<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>benlik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/benlik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/benlik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jan 2026 07:29:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>benlik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/benlik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 07:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[değerini]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kanıtlanması]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Benlik değerini başarı ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riski daha yüksek!</strong></p>
<p>Psikoloji perspektifinden ‘performatif erkeklik’ teriminin, erkeğin kendilik değerini içsel ihtiyaçlarından çok, dışarıdan onay alan davranışlar üzerinden kurması olarak tanımlandığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yani ‘nasıl hissettiği’ değil, ‘nasıl göründüğü’ önemlidir. Güçlü görünmek, başarılı olmak, kontrol sahibi olmak ve duygusal olarak etkilenmiyor izlenimi vermek, bu performansın temel parçalarıdır.” dedi.</p>
<p>Klinik pratikte bu kavramla örtüşen bazı tekrar eden örüntülerle sıkça karşılaşıldığını ifade eden Aydın, “Duygularını tanımlamakta zorlanan, yardım istemeyi zayıflık olarak gören, ilişkilerde hep ‘veren’ ama aslında duygusal olarak mesafeli kalan erkekler… Bu kişiler çoğu zaman terapiye ‘kaygım var’ ya da ‘öfke patlamaları yaşıyorum’ diye gelir. Ancak sürecin ilerleyen aşamalarında altta yoğun bir değersizlik ve yetersizlik duygusu ortaya çıkar. Bu tablo, psikolojide ‘koşullu benlik değeri’ kavramıyla örtüşür. Araştırmalar, benlik değerini yalnızca başarıya ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksek!</strong></p>
<p>Toplumsal mesajların erkeklere çok erken yaşlardan itibaren ‘güçlüysen varsın’ öğretisinde bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Erkek çocuk ağladığında ‘erkek adam ağlamaz’ denir. Korktuğunda ‘abartma’ diye uyarılır; başarısız olduğunda ise değeri sorgulanır.” dedi.</p>
<p>Böylece çocuğun, duygularını değil; sonuçlarını göstermesi gerektiğini öğrendiğini dile getiren Aydın, “Bu süreçte kendilik algısı doğal olarak performansa dönüşür. Erkek, ‘Ben kimim?’ sorusunu ‘Ne kadar başarılıyım?’, ‘Ne kadar dayanıklıyım?’, ‘Ne kadar kontrol sahibiyim?’ sorularıyla yanıtlamaya başlar. Bunun bedeli ise duygusal bastırmadır. En sık bastırılan duygular korku, üzüntü, kırılganlık ve ihtiyaç hissetmedir. Oysa duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksektir. Araştırmalar, bastırılan duyguların zamanla somatik şikâyetler, öfke patlamaları ve ilişki sorunları olarak geri döndüğünü gösteriyor.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Sürekli güçlü görünme ihtiyacı,</strong> <strong>yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkili!</strong></p>
<p>Sürekli güçlü görünme ihtiyacının, çoğu zaman gerçek bir gücün değil; kırılgan bir benlik algısının göstergesi olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın şunları söyledi:</p>
<p>“Psikodinamik açıdan bakıldığında bu durum, kişinin içsel olarak kendini yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkilidir. Güç ve kontrol, bu duygulara karşı geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Klinikte sıkça şu tabloyu görürüz; dışarıdan çok başarılı, yönetici pozisyonda, herkesin ‘güçlü’ dediği bir erkek, ancak iç dünyasında yoğun bir kaybetme korkusu yaşar. Kontrolü kaybettiği anlarda kaygı artar, ilişkilerde tahammülsüzlük başlar. Bu durum, psikolojide telafi edici savunmalar olarak adlandırılır. Kişi, içsel eksiklik hissini dışsal güçle kapatmaya çalışır. Ancak bu sürdürülebilir değildir; çünkü performans düştüğünde benlik değeri de çöker.”</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma olmadığında çocuklar kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın!</strong></p>
<p>Performatif erkeklik inşasının çoğunlukla erken çocuklukta, özellikle 4–6 yaş arasında şekillenmeye başladığına vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu dönem, çocuğun ‘ben kimim’ sorusunu çevresel geri bildirimlerle yanıtladığı kritik bir evredir.” dedi.</p>
