenme Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batı Tipi Beslenme Çocuklarda Astım Sıklığını Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bati-tipi-beslenme-cocuklarda-astim-sikligini-artiriyor-360782</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:06:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[sıklığını]]></category>
		<category><![CDATA[tipi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360782</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda çocukluk çağında astım, egzama ve besin alerjileri gibi kronik hastalıkların görülme sıklığı arttı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bati-tipi-beslenme-cocuklarda-astim-sikligini-artiriyor-360782">Batı Tipi Beslenme Çocuklarda Astım Sıklığını Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda çocukluk çağında astım, egzama ve besin alerjileri gibi kronik hastalıkların görülme sıklığı arttı. Bu artıştan çevresel etmenler, modern yaşam tarzı ve beslenmedeki değişiklikler sorumlu tutuluyor</strong>. <strong>Hazır ve işlenmiş besinlerin yüksek oranda tüketimine dayanan Batı tipi beslenme modelinin çocuklarda astım sıklığını artırdığını belirten Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Betül Karaatmaca, buna karşın Akdeniz tipi beslenmenin astımdan koruduğunu vurguladı. </strong></p>
<p>Bağırsaklarımızda bizimle dost olarak yaşayan, bağışıklık sistemimize omuz veren mikrobiyatamız, yaşamın ilk yıllarında anne sütüyle beslenme ile zenginleşerek gelişmeye başlar.  Bağırsakları adeta bir kale duvarı gibi mikroplardan ve alerjenlerden koruyan mikrobiyatamız; besinlerin sindirimi, vitaminlerin sentezi, bağışıklık sisteminin düzenlenmesi, zararlı mikropların dışlanması, toksinlerin ve kanserojenlerin uzaklaştırılması gibi görevleri yerine getirir. Modern yaşam tarzında özellikle işlenmiş ve hazır gıdaların, bağırsak mikrobiyatasını olumsuz yönde etkileyerek çocuklarda alerjik hastalıkların artışına sebep olduğunu belirten <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Betül Karaatmaca bu durumu ortaya koyan bilimsel çalışmaları ve astımdan koruyan beslenme önerilerini paylaştı.  </strong></p>
<p><strong>Bağırsak Mikrobiyatasının Çeşitliliğinin Azalması Alerjenlere Duyarlılığı Artırıyor</strong></p>
<p>Bağırsak mikrobiyatamızı ve bağışıklığımızı destekleyen en önemli besinlerden biri lifli gıdalardır. Amerika’da yapılan bir çalışmada haftada 30 farklı çeşit bitkisel besin tüketenlerin en zengin bağırsak mikrobiyatasına sahip oldukları ortaya koyuldu. Bağırsak mikrobiyatasının içeriğinin değişmesi bağışıklık sistemini etkiliyor, zararlı mikrop ve alerjenlere duyarlılığın artışına neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Akdeniz Tipi Beslenme Astımdan Koruyor</strong></p>
<p>Pediatric Allergy and Immunology<em> </em>dergisinde yakın zamanda yayınlanan bir makalede Batı tipi beslenme dediğimiz hazır besinlerin yüksek oranda tüketiminin çocuklarda astım sıklığını arttırdığı, aksine Akdeniz tipi beslenmenin ise koruyucu olduğu ortaya koyuldu. Ayrıca yaşamın ilk yıllarında tek tip beslenme yerine günlük diyette besin çeşitliliğin sağlanması durumunda 6 yaşında astım görülme sıklığının azaldığı belirtildi. Öyle ki günlük diyete eklenen her farklı besin için astım riskinde %26&#8242; lık bir azalma olduğu rapor edildi. </p>
<p><strong>Meyve, Sebze, Balık ve Yoğurttan Zengin Bir Diyet Astım Riskini Azaltıyor</strong></p>
<p>Avrupa’daki pek çok ülkeyi kapsayan çocukların hamilelikten itibaren uzun süreli takip edildiği başka bir çalışmada; meyve, sebze, balık ve yoğurt açısından zengin bir diyet tüketilmesinin yine 6 yaşında astım riskini azalttığı gözlendi. Özetle bu çalışmalar bize bağırsaklarımızdaki iyi mikropları yani mikrobiyatamızı doğal ve tek tip besinle değil çok sayıda besinle beslersek astım olma riskimizin azaldığını söylüyor. </p>
<p><strong>Doğru Beslenme, Uzun Süreli İlaç Kullanma İhtiyacını Ortadan Kaldırıyor</strong></p>
<p>Tüm bu bilgiler ışığında, hem kendimizi hem çocuklarımızı alerji ve romatizma gibi hastalıklardan korumak ve bağırsak mikrobiyatamızı güçlendirmek için işlenmiş gıdalardan uzak, çeşitli lifleri içeren Akdeniz tipi sağlıklı bir diyet uygulamamız uygun olacaktır. Beslenmemizi düzenleyerek hastalık riskimizi azaltabilir ve böylece uzun süreli ilaç kullanma ihtiyacımızı da ortadan kaldırabiliriz. &#8220;Tıbbın Babası&#8221; Hipokrat’ın da dediği gibi “Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar. Bağırsak hasta ise vücudun geri kalan kısmı da hastadır”.</p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Hakkında:</strong></p>
