<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>belirtisine | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/belirtisine/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/belirtisine</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Sep 2025 11:18:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>belirtisine | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/belirtisine</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İyi Huylu Prostat Büyümesinin 6 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iyi-huylu-prostat-buyumesinin-6-belirtisine-dikkat-576036</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 10:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesinin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[huylu]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[Prostat Büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prostat, erkeklerde idrar torbasının çıkışında yer alan ve idrar kanalını (üretra) çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-huylu-prostat-buyumesinin-6-belirtisine-dikkat-576036">İyi Huylu Prostat Büyümesinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prostat, erkeklerde idrar torbasının çıkışında yer alan ve idrar kanalını (üretra) çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Erkek üreme sisteminin doğal bir parçası olan prostat, yaygın inanışın aksine bir hastalık değil; her erkekte bulunan normal bir organdır. Ancak yaşla birlikte bu bezde çeşitli hastalıklar gelişebilİir. Sık, acil ve gece idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonları da neden olabilen iyi huylu prostat büyümesi günümüzdeki ileri lazer teknolojik yöntemleriye tedavi edilebiliyor.  Memorial Bodrum Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. İlter Alkan, iyi huylu prostat büyümesinin (BPH) nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Büyüyen prostat yaşam kalitesini düşürüyor</strong></p>
<p>İdrar kanalını bir yüzük gibi saran prostat bezindeki büyüme, kanalın sıkışmasına ve idrar akışının zorlaşmasına neden olmaktadır. Bu durum, mesane kaslarının daha fazla çalışmasına, zamanla mesane duvarının kalınlaşmasına ve ileri evrelerde mesanenin tamamen boşalamamasına yol açabilir. İdrar sonrası mesanede idrar kalması enfeksiyon ve böbrek hasarı riskini artırabilir. Bazı vakalarda hasta aniden hiç idrar yapamaz hale gelir ve sonda takılması gerekebilir. Bu da genellikle cerrahi müdahale gerektiren bir durumdur.</p>
<p><strong>Kesik kesik idrara çıkma prostat büyümesinin belirtisi olabilir </strong></p>
<ol>
<li>Sık idrara çıkma</li>
<li>Ani idrar yapma hissi</li>
<li>İdrar kaçırma</li>
<li>Zorlanarak/ıkınarak idrar yapma</li>
<li>Kesik kesik idrar</li>
<li>Mesanenin tam boşalmadığı hissi</li>
</ol>
<p>Bu belirtiler tedavi edilmediğinde mesane fonksiyon bozukluklarına ve hatta böbrek yetmezliğine yol açabilir.</p>
<p><strong>Risk faktörlerini biliyor musunuz?</strong></p>
<ul>
<li>Yaşlanma: 50 yaş üstü erkeklerin yarısında, 75 yaş üstü erkeklerin ise % 70-80’ inde  BPH görülür.</li>
<li>Genetik Yatkınlık: Yakın akrabalarında BPH olan kişilerde risk daha fazladır.</li>
<li>Etnik Köken: Asya kökenlilerde daha az, siyah ırkta daha sık görülür.</li>
<li>Obezite: Kilo problemi olan bireylerde daha yaygındır.</li>
</ul>
<p><strong>HoLEP Yöntemi ile Konforlu Tedavi</strong></p>
<p>İyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan HoLEP (Holmium Lazer ile Prostat Enükleasyonu) yöntemi, bilimsel olarak etkili ve güvenli olduğu kanıtlanmış modern bir tekniktir. Son teknoloji Magneto 150W ile HoLEP, özellikle büyük prostatlarda bile güvenle uygulanabilmektedir. Yöntem şu avantajları ile bilinmektedir:</p>
<p>* Tamamen kapalı (endoskopik) cerrahi, cilt kesisi olmadan uygulanır.</p>
<p>* Hızlı ve hassas doku çıkarımı</p>
<p>* Minimum kanama riski</p>
<p>* Büyük prostatlarda dahi güvenli kullanım</p>
<p>* Yalnızca 1 gün hastanede yatış ve sondalı kalma süresi</p>
<p>Kapalı olarak gerçekleştirilen bu ameliyat sayesinde hasta hızlıca iyileşmekte ve kısa sürede günlük yaşamına geri dönebilmektedir.</p>
<p><strong>Erken tanı çok önemli</strong></p>
<p>Prostat sağlığı, erkeklerin genel sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Erken tanı, doğru tedavi ve gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde yaşam kalitesini yükseltmek mümkündür. Özellikle idrar yapma şikayetleri yaşayan erkeklerin vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmaları önerilmektedir.</p>
<p><strong>Prostat büyümesinden korunmak için… </strong></p>
<p>Prostat büyümesini tamamen önlemek mümkün olmasa da bazı yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir. Aşırı kilo ve yüksek vücut yağı, hormon dengesini bozarak prostat büyümesini tetikleyebilir. Bu nedenle;</p>
<p>* İdeal kiloda kalmak</p>
<p>* Yağ oranını düşürmek</p>
<p>* Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek</p>
