<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>belirtilerine | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/belirtilerine/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/belirtilerine</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2026 21:44:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>belirtilerine | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/belirtilerine</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ALS belirtilerine dikkat: Kas güçsüzlüğü, konuşma bozukluğu ve yutma güçlüğü hastalığın ilk sinyalleri olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/als-belirtilerine-dikkat-kas-gucsuzlugu-konusma-bozuklugu-ve-yutma-guclugu-hastaligin-ilk-sinyalleri-olabilir-642873</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:44:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[als]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıç]]></category>
		<category><![CDATA[belirtilerine]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[güçsüzlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642873</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS), halk arasında Motor Nöron Hastalığı olarak bilinen ve kas hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerinin ilerleyici kaybıyla ortaya çıkan ciddi bir nörolojik hastalık olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/als-belirtilerine-dikkat-kas-gucsuzlugu-konusma-bozuklugu-ve-yutma-guclugu-hastaligin-ilk-sinyalleri-olabilir-642873">ALS belirtilerine dikkat: Kas güçsüzlüğü, konuşma bozukluğu ve yutma güçlüğü hastalığın ilk sinyalleri olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS), halk arasında Motor Nöron Hastalığı olarak bilinen ve kas hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerinin ilerleyici kaybıyla ortaya çıkan ciddi bir nörolojik hastalık olarak öne çıkıyor. Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, hastalığın kesin nedeni henüz bilinmese de erken tanı, uygun tedavi ve kapsamlı rehabilitasyon uygulamaları sayesinde hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, ALS hastalığının belirtileri, risk faktörleri ve güncel tedavi yaklaşımları hakkında önemli bilgiler paylaştı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>ALS hastalığı nedir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ALS’nin beyinden kaslara hareket komutlarını ileten üst ve alt motor nöronların hasar görmesi sonucu gelişen ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Motor sinir hücrelerindeki kayıp nedeniyle kaslar yeterli uyarıyı alamaz ve zamanla güçsüzleşir. Bu durum günlük yaşam aktivitelerinde belirgin zorluklara yol açar. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin de ALS gelişiminde rol oynadığı düşünülmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>ALS belirtileri hastadan hastaya değişebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ALS’nin başlangıç belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Hastalık çoğu zaman kol veya bacaklarda ortaya çıkan güçsüzlük ile başlar. Günlük yaşamda kalem tutma, düğme ilikleme, bardak taşıma veya yürüme gibi basit aktivitelerde zorlanma görülebilir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bazen hastalık, konuşma veya yutma güçlüğü şeklinde başlar. Hastanın kendisi ya da yakınları peltek, genizden konuşma fark eder.  Kaslarda seğirme, ağrı ve kramplar bu belirtilere eşlik eder.  Solunum ve göğüs kasları etkilenmesi ile nefes alıp vermede zorluk görülür. Kontrol edilemeyen ağlama ve gülmeler olabilir. Hastalık vücudun bütün kaslarını etkilemez. Hasta, barsaklarını ve idrarını kontrol edebilir. Cinsel fonksiyonları etkilenmez. Kalp kası zarar görmez. Göz kasları çoğu kez en son etkilenen kas olur, kimi zaman da hiç etkilenmez” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>ALS’nin farklı klinik tipleri bulunuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, ALS’nin klinik başlangıç bölgesine göre farklı alt gruplara ayrıldığını belirterek şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Klasik bulber başlangıçlı form:</span></span></span></b><span><span><span> Konuşma bozukluğu, akabinde yutma bozukluğu sonrasında uzuvlara yayılım görülür. Üst ve alt motor nöron bulgularının her ikisi de hakimdir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Psödobulber palsi:</span></span></span></b><span><span><span> Bulber bulguların egemen olduğu semptomlar yavaş yavaş ekstremitelere yayılır. Üst motor nöron bulguları hakimdir</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Progresif bulber palsi:</span></span></span></b><span><span><span> Egemen bulber