<p>Ülkemizde alerji ve immünoloji alanında kurulan ilk dernek olan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD), erişkin- çocuk alerji ve klinik immünoloji uzmanlarını bir çatı altında toplamaktadır. Alerji ve Klinik İmmünoloji biliminin ve hizmetinin ülkemizde gelişimine katkı sağlamayı ve alerjik – immünolojik hastalıklar konusunda toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefleyen AİD, uluslararası katılımlı kongre ve bilimsel toplantılar gerçekleştirerek branş hekimlerinin ve ilişkili sağlık personelinin en yeni bilgiler ile güncellenmesi sağlanmaktadır. Uluslararası bilimsel kurumlarla (AAAAI, EAACI, SIAF, WAO) iş birliği yapan dernek bu iş birliklerinin ışığında uluslararası kurumların düzenlediği kongre ve kursları ülkemizde başarıyla gerçekleştirmiş, ülkemizi başarıyla temsil ederek biliminin ilerlemesine önemli bir katkı sunmuştur. Yine farkındalık yaratma misyonuyla öne çıkan dernek, üyeleri için bilimsel toplantılara katılımı için maddi destek sağlamakta dernek üyeleri dışında da bedelsiz bir şekilde kurs ve okul şeklinde çeşitli eğitim toplantıları düzenlenmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bati-tipi-beslenme-cocuklarda-astim-sikligini-artiriyor-360782">Batı Tipi Beslenme Çocuklarda Astım Sıklığını Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Personeline &#8216;Ramazan&#8217;da Beslenme&#8217; Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-personeline-ramazanda-beslenme-semineri-359216</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 13:16:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[personeline]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359216</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, hizmet içi eğitim programı çerçevesinde personele yönelik ‘Ramazan’da Beslenme’ konulu seminer düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-personeline-ramazanda-beslenme-semineri-359216">Osmangazi Personeline &#8216;Ramazan&#8217;da Beslenme&#8217; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, hizmet içi eğitim programı çerçevesinde personele yönelik ‘Ramazan’da Beslenme’ konulu seminer düzenledi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleşen eğitimde Diyetisyen Saliha Arif, personellere Ramazan Ayı’nda su tüketimi, iftar menüsü, sahurda yenilmesi gerekenler ve israfı azaltmaya yönelik önemli bilgiler verdi. Oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmenin önemine değinen Arif, “Ramazan’da almamız gereken karbonhidrat, yağ, protein ve mineral oranları aynı miktarda olmalıdır. Çünkü uzun süre aç kalınacağı için sahurda daha çok yemek yenilmekte, bu durum da bir takım sağlık sorununu beraberinde getirmektedir. Ancak doğru bir beslenme tarzı ve doğru planlanmış egzersizlerle metabolizmanın yavaşlamasını engelleyebiliriz” dedi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Beslenmeye dikkat edilmediği takdirde Ramazan Ayı’nda kilo alınabileceğini söyleyen Diyetisyen Saliha Arif, “Sahur, insanları oruca hazırlayan en önemli öğündür. Bu yüzden mutlaka atlanmamalıdır. Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, aralıklı ve her defasında küçük porsiyonlar şeklinde beslenin. Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçınarak, iyice çiğneyerek tüketin. Yağlı ve çok baharatlı yiyeceklerden uzak durun. Çünkü bunlar daha fazla susamaya neden olacaktır. Orucu, suyla veya tuzsuz peynir, hurma gibi iftariyeliklerle açmak daha sağlıklı bir seçenektir. Ana yemeğe geçmeden 1 kase çorba içip 15-20 dakika beklenmelidir. Bunlara dikkat etmediğimiz sürece Ramazan’da kilo almamız kaçınılmaz olur” diye konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yaklaşık 1 saat süren seminer sonunda Diyetiysen Saliha Arif, bayramda tatlı tüketimine dikkat edilmesi konusunda da uyarılarda bulundu. </span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-personeline-ramazanda-beslenme-semineri-359216">Osmangazi Personeline &#8216;Ramazan&#8217;da Beslenme&#8217; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay&#8217;ın Afet Bölgelerindeki Beslenme Çalışmaları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilayin-afet-bolgelerindeki-beslenme-calismalari-353071</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 15:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bölgelerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kızılayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353071</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kızılay Koordinesindeki Afet Beslenme Platformu Grubu afetin başından bugüne kadar yaklaşık 94 milyon kişiye beslenme desteği sağladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilayin-afet-bolgelerindeki-beslenme-calismalari-353071">Kızılay&#8217;ın Afet Bölgelerindeki Beslenme Çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızılay Koordinesindeki Afet Beslenme Platformu Grubu afetin başından bugüne kadar yaklaşık 94 milyon kişiye beslenme desteği sağladı.</strong></p>