<p>* Düzenli egzersiz yapmak, prostat sağlığını destekleyen önemli faktörlerdir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-huylu-prostat-buyumesinin-6-belirtisine-dikkat-576036">İyi Huylu Prostat Büyümesinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Yaz İshalinin 5 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-yaz-ishalinin-5-belirtisine-dikkat-563357</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 08:53:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ishalinin]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar nedeniyle yaz aylarında yiyeceklerin ve içeceklerin bozulması daha hızlı gerçekleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-yaz-ishalinin-5-belirtisine-dikkat-563357">Çocuklarda Yaz İshalinin 5 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar nedeniyle yaz aylarında yiyeceklerin ve içeceklerin bozulması daha hızlı gerçekleşiyor. Bu aylarda içme suyu kaynaklarının kirlenme olasılığı yükselirken, yıkanmamış meyve ve sebzelerin bağırsak enfeksiyonu hastalıklarına yol açma riski de artıyor. Özellikle çocuklarda yaz ishali vakalarına son dönemde sık rastlanıyor.</p>
<p>İshalle birlikte vücutta önemli miktarda su ve değişken elektrolit kaybı nedeniyle ortaya çıkan dehidratasyon, bebeklerde ve küçük çocuklarda tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor.  Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Özer, yaz aylarında bebekler ve çocukların sağlığını olumsuz etkileyen ishal konusunda bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bebeklerde hayati riske yol açabilir </strong></p>
<p>İshal dünyada her yıl yaklaşık 1,7 milyar vaka ile bebek ölümlerinin en sık üçüncü nedenidir. 2019 yılında, 5 yaşın altındaki çocuklarda, çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerde 370 bin ishal kaynaklı ölüm meydana gelmiştir. Öte yandan gelişmiş ülkelerde ise oral rehidratasyon solüsyonlarının kullanımı, son 20 yılda bu ölüm oranını büyük ölçüde geriletmiştir. Çocuklarda ishal çoğunlukla viral gastroenteritten kaynaklanır. Bu rahatsızlık bulaşıcıdır ve kişiden kişiye geçebilmektedir. Bebek ve küçük çocukların dışkıları yumuşak, şekilli ve katıysa bu ishal değildir. Anne sütüyle beslenen bebekler hardal sarısı renginde, yumuşak ve sulu dışkı yapabilmektedir. Bu da ishal olarak tanımlanmamaktadır. </p>
<p><strong>Rotavirüs aşısı uygulanmalı</strong></p>
<p>İshal, kirlenmiş su kaynaklarıyla yayılan bir dizi bakteriyel, viral ve parazitik organizmanın neden olduğu enfeksiyonlar sonucu ortaya çıkmaktadır. 5 yaşın altındaki çocuklarda en sık görülen viral patojenler rotavirüs, norovirüs, adenovirüs ve astrovirüstür. Bunlardan rotavirüs kolay bulaşabilmesi nedeni ile en sık görülenidir. Rotavirüs enfeksiyonuna karşı aşı geliştirilmiş olması enfeksiyon kontrolü açısından en önemli korunma yolu olarak görülmektedir. Tüm bebekler ilk 6 ay içinde iki doz şeklinde ağız yoluyla uygulanan rotavirüs aşısını olmalıdır. Bakteriyel patojenler arasında escherichia coli, salmonella spp., shigella spp. ve campylobacter spp. yer alırken, parazitik patojenler arasında cryptosporidium, giardia ve entamoeba spp. bulunur. E. coli, salmonella ve shigella gibi bakteriyel patojenler 6-10 yaş grubundaki çocukları etkilemektedir.</p>
<p><strong>Kişisel hijyen kurallarına uyulmalı</strong></p>
<p>İshalin eşlik ettiği hastalıklar, kötü kişisel hijyenle daha da artarak kişiden kişiye de yayılabilmektedir. Hijyenik olmayan koşullarda hazırlanan veya saklanan yiyecekler ve içecekler de ishalin bir diğer önemli nedenidir. Evlerde kullanılan suyun hijyenik olmayan şekilde depolanması ve kullanılması da önemli bir risktir. Kirli sulardan elde edilen balık ve deniz ürünleri de hastalığa ciddi katkısı olmaktadır. Ayrıca hayvan dışkıları da ishale neden olabilen mikroorganizmalar barındırmaktadır. Küçük çocuk ve bebeklerin bu kirli alanlarla teması ishale neden olabilmektedir. Bir diğer önemli bulaş yolu ise özellikle yaz aylarında kullanımı artan toplu kullanılan havuzlardır. </p>
<p><strong>Buzdolaplarına dikkat!</strong></p>
<p>Buzdolaplarındaki sıcaklık genellikle sıfır ile beş santigrat derece arasında değişmektedir. Belli bir ısı derecesi bakterinin üremesini önemli ölçüde engellemektedir. Ancak, escherichia coli, staphylococcus aureus ve tifo basili gibi bazı bakteriler aktif kalmaktadır. Gıdaların bozulması bakterilerin çoğalması anlamına gelmektedir. Çok sık olmasa da buzdolaplarında çiğ ve pişmiş gıdaların bir arada yakın bulunması bozulmaya neden olabilmektedir. </p>
<p><strong>İshalin belirtileri önemli</strong></p>
<p>İshal olan çocuklarda dışkıdaki değişimle birlikte şu belirtiler görülebilmektedir;</p>
<ol>
<li>Karın ağrısı</li>
<li>Aralıklı kusma</li>
<li>Yüksek ateş </li>
<li>İştahsızlık ve halsizlik </li>
<li>Aşırı sıvı kaybı</li>
</ol>
<p>İshalin nedenine bağlı olarak belirtiler değişiklik gösterebilmektedir. </p>
<p><strong>Susuzluk ölümcül olabilir</strong></p>
<p>Bu aşamada bebek ve çocukların susuz kalıp kalmadığını anlamak önemlidir. </p>
<ul>
<li>Ağız, dil ve dudaklarda kuruluk</li>
<li>Çökük gözler</li>
<li>İsteksiz veya sinirli davranışlar</li>
<li>Ağlarken daha az gözyaşı dökmek</li>
<li>Normalden daha az ıslak bez</li>
<li>Cilt esnekliğinin kaybı</li>
<li>Kalp hızının artmış olması</li>
<li>Uykuya meyilli olmak</li>
</ul>
<p>Şiddetli dehidratasyon tıbbi acil bir durumdur ve ölümcül olabilmektedir. Bu durumdaki bebek ve çocuklar için acil tıbbi yardım alınmalıdır.</p>