bulgular ile başlayıp ekstremitelere yayılarak ilerler. Alt motor nöron bulguları hakimdir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Klasik servikal başlangıçlı form:</span></span></span></b><span><span><span> Tipik olarak, ellerde güçsüzlük, akabinde bulber ve lomber bölgelere yayılım gösteren formdur. Üst ve alt motor nöron bulgularının her ikisi de hakimdir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Klasik lomber başlangıçlı form:</span></span></span></b><span><span><span> Bu formda tipik olarak, servikal ve bulber bölgelere yayılan güçsüzlükle giden düşük ayak görülür. Üst ve alt motor nöron bulgularının her ikisi de hakimdir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>100 binde 2-6 oranında görülüyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hastalığın dünyanın her yerinde ve her kesimden insanda ortaya çıkabileceğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Erkeklerde biraz daha sıktır. Ortalama başlangıç yaşı 55 olsa da genç yaşta ve ileri yaşta da görülebilir. Nüfusun 100 binde 2-6 kadarı ALS hastasıdır. Her 100 bin kişiden yılda 2-6’sının ALS’ye yakalandığı tahmin edilmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>ALS için risk faktörleri Nelerdir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ALS’de risk faktörlerine ilişkin bilgi verenDr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“</span></span></span></b><span><span><span>Tüm ALS hastalarının yüzde 90’ı sporadik, yüzde 10’u ailesel ALS hastasıdır. Bu nedenle hastalığın büyük çoğunlukla kalıtımla ilgisiz olduğu söylenebilir. Son zamanlarda ALS hastalığı ile ilgili olduğu tahmin edilen pek çok mutasyon bulunmuştur.  En sık 21. kromozomda bulunan süperoksit dismutaz (SOD) enziminin kodlandığı genin yapısında bozulma tespit edilmiştir. Bununla birlikte beyindeki sinir iletiminde önemli rolü olan ‘glutamat’ isimli maddenin ALS hastalarında normalden daha yüksek düzeylerde olduğu saptanmıştır. Glutamatın aşırı fazla olması sinir hücrelerine zarar verdiği bilinmektedir. Hücre metabolizmasındaki bozukluklar, oksidatif stres ve bağışıklık sistemindeki bozukluklar ile sigara, enfeksiyon, kafa travması gibi çevresel etmenler ALS nedenleri arasında sayılmaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>ALS tanısı nasıl konuluyor?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ALS tanısının, nörolojik muayene ve ayrıntılı değerlendirme sonucunda konulduğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Tanı sürecinde elektromiyografi (EMG), manyetik rezonans görüntüleme (MR), kan ve idrar testleri ile gerektiğinde beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemelerinden yararlanılıyor. Erken dönemde tanı konulması, hastalığın yönetimi ve yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşıyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>ALS tedavisinde amaç, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ALS’nin seyrinin her hastada farklı şekilde olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, “Hastalıkta hayatta kalma süresi genellikle 4-6 yıl olarak verilse de 10 yıl ve üstünde yaşayan pek çok hasta vardır. İyi bir tıbbi ve sosyal destek ile 20 yıldan fazla yaşayan ALS hastaları vardır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hastalığın ilerleme hızını azaltmaya yönelik etkili tedavi seçenekleri bulunuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Günümüzde ALS’yi tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, ancak hastalığın ilerleme hızını azaltmaya yönelik etkili tedavi seçeneklerinin mevcut olduğunu söyledi. Can İke, şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Gutamat salınımı engelleyen Riluzol’ün, serbest radikalleri temizleyerek ve lipid peroksidasyonunu önleyerek oksidatif stresi azaltan Edaravon’un ve ALS’de hastalık gidişini modifiye ettiği gösterilen ve FDA onayı alan Sodyum Fenilbütirat-tauroursodeoksikolik asitin hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı, hastanın ömrünü uzattığı, hastanın daha uzun süre iş görmesini sağladığı kanıtlanmıştır. ALS’nin oluşmasında birçok faktör etkili olduğu için hastalığı kesin tedavi etmeye yönelik birçok yeni ilaç çalışmaları yoğun olarak sürmekte, gen terapileri ve kök hücre tedavilerine yönelik araştırmalar da devam etmektedir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Rehabilitasyon ve psikolojik destek büyük önem taşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ALS tedavisinde yalnızca ilaç kullanımının yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, solunum rehabilitasyonu, fizik tedavi uygulamaları, konuşma ve yutma terapileri ile