<p>Çocuk, duygularını ifade ettiğinde eleştiriliyor, başarı gösterdiğinde ise takdir ediliyorsa, ‘sevilmek için başarmalıyım’ öğretisinin gerçekleştiğini aktaran Aydın, “Ergenlik döneminde bu yapı daha da pekişir. Akran gruplarında güç, rekabet ve dayanıklılık ön plana çıkar. Özellikle duygusal olarak mesafeli, başarı odaklı ya da otoriter baba figürü olan ailelerde performatif kimlik daha güçlü şekilde gelişir. Bağlanma kuramı çalışmaları, güvenli bağlanmanın olmadığı ortamlarda çocukların kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Duygusal esnekliği yüksek erkeklerin ruh sağlığı da ilişkisel doyumu da daha yüksek!</strong></p>
<p>Sağlıklı erkeklik kavramının, güçle değil esneklikle tanımlanması gerektiğine işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Duygularını inkâr etmeyen, ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilen, sınır koyabilen ama aynı zamanda yakınlık kurabilen bir erkeklik…” dedi.</p>
<p>Aydın, bu tanımın içinde olması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Duygusal farkındalık ve ifade becerisi, gücün yanında kırılganlığa da alan açabilme, başarı kadar başarısızlığı da tolere edebilme ve kontrol yerine ilişki kurabilme becerisi. Araştırmalar, duygusal esnekliği yüksek erkeklerin hem ruh sağlığının hem de ilişkisel doyumunun daha yüksek olduğunu gösteriyor.” </p>
<p><strong>Erkeklik, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil!</strong></p>
<p>Ailelerin en önemli sorumluluğunun, erkek çocuklara duyguların cinsiyeti olmadığını öğretmek olduğunun altını çizen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ağlamak, korkmak, üzülmek zayıflık değil, insan olmanın parçasıdır. Çocuğun yalnızca başarıları değil, çabası ve duygusal deneyimi de görülmelidir.” dedi.</p>
<p>‘Kazandığın için aferin’ yerine ‘zorlandığını gördüm ama vazgeçmedin’ demenin, performans yerine süreç odaklı bir benlik algısı geliştirdiğini ifade eden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Baba figürünün duygusal varlığı burada kritik önemdedir. Baba, yalnızca otorite değil; duygusal model de olmalıdır.</p>
<p>Erkekliğini bir performans gibi yaşadığını fark eden bir erkeğe şunu söylemek isterim: ‘Bu fark ediş, bir sorun değil; bir başlangıç.’ Bugüne kadar güçlü görünerek hayatta kalmayı öğrenmiş olabilirsiniz. Bu, bir beceridir. Ancak artık yalnızca güçlü değil, gerçek olmayı da öğrenebilirsiniz. Duygularınızı bastırmadan yaşamak sizi zayıflatmaz; aksine daha bütün bir insan yapar. Ve şunu bilmek önemli; erkekliğiniz, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil. Olduğunuz halinizle de değerli olabilirsiniz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddet, kadının benlik saygısını zedeliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddet-kadinin-benlik-saygisini-zedeliyor-594043</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 16:17:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[saygısını]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetin]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[zedeliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şiddetin fiziksel, sözel ve duygusal şekillerde görülebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, şiddete uğrayan kadının benlik saygısının zedelendiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-kadinin-benlik-saygisini-zedeliyor-594043">Şiddet, kadının benlik saygısını zedeliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Şiddetin fiziksel, sözel ve duygusal şekillerde görülebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, şiddete uğrayan kadının benlik saygısının zedelendiğini söyledi. Kadına yönelik şiddetin bireysel, fizyolojik ve kültürel temelleri olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, “Şiddete uğrayan kadında kaygı, depresyon, kendini değersiz hissetme ve benlik saygısının düşük olması gibi etkiler ortaya çıkabilir” dedi.  Şiddetin önlenmesinde duygu kontrolünün önemine işaret eden Prof. Dr. Çelen, “Ailede şiddet dolu bir ortam varsa, çocuk içinde büyüdüğü mahallede ve akran gruplarında şiddet içeren olaylara şahit oluyorsa bunlardan çok etkileniyor. Çocuklar şiddet içeren dijital oyunlarda özellikle şiddet uygulayan ve kazanan karakterleri örnek alıyorlar. Çünkü gördükleri model, şiddet uygulayıp ödüllendirilen modeller oluyor” dedi. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada şiddetin nedenleri ve etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddet farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Şiddetin fiziksel, sözel ve duygusal olmak üzere çeşitli şekillerde görülebildiğini belirten Prof. Dr. Çelen, “Şiddet, bilerek karşı tarafa hasar vermek şeklinde tanımlanabilir. Şiddet farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bu hasar, davranışsal yani fiziksel saldırı şeklinde olabilir. Sözel şekilde olabilir, birtakım olumsuz ve aşağılayıcı kelime kullanarak uygulanabilir. Şiddet bazen de örtülü şekilde olabilir. Saçın da kötü olmuş gibi sözlerle olumsuz söz ve değerlendirmeler kullanarak yapılabilir. Tüm bunlar karşı tarafa fiziksel ya da duygusal olarak hasar vermektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddeti ortaya çıkaran formül: Donakalım</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Erkeklerin kadına yönelik uyguladığı şiddetin bireysel ve kültürel temelleri olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, “Bireysel olduğu zaman şiddeti ortaya çıkaran bir formül var: Bunu donakalım (frustrasyon) diye adlandırıyoruz. İnsan farklı nedenlerle donakalım yaşayabiliyor. Mesela heyecanla telefon bekliyorsun, bir bakıyorusn şarjın bitmiş ve şarjı doldurmak için bir gereç yok. İnsan kendini donmuş kalmış bir halde hissedebilir. Bazı durumlarda donakalım ortaya çıkabiliyor. Karşı tarafın söylediği eleştirel bir söz, kıyaslama, benlik saygısının düşüklüğü gibi farklı durumlarda donakalım yaşanabiliyor. Donakalım otomatik olarak öfkeyi üretiyor. Öfkenin boşalımı da çeşitli şekillerde ortaya çıkıyor. O anda yakınlarında silah ya da fiziksel olarak zarar verecek bir ağır cisim ya da eşya varsa kişi bunları kullanabiliyor ya da bedenini kullanıyor, yumruk ya da tekme atıyor. Öfke sonunda şiddet, farklı şekillde ortaya çıkıyor” diye konuştu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Duygu kontrolünün eksikliği de şiddete yol açıyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Şiddetin ortaya çıkmasında duygu kontrolünün eksik olmasının da rolü olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, “Duygu kontrolü yok. Bu da çocukluk döneminden kaynaklanan bir şey. Özellikle erkek çocukları, kız çocuklarına göre daha toleranslı büyütülüyor ve duygu kontrolü olmadan yetiştiriliyor. Duygu kontrolü, ailede kazanılıyor. Baba agresif bir model olabilir ve agresivitesi sonucunda ödüllendirilen bir baba olabilir. Çocuk bu modelle büyüyor. Şiddet evde öğreniliyor” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddeti ortaya çıkaran kültürel temeller var</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Şiddeti ortaya çıkaran kültürel temellerin de olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, “Erkeğin üstün görüldüğü kültür yapıları var. Bu tür bakış, sadece bizim toplumumuzda değil, başka toplumlarda da var. Erkek daha üstün görülüyor. Bu kültürlerde kadına karşı olumsuz bir önyargı var. Erkek fiziksel olarak güçlü ama kadında bu yok. Son dönemlerde sıkça gündemde olan bir zorbalık kavramı var. Zorbalıkta zorba güçlü, kurban ise pasif. Erkek zorba, kadın kurban konumunda oluyor. Kurban saldırgana tepki gösterebilse bu eylem devam etmez ama siniyor. Ataerkil bir ailede kadın, sinmeyi öğreniyor, bunu öğrenerek yetişiyor. Anne babanın karşısında pasif kalıyorsa, anne sesini çıkarmıyor ve tepki vermiyorsa kız çocuğu da evlendiğinde annesinden gördüğünü uygulayacaktır. Ancak bu durum sadece bizim toplumumuza özgü değildir. Dünyanın farklı kültürlerinde de benzer bakış açılarını görmek mümkündür. Mitolojide bile benzer örnekler görebilirsiniz. Güçlü ve akıllı bir kadın olan Hera, erkek  tanrılar tarafından sürekli eleştirilir yapmak istedikleri engellenir.Kadın neden zayıf gösteriliyor? 