<p><strong>İshal varsa vakit kaybedilmemeli</strong></p>
<p>İshalden etkilenen bebek ve çocukların susuz kalmaması için bol sıvı tüketmesi hayati önem taşımaktadır. İshal söz konusu ise anne ve babalar ilk olarak bol su veya kendi hazırladıkları oral rehidratasyon solüsyonlarını içirebilirler. Eğer tablo giderek ağırlaşıyorsa hiç vakit kaybetmeden çocukların tedavi için hemen hastaneye götürülmesi ciddi önem taşımaktadır. İshal olan çocuklar, kusma, ağız kuruluğu, göz çukurlarında çökme, cilt elastikiyetinde azalma, susuzluk, uzuvlarda soğukluk ve ateş gibi belirtiler gösterdiğinde hemen düz bir zemine yatırılmalı ve en yakın sağlık merkezine başvurmalı ya da sağlık ekiplerinin gelmesi beklenmelidir. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-yaz-ishalinin-5-belirtisine-dikkat-563357">Çocuklarda Yaz İshalinin 5 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pelvik taban problemlerinin 7 belirtisine dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pelvik-taban-problemlerinin-7-belirtisine-dikkat-561804</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 07:53:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[pelvik]]></category>
		<category><![CDATA[problemlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[taban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561804</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdrar kaçırma, pelvik ağrı, cinsel işlev bozuklukları ve vajinal sarkma gibi şikayetler kadınların hayat kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pelvik-taban-problemlerinin-7-belirtisine-dikkat-561804">Pelvik taban problemlerinin 7 belirtisine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrar kaçırma, pelvik ağrı, cinsel işlev bozuklukları ve vajinal sarkma gibi şikayetler kadınların hayat kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Ancak pelvik taban rehabilitasyonu ile bu sorunlar tedavi edilebiliyor ve çoğu zaman ameliyatsız çözülebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Gülin Feykan Yeğin, pelvik taban fonksiyonlarının doğru çalışmasının önemine değinerek, tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bu sorunların tümü aynı nedenden kaynaklanabilir</strong></p>
<p>Pelvik taban mesane, rahim ve bağırsak gibi iç organları destekleyen kas ve bağ dokularından oluşmaktadır. Güçlü bir pelvik taban; idrar kaçırma, pelvik organ sarkması gibi sorunların önlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Aynı zamanda duruş, denge ve genel yaşam kalitesi üzerinde de etkili olmaktadır. Özellikle kadın sağlığı açısından bu bölgenin korunması büyük önem taşımaktadır. Günümüzde birçok kadın, idrar kaçırma, cinsel ilişki sırasında ağrı, vajinal baskı hissi ya da kasık ağrısı gibi şikâyetleri tek tek ve birbirinden bağımsız problemler sanmaktadır. Oysaki bu belirtilerin hepsinin ortak bir kökeni olabilmektedir. Pelvik taban kaslarının zayıflığı veya işlev bozukluğu. Hamilelikler, zor doğumlar, fazla kilo, kronik kabızlık veya öksürük gibi birçok faktör pelvik tabanı zayıflatmaktadır. Ama esas sorun farkındalık eksikliğidir. Kadınlar bu şikayetleri yaşlanmanın doğal sonucu sanabilmektedir. Bu sorunlar artık konuşulabilmekte, tedavi edilebilmekte ve çoğu zaman ameliyatsız çözülebilmektedir. Sessiz kalmak yerine, bir uzmana başvurmak, kişilerin hayat kalitesini kökten değiştirebilmektedir. </p>
<p><strong>Bu belirtileri yaşıyorsanız dikkat!</strong></p>
<ol>
<li>İdrar kaçırma (sıklıkla stres tipi yani efor, hapşırma, ıkınma, fiziksel yüklenme ile)</li>
<li>Vajen ve makatta dolgunluk ve baskı</li>
<li>İşeme ve/veya defekasyon sonrası tam boşaltamama hissi</li>
<li>Kabızlık (zorlu defekasyona bağlı makat çatlakları veya yırtıkları ile birlikte olabilir)</li>
<li>Kronik pelvik ağrılar</li>
<li>Pelvik organ sarkması</li>
<li>Cinsel işlev bozuklukluları veya doğum sonrası pelvik taban sorunları</li>
</ol>
<p><strong>İdrar kaçırma problemi yaşıyorsanız…</strong></p>
<p>İdrar kaçırma, özellikle kadınlarda sık karşılaşılan ancak çoğu zaman utanma, çekinme gibi nedenlerle dile getirilmeyen bir sağlık problemi. Doğum, menopoz, kronik kabızlık, fazla kilo ve pelvik taban kaslarının zayıflığı gibi nedenlerle gelişebilmektedir. Yaşam kalitesini etkileyen bu durum, doğru tanı ve tedavi yöntemleriyle uygun hastalarda cerrahi müdahaleye gerek kalmadan da tedavi edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Cinsellik konuşulmadığı için sorunlar derinleşiyor</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sırasında ağrı, haz alamama, vajinismus ve orgazm olamama gibi birçok sorunun altında da pelvik taban kaslarıyla ilgili bir problem olabilmektedir. Bu sorunlar, yine kişiler utanma duygusu yaşadığı için dile getirilmemektedir. </p>
<p><strong>Pelvik </strong><strong>taban</strong><strong> kasları eğitilebilir</strong></p>
<p>Tıpkı omuz ya da diz gibi, pelvik bölgedeki kaslar da çalıştırılabilmektedir. Ama bu özel bilgi ve ekipman gerektirmektedir.  Hastalara, bu kasların nasıl kontrol edileceği öğretilerek, gerekirse biofeedback, elektrik stimülasyonu gibi teknolojiler kullanılmakta ve bu şikayetler giderilebilmektedir. Amaç sadece kasları değil; hissi, işlevi ve özgüveni geri kazandırmaktır. </p>