<p>Kızılay, depremden etkilenen 10 ilde farklı noktalara yerleştirdiği aşevleri, mobil mutfakları ve ikram araçlarıyla her an depremzedelerin yardımına koşuyor.  Kızılay, 6 bine yakın profesyonel ve gönüllüsü ile deprem bölgesinde yaraları sarmaya çalışıyor.</p>
<p>Depremin hemen ardından 10 il, 67 ilçe ve 717 noktada afetzedelere yardım ulaştıran Kızılay ve koordine ettiği Afet Beslenme Grubunun 259 paydaşı ile afetin 24. Gününde;</p>
<p>5 Aşevi,</p>
<p>86 ikram aracı, </p>
<p>370 mobil mutfak, </p>
<p>47 mobil fırın, </p>
<p>22 sahra mutfak,</p>
<p>İle görev yapmaktadır</p>
<p><strong>Yaklaşık 94 Milyon Beslenme Desteği</strong></p>
<p>Kızılay, afet bölgesinde bulunan aşevleri ve mobil beslenme araçlarından Afet Beslenme Grubu paydaşları ile günde 3 öğün olmak üzere 93.268.114 kişilik beslenme desteği sağladı. Mobil mutfak ve ikram araçlarını depremden etkilenen tüm illere sevk eden Kızılay; Türkiye Afet Müdahale Planında kendisine verilen beslenme hizmetini yerine getiriyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilayin-afet-bolgelerindeki-beslenme-calismalari-353071">Kızılay&#8217;ın Afet Bölgelerindeki Beslenme Çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullar Açıldı, Narlıdere&#8217;de Beslenme Desteği Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okullar-acildi-narliderede-beslenme-destegi-basladi-351311</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2023 11:42:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[narlıderede]]></category>
		<category><![CDATA[okullar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Narlıdere Belediyesi, okulların açılmasıyla ilkokul çağındaki çocuklara bir öğünlük beslenme desteği vermeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullar-acildi-narliderede-beslenme-destegi-basladi-351311">Okullar Açıldı, Narlıdere&#8217;de Beslenme Desteği Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Narlıdere Belediyesi, okulların açılmasıyla ilkokul çağındaki çocuklara bir öğünlük beslenme desteği vermeye başladı. Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, çocuklar için tüm imkânlarını seferber ettiklerini belirterek, “Beslenme Çantaları Boş Kalmasın projesiyle evlatlarımızın eğitime katılma performansını artırmak ve öğrenme güçlüğünün önüne geçmek istiyoruz” diye konuştu.</i></b></p>
<p>Narlıdere Belediyesi, okulların açılmasıyla birlikte öğrencilere günde bir öğün desteğine başladı. Okul Aile Birlikleri ile iletişime geçen ve ihtiyaç sahibi aileleri tespit eden belediye ekipleri, özenle hazırladıkları bir öğünlük beslenme ürünlerinden oluşan paketleri ilçede eğitim gören yaklaşık 500 ilkokul öğrencisinin ailesine teslim etti. Narlıdere Belediyesi, ilkokul öğrencilerine dönem sonuna kadar haftanın 5 günü beslenme desteği vermeye devam edecek. Proje ile beslenmeye bağlı öğrenme bozukluklarının önüne geçilmesi ve ihtiyaç sahibi ailelere bir nebze olsun ekonomik destek verilmesi amaçlanıyor.</p>
<p><b>DOĞRU BESLENME, ÖĞRENMEYİ ETKİLİYOR</b></p>
<p>Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, göreve geldikleri ilk günden bu yana hayata geçirdikleri tüm projelerde çocuklara ve kadınlara öncelik verdiklerini ifade ederek, “Gelecek çocuklarımızın. Bu yüzden evlatlarımız için her zaman daha hassas davranmaya devam ediyoruz. Hayata geçirdiğimiz ‘Beslenme Çantaları Boş Kalmasın’ projesiyle evlatlarımızın eğitime katılma performansını artırmak ve öğrenme güçlüğünün önüne geçmek istiyoruz. Çünkü doğru ve dengeli beslenmenin beyin gelişimi ve bilişsel fonksiyonlar üzerindeki olumlu etkisini biliyoruz. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Okula giden her çocuğumuzun karnı doymalı’ sözünden de hareketle evlatlarımız için tüm imkânlarımızı seferber etmeyi sürdüreceğiz. Hiçbir evladımızın okula aç gitmesine razı gelemeyiz” diye konuştu.    </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullar-acildi-narliderede-beslenme-destegi-basladi-351311">Okullar Açıldı, Narlıdere&#8217;de Beslenme Desteği Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay Beslenme Faaliyetlerine Aralıksız Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilay-beslenme-faaliyetlerine-araliksiz-devam-ediyor-351118</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2023 16:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aralıksız]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[faaliyetlerine]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351118</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kızılay, 11 ilde şiddetli olarak hissedilen 7.6 ve 7.7 büyüklüğündeki iki depremin ardından yaraları sarmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-beslenme-faaliyetlerine-araliksiz-devam-ediyor-351118">Kızılay Beslenme Faaliyetlerine Aralıksız Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızılay, 11 ilde şiddetli olarak hissedilen 7.6 ve 7.7 büyüklüğündeki iki depremin ardından yaraları sarmaya devam ediyor. </strong></p>