psikolojik destek programlarının hastaların yaşam kalitesini artırmada önemli rol oynadığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Erken tanı, düzenli takip ve multidisipliner tedavi yaklaşımı sayesinde ALS hastalarının daha uzun süre bağımsız ve aktif bir yaşam sürdürebilmeleri mümkün olabilmektedir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/als-belirtilerine-dikkat-kas-gucsuzlugu-konusma-bozuklugu-ve-yutma-guclugu-hastaligin-ilk-sinyalleri-olabilir-642873">ALS belirtilerine dikkat: Kas güçsüzlüğü, konuşma bozukluğu ve yutma güçlüğü hastalığın ilk sinyalleri olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda skolyoz belirtilerine dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-skolyoz-belirtilerine-dikkat-611044</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[belirtilerine]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[skolyoz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Anne Şehir Merkezleri’nde düzenlenen seminerde aileleri bilgilendirmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-skolyoz-belirtilerine-dikkat-611044">Çocuklarda skolyoz belirtilerine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Anne Şehir Merkezleri’nde düzenlenen seminerde aileleri bilgilendirmeye devam ediyor. Fizyoterapist Hatice Kübra Gür, çocuklarda görülen skolyoz (omurga eğriliği) farkındalığına dikkat çekerek, skolyozun erken dönemde fark edilmesinin tedavi sürecinde büyük rol oynadığını belirtti.</p>
<p><b>BEL SAĞLIĞI VE SKOLYOZ KONUSU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Anne Şehir Merkezi’nde düzenlenen seminerde, çocuklarda bel sağlığı ve skolyoz konusunda ailelere önemli bilgiler aktarıldı. Seminerde fizyoterapist Hatice Kübra Gür, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde omurga sağlığının önemine dikkat çekti. Skolyozun (omurga eğriliği) erken dönemde fark edilmesinin tedavi sürecinde büyük rol oynadığını belirten Gür, ailelere çocuklarında dikkat etmeleri gereken postür bozuklukları ve belirtiler hakkında bilgilendirme yaptı.</p>
<p><b>ÇOCUKLARA BİREBİR DEĞERLENDİRME YAPILDI</b></p>
<p>Programın ardından çocuklar birebir değerlendirilerek muayene edildi. Ailelerin sorularını yanıtlayan Gür, her çocuğun omurga yapısının farklı olduğunu vurgulayarak, gerekli durumlarda kişiye özel egzersiz ve takip sürecinin önemine değindi. Yapılan değerlendirmelerle aileler, çocuklarının durumu hakkında doğrudan bilgi alma fırsatı buldu.</p>
<p><b>AİLELERDE BİLİNÇLENME AMAÇLANIYOR</b></p>
<p>Anne Şehir Merkezleri’nde düzenlenen bu tür bilgilendirici programlarla çocukluk ve ergenlik döneminde omurga sağlığının korunmasına yönelik farkındalığın artırılması, ailelerin erken dönemde olası postür bozuklukları ve skolyoz belirtilerini fark edebilmesi amaçlanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-skolyoz-belirtilerine-dikkat-611044">Çocuklarda skolyoz belirtilerine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetin Az Bilinen Belirtilerine Dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-az-bilinen-belirtilerine-dikkat-421421</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 08:26:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtilerine]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, hem genç hem de yetişkin yaş grubunda sıklıkla karşımıza çıkabilecek hastalıkların başında geliyor. Sık görülen belirtiler ile Tip 2 diyabetin tanısının konulması daha kolay iken, halk arasında gizli şeker olarak bilinen prediyabetin ise tanısının konulmasında ise öncelikle şüphe, sonrasında kılavuzlara uyumlu tetkiklerin yapılması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-az-bilinen-belirtilerine-dikkat-421421">Diyabetin Az Bilinen Belirtilerine Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYABETİN AZ BİLİNEN BELİRTİLERİNE DİKKAT</strong></p>
<p> </p>
<p>Diyabet, hem genç hem de yetişkin yaş grubunda sıklıkla karşımıza çıkabilecek hastalıkların başında geliyor. Sık görülen belirtiler ile Tip 2 diyabetin tanısının konulması daha kolay iken, halk arasında gizli şeker olarak bilinen prediyabetin ise tanısının konulmasında ise öncelikle şüphe, sonrasında kılavuzlara uyumlu tetkiklerin yapılması gerekiyor. Prediyabet, ilerleyen evrelerinde diyabetle sonuçlanan, ilk dönemlerinde ciddi bulgular göstermeyen ve erken fark edildiğinde tedavisi mümkün olan bir hastalık olarak biliniyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Eylem Çağıltay, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü için diyabet ve prediyabet hakkında detaylı bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sık ve nadir görülen diyabet semptomlarına dikkat</strong></p>