<p><strong>Ameliyat en son çare</strong></p>
<p>Elbette bazı ileri vakalarda cerrahi gerekmektedir. Ancak doğru hasta, doğru zaman ve doğru tedavi çok önemlidir. Ameliyat genellikle ilk seçenek değildir. Özellikle son yıllarda artan sosyal medya içerikleri, bilinçli hasta profilini oluşturmuş durumdadır. Kadınlar daha fazla soru sormakta ve daha fazla çözüm aramaktadır. Pelvik taban sorunları sadece bir fizyolojik durum değil, duygusal ve sosyal etkileri olan bir meseledir. Cinsellik dahil tüm bu konular konuşulabilir ve tedavi edilebilir. Hasta yaşadığı durumu içine atmamalı, utanmamalı ve uzman yardımı almalıdır. Çünkü bu sessiz sıkıntıların sustuğu yerde, gerçek iyileşme başlamaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pelvik-taban-problemlerinin-7-belirtisine-dikkat-561804">Pelvik taban problemlerinin 7 belirtisine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-525388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 May 2025 07:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=525388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cilt kanseri, cildin en dış tabakası olan epidermisteki hücrelerin, onarılmamış DNA hasarı kaynaklı anormal bir şekilde büyümesi ile ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-525388">Cilt Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cilt kanseri, cildin en dış tabakası olan epidermisteki hücrelerin, onarılmamış DNA hasarı kaynaklı anormal bir şekilde büyümesi ile ortaya çıkıyor. Hücrelerdeki büyüme, cilt hücrelerinin hızla çoğalmasına ve kötü huylu tümörler oluşturmasına sebebiyet veriyor. Üç farklı türü bulunuyor ve erken evrede tespit edilmesi sayesinde tedavisinde yüz güldürücü sonuçlar almak mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Aslı Tatlıparmak, cilt kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri aktardı. </p>
<p>Cilt kanseri, toplumda oldukça sık görülmektedir. Bazal hücreli karsinom (BCC), skuamöz hücreli karsinom (SCC) ve melanom olmak üzere üç farklı türe sahiptir. Yaygın belirtiler olarak bilinen cilt üzerinde gözle görülür bende oluşan değişiklikler, yaralar, kanamalar ve derideki soyulmalar, cilt kanserinin en erken evrede tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. Ciltte oluşan şüpheli değişimlerin kontrol edilmesi başarılı cilt kanseri tedavisi için oldukça fayda sağlamaktadır. </p>
<p><strong>Erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülüyor</strong></p>
<p>Cilt kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Sıklığı yıllar içinde artmaya devam etmektedir. Erkeklerde 5’inci, kadınlarda ise 7’inci en sık görülen kanser türü cilt kanseridir. Toplumda görülme sıklığı ise %2 gibi oldukça yüksek bir orandır. Genellikle yaşlı bireylerde daha sık görülmektedir. Çünkü yaş ilerledikçe cilt daha fazla UV ışınlarına maruz kalmış olmakta ve hücrelerde DNA hasarı birikimi artmaktadır. Ayrıca, cilt kanseri erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülmektedir.</p>
<ol>
<li>Cilt kanserinden şüphelenmek için sayılabilecek belirtiler aşağıdaki gibidir;</li>
<li>Ciltte iyileşmeyen (2-3 hafta boyunca), kanayan, kabuk bağlayan ve iyileşip sonra tekrar kanayan yara oluşumları, </li>
<li>Kubbe şeklindeki büyüme, yani ciltten kabaran kitle oluşumu, bazen kabuklanan bazen de kanayan kitle veya yara oluşumları,</li>
<li>Sınırları düzensiz, asimetrik leke büyümeleri,</li>
<li>Çapı 6 mm&#8217;den büyük benlerin gözlenmesi.</li>
</ol>
<p><strong>Fiziki muayene ve biyopsi ile tanı konulabiliyor</strong></p>
<p>Öncelikle uzman bir dermatolog vücuttaki mevcut benlerde veya diğer cilt lekelerinde değişiklik fark edilip edilmediğini veya yeni ben büyümeleri olup olmadığını değerlendirmektedir. Daha sonra saç derisi, kulaklar, avuç içleri, ayak tabanları, ayak parmakları ve diğer özel bölgeler dahil olmak üzere tüm cilt üzerinde fizik muayene yapmak en doğru adım olacaktır. Fizik muayenenin ardından cilt kanserinden şüphelenilecek bir durum gözlemlenmiş ise biyopsi yöntemine başvurulabilmektedir. Biyopside, bir doku örneği alınmakta ve patoloji uzmanı tarafından mikroskop altında incelenmesi sağlanmaktadır. Örneğin incelenmesi sonrasında ciltteki değişimlerin cilt kanseri olup olmadığı ve eğer cilt kanseri mevcut ise hangi tür bir cilt kanseri olduğu kanıtlanmış olmakta ve tedavi süreci başlamaktadır. </p>
<p><strong>Cilt kanserinde tedavi etkilenen alanın durumuna göre değişkenlik gösteriyor</strong></p>