<p><strong>Kızılay koordinasyonunda yürütülen beslenme gurubu üyeleriyle birlikte verilen sıcak yemek sayısı 40 milyon tabağı geçti. Kızılay, beslenme faaliyetlerinin yanı sıra diğer alanlarda da destekleyici faaliyetlerine devam ediyor.</strong></p>
<p>Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi merkezli ve Elbistan ilçesi merkezli gerçekleşen depremlerin ardından afet bölgesinde iyileştirme çalışmaları devam ediyor. Depremzedeler için ilk günden bu yana sahada her ihtiyaca cevap vermek için seferber olan Kızılay, bin 500 den fazla profesyonel çalışan ve 5 bine yakın gönüllüsü ile hizmete devam ediyor.</p>
<p><strong>Yaklaşık 40 milyon Kişilik Sıcak Yemek Dağıtıldı</strong></p>
<p>86 ikram aracı, 356 mobil mutfak, 41 mobil fırın, 22 sahra mutfak ve 330 hizmet aracı olmak üzere bölgede toplamda 835 araçla hizmet veren Türk Kızılay, afet bölgesinde bulunan 5 aşevinden afetzedelere düzenli olarak yemek çıkarıyor. Kızılay koordinesindeki Afet Beslenme Grubu şimdiye kadar yaklaşık 7.6 milyon kişilik çorba,</p>
<p>40 milyon kişilik 3 öğün sıcak yemek ve 43 milyon adet ekmek dağıttı. </p>
<p>Depremzedelerin beslenme ve diğer tüm ihtiyaçları için www.kizilay.org.tr web adresinden, Kızılay şubelerinden, 168 Türk Kızılay ücretsiz danışma ve bağış hattından, mobil uygulamadan, bankalarda bulunan Türk Kızılay bağış hesapları ile internet bankacılığından ve SMS yöntemiyle 2868’e DEPREM yazıp göndererek mesaj başına 20 TL ile destek olabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-beslenme-faaliyetlerine-araliksiz-devam-ediyor-351118">Kızılay Beslenme Faaliyetlerine Aralıksız Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay Ekipleri Deprem Bölgesinde, Afetzedelere Mobil Mutfaklardan Beslenme Hizmeti Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilay-ekipleri-deprem-bolgesinde-afetzedelere-mobil-mutfaklardan-beslenme-hizmeti-basladi-349286</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2023 17:12:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[mutfaklardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen depremin hemen ardından ekiplerini bölgeye sevk eden Kızılay, 1000’e yakın personel ve gönüllüsüyle afetzedelere yardım ulaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-ekipleri-deprem-bolgesinde-afetzedelere-mobil-mutfaklardan-beslenme-hizmeti-basladi-349286">Kızılay Ekipleri Deprem Bölgesinde, Afetzedelere Mobil Mutfaklardan Beslenme Hizmeti Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen depremin hemen ardından ekiplerini bölgeye sevk eden Kızılay, 1000’e yakın personel ve gönüllüsüyle afetzedelere yardım ulaştırıyor. Mobil mutfak ve ikram araçlarını bölgeye yönlendiren Kızılay, bölgeye binlerce çadır ve onbinlerce battaniye sevk etti. </strong></p>
<p>Depremin ardından afetzedelere yardım ulaştırmak için 7/24 çalışma esasına geçen Kızılay, 350’ye yakın profesyonel ve 1000’den fazla gönüllüsü ile hem depremzedelere hem de arama kurtarma ve sağlık personellerine destek sağlıyor. 10 ilde şiddetli şekilde hissedilen deprem için harekete geçen Kızılay, 8 Afet Müdahale Merkezi ve 11 Kızılay Şubelerinden uzman ekipler bölgeye intikal ettirdi.</p>
<p><strong>Kızılay Yöneticileri Afete Müdahale Çalışmalarını Yerinde Koordine Ediyor</strong></p>
<p>Yaşanan büyük depremin ardından afet bölgesine intikal eden Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, vatandaşlara çağrıda bulunarak hasarlı evlere girilmemesi uyarısında bulundu. Kınık, “AFAD Seviye4 seviyesinde bir afet ilan etti. Biz de Kızılay’ın tüm barınma, gıda, beslenme ve kan hizmetleri kapasitesini bölge için seferber ediyoruz. Bütün yerel şubelerimiz ve komşu şubelerimiz arama ve kurtarma çalışmalarına destek olmak üzere sahadalar. Aşevlerimiz açık. Mobil mutfak tırlarımız sahaya intikal ediyor” dedi. Kızılay Genel Müdürü Dr. İbrahim Altan da Kahramanmaraş’taki çalışmaları yerinde koordine etmek için deprem bölgesine ulaştı.</p>
<p><strong>Mobil Mutfak ve İkram Araçları Depremzedelerin Hizmetinde</strong></p>
<p>Kızılay, 77 ikram aracı ve 5 mobil mutfak TIR’ı ile depremden etkilenen illerde beslenme hizmeti vermek için afet bölgesinde. Ayrıca sıcak yemek, ikramlık malzeme, çorba, sıcak/soğuk içecek ve su dağıtımına devam ediyor. Vatandaşların soğuktan etkilenmemeleri için de yoğun çaba sarf eden Kızılaycılar, battaniye, çadır ve yatak sevkini de sürdürüyor.</p>
<p><strong>Psikososyal Destek Çalışmaları Başladı</strong></p>