19. Yüzyılın sonunda kadın formal eğitime başlayabiliyor. Ama erkekler için durum öyle değil, üst sosyo kültürel yapılardan başlayarak erkekler okula gönderiliyor. Kadın hep evde, kadına hep evde görevler veriliyor. Bu ayrımın pek çok toplumda hep olduğu görülüyor. Bu durum batı toplumlarında da var” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddet, kadının ruh sağlığını etkiliyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Şiddet gören kadının benlik saygısının zedelendiğini belirten Prof. Dr. Çelen, “Şiddete uğrayan kadında kaygı, depresyon, kendini değersiz hissetme, benlik saygısının düşük olması gibi etkiler ortaya çıkabilir. Uğradığı şiddet nedeniyle intiharı seçen kadınlar olabiliyor. Kadınlar nadiren geri bildirim verebiliyor. Kadınlar genellikle içe dönük yaşıyor. Bu eğitimli kadınlarda da görülüyor” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Dijital oyunlardaki şiddet olumsuz etkiliyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Toplumda genel olarak artan şiddet olaylarına değinen Prof. Dr. Çelen, “Ailede şiddet dolu bir ortam varsa, çocuk içinde büyüdüğü mahallede ve akran gruplarında şiddet içeren olaylara şahit oluyorsa çok etkileniyor. Dijital video oyunlarında şiddet varsa gençler bundan çok etkileniyor. Özellikle şiddet uygulayan ve kazanan ikonlar ya da karakterleri örnek alıyorlar. Öfkelerini kontrol edemiyorlar. Çünkü gördükleri model, şiddet uygulayıp ödüllendirilen modeller oluyor. Gençlik döneminde bizi harekete geçiren ve bizi aktif kılan dopamin en yüksek seviyelerde seyrediyor. Özellikle gençlik döneminde beyinde müthiş bir değişim var. Bu dönemde aile ve çevreye önemli görevler düşüyor” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Evde ceza verilmemeli, kural konulmalı</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Evde duygu kontrolünün öğrenilmesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Çelen, “Çocuğa ailede kurallar öğretilmeli. Ceza verilmemeli, kural konulmalı. Çocuğun her dediği yapılmamalı. Mutlaka kural konması gerekiyor ama ceza değil. Odandan çıkmayacaksın şeklindeki ceza, çocukta öfke oluşturuyor. Anne ve baba, bu kuralların uygulanmasında fikir birliği içerisinde bulunmalı. Suç işleyen çocukların da ilgili kurumlarda ıslah edilmesi sağlanmalı” tavsiyesinde bulundu. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-kadinin-benlik-saygisini-zedeliyor-594043">Şiddet, kadının benlik saygısını zedeliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sosyal medya kullanımı benlik algısını olumsuz etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-benlik-algisini-olumsuz-etkiliyor-426404</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 12:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algısını]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medyanın aşırı kullanımı sonucunda internet bağımlılığı ortaya çıkabildiğini belirten uzmanlar, buna bağlı olarak aile ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri ve sosyal ilişkilerin de olumsuz olarak etkilendiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-benlik-algisini-olumsuz-etkiliyor-426404">Aşırı sosyal medya kullanımı benlik algısını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal medyanın aşırı kullanımı sonucunda internet bağımlılığı ortaya çıkabildiğini belirten uzmanlar, buna bağlı olarak aile ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri ve sosyal ilişkilerin de olumsuz olarak etkilendiği uyarısında bulunuyor.</strong> <strong>Gençlerin sosyal medya platformlarında fotoğraf filtreleri kullanmalarındaki asıl amacın kendilerini başkalarına karşı beğendirmeye çalışma, takdir ve övgü toplama olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Çünkü sosyal medyada sıklıkla görülen durumlardan biri güzellik algısı ve zayıf bir vücuda sahip olmanın ideal olduğudur. Bu nedenlerden dolayı fotoğraflarını paylaşırken bedenlerinde sevmedikleri ve kusur buldukları durumları filtreyle düzelterek paylaşımda bulunurlar.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, sosyal medyanın gençlerin duygusal ve psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın aşırı kullanımı sosyal ilişkileri de olumsuz olarak etkiliyor</strong></p>
<p>Sosyal medya ve yanlış kullanımının gençlerin psikolojik sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi bulunduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Özellikle gençlerin karakter gelişimi ve benlik saygısını etkilemekte olup yalnızlık, sevilmeme, kaygı ve yaşam memnuniyeti üzerinde olumsuzluklara yol açabiliyor. Ayrıca sosyal medyanın aşırı kullanımı sonucunda internet bağımlılığı ortaya çıkabiliyor, buna bağlı olarak aile ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri ve sosyal ilişkileri de olumsuz olarak etkiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Gençler bedenlerinde kusur buldukları durumları filtreyle düzelterek paylaşıyor</strong></p>