<p>Cilt kanseri tedavisi; kişiye özel tedavi edilmesi gereken bir kanser türüdür. Tümörün büyüklüğü, yeri, derinliği ve hastanın genel sağlık durumu bu tedavinin planlanmasında belirleyici etken olacaktır. Genelde cilt kanserinin tedavisinde eksizyonel cerrahi uygulaması yapılmaktadır. Bu işlemde tümör ve çevresindeki bir miktar sağlıklı dokuyu içerecek şekilde tümör çıkarılmaktadır. Bir diğer işlem de Mohs mikrografik cerrahisi olarak bilinmektedir. Özellikle yüz gibi kritik alanlardaki kanserler için tercih edilen bu yöntemde, tümör katman katman çıkarılmakta ve her katman mikroskop altında incelenmektedir. İşlem, kanserli hücreler tamamen temizlenene kadar devam etmektedir. Bu yöntem, sağlıklı dokunun korunmasını maksimize etmekte ve nüks oranını azaltmaktadır. Bu tedavilerin dışında cilt kanserinde, topikal tedaviler de uygulanmaktadır. Bazı yüzeysel bazal hücreli karsinomlar için topikal kremler (örneğin, imikimod veya 5-fluorourasil içeren kremler) kullanılabilmektedir. Ayrıca Fotodinamik terapi (PDT) de cilt kanserinin tedavisinde etkili olması sebebiyle kullanılabilmektedir. Bu yöntemde, öncelikle kanserli dokuya duyarlaştırıcı bir kimyasal uygulanmaktadır. Birkaç saat sonra bölgeye belirli dalga boyunda ışık verilmektedir. Bu işlemde verilen ışık, uygulanan kimyasalın kanserli hücreleri yok etmesini tetiklemektedir. Tüm bu tedavilerin hangi hastaya uygulanacağı ise hekimin muayenesi ve patoloji sonucuna göre kişiye özel planlanmalıdır. </p>
<p><strong>Her 2 saatte bir güneş koruyucuyu tazelemek gerekiyor</strong></p>
<p>Cilt kanserine neden olan risk faktörleri ve UV ışınlarından korunmak için uygulanması gereken bazı durumlar şunlardır:</p>
<ul>
<li>Her gün SPF&#8217;si 15 veya daha yüksek olan geniş spektrumlu bir güneş koruyucu kullanmayı unutmayın.</li>
<li>Gün içinde güneş kreminizi her iki saatte bir yenileyin.</li>
<li>Bulunduğunuz alanda gölge mevcut ise mutlaka gölgede kalmaya dikkat edin.</li>
<li>Mümkünse hafif ve uzun kollu bir gömlek, pantolon, geniş kenarlı bir şapka ve UV korumalı güneş gözlükleri kullanmaya özen gösterin.</li>
<li>Derinizi takip edin, düzenli olarak cildinizi inceleyin ve gözlemlediğiniz dikkat çeken bir değişiklikte doktorunuza başvurmayı ihmal etmeyin.</li>
</ul>
<p><strong>Güneşin zararlı etkilerinden korunmak cilt kanseri riskini düşürüyor</strong></p>
<p>Doğrudan güneş maruziyetinden kaçınmak, güneş ışınlarının en güçlü olduğu 10:00 ile 14:00 saatleri arasında dışarıda olmamaya özen gösterilmek cilt kanseri oluşumunu önlemenin en önemli adımıdır.  Eğer dışarıda bulunulması gerekli ise gölge bir alanda beklemeye dikkat etmek gerekmektedir. Özellikle hem kadın hem de erkeklerin sıklıkla estetik amaçlı tercih ettikleri solaryum gibi zararlı işlemlerden uzak durulması oldukça önemlidir. Solaryumda vücuda verilen ultraviyole ışık, cilt kanserine ve erken cilt yaşlanmasına neden olabilmektedir. Korunmasız ve kontrolsüz güneş maruziyetinin deri kanseri oluşumunun en önemli sebebi olduğunun unutulmaması önemlidir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-525388">Cilt Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat büyümesinin bu 10 belirtisine dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinin-bu-10-belirtisine-dikkat-400636</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2023 08:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesinin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400636</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyi huylu prostat büyümesi, 50- 60 yaşından sonra erkeklerin yarısından fazlasında görülebiliyor. Prostat büyüme riskini genetik sebepler, ileri yaş, obezite, diyabet ve egzersizden uzak yaşam tarzı artırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinin-bu-10-belirtisine-dikkat-400636">Prostat büyümesinin bu 10 belirtisine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İyi huylu prostat büyümesi, 50- 60 yaşından sonra erkeklerin yarısından fazlasında görülebiliyor. Prostat büyüme riskini genetik sebepler, ileri yaş, obezite, diyabet ve egzersizden uzak yaşam tarzı artırabiliyor. Erkekleri sık, acil ve gece idrara çıkmak zorunda bırakabilen ayrıca idrar yolu enfeksiyonları, mesane taşı veya böbrek yetmezliği gibi hayati risklere neden olabilen rahatsızlıklarla karşı karşıya bırakabilen iyi huylu prostat büyümesi günümüzdeki ileri teknolojik lazer yöntemleri ile konforlu bir şekilde tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Gökhan Atış, “Prostat Kanseri Farkındalık Ayı” öncesinde, iyi huylu prostat büyümesinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Prostat, mesane çıkışında bulunan ve içerisinden idrar kanalı ile üreme kanallarının geçtiği erkeklere özel bir organdır. Genç yaşlardayken ceviz büyüklüğünde olan prostat, ilerleyen yaşla birlikte büyümeğe başlar. Kişinin yaşam şartlarının büyük önem taşıdığı prostattaki bu büyüme zamanla portakal büyüklüğüne kadar ulaşarak hem prostatın içerisinden geçen idrar kanalını sıkıştırır hem de ulaştığı büyüklük nedeniyle mesane çıkışını kapatır. Bu durum da hastanın idrar yaparken birçok sıkıntı yaşamasına neden olur. Erkekler yaşlandıkça ortaya çıkan prostat bezi büyümesi olarak da adlandırılan iyi huylu prostat büyümesi (BPH) günümüzde 50 ile 60 yaş arasındaki erkeklerin %50&#8217;sinden fazlasında, 80 yaşın üzerindeki erkeklerin ise %90&#8217;ından fazlasında görülebilir.</p>
<p><strong>Gece sık idrara çıkıyorsanız</strong></p>
<p>Büyümüş bir prostat bezi, mesaneden idrar akışını engelleyebilir. Ayrıca mesane, idrar yolu veya böbrek sorunlarına da sebep olabilir. Prostat büyümesinin şu belirtilerine dikkat edilmelidir.</p>
<ul>
<li>Sık veya acil idrara çıkma </li>
<li>Gece idrara çıkma</li>
<li>İdrar yaparken zorlanma</li>
<li>Zayıf idrar akışı</li>
<li>Kesik kesik idrar yapma</li>