<p>Kızılay’ın Psikososyal destek ekipleri depremzedelere destek için bölgeye sevk edildi. Kaza ve afet anında en çok etkilenen kırılgan gruplar üzerinde afetin psikolojik etkisini en aza indirmek üzere sahaya inerek ailelere destek veren Kızılaycılar, depremin etkisi ortadan kalkıncaya kadar bölgede kalmaya devam edecekler.</p>
<p><strong>Kızılay İletişim Merkezi 7/24 Esasıyla Çalışıyor</strong></p>
<p>Kızılay, İletişim Merkezine gelen talepleri koordine ederek gerekli birimlere iletiyor. Taleplerinizi Kızılay’a iletmek için 168 çağrı merkezi, Sosyal Medya mecraları ve www.kızılay.org.tr adresi üzerinden Kızılay’a ulaşabilir ve afetzedelere destek olabilirsiniz. </p>
<p><strong>Kızılay Deprem Bölgesi İçin İhtiyaç Listesi Yayınladı</strong></p>
<p>Genel Başkan Kınık, sosyal medya hesabından yardımda bulunmak isteyen iş insanları, firmalar ve hayırseverlere dayanışma çağrısında bulunarak ihtiyaç listesi paylaştı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-ekipleri-deprem-bolgesinde-afetzedelere-mobil-mutfaklardan-beslenme-hizmeti-basladi-349286">Kızılay Ekipleri Deprem Bölgesinde, Afetzedelere Mobil Mutfaklardan Beslenme Hizmeti Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2013&#8217;ten bu yana C. Ronaldo&#8217;nun beslenme sponsoru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2013ten-bu-yana-c-ronaldonun-beslenme-sponsoru-347170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2023 10:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ronaldonun]]></category>
		<category><![CDATA[sponsoru]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<category><![CDATA[yana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenme alışkanlıklarını iyileştirme misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Herbalife Nutrition, Türkiye ve dünyada 200’den fazla sporcu, takım ve spor etkinliğine destek oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2013ten-bu-yana-c-ronaldonun-beslenme-sponsoru-347170">2013&#8217;ten bu yana C. Ronaldo&#8217;nun beslenme sponsoru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beslenme alışkanlıklarını iyileştirme misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Herbalife Nutrition, Türkiye ve dünyada 200’den fazla sporcu, takım ve spor etkinliğine destek oluyor. 2013’ten bu yana C. Ronaldo’nun beslenme sponsoru olan Herbalife, triatlon (üç branşın –yüzme, bisiklet, koşu- bir arada yapıldığı spor dalı)</strong> <strong>sporcularını da destekliyor.</strong></p>
<p>Spora verdiği desteği dünya çapındaki spor dalı ve sporcu sponsorluklarıyla gösteren Herbalife Nutrition, farklı spor dallarında Türkiye’yi dünyada temsil eden sporculara desteğiyle öne çıkıyor. Şirket, 4 kez üst üste Dünya Şampiyonası’na katılma hakkı kazanan ilk Türk sporcu olan milli triatlet (triatlon sporcusu) İpek Onaran’ın 2014 yılından bu yana yanında yer alıyor. 2021’de Sırbistan&#8217;da düzenlenen Triatlon Balkan Şampiyonası&#8217;nda erkekler 30-40 yaş kategorisinde &#8220;Balkan Şampiyonu&#8221; olan milli triatlet Barış İlhan’a da ürün sponsoru olarak destek veriyor. Ayrıca, fitness, pilates ve yoga eğitmeni olan Emine Başarır Ünal, 2020 yılından beri Herbalife Nutrition ailesinde Fitness Danışmanı olarak yer alıyor.</p>
<p><strong>200’den fazla sporcu, takım ve spor etkinliğine sponsor</strong></p>
<p>Sporun ve sporcunun her zaman yanında olan Herbalife, bugüne kadar başta C. Ronaldo olmak üzere RBFA Red Flames (Belçika), Olimpik Lyon Kadın (Fransa), Atletico de Madrid Kadın &#038; Real Betis (İspanya), Tottenham Hotspur Kadın (İngiltere), Yunan Olimpiyat takımı ve beş ulusal Olimpiyat komitesinin de dahil olduğu 200&#8217;den fazla spor takımına, etkinliğe ve sporcuya sponsor oldu. LA Galaxy&#8217;nin 2005&#8217;ten beri özel beslenme ortağı olan marka kulüple birlikte bugüne kadar 2,5 milyon dolarlık hayırseverlik bağışları yaptı.</p>
<p><strong>Ronaldo’ya özel ürün geliştirdi </strong></p>
<p>Cristiano Ronaldo performansı açısından dünyada örnek gösterilen, sadece futbol yeteneğiyle değil beslenmesine verdiği önem ve bu konuda aldığı danışmanlık ve desteklerle de ön planda olan bir sporcu. Performansın beslenmeden çok fazla etkilenmesinden yola çıkarak 2013 yılında imzalanan beslenme sponsorluğu anlaşması ile C. Ronaldo antrenman ve beslenme ihtiyaçları doğrultusunda Herbalife ürünleri tüketiyor. Ronaldo’ya özel olarak Herbalife’ın Ar-Ge ekibi tarafından geliştirilen CR7 isimli ürünü GIDA+ 2022 ödüllerinde en yenilikçi sporcu gıdası ürünü ödülüne layık görüldü.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2013ten-bu-yana-c-ronaldonun-beslenme-sponsoru-347170">2013&#8217;ten bu yana C. Ronaldo&#8217;nun beslenme sponsoru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarıyıl Tatilinde Çocuklar İçin Sağlıklı ve Lezzetli Beslenme İpuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yariyil-tatilinde-cocuklar-icin-saglikli-ve-lezzetli-beslenme-ipuclari-346677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2023 12:36:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[lezzetli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tatilinde]]></category>