<p>Klasik diyabet semptomları; çok idrara çıkma, çok su içme, aşırı yemek yeme veya iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma, ağız kuruluğu, gece idrara çıkma şeklinde görülmektedir. Doğal olarak bir semptomun birden fazla nedeni olabileceği de akılda tutulmalıdır. Bu semptomların diyabete bağlı olup olmadığı sağlık kurumlarınca araştırılmalıdır. Eğer şikayetler ilerlerse karın ağrısı, kramplar, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı gibi diyabetik ketoasidoz (halk arasında şeker koması) semptomları ortaya çıkabilmektedir. Daha az görülen diyabet semptomları ise; bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, inatçı enfeksiyonlar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları ve açıklanamayan kaşıntılardır. </p>
<p><strong>Diyabet tarama yaşı 35’e çekildi</strong>            </p>
<p>Diyabet konusunda ciddi bulgular göstermeyen, plazma glukoz düzeyleri normalden yüksek olan fakat diyabet tanı kriterlerini karşılamayan hastalara prediyabet tanısı konulmaktadır. Erken fark edildiğinde tedavisi mümkün olan bu hastalık, tanısı konmakta gecikildiğinde ise diyabet hastalığı kaçınılmaz olmaktadır. ABD Önleyici Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafınca Ağustos 2021 yılında yapılan bir araştırma, 2015 yılındaki araştırmaya kıyasla büyük bir değişikliğe imza atmaktadır. Diyabete atfedilen hiçbir semptomu olmayan ancak kilolu veya obezitesi olan yetişkinlerin diyabet öncesi dönem ve Tip 2 diyabet tarama yaşını 40 yaştan 35 yaşa çekmiştir.</p>
<p><strong>Kilolu veya obezitesi olan yetişkinler risk altında</strong></p>
<p>Diyabete yönelik hiçbir semptomu olmayan ancak kilolu veya obezitesi olan yetişkinlerin 40 yaşında tarama yaptırmalarını öneren kılavuza göre; prediyabet tanılı ve tanı almamış diyabeti olan bireylerin yalnızca %50’sinin tanısının konulması önemli bir ayrıntı olarak karşımıza çıkmaktadır. CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) Amerikan Ulusal Diyabet İstatistik raporuna göre 2020 yılında, ABD’de yaşayan erişkin yaş grubu popülasyonunda diyabet görülme oranının %13, prediyabet görülme oranının %34,5 olduğunu değerlendirmektedir. Bu durumda diyabet hastalığı öncesi dönemde hastaların tespit edilmeleri büyük önem taşımakta ve etkin bir şekilde diyabet engelleme girişiminde bulunulması gereklilik arz etmektedir.</p>
<p><strong>Ülkemizde erişkinlerin %42’si diyabetik veya prediyabetik</strong></p>
<p>Ülkemizde yapılan TURDEP-II Çalışması verilerine göre, ülkemizdeki erişkin nüfusun %42’si diyabetik ya da prediyabetiktir. Ülkemizde yapılan TEMD-1 çalışması verilerine göre ise, üçüncü basamak sağlık merkezlerinde takip edilen Tip 1 diyabetli hastaların sadece %15’inde, Tip 2 diyabetli hastaların ise sadece %40’ında glisemik kontrol sağlanabilmektedir. Ülkemizde yapılmış olan büyük çaplı tarama çalışmalarında da diyabet ve prediyabetik hastaların yarıya yakının henüz tanı almamış olduğu saptanmıştır. Prediyabet tanılı kişilerin ise kardiyovasküler risk faktörleri açısından mutlaka değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde bireysel değerlendirme önemli</strong></p>
<p>Diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde hedefler bireyseldir. En başta hastadan istenecek ilk adım yaşam tarzı düzenlenmesidir. Bu düzenleme ile hasta beslenme tedavisini ve kişiye özel egzersiz planlamasını yapmalıdır. Genel olarak beslenme alışkanlıklarının oluşmasını sağlayarak ve destekleyerek; kan glukoz düzeylerinde, kalp hastalıkları riskini azaltacak lipid profilinde, kan basıncında (KB) ve vücut ağırlığında bireysel hedefleri sağlamak ve korumak hedeflenmektedir. Kişinin beslenmesi; prediyabetli veya diyabetli kişinin bireysel ihtiyaçlarına, gerekli değişiklikleri yapabilme durumuna, değişime istekliliğine göre belirlenmelidir. Bireyin beslenmesinde olduğu gibi tedavide de glisemik hedefler (şeker kontrolü) bireyselleştirilmelidir. Ağızdan tablet ve enjeksiyon şeklinde verilen diyabet ilaçları kişiye özel şekilde hekimin ve hastanın tedavi başarısını en yüksek seviyede tutacak şekilde kullanılmalıdır. Tedavi protokollerinde; kombine verilen, etkinliği yüksek, yeni ilaçlar mevcuttur.</p>
<p>Tip 2 diyabet ve prediyabetin öncelikle oluşmasının engellenmesi, eğer oluştuysa etkin tedavi edilmesi, diyabete bağlı ortaya çıkacak mortalite (ölüm) ve komplikasyonların (hedef organlarda meydana getirdiği tahribat) önüne geçilmesini sağlayacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-az-bilinen-belirtilerine-dikkat-421421">Diyabetin Az Bilinen Belirtilerine Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