<li>Mesaneyi tam boşaltamama</li>
<li>İdrar yolu enfeksiyonları</li>
<li>Mesanede taş oluşumu</li>
<li>Böbrek yetmezliği</li>
<li>İdrarın tam tıkanması ve idrarda kanama</li>
</ul>
<p><strong>Obezite iyi huylu prostat büyümesine de neden olabiliyor</strong></p>
<p>Günümüzde hızla artan obezite birçok hastalığı da beraberinde getirmektedir. Bu hastalıklardan birisi de iyi huylu prostat büyümesidir. İyi huylu prostat büyümesi riskini artıran nedenler diğer nedenler de şunlardır; </p>
<ul>
<li>50 yaş ve üstü erkekler</li>
<li>Ailede iyi huylu prostat büyümesi öyküsü olan erkekler</li>
<li>Obezite, tip2 diyabet, kalp ve dolaşım hastalığı olan erkekler</li>
<li>Fiziksel egzersiz eksikliği olan erkekler</li>
</ul>
<p><strong>Akdeniz tarzı beslenme ve kilo kontrolü ile riski azaltın </strong></p>
<p>Erkeklere özel olan prostat büyümesi ilerleyen yaşla birlikte doğal olarak büyümektedir. İyi huylu prostat büyümesini önlemenin kesin bir yolu bulunmamaktadır. Ancak yaşam şartlarında yapılan düzenleme, egzersiz, beden kitle endeksine uygun kiloda olmak, meyve ve sebzeler açısından zengin-dengeli Akdeniz usulü beslenme iyi huylu prostat büyüme riskini düşürmektedir. Birçok erkek, prostat büyümesinin prostat kanseri riskini artırdığını düşünmektedir. Ancak durum her zaman böyle değildir. Yani prostat kanseri riski, prostat büyümesi olan erkekler ile prostat büyümesi olmayan erkekler de hemen hemen aynı oranda görülmektedir. </p>
<p><strong>Hastaya özel tedavi ile iyi huylu prostat büyümesi kontrol altına alınabiliyor</strong></p>
<p>İyi huylu prostat büyümesi olan ve semptomları hafif olan hastalar senelik takip altında tutulur. Semptomları orta ve şiddetli olan veya iyi huylu prostat büyümesine bağlı olarak çeşitli komplikasyonlar gelişmiş hastaların ise tedavi edilmesi gerekir. İyi huylu prostat büyümesinin ilaç ve cerrahi olarak iki türlü tedavisi bulunmaktadır. İlaç tedavileri hastanın semptomlarının giderilmesine katkıda bulunur. Ancak ilerlemiş vakalarda iyi huylu prostat büyümesinin kesin ve kalıcı tedavisi cerrahi tedavi yöntemidir. Günümüzde prostat cerrahileri tamamen kapalı yani endoskopik yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Prostat dokusunun büyüklüğüne ve kişiye ait faktörlere göre prostatın lazer ile çıkarılması (ThuLEP- HOLEP), TUR-P veya REZUM (su buharı) yöntemlerinden birisi uygulanarak işlem gerçekleştirilir. İşlemden sonra hastalar bir veya iki günlük hastane yatışından sonra taburcu edilebilmektedir. İleri teknoloji yöntemleri kapsamında lazerle yapılan iyi huylu prostat büyümesi ameliyatından sonra hastalar kanama, idrar yolunda darlık ve ejakülasyonun bozulması gibi sorunlar minimum düzeyde yaşanmaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinin-bu-10-belirtisine-dikkat-400636">Prostat büyümesinin bu 10 belirtisine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baharda Alerjik Rinitin 9 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baharda-alerjik-rinitin-9-belirtisine-dikkat-373119</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 10:40:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[baharda]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[rinitin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar aylarında artış gösteren ve halk arasında saman nezlesi olarak bilinen alerjik rinit sorunu; polenler, ev tozu akarları ve hayvan tüyü kepeği gibi alerjenlerin vücudun bağışıklık sistemini etkilemesiyle ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baharda-alerjik-rinitin-9-belirtisine-dikkat-373119">Baharda Alerjik Rinitin 9 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında artış gösteren ve halk arasında saman nezlesi olarak bilinen alerjik rinit sorunu; polenler, ev tozu akarları ve hayvan tüyü kepeği gibi alerjenlerin vücudun bağışıklık sistemini etkilemesiyle ortaya çıkıyor. Başta astım hastaları ve sigara kullanan bireyler olmak üzere her yaştan insanda görülebilen alerjik rinit, halsizlik, boğaz ağrısı, hapşırma, burunda tıkanıklık ve kaşıntı gibi belirtilerle yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. En önemli tedavisi alerjik rinit nedeni ortam ve maddelerden uzaklaşmak olan hastalığın semptomları uygulanan bazı ilaç tedavileriyle ortadan kaldırabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ela Araz Server, alerjik rinitin sebepleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Polen, ağaç, ot, küf mantarı ve hayvan tüyü kepeklerinden uzak durun</strong></p>
<p>Alerjik rinit, burun içerisini örten mukozanın alerjik maddelere olan reaksiyonu ile ortaya çıkmaktadır. Her yaşta ortaya çıkabilen ancak çoğu insanda çocukluk veya genç erişkinlikte başlayan belirtiler diğer yaşlara oranla daha şiddetli olan alerjik rinite alerjen olarak tanımlanan küçük partiküller sebep olmaktadır. Polen, ağaçlar, otlar, küf mantarları, hayvan tüyü kepekleri ve akarların(ev tozu) oluşturduğu gözle görülemeyecek kadar küçük olan partiküller doğanın uyanmaya başladığı ilkbahar aylarında daha fazla görülmektedir. Bu durum da alerjik rinit hastalığının bahar aylarında daha fazla görülmesine neden olmaktadır.   </p>
<p><strong>Astım ve egzama hastaları daha fazla risk altında  </strong></p>