		<category><![CDATA[yarıyıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okyanusların doğal mucizesi ton balığı bağışıklığı güçlendiriyor, beyin ve kas gelişimini destekliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yariyil-tatilinde-cocuklar-icin-saglikli-ve-lezzetli-beslenme-ipuclari-346677">Yarıyıl Tatilinde Çocuklar İçin Sağlıklı ve Lezzetli Beslenme İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okyanusların doğal mucizesi ton balığı bağışıklığı güçlendiriyor, beyin ve kas gelişimini destekliyor</strong></p>
<p><strong>Yoğun bir eğitim döneminin ardından öğrencilerin dört gözle beklediği yarıyıl tatili geldi. Bu tatil ebeveynlerin desteğiyle çocukların sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı edinmeleri için bir fırsat. Sağlığı, lezzeti ve pratikliğiyle ailelerin tercih ettiği ürünler arasında ilk sıralarda yer alan okyanusların doğal mucizesi ton balığı, vücut direncini artırarak bağışıklığı güçlendiriyor, beyin ve kas gelişimini destekliyor. Türkiye’yi ton balığı ile tanıştıran ilk marka olan Dardanel ile birbirinden lezzetli, sağlıklı yemekler hazırlayabilirsiniz. Ünlü şef Somer Sivrioğlu, çocukların favorisi olmaya aday Dardanel Ton’lu bir tarifi paylaşıyor.</strong></p>
<p>Öğrencilerin doyasıya oyun oynamak, dinlenmek ve enerji depolamak için heyecanla beklediği yarıyıl tatili geldi. Çocuklarıyla daha fazla vakit geçirme fırsatına sahip olan ebeveynler için yarıyıl tatili aynı zamanda onlara sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak için de bir fırsat.</p>
<p>Sağlıklı ve dengeli beslenme denilince ilk akla gelen lezzetlerden biri de balık ve deniz ürünleri.  Balık ve deniz ürünleri vitamin, mineral ve omega-3 gibi vücut için faydalı yağlar içeriyor. Bu özellikleri sayesinde bağışıklık hücrelerinin gelişimini ve savunma yeteneklerini destekleyerek birçok hastalığa karşı koruyucu etki sağlıyor. Düzenli balık tüketiminin beyin ve kas gelişimini desteklediğini, vücut direncini yükselttiğini gösteren pek çok çalışma bulunuyor.</p>
<p><strong>Dardanel Ton günlük protein ihtiyacının %47’sini karşılıyor</strong></p>
<p>Uzmanlar haftada en az iki öğün balık tüketmenin önemini vurguluyor. Sağlıklı bir öğünün en pratik ve lezzetli yollarından biri de dünyanın en çok tüketilen balığı olan ton balığından geçiyor.  </p>
<p>Türkiye’nin balık ve deniz ürünleri uzmanı Dardanel kalitesi ve güvencesiyle sofralara ulaşan ton balıklarıyla yarıyıl tatilinde de çocuklar için sofralarda sağlığa ve lezzete yer açmak son derece kolay.</p>
<p>Türkiye’yi ton balığı ile tanıştıran ilk marka olan Dardanel’in Atlantik ve Hint okyanuslarının tertemiz sularında yetişen balıklardan seçtiği ürünler kolay açılabilir kutularda sunuluyor.</p>
<p>Saf bir protein ve Omega 3 kaynağı olan ton balığı, 100 gramlık bir kutuda tüketildiğinde günlük protein ihtiyacının %47’sini karşılıyor. Dardanel ton balıkları sadece doğal avcılık ile yakalanan balıklarda bulunan ve çok güçlü bir antioksidan olan selenyum mineralini de içeriyor.</p>
<p>Dardanel’in klasik ayçiçek yağlı, Akdeniz mucizesi zeytinyağlı ve light ton balıkları seçenekleriyle yapılacak tariflerle yarıyıl tatilinde çocuklara balık sevgisini aşılamak çok kolay. Ton balıklarını zenginleştirmek için tariflere havuç, lahana, kereviz, pırasa, pazı, ıspanak, pancar ve karnabahar gibi mevsim sebzeleri de eklenebilir. Yanında marul, roka, nane ve maydanoz gibi yeşilliklerle salatalar hazırlanabilir.</p>
<p><strong>Dardanel güvencesiyle sofralarda</strong></p>
<p>BPA (Bisfenol A maddesi) içermeyen sağlıklı ve güvenli ambalajlarla sunulan Dardanel lezzetleri, aileler ve çocuklar güvenle tüketebiliyor.</p>
<p>Dardanel’in 2017 yılından bu yana sürdürdüğü ‘Balığını Sorgula’ sistemiyle ton balıklarının hangi bölgede avlandığını, cinsini ve hangi gemilerle taşındığını görebilme imkânı sağlıyor.</p>
<p>‘Friend of the Sea’ ve ‘Dolphin Safe’ gibi çevre dostu belgelere sahip olan Dardanel, balıkların doğal yaşam alanlarının korunmasını ve sürdürülebilir balıkçılığı da destekliyor.</p>
<p>Mutfaktaki ustalığını Dardanel lezzetleriyle birleştiren ünlü şef Somer Sivrioğlu tüm çocukların severek tüketeceği Dardanel Ton’lu bir tarifini paylaşıyor:</p>
<p><strong>DARDANEL TON BALIKLI SANDVİÇ</strong></p>
<p><strong>Malzemeler:</strong></p>
<p>1 kutu 140 gr. zeytinyağlı Dardanel Ton<br />Yarım kırmızı soğan<br />1 adet salatalık turşusu<br />1 yemek kaşığı mayonez<br />1 tatlı kaşığı hardal<br />1 tutam tuz<br />1 tutam karabiber<br />4 dal maydanoz<br />Yarım limonun suyu<br />4-6 yaprak marul<br /> Sandviç ekmeği</p>