<p>Gençlerin sosyal medya platformlarında fotoğraf filtreleri kullanmalarındaki asıl amacın kendilerini başkalarına karşı beğendirmeye çalışma, takdir ve övgü toplama durumlarına aşırı önem vermelerinden kaynaklandığını anlatan Konuk, “Çünkü sosyal medyada sıklıkla görülen durumlardan biri güzellik algısı ve zayıf bir vücuda sahip olmanın ideal olduğudur. Bu nedenlerden dolayı fotoğraflarını paylaşırken bedenlerinde sevmedikleri ve kusur buldukları durumları filtreyle düzelterek paylaşımda bulunurlar. Bu sayede kendilerini farklı biri olarak tanıtmaya ve bunun mutluluk, başarı, onay getirdiğini düşünerek güzel, zayıf ve çekici görünmeye çabalarlar.” şeklinde ifade etti.</p>
<p><strong>Gençlerde yeme bozukluklarını da tetikliyor</strong></p>
<p>Aktarılan bu idealler karşısında gençlerin kendilerini başkalarıyla kıyasladığını ifade eden Konuk, gençlerin bu şekilde karşılaştırma yaparak olumsuz bir beden algısına sahip olduklarını, buna bağlı olarak gelişen memnuniyetsizlik ile çeşitli kaygı ve depresif belirtiler yaşayabildiklerini hatta ideal olana ulaşma amacıyla beden üzerinde daha fazla çabalayan gençlerde yeme bozukluklarının da sıklıkla görülebildiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Sanal arkadaşlıklar kurup konuşarak değil yazışarak iletişim sağlıyorlar</strong></p>
<p>Yapılan birçok araştırmanın sosyal medyanın sosyal ilişkiler üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Konuk, “Gençler zamanlarının büyük bir kısmını sosyal medyada geçirerek, sanal arkadaşlıklar kurar ve konuşarak değil yazışarak iletişim sağlarlar. Gerçek yaşamda ifade bulamayan duygularını, düşüncelerini sosyal medya aracılığıyla daha rahat bir şekilde kendilerini göstermeden ifade ederler. Bu durum onları gündelik yaşamlarındaki arkadaş ortamından ve sosyal çevresinden uzaklaşmaya iter ve ilişkilerinin zayıflamasına neden olarak sosyal ilişkilerden geri çekilmeyi tetikleyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Siber zorbalığa da maruz kalabiliyorlar</strong></p>
<p>Aynı zamanda sosyal medyanın özgür bir ortam olması nedeniyle gençlerin tanımadığı kişilerle iletişim ve ilişki kurarak siber zorbalığa maruz kalabildiklerini de vurgulayan Konuk, “Kolay bir şekilde kişilik haklarına saldırılabilir, izinsiz paylaşımlar, iftira, şantaj, taciz, tehdit, alay etme, küçük düşürme gibi durumlarla karşı karşıya kalabilirler. Bunların sonucunda siber zorbalık davranışlar gençlerin depresyon, içe çekilme, kaygı ve çeşitli travmatik yaşantılar yaşamasına sebep olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gerçek hayatın ve yaşantıların önüne geçiyorsa bağımlılığa dönüşüyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın hızlı biçimde yaygınlaşması ve kolay ulaşılabilir olmasının gençlerin zamanlarının büyük çoğunluğunu sanal ortamda geçirmesine neden olduğunu anlatan Konuk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Benzer şekilde sosyal medyanın bağımsız ve çevreden denetimin çok daha az olma özelliği, aktif bir ortam oluşturması, sosyalleşmeyi ve kendini rahat biçimde ifade etmeyi sağlaması, bir gruba ait hissetmesine alan tanıması gibi özellikler nedeniyle de gençler tarafından sıklıkla kullanılıyor ve günlük yaşamlarının merkezi haline geliyor.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın sıklıkla kontrol edilmesi odaklanmayı engelliyor</strong></p>
<p>Eğer sosyal medya gerçek hayatın ve yaşantıların önüne geçiyorsa, sürekli olarak sosyal medyayı kontrol etme ve bir şeyler paylaşma ihtiyacı duyuluyorsa, günlük yaşam aktivitelerini yapmayı engelliyor veya kısıtlıyorsa, gerçek hayattaki arkadaşlıkların yerini sanal arkadaşlıklar alıyorsa bağımlılığa dönüşebiliyor. Bu aşırı kullanım onların hem benlik algılarını etkilerken hem de günlük yaşam aktivitelerini kesintiye uğratıyor. Aynı zamanda aşırı kullanım gençlerin zaman yönetimini bozarken sosyal medyanın sıklıkla kontrol edilmesi dikkat dağıtıcı bir unsur olarak odaklanmayı engelliyor ve akademik başarının da düşmesine neden olabiliyor.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-benlik-algisini-olumsuz-etkiliyor-426404">Aşırı sosyal medya kullanımı benlik algısını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