<p>Astımı veya egzaması olan hastalar başta olmak üzere ailesinde alerjik rinit öyküsü olan kişilerde bu rahatsızlığın gelişme riski daha yüksektir. Ayrıca anne-babası sigara içen, apartman dairesinde yaşayan ve evcil hayvan besleyen çocuklarda da alerjik rinit görülme sıklığı daha fazladır. </p>
<p><strong>Burun ucunda oluşan yatay çizgi alerjik rinitten kaynaklanıyor olabilir</strong></p>
<p>Polenler, akarlar veya hayvan tüyü kepeği gibi nedenlerle gelişen alerjik rinit ile soğuk algınlığına bağlı olarak oluşan nezlenin burun akıntısı, kaşıntı, hapşırık gibi belirtileri aynıdır. Ancak alerjik rinitte burun akıntısı şeffaf ve bolken, soğuk algınlığına bağlı nezlede daha koyudur. Soğuk algınlığında oluşan ateş, kırgınlık, kas eklem ağrısı, boğaz ağrısı gibi ek semptomalar birkaç gün içerisinde düzelir.  Alerjik rinitte ise belirtiler alerjene maruz kalındığı süre boyunca devam eder. Alerjik rinitin başlıca belirtileri şunlardır;  </p>
<ol>
<li>Burun tıkanıklığı</li>
<li>Sulu burun akıntısı ve kaşıntısı</li>
<li>Hapşırmak</li>
<li>Gözlerde kaşıntı, kızarıklık, göz altındaki ciltte şişme ve koyu renk değişikliği</li>
<li>Boğaz ve damakta kaşıntı</li>
<li>Kulaklarda kaşıntı, tıkanıklık</li>
<li>Ağızdan nefes alma ve sık uyanma</li>
<li>Sosyal yaşam aktivitelerinde azalma </li>
<li>Alerjik selam (Kaşıntı nedeniyle sık sık ellerle hastanın burnunu yukarıya doğru itmesi ile burun ucunda yatay çizgi oluşumu)</li>
</ol>
<p><strong>Tedaviye alerjiye neden olan ortamdan uzaklaşarak başlayın</strong></p>
<p>Alerjik rinitin tanı- tedavisinde hastanın hikayesi ve yaşadığı semptomlar çok önemlidir. Hangi durumda neye maruz kaldığında semptomların ortaya çıktığı sorgulanır. Sonrasında yapılan Kulak Burun Boğaz muayenesindeki bazı bulgular sonrası yapılan testlerle kesin tanı konulur. Testlerde hastanın neye karşı alerjisi olduğunun belirlenmesi çok önemlidir. En kolay, hızlı ve ekonomik test ise &#8220;Deri Prick&#8221; (delme) testidir. Cilde küçük miktarlarda farklı alerjenler damlatılarak yapılır. Oluşan cilt reaksiyonları değerlendirilir. Deri Prick Test ile sonuç alınamayan hastalara kanda &#8220;Serum Spesifik IgE Antikor&#8221; testi bakılabilir. Alerjik rinitin tedavisinde ise ilk basamak hastada alerjiye sebep olan bölge ve alerjen maddelerden uzaklaşmasıdır. Daha sonra hastanın alerji testlerine göre ilaç tedavilerine başlanır. İlaç tedavisindeki esas amaç alerjik reaksiyonda ortaya çıkan semptomların azaltılmasıdır. İlaç tedavisi ile kontrol altına alınamayan durumlarda ise immünoterapi yani aşı tedavileri uygulanır. Alerjik rinitin cerrahi bir tedavi yöntemi yoktur. Alerji sonrası ikincil gelişen burun etleri şişliğinde burun etlerinin küçültülmesi işlemi yapılabilir.</p>
<p><strong>Sabah yürüyüşlerinizi ve ev işlerinizi polen olmayan saatlerde yapın</strong></p>
<p>Alerjik rinit hikayesi olan hastaların yaptırdığı testlere bağlı olarak hangi alerjene karşı savunma mekanizmasının tepki gösterdiğini belirlemesi çok önemlidir. Alerjisi olduğunun bilincinde olan hastanın bu maddelerden olabildiğince uzak durması gerekir. Ev tozu (akar) alerjisi olanların ev ve iş yerlerinde toz tutan halı, peluş oyuncak, yünlü malzemelerden yapılmış eşyaları bulundurmaması, ev ve işyeri zemininin toz tutmayan malzemelerle döşenmesi ve her gün yüksek vakumlu süpürgelerle temizlemesi gerekir. Aynı şekilde yataklarda da antialerjik nevresim takımları, yorgan ve yastık kullanılmalıdır. Polen alerjisi olan hastanın ise; polenizasyon dönemlerinde sabah erken saatlerde yürüyüş yapmaması, ev ve dışarı giysilerini ayırması, ev havalandırmasını polenizasyon olmayan saatlerde yapması gerekir. Hayvan alerjisi olan insanların ise ev ortamında hayvan bulundurmaması, dışarı da ise hayvanlarla yakın temas kurmaması önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baharda-alerjik-rinitin-9-belirtisine-dikkat-373119">Baharda Alerjik Rinitin 9 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnfluenzanın Başlıca 10 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/influenzanin-baslica-10-belirtisine-dikkat-345834</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 09:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlıca]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[influenzanın]]></category>
		<category><![CDATA[nfluenzanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345834</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnfluenza kış mevsiminde kendini sıkça gösteriyor. Zaman içinde influenzaya sebep olan influenza A ve B türlerinde meydana gelen yapısal değişikliklerden dolayı, her yıl insan vücudu yeni bir virüsle karşılaşıyormuş gibi tekrar gribe yakalanabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenzanin-baslica-10-belirtisine-dikkat-345834">İnfluenzanın Başlıca 10 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnfluenza kış mevsiminde kendini sıkça gösteriyor. Zaman içinde influenzaya sebep olan influenza A ve B türlerinde meydana gelen yapısal değişikliklerden dolayı, her yıl  insan vücudu yeni bir virüsle karşılaşıyormuş gibi tekrar gribe yakalanabiliyor. İnfluenza virüsleri, insanlarda ve hayvanlarda bulaşıcı hastalıklara neden olabiliyor. Sebep olduğu grip hastalığı ile hem mevsimsel salgınlara hem de pandemilere yol açabiliyor. İnfluenzanın önemli bir solunum yolu enfeksiyonu olduğunun unutulmaması gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Önder Uysal, influenza hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Kapalı alanlarda kolayca yayılıyor</strong></p>