<p><strong>Hazırlanışı:</strong></p>
<p>İlk olarak Dardanel Ton’umuzu açıyoruz ve bir kaba koyuyoruz. Daha sonra yarım kırmızı soğanımızı ince kesiyoruz. Soğandan sonra turşu salatalığımızı da incecik kesiyoruz ve karıştırma kabımıza alıyoruz. İnce doğradığımızı maydanozumuzu, bir kaşık mayonezimizi, hardalımızı, yarım limon suyumuzu ve son olarak tuz ve karabiberimizi ekliyoruz. Tüm malzemelerimizi iyice karıştırıyoruz. Ekmeğimizi ortadan kesiyoruz. İçine marul yapraklarımızı, üzerine de hazırladığımız karışımı koyuyoruz. Bu arada kırmızı soğan tercih etmiyorsanız taze soğan da kullanabilirsiniz. Sandviçimiz hazır, afiyet olsun.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yariyil-tatilinde-cocuklar-icin-saglikli-ve-lezzetli-beslenme-ipuclari-346677">Yarıyıl Tatilinde Çocuklar İçin Sağlıklı ve Lezzetli Beslenme İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada yeni bitkisel beslenme akımı: Veganuary</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-yeni-bitkisel-beslenme-akimi-veganuary-344858</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2023 10:36:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akımı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[veganuary]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sodexo, yeni bitkisel beslenme akımını destekliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-yeni-bitkisel-beslenme-akimi-veganuary-344858">Dünyada yeni bitkisel beslenme akımı: Veganuary</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Sodexo, yeni bitkisel beslenme akımını destekliyor</p>
<p><strong>Bitki bazlı beslenme ve vegan yaşam biçimini tercih edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Dünyada Vegan ve January (Ocak Ayı) kelimelerinin bir araya getirilerek adlandırıldığı küresel bir akım olan Veganuary girişiminin 2014 yılından bu yana Ocak ayı boyunca bitki bazlı ve vegan beslenmeyi desteklediğini ve yıl boyunca da bu beslenme şeklini devam ettirmeyi teşvik ettiğini belirten Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi ve Diyetisyen Sibel Mumcu, “Bitkisel beslenme sağlık açısından olduğu kadar çevre açısından da önemli. Sodexo olarak bu bilinçle sürdürülebilir bitki bazlı beslenmeyi destekliyoruz. Sodexo’nun 2025 yılına kadar tüm dünyadaki yemek içerikleri ve menülerinin yüzde 33’ünün bitki bazlı besinlerden oluşması için yeni ürünler denenerek yeni reçeteler geliştiriliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Veganuary akımının hem tüketicileri hem de işletmeleri sağlığı iyileştirmek, hayvan refahını sağlamak ve çevreyi korumak için bitki bazlı bir diyete geçmeleri için desteklediğini anlatan Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi ve Diyetisyen Sibel Mumcu, “Bitki bazlı beslenme et, yumurta, süt ürünleri gibi hayvansal besinleri en aza indiren, bunların yerine meyve, sebze, kuru baklagil, tam tahıllar, yağlı tohumlar, mantar ve baharatların tüketimine ağırlık veren bir beslenme biçimidir” dedi.</p>
<p><strong>Vejetaryenlik ve veganlık karıştırılabiliyor</strong></p>
<p>Bitki bazlı beslenmede vejetaryenlik ve veganlık konusunun da sık sık karıştırıldığına dikkat çeken Sibel Mumcu, “Vejetaryenler canlı bir hayvanın besin olarak sunulmak üzere öldürülmesini hoş karşılamıyor ama süt ürünleri ve yumurta gibi hayvanların öldürülmesine sebep olmayan besinleri tüketebiliyorlar. Veganlar ise hayvanların insanların ihtiyaçları için sömürülmesine karşıdırlar. Dolayısıyla hayvanlardan elde edilen ve üretiminde kullanılan gıdaları, giyecekleri ve diğer tüm yan ürünleri kullanmayı reddederler, hayvanlar üzerinde test edilen kozmetik ürünleri ile ev temizliği ürünlerini kullanmaz, sirk, boğa güreşi, hayvanat bahçesi gezileri, at yarışı gibi hayvanların kullanıldığı eğlence biçimlerine katılmaz, tüm yaşamlarını bu felsefeye uygun olarak düzenlerler” hatırlatmasında bulundu. </p>
<p><strong>Sodexo, Veganuary akımını destekliyor</strong></p>
<p>Bitki bazlı dengeli yemek seçeneklerinin sağlıklı yaşam ve çevresel faydaları konusunda farkındalık oluşturmak için sosyal girişimleri önemseyen Sodexo’nun Veganuary akımının da iyi bir destekçisi olduğunu dile getiren Sibel Mumcu, “Sodexo, 2025 yılına kadar tüm dünyada karbon emisyonlarını yüzde 34 oranında azaltmayı hedefliyor. Bu sürdürülebilirlik hedefine ulaşmak için Sodexo’nun belirlediği alt hedeflerden biri ise sürdürülebilir bitki bazlı beslenmeyi desteklemek. Bu kapsamda Sodexo 2025 yılına kadar tüm dünyadaki yemek içerikleri ve menülerinin yüzde 33’ünü bitki bazlı besinlerden oluşturmayı hedefliyor. Bunun için de uzman diyetisyenleri ve şefleriyle birlikte yeni ürünler deneyerek reçeteler geliştiriyor ve bunları tüketicilerinin beğenisine sunuyor. Geliştirdiği lezzetli ve besleyici vegan ve vejetaryen yemek çeşitleri ile daha fazla tüketicinin bitki bazlı yemek deneyebilmesine de olanak sağlıyor” diye konuştu.</p>
<p>Faaliyetlerini daha iyi bir gelecek için sürdürülebilir yaşam ve beslenme odağında şekillendiren Sodexo’nun sağlıklı, lezzetli, besleyici ve kolay erişilebilir yemek seçenekleri sunarak bu akıma katılmak isteyen herkese kolaylık sağladığını paylaşan Sibel Mumcu, “Veganuary, bitki bazlı besinlerle tanışmayı veya vegan olmayı denemek isteyen herkesi kucaklayan bir akım. Daha iyi bir gelecek, yaşam ve sürdürülebilir beslenme için bu konuda adım atmak isteyen herkese de değişim için iyi bir fırsat sunuyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-yeni-bitkisel-beslenme-akimi-veganuary-344858">Dünyada yeni bitkisel beslenme akımı: Veganuary</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme çantaları İzmir dayanışmasıyla doluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenme-cantalari-izmir-dayanismasiyla-doluyor-344567</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 08:38:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çantaları]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışmasıyla]]></category>
		<category><![CDATA[doluyor]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344567</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkan Soyer’in gıda desteği projesine İZSİAD desteği</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-cantalari-izmir-dayanismasiyla-doluyor-344567">Beslenme çantaları İzmir dayanışmasıyla doluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başkan Soyer’in gıda desteği projesine İZSİAD desteği</strong><br /> </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in dar gelirli öğrenciler için başlattığı beslenme çantası desteklerine, İZSİAD üyeleri 500 çocuğun beslenme çantasını doldurarak katkı sağladı. Dayanışmaya ortak olan iş insanlarına teşekkür eden Başkan Tunç Soyer, katkı sağlayanlara zeytin fidanı hediye etti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in eğitimde fırsat eşitliği ilkesi doğrultusunda başlattığı beslenme çantası projesine, İzmir’in iş insanları katkıda bulundu. Her ay eğitime destek için düzenli olarak bir araya gelen İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD) dayanışma gecesinde 46 üyesinden yaklaşık 300 bin TL’lik yardım topladı. Yardımlar 500 çocuğun beslenme çantasını dolduracak.</p>
<p>İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Küçükkurt’un ev sahipliğinde düzenlenen dayanışma gecesine, Başkan Tunç Soyer’in yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekili Ednan Arslan, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Bornova Belediye Başkanı Mustafa İduğ, Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal ve İzmirli sanayiciler katıldı.</p>
<p><strong>“İnsanın vicdanının derinliği aklının derinliği kadardır”</strong><br />Gecede, beslenme çantası projesine destek olan iş insanlarına zeytin fidanı hediye eden Başkan Soyer, “Dört yıldır görev yapıyoruz. Bu dört yılda üst üste birçok felaket, birçok siyasal ve ekonomik kriz yaşadık. Ama tüm bu süreçlerde İZSİAD ilk yanımızda olanlardı. O yüzden hepinize şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varsınız. İZSİAD’ın başlattığı destekleri görenler, o kervana katılmak mecburiyetinde kaldı. Schopenhauer’in dediği gibi; ‘İnsanın vicdanının derinliği, aklının derinliği kadardır’ Aklı ve vicdanıyla bana umut olan her birinize teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir Büyükşehir Belediyesi hayır kurumu gibi çalışıyor”</strong><br />İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Küçükkurt ise, “Tunç Başkan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi, yoksulluğun giderek arttığı bu dönemde tam bir hayır kurumu gibi çalışıyor. Dar gelirli öğrencilere, mahallelere destekler veriyor. Biz bu destekleri, depremde çok iyi bir şekilde gördük, veresiye defterlerinin yakılmasında çok iyi bir şekilde gördük, öğrencilerin yurt sorunlarında çok iyi bir şekilde gördük” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beslenme çantaları boş, çocuklar aç kalmasın</strong><br />Gıda fiyatlarındaki fahiş artıştan etkilenen öğrencilerin beslenme sorunu yaşamaması için harekete geçen Başkan Soyer, yeni yılla birlikte beslenme çantası desteklerini başlattı. Projeyle İzmir Büyükşehir Belediyesi, 6-14 yaş arası, en az 50 bin ilk ve ortaokul öğrencisinin beslenme çantalarını kuru yemiş ve taze meyve ile doldurmaya başladı. Gıda desteğiyle, dar gelirli ailelerin okul çağındaki çocukların beslenmelerine katkı sağlanmış olacak.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-cantalari-izmir-dayanismasiyla-doluyor-344567">Beslenme çantaları İzmir dayanışmasıyla doluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