<p>İnfluenza hastaların hapşırma, öksürme, hatta konuşması sırasında saçılan damlacıklarda bulunan virüslerin diğer kişilerin solunum yollarına tutunması ile bulaşmaya neden olur. Bu virüsler özellikle düşük ısı ve nemde yaşamlarını sürdürebildiklerinden dolayı daha çok Aralık ve Nisan ayları arasında enfeksiyonlar görülmektedir. Enfeksiyonun yayılımından sorumlu damlacıklar havada birkaç saat kalabilir. Bundan dolayı özellikle okul, yurt, iş yeri gibi kapalı alanlarda ve toplu taşımalarda gribin yayılımı daha kolay olmaktadır. Hasta kişilerin virüsü kapı kolu, telefon, klavye gibi yerlere bulaştırması veya tokalaşma ile buradan insanların virüsü alarak elini ağzına, gözüne, burnuna temas etmesi sonucu virüs kolaylıkla yayılabilmektedir.  </p>
<p><strong>İnfluenza belirtileri şu şekildedir;</strong></p>
<ol>
<li>1-4 günlük kuluçka döneminden sonra diğer belirtilerle aynı anda başlayan yüksek ateş (38-41°C) </li>
<li>Üşüme</li>
<li>Titreme</li>
<li>Baş ağrısI</li>
<li>Kas-eklem ağrıları</li>
<li>Halsizlik</li>
<li>Yorgunluk</li>
<li>Boğaz ağrısı</li>
<li>Kuru öksürük</li>
<li>Burun akıntısı </li>
</ol>
<p><strong>Yaşamı tehdit edebiliyor</strong></p>
<p>Çoğu kişi herhangi bir tıbbi tedaviye gerek kalmadan kendiliğinden 1 hafta içinde iyileşir. Ancak 2 yaşın altındaki bebeklerde ve 65 yaşın üzerinde kronik kalp, akciğer, böbrek, karaciğer, diyabet veya bağışıklık yetmezliği olanlarda enfeksiyon akciğerlere inebilir ve bronşit, zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarına dönebilir. Bu gibi durumlarda bulaşıcılık daha ağır seyredebilir ve hatta yaşamı tehdit edebilir.</p>
<p><strong>İnfluenza ve nezle arasındaki farkları bilmek önemli</strong></p>
<p>Grip (influenza) ve nezle birbiri ile sık karıştırılan iki hastalıktır. Her iki hastalık farklı virüslerle meydana gelmektedir. Nezleye sebep olan birçok farklı virüs bulunmaktadır. Bu yüzden bir kişi yılda birkaç kere nezleye yakalanabilmektedir. Nezlede sadece üst solunum yolları etkilenirken, gripte hem üst solunum yolları hem de akciğerler etkilenebilmektedir. Ayrıca grip nezleye göre bazen çok daha şiddetli seyretmektedir. Aralarındaki en büyük fark influenzada ateşin daha sık, nezlede ise daha seyrek görülmesidir. Ayrıca influenzada genellikle baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, kuru öksürük görülürken nezlede ise burun tıkanıklığı ve hapşırığa daha sık rastlanmaktadır. </p>
<p><strong>Gereksiz yere antibiyotik kullanmayın </strong></p>
<p>İnfluenza viral bir infeksiyon olduğu için, antibiyotiklerin virüse herhangi bir etkisi olmaz. Gereksiz yere antibiyotiklerin gripte kullanılması sadece bakterilerde direnç gelişmesine ve bakteriyel enfeksiyonlarda tedavinin gecikmesine neden olur. Antibiyotikler sadece, griple beraber başka enfeksiyonlar (zatüre, bronşit, sinüzit) gelişirse doktor önerisi ile kullanılmalıdır. İnfluenza tedavisinde çeşitli antiviral ilaçlar da bulunmaktadır. Bunlar kişilerin yaş grubuna, kronik bir hastalığı bulunup bulunmamasına, enfeksiyonun şiddetine göre doktor önerisi ile kullanılmalıdır. Tedavinin en önemli kısmı bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.</p>
<p><strong>Bağışıklığı güçlendirmek için yapılması gerekenler</strong></p>
<ul>
<li>İstirahat etmek</li>
<li>Bol sıvı tüketmek (su, evde hazırlanmış doğal meyve suları, çorbalar, bitki çayları)</li>
<li>C ve D vitamini takviyesi yapmak</li>
<li>Ateş yüksek ise ateş düşürücü kullanmak </li>
</ul>
<p><strong>Pandemi sürecindeki gibi kendinizi koruyun</strong></p>
<p>İnfluenza el teması ile sıklıkla bulaştığından ellerin sık yıkanması ya da el dezenfektanı kullanılması önemlidir. Hasta kişilerle mümkün olduğu kadar el sıkışmamak gerekir. Ayrıca burun akıntısının çok yoğun olduğu dönemde hasta, kalabalık yerlerden uzak kalmalı veya maske takmalıdır. Bunun yanı sıra hasta, hapşırma sırasında mutlaka ağzını ve burnunu kapatarak virüs saçılmasını engellemelidir. Hastanın havlu, bardak gibi kişisel malzemeleri ortak kullanılmamalıdır. Yine kış aylarında kapalı ortamlarda uzun süre kalınmaması da korunmada yararlı olmaktadır. Ayrıca önemli bir korunma yolu aşılanmaktır.</p>
<p><strong>İnfluenza aşısı bu risk gruplarına özellikle öneriliyor</strong></p>
<ul>
<li>50 yaş ve üzeri kişiler</li>
<li>6 ay-59 ay arası sağlıklı tüm çocuklar</li>
<li>Gebeler (gebeliğin ilk 3 ayı hariç)</li>
<li>Kronik bir hastalığı olanlar (kronik akciğer hastalığı, kalp hastalığı, diyabet, böbrek yetmezliği, hemoglobinopati ve immün yetmezliği olanlar) </li>
<li>Yüksek risk grubundaki kişilerle aynı evde yaşayanlar ve onların bakımından sorumlu kişiler </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenzanin-baslica-10-belirtisine-dikkat-345834">İnfluenzanın Başlıca 10 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
